Published by
Cyril and Methodius University
•
Publish Date
2011
•
Editorial Board
Deniz EKİNCİ
İsmail MANGALTEPE
Fatih Mehmet SANCAKTAR
•
Composition
Babil
•
ISBN
ISBN-10 9989-43-301-1
ISBN-13 978-9989-43-301-6
EAN 9789989433016
MUHAFAZAKÂR DÜŞÜNCENİN SENDİKACILIĞA BAKIŞI:
KOCAELİ ÖRNEĞİ
Yrd. Doç. Dr. Orhan Koçak
Ayhan Şahin
ÖZET
Sanayi Toplumu’nda çalışanların ücret ve sosyal haklarının işverenden
elde edilmesi mücadelesi işçi kesiminin zamanla örgütlenmesini
sağlamıştır. Çalışanların, örgütlendikleri sendikalar sayesinde, ücret ve
çalışma şartları ile ilgili hak arama mücadeleleri devam etmektedir. Sanayi toplumlarının vazgeçilmez kurumları haline gelen sendikalar, zamanla
siyasal ve ideolojik olarak farklılaşma ve ayrışmışlara maruz kalmışlardır.
Ortaya çıkan siyasi ve ideolojik farklılıklar, sendikaların gerek örgütlenme
gerekse toplu pazarlık süreçlerinde ayrı tutum ve davranışlar sergilemelerini sağlamaktadır.
Bu çalışmada, farklılıklar çerçevesinde muhafazakâr görünüm sergileyen sendikalar ve onların üyelerinin yaklaşımları ve sebepleri çalışılmıştır.
Türkiye’de muhafazakâr görüşe yakınlığı ile bilinen Hak-İş ve MemurSen sendikaları araştırılmıştır. Çalışma dört bölüme ayrılmıştır. Birinci
bölümde sendikacılığın tarihsel gelişimi ele alınmıştır. İkinci bölümde
sendikacılığı etkileyen düşünce akımları irdelenmiştir. Üçüncü bölümde
muhafazakâr düşünce konu edilmiştir. Son bölümde ise, Kocaeli ilinde muhafazakâr olarak adlandırılan sendikalar üzerine yapılan anket çalışmasına
yer verilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Sendika, Sendikacılık, Muhafazakârlık, Muhafazakâr Sendika
1
2
Yalova Üniversitesi, İİBF, Çalışma Ekonomisi Bölümü, [email protected]
İŞKUR, Gebze Şube Müdürlüğü, İş ve Meslek Danışmanı, [email protected]
Balkan Studıes 4
107
GİRİŞ
Ortaçağa damgasını vuran meslek kuruluşları ve loncalar endüstriyel
alanda yaşanan yeniliklerle birlikte yok olmaya başlamıştır. Zanaat ehlinin sanayi kuruluşlarında işçi olarak çalışmaya başlamasının yanında,
köylerden de sanayi kentlerine çalışmak için göçler başlamış ve yeniçağın
sanayi anlayışı olan kitlesel üretim ortaya çıkmıştır. Bu yeni dönem sosyoekonomik ve ideolojik değişiklikleri de beraberinde getirmiştir. İşçi sınıfı
yaşanan hızlı endüstriyel gelişmelere karşı, farklı yaklaşımlarla örgütlenerek
haklarını aramaya çalışmışlardır. Bu hak arayışı kimi zaman genel oy hakkı
için olmuş, kimi zamanda çalışma şartlarının ve ücretlerin iyileştirilmesi
hakkında olmuştur. Zamanla farklı görüşler içerisinde hak mücadelesini başlatan sendikal örgütlenmeler ortaya çıkmıştır. Bu süreç içerisinde
sendikal örgütlenmenin fikir ve düşünce bazında beslendiği, başta Marksizm olmak üzere farklı ideolojiler olmuştur. Türkiye’de bu farklılaşma
ve ayrışmalar, Dünya’daki gelişmelerden etkilenerek 1960’lı yıllarda ortaya çıkmıştır. Devrimci, devletçi, sosyal demokrat ve muhafazakâr
anlayışlara dayanan sendikalar kurulmuştur. Bu anlamda, muhafazakâr
bakış açısına sahip Hak-İş ve Memur-Sen sendikaları da günümüzde hak
arama mücadelesi veren iki önemli sendikadır. Bu çalışmada, öncelikle
sendikaların etkilendiği yaklaşımlar ve muhafazakarlıkla ilgili literatür
taraması yapıldıktan sonra, Hak-İş ve Memur Sen’e üye olan çalışanların
sendikacılığa bakış açıları, neden bu sendikaları tercih ettikleri ve üye
oldukları ve sendikayla olan düşünsel yakınlıkları anlaşılmaya çalışılmıştır.
1. SENDİKACILIĞIN TARİHSEL GELİŞİMİ
1.1. Endüstri Devrimi ve Getirdikleri
1768’de James Watt’ın buhar makinesini bulmasıyla başlayan
sanayileşme süreci ekonomik, sosyal ve siyasi birçok değişimi de beraberinde getirmiştir. Fabrika sanayisinin gelişmesi hızlı bir kentleşmeyi beraberinde getirmiş, geniş nüfus kitlelerinin sanayi bölgelerine toplanmasına
yol açmıştır. İşgücünün işkolu meslek, statü, sektör dağılımı ile cinsiyet, yaş
ve diğer demografik faktörlere dayalı yapısı değişmiştir. Milli gelirin önemli bir bölümü sanayi ve hizmet sektöründen elde edilmeye başlanmıştır
(Ekin, 1994: 3). Köylerden şehirlere akın eden nüfus, yaşanması zor alanlar ortaya çıkarmışlardır. İşçi-işveren arasındaki sözleşme sistemi işçi
aleyhine işlemiş, işgücünün haklarını arayabilecek oluşumlardan uzak
108
Balkan Studıes 4
tutulması ve devletin çalışma şartlarını düzenleyecek yasal bir müdahalede
bulunmaması işçiler arasında huzursuzluğa yol açmıştır. Zamanla grev ve
boykot eylemleri başlamış, bu eylemlerin sonucunda işçiler daha düzenli
bir araya gelerek isteklerini sistemli bir şekilde duyurmaya yönelmişlerdir.
Bu gelişmeler sendikacılığın ortaya çıkmasına sebep olmuştur (Uğur, 2004:
3-4).
1.2. Dünyada Sendikacılığın Gelişimi
Sendikalar en uzun tarihi gelişmelerini Batı’nın sanayi toplumlarında
geçirmişler ve ülkelerin vazgeçilmez müessesleri haline gelmeyi
başarmışlardır. İlk işçi örgütlenmesi 1792 yılında İngiltere’de olmuştur.
“Londra Yazışma Derneği” adı altında kurulmuştur. Kötü çalışma şartlarına
ve işverenlerce tek taraflı belirlenen ücret ve haklara itiraz ederek örgütlenmeye giden işçiler, hükümet ve işverenlerin bu faaliyetleri yasaklamasıyla
son bulmuştur. 1824’e kadar süren bu yasaklama çıkarılan yasa ile son
bulmuş ve sendikal faaliyetler resmen tanınmıştır (Ekin, 1994: 68-69; Uğur,
2004: 44-45).
Sendikalar 1. Dünya Savaşı ve 1929 Ekonomik Bunalımı’ndan olumsuz etkilenmiş, bunalım sonrası yaygınlaşan otoriter devlet sistemleri
sendikacılığın gelişimini sekteye uğratmıştır. 2. Dünya savaşından da
olumsuz etkilenen sendikalar savaş sonrasında 1970’li yıllara kadar altın
çağlarını yaşamışlardır. Refah devleti uygulamalarında sendikalar önemli
bir araç olarak görülmüş ve desteklenmişlerdir (Kjargaard, 2001: 5). Uygulanan Keynesyen ekonomik politikalar, refah devleti anlayışı ve fordist
üretim tarzı çerçevesinde, sendikalar gelişmeleri için çok olumlu ortam
bulmuşlardır. 1980 sonrasında birçok ülkede sendikaların altın çağı sona
ermiş, sendikalar sahip oldukları güçlerini kaybetmeye başlamışlardır
(Tokol, 2008: 17).
1.3. Türkiye’de Sendikacılığın Gelişimi
Osmanlıda modern anlamda istihdamın ve işçiliğin ortaya çıkışı, gayrimüslim sermaye ve yabancı yatırımlarıyla gerçekleşmiştir (Yazıcı, 2004:
35). Ülkenin içinde bulunduğu ağır siyasi ve ekonomik koşullar birçok
derneğin, cemiyetin kurulmasına sebep olmuştur. Bu dönemde kurulan cemiyetler, ilk işçi derneği 1871’de kurulan “Ameleperver Cemiyeti”, 1895’te
“Osmanlı Amele Cemiyeti” ve bu cemiyet üyelerinin 1908 yılında kurduğu
Balkan Studıes 4
109
“Osmanlı Terakk-i Sanayi Cemiyeti”, matbaa çalışanlarının kurduğu
“Mürettibini Osmaniye Cemiyeti” ilk kurulan işçi örgütleridir (Sülker,
1987: 22). 1927 yılında çıkarılan “Teşvik-i Sanayi Kanunu” ile sanayinin ulusal özellik kazanması için çalışılmıştır. Mesleki yönden örgütlenme 1925
yılında çıkarılan “Takrir-i Sükûn Kanunu” ile yasaklanmıştır. 1933 yılında
Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişiklerle de grev ve lokavt hakkı ortadan
kaldırılmıştır (Altan, 2007: 70).
1947 yılında 5018 sayılı “İşçi ve İşveren Sendikaları ve Sendika Birlikleri
Kanunu” kabul edilmiş ve sendikalaşma yasal hale gelmiştir. İlk işçi konfederasyonu Türk-İş (Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu) 1952 yılında
kurulmuştur. 1945–1960 döneminde sosyal politikalar alanında kazanılan
ivme 1961 Anayasası’nın kabul edilmesiyle beraber sendikalaşmayı
anayasal bir hak haline getirmiştir. 1961 Anayasası’nın 46. maddesinde işçi
ve işveren sendikası kurma hakkı verilmiş, 47. maddesinde işçilere grev
hakkı tanınmıştır. Böylece bu döneme kadar uygulanan grev ve lokavt
yasağı da kaldırılmıştır (Altan, 2007: 75). 1961 Anayasası’nda kabul edilen
ilgili maddelere dayanarak 1963’te “274 sayılı Sendikalar Kanunu” ve “275
sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu” Türk işçi hareketi için
dönüm olmuştur (Yazıcı, 133). 1962 yılına kadar 300 bin olan sendikalı
sayısı yasal düzenlemelerle 1963 yılında 1 milyonu aşmıştır (Altan, 2007:
75).
1970’li yıllara gelindiğinde yaşanan sosyal çalkantılar, devlet memurlarına
tanınan sendikal hakların 1971 yılında 624 sayılı kanun değişikliğiyle geri
alınmasına neden olmuştur. 1982 Anayasası’nın kabulünden sonra 274
sayılı Sendikalar Kanunu ile 275 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt
Kanunu yerine sırasıyla 2821 sayılı Sendikalar Kanunu ile 2822 sayılı Toplu
İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu kabul edilmiştir (Altan, 2007: 76).
Türkiye’de demokratikleşmenin hızlandığı dönemlerde sendikacılığında
geliştiğini, darbe dönemlerinde ise işçi hareketinin önemli kayıplarla karşı
karşıya kaldığı görülmüştür (Yazıcı, 2004: 47).
2. SENDİKACILIĞI ETKİLEYEN DÜŞÜNCE VE AKIMLAR
Sendikal hareket siyasal akımlar ve ideolojilerden etkilenmekte olup,
etkilendiği düşüncenin doğrultusunda politikalarını yönlendirmektedir.
Bu etki genellikle sendikalarda siyasi bir tavır ve tutum şeklinde kendini
göstermektedir. Sendikalar sadece siyasi konularda değil genel ülke mese-
110
Balkan Studıes 4
lelerinde, öncelikli yatırım konularında düşünce ve eylemler yaptıkları
gibi, nükleer, çevreye zarar veren yatırım ve savaş karşıtı protesto eylemleri
de gerçekleştirmektedirler (Savage, 2010, 4).
2.1. Marksist ve Anarko Sendikalist Görüş
Anarko sendikalist görüş, Fransa ve İspanya dışında hiçbir ülkede etkili olamamıştır. Marksist görüş ise Fransa, İtalya ve sosyalist ülkelerdeki
sendikalara etkisi, diğer Avrupa ülkelerindeki sendikalara oranla daha
fazladır. Her iki görüşün hedefinde kapitalist düzenin ortadan kaldırılması
vardır. Ancak iki görüşün bunu gerçekleştirmedeki yöntem ve söylemlerinde farklılık vardır. Anarko sendikalist görüş devrimi gerçekleştirmek için
kullanılacak tek araç olarak grevi görürken, Marksist görüşte siyasi eylem
ve siyasi örgütlenme ön planda çıkmış ve bu görüşü benimseyen sendikalarda temel amaç siyasi eylem olmuştur. (Tokol, 2008: 18). Marksizm,
sendikaları bir mücadele aracı olarak görmüş ve sendikalara kapitalist
düzeni yıkma misyonu yüklemiştir (Mahiroğulları, 2008: 353).
2.2. Fabianizm ve Reformist Düşünce
Avrupa sendikal hareketlerini, İngiltere’de Fabian topluluğu, Almanya’da
ise Eduard Bernstein başını çektiği reformist düşünceler etkilemiştir.
Fabiancılar devrimci taktiklere karşı çıkarak sosyalizme geçişin yavaş
yavaş gerçekleştirilecek bir devletleştirme programıyla mümkün olduğunu
savunmuşlardır. (Çubukçu, 2009: 266-269). Fabian sosyalizmden etkilenen
sendikalar, reformlar yolu ile kapitalizmin aksaklıklarının giderilmesini
hedeflemiştir. Reformist sendikacılığı benimseyenler işçilerin ekonomik
çıkarlarını, toplu pazarlık haklarını savunmak için siyasal örgütlenmeye
yönelmiştir (Tokol, 2008: 19). Sosyal demokrat anlayışı çağrıştıran bu
yaklaşım, liberal politikaların benimsenmesi neticesinde, bu politikaları
zamanla içselleştirme sürecine girmiştir (Taylor, 2009: 2).
2.3. Pragmatik Sendikacılık
Üyelerinin hak ve çıkarlarını gözetirken geniş kapsamlı toplumsal
amaçlar yerine, üyelerinin çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesine
önem vermektedir. İşyeri düzeyinde örgütlenerek toplu pazarlık yoluyla
üyelerinin çıkarlarını savunmaya çalışmaktadırlar (Tokol, 2008: 19). Bu
tip sendikalarda siyasal faaliyetler amaç olmaktan çok, ekonomik ve sosyal fonksiyonun daha iyi icrası için araç olarak kullanılır. Sendikalar bu
Balkan Studıes 4
111
aracı kullanırken, örgütsel çıkarları için herhangi bir konuda beklentilerine
karşılayabilecek partilerle dolaylı ilişki kurabilirler (Mahiroğulları, 2004:
357)
2.4. Hıristiyan Görüş
Hıristiyan sendikacılığın eylemine yön veren düşünceler “Papa
Bildirgeleri”nde yer alan görüşlerdir (Mahiroğulları, 2008: 356). I. Dünya savaşından sonra gelişmiş ve Marksist sendikacılığa karşı gündeme
gelmiştir. Hıristiyan sendikacılık anti-komünizm ve buna bağlı olarak sınıf
kavgası fikrini reddetmiş, uyuşmazlıkları gidermek ve ortak amaç için
işbirliğinin gerekliliğini savunmuştur. Marksizm’in devleti ele geçirmek,
iktidarın sınıf niteliğini değiştirmek ve işçilerin diktatörlüğünü kurmak
fikirlerini tümüyle reddetmişlerdir. Hıristiyanlık dininin prensiplerini yol
gösterici olarak kabul etmişlerdir (Tokol, 2008: 19-20). Amerika’da hala
faaliyetlerini devam ettiren Hıristiyan Emek Birliği’nin diğer ülkelerde de
işbirliği yaptığı ve Hıristiyan öğretileri benimseyenlerin üye olduğu sendikalar da bulunmaktadır (CLAC, 2008: 3).
2.5. Muhafazakâr Sendikacılık
Muhafazakârlık hem dini referans alanlar, hem de değişime direnç gösteren kesimler için kullanılmıştır. Gelişmiş olan ülkelerde muhafazakâr
görüş farklı kaynaklardan beslendiği için, sendikalara karşı da farklı tavırlar
içerisine girmişlerdir (Song, 1999: 35). Türkiye’deki sendikalar tüm politik
partilerle yakın ilişkilere sahiptir. Liberal demokrat partiler TÜRK-İŞ ile
yakın bağlara sahipken, sosyal demokrat partiler DİSK ve İslami tabana sahip ve muhafazakâr bilinen partiler ise da çok HAK-İŞ ile bağlara sahiptir
(Arslan, 2009:7). Türkiye’de muhafazakâr sendika anlayışının 70’li yıllarda
güçlendiği görülmektedir. 1976 yılında Hak-İş (Hak İşçi Sendikaları
Konfederasyonu), Milli Selamet Partisi (MSP)’nin öncülüğünde “İslami
sendikacılık” anlayışıyla kurulmuştur (Baydur, 2008: 111). Genel olarak
Hak-İş’e bağlı sendikaların tamamında görülmemesine karşın, siyasi görüş
itibariyle muhafazakâr ve tepe yönetiminde “Siyasi İslam” anlayışı kendini
göstermektedir. Zaman içinde Hak-İş “Siyasi İslam” eğilimli partilerle de
çok yakın ilişkiler kurmuştur (Baydur, 2008: 95-98).
3. MUHAFAZAKÂR DÜŞÜNCE
Muhafazakârlık terimi, Latince ‘conservare’ kelimesinden türetilen bir
112
Balkan Studıes 4
kelime olup koruma ve muhafaza etme anlamına gelmektedir. Conservateur (muhafazakârlık) Fransız siyasi literatüründe, Napoleon politikalarının
başarısızlığa uğramasından sonra, devrim öncesi siyasi inanç ve değerleri
yeniden gerçekleştirmek üzere Fransız düşünürleri tarafından, yeni bir
felsefi terminoloji olarak ve devrimin jakoben düşüncesine karşı, adalet ilkelerini ve medeniyetin güvenliğini sağlama anlamında kullanılmıştır. Muhafazakârlar, Avrupa’da geleneksel politik kurumların adeta kutsallığını devam ettirmek ve kalıcı barış için güç dengesini sağlamak için var olmuşlardır
(Jones, 2010: 2). Ancak Fransız Devrimi’ne karşı Fransızların, İngiliz ve
Almanların tepkileri farklı olduğu için, Avrupa’da tek bir muhafazakâr
yaklaşımdan bahsedilemez. Avrupa’da daha çok devrimin getirdiği bozulmalara karşı duran bir yaklaşım söz konusu iken, Amerika’da ise dine
vurgu yapan bir muhafazakâr anlayış söz konusudur (Hayward, 2006: 10).
Modern şekliyle muhafazakârlık kavramının çıkışı, düşünsel faaliyetlerin en yoğun yaşandığı dönem olan 18. y.y. Aydınlanma Çağı ve
İngiliz devlet adamı Edmund Burke sayesinde olmuştur (Akkaş, 2004: 32).
Aydınlanmaya, akıl anlayışına ve aklın ürünü olan siyasi projelere ve siyasi
projeler doğrultusunda toplumun dönüştürülmesine ve değiştirilmesine
ilişkin öneri ve uygulamalara muhalif olarak ortaya çıkan (Özipek, 2005: 5)
muhafazakârlık, devrim sonrasında devrimin yok ettiği geleneksel otorite
ve geleneksel özgürlükleri korumak için ortaya çıkmıştır (Yılmaz Murat,
2006: 7). Devrime karşı ‘evrimi’, geleneğe saygılı ilerleme anlayışını gündeme getirmiştir (Dural, 2006: 59). Duman’a göre, insanın bilgi ve tecrübesi sınırlı olduğundan, bireyler, toplumun tarihsel süreçte ‘tedrici’ şekilde
ürettiği ve kabul görmüş olan pratiklere dayanmalıdırlar (Duman, 2010:
486).
3.1. Muhafazakârlık Anlayışının Ortaya Çıkışı
Muhafazakârlığı “siyasal tutum muhafazakârlığı” ile “siyasal
düşünce muhafazakârlığı” olarak ikiye ayırmak gerekir. “Siyasal tutum muhafazakârlığı” insanın tutumları ve davranışları itibariyle muhafazakâr olması anlamına gelmektedir. Genel olarak, bir şeyi olanların
ona sahip çıkma ve muhafaza etme tutumunda oldukları göz önünde
bulundurulduğunda “tutum olarak muhafazakârlık” esas itibariyle daha
çok varlıklı kesimin geliştirdiği bir yaklaşımdır. Muhafazakâr tutumun
siyasete uyarlanışı, iktidarın ne pahasına olursa olsun korunması onun
Balkan Studıes 4
113
paylaşılmaması şeklinde olmaktadır. Sağ siyasetin merkezinde yer alan
muhafazakâr anlayış bu tür bir muhafazakârlık değildir. Sağ siyasetin
merkezinde yer alan muhafazakârlık “siyasal düşünce muhafazakârlığı”
olup yirminci yüzyılın ikinci yarısında, özellikle de sosyalizmin yıkıldığı
1980 sonrası döneme damgasını vurmuştur (Çaha, 2001: 97-98). Muhafazakâr siyaset düşüncesi önce Fransa’da, sonra da İngiltere’de
gelişmelere tepki olarak doğmuş, ilerleyen zaman içinde Hıristiyan Partilerin programlarına konu olmuştur (Çaha, 2001: 98-102). Genel olarak
“sağ” siyasetin ana odağını oluşturan “klasik muhafazakârlık” daha çok eskinin yeniden getirilmesini talep eden anlayışı temsil ederken, “yeni sağ”
siyasetin ana odağını oluşturan “liberal muhafazakârlık” toplumsal ilerlemeyi; toplumun tarih, gelenek ve tecrübesine dayandırmakla, evrimci bir
geleneği temsil etmektedir (Akkaş, Türk…, 2001: 3).
Seksenli yıllara damgasını vuran “yeni sağ” (neo- liberal) olarak
ifade edilen düşünce biçimi büyük ölçüde liberal muhafazakâr düşünce
geleneğinin bir ürünü olup, bu düşünce biçimi İngiltere’de M.Thatcher,
Amerika’da R.Regan, Türkiye’de ise T. Özal tarafından savunulmuştur.
Türkiye’de merkez sağ siyasetle özdeşleşen yaklaşım, toplumun geniş kesiminin inanç, değer yargılarının ve hayat biçimlerinin siyasi temsili ve liberal ekonomik politika değerlerinin modernleşmeyle birleştirilmesi olarak
anlaşılmaktadır (Çavuşoğlu, 2009: 2).
3.2. Türkiye’de Muhafazakâr Düşünce
Türk muhafazakârlığının ortaya çıkışının, Türk modernleşmesiyle birlikte başladığı söyleyebiliriz (Yıldırmaz, 2003: 2). Türkiye’de İsmail Hakkı
Baltacıoğlu, Hamdullah Suphi Tanrıöver, Peyami Safa ve Remzi Oğuz
Arık isimleri muhafazakâr düşüncenin fikir adamlarıdır. Said Halim Paşa
ve Mehmet Akif Ersoy “İslamcı” gelenek içerisinde muhafazakârlığın öne
çıkan şahsiyetleridir. Türk muhafazakârlığı, “Milli kültür, uluslararası medeniyet/özde Türk kalıp, Avrupa’nın teknolojisini almak ve bunu Türk
terbiyesinden geçirerek modernizmin yıkıcı tesirlerinden uzaklaşan bir
kalkınmacılığa ulaşmak” iddialarıyla formülleştirilir (Dural, 2006: 61).
Türkiye’de muhafazakâr görüşe sahip olanların dini hassasiyetlerinin
olması, geleneklere bağlılıkları ve ekonomide serbest piyasa anlayışını
benimsedikleri görülmektedir (Seyhanlıoğlu, 2009: 137). 2006 yılında
Hakan Yılmaz’ın yaptığı “Türkiye’de Muhafazakârlık, Aile, Din, Batı” adlı
114
Balkan Studıes 4
kamuoyu araştırmasında, Türk halkının kişisel tercihlerini yaparken dinsel inanışların etkisinin ölçüldüğü soruda; görüşlerin % 65’i oy vereceği
partinin liderini seçerken; % 70’i arkadaş olacağı kişiyi seçerken; % 85’i
ise evleneceği kişiyi seçerken, karşısındakinin dinsel inançlarını dikkate
alacağını belirtmiştir (Yılmaz, 2006: 9).
4. UYGULAMADAN ELDE EDİLEN VERİLERİN EĞERLENDİRİLMESİ
4.1. Araştırmanın Amaç, Hipotez, Kapsam ve Yöntemi
Araştırmanın amacı, Türkiye’de muhafazakâr sağ düşünceye yakınlığı
ile bilinen Hak-İş ve Memur-Sen konfederasyonuna bağlı sendika üyelerinin sendikacılığa ve kendi sendikalarına bakış açılarının sorgulanmasıdır.
Araştırmanın hipotezi, muhafazakâr düşünce anlayışına yakınlığı ile bilinen sendika ve üyelerinin aralarında düşünsel ilişkinin var olduğu ve bu
doğrultuda tercihlerin yapıldığına dayanmaktadır. Çalışmaya 219 sendika
üyesi katılmış ve Kocaeli ilinde Hak-İş ve Memur-Sen konfederasyonlarına
bağlı 6 sendika çalışanlarına uygulanmıştır. Özel sektör işçisi, kamu işçisi
ve memuru çalışanlarının katılımıyla gerçekleşmiştir. Anketler Hak-İş’e
bağlı iki özel sektör işçi sendikası ile bir belediye işçi sendikasında ve Memur-Sen’e bağlı üç ayrı memur sendikasında uygulanmıştır.
Araştırmada veriler anket yöntemi kullanılarak toplanmıştır.
Katılımcılara 6 demografik ve 13 sendikal yaklaşımları ile ilgili sorular
sorulmuştur. Anketler Ekim ve Kasım 2010 döneminde uygulanmış olup;
katılımcılara bizzat gidilmek suretiyle ve sendika temsilcilerinin destekleriyle gerçekleştirilmiştir. Çalışmamız SPSS programında güvenilirlik testine tabi tutulmuş ve çıkan oran eşik olan 0,70’in üzerinde, 0,747 olarak
geçekleşmiştir.
Tablo 1: Güvenilirlik Testi
Cronbach’s Alpha
,747
Soru Sayısı
13
4.2. Katılımcıların Demografik Özellikleri
Ankete katılan 219 katılımcının 40’ı kadın, 179’u erkektir. Bu rakamlara
göre % 18.3’ü kadın, % 81.7’si erkektir. Erkek ağırlıklı bir katılımın olmasının
sebebi, işçi sendikalarında çalışanların aşağı yukarı aynı oranlarda çalışan
ve sendika üyeliği oranlarına sahip olmalarından kaynaklanmaktadır.
Balkan Studıes 4
115
Katılımcıların 179’u evli, 32’si bekar, 6’sı dul, iki katılımcı medeni durumunu belirtmek istememiştir. Bu rakamlara göre % 81.7’si evli, % 14.6’sı
bekar, % 2.7’si ise duldur. Katılımcıların yaş aralıklarına bakıldığında toplam katılımcılardan, 14 kişinin 18–25, 66 kişinin 26–33, 73 kişinin 34–
41, 58 kişinin 43–49 ve 8 kişinin 50 ve üzeri yaş aralığında olduğu görülmektedir. Katılımcıların % 7.8’ini oluşturan 17 katılımcının ilköğretim,
% 43.4’ünü oluşturan 95 katılımcının lise, % 18.7’sini oluşturan 41
katılımcının yüksek okul, % 29. 2’sini oluşturan 64 katılımcının lisans ve 2
katılımcının yüksek lisans ve üstü eğitimleri bulunmaktadır. Katılımcıları
% 52.1’ini oluşturan 114 kişi memur, % 16.4’ünü oluşturan 36 kişi kamuda
işçi, % 31.5’ini oluşturan 69 kişi ise özel sektörde çalışandır. Ankete katılan
sendika üyelerinin 31 tanesinin 0–2 yıl, 34 kişinin 3–5 yıl, 78 kişinin 6–10
yıl, 76 kişinin ise 11 yıl ve üstü üyeliklerinin bulunduğu tespit edilmiştir.
Bu verilere göre anketimize katılanların yaklaşık % 70’inin 6 yıl ve üzerinde sendikaya üyeliklerinin olması, sendikal örgütlenme tecrübelerinin
oldukça fazla olduğu ve çalışmanın güvenirliliğine olumlu katkı sağladığı
varsayılmaktadır.
Tablo 2: Sendikaya Üyelik Gerekçelerinin ve Muhafazakârlık Eğilimleri
116
Üyelik Gerekçeleri ve Muhafazakârlık Eğilimleri
Sayı
Min.
Max.
Orta
Std.
Sapma
Sendikaya haklarımı daha iyi savunabileceğini
düşündüğüm için üye oldum.
219
1
5
3,82
,940
İnançlarıma ve kültürel değerlerime yakın gördüğüm
için üye oldum.
219
1
5
3,14
1,330
Sendikaya çevremdeki insanların tavsiye ve isteklerinden dolayı üye oldum.
219
1
5
2,70
1,337
İşyerimde sendikaya üye olmak zorunlu olduğu için
üye oldum.
218
1
5
2,40
1,402
Sendikaya maddi getirisinden dolayı üye oldum.
219
1
5
2,47
1,325
Sendikama mevcut yönetimden/hükümetten daha iyi
haklar alabileceğini düşündüğüm için üye oldum.
219
1
5
3,36
1,193
Sendikam milli değerlerime saygılıdır.
219
1
5
3,82
,900
Sendikam manevi değerlerime saygılıdır
219
1
5
3,85
,850
Sendikam ücret ve sosyal haklarımı savunmaktadır.
219
1
5
3,67
1,001
Sendikamın yaklaşımları
örtüşmektedir.
217
1
5
3,49
1,005
benim
değerlerimle
Balkan Studıes 4
Sendikamızda seçimler demokratik usuller çerçevesinde yapılmaktadır.
219
1
5
3,56
1,018
Sendikamın işverenle iyi ilişkiler kurmasıyla
haklarımızı daha iyi alabileceğimizi düşünüyorum.
219
1
5
3,52
1,011
Son Anayasa değişikliğini sendikacılık açısından
anlamlı görüyorum.
219
1
5
3,32
1,238
Kişilerin sendikaya üyeliklerinin sorgulandığı ve muhafazakârlık
eğilimlerini ölçtüğümüz Tablo 2’de; kişilerin sendikaya üye olmalarının
en önemli gerekçesinin hak savunması olduğunu görmekteyiz. Sendikaya
üye olmanın birden fazla gerekçesi sorgulanmış en yüksek değerin 3,82
ile hak savunması olduğu tespit edilmiştir. En yüksek değerin 5 olduğu
tabloda muhafazakârlığın önemli değerleri olarak kabul edilebilecek milli ve manevi değerler ait sorular, Tablo 2’de en yüksek değeri alan sorulardan olmuştur. Çıkan bu sonuçla üyelerin sendikalarının milli ve manevi
değerlere önem verdiği görülmektedir.
SONUÇ
Katılımcıların sendikaya üyeliklerinin gerekçelerinin sorgulandığı saha
çalışması neticesinde, maddi beklentilerin mutlaka etkisi hissedilmekle
birlikte, muhafazakârlık yaklaşımının da çalışanların tercihlerinde çok
fazla etkin olduğu görülmektedir. Ankete katılanların yaklaşık % 73’ü,
sendikalarının milli ve manevi değerlere saygılı olduğunu belirtmiştir. Yine
üyelerinin kişisel değerleriyle sendikalarının değerlerinin karşılıklı örtüşüp
örtüşmediğinin ölçüldüğü soruda, katılımcıların % 58,5’i kendi değerleriyle
sendikalarının değerlerinin örtüştüğünü belirtmiştir. Bu sonuçlar, üyelerin çoğunluğunun kişisel değerleriyle sendikaların değerlerinde paralellik
olduğunu göstermektedir. Bu çalışmayla, katılımcıların muhafazakârlık
eğilimlerinin sendikaları tercihlerinde önemli bir etken olduğu, aynı
eğilimlerin emeklerinin karşılığı olan haklarının elde edilmesi mücadelesinde sendikal örgütlenmeye engel olmadığı ve büyük oranda çatışma yerine uzlaşmacı üsluptan yana oldukları sonucuna ulaşılmaktadır.
KAYNAKÇA
Arslan, Ali, (2009), “A sociological analysis of labour unions and labour union elites in Developing countries: Turkish labour union
elites”, European Journal of Economic and Political Studies, 2(1)
Akkaş, Hasan Hüseyin, (2004), Muhafazakâr Düşünce ve Edmund Burke, Kadim
Akkaş, Hasan Hüseyin, (2001), “Türk Modernleşme Tarihinde Muhafazakâr Siyasi Düşünce”, Afyon Kocatepe Üniversitesi, Sosyal
Bilimler Enstitüsü, Cilt III / Sayı: 2
Balkan Studıes 4
117
Altan, Ömer Zühtü, (2007), Sosyal Politika, Anadolu Üniversitesi Yayınları
Baydur, Refik, (2008), Türk Sendikacılığı İşçi ve İşveren, Sinemis Yayınları
CLAC, (2008), An Overview Of An “Employer—Accommodating” Pseudo Union, The Christian Labour Association of Canada,
Canadian Labor Congress
Çaha, Ömer, (2001), Dört Akım Dört Siyaset, Zaman Kitap
Çavuşoğlu, Hüseyin, (2009), “Türk Siyasi Hayatında Merkez Sağ Çizginin Tarihi”, Fırat Ün. Sosyal Bilimler Dergisi, Fırat University
Journal of Social Science, v. 19, N: 2, PP. 265-278
Çubukçu, Sevgi Uçan, (2009), Sosyal Demokrasi Melez Bir Politik Gelenek, 19. Yüzyıldan 20. Yüzyıla Modern Siyasal İdeolojiler,
Derleyen H.Birsen Örs, İstanbul Bilgi Ün. Yay.
Duman, Fatih, (2010), Aydınlanma Eleştirisinden Devrim Karşıtlığına Edmund Burke, Liberte
Dural, A.Baran, (2006), “Muhafazakârlık: Düşünce Kalıbı mı, İdeoloji mi?”, Muhafazakâr Düşünce Dergisi, Sayı 9-10
Ekin, Nusret, (1994), Endüstri İlişkileri, Beta Yayınları
Hayward, Steven, (2006), “The Conservative Movement Since 1950, Where the conservative movement has been and where it is
heading, American and European Conservatism, The conservative movement continues to thrive in the United States”. The Insider,
Conservative Solutions For Advancing Liberty
Jones, Scott, (2010), “Conservatism, Liberalism and Nationalism: European Politics, 1815-1900”, Social Studies Classes at Hazelwood West High School
Kjargaard, C Arsten And Sven-Åge Westphalen, (2001), From collective bargaining to social partnerships: New roles of the social
partners in Europe, The Copenhagen Centre
Mahiroğulları, Adnan, (2004), “Teorik Çerçevesi ve Dünyadaki Uygulamalarıyla Sendika-Siyaset, Sendika-Siyasal Parti İlişkisi”,
Marmara Üniversitesi İİBF Dergisi, Cilt XIX, Sayı 1
Özipek, Bekir Berat, (2005), Muhafazakârlık, Akıl, Toplum, Siyaset, Kadim
Savage, Larry and Dennis Soron, (2010), “Organized Labor, Nuclear Power, and Environmental Justice: A Comparative Analysis of
the Canadian and U.S. Labor Movements”, LSJ Journal
Seyhanlıoğlu, Huseyin, (2009), Demokrat Parti Ve Siyasal Muhafazakârlık, SDÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Doktora Tezi
Song, Ho Keun, (1999), Labour unions in the Republic of Korea: Challenge and choice, The Labour and Society Programme, The
Discussion Paper Series, International Institute for Labour Studies Geneva, DP 107
Sülker, Kemal, (1987), Türkiye’de Sendikacılık Tarihi 1, Bilim Kitabevi
Taylor, Graham, Martin Upchurch, Andy Mathers, (2009), “Alternative Futures for West European Trade Unions: towards a typology”, Paper Presented to the International Labour Process Conference, Edinburgh
Tokol, Aysen, (2008), Endüstri İlişkileri ve Yeni Gelişmeler, Dora Yayıncılık
Uğur, Adem, (2004), İşçi İşveren İlişkiler, Sakarya Üniversitesi Yayınları
Yazıcı, Erdinç, (2004), Sendikal Hareket Yeni Misyon Arayışları, İlke Emek Yayınları
Yazıcı, Erdinç, (2007), Türk İşçi Hareketi ve Özçelik-İş, Özçelik-İş Sendikası Yayınları
Yıldırmaz, Sinan, (2003), “Muhafazakârlık, Türk Muhafazakârlığı ve Peyami Safa Üzerine”, Journal of Historical Studies, No. 1
Yılmaz, Murat, (2006), Muhafazakâr Düşünce Dergisi, Sayı 9–10
Yılmaz, Hakan, (2006), “Türkiye’de Muhafazakârlık, Aile, Din, Batı”, http://hakanyilmaz.info/yahoo_site_admin/assets/docs/OSIConservatism-Sunus-Yorumlar1.28465456.pdf , Erişim (29.11.2010)
118
Balkan Studıes 4
Download

Çalışmayı indirmek için tıklayınız…