336
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
2010’LU YILLARDA ŞANGHAY İŞBİRLİĞİ ÖRGÜTÜ’NÜN GELECEĞİ VE
TÜRKİYE
Hasret Çomak*
Ayşegül Gökalp**
Son yıllarda düzenlediği askeri tatbikatlar, sahip olduğu zengin petrol ve doğal gaz
rezervleri ve İran ile yakınlaşması dikkatleri çeken Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), son
yıllarda özellikle ABD’li düşünüler ve NATO çevrelerince Orta Asya’da ABD karşıtı bir
oluşum olarak görülmeye başlanmıştır. Gerçekten de ŞİÖ üyelerinden Rusya, Çin, Andican
olayları ile dikkatleri üzerine çeken Özbekistan, üye olma talebindeki İran ve gözlemci üye
olması muhtemel görünen Beyaz Rusya ABD’nin gelişmeleri izlediği ülkeler arasındadır.
Oysa 2003 yılından beri düzenlediği askeri tatbikatlar ile bölgede ABD’ye ihtiyaç
olmadığının sinyallerini veren, bu yüzden de “NATO’nun Şeytani İkizi”331 veya yeni bir
Varşova Paktı oluşumu olarak görülen, doğal gaz zengini İran’ın muhtemel üyeliği ile de
“bombalara sahip OPEC”332 olarak adlandırılan Örgüt’ün Kuruluş Deklarasyonu’nda
herhangi bir ülkenin veya bölgenin hedef almadığı açıkça belirtilmiştir333. Rusya’nın ŞİÖ
Daimi Temsilcisi Grigory Loginov ŞİÖ’ nün askeri bir bloğa dönüşme niyetinin olmadığını
belirip Örgüt’ün önceliğinin terörizm, ayrılıkçılık ve aşırılık ile mücadele etmek olduğunu
ve silahlı kuvvetler olmadan bu mücadelenin yapılamayacağını belirtmiştir.334 Ancak, ŞİÖ’
nün İran’ı gözlemci ülke olarak kabul etmesi ve ABD’ye gözlemci statüsünü vermeyi
reddetmesi, 2005 Astana Zirvesi’nde ŞİÖ topraklarındaki askeri üslerini boşaltması için
ABD’den bir zaman çizelgesinin belirlemesini talep etmesi ve akabinde Özbekistan’ın
ABD’den kendi topraklarında bulunan K2 üssünden çekilmesini resmen istemesi,
bölgedeki ABD destekli renkli devrimlerden çekinen bölge liderlerinin giderek Rusya ve
Çin’e yakınlaşması, ŞİÖ’ nün bir enerji karteline dönüşmesi tehlikesi ve bugüne kadarki en
kapsamlı askeri tatbikat olan 2007 Barış Tatbikatı’nın başarısı ABD’de ve diğer NATO
ülkelerinde endişelere yol açmıştır. Bu durum ise ABD’li strateji kuruluşları tarafından
hem NATO üyesi olan hem de bölge ülkeleriyle tarihi, kültürel ve ticari ilişkileri olan, ama
aynı zamanda Şanghay Beşlisi’ne gözlemci üyelik başvurusu reddedilen Türkiye’nin
öneminin tekrar fark edilmesini sağlamıştır.
Bu makalede günümüz verileri ışığında ŞİÖ’ nün geleceği ve Türkiye’nin ŞİÖ ile
ilişkileri incelenecektir. ŞİÖ’ nün önemli bir dünya gücü olması büyük ölçüde elindeki
enerji potansiyelini kullanmasına bağlıdır. Dünyanın en büyük ikinci ve üçüncü askeri
harcamasına sahip ülkelerinin ŞİÖ üyesi olduğu düşünülürse Örgüt’ün askeri bir güç bloğu
oluşturması olasılığını da göz ardı etmemek gerekir. Ancak ŞİÖ üyeleri ABD’ye karşı
kendi içlerinde ve bölgedeki birçok siyasi sorunun çözümü açısından homojen bir tutum
*
Prof. Dr., Kocaeli Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve İİBF Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı
Öğr. Gör. Kocaeli Üniversitesi İİBF Uluslararası İlişkiler Bölümü
331
Evgeni Morozov, “NATO’s Evil Twin?”, TCS Daily, 08.06.2006, http://www.tcsdaily.com/article.aspx?id=060806A
Erişim: 17.07.2008
332
Bu terim Cambridge Üniversitesi’nden Prof. David Wall tarafından kullanılmıştır. “Central Asian Block Considering
Iran for Membership” June 4, 2006 Washington Times http://www.washingtontimes.com/news/2006/jun/04/20060604103052-2402r
333
Şanghay İşbirliği Örgütü resmi internet sayfası, http://www.sectsco.org/html/00088.html , Erişim: 01.07.2008
334
“SCO Not To Become A Military Bloc” 18.04.2006, http://news.oneindia.in/2006/04/18/sco-not-to-become-amilitary-bloc-1145370981.html , Erişim: 17.07.2008
**
337
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
sergileyememektedirler. Bu durum ise ŞİÖ’ nün bir dünya gücü olarak geleceğini tehlikeye
sokabilir. Türkiye’nin ŞİÖ ile ilişkilerini geliştirmesi ise hem NATO açısından, hem
Türkiye açısından, hem de ŞİÖ açısından olumlu sonuçlar yaratabilecektir. Makale bu
olasılıkları sırayla inceleyerek yakın gelecekteki ŞİÖ-Türkiye ilişkileriyle ilgili genel bir
saptama yapmayı hedeflemektedir.
ŞİÖ’ nün Geleceği ve Enerji
Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Çin Halk Cumhuriyeti, Rusya Federasyonu,
Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan liderleri tarafından 2001 yılında kurulan
bir bölgesel işbirliği örgütüdür. Örgüt, 1996 yılında Özbekistan hariç diğer üyelerin
aralarındaki sınır sorunlarını çözüme bağlamak amacıyla “Şanghay Beşlisi” olarak ortaya
çıkmış, 2001 yılında Özbekistan’ın da örgüte dahil olmasıyla “Şanghay İşbirliği Örgütü”
adını almıştır. ŞİÖ ile birlikte “Şanghay Beşlisi” bir çok alanda etkili olmayı amaçlayan bir
bölgesel işbirliği örgütüne dönüşmüştür. Örgüt özellikle güvenlik alanında işbirliğini öne
çıkararak amacının bölgede terörizm, ayrılıkçılık ve aşırılığı yok etmek olduğuna vurgu
yapmaktadır.335 Bu üç tehditle ilgili konular, ilerleyen sayfalarda da belirtileceği gibi, Orta
Asya bölgesel güvenlik yapısı içindeki birimlerin (yani ŞİÖ üyesi devletlerin) ortak olarak
kabul ettikleri güvenlik sorunlarıdır. Bu bağlamda Örgüt, Orta Asya’nın bölgesel güvenliği
için bir şemsiye görevini görmektedir.
Hükümetler arası niteliğe sahip ŞİÖ’ nün kararları her yıl toplanan Devlet
Başkanları Zirvesi’nde alınır. ŞİÖ Şartı’nda Örgüt’ün temel amaçları üye devletler arasında
karşılıklı güven ve iyi komşuluk ilişkilerini geliştirmek, siyaset, ticaret ve ekonomi, bilim
ve teknoloji, kültür ve eğitim, enerji, ulaştırma, turizm, çevrenin korunması ve benzer
alanlarda etkili bir işbirliğini teşvik etmek, bölgede barış, güvenlik ve istikrarı sağlamak ve
yeni, demokratik, adil ve akılcı bir siyasi ve ekonomik uluslararası düzenin kurulması için
çaba göstermek olarak belirtilmiştir336. Örgüt, Avrasya yüzölçümünün 3/5’ine denk gelen
yaklaşık 30.186.000 kilometrekarelik bir alanı kaplamaktadır ve örgüte üye ülkelerin
toplam nüfusu 1,5 milyar’a - toplam dünya nüfusunun ¼’üne - ulaşmaktadır. Örgüt’teki
gözlemci üyeler 2008 yılı itibariyle Moğolistan, Pakistan, Hindistan ve İran’dır. 2006
yılının Ekim ayında Örgüt’e üye ülkelerin ve gözlemci ülkelerin bir araya geldiği Moskova
Zirvesi’nde zamanın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, örgüte üye ve gözlemci
ülkelerin toplam nüfusunun 3 milyar’ı aştığını vurgulamış ve ŞİÖ liderlerinin bütün
dünyayı etkileyecek kararlar alacak konumda olduğuna vurgu yapmıştır.337 ŞİÖ’ nün
liderleri konumundaki Rusya ve Çin aynı zamanda BM Güvenlik Konseyi'nin daimi
üyesidirler ve veto hakkına sahiptirler. ŞİÖ ayrıca BM Genel Kurulu’na gözlemci olarak
katılmaktadır.
Örgüt gerçekten de bütün dünyayı etkileyecek kararlar alabilecek kapasitededir; bu
kararların en önemlisi de, Örgüt’ün sahip olduğu petrol ve doğal gaz rezervleri
düşünüldüğünde, enerji alanında olacaktır. 2006’da Şanghay’da gerçekleştirilen ŞİÖ
zirvesinde zamanın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ŞİÖ yapısı içinde enerji
politikalarını koordine edecek ve bölgedeki işbirliğini güçlendirecek bir “enerji kulübü”
oluşturulması teklifi özellikle ABD’de büyük yankı uyandırdı. Orta Asya’daki stratejik
335
Şanghay İşbirliği Örgütü resmi internet sitesi, http://www.sectso.org/html/00030.html Erişim: 01.07.2008 Üye
devletlerin terörizm, ayrılıkçılık ve aşırılıkla mücadele etmeleri için 2004 yılında ŞİÖ bünyesinde Bölgesel Anti-Terör
Müdahale Grubu (RATS) kurulmuştur. Her üye devletin burada bir daimi temsilcisi bulunmaktadır.
336
Şanghay İşbirliği Örgütü resmi internet sayfası, http://www.sectsco.org/html/00026.html , Erişim: 01.07.2008
337
Sergei Blagov, Shanghai Cooperation Organization Eyes Economic, Security Cooperation”, Eurasia Daily Monitor,
31.10.2005, http://www.jamestown.org/edm/article.php?article_id=2370411 Erişim: 01.07.2008
338
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
enerji çıkarları petrol ve gazın kesintisiz ve uygun fiyatta akışı, boru hattı güvenliği, farklı
tedarikçiler ve farklı ithal yollarıyla ABD ve Avrupa enerji güvenliğini sağlanması ve
bölgedeki ABD yatırımlarının desteklenmesi olan ABD’de338, bu öneri OPEC benzeri bir
gaz oluşumu başladığının sinyalleri olarak algılandı.339 ABD aslında bu korkularında yersiz
sayılmaz; CIA’in “The World Fact Book”340 kanıtlanmış doğal gaz verilerine göre ŞİÖ
üyelerinin toplam doğal gaz rezervi dünya rezervinin %30’una eşittir. Bu verilere 2008
yılının Mart ayında tam üyelik için başvuran gözlemci İran’da eklenirse, World Factbook
verileri ve 2006 değerleri ile ŞİÖ’nün gaz rezervleri dünya rezervlerinin yaklaşık % 46’sı
kadar olacaktır:
Kanıtlanmış dünya rezervi
172 trilyon m3
Rusya
47,5 trilyon m3
Özbekistan
1,79 trilyon m3
Kazakistan
1,76 trilyon m3
Çin Halk Cumhuriyeti
2,45 trilyon m3
Kırgızistan
5,43 milyar m3
Tacikistan
5,43 milyar m3
İran
26,3 trilyon m3
Aslında batılı ve ABD'li yorumcuların “bombalara sahip OPEC” olarak
nitelendirdiği ve küresel doğal gaz üretimini ve akışını kontrol edecek bir doğal gaz OPEC'i
kurma fikri 2006'daki Devlet Başkanları Zirvesi’nde Zirve’ye gözlemci İran’ı temsil eden
Mahmut Ahmedinecad tarafından dile getirilmiş, devrin Rusya Devlet Başkanı Putin ise bu
fikre sıcak baktığını 2007 yılının Şubat ayında belirtmişti.341 ABD'nin başvurduğu fakat
kabul edilmediği gözlemci ülke statüsüne İran'ın kabul edilmesi ve İran'ın ŞİÖ’ye daimi
üye olarak katılma isteği, İran’ın ABD ve batıda tepkilere neden olan nükleer programı ve
terörizmi desteklediği yönündeki iddialar, Rusya ve Çin'in BM Güvenlik Konseyi'nde
İran'a karşı ekonomik yaptırım ve askeri müdahaleyi engellemeleri, ve bunlara ek olarak
ŞİÖ’nün 2005 Astana Zirvesi'nde ABD'den ŞİÖ topraklarındaki üslerinden çekilmesi için
bir takvim belirlemesini istemesi ŞİÖ’ nün ABD karşıtı bir yapılanma olduğu yönündeki
inançları artırmıştır. 2006'da enerji alanında yukarıda belirtilen söylevlerin hemen ardından
Kazakistan'ın Asya ülkeleri arasındaki enerji politikalarını düzenleyecek bir Asya Enerji
Stratejisi yayımlaması ve 2007 zirvesinde Kırgız Dışişleri Bakanı’nın bir enerji borsası
338
Jim Nichol, “Central Asia: Regional Developments and Implications for U.S. Interests,” CRS Issue Brief for Congress,
14 Aralık 2007, s. 27
339
Sergei Kolchin, “Russia Initiates Energy Club” RIA Novosti, 21.06.2006
http://en.rian.ru/analysis/20060621/49855458.html Erişim: 17.07.2008
340
Central Intelligence Agency, The World Factbook, Rank Order – Natural Gas –Proven Reserveshttps://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/rankorder/2179rank.html Erişim: 17.07.2008
341
Vahid Sepheri, “Iran: Politicians Support Establishment of Natural Gas Cartel,” Radio Free Europe/Radio Liberty,
February 6 2007, http://www.rferl.org/featuresarticle/2007/02/6FAAFoFE-8FEC-4DEF-B314-B4B474B4A6A7.html
Erişim: 17.07.2008
339
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
oluşturma yönündeki teklifi ŞİÖ’nün bir enerji platformu olacağı yönündeki inançları
kuvvetlendirdi342. 2007 zirvesine gözlemci üye Hindistan'ın ŞİÖ’ de başbakan düzeyinde
değil de Petrol ve Doğal Gaz Bakanı Murli Deora tarafından temsil edilmesi hem bu enerji
açı ülkenin ŞİÖ'yü nasıl algıladığını ve içinde bulunma amacını (makul hidrokarbon
fiyatları ve enerji işbirliği) yansıtmaktadır hem de nükleer teknolojisini destekleyen ABD'yi
kızdırmamak adına Hindistan'ın ŞİÖ ile işbirliğini enerji dışında bir boyuta taşımak
istemediğini göstermektedir.
ŞİÖ’ nün önemli bir enerji gücünü elinde bulundurduğu aşikar, ancak Batı'nın
korktuğu gibi bir enerji tekelinden bahsetmek ne kadar gerçekçi olabilir?
İlk olarak, ŞİÖ’ nün OPEC benzeri çok taraflı bir mekanizma oluşturduğunu
söylemek güçtür. Bölgenin enerji politikalarını içinde barındıran bir çok taraflı enerji
politikasından ziyade enerji konusunda ŞİÖ üye ülkeleri genellikle - ŞİÖ kapsamında
olmayan veya ŞİÖ üyesi olmasalar da yapılabilecek olan - ikili antlaşmalar ile
ilgilenmektedirler. İkinci olarak, bölgedeki enerji işbirliğinden bahsedilirken bölgenin
ekonomik devi olan Çin göz ardı edilemez. Giderek daha fazla enerjiye ihtiyaç duyan ve
bunun için de farklı enerji tipleri ve enerji kaynaklarına ulaşmak isteyen Çin, ŞİÖ içinde en
fazla hidrokarbon ithal eden ülkedir ve bölgedeki ülkelerle ikili enerji anlaşmaları yaparak
bölgede batıya doğru olan enerji akışını kendisine doğru çevirmeyi ve bu esnada da Rusya
ile olası bir çatışmayı önlemektir. Nitekim 2006 yılı içinde hem artan enerji ihtiyacından
dolayı enerji kaynaklarını farklılaştırmak ve ucuz enerji almak isteyen Çin hem de enerji
ithal gelirlerini yüksek tutmak isteyen Rusya; Türkmenistan ile kendi ülkelerinden geçecek
doğal gaz boru hatları inşa etmek istemişler, bu nedenle ŞİÖ’ nün önde gelen bu iki üyesi
arasında bir gerilim yaşanmıştır.343 Rusya liderliğinde ve İran'ın da içinde bulunduğu bir
ŞİÖ dünya doğal gaz rezervleri bakımından en zengin ilk iki ülkeyi içinde barındıracaktır.
Fakat olası bir doğal gaz OPEC'i enerji ihtiyacı yüksek olan Çin açısından yükselen enerji
fiyatları anlamına gelecektir; bu nedenle Çin böyle bir oluşumu desteklememektedir.344
Şu an itibariyle ŞİÖ bir enerji karteli oluşturacak kapasiteye fazlasıyla sahiptir,
ancak görüldüğü üzere lider iki ülke arasındaki mevcut çıkar farklılıklarından dolayı böyle
bir yapılanma mümkün görülmemektedir. Ancak bölgedeki enerji altyapısının, taşıma
yollarının ve enerji ticaretinin koordinasyonu için ŞİÖ aslında uygun bir forum
oluşturmaktadır. ŞİÖ, hem hali hazırdaki üyelerinin hem de enerji zengini gözlemcisi İran
ve enerji açı gözlemcileri Hindistan ve ticaretini geliştirmek isteyen Pakistan için ideal bir
platform oluşturmakla kalmayabilir; eğer ikili anlaşmalar yerine kuruluş amacı olan çok
taraflı bir uluslararası örgüt yapısına doğru ilerlerse sadece Avrasya'da değil bütün dünyada
önemli bir stratejik aktör olabilir.
ŞİÖ ve Güvenlik
ŞİÖ üyesi devletlerin tehdit algılarını ve güvenlik anlayışlarının ortaklaştırarak
özellikle terörizm, ayrılıkçılık ve aşırılıkta birleştirmeleri ile, Buzan’ın “Bölgesel Güvenlik
Yapıları Teorisi”nden345 yola çıkarak ŞİÖ’ nün Orta Asya’da bir güvenlik ağı oluşturma
niteliğine sahip olduğunu söyleyebiliriz.
342
Artyom Matusov, “Enerrgy Cooperation in the SCO: Club or Gathering?”, China and Eurasia Forum Quarterly, 5, 3
(2007) s.85
343
Matusov, “Energy Cooperation in the SCO”, s. 92-93
344
Matusov, “Energy Cooperation in the SCO”, s. 97
345
Barry Buzan, Ole Waever ve Jaap de Wilde, Security: A New Framework for Analysis, Lynne, Rienner, 1998. Soğuk
Savaş döneminde güvenlik konusu daha çok realist teori ve onun baş aktörü olan devletler ile açıklanmaya çalışılmıştır.
340
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla ortaya çıkan sadece yeni devletler değildir,
bunca yıldır aynı çatı ve ideoloji altında yaşamış olan milletlerdir. Bu milletlerin kendi
devletlerini oluşturmaları için ise ilk önce her birinin kendisini diğer Orta Asya
devletlerinden ayıran noktaları belirlemeleri gerekmektedir. Buzan’ın Bölgesel Güvenlik
Yapıları Teorisi’ni Orta Asya’ya uygularsak, Sovyetler Birliği'nin dağılması ile birlikte
ortaya çıkan Orta Asya'nın bağımsız yeni devletlerinin hemen hepsinin ticaret hacimlerini
genişletmek istemeleri ve doğal kaynaklarına pazar arayışı içinde olmaları ise bölgedeki
olası bir çatışmanın ana nedenidir; ortak geçmişleri, benzer kültürleri, karşı karşıya
oldukları benzer ayrılıkçı tehditler ise ortak yanlarını oluşturmaktadır. Öte yandan hiçbir
Orta Asya devleti uyuşturucu ve silah kaçakçılığı, yasadışı göç, organize suçlar, kara para
aklama ve terörizm gibi bölgenin ortak güvenlik sorunları ile tek başına mücadele edebilme
kapasitesine sahip değildir. Küresel güçlerin enerji ihtiyacı ve teröre karşı savaş nedeniyle
ABD'nin de bölgede bulunması Orta Asya'nın güvenlik yapısını şekillendiren bir unsurdur.
Bu tür sorunlarla başa çıkmanın tek etkili yolunun bölgesel işbirliğinden geçtiğinin ayırtına
varan Orta Asya devletleri, çok taraflı uluslararası yapılar içinde güvenlik algılarını ve
tehditlerini ortak bir zeminde buluşturmaya çalışmaktadırlar. Bu nedenle ŞİÖ’ nün Orta
Asya devletleri için Buzan'ın anlattığı anlamda ortak çıkarlarını ve ortak güvenlik
kaygılarını birleştiren bir güvenlik teşkilatı olduğu ileri sürülebilir.
ŞİÖ, daha önce de belirtildiği gibi, güvenliğe özel bir önem atfeden bölgesel bir
teşkilattır. Özellikle Amerikalı stratejistler ŞİÖ’ nün bölgedeki rolü ve konumu üzerinde
tartışırlarken ŞİÖ bünyesinde yaşanan 3 önemli gelişme ABD'de ŞİÖ’ye kuşkuyla
bakanların - veya ŞİÖ’nün ABD karşıtı bir örgütlenme olduğunu savunanların karamsarlıklarını haklı çıkardı. ŞİÖ ilk önce ABD'nin gözlemci üye olma talebini reddetti,
daha sonra ABD'den bölgedeki üslerini boşaltmasını talep etti, en son olarak da ABD'li
gözlemcilerin dikkatlerini üzerine çekecek ve şimdiye kadar düzenlediği en kapsamlı askeri
tatbikatı - “Barış Tatbikatı 2007” - düzenledi. Bütün bunlara Çin ve Rusya'nın İran'a olan
yakın duruşları ve İran'ın tam üyelik başvurusu da eklenince ŞİÖ’ nün ABD karşıtı bir
oluşum olduğuna, Örgüt’ün bölgedeki küçük ama enerji bakımından zengin devletleri ABD
karşıtı bir tavır takınmaya zorladığına ve hatta ŞİÖ’nün Orta Asya'da NATO karşıtı bir
oluşum yarattığına yönelik inanç iyice güçlendi. Bu NATO karşıtı askeri gücün en önemli
göstergesi ise 2007'deki geniş kapsamlı barış tatbikatı oldu. Şimdi bu gelişmeleri tek tek
inceleyelim.
Soğuk Savaş sonrası dönemde ise, özellikle Orta Asya'da oluşan kendine özgü yapıyı açıklamak realizmin varsayımları ile
mümkün görünmemektedir. Barry Buzan'ın “Bölgesel Güvenlik Yapıları Teorisi” (Regional Security Complex Theory),
Orta Asya'daki gibi ortak (veya birbirine benzeyen) tehdit algıları olan devletlerin güvenlik algılayışını açıklamak amacı
ile geliştirilmiş bir teoridir. Buzan'ın hedefi, devlet merkezli yaklaşımların kısıtlamalarından kaçınarak güvenlik
çalışmalarına mümkün olduğu kadar çok değişik tipe tehlikeler ve oyuncular eklemekti. Bu sebeple de Soğuk Savaş'tan
sonra Uluslararası İlişkilerin tek tek devletlerden ziyade bölgesel bir şekil alacağını öngördü. Böylece, Soğuk Savaş
sonrası dönemde güvenliği incelerken güvenliği ilk önce bölgesel bağlamda tanımladı. Buzan'a göre bir güvenlik yapısı,
birbirine coğrafi olarak yakın, ana güvenlik algıları ortak ve ulusal güvenlik sorunları birbirlerinden ayrı olarak
incelenemeyecek olan devletlerin oluşturduğu bir bütündür. Bölgesel güvenlik yapıları, barındırdıkları devletlerin kendi
güvenlik algıları ve aynı yapının içindeki ülkelerin birbirlerini dost-veya düşman olarak algılamaları, yani birbirleri
arasındaki ilişkileri ile belirlenir. Aynı bölgedeki devletlerin birbirlerini algıları önemlidir. Bu teoriye göre, bir güvenlik
yapısının birimleri birbirlerini tehlike veya düşman olarak algılarsa çatışma oraya çıkar, eğer birimler arasında giderek
artan bir dostluk söz konusu ise bir “güvenlik topluluğu” oluşur. Bir güvenlik topluluğunda bölgesel devletler, aralarında
farklar olmasına rağmen ortak çıkarları olduğunun bilincindedirler. Bu bilinç ise, söz konusu devletleri bölgesel
bütünleşmeye yöneltir. Öte yandan bir bölgedeki devletlerin bölgesel bir güvenlik yapısı oluşturacak şekilde birleşmesini
sadece ortak çıkarlarla tanımlamak yeterli olmayabilir. Söz konusu devletler aynı zamanda küresel güçlerin
politikalarından ve büyük güçlerin kendi aralarındaki rekabetten de etkilenirler. Bir bölgesel güvenlik yapısını oluşturan
birimlerin güvenlik ile ilgili sorunları, tehdit algıları ve çıkarları birbirleri ile o kadar yakından ilişkilidir ki ayrı ayrı
incelenmeleri düşünülemez.
341
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
Burada öncelikle üzerinde durulması gereken konu 2005 Astana Deklarasyonu’dur.
5 Temmuz 2005'te Astana'da bir araya gelen ŞİÖ devlet başkanlarının Zirve sonundaki
açıklamaları ABD üsleri ve ABD'nin bölgedeki öncelikleri arasında yer alan Afganistan ile
ilgili önemli noktalara yer vermiştir. ŞİÖ devlet başkanları, açıklamalarında
Afganistan'daki terör karşıtı savaşın tamamlanması ile birlikte, terör karşıtı koalisyonun
askeri varlıklarını “ŞİÖ üyelerinin topraklarından” çekmek için bir zaman çizelgesi
belirlemesini önemli bulduklarını belirtmişlerdir.346 Bu şimdiye kadar ŞİÖ tarafından
yapılan en ABD karşıtı açıklamadır.
Aslında Afganistan'daki terör karşıtı savaşın NATO kuvvetleri olmadan
yürütülemeyeceğinin ŞİÖ üyeleri farkındandır ve istikrarlı bir Afganistan ŞİÖ üyelerinin de
çıkarınadır. Bilindiği gibi Çin Uygur azınlığı ile, Rusya Çeçenlerle, Özbekistan ve
Kırgızistan'ın ise IMU terörist grubu ile çatışma içindedir ve bu grupların 11 Eylül öncesi
dönemde Taliban ve El-Kaide ile bağlantısı bulunduğu bildirilmektedir.347 Bu sebeplerle,
ABD önderliğinde Afganistan'da istikrarı sağlayacak bir tatbikat ŞİÖ için de gerekli idi.
Nitekim Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev, bölgenin temel güvenlik
sorunu olan terörizm, ayrılıkçılık ve aşırılığın beşiğinin Afganistan’daki istikrarsızlık
olduğunu 2001 yılında belirtmişti348.
Tabi Çin, Rusya ve ŞİÖ üyesi Orta Asya ülkelerinin Amerikan karşıtı bir tavır
almalarının da kendilerince haklı sebepleri mevcuttur. Çin, Tayvan ile ilgili ABD ile olası
bir çatışmada ABD'nin Orta Asya'daki üslerinin ABD'ye sağlayacağı üstünlüğün
farkındadır. NATO'nun doğuya genişlemesi ile Doğu Avrupa Ülkelerinin NATO
İttifakı’na katılmasından olumsuz etkilenen Rusya, Orta Asya'yı kendi denetiminde tutmak
istemekte ve buradaki enerji kaynaklarının kontrolünü elinde tutmak yönünde bir irade
sergilemektedir. Rusya ve Çin, bir zamanlar kendilerini karşı karşıya getiren ideolojik
farklılıkları unutarak kendi güvenliklerini yeniden tanımlamışlardır: bölgedeki ABD
egemenliğine ve ABD’nin hakim olduğu tek kutuplu bir dünyaya karşı bir arada olmak.
Orta Asya devletleri ise bölgedeki ABD destekli renkli devrimler karşısında, aynısının
kendi başlarına gelmesinden çekinerek, bölgenin büyük güçleri Rusya ve Çin ile
yakınlaşmaktadırlar.349 ABD’nin Avrasya’daki tarihsel ve stratejik hedefi ise Avrasya’nın
tek bir siyasi - askeri güç ve oluşumun etki sahasına ve / veya egemenliği altına girmesine
engel olmak ve bölgede “Müdahale Edebilme Yeteneğini” korumaktır. ABD’nin bölgedeki
politikası; Avrasya’da “siyasi / askeri güç oluşumu” ile “etki sahası / ilgi alanı” ve /
veya “çıkar coğrafyası” yaratılmasına imkan vermemektir.
17 Haziran 2004 tarihinde yapılan Taşkent Zirvesi’nde ŞİÖ devlet başkanları
terörizme karşı önleyici girişimler yapılması gerektiğini vurgulamışlardır.350 Taşkent Zirve
Bildirisi’nde liderler, terörizm ve aşırıcılığın boy gösterdiği bu dönemde Şanghay İşbirliği
Teşkilatı'nın bünyesinde güvenlik güçlerinin de katıldığı ortak tatbikatların yapılması
kararlaştırılmıştır.
Aslında bu tatbikatlar sadece askeri amaçlı veya güvenlik odaklı sebepler ile
yapılmamaktadır. Bu tatbikatlarla Çin, Tayvan yüzünden ABD ile olası bir uyuşmazlık
durumunda arkasında kendisinin başında bulunduğu çok taraflı bir güvenlik işbirliği örgütü
346
ŞİÖ Devlet Başkanları zirvesi sonuç bildirisi, 5 Temmuz 2005, Astana Kazakisan. ŞİÖ resmi internet sitesi,
http://www.sectsco.org/html/00500.html Erişim: 17.07.2008
347
Gene Germanovich, “The Shanghai Cooperation Organization: A Threat to American Interests in Central Asia?”,
China and Eurasia Forum Quarterly, Vol.6 No. 1 (2008) s.30
348
John Daly, “Shanghai Five Expands to Combat Islamic Radicals”, Janes Terrorism and Security Monitor, 19 Temmuz
2001.
349
Gene Germanovich, “The Shanghai Cooperation Organization”, s.31
350
Şanghay İşbirliği Örgütü resmi internet sayfası, http://www.sectsco.org/html/00119.html, Erişim: 07.07.2008
342
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
olduğunun izlenimini vermekte, Rusya bölgedeki ülkelerin kendi kontrolü alında hareket
ettiklerini dünyaya göstermekte, Orta Asya liderleri ise kendilerini sürekli demokratikleşme
adına değişime zorlayan Batı ve ABD'ye karşı arkalarında kendilerini destekleyen büyük
güçler olduğu mesajını vermektedirler. ŞİÖ, Orta Asya’nın bölgesel güvenlik örgütü
olarak, bölgenin kendi sorunlarını kendisinin çözebilecek kapasitede olduğunun ve
herhangi bir dış yardımcıya ihtiyacının olmadığının izlenimini ABD'ye vermekte, aynı
zamanda da ŞİÖ ülkelerindeki ayrılıkçı güçlere de herhangi bir üye ülke zor durumda
kalırsa diğer üyelerin onun yardımına koşmaya hazır olduğu tehdidini savurmaktadır.351
Şimdiye kadar yapılmış en kapsamlı askeri tatbikat olan “2007 Barış Tatbikatı”nın
senaryosunun ise işte tam bu sebepler, özellikle de terörist bir örgütle başı dertte olan veya
renkli devrim benzeri bir ayaklanma yaşayan herhangi bir Orta Asya devletine ŞİÖ
üyelerinin yardım senaryosu üzerine kurulduğu belirtilmektedir.352
ŞİÖ’ ye üyelik hedefini sık sık dile getiren İran karşısında ise Örgüt üyeleri ortak
bir tavır sergileyememektedirler. Nükleer programını durdurması için uluslararası
camiadan baskı gören İran, ŞİÖ üyeliğinin kendisi için dengeleyici bir unsur olduğunu
düşünmektedir. Bu konudaki kaygıları daha önce belirtilen ABD’nin İran ile ŞİÖ
yakınlaşmasına tepkisi ise gecikmemiştir. Donald Rumsfeld, teröre karşı olduğunu
söyleyen bir örgütün dünyadaki önde gelen terörist devletlerden birini bünyesine katmak
istemesini tuhaf bulduğunu söylemiştir.353 Gerçekte, Çin ve Rusya her ne kadar BM
Güvenlik Konseyi’nde İran’a yaptırım ve askeri güç kullanımı yönünde bir karar çıkmasını
engelleyerek uluslararası toplumda İran’ın yanında görünüyorlarsa da, ŞİÖ’nün İran’ı tam
üye olarak ne kadar kabul etmek istediği yoruma açıktır. Bir kere, unutulmaması gereken
husus, İran’ın devamlı başvurularına rağmen Örgüt’ün henüz İran’a tam üyelik vermeyi
kabul etmemiş olmasıdır. İran’ın ŞİÖ’ye üye olması ise ŞİÖ’nün terörü desteklediği, hatta
ABD karşıtı olduğu anlamına gelmez, çünkü İran Dünya Ticaret Örgütü başta olmak üzere
bir çok uluslararası örgüte üyedir. Ayrıca, İran’ın dahil edileceği muhtemel bir genişleme
zannedildiği kadar tehlikeli olmayabilir, zira ŞİÖ Şartı’nın 13. maddesi Şart’ı ihlal eden
veya sistematik olarak gereklerini yerine getirmeyen üye ülkenin kurucu üyeler tarafından
Örgüt’ten çıkartılabileceğini veya üyeliğinin askıya alınabileceğini belirtmektedir.354 Zaten
İran’ın üyeliği konusunda ŞİÖ üyeleri arasında fikir birliğine varılamamaktadır; Çin, ABD
ile ilişkilerini bu noktada bozmak istemezken özellikle Tacikistan ve Kazakistan bu
genişlemeye karşı çıkmaktadırlar. Kazakistan, bölgede ABD ile en yakın ilişkilere sahip
ülkedir. ABD, petrol yönünden zengin olan Kazakistan’ı bölgedeki en istikrarlı ülke
bulduğu için bu ülkeye yatırım yapmaktadır; ABD’nin bölgedeki enerji güvenliği için
önem atfettiği Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı, Kazak petrolünü taşıyacak şekilde
genişletilmiştir. Kazakistan ise hem Çin ve Rusya ile, hem de ABD ile olan ilişkilerini
dengeleyerek ilerlemek istemektedir. Bu sebeple de ABD’ye gözdağı vermek niyetinde
olan “2007 Barış Tatbikatı”’na kısıtlı şekilde katılmıştır.355
Sonuç olarak, üyeleri arasında ABD karşıtlığının seviyesi ile ilgili olarak görüş
farklılığı da olsa, Şanghay İşbirliği Örgütü, uluslararası güvenlik anlayışında etkili
olabilecek iki anlayışı ortaya çıkarmaktadır. İlk olarak, ŞİÖ’yü oluşturan devletlerin ortak
351
Gene Germanovich, “The Shanghai Cooperation Organization”, s.34
Bkz. Marcel de Haas, “The 'Peace Mission 2007' Exercises: The Shanghai Cooperation Organization Advances”,
Central Asian Series, Advanced Research and Assessment Group at the Defense Academy of the United Kindgom Eylül
2007 ve Gene Germanovich, “The Shanghai Cooperation Organization” s.19-20
353
Michael R. Gordon, “Iran is a leader in Terror, Rumsfeld Tells Defense Group”, June 4, 2006
http://www.nytimes.com/2006/06/04/world/middleeast/04rumsfeld.web.html?fta=y
354
Bkz. ŞİÖ Şartı, ŞİÖ resmi internet sitesi http://www.sectsco.org/news_detail.asp?id=96&LanguageID=2 Erişim:
17.07.2008
355
Ayrıntılı bilgi için bkz. Gene Germanovich, “The Shanghai Cooperation Organization”, s.31
352
343
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
güvenlik algıları yaratmaları ve büyük güçler tarafından dışarıdan bölgeye gelen
müdahaleleri kendi egemenlik alanına yapılan bir tehdit olarak algılamaları, ikincisi de İran
genişlemesi olsun veya olmasın, tek kutuplu bir dünyadan rahatsız olanlar için alternatif bir
örgüt olarak ortaya çıkmasıdır. ŞİÖ, bu veriler ışığında uluslararası ilişkilerde giderek
önem kazanacak bir yapı olacaktır.
ŞİÖ ve Türkiye
Bu noktada sorulması gereken en önemli soru, ŞİÖ’ nün NATO’ya alternatif olup
olamayacağıdır. NATO ve Orta Asya ülkeleri ilişkilerini 1990ların ortalarında başladı.
NATO’nun bir çok Orta ve Doğu Avrupa ülkesine tam üyelik teklif etmesinin ardından
Orta Asya ve Kafkas ülkeleri ile işbirliğini geliştirmesi kaçınılmazdı. 11 Eylül olaylarını
müteakip NATO’nun Afganistan’daki varlığı Orta Asya’nın güvenliğinin önemini NATO
için artırdı. Ancak daha önce de bahsedilen renkli devrimler ve bölge ülkelerinin güvenlik
algıları, NATO’nun bölgedeki varlığının Orta Asya devletlerince sorgulanmasına neden
oldu.
Orta Asya ile var olan tarihsel ve kültürel bağları, Rusya ile iyileşen ticari,
ekonomik ve diplomatik ilişkileri ve Çin ile gelişen ekonomik ilişkileri ile NATO üyeliği
birleşince Türkiye; NATO’nun ŞİÖ’de bulunmasını stratejik amaçlarla “gözlemci üye”
olarak isteyeceği bir üyedir. Türkiye hem NATO, hem de ŞİÖ üyesi olarak uzun süredir
arzuladığı jeopolitik köprü görevini görebilecektir.356 Türkiye’nin ŞİÖ’ne gözlemci üye
olması Avrupa Birliği (AB) üyeliğinin alternatifi değildir; zira Türkiye’nin ŞİÖ’ye olası
gözlemci üyeliği AB’nin de bölgedeki etkinliğini artıracaktır. Kuzey Atlantik İttifakı’nın
bir üyesi olan Türkiye’nin kural olarak ŞİÖ’ye tam üye olması İttifak’ın statüsü açısından
değerlendirildiğinde; uluslararası teamüllere uygun bir yaklaşım olmayacaktır. Ancak,
“Gözlemci Üyelik” hiçbir sorun yaratmayacak ve hatta İttifak’ın Teşkilat içinde önemli bir
rol üstlenmesine imkan verebilecektir. Ancak Şanghay Altılısı’na gözlemci üye olma talebi
Örgüt’ün kurumsal yapısını tamamlayamamış olması nedeniyle reddedilen Türkiye’nin,
Batı’nın yayılmacı politikasına karşı çıkan ŞİÖ üyeleri tarafından üyeliğe kabul edilip
edilmeyeceği kuşkuludur.
2003’ten beri süregelen askeri tatbikatların Örgüt’ün bölgedeki güvenlik
işlevselliğini artıracağı bir gerçektir, ancak buna rağmen, ŞİÖ üyelerinin NATO benzeri bir
yapılanma içine girebileceklerini söylemek için şu anda çok erken. Her şeyden önce ŞİÖ,
bir kollektif güvenlik örgütünün üyeleri arasında bulunması gereken fikir birliğini
sağlamalıdır. 2007 Barış Tatbikatı ŞİÖ’nün bu konudaki artan önemini vurgulasa da,
bölgedeki güvenlik sorunları ŞİÖ çerçevesinde değil, hala Rusya liderliğindeki Kolektif
Güvenlik Antlaşması Örgütü (CSTO) çatısı altında yürütülmektedir. Şu andaki konumu
itibariyle ŞİÖ, NATO’dan ziyade Avrupa Topluluğu’nun ilk yıllarını andırmaktadır. Askeri
işbirliği belki daha ilerideki bir hedef olabilir, ancak yakın gelecekte üye ülkeler arasındaki
işbirliği altyapı, ticaret ve enerji sektörlerinde artırılırsa, bölgenin daha fazla kazanç
sağlayacağı aşikardır. Bölge ülkelerinin, kolektif güvenlik yaklaşımları ile birlikte
ekonomik alanlarda işbirliği yapması, aynı Avrupa Topluluğu örneğinde olduğu gibi, bölge
ülkeleri arasındaki dayanışmanın, birbirlerine olan bağımlılığın, rekabet ve çatışma yerine
işbirliğinin öne çıkmasını sağlayacak ve bölgenin güvenliğine katkıda bulunacaktır.
Bölgedeki diyalogun ve refahın artması ise Batı’nın bölgenin temel sorunu olarak gördüğü
356
Richard Weitz, “Towards a New Turkey-NATO Partnership in Central Asia”, Turkish Policy Quarterly, Vol. 5 No.2
Summer 2006
344
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
üç noktayı otomatik olarak çözüme kavuşturacaktır: bölge ülkelerinin demokratikleşmesi,
terörün önlenmesi ve enerji kaynaklarının güvenliği.
Türkiye açısından değerlendirildiğinde ise, Türkiye’nin ŞİÖ ile ilişkilerini
geliştirmesi, uzun yıllar ihmal ettiği ve SSCB’nin dağılmasından sonra etkili bir politika
geliştiremediği Orta Asya’da etkin olması ve jeopolitik konumu nedeniyle sahip olduğu
avantajını kullanarak bölgesel güç olabilme potansiyelini geliştirebilmesi açısından önem
taşımaktadır. Ekonomik açıdan bakıldığında ise Türkiye, Teşkilat üyesi ülkelere yönelik
yeni pazar açılımları sağlanmalı, bu ülkelerin sunmakta oldukları altyapı yatırım fırsatlarını
dikkatle izlenmeli, bölgedeki geniş ekonomik potansiyelin harekete geçirilebilmesi için
gereken durumlarda Batılı ülkeleri de içerecek bir şekilde düzenlemelerde bulunmalı,
karşılıklı menfaatlere hizmet edecek ve karşılıklı bağımlılık ilişkileri yaratacak şekilde
ekonomik, ticari, yatırım ve kültürel ilişkiler genişletilmeli ve öncü rol üstlenmelidir.
Sonuç
Soğuk Savaş sonrası ortaya çıkan tek kutuplu dünyada ve özellikle 11 Eylül
sonrasında ABD’nin izlediği tek taraflı politikalara karşı çıkan en belirgin yapılanma
Şanghay İşbirliği Örgütü olmuştur. Örgüt’ün hem ABD’nin bölgedeki çıkarlarına, hem de
çok taraflı uluslararası kuruluşları hiçe sayıp küresel boyutta izlemeye devam ettiği
uluslararası toplumun benimsemediği politikalarına karşı olması sadece ABD’li ve batılı
politik karar alıcıların endişelerine yol açmamış, aynı zamanda Örgüt’ü “yeni dünya
düzeni”ne karşı olanlar için alternatif bir platforma dönüştürmüştür. ŞİÖ, kendi üyeleri
arasında var olan farklılıkları ekonomik bütünleşme ile ortaklığa ve ileride büyük olasılıkla
İttifaka dönüştürme ve böylece bölgede hem istikrarlı bir kalkınma hem de kapsamlı bir
güvenlik ağı oluşturma potansiyeline sahiptir. ŞİÖ, bölgede ancak bu türden bir
bütünleşmeyi gerçekleştirerek NATO’nun Orta Asya’daki genişleme planlarına alternatif
oluşturabilir. Üye devletler potansiyel birikim, deneyim, tecrübe ve kazançların farkında
oldukça ekonomik alanındaki işbirliği mümkün görünmektedir. Var olan enerji potansiyeli
ve dünyanın giderek artmakta olan enerji ihtiyacı da göz önüne alındığında Örgüt’ün dünya
siyasetine yön verebilecek bir güç olması kaçınılmazdır. Ancak muhtemel bir genişleme ile
İran, Hindistan, Pakistan ve Moğolistan Örgüt’e dahil olursa, ŞİÖ’nün 5 üyesinin nükleer
silahlara sahip olacağı dikkate alındığında, NATO’nun nükleer planlamasını yeniden
gözden geçireceği de aşikardır. Güvenliğin her alanda sağlanmasına sürekli destek veren ve
sürdürülebilir barışın sonsuza kadar devamını savunan bir ülke olan Türkiye ise, ŞİÖ ile
ilişkilerini geliştirmelidir. NATO üyesi olan ve 2010’lu yıllarda ŞİÖ’ne gözlemci üye
olabilmek için siyasi iradeye sahip olan Türkiye, uluslararası sistemde ortaya çıkan bu yeni
yapılanma ile Orta Asya’da yeni roller üstlenebilecek ve yeni açılımlar sağlayabilecektir.
KAYNAKÇA
“Central Asian Block Considering Iran for Membership” June 4, 2006 Washington Times
http://www.washingtontimes.com/news/2006/jun/04/20060604-103052-2402r
“SCO Not To Become A Military Bloc” 18.04.2006,
http://news.oneindia.in/2006/04/18/sco-not-to-become-a-military-bloc-1145370981.html ,
Erişim: 17.07.2008
345
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
BLAGOV Sergei, Shanghai Cooperation Organization Eyes Economic, Security
Cooperation”, Eurasia Daily Monitor, 31.10.2005,
http://www.jamestown.org/edm/article.php?article_id=2370411 Erişim: 01.07.2008
BUZAN Barry , Ole Waever ve Jaap de Wilde, Security: A New Framework for Analysis,
Lynne, Rienner, 1998.
Central Intelligence Agency, The World Factbook, Rank Order – Natural Gas –Proven
Reserves- https://www.cia.gov/library/publications/the-worldfactbook/rankorder/2179rank.html Erişim: 17.07.2008
DALY John, “Shanghai Five Expands to Combat Islamic Radicals”, Janes Terrorism and
Security Monitor, 19 Temmuz 2001.
DE HAAS Marcel , “The 'Peace Mission 2007' Exercises: The Shanghai Cooperation
Organization Advances”, Central Asian Series, Advanced Research and Assessment Group
at the Defense Academy of the United Kindgom Eylül 2007
GERMANOVICH Gene, “The Shanghai Cooperation Organization: A Threat to American
Interests in Central Asia?”, China and Eurasia Forum Quarterly, Vol.6 No. 1 (2008)
KOLCHIN Sergei, “Russia Initiates Energy Club” RIA Novosti, 21.06.2006
http://en.rian.ru/analysis/20060621/49855458.html Erişim: 17.07.2008
MATUSOV Artyom, “Enerrgy Cooperation in the SCO: Club or Gathering?”, China and
Eurasia Forum Quarterly, 5, 3 (2007)
MOROZOV Evgeni, “NATO’s Evil Twin?”, TCS Daily, 08.06.2006,
http://www.tcsdaily.com/article.aspx?id=060806A Erişim: 17.07.2008
NICHOL Jim, “Central Asia: Regional Developments and Implications for U.S. Interests,”
CRS Issue Brief for Congress, 14 Aralık 2007, s. 27
Şanghay İşbirliği Örgütü resmi internet sayfası, http://www.sectsco.org/html/00088.html ,
Erişim: 01.07.2008
SEPHERI Vahid, “Iran: Politicians Support Establishment of Natural Gas Cartel,” Radio
Free Europe/Radio Liberty, February 6 2007,
http://www.rferl.org/featuresarticle/2007/02/6FAAFoFE-8FEC-4DEF-B314B4B474B4A6A7.html Erişim: 17.07.2008
WEITZ Richard, “Towards a New Turkey-NATO Partnership in Central Asia”, Turkish
Policy Quarterly, Vol. 5 No.2 Summer 2006
Download

indirmek için tıklayınız