TEKNOLOJİK
ARAŞTIRMALAR
Tekstil Teknolojileri Elektronik Dergisi
Cilt: 8, No: 1, 2014 (52-61)
Electronic Journal of Textile Technologies
Vol: 8, No: 1, 2014 (52-61)
www.teknolojikarastirmalar.com
e-ISSN:1309-3991
Makale
(Article)
Türk Halıcılığının Tarihçesi
Nazan AVCIOĞLU KALEBEK, Deniz VURUŞKAN ve Ebru ÇORUH
Gaziantep Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Tekstil Mühendisliği Bölümü
27310 Gaziantep / TÜRKİYE
[email protected]
Özet
Halıcılık, milattan önceki yüzyıllara kadar uzanan dokumacılığın bir koludur. Türk halıcılığının, tarihi gelişimini
gösteren ve halen Türk İslam Eserleri Müze’sinin en değerli koleksiyonunu oluşturan, Konya Alaattin Cami’inde
keşfedilmiş olan 8 parça halı, dünyanın en tanınmış halılarıdır. XIII. yy. Selçuk halı sanatının örneklerini belirten
bu tipik halılar Konya’da bulunduğu için Konya Halıları diye adlandırılırlar. XIII.-XIV. ila XVI.-XVII yy.’lar
arası Türk halıcığının en parlak devridir. Bu iki devir arasında kalan XV. yy. ise, Selçuklular’ın ilk parlak devri
Osmanlıların ikinci parlak devri arasında bir köprü oluşturur. Her yüzyıl biraz daha gelişen Anadolu halıcılığı
XVII. yy.’da da gelişme göstermiştir. XVIII. yy.’dan sonra diğer sanat kollarında olduğu gibi, Türk halıcılığında
da bir yavaşlamanın başladığını görüyoruz. Ancak XIX yy.’ın sonlarında ve XX. yy.’ın başlarından itibaren
günümüze kadar bazı kalkınma atılımlarıyla yeniden canlanmaya başladığını söyleyebiliriz.
Anahtar Kelimeler: Halıcılık, Türk Halıcılığı, Holbein Halısı, Uşak Halısı, Osmanlı Klasik Halıları, Halıda
Renk, Desen ve Kompozisyon.
The History of the Turkish Carpet
Abstract
Carpet is the branch of weaving dates back to centuries before Christ. The most well-known worlds carpets are
discovered in Konya Alaattin Mosque with 8 pieces. These carpets are still the most vaulable collection of Turkish
Islamic Art Museum and indicated historical development of Turkish carpets. They are called as Konya Carpets in
order to find in Konya. They are serve as a model of Seljuk carpet arts at XIII. century. Between XIII-XIV. and
XVI-XVII. century is the heyday of Turkish carpet. Between these two cycles XV. century creates a bridge
between first brilliant period of Seljuk Turks and second brilliant period of Ottoman Imperial. Anatolian carpet
also showed the development at XVII. century. After XVIII. century, Turkish carpet slowdown as well as the other
branches of the arts. However from at the end of XIX. century and early beginning of the XX. century to
nowadays, we can say that carpet sector begin to recovery with some progress plans.
Keywords : Carpet, Turkish Carpet, Holbein Carpet, Usak Carpet, Classical Ottoman Carpet, Carpet colour,
design and composition.
Bu makaleye atıf yapmak için
Avcıoğlu Kalebek N., Vuruşkan D., Çoruh E.”, “Türk Halıcığının Tarihçesi” Tekstil Teknolojileri Elektronik Dergisi 2014, 8(1) 52-61
How to cite this article
Avcıoğlu Kalebek N., Vuruşkan D, Çoruh E.”, “The History of The Turkish Carpet” Electronic Journal of Textile Technologies, 2014, 8(1) 52-61
52
Avcıoğlu Kalebek N., Vuruşkan D., Çoruh E
Teknolojik Araştırmalar: TTED 2014 (8) 52-61
1. GİRİŞ
Halıcılık, milattan önceki yüzyıllara kadar uzanan dokumacılığın bir koludur. Şimdiye kadar yapılan
arkeolojik araştırmalar; insanların ilk zamanlarda ağaçların soyulabilen kabuk ve liflerinden hasır ve sepet
örer gibi yaygılar yaptıklarını meydana çıkarmıştır. Bir atkıyı bir çözgüden geçirerek basit bir işlemle
kilim dokumacılığının halıdan önce başlamış olduğu düşünülmektedir. Daha sonraları kilimi düğümlerle
kalınlaştırarak halı haline getirmişlerdir. Neolitik devirlerde ise, evcil hale getirilen koyunlardan elde
edilen yünleri bükmek suretiyle bu sanatın esasının kurulduğu sanılmaktadır.
Günümüzde gerçek bir sanat yapısı haline dönüşmüş olan halının tarihi binlerce yıl öncenin çadır
yaşantısına kadar gitmektedir. Orta Asya’da kuraklıktan önce geniş yaylalarda Türklerin koyun
yetiştirdikleri ve çobanlıkla uğraştıkları bilinmektedir. Halı fikrini ilk ortaya çıkaran olay, koyunun
üzerindeki yünlerin ıslak bir yere dokunarak birbirine girmesi ve kuruması sonucu ortaya çıkmıştır.
Bunlardan esinlenen çobanlar, yünü ıslatarak, dürüp bükerek ilk keçeleri elde etmişlerdir. Bunları bitki
köklerinden elde ettikleri boyalar ile renklendirmişlerdir. Bu aşamadan sonra çul dokumaya başlanmış,
daha sonra desen ve renkli şekilde kilim dokunmaya başlanmıştır. Günümüze kadar gelen kilim, cicim,
zili, sili gibi şeyler hep aynı cinsten olup, aralarındaki fark incelik, kalınlık, ebat, renk ve desen gibi
farklılıklardır. Bu tür dokumalar çadır perdesi, yer sergisi ve örtü olarak kullanılmıştır. Orta Asya’da
yaşayan Türk sülale ve devletlerinde, sadece bir örtü ve süsleme malzemesi değil, taht örtüsü olarak da
kullanılmaktaydı. Bu nedenle de tarihin ilk çağlarından itibaren halı dokunmaktaydı. Dokumalar arasına
birkaç tane ip parçası bağlanarak elde edilen uzun tüylü hopan adı verilen örtü, halının müjdecisi
olmuştur. Daha sonra dokumacılık bir aşama ilerlemiş, dikey gelen erişlere daha sık atılan düğümlerle
dokuma yapılmış ve dışarıya sarkan düğüm uçları kesilip aynı hizaya getirilerek halı ortaya çıkarılmıştır.
Göçebe kavimler arasında doğup, gelişmiş olan halı sanat kültürü, daha sonra yerleşik medeniyetler
tarafından da benimsenmiştir.
Halı ve kilim dokumaları sadece evlerimizdeki günlük ihtiyaçları karşılayan bir meta olarak
yapılmamıştır, ölümden sonraki hayatımızın düzenlenmesinde de önemli bir rol kazanmışlardır. Bu
sebepledir ki, nasıl insanlar mezar taşları üzerine tanrıya bağlılıklarını bildiren yazılar ve semboller
yapmışlarsa, benzer biçimde birtakım işaret, renk, kompozisyon ve şekillerle inanç ve geleneklerini
halılara aktarmışlardır. Yani, halı ve kilimler üzerindeki şekiller Türk toplumlarının kültürünü aksettiren,
bilinen ve kullanılan motiflerdir. Bu sebeple de bunlar Türk kültürünü ortaya koyan çok önemli
belgelerdir. Ayrıca Anadolu’ya gelmeden evvel nerelerde yaşadıklarını, hangi kültür çevreleri ile
alışverişte bulunduklarını belgelemektedirler.
Bu çalışmada, milattan önceki Neolitik ve Peolitik Devirlerinden başlayarak günümüze kadar devam eden
Türk halıcığının tarihsel gelişimi ve halıların özellikleri detaylı olarak incelenmiştir.
2. TÜRK HALICILIĞININ TARİHÇESİ
Halının vatanı, 30 ila 45 enlem dereceleri arasında, bütün Asya’yı kuşatan, bir bölgedir. Bu 15 enlem
derece genişliğindeki halı bölgesinin doğu kısmı keçe, batı kısmı ise düğümlü halı bölgesidir. Halı yapımı
milattan önceki yüzyıllarda Türkler tarafından başlanıp ve bu sanatı İran’lıların da Türkler’den öğrendiği
fikri kabul edilmekle beraber, bazı otoriteler halının ilk defa hangi ulus tarafından yapıldığının belli
olmadığı fikrini ileri sürmüşlerdir. Ancak, milattan 2000 yıl evvel bu yeni dokumacılık sanatının ilk defa
bir Türk bölgesinde gelişmesi, bize bu tekniği Türklerin bulduğu fikrini vermektedir. Halının tarihi ne
kadar gerilere götürülürse götürülsün, halıya Türk soylarının istila ettiği memleket ve kıtalarda
rastlanmaktadır. Milattan 2400 yıl evvelinden itibaren tarihin değişik devirlerinde Mısır, Anadolu, Ege ve
Karadeniz sahillerinde, İran, Kafkasya, Türklerin anavatanı Orta Asya, Çin, Türkistan, Hindistan ve
Balkanlar’da kilimcilik ve halıcılık sanatı yayılmıştır. Bütün bu bölgeler Türklerin yaşadığı, istila ettiği ve
egemen olduğu yerlerdir. Türklerin uğramadığı bölgelerde ise halıcılığa hemen hemen hiç
rastlanmamıştır.
53
Teknolojik Araştırmalar: TTED 2014 (8) 52-61
Türk Halıcığının Tarihçesi
En eski halı örnekleri 1949 yılında Rus arkeoloğu Rudenko tarafından Güney Sibirya’da, Altay
eteklerinde, Pazırık mevkiinde İskit mezarlarına ait bir kurgandan çıkarılan halı parçasının (Şekil 1),
milattan önce V. yy.’a aittir. Bu halı, 83x200 cm büyüklüğünde kareye yakın, koyu ve açık kahverengi
zemin üzerine, sarı desenli ve Gördes düğümü olup, 10 cm2 de 36.000 düğümle çok ince bir işçilik örneği
göstermektedir. Halı, mezarda at iskeletleri yanında bulunduğundan, bunun eyer örtüsü olarak kullanıldığı
anlaşılmaktadır.
Şekil 1. Pazırık mevkiinden çıkarılan halı örneği
Türk halıcığının, ilk sıralardan itibaren, tarihi gelişimini gösteren ve halen Türk İslam Eserleri Müzesi’nin
en değerli koleksiyonunu oluşturan 8 parça halı 1905 yılında Alman Konsolosu Loytved tarafından
Konya Alaaddin Cami’inden getirilmiştir. Konya’da bulunduğu için Konya halıları diye adlandırılan bu
halılar dünyanın en tanınmış halılarıdır. Zemininde geometrik resimler, bordürlerinde ise kufi yazılar
bulunan üç halının M.S. 1200 yıllarında dokunduğu sanılmaktadır. Ayni cins halılardan bir tanesi Asisi
Kilise’sindedir. Renkleri kırmızı, sarı ve mavi olan bu üç halının Anadolu halıların esasını
oluşturmaktadır.
VI. yy.’da, Kök-Türkler devrinde halı ve kumaş dokumacılığı çok yaygındı. Bu tarihlerde Gök-Türkler
Ortaasya'dan Karadeniz'e kadar uzanan alanda söz sahibi idiler ve ipek yolunun kontrolünü ellerinde
bulunduruyorlardı. İpek ticareti konusunda Bizans’lılarla yapılan anlaşmayla (568), ipekli kumaş Bizans
ülkesine ve Avrupa'dan İspanya'ya kadar girmiş oldu. Kök-Türk devrinden bir Çin masalında, KökTürkler'in veya kangılı boyların, şölen (toy) sırasında, çayırlara yün halılar serdikleri anlatılmaktadır.
Yine, kaynakların ifadesine göre, miladi ilk asırlarda, bugünkü Doğu Çin'in batısındaki, şimdiki Kan-su
vilayetinde bulunan ve eski adı Ho-hsi olan, Türkler arasında Gesi-Gecsi diye söylenen P'ing-Hang şehri
Gök-Türkler'in önemli bir kültür çevresi idi. Ping-Hang İç Asya'da bilinen bir halı merkezine yakın idi.
Gesi'nin (Ping-Hang) doğu komşusu bir ilde, Çinlilerin Tu-yu-hun dediği ve Türk oldukları sanılan bir
kavim halı dokumakta ve hem doğuya, hem batıya satmakta idi. Yine, Kök-türk. Kangılı ve Uygur
Kağanlıklan devrinde (745-911), Doğu Türkistan'daki, Uygurların eski başkenti Koço bölgesi bir kilim ve
halı üretim merkeziydi.
Oğuzelleri, Buhara. Uygur ve Hazar bölgelerindeki tüm Türk ülkelerinde halı dokunmuştur. Çin
kaynaklarından, VII. yy.'da Hoten şehrinde halı dokunduğunu öğreniyoruz. Doğu Türkistan'da keçe
halılar da dokunmaktaydı. Orhun Bölgesi'ndeki Uygur kağanlarının Çin İmparator’larına gönderdikleri
yaygılar da bu türden dokumalardı. Doğu Türkistan'da, Uygurlar devrinde (VIII-IX.yy.'larda) halı
dokunduğu bilinmektedir.
VIII. yy.'ın ilk çeyreğinde, Maveraü'n-nehr bölgesinde, Buhara'da halılar dokunmaktaydı. Buhara, İslami
devirde, halıcılık alanındaki bu şöhretini X. yy.’a kadar sürdürmüştür. Bu asrın coğrafyacıları Buhara'nın
54
Avcıoğlu Kalebek N., Vuruşkan D., Çoruh E
Teknolojik Araştırmalar: TTED 2014 (8) 52-61
beğenilen malları arasında halı, seccade ile diğer yaygılarını zikretmektedir. Maveraün-nehr Bölgesi'nde
Çaganlyan'a bağlı Darzenli Kasabası'nda, Aran (Karabağ) ve Doğu Anadolu'da halı dokunmaktaydı. VlII
- XI. yy.'da, Doğu Türkistan'da, Uygurlular devrinde halı dokunduğu, Koço yakınındaki bir Uygur Budist
tapınağındaki, IX-XII. yy.'larda yapılmış duvar resimlerinde, düğümlü halı üzerinde Uygur hatunlarının
resimlerinin yer aldığı söylenmektedir. Yine kaynakların ifadesine göre, aynı çağlarda, Bargari (VanÖzalp), Arcij (Erciş), Ahlat, Nahçıvan, Bitlis ve Khoy nüfusça kalabalık, ön İslam memleketlerinde
düğümlü halının ilk kez görülmesinin XI. yy.’a rastladığını söyleyebiliriz. Bu devir İslam
memleketlerinin Türk Selçuklular’ın egemen olduğu devirdir. Bulunan bazı yapıtlardan düğümlü halıları
İslam uygarlığına ve Anadolu’ya Selçuklular’ın getirdiği anlaşılmaktadır.
XIII. yy.’da, Suriye, İran, Irak ve Anadolu gibi çok geniş bir coğrafyaya yayılan Büyük Selçuklular’ın
mimari alanda çok büyük eserler vermelerine rağmen, halı ve düz dokuma yaygıları ne yazık ki
günümüze kadar gelememiştir. Bunun nedeni, Moğolların Türk ülkelerini feth ettikleri dönemlerde,
mimariye göre daha dayanıksız olan halı, minyatür ve tekstil ürünlerine yağmaladıklarından dolayıdır.
İstanbul Süleymaniye Kütüphanesi, Esat Efendi Kitaplığı 2916 numaralı kayıtlı Makamat
Minyatürleri’nde halı resimleri bu dönemden günümüze gelen nadir örneklerindendir.
XIV. yy.’da Mısır, Suriye, İran, Hindistan ve Çin’i dolaşan İbni Batuta; seyahatnamesinde KonyaAksaray’dan ihraç edilmiş halıları övmüştür. Eski Kahire (Fustat) kentinde bulunan ve hemen hemen
hepsi Anadolu’dan XIII., XIV ve XV. yy.’lardan itibaren ithal edilmiş halılar, İbni Batuta’nın yazdıklarını
doğrulamaktadır. Bu halılar Selçuklu halılarında yer alan tipik geometrik motiflere hakimdir. Baklava
motifleri, 8 köşeli yıldızlar, etrafı çengel şekilleriyle çevrilmiş kartuşlar kuvvetle üsluplenerek geometrik
bir şemaya uydurulmuş bitki motiflerin sonsuz sıralar halinde birbirini izlemesinden oluşmuştur. Tek
düğüm tekniğiyle yünden dokunmuştur.
Klasik Selçuklu halılarında renkler koyu ve ağırdır. Bunlarda sekiz kadar renk tonu bulunmasına rağmen,
bu renkler arasındaki nüans ayrımları ölçülü ve harmoniktir. Zemin rengi olarak; desende kullanılan
rengin tonu ön plana alınmış ve renkler arasındaki ince nüanslar yardımıyla tekrarlanan basit örnekler
desenlerin zenginleştirilmesini sağlamıştır. Örneğin; koyu kırmızı zemin üzerine açık kırmızı, mavimtrak
yeşil üzerine zeytin yeşili, koyu mavi üzerine açık mavi en çok sevilen renk uygulamaları olarak
kullanılmıştır.
Şekil 2. Kahire’de bulunan Selçuklu halısı
XIV. yy.’dan itibaren Konya Grubu’nun yanı sıra bir ikinci grup daha ortaya çıkmıştır. Bunların
orijinalleri yakın zamanda Kahire’de bulunan halı parçaları (Şekil 2) arasında görülmüştür. O tarihe kadar
bu halılar sadece Avrupa, özellikle İtalyan tablolarından tanınıyordu, bu tip halıların hepsinde zemin
55
Türk Halıcığının Tarihçesi
Teknolojik Araştırmalar: TTED 2014 (8) 52-61
küçük karelere ayrılmıştır. Tek tük olarak ve özellikle ilk örneklerinde uzunlamasına altıgenden oluşmuş
baklava şekilleri görülür. Her kare ve altıgen aynı şekildeki hayvan figürleriyle doldurulmuştur. Karelerin
içinde tek kuş ve horoz tasvirleri bulunan halı tabloları gerçek modellerden alınmıştır.
XIV. yy. sonlarında tek olan hayvan figürleri, XV. yy. başlarında çift olarak görülmeye başlanmış,
sonraları yan yana duran benzer iki hayvanın birbirine saldırmasını tasvir eden hareketli kompozisyonlar
ortaya çıkmıştır. Konya Halıları XIV. yy.’ın başlarında kaybolmaya başlamış, yerini XV. yy.’ın ikinci
yarısına kadar Anadolu Hayvan Halıları almıştır. Bu iki grup halılarda kompozisyon prensibi aynı
olmakla beraber, yalnız Konya halılarında bütün şekiller geometriktir. Bitki motifleri çok zayıf olarak
görülürler. Buna karşılık Anadolu hayvan halılarında motifleri oluşturan öğelerin hepsi hayvan
figürleridir. Bitki motifleri sadece çerçeve ve bordürlerdeki geometrik şekilleri birleştirmek için
kullanılmıştır. Anadolu Hayvan Halılarının ünlü örnekleri arasında bugün Konya Etnografya Müzesi’nde
bulunan horozlu halıdır.
XIII., XIV. yy.’larla, XVI., XVII. yy.’lar Türk halıcılığının iki parlak devridir. Bu iki devir arasında kalan
XV. yy. ise; Selçukluların “İlk Parlak Devri” ile Osmanlıların “İkinci Parlak Devri” arasında bir köprü
teşkil etmektedir. XV. yy. halıcılık tarihimizin karanlık bir dönemidir. Anadolu Selçukluları’yla birlikte
200 yıllık saltanat süren halıcılık, XV. yy. Osmanlı İmparatorluğu döneminde yok olmuş gibidir. Bu
döneme ait bir tek halı örneği bile günümüze gelememiştir. Bu olay elbette o dönemde halı dokunmadığı
anlamına gelmez. Türk köylüsü en azından kendi ihtiyacı için dokumaya devam etmiştir.
XVI. ve XVII. yy.’lar halı tarihinin en parlak devri olmuştur. Adeta halıcılık Rönesans devrini yaşamıştır.
Osmanlı devleti büyük bir imparatorluk haline gelmiştir. Ekonomik açıdan zenginliğe erişmiştir. Bu
büyük imparatorluğun doğuda ve batıda parlak zaferler kazandığı bu çağdaki halılar Klasik Osmanlı
Halıları adıyla bilinir. Bu dönemde başta Uşak olmak üzere Bergama, Gördes, Demirci, Batı Anadolu’da
Çanakkale ve İç Anadolu’da Konya, Aksaray ve Niğde önemli halı dokuma merkezleridir. Bu devirde
saray ve camilerin ihtiyacını karşılamak için çok miktarda halı dokunmuş ve desenlerde Osmanlı mimari
sanatının izleri görülmeye başlamıştır. Bu dönemdeki halılar, motif bakımından daha zengin ve teknik
açıdan daha ince olmasına rağmen, Selçuklu dönemi halılarının kalite ve ihtişamına erişememiştir
XVI. yy.’ın başındaki halılar başlıca dört kategoriye ayırmıştır.
1.
Ev halıları
Köylü ailelerin kendi gereksinimlerini karşılamak için dokudukları halılardır.
2.
Holbein halıları
Bu halıların bütün örnekleri geometrik veya belirli bir şekilde geometrikleştirilmiş motiflerden
oluşmuştur. Bu kategorideki halıları dört tipte inceleyebiliriz.
a) Yan yana bulunan değişik renkli küçük kareler aynı çeşit sekizgenlerle doldurulmuştur. Zemin
rengi kırmızı ve mavidir. Yeşil renk daha az görülmektedir.
56
Avcıoğlu Kalebek N., Vuruşkan D., Çoruh E
Teknolojik Araştırmalar: TTED 2014 (8) 52-61
Şekil 3. Holbein halısı
b) Haçı andıran desenli baklavalar ve kontürleri tamamen kaybolmuş sekizgenlerden oluşur.
Konturları bulunmadığından sekizgenler belirsizdir. Fakat alt, üst ve yanlardaki üçgen yapraklar
açıkça görülürler. Sekizgenler ve baklavalar bitki motiflerinin birleşmesinden oluşmuştur.
Sekizgenlerle doldurulmuş aynı büyüklük ve şekildeki karelerin üst üste sıralandığı sade bir örnek
gösterir. Kareler bir çevre şeridi ile birbirinden ve bordürlerden ayrılmışlardır. Kompozisyon
bakımından XIV. yy. Anadolu halıları ile aynı prensibe göre yapılmış olan bu halılar, Anadolu
Hayvan Halılarının devamıdır.
Bu iki tip Holbein halılarında XIII. yy.’dan beri Anadolu halılarında sıklıkla
rastlanan ve zamanla süs
motiflerine dönüşen kufi yazılı bordürler görülür. Fakat sonraları ikinci tip Holbein halılarında, bunların
yerini kıvrık dallar, çiçekler ve bulut motifleriyle Uşak halılarını hatırlatan bordürler almıştır. Bu iki tip
Holbein halıları Uşak halılarına geçişi hazırlamıştır.
3. Uşak Halıları
Bunlar büyük atölyelerde ticari amaçlarla dokunan halılardır. XVI. yy.’da Uşak bölgesi ve çevresinde
yapılan bu halılarla Türk halı sanatının ikinci ve son parlak devri başlamıştır. Uşak halılarının (Şekil 4)
ana motifi kitap ciltlerinden esinlenen madalyonlu geometrik bir yerleşime sahip yıldızdır. Madalyon
doğu halılarında ilk kez XV. yy.’ın ikinci yarısında görülmüştür. En sade şeklinde, zeminde bir büyük ve
tam, her köşede ise çeyrek madalyon vardır. Uşak halılarında kırmızı, lacivert ve sarı renkler hâkimdir.
Yün malzemeyle ve Türk düğüm tekniğiyle dokunmuştur.
a) madalyonlu
b)yıldızlı
Şekil 4. Uşak halısı, a) madalyonlu, b) yıldızlı
4.
Osmanlı saray halıları
Klasik Osmanlı Devri Halıları’nın saray çevresinde dokunan örnekleri Türk Halı Sanatı Tarihinde, Saray
Halıları adıyla bilinir. Bunlar sadece saray siparişleri için büyük atölyelerde saray nakkaşlarınca
oluşturulan desen repertuarı ile dokunan seccadeler ve dev boyutlu halılardır. Dönemin büyük
camilerinin, saray ve konakların döşemelerinde önemli yer tutmuştur. Anadolu halılarının klasik şekilleri
yanında, XVI. yy.’ın ikinci yarısında görülen bu halılar, teknik ve desen bakımından tamamen değişiktir.
XIV. yy.’da özellikle, Yavuz Sultan Selim döneminde 1516 yılında Mercidabık, 1517 yılındaki Ridaniye
Savaşları sonrasında İran’dan pek çok sanatçı getirilmiştir. Bu insanların saray için çini, seramik, kumaş
ve halı deseni ürettikleri bilinmektedir. Kumaş, çini, cilt kapakları ve kalem işleri gibi Osmanlı sanatının
bütün dallarında görülen yaprak ve çiçek motifleri, bu halılarda da kendini gösterir. Çözgü ve atkı
ipliklerinde ipek, yün ve pamuk, düğüm iplerinde yün ve pamuk kullanılan bu halılar, Anadolu Türk
halılarında farklı olarak Sine Düğümü ile yapılmıştır. Hançer gibi kıvrık damarlı yapraklar, rozet
çiçekleri, kıvrık dallar ve nar çiçekleri en çok görülen motifler olmakla beraber; lale, karanfil, sümbül ve
güller motifler arasında yer almaktadır. Bu halıların hepsi Avrupa müzelerine ve koleksiyoncularına
dağılmış olup, memleketimizde İstanbul Türk İslam Eserleri Müze’sindeki yıpranmış bir büyük halıdan
57
Türk Halıcığının Tarihçesi
Teknolojik Araştırmalar: TTED 2014 (8) 52-61
başka, hiçbir örnek bulunmamaktadır.
Şekil 5. Osmanlı saray halısı
XVIII. yy.’da Konya, Gördes, Kula, Mucur, Bargama, Milas, Çanakkale, Kırşehir ve Sivas halıları önem
kazanmıştır. XVIII. yy.’dan sonra diğer sanat kollarında olduğu gibi, Türk halıcılığında da bir yavaşlama
başlamıştır. Ancak XIX. yy.’ın sonlarında ve XX.yy.’ın başlarından günümüze kadar bazı kalkınma
atılımlarıyla yeniden gündeme gelmiştir.
Birinci Dünya Savaşı ve ardından gelen Kurtuluş Savaşı esnasında tüm yurt yıkılmış ve yakılmıştı.
Cumhuriyet’in 1923’te ilanı ile Türk halkı ulu önder Atatürk’ün önderliğinde yıkılıp ve yakılmış olan
ülkemizi kalkındırma çabasına girmiştir. 1923 yılında İzmir İktisat Kongresi kararları doğrultusunda, her
alanda olduğu gibi tekstil alanında da bir planlama devri başlamıştır. Bu amaçla Türkiye de var olan
bütün tekstil, konfeksiyon ve el sanatlarını yaşatmak ülke ekonomisine katkı yapacak konuma getirmek
için kararlar alınmıştır.
Bu doğrultuda ülkemizde var olan tüm hazır giyim, tekstil fabrikaları, atölyeleri ve üretim birimleri
tamamen bir devlet kuruluşu olan Sümerbank çatısı altında toplanmıştır. Sümerbank aracılığı ile hangi
yörede ne üretiliyor ise o yöre halkını kalkındırmak için fabrikalar kurulmuştur. Örneğin, pamuk üretimi
yapan Ege Bölgesine iplik fabrikaları, halı ve kilim üretimi yapılan Marmara ve İç Anadolu Bölgelerine
halı ve kilim fabrikalar kurularak o yöre halkının ülke ekonomisine katkıda bulunmaları sağlanmıştır.
Cumhuriyetin ilanından sonra yaklaşık 30 yıl boyunca Sümerbank Türk Tekstil Sanayinin tek hakimi
olmuştur. Türkiye’deki kentleşme hareketlerinin artması, çalışma hayatına kadınların girmesi ile Türk
Kilimleri toz geçiriyor diye halı kullanımına doğru bir yöneliş başlamıştır. Makine ile halı üretimi
Türkiye’de 1930’lu yıllarda canlanmaya başlamıştır. 1945 yılında II. Dünya harbinin sona ermesi ile halı
üretimi iç piyasaya yönelik olarak yapılmıştır. 1950’den sonra kilimlerin yerini tamamen halının alması
ile talep artmıştır. Bunun sonucunda ucuz ve kalitesiz halı imalatına yönelinmiştir. Böylece halıcılık kalite
ve estetik değerini koruyamamış, ticari bir nitelik haline gelmiştir. Türkiye halıcılığı Avrupa ve
Amerika’dan aldığı siparişlere göre halı dokuyan bir ev sanayi haline gelmiştir.
Son yıllarda yaptığı büyük yatırımlarla ülkemizde makine halısı üretiminde öne çıkan, hatta dünyanın
önemli halı merkezlerinden biri haline gelmiştir. Üretim yapısına bakıldığında makine halısının, el
halısına kıyasla çok hızlı bir gelişim gösterdiği görülmektedir. Ancak bu durum, gelişen her ülkenin
değişik sektörlerde yaşadığı bir durumdur ve normaldir. Türkiye’nin halıcılık konusunda en önemli
avantajlarından biri “Türk Halısı” markası gibi tüm dünyada tanınan bir markası olmasıdır. Tasarımla
beraber, müşteri odaklı bir pazarlama stratejisinin Türk el halıcığını daha da ileriye götüreceği
söylenebilir.
58
Avcıoğlu Kalebek N., Vuruşkan D., Çoruh E
Teknolojik Araştırmalar: TTED 2014 (8) 52-61
Eskiden beri el halıcılığının merkezi olarak bilinen Uşak, Gördes, Kula, Isparta faaliyetlerini artırarak
kısa zamanda tüm Dünyada ün yapmıştır. Ülkemizin makine halısı üretiminin büyük çoğunluğu ise
Gaziantep’te yerleşik olan firmalarca yerine getirilmektedir. Makine halısı üreticiliğinin yoğun olduğu
diğer illerimiz ise Kayseri ve İstanbul olarak belirtilebilir.
El halısı, emek-yoğun ve tarihsel-kültürel miras yoluyla gelişen motiflere dayalı bir üretim yapısı
sergilerken; makine halısı, sermaye-yoğun ve teknik tekstil kategorisinde ele alınabilecek bir üretim
yapısına sahiptir. Kalın bir zemin üzerine bağlanan hav sonucunda üretilen makine halısının el halısından
farkı, ilmeklerinin çözgü yönünde hav çözgülerinden oluşmasıdır. El halısında ayrı bir iplik ile çözgü
üzerine düğüm atılırken, makine halısında hav yüzeyi hav çözgüsünün atkılarla U biçiminde bağlantı
yapmasıyla oluşmaktadır.
Önceki yıllarda halı yatırım aracı veya bir kültürü temsil eden değerli bir eşya olarak alınırken, son
yıllarda tamamen dekorasyon öğesi gibi değerlendirilmektedir. Bu nedenle halı tercihlerinde kalite ve
bölgesel özellik yerine dekorasyon uyumu öne çıkmıştır. Dünyada gelişen talepler doğrultusunda, ticari
getirisi kalmayan geleneksel halılar yerine geleneksel desenlerin yeniden yorumlanarak tasarlanması
sonucunda modaya uygun üretim yapılmaya başlanmıştır.
Böylece, ülkemiz halı ihracatı 2011 yılını % 26.8 oranında artışla kapanmış ve 1 milyar 629.5 milyon
dolar olarak kaydedilmiştir. 2012 yılının ilk yarısının sonunda ise, halı ihracatımız bir önceki yılın aynı
dönemine kıyasla % 30.4 artarak 948.8 milyon dolar olarak kaydedilmiştir (Şekil 6).
EN ÇOK HALI İHRACATI YAPILAN ÜLKELER
OCAK-HAZİRAN 2012
Çin Halk Cumhuriyeti
Rusya Federasyonu
İngiltere
Birleşik Arap Emirliği
Mısır
Irak
Almanya
Libya
ABD
Suudi Arabistan
Diğer Ülkeler
Şekil 6. En çok halı ihracatı yapılan ülkeler
2012 yılının ilk altı ayının sonunda halı ihracatının ülkemizin toplam ihracatı içerisindeki payı, bir önceki
yılın aynı dönemine kıyasla % 0.19 oranında artarak % 1.30’a yükselmiştir.
Türkiye’nin halı ihracatına el halısı ve makine halısı ayrımı ile bakıldığında, 2012 yılının Ocak-Haziran
döneminde el halısı ihracatında bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla
% 31.6 oranında düşüş
meydana gelmiş olup, ihracat değeri 67.9 milyon dolar olarak kaydedilmiştir (Şekil 7). 2012 yılı Haziran
ayı sonu itibariyle el halısı ihracatımızda en önemli ülkeler ABD, Japonya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya ve
İngiltere olarak sıralanmaktadır.
59
Türk Halıcığının Tarihçesi
Teknolojik Araştırmalar: TTED 2014 (8) 52-61
Şekil 7. Halı ihracatında el halısı ve makine halısı dağılımı
Makine halısı ihracatımız uzun yıllardan beri artış gösteren sektörlerimiz arasında yer almaktadır. Aynı
dönemde makine halısı ihracatı bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla % 40.2 oranında artmış ve 880.9
milyon dolar olarak kaydedilmiştir.
Makine halısı ihracatımızda en büyük paya sahip olan ülke 188 milyon dolarlık ihracat ve % 21.3’lük
payıyla S.Arabistan öne çıkmaktadır. S.Arabistan’ın ardından 77.8 milyon dolarlık ihracat değeri ve %
8.8’lik payı ile ABD gelmektedir. Libya, 66.7 milyon dolarlık ihracat değeri ve % 7.6’lık payı ile en
büyük üçüncü makine halısı ihracat pazarımız konumundadır.
3. SONUÇ VE ÖNERİLER
Milletleri tarihi bir varlık olarak oluşturan kültürel değerlerin en önemli elemanlarından biri sanat
gelenekleridir. Anadolu’da halı ve düz dokuma yaygı dokumak bir gelenektir. Bu gelenek Orta Asya’dan
bu yana devam etmektedir. Aynı gelenek Asya’da bulunun diğer Türk Devletlerinde de görülür.
İpek yolu ve göçler sayesinde tüm dünyaya yayılan Türk halıları, malzeme, renk, teknik ve motif
açısından birbirine benzemektedir. Ancak bu kadar geniş coğrafya ve uzun zaman içinde meydana gelen
değişmeler neticesinde zaman zaman farklılıklar görülebilir. Türk halılarının taşıdığı gelenekler, Orta
Asya’dan beri devam eden Türk kültür zenginliğini göstermektedir.
Günümüzde halı sektörü, tasarım ve markalaşma çalışmaları ile katma değeri yüksek, kişiye özel ürünler
geliştirebilen, pazar bilgisi sürekli artan emek yoğun bir sektör haline dönüşmüştür. Sektörde istikrarlı bir
büyüme, üretim alt yapısının güçlendirerek, Ar-Ge (Araştırma-Geliştirme) ve Ür-Ge (Ürün Geliştirme)
çalışmalarına ağırlık vererek, sektöre dair gelişmeleri takip ederek, pazar araştırmaları ve tanıtım
faaliyetlerini güçlendirerek sağlanmıştır. Bunlara ek olarak, tasarım ve markalaşma ile katma değeri
yüksek, tüketici taleplerine uygun ürünler geliştirmek ve ihracatta miktar artışına ilave olarak değer
artışının sürdürülebilir olmasını sağlamak da sektörün gelişmesi için çok faydalı olacaktır.
4. KAYNAKLAR
1.
2.
3.
Deniz, B., 2004, “Anadolu-Türk Halı Sanatının Serüveni- I”, Geleneksel Halı Örneklerinin Korunup
Saklanması Eğitimi Semineri, , Bakü.
Deniz, B., 2000, Türk Dünyasında Halı ve Düz Dokuma Yaygılar, Atatürk Yüksek Kurumu, Atatürk
Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları, 284 sayfa, ISBN:9751612829.
Karahan, K., 1989, “Halıcığın Tarihi İçinde Türk Halıcığının Yeri ve Yapısı”, Erciyes Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 3, 131-140.
60
Avcıoğlu Kalebek N., Vuruşkan D., Çoruh E
4.
5.
6.
7.
8.
9.
10.
11.
12.
13.
Teknolojik Araştırmalar: TTED 2014 (8) 52-61
Durul, Y. ve Aslanapa, O., “Selçuklu Halıları; Başlangıçtan 16.yy Ortalarına Kadar Türk Halı
Sanatı”, Akbank Yayınları Türk Süsleme Sanatları Serisi-2, 93 sayfa, İstanbul.
Anonim, 2008, “El Sanatları Teknolojisi, Halı Dokuma 1”, Mesleki Eğitim ve Öğretim Sisteminin
Güçlendirilmesi Projesi (MEGEP), T.C. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Yayınları, Ankara.
Rıfat, R., 2009, “Geleneksel Türk Kilimlerinin Modernizasyonu ve Hazır Giyim Sektöründe
Kullanımı”, 1. Uluslararası Balkanlarda Tarih ve Kültür Kongresi, 217-230, Kosova, Priştine.
Görgünay, N., 1977, “Halıcılığın Kökeni ve Türk Halıcılığının Tarihçesi”, Atatürk Üniversitesi
Ziraat Fakültesi Dergisi, 8(1), 159-175.
Türkmen, N., “Orta Asya Türkmen Halıları ile Tarihi Anadolu-Türk Halılarının Ortak Özellikleri”,
Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları, Ankara, 236 sayfa, 2001, ISBN:9751614910.
Türkmen, N., 1996, “Erken Osmanlı Dönemi Halıları ile XVIII. Ve XIX. yy Orta Asya Türkmen
Halıları Arasındaki Motif ve Kompozisyon Bağlantıları”, Türk soylu Halklarının Halı, Kilim ve
Cicim Sanatı Uluslararası Bilgi Şöleni, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Kültür
Merkezi Başkanlığı Yayınları, 321-336, Kayseri.
Karamağaralı, B., 1996, “Halı Sanatı Üzerine”, Türk Soylu Halklarının Halı, Kilim ve Cicim Sanatı
Uluslararası Bilgi Şöleni, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Kültür Merkezi
Başkanlığı Yayınları, 175-182, Kayseri.
Halı Sektörünün 2012 Ocak-Haziran İhracat Performans Değerlendirilmesi, İtkib Genel Sekreterliği
Ar-ge ve Mevzuat Şubesi, 48 sayfa, İstanbul, Temmuz 2012.
Halı Sektörü, T.C. Ekonomi Bakanlığı Sektör Raporları, İhracat Genel Müdürlüğü Tekstil ve
Konfeksiyon Ürünleri Daire Başkanlığı Yayınları, 11 sayfa, Ankara, 2012.
Türkiye Dokuma Makine Halıcılık Sektörü: Envanter, Projeksiyon ve Analiz, Güneydoğu Anadolu
Halı İhracatcıları Birliği, 87 sayfa, Gaziantep, 2011.
61
Download

İndir - Teknolojik Araştırmalar