T.C.
Ege Üniversitesi
Diş Hekimliği Fakültesi
Pedodonti Anabilim Dalı
ZİHİNSEL ENGELLİLERİN ÜLKEMİZDE VAR OLAN DİŞ
HEKİMLİĞİ HİZMETLERİNE ERİŞİMİNİN
DEĞERLENDİRİLMESİ
BİTİRME TEZİ
Stj. Diş Hekimi Merve TAŞKIN
Danışman Öğretim Üyesi: Prof. Dr. Ertuğrul SABAH
İZMİR - 2015
i
ÖNSÖZ
Okul hayatım boyunca maddi ve manevi desteğini esirgemeyen ve diş
hekimliği mesleğini sevdiren tez danışmanım Prof. Dr. Ertuğrul Sabah’a,
teşekkür ederim. Zorlu okul hayatım boyunca, sabır ve gayretle yanımda olan
aileme de en içten teşekkür ve minnetlerimi sunarım.
İZMİR-2015
Stj. Diş Hekimi Merve TAŞKIN
ii
İÇİNDEKİLER
1. GİRİŞ ......................................................................................................... 1
2. GENEL BİLGİLER....................................................................................... 2
2.1. Engelin Tanımı ................................................................................ 2
2.2. Engellilerin Sınıflandırılması ............................................................ 3
2.2.1. Ortopedik Engelliler .............................................................. 3
2.2.2. Görme Engelliler .................................................................. 3
2.2.3. İşitme Engelliler .................................................................... 4
2.2.4. Dil ve Konuşma Engelliler .................................................... 4
2.2.5. Zihinsel Engelliler ................................................................. 4
2.3. Zihinsel Engelin Tanısı ve Derecelendirilmesi ................................. 6
2.4. Görülme Sıklığı ............................................................................... 8
2.5. Zihinsel Engellilik Önlenebilir mi ? .................................................. 9
2.6. Ne Yapılabilir ? ............................................................................. 11
2.7. Zihinsel Engellilerin Sınıflandırılması ............................................ 13
2.8. Zihinsel Engelliliğin Nedenleri ....................................................... 15
2.9. Zihinsel Engelli Çocukların Özellikleri ........................................... 18
2.10. Zihinsel Engellilerde Ağız ve Diş Sağlığı .................................... 22
2.11. Engelli Hastaya Diş Hekiminin Yaklaşım Teknikleri .................... 24
2.12. Neden Zihinsel Engelli Çocuklar ................................................. 25
2.13. Türkiye’de Zihinsel Engellilerde Diş Hekimliği Uygulamaları ...... 25
2.14. Dünyada Zihinsel Engellilerde Diş Hekimliği Uygulamaları ......... 27
3. GEREÇ VE YÖNTEM .............................................................................. 31
4. BULGULAR .............................................................................................. 38
iii
5. TARTIŞMA ............................................................................................... 46
6. ÖZET ....................................................................................................... 48
7. KAYNAKLAR ........................................................................................... 51
8. ÖZGEÇMİŞ .............................................................................................. 54
iv
GİRİŞ
Son verilere göre engelli bireylerin toplumdaki oranı % 12,29’dur (1) .
Engelli bireylerin sağlık sistemi içerisinde yer edinebilmelerinde zorluklar
bulunmaktadır. Özellikle hiçbir engeli bulunmayan hastaların tedavisinde de
emek gerektiren diş tedavisi engelli hastalar için daha sorunludur. Bunların
nedenleri olarak, diş hekimlerinin engelli bireye yaklaşımındaki deneyim
eksiklikleri, ailelerin sosyo-ekonomik durumunun yetersizliği ve iletişim
kurulamaması gösterilebilir.
Bu çalışma; engelli bireylerin de kolaylıkla tedavi edilebileceğini,
edilemiyorsa da verilen ağız ve diş sağlığı eğitimi ile ağız hijyenlerinin
sağlanıp, durumun daha kötüleşmesine engel olunabileceğini irdelemek ve
hem engellilere hem de ailelerine yalnız olmadıklarını göstermek amacıyla,
Ege Ağız ve Diş Sağlığı ve Diş Hekimleri Derneği ile birlikte yapılmıştır.
Çalışmanın amacı, engelli bireylerin kendilerini güvende hissettikleri,
kendi okul ortamlarındaki sınıflarında, anne, baba ve özellikle dünyaya açılan
en önemli pencereleri olan öğretmenlerinin yanında, kolaylıkla ve yüksek
oranda muayene ve tedavi olabileceklerini göstermektir (11).
Anadolu topraklarında var olan imece ve salmanın diş hekimliği
hizmetlerinde de kolaylıkla kullanılabileceğini, Selçuklu ve Osmanlı vakıf
geleneğini de meslektaşlarımıza hatırlatacağımızı ümit ediyoruz.
1
2. GENEL BİLGİLER
2.1. Engelli Tanımı
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun kabul ettiği Sakat Kişilerin Hakları
Bildirgesi’nde engelli tanımı şöyle yapılmaktadır.
“Normal bir kişinin kişisel ya da sosyal yaşantısında kendi kendisine yapması
gereken işleri, bedensel veya ruhsal yeteneklerindeki kalıtımsal ya da
sonradan olma herhangi bir noksanlık sonucu yapamayanlar.”
WHO-Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan engelli tanımında
hastalık sonuçlarına önem veren bir sınıflama yapılmıştır.
•Noksanlık (Impairment): “Sağlık bakımından “noksanlık” psikolojik, anatomik
veya fiziksel yapı ve fonksiyonlardaki bir noksanlığı veya dengesizliği ifade
eder.”
• Özürlülük (Disability): “Sağlık alanında ‘’sakatlık’’ bir noksanlık sonucu
meydana gelen ve normal sayılabilecek bir insana oranla bir işi yapabilme
yeteneğinin kaybedilmesi ve kısıtlanması durumunu ifade eder.”
• Maluliyet (Handicap): “Sağlık alanında “maluliyet” bir noksanlık veya
sakatlık sonucunda, belirli bir kişide meydana gelen ve o kişinin yaş, cinsiyet,
sosyal ve kültürel durumuna göre normal sayılabilecek faaliyette bulunma
yeteneğini önleyen ve sınırlayan dezavantajlı bir durumu ifade eder (2).
2
2.2. Engellilerin Sınıflandırılması
A. ORTOPEDİK ENGELLİLER
B. GÖRME ENGELLİLER
C. İŞİTME ENGELLİLER
D. DİL VE KONUŞMA ENGELLİLER
E. ZİHİNSEL ENGELLİLER
2.2.1. Ortopedik Engelliler
Kişinin eğitim ve iş yaşamındaki performansını etkileyen, doğuştan ya
da sonradan oluşan, tüm tedavi ve önlemlere karşın sinir sistemi, kas, eklem
ya da iskelet sisteminin normal çalışmasının sağlanamadığı durumdur.
Türkiye’de
son verilere
göre
321.895 kişi ortopedik engelli olarak
tanımlanmaktadır.
Doğumsal
kalça
çıkıklığı,
düz
tabanlık,
boyun
eğriliği,omurga
eğriliği(skolyoz), ekstremite kırıkları, felçliler, Serebral Palsi ve spastikler bu
gruba girmektedir.
2.2.2. Görme Engelliler
Görme fonksiyonunu tamamen ya da kısmen yitirmiş kişi görme
güçlüğü yaşamaktadır. Görme engelli kişi, görme yetersizliğinden çok ağır
derecede etkilenen görsel duyu ile alması gereken uyarıcılardan yoksun
kalan kişidir.
Görme kaybıyla birlikte göz protezi kullananlar, renk körlüğü, gece
körlüğü (tavuk karası) olanlar bu gruba girer.
3
2.2.3. İşitme Engelliler
Bir bireyin işitme eşik düzeyinin, herhangi bir frekansta odyogram
üzerindeki sıfır eşiğinden belirli derecede sapması işitme kaybını gösterir.
İşitme testi sonucunda belirli bir değerin altında çıkan sonuçlarda işitme
engelinden söz edilebilir.
Tek veya iki kulağında tam veya kısmi işitme kaybı olandır. İşitme cihazı
kullananlar da bu gruba girmektedir.
2.2.4. Dil ve Konuşma Engelliler
Konuşmanın herhangi bir çevrede benimsenen sınırın dışına çıkarak
yadırganacak düzeyde bir farklılık ya da sapma göstermesi durumunda
konuşma engelinden bahsedilir.
İşittiği halde konuşamayanlar, gırtlağı alınanlar, konuşmak için alet
kullananlar, kekemeler, afazi, dil-dudak-damak-çene yapısında bozukluk
olanlar bu gruba girmektedir
2.2.5 ZİHİNSEL ENGELLİLER
Zeka; zihnin öğrenme, öğrenilenden yararlanabilme, yeni durumlara
uyabilme ve yeni çözüm yolları bulabilme yeteneğidir. Başka bir deyişle zeka,
zihnin birçok yeteneğinin uyumlu çalışması sonucu ortaya çıkan yetenekler
birleşimidir. En geniş anlamıyla ‘’zihin gücü’’ olarak tanımlanabilir.
Zihinsel Engellilik, doğum öncesi, doğum sırası ve doğum sonrasında
çeşitli nedenlere bağlı olarak gelişimsel dönemde ortaya çıkan, uyumlu
davranışlarda görülen yetersizliğe ilaveten dikkat, algılama, bellek ve
muhakeme gibi genel zeka fonksiyonları açısından normalin altında olma
durumudur.
4
Zihinsel engellilikte üç temek özellik vardır:
1) Genel zeka işlevinin belirgin derecede ortalamanın altındadır.
2) Zihinsel engelli çocukların yaşıtlarına göre sosyal olgunluk ve
beceride belirli şekilde geri oldukları ve bu alandaki gelişimlerinin yavaş
olduğu görülmektedir. Genelde kendilerinden yaşça küçük olan çocuklarla
arkadaşlık etmekten ve oynamaktan hoşlanırlar. Oyun ve toplum kurallarına
uymakta zorluk çekerler. Kuralları güç olan oyunlara katılmak istemezler.
İçinde yaşadıkları toplumun geleneklerine uymakta ve kendi ihtiyaçlarını
bağımsız olarak karşılamakta güçlük çekerler. Bazı duygusal sorunlar ve
kişilik bozuklukları görülmektedir. Kendilerine güvenleri azdır, bağımsız
davranamazlar. Geç ve güç dostluk kurarlar ve dostluk süreleri kısadır. Lider
olamazlar, sorumluluk almaktan kaçınır, bağımlı olmayı tercih ederler.
3) 16 yaşından önce başlaması, konuşma, dikkat, bellek, düşünme gibi
zihinsel işlevlerde belirgin bozukluk görülmekte olup, özellikle bellekte ve
dikkatte görülen bozukluk belirgindir. Zihin engelliğinde; zihinsel işlevlerdeki
bozukluğa eşlik eden başka bir durum da, uyumsal davranışlardaki
yetersizliktir.
Uyumsal davranışlardaki yetersizlik, bireyin kendi yaşından ve kültür
grubundan beklenen kişisel bağımsızlık ve sosyal sorumluluklarını yerine
getirememesi olarak ele alınmaktadır. Uyumsal davranışlara örnek olarak,
insanlarla iletişim kurabilme (dili anlamak), günlük yaşam aktivitelerini
yapabilme (yemek yiyebilme, banyo yapabilme vb), akademik becerilerde
bulunma (okuma, yazma ve aritmetik işlemleri yapabilme) ve bir iş bulup
çalışabilme olarak sıralanabilir.
5
Zihinsel
engeli
olan çocuklarda
gelişmenin aşamaları,
örneğin,
konuşma, yürüme vb. yaşıtlarına göre belirgin derecede geç olmaktadır.
Zihinsel engelliliğinin belirtileri doğumda ortaya çıkabileceği gibi, çocukluk
döneminin sonunda da kendisini gösterebilmektedir.
Belirtilerin başlama zamanı zihinsel engelliliğine neden olan hastalığa
bağlı olarak değişir. Hafif derecedeki zihinsel engelliliğinin tanımlanması okul
öncesi eğitim devresinde, sosyal, iletişim veya akademik becerilerdeki
yetersizlikle açığa çıkabilir.
2.3. Zihinsel Engelliliğin Tanısı ve Derecelendirilmesi
Zihinsel engelliliğin değişik belirtileri vardır. Örneğin; oturma, kalkma,
emekleme ve yürümeyi diğer çocuklardan daha geç olarak yapar.
 Geç konuşur veya konuşmasında sıkıntılar görülür,
 Öğrendiklerini çabuk unutur. Hatırlamada zorlukları vardır,
 Alışverişte, para hesabında ve sosyal kurallara uymada sıkıntılıdır,
 Sorun çözmede ve/veya mantıklı düşünmede başarısız olur.
Zihinsel engelliliğini tanımlamak üzere geliştirilmiş değişik testler
bulunmaktadır. Zeka testi ile kişiden belli soruları yanıtlaması ve sorunları
çözmesi istenir. Test, daha sonra değerlendirilerek, zeka derecesi ölçülür.
IQ oranı
1-Sınırda mental kapasite (IQ: 70-80)
2-Hafif (IQ: 50-69)
3-Orta (IQ: 35-49)
4-Ağır (IQ: 20-34)
5-Çok ağır (IQ: 20’nin altında)
6
engel %'si
25
50
70
90
100
Resmi gazetede yayınlanan ‘Özür Oranları Cetveli’nde, obsesif
kompulsif bozukluk ve travma sonrası stres bozukluğu durumlarına da
% verilmektedir. Türkiye'nin deprem kuşağında bulunması
nedeniyle olası yer sarsıntıları sonrası uyku sorunu olan insanların da bu
tanı altında özür oranı %'si alması, tanı için testin yeterli olmadığını
göstermektedir (3).
Uygulanan testlerin güvenilirliği birbirlerinden farklıdır. Bu testler,
doğuşta var olan zeka yetisini ölçmeyip, deneyim ve öğrenimle gelişen zeka
düzeyini ölçer. Sonuçlarda hata payları vardır.
Uygulanan testten veya çevresel koşullardan kaynaklanabilen bu
hatalar, test sonucunu da etkiler.
Zeka testleri kullanıldıkları toplumun kültürel yapısına uygun olmalıdır.
Testi Yapan Kişi : Zeka testi deneyimli psikologlar tarafından
yapılmalıdır.
Çocuğun Yaşı: Yaş büyüdükçe zeka testinin güvenilirliği artar. 6 yaşın
altında uygulanan testlerde hata oranı daha fazladır. Daha küçük çocuklara
da, gelişim testleri uygulanır. Bu testlerle, çocuğun yaşına uygun, konuşma,
sosyalleşme, hareket ve becerileri kazanıp kazanmadığına bakılır (8).
Çocuğun test anındaki bio-psikolojik durumu: Teste, uykusuz, yorgun ve
aç bir şekilde alınan çocuktan değerlendirmeye uygun yanıtlar alınamaz.
Doğumdan itibaren, özellikle eğitimli ailelerde, merak uyandıran
konulardan biri de çocuklarının zeka düzeyidir. Gelişim döneminde çocuğun
hareketleri ve tavırları çevresindekilerce izlenir. Ölçüm yaptırarak öğrenme
isteği duyarlar (8).
7
2.4. Görülme Sıklığı
Zihinsel engelliliğin toplumda ne kadar sıklıkta bulunduğunu ve her yıl
topluma ne kadar zihinsel engelli kişinin katıldığını hesaplamak son derece
zordur. Çünkü, hafif dereceli zihinsel engelliliğin tanısı çok zordur, bu
genellikle kötü okul performansına dayanır. Bu nedenle hafif zihinsel
engelliliğin sıklığı yerleşim yerleri ve sosyal sınıflar arasında belirgin
farklılıklar gösterir, doğal olarak, mevcut olana göre ancak az sayıdaki
olgu tanımlanarak belirlenebilir (18).
Zihinsel engelliliğin toplum içindeki sıklığının belirlenmesinde bir
diğer sorun da, her geçen gün yeni olgu gruplarının tanımlanarak ekleniyor
olmasıdır. Örneğin Prader - Willi sendromu 1956'da, Rett sendromu 1966'da
ve perinatal sitomegalovirus infeksiyonu 1970'lerde tanımlanmıştır.
Toplumda tüm özürlülerin onda birini zihinsel engellilerin oluşturduğu
kabul edilmektedir. Yapılan araştırmalar toplumun (saptanabildiği kadarıyla)
%1'inin, hafif olgularla beraber en az %3'ünün zihinsel engelli olduğunu
göstermektedir. Tüm dünya üzerinde, 'orta ve hafif dereceli zihinsel
engellilerin alınması kaydıyla, en az elli milyon zihinsel engelli insan olduğu
kabul edilmektedir ve 2025 yılına kadar bu engellilerin dörtte üçünün
gelişmekte olan ülkelerde bulunacağı tahmin edilmektedir. Çünkü gelişmekte
olan ülkelerde nüfus artışı hızlıdır; öte yandan, eskiden erken yaşta ölen bu
çocukların artık ihtiyaçları olan hizmetlerin verilmeye başlamasıyla da yaşam
süreleri uzatılacak ve sonuçta sayı artacaktır.
Yukarıda zihinsel engelliliğin toplumdaki sıklığını belirlemede
kullanılan teorik çan eğrisi hesaplamalarının aslında adaptif davranış
becerilerin sıklığını ölçmekte çok da başarılı olmadığını bildiren çalışmalar
8
vardır. Baroff 1991 yılında toplumun %0.9'unun zihinsel engelli olduğunu
bildirirken, McLaren ve Bryson birçok epidemiyolojik çalışmanın sonucuna
dayanarak tüm toplum tarandığında bu oranın %1.25 olduğunu
savunmuşlardır (13). Zihinsel engelliliğin sıklığını ölçmek için okul kayıtları
veri olarak alındığında ve özel eğitim hizmetlerinin planlanması için yapılan
hesaplamalarda; gelişme gerilikleri, öğrenme zorlukları ve otizm dahil
edildiğinde zihinsel engellilik oranı %2.5'e kadar ulaşmaktadır.
Zihin engelli bireylerin %89'unun hafif, %7'sinin orta ve %4'ünün de
ağır düzeyde oldukları kabul edilmektedir (13).
Ülkemizde zihinsel engelli bireylerin sıklığını tam olarak bildiren veriler
bulunmamaktadır. Ancak genel bir hesaplama ile toplumumuz için % 1
ve % 3 oranları doğru kabul edildiğinde yetmiş milyon nüfus için zihinsel
engelli kişi sayısı
700 000; hafif ve bir kısım orta derecedeki (tanımlanma güçlüğü fazla olanlar)
olgularla birlikte bu sayı en az 1 450 000 civarında olmaktadır (13,14).
2.5. Zihinsel Engellilik Önlenebilir mi?
1) Zeka engelliliğinin özgün olmayan korunması, toplumun genel
sağlığını ve yaşam standartlarını geliştirmekle sağlanır. Zeka engelliliği için
oluşturulacak koruma programları, genel sağlık plan ve programlarına
entegre edilmelidir (6).
2) Yakın akraba evlilikleri önlenmeli, anne ve çocukların beslenmesi
üzerinde titizlikle durulmalıdır (6,11).
3) Gebelik, doğum ve doğum sonrası iyi bir bakım mental ve fiziksel
sakatlığın
görülme
sıklığını azaltacağından,
anne
çalışmalarında halka kaliteli bir hizmet sunulmalıdır (6).
9
ve
çocuk sağlığı
4) Enfeksiyonların ve parazit hastalıklarının önüne geçilmesi de zeka
engelliliğinin önlenmesine katkıda bulunacaktır (7,8).
5) Koruma programlarının önemli bir bölümünü de çevredeki kimyasal
ve fiziksel zararlı etkenlerden korunmak oluşturmalıdır (6,7).
6) Zeka engelliliğinden kaynaklı kazaları azaltmada, küçük çocuklar için
uygun çevre ve ilkyardım hizmetlerinin geliştirilmesi önemlidir (6).
7) Zeka gelişimini artırmada, sosyal ve çevresel eğitimin canlandırılması
esastır. Bunu başaramayan ailelere uygun gözlemcilerin sağlanması gerekir.
8) Genetik danışma, prenatal teşhis, erken tanı ve uygun tedavi, genetik
temelli zeka engelliğini önlemede önemlidir (6,7).
9) Yeni doğanda tarama testleri, yaşamın 3-5. günlerinde özel filtre
kağıtlarına emdirilerek alınan ve belirli merkezlere gönderilen kapiller kan
örneklerinden yapılmaktadır. Konjenital hipotiroidi ile fenilketonüri rutin olarak
taranmalı ve test sonuçları pozitif olanlar kesin tanı için incelemeye
alınmalıdır (9).
10) Koruma programları, ülkenin gerçekleri göz önüne alınarak
planlanmalı, sık görülen hastalıklara ve kaynaklara göre ayarlamalar
yapılmalıdır (6).
11) Zeka engelliliğinin nedenlerinin araştırılmasına destek olunmalıdır.
Koruma programlarının etkisi ölçülmeli ve sürekli izlenmelidir (6,7).
10
2.6. Ne Yapılabilir?
Zihinsel engelliliği teşhis edilir edilmez, engellinin tam bir tıbbi
muayenesinin yanı sıra, aile, sosyal ve eğitim hayatıyla ilgili bilgiler aileden,
okul ve hastane kayıtlarından elde edilmelidir.
Çocuklara, günlük yaşam, kas kontrolü, iletişim ve sosyal yaşantı ile
ilgili performanslarını ölçen testler uygulanmalıdır. Günümüzde normal
gelişim gösteren bireylerin olduğu kadar, gelişim geriliği olan bireylerin de
eğitimine ve toplumsal yaşama olan katkılarına verilen önem giderek
artmaktadır (16).
Önlemler alınarak engelliliğin oluşması önlenmekte veya en uygun
şekilde tedavi edilmektedir. Önlemlerin başında, doğum öncesi dönemden
başlayarak anne ve baba adaylarının bebeğin gelişimi ve eğitimi konusunda
bilgilendirilmesi gelmektedir (16).
Bilgilenme, olası sorunlar ve bebeğin gelişmesindeki herhangi bir
gecikmenin
erken
fark
edilmesini
ve
erken
eğitime
başlanılmasını
sağlamaktadır. Engelliliğin fark edilmesinde, tedavisinde ve en uygun eğitim
hizmetlerinin
verilmesindeki
gecikmeler, çocuğun
eğitimden yeterince
yararlanamamasına neden olmaktadır (16).
Çocukların her birine, kendisine uygun, bireyselleştirilmiş eğitim, 3-21
yaş arasında okul sistemi içinde verilmelidir. Eğitime ne kadar erken
başlanırsa, başarının o derece yüksek olacağı bilinmektedir (16).
Bu çerçevede, 3 yaş öncesinde erken görüşme programları, öneriler ve
erken tedavi programları verilebilir. Engelli çocuğa, okul eğitimleri sırasında,
yemek yeme, tuvalet temizliği becerileri kazandırılmaktadır (16).
11
Konuşma eğitimi ve sosyal programların, spor aktivitelerinin engelli
çocuğa yardımdaki etkinliği tartışılmazdır. Zihinsel engelliliğinin düzeyine
bağlı olarak, çocuğa bağımsız yaşama becerisi ve iş eğitimi erken adolesan
dönemde verilmelidir. Orta ve hafif zihinsel engeli olan bireylerin kendi
kendilerine yetebilmeleri ve mutlu olabilmeleri mümkündür.
Zihinsel engelli çocuklara verilecek eğitimin planı çocuğun kişisel
becerilerini artırmayı hedeflemelidir. Bu plan içerisine, anne ve baba dahil
edilmelidir. Eğitim veren kurumların vazgeçilemeyecek elemanı da özel
eğitimcidir.
Bunun dışında, çocuğun gereksinimlerine göre, fizyoterapist, çocuk
hekimi, çocuk diş hekimi, meslek terapisti, dil terapisti, psikolog, eğlence
servisinin elemanları, taşımacılık eğitimi veren bireyler ile aile eğitimcileri
bulunmalıdır (6,13).
Çocuklara okul eğitimlerinin dışında sosyal aktiviteler ve ilaç tedavisi
konularında da destek olunmalıdır (6). Zihin engelli çocuklara sosyal yönden
verilecek destek, çocuğu tedavi edici ve daha sonra oluşacak olumsuzlukları
önleyecek özellikte olmalıdır. Sosyal aktiviteler çok çeşitli olup, eğlence
programları düzenleme, spor aktivitelerine katılma, yaş günü partileri yapma,
hayvanat bahçelerine ziyaretlerde bulunma vb. gibi sıralanabilir (6).
İlaç tedavisi, zihinsel engellilikte veya gelişme geriliğiyle birlikte bulunan
psikiyatrik durumlarda gereklidir. Bu durumlar, şiddetli depresyon, obsesif
konvulsif
hastalık,
dikkat
bozukluğu,
hiperaktivite
ya
da
psikiyatrik
hastalıkların diğer formlarıdır. Özellikle, epileptik hastalarda tedavinin düzenli
olması hayati önem taşır (7).
12
Zihinsel engelli bireylerin ailelerine yardım son derece önemlidir. Sıcak
bir aile ortamının sağlanması, zihinsel engelli bireylerdeki tüm potansiyeli
açığa çıkaracak tek yoldur. Bu hedeflere ulaşabilmelerinde zihinsel
engellilerin, uygun ve yeterli eğitime, toplumsal, sosyal ve bireysel desteğe
ihtiyaçları vardır.
Zihinsel engelli bir çocukla birlikte olmak, aile için, belki bir ömür boyu,
çok zorlu, sabırlı ve çoğu zaman tek başına mücadele etmek anlamına
gelmektedir. Ailenin yaşadığı güçlüklerin en başında, konu hakkındaki bilgi
eksikliği gelmektedir. Psikolojik nedenler, çevre ile ilgili sebepler, ekonomik
sorunlar, eğitim ve sağlık kuruluşlarına ulaşabilme durumu, karşılanamayan
giderler aileyi zaman zaman aşırı derecede sıkıntıya sokan, toplumsal
yalnızlık duygusuna kapılmasına neden olan belli başlı sorunlardır (6).
Unutulmamalıdır ki; tedavi kavramından anlaşılan, çocuğun yeterli zeka
düzeyine erişmesini sağlamak değil çocukta var olan potansiyelin en iyi
şekilde kullanılmasını sağlamaktır. Gerçekçi ve sabırlı olunması gereklidir.
2.7. Zihinsel Engellilerin Sınıflandırılması
Zihinsel Engelli çocuklar homojen bir grup değildir. Bireysel farklılıklar
gösterirler.
Bu
nedenle,
zihinsel
engellileri
sınıflandırmaya
gerek
duyulmuştur.
Amerikan Zihinsel Özürlüler Derneği zihinsel engelli çocukları şu şekilde
sınıflandırmaktadır (1992);
13
Hafif Derecede Zihinsel Engel,
Orta Derecede Zihinsel Engel,
Ağır Derecede Zihinsel Engel,
Çok Ağır Derecede Zihinsel Engel ( 10 ).
Hafif derecede zihinsel engel: temel okuma-yazma ve sayma
becerilerini kazanmada yaşanan problemler sonucu ortaya çıkar. Zeka
bölümü puanı 50-55 ile 70 arasındadır. Bu çocukların motor gelişimlerinde
normal gelişim gösteren çocuklara göre daha fazla gerilik görülür.
Orta derecede zihinsel engel; sosyal, duygusal ve dil gelişimi
alanlarında gecikmenin olması, davranış problemlerine rastlanması, temel
okuma-yazma ve sayma becerilerinde problemlerin görülmesi sonucu ortaya
çıkar. Zeka bölümü puanı 35-40 ile 50-55 arasındadır. Motor gelişimleri
yaşıtlarına göre daha geri olmaktadır. Günlük bakımlarında kısmen bağımsız
olabilirler.
Ağır derecede zihinsel engel; ciddi biçimde konuşma ve dil gelişimi
güçlüğü, sosyal, duygusal veya davranış problemleri, temel öz bakım
becerilerinin öğrenilmesinde ortaya çıkan gecikme durumunda görülür. Zeka
bölümü puanı 20-25 ile 35-40 arasındadır. Algısal yetenekleri çok zayıftır.
Sözel yönergeleri anlamada güçlük çekerler. Bakımları için sürekli birisine
ihtiyaç duyarlar.
İleri derecede zihinsel engel; klinik bakıma gereksinim duyan, zeka
bölümü puanı 20-25’ in altında olan grubu kapsar. Tam bir denetim gereklidir.
Kendilerine bakamaz ve koruyamazlar (Çağlar 1979, Anonim 1999).
Eğitimciler ise çocukları zeka düzeylerine uygun eğitim verebilmek
amacı ile eğitim ihtiyaçlarına göre şu şekilde sınıflandırmaktadırlar (Hallahan
ve Kauffman 1988).
14
Eğitilebilirler,
Öğretilebilirler,
Öz bakım.
Biz de eğitsel sınıflandırma üzerinde duracağız.
Eğitilebilir Zihinsel Engelliler:
Zeka bölümü, çeşitli ölçeklerde sürekli olarak 45 ile 75 arasında olan ve
okuma, yazma, matematik gibi temel akademik becerileri öğrenebilecek olan
zihinsel engellileri kapsamaktadır. Bu çocukların dikkat süreleri sınırlı, motor
gelişimleri normal gelişim gösteren yaşıtlarına yakındır, sözel yönlendirmeleri
anlarlar ve sosyal uyumda sınırlı derecede güçlük yaşarlar.
Öğretilebilir Zihinsel Engelliler:
Zeka bölümü, çeşitli ölçeklerde 25 ile 44 arasında olup da sağlık
kurumlarıyla
işbirliği
içerisinde
gerçekleştirilecek
özel
eğitim
ve
rehabilitasyona muhtaç olan ve aldıkları eğitimle günlük yaşam aktivitelerini,
öz bakım becerilerini ve sosyal davranışları öğrenebilecek olan zihinsel
engellileri kapsamaktadır. Motor gelişimlerinde gerilikler olabilir.
Öz Bakım Zihinsel Engelliler:
Zeka bölümleri, çeşitli ölçeklerde sürekli olarak 0 ile 25 arasında olup da
hayata kesinlikle uyum sağlamayan ve sağlık kurumlarında devamlı bakıma
muhtaç olan zihinsel engellileri kapsamaktadır (19).
2.8. Zihinsel Engelliliğin Nedenleri
Zihinsel engellilik bir hastalık değildir. Bir duruma neden olan bilinen
veya bilinmeyen değişik etken vardır. Çocuklarda davranış gelişimi, kalıtım
15
ve çevreden etkilenmektedir. Zekanın gelişiminde de kalıtımın etkisi
büyüktür.
Zihinsel engele neden olan etkenler aşağıdaki gibi sıralanabilir.
1) Gebelik Öncesi Nedenler,
2) Doğum Sırasında Nedenler,
3) Doğumdan Sonraki Nedenler,
4) Diğer Nedenler (4).
1) Gebelik Öncesi Nedenler:
Doğrudan anne ve babadan kaynaklanan nedenlerdir.
A- Kalıtım,
B-Annenin geçirmiş olduğu hastalıklar ( rubella, alman kızamığı, frengi,
teksa, menenjit…),
C-Zehirlenmeler,
D- Yüksek dozda alınan ilaçlar,
E- Yetersiz ve dengesiz beslenme,
F- Röntgen ışınları,
G- Anne-babanın alkol ve uyuşturucu madde bağımlısı olması,
H-Fiziksel anomaliler,
I-Akraba evliliği,
İ-Annenin menopoz dönemine yakın olması,
J-Kan uyuşmazlığı,
2) Doğum Sırasındaki Nedenler:
Doğum
sırasındaki
oluşabilecek
nedenlerdir.
16
aksaklıklardan
kaynaklanan
Bunlar:
A-Doğumun doktor kontrolünde gerçekleştirilmemesi,
B-Çocuğun ters doğması ( Makattan, omuzla, yan geliş ),
C- Hatalı forseps veya sezaryen yapılması,
D- Erken doğum, geç ve ya güç doğum,
E- Kordon dolanması ve asfiksi.
3) Doğumdan Sonrası Nedenler:
A- Çocukluk çağında beyin ve beyin zarı iltihabı, kızamık, kızıl vb. ateşli
hastalıklar,
B- Doğumdan kısa süre sonra mikrobik sarılık,
C- Göbek kordonunun bağlanamaması sonucu kanama,
D- Baş üzerine düşmeler,
E- Geçirilen çeşitli kazalar,
F- Bebeklikte uyuşturucu madde verilmesi ( sakinleşmesi için ),
G-Yetersiz beslenme,
H-Gıdalardaki katkı maddeleri.
5) Diğer Nedenler:
A- Beden rahatsızlıkları,
B- Kalıcı veya geçici bozukluklar ( görme, işitme, vb. ),
C- Çeşitli ruh hastalıkları,
D- Maruz kalınan olumsuz çevre, yoksul çevre,
E-Yetersiz öğrenme yaşantısı.
Zihinsel engellilik, hiçbir bozukluk, anormallik olmadan da çevre
şartlarının yetersizliği ve olumsuzluğu nedeniyle ortaya çıkabilir. Evde
zihinsel engelli bireyin olması, fiziksel şartların elverişsizliği, beslenme ve
17
sağlık sorunları, anne çocuk arasında iletişim bozukluğu, ailenin ekonomik
yetersizliği, sosyal yaşam eksikliği, çevrenin yetersizliğini gösterir. Çevre
şartları da zihinsel gelişimi önemli derecede etkilemektedir. Zengin uyarıcılar
ve motivasyon, zihin gelişimini ve başarıyı olumlu yönde etkiler (6).
2.9. Zihinsel Engelli Çocukların Özellikleri
Zihinsel engelli çocukların gelişimleri, normal zekaya sahip olan
çocukların gelişiminden farklılıklar taşır. Beslenme, cinsellik gibi biyolojik,
sevilme, ödüllendirilme, başarılı olma, kabul görme, uygun bir iş ve eş seçme
gibi sosyal gereksinimleri açısından ise normal çocuklarla aynı istek ve arzu
içerisindedirler.
Zihinsel engelli çocuklara uygun eğitim sağlandığında ve yeterli destek
verildiğinde var olan kapasitelerini en üst düzeyde kullanmayı başarabilirler.
Bu çocukların gelişim özelliklerini bilirsek, eğitim, davranış yönünden
yaklaşımımız çok daha olumlu ve verimli olacaktır.
Zihinsel Engelli Çocukların Özellikleri:
A-Bedensel ve Motor Özellikleri
B-Zihinsel Özellikleri
C-Sosyal Özellikleri
D-Kişilik Özellikleri
E-İş ve Çalışma Yaşamı Özellikleri
18
A- Bedensel ve Motor Özellikleri
-Beden gelişimleri geri veya tamamen durmuş olabilir.
-Zeka özrünün getirdiği bir takım bedensel özellikler taşıyabilirler.
-Baş yapıları farklılık taşıyabilir.
-Diş deformasyonları, anomalileri ve diş çürükleri sık görülebilir.
-Beden gelişimleri yaşıtlarına göre ağırdır.
-Yaşıtlarına göre kaslar gevşek ve güç eksikliği vardır.
-Yaşıtlarına göre daha sık hasta olurlar.
-Yaşıtlarından çok daha fazla ve kalıcı sağlık sorunları vardır.
-Görme, işitme ve ortopedik ek özürleri olabilir.
-Karmaşık hareketleri uyum içinde yapmada zorlanırlar.
B-Zihinsel Gelişim Özellikleri
-Akademik kavramları geç ve güç öğrenirler. En çok sıkıntı duydukları alandır
ve bu alanda en basit konuyu öğrenmeleri bile çok tekrar ve uzun zaman
gerektirir.
-Dikkat süreleri kısa ve dikkatleri çok dağınıktır.
-İlgileri, konu ne derece çekici olursa olsun kısa sürelidir.
-Soyut kavramları çok geç ve güç kavrarlar. Somut kavramı öğrenmeleri bir
derece daha kolay olur. Bu nedenle soyut kavramlar öğretilirken somut
örnekler vermek daha faydalı olur.
19
-Zaman kavramı çok geç ve güç yerleşir.
-Konuşmada sorun yaşarlar. Sözcüklerin yerinde kullanımı, doğru telaffuz
etme ve cümle kurma alanlarında güçlük yaşarlar.
-Cümleler iki veya üç sözcükten oluşur, basittir.
-Konuşmada olduğu kadar, söyleneni anlamada da güçlük yaşarlar. Onun
için basit cümlelerle tek tek,net bir dil kullanarak konuşmak anlamalarını
kolaylaştırır.
-Aldıkları bilgileri genelleme ya da sınıflama yapamazlar.
-Öğrendiklerini ve kazandıkları bir bilgiyi başkasına aktarmada çok zorlanırlar
ya da bunda başarısız olurlar.
-Yeni durumlara uyum sağlamada güçlük çekerler. Yeni ortamlara girerken
gerginlik, direnme ve kaçma eğilim gösterirler. Bu nedenle yeni ortama
girerken bol bol destek göstermek gerekir.
-Ufak tefek engeller karşısında hemen pes ederler.
-Başladıkları işin ilk basamağında hata yaparlarsa kırılıp işi sonuna kadar
sürdürmekten vazgeçerler.
-Öğrendiklerini çabuk unuturlar.
-Uzak gelecekle bir ilgileri yoktur.
-Algıları ve tepkileri basittir.
-Duygu ve düşüncelerini bağımsız olarak ifade etme gücünden yoksundurlar
ve desteğe gereksinim duyarlar.
20
C-Sosyal Gelişim Özellikleri
-Kendilerinden yaşça küçük olanlarla arkadaşlık etmekten hoşlanırlar.
-Yakın çevre ile dostluk kurmada zorlandıkları gibi bunu sürdürmede de
başarısızdırlar.
-Grup içinde başkaları tarafından yönlendirilirler.
-Oyun ve toplum kurallarına uymada zorlanırlar.
-Desteklenmedikleri sürece giyimlerinde gariplik olur.
-Görgü kurallarını öğrenmede ve bunları yerine getirmede zorlanırlar.
-Sosyal ilişkilerinde bencildirler.
-Sosyal faaliyetlere ilgileri azdır.
-Sosyal kabul görmelerini sağlayacak becerileri çok azdır veya hiç yoktur.
D-Kişilik Özelikleri
-Kendilerine güvenleri yoktur, bağımsız hareket etmekten çekinirler
-Cesaretleri çok kolay kırılır.
-Amaca ulaşmak için fazla çaba harcamazlar.
-Geç ve güç dostluk kurdukları gibi dostluk süreleri çok kısadır.
-Sorumluluk almaktan kaçınırlar.
-Kendi başlarına bir işe başlama arzuları yoktur.
-Birlikte oldukları kişinin duygu ve düşüncelerini kabullenmeleri güçtür.
-Duygularını ifadede güçlük çekerler.
21
E-İş Ve Çalışma Özellikleri
-Yaşıtları gibi bir iş sahibi olup üretken olmaktan büyük zevk alırlar.
-Kontrol altında basit pek çok işi yapabilir ve meslek sahibi olabilirler.
-Parçadan bütüne gidilerek iş öğretildiğinde başarılı olurlar.
-Monoton işleri yapmada başarılıdırlar.
-Belli bir grubu mesleki eğitim alabilir.
-Bedenen çalışmaktan zevk alırlar.
-İşlerine bağlıdırlar.
-Yavaş düşünür, yavaş kavrar ve işlerini yavaş yaparlar.
-Başarısızlığa uğradıklarında kendilerine olan güvenlerini yitirir ve bir daha o
işe dönmeleri zor olur(20).
2.10. Zihinsel Engellilerde Ağız ve Diş Sağlığı
Yaşam kalitesi, sağlıklı bireylerin bir başka insana ya da makineye
gereksinme duymaksızın yaptıklarının tümüdür. Basit gibi görülen günlük
yaşam aktiviteleri, engellilerde bir başka insan yardımıyla karşılanmaktadır.
Özellikle ağır engel gruplarında (örneğin zihinsel engelliler) kişisel bakımın
başkaları tarafından üstlenilmesi gerekmektedir. Bu tip engellilerde, diş
sağlığı sorunları yaşanmaktadır. Bu sorunların çözümleri, daha çok, bu
konuda uzmanlaşan diş kliniklerinde yapılmaktadır.
Engellilerde en önemli sorun olarak görülen kişisel öz bakım yetersizliği,
eğitim sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Koruyucu hizmetler ve en
azından bakımı üstlenen kişilerin bilinçlendirilmesi özel önem taşımaktadır.
22
Ağır bir zihinsel engeli olan ve kişisel bakımını üstlenemeyen bir birey
düşünün, dişleri ağrıyor ve sorunun nereden kaynaklandığını anlamakta ve
tanımlamakta zorlanıyor. Ülkemizde, bu sorunları yaşayan 2.5 milyon insan
olduğu bilinmektedir (5).
Nüfusun % 10 - 12' si, 6.5-7 milyon engelli, ağız ve diş sağlığı sorunları
yaşamaktadır. Bu konuda toplum olarak bilinçlenmek bize daha sağlıklı
günler getirecektir. Sağlıklı bireylerde yüzde 85-90'ında ağız ve diş sağlığı
sorunları yaşanırken, bu oranın engellilerde yüzde 100' e yakın olacağı var
sayılmaktadır (15).
Genel olarak zihinsel ve fiziksel engellilerde, sorunun kaynağının
bulunması ancak hastalık oluştuktan ve ağrı verici duruma geldikten sonra
mümkün olmaktadır. Yutkunma güçlüğü olan engellilerde kötü beslenmeye
bağlı olarak ek bir sorun yaşanmaktadır. Ağız ve diş sağlığı sorunları, genel
sağlık sorunlarının yanı sıra, engel tipine göre değişen tıbbi rahatsızlıklara
eşlik etmektedir (15).
Engelli bireylerde ağız ve diş sağlığı sorunlarıyla uğraşımda, özel bilgi
ve eğitim gerekmektedir. Engellilerde genel sağlık sorunları, yaşamı birincil
olarak etkilediğinden, ağız ve diş sağlığı ikinci planda kalmakta ve kişinin
yaşam şeklini olumsuz yönde etkilemektedir. Engellilerde olağan ağız
bulgusu olarak, diş etlerinde kanama, çürük dişler, kötü ağız kokusu, yutma
sorunları ve salya akması ile sıklıkla karşılaşılmaktadır. Tedavi karmaşık
olmakta ve özüre göre çeşitli zorluklar içermektedir (12).
Farklı IQ seviyelerinin, mental engelli çocuklarda ağız ve diş sağlığını
etkilediği düşünülmektedir. Bu amaçla yapılan bir çalışmada, aile ve
öğretmenlere verilen ağız hijyeni eğitiminin, farklı IQ seviyelerine sahip
23
çocukların ağız sağlığı durumu üzerindeki etkileri karşılaştırılmalı olarak
değerlendirilmiştir (12).
2.11. Diş Hekiminin Engelli Hastaya Yaklaşımı
Engellilerde sağlıklı bir ağız ortamının şekillendirilmesinde temel amaç,
bireyin diş sağlığı hizmetinden yararlanmasını sağlamaktır. Sağlıklı bireylerde
olduğu gibi engelli bireylerde de diş sağlığı sorunları kişiden kişiye farklılık
göstermektedir. Engelli bireyin kişiliğine, duygusal durumuna, hastalığın
medikal durumuna ve engelinin durumuna göre uygulanacak tedavi ve
psikolojik davranış seçenekleri de değişmektedir. Hafif sedasyon ya da genel
anestezi gibi tedavi yöntemleri uygulanabilir. Engelli bireye psikolojik
yaklaşımda, en önemli boyut, hastanın tedaviyi yapacak olan diş hekimiyle
uyumunun sağlanmasıdır. Bu uyum, hastanın gelişmişlik düzeyi (zihinsel
kapasitesi), kişiliği, o an yaşadığı duygu yoğunluğu, sağlık durumu ve
kendine yetebilme düzeyi, hastalığın tedavi edilebilirlik olasılığına bağlı olarak
farklılıklar gösterebilir.
Hastanın rahat bir ortamda tedavi edilebilmesi için gerekli güven
ortamının yaratılması sırasında hastanın diş hekimiyle iyi bir ilişki kurması,
hastaya, muayene sırasında ve sonrasında hiçbir ağrı uyaranı verilmemesi
ve ağrı duyumunun kontrol edilmesi koşullarının oluşturulması gerekir.
Hastaya yapılacak, tedavi onun anlayacağı dilden anlatılmalıdır. Ağır zihinsel
engellilerde bu mümkün olmadığından bu bilgilendirmenin bireyin yakınlarına
yapılması gerekmektedir. Çok küçük çocuklarda, çocuğun anne ve babadan
ayrılması,
çocuğu
hırçınlaştıracağından,
24
anne
ve
babanın
ortamda
bulunmasına izin verilebilir. Diş hekimlerinin hastayla olumlu iletişim
kurabilmek için, sakin bir ses tonu ve tane tane konuşarak ve emredici
olmadan yaklaşmaları büyük yarar sağlamaktadır (7,11).
Yapılacak işlem önemsiz de olsa ağrı oluşumuna izin verilmemelidir.
Engelli bireyler, genelde uyaranlara toleranslı olmakla birlikte bir kısım bu
uyaranlara olumsuz yanıtlar da verebilmektedir. Bu durum, daha çok
yaşanmış
olumsuz deneyimlerden
kaynaklanmaktadır.
Engelli
bireyin
yakınları, bir tedaviye başlamadan ve onu kliniğe getirmeden önce, o bireyi
olumlu yönde hazırlamalıdır. Engelli bireyle, diş hekimleriyle önceden
yaşanmış olumsuz deneyimler de, paylaşılmamalıdır. Önceden yapılacak
olumlu yaklaşımlar, diş hekimlerinin tedavilerini kolaylaştıracaktır (5,11).
2.12. Neden Zihinsel Engelli Bireyler?
Engelliler şemsiyesi altındaki bireyler içinde ağız ve diş sağlığı
hizmetlerinden yararlanma açısından en dezavantajlı grubu zihinsel engelliler
oluşturur. Normal popülasyonla kıyaslandığında, engelli bireyler daha fazla
oral-dental problemlere sahip olmalarına rağmen daha düşük seviyelerde
ağız diş sağlığı hizmeti almaktadırlar. Özellikle genetik etiyolojiye bağlı
gelişen mental retardasyon olgularında, koordinasyon güçlüğü nedeniyle ağız
ve diş sağlığı hizmetlerinin sunulmasında engellerle karşılaşılabilmektedir.
Mental retarde bireylerin ağız sağlığının geliştirilmesi ve idame ettirilmesi için
ağız-diş yapısı, fiziksel engeller, özel diyetler ve kullandıkları ilaçlar gibi özel
ihtiyaçları bilinmeli, iyi bir iletişim kurularak ihtiyaçları karşılanmalıdır (17).
25
2.13. Türkiye’ de Zihinsel Engellilerde Diş Hekimliği Uygulamaları
Ülkemizde zihinsel engelli çocuklarla yapılmış çalışmalar oldukça
sınırlıdır. Aşıcı ve arkadaşları diş erozyonu ve DMFT değerlendirilmesini
sağlıklı ve zihinsel engelli çocuklar üzerinde karşılaştırmalı olarak yapmıştır.
Bu çalışma, 4 -18 yaşları arasında 30 sağlıklı, 30 zihinsel engelli olmak
üzere, toplam 60 çocuk üzerinde yürütülmüştür. Çocukların muayenesi,
erozyon konusunda ön eğitim almış üç eğitimli diş hekimi tarafından
yapılmıştır (9).
Dental erozyon prevalansının değerlendirilmesi amacıyla, O’Sullivan
dental erozyon indeksi kullanılmıştır. İndeks skorları, etkilenen diş yüzeyi,
erozyonun derecesi ve etkilenen diş yüzey alanları ile tanımlanmıştır.
Çalışma sonucunda, zihinsel engelli çocuklarda sağlıklı çocuklara oranla diş
erozyon sıklığı ve ortalama DMFT değerleri belirgin olarak yüksek
bulunmuştur (9).
Gülhane Askeri Tıp Akademisi bünyesinde bulunan, engelli çocuklar
okuluna devam etmekte olan, 87 engelli çocuk üzerinde yapılan bir
çalışmada, bu çocukların diş çürüğü yüzdeleri, dmf-t ve DMF-T indeksleri ve
ağız sağlığı durumları saptanmıştır. Çalışma, gün ışığında ve ayna-sond
yardımıyla gerçekleştirilmiştir. Ağız temizliği, dişler üzerinde bulunan plağın
görsel tetkiki ile değerlendirilmiştir. dmf-t ve DMF-T indeksleri kullanılmıştır.
Çalışmanın sonucunda, engel türlerinin, oral hijyeni, istatistiksel olarak
anlamlı şekilde etkilediği bulunmuştur. Otistik çocukların en iyi, serebralpalsili
çocukların en kötü skorları verdikleri belirlenmiştir.
Çocuklar, çürük taraması için, 0 -6, 7 -11 ve 12 yaş üzeri olmak üzere
üç gruba ayrılmıştır. Dmf-t ve DMF-T indeksleri ortalamaları, 0 -6 yaş için
26
2.55, 7-11 yaş için 1.63, 12 yaş üzeri için 1.63 olarak verilmiştir. Çocukların
% 42’ sinin çürüksüz olduğu görülmüştür. Engel türleri ve dmf-t ve DMF-T
skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunamamıştır (7).
Özel bakım gereksinimi olan bireyler, oral hastalıklar açısından daha
büyük risk altındadır. Oral hastalıkların, genel sağlığın ve özellikle sistemik
hastalıklar üzerine doğrudan veya kötüleştirici etkisi olduğundan, bu
bireylerin ağız ve diş sağlıklarının iyileştirilmesi ve var olan durumlarının
korunması önemlidir. Toplumdaki özel sağlık hizmeti gereksinimi olan
hastalara bu konudaki bilgiler, diş hekimleri tarafından, uygun fiziksel koşullar
sağlanarak, bireylerin özel bozukluk ve engellerine göre hazırlanan özel ağız
diş sağlığı programlarını uygulaması olarak amaçlanmalıdır (9).
Engellilere özel okullarda, engellilerin ağız ve diş sağlığı durumlarıyla
ilgili yapılan diğer bir çalışmada, dmft-DMFT indeksleri ve oral hijyeni
değerlendirilmiştir. Çalışmada, özel bir okula gitmekte olan 136 birey
irdelenmiştir. Engelliler, mentalretardeler (MR), serebralpalsy (CP), otistik
düzensizlik (AD), down sendromu (DS) ve 2 -6 yaş, 7 -12 yaş ve 13 yaş üstü
olmak üzere gruplandırılmıştır. Muayenesi WHO kurallarına göre ve oral
hijyen de, dişler üzerindeki plağın varlığı, gözle bakılarak saptanmıştır. Hasta
yaşları, 2 ile 26 arasında değişmektedir. Gruplara göre ortalama dmft ve
DMFT değerleri; 2 -6 yaş dmft = 2.04±2.24 ; 7 -12 yaş dmft = 2.24±2.60,
DMFT = 0.98±2.58 ; 13 yaş üstü DMFT = 2.68±2.91’dir (9).
Çocukların % 15,4’ünün hiç çürüğü ve dolgusu yoktur. Dmft ve DMFT
değerleri, engelin türüne göre değişiklik göstermese de, oral hijyen değişiklik
göstermiştir (9).
27
Oral hijyen, otistik çocuklarda en iyi ve mental retardelerde en kötü
bulunmuştur (11).
2.14. Dünyada Zihinsel Engellilerde Diş Hekimliği Uygulamaları
Dehaitem ve arkadaşlarının yaptığı bir çalışmada Amerika Birleşik
Devletleri dental hijyen programlarının, özel bakıma gereksinimi olan kişilerin
tedavisi konusunda öğrencilerini nasıl eğittiği araştırılmıştır. Verilerde, 102
Amerikan dental hijyen programı değerlendirilmiştir. Tüm programlar (% 98)
bu konuyu derslerde öğretmektedir. Öğretilerin % 48’i, öğrencilere özel
bakıma gereksinimi olan kişilerle ilgili klinik deneyim sağlamaktadır. Çoğu
program, duyma bozukluğu (% 93,1), psikopatolojiler (% 89,2) ve yetişkin
nörolojik bozukluklar (% 89,2) gibi, fiziksel ve duyusal bozukluğu olan
hastaların tedavisini içermektedir. Öğrencilerin değerlendirilmesi, genellikle
yazılı bir sınav ile (% 97,1) yapılmaktadır. Objektif klinik sınavlar (% 9,8) ve
standardize hasta deneyimleri (% 4,9) daha az kullanılmaktadır. Çalışmaya
katılanların % 29,4’ü okul öğrencilerinin özel bakıma gereksinimi olan
hastalarla çalışma şansını arttırmaya çalıştıklarını ve bunu desteklediklerini
belirtmiştir (10).
Program yöneticilerinin yanıtları ele alındığında, öğrencilerin özel
bakıma gereksinimi olan hastalarla daha fazla klinik deneyim elde
edebilmeleri, bu hastaları daha iyi anlayabilmeleri ve gereksinimlerine yanıt
verebilmeleri için öneriler sunulabileceği görülmüştür (10).
Burtner ve arkadaşları, Kuzey Florida’daki grup evlerindeki gelişimsel
engelli kişilerin dental bakıma ulaşımlarını belirlemek için bir araştırma
yapmıştır. Bu kişilere bakanlardan % 40’ı, tedavilerinde gönüllü diş hekimi
28
bulmakta zorluk çekmiştir. Bakıcılara göre, engellilerden % 75 ile iletişim
kurulmasına rağmen, diş hekimleri bir takım sebeplerle bu kişilere hizmet
vermeye gönülsüz olmuşlardır. Bu sebepler finansal engeller, yetersiz bilgi,
hazırlık ve bu hastaları tedavi etmek için yeterli ekipmanın olmaması olarak
sıralanabilir (10).
Nijerya’da down sendromlularda, oral hijyen durumu ve tedavi
gereksinimi ile ilgili bir çalışmada, oral hijyen, çürük, maloklüzyon, hipoplazi,
eksik dişler ve çapraşıklık değerlendirilmiştir. Sonuçlar, yaş, cinsiyet ve
ebeveynlerin eğitim seviyeleriyle ilgili kontrol gruplarıyla karşılaştırılmıştır.
Down sendromlu bireylerin cinsiyette farklılık olmaksızın, kontrol gruplarından
daha yetersiz oral hijyene sahip olduğu belirtilmiştir (10).
Oral hijyen, küçük yaş gruplarında benzer bulunurken, Down sendromlu
grupta, yaş arttıkça kötüleşmiştir. Down sendromlu bireylerin daha fazla
tedavi gereksinimleri olduğu saptanmıştır (10).
Fransa’daki özel okullarda yapılan bir çalışmada, engelli çocukların ağız
sağlığı, 24 objektif ve subjektif kriter (beslenme, otonomi, dental bakıma
ulaşım, oral hijyen, oral hastalık, genel sağlık durumu gibi) ve gözlemsel bir
kesitte incelenmiştir (10). Çalışmada karşılaştırma yapabilmek için, 2487
engelli çocuk (DC), 1641 engelsiz çocuk (NDC) ve 4772 engelli adolesan
(DA) değerlendirilmiştir. Çalışmada üç adet indeks kullanılmıştır. Bunlar,
Klinik Oral Sağlık İndeksi (COHI), Klinik Oral Bakım İhtiyacı İndeksi (COCNI)
ve Klinik Oral Koruma İndeksidir (COPI). Sonuç olarak DC grubu, NDC
grubundan daha kötü oral sağlık özellikleri ve daha fazla tedavi ve koruyucu
uygulama gereksinimi göstermiştir. DA grubundakiler DC grubuna göre daha
kötüdür (10).
29
Hindistan’da, mental engelli çocukların oral sağlığını belirlemek amaçlı
yapılan bir çalışmada, yaşları 12 -30 arasında değişen ve Udaipur’daki özel
bir okula gitmekte olan, 225 mental retarde kişinin bulguları irdelenmiştir.
Çürük, oral hijyen ve periodontal durum ve sırasıyla, DMFT indeksi, Grene ve
Vermillion’un basitleştirilmiş oral hijyen indeksi (OHİS) ve toplum periodontal
indeksi kullanılmıştır (10). En yaşlı hasta grubu, ölçülen tüm indekslerde en
yüksek değerleri almıştır. Down sendromlu bireylerde, düşük IQ ve
ebeveynlerin
eğitim seviyesinin düşük olması
bulunmuştur (10).
30
kötü oral sağlıkla ilişkili
3. GEREÇ VE YÖNTEM
Değerlendirilen hastalar, Ayvalık belediyesinin düzenlemiş olduğu
engelliler şenliğine ailesiyle birlikte katılan her yaştan zihinsel engellilerdir.
Ege Ağız Diş Sağlığı ve Diş Hekimleri Derneği ile Ege Üniversitesi Diş
Hekimliği Fakültesi stajyer diş hekimlerinin engelli çocuklara yönelik ortak
çalışmalarında, 21. Ayvalık Belediyesi Zihinsel Engelliler Şenliğinde 86
engelli vatandaşımızın tedavisi yapılmıştır.
Çalışmamızın temel amacı, engelli vatandaşlarımızın her gün gittikleri
ve yabancı olmadıkları kendi ortamları olan okullarında, ailelerinin ve
öğretmenlerinin yanında, sağlam bir güven ortamında, tanılarını koyup, ağız
hijyeni eğitimlerini verip, acil diş tedavilerini gerçekleştirmektir.
18-20 kişilik bir ekiple çocuklarımıza hizmet vermeye çalışılır. 500 km.lik
uzaklığa kadar, derneğin İzmir Valiliği ve İzmir İl Özel İdaresi tarafından
tahsis edilen otobüsüyle ulaşılır. Daha uzun mesafelerde hava yolu yeğlenir.
18 -20 kişilik grup tamamen gönüllü, yardımcı personel, teknisyen, hemşire,
stajyer diş hekimleri ve dernek üyesi serbest diş hekimlerinden oluşmaktadır
(11).
31
RESİM 1 ve 2 : Tedavi ünitlerinin kurulumu
32
1) Oral Diagnoz: Beşer ya da altışar kişilik gruplar halinde alınan
çocukların muayeneleri, led ışıklı kafa lambaları, ayna, sond yardımıyla,
sıralara oturtularak yapılmaktadır. Çocukların verileri örnekte görülen ilgili
forma (Ek.1) yazılır. Form, anne, baba ve öğretmenlerinin yardımıyla
doldurulur. Çocuğun muayenesi yapıldıktan sonra formdaki acil tedavi
kısmına yapılması gereken tedavisi yazılarak, öncelikle, ağız ve diş sağlığı
eğitimi verilmek üzere bu eğitimin verildiği birime yönlendirilir.
RESİM 3: İlk muayenenin yapılması
2) Ağız ve diş sağlığı eğitimi birimi: Muayenesi yapılmış bütün
çocuklara ağız diş sağlığı eğitimi verilmeye çalışılmaktadır. Bu bölümde ilk
olarak okul aile birlikleri, okul müdürlükleri ya da yerel idarecilerin temin
ettikleri diş fırçası ve diş macunları çocuklara dağıtılır. Muayenesi bitmiş
33
çocuklar altışarlı gruplar halinde alınıp, sökülüp takılabilen altı birimli
kreşuarların arkasına oturtulur. İçlerinden biri seçilip dişlerini fırçalaması
söylenir. Kendi bildiği gibi fırçaladıktan sonra, el aynası yardımıyla dişlerinin
temiz olup olmadığı sorulur. Alınan yanıt, genelde temiz olduğudur.
Diğer çocuklara da arkadaşlarının dişlerinin temiz olup olmadığı
sorulduğunda, onlar da temiz olduğunu belirtir. Çocuğun dişleri, bazik füksin
ile boyanır ve bunun dişlerin temiz olmayan kısımlarını boyadığı, temiz
kısımları boyamadığı söylenir. Çocuğun dişleri boyandıktan sonra ağzı su
çalkalatılıp tükürmesi tembihlenir. Dişleri daha sonra tekrar el aynası
yardımıyla gösterilir. Bu aşamadan sonra, etkin ve doğru fırçalama, dişli çene
modeli üzerinde diş hekimi arkadaşlar ve stajyerler tarafından gösterilir. Son
olarak, dişleri boyanan çocuktan, bizim gösterdiğimiz şekilde fırçalaması
istenir. El aynası yardımıyla boyanan kısımların da temizlendiğini göstererek,
eğitim sonlandırılır.
Eğitimi bitmiş çocuklar, formların acil uygulama kısmında yazan
tedaviye göre yönlendirilir. Çekim yapılacak çocuklar cerrahi (diş uçurma)
bölümüne, dolgu yapılacak ya da periodontoloji tedavisi yapılacak çocuklar
konservatif tedavi ve periodontoloji birimine gönderilir.
34
RESİM 4: Oral hijyen eğitiminin uygulamalı olarak verilmesi
3) Konservatif tedavi ve periodontoloji: Bu birim aynı anda üç
çocuğa tedavi verebilmek amacıyla 3 tane taşınabilir dental koltuk, 3 adet
taşınabilir mikromotor, aeratör, kompresörü üzerinde taşıyan sistemden
oluşmaktadır.
Ayrıca bu birimde çocukların çürüklerini rahat bir şekilde temizleyip
uygun bir dolgu yapabilmek için çeşitli şekil ve büyüklükte mikromotor ve
aeratörfrezleri, el aletleri, amalgamatör, kompozit dolgu sistemleri, cam
iyonomer siman, kompomer dolgu sistemleri, çinko oksit öjenol siman, çeşitli
ebatlarda matris bantları ve kamalar, matris sistemleri, kanal aletleri
bulunmaktadır. Çürük riski yüksek çocuklara uygulanmak üzere topikal flor da
bu bölümdedir.
35
Diş eti hastalıkları tedavisi için gerekli olan gracey küretler ve scalerlar
da bu birimdedir. Tedaviyi uygulayan hekim, aydınlatma için kafa
lambalarından faydalanır.
RESİM 5 ve 6: konservatif tedavinin yapılması
36
4) Cerrahi tedavi (diş uçurma) birimi: Bu birimde, diğer tedavi
yöntemleriyle tedavi edilemeyen, çekim endikasyonu konan, kalıcı ve süt
dişlerinin çekimleri yapılır. Bu bölümde iki taşınabilir dental koltuk, iki kreşuar,
adrenalinli ve adrenalinsiz lokal
ebatlarda
elavatörler,
cerrahi
anestezi solüsyonları, davyeler, çeşitli
küretler,
bisturi
ve
bulunmaktadır.
RESİM 7: Cerrahi tedavinin yapılması
37
dikiş
materyalleri
4. BULGULAR
86 hastada yapılan değerlendirmede hastaların yaş aralığı 4 ile 65
arasında değişmektedir. Yaşların ortalaması 26’dır.
Hastaların Cinsiyet Dağılımı
Kız
Erkek
%
41.9
58.1
TABLO:1 Hastaların Cinsiyet Dağılımı
Araştırma grubumuz 36 kız 50 erkekten oluşmaktadır.
İkamet Dağılımı
Köy
İlçe
İl
N
5
53
28
%
5.8
61.6
32.6
TABLO:2 İkamet Dağlımı
İkamet dağılımına baktığımızda ise (Tablo 2) %61.6'lık kısmı ilçeler
oluşturmaktadır. Bunu takiben %32.6 'lık il ve %5.8 'lik köy
değeri gelmektedir.
Annenin Eğitimi
İlk
Orta
Yüksek
Bilinmiyor
N
57
18
8
3
%
68.7
21.7
9.6
TABLO:3 Annenin Eğitimi
Yüksek bir oranla ilkokul başta gelmektedir. Bu %68.7’lik bir kısmı
oluşturmaktadır. Ortaokul seviyesi ise %21.7 ve yüksek eğitim %9.6’dir
38
Babanın Eğitimi
İlk
Orta
Yüksek
Bilinmiyor
N
49
22
11
4
%
59.8
26.8
13.6
TABLO:4 Babanın Durumu
İlkokul mezunu yüzdesi 59.8 ’ dir. %26.8'lik kısmı ortaokul mezunu ve
13.6 'lık kısmı da yüksek eğitim almış bireyler oluşturmaktadır.
Sosyoekonomik Durum
Düşük
Orta
İyi
N
26
50
10
%
30.2
58.1
11.6
TABLO:5 Sosyoekonomik Durum
Ailelerin sosyoekonomik durumlarının da (Tablo 5), %58.1’lik bir kısmın
orta
düzeyde
yer
aldığını
görmekteyiz.
%30.2'lik
bir
oranda
ise
sosyoekonomik durumu düşük aileler bulunmaktadır. İyi bir sosyoekonomik
duruma sahip olan aileler de %11.6’lık kısmı oluşturmaktadır. Bulgular
ailelerin kendi beyanlarına dayandırılmaktadır.
Ağız Hijyeni
İyi
Orta
Kötü
N
15
33
38
TABLO:6 Ağız Hijyeni
39
%
17.4
38.4
44.2
Fırçalama Sıklığı
Ara Sıra
Üç Kez
İki Kez
Bir Kez
Hiç
Fırçasız
N
24
5
17
22
15
3
%
27.9
5.8
19.8
25.6
17.4
3.5
TABLO:7 Fırçalama Sıklığı
Fırçalama sıklığı da (Tablo 7) %79.1'lik bir kısmın günde bir kez, iki kez
ve ara sıra dişlerini fırçaladığını görülmektedir. %3.5'lik kısmında diş fırçası
bulunmamaktadır. Ayrıca fırçalamayı %69.1 oranında sağ el %23.5 oranında
ise sol el gerçekleştirmektedir.(Tablo 8)
Fırçalama
Sağ El
Sol El
Ailesi
N
47
16
5
%
69.1
23.5
7.4
TABLO:8 Fırçalama
Ziyaret Sıklığı
1/6 Ay
Ara Sıra
Hiç
N
6
68
12
%
7
79
14
TABLO:9 Ziyaret Sıklığı
%79’u diş hekimine ara sıra gitmekte ve %14'lük bir bölümün ise hiç
gitmediğini görülmüştür.
40
Ortodontik
Endikasyonu
Var
Yok
Tedavi
N
%
24
62
27.9
72.1
TABLO:10 Ortodontik Tedavi Endikasyonu
Ortodontik Tedavide mi
Evet
Hayır
N
2
84
%
2.3
97.7
TABLO:11 Ortodontik Tedavide Mi
Yapılan Tedavi
Dolgu
Çekim
Diğer
Yok
N
22
15
33
15
%
25.6
17.4
38.4
18.6
TABLO:12 Yapılan Tedavi
Ağız Sağlığı Eğitimi Almış Mı
Almış
Almamış
N
42
44
%
48.8
51.2
TABLO:13 Ağız Sağlığı Eğitimi Almış Mı?
Eğitimi Veren Kuruluş
Diş Hekimi
Dernek
Resmi Kurum
N
14
23
5
TABLO:14 Eğitimi Veren Kuruluş
41
%
33.3
54.8
11.9
Akraba Evliliği
Var
Yok
N
12
74
%
14
86
TABLO:15 Akraba Evliliği
Çocuklarımızın ailesinde akraba evliliği olup olmadığına baktığımızda da
(Tablo 22) %86’lık bir yüzdeyle herhangi bir akraba evliliğinin olmadığını
görülmüştür.
Engelin Tanımı
Zihinsel Engelli
Fiziksel Engelli
Zihinsel/Fiziksel Engel
Otistik
N
56
6
20
4
%
65.1
7
23.3
4.7
TABLO:16 Engel
Çocuklarımızın engel tanımlarını yapmak gerekirse (Tablo 16)
%63lük bir oranla zihinsel engelliler çoğunluğu oluşturmaktadır. Bu
çoğunluğu %23.3 ile zihinsel ve fiziksel engeli birlikte bulunanlar izlemektedir.
Bunu %7 ile fiziksel ,%4.7 otizm sıralanmaktadır.
İletişim
Var
Az Çok
Yok
N
43
35
8
TABLO: 17 İletişim
42
%
50
40.7
9.3
Zeka Bölümü
Eğitilebilir
Öğretilebilir
Bilinmiyor
N
37
41
5
%
43
47.7
9.3
TABLO:18 Zeka Bölümü
Çocukların zeka bölümü değerlendirildiğinde (Tablo 18) %43 lük
bölümün eğitilebilir olduğu görülmektedir.%47.7’lik bölümün de öğretilebilir ve
%9.3’lük bölümü de öz bakım grubu oluşturmaktadır.
Engelli Kardeş
Var
Bilinmiyor
N
11
7
%
12.8
7
TABLO:19 Engelli Kardeş
Aile içinde başka engelli kardeşin varlığı (Tablo 19) 11 olguda
belirlenmiştir.
Muayenede Direnç
Var
Yok
N
9
77
%
10.5
89.5
TABLO:20 Muayenede Direnç
Tedavide Direnç
Var
Yok
Bilinmiyor
N
13
72
1
TABLO:21 Tedavide Direnç
43
%
15.3
83.6
1.1
Genel Anestezi Endikasyonu
Var
Yok
N
17
69
%
19.8
80.2
TABLO:22 Genel Anestezi Endikasyonu
17
hastada
genel
anestezi
endikasyonuna
gereksinim
olduğu
belirlenmiştir. Yapılan başka bir çalışmada göre Türkiye’ nin beş farklı ilinden
354 engelli çocuk değerlendirilmiştir. Değerlendirmelerin sonuçlarına göre
genel
anestezi
endikasyonu
%9
dur.
31
çocuğun
genel
endikasyonuna gereksinimi olduğu belirlenmiştir. (15)
Yutkunma
Yeterli
Yetersiz
N
70
16
%
81.4
18.6
TABLO:23 Yutkunma
Diş Gıcırdatma
Var
Yok
N
32
54
%
37.2
62.8
TABLO:24 Diş Gıcırdatma
Konuşma
Normal
Normale Yakın
Orta Zorluk
Ciddi Zorluk
Konuşamıyor
N
14
26
24
16
6
TABLO:25 Konuşma
44
%
16.3
30.2
27.9
18.6
7
anestezi
Çiğneme
Yeterli
Yetersiz
N
57
29
%
66.3
33.7
TABLO:26 Çiğneme
Atrisyon
Var
Yok
N
32
54
%
37.2
62.8
TABLO:27 Atrisyon
Dudakların Durumu
Normal
Açık
Kuru
N
49
32
5
TABLO:28 Dudakların Durumu
45
%
57
37.2
5.8
5. TARTIŞMA
Hastaların cinsiyet dağılımına baktığımızda erkek hastaların %58 'lik bir
yüzdeye sahip olduğunu görüyoruz (Tablo 1) .
Şehirlerde oturma yüzdesi ilçe ve köylerin sahip olduğu yüzdeden çok
daha azdır. Bizim de ana amacımız ulaşılmayana ulaşmaktır(Tablo 2).
Hastaların annelerinin eğitim düzeyi verileri düşündürücüdür (Tablo 3) .
Yüksek bir oranla ilkokul mezunu sayısı fazladır. Annelerin tamamı
çocukların öz annesidir.
Hastaların babalarının eğitim durumlarına bakarsak sayısal verilerle
annelerin eğitim düzeyinden daha iyi olduğunu görebilmekteyiz (Tablo 4).
Hastaların %17’lik kısmının ağız hijyeni iyi olarak belirlenmiştir
(Tablo6).
Bu gruptaki hastaların diş hekimini ziyaret etme sıklığındaki oranlar yaş
ortalamasının etkisiyle iyi sayılabilecek düzeydedir (Tablo 9) .
Ortodontik tedavi gereksinimine ve tedavi altında olup olmadığına
bakıldığında grup yaş ortalamasının etkisini de düşünürsek, %72 gibi bir
değerin üzerinde endikasyonun olmadığı ve tedavi de olmadığı görülmüştür
(Tablo 10.11) .
Çocuklarımızın ağız sağlığı eğitimi alıp almadığını irdeleyecek olursak
(Tablo 13), %51 ’lik bir bölümün üzücü bir şekilde bu eğitimi almadığı
görülmüştür.
Çocukların dudaklarının durumu değerlendirildiğinde 49 tanesinin
46
normal, 32 tanesinin açık ve 5 tanesinin de kuru dudaklara sahip olduğu
görülmektedir. (Tablo 28)
Yukarıdaki
verilerin
tümünü,
başka
çalışmaların
verileri
ile
karşılaştıramamamız sıkıntılarımızdan biridir. Ayrıca diğer çalışmalarda,
çocuklarımızın
bulundukları
ortamda,
yalnızca
taramaların
yapıldığı
görülmektedir.
Tezimizin, en önemli bölümü olan konservatif ve cerrahi tedavilere
bakıldığında, 22 adet konservatif tedavi, 15 adet diş çekiminin ve 33 adet
periodontal tedavi yapıldığı görülmektedir. Çocuklarımızın tamamına plak
boyamalı ve modelde ağız ve diş sağlığı eğitimi verdik. Bu yapılan
çalışmaların ve tedavilerin iyi bir örnek teşkil edeceği düşüncesinde ve
temennisindeyiz.
Sonuçlarımızı aşağıdaki şekilde özetleyebiliriz:
1. Ulaşamayana ulaşmak hedeflenmelidir.
2. Kendi ortamlarında, anne babalarının ve onların öğretmenlerinin
varlığında oluşacak güven ortamı, muayene ve tedavi olanaklarını
arttıracaktır.
3. Sağlıklı ve engelli çocukların okullarında, sorunlarına çare olmayan
yalnız tarama amaçlı çalışmaların uygun olmadığı kanaatindeyiz.
47
6. ÖZET
Ülkemizde zihinsel engelli çocuk ve ya yetişkinlerin ağız ve diş sağlığı
sorunları göz ardı edilmektedir. Bizim amacımız, sağlık hizmetlerine
ulaşamayan zihinsel engelli çocuklara en azından diş hekimliği açısından
kendi ortamlarında ulaşıp onların muayene ve tedavilerinin kolaylıkla
yapılabileceğini göstermektir. Asıl önemlisi, onlara değer verildiğini ve yalnız
olmadıklarını hissettirmektir. Çalışmamızda çocuklara ağız ve diş sağlığı
muayenesi ve oral hijyen eğitimleri dışında en az bir acil diş hekimliği
uygulaması yapılmaya çalışılmıştır. Diğer dişlerinin tedavisi için çevredeki
hastane, sağlık kuruluşları ve serbest diş hekimlerine gitmeleri konusunda
bilgi verilmiştir. Bu çalışmamızın iyi bir örnek oluşturacağı düşüncesinde ve
temennisindeyiz.
48
Ek: 1
49
Ek: 2
50
7. KAYNAKLAR
1. Demir Ö. Aysoy M. Engelli nüfus oranları. 2002 Türkiye Özürlüler
Araştırması. Devlet İstatistik Enstitüsü.
2. http://tr.wikipedia.org/wiki/Zihinsel_engelli
3. http://www.devturkiye.org/upload/files/engellilericintasarim.pdf
4. Uyanık M. Tural E. ‘’MentalRetarde Çocuklarda Fonksiyonel
Bağımsızlık Ölçümü ve Çocuk Özür Değerlendirme Envanteri’nin
güvenirlik ve Uyum geçerliği’’ Fizyoterapi Rehabilitasyon 2003, 14 (2),
s:72 -79.
5. Özen A. ‘’MentalRetarde Çocukların Diş Tedavilerinde Art ve
Konvansiyonel Yöntemlerin Etkinliğinin Karşılaştırmalı Olarak
İncelenmesi. Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi. Doktora Tezi.
2006, s: 3-6.
6. http://www.egitimsokagi.com/Konu-zihinsel-engellilik-vesiniflandirilmasi-- 10772.html?pid=108321#pid108321
7. http://www.gata.edu.tr/dahilibilimler/cocukruh/mentalretardasyon
8. American Psychiatric Association. Diagnostic and Statistical Manual of
Mental Disorders, Fourth Edition, Text Revision. Washington, DC:
APA Press;
9. Campbell M, Malone RP. Mentalretardation and psychiatric disorders.
Hosp Community Psychiatry. Apr 1991, 42 ( 4 ), s:374 - 9.
10. Nalan A., Doğan C., Odabaş M. E., Alaçam A. ‘’Zihinsel Engelli
Çocuklarda Diş Erozyonu ve DMFT Değerlendirilmesi.’’ – Pilot
51
çalışma. Gazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dergisi. 2003, 20
(2), s:15 – 20.
11. Sabah E, Özel Görüşme, Ege Üniversitesi Pedodonti Anabilim Dalı
Başkanı, Bornova, İzmir, 2014
12. Jain M., Mathur A., Sawla L., et al. : Oral HealtStatus of Mentally
Disabled Subjeets in İndia. Journalof oral Science. 2009, 51(3), s:333
– 340.
13. Yetkin A.Z., Eroğlu E., Türkaslan S., Bozkurt F.Y., Yılmaz H.R. : Aile
ve Öğretmenlere Verilen Oral Hijyen Eğitiminin Mental Engelli
Çocukların Ağız Sağlığı Durumu Üzerindeki Etkisi. Süleyman Demirel
Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi 2005, 12 (3), s: 17 – 22.
14. Köroğlu E . DSM IV. Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El
Kitabı. Ankara: Hekimler Yayın Birliği, 1994.
15. Sabah E, Zihinsel Engelli Çocuklarda Alan Diş Hekimliği Uygulamaları,
International Association for Disability and Oral Health Bilimsel
Kongresi, 2006, s:23-26.
16. McLaren J, Bryson SE. Review of recent epidemiological studies of
mental Retardation: prevalence, associated disorders, and etiology.
Am J Ment Retard, 1987, 92 - 85 / 243 - 254.
17. Kömerik N. ,Kırzıoğlu Z. ,Efeoğlu C. ‘’Zihinsel Engele Sahip Bireylerde
Ağız Sağlığı’’ Atatürk Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dergisi ,2012
18. http://www.sosyalhizmetuzmani.org/zihinselengelliler.htm
19. http://mebk12.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/45/01/950362/icerikler/zih
insel-engelli-cocuklarin-gelisim-ozellikleri_130367.html
52
20. Umurtak G. Uzman Psikolog ; ‘’Zihinsel Engelli Çocukların Bilişsel
Özellikleri’’
53
8. ÖZGEÇMİŞ
1990 yılında Bafra’da doğdum. İlkokulu 29 Ekim İlköğretim Okulunda
bitirdim. Ortaokulu Cumhuriyet İlköğretim Okulunda bitirdim. Liseyi Ordu Fen
Lisesinde bitirdim. 2008 yılında Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’ni
kazandım.
54
Download

1301 - Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi