KASRÜ' I-MÜSETIA
göstermektedir. Bir saray-şehir niteliğin­
de olan Kasrü'l-hayri ' ş-şarkl'nin Lübnan'dakl Ayncar (Ansar) Sarayı gibi geniş kapsamlı bir tasanma sahip olduğu anlaşıl­
maktadır.
Kasrü'l-hayri'l-garbl ve Kasrü'l-hayri'ş­
içinde bulunan kıtabelere göre
ilki 109 (727). ikincisi 11 O (728) yılında
inşa edilmiştir. Tarihi kayıtlarda, bunların Hişam b. Abdülmelik'in emriyle şehir
muhitinden uzakta bir tür av ve sayfiye
sarayı olarak inşa edildiği belirtilmektedir. Özellikle Kasrü'l-hayri'ş-şarkl'yi oluş­
turan ikl binanın dışında ve bu binaların
içinde bulunduğu vadiyi kuşatan S x 2
km . ölçülerinde 850 hektarlık bir bahçenin yer alması. ayrıca tarihi bilgilerden bu
bahçede halifenin avlanması için av hayvanlarının bulunduğunun anlaşılması da
bu düşünceyi güçlendirmektedir. Yine harabelerle irtib atı olan kemerli bir su yolunun mevcut olduğunun bilinmesi. Kasrü'I-hayri'ş-şarkl çevresinde teşekkül eden
bir bahçeyle Suriye çölü ortasında bir
"cennet" meydana getirme fikrinin mevcut olduğunu göstermektedir. Kasrü'lhayri ' ş-şarkl'nin büyük surlu mahallinde
yer alan caminin avlusunun bir köşesinde
mevcut. Halife Hişam'ın ismini ve inşa tarihini veren aynı kltabede burayı yapan
kışinin Humuslu Süleyman b. Ubeyd olduğu da bildirilmektedir.
şarkl'nin
iki bina grubunun daha eski tarihiisi
olan Kasrü'l-hayri'l-garbl Tedmür şehri­
nin güney- batısında yer almaktadır. Şam­
Tedmür yolu üzerindekl bina merkezi bir
avlu etrafında teşekkül etmiş olup etrafı
tahklmat kuleleriyle desteklenen bir surla çevrili iç bölmelerden müteşekkildir ve
kareye yakın bir plana sahiptir. Bitişiğin­
de bir kervansaray veya askeri garnizon
olması muhtemel binaların da yer aldığı
ana bina bünyesine bitişik ve daha öncekı devirlerden kalmış olması muhtemel
dört köşe bir kule mevcuttur. Tek bir girişe sahip olan binanın ikl yuvarlak kule
tarafından korunan girişi oymalı stuko
tezyinatıyla göz l<amaştırmakta olup islam sanatının en güzel örnekleri arasın-
da yer almaktadır. Avluda da aynı tip bir
tezyinat bulunmaktadır. Binanın tezyİ­
natı içinde muhtemelen halifeyi temsil
eden heykelciklerle birlikte figürlü ve tasvir! mahiyeti yüksek resimlerin de olduğu
anlaşılmaktadır. Kasrü'l-hayri'l -garbl'nin
mevcut tezyinatı ve cephesi bugün Şam'­
daki Milli Müze'de korunmaktadır.
Kasrü'l-hayri'ş-şarki,
Tedmür'ün kuzeyçöl içinde bulunan iki ayrı surlu mahalden müteşekkil olup her ikl mahalli çeviren surlar tahkimat kuleleriyle
takviye edilmiştir. Bu kasrı oluşturan iki
binadan büyüğü, her cephesinde birer
giriş kapısı bulunan kare planlı bir yapı­
dır. Ağır tahkimatlı surların dışında iç
teşkllatını tesbit etmek güçtür.· Ayakta
kalabilen kalıntılardan çok az bir bölümü
teşhis edilebildiği için güneydoğu köşe­
sinde bulunan cami ve onun yakınındaki
bazı bölümlerle kuzeybatı köşesindeki
bazı kısımlar dışındaki yerler harap durumdadır. Bütün tahribata rağmen kare
planlı merkezi bir avlunun mevcudiyeti
ve bina bölmelerinin bu avluya göre tanzim edildiği anlaşılmaktadır.
Büyük binanın içindekl cami, dışarıdan
binayı çeviren sur duvarının tamamlanmasından sonra inşa edilmiştir; mihraba
paralel üç nefe ve bunu mihrap ekseninde dikine kesen bir transepte sahiptir.
Harimin önünde üç tarafı revaklı bir avlu
yer almaktadır. Yapı, planı itibariyle Şam
Emeviyye Camii ile çok yakın özellikler
göstermesine rağmen örtü şekli hakkın­
da bir fikre varmak mümkün değildir.
Çünkü belli mimari elemanlar haricinde
binanın önemli bir kısmı ortadan kalkmıştır. Binaların tarihlendirilmesini sağ­
layan kıtabenin bu caminin avlusunda olduğu bilinmektedir.
Kasrı oluşturan iki binadan küçük olanı muhtemelen halifeye ve onu korumakla görevli askerlerin iskanına ayrılmış
olup bunun surları diğerinden daha kalın ve yüksektir. Avlu etrafında üzerieri
tonoz örtülü odalardan müteşekkil bir
iç teşkilata sahip olan yapının yer yer
mevcut kalıntılardan iki katlı ve duvardaki kiriş deliklerinden de örtü sisteminin ahşap olduğu anlaşılmaktadır. Binanın tek girişi zengin süslemeli kulelerle
takviye edilmiştir. Bu kulelerin üzerinde
bulunan stuko ve tuğla tezyinat. Kasdoğusunda
rü ' l-hayri'ş-şarkl'nin diğer kısımlarında
Kasrü'ı · h ayr i · ı.
garbi'nin
planı
mevcut bulunanlarla birlikte binaların
zengin süslemesi hakkında fikir vermektedir. Kızgın mayi dökmek için açılmış tepe mazgalları. sivri kemerleri ve geçmeli
ka ma taşlarıyla teşkll edilmiş kemer teş-
kllatlarıyla
dikkat çeken binaların içinde
Bizans sütun başlıklarının kullanılması ve
tezyinl elemanların özellikleri , tam anlamıyla Irak ve Bizans tesirlerinin mahalli
Suriye etkisiyle birlikte nasıl terkip edildiğini göstermesi bakımından önemlidir.
Kasrü'l-hayri'ş-şarki'yi teşkil eden her
bir sütunlu mahal ortasında bulunan ve
bir kenan 3 m . ölçülen kare planlı ve
mevcut biçimiyle 1Om. kadar yüksekliğe
sahip olduğu farkedilen üst kısmı ortadan
kalkmış bulunan kuleyle birlikte başka
mimari kısımların da ana teşkilata dahil
olduğu anlaşılmaktadır. Bunların dışında
etrafı
çevreleyen duvarlar ve kapı teşki­
da dikkat çekicidir.
Kasrü'l-hayri'l-garbl ve Kasrü'l-hayri'ş­
şarkl, mimari teşkilatları ve mimari teknikleri bakımından olduğu kadar tezyinatlarıyla da Sasanl etkisiyle Bizans etkisinin bir araya getirilip yeni bir mimari
anlayış teşkil edildiğini göstermeleri ve
kasır mimarisinin bilinen en erken örnekleri olmaları bakımından büyük öneme
sahiptir.
latı
BiBLiYOGRAFYA :
K. A. C. Creswell. A Sh ort Account of Early
Muslim A rchitectu re, Harmondsworth 1958, s.
111· 123; Fewaz Ahmed Tü kan. ef.f:fa'ir: Bal) ş
fi'l·/cuşCıri'l·Emeviyye fi'l-badiye, Amma n 1979,
s . 153-201 ; A. Gabriel. "Kasr el-Heir" , Syria,
VIII , Paris 1927, s. 302-329; H. Seyrig. "Retour
aux jardins de Kasr-el-Heir" . a.e., XV ( 1934). s.
24-32; D. Schlumberger. "Les fouilles de Qasr
el-Heir el gharbi", a.e., XX(1939), s. 195-238,
324-373; J. Sauvaget. "Remarques sur les
monuments omeyyades". JA, CC XXXI ( 1939).
s . 1-59; a.mlf .. "Chateaux ummayyades de
Syrie", RE/, XXXV ( 1967) . s. 1-39; H. Stern,
"Notes su r l' a rchitecture des ch ateaux omeyyads", Al, sy. 11-12 (1946). s. 72-97; R. W.
Hamilton. "Carved Stuccoes in Umayyad Architecture", Iraq, XV, London 1953, s . 42-56;
O. Grabar. "Le nom ancien de Qasr-al-Hayr-alsarqi" , RE/, XXXVlll ( 1970). s. 251-266; N. Elisseeff. "~aşr a i-l:layr al-Gharbi". E/2 (İng.). IV,
726-727; a.mlf .. "~asrai-l:layral-~ar19 ", a .e.,
r:o;ı
IV, 727-728 .
r
[ililıı.ı A. ENGiN
BEKSAÇ
KASRÜ'I-MÜŞETTA
(~!~)
Ürdün'ün başşehri
42 km. güneyinde yer alan
bir Emevi sarayı.
Arnman'ın
L
_j
Diğer birçok Emevl çöl kasrı gibi uzun
süre terkedilip unutulduktan sonra ancak
XIX. yüzyılın içlerinde tekrar keşfedilmiş­
tir. 1872 senesinde H. B. Tristram tarafından bulunan binayı 1898'de Kusayru
Amre'nin kaşifi ve ilk defa neşriyatını yapan. Suriye ile Ürdün çöllerinde önemli
577
KASRÜ 'I-MÜSETIA
Kas rü ' I -Müse tt a' nın ceph esi ndeki kabar tma
detay (Berlin Devlet Müzesi)
f rız den
bir
keşif faaliyetlerini sürdüren Alois Musil
ziyaret etmiştir. Planının çıkarılması ve ilk
önemli neşriyatın yapılması da XX. yüzyılın başlarında ( ı 904- 1908) Rudolf Ernst
Brünnow ve A. von Domaszewski tarafın­
dan gerçekleştirilmiştir. Ayrıca B. Schulz
başkanlığında bir Alman heyetinin geniş
biçimde incelediği binanın cephesinde yer
alan kabartma tezyinata sahip friz, ll. Abdülhamid tarafından Alman imparatoru
Kaiser ll. Wilhelm'e hediye edilmek üzere
sökülerek Berlin'e gönderilmiştir.
Uzun yıllar tartışma konusu olan saraEmevller'e aidiyeti kabul edilmeyip bir
Sasani ve Gassani binası olduğu ileri sürüldüğü gibi daha eski Suriye toplumları­
na ait olabileceği de söylenmiştir. Binanın tamamlanmamiş olması yüzünden
güçlükler gösteren tarihierne ve kime ait
olduğu tartışmaları neticede Emeviler lehine son bulurken banisinin de Halife ll.
Velid olduğu fikri benimsenmiştir. Bu durumda binanın VII ve VIII. yüzyıllara ait
bir Emevi kasrı olması ihtimali iyice güçlenmiş, özellikle VIII. yüzyıla, daha açık bir
tarihierne ile de ll. Velid'in halifelik yılla­
rına (74 3-744) ait olduğu kabul edilmiş­
tir.
yın
Bina plan bakımından Roma mimarisindeki eastrum plan geleneğini sürdüren bir yapıdır. Taş ve tuğla kullanılarak
yapılan binanın geniş bir dikdörtgen avlu
etrafında tertip edilmiş hira planına göre düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu du-
578
rumuyla da kışlık ve baharlık bir iskan
mahalli olarak yapılmaya başlandığı farkedilmektedir. Kenarları 144 m. uzunluğunda bir kare teşkil eden binanın köşe­
lerinde kuleler bulunmaktadır ve etrafı
da tahkimatlı bir duvarla çevrilmiştir. Giriş güney istikametinde olup sekizgen
kaideler üzerinde yükselen beşgen kuleler tarafından korunmaktadır. Sarayın
ana eksenini oluşturan bu girişe göre düzenlenen plan içinde düz bir hat doğrul­
tusunda tanzim edilmiş küçük avlulardan
geçilerek planın merkezini meydana getiren büyük ana avluya ulaşılmaktadır. Bu
büyük avlunun kuzeyindeki divanhane ile
ona bağlı mekanlar bir eksen üzerinde yer
almaktadır. Özellikle bu birimin avluya
açılan cephesi, zafer takı görüntüsü veren üç kemerli bir giriş şeklindedir . Cephenin arkasında ve zeminden 1,50 m.
yükseklikte bulunan taht salonu önde
üç nefli olarak düzenlenmiş olup kuzey
yönünde üç dilimli yonca planındadır .
Mevcut durumuyla kemer çıkışiarına kadar yapılabilen bu mekanın üzerinin bir
kubbeyle örtülmesinin düşünüldüğü farkedilmektedir. Taht odasının yanındaki
beşik tonozlu odaların gündelik işlere yönelik olarak yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bunun dışında kalan diğer bölümlerin
planları da az çok farkedilebilecek bir seviyede kalmıştır.
Kasrü'l-Müşetta'nın bölümlerinden bi- ·
rini teşkil eden cami girişin sağında yer
almakta; simetrik bir tertibe göre tanzim edilmiş olup üç bölümlü bir düzenleme göstermektedir. Caminin özellikle girişin yanında bulunması ve taht odasın­
dan uzakta kalmış olması. binayı yaptıran
kişinin korunmasına gösterdiği itinayla
alakalı bir durum olarak değerlendirilebi­
leceği gibi bu tip kasır ve saray mimarisi
için alışılmış bir hususiyet de arzetmektedir.
Sarayın İslam sanatı içinde en mühim
özelliklerinden biri olan cephe tezyinatı,
İslam süslemeciliği ve bina tezyinatı açı­
sından müstesna bir yer işgal etmektedir. Ön cephede yer alan kabartma tezyin at 40 m . uzunlukta ve S m. yükseklikte
Kasrü'I-Müsettaürdün
Kasrü ' I - Müs etta'nın pl a nı
stuko ve mermer kullanılarak
bir yerde benzeri bulunmayan bu frizde İran, Mezopotamya
ve Helenistik etkilerin bir karışımı ve İs­
lam ruhunun değişik bir tezahürü ortaya
konmuştur. Üçgenler şeklinde hazırlan­
mış bölmeler içinde zikzaklar. akantuslar,
rozetler, hayvan ve az sayıda insan figürlerinden oluşmuş zengin bir görüntüye
sahiptir. Caminin kıble duvarının dışına
gelen kısımlarda fıgürlü süslemenin yer
almaması bilhassa dikkat çekici olup bu
kutsal mahalli diğer kısımlardan ayıran bir
özellik olarak görülmektedir. Bu kabartma friz halen Berlin'de Devlet Müzesi'nde bulunmaktadır. ll. Dünya Savaşı'nda
Berlin'in bombalanması sırasında kulelerden biri parçalanmış ve daha sonra başarılı bir şekilde onarılmıştır.
olup
taş,
yapılmıştır. Başka
BİBLİYOGRAFYA :
E. Diez. Die Kunst der Islamisehen Völker,
Potsdam 1926, s. 149- 153, 164-165; a.mlf .•
" Mşatta", iA, VIII, 432-435; K. A. C. Creswell,
Early Muslim Architecture, Oxford 1940 , s.
124-134; Mustafa Murad ed-Debbağ. Biladüna Filistin, Arnman 1972, IV /2, s. 731- 733; J .
D. Hoag, Islam, Stuttgart 1986 , s. 19-21 ; O.
Grabar, Islam Sanatının O luşumu (tre. N uran
Yavuz), istanbul 1988, tür.yer.; H. Stierlin, Islam
Early Architecture {rom Baghdad to Cordoba,
Köln 1996, s. 71 -73; J . Strzygowski- B. Schulz.
"Mschatta " , Jahrbuch der königliche preus-
KASSAM
s isehes Kunstsammlung, sy. 25 ( 1904). s. 205373; E. Herzfeld, "Die Genesiis der Islamisehen
Kunst und das Mshatta-Problem",lsl., ll ( 191 ı) .
s. 27 -63; a.mlf .. "Mshatta, H ira und Badiya",
Jahrbuch der königliche preussisches Kunstsammlung, sy. 42 ( 192 ı). s. I 04-146; M. S. Dimand. "Studies in Islamic Ornament". Al, sy.
4 (ı 937). s. 293-337; M. J. Sauvaget. "Remarques sur !es monuments omeyyads", JA,
CCXXXI (ı 939), s. 1-59; H. Stern, " Notes sur
l 'architectu re des chateaux omeyyads", Al, sy.
11-12 (1946), s. 72-83.r:;;ı
J!!llliJ A . E NG iN BEKSAÇ
ı
ı
KASRÜ'I-ÜHAYDIR
(~YI~)
Bağdat ' ın güneybatısında
Abbas! saray
bir
kalıntısı
(bk ABBASILER [Sanat]).
L
_j
ı
KAS SAB
ı
(uı.::..JI)
Ebu Ahmed Muhammed b. Alı
b. Muhammed el-Kassab el-Kered
(ö. 360/970 [?])
L
Hadis ve tefsir alimi .
_j
Katıldığı savaşlarda
çok sayıda düşman
için "Kassab" lakabıyla tanınır.
Ayrıca Kerhl yahut Kürcl nisbesiyle anılır­
sa da günümüze ulaşan tek eseri Nüketü'l-Kur'dn'ın yazma nüshasındaki nisbesi Kerecl şeklinde kayıtlıdır. Bu nisbesine dayanılarak Hemedan'a yakın Kerec'de doğduğu tahmin edilmekte, ölümünün ise 360 (970) yılı civarında olduğu
belirtilmektedir. Kassab Abdurrahman b.
Muhammed b. Selm, Muhammed b. İb­
rahim et-Tayalisl. Hüseyin b. İshak b. İb­
rahim et-Tüsteri ed-Dakik ve Muhammed
b. Abdülgaffar ei-Huzal gibi şahsiyetler­
den hadis rivayet etmiş, kendisinden oğ­
lu Ebü'I-Hasan Ali ile Ebü'I-Ferec Arnmar
ve Ebü'I-Mansür Muzaffer b. Muhammed
ei-Burücirdi rivayette bulunmuştur. Hakkında verilen bilgilerden anlaşıldığına göre Kassab hadis sahasında hafız mertebesine ulaşmış bulunuyordu. Onun Kur'an ve hadis alanındaki sağlam bilgisi,
kuwetli muhakeme ve zekası Nüketü'lKur'dn'a yansımaktadır. Kassab'ın ilmi
şahsiyetiyanında zulüm. haksızlık ve dinden sapma gibi hususlarda fiilen de mücadele eden bir kişiliğe sahip olduğu belirtilmektedir.
öldürdüğü
Eserleri . Fıkhi meselelere yaklaşımın­
da Zahiri olduğu intibaını veren, itikadl
konularda ise Selef gibi düşünen Kassab'ın zamanımıza intikal eden eserinin
tam adı Nüketü'l-Kur'dn e d-ddlletü
'ale'l-beydn ii envd'i'l-'uW.m
ve'l-af:ı­
kdm'dır.
Müellifin bizzat belirttiğine göre kitap Kur'an'ın içerdiği çeşitli ilim ve
hükümlere, dinin asli ve fer'i meseleleri
alanındaki farklı görüşlere temas etmekte. ayetterin doğrudan veya dalaylı olarak
delalet ettiği konularda önemli bilgilere
yer vermektedir. Kur'an sürelerinin tamamını ihtiva eden eserde yalnız müellifin kendine göre bir nükte yakaladığ ı ve
gerek gördüğü ayetler tefsir edilmiştir.
Diğer müelliflerin hatalı tefsir ve te'villeri üzerinde de durulan eserde özellikle
itikadi konularda mezheplerini desteklemek amacıyla yanlış yorum yapanların
düşünceleri reddedilmekte. Selef anlayı­
şına uygun bir tefsir tarzı ortaya konulmaya çalışılmaktadır. Bu arada Mu'tezile.
Kaderiyye, Mürcie, Cehmiyye, Havaric,
Şla ve Mutasawife'nin bazı fikirlerine de
eleştiriler yöneltilmektedir. Kassab, genellikle ele aldığı ayetin kısa bir aç ı klama­
sını yaptıktan sonra ilgili diğer ayetleri
sıralamakta. garib kelimelere dair görüş­
leri belirtmekte ve ardından kendi tercihini ortaya koymaktadır. Ayrıca istişhad­
da bulunduğu hadisler hakkında sıhhat
ve zayıflık bakımından değerlendirmeler
yapmaktadır (geniş bilgi için bk. Aydüz,
s. 47-195). Nüketü'l-Kur'dn'ın bilinen
tek yazma nüshası Süleymaniye Kütüphanesi'nde bulunmaktadır (Murad Molla,
n r. 318). Eser doktora çalışması olarak
DavutAydüz (isra sOresi nin so nuna kadar. 1992. MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü)
ve Şayi' b. Abduh b. Şayi' ei-Esmeri (ts .
el-Camiatü'l-islam iyy e külliyyetü'I-Kur'ani'I -Ke r1m ve'd-dirasati'l-islamiyye [M edineJ) tarafından yayıma hazırlanmıştır.
Kassab'ın Nüketü'l-Kur'dn'da isimleri belirtilen Şerf:ıu'n-nuşuş, er-Red 'ald
ehli'l-ehvd' bi'l-al].bdr, er-Red 'ale '1mübtedi'in, er-Red 'ale'l-Bdhili, er-Red
'a le'l-mul].dlifin, et-Tahdrdt, Vaşfü 'liman ve şerf:ıu ziyddetihi ve no~şdnih
adlı çalışmaları
bulunmakta. ayrıca kaynaklarda kendisine Şevdbü'l-a'mdl, Kitdbü's-Sünne, 'İ~iibü '1-a'mdl ve Kitdbü
Te'dibi'l-e'imme adlı eserler izafe edilmektedir.
BİBLİYOGRAFYA :
Muhammed b. Ali el-Kassab, Nüketü'l-Kur'an, Süleymaniye Ktp., Murad Molla, nr. 318;
Hatib. Ta ri/] u Bagdad, ı , 404 ; İbn Abdülhadi,
'Ulema'ü ' l-f.ıadfş, 1, 132; Zehebi. A'lamü 'n-nübela', XVI, 213; a.mlf.. Te?kire tü'L-f.ıuffa?, lll ,
938; Safed1, el-Vafi, IV, 114; Süyüti, Tabakatü'Lf.ıuffa? (Ömer). s. 379; Hediyyetü 'L-'a ri{in, ll ,
4 7; Fuad Seyyid, Fih r isü '1-ma/]!Cı!at, Kah i re
1954, 1, 50; Abdülaziz izzeddin, Mu'cemü !aue'L-müfessirfn, Beyrut 1984, s.
164; Davut Aydüz, Muhammed b. Ali el-Kerecf
u e Nüketü '1-Kur'an Adlı Eserinin Tahkik ue
Tahlili (dokto ra tez i, 1992). MÜ Sosya l Bilimler
Enstitüsü, s. 47-195.
bakati'L-f.ıuffi'ı?
~
DAVUT AYDÜZ
KASSAM
(l"t.:.Aıl)
L
Vefat eden kimselerin terekelerini
taksim eden şer 'i memur.
_j
Sözlükte "bölmek" anlamındaki kı smet
masdanndan türeyen kassam "taksim
eden. bölüştüren" manasma gelmektedir. İslam hukuk literatüründe ganimet,
şirket ve miras gibi konularda her türlü
menkul ve gayrimenkul malı bölerek şayi
hisseleri belirli hale getiren kişi ya da resmi görevliye kasım veya kassam denilmiştir (b k. KISMET ) Daha dar anlamda
ve özellikle Osmanlı uygulamasında kassam, miras davalarında bizzat dava mahalline giderek gerekli tahkikatı yapıp ihtilaf hakkında bir neticeye vardıktan sonra davayı hükme bağlayan ve terekeyi varisler arasında taksim eden şer'! memuru
ifade etmektedir.
Kassamlar ikinci derecede adiiye görevlilerinden olup hakimin yardımcılarıdır.
İmam-ı Şafii. hakimin ifa ettiği kaza fonksiyonunun bir bölümünü üstlendiklerinden kassamları da hakimler gibi görmektedir (e l-Üm, VI, 2 !2) . Fakihlere göre kaza! özellik taşımasından ve kadının naibi
olmasından dolayı kassarnın hakimlerde
arandığı gibi müslüman. adil. mesleğinin
gerektirdiği hukuk bilgisine sahip bulunması Kur' an, sünnet ve fıkhı, özellikle miras hukukunu (feraiz) iyi bilen, hür, kazf
suçu sebebiyle had cezası uygulanmamış. fasık olmayan kişilerden seçilmesi
gerekmektedir (a.g.e., VI. 210; Serah s1,
XVI, 104; Nüveyrl, VI, 260-26 1; Molla Hüsrev, ll , 794-795; ibn Ab idln, VI, 256-257).
İslam adiiye teşkilatında kassamlık müessesesi 1. (VII.) yüzyıldan itibaren mevcuttu . Hz. Ali'nin kassamlık vazifesiyle
görevlendirdiği Abdullah b. Yahya el-Kindi bu görevi karşılığında devletten maaş
alıyordu . Yine Harice b. Zeyd Emev1'1er zamanında bu vazifeyi ifa etmekteydi. Kassamlık Osmanlı Devleti'nde daha bağım­
sız bir şekil almış, askeri ve reaya olarak
ikiye ayrılmıştır. Birincisi, yönetici zümreye mensup kişilerin miraslarını kazasker
adına varister arasında taksim eden askeri kassam, ikincisi de reayanın terekesini vilayet ve sancak kadıları adına
va-
579
Download

TDV DIA - İslam Ansiklopedisi