Saygı 4
3 Komşumuza
Okuyorum 5
Anketi
Respect For Our Neighbour Survey
I Am Reading
Velilerimize
Sorduk
Testimonies From Our Families
7 Ödüllü Bulmaca
Prize Puzzle
2014 Yıl: 1 Sayı: 7
SAYGI
FATİH’İN HOCASINA SAYGISI
29 Mayıs 1453 sabahı son hücum emri ile birlikte İstanbul Osmanlı'ya
teslim olmuştu. Fatih, hocası Akşemsettin Hazretleri ile birlikte, coşkulu bir törenle İstanbul'a giriyordu Bizans halkı ve kadınlar yollara
dökülmüş, genç Fatih'i selamlıyor, üzerine çiçekler atarak onu tebrik
ediyorlardı. Hatta Fatih İstanbul'a girerken yer yer Bizans halkı öndeki
"Akşemsettin"i padişah zannediyor, Akşemsettin "hükümdar arkada"
işaretini yapınca, Fatih de edep, terbiye ve inceliği ile, şöyle karşılık
veriyordu: "Evet, hükümdar benim, lâkin o da benim Hocam'dır!"
İstanbul surrendered to Ottomans
on the morning of May 29, 1453
Fatih was entering the city with his
master Aksemseddin along with the
celebrations. Constantinapole people
were all around the streets greeting the
young Fatih and throwing flowers at
him to congratulate him. People were
sometimes confused as they thought
Aksemsettin who was proceeding in
an aca
b
do u d tre ip a
kü a b nm ca
et ma urd an yip
m n
a a
a
e
b ra fe
e
hi k g şor ura sıra rim
çb ur tm d
u
a ar afe
i
ka r ilk p g an bu a sı rin
t e ön ru eş g ra al
p
o ü
a ty
m tme ce i he fm n b şcı az
ı
an k lk m an u
g aşç alt
t
k
ö
m alit ate nc fikir ey ün ı b yaz
le
üs e
e
d ir
t
ad m me id hem nce ina ara ı İst
d
or e
et k
fik e zo da anb
o k a
iji
na mü d ita idd ir h ğle r di bir ul'
s
sır l
m pe ia
er nc no ara lu İ
i
b e
z
s
a pa aad et vi
fe or da tan
rit rd e ot ki nsiy iri
t
h
l
sa m es
an dir bir bu
ab at
m
e
m
i
rb
rım ri ü
ü
fa ek şey llu
t
p te ey ev f i
şa sak im ard va va i m nisi iri h lan dir bi an
rü
lte
ös zi
m a yat erk fa ekt r şe tre
m
m e le
r su t
te şö ç uş r ü p üt yv sef if it ez rke dö y b an
e
i
u
h
k
rk fö üs ö
t
e
e
m
b
m
ü
d
e
tu kç va
t
m aa ari rk ek m a
r
y
e
ve etm şo ü s ş s ok zı
a
u
l
ya ek fö uç an p or hat ese le i s h far n
ya ü r t üs dö ek da tap f m tiba iç b k
ln nv en tü viç ço o
i
e
ış
a
m n rıy r
r
e
ya n u füs süp san k p ada uh tali la
t
nl nv t riz d eş
o ata e
ış
i
e
v
ya an nef sü iç s sıra rjin p
a
nı ya fü rp ar
sır da s
riz m peş l
ı
t
i
a
ya ya erk şa sak
nı d et rte
sır a v me l
e
a
k
ya ya
nl
ız
Dİ
Lİ
M
İZ
E
SA
YG
I
Öğrencilerimizle bu ay değerler eğitimi kapsamında “Saygı” değerini
işledik. Büyüklerimize saygıyı tarihteki önemli şahsiyetlerin hayatlarını inceleyerek hikayelerle öğrencilerimize anlattık. Hikayeler üzerine
sohbet ettik. Birbirinden güzel saygı hikayelerinden önemli dersler çıkardık. Asıl büyüklüğün saygılı olmakla kazanıldığını öğrendik.
FATIH’S RESPECT FOR
HIS MASTER
the front was the sultan. But when he
said “the sultan is in the back”, Fatih
replied “Yes I might be the sultan but
he is my master!”
We dwelled on the topic “Respect” with
our students this month. We told them
stories of important characters from
our history in order to give examples
for the topic. They have learned a lot
from those respect stories.
Türkçe zümresi olarak saygı ayında “Dilimize Saygı” konusunu ele aldık.
Öğrencilerimizle yaptığımız çalışmalarla Türkçemizin önemi üzerinde
durduk. Türkçemiz bizim imzamızdır düşüncesiyle öğrencilerimize çeşitli
etkinlikler yaptırdık. Türkçe ile ilgili örnek teşkil edecek afişler hazırladık.
Öğrencilerimizin de bu çalışmalarda gayret göstermesi bizi çok mutlu
etti. Ünlü filozof Konfüçyüs’un “Bir ülkeyi yıkmak istiyorsanız önce
dilini tahrip edin” sözü üzerine beyin fırtınası yaptık. Çocuklarımızı bu
konuda bilinçlendirmenin çok faydalı olduğunu gördük. Bu bağlamda
ilk olarak “Doğru yazalım” çalışmaları yaptık. Hazırladığımız afişlerle dilimizdeki birçok kelimenin doğru yazımını paylaştık. Doğru bildiğimiz
yanlışlar üzerinde durduk. İkinci olarak “Türkçesi varken” çalışmamızı
uyguladık. Amacımız Türkçemizi işgal eden yabancı kelimelerin farkına varmaktı. Türkçesi varken yabancı sözcükleri kullanmanın gereksiz
olduğunu ve dilimize zarar verdiğini afişimizle ifade etmeye çalıştık.
Çalışmalarımız öğrencilerimize “dilimize saygı göstermemiz gerektiği”
farkındalığı kazandırdı.
RESPECT FOR OUR LANGUAGE
We dwelled on the topic “Respect for Our Language” as Turkish
teachers. We emphasized the importance of our language in our
studies. We did some activities on this matter making them think that
Turkish is like our signature. We prepared and hung some posters
around school corridors and it meant a lot to us when they tried their
best for such activities. We also did some brainstorming on the saying
of Confucius “If you want to destroy a country, destroy its language
first.” It was a great contribution to their thoughts. Accordingly, we
practiced correct writing styles in Turkish and shared many words
with their actual writings on our posters. We focused on our mistakes
and corrected them. Then we studied “Turkish Word for It”. Our main
goal was to avoid using foreign words in our language and to use the
correct original Turkish word instead. We also showed it and its harms
on our posters. These efforts made our students gain the awareness of
respect for our language.
2
SAYGI
TRENİ
Saygı en kıymetli hazinelerimizdendir.
Kişinin kendi nefsine göstereceği saygı
saygıların en büyüğüdür.
Saygı gösteren insan öncelikle kendisini
yüceltir. Küçüklere saygı duymamız onların da saygın birer insan olmalarına katkıda bulunacaktır. Saygılı davranmak iki
taraflı kazananı olan bir süreçtir. Anasınıfı
ve 1. Sınıf öğrencilerimizle bu ay “Saygı
Respect Train
Treni” etkinliğinde bir araya geldik. Öğrencilerimizle saygılı davranışlar ile ilgili
etkinlikler yaptıktan sonra hep birlikte
oyunumuzu oynadık. Saygı trenine binmenin tek şartı saygılı davranışların neler
olduğuna örnek vermek. Saygılı davranışları söyleyen öğrencilerimiz trene heyecanla bindiler.
Öğrencilerimizden Birkaç Saygılı Davranış Cümleleri:
•
•
•
•
Trene binerken birbirimizi iteklemeden sırayla binmeliyiz. “İnsanlara Saygı”
Ben tabağımda yemek bırakmıyorum. “Nimete Saygı”
Ben otobüste yaşlılara koltuğumu veriyorum. “Yaşlıya Saygı”
Ben arkadaşımı iteklemeden sınıfa giriyorum. “Arkadaşa Saygı”
Respect is one of our most precious
treasures. The respect one shows to their
own self-esteem is the greatest respect.
One who shows respect to others will
primarily glorify themselves. Showing
respect for our youngest will contribute
for them being a respectful person.
Respecting is a behavior which both
sides are the winners. This month
kindergarten and grade 1 students came
together in our "Respect Train" event.
After doing activities about respectful
behaviors with our students we played
our game. The only condition to get in
the respect train is to give an example
of what respectful manners are. Students
who said a respectful behavior, got into
the train excitedly.
Some respectful behavior examples from our students:
•
•
•
•
We should get in the line without pushing around. "Respect for people"
I don't leave any left-over on my plate. "Respect for food"
I give place to old people in the bus. "Respect for elders"
I get into the classroom without pushing my friend. "Respect for friends"
AKROSTİŞ YARIŞMASI
S evgi, saygı, mutluluk
A dalet, bunlarla mutlu olur herkes
Y argıla, sorgula ama saygılı olmayı unutma
G üzel dünya parlasın ay gibi
I şıkla güzellikle aydınlansın
D eğerlerimizi uygulayalım
E l ele verip dünyayı aydınlatalım
G ül sürekli saygılısın çünkü
E limizde saygı diğer elimizde mutluluk
R üzgar saygı için ahenkle dans etsin
Beşinci sınıflar arasında yapılan “Saygı Değer” akrostiş yarışmasında “Zehra Betül Çelik” birinci olmuştur. Öğrencimiz tebrik ediyoruz ve güzel şiirini sizlerle paylaşmak istiyoruz.
(5. sınıf öğrencisi Zehra Betül Çelik)
Söz ile Değil Hal ile
“SAYGI”
RESPECT WITH ATTITUDE
NOT WITH WORDS
2013-2014 eğitim öğretim yılının
sonlarına yaklaştığımız bu dönemde
nisan ayı değerimiz olan “Saygı”yı
söz ile değil hal ile öğrencilerimize
kazandırmak için kolları sıvadık.
This period, while we are nearing
the end of the academic year 20132014, we have rolled up our sleeves
to make our students gain our this
months behavior "respect".
Tüm bu değerlerimizi öğrencilerimize kazandırmaya çalışırken en önemli şeyin onlara iyi bir model olmakta
gizlendiğini fark ettik. Öğrencilerimize, siz değerli velilerimiz anne-baba
olarak, biz öğretmenleri olarak iyi
bir model olmaya çalışıyoruz. Fakat
okul ortamında öğrencilerimizin sürekli en yakınında bulunan arkadaşlarının birbirlerine model olduklarını
ve birbirlerini örnek aldıklarını unutmamak gerekir. Bu nedenle tüm öğrencilerimizin “İyi İnsan” olma adına
değerlerimizle donatılmış olmalarını
ve bu değerleri sadece söz ile değil
halleri yani davranışları ile de göstermeleri için uğraşıyoruz. Sevgi ve
saygı insanlar arasında kuvvetli bir
bağ oluşmasını sağlar inancıyla öğrencilerimizin kalplerine işliyoruz değerlerimizi. Bu bağ ne kadar kuvvetli
olursa ilişkilerimiz o kadar iyi ve güzel olacaktır.
Bilim Koleji olarak; ailede, okulda,
oyunda her yerde ve her durumda
birbirimize saygılı davranışlarda bulunmak durumundayız dedik ve bu
ay yine birbirinden güzel etkinliklere imza attık. Anasınıfı ve 1. Sınıf
öğrencilerimiz saygı trenine binmek
için birbirleriyle yarıştılar. Tabi ki nezaket kurallarına uyarak. Okul genelinde İstiklal Marşımıza saygı üzerine
sohbet ettik. Trafikte saygılı olmamız
gerektiğinin bir kez daha altını çizdik.
“Sevgi ve Saygı” konulu resimlerle
donattık okulumuz koridorlarını, büyüklerimizi unutmadık. Darülaceze’yi
ziyaret ettik, ellerini öptük. Tarihteki
önemli şahsiyetlerin hocalarına olan
saygıları ile ilgili hikayeleri dinledik,
dersler çıkardık. Şiir ve kompozisyon
yarışmaları düzenledik; dramalar,
filmler izledik saygı üzerine. Böylece bir değerimizi daha tamamlamış
olduk.
“Ben saygılıyım” demek değil; saygılı
olmak, yaşamak, yaşatmak ve hayatımızda bir farkındalık oluşturmak
gerektiğini unutmamak dileğiyle.
Sevgi ve saygılarımla,
Sevgi KİRİŞÇİOĞLU / Editör
While we are trying to make our
students gain these values we
have realized that being a good
example is the most important
thing. You, being the parents of, we,
being the teachers, are trying to be
good role models for our students.
But it shouldn't be forgotten that
students usually imitate their close
friends. We are trying to teach our
students to be a "good person"
not only verbally but also with their
attitudes meaning their behaviours.
We believe that love and respect
make bonds stronger between
people so this is the reason why
our relationships will be better and
beautiful depending how much our
bonds are powerful.
As Bilim Collage; we said that we
have to behave respectful to each
other in family, in school, when
playing games, everywhere and
in every case, and we have signed
beautiful events this month. Our
kindergarten and grade 1 students
competed with each other to get
into the respect train. Of course,
while obeying the rules of courtesy.
We have held a conversation
about the respect to our national
anthem by our school. We have
underlined once again that we have
to behave respectfully in traffic. We
have covered our school corridor
with pictures themed "Love and
Respect", we haven't forgotten
our elders, we visited Darulaceze
and showed our respect. We have
listened stories about the respect
that great people from history
showed to their teachers. We have
held poem and essay competitions,
and watched drama and films about
respect. By this, we have completed
our yet another value.
Wishes not just saying "I'm
respectful" but being respectful, to
cherish and to remember that our
lives and making awareness.
With regards,
Sevgi Kirişçioğlu / Editor
3
KOMŞUMUZA SAYGI ANKETİ
Saygı, insan ilişkilerinde olmazsa olmaz ilkelerden biridir. Karşınızdaki kişilere
değer vermekle bağlantılıdır. Onun olduğu yerde insanca yaşamanın güzelliklerini tadarız. Komşuluk ilişkilerinin dejenere olduğu günümüzde komşulara
saygı konusunu işleyerek, bu ruhu tekrar canlandırmak istedik. “Komşumuza
Saygı” anketi öğrencilerimiz tarafından komşularına uygulandı. Böylece bu
etkinlikle öğrencilerimizin çevreye saygı konusunda farkındalık kazanmaları
ve komşularla iletişim kurmalarına fırsat oluşturularak sosyalleşmelerini sağladık. Öğrencilerimiz yaklaşık 821 kişiye anket uyguladı. Hep birlikte anket
sonuçlarını incelemeye ne dersiniz?
1. Evde gürültü yapmamaya özen gösteririm.
2. Komşumu gördüğümde selam veririm.
95
25
36
70
Evet
Evet
Hayır
Hayır
Bazen
Bazen
688
723
3. Elindeki poşetleri taşımakta zorlanan bir
komşumu gördüğümde taşımasına yardımcı
olmak için teklif ederim.
157
46
Evet
Evet
43
Hayır
Hayır
Bazen
Bazen
610
632
5. Yaşlı ve hasta olan komşumun ihtiyaçlarını
karşılamaya çalışırım.
183
35
6. Apartmandaki ortak alanları temiz tutmaya
özen gösteririm.
50
14
Evet
Evet
Hayır
Hayır
Bazen
Bazen
601
754
7. Bayramlarda komşularımı ziyarete giderim.
8. Balkon ve camlardan atık madde atmamaya
özen gösteririm.
18 45
192
51
Evet
Evet
Hayır
Hayır
Bazen
Bazen
572
754
9. Belirlenen zamanların dışında tadilat
yapmam.
125
10. Otoparkta fazla yer işgal etmemek için
arabamı düzgün park ederim.
31
43
653
62
Evet
Evet
Hayır
Hayır
Bazen
Bazen
721
3. Sınıf öğrencisi Sena ŞENCAN
Bir varmış bir yokmuş Ada adında
bir kız varmış. Ada çok saygılı ve
sabırlıymış. Ada'nın Bora adında
bir arkadaşı varmış. Ada Bora'yla
arkadaş olmak istiyormuş. Ama
Bora saygısız olduğu için kimseyi
dinlemez, büyüklerine saygı duymazmış. Bir gün Bora öğretmenine karşı gelmiş ve cezalandırılmış.
Ada teneffüste hemen yanına
gitmiş:
-Bora, büyüklerine saygı duymazsan seni kimse sevmez, yaşlanınca bile kimse sana saygı duymaz,
demiş.
Bora artık sınıfın en saygılı öğrencisi olmuş.
CAN’IN SINAVI
4. Sınıf öğrencisi Çiğdem İPEK
4. Komşumun hastalandığını duyduğumda ziyaretine giderim.
140
SAYGISIZ BORA
Can, okulda arkadaşları ve öğretmenleri tarafından beğenilen sevimli, efendi bir çocukmuş. Can’ın
en belirgin özelliği ise çevresine
karşı çok duyarlı olmasıymış.
Öğretmen bir gün öğrencilerine;
bir hafta boyunca çevresindekilere karşı nasıl davrandıklarını
not etmelerini ve bu notları sözlü
olarak sınıfta arkadaşları ile paylaşmalarını istemiş. Bu görev tam
Can’a göreymiş. Çünkü Can çevrede olup biten her şeye karşı çok
duyarlı davranan ve çevresindekilerin beğenisini toplayan bir çocukmuş.
Can okuldan eve otobüsle dönüyormuş. Otobüse binmiş. Otobüs
çok kalabalıkmış. Bir grup arkadaşının otobüste çok yüksek sesle
konuştuklarını görmüş. Çok rahatsız olmuş. Can birden okulda
öğretmeninin anlattıklarını hatırlamış. Toplu mekanlarda başkalarını rahatsız edecek şekilde yüksek
sesle konuşmanın saygısızlık olduğunu arkadaşlarına anlatmaya
çalışmış ama Can’ı duyan kim? Arkadaşları arada bir Can’a da soru
soruyorlarmış. Can, çok alçak sesle arkadaşlarına cevap veriyormuş.
Arkadaşlarından bazıları kısa süre
sonra durumu anlamışlar ve onlar
da çevredekileri rahatsız etmemeye dikkat etmişler.
Biraz sonraki durakta otobüsten
inen yolcuların yerleri boşalmış.
Arkadaşları hemen boşalan yere
oturmaya çalışmışlar. Can ise hala
ayakta dikiliyormuş. Çünkü kendisi gibi elinde bastonuyla ayakta
bekleyen yaşlı bir amca varmış.
Can bu amcanın oturmasını beklemiş. Ama arkadaşları boş yerleri
kapıştıkları için bu amcaya yer kalmamış. Neyse ki arkadaşlarından
bir tanesi durumu anlamış ve yaşlı
amcaya yer vermiş.
Otobüsten indikten sonra elleri cebinde sağa sola bakınarak
eve giden Can mahalledeki kü-
çük çocukların, yavru bir kedinin
kuyruğuna bir şeyler bağlamaya
çalıştıklarını görmüş. Koşarak bu
afacanların yanına gitmiş. Kediyi
kurtarmış ve yaptıklarının yanlış
olduğunu onlara anlatmış. Mahallenin afacanları yaptıklarından
çok utanmışlar ve Can abilerinden
özür dilemişler. Can ancak yavru
kedilere çok iyi bakıp onları korurlarsa kendilerini affedebileceklerini belirtmiş. Böyle bir görevi alan
afacanlar büyük bir sorumlulukla
evlerine dönmüşler.
Can apartmanın bahçesinden içeri
girerken üst kat komşuları Neriman Teyze’ye rastlamış. Neriman
Teyze marketten dönüyormuş. Elleri çantalarla doluymuş. Can, hemen Neriman Teyze’nin ellerindeki
poşetlerden alarak onun eşyalarını
taşımasına yardım etmiş.
Büyük bir huzurla eve dönen Can
gün içinde yaşadıklarını not etmiş.
Uyku saati gelince de mışıl mışıl
uykuya dalmış.
Bir hafta çok çabuk geçmiş. Hemen hemen her gün benzeri şeyler yaşayan Can ‘ın nihayet yaşadıklarını sınıfta anlatma zamanı
gelmiş. Herkes Can’ın anlatacaklarını sabırsızlıkla bekliyormuş. Can,
yaptıklarını anlattıkça benzer konularda onun gibi davranmayanlar
utanıyorlar ve yüzleri kızarıyormuş.
Öğretmen Can’ın bu yaptıklarından çok memnun olmuş. ‘’Sen ne
kadar çevredekilere karşı duyarı ve
saygılı bir çocuksun böyle ‘’diyerek
başını okşamış ve sözlü sınavından
yüz puan vermiş. Can çok mahcup
olmuş, öğretmenine teşekkür etmiş ve eklemiş. ‘’Öğretmenim ben
bunları sözlü sınavdan yüz almak
için yapmadım. Biz her zaman çevremizdekilere saygılı davranmalıyız ki bize de saygı gösterilsin’’
demiş. Arkadaşları tarafından alkış
yağmuruna tutulan Can daha da
mahcup olarak yerine oturmuş. Bu
sırada çalan zil teneffüsün habercisiymiş.
Oku
G
EZGİN
KIRLANGIÇ VE
KÜÇÜK KUŞLAR
Bilgi ve tecrübeye saygı duymalıyız. Eğer saygı duymazsak bedelini ağır bir şekilde öderiz. (2. sınıf öğrencisi
Tuana AKGÜNGÖR)
Küçük kuşlar büyüklerinin sözünü dinlemedikleri için çok
pişman olurlar. İşte bu yüzden
büyüklerimizin sözünü dinlemeliyiz. (2. Sınıf öğrencisi
Ceylin DEMİR)
Ben bu hikayeyi okuyunca büyüklerin sözünü dinlemezsek
başımıza nelerin gelebileceğini öğrendim. Her zaman büyüklerimizin sözünü dinlemeliyiz. Bence Gezgin Kırlangıç’ın
sözünü dinleseler başlarına bu
kötülükler gelmezdi. Gezgin
Kırlangıç onların hayatını kurtarmak için çok çalışmış ama
onlar dinlememişler. (2. Sınıf
öğrencisi Ayşe Ceren KESLER)
Gezgin kırlangıç küçük kuşları uyarıyor. Ama onlar gezgin
kırlangıcı dikkate almıyorlar.
(2. Sınıf öğrencisi Enes KIZILKUŞ)
Gezgin kırlangıç küçük kuşları uyardı ama onlar uyarıyı
dinlemediler. Sonunda tuzağa
düştüler ve bedelini ödediler.
Şunu yapmaları gerekiyordu: Büyüklerin sözünü dinlemeli ve onlara saygı göstermeliydiler. (2. Sınıf öğrencisi
Fatma Bedil ÖZALPER)
M
ERYEM SAYGI
GÖRÜYOR
‘’Meryem Saygı Görüyor’’
hikayesi çok güzeldi. Kendi
yaşımızdan büyük veya küçük olsa da herkese saygılı
olmalıyız. İnsanları ilgilendiren
konulardan habersiz şeyler
yaparsak başımıza kötü şeyler
gelebilir. Ayrıca önemli olan
eşyaya değil cana zarar gelmemesidir. Çünkü can tekrar
gelmez ama eşya defalarca
satın alınabilir. Bu kitap saygıyı
çok güzel ve değişik bir şekilde anlatmış. (3. Sınıf öğrencisi
Nagehan UZAN)
Meryem’in dedesinden saygı
görmesi çok hoştu. O da dedesine ileti adresi aldı. Ayrıca
bilgisayarı nasıl kullanacağını anlattı. Büyüklere saygıya güzel örnekler bunlar.
Ama dolandırılmak çok kötü
ve üzücü. (3. Sınıf öğrencisi
İlkay KÖROĞLU)
Hepimiz saygı görmeyi çok
isteriz. Beğendiğim bu kitabı tüm arkadaşlarıma tavsiye ederim. Saygılı günler
diliyorum. (3. Sınıf öğrencisi
Hasan Hüseyin BİLGEN)
Kitap güzel ve faydalı. Mutlaka okuyun. Ama şu soruyu
unutmayın: Gerçekten internet
her şey midir? Bence değildir.
Zevkle okunan bir kitabın yerini hiçbir şey tutmaz. (3. Sınıf
öğrencisi Azra Gül DÖLEK)
Bu kitabı okurken çok eğlendim. Meryem'in dedesiyle geçirdiği anlar çok güzeldi. Onların hikayesini okurken kendimi
çok saygılı hissettim. Çünkü;
benim de iki tane ton ton dedem var. Ben de onları çok seviyorum. İnsanın dedesi, ninesi
daha farklı seviliyor. Bence de
herkes büyüklerine saygı ve
4
sevgi göstermelidir. Çünkü onlara ne kadar iyi davranırsak
Allah da bize sevap yazar. Biz
yaşlandığımızda da bizim çocuklarımız da bize iyi davranır.
Peygamberimizin
hadisinde
de söylediği gibi "Annesi, babası veya bir büyüğü yanında
yaşlandığı halde cenneti hak
edemeyenin vay haline". İnşallah biz hak ederiz. (3. Sınıf
öğrencisi Zeynep TOPAL)
Ben bu kitaptan saygıyı öğrendim. Saygı bir kişiye hoşgörülü
davranmak, ona yol vermek,
yolunun trafiğini açmak demektir. Her zaman herkese
saygı göstermeliyiz. Bir insanı
sevmeyebilirsin, irtibat halinde
olmayabilirsin ama ona saygı
duymak zorundasın. Otobüste
ayakta duran hamile bir kadın olabilir, elinde poşetlerle
geçen yaşlı bir adam olabilir.
Hepsine saygı duymalısın. Yani
hamile kadına yer vermemek,
yaşlı kadının elindeki poşetleri
yere düşürmek, karşıdan karşıya geçmeye çalışan yaşlı adamı yola itmek… Bunların hepsi
saygısızlıktır.
Unutmayın ki
"SAYGILI OLAN SAYGI GÖRÜR."
(4. Sınıf öğrencisi Beyza ARI)
İnsanların birbirlerine saygı duyması için yaşın önemi
yoktur. Bazen birbirimize fark
etmeden saygısızlık yapabiliriz. Biz küçük de olsak saygıyı
hak ediyoruz. Büyüklerimizin
göremedikleri şeyleri bizler
görebiliriz. Önemli olan birbirimizi kırmadan fikirlerimizi
söyleyebilmek. Unutmayalım
ki büyükler de hata yapabilir.
Biz büyüklerimize saygısızlık
etmeden yanlışlarını söylersek,
onlar da bize saygı duyar.
İyilik yaparsan iyilik bulursun. Saygı gösterirsen saygı
görürsün. (4. Sınıf öğrencisi
Kerem İSLAMOĞLU)
Ben bu kitaptan saygının sevgi, dürüstlük, yardımlaşmayı
kapsadığını öğrendim. Ama
en çok da herkese saygı duymayı öğrendim. Saygı küçücük bir şeydir ama yapılınca
çok büyür. Saygı kişinin iyi ve
kötü yanını gösterir. Bu yüzden herkese saygı duymayı
sakın unutmayın ve saygısız
biri olmamaya dikkat edin.
(4. Sınıf öğrencisi Yiğit TARHAN)
H
acivat ve
Karagöz
Karagöz ve Hacivat’ta saygı
anlatılıyor. Büyüklerimize saygılı olmamız gerektiği, dostlarımıza kötü laf söylemememiz
gerektiği dile getirilmiş. Büyüklerimize öf bile dememeliyiz. Kimseyle hiçbir şekilde alay
etmemeliyiz. Birbirimizi kırmamalıyız. Birbirimizi sevmesek
bile saygı duymak zorundayız.
Birbirimize lakap takmamalıyız. İnsanların kusurlarını aramak yerine onların kusurlarını
kapatmalıyız. Anne ve babamıza özellikle saygılı olmalıyız.
En büyük kibarlık saygıdır. Bu
yüzden herkes bunu yapabilir.
Saygı kavramını hayatımızın
her alanında hatırlamalı hiçbir
zaman unutmamalıyız. (5. Sınıf
öğrencisi Zehra Betül ÇELİK)
inşa edilmeye çalışıldığı zaman
Bu kitabın okuyan herkese çok
güzel şeyler katacağını düşünüyorum. Öncelikle büyüklerimize annemize babamıza
çevremizdeki herkese saygılı
olmalıyız.
Arkadaşlarımızın
açığını aramamalı onların kusurların örtmeye çalışmalıyız.
Yani kusurları örtmede gece
gibi olmalıyız. Biz başkasının
açığını arar bulursak başkaları
da bizim açığımızı arayacaktır ve aynı şey bizim başımıza
gelecektir. Kendimize yapılmasını istemediğimiz bir şeyi biz
de kesinlikle başkalarına yapmamalıyız. Etrafımızdakilere
saygı duymadan önce öncelikle kendimize saygı duymayı
öğrenmeliyiz. Çünkü kendisine saygı duymayan bir insan
başkalarına da saygı gösteremez. Anne ve babamıza öf
bile dememeliyiz. Onlar bunu
hak etmiyor. Sadece insanlara
değil çevreye, dilimize de saygı
duymalıyız. (6. Sınıf öğrencisi
Zeynep Rüveyda GÜLŞEN)
dür. (7. Sınıf öğrencisi
D
ENİZDEN
GELEN MİSAFİR
Çeşitli şekillerde ifade ettiğimiz ya da diğerlerinden beklediğimiz insani bir duruştur.
Somut şekilde ifade edilmesi
ya da bir kalıp içine sokulması
zordur. Ülkeye bölgeye hatta
insandan insana ifade ediliş
şekli ile değişiklik gösterse de
bütün insanlık için geçerli ve
gerekli bir olgudur.
saygı kendini gerek davranış
gerekse söylem açısından ortaya çıkarır.
Saygının ortaya çıkışı aslında
bilimin de temeli olan ihtiyaçlar ve karşılığında sorularla belirginleşir.
Saygı bir ifade biçimi değil
güzel bir davranış bütünlüğüMelike OKUMUŞ)
Toplumun fertleri arasındaki
ilişkilerin düzgün işleyebilmesinde, fertler birbirlerine saygı
göstermeli, küçükler büyükleri
saymalı ve büyükler küçüklere
sevgi duymalıdır.
İnsanlar hatalarından aldıkları
derslerle olgunlaşır. Bu hatalar kişinin hanesine tecrübe
olarak yansır. İnsan bu tecrübelerle olayları yorumlar ve
bu tecrübe, kişilerin davranış
şeklini belirler. İkili ilişkilerde
insanlar kendi kazanımlarının
yanında karşısındaki insanın
da kazanımları olduğunu bilip ona saygıyla yaklaşmalıdır.
Herkes kendi doğrularını yaşar.
Fakat unutmamalı ki hayatta
başka doğrular da vardır. Yalnız
kendi fikrinin doğru olduğunu
zannedenler başka fikirlere tahammülsüz ve saygısız olurlar.
Bu da gerek sözlü gerek edimsel kavgaları doğurur. Oysa
saygı, bu tip yakışıksız davranışları yara kabuğu gibi kavlatıp atar.
Saygı bilmekle ve kabullenmekle başlar. Saygı, içinde kabul edilen değerlerin yanında
inanç, kültür, töre, örf ve adetler ile beraber insanlık onuru
için zorunludur. Başkasının
varlığını bilmek ve kabullenmek birlikte yaşamanın gerekliliğidir. ‘DEĞERLİ VE GEÇERLİ
OLDUĞUNU BİLMEK ‘ onu kabullenmeye ve ona saygı duymayı gerektirir.
Toplumda hayat deneyimi çok
İnsanoğlunun yaratılışı ile birlikte farklılıklar da doğa gereği
farklı şekillerde kendini göstermeye başlamıştır. Düşünceler, inançlar; farklılıklar ortaya çıkarır. Ayrıcalık noktaları
yerine ortak değerler üzerine
rur. Böyle bir anlayışın ürünü
olanlara yani büyüklere saygıyla yaklaşılmalıdır. Onların
nasihatleri bazen sıkıcı olsa da
birçok hataya düşmekten bizi
çekip alır ve yolumuzda hızla ilerlememize yardımcı olur.
Kuşkusuz
karşılıklı
fikirlere
saygı göstermek sevgiyi doğutoplum, karşısına çıkan engelleri de kolayca aşar. (7. Sınıf
öğrencisi Süeda TEPE)
5
7. Sınıf Velisi Ayla TOPAL
Saygıyı çok farklı şekilde tanımlayabiliriz. "İnsanlara
karşı dikkatli, ölçülü, özenli davranmaya neden olan
sevgi duygusu, değer yargısı." bu tanımlardan biridir.
Saygı kelimesinin bende çağrıştırdığı tanım ise; saygının sıfırların önündeki bir rakamı gibi olmasıdır. O
olmazsa diğer duygular anlam bulamaz ve değer
kazanamaz. Örneğin sevgi, hoşgörü, anlayış, sabır
gibi duygularımız saygı olunca anlamlı olur. Saygı
duymadığımız bir kişiyle aramızda empati ve sevgi
duygusu oluşturamayız.
İnsan sosyal bir varlıktır. Bu nedenle insanlar top-
luluklar halinde yaşarlar. Birlikte yaşamak da saygıyı gerekli kılar. Birbirine saygı duymayan bireylerin
oluşturduğu topluluklar huzurlu olmaz. Çünkü birbirimizi saymadığımız zaman birbirimiz için sevgi, anlayış, hoşgörü gibi duygular da besleyemeyiz.
Birbirine saygılı bir toplumun temel taşını da aile
oluşturur. Aile içinde saygı ve sevgi görerek büyüyen
çocuklar, yetişkin oldukları zaman saygılı davranmayı
bilirler. Bu nedenle anne baba olarak bizler çocuklarımıza iyi birer örnek olmaya çalışmalıyız. En başta büyüklerimize saygılı davranarak bunu onlara öğretebiliriz, tıpkı Osman Gazi'nin bize öğütlediği gibi "Oğul!
Ananı, Atanı say! Bereket büyüklerle beraberdir.". Bu
konuda hadis-i şerifte şöyle müjdelenmiştir: "Yaşlılara saygı gösteren kimseye, ihtiyarladığı zaman, Allah
Teala, saygı gösterecek kimseler yaratır."
Anadolu insanının misafirperverliği, hoşgörüsü ve
insana insan olduğu için verdiği değer günümüzde
de sürmektedir. Bu bize atalarımızdan kalan güzel bir
mirastır. Umarım bizler de çocuklarımıza bu mirası
devretmeyi başarırız. Bu mirası yeni nesillere aktarmaya çalışan, bunun için gayret gösteren ve emek
sarf eden Bilim Koleji’ne şükranlarımı sunuyorum.
Saygı ve sevgilerimle...
VELİLERİMİZE
SORDUK
2. ve 5. Sınıf Velisi Elif ALPARSLAN
Saygı kavramını ele alırken Kur’an -ı Kerim’in
bakış açısıyla anlamaktan başka çıkar yol yoktu. Zira Kur’an -ı Kerim’den kopuk olarak ele
alınmış her kavram muhakkak bir yanı eksik,
tam olarak anlamına vakıf olamamış kalacaktır. Saygı denilince akla ilk gelen Allah’a ve
Resul’üne saygı olmalıdır. Ancak bu özelliğe
sahip kimseler hayatın her alanında saygısını
muhafaza edebilir. “Ve onlar ki Allah’ın riayet
edilmesini emrettiği şeye riayet ederler ve
Rablerine saygı gösterirler ve hesabın kötülüğünden korkarlar”[Ra’d/21]. Allah’a vereceği
hesaptan korkanlar ana-babasına, hocasına,
büyüklerine, doğaya saygıyı zaten sunacaklardır.
Dikkat çekmek istediğim bir başka huşu insanın yaşam hakkına saygı. Dünyanın neresinde
olursa olsun, hangi dine, dile, ırka sahip olursa olsun kasten bir cana kıymadıkça herkes
bu hakka sahiptir. Bu hakka saygı duymaksa
insanlığın gereğidir. Maide Suresi 32. Ayette
şöyle buyurulmaktadır: “Bunun için İsrailoğullarına kitapta şunu bildirmiş idik: <Her kim
bir kişiyi, bir kişi karşılığı veya yeryüzünde bir
bozgunculuğu olmaksızın öldürürse sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir
adamın hayatını kurtarırsa bütün insanların
hayatını kurtarmış gibi olur.> And olsun ki,
peygamberlerimiz onlara apaçık delillerle geldiler de sonra içlerinden birçoğu, bütün bunların arkasından hala yeryüzünde bozgunculuk ve cinayette çizgiyi aşmaktadırlar.”
Bugün Mısır’da, Suriye’de, Orta Afrika’da,
Doğu Türkistan’da, Myanmar’da, Filistin’de ve
dünyanın başka yerlerinde yaşanan zulümler
maalesef biz Müslümanların inanç ve ibadet
hakkımıza saygı bir yana yaşam hakkımıza
dahi saygının duyulmadığının göstergesidir.
Bizler de bu zulümleri dert edinmeliyiz çünkü bu imanın gereğidir. Peygamber Efendimiz
(S.A.V) “Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş sayılmazsınız.” buyuruyor. Yine başka bir Hadis-i
6. ve 11. Sınıf Velisi İlknur TURAN
Şerif’te “Birbirinize karşı muhabbet ve merhamette müminler bir vücut gibidir. Vücudun
bir yeri rahatsız olunca bütün vücut rahatsız,
uykusuz, kalıp onun tedavisi ile meşgul olduğu gibi, Müslümanlar da birbirlerine yardıma
koşmalıdır.”[Buhari] İslam’dan başka bir dine
mensup toplumlarda bu denli bir zulme şahit
olmuyoruz. Olmuyoruz çünkü sözde medeni
devletler buna izin vermezler. Onlar için hak
ve saygı sadece kendi insanı olunca söz konusudur. Mehmet Akif’in dediği gibi gerçekten
de “Medeniyet tek dişi kalmış canavardır.”
Eğer gerçek bir medeniyet kurmak istiyorsak bu konuda tek rehber her şeyi yoktan var
eden, bizi bizden daha iyi bilen Rabbimizin
gönderdiği Kur’an -ı Kerim’dir. Çünkü O’nun
öğretileri kişisel ya da toplumsal menfaatlerin
çok üstünde bir konuma sahiptir.
Adalet, Saygı, Sevgi, Sabır, Şükür güzel olan
ne varsa Aliya İzzetbegoviç’in de dediği gibi
onun diğer adı İslam’dır. Kur’an -ı Kerim bu
dünyamızın dizayn ettiği gibi ebedi dünyamızda da bize cennetin kapılarını açacaktır. Elbet bu öğretilerin doğru anlaşılması ve
doğru tatbik edilmesi için “Yaşayan Kur’an”
Peygamberimizin sünnet ve hadisleri çok mühimdir. Bizler Kur’an -ı Kerim’in tecellisini bizzat O’nda görüyoruz. Her mümin gibi bizlerin
de öncelikli rol modeli Hz. Muhammed (s.a.v)
olmalıdır.
Son olarak şunları söylemek isterim ki manevi
değerlerimize sahip çıkmak özellikle günümüzde çok daha önemli. Bunun önemini fark
eden ve bu bilinci taşıyan bir okulun velisi
olmaktan çok mutluyum. Bu konudaki gayretlerini takdirle karşılıyorum. Ailede başlayan
manevi eğitim okulun katkısıyla pekişecek ve
İnşallah kalıcı hale gelecektir. Okulumuzun
gösterdiği bu hassasiyet biz veliler olarak
kendimizi sorgulamaya, daha iyiye ve güzele
ulaşmaya çalışmak için vesile olmaktadır.
Bazı kavramlar vardır ki söylerken sıradandır, dilimize dolanmıştır, günlük hayatın içinde söyler dururuz. Bu kelimelere
belki de en güzel örnek saygı kelimesidir. Bu kavramın sıradanlığının yanında taşıdığı önemi de düşünmek gerekir.
Saygının tarifini belli bir kalıba sığdırmaya çalışmak ne kadar
doğru olur bilmiyorum. Çünkü saygı yaşamın içerisinde kalıplara sığmayacak kadar fazla tanıma sahip bir kelime. Bu yazıyı yazarken, hayata insan olmanın, kadın olmanın ötesinde
bir “anne” olarak bakmak istedim. Dört çocuk sahibi bir anne
olarak ANNE-BABA saygısını ifade etmeye çalıştım.
Neden saygı duyarız anne babamıza? Korkudan mı, sevgiden
mi, hayranlıktan mı? Galiba saydığım saydığım bu durumların hepsi onlara saygı duymamızın nedenidir.
Sevgiden saygı duyarız. Çünkü sevgi ile saygı ikiz kardeştir.
Anne babamıza duyduğumuz sevgi onlara hürmet etmeyi,
saygı duymayı beraberinde getirir. Hâlbuki onlar değil midir,
istemediğimiz zaman bile bize yemek yediren, gitmek istediğimiz yere tehlikeli olduğu için göndermeyen?
Hayranlıktan saygı duyarız. Çünkü gözümüzü açtığımız andan itibaren bizim kahramanlarımızdır. Her şeyi bilirler, en
güzeli, en güçlüsü bizim annemiz ve babamızdır. Gelişimimizin belli dönemlerinde bu hayranlık kızgınlığa dönse de bu
durum uzun sürmez. Hayatımızın en zor zamanlarında vermiş oldukları nasihatlerle bizi rahatlatırlar.
Sonuç olarak temeli ne olursa olsun ilişkileri yürüten kavramdır saygı. Karı-koca, ebeveyn-çocuk, işveren-çalışan, öğretmen-öğrenci gibi her ilişkinin başarılı bir şekilde yürütülmesinde saygıya ihtiyaç duyulur. Belki de budur saygının dilimize
bu denli dolanmasının sebebi. Aile kurumuna ilk temeli atılan
saygı kavramı, çocuğun okul hayatına girmesiyle pekiştirilir.
Çocuk bir ayna gibidir. Ne yansıtırsan onu görürsün. Nasıl
davranırsan öyle cevap alırsın. Dinlediğinden çok gördüğünü
yapar. Bu konuda hayatının büyük bir bölümünü geçirdikleri
okullara çok büyük görev düşer. Bilim Kolejli üç çocuk annesi
olarak Bilim Koleji’nin bu görevi başarıyla yerine getirdiğine
inanıyorum. Çocuklarımın gelişimine katkı sağlayan saygıyı
verip saygı almayı öğreten tüm Bilim Koleji öğretmenlerine
ve çalışanlarına teşekkür ederim. Ben ve ailem Bilim Koleji
ailesinin bir üyesi olmaktan dolayı kendimizi çok şanslı görüyoruz. İyi ki varsınız…
6
SAYGILI ÇOCUKLAR
YETİŞTİRMEK ZOR
DEĞİL
Sevgili Anne ve Babalar; tüm dünyada toplumların maneviyat anlamında hızlı bir şekilde çözülmeye başlaması pek
çok evrensel değerin önemini kaybetmesine ya da ortadan
kalkmasına sebep olmaktadır. Evrensel ve milli değerlerin dışında yeni suni bir değerler dünyası oluşması çocuklarımızı
ve gençlerimizi tüketiciliğin, vurdumduymazlığın ve hepsinin
temelinde yatan saygısızlığın geçer akçe olduğu bir dünyaya
doğru istemsiz şekilde itiyor. Bu karmaşa içerisinde şüphesiz
ki hepimizin endişesi; çocuklarımızın arzu ettiğimiz şekilde
bencillikten uzak, empati yeteneği yüksek, saygı değerini içselleştirmiş bireyler olarak yetişmemeleri oluyor. Bu ayın konusu olan saygı değeri tüm değerleri bir potada birleştirme
potansiyelini taşıdığı için dünyamızın en çok ihtiyaç duyduğu
eksiklerin başında gelmektedir.
Zaman zaman çocuklarınızın saygı sınırını aştığını bu noktadaki uyarılarınızı dikkate almadıklarını düşünebilirsiniz. Çocuğun saygısızlık davranışını bir kural zafiyetinden dolayı mı
yaptığı yoksa içerisinde bulunduğu yaş aralığının gelişimsel
dönem özelliklerinden dolayı mı yaptığı cevaplamamız gereken önemli bir sorudur. Bu sorunun cevabını bulabilmeniz için çocuk gelişim dönemlerinin en belirgin özelliklerini
bilmeniz ve çocuğunuzdan bu özellikler doğrultusunda saygı beklemeniz sağlıklı olacaktır. Çocuk önce varlığına sonra
gelişim özelliklerine saygı duyulduğunu hissettiğinde kendini
saygı duyulmaya değer bir varlık olarak görecek ve özsaygı değerini geliştirecektir. Kendinde geliştirdiği bu özsaygı,
hayatının ileriki dönemlerinde kendi dışındakilere duyacağı
empati ve saygı duygusunu geliştirmede oldukça işine yarayacaktır. Unutmamalıyız ki kendi özsaygısını oluşturamamış
bireyler başkalarını da saygı gösteremezler. Korku duygusunu
saygı ile karıştırabilirler ve kendilerini gerçekleştiremezler. Bu
yüzden kendimizi rol model olarak görüp çocuklar üzerindeki
gücümüzün farkına varmalıyız.
Bebekler dünyaya geldikleri andan itibaren algıları açık bir
şekilde onlara ekeceğimiz güzel insan tohumlarının peşine
düşerler. 0-1 yaş bebeklik döneminde anne ve baba bebeğin
maddi ve manevi yani bakım ve sevgi ihtiyacını tam olarak
karşılarsa bu bebekte varlığına saygı duyulduğu hissi ortaya
çıkaracaktır. 2- 3 yaş döneminde bebekler çocuk olma yolunda bağımsızlaşma ihtiyacı içine girerek; kendi başlarına özerk
şekilde pek çok işi (koltuklara tırmanma, ışıkları kapatma,
parkta koşma…vb.) yapmaya istekli olurlar. Bu istekleri aile
tarafından saygıyla karşılandığı takdirde çocuğun kendine
olan güveni tazelenecektir. Bu dönem çocukları anneleri ya
da babaları tarafından ortada bir güvenlik tehdidi olmadığı
halde aşırı koruyucu ve müdahaleci şekilde sindirilirse çocuk
kendi özgüvenini ve özsaygısını geliştiremeyecektir. 4-5 yaş
dönemi merak duygusuyla birlikte girişkenliğin ortaya çıktığı;
çocuğun ebeveynlerine sürekli sorular sorduğu dönemdir. Bu
dönem de anne ve babalar bitmek bilmeyen sorulardan ve
merak duygusundan bunalarak çocuğu görmezden gelmeye
başlayabilirler. Bu tavır çocuğun kendisini suçlu hissetmesine
ve pasifize olmasına neden olmaktadır. Örneğin; siz konuklarınızla ilgilenirken sürekli soru soran sizi konuşturmayan
çocuk saygısız olduğu için değil gelişim dönemi özelliği olan
merak duygusuna engel olamadığı için öyle davranmaktadır.
Çocuklarımızın eğitim hayatlarının başladığı 6-12 yaş genellikle toplumsal hayatlarına başladıkları dönem olduğu için
ailenin çocuk üzerindeki etkisi azalmaya başlar. Bu dönemde
aile çocuğun okul kuralları ile başlayan toplumsal kurallar dizesine saygıyla yaklaşma davranışını okulla işbirliği içine girerek desteklemelidir. Gençliğe geçiş evresi olan ergenlik dönemi ile birlikte ise çocuk kendi değerler sistemini oluşturmak
isteyecek ve sizin bugüne kadar ona sunduğunuz değerler
dizesi ile çatışmaya girecektir. Bu dönemin geçici olduğunu
unutmayarak, mümkün olduğunca gencin fikirlerine saygı
göstermeniz ergenlik dönemi sonrası, doğumdan itibaren
ona verdiğiniz emeklerin karşılığını daha kolay almanıza sebep olacaktır.
Çocuğumuzun bize ya da bir başkasına yaptığı saygısızlığı
görmezden gelmemek ve saygısızlığın altında yatan nedene
odaklanmak, özür dilemenin, hatalarını kabul etmenin zayıflık olmadığını; saygının bir gereksinimi olduğunu göstermek
çözüm yollarımızı arttıracaktır.
Özetle diyebiliriz ki çocuklarımızın ileriki hayatlarında saygı
duyabilen ve saygı duyulan bireyler olmasını istiyorsak onlara saygı duymayı öğrenmeliyiz. Çünkü saygı duyulan, benlik saygısı yüksek çocuk saygı gösteren ve saygı gören insan
davranışları sergileyen birey olacaktır.
Özden YILMAZ
Ortaokul Rehber Öğretmen
İLETİŞİMİN TEMELİ
Saygı denilen olguya herkes kendince anlamlar yüklemektedir. Peki gerçek saygı nedir? Saygı kelimesinin anlamı nedir?
Saygı aslında çok fazla önemsenmiyor olsa da toplumu, insanları ya da aileyi bir arada tutan bir olgudur. İnsanlar saygının ne kadar önemli olduğunu
kimi zaman unutsalar da aslında saygı ifadesi yazıldığı kadar kısa değildir. Aksine yazıldığından çok
fazla anlam gizler içinde.
Allah(C.C) insanları birlikte yaşamaya göre programlamıştır. Her oyunun bir kuralı olduğu gibi birlikte
yaşamanın da belirli kuralları vardır. Bu kurallara
uyan insanların, ihtiyaçlarını daha kolay temin edecekleri ve daha mutlu olacakları açıktır. Bu nedenle
insanların, toplum hayatını düzenleyen belirli kuralları öğrenmeleri ve bunları davranış haline getirmeleri hayatın bir gereğidir. İnsanların önce kendilerine,
sonra da karşısındakilere saygılı olması işlerini kolaylaştırır. Küçük büyüğe, eşler birbirlerine, öğrenci
öğretmenine, öğretmen öğrencisine aslında tüm
insanlar birbirlerine saygı göstermek durumundadırlar çünkü saygının olmadığı yerde ne sevgi ne de
huzur olur.
İslam kültürüne baktığımızda da saygıya verilen
önemi açıkça görebiliriz. Kur’an-ı Kerim’de ahlaki
kurallardan bahsedilirken saygıya da yer verilmiştir.
Özellikle anne-babaya saygı İsra suresinde şöyle
dile getirilmiştir. “Rabbin, kendisinden başkasına asla
ibadet etmemenizi ve ana-babaya iyi davranmanızı
kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri ya da her ikisi
senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara
“öf!” bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel
söz söyle.”
Ahlak timsali Peygamber Efendimiz bize büyüklere
saygılı olmayı öğütlerken “Küçüklerimize merhamet
etmeyen, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden
değildir” buyurmuştur.
Başka bir hadisinde “Bir Müslüman bir ağaç diker
veya bir bitki ekerse, ondan kuş, insan ve¬ya hayvan yerse, bu onun için sadaka olur” buyurarak yeşil alanların ve çevrenin korunmasını teşvik etmiştir.
Saygının başka bir boyutuna değinmiştir.
Bizler Müslüman olarak saygı kavramının ne kadar
önemli olduğunun bilincine varmalıyız ve çevremizdeki insanlarla, ailemizle, arkadaşlarımızla ya da büyüklerimizle buna göre ilişkiler kurmalıyız. Unutmayalım ki nasıl bir ev yaparken en temel malzememiz
demir ve beton ise bir ilişki kurarken de en temel
malzememiz saygıdır.
Saygı ve huzur dolu bir hayat duasıyla….
Vildan ÇETİNER
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni
Spor Haberleri
Küçük Kız Hentbol Takımına Sorduk;
Sporda İnsana Saygı Duymak ve Değer Vermek En
Büyük Doğruluktur. Çünkü;
* Eğer insana saygı duymazsan büyük sorunlar çıkabilir.
* Saygı ve doğruluk her iş için gereklidir.
(B.Ceren CEYLAN 5/B)
(Gülçin KETEN 6-B)
* Sporda insan, insanın ruhu ve spor bir olur ve saygı duyulmazsa spor mahvolur.
*Yaptığın işe ve rakibe saygı duymak ve değer vermek güzel bir şeydir.
(Hilal KORKMAZ 5/B)
(Senanur ÖZTÜRK 5-B)
* Her iş için doğruluk ve saygı gereklidir.
(Yasemin Ece YAVUZTÜRK 6-B)
* Sporda saygı ve centilmenlik olması gereken en
önemli erdemlerdir.
* Saygı olmazsa gerçek galibiyet olmaz.
(Rabia ALTINOK 5-B)
(Sena ÖZVURAL 6-B )
* İnsanlar birbirlerine her zaman saygı duymak ve
değer vermek zorundadır. Yoksa doğruluk sağlanamaz.
* Spor kardeşliktir. Onlara saygı duymalıyız. Kardeşlik, arkadaşlık güzel ve iyi bir şeydir. Sadece spor
içinde değil hayatımızın her anında canlı olan her
şeye saygı duymalıyız.
(Gülşah BAĞCI 5/A)
* Saygı duymak ve değer vermek sporu ve sporcuyu
onurlandırır.
(Ece AKAR 5/D)
(Merve SAÇ 6-C)
* Saygı her işin başında gelir. Birbirine saygısı olmayan takım arkadaşıyla da iş birliği yapamaz. İşbirliği
olmazsa hem takım kaybeder hem de insan.
(Ayşe Begüm İNAN 6-C)
7
Yemek Neşesi
Malzemeler:
• 4 adet milföy hamuru
• 2 bardak süt
• 1 paket çilekli puding
• 1 çorba kaşığı pudra şekeri
• 20 adet çilek
ÇİLEKLİ MİLFÖY
Pratik ve Lezzetli
Yapılışı:
1. Milföy hamurları istenilen şekillerde (kalıplar
yardımıyla) kesilir.
2. Yağlı kâğıt üzerine alınarak önceden ısıtılmış fırında kabarıncaya kadar pişirilir.(yaklaşık 15-20 dk.)
3. Çilekli puding süt ile karıştırılıp pişirilir. Soğumaya bırakılır.
4. Fırından çıkartılan milföy hamurlarının araları bir
bıçak yardımı ile açılır ve soğumaları beklenir.
5. Hazırlanan çilekli puding hamurların aralarına
doldurulur.
6. Üzerleri pudra şekeri ve çileklerle süslenip servis
yapılır.
Afiyet olsun…
Bulmacalar
ÖDÜLLÜ BULMACA "Eşleştirme"
ĕ
ω
^
ω
^
Ћ
ω
Ћ
^
©
Ћ
й
©
õ
ĕ
©
й
R
Ћ
O
ϧ
L
ω
K
õ
D
Đ
A
^
E
ð
B
Ë
N
ĕ
T
Ø
S
±
M
€
I
©
Y
ȃ
^
ð
Đ
^
ĕ
Đ
й
ĕ
ω
Ø
€
ð
ĕ
Ë
й
Ћ
й
ð
€
ð
õ
й
ĕ
Ø
й
ð
ĕ
ȃ
й
H_
R
M_
T
Ћ
Y
S_ D
G_ R
Ğ_
H
_Ş
G
_R
Saygı kelimelerimizi
bulmaya ne dersiniz. Nasıl mı? Sessiz
harflerin arasına uygun gelen sesli
harfleri koyup bulalım.
Yan tarafta hangi harfi hangi şeklin yerine yazacağınız
belirtilmiş.
Size düşen kutuları doldurup o güzel sözü bulmanız.
Haydi kolay gelsin…
_
T
V_RM
_R
Y
B_
_
D _Ğ _ R
_
_
_
T
Ödüllü bulmacayı çöz. Adını, soyadını ve sınıfını bir kağıda yaz. 23 Mayıs 2014 Cuma gününe kadar ilkokul müdür
yardımcısı odasında bulunan bulmaca kutusuna at. Ödül
çekilişine hak kazan!
й
K_B_RL_K
İ
ĕ
_
ϧ
ϧ
ω
R
ȃ
ĕ
B
^
_
±
_V
G
ĕ
S
й
_N
L_
Y_
Ş
H_
T_
R
8
İSTİKLÂL MARŞI
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır parlayacak!
O benimdir, o benim milletimindir ancak!
Bastığın yerleri 'toprak' diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.
Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül... ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal.
Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklal.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Rûhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:
Değmesin ma'bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
Bu ezanlar -ki şehâdetleri dinin temeliEbedî yurdumun üstünde benim inlemeli.
Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,
'Medeniyyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?
O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım.
Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım;
Fışkırır rûh-ı mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım!
Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın,
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,
Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl!
Mehmet AKİF ERSOY
YAYIN SAHİBİ: İstanbul Bilim Özel Eğitim Kurumları Tic. A. Ş. Adına Kurucu Vedat TOY
www.bilimkoleji.k12.tr
e-mail: [email protected]
Tel: 0212 698 24 24
GENEL YAYIN YÖNETMENİ: Sevgi Kirişçioğlu EDİTÖR: Sevgi Kirişçioğlu KOORDİNATÖR: Başak Çalışkan
YAYIN KURULU: Sevgi Kirişçioğlu, Elif Pehlevan, Şehriban Eser, Nuray Baştan Aydın, Halide Kazan, İlknur Arslan, Vildan Çetiner,
Samet Ayaz, Sibel Gökçe Özdemir, Havva Ceylan, Ebru Cesur BULMACA: Havva Ceylan
İNGİLİZCE ÇEVİRİ: Hakan Bulak, Gül Saba Erdoğan, 11-A Ayşe Betül Can
TÜRKÇE METİNLER: Hikmet Şahin, Reyhan Demir, Sadrettin Battal, Kenan Özdemir
İYİ GAZETE: DEĞERLER EĞİTİMİ İLKELERİNE UYMAYA SÖZ VERMİŞTİR.
YAPIM
Download

Sayı 7 - Bilim Koleji