EBRD MİKRO & KOBİ FİNANSMAN PROGRAMI
TARIM SEKTÖR RAPORU
OCAK – MART 2014
frankfurt-school.de
1. Türkiye Tarım Sektörüne Genel Bir Bakış
1.1 Ekonomide Tarımın Genel Durumu
Tarım sektöründeki büyüme, son yıllardaki genel ekonomik performansla büyük ölçüde paralellik
göstermektedir. Çoğu gelişmekte olan ülkede olduğu gibi, Türkiye’de de tarım sektörü ekonominin en
önemli bileşenlerinden olup halen hizmet sektöründen sonra en büyük istihdam sağlayıcı sektör olma
özelliğini korumaktadır. 2012’de 62 milyar dolarlık tarımsal GSYH’siyle Türkiye, tarımsal üretimde
Avrupa’da birinci ve dünyada 7. sıraya oturmuştur. Bunun yanı sıra, 2013 yılında tarımsal GSYH
115,9 milyar TL’ye ulaşmış olup toplam GSYH’nin %7,4’unu oluşturmuştur. Bu oran 2012 ve 2011
yıllarında sırasıyla %7,9 ve %8 seviyesinde gerçekleşmiştir. Türkiye’nin tarımsal ihracat hacmi 2013
sonu itibariyle 17,74 milyar dolara ulaşmış (toplam tarımsal GSYH’nin %35’i) ve ihracatın ithalatı
karşılama oranı tarım sektörü için %104,9 olmuştur. 2011, 2012 ve 2013 yıllarında tarımsal üretim
sırasıyla %11,7; %7,8 ve %3,8 oranında büyüme göstermiştir. Türkiye şu anda 186 ülkeye 1.536 farklı
çeşit tarımsal ürün ihraç eden bir ülke durumundadır.
1.2. Tarımsal Kredilerin Gelişimi
2013 yıl sonu itibariyle tarım sektörüne kullandırılan kredilerin toplamı 36,4 milyar TL’ye ulaşmıştır.
Tablo 1. Yıllar içinde toplam krediler ve tarımsal krediler (nakdi & takipteki)
2009
335.171
14.954
4,5
21.675
942
Tarımsal
Takipteki
Kredinin
Toplam
Takipteki
Kredilerdeki
Payı (%)
4,3
6,5
6,3
2010
518.274
22.811
4,4
19.722
997
5,1
3,8
4,4
2011
691.457
30.931
4,5
18.723
915
4,9
2,7
3
2012
785.078
32.642
4,2
23.156
1.018
4,4
2,9
3,1
2013
1.036.480
36.402
3,5
29.279
1.320
4,5
2,8
3,6
Toplam
Nakdi
Kredi
(milyon
TL)
Tarımsal
Nakdi
Kredi
(milyon
TL)
Tarımsal
kredilerin
Toplam
Kredilerdeki
Payı (%)
Toplam
Takipteki
Kredi
(milyon
TL)
Tarım
Sektörü
Takipteki
Kredi
(milyon
TL)
Sektörün
Toplam
Takipteki
Kredi
Oranı (%)
Tarım
Sektörü
Takipteki
Kredi
Oranı
(%)
Kaynak: BDDK FinTürk.
Tarım sektörüne kullandırılan krediler, toplam krediler içinde son 5 yılda ortalama %4,22’lik bir paya
sahip olmuştur. 2013 yılında toplam krediler içindeki payın %3,5’e düştüğü görülse de, bunun nedeni
daha çok sektördeki toplam kredilerde son yıllardaki ortalamanın üzerinde bir büyüme yaşanmasına
bağlanabilir. Nitekim 2013 yılında tarımsal nakdi krediler, bir önceki yıla göre %11,5 civarında bir
büyüme göstermiştir. Tarım sektöründeki takipteki kredi oranları sektörün toplam takipteki kredi
oranları ile karşılaştırıldığında, oranların birbirine çok yakın seyrettiği söylenebilir. 2013 yılı itibariyle
tarım sektöründeki takipteki kredi oranı %3,6 olarak gerçekleşmiştir (sektör ortalaması %2,8).
Son yıllarda özel banka ve finansal kuruluşların da tarım sektörüne yönelmesiyle birlikte Ziraat
Bankası’nın sektördeki payı %60 seviyelerine gerilemiştir. 2013 yıl sonu itibariyle bankaların sahiplik
grubuna göre tarımsal kredi pazarındaki payları şu şekildedir: kamu %63,7%, yerli özel %22,5,
yabancı %13,7. Tarımsal krediler büyürken Ziraat Bankası dâhil kamu bankaları tarafından
kullandırılan kredilerin 22 – 23 milyar TL bandında seyretmesi, sektördeki büyümenin özel bankalar
(yerli ve yabancı) tarafından sağlandığı şeklinde yorumlanabilir.
EBRD Mikro & KOBİ Finansman Programı
Ocak – Mart 2014 Tarım Sektör Raporu
2
2. Suriye’deki Đç Savaş ve Irak’taki Đç Karışıklığın Türk Tarım
Sektörüne Yansımaları
Suriye’deki iç savaş sonucu güney illerimize Suriye’den göçler artmıştır. Bu göçler sonucu tarımsal
işgücünde kaçak işçi kullanımı yaygınlaşmış, işgücü fiyatları düşmüştür. Bu durumun en çok
hissedildiği iller Hatay, Kilis, Adana, Gaziantep, Şanlıurfa ve Mardin’dir.
Suriye’deki durum, Türkiye’den Ortadoğu ülkelerine yapılan taze sebze ve meyve ihracatını bir
miktar sekteye uğratmıştır. Bunun en önemli nedeni, Ortadoğu ülkelerine giden karayollarının
Suriye’den geçiyor olmasıdır. Bu problem en çok Adana, Mersin ve Hatay illerindeki üreticileri
etkilemiştir. Đç savaşın ikinci yılında da devam etmesiyle bölgedeki üreticiler yazlık sebze ekiminden
kısmi olarak uzaklaşmış, bunun yerine Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından desteklenen
mısır, pamuk ve soya gibi ürünleri ekmeye yönelmiştir. Suriye ve Irak’taki iç karışıklıklar bu
ülkelerde tarımsal üretimi durma noktasına getirmiş; bu ülkelerin insan için en temel besin maddeleri
olan buğday, soğan, patates, şeker ve baklagiller (nohut, kuru fasulye, mercimek) gibi ürünlerin
bir kısmını Türkiye’den karşılamak zorunda kalmalarına neden olmuştur.
Bununla birlikte bu gelişmeler, Ege ve Akdeniz bölgelerinde seracılık yapan üreticiyi olumlu
etkilemiştir. Sera ürünlerinde Rusya ve Avrupa pazarında rekabet halinde olduğumuz Lübnan ve
Ürdün gibi ülkeler Suriye karayolunu kullanamadıkları için bu ülkelerin sera ürünleri ihracatı durma
noktasına gelmiştir. Bu durum ülkemizdeki seracıların pazarlarının genişlemesine yol açıp fiyat
açısından yerli üreticilere bir miktar avantaj sağlamıştır.
3. Son Altı Aylık Kuraklığın Tarımsal Faaliyete Yansımaları
Her meteorolojik kuraklık tarımsal kuraklık olarak değerlendirilemez. Ancak yeraltı sularını ve
akarsuları besleyen yağışlar temelde sonbahar – ilkbahar arası gerçekleştiğinden, özellikle bu
aylardaki yağışlar tarımsal faaliyeti önemli ölçüde etkilemektedir. Türkiye’nin bu dönemdeki yağış
durumu incelendiğinde ülkemizin bir miktar tarımsal kuraklık riski taşıdığı söylenebilir. Kuraklığın
önümüzdeki yıl da devam etmesi durumunda tarım sektörü üzerindeki olumsuz etkileri artacaktır.
Mart 2014 itibariyle, Dicle hariç tüm akarsularda debi azalması beklenmektedir. Bu durum tarım için
kullanılacak sulama suyu miktarlarında bir miktar düşüşe neden olacaktır. Özellikle çok su isteyen ve
vahşi sulama yapılan ürünlerin ekiliş alanlarında daralmalar söz konusu olabilir.
Kuraklıktan etkilenmeyecek Torosların kuzey yamaçları (Akşehir, Beyşehir, Isparta) ile Gümüşhane,
Mardin, Bitlis, Bingöl ve Ağrı illerinin dışında kalan tüm illerde, sulama suyu temini yeraltı
kaynaklarından elde ediliyor ise sulama suyu debilerinde bir ölçüde azalma yaşanması muhtemeldir.
Ancak ilkbahar aylarında yeterli miktarda yağış olması durumunda bu bölgelerde sulama suyu
temininde ciddi bir sorun olacağı söylenemez. Üreticiler bu yıl yaşanan kuraklığın farkında olup ürün
desenlerini oluştururken kuşkusuz bu hususu da dikkate alacak, dolayısıyla daha az su isteyen ürün
gruplarına yönelecektir. Bu nedenle çok sulama gerektiren ürünlerin ekiliş alanlarının daralacağı, buna
karşılık az su isteyen ürün gruplarında üretimin artacağı ve bu ürünlerin fiyatlarında bir miktar düşüş
yaşanacağı öngörülebilir. Bununla birlikte sulama suyu ihtiyacı çok olan ürünlerde daha az su
kullanarak daha çok verim alınacak sulama şekillerine geçiş olması beklenebilir. Damla ve
yağmurlama sulamanın teşvik edilmesi ve üreticilerin yaşanan kuraklığın bilincinde olmaları, özellikle
damla sulama sistemlerine olan talebi artıracaktır. Bu noktada bankalar, üreticinin orta ve uzun vadede
damla sulama sistemi kurma, su kuyusu açma ya da mevcut su kuyusunu derinleştirmek için sondaj
açma gibi kuraklığın getirdiği risklerden korunma faaliyetlerine yönelik yeni kredi ürünleri geliştirerek
bir potansiyel yaratabilir.
EBRD Mikro & KOBİ Finansman Programı
Ocak – Mart 2014 Tarım Sektör Raporu
3
4. Mart Ayının Son Haftasında Meydana Gelen Donun Meyvecilik
Üzerindeki Etkileri ve Tespitler
Sıcaklığın 0 ºC’nin altına düşmesiyle yaşanan don olayının tarımsal üretime olan etkisi zirai don adı
altında incelenmektedir. Donlar zaman bakımından sonbahar, kış ve ilkbahar donları olarak üç gruba
ayrılır. En tehlikeli donlar bitkilerin uyandığı ve en duyarlı oldukları döneme rastlayan ilkbaharın geç
donlarıdır. 2 metre siper içi sıcaklığına göre bitkiler için don sınıflandırması aşağıda belirtilmiştir:
•
•
•
Hafif don: 0 °C ile -2,2 °C arası,
Orta kuvvette don: -2,2 °C ile -4,4 °C arası,
Kuvvetli don: -4,4 °C’den daha düşük.
Meyvecilikte gece yarısından sabahın erken saatlerine kadar çiçek açmış meyve ağaçlarının -2,2 °C,
meyve tutmuş ağaçların ise -1,8 °C’den daha düşük hava sıcaklığına uzun süre maruz kalması ile
çiçekler döllenme özelliğini yitirir. Çağla döneminde don yaşandığı takdirde ise meyveler dalından
kopar. Ülkemizde her yıl çeşitli illerde ve dönemlerde zirai don gerçekleşmektedir. Donun zararları
yanında gelişmeyi durdurarak bitkileri istirahat haline geçirmek, toprağın gevşemesini ve ayrışmasını
sağlamak ve zararlıların ve hastalıkların gelişmesini sınırlamak gibi bazı faydaları da bulunmaktadır.
Bir bölgede zirai don olması o bölgedeki tüm meyve ağaçlarının etkileneceği anlamına gelmez. Don
çukurunda olmayan ve kuzeyden gelen hava akımlarına kapalı meyve bahçeleri genellikle dondan
etkilenmezler. Ancak zirai don bölgesel olarak gerçekleştiğinde dondan etkilenen ürünlerin veriminde
bir miktar düşüş yaşanır.
Üreticilerin zirai dondan korunması günümüz koşullarında mümkündür. Toprağı 5 Mayıs tarihine
kadar otlu bırakmak, lastik ve odun benzeri materyallerle sisleme yapmak ve don gerçekleşeceği
zamanlarda ağacın tepesinden yağmurlama yaparak ağacı ıslatmak çiçeği/meyveyi dondan korumak
için üreticiler tarafından uygulanan en etkili yöntemlerdendir.
Son yıllarda iletişim araçlarının gelişmesiyle birlikte üreticinin meteorolojik verilere hızlı bir şekilde
ulaşabilmesi, üreticilerin etkin dondan korunma yolları geliştirmesine olanak sağlamıştır. Ayrıca
üretici TARSĐM tarım sigortası yaptırarak zirai donun olası olumsuz etkilerini en aza indirme
imkânına sahiptir. Türkiye’de kayıtlı olan 3 milyon çiftçinin yaklaşık 1 milyonu ürünlerini TARSĐM’e
sigortalatmaktadır. Diğer bir yandan ürün deseni çok çeşitlilik gösteren (hayvansal üretim veya çok
çeşitli bitkisel üretim) üreticilerde olumsuz yansımaların çok sınırlı kalacağı akılda tutulmalıdır. Dona
karşı önlem alındığı takdirde üretilen ürünün fiyatı artacağından, zirai donun önlemini alan iyi
üreticinin gerçekleşmesini umduğu bir doğa olayı olduğu göz ardı edilmemelidir.
Üreticiler ile yapılan görüşmeler sonucunda 15 Nisan’a kadar donun gerçekleştiği tespit edilen
bölgeler ve etkilenen ürünler aşağıda verilmiştir:
•
•
•
27 Mart gecesi yaşanan donun Denizli’nin Acıpayam ve Sarayköy ilçelerinde, Aydın’ın ise
Buharkent ilçesinde şeftali, kiraz, erik ve kayısı ürünleri üzerinde olumsuz etkileri tespit
edilmiştir.
30 ve 31 Mart gecelerinde görülen don ise Đç Anadolu, Doğu Anadolu, Orta ve Doğu Karadeniz ve
geçiş bölgelerinde etkili olup bu bölgelerde badem, kayısı, erik, şeftali, fındık ve kivi gibi erken
çiçek açmış ürünlerde risk oluşturmuştur.
Bu tarihlerde gerçekleşen don Malatya, Tokat, Kayseri, Erzincan ve Iğdır illerinde kayısı, erik
ve bademe; Ordu ve Giresun illerinde özellikle rakımı yüksek yerlerde kivi ve fındığa;
Trabzon, Rize ve Artvin illerinin yüksek kesimlerinde ise çay bitkisinin yeşil aksamına zarar
vermiştir.
EBRD Mikro & KOBİ Finansman Programı
Ocak – Mart 2014 Tarım Sektör Raporu
4
Sonuç olarak ülkemiz genelinde kayısı, badem, erik, fındık, kivi ve çayda rekolte düşüşleri olması
beklenmektedir. Yukarıda belirtilen ürünlerden bir veya birkaçını üretip ürününü dondan korumuş ya
da bölgesinde don gerçekleşmemiş üreticilerin artan fiyatlar ile birlikte gelirleri de artacaktır. Nitekim
son dönemlerde donun etkisiyle birlikte fındığın fiyatı serbest piyasada 9 TL’ye yaklaşmıştır. Ancak
gerekli önlemleri almamış ve ürününü sigortalatmamış üreticilerin gelirlerinde düşüş yaşanacağı için
özellikle yan geliri olmayan üreticilerde kredi geri ödemelerinde aksama yaşanabilir.
Bankaların söz konusu illerde yukarıda belirtilen ürünleri üreten üreticilerin kredi taleplerini daha
dikkatli incelemeleri, risk - teminat dengesinde daha hassas davranmaları ve üretim alanını görmeden
kredi tahsis etmemeleri gerekir. Bu tarihten önce kredilendirilmiş üreticilerin şartları incelenerek
durum raporu hazırlanmalı ve ödeme güçlüğü çekebilecek üreticilerle ilgili stratejiler geliştirilmelidir.
Dondan etkilenen illerin dışındaki bölgelerde özellikle fındık, kayısı, erik, badem ve kivi üreten
üreticilerin gelirlerinde bir artış öngörüldüğü için bu üreticilerin kredi taleplerinde daha esnek
davranılabilir.
Sonuç olarak, kuraklık ve don nedeniyle her ne kadar ürünlerde bir miktar verim kaybı yaşansa da
genel olarak fiyatlar yükselme eğiliminde olacağından bu durumun tüm ürününü kaybetmeyen
üreticiler hariç üretici gelirleri üzerine etkisinin kısıtlı olacağı tahmin edilmektedir.
5.
•
•
•
•
•
Ürün Bazlı Đzlenimler ve Analizler
Çeltik: Çeltik rekoltesi muson yağmurlarına bağlı olduğundan dünya çeltik üretimi konusunda bir
yorumda bulunmak için hala erken olsa da, dünyada genel bir kuraklığın olduğu göz önünde
bulundurulduğunda dünya çapında rekoltenin düşeceği tahmin edilmektedir. Ülkemizde çeltik
ekilen Trakya, Ege, Marmara ve Orta Karadeniz bölgelerinde kuraklık görülmesi ve barajların
doluluk oranının düşüklüğü çeltik ekilen bölgelerde daralmalara, dolayısıyla verim ve kalite
kayıplarına neden olabilir. Bunların da çeltik fiyatları üzerinde yukarı yönlü bir baskı yapması
beklenmektedir. Bunun yanı sıra, üretime getirilen kısıtlamalar da fiyatları etkilemektedir.
Örneğin, 2014 yılında Çanakkale Biga’da çeltik komisyonuna kaydolmuş ve ekim izni alınmış
olan parseller dışındaki arazilerde çeltik ekimine izin verilmeyecektir. Öte yandan piyasayı
sakinleştirmek adına Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ithalata ilişkin aldığı karar ile fiyatları 1,40
TL/kg – 1,80 TL/kg aralığında tutmaya çalışmaktadır.
Dane Mısır: Son yıllarda nitelikli tohumların kullanılmasıyla dane mısır veriminde %40’a varan
bir artış görülmüştür. Dünya fiyatlarının iç piyasadaki fiyatlardan daha düşük olduğu
gözlenmektedir. Ancak bu durumun nedenlerinden biri ülkemizde dane mısır ithalatına sınır
getirilmiş olmasıdır. Son dönemde iç piyasa fiyatları 0,70 TL/kg’a kadar çıkmıştır. Öte yandan,
tahıllar grubunda en çok sulama gerektiren dane mısır üretiminde Çukurova ve Ege’de kuraklığa
bağlı olarak rekolte kaybı olasılığı gözükmektedir.
Elma: Gerek hasat döneminde gerçekleşen fiyatlar gerekse soğuk depo ürünlerinin fiyat
oluşumları beklentilerin üzerinde gerçekleşmiştir (0,80 TL/kg – 1,4 TL/kg). Kışlık elmanın
kuraklıktan etkilenmesi beklenmemektedir.
Badem & Fındık: Ülkemizde kuraklıktan dolayı bademde hem rekoltenin düşeceği, hem de
fiyatların artacağı düşünülmektedir. Badem fiyatlarının yüksek oranda artması talebi
düşüreceğinden bu boşluğu fındık dolduracaktır. Bu nedenle ve daha önce bahsedilen fındıktaki
zirai don nedeniyle fındık fiyatında artış beklenmektedir.
Narenciye: Ülkemiz narenciye üretimi konusunda doygunluk seviyesine ulaşmıştır. Son 5 yıl
içerisinde çeşitli sebeplerle Türkiye’de narenciye dikim alanları daralmaktadır. Limon fiyatları bu
yıl beklenenin üzerinde seyretmiş olup limon üreticisi durumdan genel olarak memnundur. Ancak
EBRD Mikro & KOBİ Finansman Programı
Ocak – Mart 2014 Tarım Sektör Raporu
5
•
•
•
portakal, greyfurt ve mandalina da durum özellikle küçük üretici açısından pek memnuniyet
verici değildir. Küçük ölçekli greyfurt üreticileri bu sezon ürünlerinin düşük fiyattan satıldığından
şikâyet etmektedir, ancak büyük üreticilerde böyle bir sıkıntı gözlemlenmemektedir.
Nar & Ceviz: Bir dönem fiyatı çok yükselen ancak tesis edilen nar bahçelerinin yavaş yavaş
verime geçmesiyle birlikte şu an fiyatı düşmekte olan narın üretimi için yapılacak yeni
yatırımların bankalar tarafından çok iyi irdelenmesi gerekmektedir. Amerika Birleşik
Devletleri’nde 5 yıllık, Avrupa Birliği’nde 7 yıllık tarımsal planlama, destekleme ve bütçe
yapılırken, ülkemizde yıllık tarımsal planlama ve bütçe yapılmaktadır. Türkiye’de maalesef belirli
bir dönemde fiyatı yükselen ürünler için herhangi bir planlama yapılmaksızın (ürünleri işleyecek
tesis yatırımı vb.) hızlı bir yatırım sürecinin yaşandığı gözlemlenmektedir. Geçen yıl sahadan
edinilen bilgiye göre tesis edilen nar bahçelerinin yaklaşık %70- %80’i halen tam verime
geçmemiştir. Bu durum; narın kullanım alanlarının, tüketiminin ve ihracat olanaklarının
artırılamaması halinde fiyatının daha da düşeceğini göstermektedir. Üreticiler ile yapılan
görüşmelerde ise bazı üreticilerin mevcut nar bahçesini söktüğü bilgisi edinilmiştir. Diğer taraftan
verime geçişi uzun yıllar gerektiren cevizin üretimi için yapılan yatırımların da hızla devam ettiği
düşünüldüğünde, bu yatırımların da bankalar tarafından doğru bir şekilde analiz edilmesi
gerekmektedir. Bu konuda yeterli yatırım istatistiği olmadığı sürece, bu tür yatırımlara kredi
sağlayan bankaların üreticinin beklentilerinden ziyade kendi rakamları ve beklentilerini baz alarak
değerlendirme yapmaları yerinde olacaktır.
Kuru Fasulye: Geçtiğimiz sezon çok yüksek fiyatlanan ürünlerdendir. Ancak bu fiyatlama büyük
ölçüde üreticilere yansımamıştır. Son dönemdeki fiyat artışının sebepleri; Kanada’da başlayan
hastalık, Arjantin’de yaşanan kuraklık, Çin’deki aşırı yağışlar ve Türkiye’deki ekim alanlarının
daralması ve dolayısıyla kuru fasulye üretiminin düşmesidir. Türkiye’deki üretim iç talebi de
karşılayamamakta, bu nedenle kuru fasulye ithalatı yapılmaktadır. Bunun yanı sıra, tüccarların
ellerindeki stokları yavaş yavaş piyasaya sürmesi de fiyatları yükseltmektedir.
Pamuk: Özellikle Adana bölgesinde üreticiler yeterli miktarda pamuk ekmediğinden pamuk
ithalatının devam edeceği düşünülmektedir. Fakat yeni kullanılan tohum çeşitleri ile birlikte alınan
verimin %20’ler civarında artış gösterdiği gözlemlenmiştir. Ayrıca bu üründe devletin sağlamış
olduğu destek 2014 itibariyle (yurt içinde üretilip sertifikalandırılan tohumların kullanılması
şartıyla) 0,55 TL/kg olup, üretici açısından oldukça caziptir.
•
Patates: Bu sezon patates üreticileri açısından oldukça tatmin edici geçmiştir. Ancak bir önceki
sezonda büyük darbe yiyen ve zarar eden özellikle küçük üreticilerin büyük bölümünün 2013/2014
sezonunda yetiştiricilik yapmadığı gözlemlenmiştir. Üretim alanının azalması ve üretilen ürünün
talebi karşılayamamasına ek olarak patatesin Irak ve Suriye’ye insani yardım olarak gönderilmesi
büyük bir üretim açığına sebep olmuştur. Bu durumu önceden tahmin eden tüccar ve üreticiler,
ürünün bir miktarını depolamış ve bu durum fiyat patlamasına neden olmuştur. Sezonda fiyatlar
0,60 TL/kg – 0,70 TL/kg’dan başlayıp 2 TL/kg’a kadar yükselmiştir. Fiyat artışı patates üretimini
üreticiler için cazip hale getirse de, özellikle küçük üreticilerin elinde tohumluk materyali
kalmadığı ve iyi fiyatlar bulunduğunda eldeki tohumluk materyalin satıldığı unutulmamalıdır.
Piyasadaki ağırlıklı tohum kaynağı ithal tohumluktur ve maliyeti (1,5 Euro/kg + KDV) oldukça
yüksektir. Bu durum 2014 yılı patates üretim maliyetini ciddi bir şekilde artıracaktır. Sezonda
patatesin üretici satış fiyatının 0,55 TL/kg – 1 TL/kg arasında olacağı tahmin edilmektedir. Patates
sözleşmeli üretim fiyatları 0,55 TL/kg – 0,65 TL/kg aralığında seyretmektedir.
•
Şeker Pancarı: Konya Şeker bünyesindeki fabrikaların katkısı ile ülkemizin şeker pancarı
üretiminde en verimli bölgelerinden olan Konya ilinde fiyatlar bu dönemde tatmin edici
görünmekte (polar oranına paralel olarak 0,14 TL/kg – 0,16 TL/kg) ve bir dekardan alınan
maksimum verim 8 – 10 tona kadar çıkabilmektedir. Ancak ekimi yazın yapılan ve belli
EBRD Mikro & KOBİ Finansman Programı
Ocak – Mart 2014 Tarım Sektör Raporu
6
•
•
•
•
•
•
•
dönemlerde sulama isteyen şekerpancarında kuraklığın etkisiyle 2014 yılında verim kayıpları
yaşanması muhtemeldir.
Çerezlik Ayçiçeği: Bu ürün bu sezon beklentilerin çok üstünde fiyatlanmıştır. Ay çekirdeğinin
fiyatı 4 TL/kg – 5 TL/kg, kabak çekirdeğinin fiyatı ise 8 TL/kg – 10 TL/kg seviyesinde
gerçekleşmiştir. Bu yıl ekiliş oranlarının yükseleceği ve fiyatların düşeceği beklenmektedir.
Yağlık Ayçiçeği: Geçtiğimiz sezon üreticiyi üzen nadir ürünlerdendir. Önceki sezon 1,5 TL/kg’a
ulaşan satış fiyatı geçtiğimiz sezon 1 TL/kg civarında gerçekleşmiştir. Ekilişlerin azalması
durumunda satış fiyatında artış beklenebilir. Ancak bitkisel yağın Türkiye’nin en büyük tarımsal
ithalat kalemi olması sebebiyle yağlı tohumlardaki desteklemeler devam etmektedir. Bu üründeki
devlet desteği ve kuraklıktan az etkileniyor olması üreticilerin ekme konusunda tercihlerinin
devam edeceği şeklinde yorumlanabilir.
Soya: Đnsan beslenmesinde önemli bir bitkisel yağ kaynağı olması, zengin bir protein kaynağı
olması nedeniyle özellikle kanatlı, süt ve besi hayvancılığında rasyonlara belirli oranlarda
eklenerek kullanılması ve azalan enerji kaynaklarına alternatif olabilecek biyodizel üretiminde
kullanılması ile birlikte soyanın kullanım alanları genişlemiş ve dünyada ve ülkemizde soya ekim
alanları ve üretim miktarları artmıştır. Ülkemizde üretim alanları 2007 yılından bu yana 3 katına
çıkmış olup üretimin giderek artacağı tahmin edilmektedir. Talep artışına bağlı olarak fiyatların da
yükseleceği öngörülmektedir.
Yonca & Silajlık Mısır: Yonca yetiştiriciliğinin yoğun yapıldığı bölgeler olan Aksaray ve
Iğdır’da kuraklığın hafif olması sevindiricidir. Su tüketimi çok yüksek olan silajlık mısır
üretiminde verim kayıpları beklenmektedir.
Büyükbaş Besi Hayvancılığı: Son dönemde canlı ağırlık ve karkas et fiyatlarının yükselme
eğiliminde olduğu gözlemlenmektedir. Şuan piyasada oluşan fiyatlar, angus türü büyükbaş
hayvanların ülkemize getirildiği dönemdeki fiyatlara ulaşmıştır. Bu nedenle üretici, devletin ithalat
sınırlarını kaldırmasından ve Türkiye’ye ithal ucuz et - hayvan girmesinden tedirgin olmaktadır.
Bunun yanı sıra saman, yonca ve silajlık mısır üretiminin/rekoltesinin düşmesi durumunda
besleme maliyetleri artacaktır. 2014 yılında sütçü ve kombine ırklar ve melezleri ile etçi ırkların
melezleri anaç sığır için hayvan başına 225 TL, etçi ırklar anaç sığır için ise hayvan başına 350 TL
destekleme ödemesi yapılacaktır. Anaç sığır başına belirlenen destekleme miktarları 500 başa
kadar olan işletmelerde tam, 501 baş ve üzeri işletmelerde ise %50’sine karşılık gelen tutar
ödenecektir.
Küçükbaş Hayvancılık: 2014 yılında Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı çoban istihdam
edilmesi için 500 baş ve üzeri küçükbaş hayvan sayısına sahip işletmelere işletme başına 5.000 TL
destekleme ödemesi yapma kararı almıştır.
Broiler: Broiler üretiminde 2013’ün dördüncü çeyreği ve 2014 ilk aylarında üretim
materyali eksikliği ve hastalık sebebiyle oluşan olumsuz dönem artık geride kalmış
gözükmektedir. Sektörde çeşitli kategorilerde 600 bin kişi istihdam edilmektedir. Bundan sonra
kısa ve orta dönemde sektöre yeni firmaların da girişiyle pazarın büyüyeceği tahmin edilmektedir.
Sektörün tek kırılganlık noktası ise ihracatın %80 civarında Irak pazarına bağımlı olmasıdır. Diğer
bir yandan broiler yetiştiriciliğinde yem hammaddeleri olan soya ve silajlık mısır, ithalat yolu ile
sağlandığından dolayı kur artışı ile maliyetler artabilir.
6. Bölge Bazlı Đzlenimler ve Analizler
Kırıkkale – Kırşehir – Nevşehir – Niğde
Bölgede Nevşehir ve Niğde hariç diğer iki ilde yetiştirilen ürün sayısı oldukça sınırlıdır. Ağırlıklı
olarak kuru tarım yapılmaktadır (tahıl, baklagiller, yağlık-çerezlik ayçiçeği). Üretici başına işlenen
EBRD Mikro & KOBİ Finansman Programı
Ocak – Mart 2014 Tarım Sektör Raporu
7
arazi miktarı oldukça yüksektir. Bölgede mekanizasyon oldukça ileri olup tarım finansmanı da
mekanizasyon ağırlıklı yapılmaktadır. Özellikle ülkemiz biçerdöver piyasasında bu bölgenin önemli
bir ağırlığı bulunmaktadır. Yağlık ayçiçeği hariç tüm ürünlerde fiyat oluşumları üreticiyi tatmin
etmiştir. Ancak fiyat hareketlenmeleri hasadı takip eden aylarda oluşmuştur. Nevşehir, sulu tarımın
ağırlık kazandığı patates, sofralık ve şaraplık üzüm ile kuru fasulyenin büyük miktarlarda üretildiği
bir ilimizdir. Bölge, turizmin yanı sıra en büyük hasılayı patatesten yapmaktadır. Ancak geçtiğimiz
sezon patates tarımını bırakmış büyük bir küçük üretici grubu tespit edilmiştir. Kırşehir ilinde
büyükbaş besi hayvancılığının geliştiği gözlemlenmiştir.
Özellikle Niğde bölgesinde küçükbaş hayvancılık yapan üreticilerin pazarlama ile ilgili sorunlar
yaşadığı gözlemlenmiştir. Üreticiler et satışı için firmalarla görüşme ya da kasaplarla anlaşma
yapmada başarılı değillerdir. Üreticiler anlaşıp et vermeme kararı alsalar dahi kasaplar farklı
şehirlerden gelen aracıların getirdiği etleri satın alabilmektedir. Sözleşmeli üretim modeli ile üreticiler
bir araya getirilerek bankalar için potansiyel (kredi, nakit akışı, mevduat vb.) yaratılabilir.
Konya – Karaman
Söz konusu iller tarımsal kültürün ve gelirin oldukça yüksek olduğu, mekanizasyonu gelişmiş ve
tarımsal faaliyetlerini çeşitlendirmiş bir bölgedir. Bitkisel üretimde yağlık ayçiçeği haricinde bölgede
yetiştirilen pek çok ürünün fiyatı beklentilere paralel veya beklentilerin üzerindedir. Đyi fiyat ve gelir
oluşumlarına paralel olarak her iki ilde de tarım arazisi satış fiyatları artış göstermiş; traktör, hasat
makineleri ve mekanizasyon alımları yükselmiştir. Varsayılanın aksine geniş alanlarda sulu tarım
yapılmaktadır. Ancak sulama maliyetleri oldukça yüksektir. Üreticilere ait kuyularda derinlik çok
yüksek olduğundan elektrik maliyetleri önemli meblağlara ulaşmaktadır. Kıraç alanlarda yapılan tahıl
üretiminde son yağışlarla birlikte kuraklığın etkisi önemli ölçüde azalmıştır. Yine de rekoltenin bir
miktar azalış göstermesi beklenmektedir.
Konya - Karaman bölgesindeki üreticiler sözleşmeli üretime yatkınlık göstermektedir. Özellikle
silajlık mısır, mısır dane ve yem bitkileri sözleşmeli üretim kapsamında değerlendirilebilecek
ürünlerdir.
Konya’da kuru haşhaş üreticileri yeterince kâr edemediklerini belirtmişlerdir. Kuraklıktan dolayı
haşhaş üretiminde verim kaybı vardır. Üreticiler sulama yapmak zorunda kalacaktır.
Özellikle Karaman bölgesinde elma yetiştiriciliğinin fazla olması ve ürünün ihracat potansiyelinin
yüksek oluşu Karaman çevresindeki arazi satışlarında fiyat artışına neden olmaktadır. Üreticilerin
modern elma bahçesi kurulumuna yönelmeleri dikkat çekmektedir.
Konya’da ise açıkta organik çilek yetiştiriciliği artmaktadır. Konya - Hüyük’te halen 3 bin dekar olan
organik çilek üretim sahasının her yıl artış göstereceği tahmin edilmektedir.
Adana
Çukurova’da arazi sahiplerinin tarımsal arazilerini kiraya vererek direkt üretimden uzaklaşma
eğiliminde oldukları, elde ettikleri yıllık 500 TL/da dolayındaki geliri yeterli gördükleri saptanmıştır.
Kiralanan bu arazilerde genel olarak karpuz ve domates üretimi yapılmakta olup, piyasada oluşacak
arz fazlasından veya dış etmenlerden kaynaklı fiyat hareketlerinin, kiralama yöntemiyle üretim yapan
yüksek cirolu firmalar için yüksek risk oluşturduğu düşünülmektedir.
Marul üreticilerinin bu sezon zor durumda olduğu görülmektedir. Bölgede mahsulünü hasat
ettiremeyen üreticiler bulunmaktadır. Ancak büyük ve özellikle şirketleşmiş işletmeler için bu durum
söz konusu değildir.
EBRD Mikro & KOBİ Finansman Programı
Ocak – Mart 2014 Tarım Sektör Raporu
8
Çukurova Bölgesinde muhtelif desteklemeler kapsamında geçmiş yıllarda tesis edilen zeytin ve
nar bahçeleri verim dönemine gelmiştir. Bu ürünlerin ticari ve sınai olarak değerlendirilmesi
bakımından kayda değer bir organizasyon gözükmemektedir. Arz fazlası, üreticiler için sorun
yaratabilir.
IPARD programında, tıbbi ve aromatik bitki üretiminde traktör alımları hibe kapsamında yer
almaya devam ettiği takdirde, traktör kredilerinde yeterli büyüme gerçekleşmeyebileceği söylenebilir.
Ayrıca IPARD hibe programları kapsamında onaylanan projelerin bitirilerek hizmete alınacağı göz
önünde bulundurulduğunda, ilgili hibe programı canlı üretim materyali (süt hayvanı, besi hayvanı vb.)
alımını kapsamadığı için ilerleyen dönemlerde oldukça yüksek hacimli kredi taleplerinin oluşacağı
öngörülebilir.
Balıkesir – Çanakkale
Süt üreticilerinin Balıkesir - Çanakkale bölgesinde kazançlarının iyi durumda olduğu görülmüştür.
Sütün litre fiyatı 1,15 TL seviyesine çıkmış durumdadır.
Meyvecilik sektöründe özelikle Çanakkale bölgesi pazara yakınlığının avantajlarını yaşamaktadır.
Geçtiğimiz sezonda şeftali, nektarin, Trabzon hurması, erik, elma, kiraz ve kayısı üreticilerinin çok
memnun olduğu görülmüştür. Ancak zeytin üreticileri özelikle yağlık cinslerde fiyatların
düşüklüğünden şikâyet etmektedir.
Bu bölgede sebze üreticilerinin genel olarak verim ve pazarlama konusunda kayda değer bir sıkıntı
yaşamadığı görülmektedir. Özellikle sofralık domates ve biber üreticileri, vejetasyon süresinin
uzunluğundan dolayı elde edilen verim ve toplam gelirde avantaj sağlamıştır.
Bu illerde, bitkisel üretimde girdi maliyetlerini oluşturan gübre ve ilaçta fiyatlarının diğer bölgelere
nazaran daha uygun olduğu tespit edilmiştir.
EBRD Mikro & KOBİ Finansman Programı
Ocak – Mart 2014 Tarım Sektör Raporu
9
Teknik Destek Hizmetleri:
Frankfurt School of Finance & Management
www.msmeturkey.com
www.msmeturkey.com
Mustafa Kemal Mah. 2157. Sok
Benerler İş Merkezi No: 5 / 4
Çankaya / Ankara / Türkiye
Tel: (90) 312 467 44 77
Fax: (90) 312 467 44 76
E-Mail: [email protected]
Web: www.msmeturkey.com
Bu program Avrupa Birliği tarafından desteklenmektedir. Projenin teknik destek bileşeninin
ikinci (Mayıs 2012 – Ekim 2013) ve üçüncü aşaması (Kasım 2013 – Ekim 2015) Avrupa Birliği
tarafından finanse edilmektedir.
Avrupa Birliği, teknik bilgi, kaynak ve geleceklerini kademeli olarak birleştirmeye karar vermiş olan
27 üye devletten oluşur. Bu devletler, 50 yıllık bir genişleme süreci boyunca, beraberce, kültürel
çeşitlilik, hoşgörü ve bireysel özgürlükleri korurken bir istikrar, demokrasi ve sürdürülebilir
kalkınma bölgesi kurdular. Avrupa Birliği, bu kazanımlarını ve değerlerini sınırları ötesindeki ülkeler
ve insanlarla da paylaşmaya kararlıdır. Avrupa Komisyonu AB’nin yürütme organıdır.
Bu proje Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) tarafından finanse edilmektedir.
EBRD, serbest piyasa ekonomisi doğrultusunda kalkınmayı hedefleyen ülkelere destek sağlamak
amacıyla kurulmuş çok uluslu bir kurumdur. Kurumun ortakları, Avrupa Komisyonu ve Avrupa
Yatırım Bankası’nın yanı sıra, Avrupa kıtasında ve dünyanın diğer bölgelerinde bulunan 61 ülkeden
oluşmaktadır.
EBRD Orta Avrupa’dan Orta Asya’ya kadar olan bir bölgede yer alan 29 ülkede yatırım yapmakta ve
faaliyet göstermektedir. Öncelikli olarak piyasa tarafından ihtiyaçları tamamen karşılanamayan özel
sektör firmalarına yatırım yapan Banka girişimciliği öne çıkarır; açık ve demokratik pazar
ekonomilerine geçişi teşvik eder. Daha fazla bilgi için lütfen www.ebrd.com internet sitesini ziyaret
ediniz.
Projenin teknik destek bileşeninin ilk aşaması (Kasım 2010 – Nisan 2012) Birleşik Devletler
Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) tarafından finanse edilmiştir.
USAID, ABD Dış İşleri Bakanı’nın sağladığı genel dış politika rehberliği doğrultusunda hareket eden
bağımsız federal bir devlet kurumudur. USAID, kalıcı ve eşitlikçi büyüme ile herkese daha iyi bir
gelecek sağlama hedefleri doğrultusunda ziraat, demokrasi & yönetim, ekonomik büyüme, çevre,
eğitim, sağlık, küresel ortaklıklar ve insani yardım gibi konularda 100’den fazla ülkede faaliyet
göstermekte ve ABD dış politikasının öncülüğünü yapmaktadır.
USAID dünyada beş coğrafi bölgede destek sağlamaktadır: Sahra Altı Afrika, Latin Amerika &
Karayipler, Avrupa & Avrasya ve Orta Doğu. Daha fazla bilgi için lütfen www.usaid.gov/locations/
europe_eurasia/countries/tr/ internet sitesini ziyaret ediniz.
Proje kapsamındaki teknik destek hizmetleri (danışmanlık ve eğitim faaliyetleri) Frankfurt
School of Finance & Management tarafından sağlanmaktadır.
Almanya’da kurulu olan Frankfurt School of Finance & Management (önceki unvanıyla
Bankakademie) 50 yıldan fazla bir süredir bankacılığın ve finansın tüm alanlarında danışmanlık,
mesleki ehliyet kazandırma ve eğitim faaliyetleri alanında hizmet vermekte olup, sektöründe önde
gelen bir özel üniversite ve danışmanlık kurumudur.
1992’den beri faaliyet göstermekte olan Uluslararası Danışmanlık Hizmetleri, gelişmekte olan
ülkelerde ve yükselen piyasalarda finansal pazarları geliştirmek ve tüm bu ülkelerdeki düşük gelirli
nüfusun finansmana erişim imkânlarının artırılmasına kendini adamıştır. Daha fazla bilgi için lütfen
www.frankfurt-school.de internet sitesini ziyaret ediniz.
"Bu yayın Avrupa Birliği’nin desteği ile hazırlanmıştır. Yayının içeriğinin tüm sorumluluğu yalnızca Frankfurt School of
Finance&&KOBİ
Management’e
aittir
ve hiçbir şekilde Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıttığı düşünülemez.”
EBRD Mikro
Finansman
Programı
10
Ocak – Mart 2014 Tarım Sektör Raporu
5
Download

Tarım Sektör Raporu Ocak - Turkey MSME Finance Facility