ŞARKILARIN
VE DANSIN
YOLCULUĞU
PERDELERiNi
ÜCRETSiZ AÇACAK
Devlet Tiyatroları Genel
Müdürlüğü, Dünya Tiyatro
Günü nedeniyle 27 Mart
Perşembe günü temsil
edilecek 28 değişik
oyunu ücretsiz olarak
9’da
sahneleyecek
Sayı: 13
ÖRNEK BiR
POLONYA’DAN TÜRKiYE’YE
DEVLET TiYATROLARI
“Şarkıların ve dansın
hayat boyu yolculuğu,
Polonya’dan Türkiye’ye
Buluşmalar” atölye
çalışması hayli
4’de
neşeli ve renkli geçti
19 Mart 2014 Çarşamba
PROJE
İzmir kadınları Organ Bağışı
konulu liseler arası resim,
afiş, fotoğraf, kısa film
yarışması düzenleyerek
gençleri bilinçlendirerek ve
4’de
farkındalık yarattılar
25 Kr
GAZETE
Ne Mutlu
Türküm Diyene...
Siyasi
Haftalık
Gazete
www.6n1k.com.tr
MAHKEMEYi BiLE
ESHOT’a muvazaa davası açan Hüseyin ATAKUL:
KANDIRDILAR
ERSİN FAİKZADE
PARAGUAY,
ARJANTİN VE ŞİLİ
RESMİ ZİYARETLERİ
Ersin Faikzade, Latin Amerika
ülkelerinden Paraguay, Arjantin ve
Şili de projelere resmi olarak davet
edildi
2’de
Gazete 6N1K’ya konuşan Hüseyin Atakul ilginç iddialarda bulundu. Taşeron davası açan Atakul, ESHOT’a neden muvaza davası açtığını,
7’de
taleplerini ve davanın şuan hangi aşamada olduğuna dair açıklamalarda bulundu
POTADAKi
GURURUMUZ
OLDUNUZ
İ.Ü. Rektörü Prof. Dr. Kayhan
Erciyeş, Üniversitelerarası 1. Lig’e
yükselme başarısı gösteren İzmir
Üniversitesi Erkek Basketbol
11’de
Takımı ile bir araya geldi
AZİZ KOCAOĞLU’NUN
AFİŞLERİNİ ASMAK İÇİN
BELEDİYE İŞÇİLERİ Mİ
GÖREVLENDİRİLDİ?
6’da
LOUIS OLYMPIA
KUŞADASI’NA İLK SEFERİ
GERÇEKLEŞTİRDİ
Kuşadası Limanı’na 2014 yılında 510
gemi ile 700 bin yolcu bekleniyor
3’de
MAHMUT KAZANCIOĞLU: KUŞADASI’NI
ŞEHRÜL EMİN MANTIĞIYLA YÖNETECEĞİZ
Kuşadası’na Bağlı Davutlar Beldesinde Seçim Bürosu açılışı yoğun katılım
nedeniyle mitinge dönüştü
6’da
DERiDEKi RENK DEĞiŞiKLiKLERiNDE
KOZMETiK KAMUFLAJ
Prof. Dr. Serap ÖZTÜRKCAN, 6N1K’ya derideki renk
değişikliklerinde kozmetik kamuflaj hakkında konuştu
GÖZTEPE DENİLİNCE
GELDİM
11’de
10’da
ALTAY’DA KÜÇÜKŞAHAL’A
DESTEK
11’de
2
magazin
Haber`siz´siniz35
ERSiN FAiKZADE
PARAGUAY - ARJANTiN VE ŞiLi
RESMi ZiYARETLERi
D
ünya İyi Niyet
Elcisi olarak Dünya
nın farklı koselerindeki
insanlara ırk, dil, din ayırt
etmeden koşulsuz sevgi
ile yardımlarda bulunan
Ersin Faikzade, Latin
Amerika ülkelerinden
Paraguay, Arjantin ve Şili
de projelere resmi olarak
davet edildi. Paraguay
Ulusal Müzik Festivaline
onur konuğu olarak davet
edilen Faikzade,burada
İspanyolca eserlerde
seslendirdi.Paraguay
halkına Türkiye nin Elmas
Cocugu olarak takdim
edilen sanatçı,yogun
ilgi gordu.Paraguay ın
sevilen sanatçılarından
Maria Lopez ile sahneye
çıkan sanatçı daha sonra
pop star Marillina ile
tanıştırıldı.40 gün süren
seyahatte projelerde
görev alıp latin Amerikalı
sevenleri ile bir araya
geldi.
Paraguay ın başkenti
Asuncion sehrinde devlet
hastanesinde gonullu
olarak calısan iyi niyet elçisi
halkın gönlünü fetih etti.
Yasantısı,karakteri,sıcaklıgı
ve koşulsuz insanlık için
hizmetleri onu farklı
kılıyor.Dünya nın farklı
köselerindeki insanlar onu
ailelerinden bir parça olarak
goruyor seviyorlar
Devlet hastanesinde
yaslı ve yatağa mahkum
hastaların günlük ihtiyaçlarını
karşılamaya yönelik projede
yer alan Faikzade’ye hastane
yönetimince plaket sunuldu.
Paraguay ın dünyaca ünlü
sanatçılarından Gustava Oliva
Dahlguist ,Ersin Faikzade
‘nin Paraguay a gelişi serefine
Asuncion da büyük bir
davet verdi.Sanat çevrelerini
davette hazır bulundular.
Paraguay’dan sonra Kuzey
Arjantin deki Cataratas
İguazu bölgesine gecen Ersin
Faikzade burada sevenleri
ile buluşurken, Arjantin
tv lerinden kanal 28 e ve
radyolarına konuk oldu.
Yerli halk ile bölgesel tarım
projesinde yer alan Faikzade
FATİH ÜREK
iZMiR’i COŞTURMAYA
GELiYOR
Bu güne kadar Funda Arar,
Serdar Ortaç, Ebru Gündeş,
Coşkun Sabah gibi birçok ünlüyü
İzmirli sevenleriyle buluşturan
Tiamo Tur, bu kez de Türkiye’nin
en eğlenceli sahne performansını
gösteren sanatçılardan Fatih
Ürek’i konuk ediyor..
Tiamo Tur’un sahibi
Fatih Çelik, geçen yıl
“Haydi Lili Lili Lili Yar”
parçasıyla Tüm Türkiye’de
eğlenceli bir performans
gösteren Fati Ürek’i
Kaya Termal Otel’de
sahneye çıkaracaklarını
ve eski-yeni parçalarıyla
İzmirlilere unutulmaz bir
akşam yaşatacaklarını
söyledi.
Fatih Ürek, 05 Nisan
2014 Cumartesi gecesi
Kaya İzmir Thermal ve
Convention’da vereceği
konserde, İzmir’li
sevenlerine eğlence
dolu unutulmaz bir gece
yaşatacak.
dünyanın en büyük selalesi
olarak kabul edilen İguazu
yu ziyaret etti. Brezilya ve
Arjantin sınırını oluşturan
dev selalelerde izlenimlerde
bulundu.
ARJANTİN BUENOS
AIRES’TE BÜYÜK TÖREN
Dünya çapında sürdürdüğü
iyilik calısmaları ile Dünyaya
ilham veren insanlardan
ilan edilen Ersin Faikzade ,
Arjantin’in başkenti Buenos
Aires’de dünyanın en büyük
sanat merkezlerinden biri
kabul edilen Teatro Colon da
insanlık seref madalyası ile
ödüllendirildi.
Ödül töreninde duygulu
anlar yaşanırken büyük bir
jest yapıldı Sanatcıya,Teatro
Colon’un dev sahnesi Ersin
Faikzade için açıldı ve bir
eser seslendirmesi rica
edildi. Cile Bülbülüm eserini
seslendirirken ALLAH sesleri
yükselmesiyle sasıran sanatçıyı
salonda Buenos Aires te
bulunan Türk turist kafilesinin
izlediği anlaşıldı.Cok
duygulu anlar yasandı.
Buenos Aires te
gordugu ilgiden cok
mutlu olduğunu dile
getiren Ersin Faikzade
,pek cok değerli sanatçı
ile birlikte projelerde
yer aldılar.Arjantinin
dünyaca ünlü first ladysi
efsane EVITA nın da
mezarını ziyaret eden
sanatçı Arjantin basınında
Türklerin Elmas
Cocugunun vefası olarak
yer aldı.
Arjantin’deki
temaslarında
Cumhurbaskanı Christina
Fernandez Krisner
Baskanlık Sarayında İyi
niyet elçileri ile gorustu.
LOUIS OLYMPIA
KUŞADASI’NA iLK SEFERi GERÇEKLEŞTiRDi
Kuşadası Limanı’na 2014 yılında 510 gemi ile 700 bin yolcu bekleniyor
uşadası’ Limanına
Olympia isimli gemimiz
Yunan Bayraklı
2014 kruvaziyer turizm
Louis Olympia isimli
sezonunda Kuşadası’na ilk
gemi ilk seferini
seferini gerçekleştirdi. Bin
gerçekleştirdi. Sabah
200 yolcu ile ilk seferini
erken saatlerde Ege
gerçekleştiren Louis
Porst limanına yanaşan
Olympia sezon boyunca
gemi ile bin 200 yolcu
60 sefer gerçekleştirecek”
550 personel giriş yaptı.
dedi.
Yolcuların bir kısmı tur
2014 Yılında 510
otobüsleri ile Efes ve
Gemi İle 700 bin Yolcu
meryemana kültür turuna Bekleniyor.
çıkarken tura çıkmayan
2013 yılında 434 gemi
yolcular Kuşadası
ile
gelen 582 bin 360
çarşılarına yöneldi.
turisti ağırlayan Kuşadası
Geminin Türkiye
limanına 2014’te 510
acentesi Karavan
gemi ile 620 bin turistin
Turizm bölge sorumlusu
geleceğini belirten
Taner Yaman, Yunan
Kuşadası Limanı’nı
Bayraklı Louis Olympia
işleten Ege Ports
isimli yolcu gemisinin
firmasının Genel Müdürü
Kuşadası’na sezon
Aziz Güngör, “2014
boyunca 6o sefer
yılında 443 geminin
düzenleyeceğini “belirtti. kesin rezervasyonunun
37 bin 584 GRT
gerçekleştiğini
ağırlığında, 215 metre
belirterek, 2014 yılında
uzunluğunda, 724 kabini
gemi sayısının 510, turist
bulunan geminin 550
sayısının ise feribotlarla
personelinin bulunduğunu birlikte 700 bin olarak
belirten Yaman, “bugün
gerçekleşmesini
Yunan Bayraklı Louis
beklediklerini belirtti.
K
II. GENÇ BAKIŞ
FOTOĞRAF YARIŞMASI
Bursa ili Nilüfer ilçesi
Görükle Kız Teknik ve
Meslek Lisesi ve Bursa
Büyükşehir Belediyesi
işbirliğiyle, Türkiye
genelinde ve Bursa’nın
uluslararası kardeş
şehirlerinde liselerarası
öğrencilerin arasında
gerçekleştirilen II.
Uluslararası Genç Bakış
Fotoğraf Yarışmasının
ödül töreni ve sergi
açılışı, Tayyare Kültür
Merkezi Cemal Nadir
Güler Sanat Galerisinde
yapıldı. Bu yılın konusu
“Şehrimizin Alışveriş
Kültürü” olan yarışmaya
Bulgaristan, Finlandiya,
Belarus, Güney Kore,
Makedonya, BosnaHersek, Ukrayna ve
Türkiye’nin değişik
şehirlerinden 800
fotoğrafla katılım
sağlandı. 62 fotoğraf
da sergilenmeye
layık görüldü.
Bursa Büyükşehir
Belediyesinin kardeş
şehirleri ve Türkiye
genelindeki liseli
öğrencilerin gönderdiği
fotoğrafların yer aldığı
sergi, büyük beğeni
topladı.
İzmir’den gurur
tablomuz Bayraklı
Ali Osman Konakçı
Kız Teknik Meslek
Lisesi Grafik-Fotoğraf
3
güncel
Haber`siz´siniz35
öğrencilerinden Onur
Kuru, Begüm Beste,
Gülay Arslan, Damla
Günel altı sergileme
ödülü ile başarı
sağladılar. Ödül
törenine ve sergi açılışına
Fotoğraf öğretmenleri
Öznur Karakurt, Fuat
Orkun Sübaşı, Baş Md.
Yardımcısı Ali Kılıç
eşliğinde dört öğrenci
katıldı. Yurtdışından
ve Türkiye’nin değişik
şehirlerinden yarışmaya
katılan öğrenci,
öğretmen ve velileri
Bursa Büyükşehir
Belediyesi
tarafından
konuk edildi.
Belediye Başkanı
tarafından
karşılanan
öğrenci, öğretmen
ve veliler bu
etkinliğin hem
dostluk kaynaşma
hem de fotoğraf
sanatçılığı
açısından çok
verimli olduğu
konusunda görüş
birliğine vardılar.
Bursa Büyükşehir
Belediyesi ve
Nilüfer Görükle
Kız Teknik
Meslek Lisesi
tarafından çeşitli
aktivitelerle
ağırlanan
konuklar,
dİğer ülkelerden ve
şehirlerden gelen öğrenci
öğretmenlerle kaynaşma
olanağına sahip oldu.
Dostluk ve barış ilişkileri
oluşup aynı zamanda
Bursa’nın tarihsel
sürecini ve kültürünü
tanıyabilme zevkine
vardılar.
Bursa şehrinde konuk
edilen öğrenciler,
öğretmenler ve veliler
üç gün boyunca
Bursa’nın panoramik
gezisi, müze ziyaretleri
ve fotoğraf çekimleri
ve yöresel yemeklerini
tadarak hem eğlenceli
hem de kültür dolu
saatler ve günler geçirdi.
Bursa ili Nilüfer
ilçesi Görükle Kız
Teknik ve Meslek
Lisesi okulu ziyaret
edilerek, Bayraklı Ali
Osman Konakçı Kız
Teknik Meslek Lisesi
arasında kardeş okul
olmak üzere adımlar
atıldı. Sanata ve sanatsal
etkinliklere önem veren
bu iki okulun güzel
çalışmalar yapabileceği
konuşularak,
seneye tekrar başka
yarışmalarda bir araya
gelinmesi ve yeni
projelerde görüşülmek
üzere vedalaşıldı.
Muammer
BAŞKAN
Kiralık Oy
Adı yerelde kalan, stresi belediye
başkan adaylarını, muhtarları ya
da belediye meclis üyelerini aşarak
partilerin genel başkanlarını saracak
kadar genelleşen seçimlere az bir
zaman kaldı. 30 Mart yaklaştıkça
farklı kamuoyu araştırma şirketlerinin
anket sonuçlarını açıklamaları da
sıklaştı. Ancak bazılarının tarafsızlığı
alenen tartışılır durumda. Şirketlerin
adları çok önemli değil, açıkladıkları
sonuçlardan kime, hangi partiye
yakın oldukları belirgin bir şekilde
ortada. Öyle anketler düşünün ki, bir
ilçede bir ankete göre x aday önde,
diğerine göre aynı aday üçüncü
sırada. Peki neden? Bu farklı anket
sonuçlarını sadece “şirket sahibi
partisini güçlü göstermek istiyor”
diyerek geçiştirmek çok büyük
bir hata olur. Çünkü anlıyoruz ki,
birçok kamuoyu araştırma şirketi
açıkladıkları anket sonuçlarıyla
mevcut oy durumunu yansıtmak
yerine seçim günü hangi partiye oy
vermeniz gerektiğini size “öğretiyor”.
O anket sonuçları ki Türkiye’nin
demokrasi yapısını doğrudan
etkiliyor. Düşünün, İzmir’de bir anket
sonucu açıklansa, sizin gönlünüzden
geçen partinin gerilerde kaldığını
görseniz ne yaparsınız? Pekçoğumuz
“oyum boşa gitmesin” düşüncesiyle
ikinci bir alternatife yöneliriz. Anket
sonuçlarına göre adeta oyumuzu
aslında gönlümüzden geçmeyen
başka bir partiye “kiraya” veririz.
Peki bizim bir oyumuz sonuca
nasıl yansıyor? Öncelikle 3 milyon
seçmenin olduğu İzmir’de sizinle
aynı durumu yaşayan yüzde 10’luk
bir kesim olsa 300 bin kişi var
demektir. 300 bin kişi böyle düşünse,
partisinin oyu otomatik olarak
azalacak. Gönlünüzden geçmeyen
ama “madem yarışta bu parti var
ona oy vereyim” dediğiniz parti 300
bin fazla oy alacak. Bu 300 bin oy
İzmir’in kaderini tahmin etmediğiniz
şekilde değiştirir. Sizin partinizin adı
iyiden iyiye yarışta silinecek, anket
sonuçlarında ilk sıralarda yer alan
partiler, oyların gerçek sahibiymiş
gibi büyüyecek. Sadece bu seçimde
değil, bir sonraki seçimde de “zaten
geçen seçimde de benim partim ancak
şu kadar oy aldı, ben artık ona oy
vermeyeyim, bu parti daha güçlü”
demeye başlayacaksınız. Böylece
birkaç partinin dışında iddialı sesi
çıkan parti kalmayacak.
Bu yapı demokrasinin özüne
aykırı. Çoğulcu demokrasilerde
yönetim sadece çoğunluğun sesini
duymaz, azınlıkta kalanların da
yanında olur. Azınlıkta kalmaktan
korkmak, demokrasiyi sınırlı kutuplar
arasına mahkum etmek olur, uçları
keskinleştirir, “bizden” ya da “öteki”
söylemini kuvvetlendirir. Verdiğiniz
bir oyun sadece bir oy olmadığı
çok net ortada. O nedenle kamuoyu
araştırmalarının sizin oyunuzu kiraya
vermesine izin vermeyin.
Karar verme zamanı geldi
Aynı anket sonuçlarında hala ciddi
oranlarda kararsızların olduğunu
görüyoruz. Birçok seçmenin
aklında soru işaretlerinin olduğunu
biliyoruz. Ama artık karar verme
zamanı geldi. Hemen bugün karar
vermek, 30 Mart’ta da kararınıza
göre oy kullanmak vatandaşlık
sorumluluğudur. Karar vermeyi
kolaylaştırıcı sorular sorun kendinize.
Mesela “İzmir’de mevcut belediyenin
hizmetlerinden memnun muyum?”
diye sorun. İdeolojik olarak kendinizi
hangi adaya yakın gördüğünüzü
düşünün. 17 Aralık’tan bu yana ortaya
atılan yolsuzluk iddilarıyla ilgili ne
hissettiğinizi sesli söyleyin kendinize.
Gezi olaylarında, Berkin Elvan’ın
ölümünde yaşadığınız duyguları
da hatırlayın. Herkes dillendiriyor,
“bu sadece bir yerel seçim değil,
AK Parti’nin alacağı oy Türkiye’nin
geleceğini şekillendirecek” diye. Siz
de bu sorumluluğu hissedin. Nasıl
bir İzmir hayal ettiğiniz kadar, nasıl
bir Türkiye hayal ettiğinizi de hesap
edin.
4
güncel
ÖRNEK BiR PROJE
Haber`siz´siniz35
İzmir kadınları çalışkandır, üretkendir, yardımseverdir, öncüdür. Bu dört özellik bir araya gelince ister istemez bu
özelliklerin dışavurumuyla karşılaşırız. Bu dışavurum bize kendini önemli sosyal projelerde gösterir
İ
zmir kadınları, önemli
sosyal projelerde çalışır,
sosyal sorumlulukları
oldukça gelişkindir. Sizi,
bu özelliklerin hepsini
görebildiğimiz İzmir
kadınlarıyla tanıştıracağım.
Mesleğinin yapılması
gerektiği özelliklerinin
yanında çok önemli bir
sosyal projeye imzasını
atan, sosyal sorumluluğu
iliklerine kadar hisseden ve
bu çalışmada her iletişime
geçtiği insana hissettiren
bu kadınlar bizim içinde
çok kutsal bir çalışma
yaptılar. Organ Bağışı
konulu liseler arası resim,
afiş, fotoğraf, kısa film
yarışması düzenleyerek
gençleri bilinçlendirerek ve
farkındalık yarattılar.
Doktorluk mesleğinin
kutsallığı zaten tartışılmaz.
İnsanların
hayatını kurtaran,
yaşamla ölüm
arasındaki
kurtarıcı
meleklerimizdir
onlar. Can
kurtarırlar. Bu
kadınlar her
iletişime geçtiği
insanla, organ
bekleyen bunca
hastanın yada
bir gün çeşitli
organlara ihtiyacı
olacak insanların
kurtarıcı
melekleri
oldular. Bu
İzmir kadınları
Mübeccel
İlhan ve Emre
Sağdıç’tır.
Mübeccel İlhan
Bayraklı İlçe
Sağlık Müdürlüğünde
Şube Müdürü olarak görev
yapar. Emre Sağdıç’ta
Toplum Sağlığı Merkezinde
Sorumlu Hekim olarak
çalışır. 2013 yılının
başından itibaren Sağlık
Bakanlığının çok önceden
başlatmış olduğu organ
bağışıyla ilgili çalışmalarda
aktif olarak çalıştılar.
Toplumda tüm yaşam
alanlarında insanlarla
iletişim kurarak organ
nakili ile ilgili insanları
bilgilendirip farkındalık
yaratıp, insanların organ
bağışının yaygınlaşmasını
sağladılar . Organ bağışıyla
ilgili yanlış bilinen
bilgilendirmeleri düzeltip,
bu çalışmalarını ilk
sağlık çalışanları arasında
uygulayarak , sivil toplum
kuruluşlarıyla işbirliği
yapılar. Cemevlerinde,
camilerde çalışmalarına
devam edip, cuma günleri
camilerde stand açıp, kuran
kurslarına gittiler. Sokaklara
inip, sevgi yolunda,
metroda insanlarla birebir
iletişime geçtiler. İnsanın
bulunduğu her noktaya inip,
insanlara beyin ölümü ve
bitkisel hayat arasındaki
fark konusunda bilgilendirip
toplumda ulaşabilecekleri
tüm kanallara girmeye
çalıştılar. Bir insanın
organının alınabilmesi
için beyin ölümünün
gerçekleşmesi, tıbbi araca
bağlı kalması gerektiğini,
ölüm konusunun hayat
kadar gerçek olduğunu,
sağlık kurumlarına olan
güveni sağlayarak çeşitli
çalışmalarla bu konuyu
konuşabilir hale getirdiler.
Kimlerin organ bağışı
yapabildiğini anlattılar.
Ülkemizde 80.000 nin
üzerinde organ bekleyen
hasta olduğunu söyleyen
Mübeccel İlhan organ
bağışında dünyada ilk
sıralardayız ama diğer
ülkelerle aramıza bir fark
olduğunu diğer ülkelerin
organ bağışının kadavradan
sağlarken biz canlı
insanlardan sağlandığını
ve bunun çok acı olduğunu
belirtiyor. En büyük
amacının bu canlı insandan
olan nakillerin kadavradan
sağlanmasına dönüştürmek
ve bu sorunu kar
tanesinin çığa dönüşmesine
benzeterek, çözüldüğü
takdirde ülke ekonomisine
büyük bir katkı
sağlanacağını belirtiyor. Din
açısındanda bu yapılanın
bir sakıncası
olmadığını
hadislerle
belirterek
insanları
bilinçlendiriyor.
Bu sorunun
hep birlikte
çözüleceğini söyleyen, ölüm
noktasında bağış konusunun
çok zor olduğunu
ancak organ bağışında
kendinizden hayatta bir
fedakarlık yapılmadığını
öldükten sonra yapılan bu
yardımın yeni hayatlara
can vermesinin çok önemli
olduğunu anlatıyor.
Diğer bir melekte
eğitim dünyasında başarılı
çalışmalar yapan Ali
Osman Konakçı Kız Teknik
Meslek Lisesi Müdüresi
Melek Balseven’ dir. Bu
bilincin en iyi eğitimle
gerçekleşeceğine inanan
Melek Balseven FotoğrafGrafik Öğretmenleri Öznur
Karakurt, Ayla Karakılıç,
Meltem S. Özcan la bereber
sağlık çalışanlarıyla birlik
oluşturarak hazırlanan
organ bağışı konulu resim
afiş fotoğraf kısa film
yarışmasında öncülük
yaparak gençlerde organ
bağışında farkındalık
yarattılar. Bayraklı İlçe
Sağlık Müdürü İsmail
Arslan ve Fotoğraf Grafik
öğretmeni Fuat Orkun
Subaşı da en büyük
destekçileriydi.
En büyük amaçları
bu konuda farkındalık
yaratmaktı. İlk liselerden
başlayarak, gençleri
bilgilendirmekle toplumun
temelinden genişlemesini
istediğini belirttiler.
Amaçlarının,öğrencilerin
yanlışı öğrenmeden
doğruyu öğretebilmek
olduğunu söyleyen
Melek Balseven, ve
öğretmenler toplumda bu
konunun konuşulmasını
sağlayarak ailelere de
öğrenciler kanalı ile
ulaşılmasını sağldılar.
Çeşitli organlarının, sağlık
problemleriyle, hayata
katılamayan, yaşam
kalitesinin düştüğü hastaları
topluma kazandırılmasının,
en önemlisi de onlara
yaşama haklarını sağlayıp
ve insanları yaşama
dönmesinin organ bağışıyla
olabileceğini anlatmak
istediler. Diyaliz ünitesinde
camın arkasındaki
yaşayan hayatları, camın
bu tarafına geçirip
okula gidebilmelerini,
çalışabilmelerini aile
kurabilmelerini sağlamak
en büyük amaçlarından
biriydi.
Tepekulede 12 Martta
açılan resim fotoğraf afiş
sergisine ve ödül törenine
ilgi büyüktü. Bir çok
davetlinin katıldığı sergiye
barkovizyonda gösterilen
kısa filmlerde renk kattı.
Kendisini bir kum
tanesi olarak gören bu
kadınlar bizim için canlara
can veren, kendi gibi
kum tanelerini artırarak
yeni hayatlara kumsallar
oluşturan kadınlardır…
ATIK SANAT OLUNCA
POLONYA’DAN TÜRKiYE’YE
ŞARKILARIN VE DANSIN
YOLCULUĞU
İ
zmir Kültür Sanat
ve Eğitim Vakfı’nın
Polonya Cumhuriyeti Kültür
ve Milli Miras Bakanlığı
ile Adam Mickiewicz
Enstitüsü’ne bağlı bir
platform olan culture.
pl koordinasyonunda
gerçekleştirdiği “Şarkıların
ve dansın hayat boyu
yolculuğu, Polonya’dan
Türkiye’ye Buluşmalar”
atölye çalışması, hayli neşeli
ve renkli geçti.
Dünya müzikleri alanında
çalışmalar yapan; yerel
ezgilerden beslenen Janusz
Prusinowski Trio ile Türk
Halk Müziği’nin usta
sanatçılarını bir araya
getiren atölye çalışmasında
sanatçılar kendi ülkelerinin
halk müziği geleneklerini
yansıtan şarkı ve türküleri
birbirlerine tanıttı, ortak
noktalarda buluşarak 18
Mart 2014’de AASSM
Küçük Salon’da birlikte
verecekleri konserin
hazırlıklarını yaptı.
Yeşim Taner’in atık malzemeleri değerlendirerek oluşturduğu
sanatsal çalışmalar büyük ilgi gördü
Kuşadası Türk Anneler Derneği
kullanılabilir mutfak eşyası gibi
tarafından İbramaki sanat
birçok malzemeyi değerlendirerek
galerisinde açılan sergi büyük ilgi
yaptığını belirten Taner, “atık diye
gördü. Dernek üyesi ve Tasarım
çöpe attığımız, değersiz olarak
Sanatçısı Yeşim Taner tarafından
gördüğümüz birçok materyalleri
atık malzemelerden araba lastiği,
değerlendirilerek kullanılabilir bir
pet ve cam şişe, konserve kutuları
hale getirilmesi mümkün. Bu sergiyi
gibi ürünlerin değerlendirilerek
ziyarete gelenler istenildiğinde el
çeşitli materyallerle kullanılmasının becerileriyle atık malzemelerden
ardından ortaya çıkarılan el sanatları nelerin yapılabildiğini görme fırsatı
görenleri hayrete düşürdü.
buldu” dedi.
Kullanıldıktan sonra çöplere atılan
ANGELA MERKEL , MICHELLE
konserve kutuları, pet şişeler, cam
OBAMA
ve PAPA FRANCISCO’YA
şişeler gibi ürünleri deri, kumaş ve
diğer materyallerle işleyerek tekrar
HEDİYELER GÖNDERDİ
kullanılabilir mutfak eşyası ve süs
Aydınlı tasarım sanatçısı
eşyaları oluşturduğunu belirten
Yeşim Taner, kendi tasarladığı
Yeşim Taner, “sergiyi ziyarete gelen ürünlerini Almanya Başbakanı
vatandaşlar atık malzemelerden
Angela Merkel ,ABD Başkanı
yaptığım materyalleri görünce
Barack Obama’nın eşi Michelle
hayrete düştü” dedi.
Obama ve Papa Francisco’ya
Araba lastiğinden Koltuk ve
da gönderdiğini söyledi. Taner,
sehpa, kırık cam şişelerden abajur,
2009 yılında Michelle Obama’ya
palastık pet şişelerden biblo ve
Janusz Prusinowski Trio,
Adam Strug Monodia Polska
ile Ewa Grochowska Vokal
Toplulukları ile Halk Müziği
ses sanatçısı Muazzez
Özaçar, bağlama sanatçısı
Hüseyin Koçak ve kaval
sanatçısı Fedai Tekşahin
geç saatlere kadar çalıştı.
Zaman zaman birbirlerinin
türkülerini söyleyen gruplar
şarkıların ve dansın ömür
boyu süren yolculuğunda,
hoş bir Polonya –Türkiye
Buluşması yaşadıklarını
söyledi.
iBRAMAKi SANAT KiTAPLIĞI’NA
BAĞIŞLAR DEVAM EDiYOR
Kuşadası Belediyesi İbramaki
Sanat Kitaplığı Ekim 2013
yılından başlayarak plastik, görsel
sanatlar ve Kardeş Kentlerin
kültür ve sanat kitapları ile
sanatseverlerin ilgisini çekiyor.
4.Kardeş Kentler Festivali
sürecinde Abruzzo-İtalya,
Ladispoli-İtalya, Marl-Almanya,
Bihaç-Bosna Hersek, PrizrenKosova, Sinaia-Romanya,
Batum-Gürcistan, Gorçe
Petrov-Makedonya, SamosYunanistan, El Mina-Lübnan,
Oberursel-Almanya, MontereyABD kentlerinden gelen heyetler
bölge ve ülkelerinin kitaplarını
“İbramaki Sanat Kitaplığı”na
hediye etti.
Ödemiş, Selçuk belediyelerinin
kültür kitapları ve sanat galerisinde
sergi açan kişilerce de desteklenen
kitaplığa onüç yıldır Mustafa Veli
ve Şiir Dostları ile program yapan
tiyatro yönetmeni, ressam, şair ve
yerel vakanüvist Kuşadalı sanatçı
da kişisel kütüphanesinden önemli
bir bölümü bağışladı. Mustafa
Veli, gençliğinden başlayarak
biriktirdiği sanat dergisi ciltleri,
ekonomik zorlukla aldığı tiyatro
kitaplarını herkesin yararlanması
için bağışladığını belirterek sanatın
acıdan doğduğunu ama bilgisiz
hedefe ulaşılmadığını vurguladı.
Kuşadası’nın tiyatro kenti olması
için çaba ve emekle oyunlar
sahnelediğini anlatan Mustafa
Veli, birçok kitabın artık piyasada
bulunmadığını ve ender bulunan
bilgi hazinesine ulaşmak için
gençleri ve sanatseverleri İbramaki
Sanat Kitaplığı’na bağış yapmaya
çağırdı.
inci mercan kolye hediye ettiğini
belirterek, “2013 yılında Almanya
Başbakanı Merkel’e doğum tarihi
olan 17 Temmuz’da kolye ve
bileklik gönderdim. Merkel’de
bana bir teşekkür mektubu yolladı.
Son olarak ta kendi tasarlayıp
yaptığım “Dünya barışı ve din
kardeşliği” adını verdiğim ve
üzerinde Hz. İsa’nın iki ayrı resmi
bulunan tabloyu Papa Francisco’ya
gönderdim” dedi.
Haber`siz´siniz35
ERKAN YÜCEL
5
güncel
Türel
SÜT
TiYATRO ÖDÜLLERi VERiLDi
Güven
Uğur Uzunel 2013 ve Mehmet Esen 2014 Erkan Yücel Tiyatro
Ödülü’nü aldı
1985 yılında
Kuşadası’nda geçirdiği
trafik kazası sonucu
yaşamını yitiren
Erkan Yücel adına
Kuşadası Belediyesi
tarafından verilen
“Erkan Yücel Tiyatro
Ödülü” dördüncü kez
sahiplerini buldu..
Erkan Yücel’in
doğum günü olan
13 Mart’ta Kuşadası
Belediye Başkan Vekili
Murat Saraç, Kuşadası
Belediyesi Vefa Projesi
kapsamında, 2013 yılı
için Uğur Uzunel ve
2014 yılı için Mehmet
Esen’in ödülü alacağını
belirtti. Kuşadası
Belediye Başkan Vekili
Murat Saraç “Ulusal
ve uluslar arası alanda
Kuşadası ile ilgili güzel
işler yapan tüm sanatçı
ve kişileri anarak,
yaşatmak görevimizdir.
Bu kapsamda
gerçekleştirdiğimiz
vefa projesini devreye
soktuk. Rahmetli
Erkal Yücel’i de bu
kapsamda saygıyla
anıyoruz. 2011’de ilk
kez gerçekleştirdiğimiz
ulusal çaptaki tiyatro
ödülüne de seçici
kurulumuz tarafından
ünlü sanatçı Meral
Çetinkaya uygun
görülmüştü. Geleneksel
hale getirmeyi
hedeflediğimiz bu ödül
2012 yılında Genco
ErkalIn ardından, 2013
yılı için Uğur Uzunel,
2014 için Mehmet
Esen tiyatro çalışmaları
nedeniyle seçici kurul
tarafından oybirliği ile
seçilmiştir” dedi.
Mehmet Esen
ardından “Fikirleri,
düşünceleri her
yerde dolanıyor
Erkan Yücel’in. Gezi
Parkı’nda vardı, Berkin
Elvan’da görüyoruz.
Konuşulacak o kadar
çok şey ve anlatılacak
o kadar çok anı var
ki şuan hepsini
anlatmak geliyor
içimden ancak
şunu unutmayın
değerli katılımcılar,
Erkan Yücel bir
tek sahnede halkın
önünde eğmiştir
boynunu” dedi.
Erkan Yücel’in eşi
Şükran ve oğulları
Doğu ile Fırat
Yücel, ayrıca tiyatro
müziklerini yapan
Diler Ebeperi anma
programına katılarak
Erkan Yücel ile ilgili
anılarını anlattı.
ERKAN YÜCEL
KİMDİR ?
Erkan Yücel (13 Mart
1944, Ankara - 9 Eylül
1985, Selçuk, İzmir),
Tiyatro, sinema ve dizi
oyuncusu.
Halk evlerinde tiyatro
yaşamına başlayan
Erkan Yücel, Deneme
Sahnesi’nden sonra
yeni kurulan Ankara
Sanat Tiyatrosu’na
girdi. Ayak Bacak
Fabrikası, Arturo
Ui’nin Önlenebilir
Yükselişi, 72. Koğuş,
Pazar Gezintisi, Nafile
Dünya ve Ana adlı
oyunları ile tanındı.
Devrimci Ankara
Sanat Tiyatrosu’nu,
sonra da Ankara Halk
Tiyatrosu’nu kurarak
tiyatroyu Anadolu’nun
bir çok yerine götürdü.
O dönemde sinemada
da rol aldı. 1975′te
San Remo Film
Şenliği’nde En iyi
erkek oyuncu ödülünü
alarak uluslararası
alanda ödül alan ilk
sinema oyuncusu oldu.
Tiyatro çalışmalarına
Devrimci Ankara Sanat
Tiyatrosu’nun ardından
kurduğu Ankara
Halk Tiyatrosu’nda
devam etti. Ankara’da
yerleşik bir sahne
kurdu. Erkan Yücel,
toplumcu bir sanat
anlayışını savundu,
köy köy dolaşarak
halka gösteriler
sundu. Rol aldığı
“Endişe”, “Bereketli
Topraklar Üzerinde”
ve “Hakkari’de
Bir Mevsim” adlı
filmler yabancı film
festivallerinde sayısız
ödül aldı. 8 Eylül
1985’te “Sevda”
filminin çekimleri
sırasında Kuşadası’nda
geçirdiği trafik
kazasında hayatını
kaybetti.
MEHMET ESEN
KİMDİR ?
Mehmet Esen
(1958, İstanbul),
Tiyatro, sinema ve dizi
oyuncusu, yönetmen.
Deneme Sahnesi ve
sonradan “Dünyanın en
önemli oyuncularından,
usta, insan” şeklinde
tanımladığı Erkan
Yücel aracılığı ile
Devrimci Ankara Sanat
Tiyatrosu’na (DAST)
girdi., “Ustamdır”
dediği Genco Erkal’la
tanışmasının ardından
Dostlar Tiyatrosu’nda
oynadı. Erkan Yücel`in
ölümünden aşırı
derecede etkilenerek
sanat yaşamına 4
yıl ara verdi. Daha
sonra 1986’da
sinemaya dönerek film
deneyimleri yaşadı.
Theater Forum’da
(Berlin) tiyatro
çalışmaları yaptı.
Bir roman çalışması,
sinema projeleri ve
tiyatro çalışmalarını,
oyuncu ve yönetmen
olarak sürdürüyor. Son
oşarak Tiyatro DOT’da
oynadı.
Ankara Sanat
Kurumu Ödülü, 1984,
Avni Dilligil ödülü,
1984, ODTÜ Ödülü
aldı.
Eğreti Gelin – 2005,
Behzat Ç. -– 2010, 20
Dakika – 2013 Eski
Hikaye - Abdi – 2013
son dönemde oynadığı
filmlerdir.
UĞUR UZUNEL
KİMDİR ?
İzmir) 1997 başladığı
tiyatro yaşamında 2008
yılında Dokuz Eylül
Üniversitesi Güzel
Sanatlar Fakültesi
Sahne Sanatları Bölümü
Oyunculuk Anasanat
Dalı’nda devam etti.
Bornova Belediyesi
Şehir Tiyatrosu
kadrosunda yer alırken
“Kumdan Kale”, “Ferah
Feza”, “El Yazısı” ve
“Evdeki Yabancılar”
adlı uzun metraj sinema
filmlerinde oynadı.
İlk başrol deneyimi
“Ferah Feza” filmi
Malatya ve Fibresci
Film Festivalleri’nden
“En İyi Film” ödülüyle
döndü. “Ağır Roman
Yeni Dünya” adlı
televizyon dizisinde
oynadı. Kendi
kurdukları “İntakt” adlı
gruplarıyla İstanbul’da
Penetratör adlı oyunu
Stutgart’ta Türk
Oyunları Festivalin’de
“En İyi Oyun” ödülünü
aldı. Uğur Uzunel
aynı oyunla bazı
eleştirmenler tarafından
İstanbul’un en iyi
performansları arasında
gösterildi. Çeşitli
gruplarda ve Tiyatro
4’te çalışmalarına
devam etmektedir.
Uğur Uzunel S(1988,
KUŞADASI TiCARET ODASI’NDAN
MEYDANA GELEN PATLAMA iLE
iLGiLi AÇIKLAMA
Kuşadası Ticaret Odası, Karayolları çalışması nedeniyle
meydana gelen patlama sonrasında konuyla ilgili açıklama
yaptı ve görüşlerini bildirdi
Kuşadası
Ticaret Odası
Yönetim Kurulu
Başkanı Serdar
Akdoğan; patlama
dolayısıyla
Odamızda
ciddi maddi
hasar meydana
gelmiştir.
Bugüne kadar
Karayollarının
yapmış olduğu
çevre yolu
çalışması
nedeniyle
15’e yakın
patlama gerçekleşmiş,
ufak tefek hasarlar
dışında herhangi bir
zayiat olmamıştır.
Son patlamada ise,
Odamızın özellikle dağ
tarafında bulunan tüm
oda ve salonlarının
camları kırılmış, içeride
bulunan eşyalar ve
binamızın çatısı da
ciddi hasar görmüştür.
Patlamaların önceden
haber verilmesi, bu
seferki patlamada
çözüm olmamış,
dışarıya çıkan
personelimiz de bundan
etkilenmiştir. dedi.
Karayolları İzmir
Bölge Müdürü
Abdülkadir
Uraloğlu’nun yaşanan
olaydan sonra Odayı
ziyaret ettiğini ve
ziyarette konuyla
ilgili soruşturma
başlatıldığını,
meydana gelen
hasarın kendileri
tarafından
karşılanacağını
bildirdiğini belirten
Akdoğan; “olayın
kaza olduğunu
düşünüyoruz,
tek tesellimiz oda
personelimizde,
üyelerimizde ve
vatandaşlarımızda çok
ciddi yaralanmalar ve
can kaybı olmaması,
sadece maddi hasar
meydana gelmiş
olması” dedi
Patlama sonrası
Kuşadası Ticaret
Odası’nı ziyaret eden
ve geçmiş olsun
dileklerinde bulunan
Kuşadası Kaymakamı
Muammer Aksoy
da, Kuşadası Ticaret
Odası Yönetimi
ile birlikte binada
yerinde incelemelerde
bulunduğunu belirten
Akdoğan, “Ak Parti
Aydın Milletvekili
Gültekin Kılınç
ve beraberindeki
heyetin ve MHP
heyetinin de geçmiş
olsun ziyaretinde
bulunduğu Kuşadası
Ticaret Odası’na, tüm
kesimlerden geçmiş
olsun dilekleri gelmeye
devam ettiğini belirtti.
İnsan ilişkilerinde sizin için en çok ne
önemlidir sorusuna herhalde bir çoğumuz
“Güven” diye yanıt veririz. Güven
olmadan ilgi doymaz, güven olmadan sevgi
olmaz ve tabiki saygı doğmaz.
Sevdiğiniz birini neden seviyorsunuz
diye bir sorun kendinize.Neden değer
veriyorsunuz araştırın kendi içinizde. Kişi
ile biyolojik yakınlığınız olması sevgi
bağınızı etkilermi? Yoksa daha derinmidir
insanı sevme nedenleriniz? Bireylere
inancımız, onlara uyumumuz, bağlılığımız,
tutkunluğumuz, dürüstlük ve güven
ilkelerimizle ne denli bağlantılıdır?
Düşünün sevdiğiniz bir kişi sizin
güveninizi kırdığı zaman nasıl tepe
taklak oluyorsunuz. Nekadar olumsuz
etkilenip,büyük hayal kırıklığına
uğruyorsunuz.
Güven ve güvensizlik olayını hergün
içimizden birileri biryerlerde yaşıyor ve bu
düşünceye kafa yoruyor.
Hayatımızda ve ilişkilerimizde bu
denli önemli olan “Güven” kavramı;
toplumlardan, halklara sızıp, milletin
karekteri ve geleneği olabiliyor ve
toplumdan topluma da değişebiliyor.
Peki toplumdan topluma sevgi ve güven
kavramı neden değişebiliyor? Neden bir
toplumun güven, sevgi ve saygı değerleri
bir diğerinin ki ile bağdaşamıyor?
Size çok basit fakat bir okadarda çok
önemli iki örnek vermek istiyorum.
İngilterede yaşamaya başladığım ilk
yıllarımda yani 1996 -1997 yıllarında
İngiliz halkının güncel yaşadıkları, doğal
farzettikleri çok ilgimi çekiyordu.
Neyse bir gün süpermarkete gidip
alışverişimi yaptım. El arabasından
kasiyerin önündeki yürüyen platforma
aldıklarımı koymaya başladım. İçlerinden
birisi 1kg prinçdi. Normal bildiğimiz
plavlık prinç. Kasiyer barkodunu okutmak
için torbayı eline aldığı an, torbanın delik
olduğunu fark etti.Ve o sırada bir kaç tane
prinç avcuna dökülüverdi.Hemen benden
özür diledi.”Biraz bekleteceğini fakat
asistanı çağırıp torbayı değiştirteceğini”
söyledi.
Hafta sonu diye süpermarket oldukça
kalabalıkdı. Arkamdaki sırada bekleyenleri
düşünerek “önemli değil bir torbaya koyun
öyle götüreyim, değiştirmenize gerek yok
dedim”. Kasiyer emin olduğuma kanat
getirdikten sonra; “ozaman size indirim
yapmak zorundayım” dedi ve princi bana
yarı fiyatına verdi. Yetmiyormuş gibi o
deliğide bir bantla kapatıp boş bir torbaya
koydu. Bende hayretle izledim ve bu olayı
uzun süre düşündüm. Acaba Türkiyede
benzeri bir güven ve saygı durumu olsaydı
kaç kişi süpermarket’de prinç torbasını
delmezdi diye delebilecekleri değilde
delmeyecekleri hayal edip düşlemeye
çalıştım.
Bir diğer örneğide bugün Almanyada
yaşadım. Şu an bahsettiğim konuyu yazma
fikrinede bugünkü yaşadığım olaydan
sonra düşünüp kaleme aldım.
Toplu taşım araçlarını bolca kullanan
birisiyim. Otobüslerin güvenilir ve
düzenli oluşu hoşuma gidiyor. Şehre
indiğimde arabam ile park problemi
yaşama derdinden beni uzaklaştırıyor.
Otobüs şeritlerinin diğer araçlar tarafından
ihlal edilmemesi, hızlı ve çabuk ulaşımı
kolaylaştırması, yıllık otobüs kartı
almamdaki en büyük nedenlerden
birkaçıdır. Tabiki çevreci yanını sevdiğim
ve atmosferi düşündüğüm konusunada
şimdi hiç girmiyorum. Açıkcası otobüs
konforunu hiç bir şeye değişemiyorum.
Neyse Almanyada genelde otobüs
biletlerini otobüs duraklarındaki otomatik
aletlerden satın alıyorsunuz. Otobüse
bindiğinizde şoföre göstermiyorsunuz.
İçerdeki aletlere tıklatıyorsunuz. Ayrıca
Otobüs duraklarda durduğunda tüm
kapılardan inip binebiliyorsunuz. Kısacası
şoförün sizin biletinizi denetleme gibi
bir yetkisi yok.Onu denetleyenler farklı
kişiler. Ben son iki yıldır Almanyada
sürekli otobüs kullananan biriyim, ister
inanın ister inanmayın iki kez denetleyen
gördüm. Yani anlayacağınız İsterseniz
bilet almayabilirsiniz .Fakat yakalanırsanız
cezası 40 Euro. Bu konu ile ilgili içeride
bir sürü poster size bas bas bağırıyor.
Bugünkü otobüs yolculuğumda
denetleyici geldi. Ben en önde
oturuyordum. Biletimi gösterdikten sonra
merakla denetleyiciyi gözlerimle takip
ettim. Acaba kaç kişiyi yakalayacak diye
izledim. İnanmayacaksınız biletsiz bir kişi
bile çıkmadı. Bukadar ender denetimin
olduğu bir yerde hergün biletsiz binseniz
aylarca durumu idare edebileceğiniz bir
ortamda o dürüstlüğün, o güvenin gücüne
bir kez daha hayran kaldım.
Yine aynı soruya gelip takıldım. Acaba
benzeri bir sistem Türkiyede olsa kaç
kişi bilet alırdı diye düşünüp durdum.
Bilet almayacakları düşünmektense bilet
alacakları gözümün önünden geçirmeye
çalıştım.
Peki bu insanlar dinsel inançlarından
dolayımı dürüstler? O zaman dürüstlüğün
temellerine kurulmuş İslam dinine inanan
ülkemizin bireylerinin koptuğu nokta
nedir?
Kafamı karıştıran bu çelişkinin nedenine
inanın yukarda verdiğim iki örnekten
daha fazla şaşırıyorum. Aslında bu
duruma şaşırıyor olamamıza şaşırmak
gerekmezmi?Çünkü doğru olan yaşadığım
örneklerdeki davranışlar değilmi? Eğer
doğru olan buysa ve bağzı ülkelerdeki
sistem uyum içinde yürüyebiliyor ise
Türkiyede; “dinsizdi, dinliydi, şu meshepti,
bu meshepti” yi bırakmalı, kopuk zincirin
halkalarını onarmaya yoğunlaşmalı ve
asıl doğru olanlar değil çelişkiler bizi
şaşırtmalı. Kalın sağlıcakla...
Feyzullah
BUDAK
Akıl Tutulması
Türkiye dün 15 yaşında bir günahsız
evladını kaybetti; Berkin Elvan. 16
Haziran 2013 günü henüz 14 yaşında
iken polisin attığı biber gazı kapsülüyle
başından yaralanıp, tam 269 gün yaşam
mücadelesi verdikten sonra öldü.
Başından vurulduğunda 45 kiloydu.
Bu süreçte beyin kanaması sebebiyle
dört ameliyat geçirdi ve 45 kilodan 16
kiloya düştü.
Eylemle, hükümet karşıtı
organizasyonla, paralel devletle
filan ilişkisi yoktu. Tüm şanssızlığı
sorumluluk sahibi olması ve ekmek
almaya gitmek isteyen annesi için
endişe ederek “dışarısı biraz karışık
anne, sen dur ekmeği ben alır gelirim”
demesiydi. Ekmeği aldı… ama
eve gelemedi. Berkin, Gezi olayları
sebebiyle ölen-öldürülen sekizinci
canımız oldu.
269 gün sonra dün ölüm haberi
duyulunca insanlar yattığı hastanenin
önünde toplanmaya başladılar.
Tamamen günahsız olmasına rağmen
bunca acıyı çekerek ölmüş bir çocuk
için, onun ailesine destek olmak ve
acısını paylaşmak için insanların orada
toplanmasından daha doğal ne olabilir
ki…
Ama televizyonlardan gördüğümüze
göre ortada hiçbir eylem ya da taşkınlık
yokken polis bu topluluğu dağıtmak
için yine aynen Berkin’in ölümüne
sebep olan işleri yapmaya, insanlara
doğru biber gazı kapsülleri sıkmaya
başlıyor. Aynı günün akşamüzeri
eşim ve kızım, Kızılay Meydanında
insanların toplandığı haberini alınca,
Berkin’in anısına saygı ve destek
için Kızılay Meydanına gidiyorlar ve
ben endişe içerisinde televizyondan
haberleri izlemeye devam ediyorum.
Bir çok TV kanalı Kızılay’dan
naklen-canlı yayın yapıyor.
Endişeliyim, çünkü polisin insanları
dağıtmak için silahını yere neredeyse
paralel tutarak biber gazı kapsülleri
attığını açık bir şekilde görüyorum.
Yani aynen Elvan’ın ölümüne sebep
olunduğu zaman yapılan atış gibi… Bu
atışlardan dolayı yeni bir yaralanma
olmaması ancak mucizevî bir şanstır.
Akıl Tutulması dediğim işte budur.
Polis kardeşim! Sen ne yapıyorsun?
O anda Kızılay Meydanındaki konu;
başına senin attığın biber gazı kapsülü
isabet ettiği için ölen bir çocuktur.
Şimdi sen ne yapmaya çalışıyorsun?
Yeni ve başka bir çocuğu daha
öldürmek midir istediğin? Bunu
istediğinden emin misin?
Başbakan’ın bu konuda senin için
dizdiği kahramanlık söylemlerine
aldanma! Bu kahramanlık filan değil,
Türkiye’nin başını yakma!.. En azından
Başbakan’ın yakın arkadaşları kadar
akıllı ol! Başbakan aynı üslubunu
Fethullah Gülen ile mücadelesinde de
sürdürüyor. Doğrudan kendi partisinin
en üst derecedeki yetkililerine hitaben
yaptığı konuşmalarında ağır ithamlar ve
hakaretler ifade ediyor. Bu konuşması
esnasında kameralar kendisini
gösterirken adeta bir can pazarında,
bir var oluş - yok oluş savaşında
olduğu izlenimi alıyorsunuz. Ama aynı
konuşma esnasında kazara kameralar
salonda oturup konuşmayı dinleyen
partilileri gösterince hiç kimsede
aynı heyecanın olmadığını, herkesin
şaşkın ve bu durumu anlayamaz bir hal
sergilediğini, konuşmayı boş bakışlarla
dinlediğini görüyorsunuz.
İşte bunun için geçen hafta ATV’de
(Başbakan zor durumda kalmasın diye
sorularının cevabını Başbakan’dan önce
kendisi veren angaje muhabirlerle)
yaptığı programda “En Yakın
arkadaşlarının bile cemaat ile olan
mücadelesinde kendisini yalnız
bıraktıklarından” şikayet etti.
Senin anlayacağın Değerli Polis
Kardeşim; bu işin böyle gitmeyeceğini
Başbakan’ın en yakın arkadaşları bile
artık anladı. Ama bence bunu senin
anlaman, onların anlamasından daha
önemlidir. Çünkü senin elinde silah var!
Elindeki silahı, halkın sesini kısmak
ve birilerinin günahlarını örtmek için
milletine karşı kullanırsan ve böylece
bir ölüme daha (veya Allah korusun
daha büyük bir felakete) sebep olursan
tarih seni affetmez! Bunu unutma!
Haber`siz´siniz35
MAHKEMEYi BiLE
KUŞADASI’NI
ŞEHRÜL EMİN
KANDIRDILAR
MANTIĞIYLA
YÖNETECEĞİZ
Kuşadası’na Bağlı Davutlar Beldesinde Seçim Bürosu açılışı
yoğun katılım nedeniyle mitinge dönüştü
BEN HİÇBİR ZAMAN BİR
ŞEREFSİZLİĞİN İÇİNDE
OLMADIM
Kuşadası MHP Belediye
Başkan Adayı Mahmut
Kazancıoğlu seçime az
kala başka bir adaya
destek verecek şeklindeki
dedikodulara yanıt verdi.
İlk ve son cevabımdır diyen
Kazancıoğlu, “Biz hiç bir
zaman bir onursuzluğun
içinde olmadık, bunu ne
geçmişte yaşadık, ne de
gelecekte yaşayacağız. bizim
en kutsal değerlerimizin
başında şerefimiz gelir.
Bu dedikodulara karşı
tavrımı ortaya koymak
adına bu cümleyi sarf etmek
zorundayım.’’ dedi.
“Ben hiçbir zaman
bir şerefsizliğin içinde
olmadım.” diyerek tepkisini
dile getiren Kazancıoğlu,
“İnanmadığım hiçbir davanın
içinde olmadım. İçinde
olduğum hiçbir davamı da
satmadım. Namusumdur
dediğim seçim taahhütlerimi
yerine getirme azmini ve
kararlılığını taşıdığım bir
ahvalde, böyle yakıştırmalar
asla bize bulaşmaz. Üstelik
iddia ediyorum, MHP,
şahsım ve kadrolarımız 30
Mart seçiminin en iddialı
partisidir.” dedi.
“Kuşadası’nda açıklanan
adaylardan ne Özer Kayalı,
ne de Engin Berberoğlu
Kuşadası’nın sorunlarını
çözmede ehil değillerdir.”
diyen Kazancıoğlu, “
Kuşadası’nın yerel siyasetini
dizayn etmeye çalışan
ve bir elin parmaklarını
geçmeyen sayıdaki rant
çevrelerinin yine geçmiş
dönemlerde olduğu gibi
Kuşadası’nın geleceğine
ipotek koymalarına da asla
izin vermeyeceğim seçim
sürecindeki mücadelem hem
rakiplerimle, hem de bu
zihniyetle olacaktır...’’ dedi.
“Ben bu mücadelede
önce yüce Rabbime,
sonra da Kuşadası halkına
güveniyorum.” diyen
Kazancıoğlu, “İnanıyorum
ki, bize verilen destek ile
elde edilecek seçim zaferi
sonucunda 30 Mart akşamı
Kuşadası yaşadığı kâbustan
uyanacaktır...” dedi.
KUŞADASI 1. DERECE
DEPREM KUŞAĞINDA
Kuşadası sakinlerinin
sorunlarını dinleyen
Kazancıoğlu‘nun seçim
çalışmaları tüm hızıyla
devam ediyor. Kuşadası için
yapacağı çalışmaları anlatan
Kazancıoğlu, öncelikle
deprem kuşağında olduğu
bilinen Kuşadası’nın bu
kapsamda yaptığı proje ve
çalışmalarını dile getirdi.
MHP Kuşadası Belediye
Başkan adayı Mahmut
Kazancıoğlu, Kuşadası’nda
hiçbir adayın bu güne kadar
söz etmediği dikkate bile
almadığı projelerini sıraladı.
Projeler Hakkında Bilgi
veren Kazancıoğlu; “Acil
olarak ciddi ve yeterli teknik
donanıma ve kadrolara sahip
bir Deprem Etüt Merkezi ve
Yapı Laboratuarı oluşturmak”
olduğunu söyledi. Ayrıca
Kuşadası Arama Kurtarma
Ekibi (KAGEB)ile koordineli
olarak Belediye bünyesinde
olası bir etkin deprem
durumunda alınacak tüm
önlemlerin sürekli gözden
geçirileceği Afet Merkezi
oluşturacaklarını belirten
Kazancıoğlu, “ Hemen başta
Deprem Yönetmeliği ve
Yapı Denetim Mevzuatının
yürürlüğünden önceki
binalardan ve özellikle
toplu konut ve kooperatif
binalarından başlamak üzere
tüm eski ve yorgun binaların
depreme dayanıklılık
durumunu Yapı Laboratuarı
ve ilgili mühendisler
ve teknik ekiplerle test
edeceğiz.” dedi.
“Depreme dayanıklı
olmayan binaların eğer
güçlendirilmesi mümkün
ise başta Dünya Bankası
ve Avrupa Yatırım Bankası
dahil kurumlardan gerekli
fon ve kredileri almak
ve ayrıca mal sahipleri
ile alternatif kaynaklar
üzerinde çalışmak suretiyle
güçlendirme çalışmalarına
hız vermeyeceklerini,
güçlendirme mümkün
değil veya rantabl değil ise,
depreme dayanıksız binaların
kentsel dönüşüm projesi
kapsamında mal sahiplerine
yenilerinin sağlanması için
gerekli hukuki, idari ve
mali çözümleri yaratmak,
bu konuda TOKİ dahil
ilgili kurum ve Bakanlıklar
ile gerekli çalışmaları
yapacağız” ifadelerini
kullandı.
Her mahallede Deprem
İdare Noktaları oluşturmak
ve gerek, Belediye, gerek
muhtarlıklar, o mahallede
bulunan Sağlık Kuruluşu,
kurumlar da görev yapacak
sağlık personeli ve KAKEB
ile koordineli olarak olası
bir depreme hazırlıklı lokal
birimler oluşturacağız
diyen Kazancıoğlu,
“Kuşadası Belediyesi’nin
tüm araç ve iş makinesi
parkı ile ekipmanlarını
depremle mücadeleye
uygun hale getireceğiz
ayrıca KAKEB’in daha iyi
şartlarda ve çok daha fazla
gönüllülerle çalışmalarını
sağlayacak maddi ve fiziki
şartların oluşmasına tüm
imkanlarımızı seferber
edeceğiz.” dedi.
Vatandaş ve öğrencilerimizi
deprem konusunda eğitmek
için gerekli tüm çalışmaları
yapacak ve başka çalışmaları
destekleyeceğiz diyen
Kazancıoğlu, “ Özellikle
engelli, yaşlı ya da yatalak
vatandaşlarımızın deprem
sırasında mağduriyetlerinin
daha da artmaması için
bu konuda ciddi kayıtlar
tutup, bu vatandaşlarımıza
deprem ile ilgili çalışmalar
sırasında öncelikli yardımcı
olabilmenin şartlarını
önceden belirleyeceğiz” dedi.
SOSYAL VE SPORTİF
HAYATINDAKİ ÇOK
BÜYÜK BİR BOŞLUĞU
DOLDURACAĞIZ
Kuşadası’nın yaşadığı
sorunları halkın içinde
halkla beraber çalışarak
projeler ve çözümler üreten
hayata geçireceği projelerle
Kuşadası’nı “Marka
Bir Şehir” oluşturmayı
amaçlayan MHP Kuşadası
Belediye Başkan Adayı
Mahmut Kazancıoğlu,
“Kuşadası’nda sosyal ve
sportif hayatındaki çok büyük
bir boşluğu dolduracak olan
projemizle Kuşadası’nda
birçok gencin hayallerini
gerçekleştireceğiz” dedi.
Özelleştirme Kapsamında
Kuşadası Belediyesi’ne
Devredilen ve atıl durumda
bulunan Eski Turban
Tesislerini baştan sona
yenilenerek Kuşadası’nda
sosyal ve sportif hayatındaki
çok büyük bir boşluğu
dolduracak Kültür Merkezi
Haline Dönüştürüleceklerini
belirten MHP Kuşadası
Belediye Başkan Adayı
Mahmut Kazancıoğlu,
“Bu proje ile Kuşadası
yıllardır eksikliğini hissettiği
muhteşem bir tesise ve
yaşam alanlarına kavuşmuş
olacaktır.14 bin metrekare
alan üzerinde kurulacak olan
Kültür Merkezi projesi 12
bin metrekareden oluşacağını
içinde basketbol sahası,
olimpik yüzme havuzu,
minder ve doğa sporları
salonları, bay ve bayan
fitness salonları, soyunma ve
dinlenme alanları, otopark
ve geniş yeşil alandan
oluşacaktır” dedi.
KUŞADASI’NA YAKIŞIR
KAPALI PAZARYERİ
Halkın içerisinde sorunlara
çözüm arayan Kazancıoğlu,
Kuşadası için daha modern
bir Pazar yeri yapmak
için kolları sıvadı. Seçim
çalışmaları kapsamında
Kuşadası’nda semtin değişik
noktalarında kurulan Pazar
yerindeki esnafları tek
tek ziyaret edip hatırlarını
sordu. Pazar esnafının daha
çağdaş ve modern pir Pazar
yerinde esnaflık
yapmaları için
destek istedi.
Kuşadası
Pazar esnafına
sohbet eden
Kazancıoğlu
tüm pazar yerini
dolaştı.
MHP Kuşadası
Belediye Başkan
adayı Mahmut
Kazancıoğlu, “
Kuşadası’nda her şeyi rant
ve gelir gözüyle bakan bir
belediye yönetimi için aday
olmadık. Halka adam gibi
sözünde duran projelerini
gerçekten uygulayarak
halka daha iyi hizmet
ederek, çağdaş ve modern
bir hayat sunmak için aday
olduk. Biz projelerimizi
kağıt üzerinde göstermek
ve raflara kaldırmak için
değil gerçekten uygulamak
için çalıştık. Bu kapsamda
da Kuşadası’na gerçekten
yakışacak halkın güvenli
bir şekilde alışverişini
yapabileceği otoparkı olan
çağdaş ve modern bir kapalı
Pazar projesi hazırladık”
dedi.
KUŞADASI’NI ŞEHRÜL
EMİN MANTIĞIYLA
YÖNETECEĞİZ
Kuşadası’na Bağlı
Davutlar Beldesinde Seçim
Bürosu açılışı yoğun
katılım nedeniyle mitinge
dönüştü. Kuşadası MHP
Belediye Başkan Adayı
Mahmut Kazancıoğlu
açılıştan önce yaptığı
Konuşmada,; Kuşadası’na
bağlı Davutlar ve Güzelçamlı
beldeleri bizler için 30
Mart seçimlerinden Sonra
Büyükşehir kapsamında
Kuşadası’na bağlı kenar bir
mahalle asla olmayacak.
Davutlar ve Güzelçamlı’nın
tüm dertlerini biliyoruz.
Ekibimizle birlikte sorunları
çözeceğiz. Kuşadası Belediye
Başkanlığını sizlerinde
desteğini alarak kazandığımız
taktirde halkın belediyesi
olacak ve belediyenin
kapıları herkese açık olacak”
diye konuştu.
Yoğun ilgi nedeniyle
sokağa taşan seçim bürosu
açılışında sevgi gösterisinde
bulunan Davutlar halkıyla
kucaklaşan Kazancıoğlu, ;
Bizim kültürümüzde belediye
başkanına “Şehrül emin”
derlerdi. Herkes, malını,
canını, ırzını, namusunu
ona emanet ederdi. Bizde
bu düşünceyle başkanlık
yapacağız. Belediye sizin.
Bize her zaman hesap
sorabileceksiniz” ifadelerini
kullandı.
AZİZ KOCAOĞLU’NUN AFİŞLERİNİ ASMAK İÇİN
BELEDİYE İŞÇİLERİ Mİ GÖREVLENDİRİLDİ?
İzmir’de Yerel seçim çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor
30 Mart’a sayılı günler kala
İzmir de tüm partilerin olduğu
gibi CHP’de tam gaz reklam
çalışmalarına devam ediyor.
Seçime sayılı günler kala CHP
İzmir Büyükşehir Belediye başkanı
Aziz Kocaoğlu hakkında ilginç bir
iddia daha ortaya atıldı. Reklam
çalışmalarında kullanılan, “CHP
Büyükşehir Belediye başkan adayı
Aziz Kocaoğlu” yazılı afilerin,
Büyükşehir Belediyesi bünyesinde
çalışan işçiler tarafından asıldığı
iddia ediliyor. Görevi olmamasına
rağmen reklam çalışmalarında
belediye işçilerinin kullanılıyor
olması İzmir’de çok tartışılacak.
7
politika
ESHOT’a muvazaa davası açan Hüseyin ATAKUL:
Gazete 6N1K’ya konuşan Hüseyin Atakul ilginç iddialarda bulundu. Taşeron davası açan Atakul, ESHOT’a neden muvaza davası açtığını,
taleplerini ve davanın şuan hangi aşamada olduğuna dair açıklamalarda bulundu.
“Biz 300 ün üzerindeyiz
İzmir Büyükşehir
ama bizimki sendikal toplu
Belediyesi’nde 2008
bir dava değil. Bizler bireysel
yılında halk şoförü olarak
olarak bu davaları açtık.”
işe başlayan daha sonra bir
diyen Atakul , “Bireysel
buçuk yıl kadar Disiplin
davalarda sadece Muvaza
Kurulu Başkanlığı ve amirlik
tespiti isteniyor. Hizmet
yapan 7 yılın sonunda işine
alımı usulüne uygun bir
son verilen Hüseyin Atakul
şekilde yapılırsa kamuda
ESHOT Genel Müdürlüğüne
suç değil. Ancak usulüne
açtığı Dava’nın öncesi ve
uygun yürütülmüyor. İlk
sonrasını 6N1K’ya anlattı.
olarak biz üç arkadaş dava
NEDEN DAVA AÇTI?
açtık ve bizden sonra 310
kişilik bir sayıya ulaştık.
DİSK (Türkiye
Ben mahkemede gelinen
devrimci işçi sendikaları
süreci anlatmak istiyorum.
konfederasyonu) üyesi olan
Atakul, “Disk sendikasını ben Benim dosyamda, hem
bilirkişi raporunda hem
Büyükşehir Belediyesi’nde
de mahkemenin gerekçeli
tanıdım. Türkiye genelinde
kararında, İzmir Büyükşehir
bir çok kamu kurumunda
Belediyesi ESHOT Genel
davalar açıldığını gördük
Müdürlüğü’nün işçisi
ve bunu araştırdık. Bizim
olduğum hükmedildi. Bizim
İzmir’de muvazaalı bir
geriye dönük hak taleplerimiz
durumda olduğumuzu ve
var. Onlarla ilgili kısımda ise
kamu işçisi olduğumuzu,
Belediye İş Sendikası üyesi
bilgi, belge ve konulara
olmadığımız için davanın
hâkim olduktan sonra belli
sayın ‘304’ ise 55 kişi
da var. Bizim derdimiz eşit
yollarla devam ediyoruz.
reddine
karar verildi. Dava
grup ve arkadaşlarla birlikte
nereden
geldi?
Bu
işçiler
iş,
eşit
ücret.
Biz
bu
yola
Ben beklerdim ki diğer
şuanda Yargıtay aşamasında.”
dava açtık.
havadan
gelmedi.
Resmi
hak
ve
özgürlük
hareketi
illerde yaptıklarını bizim
Dedi.
evraklar, mahkemede yalan
için çıktık. 1 yıl oldu bu
için de uygulasınlar. Ama
beyanda bulunduklarını
yoldayız. İnşallah sonunu
tam tersi maalesef işçiyi
MAHKEMEYİ YALAN
ispatlıyor. Bunların hepsi
getireceğiz. Sendikanın
tehdit ediyorlar. İsçiye
BEYAN VEREREK
resmi evraktır. Biz bu
bize faydası yerine zararı
baskı uyguluyorlar. Bizzat
konuda gerekli yerlere suç
vardır. DİSK diğer bütün
Genel Sendikaya, gerekirse
KANDIRDILAR
duyurusunda bulunacağız.’’
kamu kurumlarına dava
Genel Müdürlüğe dava
Çok ilginç bir şekilde
Dedi.
açmış,
kazanmış
ve
ortalığı
açan işçileri çağırıyorlar.
hem mağduruz hem
inletmiştir.
Ancak
çok
Davalarını geriye
de hileye uğramış
“BİZ HUKUKİ YOLU
ilginçtir ki İzmir Büyükşehir
çekmezlerse iş çıkışlarını
tarafız diyen Atakul,
Belediyesi herhalde CHP
vermekle tehdit ediyorlar.
“Aldatıldıysan aldatıldın,
SEÇTİK”
li
olduğundan
ve
CHP
ye
Herkes şunu bilmeli ki İzmir
ne var bunda der gibi
İzmir 1 No’lu Şube
bağlı
olduğundan,
tam
tersi
Büyükşehir Belediyesini
bir algı yaratıldı. Şu
Genel İş Sendikası’na bağlı
bizi bir imha etme ve yok
Aziz Kocaoğlu’nun alması
dava dilekçesinde ilginç
olduklarını belirten ancak
etme girişimi içerisindeler.
bu işçilerin hepsini işten
bir şey var. ‘ESHOT
bize faydası yerine zararı
Ellerinden
gelse
her
şeyi
çıkaracaktır. Ve aynı zamanda
Genel Müdürlüğü Tüzel
olduğunu söyleyen Atakul,
yakıp
yıkıp
yok
edecekler.
farklı görüşteki birçok insanı
kişiye ait bir kamu
“Bizim sendikamız çok
DİSK yollara dökülüp,
da işten çıkaracaktır. Bu çok
kurumudur.’ yazıyor.
ilginç. Hatırlarsanız
Bu konu ile ilgili 25
bundan üç dört ay
Eylül 2011 tarihli
evvel, İZELMAN
bir belgeye ulaştık.
birkaç tane ihale krizi
İzmir Büyükşehir
yaşadı. ESHOT Genel
Belediyesi bu belge
Müdürlüğü’nde çalışan
ile kendilerini yalanlamış
şoförler olarak, 3000’in
KOCAOĞLU’NDAN
oldular. Mahkemeye yalan
üzerinde bir sayıyla en
beyanda bulunup mahkemeyi kalabalık olan bizleriz.
BÜYÜK GAF
aldattılar.” Dedi.
Öyle bir şey oldu ki
Taşerona tartışmalarına
Belgenin ayrıntılarını
Yüksek Hakemden
Aziz Kocaoğlu’nun taşeron
dile getiren Atakul,
kimsenin haberi yok.
olmadığını söylemesine
“Mahkemede ikinci beyan
Biz greve hazırlanırken,
tepki gösteren Atakul, “Aziz
olan Devlet tarafından
greve bir gün kala
Kocaoğlu’nun katılmış
norm kadro sayılarının
Yüksek Hakemden
olduğu programı ben de
kısıtlandığını 2007’ye
karar geldiğini
izledim. Yayın esnasında
kadar işçi almadıklarını
öğreniyoruz. Örnek
birçok twit ve mail attım
ve alamadıklarını beyan
vermek istiyorum. Üç
ama maalesef ulaşamadım.
etmişlerdi. Benim BİMER
tane otobüs düşünün,
İzmir’de on üç tane taşeron
taşerona hayır, taşeron
net bir bilgidir.” Dedi.
üzerinden yaptığım başvuru
aynı otobüsü kullanan üç ayrı istemiyoruz, dedi. Biz ne
şirket varken Kocaoğlu’nun
sonrası tarafıma şöyle bir
şoför, aynı işyerinde ve aynı
nasıl böyle bir gafa girdiğini
BİZ HAYAT GÜVENCESİ
yaptık gittik dava açtık. Biz
cevap geldi. Bu da çok
yerde çalışmalarına rağmen
de bilmiyorum. 13 şirketin
hukuki yolu seçtik.” Dedi.
İSTİYORUZ
ilginç. İzmir Büyükşehir
biri 69 TL biri 58 TL biri 48
yanında ona karşı dava
Belediyesi
ESHOT
Genel
TL alıyor. Bakın güya sosyal
Biz yaşam güvencesinden
açmış 300 ün üzerinde
‘DİSK’ İŞÇİYİ TEHDİT
Müdürlüğü’nden tarafıma
belediyecilik (!). Burada
başka bir şey istemiyoruz
de personel var. İzelman
EDİYOR
gönderilen belgede,
maraba düzeni var. Bunlar
diyen Atakul, “Bize şu
A.Ş., İZFAŞ AŞ., Grand
mahkemede beyan ettikleri
Yüksek Hakeme gönderirken
DİSK’in (Türkiye
kadar maaş vermelerini
plaza, İZENERJİ, İzbeton
‘304’ sayısının 2011 yılı
diğer arkadaşları, sanki
Devrimci İşçi Sendikaları
söylemiyoruz. Sadece bize
A.Ş., İZBELCOM, Metro
Aralık ayı itibari ile ‘359’
bir vasıfları yokmuş gibi
Konfederasyonu) işçileri
hayat güvencesi versinler
A.Ş., Ege Şehir Planlama,
kadrolu işçi personelimiz
gruplandırmışlar. Dolayısı
tehdit ettiğini söyleyerek
istiyoruz. Haklılığımıza ve
İZSU, İZULAŞ, ÜNİBEL,
bulundu yazıyor. 2007
ile bugün %20, %40 ve tam
tepkisini dile getiren Atakul,
kazanacağımıza inanıyoruz.”
İZDENİZ gibi birçok
yılından sonra sen işçi
çalışan olmak üzere üç ayrı
“Biz DİSK gibi insanların
dedi.
şirket taşerondur. İzmir’de
almadıysan, 2011 yılı Aralık
gruba ayırmışlar bizleri.
yolunu tıkamadan, insanlara
taşeronluk inkâr edilemez.”
itibari yazan belge de senin
Davamızın içerisinde bu
rahatsızlık vermeden hukuki
dedi.
Hüseyin ATAKUL
6
politika
Ömer Faruk
ALTINDAĞ
En Doğal İzmir
İzmir, tamamiyle doğal bir güzelliğe
sahip. O kadar doğal ki, 60’lı yıllarda
buraya göç eden insanların, çarpık
yerleşim halinde inşa ettikleri
gecekondular neredeyse ilk günkü
halini korumaktadır. Özgüvenimiz o
kadar tam ki kentimize karayoluyla
gelenleri bu görüntüyle karşılamamızı
umursamıyoruz bile. Aynı şekilde
kruvaziyer gemilerle yine kentimize
gelen yabancı turistleri karşılayan
çöplükler de bizi rahatsız etmiyor,
edemez de.
İzmir, ilk günkü gibi kalmalıydı!
Motorlu taşıtların yaygınlaşmasıyla
otopark ihtiyacı doğmuş ve maalesef
İzmir’in doğal güzelliğini bozmamak
için belediyelerimiz elinden geleni
yaparak minimum sayıda otopark yeri
belirlemiştir. Otopark sorunu yaşayan
araç sahiplerinin kentin girişinde
araçlarını park edip tüm işlerini
yürüyerek gerçekleştirmemeleri trafik
cezalarına çarptırılmalarına sebep
olmuştur. Bu cezaların tüm sorumlusu
hem araç sahipleri hem de motorlu
taşıtları üretenlerdir. Çünkü İzmir’in
doğallığını bozmamak için insanların
nasıl gayret gösterebileceklerini
unutmuş olmalılar.
İzmir’in doğallığını maalesef
bozduklarından dolayı, şiddetli
yağmurlar bastırdığında kent sular
altında kalmaktadır. Çünkü İzmir o
kadar güzeldi ki, üzerinde en ufak bir
değişiklik kabul etmiyordu. İlk günkü
tarihi yapılar kalmalı, sonrasında hiçbir
modern yapı inşa edilmemeliydi.
İzmir’in güzelliğini farkeden herkes
buraya göç edince, nüfus arttı haliyle.
Dolayısıyla ilk halini korumaya
çalışanlar maalesef bir takım önlemler
almaya çalıştılar. Toplamda yaklaşık
beşbin araç kapasiteli otopark yeri
ayırarak çözüm ürettiler. Nerden
bilebilirdi İzmir’de yaklaşık 1 milyon
araç olacağını. Hiçbir araç sahibinin
İzmir’in doğal görüntüsünü bozmasına
izin veremezlerdi.
Zaten körfezi de kirleten hep insanlar
değil miydi? Nüfus artmasaydı
İzmir’de, şöyle
30 bin - 40 bin kalsaydı hiç böyle
sorunlar olmayacaktı. Ne körfez
kirlenecekti, ne ortalığı çöplük
götürecekti. Ne araç sayısı fazla
olacaktı, dolayısıyla ne trafik cezaları
olacaktı ne de daracık yollardan
geçmeye çalışan araçlar olacaktı.
Bu kadar yeter!
Ancak İzmir’i sevmeyen insanlar
bunları yapar. Doğal güzelliğiyle
gören herkesi kendine aşık eden
İzmir, modern yapıları, köprüleri,
yemyeşil çevre düzenlemeleri, ferah
yolları, tertemiz denizi ve havası,
kentsel dönüşüm projeleri, ulaşımdaki
rahatlığı, ekonomisi, kültür ve sanatı,
sosyal alanları ve teknolojisiyle bir
dünya kenti olmayı hakediyor, hem de
fazlasıyla.
10 yıldır bu kente hiçbir şey
katamamış, kendine oy veren halkı bile
aşağılayan, buraya odun koysak seçilir
diyen belediyelerin yerine gerçekten
hizmet getirecek belediyelerin
gelmesini gönülden istiyorum. İzmir
halkına da erdemli davranarak yerel
seçimlerin bir ideolojiden çok hizmete
dikkat çekmelerini ve oylarını bu
doğrultuda kullanmak yakışır.
Ege’nin incisi İzmir, güzelliğini
birçok şeye borçludur. Denizine,
insanına, havasına ve daha
sayamayacağımız birçok güzelliği
bulunan İzmir, bu sıralar hemen hemen
herkesin odak noktası haline gelmiştir.
6N1K Medya Ajans Reklam Fotoğrafçılık Hizm.
San. ve Tic. Ltd. Şti. adına
İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni
Muammer BAŞKAN
Genel Koordinatör ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Ömer Faruk ALTINDAĞ
Ekonomi Editörü
Spor Editörü
Hukuk Danışmanı
Mustafa SEVEN
Menderes SUNKAR Faruk ÇALIŞKAN
Ankara Temsilcisi
Aydın - Kuşadası Temsilcisi
Özgür HAN
Eşber OKAYER
BASIMCI: İHLAS GAZETECİLİK A.Ş.
BASKI YERİ: KAHRAMANLAR / KONAK / İZMİR
TEL: 0232 483 96 60 BASKI TARİHİ: 18.03.2014
SAYI: 13 TÜRÜ: YAYGIN HAFTALIK
YÖNETİM YERİ: 6N1K MEDYA AJANS REKLAM
FOTOĞRAF HİZM. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.
Atatürk Cad. No: 370/1 Kat: 4 D: 8 - Alsancak/İZMİR
Tel: 0232 421 20 43 - 46 Fax: 0232 421 20 49
Fiyatı: 25 Kr (+KDV)
GAZETE 6N1K’DA YAYINLANAN HABER, YAZI, RESİM VE FOTOĞRAFLARIN
FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU İLE BASIN KANUNU’NDAN KAYNAKLANAN
HER TÜRLÜ HAKLARI 6N1K MEDYA AJANS REKLAM FOTOĞRAF HİZM. SAN. TİC.
LTD. ŞTİ. NE AİTTİR. İZİN ALINMAKSIZIN KAYNAK GÖSTERİLEREK DAHİ İKTİBAS
EDİLEMEZ. YAYINLANAN KÖŞE YAZILARINDAN YAZARLAR SORUMLUDUR.
8
ekonomi
Haber`siz´siniz35
iZMiR iNOVASYON
ÖDÜLLERi
İzmir İnovasyon Ödülleri’2014 Yarışmasına başvurular
devam ediyor
İ
KOSGEB & KASiAD ORTAK
“UYGULAMALI GiRiŞiMCiLiK EĞiTiMi”
MEYVELERiNi VERDi
KASİAD Karşıyaka Sanayici İşadamları Derneği Başkanı Osman Avcı,
“KOSGEB & KASİAD işbirliği ile 24 Şubat – 05 Mart 2014 tarihlerinde 30
girişimciye “UYGULAMALI GİRİŞİMCİLİK EĞİTİMİ” ardından dün sertifikalarını
verdik” dedi
Programın
KASİAD açısından
büyük önem
taşıdığını belirtti.
Bu programın
amacının ekonomik
kalkınma ve
istihdam sorunlarının
çözümünün temel
faktörü olan
girişimciliğin
desteklenmesi,
geliştirilmesi ve
yaygınlaştırılması,
başarılı ve
sürdürülebilir
işletmelerin
kurulmasıdır dedi.
Biz beldemiz
insanına balık değil
balık tutmasını
öğretmeyi ve olta
vermeyi prensip
edindik.
KOSGEB ile
yürütülecek
eğitim programı
sonrasında seçilecek
girişimcilerin
tümünün iş
kurmasının en büyük
dileği olduğunu
söyleyen Avcı,
şöyle konuştu:
KOSGEB’den
alacakları hibe,
teşvik ve kredilerle
kendi iş yerlerini
kuracağını, böylece
yeni girişimcilerin
ilçe ekonomisine
katkı ve katma değer
sağlayacağını ifade
etti. “İlçemizde
girişimcilik
alanında önemli bir
potansiyel var. Bu
eğitimlerin tekrarını
da yapıp, açılacak
işyerleri ile eğitimli
istihdamı artırmak,
ilçemizin ekonomik
kalkınmasına katkıda
bulunmak istiyoruz.
İzmir’de işsizlik
oranını ülke geneline
göre biraz daha
yüksek. Dolayısıyla
devlet, yerel yönetim
ve sivil toplum
örgütleri birlikte, bu
soruna karşı ortak
mücadele etmesi
gerekiyor.” dedi.
KASİAD Başkanı
Osman Avcı genç
ve kadın girişimci
adayların çoğunlukta
olduğu 100’ü aşkın
alınan başvuruların
ardından, yapılan
değerlendirme ile
30 kişilik sınıf
oluşturulduğunu,
bu program ile
girişimciliği
özendirmek ve
eğitimi tamamlayan
girişimcilere hibe
ve kredi ile itici
bir rol üstlenmeyi
amaç edindik dedi.
İş fikri geliştirme,
iş planı kavramı ve
ögeleri(pazarlama,
üretim, yönetim,
finans), iş planı
hazırlaması gibi
stratejik bilgilerin
yer alacağı ücretsiz
Uygulamalı
Girişimcilik
Eğitimi, sınıf içi
eğitim ve atölye
çalışmalarından
oluşmakta olup
toplam 70 saatlik
bir eğitimden
sonra başarılı
olan 28 kursiyere
dün sertifika
verildiğini
belirten Avcı
şunları söyledi:
“Belgelerini
alan girişimcilerin
hazırlayacakları
projelerin kabul
edilmesi durumunda
da girişimcilerin
kuracakları işletme
için, işletme kuruluş
giderleri desteği
3 bin TL, kuruluş
dönemi makine,
teçhizat, ofis
donanım ve yazılım
desteği 15 bin TL,
İşletme giderleri
desteği 12 bin TL
olmak üzere toplam
30 bin TL’si geri
ödemesiz hibe,
70 bin TL’si geri
ödemeli kredi olmak
üzere toplam 100
bin TL alabilecek.
Başkan Osman
Avcı girişimci
adaylarının bu fırsatı
değerlendirme
çağrısında bulundu.
Aynı zamanda
Başkan Osman
Avcı Karşıyaka
Kaymakamı Sadettin
Yücel ve Kuzey
KOSGEB Müdürü
Oğuz Kılınç;
girişimcilerin işyeri
açılışında davet
edilir ve zaman
uygun olursa hep
beraber kurdele
kesmeye gelme sözü
verdiler.
zmir’deki firma, girişimci
ve girişimci adaylarının
gündemine inovasyonu
sokmak amacı ile düzenlenen
inovasyon temalı en kapsamlı
organizasyon olan; İzmir
İnovasyon Ödülleri’nin
ikincisine başvurular devam
ediyor
Bilim, Sanayi ve Teknoloji
Bakanlığı İzmir İl Müdürlüğü,
Dokuz Eylül Üniversitesi, Ege
Üniversitesi, ESİDEF (Ege
ve Batı Akdeniz Sanayici ve
İş Adamları Federasyonu)
Gediz Üniversitesi, İzmir
Üniversitesi, İzmir Ekonomi
Üniversitesi, İzmir Yüksek
Teknoloji Enstitüsü,
Katip Çelebi Üniversitesi,
KOSGEB, Mazhar Zorlu
Holding, Şifa Üniversitesi
ve inovatif girişimci Alphan
Manas ‘ın destek ve katılımı
ile gerçekleştirdiği İzmir
İnovasyon Ödülleri 2014’e
katılarak; firma, ürün, hizmet
ve projelerinize şans tanıyın.
BAŞVURU İÇİN: www.
inovasyonodulleri.com
Yarışmaya katılacak
firma, girişimci ve girişimci
adaylarının; iletişim bilgileri,
kısa tanıtım, ürün, hizmet
veya proje/konsept fikrin
inovatif yönlerinin kısaca
anlatıldığı bölümleri içeren
“Başvuru Formuna”www.
inovasyonodulleri.com
adresinden ulaşarak
doldurmaları gerekmektedir.
Juri Heyeti’nin yapacağı
değerlendirmelerin ardından
dereceye girenlere, 17 Nisan
2014 tarihinde İzmir Kaya
Termal Otel’de yapılacak
400 iş adamı ve sanayicinin
davetli olacağı törenle ödül ve
plaketleri takdim edilecektir.
ÖDÜL KATEGORİLERİ
İNOVATİF ÜRÜN
1. En İnovatif Ürün 1.lik
Ödülü
2. En İnovatif Ürün 2.lik
Ödülü
3. En İnovatif Ürün 3. lük
Ödülü
İNOVATİF FİKİR
1. En İnovatif Fikir 1.lik
Ödülü + İZTEKGEB Kuluçka
Merkezi Ödülü
2. En İnovatif Fikir 2.lik
Ödülü
3. En İnovatif Fikir 3. lük
Ödülü
· Microsoft Özel Ödülü
· İZTEKGEB Özel Ödülü
EGiAD HAYAT
Mustafa
SEVEN
Altın Fiyatında
Yanıldılar
Sevgili okurlarım, son 3-4
aydır, altın fiyatlarının daha da
yükseleceğini yazarken, bazı ekonomist
meslektaşlarım da, altındaki yükselişin
durduğunu bundan böyle gerileme
olacağını vurguluyorlardı.
Ben emtia uzmanı falan değilim, ancak
makro ekonomik temel dengelerin, arz
ve talep içinde nereye doğru gideceğini
az çok tahmin edebilirim.
Ekonomist arkadaşlar, haklı olarak,
altına basit arz ve talep, üretim, ithalatihracat sistemi içinde bakıp piyasaların
doyduğunu düşünüyorlardı. Altını basit
arz ve talep dengesiyle tanımlıyorlardı.
Ancak, altın, petrol gibi tahıl gibi
stratejik bir üründür. Bazen hiçbir
ekonomik mantığa uymadan hareket
edebilir.
Nitekim son zamanlardaki altın
fiyatlarındaki yükseliş te bunun bir
kanıtı oluyor. Altının onsu uluslararası
piyasalarda 1374 dolara kadar çıkarak
son 6 ayın en yüksek seviyesine çıktı.
Yani 1360 dolarlık önemli direnci de
aştı.
Uluslararası piyasalarda altının
ons fiyatı, küresel piyasalarda Çin
ekonomisinin büyümesine ilişkin
kaygıların artmasının yanında
Ukrayna’ya eksenli jeopolitik
gerginliklerin sürmesi nedeniyle arttığı
belirtiliyor ancak bana göre temel neden
farklı.
2008 küresel krizi ile birlikte
ekonomik dengeler önemli ölçüde
değişmişti. Eskiden altına bağlı olan
parametreler de bu krizle birlikte değişti.
Yani sadece krizi ortamlarında değil,
barış ortamında da altın yükselebiliyor.
Çünkü küresel ekonomiye güven
kalmadı.
Küresel likidite ABD’nin iki dudağı
arasında, Avrupa bir toparlanıyor,
bir sendeliyor. Bizde ise iç politika
ve gündem günden güne değişim
gösteriyor. Böyle olunca da, altın
sığınılacak bir yatırımn aracı olarak
kalıyor.
Ekonomistlere göre, altına olana
talebin artmasında, Ukrayna’da odaklı
gelişmelerde Rusya’nın geri adım
atmaması yaşanan gerginliğin daha da
büyümesi potansiyeli gösteriyor.
Ekonomistler, 1375 dolar seviyesinin
kritik olduğunu belirtirken, Ocak
ayından bu yana ön plana çıkan yükseliş
trendi hala çalışıyor olsa da 1375
seviyelerinde alımların yavaşladığını,
ABD’deki olumlu ekonomik verilerin,
altın talebini azaltacağını vurguluyorlar.
Ancak, bazı ekonomistler, 3-4 ay önce
de altının dibe vuracağını söylemişlerdi.
Dediğim gibi; 2008’den sonra, büyük
doğal afetlerde olduğu gibi, dünyanın
ekonomik ekseni ve tahminler biraz
kaydı...
OKULU BAŞLADI
EGİAD HAYAT OKULU’NA
REKOR BAŞVURU
eğitim programıyla başladı.
Ege, Dokuz Eylül,
Yaşar, Gediz ve
İzmir’de Meslek
İzmir Üniversitesi’ne
Yüksek Okullarında
bağlı Meslek Yüksek
eğitim gören başarılı
Okulları’ndan seçilen 120
öğrencilerin kurumsal
başarılı gençle devam
hayata hazırlanmalarını
edecek proje ile bir yanda
sağlamayı ve teknik açıdan İzmir’de ara eleman
yüksek yeteneklere sahip
açığına önemli bir katkı
Meslek Yüksek Okulu
sağlanacak, bir yandan da
mezunlarının, bu sayede
genç işsizliğin önüne de
sosyal yetkinliklerini
geçilmiş olunacak. Meslek
güçlendirerek iş
Yüksek Okulları’nda
hayatında tercih edilir
eğitim gören başarılı
eleman haline getirmeyi
öğrencilerin kurumsal
amaçlayan EGİAD
hayata hazırlanmalarını
Hayat Okulu Projesi,
sağlamak ve teknik açıdan
160 öğrencinin rekor
yüksek yeteneklere sahip
başvurusu ve 120’sinin de
Meslek Yüksek Okulu
değerlendirmeyi geçmesiyle mezunlarının, bu sayede
önceki gün yoğun bir
sosyal yetkinliklerini
güçlendirmek amacıyla
EGİAD tarafından
yürütülen, İzmir Kalkınma
Ajansı tarafından
desteklenen “Hayat Okulu
Projesi” 3. senesinde
de gençleri iş sahibi
yapabilmek adına yoğun bir
program uygulayacak.
kapsamında öğrenciler
etkili iletişim becerileri,
kurum kültürü, kariyer
planlama, CV yazım
teknikleri, mülakat
teknikleri, stres yönetimi,
zaman yönetimi, duygusal
zekâ, takım çalışması,
çatışma teknikleri, karar
alma ve problem çözme
teknikleri konularında
eğitim alacak. Projenin son
ayağını ise, öğrencilere
EGİAD üyelerine ait
kurumlarda staj imkânının
yaratılması oluşturacak.
Sosyal Kalkınma mali
destek programı desteğiyle
2010 yılında düzenlenen
Hayat Okulu Projesi’nin
bu yıl üçüncüsünü
düzenleyeceklerini
vurgulayan Kaya, “Her
dönem 100 – 120 arası
PROJE, GENÇ İŞSİZLİĞİ
öğrenci kabul eden
programımız İzmir’de
ÖNLEYECEK BİR
açılan yeni üniversitelerden
CANSUYU
de öğrenci alabiliyor. Hayat
Ülkemizdeki genç
Okulu projesi işverenlerin
işsizliğine dikkat çeken,
yaşadığı nitelikli ara
toplumsal patlamaların
eleman bulma sorununa
önüne geçmek için
ARA ELEMAN AÇIĞINI çözüm getirmek üzere yola
gençlerin elinden
çıkmış bir çalışma. Çeşitli
KAPATACAK PROJE
tutulmasının önemine işaret
eğitimler, yaratıcı drama, iş
Meslek Yüksek Okulu
eden EGİAD, bu kapsamda
insanlarıyla sohbet ve canlı
“Hayat Okulu Projesi” ni 3. öğrencilerini hayata 1 – 0
mülakat aşamalarından
önde
başlatmayı
hedefleyen
kez düzenleyerek yine
geçen öğrenciler son
proje
hakkında
bilgi
toplumsal bir yaraya
olarak EGİAD üyeleriyle
veren EGİAD Yönetim
cansuyu sağlayacak.
bir etkinlikte biraraya
Kurulu Başkanı Seda
İşverenlerin yaşadığı
gelerek geliştirdikleri
Kaya,
gençlerin
ülke
nitelikli ara eleman
sosyal yetkinliklerini test
geleceğinde
en
önemli
söz
bulma sorununa bu
edebilecekler. Okullarda
şekilde çözüm getirecek sahibi bireyler olduklarını
teknik eğitimlerden
belirterek, “Onları hayata
olan organizasyon, 10
geçen öğrenciler,
en
iyi
şekilde
hazırlamak
hafta boyunca devam
programla iş hayatında
hepimizin
görevi”
dedi.
İlk
edecek. Program
defa İzmir Kalkınma Ajansı ihtiyaç duydukları
sürdürülebilir sosyal
sorumluluk projelerinden
biri olduğunu vurgulayan
Zorlu, şu ana kadar 200
kadar gencin bu proje ile
hayata atılabildiğinin altını
çizdi.
Eğitimlerden Bazı
Başlıklar:
Düzenlenecek eğitimlerin
detayları aşağıdaki gibidir.
“Kurum Kültürü” eğitimi;
“Girişimcilik Kültürü ve
Rekabet” eğitimi
200 GENCİN
“İş Hayatında Kişisel
ÖNÜ AÇILDI
İmaj” eğitimi,
Proje Koordinatörü ve
“İş Hayatında Kariyer
EGİAD Yönetim Kurulu
Planlama” eğitimi;
Üyesi Sena Zorlu ise
“Sorun Çözme ve
genç işsizliğinin önüne
Müzakere
Becerileri”
geçilmesi adına meslek
eğitimi;
okullarının çok önemli bir
“CV Yazım Teknikleri”
yere sahip olduğuna vurgu
“Etkin İletişim Becerileri”
yaparak, “Hayat Okulu”
mezunlarının bazılarının ise “Mülakat Teknikleri”
girişimci olarak yollarına
“Hukukun Temel Prensibi
devam edebildiklerini
ve İş Hukuku”
hatırlattı.
“Yaratıcı Drama ile
Hayat Okulu projesinin
Mülakat Teknikleri”
Türkiye’deki sayılı
sosyal yetkinliklere katkı
koyacaklar. Programa
her hafta ziyaretçi olarak
katılan iş insanları kendi
deneyimlerini öğrencilerle
paylaşıyor ve tavsiyeler
veriyor. Amacımız
gençlerin daha etkin
olmaları ve istihdamlarının
artması. Aynı zamanda iş
dünyasının sıkıntı duyduğu
ara eleman açığını da
kapatmaktır” dedi.
9
DEVLET TiYATROLARI
kültür - sanat
Haber`siz´siniz35
Yaşar
AKSOY
PERDELERiNi ÜCRETSiZ AÇACAK
Halit Ziya’dan Berin
Taşan’a seçkin portreler
Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, Dünya Tiyatro Günü nedeniyle 27 Mart
Perşembe günü temsil edilecek 28 değişik oyunu ücretsiz olarak sahneleyecek
İzmir Edebiyatı’nın en başlarına
Halit Ziya Uşaklıgil’i koymalıyız.
İlk gençliğinin onbeş yılını İzmir’de
geçirmiş, Nevruz dergisi ile Hizmet
gazetesini çıkarmış, ilk ürünlerini
orada vermiş olan Halit Ziya Uşaklıgil,
“Kırk Yıl” isimli anılarında İzmir’i
kucaklar, eski sokaklar ve olaylarda
bizi keyifle gezdirir.
Cumhuriyet döneminde İzmir’de
daha birçok önemli edebiyatçı ve yazar
yetişti. Asım Kültür’ün basında çıkan
filozof tadındaki yazıları ve engin
görüşlü konferansları, Ziya Somar’ın
felsefeciliği ve öğretmenliği, Fuad
Edip Baksı’ya “Her on İzmirlinin bir
tanesi mutlaka öğrencimdir” dedirten
eğitmenliği ve romantik şairliği,
Kemal Bilbaşar’ın Cemo, Memo gibi
ilk doğu romanları ve seçkin kişiliği,
1950’den sonra yerleştiği şehirde
yazdığı tüm eserleriyle Cevat Şakir
Kabağaçlı’nın merhabası, Nahit Ulvi
Ak-gün’ün çapkın şiirleri ve güzel
endamıyla Alsancak sokaklarında
salınışı, onbinlerce eve kitapları giren
sevgili Muzaffer İzgü’nün sevimli
çocuk ve gençlik romanları, büyük bir
beyin olarak daima hayran olduğum
eleş-tirmen, şair ve denemeci Turgay
Gönenç’in fırtına tadındaki sanat
konferansları, eleştirmen Mehmet
H.Doğan’ın titiz şiir seçkileri, estetik
yazıları ve nitelikli çevirileri, Mehmet
Ergüven’in entellektüel tutumu ve
başkaldırı tadındaki aykırı kitapları,
“İlk şiirlerimi 1946’da yazdım,
toplumcu-devrimci edebiyatın
temsilcisi oldum, hukuk mesleğimde
de iktidarların değil, Atatürk
devrimlerinin savunucusu oldum,
hiçbir zaman vatanı satmadım, evirip
çevirmedim” diyen Cumhuriyet savcısı
ve Aydınlanmacı şair Berin Taşan’ın
o anlamlı edebiyat adamı tavrı, tatlı
sohbetler ve edebiyat tarihine belge
bırakan yazılar üstadı Mustafa Şerif
Onaran’ın İzmir kaldırımlarını anlatan
ve eski Namazgah’ı canlandıran
şiirleri, “Ben şiiri ve gerçek edebiyatı
Lise-1’de hocam İsmet Kültür’den
öğrendim” diyen sevgili Refik
Durbaş’ın İzmir’e özlem kokan
şiirleri, yazıları ve kitapları, Aydoğan
Yavaşlı’nın “Ben Kubilay, Ben Hasan
Tahsin, Ben Atatürk’üm” kitapları,
Erdoğan Aytekin’in bir İzmir destanı
olan “Kırmızı Sokağın Suzanı” isimli
tiyatro eseri, yine Dinçer Sümer’in o
muhteşem ve her seferinde gözyaşları
içinde izlediğim “Maviydi Bisikletim”
tiyatro eseri unutulur mu?.. Unutulur
mu bunlar?..
S
anatseverler Devlet
Tiyatroları’nın 12
bölgesindeki 23 sahnesinde
ve Kayseri, Tunceli,
Hakkari ve Foça-Cezaevi
turne sahnelerinde ücretsiz
temsilleri izleyebilecek.
Biletler, 13 gün öncesinden
başlayarak Devlet
Tiyatroları’nın gişelerinden
ya da ilgili müdürlüklerden
temin edilebilecek.
Ücretsiz izlenebilecek
oyunlar ve sahneleri şöyle:
Ankara Devlet Tiyatrosu;
Turan Oflazoğlu’nun yazdığı,
Murat Atak’ın rejisörlüğünü
yaptığı “Kösem Sultan
Cüneyt Gökçer Sahnesi’nde;
Refik Erduran’ın yazdığı,
Ali Hürol’un rejisörlüğünü
yaptığı “Ramiz ile Jülide”
Şinasi Sahnesi’nde;
Necip Fazıl Kısakürek’in
yazdığı, Özer Tunca’nın
yönetmenliğini yaptığı “Para”
Küçük Tiyatro’da; Recep
Bilginer’in yazdığı ve Zafer
Kayaokay’ın yönettiği “Sarı
Naciye” Akün Sahnesi’nde;
George Orwell’in yazdığı,
Peter Hall’un uyarladığı,
Özge Kayakutlu’nun
dilimize çevirdiği ve Barış
Erdenk’in yönettiği “Hayvan
Çiftliği” İrfan Şahinbaş
Atölye Sahnesi’nde; Gülşen
Karakadıoğlu’nun yazdığı,
Vacide Öksüzcü’nün
yönettiği “Nehir” Oda
Tiyatrosu’nde; Ergün
Uçucu’nun yazıp yönettiği
“En Son O Gitti (Kiraz ile
Mestan)” Altındağ Tiyatro
Sahnesi’nde; Yaşar Kemal’in
yazdığı, Gürol Tonbul’un
yönetmenliğini yaptığı
“Teneke” Kayseri’de;
İstanbul Devlet Tiyatrosu;
Duşan Kovaçeviç’in yazdığı,
Başar Sabuncu ve Bilge
Emin’in dilimize çevirdiği,
Işıl Kasapoğlu’nun yönettiği
“Profesyonel” Cevahir Salon
2’de; Nikolay Vasiliyevic
Gogol’un yazdığı, Coşkun
Tunçtan’ın dilimize çevirdiği,
Sylvie Luneau ve Roger
Coggio’nun oyunlaştırdığı
ve Cem Emüler’in yönettiği
Ankara Devlet Tiyatrosu
yapmı “Bir Delinin Hatıra
Defteri” Üsküdar Stüdyo
Sahne’de; Patrick Suskind’in
yazdığı, Hale Kuntay’ın
dilimize çevirdiği ve
Metin Belgin’in yönettiği
Ankara Devlet Tiyatrosu
yapmı “Kontrabas” Küçük
Sahne’de; Muzaffer
İzgü’nün yazdığı, Mutlu
Güney’in yönettiği “Lütfen
Kızımla Evlenir Misiniz?”
Küçükçekmece Devlet
Tiyatrosu Sahnesi’nde;
Sait Faik Abasıyanık’ın
yazdığı ve Gürol Tonbul’un
oyunlaştırıp yönettiği
İstanbul Devlet Tiyatrosu
yapımı “Masallar, İnsanlar,
Birde Türküler” FoçaCezaevi’nde;
İzmir Devlet Tiyatrosu;
Anton Çehov’un yazdığı,
Ataol Behramoğlu’nun
dilimize çevirdiği ve Vladlen
Alexandrov’un rejisörlüğünü
yaptığı “Vişne Bahçesi”
Konak Sahnesi’nde; Ali
Berktay’ın yazdığı, Ayşe
Emel Mesci’nin rejisörlüğünü
yaptığı “Son Çığlık”
Kahramanmaraş Devlet
Tiyatrosu Sahnesi’nde;
Bursa Devlet Tiyatrosu;
George Bernard Shaw’ın
yazdığı, Sevgi Sanlı’nın
çevirdiği ve Sibel Özer
Chulliat’ın yönettiği
“Pgygmalion-Bir Kadın
Yarattım” Ahmet Vefik
Paşa Sahnesi’nde; Şahin
Örgel’in yazdığı, Ali Volkan
Çetinkaya’nın yönettiği
“Aşk Bir Şey Değildir” Oda
Tiyatrosu’nda;
Adana Devlet Tiyatrosu;
Feyzullah Arslan ve Nermin
Ertürkmen’nin yazdığı ve
Gökhan Doğan’ın yönettiği
“Yarınlara Geç Kalmadan”
Hacı Ömer Sabancı Kültür
Merkezi Sahnesi’nde;
Trabzon Devlet Tiyatrosu;
Simon Williams’ın yazdığı,
Şükran Yücel’in dilimize
çevirdiği ve Tayfun
Eraslan’ın yönettiği “Ölüm
Öpücüğü” Atapark Haluk
Ongan Sahnesi’nde;
Diyarbakır Devlet
Tiyatrosu; Oktay Arayıcı’nın
yazdığı, Metin Arslan’ın
oyunlaştırdığı ve yönettiği
“Rumuz Goncagül” Cahit
Sıtkı Tarancı Kültür Merkezi
Orhan Asena Sahnesi’nde;
Antalya Devlet Tiyatrosu;
Carlo Goldoni’nin yazdığı,
Haldun Marlalı - Cem
Marlalı’nın dilimize çevirdiği
ve Ahmet Açıkgöz’ün
yönettiği “Yalancı” Haşim
İşcan Kültür Merkezi Küçük
Sahne’de;
Erzurum Devlet Tiyatrosu;
Cengiz Toraman’ın
yazdığı ve Levent Aras’ın
yönettiği “Anlatılan Senin
Hikayendir” Erzurum Devlet
Tiyatrosu Sahnesi’nde;
Jean BaptistePoquelin
Moliere’in yazdığı, Ahmet
Vefik Paşa’nın oyunlaştırdığı,
Ömer Naci Topçu’nun
yönettiği “Meraki”
Tunceli’de;
Konya Devlet Tiyatrosu;
Slawomir Mrozek’in
yazdığı, Zihni Küçümen’in
dilimize çevirdiği ve
Mustafa Uzman’ın yönettiği
“Sığıntılar” Konya Devlet
Tiyatrosu Sahnesi’nde; John
Buchan’ın yazdığı, Patrick
Barlow’un uyarladığı,
Mehmet Ergen’in dilimize
çevirdiği ve Nafiz Sami
Gürcüali’nin yönettiği “39
Basamak” Elazığ Devlet
Tiyatrosu Sahnesi’nde;
Sivas Devlet
Tiyatrosu; Federico Garcla
Lorca’nın yazdığı, Turan
Oflazoğlu’nun çevirdiği ve
Barış Erdenk’in yönettiği
“Kanlı Düğün” Atatürk
Kültür Merkezi Sahnesi’nde;
Van Devlet
Tiyatrosu; Anton Çehov’un
yazdığı, Yılmaz Gruda’nın
dilimize çevirdiği ve
Metin Oyman’ın yönettiği
“Ayı/Teklif” Hakkari’de
sanatseverlerle buluşacak.
ViŞNE BAHÇESi
Cahit Külebi’nin şu dizeleri de
unutulur mu?
“İzmir’in denizi kız, kızı deniz
Sokakları hem kız hem deniz kokar..”
İzmir’in içinden, Ahmet Haşim’den
ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu’ndan
başlayarak, Rüştü Şardağ, Refik
Durbaş, Süreya Berfe, Can Yücel,
Feyza Hepçilingirler, Suat Taşer,
Mustafa Şerif Onaran, Metin Altıok,
Tevfik Akdağ, Ayhan Çıkın, Dinçer
Sümer, Hidayet Karakuş, Ahmet
Günbaş, M. Kadri Sümer, Hüseyin
Yurttaş, Eftal Sevinçli, Asım Öztürk,
Yüksel Pazarkaya, Nedret Gürcan,
Besim Akımsar, Özdemir Hazar,
Özdemir Nutku, Bilge Umar, Şadan
Gökovalı, Oğuz Makal, Prof Dr. Murat
Tuncay, Oğuz Adanır, Simber Atay,
Erdoğan Aytekin, Prof Dr. Se-mih
Çelenk, Dr. Onur Şenli, Adem Kargı,
Ümit Yaşar Işıkhan, Aydoğan Yavaşlı
gibi hazine değerinde edebiyatçılar,
kültür adamları gelip geçtiler.. Bu şehir
hepsini kucakladı, hepsi de bu şehri
kucakladılar..
Yepyeni yazarlarımız da kervana
katıldılar..
Adnan Turgut’un Çaça romanını
okudunuz mu?.. Eşrefpaşa’yı
anlatıyor.. Erguvaniler’i okudunuz
mu?.. İzmir çocuğu Tayfun Er,
anasından iktidar doğanları yazıyor ve
iktidarları sallıyor..
Daha niceleri, İhsan Bayram, Sadık
Yemni, Mehmet Coral, İhsan Oktay
Anar, Can Eryümlü, Osman Akbaşak
nefis romanlarla İzmir Yazarları
tutanağını yetkin kalemleriyle
zenginleştiriyorlar.
9. DR. NEJAT F. ECZACIBAŞI
ULUSAL BESTE YARIŞMASI
“KONSER ŞARKILARI”
DALINDA YAPILACAK
İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı’nın (İKSEV), Kurucu Başkanı Dr. Nejat
F. Eczacıbaşı adına düzenlediği Ulusal Beste Yarışması’nın dokuzuncusu
“Konser Şarkıları” dalında yapılacak
Çok sesli müziğimize
değerlendirmesi önceki
Serdar Yalçın’dan (besteciyeni eserler kazandırmayı
yarışmalarda olduğu
orkestra şefi) oluşan Seçici
ve genç bestecileri yeni
gibi “Yarışma Konseri”
Kurulun finale bırakacağı
yapıtlar bestelemek için
ile yapılacak. Gürer
en çok 12 eser Yarışma
özendirmeyi amaçlayan
Aykal (Orkestra Şefi),
Konserinde seslendirilecek.
Yarışmanın son katılma
Turgay Erdener (Besteci),
Derecelendirme, seçici
tarihi 26 Aralık 2014 Cuma Mehmet Ergüven (Opera
kurulun, orkestranın ve
günü saat 17.00 olarak
Rejisörü), Mesut İktu
dinleyicilerin oylarıyla
belirlendi.
(Opera Sanatçısı), Rengim
yapılacak.
2015 yılı içinde
Gökmen (Orkestra Şefi),
sonuçlanacak Yarışmanın
Hasan Uçarsu (Besteci) ve
Anton Çehov’un
1904 yılında kaleme
aldığı Vişne Bahçesi
yazarın son yapıtıdır.
Yazıldığı günden
bu yana bütün
dünyada defalarca
sahnelenen, sinema
uyarlamaları ile
dikkat çeken
yapıt, Gerçekçi
Tiyatro akımının
başyapıtları arasında
yer alıyor. Oyun,
değişen dünya
düzeni karşısında,
varlık alanlarını
korumaya çalışan
feodal kökenli
aristokrat bir
ailenin ve yakın
çevresinin
dağılma süreci
ekseninde,
Rusya’nın
yüzyıl başındaki
değişimini gözler
önüne seriyor.
Ranevskaya
ailesinin elinde
kalan son varlık,
yazlık olarak
kullandıkları çiftlik
evinin içinde
yer aldığı; Vişne
Bahçesi. Oyun eski
yaşamı simgeleyen
bu mekanda
geçiyor ve adını da
mekandan alıyor. Ne
yazık ki, köleliğin
kalktığı, işçi
sınıfının yükselişe
geçtiği, ticaret
sayesinde güçlenen
burjuvazinin
aristokrasinin
yerini aldığı yeni
dünya düzeninde,
ne aile ne de vişne
bahçesi için bir
gelecek umudu
bulunmamakta.
Oyunumuzun
kahramanları, yüzyıl
başında yaşanan
bu hızlı değişime
ayak uydurmaya
çalışırken bir yandan
komik durumlara
düşmekte, bir
yandan da derin bir
trajedi yaşamaktalar.
Çehov’un ustalıkla
kaynaştırdığı
komik ve trajik
unsurlar, etkileyici
bir sahnelemeyle
güçleniyor,
oyunumuz, bugün
hala geçerliğini
koruyan değişim
sıkıntısı, modern
yaşama ayak
uydurma çabası,
gelecek kaygısı ve
aşk gibi güncel,
evrensel temalarla
izleyicilere
sesleniyor.
10
saglık
Haber`siz´siniz35
DERiDEKi RENK DEĞiŞiKLiKLERiNDE
KOZMETiK KAMUFLAJ
Prof. Dr. Serap ÖZTÜRKCAN, 6N1K’ya derideki renk değişikliklerinde kozmetik kamuflaj hakkında konuştu
insanlar tarafından
yapılmaktaymış.
V
itiligo (Alaca
hastalığı) başta
olmak üzere deride
renk değişikliği ile
seyreden birçok deri
hastalığı, depresyon,
özsaygı kaybı, yaşam
kalitesinin bozulması
ve duygusal bozukluk
gibi psikolojik
değişikliklere neden
olabilmekte ve hastalar
açısından sıkıntı verici
olabilmektedir. Suya
dayanıklı, açık veya
opak çeşitli kozmetik
ürünler derideki renk
değişikliklerinin
etkili ve doğal bir
şekilde kapatılmasını
sağlayabilmektedir.
Bu ürünler ayrıca
ilaç tedavileri ile
birlikte veya cerrahi
işlemlerden sonra
iyileşme sürecinde de
kullanılabilmektedir.
Makyajın yapılması
ve anlaşılması önemli
bir husustur, çünkü
sonuçta öncekinden
farklı bir görünüm
kısaca hileli bir
görüntü oluşmaktadır.
Buradaki amaç derinin
sağlığını bozmamak,
kişinin daha iyi ve
güzel hissetmesine,
motivasyonuna sebep
olmaktır.
Makyaj, insanlığın
erken tarihinde yaygın
kullanılan bir işlem
değilmiş. O dönemlerde
savaşlarda düşmanları
korkutmak, karşıt
cinsi etkilemek,
anlatılan savaş ve
av hikayelerini daha
etkileyici hale getirmek
amacı ile dekoratif
malzeme olarak
kullanılmaktaymış.
Bilinen en eski makyaj
Eski Yunan ve Roma’da
zengin, sosyokültürel
seviyesi yüksek
Makyaj, kamuflaj
amacı ile ilk kez
İkinci Dünya Savaşı
sonrası vücutlarında
büyük yanıklar
bulunan pilotların
rehabilitasyonunda
kullanılmıştır.
Günümüzde ise
kozmetik kamuflaj
cerrahi veya ilaç
tedavileri ile
gizlemek, renk
değişikliğini tamamen
kapatmak veya
normal deri ile renk
değişikliği arasındaki
kontur farkını ortadan
kaldırmak amacı ile
kullanılmaktadır.
Kullanılan tekniklerin
esas amacı ilaç tedavisi
veya cerrahi tedaviler
ile gerilemeyen renk
değişikliklerinin
daha kabul edilebilir
kullanılan birçok
makyaj tekniğinin
adaptasyonu sonrası
ortaya çıkmıştır.
Tedavinin başarısı
uygulamayı yapan
kişinin doğru
formülasyonda,
kaliteli ürün
kullanımı ve uygun
makyaj tekniklerini
kullanmasındaki
becerisine bağlı olarak
değişmektedir. Cilt
özellikle Avrupa
ülkelerinde kozmetik
alanında hizmet
veren birçok firma
tarafından üretilmekte
ve halkın kullanımına
sunulmaktadır
Kamuflaj makyajı
için genellikle opak,
krem veya parafin bazlı
hazırlanan ürünler
kullanılmaktadır. Bu
ürünlerin rengi cildin
ayrıntılarına, tüm
etnik cilt tonlarına
uygun olmalı, ciltteki
renk bozukluklarının
tüm tiplerini eşit
kapatabilmeli,
yağmurda, yüzmede,
aktif sporlarda,
yıkanmaya dayanıklı
olmalı, uzun etki
göstermeli, kolay
uygulanabilmeli ve cild
pürüzsüz görünmelidir.
Bazı kamuflaj
ürünlerinin güneşten
koruyucu özellikleri de
bulunmaktadır.
düzeltilemeyen
doğumda yada
sonrasında ortaya
çıkan bozuklukların
tedavisinde yer
almaktadır. Bu ürünler
için göz önünde
bulundurulması
gereken nokta,
bunların güzellik,
cazibe veya modaya
uyum sağlamak
yerine kişilerin
deri renklerindeki
bozuklukları azaltmak
veya düzeltmek amacı
ile üretilmiş olmalarıdır.
Kozmetik kamuflaj
uygulandığı alandaki
renk değişikliğini
hale getirilmesidir.
Önemli olan hastanın
sosyal olarak normal
fonksiyonlarını
sürdürebileceği
öz güvenin
oluşturulmasıdır.
Sosyal alanlara
yeniden giriş kamuflaj
kozmetikleri ve
tekniklerinin kullanımı
ile hızlandırılabilir.
Kamuflaj tedavisi
cilt doktorları ve
kozmetik cerrahlar
tarafından sanatsal
bir uygulama olarak
tanımlanmaktadır.
Kamuflaj prensipleri,
Kozmetik makyaj
için farklı ürün
formları bulunmakta
ve uygulamaya
başlamadan önce
işlem sonrası oluşacak
rengi tahmin etmek
zor olmaktadır. İyi bir
final rengi elde etmek
için birden fazla rengin
karışımı gerekebilir.
Ancak üçten fazla renk
kombine edilmemelidir.
Yapılan işlem uzun
vadeli ve masraflı bir
uygulamadır.
doktoru öncelikle
tedavi gereken
alanın kamuflaj
için uygun olup
olmadığına, sonrasında
uygulanabilecek en
uygun formülasyondaki
kamuflaj ürününe karar
vermelidir.
Kamuflaj tedavisinde
amaç derideki
renk değişikliğinin
kapatılması veya
normal deri rengi
ile ton farkının
azaltılmasıdır.
Günümüzde yaygın
olarak kullanılmaya
başlanan bu ürünler
Kozmetik
makyaj uygulaması,
bayanlar tarafından
uygulanan günlük
makyajdan farklılıklar
içermesinden dolayı
mutlaka bu işin uzmanı
kişiler tarafından
yapılmalıdır.
Sonuç olarak makyaj
genellikle kadınlar
tarafından tercih
edilmekte ve daha çok
mevcut durumlarından
daha iyi bir görünüm
elde edebilmek amacı
BiLiNÇSiZ KAPLICA
TEDAViSiNE DiKKAT
Gediz Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nden Yrd. Doç. Dr. Özgür Bozan eş dost
tavsiyesiyle kaplıcaya gidenlerin büyük risk altında olabileceğine dikkat çekerek,
“Doktora danışmadan termal sularla şifa aramak ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.
Kronik rahatsızlığı bulunanlar ile yaşlılar özellikle dikkat etmeli” dedi
Gediz Üniversitesi
Sağlık Bilimleri
Fakültesi Öğretim
Üyesi Yrd. Doç.
Dr. Özgür Bozan,
kaplıcalardaki
tehlikeye işaret etti.
Yrd. Doç. Dr. Bozan,
kimilerinin şifa
bulmak, kimilerinin
de güzelleşmek için
termal sulardan
ve çamurlardan
bilinçsizce
yararlandığını
söyledi. Yrd. Doç.
Dr. Bozan, çoğu
kişinin de ağrılarından
kurtulmak için eş dost
tavsiyesiyle kaplıcalara
gittiğini, özellikle
kronik rahatsızlığı
olanlar ile yaşlıların
çeşitli risklerle burun
buruna geldiğini dile
getirdi. “İyileşmek
ya da ağrılarınızdan
kurtulmak isterken
sağlığınız daha
da bozulabilir”
diye uyaran Gediz
Üniversitesi
Öğretim Üyesi,
“Çeşitli mineraller,
gazlar içeren sıcak
kaplıca suları,
doktor önerisiyle
ve fizyoterapist
kontrolünde
uygulandığında
ancak romatizmal
hastalıklar, dejeneratif
eklem hastalıkları
(kireçlenmeler),
bel-boyun ağrıları ile
ortopedik, nörolojik
hastalıklarda faydalı
olabilir. Bu yararın
uzun sürmesi için
de kaplıca tedavisi
sonrası fizyoterapist
tarafından planlanan
egzersiz programının
uygulanması gerekir”
dedi.
“ÖLÜMCÜL BİLE
OLABİLİR”
“Kulaktan kulağa
yayılan bilgilerle
kaplıcalara gidilirse
birçok sağlık
sorunuyla karşı
karşıya kalınabilir,
hayati risk bile
ortaya çıkabilir”
diyen Yrd. Doç.
Dr. Özgür Bozan,
doktora danışmadan
kesinlikle kaplıca
tedavisi görmemesi
gerekenleri ise
şöyle açıkladı:
“Ağır kalpdamar, akciğer,
böbrek, karaciğer
hastalıkları olanlar,
akut enfeksiyon
geçirenler, organ
yetmezliği
çekenler, kanser,
diyabet (şeker) ve
hipertansiyon (yüksek
tansiyon) rahatsızlığı
bulunanlar ile yaşlılar.”
ile kullanılmaktadır.
Kamuflaj tedavisi
de cilt üzerinde
meydana gelen renk
değişikliklerinin
kullanılan kamuflaj
ürünleri ile gizlenmesi,
kapatılması amacı
ile uygulanan bir tür
makyaj olarak kabul
edilmektedir.
Kozmetik kamuflajın
erkek hastalarda
kullanımı bazı
problemlere neden
olmaktadır. Örneğin
makyaj daha çok
kadınlar tarafından
tercih edilmekte
ve erkekler makyaj
ürünlerine, onları
uygulama ve çıkartma
tekniklerine yabancı
kalmaktadırlar. Ayrıca
erkekler kadınlara
oranla daha kaba bir
cilde sahip olmakta, en
önemlisi de erkelerde
sakal bulunmaktadır.
Bu yüzden erkelerde
normal bir görünüm
elde etmek için ince
ayrıntıları yeniden
oluşturmak çok
önemlidir.
Her ne kadar erkekler
için uygulaması
zor olsa da derideki
renk değişikliğinin
kapatılmasında
komuflaj oldukça
sık kullanılmaktadır.
İnsan doğası
gereği sosyalleşme
içerisindedir ve
kişisel görünümle
kişisel kimlik gelişimi
toplumun diğer üyeleri
ile etkileşimden
etkilenmektedir. Yüz
ve vücudun görünür
alanlarında bulunan
ve anormal olarak
algılanan ciltteki bir
değişiklik kişilerde
önemli psikolojik
bozukluğa neden
olabilmektedir.
Uygulanan kamuflaj
sonrası hastaların
sosyal hayata geri
dönüşlerinde ve yaşam
kalitelerinde anlamlı bir
artış olmaktadır.
Uzm. Dr.
Serdar
BİÇEROĞLU
Söylüyorum,
anlamıyorlar...
“Ah siz statikocular, irademize karşı
geliyorsunuz. Adam koskoca ambargoyu
deliyor. Risk alıyor. Kimse para bulamazken
ülkeme para getiriyor. Ne var yani birazını
kendine ayırsa? Netice de hiç haberiniz
olmayan bir paradan çalıyor. Size zararı yok
ama yine de anlamıyorsunuz. Üstelik ben
olsam daha çok alırdım, bu kadar ucuza olur
mu hiç?” diyorlar. Bizim evimize girmediği
zaman hırsıza alkış mı tutmalıyız? Zenginden çaldığı zaman masum mudur hırsız? Ya
da bu mudur olaylara bakışın? Hiç mi hukuk
anlayışın kalmadı, ya da nerede bıraktın
vicdanını diyorum, anlamıyorlar...
“O villa zaten devletin kasasından para
verilerek alınmadı. Adam kimsenin olmadığı
yere ev yaptı, 2 tanesini hediye etti. Sana
mı soracak imar durumunu sit derecesini?
Kıymeti olmayan arsayı paha biçilmez
cennete çevirdi. Almayacak mı hakkını?”
diyorlar. Yasa diyorum, hukuk diyorum,
“boşversene” diyorlar, anlamıyorlar...
“Üstelik ondan önce de çaldılar, yediler.
Sayesinde para kazanıyorsun. Evladın
kolejlere gidiyor, ev sahibi oldun, araban
yeni. Ülken gelişti, teknoloji inanılmaz
yakın sana. Biraz da o alsa ne olur? Nedir
derdin?” diye soruyorlar. Değer yargımız bu
değil bizim; malum yemeğene domuz denen
tek ülkeyiz ama senin gibi değilim ben. Sen
mutlu olabilirsin evinden arabandan ama
anlamıyorsun satılık değilim ben... Farkında
değilsin, olmasa da gelecekti teknoloji
ülkeme, sen mi ürettin cep telefonunu ya
da senin fabrikandan mı çıktı bu tabletler?
Tabiki hayır. Teknoloji satın almakla
gelişmişlik olmuyor, ürettiğin kadar varsın
dünyada diyorum, anlamıyorlar...
“Yol yoktu bu ülkede yol. Bak sen hayal
edemezsin ama Ankara -Konya 2 saat. Yollar
yaptı duble duble, siz rakıları yudumlarken
tek tek. Hakkı değil mi?” diyorlar. Çalıştı
diye çalmasına razı mı olmalıyız? Çalmadan
çalışanı haketmiyor muyuz? Yani ben
milletin hizmetçisiyim derken güzel de
canım kardeşim, evimden kesme şeker
eksilse çalanın gözünün yaşına bakmıyorum
ben. Kesme şekere değer verdiğimden değil
elbette ancak ahlaksızlığa tahammülüm yok
diyorum, anlamıyorlar...
“Herkes özel hastanelere gidiyor dilediği
gibi, üstelik sıra yok, ilaç kuyruğu yok. Ne
günlerdi hatırlasana, sabah 5 lerde hastane
yollarında bekler, sıra bulamaz geri dönerdik,
muayanehaneye gitmeden hastanede işimiz
olmazdı. Bak şimdi doktorlar ne dersek
yapıyorlar. Adam etti doktorları” diyorsun
ya. Kandırılıyorsun diyorum, biz adamdık
başından beri. Ancak artık seni adam yerine
koyan yok diyorum, anlamıyorlar...
Daha prostatın büyümedi senin, hele
idrarını yapama ve idrar torban ağzına gelsin
bakalım bir. Sonra rahat rahat idrarını
yapabilmek için cebinden tomarlarla para
da çıksın ve hatta çıkmasına rağmen hala
yapama da o zaman göreceğim seni. Bak işte
o zaman, “ne güzel oldu değil mi kardeşim?
Hızlı trene binip Konya’dan Ankara’ya
gidiyorsun. Elinde, kontür yükleyemediğin,
son model cep telefonu ile yakınlarını
arıyor ve para istiyorsun. Emekli maaşının
yetmediğini, üstelik ameliyatı da para
vermeden yaptıramadığından yakınıyorsun.
Hatta parasını vermeyi kabul etmene
rağmen ameliyat yapmayan doktorların bile
olduğunu söylüyorsun. Nihayet sonunda
idrarın burnundan geliyor halde acilen
ameliyata girdiğini anlatıyorken hızlıca
Ankara’ya varıyorsun. Çok güzel oldu değil
mi?” diyeceğim, anlayamayacaksın...
(Üzülerek söylüyorum, son üç aydır
yakın çevremden sorduğum sorulara
verilen cevaplardır bunlar. Ne yazıkki bu
sohbetlerin daha fazlası yapıldı. Üstelik
daha acımasızları bile söylendi, yazıldı.
Ben seçerek yazdım ancak gördümki çok
farklı bir sorunla karşı karşıyayız bu sefer.
Sanıldığının aksine görmeyen, duymayan bir
seçmen yok. Duymasına, görmesine rağmen
işine geldiği gibi anlayan bir seçmen var
artık, haberiniz ola.)
iLiK NAKLi YAPILAN
7 AYLIK TALHA BEBEK
‘MELEK’ OLDU
İzmir’de, Ege Üniversitesi Hastanesi’nde ‘Omen Sendromu’ rahatsızlığı tedavisi gören
7 aylık Talha bebek, dün yapılan ilik nakli ardından sağlık durumunun kötüleşmesi
üzerine makinaya bağlı sürdürdüğü yaşam mücadelesini bu gece kaybetti
Aydın’da dünyaya
geldikten 34 gün sonra
yüz ve vücudunda
kızarıklıklar çıkan
ve hastalanan
Talha bebeğe, Ege
Üniversitesi Çocuk
Hastanesi’nde
‘Omen Sendromu’
teşhisi konularak ilik
nakli yapılmasına
karar verildi. 50
binde 1 kişide
görülen hastalığın
teşhisi konulan 7
aylık Talha bebek
için ailesi, sosyal
medya üzerinden
bağış çağrıları yaptı.
Dünyadaki kemik iliği
bankalarından yapılan
araştırmalar sonrasında
ABD’de 3 donör
ile 1 kordon kanı,
uygunluk gösterdi.
Gerekli testlerin
tamamlanmasıyla
da ilik, Türkiye’ye
getirildi. Talha bebek
onkoloji servisinde
nakil hazırlığı için özel
odaya alındı.
BEYİN ÖLÜMÜ
GERÇEKLEŞTİ
Kemoterapi tedavisi
adından önümüzdeki
hafta yapılması
planlanan ilik nakli,
Talha bebeğin sağlık
durumunun kötüye
gitmesi üzerine erkene
alındı. Dün saat
17.00’de başlayan
operasyon 17.30’da
son buldu. Özel
odada tedavisi süren
Talha bebeğin sağlık
durumu, çoklu organ
yetmezliğine bağlı
olarak kötüleşti. Yaşam
Destek Ünitesi’nde
makineye bağlı
yaşam savaşı veren
Talha bebeğin,
bugün saat 03.00
sıralarında, beyin
ölümü gerçekleşti.
Ölüm haberi
yakınlarını üzüntüye
boğdu.
AYDIN’DA
DEFNEDİLECEK
Talha bebeğin
babası Muhammet
Çelebi, hastanedeki
işlemlerinin
tamamlanması
ardından cenazeyi
alacaklarını
ve Aydın’da
defnedileceğini
söyledi.
11
spor
Haber`siz´siniz35
Rektör Prof. Dr. Erciyeş:
POTADAKi
GURURUMUZ
OLDUNUZ
Rektör Prof. Dr.
Kayhan Erciyeş,
Üniversitelerarası
1. Lig’e yükselme
başarısı gösteren
İzmir Üniversitesi
erkek basketbol
takımı ile bir araya
geldi. Coach Cemal
Soyer Çetintahra
ile birlikte ziyaret
katılan takım
oyuncuları adına
Doruk Sonyıldırım,
kupayı Rektör
Erciyeş’e takdim
etti. Türkiye
Üniversite Sporları
Federasyonu
(TÜSF) tarafından
Antalya Arcadia
Otel’de düzenlenen
Üniversitelerarası
2. Lig Basketbol
Müsabakalarında
karşılaştıkları tüm
takımları mağlup
ederek bir üst lige
çıkma başarısını
gösteren takım
oyuncularını tek tek
tebrik eden Rektör
Erciyeş, 1. Lig’de
de başarılarının
devamını diledi.
Ziyarete ayrıca,
bu yıl kurulan
Yıldız Erkekler
Basketbol Takımı
oyuncuları da
katıldı. 2. turda
tüm takımları
yenerek ilk 9 takım
arasına kalmaya
hak kazanan Yıldız
Erkekler de yeni
başarılara imza
atmak için söz
verdi.
AKHiSARSPOR-ANTALYASPOR
DOSTLUĞU PEKiŞTi
takım taraftarları
tarafından yoğun ilgi ile
karşılandığını kaydetti.
Türkiye Spor Toto Süper
Ligi’nin en centilmen takımları
arasında yer alan Akhisar
Belediyespor taraftarları ile
Akhisar Ticaret Borsası’ndan
örnek davranış. Türkiye
Spor Toto Süper Ligi’nin 25.
Haftasında Manisa 19 Mayıs
Stadı’nda oynanan Akhisar
Belediyespor – Medical Park
Antalyaspor maçında Akhisar
Ticaret Borsası tarafından
Antalyalı taraftarlara portakal
dolgulu zeytin ikramı
gerçekleştirildi.
Süper Lig’in 24. Haftasında
Trabzon’da oynanan ve
taraftarların sahaya attıkları
yabancı maddeler nedeniyle
ilk yarının sonunda maçın
hakemi tarafından tatil edilen
Trabzonspor –Fenerbahçe
maçında meydana gelen
olayların ardından, Akhisar
Belediyespor – Medical Park
Antalyaspor maçındaki dostluk
görüntüleri, “İstenince sahada
dostluk oluyormuş” dedirtti.
Medical Park Antalyaspor
taraftarlarına stadın giriş
kapısında ve tribünlerde
portakal dolgulu zeytin ikram
ettiklerini anlatan Akhisar
Ticaret Borsası Yönetim
Kurulu Başkanı Alper Alhat,
bu örnek davranışın rakip
Spor müsabakalarının
dostluk ve kardeşlik
havasında geçmesi
gerektiğini anlatan
Alhat, “Geçen hafta
yaşanan olaylar bir
futbol karşılaşmasında
görmek istemediğimiz
görüntülerdi. Bunun
üzerine barışın ve aynı
zamanda Akhisar’ımızın
simgesi olan zeytinimizi
, Antalya’nın en önemli
ürünlerinden portakal ile
birleştirerek taraftarlara
portakal dolgulu zeytin şekeri
ikram etmeyi düşündük.
Fair play ruhuyla yapmış
olduğumuz bu davranış bizlere
aynı zamanda şehrimizin ve
Antalyanın en değerli 2 ürününü
tanıtma fırsatı da yaratmıştır.
Bu yapmış olduğumuz
uygulamanın diğer takımlara
da örnek olmasını, sporun her
dalında gerek sporcuların,
gerekse taraftarların
centilmenliğe uymayan
davranışlar sergilememesini
dilerim” dedi.
Akhisar Belediyespor’un
bundan sonraki maçlarında
zeytin ikramını sürdüreceklerini
ve diğer takımların
taraftarlarıyla dostluk iklimini
tesis etmek istediklerini dile
getiren Alhat, sporun dostluk
ve barış için
yapıldığını,
amaçlarının
dostluk ve
barışa katkı
sağlamak
olduğunu
sözlerine
ekledi.
maçı sağanak yağmur altında
oynanmıştı. Akhisarspor
taraftarları, maçı kale arkası
tribününde izleyen Antalyaspor
taraftarlarını kapalı tribüne
davet etmişti ve taraftarlar
maçı birlikte izlemişti. Bu
olay spor kamuoyunda büyük
takdir toplamıştı. Ligin ikinci
yarısında, Antalya’da oynanan
maçta ise taraftarlar atkı ve
forma değişimi yapmış ve maçı
birlikte izlemişlerdi.
AKHİSARANTALYA
DOSTLUĞU
GEÇEN SEZON
BAŞLAMIŞTI
Geçen
sezon Manisa
19 Mayıs
Stadı’nda
oynanan
Akhisar
BelediyesporMedical Park
Antalyaspor
“GÖZTEPE DENİLİNCE GELDİM”
ALTAY’DA
KÜÇÜKŞAHAL’A
DESTEK
Üst üste beş mağlubiyet
alarak 2’nci Lig’deki en kötü
performansını sergileyen
Altay’daki ilk maçından puansız
ayrılan teknik direktör Bekir
Küçükşahal’a futbolcular sahip
çıktı.
Futbolcular, “Küçükşahal’ın
bizimle iletişimi çok iyi. Yola
onunla devam edelim. Çabuk
toparlanırız” mesajını dikkate
alan yönetimin, yeni bir teknik
direktörün getireceği mali yükü
de düşünerek acele etmeyeceği
öğrenildi.
Cezalı olan sağ bek Yüksel ve
sol bek Selçuk, pazartesi günü
Tepecikspor maçında forma
giyemeyecek. Mustafa’nın
cezası biterken, sakatlıkları
nedeniyle Bayrampaşa
deplasmanında kadroya
alınmayan Gurur ve Mesut’un
iyi olduğu bildirildi.
Bu arada bekleneni veremeyen
sağ bek Çetin’le lig bitmeden
yolların ayrılacağı belirtilirken,
idmanlarda isteksiz olan
İsmet Gökseloğlu, Sercan ve
Gökhan’ın A-2 Takımı’na
gönderileceği açıklandı.
Galatasaray’da 8
şampiyonluk kazanarak
Hakan Şükür ve Bülent
Korkmaz’la birlikte Türk
futbolunda bu mutluluğu
en çok yaşayan üç isimden
biri olan Suat Kaya, teknik
direktör olarak profesyonel
liglerdeki ilk kupasını
Göztepe’de kaldırmak
istiyor.
2’nci Lig Beyaz Grup’ta
son 8 haftaya zirvenin
7 puan gerisinde giren
Göztepe’nin son umut
olarak sarıldığı Suat Kaya,
Galatasaray’da 8 lig, 1
UEFA, 1 UEFA Süper
Kupa şampiyonluğu yaşadı.
Antrenör olarak Galatasaray
PAF Takımı’yla 2 kez
şampiyon olan Suat Kaya,
ardından kupaya hasret
kaldı.
Play off yarışı veren
Çaykur Rizespor’da 200809, Tokatspor’da 2010-11
sezonunda kısa süre görev
yapan Suat Kaya, Gaziantep
Büyükşehir Belediyespor ve
Diyarbakırspor’da düşmeme
mücadelesi verdi. Suat Kaya,
şöyle dedi:
“Galatasaray’da Arda
Turan ve Emre Çolak’ın da
forma giydiği PAF Takımı’yla
şampiyonluk yaşadık ama
ardından hep sıkıntılı
kulüplerde görev kabul ettim.
Bu sezon sonuna kadar takım
çalıştırmak istemiyordum ama
Göztepe olunca tereddütsüz
kabul ettim.”
Futbolcularıyla toplantı
yaptıktan sonra takımına ilk
antrenmanını yaptıran Suat
Kaya, şunları söyledi:
“Kadrodaki Osman,
Gaziantep Büyükşehir
Belediyespor’dan futbolcumdu.
Diğer futbolcuları da iyi
tanıyorum. Takımda moraller
bozuk. Kimlik arayışı
var. Önümüzdeki 8 maç
final niteliğinde. Özellikle
ilk 5 hafta, kaderimizi
belirleyecek. Önceden de
söyledim, finallere aşinayım
ve severim. Bazı insanlar gibi
şampiyonluk şansının kaçtığını
düşünmüyorum. İsteyip
inanırsak mutlu sona ulaşırız.
Profesyonel kariyerimdeki ilk
kupayı burada kaldıracağım.”
Download

KOZMETiK KAMUFLAJ