32. iZMiR TiYATRO GÜNLERi,
“YA MADENLER
OLMASAYDI?”
ALAATTiN ERASLAN
KONULU KISA FiLM YARIŞMASI
ANISINA GERÇEKLEŞECEK!
“Madenler ve madencilik modern
yaşamın vazgeçilmezi ve hatta olmazsa
olmazıdır” ana fikrinden yola çıkan
Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı,
düzenleyeceği Kısa Film Yarışması’yla
“Ya Madenler Olmasaydı?” Sorusunu
soracak 9’da
Bu yıl 32.si düzenlenen İzmir Tiyatro Günleri; geçtiğimiz
sene hayata gözlerini yuman büyük tiyatro emekçisi ve AYSA Organizasyon ile AYSA Prodüksiyon
Tiyatrosu’nun kurucusu Alaittin Eraslan’ın anısına
gerçekleşecek! 9’da
Sayı: 15
2 Nisan 2014 Çarşamba
25 Kr
GAZETE
Ne Mutlu
Türküm Diyene...
Siyasi
Haftalık
Gazete
CHP’NiN
www.6n1k.com.tr
YILDIZ iLÇELERi
İZMİR Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na
CHP’den 3. kez seçilen Aziz Kocaoğlu,
“Yeni dönem için öngördüğümüz projelerimizi hızla hayata geçirebilmek, öncelikli
hedefimiz olacak. Yaşayan ve yaşanacak
şehir İzmir için daha çok çalışacağız.
Parti ayrımı gözetmeksizin el ele vererek
kentimize, ülkemize, geleceğimize sahip
çıkacağız” dedi.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz
Kocaoğlu, seçim akşamı kameraların önüne
geçip ilk açıklamasını yaptıktan sonra
dinlenmeye çekildi. Bugün öğle saatlerinde
yazılı açıklama yapan Kocaoğlu, yeni dönemde
daha çok çalışacaklarını söyledi.
Kazanan belediye başkanlarını kutlayan
Aziz Kocaoğlu, “Parti ayrımı gözetmeksizin el
ele vererek İzmir ve İzmirliler için çalışmaya
devam edeceğiz” dedi. 6’da
4 NİSAN 2014 INNA
İZMİR OOZE VENUE KONSERİ
Inndia adlı parçası yootube’de büyük ilgi gören
Inna, Paris, Mexico City, Bükreş gibi çeşitli
ülkelerde 2013 yılında Rock the Roofetkinliği
yaptı. 4’te
2014 DÜĞÜN TRENDLERİ
2014’te düğün organizasyonunuzla çok
konuşulmak istiyorsanız sizin için hazırladığımız
trendleri görmeden organize olmayın. 3’te
TÜRKiYE EKONOMiSi
YÜZDE 4.0 BÜYÜDÜ
BEYNİ ÖLDÜREN GIDALAR
TÜRKİYE ekonomisi 2013 yılında
yüzde 4.0 büyüdü. Gayri safi yurtiçi
hasıla (GSYH) 2013’te 1 trilyon 561
milyar liraya çıktı. 8’de
Günlük hayatta hiç dikkat etmeden tüketilen
birçok besin sağlık açısından incelendiğinde
oldukça tehlikeli çıktı. İşte hayatımızdan
çıkaramadığımız ama insan sağlığını bozan yiyecekler...
10’da
ADALETE HiZMETiN
KIYAFETi OLMAZ
KEKiK YAĞI
AiLELERiN GEÇiM KAYNAĞI
Torosların tepelerinden toplanan
kekiğin doğal yöntemlerle elde edilen
yağı, yüksek rakımlı köylerde yaşayan
aileler için ekmek kapısı haline geldi.
Kekik yağı çıkararak ailesini geçindiren 49 yaşındaki Abdullah Güven,
bu yorucu işte 10 kilo kekikten
yaklaşık 100 gram yağ çıktığını anlattı.
25 yıl boyunca Savcı olarak görevini başarıyla sürdüren Faruk
Çalışkan emekliliğinin ardından ‘Çalışkan Hukuk Bürosu’nun açılışını
yaptı. Uzun yıllardır mesleğine başarı ile gönül veren Savcı Çalışkan,
“Adalete inandığım anlamda hizmetimi sürdürmek amacıyla emekli
olup Çalıkan Hukuk Bürosu’nu kurdum.” Dedi.
8’de
5’te
ONLAR BiZiM
YiĞiTLERiMiZ
Altınordu Futbol Sosyal Girişim (FSG)
Başkanı Özkan, kırmızı-lacivertli
kulübün sağlam karakterli oyunculardan kurulu olduğuna vurgu yaparak,
“Onlar, Futbol Okulları’ndaki 2 bin 835
çocuğun da idolüdür” dedi. 11’de
Gediz’in dev adamları
2’nci Lig’e yürüyor
Potada “Zirve”ye çıktı.
Gediz Üniversitesi, Türkiye Basketbol
3’üncü Ligi’nde bu kez Zirve
Üniversitesi’ni deplasmanda yendi.
Gediz, play-off öncesi son mücadeleyi
İzmir derbisinde Büyükşehir
Belediye’ye karşı verecek 11’de
3
magazin
Haber`siz´siniz35
Uluslararası Bodrum
Dans FESTiVALi
20 Mayıs’ta
başlıyor
Her yıl bir önceki yıldan daha fazla ilgi gören, bu yıl da 15. si düzenlenecek olan Uluslararası Bodrum Festivali 20 Mayıs tarihinde
başlayıp 25 Mayıs’ta sona erecek
Bodrum Dans Kulübü’nün
düzenlediği ve Avrupa
Birliği Bakanlığı ve Kültür
ve Turizm Bakanlığı’nın
desteğiyle Avrupa’nın en
büyük dans festivalini
Bodrum’da gerçekleştirmek
için 122 gönüllü çalışan
kolları sıvadı.
Bu yıl 15’incisi
düzenlenecek Uluslararası
Bodrum Festivali 20 Mayıs
tarihinde strat alacak.
Bodrum Dans Kulübü
tarafından düzenlenen ve
AB Bakanlığı ve Kültür
Turizm Bakanlığının
destekleri ile Avrupa’nın
en büyük dans festivalini
Bodrum’da gerçekleştirmek
için 122 gönüllü tüm hızıyla
çalışmaya başladı.
Avrupa’nın en büyük dans
festivali olan “Uluslararası
Bodrum Dans Festivali”
farklı ülkelerden gelecek
2 bin dansçıyı, 10 binlerce
seyirciyle buluşturacak.
20-25 Mayıs 2014 tarihleri
arasında Bodrum’da
gerçekleşecek olan “15.
Uluslararası Bodrum
Dans Festivali” UNESCO
kültürel etkinlikler listesine
giren ülkemizdeki ender
organizasyonlardan biri
olmayı başardı. Festivalde
kortej yürüyüşleri, sokak
gösterileri, yabancı
ülke gösterileri, Latin
Dans yarışmaları, dans
konulu ödüllü fotoğraf
yarışmaları ve konseptli
dans partileri eşliğinde
Bodrum sokaklarında ve
meydanlarda gerçekleşecek.
Tüm gösterilere herkes
katılabilecek ve ücretsiz
olacak.
30 farklı ülkeden gönüllü
gençler, 14 ülkeden 16 farklı
dans grubu, ülkemizdeki
dans kulüpleri, halk oyunları
dernekleri, okulların dans
toplulukları ve dans sporu
yarışmacılarından oluşan 2
bin dansçı tarafından 500’den
fazla birbirinden muhteşem
koreografiler sergilenecek.
30 ülkenin birlikte
hazırlayacakları dans
gösterisinin de yer alacağı
15. Uluslararası Bodrum
Dans Festivali’nde, Bodrum
sokaklarında uzunluğu
2 km’yi bulan kortejle
kostümlü ve müzikli festival
yürüyüşü yapılacak.
Avrupa tarihinde bir
ilk olan ve ilk kez 30
ülkenin bir araya gelerek
hazırlayacağı ilk festival.
Festivalin Unesco Logosu
taşımaya hak kazanması
ve AB Bakanlığı Eğitim
ve Gençlik Programları
Merkezi Başkanlığının
destekleri ile gerçekleşen
proje kapsamında
Almanya, Azerbaycan,
Belarus, Bulgaristan, Çek
Cumhuriyeti, Ermenistan,
Estonya, Fransa, Gürcistan,
Hırvatistan, Hollanda,
İngiltere, İrlanda, İspanya,
İsveç, İtalya, Karadağ,
Letonya, Litvanya,
Macaristan, Makedonya,
Moldova, Polonya, Portekiz,
Romanya, Rusya, Slovenya,
Slovakya, Ukrayna ve
Yunanistan’dan seçilen 30
gönüllü, festivalden bir ay
önce Bodrum’a gelerek
festivalin hazırlığında görev
alacaklar.
Festival ürünlerinin
hazırlanması, tanıtma
çalışmalarının yürütülmesi,
program ayrıntılarının
tamamlanması, ülkelerin
karşılanması, programın
uygulanması gibi birçok
konuda festival ekibine
yardımcı olacak olan 23
Avrupa ülkesinden gelecek
gönüllüler, Letonyalı
koreograf Diana Garanca
eşliğinde hazırlanacak
festival açılış koreografisinde
de dansçı olarak yer
alacaklar.
15. Uluslararası Bodrum
Dans Festivali’ni destekleyen
Avrupa Birliği Bakanlığı,
Kültür ve Turizm Bakanlığı,
Eğitim ve Gençlik
Programları Merkezi
Başkanlığı, Muğla Valiliği,
Bodrum Kaymakamlığı,
Bodrum Belediyesi, Türkiye
Dans Sporları Federasyonu,
Muğla Gençlik Hizmetleri,
Spor İl Müdürlüğü,
Bodrum Sualtı Arkeoloji
Müdürlüğü ve İlçe Milli
Eğitim Müdürlüğü’ne böyle
bir Uluslararası etkinliğe
verdikleri destekten dolayı
teşekkür ediyoruz.
2014 Düğün Trendlerİ
“ 2014’te düğün
organizasyonunuzla çok
konuşulmak istiyorsanız
sizin için hazırladığımız
trendleri görmeden
organize olmayın.
Meyveler Her Yerde
Düğünlerde mekanın,
masaların ve küçük
detayların süslenmesi
için en çok çiçeklerden
destek alınır. Fakat
2014’te çiçekler yalnız
kalmayacak gibi duruyor.
ilkokul sıralarına
taşımıyor mu?
2014’te düğünlerde
boy gösterecek gibi
duran kara tahtalar
çok amaçlı kullanıma
açık. Gelin kara
tahta temasıyla neler
yapılabileceğini
sıralayalım:
Önünde düğün
tarihinizin de
yazılı olduğu bir
hatıra fotoğrafı
çektirebileceğiniz formata
sokabilirsiniz.
Düğün
mekanınızın
girişinde oturma
planını ve
gecenin akış
programını
davetlilere
duyurmak için
kullanabilirsiniz.
Düğün
mekanının
krokisini
çizebilirsiniz.
Biraz fark yaratmak
ve alışılmışın dışına
çıkmak için düğün
organizasyonunda
süsleme sanatına giriş
dersini almanızı öneririz.
Elbette bu işin şakası
ama çiçeklerin yanında
meyveler son derece
orijinal bir görüntü
sergiliyor. Centerpiece
olarak kullanılan düğün
organizasyon malzemeleri
taze meyvelerle
buluşunca masalara
renk katıyor, davetlilere
ikram edilmek üzere
hazırlanmış mandalinalar
aynı zamanda bir çiçek
bahçesini anımsatıyor.
Yaz Tahtaya Bir Daha
Yaz tahtaya bir daha,
çiz defteri kitabı…
Kara tahtalar nostaljik
havalarıyla hepimizi
Gecenin
sonunda
davetlilerinizin
sizlere
düğününüzle ile
ilgili güzel şeyler
yazması için
renkli tebeşirler
hazır edebilirsiniz.
Tahtanızda
küçük bir bulmaca
hazırlayabilirsiniz. Yakın
arkadaşlarınızın isimleri
ile oluşturduğunuz
kelime avı tüm
davetlilere
eğlenceli
dakikalar
yaşatacak.
Bir Fotoğraf
Lütfen!
Bilmem fark
ettiniz mi ama
düğünlerde
gece boyunca
mekanın
fotoğrafçısının
tacizlerine
maruz kalınır.
Hal böyle
olunca emrivaki
karelerde
yerini alan mecbur
sırıtışlarımızla elimize
tutuşturulan fotoğraflardan
geçilmez. Fotoğraf denilen
şey gönüllülük gerektirir.
Davetlilerinize bayıla
bayıla çektirecekleri
fotoğraflar için bir
organizasyon yapın.
Düğün mekanının çok
kalabalık olmayan bir
yerinde isteyenlerin gelip
fotoğraf çekitrebilecekleri
bir fotoğraf köşesi
oluşturun. Çiçeklerle süslü
bir çardak, arka planda
“Bir Düğün Hatırası”
yazan bir pano, takma
bıyık ve burunlar, hatta
davetlilerin kendilerini
fotoğraflayabilecekleri bir
Polaroid kullanabilirsiniz.
Emin olun kimse
davetlilerinizi bu köşeden
uzaklaştıramayacak.
Sizeyse ömür boyu
bakıp ta içinizden
gülümseyeceğiniz
hatıralar kalacak.
HER Şey Siyah – Beyaz
Bu seneki
kreasyonlarında dünyaca
ünlü tasarımcıların
neredeyse hepsinin
benimsediği tek trend
siyah-beyaz grafik
desenlerin kullanımı
oldu. Elbiseden gözlüğe
çantadan ayakkabıya
her üründe uygulanan
siyah-beyaz kontrastının
2014’de düğünlere de
damgasını vurması
kaçınılmaz. İşte bu
trendi düğününüze
taşımanız için bir kaç
ipucu... Gelinliğinizin
kuşağında, davetiyenizde,
düğün pastanızda,
gelin buketinizde,
makaronlarınızda, masa
süslemelerinizde ve
tüm detaylarda siyah
ve beyazı birarada
kullanın. Bembeyaz
gelinliğinize siyah bir
kuşak, davetiyenize siyah
danteller hatta düğün
pastanıza siyah çikolatalar
çok yakışacak...
Muammer
BAŞKAN
Seçim bir sonuç
değil, başlangıç
Türkiye bir seçimi daha geride bıraktı.
Tarihi katılımın yaşandığı seçimleri
kimin kazandığını söylemek zor,
baktığınız noktaya göre değişiyor. Ancak
kimin kaybettiği ortada. Hiç şüphesiz
elektrik kesintileri seçmenin aklındaki en
büyük soru işareti. 40 ilde birden elektrik
kesintisi olması, bunun faturasının “kedi
lobisine” yüklenmesi üçüncü dünya
ülkelerinde yaşanan trajikomik olayları
aratmadı.
Oy verme işleminin tamamlanmasının
üzerinden günler geçmesine rağmen hala
bir türlü netleşmeyen sonuçlar...
Evde mühürlenen pusulalar,
kaybolan “evet” müdürleri, çöplerde
bulunan kullanılmış oy pusulaları,
farklı kaynaklardan gelen farklı seçim
sonuçları...
Kaybeden 2014 Türkiyesi oldu.
Ne var ki, seçim ülkemiz için bir
sonuç değil. Seçim öncesindeki köşe
yazılarında da ısrarla vurguladığım gibi,
sonuçlar Türkiye için yeni bir yol haritası
oluşturdu. Başbakan’ın balkon konuşması
da bu söylememizi doğruladı. Çok büyük
oy kaybı yaşamayan hükümet hem dış
politikada, hem içerideki toplumsal
olaylarda hem de “paralel” mücadelede
aynı istikamette ama eli daha güçlü
olarak ilerleyecek.
Cumhurbaşkanlığı konusunda
Başbakan istediği desteği bu seçimde
aldı. Balkondan yaptığı konuşmada
da kararının işaretini verdi. “Bugüne
kadar kendisine verilen her emaneti
yücelttiğini” söyleyen Başbakan,
verilecek yeni “emanete” talip olduğunu
mesajını verdi.
Öte yandan öyle görülüyor ki hükümeti
erken genel seçime zorlayacak bir etken
de kalmadı.
Adı yerel olan seçimin genel
sonuçlarını en kısa zamanda yaşayarak
göreceğiz.
İzmir’den Kocaoğlu’na uyarı
İzmir, birçok ile göre daha sakin
yaşadı seçime. Belkide yarışın kıyasıya
olmaması nedeniyle ülke genelindeki
çirkin olaylara rastlamadık.
İzmir’de gördüğümüz başka bir şey
oldu. Türkiye’nin birçok noktasında
adaylardan çok partileri öne çıktı
sonuçların belli olmasında. Ancak
İzmir’de özellikle AK Parti’nin oyunda
aday kuvvetli bir etken oldu. Seçim günü
birçok kişinin “partisini sevmiyorum
ama oyum Binali Yıldırım’a” dediğine
şahit olduk. Böylece Yıldırım’ın partisi
açısında ne kadar doğru bir aday olduğu
adeta tescillendi.
CHP bir zafer kazandı ama beklendiği
gibi yüzde 60’ları aşamadı. Aday
ölçeğinde düşündüğümüzde ise sonuçlar
Aziz Kocaoğlu için
büyük bir uyarı oldu. Ciddi bir farkla
yeniden başkan seçilen Kocaoğlu,
oy kayıplarının sonuçlarını iyi
değerlendirmeli. Kocaoğlu için sorun
sadece AK Parti ve MHP’ye kaptırılan
ilçe belediyeleri değilmiş gibi görünüyor.
Seçim öncesi kendisine yönelik yürütülen
parti içi muhalefet de seçmen üzerinde
etkili olmuşa benziyor.
4
güncel
Haber`siz´siniz35
SILA’NIN iZMiR KONSER BiLETLERi
GÜNLER ÖNCESiNDEN TÜKENDi!
18 Şubat’ta Sony Music etiketiyle yayınladığı beşinci stüdyo albümü “Yeni Ay” ile dinleyicilerle buluşan Sıla’nın konserleri hız kesmiyor
INNA
4 NiSAN 2014
iZMiR OOZE VENUE KONSERi
Albüm çıkışıyla birlikte
turneye çıkan sanatçı;
Danimarka’da Kopenhag,
Almanya’da Hamburg,
Hollanda’da Rotterdam
ve Eindhoven’da verdiği
konserlerin ardından
Türkiye’deki ilk konserini
İzmir’de gerçekleştirecek.
“Yeni Ay” ile hem
müzikmarketlerde hem de
dijital platformlarda “en çok
satanlar” listesindeki yerini
alan Sıla’nın 4 Nisan’da
3500 kişi kapasitesi ile
Türkiye’nin prestijli
kültür, sanat ve etkinlik
merkezlerinden biri olan
İzmir Arena’da vereceği
konserin biletleri yine günler
öncesinden tükendi.
Sıla, hem konserleri hem
de albüm satış başarısıyla
gündemdeki yerini uzun
süre daha koruyacağa
benziyor. Zira “Yeni Ay” ın
çıkış şarkısı “Vaziyetler”,
dijital platformlarda
satışa açılmasından
yalnızca birkaç saat sonra
dünyanın en büyük dijital
platformlarından biri olan
iTunes’ta en çok indirilen
single olmuştu.
Inndia adlı parçası yootube’de büyük ilgi
gören Inna, Paris, Mexico City, Bükreş
gibi çeşitli ülkelerde 2013 yılında Rock the
Roofetkinliği yaptı
İstanbul’da da çekim yapan Inna 2013 yılında
piyasaya sürdüğü Party Never Ends albumüyle
diğer ülkelerle birlikte Türkiye^de de Number One
etiketiyle yayınlandı. Albümündeki parçalardan More
Than Friends yabancı müzik yayını yapan radyolarda
saat başı yayınlandı.
Inna 4 Nisan 2014’de İzmir Ooze Venue’de
vereceği konsere binlerce kişinin katılması
bekleniyor.
Güzel şarkıcı Inna, unutulmaz bir performansla
İzmirli hayranlarınaadeta bir müzik şöleni sunacak.
100 ADET YAPAY RESiF
DENiZE ATILDI
Kuşadası körfezinde 2005 yılında başlatılan yapay resif çalışmaları kapsamında eksik kalan 100 adet yapay resif denize atıldı. planlama kapsamında 375 adet yapay
resif Kuşadası körfezine bırakılmış oldu.
2005 yılında
Kuşadası’nda sivil
toplum örgütleri ve kamu
kurumlarında ortaklaşa
başlatılan Kuşadası
Yapay Resif Projesi
kapsamında Kuşadası
Körfezine bırakılması
planlanan 375 adet
yapay resiften 275
bugün tamamlandı.
Kuşadası Kaymakamı
Muammer Aksoy yapılan
çalışmalarla ilgili şu
bilgileri verdi. Yapay
resiflerin deniz canlıları
popülasyonu üzerine ola
olumlu etkileri, balıkçılık
ve dalış turizmine
sağlayacağı katkılara
Fakültesi’nde görev
yapan Prof .Dr. Altan
Lök yer seçimi, yapay
resiflerden hangi şartlarda
maksimum faydanın
sağlanabileceği konusunda yapılan toplantılarda
bilgilendirme yapmış
ve teknik olarak de
desteğini esirgememiştir.
tanesinin atılması 2009
yılında gerçekleşmişti.
Kalan 100 adet yapay
resif için başlatılan
çalışma Kuşadası Ege
Ports Limanı Kuşadası
İlçe Tarım müdürlüğü,
Kuşadası Kaymakamlığı
ve Kuşadası Rotary
kulübünün destekleri ile
da düşünülerek, deniz
ve turizm paydaşı kamu
kurum ve kuruluşları,
özel sektör temsilcileri
ve sivil toplum
kuruluşlarının da katılımı
ile Kuşadası Yapay Resif
Projesinin tamamlanması
hedeflenmiştir. Ege
üniversitesi Su ürünleri
Kadınlar denizi açıklarına
daha önceki çalışmalarda
bırakılan resiflerin
üzerine 100 adet yapay
resif daha bırakarak
hedeflediğimiz canlı
popülâsyonuna ve deniz
turizminin gelişimine
önemli bir katkı da
bulunacağız.
Projeye
gerek yükleme alanını
açması gerekse
denize atma işlemi
gerçekleştirecek olan
deniz araçlarının
getirilmesi hususunda
büyük destek veren
Kuşadası Limanı Ege
Ports Genel Müdürü
Aziz Güngör,
doğal yaşama ve
ülke ekonomisine
katkı sağlayacak
bu projede yer
almaktan onur
duyduklarını belirterek, “Kuşadası
Yolcu Limanı Ege
Ports bir çok sosyal
sorumluluk projesinde gönüllü olarak
yer almaktadır.
2005 yılında
başlatılan bu proje
gerek Kuşadası
Körfezinin su altı
canlı yaşamının
gelişmesi gerekse
deniz turizminin
kollarından
biri olan dalış
turizmine önemli
katkı sağlayacaktır.
Oluşacak yapay
resifler bir süre sonra
doğal yaşamın bir
parçası olarak ülkemizin de en büyük
sorunu olan balıkların
üreme alanına de
köklü bir çözüm
olacaktır.” Dedi.
ADALETE HiZMETiN
KIYAFETi OLMAZ
25 yıl boyunca Savcı olarak görevini başarıyla sürdüren Faruk Çalışkan emekliliğinin ardından ‘Çalışkan Hukuk Bürosu’nun açılışını
yaptı. Uzun yıllardır mesleğine başarı ile gönül veren Savcı Çalışkan, “Adalete inandığım anlamda hizmetimi sürdürmek amacıyla emekli
olup Çalıkan Hukuk Bürosu’nu kurdum.” Dedi.
1962 yılında
Yozgat’ta doğan
Faruk Çalışkan, 1983
yılında İstanbul Üni.
Hukuk Fakültesi’nden
mezun oldu. 1987
yılında Savcı olarak
Burdur – Yeşilova’ya
atanan Çalışkan, 1991
yılında Van – Özalp’a
atandı. 1994 yılında
Ankara Şereflikoçhisar’a
atanan Çalışkan, 1996
yılında da Malatya
Savcılığı’nda Ağır ceza
davalarında örgütlü
suçlar davalarına baktı.
Çalışkan, 2001 Manavgat
Başsavcılığı’nda görev
yaptı, 2004 yılında ise
Nazilli Başsavcılığı’na
atandı. 2008 yılında
İzmir Özel Yetkili Savcılığı’na atanan
Çalışkan, 4,5 yıllık görev
süresinin ardından 2013
yılında kendi isteğiyle
emekli oldu. Çalışkan,
Emekliliğinin ardından
Hukuk branşlarında
kendi ekibini oluşturarak
kendi Hukuk bürosunu
açtı.
Ceza Hukuku, Ticaret
Hukuku, Şirketler Hukuku, Aile Hukuku, Miras
Hukuku, Gayrimenkul
Hukuku ve İş davalarına
bakan Çalışkan, son 4
yıldır çıkar amaçlı suç
örgütleri soruşturmalarını
yürütmektedir.
onuruyla lekelenmeden
emekli olabilmenin
bir lütuf olduğu süreci
yaşadık” diyen Çalışkan,
“Bu nedenle adalete
inandığım anlamda
hizmetimi sürdürmek
amacıyla emekli olup Çalıkan Hukuk
Bürosu’nu kurdum.”
Dedi.
ADALET HİZMETİNİN
CÜBBESİ OLMAZ
GERÇEKLER DOĞRU
ANLATIMLA ORTAYA
ÇIKAR
Komuoyunda
birçok önemli soruştuma
ve operasyonlar
sürdüren Çalışkan,
“Ülkemiz de Hukuk
ile ilgili düşünceler ve
uygulamalar beni rahatsız
etti. Özgür ve tarafsız
adaletin sağlanmasının
güçleştirilmesi sebebi
ile ve adalet hizmetinin
cübbesi olmaz anlayışı ile
kendi isteğimle emeklilik
kararı aldım.” Dedi.
“Kamu görevlileri
ve özellikle hakim ve
savcılar yönünden,
Dava süreçleri
hakkında bilgi veren
Sevcı Çalışkan,
” Herhangi bir
önemli davada tanıklık
yapan, gördüğünü
bildiğini dostdoğru
anlatarak gerçeğin
ortaya çıkmasına
katkı sağlayan bir
insanın adalete hizmeti
bazen soruşturmayı
yürüten savcı ve kararı
verecek hakimden
daha fazladır.”ifadelerini
kullandı.
TÜRKiYE’NiN
AVRUPADAKi YILDIZLARI
6N1K Haber - Türel Süt Almanya / Sizler için Avrupa’da, Türkiyenin yıldızları olabilecek şahıslar hakkında bazı araştırmalar yaptım ve
bugün ilk röportajımı paylaşacağım
ANISA ÖZSATMAZ
5
güncel
Haber`siz´siniz35
Uzun zamandır yurt dışında
yaşayan biri olarak ne zaman bir
yerlerde Türk bir kardeşimizin
başarısını duysam beni çok memnun
ediyor, göğsümü kabartıyor.
duyunca yetişkin olduğunu sanabilirdiniz. Fakat size tanıtmayı düşündüğüm
kişi 9 yaşındaki dünyalar tatlısı Anisa.
Anisa Almanya’nın Konstanz
şehrinde yaşayan ilkokul 4. sınıfa
giden dokuz yaşında Türk anne ve
Bu gün size öyle birini tanıtacağım
ki hem sizinde göğsünüz kabaracak
hemde gelecek’le ilgili ümitsiz bir
cenerasyon yetiştiğini düşünenleri
mutlu yapıp teselli edecek.Fotoğrafını
görmeseydiniz bu kişinin başarılarını
babanın tek çocuğu.
Küçük yaşına o kadar çok başarı
sığdırdı ki, bizlerede sadece maşallah
demesi kalıyor.
Değerli Anne ve babası Leyla
hanım ve Ufuk bey Anisa’nın gelişimi
için olabilecek en iyi anne ve babalardan. Küçük yaşlardan Anisa’nın
potansiyeli’nin farkına varıp, ilgisi
dahilinde verebilecekleri en büyük
desteği verip bu güzel kızı en iyi
şekilde yetiştirmeye çalışıyorlar.
Anisa´nin ebeveyninin,
çok uzun yıllardır Almanya´da
yaşamalarına rağmen,
vatanlarına olan sevgi ve
ilgileri çok fazla. Anisa´nın,
Almanya´da doğup, ana
vatanından uzakta büyüyüp,
henüz 3 yaşındayken İstiklal
Marşımızın 10 kıtasını ezbere
söyleyebiliyor olmasıda, bunu
bize kanıtlayan en önemli bir
gerçek. Bu konuda ona hiç baskı
uygulamayan ailesi, Anisa’nın
ilgisinin tamamen kendisinden
geldiğini dile getiriyorlar.
5 yaşındayken hem
Türkçe hem de Almancayı
okuyup, yazabilen ender
çocuklardan olan kızımız,
Alman öğretmenlerini hayrete
düşürmüş, böylece 1. Sınıfı
okumadan direk ikinci sınıfa
geçirilmiştir.
En sevdiği dersler matematik,
ingilizce ve türkce olan gencimiz,
okulunun en iyi öğrencilerinden birisi.
Evet yanlış okumadınız. Böylece
Almanya´da, devlet okullarında, isteğe
bağlı türkçe derslerinin alınabildiğini
belirtmiş oldum. Biz Türk kökenli
aileler yurt dışında yaşadığımız ve
çocuklarımız Türkiye dışında doğup,
büyüdüğü için, böyle bir nimetten
faydalanıp, çocuklarımıza kendi dil
ve kültürümüzü daha iyi öğretebilmek
için, onları bu derslere yazdırıyoruz.
Bende kızımı geçen yıl Türkçe dersi
için kayıt ettirmiştim. Sevgili Anisa´yı
da bu sayede tanıma şansım oldu.
Türkçe dersleri alma opsiyonumuz
sayesinde Türk aileler ortamına
girme şansımız doğması, bizlere bazı
alternatifler sağlıyor. Örneğin tüm
eyaleti kapsayan Türkçe şiir ve okuma
yarışmaları düzenlenebiliyor. Geçen
sene bizde birkaç etkinliği izlemek
için katılmıştık.O zaman Anisa 3.
sınıfta idi. 5.sınıflarla yarışmasına
rağmet açık ara birinci olması ben
ve eşimi oldukça büyülemişdi. Daha
sonra hangi yarışmaya katıldıysa
birincilik aldığını duyduk, tabii buda
bizi çok memnun etti. Unutmadan
hemen yazayım, Anisa bu makale
hazırlanırken, geçtiğimiz pazar günü,
bir okuma yarışmasını daha kazandı.
Sevgili Anisa’nın ilgisi ve becerisi
sadece şiir ve edebiyatlada kalmıyor.
Ayrıca çok başarılı bir yüzücü ve çok
başarılı bir pianistde. 8 şubat 2014,
yani çok yakın bir geçmişde “gençler
müzik yapıyor” yarışmasında en iyi
Türel
SÜT
Mutlu olmak
Geçenlerde bir Türk arkadaş
ortamına ailecek davet edildik. Sağ
olsun arkadaşlar bizi çok güzel
ağırladılar. Hoş sohpet güzel vakit
geçirdik. Özlediğimiz güzel zeytin
yağlı Türk yemeklerinden yedik, hiç
denemediğimiz puaça börek tarifleri
aldık.
Güzel sohpetler edip, ufuklara
yelken açıp vatanı milleti kurtardık.
Arkadaşlar’dan biri kızıma sen
büyüyünce ne olmak istiyorsun
diye bir soru sordu. Cevap olarak
doktor, avukat, öğretmen gibi sıradan
ve klişe bir yanıt bekleniyordu.
Kızım “MUTLU” cevabını verdi.
Arkadaş; “güzelde herkes mutlu
olmak istiyor, peki meslek olarak ne
seçmek istiyorsun, ne yapacaksın, ne
okuyacaksın” diye 7 yaşındaki kızımın
cevabına şaşırmaktansa kızımın soruyu
anlamadığını düşünerek klişe cevabı
bekleyip durdu. Kızım ‘da “Mutlu
olayımda ne olursa olsun bilmiyorum”
dedi.
Benim eşim İngiliz, kızımda
İngilterede doğdu, yani gelişiminde
John Lennon filozofisi var. Şu an
Almanyada yaşadığımız için Türk,
İngiliz ve Alman kültürlerinin güzel
bir sentezi ile büyüyebilmesi için
elimizden geleni yapıyoruz.Ve kızıma
sürekli “mutluluk yaşamın temelidir,
anahtarıdır ne yaparsan yap mutlu
olacağın birşey yap” diyoruz. Aslında
soruyu anlamadığını söyleyen arkadaş
kendisi hayatı biraz daha iyi anlasaydı
kızımın ne demek istediğini daha iyi
idrak ederdi.
Biraz önce neden “kızımın
gelişimde John Lennon filozofisi var”
dedim, dilerseniz bu konuyu biraz
açıklayayım. Anlatacağım hikayenin
bizimki ile benzerliği olduğu için
bugün kü yazıyı yazma fikri aklıma
geldi.
Bakın; John Lennon küçük
yaşlarda iken ne yaşamış. Bu arada
John Lennon’ın kim olduğunu
bilmiyorsanız açın interneti bir bakın
derim. Lütfen onuda benden kaşıkla
besler gibi beklemeyin.
Neyse John 5 yaşındayken
annesi hep, “mutluluk hayatın
anahtarıdır”dermiş. Küçük John okula
başladığında, büyüdüğünde ne olmak
istediğini sormuşlar. Oda benim
kızım gibi ”MUTLU” demiş. Soran
kişi soruyu anlamadığını düşünerek
John Lennon’a sorumu anlamadın,
büyüdüğünde ne olmak istiyorsun
diye tekrar sormuş. Lennonda o çocuk
zekası ile soruyu sorana dahiyane bir
şekilde “ben soruyu anladımda siz
hayatı anlamıyorsunuz” diye müthiş
bir yanıt vermiş.
Bu gerçek bir hikaye’dir. Kızım
bu tip hikayelerle büyüdüğü için
yaşam felsefesi birçok yetişkinin algı
kapasitesini zorlayacak cinsten.
O yüzden ne yapıp yapıp
çocuklarımızın mutlu olacakları
ortamın temellerini atalım. Onlara,
“ilerde ne olmak istiyorsun” diye
sorulduğunda, bırakın “MUTLU”
desinler, sevecekleri şeylerin özlemi
ile büyüsünler. Mutlu insan pozitifdir,
sever ve sevilir. Hayatta; sevgi özlemi
,özlem merak’ı merak’da gayret ve
çalışkanlığı doğurur.
Kalın sağlıcakla
pianist çocuk olup, birincilik ödülünü
almasıda bunu kanıtlamaya yetiyor.
Bildiğim kadarı ile Almanya’da
gençlik korosuna hak kazanabilmeniz
için 10 yaşında olmanız gerekiyor.
Fakat Anisa’nın başarılı bir müzisyen
oluşu onu 8 yaşında koraya almalarına
sebep olmuştur.
Anisa´nin başarıları ve gelişimi
için, onun kendi potansiyelinin
yanında, büyük rol oynayan anne ve
babası, kızlarını ellerinden gelen en
iyi şekilde hayata hazırlayıp, başarı ile
kendi ayakları üzerinde durması için,
her türlü desteği vermeyi, kendilerine
ilke edinmişlerdir.
Anisanın en büyük ideali ileride
Akademik eğitim alıp Opera sanatçısı
olmak . Tabii bunun yanında ideallerini geniş bir çemberde tutmaya
calışan Kızımız, müzik eğitiminin
yanısıra, doktor yada ekonomist gibi
opsiyonlarıda şimdiden göz önünde
tutmaya çalışıyor.
Küçük yaşta bukadar çok başarıya
imza atan sevgili Anisa’dan sizlere
gururla ve büyük bir keyifle bahsetmeye çalıştım. Önümüzdeki haftalarda sizleri İsviçreye götürüp orada
Türkiye’yi bir başka güzel temsil eden
bir müzik gurubu tanıtacağım.
Şimdilik hoşçakalın
6
CHP’NiN
politika
Özgür
HAN
Şerafettin Dayı
Olmayan İngiliz
Hüseyin
Hayata bir daha gelecek miyiz? Bize
ayrılmış bu süreyi nasıl kullanacağımızı
bize kim öğretiyor peki? Okul mu? Aile
mi? Yoksa her şey aslında bir kader
mi? Ya da tüm bu saydıklarımın tersine
hayat mı kadere kafa tutmayı öğretiyor?
Çok acılı bir geceydi benim için,
başımı yastığa gömmüş ağlamaktan
şişmiş gözlerimi açamıyordum. Uykum
kaçmış, hayatı sorgular bir haldeyken,
belki sorgulamaktan sıkılmıştım ki,
TV kumandasını elime alıp, TV ‘yi
açtım. Arena programı ve Uğur Dündar
karşısında, düşüncelerini paylaşmak
için sabırsızlanan bir adam vardı.
Bu adam çocukluğundan itibaren
kendisine hiç yol gösteren kimse
olmaksızın, kişiliğine ve geleceğine
yatırım yapmayı kendine görev bilmiş
bana göre mucizevî bir adamdı.
Neden mucizevî diyorum, belki de
ben abartıyorum o gece ki ruh halimle
bilemiyorum, ama o gün onu izlemek
benimde kaderimi değiştirmek için bir
neden olmuştu.
Hayatımda Sabancı´nın simit
satarak zengin oldum hikâyesine hiç
inanmamıştım, ya da namuslu dürüst
bir iş adamının yokluktan, dürüstlükle
zengin olabildiğine de. Bir anlamda
tüm zenginler benim için aslında birer
sahtekârlığı sembolize ediyordu. Çünkü
yıllardır ben onurumla çalışıyordum
ama nedense hiç zengin olamıyordum.
Tabi Türkiye de Özallı yıllardan
sonra zengin olmanın modeli köşe
dönmecilik, kolay yoldan kazanılan
paralar gibi bir sürü örnek vardı
gözümüzün önünde.
Siyasette dayın varsa köşeliktin.
Ancak İngiliz Hüseyin’in bir tek dayısı
vardı, oda köyde ki Şerafettin dayısıydı.
O da yoksul ve kimsenin ciddiye
almadığı bir adamdı, köyün muhtarının
canı sıkılınca çağırıp dövdüğü bir
adamdı. Hüseyin Özer okul çağından
önce, anne ve babası ayrılmış, ezik bir
çocukluk yaşamıştı. Bu yüzden hep
Şerafettin dayı gibi olacağı korkusuyla,
hayata meydan okuma kararı almış
ve İngilizce öğrenecek ve bir gün
İngiltere’ye gidecekti.
İngiltere’ye gidene kadar yaşadığı
hayat aslında kocaman bir roman olur.
Sokak çocukluğundan, bulaşıkçılığa,
bulaşıkçılıktan şef komiliğe, çalışma
arsında İngilizce dersi alıyor, para
biriktiriyor ve sonunda İngiltere’ye
gidiyor.
Ben Hüseyin Özer’in kendini
anlatırken kullandığı dili, o kadar
beğendim ki, geçmişini asla unutmamış,
deyim yerindeyse ne buldum delisi
olmamış, mütevazı bir dille, tüm yaşam
çıplaklığını gocunmadan bir ders verme
edasında insanlarla paylaşıyordu.
İyi ki paylaşıyordu, yoksa o gece
benim hayata tutunma gücüm belki de
olmayacaktı.
Hüseyin Özer şimdi Londra’nın
en zengin İş adamları içinde yer
alıyor. Dünyanın en leziz yemekleri
ile tanınıyor. Birçok ünlü Londra da
Hüseyin Özer’in lokantalarını tercih
ediyor.
Hüseyin Özer, bana göre bir
hayat eğitmeni, ona göre iyi bir aşçı
eğitimcisi. Ben onun hayatı tanıması ve
hayatı şekillendirmesine mesela aşığım,
ama o sanırım kendi leziz yemeklerine.
Eminim yemekleri de çok lezizdir.
Düşünüyorum ki, kadere bu derce
kafa tutabilmiş bir isimin elbette
yemekleri dünyanın en lezzetli
yemekleridir hiç şüphem yok. Bir de
insanın hayal ettiğini gerçekleştirme
gücü ancak bu kadar mümkün olur.
CHE’nin bir sözü vardır. Gerçekçi
ol İmkânsızı Gerçekleştir diye.
Sanırım sokaklarda yaşayan bir
çocuğun, İngiltere gibi bir ülkenin en
zenginleri arasında yer almayı hayal
etmek, bazen çok uçuk ve cidden bir
hayal perestlik gibi gelebilir insana.
İşte Hüseyin Özer bunun kanıtıdır.
İmkânsızların gerçekleştiricisi. O aynı
zaman da, eğitimci. Aşçı yetiştiriyor
ve onları iş sahibi yapıyor. Kendi
kaderini değiştirdiği yetmiyormuş gibi
başkalarına da hayat aşılıyor ve onların
da hayatını değiştiriyor.
Başka insanların da Şerafettin dayı
olmaması için çaba harcıyor. İyi ki
varsın Hüseyin Özer Bir gün o leziz
yemeklerinden tatmak dileği ile...
YILDIZ iLÇELERi
İZMİR Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na CHP’den 3. kez seçilen Aziz Kocaoğlu, “Yeni dönem için öngördüğümüz projelerimizi hızla
hayata geçirebilmek, öncelikli hedefimiz olacak. Yaşayan ve yaşanacak şehir İzmir için daha çok çalışacağız. Parti ayrımı gözetmeksizin
el ele vererek kentimize, ülkemize, geleceğimize sahip çıkacağız” dedi.
İzmir Büyükşehir Belediye
Başkanı Aziz Kocaoğlu,
seçim akşamı kameraların
önüne geçip ilk açıklamasını
yaptıktan sonra dinlenmeye
çekildi. Bugün öğle saatlerinde
yazılı açıklama yapan
Kocaoğlu, yeni dönemde daha
çok çalışacaklarını söyledi.
Kazanan belediye
başkanlarını kutlayan Aziz
Kocaoğlu, “Parti ayrımı
gözetmeksizin el ele vererek
İzmir ve İzmirliler için
çalışmaya devam edeceğiz”
dedi. İzmir Büyükşehir
Belediye Başkanı, şöyle
devam etti:
“Cumhuriyet değerlerinin
sembol kenti İzmir’deki 10
yıllık görev süremiz boyunca,
katılımcı yönetim anlayışını
gerçekleştirmeye; İzmir’in
ve İzmirlilerin projeleriyle
rant değil yaşam kalitesi
üretmeye çalıştık. Türkiye’nin
pek çok ilkini İzmirli
hemşehrilerimle birlikte bu
kentte başardık. Şimdi onlarla
birlikte yeni bir yolculuğa
çıkıyoruz. Demokrasi
adına sorumluluğunu yerini
getirerek sandık başına
koşan, İzmir’e yakışan bir
seçim süreci yaşamamızı
sağlayan tüm hemşehrilerime
şükranlarımı sunuyorum.
Türkiye’nin bu zor günlerinde
hepimize çok önemli görevler
düşüyor. Daha özgür ve
daha demokratik bir Türkiye
için hep birlikte, yaşayan
ve yaşanacak şehir İzmir
için omuz omuza mücadele
edeceğiz. Kentimize,
ülkemize, geleceğimize
sahip çıkacağız. Daha çok,
daha çok çalışacağız. Yeni
dönem için öngördüğümüz
projelerimizi hızla hayata
geçirebilmek, öncelikli
hedefimiz olacak. Kendisini
iktidara getiren halkın oyuna
saygı duyulmasını isteyen
AKP hükümetinin, bir kentte
muhalefeti iktidara getiren
yurttaşlarının oyuna da
aynı saygıyı göstereceğine
inanıyorum. İnanmak
istiyorum. Bu, demokrat
olmanın ön koşuludur.
Türkiye’nin aydınlık
geleceğine bir kez daha İzmirli
hemşehrilerimle birlikte
yürüyebilmek, hayatım
boyunca yaşayacağım en
büyük onur olacak. Tüm
hemşehrilerime şükranlarımı
sunuyorum. Teşekkürler
İzmir.”
Haber`siz´siniz35
7
politika
CHP iZMiR KALESiNi
KORUDU AMA
8 iLÇEYi KAYBETTi
Başbakan Erdoğan ve iktidar partisinin kazanmak için büyük çaba
sarf ettiği İzmir’de CHP Büyükşehir Belediyesi’ni yine büyük bir
farkla kazandı. Ancak CHP’yi ilçelerde sürpriz bekliyordu. CHP 8
ilçeyi sürpriz şekilde AKP ve MHP’ye kaptırdı.
2014 yerel seçimlerinin
sonuçları en çok merak edilen
kentlerinden biri de “ CHP ’nin
kalesi” olarak kabul edilen ve
yıllardır yapılan tüm seçimlerde
CHP’nin bütün üstünlük
sağladığı İzmir’di…
CHP, bu seçimde de en büyük
favori olduğu İzmir’de, halen
Büyükşehir Belediye Başkanlığı
görevini sürdüren Aziz
Kocaoğlu’nu aday göstermiş,
AK Parti ise kabinenin önemli
isimlerinden, eski Ulaştırma
Bakanı Binali Yıldırım’ı aday
göstererek karşılık vermişti.
Başbakan Erdoğan’ın en
yakınındaki isimlerden olan
Binali Yıldırım’ın adaylığı,
İzmirlilere yönelik güçlü bir
‘altyapı yatırımları’ vaadini de
içeriyordu. Başbakan Erdoğan
özel bir önem verdiği İzmir
seçimleri için günlerce çalışılan
bir miting yaptı ve İzmirlilerden
bizzat oy istedi.
Ömer Faruk
ALTINDAĞ
Yerel Seçimin
Getirdikleri
Zaman zaman ahlak dışı olmak
üzere, aylardır çekişmeli bir yerel
seçime hazırlık süreci yaşadık. En
çok merak edileni ise Hükümetcemaat kavgasının sandıklara nasıl
yansıyacağı konusuydu.
Gülen hareketinin CHP ile
yaptığı ittifak, hatta AK Parti’nin
anketlerde veya 2009 seçimlerinde
birinci geldiği illerde, ikinci partiyi
destekleme girişimine rağmen
AK Parti bu seçimden de %40’ın
üzerinde bir oy alarak bu ittifakın
etkili olmadığını gösterdi.
Peki bu yerel seçimler bize neyi
gösterdi?
17 Aralık yolsuzluk operasyonu,
ardından çıkan ses kasetleri, şantaj
ve tehditlere AK Parti seçmeninin
itibar göstermediğini gördük. Bu
krizi çok iyi yöneten Başbakan
Erdoğan, girdiği bu seçimden de
galip çıktı.
Gülen hareketinin, seçimleri
etkileyecek kadar kalabalık olduğu,
devleti devirebilecek kadar güçlü
olduğu söylentilerine artık halk itibar
göstermemekte ve Pensilvanya’da
bulunan hareketin liderini artık bir
dış etki olarak görmektedir.
Gülen hareketinin CHP ile
ittifak yapmasanın ne kadar yanlış
olduğunu kendileri de anladı. Çünkü
bu hareketten sol bir partiye oy
çıkmayacaktı zaten. AK Parti’ye
vermek istemeyen seçmenler,
MHP’yi tercih etti.
Bu hareketin CHP ile ittifak yapma
girişiminden dolayı, tabanı gözünde
de itibar kaybetmesi, kendi sonunu
getirmeye hazırladı.
Ancak bunca ittifaka ve girişime
rağmen, halkın büyük bir kısmı AK
Part’nin, daha doğrusu Başbakan’a
destek verdi ve Başbakan’ın dik
durmasını sağladılar.
Bir kez daha gösterdi ki her ne
olursa olsun, bir ülkede, devlete
veya hükümete bir girişimde
bulunmadan önce halkı ikna etmeli,
yapılmak istenen için önce halktan
icazet alınmalıdır.
AK Parti’nin oluşturduğu sosyal
devlet anlayışı onun kurtarıcısı oldu.
Saygılarımla.
6N1K Medya Ajans Reklam Fotoğrafçılık Hizm.
San. ve Tic. Ltd. Şti. adına
İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni
Muammer BAŞKAN
Genel Koordinatör ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Ömer Faruk ALTINDAĞ
Magazin Editörü
Yasemin ARITÜRK
Ankara Temsilcisi
Özgür HAN
Haber Müdürü
Ahmet POLAT
Görsel Yönetmen
Buse YALÇIN
Kuşadası Temsilcisi
Eşber OKAYER
İnternet Editörü
Şule SARIOĞLU
Hukuk Danışmanı
Faruk ÇALIŞKAN
BASIMCI: İHLAS GAZETECİLİK A.Ş.
BASKI YERİ: KAHRAMANLAR / KONAK / İZMİR
TEL: 0232 483 96 60 BASKI TARİHİ: 01.04.2014
SAYI: 15 TÜRÜ: YAYGIN HAFTALIK
YÖNETİM YERİ: 6N1K MEDYA AJANS REKLAM
FOTOĞRAF HİZM. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.
Atatürk Cad. No: 370/1 Kat: 4 D: 8 - Alsancak/İZMİR
Tel: 0232 421 20 43 - 46 Fax: 0232 421 20 49
Fiyatı: 25 Kr (+KDV)
GAZETE 6N1K’DA YAYINLANAN HABER, YAZI, RESİM VE FOTOĞRAFLARIN
FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU İLE BASIN KANUNU’NDAN KAYNAKLANAN
HER TÜRLÜ HAKLARI 6N1K MEDYA AJANS REKLAM FOTOĞRAF HİZM. SAN. TİC.
LTD. ŞTİ. NE AİTTİR. İZİN ALINMAKSIZIN KAYNAK GÖSTERİLEREK DAHİ İKTİBAS
EDİLEMEZ. YAYINLANAN KÖŞE YAZILARINDAN YAZARLAR SORUMLUDUR.
8
Mustafa
SEVEN
Kentsel Dönüşüm
Bir İhtiyaç
ekonomi
TÜRKiYE EKONOMiSi
YÜZDE 4.0 BÜYÜDÜ
Kentsel dönüşüm, kentteki sorunlu
alanların belirlenip, sağlıklı ve de
yaşanılabilir hale getirilmesi amacı
ile yeniden yapma veya sağlıklı hale
getirmek için uygulama yapılması
anlamına geliyor. Kısaca kentsel
dönüşüm kentin dokusunu bozan
sorunların giderilmesi oluyor. Bu
şekilde de kaçak yapılaşmanın
önüne geçilmesi, depreme dayanıklı
olmayan, ekonomik ömrünü
doldurmuş binaların yeniden
yapılarak olası doğal afetler
sonucu oluşacak zararların en aza
indirilmesi amaçlanıyor.
TÜRKİYE ekonomisi 2013 yılında yüzde 4.0
büyüdü.
Kentsel dönüşüm sürecinde
ortaya çıkacak ihtiyaçlar şunlar
olabilir; yeni konut yapılması,
doğal afet riski olan bölgelerdeki
veya yapısı itibariyle riskli olan
binaların yeniden inşası, zayıf yapılı
binaların (gecekondu) yapımının
engellenmesi, şehrin modern ve
medeni ihtiyaçları karşılayacak
hale getirilmesi, kongre ve finans
merkezleri, park ve eğlence alanları
inşası.
Üretimde büyüme düşük kaldı
Dönüşümde riskli alanların iyi
berlinmesi önem taşıyor. Yani
riskli alan; Zemin yapısı veya
üzerindeki yapılaşma sebebiyle
can ve mal kaybına yol açma
riski taşıyan, Bakanlık veya İdare
tarafından Afet ve Acil Durum
Yönetimi Başkanlığı’nın görüşü de
alınarak belirlenen ve Bakanlığın
teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca
kararlaştırılan alanı ifade ediliyor.
Kentsel dönüşümde, kaçak yapılar
(kendi mülkünde olan ama mevzuata
aykırı yapılanlar) ve gecekondular
(kendi mülkü dışındaki bir arsaya
yapılan konutlar) birinci grubu
oluşturuyor. İkinci grup ise afet riski
altındaki yerleri kapsıyor. Türkiye
genelinde ana fayların üzerine
yerleşmiş şehirlerimiz var. Buralarda
yaşayanlar ciddi risk altında. Bu
anlamda barındırdığı nüfus göz
önüne alındığında hepimizin bildiği
gibi İstanbul başta geliyor. Nüfus
yoğunluğu nedeniyle yeşil alanı,
sosyal donatısı, okulu, otoparkı
yetersiz kalan bu yerler de hedef
kitle içinde bulunuyor.
Gelelim İzmir’e, yetkililere göre,
İzmir’de kaçak oranının yüzde
70 olduğuna dikkat çekiliyor.
Riskli yapı tespitinde ise İzmir,
İstanbul’dan sonra ikinci sırada yer
alıyor. İzmir’in kentsel dönüşüme
ihtiyacı var. Bu çerçevede, İzmir’de
de kentsel dönüşüm çalışmaları
devam ediyor.
Kentsel dönüşümün, Türkiye’deki
toplam maliyetinin 400 milyar
dolar olacağı tahmin ediliyor.
Kentlerimizin düzgün bir mimariye
ulaşması açısından dönüşüm önemli,
bu sırada, kentlerimize yerli ve
yabancı sermaye de girecek, bu
gayet doğal; ancak bu dönüşümün
tamamıyla rant eksenli yapılaşmaya
dönüşmemesi için kamunun ve
sivil toplum kuruluşlarının dahil
olacağı bir denetim mekanizmasının
oluşturulması gerekiyor. Bunda da,
benzer tecrübeleri yaşayan ülkelerin
iyi örneklerinden faydalanabiliriz
görüşündeyim.
Haber`siz´siniz35
TÜRKİYE ekonomisi 2013 yılında yüzde 4.0
büyüdü. Gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) 2013’te 1
trilyon 561 milyar liraya çıktı.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı verilere
göre, ekonomi dolar bazında ise yüzde 4.3 büyüdü
ve GSYH 820 milyar dolar olarak belirlendi.
kadar geriledi.
Harcamalar 1 trilyon lirayı geçti
Büyümeyi tetikleyen bir başka etken de devletin
yaptığı tüketim harcamaları oldu. Hanehalklarının
2013 yılında nihai tüketim harcamaları yüzde 4.6
artarken, devletin nihai tüketim harcamalarındaki
yükseliş yüzde 5.9’u buldu.
Hanehalklarının nihai tüketim harcamaları 2013
yılında mevcut fiyatlarla 1 trilyon 107 milyar lirayı
buldu. Devletin tüketim harcamaları da 235 milyar
lirayı geçti.
Dış ticaretin büyüme üzerindeki net etkisi ise
negatif oldu. İhracattaki artış yalnızca yüzde 0.1
düzeyinde kalırken, ithalat yüzde 8.5 yükseldi.
Türkiye ekonomisi 2013 yılının son çeyreğinde
yüzde 4.4 büyüdü; böylece yıllık büyüme yüzde
4.0 düzeyinde gerçekleşti. TÜİK verilerine göre
2013 yılında büyümenin lokomotifi bankalar
oldu. Ağırlığını bankaların oluşturduğu mali aracı
kuruluşlar, 2013 yılında yüzde 9.8 büyüdü.
Finans tarafındaki yüksek büyümeye karşılık
üretimde büyüme düşük düzeylerde gerçekleşti.
İmalat sanayiinde 2003 yılındaki büyüme, yüzde
3.8 ile ortalama büyümenin altında kaldı.
Bu gelişmeler sonucunda, Türkiye’de kişi başına
yıllık gelir 2013 yılında cari fiyatlarla 20 bin
531 TL oldu. Böylece, 2013 yılı döviz kurlarına
göre kişi başına gelir dolar bazında da 10 bin 782
dolara çıktı. Buna karşılık, güncel döviz kurları
ile kişi başına gelir 9 bin 500 dolar düzeylerine
KEKiK YAĞI PiYASALAR
AiLELERiN GEÇiM KAYNAĞI
Torosların tepelerinden toplanan kekiğin doğal yöntemlerle elde
edilen yağı, yüksek rakımlı köylerde yaşayan aileler için ekmek
kapısı haline geldi.
Kekik yağı çıkararak ailesini geçinçıkarma işi yaklaşık dört saat sürüyor”
diren 49 yaşındaki Abdullah Güven, bu dedi.
yorucu işte 10 kilo kekikten yaklaşık
Bir kilogramı 500 ila 750 lira arasında
100 gram yağ çıktığını anlattı. Kekik
değişen fiyattan satılan kekik yağını
yağının kilosu ise 500 ile 750 lira
üretmek hayli zahmetli. Abdullah
arasında değişen fiyatlarla satılıyor.
Güven, bu üretim sürecini şöyle
Antalya’nın Akseki İlçesi’ne
anlattı:
bağlı Alaçeşme Köyü’nde
yaşayan Abdullah Güven, Orman
İşletme Müdürlüğü’nden aldığı
izinle Torosların bin 100 ila bin 800
rakımlarındaki tepelerinden kekikleri
topluyor. Birçok hastalıkta yan
tedavi aracı olarak kullanılan kekiği
toplama işine amatör olarak başladığını
anlatan Güven, önceleri kekikleri
kurutup sattığını, daha sonra yağ sıkma
işlemine geçtiğini söyledi.
10 KİLO KEKİKTEN 100 GRAM YAĞ
Kazan ve imbik sistemi yaptırarak
yağ çıkarmaya başladığını belirten
Güven, kazana attığı 8, 10 kilo kekiği
4 saat kaynattığını söyledi. Güven,
“10 kilo kekikten 100 gram kekik yağı
çıkarıyorum. İleride daha gelişmiş
olarak bu işi yapmak istiyorum. Yağ
“Topladığımız kekikleri kazana
doldurup içine su döküyorum, altını
yakarak ısıtıyorum. İçi kekik ve su
dolu kazanın üzerine özel yaptırdığım
kapağı koyuyorum. Kazanla kapağın
birleştiği yeri çamurla sıvıyorum.
Kazan kapağının üzerine devamlı
soğuk su akacak şekilde su takviyesi yapıyorum. Kazan kaynayınca
içerisi buharla dolar. Buhar soğutulmuş
kapağın iç yüzüne değince yoğunlaşır
ve damla haline gelir. Damlalar
kapağın iç yüzünden aşağı doğru
kayar, kapağın iç alt kısmındaki
yukarı doğru kıvrılmış bölümde
birikir. Damlalardan oluşan damıtılmış
su, bu borudan dışarı akar. Aktığı
yere kekik yağı ile karışık damıtılmış
kekik suyunun birikmesi için cam
kavanoz koyarız, bu arada kazanın
altını devamlı yakmak zorundayız.
Kazandaki kekikli suyun kaynama
işlemi, damıtma bitinceye kadar devam
eder. Bu işlem bir kazan kekik için 4
saat kadar sürer. Damlalar halinde cam
kavanoza akan kekikli su dinlenmeye
bırakılır, dinlenme sonucu kekik ve
su birbirinden ayrışır. Artık kekik
yağı renkli cam kaplara doldurularak
kullanıma hazır hale gelir.”
SiYASi TABLONUN
DEVAMINA DESTEK VERDi
Yerel seçimlerde siyasi tabloda önemli bir değişiklik
olmayacağının anlaşılması, piyasaları rahatlattı.
Seçimler öncesi son işlem günü
2.57 lira düzeyine indi.
olan Cuma gününü 2.18 lira
Borsa endeksi de ilk işlemlerde
düzeyinde kapatan dolar, yeni
yüzde 1.95 yükselişle 70,464.73
güne 2.17 liranın da altında
seviyesinden açıldı. Borsa
başladı. Bankalar arası piyasada
İstanbul Endeksi’ni yukarıya
dolar 2.16 liraya kadar geriledi.
taşıyan bankacılık hisseleri oldu.
Euro da 2.98 lira ile 3.0 liranın
Bankacılık endeksi güne yüzde
altına çekilince, yarı yarıya dolar
3.17’lik yükselişle başladı.
ve eurodan oluşan döviz sepeti de
ŞUBAT’TA iHRACAT ARTTI iTHALAT AZALDI
Türkiye’nin ihracatı, şubat ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 6,2 artarak 13 milyar 150 milyon dolara ulaştı. İthalat ise yüzde 5,9 azalarak 18 milyar 250 milyon dolara
yükseldi. Bu sonuçta dış açıkta azalma trendi devam etti.
Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB)
aksam parçaları” olurken, bu faslı 1
aynı ayına göre yüzde 8,4 artarak
mekanik cihazlar ve aletler, bunların
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)
ihracatı, bu yılın şubat ayında geçen
milyar 139 milyon dolarla “kıymetli
1 milyar 175 milyon dolar olurken,
aksam ve parçaları”, 1 milyar 287
ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı
yılın aynı ayına göre yüzde 7,5 artarak Almanya’yı sırasıyla 1 milyar 22
veya yarı kıymetli taşlar, kıymetli met- milyon dolarla “elektrikli makina ve
işbirliğiyle oluşturulan bu yılın şubat
5 milyar 470 milyon dolara yükseldi.
milyon dolarla Irak, 729 milyon dolarla aller, inciler, taklit mücevherci eşyası,
ayına ilişkin Geçici Dış Ticaret
cihazlar, ses kaydetme verme, telİngiltere ve 642 milyon dolarla İsviçre metal paralar”, 1 milyar 87 milyon
İstatistikleri açıklandı.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)
evizyon görüntü-ses kaydetme verme
dolarla “kazanlar, makinalar, mekanik
takip etti.
ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı
cihazları ve bunların aksam parça
Buna göre, ihracat şubat ayında
cihazlar ve aletler, bunların aksam ve
işbirliğiyle oluşturulan Geçici Dış
İthalatta ise ilk sırayı Rusya aldı. Bu
aksesuarları”, 1 milyar 152 milyon
2013’ün aynı ayına oranla yüzde 6,2
parçaları”, 870 milyon dolarla “demir
Ticaret İstatistikleri’ne göre, AB’nin
ülkeden yapılan ithalat, söz konusu
dolarla “demir-çelik” ve 1 milyar 130
arttı ve 13 milyar 150 milyon dolara
ve çelik”, 767 milyon dolarla “örme
ihracattaki payı 2013’ün şubat ayında
dönemde yüzde 1,4 artarak 2 milyar 44 giyim eşyası ve aksesuarı” takip etti.
milyon dolarla “plastikler ve mamulyükseldi. Aynı dönemde ithalat ise
yüzde 41,1 iken, bu yılın aynı ayında
milyon dolar oldu. Rusya’yı sırasıyla
leri” izledi.
yüzde 5,9 azalarak 18 milyar 250
yüzde 41,6’ya yükseldi. AB’ye yapılan 1 milyar 928 milyon dolarla Çin, 1
milyon dolar olarak hesaplandı.
İTHALATTA LİDER MİNERAL
ihracat, aynı aylar karşılaştırıldığında
milyar 721 milyon dolarla Almanya ve
Anılan dönemde dış ticaret açığı
YAKITLAR VE YAĞLAR
yüzde 7,5 artarak 5 milyar 470 milyon
993 milyon dolarla ABD izledi.
yüzde 27,2 azalarak 7 milyar 9 milyon dolara çıktı.
Fasıllara göre ithalat
dolardan 5 milyar 100 milyon dolara
MOTORLU KARA TAŞITLARI
değerlendirildiğinde şubatta en
düştü.
ALMANYA İLK SIRADA
fazla ithalat yapılan fasıl 4 milyar 550
ZİRVEDE
İhracatın ithalatı karşılama oranı, 2013 Almanya, şubatta en fazla ihracat
milyon dolarla “mineral yakıtlar ve
Fasıllar düzeyinde en büyük ihracat
şubat ayında yüzde 63,9 iken, bu yılın
yağlar” oldu. Bu faslı 2 milyar 147
yapılan ülke oldu. Bu ülkeye yapılan
kalemi 1 milyar 454 milyon dolarla
aynı ayında yüzde 72,1’e çıktı.
milyon dolarla “kazanlar, makinalar,
ihracat, söz konusu ayda geçen yılın
“motorlu kara taşıtları ve bunların
CAZ FESTiVALi
Yaşar
AKSOY
SONA ERDi
Halit Ziya’dan Berin
Taşan’a seçkin portreler
İzmir Edebiyatı’nın en başlarına
Halit Ziya Uşaklıgil’i koymalıyız.
İlk gençliğinin onbeş yılını İzmir’de
geçirmiş, Nevruz dergisi ile Hizmet
gazetesini çıkarmış, ilk ürünlerini orada
vermiş olan Halit Ziya Uşaklıgil, “Kırk
Yıl” isimli anılarında İzmir’i kucaklar,
eski sokaklar ve olaylarda bizi keyifle
gezdirir.
32. iZMiR TiYATRO GÜNLERi,
ALAATTiN ERASLAN ANISINA GERÇEKLEŞECEK!
Bu yıl Alaattin Eraslan anısına düzenlenecek olan 32. İzmir Tiyatro Günleri, 27 Mart - 11 Nisan arasında gerçekleştiriliyor.
Bu yıl 32.’si düzenlenecek
olan İzmir Tiyatro Günleri,
geçen yıl hayata gözlerini
yuman Alaattin Erarslan
anısına Dokuz Eylül
Üniversitesi, Dokuz Eylül
Güzel Sanatlar Fakültesi,
Ege Üniversitesi, Devlet
Tiyatroları, Tepekule
Kongre ve Sergi Merkezi,
Makina Mühendisleri Odası,
Devlet Opera ve Balesi,
Kurt Co, Aysa Organizasyon ve Aysa Prodüksiyon
Tiyatrosu’nun katkılarıyla
27 Mart - 11 Nisan tarihleri
arasında gerçekleştiriliyor.
32. İzmir Tiyatro Günleri’ne
İstanbul, Ankara ve
İzmir’den birçok tiyatro,
sezonda sergilemiş oldukları
oyunlarıyla konuk olup
sahne alacak. Etkinliklerin
bu yılda da temel düşüncesi,
sezon boyunca sergilenmiş
oyunları bir festival bünyesinde bir araya getirmek
ve tiyatroseverlerin sezon
içinde kaçırmış oldukları
oyunları ekonomik
bilet fiyatlarıyla izleyiciye
sunmaktır.
“YA MADENLER OLMASAYDI?”
KONULU KISA FiLM YARIŞMASI
Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı’ndan Tanıtım atağı. Vakıf, madenciliğin önemini anlatmak ve
madenlerimize sahip çıkmak için ülke çapında tanıtım atağına geçti
“Madenler ve maden“Çağdaş Yaşamda, maden- düzenleniliyor.
Geliştirme Vakfı,
cilik modern yaşamın
ler sadece iletişim, ulaşım,
düzenleyeceği Kısa Film
AMATÖR SİNEMACILAR Yarışması için İstanbul
vazgeçilmezi ve hatta
eğitim ve toplumsal
olmazsa olmazıdır” ana
düzenin sağlanmasında
Üniversitesi İletişim
İŞ BAŞINDA!
fikrinden yola çıkan Yurt
değil; insanoğlunun en
Fakültesi ile işbirliği
Yaşamımızda bu
Madenciliğini Geliştirme
temel yaşamsal ihtiyacı
yapacak.
denli vazgeçilmez olan
Vakfı, düzenleyeceği Kısa
olan sağlıklı beslenme,
Kısa Film Yarışmasına
maden ve sürdürülebilir
Film Yarışması’yla “Ya
barınma ve üreme de bile
geniş bir katılım beklmadenciliğin
öneminin
Madenler Olmasaydı?”
hava, su ve ateş kadar
ediklerini belirten Vakıf
bugüne
kadar
yeterince
Sorusunu soracak.
gereklidir” diyen Vakıf,
yetkilileri bütün amatör
anlatılmamış
olduğu
yetkilileri “Ya Madenler
Madenler, Hava, Su Ve
sinemacıları kamera
gerçeğinden
hareket
Olmasaydı?” Konulu
Ateş Kadar Önemli!
başına davet etti.
eden
Yurt
Madenciliğini
bir Kısa Film Yarışması
YETENEK SİZSİNİZ 2014 ŞAMPİYONLARI KIVANÇ VE BURAK İZMİR’DE
Yetenek Sizsiniz Türkiye ile izleyicilerden
büyük beğeni alan ve
Yetenek Sizsiniz 2014
şampiyonu olan Kıvanç
ve Burak, eşi benzeri
olmayan bir gösteriyle
İzmirli hayranlarıyla
buluşmaya hazırlanıyor.
Onlardan sadece
illüzyon gösterisi
yapmıyor, Daha önce
yaşamadığınız bir
gösteriye imza atıyorlar,
yeni hazırladıkları Ben
Kıvanç, Ben Burak
gösterileri ile 7’den
70’e herkesimi hayretler
içerisinde bırakmaya
hazırlanıyorlar.
Ailenizle veya
dostlarınızla
seyredebileceğiniz bu
sıradışı gösterilerinin en
büyük özelliği interaktif olması... Bütün
seyirciler gösterinin
bir parçası olacak ve
salondaki tüm izleyenler
illüzyona katılacak.
Her sihirbazlık öğesinin
içinde bir hikaye ve
her hikayenin içinde
bir kahraman var. Bu
hikayedeki kahraman da
sizsiniz.
Mutfak
Cadıları
Tiyatro İstanbul oyuncularının
oynadığı Mutfak Cadıları tiyatro
oyunu, 12 Nisan’da Karşıyaka Opera
ve Tiyatro Salonunda ve 13 Nisan’da
İzmir AKM’de izmirli tiyatro severlerle
biraraya geliyor
Konusu: Dolly ve İzzy geçmişte çok iyi
arkadaşlardır. Fakat yaşamış oldukları duygusal bir olay aralarını açmıştır. Dolly oğlu
Stephan ile bir yemek programı sunmaktadır.
Her şey yolunda giderken Stephan’ın okumuş
olduğu seyirci mektubu olayın akışını
tamamen değiştirir. Programı basan İzzy tüm
gerçekleri ortaya döker. Bu keyifli komedide
bazen duygusal, bazen inanılmaz sürprizler
sizleri bekliyor olacak…
9
kültür - sanat
Haber`siz´siniz35
Katıldıkları uluslarası
bir illüzyon
yarışmasında aynı gösteriyi yaparak tanışan
Kıvanç ve Burak,
birlikte Türkiye’de bir
benzeri olmayan Standup Magic temasını
yarattı.
Cumhuriyet döneminde İzmir’de
daha birçok önemli edebiyatçı ve yazar
yetişti. Asım Kültür’ün basında çıkan
filozof tadındaki yazıları ve engin
görüşlü konferansları, Ziya Somar’ın
felsefeciliği ve öğretmenliği, Fuad
Edip Baksı’ya “Her on İzmirlinin bir
tanesi mutlaka öğrencimdir” dedirten
eğitmenliği ve romantik şairliği, Kemal
Bilbaşar’ın Cemo, Memo gibi ilk
doğu romanları ve seçkin kişi¬liği,
1950’den sonra yerleştiği şehirde
yazdığı tüm eserleriyle Cevat Şakir
Kabağaçlı’nın merhabası, Nahit Ulvi
Akgün’ün çapkın şiirleri ve güzel
endamıyla Alsancak sokaklarında
salınışı, onbinlerce eve kitapları giren
sevgili Muzaffer İzgü’nün sevimli
çocuk ve gençlik romanları, büyük bir
beyin olarak daima hayran olduğum
eleş-tirmen, şair ve denemeci Turgay
Gönenç’in fırtına tadındaki sanat
konfe-ransları, eleştirmen Mehmet
H.Doğan’ın titiz şiir seçkileri, estetik
yazıları ve nitelikli çevirileri, Mehmet
Ergüven’in entellektüel tutumu ve
başkaldırı tadındaki aykırı kitapları,
“İlk şiirlerimi 1946’da yazdım,
toplumcu-devrimci edebiyatın
temsilcisi oldum, hukuk mesleğimde
de iktidarların değil, Atatürk
devrimlerinin savunucusu oldum,
hiçbir zaman vatanı satmadım, evirip
çevirmedim” diyen Cumhuriyet savcısı
ve Aydınlanmacı şair Berin Taşan’ın
o anlamlı edebiyat adamı tavrı, tatlı
sohbetler ve edebiyat tarihine belge
bırakan yazılar üstadı Mustafa Şerif
Onaran’ın İzmir kaldırımlarını anlatan
ve eski Namazgah’ı canlandıran
şiirleri, “Ben şiiri ve gerçek edebiyatı
Lise-1’de hocam İsmet Kültür’den
öğrendim” diyen sevgili Refik
Durbaş’ın İzmir’e özlem kokan
şiirleri, yazıları ve kitapları, Aydoğan
Yavaşlı’nın “Ben Kubilay, Ben Hasan
Tahsin, Ben Atatürk’üm” kitapları,
Erdoğan Aytekin’in bir İzmir destanı
olan “Kırmızı Sokağın Suzanı” isimli
tiyatro eseri, yine Dinçer Sümer’in o
muhteşem ve her seferinde gözyaşları
içinde izlediğim “Maviydi Bisikletim”
tiyatro eseri unutulur mu?.. Unutulur
mu bunlar?..
Cahit Külebi’nin şu dizeleri de
unutulur mu?
“İzmir’in denizi kız, kızı deniz
Sokakları hem kız hem deniz kokar..”
2011-2012 yılında International Magic Soceity
tarafından Merlin Ödülü
olan “En İyi Büyük
Sahne Sihirbazı” ve “En
İyi Manipülatör” seçilen
Kıvanç ve Burak,
sahnedeki yerlerini aldı
ve sizleri bekliyor..
bavul
Bavul, karısından yeni
ayrılan Berkcan’ın gittiği
tatil dönüşü bavulların
karışması sonucunda Aslı
ile tanışmasını anlatan
romantik bir komedi...
30’lu yaşların sonundaki
Berkcan, bir Facebook
toplantısında karısının lise aşkı
ile kaçıp kendisini terk etmesi üzerine ağır bir depresyona
girer ve rutin hayatı yaşamayı bırakır. Berkcan için hayat
sadece karısının mektupları ve hatıralarından ibarettir.
Berkcan, karısının hatıralarını takip ettiği bir seyahat dönüşü,
bavullarının karışması sonucu Aslı ile tanışır. Aslı bir yayın
evinde editördür ve o da birine bağlanamamaktan şikâyet
etmektedir. Ayrıca başında zebella gibi duran annesi Devlet
Hanım’dan çekmediği kalmamıştır. Çok geçmeden Berkcan
ve Aslı arasında bir bağ oluşur. Dost olmak ve aşık olmak
arasında gelgitler yaşamaktadırlar. Sahne aralarında çıkan
Psikiyatrist Basri Bey’in yardımı ile işler daha da karmaşık
ve saçma bir hal alır.
İzmir’in içinden, Ahmet Haşim’den
ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu’ndan
başlayarak, Rüştü Şardağ, Refik
Durbaş, Süreya Berfe, Can Yücel,
Feyza Hepçilingirler, Suat Taşer,
Mustafa Şerif Onaran, Metin Altıok,
Tevfik Akdağ, Ayhan Çıkın, Dinçer
Sümer, Hidayet Karakuş, Ahmet
Günbaş, M. Kadri Sümer, Hüseyin
Yurttaş, Eftal Sevinçli, Asım Öztürk,
Yüksel Pazarkaya, Nedret Gürcan,
Besim Akımsar, Özdemir Hazar,
Özdemir Nutku, Bilge Umar, Şadan
Gökovalı, Oğuz Makal, Prof Dr. Murat
Tuncay, Oğuz Adanır, Simber Atay,
Erdoğan Aytekin, Prof Dr. Se-mih
Çelenk, Dr. Onur Şenli, Adem Kargı,
Ümit Yaşar Işıkhan, Aydoğan Yavaşlı
gibi hazine değerinde edebiyatçılar,
kültür adamları gelip geçtiler.. Bu şehir
hepsini kucakladı, hepsi de bu şehri
kucakladılar..
Yepyeni yazarlarımız da kervana
katıldılar..
Adnan Turgut’un Çaça romanını
okudunuz mu?.. Eşrefpaşa’yı anlatıyor..
Erguvaniler’i okudunuz mu?.. İzmir
çocuğu Tayfun Er, anasından iktidar
doğanları yazıyor ve iktidarları
sallıyor..
Daha niceleri, İhsan Bayram, Sadık
Yemni, Mehmet Coral, İhsan Oktay
Anar, Can Eryümlü, Osman Akbaşak
nefis romanlarla İzmir Yazarları
tutanağını yetkin kalemleriyle
zenginleştiriyorlar.
10
Uzm. Dr.
Serdar
BİÇEROĞLU
Patlıcan musakka
Patlıcanlar 1 parmak kalınlığında halka
halka doğranır. Tuzlu suya konur. 1 saat
kadar bırakılıp siyah suyunun çıkması
beklenir. Süzülen patlıcanlar, kurulanıp
tavaya konulan bol yağda alt-üst hafif
şekilde kızartılır. 1 kat olarak yayvan bir
kaba yayılır. Kızaran diğer patlıcanlar
tabağa alınır. 3 yemek kaşığı yağda ince
doğranmış soğan ve kıyma kavrulur.
Domates, tuz, karabiber eklendikten sonra
bir taşım kaynatılır.
Tepsiye koyduğumuz patlıcanların
üzerine muntazam bir şekilde konur. 2 su
bardağı suyu ilave edip 20-25 dakika kısık
ateşte pişirilir. Söndürülünce ince kıyılmış
maydanoz serpilir. Patlıcan Musakka hazır.
Afiyet olsun.
Kabak oturtma
Kabakları ister soyun,ister kazıyın
onları halka halka kesin kızgın yağda
çok kararmayacak şekilde kızartın yağı
süzülecek şekilde süzgece koyun.En az 1
saat bekletin.
Soğanı ve biberi ince ince kıyın.
Kıymayı,soğanı ve biberi tencereye hiç yağ
koymadan kısık ateşte içine yarım kahve
fincanı su ekleyerek kavurun arda karıştırın
ki dibi tutmasın.Etin yağı ve eklediğiniz
su kıymayı kavurmaya yetecektir.İyice
kavrulunca küp küp kesilmiş domatesleri
ilave edin,biraz çevirip salçasını
ekleyin,domatesler pişene kadar kaynatın.
Tuzunu ve karabiberi ekleyin.Kavrulan
kıymayı tencerenin bir tarafına toplayın ve
yağı süzülmüş kabakların yarısını alta dizin
kıymayı üstüne yayın geri kalan kabakları
üste dizin yani kıyma iki kabak sırasının
arasında kalsın.Tencereye 2 bardak sıcak su
koyup ocağın altını kısın arada bir yemek
kaşığını aralara batırarak suyu her tarafa
dağılmasını sağlayın. 20 Dakika içinde
yemeğiniz hazır.Sulu istersiniz daha az
süre pişirebilirsiniz benim gibi daha az sulu
seviyorsanız tencerenin kapağını açar 5
dakika daha kaynatırsınız.
Yemeği servis ederken mutlaka
üstüne sarmısaklı yoğurt dökün tadına
bayılacaksanız.
Mevsimi geliyor diye anlattım.
Konuşacak birşey kalmadı. Zira bundan
sonra can güvenliğim ve karın tokluğum
için yemek tarifi yazmaya karar verdim.
Yerseniz...
DİŞLERİNİZE ZARAR VEREN
15 KÖTÜ ALIŞKANLIK
Dişlerinize ne kadar iyi bakarsanız bakın
kötü alışkanlıklarınız yine de onlara zarar
verebilir.
Diş gıcırdatmak : Stres ve uyku
alışkanlıklarının neden olduğu diş
gıcırdatma zamanla dişlerinize zarar
vererek ağrıya yol açar. Gündüzleri
sert gıdalardan kaçınarak ve geceleri
koruyucu apareyler kullanarak ağrıdan
kurtulabilirsiniz.
Sakızlı şeker çiğnemek: Tüm şekerli
besinler, özellikle daha uzun süre
çiğnendiği için şekerli sakızlar diş çürüğünü
teşvik eder.
Şişe kapağı açmak için dişleri
kullanmak: Dişlerinizle şişe kapakları ya
da plastik ambalajları açmayı denemeyin.
Bu yanlış alışkanlık dişlerinizde çatlaklara
neden olabilir.
Sık sık atıştırmak: Çok sık atıştırmak
dişlerinizde gıda kalıntıları bırakarak
bakteri plağı oluşumuna neden olur; bu da
çürümeyi hızlandırır.
Kalem çiğnemek: İş stresinden ya da
yoğunlaştığınız zamanlarda kalemlerin
başlarını çiğniyorsanız dişlerinize ciddi
zarar veriyor olabilrsiniz.
Çekirdek çitlemek: Çekirdek çitlerken
çekirdek artıkları ara yüzlere takılıp diş ve
dişetine zarar verebilir.
saglık
Haber`siz´siniz35
BEYNİ ÖLDÜREN GIDALAR
Günlük hayatta hiç dikkat etmeden tüketilen
birçok besin sağlık açısından incelendiğinde
oldukça tehlikeli çıktı. İşte hayatımızdan
çıkaramadığımız ama insan sağlığını bozan
yiyecekler...
Şeker ve şeker ürünleri: Uzun süreli şeker
kullanımı nörolojik problemlere sebep olur.
Ayrıca hafızayı zayıflattığı ve öğrenme
kabiliyetini zaafiyete uğrattığı tespit edilmiştir.
Alkol: Alkolün karaciğeri iflas ettirdiği
bilinmektedir. Ancak az bilinen diğer etkisi
de beyni bitirip tükettiğidir. Sağlıklı düşünme
yeteneğini zayıflatır, hafızayı da tüketir. Kısa
vadede alkol bırakıldığı takdirde etkileri belli
bir düzeyde onarılabilmektedir. Ancak uzun
süreli kullanımlarda kalıcı hasarlara da yol
açabilir.
Fast Food: Beynin kimyasını değiştirip
depresyon ve anksiyete sorunlarına yol açan
fast food ürünlerinin içindeki katkı maddeleri;
öğrenme bozukluğu, motivasyon eksikliği ve
hafıza zayıflığına yol açıyor.
Kızarmış yiyecekler: Bütün işlenmiş yiyecekler
kimyasallar, katkı maddeleri, yapay tatlandırıcılar
ve koruyucular içerir. Bunlar ciddi beyin
hasarlarına yol açar, beyin sinirlerini zedeler.
Doğadaki en toksik ve tehlikeli kızartma yağının
ise ayçiçek yağı olduğu tespit edildi.
İşlenmiş veya önceden pişirilmiş gıdalar: Tıpkı
kızarmış gıdalar gibi işlenmiş gıdalar da merkezi
sinir sistemine zarar verir. Bu da dejeneratif beyin
bozukluğuna yol açar. İleriki yaşlarda Alzheimer´a
neden olur.
Çok tuzlu gıdalar: Tuzun kalbe zarar verdiğini
herkes bilir. Bilinmeyen şey ise tuzun içindeki
yoğun sodyum beyne de zararlıdır ve düşünme
yeteneğini zayıflatır. Zekayı da gerilettiği ispat
edilmiştir.
Tahıllar: Tahılların hepsi beyin fonksiyonlarına
zarar verir. Ancak bunun tek istisnası yüzde 100
tam kepekli tahıllardır. Yani tam tahıllar. Eğer çok
tahıl tüketirseniz bu hızlı yaşlanmanıza da yol
açacaktır.
İşlenmiş proteinler: Sosis, salam, sucuk ve
benzeri gıdalar gibi işlenmiş proteinlerden uzak
durulmalıdır. Doğal proteinler sinir sistemini
yapılandırırken, işlenmiş proteinler tam tersini
yapar. Yani sinir sistemini tahrip eder.
Trans yağlar: Bir çok ciddi soruna yol açar.
Kalp sorunları, kolesterol ve obezite bunların en
çok bilinenidir. Az bilinen ise beyne de oldukça
zarar verdiğidir. Refleksleri öldürür, beyin
işlevinin kalitesini düşürür.
Yapay tatlandırıcılar: İnsanlar zayıflamak
için şeker yerine yapay tatlandırıcı kullanırlar.
Bunların daha az kalori içerdiği doğru olsa
da faydasından çok zararı vardır. Uzun
kullanımlarda beyin hasarına ve zihinsel
bozukluklara yol açar.
Nikotin: Beyninize kan gitmesini engeller.
Kan gitmezse oksijen de gitmez. Bu da
beyninizin yavaş yavaş ölmesine yol açar. Sinir
sistemini tüketir.
Çocuğunuzu Menenjİtten
Aşıyla Koruyun
Medical Park Göztepe Hastaesi Kompleksi Çocuk sağlığı ve Yenidoğan
Uzmanı Prof Dr. İpek Akman uyarıyor.
Çocuklarda hayati
iltihaplanması sonucu oluşan
BEBEKTE BINGILDAĞA
tehlike yaratan menenjit
bir hastalıktır. Fark edildiği
BAKIN
hastalığından korunmanın tek an tedavi edilmezse duyma
Menenjit
belirtileri,
yolunun aşılanma olduğunu
kaybı, beyin hasarı ve hayati
bebeklerde daha farklı ve
söyleyen Medical Park
tehlikeye neden olabilecek
anlaşılması zor olabilir.
Göztepe Hastane Kompleksi ciddi sonuçlar doğuran bir
Çocuk Sağlığı ve Yenidoğan enfeksiyon türüdür. Hastalığa Bebekte düşük ya da yüksek
vücut ısısı, huzursuzluk,
Uzmanı Prof. Dr. İpek
daha çok 5 yaş altı çocuklar
Akman uyarıyor: Menenjite
yakalanır. Kalabalık ortamlara devam eden ağlama, uyku
hali, beslenme problemi,
neden olan Pnömokok ve H. maruz kalanlarda menenjit
bıngıldağın şişkin olması
İnfluenza bakterilerinin aşıları gelişme olasılığı daha
bebeklerde dört doz halinde
yüksektir. En sık görülen tipi, durumunda hemen doktora
uygulanıyor. Meningokok
meningokok türü bakterilerin başvurulmalıdır.
aşılarının ise Türkiye’de
neden olduğu menenjittir.
Menenjit tanısı, beyin
ruhsatı vardır; ancak henüz
omurilik sıvısının
SÜREKLİ UYUYORSA rutin aşı şemasında yoktur.
incelenmesiyle konulur.
DİKKAT
Dokuzuncu aydan itibaren
Belden su alma işlemi,
uygulanabiliyor ve bu
tecrübeli bir hekim
Hastalık bazen yerel
ölümcül hastalığa karşı
tarafından, bel hizasından
salgınlar yapar. Menenjite
koruyucu olabiliyor.
omuriliğe iğne sokarak
yol açan diğer bakteriler
yapılır. Alınan örnek
arasında en sık görülenleri
Medical Park Göztepe
laboratuarda incelenir, hücre
Pnömokok ve H.
Hastane Kompleksi Çocuk
sayımı ve kültür yapılır.
İnfluenza’dır.
Tüberküloz
Sağlığı ve Yenidoğan Uzmanı
Menenjit şüphesi olan hasta
(verem) menenjiti, ender
Prof. Dr. İpek Akman;
hemen hastaneye yatırılmalı
görülen önemli bir menenjit
çocuklarda hayati tehlikeye
türüdür. Virüsler de menenjit ve uygun antibiyotikler
neden olabilen menenjit
başlanmalıdır.
ve ansafalite yol açabilir.
hastalığıyla ilgili bilgiler
verdi ve uyarılarda bulundu: Menenjit belirtileri; şiddetli
TEDAVİDE SAATLER
Türkiye’de her yıl binlerce baş ağrısı, yüksek ateş,
ÖNEMLİ!
çocukta görülen ve çoğunda halsizlik, iştah kaybı, ense
sertliği
ve
ağrısı,
bilinç
kaybı,
Bakteri¬lerle oluşan
ciddi hasar bırakan menenjit,
sürekli uyuma isteği, fazla
menenjitlerde, hastalığın
beyinde gerçekleşen ve
ışığa bakamama, ciltte oluşan seyri, tanının zamanlamasına
beyni çevreleyen zarların
lekeler ve havale geçirmedir.
ve tanı ile tedavi arasında
geçen süreye bağlıdır.
Tedaviye başlamada günler
değil saatlerin önemi vardır.
Menenjitli hastalar, içinde
bulun¬dukları tehlikeli
durumdan ötürü tam
teşekküllü hastanelerde
tedavi altına alın¬malıdırlar.
Burada dolaşım ve solunum
sistemleri sürekli denetim
altında tutu¬larak şok ve
beyin ödemi gibi tehlikelere
karşı önlem alınabilir.
SİNSİ TEHLİKE:
MENİNGOKOK
Meningokok menenjiti
çok bulaşıcıdır ve hastayla
teması olan aile bireylerinin,
doktor ve hemşirelerin de
antibiyotikle korunmasını
gerekir. Menenjitten
aşılama ile korunmak
mümkün. Pnömokok ve
H.influenza bakterilerinin
aşıları bebeklere 2, 4 ve
6 aylık olduklarında ve
12.-18. aylarda toplam
dört doz halinde uygulanır.
Meningokok aşılarının
ise Türkiye’de ruhsatı
vardır; ancak henüz rutin
aşı şemasında yoktur.
Dokuzuncu aydan itibaren
uygulanabilmekte ve bu
ölümcül hastalığa karşı
koruyucu olabilmektedir.
POLEN VE ARI ALERJiSi OLANLARA UYARI
İZMİR Üniversitesi Tıp Fakültesi
Medicalpark Hastanesi Alerji
İmmünoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr.
Mehmet Ünsel, polen ve arı alerjisi
olan hastalar için sıkıntılı mevsimler
olan bahar ve yaz ayları için
önerilerde bulundu.
Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ünsel,
Türkiye’de alerji hastalıklarının
görülme sıklığının arttığını belirtti.
Sosyo ekonomik düzeyin ve
sanayileşmenin arttığı bölgelerde bu
oranın daha da yükseldiğini kaydeden
Yrd. Doç. Dr. Ünsel, “Alerjik
hastalıkların belirtileri neden olan
etkene (alerjen) göre değişir. İlkbahar
ve yaz döneminde bol miktarda
havaya karışan polenler, evlerimizde
bizimle birlikte yaşayan kedi, köpek,
kuş, saksılı çiçek ve rutubetli evlerde
sayıları artan küfler, kendi başımıza
veya doktorlar tarafından önerilen
sıkça kullandığımız ilaçlar (özellikle
ağrı kesiciler ve antibiyotikler), temel
besin maddelerimiz (yumurta, süt,
tavuk eti, fıstık, soya, çilek, kivi,
deniz ürünleri), kahvaltılarımızı
keyifli hale getiren arılar (bal ve yaban
arıları), hijyenimiz ve öz bakımımız
için kullandığımız sabun, şampuan,
kozmetik ürünler, saat, künye, kolye
gibi takılar (özellikle imitasyon
olanlar) başlıca alerjen kaynaklarıdır.
Sağlıklı bireyler bu alerjenlere karşı
alerjik yanıt oluşturmazken, alerjik
hastalığa yatkın olan bireyler anormal
ve aşırı bir cevap vermektedir” dedi.
Alerjik nezle belirtileri ile birlikte
göğüste hırıltı ve sıkışma, öksürük,
nefes darlığınız var ve bu yakınmalar
gece, sabahın erken saatlerinde veya
eforla artıyorsa alerjik astımınız
olabilir.”
Polen alerjisi olanların ev
dışına çıktığında, iş yerinde veya
evdeyken kapı pencerelerin açık
olması durumunda polenlere maruz
kaldıklarını belirten Yrd. Doç. Dr.
Ünsel, “Bu polenler hastanın burnuna,
gözüne ve solunum yoluna giderek
HASTALARA TAVSİYELER
alerjik nezleye, göz nezlesine ve
Gelecek mevsimin bahar ve yaz
bazı hastalarda astıma yol açarlar.
olması sebebiyle polen ve arı alerjisi
Polenlerden tamamen kaçınmak
olan hastaların bu mevsimlerde risk
münkün olmasa da bazı tedbirler
altında olduğunu belirten Yrd. Doç.
alınarak polenlere maruziyet
Dr. Mehmet Ünsel şunları söyledi:
azaltılabilir” dedi.
“Polen alerjisi olan hastalar bahar
Bu durumdan kurtulmak için
ve yaz döneminde çok sık hapşırık,
alınabilecek önlemlere de değinen
şeffaf burun akıntısı, burun tıkanıklığı, Yrd. Doç. Dr. Ünsel şunları söyledi:
burun kaşıntısı, gözlerde sulanma
“Piknik yapmaktan kaçının, çünkü
kaşıntı, kulak ve boğazda kaşıntı gibi
piknik
ortamında atmosferdeki
belirtiler gösterirler. Bu hastaların
polen
yoğunluğu
artacaktır.
1/3’ünde alerjik astım gelişebilir.
Tatillerinizi mümkünse çayır,
ormanlık bölgelerden uzak geçirin.
Gece yarısından sabaha kadar
pencerelerinizi kapalı tutun. Çünkü
polenler özellikle güneş doğarken
uçuşmaya başlarlar. Mecbur
kalmadıkça bahçede veya ev dışında
çalışmaktan ve spor yapmaktan
kaçının. Polenlerin saçlarınızda
kalmasını önlemek için yatmadan
önce saçlarınızı yıkayın. Günlük
giydiğiniz elbiseleri yatak odasında
tutmayın ve farklı bir odada çıkarın.
Otomobil kullanırken arcınızın
pencereleri ve havalandırmasını açık
tutmayın. Bahar ve yaz ayları özellikle
bal arılarının kır ve ormanlık alanlarda
yoğun bir şekilde dolaştığı dönemdir.
Piknik alanlarında mangal yapılan
ortamlarda yaban arıları bulunur.
Yaban arıları eti ve su kenarlarını
severler. Bu nedenle arı alerjisi
olanlar arıların olduğu bölgelerden
uzak durmalı ve birtakım tedbirler
almalıdır.”
11
spor
Haber`siz´siniz35
ONLAR BİZİM YİĞİTLERİMİZ
Altınordu Futbol Sosyal Girişim (FSG) Başkanı Özkan, kırmızılacivertli kulübün sağlam karakterli oyunculardan kurulu olduğuna
vurgu yaparak, “Onlar, Futbol Okulları’ndaki 2 bin 835 çocuğun da
idolüdür” dedi.
ALTINORDU
Futbol Sosyal Girişim
(FSG) Başkanı Seyit
Mehmet Özkan, A takım
oyuncuları için “Onlar
bizim yiğitlerimiz, Futbol
Okulları’nda eğitim gören
2 bin 835 çocuğun idolü”
nitelendirmesini yaptı.
“Adam gibi
adam”lardan kurulu
bir kadroya sahip
olduklarının altını
çizen Özkan, “Bu
her başarı popülisttir.
yaptı.
takım şampiyon olsa da
Biz bu popülizmin
olmasa da onlar bizim
Şampiyonluk için
organizasyonumuzun
“çok istemenin yetersiz” ve aldatmacanın esiri
olmamak için günlük,
öncü kuvveti ve
olduğunu da kaydeden
haftalık, aylık plan değil,
yiğitleridir. Bu çocuklar, Özkan, “Bu işler,
gelecek planlamasını
22,6 yaş ortalamasıyla,
artık bizim geçmişte
30 yaşındaki rakiplerine
kullandığımız taktiklerle yapıyoruz” diye konuştu.
kafa tutan cesur ve sıkı
“Altınordu Futbol
işlemiyor. Sistemi veya
adamlardır. Başarıya,
Sosyal Girişi olarak temel
sporcuyu zorlamak
onların omuzlarında
amacımız, bu toprakların
size sadece günlük
ulaşacağız. Bu çocuklar
çocuklarına hizmet
başarı sağlıyor. Çok
“İyi insan” kriterinin
istemek, beraberinde ağır etmektir” cümlesinin
temelidir. İyi insanlar
altını çizen Özkan,
bedelleri de getiriyor.
sadece ligde değil
“Bu takımın formasını,
Şampiyonluk gelecekse
yaşamın bütününde
gelir, hayırlısıysa gelsin. yabancı uyruklu
şampiyon olurlar”
Biz, şu anda kulaklarımızı futbolcu giymeyecek.
şeklinde konuştu.
Yaş ortalamamız 25’i
kapattık, çıkıp rahatça
geçmeyecek. Kadronun
oyunumuzu
oynuyoruz.
Evren, Kemal, Sinan,
çoğunluğu öz kaynaktan
Murat ve Gökhan Yılmaz Bu sayede 2 sezondur
için ayrı bir paragraf açan Türkiye’nin en iyi defansı gelecek. Hızlı, hırslı,
telaşsız ve güzel futbol
olduk” dedi.
Özkan, “Bu takımı bu
oynamayı gelenek haline
noktaya onlar taşıdı. Biz,
Altınordu’nun sıra
getiren bir organizasyon
bunu unutur muyuz? 73
dışı bir planlamasının
olacağız. Allah yüzümüze
takımın mücadele ettiği
olduğuna vurgu yapan
güldü ve ilk yılımızda
ilk üç ligin en az gol
Özkan, “Kullanılıp
bu düşüncelerimize
yiyen defansı oldular.
atılan bir mendil gibi
paralel, karakteri sağlam
Geçen sezon da durum
olmayacağız. Temelsiz,
delikanlılar bulduk” dedi.
bundan farklı değildi.
taşıma suyla dönen,
Hepsiyle ayrı ayrı gurur
üretim üssü olmayan
duyuyorum” yorumu
bir sistemin elde ettiği
GÖZTEPE’DE
SUAT KAYA
FARKI
BUCASPOR TEKNiK DiREKTÖRÜ:
“DAHA iŞiM BiTMEDi”
Bucaspor teknik direktörü Mustafa Bahadır, takımın ligde
kalmayı garantilemesiyle görevini yaptığını ancak henüz
misyonunu tamamlamadığını söyledi.
“Ciddi anlamda
Bucasporlu’yum”
diyen Mustafa
Bahadır, “Görev
verilirse kalmaktan
mutluluk duyarım.
Beni istedikleri sürece
buradayım. Takım
ligde kaldı diye,
(Oldum) diyemem.
Daha yaşanacak
çok tecrübe var.
Mustafa Bahadır
ismi Bucaspor’la
özdeşleşmeli.
Bucaspor
denildiğinde akla
benim adım gelmeli.
Ancak o zaman
kendimi başarılı
sayarım” dedi.
Sait
Karafırtınalar’dan
sonra altyapı patentli
ikinci teknik adam
olan Mustafa Bahadır,
“Benden sonra
gelenler de olacaktır.
Buraya çöküp
kalma niyetimiz
yok. Önemli olan
arkada güzel
şeyler bırakmak”
diye konuştu. A-2
takımının başından
önce yardımcılığa,
sonra teknik
direktörlüğe getirilen
Mustafa Bahadır,
şöyle devam etti:
“Futbolun
içinden geldiğim
sıkıntı yaşamadım.
Yardımcıyken
nasılsam, teknik
direktör pozisyonunda
da aynı ağabeyliği
sergiledim. Takım
da bana sahip çıktı.
Mali sıkıntılara
rağmen yönetim hep
yanımızda oldu.”
Menderes
SUNKAR
Futbol
Merhaba sevgi okurlar...
CUMARTESİ Alsancak ta
ALTINORDU ecrl terleri döktüğü
maçtan son dakikalarda gelen
golle üç puana ulaştı,maça gelecek
olursK altınordunun oyuna rehavetle
başlaması rakibiM nasıl olsa kapanır
bende baskı kurup gol yada goller
atarım Düşüncesinde ağır aksak
iki ileri bir geri oynaması ve rakip
sahaya çok ağır hücum etmesi
şaşırtıcı idi halbuki bu güne kadar
gelen takımların defans yapması
benim de bir dönem oynadığım
körfezsporun da defans yapacağı
zannedil esine yol açtı halbuki rakip
takım tam aksine futbol oynamaya
çalışan ayağa pas yapan oyunu asla
çirkinleştirmeyen bir ekip görü
ümü deydi yani aynı altınordu gibi
yani aslında altınordunun oyun
şablonu ile örtüşen bir yapı ama
bir türlü konsantre olamayan izmir
ekibimiz yediği şok gole allahtan
erken yanıt verdi ikinci yarı da yine
aynı konsantrasyon eksiğiyle devam
edince öne geçmelerine rağmen yine
ikinci ucuz golü yediler.
Gümüşhanespor
deplasmanında
cezalı olan Cihan’ın
yokluğunda Alper veya
Hasan Türk gibi daha
deneyimli iki isim
varken formayı 17’lik
Tuncay’a teslim eden
Suat Kaya, takımına,
“İsim değil, performans
önemli” mesaajını
verdi. 90 dakika sahada
kalan Tuncay da
performansıyla teknik
heyeti yanıltmadı.
Bu arada
Gümüşhane’den
dönüşlerinde sıkıntı
çektikleri için
oyuncularına 2 gün izin
veren Suat Kaya, genç
oyuncusu Tuncay’ın
Göztepe’nin geçen sezon 16 yaşındayken Çorumspor’dan transfer
etmesine rağmen bugüne dek tek bir maçta dahi şans bulamayan
Tuncay, yeni teknik direktör Suat Kaya’nın göreve gelişinin henüz
ikinci haftasında ilk 11’de oynama fırsatı buldu
performansının örnek
olması gerektiğini
söyledi, “Formayı
çalışıp hak eden
giyer, sezon sonunda
da takımda hak eden
kalır” dedi. Son 6
haftada yarıştaki
rakiplerinin birbirleriyle
oynayacağını hatırlatan
Suat Kaya, “Takibi
bırakmayacağız” diye
konuştu.
İç sahadaki Sarıyer
maçında yapılan
tezahürat nedeniyle
32 bin TL ceza alıp
seyircisiz oynama
sınırına gelen
Göztepe’de yönetim,
taraftarıyla toplantı
yapacak.
KARŞIYAKA’DA CEZALAR SiLiNDi GEDiZ’iN DEV ADAMLARI
Karşıyaka, son 6 deplasmanda 4 galibiyet elde ederek alt sıralarla bağını koparırken, dış saha
zaferleri iç saha yenilgileri yüzünden verilen cezaların silinmesine sebep oldu.
Yeşil kırmızılı ekip İzmir’de önce ile Servan forma giyecek. İç
ağırlayan Kaarşıyaka, Fethiyespor
İstanbul Büyükşehir Belediyespor’a, sahada Adana Demirspor’u kadın
karşılaşmasından sonra ilk kez
ardından Fethiyespor’a mağlup
ve çocuk taraftarlar önünde
taraftarıyla buluşacak.
olunca, futbolculara 3’er
bin TL’den toplam 6 bin TL
ceza verildi. Ancak Tekden
Denizlispor’u deplasmanda
yenen futbolcuları 5’er bin
TL primle ödüllendiren
yönetim, İstanbul
Büyükşehir Belediyespor
mağlubiyetinin 3’er bin
TL’lik cezalarını da sildi.
Geçen hafta Bolu’da elde
edilen 4-1’lik galibiyet
yeşil kırmızılılara 3’er bin
TL prim kazandırırken,
Fethiyespor mağlubiyetinin
cezaları da affedildi. Son
üç maçta elde edilen 7
puanı çarşamba günü
Gaziantep Büyükşehir
Belediyespor’u yenmek
isteyen Karşıyaka’da
cezalı Burak ve Onur
Alkan’ın yerine Cafercan
MADALYAYA SEViNiRKEN
DÜŞÜP AYAĞINI BURKTU
İZMİR’de düzenlenen Görme
Engelliler Türkiye Atletizm
Şampiyonası’nda 100 ve
200 metrede üçüncü olan
İstanbullu atlet Oğuzhan
Yokuş, madalya sevincini
yaşarken 1.5 metre yükseklikten beton zemine düştü.
Genç sporcu, kazayı ayak
burkulmasıyla atlattı
İzmir Atatürk
Stadı’nda 35 kulüpten
yaklaşık 250
sporcunun katılımıyla
gerçekleşen
şampiyonanın
bugünkü bölümünde
100 ve 200 metrede
yarışan 17 yaşındaki
Oğuzhan Yokuş,
her iki dalda da
üçüncü oldu. 200
metre yarışından
sonra madalya
kazandığı öğrenen
Yokuş, sevinç
içinde arkadaşlarına
koşarken, pistin
sonundaki çim
alandan, tribünlerin
altındaki boşluğa
düştü. Yaklaşık 1.5
metre yükseklikten
beton zemine çakılan
talihsiz sporcu,
çevreden yetişenler
tarafından statta
görevli ambulansa
götürüldü. Sağ ayak
bileğindeki burkulma
dışında sorunu
olmadığı belirlenen
Oğuzhan Yokuş,
ödül töreninde şeref
kürsüsüne bandajlı
ayağı ile çıktı.
Büyük bir tehlikeyi
ucuz atlattığını
söyleyen görme
engelli sporcu,
2’NCi LiG’E YÜRÜYOR
Gediz Üniversitesi, Türkiye Basketbol 3’üncü Ligi’nde bu kez Zirve
Üniversitesi’ni deplasmanda yendi. Gediz, play-off öncesi son
mücadeleyi İzmir derbisinde Büyükşehir Belediye’ye karşı verecek
Gediz Üniversitesi, Türkiye Basketbol verecek. Gediz Üniversitesi Antrenörü
2’nci Ligi yolunda ilerliyor... KırmızıDeniz Atak, potadaki ilk yıllarında
Beyazlılar, son olarak Gaziantep
önce Bölgesel Lig’de, ardından da
deplasmanında Zirve Üniversitesi’ni
3’üncü Lig’de iyi bir performans
52-79 yendi. Gediz’in dev adamları
bu hafta play-off öncesi son maçlarına
İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne karşı
çıkacak. Her 2 takım da İzmir derbisinde
2’ncilik, 3’üncülük mücadelesi
“Yarış bitiminde
üçüncü olduğum
söylenince, sevincimi
arkadaşlarımla
paylaşmak istedim.
Her şey bir anda
oldu ve kendimi
beton zeminde
buldum. Verilmiş
sadakam varmış.
Çok daha kötü
yaralanabilirdim”
dedi. Şampiyonaya
geçen hafta 7
arkadaşıyla birlikte
kurdukları Bakırköy
Görme Engelliler
Sanat ve Spor Kulübü
adına katıldığını
sözlerine ekleyen
Yokuş şöyle devam
etti:
“İstanbul’dan
İzmir’e kendi
imkânlarımızla
geldik. 2 ay önce
kasıklarımdan
ameliyat olmuştum.
Doktorların “koşma’
uyarısına rağmen
şampiyonada yer
almak istedim. Çünkü
spor bizi hayata
bağlayan en önemli
olay. Tüm engellileri
kendilerini toplumdan
soyutlamadan, spor
yapmaya davet
ediyorum.”
sergilediklerine dikkat çekti. Atak,
Büyükşehir’i de yenip, play-off’a
konsantre olacaklarını söyledi,
“Oyuncularıma güveniyorum, bundan
sonrasında da başarılı olacaklardır” dedi.
Download

KIYAFETi OLMAZ