EKONOMİ
İRAN’DA REFORM GİRİŞİMLERİNİN
ÇIKMAZLARI:
RUHANİ
HÜKÜMETİNİN
EKONOMİYİ
CANLANDIRMA
PAKETİ
Ruhani hükümetinin hevesle sarıldığı dışa açılma politikasına giden yolda neler yapılacağına dair, başlangıçta temel
söylem, devletin ekonomideki rolünün çözülmesi üzerine
odaklanmaktaydı. Ruhani, ekonomide şeffaflığı sağlayabilirlerse, yolsuzlukla da mücadele edebileceklerini; ekonomide devlet tekeli olduğu sürece refaha ulaşılamayacağını
ve ekonominin tekelcilikten kurtulup rekabetin yerleşmesi
gerekliliğini her fırsatta dile getirmekteydi.Bu söylemler,
Ruhani Hükümetinin iktidarı ele almasından yaklaşık bir
yıl sonra ‘ekonomik reform paketi’olarak yazılı doküman
haline getirildi.
Esra DİK
İ
ran’da ekonomik darboğazın
ana sebebini yaptırımlar ya da
sistemik hale gelen ekonomik
krizler ile açıklamak geçerli bir
yöntem olmakla birlikte, yeterli olmayabilir. İran ekonomisinin
dengesiz yapısını anlayabilmek için
76
öncelikle birbiri içerisine girmiş ve
eklemlenmiş politik ve ekonomik
örgütlenmelere bakmak gerekmektedir. İdeolojik bir devletin doğal
refleksi olarak siyasal öncelikler
ile ekonomik gerçekler arasında,
İslami Rejim’in kuruluşundan bu
yana ciddi çatışmalar yaşanmakta.
Siyasal öncelikler ise dengesiz güç
dağılımından beslenen farklı güç
adacıklarının oluşturduğu ittifak
hatları ile görünür hale gelmektedir. Reform uygulamalarındaki
başarısızlıklar, politika süreçlerinin
bu ittifak hatları ile kesintiye uğramasına dayanmaktadır.
İslami Rejim, kendi güvenliğini ve sürekliliğini sağlama adına
siyasal ve ekonomik alanın yönetiminde kendine bağlı güç adaları yaratmıştır. Devlet aygıtı içerisindeki çok merkezli yapı, reform
süreçlerini domine eden ‘gölge
örgütleri’ beslemektedir. İran’da
reform politikalarının temel belirleyicisi olan tek bir aktör yok;
aksine birden fazla politika aktörü
Ocak-Şubat 2016 Cilt: 8 Sayı: 72
(bazaar), kontrolsüz büyüyen yarı
özerk-parastatal yapılar (Bonyad-ı
Mostazafan gibi) ve askeri gücün
ekonomide bir aktör olarak devlet
güdümü altında gelişmesi, kemikleşmiş bir ittifak ağı oluşturmuş
durumda. Bu yapılar Rehber’in
koruması altında, devletin tüm
ayrıcalıklarından doğrudan yararlanmaktadır.
İran-Irak Savaşı’ndan bu yana
bu ittifaktan beslenen petrole dayalı ekonomi, aşırı büyüyen devlet
aygıtı, ekonominin farklı alanlarda
çeşitlenememesi, istikrarsızlık, dışa
kapalı ekonomi benzeri eleştiriler,
hükümetleri köklü reform arayışlarına sevk etse de girişimlerin çoğu
sonuçsuz kalmıştır.
sürece dâhil olmakta. Dolayısıyla
İran’da reform girişimlerinin çoğu sadece plan safhasında kalmaya mahkum bırakılmaktadır. Bu
anlamda İran’da 1980’lerin sonu
itibariyle başlatılan reform girişimlerinin yapısı ve temel dinamikleri bazı kurumsal yapılar etrafında
incelenmelidir. Reform süreçleri
üzerindeki etkileri bakımından bu
yapılar: Rehber’e doğrudan bağlı
kurumlar, yarı özerk- parastatal
(bonyad) ve paramiliter (Devrim
Muhafızları) örgütler olarak sınıflandırılabilir. Sayılan bu üç temel
yapı, gölge örgütler olarak formel
yapıları, yani parlamento ve hükümetin işleyiş sürecini kesintiye
uğratmaktadır.
Ocak-Şubat 2016 Cilt: 8 Sayı: 72
Rejimin güvenliği ve sürekliliği
kaygısı, uzun süren İran-Irak Savaşı, Şah dönemine ait müsadere
edilen geniş ölçekli kamu varlığı
gibi faktörler, İran’da devletin, geleneksel rolünün ötesinde bir girişimci olarak bankacılık, temel
altyapı hizmetlerinin sağlanması
ve sosyal hizmetler gibi alanlarda
sorumluluk üstlenmesine sebep
oldu. İran’ın dış dünyaya kapalı ekonomisi, kendi iç sisteminde
birbirini besleyen yapıları doğal
olarak koruması altına aldı. Böylece, siyaset ve ekonominin muhafazakâr kanadının birlikteliği, devlet
mülkiyetinin dağılımını Rejimin
sadık koruyucuları lehine genişletti. Bugün İran ekonomisinin kilit
sektörleri Devrim Muhafızları’nın
kontrolü altındadır. Yerel pazar
Neoliberal Reformlar: Ruhani
Hükümetinin Ekonomiyi
Canlandırma Paketi
Reformcu hükümetlerin tek çare
olarak gördüğü liberal ekonomi
politikaları, İran’ın bağımsız siyasetini etkileyecek en temel tehlikelerin başında gelmekte. Rafsancani
Hükümeti’nin 1989 sonrası ilk icraatı, Devrim ile birlikte Şah döneminden devralınan ve özellikle
de Rejim ekonomisi ile konsolide
edilen parastatal ekonomik yapıların elden çıkarılmasıydı. Devletin küçültülmesi adına başlatılan
özelleştirme furyası ise özel sektör
yerine, Devrim Muhafızları’nın
kilit öneme sahip sektörleri eline
geçirmesi ile sonuçlandı. Rafsancani döneminden itibaren Devrim
Muhafızları’nın ekonomideki artan rolü, Ahmedinejad Hükümeti
ile en gelişkin aşamaya ulaşmıştı.
Muhafazakar hükümetlerin paramiliter yapılar ile kendi yerini sağlamlaştırma gayreti, bugün İran
77
EKONOMİ
ekonomisinin en temel sorununu
meydana getirmektedir.
Devlet mülkiyetinin aşırı genişlemesinden dolayı ortaya çıkan
ekonomik daralma, kapsamlı uzun
vadeli planlar hazırlanarak aşılmaya çalışıldı. Neoliberal politikaların
yol haritası en net şekilde Üçüncü
Plan’daki (2000/01-2004/05) temel hedeflerde yer almaktaydı: 1)
makroekonomik sistemde ve hukuki çerçevede şeffaflık (transparency), 2) bütçe reformu, 3) vergi
reformu, 4) ekonomik faaliyetlerde
devletin rolünün azaltılması, devlet
teşebbüslerinin özelleştirilmesi ve
özel sektörün teşviki, 5) tekellerin
kırılması ve rekabetin teşviki, 6)
korunmasız gruplar adına kapsamlı
bir sosyal güvenlik ağının kurulması hedefler arasındaydı. Ahmedinejad hükümeti, Üçüncü Plan’dan
farklı bir ekonomi siyaseti izledi;
popülist politikaları egemen kıldı;
hatta devletin merkezi planlama
örgütü Plan ve Bütçe Kurumu’nu
lağvederek, Cumhurbaşkanlığı’na
bağlı iki ayrı örgüt şeklinde düzenleyerek, planlı ekonomiyi sekteye
uğrattı. Ruhani hükümeti, ekonomiyi belli bir plana bağlama gayretiyle Ahmedinejad döneminde lağvedilen Plan ve Bütçe Kurumu’nu
yeniden canlandırma kararı aldı.
Sürecin nasıl yönetileceği merak
konusu.
Ruhani hükümeti, seçimlerden
galip çıkar çıkmaz, ekonomik aktivitelerdeki Devrim Muhafızları’nın
baskın rolünün azaltılmasının hedeflendiğini söylemişti. Son on yılda Davos Dünya Ekonomi Forumu’na katılan tek İranlı lider olan
Ruhani, ‘ihtiyatlı ılımlılık’ olarak
tanımladığı hareket tarzıyla, dış
dünyayla daha sıkı ilişkiler kurma ve potansiyel gücünü dünyaya
açma isteğini dile getirdi. Ruhani
hükümetinin hevesle sarıldığı dışa
78
açılma politikasına giden yolda neler yapılacağına dair, başlangıçta temel söylem, devletin ekonomideki
rolünün çözülmesi üzerine odaklanmaktaydı. Ruhani, ekonomide
şeffaflığı sağlayabilirlerse, yolsuzlukla da mücadele edebileceklerini; ekonomide devlet tekeli olduğu
sürece refaha ulaşılamayacağını ve
ekonominin tekelcilikten kurtulup
rekabetin yerleşmesi gerekliliğini
her fırsatta dile getirmekteydi. Bu
söylemler, Ruhani Hükümetinin
iktidarı ele almasından yaklaşık
bir yıl sonra ‘ekonomik reform
paketi’ olarak yazılı doküman haline getirildi. Canlandırma Paketi
(Stimulus Package) olarak tanımlanan paket, İran ekonomisinin
temel çıkmazlarına meydan okumakta. Cumhurbaşkanı ekonomi
baş danışmanı Mesud Nili’ye göre,
finansal kaynaklardan yoksunluk,
piyasa dengesizliği, piyasanın kesintiye uğraması, makroekonomik
faktörler ve ekonomiye devletin
müdahalesi, bu çıkmazların ana
çatısını oluşturuyor. Esasen, paket
son duraklamaya katkısı olan ve
süreci yoğunlaştıran sorun alanlarını belirlemekle işe başlamaktadır.
Buna göre; yaptırımlar ve ihracat
gelirlerindeki düşüş, sübvansiyon
reformu, Mehr Konut Projesi ve
yanlış uygulanan kur politikaları,
ekonominin kötüye gidişini besleyen temel faktörlerdendir. Maliye
ve Ekonomik İşler Bakanı Alireza Teyebnia, paketin kısa dönemli
strateji serisi ile ekonomiyi canlandırma amacında olduğunu ifade etmişti. Paketin açıklanması üzerine,
özellikle dış basın ve ekonomi çevrelerinden gelen eleştiriler, devletin
yapısal işlevleri üzerine odaklandı.
Yapısal eksikliklerin başında devletin ekonomideki rolü gelmekteydi.
Yerel pazara yönelik korumacı politikalar buna örnek gösterilmekte,
büyük ölçekli sanayinin devlet desteğine dayanması şiddetle eleştirilmektedir. Bu eleştirileri önlemek
adına Ruhani, üstü kapalı bir şekilde hükümetin sanayi üzerindeki korumacı politikalarına son
vermesi gerektiğini ifade etmiştir.
Bir diğer eleştiri özelleştirme süreçlerine ilişkindir. Özelleştirme
uygulamaları, yarı özerk örgütler
lehine yürütülmektedir. Yatırımların önemli bir kısmı devlete bağlı
holding şirketler ve kurumsal yatırımcılara dayanmakta. Bazıları
Devrim Muhafızları (Revolutionary
Guards) ya da Rehber ile beraber
hareket etmekte, bazıları ise devlet
emeklilik fonu, bankalar ve taşeron
firmaları ile ilişki içerisinde bulunmaktadır.
Dünyanın Ruhani’den beklentisi, siyasal iktidarı sınırlayan
ekonomik elitlerin gücünün azaltılarak, özel sektörün rekabet dışı
kalmasının engellenmesidir. İran
ekonomisi, devlet içerisinde devletleşen ve gücünü muhafazakâr
kanattan alan ekonomik örgütlenmelerin aşırı güçlenmesi ile
dış dünyanın İran’ı serbest piyasa
ekonomisinin tüm kurallarıyla işletildiği bir devlet haline getirme
arzusu arasında sıkışmış durumda. Ancak ekonomiyi neoliberal
politikaların hizmetine sunmanın
da, kontrolsüz bir büyümeyi ve dış
müdahalenin her alanda kendini
hissettireceği bir süreci besleyeceği açıkça görülmektedir. Devletin
ekonomiye müdahalesinin ortadan
kaldırılmasından ziyade, ekonomiyi yöneten paramiliter ve parastatal
örgütlerin gücünün kırılmasının,
koşulsuz bir piyasa ekonomisinin
varlığından daha kritik bir önem
taşıdığı söylenebilir.
Dr., Mersin Üniversitesi.
Ocak-Şubat 2016 Cilt: 8 Sayı: 72
Download

ruhani hükümetinin ekonomiyi canlandırma paketi