030_033_INNOVATION_CP:Layout 1
8/22/14
10:24 AM
Page 2
SÖYLEŞİ
“SOSYAL İNOVASYON
HERKESİN GÖREVİ”
Suat Özçağdaş, Türkiye’de sosyal inovasyonu yaymayı misyon edinmiş bir isim.
Kurucusu olduğu Sosyal İnovasyon Merkezi ile sivil toplum örgütleri, üniversiteler ve
özel sektör şirketleriyle birlikte çalışıyor. Geliştirilen projelerle sorunlara yenilikçi
çözümler bulunmasına öncülük ediyor. “İnovasyon toplumsal sorunların çözümünde
kullanıldığında sosyal inovasyon oluyor” diyen Özçağdaş, kavrama biraz yabancı
olmasına rağmen Türkiye’de de birçok şirketin sosyal inovasyon adına iyi işler
yaptığını söylüyor.
N i l ü f e r G ö z ü t o k Ü n a l ng o z u t o k @c a p i t a l . co m . t r
osyal inovasyon dünyada 40 yıldır bilinen ve çeşitli ülkelerde
başta sivil toplum örgütleri ve hükümetler olmak üzere birçok
kurumun gündeminde yer alan bir kavram. Türkiye’nin ise
sadece son 3 yıldır sosyal inovasyon merkezi var. Kuruculuğunu ve
başkanlığını Suat Özçağdaş’ın yaptığı Sosyal İnovasyon Merkezi,
sivil toplum örgütleri, üniversiteler ve özel sektör şirketleriyle
birlikte çalışıyor. Geliştirdiği projelerle sorunlara yenilikçi çözümler
bulunmasına öncülük ediyor.
“İnovasyon toplumsal sorunların çözümünde
kullanıldığında sosyal inovasyon oluyor” diyen Özçağdaş,
Türkiye’de de birçok şirketin farkında olmadan sosyal
inovasyon adına iyi işler yaptığını söylüyor.
“Sosyal inovasyon konusunda en temel nokta,
farkındalık. Mesela Vitra gibi kurumlar ‘suyu nasıl daha az
kullanabiliriz’ diye çok ciddi AR-GE yatırımı yapıyor.
Önemli birtakım çimento fabrikaları kendi ürettikleri
atıklardan yeni enerji ürünleri sağlamaya çalışıyor.
Dolayısıyla bu alanda yapılan çalışmalar var. Bunu biraz
çevre duyarlılığı adı altında yapıyorlar. Herkes sosyal
inovasyon yapabilir, iş ki o nosyonu şirketler kendileri
oturtsunlar” diyor.
Sosyal İnovasyon Merkezi Başkanı Suat Özçağdaş ile
sosyal inovasyonu, nasıl bir değer yarattığını ve Türkiye’de
neler yaptıklarını konuştuk.
S
30
toplumsal sorunlara yenilikçi yöntemlerle çözüm arayan
merkezler. Dünyadaki örneklerinin her birinin farklı
odakları var. Kimisi daha teknoloji odaklı kimisi daha sivil
toplum odaklı. Ama sonuç itibarıyla sosyal inovasyon
merkezleri, karşı karşıya olduğumuz ekonomik, sosyo
kültürel sorunlara yenilikçi çözümler üreten merkezler. Biz
de bu amaçla kuruluşu gerçekleştirdik.
Peki fikir ilk kimden çıktı? Oluşum nasıl hayata geçti?
Ben kurucusuyum. Oluşumun içinde olan birçok
arkadaşımız var. Yaklaşık 6 ay kadar nasıl bir şey yapalım
diye tartışma süreci geçti. Dünyadaki örneklerini inceledik.
2011 yılı eylül ayında çalışmaya başladık.
Kendinize benchmark aldığınız bir merkez var mıydı?
Tek bir örnek gösterilemez aslında biraz daha eklektik
denilebilir çünkü her ülkenin kendine özgü koşulları var.
Ama bizimkisi dünyada son dönemde öne çıkan bir
yaklaşım. Biz sosyal inovasyonu bir tür şemsiye gibi
görüyoruz yani çalıştığınız alandan bağımsız olarak
yapacağınız her işin içinde bir sosyal inovasyon var. O
perspektiften baktığınız zaman karayolları genel müdürlüğü
için de sosyal inovasyon mümkün, Bilgi Üniversitesi için de,
Vodafone için de... Dünyada özellikle yurtdışını takip
ederseniz sivil toplumcular ya da sosyal girişimciler yerine
sosyal inovasyoncular denmeye başlandı.
Sosyal İnovasyon Merkezi ne zaman ve hangi ihtiyaçla
kuruldu?
Dünyada sosyal inovasyonun ne kadarlık bir geçmişi
var?
2011 yılında kuruldu. Kurucuları arasında farklı
üniversitelerden akademisyenler ve özellikle sivil toplum
alanında çalışan arkadaşlarımız var. Dünyada çok sayıda
sosyal inovasyon merkezi var. Türkiye’nin ilk sosyal
inovasyon merkezi biziz. Sosyal inovasyon merkezleri
Kavram olarak 40 yıldır var. İşin içinde çalışan birçok
farklı kurum bulunuyor. Mesela dünyada 40’ın üzerinde
üniversitede sosyal inovasyonla ilgili ya bir bölüm ya bir
master programı ya da bir enstitütü var. Avustralya’dan
Amerika’ya, Tanzanya’dan Japonya’ya kadar birçok bölgede
I N NOV ATI ON I Eylül 2014
030_033_INNOVATION_CP:Layout 1
8/22/14
10:24 AM
Page 3
incelediğimiz bir yer. Çok farklı sosyal aktörü bir
araya getirip, ortak kullanım alanları oluşturdukları
bir yapıları var. Bizde de kuruluş aşamasında 30’a
yakın sivil toplumcu, 13 üniversiteden de öğretim
görevlisi vardı. Biz akademik disiplinin yanında sivil
toplumun enerjisini bir arada bulundurmak
istemiştik.
N
Peki sosyal inovasyon merkezleri nasıl bir değer
yaratıyor?
Öncelikle inovasyondan başlayalım. İnovasyon tek
başına sorunların çözüm unsuru değil. Teknik olarak
baktığınızda araba bir inovasyon. Ama arabadan çıkan
karbon salımına baktığınızda çevre için çok önemli
bir sorun. Bir ilacın geliştirilmesi bir bakımdan
inovasyon ama yan etkileri sosyal sorun yaratıyor.
Dolayısıyla inovasyon tek başına bir çözüm unsuru
değil, hatta bazen sorunların nedeni olabilir. İş
dünyasında her geçen gün daha fazla inovasyon
oluyor ve böylelikle emek yoğun sektörler azalıyor.
Çünkü makineleşme artıyor, iyi inovasyon daha az
insanın çalışmasını gerektiriyor. İş dünyası
perspektifinden bu olumlu bir şey. Ama bunun
yarattığı sosyal sorun, işsizlik. Dünya nüfusu artarken
daha fazla iş imkanı yaratmak gerekiyor. 1970’de bir
fabrikada çalışması için 100 kişiye ihtiyaç duyulurken
BAŞARILI ÖRNEKLER
TURKCELL’İN PROJESİ Turkcell’in görme engelli bisikletçilerle
ve ülkede sosyal inovasyonda çalışan kurumlar yer alıyor.
Aslında çok yaygın bir kavram. Sadece biz kavrama biraz
yabancıyız.
Yurtdışında sosyal inovasyon merkezleri kimlerin elinde
hayata geçiyor?
Tamamen ülke özelinde değişiyor. Hollanda’da sosyal
inovasyon merkezi işçi merkezlerinin yönlendirmesiyle
kurulmuş, dolayısıyla orada sendikal harekette çalışmış bir
grup insan daha hakim. Avustralya’da kamu politikalarını
yönlendiren insanlar bu alanda etkin. Amerika’da bu tür
çalışmalar önde gelen üniversitelerde çok yaygın olarak
yürütülüyor. Kanada’da biraz daha sivil toplum kökenli
kişiler var. Kanada Sosyal İnovasyon Merkezi bizim çok
yapmış olduğu bir çalışma var. Normalde görme engellilerin
Türkiye’de spor yapmada hatta evden çıkmada ciddi sorunları
var. Hele bisiklete binmeleri mucize gibi bir şey. Tandem
bisikletlerinde minik ama devasa sonucu olan sosyal inovasyon
şu: Bisiklete iki kişilik takımlar halinde biniyorlar, önünde görme
engelli olmayan biri oturuyor. Arkadaki kişinin görme engelli
olmasının bir önemi yok. Dolayısıyla arkadaki kişi görme engelli
olmasaydı da bisikleti iki kişi kullanacaktı. O yüzden iki eşit
sporcu bisiklet sporunun içinde yer alıyor. Bence bu güzel bir
sosyal inovasyon örneği.
HITACHI’NİN ODAĞI Hitachi hakikaten sosyal inovasyon için
müthiş işler yapıyor. Bir kere kurum kendi iletişim stratejisini
tamamen sosyal inovasyon üzerine kurguluyor. Yaptığı inovasyon
çalışmalarını sosyal sorunlara yönelik olarak düşünüyor. Bu
müthiş, zemin değiştiren yepyeni bir durum. Çünkü ilk defa
sosyal inovasyonu kendi kurumsal süreçlerinin ana odağı haline
getiren bir şirket var. Bunu çok önemli buluyorum.
OY VE ÖTESİ ETKİSİ Sosyal alandan bir örnek vermek
gerekirse, Oy ve Ötesi, müthiş bir sosyal inovasyon. Türkiye’de
herkes seçimden sonra itiraz ediyor. Herkes itiraz ederken bir
grup genç insan çıktı ve “Biz gönüllü sandık gözlemcileri
oluşturacağız” dedi. İstanbul’da 25 bin sandıkta insanları
örgütlediler ve sandıkların sonuçlarını yayınladılar, bazı
şüpheleri kökten sildiler. Yılın en iyi sosyal inovasyonlarından
bir tanesi bu. Türkiye bu anlamda çok güzel bir potansiyeli olan
yenilikçi insanların olduğu bir yer.
Eylül 2014 I I N NOV ATI ON
31
030_033_INNOVATION_CP:Layout 1
8/22/14
10:24 AM
Page 4
SÖYLEŞİ
bugün artık 50 kişi gerekiyor. Dolayısıyla bu inovasyonun
olumsuz sonucu. O yüzden sosyal inovasyonla inovasyon
arasında farklılık var. İnovasyon toplumsal sorunların
çözümünde kullanıldığında sosyal inovasyon oluyor. Sosyal
inovasyon bazen bir ürün, bazen bir süreç bazen de bir
hizmet ve organizasyon olabilir.
Siz ne tür projeler oluşturuyorsunuz?
Biz genellikle ihtiyaç bazlı çalışmayı tercih ediyoruz.
Soruna yönelik çözüm üretiyoruz. Mesela 4 yıldır Bilgi
Üniversitesi ile sosyal girişimcilik yarışması düzenliyoruz.
Kızılay da bir sivil toplum örgütü. Fakat bütün çalışmalarını
personelle yapıyor, gönüllüsü yok. İki yıl önce Kızılay ile
birlikte Afet Gönüllülüğü programı kurduk. Opet’le
beraber çalışıyoruz, onlarla kurumsal gönüllülük programı
kuruyoruz. Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı ile birlikte
Samsun, Amasya, Çorum ve Tokat’ta sivil toplum
kapasitesinin geliştirmesi ile ilgili bir proje yürüttük.
Kurumların yapmak istedikleri sosyal inovasyon, gönüllülük
gibi alanlarda çalışmalar yapıyoruz. Bu durum da şunu
getiriyor: O alanda kim deneyim sahibi ise ve kim katkı
yapmak istiyorsa o kişilerle yola devam ediliyor.
Şu ana kadar kaç proje hayata geçti?
10’a yakın proje tamamlandı. Ama bunlar çok aylı çok
bütçeli projeler. Onun dışında yaptığımız başka çalışmalar
32
I N NOV ATI ON I Eylül 2014
var. Örneğin her ayın ilk cuma günü Koç Üniversitesi
Mezunları Derneği ile beraber Sosyal İnovasyon
Konuşmaları projesini yürütüyoruz. Onun dışında sosyal
inovasyon, sosyal girişimcilik konularıyla ilgili üniversitelerle
birlikte yaptığımız çalışmalar var. 2 yılda 10 binin üzerinde
öğrenciye, sosyal girişimcilikle ilgili seminerler düzenledik.
Sosyal girişimcilere danışmanlık desteği veriyoruz.
Üniversitelerin yaptığı sosyal inovasyon ve sosyal girişimcilik
tüm projelerin içindeyiz.
Sosyal girişimcileri nasıl tanımlıyorsunuz, nerelerden
geliyorlar?
Sosyal girişimcilik Türkiye’de az bilinen alanlardan
birisi. Dünyada çok yaygın bir alan. Sadece İngiltere’de 70
binin üzerinde sosyal girişim var. Sosyal girişim için bir
sosyal sorunu çözmek üzere ekonomik bir model kullanan
bir kurum diyebiliriz. Çöp Madam mesela bir sosyal
girişimdir. Ayvalık’ta çok fazla iş yapma şansı olmayan
kadınları istihdam eden çanta üreten bir yapıdır. O
kadınların yaptığı çantalar Boyner’de, Beymen’de satılıyor.
Ürün çanta. Çöp Madam da çanta üretiyor Gucci de... Ama
Gucci’nin böyle bir derdi yok. İkisi de çanta üreten atölyeler
olmalarına rağmen biri kâr diğeri sosyal amaçlı bir şirket.
Burada amaç zengin olmak değil kadınların
güçlendirilmesi. Türkiye’de bunun yasal bir tanımı yok.
030_033_INNOVATION_CP:Layout 1
8/22/14
10:24 AM
Page 5
Dolayısıyla ne bir dernek ya da vakıf olabilirsiniz ne bir
kooperatif. Sosyal inovasyon merkezinin de içinde olduğu
birtakım yapılarla kamuyla görüşerek bunun Türkiye’de de
tanımlı hale gelmesi için çalışıyoruz. Bazı ülkeler sosyal
girişimleri yeni bir alan olarak tanımlamış durumda.
Sizden sonra bu tür oluşumlar arttı mı?
Şu anda hala ilk ve tek sosyal inovasyon kuruluşu biziz.
Ama Türkiye’de de önemli sosyal inovasyon alanında
önemli gelişmeler var. Örneğin Capital’in yaptığı bu
çalışmalar son derece önemli. Vodafone, Hitachi gibi
şirketlerin sosyal inovasyonu kendilerine temel bir alan
olarak seçmeleri son derece önemli. Hitachi, Türkiye’ye
sosyal inovasyon reklamlarıyla girdi. Burayı önemli bir alan
olarak görüyor ve çok ciddi çalışmalar yapıyor.
Şirketler nasıl dahil olmalı?
Sosyal inovasyon konusunda en temel nokta,
farkındalık. Aslında Türkiye’de sosyal inovasyon yapan
şirketler var, fakat sosyal inovasyon yaptıklarının farkında
değiller ya da o amaçla başlamış değiller. Dolayısıyla asıl o
perspektifi sağladığınız zaman, “Bu sorunu çözmem lazım,
nasıl bakmalıyım” dediğiniz zaman çok ciddi çözümler
üretebiliyorsunuz. Ben birçok yerde konuşuyorum,
şirketlere anlatıyorum. Asıl mesele perspektifi
değiştirmek, onu değiştirince çözümü de
buluyorsunuz Mesela Vitra gibi kurumlar “Suyu
nasıl daha az kullanabiliriz” diye çok ciddi ARGE yatırımı yapıyor. Önemli birtakım çimento
fabrikaları kendi ürettikleri atıklardan yeni
enerji ürünleri sağlamaya çalışıyor.
Dolayısıyla bu alanda yapılan çalışmalar var.
Bunu biraz çevre duyarlılığı adı altında
yapıyorlar. Aslına bakarsanız konsepti tam
olarak oturtabilirlerse ve o şekilde bakmaya
başlarlarsa o projektör onlara bambaşka
alanlar gösterecek. Çünkü tek olumsuz
etkileri o alanda değil. Bir şirketin paydaşları
var, hizmet aldıkları şirketlerde çalışan işçilerin
durumu var. Taşeronlaşma ile ilgili çok ciddi
sıkıntılar yaşanıyor. Sürdürülebilirlik olumlu
etkileri artırmak, olumsuz etkileri minimize etmek
demektir. Sosyal inovasyon da burada devreye girer.
Herkes sosyal inovasyon yapabilir, iş ki o nosyonu şirketler
kendileri oturtsunlar.
Özellikle hangi alanlarda sosyal inovasyon konusunda
harekete geçilmesi gerektiğini düşünüyorsunuz?
Einstein’ın çok güzel bir lafı var: “Karşı karşıya
kaldığınız sorunlar, onları yarattığımız düşünce
düzleminde çözülemez” diyor. Velev ki bir sorununuz var,
siz zaten öyle düşündüğünüz için sorununuz var. Yeni bir
paradigmaya ihtiyacınız var. Buna sosyal inovasyon diyoruz.
O yüzden sivil toplum örgütleri bütün yaşadıkları finansal
sıkıntılar ve arayışlara rağmen yeni sorunlara çözüm
üretmeye çalışıyor. Türkiye’nin temel problemi yapısal
ŞİRKETLERİ KİM DÜŞÜNECEK?
DÜNYADAKİ SIKINTI Dünyadaki tüm şirketler aynı sıkıntıyı
yaşıyor. Hep birbirine benzeyen finans ve mühendislik kökenli
insanlar çalıştırıyoruz. Oysa şirketlerin sosyal kökenli insanlara
da ihtiyacı var. Peter Sang’in güzel bir lafı var: “Şirketler yaşayan
organizmalardır. Biz hep mekanikerler getiriyoruz. Oysa ki
ihtiyacımız olan bahçıvanlardır” diyor.
SEKTÖRÜNÜ KAYBEDENLER Şirketler sadece çalışanlarının kısa
odaklı hedeflerine bırakılamaz. Yöneticiler bir yıl sonra başka bir
şirkete geçebilir. Dolayısıyla kısa vadeli kişisel hedefleri bazen
şirketin önüne geçebilir. Peki şirketi kim düşünecek, şirketin
ombudsmanı kim olacak, bu noktada bu tür insanlara ihtiyaç var.
Mesela dünyada her yıl kârını artırıp sonunda tamamen
sektörünü kaybeden şirketler var. Sosyal inovasyoncular bu
anlamda şirketler için hayati pozisyonda olan insanlar.
UZUN VADELİ YAŞAMAK Bunu gören şirketler var. Mesela
Google’ın bir sosyal inovasyon müdürü var. Birkaç yıl içinde
şirketler süratle bu alana doğru gidecek. Sürdürülebilirlik sadece
çevresel etkilerin azaltılmasıyla ilgili değil. Ekosisteminizle
birlikte uzun vadeli yaşayabilir olmanız lazım. Şirketler bunu
sağlayabilirlerse yaşayacaklar.
destek mekanizmalarının azlığı. Yapısal destek
mekanizmalarından kastım sadece finansal değil.
Özel sektörün elinde müthiş bir insan kaynağı
var. Özel sektör, sivil toplum ve üniversitelerin
bu tür yapılarda bir araya gelmesi demek
aslında birbirine geleneksel olarak çok yakın
temas etmeyen grupların birlikte bir çözüm
için düşünme sürecini başlatmaları demek.
O nedenle bu yapılar çok farklı çözümler
üretebilir. Bu anlamda kurumsal sosyal
sorumluluk programlarının kritik
olduğunu düşünüyorum. Türkiye’deki
gruplar genellikle kurumsal sosyal
sorumluluk programlarını iletişim projesi
olarak görme eğiliminde. Bu anlaşılabilir bir
şey. Bir katkı yapmışsınız tabii ki görünür
olmasını isteyeceksiniz. Ama bunun ötesinde de
bir şeyler yapıyor olmanız gerekir. Ele aldığınız
sorunlar için bildik bir çözüm üretemezsiniz. 300
çocuğa şu kıyafeti giydirdik gibi bir şey olmaz, bunu zaten
filantropi 250 yıldır yapıyor. İyi bir kurumsal sosyal
sorumluluk projesi, önce kendi çevresinden başlayarak
sorunu gidermeye çalışır. Örneğin bir şirket çocukların bir
sorununu çözmeye çalışıyor ama kendi mavi yaka
çalışanlarının çocukları bu sürecin dışında kalıyor. Daha
entegre, kurumsal sosyal sorumluluktan ziyade kurumsal
sürdürülebilirlik mantığı üzerinden düşünülebilirse o
zaman çok ciddi sosyal inovasyon alanları da ortaya
çıkacak. Bence asıl kolay olan bu. Müthiş bir toplumsal
dönüşüm fırsatı var. Onun da hikayesi bitmiyor, o hep
kendi hikayelerini yaratıyor.
Eylül 2014 I I N NOV ATI ON
33
Download

Röportaj metnine ulaşmak için tıklayın