CAS 2013/a/3256 Fenerbahçe Spor Kulübü - UEFA
SPOR TAHKİM MAHKEMESİ (CAS)
tarafından verilen
HAKEM KARARI
Başkan : Av. Manfred Nan, Arnhem, Hollanda
Hakemler : Prof. Ulrich Haas, Zürih, İsviçre
Av. Rui Botica Santos, Lizbon, Portekiz
Katip : Av. Dennis Koolaard, Arnhem, Hollanda
eşliğinde yapılan oturum neticesinde,
- Temyiz Eden Taraf FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ, İstanbul, Türkiye’yi temsilen
Av.Andreas Zagklis, Av. Christian Kleidel ve Av. Heiner Kahlert, Münih,
Almanya, Deniz Tolga Aytöre, Abdullah Kaya, Ayhan Çoğuroğlu,
Abdurrahim Erol ve Ahmet Melih Turan, Hukuk Müşaviri, ve Başkan Aziz
Yıldırım,
ile,
-DavalıUNION OF EUROPEAN FOOTBALL ASSOCIATION (UEFA), Nyon,
İsviçre’yi temsilen
Av. Dr. Jean-March Reymond ve Av. Delphine Rochat, Lozan, İsviçre, Av.
Adam Lewis Q.C., Londra, İngiltere, Diliplin ve Dürüstlük Birimi
Koordinatörü Emilio Garcia Silvero ve Disiplin Müfettişi Miguel Lietard
Fernandez-Palacios,
arasındaki tahkim davasında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
1
I. TARAFLAR
II. MADDİ OLAYLAR
A. GEÇMİŞTE MEYDANA GELEN OLAYLAR
B. TFF Etik Kurulu Raporu
C. TFF PFDK Kararları
D. TFF Temyiz Kurulu Kararları
E. İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi Kararı
F. UEFA Control ve Disiplin Kurulu Kararı
G. UEFA Temyiz Kurulu Kararı
III. Spor Tahkim Mahkemesi Nezdinde Yürütülen Soruşturma
IV. TARAFLARIN BEYANLARI
V. KABUL EDİLEBİLİRLİK
VI. YARGILAMA YETKİSİ
VII. GEÇERLİ HUKUK
VIII. ÖN MÜLAHAZALAR
IX. ESAS
1) Usule ilişkin ve formel yönler:
a) res judicata hukuk ilkesi UEFA tarafından ihlal edilmiş midir?
b) UEFA CDB Kararı ve Temyiz Edilen Karar, ne bis in idem ilkesini
ihlal etmekte midir?
c) UEFA CDB, Fenerbahçe aleyhine disiplin soruşturması açma
yetkisine sahip miydi ve cezalar yasallık ilkesi uyarınca mı verildi?
i. UCLR Madde 2.06, daha önce Madde 2.05’in uygulanmış olmasını
gerektiriyor mu?
ii. Disiplin cezası için yeterli hukuki zemin bulunuyor mu?
d) UEFA, UEFA Genel Sekreteri’nin 23 Ağustos 2011 tarihli yazısı
nedeniyle Fenerbahçe aleyhine disiplin soruşturması başlatmaktan
alıkonulmuş mudur?
e) UEFA, kişilerle ilgili olarak elde edilen bilgilerin düzeyinin, onlar
aleyhine bir ceza uygulamak için henüz yeterli olmadığını
düşünürken Fenerbahçe’ye ceza verebilir mi?
f) Disiplin soruşturması, çeşitli usul haklarının ihlal edilmesinden
dolayı UEFA’ya geri gönderilmeli midir?
2. Esas
g) Davanın esası, Fenerbahçe’ye ceza verilmesini gerektiriyor mu?
i. Uygulanacak ispat standardı
ii. Tarafların genel savları
iii. Gençlerbirliği SK – Fenerbahçe (7 Mart 2011)
iv. Fenerbahçe – IBB Spor (1 Mayıs 2011)
v. Fenerbahçe – MKE Ankaragücü (15 Mayıs 2011)
vi. Sivasspor – Fenerbahçe (22 Mayıs 2011)
h) Durum böyle ise, Fenerbahçe’ye uygulanan ceza orantılı mıdır?
i. UEFA’nın eşitlik prensibini ihlal ettiği iddiası
ii. UEFA’nın UEFA DY Madde 17’yi ihlal ettiği iddiası
iii. Cezanın orantısallığı
B. Sonuç
X. MASRAFLAR
2
I. TARAFLAR
1) Fenerbahçe Spor Kulübü (bundan sonra “Temyiz Eden” veya
“Fenerbahçe” olarak anılacaktır, merkezi İstanbul, Türkiye’de bulunan
profesyonel bir futbol kulübüdür. Fenerbahçe, Avrupa Futbol Kulüpleri
Birliği’ne (bundan sonra “UEFA” olarak anılacaktır) ve Federation
Internationale de Football Association’a (bundan sonra “FIFA” olarak
anılacaktır) bağlı olan Türkiye Futbol Federasyonunun (bundan sonra “TFF”
olarak anılacaktır) bir üyesidir.
2) UEFA (bundan sonra “Davalı” olarak anılacaktır), İsviçre yasaları
uyarınca kurulmuş bir birliktir ve merkezi Nyon, İsviçre’dedir. UEFA
Avrupa futbolunu yöneten kuruluştur. Avrupa’daki ulusal federasyonlar,
kulüpler, yetkililer ve oyuncular Düzenleyici, denetleyici ve disiplin edici
işlevler yerine getirir.
II. MADDİ OLAYLAR
A. GEÇMİŞTE MEYDANA GELEN OLAYLAR
3) Aşağıda, tarafların yazılı ve sözlü sunuşlarına ve dava süresince ve
duruşma sırasında incelenen delillere dayanılarak tespit edilen ilgili ana
olayların bir özeti yer almaktadır. Bu geçmiş (arka plan), dava konusu
olayın kısa bir özetini sunmak amacıyla hazırlanmıştır. Hukuki tartışmayla
bağlantılı olarak, gerekli olduğunda ek olgular sunulabilir.
4) 21 Şubat, 26 Şubat, 6 Mart, 7 Mart, 20 Mart ve 9 Nisan 2011
tarihlerinde, Türkiye Süper Ligi’nde çeşitli maçlar oynanmıştır. Bunlarla
ilgili olarak daha sonra, Fenerbahçe ile bağlantılı kişiler tarafından maçların
kaybedilmesi için rüşvet verildiği ya da teşvik primi ödendiği iddia
edilmiştir.
5) 14 Nisan 2011 tarihinde Türkiye’de 6222 sayılı yeni bir yasa yürürlüğe
girmiştir. Bu yasa ile şike Türkiye’de kesin bir suç haline getirilmiştir.
6) 17 Nisan 2011 ve 1 Mayıs 2011 tarihlerinde, Türkiye Süper Ligi’nde
belirli maçlar oynanmıştır. Bu maçlarla ilgili olarak daha sonra Fenerbahçe
ile bağlantılı kişiler tarafından maçların kaybedilmesi için rüşvet verildiği
ya da teşvik primi ödendiği iddia edilmiştir.
7) 5 Mayıs 2011 tarihinde Fenerbahçe, 2011/2012 UEFA Şampiyonlar Ligi
sezonuna katılmak amacıyla UEFA Kulüp Yarışmaları 2011/2012 Kabul
Kriterleri Formunu (bundan sonra “2011/2012 Kabul Formu” olarak
anılacaktır) imzalamış ve UEFA’ya sunmuştur. Bu formda Fenerbahçe
“yukarıda adı geçen kulüp (yani Fenerbahçe) 27 Nisan 2007’den itibaren
ulusal veya uluslararası düzeyde bir maçta şike yapmak veya maçın
3
sonucunu etkilemek için doğrudan ve/veya dolaylı herhangi bir faaliyette
bulunmadığını teyit eder” demiştir.
8) 8 Mayıs ve 22 Mayıs 2011 tarihlerinde Türkiye Süper Ligi’nde belirli
maçlar oynanmıştır. Bu maçlarla ilgili olarak daha sonra Fenerbahçe ile
bağlantılı kişiler tarafından maçların kaybedilmesi için rüşvet verildiği ya
da teşvik primi ödendiği iddia edilmiştir.
9) 22 Mayıs 2011 tarihinde Fenerbahçe Türkiye Süper Ligi’nde şampiyon
olmuş ve otomatik olarak UEFA Şampiyonlar Ligi 2011/2012 sezonunun
grup aşamasına otomatik olarak katılmaya hak kazanmıştır.
10) 3 Temmuz 2011 tarihinde, Türk polisi Türkiye futbolundaki şike
olayları ile ilgili olarak yürüttüğü soruşturmasının bir parçası olarak 61
kişiyi tutuklamış ve gözaltına almıştır. 2010/2011 futbol sezonunda (ikinci
yarıda) oynanan çeşitli maçlarda şike faaliyetlerinde bulunduklarından
şüphelenilen kişiler arasında Fenerbahçe başkanı Aziz Yıldırım, Fenerbahçe
Başkan Yardımcısı Mehmet Şekip Mosturoğlu, Fenerbahçe Yönetim Kurulu
Üyesi İlhan Ekşioğlu, Fenerbahçe Yönetim Kurulu Üyesi Alaeddin Yıldırım,
Fenerbahçe Menajeri Cemil Turhan, ve Fenerbahçe Finans Direktörü Tamer
Yelkovan da yer almaktaydı.
11) 11 Temmuz 2011’de TFF İcra Komitesi TFF’nin Etik Kurulu’ndan
Türkiye Futbolunda şike olaylarıyla ilgili olarak bir soruşturma başlatmasını
talep etmiştir.
12) 20 Temmuz 2011’de Türkiye Cumhuriyet Savcısı TFF Etik Kurulu’na,
adli soruşturma ile ilgili bilgi ve belgeler sunmuştur.
13) 22 Ağustos 2011’de UEFA Dürüstlük ve Düzenleme İşleri Baş Hukuk
Danışmanı Pierre Cornu, TFF Yetkilileri ve Türkiye Cumhuriyet Savcısı
Mehmet Berk arasında bir toplantı yapılmıştır.
14) 23 Ağustos 2011’de UEFA Genel Sekreteri TFF’ye aşağıdaki ifadelerin
de yer aldığı bir yazı göndermiştir:
Sonuç olarak, şu anda var olan deliller ışığında, bizce Fenerbahçe’nin bu
sezon UEFA Şampiyonlar Ligine katılma uygunluğu olmadığı
görülmektedir. Ayrıca bu şartlar altında Fenerbahçe için uygun davranış
şeklinin bu sezon için UEFA Şampiyonlar Ligine katılmaktan vazgeçmek
olacağı ortadadır. Alternatif olarak Kulüp, TFF tarafından şampiyonadan
çekilebilir.
Vurgulamak isteriz ki, eğer bu yollardan herhangi birine başvurulmaz ve
UEFA, Kulüp hakkında kendi disiplin soruşturmasını açmak zorunda kalırsa
(şimdi veya önümüzdeki aylar içinde), özellikle Kulübün, Nisan 2007’den
beri hiçbir şike eylemine katılmadığı yönünde doldurduğu Katılım Kriteri
formunda yalan söylediği konusunda suçlu bulunması halinde, verilecek
4
nihai ceza muhtemelen çok daha ağır olacaktır. Verilebilecek nihai ceza
konusunda bir tahminde bulunmamız mümkün olmamakla birlikte, bazı
diğer olaylarda şike yapan kulüplerin (örneğin Pobeda) UEFA kulüp
şampiyonalarına katılmaktan sekiz yıla kadar men edildiklerini
belirtebiliriz.
Konunun bütünlüğü açısından, sizi uyarmak zorundayız ki, eğer TFF, bu
konu ile ilgili şimdi hareket etmezse bu durum TFF hakkında da gerekli
disiplin adımlarının atılmasına yol açacaktır. Anlayacağınız üzere, UEFA,
tüm bu şartlar altında Fenerbahçe’nin bu sezon UEFA Şampiyonlar Ligine
başlaması ve sonrasında şike olaylarına karıştığının nihai olarak
ispatlanması nedeniyle ihraç edilmesini kabul edemez.
15) 24 Ağustos 2011 tarihinde, TFF İcra Kurulu UEFA’ya, “Fenerbahçe
Futbol Kulübünün bu sezon UEFA Şampiyonlar Ligine katılmamasına karar
verdiklerini” bildirmişlerdir.
16) 25 Ağustos 2011, Fenerbahçe’nin TFF İcra Kurulunun kararıyla ilgili
temyiz başvurusunun ardından, TFF Tahkim Kurulu Fenerbahçe’nin temyiz
başvurusunu ve TFF’nin Fenerbahçe’yi 2011/2012 sezonunda Şampiyonlar
Ligi’nden çekilmesi kararıyla ilgili yürütmeyi durdurma başvurusunu
reddetmiştir.
17) 1 Eylül 2011’de Fenerbahçe, Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesine
(bundan sonra “CAS” olarak anılacaktır) bir temyiz dilekçesi ve/veya
tahkim talebi sunmuştur. Bu dilekçede, geçici önlemler talep edilmişse de
CAS bu talepleri 9 Eylül 2011’de reddetmiştir.
18) 3 Kasım 2011 tarihinde CAS, Fenerbahçe’nin daha sonra geçici
önlemler alınması talebini reddetmiştir.
19) 2 Aralık 2011 tarihinde Türkiye Cumhuriyet Savcısı, aralarında
Fenerbahçe yetkililerinin de bulunduğu çok sayıda kişiyle ilgili olarak bir
iddianame hazırlamıştır.
20) 3 Ocak 2012 tarihinde TFF Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (bundan
sonra TFF PFDK olarak anılacaktır) Fenerbahçe ve diğer kulüpler ve birçok
kişi hakkında şike iddialarıyla ilgili disiplin soruşturması başlatmıştır.
21) 12 veya 15 Şubat 2012’de UEFA Disiplin Müfettişi, Polis Raporunu
almıştır.
22) 25 Nisan 2012’de Fenerbahçe, 1 Eylül 2011’de CAS’a yaptığı temyiz
başvurusunu geri çekmiştir. Böylece TFF’nin Fenerbahçe’yi 2011/2012
Şampiyonlar Ligi sezonundan çekme kararı kesinleşmiş ve bağlayıcı
olmuştur.
5
B. TFF Etik Kurulu Raporu
23) 26 Nisan 2012 tarihinde TFF Etik Kurulu, aralarında Fenerbahçe
maçlarının da bulunduğu çeşitli maçlar ile ilgili şike iddialarının incelendiği
raporunu açıklamıştır. Bu raporda yer verilen ilgili sonuçlar ve bulgular
aşağıda verilmiştir.
24) Gençlerbirliği ile Fenerbahçe arasında 7 Maç 2011 tarihinde oynanan
maçla ilgili olarak TFF Etik Kurulu, Fenerbahçe yetkilileri ve Fenerbahçe’nin
kendisi hakkında, diğer şeylerin yanında aşağıdaki sonuçlara varmıştır.
Aziz Yıldırım’ın şike girişimlerine dâhil olduğu konusunda bir fikir sahibi
olmak için yeterli delil bulunmamaktadır.
İlhan Yüksel Ekşioğlu şike yapma teşebbüsünde bulunmuştur;
(...)
Tamer Yelkovan’ın şike faaliyetlerine katıldığı ya da şike girişiminde
bulunduğu sonucuna varmak için somut zemin oluşturacak yeterli delil
bulunmamaktadır;
Her ne kadar İlhan Yüksel Ekşioğlu'nun FB Yönetim Kurulu Üyesi olması
nedeniyle şike faaliyetlerinin Fenerbahçe Spor Kulübü'ne izafe edilmesi
uygun olsa da, Fenerbahçe Kulübünün diğer yönetim kurulu üyelerinin bu
faaliyetlerden haberdar olduğunu gösteren hiçbir delil bulunmamaktadır.
Özellikle İlhan Yüksel Ekşioğlu, TFF Etik Kurulu’na verdiği sözlü ifadesinde
kendisinin kulüp adına yapacağı işlemler ile ilgili olarak Yönetim Kurulunun
karar aldığını ve ayrıca görevlerin ve yetkilerin de bu toplantılarda
kararlaştırıldığını ifade etmiştir; bununla birlikte İlhan Yüksel Ekşioğlu’nun
bu maça atandığını ya da görevlendiğini gösterir hiçbir belge ya da karar
bulunmamaktadır. Dahası, müfettiş raporunda da belirtildiği üzere, maç
sırasında Gençlerbirliği oyuncularının hiçbirinde bir anormallik
gözlenmemiştir.”
25) 1 Mayıs 2011 tarihinde Fenerbahçe ile IBB Spor arasında oynana maç
ile ilgili olarak TFF Etik Kurulu, Fenerbahçe yetkilileri ile ilgili olarak diğer
şeylerin yanı sıra aşağıdaki sonuçlara varmıştır:
Aziz Yıldırım’ın şike faaliyetlerine katıldığı ya da şike girişiminde bulunduğu
konusunda bir fikir sahibi olmak için yeterli delil bulunmamaktadır.
İlhan Yüksel Ekşioğlu’nun şike faaliyetlerine katıldığı ya da şike girişiminde
bulunduğu konusunda bir fikir sahibi olmak için yeterli delil
bulunmamaktadır.
6
Cemil Turhan’ın şike faaliyetlerine katıldığı ya da şike girişiminde
bulunduğu sonucuna varmak için somut zemin oluşturacak yeterli delil
bulunmamaktadır; Tamer Yelkovan’ın şike faaliyetlerine katıldığı ya da
şike girişiminde bulunduğu sonucuna varmak için somut zemin oluşturacak
yeterli delil bulunmamaktadır;
(...)
İbrahim Akın ve Yusuf Turanlı arasında var olan ama Fenerbahçe Spor
Kulübü yöneticileri ile bağlantısı kurulamayan para ilişkilerinden dolayı;
inceleme raporlarında ve şampiyona sırasında, (IBB Spor) oyuncularının
performansı ile ilgili herhangi bir şüpheye yol açacak bir anormallik
gözlemlenemediğinden; şike iddialarını Fenerbahçe Kulübüne izafe
etmenin uygun olmadığı sonucuna varılmıştır.
26) 15 Mayıs 2011 tarihinde Fenerbahçe ile MKE Ankaragücü arasında
oynanan maçla ilgili olarak TFF Etik Kurulu, diğer şeylerin yanı sıra
aşağıdaki sonuçlara varmıştır:
“Aziz Yıldırım ; bu maçtaki somut olay ile herhangi bir ilişkisinin
bulunmadığı sonucuna varılmıştır;
İlhan Yüksel Ekşioğlu ; şike girişiminde bulunmuştur;
Cemil Turhan ; şike girişiminde bulunmuştur;
(...)
Mehmet Şekip Mosturoğlu ; şike girişimi yönünde yeterli delil
bulunamamıştır.
(...)
Her ne kadar İlhan Yüksel Ekşioğlu FB Yönetim Kurulu Üyesi olsa da, şike
teşebbüsünün Fenerbahçe Spor Kulübü'ne izafe edilmesi uygun
görülmüştür; Fenerbahçe Spor Kulübünün diğer yönetim kurulu üyelerinin
olaydan haberdar olduğuna dair hiçbir delil bulunmamış olsa da; özellikle
İlhan Yüksel Ekşioğlu, TFF Etik Kurulu’na verdiği sözlü ifadesinde
kendisinin kulüp adına yapacağı işlemler ile ilgili olarak Yönetim Kurulunun
karar aldığını ve ayrıca görevlerin ve yetkilerin de bu toplantılarda
kararlaştırıldığını ifade etmiş olsa da, kendisinin bu maça atandığını ya da
görevlendiğini gösterir hiçbir belge ya da karar bulunmamaktadır; ayrıca,
müfettiş raporunda da belirtildiği üzere, maç sırasında Ankaragücü
oyuncularının performansında hiçbirinde meşru bir şühe uyandıracak
anormallik gözlenmemiştir.”
7
27) 22 Mayıs 2011 tarihinde Fenerbahçe ile Sivasspor arasında oynanan
maçla ilgili olarak TFF Etik Kurulu, diğer şeylerin yanı sıra aşağıdaki
sonuçlara varmıştır:
Aziz Yıldırım hakkında bir fikir oluşturmak için yeterli delil
bulunmamaktadır;
İlhan Yüksel Ekşioğlu hakkında bir fikir oluşturmak için yeterli delil
bulunmaktadır.
(...)
Tamer Yelkovan hakkında bir fikir oluşturmak için yeterli delil
bulunmamaktadır.”
C. TFF PFDK Kararları
28) 6 Mayıs 2012 tarihinde TFF PFDK kararlarını yayınlayarak, Fenerbahçe
Yönetim Kurulu Üyesi Ekşioğlu’na üç yıl, Fenerbahçe Başkan Yardımcısı
Mosturoğlu’na bir yıl ve Fenerbahçe Menajeri Turhan’a bir yıl hak
mahrumiyeti cezası ile cezalandırılmasına karar vermiş, bununla beraber
Aziz Yıldırım’ı, Fenerbahçe’yi ve diğer Türk futbol kulüplerine ceza
vermemiştir.
29) 7 Mart 2011 tarihinde Gençlerbirliği ve Fenerbahçe arasında oynanan
maçla ilgili olarak TFF PFDK, diğer şeylerin yanı sıra, aşağıdaki sonuçlara
varmıştır:
“1 - ... Müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat
olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından Fenerbahçe A.Ş.
Kulübüne CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA (oyçokluğu)
(...)
3 - ... Müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat
olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından Aziz YILDIRIM’a
(oyçokluğu) ... Tamer YELKOVAN’a ... CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA
4 - İLHAN YÜKSEL EKŞİOĞLU'nun ... müsabaka sonucunu etkilemeye
teşebbüsü nedeniyle FDT'nin 58/2-a maddesi uyarınca takdiren BİR (1)
YIL HAK MAHRUMİYETİ CEZASI ile cezalandırılmasına, (...)”
30) TFF PFDK’nın çoğunluğu, Aziz Yıldırım’a ve Fenerbahçe’ye bu maç ile
ilgili olarak ceza tayinine yer olmadığına karar vermiştir. Bununla birlikte
muhalefet şerhi aşağıdaki şekilde sona ermektedir:
“Aziz Yıldırım’ın kendisine izafe edilen suçu işlediği sonucuna varıldığı için,
FDT Madde 58’de öngörülen “maç sonuçlarını etkileme” ihlalleri nedeniyle
8
kurul karşısına çıkan Aziz Yıldırım’ın Bir (1) yıl hak mahrumiyeti cezası ile
cezalandırılması gerekirken, yukarıda alınan karar adil ve yasalara uygun
değildir. Çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
FDT Madde 58/1-b uyarınca kulübe bu müsabaka ile ilgili olarak “lig
düşürme” cezasının verilmesi gerekirken, yukarıdaki karar adil ve yasalara
uygun değildir. Çoğunluk görüşüne katılmıyorum.”
31) 1 Mayıs 2011 tarihinde Fenerbahçe ve IBB Spor arasında oynanan
maçla ilgili olarak TFF PFDK, diğer şeylerin yanı sıra, aşağıdaki sonuçlara
varmıştır:
“1 - ... Müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat
olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından Fenerbahçe A.Ş.
Kulübüne ve IBB Spor’a CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA (oyçokluğu),
2 - ... Müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat
olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından Aziz Yıldırım (oyçokluğu),
Yüksel Ekşioğlu, Tamer YELKOVAN, Cemil Turhan’a CEZA TAYİNİNE YER
OLMADIĞINA (oyçokluğu)”
32. TFF PDFK’nın çoğunluğu, Aziz Yıldırım’a ve Fenerbahçe’ye bu maç ile
ilgili olarak ceza tayinine yer olmadığına karar vermiştir. Bununla birlikte
muhalefet şerhi aşağıdaki şekilde sona ermektedir:
“Aziz Yıldırım’ın kendisine izafe edilen suçu işlediği sonucuna varıldığı için,
FDT Madde 58’de öngörülen “maç sonuçlarını etkileme” ihlalleri nedeniyle
kurul karşısına çıkan Aziz Yıldırım’ın Bir (1) yıl hak mahrumiyeti cezası ile
cezalandırılması gerekirken, yukarıda alınan karar adil ve yasalara uygun
değildir. Çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Aynı şekilde FDT Madde 58/1-b uyarınca kulübe bu müsabaka ile ilgili
olarak “lig düşürme” cezasının verilmesi gerekirken, yukarıdaki karar adil
ve yasalara uygun değildir. Çoğunluk görüşüne katılmıyorum.”
33) 15 Mayıs 2011 tarihinde Fenerbahçe ve MKE Ankara Gücü arasında
oynanan maçla ilgili olarak TFF PFDK, diğer şeylerin yanı sıra, aşağıdaki
sonuçlara varmıştır:
“1 - ... Müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat
olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından Fenerbahçe A.Ş.
Kulübüne CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA (oyçokluğu),
(...)
4 - ... Müsabaka sonucunu etkilemekten dolayı sevk yapılmış ise de isnat
olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından Aziz Yıldırım’a, CEZA
TAYİNİNE YER OLMADIĞINA (oyçokluğu)”
9
5 - ... İLHAN YÜKSEL EKŞİOĞLU'nun ... müsabaka sonucunu etkilemeye
teşebbüsü nedeniyle FDT'nin 58/2-a maddesi uyarınca takdiren BİR (1)
YIL HAK MAHRUMİYETİ CEZASI ile cezalandırılmasına, (...)”
6 - ... Cemil Turhan ... müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüsü
nedeniyle FDT'nin 58/2-a maddesi uyarınca takdiren BİR (1) YIL HAK
MAHRUMİYETİ CEZASI ile cezalandırılmasına, (...)”
34) TFF PFDK üyelerinin çoğunluğu, bu maçla ilgili olarak Fenerbahçe’ye
bir ceza uygulanmamasına karar vermiştir. Bununla birlikte muhalefet
şerhi aşağıdaki şekilde son bulmaktadır:
“Yönetmeliğin ilgili maddesi uyarınca bir ceza verilmesi gerekirken,
“Kurulumuzca Fenerbahçe’ye bu maçla ilgili olarak bir ceza tayinine yer
olmadığına karar verilmesi adil ve yasal değildir”.
35) TFF PDFK, 22 Mayıs 2011’de Sivasspor ile Fenerbahçe arasında
oynanan maçta Fenerbahçe yetkililerinin şike yaptığı iddialarıyla ilgili bir
karar vermemiştir.
D. TFF Temyiz Kurulu Kararları
36) TFF PFDK kararları ile ilgili olarak on iki temyiz başvurusunda
bulunulmasının ardından, 4 Haziran 2012 tarihinde TFF Tahkim Kurulu
bütün başvuruları reddetmiş ve TFF PFDK kararlarını onaylamış, böylece
kararlar kesinleşerek bağlayıcı hale gelmiştir.
37) Bay Ekşioğlu’nun 7 Mart 2011 tarihinde Gençlerbirliği ile Fenerbahçe
arasında oynanan maçta şike yapma girişimine katılımı ile ilgili olarak TFF
Temyiz Kurulu aşağıdaki sonuca varmıştır:
“07.03.2011 tarihinde oynanan Gençlerbirliği-Fenerbahçe AŞ müsabakası
ile ilgili 06.05.2012 tarihli ve E.2011/2012-10, K.2011/2012-1341 sayılı
kararı ile İlhan Yüksel Ekşioğlu hakkında müsabaka sonucunu etkilemeye
teşebbüs nedeniyle FDT'nin 58/2-a maddesi uyarınca verilen 1 yıl hak
mahrumiyeti cezasının onanmasına oybirliği ile (karar verilmiştir)”
38) TFF Tahkim Kurulu, Fenerbahçe yetkililerinin, 1 Mayıs 2011 tarihinde
Fenerbahçe ile IBB Spor arasında oynanan maçta şike yapma girişimine
dahil olmalarıyla ilgili iddiaları ele almamıştır zira hiçbir Fenerbahçe
yetkilisi, TFF PFDK tarafından maçta şike yapma girişiminde bulunmakla
suçlanmamıştır.
39) 15 Mayıs 2011 tarihinde Fenerbahçe ile MKE Ankaragücü arasında
oynanan maç ile ilgili olarak TFF Temyiz Kurulu aşağıdaki sonuca
varmıştır:
10
“15.05.2011 tarihinde oynanan Fenerbahçe AŞ-MKE Ankaragücü
müsabakası ile ilgili 06.05.2012 tarihli ve E.2011/2012-10, K.2011/20121355 sayılı kararı ile İlhan Yüksel Ekşioğlu hakkında müsabaka sonucunu
etkilemeye teşebbüs nedeniyle FDT'nin 58/2-a maddesi uyarınca verilen 1
yıl hak mahrumiyeti cezasının onanmasına oybirliği ile (karar verilmiştir)”.
(...)
Cemil Turhan'ın itirazının reddine ve PFDK'ca 15.05.2011 tarihinde
oynanan Fenerbahçe AŞ-MKE Ankaragücü müsabakası ile ilgili 06.05.2012
tarihli ve E.2011/2012-10, K.2011/2012-1355 sayılı kararı ile Cemil
Turhan hakkında müsabaka sonucunu etkilemeye teşebbüs nedeniyle
FDT'nin 58/2-a maddesi uyarınca verilen 1 yıl hak mahrumiyeti cezasının
onanmasına oybirliği ile (karar verilmiştir)
40) TFF Temyiz Kurulu, Fenerbahçe yetkililerinin, 22 Mayıs 2011 tarihinde
Sivasspor ile Fenerbahçe arasında oynanan maçta şike yapma girişimine
dahil olmalarıyla ilgili iddiaları ele almamıştır zira TFF PFDK bu konuda
herhangi bir karar almamıştır.
E. İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi Kararı
41) TFF Etik Kurulu’nun 26 Haziran 2012’de yayınlanan raporu, 4 Haziran
2012’de UEFA’ya ulaştı.
42) 7 Haziran 2012’de UEFA Genel Sekreteri, UEFA Kontrol ve Disiplin
Kuruluna (bundan sonra UEFA CDB olarak anılacaktır), Fenerbahçe
hakkında disiplin soruşturması açmasını talep eden bir yazı gönderdi.
43) 17 Haziran 2012 tarihinde, bir UEFA Disiplin Hizmetleri Hukuk Müşaviri
tarafından, bir UEFA Disiplin Müfettişi olan Bay David Casserly’ye, dâhili bir
e-posta gönderildi. Bu e-posta ekinde 7 Haziran 2012 tarihli mektup
bulunuyordu. Bu e-postanın bir kopyası (CC) Fenerbahçe’nin iki e-posta
adresine gönderildi.
44) 18 Haziran 2012’de UEFA Disiplin Müfettişi Fenerbahçe ve UEFA
Disiplin hizmetlerine kısa bir rapor sunmuştur. Bu raporda, TFF Temyiz
Kurulu’nun gerekçeli kararı henüz temin edilmediğinden “(UEFA CDB) TFF
Temyiz Kurulu’nun nihai gerekçeli kararını inceleme olanağı bulana kadar
... (UEFA CDB) tarafından nihai bir kararın verilemeyeceği” ifade edilmiştir.
45) 20 Haziran 2012’de UEFA, TFF Temyiz Kurulu’nun gerekçeli kararının
nüshalarını almıştır.
46) Aynı zamanda 20 Haziran 2012’de UEFA Disiplin Müfettişi UEFA
Disiplin Hizmetlerine, “Analiz edilmesi ve CDB’ye sunulması gereken çok
büyük miktardaki belgeler” göz önünde bulundurulduğunda, “yarınki
toplantıda, CDB’nin, Fenerbahçe’nin 2007’den itibaren şike olaylarına dahil
11
olup olmadığına dair nihai bir karar verecek durumda olmayacağı” fikrinde
olduğunu bildirmiştir. UEFA Disiplin Müfettişi ayrıca “konunun kesin olarak
saptanması beklenirken, Fenerbahçe UEFA Şampiyonlar Ligi için seçilmeye
uygun olarak kabul edilmeye devam edilmelidir, zira kulüp aleyhine bir
bulgu yokken, Fenerbahçe kabul edilmek için ilgili kriterleri yerine
getirmeye devam etmektedir.”
47) 21 Haziran 2012’de UEFA CBD UEFA Disiplin Müfettişine ve
Fenerbahçe’ye yazılı belgeler sunmasına olanak veren bir karar almış ve
UEFA CDB bu konuda kesin kararını verene kadar Fenerbahçe’nin UEFA
Şampiyonlar Ligi’ne katılma hakkının bulunduğunu teyit etmiştir.
48) 2 Temmuz 2012’de İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi (Türkiye) Bay
Aziz Yıldırım önderliğinde bir suç örgütünün oluşturulduğuna ve
2010/2011 sezonunda 13 maçta Fenerbahçe yetkilileri tarafından şike ve
teşvik primi faaliyetlerinin gerçekleştirildiğine kadar vermiştir. Yargılanan
93 kişiden 48’i hüküm giymiştir. Hüküm giyen Fenerbahçe yetkilileri
arasında aşağıdaki kişiler yer almaktaydı:
Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, suç örgütü kurmaktan iki yıl altı ay hapis
cezası ve dört maçta müsabakalarının sonucunu etkilemek amacıyla şike
yapmaktan ve üç maçta da teşvik primi vermekten üç yıl dokuz ay hapis
cezasına ve 1.312.500 YTL para cezasına çarptırılmıştır.
2. Fenerbahçe Başkan Yardımcısı olan Mehmet Şekip Mosturoğlu, suç
örgütü üyesi olmaktan bir yıl üç ay hapis cezasına, ve iki maçta maçın
sonucunu doğrudan etkilemek amacıyla teşvik primi vermekten ve şike
yapmaktan (bir yılı ertelenmemek kaydıyla) bir yıl on ay on dört gün hapis
cezasına çarptırılmıştır.
3) Fenerbahçe Yönetim Kurulu Üyesi İlhan Yüksel Ekşioğlu, suç örgütü
üyesi olmaktan bir yıl üç ay hapis cezasına, ve iki maçta maçın sonucunu
doğrudan etkilemek amacıyla şike yapmaktan ve üç maçta da teşvik primi
vermekten (bir yılı ertelenmemek kaydıyla) yirmi beş ay on beş gün hapis
cezasına ve 900.000 YTL para cezasına çarptırılmıştır.
4) Fenerbahçe Yönetim Kurulu Üyesi Alaeddin Yıldırım suç örgütü üyesi
olmaktan bir yıl altı ay hapis cezasına (beş yıl ertelenmiştir), ve ayrıca bir
maçta teşvik primi suçunu işlediği sabit olunduğundan (ertelenmemek
kaydıyla) bir ay on beş gün hapis cezasına ve 135.000 TL para cezasına
çarptırılmıştır.
5) Fenerbahçe Menajeri suç örgütü üyesi olmaktan bir yıl altı üç hapis
cezasına (beş yıl ertelenmiştir), ve ayrıca bir maçta şike suçunu işlediği
sabit olunduğundan (ertelenmemek kaydıyla) bir ay yedi gün hapis
cezasına ve 15.625 TL para cezasına çarptırılmıştır.
12
6) Fenerbahçe Finans Direktörü Tamer Yelkovan, suç örgütü üyesi
olmaktan bir yıl üç ay hapis cezasına (beş yıl ertelenmiştir), ve ayrıca bir
maçın sonucunu etkilemek için teşvik primi suçunu işlediği ve iki maçın
sonucunu doğrudan etkilemek için şike faaliyetine katıldığı sabit
olunduğundan (ertelenmemek kaydıyla) bir yıl üç ay hapis cezasına ve
49.980 TL para cezasına çarptırılmıştır.
49) 7 Mart 2011 tarihinde Gençlerbirliği ve Fenerbahçe arasında oynan
maç ile ilgili olarak 16 Ağır Ceza Mahkemesi, ilgili şahıslar hakkında
aşağıdaki karara varmıştır:
Her ne kadar sanık AZİZ YILDIRIM hakkında; Türkiye Profesyonel Süper
Ligi’nde; 21.02.2011 günü oynanan Manisaspor - Trabzonspor,
26.02.2011 günü oynanan Fenerbahçe - Kasımpaşa, 06.03.2011 günü
oynanan Bursaspor - İBB Spor, 07.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği Fenerbahçe, 20.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği - Trabzonspor ve
09.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor - Fenerbahçe müsabakalarda şike
yaptığı ve teşvik primi verdiğinden bahisle dolandırıcılık suçundan
cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de, 6222 sayılı Kanun
öncesinde şike ve teşvik primi fiilleri suç olarak tanımlanmadığı gibi ceza
kanunlarında da bu fiiller özel olarak düzenlenmediğinden ve özetle
yüklenen fiil kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğundan CMK'nın
223/2 - a maddesi uyarınca BERAATİNE,
(...)
Her ne kadar sanık İLHAN YÜKSEL EKŞİOĞLU hakkında Türkiye
Profesyonel Süper Ligi’nde;21.02.2011 günü oynanan Manisaspor Trabzonspor, 26.02.2011 günü oynanan Fenerbahçe - Kasımpaşa,
06.03.2011 günü oynanan Bursaspor - İBB Spor, 07.03.2011 günü
oynanan Gençlerbirliği - Fenerbahçe, 09.04.2011 günü oynanan
Eskişehirspor - Fenerbahçe ve 20.03.2011 günü oynanan Gençlerbirliği Trabzonspor arasında oynanan müsabakalarda şike yaptığından bahisle
dolandırıcılık suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise
de, 6222 sayılı Kanun öncesinde şike ve teşvik primi fiilleri suç olarak
tanımlanmadığı gibi ceza kanunlarında da bu fiiller özel olarak
düzenlenmediğinden ve özetle yüklenen fiil kanunda suç olarak
tanımlanmamış olduğundan CMK'nın 223/2 - a maddesi uyarınca
BERAATİNE,
(...)
Her ne kadar sanık TAMER YELKOVAN hakkında Türkiye P rofesyonel
Süper Ligi’nde; 21.02.2011 günü oynanan Manisaspor - Trabzonspor,
26.02.2011 günü oynanan Fenerbahçe - Kasımpaşa, 07.03.2011 günü
oynanan Gençlerbirliği - Fenerbahçe, 20.03.2011 günü oynanan
Gençlerbirliği - Trabzonspor ve 09.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor Fenerbahçe müsabakalarında şike yapmak suretiyle dolandırıcılık suçunu
13
işlediğinden bahisle kamu davası açılmış ise de, 6222 sayılı Kanun
öncesinde şike ve teşvik primi fiilleri suç olarak tanımlanmadığı gibi ceza
kanunlarında da bu fiiller özel ol arak düzenlenmediğinden ve özetle
yüklenen fiil kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğundan CMK'nın
223/2 - a maddesi uyarınca BERAATİNE,
50) 1 Mayıs 2011 tarihinde Fenerbahçe ile IBB Spor arasında oynanan
maçla ilgili olarak 16. Ağır Ceza Mahkemesi aşağıdaki karara varmıştır:
Sanık AZİZ YILDIRIM’ın Türkiye Profesyonel Süper Ligi’nde; 01.05.2011
günü oynanan Fenerbahçe - İBB Spor, 08.05.2011 günü oynanan Karabük
– Fenerbahçe, 15.05.2011 günü oynana n Fenerbahçe - Ankaragücü,
22.05.2011 günü oynanan Sivasspor - Fenerbahçe müsabakalarının
sonucunu etkilemek amacıyla şike; 17.04.2011 günü oynanan
Trabzonspor - Bursaspor, 22.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor Trabzonspor ve 15.05.2011 günü oynanan Trabzonspor - İ.B.B Spor
müsabakalarının sonucunu etkilemek amacıyla teşvik pirimi suçlarını
işlediği sabit olduğundan, suçun işleniş biçimi ile suç konusunun önem ve
değeri ile kastına dayalı kusurunun ağırlığı gözetilerek eylemine uyan ve
tüm sonuçları itibariyle lehin e olan 6259 sayılı Kanun ile değişik 6222
sayılı Kanun’un 11/1. maddesi uyarınca takdiren alt sınırdan uzaklaşılmak
suretiyle ÜÇ YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
D) Her ne kadar sanık CEMİL TURHAN hakkında Türkiye Profesyonel Süper
Ligi’nde; 01.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe İ.B.B Spor müsabakasının
sonucunu etkilemek amacıyla şike yapmak suçunu işlediğinden bahisle
cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de, yüklenen suçtan
cezalandırılmasına yeter her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı
kanıtlara ulaşılamadığı ve bu bağlamda yüklenen suçun sanık tarafından
işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMK'nın 223/2 - e maddesi uyarınca
BERAATİNE,
D) Her ne kadar sanık İLHAN YÜKSEL EKŞİOĞLU hakkında Türkiye
Profesyonel Süper Ligi’nde; 01.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe - İ.B.B
Spor müsabakasının sonucunu etkilemek amacıyla şike yapmak suçunu
işlediğinden bahisle cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de,
yüklenen suçtan cezalandırılmasına yeter her türlü şüpheden uzak kesin
ve inandırıcı kanıtlara ulaşılamadığı ve bu bağlamda yüklenen suçun sanık
tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMK'nın 223/2-e maddesi
uyarınca BERAATİNE,
(...)
a) Sanık TAMER YELKOVAN’ın Türkiye Profesyonel Süper Ligi’nde;
22.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor - Trabzonspor müsabakasının
sonucunu etkilemek amacıyla teşvik pirimi, 01.05.2011 günü oynanan İBB
Spor - Fenerbahçe ve 22.05.2011 günü oynanan Sivasspor - Fenerbahçe
14
müsabakalarının sonucunu etkilemek amacıyla şike suçunu işlediği sabit
olduğundan, ... BİR YIL ALTI AY HAPİS ve İKİ BİN GÜN ADLİ PARA CEZASI
İLE CEZALANDIRILMASINA,
51) Fenerbahçe ile MKE Ankaragücü arasında 15 Mayıs 2011 tarihinde
oynanan maçla ilgili olarak 16. Ağır Ceza Mahkemesi aşağıdaki karara
varmıştır.
a) Sanık AZİZ YILDIRIM’ın Türkiye Profesyonel Süper Ligi’nde; 01.05.2011
günü oynanan Fenerbahçe - İBB Spor, 08.05.2011 günü oynanan Karabük
– Fenerbahçe, 15.05.2011 günü oynana n Fenerbahçe - Ankaragücü,
22.05.2011 günü oynanan Sivasspor - Fenerbahçe müsabakalarının
sonucunu etkilemek amacıyla şike; 17.04.2011 günü oynanan
Trabzonspor - Bursaspor, 22.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor Trabzonspor ve 15.05.2011 günü oynanan Trabzonspor - İ.B.B Spor
müsabakalarının sonucunu etkilemek amacıyla teşvik pirimi suçlarını
işlediği sabit olduğundan, suçun işleniş biçimi ile suç konusunun önem ve
değeri ile kastına dayalı kusurunun ağırlığı gözetilerek eylemine uyan ve
tüm sonuçları itibariyle lehin e olan 6259 sayılı Kanun ile değişik 6222
sayılı Kanun’un 11/1. maddesi uyarınca takdiren alt sınırdan uzaklaşılmak
suretiyle ÜÇ YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
(...)
b) Sanık CEMİL TURHAN’ın Türkiye Profesyonel Süper Ligi’nde;
15.05.2011 günü oynanan Ankaragücü-Fenerbahçe müsabakasının
sonucunu etkilemek amacıyla şike yapmak suçunu işlediği sabit
olduğundan, suçun işleniş biçimi ile suç konusunun önem ve değeri
gözetilerek eylemine uyan ve tüm sonuçları itibariyle lehine olan 6259
sayılı Kanun ile değişik 6222 sayılı Kanun’un 11/1. maddesi uyarınca
takdiren alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle BİR YIL ALTI AY HAPİS ve BİN
GÜN ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
a)Sanık İLHAN YÜKSEL EKŞİOĞLU’nun Türkiye Profesyonel Süper Ligi’nde;
17.04.2011 günü oynanan Trabzonspor - Bursaspor, 22.04.2011 günü
oynanan Eskişehirspor - Trabzonspor ve 15.05.2011 günü oynanan
Trabzonspor - İ.B.B Spor müsabakalarının sonucunu etkilemek amacıyla
teşvik, 15.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe - Ankaragücü ve
22.05.2011 günü oynanan Sivasspor - Fenerbahçe müsabakalarının
sonucunu etkilemek amacıyla şike suçunu işlediği sabit olduğundan, suçun
işleniş biçimi ile suç konusunun önem ve değeri, kastına dayalı kusurunun
ağırlığı gözetilerek eylemine uyan ve tüm sonuçları itibariyle lehine olan
6259 sayılı Kanun ile değişik 6222 sayılı Kanun’un 11/1. maddesi uyarınca
takdiren alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle BİR YIL SEKİZ AY HAPİS ve
SEKİZ BİN GÜN ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
(...)
15
a)Sanık MEHMET ŞEKİP MOSTUROĞLU’nun Türkiye Profesyonel Süper
Ligi’nde; 22.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor - Trabzonspor
müsabakasının sonucunu etkileme k amacıyla teşvik pirimi, 08.05.2011
günü oynanan Karabük – Fenerbahçe ve 15.05.2011 günü oynanan
Fenerbahçe - Ankaragücü müsabakalarının sonucunu etkilemek amacıyla
şike suçunu işlediği sabit olduğundan, suçun işleniş biçimi ile suç
konusunun önem ve değeri gözetilerek eylemine uyan ve tüm sonuçları
itibariyle lehine olan 6259 sayılı Kanun ile değişik 6222 sayılı Kanun’un
11/10. maddesi yollaması ile en ağır cezayı gerektiren fiilden dolayı(şikeye
teşebbüs) 11/1. maddesi uyarınca takdiren alt sınırdan uzaklaşılmak
suretiyle BİR YIL ALTI AY HAPİS ve İKİ BİN GÜN ADLİ PARA CEZASI İLE
CEZALANDIRILMASINA,
52) Sivasspor ile Fenerbahçe arasında 22 Mayıs 2011 tarihinde oynanan
maçla ilgili olarak 16. Ağır Ceza Mahkemesi aşağıdaki karara varmıştır.
a) Sanık AZİZ YILDIRIM’ın Türkiye Profesyonel Süper Ligi’nde; 01.05.2011
günü oynanan Fenerbahçe - İBB Spor, 08.05.2011 günü oynanan Karabük
– Fenerbahçe, 15.05.2011 günü oynana n Fenerbahçe - Ankaragücü,
22.05.2011 günü oynanan Sivasspor - Fenerbahçe müsabakalarının
sonucunu etkilemek amacıyla şike; 17.04.2011 günü oynanan
Trabzonspor - Bursaspor, 22.04.2011 günü oynanan Eskişehirspor Trabzonspor ve 15.05.2011 günü oynanan Trabzonspor - İ.B.B
Spormüsabakalarının sonucunu etkilemek amacıyla teşvik pirimi suçlarını
işlediği sabit olduğundan, suçun işleniş biçimi ile suç konusunun önem ve
değeri ile kastına dayalı kusurunun ağırlığı gözetilerek eylemine uyan ve
tüm sonuçları itibariyle lehin e olan 6259 sayılı Kanun ile değişik 6222
sayılı Kanun’un 11/1. maddesi uyarınca takdiren alt sınırdan uzaklaşılmak
suretiyle ÜÇ YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
(...)
a)Sanık İLHAN YÜKSEL EKŞİOĞLU’nun Türkiye Profesyonel Süper Ligi’nde;
17.04.2011 günü oynanan Trabzonspor - Bursaspor , 22.04.2011 günü
oynanan Eskişehirspor - Trabzonspor ve 15.05.2011 günü oynanan
Trabzonspor - İ.B.B Spor müsabakalarının sonucunu etkilemek amacıyla
teşvik, 15.05.2011 günü oynanan Fenerbahçe - Ankaragücü ve
22.05.2011 günü oynanan Sivasspor - Fenerbahçe müsabakalarının
sonucunu etkilemek amacıyla şike suçunu işlediği sabit olduğundan, suçun
işleniş biçimi ile suç konusunun önem ve değeri, kastına dayalı kusurunun
ağırlığı gözetilerek eylemine uyan ve tüm sonuçları itibariyle lehine olan
6259 sayılı Kanun ile değişik 6222 sayılı Kanun’un 11/1. maddesi uyarınca
takdiren alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle BİR YIL SEKİZ AY HAPİS ve
SEKİZ BİN GÜN ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
(...)
16
Sanık TAMER YELKOVAN’ınTürkiye Profesyonel Süper Ligi’nde; 22.04.2011
günü oynanan Eskişehirspor -Trabzonspor müsabakasının sonucunu
etkilemek amacıyla teşvik pirimi, 01.05.2011 günü oynanan İBB SporFenerbahçe ve 22.05.2011 günü oynanan Sivasspor -Fenerbahçe
müsabaka larının sonucunu etkilemek amacıyla şike suçunu işlediği sabit
olduğundan, suçun işleniş biçimi ile suç konusunun önem ve değeri,
kastına dayalı kusurunun ağırlığı gözetilerek eylemine uyan ve tüm
sonuçları itibariyle lehine olan 6259 sayılı Kanun ile değişik 6222 sayılı
Kanun’un 11/1. maddesi uyarınca takdiren alt sınırdan uzaklaşılmak
suretiyle BİR YIL ALTI AY HAPİS ve İKİ BİN GÜN ADLİ PARA CEZASI İLE
CEZALANDIRILMASINA,
F. UEFA Control ve Disiplin Kurulu Kararı
53) 06 Kasım 2012 tarihinde, 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararının
tercümesi UEFA Disiplin Müfettişine ulaşmıştır.
54) 31 Mayıs 2013 tarihinde UEFA Disiplin Müfettişi Fenerbahçe hakkında
açılan disiplin soruşturmasıyla ilgili raporunu yayınlamıştır.
55) 19 Temmuz 2013’te, UEFA soruşturması sona erdikten sonra, Türkiye
Yargıtay savcısı bireyler tarafından yapılan temyiz başvuruları ile ilgili
raporunu yayınladı ve İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen
bütün mahkumiyet kararlarının onaylanmasını talep etti. 10 Haziran
2013’te, UEFA Disiplin ve Dürüstlük Hizmetleri başkanı Fenerbahçe’ye,
kendisi hakkında başlatılan soruşturmayı bildirdi ve UEFA Disiplin
Müfettişinin 31 Mayıs 2013 tarihli raporunu (bundan sonra “UEFA Disiplin
Raporu” olarak anılacaktır) sundu.
56) 20 Haziran 2013 tarihinde Fenerbahçe kendi cevabını sundu.
57) 22 Haziran 2013 tarihinde UEFA Kontrol ve Disiplin Kurulu, aşağıdaki
bölümün de yer aldığı kararı verdi (bundan sonra “UEFA CDB Kararı”
olarak anılacaktır).
“Fenerbahçe’nin hak kazandığı önümüzdeki 3 sezon UEFA
müsabakalarından men edilmesine, bahsi geçen cezaya ait 3. sezonun ise
5 yıl süreyle ertelenmesine”
58) 25 Haziran 2013 tarihinde UEFA CDB kararının gerekçesi taraflara
bildirildi.
59) 7 Mart 2011 tarihinde oynanan Gençlerbirliği - Fenerbahçe maçı ile
ilgili olarak UEFA CDB, aşağıda durumu tespit ettiğini belirtmiştir:
“(Fenerbahçe’nin) 7 Mart 2011 tarihinde oynanan Gençlerbirliği –
Fenerbahçe maçının sonucunu, özellikle de Gençlerbirliği oyuncularına
para vererek etkilediği;”
17
60) 1 Mayıs 2011 tarihinde oynanan Fenerbahçe – IBB Spor maçı ile ilgili
olarak UEFA CDB aşağıdaki durumu tespit ettiğini belirtmiştir:
“(Fenerbahçe’nin) 1 Mayıs 2011 tarihinde oynanan (Fenerbahçe) – (IBB
Spor) maçının sonucunu, (özellikle de IBB Spor oyuncularına para
vererek) etkilediği;”
61) 15 Mayıs 2011 tarihinde oynanan Fenerbahçe – MKE Ankaragücü maçı
ile ilgili olarak UEFA CDB aşağıdaki durumu tespit ettiğini belirtmiştir:
“(Fenerbahçe’nin) 15 Mayıs 2011 tarihinde oynanan MKE Ankaragücü (Fenerbahçe) maçının sonucunu, (özellikle de MKE Ankaragücü oyuncuları
ile doğrudan temaslar kurarak etkilediği;”
62) 22 Mayıs 2011 tarihinde oynanan Sivasspor - Fenerbahçe maçı ile ilgili
olarak UEFA CDB aşağıdaki durumu tespit ettiğini belirtmiştir:
“(Fenerbahçe’nin) 22 Mayıs 2011 tarihinde oynanan Sivasspor (Fenerbahçe) maçının sonucunu, (özellikle de karşı tarafın bir oyuncusuna
(Fenerbahçe ) lehine para ödemeyi teklif ederek ve muhtemelen de
ödeyerek) etkilediği;”
G. UEFA Temyiz Kurulu Kararı
63) 26 Haziran 2013 tarihinde Fenerbahçe, UEFA CDB Kararıyla ilgili bir
temyiz başvurusunda bulunma niyet beyanı sundu.
64) 28 Haziran 2013’te Fenerbahçe UEFA CDB Kararıyla ilgili yürütmeyi
durdurma talebinde bulundu
65) 5 Temmuz 2013’te Fenerbahçe temyiz başvurusunun gerekçelerini
sundu ve UEFA CDB Kararıyla uygulanan cezanın iptal edilmesini talep etti.
66) 8 Temmuz 2013 tarihinde UEFA Temyiz Kurulu, yürütmeyi durdurma
başvurusunu reddetti.
67) 9 Temmuz 2013’te UEFA Disiplin Müfettişi, UEFA Temyiz Kurulu
Başkanı tarafından belirlenen teslim süresi içerisinde cevabını sundu ve
temyiz talebinin reddedilmesini ve masrafların da buna göre yüklenmesini
talep etti.
68) 10 Temmuz 2013’te UEFA Temyiz Kurulu, diğer şeylerin arasında,
aşağıdaki bölümü de içeren kararını (bundan sonra “Temyiz Edilen Karar”
olarak anılacaktır) verdi:
18
“1 - Fenerbahçe SK tarafından yapılan temyiz başvurusu kısmi olarak
kabul edilmiş ve Kontrol ve Disiplin Kurulu’nun 22 Haziran 2013 tarihli
kararı kısmen durdurulmuştur.
2 – Fenerbahçe SK’nın, katılmaya hak kazandığı gelecek UEFA
müsabakalarından 2 sezon men edilmesine karar verilmiştir.”
69) 15 Temmuz 2013 tarihinde Temyiz Edilen Kararın gerekçeleri taraflara
bildirilmiştir.
70) 7 Mayıs 2011 tarihinde oynanan Gençlerbirliği - Fenerbahçe maçı ile
ilgili olarak UEFA Temyiz Kurulu aşağıdaki sonuca varmıştır:
“Tahkim Kurulu, Fenerbahçe SK Yönetim Kurulu üyesi Bay Ekşioğlu’nun,
2010/2011 Türkiye Süper Ligi kapsamında 7 Mart 2011’de oynanan
Gençlerbirliği – Fenerbahçe maçında şike yapılması olayında doğrudan bir
rol oynadığı konusunda ikna olmuş durumdadır. Polis Raporunda, Etik
Kurulu raporunda, TFF disiplin kurulu kararında ve 16. Ağır Ceza
Mahkemesi’nin kararında yer alan birçok delil bu sonucu
desteklemektedir.”
71) 1 Mayıs 2011 tarihinde Fenerbahçe ile IBB Spor arasında oynan maç
ile ilgili olarak UEFA Temyiz Kurulu aşağıdaki sonuca varmıştır:
“Dava dosyasındaki bütün unsurlar göz önünde bulundurularak ve Polis
Raporunu ve 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararı incelendikten sonra
Temyiz Kurulu, Fenerbahçe SK başkanı Bay Aziz Yıldırım’ın 1 Mayıs 2011
tarihinde oynanan Fenerbahçe – IBB Spor maçında şike faaliyetlerinde
bulunduğu sonucuna varmıştır.”
72) 15 Mayıs 2011 tarihinde Fenerbahçe ile MKE Ankaragücü arasında
oynan maç ile ilgili olarak UEFA Temyiz Kurulu aşağıdaki sonuca varmıştır:
“Temyiz Kurulu, dava dosyasındaki bütün unsurları göz önünde
bulundurarak, 2010/2011 Türkiye Süper Ligi’nde 15 Mayıs 2011 günü
Fenerbahçe ile Ankaragücü arasında oynanan maçta şike yapma
teşebbüsünde bulunulduğuna dair rahat bir şekilde tatmin (ikna) olmuştur.
Temyiz Kurulu, Fenerbahçe SK başkanı Bay Aziz Yıldırım’ın, Fenerbahçe SK
Ücra Kurulu üyesi Bay Ekşioğlu’nun, Fenerbahçe SK Başkan Yardımcısı Bay
Mosturoğlu’nun ve Gençlik Bölümü Yöneticisi Bay Turhan’ın bu maçtaki
şike faaliyetlerine aktif bir şekilde katıldığını düşünmektedir. Sunulan
deliller, özellikle de Polis Raporu, Etik Kurulu raporu, TFF disiplin kurulu
kararı ve 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararı, Temyiz Kurulu’nun vardığı
bu sonucu destekler niteliktedir.”
73) 22 Mayıs 2011 tarihinde Sivasspor ile Fenerbahçe arasında oynan maç
ile ilgili olarak UEFA Temyiz Kurulu aşağıdaki sonuca varmıştır:
19
Temyiz Kurulu, önce Polis Raporundan, sonra da 16. Ağır Ceza
Mahkemesi’nden alınan delilleri göz önünde bulundurarak, Fenerbahçe SK
Başkanı Aziz Yıldırım’ın ve Fenerbahçe SK İcra Kurulu üyesi Bay
Ekşioğlu’nun, 22 Mayıs 2011’de oynanan maçta şike faaliyetinde
bulunduğu sonucuna varmıştır.
III. Spor Tahkim Mahkemesi Nezdinde Yürütülen Soruşturma
74) 16 Temmuz 2013 tarihinde Fenerbahçe, CAS Mahkemesi’ne bir temyiz
dilekçesi sunmuştur bulunmuştur. Temyiz dilekçesi (birinci davalı olarak)
UEFA’ya, (ikinci davalı olarak) Beşiktaş Jimnastik Kulübü’ne (bundan sonra
“Beşiktaş” olarak anılacaktır), (üçüncü davalı olarak) Bursaspor Kulübü
Derneği’ne (bundan sonra “Bursaspor” olarak anılacaktır) yönelik verilmişti
ve Temyiz Edilen Karar’ın yürütmesinin derhal durdurulmasını talep
etmekteydi. Temyiz Eden, İsviçre’de bir profesör olan Bay Ulrich Haas’ı
hakem olarak önermiştir.
75) 17 Temmuz 2013’te UEFA, Beşiktaş ve Bursaspor’un bu davada davalı
olarak nitelendirilmesine itiraz etmiştir. UEFA, CAS tarafından
hızlandırılmış dava takvimin kararlaştırılması koşuluyla, Temyiz Edilen
kararla ilgili yürütmeyi durdurma talebine itiraz etmemiştir.
76) 18 Temmuz 2013 tarihinde Bursaspor Temyiz Eden’in Temyiz Edilen
Karar’la ilgili yürütmeyi durdurma talebine bir cevap sunarak bu talebin
reddedilmesini istemiştir.
77) Ayrıca 18 Temmuz 2013 tarihinde Temyiz Eden, Beşiktaş ve
Bursaspor’un bu davadan çıkarılmasını kabul etmiş, ve bu kulüplere
yönelik temyiz başvurusunu geri çekmiştir. Temyiz Eden, CAS’a tarafların
bir dava takvimi üzerinde anlaştığını de bildirmiştir.
78) Dahası 18 Temmuz 2013 tarihinde CAS Mahkemesi Temyiz Eden
tarafın Beşiktaş ve Bursaspor ile ilgili başvurusunu geri çektiğini ve
davanın, tek davalı UEFA olduğu halde devam edeceğini ifade etmiştir.
Ayrıca, tarafların bir hızlandırılmış dava takvimi üzerinde anlaşmış olmaları
göz önünde bulundurularak, CAS Mahkemesi, CAS Temyiz Tahkim Dairesi
Başkan Vekili adına, Temyiz Edilen Kararın yürütmesinin durdurulduğunu
bildirmiştir. Ayrıca, CAS Mahkemesi, tarafların aşağıda yer alan ve
neticede uygulanan dava takvimi üzerinde uzlaşmaya vardığını kabul
etmiştir:
*
*
*
*
Temyiz dilekçesinin sunulması – 26 Temmuz 2013
Cevabın sunulması – 9 Ağustos 2013
Duruşma – 21 ila 23 Ağustos 2013
Kararın ameli (operatif) bölümünün verilmesi – 28 Ağustos 2013
79) Ayrıca 18 Temmuz 2013’te Bursaspor, soruşturmanın durdurulmasına
itirazını tekrarlamıştır.
20
80) Ayrıca 18 Temmuz 2013’te CAS Mahkemesi Bursaspor’a, aynı tarihli
dilekçesinde de belirtildiği üzere, mevcut soruşturmada artık bir taraf
olarak kabul edilmediğini bildirmiştir. Dahası Bursaspor’a, Temyiz Edenin
yürütmeyi durdurma talebine verdiği cevabın, 17 Temmuz 2013 tarihli
CAS yazısında belirlenen sürenin (18 Temmuz 2013) dışında verildiğini ve
bu nedenle kabul edilemez olduğunu bildirmiştir. CAS Ayrıca bunun
Temyiz Eden ile UEFA arasında gerçekleşen bir spor disiplini davası
olduğunu ve sadece bu ikincinin, kararının yürütmesinin durdurulmasıyla
ilgili olduğunu bildirmiştir.
80) 19 Temmuz 2013’te Bursaspor, Sporla İlgili Tahkim Yasası Madde
R41.3 ve R41.4 (bundan sonra “CAS Yasası” olarak anılacaktır) uyarınca
mevcut davaya müdahil olma talebinde bulunmuştur.
82) 22 Temmuz 2013’te Davalı Portekiz, Lizbon’da bir avukat olan Bay Rui
Botica Santos’u hakem olarak atamıştır.
83) 26 Temmuz 2013’te, Temyiz Eden, temyiz dilekçesini sunmuştur. Bu
belgede olgular ve hukuki argümanlar yer almıştır. Temyiz Başvurusunda
Bulunan, UEFA Temyiz Kurulu tarafından 10 Temmuz 2013’te verilen
Temyiz Edilen Karar’a itiraz ederek aşağıdaki taleplerde bulundu:
1 – UEFA Temyiz Kurulu’nun 10 Temmuz 2013 tarihli kararının iptal
edilmesi ve Fenerbahçe Spor Kulübüne, 2011 yılı şike ve 2011/2012 UEFA
Kulüp Müsabakaları Katılım Formunu gerçeğe uygun doldurmama
iddialarıyla ilgili hiçbir cezanın verilmeyeceğinin beyan edilmesi;
2 – Alternatif olarak, UEFA Temyiz Kurulu’nun 10 Temmuz 2013 tarihli
kararının iptal edilmesi ve davanın tekrar UEFA Temyiz Kurulu’na
gönderilmesi;
3 – Alternatif olarak, mevcut davanın, Türkiye Yargıtay’ının dava ile ilgili
nihai bir karar vermesinin beklendiği 30 Ekim 2013 tarihine kadar askıya
alınması;
4 – Her halükarda, Davalının, varsa, mevcut tahkimin bütün masraflarını
ödemesinin kararlaştırılması;
5 – Her halükarda, Davalının, Temyiz Eden tarafın (davanın ileri bir
aşamasında sunacağı) bütün yasal temsil ve yardım masraflarını ve yine
Temyiz Eden tarafın işbu tahkim ile bağlantılı olarak yaptığı diğer bütün
masrafların Davalı tarafından ödenmesinin kararlaştırılması;
84) Temyiz Eden ile Davalı, sırasıyla 29 ve 30 Temmuz 2013 tarihlerinde
Bursaspor’un müdahil olma talebinin reddedilmesini talep etmişlerdir.
21
85) 30 Temmuz 2013 tarihinde, CAS Mahkemesi, CAS Yasası Madde R54
uyarınca, CAS Temyiz Tahkim Bölümü Başkan Yardımcısı adına, mevcut
dava ile ilgili olarak karar verecek Tahkim Kurulu’nun aşağıdaki
hakemlerden oluştuğunu taraflara bildirdi:
* Bay Manfred Nan, Arnhem, Hollanda’da avukat, Başkan;
* Bay Ulrich Haas, Zürih, İsviçre’de Profesör; ve
* Bay Rui Botica Santos, Lizbon, Portekiz’de avukat.
86) 9 Ağustos 2013 tarihinde CAS Mahkemesi, Tahkim Kurulu’nun “Mevcut
davanın özel koşulları uyarınca, (Bursaspor)’un davaya müdahil olmasını
gerektirecek veya haklı gösterecek hiçbir hukuki ilgisi bulunmamaktadır.
Bu dava yalnızca Temyiz Eden ile UEFA arasında aşağıdaki şike iddiaları ve
suçlamalarıyla ilgili disiplin nitelikli bir davadır. Gerçekte (Bursaspor) bu
açıdan taraflardan herhangi birine yönelik bir talepte bulunmamaktadır ve
bulunamaz” şeklinde bir karara vararak Bursaspor’a müdahil olma talebini
reddettiğini bildirmiştir.
87) Yine 9 Ağustos 2013’te CAS Mahkemesi tarafları, mevcut konuyla ilgili
duruşma için 21 Ağustos 2013 ve 22 Ağustos 2013 tarihlerini geçici
olarak ayırmaya (rezerve etmeye) davet etmiştir.
88) Yine 9 Ağustos 2013 tarihinde Davalı cevabını sunarak CAS’tan
aşağıdaki kararları almasını talep etmiştir:
“a) Temyiz talebinin reddedilmesi.
b) UEFA Temyiz Kurulu’nun kararının onaylanması ve 2013/2014
sezonundan başlamak üzere Fenerbahçe Spor Kulübü’nün, normalde
katılmaya hak kazandığı gelecek iki (2) UEFA şampiyonalarından men
edilmesine karar verilmesi.
c) UEFA’ya dava masraflarının ödenmesi.
d) Tahkim masraflarının Fenerbahçe Spor Kulübüne ödetilmesi.”
89) 14 Ağustos 2013’te, Temyiz Eden, Kurul’dan 22 Ağustos 2013
(öğleden sonra) ve 23 Ağustos 2013’te yapılacak olan duruşmanın
tarihinin değiştirilmesini talep etmiş, Temyiz Edenin başkanının ve yine
onun çağırdığı 8 tanığın 21 Ağustos 2013’teki duruşmaya
katılamayacağını, zira Temyiz Edenin 21 Ağustos 2013 saat 20:45’te (CET)
İstanbul’da UEFA Şampiyonlar Ligi Play-off’unda İngiliz Futbol kulübü
Arsenal FC’ye karşı oynamasının planlandığını bildirmiştir.
90) Yine 14 Ağustos 2013 tarihinde CAS Mahkemesi, Tahkim Kurulu’nun
23 Ağustos 2013’te uygun olmayacağını bu yüzden duruşmayı 21 Ağustos
ve 22 Ağustos 2013’te gün boyu gerçekleştirmeye karar verdiğini
bildirmiştir. Temyiz Edenin, dinlenmek üzere 55 tanık çağırmış olması
22
ışığında, taraflara, 21 Ağustos 2013 sabahının davanın usul ile ilgili
yönünün için ayrılacağı ve 21 Ağustos öğleden sonrasının ve 22 Ağustos
2014’ün tamamının tanıkların dinlenmesine ve esasa ilişkin konuların
görüşülmesine ayrıldığı bildirilmiştir. Bu açıdan taraflara, tanıkların
dinlenmesi ve kapanış sunuşlarının yapılmasıyla ilgili olarak bir duruşma
programı sunmaları için bir teslim tarihi verilmiştir. Temyiz Edenin aynı
günde yaptığı talep ışığında, Tahkim Kurulu “taraflar hızlandırılmış takvimi
kabul etmişlerdir, ve Temyiz Edenin Başkanının ve Yönetim Kurulu
üyelerinin – bu yazıda belirtildiği üzere - duruşmaya mı yoksa futbol
maçına mı katılacakları onlara kalmış bir konudur. Tanıklarla ilgili olarak
ise, Tahkim Kurulu, Temyiz Edenin verdiği bilgileri göz önünde
bulundurmuş ve bu tanıkları 22 Ağustos 2013 günü öğleden sonra
dinlemeye hazır olacaktır” demiştir.
91) 16 Ağustos 2013 tarihinde Temyiz Eden, CAS Yasası Madde R44.3
uyarınca CAS’a delil önlemi talebinde bulundu. UEFA’nın, Temyiz Edenin,
UEFA 2011/2012 Kabul Formunu doğru doldurmayarak UEFA DY 2008
Madde 5’i ihlal ettiği iddiasıyla ilgili olarak, Temyiz Eden, UEFA’dan çeşitli
diğer kulüpler tarafından doldurulmuş UEFA Kabul Kriterleri Formlarını
açıklamasını istedi. Bu UEFA Kabul Kriterleri Formlarının da doğru bir
şekilde doldurulmadığı ortaya çıksaydı, Temyiz Edene göre, bu durum
UEFA’nın mevcut davaya kadar aşağıdaki görüşte olduğu iddiasını
destekleyecektir:
“(UEFA), ilgili kulübe karşı açılmış herhangi bir soruşturmayla ilgili kamuya
açık bir bilgi sahibi olmadan, UEFA Kabul Formu’nu doğru doldurmadığı
için bir ceza veremez, ve (ii) UEFA, Temyize Talebinde Edene uygulanan
cezayı Kabul Formu 2011/12’ye dayandırarak, eşit muamele ilkesini
çiğnemektedir.”
92) 19 Ağustos 2013 tarihinde UEFA, CAS’a Temyiz Edenin açıklama
talebine itiraz etmediğini bildirmiştir.
93) Yine 19 Ağustos 2013 tarihinde Temyiz Eden CAS’a, bir duruşma
programı teklifi ve bir Türk Futbol Kulübü olan Gençlerbirliği’nin başkanı
Bay İlhan Cavcav’ın tanık ifadesini sunmuştur. Temyiz Eden duruşmada
dinlenecek tanık sayısını da 35’e düşürmüştür.
94) Yine 19 Ağustos 2013’te UEFA Temyiz Eden tarafından teklif edilen
duruşma programına itiraz etmiş ve alternatif bir duruşma programı
sunmuştur.
95) 20 Ağustos 2013 tarihinde UEFA CAS’a bir Türk futbol kulübü olan
Beşiktaş tarafından 9 Mayıs 2011’de doldurulan bir UEFA Kabul Kriterleri
Formu göndermiştir. Bu form usulüne uygun olarak imzalanmıştır ve şike
ile ilgili hiçbir bilgi içermemektedir. UEFA Temyiz Edene, talep edilen diğer
belgelerin var olmadığını zira UEFA 2009/2010 sezonundan önce bunu
talep etmediği için kulüplerin UEFA Kabul Kriterleri Formunu
23
doldurmadığını ya da kulüpler, ilgili sezon için UEFA şampiyonasına
katılmaya hak kazanmadıkları için UEFA Kabul Kriterleri Formunu
doldurmadıklarını bildirmiştir.
96) Yine 20 Ağustos 2013 tarihinde Temyiz Eden, UEFA tarafından teklif
edilen duruşma programına itiraz etmiş ve duruşmada dinlenecek tanık
sayısını 32’ye indirmiştir. Ayrıca Temyiz Eden, UEFA’dan üç adet UEFA
Kabul Kriterleri Formu daha talep etmiş ve bunları duruşma sırasında
sunmasını istemiştir.
97) 21 ve 22 Ağustos 2013 tarihlerinde Lozan, İsviçre’de bir duruşma
yapılmıştır. Duruşmanın başında her iki taraf da Tahkim Kurulu’nun
yapısına herhangi bir itirazlarının bulunmadığını ifade etmişlerdir. Her iki
taraf da CAS’ın yargılama yetkisine itiraz etmediklerini teyit etmiştir.
Bununla birlikte Davalı UEFA CDB’nin ve UEFA Temyiz Kurulu’nun
yargılama yetkisine itiraz etmiştir.
98) Tahkim Kurulu’nun, CAS Hukuk Baş müşaviri ve Tahkim Başkanı Bay
William Sternheimer’in, ve Katip Bay Dennis Koolard’ın yanı sıra aşağıdaki
kişiler de duruşmaya katılmışlardır:
a) Temyiz Eden adına:
1)
2)
3)
4)
5)
6)
7)
8)
9)
Bay
Bay
Bay
Bay
Bay
Bay
Bay
Bay
Bay
Andreas Zagklis, Avukat;
Christian Keidel, Avukat;
Heiner Kahlert, Avukat;
Deniz Tolga Aytöre, Avukat;
Abdullah Kaya, Avukat;
Ayhan Çopuroğlu, Avukat;
Abdurrahim Erol, Avukat;
Ahmet Melih Turan, Avukat; ve
Aziz Yıldırım, Fenerbahçe Başkanı
b) Davalı Adına
1) Dr. Jean-Marc Reymond, Avukat
2) Bayan Delphine Rochat, Avukat
3) Bay Adam Lewis QC, Avukat;
4)Bay Emilio Garcia Silverao, UEFA Disiplin ve Dürüstlük Bölümü Başkanı;
ve
5) Bay Miguel Lietard Fernandez-Palacios, UEFA Disiplin Müfettişi
100) Her ne kadar Temyiz Eden, duruşmanın başında 13 tanık daha
çağırmak istediyse de (Bay Aziz Yıldırım bir tanık olarak değil, Temyiz
Eden’in temsilcisi olarak kabul edilmiştir) ve Tahkim Kurulu ve CAS
tarafından bu kişilerin dinlenmesi için gerekli ayarlamalar yapıldıysa da,
Temyiz Eden duruşma sırasında Tahkim Kurulundan ve Davalıdan bu
kişileri çağırmamalarını istemiştir.
24
101) Duruşma sırasında Fenerbahçe, toplantıya katılamayan başka
şahısların ek tanık ifadelerini sunmuştur. UEFA da, Temyiz Eden tarafından
talep edilen üç adet UEFA Kabul Kriterleri Formunu 20 Ağustos 2013
tarihinde sunmuştur. Bu formlar, ilgili kulübün temsilcileri tarafından
imzalanmıştı ve formlardan hiçbiri, kulübün “27 Nisan 2007’den beri
kulübün, ulusal ya da uluslararası düzeyde bir maçta şike yapmak ya da
maçın sonucunu etkilemeye yönelik bir faaliyete doğrudan ve/veya dolaylı
olarak katıldığını” ifade etmiyordu.
102) Başhakem, Tahkim Kurulunun dinlediği her bir tanık ve bilirkişiden
doğruyu söylemelerini istemiş, aksi takdirde yalan şahitlikten dolayı
cezalandırılabilecekleri kendilerine bildirilmiştir. Tahkim Kurulu ve taraflar
tanıkları/bilirkişileri sorgulama ve çapraz sorgulama şansına sahip
olmuşlardır. Daha sonra taraflar, kendi davalarını sunma, iddialarını ortaya
koyma ve Tahkim Kurulunun sorularını yanıtlama olanağını bulmuştur.
103) Duruşma sona ermeden önce her iki taraf da usule herhangi bir
itirazlarının bulunmadığını ve kendilerinin duruşma hakkına saygı
gösterildiğini açıkça ifade etmişlerdir. Bununla birlikte Temyiz Talebinde
Bulunan, duruşmanın hızlandırılmış şekilde yapılmasını kendilerinin
istemediğini ve bu nedenle konunun tekrar UEFA’ya gönderilmesini
istediğini belirtmiştir. Bununla ilgili olarak Davalı tarafların hızlandırılmış
dava konusunda açık bir şekilde anlaşmış olduğu için kendisinin tamamen
tatmin olduğunu ifade etmiştir.
104) Tahkim Kurulu, tarafların sunduğu bütün sunuları, delilleri ve
argümanları, işbu kararda özetlenmemiş ya da bahsedilmemiş olsalar bile
tartışmaları ve daha sonraki müzakereleri sırasında dikkatli bir şekilde
dinlediğini ve göz önünde bulundurduğunu teyit etmektedir.
105) 26 Ağustos 2013 tarihinde Tahkim Kurulu’nun daveti üzerine her iki
taraf da masraflarla ilgili sunularını sunmuştur. Tahkim Kurulu tarafından
istenmesine karşın taraflardan hiçbiri diğerinin sunularıyla ilgili herhangi
bir yorum sunmamıştır.
106) 28 Ağustos 2013 tarihinde kararın ameli (operatif) bölümü taraflara
bildirilmiş, temyiz talebi reddedilmiştir.
IV. TARAFLARIN BEYANLARI
107) Tarafların görüşlerini içeren aşağıdaki özet, sadece açıklama
amacıyla hazırlanmıştır ve tarafların bütün iddialarını içermemektedir.
Bununla birlikte Tahkim Kurulu tarafların bütün beyanlarını (bu beyanların
hepsine aşağıdaki özetlerde açık bir şekilde atıfta bulunulmasa da) dikkatli
bir şekilde değerlendirmiştir.
108) Temyiz Eden tarafın beyanları aşağıdaki gibi özetlenebilir:
25
- Temyiz Eden, UEFA tarafından verilen disiplin cezasına yönelik temyiz
başvurusunun olgusal konularla değil hukuki konularla ilgili olduğunu ifade
etmiştir. Bu iki açıdan doğrudur: İlk olarak, UEFA, kendisinin bu cezanın
temelini teşkil eden olgularla ilgili iddiaları doğru olsa bile (ki bu kesinlikle
kabul edilmemektedir / QUOD NON), bu davada yine kendisi tarafından
verilen her cezayı hukuk dışı kılacak çok sayıda temel ve evrensel olarak
kabul edilen hukuk ilkesini çiğnemiştir. İkinci olarak, hukukla ilgilisi
olmadığı bariz olan nedenlerden dolayı UEFA, Temyiz Eden’in temel usul
haklarından bazılarına saygı gösterilmesine olanak tanımayan, ya da
mevcut davanın olgusal karmaşıklığına adil bir şekilde davranmayı
mümkün kılan bir bilgi toplama ve delil değerlendirme sürecine zaman
bırakmayan bir aşırı genişletilmiş bir Disiplin Soruşturması yürütmeye
karar vermiştir. Basit bir biçimde ifade etmek gerekirse, UEFA Statülerinde
teminat altına alınan iki dereceli yargılama (“instance”) bu davada vuku
bulmamıştır. Bu hızlandırılmış CAS soruşturması, UEFA tarafından kasten
yaratılan gecikmeyi telafi etmeye kabil olmadığı gibi, bunu gerçekleştirmek
için uygun araç da değildir. Bu nedenle, CAS’ın Temyiz Eden’in, kendisinin
her ne olursa olsun cezalandırılamayacağı iddiasını onaylamaması
durumunda, bu karmaşık davanın olgularının, Temyiz Eden’in haklarına
saygı gösterilmesine olanak tanıyan uygun bir zaman çerçevesi içerisinde
belirlenmesi için çaba gösteren bir disiplin soruşturmasının yürütülmesi
için bu davayı UEFA’ya geri göndermek dışında bir çaresi kalmayacaktır.
- Yukarıdakilere rağmen, Temyiz Eden UEFA tarafından ileri sürülen
olgusal iddialara kesinlikle karşı çıktığını açıkça ifade etmek istemektedir.
Bu iddialar, UEFA’nın Temyiz Eden’i cezalandırma kararının temelini
oluşturan önyargılı ifadelerin ve özenle seçilmiş olgular esasında mantıklı
görünebilir. Bununla birlikte, Temyiz Eden’i aklayanlar da dahil eldeki
bütün olgular ve delillere yakından bakılma zahmetine girildiğinde,
suçlamaların kağıttan bir ev gibi yıkıldığı açıkça görülmektedir. Ne yazık ki
UEFA bu zahmete girmemiştir. Daha bu aşamada UEFA’nın suçlamalarının,
özellikle de temyiz edilen kararının, aşırı genel olduğu ve UEFA’ya göre
kimin, neyi ne zaman yaptığının belli olmadığını belirtmek gerekir. Bu da
Temyiz Edenin kendisini bu suçlamalar karşısında doğru bir şekilde
savunmasını son derece güçleştirmektedir.
- Temyiz Eden tarafından ortaya atılan belli başlı argümanlar aşağıdaki
gibidir:
- Temyiz Eden, Temyiz Edilen Karar’ın hukuk dışı olduğunu zira UEFA
disiplin kurullarının mevcut davayla ilgili herhangi bir disiplin yetkisinin
bulunmadığını ileri sürmektedir. Şike iddiaları, 2010/2011 Türkiye
şampiyonluk müsabakalarıyla ilgilidir ve bu nedenle mevcut dava için
geçerli olan UEFA yönetmeliği uyarınca UEFA’nın disiplin yetki alanına
girmemektedir.
26
- UEFA’nın, pacta sunt servanda ve venire contra factum proprium
(feragat yoluyla engelleme) ilkeleri uyarınca Temyiz Eden aleyhine bir
disiplin soruşturması açmasına bile engel olunmuştur. UEFA Genel
Sekreteri yazılı olarak TFF’nin Temyiz Eden’i 2011/12 UEFA Şampiyonlar
Ligi’nden çekmesi durumunda böyle bir soruşturma başlatmayacağını
açıkça söylemiş, TFF de söyleneni yapmıştır Böylece UEFA bu sözünü
tutmak zorunda kalmış, disiplin soruşturmasını kapatmış, ve daha kuvvetli
bir sebepten Temyiz Eden’e başka bir ceza vermemiştir.
- UEFA Temyiz Kurulu tarafından atıfta bulunulan yönetmelikler, bütün
İsviçre kurumları tarafından saygı gösterilmesi gereken (nulla poena sine
lege scripta et certa olarak da bilinen) yasallık ilkesinin koşullarını
karşılamamaktadır. İlgili UEFA yönetmeliklerinin, Temyiz Eden’in sözde
suçlarına ceza vermek için gerekli açık ya da muğlak hukuki zemini
sağlamadığı açıktır. Verilen ceza için yeterli hukuki zeminin bulunmaması
nedeniyle, Temyiz Edilen Karar iptal edilmelidir.
- Temyiz Edilen Karar hukuk dışıdır zira yerde ne bis in idem hukuk ilkesini
ve insan hakkını açık bir biçimde ihlal etmektedir. TFF, UEFA tarafından da
saygı gösterilmesi gereken kesin ve bağlayıcı bir karar ile Temyiz Eden’i
aklamaya karar vermiştir. İkinci olarak, bu ilke ihlal edilmiştir zira Temyiz
Eden’e 2011/12 sezonu Şampiyonlar Liginden dışlanması suretiyle
halihazırda bir ceza verilmiş durumdadır ve ikinci kez iki yıl sonra UEFA
müsabakalarına katılamayacağı ilan edilemez.
- Temyiz Edilen Karar, temel bir çelişkiden dolayı hukuk dışıdır: UEFA CDB
ayrı olarak ve eşzamanlı olarak alınan bir kararda, Temyiz Eden’in
suçlanan beş yöneticisinin herhangi bir suç işleyip işlemediğini belirlenmesi
için ek bir rapora ihtiyaç duyulduğunu ifade etmiştir. Bu nedenle UEFA
CDB, şu ana kadar sunulan olgular temelinde, Temyiz Eden’in yetkililerinin
hiçbir hatasının tespit edilemediğini kabul etmiş olmaktadır. Buna karşın
UEFA CDB Temyiz Eden’e ceza vermiş, ve kendisinin tek tek yetkililerle
ilgili olarak kanıtlanmamış olduğunu kabul ettiği suçlamalar için Temyiz
Eden’i sorumlu tutmuştur.
- Temyiz Edilen Karar, res judicata’yı göz ardı etmiştir. Bu ilke, bir yargı
kuruluşunun nihai ve bağlayıcı karara saygı göstermesini gerektirmektedir.
Bir temyiz kuruluşu için res juicata, itiraz edilmediği takdirde bir birinci
derece mahkemesinin kararına saygı göstermek anlamına gelmektedir.
UEFA Disiplin Raporu’nda UEFA Disiplin Müfettişi, Temyiz Eden’in
yetkililerinin 13 maçta şike (girişiminde bulunmaktan) suçlu olduğunu
iddia etmiştir. UEFA CDB, Temyiz Eden’i bu maçların yalnızca beşinden
suçlu bulmuştur. UEFA Disiplin Müfettişi, bu kararla ilgili olarak bir mukabil
temyiz talebi (karşı itiraz) başvurusunda bulunmamıştır. Res juidicata
uyarınca UEFA Temyiz Kurulu, herhangi bir kusurun tespit edilemediği
sekiz maçla ilgili olarak UEFA CDB Kararına saygı göstermek zorundaydı.
Bunun yerine UEFA Temyiz Kurulu Temyiz Eden’i daha önce UEFA Disiplin
Raporu’nda ileri sürülen, ama UEFA CDB Kararında tespit edilmeyen üç
27
maçla ilgili olarak da suçlu bulmuştur. Bu nedenle Temyiz Edilen Karar res
judicata ilkesini ihlal etmiştir ve bu nedenle iptal edilmelidir.
- Temyiz Edilen Karar, CAS’a soruşturmayı UEFA’ya geri gönderme hakkını
tanıyan çeşitli temel usul haklarını ihlal etmiştir. Diğer şeylerin arasında,
UEFA Temyiz Kurulu, UEFA Temyiz Kurulu’nun duruşmasından 24 saatten
daha kısa bir sürede UEFA Disiplin Müfettişinin 900 sayfalık yeni delil
sunmuştur. Bu usul haklarının ihlalleri, CAS aracılığıyla de novo incelemesi
yoluyla da giderilemez zira (i) Temyiz Eden, UEFA tarafından, UEFA
Statüleri tarafından garanti altına alınan iki dereceli yargılamadan (2010
ve 2012) kasten mahrum bırakılmış olacaktır (ii) UEFA tarafından gereksiz
yere zaman baskısı yaratılmıştır; hâlihazırda 15,000 sayfadan daha fazla
materyal içeren bir dava dosyası, hızlandırılmış dava sürecinde de novo
olarak incelenmesi mümkün değildir. UEFA, geçerli bir neden olmaksızın,
iki yıl önce meydana geldiği ileri sürülen disiplin ihlalleri ile ilgili 3.000
sayfadan uzun UEFA Disiplin Raporunu, UEFA 2013/14 Şampiyonlar Ligi
kesin çekilişinden atlı hafta önce sunmuştur.
- Davanın esası, uygulanan cezaları gerektirmemektedir. Temyiz Eden şike
eyleminden suçlu değildir ve UEFA ispat yükümlülüğünü kesinlikle yerine
getirmemiştir. Şike iddiaları doğru olsa bile (QUOD NON), Temyiz Eden’in
mevcut dava ile ilgili yönetmelikler uyarınca cezalandırılması eşitlik ilkesini
ciddi bir şekilde ihlal edecektir zira çok sayıda başka kulüp, aynı kurallar
uyarınca böyle bir ceza almamıştır. Dahası, Temyiz Eden aynı kurallara
göre cezalandırılabilecek olsa bile (QUOD NON), UEFA Temyiz Kurulu
doğru cezayı belirlemek için ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenleri göz önünde
bulundurmak zorundaydı. Bunun yerine UEFA Temyiz Kurulu, son derece
orantısız bir ceza verirken, iki satırlık basmakalıp söz ile tatmin olmuş,
Temyiz Eden tarafından ayrıntılarıyla açıklanan koşullardan hiçbirinden
bahsetmeye lüzum bile görmemiştir.
- Yukarıda bahsedilen Temyiz Edilen Karardaki usül hatalarına ve maddi
hatalara ek olarak, UEFA soruşturması hakkında olumlu bir izlemin
yaratmayan ve Temyiz Eden’in iki dereceli yargılama haklarının ihlal
edildiği iddiasını destekleyen başka birçok koşul daha bulunuyor. Aşağıda
imzası bulunan temsilcilerin daha önce bu davaya bir dahli olmasa da,
UEFA CDB, UEFA Disiplin Raporuna Cevap vermek için tanına 10 günlük
sürenin biraz dahi olsa uzatılmasını gerekli görmemiştir. UEFA Disiplin
Raporunun üçüncü bir tarafın bilgi toplamasına ve delilleri
değerlendirmesine dayanıyor olduğu göz önünde bulundurulursa, UEFA
Disiplin Müfettişinin, UEFA Disiplin Raporu’nu sunmak için 2013/14 UEFA
Şampiyonlar Ligi’nin çekilişinden altı hafta öncesine kadar beklemesi için
bir açıklama bulmak gerçekten zordur. UEFA CDB Kararına karşı süreyi
uzatmama çağrısı, süre bittikten sonra kararlaştırılmış böylece Temyiz
Başvurusunda bulunan, Cevabının 10 günlük süre içerisinde teslim edilip
edilmeyeceği konusunda aydınlatılmamıştır. Uygunsuz bir şekilde sıkı olan
programdan dolayı, UEFA CDB’nin, (esasen) usul konularında 53 sayfadan,
esasa ilişkin olarak 800’den fazla sayfadan, ve 2000 sayfadan daha fazla
28
delilden oluşan Cevabı incelemek için 40 saatten daha az bir süresi
bulunuyordu. Bu nedenle UEFA CDB’nin Başkanının duruşma sırasında,
bazı en önemli belgeleri okuyamadığını rahatça itiraf etmesi Temyiz Eden’i
şaşırtmadı. UEFA Temyiz Kurulu, kendi kurallarını çiğneyerek, UEFA
Disiplin Müfettişi’nin duruşmadan 24 saatten daha kısa bir süre önce yeni
bir rapor sunmasına izin vermiştir. Bu ek rapor UEFA Disiplin Müfettişinin,
ilk UEFA Disiplin Raporu’nu sunduğu sırada halihazırda elinde bulunan
900’ü aşkın sayfa delili içermekteydi; bunlardan çoğuna UEFA Disiplin
Raporunun sunulmasından bir yıldan daha uzun bir süre önce sahipti.
UEFA Temyiz Kurulu, Temyiz Eden, kendisini bu yeni rapora karşı düzgün
bir şekilde savunma fırsatını edemediği ve bunun kabul edilebilirliğine
itiraz edemediği halde büyük ölçüde Temyiz Edilen Karar’da yer alan
delillere dayanarak bu ihlali daha da ağırlaştırmıştır.
- Yukarıda anlatılanların ışığında, Temyiz Eden kendisiyle ilgili bu
hızlandırılmış ve aynı zamanda şaşırtıcı ölçüde özensiz UEFA
soruşturmasının sadece hukuki bir niteliğinin olup olmadığını düşünmeden
edememektedir. Temyiz Eden, UEFA Statüleri uyarınca temin edilen ama
kendisinden esirgenen iki dereceli yargılamadan sonra gerçekten bağımsız
ilk soruşturma için CAS’a güvenmek zorundadır.
- Her halükarda Temyiz Eden, kendisinin en temel yasal haklarının ihlal
edilmesine karşı başka yasal girişimlerde bulunma hakkını açıkça saklı
tutmaktadır
109. Davalı’nın sunuşları özet olarak aşağıdaki gibidir:
- UEFA, bu konunun, başarılı olmak için, en üst düzey yöneticileri
vasıtasıyla ve çok uzun bir süre boyunca çok ciddi ve çok kapsamlı şike
faaliyetlerinde bulunmuş bir Avrupa futbol kulübü ile ilgili olduğu
düşüncesindedir. Diğer kulüplerin oyuncularına rüşvet verilmiş ya da bu
oyuncular iyi oynamamaya teşvik edilmişlerdir. Adli soruşturmalar, ondan
fazla maçta şike yapıldığını ve daha fazla sayıda maçın da sözde teşvik
primi verilmek suretiyle etkilendiğini ortaya koymuştur. CAS’ın önündeki
deliller, Türk devleti yetkilileri tarafından toplanan deliller de dâhil, söz
konusu Kulübün temsilcilerinin kanunsuz yöntemlerini, amacını ve yasadışı
eylemlerini çok şaşırtıcı bir biçimde ortaya koymaktadır.
- Türkiye’deki ulusal ceza mahkemeleri, sadece spor kuralları değil aynı
zamanda hukuk kuralları da ciddi bir şekilde çiğnendiği için ağır hapis
cezaları vermiştir. TFF’nin disiplin kurulları, dahili disiplin kurallarının
önemli şekillerde ihlal edildiğini kabul etmiş ve buna göre çeşitli cezalar
vermiştir.
- Bugün CAS’ın önünde bulunan UEFA kararları, Kulübün ve Yetkililerinin
şike faaliyetlerinin UEFA Kurallarını ihlal ettiğini kabul etmektedir ve buna
göre göre cezalandırılmalıdır. Ayrıca UEFA Kurulları bu Kulübün, UEFA
29
müsabakalarına katılmak için kasten eksik ve yanlış bir UEFA Katılım
Formu verdiğini teyit etmiştir.
- UEFA, Temyiz Edilen Kararın bütünüyle onaylanması gerektiği ve UEFA
Temyiz Kurulu tarafından verilen cezaların haklı ve doğru olmakla
kalmayıp aslında çok hafif olduğu konusunda son derece nettir.
- Hem UEFA CDB’nin hem de UEFA Temyiz Kurulunun da tespi ettiği üzere
Teymiz Eden UEFA DY 2008 Madde 5’i ihlal ederek “UEFA Statüsü Madde
50(3) yürürlüğe girdiğinden beri, ulusal veya uluslararası bir düzeydeki bir
maçta şike yapmaya veya maçın sonucunu etkilemeye yönelik faaliyetlere
doğrudan ve/veya dolaylı olarak katılmıştır” (bu ifade, UEFA Şampiyonlar
Ligi Yönetmeliği 2011/12’den (bundan sonra “UCLR 2011/12” olarak
anılacaktır) alınmıştır). Temyiz Eden ve onun yetkilileri (ki Temyiz Eden
UEFA DY 20089 Madde 6 ve/veya 11 uyarınca bu kişilerin davranışlarından
sorumludur) şike faaliyetlerinde bulunmuş ya da bu faaliyetlere teşebbüs
etmiş ve yalnızca ilgili disiplin yönetmeliklerini değil, aynı zamanda temel
spor ilkelerini de ihlal edecek şekilde hareket etmiştir. Şike faaliyetlerine
katılımlarından dolayı Kıdemli Kulüp yetkilileri Türk Ağır Ceza Mahkemesi
tarafından mahkum edilmiş ve/veya TFF tarafından disiplin cezasına
çarptırılmıştır. Ayrıca, Yargıtay Savcısı bu yetkililerin temyiz başvurusunu
incelemiş ve mahkumiyetlerin onaylanması yönünde görüş bildirmiştir.
Dahası Kulüp, 2011/12 Şampiyonlar Ligi Katılım Formunu doldururken şike
olaylarına katıldığını açıklamamak suretiyle UEFA’ya yalan söylemiş ya da
en iyi ihtimalle tam ve doğru bilgi vermekten kaçınmıştır. UEFA, Temyiz
Eden’in en üst düzey yetkilileri tarafından koordine edilen devamlı bir şike
olayı örgüsüne dair çok miktarda delil bulunduğunu ve bunun neticesinde
de Temyiz Eden’in ilgili UEFA kurallarını, en son olarak yanıltıcı Katılım
Formu vermek suretiyle ihlal ettiğini ileri sürmektedir.
- Temyiz Eden, son derece anlamlı bir şekilde, Temyiz Dilekçesinde teknik
usule ilişkin bazı konular gündeme getirmektedir lakin bunların hepsi
aşağıda açıklanan nedenlerden dolayı yanlış anlaşılmış, ilgisiz ya da
savunulamaz niteliktedir. Dahası, bu konuların her birinin gündeme
getirilmesi, Kulübün, bu davayla ilgili tam bir güvensizlik içinde olduğunu
göstermektedir.
- Yetki. UEFA CDB ve UEFA Temyiz Kurulu, bir kulüp UEFA maçlarında
değil de ulusal maçlarda şike yaptığında UEFA’nın disiplin cezası verme
yetkisinin bulunduğu konusunda haklıydı. UCLE 2011/12 Madde 2.06,
Madde 2.05’teki standardın yerine getirilmesinden kaynaklanan disiplin
soruşturmalarını öngörmektedir (bir sezona katılma yeterliliğinin ortadan
kalkması yönündeki idari karara ek olarak). UCLR Madde 2.05 (ve UEFA
Statülerinin Madde 50(3)’ü) bu standardın “ulusal veya uluslararası
düzeydeki bir maç” ile bağlantılı olarak karşılanabileceğini ifade
etmektedir, böylece Kulüp açık bir biçimde sözleşmesel olarak yetkiyi
kabul etmiş bulunmaktadır. Bununla ilgili başka bir teyide ihtiyaç
duyulacak olursa, CAS 2011/A/2528 Olympiakos Volou – UEFA davasında
30
CAS, UEFA’nın ulusal maçlardaki şike olayları ile ilgili olarak yetkili olduğu
yönünde karar bildirmiştir (o olayda söz konusu kulüp sadece UEFA
Avrupa Ligi’nden çıkarılmakla kalmamış, aynı zamanda UEFA’nın disiplin
kurulları tarafından başka şekillerde de cezalandırılmıştır).
- Bağlayıcı temsil sözleşmesi. UEFA CDB ve UEFA Temyiz Kurulu, UEFA’nın
23 Ağustos 2011 tarihli yazısının, eğer TFF Temyiz Edeni bir sezon için geri
çekerse, herhangi bir disiplin cezasının olmayacağı konusunda UEFA
İdaresi adına bağlayıcı bir temsil (BEYAN) sözleşmesi oluşturmadığını
kabul etmekte haklıydı. Bu yazıda sadece eğer Temyiz Eden çekilmezse,
herhangi bir disiplin soruşturmasında verilecek “nihai ceza”nın, Temyiz
Eden’in çekilmesi durumunda verilecek olan cezadan “muhtemelen çok
daha ağır olacağı” ifade edilmektedir.
- Nulla poena sine lege. UEFA CDB ve UEFA Temyiz Kurulu bu ilkeyi ihlal
etmemektedir. CAS geçmişten beri disiplin soruşturmalarının ceza hukuku
standartlarına atıfta bulunularak ölçülmemesi gerektiğini savunmaktadır:
Bu açıdan, spor otoriteleri tarafından yürürlüğe konan disiplin kuralları özel
hukuk kurallarıdır (ceza hukuku kuralları değildir). Her hâlükârda Temyiz
Eden’in cezalandırıldığı davranış türü UCLR 2011/12 Madde 2.05/2.06’da,
UEFA Statüleri Madde 50(3)’te ve UEFA DY d(2)(a)(b)(d) ve (i)’de açıkça
belirlenmiştir.
- Ne bis in idem. UEFA CDB ve UEFA Temyiz Kurulu bu ilkeyi ihlal
etmemektedir. Burada da CAS, cezai standartların disiplin soruşturmaları
için geçerli olmadığını savunmaktadır. Her halükarda UEFA Temyiz
Kurulu’nun Temyiz Edilen kararı, yukarıda bahsi geçen şike faaliyetleri ve
UEFA Kurallarının ihlali ile ilgili olarak Temyiz Eden’e yönelik ilk kararıdır.
UEFA tarafından 2011 yılında hiçbir ceza verilmemiştir.
- UEFA’nın Kulüp yöneticileri aleyhine herhangi bir kararının bulunmaması.
Temyiz Eden, UEFA CDB, Kulübün yetkililerine ceza verme kararı
vermediği için Temyiz Eden’e herhangi bir ceza verilmemesi gerektiğini
ileri sürmektedir. Bu sav birkaç nedenden dolayı yanlıştır. İlk olarak
Temyiz Eden CAS’ı yanıltmaya çalışmaktadır: UEFA CDB, devam etmekte
olan Avrupa şampiyonasıyla ilintili verimlilik ve aciliyet gerekçelerinden
dolayı, bir ilk adım olarak Temyiz Eden aleyhine sorumluluk ve ceza ile
ilgili kararını yayınlamaya, tek tek yetkililer ile ilgili kararını daha sonraki
bir aşamaya bırakmaya karar vermiştir. İkinci olarak, CAS yargı
felsefesine göre, bir kulübün ya da bir takımın sorumluluğunun, herhangi
bir şahsın cezalandırılmasını gerektirmediği açıktır. Sadece bir yetkilinin
yaptıklarına dayanılarak bir kulüp aleyhine soruşturma başlatılabilir.
Burada mesele, Temyiz Eden’in, kendi yetkililerinin şike faaliyetlerinden
dolayı sorumlu olup olmadığıdır. Son olarak, Şampiyonlar Ligi’ne katılmak
üzere olmakla bağlantılı olarak, şahıslar ile ilgili paralel (daha az acil)
soruşturmanın henüz tamamlanmamış olmasından dolayı bir kulüp
31
aleyhine herhangi bir disiplin işleminin yapılamayacak olması spor
açısından hiçbir anlam taşımamaktadır.
- Res judicata ilkesi ihlal edilmemektedir. Temyiz eden UEFA Temyiz
Kurulu’nun, Temyiz Eden’i, UEFA CDB Kararında tespit edilmeyen ek üç
maçtan dolayı suçlu bulma hakkının bulunmadığını ileri sürmektedir. Bu
sav ümitsizdir, zira UEFA CDB kararında şike yapıldığı tespit edilen
maçların listesinin kesin olmadığını açık bir biçimde ifade etmiştir.
- Adil duruşma hakkı. UEFA CDB ve UEFA Temyiz Kurulu nezdindeki
sürecin adil olmadığıyla ilgili şikayetlerle ilgili olarak, CAS
yargılamalarında, herhangi bir usul hatası (ki bu inkar edilmektedir) olsa
bile, CAS soruşturmalarını de novo doğası, daha aşağı derecelerdeki bütün
usul kusurlarını gidermektedir.
- Acillik. UEFA CDB kararı ve Temyiz Edilen karar, Kulübün, adil duruşma
hakkının sözde ihlaliyle ilgili yaptığı usul şikâyetinde dayandığı bu ilkeyi
ihlal etmemektedir. Burada da ceza hukuku standartları geçerli değildir.
Ayrıca İsviçre hukukuna ve ilgili disiplin kurallarına göre disiplin kurulları,
yabancı ceza mahkemelerinin veya ulusal federasyonların kararlarını göz
önünde bulundurma, ve kurulların bu koşullarda uygun gördüğü önemi
atfetme hakkına sahiptir.
- UEFA dört örnek maça atıfta bulunarak (verimlilik namına ve soruşturma
konusu bütün maçlara atıfta bulunmaya devam etme hakkı saklı kalmak
kaydıyla), neden dört mahkemenin veya Tahkim Kurulunu ve UEFA
CDB’nin ve UEFA Temyiz Kurulunun, delillerin, Temyiz Edenin ve
Yetkililerinin şike olaylarına dahil olduğunu gösterdiği konusunda rahat bir
şekilde ikna (TATMİN) olduğunu gösterecektir.
- Eşitlik. UEFA CDB ve UEFA Temyiz Kurulu bu ilkeyi ihlal etmemektedir.
Eşit muamele ilkesi, farklı olgularla ilgili farkı davaların farklı zamanlarda
farklı kurallara görülmesi ile ilgili değildir. Eşitlik, benzer davaların benzer
bir şekilde ele alınmasından ibarettir, farklı davaların benzer bir şekilde ele
alınmasından değil.
- Spor cezası düzeyi. Temyiz Eden’in iddialarında, hafifletme, ya da
cezanın orantısallığı ile ilgili hiçbir şey bulunmamaktadır. Bu davanın
olguları ve koşulları göz önünde bulundurulduğunda, uluslararası kulüp
müsabakasından (Kulübün TFF tarafından çekilmesi sonucunda fiili olarak
yaşanan bir yıllık men edilme durumuna ek olarak) iki yıl için men
edilmenin nasıl olup da orantısız olduğunu anlamak mümkün değildir,
özellikle de suçun süresi ve ağırlığı ve Temyiz Eden’in en kıdemli
yöneticileri tarafından bütün şike “programının” koordine edilme şekli
hesaba katılırsa. UEFA, ister sözde “büyük” kulüp olsunlar, ister “küçük
kulüp olsunlar, suçlulara uygun şekilde ceza verilmesi konusunda
kararlıdır. Bu nedenle, UEFA Temyiz Kurulu tarafından verilen cezalar
yerinde, adil ve doğru gerekçelere dayanmaktadır – hatta Temyiz Eden
32
için fazlasıyla cömert oldukları bile söylenebilir. Temyiz Edilen Karar
bütünüyle onaylanmalıdır: onaylanmaması spor dünyasına trajik ölçüde
hatalı bir mesaj verecektir.
V. KABUL EDİLEBİLİRLİK
110) Temyiz dilekçesi, UEFA Statüsü (2013 versiyonu) Madde 62(3)
uyarınca belirlenen on günlük süre içerisinde sunulmuştur. Dilekçe, v CAS
Yasası Madde R48’de belirtilen bütün koşulları yerine getirmiştir.
111) Neticede temyiz dilekçesi kabul edilebilir niteliktedir.
VI. YARGILAMA YETKİSİ
112) CAS’ın tartışmalı olmayan yargılama yetkisi UEFA DY (2008
versiyonu) Madde 47’den kaynaklanmaktadır. Bu maddede şöyle
denmektedir:
“UEFA Statüleri disiplin kurulları tarafından alınan hangi kararların hangi
koşullarda Spor Tahkim Mahkemesine götürüleceğini belirler.”
UEFA Statüsü Madde 62(1)’de de aşağıdaki ifade yer almaktadır:
“Bir UEFA organı tarafında alınan herhangi bir karara, bir temyiz tahkim
kurulu olması nedeniyle özellikle CAS nezdinde itiraz edilebilir, bu durum
herhangi bir normal mahkemeden ya da başka bir tahkim mahkemesinden
feragat edilmesi sonucunu doğurur.
113) CAS’ın yargılama yetkisi her iki tarafça imzalanmış olan Usül Talimatı
tarafından da teyit edilmektedir.
114) Bundan da anlaşıldığı üzere CAS’ın mevcut ihtilaf konusunda karar
verme yetkisi bulunmaktadır.
VII. GEÇERLİ HUKUK
115) Fenerbahçe prensipte UEFA DY 2008’in UEFA Statüsü (2010) ile
birlikte mevcut davaya uygulanabileceğini ileri sürmektedir.
116) Fenerbahçe UEFA Temyiz Kurulu nezdindeki duruşma sırasında usul
ve organizasyon ile ilgili konular (yani süreler, delillerin kabul edilebilirliği,
kurulların oluşumu, vb.) ile ilgili olarak UEFA DY 2013’ün uygulanmasına
halihazırda itiraz etmiş bulunmaktadır. Gerçekte, usul ve organizasyon ile
ilgili konular UEFA DY 2012’ye göre ele alınmalıdır. Bunun nedeni de
davanın geçmişidir. Fenerbahçe aleyhine açılan UEFA disiplin
soruşturması, UEFA Genel Sekreteri’nin UEFA CDB Başkanına gönderdiği 7
Temmuz 2012 tarihli yazı ile başlamıştır. Bu nedenle Fenerbahçe UEFA
33
disiplin soruşturmasının UEFA DY 2012 uyarınca başlatıldığının şüphe
götürmez bir gerçek olduğunu kabul etmektedir.
117) UEFA, davanın esasıyla ilgili olarak UEFA Statüleri (2010) ve UEFA DY
2008’in (yani disiplin suçları işlendiği sırada yürürlükte olan UEFA Disiplin
Yönetmeliğinin) geçerli olduğunu, 2011/2012’deki olaylarla ilgili olarak da
o sezon için UCLR’nin geçerli olduğunu ileri sürmektedir. Usul ile ilgili
olarak ise 1 Haziran 2013 tarihinde yürürlüğe giren UEFA DY 2013’ün
geçerli olduğunu ileri sürmektedir.
118) CAS Yasası Madde R58’de aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“Tahkim Kurulu yargılamayı tarafların belirledikleri ülke hukukuna ve
yürürlükte olan mevzuata göre yapar veya böyle bir seçeneğin
bulunmaması durumunda, itiraz edilen kararı yayınlayan federasyonun,
derneğin ya da sporla ilgili kurumun ikamet ettiği ülkenin yasalarına göre
veya Kurulun uygulanmasını uygun göreceği hukuk kurallarına göre yapar.
Bu son durumda kurul kararını gerekçelendirmek zorundadır.”
119) Kurul, UEFA Statüleri (2010) Madde 64(1)’de aşağıdaki hükmün yer
aldığını belirtmektedir:
“Bu Statüler her yönden İsviçre hukukuna tabidir.”
120) Böylece taraflar (usul ve organizasyon ile ilgili olarak geçerli olan
UEFA DY versiyonu hariç) UEFA’nın çeşitli yönetmeliklerinin uygulanmasını
kabul etmişlerdir. Tamamlayıcı olarak İsviçre hukukunun uygulanacak
olmasına taraflar itiraz etmemiştir. Bu nedenle Kurul, FIFA’nın çeşitli
yönetmeliklerinde bir boşluk olması durumunda İsviçre hukukunun
uygulanmasını kabul etmeye ikna olmuştur.
121) Usul ve organizasyon hakkında UEFA DY’nin geçerli versiyonuyla ilgili
olarak Kurul, tarafların UEFA’nın Fenerbahçe aleyhine disiplin
soruşturmasını başlattığı zaman ile ilgili olarak ihtilaf halinde olduklarına
dikkati çekmektedir. Fenerbahçe bu soruşturmanın, UEFA Genel Sekreteri,
UEFA CDB Bakanı’na 7 Haziran 2012 tarihli yazıyı gönderdiğinde
başladığını ileri sürmektedir. UEFA ise disiplin soruşturmasının, UEFA
Disiplin ve Dürüstlük Hizmetleri Başkanı’nın 10 Haziran 2013 tarihli yazısı
ile başladığını iddia etmektedir.
122) Her ne kadar Kurul, UEFA CDB’nin Fenerbahçe aleyhine disiplin
soruşturmasını resmi olarak ne zaman başlattığını belirleyemese de,
Fenerbahçe’nin böyle bir soruşturmadan en geç 17 Haziran 2012’de
haberdar olduğunu tespit etmektedir. Bu tarihte UEFA Disiplin
Hizmetlerinden bir UEFA Hukuk Müşaviri, bir UEFA Disiplin Müfettişine
gönderdiği dâhili bir e-postanın ekinde, Fenerbahçe aleyhine disiplin
soruşturmasının başlatılmasını talep eden 7 Haziran 2012 tarihli yazıyı da
34
göndermiştir. Bu e-postanın bir karbon kopyası (CC), Fenerbahçe’nin iki eposta adresine daha gönderilmiştir.
123) Her halükarda, UEFA’nın, UEFA Disiplin Müfettişinin ve
Fenerbahçe’nin ek yazılı belgeler sunmasına izin verildiğine karar
verildiğinin ve UEFA CDB’nin bu konuyla ilgili nihai kararı beklenirken
Fenerbahçe’nin 2012/2013 Şampiyonlar Ligine katılabileceğinin belirtildiği
21 Haziran 2012 tarihli kararı aracılığıyla, Fenerbahçe disiplin
soruşturmasının başlatıldığından kesin olarak haberdar olmuştur.
124) UEFA DY(2013) 1 Haziran 2013 tarihinde yürürlüğe girdiğinden ve
UEFA Fenerbahçe aleyhine disiplin soruşturmasını, UEFA DY (2012)
yürürlükteyken açtığından, Kurul usul ve organizasyon konularıyla ilgili
olarak UEFA DY 2012’nin geçerli olduğu sonucuna varmıştır.
VIII. ÖN MÜLAHAZALAR
125) Kurul, konunun özüne girmeden önce, “şike”nin tanımı hakkında
birkaç söz söylemek istemektedir. Kurul, her iki tarafın da sunduğu
belgelerde ve dilekçelerde sürekli olarak “şike”den, Temyiz Eden’in işlediği
iddia edilen suç olarak bahsettiğine dikkati çekmektedir.
126) Bu açıdan taraflar CAS’ın şikeyle ilgili önceki kararlarıyla bazı
paralellikler kurmuşlardır: Pobeda (CAS 2009/A/1920), Oriekhov (CAS
2010/A/2172) ve Meszaros & Poleksic (CAS 2010/A/2266). Bununla
birlikte Kurul, yukarıda atıfta bulunulan CAS kararları ile mevcut dava
arasında temel bir fark olduğu kanaatindedir.
127) Yukarıda bahsi geçen kararlarda üçüncü şahıslar (yani suç örgütleri),
maç sırasında oyuncuları, hakemleri ya da kulüpleri belirli bir şekilde
davranmaya teşvik ederek maçın sonucunu etkilemeye teşebbüs
etmişlerdir. Oyuncular, belirli bir miktar para karşılığında kötü oynamaya
ikna edilebilirler. Bu, mutlaka oyunculardan takımlarının maçı
kaybetmesini sağlamalarının beklendiği anlamına gelmez; rüşvet verilen
bir oyuncunun maçın çeşitli bölümlerini etkilemesinin gerektiği (örn. Bir
korner atışına neden olmak, kırmızı kart görmek, ya da krikette olduğu
gibi kötü atış yapmak) anlamına da gelebilir. Buna genel olarak “spot şike”
denilir. Maçta şike yapan üçüncü şahıs, maçın sonucuyla
ilgilenmemektedir, daha çok bahis oynanabilecek belirli olayların meydana
gelmesiyle (örn. Maçtaki ilk kornerin deplasmanda oynayan takım için
olacağına bahse girmek) ilgilenmektedir. Üçüncü şahıslar, neticede
gerçekleşen bir olay üzerine yapılan bahislerden büyük paralar kazanabilir.
128) Bununla birlikte mevcut davada böyle bir durum söz konusu değildir.
Kurul’un bildiği kadarıyla, maçların sonuçlarını ya da bazı unsurlarını
etkileyerek kazanç elde etmeye çalışmış üçüncü şahıslar
bulunmamaktadır. UEFA Temyiz Eden’i çok sayıda maçın sonucunu kendi
35
çıkarı (yani, Türkiye Süper Ligi 2010/2011 sezonunu kazanmak) için
etkilemekle suçlamaktadır.
129) Kurul’a göre, mevcut dava “modern” şikeden farklı olarak “klasik”
şike olayıyla ilgilidir. Bununla beraber Kurul, yukarıda anlatılanları göz
önünde bulundurduktan sonra, Temyiz Eden, futbol maçlarının sonucunu
doğrudan veya dolaylı olarak etkilemekle suçlandığı için, “şike”nin yanlış
bir terim olmadığı ve en az “modern” bağlamındaki şike kadar sporun
bütünlüğü (dürüstlüğü) açısından kötü olduğu kanaatine varmıştır.
IX. ESAS
130) Kurul, mevcut davanın kabaca iki bölüme bölünebileceği
görüşündedir. İlk bölüm, Fenerbahçe’nin usule ilişkin ve formel konularla
ilgili itirazlarını içermektedir. Bunlar muhtemelen Kurul’un davanın esasına
girmesini engelleyen konulardır. Fenerbahçe tarafından gündeme getirilen
usule ilişkin ve formel konuların doğasına göre, ancak Kurul usule ilişkin
ve formel konuların, davanın esasına dair yargılamayı engelleyecek
nitelikte olmadığı sonucuna varırsa, kendisinin, Fenerbahçe’nin şike
faaliyetlerine katılıp katılmadığı ve/veya şike faaliyetleri dolayısıyla
cezalandırılmasının gerekip gerekmediği konusunda karar vermesi
gerekecektir.
131) Yukarıda anlatılanların ışığında Kurul, eğer gerekli görülürse,
Fenerbahçe’nin gerçekten de şike faaliyetlerine katılıp katılmadığı (g) ve
daha sonra da yine gerekli görülürse, UEFA tarafından verilen cezanın
uygun olup olmadığı (h) sorusuna cevap vermeden önce Fenerbahçe’nin
yaptığı usule ilişkin ve formel itirazlar hakkında hüküm verecektir (a-f).
132) Yukarıda anlatılanlar ışığında, Kurul tarafından hakkında hüküm
verilecek ana konular aşağıdaki gibidir:
1) Usule ilişkin ve formel yönler:
a) res judicata hukuk ilkesi UEFA tarafından ihlal edilmiş midir?
b) UEFA CDB Kararı ve Temyiz Edilen Karar, ne bis in idem ilkesini ihlal
etmekte midir?
c) UEFA CDB, Fenerbahçe aleyhine disiplin soruşturması açma yetkisine
sahip miydi ve cezalar yasallık ilkesi uyarınca mı verildi?
d) UEFA, UEFA Genel Sekreteri’nin 23 Ağustos 2011 tarihli yazısı nedeniyle
Fenerbahçe aleyhine disiplin soruşturması başlatmaktan alıkonulmuş
mudur?
e) UEFA, kişilerle ilgili olarak elde edilen bilgilerin düzeyinin, onlar aleyhine
bir ceza uygulamak için henüz yeterli olmadığını düşünürken
Fenerbahçe’ye ceza verebilir mi?
f) Disiplin soruşturması, çeşitli usul haklarının ihlal edilmesinden dolayı
UEFA’ya geri gönderilmeli midir?
36
2) Davanın Esası
g) Davanın esası, Fenerbahçe’ye disiplin cezası verilmesini gerektirmekte
midir?
h) Eğer durum buysa, Fenerbahçe’ye verilen ceza uygun mudur?
1. Usule İlişkin ve Formel Konular
a) res judicata hukuk ilkesi UEFA tarafından ihlal edilmiş midir?
(i) Tarafların görüşleri
133) Fenerbahçe, UEFA’nın sekiz maçta (Gençlerbirliği – Fenerbahçe (7
Mart 2011), Trabzonspor – Bursaspor (17 Nisan 2011), Eskişehirspor –
Trabzonspor (22 Nisan 2011), Fenerbahçe – IBB Spor (1 Mayıs 2011),
Karabükspor – Fenerbahçe (8 Mayıs 2011), MKE Ankaragücü – Fenerbahçe
( 15 Mayıs 2011), Trabzonspor – İBB Spor (15 Mayıs 2011), ve Sivasspor
– Fenerbahçe (22 Mayıs 2011)) şike yapıldığı iddiasına dayanarak ceza
vermek suretiyle res judicata ilkesini ihlal ettiğini ileri sürmektedir. Oysa
UEFA CDB, Temyiz Eden’i şu üç maçtan (Trabzonspor – Bursaspor (17
Nisan 2011), Eskişehirspor – Trabzonspor (22 Nisan 2011), ve
Trabzonspor – IBB Spor (15 Mayıs 2011)) suçlu bulmamıştır ve UEFA
CDB’nin Kararının bu bölümü, UEFA Disiplin Müfettişi bu karara karşı
itirazda bulunmadığı için kesinleşmiş ve bağlayıcı hale gelmiştir.
134) CAS içtihadı ve hukuk literatürü esasında, Temyiz Eden res
judicata’nın ihlalinin, sözde “üçlü kimlik testi” ile teyit edildiğini ileri
sürmektedir. Bu teste göre, eğer tarafların kimlikleri, konu ve hukuki
zemin aynı ise, res judicata ilkesi geçerlidir (uygulanır). Temyiz Eden bu
testin ön koşullarının yerine getirildiğini ve UEFA DY 2013 Madde 58(4)
nedeniyle UEFA CDB Kararının gerçekte, Karar’ın dayandığı üç maç için
kesin ve bağlayıcı hale geldiğini ileri sürmektedir. UEFA CDB bu kararını,
UEFA Disiplin Müfettişi tarafından sunulan beş maça dayanarak vermiştir.
Bu nedenle UEFA CDB üstü kapalı olarak (zımnen), UEFA Disiplin Müfettişi
tarafından sunulan diğer sekiz maçla ilgili olarak hiçbir suçun tespit
edilmediğine karar vermiştir. UEFA CDB’nin Kararında herhangi bir suç
tespit etmediği üç maçı dahil ederek, UEFA Temyiz Kurulu UEFA DY 2013
Madde 58(5) anlamında üç yeni disiplin suçuyla ilgili hüküm vermiş
olmaktadır. Bu maddeye göre yeni suçlar hakkında ancak, temyiz davası
devam ederken bu suçlar gündeme geldiklerinde hüküm verilebilir ki
burada böyle birşey kesinlikle söz konusu değildir.
135) UEFA, UEFA Temyiz Kurulu’nun itiraz edilen bir kararı teyit
edebileceğine, değiştirebileceğine ya da kaldırabileceğine ve cezanın
artırılamayacağına karar verirken UEFA DY 2012 Madde 62’ye
dayanmaktadır. Gerçekten de UEFA Temyiz Kurulu, UEFA CDB tarafından
verilmiş cezayı azaltmıştır. Her halükarda UEFA CDB Temyiz Eden’in beş
örnek maçın sonucunu etkileme faaliyetlerine katıldığına hükmetmiş ve
37
bahsi geçen maçların listesinin kesin (eksiksiz) olmadığını açık bir şekilde
ifade etmiştir. Bu nedenle UEFA Temyiz Kurulu, “ceza” “artırılmadığı”
sürece Kulübün başka maçlara dahlini incelemekten alıkonulmamıştır, ki
burada da böyle bir şey olmamıştır.
(ii) Kurulun bulguları
136) Yukarıda incelendiği üzere (krş. Para. 115 – 124), Kurul UEFA DR
(2012)’nin işbu davanın usule ilişkin ve organizasyonel konularına
uygulanabileceğine karar vermiştir. Kurul, UEFA DR (2012) Madde 62’nin,
diğer şeylerin yanı sıra aşağıdakileri de öngördüğüne dikkati çekmektedir.
1) Temyiz çerçevesinde, Temyiz Kurulu davayı hem olgusal hem de
hukuken yeniden inceler.
2) Temyiz kararı, itiraz edilen kararı teyit eder, değiştirir ya da kaldırır.
3) Sanık, temyiz başvurusunda bulunan tek taraf ise veya disiplin
müfettişi sanık lehine temyiz başvurusunda bulunursa, ceza artırılamaz.
4) Temyiz davası görülürken yeni disiplin suçlarının ortaya çıkması
halinde, bunlarla ilgili olarak aynı dava sürecinde hüküm verilebilir.
137) Kurul, UEFA CDB’nin kararında “(UEFA CDB’nin) eldeki deliller
ışığında, Fenerbahçe’nin, özellikle ama sadece bunlarla sınırlı olmamak
kaydıyla, belirlenen beş maçın daha sonucunu etkilemeye teşebbüs
ettiğini, ve Temyiz Eden’in, (5 Mayıs 2011 tarihinde) UEFA’ya (2011/12
Davalı tarafından usulüne uygun olarak imzalanmış Katılım Formunu, 27
Nisan 2007’den itibaren ulusal veya uluslararası düzeyde bir maçta şike
yapmak veya sonucunu etkileme faaliyetine katıldığından bahsetmeyerek
UEFA’yı hileli bir şekilde ve bilerek yanılttığının tespit edildiğini” kabul
ettiğini gözlemlemektedir. Bu karara yalnızca Temyiz Eden itiraz etmiştir.
Kurul için, UEFA’nın nezdinde devam eden disiplin soruşturması devam
ederken yeni disiplin suçlarının ortaya çıkmadığı açıktır. Bu nedenle UEFA
DY 2012 Madde 62(4) konuyla alakasızdır.
138) Kurul, bir usule ilişkin kavram olan res judicata’nın İsviçre
Hukuku’nda tanımlandığına dikkati çekmektedir (OBERHAMMER/NAEGELI,
Oberhammer/Domej/Haas (Editörler), İsviçre Medeni Hukuk Usulü üzerine
yorum, 2. Baskı, 2014, Madde 236, No. 39 vd.). Buna göre res
judicata’nın iki unsuru vardır:
1) “Sperrwirkung” (konuyu ele almanın yasaklanması = ne bis in idem).
Bu etkinin sonucu, eğer bir konu (res judicata ile) bir hakimin karşısına
tekrar getirilirse, ikincisinin buna bakmasına dahi izin verilmez, bu kişi
konuyu kabul edilemez olarak niteleyip reddetmelidir. İşte bu nedenle –
örn. – İsviçra Federal Medeni Hukuk Usulü Kanunu Madde 59(2)’ye göre
(bundan sonra CCP olarak anılmaktadır) eğer bir konu res judicata
38
kapsamına giriyorsa, kabul edilemez olarak nitelendirilerek
reddedilmelidir.
2) Bindungswirkung (kararın bağlayıcı etkisi). Buna göre, ikinci bir
davadaki hâkim, res judicata’da kararlaştırılan konunun sonucu ile
bağlıdır. Bağlayıcı etki yalnızca, ikinci olarak başvurulan hakim eğer ilk
hakim tarafından kesin olarak kararlaştırılmış bir ön sorunu ele almak
zorunda kaldığında ilgili hale gelir.
139) Kurul, her ne kadar UEFA Temyiz Kurulu UEFA CDB tarafından verilen
cezayı artırmadıysa da, UEFA Temyiz Kurulu’nun esasla ilgili bulguları,
UEFA CDB’nin esasla ilgili bulgularını geçmiştir. Her ne kadar bu UEFA DY
2012 tarafından kesin olarak yasaklanmasa da, Kurul, bunun res judicata
ilkesinin bir ihlali olduğu sonucuna varmıştır. UEFA Temyiz Kurulu’nun,
(CAS’ın CAS Yasası Madde R57 uyarınca sahip olduğu de novo yetkisine
benzer bir şekilde) davayı, hem olgusal hem de hukuki perspektiften
yeniden inceleme kararı, UEFA Temyiz Kurulu’na ihtilaf konusunu
değiştirme hakkını vermez, ya da UEFA tarafından, işbu dava ile ilgili
olarak bir istisna yapılmasına olanak tanıyacak haklı bir gerekçe
(meşruiyet) de sağlanmaz.
140) Bu nedenle Kurul, Temyiz Edenin, UEFA CDB’nin bulgularına
dayanabileceği sonucuna varmıştır; yani Temyiz Edenden, UEFA CDB
tarafından tek tek değerlendirilmemiş olan maçlarla ilgili genel suçlamalar
karşısında kendisini savunması makul olarak beklenemez. UEFA CDB, beş
maçın etkilendiğini tartışmak ve bunun spesifik olarak tespit etmek
suretiyle, davanın kapsamını bu beş maçla sınırlandırmıştır. UEFA CDB
Kararının temelini bu beş şike olayı oluşturuyorsa, UEFA, UEFA CDB’nin
kararını temyize götürmeden, UEFA Temyiz Kurulu nezdindeki temyiz
aşamasında diğer olayları davaya dâhil edemez. UEFA CDB’nin, bu beş
maçlık listenin eksiksiz olmadığı yönündeki ifadesi, Temyiz Eden’in bütün
olgusal iddiaları inkâr ettiği de göz önünde bulundurulduğunda, bu açıdan
faydasızdır.
141) Böylece Kurul, Temyiz Eden’in görüşünü benimsemekte ve davanın
kapsamının UEFA CDB’nin beş maçla ilgili bulgularıyla sınırlı olduğunu ve
UEFA Temyiz Kurulu’nun, res judicata ilkesine ilişkin “Sperrwirkung”
tarafından başka maçları değerlendirilmesinin engellendiğini kabul
etmektedir.
142) Sonuç olarak Kurul kendisini, gerektiğinde, UEFA CDB Kararında
Temyiz Eden’in mahkûm olmasına neden olan beş maçın
değerlendirilmesiyle sınırlandıracaktır.
b) UEFA CDB Kararı ve Temyiz Edilen Karar, ne bis in idem ilkesini
ihlal etmekte midir?
(i) Tarafların görüşleri
39
143) Temyiz Eden, UEFA’nın iki olayda ne bis in idem olarak bilinen genel
hukuk ilkesini ihlal ettiğini ileri sürmektedir. İlk olarak, TFF, Temyiz Edilen
kararın temelini oluşturan şike iddialarından Temyiz Eden’i akladığı için bu
ilkenin ihlal edildiği ileri sürülmektedir. İkinci olarak da, Temyiz Eden
2011/2012 Şampiyonlar Ligi sezonundan men edilmek suretiyle bir ceza
çektiği için ve ikinci kez iki yıl sonra UEFA müsabakalarına katılamayacağı
ilan edilemeyeceği için bu ilkenin ihlal edildiği iddia edilmektedir.
144) Bu açıdan, Temyiz Eden UEFA Acil Kurulu’nun, bir İtalyan futbol
kulübü olan AC Milan ile ilgili olarak verdiği 2 Ağustos 2006 tarihli
aşağıdaki kararına atıfta bulunmaktadır:
“AC Milan’ın, İtalyan yerel ligindeki şampiyona maçlarının normal gidişatını
uygun olmayan bir şekilde etkileme faaliyetine ne kadar katıldığı meselesi
FIGC’nin yetkili disiplin kurulları tarafından incelenmiştir. Sonuç olarak
UEFA, AC Milan’ın bir disiplin suçu işleyip işlemediği konusunu inceleme
disiplin yetkisine sahip değildir; böyle bir işlem, “ne bis in idem” gibi temel
hukuk ilkelerine de uygun olmazdı.”
145) Temyiz Eden, aynı argümanın mevcut dava için de geçerli olduğunu
ileri sürmektedir. TFF PDFK ve TFF Temyiz Kurulu, Temyiz Eden’i beraat
ettirmeye karar vermiştir. Ne bis in idem ilkesinin ikinci bir cezayı
yasaklamakla kalmayıp, aynı zamanda bir kişiyi, o kişinin kesin bir karar
ile aklandığı bir suç için yeniden yargılamayı da yasaklamaktadır. Bu
nedenle Temyiz Eden UEFA’nın AC Milan ile aynı sonuca varması gerektiği
sonucuna varmaktadır (AC Milan, İtalyan Futbol Federasyonu (bundan
sonra FIGC olarak anılacaktır) tarafından cezalandırılırken Temyiz Eden
TFF tarafından beraat ettirilmiştir).
146) Temyiz Eden, UEFA’nın, o zamandan beri kendi yönetmeliklerinin
UEFA’nın mevcut dava ile ilgili farklı bir görüş benimsemesine izin verecek
şekilde değiştiğini ileri süremeyeceğini de iddia etmektedir. UEFA’nın farklı
yönetmeliklerinde yapılan değişiklikler, UEFA’nın ulusal şike olaylarıyla ilgili
ceza uygulama yetkileri üzerinde herhangi bir etkide bulunmamıştır.
Temyiz Eden bu durumun UEFA DY (2013) Madde 23(4)’teki yer alan
sunuş ile de desteklendiği sonucuna varmaktadır.
147) Temyiz Eden’in, UEFA’nın kendisine dayanarak ne bis in idem ilkesini
ihlal ettiğini ifade ettiği ikinci argümanıyla ilgili olarak, Temyiz Eden bu
iddiada bulunmaktadır zira Temyiz Eden, halihazırda 2011/2012
Şampiyonlar Ligi Sezonundan men edilmiş durumdadır, ve işbu davada
Temyiz Eden’e uygulanan seçilebilirlik süresi de ikinci bir ceza olarak
görülmektedir. Bu açıdan Temyiz Eden, kendisini 2011/2012 Şampiyonlar
Ligi sezonundan çekmeye karar verenin TFF değil de UEFA olmasının
konuyla ilgili olmadığını ileri sürmektedir. Eğer bu men edilmenin bir ceza
olduğu tespit edildiyse, Temyiz Eden, ne bis in idem ilkesinin ihal edilip
40
edilmediğinin belirlenmesi için CAS içtihadında kullanılan iki farklı teste
atıfta bulunmaktadır. Temyiz Eden daha sonra, hangi test uygulanırsa
uygulansın, olası tek sonucun, ne bis in idem ilkesinin UEFA tarafından
ihlal edilmesi olduğunu ileri sürmektedir.
148) Temyiz Eden, UEFA Statüleri Madde 50(3)’ün bu açıdan UEFA için
faydasız olduğunu iddia etmektedir. UEFA Temyiz kurulu, Temyiz Edilen
Kararında, adı geçen hükmün sonucunun “iki aşamalı bir süreç”in var
olması olduğunu ileri sürmektedir. Temyiz Eden’e göre, UEFA’nın bu
argümanı hatalıdır. İlk olarak, bu hükmün metninde gerçekten “iki aşamalı
bir süreç” olduğu açıkça ifade edilmemektedir. İkinci olarak, UEFA’nın
Yunan kulübü Olympiakos Volou ile ilgili davasında, UEFA’nın kendisinin
böyle bir “iki aşamalı süreç” uygulamadığı sonucuna varmaktadır. Temyiz
Eden’in bildiği ve “iki aşamalı süreç”in yaşandığı böyle herhangi bir UEFA
davası bulunmamaktadır.
149) Her ne kadar UEFA “iki aşamalı bir süreç”e olanak tanımak istemişse
de, Temyiz Eden böyle bir hükmün ne bis in idem ilkesini hiçbir şekilde
hükümsüz bırakamayacağını ileri sürmektedir. Bu ilkenin ardında yatan
temel fikir, bir kurumun cezalandırma yetkisine tabi olanları, bu yetkilerin
(aynı suç için birden fazla ceza verilmesi suretiyle) suiistimaline karşı
korumaktır. Temyiz Eden bunu aşağıdaki örnekle açıklamaktadır: Verilen
her cezanın “aynı suç için başka cezalar verilmesine tabi olduğunu” öne
süren bir İsviçre Ceza Kanunu Maddesini yürürlüğe koyan bir İsviçreli yasa
koyucu hayal edin. Her ne kadar UEFA bahsi geçen bu İsviçreli yasa
koyucu değilse ve ceza yaptırımları, kurumlar tarafından uygulanan
disiplin cezaları değilse de, sonuç her iki durumda da aynı olmalıdır: ne bis
in idem ilkesine tabi olan kurum, bu sonucu doğuran bir hükmü yürürlüğe
koyarak bu ilkeyi ilga edemez.
150) UEFA, Temyiz Edilen Kararın ne bis in idem ilkesini, Temyiz Eden
tarafından öne sürülen iki gerekçe ile de ihlal edilmediğini iddia
etmektedir. İsviçre Federal Mahkemesi içtihadına ve doktrine göre, spor
disiplin cezalarının verilmesini düzenleyen usul, ceza hukukunda var olan
usul teminatlarına tabi değildir. Sonuç olarak, Temyiz Eden başvurusunu,
ne bis in idem ilkesinin sözde ihlaline dayandıramaz. İsviçre Federal
Mahkemesi, 3 Ocak 2011 tarihli Valverde kararından (SFT 4A_386/2010),
ne bis in idem ilkesinin spor disiplini konularına uygulanabilir olup olmadığı
meselesini cevapsız bırakmıştır.
151) UEFA, ne bis in idem ilkesi disiplinle ilgili spor konularına
uygulanabilecek olsa da, koşullarının yerine getirilmediğini ileri
sürmektedir. Eğer iki (ya da daha fazla) önlem, farklı hedefleri
amaçlıyorsa, ne bis in idem ilkesinin ihlalinden bahsedilemez. İşte bu
nedenle örn. “iki kez yargılamanın yasaklanması, aynı davranışın sadece
cezai değil aynı zamanda medeni, idari veya disiplinle ilgili sonuçları
olduğunda aynı kişinin yargılanmasını engellememektedir” (SFT
4A_386/2010, para.9.3.2, HOTTELIER, Commentaire romand, Code de
41
procedure penale Suisse, 2010, no 8 ad art. 11 CCP’ye atıfla). UEFA’ya
göre, mevcut davadaki koşullar Valverde davasındaki olgulara çok
benzemektedir. O davada İsviçre Federal Mahkemesi, CONI veya diğer
İtalyan Spor Federasyonları tarafından düzenlenen şampiyonalardan iki yıl
men kararının, CAS’i, İspanyol bisikletçi aleyhine verdiği dünya çapında iki
yıllık men kararını, CONI ile aynı olgulara dayandırmasına engel
olmadığına dikkati çekmektedir. Gerçekten de İsviçre Federal Mahkemesi,
CONI tarafından alınan bu kararı, İtalyan topraklarındaki spor
müsabakalarının, anti-doping kurallarını ihlal etmekten mahkum olmuş
kişilerin katılımıyla kirlenmemesini sağlamaya yönelik önleyici bir hareket
olarak değerlendirmiştir. CONI tarafından İspanyol bisikletçiye verilen men
cezası, CAS kararında verilen cezadan ayrıdır, ve CAS’ın verdiği ceza her
şeyden önce bastırıcı bir niteliktedir, öyle ki asıl amacı, bir spor
federasyonuna bağlı olan herhangi bir profesyonel sporcuya karşı dünya
çapında bir ceza uygulamaktır. Valverde davasında olduğu gibi, TFF’nin
Temyiz Eden’i 2011/2012 Şampiyonlar Ligi’nden çekmesi de açıkça
önleyici bir amaç gütmekteydi, UEFA CDB’nin ve UEFA Temyiz Kurulunun
kararlarının ise açıkça bastırıcı bir amacı bulunmaktadır.
152) Ayrıca UEFA, UCLR (2011/2012) Madde 2.05 uyarınca verilen 1 yıllık
şampiyonalara katılamama idari cezasının, UEFA CDB ve UEFA Temyiz
Kurulu’nun, disiplin soruşturması sırasında, UCLR Madde 2.06’da
(2011/2012) açık bir şekilde ele alınan şike davalarıyla ilgili olarak uygun
cezalar vermesinin önünde hukuki bir engel teşkil edeceğini düşünmenin,
hem kuralların lafzına hem de sağduyuya aykırı olacağını ileri sürmektedir.
Bir yıllık bir katılamamadan daha ağır bir cezanın verilememesi mantıklı
olmazdı.
153) UEFA Ayrıca, Temyiz Eden’in UCLR (2011/2012) Madde 2.05 ve 2.06
yorumunun, kuralların sarih lafzına aykırı olduğunu ileri sürmektedir.
Temyiz Eden’in argümanları UEFA disiplin kurullarının tanınmış ve yerleşik
uygulamalarına karşılık gelmemektedir. FC Porto davasından (CAS
2008/A/1583-1584) sonra, UEFA, kendi kurallarında değişiklik yapma
konusunda dikkatli davranmaya başlamış, ve UCLR (2011/2012) Madde
2.05 ve 2.06’yı yürürlüğe koyarak açık bir biçimde “iki aşamalı prosedür”ü
getirmiş ve o zamandan beri de bu prosedürü izlemiştir. Madde 2.05’te
öngörülen idari cezaı, koşulların bunu gerektirmesi durumunda ikinci bir
karar (yani, daha başka disiplin cezaları) takip edebilir. Bu kurallar, iki
unsurun (idari ceza ve ek disiplin cezaları) tek bir kararda birleştirilmesi
gerektiğini öngörmemektedir.
154) Ne bir in idem ilkesi uygulanabilecek olsaydı bile, UEFA, TFF’nin
Temyiz Eden’i 2011/2012 Şampiyonlar Ligi sezonundan çekme kararı,
UEFA’yı Temyiz Eden’e disiplin cezası vermekten alıkoyamazdı çünkü (i)
bu, TFF’nin, UEFA’nın UEFA kurallarını uygulayarak değil, kendi kurallarını
uygulayarak verdiği cezaydı, (ii) TFF, kendisinin kendi kulüplerini
uluslararası şampiyonalara aday gösterme yasal hakkına dayanarak bu
kararı vermiştir; (iii) TFF’nin kararı UCLR (2011/2012) Madde 2.05 ya da
42
UEFA’nın başka bir disiplin kuralı esasında alınmamıştır; (iv) Temyiz Eden
en başta CAS’a bir temyiz başvurusunda bulunarak, bu geri çekme
kararının UEFA’ya ait olduğunu ileri sürmüş ama daha sonra bu
başvurusunu geri çekmiştir.
155) Son olarak UEFA, Temyiz Eden’in “Osaka kuralı” ile ilgili CAS Kararına
(CAS 2011/O/2422 USOC v IOC) dayanmasının da faydasız olduğu
kanaatindedir İlk olarak, Temyiz Eden’in UEFA Kurallarını ihlal edip
etmediği meselesi, TFF’nin herhangi bir disiplin kurulu ya da başka bir
mahkeme tarafından ele alınmamıştır. İkinci olarak, UEFA’nın kuralları
açıktır, CAS tarafından FC Porto davasında ifade edilen gerekçelere uygun
olarak yürürlüğe konmuşlardır: şike olayında, tek bir otomatik idari ceza
vardır. Koşulların bunu gerektirmesi durumunda, bir disiplin soruşturması
açılı ve disiplin cezaları uygulanabilir. Bu nedenle sistem iki aşamalı bir
süreçten meydana gelmektedir, ve bu açıdan Dünya Anti-Doping Yasasının
(bundan sonra WADC olarak anılacaktır) tam zıddını teşkil etmektedir. O
yasada atletlere eşit davranılmasını sağlamak ve dopingle mücadele etmek
için yalnızca bir ceza verilir. CAS’ın CAS 2011/O/2422 davasında haklı
olarak eleştirdiği şey, IOC’nin, yasayı imzalayanların, cezaların
(yaptırımların) çerçevesini değiştirmesini açıkça yasaklayan bir yasa olan
WADC’nin “kapalı, tümleşik” cezalandırma (yaptırım) sistemini ihlal
etmesiydi.
(ii) Kurul’un bulguları
156) Kurul incelemesini, ne bis in idem ilkesinin medeni hukuk davalarına
uygulanabileceği gözlemini yaparak başlamaktadır
(OBERHAMMER/NAEGELİ, Oberhammer/Domej/Haas (editörler), İsvirçre
Medeni Hukuk Usulü, 2. Baskı, 2014, Madde 236, No. 39 vd’de). Bu
nedenle Kurul, Temyiz Eden’in, spor disiplin kurullarının, bir başka
kurumun aynı düzenleyici çerçeveye dayanarak bir kişi ya da kurum
hakkında verdiği kesin kararı tarafından halihazırda beraat ettiği bir suçla
ilgili olarak, o kişi ya da kurumu tekrar yargılayamayacağı görüşüne belli
bir dereceye kadar katılmaktadır.
157) Bununla birlikte Kurul, burada durumun bu olmadığı, zira TFF’nin
disiplin kurullarının Temyiz Eden’i TFF’nin statüleri ve yönetmelikleri
esasında akladığını, UEFA’nın ise kendi statülerini ve yönetmeliklerini
uyguladığı düşüncesindedir. TFF’nin Temyiz Eden’i aklamış olması, Temyiz
Eden’in yönetmeliklerini ihlal etmediği anlamına gelmez ve bunun tersi de
doğrudur.
158) Kurul, Temyiz Eden’in, TFF tarafından Temyiz Eden’in 2011/2012
Şampiyonlar Ligine katılamayacağının açıklanmasının bir ceza olduğu
düşüncesinde olduğunu ve böyle bir seçilememe döneminin TFF veya UEFA
tarafından ilan edilmiş olmasının, ne bis in idem ilkesinin uygulanması
açısından ilgisiz olduğunu düşünmektedir.
43
159) Kurul, Temyiz Edilen Kararda ilan edilen cezanın, ne bis in idem
ilkesinin bir ihlali olarak görülebilmesi için, Temyiz Eden’in 2011/2012
Şampiyonlar Ligi sezonundan çıkarılmasının da bir ceza olarak görülmesi
gerektiği kanaatindedir. Kurul, tarafların, TFF’nin Temyiz Eden’i 2011/2012
Şampiyonlar Ligi sezonundan çekme kararının niteliği (yani, bu kararın
baskın bir önleyici ceza mı, yoksa baskın bir ceza mı olduğu) ile ilgili
olarak çok farklı görüşlere sahip olduğunun farkındadır.
160) Kurul, Temyiz Eden tarafından, işbu davanın olguları ile UEFA Acil
Kurulu’nun AC Milan ile ilgili 2 Ağustos 2006 tarihli kararı arasında yaptığı
karşılaştırmanın farklı olduğu düşüncesindedir. AC Milan kararı verildikten
sonra, UEFA’nın Statülerinde ve yönetmeliklerinde çeşitli değişiklikler
yapılmıştır. Aşağıda da tespit edileceği üzere (krş. Para. 190-216) Kurul’un
büyük bir çoğunluğu UEFA’nın, iki aşamalı bir süreç vasıtasıyla kendisinin
ulusal şike davalara müdahale etme yetkisini (UEFA Statüleri Madde 50(3)
ile birlikte UCLR Madde 2.05 ve 2.06 aracılığıyla) yarattığı
düşüncesindedir. Bu nedenle bu iki aşamalı süreç, UEFA DY 2013 Madde
23(4)’ün yürürlüğe girmesinden önce halihazırla yürürlükteydi ki Kurul’un
çoğunluğu, UEFA DY 2013 Madde 23(4)’ün, UEFA’nın bu konuyla ilgili
yetkisinin teyidinden ibaret olduğu kanaatindedir.
161) İddia edilen “iki aşamalı süreç” ile ilgili olarak, aşağıdaki hükümler
özellikle önem taşımaktadır.
UEFA Statüleri (2010) Madde 50(3):
“Ulusal ya da uluslararası düzeyde bir maçın sonucunu ayarlama ya da
etkileme amacını güden bir faaliyete doğrudan ya da dolaylı olarak
karışmış bir Üye Federasyonun ya da kulübün, bir UEFA şampiyonasına
katılması, olası bir disiplin cezası hakkı saklı olmak kaydıyla, derhal
yürürlüğe girmek üzere reddedilebilir.”
UCLR Madde 2.05 (2011/2012):
“Eğer bütün olgusal koşullar ve UEFA’nın elindeki bilgiler esasında UEFA,
bir kulübün, UEFA Statüleri Madde 50(3)’ün yürürlüğe girmesinden (yani
27 Nisan 2007’den) itibaren, ulusal veya uluslararası düzeyde bir maçı
ayarlamaya veya maçın sonucunu etkilemeye yönelik herhangi bir
faaliyete doğrudan ve/veya dolaylı olarak katıldığı konusunda rahat bir
şekilde tatmin (ikna) olursa, UEFA bu kulübün şampiyonaya katılmak için
uygunsuz olduğunu ilan edebilir. Böyle bir uygunsuzluk, yalnızca bir futbol
sezonu için geçerlidir. UEFA kararını verirken, ulusal veya uluslararası bir
spor kuruluşunun, hakem heyetinin veya devlet mahkemesinin verdiği bir
karara dayanabilir ama böyle bir kararla bağlı değildir. UEFA, eğer ulusal
veya uluslararası bir spor kuruluşunun, hakem heyetinin veya devlet
mahkemesinin aynı olgusal koşullarla bağlantılı olarak vermiş olduğu
karar, o kulübün bir UEFA kulüp şampiyonasına katılmasını engelleme
44
etkisine yol açmışsa, UEFA o kulübün o şampiyonaya katılmaya yeterli
olmadığını ilan etmekten imtina edebilir.”
UCLR Madde 2.06 (2011/2012)
“Paragraf 2.05’te öngörüldüğü şekilde bir kulübün seçilmeye yetersiz
olduğunu ilan etme cezasına ek olarak UEFA İdari Adalet Organları,
koşulların gerektirmesi durumunda, UEFA Disiplin Yönetmelikleri uyarınca
disiplin cezaları da uygulayabilirler.”
162) Kurul, UEFA Statülerine Madde 50(3)’ün konulması ve UCLR’ye de
Madde 2.05’in ve 2.06’nın konulması ile, UEFA’nın “iki aşamalı bir süreç”
yarattığını kabul etmektedir. İlk aşama (Madde 2.05) “idari bir ceza”dır,
buna göre suçu işleyene, onu bir sezon için Avrupa müsabakalarından
dışlamak suretiyle asgari bir cezanın uygulanması gerekmektedir. İkinci
aşama (Madde 2.06) ise bir “disiplin cezası”dır, bu ceza “idari ceza”nın
ardından uygulanması gerekir ve azami bir süre ile sınırlı değildir. Kurul,
bu “iki aşamalı süreç”in UEFA Statüleri Madde 50(3) ile birlikte UCLR
Madde 2.06’dan anlaşılabileceği sonucuna varmıştır, zira özellikle bu ikinci
maddenin hükmünde “idari ceza”ya ve “disiplin cezası”na atıfta
bulunulmaktadır. Kurul’a göre bu yalnızca, UEFA’Nın bu iki farklı ceza
türünü birbirinden ayırmak niyetinde olduğu şeklinde anlaşılabilir. Ayrıca,
“...’e ek olarak” ifadesi, bu iki ceza türü arasında bir ayrım yaratıyor
gibidir. Bununla birlikte, ve şüpheye mahal vermemek amacıyla, Kurul,
kullanılan ifadelerden bağımsız olarak, UEFA tarafından UCLR Madde 2.05
esasında başlatılan soruşturmanın disiplin niteliğinde olduğunu, çünkü bu
soruşturmadaki konunun bir cezanın uygulanması olduğunu netleştirmek
istemektedir.
163) Kurul, (2011/2012 sezonunda Temyiz Eden’in Avrupa
şampiyonalarına katılmaktan bir yıl süreyle men edilmesi, TFF tarafından
değil de UEFA tarafından verilmiş bir karar olsa bile (ama durum bu
değildir)) böyle bir “iki aşamalı sürecin” uygulanması ne bis in idem
ilkesini ihlal etmemektedir. Her iki taraf da kendi görüşlerini desteklemek
için CAS’ın ve İsviçre Federal Mahkemesi’nin içtihadına atıfta bulunmuştur.
Kurul, UEFA’nın görüşünü desteklemektedir zira Kurul, UEFA’nın, ihlalleri
her yönüyle değerlendirmesi gerekmeden önce, kulüpleri kendi
yarışmalarından dışlamak için derhal yürürlüğe girmek üzere “iki aşamalı
bir süreç” uygulamadaki meşru çıkarının bulunduğunu kabul etmektedir.
164) Temyiz Eden tarafından verilen örnekle ilgili olarak Kurul, bu
karşılaştırmanın yerinde olmadığı sonucuna varmıştır. Her ne kadar
gerçekten de Temyiz Eden’e ilk ceza UCLR Madde 2.05 uyarınca verilmiş
olsa da, bu yalnızca UEFA şampiyonalarından bir sezon çıkarılma
şeklindeki asgari cezadır. Bu nedenle, UCLR Madde 2.06’nın lafzına
dayanılarak (ve orada belirtilen koşullara tabi olarak) Temyiz Eden, ikinci
aşamada kendisine başka uygun cezanın da verilebileceğini bilmeliydi.
Kurul’a göre, eğer kurallar iki aşama (bir asgari bir de nihai ceza)
45
öngörüyorsa, burada ne bis in idem’le ilgili bir sorun yoktur. Eğer bir
karşılaştırma yapılacaksa, Kurul, aşağıdaki durumun mevcut durumu daha
iyi açıklayacağı düşüncesindedir: Eğer bir kişinin 10.000 CHF alacağı
varsa, ilk önce 3.000 CHF, sonra ikinci bir işlemde de kalan 7.000 CHF’yi
talep edebilir. Bu uygulama, ilk 3.000 CHF’nin niteliğini değiştirmez ve ne
bis in idem ile ilgili bir sorun ortaya çıkmaz, zira burada daha en başta tek
bir prosedürün iki aşamaya bölündüğü açıkça ifade edilmiştir.
165) Son olarak Kurul, Temyiz Eden’in, en azından UEFA Şampiyonlar
Ligine katılmak için UEFA Katılım Formunu doldurmak suretiyle, 2.05 ve
2.06 Maddelerini ve bunların içinde yer alan “iki aşamalı süreç”i içeren
UCLR (2011/2012) tarafından bağlanmayı kabul ettiğinin göz önünde
bulundurulması gerektiği sonucuna varmıştır.
166) Mevcut durumun, CAS’ın CAS 2011/O(2422’deki “Osaka kuralı” ile
ilgili kararından açık bir şekilde ayrılması gerekir. Orada bir atlete disiplin
cezası verilmiş ayrıca atlet bir sonraki Olimpiyatlara katılmaktan men
edilmiştir. Kurul, bir atletin Olimpiyatlardan men edilmesinin, hukuk dışı
bir ek ceza olarak görülebileceği konusunda Kurul’un CAS 2011/O/2422’de
verdiği kararı doğru bulmaktadır. Bununla birlikte buradaki asıl fark,
Dünya Anti-Doping Yasası’nın (bundan sonra “WADC” olarak anılacaktır)
ek cezalar verilmesini yasaklayan bir kural içermesi, UEFA DY’nin ise,
UEFA’nın bir prosedürü asgari ve – eğer koşullar gerektirirse – ek bir
cezanın verilmesi şeklinde ikiye bölmesini engelleyecek herhangi bir
hüküm içermemesidir. Kurul, soruşturmadaki bölünmenin, UEFA’nın, o
kulüp hakkında önce eksiksiz ve kapsamlı disiplin soruşturması
başlatmadan, bir kulübün şampiyonaya katılama yeterliğinin
bulunmadığını derhal ilan etmede yatan meşru çıkarı ile haklı
gösterilebileceği düşüncesindedir. Bu nedenle “idari ceza” nihai ceza değil,
şampiyonanın dürüstlüğünü korumaya yönelik hazırlık (ön) niteliğindeki
bir asgari cezadır. Bu yüzden mevcut durum, “Osaka kuralı”1 ile ilgili
davadan ayırt edilmelidir.
167) Kurul, Temyiz Eden’in, UEFA’nın, TFF bu çıdan kendisini beraat
ettirdiği için UEFA’nın kendisi hakkında disiplin soruşturması açmasının
önüne geçileceği iddiasıyla ilgili olarak, bu argümanın reddedilmesi
gerektiği sonucuna varmıştır. TFF PDFK’nın disiplin soruşturması, TFF’nin
kendi iç yönetmeliğine dayanmaktaydı ve olası bir cezanın yalnızca ulusal
sonuçları olacaktı. UEFA tarafından UCLR Madde 2.06 esasında başlatılan
disiplin soruşturması ise UEFA’nın dahili yönetmeliklerine dayanmaktadır
ve böyle bir soruşturmadan elde edilecek olası bir cezanın yalnızca Avrupa
çapında sonuçları olacaktır. Bu itibarla, haklar “dairesi” ve görevler aynı
şey değildir. Bu açıdan Valverde davası (CAS 2007/A/1396 & 1402) ile bir
karşılaştırma yapılabilir zira o davada kurul, CONI tarafından atlete
uygulanan dahili uzaklaştırma cezasının, WADA ve UCI tarafından istenen
dünya çapındaki bir uzaklaştırmadan kapsam ve nitelik açısından farklı
olduğu sonucuna varmıştır, bu da kurulun, ne bis in idem ilkesinin ihlal
edilmediği sonucuna varmasına neden olmuştur. Ayrıca mevcut davada
46
Kurul, farklı disiplin soruşturmalarında talep edilen uzaklaştırmaların
birbirinden farklı olduğu ve bu nedenle de ne bis in idem ilkesinin ihlal
edilmediği sonucuna varmıştır.
168) Sonuç olarak Kurul, UEFA’nın, Temyiz Eden’e karşı disiplin
soruşturması başlatarak ve ona UEFA şampiyonalarına iki yıl katılmama
cezası vererek ne bis in idem ilkesini ihlal etmediği sonucuna varmıştır.
c) UEFA CDB, Fenerbahçe aleyhine disiplin soruşturması açma
yetkisine sahip miydi ve cezalar yasallık ilkesi uyarınca mı verildi?
(i) Tarafların görüşleri
169) Temyiz Eden, UEFA’nın kendisine ceza veremeyeceğini zira UEFA’nın
yetkisinin Avrupalı uluslararası kulüp futbolu ile sınırlı olduğunu, mevcut
davadaki şike iddialarının ise ulusal maçları ilgilendirdiğini ileri
sürmektedir. Temyiz Eden’e göre, bu açıdan tek istisna, UCLR
(2011/2012) Madde 2.05’te öngörülen bir yıllık men cezasıdır.
170) Temyiz Eden, bir spor organizasyonunun disiplin yetkisinin, o
organizasyon tarafından düzenlenen müsabakalar ile sınırlı olduğunun
(bundan sonra “müsabakayla bağlantılı yetki ilkesi” olarak anılacaktır)
spor organizasyonunda genel ve iyi bilinen bir ilke olduğunu ileri
sürmektedir. Temyiz Eden’e göre bu müsabakayla bağlantılı yetki ilkesi
UEFA tarafından AC Milan davasında açık bir biçimde teyit edilmiştir. AC
Milan, 2005/2006 sezonunda Serie A’daki pozisyonu nedeniyle 2006/2007
Şampiyonlar Ligi sezonuna katılmaya hak kazanmıştı, oysa İtalyan Futbol
Federasyonu kulübü aynı sezonda şike yaptığı iddiasıyla cezalandırmıştı.
Bu nedenle UEFA, FIGC’nin, önceki sezonda AC Milan’ın şike olaylarına
karıştığı sonucuna varmış olması göz önünde bulundurularak AC Milan’ın
2006/2007 Şampiyonlar Ligi sezonuna katılmasının engellenip
engellenemeyeceği sorunuyla karşılaşmıştı. Bu açıdan UEFA Acil Kurulu, 2
Ağustos 2006 tarihli kararında aşağıdaki sonuca varmıştır:
“AC Milan’ın İtalyan yerel ligindeki şampiyona maçlarının normal gidişatını
uygunsuz bir şekilde etkileme fiiline ne ölçüde karıştığı meselesi FIGC’nin
yetkili disiplin kurulları tarafından incelenmiştir. Sonuç olarak UEFA AC
Milan’ın bir disiplin suçu işleyip işlemediği meselesini incelemek için disiplin
yetkisine sahip değildir (...)”
171) Temyiz Eden, şampiyonayla bağlantılı yetki ilkesinin aynı zamanda
diğer resmi UEFA belgelerinde de (örn. UEFA statüsü (2010) Madde 2(1),
60 ve 74) yer aldığını ileri sürmektedir. Şampiyonayla bağlantılı yetki
ilkesi, federasyonların özerkliği ilkesine de uygundur. Yukarıda
anlatılanlara dayanarak Temyiz Eden, Uluslararası spor federasyonlarının,
ulusal şampiyonalarda işlenen disiplin ihlalleriyle ilgili olarak sahip
oldukları disiplin yetkisinin, ancak böyle bir yetkiyi veren (tanıyan) açık bir
hükümden kaynaklanabileceğini ileri sürmektedir.
47
172) İddia edilen suç işlendiği sırada UEFA’nın, FIFA Disiplin Yasasındaki
Madde 70(2) ve (3)’tekine benzer (bu hükümler FIFA’ya “federasyonlar,
konfederasyonlar ve diğer spor organizasyonları ciddi ihlaller hakkında
soruşturma açmaz ya da bu soruşturmaları temel hukuk kurallarına uygun
olarak yürütmezse”, ciddi ihlalleri cezalandırma disiplin yetkisi
vermektedir) bir hükmü bulunmuyordu. Bu hüküm UEFA tarafından, UEFA
DY 2013 Madde 23(4) maddesi ile birlikte 1 Haziran 2013’te– Temyiz
Eden’in iddia edilen şike suçunu işlemesinden iki yıldan daha uzun bir süre
sonra - kabul edilmiştir. Bu nedenle bu kural bu davada geçerli değildir.
173) Temyiz Eden ayrıca, eğer kendisi şikeden suçluysa (quod non),
sadece TFF tarafından cezalandırılmaya ve, UEFA şampiyonalarıyla ilgili
olarak da, UCLR (2011/2012) Madde 2.05 uyarınca verilen bir yıllık yasağa
istinat edebilirdi.
174) Bu nedenle, Temyiz Eden UEFA’nın kendisi hakkında disiplin
soruşturmasını, böyle bir soruşturma için gereken hukuki zemin, iddia
edilen disiplin suçu işlenmesinin üzerinden iki yıldan uzun bir süre
geçtikten sonra elde edilmesine rağmen yürüttüğünü ileri sürmektedir.
UEFA, TFF disiplin kararlarını beğenmediği için, elinde açık ve net bir
cezalandırma yetkisi olmadan, Temyiz Eden’i cezalandıramaz. UEFA’nın
yargılama yetkisi UEFA Statüleri (2010) Madde 50(3) ve UCLR
(2011/2012) Madde 2.05 ve 2.06’dan veya UEFA DY (2008) Madde 5’ten
kaynaklanmamıştır.
175) Temyiz Eden Kurul’un dikkatini UEFA’nın disiplin kurullarının yetki
alanına çekmekte ve UEFA’nın ulusal şike olayları ile ilgili davalarda (FC
Porto, FC Karpaty Lviv ve FC Metalist Kharkiv) UEFA Statüleri Madde
50(3), ve UCLR Madde 2.05 ve 2.06 halihazırda yürürlüğe girmiş olsa da
UEFA DY Madde 5’i asla uygulamadığını ileri sürmektedir. Buna karşılık
suçlamalar ne zaman UEFA şampiyonalarıyla ilgili olsa (FK Pobeda ve
Oriekhov), UEFA, UEFA DY Madde 5’i uygulamıştır. Bu durumun tek
istisnası Olympiakos Volou’dur. Burada UEFA yanlışlıkla seçilebilirlik
kurallarını, UEFA DY Madde 5 uyarınca disiplin soruşturmaları ile
karıştırmıştır. Mevcut davada Temyiz Eden, bu karardan herhangi bir
sonuç çıkarılmaması gerektiğini zira UEFA’nın bu ceza ile ilgili yetkiyi hiç
tartışmadığını ileri sürmektedir.
176) Temyiz Eden, temyiz dilekçesinin UEFA’nın disiplin soruşturması
başlatma yetkisine sahip olup olmadığıyla ilgili bölümünde, UEFA’nın hatalı
bir şekilde, Temyiz Edenin UEFA DY (2008) Madde 5’i ihlal ettiği sonucuna
vardığını ileri sürmektedir. İlk olarak, bir formu gerçeğe aykırı bir şekilde
doldurmakla ilgili olarak bırakın açık ve net bir hukuki zemini, hiçbir
hukuki zemin bulunmamaktadır. Aynı şekilde, şike ile ilgili olarak
başvurulan hukuki zemin de, verilen cezalar için bir temel
oluşturamayacak kadar muğlaktır.
48
177) Bu açıdan, Temyiz Eden, hem ceza hukukunda hem de idari hukukta,
nullum cremen, nulla poena sine lege scripta et certa ilkesinin geçerli
olduğunu ileri sürmektedir. Yani bir federasyon, kendi statülerinde
yeterince açık ve net bir biçimde, yalnızca yanlış davranışı değil aynı
zamanda uygulanacak cezayı da belirten bir ifade olmadıkça, herhangi bir
ceza uygulayamaz.
178) UEFA Katılım Formunun doğru olmayan bir şekilde doldurulmasıyla
ilgili olarak Temyiz Eden, bunun UEFA DY Madde 5’in bir ihlali olduğunu ve
bunun da “açık” olduğunu iddia etmenin savunulamaz olduğunu ileri
sürmektedir. Temyiz Eden, UEFA DY (2008) Madde 5’in, bir formun
gerçeğe aykırı bir şekilde doldurulmasını açık ve net bir şekilde suç sayan
bir hüküm olmadığını belirtmeye gerek dahi olmadığını iddia etmektedir.
Dahası, bir suçu itiraf etmemek, itiraf edilmemiş suça ek olarak başka
cezalar uygulanması için bir gerekçe olamaz. Bu açıdan Temyiz Eden,
UEFA Katılım Formunda şike iddialarını bahsetmemenin, şike suçuna ek
olarak ayrı bir suç şeklinde görüldüğü başka hiçbir kararın bulunmadığını
ileri sürmektedir.
179) Temyiz Eden, şike iddialarıyla ilgili olarak da, belirli bir şike suçu ile
belirli bir ceza arasında net (spesifik) bir bağlantı kuran açık bir hükmün
bulunmadığını ileri sürmektedir. UEFA Statüleri, şikenin bir suç olduğunu
öngören herhangi bir açık hüküm içermemektedir.
180) UEFA, UEFA CDB’nin ve UEFA Temyiz Kurulu’nun yetkisiz olduğunu
reddetmektedir. UEFA, bir kulübün kendi ülkesinde istediği kadar şike
yapabileceğini ve UEFA’nın bu kulübü dışlayarak kendi şampiyonalarını
koruma yeteneğinin bulunmadığı iddia etmenin sağduyuya aykırı olduğunu
ileri sürmektedir. Geçerli kurallar ve yakın zamandaki CAS içtihadı,
UEFA’nın mevcut davadaki koşullarda bulunan bir kulübe ceza verme
yetkisinin bulunduğunu teyit etmektedir.
181) UEFA, UCLR Madde 2.05’in ve 2.06’nın ve UEFA Statüleri Madde
50(3)’ün açık olduğunu ileri sürmektedir. UCLR Madde 2.05 (2011/2012)
UEFA’nın, bu hükümde belirtilen kriterleri yerine getirildiği takdirde,
UEFA’nın disiplin soruşturması açmasına olanak tanımaktadır. Bu disiplin
soruşturması da kulübün bir sezon için katılma yeterliliğini ortadan
kaldıran ön nitelikli bir idari karar alınmasını mümkün kılmaktadır. Böyle
bir cezanın uygulanmasının standardı, UEFA’nıni o kulübün “ulusal veya
uluslararası düzeydeki bir maç” ile ilgili olarak (suç sayılan faaliyete)
gerekli katılımı sağlamış olduğu konusunda rahat bir şekilde ikna (tatmin)
olmasıdır. Her iki türdeki maçta da böyle bir katılım, o kulübü DY 2008
Madde 5’in ihlal etmesi anlamına gelir.
182) UEFA, Temyiz Eden’in, UCLR (2011/2012) madde 2.06’sının, ulusal
maçları kapsayacak şekilde genişletilemeyeceği şeklinde okunmasını
gerektiği şeklinde iddiasının, hükmün açık seçik lafzı karşısında düpedüz
yanlış olduğunu düşünmektedir. Madde 2.06’daki disiplin soruşturmasının,
49
Madde 2.05’ten devam ettiği ve aynı davranışlar ile ilgili olduğu açıktır, bu
aynı delillere atıfta bulunmak suretiyle kanıtlanabilir. UEFA Statüsü Madde
50(3)’teki “mümkündür” ifadesi, disiplin cezalarının uygulanabileceği
anlamındadır, ve Madde 2.06’daki koşullar da, suçların olgusal koşullarıyla
ilgili bu gibi cezaları haklı göstermelidir. Sözcüklerin hiçbir şekli, disiplin
soruşturmalarını yalnızca uluslararası maçlar ile sınırlandırmamaktadır.
183) UEFA’ya göre, UEFA DY 2008 Madde 5, bir kulübün sadakat,
dürüstlük ve sportmenlik ilkelerine uyma yükümlülüğünü UEFA maçları ile
sınırlandırmamaktadır. UEFA’nın, hile yapan kulüplerin (nerede hile yapmış
olurlarsa olsunlar) kendi şampiyonalarına katılmalarına izin vermemekte
meşru bir çıkarı bulunmaktadır. UEFA’ya üye olan Avrupa
federasyonlarının ulusal bir şampiyonada oynanan maçlarda şike
yapmaları açık bir biçimde “Avrupa futbolunu ilgilendiren bir meseledir”
çünkü Avrupa’da oynanan futbolla ilgilidir.
184) UEFA ayrıca, UEFA DY 2013 Madde 23(4)’ün yürürlüğe konmasının,
CAS tarafından teyit edilmiş mevcut UEFA içtihadının, bir takımın UEFA’nın
uluslararası şampiyonasına katılamayacağını ilan etmesini ve ulusal ve
uluslararası maçlardaki şike olayları için ek disiplin önlemleri almasını
herhangi bir şekilde sınırlandırdığı anlamına gelmediğini ileri sürmektedir.
UEFA’nın bu gibi davalarda yargılama yetkisi vardı ve hala da vardır.
UEFA’Nın atıfta bulunduğu CAS’ın içtihadı, Yunan Kulübü Olympiakos Volou
(CAS 2011/A/2528) ile ilgilidir. Bu meselede CAS, ulusal bir maçta şike
yapılmasının ardından UEFA’nın, hem UCLR (2011/2012) Madde 2.05’in
uygulandığı, hem de UCLR Madde 2.06 uyarınca ek cezaların verildiği bir
kararını desteklemiştir. Temyiz Eden’in atıfta bulunduğu davalar (AC Milan,
FC Porto) UCLR Madde 2.05 ve 2.06’nın yürürlüğe girmesinden öncesine
aittir ve bu şekilde onlara istinat edilemez.
(iii) Kurulun bulguları
i. UCLR Madde 2.06, daha önce Madde 2.05’in uygulanmış olmasını
gerektiriyor mu?
185) Kurul ilk olarak UEFA’nın bir kulübü UCLR Madde 2.05 uyarınca
katılmaktan men cezası vermesinin, ULCR (2011/2012) Madde 2.06
temelinde başlatılacak disiplin soruşturması için bir conditio sine qua non
(olmazsa olmaz koşul) olup olmadığını değerlendirecektir. Eğer bu doğru
olsaydı, UEFA’nın değil de TFF’nin Temyiz Eden’i 2011/2012 Şampiyonlar
Ligi sezonunda geri çekmiş olması, UEFA kararlarını geçersiz kılardı.
186) Kurul, UCLR (2011/2012) Madde 2.05’in diğer şeyler arasında
aşağıdakileri öngördüğü düşüncesindedir:
“(...) UEFA, eğer ulusal veya uluslararası bir spor kuruluşunun, hakem
heyetinin veya devlet mahkemesinin aynı olgusal koşullarla bağlantılı
olarak vermiş olduğu karar, o kulübün bir UEFA kulüp şampiyonasına
50
katılmasını engelleme etkisine yol açmışsa, UEFA o kulübün o
şampiyonaya katılmaya yeterli olmadığını ilan etmekten imtina edebilir.”
187) Kurul, UEFA’nın, eğer ulusal bir spor kuruluş (ya da başka bir kurum)
aynı sonucu doğuran bir kararı halihazırda vermişse, yani o kulübü UEFA
şampiyonalarına bir yıllık bir süre boyunca katılmaktan men etmişte, UCLR
Madde 2.05 esasında o kulüp aleyhine bir soruşturma başlatmamasını son
derece mantıklı bulmaktadır. Bununla birlikte bu durum, eğer olayın kendi
koşulları içinde bu gerekli görülürse UEFA’nın, UCLR Madde 2.06 esasında
o kulüp aleyhine başka disiplin cezaları uygulamasına engel değildir.
188) Kurul, yukarıda yer alan genel bulguları işbu davaya uygulamak
suretiyle, Temyiz Eden’in TFF tarafından geri çekilmesinin, UEFA
tarafından UCLR Madde 2.05 esasında ilan edilecek bir uygunsuzluk
süresine eşdeğer bir uygunsuzluk süresi olarak değerlendirilmesi gerektiği
kanaatine varmıştır. Bu açıdan Kurul, böyle bir uygunsuzluk süresinin
hangi kurum tarafından verildiğinin önemsiz olduğu zira UCLR Madde
205’in her iki seçeneği de aynı “düzey”e koyduğu kanaatindedir. Bu
seçeneklerden hiçbiri, kulüp aleyhine daha sonra başka disiplin
soruşturmaları açılması ihtimalini dışarıda bırakmamaktadır. Aksine, böyle
bir ihtimal UCLR Madde 2.06’da açıkça öngörülmektedir.
189) “İdari cezaya ek olarak” ifadesiyle bağlantılı olarak Kurul, bunun
disiplin cezasından önce ya da onunla birlikte bir kulübe bir seçilememe
süresinin uygulanmasının gerekli olduğu düşüncesindedir. Böylece Kurul,
UEFA’nın, UCLR Madde 2.05 uyarınca bir senelik bir seçilememe süresine
eşit bir “idari ceza” uygulandığı için disiplin soruşturması başlatmasının
önünde bir engel olmadığı sonucuna varmıştır. Bu konuyla ilgili olarak
UEFA’nın, UCLR Madde 2.06 esasında bir disiplin soruşturması başlatması
engellenmemiştir.
ii. Disiplin cezası için yeterli hukuki zemin bulunuyor mu?
190) İsviçre Hukuku’na (ve geçerli CAS İçtihadına) göre bir disiplin
cezasının uygulanması için yeterince açık hukuki zeminin bulunması
gerekmektedir (CAS 2009/A/1823, para. 9.5; CAS 2012/A/2912,
para.100). Bundan çıkan sonuç, UEFA tarafından verilen ceza için açık ve
net bir hukuki zeminin bulunması gerektiğidir.
191) Bu itibarla, Kurul, CAS tarafından CAS 2011/A/2612’de temin edilen
bu konuyla ilgili özete bağlı kalmaktadır. Bu karar Temyiz Eden tarafından
da anılmıştır:
“İsviçre federasyon yasasına göre, bir federasyon (doğrudan veya dolaylı)
bir üyeye vereceği bir disiplin cezasını sadece bunu yapması için kendisine
açık ve net bir yetki veren hükümlere dayandırabilir (kr. BSKZGB/HEINI/SCHERRER, 4. Baskı, 2010, Madde 70 No. 22;
SCHRERR/LUDWIG, Sportrechyt, 2. Aufl. 2010, S.303; ayrıca bkz. BK51
ZGB/RIEMER, 1990, Madde 70 no. 210; HEINI/PORTMANN/SEEMANN,
Grundriss Vereinsrecht, 2009, no. 265). Bu ilke ayrıca geçmişte esasla
ilgili olarak geçerli olan yasalardan bağımsız olarak CAS kurulları
tarafından göz önünde bulundurulan spor yasalarıyla ilgili genel
mülahazaların da bir parçasıdır (kr. CAS 94/129, Reeb (ed.) Digest of CAS
Awards II 1986-1998, s.187, 194, seq.; 2000/010 Reeb (ed) Digest of
CAS Awards II 1998-2000, 2002, s. 658,663, vd.; 98/218, Reeb (ed),
Digest of CAS Awards II 1998-2000, 2002, s. 325,328, vd.; 2006/A/1041,
No. 7.1.1 vd; ayrıca bkz. FOSTER, Blacskshaw/Siekmann/Soek (ed.) The
Court of Arbitration for Sport 1984-2004, 2006, s. 420, 427; RIGOZZI;
L’arbitrage international en matiere de sport, 2005, no. 1272, 1277).
Özellikle CAS 94/129 (No. 30,34)te Kurul aşağıdaki sonuca varmıştır:
192) Yasal kesinlik, başka şeylerin yanı sıra, uygulanacak hükmün
(mevcut davada UCLR Madde 2.06’nın), uygulanmasının maddi ve bölgesel
kapsamı açısından yeterince açık olmasını gerektirmektedir.
193) Kurul, dikkatini UCLR Madde 2.06’nın maddi uygulanma kapsamına
çevirdiğinde, UCLR Madde 2.06’nın atıfta bulunduğu UEFA DY 2008 Madde
5(1)(a) ile birlikte Madde 5(1)’nin, UEFA tarafından Temyiz Eden’e şike
suçu için cezalar uygulanması ve önlemler alınması için yeterli hukuki
zemin sağladığından şüphe duymamaktadır. Bu hükümlerde şöyel
denmektedir:
“1. Üye federasyonlar, kulüpler, ve onların oyuncuları, yetkilileri ve
üyeleri, sadakat, dürüstlük ve sportmenlik ilkelerine göre hareket
edeceklerdir.
2. Aşağıdaki durumlarda, bu ilkeler ihlal edilmiş sayılır:
a) Bir kişi, aktif ya da pasif bir rüşvet ve/veya yolsuzluk teşebbüsünde
bulunursa;”
194) Temyiz Eden UEFA DY 2008 Madde 6(1) ve Madde 11(1)(a) esasında
kendi yetkililerinin disiplin ihlallerinden sorumlu tutulabilir ve
cezalandırılabilir. İlgili hükümlerde aşağıdaki tespitler yer almaktadır:
“1. Üye federasyonlar ve kulüpler, oyuncularının, yetkililerinin, üyelerinin,
taraftarlarının ve bir maçta, federasyon veya kulüp adına herhangi bir
görev yerine getiren diğer kişilerin davranışlarından sorumludur.”
“1. İşbu yönetmelikte Madde 14 ve 15’te öngörülen disiplin cezaları,
aşağıdaki hallerde bir üye federasyon ya da kulüp aleyhine uygulanabilir:
a) Bir takımın, oyunculun, yetkilinin, veya üyenin, işbu yönetmeliğin
Madde 5’ini ihlal etmesi halinde;”
52
195) Bu itibarla, Kurul, şikenin UEFA DY 2008 esasında
cezalandırılabilecek bir suç olduğu konusunda hiçbir şüphe
duymamaktadır.
196) Burada cevaplandırılması gereken soru, UCLR Madde 2.06’nın (ve
onun içerdiği hükümlerin) bölgesel uygulama kapsamı açısından yeterli bir
yasal zemin oluşturup oluşturmadığı, yani UCLR Madde 2.06’nın (UEFA DY
2008 Madde 5(1)(a) ile birlikte) UEFA maçları ile ilgili şike olaylarıyla mı
sınırlı olduğu, yoksa ulusal şike olaylarını da kapsayıp kapsamadığıdır.
197) Kurul, UCLR (2011/2012) Madde 2.06’nın aşağıdaki tespitte
bulunduğuna dikkat çekmektedir:
“Paragraf 2.05’te öngörüldüğü şekilde bir kulübün seçilmeye yetersiz
olduğunu ilan etme idari cezasına ek olarak UEFA İdari Adalet Organları,
koşulların gerektirmesi durumunda, UEFA Disiplin Yönetmelikleri uyarınca
disiplin cezaları da uygulayabilirler.”
198) Kurul, UCLR (2011/2012) Madde 2.05’in UEFA’ya ulusal maçlardaki
şike olayları ile ilgili olarak yetki tanıdığının taraflar arasında ihtilaf konusu
olmadığına dikkati çekmektedir. UEFA DY 2008 Madde 5(1)(a) normalde
sadece UEFA tarafından organize edilen şampiyonalar için geçerli olsa da,
UCLR (2011/2012) Madde 2.05 aracılığıyla bu hükmün bölgesel kapsamı
yerel olayları da içerecek şekilde genişlemektedir. Bu durum, UEFA’nın,
ulusal şike suçlarında bir açık çeke sahip olduğu anlamına gelmemektedir.
Ulusal şike olaylarıyla ilgili yetki, UCLR (ve UEFA Avrupa Ligi
Yönetmelikleri – bundan sonra UELR olarak anılacaktır) tarafından
verilmektedir. Böylece UEFA’nın yetkisi yalnızca bu UCLR’ye (ve UELR’ye)
tabi olan kulüpler ile sınırlıdır.
199) Kurulun çoğunluğu, UCLR (2011/2012) Madde 2.06 aracılığıyla
UEFA’nın, ulusal maçlardaki şike olaylarına UCLR (2011/2012) Madde 2.05
uyarınca “idari cezalar” uygulama yetkisinin, UCLR (2011/2012) Madde
2.0 uyarınca disiplin cezaları uygulayacak şekilde genişletildiği, yani UEFA
DY 2008 Madde 5’in bölgesel kapsamının artırılmasının devam ettirildiği
düşüncesindedir.
200) Kurul’un çoğunluğu bunun farklı bir şekilde yorumlanması halinde,
ulusal bir maçta açık bir şekilde şikeye karışan ve UEFA şampiyonalarına
katılma hakkı eden bir kulüp ile ilgili olarak UEFA’nın (UCLR Madde 2.05
uyarınca) yalnızca asgari cezayı verebileceği ve başka bir ceza
veremeyeceği (zira UCLR Madde 2.06 geçerli olmayacaktır) bir durumla
karşı karşıya kalınacağı düşüncesindedir. Kurul’un çoğunluğu bir yıl süreli
şampiyonalara katılamama cezasının, şike gibi ağır bir suç için oldukça
kısa olduğunu düşünmektedir ve buna istinaden, Kurul’un çoğunluğu
UEFA’nın, UEFA Statüleri Madde 50(3) ve UCLR Madde 2.05 ve 2.06’yı
yazarken niyetinin bu olmadığı sonucuna varmıştır.
53
201) CAS Kurulu, Olympiakos Volou kulübü ile ilgili olayda yukarıda ifade
edilenle aynı fikirde idi zira (UCLR Madde 2.05’in eşdeğeri olan) Madde
2.08 uyarınca bir yıl boyunca Avrupa müsabakalarına katılmaktan men
cezası ve ayrıca kulübün, (UCLR Madde 2.06’nın eşdeğeri olan) UELR
Madde 2.09 uyarınca katılmaya hak kazanacağı gelecek üç UEFA kulüp
şampiyonalarına katılmaktan men cezası verdi. Bu ceza beş yıllık bir
deneme süresi için ertelenmiştir. UEFA ve CAS, ulusal bir şike olayında
“idari bir cezayı” bir “disiplin cezası” ile birleştirmişler ve UEFA’nın, bir
kulübün ulusal bir müsabakada şike yapmasına disiplin cezası vermekteki
yetkisiyle ilgili görünüşe göre hiçbir sorun yaşamamışlardır. Her ne kadar
CAS kurulu Olympiakos Volou olayında verdiği kararda bu konuyu ele
almadıysa da, neticede bir ceza verilmiş olmasına bakarak Kurul, diğer
CAS kurulunun da, mevcut davadakiyle aynı hükümler esasında kendisinin
yetkili olduğu sonucuna vardığı çıkarsamasında bulunmaktadır.
202. Olympiakos Volou davası ile mevcut konu arasındaki bir fark da,
Olympiakos Volou’da “idari cezanın” ve “disiplin cezasının” aynı disiplin
soruşturmasında ilan edilmiş olmasıdır. Mevcut davada ise bahsi geçen “iki
aşamalı süreç” uygulanmaktadır. Kurul, TTFF’in Temyiz Eden’i 2011/2012
UEFA Şampiyonlar Ligi’nden geri çekmiş olmasının, UEFA’yı, aksi durumda
bir yıllık men cezası ile birlikte uygulayacağı başka bir cezayı vermekten
alıkoymaması gerektiği sonucuna varmıştır.
203. Olympiakos Volou ile ilgili konuda UEFA’nın, “idari ceza” ile “disiplin
cezasını” tek bir disiplin soruşturmasında birleştirmeye karar vermiş
olması, Kurul’a göre, UCLR Madde 2.06’da belirlenen kriterler uyarınca
bunun her zaman böyle olacağı anlamına gelmez. Kurul, UEFA’nın Temyiz
Eden aleyhine başlattığı disiplin soruşturmasını iki kola ayırma hakkının
bulunduğuna karar vermiştir. Davanın “idari ceza” ile ilgili soruşturma ve
“disiplin cezası” ile ilgili soruşturma şeklinde iki kola ayrılması,
şampiyonanın dürüstlüğünü korumak amacıyla uygulanması gereken “idari
ceza” açısından hızlı hareket etme zorunluluğu tarafından haklı
gösterilebilir. Kesin ve uygun bir “disiplin cezasının” uygulanması da
davanın daha kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesini gerektirir.
204) Duruşma sırasında taraflar, 2013 yılında UEFA’nın UEFA DY 2013
Madde 23(4)’ü değiştirmiş olmasına ne kadar önem verilmesi gerektiği
konusunda ihtilafa düşmüşlerdir. Kurul, bu maddede aşağıdaki hükmün
yer aldığını gözlemlemektedir:
“Kontrol ve Disiplin Kurulu, UEFA’ya üye federasyon ve/veya onun
üyelerinin, UEFA’nın yasal hedeflerinin ciddi bir şekilde ihlal edilmesi
durumunda uygun bir şekilde soruşturma açmaması durumunda yargılama
yetkisine sahiptir.”
205. Tarafların görüşleri bu hükmün anlamı ve UEFA’nın bununla neyi
amaçladığı konusunda değişiklik göstermektedir.
54
206) 23 Mayıs 2013 tarihinde, UEFA, diğer şeylerin yanı sıra aşağıdakilerin
de ifade edildiği bir basın duyurusu yayınlamıştır:
“Şike konusunda, UEFA’ya üye federasyon futbolun özüne zarar veren
suçlara ceza vermezse ya da bunları uygun olmayan bir şekilde
cezalandırmazsa UEFA disiplin kurullarına ek bir yetki verilmiştir.
Hedeflenen suçlar özellikle şike, yolsuzluk ve doping ile ilgilidir.”
207) 31 Mayıs 2013 tarihinde UEFA üyelerine bir sirküler (No. 24/2013)
göndermiştir. Bu sirkülerde, diğer şeylerin yanı sıra, aşağıdakiler yer
almıştır:
“Yeni UEFA Disiplin Yönetmeliği, üç hedefi gerçekleşmek üzere
hazırlanmıştır: (...) (iii) UEFA disiplin kurullarına, yolsuzluk ve şike ile ilgili
meselelerde belirli yetkiler vermek, ayrıca onların şike olaylarıyla ulusal
düzeyde daha etkili bir şekilde mücadele etmesine olanak tanımak.”
Ve
“Üçüncü olarak, UEFA Kontrol ve Disiplin Kurulu’nun, bir UEFA üyesi
federasyonun ve/veya onun üyelerinin, futbolun özüne zarar veren
özellikle şike, yolsuzluk ve doping suçlarını cezalandırmaması ya da bu
suçlara uygun bir ceza vermemesi durumunda UEFA’nın yargılama
yetkisini teyit eden yeni bir madde yürürlüğe girmiştir.”
208) UEFA DY 2013 Madde 23(4)’ün lafzına, basın duyurusuna ve
UEFA’nın, kendisinin yargılama yetkisiyle ilgili önceki disiplin kararlarına
istinaden Temyiz Eden, UEFA’nın, UEFA DY 2008’e göre ulusal
şampiyonalardaki disiplin ihlalleri ile ilgili bir disiplin yetkisinin
bulunmadığını teyit ettiğini, bu yetkinin ancak UEFA DY 2013 Madde
23(4)’ün yürürlüğe konmasıyla yaratıldığı sonucuna varmaktadır.
209) Bu açıdan UEFA, UEFA DY 2013 Madde 23(4)’ü yürürlüğe
koymasının, (Olympiakos Volou (CAS 2011/A/2528) ile ilgili olayda CAS
tarafından teyit edilen) halihazırda var olan UEFA’nın, bir takımın kendi
uluslararası şampiyonasına katılmaya uygun olunmadığını ilan etme ve
ulusal ve uluslararası maçlardaki şike olayları ile ilgili ek disiplin cezaları
verme yetkisinin herhangi bir şekilde sınırlı olduğu anlamına gelmediğini
ileri sürmektedir. UEFA’nın bu gibi olaylarda geçmişte de yetkisi vardı,
şimdi de var.
210) Kurul’un çoğunluğu, UEFA DY 2013 Madde 23(4)’ün yürürlüğe
sokulmasının, UEFA’nın, normalde ulusal federasyonlar tarafından ele
alınması gereken ama kendisi açısından özellikle önem taşıyan konularda
disiplin yetkisinin bulunduğunun bir teyidi olduğunu düşünmektedir.
211) UEFA Bakanından bahseden ve Temyiz Eden tarafından da alıntılanan
basın duyurusu yasal olarak bağlayıcı bir belge değildir ve üstelik, Kurul’un
55
çoğunluğuna göre UEFA’nın sirkülerinin içeriği ile kısmen de olsa
çelişmektedir. Bir yandan basın duyurusu, UEFA disiplin kurullarına ek
yetkinin verildiğini ifade etmektedir. Diğer yandan ise sirküler, UEFA
CDB’nin, UEFA’nın geçmişte yetkisinin olduğu ve bu yetkinin şimdi
(yenden) teyit edildiği şeklinde yorumlanabileceğini teyit ettiğini ifade
etmektedir.
212) Kurul, 23 Mayıs 2013 tarihinde UEFA DY 2013’te çok sayıda düzeltme
ve yapısal değişiklik yapıldığını ifade etmektedir. Şüphesiz ki, UEFA’nın
ulusal maçlardaki şike olayları ile ilgili yetkisi, UEFA DC’nin 2013
versiyonunda daha açıklığa kavuşmuştur. Zaten UEFA’nın kendi
yönetmeliğinde değişiklik yapmasının ardında yatan niyet de budur.
Kurulun çoğunluğu UEFA CDB’nin yetkisinin UEFA DY 2013 Madde 23(4) ile
daha da genişletildiği, ama bu genişlemenin ulusal şike olaylarıyla ilgili
olmadığı kanaatindedir. Kurul’un çoğunluğu bu yetkinin, UEFA DY 2013
yürürlüğe girmeden önce, UEFA Statüleri Madde 50(3) ve UEFA DY 2008
Madde 5 ile birlikte UCLR Madde 2.05 ve 2.06 neticesinde var olduğu
kanaatindedir. Kurulun çoğunluğu UEFA’nın ek yetkiye atıfta bulunmasının,
sadece şike suçlarıyla ilgili daha geniş bir kapsamı olan Madde 23(4)’teki
“ciddi ihlal”in tanımı ile açıklanabileceği düşüncesindedir.
213) Kurul’un çoğunluğu, yönetmelerin bu şekilde yorumlanmasının, UEFA
CDB’nin, Türk Futbol Kulübü Beşiktaş ile ilgili 21 Haziran 2013 tarihli
kararı tarafından da desteklendiği kanaatindedir. O kararda, “Beşiktaş
2013-2014 sezonunda UEFA Avrupa Ligi'ne katılmaya uygun değildir”
denmiştir, ama şu ifadeler de eklenmiştir: “Bu karara rağmen, sırası
gelince Beşiktaş JK’ye başka disiplin cezaları uygulama hakkı saklıdır.” Bu
dava da Türkiye ulusal ligindeki bir şike olayıyla ilgilidir.
214) Son olarak Kurul’un büyük çoğunluğu, bu kararın müteakip Bölüm
d’sindeki gerekçenin, UEFA’nın, UCLR Madde 2.06 esasında Fenerbahçe
aleyhine disiplin soruşturması başlatma yetkisine sahip olduğu sonucunu
desteklediği kanaatindedir zira UEFA Yazısı, daha o zaman bile (23
Ağustos 2011) UEFA’nın yalnızca bir yıllık bir men cezasından daha ağır bir
cezanın uygulanabileceği düşüncesinde olduğunu daha o zaman ifade
etmektedir. Kurul’un çoğunluğu UEFA uygulamasının, UEFA DY 2013
Madde 23(4) yürürlüğe konmadan önce de UEFA’nın ulusal maçlardaki şike
olaylarında kulüpler aleyhine disiplin soruşturması başlatma yetkisine
sahip olduğu düşüncesinde olduğunu gösterdiği ve böylece bu yetkinin, bu
yeni hükmün yürürlüğe girmesiyle yaratıldığı düşüncesiyle çeliştiği
kanaatindedir.
215) 2011/2012 UEFA Şampiyonlar Ligi sezonu için UEFA Katılım
Formunun bilerek gerçeğe aykırı bir şekilde doldurulması suçuyla ilgili
olarak Kurul, bunun, UEFA DY 2008 Madde 5 esasında UEFA tarafından
cezalandırılabilecek bir suç olmadığı kanaatindedir. UEFA DY 2008 Madde
5, bu formun gerçeğe aykırı bir şekilde doldurulmasını suç kabul eden açık
ve net bir hüküm içermemektedir. Katılım Formu’nun kendisinde de,
56
formun gerçeğe aykırı bir şekilde doldurulmasının UEFA tarafından açılacak
disiplin soruşturmasına neden olacağı ifade edilmemektedir. Kurul ayrıca
Temyiz Eden’in, farklı bir şekilde düzenlenmedikçe, bir Katılım Formu’nda
bir suçu itiraf etmemenin, (özellikle de formun doldurulması sırasında iddia
edilen suç ile ilgili olarak herhangi bir soruşturma başlatılmamışsa) ayrı bir
suç olarak cezalandırılamayacağı iddiasını da benimsemektedir.
216) Sonuç olarak, Kurul’un çoğunluğu UEFA’nın Temyiz Eden aleyhine
disiplin soruşturması başlatma yetkisine sahip olduğu ve şikeyle ilgili
olarak Temyiz Eden’e verilen cezaların yasallık ilkesine uygun olduğu
(yani, maddi ve bölgesel kapsamın, UEFA’nın kural ve yönetmeliklerinde
açık ve net bir biçimde tanımlandığı) kanaatindedir. Bununla birlikte Kurul,
UEFA’nın, Katılım Formu gerçeğe aykırı bir şekilde doldurulduğu için
Temyiz Eden aleyhine disiplin soruşturması başlatma yetkisinin
bulunmadığı sonucuna da varmıştır.
d) UEFA, UEFA Genel Sekreteri’nin 23 Ağustos 2011 tarihli yazısı
nedeniyle Fenerbahçe aleyhine disiplin soruşturması başlatmaktan
alıkonulmuş mudur?
23 Ağustos 2011 tarihinde UEFA Genel Sekreteri Bay Gianni Infantio, TFF
Başkanına, diğer şeylerin yanı sıra aşağıdaki ifadeleri de içeren bir mektup
göndermiştir.
“Bir yandan da bir üye federasyon mensubu kulüp kendi ulusal yönetim
organı hızlı ve etkili karar aldığı için bizim müsabakalarımızdan ihraç
edilirken, diğer yandan aynı zamanda başka bir üye federasyon mensubu
kulübün bizim müsabakalarımıza sadece ulusal yönetim organı gereğini
yapmadığı için katılabilmesi UEFA için tahammül edilemez bir husus
olduğunu anlayacaksınızdır. Bu durum UEFA’nın yıldırmak yerine
azmettirmek istediği futbolun güçlü ve etkili bir şekilde yönetimine örnek
teşkil eden uygulamaları ve şike vakaları ile mücadelede etkin olan ulusal
federasyonları cezalandırmak olacaktır. Ayrıca bu derece kritik önemdeki
konulara ilişkin benzer yaklaşım politikası izlemez isek, bu sadece UEFA
kulüp turnuvalarının dürüstlüğü ve saygınlığına zarar vermeyecek, aynı
zamanda eşit muamele ilkesine de aykırılık teşkil edecektir.
Bildiğiniz üzere, UEFA Şampiyonlar Ligi Talimatı (2011/2012 versiyonu)
uyarınca Nisan 2007’den itibaren ulusal ve uluslararası düzeydeki
müsabakaların sonucunu etkilemeye yönelik herhangi bir faaliyete
doğrudan ve/veya dolaylı olarak karışmış olan herhangi bir kulüp
turnuvaya katılım uygunluğunu kaybeder. Uygunsuzluk süresi bir yıl
boyunca geçerlidir.
Sonuç olarak, şu anda var olan deliller ışığında, bizce Fenerbahçe’nin bu
sezon UEFA Şampiyonlar Ligine katılma uygunluğu olmadığı
görülmektedir. Ayrıca, bu şartlar altında Fenerbahçe için uygun davranış
şeklinin bu sezon için UEFA Şampiyonlar Ligine katılmaktan vazgeçmek
57
olacağı ortadadır. Alternatif olarak Kulüp, TFF tarafından şampiyonadan
çekilebilir.
Vurgulamak isteriz ki, eğer bu yollardan herhangi birine başvurulmaz ve
UEFA, Kulüp hakkında kendi disiplin soruşturmasını açmak zorunda kalırsa
(şimdi veya önümüzdeki aylar içinde), özellikle Kulübün, Nisan 2007’den
beri hiçbir şike eylemine katılmadığı yönünde doldurduğu Katılım Kriteri
formunda yalan söylediği konusunda suçlu bulunması halinde, verilecek
nihai ceza muhtemelen çok daha ağır olacaktır. Verilebilecek nihai ceza
konusunda bir tahminde bulunmamız mümkün olmamakla birlikte, bazı
diğer olaylarda şike yapan kulüplerin (örneğin Pobeda) UEFA kulüp
şampiyonalarına katılmaktan sekiz yıla kadar men edildiklerini
belirtebiliriz.
Konunun bütünlüğü açısından, sizi uyarmak zorundayız ki, eğer TFF, bu
konu ile ilgili şimdi hareket etmezse bu durum TFF hakkında da gerekli
disiplin adımlarının atılmasına yol açacaktır. Anlayacağınız üzere UEFA,
tüm bu şartlar altında Fenerbahçe’nin bu sezon UEFA Şampiyonlar Ligine
başlaması ve sonrasında şike olaylarına karıştığının nihai olarak
ispatlanması nedeniyle ihraç edilmesini kabul edemez.
(i) Tarafların görüşleri
218) TFF’nin ertesi gün olan 24 Ağustos 2011’de Temyiz Eden’i 2011/2012
UEFA Şampiyonlar Ligi sezonundan çekmeye karar vermiş olmasına
dayanarak Temyiz Eden, UEFA’nın Temyiz Eden’i iki ayrı nedenden dolayı
cezalandırılmaya tabi kalmaktan koruduğunu ileri sürmektedir. İlk olarak,
bir sözleşme imzalanmış olduğu için, pacta sunt servanda genel ilkesi daha
fazla cezalandırmayı engellemektedir. İkinci olarak, böyle bir sözleşme
imzalanmamış bile olsa, UEFA Mektubu ve onu takip eden diğer olaylar
UEFA’nın, feragat yoluyla engelleme veya venire contra factum proprium
(önceki davranış ile çelişki) doktrinleri esasında Temyiz Eden’e ceza
vermesine engel olmuştur.
219) Temyiz Eden, UEFA’nın, TFF tarafından en azından zımnen kabul
edilen bağlayıcı bir teklifte bulunduğunu ve karşılıklı niyet beyanı ile bir
sözleşmenin yapıldığını ileri sürmektedir. Doğal olarak pacta sunt servanda
ilkesi, UEFA’nın Temyiz Eden aleyhine disiplin soruşturması açmama vaadi
de dahil sözleşmenin bütün koşulları için geçerlidir. Bu sözleşme, en
azından kısmen, üçüncü bir tarafın (yani Temyiz Eden’in) yararına olan bir
sözleşmedir ve Temyiz Eden’e, UEFA’yı kendisi aleyhine disiplin
soruşturması açmamaya zorlama hakkı tanımaktadır. Temyiz Eden,
UEFA’nın teklifinin, ancak Temyiz Eden geri çekilmediği veya TFF’nin onu
2011/2012 Şampiyonlar Ligi sezonundan çıkarmadığı takdirde UEFA’nın
Temyiz Eden aleyhine disiplin soruşturması açacağı şeklinde okunması
gerektiği düşüncesindedir. Bu teklif daha sonra UEFA’nın dahili bir belgesi
ile de teyit edilmektedir.
58
220) Temyiz Eden, UEFA’nın, UEFA Mektubunun “TFF’yi Temyiz Eden’i
çekmenin uygun olup olmadığını düşünmeye davet ettiği” ve böylece
TFF’nin kararının “gönüllü” ve “kesinlikle özerk” olarak nitelemesi gerektiği
şeklindeki yorumunun saçma olduğunu düşünmektedir.
221) UEFA Mektubu ve TFF’nin hemen verdiği tepki Temyiz Eden lehine
geçerli bir sözleşmeye yol açmadıysa bile, (böyle birşey kabul
edilmemektedir), Temyiz Eden UEFA’nın, feragat yoluyla engelleme veya
venire contra factum proprium (önceki davranış ile çelişki) ilkeleri esasında
disiplin soruşturması açmasının engellenmesi gerektiği düşüncesindedir.
Bu ilkelere göre, bir beyan ya da başka bir davranış sonucunda bir güvene
(itimat, istinat) neden olan bir taraf, diğer tarafın onun yapmayacağına
güvendiği ve inandığı davranışı yapmaktan men olunur.
222) Temyiz Eden, CAS eğer UEFA’nın vaadinden vazgeçmesine izin
verirse ve UEFA defalarca böyle yapmayacağını ifade etmiş olmasına
karşın Temyiz Eden’i cezalandırırsa, UEFA Mektubuna güvendiği için
cezalandırılmış olacağını ileri sürmektedir.
223) UEFA, Temyiz Eden’in görüşünün, hem mektubun lafzına hem de
sağduyuya aykırı olduğu düşüncesindedir. UEFA Mektubu, görünüş
itibariyle bir teklif, bir sözleşme ya da bir beyan değil, TFF’nin harekete
geçmesi için bir davettir. TFF tarafından bir karar alınması, UEFA
Yönetiminin, UCLR Madde 2.05 uyarınca bir karar almak için harekete
geçmemesi anlamına gelmiştir. TFF kararı yalnızca gelecek sezon ile
ilgilidir, tıpkı Madde 2.05 uyarınca alınacak bir UEFA kararının da gelecek
sezon için geçerli olacak olması gibi.
224) UEFA’ya göre, UEFA Mektubu yalnızca, eğer Temyiz Eden geri
çekilmezse, bir disiplin soruşturmasında verilecek “nihai cezanın ...
muhtemelen daha ağır olacağı”nı ifade etmektedir. Gerçekten de Temyiz
Eden’in TFF tarafından geri çekilmesi muhtemelen, eğer bu çekilme
gerçekleşmeseydi verilecek olan cezadan daha hafif bir ceza verilmesine
neden olmuştur. Temyiz Eden, TFF tarafından verilen bir yıllık uygunsuzluk
cezası ile gelecekteki disiplin cezaları arasındaki karşılaştırmayı yanlış bir
şekilde nitelendirmeye çalışmaktadır. Oysa UEFA Mektubunun
görünüşünde, bir geri çekilmeden sonra gelecekte verilecek disiplin
cezaları ile çekilme olmasaydı gelecekte verilecek disiplin cezaları arasında
bir karşılaştırma yapılmaktadır.
(ii) Kurulun bulguları
225) Duruşma sırasında Temyiz Eden, 2006 – 2012 yılları arasında
Fenerbahçe Başkan Yardımcılığı yapan Bay Koç’u ve 19 Mayıs 2012
tarihine kadar Fenerbahçe başkan yardımcısı olan Bay Özdemir’i tanık
olarak çağırmıştır. Bu iki tanık, Temyiz Eden’in TFF tarafından 2011/2012
Şampiyonlar Ligi sezonunda çekilmesinin etrafındaki olgusal koşullar
hakkında tanıklık etmiştir.
59
226) Her iki tanık da Temyiz Eden’in, kendi statülerine dayanarak,
UEFA’nın 23 Ağustos 2011 tarihli mektubunda talep ettiği gibi 2011/2012
Şampiyonlar Ligi Sezonundan çekilemeyeceğini ve Temyiz Eden’in, TFF’nin
bu kararının haksız olduğuna inandığı için çekilmeye itiraz ettiğini teyit
etmişlerdir.
227) Kurul, üçüncü bir tarafın, bir sözleşmenin içeriğine güvenmesi için,
ortada bir sözleşme olması gerektiği kanaatindedir. Mevcut davada böyle
bir sözleşmenin UEFA ile TFF arasında imzalandığı varsayılmaktadır.
Bununla birlikte iki kurum arasında herhangi bir beyan alışverişi yoktur.
Bu nedenle Kurul, bir sözleşmenin yapıldığı konusunda ikna olmamıştır.
Sonuç olarak, üçüncü taraf (yani Temyiz Eden) böyle bir sözleşmeden
herhangi bir hak çıkarsamasında bulunamaz. Bir UEFA üyesi olan TFF,
yalnızca UEFA’dan gelen bir talimata (ya da tehdide) uygun olarak hareket
etmiştir, ki bu da bir sözleşmenin yapıldığı anlamına gelmemektedir. Bu
itibarla Kurul, UEFA’nın bu argüman nedeniyle Temyiz Eden aleyhine
disiplin soruşturması başlatmaktan men edilmediği sonucuna kolayca
varmaktadır.
228) Kurul, Temyiz Eden’in iddia edilen feragat yoluyla engelleme ile ilgili
argümanıyla ilgili olarak, UEFA’nın talimatının (veya tehdidinin) yalnızca
“idari ceza” (yani asgari ceza) ile ilgili olduğu, daha sonra uygulanacak
(uygun) “disiplin cezaları” ile ilgili olmadığı kanaatindedir. Bu açıdan Kurul,
Bay Koç ve Bay Özdemir’in duruşma sırasında, UEFA’nın talimatını (veya
tehdidini) ve müteakip açıklamalarını, bu talimat yerine getirilirse UEFA
tarafından hiçbir disiplin soruşturması açılmayacağı şeklinde
yorumladıklarını, ama UEFA’nın kendilerine, Temyiz Eden, TFF aleyhine
CAS’a sunduğu temyiz dilekçesini çekerse, disiplin soruşturması
açmayacağı konusunda açık bir biçimde söz verdiğini teyit edemediklerini
belirtmelerinin son derece önemli olduğunu düşünmektedir. Kurul, UEFA
Mektubunun içeriği ve sonraki açıklamalar hakkında herhangi bir şüphe
duyulması durumunda Temyiz Eden’in bu durumu UEFA’ya danışarak
açıklığa kavuşturmasının ve resmileştirmesinin gerektiğini
düşüncesindedir.
229) Kurul ayrıca, UEFA’nın, TFF Temyiz Eden’i UEFA 2011/2012
Şampiyonlar Ligi Sezonundan çektikten sonra Temyiz Eden’e UCLR Madde
2.05 uyarınca asgari ceza verme sözünü gerçekten tutmasının anlamlı
olduğunu, bu nedenle geriye yalnızca UEFA Mektubunun, yalnızca bir yıllık
uygunsuzlukla mı sınırlı olduğu, yoksa bunun “iki aşamalı süreç”in ikinci
aşamasını kapsayacak şekilde uzadığını meselesinin kaldığını
düşünmektedir.
230) Kurul, UEFA Mektubunun, UEFA Şampiyonlar Ligi 2011/2012 sezonu
sırasında yalnızca bir yıllık bir uygunsuzluk süresiyle sınırlı olduğu
sonucuna varmıştır. Mektupta şöyle denmiştir: “Sonuç olarak, şu anda var
olan deliller ışığında, bizce Fenerbahçe’nin bu sezon UEFA Şampiyonlar
60
Ligine katılma uygunluğu olmadığı görülmektedir. Ayrıca, bu şartlar altında
Fenerbahçe için uygun davranış şeklinin bu sezon için UEFA Şampiyonlar
Ligine katılmaktan vazgeçmek olacağı ortadadır. Alternatif olarak Kulüp,
TFF tarafından şampiyonadan çekilebilir.”
231) Bu itibarla, Kurul, UEFA’nın bu mektubu göndermekteki amacının,
Temyiz Eden’in 2011/2012 UEFA Şampiyonlar Ligi sezonuna katılmasını
engellemek olduğunu, doğrudan disiplin soruşturması başlatmak
olmadığını anlamaktadır. Eğer Temyiz Eden veya TFF bu talimata
uymasaydı, UEFA, kendisinin bir yıllık uygunsuzluk süresi ilan etme
olasılığını açık bırakmıştır. Kurul, UEFA’nın bu bilgileri, disiplin
soruşturması açma hakkı saklı kalmak üzere paylaştığını anlamaktadır.
232) Bu açıdan Kurul, UEFA’nın TFF’ye “verilebilecek nihai ceza konusunda
bir tahminde bulunmamız mümkün olmamakla birlikte, bazı diğer
olaylarda şike yapan kulüplerin (örneğin Pobeda) UEFA kulüp
şampiyonalarına katılmaktan sekiz yıla kadar men edildiklerini
belirtebiliriz” demiş olmasının önemli olduğunu düşünmektedir. Kurulun
çoğunluğu, UEFA’nın, Olympiakos Volou ile ilgili meselede en neticede
yaptığı gibi, bir yıllık bir uygunsuzluk süresi ilan etmiş ve aynı zamanda bir
“disiplin cezası” olasılığını açık bırakmış olmasının farklı bir şekilde
yorumlanması gerektiği konusunda Temyiz Eden tarafından ikna
edilebilmiş değildir.
233) Kurul, UEFA Mektubu’nda, diğer şeylerin yanı sıra aşağıdakilerin de
ifade edildiğini vurgulamaktadır:
“Vurgulamak isteriz ki, eğer bu yollardan herhangi birine başvurulmaz ve
UEFA, Kulüp hakkında kendi disiplin soruşturmasını açmak zorunda kalırsa
(şimdi veya önümüzdeki aylar içinde), verilecek nihai ceza muhtemelen
çok daha ağır olacaktır.”
234) Kurul bu cümleyi yorumlarken, her ne kadar “Disiplin soruşturması”
sözcülerini muğlak bulsa da, UEFA’nın UCLR (2011/2012) Madde 2.06
uyarınca değil Madde 2.05 uyarınca bir disiplin soruşturması açmayı
kastettiğini anlamaktadır. Kurul, UEFA Mektubu’nun TFF’yi, eğer Temyiz
Eden kendisi çekilmezse ya da TFF tarafından çekilmezse, UEFA’nın,
Temyiz Eden’in UEFA Şampiyonlar Ligi 2011/2012 sezonu için uygunsuz
ilan edilmesi amacıyla UCLR Madde 2.05 uyarınca kendi disiplin
soruşturmasını açmak zorunda kalacağını Temyiz Eden’e bildirdiğini
anlamaktadır. Eğer (UCLR Madde 2.05 esasında) böyle bir soruşturma
açılmak zorunda kalınırsa, her halükarda bunu takip edecek olan ve UCLR
Madde 2.06 uyarınca açılacak olan disiplin soruşturmasından çıkacak
disiplin cezası muhtemelen çok daha ağır olacaktı.
235) Kurul “daha ağır” sözcüklerinin, Temyiz Eden’in kendiliğinden
çekildiği ya da TFF’nin Temyiz Eden’i çekmeye karar verdiği durum ile,
UEFA’nın Temyiz Eden’i çekmek zorunda kalacağı durum arasında yapılan
61
bir karşılaştırmayı anlattığını kabul etmektedir. Bu durumların her ikisinde
de UEFA’nın ağır cezalar verme hakkı bulunuyordu ama eğer Temyiz Eden
ve TFF bu talimata uymasaydı, bu cezalar daha ağır olabilirdi. Kurul
bunun, eğer Temyiz eden kendi çekilseydi veya TFF Temyiz Eden’i
çekseydi (ki neticede bu ikincisi gerçekleşmiştir), UEFA’nın yine de UCLR
Madde 2.06 esasında (bu maddede bulunan koşullara tabi olmak kaydıyla)
Temyiz Eden aleyhine disiplin soruşturması açma ve Temyiz Eden’e ağır
bir ceza verme hakkına sahip olacağının ama bunun eğer Temyiz Eden
veya TFF, UEFA’nın talimatına uymasaydı verilecek olan cezadan daha az
ağır olacağının önemli bir göstergesi olarak değerlendirmektedir. Daha
ağır bir ceza verme tehdidi, eğer böyle bir ceza, UCLR Madde 2.05
esasında verilecek olan bir yıllık bir uygunsuzluk süresi ile sınırlı olsaydı
anlamsız olurdu. Bu nedenle Kurul, UEFA’nın, UCLR (2011/2012) Madde
2.06 uyarınca hiçbir disiplin soruşturmasının açılmayacağını vaat
etmediğini anlamaktadır.
236) Dahası, Kurul, Temyiz Eden’in UEFA Mektubunun içeriğine iyi niyetli
bir şekilde güvenmediği düşüncesindedir. Temyiz Eden ilk önce UEFA’nın
Mektubuna CAS nezdinde itiraz etmiştir. Buna göre Temyiz Eden, önce
UEFA Mektubunun içeriğine itiraz edip, daha sonra aynı mektubun
içeriğine güvenemez. Kurul, Temyiz Eden’in bir yandan UEFA’nın kendisi
aleyhine disiplin soruşturması açmasına tamamen karşı çıkıp, diğer
taraftan da UEFA’nın disiplin soruşturması açma yetkisinin bulunduğunu,
ama UEFA Mektubu’nun içeriğine dayanarak, halihazırda verilmiş olan
uygunsuzluk süresine ek olarak başka bir disiplin soruşturması açmaktan
men edildiğini ileri sürmesini bir çelişki olarak değerlendirmektedir.
237) Yukarıda anlatılanların ışığında, Kurul UEFA’nın 23 Ağustos 2011
tarihli mektubunun içerisine dayanılarak Temyiz Eden aleyhine disiplin
soruşturması açmaktan men edilmediği ve venire contra factum proprium
ilkesinin ihlal edilmediği sonucuna varmaktadır.
e) UEFA, kişilerle ilgili olarak elde edilen bilgilerin düzeyinin, onlar
aleyhine bir ceza uygulamak için henüz yeterli olmadığını
düşünürken Fenerbahçe’ye ceza verebilir mi?
(i) Tarafların görüşleri
238) Temyiz eden, Temyiz Edilen Kararın, kökü, önceki olaydan önceki
soruşturmada (UEFA CDB’nin nezdindeki soruşturmada) bulunan temel bir
çelişkinden dolayı hukuk dışı olduğunu ileri sürmektedir. 22 Haziran 2013
tarihinde UEFA CDB, UEFA Disiplin Müfettişi tarafından talep edilen kişilere
herhangi bir ceza vermemeye ama “Disiplin Müfettişinin (bu kişiler)
aleyhine açılan soruşturmayla ilgili ek bir rapor hazırlamasına” karar
vermiştir.
239) Temyiz Eden, bu karar vasıtasıyla UEFA CDB’nin, kendisine sunulan
bilgilerin, bu beş şahıstan hiçbirini UEFA DY Madde 5 uyarınca
62
cezalandırmak için yeterli olmadığını açık bir biçimde kabul ettiğini ileri
sürmektedir. Bu kabule rağmen, UEFA CDB, Temyiz Eden’i, UEFA CDB’nin
kişilerle ilgili olarak kendisini yeterince bilgili görmediği aynı
suçlamalardan sorumlu tutarak onu cezalandıran ikinci bir karar vermiştir.
240) Temyiz Eden, bir tüzel kişiliğin kendi başına “hareket
edemeyeceği”nin, yani yalnızca ona atfedilen insan hatalarından dolaylı
olarak sorumlu tutulabileceğinin, evrensel kabul gören bir ilke olduğunu
ileri sürmektedir. Buna göre, Temyiz Edilen, UEFA DY Madde 6(1) ve 11(1)
uyarınca bu eylemlerden dolayı sorumlu tutulabilmesinden önce UEFA DY
2008 Madde 5’in bu gibi kişiler tarafından ihlal edildiğinin tespit edilmesi
gerekmektedir. Bir başka deyişle, Temyiz Eden’in sorumluluğu, onun
yetkilileri tarafından yapılan ihlaller için yardım etmesi gibidir; bu ihlallerin
tespit edilememesi, Temyiz Eden’in sorumlu tutulabileceği hiçbir şeyin
olmaması anlamına gelecektir.
241) Temyiz Eden ayrıca, Temyiz Edilen Karar’ın, kişilerin iddia edilen
eylemleri hakkında son derece belirsiz ve muğlak olduğunu ve bunun
neticesinde Temyiz Eden’in kendisini bu suçlamalara karşı savunmasını
son derece zor olduğunu ileri sürmektedir. İkinci olarak, CAS’ın kişilerin
eylemleri ile ilgili olarak şimdi karar vermesinin anlamsız olduğunu, zira
UEFA Disiplin Müfettişinin şu anda tam da bu suçlamaları daha fazla
aydınlatmak için ek bir rapor hazırlamakla meşgul olduğunu ve UEFA CDB
gelecekte bir zamanda bu ek rapora dayanarak bir karar almasının
gerekeceğini iddia etmektedir.
242) UEFA, UEFA CDB’nin Temyiz Eden’in aciliyet sergileyen davası
üzerinde odaklanmaya karar verdiğini ve Temyiz Eden’in yetkilileri
aracılığıyla sergilediği davranışları değerlendirdikten sonra Temyiz Eden’e
ceza vermeye karar verdiğini ileri sürmektedir. Aynı zamanda UEFA CDB,
herkese uygun cezayı vermek amacıyla, olaya karışan çok sayıda yetkilinin
daha az acil olan davalarını daha sonraki bir aşamada çözmeye karar
vermiştir.
243) Ayrıca UEFA, Temyiz Eden’in, UEFA CDB’nin ve UEFA Temyiz
Kurulu’nun, adı geçen yetkililerin aşağıda açıklandığı şekilde olaya dahil
olduğu sonucuna varmadığını iddia edemeyeceğini ileri sürmektedir. UEFA
CDB, Temyiz Eden’in adı geçen yüksel rütbeli yetkililerinin UEFA DY 2008
Madde 5’i ihlal eden faaliyetlere karışmış olduğunu, kendisini rahat bir
biçimde tatmin edecek şekilde tespit etmiştir. Aynı şekilde UEFA Temyiz
Kurulu da, adı geçen yetkililerin, belirli maçlara karıştığı sonucuna
varmıştır. İşin gerçeği UEFA CDB, her bir şahsın tek tek pozisyonlarını ele
alacak bütün kararları almış değildir. UEFA CDB ya da UEFA Temyiz
Mahkemesi veya CAS, bir şahsın yanlış bir şey yaptığından emin olmamış
ya da olamamış değildir.
244) UEFA son olarak, UEFA’nın bir kulübe ceza vermesi için kişilere ceza
vermiş olmasının olmazsa olmaz bir koşul olmadığını ileri sürmektedir.
63
UEFA DY 2008 Madde 6 ya da Madde 11, bir kulübün, belirli kişilerin
davranışlarından sorumlu tutulabilmesi için, o kişiler aleyhine resmi
işlemlerin başlatılmış olmasını şart koşmamaktadır. Bu açıdan UEFA, bir
maçın sonucunun “dolaylı olarak” etkilenmesinin yasaklandığını ve bu tür
bir dolaylı katılımın olduğuna, tek tek yetkililer aleyhine herhangi bir bulgu
olmaksızın da karar verilebileceğini ileri sürmektedir.
(ii) Kurulun bulguları
245) Kurul, UEFA CDB’nin kişilerle ilgili olarak ek bir rapor istemiş
olmasının ve böylece süreci iki kola ayırmasının, Temyiz Eden hakkında bir
karar vermesine engel teşkil etmediğini düşünmektedir. UEFA DY’ye göre,
kişilerin, bir kulüpten önce veya onunla aynı anda cezalandırılması şart
değildir.
246) UEFA CDB ve UEFA Temyiz Kurulu kendisine UEFA Disiplin Müfettişi
tarafından verilen bilgileri değerlendirebilmiş ve bu bilgilere dayanarak
belirli kişilerin belirli maçlarda şike yapılması faaliyetine katıldığı sonucuna
varmıştır. Eğer UEFA CDB veya UEFA Temyiz Kurulu, yalnızca bir maçta
Temyiz Eden’in yetkilileri tarafından şike yapıldığını öğrenmiş olsaydı bile,
Kurul’a göre bu, Temyiz Eden’in bu davranıştan dolayı sorumlu tutulması
için yeterli olurdu. Bununla birlikte UEFA CDB’nin, yeterli ve orantılı cezalar
verebilmek için bu kişilerin davranışlarını daha eksiksiz bir şekilde
öğrenmek amacıyla onlarla ilgili daha fazla bilgi sahibi olmak istemesi son
derece yerindedir.
247) Sonuç olarak Kurul, UEFA’nın, elde edilen bilgilerin düzeyinin henüz
kişilerle ilgili bir ceza verecek kadar yeterli olmadığını düşünse bile
Fenerbahçe’ye bir ceza verebileceği sonucuna varmıştır.
f) Disiplin soruşturması, çeşitli usul haklarının ihlal edilmesinden
dolayı UEFA’ya geri gönderilmeli midir?
(i) Tarafların görüşleri
248) Temyiz Eden, UEFA CDB’nin ve UEFA Temyiz Kurulu’nun çeşitli usul
haklarını ihlal ettiğini ileri sürmekte ve bu nedenle de soruşturmanın CAS
tarafından UEFA kurullarına geri gönderilmesini talep etmektedir.
249) İlk olarak Temyiz Eden, UEFA Disiplin Müfettişinin raporunu 31 Mayıs
2013 tarihinde sunmasının neredeyse iki yıl sürdüğünü iddia etmektedir.
Bu rapor Temyiz Eden’e 10 Haziran 2013’te, yani üçüncü seçme turu için
çekilişten yaklaşık bir hafta önce eline geçmiştir. UEFA yargı kurumları,
konunun karmaşıklığının “aşırı hızlandırılmış” son dakikada yapılan
soruşturmalara uygun olmadığını fark edememişler ya da bunu kabul
etmek istememişlerdir. Bu da Temyiz Eden’in kendi savunmasını düzgün
bir şekilde hazırlaması ve UEFA kurullarının da bir soruşturma yürütmesi
64
ve yargı kurumlarına layık kararlar vermesi için yeterli zaman
bırakmamıştır.
250) Temyiz Eden ayrıca, UEFA CDB nezdinde yürütülen soruşturmada
birçok belgenin kendisine duruşmadan çok kısa bir süre önce verildiğini
iddia etmektedir. Örneğin Temyiz Eden, UEFA Temyiz Kurulu’nun Temyiz
Edilen Karar’ı büyük ölçüde UEFA Disiplin Müfettişinin duruşmadan 18 saat
önce verdiği bir belgeye dayandırdığını iddia etmektedir.
251) Bu açıdan, Temyiz Eden, UEFA’nın, Temyiz Eden’in bazı en temel usul
haklarını bariz bir biçimde göz ardı etmesini haklı gösterecek geçerli bir
aciliyet savının dahi olmadığı düşüncesindedir. Eğer CAS, UEFA’nın yargı
kurumlarının nezdinde bu nitelikteki soruşturmalara izin veriyorsa, bu
Temyiz Eden’i, UEFA Statülerinin açık bir biçimde temin (garanti) ettiği üç
derecenin ikisinden mahrum bırakmaktadır.
252) Dahası, Temyiz Eden, UEFA’nın aciliyet ilkesini ihlal ettiğini iddia
etmektedir. UEFA Disiplin Müfettişi yalnızca TFF’nin disiplin kurullarının ve
16. Ağır Ceza Mahkemesinin bilgi toplamasına dayanmıştır. Diğer yandan
Temyiz Eden UEFA Temyiz Kurulu’nun karşısına 11 tanık çıkararak birinci
elden delil sağlamıştır. Bu kişiler iddiaları çevreleyen koşullar hakkında
tanıklık yapmıştır. Buna rağmen UEFA Temyiz Kurulu, UEFA Disiplin
Müfettişi tarafından temin edilen üçüncü şahıslara ait delilleri körü körüne
izleyerek aciliyet ilkesini ihlal etmiş, Temyiz Eden tarafından sunulan tanık
ifadelerinden hiç bahsetmemiştir bile.
253) Son olarak Temyiz Eden, bu ihlallerin CAS Yasası Madde R57
uyarınca CAS’ın de novo yetkisi ile düzeltilemeyeceğini ileri sürmektedir.
Hızlandırılmış bir dava görülse bile, dosyanın esaslara ilişkin hacmi,
hızlandırılmış bir prosedürde layıkıyla görülmeye olanak tanımayacak
kadar fazladır.
254) Bu nedenle, bu ihlallerin giderilmesi için Temyiz Eden, bu davanın
UEFA CDB’ye geri gönderilmesini talep etmektedir.
255) UEFA Temyiz Eden’in usul haklarıyla ilgili çeşitli argümanlarının
esastan yoksun olduğu düşüncesindedir. İlk olarak UEFA, CAS yargılama
yetkisinin de novo niteliğinin, CAS Yasası Madde R57 uyarınca daha önceki
bir INSTANCE nezdindeki her türlü usul kusurunu gidermesini sağlayan
eski ve yerleşik CAS içtihadına atıfta bulunmaktadır.
256) UEFA ayrıca Temyiz Eden’in ve onun yetkililerinin, TFF disiplin
soruşturması ve ceza davası açıldığından beri kendileri aleyhine yürütülen
soruşturmadan haberdar olduğunu ileri sürmektedir.
257) UEFA aciliyet ilkesinin de ihlal edilmediği sonucuna varmıştır.
Uluslararası bir spor düzenleme kurumunun, kendi sporunu düzenleme
bağlamı içerisinde, diğer şeylerin yanı sıra, (özellikle de nitelikleri gereği
65
delillerin toplanmasının zor olduğu bir durumda) kendisinin ulusal üye
federasyonlarının veya devlet mahkemelerinin ve yetkililerinin
soruşturmalarından, kararlarından ve diğer prosedürel faaliyetlerinden
kaynaklanan bilgilere ve delillere dayanmamasının gerekmesi hem geçerli
kuralların lafzına hem de sağduyuya aykırıdır. Bu açıdan, UEFA temel
olarak aciliyet, ya da en iyi delil kavramının, bir ceza hukuku kavramı
olduğunu ve UEFA disiplin soruşturmalarının, ceza hukuku standartlarına
atıfta bulunularak değerlendirilemeyeceğini ileri sürmektedir.
258) Devamında UEFA, İsviçre Hukuku’nun (İsviçre Federal Mahkeme’sinin
içtihadına da atıfta bulunarak), spor düzenleme kurumunun disiplin
kurulları gibi hukuk mahkemelerinin; ceza mahkemesi davalarından ve
diğer spor mahkemesi davalarından elde edilen bilgileri, delilleri ve
kararları kullanmasına izin verildiğini ileri sürmektedir. Bu UCLR Madde
2.05’te açık bir şekilde tespit edilmiş bir durumdur. Bu maddede UEFA
CDB ve UEFA Temyiz Kurulu’nun dayanabileceği delillerin, “ulusal veya
uluslararası bir spor kuruluşu, hakem heyeti veya devlet mahkemesinin
kararını” içerdiği açık bir biçimde ifade edilmiştir. Bu tanım Türkiye’deki
TFF Kararını ve 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararlarını da kapsamaktadır.
259) Son olarak UEFA’nın yargılama kurumları kendilerini Türkiye’deki
TFF’nin kararına ve 16. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına dayanmakla
sınırlandırmamışlardır. UEFA aynı zamanda Polis Raporuna (Raporuna),
TFF Etik Kurulu raporuna, TFF ilk derece disiplin kararına, Yargıtay
Savıcısının mahkumiyetlerin devam etmesi ve Temyiz Eden’in yetkilileri
tarafından yapılan sözde açıklamaların yetersizliği yönündeki görüşüne de
dayanmıştır.
(ii) Kurulun bulguları
260) Kurul, UEFA tarafından Temyiz Eden’e duruşmadan kısa bir süre önce
bazı bilgilerin verildiğini kabul etmektedir. Her ne kadar Temyiz Eden’in
avukatı bu belgeleri daha önce görmemişse de, bu durum soruşturmanın
devam etmesine engel teşkil edecek nitelikte değildir zira bu belgelerin
çoğu, Temyiz Eden tarafından halihazırda bilinen belgelerin
tercümelerinden ibarettir. Kurul, en azından CAS soruşturmasında, her iki
tarafın da kendi davalarını sunmak için tam bir fırsata sahip olduğunu ve
UEFA CDB ve UEFA Temyiz Kurulu nezdindeki soruşturmada Temyiz Eden
için yeni olan belgelerin CAS nezdindeki davaya hazırlanılırken ayrıntılı bir
biçimde değerlendirilebileceğini düşünmektedir. Bu nedenle Temyiz
Eden’in bazı hakları UEFA nezdindeki soruşturmada ihlal edilmişse de, bu
durum CAS’ın de novo yetkisi ile giderilebilirdi.
261) Kurul, CAS 2009/A/1880-1881’de yer alan ifadelerde belirtilen
görüşleri muhafaza etmektedir. Bahsi geçen kararda şöyle denilmiştir:
“Kurul şunu belirtmelidir ki CAS Yasası Madde R57’ye dayanan (“Kurul’un
olguları ve yasaları inceleme konusunda tam yetkisi vardır”) ve geçmişi
66
çok eski yıllara dayanan ve CAS temyiz mahkemelerinin bir davanın, bir
federasyonun (veya başka bir spor kurumunun) dahili soruşturması
sırasında meydana gelen her türlü usul kusuruna veya sesini duyurma
hakkı ihlallerine çözüm getirecek şekilde bütün kanuni prosedür ile birlikte
de novo (yeniden) görülmesine izin verdiğini açık ve net bir biçimde tespit
eden uzun bir CAS kararları geçmişi vardır. Gerçekten de CAS temyiz
davaları, tarafların yeni delillerle yazılı belgeler sunmalarına izin vermekle
kalmaz, aynı zamanda, tanıkların sorgulandığı ve çapraz sorgulandığı,
delillerin sunulduğu ve kapsamlı savunmaların yapılabildiği sözlü
duruşmalara da olanak tanır. Mevcut CAS davasında olan tam da budur:
Temyiz Edenlere kendi davalarını bütünüyle ortaya koymaları ve istedikleri
delilleri sunmaları için mebzul miktarda olanak tanınmıştır.” (CAS
2009/A/1880-1881, para 18-21, ayrıca CAS 2003/O/486, para 50; TAS
2004/A/549, para.31; CAS 2006/A/1153, para 53; CAS 2008/A/1594,
109; TAS 2008/A/1582, para 54; CAS 2008/A/1394, para 21; TAS
2009/A/1879, para 71’e atıfla).
262) Bu görüş CAS 2012/A/2913’te de teyit edilmiştir.
“Bu nedenle eğer kanuni prosedür ilkesi ya da duyulma hakkı ilkesi,
temyiz konusu davada ihlal edilmişse de, bu durum, CAS’a tam bir temyiz
başvurusu tarafından bu ihlallerin düzeltilemez bir şekilde Birinci Temyiz
Eden’in haklarını sakatladığı ölçüde giderilmiştir (CAS 94/129; CAS
98/211; CAS 2000/A/274; CAS 2000/A/281; CAS 2000/A/317; CAS
2002/A/378). Gerçekte, bir temyiz kurumu karşısında tamamen yeniden
duruşma yapılmasına izin veren bir temyiz sisteminin özü, birinci derece
mahkemesinin nezdinde gerçekleşen duruşmanın adilliği ile ilgili
meselelerin “kenarda kaybolmasıdır” (CAS 98/211, İsviçre doktrini ve
içtihadına atıfla).”
263) Kurul, Temyiz Eden’in usul haklarının mevcut tahkim davasında
yerine getirildiği düşüncesindedir Kurul Temyiz Eden’in en başta 55 tanık
çağırmasına izin vermiştir; bu rakam daha sonra Temyiz Eden’in kendi
isteğiyle 19’a düşmüştür. Temyiz Eden 122 sayfadan oluşan bir temyiz
dilekçesi ile birlikte 109 delil ve 12 savunma sunmuştur ve duruşma iki
tam gün sürmüştür. Kurul, Temyiz Eden’in duyulma hakkını tamamen
kullandığı kanaatindedir.
264) Duruşma bitiminden önce her iki taraf da usul ile ilgili herhangi bir
itirazlarının bulunmadığını ve duyulma haklarına saygı gösterildiğini açıkça
dile getirmişlerdir. Bununla birlikte Temyiz Eden duruşmanın hızlandırılmış
niteliğinin kendi isteğiyle olmadığını ve işte bu nedenle konunun tekrar
UEFA’ya gönderilmesini istediklerini ifade etmiştir.
265) Kurul, Temyiz Eden’in, UEFA’nın yargısal kurumları nezdindeki
davalardaki zor kanıtsal (aşikar) konumunu anlamaktadır zira UEFA, bir
kulüp aleyhine disiplin soruşturmasını ne zaman açılacağı konusunda tek
yetkilidir. Mevcut davada Kurula, disiplin soruşturmasının neden sadece
67
Mayıs 2013’te açıldığına dair herhangi bir açıklama yapılmamıştır. Her ne
kadar burada bir miktar sürtüşme varsa da, Kurul, Temyiz Eden’in, UEFA
Avrupa Şampiyonlar Ligi’ne katılmak için UEFA Katılım Formunu
doldurmak suretiyle UEFA tarafından yürürlüğe konan yönetmeliklere
uymayı tercih ettiğini düşünmektedir. Bu formda formu imzalayan (burada
Fenerbahçe) “yukarıda bahsi geçen müsabakalara giriş, katılım veya
çıkarılma ile ilgili olarak CAS nezdinde açılacak her türlü davanın, CAS’ın
Sporla İlgili Tahkim Yasası ve CAS tarafından verilecek talimatlar uyarınca
hızlandırılmış bir şekilde yapılmasını kabul eder” denmektedir. Böylece
Temyiz Eden, hızlandırılmış davayı kabul etmiş bulunmaktadır. İşbu
Katılım Formunun doldurulması, aslında tamamen isteğe bağlı değildir zira
bu formu doldurmak, UEFA’nın Avrupa şampiyonalarına katılım için bir ön
şarttır. Bununla birlikte Temyiz Eden, (İsviçre yasalarına tabi bir kurum
olan) UEFA’nın bir üyesi olarak, UEFA tarafından yürürlüğe konan ve
kendisinin genel olarak uymayı istediği kurallara ve yönetmeliklere tabidir.
266) Kurul, Temyiz Eden’in, eğer CAS davayı UEFA’ya iade etmezse, iki
dereceyi etkin bir şekilde kaybedeceği iddiasını kabul etmemektedir. Her
ne kadar UEFA davalarında bazı usul hataları olmuş olsa da, Temyiz
Eden’in UEFA disiplin kurulları nezdindeki soruşturmada bir savunma
yapma, duruşmaya katılma ve tanıkları dinleme olanağı vardır. Kurul
ayrıca UEFA yargı kurumları nezdindeki davanın sonucunun doğru olduğu
ve davanın tekrar UEFA’ya gönderilmesinin yalnızca gecikmelere ve
muhtemelen de halihazırda ilan edilmiş olan cezanın teyidine yol açacağı
düşüncesindedir.
267) Son olarak, Temyiz Eden’in mevcut davayı, Türkiye Yargıtay’ının ceza
davasıyla ilgili olarak nihai bir karar vermesinin beklendiği 30 Ekim 2013
tarihine kadar askıya alma talebi de reddedilmiştir. Kurul, şike yapıldığı
iddia edilen beş maçla ilgili olarak kendi değerlendirmesini yapacaktır.
Türkiye Yargıtay’ı suçlanan herkesi beraat ettirse bile, Kurul’un bu tahkim
davasındaki sonuçlarını hiçbir şekilde etkilemeyecekti.
Sonuç
268) Neticede Temyiz Eden’in usul ve formel (resmi, şekli) konularla ilgili
olarak gündeme getirdikleri hakkında aşağıdaki sonuçlara varılabilir.
a) Kurul, UEFA’nın, UEFA CDB nezdindeki soruşturmanın bir parçası
olmayan, ikinci derece mahkemedeki (Temyiz Kurulu) bazı olgusal
unsurları değerlendirirken res judicata ilkesini ihlal ettiği ve bu nedenle de
mevcut soruşturmanın kapsamının, Temyiz Eden’in UEFA CDB tarafından
mahkum edildiği beş maç ile sınırlı olduğu sonucuna varmıştır.
b) Kurul, UEFA’nın ne bis in dem ilkesini ihlal etmediği sonucuna varmıştır.
c) Kurul’un çoğunluğu, UEFA’nın şike olaylarıyla ilgili olarak Fenerbahçe
aleyhine soruşturma başlatma yetkisine sahip olduğu ve bu açıdan verilen
68
cezaların yasallık ilkesine uygun olduğu sonucuna varmıştır. Bununla
birlikte Fenerbahçe’ye Katılım Formunu gerçeğe aykırı bir biçimde
doldurduğu için ceza verilmesinin açık bir hukuki zemini bulunmamaktadır,
bu nedenle bu açıdan ayrı bir ceza verilmemelidir.
d) Kurul UEFA’nın, UEFA Genel Sekreteri’nin 23 Ağustos 2011 tarihli
mektubundan dolayı Fenerbahçe aleyhine disiplin soruşturması
başlatmaktan men edilmesi (alı konulamayacağı) sonucuna varmıştır
e) Kurul, UEFA’nın, kişiler hakkında ele edilen bilginin düzeyinin, onlara
ceza vermek için henüz yeterli olmamasına rağmen Fenerbahçe’ye ceza
verebileceği sonucuna varmıştır.
f) Kurul, disiplin soruşturmasının, çeşitli usul haklarının ihlal edilmesinden
dolayı UEFA’ya iade geri gönderilmemesine karar vermiştir.
269) Kurul’un (çoğunluğu), Temyiz Eden’in ileri sürdüğü usule dair ve
formel meselelerden dolayı kendisinin davanın esasına girmesine bir engel
bulunmadığı sonucuna vardığından, Kurul şimdi Fenerbahçe’nin gerçekten
de şike faaliyetlerine katılıp katılmadığı konusunu, ve gerekirse, UEFA
tarafından verilen cezanın orantılı olup olmadığını değerlendirmeye
başlayacaktır. Kurul, bu kararda “Kurul’un çoğunluğu”na yapılan atıfların,
yalnızca UEFA’nın UCLR (2011/2012) Madde 2.06 uyarınca bölgesel
yetkisiyle ilgili tartışmayla ilgili olduğunu belirtmek istemektedir.
270) Yukarıda da belirtildiği üzere, Kurul, Fenerbahçe’nin, UEFA CDB
Kararı’nda açıkça belirtilen beş maçla ilgili şike faaliyetlerine katılı
katılmadığını değerlendirecektir. Bu maçlar Gençlerbirliği SK – Fenerbahçe
(7 Mart 2011), Fenerbahçe – IBB Spor (1 Mayıs 2011), Karabükspor –
Fenerbahçe (8 Mayıs 2011), MKE Ankaragücü – Fenerbahçe ( 15 Mayıs
2011), ve Sivasspor – Fenerbahçe (22 Mayıs 2011) maçlarıdır.
2. Esas
g) Davanın esası, Fenerbahçe’ye ceza verilmesini gerektiriyor mu?
271) Yukarıda bahsi geçen
değerlendirmeden önce, Kurul
edecektir.
maçları kronolojik olarak tek tek
uygulanacak ispat standardını tespit
i. Uygulanacak ispat standardı
272) UEFA CDB ve UEFA Temyiz Kurulu nezdindeki soruşturma boyunca
UEFA sürekli olarak “rahat tatmin” ispat standardını uygulamıştır.
273) Kurul, UCLR Madde 2.05’te aşağıdaki ifadelerin yer aldığını tespit
etmiştir: “Eğer ... UEFA, bir kulübün ... ulusal veya uluslararası düzeyde
bir maçı ayarlamaya veya maçın sonucunu etkilemeye yönelik herhangi bir
69
faaliyete doğrudan ve/veya dolaylı olarak katıldığı konusunda rahat bir
şekilde tatmin (ikna) olursa, UEFA bu kulübün şampiyonaya katılmak için
uygunsuz olduğunu ilan edebilir.” Bu itibarla, UCLR Madde 2.05 esasında
bir kulübü cezalandırırken uygulanacak olan ispat standardı “rahat
tatmin”dir.
274) UCLR Madde 2.06, uygulanacak olan ispat standardını
tanımlamamaktadır. Bu nedenle prensipte, bu sorunun cevabı, mevcut
davada önemli ölçüde geçerli olan İsviçre hukukundan elde edilecektir
(krş. Para 115 vd.) zira ispat standardı – İsviçre hukukuna göre – maddi
hukukun konusudur.
275) Kurul, CAS içtihadının, hukuk davalarına uygulanacak olan ispat
standardı konusunda son derece tutarlı olduğu düşüncesindedir. Bir
yandan “İsviçre hukukuna göre, bir hukuk davasına uygulanan ispat
standardı, iddia edilen olguların makul şüphe ötesinde tespit edilip
edilmediği ve böylece hakimin, iddianın haklı nedenlere dayandığı
sonucuna varmasına yol açıp açmadığıdır.” CAS 2006/A/1130). Bununla
birlikte diğer yandan CAS içtihadı hukuk davalarındaki ispat standardının
“olasılıklar dengesi” olduğunu tespit etmektedir (örn. CAS 2011/A/2426,
para.88; CAS 2010/A/2172 para 53; CAS 2009/A/1920 para 85’e atıfla);
“Kurul’un, bir “olasılıklar dengesi” aracılığıyla bir iddianın doğru
olduğundan ikna olması gerekmektedir; yani onun dayandığı koşulların
meydana gelmesi, meydana gelmemelerinden daha olası olmalıdır” (CAS
2010/A/2267, para 732, CAS 2008/A/1370 ve 1376, para 127; CAS
2004/A/602 para 5.15; TAS 2007/A/1411 para 59’a atıfla).
276) Bu Kurul, hukuk davalarına uygulanması gereken ispat standardının
“makul şüphenin ötesi” olduğu sonucuna varmıştır (SFT 132 III 715, E.
3.1; BK-ZPO/BRÖNNIMANN, 2012, Madde 157 No. 40).
277) Kurul, CAS içtihadının bazen şike davalarındaki geçerli ispat
standardının, WADC uyarınca açılan doping davalarındakine benzer bir
şekilde “rahat tatmin” olduğu sonucuna vardığını tespit etmiştir (CAS
2009/A/1920 para. 85; CAS 2011/A/2528, para 134; CAS 2010/A/2172
para 53; CAS 2010/A/2267, 732). Buna göre, rahat tatmin standardı
esnek bir standarttır, yani bir olasılıklar dengesinden daha büyüktür ama
yapılan iddianın ciddiyeti göz önünde bulundurularak, makul şüphenin
ötesinden daha azdır. (CAS 2004/A/607, para.34).
278) CAS Kurullarının, hukuk davalarında normalde geçerli olan ispat
standardından uzaklaşmak için gösterdikleri gerekçeler birbirinden
farklıdır. CAS 2009/A/1920’de şöyle denilmiştir:
“Söz konusu çatışmanın niteliğini ve spordaki her türlü yolsuzlukla
mücadelenin büyük önemini göz önünde bulunduran, ve aynı zamanda
ulusal resmi soruşturma mercilerinin yetkililerine kıyasla spordaki yönetici
kurumların soruşturma yetkililerinin niteliğini ve kısıtlı yetkilerini göz
70
önünde bulunduran Kurul, şike davalarının, CAS’ın doping disiplin
davalarındaki sabit içtihadına uygun bir şekilde ele alınması gerektiği
kanaatindedir. Bu nedenle UEFA, yapılan suçlamanın ciddiyetini göz
önünde bulundurarak, ilgili olguları Mahkeme’yi rahat bir şekilde tatmin
edecek şekilde tespit etmelidir” (CAS 2009/A/1920, para 85).
279) CAS 2010/A/2172 Davasında Kurul, rahat tatmin standardının
uygulanmasının meşru olduğunu zira “yolsuzluk, doğası itibariyle, gizlidir
zira olaya karışan taraflar, yanlış davranışlarının ardında hiçbir iz
bırakmamak için hileli yollara başvuracaklardır” demiştir (CAS
2010/A/2172 para. 70).
280) CAS 2009/A/1920’deki gerekçeyi takip etmek (anlamak) zordur.
Sabit CAS içtihadına göre disiplin soruşturmaları doğaları itibariyle medeni
hukuka tabidir (“sivil”dir) (CAS 2005/C/976 & 986, para 127). Oysa
medeni nitelikte olan ihtilaflarda, olaya dahil tarafların “ulusal resmi
soruşturma mercileri” gibi soruşturma yetkilerinin asla bulunmaması tipik
ve yaygın bir durumdur. Bu nedenle, en azından İsviçre hukukuna göre,
bir tarafın “sınırlı soruşturma yetkileri” medeni (hukuk) konularında
azaltılmış bir ispat standardını asla haklı gösteremez, zira aksi takdirde
medeni (hukuk) meselelerindeki normal ispat standardı (“makul şüphenin
ötesinde”) asla geçerli olamazdı.
281) Bununla beraber, Kurulu aynı zamanda, İsviçre hukukunun
kanıtlamanın güçlükleri (“Beweisnotstand”) karşısında kör olmadığına da
dikkati çekmektedir. Buna mukabil İsviçre hukuku, bir tarafın – zaman
zaman zor olabilen - belirli olguları kanıtlama yükünü hafifletecek bir dizi
araç bilmektedir. Bu araçlar, diğer tarafın, olgu bulma sürecinde işbirliği
yapma görevinden, ispat etme yükümlülüğünün kaydırılmasına veya
geçerli ispat standardının indirilmesine kadar uzanabilmektedir. Bu ikincisi,
eğer – nesle bir bakış açısına göre – bir tarafın belirli bir olguyu
kanıtlamak için (sadece ikinci derece delillere değil) kesin delillere de
erişimi yoksa geçerli olmaktadır (SFT 132 II 715, E.3.1; BKSPO/BRÖNNIMANN, 2012, Madde 157 no.41; BSK-ZPO/GUYAN, 2. Baskı
2013, Madde 157, No 11). Mevcut davada Kurul, UEFA’nın elinde,
dayandığı olguları kanıtlamak için sadece ikinci derece deliller
bulunmaktadır. Kanıtlamakla ilgili bu güçlükleri göz önünde bulunduran
Kurul, mevcut davaya rahat tatmin standardını uygulamaya hazırdır.
282) Sonuç olarak Kurul, Temyiz Eden’in şike olaylarına karıştığı
konusunda ikna olmakta kullanacağı ispat standardı olarak rahat tatmin
standardını uygulamakta hiçbir tereddüt yaşamamaktadır.
ii. Tarafların genel savları
(i) Tarafların görüşleri
71
283) Fenerbahçe, maçlarla ilgili olarak çok sayıda savunma sunmanın yanı
sıra, soruşturma sırasında UEFA’nın disiplin kurulları tarafından
değerlendirmeye alınan delillerle ilgili olarak ve Temyiz Eden’in sunduğu
bazı delillere hak ettiği önemin verilmediği yönünde bazı genel itirazlarda
bulunmuştur.
284) Bu açından Fenerbahçe UEFA’nın suçlamalarını, sadece İstanbul polisi
tarafından yapılan telefon dinlemelerine dayandırdığını ve bu dinlemelerle
ve onların sunumuyla ilgili çok sayıda sorun bulunduğunu, bunların da bir
karar verirken bu dinlemelere dayanmanın ne kadar hatalı olduğunu
gösterdiğini ileri sürmektedir. UEFA Disiplin Müfettişinin ispat yükümlülüğü
bulunmasına ve sunulan delillerle ilgili çok sayıda sorun olmasına karşın,
Temyiz Edilen karar Fenerbahçe’nin men edilmesi lehine olmuştur. Temyiz
Edilen Karar Temyiz Edilen tarafından sunulan ve Temyiz Eden’in şikeden
dolayı suçlu olmadığını gösteren delilleri (bunlara, UEFA Temyiz Kurulu
tarafından tamamen göz ardı edilen tanık ifadeleri de dahildir) göz önünde
bulundurmamıştır.
285) Bu açıdan, Fenerbahçe, “Bu davanın karmaşıklığı ve delillerin çokluğu
göz önünde bulundurulduğunda, bu iddialar hızlandırılmış dava sırasında
Kurul için yalnızca özetlenecektir” demiştir ve bunu derken de şike ile
suçlanan Fenerbahçe yetkililerinin tek tek savunma ifadelerine atıfta
bulunmaktadır.
286) Fenerbahçe, UEFA Disiplin Müfettişinin raporunda, UEFA CDB
Kararında ve Temyiz Edilen Karar’da alıntılanan telefon dinlemelerinin,
yanlış bir çevirinin ve çıkarmanın (OMISSION) sonucu olduğunu ve
bunların da işbu tahkim davasında sunulan rapora (bundan sonra “Çeviri
Revizyon Raporu olarak anılacaktır) yansıdığını ileri sürmektedir.
Fenerbahçe, orijinal telefon dinlemelerinin çok önemli bölümlerinin,
İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından temin edilen bu yanlış
çeviriler ve çevirilerde yapılan çıkarmalar nedeniyle bozunuma uğradığını
ileri sürmektedir.
287) Ayrıca, Fenerbahçe bu telefon dinlemelerinin bağlamının, UEFA
Disiplin Müfettişinin, UEFA’nın yargı kurumları nezdinde yaptığı
sunuşlardaki açıklamalarıyla sık sık çarpıtıldığını ileri sürmektedir. UEFA
Disiplin Müfettişi genel anlatımlar içeren telefon dinlemelerinin bazı
bölümlerini cımbızla seçmiş ve sonra, yapılan alıntıya yansımayan bir
bağlamı ekleyen bir sunuş paragrafı eklemiştir. Fenerbahçe’ye göre bu
uygulama, UEFA Temyiz Kurulu’nun varabileceği diğer bütün alternatif
yorumları engellemiştir (zehirlemiştir). UEFA Disiplin Müfettişinin sunuşları
telefon dinlemelerini öyle çarpıtmıştır ki, sanki sohbet, konu o olmamasına
karşın, şikeyle ilgiliymiş gibi bir hale gelmiştir. Fenerbahçe ayrıca bazı
telefon dinlemelerindeki konuşmacının gerçekliğinin de
sorgulanabileceğini, zira konuşmacının hattaki kişi olmadığını ileri
sürmektedir.
72
288) Ayrıca, Fenerbahçe, UEFA soruşturması sırasında kendisinin
dayandığı delillerin Fenerbahçe’yi kesin bir şekilde aklayan belgeler
tarafından desteklendiğini ama bu delillerin Temyiz Edilen Karar’da hiç
bahsedilmediğini ileri sürmektedir. Özellikle Temyiz Eden, ceza davası
sırasında savcılığın bilirkişileri tarafından hazırlanan bir mali rapor
sunmuştur. Fenerbahçe bu mali raporun, Fenerbahçe’nin veya tek tek
yetkililerin finansal kayıtlarında hiçbir yasadışı veya şüpheli hareket
bulunmadığını ileri sürmektedir. Neticede, bir maçta şikenin yapılabilmesi
için, maçta şike yapan oyuncunun elde edeceği bir kazanç olmalıdır ve bu
finansal kayıtlar, böyle bir kazancın hiç ödenmediğini açıkça göstermekte
ve Fenerbahçe tarafından alınan bütün paranın gerçekte nerede
harcandığını ortaya koymaktadır. Fenerbahçe aynı zamanda maçlarda
bulunan ve bu maçların hiçbirinde şüpheli bir hareketin bulunmadığı
sonucuna varan TFF yetkililerinin raporlarına da dayanmaktadır.
289) UEFA Fenerbahçe’nin UEFA DY 2008 Madde 5’i en azından üç olayda
ihlal ettiğini iddia etmektedir: a) Temyiz Eden UEFA Statüleri Madde 50(3)
ve UCLR (2011/2012) Madde 2.05’i ihlal etmiştir; b) Temyiz Eden, UEFA
DY Madde 6 ve/veya Madde 11 uyarınca, yetkililerinin eylemlerinin
sorumluluğunu da taşımaktadır ve onun yetkilileri de kendilerinin ve
Temyiz Eden’in, UEFA DY 5(2)(a), (b), (d) ve (j)’yi ihlal etmesine neden
olacak şekillerde davranmışlardır; c) Temyiz Eden’in kendisi 2011/2012
Şampiyonlar Ligi sezonu için giriş formunu doldururken, şike olaylarına
katılımını açıklamayarak faaliyetleri ile ilgili yanlış bilgi vermiştir.
290) CAS 2020/A/2267’ye atıfla, UEFA, CAS’ın şikeye karşı sıfır tolerans
tavrını sürdürmenin, UEFA DY Madde 5’in hızla uygulanması anlamına
geldiğini ileri sürmektedir (o davada, yalnızca bir bildirimde bulunmama
söz konusuydu). Bu öneri CAS 2010/A/2172 tarafından da
desteklenmektedir.
291) UEFA, UCLR Madde 2.05 ve 2.06 ile birlikte UEFA Statüleri Madde
50(3) esasında, CAS’ın bu esasta bir ihlal olduğu konusunda rahat bir
şekilde tatmin (ikna) olabileceği sonucuna varılabileceğini ileri
sürmektedir. Gerçekten de CAS; kulüp yetkililerinin tesadüfi bir katılımın
(iştirakin) çok ötesine geçen bir şekilde hareket ettikleri ve her temelde bu
kişilerin ve Temyiz Eden’in yukarıda bahsi geçen hükümleri ihlal etmesine
neden oldukları konusunda rahat bir şekilde tatmin (ikna) olabilir.
292) UEFA aynı zamanda Kurul’a UEFA Statüleri Madde 50(3)’ü, ve UCLR
Madde 2.05 ve 2.06’yı ihlal eden faaliyetlere katılan Fenerbahçe
yetkililerinin bir özetini içeren bir tablo sunmuştur. TFF disiplin kurulları,
kulüp yetkililerini bu üç maçla ilgili olarak, bir oyuncuyu ve bir aracıyı da
dördüncü bir maçla ilgili olarak mahkum etmiştir Fenerbahçe yetkilileri
yedi maçtaki bu tür faaliyetlerden dolayı bir ceza mahkemesi tarafından
mahkum edilmiştir (6222 sayılı kanun yürürlüğe girdikten sonra) ve altı
maçla bağlantılı olarak da (6222 sayılı yasa bu eylemi bir suç olarak
nitelemeden önce) bu tür faaliyetlere katılmışlardır. Ceza mahkemesinin
73
mahkûmiyet kararları Yargıtay Savcısı tarafından tamamen
desteklenmiştir. UEFA bütün bu maçlarla bağlantılı bütün bu bilgilere ve
delillere dayanmaktadır ve Temyiz Eden aleyhine açılan bu davada bunlara
dayanma hakkına tamamen sahiptir. “Verimlilik ve kısalık adına, ve
UEFA’nın bütün maçlara dayanma (güvenme) hakkı saklı kalmak kaydıyla,
UEFA dört belirli örnek ile ilgili olarak kendi sunuşlarını geliştirecektir”. Bu
maçlar, UEFA’nın aşağıda yer alan tablosunda gösterilmiştir:
Maç
Manisaspor –
Trabzonspor
21/02/11
Teşvik primi
veya
kaybetmek
için verilen
rüşvet
Teşvik Primi
TFF Etik
Kurulu
Raporu
İddianame
ve Polis
Raporu
Teşebbüs
tespit edildi
AzY, IE, CT
Suçlama A(1)
AzY, IE, CT
Fenerbahçe –
Kasımpaşa
26/2/11
Kaybetmek
için Rüşvet
Bursaspor –
İstanbul BB
06/03/11
Teşvik Primi
Teşebbüs
tespit edildi
AzY, IE
Suçlama A(3)
AzY, IE
Gençlerbirliği
– Fenerbahçe
07/03/11
Kaybetmek
için Rüşvet
Teşebbüs
tespit edildi
AzY, IE, TY
Suçlama A(4)
PD 516 AzY,
IE, TY
Gençlerbirliği
–
Trabzonspor
20/03/11
Teşvik Primi
Teşebbüs
tespit edildi
Azy, IE
Suçlama A(5)
Azy, IE
Eskişehirspor
– Fenerbahçe
09/04/11
Kaybetmek
için Rüşvet
Teşebbüs
tespit edildi
Azy, IE
Suçlama A(6)
AzY, IE, CT,
AIY, MM, TY
14 Nisan 11
6222 sayılı
yasa
yürürlüğe
girdi
Teşvik Primi
Teşebbüs
tespit edildi
AzY, IE, AIY
Teşebbüs
tespit edildi
AzY, IE, MM
Suçlama B(1)
AzY, IE, AIY,
Teşebbüs
tespit edildi
AzY
Suçlama B(3)
PD 661 AzY,
CL, TY,
oyuncu ve
aracı
Suçlama B(4)
AzY, AIY,
MM, TY
Suçlama B(5)
PD 723 AzY,
IE, CT, MM
Trabzonspor
– Bursaspor
17/04/11
Eskişehirspor
–
Trabzonspor
22/04/11
Fenerbahçe –
IBB Spor
01/05/11
Teşvik Primi
Kaybetme
için Rüşvet
Karabükspor
– Fenerbahçe
08/05/11
Fenerbahçe –
Ankaragücü
15/05/11
Kaybetme
için Rüşvet
Trabzonspor
Teşvik Primi
Kaybetme
için Rüşvet
TFF Disiplin
Kurulları
Suçlama A(2)
AzY, IE, CT
Teşebbüs
tespit edildi
AzY, IE, CT,
MM
Teşebbüs
Suçlama B(2)
AzY, IE, MM,
TY
Suçlama B(6)
74
IE’nin disiplin
suçundan
mahkum
olması
IE ve MM’nin
disiplin
suçundan
mahkumiyeti
Oyuncu ve
aracının
disiplin
suçundan
mahkumiyeti
IE ve CT’nin
disiplin
suçundan
mahkumiyeti
Ceza
Mahkemesi
Yargıtay
Savcısı
Fiil meydana
geldi ama
6222’den
önce AzY,
IE,CT,TY
Fiil meydana
geldi ama
6222’den
önce AzY,
IE,CT,TY
Fiil meydana
geldi ama
6222’den
önce AzY, IE,
Fiil meydana
geldi ama
6222’den
önce IE, TY
Fiil meydana
geldi ama
6222’den
önce AzY,
IE,TY
Fiil meydana
geldi ama
6222’den
önce AzY, IE,
CT, TY
Ceza hukuku
suçu AzY, IE,
AIY
Ceza hukuku
suçu AzY, IE,
MM, TY
Mahkumiyetin
onaylanması
AzY, IE, AIY
Mahkumiyetin
onaylanması
Ceza hukuku
suçu AzY, CL,
TY, oyuncu
ve aracı
Mahkumiyetin
onaylanması
AzY, IE, MM,
TY
Ceza hukuku
suçu AzY,
MM,
Ceza hukuku
suçu AzY, IE,
CT, MM
Mahkumiyetin
onaylanması
AzY, MM,
Mahkumiyetin
onaylanması
AzY, IE, CT,
MM
Mahkumiyetin
Ceza hukuku
– İstanbul BB
15/05/11
Sivasspor –
Fenerbahçe
22/05/11
AzY
MM
TY
CT
AIY
Kaybetme
için Rüşvet
tespit edildi
AzY, IE
Teşebbüs
tespit edildi
AzY, IE, TY
AzY, IE
suçu AzY, IE
Suçlama B(7)
PD 797 AzY,
IE, TY
Ceza hukuku
suçu AzY, IE,
TY
Aziz Yıldırım
Mehmet Şekip Mosturoğlu
Tamer Yelkovan
Cemil Turhan
Alaeddin Yıldırım
onaylanması
AzY, IE
Mahkumiyetin
onaylanması
AzY, IE, TY
Başkan
Başkan Yardımcısı
Finans Direktörü
Menejer
Yönetim Kurulu Üyesi
(ii) Kurul’un bulguları
293) Kurul, dikkatini tek tek maçlara yönlendirmeden önce, bazı genel
konuları kesinleştirmeyi önemli görmektedir.
294) Fenerbahçe’nin, UEFA’nın dayandığı çeşitli telefon dinlemelerinin
yanlış ya da hatalı bilgiler olduğu iddiasıyla ilgili olarak Kurul,
Fenerbahçe’nin, kendisinin sunduğu Çeviri Revizyon Raporunda şu görüşte
olduğuna dikkati çekmektedir: “Orijinal çevirinin, dilbilimsel açıdan çok
kalitesiz olduğu, çok sayıda bilgi ve dilbilgisi hatası içerdiği, ve
çevirmenlerin İngilizceyi çok az bildiği, çevirinin birçok bölümü
düzeltilemeyecek kadar kötü olduğu için çevirinin tekrar en baştan
yapılmasını gerektirdiği düşüncesindeyiz”. Kurul, Çeviri Revizyon
Raporu’nda yer alan çevirilerin kalitesiyle ilgili çıkarsamayı kabul
etmektedir; bununla birlikte, eğer çeviriler ile ilgili hiçbir spesifik itirazda
bulunulmadıysa, telefon dinlemelerinin çevirilerinin doğru kabul edileceği
sonucuna varmıştır. Bununla birlikte, Temyiz Eden tarafından spesifik
itirazlar yapılırsa, Kurul bunları incelemesinde değerlendirmeye alacaktır.
Bu nedenle Kurul, tek tek maçlarla ilgili telefon dinlemeleri eleştirel bir
şekilde değerlendirecektir; bununla birlikte Kurul, daha önceden bir telefon
dinlemesinin içeriğinin yanlış çevrildiğinin kabul edilmesinin, bütün telefon
dinlemelerinin delil olarak göz ardı edilmesi anlamına gelmeyeceğini açıkça
ifade etmek istemektedir. Bu açıdan Kurul, orijinal Türkçe telefon
dinlemelerinin TFF Etik Kurulu, TFF PDFK, TFF Temyiz Kurulu ve İstanbul
16. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmiş (değerlendirmeye
alınmış) olmasının önemli olduğunu düşünmektedir. UEFA Disiplin
Müfettişinin, telefon dinlemelerinin bazı bölümlerini cımbızla seçtiği
iddiasıyla ilgili olarak, Kurul, Fenerbahçe’nin de hatalı olduklarını
göstermek için bazı telefon dinlemelerinden alıntıları cımbızla seçtiğine
dikkati çekmek istemektedir.
295) Kurul, Fenerbahçe’nin sunduğu ve UEFA soruşturması boyunca göz
ardı edildikleri iddia edilen delilleri de kesinlikle dikkate açacaktır. Kurul bu
sayede UEFA CDB ve UEFA Temyiz Kurulu nezdindeki soruşturmalar
boyunca meydana gelmiş olabilecek her türlü usul hatasını düzeltiyor
olacağından emindir.
75
296) Kurul Fenerbahçe’nin UEFA CDB nezdindeki disiplin soruşturmasında
kendi yetkililerinden bazılarının tek tek savunmalarına atıfta bulunduğunu
ve mevcut tahkim davasındaki yazılı sunuşunda bu kişilerin argümanlarını
özetlediğini gözlemlemektedir. Buna istinaden Kurul, Fenerbahçe
tarafından hazırlanmış olan özetlere dayanacak ve sadece gerektiğinde tek
tek savunmaları ele alacaktır.
297) Kurul, UEFA’nın, Fenerbahçe’nin UEFA CDB tarafından mahkum
edildiği beş maçtan sadece dördü üzerinde odaklandığını
gözlemlemektedir. Bu itibarla Kurul yalnıza bu dört maçı değerlendirmekle
görevli olduğu sonucuna varmıştır. Ek maçlarla ilgili olarak yapılan her
türlü suçlama göz ardı edilmiştir. Sonuç olarak her ne kadar UEFA CDB ve
UEFA Temyiz Kurulu Fenerbahçe’yi, 8 Mayıs 2011’de oynanan Karabükspor
– Fenerbahçe maçından dolayı suçlu bulduysa da, Kurul, bu maçla ilgili
olgular ihtilaflı olduğu için ve UEFA’nın da bu maçla ilgili suçlamalarını
somutlaştıramadığı için bu maçı değerlendirebilecek durumda değildir.
298) Kurul, Fenerbahçe tarafından temin edilen finansal raporların
prensipte, mevcut konu ile çok az alakası olduğu düşüncesindedir. CAS
içtihadında tekrar tekrar belirtildiği gibi, “yolsuzluk, doğası itibariyle,
gizlidir zira olaya karışan taraflar, yanlış davranışlarının ardında hiçbir iz
bırakmamak için hileli yollara başvuracaklardır” (CAS 2010/A/2172 para.
70). Finansal kayıtların, resmi hesaplara hiçbir şeyin transfer edilmediğini
göstermesi, paranın resmi olmayan hesaplara transfer edilmediği, ya da
daha muhtemelen nakit olarak verilmediği anlamına gelmez.
299) Kurul aynı zamanda TFF yetkilileri tarafından ilgili maçlarda
REDACTED edilen maç raporlarının sınırlı bir önemi olduğu sonucuna
varmıştır. Bu TFF yetkililerinin sahada herhangi bir şüpheli eylem
görmemiş olması, şike yapılmadığı anlamına gelmez. Bir oyuncunun kötü
ya da düşük performansla oynadığı her durum, mutlaka o maçta şike
yapıldığı anlamına gelmez. Futbol doğası itibariyle hataların yapılabildiği
bir oyundur. Burada söz konusu olan, Fenerbahçe yetkililerinin şike
faaliyetlerine doğrudan veya dolaylı olarak karışıp karışmadığıdır. Maçlarda
gerçekten şike yapılıp yapılmadığı bu açıdan önemli değildir. Örneğin, bir
oyuncuya belirli bir maçta gol atmaması için para teklif edilmişse, bu, o
oyuncunun kötü oynamak zorunda olduğu anlamına gelmez. Şike kendisini
çok çeşitli şekillerde gösterebilir. Bir maçta şike yapma girişimi genelde
maç meydana gelmeden önce gerçekleşir; oyundaki performans şikenin
sadece sonucudur. Bu itibarla, maçın gerçekten etkilendiğine dair herhangi
bir delil gerekmemektedir.
300) UEFA’nın, Fenerbahçe’nin bir kurum olarak UEFA DY Madde 5’i ihlal
ettiği iddiasıyla ilgili olarak, Kurul bunun doğru olmadığı kanaatindedir. Bir
tüzel kişilik yalnızca o tüzel kişiliği temsil eden ya da onun adına hareket
eden kişilerin (yani yetkililerinin) faaliyetleri vasıtasıyla şikeden dolayı
sorumlu tutulabilir. Kurul, Temyiz Eden’in UEFA Katılım Formunu doğru
doldurmadığı için geçerli UEFA yönetmelikleri uyarınca bir disiplin ihlali
76
yapmadığını belirttiğinden, Fenerbahçe’ye bir kulüp olarak ceza vermek
için tek zemin, bir kulüp olarak yetkililerinin eylemleriyle ilgili
sorumluluğudur.
301) Kurul, Başkan Aziz Yıldırım’ın, Yönetim Kurulu Üyesi Bay
Ekşioğlu’nun, Başkan Yardımcısı Mehmet Şekip Mosturoğlu’nun, Finans
Direktörü Tamer Yelkovan, Menajer Cemil Turhan, ve Yönetim Kurulu
Üyesi Alaeddin Yıldırım’ın Fenerbahçe yetkilileri olduğu konusunda
herhangi bir ihtilaf bulunmadığını belirtmektedir.
302) Kurul, yukarıda anlatılanları göz önünde bulundurarak,
Fenerbahçe’nin bu yetkililerinin UEFA’nın işbu temyiz tahkimi davasında
CAS’a sunduğu Cevabında dayandığı dört maçta şike olayına katılıp
katılmadığını değerlendirecektir.
iii. Gençlerbirliği SK – Fenerbahçe (7 Mart 2011)
303) Temyiz Edilen Karar’da şu ifadeler yer almaktadır:
“Temyiz Kurulu, Fenerbahçe Yönetim Kurulu üyesi Bay Ekşioğlu’nun,
2010/2011 Türkiye Süper Ligi’nde 7 Mart 2011’de oynanan Gençlerbirliği –
Fenerbahçe maçında yapılan şikede doğrudan rol oynadığı konusunda
rahat tatmin (ikna) olmuştur. Çeşitli delil unsurları, özellikle de Polis
Raporu’nda, Etik Kurulu raporunda, TFF disiplin kurullarının kararında ve
16. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararında bulunanlar bu sonucu
desteklemektedir.”
(i) Tarafların Görüşleri
304) Fenerbahçe, UEFA Temyiz Kurulu’nun bu çıkarsamaları, Polis
Raporuna, Etik Kurulu raporuna, TFF disiplin kurullarının kararına ve
İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararına dayandırdığını ileri
sürmekte ve Temyiz Edilen Karar’ın i) ödemelerin yapıldığının iddia edildiği
oyuncuların adını ii) yapıldığı iddia edilen bu ödemelerin miktarını ve iii)
teklif edildiği iddia edilen diğer teşvik primlerini belirtemediğini iddia
etmektedir.
305) TFF’nin ve İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nin daha önceki
soruşturmalarına dayanarak Fenerbahçe, bu oyuncuların kim olduğunu
sadece tahmin edebileceğini ileri sürmektedir. 16. Ağır Ceza Mahkemesi’ne
sunulan iddianameden, Gençlerbirliği’nin dokuz oyuncusunu INDICT etmek
için yeterli delil bulunmadığı, bu nedenle de bu oyuncuların şike yapmakla
suçlanmadığı çıkartılabilir. 16. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından bu maçla
ilgili olarak şike yapmakla suçlanan tek oyuncu, Gençlerbirliği kalecisi Bay
Serdar Kulbilge’dir.
306) Fenerbahçe Bay Kulbilge ile ilgili suçlamaların muhtemelen
Fenerbahçe Yönetim Kurulu Üyesi Bay Ekşioğlu’nun Fenerbahçe’nin Finans
77
Direktörü Bay Tamer Yelkovan’dan – daha sonra şike için kullanıldığı iddia
edilen - parayı istediği telefon dinlemelerine ve Fenerbahçe kaleci
antrenörü Bay Öztürk ile Bay Kulbilge arasındaki konuşmaya (Bay Kulbilge
geçmişte Fenerbahçe için oynadığında bu kişiler birbirleriyle yakın temas
halindeydiler) dayandığını varsaymaktadır.
307) Bay Ekşioğlu’na ilişkin iddialarla ilgili olarak Fenerbahçe, Bay Ekşioğlu
geçmişte, oyuncu vergilerinin ödenmesi için daha önce Fenerbahçe’ye borç
verdiğini söylediğini ileri sürmektedir. Bu konuşma polis tarafından
kaydedilmemiştir. Finans direktörüne ifade edilen talep yalnızca bu borcun
geri ödenmesiyle ilgilidir. Bay Ekşioğlu daha sonra bu parayı, Fenerbahçe
için yapılan bir inşaat için kullanmıştır. Bütün bu işlemler, Bay Ekşioğlu
tarafından savunmasının bir parçası olarak sunulan mali kayıtlarda yer
almaktadır.
308) Bay Kulbilge’yle ilgili olarak Fenerbahçe, kendisinin Fenerbahçe’nin
eski bir kalecisi olduğunu ve dört yıl boyunca Bay Öztürk’ün gözetiminde
çalıştığını ifade etmektedir. Her ikisi de tanık ifadelerinde bu süre içinde
arkadaş olduklarını belirtmiştir. 2008 yılında ikisi de Fenerbahçe’den
ayrılmıştır. Kulbilge bir kaleci olarak yeni bir iş bulabilmiş ama Bay Öztürk
yeni bir iş bulamamıştır. Bay Öztürk, maddi sıkıntılar içindeyken, bu zor
günleri atlatabilmek için arkadaşı Bay Kulbilge’den borç almıştır. Neticede
Bay Öztürk Fenerbahçe tarafından tekrar işe alınmıştır ve Bay Kulbilge’ye
olan borcunu ödemek için çalışmaya devam etmiştir. Bay Öztürk borcunu
iki taksit olarak geri ödemiştir: 5.000 TL’yi (2.000 Avro) 22 Mart 2011
tarihinde ve geri kalan 6.000 TL’yi de 5 Eylül 2011 tarihinde geri
ödemiştir. Buna istinaden Fenerbahçe, bir Gençlerbirliği oyuncusuna
yapılan yegâne ödemelerin, arkadaşlar arasındaki bir borcun ödenmesi
olduğunu, Temyiz Edilen Karar’da belirtildiği gibi şike için bir ödeme
olmadığını ileri sürmektedir. Ayrıca Fenerbahçe bir Süper Lig oyuncusuna
4.200 Avro tutarında bir ödeme yapmanın, bir şike belirtisi olarak kabul
edilemeyeceğini iddia etmektedir. CAS nezdinden gerçekleşen duruşmada
Fenerbahçe, Bay Kulbilge’nin 16 Ağır Ceza Mahkemesi tarafından şike
nedeniyle mahkûm edilmediğini de ifade etmiştir.
309) Son olarak Fenerbahçe, Gençlerbirliği kaptanı Bay Orhan Şam’ın
tanık ifadesine atıfta bulunmaktadır. Bay Şam, oyuncuların hiçbirinde
şikeyle ilgili bir şey duymadığını ifade etmiştir.
310) UEFA, TFF Etik Kurulu tarafından varılan sonuçları, TFF’nin birinci
derece ve temyizdeki disiplin kararlarını, ve İstanbul 16. Ağır Ceza
Mahkeme’sinin kararını takip etmektedir.
311) İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin vardığı sonuçlarla ilgili olarak
UEFA, mahkemenin şikenin olmadığı sonucuna varmadığını ifade
etmektedir. Mahkeme, bir şike teşebbüsünün olduğunu, ama bu
eylemlerin bu hareketi suç kabul eden Yasanın yürürlüğe girmesinden
önce gerçekleştiği sonucuna varmıştır.
78
312) UEFA bu maçla ilgili olarak olguları aşağıdaki şekilde sunmaktadır:
“Aziz Yıldırım İlhan Ekşioğlu’na ve menajer Mehmet Şen’e, Gençlerbirliği
Spor Kulübü yöneticilerinin oyuncularına kötü oynama emri verdirmeleri
için talimat verdi.
1 Mart 2011 tarihinde İlhan Yüksel Ekşioğlu menajer Doğan Ercan ile
buluştu. Bu buluşmada Doğan Ercan ona, şike yapmaları için
Gençlerbirliği’nden belirli oyuncularla anlaştığını söyledi. Ertesi gün 2 Mart
2011’de İlhan Yüksel Ekşioğlu şikeyi Aziz Yıldırım’a bildirdi. 5 Mart 2011’de
İlhan Yüksel Ekşioğlu maçtan sonra oyunculara dağıtılacak olan parayı
Doğan Ercan’a verdi. Doğan Ercan da Gençlerbirliği kulüp menajeri olan
Zafer Önder ile temasa geçti.
Ayrıca Mehmet Şen maçın sonucunu etkileme faaliyetlerine devam etti.
İlhan Yüksel Ekşioğlu’nu, Gençlerbirliği’nin takım hakkında bilgilendirdi.
Dahası, Gençlerbirliği yardımcı koçu Cengiz Demirel ve (Gençlerbirliği
kulübünün menajeri olan) Zafer Önder İpek aracılığıyla Gençlerbirliği’nin
kalecisi olan Serdar Kulbilge iletişime geçti ve onunla Fenerbahçe lehine
anlaşma yaptı. Aynı zamanda müsabakadan önce kaleci Serdar Kulbilge’ye
sezonun sonunda onu Fenerbahçe’ye transfer etmeyi vaat ettiler.
7.3.2011 günü saat 20.00’de Gençlerbirliği – Fenerbahçe maçı başladı;
maçın ilk yarısı 2-2 berabere bitti; daha sonra İlhan Yüksel Ekşioğlu Doğan
Ercan’ı aradı ve oyuncuların beklendiğinden daha iyi olduğunu söyledi ve
onu uyardı. Maçın sonucu Gençlerbirliği: 2 – Fenerbahçe: 4 idi.
Gençlerbirliği kalecisi Serdar Kulbilge bu maçta kaleciydi. Ama maçtan
sonra Aziz Yıldırım 100.000 doların iade edilmesini istedi çünkü
Gençlerbirliği oyuncuları iyi oynamıştı.
16 Mart 2011’de Cengiz Demirel ve İlhan Yüksel Ekşioğlu, oyuncuların
maçtaki iyi performanslarıyla ilgili sorunu çözmek için bir araya geldiler.
Cengiz Demirel bir ödeme yapılmamasını kabul etti ve yalnızda kaleci
Serdar Kulbilge’ye ödeme yapılmasında anlaştılar. Para, Fenerbahçe’nin
kaleci koçu Murat Öztürk aracılığıyla Serdar Kulbilge’ye aktarıldı.
(ii) Kurul’un bulguları
313) Kurul, yukarıda anlatılanları göz önünde bulundurarak, Gençlerbirliği
ile Fenerbahçe arasındaki maçta Fenerbahçe yetkilileri tarafından şike
yapılmasıyla ilgili olarak UEFA’nın temin ettiği belirli delillere
odaklanacaktır.
314) Kurul, Bay Ekşioğlu’nun Fenerbahçe’den para aldığına, ve Bay
Kulbilge’nin de Bay Öztürk’ten para aldığına Fenerbahçe’nin itiraz
etmediğine dikkat çekmektedir. Bununla birlikte Fenerbahçe, UEFA’nın bu
ödemelerin şikeyle ilgili olduğu açıklamasına itiraz etmekte ve bu
79
ödemelerin Bay Ekşioğlu’nun kişisel borcu / inşaat projesi ve Bay
Kulbilge’nin de kişisel borcu ile ilgili olduğunu ileri sürmektedir.
315) Kurul, UEFA’nın kuramıyla ilgili olarak, UEFA’nın dayandığı bazı
telefon dinlemelerini yeniden ifade etmenin ve bunlardan çıkarılan
sonuçların değerlendirilmesinin önemli olduğu görüşündedir.
316) Aşağıdaki telefon dinlemesi, Bay Ercan ile Bay Ekşioğlu arasında 25
Şubat 2011 günü 18.04’te yapılan görüşmeye aittir:
Doğan Ercan: İyiyim bende ne yapayım Wow oteldeydim kamptalar ya
sizin ... konuştum onlarla,…ondan sonra öbürünün üç kartı var anladın mı
kart görürse konuşmaya hiç gerek yok doğru değil mi abi
İlhan Yüksel Ekşioğlu: E görmesin bence.
317) Kurul, bu telefon görüşmesi yapıldığı sırada Bay Kulbilge’nin üç sarı
kartının olduğuna ve Türkiye Süper Ligi’nde bir oyuncu bir sezonda dört
sarı kart aldığında otomatik olarak bir maç oynamama cezası aldığına
itiraz edilmediğine dikkati çekmek istemektedir. Ayrıca Gençlerbirliği’nin
26 Şubat 2011’de, yani yukarıda bahsi geçen telefon konuşmasından bir
gün sonra, Ankaragücü’yle oynayacağına da itiraz edilmediğini
görmektedir.
318) Bu olgusal koşullardan ve aşağıda yer alan telefon dinlemelerini de
göz önünde bulunduran Kurul, Bay Ercan’ın ve Bay Ekşioğlu’nun Bay
Kulbilge hakkında konuştuğu ve 26 Şubat 2011’de oynanması planlanan
Gençlerbirliği – Ankaragücü maçında bir kart görmesi ihtimaline karşı Bay
Kulbilge ile konuşmayı gerekli görmedikleri sonucuna varmıştır.
319) Aşağıda yer alan telefon dinlemesi, 26 Şubat 2011 tarihinde saat
16:37’de Bay Ercan ile Bay Ekşioğlu arasında yapılan görüşmeye aittir:
Doğan Ercan: "Maç bitti 4-2",
İlhan Yüksel Ekşioğlu: "Tamam sarı kart sarı var mı sarı"
Doğan Ercan: "Yok yok"
İlhan Yüksel Ekşioğlu: "Ha iyi"
320) Duruşma sırasında Bay Ekşioğlu, eğer bir sarı kart daha görürse Bay
Kulbilge ile görüşmek için hiçbir neden kalmayacağını zira Fenerbahçe
karşısında oynayamayacağını teyit etmiştir. Trabzonspor’un Gençlerbirliği
oyuncularına ödeme yapmaya kalkışacağı dedikoduları vardı. Baş Ekşioğlu
Bay Kulbilge’nin Fenerbahçe karşısında oynamasından mutlu olduğunu zira
eğer Bay Kulbilge Trabzonspor’dan böyle bir teklif alırsa, bunu
80
Gençlerbirliği Başkanına bunu bildireceğini ifade etmiştir. Gençlerbirliği’nin
ikinci kalecisinin oynamayacak olmasından mutlu olduğunu ifade etmiştir.
321) Kurul, bu telefon görüşmesinin 26 Şubat 2011 günü saat 14:00’te
başlayan Gençlerbirliği ile Ankaragücü maçın sonundan sonra yapıldığı ve
sarı kartlardan, bu kişilerin Bay Kulbilge ile ilgili önceki konuşmalarından
dolayı bahsedildiği konusunda rahat bir şekilde tatmin (ikna) olmuş
durumdadır. Kurul Bay Ekşioğlu’nun, Bay Kulbilge’nin 7 Mart 2011 günü
Fenerbahçe karşısında oynayabilecek olmasından mutlu olmasını son
derece şüpheli bulmuştur. Normalde Fenerbahçe’den, rakibinin birinci
kalecisinin oynamayacak olmasından memnun olması gerekirdi. Kurul, Bay
Ekşioğlu’nun bu konuda ileri sürdüğü kuramdan ikna olmamıştır ve
UEFA’nın ileri sürdüğü kuramı doğru bulmaktadır.
322) Aşağıda yer alan telefon dinlemesi, 28 Şubat 2011 tarihinde saat
10:7’de Bay Ekşioğlu ile Bay Yelkovan arasında yapılan görüşmeye aittir:
İlhan Yüksel Ekşioğlu: "E ne yapacağız var mı bir gelişme?,...dediğim bir
konu vardı ya,..yani nedir var mı bir gelişme? bir konu... bir şey.. dün beni
aradı da benimle işin var mı dedi yok dedim seninle işim o herhalde bugün
gidiyor.."
Tamer Yelkovan: "E borcumuz ne kadardı ki?"
İlhan Yüksel Ekşioğlu: "Ya şimdi bir benim bi 250 alıp gitmem lazım
şeye.."
Tamer Yelkovan: "Hı bi 250 biz ödedik ama değil mi o başka?"
İlhan Yüksel Ekşioğlu: "Geçmişleri temizleyerek geliyoruz yani,...ha bir bak
şeyin de haberi var ha bu anladın değil mi hangisi,...,konuşuruz"
323) duruşma sırasında Bay Ekşioğlu 250 bin doların, Fenerbahçe’nin bir
inşaat projesiyle ilgili olduğunu ifade etmiştir. Bay Ekşioğlu,
Fenerbahçe’nin bütün inşaat projelerinden sorumlu olduğu, bunların
arasında, Fenerbahçe’nin futbolla ilgili olmayan diğer Olimpik branşlarının
da dahil olduğu iddia edilmektedir.
324) Kurul, Bay Ekşioğlu tarafından ortaya atılan kuramın pek olası
olmadığı düşüncesindedir. Bay Ekşioğlu’nun o sırada gerçekten de
Fenerbahçe’nin bir inşaat projesi üzerinde çalıştığına ve bu proje için 250
dolara ihtiyaç duyduğuna dair herhangi bir delil sunulmamıştır. Bay
Ekşioğlu’nun kuramını destekleyecek başka delil bulunmadığından dolayı
Kurul, gerçekten yaşananların bu olduğuna ikna olmuş değildir zira eğer
bu tür belgeler var olsaydı, bunları Kurul’a sunmak son derece kolay
olurdu.
81
325) Aşağıda yer alan telefon dinlemesi, 28 Şubat 2011 günü saat
13:08’de Bay Aziz Yıldırım ile Bay Ekşioğlu arasında yapılan görüşmeye
aittir:
AZİZ YILDIRIM : "Ben gidiyorum havaalanına,.. yarın akşam dönüyorum
yani hallet ha aman ha çok önemli.."
İLHAN : "Şeyi aradım da isterseniz bir siz konuşabilir misiniz hani size bir
şey demiştim ya,...Tamer Beyle,...dedim ya bir bir kısım götürmem
lazım.."
AZİZ YILDIRIM : "Tamam olur söyleyeyim.."
İLHAN : "Onu ben sabah hatırlattım ama sizden habersiz o birşey
yapmaz."
326) duruşma sırasında Bay Ekşioğlu, bu konuşmanın bu bölümünün,
sakatlanmış bir oyuncu ile ilgili olduğunu ve bu kişinin Gençlerbirliği
karşısında oynamasının son derece önemli olduğu konusunda tanıklık
yapmıştır. Konuşmanın ikinci bölümü, Bay Ekşioğlu’nun Bay Yelkovan’dan
alacağı parayla ilgilidir.
327) Kurul, bu konuşmanın iki ayrı konuya bölünebileceği konusunda ikna
olmuş değildir. Gerçekten de Bay Yelkovan’dan para alınması, son derece
önemli bir ziyaret ile ilgili görünmektedir.
328) 28.02.2011 günü saat:13.09’de Bay Aziz Yıldırım’ın Bay Tamer
Yelkovan’ı aradığı görüşme;
Aziz Yıldırım: “İLHAN senden bir şey isteyecek,…seni arayacak seninle
konuşmuş her halde ,…O BİR SEYAHATE GİDECEK TAMAM MI,…BİR
KONUŞ ONUNLA NE KADARSA BİR HALLETMEYE ÇALIŞ”,
Tamer Yelkovan: “Tamam başkanım,…Semih beyde sizinle konuşacaktı
ama,…aynı öbürleri gibi bu sefer %100 demiş ama,…ben okey almadan hiç
bir şey yapmayacağım demiş”
Aziz: “Zaten verdik geri almadık galiba değil mi,…ŞEY %100’SE VERSİN
GEREĞİNİ YAPSIN.”
329) 28.02.2011 günü saat:13.38’de Bay Yelkovan ile Bay Ekşioğlu
arasındaki görüşmenin telefon kaydı:
TAMER YELKOVAN: “Patron siz bu futbolcu vergileri için 250 lira mı
istediniz ne istediniz”,
82
İLHAN YÜKSEL EKŞİOĞLU: “Evet evet şey,…şöyle acil akşam ben
gidiyorum onu alıp gitmem lazım,…hı lira değil şey Amerika,…sen ne
yapabilecek misin bir şey”
TAMER YELKOVAN: “Ya işte ben 150’sini buldum da şimdi 100 arıyorum”
330) duruşma sırasında Bay Ekşioğlu, bu konuşmanın vergiyle ilgili
olmadığını söylemiş, Bay Yelkovan’ın futbolcuların primlerinden
bahsettiğini anlaması için vergiden bahsettiğini ifade etmiştir. Ayrıca Bay
Ekşioğlu “alıp gitmek” ile kastettiği şeyin, İki İsveçli oyuncunun yetki
belgeleri olduğunu söylemiştir. Bunlar Bay Yelkovan’ın Bay Ekşioğlu’na
vermesi gerektiği iddia edilen şeylerdir.
331) Her ne kadar Bay Ekşioğlu ve Bay Yelkovan tarafından teyit edilmiş
olsalar da Kurul, Bay Ekşioğlu ile Bay Yelkovan arasında 28 Şubat 2011
günü saat 10.07’de gerçekleşen konuşmada atıfta bulunduğu 250 bin USD
olduğu anlaşılan meblağın bir inşaat projesiyle ilgili olmasını ve aynı gün
saat 13.38’de aynı kişiler arasında gerçekleşen konuşmanın da
futbolcuların primleriyle veya vergilerle ilgili olmasını pek muhtemel
görmemektedir. Kurul, Bay Ekşioğlu ile Bay Yelkovan’ın ifadeleri ve
Fenerbahçe tarafından sunulan argümanlar arasında bazı tutarsızlıklar
bulunduğunu gözlemlemektedir. Bay Ekşioğlu’nun ve Bay Yelkovan’ın
neden iki farklı konu hakkında konuştuğu ile ilgili olarak Fenerbahçe’nin
inanılır ve tutarlı bir açıklama yapmamış olması neticesinde (her iki konu
da o kadar kısa bir süre içerisinde 250 bin USD ödenmesiyle ilgiliyken)
Kurul, ileri sürülen açıklamanın oldukça ihtimal dışı olduğu sonucuna
varmıştır.
332) Fenerbahçe, yukarıdaki konuşmadan bu paranın, oyuncuların
vergilerinin ödenmesinde kullanılacağının ve Bay Ekşioğlu’nun da bir
yolculuk sırasında bu işi halledeceğinin anlaşıldığını ileri sürmektedir. Bu
konuşmalardan, Bay Yelkovan’ın, talep edilen meblağı Bay Ekşioğlu’na
vermek için Aziz Yıldırım’dan yetki almasının gerektiğinin de anlaşıldığı ileri
sürülmektedir.
333) Kurul, bu paranın gerçekten de oyuncu vergilerinin veya futbolcuların
primlerinin ödenmesi için kullanıldığından ciddi şekilde şüphe duymaktadır
zira oyuncu vergileri normalde USD olarak değil Türk Lirası olarak ödenir.
Kurul, Bay Ekşioğlu futbolcuların aslında primlerinden bahsederken
vergilere atıfta bulunulmasını da son derece garip bulmuştur. Para oyuncu
vergileriyle ilgili olduğu ölçüde Kurul, Bay Ekşioğlunun bunu “alıp
gitmesi”nin gerekmesinin özellikle garip olduğu sonucuna varmıştır. Eğer
bu para gerçekten de oyuncuların vergileriyle ilgili olsaydı, parayı alması
gerekmezdi, zira paranın bankadan havale edilmesi yeterli olurdu.
334) 2 Mart2011 günü saat:15.55’te Bay Aziz Yıldırım ile Bay Ekşioğlu
arasında gerçekleşen görüşmenin telefon kaydı:
83
İlhan Yüksel Ekşioğlu: "Karşıdaydım dönüyorum.."
Aziz Yıldırım: "Sabah konuşalım da o herif gelecek, o gelmeden ben
seninle bir konuşayım yani,...nedir vaziyet?"
İlhan Yüksel Ekşioğlu: "Vaziyet gayet iyi,...Üç tarlayı da sürdük
yani,...Yağmur da yağar her şey ekinler çıkar yani..”
Aziz: “Yalnız bunlar, tabi Trabzon çok şey oldu çok panikteler bugün o
Süleyman ile konuştum sesi, sesi şey gibi ölü evi gibi tamam,…dedim sana
ne oldu…9 puan öndeyken rahattınız… bir de hiç cevap vermiyoruz ya
ondan da rahatsızlar tabi.”
İlhan: “Şu an çok iyi başkanım şu an …gayet iyi.”
335) UEFA bu tarlaların sürülmesine yapılan atfın şike aşamalarına
yapıldığını düşünmektedir; oyuncuları etkilemek için teşebbüste
bulunulmuştur ve geriye bu teşebbüsün sonuç verip vermeyeceğini
görmek kalmıştır. Herhangi bir meşru konu olsaydı, bunun şifreli bir
şekilde konuşulması gerekmezdi.
336) Kurul, Polis Raporu’nda tarlaların sürülmesinin Türkiye Süper Ligi’nin
24. Haftasında Fenerbahçe ile birlikte ligin en üst sıralarında bulunan
Kayserispor, Bursaspor ve Trabzonspor maçlarının etkilenmesine atıf
olduğu sonucuna varıldığını gözlemlemektedir.
337) Durum bu olmakla birlikte, “Üç tarlayı da sürdük” ifadesinin
Gençlerbirliği ile Fenerbahçe arasındaki maçta şike yapmaya mı yoksa
Fenerbahçe’nin rakipleri arasındaki maçlarda şike yapma teşebbüsüne mi
atıfta bulunduğu Kurul için açık değildir. Bununla birlikte Kurul, “tarlaları
sürmenin” şifreli bir konuşma olduğunu ve yasadışı bir davranışa atıfta
bulunduğu sonucuna varmakta hiç şüphe duymamaktadır. Kurul UEFA’nın,
eğer tartışılan konu meşru olsaydı, şifreli konuşmak yerine konunun ne
olduğu açıklanırdı şeklindeki görüşüne katılmaktadır. Kurul bu
konuşmanın, yukarıdaki bulgularla birlikte, Bay İlhan Yüksel Ekşioğlu’nun,
Bay Aziz Yıldırım’ın bilgisi dahilinde muhtemel yasadışı işlere karıştığının
açık bir belirtisi olduğunu tespit etmekte hiç şüphe duymamaktadır.
338) 2 Mart2011 günü saat:18.15’te Bay Ercan ile Bay Ekşioğlu arasında
gerçekleşen görüşmenin telefon kaydı:
İLHAN YÜKSEL EKŞİOĞLU: "Şimdi bu sen tamam değil mi? Bana
söylemiştin şeyleri.. Murat..?.."
DOĞAN ERCAN: "Hurşit, oynarsa Serkan.."
İLHAN YÜKSEL EKŞİOĞLU: "Serkan, Mehmet.."
84
DOĞAN ERCAN: "Mehmet Akgün.."
İLHAN YÜKSEL EKŞİOĞLU: "He.. Hurşit.."
DOĞAN ERCAN: "Ama belki onu oynatmaz Orhan'ı oynatıyor ya"
İLHAN YÜKSEL EKŞİOĞLU: "Hurşit, Harpuzi, Aykut tamam."
DOĞAN ERCAN: "Jedinak da oynarsa Jedinak’la da konuşuruz tamam
mı?..Yarın ben geliyorum değil mi abi?"
İLHAN YÜKSEL EKŞİOĞLU: "Gel gel.. Ben bunlarla konuştum diyeceğim ha
haberin olsun tamam diyeceğim"
DOĞAN ERCAN: "Konuştun zaten abi neyi yalan söylüyoruz ki girdiğimiz işi
şey yapıyoruz... Golkeeper (Kaleci) ile daha konuşmadım haberin
olsun,..git konuş dersen cumartesi gider konuşurum...”,"
339) Kurul, bu konuşmada bahsi geçen bütün oyuncu isimlerinin
Gençlerbirliği oyuncuları olduğunu gözlemlemektedir. Bu konuşma Bay
Hurşit Meriç, Bay Serkan Çalik, Bay Mehmet Akgün, Bay Orhan Şam, Bay
Labino Harbuzi, Bay Aykut Demir ve Bay Michael Jedinak ile ilgilidir. Kurul,
Bay Ercan’ın, eğer Bay Ekşioğlu isterse Gençlerbirliği’nin kalecisiyle
konuşacağını anlamaktadır. Kurul, Bay Ercan’ın yalnızca Fenerbahçe
karşısında oynayacak oyuncularla konuşacak olmasını (“Jedinak da
oynarsa Jedinak’la da konuşuruz tamam mı?”) ve Bay Ekşioğlu’nun bu
konuda bilgilendirilmesini ilginç bulmaktadır. Kurul, bunu Bay Ercan’ın
konuşmak için bazı Gençlerbirliği oyuncularına yaklaştığının bir belirtisi
olarak görmektedir.
340) 5 Mart 2011 günü saat:19.39’te Gençlerbirliği Genel Menajeri Zafer
Önder İpek ile Bay Ercan arasında gerçekleşen görüşmenin telefon kaydı:
Zafer Önder İpek: “Doğan, 100 Avro artı KDV diyorlar”
Doğan Ercan: O zaman saklarım yarın gidiyorum .. başkanla olan
toplantıyı sen hallet, çok önemli, evet belgelerle gidiyorum, anlarsın”
341) Duruşma sırasında Fenerbahçe, bu konuşmanın kişiler parayla ilgili
konuştuğu için UEFA’nın dilekçesine konduğunu ileri sürmüştür. Her ne
kadar UEFA, bu paranın şike ile ilgili olduğu izlenimini yarattıysa da
Fenerbahçe bunun bir otelin ve kahvaltının fiyatıyla ilgili olduğunu iddia
etmiştir. Bu durum 100 Avro artı KDV’ye atıf yapılmasını açıklamaktadır.
342) Kurul bu konuda Fenerbahçe ile aynı fikirdedir. Her ne kadar 100
Avro artı KDV’nin bir otel için harcandığına dair hiçbir delil sunulmamışsa
da, Kurul bunun inanılır bir açıklama olduğu düşüncesindedir. Kurul bu
sonuca varırken, geri kalan telefon dinlemelerinde 100 bin Avro değil 100
85
bin USD tutarına atıfta bulunduğunu göz önünde bulundurmuştur. Sonuç
olarak Kurul bu telefon dinlemesini UEFA tarafından sağlanan delillerden
çıkaracaktır.
343) 6 Mart 2011 günü saat:19.59’da Bay Ekşioğlu ile Bay Ercan arasında
gerçekleşen görüşmenin telefon kaydı:
İlhan Ekşioğlu: “Bugün işini hallettin mi?”
Doğan:“Konuştum herşey iyiydi ya antremanı falan seyrettim,..gelince
konuşuruz.”
344) Aşağıda yer alan telefon kaydı 6 Mart 2011 günü saat:22.17’de Bay
Ekşioğlu ile Bay Ercan arasında gerçekleşen görüşmeye aittir:
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “Ya şimdi ben şöyle diyeyim sana, sen bana şey de
tamam mı bütün konuştuklarım bana söylediklerin”
Doğan Ercan: “E o konuştuklarım tamam da yarın belli olacak şekil şemal”
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “Sabahleyin gel sen bana”
Doğan Ercan: “18 tane arkadaş belli de yani kimin hangi arkadaş,…ya sen
beni ara dersen şey gel dersen gelirim yani anladın mı?”
345) Kurul bu konuşmalardan Bay Ercan’ın oyuncularla konuşma
nedeninin gerçekleştiğini, ama işin “yarın” kesinleşeceğini anlamaktadır.
Bu nedenle Kurul, oyuncuları yasadışı davranışa dahil etme girişiminin
başarılı olduğunu anlamaktadır.
346) 7 Mart 2011 günü Fenerbahçe Gençlerbirliği ile maç oynamıştır.
Maçın ilk yarısında Fenerbahçe iki gol atmış, bunu müteakip Gençlerbirliği
de iki gol atmayı başarmıştır. İlk yarı bittiğinde skor 2-2’dir.
347) 7 Mart 2011 günü saat:17.36’da Doğan adlı bir şahıs ile Bay Yıldırım
arasında gerçekleşen görüşmenin telefon kaydı:
Şahıs (Doğan):“Başkanım dün akşam şey olduk,…mort olduk.”
Aziz Yıldırım: “Bir şey olmaz.”
Şahıs (Doğan): “Hiç tereddütün bile olmasın diyor,…tamamı için diyor ben
yani düşünüyorum ama bu gece için hiç tereddütün bile olmasın diyor”.
348) Duruşma sırasında Fenerbahçe bu kişinin bay Doğan Ercan
olmadığını, bir koordinatör olduğunu iddia etmiştir. Fenerbahçe’nin itirazını
ve UEFA’nın bu kişinin gerçekten Bay Doğan Ercan olduğu konusunda
86
emin olmaması göz önünde bulunduran Kurul, bu telefon dinlemesinin
UEFA tarafından sunulan delillerden çıkarılmasını doğru bulmuştur.
349) Aşağıda yer alan telefon dinlemesi Bay Ekşioğlu ile Bay Ekşioğlu
adına bay Kulbilge ile görüştüğü iddia edilen aracı Bay Şen arasında 7
mart 2011 günü 21.01’de gerçekleşmiştir :
İlhan Yüksel Ekşioğlu:“Ya arasana şu şeyi”,
Mehmet Şen: “Aradım ya aradım abi ya ben böyle bir şey görmedim ama
böyle bir televizyonda seyretseniz inanılmaz ya ayıp ya 2-0 dan sonra
durup durup 2 tane gol yedik ya,…Aradım aradım abi inan bana yani bir
şey söyleyeceğim de ayaklarını uzatmıyor ya o dediğim isimler 2 tanesi 3
tanesi,…Aradım aradım abi senden evvel ama aramaz mıyım ya aramaz
mıyım ya”,
350) Aşağıdaki kısa mesaj 7 Mart 2011 günü saat 21.13’te Bay Ekşioğlu
tarafından Bay Ercan’a gönderilmiştir:
“??”
351) UEFA, bu telefon dinlemesinden, Bay Şen’den bir maçın ortasında,
verilen rüşvetlere göre hareket edilmesini sağlama amacı dışında birisini
araması için bir nedenin bulunmadığı sonucuna varılması gerektiğini iddia
etmektedir. Benzer bir şekilde Bay Ekşioğlu’nun, neden rüşvete göre
hareket edilmediğini sormak dışında, Bay Ercan’a şaşkınlığını böyle bir kısa
mesajla göndermesi için başka bir amaç olamaz.
352) Kurul, bu telefon dinlemesiyle ilgili yorumları hakkında biraz
dikkatlidir. Her ne kadar telefon dinlemesi, Bay Ekşioğlu ile Fenerbahçe
oyuncusu arasındaki konuşmanın konusuyla ilgili olarak ciddi şüpheler
uyandırsa da, Kurul, bu telefon dinlemesinin içeriğinin, bu konuşmadan
herhangi bir sonuç çıkarmaya yetecek kadar net olmadığını
düşünmektedir. Bununla birlikte Kurul, bu kısa mesajın Bay Ekşioğlu’nun
maç sırasında birşey olmasını beklediğini ama bunun açıkça olmadığını
gösterdiğini düşünmektedir. Kurul, yukarıdakilerden çıkarılabilecek en
mantıklı sonucun, Bay Ekşioğlu’nun, Fenerbahçe’nin kazanabilmesi için
Gençlerbirliği oyuncularının kötü oynamasını umması olduğunu
düşüncesindedir.
353) Aşağıda yer alan telefon kaydı 8 Mart 2011 günü saat:11.29’da Bay
Ekşioğlu ile Bay Ercan arasında gerçekleşen görüşmeye aittir:
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “Ha, dur iyi oldu orada kaldığın”,
Doğan Ercan:“İlhan abi ben geliyorum abi ben artık kimsenin, kimseyle de
konuşamam sen orada bana bir sürü laf söylüyorsun abi sanki ben ne
ben,… Seni istemiyorum abi ben çocuklara da dedim anladın mı,…kusura
87
bakmayın ben yalancıyım dedim anladın mı ben öğleden sonra geleceğim
abi akşama doğru anladın mı ben şeyi teslim edeceğim ben.”
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “Onun kulüple bir alakası yok yani şimdi zaten
Ankara’ya ben para gönderiyordum bizim şirkete gelsinler onu senden
alsınlar sen neredesin şu an”,
Doğan Ercan: “Yok ben sana zaten şimdi öğlen yollayacağım bizim orada
çocuklar vardı ya onlar gece otobüste şey yaptı döndü o benim yanımdaki
adama verdim zaten senin şirkette tarif ettim sana getirecekler yani
anladın mı ben o şeyden kurtulayım”,
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “Ben birşey demedim sen bana eğer bu iş oldu
diyorsan bende olmadı diyorum eğer üstüne gelirsen e tabi ben seninle
tartışacağım sen diyeceksin ki abi pardon olmadı bu iş bu sefer olmadı,…
Hiçbiri olmadı bir, ikincisi ben sana dedim ki geçen hafta bu işle senle
beniz kimseye bu işe söylemeyeceksin sen gidiyorsun benim lafımdan
sonra Ali Yıldırım’a mesaj atıyorsun ya”
354) Kurul Bay Ercan’ın ve Bay Ekşioğlu’nun arasında bir tür ihtilaf
olduğunu ve Bay Ercan’ın bir başka kişi aracılığıyla Bay Ekşioğlu’nun
şirketine bir şey teslim edeceği sonucuna varmıştır.
355) Aşağıda yer alan telefon kaydı 8 Mart 2011 günü saat:11.32’da Bay
Ekşioğlu ile Bay Köntek arasında gerçekleşen görüşmeye aittir:
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “Şimdi saat 2 gibi sana birisi gelecek Doğan beyden
geldiğini söyleyecek,…bi para getirecek,…ona 100 bin dolar getirecek bakın
iyice tamam mı.”
356) Kurul, yukarıda yer alan telefon dizilerinden, Bay Ekşioğlu ile Bay
Ercan arasında tartışılan “şey”in 100 bin USD olduğunu ve Bay Ercan’ın
temsilcisinin bu meblağı 8 Mart 2011’de Bay Köntek’e temsil edeceğini
anlamaktadır.
357) Aşağıda yer alan telefon kaydı 8 Mart 2011 günü saat:11.39’da Bay
Ekşioğlu ile rolü taraflarca netleştirilmeyen Bay Yaşar arasında gerçekleşen
görüşmeye aittir:
İlhan Ekşioğlu :“ ... bir 100 verdim buna tamam mı,…abi sen o tuvalette
yaptığımız konuşmayı biliyorsun şimdi sabahtan beri telefon açıyorum ona
kapalı telefonu hani getir ver diyeceğim,… e sen dedi bana dedi
bağırıyorsun dedi fırça atarım dedim tabi sen bana orada diyeceksin ki
İlhan abi çok özür dilerim bu sefer olmadı özür dilerim bunlar hayvan
bilmem ne işçiler projeye uymadılar bilmem ne betonlar yanlış döküldü
böyle diyeceksin,…ben şimdi senden aldım dedim ha yok yok dedi
otobüste dedi şey gitti ben gönder meğerse bu şerefsiz burada tutmuş hiç
gitmemiş o şey para şeye”,
88
Faruk Yaşar:“He hiç şantiyeye getirememiş parayı yani”,
İlhan Yüksel Ekşioğlu:“Abi demiş benim verilmiş sözüm var ... işte bilmem
ne tabi Ali benden saklar mı mesajı gönderdi bana ulan şerefsiz dedim
Aliyi niye karıştırıyorsun bu işlere”,
Faruk Yaşar: “Öbür sonraki şantiyede de işimiz olmayacak mı”,
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “Bununla olmaz ben onu direk yapacağım hiç buna
ihtiyacım yok,…tabi tabi ben o temeldeki işçi var ya hani en temeldeki” “en
temele bakan onunla halledeceğim onu”,
358) Bu telefon dinlemesi ile ilgili olarak UEFA, maçtan sonra gerçekleşen
konuşmalara yapılan atfın, Bay Ekşioğlu’nun maç sırasında olanlardan
şikayet ettiğini açıkça ortaya koyduğunu ileri sürmektedir. Aracı Bay
Ercan’a atıfta bulunması, ona “çok özür dilerim bu sefer olmadı”, “bunlar
hayvan bilmem ne işçiler projeye uymadılar bilmem ne betonlar yanlış
döküldü” demesi, oyuncuların rüşvete göre hareket etmemelerine bir atıftı.
Bay Yaşar’ın ilk sorusu, aracının rüşveti verip vermediğiydi. İkinci sorusu
ise başka bir maçla ilgiliydi.
359) Kurul yukarıda yer alan bilgilerden, UEFA tarafından ileri sürülen
kurama göre, Bay Ekşioğlu’nun önce “kendisine verilen yüzü” verdiği
(Kurul bunun Bay Ercan’a yapılan 100 bin USD’lik ödeme olarak
anlamaktadır) sonucuna varmaktadır. Bu paranın Bay Ercan’a verilmesinin
amaçlanmadığı, Bay Ercan tarafından “şantiye”ye teslim edilmesinin
gerektiği açıktır.
360) Kurul daha önceki telefon dinlemelerine de dayanarak, bu “şantiye”
ifadesinin, Bay Ercan’ın Bay Ekşioğlu adına yaklaştığı oyunculara bir atıf
olduğu ve bu ödemenin de, Gençlerbirliği ile Fenerbahçe arasındaki maçta
şike yapma anlaşması uyarınca yapıldığı konusunda rahat bir biçimde
tatmin olmuş durumdadır. Böylelikle, Kurul, paranın, Fenerbahçe’yle olan
maçta şike yapmaları için Gençlerbirliği oyuncularına transfer edildiği
sonucuna varmıştır.
361) Aşağıda yer alan telefon kaydı 8 Mart 2011 günü saat:12.20’de, bir
aracı ve Bay Yıldırım’ın bireysel savunmasına göre Fenerbahçe kongre
üyesi olan Bay Kıratlı ile Bay Ekşioğlu arasında gerçekleşen görüşmeye
aittir:
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “Dedim ayıp deki İlhan abi olmadı özür dilerim bu
sefer olmadı geç git,…eğer bu telefondan sonra hala ikna olmadıysan
dedim Altunizade’ye gideceksin dedim derdini ona anlatacaksın ama hiç
tavsiye etmem dedim”
89
Ali Kıratlı : “Bunlar eskide kalan şeyler işte hani eskide olmuş ya hep böyle
bunlar”
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “Ali neler verirmiş biliyor musun şantiyelere neler
verirmiş bir birler 700’ler 900’ler ya”,
Ali Kıratlı: “Gençlerbirliği oyuncuları ne açıklama yapmış öyle ya biz
Trabzon için oynadık olmadı”
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “Ya daha iyi abi boşver..”,
362) Aşağıda yer alan telefon kaydı 8 Mart 2011 günü saat:12.57’de Bay
Kıratlı ile Bay Ercan arasında gerçekleşen görüşmeye aittir:
Doğan : “İlhan abi de akşam artist artist konuşuyor…yırttı bana ne abi ben
takımın başkanı mıyım ya,…Allah Allah mücadele ediyorlarmış ta bilmem,
etmeyecek mi Ali abi maç mı satsın adamlar ya. Ali abi Fenerbahçe’ye
karşı kimse oynamayacak mı o zaman çıkmasınlar sahaya,… 4-2 yenmişler
hala artistlik yapıyor ya Ali abi ya’’
363) Kurul, yukarıdaki konuşmada “maçların satılması”na atıfta
bulunulmasının son derece önemli olduğu düşüncesindedir. Her ne kadar
konuşmanın bağlamı Kurul açısından çok net olmasa da, konuşmaya
katılan kişilerin şifreli konuşuyor olması ve konuşmaların yasadışı
eylemlerle ilgili olması ışığında Kurul, maçların satılmasından
bahsedilmesinin, tartışılan yasadışı eylemin türünü açıkladığı
düşüncesindedir. UEFA’nın, telefon dinlemelerinin bağlamı ile ilgili genel
analizi Kurul’a göre son derece akla yakındır ve Kurul gerçekten de
yaşananların bunlar olduğu konusunda rahat bir biçimde tatmin olmuş
durumdadır.
364) Aşağıda yer alan telefon kaydı 15 Mart 2011 günü saat:15.36’de
Gençlerbirliği yardımcı koçu Bay Demirel ile Gençlerbirliği menajeri Bay
İpek arasında gerçekleşen görüşmeye aittir:
Cengiz Demirel: “Şimdi burdaki kameralara da baktım da ben,…biz
oturunca bi tane adam geliyor oturuyor çaprazımıza elinde bir şeyler var
oynuyor işte öne doğru koyuyor düzeltiyor sanki bi kamera varmış
gibi…sonra biz kalkıyoruz gidiyoruz özel odaya sonra, yarım saat sonra
yani bizden yarım saat sonra adam dışarı çıkıyor iki kişiyle buluşuyor aynı
adam”
Zafer Önder İpek: “Şeyleri aynı mı, araç gözüküyor mu,…tesadüf bir şey
gibi geliyor”
Cengiz Demirel: “Bence hiç bulaştırmayalım, bu salak zaten bayağı bi
panikledi korktu,…Serdar arabayla hareket ettikten sonra hemen Serdar’ın
arkasında bi Polo daha hareket ediyor,…aynı polo yani kulüpteki olan
90
polo,…bi kıllık var gibi de ne olduğunu kestiremedik,…çocuğun aklını da
bulandırmayalım”
Zafer Önder İpek: “Tamam”
Cengiz Demirel: “Gene kulüptekiler uyanık olsunlar da hocam giren çıkan
birisi olursa yabancı,…sen söyle bi Ali’ye”
365) Aşağıda yer alan telefon kaydı 15 Mart 2011 günü saat:15.36’de Bay
Demirel ile Bay Kulbilge arasında gerçekleşen görüşmeye aittir:
Cengiz Demirel:“Baktım şeylere de önemli bir şey yok ya adam oturmuş
bizden sonra kalkmış gitmiş, …burda gözüken önemli bir şey yok”
Serdar Kulbilge: “Öbürküleri görebildiniz mi hiç”
Cengiz Demirel: “Başka kimse yok bi tane o adam var...o da biz, ya biz
içeriye geçtik ya ondan yarım saat sonra kalkmış adam,…sıkıntı yapacak
bir şey yok”
366) Kurul, yukarıdaki telefon dinlemelerinden, Bay Kulbilge’nin takip
edilmekten ya da gözetlenilmekten açıkça korktuğu sonucuna varmıştır.
Bu anlamda Kurul, UEFA’nın kuramını desteklemektedir. Bununla birlikte
UEFA’nın, Bay Kulbilge’nin Gençlerbirliği – Fenerbahçe maçında şike
yapma karşılığında para aldığı sonucuna nasıl vardığı Kurul için açıklık
kazanmış değildir.
367) Son olarak aşağıda yer alan telefon kaydı 30 Mart 2011 günü
saat:21.01’de Bay Kulbilge ile Bay Öztürk arasında gerçekleşen
görüşmeye aittir:
Serdar Kulbilge: “Seneye çalışacağız beraber”,
Murat Öztürk:“Heralde…var mı bir haber gelen giden,”
Serdar Kulbilge: “Var var”,
Murat Öztürk:“Var ha iyi iyi tamam ben telefonda bir şey konuşamıyorum
seninle haberin olsun,…o dediğimi aldın değil mi,…benim dediğimi aldın
sen değil mi geçen hafta” ,
Serdar Kulbilge: “Aldım aldım hocam ya”,
Murat Öztürk: “Ya bir şey kaldı”,
Serdar Kulbilge: “O problem değil hocam ya o sorun değil”,
91
Murat Öztürk: “Kalanını da işte önümüzdeki haftalarda şey yapalım lig
bitmeden gönderelim,…helalleşiriz sonra seninle”,
Serdar Kulbilge: (Kulübünün kendisinden imza atmasını istediğini söyler,
bir süre bu konuda görüştükten sonra) “8 hafta hayırlısıyla bi geçsin çünkü
atma dediler”
Murat Öztürk: “Atma atma diyorlarsa atma ..biraz bekle”
Serdar Kulbilge: “Bizim şey olan o ekşi ekşi ( İlhan Ekşioğlu tarafından
kendisine transfer teklifinde bulunulduğunu anlatıyor) vardı ya”
368) UEFA, Bay Kulbilge’ye gelecek futbol sezonunda Fenerbahçe’ye
transfer vaat edildiğini iddia etmiştir. Kurul, eldeki delillere dayanarak,
bunun gerçekten de Bay Kulbilge’ye vaat edildiği konusunda ikna olmuş
değildir. Dosyada bu teklifi destekleyen herhangi bir delil
bulunmamaktadır.
369) Yukarıda yer alan bilgiler ışığında ve her ne kadar Kurul, UEFA
kuramının her yönüyle (özellikle de Bay Kulbilge’nin Fenerbahçe’yle
oynanan maçta şike yapması için gerçekten para alıp almadığı ile) ilgili
olarak ikna olmadıysa da, Kurul, Fenerbahçe’nin bir yetkilisi olan Bay
Ekşioğlu’nun Fenerbahçe ile Gençlerbirliği arasındaki maçta Bay Ercan’ın
yardımıyla şike yapma teşebbüsünde bulunduğu şeklindeki genel bir
sonuca varmakta hiçbir tereddüt duymamaktadır.
370) UEFA tarafından sunulan bazı telefon dinlemelerinin çıkarılmış
olmasına karşın, Kurul, UEFA’nın, Fenerbahçe’nin en az bir yetkilisinin bu
maçta şike yapmaya teşebbüs ettiği konusunda kendisini ikna ettiği
sonucuna varmıştır.
371) Kurul, bu sonuca varırken, Fenerbahçe tarafından yapılan
açıklamaların pek muhtemel olmadığını belirtmeyi gerekli görmektedir.
Kurul özellikle Fenerbahçe’nin kuramında, kendi kuramının inanılırlığını bir
bütün olarak sakatlayan çeşitli tutarsızlıklar olduğu sonucuna varmıştır.
Yukarıda bahsi geçen tutarsızlıklara ek olarak Kurul, Fenerbahçe’nin
duruşma sırasında, Türkiye’de sözleşmelerin Türk Lirasıyla değil de Avro
veya USD üzerinden yapılmasının yaygın bir uygulama olduğunu
söylemesine karşılık, Bay Öztürk tarafından “(Bay Kulbilge’yi) bu zor
zamanlarda geçindirmesi” için verilen paranın döviz cinsinden verilmiş
olmasını garip karşılamaktadır. Eğer bu borç gıda satın almak, kirayı
ödemek veya diğer temel aylık harcamalar için verildiyse, bu borcun, bu
ödemelerin yapılacağı para cinsinden verilmesi daha muhtemeldir. Ayrıca,
Fenerbahçe yazılı savunmasında Bay Öztürk’ün Bay Kulbilge’ye verdiği
borcun iki taksitte ödeneceğini ifade etmiştir; oysa Bay Öztürk duruşma
sırasında verdiği tanık ifadesinde bu borcun üç taksitte ödeneceğini açık
bir biçimde ifade etmiştir.
92
372) Her ne kadar Fenerbahçe Bay Ekşioğlu’na 500.000 USD tutarında bir
paranın (250.000 USD’si Fenerbahçe’nin bir inşaat projesi için, diğer
250.000 USD de oyuncu primleri için) verildiğini iddia etse de, Kurul
bunun, bu konuyla ilgili olarak hiçbir belgenin sunulmaması nedeniyle
inanılır bir açıklama olmadığı düşüncesindedir. Kurul aynı zamanda Bay
Ekşioğlu ile Bay Yelkovan’ın tanık ifadeleriyle ikna olmuş değildir.
373) Kurul, bu maçın, 6222 sayılı kanunun 14 Nisan 2011 tarihinde
yürürlüğe girmesinden önce oynandığına ve İstanbul 16. Ağır Ceza
Mahkemesi’nin Fenerbahçe yetkililerini bu maçla bağlantılı olarak beraat
ettirmesinin nedeninin bu olduğuna dikkati çekmektedir. Bununla birlikte
bu Kurul, 6222 sayılı yasayı değil UEFA DY 2008’i uygulamaktadır. Şike
yapmanın, 7 Mart 2011’de UEFA DY’de suç olarak kabul edildiğine şüphe
bulunmadığı için Kurul, 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nin gerekçesinin,
Kurul’un, Fenerbahçe yetkililerinin bu maçta şike yapmaya teşebbüs ettiği
bulgusunu desteklediği düşüncesindedir.
374) Sonuç olarak yukarıda anlatılanlar ışığında Kurul, UEFA’nın, en
azından bir yetkilisinin eylemleri aracılığıyla Fenerbahçe’nin 7 Mart
2011’de Fenerbahçe ile Gençlerbirliği arasında oynanan maçta şike yapma
teşebbüsünde bulunduğunu kendisini rahat bir biçimde tatmin edecek
şekilde tespit ettiği sonucuna varmıştır.
iv. Fenerbahçe – IBB Spor (1 Mayıs 2011)
375) Temyiz Edilen Karar’da UEFA Temyiz Kurulu aşağıdaki kararı
vermiştir:
“Dava dosyasında yer alan bütün unsurların ışığında ve Polis Raporu’nu ve
16. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararını inceledikten sonra Temyiz Kurulu,
Fenerbahçe SK Başkanı Bay Yıldırım’ın, 1 Mayıs 2011 günü oynanan
Fenerbahçe – IBB Spor maçıyla ilgili olarak şike faaliyetlerinde bulunduğu
sonucuna varmıştır.”
(i) Tarafların görüşleri
376) Fenerbahçe, Temyiz Edilen kararda hangi oyunculara ödeme
yapıldığının ve yapılan ödemelerin miktarının belirtilmediğini ileri
sürmektedir. Fenerbahçe, bu oyuncuların kim olduğunu yalnızca tahmin
edebileceğini iddia etmektedir. İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi yalnızca
IBB Spor oyuncusu Bay İbrahim Akın’ı suçlu olduğu sonucuna varmıştır.
Fenerbahçe bu sonucun da muhtemelen Bay Akın ile, Bay Akın’ın menajeri
olan Bay Yusuf Turanlı ve Bay Akın’ın dini lideri (hocası) Bay Ahmet Kangi
arasındaki telefon görüşmesi kayıtlarına dayandığını varsaymaktadır.
377) Fenerbahçe, Bay Turanlı’nın tanık ifadesinde, Bay Akın ile arasında
geçen 100.000 USD ile ilgili konuşmanın, şike teklifiyle değil, Bay Akın’ın,
Bay Turanlı’nın annesinden Kıbrıs’ta satın aldığı bir ev ile ilgili olduğunu
93
belirttiğini ileri sürmektedir. Bay Turanlı da kendisinin ve Bay Akın’ın
birlikte çalıştıkları dönemde sık sık kumarhanelere gittiği yönünde ifade
vermiştir. Bay Akı’nın kumar sevgisi telefon dinlemelerine yansımış
değildir.
378) CAS nezdinde gerçekleşen duruşmada Fenerbahçe bu maçta,
Türkiye’deki 6222 sayılı Kanun’da yer alan şike tanımına göre şike
yapılmadığını ileri sürmüştür. Eğer paranın, Fenerbahçe’nin hangi
yöneticisi tarafından gönderildiği, kime gönderildiği ve ne şekilde
gönderildiği tespit edilemiyorsa, Türkiye yasalarına göre hiçbir şike suçu,
hatta teşebbüsü tespit edilemez (sabit olunamaz).
379) UEFA, farklı olgusal koşulları açıklamak için aşağıda yer alan tanıma
dayanmaktadır:
“Süper Ligin 30. Haftasının sonunda, Fenerbahçe ve Trabzonspor takımları
şampiyonluk yarışında yalnız kalmışlardı. Fenerbahçe’nin kalan son dört
maçta puan kaybetmesi ve Trabzonspor’un da bütün müsabakaları
kazanması durumunda Trabzonspor şampiyon olacaktı.
Ağır Ceza Mahkemesi, Fenerbahçe ile (IBB Spor) arasındaki maçtan önce
Aziz Yıldırım’ın Bülent İbrahim İşçen ve Ahmet Çelebi’yi odasına çağırdığını
ve bahsi geçen maçla ilgili olarak şike faaliyetleri hakkında talimatlar
verdiğini tespit etmiştir. Bülent İbrahim İşçen, Ahmet Çelebi ve Abdullah
Başak Fenerbahçe kulübü tesislerine gitmiş ve Aziz Yıldırım ile
buluşmuşlardır. Bu eylem, fiziksel takip çalışmaları sonucunda tespit
edilmiştir. Telefon dinleme kayıtlarına göre bu buluşmada İlhan Yüksel
Ekşioğlu da vardı.
Toplantıdan hemen sonra Ahmet Çelebi Yusuf Turanlı’ya telefon etmiş ve
acil bir toplantı istemiştir. Aynı gün Yusuf Turanlı ve Abdullah Başak
Suadiye Cafe denilen bir kafede buluşmuşlardır. Bu şahıslar mekanı terk
ettikten sonra Yusuf Turanlı (IBB Spor) oyuncusu İskender Alın’ı aramış ve
Fenerbahçe karşısında oynayacak oyuncuların listesi hakkında bilgi
edinmiştir. Daha sonra (IBB Spor) oyuncusu İbrahim Akın ile iletişime
geçmiş ve onunla buluşmak istediğini söylemiştir. İbrahim Akın ile Yusuf
Turanlı arasındaki toplantı aynı günün akşamında gerçekleşmiştir.
Toplantıdan hemen sonra İbrahim Akın, dinen saygı duyduğu birini aramış
ve şike için para almasının kendisi için bir sorun teşkil edip etmediğini
sormuştur.”
(ii) Kurul’un bulguları
380) Dava dosyasında yer alan ve Kurul’un konuyla en çok ilgisi olduğunu
düşündüğü delillerin bir özeti aşağıda yer almaktadır ve Kurul bu maçla
ilgili çeşitli telefon dinlemelerine dayanarak çeşitli sonuçlara varacaktır.
94
381) Aşağıda yer alan telefon kaydı 25 Nisan 2011 günü saat:14.08’de
Bay Aziz Yıldırım ile Bülent İbrahim İşcen arasında gerçekleşen görüşmeye
aittir:
Aziz: “Ne yapıyorsun Bülent”,
Bülent: “İyiyim Aziz abicim sen nasılsın”,
Aziz: “Yarın öğleden sonra tamam mı bizim Ahmet’i al bana gel”,
Bülent:“Tamam abi…Çelebi’yi değil mi abi”,
Aziz: “Evet evet al bana gelin”
382) Aşağıda yer alan telefon kaydı 25 Nisan 2011 günü saat:14.09’da
Bay İşcen ile Bay Ahmet Çelebi arasında gerçekleşen görüşmeye aittir:
Bülent İbrahim İşçen: “Yarın öğleden sonra abimin yanına gideceğiz bir
Abinin yanına gideceğiz...”,
Ahmet Çelebi: “Benim abimin yanına”,
Bülent İbrahim İşçen: “Hayır be oğlum be Aziz abinin yanına,..salak
söyleme kimseye bir şey”.
383) Kurul, yukarıda yer alan iki telefon dinlemesinden, aracı olan Bay
İşcen’in, 2010/2011 futbol sezonunda Türk futbol kulübü olan
Sivasspor’un yönetim kurulu üyesi olan Bay Çelebi ile temasa geçtiği ve 26
Nisan 2011 günü öğleden sonra gizli bir toplantı yapmayı planladıkları
sonucuna varmıştır.
384) Aşağıda yer alan telefon kaydı 26 Nisan 2011 günü saat:16.58’de
aracı (ve Bay Yıldırım’ın kişisel tanık ifadesine göre Fenerbahçe kongre
üyesi) Bay Kıratlı ile aracı Bay Abdullah Başak arasında gerçekleşen
görüşmeye aittir:
Abdullah Başak: “…Ben kulüpteyim şuan ya”,
Ali Kıratlı:” Ne arıyorsun kulüpte”,
Abdullah Başak:”Bir işim vardı geldim de, şimdi İlhan abi çıktı, başkanın
yanındaydım çıktım şimdi, ben, Bülent abi, Ahmet Çelebi,…neyse
konuşuruz abi geliyorum geliyorum,…”,
Ali Kıratlı:”Araba gönderiyorum, bir araba gönderiyorum”
385) Kurul, yukarıdaki telefon görüşmesini yapan iki kişinin, Fenerbahçe
ile IBB Spor arasındaki maçta yapıldığı iddia edilen şikede doğrudan hiçbir
95
rolünün bulunmadığı sonucuna varmıştır. Bununla birlikte Kurul UEFA’nın,
bu telefon kaydının, 26 Nisan 2011 günü öğleden sonra Bay Yıldırım, Bay
İşcen ve Bay Çelebi arasında bir toplantının gerçekleştiği düşüncesini
desteklediği görüşüne katılmaktadır.
386) Aşağıda yer alan telefon kaydı 26 Nisan 2011 günü saat:17.03’te Bay
Çelebi ile aracı Bay Yusuf Turanlı arasında gerçekleşen görüşmeye aittir:
Ahmet Çelebi: “Yeğenim ne yapıyorsun ne var ne yok”
Yusuf Turanlı: “Bebekteyim abi ya”
Ahmet Çelebi: “Sen Suadiye Cafeye gelir misin acele”
Yusuf Turanlı: “Bir şey mi oldu abi önemli bir şey mi”
Ahmet Çelebi: “ Evet evet,..haydi acele gel”
387) Yukarıda bahsi geçen iki konuşma arasında geçen zamandan dolayı,
Kurul, hemen görüşülmesi gereken “önemli şey”in, Bay Yıldırım, Bay İşcen
ve Bay Çelebi arasında gerçekleşen toplantı sırasında ortaya çıktığı
sonucuna varmıştır.
388) Aşağıda yer alan telefon kaydı 26 Nisan 2011 günü saat:20.14’te Bay
Turanlı ile Bay İbrahim Akın arasında gerçekleşen görüşmeye aittir:
Yusuf Turanlı: “Etilerdeyim gel,…gel iki dakika uğra bana bir çaya”
Yusuf Turanlı: “Big Şefteyiz gel iki dakika uğra” dediği,
İbrahim Akın: “Tamam”
389) UEFA, Bay Çelebi ile Bay Turanlı arasında gerçekleşen buluşmadan
sonra, Bay Turanlı’nın, bir IBB Spor oyuncusu olan Bay İbrahim Akın ile bir
toplantı ayarlamaya çalıştığını iddia etmektedir ve Kurul da bu kuramı
desteklemektedir. Kurul, Bay Turanlı ile Bay Akın arasında tartışılacak olan
konunun, Bay Yıldırım, Bay İşcen ve Bay Çelebi arasındaki toplantıdan
çıkmış olmasının son derece muhtemel olduğu düşüncesindedir.
390) Aşağıda yer alan telefon kaydı 26 Nisan 2011 günü saat:23.01’de
Bay Turanlı ile Bay Çelebi arasında gerçekleşen görüşmeye aittir:
Yusuf Turanlı: “…Abi şey yapalım tamam yani sen nasıl diyorsan odur yani
anladın mı”,
Ahmet Çelebi: “…Tamam peki kardeşim”,
96
Yusuf Turanlı: “…Sen ne diyorsan odur,…sen ne zaman diyorsan beraber
şey yaparız gideriz yani…”
391) UEFA, aynı akşam Bay Turanlı ile Bay Akın’ın saat 22:19’da Big Chefs
restoranında buluştuğunu ileri sürmektedir. Bu buluşmada Bay Turanlı’nın
Bay Akın’a, Fenerbahçe maçında en iyi şekilde oynamamasını teklif ettiği
iddia edilmektedir. UEFA ayrıca yukarıda yer alan telefon dinlemesinin,
Bay Turanlı’nın başarısını Bay Çelebi’ye rapor ettiğini gösterdiğini de ileri
sürmektedir.
392) Kurul, dava dosyasında, bu toplantı sırasında Bay Akın’a gerçekten
de bir teklifte bulunulduğunu gösteren doğrudan bir delilin bulunmadığına
dikkati çekmektedir. Kurul aynı zamanda yukarıda yer alan görüşmenin,
toplantının başarılı olduğu şeklinde yorumlanamayacağını sonucuna
varmıştır. Bununla birlikte, aşağıda da açıklanacağı üzere, Kurul, takip
eden olaylar ışığında, bu toplantıda bir şike teklifinin yapılmış olmasının
son derece muhtemel olduğu kanaatindedir.
393) Aşağıdaki kısa mesaj 26 Nisan 2011’de saat 23:11’de Bay
Turanlı’dan Bay Akın’a gönderilmiştir:
“Ole olması daha hayırlı:) hayır yaparsın bol bol saga sola:)”
394) Aşağıdaki kısa mesaj 26 Nisan 2011’de saat 23:12’de Bay Akın’dan
Bay Turanlı’ya gönderilmiştir:
“:))”
395) Kurul, yukarıda yer alan kısa mesajdan, Bay Turanlı’nın kendisi için
birşey yapması için Bay Akın’ı ikna etmeye çalıştığı sonucunu
çıkarmaktadır. Belli ki Bay Turanlı Bay Akın’a bir tür teklifte bulunmuştur.
396) Aşağıda yer alan telefon kaydı 26 Nisan 2011 günü saat:23.15’te Bay
Akın ile Bay Ahmet Kangı (Bay Akın’ın dini lideri veya Hoca’sı) arasında
gerçekleşen görüşmeye aittir:
İbrahim Akın: “Hocam bir şey sormam lazım sana ya şimdi bizim hafta
sonu Fener’le maçımız var ya, demişler ki İbo gol atmasın, yüz bin dolar
para verelim ona diye”,
Ahmet Kangı: “ İyi ne yapacaksın”,
İbrahim Akın: “Ben de sana soruyorum dedim hocam bu adamlarına sor
diye yani ne yapmamız lazım diye”,
Ahmet Kangı: “Sizin takımın kaptanı hocası ne diyor”,
97
İbrahim Akın: “Onlar bir şey diyemiyor hocam Fenerbahçeli oldukları için
onlarda bana kalkıp oynama veya gol atma diyemiyorlar başkası
tarafından söyleniyor bu.. yani bana gol atma diyorlar yani”,
Ahmet Kangı: “İyi tamam yani böyle şeyler günümüzde futbol camiasında
var değil mi böyle şeyler”,
İbrahim Akın: “Var var ama hocam işte ben de sana soruyorum yani kötü
olur mu diye…yani para var yani işin ucunda, ama sonucunda diyorlar ki
işte şu şunu yapma”,
Ahmet Kangı: “Efendim yani onda bir şey yok ki ya bu gönül rıza olan bir
şey yani sen gol atmayacaksın yerine para verecekler…tabi ya onda bir
şey yok yani bunda bir sakınca yok canım niye olsun yani baya başkaları
duymasın önemli değil…bizim burada benim köyde baba türbesi var ya
Köy babada…orda var çok fakirler var yaparsın bu kurban keseriz orda
yedirirsin”,
İbrahim Akın: “Doğru hocam tamam”
397) Fenerbahçe, CAS nezdinde yapılan duruşmada, bu maçla ilgili bütün
suçlamaların, Bay Akın ile Hocası arasında meydana gelen telefon
görüşmesine dayandırıldığını iddia etmiştir. Fenerbahçe, telefon
görüşmelerinde tartışılan meblağın, tanık ifadesinde bahsedilen meblağ
olmadığını, bu meblağın, Bay Akın’ın, Bay Turanlı’nın annesinden
Kıbrıs’taki bir evi satın almasıyla ilgili olduğunu ileri sürmüştür.
398) Kurul, yukarıda yer alan telefon görüşmesinin, Fenerbahçe ile IBB
Spor arasındaki maçı çevreleyen koşulları açıklamakta çok önemli olduğu
düşüncesindedir. Görünüşe göre Bay Akın’a, Fenerbahçe’ye gol atmazsa,
kendisine 100 bin USD verileceği şeklinde bir teklifte bulunulmuştur. Kurul
böyle bir teklifin bir şike teşebbüsü olarak değerlendirilmesi gerektiğini ve
ve UEFA’nın da iddia ettiği gibi Bay Turanlı’nın Bay Akın’a yaptığı teklifin
kategorik kanıtı olduğunu düşünmektedir. Kurul, bu konuşmanın, özellikle
de Bay Turanlı Bay Akın’a bir SMS yoluyla bir teklifi hatırlattıktan dört
dakika sonra gerçekleştiği düşünülürse, Bay Turanlı tarafından Bay Akın’a
yapılan teklifle ilgili olduğu konusunda şüphe duymamaktadır.
399) Fenerbahçe, bu telefon dinlemesinde “(Bay Akın)’ın bu iddia edilen
teklifle ilgili olarak (Fenerbahçe) ile bağlantılı bir yetkiliden ya da başka
birinden bahsetmemiş” olmasının son derece önemli olduğunu ileri
sürmektedir. Bu maçla ilgili olarak Fenerbahçe ile Bay Akın arasında hiçbir
iletişim olmamıştır, ve oyuncuya da hiç para teklif edilmemiştir. Bu
nedenle Fenerbahçe TFF PDFK’nın, eğer Bay Akın herhangi bir para aldıysa
(örn. bahisle bağlantılı olarak), bunun Fenerbahçe’den veya onun
yetkililerinden gelmediği sonucuna varmakta haklıdır. Oysa 16. Ağır Ceza
Mahkemesi’nin tespitine dayanan Temyiz Edilen Karar’da bunun tam aksi
iddia edilmektedir. Bu durum16. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde yürütülen
98
soruşturma sırasında savcı tarafından bilirkişilere verilen ve hiçbir yasadışı
işlem içermeyen bütün resmi banka ve finansal kayıtlar tarafından da teyit
edilmektedir. Ayrıca Bay Akın, Hoca’sına bu sözleri, kendisinin parayı nasıl
kazandığını (yani at yarışlarında ve kart oyunlarında kumar oynamak
suretiyle) açıklamak istemediği için söylediğini belirtmiştir.
400) Kurul, Fenerbahçe’nin, maçta Bay Akın tarafından şike yapılması ile
Fenerbahçe arasında hiçbir bağlantının kurulamadığı yönündeki iddiasının,
TFF Etik Kurulunun ve TFF PDFK’nın bulgularıyla da desteklendiğini
gözlemlemektedir.
401) Bununla birlikte Kurul, TFF PDFK’nın kararına eklenen ihtilaf
şerhinde, İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararında, UEFA CDB’nin
kararında ve Temyiz Edilen Karar’da, maçta Bay Akın tarafından şike
yapılması sürecinin Fenerbahçe yetkililerince başlatıldığı sonucuna
varıldığını da gözlemlemektedir.
402) Kurul, Fenerbahçe’nin at yarışları ve kart oyunları ve Kıbrıs’taki evin
satın alınması ile ilgili kuramının pek muhtemel olmadığı düşüncesindedir.
Kurul’a göre, Bay Akın’ın parayı bu gibi faaliyetlerden elde ettiğini
kanıtlamak için delil sunması son derece kolaydı. Kumarhaneler ve bahis
kurumları normalde müşterilerinin kayıtlarını tutarlar. Bu nedenle bu
kurumlardan alınacak kayıtlar, Bay Akın’ın elde ettiği kazancı şüpheye yer
bırakmayacak şekilde gösterirdi. Kurul aynı zamanda Bay Akın’ın birkaç
günlük bir süre içerisinde 100 bin USD’ye bir ev satın almakla ve kumar
faaliyetlerinden 100 bin USD kazanmakla ilgili iki ayrı konuşma yapmış
olduğu iddiasını da ilginç bulmaktadır.
403) Kurul ayrıca, savcılık bilirkişilerinin, 16 Ağır Ceza Mahkemesi
nezdinde yürütülen soruşturma sırasında banka kayıtlarında ve finansal
kayıtlarda herhangi bir düzensizliğe rastlanmamış olmasının da, bu tür
düzensizliklerin var olmadığı anlamına gelmediği sonucuna varmıştır.
Yukarıda da hatırlatıldığı üzere, “yolsuzluk, doğası itibariyle, gizlidir zira
olaya karışan taraflar, yanlış davranışlarının ardında hiçbir iz bırakmamak
için hileli yollara başvuracaklardır” CAS 2010/A/2172, para.70). Kurul,
şikeyle bağlantılı olarak yapılan işlemlerin resmi ve kayıtlı banka işlemleri
ile yapılmasının pek muhtemel olmadığı kanaatindedir. Bu gibi işlemlerin,
iz bırakmaması için nakit olarak yapılması çok daha muhtemeldir.
404) Aşağıdaki kısa mesaj, 26 Nisan 2011 günü saat 23.19’da Bay Akın
tarafından Bay Turanlı’ya gönderilmiştir:
“Verildi abi :)” “Ok verildi abi :)”
405) Kurul, bu kısa mesajın Bay Turanlı tarafından yapılan teklifin, Bay
Akın ile Hocası arasında tartışılan teklifle aynı olduğunu zira Bay Akın’ın,
Hocasıyla görüştükten çok kısa bir süre sonra teklifi kabul ettiğini
düşünmektedir.
99
406) Aşağıdaki kısa mesaj, 26 Nisan 2011 günü saat 23.20’de Bay Turanlı
tarafından Bay Akın’a gönderilmiştir:
"Tamamdır harıka:) yarın aksam bulusuruz senle"
407) Aşağıdaki kısa mesaj 27 Nisan 2011 günü saat 2.48’de Bay Akın
tarafından Bay Turanlı’ya gönderilmiştir:
“100 dolar degil 100 euro abi ole dedi ;)”
“Başka türlü kabul etmem :)”
408) Aşağıda yer alan telefon kaydı 27 Nisan 2011 günü saat:21.49’da
Bay Turanlı ile Bay Akın arasında gerçekleşen görüşmeye aittir:
İbrahim Akın: “Ha ne oldu bizim iş hallettin mi”
Yusuf Turanlı; “Şeyi adamla yarın buluşacam,…ya öbürü de fena dağil
canım ya”
İbrahim Akın: “Yok olmaz kabul etmiyorum”
409) Aşağıda yer alan telefon kaydı 28 Nisan 2011 günü saat:21.29’da
Bay Turanlı ile Bay Akın arasında gerçekleşen görüşmeye aittir:
İbrahim Akın: “Haber vermedin hiç”
Yusuf Turanlı:“…Onda sıkıntı yok yarın arayacaklar beni,…ben söyledim
yarın halletmemiz lazım diye”
İbrahim Akın: “…Öyle olmaz,…yoksa bak acayibim ha”
Yusuf Turanlı: “…Yarın dedim halledin dedim yoksa dedim ben karışamam
dedim…”
İbrahim Akın: “Tamam o zaman gelirim ben yarın oraya”
410) Her ne kadar şike teşebbüsünü tespit etmek açısından çok önemli
olmasa da, Kurul, yukarıda yer alan ve ödemenin hangi para cinsinden
yapılacağıyla ilgili telefon dinlemelerinin, gelecek Fenerbahçe maçında gol
atmaması karşılığında Bay Akın’a 100 bin Avro veya 100 bin USD vaat
edildiğini teyit ettiği düşünmektedir.
100
411) Aşağıda yer alan telefon kaydı 28 Nisan 2011 günü saat:21.29’da
Bay Akın ile Bay Akın’ın bir arkadaşı olan Bay Fahri Tatan arasında
gerçekleşen görüşmeye aittir:
İbrahim Akın: “Bu şey var ya benim bu hafta var ya maç,…şey yapıyorlar
bana işte hani anlarsın ya”
Fahri Tatan: “Ekstra hı”
İbrahim Akın: “Ha ama şey için yapıyorlar tam tersi”
Fahri Tatan: “Siz Belediye şeyle oynuyorsunuz Fener’le”
İbrahim Akın: “Ha işte öyle bir şey var”
Fahri Tatan: “İnşallah koyarsın 2 tane iyi hazırlan bari..”
İbrahim Akın: “Ama onun için değil tam tersi için”
Fahri Tatan: “Fenerden mi”
İbrahim Akın: “Ha”.
412) Fenerbahçe’nin, Bay Akın’ın şike yapması ile Fenerbahçe arasında
hiçbir bağlantının kurulamadığı iddiasıyla bağlantılı olarak Kurul yukarıdaki
konuşmayı son derece önemli görmektedir. Bay Akın bu konuşmada da
şike teklifinin Fenerbahçe’den geldiğini teyit etmektedir. Her ne kadar,
dosyada ödemenin Fenerbahçe’den geldiğine dair hiçbir delil bulunmasa
da, Kurul, maçta şike yapma teklifinin Fenerbahçe’den geldiği ve neticede
Fenerbahçe’den kimin ödemeyi yaptığının tespit edilmesinin gerekmediği
konusunda şüphe duymamaktadır. Yüzeyde, paranın gerçekten transfer
edilmesi bile gerekmemektedir zira Kurul, bir şike teşebbüsünün, neticede
hiçbir para transferi olmadan da yapılabileceği düşüncesindedir.
413) Aşağıda yer alan telefon kaydı 5 Mayıs 2011 günü saat 13.11’de Bay
Turanlı ile Bay Çelebi arasında gerçekleşen görüşmeye aittir:
Yusuf Turanlı: “Yarın gelirim yanına"
Ahmet Çelebi: “Görüşürüz tamam"
414) Aşağıda yer alan telefon kaydı 6 Mayıs 2011 günü saat 13.07’de Bay
Çelebi ile Bay İşçen arasında gerçekleşen görüşmeye aittir:
Ahmet Çelebi: “Odanda mısın .... görüşebildin mi"
Bülent İbrahim İşçen: “Yok ararım ben birazdan onu"
101
Ahmet Çelebi: “Bi ara sana zahmet"
415) Aşağıda yer alan telefon kaydı 6 Mayıs 2011 günü saat 13.08’de Bay
İşçen ile Bay Yıldırım’ın sekreteri Bay Nurgül arasında gerçekleşen
görüşmeye aittir:
Bülent İbrahim İşçen: “Der misin Ahmet Çelebi aradı diye…ben sana
numarasını vereyim 532 402 23 63…ama aramaz onu yani onu ben
biliyorum aramayacağını" ,
Nurgül:"Nerdeymiş bağla bana konuşayım filan diyiverir birden şey
kalırım",
Bülent İbrahim İşçen: “Öyle bir şey için değil o çağırdı cuma günü gelin
buraya dedi de…Ahmet bey aradı de…gelecekmiş hani gelebiliyor muyuz
diye soruyor de"
416) Her ne kadar Bay İşçen’in Bay Yıldırım ile neden konuşmak istediği
bu telefon dinlemelerinden anlaşılamasa da, Kurul, Bay İşçen’in Bay
Yıldırım ile yakın temas halinde olduğu sonucuna varılması gerektiği
düşüncesindedir. Ayrıca Kurul, Bay İşçen’in, Bay Çelebi’yle konuştuktan
yalnızca bir dakika sonra Bay Yıldırım ile temasa geçmek istediğini
gözlemlemektedir. Böylece bu iki konuşma birbiriyle yakında bağlantılı
görünmektedir ve bu da Bay Çelebi ile Bay Yıldırım arasında bir ilişkinin
var olduğunun belirtisidir.
417) Aşağıda yer alan telefon kaydı 6 Mayıs 2011 günü saat 18.29’da Bay
İşçen ile Bay Çelebi arasında gerçekleşen görüşmeye aittir:
Bülent İbrahim İşçen: “Ne yaptınız"
Ahmet Çelebi: “Tamam hallettim gönderdim…iyi gel bana doğru…buraya
istasyona"
Bülent İbrahim İşçen: “Dur bakarız konuşuruz"
418) Aşağıda yer alan telefon kaydı 6 Mayıs 2011 günü saat 19.51’de Bay
Turanlı ile Bay Akın arasında gerçekleşen görüşmeye aittir:
Yusuf Turanlı: “Ne zaman geçeceksin",
Bülent İbrahim İşçen: “Trafik rahatlayınca geçeriz abi" ,
Yusuf Turanlı: “Onu ayarla ama tek gel yani ne olursa olsun… ne olur ne
olmaz abi sağlama alalım boş ver",
Bülent İbrahim İşçen: “Sen şey yaparsın arabaya koyarsın",
102
Yusuf Turanlı: “Yav sağlama alalım işi ya yani… Murat abiden mi
bahsediyorsun".
419) UEFA, bu konuşmaların, paranın Bay Akın’a transfer edildiğini
gösterdiğini ileri sürmektedir. İddiaya göre toplantı Big Chefs restoranında
gerçekleşmiştir ve önce Bay Turanlı elinde siyah ve çizgili bir çantayla
restorana girmiş, çantayı masanın üstüne koymuştur. Sonra Bay Akın
restorana girmiş ve çantayla birlikte çıkmıştır.
420) Kurul, olayların bu şekilde ilerlemesinin, yukarıda yer alan telefon
dinlemelerinden çıkarsanamayacağı düşüncesindedir. Konuşmalarda
herhangi bir çantaya atıf yoktur, ya da paradan bahsedilmemektedir.
Bununla birlikte Kurul, Bay Akın’ın ilk tanık ifadesinde Türk polisinden
bahsetmesinin son derece önemli olduğunu düşünmektedir. Bay Akın,
ifadesinde başka şeylerin yanı sıra şunları söylemiştir: “Bir hafta kadar
sonra aynı restorantta (Big Chefs) Yusuf Turanlı ile tekrar buluştuk. Bana
poşet içerisinde para getirmişti. Sonra saydığımda daha önce 100.000
dolar getireceğini söylemiş olmasına rağmen 50.000 dolar getirdiğini
gördüm. Bu önceden maçta gol atmamam karşılığında Yusuf Turanlı'nm
vaat ettiği paraydı.” Bu esasta, Kurul, paranın gol atmaması için Bay
Turanlı tarafında Bay Akın’a transfer edildiği konusunda rahat bir şekilde
tatmin olmuştur. Ek olarak, CAS nezdinde gerçekleşen duruşma sırasında
bay Turanlı, Big Chefs restoranda Bay Akın’a çizgili bir çanta verdiğini,
ama bu çantada para değil formulerler içerdiğini belirtmiştir. Kurul, bu
ifadelere dayanarak, 6 Mayıs 2011 akşamı Big Chefs Restoran’da Bay
Turanlı tarafından Bay Akın’a bir çanta verildiği konusunda rahat bir
biçimde tatmin (ikna) olmuştur.
421) UEFA, Cevabında Bay Akın’ın polis sorgusunun kayıtlarından bir alıntı
sunmuştur. Bu alıntının içeriğine Fenerbahçe itiraz etmemiştir. Bununla
birlikte Fenerbahçe bu ifadenin göz önünde bulundurulmaması gerektiğini
zira Bay Akın’ın daha sonra bu ifadesini geri çektiğini ileri sürmektedir.
Bay Akın tarafından verilen ifade aşağıdaki gibidir:
“Fiziki takipler doğrudur, ben menajerimle maçtan 3 gün önce kendisinin
talebi üzerine BIG CHEFS isimli restorantta buluştum. Kendisi bana
Fenerbahçe’den, maçlarında gol atmamam karşılığında 100.000 dolar teklif
edildiğini söyledi. Ben ilkin sıcak karşılamadım. Benim dini duygularım
kuvvetlidir. Ben daha önce İstanbul'da iken tanıştığım şuan Erzurum'da
imamlık yapan Ahmet isimli şahsı aradım. Bana böyle bir teklif olduğunu,
karşılığında para vaat edildiğini, bu parayı kabul etmemin günah olup
olmadığını sordum. Bana dinen bir sakıncası olmadığını söyledi. Bir hafta
kadar sonra aynı restorantta Yusuf Turanlı ile tekrar buluştuk. Bana poşet
içerisinde para getirmişti. Sonra saydığımda daha önce 100.000 dolar
getireceğini söylemiş olmasına rağmen 50.000 dolar getirdiğini gördüm.
Bu önceden maçta gol atmamam karşılığında Yusuf Turanlı'nın vaat ettiği
paraydı. Ben, Yusuf Turanlı'nın bu parayı hangi Fenerli yöneticiden aldığını
bilmiyorum. Aramızda başka bir konudan kaynaklı bir para alış verişi,
103
kendisinin bana borcu yoktur. Ben bu parayı harcamadım. 10.000 dolar
civarını Erzurum'da ki hocaya kurban kesip dağıtması için gönderdim.
Geriye kalan parayı da tanıdığım fakir fukaraya dağıttım. Bu paraya zaten
ihtiyacım yoktu. Yusuf Turanlı'nın zorlaması ile bu parayı almıştım.”
422) Kurul, bu ifadenin değersiz olamayacağını, zira çok ayrıntılı ve
UEFA’nın kuramıyla, ve tercüme edilen telefon dinlemelerinin kronolojisi ve
içeriği ile son derece uyumlu olduğunu düşünmektedir. Bay Akın’ın bu
tanık ifadesini daha sonra geri çekmiş olması, bu ifadenin, bir sonuca
varmak için göz önünde bulundurulabilecek bir delil olmasını engellemez.
Her ne kadar Fenerbahçe Bay Akın’ın bu ifadeyi baskı altında verdiğini ileri
sürse de, Kurul bu ifadenin yasadışı bir şekilde alındığına ikna olmamıştır
zira Bay Akın’ın avukatı Bay Mehmet Ali Bilen, bu sorgulama sırasında
onun yanındaydı. Her ne kadar Bay Bilen CAS nezdindeki duruşmada,
sorgudan sonra Bay Akın’ın eve dönmesine ve geceyi çocuğuyla birlikte
geçirmesine izin verilmeyeceği ve ifade vermezse futbol kariyerinin sona
ereceği şeklinde tehditlerde bulunulduğunu ifade etmişse de, Kurul, Bay
Akın’a kabul edilemez bir baskının uygulandığına veya Bay Akın’ın savcı
tarafından kandırıldığına (ki bu durum tanık ifadesinin çıkarılmasına neden
olurdu) ikna olmuş değildir. Kurul, Bay Akın’ın avukatı olan Bay Bilen’in
Bak Akın’ın sorgusu sırasında yanında olduğunu ve Bay Akın veya Bay
Bilen tarafından sorguyla ve/veya savcıyla ilgili hiçbir resmi suçlamada
bulunulmadığını hatırlatmaktadır. Böylelikle, aksi yönde herhangi bir delil
bulunmadığından, Kurul’un Bay Akın tarafından verilen ifadenin doğruluyla
ilgili şüphe duyması için hiçbir neden bulunmamaktadır. Dahası Bay Bilen
CAS nezdindeki duruşmada, müvekkiline sadece doğru olan şeyleri
söylemesini tavsiye ettiğini belirtmiştir.
423) Kurul, Fenerbahçe ile IBB Spor arasında 1 Mayıs 2011’de oynanan
maçta yapıldığı iddia edilen şikenin genel değerlendirmesine döndüğünde,
Fenerbahçe maçında gol atmaması karşılığında Bay Akın’a 100 bin Avro
veya 100 bin dolar tutarında bir paranın teklif edildiği konusunda herhangi
bir şüphe duymamaktadır. Bununla birlikte bu, şike teklifinin mutlaka
Fenerbahçe’den geldiği anlamına da gelmemektedir. Kurul, bu maçla ilgili
olarak çözümlenmesi gereken en önemli meselenin, Bay Turanlı’nın Bay
Akın’a yaptığı şike teklifinin Fenerbahçe’yle bağlantılı yetkililerden gelip
gelmediğini belirlemektir. Bu açından Kurul, (maçın sonucunu etkilemek
için Bay Akın’a ödenen) para ile Fenerbahçe arasında hiçbir bağlantı tespit
edemeyen TFF Etik Kurulunun ve TFF PDFK’nın gerekçesini özellikle göz
önünde bulundurmuştur.
424) Fenerbahçe’nin 6222 sayılı Kanunun Madde 11’İ uyarında hiçbir
suçun sabit olmadığı iddiasıyla ilgili olarak Kurul, bunun konuyla alakalı
olmadığı düşüncesindedir. Mevcut dava, Fenerbahçe’nin UEFA tarafından
konulmuş kural ve yönetmelikleri ihlal ettiği iddiasıyla ilgilidir.
Fenerbahçe’nin kendisinin veya yetkililerinin Türk yasaları uyarınca suç
işleyip işlemediklerini belirlemek CAS Kurul’unun alanına girmez.
104
425) Yukarıda açıklanan nedenlerden, özellikle de Bay Akın’ın üç ayrı
konuşmasında geçen şike teklifinin Fenerbahçe’den geldiği yönündeki
sözlerinden ve Bay Akın’ın en başta parayı (o dönemde – düzenli olarak
Fenerbahçe yetkilileriyle temas halinde olan - Bay Çelebi ile defalarca
görüşmüş olan) Bay Turanlı’dan aldığını söylemiş olmasından dolayı Kurul,
TFF PDFK’nın vardığı sonuçla aynı fikirde değildir ve TFF PDFK Kararı’ndaki
muhalefet şerhi ve İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi ile aynı doğrultuda
düşünmektedir: Fenerbahçe’nin en az bir yetkilisi, Bay Akın’a Fenerbahçe
maçında gol atmaması karşılığında 100 bin Avro veya 100 bin Dolar teklif
etmek suretiyle Fenerbahçe ile IBB Spor arasındaki maçta şike yapmaya
teşebbüs ettiği gerçekten de tespit edilebilir.
426) CAS nezdindeki duruşmada Fenerbahçe, Bay çelebi Sivasspor’un
yönetim kurulunda yer aldığı için UEFA’nın bazı maçları karıştırdığını ileri
sürmüştür. Buna göre UEFA Fenerbahçe ile IBB Spor arasındaki maç
yerine Fenerbahçe ile Sivasspor arasındaki maçtan bahsediyor olması
gerekmektedir.
427) Kurul Fenerbahçe’nin bu iddiasına katılmamaktadır. Telefon
dinlemelerinden, UEFA’nın maçları karıştırmadığı ve Bay Çelebi’nin
Fenerbahçe’nin IBB Spor ile oynanan maçta şike yapılması teşebbüsünde
de rol aldığı açıkça görülebilmektedir. Bu açıdan Kurul Fenerbahçe ile
Sivasspor arasındaki maçın 22 Mayıs 2011’de oynanmış iken Fenerbahçe
ile IBB Spor arasındaki maçın 1 Mayıs 2011’de oynanmış olmasını önemli
bulmaktadır. Bu nedenle Kurul, 25 Nisan ila 7 Mayıs 2011 arasında
kaydedilen telefon görüşmelerinin bu ikinci maç ile ilgili olmasının daha
muhtemel olduğu düşüncesindedir. Bay Çelebi’nin Sivasspor’un yönetim
kurulu üyesi olması, onun Fenerbahçe adına şike faaliyetlerine katılmasına
engel teşkil etmemektedir.
428) Bay Akın’ın Bay Turanlı’nın annesinden bir ev satın almasıyla ilgili
olarak Kurul bu kuramın pek muhtemel olmadığı görüşündedir. Bu konuyla
ilgili olarak Kurul'a hiçbir delil sunulmamıştır. Eğer bu belgeler var olsaydı,
Kurul bu belgelerin Fenerbahçe tarafından sunulmasını beklerdi.
429) Son olarak, Fenerbahçe duruşma sırasında, bir şikenin tespit
edilebilmesi için, bir müsabakanın sonucunu değiştirmekten bir çıkar
beklentisinin olması gerektiğini iddia etmiştir. Kurul bu düşünceye
katılmamaktadır Böyle bir şike ihlalinin gerçekleşmesi için bir müsabakanın
sonucunu etkin bir biçimde değiştirmek şart değildir. Söz konusu maçta
Kurul, Fenerbahçe’nin en az bir yetkilisi ve Fenerbahçe’yle bağlantısı
olmayan aracılar vasıtasıyla, Bay Akın’a Fenerbahçe’yle oynanan maçta gol
atmaması için 100 bin Avro veya 100 bin USD teklif edildiğinin tespit
edildiği düşüncesindedir. Bunun maçın sonucunu doğrudan etkileyip
etkilemediği tespit edilemez, yani eğer Fenerbahçe para teklif etmeseydi
Bay Akın’ın gol atacağı kesin değildir. Bununla beraber, Fenerbahçe, Bay
Akın’a bir miktar para teklif etmek suretiyle en azından maçın sonucunu
105
etkilemeye teşebbüs etmiştir ve bu da şike suçunun sabit bulunması için
yeterlidir.
430) Sonuç olarak Kurul, Fenerbahçe’nin yetkililerinden en az birinin, 1
Mayıs 2011’de oynanan maçta şike yapmaya teşebbüs ettiği konusunda
hiçbir şüphe duymamaktadır ve rahat bir biçimde tatmin olmuştur.
v. Fenerbahçe – MKE Ankaragücü (15 Mayıs 2011)
431) UEFA Temyiz Kurulu, Temyiz Edilen Kararından aşağıdaki sonuca
varmıştı:
“Temyiz Kurulu, dava dosyasındaki bütün unsurlar göz önünde
bulundurarak, 2010/2011 Türkiye Süper Ligi’nde 15 Mayıs 2011 günü
Fenerbahçe ile Ankaragücü arasında oynanan maçta şike yapma
teşebbüsünde bulunulduğuna dair rahat bir şekilde tatmin (ikna) olmuştur.
Temyiz Kurulu, Fenerbahçe SK başkanı Bay Aziz Yıldırım’ın, Fenerbahçe SK
Ücra Kurulu üyesi Bay Ekşioğlu’nun, Fenerbahçe SK Başkan Yardımcısı Bay
Mosturoğlu’nun ve Gençlik Bölümü Yöneticisi Bay Turhan’ın bu maçtaki
şike faaliyetlerine aktif bir şekilde katıldığını düşünmektedir. Sunulan
deliller, özellikle de Polis Raporu, Etik Kurulu raporu, TFF disiplin kurulu
kararı ve 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararı, Temyiz Kurulu’nun vardığı
bu sonucu destekler niteliktedir.”
(i) Tarafların görüşleri
432) Fenerbahçe, bu maçla ilgili olarak, Temyiz Edilen Kararda,
Fenerbahçe’nin hangi oyuncularla temasa geçtiğini belirtmediğini ve bu
nedenle bu oyuncuların kim olduğunu yalnızca tahmin edebildiğini ileri
sürmektedir. Türkiye’de yürütülen adli soruşturma sırasında MKE
Ankaragücü oyuncuları “Maçtan önce (Fenerbahçe)den hiçkimsenin MKE
Ankaragücü oyuncularıyla iletişime geçmediği” yönünde ifade vermiştir.
Ayrıca, Fenerbahçe’ye göre, 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararı bu tür
temasları da ortaya çıkarmamıştır. Dava dosyasında Fenerbahçe ile MKE
Ankaragücü oyuncuları arasında herhangi bir temasın olduğunu gösteren
hiçbir iletişim kaydı bulunmamaktadır. Temyiz Kurulu’nun yalnızca bir
teşebbüste bulunulduğu sonucuna varması muhtemelen bu bağlantı
eksikliğinden kaynaklanıyordu.
433) Fenerbahçe, şike iddiaların futbol açısından da anlamlı olmadığını ileri
sürmektedir. Maç başladığında MKE Ankaragücü Türkiye Süper Ligi’nde
sekizinci sıradaydı ve bir Avrupa şampiyonasına katılma veya küme düşme
ihtimali bulunmamaktaydı. TFF gözlemcisi, bu maçta verilen üç penaltı
kararına katıldığını belirtmişti. TFF gözlemcisi yalnızca bir MKE Ankaragücü
oyuncusuna gösterilen kırmızı kartla aynı fikirde olmadığını belirtmiş ve
hakemin bu kararının “siyah ve beyaz hatası” olarak nitelemişti; bununla
106
birlikte Fenerbahçe bu eleştirinin yalnızca futbolla ilgili olarak ifade
edildiğini ileri sürmüştür.
434) Fenerbahçe, “telefon dinlemelerinin birçoğunun “şifreli” inşaat ve
tarım ifadeleri içerdiğini” ileri sürmektedir. UEFA Disiplin Müfettişi,
yetkililerin yakalanmamak için şifreli konuştuğunu iddia etmektedir. Bu
ifadeleri söyleyen kişi olan Bay Ekşioğlu ifadesinde, kendisinin inşaat
sektöründe çalıştığını ve Fenerbahçe için çok sayıda inşaat projesi
yürüttüğünü belirtmiştir. Fenerbahçe’ye göre aslında bu kişi, şifreli bir
şekilde konuşmamakta, inşaat projelerinden birinden bahsetmektedir.
435) Son olarak, duruşma sırasında Fenerbahçe, polisin, eğer çantanın
para dolu olduğundan eminse, çantanın sadece fotoğraflarını çekmek
yerine çantaya el koyması gerektiğini ileri sürmektedir. Fenerbahçe aynı
zamanda 250 bin USD tutarındaki bir paranın (401.750 TL) Bay
Ekşioğlu’na transfer edildiğini gösteren bir vergi uzmanı raporuna atıfta
bulunmuş ve bu transferin Fenerbahçe’nin mali kayıtlarında da
göründüğünü, bunun da paranın yasadışı amaçla kullanılmadığını
gösterdiğini ileri sürmüştür.
436) UEFA, bu maçla ilgili şike faaliyetlerinin üç cepheden ilerlediğin ileri
sürmektedir. Birinci cephe Fenerbahçe Yönetim Kurulu üyesi Bay İlhan
Yüksel Ekşioğlu, Fenerbahçe Gençlik Kolu Yöneticisi Bay Cemil Turhan, ve
Fenerbahçe ile doğrudan bağlantısı olmayan aracılar Bay Yavuz Ağırgöl ile
Bay Mehmet Yenice’den oluşuyordu. İkinci cephe Bay İlhan Yüksel
Ekşioğlu, Bay Ümit Aydın, Bay Yusuf Turanlı ve Bay Abdullah Başak’tan
oluşuyordu. Üçüncü cephe ise Fenerbahçe Başkan Yardımcısı Bay Mehmet
Şekip Mosturoğlu ve Bay Sami Dinç’ten oluşuyordu.
437) UEFA, farklı olgusal koşulları açıklamak için aşağıda yer alan
açıklamaya dayanmaktadır:
“Aziz Yıldırım, bazı Ankaragücü oyuncuları aracılığıyla şike yapması için
İlhan Yüksel Ekşioğlu’na talimat vermiştir. İlhan Yüksel Ekşioğlu; Cemil
Turhan, Yavuz Ağırgöl ve Mehmet Yenice aracılığıyla bu şike operasyonunu
yürütmüştür.
Şike faaliyetlerinin bir parçası olarak İlhan Ekşioğlu, Cemil Turhan, Yavuz
Ağırgöl ve Mehmet Yenice, Ankaragücü oyuncularıyla iletişime geçmek için
Yadigar Boğa adlı bir kişiyle iletişime geçmiştir. 13 Mayıs 2011 tarihinde
Yavuz Ağırgöl, İlhan Ekşioğlu’nun talimatıyla müsabakadan sonra
oyunculara vermek üzere 400 bin USD almıştır. Yadigar Boğa oyuncularla
temasa geçmiştir. 13.05.2011’de Mehmet Yenice’ye 300 bin USD teslim
edilmiş, Mehmet Yenice de Yadigar Boğa ile birlikte Fenerbahçe Dereağzı
tesislerine gitmiştir. Bununla birlikte Cemil Turhan ve Yavuz Ağırgöl 100
bin USD’yi tutmaya karar vermişlerdir.
107
Ayrıca organizasyon, Ankaragücü’nün bir oyuncusuyla iletişime geçmek
için eski Fenerbahçe kalecisi Murat Şahin’e (o dönemde Kasımpaşa Spor
kalecisiydi) ulaşmış ama olumsuz cevap almıştır.
Başka bir şike teklifi daha reddedilmiş ve Yusuf Turanlı Abdullah Başak’a
şöyle demiştir: "Abi olumsuz, korkuyorlar yok diyorlar, çok mücadele oldu
ama olumsuz... Öbüründe problem yok hafta sonu tamam ya...”
Ayrıca M. Şekip Mosturoğlu’nun talimatıyla, Sami Dinç de şike
operasyonuna dahil olmuştur. Ağır Ceza Mahkemesi örgüt üyesi Sami
Dinç’in Ankaragücü’nün Slovakyalı kalecisi Stefan Senecky’nin menajeri
Milan’a, bahsi geçen maçta Fenerbahçe lehine oynamasını teklif etmiş ama
menajer bu teklifi reddetmiştir.”
(ii) Kurul’un bulguları
438) Kurul, yukarıda anlatılanların hepsini göz önünde bulundurarak, dava
dosyasında yer alan ve kendisinin konuyla en çok ilgili olduğunu
düşündüğü delillerin bir özetini sunacak ve bu maçla ilgili çeşitli telefon
dinlemelerinden sonuçlar çıkaracaktır.
439) İlk olarak, yukarıda da belirtildiği üzere Kurul, sahadaki performansın
bir maçta şike yapıldığının göstergesi olmadığı düşüncesindedir. Şikenin
gerçekleşmesi için, şike teşebbüsünde bulunulduğunun tespit edilmesi
yeterlidir. Bu nedenle Kurul, Fenerbahçe yetkililerinin,15 Mayıs 2011’de
Fenerbahçe ile Ankaragücü arasında oynanan maçta şike yapmaya
teşebbüs edip etmediği konusunda rahat bir şekilde tatmin olmak için
sunulan belgeler ve önündeki deliller esasında bir analiz yapacaktır.
440) UEFA, Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın, Fenerbahçe Yönetim
Kurulu üyesi Bay İlhan Yüksel Ekşioğlu’na, Ankaragücü oyuncularına
rüşvet vermek suretiyle maçta şike yapma talimatı verdiğini iddia
etmektedir. Bay Ekşioğlu’nun bu şike operasyonunu aracılar Bay Cemil
Turhan, Bay Yavuz Ağırgöl ve Bay Mehmet Yenice ile birlikte yürüttüğü
ileri sürülmektedir.
441) Aşağıda yer alan telefon kaydı 23 Nisan 2011 günü saat 10.46’da
Bay Ekşioğlu ile Bay Yenice arasında gerçekleşen görüşmeye aittir:
İlhan Yüksel Ekşioğlu: Seninle konuştuğumuz önümüzdeki haftalarla ilgili
sen ne gerekiyorsa yap,…önümüzdeki hafta arasında birgün tesise gel sen
bize aktar bilgileri”,
Mehmet Yenice: “…öbürü de zaten şeyde oynamıyor biliyorsun”,
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “…bunu boşver sen o, öbürlerine bak,..ne
gerekiyorsa yap çalışmaları ondan sonra konuşalım”,
108
Mehmet Yenice: “Abi şimdi biz NTV deyiz...tamam abi sen merak etme...
ben sana bilgi vereceğim.”
442) Aşağıda yer alan telefon kaydı 23 Nisan 2011 günü saat 17.54’te Bay
Aziz Yıldırım ile Bay Ekşioğlu arasında gerçekleşen görüşmeye aittir:
Aziz Yıldırım: “Geldik biz sende ne var ne yok”,
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “Gayet iyi şey ettiniz konuştunuz herhalde Cemil
abiyle”,
Aziz Yıldırım: “Cemil ile konuşmadık Cemil yanımda”,
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “O bir şeyler var o anlatacak size”,
Bay Yıldırım ile Bay Ekşioğlu’nun konuşması kısa bir süre için kesilir ve Bay
Yıldırım Cemil Turhan’a: “Sen bir şeyler anlatacakmışsın bana” der. Bay
Turhan: “He şey he söyleyeceğim” der. Bunun ardından Aziz Yıldırım ile
İlhan Ekşioğlu‘nun görüşmeye devam ederler.
Aziz Yıldırım: “ Ee ne oldu Mehmet gelmedi mi (Mehmet Yenice
kastediliyor)”
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “Başkanım ee bu Mehmet’ten bu şey yok yani bu bir
şey yok ama Cemil abi size bir şey anlatacak…o çok önemli”
443) UEFA, yukarıda yer alan iki konuşmayla ilgili olarak, Bay
Ekşioğlu’Nun ve Bay Turhan’ın Bay Ağırgöl ve Bay Yenice’ye, şike için
uygun oyuncularla ilk temaslarda bulunma talimatını verdiğini iddia
etmektedir.
444) Kurul, yukarıdaki konuşmalardan bu sonuca varılamayacağını
düşünmektedir. Herhangi bir oyuncuyla temas kurulmasından hiçbir
şekilde bahsedilmemektedir; yalnızca Bay Yıldırım, Bay Ekşioğlu, Bay
Yenice ve Bay Turhan arasında bir iletişim vardır. Bununla birlikte Kurul,
bu konuşmalardan, operasyonu Bay Yıldırım’ın yönettiği yorumunun
yapılabileceğini düşünmektedir. Bay Ekşioğlu, operasyonu Bay Yıldırım
adına yürüten kişi gibi görünmektedir ve Bay Ekşioğlu Bay Turhan’dan
Bay Yıldırım’a birşeyler söylemesini istemektedir.
445) Aşağıda yer alan telefon kaydı 29 Nisan 2011 günü saat 11.17’de
Bay Ağırgöl ile Bay Yenice arasında gerçekleşen görüşmeye aittir:
Mehmet Yenice: (Yavuz’a Stad oteline gitmesini söyleyip): “Parasını
veriyor nasıl olsa demi fatura matura alırız, .. şeylerde başla faaliyetlere
benimki şeyden öbür taraftan” ,
Yavuz Ağırgöl: “Öbür taraftan başladın mı onu söyle bana”,
109
Mehmet Yenice: “Öbür taraftan dediğin benimki şey diyorum ya Murat’tan
(o zaman Kasımpaşa Spor kalecisi olan ve daha önce Fenerbahçe’de
kalecilik yapan Murat Şahin’den bahsediyor) Murat’tan gelince
konuşurum”.
446) Kurul, bu konuşmadan, Bay Ağırgöl ile Bay Yenice’nin gerçekten de
aracı olduğunu, ve başka biri adına ayrı ayrı operasyonlar yürüttüklerinin
anlaşıldığı sonucuna varmıştır. Bay Yenice’nin operasyonunun, Kasımpaşa
Spor kalecisi Bay Murat Şahin ile ilgili olduğu anlaşılmaktadır. UEFA’ya
göre, Ankaragücü oyuncularıyla bağlantı kuracak kişi oydu.
447) Aşağıda yer alan telefon kaydı 29 Nisan 2011 günü saat 16.19’da
Bay Ağırgöl/Bay Yenice ile Bay Ekşioğlu arasında gerçekleşen görüşmeye
aittir:
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “Ne yaptınız”,
Mehmet Yenice/Yavuz Ağırgöl: “Bakıyoruz işte”,
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “İyi tamam bakında yani ince eleyin sık dokuyun”,
Mehmet Yenice/Yavuz Ağırgöl: “Ben ince eliyorum sen onun için merak
etme bi şey yarın şey alacağım galiba”,
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “Tamam yani o temeli at”,
Mehmet Yenice/Yavuz Ağırgöl: “Alacağım masayı”,
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “He, temeli bi de atalım betonu dökelim,..İşçiler…”,
Mehmet Yenice/Yavuz Ağırgöl: “Sen onun için merak etme,..Ben sana
iletirim hepsini”.
448) UEFA’nın da ileri sürdüğü üzere, Kurul yukarıdaki konuşmanın diğer
maçlarda kullanılanla aynı tür şifre içerdiğini düşünmektedir. Her ne kadar
konuşanın Bay Yenice mi yoksa Bay Ağırgöl mü olduğu anlaşılmasa da,
Kurul, Fenerbahçe’nin, bu iki kişiden birinin Bay Ekşioğlu’nu aradığına
itiraz etmediğine dikkati çekmektedir. Bu nedenle, bu aracıların Bay
Ekşioğlu adına ve dolayısıyla Bay Yıldırım adına hareket ettikleri
anlaşılmaktadır. Bu itibarla Kurul, aracıların Fenerbahçe yetkilileri adına
hareket ettiklerinin ve Bay Şahin aracılığıyla Ankaragücü oyuncularıyla
temasa geçmeye çalıştıklarının sabit olduğunu düşünmektedir.
449) Fenerbahçe’nin, yukarıda yer alan telefon kayıtlarının şifreli
görüşmeler olmadığı gerçekten de inşaat sektörü hakkında olduğu
iddiasıyla ilgili olarak Kurul bu açıklamanın pek muhtemel olmadığını
110
düşünmektedir, zira Fenerbahçe Kurul’a Bay Ekşioğlu’nun inşaat
projeleriyle ilgili hiçbir delil sunmamıştır.
450) Aşağıda yer alan telefon kaydı 1 Mayıs 2011 günü saat 14.34’te Bay
Yenice ile Bay Şahin arasında gerçekleşen görüşmeye aittir:
Mehmet Yenice: “2 günden beri yoktun nerdeydin sen, mahsus mu
bakmadın"
Murat Şahin: "Ya yok diyorum sen hala uzatıyorsun ya"
Mehmet Yenice: “Bende dedim başına bir şey mi geldi bir şey mi var ne
oluyor ne ediyor dedim ya"
Murat Şahin: “Korktun mu?"
Mehmet Yenice: “Adam der ki yani bu kadar işte"
Murat Şahin: "Dedik anlamıyor ki…abi evin yani o alangirli bir şey
yani…biliyorsun öbür türlü olsa şey yapardık"
Mehmet Yenice: “Yok ben sana şeyini söyledim canım gerekenini
de…istersen geleyim de bi konuşalım"
Murat Şahin: "Yok yok hiç uzatma",
Mehmet Yenice: “Tamam o zaman… o iş kapandı artık"
451) Kurul bu konuşmadan, birinin Bay Yenice adına Bay Şahin’e bir
teklifte bulunduğunu, ama “alengirli birşey” olduğu için Bay Şahin’in bu işe
karışmak istemediğini anlamaktadır.
452) Aşağıda yer alan telefon kaydı 2 Mayıs 2011 günü saat 09.50’de Bay
Ekşioğlu ile Bay Ağırgöl arasında gerçekleşen görüşmeye aittir:
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “…Tamam kulübe gel de Başkan geliyor kulübe bir
konuşalım dedi bir daha orada sende gel stada”
UEFA, daha sonra Bay Ağırgöl’ün, kendisinin stat içerisinde olduğunu
belirttiğini ve konuşmanın aşağıdaki şekilde devam ettiğini iddia
etmektedir:
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “…Bende geliyorum odaya gel odada konuşuruz.”
453) Aşağıda yer alan telefon kaydı 2 Mayıs 2011 günü saat 10.03’te Bay
Bay Ağırgöl ile Bay Yenice arasında gerçekleşen görüşmeye aittir:
111
Yavuz Ağırgöl: “Dinle şimdi ben şeyi 100 bin lira söyledim hemen
verecekler şimdi bana,..yalnız şey ile konuşmamız lazım,..o Murat’la”,
Mehmet Yenice: “Ben anladım da yani şey söyleme beni aradı zaten,.. sen
mi konuşacan”,
Yavuz Ağırgöl: “Ben konuşacağım ondan sonra da onla bir şey edeceğim
parayı ona vereyim mi”,
Mehmet Yenice: “Yok daha sen nerdesin”,
Yavuz Ağırgöl: “Ben şimdi Kulüpteyim başkan çağırdı onun yanına
gidiyorum şimdi ben senden cevap bekliyorum sen Murat’a telefonumu ver
beni arasın”,
Mehmet Yenice: “Aramaz zaten korkuyor hanımınla şeyi hanımı kızıyormuş
anladın mı”,
Yavuz Ağırgöl: “Ee ne yapacağız”,
Mehmet Yenice: “Bilmiyorum bunu böyle nasıl konuşalım ya ben seni
arayayım dur”,
Yavuz Ağırgöl: “Ha tamam”.
454) Kurul Bay Yenice’nin, Bay Şahin’in teklifi kabul etme konusundaki
şüphelerini Bay Ağırgöl’e bildirdiğini gözlemlemektedir. Ayrıca Bay Şahin’in
teklifi kabul etmesi durumunda parayı Bay Yenice’den ve Bay Ağırgöl’den
alacağı anlaşılmaktadır.
455) Aşağıda yer alan kısa mesaj 3 Mayıs 2011 günü saat 00.39’da Bay
Şahin’den Bay Yenice’ye gönderilmiştir:
“Ben ılgılenmıyorum”
456) Aşağıda yer alan telefon kaydı 3 Mayıs 2011 günü saat 00.43’te Bay
Turhan ile Bay Yenice arasında gerçekleşen görüşmeye aittir:
Mehmet Yenice: "Şimdi mesaj çektim onun da cevabı ben ilgilenmiyorum",
Cemil Turhan: "Vallahi",
Mehmet Yenice: "Vallahi yani kayıtlı şeyde telefonumda, gelince sana hem
çektiğim mesajı gösteririm hem de onun verdiği cevabı",
Cemil Turhan: "Tamam", Mehmet: "Çünkü öbür tarafta büyük şey yemiş
hanımından, makineleri falan kapattı, bir daha o işe girersen demiş
bırakırım demiş, o da trikoları bütün makinaları falan satmış"
112
457) Kurul, Bay Şahin’in kısa mesajından dolayı Bay Yenicenin Bay
Turhan’a, Bay Şahin’in teklifi kabul etmediğini gözlemlemektedir.
Kullanılan şifreli dilden ve Fenerbahçe’nin satılan makinelerle ilgili makul
bir açıklama yapmamasından dolayı, Kurul, Bay Şahin’e yapılan teklifin
yasadışı bir eylem ile ilgili olduğunu varsaymaktadır.
458) Aşağıda yer alan telefon kaydı 3 Mayıs 2011 günü saat 13.58’de Bay
Ağırgöl ile Bay Yenice arasında gerçekleşen görüşmeye aittir:
Mehmet Yenice: “Şeyi bildirdim Cemil abiyle konuştuk da,..hani aradık da
bulamadık ya birisi vardı,..onun durumunu”,
Yavuz Ağırgöl: “Ne oldu”,
Mehmet Yenice: “Yok abi olmuyor,.. bildirdim sen nerdesin, ..Cemil abiyle
konuşmadın mı bi konuş bi benim konuştuklarımı, ..bir Cemil abi arıyor bi
sen arıyorsun bir öbürü arıyor yani ben söyleyemiyorum ki bunları birisine
söylüyorum o iletsin diye ,..ben öbür telefonla şey yaptım onu şeyi
söyledim gece saat yarımda…bunu sana söylemedi mi öbür tarafın işini”,
Yavuz Ağırgöl: “Yok, ..iyi ben de diyorum ki bir kere randevu al deki filan
yerde buluşacağız saat filan saatte burda ol”,
Mehmet Yenice: “Dediler ki daha başka şey varsa onu bildireceğiz dediler”,
Yavuz Ağırgöl: “Başka şey yok ya ne var o biri olmuyor de mi öbürü”,
Mehmet Yenice (olmadığını söyleyip devamında): “Şeyle hanımıyla kavga
etmiş o, ..sana şeyde anlatır biliyor Cemil abi anladın mı, .. yüzünden
kavga etmiş karı demiş ki eğer demiş herhangi böyle başımıza gelmeyen
kalmadı demiş eğer bir daha gidersen ben çeker giderim çocukları alır
giderim demiş, ..onu bi ara ilk hatırlıyorsan aradık hanımı çıktı ya, ..o şeye
gitmiş gelmiş anla bunları konuşamıyorum ben sana şimdi, ..anladın mı
gitmiş hani bizim şeyi öbür bir hattı daha var dedim o kapalı dedim ya, ..o
öbür tarafla konuşmuş”
459) Aşağıda yer alan telefon kaydı 9 Mayıs 2011 günü saat 11.49’da Bay
Ağırgöl ile Bay Ekşioğlu arasında gerçekleşen görüşmeye aittir:
Yavuz Ağırgöl: “Şeye gidiyim mi ben temel atmaya",
İlhan Yüksel Ekşioğlu:“E varsa bi ee çağırıyorlarsa git",
Yavuz Ağırgöl: “Yarın sabah burda ol dediler ben de gideyim bakayım…ne
derece doğru ne derece yanlış…onu sana soruyum da onun için",
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “Git git… tamam oldu"
113
460) Kurul, Bay Şahin’in teklifi reddetmesinden dolayı, Bay Ağırgöl’ün
teklifle ilgilenebilecek başka kişiler aramaya başladığını anlamaktadır. Bay
Ağırgöl, potansiyel olarak ilgilenebilecek kişiler bulduğunda yeni
bağlantılarla ilgili olarak Bay Ekşioğlu’nu aramış ve “temel atmaya gideyim
mi” diye sormuştur.
461) Aşağıda yer alan telefon kaydı 9 Mayıs 2011 günü saat 12.23’te Bay
Bay Ekşioğlu ile Bay Yenice arasında gerçekleşen görüşmeye aittir:
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “O da geliyormuş yarın sana öyle dedi bana",
Mehmet Yenice: “Ben sabahleyin konuştum da … şimdi öbür şeye
gidiyorum taraftarlar toplanacakmış onlara forma falan dağıtacaklarmış
imza günüymüş oraya gidiyorum ... uğra dedi."
462) Aşağıda yer alan telefon kaydı 9 Mayıs 2011 günü saat 17.34’te Bay
Ağırgöl ile Bay Yenice arasında gerçekleşen görüşmeye aittir:
Yavuz Ağırgöl: “Yarın geleyim ben yoksa sen",
Mehmet Yenice: “Tabi canım",
Yavuz Ağırgöl: “Şimdi sen işi bitirdin mi randevuyu falan aldın mı",
Mehmet Yenice: “Sen gel yarın…öğleden önce gel ya…aldım ben bugün
şeye gittim söylemedi mi İlhan bey…o beni aradı…ondan sonra ondan da bi
not ilettim…ben şeye gittim işte ney o sana söylesin",
Yavuz Ağırgöl: “Ahmet mi söyledi",
Mehmet Yenice: “Ben ona söyledim…aradı dedi ki arkadaşın geliyormuş
dedi…evet dedim…ondan sonra tekrar aradım dedim ki o, o arada bana
haber geldi… Hasan abinin yanına gidiyorum dedim…ilacı ver dedim şeye
dedim… ee benim arkadaşa dedim…saat 5’e 6’ya kadar aramasın
dedim…anladın mı",
Yavuz Ağırgöl: “Anladım tamam".
463) Kurul yukarıda yer alan görüşmeden, Bay Ağırgöl ve Bay Yenice’Nin
10 Mayıs 2011 günü öğleden sonra buluşacaklarını anlamaktadır.
464) Aşağıda yer alan telefon kaydı 10 Mayıs 2011 günü saat 12.45’te Bay
Ağırgöl (Bay Mehmet Yenice’nin telefon numarasından) ile Bay Ekşioğlu
arasında gerçekleşen görüşmeye aittir:
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “Nedir durumlar"
114
Yavuz Ağırgöl: “Durumlar iyi, ben şimdi geliyorum…akşama dönecem"
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “İyi tamam dön de buluşuruz tamam"
Yavuz Ağırgöl: “Tamam abi haberin olsun"
465) Aşağıda yer alan telefon kaydı 11 Mayıs 2011 günü saat 11.20’de
Bay Ağırgöl ile Bay Yenice arasında gerçekleşen görüşmeye aittir:
Yavuz Ağırgöl: “Biraz evvel başka arkadaşla konuştum… tamam",
Mehmet Yenice: “Tamam, nerdesin sen",
Yavuz Ağırgöl: “Şimdi ben İlhan Ekşioğlu’nu bekliyorum…Kulüpteyim".
466) Aşağıda yer alan telefon kaydı 11 Mayıs 2011 günü saat 12.41’de
Bay Ağırgöl ile Bay Turhan arasında gerçekleşen görüşmeye aittir:
Yavuz Ağırgöl: “Nerdesin",
Cemil Turhan: “Klupte",
Yavuz Ağırgöl: “Ne yaptınız ne ettiniz",
Cemil Turhan: “Nasıl böyle mi konuşacağız",
Yavuz Ağırgöl: “Yok yok",
Cemil Turhan: “Konuşuruz".
467) Kurul yukarıdaki konuşmadan, Bay Ağırgöl’ün anlaşmayla ilgilenen
kişilerle konuşacağını ve daha sonra da konuyu tartışmak için kulüpte Bay
Ekşioğlu ile buluşacağını anlamaktadır. Görünüşe göre Bay Ağırgöl ve Bay
Ekşioğlu 11 Mayıs 2011 günü öğle üzeri buluşmak üzere program
yapmışlardır. Kurul bu konuşmaların, Fenerbahçe yetkililerinden çıkan ve
aracılar tarafından yapılan tekliflerin bir başka göstergesi olduğunu
düşünmektedir. Fenerbahçe yetkililerinin bir şike ihlali yaptığını tespit
edebilmek için eksik olan tek unsur, bu aracıların yasadışı tekliflerinin
gerçekten de şike teklifleriyle ilgili olup olmadığının tam olarak açık
olmamasıdır.
468) Kurul aynı zamanda, bu telefon kaydından Bay Turhan ve Bay
Ağırgöl’ün sohbet konularını telefonda konuşmak istemediğinin
anlaşıldığını düşünmektedir. Kurul bunun, konuşmalarının yasadışı bir
niteliğinin olduğunun bir başka göstergesi olduğu kanaatindedir.
469) Aşağıda yer alan telefon kaydı 11 Mayıs 2011 günü saat 23.06’da
Bay Yenice ile Bay Ağırgöl arasında gerçekleşen görüşmeye aittir:
115
Mehmet Yenice: “Var mı bir şey yok demi",
Yavuz Ağırgöl: “Var var, cuma günü buğdayı alıyorum…bende
kalıyor…dediğim gibi 4 tane adam gönderiyoruz öyle…yani cuma günü
verecek…artık onu sen nasıl ayarlayacaksın",
Mehmet Yenice: “Tamam hallederiz onu sonra",
Yavuz Ağırgöl: “Adamlarına söyle bir şey yapsınlar yani…yoksa yeriz".
470) Kurul, yukarıda yer alan konuşmanın, Bay Ekşioğlu adına yapılan
teklifi kabul etmekle ilgilenen dört Ankaragücü oyuncusundan bahsettiği
konusunda rahat bir şekilde tatmin olmuştur. Bu “adamlar”ın Ankaragücü
oyuncuları olduğu sonucu, Bay Yenice ile Bay Ağırgöl arasında 16 Mayıs
2011 günü saat 11.49’da gerçekleşen görüşmenin telefon kaydına
dayanmaktadır. O konuşmada açık bir şekilde “oyuncular 200 alabilir”
denmiştir. Kurul yanı zamanda “buğdayı göndermenin” de, bu konuşmanın
gerçek konusunu saklamaya yönelik bir başka girişim olduğu
düşüncesindedir.
471) Sonuç olarak Fenerbahçe Ankaragücü maçını 6 - 0 kazanmıştır.
472) Yukarıda da belirtildiği üzere Kurul, şike olayının tespit edilmesi için,
maç sırasında sıra dışı olayların meydana geldiği değerlendirmesinin
yapılmasını gerekli görmemektedir.
473) Aşağıda yer alan telefon kaydı 16 Mayıs 2011 günü saat 09.54’te Bay
Ekşioğlu ile Bay Yenice arasında gerçekleşen görüşmeye aittir:
İlhan Yüksel Ekşioğlu:“Bir uğra bana neredesin”,
Mehmet Yenice: “Orada değilim ki ben Ankara’dayım,”
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “Onu bir konuşacağız diyorum,…onun yarısı
olmadı,…olmadı Mehmet olmadı yarısı”
Mehmet Yenice: “Nasıl olmadı İlhan abi ya böyle geliyoruz ondan sonra
bak”
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “Mehmet yarısı olmadı diyorum sana ben sana ne
dedim bizim 1 Numara’dan haber gelmeden bir şey yapmayacağız”
Mehmet Yenice: “Herhalde yapmadık ya işte 3-4 defa telefon ettiler bende
bekliyorum,…telefon ettiler oradan ben sizi ararım onların yanında”
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “Cemil abi ile de konuştuk dün yarısı oldu yarısı
olmadı aynen söyle,…sana bu verildiği zaman ne dendi”
116
Mehmet Yenice: “Ben şimdi bunu şeyde konuşamıyorum bundan da,…
amcanın yanına gidiyorum”
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “Gitme şimdi amcanın yanına,…bekle gitme.”
474) Aşağıda yer alan telefon kaydı 16 Mayıs 2011 günü saat 10.39’da
Bay Turhan ile Bay Yenice arasında gerçekleşen görüşmeye aittir:
Cemil Turhan: “Seni aramış",
Mehmet Yenice: “Verme diyor yarını diyor giriyorum böyle şeylere
durumlara düşünüyorum ya…söylemiyormusun sen abi",
Cemil Turhan: “Söyledim ya onlarda kardeşim neyse şimdi telefonda
bunlar konuşulacak şeyler değil ya",
Mehmet Yenice: “Ne yapacam ben şimdi şeyde bekliyorum…telefon etti
dedi ki böyle böyle dedi o şeyde aşağı yukarı üç yüz dört yüz metre
ilerdeyim",
Cemil Turhan: “Ha onların orda" ,
Mehmet Yenice: “Onun yanından arayım da sen konuş bari dedim o…İlhan
beyle…o yarısını ver dedi anladın mı ben üçü vereyim ordan hiç olmazsa
kendimin şeyini alırım onu da pay ederiz…ne diyeyim ben şimdi adama
böyle böyle olmamış mı diyeyim",
Cemil Turhan: “Sen öyle diyeceksin başka bir diyecek halin yok",
Mehmet Yenice: “Ah abi ah konuşamıyoruz işte telefonda da bazı…
içimdekilerini söylemiyorum işte anladın mı"
475) Kurul yukarıda yer alan konuşmanın, Bay Ekşioğlu’nun aracılara
anlaşılan parayı ödemeyi kabul etmediği, başlangıçta teklif edilen miktarın
yalnızca yarısını ödeyeceğini söylemesi ile ilgili olduğunu anlamaktadır.
476) Aşağıda yer alan telefon kaydı 16 Mayıs 2011 günü saat 11.08’de
Bay Ağırgöl ile Bay Yenice arasında gerçekleşen görüşmeye aittir:
Mehmet Yenice: “Ne yapayım dolaşıp duruyorum işte durmadan telefon
ediyorlar"
Yavuz Ağırgöl: “Evet parayı vermeyin diyor"
Mehmet Yenice: “Ne yapacaz ya"
117
Yavuz Ağırgöl: “Sen geleceksin senin hakkını alacaksın gerisini verecez
bunlara"
Mehmet Yenice: “Hepsini"
Yavuz Ağırgöl: “Ben sana birşey söylüyorum kardeşim…kavga ettim şimdi
ya…sen bak abi hiçbir şey vermiyorsun alıyorsun geliyorsun 200’ünü
veriyoruz geri kalanı bizde kalıyor"
Mehmet Yenice: “Yarısı veriliyor yani öyle mi"
Yavuz Ağırgöl: “Verme yarısını nasıl vereceksin adama…sen şimdi 300 yok
mu…100’ünü sen al 200’ü de getirelim bunlara geri verelim bitsin bu iş al
yok diyelim…biz buna verelim bitsin"
Mehmet Yenice: “Üç olsun da bari hiç olmazsa şeyimi alayım ya"
Yavuz Ağırgöl: “Hiçbir şey vermiyoruz ordakilere bir şey verme"
Mehmet Yenice: “Abi ordakilere bir şey vermiyor muyuz…200 verecem
oraya öyle söylediniz ya şimdi"
Yavuz Ağırgöl: “Ben söyledim 200 verdin 200’de bunlara geri
verecez…bizdekini de üçe bölecez o zaman başka çaresi var mı"
Mehmet Yenice: “3 vereceğin yere 1 ver diyorsun öyle mi"
Yavuz Ağırgöl: “Ya, ha…şimdi Cemil geldi yanıma bir dakika Cemil yanıma
geldi"
11.13’te Bay Ağırgöl ile Bay Yenice arasındaki konuşma devam eder:
Yavuz Ağırgöl: “Cemil’de yanımda o çocuğa 100 vereceksin",
Mehmet Yenice: “Ben veremem gelin siz verin o zaman ben 3’de..100’ü
nasıl vereyim ben yapamam onu",
Yavuz Ağırgöl: “Hiç verme o zaman",
Mehmet Yenice: “Olur mu ya nasıl verme diyorsun ya… ben 200’ü
veriyorum o zaman öbür tarafında yanında telefon açarım bu kadar
veriyorum derim çeker gelirim ben…gidiyorum şimdi 200’ü veriyorum
100’le de dönüyorum… Ben giremem öyle şeylere",
Bay Ağırgöl telefonu Cemil Turhan'a veriyor:
Cemil Turhan: “Ya abi bak ya hiçbir şey ödenilmeyecek ya bu ne birine
vereceksin birine vermeyeceksin … sen Yavuz abiyi bekle",
118
Mehmet Yenice: “Nasıl bekleteyim adamları…sizin için o kadar kolay."
Daha sonra Bay Ağırgöl ile Bay Yenice arasındaki konuşma devam ediyor:
Yavuz: “Ben geleyim mi oraya",
Mehmet Yenice: “Gel abi sen hallet yani ben nasıl o 100’ü şey yapayım
ya",
Yavuz Ağırgöl: “150’yi buraya getir 150’nin üstüne de bizdeki ellinin birin
beşini koyup verecez, diğerini geri kalanı da oraya verdik diyecez … adam
beni tehdit etti ya sen ne konuşuyorsun ya … ben gelirsem hiç vermem
bak",
Mehmet Yenice: “O zaman bizi silahla vur sen … vermeyecekmisin gelsen",
Yavuz Ağırgöl: “Gelsem vermeyecem"
Mehmet Yenice: “Ben ne olacam o zaman",
Yavuz Ağırgöl: “Ben gelecem diyecem biz sizi şeyle olmadı siz
yapmadınız…ben diyorum ki 150’yi ver 150’yi de geri getir aynısını
söylüyorum…beni dinle beni şimdi İlhan bey bekliyor git uçakla bilet al git
dedi ben diyecem ki Mehmet alıp geliyor parayı bak sana söylüyorum
Mehmet hangisini diyorsam onu yap",
Mehmet Yenice: “Ben sana haber verecem şimdi" .
477) Kurul bu telefon dinlemelerinin çoğunun konuşulan meblağların para
cinsini belirtmediğini gözlemlemektedir. Her ne kadar UEFA bu tutarların
dolar cinsinden olduğunu ileri sürse de Kurul, bu telefon kayıtlarında
yalnızca Bay Ağırgöl’ün para cinsinden bahsettiğini gözlemlemektedir. İlk
olarak 2 Mayıs 2011 günü saat 10.03’teki konuşmada “lira”dan bahsetmiş,
daha sonra 16 Mayıs 2011 günü saat 12.11’de “böceklerden” bahsetmiştir.
Ayrıca Kurul, Fenerbahçe’nin 400 bin TL tutarındaki bir parayı Bay
Ekşioğlu’nun hesabına transfer edildiğini gözlemlemektedir. Dolara yapılan
açık referanslar bulunmadığı için Kurul, UEFA’nın bu konuyla ilgili
iddiasının yanlış olduğunu düşünmektedir ve buradaki bütün meblağların
Türk Lirası olduğu sonucuna varmıştır.
478) Kurul yukarıdaki konuşmadan, Bay Ekşioğlu’nun aracılara halihazırda
400 bin TL ödediğini, ama şimdi onlardan paranın yarısını, yani 200 bin
TL’yi iade etmelerini istediğini anlamaktadır. Görünüşe göre aracılar 100
bin TL tutarında bir parayı Ankaragücü oyuncularına göndermiş ve
ellerinde yalnızca 300 bin TL kalmıştır. Kurul, Bay Ekşioğlu’na iade
edilecek para ile ilgili olarak aracılar arasında kesinlikle bazı
anlaşmazlıkların çıktığı düşüncesindedir. Bay Yenice Bay Ekşioğlu’nun talep
119
ettiği 200 bin TL’nin hepsinin Bay Ekşioğlu’na iade edilmesini isterken Bay
Ağırgöl ve Bay Turhan, 100 bin TL veya 150 bin TL’nin iade edilmesi
gerektiği düşüncesindedir.
479) Aşağıda yer alan telefon kaydı 16 Mayıs 2011 günü saat 11.49’da
Bay Yenice ile Bay Ağırgöl/Bay Turhan arasında gerçekleşen görüşmeye
aittir:
Mehmet Yenice: “Yöneticiyle görüştü 2 ver dedi onların yanında…2’yi
verdim ben çıkıyorum şimdi"
Yavuz Ağırgöl: “Bizi hiç dinlemiyorsun ya…nasıl gelince parayı verdikten
sonra ne konuşacaksın ya"
Mehmet Yenice: “Onların yanında öyle söyledi", (Yavuz telefonu Cemil'e
veriyor)
Mehmet Yenice: “2’yi de al getir dedi bu kadar"
Cemil Turhan: “Kardeşim sen hasta mısın ya"
Mehmet Yenice: “Abi onların yanında öyle söyleyince ben ne yapayım"
Cemil Turhan: “Sen niye onla konuşuyorsun kardeşim ya"
Mehmet Yenice: “Konuştur dedi al bizde böyle şey mi olur dedi Hasanım
dedim böyle böyle dedim sonra dedim bana şey yapmayın"
Cemil Turhan: “Ben sana ne dedim, açma, verme kimseye para", Mehmet:
“100 bende 100 de şeyde 200 de ona verecez", (Cemil telefonu Yavuz'a
veriyor)
Yavuz Ağırgöl: “Para mara verme"
Mehmet Yenice: “Verdim ben bitti iş…adam öyle söyledi onların yanında
söyledi ver 2’yi dedi…adamlar dediler ki böyle böyle illa bizi
görüştür…bende açtım"
Yavuz Ağırgöl: “Mehmet bize nağme yapma…parayı getiren kimdi sana
parayı kim verdi ben vermedim mi"
Mehmet Yenice: “Şunu bi yani bu telefonda bunu şey yapma"
Yavuz Ağırgöl: “Ben sana söylüyorum 200 getireceksin buraya…başka
türlü olmaz bu iş…bana İlhan bey dedi ki 200’ü geri getir…bize yanlış
yapma sen daha parayı marayı da vermemişsin ben biliyorum"
120
Mehmet Yenice: “Adamla konuşuldu adam dedi ki 200 vereceksin onların
yanında senle gidelim diyorum yarın şeyin yanına",
Yavuz Ağırgöl: “Altı yol dedi (Altı yol’da ofisi bulunan İ.Ekşioğlu
kastediliyor) bana dedi aynı şeyi şimdi sana ben giderken dedim ki…verme
bu kadar paranın gerisini buraya getir",
Mehmet Yenice: “Allah ben adamın ismini vermedim yönetici diye",
Yavuz Ağırgöl: “Bana da dedi ki git söyle 200’ü getirin 200 de onun
olsun…yani futbolcunun olsun ya beni niye konuşturuyorsun ya", (Yavuz
telefonu Cemil'e veriyor),
Mehmet Yenice: “Yavuz abiyle gideriz oraya Altı yola sen bunlara böyle
böyle söyledin mi söylemedin mi…bizi görüştür dedi hatta dedi başkanla
dedi…Başkan yok dedim bu şeyde dedim bir tane şey var dedim yahu
gelince konuşsak olmaz mı bi de beni içeri attırmayın Allah aşkına ya",
Cemil Turhan: “Orayı aramadan diyorum niye bizi aramadın"
480) Kurul, yukarıda yer alan telefon yadının bu maç açısından son derece
önemli olduğu düşüncesindedir. Bay Ağırgöl’ün “futbolcular 200 alabilir”
ifadesi yukarıda anlatılanlarla birlikte ele alındığında, Kurul, Fenerbahçe
yetkilileri tarafından Ankaragücü oyuncularına yapılan teklifin, şikeyle ilgili
olduğu konusunda rahat bir şekilde tatmin olmuştur. Bu açıdan, Kurul,
şifreli olarak söylenen birçok sözü göz önünde bulundurmaktadır. Buradan
da yapılan konuşmaların yasadışı bir faaliyetle ilgili olduğu sonucuna
varılabilir. Teklif Fenerbahçe yetkililerinden, özellikle de Fenerbahçe
Başkanı Bay Yıldırım’dan ve Bay Ekşioğlu’ndan gelmiştir. Futbol
oyuncularına verilecek para, Fenerbahçe yetkilileri tarafından Ankaragücü
oyuncularına dolaylı olarak yapılan yasadışı tekliften kaynaklanmaktadır.
481) Kurul, UEFA’nın, hangi Ankaragücü oyuncularının maçta şike yapmayı
kabul ettiğini kanıtlamasının gerekli olmadığı düşüncesindedir. Kurul,
Fenerbahçe yetkilileri aleyhine, bir şike teklifinin yapıldığına dair yeterince
delil olduğu kanaatindedir.
482) Aşağıda yer alan telefon kaydı 16 Mayıs 2011 günü saat 12.11’de
Bay Ağırgöl ile Bay Yenice arasında gerçekleşen görüşmeye aittir:
Yavuz Ağırgöl: “Bu adamlara biz, 200’ü geri verecez de mi…bizdeki yüzü
gitti…sen o zaman İlhan’a diyeceksin ki ben 300 kağıt verdim kardeşim
ancak razı ettim…bu adamlara gene 50’yi sen gene diyeceksin 50’yi o 50’yi
getireceksin üstüne de biz 50’yi koyacaz 25’e benle Cemil alacaz…şimdi
sen 150 getireceksin…onlardan geri alacaksın 50’yi…sen diyeceksin ben
kötü duruma düştüm 50 kağıdı ben başkasına verdim diyeceksin
adamlardan alacaksın"
121
Mehmet Yenice: “Gelince bak ne derim biliyor musun…böyle bunları zor
ikna ettim sen de böyle söylemene rağmen şey olmadı ben 50 daha
verdim derim senin yanında ona, öbürüne…abicim bundan içeri attırma
yarın gelecem oturalım konuşalım beraber gidecez diyorum ya"
Yavuz Ağırgöl: “Zaten mecburi benle gideceksin ki para bende çünkü…
adamlardan 50’yi geri alsak 50 de biz üstüne koyacağız hiç olmazsa 25’er
bizde kalır"
483) Aşağıda yer alan telefon kaydı 17 Mayıs 2011 günü saat 16.37’de
Bay Ekşioğlu ile Bay Faruk Yaşar arasında gerçekleşen görüşmeye aittir:
İlhan: “Canım sıkkın ya,…bizim bu şantiye var ya Ankara’daki ,…o şantiye
işte işçilerin şeyini gönderdik”,
Faruk: “Göndermiştin ma…(maçtan) şeyden evvel değil mi”,
İlhan: “Gönderdik ama şartı dedik ki yani dedik ki işte kalıpları iyi
yapacaksın betonu iyi olacak”,
Faruk: “Şimdi de yapılıp yapılmadığı belli değil”,
İlhan: “Benim anlaştığım ustabaşılarıyla biriyle bizim arkadaşlardan biri
daha anlaşmış…dolasıyla bu işi yapamayacağını açıkça beyan etmiş dedim
ki bizimkine Dereye,…dedim söyle onun avansın yarısını geri
getirsin,…bugün bir geliyor ki o yarısının yarısı da yok”,
Faruk: “Yarısının yarısı da yok hiç yok”,
İlhan: “Dördün üçü yok biri var,…birisi yani yüzü gitti,…yarısını ver yarısını
bana getir dedim”,
Faruk: “Evet ne oldu peki”,
İlhan: “işte gece yarısı işçinin biri geldi eve …hiç olmazsa bir 100 ünü daha
bana ver bende şeyi aradım Dere’yi aradım,…Dere’de iyi dedi ben de
verdim”,
Faruk: “Dördün üçü gitti birimi kaldı”,
İlhan: “Senin..kimse alamaz seni elimden dedim …sen dedim lan benim
paramı mı yiyecen lan dedim,…sen dedim Dere’yi Dere’yi Dere’yi niye
arıyorsun,… sen Dere’ye mi tabisin bana mı tabisin dedim,…Yavuz’a dedim
ki… sen şimdi bunla atlıyorsun…100 alıyorsun dedim yarın bana
getiriyorsun dedim,…bunun altından ne sen kalkabilirsin ne ben
kalkabilirim ne de Cemil abi kalkabilir,…çünkü dedim ben bizim bir
numaraya dedim ki 200 bende onu da bana ...yene diye
yönlendirtti,…bende onu bekliyorum acil bende kendim koymayım da
122
şirketten onu bekliyorum bir bakarım ki 100 ben şimdi ne diyeceğim ona
ee 200’dü de 100 ünü ben bilmiyorum da vermişler,…denir mi bu
Faruk,…bana dün diyor ki abi şimdi geldim işçinin yanına duysunlar ee o
200’ü veriyorum tamam dedim 200’ü ver öyle de atla gel….kabahat bende
abi bir kere denemişim bunu bu bir i.ne çıkmış zaten geçen sene sen bir
daha niye deniyorsun abi,…kötü oldum abi ben bu beni çok sarstı
baba,…getirse de önemli değil getirmese de, getirecek eşek gibi de yani
öyle bir şey yani üç yani ..ele Yavuz tamam ikisinin zaten o kalanı bana
verirken elleri titremeye başladı ikisinin de sonra diyor ..konuşsana diyor o
ona diyor dur kardeşim diyor Cemil abiyi aradık ya bende Cemil abiyle
konuşurken kapadım hiç yüz rengi vermedim inkar mı ediyor diyor Cemil
abi bana söylediklerini diyor” .
484) Yukarıda yer alan telefon kaydından Kurul, en sonunda 100 bin
TL’nin aracılar tarafından Bay Ekşioğlu’na iade edildiğini ve Ekşioğlu’Nun
bundan dolayı sıkkın olduğunu ve eksik 100 bin TL’nin de iade edilmesinde
ısrar ettiğini anlamaktadır. Her ne kadar başka telefon dinlemeleri de
sunuşmuşsa da, Kurul daha fazla ayrıntıya girmeyi gerekli görmemekte,
bununla birlikte en sonunda aracıların Bay Ekşioğlu’na 90 bin TL iade
ettiğini belirtmek istemektedir.
485) Kurul yukarıda yer alan telefon görüşmesinden, Bay Ekşioğlu’nun
Ankaragücü oyuncularına 200 bin TL verilmesini ve kalan 200 binin iade
edilmesini istediğinin açık olduğu sonucuna varmıştır. Kurul, Bay
Ekşioğlu’nun “bana dün diyor ki abi şimdi geldim işçinin yanına duysunlar
ee o 200’ü veriyorum tamam dedim 200’ü ver öyle de atla gel” sözlerini
bu belirtilen şekilde anlamaktadır. Kurul, Bay Ekşioğlu’nun aracılar
vasıtasıyla, Ankaragücü oyuncularına 200 bin TL verilmesini istediği
konusunda rahat bir şekilde ikna olmuş durumdadır. Kurul, bu olaylar
dizisinden, bu ödemelerin kesinlikle Fenerbahçe ile Ankaragücü arasındaki
maçta şike yapma teşebbüsü ile ilgili olduğu sonucuna varmaktadır.
486) Fenerbahçe’nin, bu konuşmalardaki inşaat işlerine ait atıfların şifreli
konuşma olmadığı, Bay Ekşioğlu’nun inşaat sektöründe çalışmasından
kaynaklandığı iddiasıyla ilgili olarak Kurul bu iddiayı hiç bir şüphe
duymadan reddetmektedir. Fenerbahçe Kurul’a, bay Ekşioğlu’nun inşaat
işleriyle iştigali ile ilgili kanıtlar sunmamıştır. Kurul, bu konuşmaların
açıkça aynı konuyla ilgili olduğunu, ama inşaat işleriyle ilgili muğlak
atıfların yanı sıra “makine satmaktan” ve tarım işlerinden de bahsedildiği
düşüncesindedir. Birbiriyle tutarsız bu atıflardan dolayı Kurul, bu
konuşmaların, gerçekten söz konusu olan meseleden kaçınmak amacıyla
şifreli yapıldığı konusunda hiçbir şüphe duymamaktadır.
487) Fenerbahçe tarafından sunulan ve Fenerbahçe hesaplarından Bay
Ekşioğlu’na 400 bin TL transfer edildiğini gösteren vergi uzmanı raporuyla
ilgili olarak Kurul, gerçekten de 400 bin TL tutarında bir paranın “amatör
branşı” için Bay Ekşioğlu’na transfer edildiğini gözlemlemektedir. Bununla
birlikte Kurul “amatör branş”a yapılan atfın, Kurul’u, bu paranın gerçekten
123
de amatör branş için harcandığına ikna etmekte yetersiz olduğunu
düşünmektedir. Amatör branşın böyle bir parayı aldığını gösterir başka bir
delil bulunmadığından ve yukarıda yer alan telefon kayıtları ışığında Kurul,
400 bin TL’nin şike amacıyla kullanıldığı konusunda rahat bir şekilde ikna
olmuş durumdadır.
488) Neticede Kurul, Fenerbahçe yetkililerinin 15 Mayıs 2011 tarihinde
oynanan Fenerbahçe – Ankaragücü maçında şike yapmaya teşebbüs ettiği
sonucuna varmış bulunmaktadır.
vi. Sivasspor – Fenerbahçe (22 Mayıs 2011)
489) UEFA Temyiz Kurulu, Temyiz Edilen kararında aşağıdaki sonuca
varmıştır:
“Temyiz Kurulu, özellikle Polis Raporu’nda, Etik Kurulu raporunda, TFF
disiplin kurullarının kararında ve 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararında
yer alan çeşitli delil unsurlarını göz önünde bulundurarak, Fenerbahçe SK
Başkanı Aziz Yıldırım’ın, Fenerbahçe SK Yönetim Kurulu üyesi Bay
Ekşioğlu’nun, 22 Mayıs 2011’de oynanan Sivasspor – Fenerbahçe maçında
şike yaptığının tespit edildiği sonucuna varmıştır.”
(i) Tarafların Görüşleri
490) Fenerbahçe, Temyiz Edilen kararın, Sivasspor’un hangi oyuncularının
veya yetkililerinin şike olayına karıştığını veya ne tür ödemeler yapıldığını
belirtmediğini ileri sürmektedir. Fenerbahçe, UEFA Temyiz Kurulu’nun
yalnızca ekstra biletler için Sivasspor’a yapılan ödemelerden, Temyiz
Eden’in giyim mağazasından yapılan para havalesinden, ve transferler ve
bir araba alışı ile ilgili işlemlerden bahsedebildiği kanısına varmıştır.
491) Fenerbahçe her iki kulübün de, Fenerbahçe taraftarlarının sezonun
bu son maçına yönelik talebini karşılama ve Sivasspor için gelir elde etme
fırsatını gördüğünü ileri sürmektedir. Bu nedenle Fenerbahçe, kendilerine
ayrılan bilet sayısının artırılmasını talep etmiş ve Sivasspor ile
görüşmüştür. Sonuç olarak Sivasspor, daha yüksek bir fiyattan
Fenerbahçe’ye ekstra bilet satmayı kabul etmiştir. Kulüpler arasında alınıp
verilen her türlü para yalnızca bilet satışıyla ilgilidir ve buna “siyah çanta
olayı” da dahildir. İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi bu çantada para
olduğu ve çantanın şike amacıyla Sivasspor yetkililerine verildiği
konusunda emindir. Fenerbahçe ise bu çantada Sivasspor’un fiyat
artışından dolayı satamadığı maç biletlerinin olduğunu ileri sürmektedir.
Fenerbahçe 1000 bilet almayı kabul etmiş ve paray da Sivasspor’a havale
etmiştir. Bu bilet işlemiyle ilgili banka alındıları Temyiz Dilekçesi ile birlikte
sunulmuştur.
492) Fenerbahçe, aralarında Türk hükümetinin yüksek dereceli
memurlarının ve Türkiye’nin en saygıdeğer gazetecilerinin de bulunduğu
124
çeşitli tanıkların, siyah çantanın içeriği hakkında ifade verdiğini ileri
sürmektedir. CAS nezdinde gerçekleşen duruşma sırasında Sivasspor
Başkanı Bay Mecnun Otyakmaz bu biletlerin hükümet yetkilileri için
ayrıldığını ve biletlerin bu çantadan alındığını, bunun da Türkiye’deki Ceza
Mahkemesi’ne verilen çeşitli ifadelerde de teyit edildiğini belirtmiştir.
493) Fenerbahçe’nin, giyim mağazası Fenerium’dan alınan 400 bin TL’yi
şikeyi finanse etmek için kullanıldığı (özellikle de Fenerbahçe Finans
Direktörü Bay Yelkovan aracılığıyla Bay Abdullah Kığılı’ya ödendiği)
iddiasıyla ilgili olarak Fenerbahçe, bu iddiaların dayanaktan yoksun
olduğunu ileri sürmektedir. Fenerbahçe, para transferini ve paranın daha
sonraki kullanımıyla ilgili olarak makbuzlar sunmuştur. Bu Fenerium
işlemiyle bağlantılı olan banka makbuzları da Temyiz Dilekçesi ile birlikte
verilmiştir. Fenerbahçe bu kayıtların, paranın giyim amacıyla kullanıldığını
ve Bay Kığılı’ya verilmediğini açıkça gösterdiği görüşündedir. Duruşma
sırasında (Kurul, İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi nezdindeki duruşmaya
atıfta bulunulduğunu varsaymaktadır) Bay Yıldız, Fenerium’dan bu tür para
transferlerinin yaygın bir uygulama olduğunu çünkü Fenerium’un kulüp
için gelir getirmek amacıyla kurulduğunu belirtmiştir.
494) Transferle ilgili iddialar hakkında Fenerbahçe, sezon bitiminden sonra
böyle bir transfer faaliyetinin olmasının son derece normal olduğunu ileri
sürmektedir. Fenerbahçe yetkilileri çeşitli kanallar aracılığıyla gelecek
sezon için yeni yetenekler bulmaya çalışmaktadır. İstanbul 16. Ağır Ceza
Mahkemesi de Sivasspor kalecisi Bay Çelikay ile menajeri arasındaki bir
konuşmayı şike delili olarak vurgulamıştır. UEFA Disiplin Müfettişi bu
konuşmanın, Bay Ekşioğlu tarafından şike için satın alınan bir arabayla
(yani hediyeyle) ilgili olduğunu iddia etmiştir. Savcılık bu arabanın Bay
Çelikay’ın kardeşinin adına satın alındığını ve arabanın da aslında aracı Bay
Başak için satın alındığını ileri sürmüştür. Bay Ekşioğlu Bay Başak’ı kulüp
için uğurlu olarak görmektedir ve eğer kulüp şampiyon olursa ona birşey
satın alacağına söz vermiştir. Daha sonra kendi inisiyatifiyle Bay Başak’a
bir araba satın almıştır.
495) CAS nezdindeki duruşmada Fenerbahçe, “siyah çanta kuramı” ile ilgili
yeni argümanlar sunmuştur. Fenerbahçe, çantanın herkesin içinde
götürülmüş olmasının ve belirli bir süre için hiç korumasız bir biçimde
arabanın bagajında bırakılmasının önemli olduğunu ileri sürmektedir.
Fenerbahçe’ye göre bunlar işlemin yasal olduğunu göstergeleridir. Ayrıca
eğer polis çantanın para dolu olduğundan emindiyse, neden şikeyi
kanıtlamak için arabanın bagajını açıp parayı almamıştır.
496) UEFA, Fenerbahçe yetkililerinin, sezonun bu son maçının sonucunu
kendi lehlerine etkilemek için üç koldan şikeye başvurduklarını ileri
sürmektedir. Birinci cephede, Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, Sivasspor
Başkanı Mecnun Otyakmaz ile buluşmuş ve bir şike anlaşması yapmıştır.
Bay Otyakmaz buna dayanarak, Sivasspor yöneticisi Bay Ahmet Çelebi ve
aracı Bay Bülent İşçen aracılığıyla, Sivasspor oyuncusu Bay Mehmet Yıldız’ı
125
en iyi şekilde oynamaması için ikna etmeye teşebbüs etmiştir. İkinci
cephede Bay Yıldırım, Fenerbahçe Yönetim Kurulu üyesi Bay İlhan Yüksel
Ekşioğlu’na bu maçın sonucunu etkilemenin yollarını araştırması için
talimat vermiş ve bunu da kendisinden en iyi şekilde oynamaması istenen
Sivasspor’un kalecisi Bay Korcan Çelikay ile bir anlaşma yapan aracılar
Bay Abdullah Başak ve Bay Yusuf Turanlı vasıtasıyla gerçekleştirmişlerdir.
Üçüncü Cephede de aracı Bay Ali Kıratlı, başka bir aracı olan Bay Fatih
Akbaba vasıtasıyla diğer Sivasspor oyuncularıyla anlaşma yapmıştır.
497) UEFA, farklı olgusa koşulları açıklamak için aşağıdaki anlatıma
dayanmaktadır:
“2010-2011 Süper Lig sezonunun 34. Haftasında Fenerbahçe 79 puanla ve
gol averajıyla ligde lider konumdaydı. Trabzonspor ise 79 puanla ikinciydi.
Her iki takımın da şampiyon olma şansı vardı.
Aziz Yıldırım İlhan Yüksel Ekşioğlu’na, Sivasspor oyuncuları aracılığıyla şike
yapma talimatı verdi. Kendisi de kötü oynamaları için Sivasspor Başkanı
Mecnun Odyakmaz ile şahsen anlaştı.
Örtünün şike faaliyetlerinin en önemli adamı olan İlhan Ekşioğlu, bir
telefon konuşmasında “İyi 3 dikiş, yani her koldan spor yapacağız, çok
sağlam” ve bir başka görüşmede Aziz Yıldırım’ın “Sen Sapancalıyla mı
Şekerliyle mi yapıyorsun" sorusuna karşılık "Üçüyle yaptım Başkanım”
demiştir. Bu konuşmalarda da görüldüğü üzere şike faaliyetleri bu üç kişi
tarafından yürütülmüştür.
1. 17.05 2011 günü Aziz Yıldırım ve Mecnun Odyakmaz özel bir toplantı
yapmışlardır. Toplantıdan sonra, Mecnun Odyakmaz Fenerbahçe
kulübünden ayrılırken, birilerinin bir arabadan fotoğraflarını çektiğinden
şüphelenmişlerdir. Mecnun Odyakmaz bu toplantının olası bir telefon
dinlemesi veya fiziksel takip ihtimaline karşı, Fenerbahçe – Sivasspor maçı
için Fenerbahçe taraftarlarına bilet satmak amacıyla yapıldığını söylemiştir.
Ama Aziz Yıldırım, onun ne kastettiğini anlamamış ve ““Tabi, tabi. Bir şey
olursa öyle, biletlerle ilgili konuştuk” şeklinde karşılık vermiştir.
Sivasspor Başkanı Mecnun Odyakmaz, Aziz Yıldırım ile yapılan bu
anlaşmaya dayanarak, Sivasspor yöneticisi Ahmet Çelebi vasıtasıyla
oyuncu Mehmet Yıldız’ı Fenerbahçe lehine oynamaya ikna etmeye
teşebbüs etmiştir.
2. Aziz Yıldırım, İlhan Ekşioğlu’na ve Abdullah Başak’a bu müsabakalar için
çeşitli kişilerle temasa geçme talimatı vermiştir. Abdullah Başak, oyuncu
temsilcisi Yusuf Turanlı’ya, Sivasspor kalecisi Korcan Çelikay ile iletişime
geçmesini söylemiştir. İlhan Ekşioğlu 13.05.2011 günü Aziz Yıldırım ile
buluşmuş ve sonra Abdullah Başak’ı arayarak “Biraz önce bir numara ile
buluştum, ona şeyden bahsettim ve Olayın kilit adamlarının bizim
seninkiyle sen olduğunu söyledim” demiştir. Abdullah Başak ve İlhan
126
Ekşioğlu 16.05.2011 sabahı yüz yüze konuşmuşlar ve Abdullah Balak
Yusuf Turanlı’yı arayarak şunları söylemiştir: “İyi çıktım şimdi,...İlhan abi
de şeyi diyor,...300’ü dedi o kardeşe versin 200’ü kendine alsın dedi,...ona
söyle mutlaka da halletsin diyor.” Bu konuşmanın ardından Yusuf Turanlı
Korcan Çelikay ile Etiler’de buluşmuştur. Bu buluşmada, maçta
Fenerbahçe lehine oynaması için Korcan’da 300 bin USD teklif edilmiş ve
Korcan da bu teklifi kabul etmiştir. İlhan Ekşioğlu artık Sivasspor kalecisi
Korcan Çelikay’ın bu anlaşmaya göre Fenerbahçe lehine oynayacağını
bilmektedir, bunun üzerine müsabakadan hemen önce Alaeddin Yıldırım’ı
aramıştır ve ona “Bol şut ha!” demiştir.
3. Ayrıca Ali Kıratlı, Fatih Akbaba aracılığıyla Fenerbahçe lehine oynaması
için bazı Sivasspor oyuncularıyla anlaşmıştır.
(ii) Kurul’un bulguları
498) Kurul, dikkatini bu maçla ilgili telefon kayıtlarına çevirmeden önce,
Fenerbahçe tarafından verilen banka makbuzlarının TFF Etik Kurulu
tarafından gerçek olarak nitelendirildiğini kabul etmektedir. Her ne kadar
bu belgeler İngilizceye tercüme edilmemişse de, Kurul, bu belgelerin
Sivasspor – Fenerbahçe maçı için Fenerbahçe’nin fazladan 1.000 bilet
karşılığı olarak Sivasspor’a para transfer ettiğini gösterdiğini, Fenerium’un
da 12 Mayıs 2011’de “Şubelere Ödenecek” referansı ile 400 bin TL’yi
transfer ettiğini kabul etmektedir.
499) Aşağıda yer alan telefon kaydı 17 Mayıs 2011 günü saat 16.37’de
Fenerbahçe Yönetim Kurulu üyesi Bay Ekşioğlu ile aracı Bay Faruk Yaşar
arasında gerçekleşen görüşmeye aittir:
Faruk Yaşar: “2, 3 günümüz kaldı valla şampiyon olacağız,… peki varmı
şey”,
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “iyi 3 dikiş,…yani her koldan spor yapacağız”,
Faruk Yaşar: “Yüzde 90”,
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “100, 100” ,
Faruk Yaşar: “Ha sağlam mı kaynaklar”,
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “Çok sağlam”,
Faruk Yaşar: “Öbürküler gibi değil yani”,
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “Hayır hayır”
500) Kurul bu konuşmanın, yukarıda açıklanan telefon dinlemesinin bir
parçası olduğunu, zira gün, saat ve kişilerin aynı olduğunu
127
gözlemlemektedir. İlk bakışta o telefon dinlemesinin Fenerbahçe ile MKE
Ankaragücü arasındaki maç ile ve bu telefon dinlemesinin de Sivasspor ve
Fenerbahçe ile neden bağlantılı olduğu anlaşılmamaktadır, zira bu
konuşmanın bu parçası, Bar Ekşioğlu’nun ve Bay Yaşar’ın, konuşmanın
konusunu Sivasspor ile Fenerbahçe maçına çevirdiğini belirten herhangi bir
ifade bulunmamaktadır. Bununla birlikte, aşağıda yer alan telefon
dinlemeleri ışığında, Kurul, bu konuşmanın bu bölümünün gerçekten de
Sivasspor - Fenerbahçe maçıyla ilgili olduğunu düşünmektedir. Bu
çıkarsamanın ana nedeni, bu konuşmadan Bay Ekşioğlu ile Bay Yaşar’ın
gelecekteki bir maçtan bahsediyor olduğu sonucuna varılabiliyor olmasıdır.
Oysa Fenerbahçe ve MKE Ankaragücü arasındaki maç halihazırda
oynanmıştır. Bir başka neden ise, aşağıdaki telefon dinlemelerinde Bay
Ekşioğlu’nun ve Bay Yaşar’ın, özellikle Sivasspor ile yapılacak maçtan
bahsettiklerinin görülebilmesidir.
501) Aşağıda yer alan telefon kaydı 22 Mayıs 2011 günü saat 15.00’te Bay
Ekşioğlu ile Bay Yaşar arasında gerçekleşen görüşmeye aittir:
Faruk Yaşar: “Şimdi rahat rahat seyredebilir miyiz ne yapacağız”
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “Kadıköy’deyiz şu an biz zaten anasını satayım”
Bunun üzerine Bay Yaşar tribünlerin %75’inin Fenerbahçeli olacağını
belirtir ve konuşmaya devam eder.
Faruk Yaşar: “Tamam abi onu anladık tamam onlar zaten öyle olacağı
belliydi öbür türlü falan rahat olacak mıyız yani”
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “Evet evet”
Faruk: “Sen bu yani şantiyedeki bağlantıları garantiledin değil mi”
İlhan: “Ya rahat seyret diyorum ya.”
502) Kurul, bu konuşmanın, inşaat alanları ifadeleri ile Fenerbahçe’nin
futbol maçları arasındaki bağlantıyı açık bir biçimde kurduğunu
düşünmektedir. Görünüşe göre Bay Yaşar, Bay Ekşioğlu’na, Sivasspor ile
Fenerbahçe arasındaki maçta şike yapıldığını sormaktadır.
503) Aşağıda yer alan telefon kaydı 17 Mayıs 2011 günü saat 17.53’te Bay
Ekşioğlu ile Bay Aziz Yıldırım arasında gerçekleşen görüşmeye aittir:
Aziz: “Sabit hatta mısın",
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “Evet",
Aziz Yıldırım : “Şimdi bi sen bi aşağıdaki o 550 kaldı demi göndereceğimiz
… öbürünün hepsini verdiniz demi"
128
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “Verdik"
Aziz Yıldırım : “Ha orda bir sıkıntı var da senle konuşmam lazım benim"
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “Nerde orda"
Aziz Yıldırım : “Neyse yarın konuşuruz önemli değil yani … ben sana bir
uyarayım orda bir sıkıntı var … bunu da beraber şey yapıp öyle konuşalım
… sen Sapancalıyla mı şekerliyle mi yapıyorsun"
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “Üçüyle yaptım başkanım"
Aziz Yıldırım : “Üçüyle yaptın neyse ben seninle yarın konuşurum".
504) Aşağıda yer alan telefon kaydı 11 Mayıs 2011 günü saat 17.24’te Bay
Yıldırım ile Bay Tamer Yelkovan arasında gerçekleşen görüşmeye aittir:
Aziz Yıldırım : “Abdullah Kiğılı 400.000 Fenerıumdan aktarma yapıyor
şuan",
Tamer Yelkovan: “Şimdi telefon geldi bende şaşırdım",
Aziz Yıldırım : “Ben telefon ettim…Tamer beye varsa gönder şimdi 400
gönderiyoruz dediler…görüyorsun her yerden çalışıyorum",
Tamer Yelkovan: “Bir de şu futbolcular şu işi ateşlerse iş biter vallahi".
505) Kurul, UEFA tarafından temin edilen telefon görüşmelerinin, bir
kronolojik sıralama takip etmediğini, zira yukarıda yer alan telefon
kaydının Bay Ekşioğlu ile Bay Yıldırım arasındaki konuşmadan bir hafta
önce kaydedildiğini gözlemlemektedir.
506) Yukarıda yer alan telefon kayıtlarıyla ilgili olarak Kurul, bu
konuşmaların, Türkiye Süper Ligi sezonunun son maçı için Sivasspor’dan
gelecek olan ek biletlerin yasal olarak satın alınmasıyla ilgili olabileceğini
ve Fenerium’dan Bay Tamer Yelkovan’a yapılan 400 bin TL’lik para
transferinin mutlaka şüpheli sayılmasının gerekmediği sonucuna varmıştır.
Kurul, Fenerbahçe’nin, UEFA’nın, Bay Kığılı’ya 400 bin TL ödendiği
iddiasının doğru olmadığı yönündeki savına katılmaktadır. Kurul, bu
telefon konuşmasından Bay Kığılı’nın Fenerium adına bu parayı Bay
Yelkovan’a ödediğinin anlaşıldığı düşüncesindedir.
507) Aşağıda yer alan telefon kaydı 13 Mayıs 2011 günü saat 19.02’de
Bay Abdullah Başak ile Bay Turanlı arasında gerçekleşen görüşmeye aittir.
Bu telefon kaydı başlamadan önce Bay Başak’ın Bay Turanlı’ya, Bay
İşcen’in arayıp aramadığını sorduğu, Bay Turanlı’nın da Bay Başak’a
aramadığını söylediği iddia edilmektedir.
129
Abdullah Başak: “Sana bir bomba diyeceğim de sonra tamam,…o gitmiş
şeyle Mecnun abiyle görüşmüş de,…İlhan abi dedi ki sakın onlara şey
yapmayın benle muhatap olun bende dedim abi Yusuf o işe girmez artık”
Yusuf Turanlı: “…olmaz yani abi bu işler çok dolanıyor ediliyor...”
508) Aşağıda yer alan telefon kaydı 13 Mayıs 2011 günü saat 19.35’te Bay
Başak ile Bay Ekşioğlu arasında gerçekleşen görüşmeye aittir.
Abdullah Başak : Efendim abi
İlhan Yüksel Ekşioğlu: Yarın sabahta erken kalkıyor musun
Abdullah Başak : Herhalde abi
İlhan Yüksel Ekşioğlu: İyi senle çok önemli bir görüşme yapmam lazım
sabahleyin ben
Abdullah Başak : Abi ben sana bir şey deyim mi
İlhan Yüksel Ekşioğlu: Hıh
Abdullah Başak : Ben çok moralim bozuk
İlhan Yüksel Ekşioğlu: Niye ya
Abdullah Başak : Ben o benim Bülent abim var ya
İlhan Yüksel Ekşioğlu: Evet
Abdullah Başak : O yine ben şeyler karıştırıyor abi
İlhan Yüksel Ekşioğlu: Karıştırır s..ktir et
Abdullah Başak : Seninki ona söylemiş abi ama sen bilmiyorsun
İlhan Yüksel Ekşioğlu: Hayır hayır ben şimdi oradan geliyorum ben şimdi
bizim 1 numara ile buluştum
Abdullah Başak : 1 numara benim yanımda bunu çağırdı abi
İlhan Yüksel Ekşioğlu: Tamam oğlum ben şimdi bütün olup bitenleri
anlattım
Abdullah Başak : Hıh
İlhan Yüksel Ekşioğlu: Tamam mı
130
Abdullah Başak : Hıh
İlhan Yüksel Ekşioğlu: O hıyarında bir sikine yaramadığını kendini yanlış
sana göster ona gösterdiğimi de söyledim
Abdullah Başak : Hıh
İlhan Yüksel Ekşioğlu: Olayın kilit adamlarının bizim seninkiyle sen
olduğunu söyledim
Abdullah Başak : Hıh
İlhan Yüksel Ekşioğlu: Fakat senin onu bilmelerini istemediğini söyledim
hani dedim
Abdullah Başak : Evet
İlhan Yüksel Ekşioğlu: Sen onları bilme onlar öyle istemiyor dedim beni
istiyor
Abdullah Başak : Evet
İlhan Yüksel Ekşioğlu: Bu işin şeyi
Abdullah Başak : Aynen aynen
İlhan Yüksel Ekşioğlu: Ondan sonra dedim bak o sen Bülent’i çağırıyorsun
bir şeyler söylüyorsun iş daha da karışıyor dedim
Abdullah Başak : Ben abi lafını kesiyorum sana bir şey diyeceğim ben bu
gün ona ne dedim biliyor musun ben geçen gün dedim olmayan bir şeyler
için İlhan Abi’ye bir şey demişsin bana gönül koydu dedim tamam mı ben
ne olmuşta he demişim- sâna ne ne çeviriyormuşum abi ne var ki dedim
ya ben kimim abi dedim ya bin kimim
Î.Y.E : Şimdi bak Apo bizim şurada bir hafta kaldı sakin olup mantıklı
düşünmemiz lazım
Abdullah Başak: Evet evet abi
İlhan Yüksel Ekşioğlu: Ben söyledim tamam mı her şeyi anlattım bak şimdi
şeyde
Abdullah Başak: Abi bak öbür arkadaşta benim kardeşim olan onunla da
demin beraberdim abi dedi sen ve seni bahsediyor senden abi başka
Allah’ın oğlu beni çağırsa ne görüşürüm ne konuşurum abi
131
İlhan Yüksel Ekşioğlu: Aynen tamam ben de onu söyledim bir dinle dinle
beni
Abdullah Başak: Tamam abi aynen
İlhan Yüksel Ekşioğlu: Esas esas bomba şimdi bu seninki diyordu ya hani
bir yerden bana cevap gelmesi lazım
Abdullah Başak: Evet
İlhan Yüksel Ekşioğlu: O işi konuştu onu anlatacağım yarın sana o iş okey
yarın sabah ben benim çocuğu Dereağzı na götüreceğim futbol okuluna 10
da
Abdullah Başak: Tamam abi
İlhan Yüksel Ekşioğlu: Senle Dereağzı’nda buluşalım 10 da yani haberler
çok iyi
Abdullah Başak: Öbür kardeşimi de çağırayım mı abi oraya
İlhan Yüksel Ekşioğlu: Süper olur
Abdullah Başak: Tamam abi tamam
İlhan Yüksel Ekşioğlu: Tamam mı
Abdullah Başak: Tamam abicim
İlhan Yüksel Ekşioğlu: 10 da Dere ağzı nda
Abdullah Başak: Tamam abi bir emrin var mı bana abi
İlhan Yüksel Ekşioğlu: Sağlığın
Abdullah Başak: Öpüyorum abi saygılar
İlhan Yüksel Ekşioğlu: Hadi ben de hadi.
509) UEFA’ya göre, yukarıdaki iki telefon dinlemesinden, aracılarda ve Bay
Ekşioğlu’nda, Sivasspor’un başkanının karışmasıyla şike yapılması
konusunda bir isteksizlik olduğu anlaşılmalıdır.
510) Kurul, UEFA’nın bu varsayımının, bu telefon dinlemeleri ile açıklığa
kavuşmadığı düşüncesindedir.
511) Aşağıda yer alan telefon kaydı 13 Mayıs 2011 günü saat 21.54’te Bay
Yıldırım ile Bay İşçen arasında gerçekleşen görüşmeye aittir.
132
Bülent İşçen: “O arkadaş ile görüştüm o hale gelmiş mallar abi o gidecek
fiyat konuşacak abi…gereken neyse işte onları sordu etti ben dedi direk
onları kendim görüşeceğim bizzat dedi…şeyleri sen hiç merak etme abi
gereğini...o da yalnız diyor abi hani (Trabzonspor’u kastederek) o hamsi
tarafı var ya abi…onlarda şey yapıyorlarmış çok baskı yapıyorlarmış, dedim
biz bunu engelleyeceğiz dedim bizzat kendin görüşeceksin çağıracaksın
yani bu işin şakası makası yok bir de dedim adamın şeyi gider ondan buna
ondan buna dedi şeyleri konuşmaları gerek yok, az öz temiz net bir şekilde
görüş, bugünün yarını da var hani her şey bilinsin öyle fazla gevezelik
fazla konuşma da b.k getirir az konuşup öz konuşup herkes bilecek ne
yapacağını"
Aziz Yıldırım: “Bence şeyi (Ahmet Çelebi’yi kastederek) Ahmet’i mahmeti
de gönder sen"
Bülent İşçen: “Abi tabi gidiyor…bizim maçtan sonra pazartesi, salı günü
direk 5 gün orda kalacak kampta…arkadaş abi söylediğin ismini söylediğin
kişi…dedik yüzüne bakmam senin bak Aziz abiye bir daha selam verme
bunu yapmazsan"
Aziz Yıldırım: “Yarın gel konuşalım tamam"
Bülent İşçen: “Bırakacaksın dedim gideceksin 5 gün orada
kalacaksın…engelleyeceksin herşeyi".
512) Kurul, yukarıdaki telefon kaydından, Bay İşçen’in Trabzonspor’un da
“baskı yapmasından” endişelendiğini anlamaktadır. Kurul, diğer bütün
unsurlarla birlikte, bunun şikenin önemli bir göstergesi olduğu
düşüncesindedir. Bu anlatımda, Fenerbahçe’nin Sivasspor’a baskı
uyguladığı ve Trabzonspor’un da maçta şike yapmaya teşebbüs
edebileceğinden korktukları anlaşılabilir.
513) Aşağıda yer alan telefon kaydı 13 Mayıs 2011 günü saat 21.57’te Bay
Bay İşçen ile Bay Çelebi arasında gerçekleşen görüşmeye aittir.
Bülent İşçen: “Bak şimdi telefon açtı sordu Ahmet…gittin mi dedi görüştün
mü, konuştuk dedim, abi sen merak etme dedim, bizim maçtan 3 gün
önce gidecek kampta kalacak dedim o dedim her şeye muaffak olacak sen
hiç merak etme ondan başka kimsenin dediğine de bakma o her şeyi orda
tek başına engeller dedim bak senin namına böyle söyledim yani Ahmet",
Ahmet Çelebi: “Neyse konuşuruz tamam mı?"
514) Aşağıda yer alan telefon kaydı 16 Mayıs 2011 günü saat 13.53’te Bay
İşçen ile Bay Çelebi arasında gerçekleşen görüşmeye aittir.
133
Ahmet Çelebi: “Abicim şimdi ben bizimkiyle görüşmeye
gideceğimde,…anladın mı yani senle konuştuklarımızda mutabıkmıyız”,
Bülent İbrahim İşçen: Evet.
Ahmet Çelebi: “Tamam ben yani operasyona başladım haberin olsun”,
Bu konuşmada Bay İşçen Bay Çelebi’ye aşağıdakileri de söylemiştir:
Bülent İbrahim İşçen: “... Ben şimdi giderim Aziz abiye söylerim, bu derim
bu tereyağlı bunun ağzında laf durmuyor”.
515) Aşağıda yer alan telefon kaydı 17 Mayıs 2011 günü saat 22.09’da
Bay Yıldırım ile Bay Mecnun Otyakmaz arasında gerçekleşen görüşmeye
aittir.
Mecnun Otyakmaz: “..kapıya bir şeyler gelmişte bende diyorum ki ya ne
haldeyiz şu kalan VIP biletleri sana getirdik buyur başımıza iş aldık”,
Aziz Yıldırım: “Tabi, tabi bir şey olursa öyle,..biletlerle ilgili konuştuk”,
Mecnun Otyakmaz: “O götürdüm ben Ebru’ya bıraktım oraya haberin olsun
abi,…VIP biletleri,…o kale arkalarını zaten daha önceden şeye vermiştim
Bülent’e,…o götürmüştü ekstradan sen bilet isteyince bende o VIP’leri
getirdim oraya koydum Ebrunun oraya”.
516) UEFA, biletlerin Sivasspor’dan paralel ve ayrı bir şekilde alınmasıyla
ilgili konuşmalar olduğunu ileri sürmektedir. Bu bağlamda, içinde biletlerin
bulunduğu bir çantanın var olduğu ileri sürülmektedir. 16. Ağır Ceza
Mahkemesi tarafından teşhir edilen hesaplardaki tutarsızlıklar ışığında,
UEFA, her türlü bilet satışının, şikeyle bağlantılı ve eşzamanlı diğer
konuşmalar için bir kılıf olarak kullanıldığını düşünmektedir.
517) Kurul, yukarıda yer alan telefon konuşmalarının, Bay Yıldırım ile Bay
Otyakmaz arasında, Sivasspor – Fenerbahçe maçının biletlerinin satın
alınmasıyla ilgili yasal konuşmalar olduğunu gösterdiği düşüncesindedir.
Her ne kadar şikeyle ilgili eşzamanlı tartışmalar olduğu inkar edilemezse
de, Kurul, hangi konuşmaların biletlerin satışıyla ve hangilerinin şikeyle
ilgili olduğunun yeterince açık olmadığı düşüncesindedir. Fenerbahçe
tarafından biletlerin satın alınmasıyla ilgili yapılan açıklama Kurul
tarafından inandırıcı bulunduğu için, Kurul şikeyle ilgili eş zamanlı
görüşmelerin olduğu konusunda da rahat bir şekilde tatmin olmuş değildir.
518) Aşağıda yer alan telefon kaydı 21 Mayıs 2011 günü saat 18.56’da
Bay Başak ile “Nüvit” adlı bir kişi arasında gerçekleşen görüşmeye aittir.
Nüvit: “Efendim Apo abi”,
134
Abdullah Başak: “O çantayı unutursan beni ömür boyu unut, o, hem senin
geleceğin, hem benim, İlhan Ekşioğlu’nun”,
Nüvit: “…öyle diyorsun da dur şimdi arabayı park etmeye çalışıyorum
kapıyı niye kapatmıyorsun Apo abi geliyorum şimdi bekle geliyorum
oraya.”
519) Aşağıda yer alan telefon kaydı 21 Mayıs 2011 günü saat 23.35’de
Bay Çelebi ile “Nüvit” adlı bir kişi arasında gerçekleşen görüşmeye aittir.
Ahmet Çelebi: “Çantam nerede"
Nüvit: “Arabada"
Ahmet Çelebi: “Getirsene onu yukarıya bir"
520) Kurul yukarıdaki telefon kayıtlarından, çantanın içeriğinin önemli
olduğunu anlamaktadır. Bununla birlikte bu çıkarsama, çantanın para ya
da bilet içerdiği kuramlarından birini desteklememektedir.
521) Çantanın içindekilerle ilgili olarak Kurul, çantada şike yapmak
amacıyla para bulunduğuna ikna olmuş değildir. Her ne kadar çantayla
bağlantılı konuşmalar şüpheli olsa da, Kurul, bu çantanın Sivas ile
Fenerbahçe arasındaki maçta şike yapma teşebbüsüyle bağlantılı olduğu
konusunda rahat bir şekilde tatmin olmuş değildir. Bu açıdan, Kurul, TFF
Etik Kurulu’nun, herhangi bir bağlantı kurulamadığı sonucunu ve TFF PDFK
ve TFF Temyiz Kurulu’nun bu maçla ilgili koşulları soruşturmamış olmasını
göz önünde bulundurmuştur. Kurul aynı zamanda Fenerbahçe tarafından
ortaya konan argümanları da hesaba katmıştır.
522) Bununla birlikte, ve TFF Etik Kurulu’nun vardığı sonuca benzer bir
şekilde Kurul, her ne kadar bu şike iddiasının bu unsuru kanıtlanamasa da,
Bay Yıldırım’ın ve Bay Ekşioğlu’nun, çeşitli aracılar vasıtasıyla Sivasspor
oyuncularına yaklaşarak maçın sonucunu etkilemeye teşebbüs ettiği
gerçeğinin değişmediği düşüncesindedir.
523) Aşağıda yer alan telefon kaydı, Sivasspor oyuncusu Bay Mehmet
Yıldız ile adı bilinmeyen bir kişi arasında gerçekleşmiştir. Bu telefon
kaydının tam günü ve saati belirtilmemiştir, bununla birlikte bu
görüşmenin maçtan sonraki akşam gerçekleştiği belirtilmiştir ve
Fenerbahçe de bu bilgiye itiraz etmemiştir. Bu nedenle Kurul aşağıdaki
görüşmenin 22 Mayıs 2011 akşamında gerçekleştiğini kabul etmektedir.
Mehmet Yıldız: “Ne yapayım Fenerbahçe’yi şampiyon yaptık gidiyorum",
X Şahıs: "Oğlum orada kafayı çakıp atsana golü ya ayakla vuruyorsun sen
ayakla vuramazsın ya",
135
Mehmet Yıldız: “Nereye gidecekmiş ne golü atacağım ya ben oraya gol
atmaya gitmedim ki…ben oraya bulunmaya gittim o da tesadüf oradan
adam…Santos boşuna geldi, ben şey başkana söyledim ben ayrılacağım
diye haberin olsun ha" ,
X Şahıs: "Şeyle orada iyi geçin konuş yeni Sportif direktörümüzle…Ümit
Karan",
Mehmet Yıldız: “Ümit abiyle konuşurum ya",
X Şahıs: "Bıraktı futbolu zaten…şimdi o gelecek herşeyle o ilgileniyor",
Mehmet Yıldız: “Transferlerle mi",
X Şahıs: "Fenerle anlaşmış güya Sezer yöneticilerle dedim şampiyon olsun
da bari moral bozukluğu olmasın",
524) Her ne kadar Kurul, Bay Yıldız’ın maçta en iyi şekilde oynamadığını
gözlemlemiş olsa da, Kurul, bunun şikeyi kanıtlamak için yeterli bir delil
olmadığını düşünmektedir. Kurul, Bay Yıldız’ın kötü performansı ile
Fenerbahçe yetkililerinin şike teşebbüsü arasında bir bağ kurulamadığı
düşüncesindedir.
525) Aşağıda yer alan telefon kaydı 15 Mayıs 2011 günü saat 18.12’de
Bay Turanlı ile Sivasspor Kalecisi Bay Korcan Çelikay arasında gerçekleşen
görüşmeye aittir.
Korcan Çelikay: “İstanbul’dayım ya dün geldim",
Yusuf Turanlı: “Niye oynatmadı Korcan" ,
Korcan Çelikay:"Bütün oynamayanları oynattı",
Yusuf Turanlı: “Fener maçı da öyle mi yapacak" ,
Korcan Çelikay: “Yok canım Fener maçına tam kadro çıkarız",
Yusuf Turanlı: “Fener maçında sen mi oynuyorsun",
Korcan Çelikay: "Evet inşallah…yani bir şey yok",
Yusuf Turanlı: “Ne zaman yarın mı dönüyorsun",
Korcan Çelikay: "Şey salı",
Yusuf Turanlı: “İyi yarın görüşürüz o zaman"
136
526) Aşağıda yer alan telefon kaydı 16 Mayıs 2011 günü saat 11.22’de
Bay Başak ile Bay Turanlı arasında gerçekleşen görüşmeye aittir.
Abdullah Başak: “İyi çıktım şimdi,…İlhan abi de şeyi diyor,…20 bin doları
bana,…diyor onların hayatını.. ikisinin de,…sen nasıl istiyorsan abi dedim
ben,…ben şey yapmadım diyor…300’ü dedi o kardeşe versin 200’ü kendine
alsın dedi,…ona söyle mutlaka da halletsin diyor…”
527) Kurul bu telefon kaydını son derece şüpheli bulmaktadır. Fenerbahçe
tarafından bu meblağların amacıyla ilgili hiçbir amaç belirtilmemiştir.
Kurul, bu telefon kaydından, Bay Ekşioğlu’nun Bay Başak’a, Bay Turanlıya
“300’ü dedi o kardeşe versin 200’ü kendine alsın” demesi için talimat
verdiği sonucuna varmaktadır. Bay Turanlı ile Bay Korcan Çelikay arasında
bu görüşmeden önce ve sonra meydana gelen telefon görüşmelerinden
dolayı Kurul, Bay Korcan Çelikay’ın, bu telefonda bahsi geçen “o kardeş”
olduğuna rahat bir şekilde ikna olmaktadır. Buna göre Bay Ekşioğlu ile Bay
Korcan Çelikay arasında bir bağlantı vardır ve bu ikinci kişiye belirli bir
miktar paranın transferi söz konusudur.
528) Aşağıda yer alan telefon kaydı 17 Mayıs 2011 günü saat 10.57’de
Bay Çelikay ile Bay Turanlı arasında gerçekleşen görüşmeye aittir.
Korcan Çelikay: “Dün görmemişim abi ya gece yazmışsın da",
Yusuf Turanlı: “Hoca dedim ne düşünüyorsun şu Hakan’ın işi netleşsin dedi
ona göre dedi getirteceğiz yani…. dediğim gibi ha (gülüyor) rahat ol
ameliyatı düşün…hayırlısıyla ameliyatı da bitirelim ondan sonra tatil
yaparsın",
Korcan Çelikay: "Öyle kolay değil abi zam gelsin zam",
Yusuf Turanlı: “Zam mı harika orası sen rahat ol.. gerisine karışma ...
para…ben kimle görüşeyim burada (İlhan Çelikay’ı kastederek) kardeşinle
mi",
Korcan Çelikay: “Abi sen ..kimseyle görüşmene gerek yokki niye
görüşeceksin yani…dönüşte görüşürüz abi",
Yusuf Turanlı: “Çünkü hediyeyi pazar öğlene alacağım ben yani tamam",
Korcan Çelikay: "Fark etmez abi sende ya da bende durması çok önemli
değil yani"
529) Aşağıda yer alan telefon kaydı 21 Mayıs 2011 günü saat 12.01’de
Bay Başak ile Bay Ekşioğlu arasında gerçekleşen görüşmeye aittir.
Abdullah Başak: “Şimdi kadroyu açıkladılar abi,…kalede Ramoviç,…yok şey
pardon yanlış dedim kalede Korcan”,
137
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “HI”,
Abdullah Başak: “(gülüyor) Şey yalnız ilerde abi şeyi oynatıyor Eneramo,
Pedriel 2 forvet oynatıyor,…gene defansta Hayrettin var Kadir var,…Sedat
var,…öbürlerini de söyledi ama şimdi dayım aradım da Sivas’ı,… alacağız
yeneceğiz,…çok rahatım, hatta yani ne biliyim yani çok çok rahatım ben
şeyi düşünüyorum acaba Mini Cooper mı alsam Peugeot 508 mi
alsam(gülüyor)”,
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “Ya sen şu maçı alalım var ya”,
Abdullah: “Vallahi yemin ediyorum İlhan abi bunu kalben söylüyorum yani
şu çektiğimiz streslere yani bi kaç kişi o klüpte zaten stresi yaşayan
başkanla beraber cidden yani,…alnımızın akıyla abi”.
530) Aşağıda yer alan telefon kaydı 22 Mayıs 2011 günü saat 18.55’te bir
Fenerbahçe yetkilisi ve Fenerbahçe Başkanı’nın kardeşi olan Bay Alaeddin
Yıldırım ile Bay Ekşioğlu arasında gerçekleşen görüşmeye aittir.
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “Abi…aşağıdasın demi",
Alaeddin Yıldırım: “Ne oldu",
İlhan Yüksel Ekşioğlu: “Şeyi düzeni bozmayım ama şey bol şut ha",
Alaeddin Yıldırım: “Tamam konuşuruz tamam",
531) Kurul, yukarıda yer alan telefon kaydının, Bay Ekşioğlu’nun
Sivasspor’un kalecisinin şike planına dahil olduğundan haberdar olduğu
iddiasını desteklediğini düşünmektedir.
532) Aşağıda yer alan telefon kaydı 22 Mayıs 2011 günü saat 20.53’te Bay
Turanlı ile Bay Başak arasında gerçekleşen görüşmeye aittir.
Yusuf Turanlı: “Nasıl gol yedi ya çocuğa bak",
Abdullah Başak: “Sonu iyi bitsin de",
Yusuf Turanlı: “Daha ne olacak daha ne bitsin abi Fener kazanır ya daha
şeyi mi var abi kaleye gitmiyor Fener ya… Ama yani sonuçta…çok kötü
yedik o çocuğa üzüldüm"
533) Aşağıda yer alan telefon kaydı 22 Mayıs 2011 günü saat 23.39’da
Bay İlhan Çelikay ile Bay Turanlı arasında gerçekleşen görüşmeye aittir.
İlhan Çelikay: "10 dakikadır görüştük … iyi abi ya bir şey yok",
138
Yusuf Turanlı: “İyi tamam oh be rahatladım ya şey oldum ya ulaşamadım
da mesaj attım ona aradım telefonu kapalı … öbürü de yedi başkaları da
yedi lig başından beri her gol normal gol mü sanki",
İlhan Çelikay: "Aynen öyle abi olabilir tabi ki yani … benim tek şeyim
Stoch’unkini yeseydi bari",
Yusuf Turanlı: “İşte yani abi orada kurtarıyor burada yiyor bu kısmetsizlik
olabilir yani…herşey her kaleci",
İlhan Çelikay: "Niyang’ınkine refleks yaptı mesela ... çıkarmadı",
Yusuf Turanlı: “Normal hatasız gol de yesen diyecekti zaten",
534) Kurul, Bay Çelikay’ın kötü performansının, kendisinin, Fenerbahçe’nin
şike planına katıldığının bir kanıtı olmadığı düşüncesindedir. Bununla
birlikte Kurul, Bay Turanlı ile Bay Başak ve Bay İlhan Çelikay ve Bay
Turanlı arasındaki konuşmaların, Bay Korcan Çelikay’ın, Fenerbahçe
yetkililerinden dolaylı olarak gelen belirli bir para karşılığında
yeteneklerinin gerektirdiği en iyi şekilde oynamadığı iddiasını güçlendirdiği
düşüncesindedir. Kurul, bunun, yukarıda yer alan Bay Başak ve Bay
Turanlı arasındaki konuşma tarafından da desteklendiği görüşündedir. Bu
esasta Kurul, Bay Korcan Çelikay’ın, Fenerbahçe’nin şike teşebbüsüne
karıştığı konusunda rahat bir şekilde tatmin olmuş durumdadır.
535) Her ne kadar İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi “siyah çanta
kuramı”nın kanıtlandığını düşünse ve Bay Otyakmaz’ı mahkum etmiş olsa
da, (Aziz Yıldırım tarafından, Türkiye Profesyonel Süper Ligi’nde oynanan
maçların sonuçlarını şike yapmak/teşvik primi vermek suretiyle etkilemek
amacıyla kurulan suç örgütüne yardım ettiği sabit olduğundan) Kurul,
tarafların sunuşları, duruşmadaki ifadeler ve TFF Etik Kurulu’nun
mülahazaları esasında, bu kuramın, Fenerbahçe’nin bu maçta şike
yapmaya teşebbüs ettiği konusunda delil sunduğu konusunda rahat bir
şekilde tatmin olmuş değildir. Böylelikle Kurul, EUFA’nın, şikenin birinci
cephesiyle ilgili iddiasının, Kurul’u rahat bir şekilde tatmin edecek şekilde
kanıtlanamadığı düşüncesindedir.
536) Kurul aynı zamanda, Bay Ekşioğlu tarafından Bay Başak’a bir araba
satın alınmasıyla ilgili kuramın da yeterince kanıtlanmadığı
düşüncesindedir Kurul, bu arabanın, Sivasspor – Fenerbahçe maçında şike
yapılmasıyla ilgili olarak Fenerbahçe’ye hizmetleri karşılığında Bay Başak’a
satın alındığı konusunda ikna olmuş değildir.
537) Yukarıda anlatılanların hepsi göz önünde bulundurulduğunda, ve
“siyah çanta kuramı” ve bir arabanın satın alınması ile ilgili olarak varılan
sonuçlara rağmen, Kurul Bay Aziz Yıldırım’ın, Bay Ekşioğlu, Bay Başak ve
Bay Turanlı aracılığıyla, Bay Korcan Çelikay’a yaklaştığı ve onun, yaklaşan
Fenerbahçe maçında elinden gelen en iyi şekilde oynamamasını sağlamak
139
için teşebbüste bulunduğu konusunda rahat bir şekilde tatmin olmuş
durumdadır.
538) Bu nedenle Kurul, UEFA’nın, şikenin ikinci cephesiyle ilgili iddialarının
gerçekten de meydana geldiği konusunda rahat bir şekilde tatmin olmuş
durumdadır ve böylece Kurul, şikenin üçüncü cephesini ele almayı gerekli
görmemektedir.
539) Sonuç olarak yukarıda anlatılanların ışığında Kurul, Fenerbahçe
yetkililerinin 22 Mayıs 2011’de oynanan Fenerbahçe – Sivasspor maçında
şike yapmaya teşebbüs ettiği konusunda rahat bir şekilde tatmin olmuş
durumdadır.
Sonuç
540) Tek tek maçlarla ilgili sonuçlarında Kurul sadece, kendisine bu temyiz
davasında tarafların sunduğu delillere dayanmıştır. Kurul kendi sonuçlarına
varmış ve mevcut konuyu geçmişte incelemiş olan kuruluşlar tarafından
varılan sonuçlara özel bir önem atfetmemiştir. Bu anlamda Kurul, bu
davada de novo olarak karar verme takdirini tamamen kullandığı ve
olguları ve yasaların yeni baştan incelediği konusunda ikna olmuş
durumdadır.
541) Bununla birlikte Kurul, Fenerbahçe’yle ilgili şike iddialarını inceleyen
kurumların hemen hepsinin (TFF Etik Kurulu, TFF PDFK, TFF Temyiz
Kurulu, İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi, UEFA CDB ve UEFA Temyiz
Kurulu) Fenerbahçe’nin en az bir yetkilisinin, mevcut temyiz davasında
soruşturulan maçlarda şike yapmaya teşebbüs etmekte suçlu bulunmuş
olması karşısında, Fenerbahçe yetkililerinin, kendisi tarafından
soruşturulan dört maçın hepsinde de şike teşebbüsünde bulunduğu
konusunda rahat bir şekilde tatmin olmuştur.
542) Kurul, çeşitli kişilerin temyize gitmesi nedeniyle İstanbul Ağır Ceza
Mahkemesinin kararının henüz kesinleşmemiş ve bağlayıcı hale gelmemiş
olmasını göz önünde bulundurmuştur. Her ne kadar Kurul, bu karardan
kesin sonuçlar çıkarmamaya dikkat ettiyse ve olguları kendi başına
değerlendirdiyse de, Kurul, Yargıtay Savcısının, bütün Fenerbahfteorçe
yetkililerinin mahkumiyetlerini teyit ettiğini gözlemlemektedir.
543) Bu anlamda Kurul, Ukraynalı bir kulüp olan FC Metalist’e yönelik şike
iddialarıyla ilgili yakın zamanda verilmiş bir CAS Kararına atıfta
bulunmaktadır. Bu davada bir Ukrayna ceza mahkemesi FC Metalist’i
beraat ettirmiştir. Bununla beraber CAS Kurulu mahkûmiyet kararı
vermiştir. Bu farklı sonuçları açıklarken CAS Kurulu, temelde yatan
olguların değerlendirirken, başka şeylerin yanı sıra, Kurulun mevcut
davada makul şüphenin ötesinde şeklindeki ispat standardını takip
etmediğini, bunun yerine rahat bir şekilde tatmin edilmesi gerektiğini ifade
etmiştir. (VAS 2010/A/2267, paragraf 746)
140
544) Bu açından Kurul, UEFA’Nın, CAS’ın ceza mahkemesi tarafından
verilen beraat kararını takip etmek zorunda olmamasının, CAS’ın bir ceza
mahkumiyetini göz önünde bulundurmak zorunda olmadığı anlamına
gelmediği düşüncesine katılmaktadır. Her ne kadar daha yüksek bir
standardı kullanan ceza mahkumiyeti otomatik olarak kesin olmasa da,
daha düşük bir standart olan rahat tatmini kullanan CAS nezdindeki
soruşturmanın aksi yönde sonuçlanması hiç muhtemel görünmemektedir.
545) Yukarıda yer alan yargı kurumları, Fenerbahçe yetkililerinin
mahkumiyetine karar vermemesiyle (16. Ağır Ceza Mahkemesi 7 Mart
2011’de oynanan Gençlerbirliği – Fenerbahçe maçı hakkında ve TFF Etik
Kurulu da TFF PDFK da, 1 Mayıs 2011’de oynanan Fenerbahçe – IBB Spor
maçı hakkında) ilgili olarak Kurul, kendisinin neden bu kararlardan farklı
şekilde karar aldığını açıklamıştır. Yargı kurumlarının belirli bir maçı (TFF
Temyiz Kurulu’nun, 1 Mayıs 2011’de oynanan Fenerbahçe – IBB Spor
maçını, ve TFF PDFK ve TFF Temyiz Kurulunun, 22 Mayıs 2011’de oynanan
Sivasspor – Fenerbahçe maçını) soruşturmamasıyla ilgili olarak Kurul,
kendi sonuçlarının yanı sıra, bu maçlarla ilgili olarak mahkumiyet kararı
veren yargı kurumlarının bulgularından daha rahat bir şekilde tatmin
olmuştur.
546) Sonuç olarak Kurul, Fenerbahçe’nin yetkilileri aracılığıyla 2010/2011
Türkiye Süper Ligi sezonundaki dört maçta şike yapmaya teşebbüs ettiği
düşüncesindedir. Kurul bu davanın esasının, Fenerbahçe’ye disiplin cezası
verilmesini gerektirdiği sonucuna varmıştır.
h) Durum böyle ise, Fenerbahçe’ye uygulanan ceza orantılı mıdır?
547) Kurul, Fenerbahçe yetkililerinin Türkiye Süper Ligi’ndeki dört maçta
şike teşebbüsünde bulunduğu sonucuna vardığı için, kararlaştırılması
gereken son mesele, Fenerbahçe’ye verilecek olan cezadır.
548) Kurul, UEFA Temyiz Kurulu’nun Temyiz Edilen Karar’da aşağıdaki
sonuca vardığını gözlemlemektedir:
“Fenerbahçe SK’nın, katılmaya hak kazandığı gelecek UEFA
müsabakalarından 2 sezon men edilmesine karar verilmiştir.”
(i) Tarafların görüşleri
549) Fenerbahçe cezayla ilgili olarak, cezanın yasadışı veya orantısız
olduğu sonucuna varırken üç argümana dayanmaktadır: Temyiz Edilen
Karar, eşitlik ilkesini ihlal etmiştir; Temyiz Edilen Karar’da verilen ceza
yasadışıdır zira UEFA DY 17’yi ihlal etmiştir; ve Temyiz Edilen Karar’daki
cezalar “yasalara aykırı bir şekilde orantısızdır”.
141
550) Fenerbahçe, eşitlik ilkesinin ihlal edilmesiyle ilgili olarak, UEFA’nın,
çok benzer şike iddialarını içeren – yakın zamanda yaşanmış – çok sayıda
yerel maçla ilgili davada UEFA DY 5 uyarınca herhangi bir ceza vermediğini
ileri sürmekte ve FC Porto, FC Karpaty Lviv, FC Metalist Kharkiv ve 2006
yılında şike yüzünden FIGC tarafından cezalandırılan ama UEFA tarafından
cezalandırılmayan beş İtalyan kulübünü örnek göstermektedir.
551) Fenerbahçe ayrıca UEFA Temyiz Kurulu tarafından verilen cezanın
hukuk dışı olduğunu zira iki yerde UEFA DY Madde 17’yi ihlal ettiğini ileri
sürmektedir. Fenerbahçe, UEFA Temyiz Kurulu’nun, tek tek yetkililerin
sorumluluklarının kapsamıyla ilgili bir saptamada bulunmaya yetecek
kadar bilgi bulunmadığı için ve çok sayıda hafifletici nedeni göz ardı ettiği
için “suçun bütün öznel unsurlarını” göz önünde bulundurmadığını iddia
etmektedir.
552) Daha spesifik olarak Fenerbahçe, UEFA Temyiz Kurulu tarafından
değerlendirmeye alınan tek hafifletici nedenin, Fenerbahçe’nin TFF
tarafından 2011/2012 UEFA Şampiyonlar Ligi’nden çekilmiş olması
olduğunu iddia etmektedir. Her ne kadar bu gerçekten de hafifletici bir
neden olsa da, Fenerbahçe asıl meselenin UEFA’nın, UEFA Disiplin
Müfettişinin en başta talep ettiği cezayı değerlendirirken cezayı
hafifletmemesi olduğunu düşünmektedir.
553) Fenerbahçe, kendisi UEFA Şampiyonlar Ligi’ne katılmadığı için
UEFA’nın herhangi bir zarar görmemesinin de göz önünde bulundurulması
gerektiğini ileri sürmektedir. Diğer şike davalarının UEFA şampiyonalarını
doğrudan etkilemiş olduğu düşünülürse, bu durum değerlendirmeye
alınmalıdır. Ayrıca Fenerbahçe UEFA Genel Sekreteri’nin mektubuna
dayanarak, kendisine UEFA tarafından başka bir ceza verilmemesini
beklemenin makul olduğu düşüncesindedir. Son olarak Fenerbahçe,
kendisi aleyhine ceza soruşturmalarının başlatıldığından beri Fenerbahçe
başvuru formlarında UEFA’yı bununla ilgili olarak bilgilendirmiş olmasının
hafifletici bir neden olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünmektedir zira
bu davranış, UEFA CDB’nin Beşiktaş ile ilgili 21 Haziran 2013 kararında
hafifletici bir sebep olarak değerlendirilmiştir.
554) Alternatif olarak Fenerbahçe cezanın özellikle de şikeden suçlu
bulunan diğer kulüplere verilen cezalarla karşılaştırıldığında orantısız
olduğunu ileri sürmektedir.
555) Buna karşılık UEFA, eşitlik ilkesinin ihlal edilmediğini ileri
sürmektedir. UEFA, Fenerbahçe’nin, UEFA’nın diğer davaların yanı sıra FC
Porto davasında yer alan önerileri uygulama kurallarını değiştirdiğini kabul
(fark) etmediğini ileri sürmektedir. Ayrıca, farklı zamanlarda farklı olgulara
sahip olan ve farklı kurallara tabi olan farklı davaların ele alınma şeklinin,
bir spor düzenleme kurulunun kendi açık kurallarını yazıldıkları gibi
uygulamasına engel olması sağ duyuya aykırıdır. UEFA ayrıca
142
Fenerbahçe’nin UEFA DY Madde 5’in uygulandığı daha yakın davaları (örn.
Pobeda Olympiakos Volou) da göz ardı ettiğini ileri sürmektedir.
556) Ayrıca UEFA, kendisinin UEFA DY Madde 17’yi ihlal etmediğini ileri
sürmektedir. Yalnızca TFF hızlı bir şekilde harekete geçti diye, Fenerbahçe
sahtekârlık yaparak şampiyonaya meşru olmayan bir şekilde girmeyi
başarmış olamaz. Bu hiçbir şekilde söz konusu sahtekârlığın ciddiyetini
hafifletmez ya da uygun cezada bir indirim yapılmasını gerektirmez.
Fenerbahçe’nin, UEFA Genel Sekreteri’nin mektubuna dayanmasıyla ilgili
olarak UEFA, bunun bir hafifletici neden olmadığını zira doğru olmadığını
ileri sürmektedir. UEFA’yı, şike soruşturmaları hakkında bilgilendirmekle
ilgili olarak UEFA, Fenerbahçe’nin, 2011/2012 Şampiyonlar Ligi Sezonu
UEFA Katılım formunu doldururken, bilerek UEFA’yı yanılttığını ve daha
sonra da UEFA’yı bilgilendirmeyerek buna devam ettiğini iddia etmektedir.
557) Son olarak, cezanın orantısallığı ile ilgili olarak UEFA, CAS içtihadına
göre, bir cezanın uygun olup olmadığını değerlendirirken bir miktar
kısıtlama veya tereddüt gösterilmesi gerektiğini ileri sürmektedir. UEFA
aynı zamanda, şikenin spordan tamamen ortadan kaldırılmasının önemini
vurgulayan çok sayıda CAS kararına da atıfta bulunmaktadır.
(ii) Kurul’un bulguları
i. UEFA’nın eşitlik prensibini ihlal ettiği iddiası
558) Fenerbahçe’nin eşit muamele ilkesiyle ilgili argümanı hakkında
Kurul’un çoğunluğu herhangi bir ihlalin gerçekleşmedi düşüncesindedir ve
UEFA’nın yetkisiyle ilgili olarak yukarıda yer alan kararlarına atıfta
bulunmaktadır. Pobeda ve Olympiakos Volou davalarına atıfta bulunan
Kurul’un çoğunluğu, UEFA’nın UEFA DY Madde 5’i şike davalarına ilk kez
uygulamadığı sonucuna varmıştır.
ii. UEFA’nın UEFA DY Madde 17’yi ihlal ettiği iddiası
559) Fenerbahçe’nin UEFA DY Madde 17 ile ilgili argümanları hakkında
Kurul, bu maddede aşağıdaki hükmün yer aldığını gözlemlemektedir.
“Yetkili disiplin kurulu, ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenleri göz önünde
bulundurarak, suçun nesnel ve öznel unsurlarına göre uygulanacak olan
nesnel ve öznel unsurları göre, uygulanacak olan disiplin cezalarının
türünü ve kapsamını belirler. Mevcut yönetmeliğin Madde 6(1)’ine tabi
olmak kaydıyla, suçlanan tarafın hiçbir kusurunun veya ihmalinin
bulunmadığı durumlarda hiçbir disiplin cezası uygulanmaz.”
560) Fenerbahçe’nin, suçun öznel unsurlarını değerlendirmesi için UEFA
Temyiz Kurulu’nun elinde yeterince bilgi bulunmadığı iddiasıyla ilgili olarak
Kurul, bu iddiayı reddetmektedir ve Fenerbahçe’nin kendi yetkililerinin
143
davranışlarından sorumlu olmasıyla ilgili yukarıda yer alan açıklamalarına
atıfta bulunmaktadır.
561) Hafifletici nedenleri göz önünde bulundurmamak suretiyle UEFA DY
Madde 17’nin ihlal edilmesi iddiasıyla ilgili olarak Kurul UEFA Disiplin
Müfettişinin Raporunda aşağıdaki savda bulunduğuna dikkati çekmektedir:
“Davacı, TFF’nin Fenerbahçe’yi 2011/2012 Şampiyonlar Ligi’nden çekmesi
ışığında, Fenerbahçe, UEFA tarafından 2011/2012 Şampiyonlar Ligine
katılmak için uygunsuz ilan edilmesine benzer sonuçlar yaşadığını kabul
etmektedir. Davacı, bu etkenin uygun bir ceza belirlenirken CDB
tarafından göz önünde bulundurulması gerektiğini ileri sürmektedir.” Daha
sonra Disiplin Müfettişi aşağıdaki çözüm talebinde bulunmuştur:
“Fenerbahçe’nin Madde 2.05 ile öngörülen cezayı (bir yıl uygunsuzluk
süresi) çektiğine ama UEFA Şampiyonlar Ligi Yönetmeliği Madde 2.06
uyarınca Fenerbahçe’nin, katılmaya hak kazanacağı UEFA Kulüp
şampiyonalarından gelecek iki yıl için men edilmesine karar verilmesi”.
562) Kurul, UEFA CDB’nin cezanın orantısallığı ile ilgili açıklamasının
oldukça sınırlı olduğunu ve yalnızca “Kontrol ve Disiplin Kurulu, işlenen
suçların özellikle ciddi olduğunu, Türk ve Avrupa futboluna büyük zarar
verdiğini ve bu gibi davalarda ağır cezaların verilmesi gerektiğini
düşünmektedir” şeklinde bir gerekçe sunduğunu ve aşağıdaki karara
vardığını gözlemlemektedir:
“Fenerbahçe SK’nın katılmaya hak kazanacağı gelecek üç UEFA kulüp
şampiyonasına katılmaktan men edilmesine karar verilmiştir. 3. sezonu 5
yıllık deneme süresine tabi tutularak ertelenmiştir.”
563) UEFA Temyiz Kurulu, diğer şeylerin yanı sıra, aşağıdaki görüşleri
ifade etmiştir.
“Temyiz Kurulu, bu davada bir deneme süresinin uygulanmasının uygun
olmadığı düşüncesindedir. Temyiz Eden’in gelecekteki bir şike olayından
doğrudan veya dolaylı olarak sorumlu olduğu varsayımsal davada
verilecek ceza, tarafların Temyiz Kurulu’na sunduğu olgular ve deliller hafif
kabul edileceğinden, Kontrol ve Disiplin Kurulu tarafından verilen cezadan
çok daha ağır olurdu. Disiplin Müfettişinin, cevabında bir karşı temyiz
başvurusunda bulunmamış olması, bu ikinci derece mahkemesinin
(INSTANCE) daha ağır bir ceza vermesine engel olmaktadır.
Yukarıda belirtilenler esasında, ve TFF’nin, Temyiz Eden’i 2011/2012
Şampiyonlar Ligi’ne göndermeme kararının gerçek etkisini de göz önünde
bulundurarak, temyiz kısmen kabul edilmiştir ve birinci derece
mahkemesinin kararı kısmen onaylanmıştır (...)”
564) Bu temelde UEFA Temyiz Kurulu aşağıdaki sonuca varmıştır:
144
“Fenerbahçe SK’nın katılmaya hak kazanacağı gelecek iki UEFA kulüp
şampiyonasına katılmaktan men edilmesine karar verilmiştir.”
565) Kurul, Fenerbahçe’nin, çekilen uygunsuzluk cezasının, UEFA Disiplin
Müfettişi tarafından en başta talep edilen ceza azaltılırken göz önünde
bulundurulması gerektiği iddiasına katılmamaktadır zira bu hafifletici
neden zaten Disiplin Müfettişinin çözüm talebinde hesaba katılmıştır. UEFA
Disiplin Müfettişi UEFA’nın Fenerbahçe’nin iki sezon için Avrupa
şampiyonalarına katılmaktan men edilmesine karar vermesini talep etmiş,
bu esnada Fenerbahçe’nin bir senelik uygunsuzluk süresini de göz önünde
bulundurmuştur. Zaten bu da UEFA Temyiz Kurulu tarafından uygulanan
cezanın aynısıdır, ki orada da çekilen uygunsuzluk cezası özellikle göz
önünde bulundurulmuştur.
566) Kurul, Temyiz Eden’in “başka cezanın uygulanmayacağı yönünde ...
makul beklentilerinin” olamayacağına karar vermiş olduğu için, UEFA
Mektubu da bir hafifletici neden olarak değerlendirilemez.
567) Sonuç olarak Kurul, UEFA’nın UEFA DY Madde 17’yi ihlal etmediği
sonucuna varmıştır.
iii. Cezanın orantısallığı
568) Kurul, cezanın orantısallığı ile ilgili olarak, UEFA CDB’nin, beş maçta
şike yapmaktan ve UEFA Katılım Kriterleri Formunu bilerek yanlış
doldurmaktan dolayı Fenerbahçe’ye (halihazırda çektiği bir uygunsuzluk
süresine ek olarak) UEFA kulüp şampiyonalarına üç yıl katılmaktan men
cezası verdiğini ve bunun bir senesinin de beş yıllık bir deneme süresine
tabi tutularak ertelenmesine karar verdiğini gözlemlemektedir.
569) Kurul, UEFA Temyiz Kurulu’nun, beş maçta şike yapmaktan ve UEFA
Katılım Kriterleri Formunu bilerek yanlış doldurmaktan dolayı
Fenerbahçe’ye (halihazırda çektiği uygunsuzluk süresine ek olarak) UEFA
kulüp şampiyonalarına iki yıl katılmaktan men cezası verdiğini
gözlemlemektedir.
570) Kurul, Fenerbahçe’nin, Türkiye Süper Ligi 2010/2011 sezonunda dört
maçta yetkilileri aracılığıyla şike yapmaktan suçlu olduğu ve
Fenerbahçe’nin UEFA Katılım Kriterleri Formunu doldurma şeklinde dolayı
sorumlu olmadığı sonucuna varmıştır.
571) Her ne kadar Kurul, UEFA CDB ve UEFA Temyiz Kurulu’nun
kararlarıyla karşılaştırıldığında daha az sayıda mahkumiyet kararı vermiş
olsa da (ki bu durum verilen daha yumuşak cezaları haklı göstermektedir),
Kurul’un UEFA kulüp şampiyonalarına iki yıl katılmaktan men cezasının
verilmesinin hak edildiğine dair hiçbir şüphesi bulunmamaktadır.
145
572) UEFA DY’de, UEFA DY 2008 Madde 14(1)’de öngörülen çok çeşitli
cezalar arasından uygun bir cezayı seçerken göz önünde bulundurulması
gereken belirli nesnel ve öznel koşullara dair hiçbir yönlendirme
bulunmadığından, Kurul, Fenerbahçe’ye verilecek yeterli bir cezayı
belirlerken 1) olguları ve yasaların yeni baştan incelemesine olanak
tanıyan de novo yetkisine, ve 2) CAS nezdinde görülen önceki şike
davalarında verilen çeşitli davalara dayanmaktadır.
573) İlk unsurla ilgili olarak Kurul, CAS Kurullarının, temyiz edilen
karardakine benzer bulgulara ulaştıklarında, federasyonların disiplin
kurulları tarafından verilen cezaları inceleme konusunda sınırlı takdir
hakkının olduğu yönündeki sabit CAS’ın içtihadına ve bu takdir hakkının
yalnızca, “verilen ceza, işlenen suç ile açık bir biçimde ve abartılı ölçüde
orantısız olduğunda” kullanılması gerektiğine dikkati çekmektedir (CAS
2009/A/1817 ve CAS 2009/A/1844 para 174). Kurul ayrıca, UEFA CDB ve
UEFA Temyiz Kurulu nezdindeki soruşturmalarda yapıldığı iddia edilen usul
hatalarıyla ve davanın esasına ilişkin Temyiz Edilen Karar’dakinden farklı
bir sonuca varmasıyla ilgili olarak de novo yetkisini kullanırken, kendisini
verilecek cezalarla ilgili olarak de novo karar vermekle
sınırlandırmayacağını da belirtmiştir. Böylece Kurul, verilecek cezayla ilgili
olarak kendi bağımsız değerlendirmesi yapması gerektiği sonucuna
varmıştır.
574) İkinci unsurla ilgili olarak Kurul, CAS nezdinde daha önce görülen
şike davalarında verilen cezaların niteliği bir yıllık uygunsuzluk süresinden
(CAS 2011/A/2528) sekiz yıllık uygunsuzluk süresine (CAS 2009/A/1920)
kadar değişebildiğini gözlemlemektedir. Kurul, (bir yıllık uygunsuzluktan
sekiz yıllık uygunsuzluğa kadar uzanan) bu ceza yelpazesinin, doping
davalarındaki ceza yelpazesine bir ölçüde benzediğini düşünmektedir.
Daha önce ifade edilen, uygulanan ispat standardı açısından şike davaları
ile doping davaları arasındaki benzerlik göz önünde bulundurulduğunda
Kurul, doping cezalarında kullanılan ayrıntılı sistemi (rejimi) örnek almaya
hazırdır.
575) Uygulamada bu yelpaze şu anlama gelirdi: “standart” şike suçu,
prensipte, iki yıllık bir uygunsuzluk cezası ile cezalandırılırdı. Daha ciddi
şike suçlarında, daha ağır bir cezanın uygulanması gerekirdi ve hafifletici
nedenlerin bulunması halinde de iki yıllık uygunsuzluk cezasında indirim
yapılırdı.
576) Ceza yelpazesi ışığında ve Fenerbahçe yetkilileri tarafından başlatılan
şike teşebbüslerinin, önceki şike davalarıyla karşılaştırıldığında çok ciddi
olduğu göz önünde bulundurulduğunda, Kurul bu yelpazenin üst
bölgesinden bir cezanın hak edildiği konusunda hiçbir tereddüt
duymamaktadır. Bu nedenle Kurul, Fenerbahçe yetkililerinin dört maçta
şike yapmaya teşebbüs etmiş olduğunu, çok sayıda Fenerbahçe yetkilisinin
şike planına dahil olduğunu ve şike operasyonlarının, kulübün en üst idari
146
düzeyi tarafından yönetilip organize edilmiş olduğunu göz önünde
bulundurmaktadır.
577) Bununla birlikte UEFA, Temyiz Edilen karar ile ilgili bağımsız bir
temyiz dilekçesi sunmadığı için, Kurul, Fenerbahçe’ye ceza verirken takdir
hakkını kullanmakta kendisini sınırlı hissetmektedir zira UEFA Temyiz
Kurulu tarafından verilen cezanın ötesine geçememektedir. Böyle bir
durum ultra petita teşkil ederdi. Böylelikle Kurul, mevcut temyiz tahkim
davasında (“idari ceza” eşdeğeri vasıtasıyla halihazırda çekilen bir
uygunsuzluk süresine ek olarak) iki yıllık bir uygunsuzluk süresinden daha
ağır bir ceza verememektedir.
578) Bu nedenle, her ne kadar Kurul Fenerbahçe’yi “yalnızca” dört maçta
şike yapmaya teşebbüs etmekten suçlu bulduysa da (UEFA CDB ve UEFA
Temyiz Kurulu Fenerbahçe’yi sırasıyla beş ve sekiz maçta şike yapmaya
teşebbüs etmekten suçlu bulmuştur), Kurul, Fenerbahçe’nin (halihazırda
çekilen bir uygunsuzluk süresi dahil) üç sezon için Avrupa şampiyonalarına
katılmaktan men edilmesinin, gerçekleşen ihlaller ışığında orantısız
olmadığını düşünmektedir.
579) Kurul, yukarıda ifade edilenlerin hepsini değerlendirerek,
Fenerbahçe’nin, katılmaya hak kazandığı gelecek UEFA müsabakalarından
2 sezon men edilmeyi hak ettiğine karar vermiştir.
B. Sonuç
580) Yukarıda anlatılanlar temelinde, ve sunulan bütün delilleri ve
argümanları gereğince değerlendirdikten sonra, aşağıdaki sonuçlara
varılmıştır:
a) Kurul, UEFA’nın res judicata ilkesini ihlal ettiği ve bu nedenle mevcut
soruşturmanın kapsamının, UEFA CDB’nin beş maçla ilgili bulgularıyla
sınırlı olduğu sonucuna varmıştır.
b) Kurul, UEFA’nın ne bis in idem ilkesini ihlal etmediği sonucuna
varmıştır.
c) Kurul’un (çoğunluğu), UEFA’nın şikeyle ilgili olarak Fenerbahçe aleyhine
disiplin soruşturması açma yetkisinin bulunduğu ve bu konuyla ilgili olarak
verilen cezaların yasallık ilkesine uygun olduğu sonucuna varmıştır.
Bununla birlikte Fenerbahçe’ye, Katılım Formunu gerçeğe aykırı bir şekilde
doldurduğu için ceza vermeyi gerektirecek net bir hukuki zemin
bulunmamaktadır ve bu açıdan Fenerbahçe’ye ayrı bir ceza verilmemelidir.
d) Kurul UEFA’nın, UEFA Genel Sekreteri’nin 23 Ağustos 2011 tarihli
mektubundan dolayı Fenerbahçe aleyhine disiplin soruşturması
başlatmaktan men edilmediği sonucuna varmıştır.
147
e) Kurul, kişilerle ilgili olarak elde edilen bilgiler, henüz onlara ceza
vermeyi sağlayacak kadar yeterli olmasa bile UEFA’nın Fenerbahçe’ye ceza
verebileceği sonucuna varmıştır.
f) Kurul, çeşitli usul haklarının ihlalinden dolayı disiplin soruşturmasının
tekrar UEFA’ya gönderilmeyeceğine karar vermiştir.
g) Kurul, davanın esasının Fenerbahçe’ye ceza uygulanmasını gerektirdiği
sonucuna varmıştır.
h) Kurul, Fenerbahçe’nin, UEFA kulüp müsabakalarından 2 sezon men
edilmeyi hak ettiği sonucuna varmıştır.
581) Sonuç olarak Temyiz Edilen tarafından sunulan temyiz dilekçesi
reddedilmiştir ve UEFA Temyiz Kurulu’nun kararı onaylanmıştır.
582) Diğer bütün çözüm talepleri reddedilmiştir.
X. MASRAFLAR
583) Kurul, bu davanın bir disiplin davası olduğunu ve CAS Yasası Madde
R65.1’de aşağıdaki hükmün yer aldığına dikkati çekmektedir
“Bu Madde R65, disiplin nitelikli olan ve uluslararası bir federasyon veya
spor kurumu tarafından verilen kararlara yönelik temyiz başvuruları için
geçerlidir. Herhangi bir tarafın, bu hükmün uygulanmasına itiraz etmesi
durumunda, CAS Mahkemesi, Kurul bu konuyla ilgili kararını vermeden
önce, Madde R64.2 uyarınca tahkim masraflarının önceden ödenmesini
talep edebilir.”
584) CAS Yasası Madde R64.2’de aşağıdaki hüküm yer almaktadır:
“Madde R65.2 para. 2 ve Madde R65.4’e tabi olmak kaydıyla, davalar
ücretsizdir. CAS ücret skalasına göre hesaplanacak olan hakem ücretleri
ve maliyetleri, CAS masraflarıyla birlikte CAS tarafından karşılanacaktır.
Temyiz dilekçesinin sunulmasıyla birlikte Temyiz Eden, iade edilmeyecek
olan 1.000 İsviçre Frangı tutarındaki Mahkeme ücretini ödeyecektir. Bu
para ödenmeden CAS işlemlere başlamayacaktır ve temyiz başvurusu geri
çekilmiş kabul edilecektir. (...)”
585) CAS Yasası Madde R65.3’te aşağıdaki hüküm yer almaktadır:
“Her bir taraf kendi tanıklarının, bilir kişilerinin ve tercümanlarının
masrafını kendisi karşılayacaktır. Tahkim kararında Kurul, kazanan tarafa,
davayla bağlantılı olarak yapılan mahkeme masrafları ve diğer harcamalar
için (özellikle de tanıklarla ve tercümanlarla ilgili olarak) bir ödeme
yapılmasını takdir etme hakkına sahiptir. Kurul, böyle bir ödeme
148
yapılmasına karar verirken, davanın karmaşıklığını ve sonucunu, ve
tarafların davranışlarını ve finansal kaynaklarını göz önünde bulundurur.
586) Mevcut temyiz dilekçesi, uluslararası bir federasyon tarafından
verilen disiplin nitelikli bir karara karşı sunulduğundan, taraflar, temyiz
dilekçesi sunulurken Kulüp tarafından ödenen ve her halükarda CAS’ta
kalacak olan 1.000 İsviçre Frangı tutarındaki Mahkeme Ücreti dışında
CAS’a herhangi bir masraf için ödeme yapmayacaktır.
587) CAS Yasası Madde R65.3 uyarınca ve davanın karmaşıklığını ve
sonucunu, tarafların davranışlarını, finansal kaynaklarını ve tarafların 26
Ağustos 2013 günü masraflarla ilgili olarak sundukları belgeleri göz
önünde bulunduran Kurul tarafların, tahkim davasıyla ilgili olarak yapmış
oldukları masrafları kendilerinin karşılamasına karar vermiştir.
BU GEREKÇELERLE
Spor Tahkim Mahkemesi aşağıdaki kararları almıştır:
1) 16 Temmuz 2013 tarihinde Fenerbahçe Spor Kulübü tarafından UEFA
Temyiz Kurulu’nun 10 Temmuz 2013 tarihinde verdiği karar aleyhine
verilen temyiz dilekçesi reddedilmiştir.
2) UEFA Temyiz Kurulu’nun 10 Temmuz 2013 tarihinde verdiği karar
onaylanmıştır.
3) Karar, Fenerbahçe tarafından ödenen ve CAS’ta kalacak olan 1.000 CHF
(bin İsviçre Frangı) tutarındaki Mahkeme Ücreti dışında, masraflar hariç
olmak üzere ilan edilmiştir.
4) Her bir taraf, işbu tahkim nedeniyle ortaya çıkan kendi masraflarını
kendisi ödeyecektir.
5) Taraflarca yapılan diğer tüm başvuru ve/veya taleplerin reddedilmiştir.
Tahkim yeri: Lozan, İsviçre
Kararın ameli (operatif) bölümü 28 Ağustos 2013’te yayınlanmıştır.
Tarih: 11 Nisan 2014
SPOR TAHKİM MAHKEMESİ
Manfred Nan
Kurul Başkanı
(İMZA)
149
Download

CAS 2013 a 3256 Fenerbahçe Spor Kubülü v UEFA