AK SİYASET
SİYASİ VE
HUKUKİ İŞLER
HAFTALIK BÜLTENİ
27.06.2014
Sayı:6
Yıl:1
● Azınlıkların el konulan mallarını iade etti.
Azınlık vakıf ve ibadethanelerini iade
edince muhalefet bunun ülkenin sonu
olacağını söylediler.
● Başörtüsü yasağı kalkınca ülke bölünür
parçalanır dediler. Ne oldu? Bölündük mü?
● Muhalefet karamsar oldu hep. Her şeyin
önünde durdular. Ne yaptıysak ülke bölünür
dediler korkuttular. ● “Korkuları kendileri ürettiler”
● Bu halka bu zulmü siz getirdiniz biz
kaldırdık.
● Bu tartışmalara bu zulümlere son verdik.
Başbakanımız sayın Recep Tayyip
Erdoğan’ın 24.06.2014 / Salı günkü Grup
Konuşmasından öne çıkan başlıklar:
● Avusturya ve Fransa’da gurbetçilerimizle
buluştuk. Viyana’da kardeşlerimizle
kucaklaştık. Yaklaşık 10 bin kişinin katıldığı
salonda bir araya geldik.
● Salon 10 bin kişilik de olsa vatandaşlarımız
akın akın salona geldi. Büyük coşku ve
heyecan vardı.
● Daha büyük salon talepleri oldu ancak çeşitli
bahanelerle bu talebi karşılamadılar.
● Daha sonra Fransa’da Hollande ile görüştük.
Askeri siyasi ekonomik ve kültürel konuları
konuştuk. Geleceğe yönelik iki ülke
arasında plan yaptık.
● T.C. vatandaşı olmak bizim için en büyük
kriterdir.
● MHP on yıllar boyunca bu korkularla işi idare
etti. Terör korkusuyla varlığını idame ettirdi.
● Bu sabah yaptığı konuşmada Bahçeli,
baştan aşağı tüm konuşmasında ağzından
salyalar aktı.
● Tamamen müfteri edasyla yaptığı konuşma.
16-17 yıldır partinin başındasın. Geldiğin
nokta ortada. ● MHP’li kardeşlerim bu adamla bir yere
gelemezsiniz. Yapısı buna müsait değil.
Bunun varlığı MHP teşkilatı için tehlikedir.
● Bu ülkede CHP’nin yavrusu DSP ile beraber
görev zararı adı altında bu ülkenin
sıkıntıların en büyük sebebi oldunuz. Devlet
bankalarını batırdınız. BASKILARI KALDIRDIK
● Müslüman, Hristiyan, diğer azınlıklar ve
mezheplerin üzerindeki ötekileştirmeler
baskılar vardı.
● Ülkemizde yıllar boyu örgütlerin derneklerin
üzerinde büyük baskılar yapıldı.
● Kurban derilerinin kimlerin toplayacağı gibi
konuda bile büyük sıkıntılar zulümler
yaşandı.
● Bu tür engellemelere bizim hükümetimiz son
verdi. 1
AK SİYASET
BENİM HAKKIMDA KÖKSÜZ
VE DESPOT DİYENLER
BUNUN KARŞILIĞINI
MAHKEMEDE VERECEK
DERTLERİNİN ÖĞRENCİ
OKUTMAK DEĞİL
● Bu siyasette çırak bile olamaz. Bunun varlığı
MHP teşkilatı için tehlikedir. Bugün yine
iftiralarla dolu, yolsuzluklar şu bu falan.
● Evladıma hazine arazisi tahsisinden
bahsediyor. Terör örgütünün başıyla aynı
sofraya oturmaktan bahsediyor. Ey Bahçeli
bunları ispat edemezsen sen alçaksın
adisin. Müddei iddiasını ispatla mükelleftir.
● Üç buçuk yıl bu ülkede başbakan
yardımcılığı yaptın. Takımın yargılandı.
Efendim kurtuldu. Niye kaçıp gittin
iktidardan.
● Sakarya depremlerinin Düzce depremlerinin
altında kalan sensin sen. Oraları ayağa
kaldıramadınız. Kaçıp gittiniz. Biz geldik ve
oraları ayağa kaldırdık. ● Ayakkabı kutularıyla konuşup duranlara
söylüyorum. O kutular ne milyonlarca avro
ne de dolar sığar ancak o sizin kasalara
sığar.
● Benim hakkımda köksüz ve despot diyenler
bunun karşılığını mahkemede verecek.
● MHP gibi BDP de silahların sustuğu bir
ortamda siyaset yapamama telaşındalar. ● Bu milleti korkutmak için kullanılan tüm
vasıtaları ortadan kaldıracağız.
● 40 yıl boyunca cemaat adı altında kendileri
dışında her kesimi son derece iğrenç
metodlarla saf dışı bırakmak istediler.
● Öyle bir noktaya geldiler ki Türkiye’nin
istikametin tek başlarına belirlemek gibi bir
şehvete ulaştılar.
● Ancak burada hedefleri ortaya çıktı.
Dertlerinin öğrenci okutmak değil devleti el
geçirmek olduğu ortaya çıktı.
● Bize farklı göründüler. Gizliden gizliye başka
işler yapmaya başladılar.
● 28 Şubat darbesinde oradan güç devşirdiler.
Yurtdışından özellikle istihbarat
birimlerinden güç devşirdiklerini gördük.
● 40 yıl boyunca farklı çevrelerden beslendiler.
Nasıl hukuk cinayetleri işlediklerini o
günlerde görmek imkansızdı. Ama ateş
düştüğü yeri yaktı. Bizim de gerçeklerden
habersiz olmamız engelleniyordu.
● Son olarak böcek soruşturması. Bize neden
2 yıl beklediniz diye soruyorlar.
● Biz iki yıl beklemedik. Bunlar bu
soruşturmanın üzerini örtmeye çalıştılar.
Ancak peşini bırakmayacağız.
YARGI NE CHP’YE
NE DE MHP’YE
TESLİM
EDİLMEYECEK
DEVLETİ ELE GEÇİRMEK
OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI
● Anayasa değişikliğiyle bireysel başvuru yolunu
açtık ve bu yolla içeride tutulanlar salıverildi. ● Biz evet’in mücadelesini verdik ancak bu
‘hayır’cılara yaradı.
● Bazıları ceza evinden çıkar çıkmaz
intikam ifadeleri kullanıyor. Sen önce kendine
bak, kendine gel.
● Yargı son yapılan araştırmalara göre devlet
kurumları arasında güvenlik konusunda son
sıralarda.
● Yargı ne CHP’nin ne de MHP’nin ne de
Pensilvanya’ya teslim edilmeyecek. Yargı milletin
yargısı olacak.
● Ortaya daha çok belge çıkacak. Neler yaptıklarını
hepimiz görececeğiz.
● Hem yargı hem de emniyet içinde vatanını seven
vatandaşlarımız bu mücadeleyi sürdürecek.
2
AK SİYASET
ORADAKİ YATIŞIMIN NEDENİ
BENİM ASİLLİĞİMİN
ÇETELERLE
● Bahçeli Pınarhisar günlerini
arayacaksın diyor. Ey Bahçeli, oradaki
yatışımın nedeni benim asilliğimin ifadesidir.
● O günler Pınar hisar günleri senin düşündüğün
veya düşlediğin günler değil zaten. Eğer bizim
için o tür günler yine gelecekse biz öper
başımıza koyarız. Bunda herhangi bir
sıkıntımız yok.
● Yeri geldiği zaman Ziya Gökalp dersin yeri
geldiği zaman talim terbiye tavsiyesiyle
minareler süngü camiler kışlamız müminler
asker cümlelerinden rahatsız oluyorsan bu
millet seni gerekli olan yere zaten mahkum
edecektir.
● Şimdi CHP MHP bu Pensilvanya çetesinin
arkasında... CHP ile işlerini görecekler MHP
ile de görecekler son kullanma tarihleri
geçince onları da hançerleyecekler.
● Kim bunlara karşı dik duracak? Kılıçdaroğlu
mu Bahçeli mi dik duracak? MHP’nin eski
genel başkanına kurdukları tuzağın aynısını
şimdiki genel müdüre kurmayacaklarını mı
zannediyorsunuz.
● Anayasa oylamasında burada bize bu haber
geldiğinde Baykal ile ilgili onu o anda hemen
ulaştırma bakanıma söylemek suretiyle
yayından kaldıran benim. Kılıçdaroğlu hala
farklı yorumluyor.
İFADESİDİR
MÜCADELEMİZ SÜRECEK
Çünkü kendisi
o kasetle geldi.
O kaset olmasa
bugün burada
olmayacaktı.
Sayın Baykal’ın
yanından çıktığında
adaylığı
düşünmediğini
söylemişti. Bunlar
kasetle gelir
kasetle giderler. ● MHP’li vekillere kurduklarlı tuzağın aynısını Devlet Bahçeli’ye kurmayacaklar mı? O
konuda da aynı tavrı taşıdık ve yayından süratle kaldırtan biz olduk. Yıllarca MHP il
başkanlıklarını dinlemişler.
● Bu Pensilvanya çetesi var olduğu müddetçe o kayıtları da muhafaza edecekler. Gün
gelecek o kayıtlar da devreye girecek. CHP ve MHP’yi yeniden dizayn etmek bunlar için
önemli. O kayıtlar da ortaya çıkacak.
● İnanın CHP ve MHP için de siyasetin geleceği için de dik durduk ve dik duracağız. Nefes
alıp verdikçe bu çetenin hükümeti dizayn etmesine asla müsade etmeyeceğiz. CHP ve
MHP bu çeteyi korusa da biz bu çetenin inlerine gireceğiz ve zaten girdik giriyoruz. 12 yıl
boyunca hangi çeteyle mücadele ettiysek arkasında CHP ve MHP vardı.
● Bugün de bu ihanet şebekesine sahip çıkıyorlar. Ülke ve millet adına istikbalimiz adına
bu çeteyle de mücadeleyi sürdürecek 77 milyonun huzur içinde yaşadığı hukuk zeminini
inşa edeceğiz. Gün tarafsız kalma günü değildir. Türkiye’nin istiklaline yönelik taarruz
karşısında susan tarafsız kalan bir fırsatçı olarak o taarruzun içindedir. Ben mücadele
edeceğim arkadaşlarım mücadele edecek. Bütün teşkilat mücadele edecek.
● Devlet ve millet mücadele edecek. Ama birileri kenardan seyredecek. Beyler bu mesele
Recep Tayyip Erdoğan meselesi değil.
● Devletin milletin meselesi, sanmayın ki bana ve aileme partimize saldırıyorlar. Sanmayın
ki kelle aldıkları zaman dönüp gidecekler. Bunlar Türkiye düşmanlarıdır Türkiye’yi
topyekün esir almadan da asla durmazlar.
3
AK SİYASET
1 TEMMUZ’DA
ADAYIMIZI AÇIKLIYORUZ
● 1 Temmuz’da adayımızı açıklıyoruz.
Çalışmalarımız sürüyor. ● Referandumda milletimiz,
Cumhurbaşkanını vekiller değil ben
seçmek istiyorum dedi.
AK PARTİ KULİSLERİN
PARTİSİ OLMAMALI
OLMAYACAKTIR
● Şimdi CHP ve MHP ‘hayır’ dedikleri
bu düzenlemeden sonra ne yüzle
milletten gidip oy isteyecek.
● verdiğin yetkileri milletle
bütünleştiren bir Cumhurbaşkanı
olacak.
● Bu tartışmalar art niyetlidir.
Önemli olan AK Parti’yi kimin
yönettiği değil AK Parti’nin ne
olduğudur.
● Böyle bir süreci hep birlikte
başlatacağız.
● Seçilmiş Cumhurbaşkanı ve seçilmiş
başbakan birlikte hareket edecek.
Millet devlet bütünleşmesi
sağlanacak.
● CHP ve MHP milleti değil devleti
temsil edecek aday arayışında
oldular. Kaendileri aday olamadı.
● AK Parti Selçuklu’dan başlayan
davayı yürüten bir parti
olacaktır. Rakiplerimizi bu
süreçte sevindirmeyeceğiz. AK
Parti kulislerin partisi olmamalı
olmayacaktır.
● Uhud’da ganimet paylaşımı
peşinde olmayı arzu etmek
bizim niyetimiz olmamalı. 2015
sonrası partimizin ne olacağını
tartışmak bu sürece zararı
vardır. AK Parti milletin
davasıdır. Milletin davasına leke
sürdürmeyeceğiz.
● Ne diyorlar. Seçimle de olsa sadece
devleti temsil edecek
cumhurbaşkanı peşindeler.
● Ama biz devletle birlikte milleti de
temsil edecek bir cumhurbaşkanını
özlüyor adım adım buna doğru
yaklaşıyoruz.
● Biz büyük bir davanın
neferleriyiz, küçük hesapların
peşinden küçük insanlar koşar.
Biz büyük hedeflerin partisiyiz.
● Adayımız kim olursa olsun AK
Parti’nin yolunda ve gücünde hiçbir
değişiklik olmayacak.
4
AK SİYASET
Mehmet Ali ŞAHİN
Siyasi ve Hukuki İşler Başkanı
Karabük Milletvekili
12. Cumhurbaşkanlığı
Seçiminin Farkı Ne (3)
1960 askeri darbesinden sonra 26 Ekim 1961 günü, başka bir adayın
çıkmasının hukuk dışı yollarla engellenmesi sonucu orgeneral Cemal Gürsel,
Türkiye Cumhuriyetinin dördüncü Cumhurbaşkanı seçilmişti..
Cemal Gürsel, Cumhurbaşkanlığının son
döneminde ciddi hastalıklarla boğuştu..
1966’nın başlarında ABD’ye götürülerek
Washington’daki Walter Reed askeri
hastanesinde tedaviye alındı. Ancak buradaki
tedaviye cevap vermedi ve 26 Mart 1966’da
yurda getirildi. Gülhane Askeri Tıp Akademisi
hastanesinde tedavi görmeye başladı.
ay önce) yeni Cumhurbaşkanı seçildi.. Kim oldu
diyeceksiniz?. Belirtelim ki, o tarihte Adalet
Partisi tek başına iktidardı. İsteseler kendi
içlerinden sivil birini Cumhurbaşkanı seçmeleri
mümkündü.. Ama bu düşünceyi belki de
sadece akıllarından geçirdiler, yüksek sesle
ifade etme cesaretini bile gösteremediler.
Ordunun siyaset üzerindeki vesayeti
öylesine güçlüydü ki, yine bir asker
Cumhurbaşkanı seçildi. Bu isim, Genel Kurmay
Başkanlığı görevi yeni bitmiş olan Cevdet
Sunay’dan başkası değildi.
Bilinci kapalıydı, iyileşme umudu
görülmüyordu.
Ülkede bir yönetim boşluğu oluşmuştu..
Yasal olarak bir Cumhurbaşkanı vardı
ama fiilen görevini yerine getiremiyordu.
***
Bu sırada Başbakanlık, belirsizliği ortadan
kaldırmak için somut bir adım attı. Gülhane
Askeri Tıp Akademisi komutanlığından, Cemal
Gürsel’in Cumhurbaşkanlığı görevini yerine
getirip getiremeyeceğini sordu.
5. Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’ın görev
süresi 28 Mart 1973 tarihinde doldu.. Hemen
arkasından da Cumhuriyet Senatosunda tabii
üyeliğe atandı.. 22 Mayıs 1982’de de hayatını
kaybetti.
28 doktorun imzaladığı 26 Mart 1966
tarihli rapor, Cemal Gürsel’in komadan
çıkmasının bir an için düşünülmesi halinde bile
Devlet Başkanlığı görevini ifaya devamının
mümkün olmadığı şeklinde idi.
Altıncı Cumhurbaşkanının seçimi de ilginç
gelişmeler sonucunda gerçekleşti.
1973 Nisan’ında yeni Cumhurbaşkanının
seçilmesi gerekiyordu.
Bu rapor, Cemal Gürsel’in
Cumhurbaşkanlığının sonu anlamına geliyordu.
Raporun yazılmasından 6 ay sonra da vefat
etti.
12 Mart askeri darbesi ve ona bağlantılı
olağanüstü hükümetler dönemi (Birinci ve İkinci
Nihat Erim hükümetleri ile Ferit Melen
hükümetleri) devam ettiği için bir askerin
Cumhurbaşkanı seçilmesine kesin gözüyle
bakılıyordu.
Peki, yeni Cumhurbaşkanı kim oldu?.
Cemal Gürsel’le ilgili raporun verilmesinden 2
gün sonra (yani Cemal Gürsel’in vefatından 6
5
AK SİYASET
Genel Kurmay Başkanı Kenan Evren ve
kuvvet komutanları, ülke yönetimini ele
geçirdiler..
Böyle bir durumda akla ilk gelen isim
Faruk Gürler’di.
Nitekim Gürler, görev süresinin
dolmasına daha uzun bir süre varken, aniden
istifa etmiş, tabii senatör seçilmişti. Bu
Cumhurbaşkanlığına aday olacağı anlamına
geliyordu..
Darbeye giden yıllar ve darbe sonrası
Türkiye’nin en acılı ve en sıkıntılı yılları oldu..
Kenan Evren, Milli Güvenlik Konseyi
Başkanı, aynı zamanda Devlet Başkanı, aynı
zamanda Genel Kurmay Başkanıydı..
Her şey Gürler’den yanaydı..
Ancak siyaset kurumu yarımda olsa ilk
kez bir tavır ortaya koymaya karar verdi.
Demokrasi askıdaydı… Meclis kapalıydı..
Siyasi faaliyet yasaktı… Keyfi bir yönetim iş
başındaydı.. “Astığım astık, kestiğim kestik”
anlayışı hüküm sürüyordu.
12 Mart Askeri darbesinin iki yaralı lideri
olan AP Genel Başkanı Süleyman Demirel ile
CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit, Faruk
Güler’in seçilmemesi konusunda anlaştılar..
Şuna inanmışlardı: “ Faruk Güler
Cumhurbaşkanı seçilirse 12 Mart 1971 darbesi
ve olağanüstü hükümetler dönemi sürer,
normal demokrasiye kolay kolay geçilemez.”
Yeni bir Anayasa yapmak üzere Danışma
Meclisi oluşturuldu. 1961 Anayasası,” Hayır”
demenin yasaklandığı bir referandum sonucu
kabul edildi.. Ama bu referandum, aynı
zamanda Kenan Evren’i Cumhurbaşkanı da
seçmiş oluyordu.
Demirel ve Ecevit, eski Genelkurmay
başkanı Faruk Güler’in Cumhurbaşkanı
seçilmesini istemiyorlardı, ama - şimdi olduğu
gibi - kendi içlerinden birini de Cumhurbaşkanı
adayı olarak göstermeye cesaretleri de yoktu.
Şimdi 1980 Askeri darbesi üzerinden 34
yıl geçti..
Darbecilerden hayatta kalan Kenan
Evren ve Tahsin Şahinkaya’nın birkaç gün
önce müebbet hapis cezasına çarptırılmış
olması noktasına Türkiye kolay gelmedi…
Bir isim bulmuşlardı.. Eski Deniz
Kuvvetleri Komutanı Oramiral Fahri Korutürk..
Hemen açıklamadılar.
Bu son dönemin hikayesini de
önümüzdeki sayıda yapıp, on ikinci
Cumhurbaşkanı seçiminin farkını cevaplayarak
bu yazı dizisini inşallah tamamlamış olacağız…
Bu arada Mecliste Cumhurbaşkanlığı
seçimi için ardı ardına turlar yapılıyor, ama
seçilmesine kesin gözüyle bakılan Faruk
Güler’e Anayasanın öngördüğü sayıda destek
bir türlü çıkmıyordu.
Gürler, her gün umutla Meclise geliyor,
seçimlerin yapılmasını merakla izliyor, sonuçta
büyük bir hayal kırıklığı içinde evinin yolunu
tutuyordu.
Artık Faruk Gürler’in seçilemeyeceği
anlaşılmıştı..
Demirel ve Ecevit düğmeye bastılar ve
Fahri Korutürk’ün adaylığını açıklayıverdiler.
Korutürk’ün, 15. Turda Cumhurbaşkanı
seçilmesiyle, 12 Mart 1971 ile başlayan
olağanüstü dönem, Meclisin, ordunun istediği
kişiyi Cumhurbaşkanı seçmemesi ile bir nevi
sona eriyordu.
14 Ekim 1973 seçimleri ile 12 Mart
dönemi fiilen sona eriyordu ama 6 Nisan
1980’de 7 yıllık görev süresi dolan Korutürk’ün
yerine, Meclisin bir ismi uzun süre seçememesi
diğer sorunlarla birlikte Türkiye’yi daha büyük
bir darbe ile karşı karşıya bıraktı… 12 Eylül
1980’de Türk silahlı kuvvetleri yönetime bir kez
daha el koydu…
6
AK SİYASET
MECLİS GÜNDEMİ
Yılmaz TUNÇ
Siyasi Hukuki İşler Başkan Yardımcısı
Bartın Milletvekili
TERÖRÜN SONA ERDİRİLMESİ VE TOPLUMSAL BÜTÜNLEŞMENİN
GÜÇLENDİRİLMESİNE DAİR KANUN TASARISI TBMM’YE SEVK EDİLDİ
➢ Tasarı ile, terörün sona erdirilmesi ile toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi için başlatılan
çözüm sürecine ilişkin usul ve esaslar düzenlenmektedir.
ilişkin hususlarda Bakanlar Kuruluna gerekli kararları alma yetkisi verilmektedir. Çözüm süreci kapsamında yapılan çalışmalara ilişkin koordinasyonun
ve sekreterya hizmetlerinin Kamu Düzeni ve
Güvenliği Müsteşarlığı tarafından yürütüleceği
hüküm altına alınmaktadır. Kanun kapsamında
verilen görevlerin ilgili Kamu kurum ve kuruluşlarınca ivedilikle yerine getirileceği, bu süreçte
görev alanların ve çalışmalara katılanların gerçekleştirdikleri faaliyetler nedeniyle gelecekte herhangibir yaptırım tehdidi ile karşılaşmamaları
amacıyla bu görevleri yerine getiren kişilerin hukuki
idari veya cezai sorumluluğunun doğmayacağı
yönünde düzenleme yapılmaktadır.
Demokratik, özgür, daha güçlü, güvenli ve huzurlu
bir Türkiye için bir devlet politikası olarak nihai
amacı terörü tamamen sona erdirmek ve toplumsal
bütünleşmenin güçlendirilmesi ile milli birlik ve
beraberliğin pekiştirilmesi olan Çözüm Süreci, çok
boyutlu ve değişik aşamalar içeren dinamik bir
süreçtir. Dolayısıyla sürecin farklı aşamalarında
atılması gereken yeni adımlar söz konusu olabileceğinden devlet kurumlarının etkin koordinasyonun yanı sıra halkın ve sivil toplumun sürece
aktif katılımlarını sağlayacak düzenlemelerin oluşturmasını gerektirmektedir.
Tasarıyla, Hükümetin çözüm süreci kapsamında alacağı tedbirler ile ilgili uygulama izleme ve koordinasyon görevleri düzenlenmekte, çözüm sürecine
İŞ KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK PAKETİNİN
GÖRÜŞMELERİNE PLAN BÜTÇE KOMİSYONUNDA DEVAM EDİLİYOR
➢ Maden işçilerinin çalışma ve sosyal güvenlik şartlarına yönelik önemli düzenlemeler getiriliyor
➢ Bazı kamu alacakları ve prim borçları yeniden yapılandırılıyor
➢ 40 bin öğretmen ataması için kadro ihdas ediliyor
✓ Yeraltı işçilerinin emeklilik yaşı 55’ten 50’ye düşürülüyor, çalışma süreleri de günlük 8 saatten
6 saate indiriliyor. Yeraltı işçilerinin izinde ve
tatilde geçen çalışılmayan günleri de çalışılmış
gibi yıpranmaya dâhil ediliyor.
✓ Yer Altı İşlerinde Çalışan İşçilerde haklı nedenle
fesihte 6 aylık Kıdem Şartının Aranmaması düzenlenerek, işveren tarafından yapılan fesihler
için işçiler lehine düzenleme yapılıyor.
✓ Yer altı işlerinde çalışan işçilerle ilgili fazla mesai
şartlarının ıslahına ilişkin düzenleme yapılıyor,
işçilerin yıllık ücretli izin sürelerinin artırılması
öngörülüyor.
✓ Alt işveren, asıl işveren ve bunların çalıştırdıkları
işçilerin haklarına ilişkin çeşitli durumlar taşeron
işçileri lehine düzenleniyor.
✓ İşveren Sendikalarının Karşılıksız Yardıma
Dayalı Dayanışma Ve Yardım Fonu Oluşturması
imkânı getiriliyor.
✓ Esnaf ve ziraat odaları kayıtlarındaki geçersizlikler
sebebiyle esnaf ve çiftçilerimizin hizmetleri silinmeyecek, İşyeri kapanmış işverenlerin 100
TL’nin altında olan borçları siliniyor. Odalara
verilen idari para cezaları bir defaya mahsus
olmak üzere siliniyor. Disiplin affından yararlanan
memurların çalışamadığı süreler için prim borçlandırması yapılıyor.
✓ Prim Borcuna Mahsuben Alınan Taşınmazların
Satışında KDV Muafiyeti, Vatandaşlıktan İzinle
Çıkanlara (Mavi Kartlılar) Borçlanma Hakkı getiriliyor.
✓ İkili Sözleşme Yapılan Ülkelerdeki İlk İşe Giriş
Tarihi Emeklilik İşlemlerinde Kabul Edilip, Türk
Vatandaşlığından İzinle Çıkanlar Ve İlk İşe Giriş
Tarihi İle İlgili 3201 Sayılı Kanunda Yapılan Değişikliklerin Davasından Feragat Edenlere De
Uygulanması Sağlanıyor.
7
AK SİYASET
✓ Doğum borçlanması 2’den 3’e çıkarılıyor, bağkurlular ve memurlara da bu uygulamadan yararlanma imkanı getiriliyor. Tüp bebek deneme
sayısı da ikiden üçe çıkarılıyor.
✓ Kamu alacakları yeniden yapılandırılıyor. 30 Nisan
2014 tarihi itibarıyla kesinleştiği halde ödenmemiş
olan bazı kamu alacaklarının taksitler halinde
ödenmesi imkanı getiriliyor. Kapsama giren alacak
asıllarının ödenmemiş kısmının tamamı ile bunlara
bağlı faiz, cezai faiz, gecikme faizi, gecikme
zammı gibi fer’i amme alacakları yerine bu Ka-
nunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık
değişim oranları esas alınarak hesaplanacak
tutarın maddede belirtilen süre ve şekilde tamamen
ödenmesi şartıyla alacak asıllarına bağlı faiz,
cezai faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi
fer’i amme alacaklarının tamamının tahsilinden
vazgeçilmesi öngörülmektedir. Ödenmemiş olan
kısmın yalnızca faiz gibi fer’i alacak olması halinde
bu fer’i alacak yerine TEFE/ÜFE tutarı alınacaktır.
✓ 40 Bin Öğretmen Ataması yapılıyor
İSTANBUL TAHKİM MERKEZİNİN KURULMASI HAKKINDAKİ
KANUN TASARISI ADALET KOMİSYONUNDA KABUL EDİLDİ
➢ İstanbul’da tahkim merkezi kuruluyor.
TBMM Adalet Komisyonu'nda, uyuşmazlıkların ve anlaşmazlıkların tahkim ya da alternatif
uyuşmazlık çözüm yöntemleriyle dostane bir şekilde çözülmesini sağlamak amacıyla İstanbul Tahkim
Merkezi'nin kurulmasına ilişkin kanun tasarısının tümü üzerindeki görüşmeler Kanun Tasarısı kabul
edilerek tamamlandı.
TÜRKİYE İLE AB ARASINDA GERİ KABUL ANLAŞMASINA
DAİR KANUN TASARISI KABUL EDİLDİ
➢ Tasarı ile Türkiye veya Avrupa Birliği Üye Devletleri'nden birinin topraklarına giriş, burada bulunma
ya da ikamet etme koşullarını sağlamayan veya artık sağlamayan kişilerin kimliklerinin tespiti ile
emniyetli ve düzenli bir şekilde geri dönüşleri için süratli ve etkin usullerin geliştirilmesi ve söz
konusu kişilerin transit geçişlerinin işbirliği ruhu içinde kolaylaştırılması amaçlanıyor
✓ Türkiye’nin, iadeyi talep eden üye devletin ülkesine girme, ülkesinde bulunma veya ikamet
etmeye ilişkin yürürlükte olan koşulları sağlamayan veya artık sağlayamayan kişilerin Türk
vatandaşı olduğunun kanıtlanması durumunda,
anlaşmada öngörülen işlemler dışında herhangi
bir işleme gerek kalmaksızın kendi vatandaşını
geri kabul edeceği,
✓ İadeyi talep eden üye devletin ülkesine girme,
ülkesinde bulunma veya ikamet etmeye ilişkin
koşulları sağlamayan veya artık sağlayamayan
tüm üçüncü ülke vatandaşlarının veya vatansız
kişilerin; “AB üyesi devletlerden bir tanesine
doğrudan giriş için Türkiye tarafından düzen-
lenmiş geçerli bir vizeye sahipse, Türkiye tarafından düzenlenmiş bir ikamet iznine sahip ise
ya da Türkiye topraklarında kaldıktan veya
transit geçiş yaptıktan sonra AB üyesi devletlerin
ülkesine yasadışı veya doğrudan giriş yapmışsa”
Türkiye tarafından geri kabul edileceği,
✓ Avrupa Birliğine üye ülkelerin de, Türkiye’de
bulunan vatandaşlarını geri kabul etmekle yükümlü olduğu,
✓ Anlaşmanın uygulanmasını denetlemek, düzenli
bilgi alışverişinde bulunmak ve Anlaşmanın yeknesak uygulanmasını sağlamak amacıyla “Ortak
Geri Kabul Komitesi” kurulması, öngörülmektedir.
BİLGİ TOPLUMU OLMA YOLUNDA BİLİŞİM SEKTÖRÜNDEKİ GELİŞMELER İLE İNTERNET
KULLANIMININ BAŞTA ÇOCUKLAR, GENÇLER VE AİLE YAPISI ÜZERİNDE OLMAK
ÜZERE SOSYAL ETKİLERİNİN ARAŞTIRILMASI AMACIYLA KURULAN MECLİS
ARAŞTIRMASI KOMİSYONU RAPORU TBMM GENEL KURULUNDA GÖRÜŞÜLDÜ
Bilişim teknolojisi ürünlerine olan talebin ve internet kullanımının hızla artmasıyla birlikte; bilgi
güvenliği, bilişim suçları, telif hakkı ile fikri ve sınai mülkiyet hakkı ihlalleri, kayıt dışı sanal ticaret, çevrim
içi oyun, bahis ve internet bağımlılığı, uzun süreli bilgisayar kullanımının doğurduğu bedensel ve ruhsal
sağlık sorunları, çocuk ve ergen istismarı ile karşılaştıkları riskleri araştırmak için kurulan araştırma
komisyonunun çalışmalarının sonuçlarını ortaya koyduğu komisyon raporu TBMM Genel Kurulunda
görüşüldü.
8
AK SİYASET
HABERLEŞME ÖZGÜRLÜĞÜNE VE ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNE YÖNELİK İHLALLERİN
TESPİTİ VE ÖNLENMESİNE İLİŞKİN TEDBİRLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA KURULAN
MECLİS ARAŞTIRMASI KOMİSYONU RAPORU TBMM GENEL KURULUNDA GÖRÜŞÜLDÜ
Kamuoyunda ciddi rahatsızlık meydana getiren yasadışı dinleme ve özel hayatın ihlal edilmesi
olaylarının dikkate alınarak, sorunun çözüm yollarının ve alınması gereken yasal, idari, istihbari ve gerekli
diğer tüm tedbirlerin tespiti amacıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan iktidar ve muhalefet
partilerinin tamamının ortak iradeleriyle, Haberleşme Özgürlüğüne ve Özel Hayatın Gizliliğine Yönelik
İhlallerin Tespiti ve Önlenmesine İlişkin Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması
Komisyonu’nun 4 ay süren çalışmalarının sonucunda ortaya konulan komisyon raporu TBMM Genel
Kurulunda görüşüldü.
SOMA MADEN KAZASI ARAŞTIRMA KOMİSYONU
ÇALIŞMALARINA DEVAM EDİYOR
➢ Komisyon; Perşembe günü Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e çalışmaları hakkında bilgi verdi.
Zonguldak TTK İşletmelerinde de incelemelerde bulunacak
Soma’daki maden faciasını araştırmak için kurulan araştırma komisyonu Soma’daki araştırmalarının
ardından Ankara’da konunun uzmanlarını, ilgili kurum ve kuruluşların temsilcilerini ve yabancı uzmanları
dinlemeye devam etti. Perşembe günü de komisyon üyeleri komisyon başkanı Ali Rıza Alaboyun
Başkanlığında Çankaya Köşkü’ne çıkarak Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e çalışmaları hakkında bilgi
verdiler. Komisyon 26-27 Haziran tarihlerinde Zonguldak TTK İşletmelerinde incelemelerde bulunacak.
9
AK SİYASET
Cuma İÇTEN
Siyasi ve Hukuki İşler Başkan Yardımcısı
Diyarbakır Milletvekili
NEDEN RECEP TAYYİP ERDOĞAN?
Muhalefet partileri CHP ve MHP,
hatırlayacağınız üzere kısa bir
görüşmeler trafiği sonucu, “ÇATI
ADAYI” sıfatını ortaya atarak sn,
Ekmeleddin İhsanoğlu’nu aday
olarak ilan etmişlerdir.
İktidar partimiz, yaklaşık 3
aya yakın bir zamandır
cumhurbaşkanı aday tespiti için,
şimdiye kadar örneğine
rastlanmamış bir istişare içine
girmiş ve sonunda da adayı 1
Temmuz Salı günü
açıklayacağını ilan etmiştir.
karşılaştırmalı dökümüdür.
Bildiğiniz
gibi Türkiye,
önümüzdeki
Ağustos ayında
ülkenin 12.
Cumhurbaşkanını
seçecek. Seçimin en
büyük özelliği
Cumhurbaşkanı’nın ilk
kez millet tarafından
seçilecek olmasıdır.
Bizim açımızdan bir
başka övünç noktası ise
halkın doğrudan
cumhurbaşkanını
seçmesini sağlayan
yasal düzenlemenin
AK Parti hükümeti
tarafından
gerçekleştirilmesidir.
AK Parti, halk üzerinde
seçimin önemini azaltacak
kamuoyu çalışmalarının aksine,
büyük bir titizlik ve araştırma ile
konuyu gündemin en önemli
konularının arasında tutmaktadır.
Çünkü, CHP-MHP ve diğer
muhalefet partilerinin ve toplum
mühendisliğine soyunan bazı
çevrelerin dayattıkları gibi,
cumhurbaşkanlığı yalnızca ÜLKEYİ
TEMSİL MAKAMI değildir. Aksine,
mevcut anayasadaki yetkilerinin
kullanılması halinde bile lokomotif bir icra
makamıdır. AK Parti’nin, aday seçimindeki
hassasiyeti de buradan kaynaklanmaktadır.
Milletimizin Cumhurbaşkanında
görmek istediği vasıflara şöyle bir göz
atalım;
- İlk vasıf sayın
başbakanımızın Paralel
Yapıyla olan mücadelesidir:
Paralel Yapı neredeyse 1870’li
yıllardan sonra ülkeye çökmüştür.
Ve bunun neticesinde vesayetçi
kurumlar oluşmuştur. Paralel yapı
ve Haşhaşilerin son 30 yıl içinde de
kurumlarda köklenip, 17 ve 25
Aralık darbeleriyle kendilerini açık
ettiğini artık hepimiz biliyoruz. Bu
kadar kökleşmiş ve gücünü derin
küresel yapıdan alan bu oluşumla
ise sadece sayın başbakanımız
Recep Tayyip Erdoğan cesaretini ve
yüreğini ortaya koyarak mücadele
etmiştir. Gerçek bir lidere yakışan tüm
inisiyatif ve vasıflarını sonuna kadar
kullanarak bu mücadeleyi başlatmıştır
ve devam da etmektedir.
- Cumhurbaşkanı, temsil
kabiliyetine sahip olmalıdır;
Sayın başbakanımız, Türkiye’yi 12 yıldır
dünyanın her yerinde ve her zemininde başarı
ile temsil etmiştir. Öyle ki, bazı ülkeler, kendisini
ağırlamak için özel önlemler almak zorunda dahi
kalmışlardır.
Milletin gönlündeki cumhurbaşkanı adayı
herkesin bildiği üzere başbakanımız sayın Recep
Tayyip ERDOĞAN dır. Şahsen benim ve diğer AK
Parti milletvekili arkadaşlarımın adayı da sayın
başbakanımızdır. Bu ifade, meşhur deyimle
“malumun ilanıdır”.
- Cumhurbaşkanı, ülke çıkarlarına ve bölge
sorunlarına hassas olmalıdır;
Başbakan Erdoğan, sadece one minute
(vanminut) demesiyle, hem milletimizin ve hem de
mazlum milletlerin sesi ve vicdanı olmuş, yalnız
ülkemizde değil, başta Ortadoğu olmak üzere tüm
dünyada ABD başkanlarının dahi yapamadığını
yapmış ve dünya barışı üzerindeki katkısını ifade
etmiştir.
O halde “Böyle bir yazıya ne gerek var?”
diyebilirsiniz. İşte anlatmak istediğim de, 12.
Cumhurbaşkanımız, neden Recep Tayyip
ERDOĞAN olmalıdır? Sorusunun nedenleri ve bu
nedenlerde karşılık bulan sayın başbakan’ımızın bir
Cumhurbaşkanında olması gereken özelliklerinin
10
AK SİYASET
- Uluslararası camiada (arenada)
saygın bilinmelidir;
darbeler, infazlar, laiklik adı altında din
düşmanlığının resmiyet kazanması; Farklı
Mezheplerin dinlerin, dillerin ve renklerin resmi
politikalarla inkar edilmesi sonucu herkes devlete
düşman olmuştur.
Birleşmiş milletler genel kurulunda 190’ı aşan
ülke, lider ve temsilcilerine, kurulduğundan bu güne,
ilk kez “BM”nin resmen “FONKSİYONEL İFLASINI”
ilan etmiş ve yeni bir “MİLLETLERARASI BARIŞ
ÖRGÜTÜ KURULMASINI” önermiştir. Bu konuyu
dillendirmeye dahi, bu güne kadar hiçbir dünya lideri
cesaret edememiştir.
2002 AK Parti iktdarıyla tüm bu
ötekileştirmeler, zulum ve nkar, inkar ve ret
politikaları tarihe karışmış, farklı dinlere ait mal
varlıkları gerçek sahiplerine iade edilmiş ve en
önemlisi Hakkari’den Edirne’ye, İzmir’den
Diyarbakır’a bu coğrafyada ilk defa gerçek bir
demokratik devlet anlayışı herkese eşit davranarak
çıplak gözle görülür hale gelmiştir. Yani, milletin
devletle olan kavgası bitmiştir.
- Toplumu kucaklayıcı olmalıdır;
Başbakanlığının ilk gününden bu güne, Sn.
Başbakan kadar halkın içinde, sofrasında ve
cenazesinde, iyi-kötü günündeyanında olan bir
başka siyasetçi olmamıştır. Girdiği her seçimi
kazanmıştır. Başta kendisine ve Ak partiye oy veren
seçmen profilinin içinde, toplumun her kesimi vardır.
İşçi-köylü-esnaf-memur-aydın v.b. bütün toplum
temsilcileri ile sürekli irtibat halinde olmuştur. Ve
olmaya da devam etmektedir.
Sayın başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan,
her türlü değişimin, devlet adına öncülüğünü
yapmıştır, Yapmaya devam edecektir.Başbakanımız
Sayın Erdoğan, emperyalist ülkelerin ve bu ülkeleri
yönlendiren lobilerin, uluslararası sermaye
sahiplerinin istedikleri icraatları yaptıramayacağı,
verdikleri talimatları uygulatamayacağı ve ülkenin
çıkarlarına ters düşen hiçbir dış müdahaleye boyun
eğmeyeceği onurlu bir liderdir. Ülkemiz üzerinde
hesapları bulunanlar Sayın Başbakandan
kurtulmanın her yolunu denemişlerdir, bu seçim
dahil bundan sonra da denemeye devam
edeceklerdir. Bu düşüncelerini (Erdoğan ’sız bir
Türkiye dizayn etmek.) halen muhafaza
etmektedirler.
Cesur ve değişime açık olmalıdır;
AK Parti iktidarının ilk gününden başlayarak
ve giderek artan bir gayretle Türk demokrasisi
üzerinde DEMOKLES KILICI gibi duran ve Türkiye
Cumhuriyetinin kesintili bir siyaset arenası olmasına
sebep olan başta ASKERİ VESAYET olmak üzere
millet iradesini hiçe sayan BÜROKRATİK vesayeti
kaldırmak için olağanüstü bir cesaret ve dirençle
mücadele etmiştir. Bu mücadele halen devam
etmektedir.
Bu listenin uzatılması mümkündür.
Her zeminde cesaretini ortaya koymuş,
cumhuriyet tarihimizde hiçbir siyasetçinin adını bile
söylemeye cesaret edemediği ÇÖZÜM SÜRECİNİ,
her kesimden engellemelere rağmen hayata
geçirmiştir. Sayısız suikasttan, tehditten ve paralel
yapının şantajlarından başarıyla sıyrılmıştır.
Milletimiz, bütün bunların bilincindedir, aksi
halde girdiği her seçimi kazanması mümkün olabilir
miydi? Son seçimde ( 30 Mart 2014) CHP ve MHP
oylarının toplamı dahi, AK parti oylarına yetişemiyor)
zaten bu sebeplerle bile sayın başbakan milletimizin
temel adayıdır. Temeli olmayan binada çatı olur mu?
Ailesine yapılan saldırıları dahi, icraatlarına
engel saymamıştır.’ Durmak yok, yola devam’
düsturundan ödün vermemiştir.
Muhalefetin Çatı adayı varsa ve o çatı da şırl
şırıl akıyorsa elbette ki milletin de çatıya karşılık
gökdelen adayı vardır.
- Cumhurbaşkanı Özgürlük
Mücadelesi veren biri olmalıdır:
Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan,
12 yıllık AK Parti iktidarındaki devrimlerle özgürlüğün
ve demokratikleşmenin önündeki tüm engelleri bir
bir kaldırmış ve ülkeyi normalleşme sürecine
getirmiştir. Çağımızın en büyük özgürlük
simgelerinden biri olan sayın başbakanımız Recep
Tayyip Erdoğan; Din, dil, ırk ayrımı yapmaksızın
herkesin kendini kendi olarak ifade ettiği, eşit
vatandaşlık kavramıyla tanıştırmıştır.
İşte bu nedenlerle 12. Cumhurbaşkanımızın
SN. RECEP TAYYİP ERDOĞAN olması gerektiğini
ve öylede olacağına inanıyorum.
Yine de, her zaman olduğu gibi söz millet
iradesinindir.
- Cumhurbaşkanı devletle
milleti barıştırmalıdır:
Cumhuriyet kurulduğundan bugüne dek
1925, 1937 tek parti CHP iktidarındaki
ötekileştirmeler, zulüm politikaları ve yapılan askeri
11
AK SİYASET
Filiz KOZAN
Genel Merkez Kadın Kolları
Siyasi ve Hukuki İşler Başkanı
AKŞİT’TEN SOMA ZİYARETİ
AK Parti Kadın Kolları Genel Bakanı Güldal Akşit ve
beraberindeki heyet tarafından Soma Maden Ocağında yaşamını
yitiren ailelere başsağlığı ve sabır dilemek amacıyla
gerçekleştirilen Soma ziyaretinde Manisa il ve ilçe Kadın Kolları
Teşkilatlarıyla beraber Soma Belediye Başkanı Hasan Ergene ve
Soma Kaymakamı M. Bahattin Atçı makamlarında ziyaret edildi.
Soma'da maden faciasında şehit olan
kardeşlerimizin ideolojik ve menfaat
çıkarları uğruna bir takım odaklar
tarafından siyaset malzemesi
yapılmalarına kesinle karşı olduğumuzu
ve her zaman mağdur vatandaşlarımızın
yanında dertlerine çare olmak için
çalışmaya devam edeceğimizi, yaşanan
elim kazayı ve geride kalan ailelerini
hiçbir zaman unutmayacağımızı ifade
eden Sayın Akşit, heyetiyle birlikte taziye
evlerine giderek ailelerin acılarını ve
sorunlarını paylaştı.
12
AK SİYASET
SORU VE CEVAPLARI İLE VATANDAŞLIK HAKLARI
Soru 1)
Soru 5)
65 yaşın üzerindeyim. Yaşlı aylığı almak
istiyorum. Kimler bu yardımı alabilir?
Hamileyim. Düzenli doktor kontrollerine
gitmek istiyorum ancak imkanlarım
kısıtlı. Ne yapabilirim?
Cevap : Aylık 255TL ve aşağısında geliri
olan ve 65 yaşın üzerindeki muhtaç
durumda olan kişilere yaşlılık aylığı
verilmektedir. Bu kişilerin üzerlerine ait ev,
araba gibi taşınmazların olmaması ve
hiçbir sosyal güvencesinin bulunmaması
gerekir.
Cevap: Şartlı gebelik yardımından
faydalanabilmeniz için hiçbir sosyal
güvencenizin olmaması gerekmektedir.
Öncelikle hastaneye gidip hamile
olduğunuzu gösterir bir belge almanız
lazım. Aldığınız o belge ile Sosyal
Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına
başvurmanız gerekiyor. Yapılacak
incelemeler sonucu şartlı gebelik yardımı
almaya uygun bulunursanız 9 ay boyunca
belirli aralıklarla 4 kez kontrole
gidebilirsiniz.
Soru 2)
Yaşlı aylığı alabilmek için nereye
başvurmam gerekmektedir?
Soru 6)
Cevap: Yaşlı aylığı alabilmek için bağlı
bulunduğunuz ilçenin kaymakamlığına
yada Vakfına başvurabilirsiniz.
Çocuğum doğduktan sonra bu yardım
kesilir mi?
Soru 3)
Cevap: Çocuk doğduktan sonra okula
gidene kadar da çocuğa yardım yapılabilir.
Okula devam eden çocuğum var, maddi
durumum kötü. Şartlı eğitim
yardımından faydalanabilir miyim?
Soru 7)
Oğlum askere gittiğinden beri eve gelir
getiren hiç kimse kalmadı. Muhtaç
durumdayız. Devletten yardım alabilir
miyim?
Cevap : Evet faydalanabilirsiniz. Şartlı eğitim
yardımından faydalanabilmeniz için
hanenizde hiç kimsenin sosyal güvence
kapsamında çalışmıyor olması gerekir.
Ayrıca okula giden çocuğunun olması ve
çocuğunun bir ayda 4 günden fazla okula
devamsızlık yapmaması gerekmektedir.
Cevap : Muhtaç Asker Ailelerine Yardım
Programı kapsamında, vatani görevini
yerine getirmekte olan askerlerimizin,
sosyal güvencesi olmayan ve ihtiyaç
sahibi ailelerine aylık 250 TL düzenli
yardım yapılmaktadır.
Soru 4)
Şartlı eğitim yardımından faydalanmak
için hangi belgelerle ve nereye
başvurmam gerekmektedir?
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sosyal
Yardımlar Genel Müdürlüğü tarafından
hayata geçirilen Bütünleşik Sosyal Yardım
Bilgi Sistemi ile yoksul vatandaşlarımıza
yapılan sosyal yardımlara ilişkin
başvurudan yardım teslimatına kadar tüm
işlemler elektronik ortamda yapılmakta ve
otomatik olarak muhasebeleştirilmektedir.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sosyal
Yardımlar Genel Müdürlüğü tarafından
sistem üzerinden tüm işlemler anında
takip edilmekte ve merkezden
denetlenmektedir.
Cevap : Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma
Vakfına başvurmanız gerekiyor. Öncelikle
anne ya da babadan birinin başvurması
lazım. Anne ya da baba yoksa 18
yaşından büyük hane halkından biri de
başvuru yapabilir. Başvuracak kişinin
kimliği ve çocuğun öğrenci belgesi ile
başvuru yapılabilir. Başvuru yapıldıktan
sonra incelemeler yapılır ve buna göre
yardım alacak kişiler belirlenir.
13
AK SİYASET
Emre ÇALIŞKAN
AK Parti Gençlik Kolları
Siyasi ve Hukuki İşler Başkanı
AK GENÇLİĞİN NESİL BİLİNCİ
İki binli yılların Türkiye’sinde AK Parti ile beraberyenilenen siyasal hayat, bu siyasal
dönüşümü sahipleniponu sürekli hale geritecek şuuru üretmek amacıyla AKGençliği kurdu.
Siyasal kimliğini 8 Ocak 2002’deoluşturup ilk MKYK toplantısıyla siyasal etkinliğinebaşlayan
AK Gençlik, basit manada bir siyasal partiningençlik kolları organizasyonu olmadı.
termiş oldu. Bu yapı bir bakımaAK Parti hükümetlerince
toplumsal birliği tesis etmekamacıyla oluşturulan her türlü
demokratik açılımprojelerinin de alt yapısını oluşturmaktaydı. Çünküeskinin dar ve çapsız toplumsal çatışma üreten kalıpları, AK Parti siyasetinde, AK Gençlik
tarafındanreddedilmekteydi. Bundan böyle huzurlu ve
dünya ile heralanda rekabet edecek bir Türkiye ideali gençliğin gününbasit kavgalara sıkışmasına engel oldu.
Genel Başkanımız ve Başbakan
Erdoğan’ın2002’de, daha AK Parti kurulurken yaptığı ilkaçıklamasında, “artık ülkemiz siyasetinde hiç bir şeyeskisi
gibi olmayacak” sözü beklenen ve arzu edilengünlerin
erken habercisi olmaktaydı. Böyle bir haberinkulaklarında
çınladığı gençlik, AK Parti’ye ve üstlendiğitarihi sorumluluğa azimle sahip çıkma arzusunu taşıdı.Neticede alışılagelmiş bir gençlik organizasyonukisvesinden sıyrılmak için
kendisine ilk vazife olarakgençliğin iradesini siyasete taşımayı seçti.
AK Gençlik ülkemiz gençliği ile kurduğu ve onlarıniradeleri ile siyasete girmelerine vesile olduğu bukurgusuyla dünün hesabını alma yerine, dünden
derslerçıkartarak geleceğe yürümenin taraftarı oldu. Bubakımdan Genel Başkanımız ve Başbakanımız tarafındanortaya konan 2023, 2053 ve 2071 vizyonlarına dört
ellesarıldı. Zira küçük kavgalar yerine kadimmedeniyetimizin derinliğinde yer alan insanideğerlerimizi yeniden dünyanın dört bir yanına taşımabilincine vardı.
Tanzimat’tan iki binli yıllara kadar gençliğiniradesini
değişik söylem ve fikirlerle kontrol edenkesimlerin rahatsızlığına karşı AK Gençlik, diğer siyasipartilerin büyükşehir
il parti kongrelerini dahi sağlıklıgerçekleştiremediği siyasal
ortamda, ilçe gençlik kollarıkongrelerini salonlarda, seçimlerle ve herkesin gözüönünde demokratik usullerle gerçekleştirmeye nail oldu. On yıllardır siyasetin daha çok kas
gücündenyararlandığı gençler AK Parti siyaseti altında,
AKGençlik teşkilatlarında ülkemizin doğusuylabatısıyla;kuzeyiyle-güneyiyle bir araya gelip memleketin
ortakmeselelerini korkmadan, birbirinden çekinmeden vebirbirini incitmeden tartışabilmenin erdemine ulaştı.
AK Gençlik ülkemiz gençliğini sınıfsal ayrımlaratabi
tutmaktan uzak durdu. Belli bir kesimi temsil etmegibi dar
bir anlayışa sahip olmadı. Daha fazla genceulaşarak onların da iradelerinin toplumsal yapılara dahilolmasına imkan
ve ortamlar oluşturma gayreti içindeoldu. Parlamentoya,
belediye başkanlıklarına veyabelediye meclis üyeliklerine
taşıdığı gençlerinistatistiklerinden çok ülkemiz gençliğinin
bu mevkilerehazır olarak dahil olmalarının bilincini oluşturdu.
Ülkemizin on yıllardır çözülemeyen ve hattaüzerinde farklı görüşler dahi bildirilemeyen sorunları AKGençlik için gençliğin bir ayrışma noktası olarak değilaksine
birleşme mevzusu haline geldi. Artık hiç birsınıfsal veya
etnik bir ayrıştırma üretilmeden gençliğinortak duygu ve
düşünceler etrafında bir araya geleceğibir gençlik kolları;
AK Parti Gençlik Kolları kuruldu veharekete geçmiş oldu.
AK Gençliğin nesil bilincinde, gençliğin farklıfikirler
etrafında yer almasının engellenip sadece bizdenolanlar
anlayışı yer almaz. Aksine farklı fikir vekesimler arası rekabetlerin daha da artarak bu rekabetimahsul haline getirecek kolektif bir bilincin inşaedilmesine yönelik bir anlayış
yer alır. AK Gençlikböylece inanır ki gençliğimiz ülkemiz
içinde ürettiğikavgalarla enerjisini boşa harcamayacaktır.
Gençliğimiz,aralarında gerçekleştirdiği rekabetle ürettiği
her türlüfikri, ticari ve kültürel üretimi dünyaya yeniden sunacakbüyük bir milletin teşekkülüne harç edecektir.
AK Gençlik ülkemiz gençliğini toplumsal
rolleriyle,hayat tarzlarıyla, psikolojik davranışlarıyla ve ortakşuurlarıyla bir bütün olarak değerlendirmeyi tercih
etti.Bu tavrını il ve ilçelerde kurulan gençlik kolları yönetimkurullarının tesisinde gösterdi. Birleştirici vebütünleştirici
bir gençlik siyaseti üreteceğinin hemsöylem tarafını hem
de teşkilatların kurgusuyla praktizeedeceği boyutunu gös-
14
AK SİYASET
TAVSİYE EDİLEN KİTAP
Lale ERSOY
AK Parti MKYK Üyesi
Siyasi ve Hukuki İşler Başkan Yardımcısı
KURUCU İKTİDAR / Osman CAN
Anayasanın kim tarafından yapılacağı, kimin tarafından ve nasıl değiştirileceği ve
değiştirilmesi durumunda
denetlenebilir olup olmadığı
tartışmaları, son yıllara kadar
hukukçular ve akademisyenlerle
sınırlı olarak yürütülüyordu.
Fakat bu tartışmalar, 2008’de
başörtüsüne özgürlük getiren ve
Mecliste 411 oy gibi rekor sayılabilecek bir çoğunlukla kabul
edilen anayasa değişikliğinin
Anayasa Mahkemesi tarafından
iptal edilmesinin ardından
toplumun genelinin ilgi alanına da
girmeye başladı.
Özellikle 2010’da yüzyıllık
siyasi yapıda önemli bir kırılmaya yol açan 5982
sayılı anayasa değişikliğinin referanduma sunulmasının ardından bu tartışma kamuoyunun ilgiyle
izlediği bir tartışmaya dönüştü. Çünkü bu değişiklik de alışageldiği gibi Anayasa Mahkemesine
götürülmüş ve iptali istenmişti.
Ancak 2008’deki değişiklikten farklı
olarak bu değişiklik yüzyıllık bir
anayasal düzenin temel yapısında
esaslı bir kırılma anlamına geliyordu.
2010 değişikliklerinden sonra
yeni Anayasa Mahkemesi oluşturuldu ve çalışmalarına başladı. Bu
değişikliklerin Türkiye’nin derin
anayasal tercihlerinde yapacağı etki
ölçüsünde yeni Anayasa
Mahkemesinin de farklı bir
mahkeme olarak çalışacağı açık idi.
Tarihe tanıklık anlamında
kaleme alınan bu çalışmada,
Anayasa Mahkemesine yöneltilmiş
eleştirilerin, 2010 öncesinde derin
anayasal düzenin parçası olarak
görülebilecek eski yapısıyla sınırlı
olarak anlaşılması gerektiği izahtan
varestedir. Diğer yandan eski yapı da
kişisel bir teşekkürü hak etmektedir.
Çünkü Sn. Osman Can, Türkiye’nin
en derin anayasal krizlerini yaşadığı
dönemde, bu krizlerin merkezinde
yer alan Anayasa Mahkemesinde
raportör olarak çalışma ve bu krizlerin konusu olan davaların pek
çoğunda görev üstlenme imkanı
bulmuştur.
Sonuç olarak, anayasaların
kurucu özelliğini, Türk
Anayasalarındaki değiştirilemez maddeleri,
anayasallık denetimini ve anayasa ihlallerini bizzat
sürecin içinde yaşayarak yazmış olan Osman
Can’ın kaleminden öğrenmek isteyen dikkatli
okuyucuları, Kurucu İktidar adlı bu eseri okumaya
davet ediyoruz.
HAFTANIN KARİKATÜRÜ
Salih Mercan / Sabah / 20 Haziran 2014
15
AK SİYASET
HAFTANIN SÖZÜ
Haydar Kemal KURT
Siyasi ve Hukuki İşler Başkanlık Danışmanı
23. Dönem Isparta Milletvekili
“Bir kapı her kapı, her kapı hiç kapı!”
Abdülaziz Bekkîne Hazretleri
AMACINI AŞAN SİYASET!
ilgili deliller vardı. Dosyada Moro’nun; eşi, kızı ve
oğlunun ifadeleri vardı. Bunlara göre Kissinger
1975′te Moro’yu Hıristiyan Demokratların lideri
olarak İtalyan Komünist Partisi’yle istikrarlı bir
milli birlik hükümeti kurmak ve terörü önlemek
yönlü çabalarından dolayı tehdit ediyordu.
10 Aralık 1974′te Kissinger ve Ulusal
Güvenlik Konseyi kadrosu bir taslak hazırladılar:
“Ulusal Güvenlik Etüdleri Muhtırası 200: Dünya
Nüfus Artışının ABD’nin Denizaşırı Çıkarları
Açısından Etkileri” (National Security Study
Memorandum 200: Implications of Worldwide
Population Growth for US. Security Overseas
Interests) (NSSM 200). BURADA SOYKIRIMIN
ABD HÜKÜMETİNİN RESMİ MİLLİ GÜVENLİK
POLİTİKASI OLMASI ÖNERİLİYORDU.
Moro’nun kaçırılmasına dek geçen o
dönemde (görünüşte Kızıl Tugaylar tarafından)
ve sonra öldürülüşünde (cesedi 9 Mayıs 1978′de
bulundu) NATO, İngilizlerin ve Sir Henry’nin tüm
desteğiyle İtalya ve Moro’ya karşı bir “Gerilim
Stratejisi” yürüttü, burada hem “kızıl” (sol), hem
“kara” (sağ) terör ve darbe girişimleri kullanıldı.
Bu terörün çoğu, ve özellikle faşistlere düşen
kısmı, “Propaganda-Due” (P2) Mason Locası
tarafından desteklendi, ki Kissinger ve yardımcısı
General Alexander Haig (2 ) bu locaya gizli
fonlardan para akıtmıştı.
Sonraları, çok gizli mührü kaldırılan NSSM
200, Dünya nüfusunun ençok 8 milyarda
tutulmasını ve 2075′te beklenen 22 milyardan
kaçınılmasını öneriyordu. Bu kadar nüfus
artışının “savaşlar ve devrimlere” yol açacağını
söyleyen NSSM 200 “gıda kontrolünün” hızlı
nüfus artışını durdurmak için kullanımını öneriyor,
modern ve yoğun tarım tekniklerinin başka
bölgelerde yoğun nüfusu beslemesine rağmen
“çok fazla sermaye yatırımı” gerektirdiğini iddia
ediyordu. NSSM 200′ün diğer bir iddiası,
azgelişmiş ülkelerdeki nüfus artışının,
sanayileşmiş dünyanın ihtiyaç duyduğu enerji ve
hammadde kaynaklarını tüketeceği idi.
Bundan sonra Pakistan Başbakanı Zülfikar
Ali Butto’nun olayı gelir. 5 Temmuz 1977′de bir
askeri darbe ile devrildi ve hapsedildi. 4 Nisan
1979′da asıldı. Ölümünden kısa süre önce Butto,
devrilişini meşru gören bir hükümet bildirgesine
karşı yazdığı cevapta (Ocak 1979′da “Pakistan
Yazıları” – The Pakistan Papers – adı altında EIR
dergisinde yayınlandı) Butto, devrilişinin asıl
sebebinin Kissinger’la düştüğü anlaşmazlık
olduğunu ve Kissinger’ın onun “idam fermanını”
imzaladığını yazar. Kissinger’ın onu tehdidinin,
Butto’ya göre sebebi ise, Kissinger’ın “Pakistan’a
enerji bağımsızlığı kazandıracak uranyum işleme
tesislerinin” geliştirilmesini durdurma ısrarını
dinlememesidir.
NSSM 200, 13 ülkeyi özel hedef seçti;
bunların Çin dışındaki nüfus artışının %47′sinden
sorumlu olduğu varsayıldı: Hindistan, Bangladeş,
Pakistan, Nijerya, Meksika, Endonezya, Brezilya,
Filipinler, Tayland, Mısır, TÜRKİYE, Etopya ve
Kolombiya.
Aynı zamanda Kissinger, “yoluna çıkan”
sayısız yabancı lideri öldürtmekle de
suçlanmıştır. 14 Ağustos 1982′de İtalyan
istihbarat görevlileri İtalya başsavcısına bir dosya
sundular: Bu dosyada İtalyan Başbakanı Aldo
Moro’nun 1978′de kaçırılması ve öldürülmesiyle
DÜNYA SİYASETİNE
YÖN VERENLER
BERNARD LEWIS
(ÇEVİRİ: ALTAY ÜNALTAY)
16
AK SİYASET
Download

AK SİYASET - Ak Parti