TÖS’ÜN ÖĞRETMEN NİTELİĞİNİN ARTIRILMASI İLİŞKİN GÖRÜŞ VE
ÖNERİLERİ
Atatürk der ki: Yeni kuşağı, “Cumhuriyet’in özverili öğretmen ve eğitimcileri, sizler
yetiştireceksiniz. Yeni kuşak sizin eseriniz olacaktır. Eserin değeri sizin maharet ve özveriniz
derecesiyle orantılı bulunacaktır. Hiçbir zaman hatırınızdan çıkmasın ki, Cumhuriyet sizden
fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür kuşaklar ister (25 Temmuz 1924).
Osmanlı döneminde öğretmenlik mesleği pedagojik amaçlar doğrultusunda değil, çoğu
kez dinsel ve geleneksel anlayışla biçimlenmiştir.”1
Öğretmenlik Mesleği, 14.6.1973 tarihli ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu 43
maddesinde şu şekilde tanımlanmıştır: “Öğretmenlik, Devletin eğitim, öğretim ve bununla
ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleğidir. Öğretmenler bu görevlerini
Türk Milli Eğitiminin amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak ifa etmekle yükümlüdürler.”
1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu 43 maddesine göre:
“Öğretmenlik mesleğine hazırlık genel kültür, özel alan eğitimi ve pedagojik
formasyon ile sağlanır. Yukarıda belirtilen nitelikleri kazanabilmeleri için, hangi öğretim
kademesinde olursa olsun, öğretmen adaylarının yüksek öğrenim görmelerinin sağlanması
esastır. Bu öğrenim lisans öncesi, lisans ve lisansüstü seviyelerde yatay ve dikey geçişlere de
imkân verecek biçimde düzenlenir. Öğretmenlik mesleği; adaylık döneminden sonra
öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen olmak üzere üç kariyer basamağına ayrılır.
Adaylık dönemini başarıyla tamamlayanlar mesleğe öğretmen olarak atanır.
Aday öğretmenliğe atanabilmek için 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları
Kanununun 48 inci maddesinde sayılan şartlara ek olarak, yönetmelikle belirlenen
yükseköğretim kurumlarından mezun olma ve Bakanlıkça ve/veya Ölçme, Seçme ve
Yerleştirme Merkezi tarafından yapılacak sınavlarda başarılı olma şartları aranır.
Aday öğretmenler, en az bir yıl fiilen çalışmak ve performans değerlendirmesine göre
başarılı olmak şartlarını sağlamak kaydıyla, yapılacak yazılı ve/veya sözlü sınava girmeye hak
kazanırlar. Uygulanacak olan sözlü sınavda aday öğretmenler:
a)Bir konuyu kavrayıp özetleme, ifade kabiliyeti ve muhakeme gücü,
b) İletişim becerileri, öz güveni ve ikna kabiliyeti,
c) Bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığı,
d) Topluluk önünde temsil yeteneği ve eğitimcilik nitelikleri, yönlerinden Bakanlıkça
oluşturulacak komisyon tarafından değerlendirilir.
Sınavda başarılı olanlar öğretmen olarak atanır. Sınavda başarılı olamayan aday
öğretmenler il içinde veya dışında başka bir okulda görevlendirilerek bir yılın sonunda altıncı
fıkrada belirtilen değerlendirmeye tekrar tabi tutulurlar.
Aday öğretmenlik süresi sonunda sınava girmeye hak kazanamayanlar ile üst üste iki
defa sınavda başarılı olamayanlar aday öğretmen unvanını kaybeder ve memuriyetle ilişiği
kesilir.
Ancak aday öğretmenliğe başlamadan önce 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet
Memurları Kanununa göre aday memurluğu kaldırılarak asli memurluğa atanmış olanlar
hakkında sekizinci fıkra hükümleri uygulanmaz. Bu kişiler Bakanlıkta kazanılmış hak aylık
derecelerine uygun memur kadrolarına atanırlar.
Sınav komisyonu üyeleri; Bakanlık personeli, diğer kamu kurum ve kuruluşlarında
çalışan personel ile öğretim elemanları arasından seçilir. Bakanlık gerekli gördüğünde illerde
veya merkezde birden fazla komisyon oluşturabilir. Performans değerlendirmesinde dikkate
alınacak meslekî ölçütler, sınav konuları, komisyon üyelerinin seçimi, görevleri, çalışma usul
ve esasları ile sınava ilişkin diğer hususlar yönetmelikle düzenlenir.
1
Güven, İsmail; Osmanlı Eğitiminin Batılaşma Evreleri, Naturel Kitap Yayın Dağıtım, 3 Baskı Gözden Geçirilmiş Ve
Genişletilmiş, Ankara: 2004, s: 59.
1
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin olarak 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet
Memurları Kanununun aday memurluk ile ilgili hükümleri saklıdır.
Kariyer basamaklarında yükselmede kıdem, eğitim ((…) (1) lisansüstü eğitim),
etkinlikler (bilimsel, kültürel, sanatsal ve sportif çalışmalar) ve sicil (iş başarımı) puanları ile
sınav sonuçları esas alınır. Değerlendirme 100 tam puan üzerinden yapılır. Değerlendirme
puanının % 10'unu kıdem, % 20'sini eğitim, % 10'unu etkinlikler, % 10'unu sicil (iş başarımı)
ve % 50'sini de sınav puanı oluşturur.
Kariyer basamaklarında yükselecekler değerlendirme puanlarına göre başarı
sıralamasına alınır. Değerlendirmeye alınmak için sınav tam puanının en az % 60'ını almış
olmak şartı aranır.”
Modern eğitimin ilk öğretmen yetiştiren kurumu olan Darülmuallim (Erkek Öğretmen
Okulu) 16 Mart 1848 yılında açılmıştır. Amacı Rüştiyelere, ilk ve orta öğretime öğretmen
yetiştirmektir. Okulun süresi 3 yıl olarak belirlenmiştir.
Darülmuallimîn-i sıbyan (Erkek İlk Öğretim Okulu) 15 Kasım 1868 yılında açılmıştır.
Darülmuallimat (Kız Öğretmen Okulu) 26 Nisan 1870 yılında açılmıştır. Ana Muallime
Mektebi Mart 1914 yılında açıldı. Amacı okul öncesi kurumlara kadın öğretmen yetiştirmektir.
17 Mart 1918 yılında eğitim bakanlığı kararı ile erkek ilkokullarında kadın
öğretmenlerin görevlendirilebileceği belirtilmiştir.
Tevhidi Tedrisat Kanununun kabulünden sonra Yeni düzenleme ile mahalle mektepleri
ve medreseler kapatıldı. Atatürkçü öğretmenlerle millî eğitim seferberliği başladı. 22 Mart
1926 tarih ve 789 Sayılı Yasanın yedinci maddesinde İlköğretim Okulları’ndan ayrı olarak bir
de “Köy Öğretmen Okulları’nın açılması” öngörülüyordu. Bu nedenle 1926 yılında Kayseri
Zincirdere köyünde, 1927’de Denizli’de Köy Öğretmen Okulları açıldı. Bu okullar 1933’te
kapatıldılar.
Köy Eğitmenleri Yasası 11 Haziran 1937 yılında 3228 sayılı yasa ile çıkarılmıştır.
Köylerin eğitim ve tarım sorunlarını çözmek üzere 6-8 aylık kurslarla yetiştirilecek
öğretmenlerin çalıştırılması öngörülmüştür. Millî Eğitim ve Tarım Bakanlığının denetiminde
açılmıştır. 1947 yılına dek sürdürülen bu kurslarla 8675 eğitmen yetiştirilmiştir.
1937-1938 yıllarında Mahmudiye (Eskişehir) ve Kızılçullu’ da (İzmir) açılmıştır. Bu
okullarda iki yıl ilkokul, üç yıl ortaokul öğretiminin yanında tarım, demircilik ve
kooperatifçilik çalışmalarına yönelik programlar uygulanmış ve 1940 yılında da “Köy
Enstitüleri”ne dönüştürülmüştür.
Köy öğretmeni ve köyün ihtiyacı olan diğer meslek elemanlarını yetiştirmek amacıyla
17 Nisan 1940 tarih ve 3803 sayılı yasayla İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç’un
önderliğinde kurulmuştur. Bu okullara 5. sınıfı bitiren sağlıklı ve yetenekli yalnızca köy
çocukları alınıyordu. Öğrenim süresi beş yıldır. Karma eğitim yapan Köy Enstitüleri parasız
yatılı okullardır. 1948 yılına kadar ülkenin çeşitli yerlerinde 21 köy enstitüsü açılmıştır.
Programlarında kültür, tarım, kültür ve sanat ya da teknik olmak üzere 3 grup ders yer
almıştır. 1,5 ay tatil ve 10,5 ay öğretim uygulanmış olup öğretim zamanının %50 si kültür,
%25’i tarım ve %25’i de sanat ya da teknik derslere ayrılmıştır. Köy Enstitüleri 6234 sayılı ve
27 Ocak 1954 tarihli yasa ile kapatılarak ilköğretmen okullarıyla birleştirilmiştir. Köy
enstitülerinden 17341 öğretmen ve 1348 sağlık memuru yetiştirilmiştir. Bununla birlikte
edebiyat-sanat-bilim alanına birçok isim kazandırmıştır. Bunlardan ilk akla gelenler; Fakir
Baykurt, Mahmut Makal, Mehmet Başaran, Talip Apaydın’dır.
Darülmuallimin-i iptidainin devamı olan şehre öğretmen yetiştiren, ortaokul
mezunlarını alan üç yıllık ilköğretmen okullarıyla ile köye öğretmen yetiştiren ve ilkokul
mezunlarını alan beş yıllık ilköğretim okulları olan Köy Enstitüleriyle birleştirilmesi iki tip
ilköğretmen okulunun oluşturulmasına yol açtı. 1954 tarihindeki düzenleme ile ilköğretmen
okulları sınavla öğrenci almaya başlamıştır.
27 Mayıs 1960’dan sonra lise ve dengi okul mezunlarından yedek subay olma hakları
2
alınıp 11.10.1960 tarihine kadar anılan okulları bitirenlere “yedek subay öğretmenlik” hakkı
verilmiştir. 1963 yılında kabul edilen bir yasa ile bunlardan isteyenlerin sürekli öğretmenlik
kadrolarına atanabilecekleri benimsenmiştir.
Yine 1961 tarih ve 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile ilkokul öğretmeni
açığının kapatılması için ortaokul ve dengi okul mezunlarından 18 yaşını tamamlayanların
ilkokullara vekil öğretmen atanabileceği kabul edilmiştir.
18 Mart 1970 tarihinde Talim Terbiye Kurulunun 44 sayılı kararı ile ilköğretim
okullarının süresi ilkokuldan sonra öğrenci alanlarda 7 yıla, ortaokuldan sonra öğrenci
alanlarda ise 4 yıla çıkarılmıştır.
24 Haziran 1973 tarih ve 1739 sayılı Millî Eğitim Yasası’nın 43. maddesince “Hangi
öğretim kademesinde olursa olun, öğretmen adaylarının yükseköğrenim görmelerini
sağlanması esastır.” hükmüne dayalı olarak ilköğretim okullarının bir kısmı öğretmen lisesine
dönüştürülerek ilköğretim okullarından öğretmen yetiştirmeye son verilmiştir. Bunun yerine
“iki yıllık eğitim enstitüsü” adıyla Millî Eğitim Bakanlığına bağlı olarak sınıf öğretmeni
yetiştiren yükseköğretim kurumları açıldı. 1978-1979 yıllarında eğitim enstitülerine 80 bine
aşkın öğrenci alınmış, sonra da bu birikimi eritmek amacıyla, ders yılları üçer haftalık olarak
düzenlenerek 2,5-3 ayda hızlandırılmış öğretim programlarıyla öğretmen yetiştirilmiştir.
Üniversite seçme sınavlarında hiçbir yüksek öğretim kurumunu kazanamamış 52 bin kadar
lise mezunu genç, yeterli mesleki formasyonu alamadan “hiç olmazsa” öğretmen
oluvermiştir. İki yıllık Eğitim Enstitüleri 1982-1983 öğretim yılına kadar açık kalmış, 2547
sayılı yasayla kapatılmıştır.
Eğitim Yüksekokulları, 1981 yılında yürürlüğe konan 2547 sayılı Yükseköğretim
Kanunun geçici 28. maddesine dayanılarak çıkarılan 20.7.1982 tarih ve 41 sayılı Kanun
Hükmünde Kararname ile kurulmuştur. Eğitim süresi 2 yıl olan eğitim yüksekokullarının
1989-1990 öğretim yılında eğitim süresi 4 yıla çıkarılmıştır.
03.07.1992 tarih ve 3837 sayılı kanunla, eğitim yüksekokulları kapatılarak.
Üniversitelerin Eğitim Fakültesine bağlı sınıf öğretmenliği bölümünde ilköğretim okullarına
öğretmen yetiştirilmesine karar verildi. Eğitim süresi 4 yıl olarak düzenlendi.
Millî Eğitim Bakanlığı’nın 13 Eylül 1996 tarihli genelge ile ÖSS puanı ile öğrenci
kabul eden Fakülte ve Yüksekokullar dışında örgün yükseköğretim kurumlarından Lisans
düzeyinde öğrenim görmüş olanlar, pedagojik formasyon aranmadan ve sınavsız olarak, sınıf
öğretmeni olarak atanmıştır. Buna göre 50 bin lisans mezunu, hiçbir öğretmenlik meslek
bilgisi görmeyenler sınıfa sınıf öğretmeni olarak görevlendirilmiştir. Ziraat mühendisliği başta
olmak üzere; mühendislik, mimarlık, hukuk, tıp, iktisadi ve idari bilimler gibi birçok fakülte
mezunu sınıf öğretmeni olarak görevlendirilmiştir.
Bu bölümde yalnızca Türkiye’de ilköğretim okullarına sınıf öğretmeni yetiştirmeden
kısaca bahsedilmiştir. Cumhuriyetin önünde iki sorun bulunmaktaydı: Devrim yasalarını
ülkenin en ücra köşesine kadar yaymak ve halkın cumhuriyete sahip çıkmasının sağlamak.
Bununda yolu eğitimden geçmekteydi. Bundan dolayı bu görevi üstlenecek olan tek meslek
grubu vardı: o da “Öğretmen”di. Yalnız bir sorun vardı: Türkiye’nin nüfusunun büyük bir
çoğunluğu köylerde yaşamakta ve okuma-yazma bilen kitlenin oranı genel nüfusa göre çok
düşük kalmaktaydı. Ayrıca ilköğretim okullarında görevlendirilecek öğretmen de yoktu.
Bununla birlikte köylerde okul binası da yoktu. 1926 yılından itibaren köylere öğretmen
yetiştirilmeye başlandı. Köye yönelik öğretmen yetiştirme sorunu, 1940’da Köy Enstitülerinin
açılmasıyla çözülmüştür. Bu tamamen genç Türkiye Cumhuriyeti’ne özgü bir sistemdir.
Ancak bu çözüm uzun ömürlü olmadı (Osmanlı Devleti’nin de amacı eğitimi ülkenin en ücra
köşesine kadar götürmekti. Osmanlı, halkın eğitimini vakıflara havale etmişti. Ancak vakıflar
şehirlerde örgütlenmiştir. Buna bağlı olarak vakıflar köylerin eğitim sorununu çözememiştir.
Cumhuriyet Köy Enstitüleri ile çözmeyi planmış ve uygulamaya koymuştur). Köy enstitüleri
gerek politikacıların gerekse büyük toprak ağalarının müdahalesiyle kapatılmıştır.
3
Köy Enstitülerinin kapatılmasıyla köye öğretmen yetiştirme sorun olmaya başlamıştır.
Bundan sonra öğretmen sorununu nasıl çözeceğiz, diye akla hayale gelmeyen uygulamalar
birbirini izlemiştir. Zaten en acısı da buydu. 1950’den sonra Millî Eğitim Bakanlığı koltuğuna
oturan her bakan öğretmen sorununu çözdüğünü ilan ederken; öğretmen açığı da katlanarak
arttı.
Öğretmenlikle İmamlığın Ayrılması
Osmanlı Devleti’nden miras aldığımız bir anlayışta ilkokul öğretmeninin hatiplik,
vaizlik görevlerini de yapmasıdır. Zaten mahalle mektebi öğretmenleri imamdır. İmamlık asli,
öğretmenlik geçici görev gibiydi.
Bununla ilgili 5.7.1926 tarihli Millî Eğitim Bakanlığının bir tebliğine göre ilkokul
öğretmenleri hatiplik, vaizlik gibi bir ek görev alabilecekler, hatta sabah ve akşam
namazlarını camide halka kıldırabileceklerdir. Öğretmenlerin sadece, öteki namazları
kıldırması caiz değildir.2
Bu uygulama 1933 yılına kadar devam etmiştir. Bakanlık, imamlık, hatiplik ve vaizlik
yapan öğretmenlerin, öğretmenlik mesleğini icra edemediğini görünce 26.2.1933 ve 41731
sayılı genelge ile imamlık vaizlik hatiplik yapan öğretmenlerin ya imam-vaiz ya da hatip
olarak görev yapmalarını ya da öğretmenlik yapmalarını istemiştir. 3 1933 tarihindeki bu
genelge ile öğretmenin görevinin yalnızca eğitim ve öğretim olduğu belirlenmiştir. Aslında bu
durum Osmanlı Devleti’nden aldığımız imam-öğretmen anlayışının sona erdirilmesidir.
Çocuğun eğitiminin cami hocalarından alınarak öğretmenlere devredilmesidir. Bu ayrıca şu
anlamada gelmektedir: Öğrencinin yetiştiricisi olan öğretmenin mesleki anlamda
laikleştirilmesidir. Yani öğretmenin din işleriyle birlikte anılmasının sonlandırılmasıdır.
Eğitimde laiklik, öğretmenlik mesleğini laikleştirmeden sağlanamaz. Bu ilke Fransız
Devrimi ile benimsenmiştir. Nitekim laik Batı ülkelerinde din eğitimi veren görevliler, okulun
idare ve eğitim kurullarına kesinlikle katılamazlar. 1982 Anayasası ile Din Kültürü Ve Ahlak
Derslerinin ilk ve orta dereceli bütün okullarda zorunlu dersler arasına alınması, bu derslerin
laik olmayan kanallarda yetişmiş öğretmenlerce okutulması ve bu öğretmenlere, son on yıllık
uygulamada, okullarda, Millî Eğitim Müdürlüklerinde ve Bakanlıkta din eğitimi dışında
müdürlük ve üst düzeyde yöneticilik görevlerinin verilmesi, öğretici ve yönetici personelin
laiklik ilkesini zedelemiştir. Böylece Türk millî eğitiminde laiklik esası zorlanmıştır.4
ÖĞRETMENLİKLE İMAMLIĞIN AYRILMASI*
5.7.1926
Maarif Vekâleti
Müdürleri Encümeni Kararı
Uhdelerinde imamlık ve muallimlik gibi dini vazifesi bulunan ilk mektep muallimleri hakkında bir karar ittihazını
mutazammın İlk tedrisat Dairesinin müzekkeresi mütalaa
olunarak, imamlığın muallimlikle kabil-i telif olmadığı ve
fakat hatipliğin ve vaizlik gibi vazifelerin muallimlikle
beraber ifasında hiçbir mani görülmediği müzakere olunarak
bu yolda karar verilmesi muvafık görüldü.
* Akt: Niyazi Altunya Eğitim Sorunumuza Kuşbakışı –Görüş ve Öneriler- Ekli 3.
Baskı Ürün Yayınları, Ankara: 1997, S: 120.
2
3
4
Akt: Niyazi Altunya Eğitim Sorunumuza Kuşbakışı –Görüş ve Öneriler- Ek-li 3. Baskı Ürün Yayınları, Ankara: 1997, s: 120.
A. Bedri Edis; Milli Eğitim Düsturu, Üçüncü Tertip Milli Eğitim Düsturu Altıncı Cilt Genelgeler (Birinci Kitap), Güven
Basımevi, İstanbul: 1948, s: 186.
Baloğlu, Zekai; Türkiye’de Eğitim, Yeni Yüzyıl Kitaplığı, İstanbul: 1990 s: 19.
4
ÖĞRETMENLİKLE İMAMLIĞIN KESİN OLARAK
AYRILMASI*
-Tâmim26.2.1933
No :41731
Hulasa: İmamlık, hatiplik, vaizlik yapan muallimler hakkında.
Uhdelerinde imamlık, hatiplik, vaizlik bulunan ilk mektep
muallimlerinin bir munzam (ek) vazifelerinden dolayı asıl
vazifelerini sekteye uğrattıkları anlaşılmıştır.
Yeni İlk Mektepler Programının ilk mektep muallimlerine
tahmil ettiği vazifelerin ağırlığı dolayısıyla bundan sonra
imamlık, hatiplik ve vaizlik gibi munzam vazifelerden birisi
bulunan muallimlerin, her iki vazifeden birini tercihe davet
olunmaları, Müdürler Encümeninin 15.2. 1933 tarih ve 134
sayılı kararıyla tensip edilmiştir.
Muktezasına göre (gerektiği gibi) muamele ifasını ve
vilayetinizde
bu
şekilde
müstahdem
muallimlerle,
muallimlikte kalmak veya diğer munzam vazifeleri tercih
etmek isteyenlerin isim ve memuriyet mahallerini gösterir bir
cetvelin irsalini (gönderilmesini) rica ederim efendim.
Maarif Vekili Namına
Salih ZEKİ
A. Bedri Edis; Milli Eğitim Düsturu, Üçüncü Tertip Milli Eğitim Düsturu Altıncı
Cilt Genelgeler (Birinci Kitap), Güven Basımevi, İstanbul: 1948, s: 186.
)
OECD Raporuna Göre Türkiye’de Öğretmen Olmak
OECD’nin 2013 yılında öğretmenlerle ilgili yayınladığı raporda şu durumlar
dikkatimizi çekmektedir:
1. OECD ülkelerinde ortalama olarak, öğretmen ve akademik personelin üçte ikisi
kadındır. Kadın öğretmenlerin oranı, çalıştıkları alandaki eğitim düzeyi yükseldikçe azalıyor.
Okul
öncesinde
öğretmenlerin %97 si,
ilköğretimde %82’si,
ortaokulda %68’i,
Ortaöğretimde%56’sı,
Yükseköğretimde %41’i
kadındır.
Türkiye,
öğretmenlerin
cinsiyetlerine ilişkin veri bildirmemiştir.
2.OECD ülkelerinde ortalama olarak, öğretmenlerin yaşlarına göre yüzdelik dağılımı
şu şekildedir: Öğretmenlerin %10’u 30 yaş altında, %26’sı 30-39 yaş, %30’u 40-49 yaş
aralığındadır; %34 ise 50 yaş ve üstündedir. Türkiye, öğretmenlerin yaşlarına göre yüzdelik
dağılımına ilişkin veri bildirmemiştir.
5
3. Türkiye’de Okulöncesi eğitimde öğretmen başına 23 öğrenci düşer iken, OECD
ortalaması 14 öğrencidir.
4. Türkiye’de İlköğretimde öğretmen başına 21 öğrenci düşer iken, OECD ortalaması
16 öğrencidir.
5. Türkiye’de Ortaöğretimde öğretmen başına 18 öğrenci düşerken OECD ortalaması
14 öğrencidir.
6. Türkiye’de nüfusun 15 000 veya daha az olduğu yerde bulunan okullarda sınıf
mevcudu 26, Nüfusun 15 000 ile 100 000 olduğu yerlerde bulunan okullarda sınıf mevcudu
32, Nüfusun 100 000 veya daha yoğun olduğu yerde bulunan okullarda sınıf mevcudu ise
34’tür(2008 yılı verisi ).
7. Türkiye’de okul öncesi öğretmenlerin haftalık çalışma saati 38 saat iken, OECD
ortalaması 40 saattir.
8. Türkiye’de ilköğretim öğretmenlerinin haftalık çalışma saati 38 saat iken, OECD
ortalaması da 38 saattir.
9. Türkiye’de ortaöğretim öğretmenlerin haftalık çalışma saati 37 saat iken, OECD
ülkelerinde de 37 saattir.
10. Türkiye’de İlköğretimde öğrenci başına düşen öğretmen maaş maliyeti 1199
dolar iken OECD ortalaması 2 706 dolardır.
11.Türkiye’de Lisede Öğrenci başına düşen öğretmen maaş maliyeti 1 444 dolar iken,
OECD ortalaması 3 344 dolardır.
12.Türkiye’de okulöncesi eğitiminde;
a) Öğretmen olarak yeni işe başladığında yıllık 23159 dolar alırken, OECD
ortalaması 28057 dolardır,
b) 10 yıl deneyimi olan okulöncesi öğretmeni yıllık 23906 dolar alırken, OECD
ortalaması 34 190 dolardır.
c) 15 yıl deneyimi olan okulöncesi öğretmeni yıllık 24 854 dolar alırken, OECD
ortalaması 36 135 dolardır.
d)15 yılın üstünde deneyimi olan okulöncesi öğretmeni yıllık 26 865 dolar alırken,
OECD ortalaması 43 448 dolardır.
13.Türkiye’de ilköğretim de;
a) Öğretmen olarak yeni işe başladığında yıllık 23 494 dolar alırken, OECD
ortalaması 28 854dolardır,
b)10 yıl deneyimi olan ilköğretim öğretmeni yıllık 24 241 dolar alırken, OECD
ortalaması 35 503 dolardır.
c)15 yıl deneyimi olan ilköğretim öğretmeni yıllık 25 189 dolar alırken, OECD
ortalaması 38 136 dolardır.
d) 15 yılın üstünde deneyimi olan ilköğretim öğretmeni yıllık 27 201 dolar alırken;
OECD ortalaması 45 602 dolardır.
14. Türkiye’de ortaöğretim:
a) Öğretmen olarak yeni işe başladığında yıllık 24 053 dolar alırken, OECD
ortalaması 31 348 dolardır,
b) 10 yıl deneyimi olan ortaöğretim okulu öğretmeni yıllık 24 799 dolar alırken,
OECD ortalaması 38 899 dolardır,
c) 15 yıl deneyimi olan ortaöğretim okulu öğretmeni yıllık 25 747 dolar alırken
OECD ortalaması 41 665 dolardır,
d) 15 yılın üstünde deneyimi olan ortaöğretim okulu öğretmeni yıllık 27 758 dolar
alırken, OECD ortalaması 50 119 dolardır.
15. Bu verilere göre en düşük öğretmen maaşı -örneğin- ilköğretimde işe başladığında
yıllık 23494 dolar (2012 OECD raporu) olsa bunun karşılığı bugün 23494 × 2.100 TL =
49337 TL (yıllık) / 12 (ay) = 4111 TL olmalıdır. Ortaöğretim dahil var mı bu ücreti alan
6
öğretmen? 2012 de bile 1.800 (doların Tl karşılığı) × 23494 =44228/12= 3524 TL. Yani
2012 de dahi en az 3500 TL, 2014 te 4100 TL almalıyız ki bu rakamlar doğru olsun. O
halde hükümet OECD’yi ve bizi bu verilen rakamlarla aldatmakta mıdır?
Nitelikli Öğretmen İçin Hizmet İçi Eğitim Şart
2014 yılı Hizmet İçi Eğitim Planı 24/12/2015 tarihinde MEB’in web sayfasında
yayınlanmıştır. Burada dikkatimizi çeken noktalar şunlardır:
MEB; hizmet içi eğitim faaliyetlerinin gerçekleştirilmesinde, öğretmen dışındaki
personele yönelik düzenlenecek hizmet içi eğitim faaliyetlerini, İnsan Kaynakları Genel
Müdürlüğü’nün; öğretmenlerle ilgili düzenlenecek hizmet içi eğitim faaliyetlerini ise
Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğünün sorumluluğunda yapacağını
bildirmiştir. İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğü’nce 125 eğitim faaliyetinde 15705 personelin
hizmet içi eğitimden yararlanması planlanmıştır.
Yine Öğretmen Yetiştirme Geliştirme Genel Müdürlüğü tarafından 215 eğitim
faaliyeti ile 20994 öğretmenin hizmet içi eğitimden yararlanması planlamıştır.
İki genel müdürlüğün planladığı 340 eğitim faaliyeti ile 36699 personele hizmet içi
eğitim planlanmıştır. Buna göre; faaliyetlere katılanların % 42’si okul yönetici ve merkez
teşkilat personeli iken %58’i öğretmendir.
Bu durum MEB’ de yaklaşık 800 bin öğretmenin olduğu düşünüldüğünde, tüm
öğretmenlerin (yönetici merkez teşkilat personeli dahil) %4’ünün hizmet içi eğitimden
yararlanması anlamına gelmektedir.
MEB’in 750 bin öğretmeni hiçbir şekilde hizmet içi eğitimden yararlanamayacaktır.
Bakanlık, öğretmenleri seminer döneminde bir yere toplayıp televizyon üzerinden
öğretim üyelerinin yaptığı konuşmaları hizmet içi eğitim olarak saymamalıdır.
MEB’in bakanlık teşkilatı ve okul müdürlerine daha fazla hizmet içi eğitim vermekle
okulları idari yönden, “nasıl idare ederim” düşüncesinde olduğu açıkça görülmektedir.
2014 yılı hizmet içi eğitim planıyla öğretmenin hizmet içinde eğitimi göstermelik
olarak yapılmakta adeta bir yasak savılmaktadır. Bu planda öğretmenin hizmet içi eğitimi
uluslararası projelere havale edilmiştir. Öğretmenin mesleki gelişimine dönük bir kaygı
taşımamaktadır.
Nitelikli Öğretmen İçin Uzman Öğretmenlik Başöğretmenlik Çözüm Değil?
MEB, 2006 yılında öğretmenleri; öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen olarak
nitelendirmiş ve uzman öğretmenlik için bir de sınav yapmıştı. Uzman öğretmenlik unvanı
sınavı kazanan ve belirli kriterleri sağlayanlarla alanında yüksek lisans yapmış öğretmenlere
verilmişti.
Şu anda MEB’de 60 bine yakın uzman öğretmen olduğu tahmin edilmektedir. Bu
unvanla çalışan öğretmenler, diğer meslektaşlarına göre brüt 140 TL fazla ücret almakla
birlikte okul yöneticiliğine başvurduklarında da uzman öğretmenlik unvanlarına 6 puan
verilmektedir. Yine okul yöneticilerinin rotasyon nedeniyle il içi yer değiştirmelerinde uzman
öğretmen unvanlı olanlarına 6 puan verilmektedir.
Bilindiği gibi MEB 7 yıldır uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik sınavı
açmamaktadır. Bu nedenle uzman öğretmenlik unvanına sahip olmayanlar açık bir haksızlıkla
karşı karşıya bırakılmakta, hakları gasp edilerek mağduriyetlerine neden olunmaktadır.
MEB’in uzman öğretmenliği ve başöğretmenlik anlayışı okul yöneticiliğine başvuruda
ek puan verilmesi ile maaşlara 140-200 TL arasında ücret ödemenin ötesine gidememiştir.
7
Nitelikli Eğitim, Kadın Öğretmenlerin Sorunlarına Çözüm Getirmekle Sağlanır.
Sendikamız kadın öğretmenlerin sorunlarını belirlemek amacıyla kadın öğretmenlere
Şubat 2014 yılında anket düzenlemiştir. Kadın öğretmenlere uyguladığımız anketin sonuçları
aşağıda verilmiştir.
Kadın öğretmenlerin; %53’ü Mevcut yasaların çalışan kadınları yeterince koruduğuna
inanmadıklarını, %62’si İşten dolayı meslek hastalıkları yaşadığını, %42’si Ailesine yeterince
zaman ayıramadığını, %62’si Okulumda fiziki ortamla ilgili sorunlar yaşadığını, %60’ı
çocuğunu çalışırken bırakabileceği bir kreş imkânının olmadığını, %28’si çocuk sahibi
oluşunun meslekte ilerlemesine sorun yarattığını, %20’si kadın olmalarından dolayı
öğrencilerle problem yaşadığını, %15’i okulunda kadın-erkek ayrımcılığı yapıldığını, %13’ü
kadın olmasından dolayı okulunda mobbing uygulandığını, %12’si okulunda kadın olmaktan
dolayı tedirginlik yaşadığını, %10’u kadın olmasından dolayı öğrenci velilerinin kendisiyle
görüşmek istemediğini belirtmişlerdir.
Ayrıca kadın öğretmenlerin %74’ü okul yöneticilerinin (müdür-müdür yrd) kadın
çalışanlara karşı tutumunun iyi olduğunu, %81’i erkek arkadaşların kadın çalışanlara karşı
tutumlarının iyi olduğunu, %65’i öğrenci velilerinin kadın çalışanlara karşı tutumunun iyi
olduğunu belirtmiştir.
Öğretmenin Niteliğini Artırmada Seminer Çalışmaları Etkili Olmamaktadır
5/1/1961de kabul edilen 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun 43. Maddesiyle
öğretmenlere iki aylık yaz tatili verilmiştir. Bunun dışında kalan tatil zamanlarında ilköğretim
okulları öğretmenlerine meslekle ilgili çalışmalara katılma yükümlülüğü getirilmiştir.
Bu yükümlülük Millî Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin 98.
Maddesinde Meslekî Çalışmalar altında tanımlanmıştır. Buna göre: İlköğretim okullarındaki
yönetici ve öğretmenler, derslerin kesiminden 1 Temmuz’a, 1 Eylül’den derslerin
başlangıcına kadar; yıl içinde ise yıllık çalışma programında belirtilen sürelerde meslekî
çalışmalar yapmaktadırlar.
Yine 7 Eylül 2013 tarihinde yayınlanan Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 87.
Maddesinde “Öğretmenlerin Mesleki Çalışmaları” adı ile yapılan düzenleme ile bu yıl kez lise
ve dengi okullarda görevli öğretmenler de seminer çalışmasına katılacaktır.
MEB EARGED’in 2006 yılında “İlköğretim Okulu Öğretmenlerinin Yaptıkları
Mesleki Seminer Çalışmalarının Değerlendirilmesi” adlı araştırmasında Öğretim Yılı Sonu
Mesleki Çalışmalara İlişkin Sonuçlar şu şekildedir:
1-Gruplar, öğretmenlerin öğretim yılı sonunda okullarında yapmakta oldukları seminer
çalışmalarında, konuyu hazırlama açısından sürenin yeterli olduğu belirtmişlerdir.
2-Gruplar, öğretim yılı sonunda okullarda yapılan seminerlerde, aynı konuların birden
fazla öğretmene verilmesinin “Kısmen” yararlı olduğunu belirtmişlerdir.
3-Öğretim yılı sonunda yapılan seminer çalışmalarının öğretmenlere katkı
sağlamasını; öğretmen ve okul yöneticileri “Kısmen”, müfettişler “Çok az” düzeyinde
olduğunu belirtilmiştir.
4-Öğretim yılı sonunda verilen seminer konusuyla ilgili kaynağa ulaşma, istenilenleri
bulma, bunları raporlaştırma konusunda öğretmenlerin yeterliliğini; öğretmenler “Oldukça”
okul yöneticileri “Kısmen” düzeyinde bulmaktadırlar.
Öğretmenin Niteliğini Yükseltmek İçin İl İçi Rotasyon Çözüm Değildir.
Türkiye’de ortaokul öğretmenlerinin bir yerde çalışma durumları şu şekildedir:
Öğretmenlerin % 24,2 si 1 yıl; %25,7 sı 1-2 yıl arasında çalışmaktadır. %27,5’i 3-5 yıl
arasında çalışmakta, %16,4 ‘ü 6-10 arasında çalışmaktadır, %6,3 ise 10 yıldan fazla
8
çalışmaktadır. Türkiye’de ortaokulları öğretmenlerinin yarısı aynı okulda en fazla iki yıl
çalışırlar ve öğretmenlerin sadece %6’sı aynı okulda 10 yıldan fazla çalışmıştır.
TALIS 2008 verilerine göre, Avrupa ülkelerindeki ortaokul öğretmenleri genelde aynı
okulda uzun süre çalışmaktadırlar. Avrupa ülkelerinde Ortaokul öğretmenlerinin ortalama
%37’si aynı okulda 10 yıldan fazla çalışmaktadır. Yüzde 22’si aynı okulda 6 ila 10 yıl ve
%16’sı ise 3 ila 5 yıl çalışmaktadır. Ortaokul öğretmenlerinin yaklaşık dörtte biri 3 yıldan az
süredir çalıştıkları okulda devam etmekte, sadece %15’i aynı okulda bir yıldan az süredir
çalışmaktadır.
Görüldüğü gibi Avrupa ülkelerinde öğretmenlerin üçte biri aynı okulda 10 yıldan fazla
çalışmaktadır.
Öğretmen Niteliğine İlişkin Geçmişten Günümüze Millî Eğitim Şûralarında
Alınan Kararlar
1921 yılında Ankara'da toplanan 1. Maarif Kongresi'nden günümüze kadar 18 Millî
Eğitim Şûrası düzenlenmiştir.
XI. Millî Eğitim Şûrasında Öğretmen Niteliği İle İlgili Alınan Kararlar
XI. MİLLÎ EĞİTİM ŞÛRASI 8-11 Haziran 1982 tarihleri arasında toplanmış olup
Gündemdeki Konuları şunlardır: Millî Eğitim hizmetlerinden öğretmen ve eğitim uzmanları
(durum ve sorunları) 1- Öğretmen eğitiminin gelişimi, 2- Öğretmen eğitiminde hizmet öncesi
sorunlar ve öneriler,3- Eğitim uzmanlarının eğitimi,4- Öğretmen ve uzmanların hizmet içi
eğitimi, 5- Öğretmen ve uzmanların sorunları, çözüm ve öneriler, B- Öğretmen Sorunları ve
Eğilimleri Araştırması.
XI. Millî Eğitim Şûrasınca benimsenmiş teklifler aşağıdaki şekilde gruplandırılmıştır:
1. Öğretmenliğin Gençler İçin Çekici Hâle Getirilmesi
a) Öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarına öğrenci en etkin ve uygun yollarla
seçilmelidir. Bugünkü öğretmen liselerinin, öğretmen yetiştirmeye bir taban oluşturacak biçim
ve düzeyde düzenlenmesi sağlanmalıdır.
b) Öğretmenliği gençler için çekici bir meslek hâline getirmenin yollarından biri
öğretmenliğin statüsünün yükseltilmesidir. Bu görüş ışığında, aşağıdaki ve benzeri önlemler
alınmalıdır :
Öğretmenler Günü’nde, okulların açılma, kapanma zamanlarında ve diğer fırsatlarda,
öğretmenliği onurlandıran, önemini vurgulayan programlar düzenlenmeli; kamuoyu, bu
konuda bilinçli ve duyarlı hâle getirilmelidir.
ƒ
Başarılı öğrenciler, orta eğitimde başlanarak, öğretmen olmaya özendirilmeli; orta
eğitimin son sınıfında öğrenciler için, öğretmenlik mesleğinin önemini, çalışma şartlarını,
sosyal haklarını ve özellikle manevi zevkini tanıtıcı faaliyetler düzenlenmeli ve başarılı
öğrenciler öğretmenliğe özendirilmelidir.
ƒ
Öğretmen adayları için, yatılılık, burs, kredi imkânları sağlanmalı; krediler hizmet
yapmak suretiyle ödenebilmelidir.
2. Hizmet Öncesi ve Hizmet İçi Yetiştirme
a) Öğretmenlerin hizmet öncesi eğitimleri, çağdaş standartlara, toplumumuzun ihtiyaç
ve imkânlarına uygun nitelikte öğretmenler yetiştirebilecek bir düzeye getirilmelidir.
b) Öğretmenlerin hizmet öncesi programlarında, uygulama faaliyetlerine özel bir önem
ve yer verilmeli; stajyerlik döneminde öğretmenlerin yetişmelerini sağlayıcı tedbirler
alınmalıdır.
9
c) Öğretmenlerin hizmet içinde sürekli yetişmelerine ve kendilerini yenilemelerine
imkân verilmeli, bu amaçla kendilerine ders araç ve gereçlerini kullanma, öğretim metotlarını
geliştirme konularında sürekli hizmet içi eğitim sağlanmalıdır.
d) Hizmet içi eğitim programlarını başaran öğretmenlerin bu başarıları, terfi, üst
göreve atanma vb. biçimde değerlendirilmeli; ayrıca bu eğitime kredi verilerek, bunlar
zamanla bir sertifikaya dönüştürülebilmeli ve bu kredileri belli ölçütlere göre üst öğretime
transfer edilebilmelidir.
e) Lisansüstü eğitim için, öğretmenlik tecrübesi olanlara öncelik tanınmalı ve
öğretmenlikte geçen başarılı hizmet yıllarına objektif yöntemlerle kredi verilebilmelidir.
Yüksek eğitim yapmamış öğretmenlerin de hizmet içinde yüksek eğitim yapmalarını sağlayıcı
tedbirler alınmalı; öğretmenlikte geçen başarılı hizmet yıllarına yüksek eğitimde ve lisans
tamamlama programlarında kredi verilebilmelidir.
f) Başarılı öğretmenlerin bilgi, görgülerini artırmak ve diğer ülkelerin eğitim
sistemlerini inceleme fırsatları yaratmak, yurt içi ve yurt dışında toplu ve bireysel gezi ve
gözlem imkânları sağlanmalıdır.
g) Yabancı dille öğretim yapan okulların öğretmenlerinin kendi üniversitelerimizde
yetiştirilmesine ağırlık verilmeli; ayrıca bu öğretmenlerin ve diğer yabancı dil öğretmenlerinin
dış ülkelerde kendi alanlarında yeterliklerini artırıcı imkânlar sağlanmalıdır.
h) 222 sayılı Kanun hükümlerinde yer alan öğretmenlerin yaz ve güz dönemleri
seminer çalışmaları, hizmet içi eğitim faaliyetleriyle birleştirilerek, eğitim, öğretim ve
yönetime etkili ve yararlı hâle getirilmelidir.
3. Öğretmenlerin Çalışma Şartları
a) Öğretmenlerin çalışma şartları izlenmeli; şartların iyileştirilmesine yönelik
tedbirlerin alınmasına süreklilik kazandırılmalı; bu amaçla okul, ilçe, il, bölge ve ülke
düzeyinde alınacak tedbirler plan ve programlara bağlanmalıdır.
b) Öğretmenlerin ve mevcut eğitim imkânlarının, bölgeler, iller ve okullar arasında
dengeli dağılımı sağlanmalı; dengeli dağılım için konulan ölçütlerin uygulamalardaki
sonuçları ilçe, il ve ülke düzeyinde sürekli incelenerek geliştirilmeli; her okul için asgari tesis,
araç gereç çeşidi ve miktarı belirlenerek, bunların sağlanması plan ve programlara
bağlanmalı; mümkün olan yerlerde, "gezici laboratuvarlar" denenmeli; mevcut öğretmen,
bina, tesis ve araç gereçten azami verim sağlayacak okul büyüklükleri (temel eğitim ve orta
eğitim için) belirlenerek bunların gerçekleştirilmesi plan ve programlara bağlanmalı; mümkün
olan yerlerde bazı eğitim imkânların belirli merkezlerde toplanması, civar köy ve
kasabalardaki öğrencilerin buralara otobüsle gidip gelmeleri üzerinde durulmalıdır.
c)Öğretmenlerin tayin ve nakilleri ile rotasyonlarına ilişkin kurallar açıklığa
kavuşturulmalı; kuralların her öğretmene eşit uygulanması titizlikle kontrol edilmeli;
uygulamaların sonuçları değerlendirilerek tayin nakil, rotasyon kuralları sürekli geliştirilmeli
ve ihtiyaçlara uyarlanmalı; öğretmenleri tedirgin edecek, maddi ve manevi sıkıntıya
düşürecek ve hâla yetkililerce bir tehdit veya cezalandırma amacı olarak kullanılabilecek katı
ve belirsiz kurallardan kaçınılmalı; rotasyonun kolay uygulanmasını sağlayacak maddi ve
sosyal tedbirler de birlikte alınmalıdır. Atama ve yer değiştirmelerde aile bütünlüğü
korunmalıdır.
ç) Mahrumiyet yerlerinde çalışmayı özendirici ve ödüllendirici (tazminat, itibari
hizmet zammı, çocuklarına yatılılık, öğrenim bursu vb. ) tedbirler alınmalıdır. Personel
Kanunu’nda öğretmenlerin statülerini yükseltici hükümler getirilmeli ve özellikle
öğretmenliğin kendine özgü bir meslek olduğu göz önünde bulundurularak tüm özlük hakları
atama ve yer değiştirme gibi durumlarını düzenleyici ayrı bir personel kanunu çıkarılması
üzerindeki çalışmalar sonuçlandırılmalıdır.
10
d) Teftiş sisteminde, öğretmenlerin başarısını yükseltmek için, müfettişlerin rehberlik
görevlerine
ağırlık
kazandırılmalı;
öğretmenlerin
başarılarının
pekiştirilmesi,
başarısızlıklarının giderilmesi amaçlanmalıdır.
e) Öğretmenlere verilecek disiplin cezalarına ilişkin kurallar herkes için açık hâle
getirilmeli, tahkikatlarda objektifliği sağlayacak tüm tedbirler alınmalı; başka yere nakil,
hiçbir zaman bir ceza aracı olarak kullanılmamalıdır; gereksiz disiplin cezasının, öğretmeni
kıracağı, meslekten soğutacağı, hatta disiplin cezasına müteakip bozuk davranışlara davetiye
olacağı unutulmamalı; bu hususta yöneticiler bilinçlendirilmelidir.
f) Öğretmenler okulda rutin işlerden kurtarılmalı; kendilerine meslekleri ile ilgili
olmayan konularda görev verilmemeli, eğitim ve öğretimin niteliğini yükseltmeye yönelik bir
çalışma içine girmeleri sağlanmalıdır.
g) Öğretmenlerin haftalık ders ve çalışma yükleri, onların görevlerini en verimli
düzeyde yürütebilecekleri ölçüde tutulmalı; ders yükleri hesaplanırken ders hazırlama, araç
gereç hazırlama, nöbet tutma kurul-zümre-veli toplantıları, her türlü komisyon görevleri, sınıf
öğretmenliği, eğitsel kol başkanlığı, ders dışı sosyal-kültürel-sportif faaliyetler, laboratuvar,
işlik hazırlığı, düzenlenmesi, korunması işleri, sınav kâğıdı, ödev okuma, sınıf mevcutları,
velilerle, çevre ile ilişkilerde harcadığı zaman, okul aile birliği, okul koruma derneği
çalışmalarında harcadığı zaman gibi, öğretmenlerin tüm görevleri dikkate alınarak
belirlenmelidir.
h) Okul yöneticilerinin yetişmelerine önem verilmeli; yöneticiler okulda huzurlu ve
verimli bir çalışma ortamı yaratabilecek bir öğretim kadrosu, öğrenciler ve veliler arasında iş
birliği, gönül birliğini sağlayabilecek niteliklere kavuşturulmalıdır.
ı) Öğretmenlere mesleklerinde ilerleme imkânları sürekli açık tutulmalı; belli şartları
yerine getiren öğretmenlerin, meslekte en üst yönetim, uzmanlık ve akademik düzeylere
yükselebilmeleri sağlanmalıdır. Bu konuda Yükseköğretim Kurumu ile ilgili üniversiteler
arasında iş birliği hâlinde, kurallar belirlenmeli; bunlar herkese eşit uygulanmalı; maddi
imkânsızlık ve büyük şehirlerden uzakta görevli bulunma, meslekte ilerlemeyi ve üst öğrenim
görmeyi engelleyici bir öge olmaktan çıkarılmalı; bu amaçla, öğretmenlere belli şartlar altında
maaşlı izinlilik (veya görevlilik) gibi kolaylıklar sağlanmalıdır.
i) Öğretmenler için onların mesleki niteliklerini ve genel kültürlerini artıracak her çeşit
kitaplar (öğretmen kılavuz kitapları, mesleki konulardaki kitaplar ve diğerleri) hazırlatılmalı
veya satın alınmalı; bunların öğretmenlere parasız verilmesi; bazı temel kitapların da okul
kitaplıklarına gönderilmesi sağlanmalıdır.
j) Öğretmenler, mesleki faaliyetlerini olumsuz olarak etkileyebilecek, onları tedirgin
edecek, iş güvencelerini zayıflatacak veya ortadan kaldıracak her çeşit keyfi hareketlere karşı
yeterince korunmalı; yönetim öğretmenlere sahip çıkmalı ve bunu her vesile ile belli
etmelidir. Öğretmen kanun ve yönetmeliklerine göre hizmet görürken yönetimin destek ve
koruyuculuğunu arkasında hissetmelidir. Öğretmenin kendi teşkilatında saygınlığı
sağlanmalıdır.
k) Öğretmenin kendisinde, yönetimden, çevresinden, kanun, yönetmelik ve
programlarla ders araç ve gereçlerinden kaynaklanan sorunları giderilmeli; öğretmen, öğretme
işinde daha aktif bulunma düzeyine getirilmelidir.
1) Kalkınma öncelikli yörelere, denenmiş ve başarılı olmuş öğretmen ve yöneticilerin
gönderilmesi için özendirici tedbirler alınmalı, şartlar geliştirilmelidir.
m) Başarılı öğretmenler, maddi ve manevi yönden ödüllendirilmeli; çalışanla
çalışmayan arasındaki fark, objektif olarak ortaya konulmalıdır.
n) Yöneticilerin seçim ve atamaları, gerekli yönetmeliklerle objektif ilke ve kurallara
bağlanmalıdır.
o) Kadro kanunu çıkıncaya kadar, öğretmenlerin mağduriyetlerini önleyici önlemler
kısa süre içinde alınmalıdır.
11
ö) Temel eğitim okullarının, özellikle köy ilkokullarının her türlü yönetim ve eğitim
giderleri devletçe karşılanmalıdır.
4. Hayat Şartları
a) Öğretmenlerin hayat şartları sürekli incelenmeli; iyileştirilmesine yönelik tedbirlere
süreklilik kazandırılmalı; bu amaçla okul, ilçe, il, bölge ve ülke düzeyinde plan ve programlar
yapılmalıdır.
b) Öğretmenlerin sayısının diğer mesleklerdekilere göre çok fazla oluşu, öğretmenlerin
maaş ve ücretlerini yükseltmeye ve hayat şartlarını iyileştirmeye yönelik sosyal hizmetlerin
yerine getirilmesini ve gerekli tedbirlerin alınmasını kısıtlayıcı bir etken olmaktan
çıkarılmalıdır
c) Gelir düzeyleri, öğretmenlerin yaptıkları işin önemine göre belirlenmeli, aynı
okulda veya benzeri bir başka okulda birlikte çalışan meslek kıdemleri aynı öğretmenlerin şu
ya da bu nedenle (örneğin ders ücreti) birbirinden çok farklı para almaları önlenmeli; en üst
derece ile en ait derece arasındaki maaş farkı azaltılmalıdır.
ç) Öğretmenlerin kadro tıkanıklığı nedeniyle terfi edememeleri mutlaka önlenmeli; her
ne sebeple olursa olsun, kendisinden beklenen hizmeti yapan bir öğretmenin zamanında terfi
etmesi sağlanmalıdır. Kadrosuzluk, emeklilikte emsallerinden daha az maaş almaya neden
olmamalıdır.
d) Özellikle köylerde ve mahrumiyet bölgelerinde, yeter sayıda lojman yapılması bir
plan ve programa göre sağlanmalıdır. Büyük şehirlerde ve il merkezlerinde ve diğer yerleşim
alanlarında öğretmenlere toplu konut yaşamı planlanmalı ve bu projeye ivedilik
kazandırılmalıdır.
e) Zorunlu rotasyon durumunda öğretmenlere taşınma giderleri gerçek harcamalara
göre ödenmeli; yeni tayin edilen yerde lojman yoksa ve ev sahipleri yıllık peşin kira
istiyorlarsa, bu para öğretmenlere devlet bankalarınca düşük faizle borç olarak verilmeli.
f) Rotasyona tabi tutulan öğretmenin benzeri okul bulunmayışı nedeniyle yanına
getiremediği çocukları yatılı bir okula yerleştirilmeli ve öğretmene "Çocuk okutma yardımı"
yapılmalıdır.
g) Kışı uzun süren yörelerdeki öğretmenlere yapılan yakacak yardımı artırılmalıdır.
XIV. Millî Eğitim Şûrasında Öğretmen Niteliği İle İlgili Alınan Kararlar
XIV. Millî Eğitim Şûrası 27-29 Eylül 1993 tarihleri arasında toplanmış olup
Gündemdeki Konuları şunlardır: 1- Eğitim Yönetimi ve Eğitim Yöneticiliği ve 2- Okul
Öncesi Eğitimidir.
14. Millî Eğitim Şûrası'nda Öğretmenin niteliği ilgili aşağıdaki kararlar
alınmıştır:
33- Millî Eğitim Bakanlığı ve üniversitelerin iş birliği ile okul öncesi eğitimi'ne
öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarının programlarında bütünlük sağlayıcı "program
geliştirme çalışmaları" yapılacak ve bu kurumların bünyesinde uygulama anaokulları
açılacak; öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarındaki çocuk gelişimi ve eğitimi
öğretmenliği programı ile anaokulu öğretmenliği programının birbirinden ayrılması
sağlanacaktır. Bu kurumlara uygulama anaokulları da eklenecektir.
34- Sınıf öğretmeni yetiştiren eğitim fakültelerinin programlarına okul öncesi eğitimi;
okul öncesi öğretmeni yetiştiren fakültelerin programlarına da sınıf öğretmenliği ile ilgili
derslerin konulması sağlanacaktır.
38- Öğretmen yetiştirmede, Millî Eğitim Bakanlığı ile YÖK arasında sürekli bir iş
birliği sağlamak amacıyla "Öğretmen Yetiştirme Koordinasyon Kurulu" oluşturulması için
gerekli yasal düzenlemeler yapılacaktır.
12
XVI. Millî Eğitim Şûrasında Öğretmen Niteliği İle İlgili Alınan Kararlar
XVI. Millî Eğitim Şûrası 13-17 Kasım 1999 tarihleri arasında toplanmış olup
Gündemdeki Konuları şunlardır: 1.Mesleki Ve Teknik Eğitimin, Orta Öğretim Sistemi
Bütünlüğü İçinde Ağırlıklı Olarak Yeniden Yapılandırılması, 2. Okul Ve İşletmelerde Meslek
Eğitimi Ve İstihdam, 3. Mesleki Ve Teknik Eğitim Alanına Öğretmen Ve Yönetici
Yetiştirme, 4. Mesleki Ve Teknik Eğitimde Sınavsız Yükseköğretime Geçiş, 5. Mesleki Ve
Teknik Eğitimde FinansmanMillî Eğitim hizmetlerinden öğretmen ve eğitim uzmanları
(durum ve sorunları)
16. Millî Eğitim Şûrası'nda Öğretmenin niteliği ilgili aşağıdaki kararlar
alınmıştır:
b. Öğretmen ihtiyaçları nicelik ve nitelik olarak belirlenmeli,
3. Öğrencilerin mesleki ve teknik orta öğretimde programlarının devamı sayılan
öğretmenlik programlarına geçişte orta öğretim başarı puan ve ek puan uygulamasına devam
edilmelidir.
4. Mesleki ve teknik eğitim fakültelerinin beceri ağırlıklı programlarına ilgili mesleki
ve teknik orta öğretim programlarından mezun olan öğrenciler alınmalı, öğretmenlik
mesleğini özendirmek amacıyla diğer öğretmenlik programlarının genel ortaöğretim
mezunlarına da açık tutulmasına devam edilmelidir.
5. Öğrencilerin seçimiyle ilgili alan öğretmenliğinin gerektirdiği bilgi, beceri ve
yetenek sınavı yapılmalıdır.
6. Mesleki ve teknik öğretmenlik mesleğinin tercih edilmesini özendirmek için, burs
vermek, yurt sağlamak gibi güdüleyici önlemler artırılarak sürdürülmeli, yüksek lisans
olanakları sağlanmalıdır.
7. Öğretmenlik mesleğini seçeceklerin, mesleğin gereklerini yerine getirmelerine engel
bir özürleri bulunmamalıdır.
8. Mesleki ve teknik liselerde görev yapacak öğretmenlerin, ilgili alanlarda meslek
yüksekokullarını başarı ile bitirenler arasından, mesleki ve teknik eğitim fakültelerine dikey
geçiş yaparak yetiştirilmeleri teşvik edilmelidir.
9. Yükseköğretim kurumlarında öğretmen adayı olarak yetiştirilecek gençlerimizi
1739 Sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu'nda belirtildiği üzere; genel kültür, özel alan bilgisi
ve pedagojik formasyon eğitimi almaları esastır. Bunlardan daha da önemlisi aynı kanunda
vurgulandığı gibi bu gençlerimizin Atatürk İlkeleri ve Devrimleri doğrultusunda demokratik,
lâik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı görev ve sorumluluklarını
bilen ve bunları davranış hâline getirmiş öğretmen adayları olarak yetiştirilmeleri öğretmen
yetiştiren yükseköğretim kurumlarının en önemli görevidir.
10. Orta dereceli mesleki ve teknik öğretim okullarının öğretmen ihtiyacının
karşılayan temel kurumlar mesleki ve teknik eğitim fakülteleri olmalıdır. Ancak öğretmen
yetiştirilmeyen veya ihtiyaç karşılanamayan alanlarda, yakın bölüm mezunları ile ilgili diğer
yükseköğretim kurumları mezunlarından mesleki ve teknik eğitim fakültelerinden gerekli
görülen tamamlama veya öğretmenlik meslek bilgisi verildikten sonra yararlanılmalıdır.
11. Mesleki ve teknik eğitim fakültelerinin programları ezberci değil düşünen,
araştıran, sorgulayan, analiz ve sentez değerlendirme yapabilen, değişen teknolojiyi, imkân ve
kaynakları etkili kullanabilen öğretmenler yetiştirecek şekilde yeniden düzenlenmelidir.
12. Mesleki ve teknik eğitim fakültelerinde yaratıcı, eleştirel ve bilimsel düşünen,
insan ve doğaya ilişkin estetik değerlere sahip olan, yeni bilgi ve teknolojiyi kullanan, yabancı
dil bilen öğretmenler yetiştirilmelidir.
13. Özürlü bireyleri topluma kazandırmak, üretken hâle getiren ve bu insan gücünden
yararlanmak için, mesleki ve teknik eğitim fakültelerinde öğretmen adayları, özürlülerin
13
özelliklerini ve sınırlılıklarını tanıyan ve onlara uygun öğretimi yapabilecek kişiler olarak
yetiştirilmelidir.
14. Öğretmenlik alanları, öğretmenlerin ilişkili bir grup dersi okutabilecekleri biçimde
tanımlanmalıdır.
15. Mesleki ve teknik orta öğretim ve mesleki teknik eğitim fakültelerinin eğitim
öğretim programları birbiri ile ve iş hayatı ile uyumlu hâle getirilmelidir.
16. Farklı alanlardan aynı öğretmenlik programına gelen öğrenciler için farklılıkları
giderecek şekilde eğitim ve öğretim programları düzenlenmelidir.
17. Mesleki ve teknik öğretim okullarına öğretmen yetiştiren fakültelerde okutulan
öğretmenlik meslek bilgisi dersleri yetiştikleri öğretmenlerin yapacakları görevle uyumlu
değildir. Bu nedenle, bu fakültelerin öğretmenlik meslek bilgisi dersleri ilgili fakültelerin
görüşleri de alınarak yeniden düzenlenmelidir. Öğretim programları, izleme sonuçları da
dikkate alınarak sürekli geliştirilmelidir.
27. Millî Eğitim Bakanlığı, öğretmen kaynağını oluşturan mesleki ve teknik eğitim
fakültelerini aynî ve nakdî imkânlarla desteklemelidir.
28. Öğretmen ve yöneticiler yerel düzeyde okul bazında ve gereksinim olması hâlinde
sözleşmeli olarak istihdam edilmelidir.
29. Öğretmenlerin ilk atamalarında arz fazlasının olması hâlinde kur'a ile atama yerine
sınav ile en başarılı olanlar atanmalıdır.
30. Okullara branşlar bazında ve ihtiyaçları oranında öğretmen kadrosu tahsis edilerek
ihtiyaç fazlası öğretmen istihdamı önlenmelidir.
31. Arz fazlası mesleki ve teknik öğretmenler, gerekli tamamlama eğitiminden
geçirildikten sonra ilköğretime iş eğitimi/ teknoloji olarak atanmalıdır. Mesleki ve teknik
eğitim fakültelerinin çeşitli programlarından mezun olanların aynı derece ve kademeden
göreve başlatılmaları sağlanmalıdır.
33. Mesleki ve teknik eğitim fakültelerinin mezunlarının görev, yetki ve
sorumlulukları belirlenmelidir.
34. Öğretmenlere görev, yetki ve sorumluluklarına uygun sosyal ve ekonomik bir statü
kazandırılmalıdır.
35. Ücretlendirme yapılırken, ders yükü hesabına öğretmenin katıldığı tüm eğitim
faaliyetleri ile iş güçlüğü, iş riski ve temininde güçlük faktörleri dikkate alınmalıdır.
36. Öğretmenlerin çalışma koşulları dikkate iyileştirilmelidir. Emekli olan
öğretmenlere emeklilik sonrası yaşam standartlarını yükseltecek yasal düzenlemeler
yapılmalıdır.
37. Öğretmenlerin ortak mesleki değerlerini korumak ve geliştirmek amacıyla, sendika
kurmalarına imkân verecek yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
38. Öğretmenlerin mesleki yönden geliştirilebilmeli için iş dünyası ile yakın iş
birliğini sağlayacak tedbirler alınmalıdır.
39. Usta öğreticilerin nitelikleri iyileştirilmeli, ücretleri niteliklerine uygun hâle
getirilmelidir.
40. Geliştirme ve değişmeler sonucunda ihtiyaç fazlası öğretmenler ilgili eğitim
fakülteleri ile iş birliği yapılarak hizmet içi eğitim yoluyla uygun alanda yetiştirilmeli ve
branşlarına uygun alanda istihdam edilmelidir.
41. Öğretmen ve yöneticilerin performans değerlendirme ölçütleri geliştirilmeli,
mevcut sicil raporları bu ölçütlerine göre düzenlenmeli ve şeffaf olmalıdır.
42. Hizmet içi eğitim faaliyetlerini sürdürmek üzere yedi bölgede hizmet içi eğitim
enstitüleri, illerde hizmet içi eğitim merkezleri, ilçelerde hizmet içi eğitim şubeleri
oluşturulmalı, gerekli eğitim araçları ve gereçleriyle donatılmalı ve bu faaliyetleri sürdürecek
formatör öğretmenler yetiştirilmelidir. Bu birimlerde faaliyetler yıl boyunca sürdürülmelidir.
14
43. Hizmet içi eğitim faaliyetlerinin planlanması, Bakanlıkça belirlenecek genel
amaçlar, ilkeler ve standartlar doğrultusunda yapılmalıdır.
44. Hizmet içi eğitim ihtiyaçları uygun yöntem ve tekniklerle belirlenmeli, eğitime
katılacak yönetici, eğitimci ve eğitilecekler bu ihtiyaçlar dikkate alınarak seçilmelidir.
45. Hizmet içi eğitim faaliyetlerinin planlanması, eğitim öğretim programlarının
oluşturulması ve uygulanmasında ilgili mesleki ve teknik eğitim fakülteleri, hizmet içi eğitim
merkezleri, endüstriyel kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapılmalıdır. . Hizmetiçi eğitim
uygulamaları yüz yüze eğitimin yanı sıra çağdaş iletişim teknolojilerine dayalı etkinlikler
yoluyla gerçekleştirilmelidir.
47. Öğretmenlere meslekleri ile ilgili gelişme ve değişmeleri izleyebilecekleri yayınlar
hazırlanmalı ve yararlanmaları sağlanmalıdır.
48. Öğretmeni kendi yetiştirmeye teşvik eden, yetiştiremediğinde sistemin dışında
bırakan bir personel istihdam politikası geliştirilmelidir.
49. Mesleki ve teknik eğitim okul ve kurumlarında görevli 2 yıllık yüksekokul mezunu
öğretmenlerin açık öğretim yoluyla lisans tamamlama programlarını bitirmeleri sağlanmalıdır.
50. Yöneticilerin ve öğretmenlerin katıldıkları hizmetiçi eğitimler özlük haklarına
yansıtılmalı ve kredilendirilerek yüksek lisans öğreniminde dikkate alınmalıdır.
On Yedinci Millî Eğitim Şûrasında Öğretmen Niteliği İle İlgili Alınan Kararlar
On Yedinci Millî Eğitim Şûrası 2006 yılında düzenlenmiştir. Alınan kararlar şunlardır;
51. Öğretmen niteliğinin artırılması için, eğitim fakültelerinin sayıları ülkenin
gereksinimlerine göre sınırlandırılmalı; istihdam politikası doğrultusunda yeni eğitim
fakülteleri açılmalıdır. Eğitim fakültelerinin öğrenci kontenjanlarının belirlenmesinde de
ülkenin kısa ve uzun vadeli gereksinimleri ve eğitimin niteliğinin artırılması hedefleri göz
önüne alınmalıdır.
52. Öğretmen adaylarının seçiminde akademik başarının yanı sıra öğretmenlik
mesleğinin gerektirdiği kişisel niteliklerin ölçülmesine ve değerlendirmesine yönelik
mekanizmalar oluşturulmalı; bu kapsamda, öğretmenlik programlarına girişteki seçme süreci
yeniden gözden geçirilmelidir.
53. Öğretmen yetiştirme programları öğretmene, birey-çevre-toplum bağlantılarını
kurmasını sağlayacak, toplumsal sorumluluklarını kazandıracak ve geliştirecek derslerle ilgili
eksikliklerini tamamlamada yardımcı olmalıdır. YÖK tarafından üniversitelere gönderilen
paket programlar; üniversite, MEB ve meslek örgütleri arasında iş birliği ile AB standartları
da dikkate alınarak, eğitim ve toplum bilimleri bakış açısıyla yeniden düzenlenmelidir.
54. Tezsiz yüksek lisans programlarının yarattığı sorunlar ve sonuçlar incelenmeli ve
bu konuda gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Öğretmenlik bir uzmanlık mesleği olarak
lisansüstü düzeyi kapsayacak bir eğitim programına bağlanmalıdır.
55. Aday öğretmen yetiştirme sürecinin niteliğinin yükseltilmesi için, ilgili eğitim
fakültesi, MEB ve uygulama okulları arasında etkili bir iş birliği ve eşgüdüm sağlanmalıdır.
Aday öğretmen yetiştirilmesinde MEB, YÖK ve eğitim fakülteleri, arasında sorumluluk ve
yetki paylaşımı ayrıntılı ve somut olarak belirlenmelidir. Öğretmenlik uygulamaları (staj
eğitimi) köy ve kent çalışma koşullarını da kapsayan bir anlayışla yürütülmeli ve uygulama
süreci sürekli değerlendirilerek geliştirilmelidir.
56. Hizmet öncesinde öğretmenlik meslek eğitimi gerçek yaşama yaklaştırılmalı,
sürecin bu yönde zenginleştirilmesi sağlanmalıdır. Aday öğretmenlerin, mesleğe uyum ve
oryantasyon süreçleri yönetmelikte öngörüldüğü şekilde (yeterli kadro ve donanıma sahip
merkezi okullarda) değerlendirilmeli ve bu süreçte üniversitelerle iş birliği yapılmalıdır.
Hizmetiçi eğitim faaliyetleri, mesleğin tüm yeterlik alanlarını ve çalışanlarını kapsayacak
15
şekilde düzenlenmelidir. 3797 sayılı Kanun’un 55’ inci maddesinde öngörülen “Milli Eğitim
Akademisi” ne işlerlik kazandırılmalıdır.
59. Eğitim fakülteleri, üniversite bünyesinde eğitim ve öğretimin niteliğine katkı
sağlayan önemli bir akademik birim olacak şekilde yapılandırılmalıdır.
60. Öğretmen yetiştirmede kaliteyi yükseltmek, eğitim ve toplum yaşamına katkı
sağlamak amacıyla eğitim fakülteleri, ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarının yanı sıra
üniversitelerin diğer fakülteleriyle de iş birliği yapmalıdır.
61. Öğretim elemanları alanlarında kendilerini yetiştirme ve yenilemeleri için teşvik
edilmeli ve bu bağlamda kendilerine ulusal ve uluslararası düzeyde, özellikle Avrupa Birliği
Eğitim ve Gençlik Programları çerçevesinde olanaklar sunulmalıdır.
62. Eğitim fakülteleri, ulusal ve uluslar arası kurum ve kuruluşlarla işbirliği
yapmalıdır.
63. İşbirliği ve paylaşımı artırmak için öğretim elemanlarına ortak çalışmalar
yürütmeleri, araştırma ve yayınlardan haberdar olmaları, örnek çalışmaları paylaşmaları
amacıyla çeşitli eğitim ortamları hazırlanmalıdır.
64. Mezunların izlenmesi, dönüt alınması, niteliği yükseltecek yeni uygulamaların
hayata geçirilmesi, mezuniyet sonrası mesleki gelişime yönelik etkinliklerin elektronik ortam
ya da karşılıklı etkileşim ile gerçekleştirilmesi sağlanmalıdır. Mezunlar derneğinin kurulması,
özendirilmesi, işlevselleştirilmesi için üniversite ve MEB’in desteği sağlanmalıdır.
65. Ortak dersler ve alan derslerinin ağırlıkları, bilimsel verilere göre yeniden
belirlenmeli ve bu derslerin içeriklerinin birbirinin alanına girmemesine özen gösterilmelidir.
69. Eğitim fakültelerinin programları, öğrencilerin yaratıcılıklarını, düşünme
becerilerini, yazılı ve sözlü anlatım güçlerini geliştirecek şekilde düzenlenmelidir.
70. Öğretmenler, yabancı dille iletişim becerilerini artırabilmeleri açısından
desteklenmelidir.
71. Öğretmenler, kendi kültür değer ve varlıklarından haberdar, farklı kültürleri
algılamakta ve bu kültürlerle birlikte yaşama konusunda yeterli olmalı; kültürlerarası iletişim
kurmada sorun yaşamamalıdır. Ayrıca, özellikle eğitim tarihimizin engin birikimini
öğrenmeli, kendilerinde bir tarih bilinci oluşturmak için çaba harcamalıdırlar.
72. Eğitim fakültelerinde “eğiticinin eğitimi” konusuna mutlaka önem verilmelidir.
74. Milli Eğitim Bakanlığınca ilköğretim düzeyinde okuma uzmanları istihdam
edilmeli, bu uzmanlar özellikle sınıf öğretmenliği mezunları arasından uygulama ve teorik
derslerden oluşan yüksek lisans programları yolu ile üniversitelerce yetiştirilmelidir.
75. Öğretimde niteliği yükseltmek üzere, eğitim ortamının paydaşlarının tümü için,
sürekli eğitim olanakları artırılmalıdır.
84. “e-öğrenme” yaygınlaştırılmalı; İnternet üzerinden öğretim materyallerinin
geliştirilmesi ve kullanılması eğitimin tüm paydaşları için özendirilmelidir.
94. Öğretmenlerin zorunlu hizmet bölgelerinde çalışmalarını teşvik edici düzenlemeler
yapılmalıdır.
95. Göreve yeni başlayan öğretmenler, atandıkları ilin sosyal, ekonomik ve kültürel
özellikleri göz önünde bulundurularak oryantasyon eğitimine tabi tutulmalıdır.
18. Millî Eğitim Şûrasında Öğretmen Niteliği İle İlgili Alınan Kararlar
18. Millî Eğitim Şûrası 2010 yılında düzenlenmiştir. Öğretmenin Yetiştirilmesi,
İstihdamı Ve Mesleki Gelişimine İlişkin Alınan kararlar şunlardır:
1. 2023 Vizyonu esas alınarak Millî Eğitim Bakanlığı ve Yüksek Öğretim Kurulu
arasındaki koordinasyon geliştirilmeli, orta ve uzun vadede öğretmen ihtiyacı planlanmalı ve
ihtiyaç doğrultusunda öğretmen yetiştirilmelidir.
16
2. Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarının öğretmen ihtiyacının karşılanabilmesi
için, yeni kurulan turizm fakültesi, sanat ve tasarım fakültesi ile teknoloji fakültesi öğrencileri
ile çocuk gelişimi ve eğitimi bölümü öğrencilerinin YÖK’ün belirlediği kriterler çerçevesinde
pedagojik formasyon eğitimi almaları sağlanmalı, çocuk gelişimi ve eğitimi öğretmen ihtiyacı
için sağlık bilimleri fakülteleri bünyesinde bir bölüm açılmalı, bu fakülteler dışında kalan
alanlarda, öğretmen ihtiyacı eğitim fakülteleri tarafından karşılanmalıdır.
3. Eğitim fakültesi dışında formasyon eğitimi veren fakültelerde, öğretmenlik meslek
bilgisi derslerinin yanında, genel kültür ve alan dersleri de amaca uygun olarak
geliştirilmelidir.
4. Öğretmen yetiştirilmesi üniversite bazında ele alınmalı, öğretmenlik veya eğitim
üniversitesi kurulmalıdır.
5. Öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarındaki son sınıf öğrencilerinin
yaparak-yaşayarak deneyim kazanmaları için okullarda alan uygulama eğitimlerini öğretim
elemanları ve öğretmenlerin rehberliğinde, aday öğretmenlik uygulaması şeklinde öğretim yılı
boyunca yapmaları sağlanmalıdır. 6.Öğretmen yetiştirme sisteminin geliştirilmesi açısından
önemli bir çalışma grubu olan Öğretmen Yetiştirme Türk Millî Komitesi; yeniden
yapılandırılmalı, güçlendirilmeli, kimlerden oluşacağı, yetki ve sorumlulukları ile ilgili yeni
bir düzenleme yapılmalı ve YÖK ile MEB’den bağımsız karar alabilen bir kurul haline
getirilmelidir.
7. Anadolu öğretmen lisesi mezunlarının eğitim fakültelerine öncelikli tercihleri
arasında yer vermeleri için özendirici tedbirler alınmalı ve bu okulların dersleri, eğitim
fakültelerine kaynaklık edecek biçimde yeniden düzenlenmelidir.
8. Öğretmen alımında uygulanan sınavlarda, adaylara öğretmenlik meslek bilgisi ve
genel kültür alanları yanında mezun oldukları özel alanlara ilişkin sorular da sorulmalıdır.
9. Öğretmenlerin gelir düzeyi ve statülerinin yükseltilmesine yönelik çalışmalara hız
verilmeli; öğretmen istihdamında kadrolu, sözleşmeli, ücretli, vekil öğretmenlik gibi farklı
uygulamalar kaldırılarak tüm öğretmenlerin kadrolu olarak istihdamı sağlanmalı; mevcut
sözleşmeli öğretmenler kadroya geçirilmeli; başarılı öğretmenler ödüllendirilmeli ayrıca
zorunlu hizmet bölgelerinde çalışanlara “zorunlu bölge hizmet tazminatı” ödenmelidir
10. Öğretmenlerin okulda kalma süreleri özendirici tedbirlerle artırılmalıdır.
11. Öğretmenliğin bir ihtisas mesleği olduğu gerçeğinden hareketle, uzaktan veya açık
öğretim yoluyla okul öncesi öğretmenliği, İngilizce öğretmenliği vb. alanlarda öğretmen
yetiştirilmesine izin verilmemelidir.
12. Öğretmen niteliğinin artırılması amacıyla, öğretim üyesi ve altyapısı yeterli
olmayan üniversitelerde öğretmen yetiştiren kurumlar açılmamalı, üniversitelerde öğretmenlik
meslek bilgisi öğretim elemanı yetiştirilmesine ağırlık verilmeli, mevcut kurumlar
öğretmenlik meslek bilgisi ile alan öğretim üyesi ve altyapı olanakları açısından
desteklenmelidir.
13. Özel eğitim, psikolojik danışma ve rehberlik ile okul öncesi öğretmenliği
alanlarında öğretmen açığının kapatılamaması nedeniyle üniversitelerin öğretim elemanı
yetiştirme çalışmalarına ağırlık verilmeli ve bu bağlamda 1416 sayılı Kanun kapsamında bu
alanlardan yurt dışına öğrenci gönderilmesine özen gösterilmelidir.
14. Ortaöğretim alan öğretmeni ihtiyacı, öncelikle eğitim fakültesi ortaöğretim alan
öğretmenliği programları mezunlarından karşılanmalı ve bu programların 5 yıllık öğretim
süresi 4 yıla indirilmelidir.
15.Öğretmen yetiştiren kurumlarda, öğrencilerin öğretmen yeterliliklerini ve özellikle
iletişim becerilerini kazanmış olarak mezun olmaları sağlanmalıdır.
16.Fakültelerde yetiştirilen öğretmenler arasında niteliksel açıdan farklılıkların olması
nedeniyle öğretmen yetiştiren kurumlarda ara verilen akreditasyon çalışmaları yeniden
başlatılmalıdır.
17
17.Öğretmen yetiştiren kurumlarda yetiştirilecek öğretmen adaylarının niteliğinin
artırılması amacıyla öğretim üyelerinin zorunlu ve ek ders saatleri yeniden düzenlenmeli ve
ders yükleri azaltılmalıdır.
18.Öğretmenlik mesleğinin yıpratıcı bir meslek olması nedeni ile bazı meslek
gruplarında olduğu gibi yasalarca belirlenecek ölçülerde özel eğitim öğretmenleri başta olmak
üzere tüm öğretmenlere meslek güçlüğü zammı verilmeli, bazı özendirici önlemler alınarak
öğretmenlerin istemeleri hâlinde erken emeklilikleri sağlanmalıdır.
19. Halen birçok özel ilköğretim okulunda olduğu gibi resmî ilköğretim okullarında da
1, 2 ve 3. sınıflarda uzmanlaşmış bir sınıf öğretmeni ile 4 ve 5.????? Son duruma göre???
sınıflarda da branş öğretmenlerinin dersleri yürütmesi ve 2023 perspektifi çerçevesinde, temel
eğitim birinci kademede her sınıf için sınıf öğretmenlerinin branşlaşmaları sağlanmalıdır.
20. Beden eğitimi, müzik ve görsel sanatlar derslerine, okul öncesi eğitimden itibaren
branş öğretmenleri girecek şekilde düzenlemeler yapılmalı, öğretmen istihdamına yönelik
tedbirler alınmalıdır.
21. Öğretmen dağılımında, bölgeler ve köy-kent arasındaki dengesizlikleri gidermek
amacıyla özendirici çalışmalar yapılmalıdır.
22. Eğitimde niteliğin artırılması amacıyla özel okullar teşvik edilerek sayıları
artırılmalı, teşvik kapsamında çocuklarını özel okullara gönderen ailelere resmî okullardaki
bir öğrenci maliyetinin yarısı kadar destek verilmeli ve bu yolla devletin eğitim harcamaları
azaltılmalıdır.
24. Bilim ve sanat merkezlerine atanacak öğretmenler ile özel eğitim gerektiren
öğrencilerin yetiştirilmesinde görev alacak öğretmenler, özel eğitim ve üstün zekâlılar
stratejileri konusunda yeterli düzeyde eğitimden geçirilmeli ve bu eğitim, eğitim bilimleri ile
özel eğitim bölümü öğretim elemanları tarafından verilmelidir.
25.Öğretmen atamaları, zorunlu durumlar dışında yılda bir kez eğitim-öğretim dönemi
sonunda yapılmalı, bu bağlamda emeklilik işlemleri atama döneminden önce tamamlanarak
atama dönemine kadar boş kadrolar net bir şekilde belirlenmeli ve işlemler
standartlaştırılmalıdır.
26.Aday öğretmenler, tek başlarına derse girmemeli ve bir okula tek olarak
atanmamalıdır.
27. Öğretmen ve yöneticilerin ekonomik durumlarının iyileştirilmesi amacıyla her yıl
kasım ayında bir maaş tutarında ikramiye verilmeli, ek ders ücretleri 12 TL’ye çıkarılmalı,
görev aldığı projeler için ek ders ücreti tahakkuk ettirilmeli, yöneticilere ek ders ücreti yerine
makam tazminatı ödenmeli ve ek ders ücretinin maaşlara yansıtılmasına yönelik düzenlemeler
yapılmalıdır.
29. Eğitim-öğretim yılı başında ve sonunda yapılan mesleki çalışmalar iyi bir planlama
ile etkin bir şekilde değerlendirilmeli, öğretmenlerin eğitim teknolojilerini kullanarak internet
üzerinden interaktif yöntemlerle hizmet içi eğitim almaları sağlanmalı ve öğretmenlerin kendi
gelişimlerinden sorumlu olacakları okul temelli bir sistem geliştirilmelidir.
30. Hizmet içi eğitim programlarında ders verecek personel, en az yüksek lisans
düzeyinde eğitim almış olmalı; ancak mesleki ve teknik eğitimde verilecek kurslarda usta
öğretici ve uzmanlardan da yararlanılmalıdır.
31. Öğretmenlerin hizmetiçi eğitim faaliyetleri ile kongre, seminer, konferans vb.
bilimsel etkinlikler sonucunda almış oldukları belgelerin; kariyer basamaklarının
belirlenmesinde, öğretmen yeterlikleri ile performans değerlendirme ve ücretlendirmede esas
alınmasına ilişkin gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
33. Öğretmenlerin değişen ve gelişen bilgi teknolojilerini takip edebilmeleri için
gerekli tedbirler alınmalı, ihtiyaç analizine dayalı olarak il/ilçe/okul bazında hizmetiçi eğitim
etkinlikleri düzenlenmeli, ayrıca birleştirilmiş sınıf okutacak öğretmenlerin “birleştirilmiş
sınıf öğretimi ve yönetimi” konusunda hizmetiçi eğitim almaları sağlanmalıdır.
18
Öğretmenin Görevi
Toplumumuza özgü demokratik gelişmeler göz önünde tutulursa gelecekte öğretmenin
yurttaşlık görevi, daha karmaşık ve güç bir hâl alacaktır. Öte yandan, toplumsal şartlar ne
olursa olsun, toplumumuzun uyanık ve aydın bir üyesi olarak öğretmenin davranışları,
eylemleri ulusumuzun yazgısında daima etkisini gösterecektir. Bu bakımdan, öğretmenlerin
sağlam bilgi ve hayat tecrübelerine dayanan birtakım anlayışlar, değer ve beceriler
geliştirmeleri zorunludur. Bunlar;5
1. Öğretmenin, kültürümüzde, yeni yetişmekte olan çocuklar ile gençlerimizin dar
bölgeciliğe, ırkçılığa, gericiliğe veya toplumsal ve politik alanlarda herhangi bir ön yargıya
sürükleyecek ne gibi unsurların bulunduğunu bilmesinin çok önemi vardır. Öğretmenin
öğrencilerini, eski bazen de zararlı-töre ve göreneklere karşı rasyonel ve bağımsız bir davranış
kazanmalarına temel olacak bir biçimde, olguları eleştirici bir gözle incelemeye nasıl
yönelteceğini ve isteklendireceğini bilmesi gerekir.
2. Öğretmen, önce kendi kişisel değerlerinin neler olduğunu bilmeli, bu değerlerin
davranışlarını, çalışmasını ve toplumsal olduğu kadar mesleki ilişkilerini de nasıl etkilediğini
görmelidir.
3. Öğretmen, bugünkü değerler sisteminde karışıklığa yol açan toplumsal, siyasal ve
ekonomik etmenleri anlamalıdır. Öğretmen, varlığı yeni duyulan ve bugün halkın yaşayışında
çelişmeler ve şaşkınlıklar yaratan yeni değerlerin hangileri olduğunu da ayırt edebilmelidir.
Kültürümüze özgü değerler sistemi konusunda temel bilgiler edinmiş bir öğretmen, çeşitli
değer yargılarının yurdumuzda ortaöğretimin gelişmesini nasıl etkilediğini daha iyi
anlayacaktır.
4. Öğretmen, bağlı bulunduğu topluluğun uyanık ve aydın bir üyesi olarak, toplum
hayatında görülen önemli değişmelere ilişkin doğru bilgiler edinmelidir. Yeni toplumsal ve
ekonomik gelişmelerin, kültürel eğilimlerin farkına varabilmelidir.
5. Politika alanında görülen güçlükleri doğuran temel toplumsal-ekonomik etmenlerin neler
olduğunu kavramış olmalıdır.
6. Öğretmenin, kendini yeni ve tepki uyandırıcı durumlara uydurabilmesi için “sosyal
bilimler” alanına giren temel bilgi ve anlayışları edinmiş olması gerekir. Öğretmen, ancak
böylece ulusça karşılaşılan sorunlar önünde yansız, eleştirici bir tutum takınabilir ve bu
sorunların gençlerin eğitimiyle ilişkisini kestirebilir.
7. Bir öğretmenden çağımızın temel sorunlarına karşı yeterli bir anlayış geliştirmesi de
beklenir. Çünkü bu sorunlar önemli dünya olaylarının kaynağı olduğu gibi bu olaylara yön
veren de bu sorunlardır. Ulusal hayatımızın politik, ekonomik ve kültürel yönlerini etkileyen
uluslararası etmenleri kavramakla öğretmen daha geniş bir toplumun, dünya topluluğunun,
bilgili ve etkin bir üyesi hâline gelmiş olur.
8. Öğretmen, demokrasi geleneğini güçlendirecek manevi-ahlaki niteliklerin yerleşmesi
konusunda üzerine ne gibi sorumluluklar düştüğünü bilmelidir.
9. Öğretmen demokratik ilkelere değer verdiğini yalnız sözleriyle değil, eylemleriyle de
göstererek demokratik davranışın en güvenilir destekleyicisi olmalıdır. Demokrasiye
gerçekten inanan ve ona göre hareket eden bir öğretmen:
1. Bireyin değerini takdir etmelidir,
2. Demokratik düşünce, tutum ve ülkülere dayalı istenilir yurttaşlık niteliklerini
geliştirmelidir,
3. Küme içinde ve kümeyle çalışmada gerekli olan temel becerileri öğrenmeli
4. “Sorun çözümü” nün plan yapma, uygulama ve değerlendirme gibi, evresinde birlikte
çalışmanın önem ve değerlerinin anlaşılmasında başkalarına yardım edebilecek önderlik
nitelikleri edinmelidir.
5
Oğuzhan Feridan, Öğretmenliğin Üç Yönü, Dördüncü Baskı, Kadıoğlu Mat-baası, Ankara: 1980. s: 7. 9, 10, 11, 12, 13, 17, 18, 20.
19
10. Öğretmen, öğrencilerinin demokratik nitelikler geliştirmeleri için özendirici bir ortam
ve uygun fırsatları nasıl yaratacağını da bilmelidir.
11. Çevresel etkinlikleri yakından izlemek ve bu etkinliklere seve seve katılmak bir
yurttaş-öğretmenin başlıca sorumluluklarından biri olmalıdır. Çünkü demokrasi “ancak
gerçek-ten katılmayı seven bir toplumda etkili bir biçimde kendini duyurur ve gelişebilir.
12. Yurttaş-öğretmenin kişiliği, arkadaş ve meslektaşları ile öğrencileri için uygun bir
ortam yaratmada onun ne derece başarılı olacağını belli eder. Yurttaşlığın gerektirdiği
sorumluluklar kadar mesleğinin gerektirdiği sorumlulukları da yerine getirmek ve türlü kişisel
sorunları çözmek için öğretmen, bütünlük içinde tutarlı ve tam bir kişilik geliştirmeye
çalışmalıdır.
13. Öğretmen, bir yurttaş ve önemli bir mesleğin üyesi olarak zengin, yapıcı ve başarılı bir
hayat sürmek istiyorsa olgun bir kişilik geliştirmek zorundadır. Yurdumuzun, “duygusal
davranış” ve “düşünsel kavramcılık” arasında iyi bir denge kurmuş öğretmenlere büyük
ihtiyacı vardır.
14. Uluslararası sorunlar karşısında duyarlı, geniş görüşlü ve özgür düşünceli bir aydın
olarak öğretmen, modern insan için yeni bir çağ yaratan temel etmenleri bilmek zorundadır.
Bu konuda kazanılmış olan bilgi ve anlayışlar, toplum kalkınmasında daha etkili bir rol
oynamak ve yaşayan bir dünya kültürü yaratılmasına katkıda bulunmak isteyen öğretmenlere
yardımcı olacaktır.
15. Öğretmen, sağlam bir bilim anlayışını yansıtan alışkanlıklar geliştirmeli ve uzmanlık
alanına giren derslerdeki veya bilim dallarındaki hazırlığı, ileride öğretmenlik yapacağı
okulların öğretim düzeyinin üstünde olmalıdır.
Bunlara ek olarak öğretmenin laik kişilik özelliklerini benimsemesi gerekmektedir.
Bunlar:6
a) Cumhuriyetçi, ulusçu, devletçi, halkçı, devrimci kişilik özelliklerini taşıma,
b) Bireysel din anlayış ve tutumuna sahip olma,
c) Gelenekçi kalıpların dışında davranış yeteneği gösterme, gerçekçi olma,
d) Ussal davranış alışkanlığı bulunma, bilimin üstünlüğü ve kılavuzluğunu benimseme,
e) Başkalarının görüş ve inançlarına karşı hoşgörü sahibi olma, sabırlı davranma,
f) Bağımsız düşünebilme,
g) Uygarca tutum ve davranışları benimseyebilme,
h) Peşin yargılardan uzak, tarafsız görüş ve davranış özellikleri taşıma,
i) İnançları ussallaştırabilme, ussal niteliği olmayanları toplumsal davranış kalıplarına
sokmama,
j) Devlet ve diğer örgütlerin işlerini, başta din olmak üzere, benzeri kurumların düşünce
ve inanç sistemlerinin etkisi dışında görüp yorumlayabilme.
Öğretmen 1950 yılından başlayarak sürgünlere maruz kaldı. İktidarlar öğretmenden halkı
aydınlatmasını-bilinçlendirmesini istemedi. Yalnızca okulda öğrenciye abece’yi öğretmesini
istedi. Sürgüne ilk Köy Enstitülü öğretmenler gönderildi. Daha sonra arkası çorap söküğü gibi
geldi. 12 Eylül 1980 askeri darbesiyle birlikte sürgünler yetmedi birçok öğretmen “örgüt
kurmaktan” işkencelerden geçirildi, cezaevlerinde yattı. 12 Eylül darbesinin hızını bu da
kesmedi, 1402 nolu kanunla işlerinden attılar, o da yetmedi ülke sınırları içinde sigortalı bir
işte dahi çalışamayacaklarını ilan ettiler.
Öğretmen kıyımı ile yetinilmedi. Öğretmenin sosyal hakları tırpanlandı, gün geçtikçe
ücretleri düşürüldü. Daha da önemlisi toplumdaki saygınlığı azaltıldı. Toplum artık öğretmene
değer vermemeye başladı. Çocuklarına hiçbir şey olamazsan öğretmen olursun, dediler.
6
Aşkun, İnal Cem, Türk Eğitim Sisteminde Atatürk’çü Kişilik Yetiştirme Sorunsalı ve Boyutları, (Atatürk İlkeleri Işığında
Türk Eğitim Sistemi Bilimsel Toplantı), TÜBİTAK Yayınları: 567, Ankara: 1983, S: 27.
20
Öğretmenler odası siyasallaştırıldı; bir zamanlar köy öğretmeni-şehir öğretmeni,
yükseköğretmen okulu mezunu-üniversite mezunu, sağcı öğretmen-solcu öğretmen, diye
ayırdılar.
Günümüzde ise başörtüsü ile derse giren, meslektaşı ile tokalaşmayan bay ve bayan
öğretmenlerle karşılaşmaktayız. Halbuki cumhuriyet devrimlerine ilk sahip çıkan
öğretmenlerdi. Ve öğretmen cumhuriyet devrimlerini halka anlatmak ve halk tarafından kabul
görmesi için köy köy, şehir şehir gezmişti.
ÖĞRETMEN NİTELİĞİNİ ARTIRMAK İÇİN TÖS’ÜN ÖNERİLERİ
1. Milli Eğitim Bakanlığı öğretmenlerin cinsiyeti ve yaşlarına göre yüzdelik
dağılımına ilişkin veri bildirmemiştir. Milli Eğitim Bakanlığı, ulusal ve uluslararası
kuruluşlarla elindeki verileri paylaşmamakta direnmektedir. MEB sayısal verileri kendisine
saklamakla ülke eğitimine ilişkin analiz yapılmasını engellemektedir. Daha sağlıklı sonuçlar
eğitimin bileşenleri tarafından tartışılamamaktadır.
2. Türkiye’deki öğretmenler diğer ülkelerdeki meslektaşlarına göre daha çok
öğrenciye eğitim vermektedirler. Bu durumla benzer bir biçimde yerleşim biçimlerine göre de
anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Bundan dolayı ilköğretimde 21 öğrenciden fazla
öğrenciye eğitim veren öğretmelere, her beş öğrenci için haftalık 2 saat ek ders ödenmelidir.
3. Öğretmenler diğer ülkelerdeki meslektaşları kadar çalışmaktadırlar. Öyle geçmişte
bakanların söylediği gibi çok tatil yapmamaktadırlar. Diğer ülkelerdeki meslektaşları kadar
çalışırken yeterli ücreti de alamadıkları açıkça görülmektedir. Ücret uçurumuna bir an önce
son verilmelidir.
4. Öğretmenlerin aldığı yıllık ücret hesaplanır iken öğretmenin aldığı ek ders ücreti de
buna katılmıştır. Ancak bilindiği gibi; “Okul öncesi ve sınıf öğretmenleri” haftada 18 saat,
“Genel bilgi ve meslek dersleri öğretmenleri” haftada 15 saat, “Atölye ve laboratuvar
öğretmenleri” haftada 20 saat, aylık karşılığı ders görevi olarak belirlenmiştir. Yıllık ücretin
buna göre belirlenmesi gerekirken öğretmenin ek ders görevi de bu hesaplamaya dâhil
edilmiştir. Genel bilgi ve meslek dersleri öğretmenleri haftada 15 saat, Atölye ve laboratuvar
öğretmenleri haftada 24 saat ek ders görevi almaktadır. Dolayısı ile öğretmenlerin aldığı ek
ders yıllık ücretlerine sayılıyor ise ek ders ücret ödemeleri emekliliğe de sayılmalıdır.
5. MEB. Her yıl öğretmenlerin en az %25’ inin hizmetiçi eğitimden yararlanabileceği
şekilde hizmetiçi eğitim planlamalıdır.
6. MEB, en çok 4 yıl içinde her öğretmenin en az bir hizmetiçi eğitimden yararlanacak
şekilde planlanma yapılmalıdır.
7. Hizmetiçi eğitim, uluslararası hibe projeleri referansı ile değil müfredatın ve
öğretmenlerin ihtiyaçları doğrultusunda planlanmalıdır. Hizmetiçi eğitimin, eğitim öğretim
faaliyetine katkıları takip edilmelidir.
8. Hizmetiçi eğitim planları oluşturulurken işkolunda kurulu sendikalardan görüş ve
öneriler talep edilmeli ortak planlar hazırlanmalıdır.
9. Hizmet içi eğitim çalışmalarında bir önceki yıllarda uygulanan ve sonuçları alanda
görülen çalışmalara öncelik tanınmalıdır.
10. Uzman öğretmen ile öğretmen arasındaki brüt 140 TL ücret farkı, bir an önce
giderilmelidir. Bunun için meslekte on yılını dolduran tüm öğretmenlere uzman öğretmen
unvanı; on yedi yılını dolduran tüm öğretmenlere de başöğretmen unvanı verilmelidir. Ayrıca
eğitim bilimleri alanında tezli yüksek lisans yapan öğretmenlerin çalıştıkları yıla
bakılmaksızın tümüne uzman öğretmenlik unvanı verilmeli, yine eğitim bilimleri alanında
doktora yapan öğretmene de başöğretmenlik unvanı verilmelidir.
21
11. Kadın çalışanlara yönelik yasal düzenlemelerin acilen yapılması gerekmektedir.
Bunlardan en önemlisi, doğum öncesi ve doğum sonrası izin süresinin toplamda bir yıl olarak
düzenlenmesi gerekmektedir.
12.Kadın öğretmenler yıllarca bu yurdun çocuklarını büyütmüştür. Ancak kendi
çocuğuna bakacak kimse bulamamıştır. Devlet kreş açmalıdır. Eğer kreş açamıyor ise kadın
öğretmenin çocuğu 4 yaşına gelene kadar her ay 500 TL (Toplam maaşının ¼’ü) kreş ücreti
ödemelidir.
3.Meslek hastalıklarına ilişkin öğretmen bilinçlendirilmeli. Yılda bir sağlık kontrolünden
ücretsiz geçirilmelidir.
13. Kadın öğretmenlerin yönetici olmaları için özendirici tedbirler alınmalıdır.
Bunlarında başında da kadın öğretmenlerin yüzdelik oranı kadar yönetici olma kotası
getirilmelidir.
14. Seminer konuları öğretmenlerin ihtiyaçlarına uygun hazırlanmalıdır.
15. Seminer konuların belirlenmesinde öğretmen ve yöneticilerin istek ve görüşleri
alınmalıdır.
16.Konular her yıl güncellenmelidir.
17. Konular araştırmayı teşvik edici, yaratıcılığı geliştirici, teknolojik gelişme ve
yenilikleri kapsayıcı olmalıdır.
18. Konuların kimler tarafından belirleneceği “Mesleki Çalışma Yönetmeliği”nde yer
almalıdır.
19. Kaynaştırma eğitimine tabi öğrencilerin bulunduğu sınıflara girecek öğretmenler,
yeni öğretim yılı başlamadan önce hizmet içi kurstan geçirilmelidir.
20. İlköğretim okullarıyla yüksek öğretim kurumları arasındaki ilişkiler
geliştirilmelidir. Bunun için; il millî eğitim müdürlükleri, yüksek öğretim kurumları ile sivil
toplum kuruluşlarından yararlanacağı destek ve katılımlarla ilgili yıllık faaliyet planı
oluşturmalıdır.
21. Öğretim yılı sonu seminer çalışmalarında her öğretmene mümkünse ayrı konu
verilmelidir. Bunun mümkün olmaması durumunda çalışmanın belli öğretmenlerin üzerinde
yürümesinin önlenmesi için, okul yönetimi veya yönetici ve öğretmenlerden oluşturulacak
“Seminer Değerlendirme Komisyonu”nca takibi yapılmalıdır.
22. Öğretmenler arasında iletişim ve tecrübe paylaşımına imkan sağlanmalıdır.
23. Sunumların okullarda oluşturulan “Seminer Değerlendirme Komisyonu”nca
değerlendirilmesi yapılmalıdır. Değerlendirme için kıstaslar belirlenmeli ve bunlar “Mesleki
Çalışma Yönetmeliği”nde yer almalıdır.
24. Başarılı bulunan çalışmalar (teşekkür, takdir, maaşla ödüllendirme, terfilerde
belirleyici olma, öğretmen hizmet puanının yükseltilmesi vb.) ödüllendirilmelidir.
25. İl çapında ödüllendirilen çalışmalar Bakanlıkça kitap olarak ya da internet
ortamında yayınlanarak öğretmenlerin istifadesine sunulmalıdır.
26. Öğretmenlere sınıf yönetimi, ölçme ve değerlendirme ile eğitim teknolojileri
kullanmaya yönelik seminer ve hizmet içi eğitim verilmesi gerektiği açıktır. Ancak yapılan bu
çalışmaların “iş olsun” diye değil gerçekten işe yarayacak şekilde planlanması şarttır. Aksi
taktirde öğretmeni boşuna oyalamanın bir anlamı yoktur.
27. MEB il içi rotasyon uygulamasından bir an önce vaz geçmelidir.
KAYNAKÇA
Altunya, Niyazi Eğitim Sorunumuza Kuşbakışı –Görüş ve Öneriler- Ek-li 3. Baskı Ürün
Yayınları, Ankara: 1997, s: 120.
Aşkun, İnal Cem, Türk Eğitim Sisteminde Atatürk’çü Kişilik Yetiştirme Sorunsalı ve
Boyutları, (Atatürk İlkeleri Işığında Türk Eğitim Sistemi Bilimsel Toplantı), TÜBİTAK
Yayınları: 567, Ankara: 1983, S: 27.
22
Baloğlu, Zekai; Türkiye’de Eğitim, Yeni Yüzyıl Kitaplığı, İstanbul: 1990 s: 19.
Edis, A. Bedri; Milli Eğitim Düsturu, Üçüncü Tertip Milli Eğitim Düsturu Altıncı Cilt
Genelgeler (Birinci Kitap), Güven Basımevi, İstanbul: 1948, s: 186.
Güven, İsmail; Osmanlı Eğitiminin Batılaşma Evreleri, Naturel Kitap Yayın Dağıtım, 3
Baskı Gözden Geçirilmiş Ve Genişletilmiş, Ankara: 2004, s: 59.
Koçer, Devrim, Türkiye’de Laik Eğitim Uygulaması (Yayınlanmamış Kitap)
Oğuzhan Feridan, Öğretmenliğin Üç Yönü, Dördüncü Baskı, Kadıoğlu Matbaası, Ankara:
1980. s: 7. 9, 10, 11, 12, 13, 17, 18, 20.
Kanun
14.6.1973 tarihli ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu
Web Adresleri
http://www.tosmerkez.org.tr/oecd-ulkeleri-ve-turkiyede-ogretmen.htm
http://www.oecd.org/edu/eag2013%20(eng)--FINAL%2020%20June%202013.pdf
http://www.tosmerkez.org.tr/hizmet-ici-egitimde-ogretmenin-adi-yok.htm
http://www.tosmerkez.org.tr/tos-kadin-ogretmenlerin-sorunlarini-arastirdi.htm
http://www.tosmerkez.org.tr/meb-50-bin-ogretmene-il-ici-rotasyon-uygulayacak.htm
http://www.tosmerkez.org.tr/meb-kac-bin-ogretmene-il-ici-rotasyon-uygulayacak.htm
http://ttkb.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/2014_10/02113508_11_sura.pdf
http://ttkb.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/2014_10/02113548_14_sura.pdf
http://ttkb.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/2014_10/02113618_16_sura.pdf
http://ttkb.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/2014_10/02113631_17_sura.pdf
http://ttkb.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/2014_10/02113646_18_sura.pdf
23
Download

Öğretmen Niteliğni Artırma