GOLDEN APPLE WRITING COMPETITION
2013 COMPOSITION RESULTS (TURKISH)
1st Place “Hayatlara Dokunmak” Hatice Mohammad, VIC
2005 yılının şubat ayında sıcak bir yaz günüydü aynı zamanda sınıf öğretmeni de olduğum sınıfın
kapısından matematik dersi vermek için ilk adımımı attığımda. Işık Koleji’ndeki ilk günümde, ilk
dersime girmenin verdiği tatlı heyecanla adeta yerinden çıkacakmış gibi çarpan kalbimin sesi bugün
bile kulaklarımda.
Derse girer girmez kısaca kendimi tanıttıktan sonra öğrencilerden teker teker kendilerini
tanıtmalarını istedim. Öğrenciler birer birer ayağa kalkarak çekingen ve ürkek bir şekilde tanıtmaya
başladılar kendilerini. Seslerindeki titreme yeni matematik öğretmenleri ile geçirecekleri ilk
derslerinin onlara verdiği heyecanı ele veriyordu.
Bu sırada bir öğrenci bana tuhaf gelen bazı davranışlarıyla ilgimi çekti. Yerinde duramıyor,
konuşulanları dinlemiyor, etrafındakilerle konuşup dikkatlerini dağıtıyor ve yüksek sesle attığı
kahkahalarla herkesin konsantrasyonunu bozuyordu bu öğrenci. Konuşma sırası ona gelince şunları
söyledi: “Öğretmenim benim adım Derya, baştan söyleyeyim; ben matematik dersini ve dolayısıyla
da matematik öğretmenlerini hiç sevmem, dersi de hiç dinlemem, zaten dinlesem de anlamam.
Bugüne kadar matematikten aldığım en yüksek not 40 oldu. Yani hocam kısacası zamanınızı boşa
harcamayın, bana bu dersi öğretmeniz imkansız.” Derya’nın söylediklerinden çok etkilendim. Ona
hayatta hiçbir şeyin imkansız olmadığını, insanın bir şeyi gönülden istediği zaman mutlaka
başarabileceğini ve azmin elinden hiç birşeyin kurtulmayacağını söyledim.
O dersten sonra her zaman yaptığım gibi, tüm öğrencilerime birer bireysel öğrenme planı hazırlayıp
onların çalışmalarını yakından takip etmeye başladım. Derya’yla ders çalıştıkça onun aslında çok
kapasiteli bir öğrenci olduğunu farkettim ama özel hayatında yaşadığı bazı sorunlar ve arkadaş
seçiminde yaptığı bazı hatalar derslerine konsantre olmasını engelliyordu Derya’nın. Tabii ki bir de
kendine olan güvensizliği. Zavallı çocuk başarılı olamayacağına öylesine inanmıştı ki, kendisine ne
desem kar etmiyor, bir türlü motive olamıyordu ders çalışmaya. Daha sonra diğer öğretmen
arkadaşlarımdan Derya’nın diğer derslerde de pek başarılı olamadığını öğrendim.
Bir sonraki yıl Derya’nın koordinatörü oldum ve durumunun düzelmesi için annesiyle defalarca
görüşüp onun da desteğini aldım. Annesinin ve benim onca gayretimize rağmen maalesef onun
durumunda hiçbir düzelme olmadığı gibi, aksine öğretmenlerle yaptığımız toplantılarda onunla ilgili
yapılan negatif yorumlar artarak devam etmişti. Onun derslere karşı ilgisizliği, ödevlerini
yapmaması, öğretmenlerine karşı olumsuz tavırları öğretmen arkadaşlarımı ve beni çok üzüyordu ve
maalesef sınıfta kalmasına ramak kalmıştı.
Tüm bu olumsuzluklara rağmen ben onun başarılı olabileceğine, üniversite sınavını kazanıp istediği
mesleğe sahip olabileceğine gönülden inandım, kendisinden desteğimi kesmeyip ümidimi hiç
yitirmedim. Sonunda çok şükür emeklerimiz ve uğraşlarımız meyvelerini verdi, Derya onuncu sınıfı
zar zor geçtikten sonra VCE’de notlarını toparladı ve VCE sınavından çok iyi bir puan alarak
üniversitede istediği bölüme girmeyi başardı.
Geçenlerde birgün okul sonrası onikinci sınıf öğrencilerimle yaptığım dersten hemen sonra ismimin
anons edildiğini duydum. Ofise gittiğimde elinde bir hediye paketiyle Derya vardı karşımda. Uzun
uzun sohbet ettik, hasret giderdik. Üniversite son sınıfta okuyormuş, derslerinde de oldukça
başarılıymış. Hep hayal ettiği mesleğe sahip olmak üzereymiş Derya’cık. Sohbetimizin sonunda bana
Page 1 of 3
hayatım boyunca hiç unutamayacağım şu sözleri söyledi: “Öğretmenim, kimse bana inanmazken,
bundan adam olmaz derken siz inandınız, güvendiniz, beni hep desteklediniz. Sahip olacağım
diploma benim olduğu kadar sizin de hakkınız.” Bu sözler üzerine çok duygulandım ve gözyaşlarımı
tutamadım. Onunla ilk dersimdeki yaramaz hali geldi gözlerimin önüne, ne kadar değişmiş, ne kadar
olgunlaşmıştı.
Yazdıklarımı okuyan biri benim hakkımda belki “ne fedakar, ne kahraman, ne olağanüstü bir
öğretmen” diye düşünebilir ama ben olağanüstü ve kahraman bir öğretmen değilim. Sadece
mesleğini çok seven, öğrencilerine tıpkı kendi öz çocuklarıymış gibi değer veren, sıradan bir
öğretmenim. Bu verdiğim örneğin benzerlerini de onbeş yıllık öğretmenlik hayatımda defalarca
yaşadım. Eminim ki binlerce, belki de yüzbinlerce meslekdaşım öğretmenlik hayatlarının her
gününde yaşamaktalar buna benzer örnekleri.
Öğretmenlik öyle kutsal, öyle güzel bir meslek ki küçücük beyinleri en mükemmel şekilde işleyip
öğrencilerin hayatlarına dokunma fırsatı bahşedilmiş biz öğretmenlere. Tıpkı küçük Derya’nın
hayatına dokunduğumuz gibi...
Dipnot: Bu makalede geçen olay gerçektir fakat öğrencinin kimliğini saklı tutmak amacıyla sahte bir
isim kullanılmıştır.
2nd Place “Ogretmene Veda” Figen Yavuz, VIC*
Kalbimizin bir kösesinde taşırız öğretmenlerimizi ama en kıymetli yerinde...Aydınlatır
benliğimizi...Verdiği, öğrettiği bilgidir, eğitimdir bizi biz yapan, insanlığımıza anlam katan..
Bir kez daha seninle anladım insanlığımı ,varlığımı varoluş nedenimi. Nereden geliyorum ,nereye
gidiyorum, neciyim?...Sorularla zonklarken beynim ,senin verdiğin öğretilerle kendini buldu, sahil-i
selamete demir atıp sulh adacıklarına yelken açtı yüreğim.
Ah öğretmenim...bir de bilseydik ya değerini.... Karatahtanın önünde tebeşir tozunun seni rahatsız
etmesine aldırmadan aşk ve heyecanını yitirmeden anlatırdın dersini. Sanki o dersi ilk kez
anlatıyormuş gibi ,sanki o dersler yaşamın bir parçasıymış gibiydi senin için...Ama şimdi daha iyi
anlıyorum anlattığın sadece ders değil, hayatı öğretmiştin bizlere...
Bu dünyanın geleceği olan öğrencilerindi seni heyecanlandıran. Bilmiyorum neydi öğrencilerin
simasında gördüğün ve neydi seni bir ibadet ulviyetiyle heyecanlandıran...Bu heyecanı, bizim
başarılarımızı alkışlarken de duyuyordun eminim. Okuyorduk bunu senin övünç dolu yüz
ifadelerinden. Ama her zaman bir şeyler sorguluyordun sanki kendinle... vakti zamanında yapacağın
işleri yaptın mı diye hesaplaşıyordun belki de....
Biliyorum ,`olamayacak bir şeyi istemek su i edeptir `derdiniz hep...ama sizin ayrılacağınızı
işittiğimizde içimizden bir ses edebini aşmak istedi, ama nafile...
Evet, her kışın bir baharı ve her gecenin de bir neharı var. Tüm güzellikleriyle sizinle yaşadığımız
eğitim hayatımızda artık yoksunuz. Dünya bir köydür derdiniz, işte bu köyün başka bir ucuna
gidiyorsunuz. Sizinle geçirdiğimiz kıymetli dakikalar artık saniyelere yenik dustu...
Biliyoruz aheste revlik etmemek lazım derdiniz. Gidişinizle yüreğimizin burukluğunu bir kenara
bırakıp gözlerimizdeki yaşın kurumasını beklemeden yolumuza devam edeceğiz. Sizin vasiyetinizi
not düştük hayatımıza. Hayırlı işlerde acele edin , normal bir efor yetmez ekstra gayret gerekir
Page 2 of 3
diyorsunuz. Ne yapılması icap ediyorsa sizin izinizden gitmeye çalışan bu öğretmen ordusu da
vasiyetinizi harfiyyen yerine getirmek için gerekeni yapacaktır.
Biliyoruz önümüzdeki yokuş çok dik, ama bizde sizin öğrettiğiniz azim ,irade ve gayret varken,
yokuşlar tepeler dümdüz olacak .İnanıyoruz buna...Bu inancı da sizden öğrendik.
İtiraf etmeliyiz ki ,öğrettiğiniz kimyadan hiç bir eser yok zihinlerimizde ama yüreğimizde sizin
eseriniz olan azim ve karalılık var. Evet biz de azmettik. Azmettik bir nesil yetiştirmeye...Aydınlık bir
gelecek için öğrencilerimizi bilgiyle, eğitimle bezemeye...Azmettik öğrencilerimize sizin verdiğiniz
değeri verip onların gözlerinde barış dolu sevgi dolu bir geleceği seyretmeye...
Öyle bir iz bıraktınız ki öğretmenim hiç silinmez yok olmaz bir iz...yüreklerde sevgi tohumları ektiniz
...hiç beklentiniz yoktu... Bu yüzdendi gidişiniz...Ama şuna inanınız ki sizin ektiğiniz sevgi tohumları
bizim öğrencilerimizin yüreğinde yeşerecek. Onlar barış dolu bir dünyayı renkleriyle ve kokularıyla
bezeyecek. Bu nesil, altın nesil olarak bilinecek. Varlığıyla dünya denilen köyün her köşesine sevgi
götüren, barış götüren kokusuyla insanlara inşirah veren altın nesil olarak tarihe geçecek....
Siz hocam ,bilmiyorum farkındamıydınız ama dünyanın beklediği ufuklarda şafak oldunuz ,umut
oldunuz. Şimdi aramızda yoksunuz. Bu yazılanlardan da haberiniz yok. Biliyorum, ama bu hüzünlü
yüreklerin sesini de hissettiğinizi çok iyi biliyoruz. Hakkınızı helal ediniz ...öğrenciliği hiç bitmeyecek
olan bu fakir öğretmenlere...
*Kabul buyururlarsa ,Kiymetli Mehmet YAVUZLAR hocamiza (abimize)ithaf olunur....
Page 3 of 3
Download

GOLDEN APPLE WRITING COMPETITION 2013 COMPOSITION