SAYI 4 / TEMMUZ 2014 / ÜCRETSİZ
KITE İLE UÇMAK MI
SÖRFLE DALGALANMAK MI?
JÜLİDE ATEŞ’İN
FAVORİSİ ALAÇATI
BALIĞIN KRALI
GERÇEKTEN BARBUN MU?
YAT MİSAFİRLİĞİNİN
İncelİklerİ
ALAÇATI GECELERİNDE
NE GİYECEKSİNİZ?
2
İÇİNDEKİLER
Alaçatı’da hayat durmuyor
EGE 45
14 Gece
çıkarken
bunları giyin
EGE 45
Jülide Ateş’in
gözünden
Alaçatı
6
Genco
Gülan’ın
yüzen taşları
22
26 Bu yemek
isimlerini bilen
var mı?
EGE 45
T
emmuz sayımızın dopdolu içeriğinden bahsetmeden önce 10
Haziran’da Alaçatı+ dergimizin İstanbul lansmanına ev sahipliği
yapan Kydonia restoranın sahibi Aslı Pasinli’ye ve desteğini bizden
esirgemeyen Zarakol İletişim Hizmetleri’ne teşekkür etmek isteriz.
Dostlarımızın ve Alaçatı severlerin biraraya geldiği gecede eşsiz
Ege lezzetlerini tadarken tabii ki konuşulan tek konu Alaçatı ve yaz
sezonuydu.
Evet, özellikle geçen hafta Ramazan’ın başlamasıyla birlikte pek
çok tatil merkezinde canlılık azaldı. Ama Alaçatı’da hayat, beklentinin
aksine kaldığı yerden devam ediyor. Müdavimleri burayı hiç yalnız
bırakmıyor. İşletmeciler de öyle...
Bilindik mekanların yanı sıra yeni isimler de göze çarpıyor. Mesela
MaNCaR restoran bunlardan biri. Genel Energy kurucu ortağı ve İcra
Kurulu Başkanı Mehmet Sepil’in, İzmirli işadamı Cevat Akgerman ve
Hayal Kahveleri, Lacivert, Zarifi ve Osmani’nin kurucusu Fehmi Yaşar
ile birlikte açtığı MaNCaR, misafirlerine Michelin Yıldızlı şef Daniel
Lopez’in tasarladığı özel lezzetler sunuyor. Restoranın daha ayrıntılı
bilgisini sayfalarımızda bulabilirsiniz.
Laf yemekten açılmışken, bu ay öne çıkan haberlerimizden biri
Alaçatı’nın balıklarıyla ilgili. Balık tutkunu Ali İnceoğlu’nun hazırladığı
yazıda Alaçatı’nın balık çeşitlerini, ‘taş’ta kıyasıya devam eden mezatta
neler olduğunu ve bu balıkları hangi restoranlarda yiyebileceğinizi
okuyabilirsiniz.
Yazının başında Alaçatı’da hayatın kaldığı yerden devam ettiğini
söylemiştik. İşte bunun bir diğer kanıtı da, bu ay 4 Temmuz’da ünlü
piyanist İdil Biret’in açılış konseriyle başlayacak olan Alaçatı Piyano
Festivali. Ağustos ayında da devam edecek festivale Burçin Büke,
Wolfgang Manz, Mizuka Kano ve Ezgi Serim gibi pek çok önemli isim
katılacak.
Bu ayki sayımızın dosya konusunuysa isimleri Alaçatı’yla bütünleşmiş
olan iki spor dalına ayırdık: Windsurf ve kitesurf. Özellikle bu sporlara
yeni başlayacaklar için pek çok önemli bilgiyi bulabileceğiniz haberde,
Alaçatı’daki sörf okullarının detaylı bilgileri de mevcut.
Her ay olduğu gibi bu ayki yatçılık, dekorasyon ve moda
sayfalarımızda Alaçatı’da işinize yarayabilecek pek çok öneri
var. Moda yazarımız Sibel Arna köşesinde, beş maddede Alaçatı
gecelerinin giyinme adabını anlattı. Yatvirini.com ise sizler için tekne
misafirliğine giderken dikkat etmeniz gerekenleri madde madde
sıraladı.
Keyifli okumalar dileğiyle...
EGE 45
EDİTÖRDEN
AYLIK SEYAHAT DERGİSİ SAYI 4 / TEMMUZ 2014
TASARIM/UYGULAMA
Sinem Fırtına
[email protected]
SORUMLU Yazı İşlerİ Müdürü
Tuba Parlak
[email protected]
Katkıda Bulunanlar
Sibel Arna, Ali İnceoğlu, İlker Metin,
Esra Parlak, Barış Selamioğlu
YAYIN KOORDİNATÖRÜ
Z. Deniz Metin
[email protected]
REKLAM REZERVASYON
Tuba Parlak
[email protected]
EDİTÖR
Hanife Yaşar
[email protected]
BASIM
Dünya Yayıncılık A.Ş.
100. Yıl Mah. Hüseyin Karaarslan Cad.
Bağcılar/İstanbul
Tel: (212) 440 24 24
İLETİŞİM
Altıntepe İstasyon Yolu No:3 Maltepe/İstanbul Tel: (549) 653 25 26 / (549) 651 25 26
* Alaçatı+, bir Casa Blanca Yayıncılık yayınıdır.
* Bu yayında yer alan yazı ve fotoğrafların tüm hakları kredi sahiplerine veya Alaçatı+’a aittir.
İzinsiz alıntı yapılamaz.
* Tüm yazı ve görsellerden imza sahibi sorumludur. İlanların sorumluluğu ilan sahiplerine aittir.
EGE 45
32 Yat
misafirliğine
gitmeden
mutlaka
okuyun
Alaçatı’da
alışveriş
fırsatları
28
EGE 45
İMTİYAZ SAHİBİ
Casa Blanca Yayıncılık adına
Tuba Parlak
3
temmuzda
NELER OLUYOR
N
ADA
L
R
A
T
TLERemiz ve
E
Z
Z
LE türk iyi, t ’nin
e
z
az Ö ancını Eg e ve
m
l
ı
Y
n
i
bz
Şef
meğe rleştirip se ştiriyor.
e
y
l
i
i
ti
ad
tiyle b lasında ye yeşil
e
k
e
r
r
uk
be
ı
ta
erini ndeki soğ ze salatas
l
e
v
y
ü
b
s
me
e
ü
s
en
ök
Yaz m orbası, k çırmayın.
ç
s
te
.tr
eri ka
doma ibi lezzetl rgot.com
a
g
c
0
s
0
le
www. ) 716 67
2
3
2
(
SAINT MARY
YATÇILIK’LA YIN
RLA
ÇEŞME’Yİ TU
turları,
a
ılık, günlük ad
Saint Mary Yatç
organiturları ve özel
özel turlar, gece
pıyor.
ev sahipliği ya
zasyonlarınıza
barbekü
opsiyonu olarak
yor.
Turlarda yemek
nu
lu
ternatifleri bu
ve açık büfe al
74
7
)
2
26 ya da (53
(532) 474 35
e@
arycesm
90 73. saintm
l.c
gmai om
İZİ
SELFIE’N İN
GÖNDERilk selfie’yi
tumuzla
Biz masko
de Alaçatı
çektik. Siz
n
nızı anlata
maceraları nizi
selfie’leri
com
lacatiplus.
[email protected]
n
önderi ,
adresine g
m!
yayınlayalı
ÖZEL K
İTAP
DÜNYA LARIN
SI
Keyfeked
er K
4
ita
müzik eş
liğinde ‘t p vs... size yüks
ek
edabür ’
içerken
değil, k
özel se
davet ed çilmiş kitapların ahvenizi
dekoras iyor. Yeni çıkanla dünyasına
yon, den
r, sanat,
izcilik, ç
gibi gen
ocuk kit
iş kitap
apları
kolek
ürünleri
mevcut. siyonu ve tasarı
m
(232)
www.key
fekedera 716 06 77
lacati.co
Faceboo
m
k:Keyfed
erkitapvs
GÜNCEL
ARİ
KAP E’DE
R
Ç
BAH SAATLE rının
FLİ ytin ağaçla ıyla öne
e
r
KEYİ
ba
i
te z
emiş’ ahçesi ve nüsündek
m
ı
c
a
e
b
H
e
m
h
d
a
i
r
r s
in
aki fe
hçe’n
ot, Ka
altınd Kapari Ba uş Ahtap sakka,
u
m
çıkan te Kurutul n Usulü M a Cotn
ş
a
n
Güne naki, Yun Sakızlı Pa ınız.
a
ı
,
l
g
a
a
Sa
av
m s
rini F utlaka tat 74
o
t
n
a
S
06
nm
ta’da 32) 716
(2
B
DENİ İR
Z, İK
YAKA
,
T
E
K SOİ
Alaçat
ı Port
FR
kutlaya
Marina
A
n
adalar Kydonia’da ’da 5. yılını
d
,
yerleşm an gelip Ala Girit ve diğ
er
çatı ve
iş Türk
A
le
oluştu
rulan m rin aile reçe yvalık ’a
te
mezes
i var. S enüsü ve 70 lerinden
o
ç
u
eşit Eg
lG
Kydon
e
ia, İsta roup büny
e
nb
sindek
yaz-kış
i
, Alaç ul Kuruçeşm
e’de
veriyor. atı’da yazın
(232)
h
716 0 izmet
7 65
LI
FARK LARIN TA
RIM
OK
TASATUĞU Ninasında yerve
b
Ş
tçı
ULU tarihi fırın rklı sana
B miş’te
a fa ulmak
e
b
çatı’d
Hacım [email protected] rünlerini t, Zeynep
ü
a
ar
B
n
n
r
ı
n
U
n
ı
Birse
ala
rde
ımc
tasar Mücevhe seramikte san
elek
leri,
kün.
müm Alef ’in iş eykelde F Varon,
h
e
a
Erol v baz, cam kelde Tin ve
y
n
e
a
e
h
C
es le
nz
r, bro Design, M ıyor.
a
n
O
ık
n
Odu tin öne ç
Zey
5
RÖPORTAJ
Alaçatı
bİr rafİne
zevkler mekanı
Jülide Ateş’i kimileri Türkiye Güzeli olarak, kimileri de
televizyondaki başarılı haberciliğiyle tanıyor. Alaçatılılarsa
onu ‘Alaçatı aşığı’ olarak biliyor. Yoğun iş temposuna
rağmen her fırsatta, günü birlik de olsa Alaçatı’nın tadını
çıkarmaya giden Ateş’le Alaçatı ruhunu konuştuk.
DENİZ METİN / [email protected]
A
laçatı’yla ilk tanışmanız nasıldı?
Birinin tavsiyesiyle mi gittiniz?
Uzun yıllar İzmir’de yaşadığım için bir
İzmirli olarak Alaçatı’yı zaten biliyordum.
Ancak o zamanlar hayatımızda yoktu.
Alaçatı’nın henüz kıymetinin bilinmediği
dönemlerdi. Çok sık gitmesek de enerjisini
hep severdim.
Nasıl bulmuştunuz o zamanlar
Alaçatı’yı? Size nasıl hissettirmişti?
Alaçatı bence içine girer girmez sizi başka
bir evrene davet ediyor. Kokusu, dokusu,
renkleri... Sanki bu dünyaya ait değilmişçesine... Naif ve insana özgü çok güzel
detayları barındırıyor.
Şimdi Alaçatı’ya baktığınızda
gelişimini ve değişimini nasıl
görüyorsunuz? Bunlar arasında sizi
çok mutlu eden ya da rahatsız eden
detaylar var mı?
Olumlu ve olumsuz yönleri var tabii.
Alaçatı yerlilerinin, yani esas sahiplerinin
sıkışmış ve bir anlamda istila edilmiş halleri
beni üzüyor. Alaçatı’yı Alaçatı yapan oranın
yerlisi. Köylüsü, balıkçısı, çiftçisi... Onların
ürettiklerini yiyip mutlu oluyoruz, taş evlerinde
6
RÖPORTAJ
eskiye özlem gideriyoruz, lavanta kokulu
el işlerinin estetiğini takdir ediyoruz ama
onlara pek yer bırakmıyoruz. Şehrin gereksiz
tasalarını buraya da taşıyoruz. Giderek
özgün renkler kayboluyor. Kentli soluk gri
renklerimize boyuyoruz.
Olumlu yönü ise farkındalık. Böyle bir yerin
kıymetini bilmek. Tüm dünyada duyurmak.
Ama ne olur özgün haline sahip çıkarak.
“İnsan doğaya ait ama bizler
plaza çalışanlarıyız. Yıllar sonra
Alaçatı’ya geldiğimde
papatyayı, gelinciği, küçük keçi yavrusunu
gördüm. Oğlumun da bunları görerek
büyümesini arzu ediyorum.”
Burada bir ev sahibi olacak kadar
ne etkilemişti sizi?
Galiba eşimin ve benim İstanbul’daki çelik
plazalardaki iş hayatımız. İnsan doğaya ait
ama bizler plaza çalışanlarıyız. Yıllar sonra
buraya geldiğimde papatyayı, gelinciği,
küçük keçi yavrusunu gördüm. Oğlumun da
bunları görerek büyümesini arzu ediyorum.
unutmuşuz. Ertesi sene gelince, “Aa, bunu
da böyle almışız” dedik. Alaçatı temposu ile
bizlerin hayat temposu çok farklı. Eşim de
medya sektöründe çalışıyor. Türkiye gündemi
de malumunuz...
Alaçatı’nın klasik taş evlerinden
midir bu ev? Tadilat yapmanız
gerekti mi? Nasıl bir süreçti?
Bizim emlak alımlarımız hep biraz
komiktir. Bir günde görür, beğenirsek fazla
uğraştırmadan ertesi gün alırız. Bu da aynen
öyle oldu. Çok sevdiğimiz arkadaşlarımız
Neşe–Birand Canselen’lerde bir şeyler içip
sohbet ediyorduk. Konu konuyu açtı. Sitede
son bir ev kaldı, dediler. Telefon ettik, fiyat
aldık. Akşamüstü uçağımız vardı. İşlerimizin
başına döndük. Ben hafta ortasında yayın
sonrası gittim, tapu işlerini hallettim.
Çarşamba günü ev bizimdi. Döşememiz de
aynı şekilde oldu. Bir gün içinde İzmir’den
döşedik. Çok kafa yormadık. Bu yüzden de
son derece modern ve minimalist oldu. Ancak
emeklilik vakti geldiğinde uzun süre kalacak
olursak kalbimizden geçen, zevkine çok
güvendiğimiz komşumuz, dostumuz Hunberk
Kanıbelli’nin evimizi yeniden dekore etmesi.
Yine de çok sevdiğiniz bir eşya,
obje vardır.
Her objemizi severek aldık. Komiktir, bir
günümüz olduğu için bazı şeyleri aldığımızı
Evet, yoğun bir çalışma temponuz
var. Ne kadar sıklıkla gidebiliyorsunuz Alaçatı’ya?
Ne yazık ki çok çok az. İlk yıl hiç
gidemedik. Yurtdışında önceden ayarlanmış
rezervasyonlar vardı. Sonrasında da toplasan
üç hafta kalmamışızdır, ne yazık ki. ‘Orda bir
ev var uzakta. Gitmesek de görmesek de...’
modundayız. Ben iş yerinde bunalınca ara
sıra açıp bilgisayardan terasın manzarasına
bakıyorum. Bazen haftasonları eşimle iki
günlük kaçamak yapıyoruz. Ama itiraf edeyim
Alaçatı’dan dönüşler zor oluyor.
Peki, gidebildiğiniz dönemlerde
gününüzü nasıl geçiriyorsunuz?
Bir kere çok güzel bir manzaraya, dinlenmiş
olarak uyanmak harika bir duygu. Benim için
Alaçatı kahvaltıları çok önemli. İstanbul’da
bulamadığımız lezzetleri tadıyoruz. Kahvaltı’yı
Zeytinkonak ve Cadde 75’te yapmayı çok
seviyoruz. Sonra deniz için, Alaçatı 11.
Akşamüstü Orta Kahve ya da Köşe
Kahve’de dostlarla sohbet, muhabbet
devam ediyor. Bu arada ne kadar çok
İstanbullu arkadaşımızla karşılaştığımıza biz
de şaşırıyoruz. Çok da hoşumuza gidiyor bu
durum. Akşamları da Asma Yaprağı ya da
Ferdi Baba favorilerimiz olmak üzere lezzet
avcılığına devam... Bir de Ada Balık var.
Orası da son derece samimi geliyor.
Alaçatı’ya gittiğinizde hangi
yemekleri tercih ediyorsunuz?
Ben bir ot oburum. Yeşil olan her şeyi
yiyebilirim. Gerçekten. Deniz börülcesi ve
enginar favorilerim. Aslında düşününce
Ege’nin tüm lezzetleri harika. Yoğurdu bile
bir başka güzel. Asma Yaprağı ve Dutlu
Kahve’deki her lezzet benim cennetim.
Denize girmek için nereleri tercih
ediyorsunuz?
Alaçatı 11. Evimize yakın. Deniz ve servis
güzel. Oğlumla deniz tenisi oynayabileceğimiz bir kumsalı var. Bir çok arkadaşımız
da İstanbul’dan oraya geldiği için adeta bir
buluşma noktası.
Alaçatı sizin için bir tatil noktası
mı, yoksa İstanbul karmaşasından
kaçtığınız bir liman mı?
Şu an için emeklilikte tadını çıkarma
hayalleri kurduğumuz, çok sevdiğimiz dostları
barındıran bir mekan.
Hangi dönemlerinde orada olmayı
daha çok seviyorsunuz?
Mayıs, haziran ve eylül.
İleride Alaçatı’ya yerleşmek gibi bir
düşünceniz olabilir mi?
Evet. Yazları Alaçatı’da yaşayabiliriz. Kim
bilir?
Alaçatı’dan İstanbul’a dönerken
yanınızda ne getirirsiniz?
Sakızlı kurabiye!
Bir haberci gözüyle baktığınızda
Alaçatı’yı nasıl tasvir eder,
anlatırdınız? Manşet ne olurdu?
Rafine zevkler mekanı. İnce ruhun
dokunduğu estetik harikası!
Jülİde Ateş’İn gözünden Alaçatı
Alaçatı’da fotoğraf çekmeyi çok seven Jülide Ateş, “Her şey ilham veriyor bana Alaçatı’da. Rastgele bir yeri ya da objeyi çekseniz
bile çok güzel fotoğraf oluyor” diyor. İşte Ateş’in Instagram hesabından birkaç fotoğraf.
7
SANAT
İdil Biret
Ezgi Serim
Mizuka Kano
Burçin Büke
BU YAZA PİYANO FESTİVALİ
DAMGA VURACAK
A
çılış konserini dünyaca ünlü piyanistimiz ve
1971 yılından beri Devlet Sanatçısı olan
İdil Biret’in yapacağı festivalde, Tolga Tüzün,
Burçin Büke, birçok uluslararası ödül sahibi
Wolfgang Manz, Ezgi Serim ve Japonya’nın
yetiştirdiği nadide piyanistlerden Mizuka Kano
gibi önemli isimler yer alacak. Wolfgang Manz
ve Mizuka Kano’nun ilk kez Türkiye’de konser
vermesi ayrıca bir önem taşıyor. Dolayısıyla bu
kadro da ilk kez bir araya geliyor.
Sanatçıların en iyi eserlerini çalacağı
festivalin kapanış konserinde ise yine ünlü
bir sanatçımız olan Gülsin Onay’ı göreceğiz
sahnede. Gülsin Onay da Devlet Sanatçısı
unvanına sahip sanatçılarımızdan. Kendisi aynı
zamanda Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası
solisti.
Çeşme Belediyesi’nin önemli
katkılarıyla hazırlanan
festival, müziği ve
Alaçatı’nın tarihsel
dokusunu
buluşturmayı ve
Wolfgang Manz
ülkemizin kültür
mirası bilincine
katkıda
Dünyaca ünlü sanatçıları ve grupları bir araya getirecek Alaçatı Piyano Festivali 4 Temmuz8 Ağustos 2014 tarihleri arasında Alaçatı Açıkhava Sahnesi’nde müzikseverlerle buluşuyor.
bulunmayı hedefliyor. Festivalin organizatörü
Neslihan Kırmızıgül (33), beş yıldır gerek ulusal
gerekse uluslararası kültür-sanat organizasyonlarında gönüllü proje yöneticiliği yapmasına
karşın ilk kez müzik festivali düzenliyor.
İzmir’de yaşayan ve Alaçatı’yı çok iyi tanıyan
Neslihan Kırmızıgül başta olmak üzere toplam
10 kişilik bir ekibin emeği var festivalin
hazırlanma sürecinde.
Tüm ekibin aynı heyecanla çalışmasını büyük
şans olarak gören Kırmızıgül, festival fikrinin
nasıl oluştuğunu şöyle anlatıyor:
“Kültür-sanat projelerinde yer almak
benim için işten ziyade bir keyif. Konu bir de
piyano olunca keyfi artıyor. Düşünsenize;
Alaçatı’da bir yaz akşamı ve sahnede
birbirinden değerli piyano
sanatçıları… Bu fikirden cesaret
aldık sanırım. Tüm
sanatseverlere
Alaçatı’da
unutulmaz
bir yaz yaşatacağımızı düşünüyorum.”
Bu yaz ilki düzenlenecek festivalin en önemli
amaçlarından biri de sürekliliği olan ve
herkesin dört gözle beklediği geleneksel bir
festivale dönüşmesi. Ayrıca klasik ve caz müzik
alanında ortak kültürel değerleri ön plana
çıkaran yaklaşımıyla dünya çapında saygınlık
kazanması...
Festİval programı
4 Temmuz 2014 - İdil Biret
9 Temmuz 2014 - Tolga Tüzün
16 Temmuz 2014 - Wolfgang Manz
23 Temmuz 2014 - Burçin Büke
30 Temmuz 2014 - Mizuka Kano
6 Ağustos 2014 - Ezgi Serim
8 Ağustos 2014 - Gülsin Onay
Biletler Biletix’te
Her gecesiyle izleyiciye ayrı bir tat
sunacak olan festivalin biletleri
Biletix üzerinden satışa sunuluyor. Numaralı yerler 40 TL, numarasız yerler
ise 20 TL.
8
Gülsin Önay
RÖPORTAJ
9
HABER
A’DAN Z’YE ALAÇATI’DA BALIK
Her ne kadar Alaçatı’nın otları ve bunlarla yapılan yemekleri meşhur
olsa da, geniş bir balıkçılık ve balık restoranı sektörü de mevcut. Peki,
Alaçatı’ya gidildiğinde hangi balıklar, nerede yenir? Bunların çiftlik mi,
yoksa deniz balığı mı olduğunu nasıl anlarsınız? İşte size cevapları.
10
HABER
ALİ İNCEOĞLU / [email protected]
Çipura
S
ıcak bir iklim kuşağında olmasına karşın,
açık denizde olduğundan soğuk bir suya ve
onun temizliğine sahip olan Alaçatı’nın balıkları
pek çok yere göre daha lezzetli. Göç aylarında
boğazlardan geçen göçebe balıklardan lüfer ve
palamut, mevsimine göre Alaçatı’ya uğrasa da
gerçek lezzetlerini burada vermez, yavan olurlar.
Alaçatı’nın tercih edilenleriyse daha çok dip ve
taş balıklarıdır. Güneyde sofraların baştacı olan
lahos ya da grida gibi balıklar bile Alaçatı’da
arka sıralardadır.
Alaçatı’da balıkların kralıysa barbun
olarak bilinir. Yani, o göz alıcı kırmızı rengiyle
barbunya... Tekir, mercan, fangri, çipura, levrek,
dikenli mercan, adabeyi (lipsos), sinarit, grida,
lahos, orfoz, pisi, dil, mırmır, sargos, kaya
levreği (eşkina), nadiren de çıksa trança, yörenin
önde gelen diğer balıklarıdır. Kış ayları balığın
en çok çıktığı dönemdir. Akınlarla birlikte balık
daha da çoğalır.
Kalamar, sübye, ahtapot gibi diğer deniz
canlılarının kıyılara girip yumurta bırakmasıyla
balıkların da yemlenmek için buralara gelmesi,
Alaçatı’da avlanma seviyesini doruğa çıkarır.
Alıcı nüfus az olsa da, hiçbir balıkçının tuttuğu
ürün elinde kalmaz. Yaz aylarındaysa bunun tam
tersi yaşanır. Tutulan balık miktarı azalır ama
talep artar. Ve fiyatlar tavan yapar. Kış aylarında
kilosu 20 TL’ye kadar inen barbun, yaz gelince
krallığını yeniden ilan eder. Ve fiyatı 150, bazen
de 200 TL’ye çıkar. Peki, alan olur mu? Hem de
nasıl! Yazın Alaçatı’ya akın eden elit ve zengin
kesimle aslında ticari değeri olmayan balıklar
bile yeri gelir, inanılmaz fiyatlara alıcı bulur.
‘Taş’ta mezatı kaçırmayın
Tüm bu balıklar, Alaçatı’da farklı bir usülle
satılıyor. Balıkçı tezgahından seçilerek alınmıyor.
Her sabah, saatler 11.00’e yaklaşırken Alaçatı
Levrek
sokaklarında bir hareketlilik, koşturmaca
başlıyor. Lokantacısı, satıcısı ve diğer balık
tutkunları mezatın yapıldığı, ‘taş’ diye tabir
edilen balıkhaneye akın ediyor. Büyük
dikdörtgen bir mermer tezgah üzerine küme
küme sıralanan balıklar alıcısını bekliyor.
Mermer tezgahın başında mezatı yönetenler,
diğer üç yanında kalabalık insan grubu için
heyecanlı dakikalar saat tam 11.00’de başlıyor.
Taşın etrafındaki kalabalık, bir an önce istediği
balığı alabilmenin yarışına giriyor. Eli değnekli
bir adam mezatı taban fiyatıyla başlatıyor. En
çok arttırmayı yapan, tabiri caizse balıkları
kapıyor. Fazla maddi değeri olmayan bir balık,
adeta ona kitlenen alıcının ısrarı yüzünden
olmayacak değerlere ulaşıyor. Balık fiyatlarını
belirleyen bir başka etken de alıcılar kadar
hava koşulları. Kötü havada balığa çıkanlar
azaldığından fiyatlar da tavan yapıyor.
Nasıl tutuluyor?
Alaçatı’da balıkçılık genellikle ağla ve
parakat (parakete) usulüyle yapılır. Olta
balıkçılığı yapılmaz. Anlayacağınız kolay ve
getirisi daha çok olan yöntemler uygulanır.
Olta balıkçılığı da amatörlere kalır. Alaçatı
balıkçıları yakaladıklarını taşa getirdikten
sonra soluğu hemen yakınındaki bir
kahvehanede alır. Çay ya da kahvelerini
yudumlarken, koyu sohbetler başlar. Kimin ne
tuttuğu ya da tutamadığı esprilerle anlatılır.
Olta balıkçılığı yapanlardan biri de Kazım
Tınas (45). Doğma büyüme Alaçatılı olan Tınas,
beş yıldan bu yana lokanta işletiyor. Fırsat
buldukça oltalarını alıp denize açılıyor. Balıkçılığı
amatörce yapmasına karşın, profesyonellere taş
çıkarttığı günlerse hayli çok. “Girit göçmeniyiz.
Dedelerim, dayılarım hep balıkçılıkla uğraşırdı.
Ben de çocukluğumdan beri tutarım. Balık
tutmak aileden bulaşan bir hastalık oldu”
diyor. Onun tuttuğu en büyük balık ise 17.5
kilogram ağırlığındaki zargana azmanı ve 12.5
kilogramlık sinarit. Kazım Tınas’a Alaçatı’nın en
iyi balıkçısının kim olduğunu sorduğumuzda,
tevazu gösterip şöyle cevaplıyor: “İbiş lakaplı
bir Gündüz ağabeyimiz var. Çok farklıdır. Bu
yörenin en iyi levrek avcısıdır. Gün içinde canlı
yemlerini yakalar. Akşamları bırakmalar (canlı
yem takılarak atılıp bırakılan oltalar) yaparak
avlanır. Balığın su yapmasından onun nerede
olduğunu anlar ve oltalarını oraya atar.”
Çiftlik mi, yoksa deniz balığı mı?
Birçok kentteki balık lokantasında genellikle
çiftlik balıkları satılmasına karşın Alaçatı’da
durum tam tersi. Yiyeceğiniz balığın çiftlik ya
da hakiki deniz balığı olup olmadığını nasıl
anlayacağınıza gelince, sözü Kazım Tınas’a
bırakmakta fayda var: “Çiftliklerde yaygın
olarak çipura ve levrek yetiştirilir. Örneğin
çipura, çok sıkışık ortamlarda büyütülür. Onca
yoğunluk içinde balığın üzerinde pul kalmaz.
Bakıldığında, balık pulsuz ise çiftlik demektir.
Bir de hakiki deniz çipurasına göre rengi daha
koyu olur. Levrek ise çok hassastır. Bir pulu dahi
dökülse ölür. Bu yüzden daha geniş, sıkışık
olmayan bir ortamda yetiştirilir. Onun da çiftlik
mi, hakiki deniz balığı mı olup olmadığını
denge çizgisinden (balığın her iki yanında
baştan kuyruğuna kadar uzanan çizgi) anlaşılır.
Hakiki deniz levreğinin denge çizgisi düzgündür.
Çiftlikten gelenlerinse bozuktur.”
Alaçatı’da hergün saat 11’de ‘Taş’ta balık mezatı başlıyor.
En yüksek fiyatı veren balığı kapıyor.
11
HABER
Alatsata
Ada Balık
Barbun
BU BALIKLARI NEREDE YİYECEĞİZ?
Ada Balık: Mercan, levrek, dil balığı,
tekir... Günlük balık türü değişse de yazın var
olan tüm deniz balıkları sofranıza gelebilir.
Bu mevsimde kültür balığına pek sıcak
bakmıyorlar ama isteğe göre o da servis
ediliyor. Mekan sahibi her gün bölgedeki
mezatlardan, bazen de teknelerden taze
taze alıyor balıkları. Kendi balığınızı tuttunuz
diyelim, sizin için onu da pişiriyor.
(532) 668 16 44
Balıkçı Kenan: Levrek, çipura, barbun,
tekir, mercan, sardalya gibi mevsimin tüm
deniz balıklarının yanında kültür balığı da
bulunuyor. Balıklar günlük olarak bölgede yer
alan dört mezattan özenle alınıyor. Müşteriler
dışarıdan kendi balığını getirdiğinde pişirme
hizmeti veriyor. (232) 716 70 11
Kaptanın Yeri: Küçük ama şirin bir
mekan olan Kaptan’ın Yeri’nde levrek, barbun
ve tekir başta olmak üzere mevsimin tüm
deniz balıkları mevcut. İşletmenin sahibi her
gün mezattan kendi alıyor balıkları. Ocakları
pek boş kalmadığından dışarıdan getirilen
balığı pişiremiyorlar. (232) 716 80 30
Alatsata: Mevsimin tüm deniz balıklarını
mezattan sofraya sunan bir diğer adres.
Türk, Yunan ve İtalyan mutfağına hakim
olduklarını, sadece bu mekana has
lezzetlerde görebilirsiniz. Balığınızı
getirirseniz ocak boşsa yardımcı oluyorlar.
(232) 716 09 44
Ferdi Baba: Ege denizinde hangi balık
varsa bilin ki Ferdi Baba onu masanıza
servis eder. Lausi levrek, çipura ve diğerleri...
Alaçatı’da balık mekanı sahipleri belli ki
balıklarını kendileri almayı tercih ediyor, zira
Ferdi Baba’da da usül böyle. Ancak kendi
balıklarını satma konusunda titizler, dışarıdan
getirileni pişirmiyorlar. (232) 716 90 01
Barbun: Levrek, yengeç ve somon en
popüler deniz ürünleri Barbun’da. Diğer
restoranların aksine, balıkları mezat ya
da balıkçılardan alan kişi mutfağın şefi.
Mönülerinde çiğ balık da olduğu için kendi
eliyle seçmeyi tercih ediyor. Dışarıdan satın
aldığınız ya da tuttuğunuz balıkla gitmeyin
sakın, çünkü pişirme hizmeti vermiyorlar.
(232) 716 83 08
Kaptanın Yeri
Ferdi Baba
12
13
5
MADDEDE
MODA
ALAÇATI
gecelerİnİn
gİyİnme adabı
Alaçatı akşamlarının ayrı bir modası
olduğu gerçek. Büyük şehirlerdeki gibi
öyle her istediğinizi giyip çıkmanız
mümkün değil. Farklı, bohem ve şık bir
tarz tutturmak için işte size tüyolar.
Sibel Arna’yla
[email protected]
1
Topuklularla asla
Alaçatı sokakları malumunuz Arnavut kaldırımı. Kendisi, topuklu ayakkabıdan en nefret eden taş
cinsi oluyor. Bu yollarda topuklu ayakkabı ile yürümeye çalışan kadın seksi gözükeyim derken
gülünç duruma düşer. Nerden mi biliyorum tabii ki denedim. Ben de bir kadınım. Topuklu giyinince
daha iyi gözüken bacaklarımın gazına geldim aynada, kendimi yürüyebilirim diye kandırdım. Sonuç
mu? 18 takılma, 22 burkulma, iki kere de topuk taşın arasına sıkıştığı için ayakkabının ayaktan
çıkması. Sevgilimin oflayıp puflamaları, etrafın tuhaf bakışları da cabası. Peki ne giyeceğiz? Birinci
önerim sandalet. Zevkinize göre ister taşlı tuşlu, ister bilekten bağlamalı gladyatör. Farklı sandalet
arayanlara Alaçatı Hacımemiş’teki OZ’da (designers of Oz) satılan Hüsna sandaletlerini öneririm.
Bodrum Sandaletleri’ni yaratan ve bir marka olmasını sağlayan rahmetli Ali Güven’in sanatını
bugün Hüsna Bülbüloğlu devam ettiriyor. Benim boyum kısa, topuklu giymem şart diyenler ise gizli
platformlu spor ayakkabı (Nike, Adidas, Isabel Marant) ya da platformlu espadril giyebilir.
14
MODA
Kısa üstler herkes İçİn değİldİr
Malum, son iki sezondur tişörtler gittikçe küçülüyor, göbekler neredeyse göğüs
altına kadar açık kalıyor. Bu trendin en çok Alaçatı sokaklarına yakıştığını
düşünüyorum. Ama bir şartla, o da göbeğinizde yağ yoksa! Karın kaslarınız görünmese de olur ama kısa üst giyecekseniz aşağıda hiç bir şey sallanmasın lütfen.
Dikkat edilmesi gereken bir nokta da neyle kombinleneceği.
Yırtık jean, asimetrik kesim etek ya da şort. Modunuza, ne kadar açılmak istediğinize göre birini seçebilirsiniz. Zira burası Alaçatı, her şeyi kaldırır.
2
3
Tek parça elbİse olmadan olmaz
Kim ne derse desin, tek parça elbisenin zarafetiyle hiçbir kombin boy ölçüşemez.
Başı sonu bellidir, garanti şıklıktır, kafa karıştırmaz, göz yormaz.
Alaçatı sokaklarında uzun uçuşan elbiseler de şık duruyor, bronz bacakları
açığa çıkaran miniler de. Elbisenizi köyün sokaklarında satılan
rengarenk takılarla süslediğinizde de sizden şık bir tatilci olmayacaktır.
Farklı bİr detay şart
4
Tatildeyim. Geceleri giyerim kot şortumu üzerine askılı
bluzumu, altına da şıpıdık terlik tamamdır, diyorsanız
bu formül Alaçatı’da tutmuyor maalesef. Alaçatı’daki
gece kılığınızda bir enteresanlık olması şart.
İspanyol paça tiril pantolonlarla göbeği açıkta bırakan
bluzlardan giymek iyi bir kombin mesela. Eda Erdoğan, Gülnur Güneş, Zeynep Mayruk gibi tasarımcılardan alternatifler bulabilirsiniz.
Püsküllü etekler dans konusundaki kabiliyetinizin 10
katı fazla gözükmesini sağlayabilir. Sabahlık ile kaftan
arasındaki üstlerse size bir sultan havası katar.
5
Çanta meselesİ önemlİ
Alaçatı, elde taşınan portföy çantaların, nam-ı diğer clutch’ların yeri değil bana
göre. Mekanlar küçük ve kalabalık olduğu için her seferinde çanta koyacak bir
stand bulunamıyor. Bu arada söylemeden edemeyeceğim küçücük olmasına rağmen
son zamanlar en eğlendiğim mekan Hacımemiş’teki Göz Lokal. Çanta konusuna
dönersek boynunuzdan çapraz asabileceğiniz ya da bileğinize takabileceğiniz
modelleri öneriyorum. Böylece rahatlıkla dans edebilir, içkinizi yudumlayabilirsiniz.
15
MaNCaR Alaçatı:
BU YILIN YILDIZI
G
enel Energy kurucu ortağı ve İcra Kurulu
Başkanı Mehmet Sepil, çocukluk hayali
olan ve bu yıl bitmeden faaliyete geçmesi
planlanan Ege Mutfak Sanatları Akademisi’nin
altyapısını oluşturacak üçüncü restoranını,
MaNCaR adıyla Alaçatı’da hizmete açtı.
Mehmet Sepil’in İzmirli işadamı Cevat
Akgerman ve Hayal Kahveleri, Lacivert, Zarifi
ve Osmani’nin kurucusu Fehmi Yaşar ile
birlikte açtığı MaNCaR, misafirlerine Michelin
Yıldızlı şef Daniel Lopez’in tasarladığı özel
lezzetler sunuyor. Alaçatı’da hizmet veren
MaNCaR, ekim ayından itibaren İzmir’de
açılacak ikinci restoranında konuklarını
ağırlamaya devam edecek.
Ege mutfağını evrensel bir standarda
taşıyarak, gurme guide’larda yer alan dünya
lezzetleri seviyesine ulaştırmak amacıyla yola
16
Ege mutfağını evrensel gastronomi
standartlarına taşıyarak Michelin Yıldızlı
restoranlar arasına girmeyi hedefleyen
MaNCaR ilk şubesini Alaçatı’da açtı.
çıkılan MaNCaR’ın menüsü, İspanya’nın Bask
Bölgesi’nden Michelin Yıldızlı Şef Daniel Lopez
tarafından hazırlandı. Tüm otoriteler tarafından
‘gastronominin merkez üssü’ kabul edilen
Bask Bölgesi’nin San Sebastian kentinde kendi
restoranı da olan Daniel Lopez, MaNCaR için
Ege mutfağını baz alarak özel reçeteli yemekler
tasarladı. Daniel Lopez, misafirlerine gurme
lezzetleri Alaçatı’da keşfetme fırsatı sunan
MaNCaR’ın ekibine de İspanya’da eğitimler
verecek ve İtalyan yardımcısı Fabio Gemignani
ise MaNCaR’da sürekli olarak şeflik yapacak.
Mutfağı, dünyayı anlamanın bir yolu olarak
gören Daniel Lopez, farklı lezzetlere yaptığı her
yolculuk gibi MaNCaR menüsü için de yeni
pişirme teknikleri, farklı malzemeler ve değişik
tatlarla harmanladığı bir mutfak oluşturdu.
Böylece iki çok farklı kültürü bir araya getirme
fırsatı yakaladığını söyleyen Daniel Lopez,
“Topraktan ve denizden geleni birleştirdim,
Bask Bölgesi’nin ve Ege’nin en mükemmel
yanlarını alacak bir füzyon oluşturdum. Denize
ve her bir yemeğin temelini oluşturacak ana
ürünlere yakınlığı, MaNCaR’la işbirliğini kabul
etmemdeki ana etken oldu. Sebze bahçelerinin
sunduğu çeşitlilik de beni çok etkiledi. Çünkü
bu çeşitlilik, gastronomiye yönelik ortak bir
tutkuyu paylaşan insanları bir araya getirmek
için belirleyici unsurlardan biri. Ege yemeklerini
(Soldan sağa) Fabio Gemignani, Daniel Lopez, Fatih Göktaş
41 şaraplık özel
MaNCaR kavı
Toplam 120 kişi kapasiteli bahçesinde
yer alan 12 metre uzunluğundaki barı ile
konuklarına yemek dışında da keyifli saatler
yaşatmayı vaat eden MaNCaR için, Sommelier
Perran Aribal tarafından özel bir şarap kavı
ve profesyonel gözle şaraplarla eşleştirilmiş
geniş bir peynir menüsü oluşturuldu. Hepsi kör
tadımla belirlenen 41 şaraplık MaNCaR kavı,
ödüllü Ege şarapları başta olmak üzere her
damak tadına ve menüdeki yemeklere uygun
seçenekler sunacak. Şarap sektöründe edindiği
18 yıllık deneyimini MaNCaR kavına aktaran
ve tüm ekibe özel bir eğitim veren Sommelier
Perran Aribal ayrıca, dileyen MaNCaR
misafirlerine de hangi yemekle hangi şarabın
uyumlu olacağı konusunda bilgi verecek.
Aribal 25 kırmızı, 12 beyaz ve dört rose
seçeneklerinden oluşan özel MaNCaR kavını,
müşterilerin beğenileri doğrultusunda yılda bir
kez yenileyecek.
Fesleğen ve lavanta kokuları
arasında özel bahçe
Dekorasyonu ünlü mimarlar Mustafa Toner
ve Tolga Balıklı tarafından yapılan MaNCaR,
zeytin ağaçlarının gölgesinde ve aromatik bitki
bahçesinde yetiştirilen fesleğen, nane, lavanta
ve biberiye gibi taze baharat kokuları eşliğinde
misafirlerini ağırlayacak. Mekanın
ruhuna ve yaşanmışlığına fazla
müdahale edilmeden ve Alaçatı’nın
dokusuna uygun olarak pişmiş tuğla,
çakıl kaplama, masif ahşap ve mermer
gibi doğal malzemelerle tasarlanan
MaNCaR, konuklarına kalabalıktan uzak,
sakin ve huzurlu bir ortamda sıra dışı bir lezzet
keşfi yaşatıyor.
Ege Mutfak Sanatları Akademisi
gurme şefler yetiştirecek
Mehmet Sepil, yine Fehmi Yaşar ve Cevat
Akgerman ortaklığında Ege’ye ve yeme-içme
sektörüne bir büyük yatırım daha yaparak bir
mutfak okulu açacak. Ege Mutfak Sanatları
Akademisi adı altında İzmir’de kurulacak olan
mutfak okulu, dünya standardında ‘Michelin
Yıldızlı’ şefler yetiştirecek. Daniel Lopez, kısa
süre içinde eğitime başlayacak Ege Mutfak
Sanatları Akademisi’nde de yardımcısı Fabio
Gemignani ile birlikte danışmanlık yapacak.
Ege Mutfak Sanatları Akademisi’ni kurarken
dünyanın önemli yemek okullarından Bask
Culinary Center model olarak alınacak.
Prensip anlaşması sağlanan Bask Culinary
Center’ın hem kurulum know-how’ından
faydalanılacak hem de deneyimli eğitmenleri
Ege Mutfak Sanatları Akademisi’nde dersler
verecek. Uluslararası standartlarda yetişecek
olan şefler, eğitimlerin yanı sıra İzmir ve
Alaçatı’da bulunan MaNCaR’ları da birer
laboratuvar olarak kullanacak. Ege Mutfak
Sanatları Akademisi, hem profesyonellere hem
de amatörlere açık olacak.
MaNCaR ne demek?
Ege bölgesinde yenilebilen yabani otlara verilen
genel isim olan Mancar, birçok dilde de yemek
kültürünün en önemli tanımlayıcısı. Örneğin,
İspanyolca ‘manjar’ yemek anlamına gelirken,
Fransızca ‘manger’, İtalyanca ‘mangiare’ ve
Latince ‘manducare’ kelimeleri yemek yemek
anlamına geliyor. Yine aynı kökten gelen
Portekizce ‘manjedoura’ ve İngilizce ‘manger’
keilmeleriyse yemlik manasında kullanılıyor.
17
Bu bir ilandır.
zamanla daha iyi anlayarak ve Bask Bölgesi’nin
en gelişmiş teknik ve anlayışı ile buluşturacağız.
Böylece, her yıl daha fazla Ege olan bir
MaNCaR için çalışmaya devam edeceğiz” diyor.
DOSYA
N
Ü
SÖRF HOŞ GELDİNİZ
CENNETİNE
18
DOSYA
Sörfe başlamanın yaşı yok.
7’den 77’ye herkes yapabiliyor.
HANİFE YAŞAR / [email protected]
K
im derdi ki bundan yaklaşık 250 yıl
evvel Haitili balıkçıların keşfettiği bir
spor, bugün Alaçatı’nın koylarında spor
turizmine dönüşsün. Dünyaca ünlü yüzme
şampiyonu Hawaiili Duke Kahanamoku’nun
1915’te yaptığı gösteriyle bir spor dalı kabul
edilen sörfün teknolojisi de bugün tutkunları
kadar hızlı ilerliyor.
Bu camiaya biraz aşinaysanız, windsurf
(rüzgar sörfü) ve kitesurf arasındaki
gruplaşma ve rekabeti duymuşsunuzdur.
Tabii bir de yelken var. Hepsinin bel
kemiği rüzgar olsa da birbirlerinden
farklı özelliklere sahipler. Dilerseniz önce
bu farklara bir göz atalım. Rüzgaraltı
Kimileri yazın denizin tadını çıkarmak
için sakinlik ararken, kimileri de rüzgarın
yolunu gözler. Evet, onlar sörf tutkunları.
Sayıları her geçen gün artan bu
kitlenin gözde adresiyse muhteşem
rüzgarı ve sosyal yaşamıyla Alaçatı!
Otel’in sahibi ve bir sörf ustası olan Ufuk
Sönmez’den dinlediklerimizi şöyle özetleyebiliriz:
Windsuf, bir bord ve yelkenle rüzgarı
kullanarak saatte 70-80 km hıza
çıkabildiğiniz dinamik bir spor. Öğrenmesi
uzun ve detaylı bir çalışma gerektiren bu
spor için eğitim almak şart. İyi bir sörfçü
olmak için üç yılı gözden çıkarmalısınız. Her
rüzgar durumunda sörf yapabilmek için en
az ikişer yelken ve bord gerekli. Taşıması,
bakımı, depolanması ve kurmasının
zahmetli olduğunu da belirtelim. Windsurf
sahibi olmanın maliyeti 10 bin ile 20 bin
Euro arasında değişmekle birlikte, sörf
okullarında uygun bir fiyata yelken ve bord
havuzundan faydalanmak mümkün.
Kitesurf’te ihtiyacınız olan malzemelerse
bir uçurtma ve bir sörf tahtası. 10-20
metre yükseğe kadar akrobatik hareketler
yapabileceğiniz kitesurf, rüzgar sörfüne
oranla daha kısa sürede öğreniliyor. Öyle
ki tek başınıza yapabilecek duruma gelmek
için iki haftalık bir çalışma yeterli. Her
rüzgar koşulunda kite yapabilmek için iki ya
da üç uçurtma ile bir bord kâfi. Üstelik fiyatı
da daha uygun: 2-3 bin Euro arasında.
Her ne kadar okullar kite kiralaması yapsa
da tüm dünyada kitesurf yapanlar kendi
malzemelerini kullanmayı tercih ediyor.
Buna taşınması, kurumu ve bakımının
kolay olmasını da eklemek lazım. Sadece
doğru koşullar ve iyi bir eğitmen eşliğinde
öğrenilmediğinde çok tehlikeli sonuçlar
doğurabileceğini bilmekte fayda var.
Yelkense teknenin büyüklüğü ve kalitesiyle
doğru orantılı olarak maliyeti değişen bir
spor. 2 bin Euro ile başlayıp milyonlarca
Euro’ya kadar yelkenli bulabilirsiniz. Şunu
özellikle belirtmek gerekir ki, sadece yelkeni
öğrenmek yetmez, iyi bir denizci olmak şart.
Üstelik kurallar çok önemli. İyi bir eğitim ve
doğru bir tekneyle dünyayı gezebilirsiniz.
Türkiye’nin ilk uluslararası sertifikalı
eğitmenlerinden Active Sörf Okulu kiteboard
direktörü Kaan Ünsal’a yeni başlayanlar için
önerilerini sorduğumuzda ilk öğrendiğimiz
şey, bu spor için rüzgarlı olan her günün
uygun olduğu. Kesinlikle tecrübeli bir
eğitmen eşliğinde 30 knots’a kadar eğitim
alınabiliyor. İyi bir kite sporcusu olma
yolunda yeterli azme sahip olmanız yeterli.
Ünsal’ın dokuz yaşından 56 yaşına, 30
kilodan 120 kiloya kadar birçok öğrencisi
mevcut.
Aslında sezon dokuz ay
İdeal sıcaklığa sahip Alaçatı denizi,
içindeki canlıları açısından da çok güvenli.
Bu özelliklerine şık oteller, mekanlar ve canlı
sokaklar da eklenince bir sörf cennetine
dönüşmesi tesadüf değil. Özellikle havanın
sıcak olması sebebiyle mayıs-eylül ayları
arasının oldukça hareketli geçtiğini söyleyen
Orsa Sörf Okulu’nun sahibi ve 20 yıldır
bu sporla uğraşan Giray Hoşcanoğlu, sörf
için en uygun alanın Yumru Koyu olduğuna
dikkat çekiyor. Sörf okulları ve kulüplerinin
artmasıyla gelişen sörf kültürünü ise daha
ziyade gençler oluşturuyor. Giray Hoca’nın
gözlemlerine göre genellikle yoğun iş
19
DOSYA
temposunda çalışanlar windsurf yapmayı
tercih ediyor. Bir nevi meditasyon olarak
görüyorlar belki de...
Alaçatı’nın bir sörfçü kasabası olarak
başlayıp, eğlence mekanlarıyla turistik
bir merkeze dönüşmesinin ekonomik bir
değişimi de olmuş. Kaan Hoca, eskiden
ekonominin başında yer alan sörf turizminin
artık pastada daha küçük bir yere sahip
olduğunu söylüyor. Alaçatı’nın geleceği
için bir de önerisi var: “Alaçatı’da turizm iki
ay sürer ama sörf turizminin ömrü dokuz
aydır. Yani dokuz ay boyunca burada
yerli ve yabancı turistleri ağırlayabilirsiniz.
Kiteboard dünyada en yeni ve en hızlı
yayılan turizm kaynaklarından biri. Alaçatı
da biraz yatırım ve destekle dünyanın en
önemli kitesurf noktalarından biri olabilir.
Bizler gibi tecrübeli kite sporcularıyla bir
komisyon kurulup projeler üretilebilir.
Bu sayede daha fazla turist ağırlanabilir.
Alaçatı’nın kapasitesi şu anda yüzde 5
oranında kullanılıyor. Eğer yakın zamanda
yatırım yapılmazsa kendini zehirlemeye
başlayacak burası; çünkü bize ayrılan kısım
artık yetmiyor.”
SÖRF OKULLARI
Çağla Kubat Windsurf Academy
Tel: (549) 635 30 35
Adres: Akçakaya Mevkii, Liman Karşısı,
Alaçatı
Bu Bi Sörf Okulu
Tel: (232) 716 68 76
Adres: Liman Mevkii, Alaçatı
Bora Kozanoğlu Surf Center
Tel: (232) 716 69 11
Adres: Liman Mevkii, No:3, Alaçatı
Orsa Sörf Okulu
Tel: (532) 655 20 10
Adres: Akçakaya Mevkii, Liman Karşısı,
Alaçatı
Alaçatı Windsurf Okulu
Tel: (232) 716 61 61
Adres: Çark Plajı, Liman Mevkii, Alaçatı
Active Windsurf Center
Tel: (232) 716 63 83
Adres: Liman Mevkii, Alaçatı
20
DOSYA
Ufuk Sönmez (33)
Alaçatı’da yaşıyorum. Sağlıklı yaşam ve spor danışmanlığının
yanı sıra TV sunuculuğu da yapıyorum. Windsurf, kitesurf ve yelken
dallarında antrenörlük eğitimi aldım. Zaten uzun yıllar windsurf
camiasının içindeyim ve üç kez dünya şampiyonasında yarıştım. Şu
an daha çok kitesurf yapıyorum; çünkü daha zevkli, kolay ve ucuz. Şu
var ki; sörfe aşıksanız bir şekilde hayatınızın merkezine yerleşiyor. Tüm
işlerinizi rüzgara göre ayarlayıp kışın da dahil tüm mevsim rüzgarlarını
değerlendirmeye çalışıyorsunuz. Hatta kışın güney yarım küredeki sörf
merkezlerine gitmek için bütçe ayırıp plan yapıyorsunuz. Tabii bu süreçte
iyi beslenip dinlenerek bedeni sert rüzgarlara karşı hazırlamak gerekiyor.
Kaan Ünsal (36)
Kış sezonunda dünyadaki farklı spotlarda hem sörf yapıyor hem de eğitim
sistemlerini ve malzemeleri öğreniyorum. Ayrıca ocak-mart ayları arasında
federasyonun yetkili antrenörü olarak snowboard eğitimi veriyorum. Daha
önce Yalova’da yaşıyordum. Kiteboard ile sekiz yıl önce tanıştım ve her şeyimi
satıp Alaçatı’ya yerleştim. Gerek Alaçatı’nın tarihi dokusu gerekse istikrarlı
rüzgarı beni buraya çekti. Kiteboard ile hayatım tamamen değişti. Mütevazı
şeylerin beni mutlu ettiğini anladım, kendimi tanıma fırsatı yakaladım. Bir
parçam olduğunu keşfettiğim rüzgar yoksa eğlence de yok benim için. Suyun
üstünde her şeyi unutuyor, kendinle baş başa kalıyorsun. Sevgiliye duyulan
aşk gibi bir şey bu. Kiteboard’un asrın sporu olduğunu düşünüyorum.
Gİray Hoşcanoğlu (59)
Celal Bayar Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu’nda
Basketbol Öğretim Görevlisi olarak 2000 yılında emekli oldum ve
Alaçatı’da yaşıyorum. Uzun yıllar deplasmanda basketbol oynadım. 42
yıldır kayak eğitmenliği, 20 yılı aşkın bir süredir de windsurf yapıyorum.
Deniz, güneş ve doğa tıpkı bir meditasyon gibi. 7’den 77’ye sağlığı
elveren herkesin yapabileceği, çok keyifli bir spor windsurf. Tüm
yaşamım boyunca sporla iç içe yaşamak, Türk sporuna ve turizmine
katkıda bulunmak benim için çok önemli oldu. Değerli sporcular ve
eğitmenler yetiştirmenin mutluluğu paha biçilemez.
21
SANAT
ALAÇATI’NIN
TAŞLARINI
YÜZDÜREN SERGİ
Alaçatı’nın sanat yuvası Kırmızı Ardıç Kuşu Sanat Galerisi, 27 Haziran-23 Temmuz
2014 tarihleri arasında çağdaş sanatçı Genco Gülan’ı ağırlıyor.
Gülan’ın Alaçatı koylarındaki taşlardan hazırladığı ve sergiye ismini veren
‘Yüzen Kayalar’ yapıtı, sanatseverlere yepyeni bir deneyim sunuyor.
HANİFE YAŞAR / [email protected]
Ç
ocukluk yazları Çeşme ve Alaçatı’da geçen
Genco Gülan için bu sergi ayrı bir yere
sahip şüphesiz. Biz de Gülan’a Galeri Kırmızı
Ardıç Kuşu’nda ilk kez görücüye çıkan sergisinden yola çıkıp kendisiyle ilgili merak ettiklerimizi
sorduk.
Alaçatı’daki ilk serginiz bu. Anılarınıza
bir sergiyle dönüş yapmaya nasıl karar
verdiniz?
Babamın kocaman fotoğraf çantasını
ıslatmaktan korkarak denize gittiğimiz yıllarda,
ben de ilk fotoğraflarımı güneşin dinlendiği
daracık sokaklarda çektim. Şimdi de Alaçatı’nın
taşlarını yeniden yorumluyorum.
“Yüzen Kayalar” nasıl ortaya çıktı?
Sanatseverleri neler bekliyor?
Bir akşamüstü çarşıda incir yerken, yaşlı bir
ninenin sepetinde bol delikli beyaz taşlar sattığını
gördüm. O sıralar ben de çakıl taşlarıyla narin
bir heykel kurguluyordum ve denediğim taşlar
ağır geldi. Eve dönünce çarşıdan aldığım
sünger taşlarını denedim bu kez, daha iyi
sonuç verdiler. Sergiye hazırlanırken bu parçayı
ilk kez İstanbul’da yüzdürmeyi denedim ve
güzel fotoğraflar çıktı ortaya. ‘Yüzen Kayalar’
önemsediğim bir seri olduğundan sergiye de
bu ismi verdim. Serideki taş heykeller suda
yüzecekler, bu da heykelcilik alanına önemli bir
önerme sunuyor.
Çalışmalarınızın yaratım sürecinde,
kullanacağınız sanat dallarını ana
tema mı belirliyor yoksa tam tersi mi?
Yaratım sürecinde fikirleri ön planda
tutuyorum ama bazen süreç de öne çıkabiliyor.
Sürekli, fakat tutarsız bir süreç yaratıyorum.
Tutarlılık bazen tehlikeli bile olabiliyor bizim
işlerde. Tema bazen işi çok kolaylaştırıyor,
bazen de yaratım sürecini baltalıyor. Bu sergi
için konuşursam, Alaçatı’da tek bir kavram yok.
Bu bir seri ve ismi ön planda olsa da yapıtlar
Çeşme Müzesi dâhil üç ayrı mekâna yayılıyor.
Sergilerinizde dijital öğeler de
görüyoruz. Teknolojiye özel bir ilginiz
var mı?
22
Sanat ve teknolojinin ilişkisi, uzmanlaştığım
alanlardan biri. Yeni teknolojiler insanlığı ve
sanatı nasıl etkiliyor ve etkileyecek bunları merak
ediyorum. Yapıtlarımda ağır teknoloji kullanılmış
olsa da elektronik görgüsüzlük yapmamaya ve
alet ya da ekran bağımlılığına kapılmamaya
çalışıyorum.
Sergilerinize gelen sanatseverlerin
tepkilerini not eder misiniz hiç?
Kesinlikle evet. Seyirci tepkileri benim için
çok önemli. Mümkün olduğunca fikir sorar,
not alırım. Gerekiyorsa yapıtlarımı yenilerim
de. Örneğin son sergimde ‘Basketbol
Pabuçlu Koşucu’ isimli işi sergiliyordum
fakat seyirciden bir türlü istediğim tepkiyi
alamadım. Bunun üzerine pabuçları boyadım.
Bembeyaz heykelin ayakları renklenince,
seyirciler heykele sarılıp fotoğraf çektirmeye
başladılar.
SANAT
Yaz bitmeden Çeşme Marina’da da taş heykelleri sergileyecek
Genco Gülan, bazı parçaları akıntıya bırakmayı planlıyor.
Ona göre ‘Yüzen Kayalar’ serisi, Ege Denizi’nde
kaybolan kaçak göçmenler için alternatif bir anıt olabilir.
Bir gün final sınavı yaparken öğrencilerimden
İnsan çocukluğunuzu merak etmeden
duramıyor. Nasıl bir ortamda yetiştiniz? biri “Hocam cevabı duvarlara çizebilir miyiz?’
diye sordu. Penceresiz bir sınıftaydık ve içerisi
Evimizde her zaman klasik müzik çalar,
çok havasızdı. Birkaç saniye düşünüp “Peki,
kitapları başköşede durur ve yağlı boya seti
kabul” dedim. Öğrencilerim de kâğıtları
hep bir kenarda kokusunu verirdi. Şanslı bir
bir kenara atıp, yanıtları duvarlara çizmeye
çocuktum, kabul ediyorum. Bu yüzden sergide
başladılar sevinçle. Sınıfı
teşekkür olarak rahmetli
böyle geçtiler, çizimler
anneannem ve annemin
“Yapıtlarımı birden fazla
de duvarlarda birkaç
de birer tablosuna yer
vermeyi istedim. Seyirciye
atölyede üretebiliyorum. Bazen sene kaldı. Dolayısıyla
müfredatı hocalar değil,
de bu şekilde dönemsel
bir heykel iki ayrı şehir
öğrenciler değiştirmeli
bir boyutta düşünme
ve dört ayrı atölyeden çıkabiliyor.”
bence.
önerisi getirmeyi
düşündüm. Annelerimin
Öğrencilerinizden hareketle bugünkü
manzaraları benimkilerden güzel olsalar da
gençliğin sanatla ilişkisini nasıl
benim anlatacak başka hikâyelerim var!
yorumlarsınız?
Bu sene İstanbul Gençlik ve Sanat
Sanatçı yönüyle çizgilerin dışında biri
Bienali’nde bir dizi atölye çalışması yaptım,
olarak nasıl bir hocasınız? Müfredata
çocukların kafaları gayet açık ve sanata
bağlı mısınız mesela?
yatkınlar. Ama yaşları büyüdükçe kafaları
karışıyor. Sanatın popülerleşmesi olumlu
bir gelişme ama tek başına yeterli değil, alt
yapı çok önemli. Bunun dışında Gezi’nin ilk
günlerinde gençlerde müthiş bir yaratıcılık
gördüm, renkler ve espriler inanılmazdı.
Beyoğlu tam bir grafiti bienaline dönüşmüştü.
Keşke yıkıcılığa dönüşmek zorunda kalmadan,
o yaratıcılığı sokaklarda daim kılabilsek…
Sizce bir asır sonra sizi hatırlatacak
ilk eser/ imge ne olur?
Yeni medya yapıtlarım dünya üniversitelerinde okuma listelerine girmeye başladı, fakat
arkeolojik referanslı mutant heykellerim sıradan
seyirciler arasında çok daha popüler. Geçen
aylarda Arjantinli bir kız attığı tweet’te, ismimi
Michelangelo ile beraber anmış. Açıkçası çok
şaşırmadım. Ancak 100 yıl sonra bunlardan
hangisi kalır, ipi kim göğüsler Allah bilir!
23
Serİn mİ serİn
smoothie’ler
Sıcaklıkların artmasıyla birlikte serinletici olduğu kadar sağlıklı ve enerji verici
içeceklere olan ihtiyacımız artıyor. Bunu öngören Arnica şefleri,
sizler için Arnica Vega’yla serin mi serin içecekler hazırladı. Evde denemeniz serbest!
ÇİLEKLİ SMOOTHIE
Smoothie, milkshake’e benzeyen, içinde taze
meyve püresi-yoğurt ya da dondurma-süt-meyve
suyu bulunan soğuk bir içecek.
Malzemeler: 250 gr çilek / 2 yemek kaşığı
tepeleme dolu yoğurt (Yoğurt sulu olmamalı ama
süzme yoğurt da kullanmayın. Normal yoğurdu
tülbent yaydığınız bir süzgecin içine dökün
ve süzgeci derin bir kabın üzerine yerleştirin.
Süzgeçten akan yoğurt suyunu kullanmayacağız)
/ 2 yemek kaşığı bal (Balınız yok ise toz şeker
de kullanabilirsiniz, ölçüsünü damak tadınıza
göre ayarlayabilirsiniz.) / Yarım su bardağı soğuk
süt / 2 ya da en fazla 3 küp buz / Eğer evde
dondurmanız varsa 1 top vanilyalı dondurma da
ilave edebilirsiniz.
Yapılışı: Öncelikle çileklerinizi
yıkayın ve yeşil saplarını çıkartıp
süzün. Çilekleri büyüklüğüne
göre 2 ya da 3 parçaya kesin ve
blender’a atın. Balı, yoğurdu, sütü
de ilave edip iyice parçalayın.
Pürüzsüz bir kıvam almalı. En son
buzu da ilave ettikten sonra
tekrar blender’ı çalıştırın
ve karışımınız hazır.
İsterseniz hemen
servis edin isterseniz
buzdolabında biraz
bekletin. (Eğer
buzdolabında
bekletecekseniz buz ilavesi
yapmanıza gerek yok.) Servis
ederken üstünü taze nane yaprağıyla
ya da çilek dilimleriyle süsleyebilirsiniz. İçeceğimizin kıvamı, koyu boza
kıvamında olmalı. Sütünü ya da
buzunu fazla ilave ederseniz
kıvamı bozulabilir.
KİVİLİ SMOOTHIE
Malzemeler: 3 kivi / 1 su bardağı yeşil üzüm /
3 dilim kavun / 1.5 su bardağı buz
Yapılışı: Kivi, üzüm ve kavunu mutfak
robotundan geçirerek püre haline getirin. Buz
ekleyip 1 dakika daha karıştırın ve soğuk servis
yapın. Kivili smoothie artık hazır, afiyet olsun.
Buzlu içecek hazırlarken buz eklemek yerine
donmuş meyveler kullanabileceğinizi unutmayın.
Malzemeler: 1 fincan donmuş çilek / Yarım
fincan donmuş böğürtlen / 100 gram vanilyalı
yoğurt / 100 gram portakal suyu / 2 yemek
kaşığı öğütülmüş keten tohumu / 2 orta boy muz
Yapılışı: Tüm malzemeleri blender’a atın ve
karıştırın. Lezzetine inanamayacaksınız!
24
MUZLU SMOOTHIE
Malzemeler: 2 su bardağı süt / 2 orta boy
muz / 100 gr yoğurt / 1 çorba kaşığı bal /
Yarım çay kaşığı tarçın / Buz parçaları
Yapılışı: Muz dilimleri, bal, tarçın, yoğurt ve
sütü aynı anda blender’da çırpın. Karışıma
bal ve son olarak buz parçalarını ekleyin. Bal
yerine 1 tatlı kaşığı pekmez de ekleyebilirsiniz.
Yumuşak kıvamlı bir içecek elde edinceye
kadar karıştırın. İsterseniz rendelenmiş çikolata
ile süsleyebilirsiniz.
Bu bir ilandır.
ÇİLEKLİ BÖĞÜRTLENLİ
BUZLU İÇECEK
DEKORASYON
,
SAGLIK
GÜZELLI.
K
MODA
Alaçatı’da ‘Plus’ Günler
Alaçatı+ dergisi olarak bu yaz Alaçatı’da ‘Plus’ Günler
adıyla bir dizi etkinlik gerçekleştiriyoruz.
Sağlık, yeme-içme kültürü, güzellik, moda, kültür&sanat
gibi pek çok başlığın yer alacağı Alaçatı’da ‘Plus’ Günler
kapsamında gerçekleşecek etkinliklerimizden haberdar olmak
için Facebook ve Twitter adreslerimizi takip edin.
Etkinlik duyurularımız sadece
sosyal medya üzerinden yapılacaktır.
,
EGLENCE
Alaçatı+
AlacatiPlus
YEME
.
IÇME
KÜLTÜR
&
SANAT
25
RESTORAN
MANZARA BAHANE
YEMEKLER ŞAHANE
D
enizin yanı başındaki büyük bahçesiyle ilk
görüşte ilginizi çekecek olan Kydonia’nın
asıl sürprizi içeride. Bunu hem keşfetmeye
doyamayacağınız mönüsü hem de içerideki
ambiyansı için düşünebilirsiniz. Her şeyden
önce adaya gelmişsiniz hissi veren sazlıklı, testili
ve anforalı doğal ortamıyla burada ‘huzur’
kaçınılmaz. Kapıdan girince sizi karşılayan
balık tezgahı ve büyük meze dolabı, enfes bir
yemeğin habercisi.
Alaçatı Port Marina’da beşinci yılını kutlayan
Kydonia, rezervasyon şartı olmayan, 250 kişi
oturma kapasitesine sahip bir mekan. Zaten
İstanbullular bilir, Kuruçeşme’deki Kydonia da
180 kişi ağırlayabilen bir alanda kurulu. Belli
ki mönü kadar mekanın genişliği de önemli
işletme sahipleri için. Bu teknik bilgi sonrasında
biraz da mekanın ismine değinelim. Girit’te eski
bir medeniyetin ismi olan Kydonia, aynı
zamanda hem Ayvalık’ın tarihi
adı hem de nadir bulunan bir
Ege kabuklusunun ismi.
Zaten hemen kapıda ‘Bir
deniz, iki yaka, tek sofra’
sloganıyla dikkatinizi
çekecek kısa bir
tarihçe var. İçeride sizi,
mübadele sonrası Girit
ve diğer adalardan
gelen Türklerin eski aile
reçetelerinden oluşmuş
26
Gözü Yaşlı Eleni, Niko, Zaho ve daha niceleri... Acıklı bir aşk romanından alıntı gibi
duran bu isimler, Alaçatı’nın popüler mekanı
Kydonia’nın mönüsünde geçiyor. İsimleri
kadar lezzetleri de ilginç olan Kydonia
yemekleri, aynı zamanda bir kültür mirası.
bir mutfağın beklediğini anlayacaksınız.
Mezeler, soğuk ve sıcak yemeklerde çeşitlilik
çok. Her gün ortalama 70 çeşit meze çıkıyor.
Yemekler içinde deniz börülcesi, fava, balıklar,
ızgara çeşitleri gibi aşina olduklarımızın
yanında, gözü yaşlı Eleni, Niko, sakızlı ahtapot,
Arap saçlı sübye ve yatırma peyniri gibi belki
de ilk kez duyduğumuz tatlar çıkıyor karşımıza.
Unutmadan söyleyelim, girişteki meze dolabının
önünde neyin ne olduğunu tahmin
etmekle uğraşmanıza gerek yok.
Garsonlar tüm detaylarıyla bilgi
verip merakınızı gideriyor.
Siparişinize karar verince
sofrayı süslemek için Ege zeytini başı çekiyor.
Girit ezme peyniri, kekik ve cevizin harika
birleşimi zeytinyağı eşliğinde sunuluyor.
Kydonia’nın bu özel mutfağına hayat veren
şefi Niyazi Kaçmaz (39), neredeyse yaşı kadar
tecrübeye sahip. Tam 25 yıldır bu mesleğin
içinde. 1989’da memleketi Erzincan’dan
İstanbul’a gelen Kaçmaz, hem Karadeniz
hem de Girit mutfağını keşfetmiş. Kydonia’da
birbirinden ilginç yemeklerin hepsi özenle
hazırlanıyor ancak ‘yedi otlu mücver’ ve ‘Arap
saçlı sübye, ’Niyazi Bey’in en çok vaktini alan
yemeklerin başında geliyormuş.
(232) 716 07 65
İSİMLERİ KADAR
TATLARI DA ÖZEL
Niko: Yedi farklı ottan yapılan ve soğuklar
kategorisinin özel tarifi. Sunumuysa toprak
güveçte.
Sakızlı ahtapot: Damla sakızı ve dağ
kekiğinin istiridye kabuğunda sunumu harika.
Köz enginar: Görüntüsü tavuk ızgara gibi
dursa da o tam bir vejetaryen yemeği. Enginar
sevmeyenler bile hayran kalabilir.
Choriatiki salata: Yabani semizotu, iri
doğranmış domates ve salatalık, peyaz peynir,
halka soğan, organik zeytinyağı, nar sosu ve
dağ kekiğinin harika uyumu.
Sıcak yatırma peyniri: Yaklaşık altı ay
boyunca zeytinyağında bekletilen peynir, üzerine
konan çubuk tarçınla fırına veriliyor.
Lorlu ızgara börek: Uzaktan gül böreğini
andıran ama bambaşka bir lezzet.
27
DEKORASYON
EVİNİZE
YENİ BİR
DOKUNUŞ
Sezon hareketlendikçe Alaçatı’nın mağazalarında da çeşitlilik arttı,
yeni ürünler geldi. Dekorasyon sayfamızda bu ay sabah kahvenizin
keyfini artıracak fincanları, bahçe ya da iç dekorasyonunuza
renk katacak aynaları ya da koltukları bulabileceğiniz adresler var. Üstelik
hepsi her zevke ve bütçeye hitap ediyor.
A
Fuşy MİŞ
ME
HACI uyruğunun
,
uşu k
koltuk
Tavusk i bu hasır anuel’
edildiğ rilen ‘Emm eri
tasvir
nb
çev
lerde
ığında
1970’ e kullanıld ta adı da
t
filmind ir ikon. Ha Fiyatı
b
a
t
ılıyor.
ade
de an
il
k
532)
e
ş
bu
tabi. (
a
ğ
lı
r
paza 5 88 48
40
Alaçatı
Antİkl yapımı
e
en
enşeli
İran m umluklardan i
k
lo
r
n
la ilg
mopali desenli olan .
k
TL
e
çok çiç r. Fiyatı 250
o
50
çekiy
53 51
(532) 3
Sakula
H
ome
Aslen dokto
r
o
lan Mehta
Köksal’ın ta
p
şönil kuma sarladığı ürünlerden
şların kom
binasyonu
lanılarak,
kuliskeleti fırın
lanmış gürg
retro tarzı
en,
koltuğun fi
yatı, 1450
boyaması,
T
L
; el
su bazlı cil
a ve
boya kulla
nılarak ha
zırlanan
komidin is
e 525 TL.
(232) 716
67 62.
28
DEKORASYON
Ardıç
Kırmızı
Tasarım
Kuşu
aş ve
Dükkanı
rı, kum
alla
çınar d nan bu ayna
Doğal
la
n
n hazır
orasyo
rafyada m de dış dek
.
he
900 TL
hem iç ideal. Fiyatı
3
k
için ço 2) 716 66 6
(23
Höyük
Alaçatı
Unes
co
hazin ’dan ‘yaş
a
e
mark si’ ödüllü yan insan
a
A
s
lop
ı
n
ın
Koca
oğlu’ sahibi İb aşalı
na
rah
fiyatla
rı 50 ait tasarım im
8
lar
75
da. (2
32) 7 TL arası ın
n
16 0
3 15 -
Camgeran
rasında
a 90 a
da
50 il
r arasın t
la
Yaşları
n
a
c
e
n
n bu fi , İngiliz, Sovy n
değişe
s
a
e
limog
ve Alm
Fransız n, Avusturya lmak
i bu
inde
dönem ia modellerin -120 TL
Baver
tları 60
n. Fiya
ü
k
m
a.
ü
m
arasınd 72
16 96
(232) 7
Evvel
Zaman
Bu abajuru
n alt kısmı,
aslında
1930’lard
an kalma
bakır bir
sefertası. P
olisaj yapıl
dıktan
sonra üst k
ısmı plak v
e
gramafon
temalı kum
a
şl
a
kaplanmış
. (536) 30
5
20 20
29
LEZZET
Uçak yolculuğundan önce
Uçakla seyahat pratik olsa da, bu süreçteki yanlış beslenmeler keyfinizi kaçırabilir. Oysa uçuş öncesinde ve uçaktayken takip edeceğiniz
birkaç küçük ipucu, rahat bir yolculuk yapmanızı sağlar. Bakın
BTA’nın Sağlıklı Yemek Şefi Mark Decker bunun için neler öneriyor.
‘nın katkılarıyla
Ö
ncelikle, uçuştan birkaç gün önce şeker
tüketimini azaltmanız gerekiyor. Bağışıklık
sisteminizi güçlendirmek için bol miktarda
meyve, sebze ve tam tahıllı yiyecek tüketin.
Kabin basıncından dolayı bağışıklık sisteminiz
zayıflar ve çevrenizdeki yolculardan hastalık
kapmanızın ihtimali yükselir.
Uçuş öncesinde uykunuzu iyice alın.
Havalimanına giderken acele etmenize gerek
kalmayacak şekilde vakitlice evden çıkın.
Böylece havalimanında rahatlamak için biraz
daha zamanınız kalabilir. Yanınıza mutlaka
sağlıklı atıştırmalıklar alın. Besin değeri ve
lif açısından zengin gıdalar, meyve, sebze,
30
kuruyemişler ve yapay tatlandırıcı içermeyen
tahıllı barlar ilk seçenekleriniz olsun. İşlenmiş
veya şeker ve yağ açısından zengin gıdalar
enerjinizi tüketecek, sindirim sistemi sorunlarına
neden olacaktır. Tüm bunların yanında bol sıvı
tüketmeyi unutmayın. Su, meyve suyu ve meyve
çayı içmelisiniz. Meyve suyunuzu su ile karıştırabilirsiniz. Sıvı yasağının seyahat gününde yeterli
sıvı tüketmenizi engellemesine izin vermeyin.
Uçuştan önce kaçınmanız
gereken beş yiyecek
Uçuştan iki saat önce hafif bir yemek yemeyi
ihmal etmeyin. Mutlaka kaçınmanız gereken
bazı yiyeceklere ise hiç yüz vermeyin.
Bunlardan ilki fastfood. Vücudumuz
sodyum ve doymuş yağ içeren fastfood gibi
yiyecekleri sindirirken zorluk çeker. 11 bin metre
yükseklikteyken zaten sindirimin zor olduğu
düşünüldüğünde, bedenimizi bir de fastfood ile
yormamamız gerekir.
İkincisi, şişkinliğe neden olan yiyecek
ve içecekler. Basınçlı uçak kabini şişkinliği
desteklediğinden, bağırsakları genişlemeye
teşvik eden yiyeceklerden kaçınılması akıllıca
olacaktır. Kızarmış yemeklerin yanında soğan,
karnabahar, lahana ve fasulyegiller gibi
bazı ‘sağlıklı’ yiyecekler de şişkin bir balon
LEZZET
Cakes&Bakes’te bulabİleceğİnİz
Meyve Salatası
Malzemeler:
75’er gram kırmızı elma, yeşil elma, muz, çilek,
kırmızı üzüm, portakal, kivi ve 50 gram taze
böğürtlen.
Şerbet için: 30 gr bal, 5 gr kakule, 2 gr yıldız
anason, 1 defne yaprağı, 150 ml su.
Hazırlanışı:
Tüm meyveler ayıklanır. Üzüm hariç tamamı aynı
boy olacak şekilde küp doğranır. Kararmamaları
için limonlu suda bekletilir. Şerbet için bal hariç tüm
malzemeler ocakta 15 dakika kaynatılır. 30 dakika dinlendirilir.
Hazırlanan şerbet ılıkken süzülür ve bal eklenir.
Tamamen soğuyunca meyvelerle harmanlanır ve servis edilir. Dondurma ile servis
edilebilir. Nane ile süslenir.
gibi hissetmenize neden olabilir. Ayrıca bu
yiyeceklerin getireceği gaz sorunları kişisel
rahatsızlık ve toplumsal terbiye sınırlarının
ötesine geçebilir.
Sakınmamız gereken üçüncü konu alkol.
Bazı uçak yolcuları için, birkaç kokteyl içmek
uçuş öncesi alışkanlıklarının bir parçasıdır.
Alkolün insanı yatıştırdığına ve uyku getirdiğine
inanılır. Ancak doktorlar uçuş öncesinde veya
sonrasında alkol tüketmemek gerektiğini ifade
ediyor. Harvard Kamu Sağlığı Departmanı’ndan
beslenme konusunda uzman Doçent
Doktor Eric Rimm, Health Dergisi’ne verdiği
röportajda “Uçuş sırasında vücudunuzdaki
su azalacağından, alkol konsantrasyonu hafif
seviyelerde bile daha yüksek etki gösterecek ve
‘akşamdan kalma’ hali ihtimalini arttıracaktır”
diyor. Bununla birlikte halen birçok yolcu
uçuş öncesinde veya uçuş sırasında içkiden
vazgeçmiyor. Uçuş öncesi bir içki sizin için de
zorunlu ise, etkisini azaltmak için bol miktarda
su tüketmelisiniz.
Dördüncü maddemiz gazlı içecekler. Uçuş
sırasında, özellikle uzun
mesafeli bir uçuşta
kendinizi susuzluk, fiziksel
acı, kaba uçuş görevlileri
ve yanınızdaki kötü kokan
adam ile mücadele eden
bir süper atlet olarak
düşünmenizin size yardımı
olacaktır. Bir atlet olarak
triatlon sırasında asla kola
içmezdiniz, değil mi? Gazlı
içecekler, uzun mesafe
koşucusunun en büyük iki
BTA’nın Sağlıklı
Yemek Şefi Mark Decker
düşmanını tetikler: şişkinlik
ve kramplar.
Son maddemizi uygulamak biraz zor
olabilir. Çünkü hiçbir şey yiyip içmezseniz
iyi olur, diyeceğiz. 2008 yılında Journal of
Science dergisinde yayımlanan bir çalışmada
araştırmacılar, uzun bir uçuştan önce yaklaşık
16 saatlik bir orucun uçuş sersemliğinin
üstesinden gelmeye gerçekten yardımcı
olabileceğini ileri sürmüştü. Çalışmanın özeti
şu şekilde: Yemek ve uyku vaktimizi kontrol
eden içsel saatimizi normal şartlarda ışık
tetikler. Bedenimizde gıdanın eksik olduğunu
hisseden ikinci bir saat daha vardır. İkinci saat
devreye girdiğinde birincisi etkisiz kalır. Bu ikinci
saati açlıkla manipüle ederek zaman dilimi
değişikliklerine daha hızlı bir şekilde adapte
olabiliriz. Vücudunuzun çok aç olduğunu
düşünmesini sağlamanız halinde, yeni varış
yerinizdeki yemek saatine kadar uyanık ve
tetikte kalabilecek, bu süreçte vücudunuzun ışık
saatini yeniden ayarlayacaksınız. Şüphesiz ki,
çalışmanın deney fareleri üzerinde yapıldığını
ve ilişkinin insanlarda tespit edilmediğini
vurgulamalıyız.
Uçuş sırasında ne yemeli?
Uçuş sırasında sindiriminize yardımcı olacak
yeşil çay, muz, dutsu meyveler, ananas,
patates, zerdeçal ve kereviz
sinirlerinizi yatıştırabilir. Tam taneli
tahıllar ve yapraklı yeşillikler stresi
azaltır. Özellikle zencefil uçuştan
önce ve uçuş sırasında yenebilecek
mükemmel bir alternatiftir. Brokoli,
karnabahar, fasulyegiller, soğan,
sarımsak, tuzlu atıştırmalıklar, çok
fazla ekmek, kaz ciğeri, şeftaligiller
ve kızartılmış yiyecekler gibi
şişkinliğe neden olan yiyeceklerden
de uzak durmak gerekir.
Uçaktaki kuru havadan dolayı,
normal miktarın üç katı kadar sıvı
tüketmelisiniz. Her uçuş saati için
0.25 litre su yeterli olacaktır. Kahve, siyah
çay ve kolanın içindeki kafein susuzluğunuzu
artırır. Vitamin ve mineral açısından zengin
içecekler, uçuş sersemliğiyle başa çıkmanıza
yardımcı olur. En iyi seçenek yüzde 100 sebze
ve meyve sularına su karıştırmaktır.
Yolculuk doğuya ise karbonhidrat
batıya ise protein tüketin
Yedikleriniz uzun uçuşlarda rahat etmeniz
için size yardımcı olacaktır. Doğuya doğru
uzun mesafeli uçuyorsanız karbonhidrat
açısından zengin gıdalar tüketin. Bu,
uyumanıza destek olur. Batıya doğru
uçuyorsanız protein açısından zengin gıdaları
seçebilirsiniz. Bunlar da uyanık kalmanızı
sağlar. Bu şekilde uçuş sersemliğiyle daha
rahat başa çıkabilirsiniz.
31
YATÇILIK
’un katkılarıyla
Tekne mİsafİrlİğİne gİTMENİN İNCELİKLERİ
“En güzel tekne, arkadaşımın teknesidir”
denir. Evet, teknede misafir olmak her
zaman caziptir. Ama bunun da bir adabı
vardır. Bir tekneye misafir olacaksanız,
gitmeden önce bu yazıyı mutlaka okuyun.
İster küçük bir balıkçı kayığı ister bir
transatlantik olsun denizde birinci
kural şudur: Her teknede kaptan vardır
ve kaptanın sözü tek geçerli kanundur.
Dolayısıyla tekneye ayak basarken, tekne
sahibi arkadaşınızın açıklamalarını can
kulağıyla dinlemeniz ve bunlara dikkat
etmeniz gerekir.
Tekneye misafirliğe giderken kullanım
alanlarının kısıtlı olduğunu göz önüne
alarak fazla eşya götürmemelisiniz. Hava
şartlarına uygun giysileri, kişisel bakım
malzemelerini ve diğer gerekli şeyleri
minimumda tutmanız tavsiye edilir.
Eşyalarınızı teknenin sağını solunu
çizebilecek tekerlekli bavul ya da sert
malzemeden bagajlar yerine, yumuşak
spor çantalarla götürmelisiniz.
Kösele ya da topuklu ayakkabıların
teknelere zarar verdiğini unutmayın.
Siyah kauçuk tabanlı botlar ve benzeri
ayakkabılar da teknenin güvertesinde
çıkmayan izler bırakabilir. Bu yüzden,
özellikle sıcak havalarda en iyisi teknede
çıplak ayakla dolaşmaktır. Altı temiz ve
beyaz tabanlı spor ayakkabılar ya da
terlikler tekne için en uygunudur.
Denizde en önemli kurallardan biri,
her şeyin ‘neta’, yani düzenli ve yerli
yerinde olması gerekliliğidir. Dağınıklık,
bir teknede yaşamı zorlaştırmaktan
öte güvenliği de riske atar. Dolayısıyla
misafir olduğunuz teknede eşyalarınızı
ve kamaranızı tertipli bir şekilde tutmanız
gerekir. Çöpleri, belirlenen yerlere atmalı,
ortalıkta bırakmamalısınız. Ekmek gibi
doğal yiyecek maddeleri dışındaki hiçbir
şeyi denize atmamalısınız.
Tabii bir de teknedeki cihazlar var.
Kullanmayı bilmediğiniz cihaz ya
da malzemelere dokunmamalı ya da
kaptandan bilgi almalısınız.
Denize açıldığınızda kaynakların
kısıtlı olduğunu sakın unutmayın. Tatlı
suyu idareli kullanmalı, mümkün olduğu
kadar az bulaşık kirletmeli, jeneratör yoksa
batarya kullanımına dikkat etmelisiniz.
Tekne tuvaletleri karadakinden farklı
olduğundan tuvalete kağıt ve benzeri
nesneler atmamaya özen gösterin.
BOSPHORUS CUP 2014 ÖDÜLLERİ VERİLDİ
Bu yıl 13.’sü düzenlenen ‘Bosphorus Cup
2014’ yelken yarışlarının yüzlerce kişinin kupa
heyecanına ortak olduğu ödül töreni gecesi,
İstinye Park AVM’de düzenlendi.
ORG Sports Managment, Türkiye Yelken
Federasyonu ve İBB Spor A.Ş. tarafından 5-8
Haziran tarihleri arasında düzenlenen yarışta,
bu yıl farklı sınıflarda katılan 80 tekne kıyasıya
mücadele etti.
Can Yalman’ın tasarladığı ve her yılın birincisine
32
devredilen gümüş kupanın sahibi, Garanti Sailing
Fenerbahçe 1 teknesiyle Oğuz Ayan ve ekibi
oldu. İkinci olan Protel-Matmazel Teknesi ile Toka
Yelken Ekibi ve Alp Somer, üçüncü olarak bitiren
Medianova Acadia 3 ile Vedat Tezmen ve ekibine
IRC ve destek sınıflarında dereceye girenlere de
ödülleri takdim edildi. Bu sırada, ‘Bosphorus Cup
2014’ için İstanbul’a gelen ve dört gün boyunca
unutulmayacak kareler yakalayan Martinez
Studio’nun çektiği fotoğraflar da sergilendi.
Sigara içiyorsanız, kaptanın izin verdiği
yerlerde ve azami dikkat göstererek
yapmalısınız. İzmaritleri ıslatarak, söndüğünden
emin olmalı ve denize atmamalısınız.
Seyir halindeyken eşyalarınızı
sallantıda dağılmayacak bir şekilde
sabitlemelisiniz. Bardak, şişe gibi düşüp
kırılacak ya da dökülecek şeyleri gelişigüzel
yerlere koymamalısınız.
Küçük çocuklar ya da yüzme
bilmeyen misafirler seyir halindeyken
can yeleklerini giymeli ve teknenin riskli
bölgelerinden uzak durmalıdır.
Teknede misafir de olsanız, denizde
şart olan iş bölümüne katılmalı,
kaptanın yönlendirmesi doğrultusunda
demir alma ve demirleme sırasında ve
gerekirse seyir halindeyken üstünüze düşen
yapmalısınız.
YATÇILIK
E
ÖN AR
NL
A
K
ÇI
Yenİ Elan 400
Boy: 11.95 m.
En: 3.87 m.
Ağırlık: 8 ton
Motor markası: Volvo Penta
Motor adedi: 1
Motor gücü: 38 HP
Yakıt türü: Dizel
Yakıt deposu: 170 lt.
VanDutch 40
Boy: 12.08 m.
En: 3.50 m.
Ağırlık: 8 ton
Motor markası: Cummis
Motor adedi: 2
Motor gücü: 480 HP
Yakıt türü: Dizel
Yakıt deposu: 600 lt.
*Bu tekneleri ve daha fazlasını yatvitrini.com’da bulabilirsiniz.
33
DERGİMİZİ BULABİLECEĞİNİZ ADRESLER
ATATÜRK HAVALİMANI MILLENIUM LOUNGE ATATÜRK
HAVALİMANI CAKES&BAKES CAFE İZMİR ADNAN MENDERES
HAVALİMANI MILLENIUM LOUNGE ANKARA ESENBOĞA
HAVALİMANI MILLENIUM LOUNGE İDO CAKES&BAKES CAFE
ŞUBELERİ MSA İSTİNYE PARK ARMANI CAFE KARAKÖY FERAH
FEZA KAFE Pİ ŞUBELERİ VENİ VİDİ GÖZ BIGCHEFS ŞUBELERİ
KİRPİ CAFE CITYBEAUTY PILATES PLUS LUCCA PLANET LIFE
STYLE CLUB DELICATESSEN POP-UP CAFE BAHÇECİK KUAFÖR
DENTİSTANBUL EBİL SAÇ TASARIM MUHİT SIR WINSTON TEA
HOUSE DÜNYA GÖZ DERİN DESIGN SHOWROOM URBAN
HEALTH PİLATES DR. AYŞEGÜL SALTAT POLİKLİNİĞİ HÜNKAR
LOKANTASI HARVARD CAFE PLUSDENT COFFEEWAY CAFE
CADDE DENTAMED KAKTÜS THE JUNCTION PUB KARABATAK
JOURNEY OPS CAFE DEM KARAKÖY TEŞVİKİYE CAFE TRIBECA
NİŞANTAŞI THE WINSTON BRASSERIE MUMS CAFE TÜKKAN
BEJ KARAKÖY BANDO KARAKÖY KÖŞE KAHVE ORTA KAHVE
KIRMIZI ARDIÇ KUŞU SANAT GALERİSİ BAY SAKO OTEL
PAPARAZZİ ALAÇATI ANTİK ALAÇATI BEACH RESORT KAPARİ
BAHÇE PROPAGANDA BEACH & CLUB ALAÇATI
35
Download

KITE İLE UÇMAK MI SÖRFLE DALGALANMAK MI?