2014 FELAKETLERİYLE GİTTİ...
’TE
Fiyatı 25 Kr
www.yedigungazetesi.com
1 Ocak 2015 Perşembe
Yeni yıl cezalardaki yüzde 10.11’lik artışla geldi
Çeşitli vergi, harç ve cezalardaki yüzde 10,11’lik artış yeni
yıl ile birlikte yürürlüğe girdi. Buna
göre, 1-3 yaş grubunda 1300
cm3'e kadarki otomobillerin
MTV'si 591 liraya, 1301-1600 cm3
arasındakilerin 946 liraya, 4001
cm3'ün üzerindekilerin ise 21 bin
517 liraya çıkacak.
Yeni yılda çeşitli vergi, harç ve cezalar
arttı. MTV, damga vergisi, çevre ve temizlik vergisi, harçlar, trafik ve vergi
cezalarında yüzde 10,11’lik artış oldu.
Trafik cezaları da yeniden değerleme
oranında artırıldı. Buna göre, kırmızı
ışıkta geçmenin 172 lira olan cezası,
yeni yılda 189 liraya yükseldi.
AMAN DİKKAT!..
Bugünden itibaren kırmızı ışıkta
geçenler 189 lira, alkollü araç
kullananlar ilk yakalamada 800 lira
ödeyecek.
HIZ YAPMAYIN!..
Hız sınırını yüzde 30'a kadar
aşan sürücüler 189 lira, yüzde
30'un üzerinde aşanlar ise 392 lira
ceza ödeyecek.
Yeni yılda emniyet
kemeri takmayanlar ve park
yasağını ihlal
edenler 88 liralık
ceza ile karşı
karşıya kalacak.
HABERİ
12. SAYFADA
Çocuk Meclisi üyeleri yayaları yakından
ilgilendiren soruları bilemeyen vatandaşlara,
üzerinde “somurtkan yüz” etiketi bulunan
limon, soruları bilen vatandaşlara ise “gülümseyen surat” etiketli elma verdiler.
Büyükşehir Belediyesi 20. Dönem
Çocuk Meclisi üyeleri, Kızılay’da trafik
denetimi yaptı.
HABERİ 6. SAYFADA
Ruhsat rekoru kıran cazip ilçe M
Altındağ Belediye Başkanı
Veysel Tiryaki, kentsel
dönüşüm kapsamında çalışmalarını ara vermeden sürdürüyor. 2003 yılında 68 olan ruhsat
sayısı, 2009’a gelindiğinde
450’ye çıkıyor.
Bu sayı, her yıl artarak 2014
yılına gelindiğinde neredeyse
2 katına çıktı. 2010 yılında 525
inşaat ruhsatı, 2011 yılında 699
inşaat ruhsatı verildi. 2012 yılında verilen inşaat ruhsat sayısı
ise 656 oldu. 2013 yılında 750
inşaat ruhsatı veren Altındağ
Belediyesi, 2014 yılında yine bir
rekora imza attı. 2014 yılında
850 inşaat ruhsatı verildi.
DURUAY
yeni parkı
TANITTI
Gölbaşı Ak Parti
İlçe Yönetimine
Gölbaşı Toki yolu
üzerine yeni yapılan
parkı gezdiren
Gölbaşı Belediye
Başkanı Fatih Duruay,
park hakkında bilgi
verdi.
HABERİ
5. SAYFADA
Hayrettin İvgin
Kültürel Boyut
8. Sayfada
Fehmi Koru
Siyaset ile medya
kötü yol arkadaşlarıdır
3. Sayfada
Prof.Dr. Nurullah Çetin
Türkçe Bakış
Ankara’daki Yozgatlılar arabaşı sofrasında buluştu…
Başkent’te
yaşayan
Yozgatlılar,
Etimesgut Yozgatlılar
Derneği’nin geleneksel Arabaşı programında bir araya
geldiler. Mevlana
Kültür Merkezi’nde
düzenlenen programa, Etimesgut
Belediye Başkanı
Enver Demirel, MHP
İl Başkanı Fatih
Çetinkaya, Tarım
Köyişleri ve Maliye
eski Bakanlarından
Lütfullah Kayalar,
MHP, CHP ve AKP
belediye meclis
üyeleri, ilçe teşkilatları, Yozgatlı kamu
kurum ve kuruluş
Tarım Köyişleri ve Maliye eski Bakanlarından
yöneticileri, sivil
Lütfullah Kayalar’ın da katıldığı buluşmada
toplum kuruluş temEtimesgut Yozgatlılar Derneği Başkanı Ebuzer Gıffari silcileri, muhtarlar ve
Bakır, Yozgatlılar’a verdiği destek için Etimesgut
bini aşkın Yozgatlı
Belediye Başkanı Enver Demirel’e teşekkür etti.
katıldı. 4’TE
YOĞUN BİR KATILIM VARDI
Altındağ Belediye Başkanı
Veysel Tiryaki “Geçtiğimiz yıllarda verdiğimiz ruhsat sayısının
neredeyse tamamını sadece 1
yılda veren bir belediye haline
geldik. Bu da Altındağ’daki
değişimin ve dönüşümün en
güzel göstergesi…
Hayata ve
Aşka dair
8. Sayfada
www.
gazetesi.com.tr
gazetemizi bu adresten
takip edebilirsiniz
’ü
’dan
takip edebilirsiniz
87 yaşındaki sıcak demir ustası
Hüsnü Kaya, ilerleyen yaşına rağmen kömür ocağında ısıttığı demiri,
emektar elleriyle döverek şekil
veriyor. HABERİ 4. SAYFADA
HABERİ 4. SAYFADA
Geri dönüşüm
İNCELEMESİ
Mamak Belediyesi Başak Bilgi
Evi, öğrencileri Mamak Katı Atık
Entegre Tesisi’ni ziyaret etti. Bilgi evi
öğretmenleri ile birlikte tesisi gezen
öğrenciler Kimyager Burçin Tunç ve
Çevre Mühendisi Fatma Akbaş
tarafından geri dönüşüm konusunda
bilgilendirildi. HABERİ 6. SAYFADA
Gazetemizi
https://www.
.com/YediGün-Gazetesi
Türk Kızılayı
HIZIR GİBİ!
9. Sayfada
M.Nuri Parmaksız
A
Ş
A
L
L
A
H
Gazetemizi
https://www.
/yedigun.gazetesi
Dünyanın birçok yerindeki mağdurların imdadına koşan Türk Kızılayı,
Ortadoğu, Balkanlar, Asya kıtası ve
Avrupa'da onlarca ülkeye götürdüğü
yardımlarla dünyanın en büyük hayır
kuruluşlarıyla yarışıyor.
HABERİ 12. SAYFADA
2
SINEMA
TV / MAGAZIN
1 Ocak 2015 Perşembe
Şehit subayın “aşk hikayesi” beyaz perdede
Çanakkale Boğazı'nda, 61 yıl önce bir şileple çarpışarak batan Dumlupınar
Denizaltısı'nda şehit olan bir subayın aşk hikayesi, çekimlerine başlanan
"Sonsuza Kadar" adlı filmle beyaz perdeye aktarılıyor.
ÇANAKKALE - Akdeniz'deki
Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü
(NATO) tatbikatı dönüşü 4 Nisan
1953'te, Nara Burnu önlerinde İsveç
bandıralı "Naboland" şilebiyle
çarpışarak batan Dumlupınar
Denizaltısı'nda şehit olan 81 denizciden İsmail Türe'nin aşk hikayesinin
anlatıldığı filmin yapımcılığını Kuzey
Kumsal üstleniyor. Çekimlerine
başlanan "Sonsuza Kadar" adlı 30
dakikalık kısa metraj filmin çekimlerinde, Deniz Kuvvetleri
Komutanlığına ait bir denizaltı ile
Gölcük'teki Donanma
Komutanlığı'nda aslına uygun olarak
yeniden yapılan "TCG Nusret" gemisi
kullanılıyor. Filmde, şehit subayın
nişanlısı rolünü Çanakkale Onsekiz
Mart Üniversitesi İletişim Fakültesi
Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü
öğrencisi Sezen Düzakar, İsmail
Türe'yi ise Harun Ümit Yılmaz canlandırıyor. Teknik ekibi ve oyuncu
kadrosu 50 kişiden oluşan filmin
yönetmenliğini ise Erkan Özcan
yapıyor. Yapımcı Kuzey Kumsal, AA
muhabirine yaptığı açıklamada,
filmde, 61 yıl önce yaşanan aşk
hikayesini bazı kurgularla daha dramatize hale getirdiklerini söyledi.
Hedeflerinin, 81 şehit denizcinin
anılarını yaşatmak olduğunu vurgulayan Kumsal, şöyle konuştu:
"Çanakkaleli bir yapımcı olarak
bunu kendime bir borç bildim.
Yaptığımız birçok projeden sonra
Dumlupınar'ın da insanlar tarafından
tanınması, bilinmesi gerektiğini
düşünüyorum. Şimdi tabii şehitlerimizi biliyoruz, saygıyla anıyoruz, insanlar 1915'i biliyor ama çok yakın bir
tarih olan Dumlupınar faciası var.”
dedi.
Hollywood yıldızlarından Luise Rainer 104 yaşında öldü
Hollywood'u
n altın
çağının yıldızlarından biri
olarak ün
kazanan
oyuncu
Luise Rainer,
104 yaşında
hayata veda
etti.
LONDRA - Üst üste iki kez Oscar
kazanan ilk oyuncu olarak tarihe
geçen Rainer'in kızı Francesca
Knittel-Bowyer, annesinin
Londra'daki evinde zatürreden
öldüğünü açıkladı.
Avusturya'nın başkenti Viyana'da
12 Ocak 1910'da dünyaya gelen
Rainer, oyunculuk kariyerine henüz
küçük bir çocukken başladı.
Avusturyalı yönetmen Max
Reinhardt'ın gözdesi olan Rainer
çeşitli filmlerde rol aldıktan sonra
Hollywood'daki bir yetenek avcısı
tarafından keşfedildi. 1935'te rol
aldığı "Ascapade" adlı film, Rainer'i
Hollywood'un yıldızlarından biri yaptı.
Vizyona
yeni
girecek
filmler
KIYAMET GECESİ
Televizyon muhabiri
Angela, büyük
uğraşlar sonucunda
lanetli binadan dışarı
çıkarılmış ve bir
petrol gemisinde
karantinaya alınmıştır. Ancak kimsenin bilmediği bir
gerçek vardır, Angela
binadan girdiği şekilde çıkmamıştır.
05:58İstiklal Marşı ve Günün
Program Akışı
06:00 Yamak Ahmet
06:40 1'de Sabah
09:00 1'de Bugün
09:15 Avrupa Avrupa
11:10 İyi Fikir
13:15 Ana Ocağı
14:55 Dizi Klip
15:00 Elde Var Hayat
16:15 1'de Bugün
16:30 Seksenler
19:00 Ana Haber Bülteni
19:45 Spor
19:50 Hava Durumu
19:55 Seksenler
23:00 Yerli Dizi
01:15 Ana Ocağı
02:30 Avrupa Avrupa
04:05 İyi Fikir
07:00 Kahvaltı Haberleri
10:00 Müge Anlı İle Tatlı Sert
13:00 Kızlar ve Anneleri
15:00 Alemin Kıralı
16:00 Zahide ile Yetiş Hayata
18:45 Atv Ana Haber
20:00 Jurassic Park
23:10 Nihat Hatipoğlu
ile Dosta Doğru
01:10 Hayat Devam Ediyor
20:00 ARAMIZDA KALSIN
Evinin satışa çıktığını öğrenen Bahattin kolları sıvar.
Hem evini geri almaya
çalışacak, hem de uzun
süredir sakladığı bu sırrı
Hüsne'ye açıklayacaktır.
Aynı gün Hüsne de 25.
evlilik yıldönümleri için bir
kutlama hazırlamaktadır.
Yadigar ve Civan kendi
özel tarifleri ile dürüm-pizza
yapar. Yeni icadları hem
onların hem de ailenin hayatını değiştirecek bir yolculuğun başlangıcı olacaktır.
Cemal ve Behiye akşam
Ceylan'ı istemeye geleceklerini söylerler oysa iki
gencin arası hala
düzelmemiştir.
Rainer, 1936'da "The Great
Ziegfeld", 1937'de ise "the Good
Earth" filmleriyle "En İyi Kadın
Oyuncu" ödülüne layık görülerek iki
kez üst üste Oscar alan ilk oyuncu
oldu. 1943'te "Hostages" filminde rol
aldıktan sonra Hollywood'u terk
ederek Londra'ya yerleşen Rainer,
son kez 1988'te Dostoyevski'nin
"Kumarbaz" eserinin beyaz perdeye
uyarlamasında rol aldı.
Oscar tarihinde sadece beş oyuncu üst üste ödül kazandı. Rainer'ın
yanı sıra Spencer Tracy, Katharine
Hepburn, Jason Robards ve Tom
Hanks, üst üste iki kez Oscar'a layık
görülerek tarihe geçti. (AA)
SON UMUT
Avustralyalı bir çiftçi
olan Connor (Russell
Crowe), 1919 yılında
Çanakkale Savaşı'nın
ardından Türkiye'ye
gelir. Gelibolu'da savaşta
kaybolan üç çocuğunu
bulmak için arayışa
koyulur. Arazide su
bulma konusunda bir
usta olan Connor,
oğullarına ait bir iz bulabilmek için her şeyi
yapacaktır.
07:00 HER SABAH
08:45 2.SAYFA
10:40 DUDAKTAN KALBE
12:30 ERKAN AKKUŞ İLE
ÖĞLE HABERLERİ
12:50 DERYA'NIN DÜNYASI
15:00 DUDAKTAN KALBE
16:40 DOLU DOLU
ANADOLU
17:40 GAGGUK
18:15 EKİN OLCAYTO İLE
ANA HABER
19:30 SPOR BÜLTENİ
19:45 YABANCI SİNEMA
DA VİNCİ ŞİFRESİ
22:20 KICKBOKS GECESİ
CANLI
00:00 YABANCI SİNEMA
İNFAZ SINIR
DEVRİYESİ-TEKRAR
01:15THE UNIT (EKİP)
TEKRAR
02:00Y ABANCI SİNEMA
DA VİNCİ ŞİFRESİ-TEKRAR
06:00 Benim Hala
Umudum Var
06:45 Aşkın Bedeli
07:30 Bugün
09:00 Beni Affet
10:00 Melek
11:45 Hayat Sevince Güzel
13:15 Aşkın Bedeli
14:45 Benim Kuaförüm
16:30 Beni Affet
18:30 Star Haber
19:15 Deniz Yıldızı
20:00 Aramızda Kalsın
22:00 Reaksiyon
19:45 DA VİNCİ’NİN ŞİFRESİ
Orjinal İsmi:The Da Vinci Code
Yönetmen:Ron Howard
Oyuncular:Tom Hanks, Audrey
Tautou, Jean Reno
Yapım Yılı:2006
Tür:Macera/Gerilim
Bir gece, Louvre müzesi müdürü
öldürülmüş olarak bulunur. Bu olay
üzerine ünlü göstergebilim
Profesörü Robert Langdon (Tom
Hanks) Louvre müzesine çağırılır.
Müze müdürü ardında esrarengiz
bir simge dizimi ve ipuçları bırakmıştır. Kendisi de tehlikede olan
Langdon, polis kriptoloji uzmanı
Sophie Neveu'nün (Audrey Tautou)
yardımıyla, Leonardo Da Vinci'nin
çalışmalarında bir dizi akıl almaz
sırrı çözer.
Milyonluk ünlülerin
kiralık tutkusu
İSTANBUL - Lüks otomobilleriyle gövde
gösterisi yapan ünlü isimler, kiralık araçları tercih etmeye başladı. Nedeni ise tasarruf.
Magazin dünyasının ünlü isimleri kiralık otomobil kullanarak, hem lüks araçlarıyla hava atıyor
hem de kazançlı çıkıyor.
Değeri 1 milyon doları bulan araçlarını satan
Serdar Ortaç, kiralık araç kullanmasının nedenini, “Aracı satarken değer kaybediyor. Kiralıyorum, arıza çıkarsa yenisini alıyorum. Bu dünyada kiracıyız, satın almaya gerek yok” sözleriyle
açıkladı.
Sinem KOBAL : ‘Para kolay kazanılmıyor’
Uzun zamandır kiralık otomobil kullanan Sinem Kobal, “13 yaşından beri çalışıyorum ve
kendi ayaklarımın üzerindeyim. Para kazanmanın kolay olmadığını biliyorum. Bu yüzden de
hiçbir zaman çok büyük paralar verip otomobil
almak istemedim. 20 yaşından bu yana kiralık
otomobil kullanıyorum, böyle mutluyum. Satın
almayı da düşünmüyorum, çünkü lüks merakım
yok” diye konuştu.
Berrak TÜZÜNATAÇ:
Paparazzilerden kaçmak için
Araç kiralayan bir diğer ünlü ise oyuncu
Berrak Tüzünataç. Paparazziler tarafından
arabası mimlenen Tüzünataç, magazin
muhabirlerinden kaçabilmek için kiralık otomobil tercih ediyor.
YUSUF YUSUF
Yusuf & Yusuf'ta, çocukluğundan beri otomobil
yarışlarına ilgi duyan, hep rallici olma hayalleri kuran,
ancak hayat şartlarına yenilip
Ankara’da dolmuş şoförlüğü
yapmaya başlayan Yusuf'un,
dolmuşuna binen bir
suikastçiyi engelleme
çabalarını izleyeceğiz. Üstelik
bu suikastçinin de adı
Yusuf'tur. Yapımcılığını Süreç
Film, Ali Gündoğdu’nun
üstlendiği filmin yönetmeni
ise “Sağ Salim”in de yazarı
ve yönetmeni olan Ersoy
Güler...
06:15 Oynat Bakalım
07:15 Disney Çocuk Kuşağı
08:15 Magazin 8
08:45 Aramızda Kalmasın
12:00 Para Bende
13:30 Oynat Bakalım
15:15 Ver Fırına (Yeni Bölüm)
17:00 Çok Güzel Hareketler
18:30 Ütopya (Yeni Bölüm)
20:00 Kaçak Gelinler
23:15 Ütopya
00:30 Ver Fırına
01:45 Aramızda Kalmasın
04:00 Arda’nın Mutfağı
05:00 Para Bende
06:00 Geniş Aile
06:45 Günaydın
09:30 Alın Yazım
11:00 Aşk-ı Memnu
12:30 Gün Arası
13:00 Ben Bilmem Eşim Bilir
15:45 Evim Şahane
17:15 Arka Sokaklar
18:40 Baba Haber Bülteni
19:00 Ana Haber Bülteni
20:00 Kurtlar Vadisi Pusu
23:15 112 Acil
20:00 KURTLAR VADİSİ
Polat kendisine kurulan
kumpasa düşmemek
için, zekice kurduğu
planına tüm ekibini
dahil eder. Cahit ve
Safiye’nin kurtulması
için herkes tetiktedir.
Brandon ise planını
güçlendirmek için yeni
figüranlarını hazırlamakla meşguldür.
Polat Alemdar’ı köşeye
sıkıştırmak için her
imkanı değerlendirir.
Neyse ki Polat, onu bu
zahmetten kurtaracaktır. Zira, görüşmek istediği başka birisi vardır.
1 Ocak 2015 Perşembe
Ankara Sanayi Odası (ASO)
Başkanı Nurettin Özdebir,
bankaların yurt dışından
sağladıkları fon ve sendikasyon kredilerinin maliyetinin
çok düşük olmasına karşın
müşterilerine yüksek maliyetli kredi kullandırmalarını
eleştirerek, "En prestijli müşterilerine bile döviz cinsinden yüzde 6-7'den kullandırıyorlar. KOBİ'ler söz konusu
olduğu zaman bu rakamlar
uçuyor. Yüzde 1'in altında
mal ettiğin bir krediyi sen
hangi vicdanla yüzde 6 ile
satıyorsun" dedi.
Sanayiciden bankalara
"FAİZ" eleştirisi
ANKARA - Özdebir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Merkez Bankasının sıkı para
politikası uyguladığını belirterek, kurlardaki
oynaklık açısından bakıldığında bu politikanın doğru olarak görülebileceğini ifade etti.
Enflasyon açısından değerlendirildiğinde ise
politikayı yanlış bulduğuna işaret eden
Özdebir, "Çünkü zaten piyasada talep yok"
dedi.
Sıkı para politikasının piyasaları daralttığını ve beraberinde maliyet enflasyonunu getirdiğini anlatan Özdebir, daralmadan en çok
KOBİ'lerin zarar gördüğünü söyledi.
Sayıları az olmasına karşın Türkiye'deki
büyük işletmelerin ihracatın yüzde 60'ını gerçekleştirdiğini belirten Özdebir, "Geri kalan 2
milyon şirketin girdilerini temin eden ana
sanayi firmaları bu büyük firmalardan müteşekkil. Onlar, piyasadaki tekel durumlarından
da istifade ederek, verdikleri fiyatı ve vadeyi
dikte ediyorlar. O tarafta vadeler uzamıyor
ama küçük işletmelerin vadeleri çok uzadı.
5-6 aylık vadeler normal kabul ediliyor" diye
konuştu.
İşletmelerin likidite batağı içinde bulunduğu uyarısını yapan Özdebir, sanayi kesiminin
acilen işletme ve özkaynak sermayeleri ile
ilgili sıkıntılarına çözüm bulunması gerektiğinin altını çizdi.
Bu konudaki çözüm önerilerini de paylaşan Özdebir, özellikle endüstriyel ürün üreten
sanayicinin finansman ihtiyacının karşılanmasının önemine dikkati çekti. Özdebir, düşük
faizli ve piyasadaki satış şartlarına uygun
vadelerde finansman imkanının sağlanması
gerektiğini dile getirdi.
Finansör konumundaki bankaların, kullandırdıkları kredilerin büyük bir kısmının yurt
dışından sağlanan fonlar ve sendikasyon
kredilerinden oluştuğunu belirten Özdebir,
"Fon kredilerinin Türkiye'deki bankalara
maliyeti yüzde 0,6-0,8, sendikasyon kredilerinin ise 1,5 civarında. Ama en prestijli müşterilerine bile döviz cinsinden yüzde 6-7'den
kullandırıyorlar. KOBİ'ler söz konusu olduğu
zaman bu rakamlar uçuyor. Yüzde 1'in altında mal ettiğin bir krediyi sen hangi vicdanla
yüzde 6 ile satıyorsun" dedi.
Bu şartlar altında reel sektörün sıkışmasının finans sektörünü de olumsuz etkileyeceğini ifade eden Özdebir, sattıkları parayı tahsil edememelerinin bankalar açısından sıkıntı
yaratacağını söyledi.
Bankaların, karlarından fedakarlık etmedikleri takdirde müşteri bulamayacaklarını
savunan Özdebir, "Yapısı itibarıyla bankacılık
sektörünün batığı olmadığı müddetçe kar
etmemesi mümkün değil. Hepimiz aynı
gemideyiz. Mühim olan gemiyi yüzdürmektir"
diye konuştu.
Finansör, üretici ve nihai tüketici ilişkisinde bütün yükün sanayicinin omuzunda kaldı-
ğını anlatan Özdebir, sanayicinin tüketici olan
çalışanına ücret ödemek ve uzun vadeli mal
satmak durumunda olmasına karşın ana girdiler konusunda kendisine fiyat ve kısa
vadenin dikte edildiğini dile getirdi.
Türkiye'nin yılın 3. çeyreğinde yüzde 1,7
olarak gerçekleşen büyüme performansını
da değerlendiren Özdebir, durgunluktan çıkmaya çalışan ABD ekonomisinin yüzde 4'ün
üzerinde büyüdüğü bir ortamda Türkiye'nin
yıllık yüzde 3 büyüme oranıyla yetinmemesi
gerektiğini söyledi.
Türkiye ekonomisinin 2000'li yıllarda yüksek büyüme oranları yakaladığına işaret
eden Özdebir, buna karşın son yıllarda büyüme hızında hissedilir bir düşüş olduğunu ve
herkesin bu durum üzerine düşünmesi
gerektiğini kaydetti.
Bu yılın Türkiye açısından zor geçtiğini
dile getiren Özdebir, "Ülke olarak kendi kendimize siyasi istikrarsızlıklar yarattık. Gezi
eylemleri ve 17 Aralıktan sonra seçimler
yapıldı ama hiçbir şey değişmedi ama kendi
kendimize böyle bir algı yarattık ve bu algıyla
insanlar yatırım konusunda beklemeye geçti.
Bunun doğal sonucu olarak iç piyasada
daralma ve istihdamda düşme oldu. Türkiye
aslında layık olduğu büyüme performansını
gösteremedi" diye konuştu. (AA)
Kriminal uzmanlarından
"imza" uyarısı
ANKARA - Genellikle abonelik sözleşmeleri ile çek ve senetlerde sahte imzalarla
karşılaşan kriminal uzmanları, vatandaşlara
imzalarında isim ve soyad kullanmaları ve
bunları kendilerine özgü çizgisel hareketlerle tamamlamalarını tavsiye ediyor.
Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal
Daire Başkanlığında, soruşturma birimlerinden gelen deliller uzmanlar tarafından son
teknoloji cihazlarla inceleniyor.
Başkanlığın, Belge İnceleme Şube
Müdürlüğü laboratuvarlarında ise el yazısı
ve imza incelemeleri, belgelerde tahrifat ile
makine yazıları araştırılıyor.
El yazısı ve imza incelemelerinde de
özellikle abone sözleşmeleri ile çek ve
senetlerdeki sahte imzalara bakılıyor.
Uzmanlar, tahrifat incelemelerinde çek ve
senetlerle nüfus cüzdanı ve pasaport gibi
belgelerde yapılan oynamaları inceliyor.
Uzmanlar ayrıca karalanmış, yanmış yırtılmış belgelerde de sonuca ulaşabiliyor.
Kriminal uzmanları bu tür olaylar sıklıkla
yaşandığı için vatandaşları da imzaları
konusunda uyarıyor.
İmza konusunun vatandaşlar tarafından
üzerinde çok durulmayan bir konu oluğunu
belirten uzmanlar bunun yanlış olduğunu
ifade etti.
İmzanın kişinin kendisini tanımlayan,
kişiye özgü birtakım özel hareketleri içeren
özel işaret olarak tanımlandığına dikkati
çeken uzmanlar, imzanın kişi tarafından
altına atıldığı metni onaylandığını gösteren
bir işaret olduğunu da vurguladı.
Kanunlarda imzanın ad ve soyadı içermesi, her zaman yerleşik, aynı şekilde atılması gerektiğini içeren ifadelerin yer aldığını dile getiren uzmanlar, buna rağmen birçok kişinin çizgisel el hareketlerinden oluşan imzalar attığını söyledi.
Bu durumun imzaların kolaylıkla taklit
edilmesi ve sahtecilik işlemlerine neden
olduğunu ifade eden kriminal uzmanları,
vatandaşlara imza konusunda şu uyarılarda bulundu:
"Sahteciliklere maruz kalınmaması için
kişiler imzaların atarken isim ve soy isimlerini yazmalıdır. Belli bir takım çizgisel el
hareketleriyle de bunları tamamlamaları
gerekir. kendilerinin mağdur olmaması için
bu çok önemlidir." (AA)
Belediyede mesai:
"Ahilik" duasıyla
başlıyor
KIRŞEHİR - Kırşehir Belediyesinde
pazartesi günleri mesai, "Ahilik" duası yapıldıktan sonra başlayacak.
Belediye Başkanı Yaşar Bahçeci, belediyenin her pazartesi "Ahiliğin piri" sayılan Ahi
Evran'ın helal rızk için yaptığı dua olarak bilinen Ahilik duasının ardından açılması uygulamasını başlattı.
Başkan yardımcıları ve personel ile belediye binası önünde düzenlenen dua programına katılan Bahçeci, Başbakan Ahmet
Davutoğlu'nun, 24 Aralık'ta Edirne'de düzenlenen AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları
Toplantısı'nda, belediye başkanlarına yaptığı
"esnafın helal rızk duasıyla dükkanlarını
açma merasimini belediye başkanlarının da
belediyelerinde uygulamaları" çağrısı üzerine
harekete geçtiklerini bildirdi.
Bugün itibariyle bir geleneği yeniden başlattıklarını ifade eden Bahçeci, şunları söyledi:
"Sayın Başbakanımız Edirne'deki toplantıda 'keşke tüm belediyelerimiz mesailerine
Ahilik duasıyla başlasa' temennisinde bulunmuştu. Bunu düşünememiş olmanın üzüntüsünü de yaşıyoruz çünkü Kırşehir ahiliğin
başkenti. Bizim bu geleneği çok daha önceden başlatmamız gerekiyordu, bu konuda
geç kaldığımızı düşündük. Bu konuda bizi
uyardığı için Sayın Başbakanımıza teşekkür
ediyoruz. İnşallah bundan sonra her hafta
dua ederek halka hizmete başlayacağız.
Halkımıza, Ahilik kurallarına riayet ederek hizmet vermek ve bereket için dua ederek
mesaimize başladık." (AA)
3
Fehmi KORU
[email protected]
[email protected]
bölge haberlerİ
Siyaset ile medya kötü yol
arkadaşlarıdır
MUTLAKA işitmişsinizdir, ama olayı bir de ben anlatayım: CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, geçtiğimiz
günlerde, Sözcü Gazetesi yazarı Bekir Coşkun’la yemek
yemiş. Aralarında geçen soru-cevaplı görüşmeyi, Bekir
Coşkun, kendi gazetesinde çıkan röportajında fâş etti.
Günlerdir konuşulan soru-cevap şu: B.C.: “Sayın genel
başkan seçimde şansınız var mı?” K.K.: “Yok.” B.C.: “Biz
iktidar oluyoruz diyebilir misiniz?” K.K.: “Diyemem.”
Herhalde gözünüze çarpmıştır; CHP’ye yakın kalemler,
bu sözlerden, Kılıçdaroğlu’nu yerin dibine sokacak malzeme çıkardılar. Siyasetin bir iddia işi olduğunu, iktidar şansı
olmayan bir partinin halk tarafından desteklenmeyeceğini
söyleyenler, “Madem dört yıldır partinin başındasınız,
neden hâlâ iktidar şansınız yok?” diye soranlar çıktı.
Doğruculuğunun zararını görüyor CHP Lideri.
Ne yapsaydı, gerçeğin tersini mi söyleseydi? Mesela
“Seçimde şansınız var mı?” sorusuna “Var”, “İktidar oluyoruz diyebilir misiniz?” sorusuna “Diyebilirim” cevabını
mı verseydi? Verseydi, o zaman da, CHP’li bilinen ama
Kemal Kılıçdaroğlu’nu bir türlü içlerine sindiremeyen
kalemler sessiz mi kalırlardı, yoksa gerçeklerle çelişen
sözlerini tefe koyup, hayalci olduğunu söyleyerek üzerine
mi giderlerdi CHP Lideri’nin?
Ben iddiaya girecek olsam, şansımı ikinci seçenekte
denerdim.
CHP’nin bugün en büyük derdi medyada köşeleri tutan
CHP’ye yakın kalemler... Deniz Baykal partinin başındayken benzer eleştiri oklarına o hedef olurdu. Bazısı yerinde
olsa bile, çoğu çeşitli hesapların dışa vurmasıydı eleştirilerin...
Nereden mi biliyorum? Bizzat Deniz Baykal’ın ağzından
duyarak...
Yalnızca CHP-medya ilişkilerine özel bir durum değil
bu; herhangi bir partiyle iç içe, kader birliği etmiş her
kalem, bazen kendisi için bazen desteklediği parti için
sorun teşkil eder. Bizde medya düzenindeki yanlışlığa bir
de bu gözle bakmak gerek.
Elbette herkes gibi yazarların da siyasette kendisini
yakın hissettiği siyasi parti(ler) olabilir; partinin liderini
veya yönetici kadrosunu, programını, icraatını beğenebilir... Bu yakınlığını ve beğenisini yazılarına da yansıtabilir
yazar. Ancak kendisini “amigo” durumuna düşürmeden ve
sevgisini parti içi taraf tutma ve karşı çıkma yarışına
bulaştırmadan bunu yapmalıdır.
Galiba bizde sorun bu noktada.
Seçimlere giderken kalemini bir partinin emrine verenler
ve rakipleri üzerinde kılıç gibi kullananlar, bu gayretlerinin karşılığını yakın oldukları partiden almayı arzuluyorlar... En azından kendilerine kulak verilmesini, çizdikleri
çerçeve dışına çıkılmamasını bekleyerek...
AK Parti ile liberal kalemlerin yakın zamanlarda yaşadığı ters düşme, büyük çapta, bu beklentinin sonucu.
Şimdilerde Kılıçdaroğlu’nu kıyasıya eleştiren CHP’li
kalemler de onlarla benzer bir akıbeti paylaşıyor. Partilerin
bugünkü çizgisini (veya liderini) benimseyen partili
kalemler de, çizgi değiştiğinde, hiç kuşkunuz olmasın,
aynı hayal kırıklığını yaşayacaklardır.
Şunu biliyorlarsa mesele yok: Hiçbir siyasi parti siyaset
dışında kalanlar tarafından yönlendirilemez; yönlendirebileceklerini sananlar yanılırlar. Mesafesi iyi ayarlanmamış
yol arkadaşlığı, partileri her durumda destekleyen kalemlerin aleyhine çalışır. Hem de her zaman...
“İlk seçimde iktidarız, AK Parti’yi sandıkta devireceğiz”
deseydi Bekir Coşkun’a CHP Lideri, tersini söylediği için
üzerine gelenler tarafından yine yerin dibine batırılacaktı;
onlarla yakın olmak için gösterdiği büyük çabalara rağmen...
Neden herkes yerini bilmez bu ülkede?
31 Aralık 2014/ HABER TÜRK
Ankara'da "10 numara
yağ" operasyonu
ANKARA - Başkentte, baz istasyonu ve trafolardan çaldıkları madeni yağları kimyasallarla karıştırıp yakıta dönüştüren ve bunu piyasaya sürdüğü iddia edilen 17 zanlıdan
7'si tutuklandı.
Bir ihbarı değerlendiren Ankara İl Jandarma Komutanlığı
ekipleri, toplu taşıma araçlarına "10 numara yağ" satan
kişileri takibe aldı.
Soruşturmayı genişleten jandarma, zanlıların baz istasyonu ve trafolarda soğutma amacıyla kullanılan madeni
yağı çalıp kiraladıkları iş yerlerinde yanıcı kimyasal maddelerle karıştırarak "10 numara yağ" olarak bilinen yakıta
dönüştürdüklerini tespit etti.
Ankara Cumhuriyet Savcılığının talimatıyla önceden
belirlenen adreslere operasyon düzenleyen jandarma, ikisi
suçüstü olmak üzere 17 kişiyi gözaltına aldı.
Zanlıların kaldıkları yerlerde yapılan aramalarda, baz
istasyonu, trafo ve çiftçilerin sulama motorlarından çalındığı tespit edilen 3 bin litre yağ, 20 varil, 26 bidon, trafodan
madeni yağ boşaltmada kullanılan 2 düzenek, 12 fişek ve
4'ü sahte 6 plaka ele geçirildi.
Ankara İl Jandarma Komutanlığındaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen zanlılardan 7'si tutuklandı. 7 şüpheli tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılırken, 3 şüpheli ise adli kontrolle bırakıldı. (AA)
4
ANKARA
1 Ocak 2015 Perşembe
yıllara meydan okuyor
87 yaşındaki sıcak demir ustası Hüsnü Kaya, ilerleyen yaşına rağmen kömür
ocağında ısıttığı demiri, emektar elleriyle döverek şekil veriyor.
HABER MERKEZİYıllara meydan okuyan
Çamlıdereli hünerli usta Hüsnü
Kaya, kızaran demiri ocakta şekillendiriyor. Çamlıdere’de Ahilik
geleneğinin günümüz son temsilcilerinden 87 yaşındaki Hüsnü
Kaya, yıllara meydan okuyarak,
sıcak demir ustalığını sürdürüyor.
Kaya, ilerleyen yaşına rağmen
demirden eşya imal etmeye,
demir eşyalara şekil vermeye
devam ediyor.
Çamlıdereli 87 yaşındaki sıcak
demir ustası Hüsnü Kaya, 25
m2’lik atölyesinde demiri şekillendirme işlemi ile pek çok eşya
ve alet yaparak mesleğini
sürdürmeye devam ediyor.
3 çocuk 13 torun sahibi
Hüsnü Kaya, yaklaşık 70 yılı aşkın
bir süredir mesleğini sürdürüyor.
1928 Ankara Çamlıdere Yayalar
Mahallesi doğumlu olan Kaya,
mesleğe 1944 yılında ilkokulu
bitirmesinin hemen ardından
başladı.
2,5 yıl askerlik hizmeti dışında
hep aynı mesleği sürdüren Kaya,
gözlük kullanmadan bütün işlerini
yapabiliyor. Hala kendi dişlerini
kullanan Kaya’nın yüksek tansiyon dışında sağlık problemi de
bulunmuyor.
İşyerinin vergiye kayıtlı ve
meslek odasına bağlı olduğunu
ifade eden Hüsnü Kaya, “31
senelik Bağ-Kur emeklisiyim,
fakat çalışmaya devam ediyorum.
Ben emekli oldum, çalışmama
gerek yok diyerek evde oturmadım. Çalışmayı çok seviyorum.
Böylece hem beyin, hem de
beden sağlığımı koruduğuma
inanıyorum. Hala ayaklarımın
üzerinde durabildiğim için çok
mutluyum. Ayrıca, bir şeyler
üreterek faydalı oluyor, para
kazanarak aile bütçeme de katkı
sağlıyorum” diye konuştu.
Mesleğinin günümüzde artık
bitme noktasında geldiğini vurgulayan Kaya, çırak kullanmıyor.
Kaya, “Artık çırak yetişmiyor. Çok
çırak yetiştirmeme rağmen,
bugün merak eden de yok. Uzun
süredir kendi işimi kendim görüyorum. Körük ocağında ham
demiri kızdırıp, çekişle örs
üzerinde döverek, ahır tokası, saç
ayağı, kazma, balta gibi çok
çeşitli aletlere şekil verme işini
ben tek başıma yapıyorum.
Bunların yanı sıra pulluk bıçağı
tamiri gibi elimden gelen tamir
işlerini de yapıyorum. Çok ağır
beden faaliyeti gerektiren bir
meslek benim işim. Yorucu ve
devamlı ateş karşısında, uzun
süre ayakta durmayı gerektiren
bir iş yapıyorum. Ben ölürsem
mesleğim de ölecek. Yaptığım
meslek benden sonra artık
Çamlıdere’de tarih olacak.”
ifadelerini kullandı.
Çamlıdere Ulaştırma
Hizmetleri Esnaf Odası Başkanı
Bekir Özdemir de, “Odamıza
kayıtlı, aidatını hiç aksatmadan
zamanında ödeyen Hüsnü
Ağabeyim, benim 80 yıllık aile
dostum. Sanatkarlık yeteneğiyle
birlikte Ahiliğin tüm esaslarını da
taşıyan Hüsnü Ağabeyime gelecek yıl Ahilik Haftası kutlamaları
çerçevesinde yılın Ahisi olarak bir
plaket takdim edilmesinin çok
anlamlı olacağını düşünüyorum.
Hüsnü Ağabeyime daha nice
sağlıklı uzun ömür dilerim.” dedi.
Arabaşı buluşması
HABER MERKEZİBaşkent’te yaşayan Yozgatlılar,
Etimesgut Yozgatlılar Derneği’nin
geleneksel Arabaşı programında bir
araya geldiler. Mevlana Kültür
Merkezi’nde düzenlenen programa,
Etimesgut Belediye Başkanı Enver
Demirel, MHP İl Başkanı Fatih Çetinkaya,
Tarım Köyişleri ve Maliye eski
Bakanlarından Lütfullah Kayalar, MHP,
CHP ve AKP belediye meclis üyeleri, ilçe
teşkilatları, Yozgatlı kamu kurum ve kuruluş yöneticileri, sivil toplum kuruluş temsilcileri, muhtarlar ve bini aşkın Yozgatlı
katıldı.
Etimesgut Yozgatlılar Derneği
Başkanı Ebuzer Gıffari Bakır, Yozgatlılar’a
verdiği destek için Etimesgut Belediye
Başkanı Enver Demirel’e teşekkür etti.
Başkan Demirel, bir yanına Yozgatlı olan
belediye başkan yardımcısı Halil
Şahingöz’ü, diğer yanına da yine Yozgatlı
meclis üyesi ve başkan yardımcısı Fikret
Karadavut’u alarak; “Biz, ilçemizde
yaşayan bütün hemşehrilerimizi
sevdiğimiz gibi Yozgatlı hemşehrilerimizi
de seviyoruz. Onlara değer veriyoruz,
Etimesgut’u birlikte yönetiyoruz” dedi.
Başkan Demirel, bu tür etkinliklerin
siyasetten uzak, tamamen birlik ve
beraberliği pekiştiren etkinlikler olduğunu
belirterek, “Dünya görüşümüz, siyasi
düşüncemiz ne olursa olsun, amacımız,
insanımızın mutluluğu, birliği ve beraberliği olmalıdır. Bu birlik ve beraberlik içinde
şehrimizin, ülkemizin geleceği adına birlikte bir şeyler yapmak zorundayız ve biz,
çok şükür çok şeyi birlikte gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz” diye
konuştu.
Altındağ’da ruhsat rekoru
HABER MERKEZİAltındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki, kentsel
dönüşüm kapsamında çalışmalarını ara vermeden
sürdürüyor. 2003 yılında 68 olan ruhsat sayısı, 2009’a
gelindiğinde 450’ye çıkıyor.
Bu sayı, her yıl artarak 2014 yılına gelindiğinde
neredeyse 2 katına çıktı. 2010 yılında 525 inşaat ruhsatı, 2011 yılında 699 inşaat ruhsatı verildi. 2012 yılında verilen inşaat ruhsat sayısı ise 656 oldu. 2013
yılında 750 inşaat ruhsatı veren Altındağ Belediyesi,
2014 yılında yine bir rekora imza attı. 2014 yılında 850
inşaat ruhsatı verildi.
Altındağ Belediyesi’nin bir yılda verdiği ruhsat
sayısı her yıl önceki yıllara göre artarken, rakamlar
Altındağ’daki yapılaşmanın hızını ortaya koyuyor.
Sağlıklı şekilde hazırlanan ve uygulanan imar çalışmaları sonrasında, inşaat ruhsatı sayısında da artış
yaşanıyor. 2014 yılında Altındağ Belediyesi tarafından
verilen inşaat ruhsatı ve iskân raporu verileri,
Altındağ’daki gelişimi gözler önüne seriyor.
İmar Kanunu’na uygun bir şekilde inşaatların
başlanmasını sağlayan bu izin belgeleri Altındağ’daki
dönüşümün en somut örneği… Hızlı bir şekilde
gecekondulardan arınan Altındağ’da, yıl içinde yaklaşık 15 bin konut yapılıyor.
Altındağ Belediyesi İmar ve Şehircilik
Müdürlüğü’nün verdiği bilgilere göre, Altındağ
Belediyesi, 2014 yılında 460 iskân raporunun altına
imza attı. İskân ruhsatı için gerekli olan tüm belgeleri
en ince ayrıntısına kadar inceleyen Altındağ
Belediyesi, vatandaşlara sağlıklı yaşam alanlarının
kapısını araladı. Bunun sonucunda vatandaşlar, inşaat
çalışmaları biten bu yapılarda yasal olarak oturma izni
elde etti.
Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki
“Geçtiğimiz yıllarda verdiğimiz ruhsat sayısının
neredeyse tamamını sadece 1 yılda veren bir belediye
haline geldik. Bu da Altındağ’daki değişimin ve
dönüşümün en güzel göstergesi… Sadece 2014 yılı
içerisinde verdiğimiz 850 ruhsat gösteriyor ki,
Altındağ’da 1 yıl içerisinde 850 yeni bina yapılmış. Bir
evde dört nüfus yaşadığını düşündüğümüzde ise ortalama 48 bin kişinin modern konutlara taşındığı ve hayatının değiştiği anlamına geliyor.” dedi. Başkan
Tiryaki Altındağ’daki yapılaşmanın tüm hızıyla devam
edeceğini belirtti.
Çubuk Kent Konseyi’nin
yeni yönetimi belirlendi
Başkentli iş adamlarına
Gümrük Kanunu eğitimi
HABER MERKEZİ- Aktif Sanayici ve
İşadamları Derneği, üyelerini Gümrük
Kanunu’nu hakkında bilgilendirdi. Aktif
Sanayici ve İşadamları Derneği ve Expeditors
Logistik’in işbirliği ile düzenlenen eğitim programında, 4458 sayılı Gümrük Kanunu ve
uygulamaları konusunda işadamlarına bilgi verildi. Yoğun katılımın dikkat çektiği eğitimde,
uzmanlar aynı zamanda katılımcıların sorularını
da yanıtladı. Gümrük Kanunu’nun tanımından,
talep başvuruları, süreler, belge saklama gibi
birçok konunun ele alındığı programda
konuşan Gümrük Müşaviri Gökhan Fikirli, ithalat ve ihracat yapan işadamlarının kanunu
bilmemek gibi bir mazeretinin olamayacağını
söyledi. Gümrük Kanunu’nun bir hukuk kanunu
olduğuna vurgu yapan Fikirli, şu bilgileri paylaştı: “4458 Sayılı Gümrük Kanunu’nun amacı
Türkiye Cumhuriyeti Gümrük Bölgesine giren
ve çıkan eşyaya ve taşıt araçlarına uygulanacak gümrük kurallarını belirlemektir.
Gümrük Kanunu bir hukuk kanunudur. Türkiye
Cumhuriyeti Gümrük Bölgesi, Türkiye
Cumhuriyeti topraklarını kapsar. Türkiye kara
suları, iç suları ve hava sahası gümrük bölgesine dahildir. İşadamı için Gümrük Kanunu’nu
bilmemek mazeret değil. A’dan Z’ye her şeyden sorumlusunuz. Gümrük Müşavirleri bir
vekalet ile işlerinizi takip edebilirler.”
İşadamlarının, talepleri ile ilgili olarak Gümrük
İdarelerine başvuruda bulunabileceklerini ifade
eden Gökhan Fikirli, taleplerin 30 gün
içerisinde yanıtlanması gerektiğini belirtti.
Başvurunun reddinin de gerekçesi ile
bildirilmesi gerektiğine işaret eden Fikirli, yeni
bir malzeme ithalatı için de Gümrük İdaresi’ne
başvuru yapılabileceğini ve ücretsiz bilgi
alınabileceğini söyledi.
Çubuk Kent Konseyi Genel Kurul Toplantısı’nda iki
adayın yarıştığı seçimde oy çokluğu ile İsmail Tekaüt
yeniden başkan seçildi.
HABER MERKEZİÇubuk Belediye Başkanı Dr. Tuncay
Acehan’ın ev sahipliğinde Mehmet Akif Ersoy
Kültür Merkezi’nde yoğun bir katılımla
gerçekleşirken, toplanan kurulda yapılan
seçimde açık oy yöntemi kullanılarak konseyin yeni yönetimi belirlendi.
Divan Başkanının seçilmesiyle ilgili
sunulan önerge oy birliği ile kabul edilirken
Divan Başkanlığına Ankara Kent Konseyi
Başkanı Seyfi Saltoğlu seçilirken, divan üyeliklerine de Ercan Arslan ve Burhan Şan seçildi. Kent Konseyi toplantısı saygı duruşu ve
İstiklal Marşı’nın okunmasıyla devam etti.
Kent Konseyi Başkanı’nın belirlenmesi ile
ilgili yapılan seçimde Çubuk Dernekler
Federasyonu Başkanı Recep Taş ve eski kent
konseyi başkanı İsmail Tekaüt başkanlık için
yarışırken oyların çoğunluğunu alan İsmail
Tekaüt, ikinci defa Çubuk Kent Konseyi
Başkanı seçildi.
Kent Konseyinin kanunda belirlenen
kurullarının yanında ‘Onur Kurulu’ oluşturmak
istediklerini söyleyen Çubuk Belediye
Başkanı Tuncay Acehan, onur kurulunun
zaman zaman toplanacağını ve ilçeyle ilgili
meselelerde fikir alış verişinde bulunacağını
belirtti.
Toplantıya yoğun katılımın olmasının kendisini sevindirdiğini aktaran Başkan Acehan,
sözlerine şöyle devam etti:
“Demokrasi sadece 4-5 yılda bir kere
sandığa giderek oy kullanmak ve sayısal bir
üstünlük elde edebilmek değildir. Yaşayan
katılımcı bir demokrasi bütün süreç boyunca
halkı, aydın insanları yönetim mekanizmasının
içerisinde tutmayı gerektirmektedir. Ben kent
konseyini birazda bu yönüyle önemsediğim
için kanun gereği genel kurul listesine, gençlik ve kadın meclisinden oluşan kurulların
yanında ‘onur kurulu’ oluşmasını istiyorum.
Ortak paydamız Çubuk için burada doğmuş,
büyümüş, havasını teneffüs etmiş, suyunu
içmiş ilçemizin dışında önemli mevkilerde
bulunan birçok ağabeyimiz, arkadaşımız ve
kardeşimizden oluşan bir onur kurulu oluşturmaktır. Kendilerine ulaşabildiklerimizden bir
kısmını buraya davet ettik, ulaşamadıklarımızı
da burada görmek istiyoruz. Bundan sonraki
süreçte inşallah istişare toplantılarında, ortak
akıl belirlemelerinde gerçek değer olacaklardır.”
İşadamlarının, sanatkarların ve
bürokratların ilçenin önünü açmak ve
yol haritalarının belirlenmesinde faydalanmak istediklerini vurgulayan
Başkan Acehan, “Çubuk için hepimiz
taşın altına elimizi koyacağız. Bizim
amacımız Çubuk güzelleşsin, kalkınsın,
sağlıklı büyüsün, doğasını ve tabiatını
korusun ve Çubuk hepimizin olsun.
Katiyen Çubuk küçük olsun benim
olsun felsefesine sahip olmadığımı
buradan açık yüreklilikle ifade etmek
istiyorum. Biz katılımcılığı, ortak akılı ve
istişareyi devreye koyacağız ve yola
böyle devam edeceğiz” dedi.
Gökçek’ten, şampiyon
için destek çağrısı
HABER MERKEZİ“Türkiye’de Yılın Sporcusu” anketinde aday gösterilen Dünya Şampiyonu ASKİ Sporlu güreşçi Taha
Akgül için Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih
Gökçek, destek çağrısında bulundu.
Başkan Gökçek, twitter hesabından, “Dünya
Şampiyonu Güreşçimiz Taha Akgül Yılın Sporcusu
adayı. Sevenlerimiz Desteklemeli” diyerek yarışmanın
oy kullanılacağı http://yilinsporcusu.milliyet.com.tr/
linkini hatırlattı.
Ankara Büyükşehir Belediyesi ASKİ Spor 125 kilo
serbest stil güreşçisi Taha Akgül, Milliyet Gazetesi’nin
düzenlediği “Türkiye’de Yılın Sporcusu” anketinde
aday gösterilmişti.
Uluslararası Güreş Federasyonu (FILA) tarafından
2014 yılı dünyanın en iyi güreşçisi seçilen Taha
Akgül, Özbekistan'ın Başkenti Taşkent'te düzenlenen
Dünya Güreş Şampiyonası'nın ilk turunda Macar
güreşçiye, ikinci turda Azeri rakibine, çeyrek finalde
de ABD'li sporcuya üstünlük sağlayarak yarı finale
yükselmişti.
Yarı finalde Belarus rakibi Alexei Shemarov'a minderi dar eden Taha Akgül, Finalde İranlı güreşçi Komil
Ghasemi’yi de yenerek ilk dünya şampiyonluğunu
elde etmişti.
Taha Akgül, ağır sıklette 3 kez üst üste Avrupa
Şampiyonu olan ilk Türk güreşçisi olma unvanını da
sürdürüyor.
Milliyet Gazetesi tarafından düzenlenen yılın
sporcuları yarışmasında adaylara oy vermek için
http://yilinsporcusu.milliyet.com.tr/ linki kullanılıyor.
ANKARA
1 Ocak 2015 Perşembe
5
Yunus Emre
Enstitüsü
tarafından
gerçekleştirilen
“Türkiye Günleri”
kapsamında
başkent
Amman’da Türk
kültür ve sanatını
tanıtmak
amacıyla
bir etkinlik
düzenlendi.
Keçiören Belediyesi
Ürdün’e çıkarma yaptı
HABER MERKEZİKeçiören Belediyesi,
Ürdün’deki “Türkiye Günleri”
etkinliklerinde stand açtı; halk
oyunları gösterileri, ebru, minyatür ve hat sergileri ile etkinliklere
renk kattı.
Yunus Emre Enstitüsü tarafından gerçekleştirilen “Türkiye
Günleri” kapsamında başkent
Amman’da Türk kültür ve sanatını
tanıtmak amacıyla bir etkinlik
düzenlendi.
Türk kültürü, sanatı ve mutfağından güzel örneklerin sunulduğu etkinliğe Ürdünlüler, diplomatik misyon temsilcileri ve
Amman’da yaşayan Türkler
Platformu kurucusu Vasfi
yoğun ilgi gösterdi. Uluslararası
Pakman’in önderliğinde hazırTürk Gastronomi Dernekleri
lanan yöresel yemekler
farklı bölgelerinin zenginliğini
yansıtan gösterileri ile katılımcılardan büyük alkış aldı.
Keçiören Belediyesi ayrıca, Kral
Hüseyin Kültür Merkezi’nde açtığı
stand ile KEÇMEK öğretmenleri
tarafından üretilen ebru, minyatür
ve hat sanatı eserlerini de
sergiledi.
"Türkiye Günleri" etkinlikleri
kapsamında tarihi Osmanlı döneminden kalma tren ile tarihi Hicaz
demiryolunda bir seyahat de
gerçekleştirilirken, Amman
İstasyonu’ndan başlayan yolculuk şehrin dışındaki Giza
İstasyonu'nda son buldu. Giza
Ürdünlülerin beğenisine sunuldu. İstasyonu'nda Keçiören
Etkinlikte Keçiören Belediyesi Belediyesi halk oyunları ekibi de
halk oyunları ekibi de, Türkiye'nin bir gösteri yaptı.
Pursaklarlı hanımların
anlamlı birlikteliği
HABER MERKEZİPursaklar Belediyesi Hanım Evleri
üyeleri ihtiyaç sahiplerinin yüzlerini
güldürüyor. Hem Pursaklar Belediyesi
Tebessüm Çarşısı hem de hanım evleri
üyeleri el ele vererek ilçedeki ihtiyaç
sahiplerinin yüzünü güldürüyor. Açıldığı
günden beri birçok sosyal sorumluluk
projesine imza atan Tebessüm Çarşısı
ve hanım evleri, imkanlar ölçüsünde
ihtiyaç sahibi aileleri tespit edip, onlara
yardım eli uzatıyor.
Sosyal sorumluluk projeleriyle
Belediye sekreterlerine
iletişim semineri
HABER MERKEZİAltındağ Belediyesi’nde, sekreterler için iletişim
semineri düzenlendi. Altındağ Belediyesi’nde görev
yapan sekreterlere yönelik "Ofis yönetimi" konulu
seminer, büyük bir ilgiyle karşılandı. İnsan Kaynakları
ve Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen ve sekterlerin katıldığı seminer, Altındağ Belediyesi Kültür ve
Sanat Evi’nde gerçekleşti.
Eğitimi gerçekleştiren Ece Üvey sekreterlerin doğru
iletişim kurmalarının ve beden dilinin önemine vurgu
yaptı. “Sekreterlerin iletişim, zaman yönetimi, protokol
kuralları konularında yetkinliklerinin ve verimliliklerinin
artırılması, kendilerinden beklentilerin farkındalıklarının
sağlanması çok önemlidir.” diyen Üvey, bu eğitim
programı sayesinde sekreterlerin çalışma hayatlarında
daha mutlu ve güvenli olabileceklerini söyledi.
“Etkili dinleme ve etkili konuşma, Beden dili, Zaman
planlaması ve yönetimi, İş yerinde stres ve stresle başa
çıkma, Etkili ofis yönetimi, Kişisel kalite ve imaj,
Oturma düzenleri, Telefonda iletişim kuralları, Nezaket
ve protokol kuralları, Yazılı iletişimde dikkat edilmesi
gereken kavramlar” gibi konuların anlatıldığı seminer,
katılımcıların büyük ilgisini çekti. A
ltındağ Belediyesi personellerinin belediyenin
vizyonuna yakışır olmasının büyük önem taşıdığını
söyleyen Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki,
eğitim seminerlerinin tüm personeller için devam edeceğini söyledi. Başkan Tiryaki, yöneticisinden en alt
kademede çalışan personele kadar herkes için eğitimin
devam edeceğini vurguladı.
ESDER, tüketicileri uyardı
mahallede komşuluk ilişkilerini de
geliştiren hanımlar, ailelerin mutluluğuna
ve hüznüne ortak oluyor. Sosyal sorumluluk projesi sadece Pursaklar’la da
sınırlı kalmıyor. Hanımlar bu proje kapsamında toplamış oldukları hikâye,
roman, test kitapları gibi çok sayıda kırtasiye malzemesini Kars’taki Düzgeçit
İlkokulu’nda eğitim gören öğrencilere de
göndererek örnek bir davranışa imza
attı.
Belediyenin bu hizmeti de halk
tarafından takdir edildi.
Esnafı ve vatandaşları uyaran Esnaf
ve Sanatkarlar Derneği Genel
Başkanı Mahmut Çelikus, kredi kartı,
dosya masrafı, kayıp-kaçak bedellerini geri aldıklarını iddia eden yetkisiz, kötü niyetli kişilere ve firmalara
itibar etmemelerini söyledi.
Başkan Duruay
yeni parkı tanıttı
Mehmet Akif
Sincan’da anıldı
Mehmet Akif Ersoy, Sincan Belediyesi
düzenlenen bir programla anıldı.
HABER MERKEZİİstiklal Marşı’nın Milli Şairi Mehmet Akif Ersoy
vefatının 78. yılında Sincan’da anıldı. Sincan
Belediyesi ve Temelli Çok Programlı Lisesi’nin
birlikte düzenlendiği anma programında Mehmet
Akif Ersoy’un hayatını anlattı. Ersoy’un milli
mücadele dönemine ait şiirlerini okuyan öğrenciler, dinleyenlere duygusal anlar yaşattı. Gökhan
Kahraman’ın sunduğu programda, Milli Şairin
Asım’ın Nesli dediği o gençlik de yerini aldı.
Programa yoğun ilgi gösteren öğrenciler, Milli
Şairi rahmetle andı.
Milli Şair Mehmet Akif Ersoy’u rahmet ve minnetle andıklarını söyleyen Sincan Belediye
Başkanı Doç. Dr. Mustafa Tuna; “Mehmet Akif
Ersoy hem örnek kişiliği hem de yaşamı ve yaptıklarıyla hepimize örnek olan bir vatan şairidir.
Milletimizin en ihtiyaç duyduğu anda İstiklal
Marşı’nı yazmış ve Milli Mücadeleye ümit ve iman
telkin etmiştir. Milletimizin asla unutmayacağı bir
ve ilelebet hatırlayacağı bir şairdir. 78. ölüm yılında da Mehmet Akif Ersoy’u rahmet ve minnetle
anıyoruz, ruhu şad olsun.” dedi.
HABER MERKEZİGölbaşı Ak Parti İlçe
Yönetimine Gölbaşı Toki
yolu üzerine yeni yapılan
parkı gezdiren Gölbaşı
Belediye Başkanı Fatih
Duruay, park hakkında
bilgi verdi.
Gölbaşı Belediye
Başkanı Fatih Duruay, Ak
Parti ilçe yönetimine
Gölbaşı Belediyesi ile
Çevre ve Şehircilik
Bakanlığı Tabiat Varlıklarını
Koruma Genel
Müdürlüğü’nün ortaklaşa
yaptığı Eymir Mahallesi
Toki konutları yolu
üzerindeki 20.000 m2 (20
Dönüm)’lik parkı tanıttı.
Gölbaşı Ak Parti ilçe
yönetimine Park hakkında
bilgiler veren Başkan
Duruay, Park’ın ilçenin en
prestijli parkı olduğunu
söyleyerek ‘Gölbaşı’nı
Başkent’in yıldızı
yapacağız.’ dedi.
Ak Parti İlçe yönetimi
mensupları da park’ı çok
beğendiklerini belirterek,
‘Gölbaşı’nın en güzel parklarından birisi oldu.
Gölbaşı’na hayırlı olsun.’
dediler.
HABER MERKEZİESDER Genel Başkanı Mahmut Çelikus yaptığı
açıklamada, “Tüketiciler bir süredir devam eden
bankacılık işlem ücretleri ve son günler de kayıpkaçak elektrik bedelleri için yetkisiz kişi ve firmalarca
aldatılıp, istismar edilerek dolandırılmaktadır. Bu
kişilere güvenilmemesi, konuyla ilgili hakem heyetine
ve tüketici mahkemelerine başvurularak gerekli
bilgilendirilmeler yapılmaktadır” dedi.
Çelikus açıklamasının devamında "Tüketicilere
kayıp-kaçak bedelinin, kredi kartı ve kredi masraflarının geri alınacağına dair kısa mesaj ile ya da
bizzat radyo, TV, gazete ve dergiler ile bunların internet sayfalarına ilan, link vererek ulaşan bazı kişi ve
firmalar, vatandaşlardan bu hizmetleri karşılığında
para talep ediyorlar. Hatta ilgili federasyonun isimlerini ve amblemlerini kullanarak tüketicilerden
iletişim bilgilerini de isteyip, kendilerine ödemeli
olarak başvuru evraklarını göndereceklerini belirtiyorlar. Daha sonra, bu evrakların teslimatında ortalama 70-100 lira gibi ücretler talep ediyor ve sonrasında yurttaşlarımızı kaderleriyle baş başa bırakıyorlar.
Kredi kartı, dosya masrafı, kayıp-kaçak bedellerini
geri alıyoruz diyenlere kanmayın. Tüketicilerin bu ve
benzeri durumlarda bu kişi ve firmaları, yetkili
makamlara ve federasyona bağlı tüketici derneklerine bildirebilirler” ifadelerini kullandı.
6
ANKARA
1 Ocak 2015 Perşembe
Ankara Emniyet
Müdürlüğü Trafik
Denetleme Şube
Müdürlüğü ile
işbirliği içerisinde
Güven Park
Kavşağı’nda
gerçekleştirilen
trafik denetiminde, çocuk
meclisi üyeleri iki
ayrı ekip halinde
çalıştı.
ÇODAM’da
Minik polislerden “Robotik
Atölyesi”
trafik denetimi
HABER MERKEZİBüyükşehir Belediyesi 20.
Dönem Çocuk Meclisi üyeleri,
Kızılay’da trafik denetimi yaptı.
Çocuk polisler, geçitlerde
anonslarla yayaları trafik kurallarına uymaları yönünde uyarırken,
vatandaşlara da çeşitli sorular
yönelttiler.
Ankara Emniyet Müdürlüğü
Trafik Denetleme Şube
Müdürlüğü ile işbirliği içerisinde
Güven Park Kavşağı’nda gerçekleştirilen trafik denetiminde,
çocuk meclisi üyeleri iki ayrı ekip
halinde çalıştı.
Çocuklar, kırmızı ışıkta geçen
veya kırmızı ışık yanarken
caddeye inen yayaları uyarırken,
vatandaşlara karşıdan karşıya
geçişlerde sağ tarafı kullanmaları
gerektiğini hatırlattılar.
Çocuk Meclisi üyeleri denetimleri sırasında bazı yayalara
trafik kuralları ile ilgili sorular sordular. Yayaları yakından
ilgilendiren soruları bilemeyen
vatandaşlara, üzerinde
“somurtkan yüz” etiketi bulunan
limon, soruları bilen vatandaşlara
ise “gülümseyen surat” etiketli
elma verdiler. Ayrıca trafik kural-
ları ile ilgili soruları cevaplayan
vatandaşların tümüne çeşitli yeni
yıl hediyesi verildi.
Ankara Büyükşehir Belediyesi
Çocuk Meclisi Başkanı Ayşe Dila
Karakaya, son dönemlerde artan
trafik kazalarına dikkat çekerek
“Yayaları bilinçlendirmek
amacıyla buraya geldik. Aldığımız
eğitimler sırasında öğrendik ki
yayaların yüzde 90’nı kuralları
bilmiyor.
Bu da bizi üzüyor” dedi.
Vatandaşlara trafik kuralları ile
ilgili sorular soran Çocuk Meclisi
üyesi Elif Su Keskinbaş ise, yayaların çoğunun kaldırımı olmayan
yollarda yolun sol kenarından
yürünmesi gerektiğini bilmediğini
söyledi.
Kaymakam Dirim, Etlik
ASM ve Polis Merkezi’nde
TÜLAY CANPOLATKeçiören Kaymakamlığı’nca her hafta
çarşamba günleri gerçekleştirilen
muhtarlık ziyaretleri bir süreliğine yerini
ilçede hizmet vermekte olan aile sağlığı
merkezleri ve polis merkezlerine bırakıyor. Kaymakam Dirim, bu kapsamda ilk
olarak Etlik Aile Sağlığı Merkezi ve Etlik
Polis Merkezi Amirliği’ne ziyaret gerçekleştirdi. Ziyaretlerinde İlçe Emniyet
Müdürü Cihat Şerolar ve İlçe Sağlık
Müdürü Hakan Nakipoğlu' da hazır
HABER MERKEZİKeçiören Belediyesi Çocuk Danışma Merkezi
(ÇODAM) “Robotik Atölyesi” çocuklara, robotları görüp
inceleme imkanı sağlıyor.
“Robotik Atölyesi”nin tanıtımı Yunus Emre Kültür
Merkezinde düzenlenen “ÇODAM’ı Robotlar Bastı" adlı
etkinlik ile yapıldı. Üstün Zekalı ve Yetenekli Çocuklar
Derneği (ÜZYEÇDE) ve Robo Gazi Gençlik Kulübü’nün
de işbirliği ile gerçekleştirilen Robot Şöleni’nde çocuklar, mayın tespit robotu, küp çözen robot, kişi algılayan
alarm, zorlu engellere meydan okuyan arazi robotu,
arama kurtarma robotu ve insansız hava aracını
inceleme imkanını buldular. Robotlara büyük ilgi
gösteren çocuklar ÇODAM Robotik Atölyesi’ne kayıtlarını yaptırırken, veliler de eğitime verdiği destekten
ötürü Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak’a
teşekkürlerini ilettiler.
Robotik Atölyesi, çocuklara bilim ve teknolojiyi
sevdirmeyi, anlamlı yaşam becerileri kazandırmayı ve
onların yaratıcılıklarını geliştirmeyi hedefliyor.
Programın hedef kitlesini ise ilköğretim çağındaki 9-14
yaş grubu çocuklar oluşturuyor. Atölye programına
katılan çocuklardan oluşturulan robot takımları, seçtikleri toplumsal tema üstünde özgün bilimsel araştırmalar yaparken, diğer yandan teknolojik ürünleri kullanarak robotik tasarımlar da gerçekleştiriyorlar. 12 hafta
süren atölye eğitimi süresince çocuklar takım halinde
hem bilimsel hem de eğlenceli bir deneyim yaşama
şansını yakalıyorlar.
Kadın muhtarlardan
Başkan Yaşar’a ziyaret
bulundu.
İlçe birimlerimizden hizmet alan
vatandaşlar ile de sohbet eden Keçiören
Kaymakamı, incelemelerde bulundu ve
ilgili birim amirlerinden çalışmalar
hakkında bilgiler aldı.
Polis Merkezi sonrasında İlçe
Müftüsü Dr.İhsan İlhan, Sosyal
Yardımlaşma Müdürü Fuat Akarsu ve
Etlik Mahalle Muhtarı İdris Türk ile birlikte Etlik Mahallesinde ikamet eden ve
vakıf yardımı alan yaşlılar ziyaret edildi.
Bilgi Evi öğrencilerinin
geri dönüşüm incelemesi
Ankara Barosu’ndan
4 hizmet birimi daha
HABER MERKEZİAnkara Barosu, Sincan ve çevresi ilçelerde
artan ihtiyaçları göz önünde bulundurarak Adli
Yardım Merkezi’nin ardından 4 hizmet birimini
Ankara Batı Adliyesi’ne taşıdı.
Şiddet mağduru kadın ve çocuklara hukuki
destek sağlamak üzere faaliyet gösteren Gelincik
Merkezi, Çocuk Hakları Merkezi, Ceza
Muhakemesi Kanunu ile Barolara verilmiş avukat
atama yetkisi görevini yerine getiren CMK Merkezi
ve avukat hak ihlallerini takip eden Avukat Hakları
Merkezi’nin Ankara Batı Adliyesi’nde kurulan büroları düzenlenen törenle faaliyete başladı. Törene,
Ankara Barosu Başkan Yardımcısı Av. Seçkin
Arıkan ile Baro Yönetim Kurulu Üyelerinin yanı sıra
Ankara Batı Adliyesi Cumhuriyet Başsavcı Vekili
Özden Doğan da katıldı. Açılış sırasında kısa bir
konuşma yapan Başkan Yardımcısı Av. Seçkin
Arıkan, Sincan ve çevre ilçelerin toplam nüfusunun
1 milyonu geçtiğine dikkat çekerek, “Artan
ihtiyaçları da göz önünde bulunduran Ankara
Barosu, bundan böyle Ankara Batı Adliyesi’nde
kurulan hizmet birimleriyle doğrudan faaliyet
gösterecek vatandaşa ve mensubu avukatların
sorunlarına anında cevap verecek” dedi. Ziyaret
sırasında Merkezlerin faaliyetleri hakkında Baro
yönetiminden bilgi alan Ankara Batı Adliyesi
Cumhuriyet Başsavcı Vekili Özden Doğan, bu
faaliyetlerin duyurulması ve daha çok vatandaşa
ulaşılması konusunda Ankara Barosu’na destek
olacakları mesajını verdi.
HABER MERKEZİMamak Belediyesi Başak
Bilgi Evi, öğrencileri
Mamak Katı Atık Entegre
Tesisi’ni ziyaret etti. Bilgi
evi öğretmenleri ile birlikte tesisi gezen öğrenciler
Kimyager Burçin Tunç ve
Çevre Mühendisi Fatma
Akbaş tarafından geri
dönüşüm konusunda bilgilendirildi. Tesise gelen
atıkların ne gibi aşamalardan geçtiği konusunda
teorik olarak anlatım
yapan yetkililer ardından
öğrencilere tesisi gezdirdi. Öğrenciler, çevre ve
geri dönüşüm, ürünlerin
toplanması ve ayrılması
konularında ayrıntılı bilgi
aldılar. Öğrencilere gezi
ile çevre bilincinin geliştirilmesi ve atıkların geri
kazanımının önemini
anlatıldığını kaydeden
Mamak Belediye Başkanı
Mesut Akgül,
“Öğrencilerimiz geri
dönüşüm konusunda bilgilendirildi. Çöpe giden
atıkların değerlendirildiğini ve ekonomik anlamda
kazanımın nasıl
sağlanıldığını öğrendi.
Önemli olan çevreyi kirletmeden, geri dönüşüm
ürünlerini toplamak, ayır-
mak ve yeniden kazanıma
katkı sağlamak. Biz gelecek nesillere temiz bir
toplum ile birlikte çevre
kültürü bırakmak istiyoruz” dedi. Mamak
Çöplüğü’nün artık örnek
gösterildiğini belirten
Akgül, Mamak
Çöplüğü’nün bugünkü
hali bir ilçenin dezavantajdan avantaja dönmesinin
simgesidir dedi.
Ankara Büyükşehir
Belediyesi’nin
öncülüğünde başlatılan
çalışmalar sonunda,
Ankara’nın çöplerinin
üçte ikisinin depolama
yöntemiyle biriktirildiği
Mamak Çöplüğü “Ankara
Katı Atık Projesi” ile
revize edildi. Çöp alanına
fidanlar dikilerek seralar
oluşturuldu. Çöplükteki
değişim bununla da sınırlı
değil… Sera projesi ile
topraksız tarım yoluyla
domates yetiştirilmeye
başlandı.2 bin metrekarelik alanda kurulan serada
yıllık otuz ton domates
yetişiyor. Domatesin
ardından salatalık, orkide
ve çilek üretimi de
gerçekleştirilmeye başlanarak Mamak Çöplüğü
tarımsal üretim sahasına
dönüştü.
HABER MERKEZİYenimahalle Belediye Başkanı ve İç Anadolu
Belediyeler Birliği Başkanı Fethi Yaşar, Kadın
Muhtarlar Derneği Başkanı Serpil Erenoğlu ve
yönetim kurulu üyelerini konuk etti. Görüşmede,
muhtarlık sorunları ve özlük hakları ile ilgili görüş
alışverişinde bulunuldu.
Görüşmede, muhtarların sorunları ve çözüm
önerileri hakkında bir dosya sunan Erenoğlu, bazı
belediyelerin bölgelerinde bulunan muhtarlara ayni
ve nakdi yardımlar yaptığını bazı belediyelerin ise
yasal gerekçesi yoktur bahanesi ile destek
olmadığını, bu durumun bir standarda dönüşmesi
için yasal düzenleme yapılması gerektiğini belirtti.
Yetki ve sorumlulukları her geçen gün azalan
muhtarların iş yükünün değişmediğini, ekonomik
olarak ciddi sıkıntılar yaşadıklarını da sözlerine
ekleyen Erenoğlu, yasal düzenleme yapılmasının
keyfiyeti ortadan kaldıracağını, kurumlar ile halk
arasında köprü görevi yapan muhtarların daha
rahat görev yapabileceğini, sorunların ilgili kurumlara iletilmesi noktasında daha aktif rol oynayabileceklerini kaydetti.
Taleplerin incelenip değerlendirileceğini belirten
Başkan Yaşar, dosyanın incelenmesinin ardından
gerekli görülen çalışmaların yasalar çerçevesinde
yapılabileceğini, muhtarlara yapılması beklenen
ayni ve nakdi desteklerin yasal zemine oturmasının
ise belediyelerin de elini rahatlatacağını bu durumu
kendilerinin de önemsediğini vurguladı.
EKONOMİ
1 Ocak 2015 Perşembe
Sabancı Holding
Yönetim Kurulu
Başkanı Güler
Sabancı, "Düşük
petrol fiyatlarının
2015'te de devam
etmesi bekleniyor.
Bunun Japonya'ya,
Eurozone ve Çin'e
büyük faydası
dokunacak. Şüphe
yok ki bu durum
Türkiye'ye de büyük
avantajlar sağlayacak" değerlendirmesinde
bulundu.
Sabancı: “Düşük petrol fiyatları
Türkiye’ye büyük avantaj sağlayacak”
İSTANBUL - Sabancı Holding açıklamasına
göre Sabancı, Sabancı Topluluğu çalışanlarına
yönelik olarak yeni yıl mesajı yayımladı. Sabancı,
mesajında 2014 yılını değerlendirirken, 2015 yılına ilişkin olarak beklentilerini paylaştı. Düşük
petrol fiyatlarının 2015'te de devam etmesinin
beklendiğini aktaran Sabancı, bu durumun
Türkiye için de çeşitli fırsatlar getireceğini belirtti.
Sabancı şöyle devam etti:
"Petrol fiyatlarındaki düşüşün Japonya'ya,
Avro Bölgesi ve Çin'e büyük faydası dokunacak.
Şüphe yok ki bu durum Türkiye'ye de büyük
avantajlar sağlayacak. Ancak petrol fiyatlarındaki düşüşün beraberinde getireceği şartları iyi
okumak lazım. Petrol ihraç eden ülkelerin gelirlerindeki düşüş, 100 milyar doları aşan bir
meblağın dünyadaki finansal sistemden
çekilmesi anlamına geliyor. Bu durumu,
Amerika'da yürürlüğe konan "maddi rahatlatma"
(Quantitative Easing) ile birlikte ele aldığımızda,
likiditenin özellikle gelişmekte olan pazarlarda
daha zor bulunur bir hale geleceğini görüyoruz.
Dünyadaki ekonomik büyümeye çok geniş
anlamda katkısı bulunan Çin'in de frene bastığı
bir dönemdeyiz. Bu yavaşlama eğilimi, petrol
fiyatlarındaki düşüşün de başlıca sebepleri
arasında yer alıyor. Global arenada yaşanan
ekonomik zorlukların yanı sıra; ülkemizde son
birkaç yıldır büyüme hızımızın yüzde 2,5-3
arasında seyrettiğini gözlemliyoruz. Bu rakamlar
ne yazık ki hem ihtiyacımızın hem de potansiyelimizin oldukça altında. Ancak büyüme oranımızda izlenen gerileme, dünyadaki çalkantılı
ekonomik ortamdan, büyüyen pazarlara duyulan
güvensizlikten ve ulusal tasarruflarımızın düşük
olmasından dolayı yeterli yatırım yapılamamasındandır."
Güler Sabancı, dünyada meydana gelen
jeopolitik risklere de değinerek, Orta Doğu ve
Afrika'da son derece üzücü olayların yaşanmaya
devam ettiğini, bu gerilim ortamının Türkiye için
hem fırsat hem de endişeleri beraberinde
getirdiğini anlattı. Sabancı, şu ifadeleri kullandı:
"Türkiye'nin jeopolitik konumu, özellikle enerjide bir kesişim noktası olması bize avantaj
yaratıyor, büyük bir potansiyel sağlıyor. Ancak
özellikle Orta Doğu coğrafyasında yaşananlar
bizi kaygılandırıyor. Rusya-Ukrayna hattında
yaşanan siyasi gelişmeler de bizi yakından
ilgilendiriyor ve birçok alanda direkt
etkiliyor.(AA)
Büyük ve montajı zor Peştamalı Avrupa’ya sevdirdi
antenler dönemi bitiyor
ANKARA- ARİFE YILDIZ ÜNAL - Türksat Genel Müdürü
Ensar Gül, çok büyük ve montajı zor olan çanak antenlere göre daha estetik ve küçük olan düz antenin prototip çalışmasını tamamladıklarını belirterek, "Binaların
ya da evlerin duvarlarına yerleştirilebilen ve istenilen
renge boyanabilen düz anten, görüntü kirliliğini ortadan
kaldıracak" dedi.
Gül, AA muhabirine yaptığı açıklamada, TÜBİTAK
Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı (TEYDEB) finansal desteğiyle Ar-Ge çalışması yaptıklarını
belirterek, prototipi ve testleri tamamlanan antenin
ticarileştirilme çalışmalarının yapılacağını söyledi.
Televizyon yayınları için Ar-Ge çalışması yapılan düz
antenin prototip çalışmasının 4'ü mühendis olmak üzere
6 kişilik bir ekip tarafından 1,5 yılda tamamlandığını
anlatan Gül, prototip boyutunun 35x35 santimetre
olduğunu, kazancı daha yüksek yeni bir versiyonun
çalışmalarına da başladıklarını kaydetti.
Çanak antenlerin çok büyük, montajının da zor olduğunu söyleyen
Gül, daha estetik ve küçük
düz antende montaj sıkıntısının
yaşanmayacağını
belirtti.
Gül,
binaların ya
da evlerin
duvarlarına
yerleştirilebilen ve
istenilen
renge boyanabilen düz
antenin
görüntü kirliliğini ortadan
kaldıracağını ifade etti.
Düz antenlerin, sinyal bakımından diğer antenlerden
hiçbir farkının olmayacağına dikkati çeken Gül, "Çanak
antenlerdeki performansın aynısını düz antende de
görebileceğiz. Teknolojisi farklı olan düz antenin sadece
yapısı değişik. Anten üzerinde 256 tane 16x16 boyutunda
küçük antencik var. Bunlardan gelen sinyal noktaları birleştiriliyor. Bu antende ileri teknoloji kullanıldı" diye
konuştu.Dünyada düzlemsel antenlere doğru bir trendin
olduğunu belirten Gül, özellikle araç üzeri kullanımla
ilgili anten ihtiyacının olduğunu, düz antenin üretim
maliyetinin düşmesiyle düz antene ilgide artış
yaşanacağını söyledi.
Türksat'ın üretici bir firma olmadığını dile getiren Gül,
düz antenin üretimini yapacak firmalarla görüşmeler
yapacaklarını anlattı. Gül, söz konusu üretimle ilgilenen
firmalar ile anlaşıp, düz antenin lisans haklarını satacaklarını kaydetti. Tasarım ve ticarileşme haklarının verileceği firmanın, düz antenin satış fiyatını belirleyeceğini
bildiren Gül, Ka-Bant uydu internet terminali için de
anten çalışmalarına başlayacaklarını sözlerine ekledi.
(AA)
DENİZLİ - İBRAHİM SÜZER Osmanlı döneminde ''hamam
kültürü''nün önemli parçası olan, yeni
renk, model ve farklı tasarımlarla Türk
hamamının vazgeçilmezi peştamalı
Buldan'da dört nesildir üreten aile, bu
ürünü birçok ülkeye ihraç ederek dünya
pazarına taşıdı.
Padişah I. Murad'ın cübbesi,
Barbaros'un şalı, Genç Osman'ın gömleği, Yıldırım Beyazıt'ın kızının gelinliğinin hazırlandığı yer olarak dokumacılıkla ön plana çıkan Buldan,
hamam kültürünün önemli parçası peştamalın de önde gelen üretim merkezleri
arasında.
1880'li yıllarda "Kuru Hafız" isimli
ustasının kurduğu dokuma atölyesinde
üretilen ve merkepler üzerinde
Anadolu'nun farklı noktalarında satılan
peştamallar, şimdi ise Avrupa pazarında
ilgi görüyor.
Aile geleneği dokumacılığı dördüncü
nesil olarak babasından devralan
Behçet Çağlar'a AA muhabirine, yaklaşık 125 yıllık bir geçmiş olan firmalarının, ata mirası ve ailelerinin geçim
kaynağı olduğunu belirtti.
Kara düzen tezgahta, has boya ile el
dokuması yaparak üretime başlayan
büyük dedesinin peştamalları merkep
sırtında Anadolu'da turlayarak satması
nedeniyle "Anadolu parsı" lakabıyla
anıldığını bildiren Çağlar, ürünlerin tarihi
özelliğini bozmadan günümüz teknolojisinde üretim yapmayı sürdürdüklerini
dile getirdi. "1930'da büyük dedemden
işi ele alan dedemle daha da ilerlemiş.
'Kuru Salih' lakaplı dedem, döneminde
'kuru yarım', 'kuş gözü' isimleriyle
anılan peştamallar gibi bir çok yeni ürün
geliştirmiş. Sonraki dönemlerde banyo
havluları, bornozlar da ürün çeşitlerimiz
arasına girdi" ifadesini kullanan Çağlar,
ürünlerinde, dedesi zamanında kullanılan etiketin hala bulunduğunu kaydetti. Firmalarının dört nesildir faaliyetlerini devam etmesinin, yurt içi ve yurt
dışında ayrı bir itibar oluşturduğunu
bildiren Çağlar, yaptıkları Ar-Ge ve
pazarlama çalışmaları sonrası
geliştirdikleri ve çeşitliliğini arttırdıkları
ürünlerinin iç piyasada 45 ilde
satıldığını, bunun yanında yurt dışına da
ihraç edildiğini dile getirdi. (AA)
Özgenç: “KOBİ’ler borçlarını
ödemek için kredi alıyor”
İSTANBUL - Küçük ve Orta
Büyüklükteki İşletmeler Derneği
(KOBİDER) Başkanı Nurettin Özgenç,
KOBİ'lerin işlerini büyütmek için değil
borçlarını ödemek için kredi aldığını
belirtti.
Özgenç, yaptığı yazılı açıklamada,
küçük esnafın zor durumda olduğunu
savunarak, işleri kötü gittiği için krediye
başvuran esnafın, fazla para kazanamadığı için krediyi de ödeyemediğini
iddia etti. KOBİ'lerin işlerini büyütmek
için değil borçlarını ödemek için kredi
aldığını ifade eden Özgenç, "İç tüketimin istikrarlı bir şekilde sürmesi lazım.
Piyasaların rahatlatılması gerekir. Siyasi
ve kısır çekişmelerden uzak durulmalı.
Ülke insanı kaygı ve endişeye sevk
edilmemeli" değerlendirmesini yaptı.
Özgenç, 2014'ün KOBİ'ler için iyi bir
yıl olmadığını dile getirerek, şunları
kaydetti: "KOBİ'lerimizin 2015 yılında
peşini bırakmayacak riskler de yok
değil. Siyasi gerilimlerin yanında küresel ekonomide de en kötü henüz
geride kalmadı. KOBİ'leri zorlu bir yıl
beklediği muhakkak ama fırsatlar da
var. Daha birkaç yıl öncesine kadar
esnafın dükkanının önünden
geçmeyen bankacılar, artık esnafa en
gözde müşterileri olarak bakıyor. Son
verilere göre bankalar, sayıları 2
milyonu aşan bakkal, kırtasiye, şoför
gibi küçük esnafı müşterileri haline
getirebilmek için birbirinden cazip
kampanyalar düzenliyor.
Yakın bir zamana kadar bankacıların
büyük bir bölümü tarafından 'riskli
müşteri' olarak değerlendirilen KOBİ'ler
son yıllarda bankaların en önemli
müşteri kitlesi haline geldi. Çünkü
bankaların kaynaklarını aktaracak alternatif alanların başında KOBİ'ler geliyor.
KOBİ'ler tüm bankalar açısından büyük
önem taşıyor."(AA)
7
Piyasalarda yeniden
Yunanistan endişesi
LONDRA - GÖKHAN KURTARAN Yunanistan'da erken seçim kararının alınmasının
ardından piyasalarda ülkenin mali programından uzaklaşabileceği, Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) Yunan
bankaları için sağladığı fonlamanın riske girebileceği
yönünde endişeler artmaya başladı.
Avro Bölgesi'nin devam eden resesyon ve
deflasyon endişelerine, Yunanistan'da cumhurbaşkanı
adayı Stavros Dimas'ın üçüncü turda yeterli oyu alamamasının ardından ülkenin erken seçim kararı
almasının da eklenmesi piyasalarda tedirginliği artırdı.
Yunanistan, Avrupa Birliği ve Uluslararası Para
Fonu'ndan sağladığı mali yardım ve tasarruf
programını yeniden müzakereye açabilecek bir erken
genel seçimle karşı karşıya.
Yunanistan'da seçimin sonucunda kemer sıkma
programına karşı olan Syriza Partisi'nin çoğunluğu
elde etmesi halinde ülkenin borçlarını yeniden
müzakereye açma olasılığı endişeye neden oluyor.
Piyasalarda Yunanistan'da seçimin Syriza Partisi'nin
lehine sonuçlanma durumunda, Avrupa Merkez
Bankası'nın (ECB) tahvil alım programının da ötelenebileceği ya da tümden riske girebileceği tartışılıyor.
Merkezi Londra'da bulunan Capital Economics'in
Avrupa Ekonomisti Sarah Pemberton, "Kamuoyu yoklamaları Syriza'nın seçimleri kazanarak hükümeti kurabileceğini gösteriyor. Syriza'nın liderinin Yunanistan'ın
Avro Bölgesi'nde tutarak dengeli bir bütçeyi sağlayacağı konusunda güvence vermesine karşın, yatırımcılar borçların yeniden yapılandırılması ve kemer
sıkma sürecinin gevşemesi konusunda
endişelenmeye devam ediyor" dedi.
Piyasalarda Yunanistan kaynaklı endişelerin devam
edebileceğini vurgulayan Pemberton, devamla
"Dahası Yunanistan'da politik belirsizliğin daha uzun
bir süre devam etmesi henüz 6 yıldır devam eden
resesyonda yeni çıkış işareti gösteren Yunanistan
ekonomisine zarar verecektir" dedi.
Bank of America (BofA) Merill Lynch Ortadoğu ve
Kuzey Afrika Bölgesi Ekonomisti Türker Hamzaoğlu
ise Yunanistan için olası temel senaryoda
Yunanistan'da 2012'de yaşanan kriz endişelerinin
öngörülmediğini vurguladı.
"Önemli olarak burada seçimlere kadar olan süre
zarfında Syriza'nın farkının biraz azalması, belki bir
koalisyon hükümetinin oluşması, buna mukabil de
Avrupa Merkez Bankası'ndan beklediğimiz parasal
genişlemenin gecikmemesini bekliyoruz. Beklentilerin
bozulmaması için Yunanistan'da çalışabilir bir
hükümetin olma zorunluluğu var. Biraz volatilite olacak
ama nihayetinde biz tekrar 2012 senesi gibi bir Grexit
(Yunanistan'ın Avro Bölgesi'nden çıkma olasılığı)
konuşmayacağımızı düşünüyoruz."
Piyasalarda bir süre Yunanistan kaynaklı kısmı
oynaklıkların olmasının normal olduğun belirten
Hamzaoğlu, "Bu, erken seçim olacak, Syriza
kazanacak, Yunanistan Avro'dan çıkacak demek değil.
Biraz daha serinkanlı düşünmekte fayda olduğunu
düşünüyoruz. Burada önemli olan Avrupa Merkez
Bankası'nın ne yapacağı. Troyka'nın program hakkında
bir karar vermesi gerekecek. Bu bakımda önümüzdeki
bir ay biraz gürültü patırtı olacak" dedi.(AA)
Türkiye un ihracatında zirvede
BALIKESİR - ZAFER AKPINAR - Uluslararası
Hububat Konseyinin (IGC) raporuna göre, 1 Temmuz
2013-30 Haziran 2014 döneminde Türkiye, 3 milyon
353 bin tonla dünya un ihracatında (buğday eş değeri
cinsinden) zirvede yer alırken toplam dış satımın
yüzde 27'sini tek başına gerçekleştirdi.
Okan Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi
Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa
Hikmet Boyacıoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, IGC'nin son tahmin raporunda, 1 Temmuz 201430 Haziran 2015 dönemi dünya un ticaretinin bir
önceki kıyasla 70 bin ton artıp 12 milyon 530 bin tona
(buğday eş değeri cinsinden) çıkacağının
öngörüldüğünü söyledi.
Dünya buğday unu
ticaretinde
önceki sezondan az miktardaki artışın,
esas olarak,
Kazakistan'da
beklenenden
daha düşük
ihraç edilebilir
buğday
bulunmasından kaynaklandığını belirten Boyacıoğlu,
"Kazakistan'ın un ihracatının geçen sezona göre az
miktarda artışla 2,9 milyon ton seviyesine ulaşacağı
tahmin ediliyor" dedi.
Boyacıoğlu, rapora göre, Türkiye'nin 2013-2014
sezonunda 3 milyon 353 bin tonla dünya un ihracatında zirvede yer aldığına dikkati çekti.
Türkiye'nin bu alandaki performansıyla ilgili bilgi
veren Boyacıoğlu, şunları kaydetti:
"2012-2013 dönemini lider kapatan Türkiye, ihracatını 786 bin tonluk artışla 3 milyon 353 bin tona
çıkardı. Liderliği bırakmayan Türkiye'nin en yakın
takipçisi Kazakistan, 2 milyon 762 bin tonda kaldı.
Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ise 920 bin tonluk dış satım
gerçekleştirdi. Türkiye, bu dış satımla dünya un ihracatının yaklaşık yüzde 27'sini tek başına yaptı. 1
Temmuz 2014-30 Haziran 2015 döneminde ise düşük
buğday üretimi beklentisi nedeniyle Türkiye'nin un
ihracatının 2,5 milyon tona gerileyeceği öngörülüyor.
Bu durumda Türkiye, birinciliği Kazakistan'a kaptıracak."
Boyacıoğlu, AB ülkelerinin 2014-2015 sezonu un
ihracat öngörüsünün ise geçen döneme göre 920 bin
tondan 1,1 milyon tona yükselmesinin beklendiğini
anlattı. Dünyanın en yüksek buğday unu ithalatçısı
Irak'ın satın almalarının, genelde son ithalat düzeylerine uyumlu olarak 1,4 milyon ton seviyesinde gerçekleşeceğinin tahmin edildiğini vurgulayan Boyacıoğlu,
"İkinci en yüksek un ithalatçısı Özbekistan'ın 20142015 sezonundaki alımlarının ise 1,3 milyon tona
düşmesi bekleniyor" diye konuştu. (AA)
8
EKONOMİ
1 Ocak 2015 Perşembe
Fındık Tarım Satış
Kooperatifleri Birliği
(FİSKOBİRLİK)
Yönetim Kurulu
Başkanı Lütfi
Bayraktar, "20052006'dan kaynaklanan
borçların bu kuruma
maliyeti 400 milyon
lira civarında.
Ulaşamadığımız
üreticilerimiz dışındaki
tüm borçlarımızı
neredeyse bitirdik"
dedi.
FİSKOBİRLİK, üreticilere
olan borçlarını ödedi
GİRESUN - Bayraktar, FİSKOBİRLİK'in
Giresun'daki 6'ncı satış mağazasının açılışında gazetecilere yaptığı açıklamada, satış
mağazalarını tüm Türkiye'ye yaymak istediklerini söyledi.
Birliğin ocak ayında genel kurulunun
yapılacağını anımsatan Bayraktar, kendisinin
de yeniden yönetim kurulu başkanlığına
aday olacağını ifade etti.
Bayraktar, görevde 7'nci yılını bitirdiğini
dile getirerek, "Çok zor süreçlerden geçtik.
Bu süreçlerin ardından birlik iyi yerlere geliyor. Aldığımız karar, bu süreci sonuna kadar
sürdürebilmek. Bize bunun için 4 yıl daha
lazım. O yönde de tekrar adayız" diye
konuştu.
Birliğin 2006 yılından olan borçlarının
ödenmesi sürecinin devam ettiğini vurgulayan
Bayraktar, geçen ay 2006 yılından doğan
borçları bitirmeyi hedeflediklerini ancak bazı
sıkıntılar yaşadıklarını söyledi.
Bayraktar, bazı üreticilere ulaşamadıklarını
belirterek, "Ulaşamadığımız üreticilerimiz
dışındaki tüm borçlarımızı neredeyse bitirdik.
2005 - 2006'dan kaynaklanan borçların bu
kuruma maliyeti 400 milyon lira civarında.
Aslında birlik isteseydi Kooperatifler
Kanunundan kaynaklanan hakkını kullansaydı
bu borcu ödemek zorunda değildi. Niye, kar
ve işte ortaklığı vardı. FİSKOBİRLİK bu zor
koşullara rağmen üreticimizi düşünerek borcunu ödemeye çalışıyor" ifadesini kullandı.
Trabzon'da 2012 yılında alacaklarından
ötürü birliği mahkemeye veren üreticilerle
yaşanan süreci de değerlendiren Bayraktar,
dava açan üreticilere direkt ödeme yapamadıklarını anlattı.
Bayraktar, 2006 borçları için faiz ödemesi
ve mahkeme masrafları ödemesine karşı
olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
"Dolayısıyla geçen hafta kurum ile ilgili
yetkililer Trabzon'a gittiler. Üreticilerimizle
görüştüler. Kendilerine borcu tamamen kapatmayı teklif ettiler. Üreticilerimiz buna sıcak
bakıyor. Ama avukatlarla anlaşamadık. Bu
kurumun bir lirasını bile birilerine peşkeş çekmek taraftarı değilim. Bu anlamda riski de
alacağım. 29 bin 900 kişinin gittiği yolu tercih
etmeyen o 100 kişiye de, o 29 bin 900 kişinin
hakkını yedirmem."
(AA)
Ekmekte; israfın nedeni
süpermarket ve kaçak fırınlar
İnşaat sektörü üçüncü
çeyrekte yüzde 1 büyüdü
İSTANBUL - İnşaat sektörü 2014 yılı üçüncü çeyrek
döneminde yüzde 1 büyüdü.
Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (İMSAD)
tarafından hazırlanan "Aralık Ayı Sektör Ekonomi Raporu"
açıklandı. Buna göre, özel sektör inşaat harcamaları 2014
yılı üçüncü çeyrekte yüzde 3,8, inşaat sektörü ise yüzde 1
büyüdü.
Geçen yıl yüzde 7 büyüyen inşaat sektöründe büyüme
2014 yılında yavaşladı. İlk çeyrekte yüzde 5,1 olan büyüme
ikinci çeyrekte yüzde 2,8 olarak gerçekleşti. 2014 yılının
dokuz ayında büyüme yüzde 2,9 oldu. Yılın dokuz ayında
gayrimenkul ve iş faaliyetleri sektörü ise yüzde 2,2
büyüme gösterdi. Genel ekonomik büyüme ile birlikte
inşaat ve gayrimenkul sektörlerindeki büyüme de
yavaşladı.
İnşaat sektöründe 2013 yılında yaşanan yüzde 7 büyümenin tamamı kamu inşaat harcamalarından kaynaklanırken, özel sektör inşaat harcamaları geçen yıl yüzde
1 daraldı. Özel sektör inşaat harcamalarında iki yıl üst üste
yaşanan küçülmenin ardından, 2014 yılı üçüncü çeyrekte
yüzde 3,8 ve dokuz ayda yüzde 5,3 büyüme gerçekleşti.
Mevcut inşaat işleri seviyesi 2014 yılının ilk iki ayında
geriledikten sonra mart-haziran döneminde yükseldi.
Temmuz-eylül dönemin hemen hemen aynı kalan mevcut
işlerin seviyesi ekim ayında 2,8 puan düşmüş, kasım ayında ise 1,5 puan artmıştı. Aralık ayında ise mevsimsellik
etkisi ile mevcut inşaat işlerinin seviyesi kasım ayına göre
10,2 puan geriledi. Aralık ayında mevcut inşaat işlerinin
seviyesi geçen yılın aynı ayına göre ise 3,1 puan geride
gerçekleşti.
2014 yılında yeni alınan inşaat işleri yıl genelinde dalgalı
bir seyir izlerken, alınan yeni inşaat işleri haziran ayında en
yüksek seviyeye ulaştı ve bunu izleyen aylarda ise iniş
çıkışlar gösterdi. Kasım ayında yeni alınan işlerde 0,2 puan
artış yaşanmasının ardından aralık ayında da 1,5 puanlık
bir artış gerçekleşti. Böylece yeni alınan işler seviyesi
aralık ayında geçen yılın aynı ayına göre 2,7 puan geride
kaldı. Açıklamaya göre, kasım ayında konut satışları geçen
yılın aynı ayına göre yüzde 1,1 artış gösterirken, 103 bin
783 adet konut satıldı. Geçen yılın kasım ayında ise 102
bin 681 konut satışı yapılmıştı. Ağustos, eylül ve ekim
aylarında hızlanan konut satışları kasım ayında yavaşladı.
2014 yılının 11 ayında konut satışları geçen yılın aynı
dönemine göre ise yüzde 1 azalarak 1 milyon 30 bin 715
adet gerçekleşti. Konut satışlarındaki yıllık gerileme de
giderek yavaşladı. (AA)
İSTANBUL- UĞUR ASLANHAN Ekmek Sanayii İşverenler Sendikası
Genel Sekreteri Cihan Kolivar, ekmek
israfının istenilen düzeyde azalmadığını
belirterek, "Ekmek israfında iki ana unsur
var. Araştırmalarımızın sonuçları şunu
gösteriyor; Ekmek israfına süpermarketler ve kaçak fırınlar neden oluyor"
dedi.
AA muhabirinin konuyla ilgili sorularını
yanıtlayan Kolivar, Gıda Tarım ve
Hayvancılık Bakanlığının ''Ekmek İsrafını
Önleme Kampanyası''nın 17 Ocak 2013
tarihinde başlatıldığını hatırlatarak, o günden bugüne israf konusunda farkındalık
oluştuğunu söyledi. Ekmek israfının
İstanbul'da yeterince azalmadığını dile
getiren Kolivar, "İstanbul'da bizim araştırmalarımıza göre ekmek israfı, yüzde 10'u
falan bir kenara koyalım, yüzde 1 bile
azalmadı" ifadesini kullandı.
"Ekmek israfında iki ana
unsur var. Araştırmalarımızın
sonuçları şunu gösteriyor;
Ekmek israfına süpermarketler ve kaçak fırınlar neden
oluyor" diyen Kolivar, evlerde
ekmek israfının fazla
olmadığını, alınan ekmeklerin
kalması durumunda ev
hanımlarınca bir şekilde kullanıldığını dile getirdi.
Fırınların ürettikleri
ekmeklerin bakkallara da
satıldığını hatırlatan Kolivar,
bakkallardan fırınlara ertesi gün iade
edilen ekmek sayılarının az olduğunu,
israfa yol açacak büyük bir rakamla fazla
karşılaşmadıklarını vurguladı.
"Büyük ve zincir marketler korkunç
derecede ekmek israfı yapıyor" diyen
Kolivar, buralarda satılan ve 3-4 gün kullanım süresi olan ambalajlı katkılı ekmeklerin de israfa yol açtığını aktardı.
Kolivar, önceden bakkallardan satılmayan ekmeklerin iade edilmediğini, bu
yüzden bakkalların satacağı kadar
ekmeği satın aldığını anlattı.
Marketlerin ortalama saat 22.00'de
kapandığını, saat 21.00'de gidip baktıkları marketlerde ekmek yığınları gördüklerini dile getiren Kolivar, büyük marketler
veya market zincirlerinin sadece birinin
en az 3 fırından ekmek aldığını söyledi.
(AA)
Ege’nin enerjisi rüzgarından olacak
İZMİR - AHMET BAYRAM - Ege'de
dağların denize dik uzanması, bölgeyi
rüzgar enerjisi santrali (RES) yatırımı için
cazip hale getirdi.
Türkiye'de 2005 yılında yürürlüğe giren
Yenilenebilir Enerji Kanunu'ndan sonra
sektör yatırımları hızlanırken, dağları
denize dik uzandığı için önemli rüzgar
koridorlarına sahip olan Ege Bölgesi, RES
yatırımcılarının ilgisini çekti. AA
muhabirinin Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği
(TÜREB) verilerinden derlediği bilgilere
göre hali hazırda 1300 megavat kurulu
güçteki RES'lerle, Türkiye'deki RES'lerin
yüzde 38'ine ev sahipliği yapan Ege
Bölgesi'nde 560 megavat güçteki
RES'lerin inşaatı ise sürüyor. Ege'de rüzgar gücüne yatırımda İzmir başı çekiyor.
Türkiye'de inşa halindeki her 4 RES'ten
biri bu kentte bulunuyor. Kurulu halde 613
megavat güçte RES'in yer aldığı İzmir'de
toplam 311 megavat güçte olacak
RES'lerin inşaatı da devam ediyor.
TÜREB Başkanı Mustafa Serdar
Ataseven, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'nin elektrik enerjisinde
toplam kurulu gücün bu yıl itibariyle 68
bin megavata ulaştığını belirterek, bunun
4 bin megavatının rüzgar enerjisinden
elde edildiğini söyledi. Türkiye'nin kurulu
RES gücü ile Avrupa'da ilk on ülke
arasında girdiğini belirten Ataseven, "Son
yıllardaki ilerleyişimiz ile dünyada gözde
ülkeler arasındayız diyebiliriz. Gerek
Avrupa Enerjisi Birliği, gerekse Dünya
Rüzgar Enerjisi Konseyi Türkiye'nin hızlı
büyüyen bir rüzgar ekonomisi olduğunu
belirtiyor" dedi. Ataseven, olumlu
gelişmelere karşın rüzgardan enerji üretiminin istenilen düzeylerde olmadığını
savunarak, şunları kaydetti: "Dünyada
enerji üretiminin yüzde 35'ini rüzgardan
karşılayan ülkeler var. 2014 yılı başındaki
verilere göre Çin'de 91 bin megavat,
ABD'de 61 bin megavat ve Almanya'da
da 35 bin megavat civarında kurulu güç
var. Danimarka'nın 2020 hedefi enerji
ihtiyacının yüzde 50'sini rüzgardan
karşılamak. Dünyada yenilenebilir enerji
birinci sıraya oturmuş durumda.
Ülkemizde de böyle olmasını ümit
ediyoruz." (AA)
BULGARİSTAN’DAKİ TÜRKLER,
girişimciliği Türkiye’de öğreniyor
KOCAELİ- METİN GİRGİN - Başbakanlık
Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının
(YTB) desteğiyle yürütülen "Girişimcilik Kursu 2014
Bulgaristan Projesi" kapsamında Bulgaristan'da
yaşayan Türklere girişimcilik konusunda eğitim
veriliyor.
Ülke sanayisinin kalbi konumundaki Kocaeli'nde
Balkan Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneğinin
(Bal-Türk) yürüttüğü projeyle Bulgaristan'da
yaşayan 32 Türk'e girişimcilik tecrübesi aktarılıyor.
Bal-Türk Genel Başkanı Bayram Çolakoğlu, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, projenin
Bulgaristan'da yaşayan soydaşların ekonomik
durumlarına yönelik olduğunu söyledi.
YTB tarafından kabul edilen proje kapsamında
Bulgaristan'da 9'dan fazla bölgeyi gezerek adaylarla görüştüklerini anlatan Çolakoğlu, girişimcilik
konusunda kabiliyeti ve potansiyeli olduğuna
inandıkları 32 soydaşı Türkiye'ye getirdiklerini kaydetti.
Katılımcılara temel girişimcilik ve rol model oluşturabilecek işletme ziyaretlerini içeren uygulamalı
eğitim sunduklarını belirten Çolakoğlu, "Eğitimlerde
KOSGEB'in girişimcilik programı yanında,
Bulgaristan ve AB destekleri konusuna da yer verilecek. Projeyle soydaşlarımıza Bulgaristan'da yeni
iş kurmaları ve işlerini geliştirmeleri konusunda yol
göstermeyi amaçlıyoruz" diye konuştu.
Çolakoğlu, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Sivil
Toplum Merkezi'nde eğitim gören soydaşlar arasında küçük ve orta çapta iş sahibi işletmeciler bulunduğunu dile getirdi.
"Amacımız, Bulgaristan'da yaşayan Türk soydaşlarımızın işlerini kurması, işini kurmuş olanların
da bu işlerini büyütüp, geliştirmelerine yardımcı
olmaktır" diyen Çolakoğlu, "Tespitlerimize göre bu
girişimcilerin pazarlama konusunda eksiklikleri var.
Başka grupta ise işini kurma noktasında ciddi yol
katetmiş olanlar var. Ne yapacağını biliyor, bazı
maliyet araştırmaları yapmış, kafasında tasarlamış.
Üçüncü grupta da üniversite son sınıfta ya da yüksek lisans ve doktora yapan kitle. Onlar da iş
kurma yönünde düşünceye sahip. Diğer ifadeyle
girişimci ve girişimci adayları hedef kitlemizi oluşturuyor" ifadesini kullandı. (AA)
Kırım ve Ukrayna,
Rusya’ya pahalıya maloldu
İSTANBUL - BEKİR GÜRDAMAR - ABD
ekonomisi, rekor düzeyde artan istihdam ve son 11
yılın en iyi büyüme performansıyla, 2014 yılında öne
çıkarken, dünyanın ikinci süper gücü olarak nitelendirilen Rusya özellikle Kırım konusunda istediğini
elde etmesine karşın, Batının yaptırımları ve hızla
düşen petrol fiyatlarıyla zor bir dönemden geçiyor.
ABD'de Merkez Bankasının (Fed) politikalarında
izlenen değişim, enerji sektöründe yaşanan kaya gazı
devrimi ve ekonominin hızlı büyümesi, Rusya'da ise
gerileyen petrol ve doğalgaz fiyatları, Kırım'ın
Rusya'ya bağlanma kararı alması ve Ukrayna'nın
doğusundaki gelişmelerin ardından Batılı ülkelerin
Rusya'ya yaptırımları 2014 gündeminde öne çıkarken,
bu gelişmelerle Rus finans piyasalarında belki de tüm
zamanların en güçlü türbülansının yaşanması iki ülke
ekonomisindeki farkın açılmasına neden oldu.
ABD ekonomisinin 2014'teki en önemli başarılarından biri kasım ayı itibarıyla yaklaşık 2,6 milyon kişiye
yaratılan istihdam oldu. İşsizliğin yüzde 5,8'e düştüğü
bu dönemde yaratılan istihdam 1990'lı yıllardan bu
yana ABD'nin en iyi performansına işaret etti.
2014'ün 3. çeyreğinde ABD'de GSYH yüzde 5 ile
son 11 yılın en hızlı büyümesine işaret ederken,
neredeyse tüm ülkelerin büyüme endişeleri için önlem
almaya çalıştığı yılda ekonomist beklentilerin bile
üzerinde performans gösterdi. Aynı dönemde Rusya
ekonomisinde finansal piyasalarla başlayan ve tüm
ekonomik göstergeleri etkisi altına alan ve analistlerin
mini kriz olarak nitelendirdikleri bir süreç izlendi. Rusya
ekonomisi 2014'ün 10 ayında yüzde 0,7 büyürken,
işsizlik ise yüzde 5,1 oldu.
ABD ekonomisindeki iyileşmenin etkisi ile Fed
2008'den bu yana devam eden parasal genişleme
politikasını sonlandırarak, faiz artırımının ne zaman
başlanacağı tartışmalarına piyasaları alıştırmaya
çalışırken, Rusya Merkez Bankası ise rubledeki aşırı
değer kaybını frenlemek için politika faizini yüzde
10'dan yüzde 17'ye kadar yükseltti.
Fed aylık 85 milyar dolar olan tahvil alımlarını ocak
ayından itibaren aşamalı olarak azaltarak ekim ayında
sona erdirdi. Rusya Merkez Bankası ise özellikle aralık
ayında faiz artırımının yanı sıra sermaye çıkışlarını
önlemek için hükümet ile birlikte çeşitli önlem paketleri
açıkladı.
Senelerdir 30-35 bandı arasında işlem gören
dolar/ruble paritesi 16 Aralık'ta tüm zamanların en
yüksek seviyesi olan 79,52'ye kadar çıktıktan sonra,
Rusya Merkez Bankası çok güçlü faiz artırımı başta
olmak üzere aldığı bir dizi önlem ile 52,50 seviyelerine
geriledi. Uluslararası piyasada dolar endeksi ise ABD
ekonomisindeki güçlü görünümün etkisiyle yükseldi.
Dolar endeksi, 23 Aralık'ta yaklaşık 9 yılın en yüksek
seviyesi olan 90,16'yı gördükten sonra 89.70
seviyelerinde dengelendi. (AA)
KÜLTÜR-SANAT
KÜLTÜREL
BOYUT
Prof. Dr. Hayrettin İVGİN
[email protected]
SEVR’İ HATIRLAYALIM VE UNUTMAYALIM
Sevr Antlaşması imzalanalı tam 94 yıl oldu.
İmzalayan devlet büyükleri arasında Başbakan Damat
Ferit Paşa ve Şûrayı Devlet Azası Rıza Tevfik de bulunuyordu. Ama bu anlaşma hiçbir zaman yürürlüğe giremedi.
Türkün öz vatanının nasıl parçalandığını ve Türk
milletinin nasıl köleleştirilmek istendiğini çok açıkça
ortaya koyan bu anlaşmanın iyice bilinmesinde yarar
vardır.
Ben bu anlaşmanın maddelerini tek tek yazmayacağım. Ama Türklere nasıl toprak bağışlandığını, elinden
nerelerin alındığını rastgele sıralama yaparak yazacağım.
- İstanbul’un hemen yanında bulunan Büyük
Çekmece Gölünden başlamak üzere bütün Trakya
Yunanistan’a verilecek.
- İzmir, Kuşadası, Ödemiş, Salihli, Akhisar, Kemer
gibi yerleşim yerlerinin bulunduğu topraklar 5 yıl içinde Yunanistan’a sürekli şekilde bağlanacaktır.
- Türkler; Osmaniye, Bahçe, Gaziantep, Birecik,
Urfa, Mardin, Nusaybin’de hak sahibi değildir.
- Doğu’da Ermenistan Devleti kurulacak; Erzincan’ın
batı ve güneyinden, Elmalı, Bitlis ve Van Gölünün
güneyinden geçen bir hat sınır olarak ve 5 vilayet
Ermenilere verilecektir.
- Ermenistan, Irak ve Suriye arasında bulunan topraklar üzerinde bir özerk Kürt Devleti kurulacak, bir yıl
sonra da bu özerk devlet, bağımsız Kürt Devletini kuracaktır. Osmanlıdan ayrılan ve bağımsız olan bu devlet
üzerinde ve topraklarda Türklerin hiçbir hakkı olmayacaktır.
- Boğazlar (İstanbul ve Çanakkale), Batı
Devletlerinin denetiminde olacaktır.
- İstanbul’da padişahın makamı olacak ama İstanbul
daima Batılıların kararlarına riayet edecektir.
- Osmanlı vatandaşları, kurulmuş ve kurulacak yeni
devletlerden hangisinin vatandaşlığına geçmek isterse
hemen kabul görecektir.
- İngiliz, Fransız, İtalyan ve Japonlardan oluşan bir
komisyon, kapitülasyonları yönetecekler, Osmanlı
Borçlarını tahsil edeceklerdir.
- Kapitülasyonlardan Yunanistan ve Ermenistan da
yararlanacaktır.
- Posta teşkilatını Türklerin dışında yabancı ülkeler
yönetecektir.
- Boğazlar komisyonuna üye ülkeler ABD, İngiltere,
Fransa, İtalya, Japonya, Rusya; Boğazların trafiğini
yürütecek ve yönetim bunlarda olacaktır.
- Osmanlıların ordusu ancak 50.700 kişilik olacak,
bunun 700’ü padişahın maiyet kıtası olacaktır. Deniz
Kuvvetleri ancak yedi sloop ve altı torpide gemisinden
ibaret bulunacak; hiçbir zaman uçağı ve hava gücü
olmayacaktır.
- Türklerin maliyesi; İngiliz, Fransız ve İtalyan
Maliye Komisyonu tarafından yönetilecektir. Bu
komisyonda bir Türk üye bulunacak ama Duyunu
Umumiye ve Osmanlı Bankaları anlaşarak Türklerin
para sistemini tanzim edecektir.
- Türkiye’nin bütün gelirleri, yabancıların denetiminde bulunan Maliye Komisyonunun emrine verilecektir.
Gümrükler; Maliye Komisyonunun denetim ve gözetiminde olacaktır.
- 30 Ekim 1918 tarihinde Batılı devletlerle birlikte
Mondros’ta imzalanan mütarekenin tüm şartları ve
maddeleri yürürlükte olacaktır.
- Türk olmayan unsurlardan göç etmiş olanlar yeniden topraklarına dönecektir.
- Patrikhane ve buna benzer kuruluşlara yeni imtiyazlar verilecek ve bu kuruluşlar takviye edilecektir.
İşte Sevr’in özet olarak durumu budur. Batılılar ve
Türk düşmanları asla ve asla bu düşünce ve isteklerinden vazgeçmediler.
Lozan Anlaşmasının rövanşını Türkiye’den mutlaka
alacaklarını kendi devlet büyükleri söylemektedir. Biz
halâ birbirimizle uğraşalım. Biz halâ kendi gücümüzü,
değerlerimizi, hayatî önemdeki kuruluşlarımızı yerle
bir etmeye devam edelim.
Türkiye şimdi, Sevr’in imzaladığı tarihdekinden daha
güçlüdür. Ama unutmayalım ki düşmanlarımız da o
denli güçlüdür. Şimdiki gücümüze güvenerek gaflet ve
dalalet içinde olmayalım. Türk düşmanları çok güçlü,
çok. Uzantıları içimizde, bağrımızda. Türk olarak çok
uyanık olalım. Ve Sevr’i unutmayalım. Çünkü bize
unutturmaya çalışıyorlar.
ÜRGÜPLÜLER KÜLTÜR
TURİZM GELİŞTİRME
DAYANIŞMA VE
YARDIMLAŞMA DERNEĞİ
GENEL KURUL İLANI
Sayın Üyelerimiz
1. İlgili Kanun ve Tüzüğümüze göre derneğimizin
21. Olağan Genel Kurulu 18.01.2015 Cumartesi
günü saat 13.00 da aşağıdaki yazılı adreste yapılacaktır.
2. Belirtilen tarihte geçerli çoğunluk sağlanamadığı
takdirde 2. Toplantı 25.01.2015 Cumartesi günü
saat 13.00’de aynı adreste yapılacaktır.
3. Yılda bir defa yapılan bi genel kurula üyelerimizin tamamının gelmesi ile derneğimizin geçmişteki
faaliyetleri gelecekteki kararları aşağıda belirtilen
gündeme göre görüşülecektir.
4. Bu sebeple belirtilen gün ve saatte dernek üyelerimizin toplantıya bizzat katılmalarını (Dernekler
Kanununa göre Vekil Tayin Edilemez) temenni
eder saygılar sunarız.
Toplantı yeri: Sağlık 2 Sokak No: 71/4 Yenişehir Kolej - Ankara
TOPLANTI GÜNDEMİ
1. Yoklama, açılış ve saygı duruşu,
2. Divan Başkanı ve Katip üyelerin seçimi ve genel
kurulda alınan kararları onaylaması,
3. Yönetim Kurulu Faaliyet Raporunun okunması,
4. Denetim kurulu Raporunun okunması,
5. 2014 yılının gelir ve giderlerinin açıklanması,
6. Faaliyet ve Denetim raporları ile gelir ve gider
raporları hakkında görüşmeler,
7. Yönetim ve Denetim Kurullarının ayrı ayrı ibra
edilmesi,
8. 2015 yılı tahmini bütçenin görüşülmesi ve karara bağlanması,
9. Yönetim ve Denetim Kurulu asil ve yedek üyelerin seçilmesi,
10. Dilek, temenniler ve kapanış
Yedigün - 1
1 Ocak 2015 Perşembe
9
Osmanlı'da aristokrasi
değil, asalet vardı
Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Olivier Bouquet, Osmanlı devletinde Avrupa'daki anlamda bir aristokrasi olmadığını ancak bir "hizmet aristokrasisi" bulunduğunu belirterek, "Osmanlı'nın önde gelen aileleri arasında bir devlet kültürü vardı" dedi.
İSTANBUL - AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Türk ve Osmanlı tarihi uzmanı Bouquet, Avrupa
ülkelerinin kendi ulusal tarihlerini yazarken Osmanlı
devletinin tarihini yeterince dikkate almadığını söyledi.
"Fransız tarihçilerini de diğer Avrupa ülkelerinin
tarihçilerini de ülkelerinin tarihlerini daha doğru
yazabilmeleri için Osmanlı tarihini çalışmaya davet
ediyorum" diyen Bouquet, Osmanlı tarihinin Avrupa
tarihinin parçası olduğunu vurguladı.
Bouquet, Avrupalı tarihçilerin Türkçe ve
Osmanlıca öğrenmesi gerektiğini kaydetti.
Osmanlı dönemine ilişkin "Sultan'ın Paşaları" ve
"İsimlerin Asaleti" adlı iki kitabı bulunan Bouquet,
her iki kitabı için malzemeyi Başbakanlık Osmanlı
Arşivi'nde çalışırken bulduğu ve yeterince incelenmediğini fark ettiği Sicill-i Ahval Defterleri'nden aldığına işaret etti.
"Başka hiçbir ülkede bulunmayan, benzersiz bir
kaynak" diye nitelendirdiğini Sicill-i Ahval
Defterleri'nde 51 bin memura ait kayıtların bulunduğunu anlatan Bouquet, çalışması için 282 sivil ve
asker paşayı seçtiğini dile getirdi.
Daha önce sadece belli şahsiyetlerin hayat
hikayelerini yazmakta başvurulan bu kaynakların
"kolektif biyografi" çalışması için de zemin oluşturduğunu kaydeden Bouquet, "Ele aldığım paşaların
yüzde 22'sinin babasının da paşa olduğunu, yani
paşazade olduklarını gördüm. Bu da Osmanlı'da bir
hizmet aristokrasisi olduğunu gösteriyor.
Osmanlı'nın önde gelen aileleri arasında bir devlet
kültürü vardı" diye konuştu.
"Osmanlı'da Avrupa'daki anlamda aristokrasi
yok ama asalet var" diyen Bouquet, "Paşazadelik
böyle bir şeydi. Belli avantajlar sağlıyordu. Örneğin
Fransızca öğrenebiliyordunuz" dedi.
Türkiye'de 1934'de çıkarılan Soyadı
Kanunu'ndan önce de aile adları bulunduğunu
belirten Bouquet, "Osmanlı'daki asaleti de bu aile
adlarından çıkartıyoruz. Buna ben 'isimlerin asaleti'
diyorum" diye konuştu.
Baba ve oğul olan Ahmet Muhtar Paşa ile
Mahmut Muhtar Paşa'yı örnek gösteren Bouquet,
her ikisinde de geçen "Muhtar" isimine dikkat
çekerek bunun bir tür "soyadı" hükmünde olduğunu söyledi.
Osmanlı'da ortalama bir paşanın en az bir
yabancı dil bildiğini dile getiren Bouquet, taşra
kökenlilerin Arapça, Farsça veya Yunanca bildiğini
anlattı. Bouquet, Fransızca'nın Tanzimat ve Islahat
süreçlerindeki paşalar arasında zannedildiği kadar
yaygın olmadığını ifade ederek, "Çok iyi Fransızca
bilen paşalar vardı. Ahmet Cevdet Paşa söz gelimi,
mükemmel Fransızca bilirdi ama yurt dışında yaşamadığı için konuşamazdı. Buna mukabil, Fransa'da
yaşayan Mustafa Reşit Paşa mükemmel Fransızca
konuşurdu" dedi.
Bouquet, paşalığın Osmanlı'da bir unvan olduğunu, asıl statünün ve maddi yaşam koşullarının
deruhte edilen valilik görevler ile vezirlik gibi rütbelere bağlı olarak değişebildiğini kaydetti.
Osmanlı devletindeki son Fransa Büyükelçisi
Maurice Bompard'ın ikinci kuşak torunu olan
Bouquet, eşi Fransa'nın İstanbul Başkonsolosu
Muriel Domenach ile dedesinin büyükelçilik olarak
kullandığı, bugünse konsolosluk ikametgahı olan
Beyoğlu'ndaki Fransız Sarayı'nda yaşıyor.
Büyük büyükannesi Gabrielle Bompard'ın
İstanbul'un Dostları Derneği'nin fahri başkan yardımcısı olduğunu belirten Bouquet, derneğin fahri
başkanının da son halife Abdülmecid olduğu bilgisini verdi.
Büyükannesi ile Abdülmecid'in özel bir hukuk
geliştirdiğine de değinen Bouquet, halifenin
Madame Bompard'a, kitabesinde özel bir ithafın da
yer aldığı bir çeşme hediye ettiğini söyledi.
Çeşmenin bugün Fransız Sarayı'nın bahçesindeki
yerini koruduğunu anlatan Bouquet, Pera Palas'ın
da mimarı olan Alexander Vallaury'nin tasarımı olan
eserin 2013 yılında restore edildiğini kaydetti.
Osmanlı tarihine ilgisinde aile tarihinin de rolü
olduğunu anlatan Bouquet, büyük büyükannesi
Gabrielle Bompard'ın sadece aile içinde geçen bir
hatıratı olduğunu söyledi.
Hatıratın birkaç nüshasından birini 20 yaşındayken okuma olanağı bulduğunu anlatan Bouquet,
Bompard'ın 1909-1914 arasında İstanbul'da geçirdiği beş yılı da anlattığı kitaptan Fransız Sarayı'nda
bugün de yer alan birçok eşyanın hikayesini öğrendiğini ifade etti.
Büyükelçi Maurice Bompard'ın İstanbul'daki
görev dönemine ait diplomatik yazışmalarını da
inceleme fırsatı bulduğunu anlatan Bouquet, kendisini en çok etkileyen konunun Bompard'ın 1914'te
Osmanlı'ya gelen Alman Goben ve Breslau (Yavuz
ve Midilli) zırhlılarına bir anlam verememesi olduğunu dile getirdi. Bouquet, dedesinin o dönemde
Almanya ile Osmanlı arasındaki gizli anlaşmadan
habersiz olduğuna işaret etti. (AA)
Karaçay Türkleri'nin geleneksel etkinliği UNESCO yolunda
ESKİŞEHİR - Kuzey Kafkas Karaçay
Balkarlılar Kültür ve Yardımlaşma Derneği
Başkanı Musa Korkmaz, "Türkiye'de bir Karaçay
milletinin olduğunu ve bu milletinde 19 seneden
beri 'Nartlanı Toy Künü'nü yaptığını tescil ettirdik. Türkiye nezdinde bu tescillendi şimdi
UNESCO'ya da talebimiz gönderilecek. Orada
da kabul görürse, yaşayan Karaçaylı'ların böyle
bir etkinliği olduğu, Somut Olmayan Kültürel
Miras listesine girecek" dedi.
Korkmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
Kafkasya'dan gelen Karaçay Balkar Türkleri'nin
1880'li yılların sonunda Eskişehir başta olmak
üzere, Konya, Tokat, Sivas illerine yerleştiklerini
söyledi.
Köylerden kente göçle dernek kurma ihtiyacı
hissettiklerini anlatan Korkmaz, "Derneği çatısı
altında kültürümüzü yeni nesillere öğreterek,
yaşatmaya çalışıyoruz. Türkiye'deki
Karaçaylıların yüzde 80'i Eskişehir'de yaşıyor.
Şu an kent merkezi ve ilçelerinde 15 bine yakın
Karaçay Balkar Türkü var. Eskişehir'deki derneğimiz bu yüzden Türkiye genelinde lider konumda" diye konuştu.
Dernekte 7'den 70'e herkesin bir araya gelmesi için faaliyetlerini sürdürdüklerini aktaran
Korkmaz, bu kapsamda Kiril alfabesiyle
Karaçayca okuma ve yazma, akordiyon ile kafkas halk dansları kursları verdiklerini bildirdi.
Türkiye'de yaklaşık 20 bin Karaçay Balkar
Türk'ü yaşadığına dikkati çeken Korkmaz,
"Gençlerimiz de yaşlılarımız da bir bütün olarak
burada yaşamaktan mutlu. Çünkü biz burada
öyle bir edep, terbiye, kültür yakalamışız ki 100
yılı aşkın Türkiye'deyiz. Şimdiye kadar içimizden
bir tane dahi vatan haini çıkmamıştır, çıkmaz da.
Böyle yaşıyor bizim gençlerimiz" değerlendirmesinde bulundu.
Her yıl Türkiye'deki Karaçay Balkar
Türkleri'ni biraraya getirmek amacıyla "Nartlanı
Toy Künü" etkinliği düzenlediklerini aktaran
Korkmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkiye'deki Karaçay Türkleri'ni toplayarak,
senede bir kerede 'Natlanı Toy Künü' yapıyoruz.
Geçtiğimiz günlerde de somut olmayan kültürel
miraslarla ilgili valilikte bir toplantı vardı. 6 ay
önce bu günü tescilletmek için karar almıştık.
Bu komisyondan geçti. Yani Türkiye'de bir
Karaçay milletinin olduğunu ve bu milletinde 19
seneden beri 'Nartlanı Toy Künü'nü yaptığını
tescil ettirdik. Türkiye nezdinde bu tescillendi
şimdi Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür
Örgütü'ne (UNESCO) de talebimiz gönderilecek.
Orada da kabul görürse, yaşayan Karaçaylı'ların
böyle bir etkinliği olduğu, Somut Olmayan
Kültürel Miras listesine girecek. Biz bu kültürümüzü yaşatmak zorundayız, bunun için varız."
Korkmaz, federasyon haline gelmek istediklerini kaydetti. (AA)
O’nun rızası bizi bulur mu?
sesine doğru yürüyeceğim büyük bir inanç ve sonSeyran ettim kalbimde cümle
suzluk iştiyakıyla, er geç ruhumun şükrünü yaşayavarlığı, yüreğimde yaşadım ayrıcağım yârin kucağında.
lığı ve ruhumda hissettim darlığı.
İçimin hayallerini sükûta kilitledim vuslata dek.
Bazen ağır gelse de hasret razıBedelini ödeyeceğim dünya, Mevlâ hangi kulunun
yım ben aşktan, bu yüzden vusla- duasını geri çevirmiş ki… Duamın kaderini yaşayata giden yol bildim firâkı.
cağım bir gün elbet ve gerçekleşecek kalbimde görİnsanız elbette beşeriz, şaşarız
HAYATA VE AŞKA DAİR
düğüm rüya.
da… Mevlâ bizimle olsun yeter
Bekle beni sevgili, Allah bizimle olduktan sonra
ki, biz onun inayetiyle yaşamavuslatın vuslatını yaşayacak gönüllerimiz, firâkın
mız gerekeni yaşar zorlukları
bedilini ödeyip sonsuz mutluluk ve huzur açacak
aşarız da…
gönül güllerimiz.
Yâri kaybetmek demek, kalbi
Senin için çektiğim hasret sevgili, aldığım nefes
kaybetmek demek. Aşkı kaybetsenin için. Yeter ki kaderin sahibi bizden razı olsun
mek demek sonsuz bir ayrılığa
FİRÂKIN BEDELİDİR VUSLAT
düşmek. Neden diyorum neden,
gerisi önemli değil ki…
dünya ve geçici olanlar için boşa
Bil ki arzum ve nefesim sadece senin için. İçin
İçimin hayallerini sükûta kilitledim vuslata
gitsin bunca emek?
için yanıyorum, yandıkça gül gül açıyorum bir tek
dek…
Bazen düşünüyorum boşluklara dalıp dalıp…
senin için.
Ayrılık dert midir, yoksa çâre mi? Aşk acısı
Zaman bir değirmen oluyor ve öğütüyor kalbimi,
çeken gönlün olmalı ki bir sevdiği yansın ruhu has- arzularım sendeliyor vesveselerin
ret ateşinde ve güller açsın kalbin içinde.
kucağında. Aciz bir kulum, hata
GÜNÜN ŞİİRİ
Firâkın bir tarafı gülistan, bir tarafı harâbât.
yapabilirim lakin böyle anlarda
Nefsim dünyayı ister gönlüm mahşeri, ruhumun
huzuru soluyorum tövbelerin ocaNe çabuk sevgimi yok saydın unuttun güzelim,
arzusudur inancıma ve aşka sadakat.
ğında.
Nefsimin oyuncağı olmayacaBedel ödemeden hiç vuslat olur mu? Hakkın
O güzel gülleri zâlimce kuruttun güzelim.
ğım, âmâ edip gözlerimi kalbimin
rızası için nefes alırken hiç imtihandan geçmeden
MEHMET NURİ
PARMAKSIZ
10
SAĞLIK
1 Ocak 2015 Perşembe
Dünyada en çok öldüren
hastalık grubu: kalp - damar
EDİRNE - Sigara kullanımı, stres,
obezite ve kötü yaşam şartlarının, kalp damar hastalıklarından ölüm oranını arttırdığı bildirildi.
Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı
Doç. Dr. Serdar Akgün, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, kalp - damar hastalıklarının bir dizi rahatsızlığı barındıran ve
en sık ölüme yol açan büyük bir sağlık
sorunu olduğunu söyledi. Kalp krizleri,
hipertansiyon, bacak atardamarındaki
tıkanma, çocukluk çağında geçirilen kalp
rahatsızlığı veya doğuştan kalp - damar
hastalıklarının toplum tarafından bilindiğini ancak bu konuda önlem alınmadığını
belirten Akgün, şunları kaydetti:
"Damar sertliği olarak bilinen atardamar hastalığı, temiz kan taşıyan damarların tıkanmasına neden olur. Tıkanmayla
ortaya çıkan kalp krizi sonrası felçler
dünyada ve ülkemizde en sık görülen ve
en fazla ölüme neden olan hastalıktır.
Risk faktörü olan şeker hastalığı da tabloya eklendiğinde kalp damar hastalığı
ön plana çıkmaktadır. Türkiye'de genelinde 2000 yılı için hesaplanan 430 bin 459
ölümün 305 bin 467'si yani yüzde 71'i
kronik hastalıklar nedeniyledir. Bu ölümlerden 205 bin 457'si yani yüzde 47,73'ü
kalp - damar hastalıklarından kaynaklanmaktadır." Akgün, kalp - damar hastalıklarından ölümlerin dünyada yüzde 30
dolayında olduğunu dile getirdi.
Akgün, 2020'ye kadar kalp - damar
hastalıklarından kaynaklanan ölümlerde
yüzde 75 artış olacağına dikkati çekerek,
Sağlık Bakanlığının 2008'de yürürlüğe
koyduğu Kalp ve Damar Hastalıklarını
Önleme ve Kontrol Programı'nın çalışmalarını sürdürdüğünü vurguladı.
Özellikle kadınlardaki ölüm hızının artmasının beklendiğini aktaran Akgün,
"Kalp - damar hastalıklarında, düşük
sosyo - ekonomik düzey, fiziksel hareketsizlik, kötü beslenme, şişmanlık ve tütün
kullanımı önlenebilir risk grubundadır.
Kadınların bu bölüme daha yatkın olduğu
ve önlem alınmadığı tespit edilmiştir"
diye konuştu. Hastalıklar ve ölümlerin
önlenmesinin temel hedef olduğuna işaret eden Akgün, şunları kaydetti:
"Sigaradan uzak durulması, fiziksel
aktivitenin artırılması, obezite ve metabolik sendromla mücadele edilerek ülkemizde önümüzdeki 10 sene içinde gerçekleşecek kalp ve damar hastalıklarına bağlı
ölümleri kabaca yarı yarıya düşürme
şansı bulunmaktadır. Sağlık Bakanlığının
başlattığı programla olumlu sonuçlar elde
edildi." (AA)
HASTANEMİZ ACİL TIP KLİNİĞİ İHTİYACI 44 (KIRKDÖRT) KALEM SARF MALZEME ALIMI
DIŞKAPI YILDIRIM BEYAZIT EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ-ANKARA SAĞLIK
BAKANLIĞI TÜRKİYE KAMU HASTANELERİ KURUMU
Hastanemiz Acil Tıp Kliniği İhtiyacı 44 (kırkdört) Kalem Sarf Malzeme Alımı alımı 4734 sayılı Kamu
İhale Kanununun 19 uncu maddesine göre açık ihale usulü ile ihale edilecektir. İhaleye ilişkin
ayrıntılı bilgiler aşağıda yer almaktadır:
İhale Kayıt Numarası : 2014/174393
1-İdarenin
a) Adresi : Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Irfan Baştuğ Cad. No:12 Dışkapı
ALTINDAĞ/ANKARA
b) Telefon ve faks numarası : 3125962000 - 3125172097
c) Elektronik Posta Adresi : [email protected]
ç) İhale dokümanının görülebileceği internet adresi (varsa) : https://ekap.kik.gov.tr/EKAP/
2-İhale konusu malın
a) Niteliği, türü ve miktarı : 44 (kırkdört) Kalem Tıbbi Sarf Malzeme
Ayrıntılı bilgiye EKAP’ta yer alan ihale dokümanı içinde bulunan idari şartnameden ulaşılabilir.
b) Teslim yeri
: Hastane Sarf Deposu
c) Teslim tarihi : Sözleşme imzalayan yüklenici/yükleniciler ihale konusu ürünleri hastanenin ihtiyacına göre partiler halinde peyder pey veya tek seferde teslim edeceklerdir. Teslimatlar siparişlerin
bildirilmesini müteakip 10 (on) takvim günü içerisinde yapılacaktır. Son parti 11.12.2015 tarihine
kadar teslim edilecektir.
3- İhalenin
a) Yapılacağı yer : Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Satınalma İhale
Komisyon Odası Irfan Bastug Cad. No:12 Dışkapı ALTINDAĞ/ANKARA
b) Tarihi ve saati : 22.01.2015 - 10:00
4. İhaleye katılabilme şartları ve istenilen belgeler ile yeterlik değerlendirmesinde uygulanacak
kriterler:
4.1. İhaleye katılma şartları ve istenilen belgeler:
4.1.1. Mevzuatı gereği kayıtlı olduğu Ticaret ve/veya Sanayi Odası ya da ilgili Esnaf ve Sanatkarlar
Odası belgesi;
4.1.1.1. Gerçek kişi olması halinde, ilk ilan veya ihale tarihinin içinde bulunduğu yılda alınmış, ilgisine göre Ticaret ve/veya Sanayi Odasına ya da ilgili Esnaf ve Sanatkarlar Odasına kayıtlı
olduğunu gösterir belge,
4.1.1.2. Tüzel kişi olması halinde, ilgili mevzuatı gereği kayıtlı bulunduğu Ticaret ve/veya Sanayi
Odasından, ilk ilan veya ihale tarihinin içinde bulunduğu yılda alınmış, tüzel kişiliğin odaya kayıtlı
olduğunu gösterir belge,
4.1.2. Teklif vermeye yetkili olduğunu gösteren imza beyannamesi veya imza sirküleri;
4.1.2.1. Gerçek kişi olması halinde, noter tasdikli imza beyannamesi,
4.1.2.2. Tüzel kişi olması halinde, ilgisine göre tüzel kişiliğin ortakları, üyeleri veya kurucuları ile
tüzel kişiliğin yönetimindeki görevlileri belirten son durumu gösterir Ticaret Sicil Gazetesi, bu bilgilerin tamamının bir Ticaret Sicil Gazetesinde bulunmaması halinde, bu bilgilerin tümünü göstermek
üzere ilgili Ticaret Sicil Gazeteleri veya bu hususları gösteren belgeler ile tüzel kişiliğin noter tasdikli
imza sirküleri,
4.1.3. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen teklif mektubu.
4.1.4. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen geçici teminat.
4.1.5. İhale konusu alımın tamamı veya bir kısmı alt yüklenicilere yaptırılamaz.
4.2. Ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
İdare tarafından ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin kriter belirtilmemiştir.
4.3. Mesleki ve Teknik yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler: 4.3.1.
4.3.1.1. Ürünlerin piyasaya arzına ilişkin belgeler:
İstekliler, ihtiyaç listemizin 44 sıra numaralı kalemi "% 96 LIK ALKOL" için "Tütün, tütün Mamulleri ve
Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumu" nca etil alkol dağıtımına yetkilendirilmiş ve Kurum
tarafından verilmiş satış belgesine sahip firmalar olmalıdır. Belgeler teklifleriyle birlikte sunulacaktır.
4.3.2. Tedarik edilecek malların numuneleri, katalogları, fotoğrafları ile teknik şartnameye cevapları
ve açıklamaları içeren doküman:
a) İstekliler, teklif edilen ürünlerin ihale dokümanında belirlenen şartlara uygunluğunu belirlemek
amacı ile ayrıntılı teknik bilgilerin yer aldığı broşür, katalog vs. tanıtım materyallerini sunacaklardır.
b) İstekliler teklif ettiği kalemlere ait numune verecekler, numuneler ihalede görevli Uzman üyelere
tutanak karşılığında teslim edilecektir. İhale ve Muayene Komisyonları ihale dosyasında yer alan
evrakları, malzemeleri tereddüte düştüğü durumlarda inceleme için uygun gördüğü ilgili kuruluşlara
masraflar ilgili firmalar tarafından karşılanmak üzere gönderebilir.
c) İsteklilerden; Sağlık Bakanlığının 2010/11 sayılı genelgesi gereği, ihale tarihi itibari ile, teklif ettiği
tıbbi cihazların/ürünlerin T.C.İlaç ve Tıbbi Cihaz Ulusal Bilgi Bankası’na kayıt bildirim işlemlerini
yapmış olması ve teklif edilen tıbbi cihazlar/ürünler için TITUBB’da “Sağlık Bakanlığı tarafından
onaylıdır” ibaresi bulunan onaylanmış (barkod numarasını) tekliflerinde yazılı olarak belirteceklerdir. İstekliler, teklif ettiği ürünün imalatçı veya ithalatçısı (tedarikçi firma) olmadığı durumlarda,
ürünün tedarikçi firmasının bayii olduğuna dair TITUBB kayıt ve bildirimini sunacaklardır.
(Sundukları belge, üretici ve/veya ithalatçı firmalar için onaylı firma numarasını, bayi iseler onaylı
ana bayi tanımlayıcı numarasını gösteren internet çıktısı olacaktır.) Ancak Sağlık Bakanlığının
2010/11 sayılı genelgesi gereği, teklif edilen ürün, üreticisi tarafından Tıbbi Cihaz Yönetmelikleri
kapsamında belgelendirilmemiş ise (tıbbi cihazlar kapsamında değilse) TITUBB’ a kayıt veya
bildirim işlemi aranmaz, bu durumda üreticinin veya ithalatçının Yönetmelik kapsamında olmadığını
gösteren Yetkili Mercilerce verilmiş belgenin sunulması gerekmektedir.
5. Ekonomik açıdan en avantajlı teklif sadece fiyat esasına göre belirlenecektir.
6. İhaleye sadece yerli istekliler katılabilecektir.
7. İhale dokümanının görülmesi ve satın alınması:
7.1. İhale dokümanı, idarenin adresinde görülebilir ve 50 TRY (Türk Lirası) karşılığı Dışkapı
Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Satınalma Servisi (İrfan Baştuğ Cad. No:12 Dışkapı
Altındağ/ANKARA) adresinden satın alınabilir.
7.2. İhaleye teklif verecek olanların ihale dokümanını satın almaları veya EKAP üzerinden e-imza
kullanarak indirmeleri zorunludur.
8. Teklifler, ihale tarih ve saatine kadar Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Satınalma Servisi (İrfan Baştuğ Cad. No:12 Dışkapı Altındağ/ANKARA)adresine elden teslim
edilebileceği gibi, aynı adrese iadeli taahhütlü posta vasıtasıyla da gönderilebilir.
9. İstekliler tekliflerini, mal kalem-kalemleri için teklif birim fiyatlar üzerinden vereceklerdir. İhale
sonucu, üzerine ihale yapılan istekliyle her bir mal kalemi miktarı ile bu mal kalemleri için teklif
edilen birim fiyatların çarpımı sonucu bulunan toplam bedel üzerinden birim fiyat sözleşme imzalanacaktır.
Bu ihalede, kısmı teklif verilebilir.
10. İstekliler teklif ettikleri bedelin %3’ünden az olmamak üzere kendi belirleyecekleri tutarda geçici
teminat vereceklerdir.
11. Verilen tekliflerin geçerlilik süresi, ihale tarihinden itibaren 90 (doksan) takvim günüdür.
12. Konsorsiyum olarak ihaleye teklif verilemez.
Sıra No
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
Birimi
adet
adet
adet
adet
adet
adet
adet
adet
adet
adet
adet
adet
adet
adet
adet
adet
adet
adet
adet
adet
adet
adet
adet
adet
adet
adet
adet
adet
adet
adet
adet
adet
adet
adet
adet
adet
adet
adet
adet
adet
adet
adet
adet
litre
Açıklama
ABESLANG
EKG PALETİ=EKG ELEKTRODU ERİŞKİN
EKG PALETİ=EKG ELEKTRODU PEDİATRİK
EKG PALETİ=EKG ELEKTRODU SIVI JELLİ ERİŞKİN
ENJEKTÖR 10 CC SİYAH UÇLU
ENJEKTÖR 10 CC YEŞİL UÇLU
ENJEKTÖR 2 CC YEŞİL UÇLU
ENJEKTÖR 20 CC YEŞİL UÇLU
ENJEKTÖR 5 CC YEŞİL UÇLU
ENJEKTÖR 50 CC YEŞİL UÇLU
ENJEKTÖR DENTAL 2 CC (İĞNE UCU 0,40X50 MM)
ENJEKTÖR 50 CC ÇAM UÇLU
ENJEKTÖR AŞI İÇİN
KAPALI SİSTEM İNFÜZYON KATATERİ
BRANÜL KAPAĞI STOPPER
İNSULİN KALEM İĞNE UCU 4 MM
İNSULİN KALEM İĞNE UCU 6 MM
MASKE HAZNELİ ERİŞKİN NEBÜLÜZÖRLÜ
NAZAL OKSİJEN KANÜLÜ ERİŞKİN
ULTRASON JELİ 1 LİTRELİK
TOPİKAL CİLT ADHESİVİ
STERİL STRİP KÜÇÜK BOY
STERİL STRİP BÜYÜK BOY
CİLT STAPLERİ
KUSMUK POŞETİ
DİSP. BÖBREK KÜVET
DİSP. SÜRGÜ POŞETİ
DİSP. SÜRGÜ KABI+KAĞIT+200/1 TEK KULL.
DİSP. VALFLİ ÖRDEK
DİSP. ÜÇ YOLLU MUSLUK
DİSP. OTOMATİK VENTİLATÖR (RESUSİTATÖR)
SET CPAP (MASKE, PEEP VALVİ. SET)
BPAP CİHAZI İÇİN MASKE SETİ
PELVİS FIKSASYON
KONİOTOMİ SETİ YETİŞKİN
KONİOTOMİ SETİ ÇOCUK
LUER LOCK KİLİTLİ TİP UÇLU ENJEKTÖR ADAPTÖRÜ
SERUM SETİ
TEK KULLANIMLIK AMBU YETİŞKİN
OTOSKOP SPEKULUMU (KULAK PROBU)
ALİMÜNYUM PARMAK ATELİ
İNTRA OSSEOUS (KEMİK İÇİ) İNFÜZYON İĞNESİ (ERİŞKİN)
İNTRA OSSEOUS (KEMİK İÇİ) İNFÜZYON İĞNESİ (PEDİATRİK)
% 96 LIK ALKOL
Brans Kodu
Diğer Sarf Malzemeleri
Diğer Sarf Malzemeleri
Diğer Sarf Malzemeleri
Diğer Sarf Malzemeleri
Enjektör
Enjektör
Enjektör
Enjektör
Enjektör
Enjektör
Enjektör
Enjektör
Enjektör
Diğer Sarf Malzemeleri
Diğer Sarf Malzemeleri
İNSÜLİN POMPASI ve/veya SETLERİ
İNSÜLİN POMPASI ve/veya SETLERİ
Hazneli Maskeler
Diğer Sarf Malzemeleri
Diğer Sarf Malzemeleri
Diğer Sarf Malzemeleri
Diğer Sarf Malzemeleri
Diğer Sarf Malzemeleri
STAPLER CİLT
Diğer Sarf Malzemeleri
Diğer Sarf Malzemeleri
Diğer Sarf Malzemeleri
Diğer Sarf Malzemeleri
Diğer Sarf Malzemeleri
Diğer Sarf Malzemeleri
Diğer Sarf Malzemeleri
Diğer Sarf Malzemeleri
BPAP ST
Diğer Sarf Malzemeleri
Diğer Sarf Malzemeleri
Diğer Sarf Malzemeleri
Diğer Sarf Malzemeleri
Diğer Sarf Malzemeleri
DİSPOSABLE AMBU
SPEKULUM, KULAK, PLASTİK
HAZIR ATELLER
Diğer Sarf Malzemeleri
Diğer Sarf Malzemeleri
Diğer Sarf Malzemeleri
Miktarı
100.000
50.000
500
100.000
2.500
300.000
60.000
100.000
350.000
6.000
25.000
22.000
5.000
3.000
10.000
15.000
15.000
15.000
30.000
1.200
500
500
1.000
2.500
35.000
3.000
4.000
6.000
10.000
30.000
1.000
300
150
6
5
5
50.000
300.000
150
2.000
1.500
30
30
4.000
Basın - 17011 (www.bik.gov.tr)
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
YAŞAM-ÇEVRE
BULMACA
1 Ocak 2015 Perşembe
Bir avuç bulgura
bile muhtaçlar
Yurtiçi ve yurtdışında dil, din, ırk
ve mezhep ayrımı
yapmadan yardıma
muhtaç insanların
yanında olmaya
çalışan Türk
Kızılayı, 6 ayda
Irak'a 6,5 milyon
liradan fazla ayni
yardımda bulundu.
KAYSERİ - Türk Kızılayı Genel Müdür
Yardımcısı Mintez Şimşek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, IŞİD'in 6
Haziran'da Musul'u işgal etmesiyle o
bölgede yaşayan başta Türkmenler
olmak üzere bütün halkın maddi ve manevi anlamda çok büyük zorluklar yaşadığını söyledi.
Türk Kızılayı olarak dünyanın neresinde
olursa olsun mazlum ve muhtaç halkın
yanında olmaya gayret ettiklerini belirten
Şimşek, Irak'ta yardıma ihtiyacı olan
insanlara kayıtsız kalmadıklarını ifade
etti.
IŞİD'in Musul'u işgalinden sonra 3,5
milyona yakın insanın Irak'ın kuzeyine ve
Telafer bölgesine göç etmeye başladığını
anlatan Şimşek, şunları kaydetti:
"O tarihten itibaren Irak'a yönelik yardım çalışmalarımızı başlattık. 19
Haziran'da Telaferin düşmesinin ardın-
dan Türk Kızılayı olarak Şengal'de
konuşlandık. Burada özellikle Musul ve
Telafer'den gelen muhacirlere yönelik
yardım faaliyetlerimiz oldu. Şengal'in de
işgal edilmesinin ardından ekiplerimizi
Erbil'e kaydırdık. Ayrıca Bağdat'ta bir
ekibimiz var. Bu ekibimiz de Bağdat'a
sığınan Şii Türkmen kardeşlerimize yardım ediyor. Irak'taki Bağdat büyükelçimiz vasıtasıyla da onlara ulaşıyoruz.
Erbil'de birisi gıda diğeri gıda dışı malzemeler için olmak üzere ikişer bin metrekarelik iki depomuz bulunuyor.
Topladığımız yardımları bu depolara
ulaştırarak dağıtımını sağlıyoruz."
6 ayı aşkın süredir Kerkük'ten
Tuzhurmatı'ya, Süleymaniye'den Zaho'ya
kadar büyük bir alanda yardım faaliyetlerinin devam ettiğini vurgulayan Şimşek,
"Türk Kızılayı olarak 6 ayda Kuzey Irak'a
90'ı gıda olmak üzere toplam 120 tır yar-
MS hastası eşinin her şeyi oldu
BOLU - Bolu'nun Göynük ilçesinde
10 yıl önce yakalandığı Multipl Skleroz
(MS) hastalığı nedeniyle yatağa mahkum yaşayan 2 çocuk annesi 57
yaşındaki Hatice Yer, eşinin fedakarlığı
sayesinde hayata tutunuyor.
37 yıldır aynı yastığa baş koyduğu
eşi Hatice'yi kol, bacak ve yüzde
uyuşma ve güç kaybı, yürümede dengesizlik, halsizlik ve konsantrasyon
azlığı şikayetleriyle doktora götüren
Şeref Yer, karısına MS hastalığı teşhisi
konulmasıyla büyük üzüntü yaşadı.
Hastalığın etkisiyle gün geçtikçe
sağlık durumu kötüleşen kadının yürüme ve konuşma yetisini kaybederek
yatağa mahkum kalmasının ardından
her türlü zorluğa göğüs geren Yer,
çocuklarının evli olması nedeniyle eşinin bakımını üstlendi.
Emekli Yer, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, eşinin hastalığının her
geçen gün ilerlediğini, ona her zaman
1
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
2
3
4
5
6
destek olarak yalnız bırakmadığını
söyledi. Çocuk gibi baktığı eşinin kendisini anlayabildiğini ancak konuşamadığını, yıllardır karısının sadece gülümsemesiyle avunduğunu anlatan Yer,
"Karımın her türlü ihtiyacını ben karşılıyorum. Yemeğini yediriyorum, temizliğini yapıyorum. Nikahta iyi ve kötü
günde birlikte olacağımıza söz verdik.
Severek evlendiğim eşimi bu halde
asla bırakamazdım. Elimden geldiğince onun hayata tutunmasına yardımcı
oluyorum. Bakımı çok zor. Yeni doğmuş çocuk gibi ilgileniyorum" diye
konuştu. (AA)
7
8
9
10
dım malzemesi gönderdik. Ulaştırdığımız
ve fiyatlandırabildiğimiz yardım tutarı 6,5
milyon lirayı aştı. Bağış olarak gelen ve
fiyatlandıramadığımız da ciddi anlamda
yardım var" diye konuştu.
Bölgedeki kamplarda yaşam mücadelesi verenlerin barınmadan gıdaya, temizlikten giyime kadar her türlü yardım malzemesine ihtiyaçları olduğunu dile getiren Şimşek, "Onların halini anlayabilmek
için oralara gidip görmek lazım. Birçok
insan için abartı gelebilir ama bir avuç
bulgura bile çok büyük ihtiyaçları var.
Acil olarak battaniye, yatak, yorgan ve
benzeri barınma malzemelerine, çocuk
maması, çocuk bezi, bisküvi, un, bulgur
gibi gıda bunun yanı sıra hijyen malzemelerine ihtiyacımız var. Kamplarda
kalan insanlar Türkiye'den gelecek tırların yolunu gözlüyor" ifadelerini kullandı.
Şimşek, kış şartlarının bastırdığını ve
insanların uzun süre kalabilecekleri bir
yer olmadığı için sürekli yer değiştirmek
zorunda kaldığını anlatarak, bugünlerde
yardıma daha fazla ihtiyaç duyulduğunu
vurguladı.
Türk Kızılayı olarak gerek genel merkez
gerekse şubelerin gece gündüz demeden çalışmaya devam ettiğini ancak toplanan yardımların yeterli olmadığına dikkati çeken Şimşek, şöyle devam etti:
"Yardım bekleyen yaklaşık 3,5 milyon
muhacir vatandaş var. Bunların 650 binini Türkmen kardeşlerimiz oluşturuyor.
Türk Kızılayı olarak sadece Türkmen
vatandaşlarımıza yardım etmiyoruz. Dil,
din, ırk, mezhep ayrımı yapmadan
Süleymaniye'den Kerkük'e oradan
Tuzurmatu'ya kadar Türkmen, Asuri,
Yezidi, Keldani olmak üzere herkese
ayrım yapmadan yardımları ulaştırmaya
çalışıyoruz. Erbil'deki Saint Joseph
Kilisesi'ne bile yardım gönderiyoruz."
Şimşek, önümüzdeki hafta
Erzurum'dan ısınma ihtiyacının karşılanabilmesi için gaz ve motorinle çalışan 3
bin 700 soba göndereceklerini, soba yardımlarını Türk Kızılayı'nın tamamen kendi
bütçesinden karşılayacağını söyledi.
(AA)
BULMACA
Soldan sağa:
1. Uzaduyum. 2. Bezginlik ve sızlanma anlatan sözcük. – Lezzet. 3. Ekmek
içi, ceviz, sarımsak, sirke ile yapılan bir tür meze. – Bir nota. 4. Lahza. - ……
ÜNSAL ( Ses sanatçımız ). 5. Eski dilde gelişim, gelişme, olgunlaşma. 6.
Kulak iltihabı. – Olgun, yetkin, erişkin kimse. 7. Atlas gibi parlak bir kumaş
türü. – Sivas ilinin bir ilçesi. 8. İdare lambası. 9. İddia, sav. – Argoda tanışıyormuş gibi yaparak para sızdırma. 10. Güzel sanat. – Şenlik kemeri. 11.
Üfleyerek çalınan perdesiz çalgı, boru. – Kiloamperin simgesi. 12. Kendisine
inanılan kimse. – Gülünç bir biçimde giyinip süslenen kadın. 13. Kızgın şeyleri tutmakta kullanılan iki kollu metal araç. – Mesafe. 14. Süngü gibi tüfeğe
takılan, belde taşınan askeri bıçak. 15. Kurul. – Sarhoş ya da külhanbeyi
bağırması. 16. Tayin etmek. 17. Geçimsizlik, anlaşmazlık, arabozuculuk. –
Nazi Hücum Kıtasının kısaltması. 18. Seciye, karakter. – Samsun ilinin bir
ilçesi. 19. Bir nota. – Bazı vakıf kuruluşlarında fakirlerin doyurulması için
ayrılan tahsisat. 20. İri, kart. – Farz olan namazdan önce okunan iç ezan.
12
13
14
15
16
17
18
19
20
Yukarıdan aşağıya:
1. Kazıklıhumma. – Doktor, hekim. – Anı. 2. Şimdi, şu anda, henüz, daha. –
Büyük bir işin bir bölümünü yaptırmayı, asıl müteahhitten kendi üzerine alan
ikinci müteahhit. – Engel, mani. – Evcil bir geyik türü. 3. Libya’nın plaka
işareti. – Müşkülpesent. – Kutsal Hint destanı. 4. Emanet olarak. – Akdeniz
anemisi. – Dahil. 5. Bebek ayakkabısı. – İslam’ın beş şartından biri. – Süs ve
gösteriş. 6. Yağmur geçirmeyen bir tür üstlük. – Şarkıda her kıtadan sonra
tekrarlanan ve bestesi değişmeyen bölüm. – Burun ucu. 7. Oruç tutulan ay. –
Çıplak vücut resmi. – Öğütülmüş tahıl tozu. – Oyunda kazanılan her parti. 8.
Köpek. – Eski dilde gösteri, gösteriş. – Kesin
yargı. – Park ve bahçelerin yeşillendirilmesinde
kullanılan çok yıllık bir bitki. 9. Suçu bağışlama. –
ÇÖZÜMÜ
Mitolojik bir çalgı. – Güney Amerika yerlilerinin
BUGÜN
oklarına sürdükleri bitkisel zehir. – Eski dilde
gölge. 10. Paylama, azarlama. – Edirne ilinin bir
13. SAYFADA
ilçesi. – Görkem, heybet.
Hazırlayan: Ercan BOSTANCIOĞLU
11
TÜRKÇE BAKIŞ
Prof. Dr. Nurullah Çetin
[email protected]
TÜRKLÜK ŞUURU ve TURAN MEFKURESİ ETRAFINDA
PROF. DR. NURULLAH ÇETİN İLE BİR SÖYLEŞİ
Enis BOZKURT: Türklükle istiklâl
kavramı arasında bir özdeşlik kurdunuz.
Bunu biraz açabilir miyiz?
Prof. Dr. Nurullah ÇETİN: Türk adının
geçtiği ilk Türk Devleti Göktürk
Devleti’dir. Göktürk Devleti’nin bariz
vasfı, Çin emperyalizmine karşı istiklal
mücadelesi vererek var olmasıdır. O
döneme ait bütün kaynaklar dikkatle
incelendiğinde Çin zulmüne, baskısına,
emperyalizmine karşı Türklerin büyük
bir istiklâl mücadelesi ruh ve şuuruna
sahip olduklarını görürüz.
Son Devletimiz Türkiye Cumhuriyeti
Devleti de Batı emperyalizmine karşı
verilen bir istiklâl mücadelesi sonucu
kuruldu. Bu iki devlet arasında kurulan
Türk devletlerinin dışarıdan emperyalist
baskılara karşı bir istiklâl davası ve
meselesi pek fazla olmamıştır. Tam tersine genellikle ve çoğunlukla fetihlerle
genişleme, büyüme ve ilerleme süreci
vardır.
Bu bakımdan ilk devletlerimizden biri
olan Göktürk Devleti ile son devletimiz
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ortak
yönü, her ikisinin de dış emperyalist baskılar karşısında varoluş ve istiklâl mücadelesi ile özdeş olmaları ve bu istiklâl
ruh ve şuurunu da devletlerinin adında
“Türk” kelimesine yer vererek ifade
etmiş olmalarıdır. Ayrıca Türk kültür tarihinin en büyük ürünlerinden biri olan
Ergenekon Destanı da hem Göktürk
Devleti, hem de Türkiye Cumhuriyeti
Devleti’nin mücadele süreçlerinde işlevsel olarak kullanıldı.
Ergenekon, düşmanlar tarafından yok
etme amaçlı kuşatma, kıstırma ve sıkıştırma çemberini yarma iradesinin sembolüdür. Bu bağlamda her iki devlet de
Ergenekon’dan çıkış mücadelesine sahne
oldu.
Bugün de dışarıdan Haçlı-Siyon cephe
ve içerden onların yerli işbirlikçileri tarafından para, politika, kültür ve psikolojik
harekât tezgâhlarıyla kuşatılmış ve kıstırılmış durumdayız. Bu anlamda siyasî
anlamda yeniden bir Ergenekon’dan çıkış
mücadelemiz kaçınılmazdır. Demek ki
Türk olmak, istiklâlci olmak demektir.
Enis BOZKURT: Peki istiklâlci Türk
olmak, ne demektir?
Prof. Dr. Nurullah ÇETİN: İstiklâlci
Türk olmak adam olmak, mükemmel
insan olmak, şahsiyetli kişi olmak, efendi
Türk olmak, şerefli Türk olmak demektir.
İstiklâlciliği bir tarafa bırakıp teslimiyetçi, mandacı, bağımlı Türk olmak da bunların tersi oluyor. İstiklâl kavramına yüklediğimiz anlam, başlıca 4 alanla ilgilidir.
1. Siyasi istiklâl: Türk milletinin kendi
hür vatanında, kendi milleti üzerinde,
kendi bağımsız siyasi idarî teşkilâtı olan
kendi devletinde, kendi bağımsız siyasi
iradesini kendi idaresine hâkim kılması
demektir. Yani Türkiye ve bütün dünya
Türklerinin kendilerini Amerika’nın,
Avrupa’nın, İsrail’in, Rusya’nın, Çin’in,
İran’ın, Barzani’nin; şunun bunun emrine, keyfine göre değil de, tamamen
bağımsız Türk iradesiyle yönetmesidir.
Siyasi istiklâl budur.
2. Kültürel istiklâl: Türk milletinin
kendi İslamî ve millî kültür değerlerinden
oluşan Türk-İslam kültür ve medeniyet
kimliğini özgürce yaşayabilmesi, yaşatabilmesi, geliştirebilmesi ve koruması
demektir. Bugün itibariyle bütün dünya
Türkleri, Amerika ve Batı kültür emperyalizmi altında gönüllü esir durumundadır. Neredeyse Rus kültür emperyalizmi
de kalmadı ya da çok azaldı.
Ortalık Asya dahil, dünyanın her tarafındaki Türkler, kendi millî İslamî kültür
kimliğinden sıyrılmış, emperyalist
Batının batıl kültür değerleriyle zehirlenmiş durumdadır ve gittikçe de zehirlenmektedir. Birçok Ortalık Asya Türkistan
ülkelerinde bulundum, oradan biliyorum.
Onlar da Rus emperyalizminden kurtulup
Amerikan emperyalizmine gönüllü olarak dahil oluyorlar. Türkiye Türklüğü
olarak biz zaten uzun zamanlardan beri
Batı kültürü ile zehirlenmiş durumdayız.
Dolayısıyla bütün Dünya Türklüğü olarak kendi millî İslamî kültür istiklâlimizi
sağlamak zorundayız.
3. Ekonomik İstiklâl: Bu da bütün
dünya Türklerinin kendi vatanlarında var
olan yer altı ve yer üstü bütün ekonomik
kaynak ve değerlerinin sadece ve sadece
Türk milletinin istifadesine sunulması
demektir. Maalesef bugün bütün zenginliklerimiz Amerikalılar, Avrupalılar,
İsrailliler, onlar bunlar tarafından yağmalanmış, talan edilmiş, ele geçirilmiş
durumdadır. Dolayısıyla bugün bütün
Türk yurtları, ekonomik anlamda da tam
bir işgal altındadır. Kendi vatanlarımızda
kendi zenginliklerimiz üzerinde kiracı
gibi, işçi gibi, köle gibi, sığıntı gibi duruyoruz.
4. Askerî İstiklâl: Bir milletin siyasi,
kültürel ve ekonomik istiklâli askerî
istiklâline bağlıdır. Türk milletini ancak,
bağımsız siyasî iradesinin emrinde bir
askerî varlığı tam bağımsız yapabilir.
Bugün itibariyle bütün Turan yurtlarında
Türklerin orduları, askerî varlıkları da
işgal altındadır. Türkiye toprakları sayısı,
belirsiz Amerika ve NATO üsleri tarafından işgal edilmiş, silah teknolojimiz
büyük ölçüde Amerika’ya bağlanmış,
Türk ordusu büyük bir psikolojik baskı
altında moralsiz hale getirilmiştir.
Sadece Türkiye Türklüğünün değil,
bütün dünya Türklüğünün tam istiklâli,
bu dört temel alandaki işgali yok edip
tam bağımsızlığı gerçekleştirmeye bağlıdır. Bu da ancak dünyanın her yerindeki
Türk devlet ve topluluklarının her anlamda birleşmeleri ve büyük Turan Türk birliğini kurmaları ile mümkündür. Bugün
Amerika Birleşik Devleti var, Avrupa
Birliği var, Afrika Birliği bile var; ama
Türk birliği yok.
Söyleşinin başından beri söylediğimiz
de tam da budur. Propagandalarla, psikolojik harekâtlarla, zihinlerde, vicdanlarda
ve ruhlarda yaptıkları büyük operasyon-
larla Türk’ün kalbinden Türklük bilincini, ruh ve şuurunu söküp almışlardır.
Türk’ü mankurtlaştırmışlar, Türk’ü birbirine güvenmez, hatta birbirine düşman ve
rakip hale getirerek Turan birliğine engel
olmuşlardır.
Bugün emperyalist dünyanın en büyük
korkusu büyük Turan Türk birliğinin
kurulmasıdır. Bu olmasın diye çok büyük
çalışmalar yapıyorlar, çok büyük projeler
üretiyorlar ve korkunç paralar harcıyorlar. Renkli devrimlerin, Arap baharı denilen tezgâhların tamamı büyük Turan’ın
kurulmasını engelleme amaçlıdır. HaçlıSiyon emperyalizminin düşmanı ne
Saddam’dır ne Kaddafi, ne Mübarek, ne
Esat, ne şu ne bu. Onların en büyük düşmanı, tarih boyunca hep Türkler olmuştur. Çünkü bu coğrafyada Haçlı emperyalizmine karşı büyük direniş cephesini
kurma ve bozulan dünya dengesini eksenine oturtma iradesi, sadece Türk’te vardır.
Onların derdi ve düşmanı Araplar
değildir. Çünkü Araplarda o büyük direniş iradesi bugün itibariyle yoktur. Hz.
Muhammed ve 4 Halife döneminde saf
İslam imanıyla şekillenen istiklâlci
Müslüman siyasi irade, son dönem
Araplarında kalmamıştır. Olmasını isteriz, ama yoktur.
Olmadığını da hem Birinci Dünya
Paylaşım Savaşı sırasında, hem de son
Arap baharı olaylarında gördük. Her iki
süreçte de Haçlı-Siyon emperyalizmine
teslim olmuşlar, hatta gönüllü kölelik ve
işbirlikçilik yapmışlardır. Birinci Dünya
Paylaşım Savaşında Araplar Haçlı-Siyon
cephede kolayca konumlanırken, Türkler
büyük bir cihad olan Millî Mücadele ile
direnmişlerdir.
Bu millî direniş ruhu bugün de Türk
milletinde çok güçlü bir şekilde vardır.
Bunu bildikleri için Amerika’sı,
Avrupa’sı, İsrail’i, şusu busu bütün plan
ve projelerini sadece Türklere göre yapıyorlar. O bakımdan hem bütün dünya
Türklüğünün, hem bütün İslam dünyasının, hatta hem de bütün insanlığın huzura
çıkması, mutluluğa kavuşması, şahsiyetli,
özgür bir hayata kavuşmaları, istiklâlci
Türk iradesinin belirleyici olduğu büyük
Turan birliğinin kurulması ile mümkündür.
Çünkü tarihte biz bunu ispat ettik.
Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye yani Yüce
Osmanlı Devleti, bu dediğimiz manada
Türklerin, Müslümanların ve hatta
Müslüman ve Türk olmayanların huzur,
saadet, adalet, özgürlük içinde yaşamalarını temin eden fedakâr bir siyasî teşkilat
mahiyetindeydi. Osmanlı Devleti kerîm
devlet idi. Sömüren, emperyalist bir
imparatorluk değil; kendinden fedakârlık
yapan, hep veren, hep feragat eden, âdeta
dünyanın fedaisi bir milletin siyasî teşkilâtı idi.
Bugün böyle bir Türk devleti olmadığı
için, bu Türk ve İslam bölgelerinde
sorunlar, huzursuzluklar bitmiyor. Bunun
çaresi açıkça söylüyorum büyük Turan
Türk birliğine ve Türk iradesinin siyaseten hâkimiyetine bağlıdır. Bu, uzun tarihî
tecrübelerin bir neticesidir.
Enis BOZKURT: Büyük Turan Türk
birliği nasıl kurulacak?
Prof. Dr. Nurullah ÇETİN: Tarihte
Hun İmparatorluğu, Göktürk Devleti,
Roma İmparatorluğu, Osmanlı Devleti
nasıl kurulduysa öyle kurulacak. Amerika
Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği nasıl
kurulduysa öyle kurulacak. Bugün dünyanın dengesi bozuktur. Bu denge ancak
Büyük Turan Türk Birliği kurulduğu
zaman rayına oturacaktır. Turan’ı kurmak
zor değildir. Bunun tek şartı vardır, o da
bütün dünya Türklerinin ve kendini Türk
kabul edenlerin bu projeye, bu davaya
gönülden inanmış olmalarıdır. Zihinlerini
mankurtluk esaretinden kurtarıp bozkurt
asaletine geçmeleridir.
Dünyada yaşayan bütün Türkler, önce
kendi iç birliklerini ve bütünleşmelerini
tamamlayacak, sonra büyük Turan inşa
edilecektir. Irak ve Suriye Türkmeneli
Türklüğü birleşerek bağımsız Türkmeneli
Devletini kurup sonra da Türkiye’ye iltihak edecek. Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti de Türkiye’ye iltihak edecek.
Böylece Büyük Türkiye kurulacak.
Ayrıca Güney Azerbaycan’la Kuzey
Azerbaycan birleşecek, Büyük
Azerbaycan kurulacak. Afganistan ve
Tacikistan Türkleri Özbekistan ve
Türkmenistan’la birleşecek, Büyük
Özbekistan ve Büyük Türkmenistan
kurulacak. Rusya Federasyonu’ndaki
Türk toplulukları, Çin sınırları içindeki
Doğu Türkistan, Yunanistan sınırları içindeki Batı Trakya Türkleri ve Bulgaristan
Türkleri bağımsız devletler olacaklar.
Hatta Almanya’da yaşayan Türkler,
diğer Avrupa ülkelerinde yaşayan
Türklerin de Almanya’ya göç etmesiyle
Almanya’da belli bir bölgede toplanıp
orayı Türkistan eyaleti yapmaları gerekir.
Daha sonra da ortaya çıkan güçlü ve
bağımsız Türk devletleri, kendi aralarında siyasî, kültürel, ekonomik, askerî ilişkileri tek bir Turan birliği çerçevesinde
hukukî zeminde perçinleyecekler.
Büyük Turan Birliği dediğimiz yapı ve
proje budur. Bu proje hayal değildir,
ütopya değildir. En olmayacak projeleri
hayata geçiren emperyalist Batı, Türk’ün
en doğal hakkı olan birlik projesini bize
imkânsız göstererek irademizi yok ediyor. İlk savaşımız, Türk iradesine olan
özgüveni yeniden kazanmak için olacaktır.
12
haber
1 Ocak 2015 Perşembe
Yeni yıl cezalardaki yüzde 10.11’lik artışla geldi
CEZALANDIRILDIK!
Çeşitli vergi, harç ve
cezalardaki yüzde
10,11’lik artış yeni yıl
ile birlikte yürürlüğe
girdi. Buna göre, 1-3
yaş grubunda 1300
cm3'e kadarki otomobillerin MTV'si
591 liraya, 1301-1600
cm3 arasındakilerin
946 liraya, 4001
cm3'ün üzerindekilerin ise 21 bin 517
liraya çıkacak.
ANKARA - Yeni yılda çeşitli vergi, harç
ve cezalar yüzde 10,11 arttı.
Maliye Bakanlığının Vergi Usul Kanunu
Genel Tebliği, Resmi Gazete'de yayımlanmış ve yeniden değerleme oranı, 2014 yılı
için yüzde 10,11 olarak belirlenmişti.
Bu kapsamda motorlu taşıtlar vergisi
(MTV), damga vergisi, çevre ve temizlik vergisi, harçlar, trafik ve vergi cezaları, bugünden itibaren yüzde 10,11 arttı.
AA muhabirinin hesaplamalarına göre,
bu durumda 1-3 yaş grubunda yer alan ve
motor silindir hacmi 1300 cm3'e kadar olan
otomobillerin halen 537 lira olan motorlu
taşıtlar vergisi, yılbaşında 591 liraya çıktı.
Aynı yaş grubundaki motor silindir
hacmi 1301 cm3 ile 1600 cm3 arasındaki
otomobillerin vergisi de 859 liradan 946
liraya yükselecek. 4001 cm3'ün üzerindekilerin ise 21 bin 517 liraya çıktı.
Damga vergisindeki maktu tutarların
yeniden değerleme oranı kadar artırılması
durumunda da yıllık gelir vergisi beyannamelerindeki damga vergisi 45,37 lira
oldu. Bu miktar, makbuz senetlerinde 15,86
lira olarak uygulanacak.
PASAPORT HARCI
Harçların da aynı oranda zam görmesiyle 1 yıllık pasaport harcı yeni yılda
140,50 liradan 154,70 liraya çıkacak. B
sınıfı sürücü belgesi harcı da yeni yılda
381,75 lira olacak.
Vergi, harç ve cezaların yeniden değerleme oranında artırılması durumunda fatura, gider pusulası gibi belgelerin verilmemesi ve alınmamasının cezası 209
liraya çıkacak.
Yılbaşından itibaren trafik cezaları da
yeniden değerleme oranında artırılacak.
Buna göre, kırmızı ışıkta geçmenin 172 lira
olan cezası, yeni yılda 189 liraya yükselecek. Ayrıca alkollü araç kullananlar yeni
yılda ilk yakalamada 800 lira, ikinci yakalamada ise 1.003 lira ödemek zorunda kala-
cak.
Hız sınırını yüzde 30'a kadar aşan
sürücüler 189 lira, yüzde 30'un üzerinde
aşanlar ise 392 lira ceza ödeyecek. Yeni
yılda emniyet kemeri takmayanlar ve park
yasağını ihlal edenler 88 liralık ceza ile
karşı karşıya kalacak.
Genel Başkan Yardımcısı ve
Parti Sözcüsü Koç’a göre;
Cumhurbaşbakan dönemi
MHP Genel Başkan
Yardımcısı Adan: Çözüm
süreci ihanete döndü
ANKARA - MHP Genel Başkan Yardımcısı Celal
Adan, "Adına çözüm denilen fakat açıkça ihanete
dönüşen bu süreçte ne yazık ki Kandil'den,
İmralı'dan medet umulur hale gelinmiştir. Onların
ağzının içine bakarak, onlara teslim olunarak sözde
bir süreç kotarılmaktadır" iddiasında bulundu.
Adan, yaptığı yazılı açıklamada, Cizre'deki olayların ardından Başbakan Ahmet Davutoğlu ve
Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan'ın yaptığı açıklamaları eleştirerek "olayların sadece provokasyonla
izah edilemeyeceğini" ifade etti. "İlçe merkezine
emniyet mensuplarının ve kolluk kuvvetlerinin girememesinin Hükümetin ayıbı olduğunu" öne süren
Adan, "Devletin yerini illegal güçler alıyorsa,
herkesin gözü önünde terör estiriliyorsa, insanlarımızın can güvenliği kalmamışsa; bunun provokasyonla ne ilgisi var, siz niye varsınız, siz ne işe
yararsınız?" sorusunu yöneltti.
Başbakan Davutoğlu ve Hükümet üyelerinin
"resmi binaların yakılmasına, emniyet güçlerine
saldırılmasına, Türkiye'nin gücünün sınanmasına,
onurunun ayaklar altına alınmasına içerlemediğini
ama Kandil'in karizmasını kurtarmanın derdine
düştüğünü" öne süren Adan, açıklamasında şu
ifadeleri kullandı: "Adına çözüm denilen fakat açıkça
ihanete dönüşen bu süreçte ne yazık ki Kandil'den,
İmralı'dan medet umulur hale gelinmiştir. Onların
ağzının içine bakarak, onlara teslim olunarak sözde
bir süreç kotarılmaktadır. Kandil ve İmralı açıkça
muhatap alınmakta ve Hükümet üyelerinin sözlerinden de anlaşılacağı gibi meşrulaştırılmaktadır.
Sözde çözüm paketlerinin, torba yasaların ve kapalı
kapılar ardında yapılan pazarlıkların Türkiye'yi
getirdiği yer bellidir. Türkiye bu fikir ve inisiyatif özürlü hükümetin elinde hem içeride hem de dışarıda
oyuncak olmuş, iradesini teröre ve dış güçlere teslim
etmiştir. Türkiye bu şekilde ve bu zihniyetle daha
fazla yönetilemez. Bu gidişat gidişat değildir. Bu
yolun başı da, sonu da karanlıktır.”
ANKARA - CHP Genel Başkan
Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç,
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın
19 Ocak'ta Bakanlar Kurulu'nu toplamasına ilişkin, "Mevcut Cumhurbaşkanının,
Davutoğlu Ahmet Beyin görev ve yetkilerini kısmen alacak gibi bir başlangıç yapıp,
bunun da devamlılığının geleceği anlaşılan
bir süreç başlıyor. Yani cumhurbaşbakan
diye bir görev icat ediliyor Türkiye'de"
iddiasında bulundu
CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK),
Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplandı.
Koç, toplantı devam ederken basın
mensuplarına bulundu ve soruları yanıtladı. Geride bırakılan 2014'le ilgili, mevcut
Cumhurbaşkanının, "Cumhurbaşkanı mı,
Başbakan mı, yoksa cumhurbaşbakan
mı?" olduğu tartışmalarının, "devlet partisi" haline gelen AK Parti'nin nasıl bir yetki
karmaşası içine girdiğinin akıllara geleceğini öne süren Koç, bu bağlamda, televizyonda çok fazla izlenen "Taht Oyunları"
dizisinin, Türkiye'nin siyaset sahnesine
uyarlanabileceğini söyledi.
"Bu taht oyunlarının, Türkiye sahnesinde rol alanlara bakalım" diyen Koç,
şunları kaydetti:
"Bir yanda, belki ana rollerden birinde,
her şeye hakim olmak isteyen, Türkiye'nin
en büyük felsefe, düşünce adamı, büyük
mütefekkir, her konunun uzmanı, belediye
zabıtasından, kadın doğum uzmanlığına
kadar her alanda sonsuz bir uzmanlık
sergileyen bir kaçak saray sakini var
sahnede. Diğer tarafta, 'Ama benim
itibarım ne olacak? Ben de başbakanlık
yapmak istiyorum. Benim itibarım beş paralık oluyor, bana yazık değil mi?' diye
dolaşan bir Davutoğlu Ahmet Bey var
sahnede. Daha küçük bir rolde.
Cumhurbaşkanının talebini ve niyetini dile
getirmekle görevli olan Binali Yıldırım Bey
var. 'Niye o da ben değil' duyguları içinde
ezilen özgül ağırlık mucidi var bir de...
Açığa düşürülmekten ve boşa konuşmaktan bıkmayan, sürekli itibar tenziliyle cezalandırılan, gözleri yaşlı hükümet sözcüsü
var.
Fonda da bir müzik var; Kiziroğlu
Mustafa Bey şarkısı. Daha önce, üç ayrı
siyasi partiyle anlaşma yapılmış, üçüncüsü
bunlar. Her şeyi olduğu gibi bunu da çalıyorlar. Alışkanlıktan olsa gerek. Ve sözler...
'Ağam kim, paşam kim?' Ahmet Bey,
ağam, paşam belli, bak 19 Ocak'ta geçecek başına işte. Yani şarkının sözünü,
fonda çalıyoruz bu siyaset sahnesinde.
'Ağam kim, paşam kim?' soruyor
sahnede, ağan da paşan da belli. Şarkının
sözlerine girersek hep altta kalacaksınız.
Çünkü bunun daha farklı yorumlanışları da
var. Yiğit kim diyor, çalan kim, çırpan kim,
deveyi hamuduyla götüren kim? Milletin
gözüne içine baka baka, bu milletin helal
parasını hiç edenler kim? Kim bu şerefsizler? Uyarlayalım mı bu şarkıyı? Denemesi
bedava. Çalan da belli, çırpan da belli.
Şereften yoksun olanlar da belli. Adaletten
kaçanlar da belli. Bu milletin kanını emenler de belli."
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan'ın, "19 Ocak'ta Bakanlar
Kurulu'nu toplayacağım" açıklamasını
hatırlatan Koç, "Mevcut
Cumhurbaşkanının, Davutoğlu Ahmet
Beyin görev ve yetkilerini kısmen alacak
gibi bir başlangıç yapıp, bunun da devamlılığının geleceği anlaşılan bir süreç başlıyor. Yani cumhurbaşbakan diye bir görev
icat ediliyor Türkiye'de" iddiasında bulundu.
Başbakan Ahmet Davutoğlu'na, "ağırlığını koy, ağabeyinin vesayetinden çık,
kumandayla başbakanlık yapılmaz,
fotokopi gibi davranma, fotoğrafın aslı ol,
görevinin gereğine soyun, tavırlı ol" dediklerini ifade eden Koç, şöyle konuştu:
"Sen anlamsız bir gülümsemeyle
dolaştın durdun Anadolu'da. Plaketler
verdin, Rize'ye gittin hiç tanımadığın
hazretin dedesinin mezarına gittin, diz
çöktün, sırf haber olmak için dua ettin.
Malzeme ettin kendini Ahmet Bey. Şu
anda sen, bütün bizim, sana yardım etme,
seni muhatap alma çabalarımıza rağmen
sen bu vesayetin altında ezildin ve şu
anda sen, etkisiz bir elemansın Ahmet
Bey. Sadece ismin var. Ne işlevin var, ne
görevin var. Hepsine el konulmuş
vaziyette, konulmamış olan kısmına da el
konacak demektir bundan sonra. Zor
zanaat Ahmet Bey'inki, ne kadar taşınabilir
bakalım, hep beraber göreceğiz."
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın
demokrasiyi sadece "oy almaktan ibaret
saydığını" iddia eden Koç,
demokrasilerde, halkın oyuyla alınan
yetkinin ilk adım olduğunu söyledi.
Türk Kızılayı
Hızır gibi
HATAY- Türk Kızılayı, Ortadoğu, Balkanlar,
Asya ve Avrupa'da onlarca ülkeye götürdüğü
yatırımlarla dünyanın en büyük yardım kuruluşları arasında yer aldı.
Türk Kızılayı Genel Başkanı Ahmet Lütfi
Akar, AA muhabirine, Dünya Kızılay Kızılhaç
hareketinin çok önemli bir üyesi olduklarını
söyledi.
Derneklerinin, 1868 yılından beri milletin
teveccühünü kazandığını ifade eden Akar,
"Kalitesi, götürdüğü hizmetler ve operasyon
sahası itibariyle Türk Kızılayı, dünyadaki en
itibarlı 3-4 ülke arasında bulunmaktadır. ABD,
İsviçre, İran Kızılayı gibi ulusal büyük dernekler
arasında bizim de ismimiz geçmektedir. Bu,
dünyada lider ülke ve lider iyilik örgütü
olmamızın bir neticesidir. Türk milletinin merhamet eliyiz. Milletimiz bizi bağrına basmış,
kara gün dostu olarak kabul etmiştir" diye
konuştu.
- Psiko-sosyal destek
Srilanka ve Endenozya'da 2004'teki
tsunamide önemli faaliyet yürüttüklerini anlatan
Akar, orada çalışmalara ceset toplamakla
başladıklarını, psiko-sosyal destekle devam
ettiklerini belirtti.
Türk Kızılayı'nın onbinlerce kilometredeki
ülkelere dahi operasyon yapabildiğini vurgulayan Akar, şunları kaydetti:
"Srilanka ve Endenozya'da faaliyetlerimiz
bununla sınırlı değildi. Orada 3 köyde bin 453
konut yaptık. Camiler ve 2. Selim Toplum
Merkezleri yaptık. Osmanlı mezarlarını yeniden
dizayn ettik. Bunun gibi büyük eylemlere imza
attık. Türk Kızılayı, bugün o coğrafyada minnet
ve şükranla zikredilen ulusal bir dernektir."
- "Bağışlar artıyor"
Afganistan ve Pakistan'daki faaliyetleri de
devam ettirdiklerini kaydeden Akar, Pakistan'da
daimi ofisleri bulunduğunu, orada meydana
gelen sel ve depremlerde insanların yardımına
koştuklarını söyledi.
Akar, Balkan ülkelerine de el uzattıklarının
altını çizerek, Bosna Hersek'te yaşanan sel
felaketinin ardından orada kamplar kurduklarını, bunun yanı sıra sosyal yardımların devam
ettiğini kaydetti.
Özellikle Karadağ, Bosna Hersek ve
Kosova'da yardımları sürdürdüklerini belirten
Akar, Türk milletinin yardımlarını Balkanlar'da
yaşayan mağdur insanlara ulaştırmaya çalıştıklarını söyledi.
Türkiye'de de yardımların sürdüğünü ifade
eden Akar, kurban bağışlarından yapılan kavurmaları ihtiyaç sahiplerine evlerinde teslim ettiklerini anlattı.
Yardımların yerine ulaştığını görenlerin
bağışlarını artırdığına dikkati çeken Akar, şöyle
konuştu:
"Gayrimenkul bağışları alıyoruz. 4 bin 500'e
yaklaşan bir gayrimenkul portföyümüz oluştu.
Milyonlarca insanın duasını milletimiz adına biz
alıyoruz. Bundan son derece mutluluk duyuyoruz. Faaliyet miktarını toplam olarak söylemek
doğru değil ama bu yıl 40 milyon liralık bağış
aldık. Bunların hepsini de mağdur insanlara
ilettik. Biz, şartlı bağış alırız. Bu bağışları başka
hiçbir yerde kullanmayız. Bir insan bize Irak'a
ulaştırılmak üzere yardım verdiyse onu asla
Suriye'ye yollamayız. Suriye'ye yardım için
bağış yapmışsa da başka bir yere yollamayız.
Bu şartlı bağışa kayıtsız şartsız bağlılığımız
vardır."
dış dünya
1 Ocak 2015 Perşembe
13
BM, Suriye krizine
2014'te de çare bulamadı
Birleşmiş Milletler, 2014 yılında mesaisinin büyük bölümünü Suriye, Irak ve Filistin başta olmak üzere Orta Doğu'daki
gelişmeler ile Ukrayna ve Rusya arasındaki krize ayırdı.
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER - Küresel
sorunların barışçıl şekilde çözülmesi için
kurulan Birleşmiş Milletler, 2014'te son
derece hareketli bir yıl geçirdi.
Suriye'deki iç savaşın devam etmesi,
IŞİD örgütünün Irak ve Suriye'nin bir
bölümünde egemenlik kurması, İsrail'in
Gazze'ye saldırması, Ukrayna'nın doğusundaki gelişmeler, Rusya'nın Kırım'ı
ilhak etmesi, Afrika'daki çatışmalar,
Ebola salgını ve küresel iklim değişikliği
ile mücadele, 2014 yılının öne çıkan
başlıkları oldu.
Çatışmalara müdahale etmekte
başarısız olan BM, ancak krizlerin
yaşandığı bölgelere insani yardım gönderilmesi ve Ebola salgını ile mücadele
gibi alanlarda faaliyet gösterebildi.
Ortadoğu'da giderek artan çatışmalar ve Ukrayna'daki gelişmeler nedeniyle BM'de yaşanan bölünmeler de soğuk
savaş dönemini hatırlattı.
BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun,
eylül ayında düzenlenen BM Genel
Kurulu görüşmelerinde geçen yıla ilişkin
yaptığı değerlendirmede bölgede tırmanışa geçen tansiyonu şöyle anlattı:
"Son bir yıl, BM anlaşmasının savunduğu değerler açısından felaket bir yıldı.
Soğuk savaşın hayaleti, günümüzü etkilemek amacıyla geri döndü. Varil bombalarından kafa kesmeye, kasıtlı olarak
sivilleri aç bırakmaktan hastanelere ve
BM barınaklarına saldırı düzenlemeye
kadar insan hakları ve hukukun üstünlüğü saldırı altında. Suriye'de BMGK'nın
harekete geçmemesi, hem insani acılara hem de Güvenlik Konseyi ile BM sisteminin güvenilirliğine zarar vermiştir."
Suriye'de Mart 2011'de başlayan iç
savaş, BM'nin üç özel temsilci değiştirmesine, çok sayıda uluslararası konferans düzenlenmesine ve çözüm planları
ortaya sürülmesine rağmen şekil ve
öncelik değiştirerek hala devam ediyor.
Bu yıl BM Güvenlik Konseyi'nde,
ülkeye insani yardım ulaştırılmasını
temin etmek için biri şubat diğeri de
temmuz ayında iki karar tasarısı oy birli-
Ukrayna krizi 2015'te
AB'yi zorlayacak
ğiyle kabul edildi. Ancak kararlar uygulanamadı ve milyonlarca insana yardım
ulaştırılamadı.
BM Acil Durumlar Koordinatörü
Valerie Amos, 15 Aralık'ta yaptığı açıklamada, 12.2 milyon Suriyelinin insani
yardıma ihtiyacı olduğunu, toplam nüfusun neredeyse yarısının yerlerinden edildiğini kaydederek, "7.6 milyondan fazla
Suriyeli, ülke içinde yerlerinden edildi. 3
milyondan fazlası da komşu ülkelere
sığındı. Dünya genelinde yerlerinden
edilen her beş kişiden birisi Suriyeli" ifadelerini kullandı.
Soruna siyasi çözüm bulmak için
ocak ayında toplanan 2. Cenevre
Konferansı'ndan da sonuç alınamadı.
BM'nin Suriye için görevlendirdiği ikinci
özel elçi El Ahdar el-İbrahimi de selefi
Kofi Annan gibi başarısız olarak mayıs
ayında istifa etti.
BM, 10 Temmuz'da Staffan de
Mistura'yı Suriye özel elçisi olarak atadı.
Mistura, krizi sonlandırmak için farklı bir
teklif sundu ve belirli bölgelerde çatışmaları dondurarak yerelden genele
ulaşmayı önerdi. Henüz uygulamaya
geçirilemeyen teklifin sonucunu zaman
gösterecek.
Fransa tarafından hazırlanan ve
Suriye'de işlenen savaş suçlarının
Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne taşınmasını öngören BMGK tasarısı, 22
Mayıs'taki oylamada Rusya ve Çin tarafından veto dildi.
Bu yıla damga vuran gelişmelerden
biri de IŞİD'in Irak ve Suriye'deki çatışmalardan yararlanarak bazı bölgeleri ele
geçirmesiydi. IŞİD'le bağlantılı olarak
özellikle batı ülkelerinden bölgeye
savaşmaya giden yabancılar, BM gündeminde Suriye'deki krizin de önüne
geçti.
BM Genel Sekreteri Ban, alınan tüm
önlemlere rağmen 80'den fazla ülkeden
15 bini aşkın kişinin IŞİD'e katılmak için
Irak ve Suriye'ye gittiğini açıkladı.
BMGK, eylül ayında ABD Başkanı
Barack Obama'nın başkanlık yaptığı
toplantıda Suriye ve Irak'ta bulunan
''yabancı savaşçılara'' yönelik mücadeleyi öngören tasarıyı oy birliğiyle kabul
etti. Tasarı, teröristlerin bölgeye seyahatlerinin engellenmesini, silah ve lojistik destek sağlayanların da cezalandırılmasını öngörüyor. (AA)
Aşağı Saksonya'da Müslümanlara
yeni haklar gündemde
BERLİN - Almanya'da Aşağı
Saksonya Eyaleti Başbakanı Stephan
Weil, İslam dininin resmen tanınması
konusunda Müslüman derneklerle
''devlet sözleşmesinin'' gelecek yılın
başında imzalanmasının planlandığını
söyledi.
Weil, Hannover Allgeimeine Zeitung
gazetesine yaptığı açıklamada, sözleşmeyi imzalayacak ilk eyaletlerden biri
olacaklarını belirterek, hastanelerde ve
bakım evlerinde daha fazla Müslüman
din adamlarının görev yapacağını ifade
etti.
Sözleşmeyi yılın başında imzalamayı
planladıklarını vurgulayan Weil, bu sözleşmeyle Müslüman derneklerinin
maddi olarak desteklenmesinin de söz
konusu olduğunu kaydetti.
Kamu alanında, örneğin okullarda
kadın öğretmenlerinin başörtüsü takma
yasağının kalkıp kalkmayacağı yönündeki bir soruya karşılık Weil, bu konuda
nispeten açık bir yasal temelin bulunduğuna işaret ederek, bunun devlet sözleşmesi kapsamında Müslüman dernekleryle yapılan görüşmelerin de temelini
oluşturduğunu kaydetti.
Weil, "Başörtüsü yasağı devam edecek mı?" şeklindeki bir soru üzerine de,
görüşmelerin sürdüğünü anımsatarak,
"İhtilafa yol açmadığı sürece şu anda
uygulanandan daha esnek bir düzenleme yapılması mümkün" ifadesini kullandı.
Başörtüsü konusunda kendileri için,
ilgili öğrencilerin ve velilerin bunu kabul
etmelerinin belirleyici olduğunu belirten
Weil, okullardaki huzurun bozulmaması
gerektiğini kaydetti.
Weil, Müslümanların dini bayramlarının da tatil olup olmayacağı yönündeki
bir soruya karşılık, İslam dinindeki bayramların tanınması yönünde Eyalet
Meclis'inden Tatil Günleri Yasası'nda
değişiklik yapmasının istenebileceğini
belirtti.
Şimdiye kadar söz konusu yasada
Bulgaristan'da en çok
kullanılan Müslüman
isimleri "Fatme" ve
"Mehmet"
yeni yıl ve iki Almanya'nın birleşme
günü olan 3 Ekim ile Hristiyan dini günlerinin tatil olarak belirlendiğini aktaran
Weil, bunun dışında Ramazan Bayramı
gibi Müslümanların önemli dini günlerinde öğrencilerin okula gitme konusunda
muaf tutulabilme olanağına da sahip
olduklarını kaydetti.
Aşağı Saksonya'da bir yıldan daha
fazla süreden beri Müslüman dernekleri
ve eyalet hükümeti arasında bir devlet
sözleşmesi imzalanması konusunda
görüşmeler yapılıyor.
Sözleşmeyle İslam dininin eyalette
Hristiyan Kiliseleri ve Yahudi Cemaati ile
önemli ölçüde eşit hale getirilmesi ve
Müslümanların toplumsal hayata daha
fazla katılması hedefleniyor. Aşağı
Saksonya eyaletinde yaklaşık 250 bin
Müslümanın yaşadığı tahmin ediliyor.
Benzer devlet sözleşmesi daha önce
Hamburg ve Bremen eyaletlerinde
Müslüman dernekleriyle imzalanmıştı.
Sözleşmelerle Müslümanlara çeşitli
alanlarda haklar tanınmıştı. (AA)
SOFYA - Bulgaristan’da
Müslümanlar arasında en fazla kullanılan isimlerin kadınlarda "Fatme",
erkeklerde ise "Mehmet" olduğu bildirildi. Bulgaristan Ulusal Enstitüsü'nün
(NSİ) Aralık 2014 verilerine göre, ülkede 17 bin kadın "Fatme" ismini taşırken, "Mehmet" ismine sahip erkeklerin
sayısı ise yaklaşık 16 bin.
Kadınlarda Fatme isminden sonra
en çok kullanılan ikinci isim 15 bin kişinin taşıdığı "Ayşe" olurken, üçüncü
sırada 10 bin kişiye verilen "Emine"
ismi yer aldı. En fazla kullanılan erkek
isimlerinde 14 bin kişinin taşıdığı
"Ahmet" ikinci, 12 bin kişinin taşıdığı
"Mustafa" ismi üçüncü oldu.
Müslüman olmayan Bulgar vatandaşlarında ise en çok kullanılan erkek
isimleri ise Georgi (171 bin), İvan (165
bin) ve Dimitır (127 bin) olarak açıklandı. Kadınlarda da Mariya (121 bin) ilk
sırada bulunuyor. Mariya'yı İvanka (65
bin) ve Elena (55 bin) takip ediyor.
Psikolog Selma Çavuş, ülkedeki
Müslümanlarda geleneksel isimlerin en
çok kullanılanlar arasında yer almasına
rağmen son yıllarda genç çiftlerin yeni
doğan çocuklarına Mehmet, Ahmet ve
Fatme gibi isimler yerine Emir, Mert,
Elif ve Melek gibi isimleri vermeyi tercih ettiklerini söyledi. Çavuş, geleneksel isimlerden uzaklaşma eğiliminin
Müslümanlarda olduğu gibi ülkedeki
Hristiyanlarda da görüldüğünü kaydetti. Eskiden olduğu gibi çocuklara
dede, ninelerin isimlerini koyma geleneğinin yok olduğunu ifade eden
Selma Çavuş, giderek modernleşen
dünyada insanların artık daha bireyselleştiğini ve büyük aile modelinden
uzaklaştığını belirtti. (AA)
sizliklerin ortada kaldırılmasına yardımcı olabileceğini" savundu.
Yunanistan'da erken seçimlere
gidilmesi halinde yani bir mali program ihtiyacı derinleşecek ve seçimlerden Syriza'nın zaferle ayrılması
durumunda bu ülkenin avrodan
çıkma tartışmaları alevlenecek.
Yunanistan'ın Avro Bölgesi'ne
veda etmesi AB için ağır bir yenilgi
anlamına gelecek ve ortak paranın
küresel itibarı ve güvenilirliği zedelenecek.
AB, Ukrayna krizinde Rusya'yla
karşılıklı ekonomik yaptırımların ağır
sonuçlarıyla yüzleşmeye devam
ederken yeni adımlar konusunda
kararsızlık yaşıyor.
AB, kamu kontrolündeki Rus
bankalarının ve ve petrol şirketlerinin Avrupa sermaye piyasalarına
erişimini kısıtlamış ve silah ambargosu getirdiği Rusya'ya enerji sektöründe yüksek teknoloji ihracatını
durdurmuştu. Buna cevap olarak
AB'den gıda ithalatını kesen
Moskova yönetimi, Ukrayna politikasında değişikliği gitmeye yanaşmıyor.
Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik
hamleleri karşısında yaptırımları
ağırlaştırma yoluna giden AB üyeleri, karşılaştıkları ekonomik maliyetin
sürekli artması nedeniyle kararsızlık
yaşıyor.
Moskova yönetiminin
Ukrayna'da ayrılıkçıların kontrolündeki Donetsk ve Luhansk'ta 2
Kasım'da gerçekleştirilen seçimleri
tanıması karşısında yeni bir yaptırım
kararı alamayan AB'de şahin kanadı
temsil eden Polonya, Baltık üyeleri
ve İngiltere'ye karşı İtalya ve
Fransa'nın öncülük ettiği yaptırım
karşıtlarının sayısı gittikçe artıyor.
Rusya'ya yeni yaptırımlara karşı
çıkan bu ülkeler mevcut yaptırımların da kademeli olarak kaldırılmasından yana tavır takınıyor. (AA)
BRÜKSEL - Ukrayna krizi ve
ekonomiyi canlandırmak için düşünülen 315 milyar avroluk yatırım
paketi, Avrupa Birliği'nin 2015'te en
önemli gündem maddeleri olacak.
2014'te 3 önemli karar organı
olan komisyon, konsey ve parlamentosunu yenileyen ve cılız da
olsa ekonomik toparlanma sürecine
giren AB, gelecek yıl ciddi iç ve dış
sorunlarla boğuşmaya devam edecek.
Birlik için en yakın sınav,
Yunanistan'daki cumhurbaşkanlığı
seçimi olacak. Hükümetin adayı
olan eski AB Komiseri Stavros
Dimas, Yunan parlamentosundaki
ilk 2 tur oylamada gerekli desteği
sağlayamadı. Son ve nihai oylama
29 Aralık'ta yapılacak. Dimas'ın son
turda seçilebilmek için parlamentodaki 300 milletvekilinden 180'inin
desteğini sağlaması gerekiyor. İlk
turda 160 ve ikinci turda 168 oyda
kalan Dimas üçüncü turda da seçilemezse anayasa gereği erken
genel seçimlere gidilecek.
Yunanistan'da muhtemel bir
erken seçimin siyasi istikrarsızlıkla
sonuçlanması ya da AB ve IMF
destekli kurtarma paketi ve karşılığında uygulanan kemer sıkma politikasının en büyük muhalifi, aşırı sol
Syriza partisinin iktidarı devralması
Brüksel için yeni bir kabus anlamına
geliyor.
AB, Yunanistan'da 2010'dan
beri toplam 240 milyar avroluk iki
ayrı kurtarma paketi eşliğinde uygulanan mali program henüz sonuçlanmamışken ve ilave bir paket ihtiyacı tartışılırken bu ülke ekonomisinin raydan çıkmasıyla sonuçlanabilecek bir erken seçim ihtimalini
önlemek için Atina üzerinde baskı
uyguluyor.
AB Komisyonu, Dimas'ın adaylığına alışılmadık biçimde desteğini
ilan etti ve Yunan hükümetinin bu
kararının "mali piyasalardaki belir-
BULMACANIN ÇÖZÜMÜ
1
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
2
3
4
5
6
7
8
9
10
14
TURİZM
1 Ocak 2015 Perşembe
Giresun Adası, botanik parkı olacak
TRABZON -Doğu
Karadeniz Kalkınma Ajansı
(DOKA), Giresun Adası'nın
turizme kazandırılması
çalışmaları kapsamında,
"Ada Botanik Parkı" kurma
çalışmalarını hayata
geçiriyor.
Doğu Karadeniz'in tek
adası olan ve 26 kuş türü
ile manastır harabesi,
şarap fıçıları, sur gibi tarihi
kalıntıları içerisinde
barındıran Giresun Adası,
yaklaşık 25 milyon lira harcanarak hayata geçirilecek
proje kapsamında kültür
ve doğa turizmi açısından
da önemli bir merkez
haline gelecek.
Adaya altın postu aramak için gelen Herkül ve
Argonotların mitolojik
hikayesi, savaşçı Amazon
kadınlarının üs olarak kullandığı rivayetiyle dikkati
çeken Giresun Adası,
otantik bitki örtüsüyle de
turistlerin ilgisini çekiyor.
Doğu Karadeniz
Kalkınma Ajansı (DOKA)
Genel Sekreteri Çetin
Oktay Kaldırım, AA
Van'da Ortaçağ
sığınağı kaya
yerleşimleri bulundu
VAN - Van'ın Gürpınar ilçesine bağlı
Taşdönderen Mahallesi'nde Ortaçağ dönemine ait kaya yerleşimleri bulundu.
İlçe merkezine 70 kilometre uzaklıktaki
Taşdönderen Mahallesi'ni çevreleyen yüksek
tepelerde bulunan ve ilk kez görüntülenen
kaya yerleşimleri, labirent şeklindeki çok sayıda odasıyla dikkati çekiyor. Vadiye hakim noktalara kayaların yontulmasıyla iç içe inşa
edilen 3 katlı yapıda, yaklaşık 24 metrekare
genişliğinde odalar göze çarpıyor.
Yerleşimde incelemelerde bulunan
Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Edebiyat
Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi
Yrd. Doç. Dr. Mehmet Top, AA muhabirine,
kayalıklara yontulmuş yerleşimin 3 katlı
yapılardan oluştuğunu anlattı.
Kaya yerleşiminin, yaptığı ilk tespitlere
göre Ortaçağ dönemine ait olduğunu vurgulayan Top, bu dönemde bölgede Hristiyanların
yoğun olarak yaşadığını söyledi.
Top, manastır kompleksi gibi tasarlanan
yapının, özellikle asıl yerleşime uzak olmasının
ve ulaşılması güç bir noktaya yapılmasının
önemine işaret ederek, "Bizim bile günümüz
imkanlarıyla bir saat süren zorlu tırmanışla
buraya ulaşmış olmamız gösteriyor ki aslında
burası sığınma yeri olarak kullanılmış" dedi.
Üç katlı yapılan ve en üst katı teras olarak
kullanılan yerleşimdeki her katta iki oda
bulunduğunu belirten Top, odaların 6 metre
uzunluğa, 4 metre genişliğe sahip olduğunu
dile getirdi.
Top, yaklaşık bin yıllık bir geçmişi bulunan
kaya yerleşiminde insanların uzun yıllar
yaşadığını gösteren izlere rastladıklarını
bildirerek, şunları kaydetti:
"O dönemde buralarda hayat süren insanlar olduğunu gösteren izler var. Tek tük de
olsa bazı seramik parçaları bulduk. Burası
hem tarihsel hem de jeolojik açıdan incelenmesi gereken bir yer. Buraya ilk gelişimiz ve
keşif amaçlı geldik. Bu ziyaretimizde görüntüleme yaptık. Sonrasında buranın hem tarihsel boyutu hem de diğer özellikleriyle ilgili
daha detaylı araştırmalar yapıldığında biz de
daha fazla fikir sahibi olabileceğiz."
Selçuklu sarayı “Kubadabad” gün yüzüne çıkarılıyor
Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubad'ın Beyşehir Gölü kıyısına yaptırdığı yazlık sarayı Kubadabad'da, sarayın kayıkhane ve tersane
bölümü ile iki yeni yapının daha ortaya çıkarıldığı belirtildi.
ISSN 1308-7622
Kar altında kayak keyfi...
Yıl: 45
Sayı: 15061
1 Ocak 2015
Perşembe
GÜNLÜK SİYASİ GAZETE
Yayın Sahibi
Grup Birikim Matbaacılık Yayıncılık Bilişim
Medya Sanayi ve Ticaret A.Ş. adına:
Yiğit YİĞİT
Genel Yayın Yönetmeni
Ahmet TEKEŞ
Haber Koordinatörü
Dursun ERKILIÇ
Yazı İşleri Müdürü
Şebnem ÜNAL
Sayfa Editörü
Abdülmecit KOYUNSAĞAN
İstihbarat Şefi
Ayşegül BALDEMİR
Muhabir - İnternet Editörü
Alparslan OĞUZ
Haber Merkezi
Şenol Günüç, Emine Özcan, Kenan Ergen,
Hakkı Murat Söbütay, Burcu Kerim, Ayşenur Gürer, Mihriban Demirel,
Tülay Canpolat, Zeynep Efsane Güzeldereli
İdari Merkez
Yeni Batı Mah. 2412 Sok. No: 12 Batıkent - Yenimahalle / ANKARA
Tel: 0312 397 49 79 - [email protected]
Basıldığı Yer:
Dorukkaya Mat. Yay. Rek. Mağ. Enerji ve İnş. A.Ş. - İstanbul Yolu
6. km Macun Mh. 3. Cd. No: 2/1 Yenimahalle/ANKARA Tel: 397 11 97
Dağıtım: AK Dağıtım Abdulgani AKDAĞ Çağlayan Mah. Tıp
Fakültesi Caddesi No: 258/11 Mamak/ANKARA Tel: 0312 368 04 09
Yayın Türü: Yerel - Süreli (Pazar hariç)
Resmi ilanlarımızı internet sitemizden de görebilirsiniz.
www.yedigungazetesi.com.tr
Sözleşmesiz yazarlara ücret ödenmez
YediGün Basın Meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir
muhabirine yaptığı açıklamada, Doğu Karadeniz'de
insanların yaşadığı tek
adanın Giresun Adası
olduğunu söyledi.
Giresun Adası'nın
bireysel ziyaretçiler dışında
kalabalık turlar tarafından
ziyaret edilmediğine dikkati
çeken Kaldırım, adaya
dikkati çekmek için zaman
zaman aktiviteler düzenlendiğini belirtti.
Kaldırım, Giresun
Adası'nda DOKA'nın da
desteğiyle çeşitli kazılar
gerçekleştirildiğini ifade
ederek, bu kazılarda
önemli bulgular elde
edildiğini anlattı.
Giresun Adası hem
Doğu Karadeniz'in tek
adası oluşu hem de önemli tarihi kalıntıları
bünyesinde barındırması
nedeniyle önemli olduğuna
dikkati çeken Kaldırım,
bitki örtüsü ve barındırdığı
kuş türleriyle de zengin
olan adanın turizme
kazandırılmasına yönelik
projeleri desteklediklerini
kaydetti. (AA)
KARS - Türkiye'nin önemli kayak
merkezleri arasında yer alan
Cıbıltepe Kayak Merkezi'nde yerli ve
yabancı turistler kar yağışı altında
kayak yapmanın keyfini yaşadı.
Aralıklarla devam eden kar
yağışının ardından 2634 rakımlı
Cıbıltepe Kayak Merkezi'ndeki 2.
etap pistlerde kar kalınlığı 45 santimetreye ulaştı. Sarıçam ağaçları
arasında, uzun kayak pistleriyle yerli
ve yabancı turistlerin gözde mekanları arasında yer alan Cıbıltepe'de,
kayak tutkunları kar yağışı altında
kayak ve snowboard yaparak kışın
keyfini çıkardı. Kayak merkezine
gelen AK Parti Kars Milletvekili
Yunus Kılıç, gazetecilere yaptığı
açıklamada, Sarıkamış'ın, birkaç yıl
içerisinde yapılan yatırımlarla yalnızca Türkiye'nin değil Kafkasların da
ilgisini çekecek merkez haline geleceğini belirterek, "Bu havada kristal
kar altında kayak keyfi, daha ne
olsun. Herkesi buraya bu güzellikleri
yaşamaya bekliyoruz" dedi.
KONYA - Kazı Başkanı ve 18
Mart Üniversitesi Fen Edebiyat
Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü
Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rüçhan
Arık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Beyşehir'in Gölyaka
Mahallesi sınırları içerisinde göl
kenarında bulunan alanda bu yıl
kazı çalışmalarının 34'üncüsünü
gerçekleştirdiklerini söyledi.
Bu yılki çalışmalarda iki yeni
yapının daha ortaya çıkarıldığını
anlatan Arık, "Küçük Saray"ın
batısında bulunan bu yapıların
fonksiyonunun henüz net olarak
tespit edilemediğini vurguladı.
Arık, 34 yıldır süren kazılarda
bugüne kadar bölgede görünen
yapı olarak 15'inin ortaya
çıkarılarak, ayağa kaldırıldığını
dile getirdi. Bu yapılardan "Büyük
Saray" ve "Küçük Saray"ın artık
mimari özellikleri ve çeşitli
fonksiyonları belirlenmiş iki yapı
haline geldiğini belirten Arık, bunların hazırlanan restorasyon ve
konservasyon projelerinin kabul
edildiğini bildirdi.
Kazılarda 2013 ve 2014'te,
"anıtsal yapı" olarak nitelendirdikleri saray kayıkhanesi ve tersanesinin ortaya çıkarıldığına
dikkati çeken Arık, şunları kaydetti: "Bu eser, şimdilik bilinen ilk
ve tek göl tersanesidir.
Kubadabad'daki bu keşif,
Selçuklular'ın gemicilik ve suya
verdikleri önemi gösteriyor. Aynı
zamanda Beyşehir Gölü havzasında büyük nakliyat trafiği
olduğunun da göstergesidir.
Kubadabad'a ulaşımda su yolunu kullandıkları anlaşılıyor.
Bunun da restore edilip değerlendirilmesi lazım. Hemen yanında Gürlevi denen Selçuklu barajı
var, önünde iskele bulunuyor.
Bunlardan başka 'Köşklü
Hamam', '3 Mekanlı Yapı'
dediğimiz iki kalıntı ile saray şantiyesini ortaya çıkarmıştık.
Şantiye deposundan yepyeni bir
çini kategorisi çıktı. Bunların
hepsi restorasyon ve konservasyon bekliyor. Bir kısmını
sadece konservasyon ağırlıklı ele
almak daha doğru olacaktır."
Prof. Dr. Arık, "Milli Saraylar"
kapsamına alınması için uzun ve
zor uğraşlar verilen Kubadabad
Sarayı'nın nihayet bu yıl bu kapsamda restorasyon ve konservasyonun desteklenmesine karar
verildiğine işaret ederek, şöyle
devam etti: "Restorasyon bir
miktar ödenek de çıkarıldı. Ama
henüz bir faaliyet yok. Aslında bir
an önce hareket edilmesinde
yarar var. Çünkü, her yıl taşları
dökülen yapılar giderek topraklaşmaya doğru gidiyor. Bunların
artık ivedilikle ele alınması lazım.
Hazır tahsisine karar verilmiş bir
para ve destek varken, geciktirmemek doğru olacaktır."
Çalışmalarda en önemli
konunun ödenek miktarı olduğuna değinen Arık, daha uzun ve
geniş hacimli çalışma, modern
alet ve laboratuvar olanaklarından yararlanma, daha geniş
uzman kadrosunun, ödenek miktarının artırılmasına bağlı
olduğunu aktardı. Arık, verilen
ödeneğin ancak bir aylık çalışmaya yettiğini dile getirdi.
Trabzonspor, geçen sezonun gerisinde kaldı
1 Ocak 2015 Perşembe
TRABZON - Spor Toto Süper
Lig'de sahasında Eskişehirspor'a 4-1
yenilen Trabzonspor, ilk 15 haftalık
bölümünde geçen sezondan daha az
puan topladı.
Geçen sezon "öze dönüş" modeli
başlatarak daha çok Trabzonlu oyuncularla mücadele eden bordo-mavili
takım, bu sezon ise yıldız isimlerin de
aralarında bulunduğu 22 oyuncu
transfer etmesine karşın geçen
sezonki başarısını yakalayamadı.
Karadeniz temsilcisi, geçen sezon
ligin 15 haftalık bölümünde 7 galibi-
yet, 3 beraberlik ve 3 mağlubiyet ile
24 puan toplarken, bu sezonun aynı
döneminde 5 galibiyet, 7 beraberlik
ve 3 mağlubiyet ile 22 puan da kaldı.
Mustafa Reşit Akçay'ın istifasının
ardından geçen sezon Hami Mandıralı
ile sezonu 4'üncü sırada tamamlayarak Avrupa kupası'na Trabzonlu bir
teknik adamla play-off turundan itibaren katılma hakkı elde eden bordomavililer, bu sezon Vahid Halilhodzic
ve Ersun Yanal'ın görev yaptığı ilk 15
haftalık bölümde zirve yarışında lider
Beşiktaş'ın 13 puan gerisine düştü.
Beşiktaş istikrar
yakaladı
Beşiktaş Kulübü
Divan Kurulu Başkanı
Yalçın Karadeniz,
futbol takımının son
dönemlerde iyi
sonuçlar aldığını ve
istikrar yakaladığını
söyledi.
İSTANBUL - AA muhabirine Beşiktaş'ın
2014 yılını değerlendiren Karadeniz, siyahbeyazlı takımın her sezon zirveyi hedefleyerek oynadığını belirterek, "Bu sefer de bunu
tekrarladı. Kulübün kritik süreçlerden geçtiği
ortamlarda önemli noktalara gelme açısından
bir istikrar yakalamış gözüküyor" dedi.
Elde edilen sonuçlara rağmen dikkatli
olmaları gerektiğini ifade eden Karadeniz,
"Nihai netice için köprünün altından çok
suların akacağı görüşlerine iştirak etmek
lazım. Şu anki gidişat istikrarı yakalamak
yönünden önemlidir. Cüzi bir puan farkıyla
lider olsak da lider liderdir. Averajla bile şampiyonluk geliyor. Puan farkıyla liderliği yakala-
mış durumdayız. İnşallah mutlu sona da ulaşırız" diye konuştu.
Kulüplerin başarısının sadece sportif açıdan değerlendirilmediğini anlatan Başkan
Karadeniz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Beşiktaş önemli mali süreçlerden geçiyor
ama buna rağmen hayati öneme sahip stadın yapımı devam ediyor. Bu da önemli
başarıdır ve önemli bir geçiştir. İnşallah
bunun da bitişi nasip olur. Başkan Fikret
Orman'ın stadın bitmesiyle ilgili verdiği tarih
çok önemli değil. Başlamak bitirmek demektir. Varsın 3 ay, 6 ay sonra bitsin. Netice olarak bitsin. Geçmiş dönemin Beşiktaş için
kötü olduğunu söylemem. İyi geçmiştir.
Bundan sonraki seneler de inşallah hayırlı
geçer." Yalçın Karadeniz, siyah-beyazlı takımın centilmenliğiyle de gündeme geldiğine
işaret ederek, "Beşiktaş olarak bu tür hareketlere alışmış durumdayız. Geçmişimizde bu
tür hareketlerden çok var. Bunlar ilk değildir.
Çok seçildik ve çok yadırgamadık.
Beşiktaş'ın duruşu da budur" ifadelerini kullandı. Bu şekilde devam etmeleri gerektiğini
vurgulayan Karadeniz, "Türk futbolunda
seyircinin azalmasında etken olan olayların
devam etmemesi ve seyircilerin stada çekilmesi yönünde bu tür gayretlerin herkesin
görevi olması lazım. Herkesin fair-play kurallarına uyması esastır" dedi. (AA)
Beşiktaş 2014'ü
"göçebe" geçirdi
İSTANBUL - Beşiktaş, geride bırakmaya
hazırlandığımız 2014 yılında, BJK İnönü
Stadı'nın yeniden yapımı için yıkımının ardından iç saha maçlarını 5 ayrı statta oynamak
zorunda kaldı.
Siyah-beyazlılar, Vodafone Arena'nın yapımı
sürecinde 2014 yılında evsahibi takım sıfatıyla
23 resmi maçının 18'ini Atatürk Olimpiyat,
2'sini Başakşehir Fatih Terim statlarında oynadı. Beşiktaş, Ankara Osmanlı, Konya
Büyükşehir Torku Arena ve Yusuf Ziya Öniş
Stadı'nda da birer maç yaptı.
"Kara Kartallar", bu süreçte Atatürk
Olimpiyat Stadı'nda 12 Süper Lig, 5 UEFA
Avrupa Ligi, bir de Türkiye Kupası maçına çıktı.
Başakşehir Fatih Terim, Ankara Osmanlı ve
Konya Büyükşehir Torku Arena'da Süper Lig
maçları oynayan siyah-beyazlılar, Sarıyer'deki
Yusuf Ziya Öniş Stadı'nda ise Ziraat Türkiye
Kupası mücadelesi verdi.
Beşiktaş, geçen sezonun ikinci yarısı ile bu
sezonun ilk yarısını kapsayan 2014 yılı içinde
çıktığı 45 resmi maçın 25'inde galip geldi.
Siyah-beyazlılar, 12 beraberlik alıp, 8 karşılaşmada da mağlup oldu. Bu karşılaşmalarda
rakip fileleri 67 kez havalandıran "Kara
Kartallar", kalesinde ise 40 gol gördü.
Beşiktaş, bu maçların 32'sini Süper Lig,
10'unu UEFA Avrupa Ligi, 3'ünü de Ziraat
Türkiye Kupası'nda oynadı.
Siyah-beyazlılar, 2014 yılında Spor Toto
Süper Lig'de 32 maça çıktı. Bu maçların
19'unu kazanan Beşiktaş, 8 kez berabere kaldı,
5 kez de mağlup olup, 65 puan topladı.
"Kara Kartallar", ligde rakip fileleri 46 kez
havalandırıp, 29 gol yedi.
(AA)
Premier Lig'in en iyisi Eden Hazard
İngiltere Premier Lig'in ilk yarısının en iyi performansını sergileyen oyuncular listesinde
Chelsea'nin Belçikalı yıldızı Eden Hazard ilk sırada yer aldı. AA muhabirinin, Premier
Lig'in performans verilerini toplayan resmi istatistik sitesi "EA Sports PPI"dan derlediği
bilgilere göre, Chelsea'nin ilk yarıyı 46 puanla zirvede tamamlamasında önemli rol üstlenen Eden Hazard, topladığı 505 puanla ilk devrenin en iyi futbolcusu seçildi.
İSTANBUL - Futbolcuların karşılaşmalarda aldığı süre, kazandıkları
maç sayısı, olumlu pasları, isabetli şut
yüzdesi, gördüğü kartlar gibi birçok
kritere göre belirlenen listede, ilk
20'ye en çok oyuncu sokan takımlar
Chelsea (4) ve Manchster City (3)
oldu.
Listenin ilk 5'inde 3 oyuncusu yer
alan Chelsea, sezonun ilk yarısına
damga vurmayı başardı. Premier
Lig'in en değerli yıldızı 23 yaşındaki
Eden Hazard, ligde 19 maçın tamamında yer alırken, 7 gol ve 7 asistlik
üstün performansıyla dikkati çekti.
Listenin 3'üncü sırasında ise Diego
Costa yer aldı. "Maviler"in sezon
başında Atletico Madrid'ten 38 milyon
avro bonservis bedeli karşılığında
kadrosuna kattığı Brezilya doğumlu
İspanyol futbolcu, ligde çıktığı 16
maçta 13 kez fileleri havalandırarak
gol krallığı yarışında da ikinci sırada
yer aldı.
Chelsea'nin sezon başında
Barcelona'dan transfer ettiği İspanyol
orta saha oyuncusu Cesc Fabregas
ise 16 maçta 2 gol atmasına rağmen
yaptığı 13 asistle takımının üretkenliğinde büyük pay sahibi olurken, listeye 5'inci sıradan girdi. Listenin 20'nci
sırasında bulunan diğer Chelseali fut-
bolcu ise Sırp Nemanja Matic oldu.
İlk yarıyı 43 puanla ikinci sırada
tamamlayan geçen sezonun şampiyonu Manchester City'nin Arjantinli golcüsü Sergio Aguero, ligde 15 maçta
14 golle krallık yarışının zirvesinde yer
alırken, 4 asistle de takımına katkı
sağladı. Bu istatistiğiyle Premier Lig'in
475 puanla en değerli ikinci oyuncusu
seçilen 26 yaşındaki golcü, takımının
UEFA Şampiyonlar Ligi'nde çıktığı 5
karşılaşmada da 5 kez de ağları sarsarak takımın ikinci tura kalmasında
pay sahibi olmuştu.
Manchester City'de ilk 20'de yer
alan diğer oyuncular Fildişi Sahilli
Yaya Tore (9) ve İspanyol David Silva
(17) oldu. Bu sezon kötü bir performans sergileyerek ilk yarıyı 33 puanla
beşinci sırada tamamlayan Arsenal,
taraftarlarını hayal kırıklığına uğratsa
da sezon başında Barcelona'dan 42,5
milyon avroya transfer edilen Alexis
Sanchez, iyi performansıyla listeye
4'üncü sıradan girdi. Şilili golcü, bu
sezon çıktığı 18 lig maçında 10 gol ve
6 asistle taraftarının yüzünü güldürdü.
Takımın yıldızlarından Türk asıllı
Alman oyuncu Mesut Özil ise sakatlığı
nedeniyle ligde sadece 6 maça çıkabilirken, listeye girme şansını da yitirdi. (AA)
Beşiktaş'a İsveçli
stoper iddiası
BRÜKSEL - Beşiktaş'ın, İsveç temsilcisi
AIK'da forma giyen savunma oyuncusu
Alexander Milosevic ile anlaştığı öne sürüldü.
İsveç basınından Expressen gazetesinde yer
alan habere göre, 22 yaşında ve 1.91 metre
boyundaki Milosevic'in İstanbul'a gelerek sağlık
kontrolünden geçti.
Haberde, Beşiktaş'ın Milosevic'in bonservisi
için AIK'ya yaklaşık 1 milyon avro ödeyeceği,
genç stoperle ise 4 yıllık sözleşmeye imza atacağı iddia edildi.
İsveç Milli Takımı'nda da 2 kez forma giyen
Milosevic, AIK'da bu sezon çıktığı 28 maçta 3
gol ve 2 asistlik bir performans sergilemişti.
(AA)
1 Ocak 2015 Perşembe
Dünya genelindeki bilimsel laboratuvarlarda yıl içinde
geliştirilen en önemli 10 teknolojik buluş, tıp, elektronik, fizik
ve kimya alanlarında gerçekleştirildi. Buna göre, 2014'ün en
iyi teknolojik buluşlarından biri, ABD’de Cincinnati
Üniversitesinde Biyokimya ve Hücre Biyolojisi profesörü olan
J. M. Wells, kök hücreden minyatür insan
midesi üretmesi oldu.
2014’ün en iyi
teknolojik buluşları
yapabiliyor. Bu sistemle,
hücre) kullanılmaktaydı. Ancak o
ANKARA- SELMA KASAPfelçli hastalara elektronik
hücreler, hayvan deneylerinde kulDünya genelindeki bilimsel labokontrollü protez eklem
lanıldığında çoğu kez tümöre
ratuvarlarda yıl içinde geliştirilen en
takılarak yürümeleri sağlandönüşmekteydi. Bu çalışmada, kulönemli 10 teknolojik buluş, tıp,
abilecek. Bu buluş, IEEE tarafından
elektronik, fizik ve kimya alanlarında lanılan hücreler ise tümöre
yayımlandı.
dönüşmediği gibi fonksiyonel hale
gerçekleştirildi.
geldi.
ODTÜ Kimya Bölümü Öğretim
KARINCA BOYUTUNDA
Schwamborn, bu teknolojiyi
Üyesi Prof. Dr. Ural Akbulut, ulusTELSİZ CİHAZI YAPILDI
lararası bilimsel yayınlar Science ve geliştirip insanlara uygulama aşamasına getirmek istediklerini ancak
Nature gibi kaynaklardan 2014'te
ABD’nin Stanford
bunun için uzun yıllar gerektiğini
dünya bilim dünyasında yaşanan
Üniversitesinde Yrd. Doç. Dr. A.
açıkladı. Parkinson hastaları için
önemli gelişmeleri derledi.
Arbabian ve ekibi, boyutu bir karınhastaların beynindeki hasta nöronBuna göre, 2014'ün en iyi
ca kadar olan ve pil kullanmayan
ların yerine, bu yöntemle üretilen
teknolojik buluşlarından biri,
telsiz cihazı yaptı. Arbabian, Elektrik
sağlıklı nöronların yerleştirilmesi
ABD’de Cincinnati Üniversitesinde
hedefleniyor. Bu çalışma, Stem Cell Mühendisliği laboratuvarlarında
Biyokimya ve Hücre Biyolojisi progeliştirdiği telsizi, gerektiğinde kitap
Reports Dergisi’nde yayımlandı.
fesörü olan J. M. Wells, kök hücresayfalarının arasına da koyabilmek
den minyatür insan midesi üretmesi
için ürettiğini açıkladı. Arbabian, üç
LAZER IŞINIYLA OBJELER
oldu.
yıl önce, normal telsizi yeterince
HAREKET ETTİRİLDİ
Geçen yıl kök hücreden minyatür
küçültemeyeceğini fark etti.
böbrek üretilip başarıyla fareye
Arbabian, alıcı ve verici antenleri
Avustralya’da geliştirilen lazer
nakledildi, ancak kök hücreden
küçülttü ancak pil küçülemeyeceği
ışınlarıyla, küçük bir obje 20 sanminyatür insan midesi üreten
için telsizi pilsiz yapmanın yolunu
timetre uzağa taşındı. Avustralya
olmadı. Araştırmacılar, helikobakter
aradı.
Ulusal Üniversitesinin Lazer
pilori adlı bakterinin neden olduğu
Kısa sürede, telsizdeki alıcı
Laboratuvarı’nda geliştirilen ve içi
gastrit, ülser ve bazı mide kanserantene ulaşan elektromanyetik dalboş bir boru şeklindeki lazer ışınıylerinin tedavisi için bu bakteriyi
gaların enerjisini kullanan telsizi
yakından inceliyor. la, küçük objeler itilerek veya çekilGrafen adlı malzeme, elmas gibi saf karbon atomlarından oluşuyor. Grafit adlı
malzemede, karbon atomlarının oluşturduğu levha katmanlarından her bir
tekine grafen deniliyor. Bu levhaların kalınlığı tek bir karbon atomu
kadar. Grafen, 2004’te Manchester Üniversitesinde grafitten elde
edilinceye kadar pek bilinmiyordu. Grafenin keşfi, nanoteknoloji
alanında ve mikro boyutlardaki elektronik malzemelerin üretiminde önemli bir gelişme oldu.
Bu mide hastalıkları,
hayvanlarda gelişmediği için
hastalık mekanizmasını araştırabilmek amacıyla Prof. Dr. Wells, kök
hücreden minyatür insan midesi
ürettiklerini açıkladı.
Minyatür midelere helikobakter
pilori bakterisi enjekte edilince, bakterinin normal midedeymiş gibi
büyüyüp yayıldığı açıklandı. Bu yöntemle üretilecek minyatür organlara
"organoid" deniliyor. Organoidlerin,
hastalıkların gelişme mekanizmasının anlaşılmasını sağlayarak
tedavinin başarısını arttırması bekleniyor. Wells, mide kanseri
nedeniyle ameliyat olanların
midelerine bu yöntemle yama yapmanın mümkün olabileceğini vurguladı. Çalışma, Nature Dergisi’nde
yayımlandı.
FARE BEYNİNE NAKLEDİLEN
İNDÜKLENMİŞ NÖRAL KÖK
HÜCRELER ÇALIŞIR
HALE GELDİ
Lüksemburg Üniversitesi
Biyomedikal Sistemler Merkezinde
(LCSB), indüklenmiş nöral kök
hücreler farelerin beynine başarıyla
nakledildi. Prof. Dr. J. Schwamborn
ve doktora öğrencisi K. Hemmer,
naklettikleri kök hücrelerin 6 ay
sonra beyne uyum sağlayıp beyindeki nöral devrelerle bağlantı kurduğunu açıkladı.
Schwamborn, indüklenmiş nöral
kök hücreleri farelerin bağ dokularından elde ettiklerini açıkladı.
Daha önce yapılan benzeri çalışmalarda, indüklenmiş pluripotent
kök hücre (tüm hücre tiplerine
dönüşebilme yeteneğine sahip kök
erek hareket ettirilebiliyor.
Prof. Dr. W. Krolikowski ve ekibi
altınla kaplı küçük bir camı, lazerle
diğer tekniklerden 100 kat uzağa
taşıdı. İçi boş olan ve dışı altınla
kaplanan küçük camların lazerle
hareket edebilmesi için çaplarının
0,2 milimetre veya daha küçük
olması gerekiyor. Lazer ışınının
ortasında bulunan boşluktaki camın
ve camın çevresindeki havanın lazerle ısıtılması sayesinde camın
hareket ettiği açıklandı. Bu çalışma
Nature Photonics’te yayımlandı.
İNSAN BEYNİNİ ÖRNEK ALAN
ENTEGRE DEVRE YAPILDI
İnsan beynini örnek alan Doç. Dr.
K. Boahen, normal bir bilgisayardan
9 bin kez hızlı işlem yapan bir entegre devre üretmeyi başardı. ABD’de
Stanford Üniversitesinin
Biyomühendislik Laboratuvarı’nda
çalışan Boahen ve ekibinin
geliştirdiği entegre devrelerle
yapılan devre kartı, 40 bin dolara
mal oldu.
Boahen, seri üretime
geçildiğinde devre kartının
maliyetinin 400 dolara kadar düşeceğini açıkladı. Boahen, bir fare
beyninin korteks bölümünün bile bir
masaüstü kişisel bilgisayardan 9 bin
kez hızlı işlem yaptığını hatırlattı.
Boahen, farenin beyninde belirli bir
işlem yapılırken harcanan enerjinin,
aynı işlemi yapan bilgisayardan 40
bin kat daha az güç kullandığını da
vurguladı.
Neurogrid denilen sistem, yaklaşık bir milyon nöron ve bir milyar
sinaptik bağlantıya eşdeğer işlem
tasarlayıp üretti. Sistemin
küçültülüp pile ihtiyaç duymaması
için telsizin tüm parçalarını, küçük
bir entegre devreye (mikroçip)
sığdırdı. Bu telsizin amacı
konuşarak haberleşmek değil, cep
telefonu ve benzeri cihazlardan
internet aracılığıyla akıllı cihazlara
komut iletmek. Mikrofon ve hoparlöre de gerek kalmadığı için telsizin
tek bir entegre devreye sığması
mümkün oldu. Telsizin maliyetinin
bir dolardan az olduğunu açıklayan
Arbabian, ilerde bu telsizlerden trilyonlarcasını ev ve iş yerlerine yerleştirerek dünyanın her yerine
ulaşılabileceğini belirtti.
ABD’de metastatik kanser
hücrelerini yok eden bir yöntem
geliştirildi
ABD’de Cornell Üniversitesinin
biyomedikal mühendislik laboratuvarında, akyuvarlara iki tür protein
bağlanarak metastatik kanser
hücreleri yok edildi. Kanserde,
ameliyat ve radyoterapi ile primer
tümörlerden kurtulmak mümkün
olabiliyor. Ancak kan veya lenf
dolaşım sistemi içinde hareket eden
metastatik kanser hücrelerini yok
etme olanağı henüz yok. Cornell
Üniversitesinde profesör olan M.
King, insan kan örneğine benzer bir
karışımda, E-selectin ve TRAIL proteinlerini akyuvarlara bağladığını
açıkladı. Yaptıkları gözlemler, bu iki
proteinle kaplı akyuvarlarla
karşılaşan kanser hücrelerinin
tamamının öldüğünü gösterdi.
Laboratuvarda yürütülen bu çalışma, kanser hastaları için yeni bir
umut oldu. Çalışma, Proceedings of
the National Academy of Sciences
of USA tarafından yayımlandı.
NANOMOTORLAR CANLI
İNSAN HÜCRESİNİN İÇİNDE
HAREKET ETTİRİLDİ
ABD’de, Penn State
Üniversitesinde kimya profesörü
olan T. Mallouk ve ekibi üç
nanometre uzunluğunda altınrutenyum çubukları hazırladı. Üç
nanometrelik altın-rutenyum çubuklar, bu tür deneylerde kullanılan ve
Henrietta Lacks (HeLa) adlı kadından alınmış rahim ağzı kanser
hücrelerinden laboratuvar çalışmalarında kullanılmak üzere özel
olarak üretilmiş olan canlı kanser
hücrelerine yerleştirildi.
Canlı hücre içindeki nano çubuklar, ultrasonik dalgalar yardımıyla
hareket ettirildi. Nano çubuklar,
manyetik alan uygulanarak
döndürüldü. Mallouk, canlı hücre
içinde hareket eden ve döndürülen
ilk nano motoru yapan kişi oldu.
Nano motorlar, birbirinden bağımsız
hareket ettiği için kanser
tedavisinde kullanılabilecekleri açıklandı. Nanomotor hızlanınca, hücre
içindeki her şeyi
parçaladığı
belirtildi. Mallouk sistem geliştikçe,
sağlıklı hücrelere zarar vermeden
kanserli hücrelerin yok edileceğini
açıkladı. Çalışma, Angewandte
Chem. Int. Ed. Dergisi’nde yayımlandı.
GRAFEN KULLANILAN İLK
BÜKÜLEBİLİR EKRAN YAPILDI
Grafen adlı malzeme, elmas gibi
saf karbon atomlarından oluşuyor.
Grafit adlı malzemede, karbon
atomlarının oluşturduğu levha katmanlarından her bir tekine grafen
deniliyor. Bu levhaların kalınlığı tek
bir karbon atomu kadar. Grafen,
2004’te Manchester Üniversitesinde
grafitten elde
edilinceye kadar
pek bilinmiyordu. Grafenin keşfi,
nanoteknoloji alanında ve mikro
boyutlardaki elektronik
malzemelerin üretiminde önemli bir
gelişme oldu.
İngiltere’de Cambridge
Üniversitesi Grafen Merkezinde, ilk
kez grafen kullanılarak esnek ekran
üretildi. Televizyon, bilgisayar veya
telefon ekranlarının bükülebilir
olması için farklı malzemeler denendi. Bükülebilen bir ekranda, görüntü
elde etmek için kullanılacak
malzemeler elektriği iletmeli ve şeffaf olmalıydı. Elektrik ilettiği ve şeffaf olduğu için en çok kullanılan
malzeme ITO (İndiyum-Kalay Oksit)
adlı maddeydi. Grafen ITO’dan ve
benzeri oksitlerden çok daha
esnekti. Bu buluş sayesinde, grafen
kullanarak elbise gibi giyilebilen
ekran yapma şansı doğdu.
GÜNEŞ ENERJİSİNİ ELEKTRİK
ENERJİSİNE ÇEVİRİP
DEPOLAYAN SİSTEM
Güneş pilleriyle, güneş enerjisi
elektrik enerjisine çevriliyor ve
akülere aktarılıp depolanıyor.
Elektrik aktarılırken enerji kaybı çok
fazla oluyor. ABD’de Ohio State
Üniversitesinde geliştirilen güneş
enerji pillerinin, elde ettiği elektriği
kendi içinde depoladığı açıklandı.
Kimya profesörü Yiying Wu, bu sistem, elektriği üretim aşamasında
kendi içinde depoladığı için enerji
kaybının en az düzeyde olduğunu
belirtti. Bu çalışma Nature
Dergisi’nde yayımlandı ve patent
başvurusu yapıldı.
GÜNEŞ SİSTEMİ DIŞINDA, İLK
KEZ SU BULUTU BULUNDU
Avustralya’da New South Wales
Ünivesitesinde fizik profesörü olan
C. Tinney ve ABD’den üç araştırmacı, güneş sistemi dışındaki ilk buz
bulutunu buldu. Güneş sistemindeki
Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün
dev boyutlarda gaz gezegenlerdir.
Bu gaz gezegenlerde, donmuş su
bulutları olduğu biliniyordu. Ancak
güneş sistemi dışında buz bulutuna
rastlanmamıştı. C. Tinney ve ekibi,
Şili’de Las Campanas Gözlem
Evi’nde, yakın kızılötesi teleskobuyla güneş sistemi dışındaki bir gök
cisminde donmuş su bulutu buldu.
Bu gök cismi, daha önce
NASA’nın uzay aracı tarafından
tespit edilmişti ancak dünyadan
görülebileceği sanılmıyordu.
NASA, bu gök cismine W0855
adını vermiş ve onun bir
“Kahverengi Cüce” olduğunu açıklamıştı. Evrendeki kahverengi
cücelerin varlığı, 1995’ten beri
biliniyor ve ne yıldız ne de gezegen
sınıfına giremeyen gök cisimleri
olarak tanımlanıyorlar. Profesör
Tinney, "Güneş sistemi dışındaki bu
gök cismini dünya üzerinden
teleskopla ilk kez gören ve su bulutunun varlığını belirleyen ilk araştırmacılar olmaktan mutluyuz" dedi.
Bu araştırmanın detayları The
Astrophysical Journal adlı dergide
yayımlandı.
(AA)
İnsan beynini
örnek alan Doç.
Dr. K. Boahen,
normal bir
bilgisayardan 9
bin kez hızlı işlem
yapan bir entegre
devre üretmeyi
başardı. ABD’de
Stanford
Üniversitesinin
Biyomühendislik
Laboratuvarı’nda
çalışan Boahen ve
ekibinin
geliştirdiği
entegre devrelerle
yapılan devre
kartı, 40 bin
dolara mal oldu.
Download

Ruhsat rekoru kıran cazip ilçe