Iskaladıklarımız
Ülkemin insanı birçok şeyi göremeden, görse bile doyasıya yaşayamadan yeni
yeni icatlar, alışkanlıklarla karşı karşıya kalmıştır. Bunları elimden geldiğince
kronolojik olarak ele alıp üzerinde durmaya çalışacağım. (Bu yazı henüz
tamamlanmamıştır. Zaman zaman yeni paragraflar ilave edilecek ya da
mevcutlara eklemeler yapılacaktır.)
Posta Kodu: Ülkemizde posta kodu uygulaması yaygınlaşamadan mektuplaşma
olayı yok denecek düzeye inmiştir. Gelişmiş ülkelerde hala düzenli olarak
kullanılan, Türkiye'de ise adı olup kendisini resmi kurumların bile kullanmadığı
posta kodu; mektupların veya posta gönderilerinin yerlerine ulaşmasında çok
önemli işlevleri olan basit bir sınıflandırmadır. Ancak artık düzenlenen
adreslerin çok azında posta kodu bilgisine yer verilmektedir. Hatta bunların
önemli bir kısmı da hatalı yazılmaktadır. Bu nedenle pahalı yatırımlar yapılarak
oluşturulan otomatik posta dağıtım merkezleri de işlevsiz hale gelmiştir.
Televizyon Kulesi: TV yayınlarını bizden çok önce başlatan ülkelerin
şehirlerinde, TV yayınını şehrin her tarafına kaliteli bir şekilde gönderebilmek
amacıyla kurulan TV kulelerini bizim şehirlerimizde göremeden modası
geçmiştir. Daha doğrusu ihtiyaç kalmamıştır. 50'li 60'lı 70'li hatta 80'li yıllarda
kanal sayıları fazla olmasa da TV kuleleri gerekli tesislerdi. Zamanla uydu
yayınları yaygınlaşıp, alıcıları da daha ucuz ve kaliteli hale gelince, ilave olarak
TV yayınlarının iletilme çeşitliliği de artınca (kablolu, internet üzerinden, cep
telefonu üzerinden, uydu üzerinden) bu tür kuleler şehirlerde manzara
seyretmeye yarayan veya yeteri kadar büyükse Restoran olarak kullanılan yerler
haline gelmiştir. Şu sıralar bazı ünlü şehirlerde daha yüksek kuleler yapma yarışı
olsa da bunlar ilk akla gelen görevi için değil, birer güç sembolü olarak inşa
edilmektedirler.
Telefon Kulubesi: Şu telefon denen aletten yararlanmak için ne kadar zaman
harcandığını, masraf edildiğini bir kuşak öncesi çok rahat hatırlayabilir. 70'li
yıllara kadar telefonla otomatik arama yapabilme, ancak şehir içleri için söz
konusu idi. O da ancak büyük şehirlerde ve çevir sesi alınınca (evet bir zamanlar
çevir seninin gelmesi için bile uzun süre beklemek gerekiyordu) gerçekleşen bir
olaydı. Sayıları çok az olan ve çoğunlukla binaların iç kısımlarında bulunan
jetonlu telefonlardan hizmet almak isteyenler kuyrukta beklerler, sıra
kendilerine geldiğinde çevir sesi için de uzun süre beklerlerdi. Ülkemizde
şehirlerarası konuşmalar için de saatlerce sıra beklendiği yıllarda, ülkelerin
büyük çoğunluğu otomatik olarak bu imkândan yararlanıyordu. Telefon
sistemlerinin iyileştiği yaygınlaştığı 80'li yıllardan sonra ortaya çıkan cep
telefonları, yine o sıralarda çoğaltılan telefon kulübelerini işlevsiz hale çoktan
getirmişti bile. Kısaca kulübe içindeki telefondan büyük bir zevkle
yararlanamadan, bunların da modası geçmişti, kısaca bunu da ıskalamıştık.
Prof. Dr. Yunus Kishalı
Download

Iskaladıklarımız - Prof. Dr. Yunus KİSHALI