ISSN: 1304 -1517
TERÖRÜ LANETLİYORUZ
#Sehit
#MehmetSelimKiraz
Milletimizin
Başı sağolsun!
BÜLTEN
Puane’de Bahar
Çiçekleri Açtı!
M
odern ve ölçülü giyimin
sevilen markası Puane,
son yılların yükselen floral desenleri yeni sezonda yeniden
yorumluyor. Uçuşan şifon detaylar
ve ferah yaz kumaşları ile tasarladığı
birbirinden farklı modelleri çiçek
desenleri ile bir araya getiriyor. Uzun
tunikler, elbiseler, asimetrik kesim
bluzler ve mevsim geçişleri için ideal
trençkotlar Puane 2015 İlkbahar/Yaz
Koleksiyonu’nun en sevilen modelleri. Özellikle rengarenk yaz bahçelerini andıran modeller, doğal ve enerjik
bir görünümün garantisini veriyor.
Doğal ve enerjik bir görünüm.
Pastel dokular ve minimal kesimler
ile günün her anına yakışacak alternatifler sunan Puane, 2015 İlkbahar/
Yaz Koleksiyonu’nda turuncu, fuşya,
fıstık yeşili, limon sarısı, lila ve mavi
gibi bahar renklerinin ışıltısından
besleniyor. Doğal ve enerjik bir
görünüm sunan ‘Renklerin Dansı’
Koleksiyonu, çiçek desenli parçalar,
geometrik renk blokları ve asimetrik
detaylar gibi sezon trendlerini Puane
çizgisiyde yeniden yorumluyor.
2015 İlkbahar&Yaz Koleksiyonu Puane satış noktalarında yer alıyor.
Puane’deki kampanya ve yeniliklerden haberdar olmak için website
ve sosyal medya hesaplarını takip
edebilirsiniz:
http://www.puane.com
https://facebook.com/puanemoda
https://twitter.com/puanemoda
http://instagram.com/puanemoda
C
M
Y
CM
MY
CY
CMY
K
Alternatif Turizm Ailesinin
En Yeni Oteli: Akropol Resort
H
er geçen gün büyüyen Türkiye turizm
pazarında son dönemlerde büyük bir ivme
yakalayan Alternatif Turizm sektörü yeni bir
tesise daha kavuştu. Alanya Kestel’ de misafirlerini
ağırlamaya hazırlanan alternatif turizmin en yeni
otelinin adı ise Akropol Resort.
Farklı alternatifler parolasıyla sezona start vermeye
14
Turuncu Dergİ / Nisan 2015
hazırlanan Akropol Resort, ayrı bay-bayan havuzları,
çocuk havuzları, kapalı açık havuzlar gibi farklı seçenekleri içerisinde barındırıyor. Farklı oda seçenekleri,
ekonomik fiyat alternatifleri, aktivite programları
ve seslendiği kitle itibariyle sektörü yatay anlamda
büyütmesi beklenen otel, alternatif turizm sektörüne
de yeni bir soluk getiriyor.
turuncudergi.com
BÜLTEN
Genç ve Yenilikçi
#GURURLAYERLİ
NOCTURNE
V
estel, Türkiye’de Vestel City’de ürettiği dünyanın en ileri teknolojilerini
Kenan İmirzalıoğlu’nun rol aldığı yeni
reklam filmleriyle anlatıyor. Vestel’in
Manisa’daki üretim üssü Vestel City’de çekilen
ilk reklam filmi 23 Şubat’ta yayına girdi. Geçen
yıl yeni reklam kampanyasına “Türkiye Vestelleniyor” sloganıyla start veren Vestel, yeni reklam
filminde “Yerli üretimin gururuyla, Türkiye Vestellenmeye devam ediyor” diyor. Kenan İmirzalıoğlu, Vestel’in “Gururla Yerli” temasının merkezde
olduğu 4 reklam filminde yer alacak.
“Gururla Yerli” temasının Vestel’in ar-ge, tasarım ve üretim alanındaki gücüne dayandığını
vurgulayan Vestel Şirketler Grubu icra Kurulu
Başkanı Turan Erdoğan şunları ifade etti:
“Bu ülkede teknoloji üretilemez diyenlere kulak
asmadan televizyondan tablet ve akıllı telefona, çamaşır makinesinden bulaşık makinesine,
buzdolabından klimaya dünyanın en son
teknolojilerini ürettik. Kısacası biz, hiçbir zaman
araştırmaktan, çalışmaktan, özveri göstermekten vazgeçmedik, “Evet, yapabiliriz” dedik. Ve
yapabildiğimizi tüm dünyaya gösterdik.”
C
an TARLAN tarafından 2012
yılında deneyimli ve bir o
kadar da genç bir takım ile
kurulan NOCTURNE markası,
2 yıl gibi kısa bir sürede Türk kadının
benimsediği bir marka hâline geldi.
Adını Frederic Chopin’in bir bestesinden alan NOCTURNE, tasarımda
özgünlüğe, kullandığı malzemelerde
doğallık ve kaliteye verdiği önem ile
şehirli kadının gardrobunda kısa sürede yerini almayı başardı. Marka için
atılan profesyonel adımlar sayesinde
Moda ve sanat dünyasının da dikkatini
çekmeyi başaran NOCTURNE, artan
ekip sayısı ve daima dinamik bir ilham
anlayışı ile sürekli kendini yenilemeye
devam ediyor.
Nocturne’un kurucusu Can Tarlan ile
turuncu dergi olarak keyifli bir söyleşi
gerçekleştirdik.
Jival yıldızı, Funda Arar’la parladı
J
ival, 13.Yıldız Kuyumcular Buluşması kapsamında 14 Mart Cumartesi akşamı Wyndham Grand
İstanbul Europe Hotel’de
gerçekleştirdiği muhteşem
Gala ile unutulmayacak bir
geceye imza attı. Türkiye’nin
çeşitli bölgelerinden gelen
18
Turuncu Dergİ / Nisan 2015
ADVERTORIAL
değerli kuyumcular düzenlenen davete büyük ilgi
gösterdi. Bu özel geceye,
Jival Yönetim Kurulu Başkanı
Sn.Naim Gençoğlu ve Mioro Yönetim Kurulu Başkanı
Sn.İlyas Gençoğlu ile aileleri
ev sahipliği yaptı. Davette
ayrıca markalarının sektördeki
konumu, üretim kapasiteleri
ve yatırım alanları hakkında
konuklara bilgi verdiler.
Güçlü sesi ve yorumu ile gecenin parlayan yıldızı FUNDA
ARAR misafirleri adeta büyüledi. Ünlü sanatçı, samimi ve
sempatik tavırlarıyla kendisini
hayranlıkla dinleyen tüm konuklarla yakından ilgilenerek
gece boyunca keyifli saatler
yaşattı.
turuncudergi.com
Noctune modasında bu yaz kadınları ne bekliyor?
2015 ilkbahar yaz koleksiyonunda her
zamanki gibi daha canlı renkler var.
Nocturne’a has renkli dinamik desenler, çarpıcı kumaş oyunları ve hareketlenmiş detaylar bulabilirsiniz.
Can Tarlan
Maskülen parçalar da var daha feminen parçalarda. Herkese hitap eden
bir koleksiyon oluşması için değisik
trendlerden ilham aldık. Nocturne
kadını, ilgiyi üzerine çeken bir kadın.
Hem sadeliğiyle hem de şıklığıyla gün
içerisinde kullandığı kıyafetlere bir iki
dokunuşla geceye geçiş yapabilecek
urunlerin koleksyonda olmasi müşterilerimizin bizi tercih etmelerinde buyuk
bir etken.
Hande Ataizi, Wilma Elles gibi ünlülerle çekimler yaptınız? Ünlü isimler
ile çalışmanın nocturne için ne gibi
avantajları oldu
Kendi alanlarında başarılı işlere imza
atmış isimlerle calışmak Nocturne’e yakışan bir olay. Nocturne olarak başarılı
ve güçlü kadınları giydirmeyi seviyoruz. Bundan sonraki calışmalarımız da
tercihlerimiz de bu yönde olacak.
Gecen sezon Wilma Elles’le çılıştık
ve olumlu geri doönüşleri oldu. Bu
sezon da marka olarak yakından takip
ettiğimiz ve tarzını çok beğendiğimiz
Hande Ataizi ile çalıştık. Her ikisiyle
de cok güzel diyaloglar kurduk güzel
sonuçlar elde ettik.
Yaşınız çok genç ama çok başarılısınız. Tekstil yaşamınız nasıl başladı?
2012 yılında RS CTA firmasını kurduktan sonra sektörde büyük markalarda
tecrübeleri olup yıllardır çalışmış olan
genç bir takım ile birlikte kurduk Nocturne markasını. “Nocturne” hem dinlemekten keyif aldığım Chopin’in bir
bestesi, hem de “Gece’de var olan” veya
“Geceye dair...” anlamlarına geliyor. Biz
müşterilerimizin her gece ışıltı ile parlaması için varız. Ve sonrasında ufacık
bir çalışma ofisi ile “Nocturne” hayata
gözlerini açtı. Öncelikle parça ürünler
(triko, baskılı t-shirt, tayt) üzerinde çalışmaya başladık. Müşterilerin çizgimizi
ve tarzımızı beğenmesiyle koleksiyon
hazırlamaya başladık. Aslında daha
küçük bir kapsamda kendimizi
Hande
Ataizi
döndürmek isterken, sektörün tam
ortasında kendimizi bulduk.
Nocturne büyüme hedefleri nelerdir?
Özgün ve daha ‘haute-couture’ çalışan
bir hazır giyim markasıyız. Gelecekteki
resmimizde merkez kontrolünü kaybetmemiş sağlam ‘butik’ anlayışımız
doğrultusunda seçkin mağazalarda
hizmet veren bir Nocturne var. Çok
fazla büyüyüp kaliteden ödün vermektense, “elimde tutabileceğim” global
bir marka olmak. Ben her zaman şuna
inanırım ne kadar fazla şube, her ilde
fabrika, fazla fazla atölye kurarsan,
hepsine yetişmen imkansızlaşır. Biz
markalaşmayı seçtik. Ben ve ekibim
bunun için elimizden geleni yapmaya
hazırız.
Sizin için moda nedir?
Moda popüler bir stil ve deneyim anlamına gelir benim için. Moda bence
modern kadının yaşam tarzına ilham
vermek, yüksek ürün kalitesiyle, makul
fiyatlara, alışıla gelmişin dışına çıkabilmektir aslında.
Nisan 2015 / Turuncu Dergİ 19
YAPIM EKİBİ PRODÜKSİYON ADINA
İMTİYAZ SAHİBİ VE
GENEL YAYIN YÖNETMENİ
Zahide CEYLAN
SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ
Zahide Ceylan
KURUCULAR KURULU
Halise ÇİFTÇİ, Zahide CEYLAN,
Güzin CANAN, Taciser İÇYER,
Nilgün KARABULUT, Ayşenur GÜN,
Sema KARABULUT
YAYIN KURULU BAŞKANI
Ayşe KEŞİR
EDİTÖR
Yeter MAYALI
YAYIN KURULU
Ayşe KEŞİR, Ayşe ERTEM,
Hatice BİLİCİ, Latife Özbek,
Esra Yerebakan, Gaye Ergezen,
Ümmügülsüm Tat,
Gülfem KELEŞ, Betül ŞATIR
GÖRSEL YÖNETMEN
Şerife AKYOL KURT
MARKA İLETİŞİMİ YÖNETİCİSİ
Şenay BUYURMAN
BASIN DANIŞMANI
Mürvet UÇ
İSTANBUL KOORDİNATÖRÜ
Gülay KURT
0507 485 55 95
ANKARA KOORDİNATÖRÜ
Betül TAT
0538 624 54 72
TURUNCU DERGİSİ ADRES
1470 Sk. Gökteşehir Blokları B Blok No: 30
Çukurambar / Ankara
TELEFON: 0545 316 21 55
WEB:
www.turuncudergi.com
e-mail:
[email protected]
[email protected]
BASKI
TURKUVAZ MATBAACILIK
Akpınar Mah. Hasan Basri Cad.
No: 4 P.K. 34885
Sancaktepe / Kartal / İstanbul
TEL: 0216 585 90 00
FAKS: 0216 585 9130
[email protected]
‘TURUNCU’ Dergisi, yerel süreli aylık yayındır.
Basın yayın ilkelerine uymayı kabul eder.
Basılan ilanların tüm sorumluluğu
ilan sahibine, yazılan yazıların
sorumluluğu yazarlara aittir.
Kurum ve kuruluşlar için
kargo dahil fiyatı 20 TL’dir.
TURKUVAZ DAĞITIM PAZARLAMA A.Ş.
tarafından dağıtılmaktadır.
[email protected]
Sevgili Turuncu okurları,
K
utlu Doğum Haftası’na
ağırlık verdiğimiz bu
sayıda sizlere dilimizin
döndüğü, kalemimizin yazdığı kadar; son
Peygamber, âlemlere rahmet olarak
gönderilen, son ümmet olan bizlerin
peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v)’i
konu aldık. Bu vesile ile çocuklarımıza
onun çocukluğunu, yaşantısını çok iyi
anlatmak; onun güzel ahlâkı ile ahlaklanmanın önemini bir kez daha anlamamız gerektiğini düşünerek, aktüel
konumuzda da bunlara değindik.
Bundan 14 asır evvel, Miladi Takvim’e
göre 571 yılının 20 Nisan’ında dünyaya
gelen Hz. Muhammed (s.a.v), birçok
mucizeyi de beraberinde getirdi. Annesi Hz. Âmine ve babası Abdullah’tan
dünyaya gelen Hz. Muhammed (s.a.v),
henüz dünyaya gelmeden babasını
kaybederek yetim doğdu.
Annesi Âmine’yi de altı yaşında kaybettiğinde hem yetim hem öksüz kalan
Hz. Muhammed, dedesi Abdulmuttalib
himayesine girdi. Sekiz yaşında da
dedesini kaybettikten sonra amcası
Ebu Talip ve eşi Fatıma onu evlerinin
bereketi olarak değerlendirdiler.
Hz. Muhammed(s.a.v), Ebu Talip’in
evine gelişi üzerinden on yedi yıl
geçip yirmi beş yaşına ulaştığında
Hz. Hatice ile evlenmişti. Kırk yaşında
peygamberlik gelmiş ve peygamberliğin üzerinden on bir yıl sonra amcası
Ebu Talip ve ardından eşi Hz. Hatice’yi
kaybetmişti. Hz. Peygamber, kaybettiği
bu iki sevdiğinden dolayı çok üzülmüş
ve müminler bu yıla “Hüzün Yılı” adını
vermişlerdi.
Aslında hüzün, Hz. Peygamber
dünyaya gözlerini kapadığı anda tüm
ümmeti için başladı.
Vefatına dokuz gün kala Cebrail
(a.s)’in getirdiği son ayet “Allah’a döndürüleceğiniz güne karşı saygılı ve
hazırlıklı olun. Sonra herkese kazandığı
ne ise noksansız verilecek ve onlar
zulme uğratılmayacaktır. [Bakara, 281]”
ayeti oldu. Kuran’a bu ayetle mühür
vurulmuş oluyordu.
Rebiülevvel ayının 1’ine rastlayan
Pazartesi sabahı hayata gözlerini
yumdu. Vefatından hemen önce başını
Hz. Ayşe’nin göğsüne koymuş hâlde
yarı oturur durumda idi. Hz. Peygamber (s.a.v) sık sık söylediği vasiyetini
son bir defa daha tekrarladı: “Namaza
devam edin, elinizin altındaki insanların
haklarına riayet edin, hanımlarla hoş
geçinme yolunu tutun.”
Bizler onun Asr-ı Saadet ümmeti
olamadık ve bizler onu göremedik.
Biz onu görmeden sevdik. Ravzasına
varabilme, bir nebze de olsa onun gül
kokusunu duyabilme arzusu ile ağıtlar
yaktık, methiyeler düzdük ve onun
hasreti ile yandık.
“Allahümme salli ala seyyidina Muhammed.” diyerek selamlaştık. Salavatlarımız ile mesajlaştık. Bazen rüyamıza
geldi, bazen dünyamıza…
Sen iyi ki dünyaya rahmet olarak
gönderildin ve sen iyi ki bizim peygamberimiz, kurtarıcımız, önderimiz, Hz.
Muhammedimiz oldun.
Anamız babamız canımız feda olsun
sana ya Resulullah.
Zahide Ceylan
44
ICINDEKILER
70
50
22
74 70
28
Ünlü ilahiyatçı Prof. Mustafa Karataş’ın kaleminden,
Peygamber efendimizin çocuklara bakış açısı
MİNİK KALBİN PEYGAMBER AŞKI
Peygamber aşkını en derinden yaşayan minik
bir yüreğin yansımaları...
74
PEYGAMBER EFENDİMİZİN
HAYATINDAKİ KADINLAR
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in hayatında
yer alan kadınlardan annesi Hz. Amine, süt annesi
Halime’i Sadiye ve eşleri Hz. Hatice ve Hz. Aişe...
NİNESİZ DEDESİZ ÇOCUKLAR
Ayşe Keşir: Çocuk huzur ister, ilgi ister, şefkat ister,
hepsinden önemlisi de sabır ister. Tahammül ve sabır
yılların damıtılmışlığı ile öğrenilir.
AYGÜL FAZLIOĞLU YAZDI:
ÇOCUK GELİNLER
Küresel bir sorun olan erken yaşta ve/veya zorla
yaptırılan evlilik uygulaması birçok ülkede yasadışı
olmakla birlikte görmezlikten gelinmekte,.
“ÜMMETİN GELECEĞİ,
SAVAŞIN ÇOCUKLARI”
Savaşın Çocukları Belgeseli Yönetmeni Tülay
Gökçimen ile ümmetin çocuklarını konuştuk…
Turuncu Dergİ / Nisan 2015
82
HAZRETİ PEYGAMBERİN
ÇOCUK SEVGİSİ
94 92 88
46 44
38 34 28
74
68 62
56
38
92
50
ÇOCUKLAR İÇİN YAZMAK
BAYRAM TADINDA
Çocuk için yazan dostlarında önüne düşen renkler
gökkuşağı gibi cıvıl cıvıl ve çocuk gibi.
ANADOLU’NUN ÖZETİ:
SAFRANBOLU
Safranbolu Belediye Başkanı Sayın Necdet Aksoy’la
Anadolu’nun özeti dediği Safranbolu’yu konuştuk
TATLI TATLI DELİRİYORUZ
Rafine gıda teknolojisi, genetik yapımızdan
gelen şeker-sever karakterimizle de
birleşince, ihtiyaçtan çok fazla şeker alıyoruz.
TEZHİP SANATI
Noktadan hiçliğe, hiçlikten hepliğe
bir seyr-i sülük Tezhip sanatı.
BATAKLIKTAN DOĞAN
TURİZM MERKEZİ: ORLANDO
Atıl bir bataklıktan ibaret bir bölgede bulunan
Orlanda, insan oğlunun doğanın dilinden anlamayı
öğrenmesiyle neler yapabilece ğinin adeta ispatıdır .
ZAMANA KARŞI
KOYAN STİL: BOHEM
Bohem tarzı sevenlerdenseniz, şanslısınız!
Çünkü Bohem moda, zamanla yok olacak bir
akımı yerine, bir ruh hali olarak kabul ediliyor.
MİMARİ: 3 KITA 3 ŞEHİR
Yazarımız Mimar Emine Büyükkaymaz, Shangai,
Newyork ve Zürih kentlerinin mimarisini yazdı
SİNEMA: ENİGMA
“Bazı insanlar kimsenin hayal bile edemeyeceği
şeyleri hayal edip gerçekleştirebilir.”
KÜLTÜR SANAT
Kültür sanat editörümüz Yeşim Erdal,
İstanbul Oyuncak Müzesi’ni ziyaret etti.
94
68
turuncudergi.com
Kaldı Deli
Kızın
Bohçası
VERA NUR AYDINBAŞ
[email protected]
Küçük
Şeyler
Beni en naif,
en kibar üzen seyler
bu minik hayaller.
Fazla
yaralamıyor,
nazikçe
hüzünlendiriyor.
B
ir hayalim vardı, olmadı.
Şimdi benim bir Polaroid kameram var.
Hani şu eskilerden. Şip Şak fotoğraf. Oldukça vintage*.
Artık filmi bile bulunmayan cinsten.
Allem kallem yurtdışından filmler buldum getirttim,
makine çalışır hâlde mi onu bile bilmeden.
Gümrüğü vesaire derken anlayacağınız lüks bir merak oldu
bu polaroid kamera meselesi.
Ama heves ettim fotoğrafa meraklı olduğumdan mütevelli.
Hayalime gelirsek; filmlerin 2 pozunu O’nunla çekilmek.
Şimdiki “Selfie”ler gibi.
Mutlu gülen iki yüz. İki şipşak film. Naif bir hatıra.
Çünkü O, hayatıma çıkmak için girdi, biliyorum.
Zaten herkes hayatımıza bir gün çıkmak için girer.
Tanıştığımız andan beri o güne geri sayıyoruz.
İstemeden veyahut isteyerek.
Neyse. 2 poz. Bize ait.
Polaroidin hem makine hem filminin zor bulunması ve
pahalı olması hasebiyle en azımdan kendi nezdimdeki kıymet-i
harbiyesini anlatabildiğimi düşünüyorum.
Dünyanın fotoğraflanmaya değer en güzel anlarından birine denk
geldiğime kanaat getirmeden pozlarımı harcamıyorum.
Kameram elimde çekmeye değer şeyler arıyorum.
Çoğunu telefonumla çekiyorum. Filmlerime kıyamıyorum.
1 pakette 10 film.
Ama onunla çekilmek için 10’un 2’sini ayırdım.
Birbirinin aynısı olacak 2 poz.
Biri ona biri bana. Olmadı.
Eh, ölelim mi yani?
Bu gerçekleşmeyen ilk hayalim değil hem.
Ama sanırım beni en naif, en kibar üzen şeyler bu minik hayaller.
Fazla yaralamıyor, nazikçe hüzünlendiriyor.
Mantar panoma raptiyeleyeceğim o film, hayatıma hiç giremedi.
Küçük bir ayrıntı ama bir dakikalık melankoli duruşunu hak ediyor
doğrusu.
24
Turuncu Dergİ / Nisan 2015
turuncudergi.com
HABER
Pursaklar Beledİyesİ
Surİyelİlerİ unutmadı
“Bu Çaresizliğe Dur De” kampanyasına Pursaklar
Belediyesi de
katılarak 2 bin yorgan ve 2 bin yastıktan oluşan ve üzerinde “Acılarımız
ortak, çocuklarımız
kardeş” mesajlı bir
TIR dolusu yardım
malzemesini
Kahramanmaraş’taki sığınmacılara gönderdi.
A
K Parti Ankara İl Başkanlığı tarafından Suriyeli
sığınmacılara yönelik
olarak düzenlenen “Bu
Çaresizliğe Dur De”
kampanyasına Pursaklar Belediyesi
de katılarak 2 bin yorgan ile yastıktan
oluşan bir TIR dolusu yardım malzemesi gönderdi.
AK Parti Ankara İl Başkanlığı
tarafından Suriyelilere yardım amacıyla
düzenlenen kampanya kapsamında
60 TIR’lık yardım malzemesini taşıyan
konvoy Kahramanmaraş’a ulaştı. “Bu
Çaresizliğe Dur De” kampanyasına
Pursaklar Belediyesi de katılarak 2
bin yorgan ve 2 bin yastıktan oluşan
ve üzerinde “Acılarımız ortak, çocuklarımız kardeş” mesajlı bir TIR dolusu
yardım malzemesini Kahramanmaraş’taki sığınmacılara gönderdi.
İç savaş nedeniyle Türkiye’ye sığınan
Suriyeli sığınmacıların durumuna
sessiz kalmayan Pursaklar Belediyesi,
2014 yılında “İnsanlık Aç ve Üşüyor”
kampanyaları düzenleyerek 5 TIR
dolusu yardım malzemesini Şanlıurfa’daki kamplara göndermişti. Bugüne
kadar çok sayıda uluslararası yardım
kampanyası düzenleyen Pursaklar Belediyesi’ne Kahramanmaraş’taki ilgililer
teşekkür etti.
KUTLU DOĞUM HAFTASI
Ebû Süfyan’ın evine ve Kâbe’ye sığınanlara
dokunulmayacak deniliyordu. Kendine yapılanları affetmiş, pek çok insanı bağışlamıştır. Onun bu affı ve rahmeti karşısında
Mekkeli müşrikler adeta eriyor, bölük
bölük İslâm’a giriyordu.
Çocukları Çok Seven Peygamber
Hz. Peygamber (s.a.v.), çocukların ağlamasına hiç dayanamazdı. Bir gün mescitte namaz
kıldırırken bir çocuğun ağlaması üzerine
annesi sıkıntı çekmesin diye namazı daha
erken bitirmişti. Torunlarını da çok severdi.
Namazda bile çocukların mescitteki davranışlarına kızmaz, aksine onların gönlünü hoş
tutar, onları öper, başlarını okşar, hatta bazen
onlarla oynardı.
Hz. Hatice (r.a.), peygamberliğin ilk gelişinde Rasûlullah’ın (a.s.) endişe ve korkularını
yatıştırmak için ona şöyle hitap etmiştir:
“Hayır korkma! Allah’a yemin olsun ki Allah
seni asla mahzun etmez. Çünkü sen akrabayı
ziyaret eder, zor durumda olana yardım eder,
muhtaca kazandırır, misafire ikram eder, hak
sahiplerine haklarını ödersin.”
Prof. Dr. MUSTAFA KARATAŞ
Rahmet Peygamberi
Hz. Muhammed (a.s.)
llah Rasûlü (a.s.) çok
merhametliydi. O bu
duygusunu, “Merhamet
etmeyene merhamet
edilmez.” sözüyle ifade
etmiştir. Düşmanları da olsa o, şefkat
ve merhametini esirgemezdi. Nitekim
İslam’ı yaymak için Tâif’e giden Allah
Rasûlü (a.s.)’nün kıymetini Tâifliler bilemediler. Kendilerine gelen zatın Allah’ın
Habîbi olduğunu inkâr ettiler ve onu
taşladılar. Mübarek ayakları kan içinde
kaldı. Cebrâil (a.s.) Tâif’in altını üstüne
getirmek istedi, ancak Allah Rasûlü (a.s.),
“Hayır! Belki bunların soyundan İslâm’a
girenler olur” buyurdular.
Mekkeli müşrikler kendisine hayat
A
30
Turuncu Dergİ / Nisan 2015
hakkı tanımak istemiyorlardı. Onunla
görüşen ve müslüman olanları da tehdit
ediyorlardı. Üç yıla yakın müslümanları
aç ve susuz bıraktılar. Onlarla alışveriş
yapmadılar. Kız alıp vermediler. Ancak
Allah Rasûlü (a.s.) o esnada bile Allah’ın
onları affetmesi için dua ediyor, gözyaşı
döküyordu. Ne var ki, kavmi bunlarla da
kalmadı onu hicret etmeye, Mekke’yi
terk etmeye zorladılar. Kendisine her
türlü eziyet ve kötülüğün yapılmasına
rağmen Allah Rasûlü (a.s.), “Allah’ım kavmimi affet. Onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar.” diye yalvarıyordu.
Allah Rasûlü (a.s.) üzülerek ve istemeyerek ayrıldığı Mekke’yi fethetmiş, sekiz
sene gibi çok kısa denebilecek sürede
muzaffer olarak şehre geri dönüyordu.
Fetih gerçekleşmişti.
Nisan 2015 / Turuncu Dergİ 31
iYiER
DOSYA
A
iŞL
tık yağlar bulunduğu ortamı kirleterek
ortamda yaşayan
canlılara zarar veriyor.
Bilindiği üzere yağlar;
denizlere, göllere ve akarsulara
döküldüğü zaman o suyun kirlenmesi ve sudaki oksijenin azalması
sonucu; ortamdaki, başta balıklar
olmak üzere diğer canlılar üzerinde büyük tahribata yol açar.
Yine kullanılmış yağlar lavaboya
döküldüğü zaman gider sistemine sıvanır, kanalizasyon borusu
içindeki atıkların yapışmasına ve
zamanla borunun daralmasına
neden olur.
YEŞERİR.
E
D
LER
LP
A
K
İ
İY
CE
N
Ö
K
İL
,
İy İ İş le r
LAYALIM.
N
YI
YA
N
ŞI
A
AYL
P
LE
İM
İZ
B
İ
SİZ DE İYİ İŞLERİNİZ
m
runcudergi.co
[email protected]
8 33
Tel: 0312 472 9
Kanalizasyona dökülen atık
yağlar ise diğer atıkları tutar ve kanalizasyon sisteminin kullanılmaz
hâle gelmesine sebep olurlar.
Yağların küçük fırınlarda yakılması, içindeki ağır metal ve klor bileşimleri hava ile birlikte atmosfere
salınarak havayı kirletir ve insan ve
çevre sağlığına zarar verir.
O hâlde Atık Yağları Dökme! Alo
Atık Hattı’nı Ara! Hem ‘Doğa’ Hem
‘Ekonomi’ Kazansın!
Duyduk duymadık demeyin!
Arayın 444 28 45 Alo Atık Hattı’nı;
biriktirdiğiniz atık yağları kapınızdan teslim edin! Geri dönüşüme
gönderin!
KIRMIZI IŞIKTA KALP
DURMASIN, SEN DUR!
Ç
ocuk Vakfı, kuruluşunun 25. yılında köy
okullarına kalem, defter ve çocuk edebiyatının seçkin örneklerinden oluşan
kitap gönderecek. Herkes dilediği bir
köy okuluna kalem, defter, kitap ya da okulların talep ettiği eğitim materyallerini gönderebilecek. Köy okullarında çocuk kitabı
yazarları ile öğrenciler için buluşma programları düzenlenecek. Köy ilkokulları ve ortaokullarında okuyan
öğrenci sayısına göre sosyal ve kültürel destekte bulunulabilecek ve isteyenler köy okullarının birinde kendi
44
Turuncu Dergİ / Nisan 2015
adına kütüphane kurabilecek. Sponsorların köy okullarına ulaşmalarına yardımcı olunacak. Çocuk Vakfı’nın
Kitaplarımızı Gönderiyoruz Geleceğimizi Paylaşıyoruz
projesi kapsamında 1000 köy okuluna kargo ulaşımını
MNG Kargo ücretsiz sağlayacak.
Çocuk Vakfı İletişim Bilgileri: Çocuk Vakfı Kültürevi / Zafer Sokak No 17 Nişantaşı-İstanbul
Web sayfası : www.cocukvakfi.org.tr
Ekmek [email protected]
[email protected]
Telefon0 212 240 41 96 – 0 212 240 23 83
turuncudergi.com
n Trafik güvenliği denince aklımıza sadece
aşırı hız, emniyet kemeri gelmemeli. Trafik
ışıklarına uyulmaması gibi büyük bir sorunumuz var. Hem yayalar ve hem de araç
kullananlar açısından sürücüler ve yayalar
ikaz ışıklarına uymuyor ve sonucunda
ölümlü ve yaralanmalı kazalara uğruyorlar.
YEŞİL IŞIKTA GEÇ HAREKETİ
İzmir Bayraklı Ali Osman Konakçı Mesleki
ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerinin
başlattığı bir proje. Kampanyanın amacı;
Trafik kurallarına öncelikle de Trafik ışıklarına uyulması gerekliliğini anlatabilmek.
Nihai hedef olarak Bayraklı ilkokul ve ortaokullarında okuyan öğrencilerle birlikte
”Yeşil Işıkta Geç Hareketi”ne işlevsellik
kazandırabilmek.
turuncudergi.com
n Gelecek nesillere daha temiz ve
yaşanabilir bir çevre bırakabilmeyi
amaçlayan dernek, elektronik atık ve
geri dönüşümün gerekliliği konusunda toplumsal bilinç oluşturmak için
e-atık toplayacak.
İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak
üzere Türkiye genelinde eski, kullanılmayan veya çalışmayan elektronik
atıkları ücretsiz olarak toplamayı
hedefleyen projede, öncelikli olarak
okullar tarafından verilen e-atıkların
geri kazanımı sağlanacak.
Vatandaşlar e-atıklarını toplama
merkezlerine getirerek projeye destek
verebileceklerdir.
Kurumsal müracaatlar için direkt
olarak ÇEKÜD ile irtibat kurulabilecek.
(0212 621 77 00 – [email protected]
tr). Kurum ve Kuruluşlarla yapılacak
görüşmelere göre e-atıkların toplama
yer ve tarihleri belirlenecek
yüreklere dokunun!
Sen de küçük yaşta aileni kaybedebilir,
sokaklarda yaşamak zorunda kalabilir, suça
zorlanabilirdin ve bunlar sen istediğin
için olmazdı. Kötü hayatlar yaşamak için
kötü insanlar olmaya gerek yok. Hiç suçu
olmayan küçücük masum çocukların da
kötü hayatları var olabiliyor. Kitap okumak isteyen, oyun oynamak isteyen, resim
yapmak isteyen, enstrüman çalmak isteyen çocukların malzeme yetersizliğinden
dolayı eksik kaldıklarını bilmek ve hiçbir şey yapmamak bizim halkımıza yakışmaz.
Aslında bizlerden pek de farkı olmayan miniklerimizin yüzlerini güldürebilmek için
elimizden geleni yapıyoruz. Siz de destek olmak ister misiniz?
Üsküdar Üniversitesi Sosyal Dayanışma Kulübü’nün başlatmış olduğu; yetiştirme
yurtlarında ve cezaevlerinde yaşayan dezavantajlı çocuklar için oyuncak, puzzle,
masa oyunları, okuma kitabı, soru bankası ve kırtasiye malzemeleri toplama kampanyası için destek olabilirsiniz.
Nisan 2015 / Turuncu Dergİ 45
DOSYA
Kalem tutması
gereken ellere
I
S
A
N
I
K
N
İ
L
GE
Yakılanlar
AYGÜL
FAZLIOĞLU
[email protected]
Ç
ocuk” ve buna bağlı
olarak “erken evlilik”
kavramlarının tanımları
kaynağına göre değişse
de küresel ölçekte
kabul edilen görüş, 18 yaş
altı “çocuk” ve bu yaştan önce yapılan
evlilikler ise “erken evlilik”dir. 18 yaşını
doldurmadan evlendirilmiş her birey
“çocuk gelin ve/veya çocuk damat”
olarak tanımlanmaktadır.
Erken yaşta evliliklerin yaygınlığı ve
biçimleri tarihsel ve kültürel olarak
toplumlara göre değişse de, ataerkil
toplumlarda genelde çocuk yaşta evlilikler benzer sonuçlar yaratan önemli
sosyal sorunlardan biridir. Erken yaşta
yaşanan cinsellik ve anneliğin getirdiği
birçok anne ve çocuk sağlığı sorunlarının yanı sıra eğitim ve istihdamda
erkeklerin gerisinde kalma, sosyal
dışlanma, eş ve eşin ailesinden daha
fazla baskı ve şiddete maruz kalma,
erken evliliklerin getirdiği belli başlı
sonuçlardandır.
Bu olumsuz sonuçlardan daha çok
ise kadınların etkilenmesi, çocuk gelin
sorununun toplumsal cinsiyet eşitsizliği temelinde yaşandığının da bir
göstergesidir.
Erken yaşta ve/veya zorla yaptırılan
evlilikler sadece çocuğa –özellikle de
48
Turuncu Dergİ / Nisan 2015
kız çocuğa- yönelik bir şiddet olmakla
kalmayıp, her şeyin ötesinde temel
insan hakları ihlalidir. Bu ihlalle mücadele çok sektörlü bütüncül bir yaklaşımı gerektirmektedir. Çünkü çocuk
istismarının ve kadın-erkek arasındaki
güç eşitsizliğinin en kötü şekliyle
kendini gösterdiği alanlardan biri olan
çocuk yaşta evlilikler, çocukların yaş
ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin eşitlik
hakkı, eğitim, yaşam, korunma hakkı
gibi birbiriyle bağlantılı birçok hakkın
tamamıyla ihlali anlamına gelmektedir
Küresel bir sorun olan erken yaşta
ve/veya zorla yaptırılan evlilik uygulaması birçok ülkede yasadışı olmakla
birlikte görmezlikten gelinmekte,
hemen hemen tüm toplumlarda
evliliğin hukuki meşruluğundan çok
toplumsal mutabakat daha fazla önem
arz etmektedir
DÜNYA’DA ÇOCUK EVLİLİKLER SORUNU
Erken evliliklere ilişkin araştırmalar,
sorunun dünyanın farklı bölgelerinde
görüldüğünü ortaya koymakla birlikte,
özellikle Afrika ve Güney Asya’da yoğunlaştığını gözler önüne sermektedir.
Uluslararası Plan Örgütü’nün yaptığı
araştırmaya göre, Avrupa’da % 10’larda
seyreden erken evlilik oranları, Afrika
ve Güney Asya’da % 70’lere kadar ulaşmaktadır. Araştırma, oranların Nijer’de
% 75, Çad’da % 72 ve Bangladeş’te
% 66’lara vardığını gösteriyor. Avrupa’da % 10 oranıyla Ukrayna 3. sırada
gelmekte, İngiltere ve Fransa’da da
erken evliliklerde yüzde 10’luk bir oran
görülmektedir
Ülkelerin sosyo-ekonmik ve kültürel
yapısı erken yaşta ve/veya zorla yaptırılan evlilikleri pekiştirmektedir. Örneğin,
iç savaşın yaşandığı Suriye, Yemen,
Somali ve Afganistan gibi ülkelerde kız çocukları çok erken yaşlarda
koruma ya da ekonmik kazanç elde
elde etmek amacıyla, kendilerinden
yaşça çok büyük erkeklerle evlendirilmektedir.
TÜRKİYE’DE ÇOCUK EVLİLİKLER SORUNU
Ülkemizde erken yaşta evlilikler uzun yıllardan beri var olan bir
olgu olmasına rağmen toplumun
çoğunluğu tarafından bir “sorun” olarak
değerlendirilmemektedir
Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi
Sonuçları (2014) göre çocuk yaş
grubundaki (0-14) nüfusun oranı
%24,’dür. Türkiye Avrupa ülkeleri olarak
değerlendirilen ülkeler arasında erken
evlilik oranı % 17 olan Gürcistan’ın
ardından ikinci sırada yer almaktadır.
Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri
Enstitüsü (HÜNEE) tarafından yapılan
Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması’nın
(TNSA) 2008 sonuçlarına göre, ülke
genelinde 15-49 yaş grubundaki
kadınların %28 çocuk yaşta gelin
olurken, TNSA-2013 sonuçlarına göre
çocuk yaşta gelin olanların oranı 2
puan düşerek %26 olmuştur.
turuncudergi.com
Aynı araştırmada, 15-19 yaş
grubundaki evli kadınların oranı 2008
yılında % 9.6 iken, 2013 yılında bu
oran 2.6 puan ile %7’ye düşmüştür.
HÜNEE, TNSA-2013 sonuçlarına
göre, ülke genelinde 15-49 yaş
grubundaki kadınların %26’sı çocuk
yaşta gelin olmuş. Aynı yaş grubu
HÜNEE; TNSA-2008 araştırmasında
bu oran %28 idi. TNSA-2013
araştırmasının bir başka verisi ise,
15-19 yaş grubundaki kadınların
% 7’sinin araştırma sırasında evli
olduğu. Aynı, aynı yaş grubu TNSA2008 araştırmasında ise bu oran %
9.6’dır. Yasal Düzenlemeler; Birleşmiş
Milletler’in 1979 Türkiye’nin ise 1985
yılında imzaladığı “Kadına Karşı
Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi
Sözleşmesi (CEDAW)” ve Birleşmiş
Milletler’in 1989, Türkiye’nin ise 1990
yılında imzaladığı “Çocuk Hakları
Sözleşmesi (ÇHS)” çocuk evliliklerle
mücadele için temel oluşturan
hukuki mekanizmalardır.
Türk Medeni Kanununun 124
üncü maddesi evlenme ehliyeti için
17 yaş sınırını belirlemiş olmakla
beraber “erken yaşta evlilikler”
18 yaşın altında yapılan evlilikler
anlamına gelmektedir. Yasal
evlenme yaşının altındaki çocukları
evlendirmek mevzuata göre suç
olup, savcılık anne, baba ve evlenen
çocuklar hakkında Ceza Yasası’nın
103. maddesinde yer alan cinsel
istismar suçu nedeniyle soruşturma
açabilmektedir.
ERKEN YAŞTA VE ZORLA EVLİLİKLERİN NEDENLERİ
Yoksulluk ve Yoksunluk; hane bütçesi sınırlılığı, yaşlı, engeli ve çocuk
bakımını gerektiren sorumluluklar
alışveriş gibi ticari aktiviteler, yemek,
dikiş dikme vb. diğer ev işleri kadınlara
fazladan görevler yüklemekte dolayısıyla kadınlar ve çocuklar yoksulluğu
en ağır boyutu ile yaşamaktadır.
Geleneksel toplumlarda hanelerin
geçim koşulları, çocuk işgücüne duydukları gereksinim ve kız çocuklarının
kendinden yaşça küçük kardeşlerinin
bakımını üstlenmeleri, onların geleceğe dair hayallerini ellerinden almakta,
küçük yaşta evlendirilmelerine neden
olmaktadır
Az gelişmiş toplumlarda kız ailesinin
erkek ailesinden evlenme sürecinde
turuncudergi.com
talep ettiği başlık parası uygulaması ile çocuklar bir gelir kapısı haline
dönüitürülmektedir. Çünkü bu bedel
erkeğin ailesi tarafından bazen para, altın ya da taşımaz mal –hayvan-toprak,
ev vb- olarak ödenebilmektedir.
Ailelerin ekonomik, sosyal ve kültürel
nedenlerle başka yerlere göç etmeleri
ve göç ettikleri yerleşimlerde yaşadıkları uyum sorunları erken yaşta
evlilikleri beslemektedir.
Eğitimsizlik
Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden
kaynaklanan etkilerin daha çok görüldüğü toplumlarda kız çocuklarının
okula gitmelerinin genel kabul görmemesi, her an evlendirilmeye hazır
kayıp aile üyesi gözüyle bakılması, çok
küçük yaşlarda hatta okul çağı öncesinden itibaren cinsiyet rollerini edinerek evdeki işleri üstlenmeye ve küçük
kardeşlerine annelik yapmak zorunda
bırakılmaları ve ucuz iş gücü olarak
görülmeleri onların erken evlenmelerine neden olmakta, dolayısıyla çoğu
kez en doğal hakları olan “çocukluklarını yaşamak” ve en yasal hakları olan
“eğitim”den mahrum kalarak, kalem
tutması gereken ellerine gelin kınası
yakılmakta, çocukları ile çocukluğunu
yaşamaktadırlar. Toplumsal Cinsiyet
Eşitsizliği; okulda olması gereken kız
çocuklarına küçük anne rollerinin verilmesi, çocukluğunu yaşayamadan gelin
olması kadın erkek arasındaki güç
eşitsizliğinin bir yansımasının ötesinde
temel insan haklarının ihlalidir.
Nisan 2015 / Turuncu Dergİ 49
RÖPORTAJ
ÜMMETİN GELECEĞİ,
SAVAŞIN
ÇOCUKLARI
RÖPORTAJ: TÜLAY ÖZDEMİR
[email protected]
Suriye’de savaş
başladığı zaman
Bosna Savaşı’nda
olduğu gibi aynı
acılar yaşanıyordu,
yine olan masum
insanlara oluyordu.
Kadınlar, çocuklar,
bebekler ölüyor.
52
Turuncu Dergİ / Nisan 2015
turuncudergi.com
turuncudergi.com
Nisan 2015 / Turuncu Dergİ 53
DOSYA
Çocuklar
için Yazmak
Bayram
Tadında...
HATİCE
BİLİCİ
[email protected]
E
limize kalemi aldığınızda
önünüze düşen renkler
ve baktığınız pencere ne
yazdığınızı belirliyor. Benim
gibi çocuk için yazan
dostlarında önüne düşen renkler
gökkuşağı gibi cıvıl cıvıl ve çocuk
gibi. Aslında çocuk için yazmak öyle
zannedildiği gibi kolay bir şey değil.
Beyninizden dev gibi çıkan kelimeler
kaleminizin ucundan dökülürken
çocuklaşmalı, kelimeleri çocuk
gözünden çocukça bir tebessümle
aktarmalısınız. Yazdıklarınızı okuyan
o kıpır kıpır gözler bayram sevinciyle
coşmalı ya da o minicik yürekler heyecanla çarpmalı. Kaleminizi elinize
aldığınızda çocukça düşünmeli,
çocukça sevinmeli ve bayram coşkusuyla hareket edebilmelisiniz.
58
Turuncu Dergİ / Nisan 2015
turuncudergi.com
turuncudergi.com
Nisan 2015 / Turuncu Dergİ 59
RÖPORTAJ
ANADOLU’NUN ÖZETİ
Safranbolu
MUHTEŞEM doğal güzellikleriYLE KENDİNDEN
SÖZ ETTİREN Safranbolu’YU, BU ŞEHRE GÖNÜL VERMİŞ,
ÖNEMLİ İŞLERE İMZA ATMIŞ OLAN BELEDİYE BAŞKANI
SAYIN NECDET AKSOY’A SORDUK.
RÖPORTAJ: HATİCE ÖZDEMİR
D
ünya Şehri olma vasfını her zaman ön planda taşıyan Safranbolu,
son günlerde organize
edilen Uluslararası İklim
Değişikliği Konferansı ile adından
sık sık söz ettirmekte. Safranbolu Belediyesi dünya ülkelerinden bakanlarında katılımı, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Safranbolu
Belediye Başkanı
Necdet Aksoy
64
Turuncu Dergİ / Nisan 2015
[email protected]
Hanımefendi’nin teşrifleri ile önemli bir çalışmaya imza attı.
Bu başarılı çalışmaların mimarı
Safranbolu Belediye Başkanı Sayın
Necdet Aksoy’la Anadolu’nun özeti
dediği Safranbolu’yu konuştuk…
// HB-Başkanım Safranbolu
sevdalısı olarak bize
Safranbolu’yu birkaç cümleyle
anlatın desek ne derdiniz?
NA-Safranbolu bence
Anadolu’nun özetidir. Anadolu’da ne
varsa Safranbolu’da da o var.
Tek farkı Anadolu bu değerleri
kapsamlı şekilde koruyamadı ancak
Safranbolu değerlerini hâlâ yaşatıyor.
Bunu biraz daha formülleştirerek
söyleyebilirim; Gezdim gördüm
deme Anadolu’yu, gezmeden
Safranbolu’yu… Safranbolu’yu şöyle
özetleyebilirim. Hem insan onuruna
yakışan bir hayat süren, aile hayatının
mahremiyetine uygun bir yaşam ı
mimariye aksettiren, yakın toplumla
ilişkili mahalle anlayışı, ortasında
camii, hanı, hamamı, ticarethaneleri
ve etrafına yapılaşmış kenti ile tam
bir Osmanlı şehridir. İslami yaşantıyı
sadece kitapla da okumuyorsunuz.
Safranbolu’da bu Osmanlı ruhunu
duyuyor, görüyor ve yaşıyorsunuz.
turuncudergi.com
turuncudergi.com
Nisan 2015 / Turuncu Dergİ 65
SEYAHAT
BATAKLIKTAN DOĞAN
TURİZM MERKEZİ
ESRA
YEREBAKAN
[email protected]
ORLANDO, ABD’nin güneydoğusunda yer alır, parkları ve
eğlence merkezleriyle ünlü bir şehirdir. Önceleri atıl bir bataklıktan
ibaret bir bölgede kuruludur ve insanoğlunun doğanın dilinden
anlamayı öğrenmesiyle neler yapabileceğinin Âdeta ispatıdır.
76
Turuncu Dergİ / Nisan 2015
turuncudergi.com
turuncudergi.com
Nisan 2015 / Turuncu Dergİ 77
TERZİDEN
Zamana
B
karŞı koyan
Stil
OHEM
Bohem stiliyle salaş ama gizemli bir
şıklık yakalayabilmeniz mümkün.. Peki
Bohem stilinde öne çıkan noktalar neler,
bi bakalım.. Bu stil için en önemli iki
kuraldan biri giysinizi oluşturan parçaların
renk kombinasyonu, kat, uzunluk ve
bu tarzı sevenlerdenseniz, şanslısınız!
Çünkü bohem moda, zamanla yok olacak
kalıpları konusunda dikkatli hareket
etmeniz. Parçalardan biri bol ve salaş ise,
onu tamamlayan diğer parça normal beden
ölçünüzde olmalı Mesela bol bir gömleğin
ya da bluzun altına düz paça ya da skinny bir
pantolon uygun olacaktır.
bir moda akımı yerine bir ruh hÂli
İFADESİ olarak kabul ediliyor.
B
KUAYBE GİDER
u ay uygulamaktan zevk aldığım
ve çok beğendiğim “boho
stili”nden bahsedicem size.
Paris’te 20. yy başlarındaki şair,
ressam, yazar, filozof, müzisyen
tayfasının yaşadığı biraz dağıtık, umursamaz,
bolca dünya keyiflerinden etkileşimli ancak
entellektüellere has biraz da sanatsal bir hayat
tarzına konulmuş olan isimdir bohem..
Bohem stilinin Moda kaygısı yoktur.
Trendy parçaların Bohem parçalarla
birlikte yorumlandığı kombinler benim
favorim… Ünlü tasarımcıların parçalarına
servet yatırarak giyinmek, Bohem felsefesine
aykırı olsa da, artık böyle bir giyim tarzının
oturduğunu söylemek gerekiyor..
84
Turuncu Dergİ / Nisan 2015
Büyük hasır şapkalar, metal tokalı
geniş kemerler, apartman topuklu
ayakkabılar, kafes sandaletler,
patchwork renkli çantalar, uzun
kolyeler, bilezikler, renkli çerçeveli
gözlükler, bere şapkalar, eşarplar ve
püskül detaylar bohem giyim tarzını
tamamlayan parçalardır.
Mary Kate Olsen, Sienna Miller,
Vanessa Hudges, Nicole Richie, Kate
Moss ve Mischa Barton gibi ünlü isimler
ise bu tarzı başarıyla taşıyan ve kendi
kişilikleri ile harmanlayan en başarılı
bayanlardan kabul ediliyor.
Eğer bu tarzı benimseyen ve
sevenlerdenseniz, şanslısınız! Çünkü
bohem moda, zamanla yok olacak bir
moda akımı yerine bir ruh hâli ifadesi
olarak kabul ediliyor.
turuncudergi.com
turuncudergi.com
Mary ve Kate Olsen
Nisan 2015 / Turuncu Dergİ 85
Download

ISSN: 1304 -1517 - Turuncu Dergisi