BOŞANMA SONRASI ANNE/ BABA VE ÇOCUK İLİŞKİSİ
Boşanma sonrasında anne ve babanın, çocuğun duygularını ve davranışlarını gözlemesi, neler
hissettiğini anlamaya çalışması önemlidir. Çocuklar kavgalarla dolu bir evliliğe tanıklık ettikleri
zaman kaygı içindedirler. Bazen bu kavgalar çocuk ile ilgili bir nedenden başlayabilir. Bu durum
çocuk tarafından kavganın kaynağı kendisiymiş gibi algılanabilir ve kendini boşanmaya neden
olma yüzünden suçlamaya dek gidebilir. Ayrılan eşler ise kendi öfke ve üzüntüleri ile öylesine
meşguldürler ki çocuğun hissettikleri çoğu zaman gözden kaçabilir. Çocuklar, boşanma
konusunda kaygı, suçluluk, güvensizlik gibi duygular hissettiklerinde, içe kapanma, uyku ve
yemek problemleri, bebeksi ve yaşından beklenmeyen davranışlar, okul başarısında düşme,
arkadaş ilişkilerinde çatışma, aşırı hareketlilik, dikkatsizlik gibi önceden olmayan birçok sorun
oluşturacak davranış ortaya koyabilirler.
Bazen de anne ve baba, çocuklarının endişelenmemesi, üzülmemesi adına yanlarında
tartışmaktan kaçınıp, hiç sorun yokmuş gibi davranırlar. Bu kez çocuk, anne ve babasının
aralarının iyi olduğunu düşündüğü bir anda birdenbire ortaya çıkan bu ayrılma sürecine anlam
veremez, kafası karışır, hatta bazen boşanma kararı şok etkisi yapabilir.
Boşanma sonrasında taraflar, çocuğun hayatının düzeni konusunda birlikte karar almadılarsa,
düzenli bir yapılandırma oluşmadıysa çocuk için yaşam güçlüklerle dolu olacaktır.
Eşine kızıp çocuğu her hafta düzenli görmekten vazgeçme ya da çocukla birlikte geçirdiği zaman
içinde sürekli eski eşi hakkında olumsuz konuşmalar yapma, çocuğun kendini çaresiz ve
güvensiz hissetmesine neden olacaktır. Dikkat edilmesi gereken bir nokta da aile yakınlarınınanneanne, dede, babaanne, hala, dayı vs.- çocuk ile zaman geçirirken biten evlilik ve karşı taraf
hakkında çocuğa eleştiriler yapmaları ya da sorular sormalarıdır. Çocuk bu durumda hayatında
ona en yakın olan iki kişi arasında bir tercih yapma durumunda bırakılmaktadır. Seçim zor:
Anne mi? Yoksa Baba mı?
Anne-baba ilişkisinin sorunlu olduğu boşanmalarda, hele çocuk kendini suçlu hissediyorsa anne
ve baba arasında daha fazla soruna neden olmamak adına “gizleme” yolunu tercih edecek,
annesi ile yaptıklarından babaya, babası ile yaptıklarından anneye bahsetmekten kaçınacaktır.
Bazı çocuklar, örneğin; babaları ile iyi vakit geçirdikleri halde annesinin yanına gittiğinde babası
ile canının çok sıkıldığından söz eder, anne için babayı suçlama konusunda yeni bir malzeme
oluşmuştur böylelikle.
Bazen de anne ya da baba birlikte yaptıkları şeyler konusunda çocuğu tembihleyerek, bundan
annene ya da babana söz etme aramızda sır olsun derler. Çocuk hayatında en önem verdiği,
güven duyduğu insanların karşısında “sır saklama” gibi ağır bir yükün altında kalır.
Ebeveynlerin sık yaptıkları bir yanlış da çocuğa, sık sık boşanma sonrasında kendilerini ne
kadar kötü hissettiklerinden söz etmeleri, geleceğe dair karamsar düşüncelerini paylaşmalarıdır.
Çocuğa, şu an üzgün olduğundan ancak bunun geçici bir süreç olduğundan, geleceğe dair umut
dolu birlikte yapacakları planlardan söz etmeleri çocuğa da kendini iyi hissettirecektir.
Boşanma sonrası çocuk ile ilişkide önemli bir nokta da çocukla birlikte olunan zamanlarda
çocuğu anneanne,
babaanne ya da başka akrabalara bırakarak az ilişki kurmaktır. Bazen
ebeveynler kendi üzüntü ve kaygıları nedeniyle çocuğu evden alıp aile yakınlarına bırakarak
adeta yasak savar bir şekilde görüşme zamanlarını tamamlamaktadırlar. Bu birliktelikler
çocuğun daha fazla hayal kırıklığı yaşamasına ve sonucunda öfke dolu davranışlar sergilemesine
neden olmaktadır.
Boşanma sonrasında çocuklar ile geçirilen kısıtlı zamanlar değerlidir. Bu zamanı birlikte
paylaşmaya ayırmak yerine, “diğer kişi” ile ilgili yorumlara, suçlamalara ayırmak çocuk için
hayatı zorlaştırmaktan başka bir işe yaramayacaktır.
Boşanmanın
sağlıklı
gerçekleşmesi
ve
çocuğun
yaşayacağı
zorlukları
sorun
haline
dönüştürmemek yetişkinlerin işidir. Kendi olumsuz duygularının farkına varmak ve çocuğa
yansıttığı olaylara bu pencereden bakmak, çocukların “arada” kalmasına engel olacak ve bu
dönemi daha sağlıklı yaşamasına olanak tanıyacaktır.
Nur Dinçer Genç, Psikolog
Download

Devam