Alışveriş ve Yaşam Dergisi | Sayı: 32 | Şubat - Mart 2015 | Fiyatı: 5
Yaşam Okulu’nu
AnlatIyor
Cadde’nin
En Popüler
Mekanları
Kendinin izinde:
HumanDesign
Ali Otyam ile
Çeşm-i Dil
Sonat Bağcan
NİNNİ Söylüyor
Spor Artıkde!
Eviniz
Betül Avunç
Şara Eylem Calp ile
2015
Burç Yorumları
Vizesiz Gidilecek
Ülkeler
Anadolu Yakası’nın silüeti değişiyor...
Adres: Cemil Topuzlu Cad. Hacı Mehmet Sok. İşbankası
Dalyan Konut Sit. No:24 F Blok Kat:3 D:5
Fenerbahçe-Kadıköy / İSTANBUL
Tel: 0 216 467 09 99 Fax: 0 216 467 00 88
[email protected] - www.ursainsaat.com
dergisi
İmtiyaz Sahibi ve
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Derya Karatekeli
Genel Yayın Yönetmeni
Burcu Öztınaz Kömürlü
Yazı İşleri Müdürü
Aysel Karatekeli
Metin Yazarlığı & Editörlük
Büyük Harfler İçerik ve
İletişim Tasarımı
Görsel Tasarım ve Grafik
Atakan Palaz
Hukuk Danışmanı
Av. Ayla Deniz Akkaya
MERKEZ OFİS
SÖĞÜTLÜÇEŞME CD. BULVAR ÇARŞISI
NO 64 / 110 KADIKÖY. İST
TEL: (O216) 414 72 74 -75
www.caddedergisi.com
[email protected]
DAĞITIM
Intermail Dağıtım
0850 222 62 45
www.intermail.com.tr
BASKI
EGE BASIM
Esatpaşa mh. Ziyapaşa cd. No:4
Üsküdar-İST. Tel: (0216) 470 44 70 (PBX)
www.egebasim.com.tr
Basıldığı Tarih: Şubat 2015
Cadde Dergisi’nin birinci sayfasından son sayfasına kadar olan tüm yazılarında, sorumlu imza
sahipleridir. Yayınlanan reklamların sorumluluğu
reklam sahiplerine aittir.
Cadde Dergisi’nde yayımlanan her türlü yazı, fotoğraf ve illüstrasyonların her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kısmen veya tümüyle yayınlanamaz. Cadde
Dergisi’nin hiçbir kurum ve kuruluşla doğrudan
veya dolaylı bağlantısı yoktur. **
Yayın türü: İki aylık, bölgesel süreli yayındır.
ISSN 1308-643X
**
Şubat & Mart 2015
Merhaba Sevgili Okurlarımız,
Biliyoruz ki, yeni sayımız için sizi beklettik ancak bizlerin de
yepyeni bir oluşum için biraz daha zamana ihtiyacımız vardı.
Öyle sanıyoruz ki, bu zamanı iyi değerlendirdik.
Etkilerini hayatımızda da çok güçlü bir şekilde gördüğümüz
dijitalleşme elbette yayıncılıkta da kendini gösterdi. Biz de
Cadde Dergisi olarak, içinde bulunduğumuz dijital çağ yayıncılığına kayıtsız kalamazdık. Tam 14 yıldır Bağdat Caddesi’nin
en önemli yayınlardan biri olarak, sizler için en yeni, en doğru,
en güncel bilgilerin izini sürdük ve sadece kalıcı olmanın değil, aynı zamanda dolu dolu, nitelikli, eşsiz yayınlar yaratmayı
hedefledik. Bunda da başarılı olduğumuza inanıyoruz. Şimdi
artık bizler için, dijital platformlarda yer alarak yeni okurlarla
buluşmak ve her zaman dergimize ulaşabileceğiniz bir ortam
yaratma zamanıydı.
Cadde Dergisi olarak bu sayımızdan itibaren, Turkcell Dergilik
ve Dijimecmua’da da yer almaya başlıyoruz. Bu platformların
haricinde, sizlerle güncel bilgi ve haberleri paylaşmak için
yenilediğimiz haber portalımız www.caddedergisi.com üzerinde de Online Cadde Dergisi olarak her an elinizin altında
olacağız. Sizlerin bizimle daha kolay iletişim kurabilmeniz ve
Cadde’den en yeni haberleri alabilmeniz için sosyal medya hesaplarımızı da aktive ettik. Lütfen sizler de bize katılarak, kendinizden, gördüklerinizden, duyduklarınızdan bizi haberdar
edin. Gelin Bağdat Caddesi’nin nabzını birlikte tutalım!
Sizlerle iletişim kurmak için bir de yeni e-posta hesabı açtık:
[email protected] . Bu adresle siz de yazılarınızı, haberlerinizi, bizlerden ve yerel yetkililerden isteklerinizi, şikâyet ve
önerilerinizi iletebilirsiniz.
Şimdi sizlerle buluşturduğumuz 32.sayımız ise her zamanki
gibi dolu dolu. Aret Vartanyan, Sonat Bağcan, Betül Avunç, Ail
Otyam, Human Design ve sayısız, sağlık, güzellik, dekorasyon
ve moda haberleri hazırladık. Bu sayımızda ayrıca Astrolog
Şara Eylem Calp de 2015 burç yorumlarını Cadde Dergisi için
yazdı.
Bu arada yeni sayımızda, kapağımıza taşıdığımız SEA LIFE ile
tanıştırıyoruz sizi. Bu olağanüstü güzellikteki akvaryum sadece çocuklar için değil, biz yetişkinler için de oldukça ilgi çekici
bir yer. En kısa sürede yapılacaklar listesine bu ziyareti eklemenizi öneririm.
Baharda yeniden görüşmek üzere…
Derya Karatekeli
[email protected]
içindekiler
8
VOİT EC470
Beyaz Gücü Keşfedin...
‘‘ayarlanabilir
ekran açısı’’
Aret Vartanyan Yaşam Okulu’nu anlatıyor
12
Cadde kazan biz kepçe
14
Barnie’s
16
Vitrin
20
Moda
24
Az oje, bol su. İşte kadınlığın sırrı bu!
26
Tüm Yönleriyle Polikistik Over Sendromu
28
Diş Sağlığında doğru bilinen 10 Yanlış,
32
Daha sıkı bir cilt ve genç görünüm
34
Ameliyatsız iple yüz germe
44
Spor Artık Evinizde
46
Kendinin İzinde: Human Design
54
Ali Otyam; Çeşm-i Dil
60
Şara Eylem Calp ile
2015 Burç Yorumları
64
İstanbul’da Efsane Bir Vapur Yolculuğu
Betül Avunç
68
Sonat Bağcan Ninni Söylüyor
70
Dekorasyon
72
Sağlıklı yaşam ve beslenme tüyoları
74
Vizesiz Gidilen En Davetkar 10 Ülke
78
Kültür Sanat
80
Kitap
Bağdat Caddesi’nin Kalbi Burada Atıyor!
14 Yıldır Sizinleyiz…
Bağdat Caddesi’nin ilk dergisi olan Cadde, şimdi dijital platformlarda da sizinle!
Cadde’yi, www.caddedergisi.com, TTNET Kitap,
Turkcell Dergilik ve Dijimecmua
üzerinden de ücretsiz olarak
okuyabilir, bu platformlardan mobil
dergimize erişebilirsiniz!
Gönüllü Muhabirimiz Olabilirsiniz!
Değerli okurlarımız, Cadde bundan böyle sizden gelecek haberlerle daha güncel, daha
Caddeli, daha dinamik oluyor.
Bağdat Caddesi ile ilgili haberleri, yenilikleri, istek ve şikayetlerinizi bizimle paylaşmak için
[email protected] e-mail adresini kullanabilirsiniz…
Haberlerinizi bekliyoruz…
caddedergisi.com
kapak
Avrupa’nın 1
numaralı, dü
büyük ziyare
nyanın ise ik
tç
i
inci
e
tk
inlik alanı işle
Merlin Entert
tmecisi olan
ainments Gro
markasıyla ş
up, SEA LIFE
imdi Türkiye
Akvaryum
’de. Forum İs
LIFE, Türkiye
tanbul’da aç
’nin en büyü
ılan SEA
k akvaryumu
.
6
cadde Şubat - Mart 2015
Dünyanın en büyük okyanus tanklarından biriyle, deniz canlıları için en uygun
koşulları sağlayan İstanbul SEA LIFE Akvaryum, 83 metre uzunluğundaki Okyanus Tüneli, 270 derecelik panoramik
Okyanus Odası ve 47 adet sergi tankına
sahip 21 konseptli alanı ile su altı canlılarını deniz severlerle buluşturuyor.
15.000’den Fazla Deniz
Canlısı SEA LIFE’da
Ziyaretiniz sırasında 15.000’in üzerinde deniz canlısı ile tanışma fırsatı
bulacağınız SEA LIFE Akvaryum’da,
14 yaş üzeri herkesin katılabildiği köpek balıkları ile dalış seansına da katılabilir ve aktiviteleri izleme fırsatı sunan SEA LIFE
Akvaryum’da yer alan Dokunma Havuzu’nda isterseniz yengeç
tutabilir ya da bir denizyıldızını sevebilirsiniz.
Denizi ve Deniz Canlılarını
Koruyan Marka Güvencesi
Dünyanın çeşitli noktalarında, eğitim ve eğlence anlayışını 30 yılı aşkın süredir bir çatı
altında toplayan SEA LIFE, denizin ve deniz canlılarının korunmasına da büyük bir önem veriyor. Markanın en önemli kuruluşlarından SEA LIFE Trust Vakfı dünyadaki denizler ile deniz canlılarını korumak ve
bu konuda farkındalık yaratmak için küresel çalışmalar yapıyor. Bu çalışmalar, deniz canlılarının üretimine
destek olma, yaralanan deniz canlılarını kurtarma ve dünya genelinde deniz koruma alanları oluşturma başlıkları altında toplanıyor.
Türkiye’de Bir İlk: 55 Adet
Köpek Balığı, SEA LIFE ile Türkiye’de
Tüm bunların yanı sıra Türkiye’de bir ilki gerçekleştiren SEA LIFE Akvaryum, 55 adet köpekbalığına ev sahipliği yapıyor. Bowmouth, Bonnethead, Gri Yüzgeçli, Zebra, Gitar,
Kum Kaplanı köpekbalıkları başta olmak üzere birçok türü barındıran SEA LIFE,
çok yakın bir zamanda nesli tükenme tehlikesi altında bulunan Çekiçbaş Köpekbalıkları ile ailesini genişletecek.
Ziyaret ve İndirim
Seçenekleri
Her gün 10:00 - 20:00 saatleri arasında ziyaret edebileceğiniz SEA LIFE Akvaryum’u, öğrenciler 28,5 TL’ye,
yetişkinler ise 39 TL’ye ziyaret edebiliyor. SEA LIFE Akvaryum ayrıca https://www.visitsealife.com/istanbul/ web
sitesi üzerinden alınan biletlerde % 10 indirim imkânı dışında
okul gruplarına özel fiyatlar ve eğitim programları sunuluyor.
Kocatep
e
İstanbu Mah. Paşa Cd.
l AVM N
F
o:5/5, 3 orum
Bayram
4045,
paşa/İs
tan
Tel : 0 (2
12) 640 bul-Türkiye
2
Faks :0
(212) 43 0 15
7 07 05
www.v
isits
faceboo ealife.com/ist
an
k.com/S
EALIFEIs bul
tanbul
röportaj
ARET VARTANYAN:
“değİşİyorum dİyen İnsana
tereddütle yaklaşIrIm”
Yaşam amacını; ’Dünyada bir tek insanı bile dışarıda bırakmadan, her bireyin kendini ve yaşam amacını sevgi
üzerine kurulu bir zeminde gerçek kılmasını sağladığı bir
dünyaya hizmet etmek’ olarak ifade eden Aret Vartanyan, her şeyden önce insana inanıyor. Sen ve Ben, Bir
Nefes İstanbul, Bin Yüz Bir İnsan, Gerçekten Yaşıyor
Musun ve Çırılçıplak Aşk adlı kitapları, tv programları
ve son olarak da Yaşam Atölyesi’yle milyonlarca insanın kalbine dokunan Aret Vartanyan ile insana dair
keyifli bir sohbet gerçekleştirdik…
Varoluşa dair merakınız çocukluk yaşlarınıza dayanıyormuş. 7-8
yaşlarında böyle derinlikli konularla nasıl başa çıktığınızı hatırlıyor musunuz? Neler yapıyordunuz?
Yazıyordum... Okuduklarım ve yaşadıklarımla biriktirdiklerimi yazarak, boşaltarak dengeledim. Şanslıydım Beyoğlu’ndaydım. Farklı kültürler, farklı insanlar. Şanslıydım minik bir birleşmiş milletler karmasından oluşan bir Münir
Özkul ailesindeydim. Yani varoluşumun ilk sorgulamalarını yaşarken fonda
para yoktu ama sevgi vardı, paylaşım vardı.
Çok zorlu bir sektörde, iyi bir kariyere sahip olabilmeyi nasıl
başardınız? Çünkü genel inanış ve deneyim odur ki, iş hayatında
başarı biraz keskin olmaktan, katı olabilmekten geçiyor. Oysa
siz yumuşacık şeylerden bahsediyorsunuz, insan olmaktan, anlayıştan, sevgiden…
İnsan her yerde insan… Biz kendimizi çok fazla dış dünyaya bağlıyor, dış
dünyaya göre şekil alıyoruz. Oysa dışarıyı şekillendiren biziz. Bir insan inandıklarına, varoluşuna, hamuruna sahip çıkar ve arkasında durursa, her yerde kendini yaşatır ve yaşar. Ben de iş hayatımda beni olduğum gibi kabul
edecek, kendimi iyi hissedeceğim kurumları seçtim. Hayatın her kulvarı için
bu geçerli. İşte de, aşkta da olduğumuz gibi olduğumuzda gerçek olanı yaşıyoruz. Ha zor olmuyor mu? Oluyor ama değiyor. Hayatın içinde kaybetmeyi,
vazgeçmeyi kabullenmeden ne ben olabilirim, ne de hayallerimi gerçek kılabilirim.
Birçok kitabınız, televizyon programlarınız var. Peki, sizin asıl davanız nedir? İnsanlara en çok neyi anlatmak istiyorsunuz?
İnsanın gerçekten kendisi olması, kendisini gerçek kılması ve öyle yaşaması…
Ancak o zaman gerçek huzur, mutluluk ve sevgi yaşanıyor. O zaman da bu-
8
cadde Şubat - Mart 2015
gün haberleri izlerken bizi insan olduğumuzdan utandıran olaylarla dolu bir
dünyayı yok edebiliriz. Etiketlere, kimliklere sıkıştıkça, sürekli kıyasladıkça ve
yarıştıkça, avatarlarımızla yaşadıkça ulaşabileceğimiz hiç bir yer yok. Neyi elde
edersek edelim bir anlamı yok. El saadet hepimiz aynı şeyi arıyoruz özde, yaşadığımızı hissetmek, sevildiğimizi, değerli olduğumuzu bilmek ve olduğumuz
gibi var olmak.
Günümüzde ne yazık ki insanlar en çok mutsuzluk ve çaresizlik
gibi duygular yaşıyorlar. Sizce algılarımız mı değişti? Gerçekler
mi?
Artık sistem öyle bir tıkandı ki alarm çizgisini bile geçti. Bu bedenlerde tek bir
ömrümüz var. Ne için yaşıyor, neyle neyi satın alıyor, ne için nelerden vazgeçiyoruz. Kopya hayatlar, sahte etiketler hepimizi artık çok yordu. Başkalarının
düşünceleri için yaşamak, hatta bunun için hayatımdan vazgeçmek, sürekli tüketen olmak bir yanılsama...
İnsanın en zor yolculuğu, kendine doğru olan aslında… Bu yolculuğu daha az kırılarak, daha az hırpalanarak nasıl gerçekleştirebiliriz?
Daha az hırpalanma, daha az kırılma arzusundan vazgeçerek. Gerçek olanı
yaşamak adına, sahte olandan vazgeçmenin acısı, kendine ulaşmanın hazzı yanında bir şey ifade etmeyecektir. Bize öğretilmiş korkular, sınırlar, kalıplar bizi
paralize ediyor. Yunus Emre ‘Bir ben var benden içeri derken’ evreni, varoluşu keşfetmenin ancak kendini tanımakla mümkün olduğunu ifade ediyor.
Evliliğin kutsal sayıldığı bir kültüre sahibiz. Kadın ve erkek rollerinin net olarak tanımlandığı… Ama yine de bu konularla ilgili sürekli sorunlu hissedebiliyoruz. Bu nasıl mümkün olabiliyor?
Beklentilerimiz, özgüvenimiz, özsaygımız, anlayışımız mı azaldı?
Evliliği kölelik olarak tanımlayan bir kültüre sahibiz bence. Kadın ve erkek rolünden önce insan olduğumuzu hatırlamak önemli… Yani kadın ütü yapsın,
bulaşık yıkasın, evi düzende tutsun, erkek parayı getirsin, eve gelince de yan
gelip yatsın. Böyle bir şey kabul edilebilir değil. Kabul edilmesi ancak kadının
ekonomik özgürlüğünün olmadığı, eğitimini tamamlayamadığı durumlarda kabul edilebilir hale geliyor. Eğer evlilikte birey aradıklarını bulamıyorsa o evliliği
çok da sürdürmenin bir anlamı akalmıyor. Bu sadece evlilik değil, tüm ilişkiler
için geçerli. İlişkilerimizi kıyaslamaktan, bağımlı olmayı ilişki sanmaktan vazgeçip, bir ilişkide gerçekten ne istediğimizi bilerek yola çıkmak önemli olan.
Öz değişim açısından insanlar
daha çok neye ulaşmak istiyorlar?
Gerçekten ne istediklerini anlamak ve kim olduklarını bilmek… Bunu henüz
keşfedememiş olanlar ise ilişki, kariyer gibi aslında temeldeki sorunun yansıması olan sorunlarda bir çözüm arıyor.
İnsanın değişebileceğine inanıyor musunuz?
Değişim öze dönüşün kendisi olur. Bu anlamda bu da bir değişimdir. Ancak
değişiyorum diyen insana tereddütle yaklaşırım, zira insan değiştiğinin farkına
süreç tamamlandığında varır. Yani değişiyorum demek yerine değiştim der.
Önemli olan ise bir başka insanın değişmesine umut bağlamamak, değişmesini
beklememek…
Kişisel Gelişim/ Dönüşüm ile ilgili olarak, bu tarz bir çalışmaya
katılmak için kişinin kendini tahlil edebilmesi ve bazı durumları
teşhis edebilmesi açısından nasıl bir değerlendirme yapması gerekiyor?
Her şeyden önce kısa formüllerle mucize aramaktan
vazgeçmek gerekiyor. Kim olursa olsun, ne olursa
olsun danıştığımız kişinin bizimle paylaştıklarının da
mutlak doğru olmadığını unutmadan, farklı kaynaklar
ve yaklaşımlarla kendi sentezimizi oluşturabilmek en
önemli olan. Birlikte çalışılacak kişi/kurumların da çok
iyi analiz edilmesi önemli.
Aret Vartanyan
Yaşam Atölyesİnİ
AnlatIyor…
‘Kişisel Gelişim’ değil,
Kişisel Dönüşüm Akademisi
İlk başladığımda ‘kişisel dönüşüm’ sözcüğünü kullandığımda birçok insan hafife aldı, eleştirdi, anlamakta
zorluk çekti. Bugün ise artık başlı başına bir kulvar.
Kişisel dönüşüm sözcüğüyle benim kastettiğim; kendini tanımadan, içeriyi çözemeden dışarıda bulabileceğimiz bir şey yok. Doğduğumuz andan itibaren önce
ailemiz, sonra toplum bizi şekillendirdi, bizden bir şey
olmamızı bekledi ancak diğer yanda da hamurumuz
var. Her insanın artıları, eksikleri, farklı yetenekleri
ve varoluşu var. Örneğin sanatçı ruhlu bir insandan
bankacı olmasını beklerseniz o insanın doğasını yok
etmiş olursunuz. Önümüze konan başarı hedefleriyle, kalıplarla, şablonlarla kendimizden vazgeçtik,
vazgeçiyoruz. Bu boyutta tek bir hayatım var işimden
ilişkilerime, yaşam tarzımdan seçimlerime bana uygun
bir hayatı dizayn etmem ilk öncelik. Bugün yaşadığımız
ve neredeyse artık kapı kapı dolaşarak medet umduğumuz sorunların temelinde bu gerçek yatıyor. Her
bir bireyin ayrı bir geçmişi, yaşanmışlıkları, ailesi, gerçekleri var. Bunları dikkate almadan, iç dünyadaki karmaşıklığı çözmeden üzerine bir şeyler koymaya çalışırsanız, en küçük sarsıntıda yıkılacak, bozuk zeminde
inşa edilmiş bir gökdelen yaratmış olursunuz. Zaten
günlük hayatta sürekli bir koşuşturmacanın içindeyiz.
Yenilenen hedefler, mesaj bombardımanı, sorumluluklar. Burada bireyin iç dünyasını yok sayamazsınız.
Duyguları, hayalleri, yaraları... Önce içerisini halledip,
sonra üzerine bir şeyler koyabilirsiniz. Ancak bugün
Kişisel Gelişim adı altında altın kurallar, öğretiler, hatta kişinin kendisini yetersiz hissedeceği saptamalarla
çalışmalar yapılıyor. Bizler robotlar değiliz. Duyguları,
ruhu olan varlıklarız. Biz değişmeden, biz kendimizle
barışmadan, biz kendimizi tanıyıp, ifade edemeden
hep büyük bir boşluk olacak. Bir seminere katılarak,
bir kitap okuyarak bir kıvılcım oluşuyor ancak sonra
yeniden aynı döngülerimizin içinde buluyoruz kendimizi. Çünkü bu kadar basit değil.
Yaşam Atölyesinde Tüm Çalışmalar
‘Re-Code’ Adı Altında Toplandı
Eğitimlerden önce temel bir yaklaşım var. Yaşam,
yaşayarak öğrenilir. Bunu kimse, kimseye veremez.
Günümüzde birçok popüler kavram var: Çekim yasası, pozitif düşünce, kuantum, evrene doğru mesajı
vermek vb. Hepsi doğru. Yalnız günlük hayat bizi bir
yarışa sokuyor. Sürekli bir koşuşturmacanın içindeyiz.
Hedefler yenileniyor, biri bitiyor yenisi geliyor. Sorumluluklarımız var. Bütün bu gürültünün içinde insan
var. Duygularımız, hayallerimiz var. Sen ne istiyorsun?
Nereye gidiyorsun? Ve bunu bugün birçok kişisel gelişim çalışmasında yapıldığı gibi hazır formüllerle, altın kurallarla bulamazsın, nefes alamazsın. O yüzden
önemli olan dikte etmek değil, anahtarları vermek.
Yaşam atölyesinde tüm çalışmalar, bu yıl itibariyle globalleşme sürecimizin de etkisiyle Re-Code adı altında
toplandı. 2008’de Kişisel Dönüşüm kavramını tanıştırmıştık, şimdi ise Kişisel Dönüşüm ile Mindfulness
yaklaşımını bütünleştiriyoruz. Mindfulness kavramını
Türkiye’ye uyarlayarak ve Bilinçli Farkındalık Sistemi
olarak adlandırarak çalışmalarımızın derinliğini artırıyoruz.
Bir diğer ana modül ise Kişisel Dönüşüm Danışmanı
yetiştirme programımız. Bunların dışında ise geniş bir
yelpazeye yayılan workshop çalışmalarımız var.
Re-Code programı, Re-Code I ve Re-Code II olarak
ikiye ayrılıyor.
Re-Code I, 4 haftalık bir program ve tamamen benim
tarafımdan gerçekleştiriliyor. Ben Kimim, Ne İstiyorum, Yaşam Amacım Ne ve Nasıl Gerçek Kılacağım
sorularının cevaplarını sıra dışı bir işleyiş ile sorguluyor.
Re-Code II ise, hayallerin hedefe dönüşmesi ve hedeflerin gerçekleşmesi yönünde 12 haftalık bir program.
Burada benim dışımda alanlarının önde gelen isimleri
yer alıyor. Yaşamın farklı kulvarları ve bireyin yaşamının vazgeçilmez alanları ayrı ayrı ele alınıyor. İlişkilerden kariyere, beslenmeden cinselliğe, kuantumdan
nefese, ebeveyn çocuk iletişiminden para yönetimine
geniş bir içeriği paylaşıyoruz. Ardından her bir katılımcı ile tek tek birebir çalışmalarda yol haritaları çıkartılıyor ve takip süreçleri başlıyor. Bütün süreçlerde
ise deneyimi yaşatmak önceliğimiz. Herkes zaten ne
yapması gerektiğini, nasıl yaşaması gerektiğini çok iyi
biliyor. Önemli olan bunu hayata geçirebilmek… Bilgi
tek başına hiçbir şey ifade etmiyor. Bilgelik bilgi ve eylemin birleşmesiyle geliyor. Yaşam Atölyesi’nin bugün
kullandığı yazılım altyapısı birçok büyük şirkette bulunmuyor. Uygulama çalışmalarının ve işleyişin ise bir
örneği yok. Çünkü önemli olan, her bir katılımcının
hayatında gerçekten fark yaratabilmek ve ihtiyaç duyulan destek her ne ise onu verebilmek… Bunu kısa
vadeli değil, uzun vadeli gerçekleştirebilmek.
10
cadde Şubat - Mart 2015
Yaşam Atölyesi Yurtdışında da Devam Ediyor
Yaşam Atölyesi İstanbul Mısır Apartmanı ve Acarkent dışında yurtdışında
Amsterdam ofisiyle devam ediyor. Ancak yurtiçi ve yurtdışına birçok noktada uzun zamandır bir talep söz konusu. Ne var ki mevcut yapımızla bu
talebi karşılama şansımız bulunmuyordu. Diğer yanda ise oluşturduğumuz
Kişisel Dönüşüm yaklaşımını globalleştirme arzusu vardı. İki yıl önce çalışmalarımıza başladık ve bir üniversiteyi yanımıza almak istedik. Kadir Has
Üniversitesi ile birlikte ciddi bir mesai harcayarak detaylı bir çalışma yaptık. Sonrasında alanlarının önde gelen isimlerinden bir danışma ve eğitim
kurulu oluşturduk. Mart ayında da eğitimleri başlattık. 2015’te ABD’den
bir üniversite de bu sertifika programına dâhil oluyor. Hedefimiz üç yıl
içinde uluslararası platformda repütasyonu olan bir sertifika programını
gerçekleştirmek. Eğitimler 120 saat sürüyor ve 10 aya yayılıyor. Her yıl 48
katılımcı kabul ediyoruz. Kişisel dönüşüm, gelişim, felsefe, psikoloji alanlarında amatör/profesyonel çalışmalar yapmış adayları kabul ediyoruz. Kabul sürecinde detaylı bir mülakat süreci var. Çünkü program sonrasında
bir anlamda o adaya kefil oluyor ve ismimizi veriyoruz. Aynı zamanda her
bir katılımcının kendi iş alanını ve gelir modelini yaratabileceği bir platformu da sunuyoruz. Eğitimlerde fasilitasyon çalışmalarından hitabet sanatına, psikolojiden müzakere/ikna yöntemlerine, sunum tekniklerine kadar
birçok farklı alanlarda eğitim/uygulama çalışmaları gerçekleştirdikten sonra uzmanlık alanları seçiliyor. Ardından her bir katılımcı kendi donanımını
güçlendirerek sunumlarını hazırlıyor. Ardından uzun soluklu bir deneyim
süreci var. Önce danışma kuruluna, ardından focus gruplara sunumlarını
gerçekleştirerek bireysel danışmanlık yolculuğuna adımlarını atıyorlar.
mekan
Kış bir var, bir yok. Evde miyiz,
dışarda mı olsak; aklımız da hep karışık. Biz de
havaya değil, plana sadık kalmalı dedik ve
burnumuzun dibindeki Bağdat Caddesi’nin
tadını çıkartalım istedik. Birbirinden güzel kafe
ve restoranlarıyla Bağdat Caddesi Anadolu Yakası’nın cazibe merkezi olsa da, bu kadar seçeneğin içinden
tercih yapmak kimi zaman zor olabiliyor. Cadde Dergisi’nin eğlenceli ekibini toplayıp kendimizi Cadde’ye
attık ve güzel bir gün geçirdik. Lezzetli yemekler ve keyifli sohbetlerin yanında sizleri de unutmak olmazdı. İşte
Bağdat Caddesi’nin mutlaka gidilesi 7 mekânı…
Cookshop
en ayrıcaCookshop, size daha içeriye girdiğiniz andan itibar
en büyük
zin
meni
hisset
lıklı olduğunuzu hissettiriyor. Böyle
isi kadar,
enerj
sıcak
layan
sarma
sarıp
nedeni mekânın sizi
erliği
irperv
misaf
Türk
ı.
amas
karşıl
yüzlü
güler
ın
çalışanların
ığın
sıcakl
usal
duyg
ve
ile karşılanmanız sizi görsel zarafetin
bir
izin
klerim
sevdi
en
,
Menü
lıyor.
harmonisi ile sarıp sarma
taki
tabak
lmuş
oturtu
içine
Ahşap
…
anmış
listesi gibi hazırl
köfte, tenceet sunumları, mini ızgara üzerinde gelen nefis
dedirten
mia’’
ma
‘’mam
ki
re gibi tasarlanmış kâse ve içinde
kahtecek
dedir
sütü
kuş
var,
eksik
bir
evet
makarna çeşitleri,
ing.
Pudd
olia
Magn
yapan
nlık
alışka
ve
valtı
Leman Kültür
İlk açıldığı andan itibaren Kadıköylülerin yoğun ilgisiyle karşılaşan Caddebostan LeMan Kültür, kendisine özgü birbirinden lezzetli yemeklerinin yanı sıra, farklı müzikleri, sohbet
ortamı, herkesi kucaklayan sanat etkinlikleri ve sürprizleriyle herkesin yeni buluşma adresi oldu. LeMan Dergisi
ruhunu yansıtan kültür ve yaşam biçimini yiyecek ve sohbet ortamında harmanlayan LeMan Kültür, mönülerinde
bulunan 135 çeşit yemek ve 185 farklı içecekle her yaştan
insana ve damak tadına uygun hizmet veriyor. İsimlerini
LeMan Dergisi karakterlerinden alan ana yemek ve tatlılar,
Öküz Beğendi, Bezgin Bekir Köftesi, Ortaya Karışık Mideyle
Barışık, Daral S’tragonof, Terelelli Tavuk Paprika, Fikriye’nin
Körili Tavuğu, Şengül Ablanın Parmesan Soslu Dana Bonfilesi, LeMan Nirvana ve Öldüren Cazibe Dondurmazlı Waffle
LeMan Kültür müdavimlerinin olmazsa olmazları arasında
yer alıyor.
Café de Paris
12
cadde Şubat - Mart 2015
u ve İstanbul’un en
Suadiye’nin deniz kıyısıyla buluştuğ
p olan Café de Paris,
güzel seyir teraslarından birine sahi
şehir manzarası ile
da
katın
kışları Suadiye Oteli’nin giriş
sı ile teras reszara
man
bul
İstan
bir
yazları da rüya gibi
ziyaretinizden sonra
toranında konuklarını ağırlıyor. İlk
adını aldığı Café
ân,
bağımlısı olacağınız bu eşsiz mek
in şarap ikramı
seçk
k
birço
sıra
de Paris menülerin yanı
oldukça uygun bir
ile keyif dolu saatler yaşamanız için
tavuk ürünleri ile özel
restaurant. Özel seçilmiş bonfile ve
sos eşliğinde misaParis
de
hazırlanmış sırlarla dolu Café
he” mutlaka tatParc
de
t
“File
de
üler
firlere sunulan men
içi
a ve hafta sonu
manız gereken lezzetlerden biri. Haft
sürpriz menüleri
ran,
resto
her akşam hizmet veren bu şık
eşsiz bir gün yae
lerin
retçi
ziya
de
e
ile tüm özel günlerd
şatıyor.
Cafe Zanzibar
Bu şirin tarihi köşk ve bahçesinde adalar manzarası eşliğinde, mis gibi ıhlamur ağaçlar ı ve deniz kokusu kesinlik le
iştahınızı kabartacak cinsten! Sabah 10’da nefis kahvaltıları ile başlayabileceğiniz keyif, günün her saatinde ayrı bir
lezzet ile sonsuza kadar sürdürmek isteyeceğiniz bir zevk.
Maalesef servisleri 24.00’te sona eriyor. İnceliğine ve çıtırlığına inanamayacağınız pizzalar, leziz et yemekleri, salatalar
derken sıra dondur ma ve sıcak çikolata soslu meşhur profiterollerine gelince, sosunu son damlasına kadar sıyırmak
isterken tabağın dibinde kaşık çizikleri bırakabilirsiniz.
Kirpi Cafe
Ferah ambiyansı, mutluluk vere
n dekorasyonu ve lezzetli
menüsüyle Kirpi Cafe sevenleriyle
buluşmaya devam ediyor.
Türkiye’nin en büyük “glutensiz”
menüsüne sahip Kirpi, misafirleri için her şeyin en iyisini sun
mak istiyor. Kirpi’nin kendi
yarattığı lezzetlerden, Wokta
ananaslı bonfile, kuru mantı
gibi klasikleri de menüde yer
alıyor. Her bir yemek kışa ve
yaza özel olmak üzere mevsim
ürünleriyle hazırlanıyor. Ananaslı armutlu bonfileyi kışın hard
al ve keten tohumlu olarak
tatmak mümkün. Meksika Mut
fağından 20 çeşit lezzetin de
yer aldığı menünün tatlı bölümün
de ise 15 seçenek yer alıyor.
Kireçte balkabağı, tatlı menüsü
nün favorilerinden. Balkabaklı cheesecake, sufle, peynir tatlı
sı, anne sütlacı, damlasakızlı
muhallebi ve limonata tatlısı da
tatlı krizleriniz için birebir.
Fosil Cadde Lounge
Kendine has, ağırlıklı retro dekorasyonu, hem 80’ler ve 90’ların
unutulmaz rock parçaları, hem de günümüzün en popüler şarkılarıyla renklenen atmosferiyle şehrin eğlence hayatına yepyeni
bir soluk getiren Fosil, tecrübeli ve yenilikçi Fosil mutfak ekibinin
ellerinden çıkan leziz, zengin yemek menüsü ve Fosil’e has başka
yerde tadamayacağınız eşsiz kokteylleriyle FOSİL CADDE LOUNGE
konseptiyle damak tadına önem verenler için Bağdat Caddesi’nin
vazgeçilmez uğrak noktalarından biri olma konusunda çok iddialı.
‘’İngiliz Lordu Kahvaltı Tabağı’’,‘’2 kişilik Has Türk Kahvaltısı’’ ve diğer
kahvaltı seçenekleriyle de Cemal Süreya’nın; “Yemek yemek üstüne ne düşünürsünüz bilmem ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi
olmalı” sözünü doğrular nitelikte…
Old English Pub
Bağdat Caddesi’nin en merkezi yeri
Şaşkınbakkal’da konumlanan Old English Pub, eski İngiliz
publarından ilham alarak
günümüze uyarlanmış çok şirin bir
mekân. Yenilenen bol seçenekli menüsünün yanında kahvaltı
da bulabilir; Haftanın her
günü 10.00 – 02.00 saatleri arasında
kalabalık arkadaş grubunuzu alıp keyifli sohbetlerin tadını
çıkarabilirsiniz. İster Jazz,
rock, rock’n roll, blues ve American
country şarkılardan oluşan
müzikleri ve sıcacık ambiyansıyla içini
zi ısıtabilir, isterseniz buz
gibi içecekleri veya özel olarak hazı
rlanmış kokteyllerinden
yudumlarken futbol maçlarının heye
canına kendinizi bırakabilirsiniz. Rahat ve geniş koltukları
n bulunduğu iç mekânın
yanı sıra balkon kısmından Bağdat
Caddesi’nin güzelliğini seyretmek de mümkün. Misafirlerine
wi-fi hizmeti de sunan Old
English Pub’da size sadece bu eşsiz
mekânın tadını çıkarmak
kalıyor.
sevilen kahve markası
şimdi Ataşehir’de
Barnie’s Ataşehir geniş alkol menüsü ve dünya
mutfağının en seçkin örnekleriyle dikkat çekiyor.
Cuma ve Cumartesi günleri mekanda keman ve
akordeon ile canlı müzik de var.
Amerika’nın en ünlü kahve mağazalarından biri
olan Barnie’s, 2006 yılından bu yana Rey Gıda
temsilciğiyle Türkiye’nin çeşitli noktalarında kahve
severleri ağırlıyor. Türkiye’de 19, İstanbul’da ise
8 şubesi olan uluslararası kahve zinciri markası,
bu şubelerin sonuncusunu geçtiğimiz günlerde
Ataşehir’de açtı.
Kısa sürede pek çok noktada yeni mağazalar
açmayı planlayan Barnie’s’in gelecek planlarını,
özgün menüsünü ve eşsiz kahvelerini Rey Gıda
kurucusu Durmuş Döven Cadde Dergisi’ne anlattı.
14
cadde Şubat - Mart 2015
Barnies Reysaş Uzmanlığı ile Türkiye’de
Bulunduğu ülkelerde sahip olduğu bilinçli müşteri kitlesi ve pazar payı ile seçkin markalar arasında yer alan
Barnie’s, sunduğu dünya mutfağı ve kahvenin kalitesi ve
ürün çeşitliliği ile kahve ve bistro sektöründeki rakiplerinden ayrılıyor. Ürün çeşitliliği ve servis anlayışındaki vizyonu ve değişime olan uyumu ile her dönem genç kalmayı
başaran Barnie’s, geçmiş ile gelecek arasındaki hassas
dengeyi çok iyi koruyor.
Dünya Devi Barnies’in Menüsü Türk
Damak Tadına Göre Yeniden Tasarlandı
Türkiye içerisinde express ve bistro şeklinde iki konsept
sunuluyor. Bistro mağazalarda dünya mutfağı daha ağırlıkta ve alkollü içecekler de sunuluyor. Menü, Türk insanının
damak zevkine göre yeniden tasarlandı ve yerel lezzetler menülere dâhil edildi. Şu anda Türkiye genelinde 19,
İstanbul’da ise 8 Barnies şubesi misafirlerini ağırlıyor.
Onlarca Çeşit Kahvenin Yanı Sıra, Birçok
Farklı Lezzette Çay da Servis Ediliyor
Barnie’s Coffee Kitchen, titizlikle seçilmiş özel yeşil, siyah,
beyaz, kırmızı çaylar ile oolong ve tisan çayları çeşitliliğine
sahip. Bu çaylar, özel arazilerde Barnie’s kontrolünde
yetiştirilip işlendikten sonra Barnie’s misafirleriyle buluşuyor.
Chai…Bir lezzet şöleni…
Barnies’te bal, zencefil, tarçın gibi baharatlarla zenginleştirilmiş siyah çaydan yapılan, Baharatlı ve Vanilyalı olmak
üzere iki çeşidi olan Chai’yi, evde kullanıma yönelik paket
ve kutu seçenekleri ile satış reyonlarından alabilirsiniz.
Dünya Kahveleri Yöresel Tatlarıyla
Barnie’s’te
Barnie’s, kahve severlere zengin karakteristik özelliklere
sahip, az kafein içeren kaliteli Arabica kahveyi sunuyor.
Barnie’te 60’ın üzerinde kahve çekirdeği çeşidi var. Arzu
edildiğinde farklı yöresel kahveleri, misafirlerimizin isteği
doğrultusunda o an harmanlanarak hazırlanıyor.
Barnie’s’in Menüsü Guiness Rekorlar
Kitabı’na Girmiş Olan Baş Aşçısının
Elinden Çıkıyor
Barnie’s’te Guiness Rekorlar Kitabı’na girmiş olan baş
aşçı ve ekibinin her hafta değiştirerek hazırladığı özel
tatlar sunuluyor. Pazı yaprağında hazırlanmış enfes ızgara
hellim peynirli salatadan, özel soslarla marine edilmiş et
çeşitleri gibi özel yemekler, özenle hazırlanarak o haftanın
spesyalitesi olarak konuklarla buluşturuluyor. Barnie’s’te
farklı kahvaltılar, omlet çeşitleri, tostlar, sandviçler, krepler, hamburgerler, wraplar, ara sıcaklar, salatalar, makarnalar, risottolar, nuddle, et ve tavuk spesiyaliteleri, fachitalar, pizza çeşitleri, balık ve tatlı çeşitleri gibi çok geniş bir
ürün yelpazesi var.
Barbaros Mah. Kardelen Sok. No:2
Palladium Tower Ataşehir / İstanbul
Telefon: +90 (216) 504 01 33
www.barnies.com.tr
vitrin
DNA REPAIR ile CİLDİNİZİN DNA
YAPISINI KORUYUN
Cilt yaşlanmasının en önemli nedeni olarak gösterilen DNA hasarları
için ABD’li Biopelle Laboratuvarları DNA Repair’i geliştirdi. Cildin
daha doğal ve sağlıklı bir forma
kavuşmasına yardımcı olan DNA
Repair üç yeni ürünüyle DNA hasarının farklı aşamalarında cildin
kendi DNA’sını onarma becerisinin
korunmasına destek veriyor. Türkiye distribütörlüğünü SELTEK’
in üstlendiği DNA Repair ürünleri
tüm seçkin eczanelerde satışı sunuluyor.
RAYMOND WEIL’IN ÖLÜMSÜZ
DEĞERI, MR.RAYMOND WEIL
ONURUNA
Ünlü İsviçre saat devi Raymond
Weil, markanın kurucusu ve
Onursal Başkanı Sayın Raymond
Weil’i, ölümünün 1. yıl dönümünde kendisine özel tasarlanmış
ve sadece 100 adet üretilen özel
saati ile anıyor.
16
cadde Şubat - Mart 2015
NARSissist Çift Etkili Far Paleti…
NARS’ın sınırlı sayıda üretilen “Narsissist Dual Intensity Eyeshadow Palette” kendinden emin ve korkusuz Nars kadınlarının vazgeçilmezi olacak.
Çift etkili ve yoğun yapısıyla dikkat çeken, siyah, gri, şeftali pembesi ve
toprak tonlarından oluşan far paleti, makyaj çantanızın temel taşlarından
biri olacak.
NOTE FONDÖTEN
VE CONCELEAR ile
pürüzsüz bir cilt
NOTE Mattifying
Extreme Wear Foundation içerdiği
zengin mineraller
ile cildi korumaya
yardımcı olurken
gün boyu etkisini
sürdürüyor. NOTE
Full Coverage Liquid Concelear ise
makyajı kusursuzca
tamamlarken göz
çevresindeki lekeler
ve morluklar için
yüksek kapatıcılık
sağlıyor.
SHISEIDO LACQUER GLOSS ile
ateş kırmızısı dudaklar
Shiseido, 2014-15 sonbahar/kış
sezonunun en trend renklerini yeni
makyaj koleksiyonuna taşıdı. Sezonun en çok tercih edilen renklerinden kırmızı, Shiseido’nun lip gloss
serisi Lacquer Gloss’ta da yerini
alıyor.
MAKYAJINIZA
TOM FORD DOKUNUŞU
Çekici bakışlara sahip olmanızı
sağlayan ve dişiliğinizi ön plana
çıkaran Tom Ford Cream Color
For Eyes gözlerinizi aydınlatırken
sizi ışıltılı bir görünüme kavuşturuyor. Antioksidan özelliği taşıyan
içerikler ile zenginleştirilmiş krem
farlar rengi anında yansıtarak
size gün boyu fresh bir görünüm
sunuyor.
Arzum’dan “OKKA”lı Türk kahvesi
Geleneksel tada uygun, bol köpüklü,
ideal kıvamda okkalı Türk kahvesini doğrudan fincana servis eden Arzum OKKA,
Türk kahvesi yapımını modern teknolojilerle yeniden yorumluyor. Arzum OKKA,
suyu otomatik olarak su haznesinden pişirme haznesine aktarıyor, kahveyi doğrudan fincana servis ediyor, son olarak
kendi kendini temizleyerek kesintisiz bir
kahve keyfi sağlıyor. Tasarım dünyasının
Oscar’ı olarak gösterilen Red Dot Design
2014 ödülüne sahip olan Arzum OKKA
ile bol köpüklü okkalı bir Türk kahvesi
yapmak için kahve ve şekeri eklemek
yeterli oluyor.
LAV ürünleriyle Cam ve Ötesi
Özgün cam tasarımlarıyla sofraları renklendiren LAV ürünleri,
farklı kullanım alanlarında da
göz dolduruyor. Evlerinizde,
sofralarınızda LAV ile yapılabileceğiniz sunumlar hayal gücünüzün zenginliğini ortaya çıkarıyor.
ÇOK FONKSİYONLU
“VOIT BASKÜL”
Ağırlık, yağ, su, kas, kemik ve kalori ölçen Voit Baskül her an her yerde ayağınızın altında… Dünyada olduğu gibi
Türkiye’de de evde spor aletleri konusunda en çok tercih edilen ve güvenilen
marka olan Voit, çok fonksiyonlu Voit
Baskül ile kullanıcıyı detaylı bilgilendirerek kilo ölçümü yapmak isteyenlerin
yeni tercihi oluyor.
NYC VALUE koleksiyonu ile
makyajınıza ışıltı katın
Yüzünüze etkileyici bir görünüm
ve muhteşem bir his veren NYC
Value Koleksiyonu, makyajınıza çarpıcı bir dokunuş yapıyor.
Birbirinden çekici renk seçenekleriyle bu özel ruj, eyeliner ve
maskaradan oluşan seri sadece
Watsons Mağazalarında…
SEPHORA ORNAMENT LIP GLOSS
Disko topu şeklinde ambalaja sahip bu
pembe gloss dudaklarınızı besleyip, nemlendirirken gold trendini çantanızda taşımanızı sağlıyor.
AVON SCENT
ESSENCE SERİSİ
AVON, zarif çiçeklerin kokusunu ve güneşin ilk ışıklarının tazeliğini teninizde
hissettiriyor. AVON Scent
Essence Serisi ile kış mevsiminde bahar ferahlığını
yaşatıyor. Meyvemsi-çiçeksi
“Scent Essence” parfüm
serisi, üç yeni parfüm ile
mutluluğu zirveye çıkarıyor.
Aşkın en tatlı ifadesi: Balım
Tutku dolu romantik lezzetlerin
ustası Özsüt aşk sözcüklerinin en
tatlısından ilham alarak ‘Balım’ı yarattı. Sevgililer Günü’ne özel bu kalp
formundaki kırmızı pasta, sıcacık
dokusu ile daha ilk görüşte insanın
duygularını harekete geçiriyor. Karamel ve badem lezzetinin ön planda
olduğu Balım, beyaz çikolatalı mousse ve kaymak lezzetindeki kremalı
parfe ile tamamlanıyor. Balım sadece
iki kişilik, çünkü “aşk iki kişiliktir”.
Bu sömestr en eğlenceli
hediyeler Samsonite’tan
Disney by Samsonite, bütün bir dönem boyunca
derslerine çalışıp keyifli
bir tatili hak eden minikler
için kullanışlı ve eğlenceli
karne hediye seçenekleri
sunuyor. Mickey ve Minnie Mouse’dan Princess’e,
Disney arabalarından
Planes’e kadar çok sayıda
Disney karakteriyle süslü çantalar, minikleri çok
mutlu edecek… Dünyanın
en güvenilir valiz markalarından Samsonite, bütün
bir dönemi ders çalışarak
geçiren çocukları, bu sömestr tatilinde çok sevdikleri kahramanlarla yepyeni
maceralara davet ediyor.
LG’nin yeni kavisli telefonu
CES 2015’te görücüye çıktı
LG G Flex2 çok daha keskin
ekran kalitesi, güçlü donanımı,
sezgisel yazılımı ve dinamik
kavisli tasarımıyla tüm endüstrinin sınırlarını zorlamaya
devam ediyor. İnovatif tasarımıyla büyük beğeni toplayan
orijinal G Flex’ten bir yıl sonra
ortaya çıkan G Flex2, çok
daha ileri tasarımı, hızlı performansı ve en önemlisi muhteşem rahatlığıyla kendinden
önceki serinin tüm özelliklerini
çok daha iyi bir noktaya getiriyor.
Sağlıklı Yaşam Elinizin Altında; “Chenot D-Life Bag”
Dünya standartlarında bir sağlıklı yaşam merkezi olan Espace Privé Chenot
D-Life İstanbul, sağlıklı beslenme konusunda da hizmet veriyor. Merkezde,
diyetisyen konsültasyonu ve Michelin yıldızlı şefler tarafından içeriği hazırlanan özel menüleri içeren “Chenot D-Life Bag” hizmeti sunuluyor. Chenot
D-Life Bag’ler, özel beslenme planlarıyla günlük kalori ihtiyacınıza uygun ve
sağlıklı beslenebileceğiniz farklı menü alternatiflerinde sabah, öğlen, akşam
ve zengin ara öğün çeşitleri ile hem sağlıklı ve dengeli beslenerek kilo vermeye hem de formda kalmaya yardımcı oluyor.
18
cadde Şubat - Mart 2015
moda
SKECHERS’TAN KIŞ ŞIKLIĞI
Amerika’nın en çok tercih edilen ayakkabı markalarından Skechers’ın kadınlar için tasarladığı
bot modelleri soğuk kış günlerinin vazgeçilmezi
olacak.Yumuşak üst yüzeyi ve kaymaya
karşı koruyan esnek dış tabanıyla dikkat
çeken botlar, ekstra tamponlamalı iç yüzeyi ile
kadınlara muhteşem bir
konfor sunuyor.
HATEMOĞLU İLE STİL
SABİHİ ERKEKLER KIŞA
HAZIR!
Klasik parçalardan vazgeçmeyen erkekler; sezonun
hit renkleriyle tasarlanan
yün paltolar ve desenli
kaşkollarla soğuğa karşı
hiç taviz vermeyecek.
Sokağın ritmini yakalamak isteyen erkekler
ise Hatemoğlu’nun spor
yeleklerini, erkekler arenasında da oldukça popüler olan balıkçı yaka
trikolarla tamamlayacak. Bu
kışın en popüler trendlerinden biri olan
kürk detaylı dış giyim parçaları hem
aykırı hem de stil sahibi gözükmenizi
sağlayacak.
DESENLERİN KRALİÇE’Sİ
TÜRKİYE’DE​!
Desenleri ile fenomen haline
gelen tasarımcı Orla Kiely,
bahar/yaz sezonda muazzam
başarı sağlayan Clarks ile olan
işbirliğine devam ediyor. İkinci
sezon için de ortaklıklarını
‘Queen of Prints’ temasıyla
sürdürüyor. Orla Kiely
& Clarks işbirliği tasarım
ayakkabılar ilk kez Türkiye’ye
Clarks mağazalarında yerini
buldu.
20
cadde Şubat - Mart 2015
F&F’DEN ZİRVEDE
OLMAYI SEVEN KAYAK
TUTKUNLARINA ÖZEL
BİR KOLEKSİYON
İngiltere’nin ünlü moda markası
F&F, soğuk havalarda içinizi
ısıtacak mont, yelek,
pantolon ve eldivenden
oluşan harika
bir kayak
koleksiyonu
sunuyor. Hafif ve sıcak
tutan yapısı ile ön plana çıkan F&F
Kayak koleksiyonu, esnek yapısı
sayesiyle tam anlamıyla hareket
kabiliyeti sağlıyor.
ENERJİSİ BİTMEYEN ÇOCUKLAR
Çocuksu ruhunu kaybetmeyenlerin ve çocukların vazgeçemediği sokak modasının öncüsü Vans rengarenk tasarımlarıyla
dikkat çekiyor. Çocukların hareketli dünyalarına eşlik ederek
tüm gün rahat adımlar atmasına ve koşmasına olanak tanıyan tasarımlar baskılarıyla sokakları karnaval havasına
dönüştürüyor.
MIEVA DESIGN’IN MARKA
YÜZÜ OLAN AYŞE
ÖZYILMAZEL, EL YAPIMI
ÖZEL TASARIMLARLA
LIDYANA.COM’DA
Köşe Yazarı, şarkıcı ve besteci
Ayşe Özyılmazel, kendine
özgü takı tasarımlarıyla dikkat
çeken Mieva Design’ın marka
yüzü oldu. Kendi şıklığını yaratmak isteyenlerin tercihi Mieva
Design takı tasarımları, sofistike
ve zerafetin ışıltılı yansımalarıyla ilk kez Lidyana.com’da.
HEDEFİMİZ
moda
BROOKS
BROTHERS’DAN
HAFTASONU ŞIKLIĞI
Anglosakson stili ile yaklaşık
200 yıldır Amerika’da bir efsane
haline gelen Brooks Brothers,
Red Fleece Koleksiyonu ile klasik
tasarımlarına genç ve dinamik
bir dokunuş katıyor. Şehirli, renkli
ve dinamik tasarımları ile sportif
bir şıklık sunan Brooks Brothers Red
Fleece 2014-2015 Sonbahar Kış Erkek
Koleksiyonu’nda spor paltolar, slim fit
modeller, chino pantalonlar, gömlek
ve aksesuarlar geniş yer tutuyor.
U.S. POLO ASSN. ERKEKLERİ SPOR ŞIKLIĞA
FARKLI BİR BOYUT KATIYOR
125 yıldır polo sporundan aldığı ilhamla rahat ve şık bir
yaşam stili sunan U.S. Polo Assn., erkek giyiminde konfor ve
asaleti ön plana çıkarıyor. U.S. Polo Assn.’nin koleksiyonunda
pantolon, kazak, mont ve kaban modelleri birbiri ile kombinlenerek hem hafta içi hem de hafta sonu için farklı alternatifleri
bir araya getiriyor.
SAAT STİLİNDE KIŞ ESİNTİSİ
Önemli dünya markalarının ve lüks saat
markalarının tek yetkili Türkiye distribütörü
Saat&Saat, şıklığın ve asaletin bir arada bulunduğu saat ve aksesuar modelleriyle yeni yıla hazır! Versace, Salvatore Ferragmo, Emporio Armani, Gc,
Guess, Tommy Hilfiger… gibi markaların yeni sezon saat koleksiyonunda
yer alan metal ve deri kayışlı modellerde
renkli kadranlar,ışıltılı tonlar hakim. Klasik
ve modern çizgilerle harmanlanmış çarpıcı
ve elegant tasarımlarıyla yeni sezon saat
modelleri saat severlerin tercihi olmaya hazır.
22
cadde Şubat - Mart 2015
ADIDAS ORIGINALS PHARRELL WILLAMS
İŞBİRLİĞİN​DEN YENİ KOLEKSİYON​:
POLKA DOT PACK
Pharrell Williams’ın, adidas’ın ikonik tasarımlarından Superstar Track Jacket ve Stan Smith sneakerlarına duyduğu hayranlık devam
ediyor. Pharrell, adidas Originals
= PHARRELL WILLIAMS koleksiyonu kapsamındaki yeni
tasarımlarında klasik puantiye
desenlerini yorumlayarak
keyifli ve enerjik bir koleksiyon oluşturuyor.
ADIDAS ORIGINALS’​TAN STAR WARS KIDS
KOLEKSİYON​U
Ocak ayında mağazalarda yer alacak koleksiyonun ilk bölümünde “Yoda” ve “Darth
Vader”karakterlerinin yer aldığı adidas Originals
eşofman takımı, fermuarlı üstler ve tişörtler yer alıyor. Mart ayında satışa sunulacak ikinci bölümde
ise“Stormtrooper” karakteri yer alacak.
İNCİ DERİ’DE
GAMZE SARAÇOĞLU ZERAFETİ
Türkiye’nin önde gelen ayakkabı ve çanta markası İnci Deri’nin 2014-2015 Sonbahar/Kış
Koleksiyonu İnci Deri’de moda severleri bekliyor.
Birbirinden şık bot ve ayakkabı modelleri ile bu
kışa damgasını vuran Gamze Saraçoğlu koleksiyonu, zarif kadınların yine vazgeçilmezi
olacak.
U.S. POLO ASSN. ÇOCUK MODA
SEVERLERİN DE TERCİHİ
Çocukların favori markası U.S. Polo Assn.’nin Kış Çocuk
Koleksiyonu’nda yer alan eğlenceli ve kullanışlı modeller ile
minikler kendi tarzlarını oluşturma fırsatı buluyor. Birbirinden
renkli ürünler ile istedikleri kombini kendileri seçen küçük
moda severler bu kışı U.S. Polo Assn. ile sıcacık karşılıyor.
BİRBİRİNDEN ŞIK PALTOLARLA KIŞ
SOĞUKLARINA HAZIRLANIN!
Paltoların sıcak savaşı başladı. Modaya yön
veren markaları ve en yeni koleksiyonlarını moda tutkunlarıyla bir araya getiren
Demsa Group, dünyaca ünlü markaların en yeni koleksiyonlarıyla, indirim fırsatlarıyla kışa meydan okuyor.
KIŞA İNAT DAHA ŞIK!
Kış aylarının kasvetli rengine
inat Industrie Denim ile
şıklığınızı yansıtmaya devam
edebilirsiniz. Kış sezonunun
vazgeçilmez klasikleri, içinizi ısıtacak sıcacık stil sahibi
tasarımlarla buluşuyor.
ŞIKLIĞI VEPA’62 SONBAHAR-KIŞ
KOLEKSİYONU İLE YAKALAYIN
BCBGeneration, Jessica Simpson, Vince Camuto,
Fornarina, Fitflop, Superga, Toms, Vans, Tommy
Hilfiger gibi dünyaca ünlü markaları bünyesinde
bulunduran VEPA’62, birbirinden şık bootie ve
çizmelerle dikkat çekiyor. Siyahtan bordoya süetten rugana kadar farklı renk
ve deride üretilen ürünler, en şık olmayı
isteyen kadınlar için tasarlandı.
PARFÜMÜN
CAZİBESİ
AKREP VE
YELKOVANDA
CAN BULDU
Parfüm dünyasının alışılmış kokularını
alt üst ederek
zirveye tırmanan
Azzaro, saat
tasarımlarında da
iddialı. Karizmatik
bir duruşa sahip olan
Azzaro parfümleri gibi
Azzaro saatleri de aynı
duruşa sahip olmalarıyla
dikkat çekiyor.
HAKANAKKAY​A:
“SİYAHIN ÖTEKİ YÜZÜ...”
HAKANAKKAYA 2014-2015 Sonbahar/Kış Koleksiyonu, siyahın pek çok
farklı yorumuyla tüm dikkatleri üzerine çekiyor. Aksesuardan işlemelere
baştan sona siyah kullanılan koleksiyon, gizemli ve şık.
KUZEY SOĞUKLARINA
KARŞI PARKALAR
Yoğun kar yağışlarına
karşı kış mevsimini
konforla geçirmek
isteyenler, The
North Face’in stil
ve teknolojiyle bir
arada buluşturduğu
parka tasarımlarını
tercih ediyor. Kayak
sezonunda adrenalini doruk noktasına
taşıyan ürünler, vücut
sıcaklığını da maksimum seviye de koruyor. Sert hava koşullarının
yaşandığı şehir dışı aktivitelerinde üstün performansı
destekleyen parkaların renkleri de bir o
kadar orijinal…
SOĞUYAN GÜNLER STİLİNİZİ
DONDURMASIN!
Stil deyip geçmeyin… Yaşam tarzınız, hayata bakış açınız, duruşunuz hakkında ilk
bakışta tüm ipucunu veren en önemli etki
stilinizdir. Soğuyan havalarla birlikte ısınmak
önem kazandığından stili ikinci plana atmak Lee® kadın ve erkeklerine yakışmaz!
güzellik
az oje, bol su
işte kadınlığın sırrı bu!
Kadınların içine düştükleri en büyük yanılgılardan bir tanesi “güzel” olmadıklarına inanmalarıdır. Seçtikleri insanın onu güzel bulmuyor olması, o kadının kendini
güzel hissetmemesi için yeterli bir bahanedir.
Unutulmamalı ki; güzellik o derece göreceli bir kaavram değildir. Kimine göre
güzel olan kimine güzel gelmeyebilir diyemeyiz.
Güzelliğin görsel bir tanımı olduğuna inandırıldık yüz yıllar boyunca. Oysa
güzel olmanın kriteri dışarıda değil, içeridedir. Yani “güzellik” tamamen
bir “his” meselesidir. Başkalarının bize söylediğinden çok, kalbimizin bize
seslendiği kelimeyi duymayı seçersek bu konuda en doğru, en tutarlı ve
en gerçek adımı atmış oluruz. Hiçbir erkek; çok daha güzelini bulduğu
için gitmez… Biz kendimizden gittiğimiz vakit, bizi seven ve bizi beğenen
başka birilerinin kalmaya devam etmesi imkânsızdır.
Aynalar bize kusursuz olduğumuzu gösterse de, içimizdeki “his” aynalarla aynı fikirde değilse çok üzgünüm ama yapacak bir şey yoktur.
Güzellik merkezlerinden çıkmadığı halde mutsuz olan kadınlarla, sadece
rimel sürüp sokağa çıktığında bile yüzü gülen kadınlar arasındaki fark
nedir biliyor musunuz? Doğru tahmin! “HİS…”
Biri harcadığı onca zamana ve paraya rağmen güzel olduğu hissine
ulaşamıyor, diğeri küçücük bir rimel hamlesiyle dahi enerjisini yükseltip güzel olduğuna gönülden inanıyor.
Güzellik görsel mücadeleden
çok, içsel bir serüvendir…
İçindeki güzellik hissine ulaşamayan ve bunu fiziksel müdahalelere rağmen yakalayamayan kadınlar yazık ki çok zaman mutluluk hissi veren yeni bağımlılıklar yaratırlar.
Yaşadıkları tatminsizlik hissi bedendeki serotonin,
endorfin, dopamin, nerodrenalin gibi mutluluk
hormonlarının azalmasına neden olacağından,
vücut bir süre sonra kaybettiği hislerin arayışına girecektir.
Çikolata, tatlı, dondurma gibi şekerli yiyecekler mutluluk hormonunu geçici bir süre için de
olsa yükselttiğinden bedende ciddi bir yeme
arzusu baş gösterecektir. Uyku hali beynin
stres dalgasını düşürdüğünden, çok zaman sürekli uyku uyuma isteği de ortaya çıkacaktır. Bu
kısır döngüyü depresyonla mücadele noktasına
ulaştırmadan evvel bedeni korumaya almak önemlidir.
24
cadde Şubat - Mart 2015
Hormon seviyemizi yükseltecek, uyku ve yemekten çok daha uzun vadede
bizi zinde ve yüksek enerjide tutacak bazı önerilere kulak vermekte fayda var,
Sabah kötü uyandığında yatağından çıktıktan sonra olduğun yerde birkaç kez zıplayarak hareket enerjini aktive et. Böylece hormonal uyarım da
başlayacaktır.
Bundan böyle her sabah uyanır uyanmaz zıplama işlemini bitirdikten
sonra on dakika içinde en az iki; en fazla beş bardak su iç…
Her öğün öncesi masanın başına yerleşir yerleşmez yine büyük bir bardak su bitir.
Japonya’da yapılan bir araştırmaya göre sadece içerek bile kalori yakımını hızlandırmanın mümkün olduğunu biliyor musunuz?. Artık senin en iyi
arkadaşın “su”…
Su içmekte zorlanıyor musun? Tamam, hiç merak etme! Bunun için de
küçük önerilerim var senin için. Suyu içemediğini düşündüğün vakit bardağının
içine mevsimine göre meyve dilimleri ve nane yaprakları atmakta özgürsün.
Suya aromatik lezzetler katarak içimini kolaylaştırabilirsin.
Hayatının bundan sonraki döneminde asla ama asla gazlı içecekler içme.
Taze meyve sularını tercih etmekle birlikte, her şeyde olduğu gibi bunda da
kararında davranmayı tercih et.
Bundan böyle hayatından kahveyi tamamen çıkartıyorsun. Kahve tıpkı
kola ve diğer gazlı içecekler gibi kafein içerir ve kafein; insan bedeninde stres
hormonunu yükseltir, mutluluk hormonunu düşürür.
Tatlandırıcılarla tamamen vedalaş. Onlar zararlı olduğu kadar fazlasıyla
da iştah açıcıdırlar. Bu alışkanlığından kurtulabilmen için 21 gün süreyle istikrar göstermen bile yeterli olacaktır. Sen 21 gün boyunca onları reddedersen,
22’nci gün onlar da seninle birlikte olmak istemeyeceklerdir.
Dilediğin kadar bitki çayı demleyebilir ve buzdolabında soğutabilirsin.
Bitki çayları yazın soğuk da tüketilebilir.
Sana kendini iyi hissettirecek şeylerin kıymetini bil ve uygula: Oje sür,
saçlarını aç, topuklu giy ya da ılık bir duş al…
Günde en az on dakika gözlerini kapatarak doğru nefes egzersizleri yap.
(Burnundan dörde kadar aldığın nefesi sekize kadar yine burnundan geri ver.)
Her gün yirmi dakika spor yap. (Yürüyüş, jimnastik ya da dans)
Ağır yağlı ve bol etli beslenmekten kaçın. Mümkünse sabahları sucuk,
salam, sosis, jambon gibi çiğ etleri tercih etme.
Her sabah ve her akşam ılık suyla duş al
Asla günlük kıyafetlerinle yatağa girme
Ortalama sekiz saat deliksiz uyku uyu
Yatak odanda televizyon, bilgisayar ve telefon bulundurma
Düzenli aralıklarla yardımda bulunabileceğin bir kurum seç ve o kurumla kol kola çalışmaya devam et (LÖSEV, KORUNCUK, WWF, Kansersiz
Yaşam Derneği vb.) Bunu kendini iyi hissetmek için görev bilinciyle yapma.
Tanrıyla ticaret yapamazsın. Ben sana paylaşmayı önererek tanrıyla iş birliği
yapmayı tavsiye ediyorum. Ne demiştik; güzellik bir his meselesidir. İyi duygularını hiç tanımadığın başka insanlarla paylaştığında kendinle ilgili her şeyin ne
kadar da güzelleştiğini göreceksin.
Aynada kendinle her karşılaştığında mutlaka gülümse! Seni temin ederim ki, gülümsediği halde çirkin görünen insan yoktur.
Bu arada hemen şimdi bedenindeki toksinlerden de kurtulmaya başlayabilirsin. Hazırladığım ödem çayını deneyebilirsin.
ODEM ÇAYI
Malzemeler:
Tarçın
Zencefil
Karanfil
Limon
Maydanoz
Kiraz Sapı
Yeşil Elma
Siyah Kayısı
Hazırlanışı: Tüm malzemeler kısa
süreli kaynatılır. Kaynatıldıktan sonra
kiraz ve maydanoz sapları karışımın
içinden çıkarılır. Karışım süzgeçten
geçirilir.
Estetik Uz
manı ve Gü
zellik Koçu
Meltem Şark
ışlalı
adv.
tüm yönleriyle
Polikistik Over Sendromu
Polikistik Over Sendromu;
kadınların adet düzenini,
çocuk sahibi olma
yeteneğini, hormonlarını
ve hatta görünüşünü
etkileyen, en sık üreme
çağında görünen bir
endokrin bozuklukluğu.
Kadın Hastalıkları ve
Doğum, İnfertilite (Tüp
Bebek) Uzmanı Op.
Dr. Deniz Gökalp Kaya,
Polikistik Over Sendromu
hakkında önemli bilgiler
paylaşıyor.
26
cadde Şubat - Mart 2015
Günümüzde adını giderek daha sık duymaya başladığımız, kadınların yaklaşık
%10’unu etkileyen, hormonal bir bozukluk
olan Polikistik Over Sendromu (PKOS),
her “Sendrom” gibi bir dizi problemin bir
arada bulunduğu bir durumdur ve farklı
kadınları farklı yönleriyle daha fazla etkileyebilmektedir.
Tam olarak PKOS tanısının koyulması
için bir kadın iki -üç farklı sorun ile karşı
karşıya olmalıdır: Yumurtlama bozukluğu
ve buna bağlı adet düzensizliği, yüksek
testosteron ( erkeklik hormonu) düzeyleri
ve buna bağlı tüylenme, sivilcelenme, yağlı
cilt yapısı, saç dökülmesi gibi problemler
ve ultrasonda yumurtalıkların çok küçük
ve çok sayıda kistçikler içerdiğinin saptanması.
Tanı nasıl koyulur ?
PKOS tanısı birden fazla problemin bir
kombinasyonu olduğu için, tanı koymak
için hem fizik muayene ve hastadan alınan
detaylı özgeçmiş, hem doktorun yaptığı
ultrason ve kan testleri (hormon testleri)
gereklidir. PKOS’u olan hastaların adet
düzenini sorgularken çoğu zaman düzensizlik, bazen aylarca adet görememe, düzensiz aralıklarla adet olma ile karşılaşırız
ve bu problem sıklıkla ergenlik döneminden beri mevcuttur. Yine bu bayanlarda
çok kolay kilo alma, zor kilo verme,
tüylenme, akne (sivilce), yağlı cilt yapısı,
saç dökülmesine sıklıkla rastlanır. Çoğu
zaman hamile kalmada zorluk yaşama
sıkıntısı vardır. Kadın hastalıkları ve doğum
hekiminin yapacağı vajinal ultrasonda tipik
olarak büyümüş bir yumurtalık içinde sanki inci kolye gibi dizilmiş çok sayıda minik
kistçikler saptanır. Yapılan kan testlerinde
kan şekeri ve kolesterol değerleri yüksek
olabilir. Hormon testlerinde erkeklik hormonu değerleri artışı saptanabilir.
PKOS’lu kadınları bekleyen
sağlık riskleri nelerdir?
Düzenli olarak yumurtlayamayan bayanlarda, özellikle çocuk istenildiğinde
zorlukla karşılaşma kaçınılmazdır. Zaten
adet düzensizliğinin de sebebi düzensiz
yumurtlama veya hiç yumurtlamama kaynaklıdır. PKOS’lu bayanlar hamile kalmak
için şanslı dönemleri olan yumurtlama
zamanlarını çoğu zaman bilememektedir.
Uzun vadede düzenli yumurtlamamaya
bağlı vücutta oluşan hormonal denge
bozukluğu (östrojen hormonunun progesteron hormonuyla dengelenememesi)
rahim içi (endometrium) kalınlaşmasına
ve hatta kanserine yol açabilir. Bu durum
genellikle 50’li-60’lı yaşlarda karşımıza
çıkmaktadır.
PKOS’lu bayanlarda “Metabolik Sendrom”
da sıktır. Özellikle karın (göbek) çevresinde yağlanma artışı, obezite,yüksek
tansiyon,insülin direnci/diyabet PKOS’un
yol açtığı metabolik problemlerdendir ve
hastları kalp ve damar hastalıklarına eğilimli yapabilir.
Erkeklik hormonu artışı nedeniyle olan
akne, tüylenme, saç dökülmesi gibi prob-
lemler kişinin dış görünüş ile ilgili algısını
etkileyerek özgüvende azalma ve psikolojik problemlere yol açabilir.
PKOS’lu kadınlarda çocuk sahibi
olmak için ne gibi tedaviler
uygulanır?
Öncelikle eğer fazla kilosu var ise kilo
vermeye sevketmek bu hastalarda çoğu
zaman yüz güldürücü sonuçlara yol
açmaktadır. Kilo fazlasının yumurtalık
tembelliğine yol açtığı neredeyse kesindir.
Ayrıca “Metformin” gibi insülin direncini
azaltan bazı ilaçların da bazen hastalarda
yumurtlama fonksiyonunu düzelttiği, aynı
zamanda diabet ve metabolik sendrom
gelişmesine engel olduğu bilinmektedir.
Bunun dışında yumurtalıkları uyaran ve
yumurtlama olmasını sağlayan ağız yolu ile
kullanılan çeşitli ilaçlar mevcuttur. Mutlaka
bir kadın hastalıkları ve doğum hekimi gözetiminde kullanılması gereken bu ilaçlarla
yumurtlama veya gebelik elde edilemezse, iğne ile yumurtlama sağlama yöntemine geçilir. Bu iğnelerin kullanımı sırasında
çok dikkatli olunmalıdır, çünkü PKOS’lu
bayanlar iğnelere aşırı cevap verme (yumurtalıkların aşırı uyarılması) riskiyle karşı
karşıyadırlar. Diğer yöntemlerle gebelik
elde edilemediğinde tüp bebek tedavisi bu
bayanlar için bir uygun bir yöntem olabilir.
Dermatolojik problemlerin kaynağı olan
erkelik hormonu fazlalığı, androjen düşürücü ilaçlarla tedavi edilebiliyor. Bunu
sivilce, tüylenme ve saç dökülmesi yoğun
hastalarda tercih edebiliyoruz. Günümüzde Lazer epilasyon yöntemi ile bu
hastalarda çok yüz güldürücü bir şekilde
tüylenme azaltılabiliyor. Sonuç olarak
PKOS tedavisi her kadının şikayetlerine,
ihtiyaçlarına, önceliklerine göre bireyselleştirilmelidir. Tanıyı çoğunlukla biz kadın
hastalıkları hekimleri koysak da, tedavide
mutlaka Endokrinoloji ve Metabolizma
Uzmanları ve Dermatoloji uzmanları ile
işbirliği içinde olmak gerekir. Uzun soluklu takip ve tedavi gerektiren PKOS’un,
ergenlik döneminden 60’lı yaşlara kadar
kadınları farklı şekilde etkileyebileceğini,
hastalığın “kesin tedavisi” veya “mucize
çözümü” diye birşeyin söz konusu olmayacağını hatırlatmakta ve yaşam tarzı
değişikliğinin gerekebileceğini (egzersiz,
spor, sağlıklı beslenme, uygun diyet seçimi) belirtmekte yarar var.
Çocuk isteği olmayan PKOS’lu
kadınlarda tedavi nasıl
olmalıdır?
Eğer çocuk isteği yoksa, PKOS’un, hastayı
etkileyen ve rahatsızlık veren semptomlarına yönelik hormon tedavisi yapılabilir- ki
bu amaçla en çok doğum kontrol haplarını
kullanıyoruz. Çünkü adet düzenini çok kolay bir şekilde elde etmemizi sağlıyor, aynı
zamanda tüylenme ve sivilcelenme gibi
dermatolojik problemlere de çok iyi geliyor. Ayrıca elbette doğum kontrol yöntemi olarak da işe yarıyor. Başka bir deyişle,
çocuk istemeyen, adetleri düzensiz ve
erkeklik hormonu yüksekliği nedeniyle
tüylenme, sivilcelenmesi olan bir bayan
için ilk seçenek doğum kontrol hapları. Bu
hastalarda da Metforminin (insülin direnci
azaltıcı) tedavide yeri büyük, hem kilo
vermeyi ve böylelikle diyabet, metabolik
sendrom gelişmesini engelliyor hem adet
düzensizliğine iyi gelebiliyor.
Op. Dr. Deniz Gökalp Kaya
Kadın Hastalıkları ve Doğum,
İnfertilite (Tüp Bebek) Uzmanı
Bağdat Caddesi Konak Apt. No:189/5
Çiftehavuzlar - Kadıköy / İstanbul
T: 0216 368 19 80
F: 0216 478 24 86
[email protected]
www.emasaglik.com
adv.
diş sağlığında doğru bilinen
10 yanlış
Ağız ve diş sağlığını korumak adına doğru bilinen birçok yanlış düşünce diş hastalıklarına
hatta diş kayıplarına yol açabiliyor. Sağlıklı dişlere ve güzel bir gülümsemeye sahip olmak için
en başta ağız ve diş sağlığı konusunda bilinçlenmek gerekiyor.
“Diş ipi ve ara yüz fırçası diş etlerini
kanatır ve dolgulara zarar verir”
Yanlış! Diş ipi ve ara yüz fırçası, iyi restore edilmiş kaplama ve dolguların arasına bile son
derece rahat bir şekilde girip temizliği sağlamaktadır. Hangi ürünün nasıl kullanılacağı
konusunda diş hekiminden bilgi alınmalıdır.
Çürüksüz ve sağlıklı bir ağız için ara yüz temizliğinin önemli olduğunu unutulmamalıdır.
“Ağız kokusuna sakız, pastil, gargara
ve spreyler kesin çözümdür”
Yanlış! Ağız kokusuna, ağızdaki bakteriler neden olabilmektedir. Bunun yanı sıra temizliği
iyi yapılmayan sorunlu bir ağızda koku daha
fazla olabilmektedir. Ağız içinde ve dişlerde
hiçbir problem olmamasına rağmen ağız kokusu varsa bunun sebebi mutlaka araştırılmalıdır. Solunum yolları, mide, yemek borusu,
böbrek rahatsızlıkları gibi birçok faktör ağız
kokusunun sebebi olabilir.
“Diş taşları temizletilse de kısa bir
zaman sonra tekrar oluşur”
Yanlış! Diş taşı temizliği sonrası diş hekiminizin önerdiği diş fırçası, ağız bakım ürünlerini
kullanmanız ve bunları doğru kullanım tekniği
ile uygulamanız yeni diş taşı oluşumunu azaltabilmektedir. Doğru ürün ve doğru teknik ile
dişlerinizi daha iyi temizleyebilirsiniz.
“Diş beyazlatma için her
ürün kullanılabilir”
Yanlış! Diş beyazlatma, diş hekimi kontrolünde yapıldığı takdirde kişileri sıkıntıya sokmayan ve zararsız bir işlemdir. Diş minesi yüzeyindeki çatlak ve kırıklar ağızdaki çürükler ve kötü
restorasyonlar beyazlatma ile hassasiyetinizi
artırabilmektedir. Bunun için diş beyazlatma
işlemleri hekim kontrolünde yapılmalıdır.
“Hamilelik döneminde dişlere ne kadar iyi bakılsa da dişler
zaten çürüyecektir”
28
cadde Şubat - Mart 2015
Yanlış! Planlı bir hamilelik öncesinde yapılan
diş hekimi kontrolü ve kontrolde yapılan önleyici tedaviler hamileliğin ağız ve diş sağlığı
açısından rahat geçmesini sağlayacaktır. Hamileliğin 3 -6. aylarında diş hekimi kontrolü
yaptırılmalıdır. Hamilelik dönemi boyunca
yapılan iyi bir ağız ve diş bakımı problemlerle
karşı karşıya kalmanızı engeller.
“Kanal tedavisi hem çok ağrılı hem de
çok zor bir işlemdir”
Yanlış! Eksilen dişin yerine planlanan implant
ya da diş kesimi ile kurulacak bir köprü için harcanan zaman, ücret ve ağrı düşünüldüğünde
en uygun tedavi şekli kanal tedavisidir. Doğru
bir anestezi altıda uygulanan tedavi, hızlı ve
kolay bir biçimde olumlu bir sonuca ulaştıracaktır. Günümüzde “ni-ti” döner aletler ile hem
kanal tedavi işlemi kolaylaşmakta hem de kanal tedavisi yapılmış ancak başarısız olunmuş
dişlerde bile tekrar şans verilmektedir.
“Çocuklarda süt dişlerindeki aralık,
gerçek dişlerinin de aynı şekilde
olacağını gösterir”
derilmesinde lazer, modern ve etkili bir tedavi
yöntemidir.
“Tüm kaplamalar zamanla estetik ve
sağlık açısından problem yaratır”
Yanlış! Sağlıklı olan bir dişte yapılan estetik
planlamalar daha sağlıklı sonuçlara ulaşılmasını sağlayacaktır. İyi bir radyografik inceleme ile
diş eti, kök durumu incelenen ve var olan sorunlarına uygun tedaviler gerçekleştirildikten
sonra yapılan köprü, lamina, zirkon gibi tüm
restorasyonlar iyi sonuçlar veren uzun ömürlü
işlemlerdir.
“İmplantlar herkese uygulanamaz”
Yeterli kemiğin varlığı söz konusuysa, hastanın sistemik rahatsızlıkları engel değilse ve
kişi operasyon sonrası istenilenlere de dikkat
ederse doğru bir planlama ile implant tedavisi herkese uygulanabilen bir işlemdir. Ancak
operasyon sonrası sigara tüketimi sınırlandırılmalıdır; çünkü sigara içilmesi iyileşme sürecini
bozacaktır.
Yanlış! Süt dişlerindeki aralıklar gerçek dişlerinin de böyle olacağını düşündürdüğü için
ebeveynleri endişelendirmektedir. Ancak süt
dişindeki aralıklar daimi dişlerin gelmesiyle
kapanacaktır; çünkü daimi dişler daha geniştir.
Önemli olan çarpık ve sıkışık dizilimli olan süt
dişlerini dikkate alınmasıdır.
“Diş etlerinin estetiği mümkün değildir”
Yanlış! Bir gülümseme ile görünen diş etleri
kişinin dış görünümünü etkilemektedir. Bunun yanı sıra asimetrik diş eti kenarları, dişleri düzensiz ve eğri gösterebilmektedir. Lazer
tedavisi ile tek seansta diş etlerinin estetiği
düzeltilebilmektedir. Tıbbi bir problem olmasa da özellikle güldüklerinde diş eti gözüken
kişiler için sıkıcı ve moral bozucu bir durum
olan “diş eti hiperpigmentasyonu lekesinin de
(mor diş etleri) tedavisi mümkündür. Estetik
anlamda müdahale gerektiren bu lekelerin gi-
Memorial Suadiye Tıp Merkezi
Ağız ve Diş Sağlığı Bölümü
Dr. Dt. Aslı Tapan
kadınlarda
akciğer kanseri görülme sıklığı
giderek artıyor
Akciğer kanseri erkekler arasında en sık görülen kanser türü olarak biliniyor.
Ancak bu ölümcül hastalığın görülme sıklığı kadınlar arasında da son yıllarda artış gösteriyor. Uzmanlar bu dikkat çekici durumun sigara kullanımındaki artışa bağlı olarak geliştiğini belirtiyor.
Günde 1 paket sigara
ile 20 kat fazla kanser riski
Akciğer kanseri vakalarının %90’ının sorumlusu sigaradır. Akciğer kanseri riski, günde 1
paket sigara içenlerde içmeyenlere göre 20
kat daha fazladır. Sigaraya başlama yaşı, içme
süresi, içilen sigara sayısı kanser gelişimini etkilemektedir. Sigara içilen ortamlarda bulunmak yani pasif içicilik de akciğer kanseri riskini artırmaktadır. Genetik geçiş, asbest, radon
gazı, hava kirliliği kanser gelişimini sağlayan
diğer faktörlerdir. Verem gibi bazı akciğer
hastalıkları, akciğerlere radyoterapi uygulanması riski artırabilmektedir. İçme sularında
yüksek düzeyde arsenik maddesi olması da
önemli bir nedendir. Kanserden ölüm nedenleri arasında birinci sırada yer alan akciğer
kanseri erken evrelerde teşhis edilirse tedavilerin başarı şansı çok yüksektir. Günümüzde
düşük doz spiral bilgisayarlı tomografi gibi
görüntüleme tekniklerindeki ilerlemeler ile
akciğer kanseri artık erken evrede saptanabilmektedir.
meyve ve sebze yiyen kişilerde akciğer kanseri riskinin daha düşük olduğu gösterilmiştir. Bununla birlikte sigara içen kişilerde
yüksek doz “beta karoten-A vitamini” almak
akciğer kanser riskini artırmaktadır.
Akciğer kanseri önlenebilir
Akciğer kanserini önlemenin en iyi ve en basit yolu ise sigara içmemek ve sigara içilen
ortamlardan uzak durmaktır. Sigarayı bugün
bırakmakla akciğer kanseri riskinizi azaltmaya başlayabilirsiniz. Bugün sigarayı bırakmakla yaklaşık olarak 10 yıl sonra akciğer kanseri
oluşma riskinizi %50 azaltmış olacaksınız. Asbest, radon gazı, hava kirliliği gibi mesleki ve
çevresel faktörlere maruz kalmamak için de
gerekli önlemlerin alınması akciğer kanserini
önleyebilmektedir.
Ne zaman kemoterapi ne zaman
radyoterapi uygulanmalı?
Akciğer kanseri, erken evrede hiçbir belirti
vermeden de gelişebilmektedir. İleri evrede
saptananların genellikle 4/1’inde hiçbir belirtiye rastlanılmamıştır. Nefes darlığı, geçmeyen ve giderek kötüleşen öksürük, kanlı balgam, iştah kaybı ve zayıflama en sık görülen
belirtilerdir. Göğüs ağrısı, hırıltılı solunum,
ateş, ses kısıklığı, yüz ve boyunda şişme,
omuz ve kol ağrısı, yutma güçlüğü gibi belirtiler de görülmektedir.
Akciğer kanserinin standart tedavileri “cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi”dir. Tedavi;
kanserin tipine, tümörün büyüklüğüne, yerleşimine, yaygınlığına, hastanın genel durumuna göre belirlenmektedir.
Küçük hücreli akciğer kanserinde esas tedavi
kemoterapidir. Beraberinde radyoterapi de
uygulanabilmektedir. Cerrahi tedavide, tümörün yerine bağlı olarak akciğerin küçük bir
kısmı ya da tamamı alınabilmektedir. Kanser
ilaçlarının verilmesi; yani kemoterapi tüm vücuttaki kanser hücrelerini öldürmek amaçlı
uygulanır. Radyoterapi; yani ışın tedavisi ise;
cerrahiden sonra, ve bazen cerrahinin yerine
kemoterapi ile birlikte uygulanabilmektedir.
Taze sebze meyve tüketerek akciğer
kanseri riskini düşürün
Akciğer kanserinde
kişiye özgü tedavi
Akciğer kanserini işaret eden
belirtiler
Birçok çalışmada günde en az 5 porsiyon
nında “kişiye özgü tedaviler” yani “hedefe
yönelik tedaviler” yapılmaktadır. Kanserin
büyümesini ve yaşamasını sağlayan kanser
genlerini, proteinlerini hedefleyen tedavilerdir. Örneğin EGFR (Epidermal Büyüme Faktörü Reseptörü) ve ALK gibi genlerde değişiklik
saptanan hastalarda kemoterapiye gerek olmadan ağızdan alınabilen akıllı ilaçlarla tedavi mümkün olmaktadır. Bu tip tedavi normal
hücreleri çok az etkilerken, kanser hücrelerinin büyümesini ve yayılmasını engellemektedir.
Akciğer kanserinin tedavisinde diğer bir
önemli gelişme “kanser aşıları”dır. Bu aşılar
akciğer kanserinden korunma amaçlı değil
doğrudan tedavi etme amaçlı olarak geliştirilmiştir. Etkinliğini belirleme amaçlı klinik
çalışmalar devam etmektedir.
Günümüzde artık standart tedavilerin ya-
Memorial Ataşehir Hastanesi
Tıbbi Onkoloji Bölümü
Prof. Dr. Gökhan Kandemir
ebeveyn misiniz?
eş misiniz?
peki, kendiniz olmak?
kimlikleriniz arasında kalmayın!
Anne baba olmak, ailenin bir çocukla büyümesi
ve derinleşmesi hayatın bize sunduğu en büyük
güzelliklerden biri. Ancak tüm güzel şeyler gibi,
çocuğun kendine yer açması için ailede gerçekleşmesi gereken değişiklikler bazen çiftler açısından göğüslenmesi zor durumlara da zemin hazırlayabiliyor. Bağdat Caddesi’nin en önemli terapi
merkezlerinden biri olan Terapi İstanbul ekibinden Klinik Psikolog Deniz Sevinç konuyla ilgili olarak “Aileye yeni bir üyenin daha katılması mutluluk
veren bir olay olmasına rağmen sosyal rolleri, sorumlulukları ve iş yükünü de arttıran bir durumdur.
Yoğun iş temposu, hızlı şehir yaşantısı, maddi yükümlülüklerdeki artışlar ilişkileri de derinden etkileyebiliyor. Hayattaki önceliklerin ve alışkanlıkların
değişmesi eşler arasında çatışmalar yaşanmasına
neden olabiliyor. Eşlerin yeni edindikleri rollere ilişkin müdahaleler ve beklentiler işleri içinden çıkılamaz bir hale getirip, öfkeyi tetikleyebiliyor” diyor.
Anne baba olduğumuz ilk günleri daha rahat nasıl
geçirebileceğimizi ve çocuklar büyüyüp ergenlik
dönemine girdiklerinde ne gibi tutumlar sergilememiz gerektiğini Terapi İstanbul’a sorduk.
Cadde: Aileye yeni bir üyenin daha katılması, artan sorumluluklar ve değişen
günlük yaşam, bazen çiftler arasında
gerginliğe yol açabiliyor. Bu yeni dönemi
karşılarken, yeni anne baba olmuş kişiler
nasıl bir ruhsal döneme giriyorlar? Sizce,
hangi bakış açısı ve yöntemlerle sorunların üstesinden gelebilirler?
Psikolog Deniz Sevinç: Çiftler arasındaki
gerginlikler isteksizlik, öfke, güvensizlik, mutsuzluk gibi ruhsal sıkıntılara yol açabilir. Taraflardan
biri kendini anlaşılamamış ve haksızlığa uğramış
gibi hissedebilir. İlişki bir kısır döngüye girer ve
aralarındaki uçurum gün geçtikçe artar. Yaşanılan
çatışmalar, yorgunluklar, endişeler cinsel hayatları da olumsuz etkileyebiliyor. Eşlerin bu gibi durumlarda birbirlerini suçlamayı bırakarak uygun
çözüm yollarına yönelmeleri doğru olur. Birbirlerinden beklentilerini açık ve net olarak ifade edip,
karşı tarafın anlamasını beklemekten vazgeçmeye çalışmalıdırlar. Kendilerine zaman ayırabilmek
için yakın çevrelerinden destek almak, olanaklar
ölçüsünde ufak değişiklikler yapmak ise yarayabilir. Birbirlerinin zayıf yönlerinden çok olumlu
yönlerini vurgulamalıdırlar. Eğer şartlar birlikte
30
cadde Şubat - Mart 2015
zaman geçirmeye uygun değilse, bireysel olarak
kendilerini yükseltecek alanlara paslaşarak yönelmeleri ilişkiye iyi gelecektir. Sporla, alışverişle,
arkadaşlarla geçirilecek anların doyumu mutlaka
beraberliğe yansıyacaktır. Eğer sorunlar bunlara
rağmen devam ediyorsa profesyonel yardım almak uygun olacaktır.
Cadde: Çocuk büyüdükçe, evin de hayatın da ritmi değişiyor. Çiftler için anne
baba olmak, karı koca olmanın önüne
geçebiliyor. Rollerimiz ve önceliklerimiz
nasıl yönetilmeli?
Psikolog Deniz Sevinç: Anne baba olmak
kolay iş değil. Birinin sevgilisi olmaktan, arkadaşı
olmaktan vazgeçebilirsiniz ama annelik ve babalıktan istifa edip yolunuza devam edemezsiniz.
Daha doğrusu etmek istemezsiniz. Endişelenirsiniz, üzülürsünüz, kızgınlık duyarsınız ancak büyük
bir mutluluk ve keyifle de hiç karşılık beklemeden
görevlerinizi yerine getirirsiniz. Bu kadar karmaşık ve ikircikli duygular barındıran ilişkide de
roller bazen karışabiliyor. Çocuk olduktan sonra
eşlerin birbirlerini ihmal ettiklerini ya da öncelik
sıralarını değiştirdiklerine şahit oluyoruz. Birlikte
geçirilen zamanın azalması ya da kalitesinin bozulması ebeveyn rollerini de olumsuz etkileyebiliyor. Birbirlerinin anne ve babalıklarına yapılan
müdahaleler evlilik sorunlarını arttırabiliyor. Bu
huzursuz ortamdan çocuklar da payına düşeni
alıyorlar. Eşinizle her konuda aynı düşünmeyebilirsiniz ancak onaylamadığınızı belli etmek başka,
onun oynadığı role karışarak doğal davranışını
bozmak başka bir şeydir. Çocuklar yetişkin olana
kadar anne babanın otoritesine ihtiyaç duyarlar.
Yaşına ve içinde yaşanılan ortamlara uygun özgürlükler vererek otorite boşluğu yaratmamak
uygun olacaktır.
Cadde: Çocuk ile kurulacak ilişki de kural
ve tolerans dengesi de, tarafların tutumlarına göre değişim gösterebiliyor. Öyle
sanıyoruz ki, çocuklar için de bu tutarlı ve
kararlı duruş gerçek bir güven de sağlıyor.
Ayrıca çiftler arasındaki tutum uyumu ve
iş birliği aile içi sorunların da azalmasına
sebep olabiliyor. Aile içi uyum ve sürtüşmelerin azalması için neler yapılabilir?
Psikolog Deniz Sevinç: Ailedeki bireylerin
birbirlerini iyi ve doğru tanıyabilmeleri için aralarında açık bir iletişimin olması işleri kolaylaştırır.
Akıl okumaya çalışmak, beklentiye girmek, tavizler vermek bu iletişimi bozar. Anne ve babanın
kişiliklerindeki sivri noktalar, esneyememe, çocukla iletişimde önemli engellerdir. Tabii ki her
ailenin kırmızıçizgileri olacaktır. Bunları çocuklara
nedenleri ile anlatmak, onları dinleyebildiğinizi
hissettirmek hatta hata yaptığınızı düşündüğünüzde bunu onlarla paylaşabilmek aranızdaki güveni arttıracaktır.
Cadde: Aile içindeki sorunlar, hangi noktaya geldiğinde aile profesyonel destek
almak çözümünü düşünmeli?
Psikolog Deniz Sevinç: Yaşam kalitelerinde
daha önceki dönemlere göre azalmalar başlamış
ve her alana yayılmışsa profesyonel yardım almak
gerekebilir. Akademik alanda birden başlayan bir
bozulma, yaşıt ilişkilerinde çıkan ve sık tekrarlanan anlaşmazlıklar, takıntılar, korkular, uyku kalitesindeki değişiklikler dikkat çekicidir.
Cadde: Bu tür terapilerde süreç nasıl işliyor? Aileler nasıl faydalar görüyor?
Psikolog Deniz Sevinç: Ailede bu durum ve
yaşanan sıkıntılar önce açıkça konuşulmalı ve ortak karar alınmalıdır. Daha sonra terapilerden ne
beklenildiği ve nereye varılabileceği terapistle yapılan görüşmelerde netleştirilerek iş birliği ile yola
devam edilir. Terapilerde gizlilik esastır. Terapist
fotoğrafa dışardan bakabileceği için bütünü daha
rahat görür. Çeşitli terapi yöntemleri ile mevcut
sorunları kişinin kendisinin farkına varmasına
ve çözmesine yardımcı olur. Bu durumda sihirli
değnek beklemek yerine herkes taşın altına elini koymak zorundadır. Terapist kişiyi tanıdıktan
sonra ona uygun yolları gösterir ve danışan da o
yollardan yürüyebilmeyi tercih ettiğinde terapi de
başarılı olacaktır.
yeni değerler… yeni fikirler…
yeni kahramanlar…
ergenlik döneminde
çocuğunuzun kendine
yer açmasına izin verin!
Cadde: Her şey anne ve babanın kısmen
de olsa kontrolündeyken işler biraz daha
kolay yürüyebiliyor. Ancak, evin içinde
çocuk da varlığını ortaya koymaya başladığında yönetim sürekli el değiştiriyor
gibi oluyor. Öncelikle, ergenlik döneminde çocuk ne gibi ruhsal değişimler
geçiriyor? Bu ruhsal değişimlerin temelinde biraz da hormonal ve bedensel değişimler de yatıyor mu?
Psikolog Deniz Sevinç: Ergenliğin başlarında bedensel ve duygusal değişiklikler karşısında
genç insan uyum ve baş etme çabalarında yetersiz kaldığını hissedebilir. Duyular hızla iniş çıkışlar gösterir. Çabuk sevinir, çabuk üzülür, çabuk
öfkelenirler. Dağınık ve savruk olurlar. Dış görünüşe verilen önem artar. Dürtülerin artması
cinsel kimliğin hissedilmeye başlamasıyla birlikte
toplumun beklentilerine uygun yeni rollerine
alışmaya çalışırlar. Aileleri eleştirmek, kulaktan
dolma fikirler ileri sürmek olağan karşılanmalıdır. 15-16 yaşlarında soyut düşünebilme yetenekleri artar. Ergenler artık yeni değerler, yeni
davranış şekilleri, referans alacağı yeni kişiler
aramaya başlamıştır. Arkadaşlıklarda önceleri
hemcinsler tercih edilirken dönemin ortalarına
doğru ilgi karşı cinse yönelir. Gençlik çağı hem
bağımsızlığın kazanıldığı hem de topluma karışıldığı bir dönemdir. Baş edilmesi gereken en
önemli konu ise cinsel kimlik gelişimidir. Cinsel
konuları aileleri ile değil arkadaşları ile paylaşmayı tercih ederler. Karşı cinse duyulan ilgi
artmıştır. Eğer bu dönem de sorunlu geçerse
ayrılma-bireyselleşme süreci uzar gencin ruhsal yapısında iniş çıkışlar olur. Yaşının gelişimsel
normlarında problemler olması ya da içinde bulunduğu sosyal çevreden olumlu tepkiler alamamak kendi bedenine, kimliğine yönelik algıları
zayıflatacaktır.
Cadde: Çocuğun kendini kabulü ve kendiyle ilgili iç onayı, oldukça sancılı bir
dönem olabiliyor. Çocuğun bu dönemi
daha rahat yaşaması açısından ebeveynlere ne gibi görevler düşüyor?
Psikolog Deniz Sevinç: Ergenlik döneminde
biyolojik ve hormonal değişiklikler o kadar hızlı
olur ki, aile de çocukları kadar şaşkındır. Dengeli ve uyumlu okul çocuğu gitmiş yerine güç
beğenen, çabuk tepki veren, oldukça tedirgin
bir genç gelmiştir. Evdeki kuralların çokluğundan ve sıklığından yakınırlar. Artık sırlar aileden
çok arkadaşlarla paylaşılmaya başlamıştır. Soyut
kavramları düşünebilme yeteneği artmıştır an-
cak kulaktan dolma ve ödünç alınmış fikirlerle
aileyi eleştirme fırsatı hiç kaçırılmaz. Ailelerin bu
gibi durumlarda çatışma yaratmadan kendileri
ile konuşabileceği mesajı vermeleri gencin kendini güvenle ifade edebilmesini sağlar. Anne babadan ayrı bir birey olma ve bunu onlara kabul
ettirme çabaları aralarındaki gerginliği arttıran
başka bir durumdur. Anlayışla kabul edilmek
gence bireyselliğini kazanabilmeyi ve otorite
karşısında uygun konum almayı öğretecektir.
Gençlerin kişisel alanlarının genişlemeye başlaması ve bu alana girememek, müdahale edememek bazen aileleri fazlasıyla endişelendirir.
Dikkat edilmesi gereken
hususları şöyle sıralayabiliriz:
• Gençlere değer vermek,
• Otorite boşluğu yaratmamak,
• Öfkeliyken önemli konuları
konuşmaktan kaçınmak,
• Gencin kendini açık ve net olarak
ifade etmesine fırsat vermek,
• Aşırı koruyucu ve yardımsever
tutumları azaltmak,
• Sevgi ve takdiri sözel olarak ifade
edebilmek,
• Birçok sorunun daha kolay
halledilmesine neden olacaktır.
Cadde: Ergenlik döneminde yapılan hatalar neler? Bu hataların çocuğun ileriki
yaşamını nasıl etkiliyor?
Psikolog Deniz Sevinç: Ergenlik döneminde ailelerin aşırı koruyucu ve kollayıcı tutumları
gençlerin kendilerine duydukları güveni olumsuz
etkileyecektir. Yapılan hatalardan ders çıkarabilmeyi öğrenebilmeleri, bağımsızlıklarını kazanabilmeleri için destekleyici olmak gerekir. Aksi
takdirde yetişkinlikte varlıklarını hep başkalarına yaslanarak sürdürmeye çalışabilirler. Cinsel
kimliğin oluştuğu dönemlerde utandırmalar ve
onaylamada cimri olmak, aşırı eleştirilerde bulunmak kendi cinsel kimliği ile barışmasını zorlaştıracaktır. Her şeyden önce kendi kimliğimiz,
davranışlarımız ve sergilediğimiz evlilikle, onlara
örnek olacağımızı unutmamalıyız.
Cadde: Peki, ergenlik dönemindeki
gençler için ne önerirsiniz? Sizce onlar
ne gibi farkındalık yaşamalılar, nasıl bir
bakış açısı kullanmalılar?
Psikolog Deniz Sevinç: Gençlerin bu dönemde iyi bir gözlemci olmaları, değişik yapılarda insanlarla arkadaşlık kurmaları yaşam deneyimlerini arttırabilmeleri için olumlu olacaktır. Başlarına
gelen olumsuzluklarda hep başkalarını suçlamak
ve sık sık savunma mekanizmalarına başvurmak
yerine kendilerine düşen payı sorgulamak hayat
başarılarını arttıracaktır. Sorumluluk almaktan
ve hata yapmaktan korkmadan özgürce yaşamın
içinde yer alabilmek için çaba harcamalıdırlar.
Değişik ilgi alanlarına yönelmek (spor, müzik vs.)
hem ruhsal hem de bedensel olarak kendilerini
iyi hissetmelerine neden olabilir.
Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Zehra Aşiran Serdar, ameliyatsız yüz
germe konusundaki sorularımızı
yanıtladı.
Ultrason Terapi (ameliyatsız
yüz germe) nedir nasıl
uygulanır?
Ultrason Terapi (ameliyatsız yüz
germe), deriyi sıkılaştırmayı ve
yenilemeyi sağlayan bir tedavi
yöntemidir. Ultrason Terapi, yüksek yoğunluklu odaklanmış ultrason
enerjisinin derinin yaklaşık 4.5 mm derinliğine kadar ulaşmasıyla gerçekleştirilir ve deride kızarıklık, yanık ve yaralara yol açmaz.
DAHA
SIKI BİR CİLT
VE GENÇ
GÖRÜNÜM
Ameliyatsız yüz germe ile
elastikiyetini kaybetmiş
sarkmış, kırışmış ciltler, düşük
kaşlar, boyun ve dekolte gibi
bölgeler herhangi bir cerrahi
müdaheleye gerek kalmadan
gergin ve sıkı bir görünüme
kavuşuyor.
Ultrason Terapi teknolojisi cildin
alt katmanlarındaki taşıyıcı dokularda odaklanmış ses dalgaları kullanılarak kollajen üretiminin
uyarılması yolu ile ciltte sıkılaşma
ve gerginlik sağlayan yeni bir tedavi yöntemi. Sarkma yaşanan
kaş, alın, yanak, ağız kenarı, yüz
konturu, çene hattı, gıdı bölgesi,
dekolte bölgesi ve kırışan göz
çevresinde ameliyatsız toparlanma ve gençleşme sağlıyor.
Zamanın ve yerçekiminin ciltte
yarattığı kollajen azalması, 3060 dakikalık bir seans ardından
elde edilen cilt altı bağ dokusu
yenilenmesi ve güçlenmesi ile
tedavi ediliyor.
32
cadde Şubat - Mart 2015
Deri altındaki kasları saran fasiyal yapıların gevşemesi sonucu derin yağ yastıkçıkları ve kas dokuları, yerçekiminin
etkisiyle kendini bırakır ve sarkmalar
oluşur. Yüksek yoğunluklu odaklanmış
ultrason enerjisinin yarattığı ısı enerjisi
oluşturan ses dalgaları; istenen doku
derinliğine odaklanmakta ve derinin
üst tabakasına zarar vermeden deri
altındaki bağ dokusunda kolajen üretimini artıran küçük ısı hasarları oluşturmaktadır. Bunun sonucunda derin
tabakalarda oluşan sarkmalar bu
yöntemle toparlanabilmektedir.
Ameliyatsız yüz germe kaç seansta
gerçekleşiyor?
Ultrason Terapi, yılda tek seans olarak
uygulanır ve seans yaklaşık 35-45 dakika sürer. İyileşme süresi ise yaklaşık 90
gündür.
Yapıldıktan sonra ne kadar süre
kendisini muhafaza edecektir? Hastanın yaşına ve derideki sarkmalara göre değişmekle birlikte 12 -18
ayda bir tedavi tekrarlanır.
Hangi bölgelere uygulanmaktadır?
Ultrason Terapi (ameliyatsız yüz ger-
me), yüz ovalini belirginleştiren çene
çizgisine, yanaklara, gıdı bölgesine,
boyuna, kaş kaldırmak amacıyla kaşalın bölgesine, göz çevresine ve dekolte bölgesine uygulanmaktadır.
Uygulama sırasında neler
hissedilir?
Uygulama esnasında bazı noktalarda hafif bir acı hissi olabilir. Hastalar
hissettikleri acıyı genellikle “iğne batması” veya “elektriklenme” gibi tarif
etmektedirler.
Uygulama sırasında
anestezi gerekli mi?
Uygulama sırasında anesteziye gereksinim duyulmamaktadır.
Uygulama sonrasında
neler beklenmelidir?
Uygulama bölgesinde bir hafta boyunca gerilme, hafif baş ağrısı, deriye
dokunma esnasında hafif bir ağrı hissi,
göz çevresinde çekilme, kas üzerinde
istem dışı atma ve bazı bölgelerde
ödem görülmesi nadiren karşılaşılan
durumlardır.
Kimlere uygulama yapılamaz?
Hamilelik, kalp ve böbrek hastalığı gibi
sistemik hastalıkları olanlara uygulanmamalıdır.
Diğer ameliyatsız yüz germe
işlemlerinden farkı nedir?
Çoğu lazer ya da radyofrekans sistemleri sadece deriye etki eder, deri
altındaki derin dokulara ya da fasiyal
yapılara etkileri yoktur, sadece 1-2
mm derinliğe kadar ulaşır. Bu yüzden
bu tür uygulamaların etkileri sadece
deriyle sınırlıdır.
Ultrason Terapi (ameliyatsız yüz
germe) güvenli bir yöntem midir?
Tıpta ultrason enerjisi 50 yıldır güvenle
kullanılmaktadır.
Doç. Dr. Zehra Aşiran Serdar
Bağdat Caddesi 207/6 Çiftehavuzlar
[email protected]
02163575200
05443575200
www.drzehraserdar.com
örümcek ağı yöntemiyle
Ameliyatsız
iple yüz germe
Son yıllarda ameliyatsız yöntemlere olan ilgi
giderek artıyor. Bu tür yöntemleri ise sıklıkla ameliyat olmak istemeyen, farklı sağlık
problemleri nedeniyle ameliyat olamayanlar ya da geciktirmek isteyenler
tercih ediyor. Diğer yandan ameliyatsız
uygulamalar rahatsızlıkları bir yandan
tedavi ederken, aynı zamanda da yaşlanma sürecini geciktirmeleriyle dikkat
çekiyor.
Cilt Yaşlanması Belirtileri Nelerdir?
Cilt yaşlanması kendini farklı şekillerde göstermektedir. Aynı kişide yer yer mimiklere
bağlı kırışıklıklar görülürken farklı bölgelerde sarkmalar da olabilmektedir. Kuru ciltlerde ince kırışıklıklar daha çok görülürken yağlı
ciltlerde daha az görülmektedir. Cilt yaşlanması
aslında farklı bölgelere farklı tedaviler gerektiren
bir süreçtir.
Örümcek Ağı Yöntemi Nasıl Bir Uygulama?
İple cilt gençleştirme yöntemi, eriyebilen cerrahi PDO
ipliklerinin (polydioxanone), cilt altına yerleştirilerek
cildin gençleştirilmesi işlemidir. Ayrıca ihtiyaç duyulan
hastalarda tırtıklı yapıda ipler kullanılarak yüz germe
(yüz asma) işlemi de yapılabilmektedir. Ameliyatsız iple
cilt gençleştirme özel geliştirilmiş ipliklerle uygulanan,
örümcek ağı yöntemi olarak da adlandırılan bir yöntemdir. Özellikle kaş kaldırma, yüzün alt 2/3 bölgesi,
boyun ve dekolte hatta karın, kollarda oluşan sarkmalarda uygulanan bir yöntemdir. İple ameliyatsız cilt gençleştirme yönteminde yüz ve boynun pek çok noktasından
cilt altına yerleştirilen PDO iplikleri uygulanan bölgede yalancı bir iyileşme reaksiyonu oluşturarak cildin kollajen ve
elastin yapımını tetiklemekte, kan akışını artırmaktadır. Bu
sayede ciltte gençleşme, sıkılaşma oluşmaktadır. Ameliyatsız
iple cilt gençleştirme yönteminde üç farklı ip kullanılmaktadır.
İplerin düz ve kenarları çentikli tipleri vardır. Düz ipler genellikle yüz ve boyunda cilt yenileme; özellikle gıdı bölgesinde
toparlanma için kullanılmaktadır. Düz iplerle yapılan işlemler
basında örümcek ağı olarak da adlandırılmaktadır. Çentikli ipler cildi yukarıya doğru toplamak amaçlı kullanılmaktadır. Bir de
asma işlemi için kullanılan iplikler vardır. Kullanılan iplikler 6-8
haftada erimeye başlamaktadır. İşlemden hemen sonra ortalama
% 30 iyileşme görülmekle birlikte esas düzelme uygulanan iplerin erimeye başladığı 6-8 hafta arasında olmaktadır. Anestezi
34
cadde Şubat - Mart 2015
gerektirmeyen uygulamada, işlem öncesi ve sonrası özel bir
hazırlığa gerek yoktur. Hastalar işlem sonrası normal yaşantılarına geri dönebilirler.
İşlem Ne Şekilde Gerçekleşiyor?
İşlem öncesi, uygulama bölgesine krem sürülerek 30-40 dakika beklenerek cildin uyuşması sağlanıyor. İşlemden önce
3 gün ağrı kesici, kan sulandırıcı, balık yağı, yeşil çay ve alkolden kaçınılması gerekmektedir. Ortalama 15 dakikalık bir
sürede işlem tamamlanır. Yüze uygulanan ipler amaca göre
belirlenir. Ancak genellikle farklı çeşitler aynı seans sırasında
uygulanır. Sonrasında cilde sakinleştiren bir maske yapılır. İplerin masajla yerleştirilmesi sonrası işlem tamamlanır. İşlem
sonrası kısa süre antibiyotik kullanılmalı ve sıcaktan kaçınılmalıdır. Hasta işlemin hemen sonrasında işe dönebilir.
Kimler Bu Yöntemi Kullanabilir?
Tedavi edilen hastalar 3-6 ayda bir kontrole çağırılmaktadır.
Son zamanlarda dekolte ve kollarda da başarılı sonuçlar elde
edilmektedir. İple cilt gençleştirme işlemi 30’lu yaşlardan
itibaren cildinde sıkılaşma ve gençleşme isteyen herkes
için uygulanabilir bir yöntemdir. Kullanılan iplikler vücut ile
uyumlu, kendiliğinden eriyebilen ipliklerdir ve hastanın yaşı,
kırışıklık ve sarkmanın şiddetine göre ip sayısı belirlenmektedir.
İple cilt gençleştirme işlemi özellikle etli ve geniş, dolgunun
uygun olmadığı yüzlerde tercih edilmesi gereken bir tedavi
yöntemidir. İple cilt gençleştirme, yüz asma yöntemi bazen
tek başına, bazen de hastanın ihtiyacına göre lazerle cilt
gençleştirme, botoks, estetik dolgu enjeksiyonları gibi uygulamalarla da kombine edilebilir.
Dr. Fügen Erdoğan Çekin
Dermatoloji Uzmanı
VERDE SAĞLIKLI YAŞAM ENSTİTÜSÜ
Tel:0216 384 62 62 – 0216 384 60 24 -0530 921 33 32
Ayşe Çavuş Caddesi Kitapçı Çıkmazı Sokak
No:14–1 Suadiye/ İstanbul
[email protected] - www.verdesaglik.com.tr
adv.
diş etleriniz, sağlığınız hakkında
pek çok şey söylüyor olabilir!
Ağız ve diş sağlığımız için gerekeni yaptığımızı düşünürüz ancak
uzman görüşü aldığımızda bu konuda çok da yeterli olmadığımız
gerçeğiyle karşılaşırız. Diş ve diş
eti sağlığı ile ilgili doğru değerlendirmeleri yapabilmek için hangi
kriterleri kullanmalıyız? Diş eti hastalıklarının olumsuz etkileri neler?
Hangi yanlışlar diş eti rahatsızlıklarına sebep olur? Konuyla ilgili sorularımızı Diş Eti Hastalıkları Uzmanı Periodontolog Dr. Becen Demir
yanıtladı.
Cadde: Son zamanlarda diş sağlığı ile
estetik bir arada anılıyor. Ve bu alandaki
gelişmeler, kalıcı sandığımız birçok kusurun düzeltilebilmesine de imkân sağlıyor.
Özellikle diş eti kusurları, giderilemeyen
bir kusurmuş gibi biliniyor. Hangi diş eti
kusurları düzeltilebiliyor?
Dr. Becen Demir: Yüzümüze bakıldığında
gözler, burun ve dişlerle beraber dişeti ilk
dikkat çeken organ ve dokularımız, bu nedenle diş ve dişeti sağlığı estetiğin ayrılmaz
bir parçası. Bunu daha da detaylandırırsak
dişlerle ilgili kısım beyaz estetik olarak adlandırılırken dişeti ise pembe estetik olarak
adlandırılıyor. Sonuçta estetik bir bütün
olarak algılandığı için bu beyaz ve pembe
bölgelerin birbiri ile uyumu ve sağlığı önem
kazanıyor. Dişeti hastalıkları veya sizin tabirinizle kusurları, diş hekimliği biliminin çok
uzun süredir tedavisiyle uğraştığı ve son
derece başarılı sonuçlar elde edilebilen hastalıklar. Uygun tedavi yöntemleri kullanılarak neredeyse tüm kusurlar düzeltilebiliyor.
Tabii ki mucize yaratmıyoruz ancak bilimsel
çalışmaların ışığında dünyada dişeti hastalığı tedavisinde uygulanan tüm tedaviler ülkemizde de başarıyla, hatta dünya standartlarının da üzerinde uygulanıyor.
Cadde: Diş Eti ile ilgili problemlerin sadece estetik açıdan değil diş ve ağız sağlığı
açısından da büyük önem taşıdığını biliyoruz. Öncelikle, kişiler diş etlerinin sağlıklı olup olmadığını nasıl anlayabilirler?
Dr. Becen Demir: Sağlıklı dişetinin sahip olduğu bazı özellikler var. Bunlara dikkat ederek dişetlerimizin sağlıklı olup olmadığını
anlayabiliriz. Bunlardan ilki dişetinin rengi.
Irksal ve bireysel farklılıklar olmakla beraber
beyaz ırkta sağlıklı dişetinin rengini soluk
pembe olarak tanımlarız. Dişetinde kızarıklık olması veya bazı renk değişiklikleri dişeti
hastalığını akla getirmelidir. Yine sağlıklı bir
dişetinin kıvamı sert ve sıkıdır. Dişler üzerine
sıkıca yapışmıştır ve yiyeceklerin üzerinden
kaymasını sağlayacak şekilde, dişler üzerinde bıçak sırtı olarak tabir edilen bir şekilde
sonlanır. Bu saydığım bulgular kişiden kişiye
değişebilir veya bir hekim tarafından kontrol edilmesi gerekebilir ancak bir bulgu vardır ki, varlığı mutlaka dişeti hastalığının belirtisidir. Bu, dişeti kanamasıdır. Yaralanma
dışında, fırçalama esnasında, yemek yerken
ya da kendiliğinden meydana gelen dişeti kanaması dişeti hastalığının en objektif
bulgusudur ve hasta mutlaka diş hekimine
başvurmalıdır.
Cadde: Çene kemiği, dişlerin ağızdaki sıralanışı hatta eksik dişlerin diş eti sağlığı
üzerinde ne gibi etkileri var? Bununla beraber, bu bölgelerdeki ne gibi durumlar,
diş eti hastalıklarına sebep olabilir? Bize
bu etmenlerin neden sonuç ilişkilerini kısaca anlatabilir misiniz?
Dr. Becen Demir: Dişeti hastalıklarının temel sebebi, ağızda bakteri plağının birikmesi ve bunun uygun şekilde uzaklaştırılamamasıdır. Biriken bakteri plağı sertleşerek diş
taşı halini alır. Vücudumuz bu bakterilerle
bir mücadele içerisine girer ve sonuçta dişeti hastalığı ortaya çıkar. Çenede dişlerin dizilimi, eksik diş bulunması gibi durumlar bu
bakteri plağının birikmesini kolaylaştırırken,
uzaklaştırılmasını da zorlaştırır ve dişeti hastalığı oluşmasına zemin hazırlar. Diş dizilim
bozukluklarında ortodontik tedaviler uygulayarak sadece estetik görünen değil aynı
zamanda da daha kolay temizlenen sağlıklı
dişler elde etmek neredeyse her yaşta mümkündür. Diş eksikliği konusu da biz hekimlerin istemediği bir durum. Bunun tedavisinde
de implant uygulamaları ya da protez uygulamaları yaparak diş eksikliklerini gidermek
mutlaka gerekli.
Cadde: Hangi diş eti problemleri cerrahi
müdahale olmadan düzeltilebiliyor? Bu
süreç nasıl işliyor?
Dr. Becen Demir: Dişeti tedavilerini iki ana
gruba ayırırsak bir grup cerrahi olmayan tedaviler diğer grup cerrahi tedaviler olarak
söylenebilir. Eğer problem sadece dişeti
seviyesinde ise, dişi destekleyen dokularda
herhangi bir hasar yoksa ya da o bölgeye
bir müdahalemiz olmayacaksa cerrahi uy-
36
cadde Şubat - Mart 2015
gulamıyoruz. Bunun en sık uygulanan ve
herkesin bildiği örneği diş taşı temizliğidir.
Tüm bireylerin 6 aylık periyodlar halinde
mutlaka diş hekimi kontrolünden geçmesi
ve gerekiyorsa diş taşı temizliği yaptırmasını
öneriyoruz. Cerrahi tedavi uygulayacağımız
hastalarda da ilk aşamada cerrahi olmayan
tedavi uygulayıp bu başlangıç tedavisini takiben cerrahiye geçiyoruz.
Cadde: Peki, diş eti problemlerinde cerrahi müdahale hangi durumlarda gerekli
görülüyor?
Dr. Becen Demir: Az önce bahsettiğim cerrahi olmayan tedavi ile hastamızın sıkıntılarını çözemiyorsak, hastalık daha ileri safhalara ilerlemişse, kemik dokusuna müdahale
etmek istediğimiz durumlarda, dişeti büyümelerinde, dişeti çekilmelerinin tedavisinde, diş eksikliklerinde implant uygulanacaksa cerrahi tedavilerden faydalanıyoruz.
Cadde: Günlük ağız ve diş bakımı uygulamalarımız ne şekilde olmalı? Diş etlerini
olumsuz etkileyen ürün ve uygulamalar
hakkında bizi bilgilendirebilir misiniz?
Dr. Becen Demir: Diş eti hastalıklarının asıl
sebebinin bakteri plağı olduğunu söylemiştim. Bu bakteri plağını tamamıyla yok etmek
mümkün değil dolayısı ile bununla beraber
yaşamaktan başka çaremiz yok. Ancak günlük ağız bakım uygulamaları ve bunların
düzenli olarak yapılması, bu bakterilerin
kontrol altına alınmasını ve hastalık yapmamasını sağlamak amacını taşır. Bunların en
önemlisi dişlerimizi düzenli olarak, günde
iki kez fırçalamaktır. Diş fırçalamak sadece
fırçanın temas ettiği yüzeyleri temizlediğinden, dişlerin birbirine bakan yüzeylerinin
temizliği amacıyla diş ipi veya diş arası fırçalarının kullanımı da mutlaka gereklidir.
Cadde: Diş eti çekilmelerinin tespiti ve
tedavisi hakkında bilgi verebilir misiniz?
Dr. Becen Demir: Diş eti çekilmelerinde
yapılması gereken ilk şey çekilmenin nedenini anlamak ve mümkünse onu ortadan
kaldırmaktır. Bu anlaşıldıktan sonra, uygun
koşullar varsa, cerrahi tedaviler uygulayarak
çekilmenin durdurulması veya kaybedilmiş
dokuların geri kazanılması mümkün olabilir.
Dişeti çekilmesinin teşhisi hekimler tarafından kolaylıkla yapılabileceği gibi dikkatli bireyler kendi durumlarını takip ederek dişeti
çekilmesi şikâyetiyle başvururlar.
Cadde: Diş eti problemlerinin sebep olabileceği diğer hastalıklar ve problemler
nelerdir?
Dr. Becen Demir: Bu bence çok önemli bir
soru. Bazı hastalıklarla dişeti hastalığının
ilişkisini net olarak biliyoruz. Örneğin şeker hastalığı olan bireylerde dişeti hastalığı
daha şiddetli olarak ilerler. Bunun tersi bir
durum olarak dişeti hastalığı olan bireylerde de kan şeker düzeyinin daha zor kontrol
altına alındığı gözlenmiş. Son zamanlarda
yapılan çalışmalarda ise kalp hastalıkları,
gebelerde erken doğum ve buna bağlı olarak düşük doğum ağırlıklı bebeklerin dünyaya gelmesi ile dişeti hastalıkları arasında
ciddi ilişkiler gösterildi. Sohbetin başında
diş ve dişetinin estetiğin ayrılmaz bir parçası
olduğunu söyledik ama bu durum daha da
önemli. Dişeti sağlığı genel sağlık açısından
da son derece önemli. Dişeti hastalığına
bakterilerin sebep olduğunu ve dişeti hastalığı bulunanlarda dişeti kanaması olduğunu söylemiştim. Bunun doğal sonucu, bu
bakterilerin kendilerinin, zararlı ürünlerinin
kana karışması ya da sebep oldukları ve kendi vücudumuz tarafından oluşturulan yanıtın diğer organ sistemlerini etkilemesidir. Bu
nedenle kolayca kontrol altına alınabilecek
bir diş eti hastalığı nedeniyle başka sıkıntılı
durumlarla karşılaşmamak için mutlaka düzenli doktor kontrolüne gitmeli ve ev bakımını hiçbir şekilde aksatmamalıyız. Ağızda
meydana gelen hiçbir kanama normal veya
sağlıklı olarak kabul edilemez. Bunu unutmamalıyız. Kanama varsa mutlaka problem
var demektir.
Cadde: Son olarak, en çok kimlerde diş eti
problemi görülüyor?
Dr. Becen Demir: Dünya Sağlık Örgütü’nün
raporuna göre dünyada bulaşıcı olmayan
hastalıklar arasında en yaygın olanı dişeti
hastalığı ve diş çürükleri. Tamamen sağlıklı
bireylerde bile ağız bakım alışkanlıkları bıra-
kılırsa birkaç gün içinde diş eti kanaması yani
diş eti hastalığı başlar. Bunu temel alırsak ağız
bakımına dikkat etmeyenler en çok bu hastalığın görüldüğü kişiler. Hastalık toplumda
çok yaygın olduğu için, örneğin birçok kişinin
dişeti kanadığı için bu normal zannedilebiliyor. Oysa bu, dediğim gibi hastalığın çok
yaygın olduğunun bir göstergesinden başka
bir şey değil. Bazı ilaçlar dişeti büyümesine
neden olabiliyor. Bunların da dikkatli bir biçimde takip edilmesi ve hastanın doktoruyla
iletişime geçilerek düzenlenmesi gerekiyor.
Sigara tüm sağlığı etkilediği gibi dişetlerini
de olumsuz etkiliyor ve diş eti hastalığına bir
zemin hazırlıyor. Sigaranın diş eti bakımından bir olumsuz tarafı da mevcut hastalığın
fark edilmesini zorlaştırması. Hastalar sigarayı bıraktığı zaman hastalık kendini gösteriyor
ve sıklıkla hastalarımızdan ‘Sigarayı bıraktım,
dişetlerim kanamaya başladı’ cümlesini duyuyoruz. Burada dikkat etmemiz gereken
sigaranın hastalığı engellemediği, sadece
bulgularının ortaya çıkmasını baskıladığıdır.
Cadde: Hangi durumlarda bir periodontoga görünmeliyiz?
Dr. Becen Demir: Mutlaka düzenli olarak diş
hekimi muayenesi olmak gerekli, öncelikle
bunu unutmamalıyız. Birçok dişeti rahatsızlığı erken safhada, ilerlemeden ve cerrahi
tedaviye gerek olmadan tedavi edilebilir. İlerlemiş durumlarda veya konsültasyon ihtiyacı
olduğu zaman meslektaşlarımız hastalarımızı
bir periodontoloğa yani bir dişeti hastalıkları
uzmanına yönlendireceklerdir. Bundan başka
bir dişeti probleminiz olduğunu düşünüyorsanız, az önce bahsettiğim bulgulara sahipseniz bir dişeti hastalıkları uzmanına muayene olmanız tavsiye edilebilir.
Tüm okurlarınıza sağlıklı günler dilerim.
dr.
becen
demir
Diş Eti Hastalıkları Uzmanı
Periodontolog
Adres: Fenerbahçe Mahallesi Egemen
sokak No 7/A, kadikoy / istanbul
Telefon: 0216 337 77 44
Faks: 0216 337 77 47
Mobil: 0533 580 20 97
E-posta: [email protected]
www.becendemir.com
adv.
Ameliyat için
en uygun zaman
sömestr ve yaz tatili
Çocukların kendileriyle ilgili fikirlerinin geliştiği ve dünya algılarının
oluştuğu dönemde özgüven ve vücut algılarının sağlıklı olması onların
gelecekte nasıl bireyler olacaklarını da belirliyor.
Yetişkin bireylerde özgüven, kişinin dış dünya ile olan iletişiminde, ilişkilerinde, toplum
içerisindeki varlığında çok
önemli bir etki yaratıyor.
Özgüven bir insanın duyguları, tepkileri, tavırları ve kişilik özelliklerinin,
yetenek ve becerilerinin
toplum tarafından ka-
38
cadde Şubat - Mart 2015
bul görmesi ve onaylanması ile birebir ilgili olan bir durumdur. Bu
noktada gerçekleşen toplum onayı ve takdir, kişilerin özgüvenini
olumlu beslerken; tam aksi durumlar ne yazık ki özgüven eksikliğine
neden olabilir.
İnsanın dış dünyayla kurduğu en önemli temas,
aslında bedenidir. Bedenimiz, dış dünyayla
bizi bir araya getiren ve bu nedenle
yaşamımız üzerinde büyük etki yaratan bir araçtır. Kişinin bedeniyle ve fiziksel özellikleriyle barışık
olması, kendini kabulü yönünde önemli bir katkı sağlar.
Çocuklar için ise bu durum
daha da kuvvetli bir önem
kazanır. Çocuğun becerileri, kendi sosyal ortamında nasıl karşılandığı, ilişkilerinde etkisi altında kaldığı olumsuz durumlar onun özgüven
ve kaygı yönündeki duygularını da etkileyecektir.
Uzmanlar özgüvenin genellikle 10 yaşa kadar tamamlandığı görüşünde birleşiyor. Bu döneme kadar edinilen özgüven, sonrasında
ergenlik döneminde çocuğun kendiyle ilgili sorguladığı en belirgin
konu olarak yeniden ele alınıyor adeta sınava tabi tutuluyor. Çocuk
ve özgüven ilişkisinin sağlamlığı, ebeveynlerin en çok üstünde durdukları konular arasında da yer alıyor. Çünkü özgüveni gelişmemiş
çocuklar gerek eğitim hayatlarında gerekse sosyal ortamlarda bilgi
ve becerilerini ortaya koymakta zorlanıyor, kendilerini aşabilecekleri
zorluklarda ise kolaylıkla pes edebiliyorlar.
Çocuklarda Beden Algısı
Çocuklarda beden algısının başladığı 1 yaştan itibaren, çocuğun
kendini diğer her şeyden ayırt ederek başlayan yolculuğu, neredeyse bir hayat boyu devam ediyor. Daha sonrasında, özellikle okul
çağının başlamasıyla birlikte çocuğun kendi görünüşüne verdiği
anlam ve dışardan gelen olumlu ya da olumsuz değerlendirmeler,
onun kendi bedeni ile ilgili duygu ve düşüncelerini şekillendiriyor.
Diş bozuklukları, gözlük takıyor olmak, kilo ya da kepçe kulaklı olmak
gibi, çocuğun kendi sosyal ortamında alabileceği yorumlar üzerinde etkili olabiliyor. Bu gibi konularda alınan eleştiriler, çocuğun sosyal ortamında diğer çocuklar tarafından alay konusu edilmesi, ne
yazık ki çocuklar üzerinde bir travmaya sebebiyet verebiliyor.
Aileler, zaman içinde düzelecek problemlerle ilgili sadece psikolojik
önlemler almayı tercih ederken, özellikle kepçe kulak ve diş bozuklukları için daha radikal çözümlere başvurabiliyorlar. Medical Park
Göztepe Hastanesi Estetik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanlarından
Op. Dr. Ercan Cihandide Kepçe Kulak ameliyatları hakkında bilgi
verdi.
Kepçe Kulak ve Tedavisi
“Kulak gelişimi insanlarda 6 yaş civarında tamamlanıp yetişkin boyutlarına ulaşır. Kepçe kulak düzeltme ameliyatı, çocuğun psikososyal gelişimini kötü yönde etkilememesi açısından okul öncesi çağda yapılmalıdır ve bu okul öncesi dönemde yapılmasının olumlu
etkilerini ortaya koyan çok sayıda çalışma vardır. Kepçe kulak estetiği ameliyatını planlarken her zaman söylediğimiz gibi, hastalık
yok hasta vardır. Hastanın kulağındaki deformitenin boyutuna ve
özelliklerine göre ameliyat sırasında düzeltilecek anatomik yapıla-
Medical Park Göztepe Hastanesi
Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı
Op. Dr. Ercan Cihandide
ra karar verilir. Operasyon sırasında Cihandide
tekniğinin bel kemiğini oluşturan ve kıkırdağın
kendisinden dikiş geçilmemesini sağlayan ve
bu sayede problemin nüksetmesini önleyen
flebi kullanıyorum. Bu flep sayesinde kulak doğal kıvrımlarını koruyarak geriye doğru yatırılır.”
Kepçe kulak ameliyatlarında cilt kesisi kulağın
arkasındaki doğal oluk içerisinde gizlendiği ve
gözle görülür bir iz kalmadığını sözlerine ekleyen Dr. Cihandide, ameliyat sonrası hakkında
şunları söylüyor, “2 gün süreyle kulağın yeni
formunu koruması için özel bir bandajlama yapıyoruz ve 2 gün sonra bu bandajlar açılıyor.
Çocuk bu aşamadan sonra duş dahil yapabilir
ve sosyal yaşamına dönebilir.”
Op. Dr. Ercan Cihandide, ameliyatın sonrasında özgüven bakımından kendini çok daha iyi
hisseden çocukların okul ortamındaki psikososyal gelişimlerinin de çok kısa süre içerisinde
normale döndüğünün altını çiziyor.
sağlık
Uzman Doktorları ve Kaliteli Hizmet Prensibiyle
Park 15, Sıra Dışı Bir Platform
Sağlık Bakanlığı’nın sektörde kalite
standartlarını yeniden belirlemek
üzere çıkardığı yeni muayenehaneler
yönetmeliğinin getirdiği bazı zorlayıcı koşulların birçok hekim ve sağlık
çalışanı için yarattığı mağduriyeti ortadan kaldırmak için projelendirilen
Park 15, Kadın Doğum Uzmanından,
Endokrinoloğa, Diyet ve Beslenme
Uzmanından, Ürolojiye kadar farklı
dallarda 12 uzman ve sağlık personeliyle Koşuyolu’nda hizmet vermeye
başladı. Bir hastane ya da poliklinik olmayan Park 15, birbirinden bağımsız
doktorların kendilerine ait muayenehanelerinin yer aldığı ve vizyon-misyon birliği ile hareket ettiği farklı bir
yapı olarak dikkat çekiyor.
haline getirmeyi düşündük ve mevcut koşullarımızdan daha iyisini yapabileceğimizi hayal ederek şu anki yerimizi yani Park15 i bulduk.
Biz de Cadde Dergisi olarak bu heyecan verici
girişimcilik modeliyle çağdaş bir sağlık hanını
andıran Park 15’i, Kadın Doğum Uzmanı
Dr. Murat Emanetoğlu’na sorduk.
Burada bir ekip olarak mı algılamalıyız
sizi, yoksa değişiklikler olabiliyor mu?
Dr. Murat Emanetoğlu: Bu sorunun cevabı
hem evet, hem hayır. Park15 ruhunu benimsemiş tüm hoca ve meslektaşlarımız bu anlamda
ekip olmayı başardı. Ancak her hekimin kendi
muayenehanesi mevcut ve kendi içinde bağımsız. Bu bakımdan bir hastane ya da tıp merkezi
gibi algılanmamalı. Sonuçta Park15 tüm hekimleriyle, içeri giren herkese kendi evine gelen
misafir gibi yaklaşır ve en üst düzeyde sağlık hizmeti ve ağırlamayı hedefler.
Park 15, öyle sanıyoruz ki yepyeni bir
model… Böyle bir merkez yaratmak fikri nasıl doğdu?
Dr. Murat Emanetoğlu: Sağlık Bakanlığı’nın
muayenehaneler için çıkardığı yeni yönetmelik
bizler için de bazı değişiklikleri beraberinde getirdi. Bir muayenehanede birden fazla hekimin
çalışmasına engel olan yeni yönetmelikte sağlanması zorunlu tutulan kapı, merdiven, asansör,
yangın, deprem gibi fiziki koşullar, mevcut muayenehanelerin yetersiz kalmasına sebep oldu.
Biz de bir grup muayenehane hekimi krizi fırsat
40
cadde Şubat - Mart 2015
Bir arada olacak hekimleri
nasıl belirlediniz?
Dr. Murat Emanetoğlu: Birkaç faktörün aynı
anda olması gerekiyordu. Hepimiz muayenehane hekimiyiz, hem işinde hem kişilik olarak iyi
olduğunu bildiğimiz tanıdığımız ve güvendiğimiz
hocalarımız, arkadaşlarımız ile yola çıktık. Bu
yetmiyordu tabii aynı zamanda hedef ve vizyon
birliği de gerekiyordu. Biz de bu kriterleri gözeterek bir araya geldik.
Hekimler için Ortak Alan
Kullanımlı Paylaşımlı
Mekân Modeliyle
Özgün Bir Platform
Kadın Doğum, Dahiliye, Üroloji, Genel
Cerrahi, Beyin ve Sinir Cerrahisi, Mikrobiyoloji, Dermatolog, Endokrinoloji,
Diyetisyen… Pek çok uzmanlıkta hekim
yer alıyor bünyenizde. Tıbbi donanım ve
sağlık personeli hakkında da bilgi alabilir
miyiz?
Dr. Murat Emanetoğlu: Toplam 11 uzman
hekim, 1 beslenme ve diyetetik bölümü bünyemizde mevcut. Her hekimin kendi muayenehanesinde ihtiyacına göre yeterli sayıda hemşire,
asistan, hizmetli personel, ayrıca idari müdürlerimiz ve otopark vale görevlimiz de bizlerle
birlikte hizmet veriyorlar.
Konsültasyon Desteği ile
Hekimler İş Birliği Yapıyor
Park 15’in kalite standartları ve hastalara verdiği hak ve güvenceler nelerdir?
Dr. Murat Emanetoğlu: Hastalarımızın randevu almasından tedavi surecinin sonuna kadarki süreçte en iyi şekilde ağırlanması ve sağlık
hizmeti almasını hedefliyoruz. Hastalarımızın
muayene, tetkik ve diğer işlemleri en hızlı biçimde gerçekleşir. Kapalı otopark ve vale hizmeti,
engelli girişi, geniş asansörümüz, kapı girişlerimiz, engelli wclerimizle, tüm alanlarda havalandırmamızla, şıklığımız ve güler yüzümüzle en iyi
hizmeti verme amacındayız. Hastalarımız hem
hasta mahremiyeti nedeniyle kayıt veya bilgi
paylaşımı olmadığını bilerek güvenle gelmeli
hem de hasta hakları yönetmeliğinden doğan
tüm haklarının korunduğunu bilmeli.
Hekimlerin birbirleriyle aralarında konsültasyon desteği var mı?
Dr. Murat Emanetoğlu: Buradaki hekimlerin
tümü çok değerli ve hasta yararını gözetmekte.
Bu nedenle mutlaka var ancak bu durum Park
15’le sınırlı değil. Gerektiğinde hastalarımızın
yararına olacak dışımızdaki meslektaşlarımızdan
da konsültasyon desteği almaktayız.
İnfertilite Yeni Çağın Getirdiği
Bir Sorun mu?
Teşhis ve Tedavide Yeni
Yöntemler
Park 15 Hekimlerinden Kadın Doğum Uzmanı
Dr. Murat Emanetoğlu son yıllarıda sayısı gittikçe artan infertilite vakalarının altında yatan
sebepleri ve yeni tedavi yöntemlerini anlatıyor.
Son yıllarda tüp bebek ve benzeri uygulamalara çok sık rastlıyoruz. Bu gelişmiş
teknolojinin yarattığı bir gerçek mi yoksa “üreme” giderek zayıflayan bir insani
özellik mi?
Dr. Murat Emanetoğlu: Sosyolojik açıdan
son 20-30 yılda yaşam ve geçim sorunlarının
artması, nüfus artışı sonucu yerleşik yaşamdan
şehir hayatına geçiş, ülkemizde ve tüm dünyada
evlilik ve annelik yaşının daha ileri olması sonucu getirdi. Kadınların en kolay gebe kalabildiği
yaşların 24-28 arası olduğu göz önüne alındığında, özellikle 30 yaşlarından itibaren her geçen
yıl gebe kalabilmek zorlaşmakta. Ayrıca erkek-
lerde de gelişmişlikle, beslenme biçimlerinin değişmesi, Obezite, diyabet gibi sorunların sperm
sayı ve kalitesi üzerine etkileri araştırılmakta.
Burada 25’li yaşlardan itibaren hem kadın hem
erkekte ortaya çıkabilecek ikincil sorunları, rahimde miyom, endometriosis veya erkekte varikosel vb. da bunlara ekleyebiliriz.
Bir çift, hangi aşamalardan sonra bir infertilite uzmanına görünmeli?
Dr. Murat Emanetoğlu: İnfertilite, belirli bir
süre doğum kontrolü uygulamaksızın hamile
kalamama durumudur. Bu süre genellikle bir
yıldır. Çiftlerin yaşları ileri olduğu durumlarda,
bir yıldan daha önce tedavi yöntemlerine başvurulabilir. Dünyada çiftlerin yaklaşık %15’inde
infertilite sorunu vardır.
Tüp Bebek Tedavisi için
Çiftleri Nasıl Bir Süreç
Bekliyor?
Tüp bebek tedavisi sanırım bir çiftin hayatındaki en önemli karar. Süreç özellikle, çok zorlayıcı olarak tanımlanıyor.
Tüm bebek düşünen çiftlerin nelere hazırlıklı olmasını önerirsiniz?
Dr. Murat Emanetoğlu: Tüp bebek programına karar verdikten sonra, önce iyi bir değerlendirme ve muayene gerekli. Muayene sırasında ultrason ile yumurtalık ve rahim incelenir,
rahim ağzından sürüntü ile PAP smear ve kültür
alınır, rahim uzunluğu ve rahim ağzı geçişi incelenir. Ayrıca, hormon seviyeleri, rahim filmi, erkekten alınan spermiyogram gibi testler tamamlanır. Bu işlemlerin tümü bir ‘’adet dönemi’’nde
yapılabilir. Bu görüşmeden itibaren vitamin desteği olarak folik asit kullanımına başlanır. Ultrason ve kan tahlili için geliş saati ve başvuru yeri,
ilaçların kullanımı, her an ulaşabileceğiniz telefon numaraları, finansal konular gibi programın
genel akışı hakkında size bilgi verilir. Belirlenen
tedavi programı doğrultusunda ilaç dozları anlatılır, başlangıç ve kontrol tarihi gibi bilgileri size
yazılı olarak verilir. Bu işlem sadece evli çiftlere
uygulanabilir. Yumurta toplama, mikroenjeksiyon ve embriyo transfer uygulamaları da Tüp
Bebek Merkezi’nde gerçekleştirilir.
Peki, bir çift bu yöntemleri kaç kez denemeli? Bunun bir sınırı var mı? Özellikle psikolojik ve bedensel sebepler
yönünden bu konuyu değerlendirebilir
misiniz?
Dr. Murat Emanetoğlu: Tıbben bunun kesin bir sayı sınırı olmasa da, yılda 4 kez uygulanabileceği ve 6 uygulamadan sonra istatistiksel
olarak gebelik şansının çok azaldığını belirtmek
gerek. Her uygulamada başarı oranı %40-50 civarında, 6 uygulama sonunda tüm çiftlerin yaklaşık %80 ‘ i gebe kalabilmekte.
Son olarak, tüm yöntemleri denemesine rağmen çocuk sahibi olamayan, bir
şekilde bu konuyu hayatından çıkaran
çiftlere ne söyleyebilirsiniz?
Dr. Murat Emanetoğlu: Bu dünyanın sonu
değil, hayat güzel ve yaşamaya değer, keyfini
çıkarmak gerek. Ülkemizde konuşması dahi yasak olan ancak yurtdışında uygulanabilen farklı
alternatifler de mümkün.
Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi
Dent İstanbul, Diş Hekimliği’nin tüm branşlarında kendi alanında uzman hekimlerden oluşan kadrosu ve
modern teknolojiye uygun cihazlarıyla, 7 gün 24 saat hastalarının hizmetinde.
Dent İstanbul’un bünyesinde; Pedodonti, Engelli Kliniği, Ameliyathane, Oraldiagnoz,
Radyoloj, Endodonti, Periodontoloji, Protez, Diş Beyazlatma Tedavi, Ortodonti ve Cerrahi Diş hekimliği hizmetleri bulunuyor. Uzman doktor ve deneyimli kadrosuyla hasta
memnuniyetini birincil amaç olarak gören klinikte, her an kullanıma hazır tam teşekküllü
ameliyathanesi ve anestezi ekibinin yanı sıra, engellilere özel bölümü, çocuklara özel
oyun odası, 20 farklı diş ünitesi ile 7 gün 24 saat hizmet veriyor. Dent İstanbul’da son
teknolojiye uygun cihazlarla, ayrıcalıklı sağlık hizmeti veriliyor.
Dent İstanbul Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’ni günün her saati arayıp randevu ve bilgi
alabilir, acil durumlarda başvurup tedavi ve kontrollerinizi yaptırabilirsiniz.
42
cadde Şubat - Mart 2015
Hizmetler
• Oral Diagnoz ve Radyoloji
• Konservatif Diş Tedavisi
• Protez
• Ortodonti
• Endodonti ( Kanal Tedavisi )
• İmplantoloji
• Pedodonti
• Periodontoloji
• Estetik Diş Hekimliği
• Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi
• Acil Diş Hekimliği
• Engelli Kliniği
• Ağız Kokusu Kliniği
• Dental SPA
• Sedasyon ve Genel Anestezi
• Ameliyathane
Oral Diagnoz ve Radyoloji
Gerekli tedavileri belirlemek amacıyla yapılan muayenede ağız içi
ile ağız çevresindeki dokular da değerlendirilir. Hastalardan alınan
iyi bir anamnez (tıbbi öykü) ile geçirdiği rahatsızlıklar, kullandığı
ilaçlar ve bunların diş sağlığına etkisi de belirlenir. Fiziksel muayeneye ek olarak ragyografik yöntemlerle desteklenen muayeneler
daha sağlıklı tanı fırsatı yaratır.
Konservatif Diş Tedavisi
Çürük, kırık, çentikli ve renklenmiş dişlerin diş rengindeki dolgu
materyali ile onarılmasıdır. Özellikle ön dişler arasındaki boşluklar,
sadece dolgu ile başarılı bir biçimde kapatılabilir.
Protez
Kron- Köprü Protezleri
Total- Parsiyel Protezler
Kron- Köprü Protezleri
Metal Destekli Kron-Köprü Protezleri
Metal Desteksiz Kron-Köprü Protezleri
İmplan-Üstü Kron-Köprü Protezleri
Laminate Veneerler
İnleyler- Onleyler
Ortodonti
Diş, çene ve yüz kompleksini normal yapı ve gelişim, anomaliler
ve anomalilerin tedavisi yönünden ele alan bilim dalıdır. 18 yaş
altı hastaların, kamu ağız ve diş sağlığı merkezlerinden sevk alarak
merkeze başvurmaları durumunda tedavi tutarlarının büyük çoğunluğu SGK tarafından karşılanmaktadır.
Endodonti (Kanal Tedavisi)
Dişlerin kök kanallarının tedavisidir. Şiddetli ağrı durumlarında, çürüğün diş sinirine çok yaklaştığı durumlarda, travma varlığında veya
protetik nedenlerle kanal tedavisine ihtiyaç duyulabilir.
İmplantoloji
Kaybedilen dişlerin yerine tedavi amacı ile yerleştirilen ve doğal bir
diş gibi iş görebilen yapay diş köküne implant adı verilir. İmplant,
doğal dişiniz gibi estetik ve fonksiyon sağlar. Titanyum implantlar
lokal anestezi ile yapılan küçük bir operasyonla çene kemiğine yerleştirilir. Genellikle 3 ay bekleme müddetinden sonra bu implantın
üstüne sabit veya konum gereği çıkarılabilir protezler yapılır.
Pedodonti
Merkezde çocuk dişhekimliği de bulunmaktadır. Çocuk diş hekimleri, bebeklikten erişkin döneme kadar olan süreçte dişlerde ve ağızda
oluşan problemlerin çözülmesinde rol oynar. Çocuk diş hekimlerinin
uyguladıkları tedaviler; oluşmuş problemlerin giderilmesine yönelik
uygulamalar ve koruyucu uygulamalar olarak iki ana başlık altında
değerlendirilir.
Periodontoloji
Periodontal hastalık, dişleri çevreleyen yumuşak ve sert dokuları
etkileyen iltihabi durumdur. Diş eti hastalıkları, alanında uzman
hekimler tarafından tedavi edilir.
Estetik Diş Hekimliği
Klinikte; ağız ve diş yapınızda görmek istediğiniz değişiklikler uzman hekim tarafından estetik ve fonksiyonla birleştirilerek, size en
uygun ve optimum gülümseme yaratılır. Estetik Diş Hekimliği; Gülüş
Tasarımı, Diş Beyazlatma, Zirkonyum Kronlar, Tam Porselen Kronlar, Laminate Veneerler, Porselen Dolgu (İnley, onley) uygulamaları
içerir.
Engelli Kliniği
Dent İstanbul; engellilerin diş tedavileri için özel donanımlara sahip
bir klinik. Hastanede tekerlekli sandalye kullanıcılarına özel rampalar, bina içi geniş asansörler ve WC içi özel düzenlemeler ile
hastanın her ihtiyacının rahatlıkla karşılanması amaçlanıyor.
Dental SPA
Ağız ve dişlerin, dişetlerinin genel bakımı ve ferahlatma işlemidir.
Beyaz dişler, sağlıklı dişetleri ve ferah bir nefes için dental spa uygulaması yapılmaktadır.
Bu işlemde; diş taşı temizliği, diş eti tedavisi ve bakımı, plak temizliği ve kontrolü, beyazlatma uygulamaları yapılmaktadır.
Sedasyon ve Genel Anestezi
Klinikte tam teşekküllü ameliyathane mevcut. Genel anestezi veya
sedasyon ile cerrahi (Diş Çekimi, Diş eti tedavisi, İmplant, Kemik
grefti, Kemik Kisti vb.) ve cerrahi olmayan (Diş dolgusu, Kanal tedavisi vb.) tedaviler uygulanıyor.
Özel Dentistanbul Academy
/dentistanbulatasehir
Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi
Telefon: 0216 880 0 880
Faks: 0216 577 45 44
/dentistatasehir
Küçükbakkalköy Mah. Vedat Günyol Cad.
No:12/A Ataşehir/İstanbul
/dentistanbuldis
[email protected]
www.dentistanbul.com.tr
k
ı
t
r
A
Spor
!
e
d
z
Evini
Çoğu insan gibi siz de kalabalık
spor salonlarından sıkıldınız mı?
Makine başında sıra beklemek,
kötü hava koşullarında salona
gitmek yerine yeni trend evde
spor yapmak!
Düzenli sporun sağlığımıza, yaşam şeklimize hatta hayatı algılayışımıza getireceği
katkıyı bilen herkes, bu zamanı kendi için
yaratabilir. Evde yapacağınız en az 20 dakikalık bir çalışma, sizi kısa sürede forma
sokacaktır.
Haftada 3-4 gün ortalama 30 dakika yapılan
egzersiz ile forma girmek mümkün. Gelişen
spor teknolojisi ile birlikte evde yapacağımız kısa ama etkili antrenman programları,
kilo vermenize yağ yakmanıza ve fit kalmanıza büyük ölçüde katkı sağlayacaktır.
Kişisel tercihinize göre ister koşu bandı ister eliptik bisiklet ile kavuşmak istediğiniz
sağlıklı görünüme çok uzak değilsiniz. Yapmamız gereken şey sadece egzersiz ile beslenmenizi dengelemek!
VOİT EC470
Beyaz Gücü Keşfedin...
‘‘ayarlanabilir
ekran açısı’’
Ürün Kodu: 1vtbsec470
44
cadde Şubat - Mart 2015
Sağlıklı Spor Nabzınız İçin
Sihirli Formül:
Egzersiz sırasında ise nabzınızı doğru aralığa getirmeniz büyük önem taşıyor. Cihazların üzerindeki elden nabız ölçerler sayesinde nabzınızı istediğiniz zaman öğrenmek
artık çok kolay.
(220 – Yaşınız) çıkan sonucun %60 ile %70’i
aralığındaki nabzınız sizin yağ yakım aralığınızdır.
Stresten uzak kalmak
için düzenli spor
Spor, beynimize biyolojik ve psikolojik anlamda yaptığı olumlu etkilerle ruh sağlığımıza katkıda bulunuyor. Aktivite esnasında
salgılanan endorfin, melatonin ve dopamin
gibi mutluluk hormonları, antidepresan
etkisi göstererek beynimizde haz alma
duygusu yaratmaktadır. Sporu sadece bedensel sağlığımız için değil, aynı zamanda
ruhsal sağlığımızı iyileştirmek için de hayatımıza sokmamız gerekiyor. Evde spor için
kendimize ayıracağımız vakit ile daha güçlü
bir bünyeye, daha kaliteli bir yaşama sahip
oluruz. Vücut sağlığının dengeli bir orana
kavuşması kişiyi çağımızın vebası konumunda olan depresyondan koruyacaktır.
İster koşu bandı
ister eliptik bisiklet!
Voit’in bizler için tasarladığı yeni ürün yelpazesiyle tanışmak için yapmanız gereken tek şey www.voit.com.tr adresinden ya da size en yakın Voit mağazasından
kendinize en uygun cihazı seçmek!
Voit Fitness Shop Kızıltoprak: Fener Kalamış Cad. No:15/A Kadıköy 0216 336 78 22
Voit Fitness Shop Beşiktaş: Barbaros Bulvarı No: 46 Balmumcu 0212 273 06 20-21-22
Voit Merkez: Şerifali Mah. Kıble sok. No 20 Ümraniye 0216 632 44 55
www.interspor.com
www.voit.com.tr
kişisel gelişim
senin tasarımın ne?
Human Design ile
içsel doğanızı keşfedin...
Hepimiz bu dünyaya gelirken genetik olarak belirlenmiş ve sadece
bize özel bir kişilik yapısı ile geldik.
O nedenle birbirimizden farklı düşünür, algılar ve farklı tepkiler veririz. Her birimizin dünyadaki rolü
ve hayat yolu farklıdır. “Ben kimim,
bu dünyaya niye geldim” sorusunu
kendimize zaman zaman soruyoruz. İNSAN TASARIMI olarak da
bilinen ve aslında kendini keşfetme
bilimi olan Human Design, tam
da bu noktada bize rehber olması
amacıyla sunulmuş mucizevi bir
kaynak. Human Design ile varoluş
amacınızı, eşsiz doğanızı öğrenebilir, güçlü ve zayıf yanlarınızı, yeteneklerinizi, sınırlarınızı, hayatı algılayış tarzınızı ve size bahşedilmiş
hediyeleri keşfedebilirsiniz.
Her insanın kendine özel olan kişilik yapısını anlatan, size kendi kullanma kılavuzunuzu
sunan bilimsel bir sistem olan Human Design
(İnsan Tasarımı), yaşamlarımıza ışık tutuyor.
Astrolojiden çok daha detaylı olan bu devrimsel sistem, olmaya geldiğiniz insanı yaşamanız için verdiği anahtar bilgilerin yanı sıra,
kişisel enerji akımlarımız ile diğer insanlarla
girdiğimiz etkileşimler hakkında da şaşırtıcı
tespitlerde bulunuyor. Human Design Sistemi
ile öfkelerinizin sebebini anlar, yaşamda hangi
potansiyelleri taşıdığınızı ve bunları nasıl aktive edeceğinizi öğrenirsiniz. Sizi zihniniz mi
yoksa duygularınız mı yönetiyor, yeni kararlar
alırken nelere dikkat etmeniz gerekir, eşiniz ve
çocuklarınız neden böyle, onlarla nasıl uzlaşabilirsiniz vb. birçok sorunun cevap anahtarını
sunar.
46
cadde Şubat - Mart 2015
Dünyanın en gelişmiş karakter analiz sistemi
Human Design, kendimizi tanımamızı sağlayarak hayatın her alanında bizlere
rehber oluyor. Bildiğimiz bilmediğimiz tüm karakter özelliklerimizi ezoterik analiz sistemi ile inceliyor. Böylece farkında olmadığımız ve genetik mirasımızın bir
parçası olan özelliklerimizi, davranış ve hayatı algılayış biçimlerimizi de keşfetmemizi sağlıyor. Bu sistemle tanışıp kendi benzersiz yapılarını öğrenenler, kendilerini
kabul edip seviyor ve yaşamlarını iyileştirme yolunda adımlar atarak, ilişkilerinde
de öğrendiklerini uygulayarak potansiyellerini doğru kullanmaya başlıyor.
Tasarımını analiz ettirip “evet gerçekten de ben böyleyim, ama niye böyle olduğumu kendi kendime sorup duruyordum” diyenler,
kendilerine sunulmuş özelliklerin farkına vararak hayatlarına daha farkında ve bilinçli olarak yön
vermeye başlıyorlar...
Sadece size ait genetik şifreleri ve
kişiliğinizin derinliklerini anlatan bir
kılavuzunuz olsun ister misiniz?
Dünyanın en gelişmiş karakter analiz yöntemi olarak kabul edilen Human Design, doğum saatinizi
ve yerinizi temel alarak kişiliğinizin genetik bir haritasını çıkarıyor. Doğduğunuz yerde ve saatteki
gökyüzü konumlarından elde edilen veriler, Mandala Çarkı üzerinde gezegen konumlarıyla karşılaştırılıyor. Astrolojik verilerle, I-Ching, Çakra Sistemi, Kabala Öğretisi Yaşam Ağacı, Kuantum Mekanikleri senteziyle oluşan “Human Design Sistemi”, 1980’lerin sonunda Ra Uru Hu
tarafından insanlığa sunularak kullanılmaya başlanmış.
Olmaya geldiğimiz insanı bu tablo üzerinde görebiliyoruz. Ve hatta bir insanı görmeden
dahi; Human Design tablosuna bakarak, nasıl bir insan olduğu, neyi ne şekilde düşündüğü
ve ne şekilde kararlar aldığı, güçlü ve zayıf yönleri hakkında net bir görüş çıkarılabiliyor.
ESKİ VE YENİ İLİMLER HUMAN DESİGN İLE BİRLEŞİYOR
Human Design, 4 ezoterik sistemi sentezleyerek olağanüstü bir tabloyla karşımıza çıkıyor.
Human Design tablosunu oluşturan bu ezoterik sistemler bir çoğumuzun aşina olduğu bilgiler.
DNA’nın 64 kordonuyla direk bağlantısı olan l-Ching’in antik 64 altıgeni, Kabala’nın Yaşam
Ağacı, Çakralar bilimi, gezegenlerin pozisyonları, bunların hepsinin bir sentezi.
1.Çakra Sistemi:
Çakralar bedenin belirli bölgelerinde bulunan enerji merkezleri olarak tanımlanabilir. Bu enerji,
hayat enerjisidir. Bedenimizde hareket ettiğinde varlığımızın tüm yönleriyle (fiziksel, zihinsel,
duygusal ve ruhsal) ilişki halindedir. Çakra ise, enerjinin devirdaim ettiği merkez bölgedir. Çakralar her ne kadar ruhsal enerji girdapları olarak tanımlansa da fiziksel bedendeki belirli merkezlerle ilişkilidir. Bedende 7 ana çakra merkezi vardır. Bunlar enerji akışının sağlandığı,
omurga boyunca sıralanmış ana merkezlerdir. Human Design Sistemi, bedeni 9 çakra
merkezine ayırır ve buradaki enerji akımlarını dikkate alarak hesaplama yapar.
2. Astroloji:
Astroloji, gökzüyündeki gezegenlerin ve yıldızların konumlarından yola çıkarak, bu
enerjilerin dünyanın ve insanların üzerinde yarattığı etkileri yorumlar. Human Design Sisteminde astroloji doğum anındaki konumunuza bakarak, o anda evrenden
hangi enerjileri aldığımızı tespit eder.
3. Kabala Öğretisi (Yaşam Ağacı):
Kabala Öğretisi, her şeyin birbiriyle ilişkili olduğunu söyler. Bu, Yaşam Ağacı’ndaki dallar ile ifade edilir. Bu dallar Human Design sistemindeki ‘kanallara’ denk
gelir. Yaşam Ağacı’nın önemli özelliklerinden biri iki değişik enerji birbirine
bağlandığında tamamen yeni bir enerji oluşturur.
4. I-Ching:
Çin tarihinde geçmişi 5.000 yıl öncesine dayanan bir matematiksel öngörü
sistemidir. Değişimler Kitabı olarak da adlandırılır. 64 hexagramın (insan
doğasını açıklayan altıgen bilgi dizilimi) diziliminden oluşur. Bu hexagramların her biri 6 çizgiden oluşur ve genetik kodumuza denk gelir. İnsan DNA’sı
6 bazı olan, 64 genetik koda sahiptir. Human Design Sisteminde bu 64 farklı
hexagram, 64 kapı olarak kendini gösterir.
Tüm bu sistemleri bilimsel olarak sentezleyen Human Design, bugüne kadar gördüğünüz
en gelişmiş ve en hayret verici, mucizevi bir kaynak.
Human Design İle
Tasarımınızı Yaşayın...
Human Design’a göre insanlar beş ayrı temel “Tip”
olarak karşımıza çıkıyor: Manifestor (Gerçekleştirici), Jenarator (Üretici), Manifestor Jenerator
(Gerçekleştiren Üretici), Projektör (Gösterici/Rehber) ve Reflektör (Yansıtıcı). DNA’mızda
bulunan ve gerçek doğamızı belirleyen bu 5 insan tipi,
kendimize özel kimyamızı oluşturuyor ve hayatı algılayışımızda ve dolayısıyla hayata karşı tepkilerimizde ve
aldığımız kararlarda etkin rol oynuyor. Bu temel tipler
kendi içinde birçok olasılıkların ve enerji akımlarının
matematiksel hesapları ile birbirinden benzersiz kişilik
yapılarını ortaya çıkarıyor.
Temel tipinizi bilerek öncelikle hayata karşı genel duruşunuzun farkında olursunuz. “Otorite” denilen
karar mekanizmasının da bilinmesi ile stratejinizi öğrenerek net ve doğru kararlar almanın püf noktasını
keşfedersiniz. Tipimizi öğrendikten sonra nasıl daha
akıllıca kararlar alabileceğimizi keşfetmenin ve gerçek
doğamızı ortaya çıkarmanın ikinci anahtarını bulduğumuz yer bu “Otorite Alanı”mızdır. Otorite, kendi yaşamımızın kontrolünü elimize aldığımız yerdir.
Bunu bilmek tereddütleri yokedip, aldığımız kararlardan emin olmamızı sağlar.
Üçüncü anahtar “Profil”dir. Profilinizi bilmek, hayata hangi pencereden baktığınızı öğrenmenizi sağlar.
Profil, hayatta öncelikli varoluş ve yönelim tarzınızın
bir portresidir. Bir insanın tipik davranışlarını, huylarını ve iletişim tarzını gösteren bir değerlendirme aracı denebilir. Bu profil bilgilerine dayanarak hangi tür
insanlarla anlaşıp anlaşamayacağınız bilgisi de ortaya
çıkar.
Tip, Otorite ve Profil; genel anlamıyla içinizdeki sırları
açığa çıkaran 3 anahtarı sunar. Bunlar kişinin tasarımının belirgin niteliklerinin ilk bakışta görülmesini sağlar. Bu temel özelliklerin belirlenmesinden sonra, daha
da derine inerek karakterin ince ayrıntıları çıkarılır.
Merkezler, kanallar ve kapılar hesaplandıktan sonra
karşımıza olağanüstü bir yaşam haritası çıkar. Her biri
kendi içinde de çeşitli olasılık hesaplarına göre farklılaşan, sadece ve tamamen kişiye özel bir yaşam tablosu
gözler önüne serilir. Bu tablo gerçekten de yaşamaya
geldiğimiz kişinin formülü, bir kullanma kılavuzudur.
İnsanlara kendi potansiyellerini kullanmayı öğreten
sistem, aynı zamanda işe alım testlerinde de tüm dünyada kullanılmaya başlanılarak yeni bir akım yaratıyor.
Hayatınızda daha önce böyle bir şey görmediğinize
emin olabilirsiniz. Human design tablonuzu analiz ettirerek kendinizi keşfedebilir, güçlü ve zayıf yönlerinizi
öğrenerek hayatı daha kolay yaşayabilirsiniz.
48
cadde Şubat - Mart 2015
Human Design Analizi size ne kazandırır?
• Sizi harekete geçiren içsel doğanızı keşfetmenizi sağlar.
• Uyum yakaladığınız insanları ve içinizdeki cevheri ortaya çıkarabildiğiniz ortamları anlatır.
• Gerçek benliğinizin altında yatan doğayı, kişisel özelliklerinizi, güçlü yanlarınızı, zaaflarınızı, becerilerinizi ve kimyanızı
ortaya koyar.
• Direndiğiniz veya sevgiyle kabul ettiğiniz yönlerinizi gözler
önüne serer.
• Karar alırken neye dikkat etmeniz gerektiğine dair anahtarı
verir.
• Kendiniz hakkında derin bir anlayış kazandırır ve kaynaklarınızı farkederek hayallerinize doğru yeni adımlar atmanızı
sağlar.
• Özellikle ailevi ilişkilerinizde daha iyi iletişim kurma ve onları
oldukları halleriyle kabul edebilme yetisi kazandırır.
• Çocuklarınızla daha iyi iletişim kurabilme becerisi kazandırır.
• Çocuklarınızın yeteneklerini ve gelişime açık yanlarını keşfederek onları daha bilinçli yönlendirme olanağı sunar.
• Hayatın her alanında size rahatlık getirir.
Human Design
Analizi ve detaylı bilgi için:
Burcu Öztınaz Kömürlü
Nefes Koçu & Human Design Analisti
[email protected]
Anabilim İcra Kurulu Başkanı Serkan Kılıç:
“Bu okulda
sadece bilim
konuşur”
İstanbul’un köklü
okullarından biri olan
Anabilim, bilimsel
temele dayalı, öğrenci
merkezli projeleriyle
sektöründe ayrışmayı
başarıyor.
Yaklaşık 30 yıl önce Kozyatağı’nda mütevazı
bir binada eğitim öğretime başlayan Anabilim,
bugün tamamı İstanbul Anadolu Yakası’nda olmak üzere toplam sekiz kampüste hizmet veriyor.
Geçmişten günümüze geliştirdiği tüm projelerde
bilimin ışığını rehber edinen Anabilim, öğrencisinden velisine, öğretmeninden mezununa herkesin
bir parçası olmaktan gurur duyduğu kocaman bir
aile. İsmini bilimden alan bir okulun özellikle bilime
bakış açısını ve bu alanda geliştirdiği inovatif projeleri, Anabilim Eğitim Kurumları İcra Kurulu Başkanı Serkan Kılıç ile konuştuk.
50
cadde Şubat - Mart 2015
www.anabilim.k12.tr
K. Ataşehir Kampüsü
Ataşehir Anadolu Lisesi
Ataşehir Ortaokulu
Ataşehir İlkokulu
Ataşehir Ana Sınıfı
Sancaktepe Kampüsü
Sancaktepe Ortaokulu
Sancaktepe İlkokulu
Sancaktepe Ana Sınıfı
Anaokulları
Suadiye Anaokulu
Dragos Anaokulu
Çekmeköy Anaokulu
Esenşehir Anaokulu
Ataşehir Anaokulu
Koşuyolu Anaokulu
Üstün yeteneklilerle ilgili çalışmalarınız son yıllarda çok ses getirdi. Peki, ÜYEP kapsamında hangi
bilimsel projeler üretiliyor?
Üstün Yetenekliler Programı öğrencileri için geliştirilen
ve 1-8. sınıflar arası uygulanmakta olan Bilim Dünyası
ders programı ile ÜYEP öğrencilerinin düzenledikleri ve bilimsel tasarımları da kapsayan Yaratıcılık
Festivali, Anabilim’in farkını ortaya koyuyor. Bilimsel
hipotez geliştirme, hipotezleri deney tasarlayarak
test etme ve deney sonuçlarına dayanarak kanıt
değerlendirme becerilerini geliştiren Bilim Dünyası
ders programının yanı sıra Yaratıcılık Festivali’nde
öğrenciler, yaratıcılıklarını kullanarak bilimsel tasarımlar kurguluyorlar. Prof. Dr. Uğur Sak’ın danışmanlığında, tamamı Anabilim öğretmenlerinden oluşan
deneyimli ve uzman bir ekip tarafından yürütülen
program, okulumuzda beşinci yılına girdi. ÜYEP çalışmaları, en geç iki yıl içinde dünya ölçeğinde özel
bir tematik okulun açılmasıyla, çok özel bir model
olarak taçlanacak.
Akıl Oyunları, öğrencilere neler kazandırıyor?
Akıl Oyunları, Anabilim’de yıllardır uygulanmakta
olan Düşünme Becerileri Programı’nın bir parçası olarak sürdürülüyor. Programın koordinasyonu,
eğitim dünyasının bu alandaki en deneyimli isimlerinden Dr. Özgür Şimşek tarafından yürütülüyor.
Program, öğrencilere; görsel algılama, akıl yürütme, dikkat geliştirme, hafızayı güçlendirme, simetri
becerisi, taktik geliştirme ve strateji, sorunlara karşı
yeni çözüm üretme ve soyut düşünme gibi yetiler
kazandırıyor.
52
cadde Şubat - Mart 2015
Anabilim K. Ataşehir Kampüsü’nde bulunan bilim katı, modern
laboratuvarları ve teknik donanımıyla dikkat çekiyor.
Kolej içinde bir üniversite: EBAM
Bize Eğitim Bilimleri Araştırma Merkezi’nden bahsedebilir
misiniz? Böyle bir oluşumu özel okullarda ilk defa görüyoruz.
EBAM bünyesinde neler yapılıyor?
EBAM, eğitimde önemli bir misyon üsteleniyor. Anabilim’in Ar-Ge
çalışmaları kapsamında geliştirildi. EBAM Bilim Kurulu’nun tamamı
koordinatör seviyesinde Anabilim yöneticilerden ve aynı zamanda akademisyenlerden oluşuyor. İsteyen herkes, yani öğrenci,
veli, öğretmen ve akademisyen, EBAM desteğiyle eğitim bilimleri
üzerine proje geliştirme imkanı buluyor. Bu yönüyle sektörün çok
ötesinde inovatif bir çalışma olarak değerlendirebiliriz. EBAM,
Anabilim Eğitim Kurumları’nın bir üniversite vizyonuyla çalışmasına
imkan veriyor.
Bilim başlığı altında başka hangi projeleriniz var, kısaca bahseder misiniz?
Her yıl AnaBilim Günü adı altında özel bir etkinlik organize ediyoruz. Öğrencilerin eğitim ve öğretim yılı boyunca yapmış oldukları
bilimsel çalışmalar, bu geleneksel organizasyonda mercek altına
alınıyor. Çeşitli atölye çalışmaları, ödüllü yarışmalar ve deney gösterileriyle renklenen etkinlik, bilimin eğlenceli yönünü gösteren,
veli ve öğrencinin katılımına sahne olan bir etkinlik olarak dikkat
çekiyor. Robotik alandaki gelişmeleri ve robotiğin uygulama
alanlarını tanıtmayı amaçlayan Anabilim Robotik Kulübü; üyelerinin tasarım, yaratıcılık ve grup çalışması becerilerini geliştiriyor.
Kulüp, öğrencilerine bilimsel işlem basamaklarını kullanarak kendi
problemlerine çözümler üretebilme yeteneği kazandırdığı gibi
temel elektronik devre elemanlarını ve basit programlama dillerini öğretiyor. Bir diğer bilim temelli çalışmamız Anabilim Matematik
Takımı… Analitik ve matematiksel düşünme becerisini geliştiren,
problemler karşısında farklı çözüm ve bakış açıları bulmaya yardımcı olan bir oluşum olarak Anabilim Matematik Takımı’na, 4-7.
Sınıflarda okuyan öğrenciler dahil olabiliyor.
Son olarak Anabilim Kariyer Akademisi’nden bahsedelim.
AKA’da bilim adına hangi programlar bulunuyor?
Anabilim Kariyer Akademisi (AKA), öğrencilerin kişisel gelişimine
destek vermek amacıyla kuruldu. Bilim temelli programlarıyla
öne çıkıyor. Alanında uzman akademisyen ve eğitimcilerin öncülüğünde gerçekleşen Mutfakta Bilim, Çılgın Bilim Adamları, Keşif
Küresi ve Matematik Atölyesi, öğrencilerimizin içindeki potansiyel
bilim adamlarını ortaya çıkaran, hem keyifli hem de öğretici
programlar olarak çok seviliyor.
röportaj
Çeşm-i
Dil
ile
Her Şeye Yeniden Bakmak
Hayatın içinde hepimizin kısacık bir an dahi olsa, olanı olduğu
haliyle gördüğümüz bir an vardır. Anlamı, nedeni, özü hissettiğimiz. Bu anlarda görmek ile
sezmek arasında ayırt edilemez
bir birleşme yaşarız. Müzisyen
kimliğiyle tanıdığımız sanatçı Ali
Otyam, bu anları sanatında bir
araya getirerek, geniş bir zamana yaymayı ve görenlerin de aynı
farkındalığı yaşamalarını sağlıyor.
Dünyada benzeri daha önce yapılmamış bir çalışma olan Çeşm-i Dil, sanatçının doğada yaptığı yürüyüşler sırasında topladığı ağaç parçaları, dallar, sazlar, otlar vs. gibi küçük parçaları,
bir fikir etrafında birleştirerek ortaya çıkardığı
kompozisyonlardan oluşuyor. “Gönül Gözü”
anlamına gelen Çeşm-i Dil, nesnenin dünya
üzerindeki vazifesini tamamladıktan sonra dahi
anlamını koruduğu fikrini anımsatıyor. Sıradanın
içindeki metafor, metaforun içindeki anlam Ali
Otyam’ın tabiat şartları ile şekil almış tamamı
doğal malzemeleri bir araya getirerek yarattığı
figürlere kimi zaman yazı, kimi zaman tematik
öğeler eklemesiyle yeniden can buluyor.
Biz Ali Otyam’ı müzisyen kimliğiyle tanıdık. Peki, müzikten, Çeşm-i
Dil’e doğru yönelişinizden bahseder misiniz?
Ali Otyam: Film müziği yapmak; her ne kadar güzel ve keyifli olsa da, üretim aşaması
çok zahmetli ve beyin eforu gerektiren bir iş. Günlerce uykusuz ve zamana karşı çılgın
bir yarış. Hal böyle olunca belirli aralıklarla enerji depolamak gerekiyor. Benim de enerji
kaynağım sahiller ve doğa. Yoğun çalışma temposunun ardından gittiğim sahillerde kıyılara vurmuş tahta parçaları ilgimi çekmeye başladı. Muhteşem şekilleri vardı ve onları eve
getirip kurutup saklamak bir hobi haline geldi. Asıl uyanışım bir arkadaşımla sahil gezisi
sırasında gerçekleşti. Ben yine, kıyıdaki tahtaları topluyordum ki; arkadaşım ‘’Ne o akşam
mangal mı yakacaksın’’ diye sordu. O an güldüm geçtim ama eve geldiğimde bu laf çok
ağırıma gitti. Sonuçta ben bunların güzelliklerine hayran kalıp toplarken, karşımdaki insan
bu güzellikleri mangallık olarak görmüştü. Onlar benim için birer doğa harikası ve en
önemlisi en büyük sanatçının, (yaradanın) ürettiği şeylerdi. Bu güzellikleri herkesin görebileceği ve anlayabileceği, birer atık veya çöp olmadıkların anlatacak bir yol düşünmeye
başladım.Ve o yolun adına Çeşm-i Dil yani; Gönül Gözü dedim.Tüm çalışmalarımı , tüm
konsantrasyonumu bu yola yönlendirdim. İki yıllık yoğun çalışmalarımın sanatseverler tarafından beğeni ile takip edilmesi, aslında o arkadaşıma içten içe teşekkürümü de, beraberinde getirmedi değil. Şaka bir yana, yürekten teşekkürlerim; bu güne kadar atılan her
adımda profesyonelce yanımda olan özverili ekip arkadaşlarıma. Çeşm-i Dil sanatının bu
kısacık sürede bu kadar dillenmesinde yönetmeninden, kameramanına, fotoğrafçısından,
yazarına, bilgisayarcısından, tekniğine, basın danışmanından, halkla ilişkilerine çok büyük
bir emek var.
Çeşm-i Dil bazı uzmanlar tarafından “görsel tasavvuf ” olarak tanımlanıyor. Bildiğimiz kadarıyla dünyada benzeri olmayan bir sanat icra
ediyorsunuz. Siz Çeşm-i Dil’i nasıl tanımlıyorsunuz?
54
cadde Şubat - Mart 2015
1773 İTÜ ürünlerini satın
alarak İTÜ öğrencilerine
BURS sağladığınız için
teşekkür ederiz.
Merkez: İTÜ Ayazağa Kampüsü
0212 276 58 92 - 0541 291 96 56
1773 İTÜ Satış Mekânı, İTÜ Vakfı
iştiraki olan 3M ARGE A.Ş.
tarafından işletilmektedir.
Online Satış: www.1773itu.com
Şube: İTÜ Taşkışla Kampüsü
0212 244 22 02 - 0545 817 23 17
iletişim: [email protected]
Ali Otyam: Çeşm-i Dil sadece bir araya gelmiş tahta parçacıkları değil, çok geniş tabana
oturan bir sanat dalı. Sanatsal yapısının dışında ise ruha hitap eden derin bir yanı da var. Yani
sahilde, ormanda dolaşırken ve materyalleri ararken, ruhen dinleniyorsunuz, bulduğunuz
parçaları bir araya getirmek için çalışmaya başladığınızda ise adeta dünyadan kopuyorsunuz.
O anda yaptığınız işten başka hiçbir şey düşünmüyorsunuz. Çeşm-i Dil, sanatsal açıdan
birden fazla dalı kapsıyor. Kompozisyona göre; güzel yazı, resim, heykel, edebiyat hepsi
bir arada. Çıkan her çalışmanın bir öğretisi var. Bu anlattıklarımı toparlarsam Çeşm-i Dil
yaratana sevgi, yaratılana saygıyı anlatan, herkesin günün birinde uğraşmasını hayal ettiğim
yeni bir sanat dalı.
Yaptığınız sanat, tüm sanat dalları arasında tam olarak nerede duruyor?
Ali Otyam: Çok açık konuşmam gerekirse ‘’şuradadır’’ diyemiyorum. Zira demin söylediğim gibi birçok sanat dalını bünyesinde barındırıyor. İsterseniz durduğu yeri de sanatseverler konumlandırsın.
Eserlerinizde bilinçli bir kurgu ile bir fikri somutlaştırmak üzere mi
çalışıyorsunuz yoksa parçalar mı sizi bir fikre götürüyor? Keşif süreciniz nasıl ilerliyor?
Ali Otyam: Her zaman her yerde söylediğim şey ‘’ben sadece aracıyım’’. İnsanların tablo
olarak gördükleri şeyler aslında en büyük sanatçının eserleri. Çoğu zaman, ben şunu yapacağım diye yola çıkamıyorum. Mesela öyle güzel bir kanat çıkıyor ki başlıyorum o kanada
kafa, gövde ve bacak aramaya… bunları buldum, bitti mi işim? Hayır. Bu çıkan kuş, güvercinse başka, tavus kuşuysa başka bir hikayesi var kağıda dökülen. Bunların hepsi bittikten
sonra kompozisyon tamamlanmış oluyor.
Ailenizin, iş arkadaşlarınızın Çeşm-i Dil’e ilk tepkileri ne oldu?
Ali Otyam: Aslına bakarsanız bazı insanlar dünyaya şanslı gelir. Ben de sanatsal olarak
dünyaya şanslı gelenlerdenim. Neredeyse tüm ailemin sanatçı olmasından dolayı çocukluğumdan beri hep destek gördüm. Heyecanlı, heveskâr bir çocuk misali, Çeşm-i Dil hayatıma girdiğinden beri müziği biraz ihmal ettim. O yüzden zaman zaman ailemden eleştiri
alıyor olsam da, şu anda yapmış olduğum işten çok mutluyum. Hem bahsettiğim gibi Çeşm-i
Dil sayesinde yaklaşık 15 kişilik bir ailem daha oldu ve kısa sürede bu işin buralara kadar
gelmesini Çeşm-i Dil ailesinin desteğine borçluyum.
3.serginizi Maltepe Prof. Dr. Türkan
Saylan Kültür Merkezi’nde açtınız.
İlerleyen dönemde Türkiye’nin diğer
illerinde ve yurtdışında da sergi açmayı düşünüyor musunuz?
Ali Otyam: Birçok sanatçının hedefleri içerisinde daha fazla kitlelere ulaşmak isteği yatar.
Reklam spotu gibi olmazsa ‘‘hayat paylaşınca
güzel’’. Bu sonuçtan yola çıkarsak Çeşm-i Dil’in
daha fazla dillenebilmesi için tüm Türkiye’de ve
hatta yurtdışında sergi açmak isterim. Zaten
şimdiden Cumhuriyet tarihinin en büyük sanat
projesi dediğim ve 81 ili kapsayan yaklaşık 3 yıl
sürecek bir proje üzerinde çalışmalarımız devam ediyor.
Eserlerinize olan ilgiyi nasıl buluyorsunuz? Kimler hangi duygularla onları evlerine taşıyor?
Ali Otyam: Çalışmalarımda sağlamaya çalıştığım görsel etkinin yanı sıra, oluşturulan ana fikirlerin kişiler üzerindeki etkisinden, ayrıca etkileniyorum. Yapılan yorumlar ve tercih sebepleri
elbette kişilere göre farklılık gösteriyor. Ancak;
statü, konum, kültür, din, dil, ırk ne olursa olsun
herkes payına düşeni alıyor, kendinden bir parçayı muhakkak buluyor.
56
cadde Şubat - Mart 2015
Kampımız 8 ve 17 yaş arası, dünyanın her yerinden gelen öğrencilerin İngilizce kullanımlarını
eğlenerek ve İngiltere’de hayatı öğrenerek geliştirmeleri için özel olarak hazırlanmıştır
AESTAS, İngiltere’nin en ünlü tatil merkezlerinden biri ve en çok güneş gören bölgesi olan
Bognor Regis’de konumlanıyor. West Sussex
kıyısında, mavi bayraklı plajlarıyla, enerji dolu
ve öğretici aktiviteleriyle ünlü tesiste genç öğrencilerimiz için, unutulmaz bir deneyim fırsatı
sunuyoruz.
İngilizce kullanımlarını geliştirmenin yanı sıra
öğrencilerimiz, dünyanın her tarafından gelen
renkli ve heyecan verici yeni arkadaşlıklar kurarlar.
AESTAS Genç Öğrenci Yaz
Kampında Neler Var?
Su parkı
Lunapark
Plaj sporları
Okçuluk
Eskrim
Tırmanma duvarları
Yüksek halatlar
Go-karting
Futbol
Mini Golf
Filim geceleri
Sessiz disko
Ve daha birçok güvenli ve heyecanlı aktiviteler
Dikkatle seçilmiş öğretmenlerimiz ve grup liderlerimiz, bizimle kaldıkları iki hafta boyunca
her aktivitede tüm öğrencilerimizin yanında
olurlar. İngilizce eğitimimiz, iki hafta boyunca,
haftada 15 saat olmak üzere İngilizce’nin günlük
kullanımına odaklıdır. Öğrencilerimizin kelime
hazneleri gelişir, gramer kullanımları sağlamlaşır
ve önemli bir kazanım olarak, İngilizce konuşurken kendilerine güvenli ve akıcı bir dil kullanırlar.
Dünyanın Dört Bir
Yanından Gelen Öğrenciler
AESTAS’ta Buluşuyor
İki hafta boyunca, farklı ülkelerden gelen öğrencilerle yalnızca İngilizce konuşulan bir ortamda yaratan kampta, öğrencilerimiz için normalden çok daha hızlı bir öğrenme temposu
yakalanıyor.
Günlük Gezilerle
Adım Adım İngiltere
Londra
Portsmouth
Tarihi Arundel Koyu ya da Chichester
Öğrenme Hedefli Eğitim Programı
Müfredatımız öğrencilerimizin bireysel ihtiyaçlarını karşılayarak, okuma, yazma, konuşma ve
dinleme konularını içerecek şekilde kurgulandı.
58
cadde Şubat - Mart 2015
Bu eğitim öğretim kurgusuyla öğrencilerimiz
kelime haznelerinin geliştirip, doğru dil kurallarını günlük hayatta kullanmaya başlarlar ve bu
da kendilerine duydukları güveni attırır.
Konaklamada Yıldızlı
Seçenekler
Yüksek kaliteli konaklama imkânlarıyla yaz kampımız 4 yıldızlı otel standartlarında yaşanıyor.
Geniş ve ferah odaların her birinde banyo, tuvalet ve duş bulunuyor ve her oda 4 tek kişilik
yatak barındırıyor. Odalarımızda, DVD’li LCD
ekran televizyonlar olduğu gibi otelin giriş katında ayrıca bir oyun odası da öğrencilerimizin
keyifle vakit geçirebilmeleri için kullanıma hazır
tutuluyor.
Geniş yemek seçeneği ve sağlıklı alternatiflerin
de yer aldığı menüler, öğrencilerimizin zevk ve
alışkanlıkları düşünülerek hazırlanıyor
Değişik Aktiviteler
Gündüz aktivitelerimiz; yüzme, tenis, futbol ve
daha birçok farklı aktivite ile dopdolu geçerken,
geceleri de eğlenceli bilgi yarışmaları, yetenek
gösterileri, sinema saatleri ve heyecan dolu pek
çok etkinlik öğrencilerimizi bekliyor.
Bize Ulaşın
My English In UK | Türkiye
Söğütlü Çeşme Caddesi Bulvar
Çarşısı Kat:4 no: 64/110 İstanbul
Tel: 0216 414 7275
My English In UK | Londra
Tel: +44 7834691833
[email protected]
www.myenglishinuk.com
n
i
ç
İ
k
e
m
n
e
Dil Öğr
i
m
e
y
’
e
İngilterİstiyorsunuz?
Gitmek
im!
l
e
d
i
G
e
t
k
Hadi Birli
anlığı kaliteli
Eğitimi Danışm
il
D
re
lte
gi
İn
şim ve yüzde
H IN UK
venilirlik, etkile
gü
rı
MY ENGLIS
lla
şu
ko
ik
rleştiriyor.
n ekonom
et anlayışıyla bi
zm
hi
eğitimi ve uygu
n
na
ya
da
siplerine
yüz iletişim pren
4 Sizinleysiiz
karşılıyor,
2
/
7
a
’d
a
r
d
zi havalimanında dan
n
a
’d
Lo
ra
nd
Lo
ldiğiniz
ınız an
in ge
adım attığ
Dil Eğitiminiz iç
ruz. Londra ya
o
iy
ed
ek istediğinizle
lik
eş
r
uzda ya da dest
un
uğ
okulunuza kada
yd
du
aç
dar her ihtiy
dönüşünüze ka
luyoruz.
o
sizin yanınızda
k
a
il Eğitimi Alm
D
a
d
ın
ış
D
t
Yur
asın
Macera Olm klama koşulları
i kona
Özel ve güvenl
çenekleri
l onaylı okul se
100 Rehberlik
British Counci
Danışmanlık, %
0
10
%
da
nu
Her ko
lı
UK Anlaşma
IN
H
IS
L
G
N
MY E
ları
Eğitim Alan
Okullarının
ce
*Genel İngiliz
si
ce
*İş İngiliz
cesi
-Genel iş İngiliz
risi İngilizcesi
st
dü
-Turizm En
satış İngilizcesi
-Pazarlama ve
lizcesi
-Genel ofis İngi
t İngilizcesi
ca
ra
İh
-İthalat ve
r için İngilizce
*Öğretmenle
lizce
*Medikal İngi
gilizce
İn
ik
*Akadem
ları
*IELTS kurs
ları
rs
u
k
*TESOL
nav kursları
sı
ge
d
*Cambri
FCE
rst Certif icate
-Cambridge Fi
icate CAE
dvanced Certif
glish CPE
-Cambridge A
oficiency in En
Pr
f
o
e
gramları
at
ic
tif
İngilizce pro
-The Cer
lik
e
n
yö
ra
upla
*18 yaş altı gr
ı dil kampları
as
ar
ş
*8-16 ya
om
inuk.c
h
s
li
g
n
e
y
.m
www
astroloji
2015 yılında
bizleri neler bekliyor?
Ünlü astrolog ve yaşam koçu Şara Eylem Calp, 2015 yılında gökyüzü enerjilerinin bizler üzerinde
ne gibi etkiler yaratacağını Cadde Dergisi için anlattı.
Bolluk, bereket ve şans planeti Jüpiter, 11 Ağustos 2015 yılına kadar Aslan burcunda yaşamımıza
keyif ve eğlenceyi getiriyor olacak. 11 Eylül 2015 itibariyle, sorumluluk ve iş bilinciyle hareket
edeceğiz. Yardımsever ve çalışkan Başak, iş disiplinini ve mükemmeliyetçi yapımızı güçlendirecek.
60
KOÇ
BOĞA
İKİZLER
Bu yıl hukuksal konular, yurtdışı bağlantılı
işleriniz ve eğitim hayatınızla ilgili risklerden uzak durmanız gerekecek. Özellikle yurtdışı seyahat planı yaparken biraz
daha dikkatli olmanızda fayda var. Ruhsal
bakış açınız değişebilir ve manevi yönünüzü geliştirebilirsiniz. Partnerinizle olan
paylaşımlarınız adına önemli bir evreye
girebilirsiniz. Bu evrede yola devam mı
yoksa tamam mı diyeceksiniz. Organizasyon ve halkla ilişkiler alanlarında başarılı
sonuçlar elde edebilirsiniz. İş ve çalışma
hayatınızla ilgili çok şanslı bir döneme
uyanacaksınız. İş çevreniz ve arkadaşlarınızın desteğini alacağınız bir dönem sizi
bekliyor. Geçmişe bir sünger çekecek,
yaşamınıza ait iyi gitmeyen tüm konuları
sonlandıracaksınız. Belki de kendinizi hiç
bu kadar özgür hissetmediniz… İlişkiniz
adına da önemli gelişmeler yaşayacaksınız. Bekâr Koç burçları evlilik kararı alabilirler. Çalışma hayatınız değişebilir, iş çevreniz ve iş arkadaşlarınızla ilgili gelişmeler
yaşayabilirsiniz.
Kredi, borç, miras, sağlık gibi konularda
sizleri bir sınava tabii tutuluyor olacaksınız. Geçmişe ait borç ya da alacağınız var
ise bu evrede karşınıza çıkabilir. Sağlığınız
ile ilgili ufak tefek ameliyatlar geçirebilirsiniz. Yaşamdan ümitleriniz ve beklentileriniz ile ilgili konularda mucizevi destekler alabilirsiniz. Ayrıca sosyal yaşantınızı
zenginleştireceğiniz bir ortama girebilir,
sürpriz yenilikler yaşayabilirsiniz. Aşk ve
çocuklarınızla ilgili çok önemli bir dönemden geçiyor olacaksınız. Yaşamınıza
sürpriz bir başlangıç yapabilirsiniz. Eylül
ayı aşk ve çocuklarınızla ilgili olumlu gelişmeler yaşayacağınız bir döneme giriyorsunuz. Bu dönemde ayrıca ruhsal ve fiziksel sağlığınız da etkilenebilir. Kendinizi
her zaman olduğundan çok daha duygusal hissedebilirsiniz, psikolojik olarak rahatlamaya ihtiyacınız var. Çocuk isteyen
ve bekleyen Boğaları şanslı bir dönem
bekliyor. Yaratıcı fikirlerinizin arttığı ve
yaşamın keyifli yönleriyle karşılaştığınız
bir döneme giriyorsunuz.
Eşiniz, ortağınız ve çevrenizle olan bağlantılarınızla ilgili sınavdan geçeceğinizi
söyleyebilirim. Toplumsal statü ve mesleki konularda yaşamınıza dair çok büyük
bir gelişim yaşayacaksınız. İş kariyerinizle
ilgili beklediğiniz fırsat kapınıza kadar gelebilir, uzun süredir verdiğiniz mücadelenizin sonucunu alabilirsiniz. Değişimler
aylar içinde aşama aşama meydana geliyor. Bu evreyi çok iyi değerlendirmeniz
dileğiyle. Sizi zorlayan her konuyu masaya yatıracak ve sonlandırma kararı alacaksınız. Sevgilinizle olan paylaşımınız sizi
tatmin etmiyorsa ciddi bir kararla bitirebilirsiniz. Eğer partnerinize ve ilişkinize
olan inancınız yüksek ise sahip olduğunuz değerleri yücelteceksiniz. Evinizin ve
yuvanızın değerini yoğun hissedeceğiniz
bu evreye giriyorsunuz. Bu evre evinizi
farklı bir yere taşıma kararı alabilirsiniz.
Yapacağınız yenilik size şans ile gelecektir.
Aileniz ve eviniz ile ilgili konularda hareketlilik yaşayabilirsiniz. Sosyal çevrenizde
bazı değişiklikler yapabilirsiniz.
cadde Şubat - Mart 2015
YENGEÇ
İş hayatınız, iş arkadaşlarınız ve sağlığınız
2 buçuk yıl sınava tabi tutuluyor olacak.
Yaşamdan destek almadığınızı ve bazen
yalnız olduğunuzu düşünebilirsiniz. Eğitim
sektöründe çalışan Yengeç burçları için
olumlu bir dönemin başlangıcı olabilir.
Özellikle yurtdışı seyahatleriniz ve ticari
girişimleriniz adına pozitif gelişmeler yaşayabilirsiniz. Otorite konumda bulunan
kişilerle olan iletişiminize özen göstermeniz gerekebilir. Kariyerinizle ilgili ani
değişim ve gelişmeler yaşayabilirsiniz.
Bu evrede duygu kontrolünüzü sağlamanızda fayda var. Aşk hayatınızda biraz
daha sorgulamalardan uzak ve önünüze
baktığınız, akışı hissederek yaşadığınız bir
döneme uyanıyorsunuz. Yaratıcı fikirlerinizin arttığı ve yaşamın keyifli yönleriyle
karşılaşacağınız bu dönemi çok iyi değerlendirin. Yakın çevreniz ile olan ilişkilerinizi tekrar gözden geçireceksiniz. Aşk ve
özel hayatınızla ilgili sürpriz bir başlangıç
yapabilirsiniz. Uzun zamandır yapmakta
olduğunuz işinizle ilgili değişimler söz konusu olabilir.
ASLAN
Aşk ve çocuklarınız konusunda ciddi
sorumluluklar alacağınız bir dönemdesiniz. Siz aşk çocuklarısınız, fakat 2
buçuk yıl boyunca en büyük sınavınız
da aşk olacak. Kendinizi yalnız hissedebilirsiniz. Miras ve çevrenizin mali
kaynakları adına önemli çözülmeler
yaşayabilirsiniz. Maddi kaynaklarınız
ile ilgili beklediğiniz fırsat kapınıza
gelebilir, uzun süredir verdiğiniz mücadelenizin sonucunu alabilirsiniz. Bu
evreyi çok iyi değerlendirmeniz dileğiyle… Sizi zorlayan her konuyu masaya yatıracak ve sonlandırma kararı
alacaksınız. Maceraperest ruhunuz
aktive olabilir. Maddi açıdan çok şanslı
bir döneme giriyorsunuz. Mali gelirinizi arttıracağınız birçok fırsatla karşılaşabilirsiniz. İthalat ve ihracat ile ilgili
işleriniz adına tamamlanmalar yaşanabilir. Yurtdışı bağlantılı işleriniz ile ilgili
önemli sonuçlar elde edebilirsiniz.
BAŞAK
Bu yıl özellikle ailevi sorumluluğunuz
artabilir. Toprak, arsa ve ev ile ilgili
konular gündemde olabilir. Aile büyükleriniz ile ilgili sağlık sorunu söz
konusu olabilir ve siz destek verebilirsiniz... Partnerinizle ilişkiniz adına
ciddi kararlar almanız gerekebilir. Eğer
mevcut ilişkiniz iyi gidiyorsa evlilik kararı alabilirsiniz. Kişisel kaynaklarınızla
ilgili değişimler yaşayabilirsiniz. Maddi
gelirinizi arttırmak adına farklı alanlara
yönelebilir, alma verme dengesini sağlayabilirsiniz. Ruhsal açıdan olgunluğa
kavuşacağınız, iç âleminizi zenginleştireceğiniz bir dönemden geçeceksiniz.
Bu dönem geçmişte iyilik yaptığınız
dostlarınızın desteğini alabilirsiniz.
2015 yılının en şanslı burcu siz olacaksınız. Gizli bir güç tarafından korunuyor olacaksınız. Bu yıl bekâr Başak burçları evlilik teklifleri alacaklar.
Özellikle çalışma hayatınız değişebilir.
Eylül sonu geçmişe bir sünger çekeceğiniz ve yaşamınıza ait iyi gitmeyen
tüm konuları sonlandıracağınız bir döneme giriyorsunuz.
TERAZİ
Kardeşleriniz, yakın akrabalarınız, komşularınız ve ticari anlaşmalarınız adına
sınava tabi tutulduğunuz bir evreye girdiniz. İş kariyerinizle ilgili beklediğiniz fırsat
kapınıza kadar gelebilir, uzun süredir verdiğiniz mücadelenizin sonucunu alabilirsiniz. Değişimler aylar içinde aşama aşama
meydana gelebilir. İş hayatınıza dair çok
önemli bir proje gerçekleşebilirsiniz. Sizi
zorlayan her konuyu masaya yatıracak ve
sonlandırma kararı alacaksınız. Eğer partnerinize ve ilişkinize olan inancınız yüksek
ise sahip olduğunuz değerleri yücelteceksiniz. Yaşamınıza dair gerçekte neye ihtiyacınız olduğunu saptayacaksınız. Ruhsal
boyutunuzun güçlendiği, iç sesinizi daha
fazla dinlediğiniz, biraz daha içe dönüş
yoluyla yaşamı keşfettiğiniz bir evreye
uyanıyor olacaksınız. Bu evre kendinizi
ruhani bir güç tarafından korunuyormuş gibi hissedebilirsiniz. Dostunuzu ve
düşmanınızı tanıdığınız bir dönem sizleri
bekliyor. Yalnız kalma ihtiyacınız artabilir,
ya da bekâr Terazi burçları evlilik kararı
alabilirler.
AKREP
Maddi kaynaklarınızla ilgili sorumluluklarınız artabilir ve bütçenizde daralma söz
konusu olabilir. Eğer iyi bir bütçe ayarlaması yaparsanız Satürn’ün zorlu etkisini
pozitife dönüştürebilirsiniz. Aşk hayatınız
ve çocuklarınız adına sürpriz gelişmeler
yaşayabilirsiniz. Anne olmak isteyen Akrep burçları hamilelik haberleriyle karşılaşabilirler. Ayrıca bekâr Akrep burçları,
yaşamlarını birleştirecekleri partnerleriyle karşılaşabilirler. Sosyal çevrenizin genişlediği bu dönem, yaşamınızda maddi
manevi destek alacağınız kişilerle temas
halinde olabilirsiniz. Yakın çevreniz ile
olan ilişkilerinizi tekrar gözden geçireceksiniz. Bu evre çok büyük organizasyonların içinde olabilirsiniz. Çevrenizin
sürpriz desteğiyle hayal ettiğiniz bir şeyi
YAY
Bu yıl, siz rahat hareket eden Yay burçlarını bazı kısıtlamalar bekliyor olacak.
Özellikle sağlığınız ile ilgili konularda dikkatli olmanızda fayda var. Kendinizi yeniden yapılandırıyor olacaksınız. Hayata
karşı olan bakış açınızda değişimler meydana gelebilir. Biraz daha yaşama sert bakabilirsiniz. Yaşadığınız ev ya da yuvanızla
ilgili pozitif gelişmeler meydana gelebilir.
Bu evre almak istediğiniz gayrimenkule
sahip olabilirsiniz. Size gerçekten değer
veren kişilerle bir arada olmayı tercih
edeceksiniz. Toplumun dikkatini üzerinize çekeceğiniz, kendinize olan güven
duygunuzun arttığı, aile büyükleriyle bir
araya geldiğiniz bir evreye uyanacaksınız.
Mesleki yaşamınızla ilgili çok önemli bir
gelişim meydana gelebilir. Şimdiye kadar
beklediğiniz bir iş fırsatı kapınızı çalabilir.
Eylül ayı aşk hayatınız etkilenecek. İçinizdeki çocuk adeta tekrar ortaya çıkabilir.
Bu evre yaşamınızda değiştirmek istediğiniz her konuyu kökten değiştireceksiniz.
OĞLAK
Ruhsal açıdan olgunlaşmanızı sağlayacak bir döneme giriyorsunuz. Bilinçaltı
çalışmaları, psikolojik destek almanızı
gerektirebilir. İç dünyanızla baş başa kalma isteği, aşırı yalnızlık duygusu gibi du-
62
cadde Şubat - Mart 2015
rumlar söz konusu olabilir. Kendinizi ve
ruhsal boyutunuzu güçlendireceğiniz bir
evreye uyandınız. Kişisel bağlantılarınız
artacak ve size destek verecek kişilerle
iletişime geçeceksiniz... Kariyerinizi ve
bulunduğunuz pozisyonu sorgulayabilir,
sizi yansıtacak bir işi tercih edebilirsiniz.
Patronunuz veya üstlerinizle anlamsız
gerginlikler oluşabilir. Kendinizi çok
daha özgürce ifade etmek isteyebilirsiniz. Yaşamınızda değişimler meydana
gelebilir. Bekâr Oğlak burçları, katıldıkları seyahat turları esnasında hayatlarının aşkıyla tanışabilirler. Medya ve
yayıncılık alanında çalışma yapan Oğlak
burçları yaşamlarında çok önemli bir
şans yakalayabilirler. Gayrimenkul ile
ilgili konularda önemli bir sonuçlanma
yaşayabilirsiniz. Bu evre satmak istediğiniz bir mülkünüzü elden çıkarabilir, ya
da almak istediğiniz konuta kavuşabilirsiniz.
KOVA
Sosyal yaşantınızla ilgili güçlü elemeler
yapacağınız bir döneme giriyorsunuz.
Önemli organizasyonlar ve eğlence ortamları 2 buçuk yıl size uzak gelecek.
Mart sonunda maddi kaynaklarınızla ilgili
önemli gelişmeler yaşayacaksınız. Özellikle hayata bakışınız ile ilgili bir takım
değişiklikler meydana gelebilir, inançlarınız ve yaşamsal prensiplerinizde farklılıklar oluşabilir. Sevdiğiniz ile birlikte uzun
yolculuklara çıkma kararı alabilirsiniz.
Spiritüel konular bu evre merakınız olabilir. Ruhsal ve manevi konulara biraz
daha önem vereceksiniz. Eşinizle olan
bağlarınızın çok daha güçlendiği bir evreye giriyorsunuz. Sahip olduğunuz maddi
kaynaklar ile ilgili gelişmeler yaşayacaksınız. Bu dönem, miras ve nafaka ile ilgili
işleriniz adına önemli sonuçlar elde edebilirsiniz. Eylül sonu iş amaçlı seyahat planı gündeme gelebilir. Bu dönem reklam,
halkla ilişkiler ve organizasyon işleriniz ile
ilgili şanslı bir evreye gireceksiniz...
BALIK
2 buçuk yıl iş ve kariyerinizle ilgili konularda sınavdan geçiyor olacaksınız. Çok
daha disiplinli bir şekilde çalışma yapacak, kariyeriniz adına ciddi efor sarf
edeceksiniz. Aşk hayatınız adına sürpriz
gelişmeler yaşayabilirsiniz. Yenilendiğiniz
ve farkındalığınızın arttığı bir döneme
uyanmaktasınız. Bu evre ilham gücünüz
ile çevrenizi büyüleyeceksiniz. Geleceğe yönelik hedeflerinizin gerçekleşeceği,
çevrenizin ve partnerinizin desteğini alacağınız harika bir evreye girmektesiniz.
Bu dönem sürpriz evlilikler meydana
gelebilir. Merkür’ün 8- 28 Ağustos arası
7. evinizdeki hareketi, evlilik tarihini alacağınız en uygun dönem olduğunu göstermektedir. Eylül ayında yakın çevreniz
ile olan ilişkilerinizi tekrar gözden geçirebilirsiniz. Bu evre bekâr olan Balık burçları dünya evine girebilirler. Eğer mevcut
ilişkiniz adına sıkıntılar yaşıyorsanız, bu
dönem ayrılık kararı alabilirsiniz. Aşk ve
özel hayatınızla ilgili yaşamınızda sürpriz
bir başlangıç yapabilirsiniz. Bu evre kişisel
kazançlarınızı gözden geçirebilir, bütçe
ayarlamasına gidebilirsiniz.
Astrolog ve Yaşam Koçu Şara Eylem Calp
gerçekleştirebilirsiniz. Aşk ve özel hayatınızla ilgili yaşamınıza sürpriz bir başlangıç
yapabilirsiniz. İş yaşamınızda kendinize
dair önemli kararlar alabilirsiniz. Ruhunuza hitap edecek bir mesleği icra etmek
isteyebilirsiniz. İş arkadaşlarınız ve çevrenizle ilgili bazı değişimler yaşayabilirsiniz.
2014
Nobel Edebiyat Ödülü
Catherine'in peşine takıl,
dünyaya başka bir gözle bak.
Nobel ödüllü Fransız yazar Patrick Modiano ve dünyaca ünlü
karikatürist, çizer Jean-Jacques Sempé’den sıcacık bir baba-kız öyküsü…
“Modiano, Fransa’nın en önemli yazarlarından biri. Her eseri ‘çoksatar’ olmaya aday.”
Jean Charbonneau, Agnionline
“Sempé çizimiyle dünyayı unutur insan. Patrick Modiano’nun yazdığı,
Sempé’nin çizdiği Babam ve Ben’i unutulmayacak kitaplar listesine ekleyin.”
Görkem Yeltan, Radikal Kitap
yaşam
İstanbul, büyülü şehir... Kentlerin Kraliçesi demişler ona. Binlerce yıllık
efsanelerle süslüdür her köşesi. İstanbul’un iki yakası arasında sıradan
görünen bir vapur yolculuğu bile başlı başına bir serüvendir aslında. Bu
kısacık yolculukta her an efsane kahramanlarıyla karşılaşmanız mümkündür. Diyelim ki, Kadıköy’den vapura binip Eminönü’ne geçiyorsunuz:
Kadıköy meydanı her zamanki gibi kalabalık. Tam iskeleye doğru yürürken kalabalığın arasında birini fark edeceksiniz. Fark etmemek mümkün değil zaten, herkesin tepesinden bakan dev gibi bir adam bu. Yumruklarını sıkmış, yoldan geçen adamın birine bağırıyor:
“Heey, yabancı, dur bakalım! Benden izinsiz giremezsin topraklarıma. Buraların kralıyım ben, önce benimle boks yapmak zorundasın.
Ancak beni yenersen geçmene izin veririm.”
İşte bir efsane kahramanıyla karşılaştınız bile. Amykos’tur bu dev şahsiyet, Kadıköy’ün kralı. Daha doğrusu İlk Çağ’da bu bölgede yaşayan
Bebrykes boyunun kralı. Amykos’un toprakları Kadıköy’ü de kapsadığından kendisi Kadıköy’ün de kralı oluyor haliyle.
Çok ünlü bir boksördür, hatta boks eldivenini onun
icat ettiği söylenir. Kadıköy’e her gelen yabancıyı
kendisiyle boks yapmaya zorlar. Onu yenmeden kimse giremez buralara. Ama kimse
de yenemez Amykos’u. Kolay değil,
64
cadde Şubat - Mart 2015
Poseidon’un oğludur o. Poseidon ki, Yunan
mitolojisinin anlı şanlı deniz tanrısı, baştanrı Zeus’un öz be öz biraderi... Böyle bir
aileden gelen birini nasıl yensin sıradan
insancıklar?
Amykos karşısındaki adamcağıza yumruk sallayadursun, siz aradan sıyrılıp
vapura atın kendinizi. Açıkta bir yere
oturun, hatta en iyisi vapurun arkasına
gidip korkuluklara yaslanın. Orada durun ki, yol alırken vapurun ardında
bıraktığı köpüklerin arasında bir
deniz kızı belirirse yakından görebilesiniz. Marmara’da deniz kızı
çoktur, gelip geçen vapurların peşine takılmaya bayılır bu kızlar. Gördünüz mü, bir tanesi sudan başını çıkarmış
size bakıyor. Ama bir anda dalıp denize
karıştı yine. Haydarpaşa dalgakıranında
toplanan kız kardeşlerinin yanına gitti
besbelli. Bakın, suya dala çıka
oynaşıyorlar oralarda. Deniz kızlarının sesleri İstanbul vapurlarının düdüklerine karışıyor. Onları
seyrederken birden denizin kabarmaya başladığını fark ediyorsunuz.
Uzaktan, Sivri Ada yönünden kopup gelen dalgalar vapura çarpıyor.
Poseidon’un deniz dibindeki yazlık sarayı Sivri Ada civarındadır. Yoksa?
Evet, dalgaların arasında yunus balıklarının çektiği araba belirdi bile.
İçinde tüm haşmetiyle denizler tanrısı Poseidon oturuyor, yanında güzel kraliçesi Amfitrite’yle. Oğulları Triton da arabanın önünde yüzüyor,
pullu kuyruğunu çırparak. Amfitrite bir deniz kızı olduğu için Triton’un
belden aşağısı annesine çekmiş. Ağabeyi Amykos’a hiç benzemiyor bu
çocuk; Amykos, Poseidon’un başka bir hanımından olma. Bakın, deniz
kızları arabayı görür görmez hemen çevresini sardılar. Bu ilginç deniz
alayı, vapuru geride bırakıp hızla Tarihi Yarımada’ya doğru uzaklaşıyor.
Mevsim sonbahar, yazlıklardan kışlıklara taşınma zamanı... Poseidon
da Ege’deki kışlık sarayına geçmeden önce son bir Marmara turu atmak
istemiş belli ki. Ona rastlamanız ne büyük şans! Deniz tanrısı, denizle
kucaklaşan İstanbul’un efsane dünyasında önemli bir şahsiyettir. Bu
kent Yunanlı koloniciler tarafından ilk kurulduğunda, yani tarihler M.Ö.
7. yüzyılı gösterirken ve de adı Byzantion iken, kentin paralarına resmi
en çok basılan tanrıdır Poseidon.
Poseidon’un arabası dalgalara karışıp gözden kayboluyor, vapurunuz
da Kız Kulesi’ne yaklaşıyor. Geçerken Bizanslı prensese el sallamayı
unutmayın sakın. Kızcağız yalnız başına sıkıntıdan patlıyor o
kulede, tek eğlencesi gelip geçen yolcularla selamlaşmak.
Kendisi Üsküdar
tekfurunun biricik kızıdır. İşte, üst kat penceresinde
göründü bile. Size el sallarken bir yandan da yemek
sandalının
yolunu gözlüyor. Ne yapsın, can sıkıntısından
kendini yemeğe
vermiş biçare. Denizin ortasındaki bir kulede
yıllarca tek başına hapis hayatı yaşamak kolay mı? Bütün bunlar
o uğursuz kehanet yüzünden oldu. Kâhinin biri, kızın on sekiz
yaşında
öleceğini buyurmuş vaktiyle. Güya zehirli bir yılan
sokacakmış
prensesi. Tekfur da çareyi denizin ortasına bir
kule yaptırıp
kızını buraya kapatmakta bulmuş. Korumacı babaların en aşırı
örneği bu tekfur olsa gerek, yılanlardan uzak
olsun derken
hayatı zindan etmiş kızcağıza. Bir uşak, her gün
tekfur sarayından sandalla yiyecek taşırmış kuleye. Tabii bu
yiyecekler saray mutfağında sıkı bir kontrolden geçtikten
sonra yolllanırmış. Yıllarca böyle idare etmişler. Ama bir
gün azimli bir
yılan çıkmış, mutfakta kimsenin gözüne görünmeden
üzüm sepetinin dibine çöreklenivermiş. Böylece prensese ulaşıp kehaneti gerçekleştirmiş derler.
Ondan sonra Kız Kulesi adı verilmiş buraya,
efsanesiyle hâlâ aramızda yaşayan p re n sesin anısına.
Kız Kulesi’ni arkada bırakırken gözünüz Sarayburnu açıklarına kayıyor.
Küçük bir ada görüyorsunuz denizde. Ama ada birden hareketlenip
yüzmeye başlıyor, bir yandan da su fışkırtıyor tepesinden. Ada mada
değil, basbayağı balina bu. Bizans’tan kalma bir balina, ismi de Porfirion. Bizans döneminde Marmara sularında cirit atan, imparatoriçe
Theodora’ya yemek taşıyan teknelere dadanan yaramaz balina. İmparatorla imparatoriçe normalde Sultanahmet’teki Büyük Saray’da otururlar. Ama imparatoriçe hazretleri Büyük Saray’ın dağdağasından bunaldığı anda, imparator 1. Iustinianus’u işleriyle başbaşa bıraktığı gibi,
ver elini Fenerbahçe! O sahilde pek güzel bir sarayı vardır Theodora’nın,
özellikle yaz aylarını orada geçirmeye bayılır. M.S. 532 sularında imparator çok meşgul, bugünkü Ayasofya’nın yapımıyla uğraşıyor. İmparatoriçe de sıkıldıkça Fenerbahçe’ye atıyor kendini. Ama Theodora
Fenerbahçe’ye taşınır taşınmaz hizmetkârlarını bir korku sarar. Çünkü
hazret orada kaldıkça deniz yoluyla kendisine yiyecek taşınması gerekecektir. Bu da başlı başına bir sorun: Balina Porfirion teknelere musallat olup kimisini devirecek, hizmetkârlarla yemekler denize saçılacak,
sağ salim saraya ulaşanlar da geç kaldıkları için imparatoriçeden fena
halde azar işitecek. Theodora yemeğinin gecikmesine hiç dayanamaz;
şekeri düşüyor olmalı, böyle zamanlarda çok asabileşiyor. İmparatoriçe hazretleri kafasını öfkeyle sallayarak bas bas bağırdıkça, sadece
hizmetkârlar değil, tacından sarkan boncuk dizileri bile korkuyla titreşir. Ama Porfirion’un umurunda mı imparatoriçenin öfkesi? O hâlâ buralarda dolanıp yiyecek teknelerinin yolunu gözlemekte.
Vapurunuz artık Eminönü’ne yaklaşıyor. İstanbul panoramasına şöyle bir bakarken gözünüz Galata Kulesi’ne ilişecektir. Koskoca bir kuş
görüyorsunuz kulenin üst balkonunda. “Bu ne büyük kuş!” demeye
kalmadan, kuş havalanıveriyor kuleden. Gökte üzülerek vapurunuza doğru geliyor. Tam üstünüzden geçerken dikkatle bakın, o zaman
bunun bir kuş olmadığını göreceksiniz. Bir adam bu, kollarına taktığı
kocaman kanatlarla sakin sakin uçuyor martılarla birlikte. Hezârfen Ahmet Çelebi’dir kendisi, Osmanlı döneminin bilginlerinden. Herkesin bir
merakı vardır, o da kafasını uçmaya takmış işte... Okumuş, araştırmış,
hesap kitap yapmış, uçabileceğine kanaat getirince de hazırladığı kanatları kollarına geçirdiği gibi bırakıvermiş kendini Galata Kulesi’nden.
Tarihler 1632’yi gösteriyor, Bağdat Fatihi 4. Murat devri. O zamandan
bu zamana, hâlâ süzülür Hezârfen İstanbul semalarında.
Gözleriniz Hezârfen’e dalmışken, vapurunuz Eminönü’ne yanaşmış
bile. Yirmi dakikalık efsane yolculuğunuz sona eriyor, siz de karışıyorsunuz vapurdan inen kalabalığın arasına.
Betül Avunç
röportaj
Betül Avunç ile
mitolojinin renkli
Tudem Yayınları tarafından yayımlanan, efsaneler ve esrarengiz tarihsel
hikayelerle bezenmiş; çocuklara arkeolojiyi ve mitolojiyi sevdiren “İkiz
Gezginler” serisinin yazarı Betül
Avunç ile keyifli bir söyleşi yaptık.
Arkeolog yazar Betül Avunç, mitolojinin renkli masal dünyasından
esinlenerek kaleme aldığı kitaplarında, geçmişle günümüz arasında
köprüler kurarak çocuklara ilginç
serüvenler yaşatıyor, bir yandan
da ülkemizin eşsiz tarihsel mirasını
tanıtarak kültürel gelişimlerine katkıda bulunmayı amaçlıyor.
Betül Avunç kimdir? Sizi kısaca tanıyabilir
miyiz?
1961 yılında İstanbul’da doğdum. İstanbul
Üniversitesi Klasik Arkeoloji Bölümü mezunuyum. Yüksek lisansımı İTÜ Görsel Sanatlar
Bölümünde tamamladım. Arkeoloji ve tarih
alanında uzun yıllar editör ve yayın yönetmeni olarak çalıştım. Yazar ve çevirmen
olarak da genellikle bu alanla ilgili çalışmalar
yapıyorum. Ama en sevdiğim uğraşım çocuk
kitapları yazmak. Evliyim, “İkiz Gezginler” kitaplarımın kahramanları olan Peri ile Ege’nin
annesiyim. Moda’da yaşıyorum.
Çocuk kitapları yazmaya nasıl karar
verdiniz?
İkizlerim küçükken masal olarak hep mitolojik
öyküler anlatırdım onlara. Birlikte İstanbul’da
ve Anadolu’da gezer, bu öykülerin izlerini
sürerdik. Özellikle ilkokul dönemindeki yaz
tatillerinde Anadolu’nun antik kentlerinde az
dolaşmadık. Ülkemizin en önemli zenginliklerinden biri olarak gördüğüm tarihsel mirasımızı, eski Anadolu uygarlıklarını tanımalarını
istemiştim. Çocukların hayal dünyası geniştir.
Binlerce yıl önce yaşanan olayları ve iz bırakmış efsaneleri bilince ikizlerin arkeolojik
kalıntılara başka gözle baktıklarını gördüm.
Geçmişi kolayca canlandırabiliyorlardı hayal-
66
cadde Şubat - Mart 2015
lerinde. Örneğin, Çanakkale’ye gittiğimizde
Troya surlarının önünde Troya efsanelerini
âdeta yaşadılar. Kendi aralarında bunlarla ilgili oyunlar oynadılar, oyunlarının içine efsane
kahramanlarını da kattılar. Birçok antik kentte
onları bu şekilde izledim ve gezip eğlenirken,
aynı zamanda yaşlarına göre hiç de azımsanmayacak bir kültür ve bilgi birikimine sahip
olduklarını gördüm. Kendi çocuklarım adına
mutluydum elbet, ama bir eksiklik vardı:
Gezdiğimiz yerlerde başka çocuklara rastlamıyorduk hiç. Aileler tatile çıktıklarında ören
yerlerini gösteren tabelalara sapmayı tercih
etmiyorlardı nedense. Düşündüm ki, çocuklarıma anlattığım efsaneleri ve bu efsanelerin
izinde yaptığımız gezileri diğer çocuklara da
anlatırsam, belki onların dikkatini çekebilirim,
belki “Biz de bu ikizler gibi tarihi yerleri gezmek istiyoruz” diyerek anne babalarını oralara
sürüklerler, böylece ikizler diğer çocuklara da
rehberlik etmiş olur. Bunları düşündüğümde
yıl 1996 idi. Çocuk kitapları yazmaya işte
böyle karar verdim. Aynı yıl “İkiz Gezginler”
serisinin ilk kitabı yayınlandı ve bugüne kadar
gerçekten de bir sürü çocuğa rehber oldu İkiz
Gezginler.
Çocuk kitaplarını yazarken hedeflediğiniz
nedir?
Mitolojik öykülerin çekiciliğinden yola çıkarak
çocuklara arkeoloji ve tarih merakı aşılamak,
ülkemizin eşsiz tarihsel mirasını tanıtmak,
onları bu mirasa küçük yaştan değer vermeye
ve sahip çıkmaya yönlendirmek, bir yandan
da çocukların kültürel gelişimlerine katkıda
bulunmak... Başlıca hedeflerim bunlar. Kitaplarımda geçmişle günümüz arasında köprüler
kuruyor, okurların kendileriyle özdeşleştirebilecekleri kahramanlarıma renkli serüvenler
yaşatıyorum. Efsanelerin ilginç dünyasına
sürükleyerek, eğlendirerek bilgi vermeyi
amaçlıyorum çocuklara.
Bu hedeflere ulaşabildiğinizi nasıl
görüyorsunuz? Geri dönüşler nasıl?
Bununla ilgili paylaşmak istediğiniz bir
hikaye var mı?
Hedeflere ulaşabildiğimi yıllardır süren okul
söyleşilerinde ve imza günlerinde görüyorum
en çok. Çocukların kitaplara ilgisi büyük,
eğitimcilerin ve ailelerin de... Özellikle İkiz
Gezginler serisi çok seviliyor. Bu alanda öncü
niteliğinde olmasından ve bunca yıldır sürekli
basılmasından dolayı artık bu serinin klasikleştiğini söyleyenler var, bu da hedeflere
ulaşıldığının önemli bir göstergesi. Beni çok
sevindiren harika geri dönüşler de var elbette. Mesela bir anne arıyor, bir kitabımı çocuğu
için aldığını ama kendisinin de okuyup çok
etkilendiğini, o yaz kitaptaki rotayı izleyerek
ailece Batı Anadolu gezisi yaptıklarını söylüyor. Bir öğretmen arıyor, İstanbul konulu
kitabımı okuttuktan sonra sınıf gezisi düzenlediklerini, çocukların İkiz Gezginler’in izinde
gezerken hem eğlendiğini hem de çok şey
öğrendiğini anlatıyor. Birkaç çocuğun içinde
bile bir ışık yakabilsem, tarih ve arkeoloji
sevgisi uyandırabilsem diye çıkmıştım yola,
kimbilir kaç çocuk oldu... Şimdi benden mutlusu yok :)
İstanbul Perisi, Betül Avunç
Tudem Yayınları, 136 sayfa, roman
Kitaplarınızı yazarken nelerden
esinleniyorsunuz?
Mitolojinin çekici dünyasından çok esinlenirim. Olymposlu esin perileri bizim evin daimi
konuklarıdır. Yaşadığımız dünyaya fantastik
bir gözle bakma alışkanlığım olduğu için
her şeyden esinlenebilirim aslında günlük
hayatta. Sokakta yıkık bir köşkün yanından
geçerken oranın perili bir köşk olduğunu
düşünürüm mesela... O anda perili köşkün
perisi karşımda belirir. Eski moda giyinen,
yaşlı, ama çok güzel bir peridir bu. Aslında
harabeye sığınmış evsiz bir kadıncağızdır.
Köşkün harap bahçesinde oturup biraz laflarız onunla. Bu sohbetten “İstanbul Perisi” adlı
bir kitap çıkar.
Fantastik kitaplar çocukların ilgisini daha
mı çok çekiyor?
Çocukların hayal dünyaları güçlü olduğu için
fantastik kitaplar her zaman ilgilerini çekmiştir, ama gerçekçi kitaplarla da aynı oranda
ilgilendiklerini düşünüyorum.
Mitolojik serüvenlerin çocuklara kattıkları
neler sizce?
Mitolojik serüvenler çocukların hayal gücünü
genişletir, yaratıcılıklarını güçlendirir, merak
duygularını körükler; çocuklar farkında
olmadan arkeolojiden tarihe, mimarlıktan sanat tarihine
ve güzel sanatlara
kadar birçok
alanda bilgi edinebilir bu renkli serüvenler
yoluyla.
haneye gitme alışkanlığını da ne kadar erken
yaşta kazandırabilirsek o kadar iyi.
Sizce çocuklar en çok hangi türde kitaplar
okumayı seviyor?
Çocuğuna göre değişir tabii, ama genellikle
ilginç konulu, sürükleyici türden kitapları
seviyorlar galiba.
Çocuk kitapları dışındaki kitaplarınız
hakkında da bilgi verebilir misiniz?
Konuları yine mitoloji ağırlıklı mı?
Çocuk kitaplarım ve çocuk kitabı çevirilerim dışında yetişkinkinler için yazdığım
“Olympos’tan Canlı Yayın” adlı bir kitabım
var. O da mitolojik konulu. Ayrıca “Antik Dünyanın Yedi Harikası”, “Antik Çağ Yemekleri ve
Yemek Kültürü”, “Ana Tanrıça’nın İzinde”, “Ana
Tanrıçanın Kutsal Kenti Pessinus” adlı çevirilerim de yetişkinlere yönelik.
İyi bir çocuk kitabı hangi özellikleri
barındırmalı?
Düzgün, temiz, sade bir dille yazılmış olmalı,
hayal gücüne seslenebilmeli, üslubu ve sürükleyiciliğiyle çocuğu kavramalı, edebiyat
tadı vermeli çocuğa. Görselliğiyle göze de
hitap etmeli.
Kitap seçimi çocuğun kendisine mi
bırakılmalı? Ya da bu hangi yaştan
itibaren yapılabilir? Bu konudaki
görüşleriniz neler?
Küçük yaşlarda aile ve okulun doğru yönlendirmesiyle çocuk okuma alışkanlığı edindikten, kitaplar konusunda bilinç kazandıktan
sonra kendi seçimini yapmaya başlayacaktır.
Kitap seçiminde bence yayınevi çok önemli.
Eğer çocuğu kaliteli yayınevlerinin kitaplarına yönlendirirseniz, iyi yazarların ve editörlerin elinden çıkmış, yaş gruplarına göre
ayrılmış kitaplar arasından kendi yaş grubuna uygun olanları rahatça seçebilir artık her
yaşta.
Çocuklara kitap sevgisi aşılamak için neler
yapmalıyız? Tavsiyeleriniz nelerdir?
Öncelikle örnek olmalıyız. Anne babalar kitap
okursa, evde bir kitaplık bulunursa çocuğa
kitap sevgisi aşılamak kolaylaşır. Çok küçük
yaştan başlayarak ona kitap okumalıyız; yazılarını anlamasa da kitabı görmeli, dokunmalı
çocuk önce. Okuma öğrendiğinde merakını
uyandıracak, ilgisini çekecek, düzgün
bir dille yazılmış kitapları eline tutuşturmalıyız.
Kütüp-
Son kitabınız hakkında bilgi alabilir
miyiz? Çocukların çok ilgisini çektiğini ve
severek okuduklarını biliyoruz ve hatta
buna bizzat kendi kızımda şahit oldum.
Sizce bu kitapta onları çeken şey nedir?
Son kitabımın adı “İstanbul Perisi”. Kızınızın
da okuduğunu duymak ne güzel, sevgilerimi iletin ona. Yukarıda da söz ettiğim gibi,
Moda’daki yıkık bir köşkten esinlenmiştim bu
kitabı yazarken. Kitabın kahramanı Pelin adlı
küçük kız, evlerinin yakınındaki harap köşkte
tanıştığı İstanbul Perisi Keroessa ile arkadaş
olur. Onunla Moda sahilinden Fenerbahçe’ye,
Hayırsız Ada açıklarından Karaköy’e uzanan
bir günlük bir İstanbul gezisi yaparlar deniz
yoluyla. İstanbul Perisi, Pelin’i bu kentle bütünleşmiş birçok mitolojik ve tarihi kişilikle
tanıştırır. Küçük kız efsaneler dünyasında
heyecanlı serüvenler yaşarken İstanbul’un
kültürel ve tarihsel zenginlikleri de önüne
serilir. Kitabın kısacık özeti böyle. Okuyan çocuklardan duyduğum kadarıyla kitapta onları
çeken noktalardan biri, gündelik hayatla fantastik dünyanın iç içe olması. Özellikle İstanbullu çocuklara, belki her gün önünden geçtikleri yerlerde gizlenen efsaneleri Pelin’le
birlikte heyecanlı bir serüven
içinde keşfetmek çekici geliyor.
l’da
bu
stan
İ
r
e
inl
a’da
ezg
y
o
G
r
z
an
İki
er T
ul’d
ginl
b
z
n
e
G
ta
İkiz
er İs
l
n
i
g
Gez
İkiz um’a
r
Bod vunç
lA
Betü
eli:
görs l
k
a
p
Ka e Akgü
Gökç
ları
ayın roman
Y
m
Tude ve üzeri,
9 yaş
röportaj
Sonat Bağcan,
“sevgiyle yürü yolunu”
diyerek ninniler söylüyor
Müzisyen Bağcan ailesinin, sesine de şarkılarına
da aşina olduğumuz üyesi Sonat Bağcan, yıllar
süren sessizliğini geçtiğimiz günlerde dinleyicilerle buluşturduğu ninni albümü ‘Sevgiyle Yürü
Yolunu’ ile bozdu. Tabii bu arada zihni, nefesi ve
ruhu etkileyen yaşam sanatı öğretisinin fizyolojisini merak ederek bu yönde derinleşmek üzere
yoga, felsefe, bilinçli hipnoz teknikleri gibi birçok
alanda çeşitli eğitimler aldı. Aslında bir diş hekimi olan, iki çocuk annesi sanatçı, uzakta yaşayan
çok sevdiği yoga hocasına doğum hediyesi olarak sözlerini yazıp bestelediği ninniyi göndermesiyle tüm çocuklara söylemek istediği sözler ve
besteler yapmak istemiş.
Sonat Bağcan ‘Sevgiyle Yürü Yolunu’ adlı, ninni albümünü Cadde Dergisi’ne anlattı.
Sizi aslında Türk Pop Müziğinin yükselişe
geçtiği yıllarda tanıdık. Bence çok ilginçtir ki,
“Üzümler Sarardı” ile bizim kuşak sizi çok
iyi hatırlıyor. Bir süredir sesinizi duyamıyorduk. Neden böyle bir ara verdiniz?
Albümlerin hazırlanışı gerçekten çok meşakkatli bir
süreç gerektiriyor. Üzümler Sarardı albümünün hazırlanışı da çok uzun bir süreç gerektirdi. Yaptım ve
bitirdim bu kadar yeter dedim. Herhalde ben müziği
içimden geldiğinde, söyleyecek sözüm olduğunda ve
hayata bir şey katacaksa yapmayı seviyorum.
Şimdi yıllar sonra Ninni albümü ile yeniden
bizlerlesiniz. Nasıl oluştu bu fikir?
Tamamen tesadüfi bir şekilde… Amerika’da yaşayan
yoga öğretmenim doğum yaptı, bizimle bebeğinin fotoğraflarını paylaştı o an ona bir ninni hediye etmek
istedim ve Hoş Geldin Güzel Bebek ninnisi oluştu ve ona ninniyi gönderdim. Sonrasında içime başka
tür bir yaşam coşkusu doldu ve ben ninniler bestelemeli ve sözler yazmalıyım dedim. Neşeli, coşkulu,
yaşam sevinci veren ninniler, en önemlisi kendi değerlilik duygularını destekleyecek sözler. İnsanoğlunun bebek haline özgür cesur, güçlü ve keşfeden ruhlar olduklarını ve tam da zamanında geldiklerini
söylemek istedim. Ancak ninnileri dinleyen herkes, bunlar bize de çok anlam ifade ediyor deyince
albüm aslında hepimize oldu.
İnsanlık Tarihinin En Eski Şarkısı Bir Ninni Olabilir mi?
Ninniler gerçekten çok önemli ve belki insanlık tarihinin en eski şarkıları onlar… Bizim ülkemizdeki ninniler hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bizim ülkemizin ninnileri, en azından bilindik ninniler ya çok hüzünlü melodiler ya da kafiyeli dörtlüklerin olduğu maniler. Hâlbuki bilinçaltı sürekli kayıtta o yüzden kendi değerlilik duygusunu oluşturacak
sözler duymalı ki kendi değerini, başkalarının değerini, doğanın değerini, yaşamın değerini, aldığı nefesin değerine kadar gider bu, anlasın.
Diğer ülkelerin ninnileri nasıl?
Aslında biliyor musunuz ben sadece içimden geleni yaptım o yüzden diğer ülkelerin ninnileri ile ilgili
hiçbir araştırmam yok ancak Kanadalı, Amerikalı Alman ve daha birçok ülkeden tanıdıklar bu ninnileri
bizlerin anlayacağı şekilde de söyle diyorlar, demek o kültürlerde de ihtiyaç var. Böyle bir proje fikrim
de var.
Aslında kültürel yapımıza, kolektif bilincimize uygun özel gün şarkılarımız, müziklerimiz yok bizim. Evlenirken Komparsita, doğum günlerinde Happy Birthday, yeni
yılda malum Okul şarkıları, anne şarkısı, baba şarkısı… Biz bu konularda neşemizi mi
kaybettik dersiniz?
Toplumumuzda insanlarımız olumsuzluklarla duygularına karşı duyarsızlaşarak baş ediyorlar, acı veren
rahatsız eden duygulara karşı duyarsızlaşırken maalesef yaşamın zevk ve neşe veren taraflarına karşı
da ilgilerini kaybediyorlar. Dolayısıyla hissedilemeyen şeyinde yaratımı olmuyor.
Anne ile çocuk arasındaki duyguyu aslında ninniler çok iyi bir şekilde ifade ediyor.
Tabii bir yandan da her çocuğun hoşlandığı farklı bir ritim var bence. Annelerden fikir
aldınız mı?
Ninnileri yaratırken değil ama sonrasında hem annelere, hem babalara, hem de bebeklere, çocuklara
dinlettiğimde, kalbimden geçenlerin her kalbe değdiğini gördüm. Kendi bebekliğime, çocukluğuma
ve hepimizin çocukluğuna ninniler yazdım ve besteledim, daha çok duygularım fikirlerime ve yoluma
kılavuzluk etti...
Çocuğun Hayatla Kurduğu İlk Güvenli Bağ: Ninni
Çocuğu uyuturken ninni söylemenin pek çok ruhsal ve gelişimsel faydası da var. Bize
bu konu hakkında bilgi verebilir misiniz?
Ninniler hem çocukları sakinleştirir hem de anne ve bebek arasında derin ve güvenli bir bağ oluşturur.
Ebeveynler ninniler aracılığı ile kendi düşünce ve hislerini bebeklerine aktarabilirler. Her gün tekrarlanan ninniler ebeveynlerin bebekleriyle ilgilendiklerine dair bir kararlılık göstergesidir ve bu bebekler
için çok önemlidir. Çünkü bu kararlılık bebekte terkedilmeyeceğine dair bir güven oluturur. Bilinçaltımızdaki en önemli korkularımızdan birisi terk edilmektir. Terkedilen bebeğin yaşam şansı yoktur çünkü
doğduğunda en aciz ve bakıma muhtaç olan varlık insan yavrusudur. Bunun yanı sıra ninniler bebeğin
68
cadde Şubat - Mart 2015
kelime dağarcığını geliştirir, zihin gelişimine katkıda bulunur. Bebek ninniyi anlamaya başladıkça hayal kurmaya
başlar ve hayal gücü, yaratıcılığı gelişir. Estetik beğenilerinin gelişmesine yardımcı olur. Ninnilerin bebeklerin ağrılarını azalttığı ile ilgili araştırmalar olduğu gibi daha birçok
faydaları vardır.
Yeni modern bilgiler, çocuğun yatağına bırakılıp; kendi kendine uyumaya alışmasını söylüyor.
Oysa ben de çocuğun ninnilerle hatta belki annenin koynunda uyumasını çok önemli buluyorum. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Yapılan araştırmalar bebeğe dışarıdan beş duyuyla uyarı
verilmediği zaman bebeğin gelişiminin durduğunu göstermiştir. Bebeğin ruhsal gelişimi tamamıyla bloke olmuştur. Bebek kendisine bu dünyayı anlatacak, algılatacak
ve yorumlayacak bir rehbere ihtiyaç duyar ki bu kişi de
genelde annedir. Bu bilgilerin ışığında ve iki çocuk yetiştirmiş bir anne olarak sarılmanın, öpmenin, koklamanın,
konuşmanın, ninniler söylemenin çok önemli olduğunu
düşünüyorum. Yatağa koyulsa bile ona dokunulmalı ve
ninniler söylenmeli, daha sonra zaten belli bir yaşa gelince, olması gerektiği gibi bağımsızlaşıyor, çok da sizi yanlarına yaklaştırmıyorlar.
Bu Albüm İçimizdeki
Çocuklara da İyi Gelebilir
Albümde bizi neler bekliyor?
Albüm benim sözlerini yazıp bestelediğim ve kardeşim
Seda Bağcan’ın da iki besteyle desteklediği 8 özgün
ninniden oluşuyor. Albümün ismi Sevgiyle Yürü Yolunu
ailenin minik fertleri bebeklerimiz ve çocuklarımız için
olduğu kadar güven duymayı, içsel gücünü hatırlamayı,
güzel sözler duymayı bekleyen içimizdeki çocuklara da...
Ninnilerin aranjörü Etin Eki benim oluşturduğum ninnileri hepimizin ninnileri haline getirdi. İlk üç ninnimiz neşeli,
tempolu, diğer beş ninnimiz rahatlatıp sakinleştiren uykuya hazırlayan ve hatta uykuya geçmesine yardımcı olan
melodi ve tempoda...
Ninnilerinizde nasıl bir bakış açısı kullandınız?
Bebeklere, çocuklara ilk söylediğimiz sözler ve ninniler
çok önemli çünkü söylenen her söz filtrelenmeden bilinçaltına kaydediliyor. Bu yüzden ninnilerim dinleyene
kendi değerlilik duygularını verirken, iç güçlerini hatırlatmayı da hedefliyor. Özgür, cesur, güçlü, keşfeden bir ruh
olduklarını ve huzur, barış, güvenin içlerinde her zaman
var olduğunu hatırlatacak sözleri içeriyor.
dekorasyon
CRATE AND BARREL’DAN EVİNİZİ
RENKLENDİRECEK DETAYLAR…
Crate and Barrel, evinizde renkli küçük dokunuşlarla büyük
farklar yaratmanızı sağlıyor. Evinizde konforunuzu artıracak
ve dekorasyonunuzu tamamlayacak renkli detaylarla, yeni
yıla farklı bir başlangıç yapın…
EVİNİZDEKİ DEĞİŞİME
SERAMİKLERİNİZDEN BAŞLAYIN.
Ege Seramik, portföyünde yer alan mermer, ahşap, modern ve
klasik görünümlü serileri ile yaşam alanlarınızdaki seramikleri belirlemeye devam ediyor. Autumn koleksiyonunda yer alan Brisa
serisi özgün tasarımı ile şık mekanların keşfedilmesine yardımcı
oluyor.
CREAVIT’İN SU DAMLASI
“DROP BANYO MOBİLYASI”
“Banyo bu tarafta” sloganıyla keyif veren banyolar tasarlayan
Creavit’ten yeni bir banyo mobilyası geliyor. “Su damlası”
anlamına gelen Drop Banyo Mobilyası, suyun mucizevi yaşam
enerjisini banyolara taşıyor. Yaşam kaynağımız olan suyun
tılsımı, Creavit’le banyolarımıza girerek hayatımızı ve algılarımızı değiştiriyor.
DESIGN TURKEY 2014’TEN
KOLEKSİYON​‘A ÜÇ ÖDÜL
Bu yıl dördüncüsü düzenlenen Design Turkey ‘Endüstriyel Tasarım
Ödülleri’ ‘Ev Mobilyaları’ ve ‘Ofis Mobilyaları’ kategorilerinde ‘İyi
Tasarım Ödülü’ne Koleksiyon’dan Faruk Malhan tasarımı Babil
Serdiyar Kanepe, Savur Sandalye ve Cantata seminer sandalyesi
layık görüldü.
70
cadde Şubat - Mart 2015
LIVVING’DEN İÇİNİZİ ISITACAK
NEVRESİMLER ve YATAK ÖRTÜLERİ...
Doğal dokuları yüksek kalite işçilikle ev tekstil ürünlerine taşıyan
Livving, kış mevsiminin soğuk atmosferini sıcacık nevresim takımları ve yatak örtüleriyle değiştiriyor. Üst kalite pamuk ipliğinden
dokunan yastık, çarşaf ve nevresimler, taş yıkamalı pamuk yatak
örtüleri çeşitli renk ve modelleriyle konfor ve şıklığı sade bir şekilde yatak odalarınıza getiriyor…
FANTASIA SERAMİK’TEN
ISINMANIN DEKORATİF HALİ...
Fantasia Seramik tarafından ithal edilen, Tubes marka iç mekan ve
ıslak zemin ısıtma üniteleri, fonksiyonelliği heykelsi bir estetikle bir
araya getiriyor. Her biri ünlü tasarımcıların imzasını taşıyan Basics,
Extras ve Elements radyatör koleksiyonları, kış aylarında tasarımın
eşsiz sıcaklığını mekanlara taşıyacak
kibrID MATERIAL’dan Dekorasyonda Yaratıcı
Bir Deneyim; KriskaDECOR Zincir Perdeler
Uluslararası tasarım ve dekorasyon firmalarının özgün koleksiyonlarını Türkiye’de satışa sunan kibrID MATERIAL, yeni yılı
yeni bir markayla karşılıyor. İspanyol KriskaDECOR firmasının
yüksek kalite metal perdeleriyle iç ve dış mekanlar, tasarımın
yaratıcı boyutuyla buluşacak…
YAŞAM ALANLARINDA YENİLİK ZAMANI
Dünyaca ünlü duvar kağıdı markalarının distribütörlüğünü yapan HannaHome, en yeni duvar kağıdı koleksiyonlarını dekorasyon severlerin
ilgisine sunuyor.
Klasik, retro ve günümüz tasarım fikirlerinin, geleneksel ve yeni materyaller ile bir arada sunulduğu yeni sezon koleksiyonlarında yine
yaratıcılık ve yenilikçilik ön planda.
Sağlıklı
yaşam ve
beslenme
tüyoları
72
cadde Şubat - Mart 2015
gezi
Vizesiz gidilen
en davetkar
10ülke
1- Rusya
Burnumuzun dibinde muazzam bir tarih. Başkent Moskova
ve Saint Petersburg en iyi turistik şehirler olarak öne çıksa
da, Novgorod, Pskov, Vladimir ve Soçi de iyi destinasyonlar.
Dünya’nın en büyük siyasi güçlerinden Rusya, matruşkasından votkasına, Kremlin Sarayı’ndan, edebiyatına, güneşin
batmadığı beyaz gecelerinden, trenle baştan başa Rusya
hayaline kadar, güzel bir deneyim için bizi çağırıyor.
74
cadde Şubat - Mart 2015
2-Tayland
Uzak Doğu’nun yakın ülkesi Tayland turu her türlü
arayışa hizmet eden düşük bütçeli bir seyahat. Kışkırtıcı başkent Bangkok tam anlamıyla turistik bir
vaha. Seks turizminin dünyadaki başkentlerinden
Pattaya gece hayatıyla, balayı turizminin tercih edilen
destinasyonlarından Phuket doğa harikası plajları
ve adalarıyla, ülkenin tamamı da tarih boyu birikmiş
alternatif kültürüyle davetkar. Ülkenin çok ucuz
olması da ekstra çekici kılıyor. 3-Karadağ
Balkanların zengin deniz ülkesi Karadağ tam
bir keşfedilmemiş cennet. Avrupalı turistler ve Dünyalı gezginler tarafından sıklıkla
tercih edilen bu destinasyon gerçekten yine
bir hafta sonu kaçamağı için dahi gidilecek
bir yer. Bizim güney sahillerinde 1 haftalık
5 yıldızlı tatilde harcanacak saçma parayla
Karadağ’da 1 ay yaşanabilecek olması, civarındaki birçok ülkeye vizesiz seyahat ile
balkan turu yaparak çok rahat gezme imkanı,
cennet koyları, Budva‘nın olağanüstü enerjisi
ve uygun fiyatlı lüks turizm hizmeti reddedilemez bir öneri.
3-Arjantin
Türkiye’nin 3,5 katı büyüklüğündeki topraklar ve ancak
40-42 milyon kadar nüfusuyla sakin bir doğa harikası.
Avrupalı koloniciler tarafından kurulmasının mirası
ile Avrupalı bir yaşamı Güney Amerika’nın neşesiyle
birleştirmiş, eğlenceli, canlı, renkli, demokrat, modern
bir ülke. Arjantin’in “Birlik ve Özgürlük içinde” sloganı
yaşam biçimini özetliyor aslında. Başkent Buenos Aires
başlı başına 2 haftalık bir gezi noktası olurken Arjantin
de fiziki mesafemizin uzaklığı ve pahalı uçak biletleri
sebebiyle hadi gidelim demek için bizleri biraz zorluyor.
5-Gürcistan
Birbirine bu kadar yakın olup bu kadar kopuk turistik
ilişkileri olan iki ülke için vizelerin kaldırılması büyük bir
fırsat sundu ve Karadeniz’in tüm illerinden otobüsle,
hatta Artvin’den dolmuşla gidilen bu güzel ülke bizler
için sık gidilen bir yer halini aldı. Bırakın vizeyi KKTC ile
birlikte pasaport dahi gerekmeksizin gidebildiğimiz Gürcistan doğası, casinoları ve hamamları ile bizi çağırıyor.
İstanbul’dan günde 8-9 uçak seferi olması ve son derece
uygun fiyatlarla bilet bulunması da cabası.
6-Tunus
Kuzey Afrika’nın Mısır ve Fas’la birlikte bizler için
davetkar turistik noktası. Bu üçüne ek Libya ve
Cezayir’le birlikte Akdeniz’e kıyısı olan 5 Afrika ülkesinden biri olan Tunus, vizesiz seyahat için doğru
bir yer. Sahra’nın içine kadar uzanan çöllerinde
safari yapabilir, kıyılarından dalabilir, meraklısıysanız büyük pistlerde golf oynayabilirsiniz. Başkent
Tunus’un gece hayatı, casinoları, ülkenin zengin
mutfağı, hoşgörülü dini hayatı, yerel likörleri, Cap
Bon Burnu’nun bahçeleri aynı anda hem devasa
çölleri hem kocaman sahilleri, hem kup kuru doğayı hem yemyeşil vahayı bir arada sunan zengin
bir davet.
7-Brezilya
Sıcak, samimi, doğal, eğlenceli, canlı, renkli, davetkar… Tek sorunumuz mesafe. Türkiye’den
Brezilya’ya gitmek gerçekten biraz zor ve pahalı
ama bu sorun halledilirse Güney Amerika’nın bu
muhteşem ‘kafa’sı tam bir cazibe merkezi. Sahilleri, insanları, festivalleri, karnavalları, susmayan
müziği, durmayan dansı, güneşi, enerjisi, direnişi,
sokak olayları, sokağın kendisi ve mutlu insanları.
Saymakla bitmeyen özellikleriyle Brezilya mutlaka
görmeniz gereken yerlerden biri.
76
cadde Şubat - Mart 2015
8-Fas
Afrika’nın Avrupa’ya açılan kuzey kapısı, Raban, Kazablanka,
Tanger, Marakeş ve Fez şehirlerini Dünya’ya armağan etmiş.
Uygun bütçeli bir seyahat için bulunmaz fırsat. Doğası, tarihi
ve tek başına Sahra çölü ile gezginlere yepyeni bir bakış açısı
sunan ülke plajları,ihtişamlı dağları, kraliyet sarayları,vahaları ve
yerel kültürün en güzel yansıması olan köyleriyle baharat kokuları eşliğinde düşük bütçeli, yakın, vizesiz turistik bir cennet.
9-Güney Afrika Cumhuriyeti
Kıta Afrika’sının Avrupalı ülkesi GAC, modern
yapısı, iki okyanusa birden kıyılarının olması,
şehirciliği ile Dünya’ya Cape Town ve Johannesburg gibi hediyeleri, eşcinsel evliliği serbest
bırakan 5’inci ülke olacak kadar ileri demokrasisi,
mücadele tarihi, 3 başkenti, deniz ve su sporları,
ılıman iklimi, çeşitli bitki örtüsü ve doğal yapıyı
bir arada sunan geniş toprakları, çölleri, dağları
ve sahilleriyle Afrika’nın cazibe merkezi Güney
Afrika Cumhuriyeti’ne gitmek için de tek engelimiz 13 saatlik direkt uçuş süresi ve çok pahalı
olan uçak bileti ücretleri. 10-KKTC
Yaz turizmi, deniz kum güneş üçgeni, casino kültürü ile
yavru vatan KKTC dünyanın birçok ülkesi tarafından resmi
olarak tanınmasa da bizim en yakın komşumuz. Fiziki olarak
daha yakın komşularımızla kuramadığımız iyi ilişkilerimiz
tarih boyu bir tek KKTC ile hep korundu. Ülkenin ciddi
geçim kaynaklarının başını da Türkiye’den giden üniversitesi
öğrencilerine sağlanan paralı eğitim ve ‘iç’ turizm gelirleri
oluşturuyor. Bizim favori destinasyonlarımızdan değil, hiç
olmadı, olacağını sanmayız ancak gitmemek için hiçbir bahane üretilemeyecek kadar kolay. Uçak biletini biraz erken
rezervasyonla ve hafta içine denk getirirseniz de oldukça
uygun fiyatla gidebilirsiniz.
kültür sanat
Çocuklara Özel Atölye Çalışmaları Akbank Sanat’ta
Çocukları sanatın büyülü dünyasıyla buluşturan Akbank
Sanat, Şubat ayında birbirinden eğlenceli ve yaratıcı atölye
çalışmasına ev sahipliği yapıyor. Konusunda uzman eğitmenler eşliğinde gerçekleştirilecek atölyelerde çocuklar
eğlenirken aynı zamanda da öğrenme fırsatı bulacak. Akbank Sanat, çocuklarının yarıyıl tatillerini en verimli şekilde
geçirmelerini isteyen tüm aileleri çağdaş sanat atölyesine
davet ediyor.
Kadıköy Boğası 150 Yaşında
Kadıköy Belediyesi sınırları içinde
bulunan ve Kadıköy’ün simgesi haline gelen Altıyol’daki Tarihi Boğa
Heykeli 150 yaşında.
1864 Yılında Sultan Abdülaziz tarafından sanatçı Rouillar’da Paris’te
yaptırılan ve orijinal adı “Dövüşen
Boğa” olan Kadıköy’ün Boğa Heykeli, uzun yıllar çeşitli noktaları dolaştıktan sonra Altıyol’a konuldu ve
Kadıköy ile özdeşleşti.
1950’lilerin ortasında Boğa Heykeli
bir ara yeni açılan Hilton Oteli’nin
Harbiye girişine konduysa da eski
mekânı olan Lütfi Kırdar’a geri getirildi ve 1970’e kadar da burada
kaldı. 1971’de heykel, günümüzde
Kadıköy Belediyesi Tarih, Edebiyat
ve Sanat Kütüphanesi olarak hizmet veren Kadıköy Şehremaneti
binasının önüne getirildi. Paris’ten
İstanbul’a birkaç ayda gelen Boğa
Heykeli’nin 150 yıllık İstanbul turu
1987 yılında Kadıköy Altıyol’da son
buldu. Yeni yerine hemen alışan
Boğa, kısa sürede Kadıköy’ün en
önemli sembollerinden birine dönüştü.
78
cadde Şubat - Mart 2015
Ressam Hatice Gülmez Nalbant’ın, HAL VE GİDİŞ adlı resim sergisi Ziraat
Bankası Tünel Sanat Galerisi’nde
İstanbul Öğretmen Okulu Resim Semineri ve Atatürk Eğitim Enstitüsü Resim
Bölümü’nden mezun ressam Hatice Gülmez Nalbant, HAL VE GİDİŞ adlı resim
sergisi ile 12-30 Ocak 2015 tarihleri arasında Ziraat Bankası Tünel Sanat Galerisi’nde
sanatseverlerle buluşuyor.
Kent yaşamı, mimarisi, toplumsal yapısı,
sürekli devingen ve değişken yönü ile her
zaman ilgi çekici. Ancak bu devinim ve değişim zaman içerisinde hızlandıkça, kent
düzeninin ve belleğinin kaybolmasına sebep oluyor. İşte Hatice Gülmez Nalbant bu
sergide, birinci elden bu kayboluşa tanıklık
eden insanı ve onun mahalle ve sokaklarındaki anı, özlem ve umutlarının farklılaşarak yer değiştirmesini betimliyor. Belleksizleşme aynı zamanda toplumsal ayrışma ve yabancılaşmanın habercisi; en
çok da toplumun çekirdeği olma misyonu yüklenen kadını etkiliyor.
Bir İdam Mahkûmunun
Son Günü
Yeni Tiyatro’nun son oyunu
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları Hasan Ali Yücel Klasikleri Dizisi Katkılarıyla 14 ve 23
Ocak 20:30 ‘da Kumbaracı 50,
6 Şubat 20:30’da Afife Jale
Sahnesi’nde.
Oyun, “Sizin de son gününüz
olsaydı ne hissederdiniz?” diye
soruyor. Son gününüzü yaşadığınızı bilmek ister miydiniz?
Peki, boynunuza inen keskin bir
bıçakla sonlansaydı yaşamınız!
Kahramanımız zamanının uçuculuğunda kaybolmamaya çalışıyor.
Bir idam mahkumunun son gününü anlatan oyunda hayat,
suç, ölüm, masumiyet ve geride
bırakılanlar… Tek bir gerçekle
savaşıyor: “Mezarların kapakları
içeriden açılmaz.”
Kelebekler Özgürdür
“Dünyayı hiç görmemiş birinin gözünden görün...” Doğuştan görme
engelli olan Don Baker, 35 yaşında ilk kez kendi başına yaşamaya başlamıştır. New York’taki küçük dairesinin karşısına Jill adında bir oyuncu
taşınmıştır. Don ve Jill kısa bir süre sonra yakınlaşırlar. Jill dünyada hiç
kimsenin görmek istemeyenler kadar kör olmadığını Don’dan öğrenir.
Ve şimdiye kadar hiç görmediği bir dünyayı görür. Fakat bir süre sonra
Don’ın annesi gelir ve onu kendi evine götürmek konusunda ısrar eder.
Don bu ısrara karşı koyunca Bayan Baker, Jill’den kendisine yardımcı
olmasını ister. Jill Don’ın eve dönmesi için elinden geleni yapar. Fakat
Bayan Baker oğlunu artık kendi ayaklarının üzerinde durması gerektiğini anlar. Don 35 yıl sonra, karanlık bir dünyada bile olsa yaşamaya
başlamıştır.
Yazan: Leonard Gershe - Yönetmen: Murat Sarı
Çevirmen: Nüvit Özdoğru - Oyuncular: Kerem Kobanbay,
Buket Dereoğlu, Bedia Ener, Hakan Çeliker.
Volkswagen Arena Şubat’ta
Hayata Renk Katıyor
Kadın Gözüyle Hayattan
Kareler ’15 Fotoğraf
Yarışması’na Başvurular
Başladı
‘Kadın Gözüyle Hayattan Kareler Fotoğraf Yarışması’na ilk
düzenlendiği 2007 yılından
bu yana sekiz bini aşkın kadın
on binlerce fotoğrafla katıldı.
Kadınların hayata ve dünyaya
bakışlarını fotoğraf kareleri ile
yansıtacakları bir platform yaratmak amacıyla düzenlenen
yarışma Türkiye’nin en çok ilgi
gören fotoğraf yarışmalarından
biri haline geldi.
Anadolu Hayat Emeklilik’in bu
sene dokuzuncusunu düzenlediği ‘Kadın Gözüyle Hayattan
Kareler Fotoğraf Yarışması’na
başvurular başladı. 12 Mart’a
kadar devam edecek yarışmaya başvurular yalnızca internet
üzerinden yapılabilecek. Kadın
Gözüyle Hayattan Kareler ’15’e
başvurular bu sene anadoluhayat.com.tr/kghk veya http://
www.tfsfonayliyarismalar.org
adresinden yapılabiliyor.
Yarıyıl tatilinin en eğlenceli gösterisi Buz Devri Canlı (Ice Age
Live), post-rock’ın ünlü temsilcisi Mogwai ve inanç, aşk, barış
şemsiyesi altında gerçekleşecek
Babylon Presents: Love & Reggae buluşması Şubat ayında
Volkswagen Arena’nın etkileyici
atmosferinde buluşuyor.
Tüm dünyada milyonlarca izleyiciye ulaşan Buz Devri Canlı (Ice
Age Live), yarıyıl tatilinde çocuklarla buluşmaya hazırlanıyor. Buz
Devri Canlı (Ice Age Live) karakterlerinin buz pateni şovu, 6-8
Şubat tarihleri arasında, 3 gün
üst üste, 11:00, 15:00 ve 19:00
saatlerinde toplam 9 gösteri ile
Volkswagen Arena’ya inşa edilecek özel buz pateni sahnesinde olacak. Yekta
Kopan’ın seslendireceği türkçe dublajlı gösteride çocuklar, sömestir tatilinde
dev boyutlu karakterlerle unutamayacakları görsel bir şölen yaşayacaklar.
Rock’ın alternatif yüzünün saygın grupları arasında yer alan Mogwai,
13 Şubat 2015 Cuma akşamı; barışın ve koşulsuz
sevginin müzikal ifadesi
reggae’nin efsane isimleri U ROY ve Big Youth ile
türün Türkiye’deki temsilcisi SATTAS Raggaeband “Babylon Presents”
konser serisi kapsamında
14 Şubat 2015 Cumartesi akşamı Volkswagen
Arena’da olacak.
kitap
Sosyal Medya D/Evrimi
Kafamda Bir Tuhaflık
Yetersiz Bakiye
Toplumsal hareketler ve alternatif
medya konularında kitapları
bulunan Doç. Dr.
Barış Çoban’ın
derlediği, çevirilerini Akın Emre
Pilgir’in yaptığı
“Sosyal Medya D/Evrimi” kitabında yer alan 23 makale, sosyal
medyanın toplumsal hareketler ve
eylemciler için imkanlarına, sınırlılıklarına ve yarattığı kalıcı dönüşümlere, gündelik yaşamdaki etkilerine ışık tutuyor. Sosyal medyayı
birçok yönüyle daha iyi anlamak
ve sosyal medyanın gündelik ve
toplumsal yaşamda etkilerini doğru ve abartısız değerlendirmek
için konuya ilgi duyan herkese iyi
gelecek bir kitap.
Orhan Pamuk’un
uzun zamandır
beklenen yeni
romanı Kafamda
Bir Tuhaflık, hem
sürükleyici bir
aşk hikâyesi hem
de Türkiye’nin
son 40 yılının
genel bir görünümü. Pamuk’un
uzun zamandır üzerinde çalıştığı kitap, 1970’lerden 2010’lara
Türkiye’nin geçirdiği dönüşümü
gösterip tartışırken, kişisel öyküleri
büyük bir lezzet ve mizahla aktarıyor ve onları temel felsefi, ahlaki
sorulara bağlıyor. Bu eğlenceli,
renkli, hareketli roman Pamuk’un
en çok okunan ve en çok sevilen
kitaplarından biri olmaya aday.
Bugüne kadar
yazdıklarıyla
gerek insanlar
gerekse ülkeler, toplumlar
arasına çekilen
sınırların en
netameli bölgelerinde cesurca gezinen
Karin Karakaşlı, Yetersiz
Bakiye’de 2002 ile 2014 yılları
arasında yazdığı on iki öyküyü bir
araya getiriyor. Aşk ve erk mücadelelerinden kitlesel cinayetlere,
ruhsuzlaştırılan kentlerden yok
edilen toplumsal değerlere geniş
bir güzergâhta yol alırken kendi
elleriyle, bile isteye küçülttüğü
dünyasına sıkışan insanlığın dramını anlatıyor.
Yazar: Barış Çoban
Yayınevi: Su Yayınevi
Yazar: Orhan Pamuk
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Gök, Deniz ve Toprak
Zıtlıklar Teorisi
Can Çocuk
Yayınları, Çocuk Hakları
Sözleşmesi’nin
25. Yılında çocukları, “İnsan
Hakları Evrensel
Beyannamesi”ni
30 maddesiyle,
bir öykü içerisinde, üstelik
gerekçeleriyle birlikte anlayıp
sorgulama fırsatı elde edecekleri
bir kitapla buluşturuyor. Feridun
Büyükyıldız’ın kaleminden Gök,
Deniz ve Toprak 8 yaş ve üstü
çocuklar için raflarda!
Pena
Yayınları’ndan
çıkan, New
York Times’ın
çok satan
yazarları arasına girmeyi
başarmış ve
geniş bir okur
kitlesine sahip
kadın yazar
Allison Winn
Scotch’un yeni romanı “Zıtlıklar
Teorisi” kendi ayakları üstünde
durmaya çalışan, zeki ve cesur bir
kadının öyküsünü anlatıyor. Kitap,
“hayatta her şeye sahip olduğunuzu düşünürken, bir anda hepsi
elinizden alınırsa ne hissedersiniz?” sorusuna kadınların bakış
açısıyla yanıt arıyor.
Yazar: Feridun Büyükyıldız
Yayınevi: Can Çocuk Yayınları
Yazar: Allison Winn Scotch
Yayınevi: Pena Yayınları
80
cadde Şubat - Mart 2015
Yazar: Karin Karakaşlı
Yayınevi: Can Yayınları
Terk Edilmiş
Manalar Cenneti
Melih Esen
Cengiz, üçüncü romanı Terk
Edilmiş Manalar
Cenneti ile “aşka
muhtaç olanlara” unutulmaz
bir aşk hikâyesi
sunuyor. Savaşın
gölgesinde filizlenen imkânsız
bir aşkın hikâyesini anlatan Melih
Esen Cengiz, bir taraftan da takvimin yapraklarını aralıyor ve okuru
işgal altındaki İstanbul sokaklarına
davet ediyor.
Yazar: Melih Esen Cengiz
Yayınevi: Altın Kitaplar
Hizmetlerimiz
• Satılık
- Kiralık Konut
• Ticari
Gayrimenkuller
• Ekspertiz
& Danışmanlık
• Arsa
- Arazi
• Tapu
İşlemleri
Hedefimiz
yatırımlarınızı kazanca,
hayallerinizi gerçeğe
dönüştürmek...
Tüm Gayrimenkul İşlemlerinizde ERA DAMLA’dan hızlı ve profesyonel destek
Gayrimenkul Danışmanlığı sektöründe dünyanın lider markalarından
ERA güvencesi ve alanında uzman kadromuz ile; her türlü gayrimenkul alım-satım işlemleriniz için burdayız.
Başöğretmen Caddesi No:41/1 Küçükbakkalköy
Tel: 0 216 807 0 807 – 0 542 807 0 807 F: 0 216 469 19 70
/eradamlagayrimenkul - [email protected]
“Her sey
mükemmeldi”
diyebilmeniz için...
Zübeyde Hanım Kokteyl Salonları; Kadıköy Evlendirme Dairesinden farklı
bir takvim yürüterek, en yoğun nikah dönemlerinde dahi evlenecek
çiftlere farklı gün ve saat alternatifleri sunuyor.
FA Organizasyon
Kadıköy Belediyesi Evlendirme Dairesi
Zübeyde Hanım Kokteyl Salonları
Telefon: 0216 414 99 16 - 0216 345 42 62 Faks: 0216 414 99 16
Zühtüpaşa Mh. 34724 Kadıköy/İstanbul Türkiye
[email protected] - www.kokteylsalonu.com
Download

Cadde Dergisi 32. Sayı