Dosya
Emek hırsızlığına, taşeron belasına,
asgari ücret sefaletine karşı
direniyoruz!
H
ayatta seyircilere yer yoktur. Ya kaderinizi ellerinize
alır, kendi yolunuzu kendiniz çizersiniz; ya da rüzgarda savrulan yapraklar misali ona boyun eğersiniz. İşte
biz de uzun yıllar boyun eğenlerdendik hep, ta ki kaderimizi
nasırlı ellerimizin arasına alıp da onu değiştirmeye karar verene dek... İlerisini görememenin getirdiği tarifsiz korkular
yok artık; geleceğini şekillendirmenin verdiği tatlı heyecanına bıraktı yerini şimdi. İşte bu duygularla sizlere, Hadımköy’deki işgal fabrikamızdan sesleniyoruz. Kimiz biz?
Bizler Esenyurt-Hadımköy kurulu Greif (Sunjüt) Çuval fabrikasının işçileriyiz. Taşeronlarla beraber 1500
kişiye yakınız. Yakın zamanda Devrimci İşçi Sendikaları
Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Tekstil İşçileri Sendikası’nda örgütlendik.
Geçtiğimiz Kasım ayında, firma yönetiminin eline sendikanın toplu sözleşme yetkisi ulaştı. Bunun üzerine şu anda
GREIF (Sunjut) Hadımköy İşyeri Temsilcisi olan Ferhat Alsaç
arkadaşımızı işten attılar. Ancak biz “Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için!” diyerek arkadaşımıza sahip çıktık. Hadımköy’de 170’i kadrolu, Dudullu’da ise 80 kadrolu sendika
üyesi arkadaşımızla üretimi durdurduk. GREIF yönetimi 8
2
saat sonra arkadaşımızı işe geri almak zorunda kaldı.
Bizler biliyorduk ki bir fabrikada işçiler kadrolu ve taşeron
olarak bölünmüşse orada elde edilen kazanımları korumak
kolay olmayacaktır. Patronların işçileri böl, parçala,yönet
politikası boşa düşürülemeyecektir. Bunun için 44 farklı taşeron firmada çalışan taşeron işçisi kardeşlerimizi de
örgütlemeye başladık. Taşeron şirketlerdeki örgütlenmeyi
Hadımköy’deki fabrikamızda başlattık ve geçtiğimiz kasım
ayından toplu sözleşme görüşmelerinin son oturumuna kadar da taşeron şirketlerde çalışan arkadaşlarımızın sendikaya üyeliklerini sürdürdük. Tüm bu örgütlenme sürecinde tek
tek taşeron şirketlerde toplu sözleşme yetkisi almamızın ne
kadar zor olduğunu biliyorduk. Çünkü, Türkiye’deki mevcut yasalar bizim örgütlenmemizi zorlaştırıyordu. Taşeron
sistemi kölece çalışma koşulları, güvencesizlik ve işçileri
bölen bir sistemdi. Her şeye rağmen birlikte örgütlendik ve
Hadımköy’deki fabrikamızda kadrolu işçilerle taşeronda çalışan işçiler arasındaki birliği kurduk. Bunu başarmamızı kolaylaştıran ana neden ise, kadrolu veya taşeronda çalışan işçi
arkadaşlarımızın üretim sürecinde aynı işi yapmaları ve ücret
düzeyi anlamında aralarında fark olmamasıydı.
Bizler, kadrolu taşeron ayrımı yapmadan aylar boyunca
oturduğumuz mahallelerde iş çıkış saatlerinde toplantılar
TiS SÜreCi ve Taleplerimiz!
GREIF yönetimiyle sendikamız DİSK/Tekstil’in yönetimi arasında başlayan yasal toplu
sözleşme sürecinde ise TİS taleplerimizin
başında Hadımköy ve Dudullu fabrikalarında, yasalarca da açıkça suç olarak kabul
edilen taşeron çalıştırmanın kaldırılması ve
sendika üyesi işçilerin tamamının kadroya
geçirilmesiydi. Bu talep, halen daha kırmızı
çizgimizdir.
* Yıllardır düşük ücretlere ve kölelik koşullarına mahkum edilen işçiler olarak ücretlerimizin yükseltilmesini istedik. Bu kapsamda, ilk altı ay için yüzde 15, ikinci aylık
dilim için yüzde 7 ücret zammı istedik. Sözleşmenin sonraki yıllarında 2. ve 3. dönemler için ise TÜFE+5 puan ücret iyileştirilmesi
talebimiz oldu. Ortalama ücretlerin asgari
ücret düzeyinde olduğu bu fabrikada yanısıra
120 TL ücret iyileştirmesi talep ettik.
* Her türlü sosyal haktan yoksun olarak
çalıştığımız fabrikamızda sosyal haklara sahip olmak istiyoruz. Bunların başında ise senede 4 ikramiye talebimiz yer aldı.
İşte en insani ve temel taleplerimize kulak
tıkanması nedeniyle haklı-meşru taleplerimiz için eylemdeyiz.
Kardeşler, emek ve kavga dostları!
Ancak, bu haklı ve meşru taleplerimiz
GREIF yönetimiyle gerçekleştirilen beş oturum boyunca savuşturuldu ve görmezden
gelindi. Bizler de 6. TİS oturumunun gerçekleştiği 10 Şubat 2014 günü, GREIF yöne-
kimiz biz?
gerçekleştirdik, eğitimler yaptık. Kendi kararlarımızı, oluşturduğumuz fabrika komitesiyle birlikte aldık. Direniş sürecimizde de
bölüm komiteleri ve fabrika komitesi toplantılarını aksatmayarak her türlü kararı işçi
demokrasisine yakışır biçimde fabrikamızda
aldık. Özetle, kendi kendimizi yönetmeyi öğrendik.
ticilerinin “Taşeronu kaldırmam. Gerekirse
fabrikayı kapatırım sizleri de kapı önüne
koyarım” tehditleri üzerine Hadımköy ve
Dudullu’daki fabrikalarımızda yüzlerce arkadaşımızla birlikte üretimi durdurarak karşılanmayan TİS taleplerimiz için fiili bir eylem
başlattık. Böyle bir eyleme başladık çünkü,
bu taleplerimizin, mevcut yasalar çerçevesinde elde edilemeyeceğini biliyorduk. Ne
kazanacaksak “dilene dilene” değil “direne
direne” kazanacaktık.
Başlattığımız fabrika işgal eylemi toplu sözleşme sürecinde çıktığımız yasal bir
eylem değildi. Bunun bilincindeydik. Eğer
yasal süreci takip etseydik sendika üyesi taşeron işçisi kardeşlerimizin grev hakkı olmayacaktı.
Biliyorsunuz, sendikalı işçi sayısının
yüzde 5’lerde olduğu ülkemizde sendikalarımızın durumu ortada. Çalışma ve yaşam
koşullarımız her geçen gün kötüye gitmesine rağmen sendikaların üye sayıları günden
güne eriyor. İşte böyle bir süreçte, üyesi olduğumuz DİSK/Tekstil Sendikası’nın yönetimi tarafından ortada bırakıldık. Sendikanın
genel başkanı Rıdvan Budak, toplu sözleşmede taşeron sisteminin kaldırılması ve diğer taleplerimizi hayal olarak nitelendirdi.
Oysa ki, bu talepleri fabrikada çalışan tüm
arkadaşlarımızla beraber belirleyip sendika
yönetimine sunmuştuk. Bu da yetmiyormuş
gibi sendika yönetimi, direnişimizi sahiplenmeyen açıklamalara imza attı.
DİSK/Tekstil Genel Merkez yönetiminin
bu tavrı halen devam etmektedir.
Biz bu mücadelenin sadece Greif işçilerinin değil, ülkedeki tüm işçi ve emekçilerin
mücadelesi olduğunu görüyoruz. Özellikle
de sürdürdüğümüz işgal eyleminin, kölelik
koşullarına mahkum edilmek istenen milyonlarca işçi ve emekçiye umut olacağını görüyoruz.
4
DİSK ve DİSK/Tekstil Sendikası’ndan
taleplerimiz!
D
irenişimizin ilk gününden itibaren DİSK ve DİSK
Tekstil yönetiminin direnişimizi sahiplenmesini istedik. Sendikamızın ve konfederasyonumuzun yöneticileri bu konuda bir adım atmadılar. Defalarca görüşmeler
yapmamıza rağmen bir sonuç elde edemedik. Yoğun çabalarımız sonucu DİSK yönetimi ve DİSK’e bağlı sendikaların
yöneticileri 19 Şubat’ta direnişimize destek ziyareti gerçekleştirdiler. Atılan adımı anlamlı ve önemli bulduk.
Gelen heyete GREIF işgalinin kazanmasının tüm işçi sınıfının ve DİSK’in kazanması olduğunu ifade ettik. Bu doğrultuda dayanışma ve desteğin sadece erzak yardımı ve ziyaretlere indirgenmemesini, gerçek anlamıyla eylemli sınıf
dayanışması ve sahiplenme sergilenmesi gerektiğini vurguladık.
DİSK yönetimine ve bağlı sendikalarının yöneticilerinin
olduğu heyete taleplerimizi sunduk. Sunduğumuz talepler
olduğu gibi ortada kaldı. Ziyarete gelen DİSK heyeti ve DİSK/
Tekstil Sendikası direnişimize karşı kayıtsız kaldı. DİSK/
Tekstil yönetimi daha da ileri giderek direnişimizi karalamaya kalktı. Direnişimizin 33. gününde patron tarafı ve taşeron
patronlarının bazı sendika üyesi olmayan işçileri kullanarak
gerçekleştirdiği provokatif saldırıyı açıktan sahiplendi. Taşeron patronlarını işçi olarak göstermeye kalkıştı.
Patron tarafı ve taşeron patronlarının direnişimize karşı
gerçekleştirdiği saldırı girişimini DİSK yönetimine bir gün
önceden haber verdik ve destek istedik. Saldırı günü DİSK
yönetimini tekrar aradık. Fakat sessizce izlemekle yetindiler.
DİSK/Tekstil yönetiminin bu tutumları bardağı taşıran
son damla oldu. DİSK/Tekstil yönetimine sırtımızı ne zaman
döndüysek bizi arkadan hançerlediler. Patron tarafı da her
seferinde sendika yönetiminin tutumunu direnişimize karşı
kullandı. Direnişimize zerre kadar katkısı olmayan yönetimin patrondan taraf tutumlarının önüne geçmek için direnişimizin 36. gününde sendikamız binasında görev nöbetine
başladık. İlk gün nöbete giden 8 arkadaşımız yöneticilerin
saldırısına uğradı. Bunun üzerine sendikaya Dudullu’da eylemde olan arkadaşlarımız geçti. Yöneticiler yaptıkları saldırıdan dolayı özür dilemek zorunda kaldılar.
Yönetimin saldırılarını yine sonlandıramadık. Kendi sendikamızda tuttuğumuz görev nöbetinden rahatsız olan Rıdvan Budak bizden şikayetçi oldu. 3 arkadaşımızın gözaltına
alınmasına neden oldu.
Görev nöbetine başlamamızla beraber DİSK yönetimi bizimle görüşmek istediğini bildirdi. Bunun üzerine görüşmelere başladık.
Komite oluşturuldu
Gelinen aşamada, DİSK ve bağlı sendikaların yöneticileri
olumlu bir adım atarak direnişe sahip çıkacağını ifade etti.
Bundan sonra süreci yürütmek için bir komite oluşturulması
kararı alındı. Komitenin DİSK yönetiminden, DİSK/Tekstil
yönetiminden ve GREIF işçileri temsilcilerinden oluşturulması kararlaştırıldı. DİSK yönetimi sürecin bundan sonraki
DİSK ve DİSK/Tekstil yönetiminden taleplerimiz:
1- Direnişimizin işgal eylemi olduğu gerçeği gözardı edilmemelidir. Direnişimizin amacı ve hedefleri kamuoyuna doğru yansıtılmalıdır.
2- DİSK ve bağlı sendikalar direnişimizle eylemli dayanışma içerisine girmeli, örgütlü
oldukları tüm fabrika ve işletmelerde direnişimizi anlatmalı ve dayanışma
eylemleri planlamalıdır.
İş yavaşlatma, iş durdurma kitlesel eylem, miting, yürüyüş, etkinlikler vb.
örgütlenmelidir.
3- Üyesi olduğumuz DİSK/Tekstil Sendikası Greif patronuna ait ÜNSA’da
grev kararı almalıdır.
4- Direnişimize karşı gerçekleşebilecek her türlü saldırı karşısında DİSK
ve bağlı sendikalar hazırlık yapmalı, saldırı karşısında direnişimizi anında
sahiplenmelidir.
5- Direnişimize uluslararası destek sağlamak için çeşitli adımlar attık.
Uluslararası desteği arttırmak için DİSK ve Tekstil Sendikası tüm imkanlarını seferber etmelidir.
6- Eylemlerimizi işgal fabrikamız dışına da taşıyoruz. Başta Greif patronuna ait fabrikalar olmak üzere Greif’in fason iş verdiği (Polimer, İnci Plastik,
Cesur Çuval vb.) tüm firmalar hedefımizdedir. Bu eylemlerimizde, ulaşım
sorununu çözmek için direniş bitene kadar sürekli kullanabileceğimiz araç
ihtiyacımızı DİSK ve DİSK Tekstil karşılamalıdır.
7- Direnişimizle maddi dayanışma çağrısı DİSK’e bağlı sendikaların örgütlü olduğu tüm fabrika ve işletmelerde hemen başlatılmalıdır. Dayanışma için başlattığımız “GREIF işçileriyle 1 yevmiyeni paylaş!” kampanyası
DİSK tarafından sahiplenilerek yaygınlaştırılmalıdır.
taleplerimiz
seyrini yürütecek komitenin sağlıklı işlemesi için bizden görev nöbetimizi
sonlandırmamızı istedi. Durumu değerlendirdik. Atılan adımı önemsediğimizi göstermek için görev nöbetini sonlandırdık.
Direnişin 10. gününde gelen heyete sunduğumuz taleplerimiz olduğu
gibi ortada duruyor. Oluşturulan komitenin ilk görevi bu talepleri hayata
geçirmek için çaba sarf etmektir. İşgal eylemimiz karşısındaki sahiplenmenin göstermelik olmadığını göstermenin tek yolu da budur. Biz aşağıda
DİSK ve DİSK/Tekstil yönetimine sunduğumuz taleplerin takipçisi olacağız.
DİSK Yönetim Kurulu’nun 20
Mart 2014 tarihli açıklaması:
“Konfederasyonumuza bağlı DİSK Tekstil sendikamızın
üyesi Greif işçileri, taşeron sistemine ve sefalet ücretlerine son
verecek bir toplu iş sözleşmesi için 39 gündür bir hak alma mücadelesi yürütmektedir.
İşverenin direnişçi işçileri işten çıkarma ve fabrikayı kapatma yönündeki eylemleri ve söylemleri süreci kilitlemektedir. Bu nedenle Konfederasyonumuz
ve konfederasyonumuza bağlı sendikaların gerçekleştirmiş olduğu direniş ziyaretlerinin
ve dayanışmanın devamlılığı önemlidir.
Greif’te DİSK Tekstil üyesi işçilerin iradesini ve taleplerini yansıtacak bir toplu sözleşme için konfederasyon düzeyinde de sürecin takipçisi olunacak, gerekli girişimlerde
bulunulacaktır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”
5
6
Direnişimizin geldiği aşama...
Bizler taleplerimiz
kabul edilmeden
buradaki işgal
eylemimizi
sonlandırmayacağız.
Patronun diğer
fabrikalarına da daha
önce yaptığımız
gibi taşıyarak
mücadelemizde
pes etmediğimizi
göstereceğiz
D
irenişimizde gelinen aşamada Greif yönetimi Ali Cengiz oyunlarıyla sonuç almaya çalışıyor. Fabrikayı kapatma kararı aldığını ilan eden
yönetim şu günlerde “kapatılan fabrikadan” işçi attığını açıkladı. Ama
bu oyunlara ve tehditlere prim vermiyoruz. Direnişin 40. gününde bir kısım
arkadaşımızın hesaplarına aylıkları yatırılarak, iş akitlerinin tek taraflı olarak
fesih edildiği haberini aldık. HaberTürk gibi bazı gazetelerden, patronun yaptığı açıklamaya göre 135 işçinin işten çıkarıldığını okuduk. Bu girişim açık ki,
sendikal örgütlülüğümüze yönelik bir saldırıdır ver bizler açısından yok hükmündedir. Bizler taleplerimiz kabul edilmeden buradaki işgal eylemimizi sonlandırmayacağız. Patronun diğer fabrikalarına da daha önce yaptığımız gibi
taşıyarak mücadelemizde pes etmediğimizi göstereceğiz. Taleplerimiz kabul
edilene kadar hiçbir baskı ve tehdide boyun eğmeden, mutlaka kazanacağız.
GREIF yönetimiyle 14 Mart’ta gerçekleştirdiğimiz görüşmede patron tarafının bize sunduğu ve üzerinde anlaşma sağlanamayan maddeler.
a- Konfeksiyonlar taşeron olarak devam edecek.
b- İlk 6. ay %9, ikinci 6. ay %7 , 3, 4, 5, 6 dönem 6. ay zamları %1
c- İkramiyeler ilk 18 ay için 3, ikinci 18 aylık dönem için 4 olarak öneriliyor.
d- Aylık verilen prim yerine maşlara sabit 120 TL brüt iyileştirme eklenecek.
Taşeron sistemi köleliktir!
lt işveren (taşeron) ilişkisinin hükümleri, 4857 sayılı Yeni İş Kanunun 2
maddesinde“...Bir işverenden, işyerinde
yürüttüğü mal ve hizmetlerin üretimine
ilişkin yardımcı işlerde veya asıl işin bir
bölümünde işletmenin ve işin gereği ile
teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren
işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte
çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren
arasında kurulan ilişkiye asıl işveren- alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren,
alt işvereninin işçilerine karşı o işyeri ile
ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş
sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden
alt işveren ile birlikte sorumludur. Asıl işverenin işçilerini alt işveren tarafından işe
alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi
suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha
önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin
muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek
alt işvereninin işçileri başlangıçtan itibaren
asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler.
İşletmenin veya işin gereği ile teknolojik
nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez” şeklinde düzenlenmiştir. Uzun yıllardır çalıştığımız fabrikamızda ise yasadışı biçimde sürdürülen taşeron
uygulaması adeta kural haline getirilmiş ve
bu kölelik uygulamasına göz yumulmuştur.
Kadrolu işçiler dışında kalan 1000’e yakın
işçi 44 ayrı taşeron şirkette çalıştırılmaktadır. Her türlü güvenceden yoksun biçimde
güvencesiz koşullarda çalıştırılmak anlamına gelen taşeronluk sisteminin kaldırılıp
kadroya geçirilmemiz en doğal ve insani
hakkımızdır. GREIF gibi, sektöründe dünyanın önde gelen firmlarından biri olan
şirkette bu hukuksuzluk en kaba biçimiyle
yapılmaktadır. Direniş sürecinde sendikaya
üye olan işçi arkadaşlarımızın kayıtlı oldukları taşeron şirketin adı “Uğur Gıda” olmasına rağmen Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığı kayıtlarına göre bu şirket “Gemi
yapımı” ve “deniz taşımacılığı” işkolunda
faaliyet gösteriyor gözükmektedir. Bu bile,
taşeron köleliği konusunda daha fazla söze
gerek bırakmamaktadır.
kararlıyız
A
Dayanışma faaliyetleri
D
irenişimizin başladığı ilk günden itibaren özellikle Avrupa’daki emek dostları
ve duyarlı kurumlardan önemli destekler
aldık. Başta, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde
örgütlülüğü bulunan İşçilerin Birliği Halkların Kardeşliği Platformu (BİR-KAR) olmak üzere Avrupa’nın dört bir yanından
dayanışma mesajları elimize ulaştı.
Fransa, Hollanda, Almanya, İsviçre’den dostlarımız gerek maddi gerekse
de manevi anlamda direnişimizin yanında oldular. Şu ana kadar, yemek,
otobüs ve diğer temel ihtiyaçlarımızı büyük oranda
yurtdışından gelen maddi
desteklerle karşıladık.
BİR-KAR’ın
çağrısı
üzerine 20 Şubat’ta Greif
işgalini selamlamak ve Greif patronlarını
protesto etmek için, Greif’in Köln-Lövenich’teki ana merkezinin önünde eylem yapıldı. Yaşanacak Dünya, Kaldıraç ve ADHK da
eyleme katılım sağladı.
7 Mart’ta BİR-KAR, Greif’in Almanya’nın Köln/Lövenich’teki ana merkezinin
önündeydi. Köln/Lövenich’teki Greif’te sanayi fıçısı (bidon da denebilir) üretiliyor.
Direnişimizle dayanışma amacıyla Almanya Berlin’de Greif Direnişiyle Dayanışma Komitesi (BİR-KAR, EÖC, ADHK, Devrimci Proletarya) kuruldu. Bu komite son
olarak 22 Mart Cumartesi günü dayanışma
etkinliği düzenledi. Almanya’nın birçok
kentinde büyük otomotiv fabrikalarında
çalışan işçilere GREIF direnişini anlatan
bildiriler dağıtıldı. Yanısıra, direnişin taleplerini
ve GREIF yönetimini anlatan İngilizce metinler
şirketin ABD’deki genel
müdürlüğüne mail yoluyla iletildi.
Şirketin Türkiye’de iş
ilişkisinin bulunduğu firmalar da süreç hakkında
bilgilendirilerek uyarıldı.
Türkiye’de ise Bursa,
İzmir, Antalya ve daha birçok yerelde dayanışma komiteleri ve platformlar kuruldu.
Yine, İstanbul’un Avrupa ve Anadolu yakalarından forumlar ve dayanışmalar GREIF
direnişiyle dayanışma amacıyla stand, bildiri
dağıtımı, bağış ve eylemli dayanışmayı örgütlemeye devam ediyorlar. Tüm bunlarla beraber Hadımköy’deki işgal fabrikamıza destek
ve dayanışma ziyaretleri devam ediyor.
7
- Temizlik malzemeleri:
Sabun, Peçete, Tuvalet kağıdı, Çamaşır suyu, Kağıt havlu, Bone, Hijyen
eldiveni, Yemek maskesi, Kolonya, Dezenfekten, Kağıt banyo havlusu,
Şampuan, Bulaşık deterjanı
- mutfak malzemeleri:
Plastik -karton bardak, Plastik çay kaşığı,
- Gıda:
Çay, Şeker, Kuru Gıda-Bakliyat (Pirinç, bulgur, nohut, mercimek vb.)
-Dayanışma için getirilen malzemeler dışarıda pişirilebiliyor- Genel ihtiyaçlar:
Yağmurluk, çorap, iç çamaşırı, havlu
İletişim bilgileri/ziyaret adresi
engin yIlGIn: 0 542 650 65 25
0 539 414 35 45
e-mail: [email protected]
Facebook: Greif İşgal Grev Direniş
adres: Yeşilbayır Mah., Hadımköy İstanbul Yolu Cad., No: 59 Arnavutköyİstanbul
(Esenyurt-Hadımköy’deki pervanelerin -rüzgar tribünleri- hemen yanı.
Yenibosna’dan kalkan Hadımköy otobüsleriyle tek araçla, metrobüsle
Beylikdüzü’ne kadar herhangi bir duraktan aynı otobüslere binilerek
aktarmayla ulaşılabilir.)
Direnişe parasal destek için banka hesap numarası ve diğer destekler için
iletişim telefonları şöyle:
Garanti bankası
*Ferhat Alsaç adına..
*Türkiye için:
Hesap No: 6683726
BIC: TGBATRISXXX
IBAN: TR97 0006 2000 5440 0006 6837 26
BLZ (Banka kod numarası): 00544
almanya için:
KontoInhaber: Ferhat Alsac
Kreditinstitut: Garantie Bankasi
BLZ: 00544
Kontonummer: 6683726
BIC: TGBATRISXXX
IBAN: TR97 0006 2000 5440 0006 6837 26
İletişim:
Ferhat Alsaç: 0 536 977 19 93
Engin Yılgın: 0 542 650 65 25
dayanışma
Greif ihtiyaç listesi!
Download

taleplerimiz