Rojava Devrimiyle
Gezi’nin Rüzgarını
Buluşturarak
12 Eylül Rejimine
Başkaldırmak İçin
Oylar
Selahattin
Demirtaş’a
AYLIK KOMÜNİST GAZETE
AĞUSTOS 2014 ÖZEL SAYI: 1
Fiyatı 50 Krş (KDV dâhil)
Türk-İslam Sentezci Gerici Adaylara Aktif Boykot
Demirtaş’a Aktif Destek!
Türkiye ilk kez Cumhurbaşkanını genel oyla seçmek üzere sandığa
gidiyor. Ama güya demokratikleşme yolunda bir adım gibi sunulan bu
seçim 12 yıldır işitmeye alıştığımız benzer iddialar gibi Türkiye’nin
demokratikleşme yolundaki kaderini belirlemek üzere yapılmıyor.
tuttuğu yol da farklı değil. Her ne kadar daha çelebi ve saldırgan
olmayan bir üslupla Erdoğan’ın karşısına çıkıyorsa da, vaktiyle
Türkeş’in de danışmanlığını yapmış olan İslamoğlu’nun Türkçülüğü
kesinlikle daha az değildir.
10 Ağustos cumhurbaşkanlığı seçimleri Tayyip Erdoğan’ın kaderini
tayin etmek üzere tasarlandı. AKP’nin adayının karşısına
«cemaat»/ABD destekli CHP-MHP ittifakı, emekçilerin ve ezilenlerin
karşısına iki şoven Türk-İslam sentezi taraftarı aday çıkardı.
Gazze’deki İsrail saldırıları karşısında Filistinlilere sahip çıkma
görüntüsü veren Erdoğan’a sataşırken, neden Türkmenlere de
Filistinliler kadar sahip çıkmadığını sorması bunun bir işareti. IŞİD’in
Türkmenleri hedef almasının onların Şii olmalarından ötürü oluşuna
değinmekten kaçınması da tesadüf değil. Zira 1980 öncesinde
Maraş’ta Çorum’da MHP’nin kışkırttığı gericiler alevilerin üzerine
saldırıp katliam yaparlarken de bu «çelebi diplomat» MHP’nin
danışmanları arasındaydı.
Cumhurbaşkanlığı seçiminde seçmenin önüne çıkarılan iki gerici
seçenek 12 Eylül referandumunda dayatılan seçenekler gibidir.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 12 Eylül Rejimi bir kez daha
seçmenlere onaylatılmak isteniyor.
Erdoğan ve İhsanoğlu Sünni İslam Savunusu ve Türk
Milliyetçiliği Konusunda Yarışıyor
Adaylardan en çok bilineni ve ipliği iyice pazara çıkmış olanı Tayyip
Erdoğan. Bugüne kadar bilhassa Kürtleri tutmayacağı vaadlerle
kendine bağlamasına alıştığımız Erdoğan bu seçimlerin hiç değilse ilk
turunda bu oyların gürül gürül kendisine akmayacağının farkında.
Çünkü hem o oylar bu sefer Selahattin Demirtaş’a gidecek. Hem de
bilhassa Rojava devrimiyle değişen iklim, IŞİD çeteleriyle AKP’nin
ilişkisinin ortaya serilmiş olması, «çözüm süreci» kandırmacasının
süremeyeceğini git gide daha açık gösteriyor.
Ayrıca Gezi ayaklanmasından sonra CHP’ye oy verebilecek kimi
kesimlerle sol liberalleri bir kez daha kandıramayacağını da iyice idrak
etmiş durumda.
O nedenle Erdoğan gözünü daha çok MHP ve BBP’nin İslamcı tutucu
çizgiye meyilli milliyetçi tabanına dikmiş gözüküyor. Bu maksatla git
gide daha şoven bir söylemi tutturup, Kürtlere ve özel olarak ta PKK’ye
düşman kesimlerin oylarını almaya daha çok önem veriyor.
En son Bülent Arınç’ın kadınlara yönelik aşağılayıcı söylemlerinden de
anlaşılıyor ki, AKP bu seçimlerde Gezi ayaklanmasına katılan, destek
veren kesimlerin tepkisini kışkırtma pahasına toplumun en gerici ve
tutucu kesimlerini kendilerine bağlamaya dönük bir propaganda
yapmaya kararlı.
CHP-MHP ittifakının Erdoğan’ın karşısına çıkardığı sürpriz aday
İhsanoğlu’nun milliyetçi ve Sünni kesimlere yönelme bakımından
Her iki aday da farklı üsluplarla da olsa hem Kürt ve alevi düşmanlığı
hem de devrimcilere düşmanlık konusunda birbirleriyle yarışıyor.
Kadınlara ve farklı cinsel tercihleri olan kesimlere karşı toplumun en
gerici kesimlerini arkalarına alma konusunda birbirleriyle yarışmaları
da tesadüf değil.
İki Aday 12 Eylül Rejiminden Güç Alıyor
Tayyip Erdoğan güya 12 Eylül Anayasasını değiştirme demagojisiyle
Kenan Evren’in kendisi için hazırlattığı kıyafeti giymeye hazırlanıyor.
Ekmeleddin İhsanoğlu da Kenan Evren tarafından İslam Kalkınma
Örgütü’nün başına gönderilen bir gerici. Erdoğan’ın karşısına 12 Eylül
rejiminin esasına ve bu rejimin temel harçlarından olan Türk-İslam
sentezine dokunmadan çıkıyor. Onu destekleyip karşımıza çıkaranlar
Erdoğan’sız bir 12 Eylül rejimi için Ekmeleddin İhsanoğlu’na «yetmese
de evet» denmesini istiyorlar.
Bu iki adaydan herhangi birine oy vermek 12 Eylül rejimine evet
demektir. Bu iki 12 Eylülcü, gerici, Türk/İslam sentezci aday da 12
Eylül referandumundaki gibi boykot edilmelidir. Ama sandığın ne
zaman boykot edileceği önemli.
Her iki burjuva adayın da gerici oldukları için seçimleri boykot
eğiliminde olanların, iki İslamcı adaya da laik olmadıkları için karşı
çıkanlar, tam da bu nedenlerle 10 Ağustos’ta Demirtaş’a oy vererek bu
iki gerici adayı boykot etmelidir.
Kendisinin aday olmadığı ve bu iki adayın karşı karşıya kaldığı
seçimleri boykot edeceğini zaten Demirtaş’ın kendisi de ilan etmiştir.
12 Eylül Rejimine Hayır Demek İçin 10 Ağustos’ta Demirtaş’a Evet!
. İhsanoğlu ve Erdoğan birbirleriyle Çankaya’ya çıkmak için
yarışmaktadır. Demirtaş ta elbette ve haklı olarak Çankaya’ya talip
olmuştur. Ama 12 Eylül rejiminin ürünü iki rakibine karşı sadece
Çankaya’ya çıkma hedefiyle alternatif olamaz.
Selahattin Demirtaş 12 Eylül rejimini ve Anayasasını hedef tahtasına koyabilecek ve 12 Eylül rejimini karşısına alabilecek tek adaydır.
Ancak bu takdirde azami başarıyı elde edebilecektir. 10 ağustosta
önümüze çıkacak oy pusulalarındaki Selahattin Demirtaş seçeneği
«12 Eylül rejimine hayır!» demek isteyenlerin, demesi gerekenlerin
tek seçeneğidir.
Selahattin Demirtaş herşeyden önce 12 Eylül rejiminin yasaklarının
delinmesini temsil etmektedir. 12 Eylül’ün yüzde on barajını delerek
TBMM’ye solun geniş kesimlerinin desteklediği bağımsız adaylarla
girenlerin adayıdır. Herşey bir yana Hakkari milletvekilinin cumhurbaşkanı adayı olması sembolik olarak bile anlamlı ve önemlidir.
. Tayyip Erdoğan’ın ilk turda Çankaya’ya çıkmasını önlemek isteyenler için de Demirtaş seçeneği tek seçenektir.
Selahattin Demirtaş’ın aday olmasıyla Erdoğan’ın çantada keklik
sandığı ve İhsanoğlu’nun asla kendi hanesine yazamayacağı Kürt
oylarının önemli bir kısmı eksilecektir. Erdoğan’ın ilk turda seçilememesi için en etkili tutum oyların Demirtaş’a gitmesidir. İlk turda seçilmek için geçerli oyların yarısından bir fazlasını almak şarttır. Bu yüzden 10 Ağustos’ta yapılacak bir boykot Erdoğan’ı Çankaya’ya çıkarmanın en kestirme yolu olacaktır.
. İhsanoğlu ve Erdoğan Türkçü ve Sünni İslamcı oyları devşirmek
için yarışırken, Kürtlere, Alevilere, devrimcilere düşman olma bakımından aynı tutumu temsil ettiklerini ortaya koyuyorlar. Bu yarışta
kadınlara LGBT bireylere, muhtelif azınlıklara hitap etmekten kaçınıyorlar.
Selahattin Demirtaş Kürtlere, alevilere, kadınlara, azınlıklara bütün
dışlanmış kesimlere hitap eden tek adaydır. Bu kesimlerin ve onlarla
dayanışma içinde olanların oylarını verebilecekleri tek aday Demirtaş’tır.
. Erdoğan’ın yedeği olarak büyük sermaye tarafından öne çıkarılan
İhsanoğlu emek/sermaye ilişkisinde rakibiyle aynı cephededir. O nedenle de sadece AKP hükümetinin hain planları yüzünden değil, özelleştirme ve taşeronlaştırma saldırıları sonucunda bir katliama uğrayan Somalı maden işçileriyle yüzleşme konusunda Erdoğan kadar
çekimserdir ve bu katliamın mağdurlarıyla yüzleşmeye yüzü yoktur.
Selahattin Demirtaş ise doğrudan doğruya emekçilere hitap eden
ve emekçilerin çıkarlarını savunma iddiasında olduğunu açıkça söyleyebilen ve çekinmeden Somalı maden işçilerinin arasına girebilen
tek cumhurbaşkanı adayıdır
. Siyonist İsrail’in Gazze’deki katliamı karşısında İsrail ve ABD emperyalizmine dokunmadan, Filistinlilere en fazla kimin sahip çıktığını
göstermek için yarışan iki aday Rojava’da gerici IŞİD çetelerinin katlettiği Kürtler için ses çıkarmama konusunda sessiz bir ittifak içinde.
Selahattin Demirtaş rakiplerine karşı en büyük gücü Rojava devriminden alacaktır. Kendilerini savunma gayretinde olan Rojavalılar
onun seçim kampanyasına katılacak değillerdir elbette. Ama Rojava’daki öz-savunmanın rüzgârı seçim kampanyasının en önemli desteği olur. Çünkü AKP tarafından donatılıp desteklenen karşı-devrimci
gerici IŞİD çeteleri Erdoğan’ın «çözüm süreci» aldatmacasının ardında Kürtleri silahsızlandırmak olduğu gerçeğini ortaya koyuyor.
Hem Rojava devrimi ile dayanışma içinde olup hem AKP ile çözüm
tartışmanın mümkün olmadığını gün ışığına çıkarıyor. Aynı zamanda
da IŞİD’in katlettiği Türkmenler için gözyaşı dökerken, aynı çetelerin
Rojava’da katlettiği Kürtleri görmezden gelen İhsanoğlu’nun iç
yüzünü gösteriyor.
. Gezi Ayaklanması’nda harekete geçen yığınların ve onları destekleyenlerin Tayyip Erdoğan’a oy vermeyecekleri açıktır. Ama onları
tıpkı AKP sözcülerinin bir kısmı gibi provokatörlerin oyununa gelen
çevreci gençler gibi görmek isteyen, AKP’lilerden farklı değerleri
temsil etmeyen İhsanoğlu’nun onlara Tayyip Erdoğan’dan daha
yakın olmadığı besbellidir.
Selahattin Demirtaş ise Medeni Yıldırım’la Ali İsmail Korkmaz ve
diğerlerinin bir kez daha buluşmasını sağlayabilecek tek adaydır. Bu
buluşma Rojava’dan esen rüzgârın Gezi Ayaklanması’nın rüzgârıyla
buluşması için de bir fırsattır.
Ağustos ayında sadece Çankaya’ya kimin çıkacağı belli olacak. Ama
İhsanoğlu ile Erdoğan’ı karşı karşıya getiren it dalaşı bitmiş olmayacak. Bu dönemeci takiben siyaset gündemine AKP cephesindeki koltuk kavgaları ve CHP/MHP cephesinde yeni bir gerici koalisyonun
hazırlık pazarlıkları oturacak.
Selahattin Demirtaş ve onu destekleyenler açısından da mücadele
elbette Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle bitmeyecek. Aksine bu seçim
dönemecinden ivme alarak gelişmek zorundadır.
Demokratik Haklar Mücadelesi
10 Ağustos’ta İvme alarak Yükseltilmeli
Daha önce AKP’yi masaya oturmak zorunda bırakan açlık grevlerinin
tetiklediği mücadelenin yayılarak sokaklara taşması olmuştu. Bununla birlikte Erdoğan «çözüm süreci» adını taktığı bu süreci içine battığı
bataklıktan kurtulmak için bir basamak olarak kullanmak istedi. Şimdi
bu basamaktan mahrum olarak Çankaya’ya tırmanmaya çalışacak.
10 Ağustos dönemecinde Selahattin Demirtaş’a verilecek güçlü ve
aktif destek ardından gelişecek mücadelenin seyrini de belirleyecektir. Bu tutum iki gerici adaydan herhangi birinin ilk turda Çankaya’ya
çıkmasına engel olabileceği gibi, muhtemel bir ikinci turda güçlü ve
aktif bir boykot çalışmasının da zeminini döşemelidir.
Bu tutum Çankaya’ya kim çıkarsa çıksın yeni hükümeti kim kurarsa
kursun, karşısında demokratik haklar mücadelesinde sokaktan yükselen ve TBMM’de karşılığı olan bir muhalefet hareketinin temellerini
atacaktır.
Böyle bir seçim çalışması içinde örülecek eylem birliği ve dayanışma
seçimlerin sona ermesiyle bitecek değildir. Aksine asıl o zaman
sokaklardan güç alan Gezi’nin ve Rojava’nın rüzgârını arkasına alan
ve mecliste temsili olan emekçilerin ve ezilenlerin çıkarlarını savunan
bir ana muhalefet yaratılabilir.
Ancak o takdirde Gezi’de, Soma’da ve Roboski’de katledilenlerin ve
daha nicelerinin hesabını sormak mümkün olur. .Bu seçimler ilk
genel seçimlere kadar sürdürülecek bir muhalefet hareketinin
örülmesi için bir başlangıç olmalıdır.
Seçim sonuçları ne olursa olsun ezilenlerle emekçilerin birleşik
kitlesel ve eylemli muhalefet hareketinin örülmesi, ara verip hız
kesmeden sürdürülmelidir.
KOMÜNİST KÖZ YEREL, SÜRELİ, AYLIK TÜRKÇE SİYASİ GAZETE
AĞUSTOS 2014
ÖZEL SAYI: 1
SAHİBİ ve SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ: MURAT ÖZYAVUZ
Osmanağa Mahallesi, Leylak Sokak Elif İşhanı, Kat: 2, Kadıköy/İstanbul
TEL: 0216 700 19 98 E-Posta: [email protected] Web: www.kozonline.org / www.kozonline.info
BASILDIĞI YER:
ÖZDEMİR MATBAASI DAVUTPAŞA CADDESİ, GÜVEN SANAYİ SİTESİ C BLOK NO: 242 TOPKAPI-İSTANBUL
TEL: 0212 577 54 92
Download

buraya