MiZAH
zurum 2000; A. A. Haidari, "A Medieval Persia n
Satirist ", BSOAS, XLIX ı 1986 ). s. 117-127; Ahmed Penahl-i Simnani, " Se rgüze ş t-i Ş igifte n­
giz-i Tanz", A şfna, s y. 15, Tahran 1373 hş., s.
4 1- 54 ; M. A. HümayOn-i KartOziyan , "Ta nz-i
Devre - i Hi day et 2 ", İra nş inasf, X/ 2, Ta hra n
1998, s . 271-285; a.mlf., "Der Bare-i Ma]<üle- i
Edebi-y i Tenzin e u Bal) ş i Tatb1]<i", a.e., Xl/2
( 1999). s . 265-284; Naci Tokmak, "Hiciv " , DiA,
XVII , 449-450.
~
I!I!J
H ASA N ÇiFTÇi
D TÜRK EDEB İYATI. Daha çok isiarniyet öncesi sözlü edebiyat ürünlerinin
yer aldığı Div anü Iugati't-Türk ile islami değerler üzerine kurulu Kutadgu Bilig'de ve De de Korkut Kitabı' nda ve birçok m izahi unsur vardır. Bilhassa D ede
Korkut Kitabı ' nın başında , " Kadınlar
dört türlüdür" cümlesiyle başlayan kadın
tasnif ve tasviriyle Deli Dumrul hikayesinin bu açıdan ayrı bir önem taşıdığı söylenebilir. islami dönem Türk edebiyatında
kavram ve terim olarak günümüzdeki anlayışa yakın mizaha daha çok halk edebiyatı ile yeni edebiyatın çeşitli türlerinde
rastlanmakta, divan nE::!srinde Iatife, şii­
rinde ise hiciv ve hezlin öne çıktığı görülmektedir.
Diva n Edebiyatı. Mizahi anekdotlar içeren en eski eserler olan Risaletü'n-nushiyye ve Garibname gibi kitaplarda mizahın "nükte ve latife" karşılığında kullanıldığı görülür. Nabi'nin, "Eyleme hezl ü
mizahı plşe 1 Düşürür dostlarını endişe
ll
Dostu etme latlfeyle feda 1 Hakk-ı nan u
nemegi etme heba" ve Sünbülzade Vehbi'nin, "HGbdur gerçi Jetafetle m izah 1Olmaya Ilk müeddl-i silah" beyitlerinde mizahın aşırıya kaçmayan latife özelliğ inde
olması tavsiye edilirse de uygulamada bu
çizgiden epeyce uzaklaşıldığını söylemek
mümkündür. "Mizah-gG, mizah-nüvls.
mizah- perver, mizah -amlz" gibi terkipler de onun hezl ve hicivden ayrı düşünüi­
düğünü gösterir. Osmanlı döneminde zengin bir mizah anlayışı varsa da yazıya geçirilen örnekler fazla değildir. Bunda. baş­
ka sebepler yanında dini anlayış gereği
vakar ve ciddiyetin şakaya tercih edilmesinin de payı büyüktür.
Divan edebiyatının şiir ağırlıklı oluşu
da şiir kalıbına dökmüştür. Ancak
şairler arasındaki rekabet dolayısıyla mizahın şahsi konular etrafındaki hiciv ve
hezliyyat ile karışması onun kabalaşma­
sına ve nezih örneklerin azalmasına yol
açmıştı r. Manzum mizahi eserlerin bir
kısmında daha çok devrin psikolojik, ahlaki ve sosyal yapısına yönelik aksaklıklar
konu edilmiştir. Divanlarda yer alan mimizahı
208
zahl parçalar ise zarif ifadeleri ve şaşırtıcı
ironik kurgularıyla dikkat çeker. Çirkinliğinden dolayı dostları arasında "gurab"
(karga) Iakabıyla anılan Baki'nin Tut! adlı
güzel cariyesinden şikayet etmesi üzerine cariyenin söylediği , "Bağteten olmuş
iken tut! guraba hem-nişin 1Yine şekvayı
gurab eyler garabet bundadır" beyti buna örnek verilebilir. Emri ile Baki, Taşlıcalı
Yahya ile Hayali. Haşmet ile Koca Ragıb
Paşa gibi şairlerin birbirlerine sataşırken
daha çok mizahi öğeleri ön plana çıkar­
dıkları , rind ile zahid ve aşık ile rakibi arasındaki çekişmeler üzerine kurulu şiirler­
de ise hiciv ve hezl yanında mizahi anlatırnlara başvurulduğu görülür: "Zahid bu
bürGdetle eğer dOzaha girsen 1 Bir IG!e
duhanyakmağa ateş bulamazsın " (Laedr]) gibi.
Doğrudan zekaya hitap eden mizah
ürünlerinin müstakil kitap, risale, arzuhal, münazara metni ve şerh şeklinde
mensur olanları da vardır. Bazan mizah
unsuru içeren fetvalara da rastlanır ; mesela EbüssuGd Efendi'nin, "Zeyd 'Avratların olduğu cennet bana gerekmez' dese
ne lazım olur?" sorusuna. "Gerekmezse
cehenneme gitsin" cevabını vermesi gibi
(Gökyay, s. 26 3). Divan edebiyatında bilinen ilk müstakil m izahi eserler )01. yüzyı­
la ait olup bunların en önemlileri sayılan
Şeyhi' nin manzum Harname'si mesnevi.
Molla Lutfi'nin mensur Harnam e'si münazara türündedir. )01_ yüzyılın son yılla­
rından itibaren )011. yüzyılda mizah eserIerinin mizahi takvim (Va hyl' nin mes lek
erb a bı nı konu alan Takvfm' i ). letaif (Mahreml"ninMecmau '1-letai{'i il eŞ ütürname·­
si ı. muhi'ıdarat (Layihl Mustafa Efendi'nin
Muh a da ra t'ı). -müstehcen de olabilenhikaye (Gazall Deli Birader'in Da{iü '1-g umüm ve raflu'l-hümüm 'u). mersiye (Meali'nin ked isi için y azdı ğ ı mersiye) ve mektup (Sa ni il e Sal Mustafa Çelebi'nin karş ılıklı m e ktupl a rı) gibi çeşitli biçimlerde
ve daha geniş bir konu yelpazesinde kaleme alındığı görülür. )0111. yüzyılda mizah hiciv ve hezlin gölgesinde kalmıştır.
Türün en seçkin örnekleri NefTnin Siham-ı Kaza adlı hiciv mecmuasındadır.
Nam Mehmed'in mizahi mektupları derl ediği Tlıhfe-i Emsal mesnevisi. Müneccimbaşı Derviş Ahmed Dede ile Feyzullah
Efendi'nin Letaifname'leri ve müellifi
bilinmeyen Hikaye-i M ekr-i Z enan bu
dönemin diğer önemli eserleridir. XVIII.
yüzyılda mizahın çerçevesinin birdenbire
daraldığını , konuların amiyaneleşerek
halk tarzı güldürünün ön plana çıktığını
ve divan şiir inin )0111. yüzyılda olduğundan
daha fazla kaba küfür ve hezliyyata yenik
söylemek mümkündür. Ancakyine de Kani , Osmanzade Ahmed Taib, Osman SürGrl, Sünbülzade Vehbi, Sursalı İsmail Bellğ , Nedim. Şeyhülislam ishak, Esad Efendi, Haşmet ve Zarlfi gibi
şairler mizaha katkıda bulunmuşlardır.
Osmanlı toplumu gibi edebi sanatların
da dönüşüm geçirdiği XIX. yüzyılda geleneksel mizah anlayışını sürdüren şairler­
den Keçecizade izzet Molla'nın Mihnetk e şan'ı ile Enderunlu Fazırın Defter-i
Aşk ve Ş e vke ngiz'i divan edebiyatının
önde gelen son mizah örnekleridir.
düştüğünü
B İ BLİYOGRAFYA :
Keykavus b. iskender, Kabusnam e (tre. Me rci me k Ahmet, nş r. Orh an Şai k Gökyay). istanbul
1974, s. 100-103 ; Lamii-zade Abdullah Çelebi,
Latifeler (n ş r. Yaşa r Ça lı ş ka n). istanbul 1978, s.
11-23; Kınalızade Ali Efendi. Ahlak-ı Alaf: AhLak ilmi ( n ş r. Hüseyi n Algü il. istanbul , ts. {Tercüman ı 001 Teme l Eser). s. 190-191, 195; Nabi,
Hayriyye (s. n ş r İskende r Pa la). İstanbul 2003,
s. 82-86; Sünbülzacte Vehbi, Lut{iyye (n ş r. Süreyya Ali Beyzadeoğl u ), İ stanbul 1996 , s . 44-4 7,
53-54 , 82-85; Ahmed Rifat. Tasvfr-i A hlak (n ş r
Hüseyi n Algü l). istanbul , ts. (Tercüm a n 1001 Te me l Eser), s. 36, 153, 205 , 222; Orhan Şaik Gökyay, Destursuz Bağa Girenler, istanbul 1982, s.
263 ; Hasan Kavru k, Eski Türk Ed e biyatında
MensurHikay eler, İ stanbull998 , s . 156-157 ,
161; Metin Akkuş, f'le{'i ve Si ham-ı Kaza, Ankara 1998, s . 24-53, 70-88; Tunca Kortantamer.
" Kurulu ş tan Ta nzima t' a Kada r O smanlı Dönemi Türk M iza hının Kı s a Bir Tarihi ", Türkler
( n ş r. Hasan Ce lal Güzel v . dğr. l. Ankara 2002, Xl,
605-621; a.mlf., "Os manlı Dönemi Türk Mizah
Anlay ı ş ı ", TUBA , XXVII /2 {2003). s. 373-379;
iskender Pala, Güldeste, İ s t a nbul 2003, s . 7 14 ; a.mlf .. "Hez!", DiA, XVII , 305-306; a.mlf.Metin Akku ş , "Hiciv", a.e., XVII , 450-452; Mehmed Çavuşoğlu . "Zat!' nin L e tay ifı ", TDED, XVIII
ıı 9 70 J. s. 25 -5 1; Hasan Çiftçi . "Kla sik islam
Ed e biy atınd a Hiciv v e Mizahın Yöntemleri" ,
Atatürk Üniv ers it esi Türkiy at Araştırmaları
Enstitüsü Dergisi, sy. ll , Erzurum 1999, s. 173-
182; Fikret Türkmen. "O s manlı Döneminde
Türk Mizahı" , Türk Dü nyas ı. incelemeleri Dergisi, s y. 4, izmir 200 0, s . 1-1 O; Kenan Akyüz ,
"Mizah ", TA, XXIV, 263-264 ; Mustafa Kutlu.
"Mizah" , TDEA, VI, 385. 1:;;;:ı .
I!I!J
lSKEN DER PALA
Ha lk Edeb iyatı . Halk edebiyatında miyer aldığı türlerin başında fıkra gelir. Önceleri Osmanlı edebiyatında latife
adıyla bilinen fıkralarda hayattaki olumsuzluklar, aile, hukuk, terbiye, yardımlaş­
ma, eğitim gibi konular halkın güleçliğiyle
dile getirilir. Bu özellikleriyle fıkrayı sözlü
halk edebiyatı ürünleri arasında mizahı
temsil eden en tipik yapı kabul etmek
mümkündür. Nasreddin Hoca, ineili Çavuş . Tım. Bekri Mustafa, Kemlne gibi kişi
adiarına veya çeşitli mahalli tipiere bağlı
olan fıkralar yanında Bektaşi, Mevlevl, Yözahın
Download

TDV DIA