EDİNİLMİŞ MALLAR VE KATILMA ALACAĞI
Arş. Gör. Dr. Kumru Kılıçoğlu Yılmaz
Atılım Üniversitesi, Hukuk Fakültesi
Edinilmiş mallara katılma rejimi, Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen, eşlerin başkaca bir mal rejimi türü seçmedikleri
takdirde tabi oldukları yasal mal rejimidir. Eski Medeni Kanunu’muz döneminde, eşler arasındaki yasal mal rejimi “mal ayrılığı” rejimi
idi. 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe konulan Medeni Kanunu’muz kaynak kanunumuz olan İsviçre Medeni Kanunu(İMK)’ndan farklı
olarak, mal ayrılığını yasal mal rejimi olarak kabul etmiş idi. Zaman içerisinde, bu rejim, kadınların aleyhine işleyen bir rejim türü
haline gelince, İMK’nda 1984’te kabul edilen yasal mal rejimi olan “edinilmiş mallara katılma rejiminin” kabul edilmesi noktasına
gelinmiş;01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Yeni TMK.’muz ile, yasal rejim, edinilmiş mallara katılma rejimi olarak düzenlenmiştir.
TMK md.218-241 arasında detaylı olarak düzenlenen bu rejim, çalışmayan, herhangi bir geliri olmayan, evin tüm yükünü
sırtlanan kadınların, boşanma aşamasında, tazminattan başka bir hak sahibi olmamaları karşısında, geçimlerini idame
ettirebilmeleri için çözüm yolu olarak düşünülmüş olup; bu rejimle birlikte, “Her eşin, evlilik birliği süresi içerisinde diğer eşin edindiği
malların değerinin ½’sine sahip olacağı” düzenlenmiştir.
Yasada, yasal mal rejimi dışında 3 seçimlik mal rejimi türü de düzenlenmiştir. Eşlerin evlenmeden önce TMK md.205
gereğince, noterde düzenleme ya da onaylama şeklinde, ya da evlenme başvurusu sırasında evlendirme müdürlüğüne yapacakları
yazılı bildirim ile, başkaca rejim seçmeleri mümkündür. Böyle bir seçim yapılmaz ise; tabi olunan rejim, edinilmiş mallara katılma
rejimidir.
01.01.2002 tarihli TMK değişikliğinden sonra, bu tarihten önce evli olan kişiler için geçerli olan rejim ise; evlendikleri tarihten
01.01.2002’ye kadar, (başkaca rejim seçmemiş iseler) mal ayrılığı rejimi; 01.01.2002 tarihinden itibaren yine başkaca rejim
seçmemiş iseler, edinilmiş mallara katılma rejimi olacaktır. Örneğin; 1990 yılında evlenen çift, 2010 yılında boşanmak ister iseler;
01.01.2002’den önce edinilen mallarda mal ayrılığı rejimi geçerli olduğu için; mal sahibi olmayan eşin katılma alacağı söz konusu
olmayacak; ancak 01.01.2002 tarihinden sonra edinilen mallar için katılma alacağı gündeme gelebilecektir.
Edinilmiş malların kapsamının düzenlendiği 218. maddede, iki tür mal karşımıza çıkmaktadır. Bunlar; edinilmiş mallar
(md.219) ile kişisel mallardır (md.220). Kanun koyucu, edinilmiş malları saydıktan sonra, bu mallar dışındaki hiç bir malın tasfiyede
değerlendirmeye alınmayacağı anlamına gelmek üzere; kişisel malların neler olduğuna ilişkin ayrı bir düzenleme yapmaktan
kaçınabilirdi. Ancak, tereddüt ve karıştırma ihtimallerinin önlenmesi amacıyla, tasfiye aşamasında hesaba katılmayacak olan kişisel
malların da neler olduğu düzenlenmiştir.
Edinilmiş malların neler olduğunun düzenlendiği 220. maddeyi irdeleyecek olursak; öncelikle, çalışma karşılığı olan
edinimlerin, edinilmiş mal olarak değerlendirileceğini söylemek gerekir. Bu ana hüküm ile, emek olmaksızın edinilen gelirin diğer eşe
lehine katılma alacağı olarak hükmedilmesi engellenmiştir. Örneğin; şans oyunları ile gelir elde edilmişse, bu gelir, çalışma karşılığı
edinilmemiş olup; 219. maddede sayılan edinilmiş mal çeşitlerinden de olmadığı için, tasfiyede değerlendirilmeyecektir.
Madde, “çalışma karşılığı olan edinimler” şeklinde düzenleme yapmak suretiyle; edinimin mutlaka para olması
gerekmediğini işaret etmiştir. Bir kimse, çalışması karşılığında para değil de; mal edinebilir. Örneğin; kat karşılığı inşaat
sözleşmesinde, yüklenici çalışması karşılığında para değil, yapmış olduğu binadan daire sahibi olabilir. Bu nedenle, daire, tasfiyede
hesaba katılacak; dairenin son keşif tarihindeki değerinin ½’si diğer eşe katılma alacağı olarak verilecektir.
Yine çalışma karşılığında, eşlerden biri para ya da mal değil de; bir hak temin etmiş de olabilir. Örneğin; çalışması
karşılığında, eşe 2 yıl sonra ödenmek üzere 10.000 TL ödeneceği kararlaştırılmış olabilir. Bu durumda, hakkın doğumu ile ilgili
sorular akla gelmektedir.Tasfiye aşamasında, hak elde edilmiş ise, hesaba dahil edilecek; ancak tasfiye aşamasında henüz hak
elde edilmemiş; alacak tahsil edilememişse; Borçlar Hukuku konusu olan “temlik” kavramı karşımıza çıkacak; alacağın ½’si, katılma
alacağı hakkı sahibi diğer eşe temlik edilecektir.
Bu açıklamalardan yola çıkarak; çalışma karşılığı olan edinimler kavramından, her türlü edinimi anlamak gerektiği; para, mal
yahut hak, çalışma karşılığı olan edinim olarak değerlendirileceği sonucuna varmaktayız.
Edinilmiş mallardan bir diğeri, “ Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı
ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler” olarak karşımıza çıkmaktadır. Düzenleme açıktır. Eşlerden birine, evlilik birliği
süresinde bir ödeme yapılıyor ise; diğer eşin, bu yapılan ödemenin ½’sini katılma alacağı olarak talep etme hakkı mevcuttur.
Diğer bir edinilmiş mal türü olarak karşımıza “Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar” çıkmaktadır. TBK
md.54 bedensel zararların ne olduğunu düzenlemiş ve 2. fıkranın 3. bendinde “çalışma gücünün azalması ya da yitirilmesinden
doğan kayıplar”a yer vermiştir. Güç kaybı nedeniyle ödenen tazminatların edinilmiş mal sayılmasının nedeni; bu ödemelerin bir
emek karşılığı olarak yapılmış olmasıdır. Hak sahibi zarara uğramasaydı çalışacak, bir gelir elde edecek; elde ettiği gelir, tasfiye
aşamasında hesaba katılarak katılma alacağı gündeme gelecek idi. Ancak güç kaybı nedeniyle kişi hiç çalışamaz, yahut çalışması
kısıtlı hale gelir ise; ödenecek bu tazminat için, diğer eş, yine katılma alacağı isteyebilecektir.
Maddi tazminat olarak 219. maddede düzenleme bulan bu duruma karşın; 220. maddede manevi tazminatlar, kişisel mal
olarak değerlendirilmektedir. Buna göre; bir kişi çalışma gücünün kaybı nedeniyle, çalışamaması nedeniyle hakedeceği maddi
tazminat, katılma alacağı hesabına katılacak; ancak aynı olay nedeniyle manevi zararı da doğmuş ise; hakedeceği manevi
tazminat, kişisel mal olarak değerlendirilip, hesaba katılmayacaktır. Bunun nedeni; manevi tazminatın bir emek karşılığında, yahut
bir emeğin yerine ödenmemesidir.
Edinilmiş malların neler olduğuna ilişkin 219. maddenin son bendi “edinilmiş mallar yerine geçen değerler” düzenlemesiyle,
maddenin başında yer alan “edinilmiş mallar özellikle şunlardır” düzenlemesi örtüşmekte; yani, sayımın sınırlayıcı olmadığı anlamı
çıkarılmaktadır.
Rejimin sona ermesi aşamasında ise; ölüm, başka mal rejimine geçiş, iptal veya boşanma kararı gibi durumlar karşımıza
çıkmaktadır. Buna göre; eşlerden birinin ölümü ile, evlilik birliği son bulacağı gibi, mal rejimi de ölüm tarihinde sona ermiş
sayılacaktır. Eşler, tabi oldukları mal rejimini, istedikleri zaman diğer rejimler ile değiştirebilirler. TMK md.208’in olanak tanıdığı bu
değişim hakkı kullanıldığı zaman, eski rejim sona ermiş olacaktır.
Son olarak TMK md.225/III düzenlemesine göre; boşanma veya iptal kararı ile rejim sona erecektir. Örneğin; 5.5.2013
yılında boşanma davası açılması halinde, mahkemece boşanmaya karar verildiği takdirde; eşler arasındaki rejim, boşanma
davasının açıldığı tarih itibariyle son bulmuş olacak; dava tarihinden sonra edinilen mallar kişisel mal olarak değerlendirilip;
tasfiyede hesaba katılmayacaktır.
Uygulamada sıkça karşımıza çıkan bu rejim, katkı alacağı kavramı ile sıkça karıştırılmaktadır. Katkı alacağı ile katılma
alacağının koşulları, alacak talep zamanları ve oranlamalar oldukça farklıdır.
Boşanma davalarında, koşulların varlığı halinde hükmedilen maddi manevi tazminat borçları dışında, katkı alacağından da
ziyade, katılma alacağı; ödemekle yükümlü eş için, maddi olarak büyük ve bazen beklenmedik yıkıma sebep olabilmektedir. Bu
nedenle, evlenirken mal rejimleri konusunda düşünerek hareket edilmesi önerilir.
Download

EDİNİLMİŞ MALLAR VE KATILMA ALACAĞI Arş. Gör. Dr. Kumru