EYLÜL/2 2014
WWW.KITAPKOKUSU.NET
Koku / 3
TÜM KOKULAR BİR
YANA KİTAP KOKUSU
BİR YANA
GERGEDAN KİTABEVİ
RÜYAM HANIM ILE
SÖYLEŞİ
CİNAYER SOHBETLERİ
ONUR AKHAN /
MESUT DEMİRBİLEK
THE BONE CLOCKS
DAVID MITCHELL
Hayattan Çekip Gitmek: intihar*
İçine doğduğumuz bu hayatla ilgili
hiçbir zaman fikrimizi almazlar. Dini
inançları bir kenara bırakırsak, kimse
bu hayata doğmak ister misin, seni
hangi ülkeye, hangi yaşam biçimine,
hangi aileye gönderelim demez. Bir
bakmışsınız hayat tüm ağırlığıyla
omuzlarınıza çökmüş.
Şanslıysanız, vurdumduymaz bir
hayatınız olur ve gün geldiğinde yine
sorgusuz sualsiz bu hayattan alırlar
sizi. Ne zaman ölürsün, hazırlıklarını
yaptın mı, sevdiklerine vedalaştın mı
demez hayat, zaten hayatın umurunda da değilsinizdir. Şanslı değilseniz, hayatın yükünü,
ağırlığını, sorumluluğunu daha derinlerde hissetmeye başlarsınız. Ve işte hayatın kontrolden
çıktığını ve aslında hiçbir zaman da sizin kontrolünüzde olmadığını hisseder ve bir kerecik olsun,
kontrolü ele almak istersiniz. Kendinizi özgür kılmak, bu hayattan istifa etmek, kontrolü bir
anlığına ele almaktır, yaşamınız boyunca size zulmeden tüm etmenlere alaycı bir son bakış
fırlatmaktır, onlara şu mesajı vermektir: "artık umurumda değilsiniz..."
"...ölümün dinginliği yaşamın acı dolu çalkantılarına üstün geldi."
Bu cümleyi sarf eden başka bir yazar olsaydı, çok iddialı bir ifade olduğu
düşünülebilirdi, ancak Edouard Leve inandırıcılık sorunu yaşamıyor zira
"İntihar" adlı kitabını tamamlayıp yapımcısına teslim ettikten 10 gün sonra
intihar ederek terk-i diyar eylemiş.
Kitap oldukça etkileyici bir dille, samimiyetle ve gerçeklikten kopmadan,
romantizme sapmadan, yazılmış. Yaşamla derdi olan okuyucunun zihninin en
ücra köşelerine nüfuz etme kapasitesine sahip ve yazarının, savunduğu
düşüncelerin peşinden sonuna kadar gitmiş olması da etkiyi bir kat daha
artırıyor.
Kitabın satırları ilerledikçe, hayatın asılı kalacağı intihar anına giden yolda,
insanın bir "saatli bomba" misali nasıl kurulduğunu anlıyor ve yazarla birlikte
sorguluyor, kurguluyoruz...
Podcast
Kitap
kokusunun
peşinde
Küba'ya
gidiyoruz!
Ernesto Che
Guevara - Ölüm
Nereden
Gelirse Gelsin /
Jean Cormier
%1
EYLÜL/2 2014
WWW.KITAPKOKUSU.NET
1965 yılında doğan Leve, üretken yaşam sürecinde (işletme
lisansı, soyut resimler, Hindistan seyahati, fotoğrafçılık,
yazarlık...) belli ki hayatı hızla tüketmiş, artık kendisini tatmin
etmeyen bu yavanlıktan, bilmediği ama bu hayattan daha kötü
olmayacağını düşündüğü bir hayata gitmek üzere, gün
geldiğinde çekip gitmesini bilmiştir:
The Bone Clocks
David Mitchell
"Ölümden korkmuyordun. Ondan önce davrandın, ama onu
gerçekten arzulamadan: İnsan bilmediği şeyi nasıl arzulasın?
Yaşamı yadsımadın, ama öteki tarafta bir şey varsa, oranın
buradan daha iyi olacağını ileri sürerek, bilinmeyene
düşkünlüğünü ortaya koydun."
Gündelik yaşamlarımız içerisinde, belli bir yadsımışlıkla
yaptığımız işlere dönüp baktığımızda, bilinç ve haz ortalıkta
görünmüyorsa, bir daha düşünün... Size "çekip gidin"
demiyorum, ama Edouard Leve'nin Intihar'ını okuyun, orada
kendinize yakın gelen birşeyler bulacaksınız, hatta belki
yüzünüzde acı bir tebessüm oluşacak.
"Yaşamın gerçekte intiharının düşündürdüğü kadar üzücü
değildi. Acıdan öldüğün söylendi. Ama senin içindeki üzüntü
seni anımsayanlarınki kadar büyük değildi. Sen sonunda
boşluktan başka birşey bulamama tehlikesini göze alarak
mutluluğu aradığın için öldün. Bulduğun şeyin ne olduğunu
öğrenmek için bizim de ölmemiz gerekiyor. Ya da bizi
bekleyen şey sessizlik, ıssızlıksa, bir daha hiçbir şey
öğrenmemek için." (Ali Erdem)
* Sel Yayıncılık // intihar // Edouard Leve // Orçun Türkay
Cinayet Sohbetleri
Onur Akhan / Mesut
Demirbilek
"Cinayet, asla tek başına cinayet
değildir; o ülkenin ekonomisi, toplumsal
yapısı, siyaseti, ahlakı, sanatı, geleneği
ve göreneğidir. Bir ülkenin kültürünü
anlamak için işlenen cinayetlere bakmak
gerekir... Sadece ustalıkla işlenmiş cinayetlere değil, bir anlık
öfkeyle alınan canlara, zevkle insan etine saplanan bıçaklar
kadar, çekingen parmakların dokunduğu tetiklerin
öldürdüğü insanlara da bakmak gerekir. Bu kitap, işte o
cinayetleri inceliyor. Üstelik hiçbiri kurmaca değil; kurbanlar
gerçek, katiller gerçek, nedenler gerçek, vahşet gerçek. Kendi
toplumumuzla; hadi daha açık konuşalım, kendinizle
yüzleşmek istiyorsanız, bu ilginç ve etkileyici kitabı okuyun.
Following a terrible fight
with her mother over her
boyfriend, fifteen-year-old
Holly Sykes slams the
door on her family and her
old life. But Holly is no
typical teenage runaway:
A sensitive child once
contacted by voices she
knew only as “the radio
people,” Holly is a
lightning rod for psychic
phenomena. Now, as she
wanders deeper into the
English countryside,
visions and coincidences
reorder her reality until
they assume the aura of a
nightmare brought to life.
For Holly has caught the
attention of a cabal of
dangerous mystics—and
their enemies. But her lost
weekend is merely the
prelude to a shocking
disappearance that leaves
her family irrevocably
scarred. This unsolved
mystery will echo through
every decade of Holly’s
life, affecting all the people
Holly loves—even the
ones who are not yet born. %2
EYLÜL/2 2014
WWW.KITAPKOKUSU.NET
Sadece kendi toplumumuz hakkında değil, insan denen o tuhaf mahluk hakkında da çok önemli
ve sıra dışı bilgilere sahip olacaksınız.-Ahmet Ümit -" (tanıtım bülteninden)
Doğan Kitap - Polisiye
Söyleşi - Gergedan Kitabevi (1. Bölüm)
Not: Söyleşinin 1. Bölümünün tam metni için bkz.
www.kitapkokusu.net
Yıl 2014 güzel bir sonbahar gününü öğle saatlerindeyiz. Adımlarımız
Bağdat caddesinde bulunan Gergedan Kitabevine doğru yol alıyor.
Birkaç hafta önce kitabevini ziyaret edip Kitap Kokusu adına bir
söyleşi yapmak istediğimizi ilettiğim zaman ışıl ışıl bir bakışla
karşılaşmıştık.
-
Güzel, çok güzel… elbette ne zaman isterseniz demişti Eylem Hanım.
Aynı yaklaşımı hafta içerisinde defalarca telefon açıp onca işinin arasında zaman ve tarih için teyid
almaya çalışırken Rüyam Hanımda sergilemişti. Kapıdan içeri girer girmez aynı aydınlık gülümsemeyle
karşılandık. Bizim için özenle hazırlanmış köşeye geçip kayıt cihazımızın “kaydet” tuşuna bastık.
[KK] - Nasıl başlayalım? Öncelikle Gergedan’ın hikayesi...
[Rüyam Hanım] Gergedan hikayesini anlatayım. Gergedan’ı ilk kuran kişi Tarık Bey ve eşi Mine Kaşkal.
85’te kuruyorlar.İlk başta düzlem yayınları diye bir yayınevi var aslında sonradan bunu kitabevine
çevirmeye karar veriyorlar. Kitabevinin ismini de ne koyalım diye düşünürlerken Gergedan edebiyat
dergisi o sırada kapanmanın arifesinde, 11-12 sayısı çıkmış durumda. Enis Batur’da dostları. Onun hem
isim hem logo kullananımını hem de derginin hatırası olarak kalır diye düşünüyorlar. Ve adım atıyorlar.
Bir de Ionesco’nun “Gergedanlar” oyunu vardı; gergedanlaşmamak üzerine bir oyun… “Shakespeare and
Company” gibi hem dergiyi hem de oyunu anmak için koyulmuştur. Logosu aynı zamanda derginin de
logosudur zaten Dürer’in yapmış olduğu gergedan çizimi. 2008’e kadar...2008’de Tarık Bey kapatmak
istemiyor devretmek istiyordu. Ne yapayım diye düşünüyordu. Bazı sağlık sorunları vardı… Biraz
yorgunluk belki… Ben de müşterileriydim o dönem. Sohbet ederken işte gerçeğe dönüşüverdi birden. Ben
aslında insan kaynakları yöneticisiydim on beş yıl boyunca… Bir yıl ara vermiştim işe evdeydim. O sırada
daha çok kitap alıyordum herhalde daha sık gidip geliyordum... Tarık Bey’le konuşurken; o ana kadar hiç
aklımda olan birsey değildi. Sonra devraldım ben de ve 2008’den beride benim. Aynı isimle... Ayrıca isim
ve logonun patentini aldık biraz daha resmileştirdik. Ondan sonra aynı mantıkta, aynı çizgiyi koruyarak
devam ediyoruz.
[KK] - Biz kendi aramızda konuşurken gerçekten bizim gözümüzde bir Don Kişot’luk yapıyorsunuz burada,
İstanbul’da çok büyük kitabevleriyle hem rekabet etmek hemde hedef kitlesi olarak okuyucusu çok az
olan ülkede böylesine nitelikli eserler satmaya çalışmak; bu konuda okuyucuya ulaşmaya çalışmak çok
çok özel bir çaba gerektiriyor olsa gerek....
[Rüyam Hn.] Çok... Çok çaba gerektiriyor. Zor; bazen biraz moral bozukluğu oluyor olmuyor değil. Çünkü
yaklaşık 7 yıldır ağır şartlar altında çalışıyoruz Bizi destekleyen insanlar, işte mahallemizin kitapçısı diyen
sadık müşterilerimiz sayesinde devam ediyoruz. İlkerlimizden ödün vermeden, her okura, her türlü
yayınevine aynı mesafede durarak direniyoruz.Burada gördüğünüz eserler, çoğunlukla kendi seçkimiz.
Eylem’in ve benim... Kendi seçtiğimiz kitapları, yeni çıkanları mümkün olduğunca yakından takip ederek;
mümkün olduğu kadar çeşitli kitap tutmaya çalışıyoruz. Kendi siyasi görüşümüzde olmayan kitapları da
yine “düşünce özgürlüğü” kapsamında bulunduruyoruz muhakkak. Ama edebi açıdan ya da inceleme
araştırma açısından baktığımızda çoğunluğa bakınca da belirli bir görüşü de yansıtıyoruz elimizde
olmadan... Biraz kapitalist düzene karşı...öyle bir yapımız var. Sisteme karşı duruyoruz. (Burçin&Ali
Erdem) Söyleşinin 1. Bölümünün devamı için: http://www.kitapkokusu.net/index.php/soeylei.html
%3
Download

Hayattan Çekip Gitmek: intihar*