ADI, SOYADI: Aysima Deveci
SINIF: 6.C
KONU: Duyguların kişileştirilmesi ve öykü yazımı
ÖĞRETMEN: Vesile Tüzün
ŞEKİLLENEN DUYGULAR
O gün gökyüzünde çok telaş vardı, gerçi her zaman telaşlı bir yerdi gökyüzü. Nurten
Hanım’ın, Aslı Hanım’ın, Gül Hanım’ın, Deniz Hanım’ın ve daha bir sürü kadının karnı
burnundaydı; o gün ertesi gün doğacak bebeklerinin en çok yaşayacağı duygu yani
karakterleri belli olacaktı.
İlk olarak Nurten Hanım’ın bebeği Mustafa’nın duygu hamuru geldi ve tavanı altın çiçek
kaplamalı oldukça büyük ve bembeyaz olan sahneye indi. Sahne birden bir piknik alanına
döndü. Herkes gülüp oynuyordu ama onda pek de bir neşe belirtisi yoktu. Anlaşılan çok
neşeli bir çocuk olmayacaktı. Sonra sahne bir mezarlığa döndü, her yer korkunç, karanlık ve
örümcekler ile doluydu. Mustafa’nın duygu hamuru birdenbire çığlık atmaya ve ağlamaya
başlamıştı. Çok korkmuşa benziyordu; anlaşılan Mustafa korkak bir çocuk olacaktı. Halinden
hiç de memnun değildi, ailesinin onu sevmemesinden korkuyor ve üzülüyordu. Ama daha
yeryüzüne inemezdi çünkü onunla birlikte inecek ve aynı bölgeye gidecek birkaç duygu
hamuru daha vardı. Sonuçta aynı yere gidiyorlardı ve yere inene kadar birbirini
kollayabilirlerdi. Koltuğa oturdu ve sahneyi izlemeye başladı.
Şimdi de sahneye Aslı Hanım’ın kızı Ece’nin duygu hamuru gelmişti. Sahne bir televizyon
ekranına dönüştü ve televizyonda insanı hayret içinde bırakacak haberler çıktı ama duygu
hamurunda en ufak bir değişme bile yoktu. Anlaşılan pek de heyecanlı bir çocuk
olmayacaktı. Sonra sahne bir konferans salonuna döndü; bir sürü insan ortaya çıktı ve duygu
hamuruna bir kâğıt verip sahneye ittiler. Herkes duygu hamuruna bakıyor ve bir konuşma
yapmasını bekliyordu; o ise hiç heyecanlı değildi. Konuşmasını okumaya başladı ama biri
onu yuhalayınca yüzü kızardı ve donakaldı. Anlaşılan utangaç bir çocuk olacaktı. Eh onun da
halinden pek memnun olduğu söylenemezdi. Onun da endişesi önceki duygu hamuru ile
aynıydı. O da ailesi tarafından sevilmemekten korkuyordu. Koltuğa oturdu kendinden önceki
duygu hamuruyla dertleşti. Biraz dertleşmek ona da iyi gelmişti, içini dökmüştü.
Daha sonra Deniz Hanım’ın oğlu Kamil’in duygu hamuru geldi ve sahneye indi. Sahne bu
sefer sokağa döndü. Daha sonra duygu hamuru para dilenen küçük çocukları gördü. Ama
duygu hamurunda pek de bir değişiklik yoktu; hüzünlü ve mutsuz bir çocuk olmayacaktı
besbelli. Sonra sahne birdenbire şımarık ve sinir bozucu çocukların olduğu bir parka
dönüştü. Çocuklardan biri duygu hamuruna bir su balonu fırlattı. Duygu hamuru sinirden kıpkırmızı oldu ve bağırdı; kaşları çatılmış etrafı izliyordu. Demek ki o da sinirli bir çocuk
olacaktı. Sonra onu sahneden indirdiler. O da halinden hiç memnun değildi; diğer duygu
hamurları ile dertleşti, konuştu ve son duygu hamurunu beklediler.
Dördüncü duygu hamuru sahneye indi. Sahne duvarında kocaman bir liste olan bir odaya
döndü; bir adam içeriye girdi ve tek tek dünyadaki en önemli sorunları okudu. Ama duygu
hamuru endişelenmişe benzemiyordu; demek ki endişeli, çok duyarlı olmayacaktı. Daha
sonra sahnede iki çocuk ve bir yetişkin belirdi. Yetişkin, çocukların birine çok yakın
davranıyor diğerinin yüzüne bile bakmıyordu. Duygu hamuru o yetişkinin babası, yüzüne bile
bakılmayan çocuğun kendi olduğunu anlayınca, diğer çocuğun üstüne atladı. Yüzünde hırslı
bir ifade vardı, neredeyse çocuğu parçalayacaktı. Demek ki o da kıskanç bir çocuk olacaktı.
Diğerleri gibi o da halinden memnun değildi. Ailesinin onu sevmemesinden korkuyordu. Bir
süre dertleştiler, daha sonra beraberce yeryüzüne atladılar ve hamile kadınların karnına
indiler. Bebekler saniyesinde karakterlerine kavuştular.
Belki de aileleri onları böyle severdi. Kim bilir?
Download

Devamı için… - Özel Ege Lisesi