1
Cezaevinden bırakıldı, seminere kapatıldı! Haber: İSMAİL SAYMAZ 17/03/2014
KCK davasında tutuklanan Gazal Dülek dört yıl sonra özgürlüğüne kavuştu ama 14 ay boyunca on ayrı seminer programına
katılmak zorunda bırakıldı. Eşi cezaevinde olduğu için çalışmak zorunda olan bir çocuk annesi Dülek seminere gitmek zorunda
olduğu için iş de bulamıyor.
İSTANBUL - KCK Davası kapsamında ‘örgüt üyeliği’ iddiasıyla altı yıl dört ay hapis cezasına çarptırılan ve on aylık kızıyla birlikte
cezaevine konan Gazal Dülek, dört yıl yattıktan sonra salıverildi. Eşi de cezaevinde olduğu için çalışmak zorunda olan Dülek,
serbest bırakılmış hiçbir mahkuma uygulanmayan bir prosedüre tabi tutuldu. Dülek’in tam 14 ay boyunca, "öfke kontrolü"nden
"suç ve suçlu davranışı"na, aile içi iletişimden dürtü kontrolüne varıncaya dek, on ayrı seminere katılması şart koşuldu. Karara
itiraz eden Dülek’in avukatı Gülizar Tuncer, mahkumların birer ‘hasta’ olarak görülmek istendiğini savunarak, “Bu, onları sür ekli
kontrol ve denetim altında tutmayı hedefleyen otoriter devlet anlayışının ürünüdür” diyor.
İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, KCK üyeliği iddiasıyla hakkında altı yıl yıl üç ay ceza verilen Gazal Dülek, 2 Ocak 2010’ da
eşiyle birlikte tutuklanmıştı. Gazal Dülek de on aylık bebeği Ekin Şinar’la Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’ne kondu. Denetimli
Serbestlik Yasası kapsamında, “0-6 yaş grubunda küçük çocuğu bulunuyor olması nedeniyle cezasının infazına iki yıldan az süre
kaldığı için serbest bırakılması” gerektiği halde Dülek, siyasi tutumu nedeniyle tahliye edilmedi. Dört yıllık tutukluluğun ardından,
şartlı biçimde tahliye edilen Dülek’e Gebze 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, serbest bırakılan hiçbir mahkuma uygula nmayan
bir prosedür işletildi.
İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’ne ait ‘gizli’ belgeye göre Dülek için bir "denetimli serbestlik planı" hazırla ndı.
Eldeki plana göre; serbest bırakıldığı 18 Şubat 2014’ten şartlı tahliye süresinin son bulduğu 8 Nisan 2015’e kadar Dülek’in b eş
aşamalı ‘Rehberlik ve İyileştirme Programı’ adı altında sıkı bir denetime tabi tutulması kararlaştırıldı. Birinci adımda, den etimli
serbestlik uzmanıyla en az üç bireysel görüşme yapması istendi. Üçüncü adımda, on ayrı seminere katılmasına karar verildi.
Seminer konuları şunlar: İletişim becerileri, değerler eğitimi, empati, aile içi iletişim, motivasyon, suç ve suçlu davranışı , öfke
kontrolü, duygu düşünce davranış, stresle başa çıkabilme, dürtü kontrol.
Ayrıca Dülek'in ayda en az bir kez vaka sorumlusu ise görüşme ve eşi cezaevinde olduğundan ‘ sosyal destek’ uygulaması ile
beşinci adımda da, 'boş zamanlarını değerlendirme ihtiyacı' için görüşme yapılması kararlaştırıldı.
‘HASTA MUAMELESİ YAPILIYOR’
Dülek’in avukatı Gülizar Tuncer, bu kararın hukuka aykırı olduğunu söyleyerek, itiraz dilekçesi verdi. Tuncer, tutukluların b irer
'hasta' ve 'iyileştirilmesi gereken insanlar' olarak görülmek istendiğini savunarak, “Yalnızca cezaevinde değil dışarıda da c ezalarını
infaz etmiş olsalar bile onları sürekli kontrol ve denetim altında tutmayı hedefleyen baskıcı, otoriter devlet anlayışının ür ünüdür.
Müvekkil için ‘Eşi infaz kurumunda olduğundan sosyal destek sağlanmalıdır” ibaresi yer almakta olup bütün bunlar müvekkille
ilgili önyargının da göstergesidir” dedi. Dülek’in bakmakla yükümlü bir çocuğu olduğunu kaydeden Tuncer, “Eğitim ve iyileştirme
programlarına katılma zorunluluğu nedeniyle bir işte çalışamayacak ve zor durumda kalacaktır. Devletin amacı cezaevin de
olduğu gibi insanları özgür yaşamlarında da rahat bırakmayıp kendi olanakları ve güçleriyle yaşamlarını sürdürmelerini engell eyip
sonra da devlete muhtaç hale getirmek ve ne olduğunu, nasıl olacağını bilemediğimiz bir ‘sosyal destek’ sağlamaksa, bu insa ni ve
hukuki açıdan kabul edilemez” dedi.
2
DİYARBAKIR’DA AEP EĞİTİMLERİ KAYNAK :AA / 14 MART 2014
Diyarbakır'da Aile Eğitimi Programı (AEP) kapsamında 354 kadına ve haklarında denetimli serbestlik tedbiri verilen 103
yükümlüye eğitim verildi.
Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü bünyesinde yürütülen AEP kapsamında, İl Müftülüğü ile yapılan protokol kapsamında
Kayapınar ilçesinde yer alan 4 kız Kur'an kursunda 354 kadına eğitim verildi.
Kadınlara 8 oturumda, eş seçimi ve evliliğin ilk yılları, sağlıklı ve sağlıksız aile, sağlık, ilkyardım, hukuk okur yazarlığı konularında
eğitim verildi.
Diyarbakır Denetimli Serbestlik Müdürlüğü Eğitim Bürosu tarafından organize edilen eğitim çalışmasına ise 103 yükümlü
faydalandı. AEP İl Koordinatörü Zekeriya Topal, kız Kur'an kurslarına yönelik başlatılan çalışmaları tamamlama aşamasına
getirdiklerini söyledi.
Topal, "Diyarbakır Denetimli Serbestlik Müdürlüğü Eğitim Bürosu tarafından organize edilen eğitim çalışmalarında ise 103
yükümlüyle buluştuk. Onlarla da güzel bir çalışma yaptık. Seminer bitiminde de bireysel sorulara uzmanlarımız gerekli
bilgilendirmeleri yaptı. Genel olarak güzel bir eğitim çalışması oldu" dedi.
3
'Yargıçlar boşuna mı çalışıyor?'
Zeynep YILDIRIM / AHT 08 Eylül 2013
Palalı da yumruk atan da serbest!
Taksim’de göstericilere pala ile saldırdıktan sonra yurtdışına kaçan ve yakalama kararından sonra Türkiye’ye gelen Sabri Çelebi ile
Nevşehir Hacıbektaş’ta, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’a saldıran Hüseyin Satı’nın serbest bırakılması, kamuoyunda tartışma
yarattı. Bir diğer tartışma konusu ise 1.5 yıldan az hapis cezalarında tutuklama olmaması nedeniyle yaşanıyor. Söke 2. Ağır C eza
Mahkemesi Başkanı Saim Köroğlu, Denetimli Serbestlik Yasası’nın iptali içi n Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Köroğlu, 1.5 yıl
veya daha az hapis cezası alanlara özgürlük yolu açan kanun maddesinin, Anayasa ile çeliştiğini öne sürdü. Köroğlu, “Hiç deği lse
cezaların bir süre infaz edilmesi gerek. Biz de mahkeme ve yargıçlar olarak boşuna çalışmamış olalım” dedi. Hukukçuların bir
kısmını rahatsız eden bu durumu yine hukukçulara sorduk: “Yargıçlar boşuna mı çalışıyor? Suçlular ceza almadan sokağa mı
salınıyor?”
AVUKAT İSMAİL KELLEROĞLU:
'Ceza verilmemesi vicdanları yaralıyor'
Kesinlikle doğru bir tespit. Denetim serbestliğinden yararlananlar cezaevine girmiyor. 1 günlüğüne girenler var. Sadece dilek çe
verip çıkıyorsunuz. Cezanın bir yaptırımı olması gerek. Adam hırsızlık yapıyor ancak denetimli serbestlikten faydalanıyor. Bekir
Bozdağ da demişti. Belli suçlarda bu yasayı uygulamamamız lazım. Adalet Bakanlığı da bu konuya önem ver meli. Kamu vicdanını
rahatsız eden suçlar vardır. Bir hâkim olarak ceza veriyorsanız adam ceza almadan çıkıyorsa bu da toplum vicdanını yaralar.
İEÜ HUKUK FAKÜL TESİ ÖĞRETİM ÜYESİ PROF. DR. TİMUR DEMİRBAŞ:
'İçeri girenler daha azılı suçlu oluyor'
Hapis cezası son çare olmalı. Cezaevleri dolu. Belli bir süreyi aşan cezalarda, suçluları topluma kazandırarak kontrol altında
tutmak daha iyi. Çağdaş infazın amacı suçluyu topluma kazandırmaktır. Fakat içeri girenler daha azılı suçlu olup çıkıyor.
Cezaevleri, suçlu okulu oluyor. Suçluları dışarı çıkartıyorlar, yasa yapıyorlar. Amaç cezaevlerini boşaltmak. Cezaevlerinde nüfus
140 binlere dayanmıştı, 30 bin rahatlama sağlandı. Yeni ceza kanunları, verilen cezaların miktarını artırdı, şartlı salma zorlaştı. Bu
da problemlere neden oluyor. Hâkimlik stajı yapan öğrenciler, stajlarının bir kısmını cezaevinde geçirsinler. Özgürlüğün
kısıtlanmasının ne demek olduğunu görsünler.
AVUKAT AYSUN GÜMÜŞ:
‘Serbest kalacağını bilen biri suç işlemeye devam eder’
Cezaların bağışlayıcı özelliklerinden biri, suçluyu topluma kazandırmak ve caydırıcı olmasıdır. Böyle bir durumda 1.5 yıla kadar
ceza alanlar yasa ile serbest kalacağını bilirse suç işlemeye devam eder ve bunu kolayca yapar. Aynı zamanda
mahkemelerde yargıçlara da saygı kalmaz. Yargılama sürecince hâkim karşısına çıkan biri, hâkimi ciddiye bile almaz. Bizim
toplumumuz kendini yetiştiren bir toplum değil. Bu nedenle denetimli serbestliğin olmasına karşıyım, çünkü cezaların caydırıc ı
olacak özelliğini ekarte edec ek bir durum. Ceza infaz yasasında bir düzenleme yapılmalı ve suçlu içeri girdikten sonra da ıslah
edilmelidir.
AVUKAT ÖMER KAVİLLİ:
‘1 gün fazladan verilen hapis cezası, özgürlükleri engeller’
En nihayetinde bu konu mahkemelerin işleriyle ilgilidir. Yani toplum olarak yargıdan ne beklendiğiyle ilgilidir. Yargıyla hükümet
kanun çıkarıp bu görevi vermiş ise, yargıcın yargılama tarafındaki kendi emeğinin peşinde durması ahlaki açıdan doğrudur anca k
siyaseten vicdanlarda yerini alamaz. Suçluların cezalandırılması anlamında değil ancak ceza verenlerin kendi emeklerinin peşine
düşerken, adil yargılama ilkeleri çiğnendiği için hak etmediği halde ceza alan masumların veya alt sınırdan verilmesi gerekir ken, 1
gün dahi fazladan verilen hapis cezası mağdurlarının özgürlüklerini engeller. Kanun tekniğine uygun hareket etmediği yönüyle
eğer Meclis eleştirilecekse, Meclis’te kanun çıkarma tekniği diye bir şey yoktur. Ceza hukuku özgürlüklerin teminatıdır.
AVUKAT KÖKSAL BAYRAKTAR:
‘Sonraki yıllarda olumsuz iz bırakır’
Hakkında ceza verilen bir kişinin cezasının bir kısmını ya da tamamını cezaevinde geçirme zorunluluğuna ilişkin bir yaklaşım,
bugünkü modern ceza hukukunda yeri olmayan bir anlayıştır. Çünkü cezaevlerinin kişilerin gerek psikolojik yapılarında, gerek
4
fiziki özelliklerinde gerekse ailevi ve sosyal ilişkilerinde, sonraki yıllarda onarılamayacak büyük olumsuz etkileri, bugüne kadar
devamlı olarak görülmüştür. Bu nedenle modern ceza ve infaz, mahkûmu mümkün olduğu kadar içeri almadan çıkarmak ister.
AVUKAT GÖRKEM ŞİMŞEK:
‘Ceza Kanunu ve yargıçların etkisini azaltan bir düzenleme’
Yeni ceza infaz yasası, anadilde savunma hakkı ve özellikle çocuk hükümlülerin eğitimi ve topluma kazandırılması gibi olumlu
birkaç madde içermekle birlikte, bu yasa ile suçların infazında bir yıla kadar ertelemenin yolu açılmıştır. Ailenin korunması ve
kadına karşı şiddetin önlenmesine dair yasa ile çelişebilecek çeşitli maddelerle yaralama, tehdit, hakaret gibi suçlardan dol ayı
ceza almış kişilerin cezalarının infazının ertelenmesi söz konusudur. Ayrıca bu yasa, mahkûmların tahliyeleri için cezalarını n son
altı ayını ceza infaz kurumunda geçirme şartının da kaldırılmasıyla mahkûmlara tahliye yolunu açmıştır. Bu düzenlemelerle
cezaların infazının bu şekilde geciktirilmesi ya da kısmen ortadan kaldırılması toplumda Ceza Kanunu’nun ve yargıçların etkinliğini
azaltmaktadır. Yeni Ceza İnfaz Kanunu’ndaki bu düzenlemeler cezalar ın caydırıcı etkisini büyük ölçüde azaltacaktır.
CHP MİLLETVEKİL İ-AVUKAT SEZGİN TANRIKULU:
‘1.5 yıldan az ceza için hapis verilmesi pek doğru değildir’
Bu açıklama maalesef ceza infaz sistemine uygun bir açıklama değil. İnfaz sisteminde gelinen nokta, hap is seçeneğinin dışındaki
alternatif ceza yöntemlerini devreye sokmaktır. Denetimli serbestlik bunlar arasında en etkili olanıdır. 1.5 yıldan az ceza a lmış
insanları mutlaka hapse sokup böyle bir infazdan yarar beklenemez. Dolayısıyla mahkeme başkanının mutlaka insanları
hapsedelim gibi bir yaklaşımı doğru değildir. Modern dünyaya da hukuka da uygun değildir.
AVUKAT YUSUF YAYLACI:
‘Önemli olan, ceza alan insanı eğitmek’
ASLINDA denetimli serbestlikle ilgili sorun değil. İnfaz sistemiyle ilgili bir sorun. İns anları eğitip medeni hale getirmezseniz olmaz.
Haklı yanları da var ama sağlıklı bir yaklaşım değil. Hırsızlar girip çıkıyor, içeride yıllarca da tutsak kalsa yine hırsızlı k yapacak.
İnsanın eğitme yanını ön plana çıkarmadan sadece cezalandırmakla olmuyor. Önemli olan, ceza alan insanı eğitmek. Mesela
adamın kafasında bir namus kavramı var. Bu insanı eğitemiyorsunuz. Sosyolojik destek de yok. Ama sen bu insana istediğin kada r
ceza ver, o kadını vuracak. Bu doğrudur herkes girip çıkmalı ancak hepsi bu değil. Hukuk devletinin bir toplumsal altyapısı vardır,
yani sadece yasayla olmuyor. Hukuk devleti, gelişmiş insanların egemen olduğu toplumlarda uygulanır.
Download

Haber_Örnekleri