LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ!
2014
TİTANLARIN SAVAŞI: ABD-ÇİN KAPIŞMASI YOĞUNLAŞIYOR
Prof. Dr. Hasan Şimşek
İstanbul Kültür Üniversitesi
(www.hasansimsek.net)
8 Haziran 2014
“Titan,” olağandışı ve büyük gücü olan nesne veya insanlar için kullanılan bir
tanımlamadır. “Titanların Savaşı” (Clash of the Titans) ise 2010 yılı yapımı bir
Holywood filmi. Antik Yunan mitolojisinde Perseus ve Gorgon arasındaki mücadeleye
dayanan filmin senaryosu tipik bir iyiler ve kötüler savaşını konu ediniyor. Mitolojiye
göre Perseus, Gorgon ve onun kontrolü altındaki Cetus isimli deniz canavarını yok
ederek Andromeda’yı kötülüklerden kurtarır. On yıl öncesine kadar durum farklıydı,
ancak bugün dünya üzerinde askeri ve ekonomik güç açısından iki “titan”dan söz
edilecekse, bu ABD ve Çin’den başkası olamaz. Ülkemizdeki trajediler, dünyadan tam
anlamıyla bağını koparmış ve yerelleşmiş siyaset ve kısır vizyonla dünyadaki büyük bir
güç dönüşümünü izleyemez hale geldik.
8 Haziran 2014 Pazar günü Aydınlık Gazetesi’nde Mehmet Ali Güller bu güç çatışması
ile ilgili çok önemli bir yazı yazdı.”Çin’in atağı, ABD’nin savunması” başlıklı bu yazı bu
iki küresel titan arasındaki rekabetin hızla ısındığını dikkatimize sundu
(http://www.aydinlikgazete.com/yazarlar/mehmet-ali-gueller/42709-mehmet-aliguller-cinin-atagi-abdnin-savunmasi.html).
Konu benim açımdan niçin önemli? “Paradigmalar Savaşı ve Beşinci Dalga” kitabımda
tarihsel bir analize dayanarak 1800’lerden sonra önce İngiltere’nin, sonra ABD’nin her
biri yaklaşık yüz yıl süren küresel hegemonyaların aktörleri olduklarını yazdım. 19.
Yüzyıl İngiltere’nin, 20. Yüzyıl ise ABD’nin yüz yılıydı. 2008’de kırılmaya uğrayan Yeni
Liberal Piyasa ekonomisi çökerken aslında sadece bir ekonomik düzen çökmeyecek,
büyük olasılıkla önümüzdeki 20 yılda yeni bir küresel hegemon güç ABD’yi alt ederek
dünya liderliğini ele geçirecek. Mehmet Ali Güller’in yazısı benim öngörümü
destekleyici ciddi ve elle turulur veriler sunuyor.
ABD-Çin arasındaki güç mücadelesini dünyaya açık bir siyasi platformda, bu denli net
biçimde ilk defa gözlemledik. Karşılıklı söylemler son derece net ve epeyce de
Page 1 of 4
LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ!
2014
tehditkar. Özellikle Çin, en üst temsiliyet düzeyinde ilk defa bu derece kesinlik ve
netlikte, muhatapları olan ve benim klasik Batı Bloku olarak adlandıracağım ve başını
ABD’nin çektiği ülkelere karşı çok sert bir üslup kullandı. Çin’in sert üslubunun
muhatapları ABD ve etrafında öbeklenen Avustralya, Japonya, Güney Kore, Filipinler,
Tayvan ve Vietnam.
Bu hükmeden ve meydan okuyan güçler arasındaki rekabetin bu derece netlikte
ortaya çıkmasına vesile olan platform İngiltere’de 1958 yılında kurulan “Uluslararası
Stratejik Çalışmalar Enstitüsü” (International Instıtute for Strategic Studies-IISS)
tarafından 30 Mayıs-1 Haziran 2014 tarihleri arasında Singapur’da 13.cüsü
düzenlenen yıllık toplantıydı. “Shangri-La Diyaloğu” olarak da adlandırılan bu
toplantıya dünyanın çeşitli ülkelerinden 450 delege katılmış ve bu sayı bugüne kadar
IISS tarafından düzenlenen toplantılara yapılan en büyük katılım olmuştur1.
İnternational Business Times yazarı Sneha Shankar, Amerikan Savunma Bakanı
Chuck Hagel’ın, Çin’in Güney Çin Denizi’nde bazı sorunlu bölgelerle ilgili siyasi ve
askeri girişimlerini eleştirmesine Çin Genelkurmay Başkan Yardımcısı Wang
Guanzhong’un çok sert tepki gösterdiğini yazıyor. General Guanzhong, ABD’yi, Çin’in
kendi bölgesindeki yerel konulara dahil olmasının ciddi sonuçları olacağı konusunda
uyarıyor. Bu tür girişimlerin ABD açısından ciddi bir stratejik hata olacağı konusunda
ABD’ye açık mesaj veriyor. Shankar başka şeylerden de söz ediyor. Örneğin, Çin
ordusunun Ulusal Savunma Üniversitesi Rektörü General Zhu Chenghu ise ABD’yi açık
açık tehdit ediyor ve “ABD Çin’i düşman olarak görüyorsa, Çin kesinlikle ABD’nin
düşmanı olacaktır” diyor. Sneha Shankar Avustralya Ulusal Üniversitesi’nden stratejik
çalışmalar profesörü Hugh White’ın konu hakkında görüşlerine de yer veriyor: “Çin
kesin olarak elini yükseltiyor. Gördüğümüz şey (iki ülke arasındaki) stratejik rekabetin
1
“Shangri-La” İngiliz yazar James Hilton’un 1933 yılında yazdığı “Kayıp Ufuk” kitabında tarif ettiği
hayali bir yer. Kunlun Dağları’nın Batı ucunda yer alan bu mekan bir cennet tanımına daha uygun. Dış
dünyadan yalıtılmış ve mutlu insanların yaşadığı bir yer. İnsanlar uzun yaşarlar ve neredeyse
ölümsüzdürler. Pek çok uzman Hilton’un “Shangri-La” tanımlamasının Budist Tibet geleneğinde de olan
“Shambhala”ya çok benzediğini ifad eder (http://en.wikipedia.org/wiki/Shangri-La).
Page 2 of 4
LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ!
2014
istikrarlı ve keskin biçimde arttığıdır” (http://www.ibtimes.com/china-says-us-makingstrategic-mistakes-risks-making-china-its-enemy-1592961).
30 Mayıs 2014’de Wall Street Journal ise Japonya Başbakanı Shinzo Abe’nin yine
Shangri-La Diyaloğu’nda yaptığı konuşmada, Hagel’ın yaklaşımına paralel olarak
bölgesel konularda Çin’i suçlayıcı ifadeler kullanmasına değiniyor. Abe’nin
konuşmasına ilişkin olarak Shanngri-La Diyaloğu’na katılan Çin Dış İşleri
delegasyonun başkanı Fu Ying, Abe’nin tartışmalı bölgeleri bahane göstererek bir
bölgesel siyasi kriz kurgulamak ve dünya kamu oyunu Çin hakkında yanıltmaya
çalışmakla suçladı.
Çin kendi bölgesinde Filipinler, Vietnam, Japonya gibi ülkelerle bazı bölgesel
konularda uzun yıllara dayalı bir çatışma içinde. Söz konusu bölgede bazı alanlar,
adalar ve petrol arama imtiyazları konusunda Çin ve bu ülkeler arasında zaman
zaman sıcak müdahalelere dönüşen rekabet söz konusu. Çin’e karşı ABD merkezli ve
Avustralya, Japonya, Güney Kore, Vietnam, Filipinler ve Tayvan’dan oluşan bir siyasi
blok oluşturulmuş durumda.
Tarih bize defalarca öğretmiştir: Siyasi rekabet ve düşmanlıkların yoğunlaştığı
durumlarda ilgisiz gibi görünen ve normal şartlar altında pek fazla önemi olmayan
olaylar büyük savaşları tetikleyebilir. Balkanlar’da bir prensin neredeyse adi bir
cinayete kurban gitmesi 1914-1918 yılları arasında bütün Avrupa’yı kana bulayan bir
savaşa yol açtı. Bu savaş sonucunda Osmanlı Devlet’i fiili olaral çöktü; Balkanlar,
Kuzey Afrika, Kafkaslar ve Orta Doğu’nun haritası yeniden çizildi. Görünen o ki,
Güney Asya’da da ortam bir kıvılcıma duyarlı olacak kadar ısınıyor. Çin, güneyinden
ve doğusundan ABD merkezli bir siyasi ittifak tarafından kuşatılırken, Rusya her
geçen gün Çin ile stratejik ortaklıklarını artırıyor. Bu ortaklıktan güç alan Rusya
Karadeniz, Gürcistan, Suriye ve Ukrayna operasyonlarına cesaret edebilecek kadar
kendini güçlü hissediyor ve bu bölgelerde ABD çıkarlarına ciddi zararlar veriyor. Bu
olaylarda ABD’nin Rusya’ya karşı kararlı bir yanıt veremediği ise açık.
2012 yılında Holywood “Titanların Savaşı’nın” devam filmini yaptı. “Titanların Gazabı”
(Wrath of the Titans) adıyla çekilen bu devam filminin ismi de konumuz açısından
Page 3 of 4
LÜTFEN KAYNAK GÖSTEREREK KULLANINIZ!
2014
oldukça manidar. Oluşan olay ve gelişmelere baktığımızda iki süper gücün birbirleri
hakkında gerçekten “sinirlenmeye” başladıkları açık. Dünyayı zor günler bekliyor.
Bütün bunları bir kenara yazalım ve soralım:
Gittikçe ısınan bu dünyada Türkiye nerede duruyor?
Nerede durmalı?
Nereye doğru yönelmeli?
Nasıl?
“Titanların Savaşı” hızla “Titanların Gazabı’na” dönüşürken ümit ederim ülke olarak
arada kaynamayız!
Page 4 of 4
Download

ABD - Çin Kapışması Yoğunlaşıyor