röportaj
Doç. Dr. Yener Demirtaş & Op. Dr. M. Onur Çukurluoğlu
Dünyanın Benimsediği Yöntemleri Etik
Değerlerle Sunan Adres: Lymphest
“İyi bir estetik cerrahın hedefini; cerrahi
ve estetik biliminin inceliklerini ekip
tecrübesiyle birleştiren “Lymhpest Plastik
Cerrahi Kliniği” kurucu ve uzmanlarından
Doç. Dr. Yener Demirtaş ve Op. Dr. M. Onur
Çukurluoğlu, başarılarını ve tecrübelerini,
siz değerli VIP TURKEY okuyucuları için
paylaştılar.
Yener Bey, sizi yakından tanıyabilir
miyiz?
Y.Demirtaş: 1999 yılında Hacettepe
Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun
oldum. Aynı yıl Gazi Üniversitesi Plastik
Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Kliniği’nde
asistanlığa başladım. İhtisasımı 2005’te
tamamladıktan sonra, Samsun 19 Mayıs
Üniversitesi’nde yardımcı doçent olarak
göreve başladım. 2011 yılında doçent
oldum. 2013 yılında İstanbul’da bir özel
hastanede göreve başladıktan sonra 3 ay
önce sevgili Onur’la kendi kliniğimizi kurup
burada görevimize devam etmeye karar
verdik.
Onur Bey sizi de tanıyabilir miyiz?
M. O. Çukurluoğlu: 1977, İzmir
doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi
Tıp Fakültesi’ni bitirdim. İhtisasımı Gazi
Üniversitesi’nde yaptım ve burada Yener
Bey’le tanıştık. Mecburi hizmetimi Antakya
Devlet Hastanesi’nde tamamladıktan sonra,
İstanbul’da özel bir hastane bünyesinde
çalışmaya başladım. Son olarak Yener Bey
ile aldığımız kararla “Lymhpest Plastik
Cerrahi Kliniği”ni kurduk.
“İyi bir plastik ve estetik
cerrah aynı zamanda,
iyi bir ‘Rekonstrüktif
Cerrah’ olmalı.”
Bize kliniğinizden bahseder misiniz?
Hastalarınıza ne gibi hizmetler
veriyorsunuz?
Y.Demirtaş: İstanbul’da çok sayıda plastik
cerrahi muayenehanesi var. Tahmin
ediyorum ki bu sayı 350-400 arasını
buluyor. Kliniğimizde etik değerleri olan,
kendisini eğiten ve dinamik bir ekip olarak
çalışıyoruz. İki doktorla kurulan kliniğin
önümüzdeki seneler içinde çalışacağı
hekimler isim olarak şu an belli. Plastik
cerrahi branşı oldukça geniş kapsamlı
bir cerrahi dal, hiçbir hekimin ben hem
60 Vip Turkey Haziran 2014
burun ameliyatını çok iyi yaparım, hem
meme estetiğini, hem mikrocerrahiyi, hem
de doğumsal anomalileri diyebileceğini
düşünmüyorum. Ekip olarak çalışma
prensibimizi belirleyen en önemli unsur
da bu durum. Kliniğimizde, her alanda
işinin uzmanı olan gruplar kurmaya
çalışıyoruz, bu şekilde hastalarımıza
daha fazla yarar sağlayabileceğimize
inanıyoruz. Bizim branşımızın tam açılımı,
‘Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi’dir.
Oysa estetik cerrahi, sadece bu işin bir
bölümünü oluşturuyor. Kliniğimizde ekip
olarak çalışmamız, hem estetik, hem de
rekonstrüktif cerrahi olarak ortak hizmet
vermemizi kolaylaştırıyor.
M. O. Çukurluoğlu: Plastik Rekonstrüktif ve
Estetik Cerrahi biraz önce de belirttiğimiz
gibi hem estetik cerrahi, hem de doğumsal
anomaliler, yaralanmalar ya da cerrahi
girişimlerden sonra oluşan deformitelerin
onarımını içeren rekonstrüktif cerrahiyi
içeriyor. Rekonstrüktif cerrahide, eğitimi ve
tecrübesi yüksek bir ekip olarak özellikle
mikrocerrahi konusunda birçok operasyon
gerçekleştiriyoruz. Ayrıca lenfödem
dediğimiz hastalığın süpermikrocerrahi
olarak isimlendirdiğimiz tedavisini
gerçekleştiren Türkiye’deki ilk ve tek ekibiz.
Estetik cerrahi kavramını da rekonstrüktif
cerrahi üzerine kuruyoruz; çünkü bizim
görüşümüze göre iyi bir estetik cerrah
olabilmek için, önce iyi bir rekonstrüktif
cerrah olmak gerekiyor. Dokuların
anatomisini iyi tanımış olan, kanserli
hastaları veya doğuştan anomalisi olan,
hatta travma geçiren hastaları ameliyat
ederek bu işi öğrenen doktorlar, daha
sonra estetik cerrah olarak çalışırken de
zorlanmıyorlar. Çünkü temel prensipler
rekonstrüktif cerrahide gizli. Ayrıca estetik
ameliyatlara da rekonstrüktif ameliyatlar
gibi itinalı yaklaşımın basariyi artırdığını
düşünüyorum. Bizim ekibimizin böyle bir
sağlam temeli var.
“Hastamız nasıl
mutlu olacaksa,
ne istiyorsa bunun
üzerinden değerlendirip
popülizme kaçmıyoruz”
Estetik cerrahiye bakış açınızdan
bahseder misiniz?
Y.Demirtaş: Gözlemlediğim kadarıyla,
ne yazık ki estetik cerrahi Türkiye’de
bazı kurumlarca rant haline gelmiş
durumda. Hastaları ameliyata ikna
etmek veya ameliyat satmak gibi benim
hiç hoşlanmadığım, sözlüğümde de
bulunmayan kavramlarla karşılaşıyorum.
Biz gelen hasta nasıl mutlu olacaksa, ne
istiyorsa, bunun üzerinden değerlendirip,
popülizme kaçmadan, işin maddi
kısmını ön planda tutmadan, hastamızı
tedavi etmeye çalışıyoruz. Şu an bu işi
fabrikasyon haline getiren yerlerde süreç
çok farklı işliyor. Mesela bir hasta burnunu
yaptırmaya geldiğinde “Aaa! Sizin elmacık
kemiğinizi de yapalım”, “Göz kapağınızı da
yapalım”, “Göğsünüzü de yapalım” şeklinde
yönlendirmeler var. Biz prensip olarak
bunlara karşıyız. Hasta bize ne için geldiyse,
ona göre bilgi verip, faydaları ve olası
riskleri açıklayıp ona göre hareket ediyoruz.
Her hastaya özel tercihler sunmaya
çalışıyoruz; çünkü bireysel özellikler ve
iyileşme süresi kişiden kişiye farklılık
gösteriyor. Bu nedenle ameliyat neticeleri
farklı olabiliyor.
M. O. Çukurluoğlu: Estetik cerrahi iyi bir el becerisi gerektirdiği
kadar estetik görüş açısı ve güzellik felsefesinin nelerden
etkilendiğini bilmeyi de gerektiriyor. Cerrahi alanda yenilikleri takip
etmek hastalarımıza daha fazla yarar vermek, ameliyat sonrası
dönemi rahat geçirmelerini sağlamak için şart. Yeni çıkan teknik
cihazları doğru değerlendirmek ve gerçekten faydalı cihaz ve
ekipman kullanmak, özen gösterdiğimiz bir konu. Yakınımız için
önermeyeceğimiz hiçbir yöntemi hastamız için de kullanmıyoruz.
Güncel olarak değişen güzellik kavramının sürekli takibi ile
hastaların isteklerini daha doğru anlamaya ve mutlu olacakları
sonuçları yaratmaya çalışıyoruz.
“Lenfödem tedavisinde
süpermikrocerrahi kullanan ilk ve tek
kliniğiz”
Rekonstrüktif cerrahi nedir ve siz neler yapıyorsunuz?
M. O. Çukurluoğlu: Doğumsal anomaliler, yaralanmalar ve
geçirilmiş cerrahiler sonrası oluşan deformitelerin onarımı için
yaptığımız ameliyatlara rekonstrüktif cerrahi diyoruz. Buna örnek
vermek gerekirse, meme kanseri sonrası memesini kaybeden bir
hastaya tekrar meme yapmak diyebilirim. Meme kanseri neredeyse
her 8 kadından birinin karşılaştığı yaygın bir durum, neyse ki
gelişmelerle bu hastalıktan dolayı hasta kayıpları çok azaldı. Artık
biz bu hastaların hastalık sonrası hayat kalitesini artırmaya yönelik
çalışmalar yapıyoruz. Meme kanseri sonrası memesini kaybeden
hastamıza yeni meme yaparak hem kendisini tam hissetmesini,
hem de özgüven artışını sağlıyoruz.
Rekonstrüktif ve mikro cerrahide getirdiğimiz en büyük yenilik,
lenfödem tedavilerinde kullandığımız süpermikrocerrahi.
Türkiye’de bu tedaviyi uygulayan ilk ve tek kliniğiz.
“Lenfödem” nedir, bize bundan bahsedebilir misiniz?
Y.Demirtaş: Lenf sıvısı halk arasında akkan olarak bilinmekte
ve dokular arası serbest olarak bulunan sıvının dolaşımı ve
dengelenmesini sağlamaktadır. Lenfödem bu sistemin hastalığı
ve genetik nedenler, enfeksiyon ya da kanser cerrahisi sonrası
gelişebiliyor. Kol ve bacaklarda şişmeler, gerilemeyen ödem ile
karakterizedir. İleri dönemlerde hastanın hareketlerini ve yaşam
konforunu etkileyen bir durum haline gelir. Ülkemizde doğumsal
ya da meme ve jinekolojik kanser cerrahileri sonrası görülmektedir.
Bu hastalığın tedavisi için birtakım fizyoterapi yöntemleri ve cerrahi
yöntemler kullanıyor. Bizler kliniğimizde ‘süpermikrocerrahi’
dediğimiz cerrahi bir yöntem uyguluyoruz. Bu, dünyada da nispeten
yeni bir yöntemdir ve yaklaşık olarak 10 yıldır uygulanmaktadır. Biz
ise 8 yıldır bu yöntemi kullanıyoruz, takdir edersiniz ki bu işte belli
bir tecrübemiz var.
Kliniğiniz dışında, eğitim danışmanlığı yaptığınız veya bağlı
olduğunuz bir kurum var mıdır?
Y.Demirtaş: Türk Plastik Ve Rekonstrüktif Estetik Cerrahi Derneği ve
Rekonstrüktif Mikro Cerrahi Derneği’nde aktif olarak görev alıyoruz.
Ayrıca lenfödem ile ilgili Lenfoloji Derneği’ni kurma aşamasındayız.
2017 yılında Dünya Lenfoloji Toplantısı’nı Türkiye’de yapacağız.
Yurt içi ve yurt dışında birçok toplantıya, tecrübelerimizi paylaşmak
üzere davet alıyoruz. Yurtdışında ve Türkiye’de bu konuyla alakalı
seminerler, konferanslar veriyoruz. Bazı plastik cerrahlar belli
aşamadan sonra mesleğin akademik ortamını bırakıyor ve işini
ezbere sürdürüyor. Bizler işimizin akademik boyutunu geliştirerek
hastalarımıza daha iyi, daha güncel hizmet vermeyi prensip
ediniyoruz.
Hedeflerinizden ve ideallerinizden de bahseder misiniz?
M. O. Çukurluoğlu: Konusunda uzman, deneyimli, kendisinin
ve çevresinin eğitimine özen gösteren, akademik kimlikten
uzaklaşmamış, mesleki etik kavramları benimsemiş bir
ekip oluşturmak temel idealimiz. Ekip olarak hastalarımızın
beklentilerini anlamak , onların doğru seçimler yapmalarını
sağlamak ve sadece tedavi sürecinde değil, her zaman yanlarında
olmak bu işe başlamamızın ilk sebebiydi. Biz bu duruşumuzu
korumak ve farklarımızı ortaya koymayı prensip ediniyoruz.
Vip Turkey Haziran 2014 61
Download

röportaj - Onur Çukurluoğlu