MAYIS 2014 Yıl: 3 sayı: 29
50. CUMHURBAŞKANLIĞI
BİSİKLET TURU NEFES KESTİ!
ÜNİVERSİTELİDEN
DÜNYAYI SARSAN BULUŞ
Tekvandoda
TÜRKİYE RÜZGARI!
TÜRKİYE’NİN ‘SERVET’İ
REKORA
KOŞUYOR!
Gençlik Kampları Başlıyor:
Sıra geldi dinlenmeye
ve eğlenmeye…
Doç. Dr. Ali Satan,
Milli mücadelenin
perde arkasını anlattı
Hedefi 12’den
vuran milli okçu
Gizem Girişmen
İçindekiler
GENÇLİK SPOR DERGİSİ
38
ankara gençlik hizmetleri spor kulübü
adına sahibi
Prof. Dr. H. Güçlü Yavuzcan
Genel Yayın Yönetmeni
Bilal Yakınbaş
Türkiye’nin ‘Servet’i
rekora koşuyor
Yayın EditörÜ
Akif Bülbül
YAYIN KURULU
Bekir Alper Büyükarslan, Bilal Yakınbaş,
Faruk Özçelik, Mehmet Baykan, Mehmet
Kasapoğlu, Prof. Dr. Recep Kaymakcan,
Sinan Aksu, Ömer Faruk Gölen,
Sami Dadağlıoğlu, Bora Selek
SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ
Mehmet Çapkan
Yazı İşleri
08
Avrupa Tekvando
Şampiyonası’nda Türkiye
Rüzgarı!
Hanife Usta Demir, Nilüfer Gevenoğlu,
Sertaç Aksan, Aykut Çebi, Doğukan Gezer,
Gökay Baz
Fotoğraf
Ahmet Dişbudak,
Aytaç Ünal, Ali Balıkçı
Tasarım
Deniz Çakmak, Yunus Aslan
Yayın Türü: Ulusal Süreli Yayın
Yayın Süresi: Aylık
Yayının İdare Adresi:
Belpa Buz Pateni Sarayı, Akdeniz Cad. No:57
Bahçelievler/Ankara
Tel: 0(312) 215 68 71
30
BASKI-CİLT
Karatede Avrupa’nın en iyi
sporcusu Enes Erkan
Bilnet Matbaacılık
Biltur Basım Yayın ve Hizmet A.Ş.
Tel: 0(216) 444 44 03
www.bilnet.net.tr
BASKI TARİHİ:
MAYIS 2014
Gençlik Spor dergisi ile ilgili öneriler için
[email protected]
adresine mail gönderebilirsiniz.
07
Engelsiz Aslanlar
Avrupa’nın zirvesinde!
2
MAYIS 2014
T Ü R K İ Y E ’ NİN ‘ S E R V E T ’ İ R E KO R A KO Ş U YO R
“ He d e f i m 5 . ke z A vr u p a Ş a m p i y o n u
o l m ak ” 3 8
Mayıs 2014 Sayı: 29
Avrupa Tekvando Şampiyonası’nda altın
madalya kazanarak başarılarla dolu
kariyerine bir büyük zafer daha ekleyen
Servet Tazegül gözünü rekora dikti!
Gençlik Spor Dergisi
/ gsbgenclikspor
26
/ gsbgenclikspor
dergi.gsb.gov.tr
46
Cumhurbaşkanlığı
Bisiklet Turu nefes
kesti!
42
Michael
Schumacher
mi, Ayrton
Senna mı?
32
Kazandığı her madalya ile tüm
Türkiye’ye haklı gurur yaşatan
Gizem Girişmen, yaşadıklarını
şöyle anlatıyor; “Kürsüde İstiklal
Marşımızı dinlemek ve bayrağımızın göndere çekildiğini görmek
hayatımın en heyecan duyduğum
anları arasında.”
60
Dost görünen
içimizdeki sinsi
düşman ‘Takıntı’
64
Okula girdiklerinde
işleri hazır!
90 - ÇENGEL bulmaca
FIFA Dünya
Kupası başlıyor
74
Üniversite
Öğrencisinden
Dünyayı Sarsan
Buluş
6
Ayın Fotoğrafı
7
Engelsiz Aslanlar Avrupa’nın Zirvesinde!
8
Tekvandoda Türkiye Rüzgarı!
10
59 Bin Gençten Ecdada Mektup
12
Yılın ‘En Şanslı’ Annesi
14
Soma’dan Geriye Kalan...
16
Sosyal Medya
18
Kısa Kısa
22Etkinlik
30
Röportaj: Enes Erkan
36
Gençlik Kampları Başlıyor
52
Rakamlarla Türkiye
54
Amatörün Sesi
56
Röportaj: Ali Satan
60
Dosya: Takıntı
64
Okula Girdiklerinde İşleri Hazır!
68
Foto Röportaj
78
‘De-Mobil’in Marşına Basıldı
80
Dağarcık
82
Sağlık
84
Öğrenci Yemekleri
86Sinema
88Kitaplık
MAYIS 2014
3
Takdim
Akif Çağatay Kılıç
Gençlik ve Spor Bakanı
twitter.com/ackilic76
Yeni Türkiye’yi sizler
inşa edeceksiniz…
Omuzlarınızdaki yükün farkındayım. 77 milyonun
bugününÜN, yarınlarının mimarı olmak kolay
değil. Siz genç kardeşlerimizin gayretiyle 2023
hedeflerimize rahat bir şekilde ulaşacağımıza
tüm kalbimle inanıyorum.
Sevgili Gençler,
Mayıs ayı, sizlerin de bildiği
üzere, bir ulusun kurtuluşunun ilk kıvılcımının yakıldığı
19 Mayıs gününü de içinde
barındıran bir ay. Gazi Mustafa Kemal’in sizlere hediye
ettiği 19 Mayıs Atatürk’ü
Anma, Gençlik ve Spor
Bayramı’nı bu yıl buruk bir
şekilde geçirdik. Soma’daki
maden kazası nedeniyle
Gençlik Haftası kapsamında
planladığımız şenlik ve kutlamaları iptal ettik. 19 Mayıs
günü, siz genç kardeşlerimle
birlikte Anıtkabir’de Ata’mızı
ziyaret ettik. Sizlerin yanı
sıra 13 ülkeden 180 genç konuk kardeşimin de eşlik ettiği
ziyarette, vatanımıza, milletimize, ulusal bağımsızlığımıza
düşkünlüğümüzü, geleceğimize olan inancımızı bir kez
daha hep beraber gösterdik.
Bundan 95 yıl önce, 19 Mayıs
1919’da Samsun’a çıkarak
4
MAYIS 2014
milli mücadeleyi başlatan
Gazi Mustafa Kemal başta
olmak üzere, ülkemizin istiklal mücadelesi için canını
feda eden tüm şehitlerimizi
bir kez daha rahmet ve saygı
ile anıyorum.
Her projeyi kendimiz
üretiyoruz
Sizlerin de yakinen şahit
olduğu üzere Türkiye artık
eski Türkiye değil. Ulaşımdan
sağlığa, eğitimden spora her
alanda kabuğunu kıran, her
geçen gün daha da ileriyi hedefleyen bir Türkiye var artık. Çok önceleri değil 2000’li
yılların hemen başında IMF
taksitini nasıl ödeyeceğini
düşünen bir Türkiye yerine,
bugün milli tank, milli uçak,
milli uydu, milli gemi, milli
helikopter gibi projelerini bir
bir hayata geçiren bir Türkiye
var artık. Gençlik Merkezleri
ile donatılmış, 23 ilinde 25
dev stadyumun yükseldiği,
tesisleşme hamlesiyle sportif
geleceğini gururla inşa eden
bir Türkiye var artık.
Omuzlarınızdaki yükün
farkındayım. 77 milyonun
bugününün ve yarınlarının
mimarı olmak kolay değil. Bu
güzel Anadolu’nun geleceğini inşa etmek kolay değil.
Avrupa’dan Asya’ya geçen
bu yolun sahipliği kolay değil. Ancak sizlerin zihninden,
kalbinden, gözlerinden, sözlerinden Anadolu’nun dört
bir yanına yayılan bu inanç
ve azim, bu yükün altından
başarıyla kalkacağınızın
en büyük kanıtı. Siz genç
kardeşlerimizin gayretiyle
2023 hedeflerimize rahat bir
şekilde ulaşacağımıza tüm
kalbimle inanıyorum.
Değerli Sporseverler,
Mayıs ayı içerisinde dünyanın
dört bir tarafında sporcula-
rımızın kazandığı başarıların
gururunu birlikte yaşadık.
Slovenya’dan Azerbaycan’a
Portekiz’den Amerika Birleşik Devletleri’ne varana kadar geniş bir coğrafyada Milli
Marşımızı okutan, bayrağımızı göndere çektiren tüm
sporcularımıza bir kez de
sizlerin huzurunda teşekkür
ederim. İnanın, bu başarılar
kolay kazanılmıyor. Bu zorlu
süreçte bizlerle uyum içerisinde çalışan, sporcularımıza
destek veren ve bu başarılarda emeği geçen herkese
de teşekkür ediyorum. Alışık
olduğumuz güreş, halter gibi
branşların yanı sıra daha
önce adımızı çok fazla duyuramadığımız spor dallarında
kazandığımız başarıların
ayrı bir mutluluk verdiğini
belirtmek isterim. Sporu,
genç kardeşlerimizin kalbine
sokmayı başardık. Ülkemizde
sporun bir kültür, bir bilinç,
bir yaşam tarzı haline gelmesinde önemli projeleri
hayata geçirdik, geçirmeye
de devam ediyoruz. Bundan
sonrasının çok daha kolay
olduğu fikrindeyim. Tabandan gelen bu azim ve spor
sevgisi, geleceğin olimpiyat
şampiyonlarının bu topraklardan çıkmasında en önemli
kilometre taşı olacaktır.
Soma’nın yaralarını
saracağız
Mayıs ayı Soma’da meydana gelen kaza ve o kazada
kaybettiğimiz 301 şehidimiz
nedeniyle büyük acılar, derin
üzüntüler yaşadığımız bir ay
oldu. Yerin yüzlerce metre
altında çalışarak, ailelerine
ekmek götürmenin telaşı
içindeki kardeşlerimizin
başına gelen bu felaketin
tarifsiz acıları beraberinde
getirdiğini, gönlümüzde derin yaralar açtığını belirtmek
isterim. Bugün bir kez daha,
Soma’da hayatını kaybeden
bütün şehitlerimize Allah’tan
rahmet, acılı ailelerine, milletimize başsağlığı ve sabır
diliyorum.
Değerli Kardeşlerim,
Soma’da atacağımız adımların günü birlik olmasından
ziyade, oradaki vatandaşlarımızın, genç kardeşlerimizin,
çocuklarımızın geleceğine
ilişkin somut ve kalıcı adımlar olması konusundaki
hassasiyetimizi bir kez daha
vurgulamak isterim. İnşallah
orada ilk etapta bir Gençlik
Merkezi hayata geçireceğiz.
Ayrıca, ilçedeki tüm spor
alanlarının yeniden gözden
geçirilerek gerekli yenileme
çalışmaları ve düzenlemelerin yapılması hususunda
çalışmalar yapıyoruz,
Yeni sayımızda tekrar buluşmak üzere, hoşçakalın...
MAYIS 2014
5
Ayın Fotoğrafı
Böyle olur golcülerin kutlaması!
6
MAYIS 2014
FOTOĞRAF: AA, Bülent Doruk
Sow, Kuyt, Webo ve Emenike... Çok koştular, çok yoruldular
ama karşılığını aldılar; Fenerbahçe’yi şampiyonluğa taşıyarak… 46 golü filelere gönderip, 20 de asist yaparak toplam
74 golün 66’sına imza atan bu dörtlü’nün şampiyonluğu böyle kutlamasından başka doğal ne olabilir ki!..
Engelsiz Aslanlar
Avrupa’nın
zirvesinde!
Galatasaray Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı, Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası’nda mutlu sona ulaştı.
Ali Sait Kadıoğlu
Haber
Galatasaray Tekerlekli Sandalye
Basketbol Takımı, kendi dalında
Türkiye’nin gururu olmaya devam ediyor. Son yıllarda uluslar arası alanda
elde ettiği şampiyonluklarla dikkat
çeken engelsiz aslanlar, Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası finalinde İspanyol
temsilcisi Fundosa ONCE’yi 71-64 yenerek şampiyon oldu.
İspanya’nın Başkenti Madrid şehrinde gerçekleşen 2014 IWBF Champions Cup Finalleri final maçında ev
sahibi CD Fundosa ONCE takımı ile
karşılaşan sarı-kırmızılı takım, maçın
ilk periyodunu 19 -15 önde tamamladı.
İkinci çeyreğe iki takım da karşılıklı
sayılar bularak başladı. Devrenin son
bölümünde rakibinin skorer isimlerini
tutmakta zorlanan Galatasaray, soyunma odasına 33-32’lik skorla geride
gitti.
Üçüncü çeyrekte oyunun kontrolünü tekrar ele alan sarı-kırmızılılar,
kaptan Özgür Gürbulak’ın sayılarıyla
final periyoduna 5 sayı farkla 52-47
önde girdi. Şampiyonun belli olacağı
son periyotta hem savunmada hem de
hücumda etkili olan Galatasaray karşılaşmadan 71-64 galip ayrıldı. Engelsiz
aslanlar, bu sonucun ardından üst üste
ikinci, toplamda beşinci kez Avrupa
şampiyonluğunu elde etti.
Galatasaray, Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası’nı daha önce 2007-2008,
2008-09, 2010-11 ve 2012-13 sezonlarında kazanma başarısı göstermişti.
MAYIS 2014
7
Haber
Avrupa Tekvando Şampiyonası’nda
Türkiye Rüzgarı!
Sporcularımız, Avrupa Tekvando
Şampiyonası’nda rüzgar gibi esti!
1 altın ve 4 bronz madalya kazandıK.
8MAYIS 2014
Ali Sait Kadıoğlu
Türk Milli Takımı, Azerbaycan’ın
Bakü şehrinde düzenlenen Avrupa
Tekvando Şampiyonası’nda 1 altın,
4 bronz olmak üzere toplam 5 madalya kazandı.
47 ülkeden 363 sporcunun
katıldığı şampiyonada kıran kırana
mücadeleler yaşanırken, ay yıldızlı takımımız adına ilk sevindirici
haber Mehmet Dolaş’tan geldi. 54
kiloda tatamiye çıkan Dolaş, yarı
final karşılaşmasına kadar başarılı
bir grafik sergileyerek kürsüye çıkmayı garantiledi. Finale kalabilme
mücadelesinde Moldovalı Stepan
Dimitrov ile karşılaşan mili sporcumuz müsabakadan 7-5 mağlup
ayrıldı. Dolaş bu sonucun ardından
bronz madalyanın sahibi oldu.
“Servet” niteliğinde altın
madalya!
Tekvandoda son yıllarda elde
ettiği büyük başarılarla adından
sıkça söz ettiren Servet Tazegül
ise şampiyonada altın madalya
kazanarak önemli bir zafere daha
imza attı.
68 kiloda rakiplerine göz
açtırmayan milli tekvandocumuz,
ilk maçında Bulgar Vladimir
Dalakliev’i 8-7 mağlup etti. İkinci
turda İspanyalı rakibi Daniel
Quesada Barrera’yı 8-7 yenerek,
yarı finale çıkan Tazegül, finale
kalma mücadelesinde zorlansa da
amacına ulaştı. Başarılı sporcumuz, Moldovalı Vladislav Arventi
karşısında 21-23 geride olmasına
rağmen, rakibi 10 ihtar aldığı
için hükmen galip gelerek finale
yükseldi.
Altın madalya mücadelesinde
Rus rakibi Aleksey Denisenko ile
kıyasıya bir mücadele içerisine
giren Tazegül, 10-10 berabere
kaldığı maçı, altın vuruş ile kazanarak Avrupa şampiyonu oldu.
Bronz madalya kazanan
sporcularımız
87 kiloda Ali Sarı, 67 kiloda Nur
Tatar ve 73 kiloda mücadele eden
Furkan Asena Aydın ise şampiyonada bronz madalya kazanan
diğer sporcularımız olarak büyük
bir başarıya imza attı. Şampiyonada, ülke klasmanında üç altın,
iki gümüş ve bir bronz madalya
kazanan Hırvatistan birinciliği,
iki altın, üç gümüş ve iki bronz
madalya elde eden Rusya ikinciliği, bir altın, dört gümüş ve dört
bronz madalya kazanan Fransa
ise üçüncülüğü elde etti. Milli Takımımız ise 1 altın ve 4 bronz madalya ile sıralamada altıncı oldu.
MAYIS 2014
9
Haber
59 Bin Gençten
Ecdada Mektup
Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın bu yıl ikincisini düzenlediği ‘Ecdada
Mektup’ Yarışması sonuçlandı. 59 bin genç, Kurtuluş Savaşı,
Çanakkale ve Malazgirt Zaferleri’ni konu alan mektuplarıyla
yarıştı. Yarışmada dereceye girenler, ödüllerini Gençlik
Haftası’nda başbakan recep tayyip erdoğan’dan aldıLAR.
10
MAYIS 2014
Mehmet Çapkan
Mektup, insanın duygularını aktarmada kullandığı kadim bir yöntem.
İletişim araçlarının ve imkanlarının
hızına dahi yetişemediğimiz şu günlerde ise mektup, pabucu çoktan
dama atılmış bir haberleşme aracı
durumunda. Gençlik ve Spor Bakanlığı iki yıldır düzenlediği bir yarışmayla
hem tarihimizi ve tarihimizin önemli
isimlerini hatırlıyor hem de mektubu tekrar duygularımıza tercüman
kılıyor. İki yıldır düzenlenen bu yarışmaya gençler yoğun ilgi gösteriyor.
Bu yıl 59 bin genç ‘Ecdada Mektup’
yarışmasına başvurdu. Gençler,
Kurtuluş Savaşı, Çanakkale ve Malazgirt Zaferleri ile ilgili mektuplarıyla
yarıştı.
‘Ortaokul-Lise’, ‘Üniversite’ ve
‘Okumayan 14-29 Yaş Aralığındaki
Gençler’ olmak üzere üç kategoriye
‘Ortaokul-Lise’ Kategorisi
ayrılan yarışmanın sonuçları belli
oldu.
‘Ortaokul-Lise’ kategorisinde
İklima Kavak isimli öğrenci, tarihimizin isimsiz kahramanlarına yazdığı
mektupla birinci oldu. Mektubuna,
‘Unutmadım benim için sevdiklerinle
helalleştiğini’ diye başlayan Kavak’ın
son satırları ecdadın emanetinin
emin ellerde olduğunu gözler önüne
seriyor: “ Türk’üm ben! Gurur duyarım bastığım topraktan. Vatanımda
başı dik korkusuz yürürüm. İmanım
oldu nesillerdir düşmanımı korkutan.
Ben, özgürlüğe kan döken atanın
torunuyum.”
Üniversite kategorisinde yarışan
Muhammed Burhan Gerger, Çanakkale Şehitleri’ne ithafen yazdığı mektupla birinciliğe uzandı. Çanakkale
kahramanlarına, ‘Sizleri tanıdıkça
Başbakan
Erdoğan ile Bakan Çağatay Kılıç
Ecdada Mektup
Yarışması’nda
dereceye girenleri tebrik ederek
ödüllerini verdi.
Üniversite Kategorisi
İklima Kavak
Muhammed Burhan Gerger
Bu mektubu seni hiç tanımadan yazıyorum. Yurdun hangi kesiminden,
hangi zafer uğruna ölüme koştuğunu
bilmiyorum. Adını, yaşını, kim olduğunu bilmiyorum. Kim bilir hangi ananın
kuzusuydun kanlı cephede aslan kesilen. Kim bilir hangi güzele meftundun
cebinde onun resmi ile şehit düşen…
Bildiğim tek şey: Unutmadım benim için
sevdiklerinle helalleştiğini. Tanıyorum
seni. Tarih sana kahraman diyor... Hiç
tanımadığın torunun olarak seninle gurur duyuyorum. Şimdi yurdumuza göz
dikip içimize fesat tohumları ekmeye
çalışanlara senin yaptıklarını sunarak
çehrelerine bir şamar edasıyla çarpıyorum. Boşuna sönmedi seninle binlerce
güneş. Tanıyorum seni ve daha nicesini.
Türk’üm ben! Gurur duyarım bastığım
topraktan. Vatanımda başı dik korkusuz
yürürüm. İmanım oldu nesillerdir düşmanımı korkutan. Ben, özgürlüğe kan
döken atanın torunuyum...
Her yılın mart ayında hasret sızıyor bir
milletin damarından. Takvimler 18’e rastladığında sanki top gülleleri beynimde
patlayıp şarapnel parçaları yüreğimin
içine içine batıyor. Saatler ağır çekime
alınmış. Vakit geçerse şayet, dünya,
Çanakkale’den ibaret kalacak. Yıllar sonrasında en özet haliyle budur vaziyet.
Bugünlerde yağmur yağarsa şayet diğerlerinden de farklı oluyor. Bir bakıyorum
yağmur taneleri arasında su damlasından da duru şehit kanı toprağına tekrar
kavuşuyor. Gök gürledi sanıyor belki de
milyonlar ama ben eminim ki yine Onbaşı
Seyit’in, yine o mükemmel neferin kemik
çıtırtıları anılarıma nakşediliyor. İşte
bunun için 18 Mart’ta gök gürleyince bir
başka korkutucu, iç acıtıcı oluyor... Sizi
anımsatan bir cümle, bir kelime, bir kavram belirse herhangi bir kağıt üzerinde o
anda geriye kalan kelimeler ehemmiyetini
kaybediyor.
analarımıza, nenelerimize daha bir
sıkı sarılıyoruz” diyen Gerger, Çanakkale’deki eşsiz kahramanlığı, “Vakit
geçerse şayet, dünya, Çanakkale’den
ibaret kalacak” ifadeleriyle anlatıyor.
‘Okumayan 14-29 Yaş Aralığındaki
Gençler’ kategorisi, Gençlik Hizmetleri
Genel Müdürlüğü Değerlendirme Kurulu tarafından birinciliğe layık görülen mektubunun yazarı ise Haydar Şen
oldu. Mektubunda Rizeli Salih Çavuş,
Malatyalı Durmuş Çavuş, Seyit Onbaşı
ve nice kahramanın şiirini yazan milli
şair Mehmet Akif Ersoy’a seslenen
Şen, kahraman dedelerine “ Yüzümüz
yok karşınızda durmaya ama umudumuz var; hatıranıza sahip çıkabilmek
için” diyor.
Yarışmada dereceye girenler
ödüllerini ‘Gençlik Haftası’nda düzenlenen törende aldılar.
‘Okumayan 14-29 Yaş Aralığındaki
Gençler’ kategorisi
Haydar Şen
Selam Olsun Ey Kahraman Ecdadım! Selam
sana Rizeli Salih Çavuş, dediler ki şehit
olmadan hemen önce sürekli yanında
taşıdığın Kuran-ı Kerim’i okuyormuşsun.
Okuduğun ayetlere mübarek gözünden
kanlar damlamış. Şehit olmadan evvel müjdeyi aldı diyorlar doğru mudur Salih Dede?
Yeryüzünde var mıdır senin rütbenden üste
rütbe? Dede, senin yiğitliğin, insanlığın
hiçbir okulda öğretilmiyor bil istedim. Sana
da selam olsun Vatan Şairi, Çanakkale
Şehitlerine yazdığın şiir ezberlerimizde. Ne
büyük gurursun bizler için bir bilsen. Bu
arada Akif Dede eğer bu mektubu ecdadıma ulaştırabilirsem beni ödüllendireceklermiş. Ne yapacağımı tabi ki biliyorum ben
senin torununum. Bizleri soracak olursanız
eğer Kahraman Ecdadım, nasıl söylesem
ki... yüzümüz yok karşınızda durmaya ama
umudumuz var. Umudumuz var; hatıranıza
sahip çıkabilmek için, vatan için, Güçlü
Yarınlar İçin..
MAYIS 2014
11
Dosya
Yılın ‘En Şanslı’
Annesi
Ali Sait Kadıoğlu
Milli futbolcumuz Arda Turan
gerek İspanya’da gerek şampiyonlar ligi mücadelelerinde
fırtına gibi esmeye devam
ederken, onu binlerce kilometre uzaktan büyük bir gurur ve
heyecanla takip eden biri var.
Faule maruz kaldığında oğlunun
acısını yüreğinde hisseden,
onun golüyle havalara uçan ve
belki de bu yılın ‘en şanslı annesi’ olan Yüksel Turan, anneler
günü vesilesiyle Gençlik ve Spor
Bakanlığı’nın resmi yayın organı
olan GençlikSpor Dergisi’ne
hem anneliğe ilişkin hem de
oğlu Arda Turan’a ilişkin birbirinden özel açıklamalar yaptı.
“Arda’nın beni en çok etkileyen yönlerinden biri ‘lider
ruhlu’ olmasıdır”
Arda Turan’ın çocukluğunda
huzurlu bir aile ortamında büyüdüğünü belirten Anne Turan,
“ Zaten bütün amacımız da
buydu. Arda çok duygusal ve
disiplinli bir insan. Hayatı boyunca hiçbir zaman sorumluluk
almaktan kaçınmadı. Oğlumun
beni çok etkileyen özelliklerinden biri de lider ruhlu olmasıdır.
Şimdi bu özelliklerini yeşil sahalarda fazlasıyla gösteriyor” diye
konuştu.
Yıldız futbolcuyla çocukluk
yıllarında her zaman büyük bir
insan gibi konuştuğunu kaydeden Anne Turan, şöyle devam
etti:
“Onu ne kadar ciddiye
aldığımızı her zaman bilsin
12
MAYIS 2014
isterdim. Bu sayede özgüveni yüksek biri oldu. Arda,
yaşının ötesinde bir olgunluğa sahip. Hayatı boyunca ne
zaman,nerede, nasıl oturup
kalkacağını bilen ve bizleri hiçbir zaman mahcup etmeyen bir
evlat oldu. Oğlumla ne kadar
gurur duysam azdır.”
Yıldız futbolcudan anlamlı
teşekkür!
Oğlunun insanlara karşı her zaman saygılı ve sabırlı olduğuna
değinen Yüksel Turan, milli futbolcunun her anneler gününde
tekrarladığı nazik hareketi şöyle
anlattı:
“Arda 30 Ocak 1987 tarihinde dünyaya geldi. Küçüklüğünden beri her doğum gününde
saat 02.15’de bana üzerinde
‘annecim beni doğurduğun
için teşekkür ederim’ yazan bir
çiçek getirir. Böyle bir evladım
olduğu için gerçekten kendimi
şanslı hissediyorum.”
“Aşırı duygusal yapısı Arda’yı
bazen yıpratıyor”
Arda Turan’ın farklı yönlerinden
de bahseden anne Yüksel Turan, “Her zaman aşırı duygusal
biri olmuştur. Bu huyu onu çok
yıpratıyor. Bunu hissedebiliyorum. Beni üzgün görse hemen
etkilenir. Beni her zaman dinler. Futbol maçlarında annem
etkilenir diye sakatlanmamaya
özen gösterir. Onun bu haline
ne kadar üzüldüğümü bilir” diyerek sözlerini tamamladı.
Türk futbolunun
son dönemlerdeki en önemli yeteneklerinden olan
Arda Turan’ın
annesi Yüksel
Turan, “Oğlum
küçüklük yaşlarından beri sorumluluk almaktan hiç kaçmadı.
Bunu şimdi de
yeşil sahalarda
gösteriyor” dedi.
Hem duygusal
hem disiplinli
hem de olgun...
“Arda, huzurlu bir aile ortamında büyümüş, özgüveni çok yüksek, duygusal disiplinli ama aynı
zamanda da olgun bir insan...”
diyen anne Yüksel Turan oğlunun geleneksel Anneler Gününü
kutlamasından duyduğu mutluluğu da şu sözlerle dile getiriyor:
30 Ocak 1987 tarihinde dünyaya
geldi. Küçüklüğünden beri her
doğum gününde saat 02.15’de
bana üzerinde ‘Annecim beni
doğurduğun için teşekkür
ederim’ yazan bir çiçek getirir.
Böyle bir evladım olduğu için
gerçekten kendimi çok şanslı
hissediyorum.”
MAYIS 2014
13
Haber
Soma
Soma’dan
geriye kalan...
Türkiye, 13 mayıs Salı akşamı Manisa’nın Soma
İlçesi’ndeki maden ocağından gelen haberle
SARSILDI. OCAKTA meydana gelen PATLAMADA 301
işçi şehit oldu. —Mehmet Çapkan
Tüm Türkiye’nin dikkati, 13 Mayıs
Salı, akşam saatlerinde ajanslara
düşen bir haberle Soma’ya çevrildi. Haber ajanslarına düşen ilk
haberlere göre, Soma’daki kömür
madeninde trafoda çıkan yangın
sonucu bir işçi ölmüş 20 işçi de
madende mahsur kalmıştı. Saatler ilerledikçe Soma’dan gelen
haberler son yüzyılda yaşanan
en büyük maden faciasını bildiriyordu. Her geçen saat facianın
rakamları ve boyutları artarak
devam etti. Felaketin hemen
ertesinde 3 günlük milli yas ilan
14
MAYIS 2014
edildi, bayraklar yarıya indirildi.
Bu haber yazıldığı sırada verilen
resmi rakamlara göre 301 işçimiz
şehit oldu. İhmaller, sorumlular,
rakamlar, istifa dilekleri... Elbette
bu felaketten çıkarılması gereken
dersler var. Ancak asıl olanı,
aslında neyi kaybettiğimizi,
‘Çizmemi çıkarayım mı, sedye
kirlenmesin’ diyen işçi, ‘Beni
bırakın Mahmut’u çıkarın. O evli’
diyen işçi, oksijen tüpünden çıkan
havayı sırayla kullanarak ölüme
giden 14 işçi gösterdi. Soma’dan
çıkarılması gereken belki de en
büyük ders, ölümün yanında
her şeyin sükut etmesi gerektiği
gerçeğiydi.
Bu elim faciadan geriye kalan
ise; acı, gözyaşı, sönen ocaklar,
tükenen umutlar ve yetim
çocuklar… Yaşadığımız müddetçe
gözlerimizin önünden gitmeyecek
olan ölüm pazarının enkazı… Bir
de, !hakkını helal et” diyen madencinin oğluna yazdığı pusula…
Madenci şahitlerimize
Allah”tan rahmet, yakınlarına
metanet, yaralı madencilere de
şifalar dileriz.
“Ağustos 2014’e Kadar Atık Pilleri Topluyoruz.
Gençlik Merkezimize Getiriyoruz.”
Çöpe atıldığında içindeki metaller toprağa,
suya karışarak doğaya ve sağlığa zarar verir.
Sosyal Medya
SPOR
DÜNYASINDAN
AYIN
TWEETLERİ
16
MAYIS 2014
Kısa Kısa
Röportaj
Hazırlayan: Nilüfer Gevenoğlu
Artık suya
yazı yazılabilecek
Işık kullanarak sıvı madde üzerinde yazı
yazmak, resim çizmek artık mümkün.
Uluslararası Macromolecules Dergisi’nde
yayınlanan habere göre Helsinki Üniversitesi
öğrencisi Szymon Wiktorowicz, suya yazı
yazmayı başardı. Szymon, yaptığı araştırma ve çalışmalar sonucu suda çözülebilen
fotokimyasal aktif polimer madde üretti.
Üretilen polimerin kısmen çözülmüş olarak
bulunduğu bulanık çözelti lazer ile ışığa maruz bırakıldı. Bunun sonucun da polimerin
yapısı dönüştü ve tamamen çözüldü. Işığa
maruz kalan bölümler ise temiz ve net bir
görüntü oluşturdu.
Kağıt mı
İnternet mi?
Yumurta canlı mıdır?
İnsanların bir kitabı kağıttan mı
yoksa internetten mi okumayı
tercih ettiğini belirlemek
amacıyla ABD’de bir araştırma
yapıldı. İnternet kullanıcıları
üzerinde yapılan araştırma, teknolojinin gelişmesine rağmen
insanların basılı kitabı tercih
ettiğini ortaya koydu. Ankete
katılanların yüzde 46′sı sadece
basılı kitapları okuduğunu,
yüzde 6′sı ise sadece e-kitap
okumayı tercih ettiğini belirtti.
Yumurtanın canlı olup olmadığını düşündünüz
mü? Yumurta, dişi hayvanların ve özellikle
kuşların embriyoyu korumak amacıyla
yumurtladığı yuvarlak ve oval şekilli
cisimlerdir. Tavuklar genelde şubat ayı
sonlarında kuluçkaya yatarlar. Kuluçkalık
yumurta çok taze olmalıdır. Civcivlik
yumurta içerisinde ısı, 24°C’yi geçince
embriyo gelişmeye başlar. Embriyo bu
ortamda beslenir, büyür. Zamanı
geldiğinde kuvvetlenen
yavru civciv kabuğunu
kırarak dışarı çıkar. Bu da
yumurtanın canlı olduğu
düşüncesini destekler.
Özel sporculara özel salon
Zihinsel engelli sporcuların spor yapabilmelerini kolaylaştırmak amacıyla özel tasarlanan ‘ilk’ spor
salonu İzmir’de yapılıyor. Sekiz farklı branşta hizmet verecek olan salon engellilerin, ortak kullanılan
mekanlarda çalışırken karşılaştıkları merdiven, pota veya ağ yüksekliği, tuvalet ve duşların uygun
olmaması gibi sorunları ortadan kaldıracak. Türkiye Özel Sporcular Spor Federasyonu Başkanı Birol
Aydın, “Engellilerin spor yapabileceği standartlarda bir salon yapmanın mutluluğunu yaşıyoruz.
Türkiye’deki tüm engelli kardeşlerimiz İzmir’e gelerek rahatça spor yapabilecek” diye konuştu.
18
MAYIS 2014
YGS ve LYS
kabusu bitecek mi?
Üniversiteye giriş sistemi, 2016 yılından
itibaren değişecek. Milli Eğitim Bakanlığı
yeni sisteme ilişkin çalışmalarını
tamamladı. Yüksek Öğretim
Kurumu’ndaki süreç ise devam ediyor.
Taslak çalışmaya göre ortaöğretime
geçiş sisteminin bir benzeri üniversiteye
geçişte de uygulanacak. Liselerde temel
derslerin merkezi sınavı olacak. Sınavlar
tabletler üzerinden online olarak Milli
Eğitim Bakanlığı’nca yapılacak. YGS ve
LYS sistemleri kalkarken, lise öğrencileri
merkezi sınavın ortalamalarıyla
üniversiteye girecek.
Genç kızlar
voleybol takımı
dünya şampiyonu
Sporda başarılarıyla adından övgüyle
söz ettiren Doğa Koleji çok önemli bir
şampiyonluğun sahibi oldu. Dünya
Liselerarası Voleybol Şampiyonası
finalini 16 Nisan’da oynayan Doğa
Koleji Genç Kızlar Voleybol Takımı
Chiness Taipe’yi 3-0 yenerek dünya
şampiyonu oldu. Doğa Koleji Genç
Kızlar Voleybol takımı yıl boyunca
İstanbul Şampiyonası, Türkiye Şampiyonası ve Dünya Şampiyonasında
oynadığı bütün maçları kazanarak,
sezonu namağlup bitirerek, dünya
şampiyonasında da set vermeden
şampiyon oldu.
İstanbul’da
internet ücretsiz
Kaset dönemi
yeniden mi
başlıyor?
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul’un
birçok noktasında ücretsiz kablosuz internet
hizmeti vermeye başladı. Akıllı telefonların
yaygınlaşmasıyla birlikte internet ev ve ofislerden
dışarıya çıktı. Bu anlamda internet de diğer
sosyal ihtiyaçlar gibi halkın yerel yönetimlerden
beklediği hizmetler arasına girdi. Yurt dışında
çokça örneği bulunan ücretsiz kablosuz internet
hizmetinde öncelik İstanbul’un kalabalık ve
sirkülasyonun yoğun olduğu turistik bölgelerine
verildi. Bu yerler arasında meydanlar, tarihi ve
kültürel mekanlar ve otogar gibi ulaşım noktaları
yer alıyor.
90’lı yıllara damgasını vuran kasetlerin yerini günümüzde CD’ler aldı,
tabi bir istisnası var o da bazı şirket
ve istihbarat ajansları tarafından
veri depolamak için kullanılması.
Sony bugünlerde bir ilke imza attı
ve Blu-Ray diskten yaklaşık 4 bin kat
daha büyük veri toplayabilen 185
terabaytlık hafızası olan manyetik
kaset geliştirdi. Bu ürün piyasada
kullanılan kasetlerden 74 kat daha
fazla veri depolama imkanı sunuyor.
MAYIS 2014
19
Kısa Kısa
Bu kene başka kene!
ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki Pomona
Collega’da yürütülen bir araştırma, 3
milimetre büyüklüğündeki bir kene
türünün en hızlı hareket eden kara canlısı
olduğunu ortaya çıkardı. Paratarsotomus
macropalpis olarak anılan ‘hızlı kene’,
saniyede kendi boyunun 322 katı hıza
ulaşıyor. Bir insanla kıyaslandığında
kene, bir saatte 2 bin kilometre
koşabiliyor.Bu araştırma öncesine kadar
kaplan böceği en hızlı kara canlısı olarak
biliniyordu.
en çok benzerlik gösteren gezegen bulundu. Amerikan Havacılık ve
DÜNYANIN Dünyayla
Uzay Dairesi NASA, ilk kez dünya ile aynı boyutlarda ve bilinen yaşama uygun
bir gezegen gözlemlendiğini duyurdu. NASA teleskopu Kepler’in
İKİZİ nitelikte
keşfettiği gezegen dünyaya 500 ışık yılı, yani 5 katrilyon km uzaklıkta. Kepler
adı verilen gezegende, yörüngesinde bulunduğu yıldıza olan mesafesi
GEZEGEN 186F
nedeniyle yaşam mümkün olabilir. Kepler 186F dünyaya yalnızca boyutuyla
Benzerlikleri arasında yıldızının yörüngesinde dönüş süresi
KEŞFEDİLDİ benzemiyor.
var. Ancak belki de en önemli özelliği gezegende su bulunabilecek olması.
Uykusuzluk
kanser nedeni
Her gün ütü yapmak, cep telefonuyla
30 dakikadan fazla konuşmak, ışık açık
uyumak kanser riskini artırıyor. Kansere
davetiye çıkaran çevresel faktörlerden
korunmanın mümkün olduğunu söyleyen
Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Andaç
Argon: “Pek çok teknoloji ürünü yaydığı
iyonizan olmayan radyasyon kanser riskini
artırıyor. Ütü, saç kurutma makinesi, su ısıtıcısı gibi hemen her gün kullandığımız küçük ev aletleri de bunlardan biri. Haftada
bir gün ütü yapın. Saç kurutma makinesini
uzun dakikalar kullanmayın. Cep telefonu
ile 30 dakikadan fazla konuşmayın. Işıksız
ortamda günde 7 saat uyuyun. Bunun yanı
sıra uykusuzluk ile kanser ilişkisi kanıtlanmıştır.” uyarılarında bulundu.
20
MAYIS 2014
Uçan kamyon
ilk testi geçti
İznik Maratonu
‘ultra’ başarıya
imza attı
Bursa’nınilçesi İznik, üç yıldır
düzenlenen İznik Ultra Maratonu
ile sporda bir dünya markası olma
yolunda hızla ilerliyor. Türkiye’nin
en büyük olmakla beraber,
Avrupa ve Ortadoğu’nun sayılı
ultra maratonları arasında yer alan
İznik Ultra Maratonu’nun 3’üncüsü 18-20 Nisan tarihleri arasında
İznik’te gerçekleştirildi. Bu yıl 25
ülkeden 360 sporcunun katılımı ile
gerçekleşen maratonda, 130, 80 ve
42 km etaplarında kadın ve erkek
kategorilerinde dünyaca ünlü ultra
maratoncular rekor kırdı. İngiltere
3, Rusya ve Türkiye 1’er rekorla
yarışmayı tamamladı.
Amerikan ordusu için tasarlanan kamyon
ve helikopter karışımı araç test edildi. Test
edilen araç, karada bir tır, pervanelerini
harekete geçirdiğinde ise bir helikoptere
dönüşüyor. Amerikan ordusu araç ile
ulaşılması zor yerlere mühimmat ve asker
taşımayı kolaylaştırmayı hedefliyor. Araç,
1800 kilogram yükle, metrelerce irtifaya
çıkmak için tasarlandı. Tasarımcı şirket,
araçlarının su üzerinde de hareket etmesi
için modifiye edilebildiğini belirtiyor.
En çok staj imkânı bilişimde
Gerek akademik gerekse mesleki eğitimin önemli bir parçası olan
staj için, bahar ayı itibariyle öğrencilerin arayışları başlarken,
şirketlerin stajyer ilanlarında gözle görülür bir artış yaşanıyor.
Eleman.net’in rakamlarına göre aylık bazda yüzde 120 artan
stajyer ilanları, geçen yıla göre yüzde 20 artış gösterdi. En çok staj
yayınlayan sektör ve departman ise yüzde 29,4 ile bilişim oldu. Onu
mali müşavirlik, reklamcılık ve eğitim sektörleri izledi. Öğrencilerin
en çok staj başvurusu yaptığı sektörlerin başında yüzde 46 ile yine
bilişim sektörü geldi.
Kalenin bekçileri
kadınlar oldu
Actifit ve İstanbul Champions
işbirliğiyle bu yıl ikincisi düzenlenen
‘Kızlar Sahada’ etkinliğinde, futbolun
kazanmak ve kaybetmekten başka
bir anlamı olduğunu hatırlatmak
isteyen kadınlar 27 Nisan’da sahaya
çıktı. Güçlerini birleştirip takımlar
kuran kadınlar bir yandan yeşil
sahanın tadını çıkardı bir yandan da
toplumsal sorunlara dikkat çekti.
Hayatlarında hiç futbol oynamamış
kadınları buluşturan turnuva, çocukların yüzünü gülümsetecek büyük
bir sosyal sorumluluk projesine de
imza atıyor. Turnuvadan elde edilen
gelir Eyüp Merkez Ortaokulu’ndaki
çocukların sporla tanışmaları için
kullanılacak.
Google ne istediğinizi biliyor
Google, offline ve online
dünya arasına köprü kurmak
hedefiyle yeni bir adım attı.
Google Now uygulaması
artık kullanıcılara, internette
arattığı alışveriş ürünlerini
mağazalara yaklaştığında
‘burada bulabilirsin’ uyarısı
gönderecek. Örneğin bir kullanıcının internette arattığı
bir ayakkabıyı uygulama,
kullanıcı dışarıda gezerken
yakın mağazalarda satışta
olup olmadığını ve fiyatını
tarayacak ardından uyarı
gönderecek.
Çin Seddi
uzadı!
Çin’de arkeologlar, ülkenin kuzeybatısındaki
Ningşia Hui Özerk Bölgesi’nde Çin Seddi’nin
yeni kalıntılarının bulunduğunu açıkladı. Şinhua
ajansının haberine göre, 20 metre uzunluğundaki yeni kalıntıların Çin Hanedanlığı
(MÖ. 221-MÖ. 206) dönemine ait olduğu
düşünülüyor. Tarihi kayıtlara göre
yeni bulunan kalıntıların en az
2 bin 470 yıllık olduğu
sanılıyor.
MAYIS 2014
21
Etkinlik
‘Kısakes’ Film Yarışması
Bahçeşehir Üniversitesi desteğiyle gerçekleştirilen ‘4.
Kısakes Film Yarışması’ için
başvurular başladı.
19 yaş altı genç kısa filmcilere yönelik düzenlenen ve Bahçeşehir Üniversitesi’nin desteğiyle
gerçekleştirilen ‘4. Kısakes Film Yarışması’
başvuruları başladı. Yarışmanın jürisinde Onur
Ünlü, Zeynep Tül Akbal, Ahmet Mümtaz Taylan,
Gonca Vuslateri, Sarp Levendoğlu ve Berrak
Tüzünataç yer alıyor. Yarışma, 15 Haziran
2014 tarihine kadar tüm liseli gençlere açık.
Ödül alanlar, 12 Temmuz’da yapılacak törenle
açıklanacak ve dereceye giren en iyi kısa film
yönetmenleri yurtdışı eğitimi ve teknik ekipmanlarla ödüllendirilecek.
Son başvuru tarihi: 15 Haziran
Barutçugil’den
100. Sergi
Ebru sanatının usta ismi Hikmet Barutçugil’in 100 eserinin
sergileneceği 100. kişisel sergisi,
8 Mayıs’ta İTÜ RSG’de ziyarete
açılıyor.
Hikmet Barutçugil’in 100 eserinin sergileneceği ‘Ebrunun Mermer Yüzü’ isimli sergi,
İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörlük Sanat
Galerisi’nde 8 Mayıs’ta ziyarete açılıyor. Taşların doğal desenlerinin ebru ile resmedildiği
sergide, ebrunun kaligrafi, minyatür, illüstrasyon gibi diğer sanat dallarıyla bir araya geldiği
örnekler de görülebilecek. Sergi kapsamında ,
İTÜ’ye özel koleksiyon olarak sınırlı sayıda üretilecek bir kitap hazırlandı. Sanatçının 19. kitabı
olacak çalışmada, orijinal ebrular ile sergilenen
eserler de yer alıyor.
22
MAYIS 2014
Etkinlik
Şimdi gülme zamanı!
9. Uluslararası Dadaş Film
Festivali, 02-07 Mayıs 2014
tarihlerinde Erzurum’da
sinema severlerle buluşacak.
Festivalin bu yılki teması ise
‘Komedi’.
Uluslararası Dadaş Film Festivali, her yıl
olduğu gibi bu yıl da önemli sanatçı ve filmlerine, yabancı konuklara, yazarlara, basın
mensuplarına ve akademisyenlere ev sahipliği
yapacak. Festival kapsamında Türk sinemasının yarışma filmlerinin yanı sıra Avrupa
sinemasının kısa ve uzun metrajlı filmleri ile
belgeseller izleyiciyle buluşacak. Festivalde
ayrıca Türk sinemasının unutulmaz komedi
ustalarına, sanatçılarına onur ödülleri takdim
edilecek.
İstanbul Tiyatro
Festivali başlıyor!
Festivalde, yurtdışından
7, Türkiye’den 33 tiyatro,
dans ve performanstan
oluşan 100’e yakın gösterim sunacak.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 19. İstanbul Tiyatro Festivali, 9 Mayıs - 5 Haziran tarihleri arasında
sanatseverlerle buluşuyor. 9 Mayıs Cuma
akşamı Grzegorz Jarzyna’nın yönettiği
‘Ne Yaptıysak Nafile…’ başlıklı oyun ile
başlıyor. 5 Haziran tarihine kadar devam
edecek festival programında yurtdışından 7, Türkiye’den 31’i seyirciyle ilk kez
buluşacak 33 tiyatro, dans ve performans
yer alıyor.
MAYIS 2014
23
Etkinlik
Şiddete fotoğrafla
‘dur’ deyin
Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği’nin düzenlediği
‘AFSAD 17. Ulusal Fotoğraf
Sergisi’nin bu yıl ki konusu
‘şiddet’.
Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği, her
yıl düzenli olarak gerçekleştirdiği fotoğraf
sergisini bu yıl da devam ettiriyor. ‘AFSAD 17.
Ulusal Fotoğraf Sergisi’nin bu yıl ki konusu ise
‘şiddet’. Aile içi şiddet, erkeğin kadına şiddeti,
güçlünün zayıfa şiddeti vs. gibi birçok şiddet
türünü konu alan fotoğrafların yer alacağı
sergiye herkes başvurabilir.
Son başvuru tarihi: 23 Mayıs
‘Yirminci Yıl
Dinletileri’ Sahnede
Şiirin ve müziğin ilginç birleşimi ‘Yirminci Yıl Dinletileri’
adıyla, Ataol Behramoğlu
- Haluk Çetin şiir dinletisi 8
Mayıs’ta Akbank Sanat’ta
sizlerle...
Ataol Behramoğlu - Haluk Çetin’in 1994’te
başlayan şiir müzik dinletileri yirminci yılına
ulaşıyor. Bu süre içinde Almanya, Fransa,
İngiltere, Rusya, Holanda, Danimarka gibi yabancı ülkelerde yüzlerce dinletide on binlerce
izleyici karşısına çıkan ikili, şiirin ve müziğin
ilginç birlikteliğini gerçekleştiriyor. Dinletilerde ünlü şair Ataol Behramoğlu şiirlerini
okurken, gitarist-müzisyen Haluk Çetin onun
şiirlerinden yapılmış ezgileri seslendiriyor.
24
MAYIS 2014
Dosya
26
MAYIS 2014
50. CUMHURBAŞKANLIĞI
BİSİKLET TURU
NEFES KESTİ!
Dünyanın en prestijli spor organizasyonlarından olan Cumhurbaşkanlığı Bisiklet
Turu, 50. yılında büyük bir çekişmeye ve heyecana sahne oldu.
MAYIS 2014
27
Dosya
Türkiye’nin 50 yıldır kesintisiz devam
eden birkaç organizasyonundan biri
olan Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, 27 Nisan – 4 Mayıs tarihleri
arasında yapıldı. Alanya’dan start alan
ve İstanbul’da, Avrupa’dan Asya’ya koşulan etapla sona eren Tur’da dünyanın en önemli 20 takımı ve birbirinden
ünlü 168 sporcu yarıştı. Sporcular, Akdeniz, Ege ve Marmara’da, Türkiye’nin
güzellikleri arasında toplam 1254
kilometre pedal çevirdiler.
Ca
ven dish
Organizasyon muhteşemdi
50. Cumhurbaşkanlığı
Bisiklet Turu, bu yıl 50
yaşına basıyor.
Em
cD
e Ma ar
ly
i
Tur, gerek organizasyon başarısıyla, gerek katılan sporcuların
kalitesiyle, gerek canlı yayınlarla
ve gerekse halkın gösterdiği ilgiyle
50. yıla yakışan nitelikteydi. 50. Yıl
dolayısıyla geçen yıllardan farklı
sayısız etkinlik gerçekleştirildi. Bu
etkinlikler arasında en dikkat çekici olanı ise her etap öncesi yöre
halkından seçilen 500 çocuğun bisiklete bindirilmesi oldu. Her etapta
500 çocuk bisikletleriyle sembolik
bir yarış gerçekleştirdi.
r
MAYIS 2014
Son yıllarda elde ettiği başarılarla dünyanın en ünlü
sprinteri olan İngiliz sporcu
Mark Cavendish de 50. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet
Turu’nda yarışarak dünya
bisiklet otoritelerinin dikkatini
Türkiye’ye çekti. Türkiye’de ilk
kez yarışan Cavendish, 4 etap
kazanarak kalitesini ortaya
koydu. Cavendish, Fransa
bisiklet Turu’nda 25 etap kazanarak camianın ilgi odağı
olmuştu.
Ma
28
Bisikletin
en ünlüsü
Türkiyede’ydi
k
50. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet
Turu, İstanbul-İstanbul etabındaki
muhteşem bir finişle tamamlandı.
Etabı ünlü sprinter Cavendish kazandı.
Tur’un galibi ise Adam Yates oldu.
Alanya’dan İstanbul’a koşulan
Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet
Turu, 50. yılında bisiklet heyecanını
tüm dünyaya taşıdı. 8 gün boyunca
Akdeniz ve Ege sahillerinde ilerleyen Tur, dünyaca ünlü bisikletçilerin
kıyasıya mücadelesine ev sahipliği
yaptı. 1254 kilometrelik Tur’un genel
klasman lideri, Orica-GreenEDGE
takımının İngiliz sporcusu Adam Yates
oldu. Cofidis takımından Rein Taaramae ikinci, Romein Hardy ise üçüncü
sırada yer aldı.
Sultanahmet’ten start alıp Caddebostan sahil yolunda son bulan 50.
Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet
Turu’nun İstanbul - İstanbul etabında OmegaPharma - Quick Step
takımından ünlü sprinter Mark
Cavendish 2 saat 35 dakikalık derecesiyle birinci olurken, ikinciliği
Cannondale takımından İtalyan
sporcu Elia Viviani, üçüncülüğü ise
Astana’dan İtalyan Andrea Guardini
elde etti.
Cavendish, bu Tur’da 4 etap
kazanarak önemli bir başarıya imza
attı.
Mar
Tur’un galibi Yates
İstanbul etabının galibi
Cavendish
Che
bet
Turdan
Rakamlar
Alanya’dan başlayan ve
İstanbul’da sona eren tura, 1300
kişilik kafile eşlik etti. 850 kişinin
görev aldığı turda, etaplarda görev alan kişilerle birlikte bu sayı 2
bini buldu. Turu takip eden kafile
ve görevlileri, 280 araç taşıdı.
Tur’un çekimi ve yayınında ise 2
helikopter, bir uçak ve tam donanımlı 4 motosiklet kullanıldı.
Turun Finike-Elmalı etabı, sporcular açısından en zor etap oldu.
Bisikletçiler, bu etapta sıfır rakımdan bin 850 metreye tırmanırken,
sporcuların kalp atış hızlarının
190’ı bulduğu belirtildi.
Dünyanın gözü
Türkiye’deydi
Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, 196 ülke televizyonunda
yayınlanarak önemli bir rekora
imza atıldı.
Geçtiğimiz yıl 156 ülkede
yayınlanan tur, bu yıl 196 ülkede
izlendi. Reuters, Eurosport, Omnisport ve Sntv, yarışın tamamını
yayınlayarak turun tüm detaylarını dünyaya ulaştırdı. Medya
hakları dünya çapında 27 kuruluşa satıldığı için söz konusu yayın
organları da yüzlerce televizyon
kanalına turu ulaştırmış oldu.
Eurosport başta olmak üzere 21
uluslararası yayıncı kuruluş, yarışı her gün en az iki saat süreyle
naklen ya da banttan verdi. Tur,
36 dilde yayınlandı.
Bakan Çağatay Kılıç:
‘Tur’un tanıtıma katkısı
büyük’
Turda dereceye giren sporculara
ödüllerini veren Gençlik ve Spor
Bakanı Akif Çağatay Kılıç, 50.
Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun Türkiye’nin tanıtımı
için çok önemli olduğunu belirterek, tüm katılımcıların organizas-
yondan gayet memnun ayrıldığını
söyledi. Bakan Kılıç, “Burada
sorumlu olan arkadaşlarımıza
teşekkür ediyorum. Ülkemizin
tanıtımı için önemli bir organizasyon oldu. Aldığımız geri dönüşümler de çok olumlu. Türkiye’de
bin 200 kilometreyi aşkın pedal
çevrildi. Türkiye’nin farklı güzellikleri, 200’e yakın ülkeye günde
2-3 saatlik yayınlarla ulaştı. Bundan dolayı mutluyuz” dedi.
Bu seneki turla ilk kez
Türkiye’de pedal basan dünyaca
ünlü Büyük Britanyalı sporcu
Mark Cavendish ile görüştüğünü
anlatan Gençlik ve Spor Bakanı
Kılıç, “Seneye tekrar geleceğini ve kış aylarında tatilini de
Türkiye’de geçireceğini söyledi.
Tanıtımın çok hızlı ilerlediğini görüyorsunuz” diye konuştu.
Öte yandan ödül töreninin
ardından gazetecilerin çalışması
için kurulan basın tırını ziyaret
eden Akif Çağatay Kılıç, yabancı
gazetecilerle bir süre sohbet etti.
Müftüoğlu: Tur 50. yıla
yakıştı
Türkiye Bisiklet Federasyonu
Başkanı Emin Müftüoğlu, Tur’un
50. yılını değerlendirdi. Haklı
bir gurur yaşadıklarını söyleyen
Müftüoğlu, “Güzel bir finiş oldu.
Biliyorsunuz 50. yılın başlangıcını, Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nde
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül,
Dünya Bisiklet Birliği Başkanı
ve Spor Bakanı Çağatay Kılıç ile
birlikte vermişlerdi. O günkü
başlangıç bugün çok güzel bir
finalle sonlandı. Büyük rekabete
sahne oldu. Turun lideri 1 saniye
ile belirlendi. Bu da turun ne
kadar çekişmeli olduğunu ortaya
koyuyor” dedi.
Dünyanın lider sporcularının
Tur’a katıldığının altını Çizen
Müftüoğlu, “Halkımızın katılımı
çok güzeldi. Bugüne kadar ben
ilk defa bu kadar geniş kitlenin
oluştuğunu gördüm. Bu da 50.
yıla yakıştı. Geçen yıl 156 ülkede
yayınlanmıştı tur, şu an itibariyle
196 ülkeye çıktı. Bunun detayları
geldiğinde paylaşacağız. Geçen
yıl 602 milyon haneye ulaşmıştık.
Bu yıl daha fazla haneye ulaştığımızı düşünüyorum. İlk önce bu
turu değerlendireceğiz. Haziran
- temmuz gibi gelecek yılın planlaması için çalışmalara başlayacağız” diye konuştu.
MAYIS 2014
29
Röportaj
Enes Erkan
Kimdir?
10 Mayıs 1987 Sakarya doğumlu
olan Enes Erkan. İlk ve orta öğrenimini Sabihahanım İlköğretim
Okulunda tamamladı. Beden
Eğitimi Spor Yüksek Okulu Yöneticilik bölümü mezunu olan genç
sporcunun kız kardeşi Eda da,
eski bir milli karateci. 2008’de
Emine Bahar Yiğit (Erkan) ile hayatını birleştiren Enes Erkan, aynı
zamanda 1 çocuk babası.
30
MAYIS 2014
Karatede Avrupa’nın en iyi sporcusu Enes Erkan:
Ünvanımı kimseye
kaptırmam!
Hanife Usta Demir
Uluslararası arenada BAŞARIDAN BAŞARIYA KOŞAN Enes
Erkan, Mayıs ayında kazandığı Avrupa Şampiyonluğunun ardından Gençlik Spor’a konuştu.
Spor hayatına 1997 yılında babasının kendisini kick boksa yazdırması ile başladığını belirten Enes
Erkan, hocası Hikmet Şaha tarafından karateye yönlendiriliyor.
Karate sporunu kısa bir sürede
benimseyen sporcunun, hem ulusal hem de uluslararası arenada
başarıları ardı ardına gelmeye
başlıyor. Mayıs ayında gerçekleştirilen Avrupa Şampiyonası’nda
altın madalya kazanan ve bu
unvanı ikinci kez elde eden yetenekli sporcumuzla başarısının
sırrını ve gelecek planlarını konuştuk.
“Ünvanımı korumak
istiyorum”
Avrupa
Şampiyonası’ndan
notlar
Finlandiya’nın Tampere
şehrinde düzenlenen 49. Avrupa Karate Şampiyonası’nı
3 altın, 3 gümüş ve 3 bronz
madalyayla tamamladık.
Bayan milli takımda mücadele eden Serap Özçelik
üçüncü kez altın madalya
kazandı.
Şampiyonada Kumite Kadın
Milli Takımı iki yıl aradan
sonra bir kez daha Avrupa
Şampiyonu oldu.
Avrupa Şampiyonasını kendi
adınıza nasıl değerlendirirsiniz?
Şampiyon olmamdan çok şampiyonluğumu koruduğuma mutlu
oldum. Bu turnuvada da geçen
seneki Avrupa şampiyonasındaki
şampiyonluğunu koruyan tek
sporcu benim. Şampiyona sürecinde hem kendi kariyerim hem
de ülkem adına önemli bir başarı
elde ettiğimi düşünüyorum.
Avrupa’da ikinci kez şampiyon
oldunuz. Bundan sonraki süreçte hedefiniz nedir?
Bu seneki ilk hedefim Kasım
ayında yapılacak olan Dünya
Şampiyonası’nda unvanımı korumak olacak. Bu hedefin ardından
gelecek sene 2015’te ülkemizde
yapılacak olan Avrupa şampiyonasında da üst üste 3. kez Avrupa
şampiyonluğunu kazanarak zor
olanı başarmak istiyorum. 2015
Avrupa Şampiyonası’nı önemli
kılan diğer şey hiç şüphesiz şampiyonanın ülkemizde gerçekleştirilecek olması olacak.
Avrupa’nın en iyi sporcusu
Bu sene ayrıca şampiyonanın
en iyi sporcusu seçildiniz. Bu
durum sizin açınızdan nasıl bir
öneme sahip?
Bu tarz bir seçim bu yıl
Avrupa’da ilk kez yapıldı. Dolayısıyla ilk seçilen erkek sporcu
unvanı benim oldu. +84 kg da
kazandığım Avrupa şampiyonluğumun yani sıra erkekler karatede Avrupa’nın en iyisi olmak
çalışmalarımın karşılığı diye düşünüyorum. Yaptığım isten daha
da haz aldım diyebilirim.
Önemli şampiyonalar öncesi
nasıl bir temponun içine giriyorsunuz?
Çalışmanın da dinlenmenin de
hakkini veren bir sporcuyum.
Önemli turnuvalar öncesinde
sabah 10:00-12:00 ve aksam
16:00-18:00 saatleri arasında olmak üzere günde kez antrenman
yapıyorum. Dinlenme aralıklarında beslenmeme ve uykuma da
dikkat ediyorum.
Turnuvalar için yurt dışında
bulunduğunuz dönemde en çok
neleri özlüyorsunuz?
En çok özlem duyduğum şey hiç
şüphesiz ailem oluyor.
MAYIS 2014
31
Röportaj
gizem
girişmen
Hedefi 12’den vuran milli okçu
“Tek amacım bu ülkeye
olan borcumu ödemek”
Kazandığı her madalya ile tüm Türkiye’ye haklı gurur yaşatan
Gizem Girişmen, yaşadıklarını şöyle anlatıyor; “Kürsüde İstiklal
Marşımızı dinlemek ve bayrağımızın göndere çekildiğini görmek
hayatımın en heyecan duyduğum anları arasında.”
32
MAYIS 2014
MAYIS 2014
33
Doğukan Gezer
Röportaj
34
Bu coğrafya üzerinde okçulukla tanışma
hikâyemiz yüzyıllar öncesine dayanıyor. O
dönemlerde at üstünde yapılan isabetli ok
atışlarıyla başlayan bu serüven, Milli okçu
Gizem Girişmen’in uluslararası arenada
elde ettiği başarılarla devam ediyor.
Girişmen; engelli sporcuların yapması
gerekenlerden ilk atışında yaşadığı heyecana, hedeflerinden engelsiz tesisleşme
hamlesine dair çok sayıda soruyu Gençlik
Spor Dergisi için yanıtladı.
İlk olarak ulusal ve uluslararası başarılara imza attığınız okçuluk sporuyla
tanışma hikâyenizi dinlemek isteriz. Bize
biraz o süreçten bahseder misiniz?
Geçirdiğim trafik kazasından sonra rehabilitasyon sürecinde yüzmeye başladım.
Yaklaşık iki yıl düzenli olarak yüzdüm
ancak eğitim yoğunluğum nedeniyle ara
verdim. Üniversiteden mezun olunca
yeniden planlamalar yaptığım zamanlarda,
yüzme antrenörümün arkadaşı olan ilk okçuluk antrenörümle tanıştım. Beni okçuluk
antrenmanlarına davet etti. İzlemeye gittiğimde ok attım ve çok hoşuma gitti. Yani
okçuluğa başlamam biraz tesadüf oldu.
Oku ve yayı elinize ilk aldığınız o an
neler hissetmiştiniz? İlk atışınız nasıl
sonuçlanmıştı?
Benim ilk atışım ne yazık ki 10 değil
karavanaydı. Yani hedef tahtasını bile tutturamadım ama okçuluğun çok keyifli bir
spor olduğunu o an anlamıştım. Okçuluğa
başladığım ilk iki sene haftada yaklaşık
6 gün antrenman yaptım. O günlerde
öncelikli hedefim 2008 Beijing Paralimpik
Oyunları’na katılmak ve sonra altın madalya almaktı. Şampiyon olduktan
sonra kürsüde İstiklal
Marşımızı dinlemek ve
bayrağımızın göndere çekildiğini
görmek ise
hayatı-
MAYIS 2014
“Hayat insanın karşısına birçok sürpriz çıkaran, çok
oyunlu bir süreç.
ama burada önemli
olan ne kadar ve
hangi koşullarda
yaşadığın değil,
seyirci kalmadan
nasıl yaşamayı
seçtiğindir bence.
ÇEVREMİZDE sadece
kendi sorunlarımızın olmadığını fark
edebilirsek daha
dolu dolu ve başkaları için de anlamlı,
iz bırakan bir hayat
yaşayabiliriz.”
mın en heyecanlı anıydı.
Tarihsel gelişimine bakacak olursak;
okçuluk sporunun aslında
atalarımıza dayandığını
ve en önemli ata sporlarından biri olduğunu
söyleyebiliriz. Bu bağlamda
siz de günümüzle spor kültürümüz
arasında bir köprü görevi görüyorsunuz.
Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Aslında bütün spor branşları çok ciddi bir
kültürel birikimi taşır ama tabii ki okçuluk
ata sporumuz olması dolayısıyla bizim
için çok önemli. Bize ait değerlere sahip
çıkmak, onları yaşatmak ve spordaki
geçmiş birikimlerimizi gelecek nesillere
aktarmak spor kültürünü yerleştirmek
adına olmazsa olmaz adımlar. Son yıllarda
da okçuluğun daha bilinir ve yaygın olarak
yapılır olması da gelecek adına çok umut
verici bir durum.
Yurdun hemen her noktasında başlayan
tesisleşme hamlesine bağlı olarak inşa
edilen tesisleri de sormak isteriz. Eski
tesislerle karşılaştırıldığında tesislerin
“engelsiz” yapısının verebileceği olumlu
sonuçları bizimle paylaşır mısınız?
Herkes için erişilebilir tesisler gerçekten
çok önemli. Engelli tuvaletleri olan, soyunma odaları erişilebilir, giriş-çıkışları uygun
spor tesislerinin sayısının artması ile sportif başarılarımızın artacağına inanıyorum.
Yapılan her mimari projede engellilerin de düşünülmesi ile eğitim ve entegrasyon odaklı, bir bireyi diğerinden üstün
tutmayan tesisleşme hamlesi kapsamında
Türkiye herkes için daha yaşanılabilir bir
ülke olacaktır.
Gerek Türkiye’de gerekse diğer ülkelerde
çok sayıda engelli vatandaşın bulunduğunu göz önüne alacak olursak; evlerinde
oturan, henüz sporla tanışmamış olan
engelli bireylere yönelik neler söylemek
istersiniz?
Spor, her şeyden önce disiplinli olmayı,
hedefe ulaşmak için çok çalışmayı ve
vazgeçmemeyi öğretir. Enerjinizi kendi
hedeflerinize ulaşmak için kullanmayı ve
ancak vazgeçtiğinizde kaybedeceğinizi
öğretir. Ben herkese spor yapmayı, sporun
temsil ettiği değerleri içselleştirmelerini
tavsiye ederim.
Bu kapsamda Gençlik ve Spor
Bakanlığı’nın başlattığı ve tüm illerde daha
fazla engelli bireyi fiziksel aktivite ile tanıştırmayı amaçladığı önemli projeler var.
‘Antrenörlerimiz Engelleri Aşıyor’ projesi
örnek gösterilebilir. Projede antrenörlerin
daha fazla engelli bireyle buluşması sağlanıyor ve bu bireylerin sportif faaliyetlere
katılmaları amaçlanıyor.
Hemen her sporcu, hedefi doğrultusunda
mücadele ediyor. Peki, sizin hedefleriniz
nelerdir?
Sportif kariyerim açısından neredeyse
ulaşmak istediğim tüm hedeflere ulaştım
diyebilirim. Türkiye’nin yetiştirdiği bir
sporcu olarak asıl hedefim; hangi platform
olursa olsun ülkemi en iyi şekilde temsil
etmek ve kurtuluş savaşımızda canları
pahasına bize emanet edilen ülkemiz için
bir nebze de olsa borcumu ödeyebilmek.
Özellikle son yıllarda Türkiye’de gençlerin neredeyse tüm branşlara gösterdiği
ilgi artıyor. Peki, siz gençlerin bu ilgisini
nasıl buluyorsunuz?
Gençlerin spora ilgi duyması, ülkemizde
spor kültürünün gelişmesi adına çok
önemli ve çok umut verici bir gelişme.
Sportif başarı anlamında genç nüfusumuz
ile çok ciddi bir potansiyele sahibiz. Bu
potansiyeli, bilinçli sporcu, doğru tesisler,
doğru eğitim ve antrenman programı ile
bütünleştirirsek sporcularımız ve ülkemiz
çok ciddi başarılara imza atacaktır.
ULUSLARARASI BAŞARILARI
Tarih
Başarı
2006
EPC Avrupa Okçuluk Şampiyonası Avrupa Üçüncülüğü
2007
Çek Cumhuriyeti Uluslararası Okçuluk Turnuvası Olimpik Yay ARW2 Kadınlarda Birincilik
2008
Pekin Paralimpik Yaz Oyunları Altın Madalya
2008
İngiltere FITA (Uluslararası Okçuluk Federasyonu )Avrupa Okçuluk Grand Prix Yarışması
Olimpik Yay ARW2 Kadınlarda İkincilik
2007-2010
Üç Yıl boyunca IPC Dünya Sıralaması Birinciliği
2009
Uluslararası Paralimpik Komite Tarafından Ayın Sporcusu Seçildi
-
Laureus Dünya Spor Ödüllerinde Yılın Engelli Sporcusu Adaylığı
MAYIS 2014
35
Haber
Gökay Baz
Tatile gidemeyen gençlerin, fırsat ayaklarına
geliyor. Gençlik ve Spor Bakanlığı
tarafından düzenlenen Gençlik Kampları
projesi KAPSAMINDA BU yaz 33 bin genç
tatile gönderilecek. Başvuruları başlayan
kamplarla ilgili tüm detayları Gençlik ve
Spor Bakanlığı Gençlik Hizmetleri Genel
Müdürü Sinan Aksu BİZLERLE PAYLAŞTI.
İşte Sinan Aksu ile yapılan röportajın detayları.
Gençlik kamplarına neden ihtiyaç
duyuldu?
Gençlik kampları Tüm Avrupa birliği
ülkelerinde de uygulanıyor. Kamplar sadece eğlence amaçlı değil,
eğitim amaçlı da kullanıyor. Aslında
hızlandırılmış bir eğitim var bu
kamplarda, eğitimi tatil kıvamında
verdiğimiz için eğitim gibi de geçmiyor. Gençlik kampları bizim için
çok keyif aldığımız bakanlık faaliyetlerinin hepsini içinde barındıran
bir etkinlik.
Peki bu yıl başvurular nasıl ?
gençlerimizin ilgisi yoğun mu ?
Bu yıl kapasitemiz 33 bin, yaklaşık
10 katı başvuru olacağını tahmin
ediyoruz. Tüm gençlerimizi bekliyoruz, onlar ne kadar başvuru yaparlarsa bizde kamplarımızı sayısını
artıracağız. Buradaki mantığımız
şu; biz daha çok gence bu İmkânı
verebilmek için yeni kamplar inşa
ediyoruz ya da devletin elinde mevcut olan sosyal tesisleri kullanmak
için başvurular yapıyoruz. Kamp
sayımız her geçen yıl artıyor.
Kamplara seçilecek gençlerin
belirlenmesinde en çok hangi
kriterler önemli?
İlk kriterimiz başarı, ikinci kriterimiz imkân kısıtlılığı, biz gerçekten
de parasıyla tatile gidemeyen gençlere bu imkânı sunmak istiyoruz.
Başvurular sayısı oldukça fazla
kamplara katılacak gençler nasıl
seçiliyor?
Biz bu noktada adil olmaya çalışıyoruz. Hak eden öğrencileri bu
kamplarda buluşturmaya çalışıyoruz. Hak edeni götürdüğümüz için
bir gönül ferahlığı oluyor. Tamamen
bilgisayar ataması şeklinde İnternet üzerinde başvuralar yapılıyor.
Bilgisayar otomatik olarak bizim
36
MAYIS 2014
verdiğimiz puanlama sistemine
göre kazanan öğrencileri belirliyor.
Gençlerin kendi seçtikleri kamplardan birine atamalarını yapıyor.
Gençler, kampa ilk katıldıklarında
ve ayrılırken neler hissediyorlar
gözlemleriniz neler?
İlk günler de ailelerden kopmanın
verdiği bir burukluk oluyor. Çünkü
Çok gencimiz ilk kez anne baba
ve şehrinden ilk kez ayrılıyor. Pek
çok gencimiz ilk kez ailesinde biri
olmadan sosyal bir grubun içinde
yer alıyor.
Bir hafta sonra da biz
gençleri ailelerine teslim
etmek için götürdüğümüzde
de müthiş bir duygusal bir
ortam oluşuyor. Ağlayanlar,
kamptan ayrılmak istemeyenler oluyor. Ama kendilerini
çok güzel ifade ediyorlar, Bir arkadaşımız ‘’benim her ilde bir evim
oldu’’ demiş Bir diğer arkadaşımızda ‘’bir haftada yüzlerce arkadaşım
oldu’’ yazmış.
Peki, bu noktada kamplarda her
ilden gelen gençler var. kültürel
farklıların kampa yansıması
oluyor mu ?
Bizim için çok zor bir durum olsa da
bir kampta Türkiye’nin yarısını buluşturuyoruz. En az 40 ilden gelen
geçleri bir kampta buluşturuyoruz.
Doğusuyla Batısıyla İç Anadolu’suyla Güneydoğu Anadolu’suyla,
birbirleriyle yabancı gibi görünen
coğrafyaların aslında hiçbir farklılıklarının olmadığını, insanlarının
birbirleri ile çok hızlı kaynaşmalarından biz anlıyoruz.
Gelelim gençlerin en çok merak
ettiği soruya, kamplarda ne gibi
faaliyetler var ? spor aktiviteleri,
kültürel aktiviteler...
Kamplarda öncelikle tüm geçlerimizi sporla buluşturuyoruz. Sportif
aktivitelerden kastımız çok böyle
Sıra geldi
dinlenmeye
ve eğlenmeye…
geleneksel sporlar değil mesela rafting,
paintball, ip parkuru, kaya tırmanışı,
okçuluk ve coğrafyaya göre dağ bisikleti,
kano gibi onlarca sportif aktivite hemen
hemen her kampımızda var. Biz öğrenciye
o sporu öğretiyoruz ve diyoruz ki eğer bu
sporu beğendiysen geliştirmek istiyorsan
bizim il müdürlüklerimizle bağlantıya
geçip gençlik merkezlerimizde bu spora
devam edebilirsin.
Yine kültürel manada öğrencilerimize el
sanatları ile ilgili testi yapımı, seramik,
ebru gibi bazı eğitimlerimiz oluyor. Gidilen ildeki kampın etrafında ne kadar tarihi ve turistlik mekan var ise öğrencileri
oraya da götürüyoruz gezdiriyoruz.
Gençler bir haftanın sonunda neler
öğreniyor kamptan, eğitmenlerinden,
arkadaşlarından?
Gençlerimizin çoğu ilk kez ailelerinden
ayrı bir sosyal ortamın içinde yer alıyor. Bu pek çok gencimizin özgüven
sağlaması açısında faydalı oluyor bir
eğitim oluyor. Bir haftanın neticesinde
gençlerinizi özgüveni daha yüksek,
daha çok insanla sohbet etme imkânı
bulmuş, kendini ifade etmiş ve dinlemiş olarak, yani genel bir psikolojik
rahatlama neticesinde ailesine teslim
ediyoruz.
Kampa katılan gençler memnun ayrılıyor mu?
Kamplara giden herkse bir memnuniyet anketi uyguluyoruz. Her öğrenciye
soruyoruz diyoruz ki neyi beğendin
neyi beğenmedin diye. Her bir eksiğimizi gidererek bir sonraki yıla geçiyoruz. Her kampa hatıra defteri koyduk,
sayfa sayfa açıp okusanız yüzde 99
memnuniyet var.
BAŞVURULARI KAÇIRMAYIN!
Gençlik Kamplarına başvurular,
5 Mayıs - 6 Haziran 2014 tarihleri
arasında www.genclikkamplari.
gov.tr adresinden online olarak
yapılacak. Bunun yanında her ildeki
gençlik merkezlerinde başvurular
yapılabilecek.
KİMLER BAŞVURABİLİYOR?
Gençlik kampları 12 – 15 yaş grupları için “Ücretsiz Deniz Kampları”
16 – 22 Yaş grupları için “Ücretsiz Doğa
Kampları” adı altında düzenleniyor.
MAYIS 2014
37
Röportaj
TÜRKİYE’NİN “SERVET”İ
REKORA KOŞUYOR!
“HEDEFİM 5. KEZ
AVRUPA ŞAMPİYONU
OLMAK”
Avrupa Tekvando Şampiyonası’nda altın
madalya kazanarak başarılarla dolu
kariyerine bir büyük zafer daha ekleyen
Servet Tazegül gözünü rekora dikti!
38
MAYIS 2014
MAYIS 2014
39
Ali Sait Kadıoğlu
Röportaj
Bireysel spor dallarında
en önemli konu başlıkları
arasında gösterilir; istikrar.
Başarıya giden yolda türlü
zorluklar aşılır aşılmasına
da, asıl önemli olan zirvede istikrarı yakalamak ve
orada tutunmaktır. Bunu da
her sporcu başaramaz. Türk
sporu da artık tekvando
branşında başarıyı istikrar
haline getiren bir yıldıza
sahip.
Bahsettiğimiz bu yıldız,
Servet Tazegül’den başkası değil. Tatamiye adımını
attığı ilk andan itibaren
üstün yeteneklerini beceriye çevirebilen ve müsabaka
sırasında birçok zorluğu
kolayca aşan Tazegül için
başarının tek göstergesi;
altın madalya.
Kariyeri boyunca madalya
kürsüsünün en üst basamağına çıkmaya alışık olan
milli sporcumuzla Bakü’deki
Avrupa şampiyonasını değerlendirdik.
Geçen yıl talihsiz sakatlıklar yaşadınız. Şu anda
kendinizi yüzde yüz hazır
hissediyor musunuz?
Avrupa Şampiyonası tarihinde üst üste 4 kez altın
madalya kazandınız. Bu
organizasyonda en son elde
ettiğiniz başarınızın detaylarını paylaşır mısınız?
Bahsettiğiniz turnuvaların
olimpiyatlara katılma adına
önemi büyük sanırım.
Avrupa Şampiyonası’nda
kendi sıkletimde üst üste 4.
şampiyonluğumu kazandım.
Bu tablo bana büyük gurur
veriyor. Şampiyona tarihinde en fazla altın madalya
kazanan sporcu, toplamda
beş kez bu başarıya ulaştı.
Dolayısıyla hedefime bir
adım daha yaklaştım. Henüz
25 yaşındayım ve bu rekoru
kırarak tarihe geçeceğime
inanıyorum.
40MART-NİSAN
40
MAYIS 2014 2014
Maalesef hissedemiyorum.
Sakatlıklardan dolayı geçen
yıl Akdeniz Oyunları’nda ve
dünya şampiyonasında altın
madalya alamadım. Kötü
bir sezon geçirdim. Yavaş
yavaş toparlanıyorum. Tabii
rakipler de artık eskisi gibi
değil. Kendilerini zirvedeki
sporcu karşısında taktiksel
ve konsantrasyon olarak
daha iyi hazırlıyorlar. Artık
müsabakalara sadece fiziksel
değil mental anlamda da en
iyi şekilde hazırlanmalıyım.
Bu yıl içinde başka hangi
turnuvalara katılacaksınız?
2016 Rio De Janeiro
Olimpiyat Oyunları için
dört önemli Grand Prix
Turnuvası’na katılacağım.
Bunlardan ilki Temmuz
ayında İngiltere’nin Manchester kentinde düzenlenecek.
Kesinlikle. Burada alacağım
puanlar, olimpiyatlara direk
olarak katılıp katılamayacağımı belirleyecek. Turnuvaların ilk üçünde 40’ar puan,
sonuncusunda ise 80 puan
verilecek. Dolayısıyla burada
elde edeceğim dereceler olimpiyatlar adına büyük önem
taşıyor. Olimpiyatlara kadar
dünya sıralamasında ilk 6’da
kalmalıyım. Şu anda üçüncü
sıradayım. Sıralamada daha
üstleri zorlayacağım. Kendime
güveniyorum.
2012 Londra Olimpiyat
Oyunları’nda tekvandocularımızın elde ettiği dereceler ortada. Bu büyük çıkışın
sırrı size göre nedir?
Dediğiniz gibi kendi branşımızda önemli derecelere
imza atıyoruz. Tekvando
dünyada çok saygı duyulan
ve ülkelerin önem verdiği bir branş haline geldi.
Ülkemizde de dünyadakine
benzer şekilde tekvandoya ve sporcularımıza
yapılan yatırımlar arttı.
Yatırımlar sadece tesis
ekseninde kalmıyor. İşin
özüne yani sporcuya büyük
özen gösteriliyor. Devletimiz bizlere büyük destek
veriyor. Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan
altın madalya kazandığım
final maçından sonra beni
aradı ve tebrik etti. Sayın
Gençlik ve Spor Bakanımız
Akif Çağatay Kılıç ise final
müsabakasının hem öncesinde hem de sonrasında
aradı. Bu yaklaşım bize
karşı samimiyetini ve inancını gösteriyor. Bu hususlar
da başarıyı tetikliyor.
Sizce ilerleyen yıllarda çok
daha fazla sporcumuzu
olimpiyatlarda madalya
alırken görebilecek miyiz?
Kesinlikle göreceğiz. Buna
yürekten inanıyorum.
Tekvando, ülkemizde
her geçen yıl gelişiyor
ve gelişmeye de devam
edecek. Alt yapılardan
önemli isimler yetişiyor.
Türk tekvandosu ilerleyen
yıllarda dünyaya adını altın
harflerle yazdıracak.
BAŞARILARLA DOLU KARİYER!
Tarih
Şehir
Organizasyon Derece
2008
Roma
Avrupa
Şampiyonası
2008
Pekin
Olimpiyat
Oyunları
2009
Kopenhag
Dünya
Şampiyonası
2010
St. Petersburg
Avrupa
Şampiyonası
2011
Gyeongju
Dünya
Şampiyonası
2012
Manchester
Avrupa
Şampiyonası
2012
Londra
Olimpiyat
Oyunları
2013
Mersin
Akdeniz
Oyunları
2014
Bakü
Avrupa
Şampiyonası
MART-NİSAN
MAYIS 2014
2014
41
Dosya
FUTBOL RESİTALİNE HAZIR MISINIZ?
FIFA
DÜNYA
KUPASI
BAŞLIYOR
CrIstIano Ronaldo, LIonel MessI,
Neymar, LuIs Suarez ve Franck
Ribery gibi birçok yıldız
ismin sahne alacağı Dünya
Kupası’nda heyecan fırtınası
milyonlarca taraftarları
ekran başına kilitleyecek.
42
MAYIS 2014
MAYIS 2014
43
Aykut Çebi
Dosya
Futbolseverlerin özlemle beklediği Dünya
Kupası Haziran ayında ‘Sambacılar’ olarak
nitelendirilen Brezilya’da düzenlenecek.
12 Haziran’da Brezilya-Hırvatistan maçıyla
başlayacak büyük heyecan 13 Temmuz’da
oynanacak final mücadelesiyle sona erecek.
Ülkemizi bu büyük organizasyonda FIFA kokartlı hakemimiz Cüneyt Çakır temsil edecek.
8 grupta yer alan toplam 32 takım
Bu büyük futbol resitali boyunca kupayı
kazanma adına sahaya çıkacak. A Grubu’nda
Brezilya, Hırvatistan, Meksika, Kamerun; B
Grubu’nda İspanya, Hollanda, Şili, Avustralya
C Grubu’nda; Kolombiya, Yunanistan, Fildişi
Sahili, Japonya, D Grubu’nda Uruguay, Kosta
KUPAYI
EVLERİNDE
İZLEYECEK
YILDIZLAR!
Rika, İngiltere, İtalya, E Grubu’nda İsviçre, Ekvador, Fransa, Honduras, F Grubu’nda Arjantin, Bosna-Hersek, İran, Nijerya G Grubu’Nda
Almanya, Portekiz, Gana, ABD H Grubu’nda
ise Belçika, Cezayir, Rusya ve Güney Kore
kıyasıya bir mücadele verecek.
BREZİLYA’DAKİ GURURUMUZ
CÜNEYT ÇAKIR!
2014 Dünya Kupası’nda dünyanın önde
gelen hakemlerinin yanı sıra başarılı
hakemlerimizden Cüneyt Çakır da düdük
çalacak. Göstermiş olduğu üstün performans ile UEFA’nın ‘elit hakem’ kategorisine yükselttiği Çakır, başarıları yöne-
timleriyle FIFA’nın da dikkatini çekerek
zorlu turnuvada görev yapacak hakemler
arasına ismini yazdırdı. FIFA kokartlı
hakemimizin yardımcılıklarını Bahattin
Duran ve Tarık Ongun Yapacak.
FAVORİ EV SAHİBİ BREZİLYA
Kupa tarihi boyunca favoriler arasında
gösterilen Brezilya, bu organizasyonda
da en iddialı ekip konumunda. Neymar,
Hulk, Dani Alves ve Thiago Silva gibi
birçok yıldız ismi kadrosunda bulunduran “Sambacılar”, ev sahibi olmanın da
verdiği avantajla kupayı 6. kez kazanma
mücadelesi verecekler.
2014 Dünya Kupası’nda önemli yıldızlar boy gösterecek ancak turnuvaya katılan isimler kadar, katılamayanlar da dikkatleri çekiyor. Zlatan Ibrahımovic,
Arda Turan, Pierre-Emerick Aubameyang, Gareth Bale, Robert Lewandowski
gibi milyon dolarlık yıldızlar, takımları kupaya katılmaya hak kazanamadığı
için bu büyük organizasyonu televizyondan izlemek zorunda kalacak.
Cr istiano Ronaldo
Neymar
Lionel Messi
FIFA ve France Football dergisi tarafından yılın
en iyi futbolcusuna verilen Ballon d’Or (Altın Top)
ödülünü kazanan, Real Madrid’in yıldız futbolcusu
Cristiano Ronaldo, bu başarısını milli takıma da
taşıyarak Dünya Kupası’na uzanmak istiyor.
Henüz 15 yaşında tüm dünyanın ilgisini
çekmeyi başarmış futbol sihirbazı Neymar
şu anda Barcelona forması giyiyor ve
ülkesi Brezilya’nın Dünya Kupası’ndaki en
önemli kozları arasında gösteriliyor.
Barcelona’da rekorları alt üst eden ve ismini efsaneler arasına yazdıran Arjantinli yıldız, Dünya Kupası’nda ülkesinin
en büyük kozu. Yeşil sahalara ayak bastığı ilk günden bu
yana Arjantin futbolunun efsane ismi Diego Maradona ile
kıyaslanan Messi, bu turnuvada kupa koleksiyonunun tek
eksiği olan Dünya Kupası’nı da kazanmayı hedefliyor.
44
MAYIS 2014
DÜNYA KUPASI’NIN “EN”LERİ
En çok gol atılan kupa: 171 gol (1998, Fransa)
Finallerde en çok gol atan takım: 27 gol Macaristan (1954 İsviçre)
En çok şampiyonluk kazanan futbolcu: Pele (Brezilya, 1958, 1962 ve 1970)
Kupaya en çok katılanlar futbolcular: 5 kupayla Lothar Matthaus (Almanya) 1982, 1986,
1990, 1994 ve 1998) Antonio Carbajal (Meksika) 1950, 1954, 1958, 1962 ve 1966)
En çok final maçı oynayan futbolcu: 3 finalle Cafu (Brezilya) 1994 ve 2002’de şampiyon,
1998’de finalist. (Pele, 1962 finalinde sakatlığı nedeniyle forma giymedi)
En çok gol atan: Ronaldo (Brezilya), 15 gol (4 gol 1998’de, 8 gol 2002’de, 3 gol 2006’da)
En genç golcü: Pele, (17 yaşındayken 1958’de Galler’e attığı gol)
En çok şampiyon olan takım : Brezilya (5 kez)
En çok final oynayan: Almanya (7 kez)
MAYIS 2014
45
Kim Daha İyi?
F1’İN “EFSANE” SORUSU!
Sizlere bu ay Formula 1 tarihinin en büyük iki efsanesini tanıtacağız.
Farklı zamanLARDA yarışmalarına rağmen DAİMA “hangisi daha iyi” sorusuyla karşı karşıya kalan Ayrton Senna - MIchael Schumacher ikilisi
arasında tercih yapmak neredeyse imkansıza yakın. her zaman olduğu
gibi son sözü DE yine sizlere bırakıyoruz.
—Ali Sait Kadıoğlu
46
MAYIS 2014
MICHAEL
SCHUMACHER
Mİ?
AYRTON
SENNA MI?
MAYIS 2014
47
Kim Daha İyi?
SCHUMI
48
MAYIS 2014
SENNA
MAYIS 2014
49
Kim Daha İyi?
7
155
2009
1991
301
2006
68
Toplam kazandığı
şampiyonluk sayısı
toplamda
podyuma çıktığı
yarış sayısı
Pistlere tekrar geri
döndüğü yıl
F1 yarışına ilk kez
çıktığı tarih
Toplamda yarıştığı
yarış sayısı
Kariyerinde ilk
kez pistlere veda
ettiği yıl
İlk sırada başladığı
toplam yarış sayısı
SCHUMACHER
İstatistiksel olarak Formula 1 tarihinin en iyi pilotu olan Michael Schumacher,
F1 tarihi boyunca bir pilotun hayalini süslediği başarılara imza attı. Parmakla
gösterilen kariyerinde, kazanılmadık başarı bırakmayan Alman pilot için
“rekabet” kelimesinin anlamı kazanmanın da ötesinde yer alıyor.
Yarış içindeki hırsı ve yeteneğiyle doğru kararlar almasını bilen “Shumi”
lakaplı efsaneyi “geçilmez” şeklinde nitelendirsek hiç de yanılmış olmayız
sanırım! Dünya üzerinde milyonlarca hayran kitlesi olan Schumacher’in F1
tarihindeki değeri; elde ettiği istatistiksel verilerin çok daha ötesinde.
K a r iy e r i n d e ki 3 ö n e m l i o l a y
1.
Alman pilot, 22 Ekim 2006’da
kariyerinin 250’. yarışıyla, Brezilya Grand Prix’sinde kariyerini
noktaladı. 2009’da ise Ferrari’de
Felipe Massa’nın sakatlanması
üzerine pistlere dönme kararı aldı. Tam
bu dönemde motosiklet kazası geçirdi,
boynundan sakatlandı. Dönüş kararını
erteleyen Schumacher 2010 yılında
Mercedes ile üç yıllık sözleşme imzaladı.
Schumacher’in dönmesi pistlerde büyük
heyecan yarattı. Eylül 2012’de takımıyla
yollarını ayıran Alman pilot, sezon sonunda kariyerini noktaladı.
50
MAYIS 2014
2.
Kendisi gibi f1 pilotu olan kardeşi
Ralf ile birlikte 2002 yılında eleştiri oklarının hedefi oldu. İnterlagos pistinde yapılan yarışta Ralf
Schumacher, abisinin yarım saniye gerisinde ikinci olurken Schumacher’i
geçmek için hiçbir çaba göstermemekle
ve hatta arkadan gelen sürücülerin yolunu
kesip abisine yardım etmekle suçlandı.
Dünya basınında geniş yankı uyandıran bu
olay sonrasında birçok gazeteci, “Michael’e
yetişmeye çalışmalıydı”, “Bir yarışçının
böyle yapmaması gerekirdi” diyerek durumun etik olmadığını dile getirdi.
1. F1 tarihinde “üst üste
en fazla şampiyon olan
genç pilot” unvanını
elinde bulundurması
2. En çok yarış kazanan
ve şampiyon olan pilot
olması
3. Bir sezondaki tüm
yarışlarda podyuma
çıkan ilk ve tek pilot
olması
4. Kariyeri boyunca
tam 91 yarışı birinci
sırada bitirmesi
5. F1 tarihinde bir
sezonda en fazla zafere
ulaşan pilot olması
3.
Efsanevi pilotun 1999 Britanya
GP’sindeki yarış sırasında
yaptığı kaza sonucunda ayağı
kırıldı. Oldukça tehlikeli bir kaza
geçiren “Schumi” lakaplı yıldız,
yaşadığı talihsiz olayın ardından çabuk
toparlandı. Alman pilot bu büyük sağlık
problemini hızlıca atlatarak destansı başarılarına kaldığı yerden devam etti.
KARŞIT GÖRÜŞLER
Schumacher hayranları, yıldız
ismin tarihte farklı dönemlerde
yarışan pilotlara oranla daha
yetenekli ve başarılı olduğunu
savunuyor.
3
65
13
1984
6
34
41
Formula 1’deki
toplam
şampiyonluk
sayısı
Birinci sırada
başladığı yarışların
toplam sayısı
Kariyerindeki
ilk yarışına
katıldığı yaşı
Toleman-Hart
takımıyla F1’de ilk
kez yarıştığı yıl
Monaco Grand
Prix’sini toplam
kazandığı sayı
San Marino Grand
Prix’sindeki
acı kazada
hayata gözlerini
yumduğu yaşı
Toplamda
kazandığı
Grand prix sayısı.
SENNA
1. Yarış boyunca
gösterdiği kararlılığı
2. F1’in en popüler ve
zorlu pistlerinden olna
Monaco Grand Prix’sini
6 kez kazanması
3. Yağmur altında
yapılan yarışlardaki
rakipsiz performansı
4. Birçok sporcuya
örnek olacak disiplini
5. Ülkesi Brezilya’da
milyonlarca gence
motor sporlarını
sevdirmesi
Formula 1 dünyasının gelmiş geçmiş en efsanevi isimleri arasında
gösterilir, Brezilyalı Ayrton Senna. Yağmur altında yapılan yarışlarda üstün
yeteneklerini daha net şekilde gösteren Brezilyalı efsane için söylenecek
o kadar çok şey var ki... Yarış sırasındaki feci kazanın ardından hayata
gözlerini yuman ve Dünya spor kamouyonu yasa boğan Senna, asla pes
etmeyen karakteri ve hırslı yapısıyla hiçbir zaman unutulmayacak. Asıl adı
Ayrton Senna da Silva olan yıldız pilotun neden bir efsane olduğunu bundan
sonraki satırları okurken daha iyi anlayacaksınız!
K a r iy e r i n d e ki 3 ö n e m l i o l a y
1.
KARŞIT GÖRÜŞLER
Senna hayranları, Brezilyalı
pilotun genç yaşında elde ettiği
başarıların Schumacher’e göre
çok daha etkileyici ve akılda
kalıcı olduğunu savunuyor.
Ayrton Senna’nın babası
oğlunun motor yarışlarına ilgisini küçük yaşta
fark eder. Brezilya’nın en
önemli yarışçılarından
Emerson Fittipaldi’ye kart birincilikleri kazandırmış olan Tche’yi oğluyla
çalışması için ikna eden baba Senna,
bu kararının ne kadar isabetli
olduğunu zamanla anlar. Tüm okul
çıkışlarında Tche’nin işyerine koşan
Senna, burada ileride döneminin en
teknik sürücüsü olmasını sağlayacak
temel bilgileri edinmiştir.
2.
19 yaşında çocukluk arkadaşı Lilian
Vasconcelos Souza
ile evlenen Senna,
babasının isteği ile
başladığı ve bitirdikten sonra
aile kuruluşunu yönetmesi
yönünde bir adım olan işletme eğitimini yarıda bırakarak “araba yarışçısı” olmaya
karar verir. İngiltere’nin
yolunu tutan yıldız pilot, bu
kararının ardından başarı
basamaklarını hızla tırmanır.
3.
Tarih sayfası, 1 Mayıs 1994’ü gösterdiğinde F1 tarihnin en acı olayı yaşandı. Brezilyalı pilot, San Marino Grand Prix’sinde
gerçekleşen yarışa Pole Pozisyonunda
başladı. Yarışın 7. turuna gelindiğinde Ayrton Senna 306 Km/sa hızla Tamburello
virajına yaklaştı. Ancak daha önce söylediği gibi
direksiyonu döndüremedi ve o hızla pistten çıktı.
Yaptığı son bir hamle ile hızını 218Km/sa’ye kadar
düşürmeyi başarmıştı ama bu kötü sonu değiştiremedi. Senna için, 5 Mayıs 1994’te Brezilya’nın Sao
Paulo kentinde devlet töreni düzenlendi. Tören
sonrasında yaklaşık 500 bin kişi efsanevi pilotu
son yolculuğuna uğurladı.
MAYIS 2014
51
Rakamlarla Türkiye
21
Hazırlayan: Aykut Çebi
milyon
Asya ile Avrupa kıtalarını deniz
altından tünelle birbirine bağlayan ve açılışı geçen yıl Cumhuriyet Bayramında devreye
giren Marmaray ile ilk 6 ayda 21
milyon 353 bin 339 yolcu taşındı.
Marmaray”ın bugüne kadar taşıdığı yolcu sayısı İstanbul nüfusunun 1,5 katına ulaştı.
1 milyar
548 milyon
Çiftçilere tarım desteği
Maliye Bakanlığı, Gıda, Tarım Ve Hayvancılık
Bakanlığı Tarımsal Destekleme bütçesinde
yer alan 1 milyar 548 milyon lira ödeneği serbest bıraktı. Maliye Bakanı Mehmet
Şimşek’in onayıyla mayıs ayı nakit programı
çerçevesinde, fark ödemesi destekleri için
800 milyon lira kaynak aktarıldı. Bunun 600
milyon liralık kısmı kütlü pamuk, 148 milyon
liralık kısmı yağlı ayçiçek, 30 milyon liralık
kısmı soya fasulyesi, 22 milyon liralık kısmı
da kanola desteklerinden oluştu.
Çelik boru ihracatı arttı
Türkiye’nin çelik boru ihracatı, bu yılın ilk 4 aylık döneminde miktar bazında geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 4 artışla 629 bin ton, değer bazında yüzde 0,89 artarak 541 milyon 432 bin dolar olarak gerçekleşti. Nisan ayında çelik
boru ihracatı geçen yılın aynı ayına göre miktar bazında yüzde 11,85 artışla 160
bin tona, değer bazında yüzde 11,96 artarak 141 milyon 339 bin dolara ulaştı.
52
MAYIS 2014
3 aylık karı
930 milyon lira
Ziraat Bankası’nın
ilk çeyrek net kârı
geçen yıl aynı
döneme göre
yüzde 3.0 artışla
930 milyon liraya
çıktı. Bankanın
Kamuyu Aydınlatma Platformu’na
(KAP) yolladığı
açıklamaya göre
kredileri ise geçen
yılın aynı dönemine göre yüzde
52.0, 2013 sonuna
göre de yüzde 7.0
artışla 118.5 milyar liraya ulaştı.
16 bin 744
Trafik canavarına
“bölünmüş yol” freni
Türkiye’de 2002 yılına
kadar 6 bin 101 kilometre olan bölünmüş yol,
2013 yılı sonu itibariyle
16 bin 744 kilometreye
ulaştı. Bölünmüş yolların
artmasıyla trafik kazalarındaki sayı, 962 binden
854 bine geriledi.
98 bin 991
Otomotiv sanayinin yüzü gülüyor
237 milyon 330 bin 600
Nisan ayına dair otomotiv üretim verilerini
açıklandı. Otomotiv Sanayii Derneği”nin
açıkladığı verilerine göre otomotiv üretimi
Nisan ayında yüzde 6 artışla 98 bin 991
adete yükseldi. Otomotiv üretimi Mart’ta
yüzde 8, Şubat’ta yüzde 11, Ocak’ta ise
yüzde 10 daralmıştı.
Terör mağdurları memur olacak
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur
İslam terör mağduru 35 bin kişinin kamuda işe yerleştireceğini açıkladı. Terörle
Mücadele Kanunu Kapsamında hazırlanan
Yönetmelik’in Resmi Gazetede yayımlandığını
belirten Bakan İslam, bu düzenlemeden şehit
yakını, gazi ve gazi yakınları, vazife ve harp
malülleri ile terör mağduru sivil vatandaşların yararlanacağını, önümüzdeki günlerde
başvuruların alınacağını ifade etti.
Sebzenin rekortmeni Domates
Türkiye’nin yılın ilk 4 ayındaki 365 milyon 124 bin dolarlık
sebze ihracatının yüzde 65’ini karşılayan domates, ihraç
miktarı ve geliri en yüksek ürün oldu. Türkiye geçen yıl 392
milyon 669 bin dolarlık domates ihraç etmişti. Türkiye”nin
4 aylık domates ihracatı tutarı geçen yılın domates ihracatını şimdiden yakalamış görülüyor.
35
BİN
MAYIS 2014
53
Amatörün Sesi
Amatörün
sesi
Amatör branşlarda
bu ay neler yaşandı?
Hangi sporcularımız
ve takımlarımız kendi
dalında uluslararası
arenada yüzümüzü
güldürdü? Türkiye
ve yurt dışındaki
organizasyonlardan
haberler, duyurular,
sporcu profilleri
ve dahası... Amatör
branşlara dair
haberleri Gençlik
Spor farkıyla takip
edebilirsiniz.
Akdeniz Dart Kupası’nda 2 altın madalya
Milli eskrimci Zehra
Köse’ye olimpiyat
vizesi
Milli eskrimci Fatma Zehra Köse, 2014 Nanjing Yaz
Gençlik Olimpiyat Oyunları’na
katılmaya hak kazandı.Eskirim
branşında ulusal ve uluslararası olmak üzere çok sayıda
başarıya imza atan Milli
Sporcu Köse, 16-28 Ağustos
tarihlerinde Çin’in Nanjing
kentinde düzenlenecek
2014 Yaz Gençlik Olimpiyat
Oyunları’nda madalya için ter
dökecek.
Güreşte yıldızımız parladı
Yıldızlar Avrupa Güreş Şampiyonası’nı 9 madalya ile tamamladık.Bulgaristan’ın Samokov kentinde gerçekleştirilen Yıldızlar
Avrupa Güreş Şampiyonası’nda Milli sporcularımızla 2 altın, 2
gümüş ve 5 bronz madalya kazandık.
Gelecek ay
U16 Türkiye
Şampiyonası
Başlıyor
2013-2014 Sezonu U16 Türkiye
Şampiyonası 65 ilden 108 takımın
katılımıyla 29 Mayıs – 1 Haziran
2014 tarihlerinde 6’şar takımlı 14
grupta ve 30 Mayıs – 1 Haziran
2014 tarihlerinde 4’er takımlı 6
grupta olmak üzere toplam 20
grup merkezinde oynanacak.
Müsabakalar İstanbul, Tekirdağ,
Sakarya, Düzce, Bursa, Çanakkale,
Eskişehir, Afyonkarahisar, Manisa,
Denizli, Mersin, Konya, Gaziantep,
Bingöl, Kayseri, Çankırı, Bartın,
Tokat, Ordu ve Rize grup merkezlerinde yapılacak. U16 İkinci Kademe
müsabakaları grup birincisi olan
20 takımın katılımıyla 4 grup
merkezinde, final müsabakaları ise
ikinci kademe grup birincisi olan 4
takımın katılımıyla tarafsız bir grup
merkezinde gerçekleştirilecek.
54
MAYIS 2014
Akdeniz Dart Kupası’nda takımlarda 2 altın madalya kazanarak
şampiyon olan Türkiye Dart Milli Takımı, teklerde ise 2 gümüş
madalya kazanarak turnuvayı tamamladı. Güney Kıbrıs Rum
Kesimi’nde 15-17 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen Akdeniz Dart
Kupası’nda Kadın Milli Takımı ile Erkek Milli Takımı altın madalya
kazanarak şampiyon oldu.
Süpermoto
Şampiyonası’nda
artık biz de varız!
Yunanistan’da 15-18 Mayıs 2014
tarihlerinde gerçekleştirilen
Hellas International Series
Turnuvası’nda Çift Bayanlar’da
Milli badmintoncularımız Özge
Bayrak-Neslihan Yiğit çifti
şampiyon oldu.
Badminton Milli Takımımız, tek
bayanlarda Neslihan Yiğit, çift
bayanlarda Cemre Fere-Neslihan Kılıç, karışık çiftlerde M.Ali
Kurt-Özge Toyran ve çift bayanlarda Fatma Nur Yavuz-Kader
İnal çifti ile de bronz madalya
kazanma başarısını gösterdi.
‘Judo’da madalyaya
doymadık
Çek Cumhuriyeti’nin Teplice
kentinde düzenlenen Ümitler
Avrupa Kupası tamamlandı.
Türkiye, 30 ülkeden 442
sporcunun yarıştığı kupada
3 altın, 3 gümüş, 3 bronzla
toplam 9 madalya kazandı ve
takımlar sıralamasında ikinci
oldu.
Wushu’da Avrupa’ya
damga vurduk
Avrupa Wushu Şampiyonası
yapılan müsabakalarla sona
erdi. Romanya’nın başkenti
Bükreş’te bu yıl 15’incisi düzenlenen şampiyonada Türkiye,
5’i altın, 10’u gümüş ve 10’u
bronz olmak üzere toplam 25
madalya kazandı.
Sporcu profili
Beytullah Eroğlu
(Yüzme)
Gençler
Şampiyonası’nda
zirveye oturduk
İzmir’deki şampiyonada
Milli sporcularımız, 4 altın, 5
gümüş ve 22 bronz madalya
kazandı.
21 ülkeden yaklaşık 500
sporcunun katılımıyla İzmir’de düzenlenen
Gençler Şampiyonlar Güreş
Turnuvası’nda Genç Kadınlar
ve Genç Erkekler Serbest
Güreş Milli Takımları şampiyon olurken, Genç Erkekler
Grekoromen Güreş Milli
Takımı turnuvayı ikincilikle
tamamladı.
Masa tenisi yıldız
milli takımımız
şampiyon oldu
İspanya’da düzenlenen
Yıldız-Genç Masa Tenisi Açık
Turnuvası’nda Yıldız Milli
Takımımız büyük bir başarı
göstererek şampiyon oldu.
İspanya’nın Barcelona
kentinde 07-11 Mayıs 2014
tarihlerinde yapılan YıldızGenç Masa Tenisi Açık
Turnuvası’nda Zihni Batuhan
Şahin ve Talha Yiğenler
çiftinden oluşan Yıldız Millilerimiz finalde Almanya’yı 3-1
yenerek turnuvayı şampiyon
olarak tamamladı.
1995 yılında Kahramanmaraş’ta dünyaya geldi. Doğuştan 2 kolu olmayan
sporcu 7 yaşında iken, okulda kendisine yaptırılan özel bir sırada, ayakları
ile yazı yazarak okumaya başladı.
Daha sonra bir televizyon programında
dikkatleri çekti ve kendisine yüzme
sporu ile ilgilenmesi tavsiye edildi.
2007 senesinde yapılan I. Karadeniz
Oyunları’nda ilk defa büyük bir yarışa
katıldı. 2010 yılında Almanya’da Dünya
Şampiyonası elemelerine katıldı, 50
metre kelebek ve 50 metre sırtüstünde gümüş madalya aldı. Hollanda’da
yapılan Dünya Şampiyonası’nda
Dünya 6’ncısı oldu. Nihayet 2011
yılında Berlin’de yapılan Avrupa
Şampiyonası’nda 50 metre kelebekte
altın madalya kazandı. 200 metre karışıkta ise, gümüş madalyanın sahibi
yine Beytullah oldu.
Kulüp kimliği
Engelli milli teniscilerimiz engel tanımıyor
Türkiye Bedensel Engelliler
Masa Tenisi Milli Takımımız
Slovenya Lasko’da 06-11
Mayıs 2014 tarihleri arasında
düzenlenen Masa Tenisi Açık
Şampiyonasına damgasını
vurdu. Şampiyonada Milli
sporcularımız 2 altın, 2 gümüş
ve 4 bronz madalya kazandı.
Ferdi müsabakalarda Abdullah
Öztürk 4. klasta altın madalyanın sahibi olurken, 9. klasta
Neslihan Kavas ve 4. klasta
Nesim Turan bronz madalya
kazandı.
Su Topu Milli Takımımız Avrupa
biletini kaptı
Sutopu U-19 Milli Takımı,
Fransa’nın La Rochelle
şehrinde yapılan Sutopu U-19
Avrupa Şampiyonası grup
elemelerinde oynadığı 2 maçı
da kazanarak Gürcistan’ın
Başkenti Tiflis’te düzenlenecek Avrupa Şampiyonası’na
katılmaya hak kazandı.
Bursa Büyükşehir
Belediyespor
Kaç yılında kuruldu?
1980
Başkanı kimdir?
Recep Altepe
Kaç tane lisanslı ve milli sporcusu var?
1500 lisanslı ve 150’ye yakın milli sporcusu
bulunuyor.
Hangi branşlarda mücadele ediyor?
Atletizm, Atıcılık Ve Avcılık, Basketbol, Bilardo, Bisiklet, Güreş, İzcilik, Kano, Kayak,
Masa Tenisi, Satranç, Sutopu, Temel Eğitim Ve Cimnastik, Tenis, Voleybol, Yüzme,
Yelken,
Kaç tane sporcusu var?
Kulüp 5.000 lisanslı ve 2.000 lisanssız ile
içerisinde faaliyet sürdürmekte.
MAYIS 2014
55
Röportaj
56
MAYIS 2014
Doç. Dr. Ali Satan:
“19 Mayıs Osmanlı
Genelkurmayının
Organizasyonuydu”
Mehmet Çapkan
Cumhuriyet tarihi üzerine önemli çalışmalara imza atan Doç. Dr. Ali Satan, milli mücadeleNİN KRİTİK kilometre taşı, 19 Mayıs 1919’un arka planını
Gençlik Spor’a anlattı.
19 Mayıs 1919’a gelmeden, o sırada memleketin ahvali nasıldı?
Biraz resmeder misiniz?
Elbette. 19 Mayısa giden süreci
30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi ile başlatabiliriz. Osmanlı
Devleti 4 yıl boyunca 10 cephede
savaştıktan sonra savaşı bitirmek
için ateşkes imzaladı. Bu ateşkes,
İstanbul’da taraflar kendi yerlerinde kalacak ve kısa zaman içinde
diplomasi ve siyaset yoluyla barışa
ulaşılacak şeklinde bir beklenti
oluşturdu.
Bu iyimser beklenti ne zaman
değişti?
Osmanlı Devleti bütün uyumlu
yaklaşımlarına rağmen Paris Barış
Konferansı’na davet edilmedi,
Osmanlı Padişahı’nın en azından
yetkili birisi ile Barış Konferansı
ile ilgili görüşme talebi de reddedildi. Yunan zırhlısının, söz
verilmesine rağmen, İstanbul’a
gelmesine müsaade edildi, San
Remo Konferansı’nda Yunanistan’a
İzmir’e çıkış izni verildi. Bütün bu
gelişmeleri yakından takip eden
Osmanlı, Nisan 1919’da İstanbul’da
çok üst düzeyde gerçekleştirilen
toplantılarda Anadolu’da milli
bir direniş organize edilmesinin
İstanbul’un barış yapabilmesi için
önemli bir güç sağlayacağı fikrine
vardı. Bundan sonra işin yöntemi
belirlendi.
Yöntem ne idi?
Osmanlı Genelkurmayı, mütarekeye göre orduyu savaş durumundan
barış durumuna getirmek gerektiğini ileri sürerek Ordu Müfettişlikleri kurulduğunu açıkladı. Böylece,
askeri ve mülki yetkilere sahip
yani hem bölgedeki komutanlara
hem de vali ve mutasarrıflara
emir verme yetkisine sahip güçlü
paşalar İstanbul’dan Anadoluya
gönderileceklerdi. Bu maksatla 1.Ordu Müfettişliği’ne Fevzi
Paşa (Çakmak) atandı. 2. Ordu
Müfettişliği’ne Mersinli Cemal Paşa
ve ismi önce 9. Ordu olan sonra
3. Ordu Müfettişliğine ise Mustafa
Kemal Paşa atandı.
MAYIS 2014
57
Röportaj
Mustafa Kemal’in Samsun’a
çıkması ne anlama geliyor?
Mustafa Kemal Paşa ve kurmay
heyeti Anadolu’ya geçtiğinde
Anadolu’da milli mücadele
başlamıştı. Müdafaa-i Hukuk
Cemiyetleri kurulmuş, kongre çalışmaları başlatılmıştı.
Mustafa Kemal Paşa, mahalli
düzeydeki mücadeleyi aynı çatı
altında toplamış ve aynı hedefe
yöneltmiş ve milli mücadeleyi
kazandırmıştır. Bu açıdan Samsun, milli mücadelenin önemli
bir kilometre taşıdır.
Vahdeddin, Padişah olduktan sonra Mustafa
Kemal’i fahri yaveri tayin etmişti. Mustafa Kemal
Paşa İstanbul’a geldiği 13 Kasım 1918’den 16 Mayıs
1919’a kadar Sultan Vahdeddin ile 6 defa görüştü.
Bu ordu müfettişliklerinin görevleri nelerdi?
Müfettişlerin öncelikli görevi asayişi sağlamak, çatışmaları önlemek,
dağınık haldeki silahları toplayarak
“halkın” eline geçmesine mani
olmaktı.
FOTOĞRAF: ALİ BALIKÇI
Mustafa Kemal Paşa’ya ordu müfettişliği görevini kim verdi?
Osmanlı Devleti’nde askeri ve sivil
bürokrasi çok önemlidir. Devlet savaşta yenildi diye devlet hiyerarşisi
kaybolmadı. Osmanlı Genelkurmayı bu görevlendirmeyi Harbiye
Bakanlığı’na, Harbiye Bakanlığı
Sadrazamlığa yani Başbakanlığa
bildiriyor. Başbakanlık konuyu
Bakanlar Kurulu’na getiriyor. Bakanlar Kurulu’ndaki onayın ardından son olarak bu karar Padişah
Vahdeddin’e gönderilerek nihai
onay alınıyor.
58
MAYIS 2014
Mustafa Kemal Paşa Sultan Vahdeddin ile görüştü mü?
Biliyorsunuz Vahdeddin Temmuz
1918’de Padişah olmuş 22 Eylül
1918’de Mustafa Kemal Paşa’yı
fahri yaveri olarak tayin etmişti.
Mustafa Kemal Paşa 13 Kasım
1918’de İstanbul’a geldikten 16
Mayıs 1919’a kadar Sultan Vahdeddin ile 6 defa görüştü. Son iki
görüşme tamamen yeni görevi
ile ilgilidir. Sultan kendisine Yıldız
Sarayı’nda baş başa iken “Paşa
bugüne kadar yaptığınız hizmetler
bu kitapta (tarih) yer aldı. Ama aslı
bundan sonra yapacaklarınız daha
mühimdir. Paşa memleketi kurtarabilirsiniz” demiştir.
Ayrıca, Sadrazam Damat Ferid ile
de müfettişlik görevi ile ilgili en az
iki defa görüşmüşlerdir.
Payitahtın Mustafa Kemal
Paşa ile Samsun sonrası irtibatı ne seviyedeydi?
Mustafa Kemal Paşa en üst seviyeden irtibatlarını sürdürdü.
Ancak Mustafa Kemal Paşa’nın
direniş örgütlenmesini teşvik
etmesi ve bu yönde faaliyetler
göstermesi İtilaf Devletlerinin
baskılarına neden oldu. Harbiye Nezareti 9 Temmuz 1919’da
Mustafa kemal Paşa’nın görevden alındığını bir genelge
ile duyurdu. İstifa öncesi Padişaha telgraf çeken Mustafa
Kemal Paşa’ya, Padişahtan, 8
Temmuz 1919 tarihli bir telgraf gönderilmiş ve kendisinin
İstanbul’a gelmemesi, gelmesi
halinde İtilaf devletlerinin
baskısı ile ona yakışmayacak
muameleye maruz kalabileceğini, birkaç aylık rapor alması
Padişah Vahdeddin tarafından
tavsiye edilmiştir.
Mustafa Kemal’in azli ne
anlama geliyor? M. Kemal
kendisine biçilen rolün dışına
mı çıktı?
Çok kuvvetle muhtemeldir
ki bu durumu her iki taraf
da biliyor ve bekliyordu. Osmanlı ordusunun en yetenekli
subaylarından, Anadolu’da
çeşitli görevlere sevk edilip
milli mücadelenin desteklenmesi, örgütlenmesi istendi.
Ancak İstanbul hükümeti hiçbir
leyebilirim. Hem onda hem de
diğer üst düzey komutanlarda
bu fikir vardı. Ama bundan bir
rejim değişikliğini düşünmemek
lazım. İstiklal Harbinin temel
sloganları, Padişahı, Halifeyi ve
Payitahtı kurtarmak idi.
19 Mayıs’ı Türkiye Cumhuriyeti tarihinde nereye koymamız
lazım?
Sembolik değeri çoktur. Her
şeyin başladığı olay değildir
bu yüzden Cumhuriyetin ilk
yıllarında resmi bayram olarak
kutlanmamış ancak 1937’de
resmi bayram olmuştur. Milli
Mücadele tarihimizin önemli
bir kilometre taşıdır. Mücadeleyi başarıyla sonuçlandıracak
liderin mücadele alanına giriş
tarihidir.
Doç. Dr. Satan,
bilinenin aksine
milli mücadele
sürecinde,
Osmanlı’nın tüm
yetkili kurumlarının
gizli yazışmalarda,
Anadolu’daki
direniş hareketinin
desteklenmesini
emrettiğini söylüyor.
örgütlenmenin arkasında gözükemezdi. Geriye Wilson ilkeleri
çerçevesinde sivil inisiyatifler
faaliyet gösterebilirdi. Millet
kendi kaderine hükmediyordu.
Onun başındaki kişinin de sivil
olması daha anlamlı olacaktı.
Ve öyle oldu.
İstanbul-Anadolu ilişkileri
nasıl devam etti?
Osmanlı arşivinde çıkan belgelerle şu anlaşılmıştır ki; Osmanlı Harbiye Nezareti, Genelkurmay başkanlığı ve Dahiliye
Nezareti açık yazışmalarında
Anadolu’daki direniş hareketi ve
örgütler aleyhinde emirler ve
kararlar veriyor gizli yazışmalarda ise desteklenmesini emrediyorlardı. Hatta kuva-yı milliyeye yapılan yardımların nasıl
gizlenmesini gerektiğini devlet
ciddiyeti içinde belirtiyorlardı.
Samsun ve sonrasında M. Kemal ve memleket için dönüm
noktası neresiydi?
Ankara’da Meclis’in açılmasıdır. Büyük Millet Meclisi
İstanbul’dan Ankara’ya taşındıktan sonra İstanbul’un gücü
de Ankara’ya transfer oldu ve
zaman içinde siyasetin doğal
etkisi ile yol ayrımı yaşandı.
Ama yol ayrımı istiklal, hürriyet
ve bağımsızlık konularında değil
siyasi rejim ve geleceğe farklı
pencerelerden bakışla ilgilidir.
M. Kemal Samsun’a çıkarken
aklında bugün okuduğumuz
anlamda bir istiklal mücadelesi fikri var mıydı?
Benim bugünkü bilgilerim doğrultusunda var olduğunu söy-
Gerek 19 Mayıs 1919’da gerekse de sonrasında ıskaladığımız, hakkını vermediğimiz
isimler, anlar ya da olaylar
var mı?
İyi ki sordunuz bu soruyu.
Gerçekten bu önemli olayın
arkasındaki isimleri saymadık
saymak gerekir: Mustafa Kemal
Paşa’yı Anadolu’ya gönderen
Osmanlı Genelkurmay Başkanı
Cevat Paşa, Harbiye Nazırı
Şakir Paşa’dır. Dönemin Sadrazamı Ferid Paşa’dır. Daha sonra
Genelkurmay Başkanı olan
Fevzi Paşa (Çakmak) ve Harbiye
Nazırı Mersinli Cemal Paşa da
sonuna kadar Mustafa Kemal
Paşa’yı ve Milli Mücadeleyi
İstanbul’dan desteklemişlerdir.
Onları da hayırla yad etmemiz
gerekir. Elbette bunlarla sınırlı
değil. Bir büyük milli hareketten bahsediyoruz. Asker, sivil,
yetkili, yetkisiz kadın, erkek
mülk ü millet, din ü devlet
kaygısıyla gayret-i vataniye ile
mücadele etmişlerdir. Hepsini
hürmet, minnet ve rahmetle
anmamız gerekiyor.
MAYIS 2014
59
Dosya
60
MAYIS 2014
Dost görünen içimizdeki sinsi düşman
TA K I N T I
Stres gibi çağımızın en tehlikeli hastalıklarından
biri olan saplantılardan kurtulmak
için yapacağınız tek şey; zihninizin sizi
yönlendirmesine izin vermemek. Bunu başardığınız
taktirde hem siz, hem de çevrenizdeki insanlar
huzurlu ve mutlu bir hayat yaşar.
MAYIS 2014
61
Dosya
Akif Bülbül
Takıntı tekrarlanma ihtimali fazla olan bir hastalıktır. Hele hele kısa
sürede sonuç almak için tedaviye başvurulursa...
Riski ortadan kaldırmanın iyi yolu tedavi sürecini geniş zamana
yaymaktır. Bir iki yıllık bir tedavi süreci riski ortadan kaldırmak için
ideal bir süredir.
Eğer; ”mikrop kaparsam ölürüm”
diye sık sık elinizi yıkıyor, günde
birkaç kez banyo yapıyorsanız…
Eğer: Koca Usta Mimar Sinan’ın
eseri yüzyıllardır ayakta duran
Selimiye Cami’nin karşısına geçip
minarelerinin eğri durduğunu iddia
ediyor ve düzeltmek için kendinizi
heder ediyorsanız…
Eğer; defalarca çalışma masanızın
üstünü düzeltiyor, dolaplarınızı elden geçiriyorsanız… Gardolabının
düzenini bozmamak için askıdan
bir gömleği nasıl alacağım diye
saatlerce düşünüyorsanız…Pantolonumun ütü çizgisi jilet gibi olacak
diye kılı kırk yarıyorsanız…
Eğer; çok sakin bir kişiliğe sahip
olduğunuz halde, zaman zaman
en sevdiğiniz birisini öldürmek içinizden geçiyorsa, eşinizin karnına,
sırtına bıçak saplamak gibi bir dü62
MAYIS 2014
şünceye teslim oluyorsanız…
Eğer; evinizin veya işyerinizin kapı
kilidini açmak üzere iken “Ben bu
kapıyı açarsam çok kötü bir şey
olacak, eşimin başına bir kaza gelebilir, babam ölebilir” şüphesine
kapılıyor ve saatlerce kilidi açkapa yapıyorsanız…
Eğer; “Acaba ütünün fişini çektim
mi?, elektrik düğmesini kapattım
mı?, Ocağın altını söndürdüm
mü?” diye defalarca kontrol yapma
ihtiyacı duyup evi terk edemiyorsanız…
Eğer, aynı soruları defalarca sorarak yakınlarınızı, çevrenizdekileri
zora sokuyorsanız,
Eğer, sınavlarda soruları defalarca
okuyup 4’üncüsünde cevap veriyor
ve bu uygulamayı diğer sorular
için de yapıyorsanız ve rakiplerinizin gerisinde kalıyorsanız…
Eğer değeri olmayan şeyleri toplayıp biriktiriyorsanız, evinizi bir çöp
yığını haline getiriyorsanız…
Eğer sizi huzursuz eden akıldan
çıkmayan ve uykuyu bölen kelimelere, görüntülere ve düşüncelere
dalıyorsanız…
Eğer işleri belirli sayıda yapma ve
belirli sürede yemek yeme ihtiyacı
duyuyorsanız…
Oyun içinde oyun
Türkiye genelinde büyük-küçük 4
milyondan fazla insanımızın boğuştuğu İşte bu ve benzeri “eğer”lerin
Tıp dünyasındaki adı takıntıdır.
Zekanın kolektif ürünü olan zihnimizin bir oyun halinde kurguladığı
bu eğerler, zaman içinde bizi esir
alarak hayatımızı yönlendirir. Sadece bizi etkilemekte kalmaz, aile
bireyleri başta olmak üzere çevre-
Titizlik ile
temizlik takıntısı
aynı şey değildir.
Sakın böyle
bir yanılgıya
düşmeyin.
Temizlik takıntısı
bir hastalıktır.
Gençler aman
dikkat!
Konsantre olmakta zorluk
çekiyorsanız, ders çalışmak
istemiyorsanız, yakınlarımın başına bir şey gelecek diye okula
gitmek istemiyorsanız, huysuz
ve keyifseniz ve her konuda ısrarcı davranıyorsanız, yeterince
temizlenemedim deyip zamanınızı banyoda geçiriyorsanız,
sık yıkanma ve kalitesiz temizlik
malzemeleri kullanmaktan dolayı cilt yaralarınız iyileşmiyorsa…
Arkadaşlarınızla vedalaşırken
ayrılılık anlarını uzatıyorsanız,
durum çok vahim demektir. Hemen çaresine bakın! Yoksaaaa…
Ünlüler de
“takıntı”lı
Kıvanç Tatlıtuğ: Yalnızlık.
Bülent Ersoy: Tek sayı
İbrahim Tatlıses: Simetri ,
karanlık.
Hande Yener: Yükseklik.
Kadir Çöpdemir: Kansere
yakalanma, işsiz kalma
Teoman: Aynaya bakmak, ölüm
Müjdat Gezen: Simetri, denge
ve hastalık .
Tarkan: Turuncu renk,
karanlık.
Ziynet Sali: Deprem.
Zuhal Olcay: Kapalı alan.
mizdeki insanların da yaşantısını kabusa çevirir.
Zihnimizden silemediğimiz
bu düşünce ve hayalleri ilk
zamanlar önemsemeyebiliriz.
Gelip geçicidir diye düşünebiliriz. Ama daha sonra öyle bir
noktaya gelir ki geriye tedaviden başka bir çare kalmaz.
Artık Obsesif Kompülsif Bozukluğa (OKB) yakalanmışsınız
demektir. Tekrarlanan düşünce
ve davranışlarının girdabına
hapis olmuşsunuz demektir.
Kontrol edemediğiniz tekrarlanan düşünceler, korkular ve
görüntüler huzurunuzu bozuyor demektir. Aslında saplantı
ya da takıntılarınızın sanal ve
anlamsız olduğunun farkındasınızdır da ama elinizden gelen
bir şey yoktur.
Ne yapabiliriz…
Kafayı takmayın…
Kimilerine göre hastalık kabul
edilmeyen, kimilerine göre de
hastalık olarak görülen bu fiili
durumun iyileşmesi için iki yol
izlenir Tıp dünyasında. İlki, seanslar yoluyla derinlere inerek
(çocukluk da dahil) telkinde
bulunup ikna etmek. İkincisi ise
hastalık ilerlediyse yani (OKB)
haline geldiyse ilaçla tedavi
yöntemini kullanmak. Bu hastalığın olmazsa olmazı laboratuar testleri ile teşhis konulmamasıdır. Gelelim sonuca;
Peki tıp dünyasına başvurmadan bir şey yapılabilir mi? Tabi
ki en azından denenebiliriz. Bu
da tamamen irademize hakim
olmakla ilgilidir. İrademize
hakim olabiliyorsak ne mutlu
bize?!
Bir parantez açalım sözümüzün burasında. Kafaya takmak
başka bir şeydir, takıntı başka
bir şey. Aklımıza takılan bir
olay kısa süre bizi etkileyebilir. Ama çözüme ulaştığınızda
hafızamızdan uçup gider,
dert etmeyiz kendimize. Tıp
dilinde Bu hal Kafayı takma
halidir. Yani geçici bir durumdur.
Yukarıda “eğer”lerle
saydığımız durum ise “Allah
muhafaza” ruhumuzun dengesinin bozulduğu, tehlikenin kapımıza dayandığı bir
saplantı işaretidir.Tedavi için
yol görüntü demektir. Sağlığımızın kıymetini bilelim, lütfen
heder etmeyelim…
“Takıntılı”
tekerleme
Karamsar bir tablo çizdik şu
ana kadar sıraladığımız bu
satırlarda. Biraz rahatlamanız
için mizahi bir dille son noktayı
koyalım istedik.Bu tekerlemeyi
tekrarlamakta sıkıntı
çekerseniz de sakın kafaya
takmayın!?
“Al şu takıntıları takıntıcıya
takıntılattır takıntıcı takıntıları
takıntılatmazsa takıntıları
takıntıcıya takıntılatmadan geri
getir…”
MAYIS 2014
63
Takı Tasarımı
64
MAYIS 2014
OKULA
GİRDİKLERİNDE
İŞLERİ HAZIR!
EntelLektüel alt yapısıyla gelenekselliği harmanlayan bir bölüm Takı
tasarımcılığı... ALAYLILARIN YANI SIRA
MEKTEPLİLER DE SEKTÖRE HAKİM OLUYOR. bİZ DE Sektörün aranan elemanlarını yetiştiren bu bölümü, Mersin
Üniversitesi’nde mercek altına aldık.
MAYIS 2014
65
Kerem Kocalar
Takı Tasarımı
Hemen hemen herkesin bir şekilde
takip ettiği takı sektörü, okullu
kuyumcularla daha güvenli yarınlara koşuyor. Mesleki becerilerini
sanatsal, kültürel ve teknolojik
yeniliklerle bütünleştiren üniversite öğrencileri usta çırak ilişkisiyle
yetişen zanaatkar kuyumcuların
tahtını sallayarak sektörde aranılan nitelikli eleman haline geldi.
Bu işin öncülüğünü yapan
Mersin Üniversitesi ise kapılarını
Gençlikspor Dergisi’ne araladı.
Arkadaşlık duygularının maksimum seviyede hissedildiği okulda,
öğrenciler teknolojik ortamda geliştirdikleri tasarımları geleneksel
tezgahlarda işleyerek adeta metala can veriyorlar.
Mersin Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Takı Teknolojisi ve Tasarımı Yüksekokulu Müdürü Prof.
Berika İpek bayrak ile bir araya
geldiğimizde bu eğlenceli mesleğin
akademik anlamdaki eğitimiyle
ilgili fikir sahibi olduk.
Ön lisans programlarından,
sadece dikey geçişle öğrenci kabul
eden bölümün 2007-2008 eğitim
öğretim yılından itibaren YGS ve
özel yetenek sınavıyla da öğrenci
almaya başladığını anlatan İpekbayrak, Mezun olan 432 öğrenciden önemli bir bölümünün, tasarım
ve kuyumculuk firmalarında, alanla
ilgili ulusal ve uluslararası kurum
ve kuruluşlarda iyi pozisyonlarda
görev almaya başladığını belirtiyor.
“Bunun en güzel örneğini de
mart ayında katıldığımız 38. İstanbul Uluslararası Mücevher, Saat
ve Ekipmanları Fuarı’nda gördük”
diyen İpekbayrak, “Fuarda çok sayıda mezunumuzu bir üniversitede
veya meslek lisesinde eğitmen olarak çalışan veya kendi özel işyerini
açmış ya da bir firma bünyesinde
çalışıyor olarak gördük. Bu da
mezunlarımızın aranan elemanlar
olduğunun bir kanıtıdır’ şeklindeki
ifadeleriyle öğrencilerinin iş imka66
MAYIS 2014
nı anlamındaki başarısına dikkat
çekiyor.
Hem okullu hem de
alaylılar!
İpekbayrak”ın verdiği bilgiye göre
mezun öğrenciler arasında akademik kariyere yönelen gençler de
var. Geleneksel atölye ve becerisi
olan genç elemanlar, mezun çalışanlar sayesinde birikimli, araştırmacı, kuyumculuğa yön veren
katkılarda bulunabilecek bireyler
haline geliyorlar.
Eğitimlerde yok yok
Öğrencilerin temel sanat eğitiminden teknik resme, takı tasarımından takı yapım tekniklerine kadar
bir çok alanda eğitimlerden geçtiğine işaret eden İpekbayrak,
,uyguladıkları kapsamlı programları ise şöyle detaylandırıyor:
“Öğrencilerimiz, kuyumculuk
mesleğinin gereği olan geleneksel bilgi ve beceriyi sağlayacak
atölye ve uygulama derslerine
tabi tutuluyor. Ayrıca yaratıcılığı
geliştirmeye yönelik uygulama
ve düşünsel temel sağlayan
Çağdaş Metal Uygulamaları, Bilgisayar Destekli Tasarım, Estetik, Mitoloji, Genel Sanat Tarihi,
Gemoloji, Teknik Yabancı Dil,
Metalurji gibi yüksek teknolojiye
ve çağdaş kültüre yönelik dersler sayesinde de entellektüel bir
birikim kazanıyorlar.”
Bölümden mezun
olan öğrencilerin
büyük bölümü ya
kendi işini kurup
çalışıyor, ya sektörün
gözde firmalarında
görev alıyor, ya
da uluslararası
firmalara danışmanlık
yapıyor veya
akademik kariyer için
üniversitede kalmayı
tercih ediyor. Okullu
öğrencilerin sektörü
verdiği en büyük
katkılardan biri de
bulunduğu kurumda
alaylı çalışanları
eğitip, birikimli
uzman kişiler haline
getirmek ve sektöre
kaliteli elemanlar
kazandırmak…
Bölümün kuruluş hikayesi
İpekbayrak, Takı Teknolojisi ve Tasarımı Yüksekokulu kurulana kadar sektörde usta çırak ilişkisi ile yetişen zanaatkar
kuyumcuların, meslek lisesi mezunlarının veya iki yıllık ön
lisans mezunlarının piyasayı ellerinde bulundurduğuna vurguluyor.
Başarılı akademisyen, bölümlerinin kuruluş hikayesini
ise şöyle anlatıyor:
“Kuyumcular Odaları, Altın Konseyi gibi bu alanda söz
sahibi olan kuruluşlarla yaptığımız görüşmelerde, aslında
Türkiye’de teknolojik açıdan bir sıkıntı olmadığı ama tasarımcı bulunmadığı ifade edilmişti. İstanbul’da düzenlenen
Uluslararası Mücevher ve ekipmanları fuarlarında gözlemlediğimiz kadarıyla aynı sorunu bizler de tespit ettik ve
programlarımızı daha çok bu eksikliği kapatacak şekilde
değiştirdik.”
MAYIS 2014
67
Foto Röportaj
Barışın güvercini, savaşın kartalı...
Pilot Yüzbaşı Aslı Şenol
Savaş pilotu olarak geçirdiği yaklaşık 15 yıl boyunca,
içindeki görev aşkını bir an olsun kaybetmeyen bir kadının hikayesi bu. Vatan topraklarının korumak adına
havada verilen büyük bir azmin hikayesi bu.
Pilot Yüzbaşı Aslı Şenol... F-16 savaş uçağının kokpitinde geçen yıllarını; gururla heyecanla ve en önemlisi
görevini en iyi şekilde yapmanın getirdiği huzurla
döktü kelimelere. Bu şanlı görevi başarıyla gerçekleştiren kadın savaş pilotumuzu daha yakından tanımaya
hazırsanız sayfaları çevirmeye başlayın! —Ali Balıkçı
68
MAYIS 2014
MAYIS 2014
69
Foto Röportaj
“İyi bir savaş pilotu olmak için
kullandığınız uçağı sevmeniz,
havacılığa gönülden bağlı olmanız
gerekir.”
Öncelikle şunun altını çizmek
lazım, yaptığınız işin anlamı ve niteliği gerçekten çok büyük. Savaş
uçağı pilotu olmaya nasıl karar
verdiniz?
Sorunuzun cevabına şöyle başlayayım;
ben bu mesleğe gönülden bağlıyım ve
pilot olduğum ilk andan itibaren havada
kendimi özgür ve güçlü hissediyorum.
Hava Harp Okulu’ndan havacı subay
olarak mezun olduktan sonra, 2. Ana
Jet Üs Komutanlığı uçuş okulunda
aldığımız uçuş eğitimi süresince, uçak
tiplerini, kabiliyetlerini, yaptıkları görevleri gördükçe kesinlikle pilot olmam
gerektiğine karar verdim.
70
MAYIS 2014
F-16 savaş uçağı ile uçmak çok özel
ve önemli olduğu bilinmektedir, bu
bağlamda ilk kez F-16 savaş uçağının kokpitine oturduğunuzda neler
hissettiniz?
İlk kez kokpite oturduğumda öğrenci olduğum için daha çok stres ve hata yapma
korkusu vardı. Ama yalnız uçuş safhasına
geldiğinizde, böyle bir güce tek başınıza
hükmetmek, onu uçurmak son derece
keyifli ve meslek tatmini açısından doyurucu bir duygu.
Mesleğinizin özel hayatınıza
yansıyan avantaj ve dezavantajları
nelerdir?
Avantaj olarak; eşimi mesleğim saye-
sinde tanıma fırsatım oldu diyebilirim.
O da pilot olduğu için mesleki anlamda
her zaman birbirimize destek olduk.
Dezavantaj olarak; çocuklarımız olduktan sonar daha düzenli bir hayatımızın
olması gerektiği için zorlandık ancak sağ
olsunlar bu konuda ailelerimizin büyük
desteğini aldık.
Mesleğinizin savaş uçağı pilotu
olduğunu ilk kez duyanlar nasıl bir
tepki veriyor?
Öncelikle neden bu mesleği tercih ettiğimi, daha sonra ülkemizde kaç tane kadın
pilot olduğunu merak ediyorlar. Tabii şaşırdıklarını gözlemliyorum. Ancak yaptığım işe olan saygılarını hissedebiliyorum.
“Bu mesleğe gönülden bağlıyım ve
kokpite oturduğum ilk andan itibaren havada kendimi güçlü hissediyorum. Kısacası ben, özgürlüğümü
gökyüzünde buluyorum!”
Havacılığa gönül verenlere nasıl
bir çağrıda bulunmak istersiniz?
Kimsenin bugün ben doktor, mimar,
öğretmen olmaya karar verdim deyip
ertesi gün olma gibi bir durumu yok.
Aynı şekilde havacılık da eğitim, bilgi
birikimi ve tecrübeye dayanan bir
meslek olduğu için belli bir sürecin
geçmesi gerekiyor. Ayrıca sadece uçuş
okulu veya tip eğitimi esnasında değil,
devamlı bilgileri taze tutma ve kendini
geliştirme amacıyla sürekli çalışmanızı
gerektiren bir mesleği icra ediyoruz.
Yani kısaca çok çalışmalarını ve sabırlı
olmalarını önerebilirim.
Kullanmakta olduğunuz F-16 savaş uçağınız hakkında teknik bilgi
verir misiniz?
Fakat yaptığınız görevde çok maliyetli
bir iş yapmanın sorumluluğunu da taşıyorsunuz.
Ses süratinin iki katı hızla uçabilen, -3,
+9 G çekebilen, her türlü hava-hava ve
hava–yer görevlerini icra edebilecek
donanıma sahip, oldukça performanslı
bir uçak.
Pilot olmak isteyen genç kızlara
mesleki açıdan tavsiyeleriniz
neler olur?
Gerçekleştirdiğiniz görevlerin
zorlu ve zevkli yanları nelerdir?
Her uçuş keyif verici ve riskli bir faaliyettir. İnsan limitlerinin üzerinde
manevra yeteneğine sahip uçak kullanmak ve dağların üzerinde çok yüksek
süratle uçmak muhteşem bir haz.
Pilot olmak isteyen genç kızlara, ‘gerek başardığınız görevlerde gerekse
yurtdışında ülkemizi temsil ederken
gerçekten çok gurur duyacağınız bir
meslek seçtiniz’ diyebilirim. Zaman zaman yoruldukları, zorlandıkları yerler
mutlaka olacaktır ama yılmadan sabrederek çalışmalılar. Elbette kendilerine
olan güvenleri de tam olmalı.
MAYIS 2014
71
Foto Röportaj
Yüzbaşı Aslı Şenol’un mesleğine ne kadar aşık olduğunu gözlerinin içindeki
mutluluğu okuyarak anlamak mümkün!
72
MAYIS 2014
“Limitlerinin üzerinde manevra yeteneğine sahip uçak kullanmak ve dağların
üzerinde yüksek süratle uçmak muhteşem
bir duygu. Uçuş safhasına geldiğinizde
böyle bir güce tek başınıza hükmetmek ise
kelimelerle tarif edilemez.”
“Gökyüzü Benim özgürlüğüm” diyen, Pilot Yüzbaşı Şenol,
Özgürlüğüne doğru kalkış yaparken de huzurunu ve heyecanını beraberinde götürüyor.
MAYIS 2014
73
Röportaj
ÜNİVERSİTE
ÖĞRENCİSİ CEYHUN
DERİNBOĞAZ’DAN
DÜNYAYI SARSAN
BULUŞ
Yıldız Teknik Üniversitesi Makine
Mühendisliği bölümü öğrencisi
Ceyhun Derinboğaz, grafen
maddesinden ürettiği pil ile akıllı
telefon, tablet ve bilgisayar
gibi teknolojik ürünlerin ŞARJ
sürelerini 4 kata çıkarmayı
başardı. Derinboğaz ile başarısı
ve hayatına dair keyifli bir söyleşi
gerçekleştirdik.
74
MAYIS 2014
MAYIS 2014
75
Nilüfer Gevenoğlu
Röportaj
25 yaşında, Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünde
okuyor, Ceyhun Derinboğaz…Mücadeleci ve girişimci bir ruha sahip
olan Derinboğaz’ın, enerji depolama
tekniklerine olan ilgisi ise çocukluk
yıllarına dayanıyor. Ankara Mamak
Anadolu Lisesi’nden mezun olan Derinboğaz, bilimsel çalışmalara olan
ilgisini; “Çocukluğumdan beri aşırı
meraklı olduğumu söyleyebilirim.
Yurtdışında ve yurt içinde TÜBİTAK
gibi kurumların düzenlediği proje
yarışmalarına ‘enerji’ dalında katıldım ve ödüller kazandım. O yaşlarda başlayan merakım ve ilgim beni
buralara kadar getirdi” sözleriyle
ifade ediyor.
Uluslararası yarışmaları
yakından takip ettiğini belirten
Derinboğaz,” Çalışma ve ilgi alanıma giren yarışmalara başvuruda
bulunuyorum. Mesela geçtiğimiz
ay Uluslararası Hello Tomorrow
Challenge‘da Türkiye’yi temsil ettim
ve ‘Enerji’ kategorisinde finale kadar yükseldim.
76
MAYIS 2014
Bu bahsettiğim yarışmayı ise ‘Startup İstanbul’ isimli açık bir facebook
grubundan öğrendim ve başvurdum” diyor.
‘Birçok projeye imza attım’
Elde ettiği başarılarda kararlı
yaklaşımının etkili olduğunu ifade
eden Derinboğaz, bilimsel alanda
bugüne kadar yaptığı çalışmaları
ise söyle anlatıyor; “Ortaokuldayken ilk proje yarışmamı kazandım.
Lisede TÜBİTAK’ın proje yarışmasında ‘Fizik’ dalında finalist oldum.
Okuduğum lisede ilk ‘Bilim Fen ve
Teknoloji Kulubü’nü kurdum ve lisenin ilk bilim şenliğinin yapılmasında
öncülük ettim. Üniversitede ise
‘GESK’ isimli kulüpte iki sene boyunca takım üyeliği yaptım. Bu kulüpte
kendi tasarladığımız hidrojenli araçlar ile Shell Eco Marthon’da ülkemizi
temsil ettik. Bitirme tezim ile birlikte
grafen sentezi yapabilen reaktör
tasarımı yaptım. Bu tezle birlikte
‘grafen’ üzerine olan çalışmalarım
başladı.”
‘Depolanma sorunu beni
bu çalışmaya itti’
Çocukluğundan beri her şeye
merakı olduğunu belirten Derinboğaz, başarı elde ettiği bilimsel
çalışmaya kendisini teşvik eden
unsuru ise şu sözlerle dile getiriyor: “Lise yıllarından bu yana
enerji depolama teknikleri üzerine nasıl bir iyileştirilme yapılır
diye düşündüm. Bunun üzerine
çeşitli araştırmalar ve çalışmalar yaptım. Dünyanın en önemli
sorunlardan birisi de enerjinin
depolanamaması. Bu soruna ise
hala efektif bir biçimde çözüm
getirilemedi. Bence bu sorun
enerji üretiminin demokratikleştirilmesi ve yenilenebilir enerjinin
efektif biçimde kullanılabilmesi
ile çözülebilecek. Enerji darboğazının çözümlenmesi ile hem
ekonomik açıdan hem de çevre
açısından devrimsel sonuçlar
olacak. Bende bu düşünceyle çalışmalara başladım.”
İmza
Attığı
Başarılar
Uluslararası Hello Tomorrow
Challenge, Türkiye 1.si Enerji
Dalı Finalisti, 2014
Yıldızlı Projeler Yarışması,
1.lik Ödülü, 2013
JCI Creative Young Entreprenur
Awards -Yaratıcı Genç Girişimci, 3.lük Ödülü, 2013
Volvo Adventure, Bölge Finalisti, 2007
TÜBİTAK Orta Öğrenim Öğrencileri Arası Proje Yarışması,
Fizik Dalı Finalisti, 2007
Grafen
nedir?
En ince ve en güçlü iki
boyutlu materyal olan
grafen, bir tür karbon
atomu, karbon atomunun
bal peteği örgülü yapılarından bir tanesine verilen
isimdir. Kurşun kalemlerin
kağıt üzerine yazmasını
sağlayan grafit, grafen
tabakalarının üst üste binmesinden oluşuyor.
‘Çalışma iki yılımı aldı’
lışmasındaki ana amacını ise fosil
yakıtların kullanım yüzdesinin düşürülebilmesi olarak açıklıyor.
alanında önemli ve ses getirecek
buluşlara imza atan bir şirket haline getirmeyi hedefliyor.
Başarısının sırrı Özgüven
‘Sporla stres atıyorum’
Eğitim hayatında ve bilimsel çalışmalarda başarıya ulaşan Derinboğaz, “Başarılarımı ‘Yapabilirim!’
diyebilecek özgüvenimin olmasına ve inatçılığıma borçluyum.
Bu inatçılık yanlış anlaşılmasın,
olumlu inatçılıktan bahsediyorum. Başarı elde etmek için her
zaman inatçıyımdır.” diyor. Bilim,
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı
‘Teknogirişim’ desteği ile kendi
şirketini kuran Derinboğaz, bu
şirketi uluslararası nano teknoloji
Bilimsel çalışmaların dışında haftada üç gün spor yaptığını belirten Derinboğaz, “Girişimci olmak
ve büyük bir projenin başında
olmak üzerimde büyük bir strese
yol açıyor. Mental olarak motivasyonumu sürekli en üst seviyede
tutmak ve stresten arınabilmek
için olmazsa olmazım spor yapmak. Pazarları genellikle arkadaşlarıma ve aileme ayırıyorum,
eğer vakitim olursa bisikletimi
alıp sokağa çıkıyorum” diyor.
İnatçılık ve aşırı
öz güveninin
kendisini başarıya
götürdüğünü
söyleyen
Derinboğaz,
“Motivasyonunu
sürekli üst seviyede
tutmak ve stresten
kurtulmak için spor
yapıyorum. Spor
yapmak benim
olmazsa olmazım”
diyor.
MAYIS 2014
FOTOĞRAF: ALİ BALIKÇI
Grafen maddesinden ürettiği pil
ile dünya çapında büyük başarı
elde eden Derinboğaz, çalışmasını şöyle özetliyor:
“Batarya anodlarında iletkenlik ve mekanik dayanım çok
önemli parametreler. Özellikle
iyon transferinin gerçekleştiği
şarj ve deşarj çevrimlerinde,
iyonların difüzyonu sebebiyle
anod materyali üzerinde ciddi
hacim değişiklikleri meydana
gelmekte. Bahsettiğim ‘grafen’
materyali sentezi üzerinde çalışırken bu materyalin özelliklerinin
lityum bataryalarda bir iyileştirme yapabileceğini düşündüm.
Mekanik dayanımın ve elektrik
iletkenliği özelliklerinin çok iyi
olması kapasite artışı sağlayacak en önemli parametrelerdi.
‘Grafen sentezi üzerinde reaktör
geliştirilmesi’ projesi YTÜ Makine
Mühendisliği Konstrüksiyon dalı
bitirme projem olarak başladı. Bu
projede Prof. Özgen Ümit Çolak
ve Doç. Dr. Deniz Uzunsoy’un
danışmanlığı altında projeye başladım. Üretim aşaması iki senelik
bir sürece tekabül ediyor. Yaklaşık bir seneyi sentez üzerinde
çalışarak geçirdim. Tasarım ve
prototip sürecinden sonra reaktörün üretimini Bilimsel Araştırma
Proje Koordinatörlüğü’nün desteği ile hayata geçirdim. Kalan bir
senelik zamanda ise bu materyal
efektif şekilde anod materyaline
dönüştürmek için laboratuar çalışmaları yaptım”
Yenilenebilir enerji kaynaklarının verimli olarak kullanılabilmesinin büyük ölçüde elektrik
enerjisinin verimli bir biçimde
depolanabilmesinden geçtiğini
belirten Derinboğaz, bilimsel ça-
77
Teknoloji
Aykut Çebi
‘De-Mobil’in
Marşına Basıldı
Öncelikle sizleri ve proje ekibini
tanıyabilir miyiz?
İsmim Aytaç Gören, Dokuz Eylül
Üniversitesi Makina Mühendisliği
Bölümü’nde öğretim üyesi olarak
görev yapıyorum. Temel çalışma
alanlarım, mekatronik ve güneş
enerjisi.
Ekibim Solaris ve Alternatif Enerji Kaynakları Öğrenci
Toplulukları’na gelince; iki bin dört
yılında kurulan Solaris Ekibi ve
Projesi, onuncu yaşını tamamlamış
bulunuyor Ekibimiz, Türkiye’nin ilk
güneş enerjili aracını üreten (2005
-Erke) ve yurtdışında ilk ödül alan
(Yunanistan 2006 - Tasarım Ödülü
2.lik) olma ünvanını taşıyor. Ekibimizin yurtiçi Tübitak FormulaG
Yarışları’nda aldığı fazla sayıda, yarı
final 1.lik, 2.lik, final 3.lük dereceleri
yanında, yurtdışından da birçok kez
davet ve derece aldı. Solaris Ekibimiz, 2014 yılı için ise, Latin Amerika
Güneş Arabaları Yarışı, Fas Güneş
Arabaları Yarışı ve Avrupa Güneş
Arabaları Yarışı için davet aldı.
‘Demobil’ projesi nedir? Nasıl ortaya çıktı projenin aşamalarından
bahseder misiniz?
DE-Mobil Projesinin amacı, yenilenebilir enerjinin günlük hayatta ulaşım
üzerine kullanılabileceğini göstererek toplumda farkındalık yaratmak
olup, Dokuz Eylül Üniversitesi
Tınaztepe Kampüs’ünde güvenlik
görevlilerinin kampus içinde ulaşımlarını sağlaması için üretilmesi
ön görülmüştür. Kampusumuzun 3
farklı noktasına üzerlerinde güneş
panelleri bulunan şarj istasyonları
kurulması düşünülmüştür. Böylelikle, projemizde hem kendi elektriğimizi üretecek hem de ürettiğimiz bu
elektrikle tamamen doğa ile dost
temiz enerjiyi araçlarımızda kullanarak örnek bir model oluşturulması
planlanmıştır. Şu an projemizin
büyük bir kısmını tamamlamış bu78
MAYIS 2014
lunuyoruz. Solaris Ekibi tarafından
tasarlanan De-Mobil elektrikli aracımızın ilk başarısını Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi tarafından düzenlenen Farklı Disiplinler
Arası Proje Yarışmasında 2.lik ödülü
alarak gösterdi.Ardından Dokuz
Eylül Üniversitesi ve İzmir Kalkınma
Ajansının bu proje için desteğini
alan ekibimizin üretimini yaptığı
araç, bu sene Tübitak tarafından
ilki düzenlenecek olan Elektromobil
Elektrikli araçlar yarışında yarışmaya hazır, üretimi tamamlanmış ilk
4 tekerlekli iki kişilik elektrikli araç
olma özelliğini de taşıyor.
Solaris, ‘her parçası yerli olmalı’
diye yola başladığımız bir projedir
ve günümüze değin, motorumuzdan, MPPT’lerimize, jantlarımızdan
yönlendirme sistemimize, araç
gövdesi ve şasisine kadar bataryalar
ve fotovoltaikler dışında her parçası
öğrencilerimizle birlikte tasarlanarak üretildi.
‘Demobil’ projesi ile neyi hedefliyorsunuz, projenin sonraki aşamalarında neler var?
DE-Mobil projesi ile yenilenebilir
enerjinin günlük ulaşımda etkin rol
oynamasını sağlayarak, petrol ve
türevlerine alternatif olabileceğini
vurgu yapmak amaçlandı. Tatil
Dokuz Eylül Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü öğrencileri, yenilenebilir enerjinin ulaşım
üzerine kullanabileceğini göstermek amacıyla
ürettikleri, Türkiye’nin ilk güneş enerjisiyle çalışan aracı ‘De-Mobil’in tanıtımıNI yaptı. Bizler de
kendi elektriğini kendisi üreten doğa dostu aracın
projesinde emeği geçen Solaris ekibinin lideri Aytaç Gören’le ‘De-Mobil’i konuştuk.
bir görünüm sağlanmış oldu hem
de ciddi bir ağırlıktan kurtuldu.
Ayrıca aracımızda şarj etmekte kullandığımız MPPT ( Maksimum Güç
Noktası Takipçisi ( Maximum Power
Point Tracker )) , Pillerin durumunu
takip etmekte kullandığımız BMS
( Pil Kontrol Sistemi ( Battery Management System)), ve Aracımızın
durumunu uzaktan bir bilgisayar
vasıtasıyla kontrol etmemizi sağlayan Telemetri haberleşme sistemi
bulunuyor ve bu sistemlerin tamamı
kendi tasarımlarımız sonucunda
tarafımızca üretildi.
yörelerindeki otellerde, büyük
fabrikalarda, havaalanlarında
ve bu gibi kısa mesafeli kullanımın yoğun olduğu bölgelerde
elektrikli araçların kullanımına
teşvik etmek, uygulamaya
geçirmek ve yaygınlaştırmayı
amaçlıyoruz. Ar-Ge çalışmaları
ile elektriğin daha verimli kullanılması ve bu sayede aracın
hızının ve menzilinin arttırılması hedefliyoruz.
‘Demobil’in özellikleri
nelerdir?
DE-Mobil 90 km/h hıza çıkabilen, kampüs içerisinde
kullanılacağı için güvenliği göz
önüne alarak 50 km/h hıza
sınırlandırdık. Panellerden gelen enerji ile bataryalarımız 2
saat gibi kısa bir sürede şarj
olmakta, tam dolu bataryalarımız ile ortalama
80 km yol alınabiliyor. Aracımızın dış
gövdesi tamamen
kompozit teknolojisi ile üretilmiş
olup karbon
fiberden imal
edildi.Bu sayede
aracımıza hem
daha estetik
Bundan sonraki çalışmalarınızdan
bahseder misiniz?
Solaris Güneş Enerjili Araçlar ekibi
dinamik olarak çalışan bir ekip.
Geçen sene sadece 1.5 ay içerisinde
3 farklı kıtada, 3 farklı arabayla yarışmış olup Ülkemizi yurt dışında da
layıkıyla temsil etti.Kocaeli Formula
G yarışında 3. lük ve 5. lik,Fas ta
düzenlenen Moroccan Solar Challenge yarışında 2. lik ödülü kazandı
ve dünyanın en prestijli yarışı olan
Avustralya da düzenlenen 3026
km’lik World Solar Challenge yarışında kendi klasmanında -kendi
üretimimiz olan motor ile- 6. lık
ödülü alarak Ülkemizi bir kez daha
gururlandırdı.. Dünyanın bir çok
noktasından yarış daveti alıyoruz
fakat maddi problemlerden dolayı
bu yarışlara hala cevap verilemedi.
Şayet maddi güçlükleri aşabilirsek
bu yıl kısa bir süre sonra Belçika’da
düzenlenecek yarışa katılmak ve
Avustralya’da önümüzdeki sene
tekrar düzenlenecek olan WSC2015
yarışına 4 tekerlekli ve 2 kişilik
bir Güneş enerjili araçla
katılarak ve tabi ki bu
yarışlarda içinde
bulunduğumuz
klasmanlarda en
iyi dereceleri
alarak ülkemize geri
dönmeyi
hedefliyoruz.
MAYIS 2014
79
Dağarcık
Bir besin ve bilinmeyenleri
Cana can katan
can Erik
Vücuttaki zararlı
maddelerin dışarı
atılmasına yardımcı
olur ve böbrekleri
dinlendirir.
Sindirimin düzenli
ve yeterli ölçüde
çalışmasını sağlar,
kabızlığı önler.
80
MAYIS 2014
Beden ve zihin yorgunluğunu giderir,
sinirleri sakinleştirir.
Yüksek miktarda
antioksidan içerdiğinden vücut içi
hasarı önler.
Bağışıklık sisteminin
güçlendirir ve korunmasına yardımcı
olur.
Demir eksikliğinin
önlenmesinde ve
tedavisinde etkilidir.
Vücuda güç ve enerji
verir.
Hazırlayan: Nilüfer Gevenoğlu
Doğru bilinen yanlışlar
Ispanak vücudu
güçlendirmez
Ispanak yiyenler Temel Reis gibi güçlü
olur bilgisi aslında yıllardır doğru bilinen
yanlışlardan. Bu bilginin doğruluğu
ise ıspanakta çok demir bulunmasına
dayandırılıyor. 1870 yılında Dr. Wolf
yanlışlıkla bir yazım hatası yapıp virgülü
bir basamak kaydırarak ıspanağın
demir değerlerinin 10 kat daha
fazla görünmesine neden olmuş. Bu
nedenden dolayı yıllardır ıspanak demir
deposu olarak biliniyor. Yapılan son
araştırmalara göre ne ıspanak ne de
herhangi başka bir şey yiyerek vücudu
güçlendirmek mümkün değil.
İlkler
Biliyor muydunuz?
Mavi yunusların kalbinin dakikada sadece dokuz kere çarptığını...
Orta ve Güney Amerika’da yaşayan
zehirli ok kurbağasının bir kerede
1500 kişiyi zehirleyebildiğini...
Dünyanın en hızlı kuşunun saatte 128
km hıza ulaşan Boğazlı Kırlangıç olduğunu...
Dünya’nın İlk Romanı - 1007
1007 yılında Japon meclis üyesi Murasaki Şikibu tarafından yazılan
‘Tale of Genji’ (Genji’nin Hikayesi) romanı, dünyanın ilk romanı olarak
kabul edilir. Romantik şiirlerle dolu olan ve 350’den fazla karakter içeren ‘Tale of Genji’, bir imparatorun oğlunun aşk arayışını ve bu yolda
karşılaştığı kadınları konu ediyor. Saray ahalisinden, yakışıklı, duyarlı, iyi bir dost ve sevgili olan Genji’nin öyküsü anlatılırken, dönemin
Japonya’sı da harikulade bir şekilde resmedilir. Romanın büyük bir kısmı Genji’nin aşklarına ayrılmış ve Genji’nin hayatına giren her bir kadın
detaylı bir şekilde anlatılır.
Diğer pek çok hayvanın
aksine su aygırlarının
sütü pembedir.
Pratik bilgiler
Ter kokusundan şikayetçiyseniz, bol bol maydanoz
tüketebilirsiniz.
Eliniz yandığında yanık olan bölgeye hemen hardal ve
soğan sürebilirsiniz.
Başınız ağrıdığında bir tatlı kaşığı kahvenin içine limon
sıkıp yiyebilirsiniz.
Elinizin soğan kokmasını istemiyorsanız soğan kesmeye başlamadan önce parmaklarınızı sirkeye batırabilirsiniz.
Ağızdaki kötü kokuları gidermek
istiyorsanız yarım bardak sütü
her yudumda ağızda çalkalayarak
içebilirsiniz.
MAYIS 2014
81
Sağlık
82
MAYIS 2014
Hapın da
Dozunu Kaçırdık!
Doğukan Gezer
Kimileri bir arkadaş önerisi üzerine,
kimileri ise internette yazılanlara
göre ilaç kullanıyor. Uzmanlar ise
rastgele alınan ilaçların bağışıklık
sistemini çökerttiği ve bunun sonucunda hastaların çözüm olarak daha
yüksek dozda ilaçlar kullanmak zorunda kaldığı görüşünde.
2013 yılı içerisinde Türkiye’de
1,78 milyar kutu ilaç satıldı ve
buna bağlı olarak da ilaç sektörü
her yıl olduğu gibi geçtiğimiz
yıl da büyük bir ivme kazanarak
büyümesini sürdürdü. Büyümenin
sebepleri arasında yaşlı nüfusun
artması, sosyal güvenlik müesseseleri kapsamının genişlemesi
ve yaygınlaşması gibi etkenler
ilk sırada yer bulurken, bilinçsiz
ilaç kullanımı da bu etkenleri
takip ediyor. İlaç tüketiminin
artmasının zararları ise saymakla
bitmiyor.
“Ülkemizdeki İlaç Satışı
Kontrolsüz”
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi
Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Sinan
Çavun, bilinçsiz ilaç tüketiminin
halkın eğitim düzeyi ve konunun
hukuki boyutuyla ilişkili olduğuna
söylüyor ve şöyle devam ediyor;
“Halkımızın eğitim düzeyi özellikle sağlık konularında yetersiz.
Sürekli olarak kulaktan duyma
bilgilerle hareket etmekteler.
Vatandaşlarımız, maalesef her
türlü ilaca çok rahatlıkla ulaşabilme imkanına da sahip. Öncelikle, kişilerin her ilaca, istediği
zaman ulaşmasını engelleyecek
yaptırımların olması gerekli.
Örneğin ABD’de siz isteseniz de
antibiyotiği dışarıdaki bir eczaneden reçetesiz olarak kesinlikle
alamazsınız. Ülkemizde ise bu
süreç tamamen kontrolsüz bir
durumda. Herkes, hemen her
ilacı rahatlıkla alabiliyor. Bu da
bilinçsiz ilaç tüketiminde önemli
bir rol oynuyor.”
İlaçların, kişiden kişiye göre değişebilen doz aralıklarının yan
etkilere neden olabileceğine
dikkati çeken Prof. Dr. Çavun, “Bu
yan etkiler çok basit, pek önemsenmeyen problemler olabileceği
gibi, kişileri komaya sokabilecek,
hatta ölüme dahi yol açabilecek
sonuçlara da neden olabilir” diye
konuşuyor.
Prof. Dr. Sinan Çavun, mevcut
sağlık politikalarının neticesinde
hastaya ayrılan zamanın azalmasına bağlı olarak hekimlerin de
bilinçsiz ilaç tüketimi konusunda
hatalı davranabileceğini hatırlatıyor ve ekliyor; “Hasta ile hekim
arasında yeterli ve etkin bir iletişimin sağlanamaması, hastanın
kullanacağı ilaçlar konusunda
yeterince bilgilendirilmemesi
birtakım hataların oluşmasına
neden olabiliyor.”
“En Çok Analjezik, Antibiyotik ve Vitamin Türü
İlaçlar Kullanılıyor”
Türk Eczacıları Birliği Başkanı Ecz. Erdoğan Çolak,
ülkemizde en çok analjezik, antibiyotik ve vitamin
türü ilaçların kullanıldığını
dile getirdi ve “İlaçların
reçetesiz hemen her türlü
araçla reklamının yapılarak
satılması, ilaç firmalarının
sarıldığı önemli bir satış
yöntemi. Amaç; pazar payını,
dolayısıyla ilaç tüketimini
arttırmak” diyerek, ilaç
firmalarının uyguladığı satış
politikalarının da insanları
bilinçsiz ilaç tüketimi üzerinde etkisi olduğunu belirtti.
İlaç tüketimi konusunda doktor, hemşire ve eczacılara
da sorumluluk düştüğünü
vurgulayan Çolak, “Etkili ve
güvenilir tedavinin tanımlanması, eğer ilaçla tedavi
uygulanacaksa uygun ilaçların seçilmesi, her bir ilaç için
uygun dozun ve uygulama
süresinin belirlenmesi ve uygun reçetenin yazılması çok
önemlidir. Ayrıca hastanın
alerjik durumları da sorgulanmalıdır” diyor.
Evler ecza deposu
Yüksek dozda ilaç kullanımının yanı sıra ilaç “stoklama” konusunda da son yıllarda yoğun bir artış söz konusu. “Yarın
lazım olabilir”, “Hekimi bulmuşken ilaç yazdırmalıyım” gibi
düşüncelerle stoklanan ilaçlar, henüz kutuları açılmadan son
kullanım tarihleri geçtiği için çöp kutularını boyluyor. Muayene
olan hastaların birçoğunun “yedek” ilaç yazdırmak istemeleri
de israf edilen ilaç sayısını artmasında bir diğer etken. Geçen
yılın oranları göre ise ilaçların yüzde 40’a yakını çöpe gitmiş
durumda. Ayrıca bu ilaçların yüzde 30’una yakını da buzdolabında saklanıyor. Resmi rakamlara göre yıllık ilaç tüketimi 1618 milyar lira arasında olduğu dikkate alınırsa israfın büyüklüğünün hangi boyutlarda olduğu daha iyi anlaşılır sanırız.
MAYIS 2014
83
Öğrenci Yemekleri
İster sabah, ister
öğlen olsun,
ister akşam, ister
ara öğün olsun…
sofralarımızdan
eksik olmayan bir
YEMEK çeşididir
gözleme. Hele hele
bu gözleme bir de
PoFuDuk olursa...
tadına hiç doyum
olmaz…
—Mefharet Serap
84
MAYIS 2014
BİR DE YANINDA
ÇAY OLURSA...
Her çeşidi yapılır gözlemenin patateslisi, ıspanaklısı, kıymalısı… Hatta sucuklusunu-pastırmalısını da tercih edenler
vardır. Karışığının tadı bir başka güzeldir. Biz de size bu sayımızda değişiklik olsun diye Pofuduk Gözlemeyi önerelim
istedik. Hem lezzetli, hem doyurucu hem de yapımı pratik. En önemlisi de masrafsız sayılabilir bir öğün olması…
Pofuduk Gözleme
Hazırlanışı
Beyaz peynir, yumurta,
yoğurt, sıvıyağın
yarısını iyice karıştırılır.
Diğer taraftan sıvıyağ
ve su karıştırılır.
Yufka açılır ve her tarafına fırça yardımı ile
sıvıyağ ve su karışımı
sürülür. Ortasına peynirli karışım konulup
gözleme gibi katlanır.
Yağsız tavada arkalı
önlü kızartılır. Tavadan
alınınca tereyağı sürülür. Diğer yufkalarda
aynı şekilde yapılır.
MAYIS 2014
FOTOĞRAF: ALİ BALIKÇI
Malzemeler
4 adet yufka, 150 gr
beyaz peynir, 2 adet
yumurta, 1 yemek kaşığı
yoğurt, 1 çay fincanı sıvı
yağ, 1 çay fincanı su, Karabiber, pul biber, çok az
tuz, maydanoz, 1 yemek
kaşığı tereyağı
85
Sinema
3 boyutlu animasyon filmi:
Uzay Kuvvetleri 2911
Türk sinemasının ilk 3 boyutlu animasyon filmi unvanını
taşıyan Uzay Kuvvetleri 2911 filmini yazan ve yöneten Şahin
Derun ile eserin çıkış sürecinden ayrılan bütçeye, gençlerin
ilgisinden Türk sinemasında uzay-mizah ilişkisine dair çeşitli
soruları masaya yatırdık. —Doğukan Gezer
86
MAYIS 2014
Her geçen sezon imza atılan eserlerle
büyük bir gelişime sahne olan Türk sinemasında, Mayıs ayında seyirci karşısına
çıkan Uzay Kuvvetleri 2911 ile de önemli
bir yeniliğe imza atıldı. Hareket yakalama
teknolojisi olarak bilinen motion capture
teknolojisi ile hazırlanan eser, aynı zamanda Amerika’da vizyon hakkı kazanan
ilk Türk filmi oldu.
Türk sineması 100’üncü
yılında
önemli bir
yapıta ev sahipliği yaparak, sinema
tarihinde
yeni bir perde açmaya
hazırlanıyor.
Uzay Kuvvetleri 2911 ile Türk sineması
için önemli bir projeye imza attınız. Eseriniz uluslararası arenada da ülkemizi
başarıyla temsil ediyor. İlk olarak fikrin
ortaya çıkış sürecini sormak isteriz.
Nasıl başladı bu serüven?
Bu benim hayalimdi. Yıllarca yurtdışında
çalıştıktan sonra hep geri gelip Türk sineması için de bir şeyler yapmak gerektiği
düşüncesindeydim. Yapılması gereken
birkaç nokta vardı. Daha önce yapılmamış, sinemamıza katkı sağlayacak ve ileriye dönük olması. Bu etkenleri bir araya
getirdiğimizde; Animasyon, Bilim Kurgu
ve 3D olması ön plana çıktı.
Aslında, ülke genelinde 30 tane 3D
salonu olan bir ülkeye 3D film yapmak
finansal açıdan intihar etmek demektir.
Evet, belki sinemalar bu filmi ilk yaptığımız 3D olarak gösteremeyeceklerdi
ancak, Türk sinema arşivinde tamamı
3D olarak yapılmış bir filmimiz olacaktı.
Kısaca bu macera para kazanmak için
değil ülkemiz için bir armağan niteliğinde
başladı.
Biraz daha öncesine yani yönetmenlik
dönemlerinizden önceki zamanlara
gelecek olursak; O dönemler edindiğiniz
deneyimlerin ve gözlemlerin şimdilerde
nasıl yansımalar oluşturduğunu bizimle
paylaşır mısınız?
Biz büyürken izlediğimiz kahraman modellerinden eser kalmamış olması beni
üzdüğü için Uzay Kuvvetleri’ni çekmeyi
tercih ettim. Amerikan filmlerinde kötü
adamlar bile bilim adamıyken, bizim sinema ve televizyonlarımızda örnek teşkil
eden karakterlerin çocuklarımıza ne tür
mesajlar yolladığına iyi bakmalıyız bence.
Türkiye sinemasına baktığımızda uzay
konusunun yoğun olarak mizah unsuru
olarak işlendiğini görüyoruz. Siz bu
durumu nasıl yorumluyorsunuz?
Türk sinemasının mizah olarak işlemediği
konu var mı? Sinemalarımızda ardı arkası
kesilmeyen mizah içerikli filmler serisi
var. Bu eserlere saygım elbette ki var ve
tabii ki her ülke sinemasının komediye
ihtiyacı da var. Ancak bir ülke sadece ko-
medi filmleri üretiyor, sadece bu filmler
gişe yapıyor ve diğer film yapımcıları da
nihayetinde komediye yönelmek zorunda
kalıyorsa bu resimde bir yanlışlık var
demektir.
Baktığımızda özellikle günümüz gençlerinin bilim kurgu filmlerine yoğun ilgi
gösterdiğini söyleyebiliriz. Filminize
gelen yorumların sahiplerinin birçoğu
da genç kesimden gibi görünüyor. Peki,
eseriniz ile gençlere nasıl bir mesaj
vermek istiyorsunuz?
Evet, biz genç bir kitleyi çekmeyi başardık. Bunun sebebi de filmimizi yaparken
sadece onları düşünmemizdi. Kısacası
buraya biraz aşk koyalım şu kitle de
gelsin, biraz şiddet koyalım öbür kitle de
gelsin demedik. Bizim filmimizin verdiği
en önemli mesaj, insan zekâsının bilek
gücünden daha güçlü olduğudur. Şiddet
göstermeden, sorunları zekâsıyla çözebilen kahraman modelleri çizdik. Tek küfür
etmeden istediği her şeyi söyleyebilen
insanlar gösterdik.
Dünya sinemasında da Matrix’ten
Tomb Raider’e, The Demolition ManCezalandırıcı’dan Star Trek-Uzay
Yolu’na kadar önemli projelere katkıda
bulundunuz. Bu sinemaya halim biri
olarak Türk sinemasının içerisinde
bulunduğumuz dönemdeki durumunu
nasıl değerlendiriyorsunuz?
70’lerde Türk sineması bugün olduğundan çok daha zengindi. Tarihi filmler,
bilim kurgular, aksiyon filmleri, romantik
komediler, komedi çeşitleri ve dram filmleri sürekli çekiliyordu. Bugün sinemaya
baktığımızda ise bu çeşitliliğin kaybolduğunu ve git gide daralan bir yelpazede
sadece komediye yönelik yapımlar üretildiğini görüyoruz.
Dünyanın en önemli animasyon filmleri
festivali olan Siggraph’da da filminiz
yayınlandı ve büyük beğeni topladı.
Orada karşılaştığınız yorumları bizimle
paylaşır mısınız?
Uzay Kuvvetleri 2911 bildiği gibi SIGGRAPH a davet kazandı ve Hollywood’da
ayakta alkışlandı. Bunun neticesinde de
Amerika’da vizyon hakkı kazanan ilk Türk
filmi oldu. Orada bize en çok sorulan
sorulardan birisi; “‘Türkiye gibi sinema
dünyasına bu kadar uzak kalmış bir
ülkede bunu nasıl başardınız?”’ bu soru
bizi onurlandırsa da her sorulduğunda
kalbimi kırmıştır. Gönül isterdi ki, orada
birden fazla filmle birlikte olalım ve farklı
sorular sorulsun.
Yeşilçam’dan
uzaylı
replikler
Turist Ömer Uzay
Yolunda
-Abi şimdi burası Kasımpaşa’ya
yakın mı?
- Kasımpaşa’dan 3 milyon ışık yılı
uzaktayız mister turist.
- Haa desene Nalıncı
Yokuşu’ndayız?
Dünyayı Kurtaran Adam
-Bendeki şansa bak ya, bana hep
teneke adamlar rastlıyor, galiba
sana da kızlar gelecek… Merkeze
duyuru; yükseliyorum, voooiiinkk.
Türk
Sinemasında
Uzay Serüveni
Uçan Daireler İstanbul’da 1955
Gökler Kraliçesi 1970
Turist Ömer Uzay Yolunda 1973
Dünyayı Kurtaran Adam 1982
Badi 1983
Japon İşi 1987
G.O.R.A. 2004
Dünyayı Kurtaran Adam’ın Oğlu
2006
Nekrüt 2008
Uzay Kuvvetleri 2911 2014
MAYIS 2014
87
Kitaplık
Alsancak’ın
Özlenen Bir Sakini:
ALTAY
Dokuz Eylül Üniversitesi’nde akademik
çalışmalarına devam eden Orhan
Berent, FUTBOLUMUZUN 100 yıllık
çınarLARINDAN Altay’ı kaleme aldığı
kitabıNDA, EGE FUTBOLUNUN YANI SIRA
İzmir’in Altaylı yıllarını DA anlatıyor.
Raflardaki yerini alan ‘Alsancak’ın Sakini
Altay’, İzmir’in, İzmir futbolunun mütevazı ve
refikleriyle kıyaslandığında daha ‘sakin’ bir
takımını Altay’ı, içerden biri, doğma büyüme
Alsancaklı Orhan Berent’i anlatıyor. 16 Ocak
1914’te kurulan Altay’ın 100. yılına selam
çakan Berent’in, ham hali 1000 sayfayı geçen
kitap için ne kadar titiz ve detaylı çalıştığı
anlaşılıyor. Kitap, futbolun sadece futbol olduğu dönemleri, holiganlık diye bir mefhumun
olmadığı yılları, kıyıda köşede kalmış güzel
hikayeler eşliğinde anlatıyor. Kitap, son yıllarda Süper Lig’de eksikliği derinden hissedilen
İzmir takımlarının ve futbolda yaşanan güzel
günlerin hasretini bir nebze olsun gidermek
için biçilmiş kaftan.
Alsancak’ın Sakini AltaY
Orhan Berent
İLETİŞİM YAYINLARI
Hazırlayan: Mehmet Çapkan
R aftakiler
Mektuplar I-II-III
Nuri Pakdil
Edebiyat Dergisi Yayınları
88
MAYIS 2014
Medya Senfoni
Fatma Barbarosoğlu
Profil Yayıncılık
Dert Dinleme Uzmanı
Adalet Ağaoğlu
Everest Yayınları
Evvel Zaman
Ercan Kesal
İthaki Yayınları
Osmanlıya Veda
Yılmaz Öztuna
Yakın Plan Yayınları
Toynak Sesini Duyunca
Zebra Gelsin Aklına
Shems Friedlander
Sufi Kitap Yayınları
Tasavvuf yolculuğuna 70’li yıllarda çıkan Amerikalı
fotoğrafçı, film yapımcısı, ressam ve yazar Shems
Friedlander kitabında, tasavvufun hikmetli dilinden
istifade ederek modern insanın çıkmazlarına ışık
tutuyor. Kraliyet İslami Araştırmalar Enstitüsü
tarafından Sanat ve Kültür alanında 2012’nin “En Etkili
500 Müslümanı” arasında gösterilen Friedlander,
‘hayret’ duygusunu yitiren insana, kadim hikayesini,
kaybettiği hikmeti hatırlatıyor.
Çok satanlar
Yüz Yıllık
Yalnızlık
Gabriel Garcia
Marquez
Can Yayınları
Operasyon
Selman Kayabaşı
Yakın Plan Yayınları
Kürk Mantolu
Madonna
Sabahattin Ali
Yapı Kredi Yayınları
İhsan Oktay Anar
İletişim Yayınları
İmparatorluğun Son
Nefesi&Osmanlı’nın Yaşayan
Mirası Cumhuriyet
Prof. Dr. İlber Ortaylı
Timaş Yayınları
Bir Adam
Yaratmak
Necip Fazıl
Kısakürek
1984
George Orwell
Can Yayınları
Rabbin İçin Sabret
Uğur Koşar
Destek Yayınları
Böğürtlen Kışı
Sarah Jio
Arkadya Yayınları
Hayvan Çiftliği
George Orwell
Can Yayınları
Bana Allah Yeter
Uğur Koşar
Destek Yayınları
Muhsin Yazıcıoğlu
Suikastı
Selman Kayabaşı,
Orhun Ertuğrul
Bozok
Yakın Plan Yayınları
Umrandan
Uygarlığa
Cemil Meriç
Galiz Kahraman
Doğa Tarihi
Hakan Bıçakçı
İletişim Yayınları
Yüzyıllık Yalnızlık
Gabriel Garcia
Marquez
UĞUR IŞILAK’IN İLK 3’Ü
Shakespeare ve Hamlet
Prof. Dr. Mina Urgan
Yapı Kredi Yayınları
Onlardan Kalan
Sevinç Çokum
Kapı Yayınları
MAYIS 2014
Katip Bartleby
Herman Melville
Kırmızı Kedi
89
Bulmaca
ÇENGEL bulmaca
Gelecek
Bahçe duvarı
Yararlanma
Bir tür yapı
malzemesi
Karayipler'de ülke
12
Yasadışı işler
yapan
topluluk
Belgegeçer
Sosyal
Güvenlik
Kurumu
İş bırakımı
Murdarilik
Puluçluk
İç bölüm
Aşka
dayanan
sanat eseri
Maden yeri
Parmak
uçları ile
tutulabilen
miktar
Bir tür küçük
deniz taşıtı
Bir şeyin son
noktası
Makine
Kimya
Endüstrisi
Pişmemiş
Tanrı
tanımaz
5
Eski dilde ay
3
Aylak
Tayin
Geleneksel
Güneş
Eski dilde ok
Boyut
Hızlı
İç itim
Hamam bezi
Başlangıcı
olmayan
Güneşin
batmasından iki saat
sonrası
Kanıtlama
Birim
Avuç içi
Küçük bayrak
Kısaca
otomobil
Golfte
tanınan
vuruş sayısı
Biçimsiz
Bir ilimiz
Yaprakları
yenen bir
bitki
Mengene
Saplı kesici
araç
2
Ansızın
Basım evi
Antlaşma
Eskişehir
Sanayi Odası Eski dilde
sebep
Dini tören
Geveze
4
Leşle
beslenen bir
hayvan
Volga'nın bir
kolu
Mutaassıp
Sav
Yapraklarını
kışın da
dökmeyen bir
ağaç
Hoş ve ince
bir güzelliği
olan
Hastalıktan
kurtulma
11
Şöhret
Evren pulu
Sabit
Yuvarlak
şekilde, az
miktarda sıvı
Bilgili kimse
Semptom
Kırılma,
yıkılma gibi
zarar
1
10
İnat etmek
Lenf
düğümleri
iltihabı
Olay, hadise
Muharip
Yiğitlik
Bilgiçlik
taslayan
8
Türk
müziğinde
bir makam
Azık
Neşeli kadın
Alçak
gönüllülük
Apaçık
Yankı
Adet
Çevresinin
farkına
varmayan
Manalar
Kansızlık
Rütbesiz
asker
Atılan şeyin
gidebildiği
uzaklık
Kusma
Tane
Boksta
yerden
kalkamama
Vaziyet
Sazla okunan
bir halk şiiri
türü
7
Fasıla
Katma Değer Vergisi
6
Eğreti,
müstear
Bozulma
Ağacın
kolları
Kaba sıva,
çarpma sıva
Stabil
Yer, mahal
Eşi olmayan
9
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
SUDOKU
1’den 9’a kadar olan sayıları her satır, her sütun ve kalın çizgilerle sınırlandırılmış 3x3’lük kutulara birer kere yazarak boş kutuları doldurun.
Kolay
2
6
1
7
9
4
2 6 5
9
1
1
8
2
8
7
8
5
3 2 9
1
3
7
1 6
5
6
8
9 3 8
8 2
3
2
9
2
4
4 8 3
5
5
7 3
5 4
3
2 6 4
7
5
8
1
9 8
3
2
1
9
9 7 3
6
4 6
7
1
9
2
7 6
3 9
2
4 6
1
1
8
6
4
Orta
1 7
3
2
4 1
7
5
5
4
7
6
4
2
8
3
7
1
2
9
1
3
9
8
5
2
7
4
8
4 6
1
9
2 5
2
5
9 6
2 1 9
4
3
9 1
7
4
5
9
3
7
2
4
7
9
7
4
1
8
8 3
8 7
8 6 4
2 9 8
9
2
6
9
5
9 8 5
3 1 7
9 3
2
Zor
2 4
9
7
8
1
5
7
2
3
2
3
1
6
7
9 4
4 9
4 2 5
6
2
5
8
7
5 6
2 8 9
3 4
1
2
8
1
6 4
9
9
5
8
4
4
3 1
7
8
4
5
7 9
2 3 1
4 6 7
3
7 8 1
6
3
7 4
2
8
3
2
5 9 8
5 4 7
5
8
1
5
1
6
KELİME AVI
Bulmaca
KELİME BULMACA
AŞAĞIdaki 30 kelime diyagramda yatay, düşey ve çapraz şekilde gizlenmiştir.
G A Ş E R Ü G F U T B O L İ G
ATICILIK
HENTBOL
B T N N Ğ R A S M J E M Z Ü Y
ATLAMA
JİMNASTİK
U L E A K Ö R L İ N G T K I Z
ATLETİZM
JUDO
ATYARIŞI
KAYAK
BADMİNTON
KÖRLİNG
BİATLON
KÜREK
BOKS
OKÇULUK
BUZHOKEYİ
SUTOPU
BUZPATENİ
TEKVANDO
ÇİMHOKEYİ
TENİS
ESKRİM
TRİATLON
FUTBOL
VOLEYBOL
GÜREŞ
YELKEN
HALTER
YÜZME
Z E K K J M O M B N İ Ç U Ş F
P T L C V B N U A Y E N L I L
A İ E E T A Z K E I Ç T U R N
T Z Y N S H N K A Y A K Ç A O
E M E T O K O D Ü J T M K Y T
N H İ K H H R U O H U T O T N
İ K E D M A U İ A T L A M A İ
Y Y Ü İ R G L A M F D S E K M
İ V Ç Ş N O L T A İ R T K J D
K Ü R E K V O L E Y B O L O A
A T I C I L I K A R O D U J B
S U T O P U E U N O L T A İ B
3 HARFLİLER
AÇI
ADA
AĞI
EBE
EKO
ERG
FAN
FAS
İTÜ
MİS
ODA
OHM
ÖKE
POZ
RUH
RUJ
ŞAH
ŞUA
ŞUH
UBE
H A K E M
4 HARFLİLER
APSE
BALE
BERİ
EĞİK
HARÇ
IŞIK
İBİS
İBİŞ
JUDO
MİNE
NEON
OBJE
OTAĞ
ÖĞÜT
PARS
POTA
SARF
SULH
UMUT
ZİFT
5 HARFLİLER
AMİGO
FERAH
HAKEM
ILICA
PELÜR
PELÜŞ
POMPA
RAYİÇ
ŞAHIS
UÇSUZ
6 HARFLİLER
ETOBUR
HOSTES
MERTEK
SUNUCU
P
O
T
A
MOZAİK
Aşağıda parçalara ayrılmış bir bulmaca vardır. 3x3’lük parçaları uygun şekilde yerleştirerek
bulmacayı tamamlayın Artan parçadaki harfleri kullanarak şifre kelimeyi bulun.
G
A
İ
R
E
Ç
İ
R
E
L
L
A
İ
R
N
K
T
İ
E
T
A
K
O
F
İ
N
D
N
E
K
A
V
U
R
K
T
S
A
P
A
A
T
M
E
A
N
A
R
A
M
K
İ
D
E
N
E
M
A
R
A
K
Y
A
İ
L
T
T
S
A
A
N
E
P
Y
E
R
T
A
R
T
V
S
P
O
İ
N
İ
F
K
E
O
L
E
R
S
İ
İ
K
G
N
O
R
R
U
K
E
A
F
F
S
R
A
E
D
İ
G
O
S
E
R
E
M A
M
M
D
İ
A
L
P
İ
D
A
C
A
V
A
N
E
T
E
M
İ
E
M E
A
N
N
A
T
H
L
E
B
M
M
A
I
A
İ
R
A
V
N
Ş
D
A
DİKDÖRTGENLER
Bu bulmacadaki amacımız noktaları
2 bölgeler
2
9
birleştirerek dikdörtgen
oluşturmak.
2
Bunun için ipuçlarını kullanacaksınız. Verilen sayılar, kendisinin4de
içinde bulunduğu bölgenin kaç
4 kutu3
dan oluştuğunu gösteriyor.
Örnek
2
32 2 4
2
3 4
3 4
3
2
2
12
2 2
15
3
2
4
2
2
3 4
2
2
8
8
2
15
4
7
3
5
2
4 2
3 4
2
9
5
4 2
3
7
3
2
5 53 2 4
212
3
2
5 5
8
8
2
3
Bulmaca
SUDOKU
DİKDÖRTGENLER
2
2
9
5
2
2
15
4
4
4
3
7
3
3
12
2
2
2
4
2
MOZAİK
Fazla parça
5
8
2
8
3
5
KELİME AVI
R
T
S
P
O
İ
F
Şifre kelime:
SPORTİF
9
4
6
5
8
3
7
2
1
5
7
1
4
9
2
8
3
6
2
8
3
6
7
1
9
5
4
4
3
7
1
2
6
5
9
8
6
2
9
8
5
7
4
1
3
1
5
8
3
4
9
6
7
2
7
9
4
2
1
8
3
6
5
3
1
5
9
6
4
2
8
7
8
6
2
7
3
5
1
4
9
9
4
6
7
8
5
1
3
2
3
7
5
1
4
2
8
9
6
8
1
2
6
3
9
7
5
4
7
5
9
8
6
4
2
1
3
4
6
3
2
1
7
5
8
9
1
2
8
9
5
3
4
6
7
2
8
1
4
9
6
3
7
5
6
3
7
5
2
1
9
4
8
5
9
4
3
7
8
6
2
1
3
4
9
7
5
1
8
2
6
5
6
8
3
2
4
9
7
1
7
1
2
9
6
8
5
4
3
1
8
3
4
7
5
2
6
9
2
9
5
6
8
3
4
1
7
4
7
6
2
1
9
3
5
8
9
3
7
5
4
6
1
8
2
6
5
1
8
9
2
7
3
4
8
2
4
1
3
7
6
9
5
1
3
2
4
7
5
9
8
6
7
8
6
1
9
2
5
4
3
9
5
4
3
6
8
2
1
7
5
6
1
8
4
7
3
2
9
3
4
7
6
2
9
8
5
1
2
9
8
5
3
1
7
6
4
6
1
9
2
5
3
4
7
8
8
7
5
9
1
4
6
3
2
4
2
3
7
8
6
1
9
5
5
3
4
1
8
7
9
6
2
7
6
2
4
9
5
8
3
1
9
8
1
3
6
2
4
7
5
3
5
6
8
4
1
2
9
7
4
7
8
2
3
9
5
1
6
1
2
9
5
7
6
3
8
4
8
1
3
7
2
4
6
5
9
2
9
5
6
1
3
7
4
8
6
4
7
9
5
8
1
2
3
6
5
7
4
1
9
3
8
2
3
9
2
6
7
8
1
4
5
8
4
1
3
2
5
7
9
6
2
1
9
7
4
6
5
3
8
4
6
5
1
8
3
2
7
9
7
8
3
5
9
2
6
1
4
9
7
8
2
6
1
4
5
3
1
3
6
9
5
4
8
2
7
5
2
4
8
3
7
9
6
1
6
4
5
9
2
8
7
3
1
8
7
9
4
3
1
6
5
2
2
3
1
5
7
6
9
4
8
4
9
2
3
1
5
8
6
7
1
5
7
8
6
2
4
9
3
3
8
6
7
9
4
2
1
5
7
1
3
2
4
9
5
8
6
9
2
8
6
5
3
1
7
4
5
6
4
1
8
7
3
2
9
7
2
1
8
6
5
3
4
9
5
8
3
7
9
4
2
6
1
4
9
6
1
3
2
8
7
5
8
6
4
2
5
3
1
9
7
9
5
2
6
7
1
4
8
3
1
3
7
4
8
9
6
5
2
3
4
8
5
1
7
9
2
6
2
1
5
9
4
6
7
3
8
6
7
9
3
2
8
5
1
4
9
3
7
1
5
8
4
6
2
5
4
6
7
9
2
8
3
1
1
2
8
4
3
6
9
7
5
2
7
3
6
8
9
1
5
4
4
8
5
2
1
3
6
9
7
6
1
9
5
4
7
2
8
3
7
6
1
9
2
5
3
4
8
8
9
4
3
7
1
5
2
6
3
5
2
8
6
4
7
1
9
ÇENGEL
Gelecek
Yararlanma
İ
Parmak
uçları ile
tutulabilen
miktar
Pişmemiş
Ç
Geleneksel
Boyut
E
Küçük bayrak
KELİME YERLEŞTİRME
P A R S
E
U
L
H A K
Ü
Ğ
Ş A H I S
D
S A R F
U
A P
N E O N
U
B
C
J U D
U B E
A
Ş
I L I C A
E
H
E T
B
E M
İ
N
F E
A
S E
K
P O
O
Z İ
B
İ
O S
O B U R
E
U
R
J
B İ Ş
U M
R A H
Ç
I Ş I
U
M P A
O
P
F T
A M İ
İ
T E S
Ç
U
Ö
K
E
E
R
G
H
S
S U Z
L
O H M
T
E
A
R
Ğ Ü T
E
Ğ İ K
T
L Ü R
A
O
Y
D
İ
A R Ç
F
İ
S
T
İ
K
B
A
L
Basım evi
Eskişehir
Sanayi Odası Eski dilde
sebep
E S
A
Ş İ
K
H A
Yapraklarını
kışın da
dökmeyen bir
ağaç
Hastalıktan
kurtulma
Kırılma,
yıkılma gibi
zarar
Alçak
gönüllülük
Karayipler'de ülke
Bir tür yapı
malzemesi
12
Maden yeri
Bir tür küçük
deniz taşıtı
Makine
Kimya
Endüstrisi
Tayin
Yankı
Kusma
Sazla okunan
bir halk şiiri
türü
Hızlı
Güneşin
batmasından iki saat
sonrası
Birim
Avuç içi
Golfte
tanınan
vuruş sayısı
Biçimsiz
Mengene
Saplı kesici
araç
Antlaşma
4
Leşle
beslenen bir
hayvan
Sav
Kaba sıva,
çarpma sıva
A R
Sabit
Bilgili kimse
Semptom
Lenf
düğümleri
iltihabı
Olay, hadise
8
Türk
müziğinde
bir makam
Neşeli kadın
Çevresinin
farkına
varmayan
Vaziyet
Fasıla
Eğreti,
müstear
Yer, mahal
9
Çengel Bulmacanın şifresi:
ÇAĞATAY KILIÇ
Geveze
Hoş ve ince
bir güzelliği
olan
11
7
5
Güneş
Hamam bezi
Muharip
Sosyal
Güvenlik
Kurumu
Aşka
dayanan
sanat eseri
Eski dilde ay
3
Ç
D E
T E
M E R
K
G
E S E
Ü N
P R E
A A
R T L
L A
R İ F
A
A
S U Z
İ K A
A N
A L
T A K
I
D
M E V
Yasadışı işler
yapan
topluluk
Belgegeçer
Apaçık
T E
K
K O
Bozulma
Ç
J
T İ F A
U T A M
Ğ
K A
L A S İ
A T
K
A Y A
A M A
M A T B
O
S I
R D I Ç
F A
A
V A K
S A R
A
A Ş
V A Z U
A Y
H
Ş M A
Ç A R P
I Z A
Bahçe duvarı
Bilgiçlik
taslayan
Kansızlık
Atılan şeyin
gidebildiği
uzaklık
Boksta
yerden
kalkamama
Katma Değer Vergisi
6
Stabil
S
G
G A R
K N E
A V
Ü N
E Z
İ T E
S
R
P A K
A N
T İ F
D A
D E N
İ N A
R
T
E M İ
N A K
M A
E N G
K İ
İş bırakımı
Puluçluk
Aylak
Eski dilde ok
İç itim
Başlangıcı
olmayan
Kanıtlama
Yaprakları
yenen bir
bitki
Ansızın
Volga'nın bir
kolu
Mutaassıp
Yuvarlak
şekilde, az
miktarda sıvı
İnat etmek
Adet
Manalar
Ağacın
kolları
Eşi olmayan
Murdarilik
A
Bir şeyin son
noktası
Tanrı
tanımaz
A
T
E
Kısaca
otomobil
O
M
U
R
İ
L
İ
K
O
T
O K
Ü
M L
İ T
K
A N
E
A V
D A
E L
T E
Dini tören
Şöhret
Evren pulu
10
Azık
Rütbesiz
asker
Tane
İç bölüm
İ
Ç
E
R
İ
1
Bir ilimiz
A
D
A
N
A
Yiğitlik
M
E
R
T
L
İ
K
2
Download

REKORA