KILIÇ
vis ta dellnstituto Egipcio, V/1-2 [I 9571, s.
227 vd.). Kılıç aynı zamanda sahibinin şe­
refini simgelerdi. Savaşta yeniJip teslim
olan kumandan kılıcını kendi eliyle galip
kumandana uzatır, yenilen, fakat gösterdiği kahramanlıkla bunu hak etmediğini
kanıtlayan kumandanın kılıcı ise alınmaz­
dı. Fıkhl açıdan kılıç kabzalarının masif
altın ve kıymetli taşlarla , suret tasvirleriyle tezyin edilmesinde bir sakınca görülmemiştir (İbn EbG Şeybe, V, 199) imam
Şafii ve Ebu Hanife, altın ve gümüş kılıç
bezemelerinin zekatının verilmesinin gerektiği (el-Üm, ll, 41; İbn Hazm, VI. 75).
imam Malik ise gerekmediği kanatindedir (el-Müdevvenetü'l-kilbra, Il, 246).
BİBLİYOGRAFYA :
Wens inck, el-fvlu'cem, "kir" md .; Doerfer,
Tfv/EN, lll, 496-498; Wevers, "Sword", !DB, IV,
4 70; Clauson . Dictionary, s. 6 ı8; Buhar[. "Cihad" , 22. ıo6; Müslim, "Cihad", 20; Malik b.
Enes, el-fvlüdevvenetü'l-kübra, Beyrut, ts. (Daru sadır). ll, 246; Şafii, el- Üm, ll, 4 ı; İbn Hişam,
es-Sire, Beyrut ı4 ı ı, ll, 202; İbn Ebü Şeybe, e1Muşannef(n ş r. Kemal Yusuf el-HGt). Beyrut
ı409/ı 989 , V, ı 99; Ta beri, Taril;u'l-ümem ve'lmüluk, Beyrut ı407, ı, 109; Halidiyyan, Tuf:ıaf
ve ' l-hedaya (nşr. SamT ed-Dehhan). Kahire
1956,s. ı3, 15,167,245,253,254, 260;Ebü
Mansür es-SealibT, Fıkhü'l-luga, Beyrut ı885 ,
s. 248 -250; İbn Hazm, el-Muf:ıalla, VI , 75; HatTb
et-TebrlzT, Şerf:ıu '1-kaşa'idi'l-'aşr, Beyrut 1985,
s . 90-91, 115, ı ı7 , 241,260,261,267, 268;
Nüveyr1, Nihayetü'l-ereb, VI, 202-216; Ali b. Muhammed ei-Huza1, Tal;ricü 'd-delalati 's-sem'iyye (nşr Ahmed M. Ebu Selame). Kahire ı4oı;
1981, s . 409-414; Nureddin el-Haleb1, insanü'l'uyun, Beyrut, ts. (Darü'l-ma'rife). I, 51; Marz1
b. Ali b. Marz1 et-Tarsus!, Mevsu'atü'l-eslif:ıati'l­
kadime (nş r. Karen Sader). Beyrut 1998, s. 37;
Mübahat S. Kütükoğlu, Osmanlılarda Narh Müessesesi ve 1640 Tarihli Narh Defteri, İstanbul
ı983, s. 216-217; Tahsin Öz, Hırka-i Saadet Dairesi veEmanat-ı fvlukaddese, İstanbu l 1953, s.
36-46; A. Parrot, Nineveh and Babylon (tre. S.
Gibert- J Emmons). London ı96ı, s . 16, 34, 41,
54-57, 103-104, 106, 107, 163; Abdurrahman
Zeki, "On ıslami c Sword", Studies in lslamic Art
and Artchitecture Honou r of Professor K. A. C.
Creswell, London 1965, s . 270 vd.; a .mlf., esSilaf:ı fi'l-islam, Kahire, ts. (Darü'l-maarif). s . 33-
35; a.mlf., "en-Nü)5uşü'z-zübrufıyye ve ' l-kitabat 'ale's-süyüfı ' l-islamiyye" , Revista del Instituto Egipcia de Estudios Islamicas en Madrid, v;ı-2, Madrid ı957, s. 227vd. ; H. Stöcklein,
"Arms and Armour" , A Survey of Persian Art
(ed. A U. Po pe- P. Ackerman). Tahran 1977, VI,
2570-2575; D. Robinson, Concordance to the
Good News Bible, Suffolk 1983, s . 1151-1152;
The Anatailan Civilisations (ed. Ferit Edgü),
İstanbul ı 983, I, 25, 88, 89; Ünsal Yücel, es-Süyufü 'l-islami ve şunna'uha (tre . Tahsin ömer
Tahaoğlu). Küveyt 1988, s. 1 ı-ı8, 35 vd., 9ı ;
Bahaeddin Ögel, islamiyetten Önce Türk Kültür
Tarihi, Ankara 1988,s. 61, 159, 301; ayrıca bk.
İndeks; a.mlf., "Türk Kılıcının Menşe ve Tekamülü Hakkında", DTCFD, Vl/5 ( 1948) , s . 143
vd .; Abdülhay ei-Kettan1, et-Teratibü 'l-idariyye
(Özel). ll, 104, 108; Veli Sevin, Anadolu Arkeolojisi: Başlangıçtan Perslere Kadar, İstanbul
1997, s. 74; Hilmi Aydın." Sultanların Silahları",
Topkapı Sarayı , İstanbul 2000, s. 176, 180,
ı82 , 187; İhsan Hind1, "Mekanetü's-seyf'inde'l-'Arab" , Fayşal, XXXVI, Riyad 1980, s . 2026; Pakalın, ll, 257-266. fAl
NEBİ BOZKURT
lJllll!!l
KIUÇ AIAYI
Osmanlı padişahlarının
tahta
çıkmalarından
sonra
münasebetiyle
tören.
kılıç kuşanmaları
L
yapılan
Resmi belgelerde ve kaynaklarda "taklld-i seyf, takallüd-i şemşlr" olarak geçen
kılıç kuşanma merasiminin ne zaman
başladığı hususunda kesin bilgi yoktur.
Ancak gaza kılıcı kuşanma adetini Asr-ı
saadet'e kadar götürmek mümkündür.
Hz. Peygamber savaşlarda kılıç kuşandığı
gibi bazı sahabilere de kılıç kuşatmıştır.
Nitekim Hayber'in fethi sırasında Resul-i
Ekrem tarafından Hz. Ali'ye zırh giydirilmiş ve kılıç kuşatılmıştır. Abbasller döneminde tayin edilen kumandanlara halife
törenle kılıç kuşatır ve sancak verirdi.
Allom·un
bir gravüründe
Eyüp'te
kılıç alayı
(R. Waısh ,
Constantinople
and the Scenery
o{ the Seven
Churchs
of Asia Minor,
london 1839,
ı,ıv . XXlll)
408
_j
Abbas! halifeleri tahta otururken Hz.
Peygamber'den intikal eden kılıcı kuşamr­
Iardı (Hilal b. Muhassin es-Sabl, s. 90).
Abbasller zamanında özellikle merkezi
otoritenin zayıftadığı dönemlerde ortaya
çıkan bazı devletlerin hükümdarlarına
halifeler tarafından gönderilen hükümdarlık alametleri arasında kabzası değerli
taşlarla süslü veya altın kaplama kılıçlar
da yer almaktaydı . Onlar da teberrüken
bu kılıçları kuşanırlard ı. Mesela Gazneli
Hükümdan ı. Mesud'a, EyyQbl Sultanı Selahaddin-i Eyyubl'ye ve Anadolu Selçuklu
Sultanı 1. Alaeddin Keykubad'a dönemin
halifeleri diğer alametler yanında kılıç da
göndermişlerdir. Bazan bizzat Abbas! halifesi tarafından hükümdarlara kılıç kuşatılmıştır. Mesela, Halife Kaim- Biemrillah 449 ( 1057) ve 451 ( 1059) yıllarında
Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey' e, Müsterşid­
Billah da 527 (1133) yılında Irak Selçuklu
Sultanı ı. Mesud'a kılıç kuşatmıştır. Memlük sultaniarına dönemin Mısır Abbas! hali fes i hil'at giydirir ve kılıç kuşatırdı. Bu
adet Osmanlılar'a da geçmiş ve kendine
özgü bir gelişme göstermiştir.
Osmanlılar'da da hükümdarlık al am eti
olarak kabul edilen kılıç kuşanmanın ne
zaman başladığı tesbit edilememektedir.
Bir rivayete göre babasının yıllık vergi ve
hediyelerini Konya'ya götüren Osman Gazi'ye Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin oğlu
Sultan Veled tarafından kılıç kuşatılmış,
böylece Mevlana Dergahı dünya saltanatını Osman Bey' e ve oğullarına terketmiş­
tir. Mevlevlliği ön plana çıkarma amacıy­
la sonradan ortaya atılmış olması muhtemel bu görüş tarihi kaynaklarla doğru­
lanmamaktadır (Hasluck, s. 12 ı vd.). Aynı
şekilde Ali Emir! Efendi'nin öne sürdüğü ,
Osman Gazi'ye Ahi Evran, Hacı Bektaş-ı
Veli ve Şeyh Edebali'nin kılıç kuşattığı rivayeti gibi Osman Nuri Ergin'in kılıç kuşanmayı esnaflığın ahi teşkilatıyla ilgili
görmesinin de bir dayanağı yoktur.
Osmanoğulları'nda kılıç kuşandığı kaynaklarda belirtilen ilk padişah Yıld ı rım
Bayezid'dir. Niğbolu zaferi (ı 396) münasebetiyle Kahire'deki Abbas! Halifesi Mütevekkil -Alellah Bayezid'e "sultanü'rRum" unvanını tevcih ederken bir de kı­
lıç göndermiştir. Yıldırım Bayezid bu kılı­
cı devrin büyük mutasawıflarından Emir
Sultan eliyle kuşanmıştır. Ancak hükümdarlık sembolü olarak ilk kılıç kuşanma
merasimi 14Z1'de Il. Murad'ın cü!Qsundan sonra yine Emi r Sultan eliyle Bursa'dayapılmıştır (Solakzade, s. ı 39). Bazı tarihçiler ll. Murad' ın Edirne'de Eskicami'de kılıç kuşandığını belirtirler (Silahdar,
ll, 580) . Silahdar, Il. Mehmed'in de babası
KILIÇ ALAY!
gibi Edirne'de kılıç kuşandığını yazmaktaysa da eski adet ve töreleri kanunlaş­
tıran bu padişahın istanbul'un fethinden
sonra Eyüp Sultan Türbesi'nde kılıç kuşandığı ve bu geleneği başlattığı ileri sürülmektedir (D'Ohsson, I, 305; Tayyarzade Ata Bey, I, 35) . Bütün bunlara rağmen
XVII. yüzyıl başlarına kadar kılıç alayının
resmi bir tören statüsü kazandığına dair
kesin bir bilgiye çağdaş kaynaklarda rastlanmaz. ll. Bayezid ve 1. Selim'in kılıç alayı hakkında kaynaklarda bilgi yoktur. KanOn! Sultan Süleyman'a son Abbas! halifesi III. Mütevekkii-Aiellah'ın Eyüp'te
kılıç kuşattığı yolundaki rivayetin (Evliya
Çelebi, X, 38) doğruluğu da şüphelidir. ll.
Selim, lll. Murad ve lll. Mehmed'in ise
devlet erkanıyla birlikte "kanun-ı kadim-i
Osman!" üzere sadece ecdadının türbelerini ziyaret ettikleri bilinmektedir.
Kılıç alayı,
I. Ahmed'den itibaren saltaana sembolü haline gelerek küçük
bazı farklarta Sultan Vahdeddin'e kadar
icra edilmiştir. Ancak V. Murad hastalığı
sebebiyle kılıç kuşanmamıştır (Osman
Nuri, I, 91 ). ll. Mustafa'nın kılıç kuşanıp
kuşanmadığı ise tesbit edilememiştir. Kı­
lıç kuşanma sırasında hangi kılıcı kimin
takacağı meselesitöreninen önemli safhasını oluştururdu. Genellikle cüiOstan
birkaç gün sonra icrasına özen gösterilen
"takallüd-i seyf" işini bazan tarikat şeyh­
lerinin, fakat çoğunlukla şeyhülislamın
veya nakibüleşrafın yaptığı bilinmektedir.
Bu sırada. yeni padişaha Yavuz Sultan Selim'in Mısır'dan istanbul'a getirttiği mukaddes emanetler arasında bulunan Hz.
Peygamber'in veya Hz. Ömer'in, bazan da
Osman Gazi. Fatih Sultan Mehmed, Yavuz
Sultan Selim gibi padişahlara atfedilen
kılıçlardan birinin veya iki kılıcın birden
kuşatıldığı dikkati çekmektedir. Bu tercih genellikle padişahın arzusuna göre
olurdu .
natın
Merasim iki safhada icra edilirdi. Birincisi töreni n yapıldığı yere gidiş gelişten
ibaret olan kılıç alayı, ikincisi kutsal sayı­
lan kılıçlardan birinin veya ikisinin teberrüken kuşanılmasıdır. Eyüp Sultan Türbesi'ne gidiş karadan olursa denizden,
denizden olursa karadan dönülürdü. Ancak bazan tersi veya hem gidiş hem de
dönüş karadan olabilirdi.
Gönderilen tezkireler üzerine sabah erkenden resmi kıyafetleriyle saraya gelen
davetliler ve kapıkulu ocakları padişahın
geçmesini beklerdi. Önce asesbaşı ve subaşı maiyetleriyle birlikte geçer, onları
Divan-ı Hümayun çavuşları. müteferrikalar, çaşniglrler, altı bölük ağaları, şikar
ağaları. kapıcıbaşılar,
mlr-i alem, miraewel, çaşniglrbaşı, ulema ve şeyh­
ler. defterdarlar, relsülküttab, çavuşbaşı,
kapıcılar kethüdası. kazaskerler, vezirler
ve sadrazam takip ederdi ve Eyüp Sultan
Camii'nde padişah beklenirdi. istisnai olarak Il. Mahmud'un kılıç alayında muhtemel bir isyana karşı Sadrazam Alemdar
Mustafa Paşa 300 kadar m uhafızla padihOr-ı
şahın yanında bulunmuştu.
sabah namazından sonra
Harem Dairesi'ne açılan
kapılardan "perde kapısı"ndan çıkıp atta
sahildeki Sinan Paşa Köşkü'ne gelir. burada üç fenerli saltanat kayığına binip yanında silahdar, çuhadar, rikabdar ve öteki musahib ağalar olduğu halde deniz yoluyla Eyüp'e hareket ederdi. Saltanat kayığını Darüssaade ağ ası ve diğer bazı saray ağalarının kayıkları izlerdi. Eyüp'te
daha önce kara yoluyla gelen devlet ricalince karşılan an padişah sadrazam ve Darüssaade ağası tarafından kayıktan alınır
ve öğle namazının kılınıp önceden oradaki
konaklardan birinde hazırlanan yemeğin
yenmesinden sonra Eyüp Sultan'ın türbesine gidilirdi. Bu hareket sırasında "buçukçu" denilen görevlilerin yenipadişah
adına kesilmiş çit akçeleri etrafa saçmaları tören gereğindendi.
Yeni
padişah
Topkapı Sarayı
Padişah
türbeye girdikten sonra orada
hazırlanan yere oturur. sadrazamın, şey­
hülislamın ve yeniçeri ağasının da gelmesinden sonra Feth sOresi okunur, şeyhü­
lislam, nakibüleşraf ve bazı tarikat şeyh­
leri dua ederler. ardından padişah iki rek'at namaz kılıp duasını yapar ve kılıç kuşanırdı. Kılıcın kimin tarafından kuşatıla­
cağı hususunda kesin bir kural olmamakla birlikte I. Ahmed'den itibaren bu işi genellikle şeyhülislam veya naklbüleşrafın
yaptığı bilinmektedir. Nitekim 1. Ahmed,
I. Mustafa, ll. Osman. IV. Mehmed, ll. Süleyman, lll. Selim, I. Abdülhamid, Sultan
Abdülaziz. Il. Abdülhamid şeyhülislamın;
II. Ahmed, lll. Osman, I. Mahmud, IV.
Mustafa, ll. Mahmud nakibüleşrafın; III.
Mustafa ile I. Abdülhamid her ikisinin
eliyle; lll. Ahmed nakibüleşraf. silahdar ve
askeri bir ayaklanma sonucu gerçekleşen
cüiOsunun da tesiriyle yeniçeri ağasının;
IV. Murad Celvetl şeyhi Aziz Mahmud Hüdayl'nin; Sultan Reşad Konya Mevlana
Dergahı şeyhi Abdülhalim Çelebi'nin; son
Osmanlı padişahı Sultan Vahdeddin ise
SünOsl şeyhi Seyyid Ahmed eş-Şerlfi'nin
eliyle kılıç kuşanmıştır.
Padişahın Eyüp'ten saraya dönüşü genellikle kara yoluyla olurdu. istisnai olarak
I. Mahmud kara yoluyla gidip kara yoluyla
(Subhl, s. I I}; 1. Abdülhamid, lll. Selim,
IV. Mustafa ve ll. Mahmud kara yoluyla
gidip deniz yoluyla dönmüştür. Edirnekapı, Fatih ve Divanyolu'ndan geçerek Topkapı Sarayı'na gelen padişahın Babüssaade önünde yeniçeri ağ ası tarafından atın­
dan in dirilip içeri girmesiyle kılıç al ayı sona ererdi. Bu arada çok defa dönüşte olmak üzere. nadiren de kara yoluyla giderken padişahın türbeleri ziyaretinin ardından Eski Odalar önünde altmış birinci
cemaat ortası odabaşısının sunduğu şer­
beti içmesi ve içtiği şerbetin kasesini altınla doldurması tören gereğindendi.
Kılıç alayı sırasında kırk-elli civarında
hayvanın
kurban edilmesi de adetti. lll.
Selim'in cüiOsunda ise 1OO'den fazla koyun kesilmişti. Kurban edilen hayvanların
etleri cami ve türbe hademeleriyle fukaraya dağıtılırdı. Kapıcılar kethüdası ile
mlrahur ağa Eyüp'ten dönüş sırasında
halkın yeni padişaha vermek istediği dilekçeleri toplardı. Saraya dönüldükten
sonra bunlar, gereğinin yapılması için
sadrazama gönderilirdi. Kılıç alayı bu yönüyle yeni padişaha halkla temas etme
fırsatı da verirdi. Törenin ardından Bostancı Ocağı kayıkçtiarı ile teşrifatçı. plş­
keşçi, mataracı, iskemleci, Bab-ı Hümayun ve Bilbüsselam nöbetçi kapıcılarına.
seccadecibaşıya belli miktarda para (sikke-i hasene 1 altın) verilmesi usuldendi.
Sultan
Abdülmecid 'in
Eyüp'ten
kılıç alayı
dönüşünü
tasvir eden
sulu boya
tablo
(TSM)
409
KILIÇ ALAYI
Yeniçeri Ocağı'nın ilgasından ve Tanzimat Fermanı'nın ilanından sonra yapılan
kılıç alayları biraz değişti ve sadeleşti. Kı­
lıç alayının belli bir günü de yoktu. ll. Abdülhamid'in kılıç kuşanma merasimi cüIGsundan bir hafta kadar sonra perşem ­
be günü yapılmıştı. Halk alayın geçeceği
sokak kenarlarında toplanmış, olayın seyrine yabancı sefirler de çağrılmış. bunlar
için sur dışında Eyüp'ün üst tarafında
dört çadır kurulmuş ve kendilerine öğle
yemeği verilmişti. Padişah öğle ezanın­
dan bir saat sonra Daimabahçe Sarayı'n­
dan yola çıkmış. bu sırada oradaki savaş
gemilerinden yedi pare top atılmış. bunları Sarayburnu'ndaki toplarla Avusturya, Almanya ve Fransa gemilerinden atı­
lan selam atışları izlemişti. Saltanat kayıklarından en önde bulunan ve yaveranla saray görevlilerini taşıyan üçü yolu açmış. onu Sultan Abdülhamid'in bindiği
kayık takip etmiş, kayıkçıların hepsi beyaz
elbise giymişti. Padişah kayığının 200 m.
kadar arkasından gelen bir başka kayık­
ta padişahın ailesi bulunuyor. en arkada
ise saray erkanının bindiği üç kayık geliyordu. İskeleye çıkan padişah atla türbeye gitmiş, burada yapılan kılıç kuşanma
merasiminden sonra beyaz bir Arap atı­
na binerek Edirnekapı'dan şehre girmiş­
tir. Ön tarafta saray kavasları yolu açıyor­
lardı. Önde saray zabitlerinden birkaç kişi, bunların arkasında seyislerin yedeğin­
de altı beygir, daha arkada rütbe ve memuriyetlerine göre padişaha yakın mülkiye ve ilmiye ricali geliyordu. Bunların
arkasından bir müfreze mızraklı süvari
askeri yürüyordu. Daha arkada askeri erkan ve meşayih Arap atıarına binmiş olarak geliyor, bunları da vükela, şeyhülis­
lam, geride Şura -yı Devlet Reisi Midhat
Paşa. daha geride ise padişah izliyordu.
Yabancı sefirlerin çadırlarının önünden
geçerken onların en kıdemlisi olan ingiltere sefirine iltifatlarını bildiren padişah ,
daha sonra Fatih Sultan Mehmed ve Yavuz Sultan Selim ile burada medfun ba- ·
bası Sultan Abdülmecid'in türbelerini ziyaret etmiştir. Ardından Şehzadebaşı .
Beyazıt ve Divanyolu güzergahıyla Topkapı Sarayı'na gelmiş, burada bir süre dinlenip saltanat kayığıyla Daimabahçe Sarayı'na dönmüştür (Osman Nuri, I, IÖ6109) .
Sultan Reşad'ın cüiGsunun on dördüncü günü yapılan kılıç al ayı da benzer şe­
kilde cereyan etmiştir. Eyüp Cam ii ve
Türbesi bayraklarla, halılarla süslenmiş,
türbenin içindeki sandukanın sağına, üzeri lll. Ahmed döneminden kalma çok de-
410
ğerli
seraser
kumaşla
örtülü bir taht kusüslü sehpa üzerine
Hz. Ömer'in kılıcı konulmuştur. Türbenin
dışında yine seraser kumaşla süslü bir
yer hazırlanmış , buraya da gösterişli bir
bohça içinde ll. Mahmud döneminden
kalma sırmalı bir seccade yerleştirilmiştir.
Sultan Reşad, Gazi Muhtar Paşa ve Ertuğrul süvarisi Tahir Bey'in delaletiyle iskeleye çıkarken Ertuğrul bandosu yeni
besteleneo Sultan Reşad Marşı'nı çalmış­
tır. Yeni padişah kendisini alkışiayan asker
ve halkın arasından geçerken baştürbe­
dar ve maiyetindeki altı türbedar tarafından tutulan buhurdanlardan yayılan
güzel kokular arasında önce camiye, ardından hacet penceresi yanındaki koltuk
kapısından türbeye girmiş ve hazırlanan
yere oturmuştur. Alaturka saat dört civarında vükela, teşrifata dahil kişiler ve
maiyetinde bazı Mevlevl şeyhleri olduğu
halde Mevlana'nın torunlarından Abdülhalim Çelebi padişaha Hz. Ömer'in kılıcını
kuşatmıştır. Ardından Sultan Reşad iki
rek'at namaz kılmış, saka! duasının yapıl ­
masından sonra merasim tamamlanmış­
tır. Sultan Reşad. yanında yüksek rütbeli
devlet ricali ile askerin. "Padişah ı m çok
yaşa" sözleri arasında cami kapısı önünde bulunan arabaya binmiş. Edirnekapı ' ­
dan şehre girerek Fatih'in türbesini ziyaret ettikten sonra yoluna devam etmiş,
yol kenarlarında biriken halkın coşkun
tezahüratları arasında Daimabahçe Sarulmuş, karşısındaki
rayı'na dönmüştür.
Hükümdarlık gereği sayılan kılıç alayı
yapılmadan
yeni
padişahın
cuma selamprensibini lll. Selim,
"Kılıç kuşanma töreni padişahların geleneği, cuma farzı ise Allah'ın emridir" diyerek bozmuş ve kılıç kuşanmadan namazı Ayasofya Camii'nde kılmıştır (Cevdet, IV, 264 ). Avrupalılar'ın taç giyme töreninin benzeri olan kılıç kuşanma merasiminin sonuncusu Sultan Vahdeddin için
lığına çıkamayacağı
yapılmıştır.
Sultan
Resad'ın
kılıç kuşanma
töreni için
Eyüp' e giden
heyet i gösteren
bir fotoğraf
(Pierre de Gigord
foto~raf
koleksiyonu)
BİBLİYOGRAFYA :
BA, İbnülemin- Saray, nr. 2086; BA, Teşrifat
Defteri, nr. 676, s. 5 vd.; Vakıdl, ei-Megazf, 1,
214, 655; ll, 497; İbn Sa'd, et-Taba/!:at, ll, 38;
Hilal b. Muhassin es-Sabl, Rüsümü dari'L-I]Wife
(nşr. Mlhall Avvad). Beyrut 1406/1986, s. 90;
Bündarl, Zübdetü'n-Nusra (Burslan). s. ll , 162;
ibn Blbl, el-Evamirü '1-Alaiyye: Selçukname
(tre. Mürsel Öztürk). Ankara 1996, I, 248-249;
Diyarbekrl. Tarfl]u'L-I]amfs, Kahire 1283,11, 49;
Mecdl, Şekaik Tercümesi, s. 76-77; Selaniki,
Tarih (İpşirli), ı, 43, 105-106; ll, 455-456; Hoca
Sadeddin, Tacü't-tevarfh, İstanbull280, ll, 7;
Karaçelebizade Abdülaziz Efendi, Ravzatü '1-ebrar, Bulak 1248, s. 490-556; Evliya Çelebi, Seyahatname, ı, 227-228, 401; X, 38; Peçuylu ibrahim, Tarih, ll, 361, 362; SolakZade, Tarih, s.
139, 579; Naima, Tarih , I, 377; V, 334; Silahdar,
Tarih, ll, 308, 579-580; Raşid, Tarih, ll, 21, 160;
lll, 82; Subhl, Tarih, s. ll; Şem'danlzacte, Müri 't-tevarfh(Aktepe). 11-A, s. 12; 11-B, s. 117; Vasıf, Tarih, ı, Bulak 1243, I, 76; Mütercim Asım,
Tarih, İstanbul, ts., ll, 63; D'Ohsson, Tableau
general, ı, 305; VII, 123 vd.; Hammer (Ata Bey),
ll, 155, 163; Tayyarzade Ata Bey, Tarih, İstanbul
1292-93, I, 33, 35; lll, 72; Cevdet, Tarih, IV, 264;
Lutfi, Tarih, VI, 51; Osman Nuri. Abdülhamfd-i
Sanf ve Devr-i Saltanatı, istanbul 1327, I, 91 vd.,
106-109; Mecelle-i Umur-ı Belediyye, 1, 546,
548; Ruşen Eşref, İki Saltanat Arasında, İstan­
bul 1334, s. 34 vd.; F. W. Hasluck, Bektaşflik
Tedkikleri(trc. Ragıb HuiOsi), İstanbull928, s.
121-135; Ali Seydi Bey, Teşrifat ve TeşkilatımlZ,
İstanbul, ts. (Kervan Yayıncılık). s. 171 -174; Uzunçarşı lı , Saray Teşkilatı, s. 36, 189 -200 ; Halit
Ziya Uşaklıgil , Saray ve Ötesi, İstanbul 1965, s.
221-222; Abdülmün 'im Macid, Nü?umü devLeti selatfni'L-Mema.Lik ve rüsCımühümfi Mışr,
Kahire 1979, I, 38; Abdurrahman Şeref, "Topkapı Saray-ı Hümayünu" , TOEM, 11/8 (ı 329) . s.
463; a.mlf., "Biat ve Takild-İ Seyf Merasİmİ",
Sabah, 17 Zilkade 1336, nr. 10334; Ali Emir!,
"Takild-İ Seyf", Osmanlı Tarih ve Edebiyat
Mecmuası, 1!/20, İstanbul 1335, s. 458 vd.; Pakalın, "Taklld-İ Seyf", Edebiyyat-ı Umumiyye
Mecmuası, IV/76, istanbul 1336; Ahmed Refik,
"Kılıç Kuşanmak Merasİmİ", İkdam, İstanbul
15.05.1920; a.mlf. , " Türklerde
Kılıç Alayı",
Akşam, İstanbul 20 .02 . 1936; "Kılıç Ala yı",
TA, XXII, 26-27; Vedad Günyol,
"Kılıç Alayı",
İA, VI, 678-679; J . Schacht, " Taklld", a.e., Xl ,
682; J. H. Kramers, "KilİQj Alayİ", Ef2 (İng. ),IV,
1006.
~
ABDÜLKADiR ÖZCAN
Download

TDV DIA - İslam Ansiklopedisi