At Sahibi ve Yetiştirici Kamil Kılınç
“-At sevgisi yaşamımın bir parçası”
KARA ÜZÜM isimli tayları satın aldım. Bugün atçılığımızı çocuklarım Mehmet Kılınç, Sinan Kılınç, Nur Ali
Kılınç, Abdülkadir Kılınç ve küçük oğlum Muhammet
Nur Kılınç ile devam ettiriyorum. Allah’ın izniyle çocuklarım bu bayrağı uzun yıllar boyunca taşıyacaklardır. Ekibimin başarısını menajerim Ali Doğan’a (Ali
Çavuş) borçluyum.
Yarım asrı aşan yaşam öyküsüne dair bilinmeyenleri açıklayan At
Sahibi ve Yetiştirici Kamil Kılınç’a teşekkür ediyor ve siz okurlarımızı
Kılınç’ın açıklamalarıyla baş başa bırakıyoruz.
Ahmet Tuğ: Kendinizden ve mesleki yaşantınızdan bahseder misiniz?
Kamil Kılınç:
1950 yılında Şanlıurfa’nın
Siverek İlçesi’nin Arabük Köyü’nde doğdum. İlköğretimimi orada tamamladım.
Köyümüzde tarım ve hayvancılık yapılırdı. Köyümüz dağlık, yayla bir alanda
olduğu için yazları yeşil bir tabiat
içerisinde olurdu. O günün şartlarında tarım aletleri motor, traktör
yok denecek kadar azdı. O yüzden
tarlalarımızı atlarla sürüp ekerdik.
Elde edilen mahsulleri atlarla taşır,
Siverek İlçesi’ne götürüp satardık.
Rahmetli babam Şefik Kılınç’da at
yetiştiriciliği yapardı. Köyümüzde aşağı
yukarı herkesin evinde birer ikişer atları
vardı. Köyümüzde otobüs, taksi olmayınca o
günün şartlarında civar köylere atların üzerinde gidip gelinirdi. O yıllarda at sevgisi her köyde her evde
vardı, diyebilirim. Bundan dolayı Siverek İlçemizde
her Cuma Uzun Ziyaret Köyü’nde MERGATOP’da mahalli yarışlar yapılırdı. Zaman içerisinde atçılığa ilgi
fazlalaşınca özel olarak yarış pisti yapıldı. Yarışlara
atlarını hazırlayan köylüler gelip yarışlara iştirak ederlerdi. Rahmetli babam Şefik Kılınç atlarımızı hazırlardı.
Bende kendi atlarımıza biner, yarışlara katılırdım.
Geçen zaman içerisinde mahalli yarışlar diğer illerde yapılmaya başladı. İsteyen, atlarına güvenenler
diğer illere atlarını götürdüler. Ortaya küçük ödüllerde
konulunca yarışlara ilgi, heyecan arttı. Türkiye genelinde yarışlar yapılmaya başlandı. 1967 yılında bende jokey olarak atlarımıza binmeye başlayıp ismimi
kazandığım yarışlarla duyurmaya başladım. Babam
atlarımıza güvenerek Diyarbakır’da yapılan yarışlara
atlarımızı götürdü. Bende orada atlarımıza bindim. O
günlerde bugün at sahibi ve yetiştirici olan Halil Kılıç
ve Ali Barkut jokey olarak atlara binerlerdi. Ankara
75. Yıl Hipodromu’nda menajer olan Mahsum
Dağ ile Remzi Dağ’ın babası Osman Dağ
yine jokeyler arasındaydı. Hanifi Genç’de
o yılların popüler isimlerindendi. O yıllardaki yarış ikramiyeleri az olsa da
heyecanı büyüktü. Beş atım vardı.
Askere gideceğim günlerde ESİM
– İDA isimli iki kısrağıma CANBERK
isimli aygır ile aşım yaptım. Amcamın
oğlu Muhammet Zenginkılınç’a emanet ettim. Ben askerliğimi tamamlayıp gelene kadar o bakımını yaptı.
Askerden geldikten sonra atlarımın
bakımını tekrar ben üstlendim. Şanlıurfa
Hipodromu faaliyete geçince bendeki
atlara olan tutku beni 150 km uzaktaki
Şanlıurfa Hipodromu’na yarışlara götürmeye başladı. 150 km gidip 150 km
yarış sonrası köyümüze dönmek zor
olsa da at sevgisi her şeye değer.
Amatör atçılığa son vererek 2003
yılında Türk atçılığına girmeye karar
verdim. SÜNDÜZ isimli bir kısrak
alarak TOZAN isimli tayım oldu ve bu
safkanla yarışlara katıldım. Allah’ıma
şükürler olsun başarılı sezonlar yaşadım. Elde ettiğim yarış ikramiyelerini
atçılığa yatırım yapmak istedim. Rahmetli
Antrenör Mahmut Doğan, kadim dostum At
Sahibi ve Yetiştirici Hacı Asım Advan ile Anadolu
Tarım İşletmeleri Satışlarına girmeye karar verdik. Bu
dostlarım ile satışlara gittim ve CİHANEFE, HALİLİM,
Ahmet Tuğ: Yarım asırdan fazla bir süredir Türk
atçılığının içerisindesiniz. Geleceğe yönelik hedefleriniz neler?
Kamil Kılınç: Ömrüm var oldukça bu sevda bitmeyecek. Dağlık ve yeşil bir alan olan köyümüzde 80
dönüm üzerine kendi haramı kurdum. Haramın ismini
de bizleri bugünlere taşıyan TOZAN’in ismini verdik.
Tozan Haramızda yetiştiricilik yapıyorum. Ekibim uygun görürse satışlardan yeni taylar almak suretiyle
ekürimize güç katabiliriz.
Ahmet Tuğ: KARAÜZÜM ile TBMM Koşusu’nu kazandınız. Nasıl bir heyecan yaşadınız?
Kamil Kılınç: Bugüne kadar birçok kez yarış kazandım ve birçok anlamlı kupayı ekürimize getirdik.
Meclis Başkanı Cemil Çiçek’in elinden TBMM Kupasını
almak bizleri ekipçe onurlandırmıştır. Yaşadığım bu
sevinci yaşamım boyunca unutamam. Jokey Ahmet
Çelik padokta verdiğimiz taktiklerin fazlasını yaptı. Atımızı tanıyordu. Bizleri mutlu etti. Kısmetse
31/05/2014’deki Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı
Koşusu’na safkanımızı hazırlıyoruz. Jokeyimiz yine
Ahmet Çelik olacak.
Ahmet Tuğ: Türk atçılığının dünü ve bugününü
karşılaştırır mısınız?
Kamil Kılınç: Geçmiş yıllarda imkanlar
yoktu. Veteriner, cihaz sıkıntıları vardı.
Atlarımızın bakımı zor koşullar altında
yapılırdı. Sahalarımızdaki usta atçılarımızın, antrenörlerimizin bilgilerinden faydalanarak atlarımızın bakım
ve tedavilerini yapardık. Eskiden
yarış ikramiyeleri çok azdı fakat at
sahipleri arasında samimiyet vardı.
Birimizin atında bir sorun olsa gece
yataktan kalkar ve hipodroma gelerek sorunlara ortak olurduk. Şimdi tüm
hipodromlarda tam donanımlı at hastane
inşaatları yapılıyor. 9 ilimizde gündüz ve gece
yarışlar var. Yarış atlarımızın sayıları artıyor. Tabii bununla birlikte ahır sıkıntısının büyüdüğü de göz ardı
edilmemeli.
● Haber_Fotoğraf: AHMET TUĞ
[email protected]
13 Mayıs 2014 Salı günkü 1052 sayılı Yarış Dünyası Dergisi’nden alınmıştır
Download

At Sahibi ve Yetiştirici Kamil Kılınç