KAMU YÖNETİMİNDE
HEDEFLER
İÇİNDEKİLER
KARAR VERME
• Rasyonel Karar Verme
Yaklaşımı
• Artırmacı (Incrementalism)
(İlaveci) Karar Verme
Yaklaşımı
• Karma Karar Verme Modelleri
• Karar Vermede Değerlerin
Etkileri
• Bu üniteyi çalıştıktan sonra
• Kamu yönetiminde karar verme sürecini
anlayabilecek
• Karar verme sürecinin nasıl olduğunu inceleyebilecek
• Karar verme sürecini açıklayan modelleri
öğrenebilecek
• Karar verme modellerinin kimler tarafından öne
sürüldüğünü görebilecek
• Karar verirken yöneticiyi etkileyen değer sistemlerini
kavrayabilecek
• Sonuçta kamu kurum ve kuruluşlarında karar verme
sürecini incelemenin ne kadar önemli olduğunu
kavrayabileceksiniz.
KAMU
YÖNETİMİ
BÖLÜM
11
Kamu Yönetimi
GİRİŞ
Karar verme, kamu yönetiminde en fazla gerçekleştirilen faaliyetlerin
başında gelir. Bu noktada ortaya konan görüşler karar verme faaliyetiyle ilgili
önemli açıklamalar getirmiştir. Birçok unsurun bir arada ve birçok bilimsel disiplinin
önermelerini birlikte hesaba katarak hazırlanan kamu yönetimi ve kamu politikaları
sürecinin belki de en önemli aşaması karar vermedir. Teknik ve analitik
yöntemlerin en üst düzeyde kullanılmasıyla yapılan politika analizinin
tavsiyelerinden ve nitelikli bilgilerinden beslenen karar verme mekanizması aynı
zamanda sosyal, kültürel, siyasi ve idari birçok boyutu da içine almaktadır. Aslında,
karar verme bir hizmetin ne olduğunun, nasıl yapılacağının ve kime hitap
edeceğinin saptanması faaliyetidir.
Karar verme konumunda olan kamu yöneticileri karar verirken bazı işlemler
gerçekleştirir. Karar verme bir hizmetin ne olduğunun, nasıl yapılacağının ve kime
hitap edeceğinin saptanması faaliyetidir. Bu açıdan kamu kurumlarında işleyen
karar verme mekanizmaları önemlidir. Karar verme işlevinin açıklanmasıyla ilgili
temelde birkaç tane yaklaşım vardır. Bunlardan birincisi, rasyonel model; diğeri,
ilaveci model ve son olarak bu ikisi arasında bir uzlaşma sağlayan karma modeldir.
Şimdi bunlar sırasıyla ele alınabilir:
RASYONEL KARAR VERME YAKLAŞIMI
Rasyonel Yaklaşımın
kurucusu olarak görülen
sosyal bilimci, Herbert
Simon’dur.
Rasyonel Yaklaşımın kurucusu olarak görülen sosyal bilimci, Herbert Simon’dur.1
Kitabının ilk sayfasında, bir yönetim teorisinin uygulama ve hareket süreç ve işlemleri
kadar karar verme süreç ve işlemleriyle de ilgilenmek zorunda olduğunu
belirtmektedir. Kamu yönetimi ve kamu politikalarını ve onların önemli bir parçası olan
karar vermeyi açıklayan en iyi yaklaşımlardan biri olduğu söylenebilir.
Bu yaklaşıma göre bir kamu politikası maksimum sonuca ulaşmayı amaçlar.
Dye tarafından vurgulandığı gibi rasyonel bir kamu politikası, maksimum toplumsal
kazanımı başaran politikadır. Bu demektir ki, "Hükûmetler, topluma en yüksek
miktardaki maliyetleri aşan kazançları sonuç veren kamu politikaları konusunda karar
vermelidirler ve hükûmetler kazançların maliyetleri karşılamayıp geçemediği
politikaları terk etmelidirler.”2
Karar verme sürecini açıklayan teorilerin başında gelen rasyonel modelin
özellikleri ve aşamaları şunlardır:
 Belli bir sorunun varlığı (gereksinimlerin ve sorunun saptanması)
 Hedeflerin belirlenmesi (amaçlar ve hedefler önemlerine göre sıralanması)
 Alternatif seçeneklerin saptanması
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
2
Kamu Yönetimi
 Seçeneklerin değerlendirilmesi (maliyet ve kârların araştırılması)
 Tercih edilen alternatiflerin seçimi
karşılaştırılması ve birinin seçilmesi)
(her
seçeneğin
diğerleriyle
 Uygulama
 Sonucu izleme ve alınan derslerden geri besleme yapma.3
Rasyonel karar verme teorisine bazı eleştiriler yöneltilmiştir. Bu eleştiriler
genellikle Lindbolm tarafından ortaya konmuştur.4 Özetle bu eleştirilerin önemli
noktaları şunlardır: Kamu politikalarını oluşturan ve kararı veren kamu yöneticilerinden
istenen çok fazla istem ve beklenti vardır. Oysa karar vericilerin elinde çoğu zaman bu
kadar imkân olmayabilir. Ayrıca, alternatif politikalar için ayrı ayrı ve öncelikli
hedeflerin belirlenmesinin ve kurulmasının çok fazla mümkün olabileceği
düşünülmemelidir.
Özellikle hem bilgi eksikliği hem de karar verenlerin seçeneklerle ilgili
imkânlarının sınırlı olması olasılığı yüzünden karar vericiler çoğu zaman çok fazla hedef
ve amaç belirleyemeyebilirler ve genelde de işi oluruna bırakabilirler. Diğer bir eleştiri
ise kâr ve zararların daha baştan tam olarak araştırılmasının zorluğudur. En başta,
değerlendirme yapmak için yeterli bir yöntemin geliştirilmesi imkânsız olabilir. Çünkü
daha hiçbir şeyi yapmaya başlamadan maliyetin ne olacağı ve ne gibi zorluklarla
karşılaşacağı çoğu zaman ilk baştan hesaplanamaz. Ayrıca karar verme faaliyetini
doğrudan etkileyebilecek değerler sistemi ile örgüt içi ve örgütler arası davranışsal
gerçekler göz önüne alınmadan karar verme faaliyeti gerçekçi açıklanamaz.
Bununla birlikte; kamu politikası analizinde teklif edilen modeller tek başlarına
zaten etkin ve yetkin olmayabilir. Aynı kamu politikası analiz için farklı modeller
birlikte kullanılabilir. Rasyonel modelin elden geldikçe politika alternatiflerini çok sade
bir şekilde ortaya koyabilmesi, gözden kaçırılmaması gereken önemli bir özelliktir.
ARTIRMACI (INCREMENTALİSM) (İLAVECİ) KARAR
VERME YAKLAŞIMI
Bu yöntem alternatif bir
yaklaşım olarak
Lindbolm tarafından
ortaya atılmıştır.
Karar verme işleminde artırmacı (ilaveci) yaklaşımın (incrementalism)
rasyonalizme bir tepki olarak ortaya çıktığı söylenebilir. Bu yöntem alternatif bir
yaklaşım olarak Lindbolm tarafından ortaya atılmıştır.5 Bu yaklaşımda kamu
politikası, geçmiş hükümetlerin faaliyetlerini ilave düzenlemelerle devam ettirme ve
devamı olarak görülmektedir.
Böylece bu yaklaşıma göre, karar verme, sadece sınırdaki marjinal
değişiklikleri düşünmeyi gerektirir. Bir problem karar verici tarafından devam eden
şekilde yeniden tanımlanır. Karar verici, yeni bir ideal amaç yerine hâlen yürürlükte
olan politikalarla işe başlar. İlaveci yaklaşım amaçlar ve araçlar arasında sürekli ve
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
3
Kamu Yönetimi
karşılıklı bir ilişkiyi oluşturmaya çalışır, fakat geleneksel rasyonel modelin gördüğü
gibi, araçları sonuçlara göre ayarlanmış olarak görmez.
Lindbolm kamu politikası yapma sürecinde gerçek anlamda bir rasyonel
aktörün oluşturulamayacağını ve hatta oluşturmak istenmeyeceğini ayrıca
vurgulamaktadır.6 Bu bakımdan rasyonel kriterlere göre en iyi olmaksızın, kabul
edilebilir düzeyde, ama mevcut probleme çözüm niteliğindeki marjinal değişiklerin
teklif edilebilmesiyle “inkrementalist” modelin karar verme mekanizmalarında daha
etkili olabileceği değerlendirilmelidir.7
İnkrementalist yaklaşımda hedef veya amaçların seçimi ve bunların birleştirilmesi
için gerekli deneysel hareket analizi birbirinden ayrı olmak yerine tam tersi iç içe
geçmiştir. Halbuki rasyonel yaklaşımda, hedefler ve amaçlar ayrı ayrı ele alınıp
incelenebilmektedir. Bu yaklaşım sayesinde; karar verici sorunla uğraşırken
alternatiflerin hepsini değil sadece bazılarını düşünür. Bu alternatifler sadece
ilaveler bağlamında (Marjinal ekler) var olan politikalardan farklılaşacaktır. Her
alternatif için sadece sınırlı sayıda “önemli” sonuçlar değerlendirilecektir.
Karar vericinin karşısındaki sorun devamlı olarak yeniden tanımlanmaktadır.
İlaveci yaklaşım, sosyal sorunların daha kolay yönetilebilmesi ve başa
çıkılabilmesini kolaylaştıran etkiye sahip sonsuz amaçlar-araçlar ve araçlar-amaçlar
ayarlamalarına izin verir.
İnkrementalist yaklaşımda; bir sorunun çözümü için tek bir karar veya doğru
yoktur. İyi bir kararın test edilmesi, çeşitli analizcilerin, ortak görüşle saptanan bir
hedefe göre en uygun araç olduğu kararında aynı görüşe sahip olmaksızın, karar
üzerinde görüş birliğine varmalarıdır. Diğer bir ifadeyle üzerinde anlaşılan hedefin
çözümünde verilen kararın en uygun olduğu konusunda görüş birliğine
varmaksızın, sadece analiz yapan kişilerin karar konusunda sadece aynı görüşte
olmaları iyi bir kararın testi anlamına gelmektedir.
İlaveci karar verme esasında düzeltici özelliğe sahiptir. Bu karar verme
modeli, gelecekle ilgili sosyal amaçların iyileştirilmesinden çok mevcut somut
sosyal eksikliklerin iyileştirilmesine göre düzenlenmiştir. Bu yaklaşımın en önemli
yararlarından biri bir sorunla ilgili olarak siyasal anlamda bile sadece uygulanan
politikalarda ilavelerle uğraşılacağı için karar verirken görüş birliğine varmanın
daha kolay olmasıdır.
Ancak Türkiye gibi siyasal yapısında önemli sorunlar ve bölünmüşlük olan bir
ülkede iktidar değişikliklerinde eskiden verilen kararların yok sayılıp yeniden karar
verme düşüncesinin varlığı dikkat çekmektedir. Çünkü siyasal anlamda iktidar
değişikliğinde önceki iktidar partilerinin verdiği kararlar yok kabul edilip sorunların
üzerine gidilmektedir. Aslında aynı konu kamu kurumlarında da söz konusu olabilir.
Siyasiler kadar olmasa da bürokratlar da genelde göreve geldiklerinde hep yeni bir
sayfa açma düşüncesinde olup eskiden alınmış kararları yok sayabilirler. Bu doğal
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
4
Kamu Yönetimi
olarak ülkenin siyasal ve idari kültürüne bağlı bir durumdur. İlaveci karar verme
modeli, rasyonel yaklaşıma göre daha sınırlı, uygulanabilir ve kabul edilebilir
kararlar alınmasında daha etkin ve yaygın kullanılabilir.
Bununla birlikte; Lindbolm, daha sonraki çalışmalarında ilave karar alma
konusundaki görüşlerinden kısmen dönüş yapmıştır. Bazı önemli hususlarda
gerçekten ilave düzeltmelerle kararlar gerçekleştirilemez. Örneğin özel teşebbüsle
ve özel mülkiyetle ilgili ya da gelir ve zenginliğin dağıtımıyla ilgili sorunlar küçük
ayarlamalarla çözülemez.8 Bu konular bir toplum için çok önemli konulardır.
Bu noktada Lindblom inkrementalizmin çoğulcu bir yapıda gruplar arasında
uzlaşma sonucu ulaşılan noktalarda kararlar verilmesini sağlayacağını ifade etse de,
daha sonra düşüncelerinde değişim başlamış ve çoğulcu bir yapıda grupların eşit
olmadığı ve özellikle iş dünyasının ve onların kurduğu kurumların diğerlerine göre
daha etkin olduğunu düşünmektedir. Dolayısıyla kamu yöneticilerinin toplumdan
gelen taleplere göre ve pazarlık sonucu kararlar alacağı konusu daha sonra bazı
grupların egemenliğiyle alınan kararlar olarak görülmeye başlanmıştır.
Özellikle baskı grupları arasında ekonomik güce sahip işveren gruplarının
daha etkin oldukları ve karar mekanizmaları arasında pazarlık sürecinden çok
sonuçta bunların etkisi olduğunu kabul etmek anlamına gelmektedir. Bu aslında
Lindblom’un pozisyonunun kamusal karar mekanizması konusunda pazarlık
yapılmasının kaçınılmaz ve istenilen bir şey olması noktasından ideolojinin asıl rolü
oynadığı bir duruma doğru kaydığını düşündürmektedir.
KARMA KARAR VERME MODELLERİ
Rasyonel teorinin yukarıda özetlenen eleştirileri genelde kabul görürken,
bunun yanında ilaveci yaklaşımın da bazı eksikliklere sahip olduğu öne
sürülmüştür. Örneğin bu model çerçevesinde karar verilirken toplumdaki güçlü ve
organize grupların çıkarları karara yansırken, organize olmayan grupların çıkarları
göz ardı edilebilir. Daha da ötesi kısa dönemli ve sadece mevcut politikaların
üzerindeki sınırlı değişiklikler üzerine yoğunlaşma sosyal yeniliklerin göz ardı
edilmesine neden olabilir. Örneğin bir savaş ilanı gibi önemli kamusal kararlar,
ilaveci yaklaşımla verilemez. Ara yol olarak her iki yaklaşımı kullanan karma
modeller geliştirilmiştir.9
Etzioni, bu bağlamda karma karar verme modelini ortaya koymuştur. Bu
yaklaşım, kararları ikiye ayırır: temel (esas) kararlar ve ilave veya küçük kararlar.
Temel kararlar temel politika yönünü belirler ve savaş, uzay programının
başlatılması ve benzeri genel ve yeni kararlar gibi kararlar köklü ve temel
kararlardır; hem rasyonel yaklaşımda olan temel ve önemli ilk kararları hem de
daha önceki politikalarda alınan ilave kararları göz önüne alır.10
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
5
Kamu Yönetimi
Dolayısıyla bu yaklaşım hem temel kararların verilmesini sağlayan ilave
süreçleri hem de ulaşılan kararların uygulamasında ilave alınacak kararları göz
önüne alır. Karma karar verme modeli karar vericilerin, farklı durumlarda hem
rasyonel modeli hem de inkremental (ilaveci) yaklaşımı kullanmasını sağlar. Bazı
durumlarda, inkrementalizm yararlı ve daha uygun olacaktır. Bazı durumlarda ise
rasyonel yaklaşımın getirdiği doğrultuda bir yöntem yararlı olacaktır. Karma karar
verme modeli aynı zamanda karar vericilerin farklılaşan kapasitelerini de göz
önüne alır. Genel olarak söylemek gerekirse, kararların uygulanması için gücün
harekete geçirilmesinde karar verici ne kadar büyük kapasiteye sahipse, o kadar
gerçekçi olarak kararın inceden inceye yapılması gerçekleşir. Ayrıca ne kadar
kapsayıcılık genişse, o kadar karar verme verimli olacaktır.
Dror’a, göre, Lindbolm’un incrementalizm dediği karar verme yöntemi,
tembelliğin ve yeniliğe karşı olmayı ideolojik olarak sağlamlaştırma çalışmasıdır.
Dror bu tür bir yaklaşımın sadece mevcut politikaların yeterli ve tatmin edici olması
ile toplumun herhangi bir yeni sorunla karşılaşmaması durumunda işe yarayacağını
ifade eder. Toplumda gerçekten değişmeyen bir sosyal istikrar varsa bu tür bir
karar verme yöntemi işe yarar. Dror’a göre bazı alanlarda gerçekten işe yarayan bu
yöntemin, koşulların sıklıkla değiştiği ve gelişen toplumlarda artan sorunlar
karşısında çaresiz kalacağını belirtmektedir.11
Dror’a göre bunun alternatifi rasyonel karar verme modeli değildir. Dror’un
alternatif olarak sunduğu model, gerçekçilikle idealizmi birleştiren ortalama bir
modeldir. Genel hatlarıyla bu model, hem rasyonel hem de extra-rasyonel
unsurları karar vermede kullanmaktadır. Extra-rasyonel unsurlar, düşünme, değer
yargıları, yaratıcı icat, beyin yorma (beyin fırtınası) ve diğer yaklaşımları kapsar.
Rasyonel unsurlar ise, seçeneklerin gözden geçirilmesi ile hedef ve amaçların
açıklığa kavuşturulmasını kapsar. Aslında bu model bu yönüyle kapsamlı rasyonel
teori ile inkrementalizm arasında bir yerde durmaktadır.12
Görüldüğü gibi karma karar verme modelleri, inkrementalizm ile
rasyonalizmin kullanımını birleştiren bir çeşit uzlaşmadır. Ancak uygulamada ne
kadar başarılı olacağı konusunda şüpheler bulunmaktadır. Çünkü karar vericilerin
her iki yaklaşımı kullanmada nasıl karar verecekleri pek açık değildir. Ayrıca
rasyonel yaklaşım, karar vermeden sorumlu kamu yöneticilerine çoğu zaman daha
kolay gelebilir. Özellikle eskiden yapılan ve uygulanan yol ve yöntemlere yeni gelen
bürokratların sıcak bakmaması durumunda ne yapılacaktır? Dolayısıyla aslında
kamu yönetiminde karar verme durumunda olan kişilerin çevrelerinden bağımsız
olmadıkları, kendilerine ait değerlerinin olduğu ve bunları yönetime çoğu zaman
taşıdıkları ve aldıkları kararlarda bunların çok etkisi olduğu göz önüne alınmalıdır.
Kamu yönetiminde bazı kararlar ilk defa verilirken, bazıları ise devamlı olarak
verilmektedir. Dolayısıyla bu noktada en iyi veya en doğru diye bir şey yoktur.
Karar verme durumunda olan yöneticinin çevresel, kişisel ve ortamın koşullarına
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
6
Kamu Yönetimi
göre bir takdir yapması zorunludur. Dolayısıyla kamu yönetiminde kararlar
verilirken ortaya konabilecek çok fazla standart yoktur.
Çünkü standart ortaya koyma, tercihlerin ve anlayışların etkisinde kalacaktır.
Özellikle bu noktada bazı değerlerin karar vericinin davranışını yönlendirdiği
düşünülmelidir. Bu açıdan karar verme faaliyetiyle kimlerin uğraştığı ve politika
oluşturma sürecinde kimlerin olduğu ve rol oynadığı önem kazanmaktadır. Şimdi
kim kamu politikalarının yapar sorusuna cevap aramak açısından demokratik bir
ülkede genelde kamu politikalarında rol oynayan kişi ve kesimlerin ve bunların
rollerinin kısaca tartışılması gerekir.
Aslında ne rasyonel modelin ne de ilaveci modelin ya da karma modellerin
söylediklerinin çok farklı olmadığı da tartışılan konular arasındadır. Örneğin, Smith
ve May, yazdıkları makalede rasyonalist ile inkrementalist karar verme modelleri
arasındaki tartışmanın sanal olduğunu söylemektedirler. Aslında rasyonalist
yaklaşımın olması gereken ya da beklenilen şeylerle ilgili reçeteler verirken
inkrementalist modelin olan şeylerle ilgili açıklama yaptığını söyleyen Smith ve May
üçüncü yol olarak karma modelin birleştirici bir rol üstlenebileceğine işaret
etmektedirler. Diğer yandan bu tartışmaların uygulamada karar vericiler ve karar
verilen alana bağlı olarak anlamsız hâle gelebileceğini de belirtmektedirler.13
Örneğin kamu kurumlarında hedef ve amaçların belirlenmesinde ya da
uygulamada dikkate alınmasında sorunlar vardır. Konuyu kamu yönetimi-kamu
politikası-siyaset bilimi ayrımı ışığında kısaca ele almak yararlı olabilir. Karar alma
sürecinde bir kurumun amaç ve hedeflerinin belirlenmesi konusunda yönetim
yaklaşımının yeterli ve güçlü bir bakış açısı getiremediğini örnek olarak tartışmak
yararlı olabilir.
Yeni kamu yönetiminin kamu politikası sürecini, rasyonel bir mantıkla ele
alması gerçek yaşam ile planlanan yaşam arasındaki farkı ortaya koymada yetersiz
kalabilir. Özellikle kamu kurumlarında amaç ve hedeflerin belirlenmesi karmaşık bir
alandır. Resmi anlamda ifade edilen ya da belirlenen amaç ve hedeflerin ne kadar
gerçeklere uygun ve başarılabilir hedefler olduğunu bilmek zordur. Bu noktada
günümüzde güncel olan stratejik planlama gereği bütün kamu kurumlarının amaç
ve hedeflerini planlara yazmaları birer faraziyedir.14
Görüldüğü gibi karma karar verme modeli, inkrementalizm ile rasyonalizmin
kullanımını birleştiren bir çeşit uzlaşmadır. Ancak uygulamada ne kadar başarılı
olacağı konusunda şüpheler bulunmaktadır. Çünkü karar vericilerin her iki
yaklaşımı kullanarak nasıl karar verecekleri pek açık değildir. Ayrıca rasyonel
yaklaşım, karar vermeden sorumlu kamu yöneticilerine çoğu zaman daha kolay
gelebilir. Özellikle eskiden yapılan ve uygulanan yol ve yöntemlere yeni gelen
bürokratların sıcak bakmaması durumunda ne yapılacaktır? Dolayısıyla aslında
kamu yönetiminde karar verme durumunda olan kişilerin çevrelerinden bağımsız
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
7
Kamu Yönetimi
olmadıkları, kendilerine ait değerlerinin olduğu ve bunları çoğu zaman yönetime
taşıdıkları ve aldıkları kararlarda bunların çok etkisi olduğu göz önüne alınmalıdır.
Kamu yönetiminde bazı kararlar ilk defa verilirken, bazıları ise devamlı olarak
verilmektedir. Dolayısıyla bu noktada en iyi veya en doğru diye bir şey yoktur.
Karar verme durumunda olan yöneticinin çevresel, kişisel ve ortamın koşullarına
göre bir takdir yapması zorunludur. Sonuçta, kamu yönetiminde kararlar verilirken
ortaya konabilecek çok fazla standart yoktur. Çünkü standart ortaya koyma
tercihlerin ve anlayışların etkisinde kalacaktır.
Özellikle bu noktada bazı değerlerin karar vericinin davranışını yönlendirdiği
düşünülmelidir. Bu açıdan karar verme faaliyetiyle kimlerin uğraştığı ve politika
oluşturma sürecinde kimlerin olduğu ve rol oynadığı önem kazanmaktadır. Şimdi
kim kamu politikalarının yapar sorusuna cevap aramak açısından demokratik bir
ülkede genelde kamu politikalarında rol oynayan kişi ve kesimlerin ve bunların
rollerinin kısaca tartışılması uygun olacaktır.
KARAR VERMEDE DEĞERLERİN ETKİLERİ
Yukarıda söylendiği karar verme genel anlamda kamu yönetiminde özel
anlamda kamu politikası sürecinde en çok gerçekleştirilen faaliyetlerden biridir.
Yöneticiler karar verirken sahip oldukları değer sisteminden bağımsız olamazlar. Bu
bağlamda kamu yönetiminde karar vermeyi etkileyebileceği düşünülen değerler
olarak siyasal, örgütsel, kişisel ve ideolojik değerlerin var olduğu ifade edilebilir.
Kısaca bu değerler sisteminin karar vermeyi nasıl etkileyebileceğinin tartışılması
yararlı olabilir.
Siyasal değerler denince, karar vericilerin etkilendikleri veya bağlı oldukları
iktidardaki siyasal partinin lehine olacak kararlar vermesi beklenebilir. Normal
olarak özellikle gelişmekte olan ülkelerde kamu yönetiminde karar vericiler
üzerinde siyasal baskı ve etkilemeler söz konusudur. Dolayısıyla bir program veya
yöntemle ilgili kararlar verilirken siyasal partinin lehine olabilecek kararlar üretilir.
Özellikle seçimlerden önce verilen kararlarla yapılan uygulamalarda bu tür bir
değer kaygısı kamusal faaliyetlerde izlenebilmektedir.
Örgütsel değerler ise daha çok bir kurum içindeki bürokratların örgütsel
değerlerden etkilenmesi şeklinde anlaşılabilir. Örgütler kendi içinde çalışanların
davranışlarıyla ilgili bazen genelgeler yayınlayabilir. Ayrıca her kademede görev
yapan bürokratlardan beklenen şeyler ortaya konabilir. İşte bu bağlamda karar
verme konumunda olan yöneticiler genellikle bu tür örgütsel değerlerden
etkilenirler. Ayrıca kişiler örgüt içinde bulundukları anda ve ayrıca örgütle olan
bağlarından dolayı kişisel davranışları veya değerleri değil örgütsel değerleri göz
önüne alabilir. Örneğin bir polis teşkilatında çalışanlar gizli bir dayanışma içinde
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
8
Kamu Yönetimi
olabilirler. Özellikle uzun dönemde beraber olmaktan ve mesleğe girmeden önce
uzun yıllar beraber aynı ortamlarda bulunmaktan dolayı kendi içlerinde örgüte
karşı bir bağlılık ve dayanışma hissedebilirler. Bu tür değerler karar
mekanizmalarını doğrudan etkileyebilir.
Kişisel değerler bazen karar vermede bir ölçüt işlevi yerine getirebilir. Bir işin
yapılması için bir bürokrat veya politikacının rüşvet alması düşünce bazında bir
kazançtır. Bu tür kişisel zenginliğini veya ününü artırmak için çalışanların kendi
değer ölçüleri verilen kararlarda önemli rol oynar. Ayrıca bir örgütteki yerinin çok
önemli görülmesi için veya tarihi bir görev yaptığı imajı gibi kişisel değerler kamusal
karar verme mekanizmalarında önemli etkenler olarak görülebilir.
Bireysel Etkinlik
İdeolojik değerler, özellikle gelişmekte olan ülkelerde kararlar verilirken
önemli rol oynayan etkenlerden biridir. Kamu politikalarının uygulanmasında
tarafsızlık ve eşit davranma olması gerekirken, bürokratların ve kamu görevlilerinin
ideolojik yapısı vereceği kararlarda etkin olabilir. Bu da hizmet verilen kişiler
arasında ayrım yapma anlamına gelmektedir. Daha geniş açıdan özellikle geçen
yüzyılda milliyetçiliğin öne çıkması, kamusal kararlarda kamu yönetimine yön
vermektedir. Ayrıca özellikle eski doğu bloğu ülkelerinde sosyalist ideoloji sistemin
her aşamasında etkindi. Bugün halâ gelişmiş ülkeler dışında milliyetçilik anlayışı
kamu yönetimini tamamen sarmış bir mekanizmadır. Özellikle kamu politikalarının
(iç veya dış politikalar) şekillendirilmesinde bu tür sembolik ideolojik değerler çok
önemli rol oynarlar.
• Sizce siyasal, örgütsel, kişisel ve ideolojik değerlerden
hangisi karar vermede diğerlerinden daha etkilidir?
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
9
Özet
Kamu Yönetimi
• Devlet kurum ve kuruluşlarını yönetmek ve bu kurumların görev
alanlarında kamu politikası yapmak, üretilen politika alternatiflerinin
içerisinden en uygununu seçebilme ve uygulayabilme sanatı zor bir
süreçtir. Karar vermede denilen bu süreç faaliyetleri karar vericilerin
işine yarayacak karşılaştırmalı ve kullanılabilir nitelikli bilgiler üretmek ise
kamu yönetimi biliminin temel amacıdır. Bu bakımdan, kamu yönetimi
sürekli bir şekilde politika üretirken karar verme sürecini şekillendirici bir
etkiye sahiptir. Dolayısıyla birçok sosyal unsurun güç ve baskısı altında
şekillenen kamu yönetimi gelenekleri ve kamu politikası sürecinde karar
verme mekanizmalarının kendine özgü canlı hareket tarzları olduğu
anlaşılmaktadır.
• Karar verme sürecini ister rasyonel yaklaşımla ister ilaveci yaklaşımla
isterse de karma yaklaşımlarla açıklama çabası aslında yöneticilerin bu
süreçte daha kolay hareket edebilmelerini sağlamayı amaçlamaktadır. Bu
yönüyle bu bölümde ele alınan yaklaşımlar karar verme sürecini
açıklamaya çabalasalar da aslında her bir yönetici kendine uyan ve içinde
bulunduğu şartlara göre karar verme faaliyetini gerçekleştirebilir. Ancak
bilimsel bakış açısıyla bu yaklaşımların kazandırdığı bilgi birikiminden de
yararlanmalıdırlar.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
10
Kamu Yönetimi
DEĞERLENDİRME SORULARI
Değerlendirme
sorularını sistemde ilgili
ünite başlığı altında yer
alan “bölüm sonu testi”
bölümünde etkileşimli
olarak
cevaplayabilirsiniz
1. Aşağıdakilerden hangisi karar verme ile ilgili bir model değildir?
a) Sorun çözme teknikleri modeli
b) Rasyonel karar verme modeli
c) İlaveci karar verme modeli
d) Karma (hem rasyonel hem ilaveci karar verme) modeli
e) Hiçbiri
2. Aşağıdakilerden hangisi karar verme sürecinde doğrudan etki yapan
değerlerden değildir?
a) Örgütsel değerler
b) Ailevi değerler
c) Kişisel değerler
d) İdeolojik değerler
e) Siyasal değerler
3. Aşağıdakilerden hangisi doğru bir önermedir?
a) Karar verme süreci değerlerden bağımsız ve tarafsız bir süreçtir.
b) Karar verme süreci değerleri yok sayan bir süreçtir.
c) Karar verme süreci anlaşılan bir süreç değildir.
d) Karar verme süreci değerlerden bağımsız ve tarafsız olmayan bir
süreçtir.
e) Karar verme bir süreç değildir.
4. Aşağıdakilerden hangisi rasyonel karar verme modelini öneren
düşünürdür?
a) A. Etzioni
b) C. E. Lindblom
c) Y. Dror
d) D. Easton
e) H. Simon
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
11
Kamu Yönetimi
5. Aşağıdakilerden
düşünürdür?
hangisi
ilaveci
karar
verme
modelini
öneren
a) A. Etzioni
b) Y. Dror
c) C. E. Lindblom
d) D. Easton
e) H. Simon
Cevap Anahtarı:
1. a 2.b 3.d 4.e 5.c
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
12
Kamu Yönetimi
YARARLANILAN ve BAŞVURULABİLECEK DİĞER
KAYNAKLAR
1
Simon, H. (1997) ‘The Proverbs of Administration’ J.M. Shafritz ve A. C. Hyde (Ed)
Classics of Public Administration , New York, Harcourt Brace College Publishers.s.
127-141.
2
Dye, T.R. (2002) Understanding Public Policy.(Tenth Edition) Upper Saddle River,
Prentice Hall.
3
Leach, S. (1982). "In Defence of Rational Model", Approaches in Public Policy.
(Eds) S. Leach and J. Steward. London, George Allen & Unwin. s. 6
4
Lindbolm, C.E (1968) The Policy-Making Process, London,Prentice Hall, Lindbolm, C.E
(1979) ‘Still Muddling, not yet through’ Public Administration Review, 39 S. 517-525.
5
Braybrooke, D. And C.E. Lindbolm (1963) A Strategy Of Decision New York Free
Press.
6
Lindbolm, C.E. (1965) The Intelligence Of Democracy, New York Free Press. ,
Lindbolm, C.E. (1968) The Policy-Making Process, London,Prentice Hall,
7
Cooper, Philip J. Linda P. Brady, Olivia Hidalgo Hardeman, and Katherine C. Naff
(1998) Public Administration for the Twenty-First Century. Forth Worth, Harcourt
Brace College Publishers. s.166.
8
Lindbolm, C.E. (1977) Politics And Markets , New York Basic Books. Lindbolm, C.E.
(1979) ‘Still Muddling, Not Yet Through’ Public Administration Review, 39 s. 523
9
Dror, Y. (1968) Public Policy –Making Re-Examined, San Fransisco California:
Candler. Etzioni, A.(1967) ‘Mixed-scanning: a “third” approach to decisionmaking”, Public Administration Review , Vol. 27. No. 5, s. 385-392.
10
Etzioni, 196, s.388.
11
Dror 1964, s.153.
12
Dror (1964: 153)
13
Smith, G. Ve D. May (1997) ‘The artificial debate between rationalist and
incrementalist models’ M. Hill (Ed) The Policy Process, London, Prentice Hall, ss.
163-174
14
Çevik, H. Hüseyin, ve Demirci, S. (2008). ‘Kamu Politikası’ Bekir Parlak (Ed) Kamu
Yönetimi, Ankara: Turhan Kitabevi.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
13
Download

rasyonel karar verme yaklaşımı - Lms