İLİ
: GENEL
TARİH: 21/03/2014
İMTİHAN DÜNYASI
Aziz Müminler!
Okuduğum ayet-i kerimede Rabbimiz şöyle
buyuruyor: “İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece
‘İman ettik’ demeleriyle kurtulacaklarını mı sandılar?
Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan
geçirmişizdir. Elbette Allah, doğruları ortaya
çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır.”1
Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz
(s.a.s) şöyle buyuruyor: “Mümin, taze ekine benzer.
Rüzgâr hangi taraftan eserse onu o tarafa yatırır
(fakat yıkılmaz). Rüzgâr sakinleştiğinde yine
doğrulur. İşte mümin böyledir; o belâ ve musibetler
sebebiyle eğilir (fakat yıkılmaz)…”2
Aziz Kardeşlerim!
Allah’ın Kitabına göre insanın yaratılış gayesi,
varoluş sebeplerinden birisi yeryüzünde imtihan olmaktır.
Buna göre bu dünya bir imtihan yeridir. Ölüm ve hayat,
hangimizin daha güzel davranışlar sergileyeceğini
sınamak için Rabbimiz tarafından yaratılmıştır.3 Ömür
dediğimiz sermaye, hayat dediğimiz zaman dilimi imtihan
için tanınan süredir. İnsana verilen her türlü nimet, mal,
mülk, evlat, makam, mevki birer imtihan vesilesidir. Aynı
şekilde insanın karşısına çıkan her türlü sıkıntı, zorluk, acı
ve musibet, birer imtihan vesilesidir. Ve bunun herhangi
bir istisnası da yoktur.
Aziz Kardeşlerim!
Rabbimiz, en çok sevdiği kullarını en büyük
musibetlerle imtihan etmiştir. Bu sebeple geçmişte en
büyük sıkıntılarla imtihan edilen kişiler, O’nun en çok
sevdiği kulları olan peygamberler olmuştur. Zira
Rabbimiz, dostluğuna talip kullarını böyle çetin
imtihanlara tabi tutar. Hz. Âdem ebedilik arzusuyla
sınanmıştır, ölümsüz olma isteği Hz. Âdem’in imtihanıdır.
Hz. İbrahim, Hz. İsmail’le sınanmıştır, evlat sevgisi, Hz.
İbrahim’in imtihanıdır. Hz. İsmail, canıyla imtihan
edilmiştir. Hz. Yakub, Hz. Yusuf’la sınanmıştır, Hz.
Yusuf, Züleyha ile imtihan edilmiştir. Hz. Eyyüb taşları
çatlatan bir sabır imtihanından geçmiştir. Teslimiyetin,
sabrın, cesaretin, iffetin, Rabbimize karşı samimiyetin
timsali olan peygamberler, kulluk sınavının en güzel
örneklerini sergilemişlerdir. Son peygamber, Hâtemü’lEnbiyâ, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) ise imtihanın her
çeşidiyle sınanmıştır. Âlemlerin Efendisi, imtihanın ne
demek olduğunu, bir beşerin tek başına musibetlerle nasıl
mücadele
edebildiğini
örnek
hayatıyla
bizlere
göstermiştir. Onun imtihanı, Mekke’de bir yetim olarak
peygamberlik yükünü omuzlayabilmesiydi. Onun
imtihanı, bir eline güneşi, diğerine ayı verseler dahi
yolundan dönmemesiydi. Onun imtihanı, Taif’te
taşlandığı halde dudaklarından muhataplarına rahmet
dileyen dualar dökülmesiydi. Bedir’de bir avuç müminle
müşrik ordusunun karşısına çıktığında mübarek ellerini
açıp Rabbine “Allah’ım! Şu bir avuç İslâm toplumunu
helâk edersen (korkarım) yeryüzünde sana ibadet
eden kimse kalmayacak.”4 diye seslenmesiydi. Açlık,
yokluk, ihanet ve iftiralar, belini büken, taşımakta
zorlandığı ağır yükler, neredeyse kendisini helak etmesine
sebep olacak hassasiyetler… Nice mihnet ve külfetler her
biri Nebî’nin omzundaydı. Ancak o, her belanın nimet,
her nimetin bela olduğunun bilincinde olarak varlıkta da
yoklukta da, sevinçte de hüzünde de hep Rabbinin
yanındaydı. Ve yanında olmayı bizlere öğretti…
Aziz Müminler!
Peki, onun ümmeti olan bizler, biz ahir zaman
Müslümanlarının imtihanları neler? Bizim imtihanımız
Miraç günü Ebu Bekir olabilmekte gizli, yani Peygamber
Efendimiz (s.a.s)’e sıdk ile bağlanmak bizim imtihanımız.
Bizim imtihanımız, içimizdeki sarp yokuşlarımızı
aşabilmekte gizli, yetimi gözetip yoksulu doyurmak bizim
imtihanımız. Bizim imtihanımız, vermeyen ellerimiz,
kaçmayan uykularımız. Bizim imtihanımız sevmeyen
yüreklerimiz, konuşmayan dillerimiz. Bizim imtihanımız
varamadığımız secdeler, tutamadığımız oruçlar. Bizim
imtihanımız malımızdan geçip de veremediğimiz zekâtlar,
sadakalar…
Bizim
imtihanımız
bencilliklerimiz,
hırslarımız, ihtiraslarımız. Bizim imtihanımız, içerisine
düşüp de bir türlü çıkamadığımız mal, mülk, makam,
itibar, şan, şöhret kuyuları…
Aziz Kardeşlerim!
Şunu bilmeliyiz ki Rabbimiz, mümin kullarını
kendilerine azap etmek için değil, ancak arınmaları için
imtihan eder. Müminin görevi varlıkta şımarmamak,
yoklukta isyan etmemektir. Müminin görevi, nimetlere
şükretmek, musibetlere sabretmektir. Marifet, acıyı bal
eylemede, belayı lütuf bilmededir. Marifet, “kahrın da
hoş,
lütfun
da
hoş”
diyebilme
olgunluğunu
gösterebilmektedir.
Bu mübarek günde, şu mübarek mekânda tüm bu
ibtilalardan, imtihanlardan Rabbimize sığınıyoruz. Bizleri
aşamadığımız
sarp
yokuşlardan,
çıkamadığımız
kuyulardan, zindanlardan çıkar, aydınlığa kavuştur ya
Rabbi! Bizleri alevlerden, yangınlardan, tufanlardan
muhafaza eyle, nefislerimizi sen koru ya Rabbi!
Gecelerimizi gündüze çevir, bizleri kirlerimizden arındır,
taşıyamayacağımız yükleri yükleme ya Rabbi!
İmtihanlarımızı verip, huzuruna hayırlı amellerle,
yüzümüzün akıyla çıkmayı nasip eyle ya Rabbi!
1
Ankebut 29/1-3.
Buhârî, Tevhîd, 31.
3
Mülk,67/ 2.
4
Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 8.
2
Hazırlayan: Diyanet İşleri Başkanlığı
Download

İmtihan Dünyası