Bahreyn
2011
Resmi Adı
Başkent
Yüzölçümü
Nüfus
GSYH
Hükümet Biçimi
Bahreyn Krallığı
Manama
665 km²
1.248.348
26,11 milyar dolar
Anayasal Monarşi
Devlet Başkanı
Kral Hamad bin Isa
El-Halife (2002-)
Dışişleri Bakanı
Türkiye Büyükelçisi
Askeri Harcamalar
Asker Sayısı
Halid Bin Ahmed El-Halife
İbrahim Yusuf Abdullah
731 milyon dolar
8.200
Etnik Yapı
Arap
Asyalı
İranlı
Diğer
% 73
% 13
%8
%6
Dini Yapı
Müslüman (Şii ve Sünni)
Sünni
Diğer
Petrol Üretimi
Petrol Tüketimi
İhracat
İthalat
% 81,2
%9
%9
46.430 varil/gün
47.000 varil/gün
19,91 milyar dolar
12,11 milyar dolar
Bahreyn 2011
Ahmet Öztürk
[Yrd. Doç. Dr., Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü]
Özet
Körfez ülkelerinden Bahreyn’de 2011 yılı gelişmelerini, ülkede öteden
beri var olan iç siyasal gerilimin Tunus’ta başlayan ve giderek birçok
Arap ülkesini saran Arap Baharının etkisiyle Sünni rejime karşı bir ayaklanmaya dönüşmesi belirlemiştir. Son genel seçimlerde ortaya çıkan siyasal tablo ile ülkedeki Anayasal düzen arasındaki anti demokratik dengenin iç siyasal gerilimi zirveye taşımış olması nedeniyle, Arap Baharı
olayları çok hızlı bir şekilde Bahreyn’i etkilemiş, 2011 yılı genel olarak
gösteriler, sokak olayları ve yönetimin olaylara karşı aldığı sert önlemlere sahne olmuştur. Bahreyn’de 2011 yılındaki dış politika olaylarını
da büyük ölçüde bu iç gelişmeler ile ülkede hükümetin muhalif ve
göstericilere karşı komşu ve müttefik ülkelerle birlikte aldığı sert tedbirler belirlemiştir. 2011’de Bahreyn yönetimi ülkenin güvenlik doktrini
ve politikalarını da, Kuzey Afrika’da başlayan olayların Körfez ülkelerini
etkilemeye başlamasıyla, daha fazla hissettiği iç tehdide yönelik olarak
belirlemiştir. Bu iç tehdit bağlamında önemli bir dış tehdit kaynağı olarak
olaylardaki İran etkisine karşı da, diğer Körfez ülkeleriyle yakın ilişkiler
ve çıkar birliği içinde bulunmuş, özellikle içerdeki Şii ayaklanmasını
Suudi askerlerin de desteğiyle kanlı bir şekilde bastırmıştır. 2011 yılı
olayları ayrıca ülkede var olan toplumsal, siyasal ve ekonomik sorunlar
ve eşitsizlikler üzerindeki tartışmaları zirveye taşımıştır.
Anahtar Kelimeler: Bahreyn ■ Arap Baharı ■ Basra Körfezi ■ 2011
Ayaklanması
Bahrain 2011
Abstract
In the Gulf state of Bahrain, the developments in 2011 have largely
been shaped by the transition of the long existing domestic tension
between the Sunni rule and the Shia majority into a large civil unrest
against the government, by the effects of the Arab spring. An antidemocratic balance between the results of the last elections and the
country’s constitutional order had already brought the domestic tension
to its zenith in the wake of the Arab Revolutions. Therefore the events
that had started in the North Africa have soon engulfed the streets
and squares of Bahrain, and then the year 2011 has generally been a
period of demonstrations, street fighting and finally the government
crackdown on the protesters. The foreign policy agenda of the country
was also shaped by the domestic crisis. In 2011 Bahrain has kept its
close ties with neighbouring Gulf States and Western allies in order
to stand firm against the increasingly powerful Shiia opposition and
to clean-up anti-government fractions. In doing this, Iran was again
the major source of external threat to Bahrain. The 2011 uprisings in
the country have also brought the long existing social, political and
economic issues to the top of the global agenda in the light of the
ongoing global financial crisis.
Keywords: Bahrain ■ the Arab Spring ■ the Persian Gulf ■ 2011 Uprising
Giriş: Arap Baharı Bahreyn’de
Kışa Dönerken
B
ahreyn Krallığı, nüfus, ekonomi ve askeri bakımdan Ortadoğu ve
Körfez’in küçük ülkelerinden biridir. Basra Körfezi’nin diğer ülkelerinde olduğu gibi, Bahreyn de sahip olduğu doğal kaynaklar, bölge ülkeleriyle
yakın ilişkileri ve bütün bunların ortaya çıkardığı ekonomik canlılık sayesinde uluslararası bir cazibe merkezi olmuştur. Körfez ülkeleri arasında doğal
kaynak zenginlikleri bakımından daha zayıf olan Bahreyn, bu nedenle ekonomik olarak zengin olan bu ülkelere göre daha geride yer almaktadır. Yine Katar, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan ile kıyaslandığında,
Bahreyn ekonomik ve finansal zenginliğini daha çok petrol dışı endüstrilerden sağlamaktadır. Bahreyn’de nüfusun azınlığını oluşturan Sünniler, 1971’de
İngiltere’den kazanılan bağımsızlıktan bu yana ülke ekonomisi, siyaseti ve
bürokrasisini büyük ölçüde kontrol etmekte ve bu durum çoğunluğu oluşturan Şii gruplar arasında rahatsızlık oluşturmaktadır. Bu nedenlerle Bahreyn,
genelde birkaç büyük kentten oluşması ve bir nevi kent devleti görünümünde
olmasının da etkisiyle, iç siyasal ve toplumsal karışıklıklar bakımından Körfez ülkeleri arasında öne çıkmaktadır.1
Bahreyn’de 2011 yılı gelişmelerini, ülkede öteden beri var olan iç siyasal
gerilimin Tunus’ta başlayan ve giderek birçok Arap ülkesini saran Arap Baharının etkisiyle Sünni rejime karşı ayaklanmaya varan gösterilere dönüşmesi
belirlemiştir. 2010 yılında yapılan genel seçimlerde ortaya çıkan siyasal tablo
ile ülkenin Anayasal düzeni arasındaki anti demokratik dengenin iç siyasal
gerilimi zirveye taşımış olması nedeniyle, Arap Baharı çok hızlı bir şekilde
Bahreyn’i etkilemiş, 2011 yılı genel olarak gösteriler, sokak olayları ve rejime
karşı ayaklanmaya sahne olmuştur. Bahreyn’de 2011 yılındaki dış politika
olaylarını da büyük ölçüde bu iç gelişmeler ile ülkede hükümetin muhalif ve
göstericilere karşı komşu ve müttefik ülkelerle birlikte aldığı sert tedbirler
462 ■ ORTADOĞU YILLIĞI 2011
belirlemiştir. 2011’de Bahreyn yönetimi ülkenin güvenlik doktrini ve politikalarını da, Kuzey Afrika’da başlayan olayların Körfez ülkelerini etkilemeye
başlamasıyla daha fazla hissettiği iç tehdide yönelik olarak belirlemiştir. Bu
iç tehdit bağlamında önemli bir dış tehdit kaynağı olarak olaylardaki İran etkisine karşı da, diğer Körfez ülkeleriyle yakın ilişkiler ve çıkar birliği içinde
bulunmuş, özellikle içerdeki Şii ayaklanmasını Suudi askerlerin de desteğiyle
kanlı bir şekilde bastırmıştır. 2011 yılı olayları ayrıca ülkede var olan toplumsal, siyasal ve ekonomik sorunlar ve eşitsizlikleri de yeniden tartışmaya
açmıştır.
Arap Baharı’nın önemli değişimlere neden olduğu ülkelerin çoğundan
farklı olarak, Bahreyn’de meydana gelen 2011 yılı olayları sadece Arap Baharı gelişmelerinin ortaya çıkardığı bir durum olarak değerlendirilmemelidir.
Bahreyn’de, ülkenin bağımsızlığından beri varlığını koruyan Sünni ve Şii nüfus arasındaki ayrımın bir sonucu olarak, çoğunluğu teşkil eden Şii nüfusun,
ülke yönetimi ve kamu kesiminde nüfusları oranınca temsil edilmemesi her
zaman siyasal ve sosyal bir gerilim nedeniydi. Bu gerilimler son yıllarda zamanla küçük ve büyük çaplı sokak olaylarına, tutuklamalara ve iç siyasal gerilimlere neden de olmaktaydı. Ülkede son yıllarda yapılan hemen her genel
ve yerel seçimlerde de bu durum önemli bir siyasal kriz nedeni olarak varlığını hep korudu. Bu bağlamda, Arap Baharı fırtınasının hemen öncesinde,
ülkede öteden beri var olan siyasal ve sosyal dinamikleri harekete geçirerek eski ve yeni tartışmaları tetiklemiş olan 2010 yılı seçimleri, Bahreyn’de
meydana gelen 2011 olaylarının açıklanmasında kilit bir öneme sahiptir ve
derinlemesine incelenmelidir.
Bahreyn’de 2011 yılına giden süreçte yaşanan toplumsal ve siyasal sorunları ve 2011 yılı içinde meydana gelen iç ve dış politika gelişmelerini anlamak için bu ülkenin kısa bir tarihçesini, toplumsal yapısını, iç dinamiklerini,
hükümet ile toplumsal gruplar arasındaki sorunları da kısaca hatırlamak yararlı olacaktır.2
2011 Ayaklaması Öncesi Toplumsal ve Ekonomik Yapı3
Bahreyn, Basra Körfezinin orta batısında, Suudi Arabistan ile Katar Yarımadası arasında yer alan bir ada devletidir. 36 küçük ada üzerinde kurulu olan
Bahreyn Krallığı, İngiltere’den bağımsızlığını kazandığı 1971’den berielHalife ailesi tarafından yönetilmektedir. Bu adalardan Bahreyn, Muharrak,
Umman Nasan ve Sitrah adaları ülke topraklarının % 95’ini oluşturmaktadır.
Bahreyn Krallığı, 1986’dan beri Bahreyn Adası’ndan başlayarak Bahreyn
Körfezi üzerinden Suudi Arabistan’ın Hobar kentine bağlanan Kral Fahd köprüsüyle Körfez’in en büyük krallığına karayoluyla da bağlanmış durumdadır.
2011 verilerine göre nüfusu 1 milyon 250 bini geçen Bahreyn’de başkent
Manama’nın metropolitan alanı 350.000’in üzerindeki nüfusuyla ülkenin en
büyük yerleşim bölgesidir. Manama’yı nüfusu 120.000’in üzerinde olan Rif-
BAHREYN ■ 463
fa ve nüfusu 120.000’e yaklaşanel-Muharrak kentleri izlemektedir.4 Bahreyn
nüfus yoğunluğu bakımından dünyada önde gelen ülkelerden olup ülke nüfusunun yüzde 90’ı da Bahreyn ve Muharrak adalarında yaşarken bir başka
veriye göre de Manama, Riffa ve Muharrak kentlerinde yaşayanların sayısı
Bahreyn nüfusunun yarısını teşkil etmektedir. Bu nüfus verileri bağlamında
2011 yılında başta Manama olmak üzere büyük kentlerde meydana gelen gösterilerin Bahreyn’de toplumsal olarak çok geniş bir tabanı temsil ettiği daha
kolay anlaşılabilecektir.
Nisan 2010 nüfus sayımı verilerine göre Bahreyn’de toplam nüfusun yarısından fazlası %54’ü göçmen ya da yabancı olarak kaydedilmiş ve ülkede
Bahreynliler resmen azınlık durumuna düşmüşlerdir.5 Son nüfus verileri 2001
verilerine göre nüfusun yüzde 90 arttığını göstermiştir. Toplam nüfusun üçte
ikisi Arap ve İran kökenli olup, geri kalan üçte birlik bölüm Güney Asya ülkelerinden gelmiş bulunmaktadır. Küçük gruplar dışında nüfusunun tamamına
yakını Müslüman olan ülkedeki Müslümanların üçte ikisini Şiiler oluşturmakta ve bu durum Sünni Halife Ailesi tarafından yönetilen ülkedeki sosyal
ve siyasal gelişmeleri etkilemektedir. Bunun yanında, ülkedeki en kalabalık yabancı etnik grubu oluşturan Hindistan kökenli yabancı nüfusun sayısı6
300.000’i aşmış durumdadır.7 Nüfus yapısı ve ülkedeki büyük etnik ve mezhepsel grupların varlığı, Şiiler ve göçmen işçi gruplar örneklerinde olduğu
gibi, Bahreyn’de sıklıkla toplumsal ve siyasal gerilimlere neden olmaktadır.
Bahreyn, İngiltere’den bağımsızlığın kazanıldığı 1971’den 2002 yılına
kadar Emirlikle yönetilmiş, 2002 yılında kabul edilen yeni Anayasa ile ülkenin siyasal sistemi Krallık şeklini almıştır. Ayrıca yeni Anayasa ile krala
yardımcı olmak üzere ve yasama organı olarak, üyeleri kral tarafından 4 yıllığına atanan, 40 üyeli Şura Meclisi oluşturulmuştur. Bu meclis Bahreyn Parlamentosunun üst kanadını oluşturmaktadır. Bunun dışında yetkileri sınırlı olan
ancak üyeleri 4 yıllığına seçimle belirlenen yine 40 üyeli Temsilciler Meclisi
ya da Alt Meclis vardır. Meclisin alt kanadı için şimdiye kadar 2002, 2006
ve 2010 yıllarında olmak üzere üç kez seçim yapılmış, bu seçimlerin hemen
hepsinde de temsil sorunları, oy verme işlemleri ve seçimlere katılan siyasal
grupların söylemleri önemli bir iç siyasal gündem ve gerilim konusu olmuştur.
Bahreyn’deki toplumsal ve siyasal hareketliliğin bir nedenini de ülkenin
ekonomik yapısında aramak gerekir. Ülke ekonomisine genel olarak ve komşu
ülkelerle kıyaslayarak bakıldığında, 2010 yılı verileri ve satın alma gücü paritesine göre 30-31 milyar dolarlık bir milli gelir büyüklüğüne sahiptir ve bu
rakam ülkedeki kişi başına düşen geliri, yine satın alma gücü paritesine göre
27-28 bin dolar civarına taşımaktadır. Bahreyn bu gelir düzeyine rağmen,
gelişmişlik, gelir büyüklükleri ve refah bakımından Körfezdeki diğer komşu
ülkelerin gerisinde kalmaktadır.8 Ülke ekonomisi doğal kaynaklarda petrol,
alüminyum, doğal gaz, balıkçılık ve inci üretiminde yoğunlaşmaktadır. Son
yıllarda ülke ekonomisinin yoğunlaştığı alan daha çok hizmetler sektörü olup,
464 ■ ORTADOĞU YILLIĞI 2011
bu alanda ekonomi yönetimi ilgisini daha çok finans, bankacılık ve turizm
alanlarına kaydırma çabası içinde olmuştur. Bahreyn’de sektörler itibariyle
ekonomik duruma bakınca, tarım sektörünün milli gelir içindeki payı sadece
yüzde 0,5 iken sanayi ve hizmet sektörlerinin payları da sırasıyla yüzde 56,6
ve yüzde 42,9 olarak kaydedilmiştir. Bahreyn’de, diğer Körfez ülkelerinin aksine petrol ve doğal gaz sektörünün milli gelirdeki payı sadece % 13’tür.9 Yüzde 13’lük fosil yakıtları içeren endüstriyel faaliyetlerin dışında, Bahreyn’de
finans sektörü % 24, kamu hizmetleri %15, imalat sanayi % 12,5, ulaşım ve
haberleşme % 9, emlak sektörü de % 9,5’lik bir paya sahiptir.10 2008 küresel
ekonomik krizi öncesinde ortalama % 6-7 oranında büyüyen Bahreyn ekonomisi kriz yıllarında bu büyüme hızını kaybetmiştir.11
Bahreyn’de son yıllarda artan yabancı nüfusu, bozulan demografik denge
ve bu nüfus faktörünün ülkedeki dezavantajlı gruplar üzerindeki etkisi ile
küresel mali krizin ülke ekonomisine taşıdığı yavaşlamanın toplumsal gruplar
üzerindeki etkileri bağımsız olarak ülkede iç barışı tehdit edici bir nitelik
taşımıyordu. Ancak, bu sosyal ve iktisadi faktörler aşağıda ayrıntılı olarak
bahsedilecek olan siyasal sorunlarla bir araya geldiğinde, Bahreyn’i Arap
Baharı öncesinde sosyal bir patlamanın eşiğine zaten getirmiş durumdaydı.
Bütün bunların üzerine bir de Arap Baharının ortaya çıkardığı başkaldırıcı
esinlenme ve sinerji eklenince Bahreyn 2011 yılını büyük siyasal çalkantılar
ve çatışmalarla geçirmiştir.
2011 Yılına Giden Süreçte İç Siyasal Gelişmeler:
Yeni Anayasa ve Siyasal Ayrışmalar
Bahreyn’de bugünkü siyasal yapının ve sorunların doğmasında birbirine az
ya da çok bağlı olan üç iç siyasal dinamik önemli ölçüde etkili olmuştur.12
Bunlardan biri ülkede yönetici sınıfın ve elitin nüfus bakımında azınlıkta olan
Sünnilerden gelmesidir. İkincisi, Bahreyn yönetiminin de desteğiyle ülkenin
sürekli dışarıdan göç alması ve bunun ülkedeki demografik dengeleri sürekli
olarak değiştirmesidir. Son olarak da ülkenin anayasal düzeninin geçirdiği
reform sürecinde ve bu sürecin ortaya çıkardığı yeni siyasal yapıda yeni toplumsal güçlerin etkili olma istekleridir. Bunlardan özellikle Modern Bahreyn
politikasını etkileyen bir süreci ifade eden sonuncusunun, daha açık ifade
etmek gerekirse Kral Hamad bin İsa el-Halife’nin 1999’da tahta geçmesiyle
birlikte başlattığı siyasal reformların, diğer faktörleri de harekete geçirerek
bugünkü Bahreyn siyasetini şekillendirdiği söylenebilir.
2011 ayaklanmasını şimdilik bir kenara bırakırsak, Kral Hamad’ın başlattığı anayasal ve siyasal reformlar, Bahreyn’de ülkenin 1971’de İngiltere’den
bağımsızlığını kazanmasından sonra kaydedilen en büyük siyasal gelişme
olarak değerlendirilebilir. Bu reformlarla birlikte Bahreyn 2000’li yılların başında emirlikten anayasal monarşi’ye geçmiş, ülkede uzun yıllar yapılmayan
yerel ve genel seçimlerin önü açılmıştır. Özellikle seçimlerle ilgili Ulusal Ey-
BAHREYN ■ 465
lem Yasası 2001 yılında yapılan bir referandumda % 95’le kabul edilmiş ve
böylece Bahreyn yeni bir döneme girmiştir. El-Halife referandumdan hemen
sonra Devlet Güvenlik Yasası ile Devlet Güvenlik Mahkemesini de lağvetmiş,
ülkedeki bütün siyasi hükümlüleri serbest bırakmıştır. Bunu takiben, 2002
yılında yürürlüğe giren yeni anayasayla ‘anayasal bir monarşi’ kurularak ülkenin son Emiri olan Hamad, Bahreyn’in ilk Kralı olarak tarihe geçmiştir.
Yeni anayasayla birlikte ülkede parlamentonun alt kanadı için yapılan ilk
genel seçimler 2002 yılının Ekim ayında gerçekleştirilmiştir. Katılım düzeyinin % 50’nin biraz üzerinde gerçekleşmiş olduğu bu seçimlere halkın seçimlere ilgisizliğinin arkasındaki temel nedenlerden biri, Anayasa gereği atamayla oluşan Şura Meclisi’nin (meclisin üst kanadı) halkoyuyla gelen ve alt kanat
olarak adlandırılan Temsilciler Meclisiyle eşit yetkilere sahip olmasıdır.13
İkinci neden ise, büyük ölçüde aynı gerekçelerle Şii grupların bu seçimleri
yaygın olarak boykot etmeleridir.14 Bahreyn’de bir sonraki genel seçimler 2006
Aralık ayında yapılmıştır. Bu genel seçimlere daha önceki seçimleri boykot
eden Şii siyasal topluluklar da katılmış ve genel seçimlere katılan en büyük
Şii topluluğu olan el-Vifak grubu parlamentonun alt kanadındaki toplam 40
sandalyeden 17’sini kazanarak Bahreyn parlamentosundaki en büyük grubu
oluşturmuştur. Buna karşılık Sünni gruplar gösterilen büyük çabalara rağmen
seçimlere tek cephe olarak girememiş, büyük ölçüde bunun sonucunda Sünni
gruplardan Selefi el-Asala Topluluğu 5 üyelik kazanırken Müslüman Kardeşler (el-Minbar) Topluluğu da 7 sandalyede kalmıştır. Kalan 11 sandalye de
çoğu Sünni olan bağımsız adaylar tarafından paylaşılmıştır. Ancak seçimlerin
gündeme taşıdığı siyasal hararet ile ülkedeki siyasal bölünmenin getirdiği
gerginlik seçimlerden sonra da sürmüş, sonuç olarak bazı bağımsızların Sünni
siyasi topluluklara katılmalarıyla Sünni gruplar seçimlerden sonra Meclisteki
dengeyi lehlerine çevirmişlerdir. Bu katılımlardan sonra Şii el-Vifak 17’de
kalırken, Sünni grupların sayısı ise el-Asala 8, elMinbar 7, ılımlı ve hükümet
yanlısı Sünni el-Müstakbel Topluluğu 4 olarak gerçekleşmiştir. Bunun dışında bağımsızlar arasında da yine Sünniler, Şii el-Vifak grubuyla hareket eden
1 milletvekiline karşı 3 bağımsız ile güçlü bir duruma gelmişlerdir.15 2006
seçimleri sonrası ortaya çıkan bu tablo Bahreyn’de siyasal gündemi dört yıl
boyunca canlı tutacak ve ülke bu ayrışmış siyasal yapı ile 2010 yılı seçimlerine gidecektir.
2011 Olayları Öncesinde 2010 Seçimleri
Bahreyn’de 2011 yılı olaylarından hemen önce siyasal ve toplumsal gündemi
önemli ölçüde belirleyen en büyük gelişme 2010 yılı Ekim ayında yapılan
seçimler ve beraberinde getirdiği tartışmalar olmuştur. Bu bağlamda, ülkede
hem seçimlere giden süreçte hem de seçim sonrası gündeminde etkili olan
iç siyasal dinamikleri hatırlamak gerekmektedir. Aşağıda bahsedilecek olan
bu dinamikler ışığında tartışmalı geçen seçimler ile birkaç ay sonra Tunus’ta
466 ■ ORTADOĞU YILLIĞI 2011
ortaya çıkacak olan ve giderek Arap Ortadoğusunun doğu ve güneyine kayan
olaylar birlikte düşünüldüğünde ülkedeki 2011 yılı olaylarını açıklamak hem
daha kolay hem de daha analitik ve tamamlayıcı olacaktır.
Bahreyn’in toplumsal ve siyasal dinamikleriyle ilgili olarak ilk önemli
konu nüfus sorunudur. Daha önce belirtildiği gibi, Bahreyn’de büyük bir yabancı nüfus yaşamakta ve yabancılar toplam nüfusun her geçen gün daha
büyük bir bölümünü oluşturmaktadır. Ülkenin son 10 yıldaki nüfus verilerine
bakıldığında, 2001 yılında 651 bin olan toplam nüfusun yüzde 90’lık bir artışla 2010’da 1milyon 235 bine çıktığı görülmektedir.16 Yine 2010 yılı nüfus
sayım sonuçlarına göre toplam nüfusun içinde Bahreynlilerin sayısı ancak
569 bin olarak belirlenirken, buna karşılık yabancı nüfusun sayısı ise 666
bin olarak tespit edilmiştir. Ülkedeki yabancı göçmen nüfusun toplam nüfusa
oranı 2001’de %37 iken 2007’de %50’ye 2010’da da %54’e çıkmış ve böylece son verilere göre Bahreynliler kendi ülkelerinde yabancılara göre azınlık
durumuna düşmüşlerdir.17
Böyle bir demografik hareketlilik ülkenin nüfus ve etnik dokusu başta
olmak üzere toplumsal yapısı üzerinde çok kısa sürede önemli değişiklere yol
açmıştır.18 Bu durumdan ülkedeki bütün yerli nüfus etkileniyor görünse de,
Sünni yönetimin 2002’den beri yürüttüğü ‘Körfez İşbirliği Konseyi üyesi ülke
vatandaşları ile Bahreyn ordusu ve güvenlik güçlerinde görev alan yabancılara çifte vatandaşlık veren politikası,’ sorunu özellikle Şii nüfus üzerinde
siyasal ve toplumsal bir baskı unsuru haline getirmektedir. Sorun bu yönüyle
siyasal bir içeriğe de sahiptir. Şii gruplara göre, son 50 yılda ülke nüfusunun
%10’unun benzer şekilde Bahreyn vatandaşlığına geçmiş olduğu da dikkate
alındığında, bu politika özellikle ülkedeki Şiiler lehine olan nüfus dengesini
Sünniler lehine bozmayı amaçlamakta ve Şiiler üzerinde toplumsal ve siyasal
bir baskı oluşturmaktadır.19 Hükümetin ülkedeki Sünni yabancılara vatandaşlık hakkı veren yeni vatandaşlık yasası hem 2008 yılında parlamentoda20
hem de 30 Ekim 2010 tarihinde Şiiler tarafından sokak gösterileriyle protesto
edilmiştir.21
Son yıllarda Bahreyn iç politikasındaki bir başka sorun alanı da, ülkedeki
Şii çoğunluğun siyasal ve ekonomik olarak ikinci planda muamele gördükleri
algısıdır. Şiiler bu konuyu az önce bahsi geçen nüfus artışı sorunuyla da ilişkilendirmekte ve ülke nüfusunda meydana gelen artış ve hareketliliğin daha
çok ülkedeki dezavantajlı grupları etkilediğini ileri sürmektedir. Bu sorun son
yıllarda siyasal şiddet olaylarının nedenlerinden biri olarak da görülmektedir. Bu bağlamda, sosyo-ekonomik durumları göz önüne alındığında Sünnilere göre dezavantajlı olan Şiilerin öncülük ettiği olaylar 1990’larda başlamış,
şimdiye kadar verilen tavizler22 ve yapılan reformlar sorunun çözümünde yeterli olmamış, olaylar son yıllarda daha da büyüyerek sıklaşmıştır. Örneğin,
1996’daki olaylarda ölen ve yaralananlar olduğu gibi binin üzerinde kişi de
tutuklanmıştır.23 2006 seçimlerinden sonra yeni bir ivme kazanan sokak olay-
BAHREYN ■ 467
ları 2009 yılı bahar ayları ve sonbaharında artarak devam etmiş, 2011 yılı
ayaklanmalarından önceki zirvesine çıkmıştır. 2009 yılı Mart ayındaki sokak
olaylarında üçü çocuk olmak üzere birçok gösterici güvenlik güçlerinin açtığı uyarı ateşi nedeniyle yaralanmıştır.24 Şii gruplara göre, yönetim barışçıl
amaçlı ve düşük düzeyli sokak olaylarına karşı orantısız ve çok sert karşılık
vermekte ama bu yöntemler aslında ülkedeki demokratik gelişim ve istikrarın
temelini dinamitlemektedir.25
Zaten 2010 yılı Ağustos ayında yaklaşan seçimler nedeniyle ısınan iç siyasal atmosfer beraberinde daha fazla sokak gösterilerini getirdi ve bu gösteriler esnasında büyük Şii partilere mensup 250’ye yakın muhalif gösterici
tutuklandı. Bunlar arasında muhalif el-Hak partisi liderlerinden Abdulcelil
el-Singace de vardı ve Abdulcelil yönetime karşı bir darbe girişiminde bulunmakla suçlandı.26 Ağustos ayında tutuklanan ve aralarında Şii muhalefetinin
önde gelen isimlerinden Abdulcelil el-Singace ve Abdulganieal-Kanjar’ın da
bulunduğu 250 göstericiden 23 muhalif eylemci mahkeme tarafından terörizm ve şiddet olaylarına sebebiyet verme ve bu olaylara katılma, bunun yanı
sıra hükümete karşı darbe girişimi suçlamalarıyla çeşitli cezalara çarptırıldı.27 Bundan bir ay sonra Ulusal İslami Uyum Birliği (The Islamic National Accord Association)’nin lideri olan Şeyh Ali Salman, seçimler öncesinde
ülkede, Sünni Kraliyet ailesi ve ortaklarının ekonomi ve siyasi düzendeki
hâkimiyetlerinin son bulmasını isteyerek, seçimlerin bu anlamda çok çetin
geçeceğinin sinyallerini de vermiş oldu. Şeyh Salman, ayrıca muhalefetin
İran’ın bir uzantısı olduğu ve hükümeti darbeyle devirmeyi amaçladığı iddialarını da reddetti.28 Bu olaylar göstermektedir ki Bahreyn, Tunus’ta başlayan ve bütün Arap dünyasını saran gösteri ve ayaklanmalar sürecinden çok
daha önce sokak gösterileri ve rejim değişikliği taleplerine zaten sahne olmuş,
2010 yılı seçimlerine de böyle bir ortamda girmiştir. Ülkede 2006 seçimlerinden sonraki ilk genel seçimler ilk turu 23 Ekim 2010, ikinci turu da 30 Ekim
2010 tarihinde olmak üzere29 yukarıda bahsedildiği gibi bazı muhalif grupların boykot çağrıları ve muhalif siyasiler ve eylemcilerin tutuklanmalarının
gölgesinde yapılmıştır.30
Parlamentonun halkoyuyla belirlenen alt kanadının yenilendiği son seçimlerin 23 Ekim’de yapılan ilk turunda, parlamentodaki en büyük gruba
sahip olan el-Vifak Partisi oylarını 2006 seçimlerine göre biraz artırarak sandalye sayısını 18’e çıkarmıştır. El-Vifak’ın boykot çağrılarına rağmen, toplam 31 sandalyenin kesinleştiği ilk turda böyle bir sonuç elde etmesi ilginç
gelebilir. Ancak bu sonuçta, seçimler öncesi güvenlik güçlerinin Şii gruplar
üzerinde uyguladığı baskının etkili olduğu söylenmektedir.31 Sünni partilerin
önemli ölçüde oy ve sandalye kaybettiği seçimlerin ilk turunda bu kayıplardan sadece birini el-Vifak alırken diğer sandalyeleri bağımsız Sünni adaylar
kazanmıştır.32 İlk turda kesinleşmeyen 9 sandalye için ise seçimlerin ikinci
turu 30 Ekim tarihinde yapılmış, bu turun sonunda el-Asala Topluluğu 2 ve
Müslüman Kardeşler (el-Minbar) Topluluğu da 2 ilave sandalye kazanırken
468 ■ ORTADOĞU YILLIĞI 2011
geriye kalan 5 sandalye ise bağımsız adaylarca paylaşılmıştır.33 2010 seçimlerinin her iki turu sonunda, 2006 seçimlerine göre, Şii el-Vifak parlamentodaki
üye sayısını 17‘den 18’e çıkarırken, Sünni partilerden el-Asala’nın sandalye
sayısı 5’ten 3’e, el-Minbar’ın ise 7’den 2’ye düşmüştür. Geriye kalan 17 sandalyenin tamamı bağımsız Sünni adaylar tarafından kazanılmıştır.34
Sonuç olarak, 2010 seçimlerinin sonunda Sünni siyasal toplulukların oy
ve sandalye kayıplarına rağmen, bağımsızlarla beraber hükümet yanlısı Sünni
kesimin, 9’u 30 Ekim’de yapılan ikinci tur seçimlerde olmak üzere, toplam 22
sandalye kazanarak parlamentoda çoğunluğu ellerinde tutmaya devam ettiklerini görüyoruz. Ancak bu sonuca karşı Sünniler ve Bahreyn Yönetimi karşısında, seçimlere hile karıştırıldığını iddia ederek siyasal düzenden uzaklaşan
bloklaşmış bir Şii grubu ile gerilmiş bir siyasal ortam bulmuştur. Şiiler, 2010
seçim sonuçlarına ilişkin tatminsizliklerini her platformda dile getirmiş ve
el-Vifak lideri Şeyh Ali Selman’ın da iddia ettiği gibi, sonuçları etkileyebilecek sayıda kişinin seçimlerde oy vermesinin engellendiğini ileri sürerek35
ülkedeki ortamı daha da gerginleştirmişlerdir. Böyle bir siyasal ortamda da
ülke, çok kısa bir süre içinde Tunus’ta ilk kıvılcımı ortaya çıkacak Arap Baharı yangınına karşı çok kırılgan bir şekilde tutuşmaya hazır bir saman yığını
gibi savunmasız bir görüntü arz ediyordu. Buna bir de seçimlerden önce ve
sonra Sünni gruplar ve yönetim çevrelerinde, olayların arkasında, bölgedeki
Şii nüfus üzerinde ideolojik ve siyasal olarak etkili olan İran’ın bulunduğu
iddiası ve bu görüşün taraflar arasında sorunu daha da derinleştirmesi eklenince, Bahreyn’in toplumsal ve siyasal olarak patlaması için sadece küçük
bir kıvılcım gerekiyordu. Bu kıvılcım da çok geçmeden ülke dışında Tunus ve
Mısır Ayaklanmaları ile ortaya çıkacak ve Bahreyn’i 2011 oaylarının ateşine
atacaktır.
Arab Baharı ve Bahreyn: 2011 Ayaklanması
Bahreyn’de uzun yıllar yönetim karşıtı küçük çaplı sokak olaylarının olduğundan ve bu bağlamda meydana gelen yakın olaylardan az önce bahsetmiştik.
Bir bütünlük arz etmesi açısından 1990’ların başından beri ülkede meydana
gelen rejim karşıtı eylem ve gösterilerle 2011 yılına gidilen süreçte meydana
gelen önemli gelişmeleri ana hatlarıyla hatırlatmak faydalı olacaktır. Daha
önce belirtildiği gibi Bahreyn bağımsızlığını 1971 yılında İngiltere’den almıştı. Ülkede bağımsızlığın ilk yıllarında açık olan parlamento bağımsızlıktan bir
süre sonra 1975 yılında kapatıldı. Bu gelişme ülke yönetimini halktan uzaklaştırdığı gibi özellikle Şii çoğunluk arasında rahatsızlık yarattı. Bu tarihten
itibaren de Sünni yönetime karşı Şii muhalefeti mahalle, camii ve mescitlerde
yavaş yavaş gelişmeye başladı. Ülkede siyasal iktidara karşı ilk hareketler de
1990’lardan itibaren ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu bağlamda ilk önemli gösteri 1994 yılı Aralık ayında, Bahreyn parlamentosunun açılması için broşür
ve ilan dağıttığı için tutuklanan Şii din adamı Şeyh Ali Salman’ın salıverilme-
BAHREYN ■ 469
si talebiyle yapılmıştır. Bu olay aslında, Bahreyn’de o tarihteki ve şimdi hala
devam eden halk-iktidar ilişkilerinde, parlamentonun Şiiler için siyasal sürece katılmaları bağlamında ne kadar önemli olduğuna da işaret etmektedir. Bu
gerginlik daha sonra 1995 yılı Nisan ayında Salman ve iki diğer din adamının
ülke dışına çıkarılması ile daha da tırmanacak ve sorun ülke sınırlarının da
dışına Bahreyn rejimi eliyle taşınmış olacaktır.
1995 yılı Nisan ayında ise aralarında Şiiler arasında etkili olan Şeyh
Abdülemirel-Jamri’nin de bulunduğu üç Şii din adamı daha tutuklanmıştır.
Bu tutuklamalar ülkede yeni olayları tetiklemiş ve bu olaylarda bir kişi ölürken 16 kişi de yaralanmıştır.36 Ülkede siyasal tutukluların salıverilmesi ve
parlamentonun açılması için beş ay boyunca süren olaylardan sorumlu olarak
tutuklu bulunan Şeyh Abdülemir aynı yılın Eylül ayında serbest bırakılmış
olsa da ülkede Sünni-Şii gerginliği ortadan kaldırılamamıştır. 1996 yılı Ocak
ayında ise, Bahreyn İçişleri Bakanlığı yine aralarında Şeyh Abdülemir’in de
bulunduğu sekiz muhalif lideri bakanlığa çağırarak bu kişileri camii ve mescitleri yönetime karşı eylemleri organize etmek için kullanmamaları konusunda uyarmış ve tutuklamakla tehdit etmiştir. Daha sonra Bahreyn Ordusu
gösterileri tamamen sona erdirmek için hazır olduğunu açıklamış ve ülkede
sıkıyönetim talebinde bulunmuştur. Bunu takiben Şeyh Abdülemir ve beraberindeki sekiz muhalif lider protestoları yönlendirdikleri nedeniyle yeniden
tutuklanmıştır. Ülkedeki bu gerginlikler ve olaylar devam ederken, 1999 yılında Bahreyn’de bir dönem daha, Emir Şeyh İsa el-Halife’nin ölümüyle sona
ermiştir.
Babasının yerine geçen Şeyh Hamid bin İsa el-Halife, daha başlangıçta
ülkede muhalefetin uzun süredir beklediği reformları yapacağının işaretini
vermiştir. Onun çabalarıyla Bahreyn’de 2001 yılı Şubat ayında ilk ciddi reformlar tarihi bir referandumla kabul edilmiştir. Bu referandumla ülkedeki
sıkıyönetim hali kalkmış ve bağımsızlıktan beri ülkenin siyasal yönetim tarzı
olan Emirlik kaldırılarak ülke Kraliyet dönemine girmiştir. Ülkede rejim üzerinde yapılan bu isim değişikliği dışında daha köklü reformlara da girişilmiştir. 2002 yılı Şubat ayında Bahreyn’de mahalli seçimlerin Mayıs ayında,
1975 yılında parlamentonun kapatılmasından beri yapılmayan genel seçimlerin de Ekim ayında yapılacağı ilan edilmiştir. İlan edildiği gibi Ekim ayında
muhalefetin boykotuna rağmen ülkede uzun süre yapılmayan genel seçimler
yapılmış ancak taraflar arasındaki siyasal gerginlikler son bulmayarak sadece
yeni bir döneme girmiştir. Bunun nedeni, muhalefet arasında var olan, yapılan seçimlerin parlamentonun ikili yapısından kaynaklanarak ülkedeki temsil
sorununu çözmeyeceği, inancıdır. Çünkü seçimlerle parlamentonun alt kanadına seçilen üyeler, bir yandan sayıca parlamentoda toplam üyelerin sadece
yarısına denk geldiği gibi, öte yandan da siyasal güç ve yetki bakımından Kral
tarafından atanarak oluşturulan parlamentonun üst kanadının gerisinde konumlandırılmış bulunmaktaydı. Böyle bir ortamda yapılan siyasal reformlar
ve seçimler gerçekten de çok anlamlı değildi.
470 ■ ORTADOĞU YILLIĞI 2011
Bahreyn’de seçimler sonrası ilk önemli gösteriler 2004 yılı Mayıs ayında
meydana gelmiştir. Bu gösterilerde yaralanmalar olması üzerine bu olaylar
İçişleri Bakanının görevden alınmasıyla sonuçlansa da sokakların tansiyonu düşmeyecektir. 2006 yılına gelindiğinde ise, Kasım ayında ülkede yeni
dönemin ikinci genel seçimleri yapılacak ve 40 kişilik seçilmiş mecliste ana
Muhalif Şii grup 17 üyelik kazanacaktır. 2010 yılında üçüncüsü yapılan genel
seçimler öncesinde, çok sayıda Şii muhalif lider ülkede rejime karşı darbe
hazırlığı yaptıkları gerekçesiyle tutuklanacak ve bu da seçimler öncesi siyasal
tansiyonu iyice yükseltecektir. Yapılan seçimlerde de Şii muhalefet bir milletvekilliği daha kazanarak toplam temsilci sayılarını 18’e çıkaracaktır. Daha
önce de bahsedildiği gibi yapılan son seçimler ülkede muhalefet için hiçbir
sorunu çözmeyecek sadece taraflar arasında tansiyonun yükselmesine neden
olacaktır. Görülmektedir ki, Bahreyn’de 2001 yılı sonrası Kral tarafından başlatılan reformlara rağmen olaylar sürecek ve ülke 2011 yılına Arap Baharının
da etkisiyle büyük risklerle girecektir.
2011 yılına geldiğimizde ise önce Tunus’ta Ocak ayında yaşanan iktidar
değişikliği, daha sonra aynı ay içinde Mısır’da başlayan halk ayaklanması,
Bahreyn’de uzun yıllar Sünni yönetime muhalif olan ve ülkede çoğunluğu
oluşturan Şii grupları büyük çaplı ve benzeri bir halk hareketi için cesaretlendirmiştir.37 Böyle bir arka planın varlığında ve iki Kuzey Afrika ve Arap
ülkesinde meydana gelen sokak olaylarının verdiği ilhamla, Bahreyn’de muhalif gruplar Ocak ayından itibaren Facebook ve Twitter gibi sosyal medya
ortamlarında, köklü siyasal reformlar için yönetim karşıtı bir hareket oluşturmaya başladılar. Sosyal medyadaki bu hareketlilik çok kısa bir süre sonra
“14 Şubat Devrimi Gençliği” adını alarak bütün Bahreynlileri yönetime karşı
barışçı sokak gösterilerine çağıran bir harekete dönüştü. Bu grup, gösteriler
öncesi kendisini “hiçbir siyasal oluşum ya da hareketle ilişkide olmayan ve
taleplerini her türlü dini, mezhepsel ve ideolojik temelden uzak tutan” yeni
bir toplumsal hareket platformu şeklinde tanıtarak halk nezdinde mümkün
olduğunca geniş destek bulmayı amaçlamış38 ve bunda da başarılı olmuştur.
Bahreyn halkını 14 Şubat günü39 büyük bir gösteri için sokağa davet ettikleri
manifestolarında, “ülkenin anayasasının yeniden yazılması ihtiyacını, ülkede
o ana kadar meydana gelmiş tutuklama, işkence, gözaltında yapılan insan
hakları ihlalleri, yapılan haksız kamulaştırma tedbirleri gibi her türlü ekonomik, toplumsal ve siyasal hak ihlallerinin soruşturulması gereğini, bunun
için de bağımsız ve tam yetkili bir birimin kurulması” taleplerini açıkça ilan
ettiler.40
Bu gelişmelerden hemen sonra Bahreyn’de 2011 olayları, 14 Şubat’a giden günlerde Şiilerin yoğun olarak bulunduğu bazı yerleşim yerlerinde küçük
gösteriler olarak başladı. 14 Şubat’ı da beklemeden 11 Şubat günü Mısır’dan
gelen Hüsnü Mübarek’in görevden ayrıldığı haberi, sokakların heyecan ve
ateşini artırmaya yetti. Bu haberle cesaretlenen Bahreynli muhalifler halka çağrılarını tekrarladılar.41 Bunun üzerine de Bahreyn’de 14 Şubat öncesi
BAHREYN ■ 471
güvenlik birimlerinin tedbirleri had safhaya çıkarıldı. Buna rağmen ülkede
beklenen büyük gösteriler planlandığı gibi 14 Şubat tarihinde Manama sokaklarında başladı. Başlangıçta, siyasal etkinliği zayıf olan Hak Hareketi ve
Bahreyn Özgürlük Hareketi gibi marjinal partilerin desteklediği gösterilere,
başlangıçta açıktan destek vermemiş olan el-Vifak gibi büyük siyasal gruplar
da, olaylara polisin sert ve orantısız müdahalesi sonrasında açıktan destek
vermeye başlamış, bu da gösterilere ivme kazandırmıştır. Olayların daha ilk
gününde polisin göstericilere karşı kullandığı biber gazı ve plastik mermi
sonucu bir protestocu hayatını kaybetmiş, çok sayıda gösterici ve polis de
yaralanmıştır. Bu gelişmelerden bir gün sonra Kral Halife’nin televizyonda
gösterilerde hayatını kaybedenler için üzüntüsünü beyan etmesi olayların hızını ve sokakların hararetini düşürmeye yetmemiştir.42 15 Şubat günü ise bir
gün önce ölen göstericinin cenazesinde toplanan kalabalığa polisin sert müdahalede bulunması sonucu bir kişi daha ölmüş ve 25 kişi de yaralanmıştır.
Bunun üzerine parlamentodaki en büyük muhalif grup olan el-Vifak üyesi
milletvekilleri parlamentodan topluca istifa ettiklerini açıklayarak olaylara
karşı yönetimin aldığı sert tutumu protesto etmiştir. 16 Şubat günü başkent
Manama’nın en büyük merkezi olan İnci Meydanı’nda binlerce kişinin toplanması bu tarihten sonra bu meydanı Bahreyn gösterilerinin sembolü haline
getirmiştir. 17 Şubat’ta polisin İnci Meydanı’na gece yaptığı baskın ve müdahalede dört gösterici daha hayatını kaybetmiş, 600’den fazla kişi yaralanmış
ve 70 kişi de kaybolmuştur. Bu nedenle 17 Şubat günü “Kanlı Perşembe”
olarak isimlendirilmiştir. 18 Şubat’ta ise, polisin Manama’daki göstericilerin
üzerine ateş açması sonucu çok sayıda gösterici yaralanmış ve aynı gün, olayların iyice büyüdüğünü fark eden yönetim siyasal reformlara yönelik olarak
ulusal diyalog için çağrıda bulunmuştur. Bu çağrıya rağmen bir gün sonra
göstericiler, asker ve polisin sokaklardan çekilmesinin de etkisiyle yeniden
İnci Meydanı’nı doldurmuşlardır. 22 Şubat’ta, Kral Hamad Şii siyasi tutukluların serbest bırakılması kararını almış ancak bu da olayların önünü kesememiş, aynı gün “Şehitler için Yürüyüş” sloganıyla o zamana kadar ki en
büyük protestolar 200 bin kişinin katılımıyla Manama’da yapılmıştır. O gün
sadece İnci Meydanı’ndaki göstericilerin sayısının 150 binin üzerinde olduğu
tahmin edilmektedir.43 Şubat ayının sonuna doğru yine Kral, sosyal alan ve
konulardan sorumlu bakanları görevden alarak siyasi bir taviz daha vermiş
ve göstericilerin önünü kesmek istemiştir. Buna rağmen iskan, sağlık, su ve
enerji bakanlarının görevden alınmasını yetersiz bulan Şii gruplar gösterilerini Mart ayına taşımışlardır.
2 Mart günü ise başkent Manama, sayıları yüz binleri bulan hükümet yanlısı göstericilerin eylemlerine sahne olmuştur. 3 Mart günü yine Sünni ve Şii
gençler arasında Hamid kasabasında çatışmalar kaydedilmiştir. 6 Mart günü
göstericiler başbakanın istifasını ve hatta kraliyetin kaldırılarak Bahreyn’de
demokratik bir sistemin kurulmasını talep etmişlerdir. 12 Mart’ta Amerikan
Savunma Bakanı Robert Gates Bahreyn’i ziyaret ederek yönetime temel siya-
472 ■ ORTADOĞU YILLIĞI 2011
sal reformlar için göstermelik bir çağrıda bulunmuştur. Çünkü, Bahreyn dahil bir çok Ortadoğu ülkesinde ABD, bu ülkelerdeki yönetim tarzları, siyasal
reform ihtiyacı ya da siyasal ve sosyal şartlarla değil, Amerikan çıkarlarını
temin eden ikili ilişkilerle ilgilenmiştir. Bu nedenle, Obama yönetimi (daha
önceki yönetimler de dahil) olaylardan önce olduğu gibi olaylardan sonra
da bu ülkelerdeki demokrasi, insan hakları ve iktisadi ve sosyal gelişme taleplerine kulağını tıkamış, barışçıl gösterilere karşı alınan sert ve acımasız
tedbirlere tepkisiz kalmıştır. Hatta Obama Yönetimi olayların bu hararetli
döneminde açıkça Bahreyn rejiminin yanında yer aldığını ifade etmekten de
çekinmemiştir. Bu nedenle Gates’in bu ziyaretini, yönetimi reform için zorlamaktan çok, reform için sokaklara dökülen yığınlara karşı rejimi desteklemek
ve rejimin devamı için gerekli tedbirleri görüşmek için yapılmış bir ziyaret
olarak algılamak daha sağlıklı olacaktır. Zaten Gates’in ziyaretinden bir gün
sonra Manama’da polis göstericilere müdahaleye devam etmiş ve biber gazının ve plastik mermilerin kullanıldığı bu müdahalede onlarca kişi yaralanmış
ve hastanelik olmuştur.
13 Mart tarihinde ülkedeki olaylar mezhep çatışmasına varacak şekilde
genişlemiş, Bahreyn Üniversitesi’nde Şii ve Sünni gençler arasında çatışmalar kaydedilmiştir. Aynı gün polis İnci Meydanı’ndaki göstericilere yeniden
sert müdahalede bulunmuştur. 14 Mart’ta ise, Gates’in ziyareti için yukarıda kullandığımız değerlendirmeleri doğrulayacak şekilde, Suudi Arabistan
Bahreyn’e zırhlı birlikler sevk etmeye başlamış ve bu da şimdiye kadar büyük ölçüde bir iç sorun olan Bahreyn gösterilerini bölgesel ve uluslararası
bir boyuta taşımıştır. Suudi Arabistan bu kararını Bahreyn’den gelen yardım
çağrısına dayandırmaya çalışsa da, ABD Savunma Bakanı’nın bölgeye yaptığı
ziyaret durumu daha açıklayıcı görünmektedir. Bu olayda Amerikan etkisinin
altını çizerken Bahreyn ve Suudi Arabistan arasındaki yakın savunma işbirliğini göz ardı etmemek gerekmektedir. Zaten, Bahreyn’e gelen Suudi ve diğer
Körfez ülkelerinin birlikleri iki ülke arasında 1986’da tamamlanan Kral Fahd
Karayolu köprüsünü kullanarak ülkeye ulaşmış ve 1.000 kişilik Suudi birliğine Yarımada Kalkanı Gücü kapsamında Birleşik Arap Emirlikleri’nden 500
polis ile Kuveyt’ten de deniz birlikleri eşlik etmiştir.44
Ülkeye Körfez ülkelerinden birliklerin sevkinden hemen sonra 15 Mart
tarihinde, başkent Manama’da bir yerleşim yerinde iki yüzden fazla kişi polisin açtığı ateş sonucu yaralanmış ve bu olay o ana kadarki en şiddetli müdahalelerden biri olarak kayıtlara geçmiştir. Bu gösterilerde bir de polis memuru
hayatını kaybetmiştir. Aynı gün Bahreyn yönetimi ülkede üç aylık olağanüstü
hal ilan etmiş, olayların bastırılması için alınan tedbirler artırılmış ve müdahaleler yoğunlaşmıştır.45 16 Mart tarihinde polisin Körfez ülkelerinden gelen
birliklerin de verdiği destekle, tanklar ve helikopterler eşliğinde, ayaklanmanın sembol yeri olan İnci Meydanı’na nihai ve çok sert bir müdahalede
bulunmuş bu olaylarda da ikisi polis olmak üzere beş kişi hayatını kaybetmiş
ve çok sayıda polis ve gösterici de yararlanmıştır. Aynı gün polis, başkent
BAHREYN ■ 473
Manama’nın değişik ve kritik cadde ve binaları etrafındaki göstericileri bütün
imkanlarını kullanarak dağıtmıştır.46 Bu son müdahalelerde polisin hastane
ve sağlık kuruluşlarına yaptığı baskınlar ilgili Birleşmiş Milletler birimleri
tarafından da eleştirilmiştir. Bahreyn’deki siyasal huzursuzluk ve en son ülkede meydana gelen olaylarda etkisinden açıkça söz edilen İran, yönetimin
bu sert tavrı ve müdahalesi üzerine Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın ağzından
yapılan sert müdahaleyi protesto etmiş ve Bahreyn’i İsrail ve ABD çıkarlarına hizmet etmekle suçlamıştır. 17 Mart günü muhaliflerin altı lideri gözaltına alınmış ve gösterilere yönetimin yaptığı müdahale daha da sertleşerek
18 Mart günü İnci Meydanı’ndaki sembolik anıt güvenlik güçleri tarafından
ortadan kaldırılmıştır. Meydan, Körfez ülkelerinden gelen birliklerin verdiği
güçlü destek ve aşırı bir güç kullanımı ile tamamen göstericilerden temizlenmiştir. Mart ayının geri kalanında, ilan edilen yasağa rağmen gösteriler
Manama’nın bazı bölgelerinde eylemlerine devam etmiş, 25 Mart tarihinde
polisin müdahalesi hastanelerde tedavi gören yaralıların gözaltına alınmasına
kadar varmıştır. Mart ayındaki olaylar ve olaylara güvenlik güçlerinin yaptığı
müdahaleler esnasında 122 kişinin ortadan kaybolduğuna dair iddialar ortaya
atılmış, bunlardan bazılarının daha sonra gözaltında öldüğü açıklanmıştır.47
Bu arada Bahreyn’de yapılması planlanan Formula 1 yarışları, ülkedeki kaos,
yönetimin göstericilere karşı tavrı ve insan hakları ihlalleri gerekçesiyle 10
Haziran tarihinde iptal edilmiştir.48
Ülkede, olaylara Mart ayı ortasında yapılan sert müdahaleden sonra gösteriler hızını kaybedecek ve rejim gösteriler esnasında gözaltına aldığı göstericileri yargılamaya başlayacaktır. Bu şekilde Bahreyn olayları Nisan ayından
itibaren yeni bir evreye girmiş olmaktadır. Ülkede yer yer devam eden gösterileri ve göstericileri yıldırma politikasının bir parçası olarak hızlandırılan
yargılamalarda ilk kez 28 Nisan tarihinde göstericilerin önderlerinden dördüne olaylarındaki öncü ve belirleyici rolleri ile özellikle iki polis memurunun
ölümündeki sorumluluklarından dolayı ölüm cezası verilmiştir.49 22 Haziran
tarihinde ise göstericilerin önderlerinden sekiz kişi daha olaylardaki rollerinden dolayı ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştır.50 Yapılan bu yargılamalara rağmen ülkede sosyal rahatsızlık ve olaylar küçük ölçeklerde de olsa yaz
ayları boyunca devam etmiştir. Sonbahara gelindiğinde ise, 28 Eylül tarihinde
özel bir mahkeme, olaylarda yaralanan göstericilerin tedavisinde görev alan
20 Şii sağlık mensubunu gösterilere destek verdikleri gerekçesiyle beş ile 15
yıl arasında değişen farklı hapis cezalarına çarptırmıştır.51 Bu karar sadece
ülkede değil birçok uluslararası sivil toplum örgütünde de tepki çekmiştir.52
7 Ekim günü, yine bir gösterici çocuk, polisin açtığı ateş sonucu hayatını
kaybetmiştir. Bu olay, el-Vifak’a göre, son iki ayda polis ateşi sonucu kaydedilen üçüncü ölümlü gelişmedir. Bağımsız kaynaklardan Uluslararası Af örgütü
verilerine göre, Bahreyn’de 2011 yılı gösterilerinde 20 gösterici hayatını kaybetmiş, 3.000 gösterici gözaltına alınmıştır ve bunlardan 700 gösterici halen
tutuklu durumda bulunmaktadır.
474 ■ ORTADOĞU YILLIĞI 2011
Bu arada, Bahreyn Yönetimi bir yandan da olayların soruşturulması ve
ülkede siyasal reformların hızlandırılması için yapılan çağrılara cevaben bazı
çabalarda bulunmuştur. Ancak, 29 Temmuz 2011’de, ulusal diyalog çabaları
kapsamında açıklanarak Kral’a sunulan ve adil ve bağımsız yargı, seçilmiş bir
hükümet ile yetkileri artırılmış bir parlamento içeren reform programı el-Vifak
grubu tarafından yeterince ciddi bulunmamış ve eleştirilmiştir. el–Vifak, zaten diyalog sürecinin sorunları çözme yolunda ciddiyetini kaybettiği gerekçesiyle 2 Temmuz’da katıldığı süreçten 17 Temmuz’da çekilmiştir. Ancak bu
çalışmalar, rejimin ya da hükümetin sembolik düzeyde de olsa olayları soruşturdukları ve yargılama işlemlerinin tarafsızlığına önem verdikleri izlenimini
destekleyici bazı küçük adımların ötesine geçememiştir. Ancak bir yandan
da daha bağımsız uluslararası bir komisyonun çalışmasına izin verilmiştir.
Bu bağlamda olayları soruşturan Bahreyn Bağımsız Soruşturma Komisyonu,
güvenlik güçlerinin olayları bastırmada ölçüsüz güç kullandığı ve olaylar esnasında bazı göstericilere işkence uygulandığı sonucuna vardığı raporunu 23
Kasım’da açıklamıştır. Daha sonra Kral tarafından da kabul edilerek tanınan
bu rapor ile bağımsız komisyonun ve Kral’ın tutumunu ülkede sorunların çözümü yolunda pozitif bir adım olarak değerlendirmek gerekmektedir. Aslında
Kralçok kısa bir süre sonra, 2012 yılı başında, seçilmiş meclise daha fazla
yetki veren anayasal reformların önünü de açacaktır; ancak bu reformlar da
muhalefetin beklentilerini karşılamayacaktır. Ülkede 2012 yılı başlarında da
gösteriler devam edecek ve 13-14 Şubat 2012 tarihlerinde 2011 Olaylarının
yıl dönümünde Bahreyn sokakları yeniden karışacaktır. Ülkede sokak gösterileri ve çatışmalar halen küçük ölçekli olarak devam etmektedir.
Arap Baharı’nın Gölgesinde Bahreyn-Türkiye İlişkileri
Uzun bir geçmişi olan Türkiye-Bahreyn ilişkilerinde yeni bir dönem, 2009 yılında Bahreyn’in Türkiye’deki temsilciliğini büyükelçilik düzeyine çıkarması
ile başlamış bulunmaktadır. Bundan önce de Kral Hamad bin İsa el-Halife
2008 Ağustos ayında Türkiye’yi ziyaret etmiş ve bu ziyaret ikili ilişkilerin
geliştirilmesi için önemli bir adım olmuştur.53 Bu ziyaretten sonra gelişme
eğilimine giren ekonomik ve ticari ilişkiler alanında, Türkiye-Bahreyn Karma
Ekonomik Komisyonu’nun 5. Dönem Toplantısı 2009 yılında, 1990 yılında
imzalanan Ekonomik, Endüstriyel ve Teknik İşbirliği Anlaşmasına dayanarak
toplanan Ortak Komisyonun beşinci toplantısı 17-20 Şubat 2010 tarihlerinde ve son olarak da Türkiye-Bahreyn İş Konseyi toplantılarının dördüncüsü
de 16 Ocak 2011’de Manama’da yapılmıştır. Bu toplantılara katılım, ilgili
birimlerindeki yetkililer bağlamında her iki ülke için en üst düzeyde gerçekleşmiştir. Bahreyn’le ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinde sadece devletin
değil, Türk özel sektörünün de önemli adımlar atmış olduğunu görüyoruz.
Bahreyn’de şimdiye kadar Türk bankalarından Yapı Kredi Bankası, Halk
Bankası, Finansbank, Denizbank, İş Bankası, ING Bank, Kuveyt-Türk Yatırım
Ortaklığı, Vakıfbank ve Türkiye Sınai ve Kalkınma Bankası şubeler açarak
BAHREYN ■ 475
Türkiye-Bahreyn ekonomik ilişkilerinin gelişmesi için gerekli olan altyapıyı
kurmuş bulunmaktadır.
Ancak, Türkiye ve Bahreyn arasındaki ticari ilişkiler 2008 yılından itibaren küresel ekonomik krizden önemli ölçüde etkilenmişken, bir de 2011
yılında patlak veren sokak gösterileri ve ayaklanma, bu sürece ayrıca zarar
vermiştir. Türkiye’nin Bahreyn’e ihracatı, 2007 yılında 76 milyon dolar iken,
2008 yılında 308 milyon dolara çıkmış, ancak 2009 yılında çok keskin bir
düşüşle 114 milyon dolar seviyesine gerilemiştir. 2010 yılında ise biraz düzelerek 172 milyon dolar civarına yükselen ihracatımız, 2011 yılında yeniden
160 milyon dolar düzeyine gerilemiştir. Bu ülkeye olan ihracatımızda 2008
yılındaki düşüşte küresel ekonomik krizin etkisiyle başta demir-çelik ürünleri olmak üzere emtia fiyatlarındaki gerileme ve talepte yaşanan düşüş rol
oynamıştır.54 2011 yılındaki düşüşte de kuşkusuz 2011 yılı olayları etkili olmuştur. Bahreyn’den yaptığımız ithalat ise, 2009 yılında 24,3 milyon, 2010
yılında 71,6 milyon dolar iken 2011’de ise önemli bir artış kaydederek 111,4
milyon dolar düzeyinde gerçekleşmiştir. Bu artışta artan enerji fiyatlarının
etkisi ile bazı sektörel ve bölgesel faktörler ekili olmuştur. Bu nedenle bu
ülkeyle ticaretimizde 2010 yılında 100 milyon dolar fazla verilirken55 bu dış
ticaret dengesi 2011 yılında 48,9 milyon dolara gerilemiştir.56
Bahreyn’le ikili ticaretimizin son yıllardaki seyri aşağıdaki tabloda ayrıca
gösterilmektedir.
Tablo 1: Türkiye-Bahreyn Ticareti 2007-2011 (milyon dolar)57
2007
2008
2009
2010
2011
Ticaret hacmi
196
403,7
138
243,477
271,8
İhracat
76,6
308,2
113,7
171,795
160,4
İthalat
119,4 95,5
24,3
71,682
111,4
Denge
- 42,8 +212,7 +89,4
+100,113 + 48,9
Ancak, ülkede barış ve huzur temin edildiği takdirde Türk firmaları ve
yatırımcıları için Bahreyn önemli bir fırsat alanı olacak potansiyele sahiptir.
Şimdiye kadar Bahreyn’de Türk firmaları tarafından üstlenilen yatırımların
miktarı 281 milyon doları aşmış bulunmaktadır. Bahreyn’e giden doğrudan
Türk yatırımı miktarı ise 2010 yılında 116 milyon doları bulmuştur.
Türkiye-Bahreyn ilişkileri bağlamında, Arap Baharı gelişmelerine yönelik dış politikada Ankara’nın karşı karşıya kaldığı zor pozisyondan da bahsetmek gereklidir. Türkiye, Arap Baharı olayları başlamadan yakın ilişkiler
kurduğu Ortadoğu ülkelerindeki olaylarda kendisini birden bire rejimlerle
halk arasında bulmuştur. Bu durum, her türlü engellemelere rağmen kendisi
de halkın desteği ve demokratik seçimlerle iktidara gelen ve iktidarda kalan
AK Parti hükümeti ve liderleri için, dış politika alanındaki en büyük ikilemi
476 ■ ORTADOĞU YILLIĞI 2011
teşkil etmektedir. Ankara genel olarak Arap Baharı ayaklanmalarında küçük
tereddütlerle de olsa halkların yanında yer aldığını ilan etse de, Bahreyn’deki
gösterilerde siyasal ve ekonomik nedenlerle ve sorunun Körfez ülkelerinin tamamını ilgilendirmesi nedeniyle, soruna yakın bir politika izlememeyi bir kaçış yolu olarak tercih etmek zorunda kalmıştır. Bu politika sadece Türkiye’nin
bir uygulaması değil ABD ve Avrupa ülkeleri dahil olmak üzere bütün Batının
yaklaşımı olmuştur ve dış politika alanında ilkelerin değil çıkarların belirleyici olduğunu bir kez daha örneklemiştir. Her türlü nedene rağmen Bahreyn
üzerindeki bu duruş çok tarihi bir tutarsızlığı yansıtmakta, ancak bu durum
siyasal iktidarın bilinçli bir tercihinden çok, ülke ve bölge gerçeklerinden
kaynaklanmaktadır.
Sonuç
Bahreyn 2011 yılında, ülkede meydana gelen olaylar nedeniyle, Ortadoğu
ve Körfez’de önemli bir ilgi odağı olmuştur. Sonuç olarak 2011 yılı Bahreyn
Olayları, Arap Baharı sürecinde meydana gelen ve bölgesel ve uluslararası boyutlarıyla geniş etkileri olan bir gelişmedir. Bahreyn’deki olaylar sadece bir iç
siyasal gelişme olarak kalmamakta ve etkileri ülke sınırlarının ötesine çıkan
bir önem taşımaktadır. Ülkede rejime karşı ayaklanan Şiiler İran tarafından
desteklenirken, azınlıkta olan Sünnilerle yönetimde bulunan Sünni kraliyet
ailesi ABD, İngiltere, Suudi Arabistan ve Türkiye tarafından desteklenmektedir. Arka planı itibariyle Arap Baharı gelişmelerinden çok önce başlayan
ancak bu sürecin etkisiyle ileri bir boyuta erişen Bahreyn olaylarının şimdilik vardığı nokta, önce Tunus’ta başlayan ve Mısır, Libya ve Yemen sırasıyla
devam eden Arap Baharı süreci için bir duraklama olarak değerlendirilebilir.
Sokaklara inen yığınların, “açık rejim, demokrasi ve çoğunluğun yönetimde
temsili, insan haklarına saygı, adil gelir dağılımı ile sosyal ve ekonomik şartların iyileştirilmesi” gibi popüler istekleri, Bahreyn olayları bağlamında Arap
baharının özünü ifade etmektedir. Ancak ülkede varılan aşama, adına Arap
baharı dediğimiz ve Arap dünyasında önemli rejim değişikliklerine yol açan
bölgesel gündem için de önemli bir geriye gidiş olmuştur.
Bu geri gidiş ya da hayal kırıklığında başta ABD olmak üzere birçok demokratik ülkenin yanında, İran gibi bölgesel güçlerin de etkisinden bahsetmek gerekir. Bu ülkelerin özelde Bahreyn’de meydana gelen olaylara karşı,
genelde de Arap Baharının etkilediği ülkelere yönelik politikaları ironilerle
doludur. Başta, İran kendi ülkesinde benzer taleplerle sokağa çıkan yığınlara
karşı sert askeri ve polisiye tedbirlerle karşılık verirken Bahreyn’de Şii göstericileri açıktan desteklemiştir. Aynı şekilde, Körfez’de stratejik bir öneme
sahip olan Bahreyn’de mevcut yönetimin öteden beri yakın ilişkiler içinde
bulunduğu ABD ve İngiltere gibi batılı ülkeler, başka ülkelerde sokak gösterilerini desteklerken, çıkarları gereği ve Körfez’de statükonun devamı için
Bahreyn olaylarında rejim yanlısı bir tutum içinde bulunmuşlardır. Bir başka
BAHREYN ■ 477
deyişle Libya, İran ve Suriye’de desteklenen halk hareketleri ve sokak gösterileri, Bahreyn’de Türkiye de dahil Batı ülkelerinden yeterli ilgi ve desteği
bulamamıştır. Batının bu tutumu, Bahreyn yönetimini içerde ayaklanma ve
siyasal çalkantılara karşı daha güçlü kılarken, ülkede çoğunluğu oluşturan
grupların demokrasi, insan hakları ve siyasal ve ekonomik yaşama eşit katılım
gibi asli taleplerinin ertelenmesi sonucunu doğurmuştur. Bu açıdan bakıldığında Bahreyn Ayaklaması, Arap Baharı içinde, ülkelerin olaylara yaklaşımı
bağlamında, bir tür turnusol kağıdı işlevi de görmektedir.
Arap Baharı olaylarının dışında, 2011 yılı için, Bahreyn’de 2011 yılı olaylarının gölgesinde kalan ancak ülkede öteden beri var olan bazı sosyal ve
siyasal sorunların varlığından bahsetmek gerekir. Bir kere, Bahreyn, ülkeye
olan kontrolsüz nüfus akımının bir sonucu olarak yıllar boyu Körfez’deki insan ticaretinin önemli bir merkezi olmuştur. Bu durumdaki bir ülkede yaşayan yabancılar, olayların patlak vermesiyle kendilerini ateşin tam ortasında
bulmuşlardır. Birçok yabancı, çare olarak ülkeyi terk etse bile, iş ve yatırımlarını yarıda bırakarak ayrıldıkları için Bahreyn olaylarının dolaylı mağduru olmuşlardır.58 İkinci olarak, Bahreyn’de son yıllarda sıklıkla tartışılan bir
insan hakları sorunu olan iletişim ve yayın alanında uygulanan yasaklama
ve sınırlamalar, ülkede olayların başlaması, çatışmalar ve siyasal sorunlar
nedeniyle daha da yaygınlaşmış bulunmaktadır. Bu bağlamda internet üzerinden işlem yapan sosyal medya ağları ve uygulamaları, olaylar esnasında ve
olaylardan sonra devlet tarafından daha sıkı denetlenir hale gelmiştir. İnternet
ile yazılı ve görsel medyaya uygulanan sansür güçlenmiştir.59 Üçüncü olarak,
daha önceki yıllarda ülkede ciddi bir sorun teşkil eden kamu ve özel sektör
istihdamında yapılan ayrımcılık 2011 olayları sonrasında daha da keskinleşmiştir.60 2011 olayları esnasında 11 Mayıs’ta Bahreyn Ulusal Petrol Şirketi,
300’e yakın kişiyi olaylara katıldıkları gerekçesiyle işlerinden atmıştır.61
Sonuç olarak 2011 olayları Bahreyn’de var olan mevcut sorunları daha da
derinleştirmiş ve çözümü zorlaştırmıştır. Sosyal gruplar arasındaki kopukluk,
olaylar nedeniyle derinleşmiştir.
478 ■ ORTADOĞU YILLIĞI 2011
Kronoloji
• 23 Ekim: Bahreyn’de 2002 Anayasası döneminde üçüncü genel seçimlerin ilk turu yapıldı ve bu turda Şii el-Vifak Partisi oylarını 2006 seçimlerine göre artırarak toplam 31 vekilin seçildiği bu turda 18 sandalye
çıkardı.
• 30 Ekim: İlk turda kesinleşmeyen 9 sandalye için seçimlerin ikinci turu
yapıldı. Bütün sandalyeler Sünni adaylar tarafından kazanıldı.
• 17 Aralık: Tunus’ta Muhammed Buazizi kendisini yakarak hayatını kaybetmesiyle önce Tunus olayları, dolayısıyla da Arap Baharı başlamış oldu.
• 14 Ocak: Tunus’ta devlet başkanı Zeynel Abidin Bin Ali ülkeden kaçtı.
• 25 Ocak: Mısır’ın büyük kentlerinde rejim karşıtı ilk gösteriler başladı.
• Ocak: Bahreyn’de muhalefet Facebook ve Twitter gibi sosyal medya
ortamında, köklü siyasal reformlar için yönetim karşıtı bir hareket oluşturmaya başladılar.
• 4 Şubat : Yüzlerce Bahreynli, Mısır Büyükelçiliği önünde toplanarak
Mısır’daki göstericilerle dayanışma içinde olduklarını gösterdiler. Ayıca
Ocak ve Şubat aylarında Sosyal medyada başlayan hareketlilik çok kısa
bir süre sonra “14 Şubat Devrimi Gençliği” adını aldı ve halkı 14 Şubat’ta
büyük bir gösteri için meydanlara davet etti. 14 Şubat’a giden günlerde
Şiilerin yoğun olarak bulunduğu bazı yerleşim yerlerinde küçük gösteriler
olarak başladı.
• 11 Şubat : İmam Şeyh İsa Kasım, Cuma hutbesinde Arap Baharının durdurulamaz olduğuna ilişkin sert bir konuşma yaptı ve yönetimi olacaklar
konusunda uyardı.
• 11 Şubat : Kral Halife, devlet televizyonundan, 2001 Anayasasının kabulünün 10. yıldönümü için her aileye 1000 Bahreyn Dinarı (2.500-2.600
dolar) verileceğini açıkladı.
• 11 Şubat: Mısır’dan gelen, Hüsnü Mübarek’in görevden ayrıldığı haberi,
sokakların heyecan ve ateşini artırmaya yetti. Bu haberle cesaretlenen
Bahreynli muhalifler halka çağrılarını tekrarladılar.
• 12 Şubat : Bahreyn İnsan Hakları Merkezi, bir mektupla Kral’ı geciktirilmiş olan reformların aciliyeti konusunda uyardı.
• 13 Şubat : Bahreyn’de yönetim, merkezi ve hassas bölgelere güvenlik
güçleri yerleştirerek 14 Şubat öncesi güvenlik tedbirlerini had safhaya
çıkardı.
• 14 Şubat: Ülkede beklenen büyük gösteriler planlandığı gibi Manama
sokaklarında başladı. Olayların daha ilk gününde polisin göstericilere
BAHREYN ■ 479
karşı kullandığı biber gazı ve plastik mermi sonucu bir protestocu hayatını
kaybetti ve çok sayıda gösterici ve polis de yaralandı.
• 15 Şubat: Kral Hamad, televizyona çıkarak gösterilerde hayatını kaybedenler için üzüntüsünü beyan etti, ancak bu açıklama sokakların hararetini düşüremedi. Aynı gün bir gün önceki gösterilerde ölen göstericinin cenazesinde toplanan kalabalığa polisin sert müdahalede bulunması sonucu
bir kişi daha öldü ve 25 kişi de yaralandı. Bunun üzerinde parlamentodaki en büyük muhalif grup olan el-Vifak’ın üyesi milletvekilleri parlamentodan topluca istifa ettiklerini açıklayarak olaylara karşı yönetimin aldığı
sert tutumu protesto etti ve gösterilere açıktan destek verdi.
• 16 Şubat : Başkent Manama’nın en büyük merkezi olan İnci Meydanı’nda
binlerce kişi toplandı ve böylece bu meydan Bahreyn gösterilerinin sembolü haline geldi.
• 17 Şubat’: Polisin İnci Meydanına gece baskını düzenlemesi sonucu dört
gösterici daha hayatını kaybetti. Aynı gün 600’den fazla kişi yaralandı ve
70 kişi kayboldu. Bu gün tarihe “Kanlı Perşembe” olarak geçti.
• 18 Şubat: Polisin Manama’da göstericilerin üzerine ateş açtı ve çok sayıda gösterici yaralandı. Aynı gün yönetim, ulusal diyalog çağrısı yaptı.
• 19 Şubat : çağrıya kulak asmayan göstericiler yeniden İnci Meydanı’nı
doldurdular.
• 22 Şubat: Kral Halife siyasi tutukluların serbest bırakılması kararını
açıkladı. Aynı gün göstericiler “Şehitler için Yürüyüş” sloganıyla o zamana kadar ki en büyük protestoyu gerçekleştirdi. İnci Meydanında 150-200
bin kişi toplandı.
• 26 Şubat : Kral, imar ve iskan, sağlık, su ve enerji bakanlarının görevden
aldı.
• 2 Mart : Manama sayıları yüz binleri bulan kişilerce ilk kez büyük bir
hükümet yanlısı gösteri düzenlendi.
• 3 Mart : Sünni ve Şii gençler arasında Hamid kasabasında çatışmalar
kaydedildi.
• 6 Mart : Göstericiler başbakanın istifasını, hatta kraliyetin kaldırılarak
Bahreyn’de demokratik bir sistemin kurulmasını talep ettiler.
• 12 Mart: Amerikan Savunma Bakanı Robert Gates olayların tam ortasında Bahreyn’i ziyaret etti.
• 13 Mart: Gates’in ziyaretinden bir gün sonra Manama’da polis göstericilere müdahaleye devam etti ve onlarca kişi yaralandı. Ayrıca Bahreyn
Üniversitesi’nde Şii ve Sünni gençler arasında çatışmalar kaydedildi. Polis İnci Meydanı’ndaki göstericilere yeniden sert müdahalede bulundu.
480 ■ ORTADOĞU YILLIĞI 2011
• 14 Mart: Suudi Arabistan, BAE ve Kuveyt Bahreyn’e zırhlı birlikler sevk
etmeye başladı.
• 15 Mart : Manama’da bir yerleşim yerinde iki yüzden fazla kişi polisin
açtığı ateş sonucu yaralanırken bir de polis memuru hayatını kaybetti.
Bahreyn yönetimi ülkede üç aylık olağanüstü hal ilan etti.
• 16 Mart : Körfez ülkelerinden gelen birliklerce desteklenen Bahreyn
güvenlik güçleri, tanklar ve helikopterler eşliğinde ayaklanmanın sembol yeri olan İnci Meydanı’na sert bir müdahalede bulundu ve ikisi polis
olmak üzere beş kişi hayatını kaybetti. Polis ayrıca Manama’da da göstericilere sert şekilde müdahale etti. Son müdahalelerde polisin hastane ve
sağlık kuruluşlarına yaptığı baskınlar uluslararası kuruluşlar tarafından
kınandı.
• 17 Mart : Muhaliflerden altı lider gözaltına alındı.
• 18 Mart : İnci Meydanı’ndaki sembolik anıt güvenlik güçleri tarafından
tahrip edildi ve meydan Körfez ülkelerinden gelen birliklerin verdiği güçlü destekle tamamen göstericilerden temizlendi.
• 25 Mart : Polis, hastanelerde tedavi gören yaralılar ile onlara bakan sağlık çalışanlarını gözaltına aldı ve Nisan ayı başında olaylarda tutuklananların yargılanmasına başlandı.
• 12 Nisan : İki İranlı ve bir Bahreyn vatandaşı İran için casusluk yaptığı
gerekçesiyle yargı önüne çıkarıldı.
• 15 Nisan : Bahreyn daha önce el-Vifak hareketine karşı aldığı kapatma
kararını ABD’nin baskıları üzerine erteledi.
• 22 Nisan : El-Vifak hareketi, yönetimin olayların başından beri 30 camiiyi yıktığını iddia etti. Yönetim, camilerin yıkılışını imar ve güvenlik
nedenleriyle savunarak iddiaları yalanlamamış oldu.
• 25 Nisan: İki polis memurunun ölümüyle ilgili olarak yedi tutuklu için
ölüm cezası istendi.
• 28 Nisan : Bu tutuklu göstericilerden dördüne olaylarındaki öncü ve belirleyici rolleri ile özellikle iki polis memurunun ölümündeki sorumluluklarından dolayı ölüm cezası verildi.
• 31 Mayıs: Askeri mahkeme muhalif liderlerle insan hakları savunucularını devlete ve rejime karşı başkaldırıdan dolayı yargılamaya başladı
ancak daha sonra serbest bıraktı.
• 31 Mayıs: Kral Halife, sorunların çözülmesi için ulusal diyalog çağrısı
yaptı.
• 1 Haziran : Ülkedeki sıkıyönetimin kaldırılması talebiyle yeniden sokaklar yeni gösterilere sahne oldu.
BAHREYN ■ 481
• 10 Haziran: Formula Bir Bahreyn yarışları, ülkedeki kaos, yönetimin
göstericilere karşı tavrı ve insan hakları ihlalleri gerekçesiyle iptal edildi.
• 11 Haziran : Ülkede yeni gösteriler kaydedildi ancak polis tarafından
bastırıldı.
• 13 Haziran : Aralarında doktorların da bulunduğu 48 sağlık çalışanı
yargılanmaya başlandı.
• 18 Haziran : Yönetim El-Vifak hakkında verilen ancak etenmiş olan
kapatma kararını tamamen kaldırdı.
• 22 Haziran : Göstericilerin tutuklu önderlerinden sekizi daha olaylardaki rollerinden dolayı ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Yargılanan
21 göstericiden diğerleri de iki ile onbeş yıl arasında cezalara çarptırıldı.
• 2 Temmuz : El-Vifak sürpriz bir dakika kararla hükümetle diyalog masasına oturma kararı verdi.
• 17 Temmuz : El-Vifak grubu, diyalog sürecinin sorunları çözme yolunda ciddi olmadığını ileri sürerek, diyalog sürecinden çekildiğini açıkladı.
• 29 Temmuz : Ulusal diyalog çabaları kapsamında hazırlanan reform paketi Kral’a sunuldu. Adil ve bağımsız yargı, seçilmiş bir hükümet ile yetkileri artırılmış bir parlamento öngören bu paket yeterince güçlü olmadığı
gerekçesiyle el-Vifak grubu tarafından eleştirildi.
• 9 Ağustos: Bahreyn Bağımsız Soruşturma Komisyonu, olaylar esnasında tutuklananlardan ikisiel-El-Vifak mensubu milletvekili olmak üzere
137’sinin serbest bırakıldığını açıkladı.
• 28 Eylül : Özel bir mahkeme, yargılanan sağlık çalışanlarından 20’sine,
olaylarda yaralanan göstericilerin tedavisinde görev alarak gösterilere
destek verdikleri gerekçesiyle, beş ile 15 yıl arasında değişen sürelerde
hapis cezası verdi.
• 7 Ekim : Bir gösterici çocuk daha polisin açtığı ateş sonucu hayatını kaybetti. Bu olay, el-Vifak’a göre son iki ayda polis ateşi sonucu kaydedilen
üçüncü ölüm olarak değerlendirildi.
• 23 Kasım: Olayları soruşturan Bahreyn Bağımsız Soruşturma Komisyonu, güvenlik güçlerinin olayları bastırmada ölçüsüz güç kullandığı ve
olaylar esnasında bazı göstericilere işkence uygulandığı sonucuna vardığı
raporunu açıkladı.
• 12 Aralık : Bahreyn Kralıel-El-Halife İngiltere’yi ziyaret etti ve Başbakan David Cameron ile görüştü.
• 2012 : Ülkede 2012 yılı başlarında da gösteriler zaman zaman devam
etmekte ve 13-14 Şubat tarihlerinde 2011 Olaylarının birinci yıl dönümünde Bahreyn sokakları yeniden karışacaktır.
482 ■ ORTADOĞU YILLIĞI 2011
Notlar
1
Ortadoğu’nun genel tarihi, kentler ve kentleşmenin getirdiği sosyal sorunlar için bakınız: Peter Sluglett (ed.), The Urban Social History of the Middle East, 1750-1950,
Syracuse University Press, Syracuse, New York, 2007. Ayrıca, Orta Doğu’nun kısa ve
genel bir tarihi ve güncel sorunları için bakınız: David S. Sorenson, An Introduction to
the Modern Middle East: History, Religion, Political Economy, Politics, Westview Press,
Boulder, Colorado, 2008.
2
Bu bölümde, Ortadoğu Yıllığı’nın 2009 ve 2010 sayılarında yer alan ve tarafımdan yazılan ‘Bahreyn’ bölümlerindeki şablondan farklı olarak daha çok 2011 yılı ayaklanması ve
olaylarına yer verilecektir. Bölümün yazılmasında, bahsi geçen bölümlerden mümkün
olduğu ölçüde yaralanılacak ve özellikle 2010 yılı sayısındaki metin 2011 Olayları bağlamında ilgili olduğu ölçüde değiştirilerek korunacaktır.
3
Bu konuda şu eser ayrıntılı detaylar içermektedir: Andrew M. Gardner, City of Strangers: Gulf Migration and the Indian Community in Bahrain, Cornell University Press,
New York, 2010.
4
“Background note: Bahrain,” US Department of State, Bahrain, 2010. Erişim adresi ve
tarihi: http://www.state.gov/r/pa/ei/bgn/26414.htm (20 Ekim 2010)
5
“Remarkable Growth: Expats outnumber Bahrainis in 2010 Census”, Bahrain Census
2010. http://www.census2010.gov.bh/news/news_en26.html , 28 Kasım 2010.
6
Bu konuda şu eser ayrıntılı detaylar içermektedir: Andrew,
7
“290,000 Indians in Bahrain,” Gulf Daily News, 5 Temmuz 2008. Erişim adresi ve
tarihi: http://www.gulf-daily-news.com/NewsDetails.aspx?storyid=222148. (20 Ekim
2010)
8
Örneğin kişi yıllık başına düşen gelirde Katar 68.000 dolar, Birleşik Arap Emirlikleri
48.000 dolar ve Kuveyt 38.000 dolar ile Bahreyn’in çok ilerisindedirler.
9
Buna rağmen ülkedeki petrol endüstrisi, bir bütün olarak ham petrol üretimini ve diğer Körfez ülkelerinde üretilen ham petrolün işlendiği rafine endüstrisini içermekte, bu
faaliyetlerinden toplanan vergiler hükümet bütçe gelirlerinin % 70’ini karşılamaktadır.
Buna bağlı olarak uluslararası piyasalardaki fiyat istikrarsızlıkları hükümet harcama ve
programlarını ciddi olarak etkilemektedir.
10 “Bahrain”, US Departmen tof State.
11 “Bahrain Reports Real GDP Growth of 70% in Last Decade”, EDB Economic Review, 8
Temmuz 2010.
12 Bahreyn’in daha ayrıntılı bir tarihi için bakınız: Nelida Fuccaro, Histories of City and State in the Persian Gulf. Manama since 1800, Cambridge, Cambridge University Press,
Cambridge, 2008.
13 Bunda ülke nüfusunun büyük bölümünü oluşturan Şiilerin kurduğu siyasal örgütlerin
seçimleri boykot etmelerinin de büyük payı vardır.
14 Bahreyn’de siyasal reformlar yapılmış olmasına rağmen siyasal partilere ve partileşmeye izin verilmemektedir. Bu nedenle farklı siyasal grup ve kesimler siyasal topluluklar
olarak örgütlenmekte ve seçimlere bu şekilde girmektedir. Bu topluluklar genellikle Şii
ve Sünni grupları temsil etmektedir. Bu partiler dışında ülkede güçlü bağımsız adaylar
seçimlerde yeterli sayıda oy alarak parlamentoya seçilebilmektedir.
15 “CIA World Factbook: Bahrain,” https://www.cia.gov/library/publications.
16 “Bahrain population crossed 1m in December”, Gulf News, 28 Şubat 2008; “Remarkable Growth: Expats outnumber Bahrainis in 2010 Census”, Bahrain Census 2010.
BAHREYN ■ 483
17 “Remarkable Growth: Expats outnumber Bahrainis in 2010 Census”, Bahrain Census
2010.
18 Bahrain Center for Human Rights, Social Watch Report 2009: Bahrain, 2009. Erişim
adresi ve tarihi: http://www.bahrainrights.org/en/node/3117 (20 Ekim 2010)
19 Bahrain’s Siite MPs walk out over population”, Today’s Zaman, 14 Mayıs 2008.
20 Today’s Zaman, 14 Mayıs 2008.
21 “Police in Bahrain clash with protesters”, AP, 30 Ekim 2009.
22 1990’lardaki sokak olayları ülkede Emir’in 1975’ten beri yapılmayan hükümet değişikliğini 1995’te yapması sonucu doğurmuştur.
23 “Bahrain”, US Department of State.
24 Michael Slackman, “Sectarian Tension Takes Volatile Form in Bahrain”, New York Times, 27 Mart 2009.
25 Bill Law, “Police ‘use guns’ at Bahrain protests”, BBC Radio 4, 3 Nisan 2009; Richard
Thompson, “Special report: Bahrain - Protests threaten reform”, MEED Insight, 28
Ocak 2008.
26 “Bahrain hints at Iranian involvement in plot to overthrow government”, The Telegraph, 6 Eylül 2010.
27 “Bahrain hints at Iranian involvement…”, The Telegraph, 6 Eylül 2010.
28 “Bahrain royal family facing unprecedented challenge in election”, The Telegraph, 22
Ekim 2010.
29 “Bahrain 2010 Ellections: the results are in”, Yagoob’s Dome, 31 Ekim 2010.
30 Ian Black, “Bahrain’s elections overshadowed by crackdown on Shia protesters”, The
Guardian, 22 Ekim 2010.
31 “Shia opposition makes big gains in Bahrain election”, The Telegraph, 24 Ekim 2010.
32 “Shia group holds strong position in Bahrain elections”, BBC News Middle East, 24
ekim 2010;
33 “Bahrain 2010 Ellections: the results are in”, Yagoob’s Dome, 31 Ekim 2010.
34 “Independents the biggest winners”, The Gulf Daily News, 1 Kasım 2010.
35 “Bahrain Shiites retain chamber seats after vote”, AP, 24Ekim 2010.
36 “Anti-Government Protests in Bahrain”, Reuters, 16 Mart 2011.
37 “Bahrain activists in Day of Rage”, Al Jazeera English, 14 Şubat 2011.
38 “Report of the Bahrain Independent Commission Inquiry”, Bahrain Independent Commission Inquiry, 23 Kasım 2011, s. 65.
39 14 Şubat tarihi göstericiler için anlamlı bir tarih olup ülkede 1990’larda meydana gelen
toplumsal olaylardan sonra yapılan ve ülkeyi yeni bir döneme taşıyan 2001 referandumunun da onuncu yılına rastlıyordu.
40 Stephen Zunes, “America Blows It on Bahrain”, Foreign Policy in Focus, 2 Mart 2011.
41 “Bahrain Opposition Calls for Rally”, Al Jazeera English, 13 Şubat 2011.
42 Randeree, Bilal “Deaths Heighten Bahrain Tension”, Al Jazeera English, 15 Şubat 2011.
43 “Report of the Bahrain Independent Commission Inquiry”, Bahrain Independent Commission Inquiry, 23 Kasım 2011, s. 97.
44 Bahreyn’e gelen Suudi ve diğer Körfez ülkeleri birliklerinin olaylara doğrudan müdahale etmedikleri iddia edilse de bu tartışmaya açık bir konudur. Suudi Arabistan’ın
Bahreyn’e birliklerini fiilen göndermiş olması, gerektiğinde bu birliklerin olaylara müdahale edeceğini açıkça ilan etmesi birlikte dikkate alındığında, bu konuda başka bir
484 ■ ORTADOĞU YILLIĞI 2011
tartışmaya gerek de yoktur.
45 Yönetimin bu kararını İran protesto etmiş ve buna tepki olarak da Bahreyn İran’daki
büyükelçisini geri çektiğini açıklamıştır. Bir gün sonra da İran Bahreyn’den büyükelçisini
geri çekmiştir.
46 Al Jazeera English, 16 Mart 2011.
47 “Report of the Bahrain Independent Commission Inquiry”, Bahrain Independent Commission Inquiry, 23 Kasım 2011, s. 251.
48 “Formula One race in Bahrain cancelled”, Al Jazeera English, 10 Haziran 2011.
49 “The Appeal National Safety Court Confirms the Detah Penalty of Two Defandants
Involved in Murdering Policemen”, Bahrain News Agency, 22 Mayıs 2011.
50 Martin Chulov, “Bahrain Rights Activists Jailed for Lif”, Guardian Online, 22 Haziran
2011.
51 Talea Miller, “Medical Workers in Bahrain Sentenced to 15 Years in Prison”, PBS NewsHour, 28 Eylül 2011.
52 “PHR Denounces Sentences on Bahraini Medics”, Physicians for Human Rights (PHR),
Press Release, 29 eylül 2011. Website: http://physiciansforhumanrights.org
53 TC: Cumhurbaşkanlığı - http://www.tccb.gov.tr/
54 Dış Ticaret Müsteşarlığı, Erişim adresi: dtm.gov.tr
55 T.C. Manama Büyükelçiliği Ticaret Müşavirliği, Bahreyn’in Genel Ekonomik Durumu ve
Türkiye ile Ekonomik- Ticari İlişkileri, Mart 2010, Manama.
56 Türkiye Cumhuriyeti, Ministry of Economy, Countries and Regions-Middle East: Bahrain. http://www.economy.gov.tr 22 Agustos 2012.
57 “Turkey-Bahrain Economic and Trade Relations”, Ministry of Foreign Affairs, 2010. Erişim adresi: http://www.mfa.gov.tr/turkey_s-commercial-and-economic-relations-withbahrain.en.mfa ve Türkiye Cumhuriyeti, Ministry of Economy, Countries and RegionsMiddle East: Bahrain. http://www.economy.gov.tr 22 Agustos 2012.
58 Bahrain Center for Human Rights, Social Watch Report 2009: Bahrain, 2009. Erişim
adresi ve tarihi: http://www.bahrainrights.org/en/node/3117 (20 Ekim 2010)
59 Bahrain Center for Human Rights Defending and promoting human rights in Bahrain
http://www.bahrainrights.org/internetblocks
60 Örneğin, Bahreyn İnsan Hakları Komitesi’nin 2009 yılı Şubat ayında yayınlanan raporuna göre, Şii nüfus toplam nüfusun yarıdan fazlasını oluşturmasına rağmen ülkede
hükümet ve kamu bürokrasisindeki Şii istihdam oranı sadece % 13 civarında kalmıştır.
Fred H. Lawson, Countries at the Crossroads: Bahrain, 2010.
61 “Bahrain oil company fires almost 300 over anti-government protests”, Guardian, 11
Mayıs 2011.
Download

Bahreyn 2011