SAYI 9 / 2014
Bulutların Arasında
İNOVASYON
KAMUDA
BÜYÜK VERİ
ÇÖZÜMLERİ
........................................................................................................................................................................... ÖNSÖZ
KAMU HİZMETLERİNDE,
İNOVASYONDA, SOSYAL
YAŞAMDA SAP
SAP’nin, çift haneli büyümelerle
kanıtlanan global ve bölgesel
başarısının temelinde vizyonerliği,
uyum sağlama becerisi ve inovatif
yapısı yer alıyor. Trendlerin doğru
şekilde yorumlanması, proaktif
yaklaşım ve güçlü insan kaynağı ile
de desteklenen bu başarı, SAP’nin
küresel anlamdaki yol haritasını da
çiziyor. Ve bu yol haritası eğilimlere,
beklentilere, hedeflere ve yeniliklere
göre sürekli güncelleniyor. Ocak
ayında Barselona’da yapılan ve
dünyanın her yerindeki SAP
çalışanlarının katıldığı şirket-içi
etkinlikte, SAP’nin yeni dönemdeki
rotası SAP Eş-CEO'su Bill McDermott
tarafından açıklandı: SAP artık,
HANA-tabanlı bir bulut şirketi.
Bu rota aynı zamanda SAP’ye yeni bir
tanım da kazandırıyor. Bulut ve
bellek-içi platformun müthiş
fırsatlarını barındıran mevcut
ortamda SAP, değişimi yaratan,
besleyen, geliştiren ve yönlendiren
marka olarak tam merkezde
bulunuyor. Bu merkezi
konumumuzun ve yeni bakış açımızın
hem kamu sektörüne hem de özel
sektöre büyük faydalar getireceğini
önümüzdeki dönemde hep birlikte
göreceğiz.
Kamu sektöründen söz etmişken
büyük veriyi özellikle vurgulamak
gerekir. Gerek bireylere ve kuruluşlara
sundukları hizmetlerde gerekse kendi
operasyonlarında büyük miktarda
veri üreten kamu kurumlarının büyük
veriden faydalanma potansiyelinin
ne kadar yüksek olduğunu daha önce
pek çok etkinliğimizde ve yazımızda
vurgulamıştık. Bu konuda yaptığımız
çalışmaların sonuçlarını gösteren
başarı hikayelerine imza atmaya
başladığımızı memnuniyetle
söyleyebilirim. SAP HANA’nın da
önemli rol oynadığı bu başarı
hikayelerinin başka pek çok kamu
kurumuna da ilham kaynağı
olacağına inanıyoruz.
Üstelik büyük veri, bellek-içi bilişim
ve bulutun kamu sektörüne sunacağı
daha pek çok olanak var. Örneğin
SAP Business Suite on HANA bellekiçi platform, kamu sektörünün her
kademesine büyük kolaylık ve fayda
sağlıyor. SAP HANA, bunun yanı sıra
bilişim dünyasında inovasyon
kavramını da sürekli bir adım öteye
taşıyor.
Bildiğiniz gibi inovasyon, SAP’nin
odaklandığı en önemli alanlardan bir
tanesi. İnovasyonun öncüsü olarak
sektörlere hız ve verimlilik kazandıran
SAP’nin bu güçlü yönü, özellikle
büyük veri ve bulutla desteklenerek
çok daha büyük etki yaratıyor. Bir
süredir “Gelecek Bulutta” diyen SAP,
inovasyona giden yolda bulut
teknolojilerini merkeze alarak büyük
dönüşümlere imza atıyor.
Zeynep Keskin
SAP Türkiye Genel Müdürü
Elinizde bulunan SAP Forum dergisi,
20 Şubat tarihli SAP Forum Ankara ve
14 Mart tarihli SAP Innovation Forum
etkinliklerine özel olarak hazırlandı.
Kamu sektörüne özel çözümler,
inovasyon ve sosyal sorumluluk gibi
içeriklerin yer aldığı dergimizin yanı
sıra etkinliklerimizden de memnun
kalacağınızı umuyoruz. Görüşmek
dileğiyle...
İnovasyon, deneyimden güç alarak
yeni bakış açılarıyla şekillenen bir
süreç. Dolayısıyla bizim için deneyim
kadar önemli olan bir başka değer de
genç girişimciler. SAP global
anlamda gençlere yönelik pek çok
program hazırlayıp uyguluyor. Biz de
SAP Türkiye olarak bu global
programları ülkemize uyarlıyor,
zaman zaman da Türkiye için özgün
programlar üretiyoruz. Böylece
öğrencilerin ve genç girişimcilerin
inovasyon ve gelişim kapasitelerine
katkıda bulunuyoruz.
1
İÇİNDEKİLER........................................................................................................................................................................................
12
06
KAPAK KONUSU: KAMUDA BÜYÜK VERİ
06 /KAMU SEKTÖRÜNDE DÖNÜŞÜME
SAP’NİN KATKISI
12 / BÜYÜK VERİ, KAMUDA YENİ İNOVASYONLARA
OLANAK TANIYOR
16 /KAMU SAĞLIĞI, SAP BÜYÜK VERİ
ÇÖZÜMLERİYLE KORUNUYOR
19 /KÖŞE YAZISI AHMET ENGİN TEKİN
BÜYÜK VERİNİN DERİNLİKLERİNDE
DOSYA KONUSU:
BULUTLARIN ARASINDA İNOVASYON
20 /SAP ARTIK BİR BULUT ŞİRKETİ
23 /KÖŞE YAZISI ÖZGÜR ODABAŞIOĞLU
BULUTA GEÇMEK İÇİN 10 İYİ NEDEN
24 /MÜŞTERİNİN PATRON OLDUĞU ÇAĞDA
İNOVASYON NEDEN ÖNEMLİ
26 /TREND “GLOBALLEŞEN DÜNYADA
İŞLETMELERİN HAYATTA KALABİLMESİ,
ANCAK SÜREKLİ DÖNÜŞÜMLE MÜMKÜNDÜR”
30 /TREND “BTA TÜRKİYE’DEN, BÖLGEDE
DÖNÜŞÜMÜN ROTASINI ÖĞRENMEYİ UMUYORUZ”
32 /PORTRE TURHAN MENTEŞ
"İNOVASYONUN İÇİNİ DOLDURMAK,
İNOVASYONA YATIRIM YAPMAK GEREKİYOR”
36 /HAYATIN İÇİNDEN MURAT MURATHANOĞLU
“VERİLERİ DOĞRU PLATFORMA KOYABİLMEK
İÇİN OYUNUN GENLERİNİ BİLMEK GEREKİYOR”
40 /HAYATIN İÇİNDEN TOPLUMUN VE YAŞAMIN
MERKEZİNDE: SAP TÜRKİYE
44 / HABERLER
32
16
36
24
40
Konak Medya adına İmtiyaz Sahibi: Cem Tecimen Genel Yayın Yönetmeni (Sorumlu): Aylin Tarhan Kuru ([email protected])
Yazı İşleri: Ayşe Başcı, Melih Çelik, Ahmet Olgun Görsel Yönetmen: Kadir Kaymakçı Fotoğraf: Celal Kenç Katkıda Bulunanlar: Erdem Aksakal, Ekin Erim, Cansu Cığa,
Rengin Köşkli, Dr. Serdar Kebapcı, Ahmet Engin Tekin, Cihat Onbaşı, Özgür Odabaşıoğlu, Nuray Takmaz, Deniz Eralp
Reklam Müdürü: Güler Okumuş ([email protected]) Yapım-Yönetim ve Reklam Satış: Konak Medya - Yıldız Posta Cad. Akın Sit. 3. Blok No: 10 K: 5 D:
54 Gayrettepe/İstanbul İletişim: 0212 216 97 00 www.konakmedya.com, Matbaa: Portakal Basım Matbaacılık San. Tic. A.Ş. Huzur Mah. Tomurcuk Sok. No: 5/1 4 Levent Seyrantepe - İstanbul Tel: 0212 332 28 01 Faks: 0212 332 02 08 FORUM dergisi, SAP Türkiye ile yapılan sözleşme gereği Konak Medya tarafından T.C. yasalarına uygun olarak
kurumsal bir yayın olarak yayımlanmaktadır. FORUM dergisinde yer alan görüşler sadece yazarlarına aittir. FORUM dergisinde yayınlanan yazı, fotoğraf ve konuların tüm
hakları Konak Medya’ya aittir. Kaynak gösterilmeksizin ve izinsiz alıntı yapılamaz. SAP logosu sözleşme gereği, SAP Türkiye’nin izniyle kullanılmaktadır.
2
w | www.sap.com.tr t | twitter.com/sapturkiye f | facebook.com/sapturkiye
itelligence ile Analitik Çözümler
Predictive Analysis/
SAP InfiniteInsight®
Karlılık ve
Maliyet
Yönetimi
ve Ödüllü Projeler
itelligence Analytics
Çamlık Mah. İkbal Cad. Dinç Sok. No:28, 34770 Ümraniye/İSTANBUL
Neden itelligence Analytics?
Süreç İyileştirme ve Geliştirme Desteği
22 Ülkede 700 Analitik Uygulama Danışmanı
Global Bütçe ve Konsolidasyon Deneyimleri
Uçtan Uca Bütünleşik Hizmet Ağı
Türkiye’deki İlk Yenilikçi Projeler
Süreçsel ve Endüstriyel Bilgi Birikimi
Uzman Danışmanlık Ekibi
Global Hana Proje Deneyimleri
Sertifikalı Hazır Paket Çözümlerimiz
Çok Boyutlu Analitik Raporlamalar
Hızlı Paket Çözümlerimiz:
SAP HANA ile Karlılık Analizi
SAP HANA ile Hızlandırılmış Mali
Muhasebe ve Maliyet Muhasebesi
Mağazacılık için Planlama
BPC Ürün Maliyetlendirme
BPC Bordro Simülasyonu
BPC ile IFRS ve Konsolidasyon
www.itelligence.com.tr
T: +90 (216) 600 05 00
KAPAK KONUSU: KAMUDA BÜYÜK VERİ...........................................................................................................................................
KAMU SEKTÖRÜNDE DÖNÜŞÜME
SAP’NİN KATKISI
Teknolojinin dönüştürdüğü kurumlar listelendiğinde kamu kurumlarının
ayrı bir yeri ve önemi bulunuyor. Sorumlu oldukları milyonlarca kişiye
daha kaliteli hizmet sunma yolunda hareket eden kamu kurumlarının
günümüzdeki en büyük yardımcısı kuşkusuz teknoloji. SAP, sunduğu pek
çok yenilikçi çözümle kamu kurumlarının dönüşümlerini kolaylaştırmakla
kalmıyor, yüksek hizmet kalitesine ulaşmalarını da sağlıyor.
Deniz Eralp
SAP İş Geliştirme Yöneticisi
Bir zamanların gazete manşetleri
yalnızca Türkiye’de değil, tüm dünyada
ortak bir soruna işaret ediyordu: çok
sayıda bürokratik işlem, resmi daireler
önünde uzayan kuyruklar ve kimi
zaman günün yarısının kaybolmasına
neden olan beklemeler. Ancak, deyim
yerindeyse köprünün altından çok
sular aktı. Teknolojinin, her alanda
olduğu gibi kamu hizmetlerinde de
aktif kullanılmaya başlaması sayesinde
eskiden saatler alan en basit işlemler,
şimdi oturduğumuz koltuktan, hatta
cep telefonumuzdan yapılabilir hale
geldi.
Süreçlerde atılan bu dev adımların
arkasında ise teknoloji dünyası
bulunuyor. SAP; uygulama, analitik,
veritabanı, bulut bilişim ve mobilite
alanlarında sağladığı çözümlerle,
kamu sektörünün bu dönüşümündeki
başrol oyuncularından biri. Vatandaş
odaklı hizmet üretimine katkı sağlayan
SAP, her gün katlanarak artan büyük
verinin yönetimi ve analizinde sunduğu
çözümlerle, hız ve mobilite anlamında
üst düzey fayda sağlıyor.
Kamunun etkinliğini artıran
çözümler
Peki SAP, kamu sektörüne ne
gibi araçlarla fayda sağlıyor? Bu
sorunun yanıtı için, SAP’nin son
yıllarda bünyesine kattığı firmaların
uzmanlık alanlarına ve bu alanların,
SAP’nin mevcut çözümüyle olan
entegrasyonundaki başarıya
bakmak gerekiyor. SAP HANA
platformunun getirdiği hızlı veri analizi,
milyonlarca kişiye hitap eden kamu
kurumlarının sunacağı hizmetlerin
şekillendirilmesinde fayda sağlıyor.
Mobil uygulama platformlarında
6
Sybase ve Syclo ile gelen etkinliği
özel şirketlerde olduğu gibi kamunun
da kullanımına sunan SAP, ayrıca
dünyada giderek yaygınlaşan kamu
bulutu kavramına da SuccessFactors ve
Ariba ile destek veriyor. Elbette sürekli
geliştirilen ve yenilenen bu hizmetler,
ilgili kamu kurumlarının ihtiyaçları
doğrultusunda çeşitlendirilebiliyor.
SAP’nin kamuya yönelik uygulamaları
yalnızca teknolojik altyapıyla sınırlı
bulunmuyor. SAP, kamu projelerinde
garanti sürelerinin bitimi sonrasında
kurumların yaşadığı durgunluk
döneminin ortaya çıkmasını da
önlüyor. Verdiği bakım hizmetiyle,
kamu kurumlarının güncel teknolojiyi
sistemlerine adapte edebilmesini
sağlayan SAP, böylece kurumların
her daim güncel teknolojiyle hizmet
verebilmesini de mümkün kılıyor.
SAP’nin kamu hizmetlerinde sunduğu
çeşitlilik, dönüşüm anlamında bu
kurumların gelişimine katkı sağlıyor.
40 yıldır kamu dahil olmak üzere 20’yi
aşkın sektörde edindiği deneyimi,
kamusal hizmetlerin dönüşümüne
yönelik olarak geliştiren SAP, teknoloji
yatırımlarının atıl hale gelmesini
de önlemiş oluyor. Bu konuda,
kamu kurumlarına İş Süreçleri
Danışmanlık Hizmetleri sunan SAP,
kritik iş süreçlerini analiz ederek ve
ihtiyaç duyulan teknolojik altyapıları
göz önünde bulundurarak kurum
ihtiyaçlarını kısa, orta ve uzun vadede
karşılayacak çözüm yol haritaları da
sunuyor.
Başarılı örneklerin sayısı hızla
artıyor
SAP’nin kamu hizmetlerindeki
yetkinliği, dünyanın dört bir yanında
etkisini gösteriyor. Örneğin ABD’de
...............................................................................................................................................................................................................................
7
KAPAK KONUSU: KAMUDA BÜYÜK VERİ..........................................................................................................................................
Mobil uygulamalarda SAP farkı
Mobil cihaz ve uygulamaların sayısı artık
dünya genelinde önemli ölçüde arttı.
Dünya genelinde 2012 yıl sonuna göre
6,8 milyar mobil abone bulunurken
bu sayı, nüfusun yüzde 96,2’sine
işaret ediyor. Türkiye’de ise Bilgi ve
İletişim Teknolojileri Kurumu’nun
son açıklamasına göre 2013 yılı 3.
çeyreğinde toplamda 65,8 milyon mobil
abone var. Bu rakam, Türkiye nüfusunun
yüzde 92,1’i anlamına geliyor.
Yaygınlığın bu derece artmış olması,
elbette kamu kurumlarının gerek
kendi içlerinde gerekse vatandaşlar
nezdinde mobil uygulamalara daha
fazla eğilmesini gerektiriyor. Bu trendin,
sayıları her geçen gün artan M2M cihaz
ve uygulamalarıyla daha da büyük bir
hızla yükseleceği öngörülüyor.
SAP Kamu
Çözümleri
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
8
Acil Durum Yönetimi
Gayrimenkul Yönetimi Çözümleri
Hastane Bilgi Otomasyon Çözümü
Karar Destek Çözümleri
Karargâh ve Taktik Saha Lojistik
Entegrasyon Çözümleri
Kurumsal Kaynak Planlama
Mobilite Çözümleri (Kurumsal
mobil uygulamalar geliştirme ve
cihaz yönetimi)
Performans Bazlı Lojistik Çözümleri
Personel Yönetimi (Bordro,
performans, organizasyon,
uzaktan ve yerinde eğitim,
yetenek, oryantasyon, rotasyon,
işe alma yönetimi)
Portföy ve Proje Yönetimi
Çözümleri
Satınalma ve İhale Yönetimi
Çözümleri
Strateji Planlama ve Performans
Bazlı Bütçeleme Çözümleri
Taktik Saha Lojistik Konsepti ile
Entegre Komuta Kontrol Çözümleri
Tapu Kadastro Çözümleri
Vatandaş Etkileşim Merkezi
Çözümleri
Vergi ve Gelir Yönetimi
Veritabanı ve Veriambarı
Çözümleri
Yükseköğretim Çözümleri
Washington eyaleti yetkilileri,
SAP çözümleri aracılığıyla, eyalet
genelindeki 320 yerleşim bölgesinin
tüm sokak yapım ve bakım süçlerinin
yönetimini planlayabiliyor. SAP
BusinessObjects çözümünden
faydalanan Washington, projeye
özel olarak hazırlanan performans
yönetim ekranıyla daha verimli bir yerel
yönetimin kapılarını açıyor. Benzer bir
yöntem izleyen Boston’da ise Citizen
Connect isimli uygulama sayesinde,
yönetim, iyileştirilmesi gereken
noktalara ve konulara dair bilgileri
bizzat şehrin sakinlerinden topluyor.
Arka plandaki SAP uygulamalarıyla
bir araya getirilerek analiz edilen bu
öneriler, daha kaliteli ve etkin bir
yönetim olanağı sağlıyor.
Gerek Washington gerekse Boston
örnekleri, teknolojiyle barışık bir şekilde
yaşayan yerel yönetimlerin ne gibi
faydalar elde edebileceğinin iki güzel
örneği elbette. Ancak, kamu sektörünü
genel olarak ele aldığımızda yalnızca
yerel yönetimleri değil, merkezi
idareler, savunma kurumları gibi pek
çok farklı kurumu da buraya dahil
etmek mümkün.
Bu noktada, SAP’nin geçmişte
bünyesine dahil ettiği Sybase ve Syclo
şirketlerinin sunduğu çözümlerden elde
edilen fayda daha net bir şekilde ortaya
çıkıyor. Mobiliteyi tıpkı veritabanı, iş
zekası/analitik ve bulut bilişim gibi
stratejik alan olarak belirleyen SAP, sahip
olduğu tecrübeyle kamu kurumlarının
mobil dünyaya entegrasyonunu
sağlayan uygulamalarda önemli
avantajlar sunuyor. Bu avantajların
en öne çıkanlarından birini ise acil
durum yönetimi oluşturuyor. Bu tür
bir ortamda hızla artan mobil trafik ve
veri yoğunluğunun doğru bir şekilde
toplanması ve analiz edilmesi, özellikle
felaket durumlarında çok sayıda
hayatın kurtarılması adına önemli. SAP,
sunduğu Vatandaş Etkileşim Merkezi
Çözümleri ile bu verinin doğru bir
şekilde yönetilmesini sağlarken, özel
şirketlerdeki müşteri memnuniyeti
kavramının da kamuda hayat bulmasını
sağlıyor.
SAP çözümleri, kamu kurumlarına
şeffaflık sağlıyor
Şeffaflık, iyi bir yönetim sergilemek
isteyen kamu kurumlarının stratejik
hedefleri arasında bulunur. SAP Kamu
Çözümleri’nin barındırdığı portföy,
entegre yapısıyla hem aynı kurumun
farklı departmanları hem de farklı kamu
kurumlarının birbirleri arasında daha
etkin bir iletişim kurmasını sağlarken,
verinin analizi ve paylaşım olanakları
sayesinde hedeflenen şeffaf yapıya da
kolayca ulaşılabiliyor.
Ayrıntılı bilgi için: [email protected]
Akçansa Bilgi Sistemleri Yöneticisi Erdinç Ödül
Büyüyen yapısında iş süreçlerindeki
verimliliği yükseltme amacını güden
Akçansa, bu kapsamda gerek üst
yönetimin gerekse sahadaki ekiplerin
raporlara hızlı, kolay, lokasyondan
bağımsız şekilde ve tüm muhatapların
aynı bilgilere aynı perspektifle
erişebilmesini hedefliyordu. Veri girişi
ve karar destek mekanizmalarına katkı
sağlamayı ve satış grubunun, ihtiyaç
duyduğu bilgilere hem şirket içinden
hem de mobil cihazlarla erişebilmesini
amaçlayan Akçansa, bu kapsamda
tercihini SAP’nin BusinessObjects (BO)
çözümünden yana kullandı.
Müşteri ihtiyaçlarına
daha çok yönelebilecek
bir satış ekibi
Proje öncesinde çeşitli departmanların
bir araya gelmesiyle stratejisin belirleyen
Akçansa, bu ön hazırlık sayesinde
IBSS’le birlikte 4 ay içinde projeyi canlı
kullanıma aldı. IBSS’in deneyimli proje
ekibi, Akçansa ekibiyle uyumlu bir
şekilde çalıştı. Ne kadar sayıda rapor
çıkarıldığı, kimler tarafından hazırlandığı,
hazırlanma aralıkları ve her biri için ne
kadar zaman harcandığı bilgilerini içeren
raporlama envanterinin hazırlanmasıyla
başlayan süreç sonunda Akçansa ayda
30 adam/gün tasarruf etmeyi başardı.
Bu fayda, pazara daha hakim, pazardaki
değişiklikleri daha yakından takip
edebilen bir satış ekibine kavuşulmasını
sağlamasının yanında, çalışanların
müşterilerine daha fazla zaman
ayırmasına da imkan vererek kuruma
verimlilik kazandırdı.
Önce çimento satış ve pazarlama
fonksiyonlarıyla ilgili raporları ele alan
Akçansa, sonrasında hazır beton
ve agrega raporlarının da sisteme
aktarılmasıyla daha yüksek bir faydaya
ulaşmayı hedefliyor.
Yüksek katma değerli
fayda
Kullanıcı raporlama ihtiyaçlarını daha
bütünsel ve düzenli şekilde yönetmeye
“Proje çalışmaları
sırasında IBSS
bizim önemli
paydaşlarımızdan ve
destekçilerimizden
biriydi. Daha önce
birlikte bir projede
bulunmamamıza
rağmen, ön fizibilite
çalışmalarından
itibaren konuya
ciddiyetle eğilmeleri
ve metodolojik
yaklaşımları, bu ekiple
çalışmakla doğru kararı
verdiğimizi gösterdi.”
Akçansa Bilgi Sistemleri
Yöneticisi Erdinç Ödül
başlayan Akçansa, böylece bireysel
ihtiyaçlardan çok, bütünsel ve kurumsal
ihtiyaçlara yöneldi. Bu sayede, IT
altyapısına önemli bir kazanım ekleyen
şirketin en önemli kazanımlarından biri,
55 lokasyonda yaklaşık 700 kullanıcının
kurumsal bilgiye hızlı, yalın ve görselliği
ön planda olan ortak bir platformdan
ulaşması oldu. Proje, Akçansa üst
yönetiminin kendi mobil cihazları
üzerinden raporlara kolaylıkla erişim
sağlamasına olanak tanırken, kurum içi
departmanların rapor başına harcadıkları
eforun da azalmasına imkan verdi.
AKÇANSA HAKKINDA
Sabancı Holding ve HeidelbergCement ortak
kuruluşu olarak faaliyet gösteren Akçansa;
yıllık 6,5 milyon ton klinker ve 9 milyonun
üzerinde çimento üretim kapasitesiyle Türkiye
çimento sektörünün lider yapı malzemeleri
şirketi olma unvanını elinde bulunduruyor.
Akçansa’nın ülke geneline yayılmış 3 üretim
tesisi, 5 terminali ve 43 hazır beton tesisi
bulunuyor.
Ataşehir Bulvarı 36 Ada Ata 2/3 Plaza Kat: 1 Daire: 20 Ataşehir, İstanbul, Türkiye
Tel: +90 216 455 92 62 ¬ Faks: +90 216 455 98 62
Web: www.ibss.com.tr ¬ E-posta: [email protected]
Bu bir ilandır.
Akçansa, sahadaki
verimliliğini IBSS ile
yükseltti
KAPAK KONUSU: KAMUDA BÜYÜK VERİ...........................................................................................................................................
BÜYÜK VERİ, KAMUDA
YENİ İNOVASYONLARA
OLANAK TANIYOR
Milyonlarca kişiye hitap etmesi nedeniyle kamu, farklı kaynaklardan gelen
çok sayıda veriye de evsahipliği yapıyor. SAP, büyük veri konusundaki
uzmanlığıyla, kamunun bu karmaşık ortamdan optimum faydayı elde
etmesinin yollarını sunuyor.
Cihat Onbaşı
SAP Çözüm Yöneticisi
Verinin, büyük veriye dönüşümü
hakkında net bir tarih vermek zor.
Kimileri için, antik dönemin en
büyük kütüphanesi olan İskenderiye
Kütüphanesi, barındırdığı 900 bin
eserle “ilk büyük veri” deposu olma
niteliği taşır. Kimileri içinse, büyük veriyi
tanımlamak için modern bilişim ve
depolama sistemlerinin yaygınlaşması
bir başlangıçtır. Düşünce ne olursa
olsun, büyük veri, günümüzün
gerçekleri arasında çoktan yerini aldı ve
geleceği şekillendirmeye devam ediyor.
Böyle bir ortamda, büyük veri de
milyonlarca kişiye hizmet veren kamu
kurumlarının ayrılmaz bir parçası
olma niteliği taşıyor. Sunulan hizmet
kalitesinin artması, daha verimli bir
ortam, maliyetlerin düşürülmesi
ve elbette bürokratik işlemlerin
azaltılması büyük verinin sunduğu
kolaylıklar arasında bulunuyor.
İçinde bulunduğumuz tabloyu
incelediğimizde kamu kurumlarının bu
faydalardan daha da artan bir hevesle
yararlanmak istediği görülebiliyor.
Örneğin ABD’de, Mart 2012 tarihinde
Başkan Obama
tarafından
açıklanan
büyük veri
12
inisiyatifi için 200 milyon dolarlık bir
bütçe ayrıldı. Obama ve ekibi, bu bütçe
ile büyük veriden nasıl daha fazla
faydalanılabileceği üzerine halihazırda
Ar-Ge çalışmalarını sürdürüyor.
Büyük verinin kamu üzerindeki etkisini
yalnızca kurum ya da hizmet verilen
alan üzerinden değerlendirmemek
gerekiyor. Türkiye’de Paloma
Yayınları’ndan çıkan, “Büyük Veri Yaşama, Çalışma ve Düşünme Şeklimizi
Dönüştürecek Bir Devrim” adlı kitabın
bir bölümünde, büyük verinin ülkeler
arası rekabeti nasıl etkileyeceğine
değiniliyor. Viktor Mayer-Schönberger
ve Kenneth Cukier tarafından hazırlanan
bu kitap, kamunun bütünü nezdinde
büyük veriyi şu şekilde değerlendiriyor:
“Büyük veri, devletlerin de rekabet
avantajlarını bozmaya hazırdır. Üretimin
büyük ölçüde gelişmekte olan ülkelere
kaptırıldığı ve inovasyonun herkese
açık olduğu dönemde, sanayileşmiş
milletler, veriye sahip oldukları ve onu
nasıl kullanacaklarını bildikleri için
avantajlıdır. Kötü haber, bu avantaj
sürdürülemez. Bilişimde ve internette
olduğu gibi, Batı’nın büyük verideki
erken liderliği, dünyanın diğer kısımları
teknolojiyi benimsedikçe azalacak.”
...............................................................................................................................................................................................................................
Türkiye, büyük verinin neresinde?
Dünyanın en büyük 20 ekonomisinden
biri olan Türkiye, kamunun büyük
veriye yaklaşımı konusunda henüz
yeterli bir seviyede değil ama geleceğe
dair pek çok olumlu adımın atıldığını
da görmezden gelmemek gerek.
Bilişim yatırımları pek çok noktada
donanım ağırlıklı bir yatırım olarak
görülüyor ve yazılıma gerçek değeri
verilmiyor. Diğer yandan, iyiye doğru
bir gelişme olduğunu da belirtelim.
Örneğin, kamudaki bilişim yatırımlarının
katlanarak arttığı bir dönemden
geçiliyor. 2002 yılında, merkezi yönetim
bütçesinden bilgi teknolojileri yatırımları
için ayrılan ödenek, 2012 fiyatlarıyla
577 milyon TL seviyesindeyken, 2012
yılına baktığımızda karşımıza yaklaşık
2,5 milyar TL’lik bir değer çıkıyor. Global
krizin gerçekleştiği 2008 yılı haricinde
sürekli bir artış olduğunu da görmek
gerekiyor. 2012’deki bu bütçenin önemli
bir kısmını Milli Eğitim Bakanlığı ile
üniversitelere ait yatırımlar oluşturuyor.
Eğitim sektörü yüzde 46 ile pastadan
en büyük dilimi alırken, ardından İçişleri
Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu,
Emniyet Genel Müdürlüğü gibi büyük
kamu kurumları geliyor. Ulaştırma ve
haberleşme ise toplamda yüzde 6’lık
bir orana sahip. Ancak tüm bu bütçenin
yaklaşık yüzde 80’inin donanıma ait
olduğunu da belirtmek gerekiyor.
Büyük verinin daha “büyük”
olmasının önündeki engeller
Ekim 2012’de, ABD’deki 200 kamu
BT yöneticisi ile yapılan görüşmeler
sonucunda, SAP’nin sponsorluğunda
hazırlanan TechAmerica Foundation
araştırması, kamunun büyük veriye
olan bakışını özetleyen önemli bir
çalışma. Bu araştırmaya göre, ABD’deki
Kamu BT yöneticilerinin yüzde 82’si
gerçek zamanlı büyük veriye erişimin
“geleceğe giden yol” olduğu konusunda
hemfikir. Diğer yandan yüzde 83’lük
bir kesim, büyük veriye anlık erişimin
ve etkin yönetimin, ABD bütçesinin
yüzde 10’unu temsil eden 380 milyar
dolarlık bir tasarruf sağlayabileceğini
öngörüyor. Bu, her ABD vatandaşı
için 1200 dolarlık tasarruf anlamına
geliyor. Özellikle sağlık ve kamu
güvenliği konularında büyük veriye
yapılacak yatırımlar, bu tasarruf oranını
yükseltmekle birlikte doğrudan insan
sağlığını korumak için de bir araç
olma niteliği taşıyor. Araştırmaya
katılan isimlerin yüzde 61’i, büyük veri
yönetiminin, devletin sunduğu sosyal
servisleri geliştireceğine inanıyor.
Ancak, her yeni teknolojide olduğu gibi
büyük verinin de önünde çeşitli engeller
bulunuyor. Bu engellerin başında
gelen konu “gizlilik”. TechAmerica
Foundation araştırmasına göre,
kamu BT yöneticilerinin yüzde 47’si,
uygulamadaki gizlilik politikalarının yeni
büyük veri yatırımlarına engel
olduğunu düşünüyor. Aynı
kesim, büyük verinin kamu
kurumları içindeki sahibinin
belli olmaması nedeniyle de
uygulamada karşılaşılabilecek
zorluklara değiniyor. Kamu
BT yöneticilerinin belirttiği bir
başka sakınca ise, büyük veri
projelerinde sık değişen proje
kadroları ve proje yöneticileri.
Yüzde 32’lik kesimin şikayet
ettiği bu konuya ayrıca büyük
veri projelerindeki farklı veri
formatları da ekleniyor.
SAP, büyük verinin doğru
yönetimi için kamuya destek
oluyor
Bugüne kadar pek çok kamu
kurumunda büyük veri projelerine
imza atan SAP, bu projelerle büyük
verinin potansiyelinden yüksek
fayda elde edilmesini sağlıyor. HANA
platformunun yeteneklerinin üst
seviyede sergilendiği bu projelerden
dikkat çeken ikisi şu şekilde sıralanıyor:
• Recovery.gov ile kamu yönetiminde
artan şeffaflık: Recovery.gov
ABD’nin, kamu yönetiminde şeffaflığı
artırmayı amaçlayan ve vatandaşlara,
vergilerin nerelere harcandığını
gösteren, altyapısında SAP HANA ve
SAP BusinessObjects çözümlerinin
kullanıldığı bir portal. ABD gayri
safi milli hasılasının yüzde 5,4’ünü
temsil eden 790 milyar dolarlık fonun
hangi projelere harcandığını, hangi
şirketlerin bu fonları kullandığını ve
eğitim, ulaşım, sağlık gibi alanlardan
hangilerine ne kadar dağıtıldığını
gösteriyor. 3 milyon kişilik istihdam
yaratmayı hedefleyen projede
veriler bulut ortamında saklanırken,
SAP HANA platformu üzerinden
yönetiliyor ve önyüzünde SAP BO İş
Zekası çözümü kullanılıyor.
• Tokyo trafiği HANA ile rahatlıyor:
35 milyonluk nüfusuyla dünyanın
en kalabalık kenti olan Tokyo’nun
sahip olduğu nüfus yoğunluğu,
trafik sorununu da beraberinde
getiriyor. Japonya’da bulunan
Nomura Research Institute ile birlikte
çalışan SAP, şehirde bulunan 10
bin taksi üstüne yerleştirilen GPS
alıcılardan gelen günlük yaklaşık 17
milyon sinyali HANA platformunda
topluyor. Bu veriler sayesinde
güncel trafik yoğunluğu analizleri
yapılabilirken, tüm Japon sürücüler
sistemi kullanarak gitmek istedikleri
yere en uygun rotanın hangisi
olduğunu sorgulayabiliyor. Araçların
trafikte daha az süre harcaması, iş
performansına olumlu etki
yaparken yüksek enerji
tasarrufu da sağlıyor.
Ayrıntılı bilgi için:
[email protected]
13
RÖPORTAJ
YAZILIM DÜNYASININ
YENİLİKÇİ FİRMASI
ÇÖZÜMEVİ’NDEN
OPENTEXT
UYGULAMALARI
OpenText sektörünü ve
sektördeki yenilikleri
Çözümevi İş Geliştirmeden
Sorumlu Genel Müdür
Yardımcısı Hakan Çolak ile
konuştuk.
Genel olarak OpenText
yazılımı hakkında bilgi verir
misiniz?
OpenText çözümleri şirket içinde ve
dışında üretilen dokümanların yönetimini kolaylaştırarak, hem zamandan hem de maliyetlerden tasarruf
etmemizi sağlamaktadır. OpenText
SAP ile entegre çalışabilen bir yazılım
olarak hem SAP ERP kullanan firmalara hem de farklı bir ERP yazılımı
kullanan tüm firmalara hitap etmektedir.
Örnek vermek gerekirse, bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla, başlıca kullanım alanları;
• Muhasebe: Kağıt faturalar ve e-faturalar, ithalat/ihracat evrakları,
gümrük evrakları vb
• Satınalma: Sipariş formları, sözleşmeler, teklif dokümanları, tedarikçi
ve teklif değerlendirme formları vb.
• İnsan Kaynakları: İkametgah, sağlık belgesi, nüfus cüzdanı, sertifikalar,
izin talep formları, masraf formları,
kurs ve eğitim sertifikaları, zimmet
dokümanları vb.
• Proje Dokümanları: CAD/CAM, hakediş, iş ilerleme formları vb.
• Çevre ve İş Güvenliği: Talimatlar,
prosedürler, kaza tutanakları vb.
• Kalite Güvence ve Kontrol : Kalite
talimatları ve prosedürleri, kalite sertifikaları, denetim formları, değerlendirme formları vb.
OpenText ile tüm kağıt dokümanlar
taratılabilmekte, istenirse OCR‘dan
geçirilerek işlenebilmekte, BPM – Business Process Modelling ile iş akış ve
onay süreçlerinden geçirilerek ilgili
veriler dijital kayıtlara dönüştürülebilmektedir.
OpenText tüm dokümanları arşivlemekte, yetkisiz kişilerin erişimini
engellemekte, yanlışlıkla silinmesinin veya kaybolmasının önüne geçmektedir. Dokümanlarda yapılan
revizyonlar otomatik olarak versiyonlanmakta ve kullanıcıların her zaman onaylı ve güncel dokümanlara
erişimini garantilemektedir. Kullanı-
cılar dokümanlara, SAP içinden veya SAP
dışından web üzerinden ve mobil cihazlardan (mobil telefon ve tabletlerden) ulaşabilmektedirler. Önemli bir özellik de; son
dönemde Gelir İdaresi Başkanlığının (GİB)
devreye aldığı e-fatura ve e-defter uygulamalarındaki arşiv saklama ve erişme zorunluluğudur. Bilindiği gibi, bu kapsamdaki
firmaların e-fatura ve e-defter kullanma
ve belgeleri dijital arşivde saklamasına izin
verilmektedir. OpenText ürünleri ile hem
e-faturalarınızı arşivleyebilir hem de tedarikçilerinden gönderilen e-faturaları SAP ile
entegre şekilde işleyerek SAP’ye
kaydedebilirsiniz.
Türkiye’de henüz yeni yeni
piyasada kullanılmaya başlanan
OpenText uygulamasının
dünyadaki yeri nedir?
OpenText, doküman yönetimi, arşivleme
ve doküman işleme konularında dünyada
en çok kullanılan ve en gelişmiş çözümlerden biridir. Bu alanda, kimya, gıda, enerji,
inşaat, bankacılık, sigortacılık, perakende
gibi her sektörde öne çıkan çözümleri ve
çok sayıda referansları bulunmaktadır.
OpenText kullanımı ile ilgili müşterilerden ne gibi tepkiler alıyorsunuz ve bu yazılımın müşteriye
sağladığı kolaylıklar nedir?
OpenText ürünleri ve kullanımı üzerine
müşterilerden çok pozitif tepkiler alıyoruz.
OpenText ürünleri, birçok alanda firmaların
işlerini kolaylaştırmakta ve zaman kayıplarının önüne geçmektedir.
Klasik yöntemlerde, kağıt evrakların ve dokümanların çoğaltılması, dağıtılması, fiziki
arşivlerde saklanması, hem zaman hem de
maliyet açısından firmalara çok ciddi bir
yük oluşturmaktadır. OpenText ile dokümanlar dijital ortamda hızla işlenebilmekte, arşivleme ve saklama maliyetleri minimuma inmektedir. OpenText çözümlerinin
müşterilerimize sağladığı faydaları birkaç
örnekle ifade etmek isterim: SAP kullanan
müşterilerimizin, OpenText Document
Access ürünü ile, tüm dokümanlarını SAP
transaction kodlarına bağlayabilmesi ve
gerektiğinde kullanıcının bu dokümanlara,
SAP içinden açarak bakabilmesi, kullanıcıların SAP içinde günlük işlerini yaparken,
sistemden çıkmadan orijinal doküman ve
belgelere erişimini sağlamaktadır.
Bir başka örnek olarak; muhasebe veya satınalma departmanında görevli bir perso-
ÇÖZÜMEVİ 17
YILLIK BUSINESS
KNOW-HOW’I
VE SEKTÖREL
İŞ SÜREÇLERİ
TECRÜBESİYLE,
GEREK SAP
ALANINDA
GEREKSE
OPENTEXT
ALANINDA
TÜRKİYE’DE İŞ
ÇÖZÜMLERİ
SUNAN SAYILI
FİRMALAR
ARASINDA
YER
ALMAKTADIR.
nelin, bir tedarikçiden gelen faturaya, SAP
ekranından ulaşabilmesi ve gerektiğinde
tedarikçiler tarafından gönderilen tekliflere, ilgili teklif karşılaştırma/değerlendirme
formuna, değerlendirme sonrasında seçilen tedarikçi için açılan satınalma sipariş
formuna, ilişkili irsaliye ve fatura belgelerinin orijinal dokümanlarına SAP içinden
ulaşabilmesi gibi örnekleri çoğaltabiliriz...
Bu çözümler, tek bir sistemden hem bilgiyi, hem de belgeleri yönetmemize imkan
vererek zaman ve maliyet tasarrufu sağlamaktadır. Benzer şekilde, EFM (Employee
File Management) tüm personel evraklarının SAP HR modülü içinde, personel kayıtlarına bağlanması ve görüntülenmesini de
sağlamaktadır.
OpenText hizmetini almak isteyen müşterilerinize neler söylemek istersiniz, nelere dikkat etmeliler?
Yapılan projenin başarısını ve kalitesini
etkileyen unsurlar arasında doğru ürünü
seçmenin yanı sıra, hizmet aldığınız danışmanlık firmasının, tecrübeli danışmanlık
ekibiyle projeyi yapmasıdır.
Çözümevi 17 yıllık business know-how’ı
ve sektörel iş süreçleri tecrübesiyle, gerek
SAP alanında gerekse OpenText alanında
Türkiye’de iş çözümleri sunan sayılı firmalar
arasında yer almaktadır.
Çözümevi olarak biz bu konunun öneminin
bilinciyle, ekibimizin sertifikasyon ve eğitimlerini tamamlamaya ve güncel tutmaya çok önem veriyoruz. Teknoloji hizmeti
veren bir firma olarak, dünyadaki trendleri
ve uygulamaları yakından takip ediyor ve
bunları aynı anda müşterilerimize sunuyoruz.
Özellikle, OpenText Almanya merkezle çok
sıkı bir işbirliği içindeyiz ve gerek Türkiye’de
gerekse bölgemizde yer alan diğer ülkelerdeki firmaların ihtiyaçlarını karşılamaya dönük olarak, yaptığımız roadmap ve çözüm
oluşturma çalışmalarımız tüm hızıyla devam
ediyor. Ayrıca, EMEA bölgesindeki ekosistemde yer alan bilgi birikimini paylaşabileceğimiz
teknoloji fuarları ve
etkinliklere katılarak yurtiçi ve yurtdışı knowhow transferi gerçekleştiriyoruz.
“Daha iyisi, daha ilerisi için.”
Çözümevi’nin bu yeni atılım
döneminde departman olarak ne
gibi yenilikler planlıyorsunuz?
OpenText departmanı olarak, Çözümevi
içinde yeni bir departmanız. Ancak OpenText konusunda son derece tecrübeli ve
deneyimli danışmanları bünyemize katarak
departmanımızı oluşturduk.
Çözümevi bugüne kadar SAP danışmanlık
hizmetlerinde olduğu gibi, kalite ve tecrübeden taviz vermeden, bundan sonra da
müşterilerine SAP ve OpenText konusunda en kaliteli
hizmeti sunmaya devam edecek.
Bu amaçla, 31 Ocak 2014 tarihinde, SAP
Türkiye ofisinde müşterilerimize VIM ve
EFM ürünlerinin tanıtımını gerçekleştirdik.
Oldukça verimli ve başarılı bir çalışma olduğunu söyleyebiliriz. 2014 yılı içinde, bu çalışmaları çoğaltmayı ve müşterilere somut
olarak fayda sağlayacak çözümler üzerine
odaklanmayı planlıyoruz.
“OpenText SAP Competence Center”
olmamız , bu çabalarımızın bir sonucu olarak
bize haklı bir gurur kaynağı olmaktadır.
“ daha iyisi, daha ilerisi için”
Askent Sokak Kosifler İş Merkezi A Blok No: 3/A Kat 5
İçerenköy - Ataşehir / İSTANBUL
+90 216 467 14 58
[email protected]
KAPAK KONUSU: KAMUDA BÜYÜK VERİ...........................................................................................................................................
KAMU SAĞLIĞI, SAP BÜYÜK VERİ
ÇÖZÜMLERİYLE KORUNUYOR
Sağlık, her zaman için hem bireylerin hem de toplumların en önemli gündem maddelerinden biri. Elektronik
medikal kayıtların doğru ve eksiksiz tutulmasının, sağlık hizmetlerinin etkili ve doğru bir şekilde sunulması
açısından önemini anlatmaya gerek yok. Ancak "kişiselleştirilmiş tıp" kavramı hayatımıza girdikçe, bu elektronik
verilerin hızlı analizi ve doğru yorumlanması ihtiyacı da ortaya çıkıyor.
Nuray Takmaz
SAP Lokalizasyon Yöneticisi
Çok değil, bundan beş yıl önce
insanlık yepyeni bir virüs tehdidiyle
karşı karşıya kaldı. Geçmişte pek çok
insanın hayatını kaybetmesine, pek
çok hayvanınsa telef olmasına yol
açan H1N1 virüsü, insanoğlunun en
çaresiz olduğu dönemlerden birine
damgasını vurmuştu. Tüm dünyadaki
kamu sağlığı kurumları, yeni bir
salgın hastalıkla karşı karşıya kalma
endişesiyle, tedavisi bilinmeyen bu
virüse karşı erken teşhis ve benzeri
önlemlerle direnmeye çalıştı. Örneğin,
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme
Merkezi (CDC), hastalığın yayılma
seyrini izleyebilmek için, doktorlardan
karşılaştıkları vakaları kendisine
iletmelerini istedi. Ancak bilgiler,
normal standartların üstünde bir
hızla gelmeye başlamasına rağmen
gecikmeliydi ve bu da CDC’nin
hedeflediği başarıya ulaşmasının
önünde ciddi bir engeldi. Aynı
dönemde Google, sitesinde yapılan
aramalarla oluşturduğu büyük veri
üzerinden, hastalığın belirtilerini de
kapsayan bir analiz gerçekleştirdi.
Hastalığa yakalandığını düşünen
insanlar, belirtileri Google üzerinden
arıyor, Google da bunu hastalığın
gerçek belirtileriyle karşılaştırıyor ve
aramanın yapıldığı lokasyona göre
H1N1’in yayılma seyrini ölçüyordu.
Elde edilen sonuçlar, CDC’nin ülke
genelindeki doktorlardan aldığı
verilere oranla çok daha hızlı ve
gerçekçi bir çözüm sunulmasını
sağladı. Bu sayede CDC, hastalığın ABD
içinde yayılmasının önüne geçebildi.
Büyük verinin kamu sağlığında nasıl
kullanabileceğine dair örnekler elbette
H1N1 ile sınırlı değil. Sağlık ekosistemi
içinde katlanarak çoğalan bir “büyük
veri” miktarı söz konusu. Örneğin
ABD’de resmi sağlık verilerinin
16
boyutu 2009’da 150 exabyte’a ulaştı.
Mobil cihazlar ve sensörlerden gelen
verilerin, yakın gelecekte nabız,
kan basıncı gibi bilgileri ölçüp anlık
olarak merkeze aktarabilen giyilebilir
cihazlarla daha da artması bekleniyor.
Bununla birlikte Türkiye’de de
örneklerini görmeye başladığımız,
farklı sağlık işletmelerinde toplanan
verilerin merkezden takibi gibi
uygulamalar da önemli bir veri
kaynağı olma niteliği taşıyor.
Sağlıktaki fırsatlar
Diğer sektörlerden farklı olarak sağlık,
çok kritik alanlarda verinin hızlı
işlenip bilgiye dönüştürülebilmesi
durumunda insan hayatına doğrudan
etki edebiliyor. Böylesine önemli bir
etki söz konusuyken, büyük verinin
etkin yönetimi ve inovatif çözümlerle
sağlık sektöründe birçok fırsat
yaratılabiliyor.
Bu fırsatların belli başlılarını şöyle
sıralamak mümkün:
Sağlık hizmeti sunan kurumlar
açısından
• Evde Bakım Hizmeti: Sağlık
ekibi ile hasta ve ailesi arasında
bağlantı kurularak çevrimiçi destek
sağlanması.
• Uzaktan Hasta Takibi: Sensör
teknolojisi yoluyla doğru bilgi
akışının sağlanması ve böylece,
doktor ve hemşirelerin gerçek
zamanlı hasta takibi; gerçek
zamanlı acil durum uyarıları
oluşturulabilmesi.
• Önleyici Bakım: Hastalık tanımlama,
risk seviyesi katmanlandırma,
tahmine dayalı modelleme
teknikleri, gerçek zamanlı
bildirim yönetimi, proaktif bakım
ve yaşam tarzında değişiklik
gerektiren diyabet gibi hastalıkların
belirlenmesi.
...............................................................................................................................................................................................................................
• Sosyal Medya Analizi: Sosyal
medyada hizmet sağlayıcılarla ilgili
girişlerin incelenerek hizmet ve
hasta bakım kalitesi hakkında bilgi
edinilmesi.
• Hizmet Sağlayıcı, Sigorta
Kurumları ve Eczacılar Arası Ağ:
Salgınların ve bölgesel yayılımın
tespitinde kolaylık, hastalık
kaynaklarının ve karantina
planlarının belirlenmesi, nüfusun
genel sağlık durumunun
detaylı ve kapsamlı bir şekilde
değerlendirilmesi.
• Kaynak Yönetimi: Tedarik zinciri
maliyetlerinin düşürülmesi ve
kaynak israfının azaltılması.
Tedarikçiler açısından
• Karşılaştırmalı Etki Analizi:
Kapsamlı hasta ve sonuç verileri
karşılaştırılarak belirli niteliklerdeki
hastalarda hangi tedavilerin işe
yaradığının belirlenmesi.
• Tedavide hata oranının
düşürülmesi: İlaç yan etkileri gibi
olası sorunlara karşı hazırlıklı olmak
için, hekimlerin yaptıkları girişler ile
tıbbi kılavuzların karşılaştırılması.
• Ön-teşhis: Görüntü analizi, tıbbi
görüntü veritabanları.
• Hekimlere Tedavi Önerileri:
Tıbbi literatürün taranması, tıbbi
uzmanlık veritabanı oluşturulması.
• Uzaktan Hasta Takibi: Kronik
hastalığı olan kişilerin verilerinin
17
KAPAK KONUSU: KAMUDA BÜYÜK VERİ..........................................................................................................................................
toplanması ve takibi, tedavinin
uygulanmasının takibi.
Sigorta kurumları açısından
• Olası Sonuçları Tahmin Etmeye
Yönelik Klinik Veri Analizi:
Hastaların tekrar hastaneye yatışını
azaltarak, sonuçları iyileştirerek,
proaktif hasta takibi yaparak
maliyetlerin düşürülmesi.
• Sosyal Medya Analizi: Sosyal
medyada sigorta şirketleriyle ilgili
girişlerin takibi ve analizi.
• Mesleki Sağlık Kaydı: İş kazalarının
önlenmesi, işe hızla geri dönüş
sağlanması, çalışan-iş eşleştirme.
• Değere-dayalı Ödeme: Ödemeleri
hacme göre değil, başarıya göre
uyarlama.
• Sigorta Sahtecilikleri: Ciddi
tutarlara ulaşan sigorta
sahteciliklerinin önlenmesi.
SAP’nin sağlığa katkısı
Sağlık sektörü, SAP’nin stratejik
anlamda büyük önem verdiği, özel
uygulamalar ve çözümler ürettiği bir
alan. Teknolojiyle yakın bağ içinde
olan sağlık, inovatif yaklaşımlar ve
çözümler ile büyük
faydanın sağlanabileceği
bir sektör.
SAP, HANA bellek-içi
platformu üzerinde
sunduğu çözümlerle,
yukarıdaki H1N1
örneğinde olduğu gibi,
anlık ve tahmine dayalı
analiz taleplerinin
hızlı bir şekilde
karşılanabilmesine
olanak tanıyor. Dünya
genelinde pek çok
kurumda bu tür
çözümleri hayata geçiren
SAP, bu sayede kamu
sağlığının korunmasına
önemli bir katkı sağlıyor.
SAP’nin sağlık
sektöründe hayata
geçirdiği projelerden
biri, Hasso Plattner
Enstitüsü ile Berlin’deki
Charite Hastanesi’nin
ortaklaşa geliştirdiği
SAP HANA Oncolyzer
çözümü. Tedavi süresi
boyunca, her bir kanser
hastası için demografik
18
verilerden klinik bulgulara ortalama
500.000 veri toplanıyor. Bu çözüm
sayesinde, veritabanındaki tüm veriler
ile tedavi edilen hastanın verileri
gerçek zamanlı olarak kıyaslanıp
değerlendirilerek hastaya en uygun
tedavi belirleniyor. SAP HANA
Oncolyzer ile tümör verileri 1000
kat daha yüksek hızla, sadece birkaç
saniye içinde taranıyor. Doktorlar ve
araştırmacılar, bir iPad aplikasyonu
üzerinden bütün verilere ulaşıyor ve
rapor alma süresi 2-10 saniye arasında
değişiyor.
SAP HANA’nın kullanıldığı bir başka
örnek ise Mitsui Knowledge Industry
(MKI) adlı kuruluştan geliyor. “Kanser
Hücresi Genom Analizi” adlı projede
SAP HANA teknolojisini kullanan
MKI, kanser ile mücadeleye ciddi
katkı sağlıyor. Proje kapsamında, ilgili
verileri belirlemek için toplu halde
büyük veri ön-işlem uygulamaları
kullanılıyor. SAP HANA üzerinden veri
madenciliği ve modelleme yapılıyor.
HANA ayrıca bellek-içi, hızlandırılmış
ve ilişkilendirilmiş tahmine dayalı
analizler sunuyor.
SAP HANA ile sağlık alanında
kaydedilen gelişmelerin en
önemlilerinden biri de ABD’de
yaşandı. Büyük veri ve bellek-içi
teknolojinin sağlık alanındaki
getirilerine çok önem veren ABD
Başkanı Barrack Obama, büyük veri
araç ve teknolojilerinde inovasyon
hedefiyle, ABD Federal Büyük Veri
Ar-Ge Girişimlerine 2012 yılında
200 milyon dolar ödenek ayırdı.
Bu kapsamda SAP, Stanford Tıp
Fakültesi ve Heidelberg Ulusal Tümör
Hastalıkları Merkezi işbirliğiyle, İnsan
Genom Projesi (Human Genome
Project) yürütüldü. SAP HANA
platformu üzerinde yürütülen ve ilk
aşaması tamamlanan bu proje, kişiye
özel tedavi alanındaki başarısından
dolayı Beyaz Saray Bilim ve Teknoloji
Bürosu tarafından bir takdir
belgesiyle ödüllendirdi. Projenin
ikinci aşaması, hastalık risklerini
tahmin yeteneklerinin artırılmasını
hedefliyor.
SAP’nin sağlık sektörüne yönelik
çözüm ve hizmetleri hakkında detaylı
bilgi için: [email protected]
.................................................................................................................................................................. KÖŞE YAZISI
BÜYÜK VERİNİN
DERİNLİKLERİNDE
Ahmet Engin Tekin
SAP Veritabanı ve Teknoloji Çözümleri
Satış Yöneticisi
[email protected]
Modern dünyada, milyonlarca
insana sunulan milyarlarca ürün ve
hizmet, aslında kolaylıkla bir kaos
ortamına da ev sahipliği yapabilme
potansiyeli taşıyor. Bunu hissetmiyor
oluşumuzun arkasında ise tek bir araç
var: Teknoloji...
Günlük yaşamınızı bir düşünün.
Sabah uyanıyorsunuz, evinizde
her gün tekrarladığınız ritüellerin
peşinde koşuyor, ardından da
işinize ya da okulunuza gitmek
üzere yola çıkıyorsunuz. Yolun
kendisi, yolda kullandığınız
araçlar, yolda karşılaştığınız kişi
ya da hizmetler. Belki pastaneden
aldığınız bir poğaça, belki aracınızın
açlığını gidermek için aldığınız
yakıt. Gün bitmiyor, işinizde ya da
okulunuzda kullandığınız enerji,
içtiğiniz su, belki de kahvenize eşlik
etmesi için otomattan aldığınız
bir paket çikolata. Bu rutin, sizin
için gelenekselleşen dönüş
yolculuğuyla süregelip yeniden
ilk başladığınız noktaya, evinize
gelmenizle sonlanıyor. Tüm bunlara,
seyahatleriniz için uçak bileti alımları,
rezervasyonlar ya da kiraladığınız
otomobiller eklenebiliyor.
İsteklerimizi karşılamak için çalışan
her sistem aralıksız görev yapıyor.
Kişiye özel ürün ve hizmetler,
atılan her adımın ve yapılan her
işlemin birlikteliğinden oluşan
dev bir veri dağı anlamına geliyor.
İşte bu noktada, verinin doğru
değerlendirilmesi, analizi ve buna
göre yeni seçenekler üretilebilmesi
gerekiyor.
faydalanan kullanıcılarına lokasyon
bazlı hizmetler sunabilmesinin
yolunu açtı. Bu hizmetler arasında ilk
olarak otopark ve indirim kuponları
uygulamaları bulunuyor.
SAP, Büyük Veri Çözümleri ile bu
verinin gerçek değerinin ortaya
çıkarılmasını sağlıyor. Üstelik
yalnızca kişilerin kayıtlarını değil,
2013’te sayıları 9 milyarı bulan
ve 2020’de 50 milyara ulaşması
beklenen “bağlı cihaz”ların ürettiği
verileri de değerlendirebiliyor.
Bunun en iyi örneklerinden biri, SAP
Platform Çözümleri Dünya Başkanı
Steve Lucas’ın geçen yıl Cisco’nun
düzenlediği IoT World Forum’da
yaptığı “Nesnelerin İnternetinden
Yararlanmak” başlıklı sunumu. Lucas,
sunumu sırasında cep telefonuyla
etkileşime geçerek onu tanıyan bir
çikolata satış otomatını göstermişti.
Bu cihaz, internet üzerinden Lucas’ın
müşteri profiline erişmiş, gerçek
zamanlı olarak çalışan uygulamalar
yardımıyla tüketim alışkanlıklarına
bakarak ona özel bir çikolata ve
içecek teklifi sunmuştu.
M2M Çağında Veri Artık
Daha Önemli
SAP’nin veri uzmanlığının ilginç
örneklerinden birini de Alman
futbol kulübü TSG 1899 Hoffenheim
oluşturuyor. 2000 yılından itibaren
SAP ürünleri kullanan Hoffenheim,
futbolcuların antrenmanlardaki
başarılarını ölçen sistemlerle güç
kazandı. Tüm oyuncular özel ölçüm
cihazlarıyla takip edilirken, kaslarının
iletkenliği, harcadıkları kalori, adım
uzunlukları, kalp ritimleri gibi pek
çok veri SAP HANA teknolojisi
üzerinde analiz edildi ve oyuncuların
gelişimine yönelik önlemler alındı.
SAP ve makineler arası iletişim
birlikteliği, başka çarpıcı faydalar
da sunuyor. Çikolata satış otomatı
örneğinden devam edelim: SAP İş
Zekası (SAP BI) ve Öngörüsel Analiz
çözümlerini kullanarak şirketler,
zengin görsel raporlar aracılığıyla
cihazlar üzerindeki sensörlerle
anlık satış bilgilerine erişebiliyor,
cihazın sıcaklık durumunu
görüntüleyebiliyor, enerji tüketimine
bakabiliyor, hatta fanın dönüş hızını
kontrol ederek, sıcaklık uygun
değilse daha hızlı dönmesini ya da
yavaşlamasını sağlayabiliyor. Şehir
genelindeki satış otomatları harita
üzerinde görüntülenebiliyor, ayrıca
“ürün kalmadı” uyarısını yapan
cihazlara ürün temini için dağıtım
araçları yönlendirebiliyor. Otomatik
olarak belirlenen bu yeni rota,
trafik yoğunluğuna göre en ideal
konumdaki araca göre şekilleniyor.
Tüm bu gelişmeler, yakın geleceğin
yeni “normal”i olma yolunda hızla
ilerliyor. Sayıları her geçen gün artan
örnekler, SAP’nin geçmişten gelen
tecrübesi ve geleceği şekillendiren
vizyonuyla iş dünyasının gelişimine
en büyük katkıyı sağlayan çözümler
olarak öne çıkıyor.
Elbette, örnekler yalnızca tüketim
alışkanlıklarını ya da analiz
uygulamalarını kapsamıyor. Ocak
2014 sonunda BMW ve SAP arasında
imzalanan anlaşma, BMW’nin
ConnectedDrive sisteminden
19
DOSYA KONUSU: BULUTLARIN ARASINDA İNOVASYON.................................................................................................................
SAP ARTIK
BİR BULUT
ŞİRKETİ
Ne bulut bilişim ne de inovasyon yeni kavramlar... Ama SAP’nin yeni vizyonu çerçevesinde SAP HANA’dan güç alarak
bulut üzerinde çalışan uygulamalar, inovasyonda bugüne dek benzeri görülmemiş bir hız ve gelişim vaat ediyor.
Sıcak su, bilgisayar, televizyon,
mikrodalga fırın, internet bağlantısı,
cep telefonu, sokak lambası, fotoğraf
makinesi, katı meyve sıkacağı, bebek
telsizi, kamera, saç kurutma makinesi...
Birbiriyle ilgisiz gibi görünen ama
hayatımızı kolaylaştıran bu ürün ve
hizmetlerin ortak yanı ne olabilir?
Elbette elektrik. Bir düğmeye dokunup
evimizi aydınlatabiliyor ya da
ısıtabiliyoruz. Cep telefonumuzun şarjı
bitmeye yaklaştığında paniğe kapılıp
hemen bir priz arıyoruz. Güvenliğimizi
kameralarla ve alarm sistemleriyle
sağlıyoruz. Peki elektriği nereden
alıyoruz? Şebekelerden. Yani “elektrik
20
havuzu” olarak adlandırabileceğimiz
toplama ve dağıtma merkezlerinden.
Su, doğalgaz gibi kamusal hizmetlerde
de aynı sistemden yararlanıyoruz.
Apartman sakinlerinin ödedikleri
aidatları alan yönetici, bunları bir
hesapta biriktiriyor. Bütün öğrencilerin
notları ve bilgileri Milli Eğitim Bakanlığı
denetiminde bir araya getiriliyor. İnsan
Kaynakları firmaları kendilerine gelen
özgeçmişleri ortak bir havuza atıyor.
Daha pek çok örnek sıralamak mümkün
elbette ama mesaj aynı: Bilgileri,
hizmetleri, ürünleri tek noktada
toplayıp sonra dağıtıma sunmak verimli
bir yöntem. Aynı uygulamayı bilişim
teknolojilerine yansıtmak ise sadece
verimli değil, akıllıca. Ve işte karşınızda
bulut bilişim.
Kuşkusuz, bulut bilişim yeni bir kavram
değil. İlk adımlar, kurum bazlı özel
sunucular ve sanallaştırma yoluyla
atılmıştı. Kısıtlı alanlarda ve cihazlarda
uygulanabilen bu hizmet, internetin
de yaygınlaşması ve hızlanması ile
çok daha büyük ölçekli bir hale geldi.
Diğer bir deyişle, bulut genişledi
ve genişledikçe daha çok hizmeti
kapsamaya başladı. Büyüme süreci
...............................................................................................................................................................................................................................
beraberinde veri tutarlılığı, sürekli
erişilebilirlik, uyumluluk, iş süreçleri
entegrasyonu ve güvenlik gibi konuları
da getirdi.
artırarak bulut kârını 2017 yılında 3-3,5
milyar avro seviyesine yükseltmeyi
hedefliyor. Kısacası SAP için “bulut her
şey demek”.
Bugün gelinen noktada bulut bilişim,
inovasyona en açık alanlardan biri.
Üstelik bulut hem kendi içinde
inovasyonu tetikliyor hem de kendisi
üzerinden inovasyon kapasitesini
güçlendiriyor. Diğer bir deyişle bu
süreçte bulut bilişim inovasyon
anlamında hem kullanıcı hem de
hizmet sunucu oluyor. Ve her zamanki
gibi, inovasyonun olduğu yerde, SAP
de var!
Ve bulutun üzerinde yükseleceği
platform da SAP’nin geçtiğimiz yıla
damgasını vuran bellek-içi teknolojisi
HANA. Kurumsal mimari anlayışını
kökten değiştiren SAP HANA, tüm
verileri tek bir noktada ve bellek içinde
yakalayıp analiz ederek kurumlara
müthiş bir hız, çeviklik, analiz ve
raporlama kapasitesi sağlıyor. SAP’nin
HANA yazılım gelirleri yıl boyunca sabit
kurlarda %69 artarak 664 milyon avro
olarak kaydedildi; HANA, endüstrinin
gerçek zamanlı platformu haline geldi.
Bu durumda SAP’nin buluta HANA
üzerinde yükselmesi şaşırtıcı olmasa
gerek. Ama dahası var: SAP, HANA’yı
tüm dünyada bir iş platformu standardı
haline getirmeyi de hedefliyor.
SAP kendini yeniden tanımlıyor
Hangi sektörde olursa olsun, köklü
markaların dinamizmi yakalaması
kolay değil. Üstelik bunu yaparken
büyümek ve kurumsal değerleri de
korumak büyük beceri istiyor. SAP, 41
yıldır bu süreci başarıyla yürütüyor.
Değişmekten ve dönüşmekten
korkmayan SAP, 2014’e de kendini
yeniden tanımlayarak girdi: “SAP artık,
HANA-tabanlı bir bulut şirketi.”
SAP, bulut bilişimde zaten varlığını
gösteriyordu. SAP’nin bu gücü, finansal
rakamlara da yansıdı: 31 Aralık 2013
itibarıyla IFRS (International Financial
Reporting Standards – Uluslararası
Finansal Raporlama Standartları)
olmayan yazılım ve bulut aboneliği
gelirlerini sabit kurlarda %11 artıran
SAP, bulut çözümleri abonelik ve destek
gelirlerini de %50 artışla yaklaşık 1,2
milyar avroya çıkardı. Şirket, müşteri
merkezli buluta geçiş gelirlerini
SAP’NİN BULUTA YÖNELİK ÖNEMLİ
SATINALMALARI
Henüz bulut bilişim kavramının
emekleme döneminde olduğu
2000’li yılların başında kurulan
ve geçtiğimiz yıl SAP tarafından
satın alınan SuccessFactors, bulut
konusunda en deneyimli ve yetkin
kurumlardan biri. Bulut tabanlı İnsan
Kaynakları Yönetimi (HCM–Human
Capital Management) hizmeti sunan
kurumun, dünyanın dört bir yanından
4 bini aşkın müşterisi bulunuyor.
SAP SuccessFactors bu deneyimi ve
birikimiyle, SAP’nin bulut stratejisini
yönlendirmede kritik rol oynuyor.
SAP’ye 2012’de katılan Ariba ise bulut
üzerinden tedarik hizmetleri sunuyor.
Bugün birçok şirket, tedarikte
ödemelerin aksama oranını azaltmak,
anlaşmalı indirimleri artırmak ve
insana bağlılığı ortadan kaldırmak için
çözüm arıyor. Ariba Business Network,
müşteriye tüm bu değerleri yetkin
ve tecrübeli bir yaklaşımla sunuyor.
SAP müşterileri, Ariba Network’ün
yanı sıra Ariba’nın bulut bazlı harcama
yönetimi çözümleriyle kaynaklama ve
tedarik süreçlerini tamamen buluta
taşıyabiliyor.
20’yi aşkın sektöre sunulan hizmet,
kullanıcı deneyimine verilen
önem, kaliteli müşteri hizmetleri,
mobil uygulamalardaki etkinlik,
analitik çözümler... Bütün bunlar bir
araya gelince, SAP Eş-CEO’ları Bill
McDermott ve Jim Hagemann Snabe’in
açıklamaları daha da anlamlı oluyor:
“2013’teki güçlü küresel duruşumuza
dayanarak müşterilerimizden gelen
talepler doğrultusunda buluta geçişi
hızlandıracağız. Tüm çözümlerin,
gerçek zamanlı platformumuz
olan HANA ile güçlendirdiğimiz
buluta aktarılmasıyla, lider ve güçlü
büyümemizi uzun vadede daha
öngörülebilir ve daha kazançlı bir
şekilde artırarak müşterilerimizin işini
kolaylaştıracağız.”
Bu noktada, SAP HANA ile inovasyon
arasındaki ilişkiye de değinmekte
yarar var. Bu ilişkiyi daha iyi anlamak
için SAP Teknoloji ve İnovasyondan
Sorumlu İcra Kurulu Üyesi Dr. Vishal
Sikka’nın sözlerine kulak verelim: “SAP
HANA, hem SAP hem de iş ortakları
ve müşterileri açısından büyüme
ve inovasyon anlamında büyük bir
potansiyele sahip. Birlikte çalıştığımız
iş ortaklarımız, SAP HANA’nın sunduğu
gerçek anlamda sınırsız olanaklardan
büyük heyecan duyuyorlar. Bu
ortaklarımız, SAP HANA üzerinden yeni
uygulamalar geliştiriyor, büyümeye
açık alanları keşfediyorlar. Onların bu
enerjisi sayesinde biz de her ölçekten
21
DOSYA KONUSU: BULUTLARIN ARASINDA İNOVASYON................................................................................................................
ve sektörden müşterimize dönüşüm
değeri kazandırabiliyoruz. Bu değeri
sağladığımız müşterilerimiz inovasyon
üretimi açısından büyük avantaj elde
ediyor, hızla sonuç alıyor, sürdürülebilir
bir şekilde büyüyor ve hayal bile
edemeyecekleri kadar güç kazanıyorlar.”
sürekli desteklediği ekosistemiyle bir
bütün halinde çalışır. Bulut sürecinde
de aynı anlayış söz konusu. SAP,
müşterilerinin kuruma özel ihtiyaçlarını
ve giderek büyüyen taleplerini, SAP
HANA tabanlı bir iş ortağı bulutu ile
birlikte karşılıyor.
Heterojen bulut uygulamaları
için yeni seçenekler
İlk aşamada SAP dünya kalitesinde
12 hizmet sağlayıcıyla anlaşmaya
vardı. Bu hizmet sağlayıcıların bulut
üzerinde oluşturduğu ağ ile 580’den
fazla veri merkezindeki 412 bini aşkın
sunucu bir araya getirildi. SAP’nin
attığı bu önemli adıma katılan iş
ortakları şöyle sıralanıyor: CenturyLink
Technology Solutions, China Datacom,
Fujitsu, Hitachi Data Systems, HP, IBM,
Swisscom, Telstra, T-Systems, Verizon,
Virtustream ve VMware vCloud&
Hybrid Service™.
IDC tahminlerine göre, bulut hizmetleri
ve teknolojileri de dahil olmak üzere
toplam bulut harcamaları 2014’te
yüzde 25 artarak 100 milyar ABD
dolarına ulaşacak. Bulut bilişimin
gelişime ve inovasyona açık yönünü,
bu beklentilerin dile getirilmesinden
çok daha önce fark eden SAP, bulut
altyapısı ile yönetilen hizmetleri bir
araya getiren SAP HANA Enterprise
Cloud ile şirketlere çok hızlı bir şekilde
değer katıyor.
HANA ve bulutun buluştuğu
nokta: SAP HANA Enterprise Cloud
SAP, bulut şirketi olma vizyonu
doğrultusunda bir başka önemli
adım atarak, önde gelen bulut hizmet
sağlayıcılarıyla işbirliği yapmaya
yönelik planlar da geliştiriyor. Böylece
dünya genelinde SAP-onaylı buluttabanlı altyapı ve uygulama hizmetleri
sunulabilecek. Bu sayede, kuruluşlara
sağlanan hizmet kalitesi artarken
toplam sahip olma maliyetleri de
düşecek.
SAP’yi tanıyanlar şunu çok iyi bilir: SAP,
merkezinde yer aldığı ve gelişimini
SAP HANA
ENTERPRISE
CLOUD İLE
BULUTA ERİŞİMİN
ADIMLARI
• SAP HANA Enterprise Cloud’a
geçilirken en yüksek performansa
yönelik çözümler için danışmanlık
hizmeti almak üzere SAP
Profesyonel Hizmetler (SAP
Services) uzmanları ile görüşün.
• Çözümlerin belirlenmesinin
ardından SAP Profesyonel
Hizmetler (SAP Services)
aracılığıyla kurulum ve geçiş
sürecine başlayın.
• Büyüklük, veri ölçeği ve
uygulamalara göre belirlenen aylık
aboneliğinizi aktif hale getirin.
22
SAP’nin yeni tanımını hatırlatalım:
“SAP artık, HANA-tabanlı bir bulut
şirketi.” Bu vizyonun temelleri, SAP
müşterilerinden gelen yoğun talepler
sonucunda oluşturulan SAP HANA
Enterprise Cloud hizmetini kullanıma
sunulmasıyla atılmıştı.
SAP, şirketler için bulut teknolojisinin
avantajlarını, yenilikçi ve yüksek
performanslı SAP HANA ile basit ve
güçlü bir modelde bir araya getirdi.
Bulut tabanlı SAP HANA Enterprise
Cloud, şirketlerin yeni nesil bellekiçi platform SAP HANA’dan hemen
yararlanmaya başlamaları için yeni bir
dağıtım seçeneği sunuyor. Öte yandan
bu çözümle, kritik önem taşıyan SAP
ERP, SAP CRM, SAP NetWeaver Business
Warehouse’ı ve SAP HANA ile çalışan
yeni ve benzersiz uygulamaları esnek
petabayt ölçekli yönetilen bulut hizmeti
olarak kullanmak mümkün hale geldi.
İnovasyonda bulut ya da bulutta
inovasyon
Bulut; iş süreçlerini kolaylaştırıyor,
verimliliği artırıyor, entegrasyonu
geliştiriyor. Peki ama bulutun
inovasyona katkısı nedir? Bulut, güvenli
ve esnek bir saklama ortamından
çok daha fazlasını sunuyor aslında.
Her şeyden önce, bulut sayesinde
çeviklik kazanan ve bilişim teknolojileri
harcamalarını düşüren şirketler yeni
yatırımlara ve inovasyona daha fazla
zaman, işgücü ve kaynak ayırabiliyor.
SAP’NİN
TEKNOLOJİ
STRATEJİSİ =
İNOVASYON
• Değişime odaklı esnek platform
üzerinden yeni teknoloji ve
uygulamaları hızla benimseyin
• Sektör lideri iş zekası ve bellek-içi
bilişim çözümleriyle büyük veriyi
kullanarak değer yaratın
• İşle ilgili veri ve sistemlere
herhangi bir cihazdan güvenle
erişerek işgücünüzü mobil hale
getirin
• Tesis-içi ve bulut tabanlı entegre
platformlarla işinizi ve BT
verimliliğinizi geliştirin
• SAP ekosistem ve kanallarından
yararlanarak sürekli inovasyon
üretin
Daha da önemlisi, kuruluşlar çok
daha geniş kaynaklara erişim imkanı
elde ediyor. Özellikle bulut ve mobil
teknolojilerin “paslaşması” sayesinde,
ölçek ekonomisine dayalı yeni iş ve
gelişim modelleri ortaya çıkmaya
başladı.
Bir başka önemli avantaj ise
bulut sayesinde BT’nin ihtiyaçlar
doğrultusunda çok daha hızlı
bir şekilde ölçeklendirilebilmesi.
İnovasyon da dahil olmak üzere bütün
süreçler esnek bir yapıyla, güncel
gereksinimlere uyarlanabiliyor.
BT ekiplerinin, şirketlerin arka plandaki
işleyişini sağlayan birimler değil, başlı
başına stratejik önem taşıyan unsurlar
haline geldiği bir dönemde yaşıyoruz.
Bulut bilişim, bu önemi daha da
artırıyor. Bulut sayesinde eriştikleri
kaynakları daha verimli kullanan BT
ekipleri, inovasyona odaklanabiliyor.
Kısacası bulut, inovasyonda da oyunun
kurallarını değiştiriyor.
Öte yandan bulutun kendisi de
inovasyon için bereketli bir alan. Başta
güvenlik, şifreleme, kuruma özel bulut
olmak üzere, bulut bilişimin becerilerini
ve kapasitesini geliştirmek için pek çok
inovatif çalışma yapılıyor. Dolayısıyla
bulut ve inovasyon çift yönlü bir
iletişim ve gelişim içinde, kuruluşlara
zengin fırsatlar sunuyor.
.................................................................................................................................................................. KÖŞE YAZISI
BULUTA GEÇMEK İÇİN
10 İYİ NEDEN
artması, maliyetlerin düşmesi
vb. Ama bu faydaları elde etmek
için doğru bulut tedarikçisini
seçmek gerekiyor. SuccessFactors
satınalmasıyla buluttaki gücünü
önemli ölçüde artıran SAP’nin 2013
rakamları, yetkinliğini kanıtlıyor: SAP
yazılım ve bulut aboneliği gelirlerini
%11, bulut çözümleri abonelik ve
destek gelirlerini de %50 artırdı.
Özgür Odabaşıoğlu
SAP Satış Destek Direktörü - Uygulamalar
[email protected]
University of Pennsylvania The
Wharton School imzalı bir araştırma,
iş dünyasına özel yazılımlara yapılan
yatırımları ele aldı. Araştırmadan şu
sonuçlar çıktı:
• İş Uygulamaları Yazılımlarına yatırım
yapan işletmeler, hissedarlarına daha
fazla kazanç sağlıyor.
• Organizasyonun her kademesi için
hedefler belirleyen işletmeler daha
iyi geri dönüşler alıyor.
• Uyum ve hesap verebilirliği strateji
değil, birey bazında ele almak daha
etkili sonuçlar sağlıyor.
• Çalışanların performansını
değerlendirirken farklı performans
seviyelerini gözeten işletmeler daha
kişiselleştirilmiş sonuçlar elde ediyor
ve bu da finansal duruma olumlu
yansıyor.
Bu araştırmanın sonuçları,
işletmelerin hem teknolojiye hem de
insan kaynaklarına yaptığı yatırımın
önemini vurguluyor. Diğer bir deyişle,
geleceği gören ve geleceğe yatırım
yapan kazanıyor. Vizyoner yapısıyla
SAP de kısa süre önce yaptığı
duyuruyla hem iş uygulamalarındaki
genel yönelimi hem de bu
doğrultuda SAP’nin benimsediği yeni
rotayı açıkladı: Gelecek, bulutta. Ve
SAP de HANA-tabanlı bir bulut şirketi
olarak kendini konumluyor.
Buluta geçmek için pek çok neden
var: hızlı uygulama, esnekliğin
Peki işletmeler neden SAP bulut
çözümlerini tercih ediyor?
1. Öngörülebilir maliyetler ve
daha düşük toplam sahip olma
maliyeti: Hiçbir ön maliyet,
güncelleme, 3. parti lisans maliyeti
ya da bakım masrafı olmaksızın,
sadece yılda bir kez kullanıcı
başına yapılan abonelikle buluta
geçmek mümkün. Üstelik memnun
kalmayan işletmelerin aboneliklerini
yenilememeleri yeterli oluyor. Bu
noktada bir hatırlatma yapalım:
SAP SuccessFactors müşterilerinin
aboneliklerini yenileme oranı yüzde
95’in üzerinde.
2. Otomatik güncellemeler: Bulut
üzerindeki uygulamalar otomatik
olarak güncelleniyor. SAP
SuccessFactors, müşteri taleplerine
göre eklenen yeni özellikleri ve
inovasyonları üç ayda bir otomatik
olarak sunuyor.
3. Güvenilirlik: Bulut sisteminde
hız, arıza, felaket kurtarma
gibi konular işletmelerin değil,
hizmet sunucuların sorunu. SAP
SuccessFactors, yüzde 99,9’u aşan
çalışma süresiyle bu konuda bir
rekora imza atıyor.
4. Uygulamaya geçiş hızı: Buluttabanlı uygulamalar sadece birkaç
hafta içinde kullanıma alınabiliyor.
Örneğin SAP SuccessFactors’ın temel
platformu 4 haftada kurulup işler
hale gelebiliyor.
5. Adaptasyon: Bulut uygulamaları
beklenen sonuçları vermezse,
bunun nedeni teknik yetersizlikler
değil, kullanıcının sisteme adapte
olamamasıdır. SAP SuccessFactors;
kolay, tarayıcı-tabanlı erişimi ve
sezgisel arayüzüyle adaptasyon ve
kullanım kolaylığı sunuyor.
6. Güvenlik: Buluttaki kilit konulardan
biri, en yüksek seviyede güvenlik
sağlamak. SAP SuccessFactors, veri
merkezleri ve personelini kapsayan
geniş çaplı güvenlik denetimlerinin
yanı sıra uygulama seviyesinde de
güvenlik sunuyor.
7. Uyum: Sektörlere ve ülkelere özgü
standartlara ve yasalara uyum
hayati önem taşıyor çünkü aksi
takdirde işletmeler çok ciddi maddi
tazminatlarla karşılaşabiliyor. SAP
SuccessFactors ile SAP’nin aynı
ailenin üyeleri olarak yaptıkları
işbirliği bu konuda çok büyük
gelişmelere imza atıyor. Her yeni
uygulama sürümünde, 80’den fazla
ülke için yasal uyum gereklilikleri
dikkate alınıyor.
8. Genişletilebilirlik: Buluttan en
etkili şekilde yararlanabilmek için
uygulamalarınızı ihtiyaçlarınıza göre
konfigüre edebilmeniz gerekir. SAP
SuccessFactors’ın dayandığı mimari
ve genişletilebilir çerçeve, size özel
ihtiyaçların gerektirdiği koşulları
sağlamayı ve her güncellemede
bunları korumayı sağlıyor.
9. Ölçeklendirilebilirlik:
Operasyonların, kapasitenin, çoklukullanımın ve yük dengelemesinin
ölçeklendirilebilir olması gerekir.
SAP SuccessFactors, 3000’i
aşkın müşterisine buluttaki en
büyük yazılım uygulamalarını
ölçeklendirilebilir şekilde sunuyor.
10.Entegrasyon: İşletme genelinde
hem veri hem süreç hem de
kullanıcı arayüzü seviyelerinde
entegrasyon sağlanması
gerekir. SAP SuccessFactors,
organizasyonunuzun tamamında
verilerinizden en büyük faydayı
elde edebilmeniz için tüm SAP
uygulamalarınıza entegre oluyor.
Özetle, SAP bulut çözümlerine
yatırım yapan şirketler değer sağlıyor.
23
DOSYA KONUSU: BULUTLARIN ARASINDA İNOVASYON.................................................................................................................
MÜŞTERİNİN PATRON OLDUĞU
ÇAĞDA İNOVASYON NEDEN ÖNEMLİ
İnovasyonun etkilerinin belki de en gözle görünür olduğu alanlardan
biri perakende. Özellikle akıllı telefonların, tablet teknolojilerinin, sosyal
medya platformlarının ve interaktif uygulamaların yaygınlaşmasıyla,
perakendeciler daha dikkatli adım atmak, müşterilerini kaybetmemek için
fiyata olduğu kadar inovasyona da odaklanmak zorunda.
Shelly Dutton
SAP Kıdemli Editörü ve Yazarı
Bundan on yıl öncesini düşünelim. Satın
alma kararlarınızı nasıl veriyordunuz?
Ben pazar gazetelerini karıştırarak,
en çok beğendiğim mağazaların
yakında başlayacak indirimleri duyuran
ilanlarına baktığımı çok iyi hatırlıyorum.
Ayrıca tam istediğim gibi olmayan, yine
de o an için bana yetecek bir ürünü
hiç düşünmeden satın aldığımı da
hatırlıyorum.
O günler artık çok geride kaldı.
Akıllı telefonların, tabletlerin,
sosyal medyanın ve başka pek
çok teknolojinin hayatımıza
girmesiyle, artık hiç kimse bize
ne satın alacağımızı, ne zaman
alışveriş yapacağımızı ve ne kadar
ödeyeceğimizi söylemiyor.
Ürün incelemelerine, rakiplerin
sundukları fırsatlara, kişiselleştirilmiş
promosyonlara ve neredeyse her beş
dakikada bir değişiyor gibi görünen
fiyatlara anında ve 7/24 erişim
imkanımızın olması sayesinde, artık
mevcut iş modellerini bir kenara bırakıp
bayilerin ve perakendecilerin bize
özgü ihtiyaçlarımızı ve isteklerimizi
karşılamalarını talep edebiliyoruz.
Örneğin akıllı telefon sahipleri,
bir mağazada alışveriş yaparken
beğendikleri ürünlerin fiyatlarını
telefonlarıyla karşılaştırabiliyorlar.
Ama daha da önemlisi, tüketiciler
övgülerini, memnuniyetsizliklerini
ve gelişim taleplerini çeşitli sosyal
medya kanallarıyla doğrudan üreticiye
iletebiliyorlar.
Tüketiciler olarak çok şey
bekliyoruz ama şirketler bunları
hızla karşılayabilecek güce ya da
zamana sahip olamayabiliyor. Oysa
ihtiyaçlarımız karşılanmadığında
hemen o şirketten vazgeçip
rakibini tercih edebiliyoruz ya
da memnuniyetsizliğimizi tüm
tanıdıklarımıza (ve tanımadıklarımıza)
anlatıyoruz.
Şirketler, kaybettikleri her müşteride
satış gelirlerini de kaybediyorlar ve
bazen bu kayıp başkasının işine yarıyor.
Böylece rakipler, kaybedilen bu geliri
hemen alıveriyor ve yeni müşterisinin
sosyal medyada ve yakın çevresine
verdiği geribildirim sayesinde
gelecekte başka müşteriler kazanma
ihtimalini artırıyor.
Müşteri kaybeden şirket için büyük bir
yıkım olabiliyor bu durum. Çünkü yeni
müşteri kazanmak, mevcut müşterileri
elde tutmaya çalışmaktan 6-7 kat daha
maliyetli. Çok fena! Satış ve pazarlama
bütçeleri zaten kısıtlıyken, bir de bu
maliyeti üstlenmek bütün şirketler için
büyük bir lüks.
Müşteri deneyiminde inovasyonla
gelen bu devrim, pek çok ürün ve
servis sağlayıcının değer zincirinin
ciddi şekilde değiştirilmesini
gerektiriyor. Ama bu şirketler doğru
yönde ilerlediklerinden emin olmak
için, müşterilerin ne beklediklerinin ve
neleri kaybedebileceklerinin bilincinde
olmalılar.
Bu yazı ilk olarak blogs.sap.com
adresinde yayınlanmıştır.
24
...............................................................................................................................................................................................................................
İŞİNİZİN GELECEĞİ, GÖZLERİNİZİN ÖNÜNDE
TANIMLANIYOR
İşinizde büyümek için en temel ihtiyaç inovasyon.
Teknolojideki değişimler, müşterilerin yeni beklentileri,
çalışanlar ile işverenler arasındaki sözsüz anlaşmanın yeni
bir boyuta taşınması, kaynakların daha kısıtlı hale gelmesi,
iş ve sosyal ağların bütünleşmesi nedeniyle şirketlerin
daha fazla içgörü sahibi olması artık bir zorunluluk.
Yeni müşteri kazanmanın maliyeti,
mevcut müşterileri korumanın maliyetinden
6-7 kat daha yüksek
İnternet üzerindeki içerikler
2010 ile 2013 arasında üç kat arttı
Bu içgörüyü kazanmanın yolu ise müşterilerle sürekli
iletişim halinde olmak. Bilgi, ürün ve hizmet tüketicisi
olarak bireylerin, destekledikleri markalarla etkileşime
geçme biçimleri inovasyon yoluyla müthiş bir hızla
değişiyor. Bu değişime ayak uydurabilmek için müşteri
eğilimlerini iyi bilmek gerekiyor.
En popüler sosyal ağlarda paylaşılan bir içeriğin
yarı ömrü 3 saat
İnsanların %73’ü, kullandıkları
markanın hayatlarından çıkmasını
umursamıyor
2000’li yıllarda doğanların
markaları sosyal ağ üzerinden
takip etme olasılıkları, diğer
aile üyelerinden 3 kat fazla
Gazeteler 2000 yılından bu yana
reklam gelirlerinde 40 milyar
dolar kayba uğradı
Araştırmalara katılan müşterilerin %70’inden fazlası,
ihtiyaçlarını karşılama konusunda küçük işletmelerin
daha istekli olduğunu düşünüyor
Çoğu kişi, CEO’lardan ziyade sıradan çalışanların
gerçekleri söylediğine inanıyor
25
TREND...................................................................................................................................................................................................
“GLOBALLEŞEN DÜNYADA
İŞLETMELERİN HAYATTA
KALABİLMESİ, ANCAK SÜREKLİ
DÖNÜŞÜMLE MÜMKÜNDÜR”
Business Transformation Academy, 2009 yılında SAP İş Danışmanlığı biriminin, iş dönüşümü araştırmaları ve
yönetimi konusunda disiplinlerarası bir oluşumu gündeme getirmesiyle doğdu ve 2010’da İsviçre’de hayata
geçti. Akademik dünya ile iş dünyasını buluşturan bu kuruluş, artık BTA Türkiye adıyla ülkemizde de iş dönüşümü
süreçlerinde fikir liderliği yapacak.
“Dönüşüm” ile “değişim” kavramları
arasındaki farkın yeterince bilinmediği
bir ortamda elbette gerçek anlamda
bir dönüşümden söz edilemez. Üstelik
sadece ürün ve çözüm-bazlı standart
uygulamalarla, küçük değişimlerle de
dönüşüm yaratılamaz. İşletmelerin
gerçek anlamda dönüşümü için
gerekli adımları belirleyen ve bu
süreçte akademik bilgi birikimi ile
saha deneyimlerini bir araya getiren
Business Transformation Academy (BTA)
bilgi teknolojileri sektör temsilcilerini,
önde gelen akademisyenleri ve SAP
uzmanlarını buluşturuyor.
Prof. Dr. Haldun Akpınar
Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi
Almanca İşletme Enformatiği Bölüm Başkanı
26
Ana hedeflerini; günümüzün karmaşık
pazar dinamiklerini kavramak ve
bunlara yönelik büyük fikirler üretmek,
pek çok farklı içerik aracındaki temel
düşünceleri kavramak ve bu fikirleri
kendi ekosistemi içinde paylaşmak
şeklinde açıklayan BTA, artık Türkiye’de
de faaliyet gösteriyor. BTA Türkiye’nin
akademik liderliğini üstlenen
Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi
Almanca İşletme Enformatiği Bölüm
Başkanı Prof. Dr. Haldun Akpınar ile
dönüşüm ve BTA üzerine sohbet
ettik. Söyleşimize, SAP Türkiye İş
Danışmanlığı Ekibi Danışmanı ve
BTA Türkiye Koordinatörü Dr. Serdar
Kebapcı da sektörel bir bakış açısı kattı.
“Dönüşüm” ve “iş dünyasında
dönüşüm” kavramı sizin için neler ifade
ediyor”?
Prof. Dr. Haldun Akpınar: İsteseniz
de istemeseniz de dünya dönüyor.
Globalleşen ve gelişen teknolojinin
sürekli olarak iş süreçlerini yeniden
şekillendirdiği bu dünyada hayatta
kalabilmek, ancak sürekli dönüşüm
yoluyla ekosisteminize adapte olabilme
yeteneğinizle mümkündür.
Esneklik, denge, adaptasyon
ve koordinasyon yeteneklerini
kullanarak, etkin maliyet ve hızla,
bulunduğu ortama ve değişen
koşullara adapte olabilen ve
karmaşık adaptif sistemlerin anahtar
prensiplerinden yararlanan işletmeler
çevik organizasyonlardır. Tüm canlı
varlıkların kendi içlerinde ve dışlarında
gelişen yeni koşullara adapte olması
ve yaşam bulduğu ekosistemde
varlığının gücünü artırmak istemesi,
yaşamını sürdürebilmesi için
vazgeçilmezdir. Ülke, ürün, hizmet
tasarımı ve üretim sınırları olmaksızın,
günümüz rekabet ortamında yaşamını
sürdürmek isteyen işletmelerin de
yeni koşullara uyum göstermesi
gerektiği konusunda hemfikir olmayan
C-Düzeyi işletme yöneticisi yoktur.
Dönüşüm; bir organizasyonun ürün
veya hizmetlerinin güncelliğini
yitirmesi, fonlama veya gelir akışlarının
değişmesi, yeni hukuki düzenlemelerin
uygulamaya geçmesi veya pazar
rekabetinin çok daha yoğun olması
gibi değişiklikler sonucunda ortaya
çıkabilir. Gelirin, pazar payının ve
müşteri memnuniyetinin artırılması,
...............................................................................................................................................................................................................................
maliyetlerin azaltılması gibi
istekler, dönüşümün tetikleyicisidir.
Sürdürülebilirlik, teknolojik
inovasyonlar, globalizasyon, ekonomik
şartlar ve işgücünün değişken doğası
gibi dış etkilerin yanı sıra, ürün
inovasyonu, yeni iş modellerinin
adaptasyonu, yeniden yapılanma gibi
iç etkiler de organizasyonların sürekli
olarak ve mükemmeli hedefleyerek
dönüşmelerini gerektirmektedir. Tipik
dönüşüm projeleri; iş süreçlerinde dış
kaynak hizmetinden yararlanılması
(outsourcing), iş modellerinin
değiştirilmesi, organizasyonların
birleşmeleri (merge) veya bir diğerini
edinmeleri (acquisition) sonucunda
ortaya çıkan işletme içi ve işletmeler
arası yeniden yapılanma faaliyetleridir.
Türkiye’deki iş dünyasında dönüşümün
önündeki engeller nelerdir? Bunların
aşılmasında BTA Türkiye’nin ne tür
katkıları olacak?
Prof. Dr. Haldun Akpınar: Bu soruya
Osmanlı tarihinden bir örnekle cevap
verebilmek mümkündür. 1571 yılında
Osmanlı Donanması, kara ordusu
komutanlarından Müezzinzade Ali
Paşa’ya teslim edilmiştir. İnebahtı Deniz
Savaşı’nda, doğuştan denizci olan Kılıç
Ali Paşa hiçbir gemisini kaybetmezken,
Osmanlı Donanması’nın geri kalan
kısmı tamamen yok edilmiştir. Bu
bozgunun ardından Sokollu Mehmet
Paşa’nın yeni bir donanmanın inşası
ile ilgili olarak dile getirdiği ve
hafızalarımıza kazınan ifadesi, “Bütün
donanmanın demirlerini gümüşten,
halatlarını ibrişimden, yelkenlerini
atlastan yapabiliriz,” şeklinde rivayet
olunur. Osmanlı İmparatorluğu’nun o
dönemki gücü düşünüldüğünde bu
ifadenin tamamı belki geçerli olabilir.
Ancak bu savaşta kaybedilen en az 20
bin levendin yerinin doldurulması bu
kadar çabuk gerçekleşemeyecektir.
Bu örnek, yerinde ve kaliteli insan
gücünün ne kadar önemli olduğunun
bir göstergesidir.
İkinci sorun, klasik “kervan yolda
düzülür” kültürünün bir uzantısı
olarak, yeterince iyi hazırlanmamış ve
dokümante edilmemiş iş süreçleridir.
Öte yandan, elbette her şeyi baştan
organize etmeye çalışırsanız kervan
hiçbir zaman yola çıkmaz. Dolayısıyla iş
süreçlerini iyileştirmek ve dönüştürmek
için optimum seviyede planlamalar
yapmak gerekir.
BTA Türkiye’nin de bu çerçevede
hedefi, teknoloji temelinde dönüşümü
sağlayacak insan gücünün yetiştirilmesi,
Türkiye’nin şartlarına uygun
yöntemlerin geliştirilmesi ve yayınların
gerçekleştirilmesidir.
Dr. Serdar Kebapcı: Sektörün içinde
çok sayıda dönüşüm projesinde yer
almış biri olarak ben de özellikle
“kervan yolda düzülür” zihniyetinin
en büyük engellerden biri olduğunu
düşünüyorum. İşletmeler, ufak
değişiklikler yaparak dönüşümü
yönetebileceklerini düşünüyorlar. Oysa
dönüşümün kapsamını belirleyerek en
baştan ölçeklendirmek, organizasyonun
o anki seviyesini pazar ve sektör
değerlerine göre pozisyonlamak
(benchmarking), ihtiyacı analiz edip
ulaşılmak istenen gerçekçi seviyeyi
belirleyerek buna göre sürdürülebilir
bir süreç ve yol haritası oluşturmak
gerekiyor.
Bir başka engel ise dönüşümün
üst düzey yönetim tarafından
yeterince anlaşılıp desteklenmemesi.
İşletmenin ve dolayısıyla iş süreçlerinin
dönüşeceği gerçeği göz ardı edilerek
tüm sorumluluğun Bilgi Teknolojileri
departmanlarının omuzlarına
yüklendiği dönüşüm programlarının
ciddi türbülanslar yaşadığını ve çoğu
kez amaca uygun ya da beklentileri
karşılayan bir sonuca ulaşmadığını
görüyoruz. Organizasyonlarda iş
süreçlerinin dönüşümü iş birimlerinin
sorumluluğunda olmalı. Buna
bağlı olarak da iş birim yöneticileri
tarafından sahiplenilip yönetilmeli.
Teknik yönetimin de süreç yöneticileri
ile birlikte sorumluluk üstlendiği bir
“dönüşüm programı yönetim yapısının”
kurulması başarıda esas teşkil ediyor.
Son olarak akademik destek de çok
önemli. Çünkü dönüşüm, beraberinde
yeni fikirleri ve inovasyonu getirir. Ve
akademik destek olmadan teknoloji
ya da fikir üretilemez. Dolayısıyla
inovasyon da olmaz.
BTA’nın yurtdışındaki çalışmalarından
söz eder misiniz? BTA Türkiye’nin ilk
etaptaki projeleri neler olacak?
Prof. Dr. Haldun Akpınar: İş dönüşümü
yönetimi konusunda Business
Transformation Academy kurulması
fikri 2009 yılında ortaya çıktı ve 2010
yılında başlangıç toplantısı yapıldı.
İş dönüşümü yönetimi için bütünsel
yaklaşımı benimseyen İş Dönüşümü
Yönetimi Metodolojisi (BTM2 - Business
Prof. Dr. Haldun Akpınar kimdir?
Prof. Dr. Haldun Akpınar, Türkiye’de İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde
işletme, Almanya Federal Cumhuriyeti Karlsruhe Teknik Üniversitesi’nde
enformatik eğitimi aldı. Profesyonel yaşamının başlangıcını, “İlk delikli kartımı
1979 yılında deldim,” şeklinde açıklayan Prof. Dr. Akpınar, ilk profesyonel
yazılımını 1981 yılında geliştirdi. 30 yılı aşkın bir süredir enformasyon ve
iletişim teknolojileri alanında eğitimci, sistem analisti, danışman ve proje
yöneticisi olarak faaliyetlerde bulunuyor. Veri madenciliği, işletme karar
destek sistemleri, işletmelerde süreç optimizasyonu, sistem simülasyonu
ve yapay zeka konularıyla ilgilenen Prof. Dr. Haldun Akpınar, bu alanlarda
Türkiye’nin yanı sıra Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, İsveç, Japonya ve
Yeni Zelanda üniversitelerinde araştırma ve öğretim faaliyetlerinde bulundu.
Enformasyon sistem ve teknolojileri alanında 10 kitabı ve çeşitli makaleleri
bulunan Prof. Dr. Akpınar halen Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi
Almanca İşletme Enformatiği Bölüm Başkanı olarak görev yapıyor.
Dr. Serdar Kebapcı kimdir?
Dr. Serdar Kebapcı, İstanbul Üniversitesi Elektronik Mühendisliği
Bölümü’nden mezun oldu. Yeditepe Üniversitesi’nde MBA eğitimini
tamamladıktan sonra yine aynı üniversitede İşletme Yönetimi Ana Bilim
Dalı’nda Organizasyon ve Yönetim alanında doktorasını tamamladı. Çeşitli
çokuluslu şirketlerde görev almasının ardından, SAP İş Danışmanlığı (Business
Transformation Services) biriminde 6 yıldır çokuluslu şirketler başta olmak
üzere pek çok kurumsal dönüşüm projesinin yönetiminde rol alıyor. Dr. Serdar
Kebapcı, seçkin SAP müşterilerine sunulan Değer Ortaklığı Hizmetlerinde
(Value Partnership Services) İşletme Dönüşümü Yöneticisi (Business
Transformation Principal) olarak görev yapıyor.
27
TREND..................................................................................................................................................................................................
sektörler. Bütün bunların ötesinde, hiç
kuşkusuz gelen talepler bu konuda
belirleyici olacaktır. Şunun bilinmesinde
yarar var: BTM2 sektör-bağımsız olarak
her tür organizasyonun dönüşüm
sürecinde yararlanabileceği ispatlanmış
bir metodoloji.
Dr. Serdar Kebapcı
SAP Türkiye İş Danışmanlığı Ekibi Danışmanı
Transformation Management
Methodology); psikoloji, enformasyon
teknolojisi, stratejik yönetim, süreç
yönetimi alanlarında gerek akademik
dünyadan gerekse iş dünyasından
360 derecelik bir bakış açısı ile
geliştirildi. Halen akademik olarak
İsviçre’de Northwestern ve St. Gallen
üniversiteleri, Liechtenstein Üniversitesi,
ABD’de Kaliforniya ve Findlay
üniversiteleri ve Avustralya Queensland
Teknik Üniversitesi projeye destek
veriyor. Metodoloji petrol, sigortacılık,
bankacılık, perakende ve lojistik gibi
endüstrilerde yer alan kurumlarda
uygulanıyor.
yöneticilerinin katıldığı Global Business
Transformation Manager (GBTM) ve
Business Transformation Program
Manager (BTPM) eğitimleri ile BTM2’nin
anlaşılmasına ve hayata geçirilmesine
yardımcı olmaya çalışıyoruz. Ama
eğitimlerden sonra bu metodolojinin
hayata geçişini de işletmelere
göstermek gerekiyor. Bu noktada da
dünyadaki başarılı uygulamalardan
örnekler aktarılıyor. BTA Türkiye’de de
benzer bir yol izlemeyi hedefliyoruz.
Ayrıca eğitimleri sadece Türkiye’ye değil,
Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerine
de hitap edecek şekilde düzenlemeyi
planlıyoruz.
Dr. Serdar Kebapcı: BTM2, BTA’nın ana
çıktısı olarak değerlendirilebilir. Bu
metodoloji, SAP’nin İş Danışmanlığı
ekibinin halihazırda kullandığı bütün
yaklaşımlarında da temel noktayı
oluşturuyor. BTA ilk aşamada bu
metodolojiyi iş danışmanlarına, fikir
liderlerine, üst düzey yöneticilere,
üniversite hocalarına aktarmak üzere
çeşitli etkinlikler ve eğitimler düzenledi.
Bu etkinlikler halen devam ediyor.
Her yıl dünyanın farklı yerlerinde
düzenlenen Business Transformation
Summit gibi konferanslar serisinin
yanı sıra, üst düzey işletme
yönetim kadrolarının ve program
BTA Türkiye özellikle hangi sektörlere
odaklanacak?
Dr. Serdar Kebapcı: Elbette süreç
henüz çok yeni. BTA Türkiye’nin
kurulmasına yönelik çalışmalara Kasım
2013’te başladık. Ama İş Danışmanlığı
birimimizin saha deneyimine ve
ülkemizin pazar dinamiklerine
dayanarak bu metodolojinin tüketici
ürünleri ve üretim sektörleri başta
olmak üzere hemen hemen tüm
sektörlerde uygulanmasından verimli
sonuçlar alınacağını düşünüyoruz.
Bankacılık-finans ve sigortacılık da
dönüşüm anlamında aktif rol alan,
inovasyonu günlük hayatına işlemiş
28
BTA Türkiye’nin hedefleri neler, iş
dünyasına ne tür katkılarda bulunmayı
amaçlıyorsunuz?
Dr. Serdar Kebapcı: Türkiye’de ne yazık
ki iş danışmanlığı ve dönüşüm yönetimi
açısından köklü bir yaklaşım eksikliği
görüyoruz. Dolayısıyla öncelikle
işletmelerdeki dönüşümün yönetilmesi
konusunda bir farkındalık yaratmak
istiyoruz. Bu süreçte SAP olarak
deneyimlerimizi sahaya yansıtıyoruz
ama akademik destek elbette çok
önemli. Elimizdeki akademik çalışmalar
büyük çoğunlukla yurtdışından
geliyor. Bunlar da zaman zaman
Türkiye koşullarıyla örtüşmeyebiliyor.
BTA Türkiye’nin akademik çalışmaları
sayesinde, ülkemize özgü bilgi ve
deneyime dayalı dokümantasyonun
oluşacağını umuyoruz.
Bir başka hedefimiz ise metodolojiyi
tanıtmak ve bu bilgiyi sahaya
yansıtırken başarı hikayelerinin ötesine
geçmek. Dönüşüm konusuna akademik
perspektif ekleyerek değerli makaleler
halinde yayınlamayı amaçlıyoruz.
Yurt dışında olduğu gibi Türkiye’de
de çeşitli sempozyumlar, eğitimler
düzenlemek ve bu tür etkinliklerin
çıktılarını kitaplaştırmak istiyoruz. Bu
kitaplar, işletmelere gerçek anlamda
dönüşümün ne olduğunu ve neler
kazandırabileceğini anlatma yolunda
önemli birer adım olacaktır.
SAP’nin BTA’ya katkıları hakkında neler
söylersiniz?
Dr. Serdar Kebapcı: SAP’yi
BTA’nın stratejik sponsoru olarak
konumlandırabiliriz. Business
Transformation Summit gibi global
etkinlikleri BTA ile birlikte organize
ediyoruz. GBTM gibi eğitimlere katkı
sağlıyoruz. SAP’nin yıllara dayalı
deneyimi ve bu deneyimi sahada
uygulama becerisi var. Bu değerlerimizi
kullanarak işletmelerin dönüşüm
süreçlerini metodolojiler doğrultusunda
gerçekleştirmelerini sağlayabiliriz. Daha
da önemlisi, üniversiteler ile iş dünyası
arasındaki ilişkinin güçlenmesine
katkıda bulunabiliriz.
TREND..................................................................................................................................................................................................
“BTA TÜRKİYE’DEN, BÖLGEDE
DÖNÜŞÜMÜN ROTASINI
ÖĞRENMEYİ UMUYORUZ”
Kısa süre önce kuruluş çalışmaları
başlatılan BTA Türkiye’nin en önemli
destekçisi hiç kuşkusuz İsviçre’deki
global BTA (Business Transformation
Academy) kuruluşu. İş dönüşümü
kavramı ve BTA Türkiye’ye yönelik
beklentiler hakkında BTA’nın başkanı
Prof. Axel Uhl’un görüşlerini aldık.
başarısını kanıtladı. BTA ayrıca SAP
danışmanlarına, müşterilerine ve iş
ortaklarına profesyonel ve uzman
seviyede eğitimler sunuyor.
BTA’da SAP’nin rolü nedir?
SAP, BTA’nın bütün araştırmalarını
mümkün kılan ana destekçisi. Öte
yandan SAP de BTA’dan faydalanıyor:
500’den fazla SAP danışmanına
metodoloji eğitimi verdik. Bunların
150’den fazlası uzmanlık düzeyinde
eğitimdi. Ayrıca 2000’i aşkın SAP
müşterisine ve SAP danışmanına 360
Degrees dergimizi gönderiyor, SAP
müşterileri için ortak etkinlikler (iş
dönüşümü zirveleri) düzenliyoruz.
“Yeni çağın” önemli bir kavramı olarak
iş dönüşümünü nasıl tanımlarsınız?
İş dönüşümü, bir işletmenin tamamının
ya da stratejik açıdan önem taşıyan,
pek çok paydaşı kapsayan büyük
birimlerinin bir dizi karmaşık değişim
sürecinden geçerek farklı bir boyuta
taşınması anlamına gelir.
İş dönüşümünün temel adımları nelerdir?
İş dönüşümünü dört ana aşamaya
ayırıyoruz: Tasarım, Uygulama,
Dönüşüm ve Optimizasyon. Tasarımda;
işletmenin yapısına, hedeflerine ve
ihtiyaçlarına göre dönüşüm stratejisi
belirleniyor. Uygulama aşamasında,
stratejiye uygun bir dönüşüm planı
hazırlanıyor. Dönüşüm aşamasında bu
plan doğrultusunda dönüşüm süreçleri
başlıyor. Optimizasyonda ise, dönüşüm
sonrası işletmenin istikrarına ve daha da
gelişmesine yönelik çalışmalar yapılıyor.
İşletmeler dönüşüm sürecinde ne tür
sorunlar yaşayabiliyor?
Özellikle ilk üç aşamada sorunlar
çıkabiliyor. Yanlış strateji, elde edilmesi
gereken değerin net bir şekilde
anlaşılamaması, risklerin yeterince iyi
değerlendirilememesi gibi problemler
olabiliyor. Bunların yanı sıra zaman
zaman bu süreçte kimlerin sorumluluk
alacağı ve nelerin değiştirilmesi
gerektiği konuları netleştirilmiyor.
Dönüşüm çalışmalarındaki en önemli
konulardan biri de paydaş katılımıdır.
Paydaşlara dönüşüm süreci tam olarak
aktarılmazsa ve onların uyumlu katılımı
da sağlanmazsa sorunlar yaşanabiliyor.
Elbette BT altyapılarının dönüşüme
hazır olmaması, başka programların
olumsuz etkileri gibi teknik sorunlar
da ortaya çıkabiliyor. Son olarak da
30
Prof. Axel Uhl
BTA Başkanı
sonuçların ölçülmemesi, maliyet-fayda
analizlerinin yeterince iyi yapılmaması
söz konusu olabiliyor. Dönüşüm kolay
bir süreç değil ama en baştaki tasarım
aşamasında azami dikkat gösterildiği
takdirde bu sorunların büyük bir
bölümü ortadan kaldırılabiliyor.
Öncelikli olarak dönüşüm gerektiren
alanlar nelerdir?
Özellikle geniş çaplı kurumsal kaynak
planlama (ERP), dış kaynak kullanımı,
paylaşılan hizmetlere yönelik girişimler
(shared service management),
şirket birleşmeleri ve satınalmalar, iş
modellerindeki değişimlerde dönüşüm
programları uygulanıyor.
BTA dönüşüm sürecinde işletmelere
nasıl yardımcı oluyor?
BTA, hazır bir reçete ya da başarının
teminatı olarak algılanmaması gereken,
her işletmeye özel yorumlanması
beklenen bütüncül bir metodoloji
geliştirdi: İş Dönüşümü Yönetimi
Metodolojisi (BTM2 - Business
Transformation Management
Methodology). Bu metodoloji,
deneyimli dönüşüm yöneticilerinin
geniş kapsamlı bir dönüşüm çerçevesi
çizmelerini sağlıyor. Metodolojimiz,
çok sayıda programda etkisini ve
Sözünü ettiğiniz bu eğitimler hakkında
bilgi verir misiniz?
İş dönüşümü ve inovasyon yönetimi
konularında profesyonel ve uzman
seviyesinde eğitimler veriyoruz.
Samsung, LG Electronics gibi bazı SAP
müşterilerine eğitimler de hazırlıyoruz.
BTA halen 5 noktada faaliyet gösteriyor.
BTA Türkiye’nin de katılımıyla bu sayı
6’ya çıkacak. Katılımcı ülke sayısını
artırmaya yönelik planlarınız var mı?
BTA şu anda İsviçre, Avustralya, Kuzey
Amerika, Singapur, Dubai'de faaliyet
gösteriyor. Ve şimdi de Türkiye aramıza
katıldı. Bölgesel anlamda başka merkez
noktalara ihtiyaç olup olmadığını zaman
içinde göreceğiz. Yeni lokasyonlar
açmak için öncelikle gerçek anlamda bir
ihtiyaç ve ilgi olması gerekiyor.
BTA Türkiye’ye ilişkin beklentileriniz
nelerdir?
Türkiye, Avrupa ile Asya kültürlerini
buluşturan harika bir ülke. Türkiye
ekonomisi hızla büyüyor ve Türk
şirketleri Ortadoğu ile güçlü ilişkiler
içinde bulunuyor. Biz de BTA
Türkiye’den, bu pazarlarda inovasyon
ve dönüşümün rotasını öğrenmeyi
umuyoruz. Ayrıca yerel üniversitelerle
işbirliği yapmak, ortak araştırmalar
yürütmek ve dergimize farklı bir lezzet
katacak hikayeler oluşturmak istiyoruz.
PORTRE.................................................................................................................................................................................................
“İNOVASYONUN İÇİNİ
DOLDURMAK, İNOVASYONA
YATIRIM YAPMAK GEREKİYOR”
Turhan Menteş
TBD Yönetim Kurulu Başkanı
Türkiye Bilişim Derneği, 1971’den
bu yana ülkemizin bilişim
teknolojilerindeki konumunu
güçlendirmeye, teknolojik gelişimi
desteklemeye ve gerek kamu gerekse
özel sektörde yeni teknolojilere yatırım
konusunda bilinç yaratmaya yönelik
faaliyetler yürütüyor. Bilişim sektörünün
en önemli buluşma noktalarından biri
olan TBD’nin Yönetim Kurulu Başkanı
Turhan Menteş, kamuda teknoloji
uygulamalarından inovasyona ve
mobiliteye kadar pek çok konuda
görüşlerini bizimle paylaştı.
8 bilgi işlem çalışanı tarafından kuruldu.
Dünyada sadece iki ülkenin (Fransa ve
Türkiye), “computer” kelimesine kendi
dilinde karşılık bulduğuna dikkatinizi
çekmek isterim. 43 yılda güçlenip öncü
bir sivil toplum hareketine dönüşen
TBD, toplumun her katmanından
(kamu-özel sektör ve akademi) üye
yapısıyla, bilişim sektöründeki ilk
ve en eski sivil toplum kuruluşudur.
Derneğimiz 7 Mart 1994’ten beri
Bakanlar Kurulu’nun resmi onayıyla
kamu yararına çalışan bir dernek olarak
faaliyet gösteriyor.
Türkiye Bilişim Derneği’nin kuruluş
öyküsünü anlatır mısınız?
Türkiye’nin bilişimle tanışmasının
hemen ardından Türkiye Bilişim
Derneği (TBD), 22 Nisan 1971’de
kendilerini “bilişimci” olarak adlandıran
TBD, bilişim teknik bilimini ülke
kalkınması için bir araç olarak
kullanmayı ve bilişim kültürünü yaymayı
amaçlıyor. Sektörde “entelektüel lider”
olarak nitelendirilen TBD, bilişimin yeni
bir uğraş alanı olarak örgütlenmesi;
32
meslek, görev ve standartların
tanımlanması; Türkçe bilişim
terimlerinin yerleşmesi; bilgisayarların
verimli kullanılabilmesi, strateji ve
politikaların geliştirilmesi; bilgi işlem
merkezleri ve bilişim çalışanlarının
sorunlarının gündeme getirilmesinde
önemli roller üstleniyor.
Kişisel üyeliğe açık, bireysel katılımı
esas alan yapısı ve gönüllülük
temelindeki çalışma biçimiyle ürettiği
rapor, öneri ve bağımsız söylemleriyle
TBD, günümüzde tüm karar vericiler
ve toplumun her kesimi tarafından
dikkate alınır bir konumda. Özellikle
gerçekleştirdiğimiz TBD Ulusal
Bilişim Kurultayları, ülkenin bilişim
siyasalarının, stratejilerinin tartışıldığı,
belleklerde iz bırakan etkinlikler haline
geldi.
...............................................................................................................................................................................................................................
Derneğin İstanbul, Eskişehir, Ankara,
İzmir, Samsun ve Antalya olmak
üzere toplam 6 şubesi bulunuyor.
Adana, Afyon, Bursa, Denizli, Elazığ,
Erzurum, Gaziantep, Giresun, Kayseri,
Sivas, Trabzon, Uşak ve Van olmak
üzere toplam 13 il temsilciliği ve 33
üniversitede TBD-Genç örgütlenmesiyle
TBD, bilişim profesyonelleriyle birlikte
gerçekleştirdiği geleceğe yönelik “ortak
akıl” toplantılarıyla bilişim sektörünü
hak ettiği yere taşımaya çalışıyor.
TBD, 25 Şubat 2000’den itibaren
Avrupa Profesyonel Bilişim Dernekleri
Konseyi’nin (Council of European
Professional Informatics Societies
- CEPIS) üyesi ve Türkiye’deki tek
temsilcisi. 2002’de ise tüm Avrupa’da
geçerli tek belge olan Avrupa Bilgisayar
Kullanım Belgesi’ni (European
Computer Driving Licence- ECDL)
Türkiye’ye getirdik.
Türkiye’de bilişim teknolojilerinin
algılanma biçimi ve uygulamalarda
gelinen aşamayı nasıl
değerlendiriyorsunuz?
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK)
gerçekleştirdiği son Hane Halkı Bilişim
Teknolojileri Kullanım Araştırması’na
göre, Türkiye genelinde hanelerin
yüzde 47,2'si internet erişim olanağına
sahip. Bu oran bize Türkiye nüfusunun
yarısının internetle tanışmadığını
gösteriyor. 2013’te 43 ülkede 38 bin
kişiyle, Türkiye’de ise 16-60 yaşları
arasında 776 kişiyle görüşülerek yapılan
TNS Mobile Life 2013 raporuna göre
ise ülkemizde 2012’de yüzde 15 olan
akıllı telefon kullanıcı oranı, geçen
yıl yüzde 32’ye ulaştı. Türkiye, sosyal
medya kullanımında Brezilya, Rusya,
Endonezya, Hindistan ve İngiltere'yi
geride bırakarak ABD’nin ardından
ikinci sırada yer alıyor.
Sosyal medya, cep telefonu ve akıllı
telefon kullanımının üst seviyelerde
olmasını bir anlamda bilişim
teknolojilerinin (BT) bir yansıması
olarak görebiliriz. Ancak Türkiye’nin
daha kat edecek çok yolu var. Özellikle
teknoloji kullanımının ötesinde,
üretim konusunda da önemli adımlar
atmak durumundayız. Türkiye artık
iyi kullanıcı olmanın yanı sıra, üretici
olma noktasında da adından söz edilir
konuma gelebilmeli.
Son dönemde dünya genelinde bilişim
teknolojilerinde yaşanan en önemli
gelişmeler neler?
Dünya genelinde bilişim
teknolojilerinde yaşanan en
önemli gelişmelerden birinin mobil
teknolojilerde yaşanan sıçrama,
diğerinin ise geniş bant kullanımı
olduğunu söyleyebiliriz. Söz konusu bu
gelişmeler teknolojiyi cebimize kadar
getirdi ve hizmet çeşitliliğini artırdı.
Bu arada nano-teknolojilerde yaşanan
gelişmeler de çok önemli. Artık
çok hafif, fonksiyonlu, dayanıklı ve
çok sayıda bilgi depolama özelliği
taşıyan nano-ölçekli birçok cihaz hızla
hayatımıza girmeye başladı. Nanoteknolojilerin özellikle sağlık sektöründe
yaygın kullanımına tanıklık ediyoruz.
İki ya da daha fazla makinenin önceden
belirlenmiş kurallar ve protokoller
ışığında kablolu ya da kablosuz
iletişimi olarak tanımlanan Makineler
Arası İletişim (Machine to Machine
Communication- M2M) uygulamaları da
hızla artıyor. 2013’te 23 milyar dolarlık
hacme yaklaşan M2M’in 2014’te 57
milyar dolara ulaşması beklenirken,
2020’de 50 milyar cihazın şebekeye
bağlanması öngörülüyor. Son birkaç
yıldır sektörün büyümesine katkı
sağlayan M2M, odak noktası olmaya
devam edecek.
Türkiye’nin bu gelişmeleri daha hızlı
ve yaygın biçimde benimsemesi için
sivil toplum örgütlerine düşen görevler
nelerdir?
Özellikle sektör STK’ları olarak
farkındalık yaratmalı, kamunun
ve siyasi otoritelerin ilgisini çekip
ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeler
ve modeller konusunda katkı sunup
yol göstermeliyiz. Türkiye’nin bilgi
toplumuna dönüşümü, yalnızca teknik
bir proje değil, aynı zamanda bir “sosyal
dönüşüm” projesidir. Bu nedenle
dönüşümle ilgili tüm paydaşların (kamu,
özel sektör, akademi ve STK) işbirliği
halinde çalışmalarını sağlayacak model
gerekiyor. Hazırlayacağımız raporlarla,
devlet yönetiminde bilişimin etkin
ve verimli kullanılabilmesine yönelik
strateji ve politika dokümanlarına
katkıda bulunmalıyız.
Büyük veri-mobilite-bulut bilişim
özelinde bir değerlendirme yapabilir
misiniz?
Büyük veri, mobilite ve bulut bilişim
gelecek yıllarda da önemli rol oynamaya
devam edecek. Bu üç kavramı bir
araya getirecek uygulamalar giderek
artacak. Özellikle kamu kurumları
yıllardır gerçekleştirdikleri uygulamalar
sayesinde günümüzde artık çok fazla
veriye (büyük veri) sahip hale geldi.
Kamudaki büyük veri ile ilgili kaynak
kullanımı gittikçe merkezileşiyor.
TBD olarak Mayıs 2012’de
düzenlediğimiz geleneksel Kamu Bilgi
İşlem Merkezleri Yöneticileri Birliği
(Kamu-BİB) Kamu Bilişim Platformu’nda,
kamu için hem ortak hem de özel
çözümler geliştirebilecek, tek işi kamu
bulutu olan “Türkiye Bulut Kurumu”
kurulmasını önermiştik. Bu önerimiz
daha sonra Kamu Bilişim Merkezi adı ile
kanunlaştırıldı.
33
PORTRE.................................................................................................................................................................................................
Türkiye Bulut Kurumu, kamudaki bilgi
işlem harcamalarını azaltıp kaynakların
daha verimli kullanılmasını sağlayacak,
ortak ihtiyaçlar için ortak kullanım
alanları yaratarak verimsizliği ortadan
kaldıracak. İş gücü kaybı ve maliyetleri
azaltmasının yanı sıra, yüksek
verimlilik ve esneklik sağlayacak olan
bulut bilişim, kamu kurumlarımızın
değişen çağa uyum sağlarken
düşünce şekillerini ve personel
yapılandırmalarını değiştirmelerini de
sağlayacak. Ortaya çıkacak bu yapıda,
kamunun mevcut deneyimli personeli
ve üniversiteler göreve talip olmalı.
Büyük veri, bulut bilişim ve M2M
teknolojilerine telekomünikasyon
sektörünün öncülük ettiği bir gerçek.
Servis sağlayıcılar bulut kavramında
hem kullanıcı hem de hizmet sunucu
durumundalar. Bu teknolojiler,
yaygın olarak GSM operatörleri
tarafından uygulamalara yansıtılıyor
ve en iyi örneklerini operatörler
veriyor. Operatörler, teknoloji
sayesinde ellerindeki büyük veriyi
en verimli şekilde kullanmak üzere
veri merkezlerinde toplayıp çeşitli
uygulamalar geliştiriyorlar. Önümüzdeki
yıllarda da sosyal ağlar, mobil
teknolojiler, bulut bilişim, operatörlerin
öncelikli yatırım alanları olacak.
Yapılan analizlere göre, Türkiye
e-devlete geçiş uygulamalarında
pek çok ülkenin önünde yer alıyor.
Sıralamada daha da yukarı çıkabilmek
için önerileriniz neler olur?
Özellikle kamuda bu konuda son 30
yıldır çok ciddi bir çalışma var. Türkiye
çok önemli e-devlet uygulamaları
gerçekleştirdi ve geliştirdiği çözüm ve
hizmetlerle finans, telekomünikasyon,
kamu, sağlık, lojistik gibi alanlarda
önemli bir tecrübeye sahip. Teknolojik
olarak yaptığımız uygulamaların
birçoğu gelişmiş Avrupa ülkelerinde
bile yok. Artık Türkiye bilişim sektörü
bilgi birikimini, tecrübesini, uygulamaya
koyduğu projeleri yurtdışına
taşıyacak modelleri oluşturmalı.
Bunun için gerekli olan teşvik ve yasal
düzenlemeler yapılmalı. Türkiye’de
geliştirilen başarılı e-devlet projelerinde
yürütücü olarak görev üstlenen
yönetici/proje geliştirici personelin
uluslararası projelerde de uzman/
danışman olarak görev almasını
sağlayacak yasal düzenlemeler bir an
önce gerçekleştirilmeli.
34
TBD Kamu Bilgi İşlem Merkezi
Yöneticileri Birliği Çalışma Grubu,
1997’den bu yana çalışmalarını
sürdürüyor. Bu grubun çalışmaları
kamunun bakışında ne gibi
değişiklikler sağladı?
TBD Kamu-BİB, Türkiye’nin bilgi
toplumuna geçiş çalışmalarında kamu
bilgi işlem birimleri ve özel sektörün
katılımıyla; bilgi teknolojilerinin etkili ve
yaygın kullanımı, kamu hizmetlerinin
etkin ve verimli sunulabilmesi, ulusal
bilişim politikalarının oluşturulmasına
katkı sağlanması, bilgi paylaşımının
artırılması, mesleki dayanışma ve
sorunlara ortak çözümler geliştirilmesi
amacıyla kuruldu. Ülke sorunlarına
çözüm üreten bilişimcilerin birikimlerini
paylaştığı, ortak akıl platformu olan
TBD Kamu-BİB’in, dünyada başka
örneği bulunmuyor. Tüm kamu
bilgi işlem yöneticilerinin doğal üye
oldukları platform “e-Devlet, e-Toplum”,
“Elektronik İmza”, “Bilgi Toplumuna
Doğru”, “Birlikte Çalışabilirlik”, “
Elektronik Belge”, “e-Devlette Yeni
Açılımlar” ve “Bilişimle Sürdürülebilirlik”
ana temalarıyla düzenlendiği
etkinliklerde birçok konuda farkındalık
yarattı, sinerji oluşturdu.
Dünya genelinde kamu sektöründe
bilişim ne tür geliştirmelere açık?
Kamu kavramının burada iyi anlaşılması
lazım. Bizler genellikle kamu kavramıyla
merkezi yürütmeyi kastediyoruz. Ancak
özellikle Avrupa ülkelerinde kamu
denilince yerel yönetimler öne çıkıyor.
Yerel yönetimlerde hizmet çeşitliliği
çok önemli ve her türlü gelişmeye çok
açık. Ancak daha da önemlisi, ortak
platformlar ve uygulama standartları
oluşturmak. Örneğin “Tek Pazar”
oluşturmaya çalışan AB’nin şu andaki
2020 yılı sayısal gündeminin en önemli
hedefi, uygulama ve hukuki mevzuat
birlikteliğini sağlamak. Bu gerçekleşirse,
aynı zamanda bilişim teknolojileri
...............................................................................................................................................................................................................................
üretimi ve kullanımı için çok büyük
bir ekonomik güç yaratılacak. Biz
de ülkemizde bu sayısal gündemi
izleyebilmek için Dijital Türkiye
Platformu ve TBD olarak sürdürülebilir
bir model oluşturduk ve ilk çağrılarımızı
da yaptık. Bu yıl çok farklı bir çalışma
hedefledik ve altyapıyı oluşturduk.
Türkiye’de inovasyon kavramının
yeterince anlaşıldığını/benimsendiğini
düşünüyor musunuz?
Türkçe karşılığı “yenilik/yenilikçilik”
olan inovasyon kavramının Türkiye’de
yeterince anlaşıldığını/benimsendiğini
söylememiz doğru olmaz. Bu kavram
çoğu kez “moda” olarak kullanılıyor.
142 ülkeyi kapsayan ve 21 temel
göstergeye dayanarak hazırlanan 2013
Küresel İnovasyon Endeksi’nde Türkiye
68.sırada yer aldı. 2012’de ise 74. sırada
bulunuyordu. Türkiye'nin 2023 yılı
için 500 milyar dolar ihracat hedefine
ulaşmasında inovasyon ve Ar-Ge büyük
önem taşıyor. Bunun için inovasyonun
içini doldurmak ve inovasyona yatırım
yapmak gerekiyor. Teşvik sürecinin nasıl
olacağı, altyapının kurulması, hedeflerin
belirlenmesi ve önceliklerin sıralanması
önem taşıyor. Bu noktada üniversitesanayi işbirliklerine ve STK’lara
büyük rol düşüyor. Ama öncelikle,
inovasyon ve Ar-Ge teşvik mekanizması
oluşturulmalı.
Ar-Ge ve yeniliğe dönüştürme
kapasitesi artırılmalı, güçlü alanlarda
hedef odaklı, ivme kazanılması
gereken alanlarda ise ihtiyaç odaklı
hareket edilmeli. Yenilikçi ürünlerin
ticarileştirilmesi ve pazarlanmasının
desteklenmesi gibi acil çözüm
gerektiren ihtiyaçların karşılanması
için, kullanıcı yönlendirmeli bir açık
inovasyon ekosistemi olan çözüm
yaklaşımı getirilmeli.
çok tüketime yönelik geliştiriliyor.
Bunun üretime yönelik olması gerektiği
konusunda görüşler ortaya atılmaya
başladı.
TBD’nin inovasyona yönelik çalışmaları
nelerdir?
Özelikle TBD İstanbul ve Ankara
şubelerimizde bu konuda çeşitli toplantı
ve eğitim seminerleri düzenleyerek
farkındalık yaratmaya, sorunları ele
almaya çalışıyoruz. TBD İstanbul
şubemizde “Girişimcilik ve İnovasyon
Platformu” oluşturduk. Avrupa
Sayısal Gündem 2020 kapsamında
yaptığımız çalışmalarda, bu konu ayrı
bir koordinatör altında, alt uzmanlık
grupları tarafından değerlendirilebilir ve
izlenebilir duruma geldi. Bu çalışmaların
sonucu çok kısa zamanda görülecektir.
Son dönemde gündeme gelen
“Bilgisayar Programlama Çocuk
Oyuncağı” kampanyanızın detaylarını
ve hedeflerini paylaşabilir misiniz?
Gelişmiş ülkelerde, çocukların bilişimle
mümkün olan en erken yaşlarda, üretim
becerileri kazanarak tanışmalarına
yönelik çok büyük etkinlikler yapılıyor.
Örneğin ABD’de geçtiğimiz Aralık
ayında 5 gün süreyle yapılan “Hour of
Code” (Kodlama Saati) etkinliğine ana
sınıfından liseye 1 milyon çocuğun
katılımı beklenirken 20 milyon öğrenci
katıldı. Ülkemizin en eski bilişim derneği
olarak biz de böyle bir süreci ülkemize
taşıma sorumluluğunu hissettik.
Yerel rekabet sistemini ve hâlâ
kurulamayan Bilişim Vadisi’ni bir an
önce oluşturmalıyız. Türkiye’yi geleceğe
hazırlamak için katma değerli hizmetler
üretip bunları planlı bir şekilde
uygulamalıyız.
TBD olarak “Bilişimde Tüketim
Toplumundan Üretim Toplumuna”
sloganıyla başlattığımız “Bilgisayar
Programlama Çocuk Oyuncağı” sosyal
sorumluluk projemizde, ilk yıl 7-17
yaş arasındaki 100 bin çocuğumuzun
ilk bilgisayar kodlarını yazmalarını
sağlayacağız. Yıl boyu devam edecek
projemiz içerisinde çeşitli etkinlikler
düzenleyeceğiz. Proje etkinliklerimize
okullar kurumsal olarak katılabilirken,
isteyen çocuklarımız bireysel olarak
da katılabilecekler. Projemizin yıllar
içerisinde süreklilik kazanmasını
sağlayacağız.
Özellikle hangi sektörler inovasyona
daha açık ve inovasyonun
nimetlerinden daha fazla
faydalanabilecek konumda bulunuyor?
Özellikle pazarlama sektörü
inovasyondan yararlanacak bir
konumda. Türkiye’de inovasyon daha
Mayıs 2014’te 5 gün sürecek bir
dönemde çocuklarımızın okullarından
veya evlerinden katılabilecekleri
etkinliklerde, bilişim sektöründe
ortaya koydukları ürünlerle
uluslararası ün kazanmış isimler
çocuklarımızla video-sohbetlere
katılacaklar. Bunun yanında yine bu
hafta boyunca çocuklarımız siyaset,
iş, sanat, spor ve bilim dünyasının
ünlü simalarının katılımıyla çekilen
kısa tanıtım videolarını izleyecekler.
Bunun ardından, çocuklarımız
programlamacocukoyuncagi.org
sitesi üzerinden yayınlayacağımız
programlama içeriklerini adım adım
takip ederek ilk kodlarını yazacaklar.
Daha sonra yine aynı adres üzerinden
sağlayacağımız eğitim içeriklerini ve
etkinliklerini kullanarak öğrenmeye
devam edebilecekler.
SAP gibi sektör liderlerine inovasyon
sürecinde ne gibi görevler düşüyor?
SAP gibi uluslararası şirketler, dünyada
elde ettikleri bilgi birikimini faaliyet
gösterdikleri her ülkeyle paylaşmalı
ve yerel kullanıcılara ürünlerini açmalı.
Faaliyet gösterilen ülkelerde de üretim
için destek verilmeli. Her ülkede sıfırdan
üretmek yerine, geliştirilmiş ürünleri
bir sistemde birleştirip katma değerli
ürünlere dönüştürme konusunda
yardımcı olmalı.
SAP’nin Berlin’den sonra ikinci
inovasyon merkezini İstanbulKurtköy’de konumlandırması bu
anlamda bizi sevindirdi. Türkiye’de
halen 170 olan çalışan sayısını 3 yılda
300’e çıkarmayı hedefleyen SAP,
inovasyon merkezine de ilk etapta
300 mühendis alacak. Tabii ki bu çok
sevindirici bir gelişme. Bu çalışmaların
sadece danışmanlık sürecinde
kalmaması en büyük isteğimiz.
Turhan Menteş
kimdir?
Hacettepe Üniversitesi İstatistik
Bölümü’nden doktora derecesini
1984 yılında aldıktan sonra,
1996’da İstatistiksel Bilgi Sistemleri
Ana Bilim Dalı’nda Doçent oldu.
Bu göreviyle eşzamanlı olarak
çeşitli bilişim projelerinde proje
yöneticiliği yaptı. Halen Hacettepe
Üniversitesi’nde öğretim üyeliği
görevini sürdüren Turhan Menteş,
aynı zamanda Türkiye Bilişim
Derneği Yönetim Kurulu Başkanı
ve Türkiye Bilişim Vakfı kurucu
üyesi. Ayrıca 1993’ten beri Türkiye
Okçuluk Federasyonu Yönetim
Kurulu üyesi olarak görev yapıyor.
35
HAYATIN İÇİNDEN................................................................................................................................................................................
“VERİLERİ DOĞRU PLATFORMA
KOYABİLMEK İÇİN OYUNUN
GENLERİNİ BİLMEK GEREKİYOR”
Türkiye’de basketbol denince akla
gelen ilk isimlerden biridir Murat
Murathanoğlu. Yıllar boyu anlattığı
maçlarda aklımıza yer eden “Sevgili
basketbolseverler” ifadesi adeta
resmileşmemiş bir patenttir. Her maçta
yalnızca o anı değil, her bir oyuncuyu
istatistiklerden faydalanarak yorumlayan
Murathanoğlu ile verinin basketbol
dünyasındaki yeri üzerine sohbet ettik.
Asıl mesleğiniz inşaat mühendisliği.
Basketbola ilginiz nasıl ortaya çıktı?
ABD’deki lise yıllarımda arkadaş
grubumun da etkisiyle basketbola
çok büyük bir merakım vardı. O
yıllarda lise maçlarını takip edip ileride
NCAA’lerde yıldız olabilecek, hatta NBA
potansiyeline sahip oyuncuları izleyerek
raporlar tutuyordum.
ABD’den Türkiye’ye askerliğimi yapmak
için dönmüştüm. Askerlik sonrası
mühendis olarak ABD’ye gitmeyi
planlıyordum. Askerlik dönemim
ertelenince önümde dört aylık
bir boşluk olmuştu ve o zamanlar
basketbolumuzun lokomotif takımı olan
Eczacıbaşı’na iş için başvurmuştum.
Basketbol şube sorumlusu Saffet Özbay
beni, “Basketbol ile ilgili tüm kararları
Aydan Hoca verir,” diyerek koç Aydan
Siyavuş’a yönlendirmişti. Askerliğim
sırasında Aydan Siyavuş Fenerbahçe’ye
geçmişti. Kulüp yönetimine teknik
menajer olarak ekibe katılmamı teklif
etmiş. Askerlik dönüşü Fenerbahçe’de
göreve başladım.
Basketbol yorumculuğuna başlama
döneminiz, 80’li yılların ortalarına,
yani ABD’deki tanıdıklar aracılığıyla
NBA maçlarının kasetlerinin Türkiye’ye
getirildiği bir döneme denk geliyor. Bu
başlangıç hikayesini özetler misiniz?
İlk olarak TRT’de NCAA maçları anlatarak
başladım. O zamanlar NCAA’leri bilen,
takip eden kimse yoktu ve bir rastlantı
sonucu Çetin Çeki ile tanıştık. O dönem
TRT’de Spor Müdürü’ydü. Maç anlatma
teklifi ondan geldi. Yıllardır ABD’de
yaşadığım için Türkçem iyi değildi.
36
Şu anda bile çok kullandığım birçok
basketbol deyiminin Türkçesini Çetin
Abi ile belirledik. Aksanım iyi olmasa da
izleyiciler benim sunumumu beğenmiş.
Bunun üzerine TRT, NBA maçlarıyla
devam etmemi istedi. Bu sırada
tanınırlığım oldukça arttı. Özellikle o
dönemin gençleri NBA’i çok merak
ediyordu ve onların bu ilgisi sayesinde
NBA’in Türkiye’de tutacağını ve bu işi
yarı profesyonel de olsa sürdürmem
gerektiğini anladım. Aynı yıllarda
Efes’in Avrupa çıkışı ve Koraç Kupası’nı
kazanması bir anda, Beyaz Gölge’nin
TRT’de gösterildiği günlerden sonra,
Türkiye’de basketbola olan ilginin
yeniden artmasını sağladı. TRT’nin
ardından Show TV, Cine 5, NTV, 24,
tekrar NTV ve şimdi de Lig TV’de halen
basketbol anlatıyorum.
Murat Murathanoğlu
Basketbol, planları 1800’lerin
sonlarında James Naismith tarafından
çizilmiş bilimsel bir oyun aslında.
Bu açıdan baktığınızda, basketbola
bugünkü bilimsel yaklaşımı nasıl
yorumlarsınız?
ABD’de yetiştiğim için sadece
basketbolda değil, tüm sporlarda
istatistiğin, trendlerin, alışkanlıkların
önemini erken yaşta benimsedim.
ABD’nin en popüler iki sporu olan
beyzbol ve Amerikan futbolunda
bilimselliğe çok önem verilir.
Basketbolda ise özellikle emekliye
ayrılan Başkan David Stern döneminin
ikinci bölümünde önem kazandı.
Avrupa basketbolu bilimsellik
açısından oldukça geride. Bir NBA
maçı izlerken, ekrana yansıyan
bilgilerin Avrupa maçlarındakinden
...............................................................................................................................................................................................................................
daha detaylı ve doyurucu olduğunu
kolaylıkla görebilirsiniz. Ben her zaman
bilimselliğe çok büyük bir önem veririm.
Maç hazırlıklarında bunu kullanırım.
Uzun süre İddaa yorumculuğu da
yaptım ve NBA maçlarını yorumlarken
buna dikkat ettim. Sonuçta, bu
bilimselliğe dayanarak verileri doğru
yorumladığınız takdirde önünüzü çok
rahat görebilirsiniz.
Avrupa ve ABD arasında bilimsellik
açısından büyük fark olduğunu
söylediniz. ABD’nin veriye olan bu
merakını bir spor yorumcusu olarak
nasıl değerlendirirsiniz?
İstatistiklerin derinine inmediğiniz
takdirde yanıltıcı olma ihtimali de
ortaya çıkıyor. Özellikle de sadece
sayı ve ribaund özelliklerinin ön plana
çıktığı bir ortamda... Oysa sayı atmak
kadar, sayının oyunun hangi anında,
nerede ve nasıl atıldığı da önemlidir.
Bir oyuncu sayı atmayabilir, çok fazla
ribaund da almayabilir, asist olarak da
ön plana çıkmayabilir ama takıma çok
önemli katkısı vardır. Basketbolda en
tehlikeli oyuncu, genel istatistikleri
iyi olup maçın kırılma noktalarında
veya kafa kafaya giden maçların son
2 dakikasında ortadan kaybolan ya
da sorumluluk almamak için saklanan
oyuncudur.
Benim, NBA’de en sevdiğim
istatistiklerin başında verimlilik
değerlendirmesi gelir. Hangi beş
sahada yer alırken rakibe en fazla
üstünlük sağlanmış, maçın kırılma
noktalarında alınan sorumluluklar, bu
anlarda atılan basketler veya verimlilik
değerlendirmeleri çok önemli. Bu tür
veriler sağlıklı olduğunda ve doğru
değerlendirildiğinde hem oyun planını
hazırlamak açısından koçların hem
de kime ne kadar para ödeneceğini
belirleyen genel menajerlerin işleri
kolaylaşıyor. NBA’de çok önemli bilimsel
bilgilerden birisi de yoğun fikstürden
dolayı oyuncuların görev aldıkları
süreler, yaptıkları seyahatlerin uzunluğu
ve sıklığı, oynadıkları maçların zorluk
derecesi ve özellikle de son çeyrek
ve varsa uzatmalarda ortaya koyulan
emek ve efordur. Son yıllarda Avrupa’da
özellikle Euroleague ve Eurocup’ta yer
alan takım sayısı arttıkça bu dakikaların
önemini ön plana çıkaran, seyahatlerin
sıklığını ve mesafesini kulak ardı
etmeyen değerlendirmeler önem
kazanıyor. Bu yıl hem Beko Basketbol
Ligi’nde hem de Avrupa’nın genelinde
sakatlıkların bu kadar artmasının
nedenini araştıran kulüpler var mı?
Başta verimlilik olmak üzere eklenen
her yeni istatistik maç anlatımlarını
nasıl etkiliyor?
Bunlar oyun için olduğu kadar, anlatımı
süsleme, seyirciyi bilgilendirme ve
uzmanlaştırma açısından da çok
önemli. Maç izlerken bu tür verileri
ve bilgileri ortaya koymak, izleyeni de
oyunun içine sokuyor. ABD’de o kadar
çok maç yayını var ki kimse bir şeyleri
eksik yapmak istemediğinden ortaya
çok sayıda istatistik, bilgi ve tarihçe
atılıyor. Bu olanaklar içinden doğru
olanları doğru yerde değerlendirmek
çok önemli. Tabii maç anlatımı sırasında
ekrana istatistiklerin de gelmesi ve
anlatılanı desteklemesi gerekli. Bu
anlamda sadece Türkiye’de değil tüm
Avrupa’da çok büyük bir eksik var. Bu;
altyapı, yazılım, tecrübe, profesyonellik
gerektiren bir iş. Bugün, olağanüstü
para harcayan kulüplerimiz var. Ama bir
gözlemci ekibine, bir istatistik araştırma
ekibine, altyapıda yıldız adaylarının hem
fiziksel hem de beyinsel olarak doğru
gelişmesini sağlayan uzman ekiplerine
sahip kaç kulüp var?
NBA.com’un SAP platformu üzerinde
sunduğu NBA.com/stats adresi gerçek
bir veri cenneti. Bu tür yeniliklerin
basketbol izleyicisi üzerinde nasıl bir
etki yarattığını düşünüyorsunuz?
Bugün NBA, çok önemli bilgileri
meraklısına sunuyor. Ancak merak
edip bir göz atmak yetmiyor. Bu
verileri doğru değerlendirmek, doğru
kombinasyonların nasıl bir sonuca
işaret edeceğini de görmek gerek.
Yani çok veri ve bilgi olması güzel,
ancak bu, doğru ele alınmadığında
ters tepebilecek bir şey. Öncelikle,
verileri doğru platforma koyabilmek
için o oyunun ruhunu, daha doğrusu
genlerini bilmek gerekiyor. Bu veriler,
bence izleyiciden daha çok koçlar ve
genel menajerler için önemli. Türkiye'de
sıradan bir basketbol izleyicisinin,
ABD’deki sıradan bir basketbol izleyicisi
kadar birikimli, tecrübeli ve meraklı
olmasını beklemek hayal olur. Çünkü
bizde spor ne eğlence ne bilimsel ne
de rahatlatıcı. Bizde spor skor ağırlıklı.
Takım kazanıyorsa, bunun nasıl olduğu
hiç önemli değil. Spor kültürünü
geliştirmek, bu eksikleri gidermek
gerekiyor. ABD seyirciyi eğitmek,
eğitirken de eğlendirmek konusunda
müthiş başarılı. Sporda bu kadar fark
yaratıyor olmalarının nedenlerinden
birisi de bu.
Bazı takımlardaki teknik adamlar,
maç taktiklerinde ya da yeni
oyuncu seçimlerinde o oyuncunun
istatistiklerine büyük önem veriyor.
Sizce bu doğru bir yaklaşım mı yoksa
sporun cesur ruhunu geride mi bırakmış
oluyorlar?
İşte yukarıda anlattıklarımla buna
değinmek istiyordum. İstatistiğin tüm
dünya tarafından kabul edilen büyük
bir önemi var. Ama bence, “durum
istatistiği” (situational statistics) daha
37
HAYATIN İÇİNDEN...............................................................................................................................................................................
önemli. Spor dünyası çok tehlikeli bir
dönemden geçiyor. Menajerler her
türlü sporu ele geçirmiş durumda.
Onların kurbanı olmak istenmiyorsa
mutlaka çok bilgili olmak, doğru
analizler yapmak gerekiyor. NBA’de
olduğu gibi, Avrupa sporunda da
menajerlerin spor üzerinde etkisi
elbette bir yerde sınırlanacaktır.
Örneğin Almanlar özellikle futbolda
bunu oldukça iyi yapıyor. Nispeten
İspanyollar da öyle. Mesela, bir oyuncu
için Avrupa’nın en iyi şutörü, 20 NBA
takımı peşinde deniyor. Ancak o
oyuncunun istatistikleri detaylı bir
şekilde incelendiği zaman, takım iyi
oynarken, işler iyi giderken onun da iyi
oynadığı görülüyor. İşler kötü giderken
ya saklanıyor ya da çok az katkı yapıyor.
Maç sonlarında ise aldığı ücretten
ve herkesin ondan beklentilerinden
dolayı göz önünde oluyor. Yüzde 42’lik
üçlük yüzdesine bakıyorsunuz, yüzde
18 olmuş. Şimdi ben bu oyuncuyu ne
yapayım? Maçta süper yıldızların sahne
alması gerektiği yerlerde sönen bir
yıldız gibi oynuyorsa niye süper yıldız
ücretleri vereyim?
Elbette başka faktörler de etkili.
İstatistikleri etkili gözüken oyuncu,
rakibin genelde yedeklerinin sahada yer
aldığı dönemde mi üstünlük sağlamış
veya istatistikleri etkili gözüken oyuncu
rakip takımın oyuncularının yıpratıcı
süreler almasının ardından sahaya “taze
güç” olarak mı sürülmüş? Oyuncunun
aldığı süreler, bu süreleri ne zaman,
kimlere karşı ve hangi şartlarda aldığı
gibi başka faktörler de var işin içinde.
Oynadığı takımın beklentilerine de
bakmak gerekiyor. Herkesin bilendiği,
yenmek için özel hazırlandığı bir
takımda oynamakla, kimsenin pek
Murat Murathanoğlu
38
ve asistanlar gibi, maç anlatanların
ve yorumlayanların da istatistik
analizine büyük önem vereceğini ve
seyredenlerin de bunu bekleyeceği
günlerin geleceğini düşünüyorum.
umursamadığı, hedefleri olmayan bir
takımda oynamak arasında önemli
fark var. Bu nedenle ben Mehmet
Okur ve Hidayet Türkoğlu’nu diğer
oyuncularımızdan ayrı tutarım. İkisi
de son derece iddialı, büyük hedefleri
olan takımlarda hem süre hem de
sorumluluk alan ve özellikle de maçın
kırılma anlarında veya son dakikalarda
takımın süper yıldızları kadar önemli bir
konuma gelen oyunculardı.
Ekranlara düşen istatistikler yeni nesil
maç spikerlerinin anlatımını nasıl
etkileyecek?
İstatistikler maç anlatımını
tamamlamalı diye düşünüyorum.
Yemeğin tuzu, biberi ve sosu olmalı.
Tabii ki özellikle Türkiye gibi spor
kültürü ve ruhunun tam gelişmemiş
olduğu, skorun her şeyden önemli
olduğu ülkelerde izleyiciyi çok fazla
istatistiğe boğmak doğru olmaz. Bu
işin önemine, onların bu tür bilgilere
sahip olmalarının maçın seyrini nasıl
daha fazla zenginleştireceğine adım
adım alıştırmak gerekir. Ben NBA’in
bunu yapmaya başladığı yıllarda
ABD’de yaşıyordum. Orada da adım
adım gerçekleşti tüm bunlar. Zaman
içinde tıpkı genel menajerler, koç
İsmet Badem
Bir örnek daha verelim. Mehmet Okur
All-Star seçildiği sezon, tüm NBA’de
maçın son 2 dakikasında maç berabere
veya takımı gerideyken takımını öne
geçiren ya da beraberliği sağlayan
oyuncular sıralamasında birinciydi.
Zaten o sezon “Money Man” lakabını
elde etti. Üstelik bu unvana, Kobe
Bryant, Steve Nash, Gilbert Arenas ve
Carmelo Anthony gibi oyuncuların
önüne geçerek ulaştı. Ancak o maçlar
detaylı incelendiğinde Memo’nun
o basketlerin büyük bir bölümünü
oyun kurucu Deron Williams ile
oynadıkları “pick and pop” denilen
ikili oyun sonucunda bulduğu net
bir şekilde görülüyor. Peki Milli
Takım’da Mehmet Okur için bu özel
ve son derece verimli oyunun hiç
oynatıldığını gördünüz mü? Diyelim
ki, Memo’nun o sezon son 2 dakika
istatistikleri ekrana geldi ve başka bir
oyun oynandı. Yorumcu bu noktada,
“Evet, Memo atamadı ama savunma,
pick and pop oynayamamaları için
şu ve şu özel önlemleri alarak onun
pek de istemediği bir şekilde topu
kullanmasını sağladı.” diyebilmeli.
Bugüne kadar kaç maç anlattığınıza
ve toplamda kaç kez “Sevgili
basketbolseverler” ifadesini
kullandığınıza dair bir veri var mı?
Milli maçlar, NBA, Avrupa Kupaları,
Türkiye Ligi, Türkiye Kupası ve NCAA
maçları anlattığım için toplam kaç
maç anlattığımı bilmiyorum. Ancak
bir kez, NBA maçının bir bölümünü
Türkçe olarak tüm Amerika’ya ve
dünyaya anlatmıştım. Maçtan sonra,
maçın Amerikalı spikeri Craig Bolerjack
“Bu sezon kaç maç anlatacaksın?”
diye sormuştu. Orada yaptığımız bir
hesapla 140-150 gibi bir sayı çıkmıştı.
Hem NBA hem Türkiye Ligi hem de
milli maçlar vardı. Tabii her yıl o kadar
maç anlatmadım 30 yıl boyunca. Ama
mesela Cine 5 yıllarında İsmet Badem
ile bir haftada 6-7 maç anlattığımız iki
yıllık bir dönem var. Ortalama yılda
100 maç dersek 3000’in üzerinde bir
rakam demektir. Radyo ve televizyon
programlarını da eklersek 3500’ün
üzerinde bir sayı. Ancak tam rakamı
söylemek pek mümkün değil.
Bursagaz Bilgi Teknolojileri Müdürü Mehmet Ensari
Gelişen iş süreçlerine daha hızlı adapte
olmak, ayrıca yöneticilerin daha hızlı
ve etkin karar almalarını sağlamak
amacıyla teknoloji yatırımlarına yön veren
Bursagaz, “AYNA” adını verdiği projeyle
iş verimliliğine pozitif katkı sağladı.
Raporlama sonuçlarından yararlanarak
daha hızlı ve esnek cevap almayı
amaçlayan Bursagaz, projede IBSS’in
deneyimli ekibiyle birlikte hareket etti.
Hızlı, tutarlı ve doğru
raporlama
Projenin en önemli özellikleri arasında,
Bursagaz’ın birbirinden çok farklı
birimlerini kapsaması öne çıkıyor.
Şirketin Bilgi Teknolojileri Müdürlüğü
liderliğinde koordine edilen AYNA
Projesi; İşletme ve Bakım, Mali İşler,
Proje, Müşteri Hizmetleri, Araştırma ve
Malzeme Müdürlükleri ile doğrudan
temasa geçiyor. Bu birimlere ait farklı
sistemlerdeki verilerin etkin bir şekilde
birleştirilmesini de sağlayan projede
SAP’nin BusinessObjects, WEBI
Raporlama, Analysis, Publication Mailing,
Dashboard Designer, BW ile Analyzer
çözümlerinden faydalanıldı.
Rapor tanımlarının gerçekleştirilerek
envanterinin çıkarılmasıyla başlayan
süreçte belirlenen metodoloji
kapsamında öncelikli olarak projeye
dahil edilecek raporların seçimi
gerçekleştirildi. IBSS’ten 5 SAP BW-BI
danışmanıyla birlikte gerçekleştirilen
çalışmalarda Bursagaz ekibi de 8
kişilik ekibiyle yerini aldı. Raporların
grafikler, haritalar, tablolar gibi çok
çeşitli biçimlerde görüntülenebilmesi
olanağının sunulduğu AYNA Projesi,
Bursagaz’a çok boyutlu veri analizi
yapabilme ve üst yönetimin anlık bilgi
taleplerini karşılama imkânı verdi.
İş verimliliğine
pozitif katkı
Projeyle birlikte, raporlama
sonuçlarından yararlanarak hızlı
ve esnek yanıtlar almaya başlayan
Bursagaz, farklı birimlerdeki
“IBSS ekibi,
kullanıcılarımızla bire
bir çalışarak, gelen
istekler doğrultusunda
hareket etti. Özellikle
proje sürecindeki zorlu
ve sıkıntılı dönemlerde
iş birimleri ve proje
ekibiyle yürütülen
verimli çalışmalar,
sonuçları daha kolay
almamızı sağladı.”
Bursagaz Bilgi
Teknolojileri Müdürü
Mehmet Ensari
çalışanlarından da olumlu geri dönüşler
almaya başladı.
Proje öncesinde belirlenen “şirket
içinde raporlama konusunda ortak
bir dil oluşturma” hedefine de ulaşan
şirket, ayrıca sisteme yapılan manuel
müdahalelerde azalma ve şirket
KPI’larına 7/24 erişim avantajlarını
da elde etti. Bursagaz, bu faydaların
haricinde, verilerin raporlanmasında
performans artışı sağlarken, daha
yalın ve şeffaf bir süreçle çalışmalarını
sürdürüyor.
BURSAGAZ HAKKINDA
1992 yılında kurulan ve 2007 yılı itibariyle
Almanya’nın en büyük enerji şirketlerinden
EWE AG’nin ana hissedarı olduğu Bursagaz,
Bursa’da 800 binin üzerinde müşteriye
hizmet sunuyor. Doğal gaz dağıtımında dünya
klasmanında örnek bir kuruluş olmak ve grup
şirketlerine sinerji yaratacak müşteri portföyü
kazanmak vizyonuyla hareket eden şirket,
‘teknolojik başarı’yı temel değerlerinden biri
olarak tanımlıyor.
Ataşehir Bulvarı 36 Ada Ata 2/3 Plaza Kat: 1 Daire: 20 Ataşehir, İstanbul, Türkiye
Tel: +90 216 455 92 62 ¬ Faks: +90 216 455 98 62
Web: www.ibss.com.tr ¬ E-posta: [email protected]
Bu bir ilandır.
Bursagaz, karar alma
süreçlerini IBSS ile
hızlandırdı
HAYATIN İÇİNDEN................................................................................................................................................................................
TOPLUMUN VE YAŞAMIN
MERKEZİNDE: SAP TÜRKİYE
Teknoloji, uzaktan bakan kişiler için fazlasıyla teknik, sektör odaklı, adeta “başka bir dünya” gibi görünebilir.
Oysa özellikle bilişim teknolojileri yaşamın tam merkezinde yer alıyor. Üstelik sadece hayatı kolaylaştırıcı ürün ve
çözümlerle değil, sosyal anlamda kattığı değerlerle de...
Ekin Erim
SAP Türkiye Kurumsal İletişim Direktörü
“Teknoloji”, yaşamı kolaylaştırmasına
karşın genel anlamda “çok karmaşık
ve zor” olarak algılanır. Bu algıya göre,
teknoloji şirketleri kendi dünyalarında
üretim, araştırma-geliştirme yapar,
müşterilerine sunarlar. Bizler de son
40
kullanıcı olarak bunlardan yararlanırız.
Öte yandan, elbette teknoloji bir
“iş”tir ama sadece maddi kazanca
değil, doğrudan ya da dolaylı olarak
toplumsal faydaya da hizmet eder.
120 ülkede 65.000’in üzerinde
çalışanıyla, “daha iyi bir dünya için
topluma ve sosyal yaşama destek”
ilkesini yürekten benimseyen SAP,
hayata dokunan bir teknoloji devi.
Çözüm ve teknolojilerini sürdürülebilir
bir dünyanın hizmetine sunan,
ofislerinde ve iş süreçlerinde doğanın
korunmasına yönelik stratejiler
uygulayan ve dünya çapında sosyal
sorumluluk projeleri düzenleyen
SAP, önceki yıl EMEA ve DACH
...............................................................................................................................................................................................................................
bölgelerindeki sosyal sorumluluk
projelerine önemli bir maddi
kaynak ayırdı. Şirketin geçtiğimiz yıl
çevre, eğitim, spor, girişimcilik gibi
alanlarda dünyanın dört bir yanındaki
üniversitelere ve kâr amacı gütmeyen
kurumlara yaptığı yardım da 16,1
milyon avroyu aştı.
Dünya genelinde 860’tan fazla sivil
toplum kuruluşu ile işbirliği yapan
SAP’nin pek çok farklı ülkedeki
çalışanları, geçtiğimiz yıl sosyal
sorumluluk projelerine toplam 100
bin saatin üzerinde zaman ayırdı ve
1 milyondan fazla kişinin yaşamına
iyilikle dokunma fırsatı yakaladı.
Küresel çapta her yıl Ekim ayında
gerçekleştirilen “Month of Service” (SAP
Hizmet Ayı) etkinlikleri çerçevesinde,
tüm SAP çalışanları dünyanın dört bir
yanında düzenlenen sosyal sorumluluk
projelerinde gönüllü olarak çalıştı.
SAP’nin hayata dokunan eli
SAP global ölçekte çeşitli sosyal
sorumluluk çalışmalarına imza
atarken, SAP Türkiye de zaman zaman
bu projeleri ülkemize uyarlayarak,
zaman zaman da tamamen Türkiye’ye
özgü projeler geliştirerek genç neslin
ihtiyaçlarının karşılanmasına ve
yetenek gelişimine yönelik çalışmalar
yapıyor.
SAP Türkiye çalışanları, 2013 yılı
boyunca çevre, eğitim, girişimcilik
gibi alanlarda çok sayıda projeye imza
attılar. Örneğin, şirket içinde kitap
ve kırtasiye malzemesi toplayarak
“Okula Hazırlık” projesi yürütüldü.
Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesinde bulunan
Gürkuyu Köyü öğrencilerinin daha
rahat şartlarda eğitim alabilmeleri için
bir yardım kampanyası düzenlendi.
Eylül 2013’te 4000 kişinin katılımıyla
gerçekleştirilen SAP Forum’da da,
Koruncuk Vakfı işbirliğiyle faaliyet
gösteren SAP Store standındaki
ürünlerden satın alan katılımcılar,
korunmaya muhtaç çocukların
geleceğine katkıda bulundu.
SAP Türkiye çalışanları ayrıca Boğaziçi
Üniversitesi Görme Engelliler Teknoloji
ve Eğitim Laboratuvarı’na (GETEM)
destek vererek kitap seslendirme
projesine dahil oldu. Bu çerçevede
GETEM’den kitap seslendirmesi
konusunda eğitim alan SAP çalışanları,
görme engellilerin kullanımına
sunulmak ve görme engelliler
kütüphanesine kazandırılmak üzere
çeşitli kitapları seslendirdi.
2013’teki bir başka etkinlik ise SAP’nin
global “Dress for Success” projesi
çerçevesinde “Başarı İçin İnovasyon
ve Kişisel İmaj” etkinliği oldu. Türkiye
Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER)
ev sahipliğinde girişimci adayı
veya işini yeni kurmuş kadınlarla
bir araya gelen SAP Türkiye ekibi, iş
hayatında kadınların kendilerini ve
imajlarını yenilemeleri konusunda fikir
alışverişinde bulundu.
Tüm çocuklarımız ve gençlerimiz
değerlidir
Farklılıkların güzellik ve yaratıcılık
sağladığına inanan SAP, dünyayı
daha iyi bir yer haline getirme ve
insanların hayatını iyileştirme hedefi
doğrultusunda, global olarak otizmli
bireylerin iş hayatında yer alabilmesi
amacıyla Specialisterne ile bir girişim
başlattı. Danimarka’da kurulan ve ABD,
İngiltere, İrlanda, Almanya, Norveç,
Polonya gibi ülkelerde ofisleri bulunan
Specialisterne; otizmli bireylerin
programlama, veri yönetimi ve yazılım
denetleme gibi teknoloji odaklı işlere
yönlendirilmesi konusunda uluslararası
bilinirliğe sahip. SAP de bu işbirliği
çerçevesinde, henüz potansiyeli
keşfedilmemiş bireylerden oluşan dev
bir yetenek havuzuna global ölçekte
erişim imkanı kazanıyor ve otizmli
bireylere yazılım denetçisi, programcı
ve veri kalite denetim uzmanları olarak
istihdam sağlıyor.
41
HAYATIN İÇİNDEN...............................................................................................................................................................................
programına bugüne dek katılan genç
şirketlerin yenilikçi uygulamaları,
kanser hastalarına kişiye özel ilaç
geliştirilmesinden akıllı telefon tabanlı
gıda yönetimi hizmetlerine kadar
çeşitlilik gösterebiliyor.
SAP Startup Focus programlarında,
normal şartlarda erişim alanı sınırlı
olan genç şirketler global erişim elde
ediyor. Program, yeni kurulan şirketlere
teknoloji desteği sunarken, oluşturulan
platformlar üzerinden işbirliği imkanı da
veriyor. SAP Startup Focus, bunlara ek
olarak SAP HANA platformundan nasıl
en yüksek faydanın elde edilebileceği
konusunda da yardımcı oluyor. SAP
bu kapsamda özel bir yarışma da
düzenleyerek SAP Startup Focus
Awards ile şirketlerin hazırladığı başarılı
çözümleri ödüllendiriyor.
Global çalışmalara ek olarak SAP
Türkiye de otizm ile ilgili bilinç düzeyini
yükseltmek amacıyla çeşitli girişimlerde
bulunuyor. Bunlardan biri de 2013
yılında Tohum Otizm Vakfı (TOV) ile
yapılan işbirliği oldu. SAP Türkiye
çalışanlarının gönüllü olarak katıldığı
proje kapsamında İstanbul Şişli’de
bulunan Tohum Otizm Vakfı Özel Eğitim
Okulu’na bir ziyaret gerçekleştirildi.
Vakıf eğitmenlerinden otizm hakkında
bilgi alan SAP Türkiye çalışanları,
burs havuzuna bağışta bulunarak
otizmli bir çocuğun bir yıllık eğitim
masrafını üstlendi. Etkinliğin ardından
Tohum Otizm Vakfı Özel Eğitim Okulu
öğrencileri, öğretmenleri ve SAP Türkiye
çalışanları, hep birlikte İstanbul Modern
Müzesi’ni ziyaret etti.
SAP'nin gençlere yönelik çalışmalarının
başında ise “Genç Yetenekler Programı”
geliyor. Bu program doğrultusunda,
şirket bünyesinde yeni üniversite
mezunu gençlere iş imkanı sunuluyor.
Yeni açılan SAP Türkiye İnovasyon
Merkezi de gençlerin doğru
yeteneklere sahip olarak iş dünyasına
kazandırılmasına ve ülkemizde
istihdamın desteklenmesine katkıda
bulunacak projelerden biri.
SAP’den girişimcilere büyük destek
Teknolojiyi sadece kullanan değil,
üreten olmak da çok önemli. Bunu
yapabilmek için de yeterli bilgi
birikimine ve vizyona sahip genç
girişimcilere imkan tanınması gerekiyor.
SAP bu konuda gerek dünya genelinde
42
gerekse Türkiye’de pek çok çalışmaya
imza attı. Bunların en önemlilerinden
biri, SAP Startup Focus programı. Mart
2012’de başlatılan program, dünya
genelinde 600’den fazla yeni şirketin
ve yeni uygulamanın gelişimine
katkıda bulundu. SAP Startup Focus
SAP Türkiye de Startup Focus Programı
kapsamında çok etkin çalışmalar
yürütüyor. Bunun son örneklerinden
biri, Özyeğin Üniversitesi Girişim
Fabrikası işbirliğiyle başlatılan Startup
Focus Program (Teknogirişimcilik
Hızlandırma Programı). Büyük veri
AVRUPA’DAN ÇARPICI BİR ÖRNEK:
ACADEMY CUBE
SAP AG, 2013 yılında Avrupa Komisyonu’yla işbirliği içinde Academy Cube
adlı bir internet platformu oluşturdu. Üniversitelerin temel bilimler, teknoloji,
mühendislik ve matematik alanlarından mezun olanların işverenler tarafından
aranan bilgi teknolojileri bilgi ve becerileri edinmelerini sağlayan Academy
Cube, genç yetenekleri kurumlarla buluşturuyor. Programın başlangıcında,
genç işsizlik oranının bazı bölgelerde %50’yi aştığı Güney Avrupa ülkelerine
odaklanılacak. Avrupa Komisyonu, yetenekli işgücü eksikliği nedeniyle
2015 yılında BT ve iletişim sektöründe toplam 700 bine yakın boş pozisyon
olacağını öngörüyor. Academy Cube da BT ve mühendislik sektörünün
aradığı iş becerilerini 100 bin genç yeteneğe aktarmayı hedefliyor.
Academy Cube, Avrupa Komisyonu’nun BT sektöründeki yetenek eksiklerini
doldurmak için başlattığı daha geniş bir inisiyatifin bir parçasını oluşturuyor.
Bu inisiyatif, genç Avrupalılara bilgi ve iletişim teknolojileri sektöründe kariyer
yapmak için gerekli becerileri sunuyor ya da girişimci olmalarına yardımcı
oluyor.
Bulut tabanlı Academy Cube, şirketlerin ve kuruluşların e-öğrenme kursları
açmaları ve iş fırsatları sunmaları için bir internet platformu sağlıyor. İş
arayanlar bu platformu kullanarak iş pozisyonlarında ihtiyaç duyulan yüksek
teknoloji yetenek ve gerekliliklerine sahip olabiliyor. Potansiyel işverenler ise,
işe alınması muhtemel genç yeteneklere neler verdiklerini takip edebiliyor.
Kurslar bekledikleri kaliteyi sağlarken, öğrenciler de standartlaşmış bir
müfredatı takip ediyor. Academy Cube ayrıca iş ortağı şirketlerdeki iş
olanaklarıyla en uygun adayları eşleştirebiliyor.
Veri koruma, gizlilik ve uyumluluk gerekliliklerini karşılayan Academy Cube
platformu, bir SAP şirketi olan SuccessFactors tarafından geliştirilen bulut
bazlı bir öğrenme yönetimi çözümünü kullanıyor.
SAP TÜRKİYE:
SOSYAL
SORUMLULUKTA
EMEA BİRİNCİSİ
Global anlamda sosyal sorumluluk
projelerine büyük önem veren SAP,
EMEA bölgesindeki tüm sosyal
etkinliklerin bilinirliğini artırmak için
bölge çapında bir yarışma düzenledi.
SAP’nin faaliyet gösterdiği EMEA
ülkelerindeki sosyal sorumluluk
çalışmaları paylaşıldı ve internet
üzerinden puanlama yapıldı. Yarışma
sonucunda EMEA’da en çok puanı
alan SAP Türkiye birinci oldu.
alanında yenilikçi fikirlere sahip
gençlere, çözüm geliştiren girişimcilere
ve teknoloji şirketlerine açık bir yarışma
olarak kurgulanan programa başvurular
17 Şubat’ta sona erdi.
SAP Startup Focus Programı’na
katılmaya hak kazananlar Girişim
Fabrikası’nda, SAP’nin uzmanlığıyla
düzenlenen beş haftalık hızlandırma
programına başlayacak. Bu süreçte
teknik eğitimler, atölye çalışmaları
ve alanında önde gelen isimlerin
mentorluk programları da yer alacak.
Beş haftanın sonunda katılımcılar,
edindikleri bilgi ve yönlendirmelerle
geliştirdikleri ürünlerini SAP Türkiye
ve Girişim Fabrikası Değerlendirme
Kurulu’na sunacaklar. 22 Mayıs 2014
tarihinde özel bir etkinlik olan ‘Demo
Day‘ düzenlenerek katılımcıların
çalışmaları davetli yatırımcılarla
paylaşılacak.
SAP Üniversite İşbirliği Programı
SAP, ayrıca üniversitelerle de yakın
işbirliği içinde çalışıyor; akademik
dünya ile iş dünyasını buluşturan
SAP Üniversite İşbirliği Programı’nı
(SAP University Alliances Program)
uyguluyor. Bu program çerçevesinde,
öğrencilerine SAP sistemlerini
öğretmek isteyen üniversitelere
destek veriliyor. Programa katılan
üniversitelerin öğrencileri, SAP
Üniversite İşbirliği Programı
müfredatına, blog sayfalarına ve
videolara erişim imkanı kazanıyor.
Üniversite hocaları da müfredattan ve
kaynaklardan faydalanabiliyor.
1988’den beri dünya çapında
birçok ülkede faaliyette olan SAP
Üniversite İşbirliği Programı’na üye
olan üniversiteler, SAP lisanslarını
ücretsiz olarak öğrencilerinin eğitim ve
araştırma faaliyetlerinde kullanabiliyor,
öğrencilerini sertifika sınavına hazırlama
yetkisi kazanıyor ve böylece onların
diğer mezunlara göre kariyerlerine
daha avantajlı bir şekilde başlamalarını
sağlıyor. Dünya çapında 1000’i
aşkın üniversitede yaklaşık 1 milyon
öğrencinin yararlandığı SAP Üniversite
İşbirliği Programı, Türkiye’de Ağustos
2010’dan bu yana uygulanıyor. Program
kapsamında Bahçeşehir Üniversitesi,
Boğaziçi Üniversitesi, Doğu Akdeniz
Üniversitesi, Doğuş Üniversitesi,
İstanbul Kültür Üniversitesi, ODTÜ, Okan
Üniversitesi, Özyeğin Üniversitesi ve
Yeditepe Üniversitesi gibi seçkin eğitim
kurumları yer alıyor.
Fotoğraflarla SAP: BenimiçinSAP
Fotoğraf Yarışması
SAP hem global anlamda hem de
Türkiye’de üniversite öğrencileriyle
yakın ilişkiler kurmaya büyük önem
veriyor. Bu kapsamda çeşitli eğitim
faaliyetlerinin yanı sıra yarışmalar da
organize ediliyor. SAP Türkiye’nin imza
attığı en dikkat çekici etkinliklerden biri,
2012'de düzenlenen BenimiçinSAP adlı
fotoğraf yarışması oldu. Üniversitelilerin
SAP'yi daha iyi tanımasını sağlamayı
hedefleyen yarışma için gençler,
SAP sayesinde daha iyi işleyen ve
günlük hayatta sürekli gördükleri
markaların kendilerine ne ifade ettiğini
fotoğraflayarak SAP ekibine ilettiler.
Facebook üzerinden gerçekleştirilen
fotoğraf yarışmasında, en çok beğeni
alan fotoğrafın sahibine SAP tarafından
bir adet tablet hediye edildi. İki aylık
süreç içerisinde 50'nin üzerinde
fotoğrafın katıldığı yarışmada her
fotoğraf ortalama 90 farklı kişinin
beğenisini kazandı ve içerikle ilgili
güncellemeler 63 binin üzerinde kişiye
ulaştı. BenimiçinSAP yarışmasının
kazananı, 1100'ün üzerinde beğeni
ile Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencisi
Muhammet Kadan oldu.
Spora katkı
SAP bugüne dek pek çok spor
etkinliğinde sponsor olarak yer
aldı. Ama bunun ötesinde, global
anlamda spor ve çevre konulu sosyal
sorumluluk çalışmaları da yürütüyor.
SAP Türkiye de bu çalışmalardan
bazılarını ülkemize getirerek
SAP markasının sosyal yönünü
vurgulayan işlere imza atıyor. Buna
verebileceğimiz örneklerden biri, 2012
yılında Sosyal Hizmetler Gençlik ve
Spor Kulübü’ne verilen destek. SAP
Türkiye, Kulübün çocukları sporla
tanıştırarak kendilerine yeni bir
gelecek kurmalarını sağlama hedefi
doğrultusunda, çocuklara hem maddi
hem de manevi katkıda bulunmak
amacıyla bir etkinlik düzenledi.
Etkinlikte, SAP Türkiye Genel Müdürü
Zeynep Keskin’in de aralarında olduğu
SAP Türkiye çalışanları, önce kulübe
bağlı sporcularla voleybol ve masa
tenisi maçları yaptı, ardından da
Yakacık Hatice Abbas Halim Çocuk
Yuvası’nı ziyaret ederek çocuklarla
neşeli bir gün geçirdi.
43
HABERLER...........................................................................................................................................................................................
SAP, ÇİFT HANELİ BÜYÜMESİNİ SÜRDÜRÜYOR
aboneliği gelirlerini sabit kurlarda
%11 artırdı. IFRS olmayan yazılım ve
yazılımla ilgili servis gelirleri sabit
kurlarda %11 arttı. Bulut çözümleri
abonelik ve destek gelirleri de 31 Aralık
2013 itibarıyla %50 artışla yaklaşık 1,2
milyar avro’ya ulaştı.
SAP HANA’nın başarısı 2013’te de
devam etti: HANA yazılım gelirleri yıl
boyunca sabit kurlarda %69 artarak
664 milyon avro olarak kaydedildi; .
SAP HANA, endüstrinin gerçek zamanlı
platformu haline geldi.
SAP’nin 2014 öngörüleri
• IFRS olmayan bulut üyeliği ve destek
gelirleri: sabit kura göre 950 milyon-1
milyar avro (2013: 758 milyon avro),
%32 büyüme
SAP AG’nin, 2013’ün dördüncü
çeyreğine ilişkin finansal sonuçları
açıklandı. 2013’ü güçlü bir gelir
artışıyla kapatan SAP, IFRS olmayan
(International Financial Reporting
Standards – Uluslararası Finansal
Raporlama Standartları) toplam gelirini
sabit kurlarda %8 artırdı). 2013 yılı
boyunca IFRS olmayan operasyon kârı
%13 artış göstererek sabit kurlarda 5,9
milyar avro olarak kaydedildi.
Faaliyet alanı bazında bakıldığında
SAP, IFRS olmayan yazılım ve bulut
• IFRS olmayan yazılım ve yazılımla
ilişkili hizmet gelirleri: sabit kura göre
en az %6-8 artış (2013: 14,05 milyar
avro)
• IFRS olmayan operasyon kârı: sabit
kura göre 5,8-6 milyar avro (2013:
5,51 milyar avro)
IBSS, ÇALIK HOLDİNG İLE TÜRKİYE’NİN
FIT SOLUTIONS E-DEFTER
EN BÜYÜK SAP BPC PROJESİNE BAŞLIYOR ÇALIŞMALARI HIZLA
IBSS Danışmanlık, faaliyet
gösterdiği SAP İş Analitikleri
alanında, farklı sektörlerde
Türkiye ve dünya lideri
şirketlerle başarılı projeler
gerçekleştirmeye devam
ediyor. IBSS, Çalık Holding
ile Türkiye’nin bugüne dek
yapılmış en büyük SAP BPC
Konsolidasyon projesine
başladı. Yaklaşık 100 şirketin
konsolidasyonunun yapılacağı proje,
SAP BPC Konsolidasyon ürünü için
referans olma niteliğinde. IBSS ayrıca
Şubat ayında yine Çalık Holding’de
detaylı bir SAP BPC bütçe projesine
başlıyor.
Öte yandan IBSS’in 2013 yılının
ortasında başlayan Bursagaz ve
Kayserigaz SAP BW/BI projesi de Ocak
2014’te başarıyla canlı kullanıma
alındı. Bu proje, IBSS’in enerji dağıtım
sektöründeki tecrübesini daha da
44
DEVAM EDİYOR
pekiştirdi. 2014 yılında başlayan bir
diğer proje ise Ortadoğu Grup SAP
BW/BI projesi. Proje kapsamında
yapılacak olan çalışmalar, Grubun yeni
projesi olan Resim İstanbul’da aktif
olarak kullanılacak. Gündemdeki bir
başka IBSS projesi de Havelsan TCDD
SAP BO danışmanlık desteği. Tüm bu
yeni projelerin yanında, IBSS birçok
farklı sektördeki şirketlere proje, 7/24
destek ve eğitim hizmeti vermeye
devam ediyor.
Detaylı bilgi için: www.ibss.com.tr
Türkiye’nin 13 öncü şirketi, FIT Solutions
danışmanlığında SAP e-Defter (Electronic Ledger
Management for Turkey) çözümü kullanıyor.
Elektronik defter uygulaması ticari hayatın
işleyişinde önemli rol oynayan mükelleflere
büyük kolaylıklar getiriyor. SAP e-Defter ile
SAP kullanan mükelleflerin elektronik defter
faaliyetlerine hizmet veren FIT Solutions’un, diğer
ERP ve muhasebe yazılımı kullanan mükellefler
için de e-Dönüşüm® çözümleri bulunuyor.
e-Fatura uygulamasına geçen her mükellef
aynı zamanda e-Defter uygulamasına da
geçmek zorunda. Şirketler, 421 sayılı VUK Genel
Tebliğinde e-Defter uygulaması için yazılımlarını
kendileri geliştirerek ve GİB tarafından yapılan
testleri tamamlayarak en geç 1 Eylül 2014
tarihine kadar onay alabiliyor ya da www.
edefter.gov.tr adresinde yayınlanan uyumluluk
onayı alan bir ticari e-Defter yazılımı temin
ederek, Ocak 2015 defterlerini elektronik
ortamda hazırlayabiliyor.
Detaylı bilgi için: www.fitcons.com
SAP INNOVATION FORUM
Doğru Taktik
14 Mart 2014, Cuma
Haliç Kongre Merkezi, İstanbul
Stratejilerinizi doğru taktiklerle başarıya taşıyacağınız yepyeni ve fırsatlarla dolu bir dönem
başlıyor. Siz işinizin nereye, hangi taktiklerle gitmesini istiyorsunuz?
• Analitik • Bulut • Mobilite • e-Dönüşüm • Gerçek Zamanlı Veri Platformu
SAP Innovation Forum'da yerinizi alın, işinizi daha inovatif çözümlerle ileriye taşıyın
ve stratejilerinizi doğru taktiklerle dönüştürün.
www.sap.com.tr/sapinnovationforum
RUN BETTER.
Platin Sponsor
İnovasyon Sponsoru
Altın Sponsorlar
Salon Sponsoru
Gümüş Sponsorlar
Bronz Sponsor
Basın Sponsoru
kiliHızlı,
ve etkili ve
tam
SAP ile tam
entegre
Çözümevi uzman ve
deneyimli ekibi ile
OpenText projeleriniz
xt OpenText
için yanınızda!
erkezi
Askent Sokak Kosifler
+90
İş Merkezi
216 467 14 58
nköy, Ataşehir-İstanbul
A Blok No:3/A Kat:5 +90
İçerenköy,
216 302
Ataşehir-İstanbul
85 83
Hızlı, etk
SAP ile t
Çözümevi uzman ve entegre
deneyimli ekibi ile
OpenText projelerinizOpenTex
için yanınızda!
Faturalar,
E-faturalar,
muhasebe,
ithalat,
ihracat,
satınalma,
satış, kalite
ve personel
evraklarınızı,
tüm
prosedür ve
talimatlarınızı
dijital olarak
arşivlemek
ve iş akışı
onaylarından
geçirmek
için en iyi
çözümleri
sunuyoruz!
+90 216 467 14 58
[email protected]
+90 216 302 85 83
Faturalar,
E-faturalar,
muhasebe,
ithalat,
ihracat,
satınalma,
satış, kalite
ve personel
evraklarınızı,
tüm
prosedür ve
talimatlarınızı
dijital olarak
arşivlemek
ve iş akışı
onaylarından
geçirmek
için en iyi
çözümleri
sunuyoruz!
Askent Sokak Kosifler İş Me
[email protected]
A Blok No:3/A Kat:5 İçeren
Download

İNOVASYON - SAP Forum