YETİŞTİRİCİ SINIF ÖĞRETİM PROGRAMI (YSÖP)
ARA DÖNEM GÖZDEN GEÇİRME ARAŞTIRMASI
KAPSAMINDA HAZIRLANAN DİĞER YAYINLAR
Yetiştirici Sınıf
Öğretim Programı
YSÖP)
MASI
NLAR
Programı
Raporu
İlköğretimde Telafi Eğitimi
Türkiye Deneyimi:
Vaka İncelemesi
Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı
Yetiştirici Sınıf
Öğretim Programı
Dezavantajlı Çocukların Eğitime Erişimi İçin Hazırlanmış
Bir Müdahale Programından Edinilecek Dersler
Politika Notu
Ara Dönem Gözden Geçirme Raporu
İlköğretimde Telafi Eğitimi
Türkiye Deneyimi:
Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı
(YSÖP)
T.C.
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI
Atatürk Bulvarı
Bakanlıklar
Ankara
T +90 (312) 419 14 10
F +90 (312) 417 71 05
www.meb.gov.tr
UNICEF
TÜRKİYE ÜLKE OFİSİ
Birlik Mah., 2. Cad.,
No: 11, Çankaya
06610 Ankara
T +90 (312) 454 10 00
F +90 (312) 496 14 61
www.unicef.org.tr
İlköğretimde Telafi Eğitimi
Türkiye Deneyimi:
Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı
(YSÖP)
Bu çalışma, UNICEF tarafından Milli Eğitim Bakanlığı için
Eğitim Reformu Girişimi’ne (ERG) yaptırılmıştır.
Bankalar Caddesi
Minerva Han N 2, K 5
Karaköy 34420 İstanbul
T +90 (212) 292 04 42
F +90 (212) 292 02 95
erg.sabanciuniv.edu
Vaka İncelemesi Araştırma Ekibi
Bengü Börkan (Boğaziçi Üniversitesi),
Ayşe Caner (Boğaziçi Üniversitesi),
Z. Hande Sart (Boğaziçi Üniversitesi),
Aytuğ Şaşmaz (Eğitim Reformu Girişimi),
Özlem Ünlühisarcıklı (Boğaziçi Üniversitesi)
Araştırma Asistanı
Çisem Gürel
Süpervizör-Koordinatör
Batuhan Aydagül (Eğitim Reformu Girişimi)
İçeriğinin sorumluluğu yalnızca yazarlarına aittir ve
Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Genel Müdürlüğü, UNICEF ve
ERG’nin görüşleriyle örtüşmeyebilir.
İçindekiler
Kısaltmalar4
Teşekkürler5
Sunuş6
Önsöz7
1. Giriş9
2. YSÖP Fikri Nasıl Doğdu?11
3. YSÖP ve Program Materyalleri Nasıl Geliştirildi, Neler Yaşandı, Hangi Sorunlarla Karşılaşıldı?15
4. YSÖP Sürecinde Nasıl Örgütlenildi, YSÖP Nasıl Yönetildi?23
5. YSÖP Uygulama, İzleme ve Değerlendirme Kapasitesi
Nasıl Geliştirildi, Neler Yaşandı, Hangi Sorunlarla Karşılaşıldı?26
6. YSÖP Çerçevesinde Hangi Kurum, Kuruluş ve STK’larla İşbirlikleri Yapıldı?33
7. YSÖP ile Neler Gerçekleştirildi, Neler Gerçekleştirilemedi?37
8. YSÖP’ün Geleceği İçin Neler Öngörülüyor?42
9. Sonuç44
Kaynakça46
Ekler47
Ek-1: Görüşme Yapılan Kişilerin Görevleri47
Ek-2: Kronoloji47
İlköğretimde Telafi Eğitimi Türkiye Deneyimi: Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı (YSÖP)
Kısaltmalar
AB
Avrupa Birliği
A.g.e.
Adı geçen eserde
HEM
Halk Eğitim Merkezi
HKO
Haydi Kızlar Okula!
İEE
İl Eğitim Ekipleri
MEB
Milli Eğitim Bakanlığı
MEB İGM Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Genel Müdürlüğü
MEE
Merkez Eğitim Ekibi
PDK
Planlama ve Değerlendirme Komisyonu
STK
Sivil Toplum Kuruluşu
TTKB
Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı
UNICEF
United Nations Children’s Fund (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu)
YSK
Yetiştirici Sınıflar Komisyonu
YSÖP
Yetiştirici Sınıf Öğretim Programları
5
Teşekkürler
Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı (YSÖP), en temel
insan hakkı olan eğitim hakkı çerçevesinde, eğitim
hakkından mahrum kalan çocukların bu haklarına
kavuşturulması amacıyla oluşturulmuş önemli bir
eğitim politikasıdır. Bu vaka incelemesi, böylesine
önemli bir eğitim politikasının oluşturulması ve
yönetilmesi süreçlerini, bu süreçlerde yer alan
yetkililerin pencerelerinden ve belgelerden elde
edilen veriler ışığında aktarmaktadır.
Vaka incelemesi gerçekleştirilirken YSÖP Ara Dönem
Gözden Geçirme çalışmasının verilerinden de
yararlanılmıştır. Her iki çalışmada da bizlerden
katkılarını esirgemeyen, o dönemin İlköğretim Genel
Müdürü olan İbrahim Er başta olmak üzere sırasıyla
MEB İGM yetkililerinden Genel Müdür Yardımcısı
Ahmet Murat Altuğ, AB Projeler ve Strateji Geliştirme
Şubesi Müdürü Niyazi Kaya, Okul Gelişim ve
Rehberlik Şubesi Müdürü Kamil Topçu, AB Projeler
ve Strateji Geliştirme Şubesi Proje Sorumluları Cengiz
Emik ve Hediye Atıcı Arıcan, MEB İGM emekli
yetkilisi Faik Kazancı, bir dönem MEB İGM’de görev
yapmış Metin Aydemir ve ayrıca UNICEF Türkiye
Temsilciliği’nden Eğitim Sorumlusu Dr. Fatma
Özdemir Uluç, Eğitim Proje Asistanı Ertan Karabıyık
ve Eğitim Proje Asistanı Nur Işıklı’ya yoğun
tempodaki çalışmaları ve kısıtlı zamanlarına rağmen,
bizlere kendileriyle görüşmemiz için zaman ayırdıkları
ve incelememizde yararlandığımız bilgi ve belgeleri
bizlerle paylaştıkları için içten teşekkürlerimizi
sunarız.
Ayrıca, saha çalışmaları sırasında hazırlamış oldukları
program dahilinde, yardımlarını ve desteklerini
bizden esirgemeyen Adana, Ankara, Diyarbakır,
Edirne, İstanbul, İzmir, Konya, Şanlıurfa, Van ve
Zonguldak illerinde milli eğitim müdürlüklerinde
görevli olup bizlere yardımcı olan
“mihmandarlarımıza” (Bülent Bağıran, Bülent Çolak,
Celil Demirci, Ejder Demirel, Fikret Merter, Mustafa
Uslu, Ömer Uğur Aksoy, Suat Deniz, Uğur Ataseven,
Zeki Yiğen, Zülfikar Ayyıldız ve Zülfü Alımterin) ve
ilgili yetkililere minnettarız.
Çalışmalarımızı birlikte gerçekleştirdiğimiz sevgili okul
yöneticilerimize, öğretmenlerimize, velilerimize ve
öğrencilerimize sonsuz teşekkürlerimizi sunarız.
Umuyoruz ki, bu vaka incelemesi özelde eğitim hakkı
olmak üzere, genelde tüm politikalar için politika
yapıcı ve uygulayacılarına, bir politikanın
oluşturulması ve uygulamasının yönetilmesinde
hangi etkenlerin önemli olduğu ve ne gibi engel ve
fırsatlarla karşılaşılabileceği gibi stratejik konularda
yol gösterici ve esin kaynağı olur.
Hiçbir çocuğun eğitim hakkından mahrum
kalmayacağı bir Türkiye dileğiyle, bundan sonra bu
hedef doğrultusunda hizmet eden ve edecek olan
herkese şimdiden teşekkürler.
YSÖP Vaka İncelemesi Araştırma Ekibi
6
İlköğretimde Telafi Eğitimi Türkiye Deneyimi: Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı (YSÖP)
Sunuş
En dezavantajlı ve kırılgan çocuklara ulaşmak
UNICEF’in küresel misyonunun özünü oluşturur.
Telafi eğitimi programının temeli de buna dayanır.
Okula gidemeyen çocukların eğitim sistemine dahil
edilmeleri UNICEF Türkiye Ofisi çalışmalarının hep
odağında yer almıştır. Yakın geçmişten bu yana
Türkiye Ofisi, dışlanmış çocuk ve gençlerin eğitime ve
yaşama daha dinamik katılımlarını sağlamak ve
eşitsizliklerle mücadele etmeye yönelik eğitim
politikaları için daha yenilikçi sosyal çalışmaları
desteklemek yönünde kararlı adımlar atmaktadır.
Bu vaka çalışması, “ilk şans”a sahip olamamış ve okul
dışında kalmış çocukların eğitim durumlarını
iyileştirmeye yönelik müdahalelere ışık tutmayı
hedeflemektedir.
Telafi eğitimine yönelik program, Türkiye’de Milli
Eğitim Bakanlığı tarafından 2003-2007 yılları arasında
uygulanan Kız Çocukların Eğitimi Kampanyası’nda
ortaya çıkan gereksinimlere yanıt olarak
geliştirilmiştir. Amacı 10-14 yaş arasında bulunan okul
dışında kalmış kız ve erkek çocukları gerekli beceri ve
kazanımlarla donatarak örgün eğitime yeniden
kazandırmaktır.
UNICEF bu çalışmayı yapan ekip üyeleri Bengü
Börkan (Boğaziçi Üniversitesi), Ayşe Caner (Boğaziçi
Üniversitesi), Z. Hande Sart (Boğaziçi Üniversitesi),
Aytuğ Şaşmaz (Eğitim Reformu Girişimi) ve Özlem
Ünlühisarcıklı’ya (Boğaziçi Üniversitesi) içten
teşekkürlerini sunar. Bu çalışmanın genel
koordinasyonu ve süpervizyonu Eğitim Reformu
Girişimi’nden Batuhan Aydagül tarafından yapılmıştır.
Vaka çalışması Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Genel
Müdürlüğü ve UNICEF Eğitim Programı yetkilileri
tarafından da gözden geçirilerek desteklenmiştir.
Çalışmaya görüşleriyle katkıda bulunan merkezi ve
yerel tüm eğitim yöneticilerine, öğretmenlere, ailelere
ve çocuklara teşekkürü bir borç biliriz.
En önemlisi, İlköğretim Genel Müdürlüğü’ne ve
ekibine telafi eğitimini başlatarak okula gidemeyen
çocukların eğtimine yaptıkları eşsiz katkıdan dolayı
minnettarız.
Nihai beklentimiz, çalışmanın bulgu, sonuç ve
önerilerinin tüm dünyada özellikle en çok ihtiyaç
duyulan yerlerde, uygulanmakta olan telafi eğitimi
programlarının kapsamını, niteliğini ve çocuk ve
toplumlar üzerindeki etkisini artırmaya katkıda
bulunmasıdır.
Ayman Abulaban
Temsilci, UNICEF Türkiye
7
Önsöz
Temel eğitimden yararlanma hakkı, tüm
çocuklarımızın yararlanması gereken bir haktır.
Bakanlık olarak ülkemizin en ücra köşelerinden en
büyük şehirlerine kadar her yerinde yaşayan kız, erkek
tüm çocuklarımızın eğitime erişimlerini sağlamak ve
onlara en iyi eğitim imkanlarını sunmakla
yükümlüyüz. Bu bilinçle çalışmalarımızı kararlılıkla
yürütmekteyiz.
Eğitime erişimin sağlanması için yürüttüğümüz
merkezi politika ve stratejilerden biri de Yetiştirici
Sınıf Öğretim Programı’dır. Bu programı, Haydi Kızlar
Okula Kampanyası kapsamında okula kazandırılan
10-14 yaş grubundaki çocukların okula devam ve
uyum sorunları yaşadıklarını gösteren “Haydi Kızlar
Okula Kampanyasının Ara Değerlendirme
Sonuçlarını” dikkate alarak oluşturduk.
Çıktığımız bu yolda önemli mesafeler kat edilmişse de
gelinen noktada, hala zorunlu eğitim yaş grubundaki
tüm çocukların eğitime kavuşturulması hedefine
ulaşamadık. Bununla birlikte iyileştirme politikaları
gün geçtikçe daha olumlu sonuçlar verse de hala
yapılması gereken çok şey var. Okullulaşma oranının
%100 olmaması bir yana, bu eksikliğin özellikle, kız
çocuklar aleyhine ve hem kız çocuklar için hem de
erkek çocuklar için kırsal bölgeler ve görece yoksul
yerlerde daha belirgin olduğu gözlemlenmektedir. Bu
durum merkezi politikaların yanı sıra yerel ve özel
politikaların geliştirilmesinin gerekliliğini ortaya
koymaktadır.
Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı’nın uygulanmaya
başlanmasıyla birlikte 10-14 yaşları arasında eğitim
sisteminin dışında kaldığını tespit ettiğimiz
çocuklarımızı eğitim sistemine dahil etme şansımız
oldu. Programın başladığı tarihten bugüne yaklaşık
29.000 çocuğumuzun eğitime erişimini sağladık.
Bu bağlamda İlköğretim Genel Müdürlüğü olarak
eğitime erişim ve devamı sağlamaya yönelik izleme
çalışmalarında yeni yaklaşımlar belirledik. Bu amaçla
e-okul veri tabanına eklenen bir modül ile okula hiç
kaydolmamış ve devamsız öğrencilerin okul bazında
takibini yaparak yaş, cinsiyet ve nedenlere bağlı
olarak sorunları tespit etmekte ve bu sorunların
çözümlenmesi için politika ve stratejiler
geliştirmekteyiz.
Bugün gelinen noktada, YSÖP uygulama sürecini
gözden geçirip, uygulamayı kolaylaştıran ve
güçleştiren etmenleri belirleyerek YSÖP’ün
sürdürülebilirliğini değerlendirmek amacıyla böyle bir
raporun hazırlanmasına ihtiyaç duyduk.
Raporun eğitim politikaları üretenlerin,
uygulayıcıların ve araştırmacıların çalışmalarına ışık
tutması ve yeni ufuklar açması temennisiyle…
Funda Kocabıyık
Temel Eğitim Genel Müdürü
8
İlköğretimde Telafi Eğitimi Türkiye Deneyimi: Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı (YSÖP)
9
1. Giriş
İlköğretime erişimin sağlanması, Türkiye’de Milli Eğitim
Bakanlığı’nın (MEB) her zaman önemli önceliklerinden
biri olmasına rağmen yıllar boyu bu sorunun çözümü
için yerel ve merkezi birtakım girişimlerde bulunulması
yeterli olmamıştır. Temel Eğitim Reformu’yla birlikte
ilköğretime erişim ve devam alanındaki çalışmaların
artmasına paralel olarak okula kayıt sayılarında da artış
olmasına karşın kız ve erkek öğrencilerin okullulaşma
oranları arasındaki farkın halen kapanmadığı
görülmüştür. Bu çerçevede Milli Eğitim Bakanlığı
İlköğretim Genel Müdürlüğü (MEB İGM) ve UNICEF
(Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu), 2003
yılında zorunlu ilköğretim çağında olan kız
çocuklarının okullulaştırılmasında artış sağlayarak
ilköğretimde toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ortadan
kaldırmayı amaçlayan “Haydi Kızlar Okula” (HKO)
kampanyasını başlatmıştır.
Uyum sorunları nedeniyle okula
kazandırma ve okulda tutmada
güçlüklerle karşılaşılan 10-14 yaş
grubu çocukların hızlandırılmış bir
programdan geçerek eğitimlerini
yaşıtlarıyla birlikte sürdürebilmelerine
imkan sağlayacak YSÖP, 2008-2009
yıllarında uygulamaya kondu.
Bu kampanya çerçevesinde kız ve erkek çocuklarının
ilköğretime kayıt sayılarında önemli artış olmuştur.
Ancak kampanya ara değerlendirme sonuçları ve
saha raporları, 10-14 yaş grubundaki çocukları okula
kazandırmakta ve okulda tutmakta güçlüklerle
karşılaşıldığını göstermiştir. Okula kazandırılan
çocukların kendilerinden daha küçük çocuklarla aynı
sınıflarda olmalarından dolayı yaşanan uyum
sorunları yeni bir çözüm yolunu gerekli kılmıştır.
Bu çerçevede, farklı yaş gruplarıyla okumak zorunda
kalan bu çocukların hızlandırılmış bir eğitim
İzmir’in Bayındır ilçesinde bulunan Çırpı Mustafa Adanır
İlköğretim Okulu’nda okuyan kız öğrenciler. Haydi Kızlar
Okula kampanyasında elde edilen deneyimler, 10-14
yaşlarındaki çocukları okula kazandırmakta ve okulda
tutmakta güçlüklerle karşılaşıldığını gösteriyordu.
programından yararlanıp gerekli kazanımları
edinerek eğitimlerini yaşıtları ile birlikte
sürdürebilmelerine imkan sağlayan “Yetiştirici Sınıf
Öğretim Programı” (YSÖP) oluşturulmuştur. Bu
program, MEB İGM önderliğinde, UNICEF’in teknik
desteği ve Avrupa Birliği’nin finansal desteğiyle,
149 sayılı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı (TTKB)
kararıyla yürürlüğe giren Temmuz 2008 tarihli
yönerge çerçevesinde ülke çapında 2008-2009
eğitim-öğretim yılında uygulamaya konulmuştur.
10
İlköğretimde Telafi Eğitimi Türkiye Deneyimi: Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı (YSÖP)
Elinizde bulunan çalışmada,
ilköğretimde bir telafi programı olan
YSÖP’ün oluşturulması ve yönetilmesi
bir vaka incelemesi çerçevesinde
betimsel ve öyküsel olarak
sunulmaktadır. İncelemenin temelini,
YSÖP’ün oluşturulması ve yönetilmesi
süreçlerinde rol alan ilgililerle yapılan
görüşmeler ve belgelerin incelenmesi
oluşturmaktadır.
Bu çalışmada, ilköğretimde telafi programı olarak
uygulanan YSÖP’ün oluşturulması ve sonrası
betimsel ve öyküsel olarak sunulmaktadır.
İncelemenin ilerleyen sayfalarında da belirtildiği gibi,
2005 yılı itibarıyla YSÖP’ün oluşturulmasına temel
teşkil eden sorunlar gözardı edilemez hale gelmiş ve
ilköğretimde bir telafi eğitimi programı
oluşturulmasının gerekliliğinden bahsedilmeye
başlanmıştır. Bu noktadan sonra yapılan çalışmalar,
deneyimler, karşılaşılan sorunlar ve önerilen çözümler
bu süreçlerde yer alan ilgililerin penceresinden ve
MEB İGM ve UNICEF tarafından hazırlanan
belgelerden elde edilen veriler ışığında sunulmaktadır.
Görüşmeler, UNICEF Türkiye Temsilciliği’nden iki,
MEB İGM Proje Yönetim Ekibi’nden beş olmak üzere
toplam yedi yetkili ile Mayıs ve Temmuz 2010
tarihleri arasında yapılmıştır. Çalışmada gizlilik ilkesi
esas alındığından, görüşülen ilgililerden alıntı
yapıldığı durumlarda kişilerin isimleri kullanılmamıştır
(Bkz. Ek 1). Görüşmelere ve belgelere ek olarak, aynı
araştırma ekibi tarafından gerçekleştirilen YSÖP ara
dönem gözden geçirme çalışmasının bulgularına,
yazılı basında çıkan YSÖP ile ilgili haberlere ve
araştırma ekibinin katıldıkları toplantılardaki1
gözlemlerine de yer yer değinilmiştir.
Bu çalışmada, YSÖP fikrinin doğuşu, YSÖP materyal
ve program geliştirme, örgütlenme ve yönetim,
uygulama, izleme ve değerlendirme, kapasite
geliştirme çalışmaları ve bu süreçlerde yaşanan
güçlükler, YSÖP kapsamında kurum, kuruluş ve sivil
toplum kuruluşlarıyla (STK) sağlanan işbirlikleri ve
YSÖP ile gerçekleştirilenler ve gelecek için
öngörülenler anlatılmaktadır.
1 YSÖP Yönerge ve Uygulama Kılavuzu Gözden Geçirme Toplantısı (Nisan 2010), Eğitim Reformu Girişimi 7. Eğitimde İyi Örnekler Konferansı Yetiştirici
Sınıflar Özel Oturumu (Nisan 2010).
11
2. YSÖP Fikri Nasıl Doğdu?
Eğitim hakkının ilköğretim çağındaki tüm çocuklar
için garanti altına alınması ve yaşama geçirilmesi,
uzun yıllardan bu yana gerçekleştirilmeye çalışılan bir
hedeftir. Bu hedef doğrultusunda MEB İGM ve
UNICEF’in geçmişten bu yana birçok ortak çalışması
olmuştur. Bunlardan biri de HKO kampanyasıdır.
Bu kampanya, 2003’ten bu yana zorunlu eğitim
çağında olup eğitim hakkından yoksun kalan
çocukların, özellikle kız çocuklarının, eğitime
erişimini sağlamak amacıyla uygulanmaktadır.
Ancak ilköğretime erişimde toplumsal cinsiyet
eşitsizliğini ortadan kaldırmayı amaçlayan HKO
kampanyası sırasındaki deneyimler, özellikle 10-14
yaş grubunda yer alan çocukların okula
kazandırılması ve uyumları konusunda sorunlar
yaşandığını göstermiştir. Bu vaka çalışması için
yapılan görüşmelerde bu sorunlar, UNICEF ve MEB
İGM yetkilileri tarafından çeşitli boyutlarıyla
anlatılmıştır. Buna göre, okula kayıt yaptıran
çocukların bir kısmını, uyum sorunları nedeniyle,
okulda tutmak mümkün olmamıştır. Bu uyum
sorununun kaynağı, öğrencilerin kayıt oldukları
sınıflardaki diğer öğrencilerden yaşça büyük olmaları,
kimi zaman fiziksel gelişimlerinin diğer öğrencilerden
önde olması ve öğrenme düzeylerinin sınıftaki diğer
öğrencilere kıyasla farklılık göstermesi gibi nedenler
olabilmektedir. Yetkililer, bazı iller bu sorunlarla başa
çıkmaya çalışırken bazı illerin daha az çaba sarf
ettiğini, hatta bazı illerin kazanılması ve okulda
tutulması daha kolay olan 6-9 yaş grubundaki
çocuklara daha fazla yöneldiğini belirtmiştir.
HKO kampanyası çerçevesinde okula
kaydı yapılan çocukların bir kısmını
yaşadıkları uyum sorunları nedeniyle
okulda tutmak mümkün olmamıştı.
Uyum sorunlarıyla başa çıkmak için
bazı il ve ilçe örgütleri, yaratıcı öğeler
barındıran programlar uyguluyordu.
İGM Genel Müdürü, HKO Kampanyası’nın
uygulanmasında yaşanan sorunları aktarırken bu
sorunları aşmak için 10-14 yaş grubundaki
öğrencilere yönelik yeni bir program fikrini daha
önce düşünmüş olduğunu şu şekilde aktarmıştır:
“Çalışmalarımın çoğu Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da
geçti. O yörelerde terörün yoğun yaşandığı yıllarda ve
öncesinde, çocukların okulu terk etmesinin nedeninin
akranları ile beraber okuyamamak olduğunu
görmüştüm. Bingöl’de 3. sınıf öğretmenini
denetliyorduk. Öğrenciler ilk beş sene önlük giyerler.
Birkaç çocuk takım elbise giyiyorlardı, bıyıkları
terlemeye başlamıştı. ‘Neden siz önlük giymiyorsunuz?’
diye sordum. ‘Biz çocuk muyuz?’ diye karşılık verdiler.
Gerçekten yaş olarak da fiziksel olarak da
diğerlerinden farklıydılar. Mevzuatın uygulanmasının
sonucu olarak o çocuklar kendilerinden 4-5 yaş küçük
çocuklarla aynı sınıftaydılar. Fiziksel özelliklerinin
dışında zihinsel gelişim olarak da o çocuklardan
farklıydılar. Okulu terk etme olasılıkları da yüksekti.
Ben o çocuğun ruh halinin de iyi olması gerekir diye
düşünüyorum. Bu bir şekilde ıskalanmış. Bunun
bedelini çocuk birtakım ruhsal çatışmalarla
ödememeliydi. Akranları ile olmalıydı. Keşke böyle bir
program olsa diye düşünürdüm. “
HKO uygulamaları sırasında yaşanan sorunlarla
başa çıkmak için bazı il ve ilçeler kendi çözümlerini
üretmeye başlamışlardı. Bu çözümler aralarında
farklılıklar gösterseler de temel olarak öğrencilerin
uyumlarını sağlamaya yönelik çabalardan
oluşmaktaydı. UNICEF Eğitim Sorumlusu ve
Eğitim Proje Asistanı bu illerin kendi çabalarıyla
oluşturduğu çözüm stratejilerine bazı örnekler
vermişlerdir:
“... Süreç içerisinde sorunu hep birlikte tartışıyorduk
ama iller de sorunla mücadele için kendi örneklerini
çıkarmaya başlamışlardı. Örneğin, Van’da bazı
yetkililer, çocuklar okula tam entegre olmadan
önce destek sunabilecekleri, içinde rehberlik
programının da olduğu bir program oluşturmuşlardı.
12
İlköğretimde Telafi Eğitimi Türkiye Deneyimi: Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı (YSÖP)
Akçakale, Ovazengin Köyü
Yani psikososyal destek öğelerinin daha yoğun
olduğu programlar hazırlıyorlardı. O programlarla
çocukları uyum açısından daha yoğun biçimde
desteklemeye çalışıyorlardı. Kocaeli’de, Sosyal Kültürel
Yaşamı Destekleme Derneği’nin Roman çocuklarla
yaptığı bir uygulama olduğunu keşfettik. Onlar da
bu çocukları tespit edip İl Milli Eğitim’le işbirliği içinde
okullara yerleştiriyor ve onların okula uyumları
konusunda destek olan programlar geliştiriyorlardı.
Benzer şekilde İstanbul Kadıköy’de gerçekleştirilen bir
programda çocukları alıp temel yaşam becerileri,
hijyen, sınıf kurallarına uyum gibi birtakım becerileri
yerleştirmeye çalışıyorlardı. Bu konuda bir şey
yapmak isteyen hemen herkes bu grubun ayrı bir
destek programına ihtiyacı olduğunu da söylüyordu.
Sonunda biz de bu fikre iyice inandık.” (UNICEF Eğitim
Sorumlusu).
“İllerde, uyum sorunu yaşayan çocuklar için fazladan
bir şey yapma planları yapılırken bunu esas tetikleyen
ve gündemimize dahil eden çalışmalardan bir tanesi
Kadıköy Halk Eğitim Merkezi (HEM) Müdüresi’nin
Roman çocuklarla yaptığı çalışmaydı...
HEM Müdüresi, kendi görevi olmamasına karşın,
İstanbul’da Haydi Kızlar Okula kampanyasını
uygulama sorumluluğu Halk Eğitim Merkezleri’ne
verildiği için, Kaymakam’ın onayıyla ve Anayasa’nın
ilgili 42. maddesine dayanarak, gönüllü
öğretmenlerden ve sivil toplum kuruluşlarından aldığı
destekle çocuklar okula başlamadan önce onları
okuma-yazma ve temel yaşam becerileri
kazandırmaya dönük bir program oluşturmuştu.
Manisa ve Adıyaman’daki yetkililer biraz daha farklı
birşey yapıyordu. Manisa’da bu çocukları doğrudan
eğitime alamadıkları için ara bir program uyguluyorlar,
ondan sonra akranlarının sınıflarına entegre
ediyorlardı. Özel sınıflar kurulmuştu. Adıyaman’da da
bir sınıf yaratılmıştı. Bu çocukları sınıfa alıp okumayazma öğretip ondan sonra akranlarıyla ve
yönetmeliğe uygun olarak ilköğretime yerleştiriyorlardı.
Benzer uygulamaları illerden öğrendikçe İGM ve
UNICEF yavaş yavaş bunu şekillendirmek ve belli bir
programa oturtmak için kafa yormaya başladı.”
(UNICEF Eğitim Proje Asistanı)
13
2003-2005 yılları arasında sahadan
gelen değerlendirmeler, 10-14 yaş
grubuna ulaşılmakta zorluklar
yaşandığı konusundaki görüşleri
pekiştirdi.
Uygulayıcılardan gelen geri bildirimler de okula
kazandırılan çocuklar yaş ve bedensel olarak
kendilerinden çok daha küçük öğrencilerle aynı
sınıfta eğitim gördüklerinde, devam ve uyumlarında
güçlükler yaşandığını göstermekteydi. Bu durum, bu
yaş grubundaki çocuklar için bir telafi eğitimi
programı2 gereksinimi olduğu fikrini güçlendirdi.
Uzun yıllar binlerce çocuk, özellikle de kız çocukları,
eğitim haklarından çeşitli nedenlerle
yararlanamamıştı. Türkiye’de eğitim hakkı ulusal ve
uluslararası hukukla güvence altına alınmış olsa da
HKO kampanyası süreci, devletin ilgili kurum ve
kuruluşlarının asli görev ve sorumluluklarını yerine
tam olarak getiremediğini, bu çocukların temel bir
insan hakkı olan eğitim haklarından
yararlanamadıklarını net bir şekilde ortaya
koymaktaydı. Kampanya hazırlıklarının başladığı
2002-2003 eğitim-öğretim döneminde net okullaşma
oranı % 90,98 ve cinsiyetler arası fark % 7,15 idi (erkek
% 94,49, kız % 87,34). Kampanyanın ilk yılında okula
gitmeyen kız çocuklarının sayısı % 15 oranında
azalmış, aynı zamanda erkek çocuklarının
okullulaşma oranında artış sağlanmıştır. Kampanya
sürecinde 2003 yılından itibaren dört yılda 240 bini
kız olmak üzere yaklaşık 350 bin çocuk
okullulaşmıştır.3 Ancak 10-14 yaş grubuna istenen
ölçüde erişilemediğine dair sahadan gelen görüşler
kuvvetleniyordu. Uyum sorunlarının yanı sıra,
okullulaşma önünde engel teşkil edebilecek
ekonomik ve geleneksel nedenlerin 10-14 yaş grubu
üzerinde daha etkili olduğu görülüyordu. Tüm bu
nedenlerin etkisiyle, UNICEF Eğitim Sorumlusu’nun
belirttiği gibi, “iki yılın sonunda, 2005’te önemli bir
hedef grup olan 10-14 yaş grubuna ulaşılmakta
zorluklar yaşandığı konusunda uzlaşma noktasına
gelindi ve telafi eğitimi fikri gündeme geldi.”
Aslında telafi eğitimi yeni bir uygulama değildi.
Eğitim hakkından mahrum bırakılmış çocukların
ilköğretime dahil edilmesi için telafi eğitiminin
yapılması devletin öncelikli görevleri arasında olup
halihazırda 1961 tarihli 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim
Kanunu’nun 11. maddesi telafi eğitiminin yasal
temelini oluşturmuş bulunmaktaydı.
Telafi eğitimine izin veren çerçeve bir
düzenlemenin halihazırda İlköğretim
ve Eğitim Kanunu’nda yer alması,
ortaya çıkan fikrin işlenmesi için
önemli bir fırsat sunuyordu. 10-14 yaş
grubunun uyum sorunlarına yanıt
olarak UNICEF-MEB 2005 Yılı
Çalışma Planı çerçevesinde YSÖP’ün
hazırlanması ve ulusal düzeyde
uygulanması karara bağlandı.
222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, madde 11:
Yetiştirici ve tamamlayıcı sınıflar ve kurslar, mecburi
ilköğrenim çağında bulundukları halde, öğrenimlerini
yaşıtlarıyla birlikte zamanında yapmamış olan çocuklara
kısa yoldan ilköğrenim vermek ve ayrıca yetişmelerine
lüzum görülen çocukları ilköğretim okuluna hazırlamak
veya ilköğretim okulunu bitirmiş olup da henüz
mecburi öğrenim çağında bulunan ve üst dereceli
öğrenim kurumlarına gidemeyecek olanların genel
bilgilerini artırmak ve kendilerine iş ve üretim hayatında
faydalı olacak bilgi ve maharetleri kazandırmak amacıyla
gerçek ve tüzel kişilerle, belediyeler, özel idareler ve
Devlet tarafından açılabilir.
2 Süreç boyunca ve bu belgede “telafi eğitimi” okula hiç kayıt olmamış ya da devamsız çocukları okul ortamına hazırlayan programları ifade eden genel
bir kavram olarak, “Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı” ise Türkiye’de içinde bulunduğumuz dönemde uygulanan bir telafi eğitim programı örneğini
ifade eden özel bir ad olarak kullanılmıştır. Aktörlerin süreci aktarırken, programların oluşmaya başlamasıyla paralel olarak, Mayıs 2007’den itibaren
”telafi eğitimi programı” yerine “Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı” kavramını kullanmaya başladıkları gözlemlenmiştir.
3 MEB, 2010b.
14
İlköğretimde Telafi Eğitimi Türkiye Deneyimi: Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı (YSÖP)
Mevzuatta yer almasına rağmen, il ve ilçe örgütleri bu
kavramla pek tanışık değillerdi. Yerel örgütlerin telafi
eğitimi kavramı ile tanıştırılması, o dönemde MEB
İGM Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapan
MEB İGM Genel Müdürü tarafından sağlandı.
UNICEF Eğitim Sorumlusu’nun aktardıklarına göre
MEB İGM Genel Müdürü, HKO kampanyası il
koordinatörlerine yaptığı ilk sunulardan birinde telafi
eğitimi modelinin Türkiye’de yeni bir uygulama
olmadığını, 1967 tarihli “222 Sayılı İlköğretim ve
Eğitim Kanununa Göre Açılacak Yetiştirici ve
Tamamlayıcı Sınıflar ve Kurslar Yönetmeliği”yle
mevzuatta yerinin bulunduğunu ama uygulamaya
sıklıkla geçirilmediğini belirtmiştir. İGM Genel
Müdürü bu mevzuatla ilgili aşağıdaki bilgileri
paylaşmıştır:
“Bakanlık’ın böyle bir uygulaması aslında daha önce
olmuştu. Bu ilk değildi, ama uygulanabilirliği yoktu.
4306 sayılı yasadan önce mevzuat altyapısı vardı
bunun, yani ilkokul programını tamamlamaya ve
diploma vermeye dönük böyle bir program vardı.
Aslında 222 sayılı kanunda yetiştirici sınıflar ve
hazırlayıcı sınıflar tanımlaması var. Tamamlayıcı
kurslar orada yer alıyor. Fikri işlemeye buradan
başladık.”
Mevzuatta bulunan telafi eğitimi, zorunlu örgün
eğitim çağında olup da herhangi bir nedenle eğitim
hakkından yararlanamamış çocukların yaşına uygun
sınıf düzeyine yetişerek örgün eğitime dönmesini
sağlamak için bir fırsat sunuyordu. Ancak, mevzuatta
bulunan bu telafi eğitiminin, İGM Genel Müdürü’nün
de belirttiği gibi, 2005 yılı itibariyle uygulanabilirliği
yoktu. Bunun nedeni, bir telafi eğitimi programının
oluşturulmamış ve uygulamaya ilişkin ayrıntıların
belirlenmemiş olmasıydı.4 Okullar 10-14 yaş grubuna
karşı sorumluluklarını yerine getirmede yardımcı
olacak bir öğretim programına ve uygulama
ayrıntılarına sahip olmadıklarından bu hizmeti
koşulları elverdiği ölçüde kendileri yerine getirmeye
çalışmaktaydılar.5
Sonuç olarak MEB İGM ve UNICEF yetkilileri arasında
yapılan değerlendirme toplantılarında, komitelerde
bu çocukların intibak ve uyumlarını sağlayacak ve
kısa zamanda akranları ile eğitim öğretime devam
edebilmelerine imkan tanıyacak bir programın
geliştirilmesi fikri kabul buldu. Telafi eğitimi fikrinin
kabul görmesiyle birlikte, 10-14 yaş grubunda
ilköğretime hiç kaydolmamış veya devamsızlık
yapmış çocukların okula devam ve uyum sorunlarına
yanıt olarak 2005 yılı UNICEF-MEB Çalışma Planı
çerçevesinde ilköğretimde bir telafi eğitimi
programının hazırlanması ve ulusal düzeyde
uygulanması karara bağlandı. Bu kararı destekleyen
nedenler şu şekilde açıklanmıştır:
i) 10-14 yaş grubunda olup ilköğretime kayıtsız ya
da devamsız durumda olan çocukların okula
uyum sağlayabilmeleri için gerekli temel bilgi ve
beceriler açısından yetersiz olmaları,
ii) çocuklara bilgi ve beceri yetersizliklerini giderecek
gerekli hizmetlerin sunulmaması,
iii) çocukların yaş ve gelişim düzeylerine uygun
sınıflara yerleştirilmelerine mevcut mevzuatın izin
vermemesi.
Bu aşamadan sonra, hedef gruptaki 10-14 yaş grubu
çocukları örgün eğitim sistemine kazandırmak
amacıyla, Avrupa Birliği finansmanı ile başlatılan
Türkiye’de Çocuklar İçin İyi Yönetişim, Koruma ve
Adalete Doğru Projesi’ne uygulama bileşeni olarak
eklenen telafi eğitimi programı geliştirilmesi
çalışmalarına fiilen başlanmış oldu.
4 2008 yılında, 1994 yılında hazırlanmış bir telafi eğitimi projesinin öğretim programı, MEB İGM ve UNICEF yetkililerinin eline geçti; ancak 2008 yılında
yeni telafi eğitiminin öğretim programında oldukça ileri bir noktaya gelinmişti. 2005 yılından itibaren üzerinde yoğun bir biçimde çalışılmasına
rağmen MEB tarafından hazırlanmış bir telafi eğitimi programının bu kadar geç ortaya çıkmış olması, kurumsal hafızayı oluşturacak dökümantasyon
üzerinde çok daha fazla durulmasının gerekliliğini ortaya koymaktadır.
5 MEB, 2009b.
15
3.YSÖP ve Program Materyalleri
Nasıl Geliştirildi, Neler Yaşandı,
Hangi Sorunlarla Karşılaşıldı?
YSÖP’ün tasarımı sürecinde program ve materyal
geliştirme çalışmaları 2005 yılı sonunda başlatıldı.
Aralık 2005’te iki akademisyenin yer aldığı bir
danışman ekibi ve programların hazırlanması için
alan uzmanlarının yönetiminde öğretmenlerden
oluşan komisyonlar kuruldu. Ocak 2006 tarihinden
itibaren bu komisyonlar beş alanda (Türkçe, Sosyal
Bilimler, Fen Bilimleri, Matematik ve Psikososyal
Destek alanları) çalışmaya başladılar. Bu komisyonlar,
danışmanların eşgüdümünde mevcut ilköğretim
programlarından seçtikleri temel kazanımlar
çerçevesinde, her çocuğun kendi ders materyaliyle
kendi hızında devam etmesine imkan verdiği için
modüler olarak hazırlanmasına karar verilmiş “telafi
eğitimi programı”nın içeriğini oluşturma sürecini
başlattı (UNICEF Eğitim Sorumlusu ve İGM AB
Projeler ve Strateji Geliştirme Şubesi Proje
Sorumlusu-2’nin aktarımı). Aynı zamanda, MEB İGM
ve UNICEF tarafından tamamlayıcı iki faaliyet
planlanmıştı. Bunlardan birincisi, “bu çocukların ülke
çapında dağılımının ve yaşamsal birikimindeki
çeşitliliğin bilimsel bir araştırma ile tespit edilmesi
amacıyla bir ihtiyaç analizi” yapılması ve bu analiz
sonuçlarından da program ve materyal geliştirme
süreçlerinde yararlanılmasıdır. İkinci faaliyet ise
yukarıdaki bölümde değinilen, “bu çocukların
eğitiminde kullanılacak telafi eğitimi programının
hazırlanmasında yararlanılmak üzere, var olan
uygulama örneklerinden elde edilen deneyimlerin
paylaşıldığı bir toplantı”6 yapılmasıdır.
Yukarıda bahsedilen ikinci amaç doğrultusunda,
19-20 Ocak 2006 tarihinde MEB İGM ve UNICEF
tarafından bir deneyim paylaşımı toplantısı
gerçekleştirildi. Bu toplantının amacı ulusal ve
uluslararası deneyimleri bir araya getirerek program
geliştirme çalışmalarına katkı sağlamaktı. Bu
toplantıya program geliştirme ekibi, Hollanda’dan
Türkiye asıllı bir danışman, Adalet Bakanlığı, SosyalKültürel Yaşamı Geliştirme Derneği, Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanlığı, MEB Eğitimi Araştırma ve
Geliştirme Dairesi Başkanlığı, İl Milli Eğitim Müdürleri
ve Elazığ, Edirne, Van ve İstanbul gibi illerden örnek
uygulama yapan okullar katıldılar ve örnek
uygulamaları paylaştılar. UNICEF Eğitim Sorumlusu
bu toplantının önemini şu şekilde vurgulamıştır:
“Program geliştirme ekibi ana fikri sundu. Bu, insanların
bu ihtiyacı daha yoğun hissetmelerine yol açtı. Toplantı
sonunda, fikri biraz daha yapılandırmayı da
başarmıştık. Hollanda’dan gelen uzmanın sunusuna
‘Dünyada en yaygın telafi eğitim uygulaması hangi
ülkede yapılmaktadır’ sorusuyla başlaması ve birkaç
tahminden sonra yanıtı ‘Dersanelerden dolayı Türkiye’
olarak vermesi dün gibi aklımda. Katılımcıların
ilköğretime alternatif mi geliyor kaygısını gidermesi ve
fikre daha açık hale gelmelerine yol açması açısından
çok çarpıcıydı ve kavramın genel olarak
anlaşılabilirliğini sağladı.”
Bu toplantı sayesinde telafi eğitimi programına
duyulan acil ihtiyaç daha fazla hissedilir hale geldi ve
böylece programın çerçevesinin yapılandırılmasının
ilk adımları atılmış oldu. Ancak, program ve materyal
geliştirme çalışmalarının başlamasına rağmen bu
çalışmalara temel teşkil etmesi planlanan ihtiyaç
analizi çalışması zamanında başlatılamadı. Oluşan
gecikmenin temel nedeni, bu çalışmayı anlayıp gereği
gibi yerine getirebilecek nitelikte bir araştırma
kuruluşu bulunmasının güçlüğü ve ihale sürecinin
zaman almasıydı. Dolayısıyla program geliştirme
çalışmalarına ihtiyaç analizi çalışması sonuçları
beklenmeden başlandı. UNICEF Eğitim Sorumlusu bu
süreci şu cümlelerle özetlemektedir:
6 “Telafi Eğitimi Taslak Programı”na İlişkin Uygulayıcı Görüşü Çalıştayı (10-11 Mayıs 2006, Ankara), Gündem.
16
İlköğretimde Telafi Eğitimi Türkiye Deneyimi: Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı (YSÖP)
“Zaten halihazırdaki müfredatı izleme zorunluluğumuz
vardı. Program hazırlama çalışmalarını başlattık,
‘İhtiyaç analizi bittiğinde yeniden gözden geçirilebilir’
dedik. Bundan üç-dört ay sonra da ihtiyaç analizini
yapmak üzere bir firmayı görevlendirmeyi başardık.”
Nihayet, Nisan 2006 tarihinde telafi eğitimine yönelik
hedef grubun nicel ve nitel durumunu betimlemeye
çalışan ve aile tutumlarını araştıran ihtiyaç analizi
yapıldı ve ilk bulgular elde edildi. Diğer yandan, telafi
eğitimi programının taslağı da Nisan 2006 sonu
itibarıyla tamamlandı. Programın taslak düzeyinde
olsa da ortaya çıkmış olmasının çalışmaları
hızlandıracağı umut ediliyordu.
Taslak program, HKO kampanyası kapsamında illerde
benzer uygulamalar yapmış öğretmenlerin ve alan
uzmanlarının görüşüne sunularak ve böylelikle sahada
biriken deneyimden yararlanılarak güçlendirilmeliydi.
Bu amaçla, 10-11 Mayıs ve 12 Mayıs 2006 tarihlerinde
Ankara’da “Telafi Eğitimi Taslak Programı’na İlişkin
Uygulayıcı Görüşü Çalıştayı” başlıklı iki ayrı çalıştay
gerçekleştirildi. Yerel çözümler üreten ve uygulamaya
koyan ilköğretim okulları, dernekler ve diğer
kuruluşlardan katılımcıların bulunduğu çalıştaylarda
taslak program farklı açılardan tartışıldı ve geliştirildi.
Ancak, çalışmalar öngörüldüğü gibi yürütülemedi.
Bunun başlıca nedenlerinden biri, Mayıs 2006
sonundaki görev değişikliğinin ardından, yeni MEB
İGM yönetiminin, YSÖP’ün ilköğretimi kısa sürede
tamamlamaya imkan sağlayabilecek bir alternatif
eğitim programı olarak algılanabileceği kaygısı
taşımasıydı. Bu durum çalışmalarda aksamaya neden
oldu. Bu arada revizyonu tamamlanan ve modüler
olarak hazırlanan programlar (Türkçe, Sosyal Bilgiler,
Fen ve Teknoloji, Matematik ve Psikososyal Destek
alanları) TTKB’ye sunuldu; ancak 2007’nin başına
kadar bir gelişme kaydedilemedi. TTKB de
oluşturulan programın sekiz yıllık kesintisiz eğitime
alternatif olarak algılanmasından kaygı duyuyordu.
Bu direnç karşısında yaşanan zorluklar ve TTKB’yi
ikna süreci aşağıdaki şekilde gelişti:
“Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı’nda programın
sekiz yıllık kesintisiz eğitime alternatif olma olasılığına
karşılık bir direnç oldu. Uzun tartışmalar sonucunda
Anayasa’daki eğitim hakkının ihlal edilemeyeceğinden
yola çıkılarak dezavantajlı gruplarda çocukların
kendilerinden kaynaklanmayan sebeplerle eğitime
devam edemedikleri, burada bir kastın bulunmadığı,
velilerin doğru bilgilendirilmediği, eğitim çalışanları
sorumluluklarını yerine getirmediğinden çocukların
UNICEF Eğitim Sorumlusu’nun aktardıklarına göre,
mağdur durumda kaldığı görüşü benimsendi. Yani, şu
program hazır olmasına rağmen uygulamada
ortaya çıktı: Okul müdürleri, müfettişler, Milli Eğitim
kullanılacak materyaller hazır değildi ve uygulama
müdürleri işlerini doğru yapsaydı çocuklar zaten
süreciyle ilgili ayrıntılar belli değildi. Bunun üzerine,
mağdur durumda kalmazdı. Çünkü mevcut yasal
programın uygulanmasına yönelik ayrıntıları belirlemek
düzenleme bunlara her türlü olanağı sağlıyordu.
amacıyla ve programın uygulama yönergesini
Sadece kamu görevlileri sorumluluklarını yerine
oluşturmak üzere TTKB ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik
getirmedikleri için bu çocuklar mağdur oldu. Dolayısı
Bakanlığı temsilcilerinin de içinde bulunduğu bir ekip
ile ortada devletten kaynaklanan bir mağduriyet
oluşturuldu. Bu ekibe ihtiyaç analizi sonuçları sunuldu
olduğu ve bunun giderilmesi gerektiği görüşü
ve programın revizyonu başladı.
benimsendi.” (İGM AB Projeler ve Strateji Geliştirme
Şubesi Müdürü)
2006 yılında telafi eğitimi programının
MEB içinde sekiz yıllık ilköğretime
alternatif olarak algılanabileceği
yönündeki kaygı yönetim değişikliği ile
kuvvetlendi. Hem İlköğretim Genel
Müdürlüğü hem de Talim ve Terbiye
Kurulu Başkanlığı nezdinde oluşan bu
kaygı, 2006 yılının ikinci yarısında
program hazırlıklarının
yavaşlamasına neden oldu.
“Süreçte Merkez Proje Ekibi’nin ve UNICEF çalışanlarının
inanmışlığı da büyük rol oynadı. Sekiz yıllık eğitime
alternatif olacağını düşünebilecek kişi ve kurumları
sürece erken dahil etmeye çalıştık. Örneğin, eğitim
sendikalarından böyle bir tepki gelebileceğini
bekliyorduk. Ama onlara durumu öyle iyi açıkladık ki
sendikaların hiçbiri telafi eğitimi fikrine uzak durmadı.
Üst yönetimi de inanmışlığımız ve ısrarcılığımızla,
fikrimizi ve somut olarak resmi yazıları sık sık önlerine
getirerek ikna ettiğimizi düşünüyorum.” (MEB İGM
emekli yetkilisi, 2007-2009 arasında Temel Eğitim AB
Projeler Şubesi Müdürü)
17
Telafi eğitimi kitaplarının yazımı için 2007 yılı başlarında beş komisyon oluşturuldu.
MEB içinde oluşan kaygının giderilmesi için 2007’nin
ilk yarısı boyunca yoğun emek harcandı. Bu zorlu
süreç esnasında, Şubat 2007’de bir araya gelindi ve
programların ne durumda olduğu tartışıldı. Öğretim
programları şu ana dek her çocuğun hazır
bulunuşluğunun belirlenmesi ve kendi hızına göre
ilerlemesi esasına uygun olarak modüller halinde
hazırlanmıştı. Ancak, halihazırda geçerli olan
ilköğretim programının bu anlayışa uygun olmadığı
görüşü ağırlık kazandı ve bu nedenle modüler
yaklaşımdan vazgeçildi. UNICEF Eğitim Sorumlusu,
programdan toptan vazgeçilmesini önlemek
amacıyla atılan bu adımı bir “kan kaybetme” olarak
değerlendirmektedir: “Esnek ve çocuğun
gereksinimlerine uygun telafi eğitimi hedefinden bir
nebze uzaklaşılmış oldu. Esneklik yalnızca bir ölçüde,
çocuğun yaş ve eğitim durumuna göre farklı
programlar ve geçiş olanaklarının ortaya çıkarılması
şeklinde sağlanabildi.” Modüler yaklaşımdan
vazgeçilince, ilköğretimde uygulanan mevcut
programların en önemli kazanımları alınıp
sadeleştirilerek programlar gözden geçirildi.
Bu gözden geçirme sırasında, ihtiyaç analizi
sonuçlarını dikkate almak da mümkün olmuştu.
Programların gözden geçirilmesi sırasında, sürece
danışmanlık eden firma uygulama yönergesi üzerinde
çalışıyordu. Ayrıca, kullanılacak eğitim
materyallerinin ne olacağı da tartışılmaya başlandı.
Mevcut ders kitaplarından telafi eğitimi içinde nasıl
yararlanılacağını gösteren bir kılavuz yazılması ve
öğretmenlere el kitabı hazırlanması şeklindeki
öneriler ayrıntılı bir biçimde tartışılmış olsa da
program için özel ders kitaplarının yazılması yönünde
karar verildi.
2007 yılı başlarında öncelikle telafi eğitiminde
kullanılacak ders kitaplarının yazımı için beş komisyon
kuruldu. Bu komisyonlar Türkçe, Matematik, Sosyal
Bilgiler, Fen ve Teknoloji ve Psikososyal Destek
alanlarında kitapların yazılmasında görev aldılar.
Ancak, bu süreçte oluşturulan komisyonların ve
uygulama yönergesini hazırlaması istenen ekibin
çalışmaları istenen hızda ilerlememekteydi. Bu
durumun en önemli nedeni bu komisyonların
18
İlköğretimde Telafi Eğitimi Türkiye Deneyimi: Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı (YSÖP)
çalışmasını organize edecek ve takibini sağlayacak bir
sistemin oluşturulmamasıydı.
Mayıs 2007’de İlköğretim Genel Müdürü istifa etti ve
yerine vekil olarak yeni bir genel müdür atandı. Bu
dönemde MEB İGM Program ve Plan Dairesi
Başkanlığı’nın Temel Eğitim Programı AB Projeler
Şubesi’ne atanan yeni müdür, materyal geliştirme
ekibinin çalışma düzenini oluşturdu ve böylece
çalışmalar hız kazandı. Bu gelişmeler yaşanırken
Türkiye’de uygulanacak telafi eğitimi programının,
daha somutlaşmış bir biçimde, Yetiştirici Sınıf
Öğretim Programı (YSÖP) olarak anılmasına karar
verildi.
Çalışmaların hız kazanması ve sonuç vermesinin
ardından Ağustos 2007’de Nevşehir’de bir çalıştay
düzenlendi. Bu çalıştayda danışman firmanın genel
hatları ile hazırladığı Yönerge ve Uygulama Kılavuzu,
akademisyenler tarafından hazırlanan Öğretmen El
Kitabı ve psikososyal komisyon tarafından hazırlanan
Psikososyal Modülü uygulayıcıların görüşüne
sunuldu. Çalıştay sonrası çalışmalar daha da hızlandı
ve her hafta materyal geliştirme ekibi ile izleme
toplantıları yapıldı. Bu toplantılarda her kitabın içerik
ve tasarımı üzerine uzun süre çalışıldı ve nihayetinde
materyaller tamamlandı. Bu arada, akademisyen
danışmalarca hazırlanan öğretmen el kitabının
ağırlıklı olarak kuramsal nitelikte olduğu görüldü.
Merkez Proje Ekibi’nde yer alan iki alan uzmanı
koordinatörlüğünde kitap, uygulama ağırlıklı olacak
şekilde yeniden yazıldı. Danışman firma, Merkez
Proje Ekibi ve UNICEF yetkilileri bir araya gelerek
uygulama yönergesine son halini verdi. Yönerge
yenilenmiş son hali ile Mart 2008’de TTKB’ye sunuldu
ve 149 sayılı TTKB kararı ile 10 Temmuz 2008‘de
yürürlüğe girdi. Aynı tarihlerde YSÖP kapsamında
bulunan çocukların okula kayıt ve devamlarının
izlenmesi için e-okul sistemine e-YSÖP7 modülü
eklendi.
Tüm bu çalışmalar devam ederken yapılması
öngürülen bazı uygulamalardan vazgeçilmiş oldu. Bu
uygulamalardan biri, öğrencilerin her birinin ayrı
ihtiyaçları ve becerileri olduğu düşünülerek her
çocuğun kendi materyaliyle kendi hızında ilerlemesi
Telafi eğitimi programında modüler
sistemin benimsenmesinden
bireyselleştirilmiş eğitim programları
uygulamanın zorluğu nedeniyle
vazgeçildi. Ayrıca ulusal uygulamaya
geçilmeden önce programın pilot
uygulamasının gerçekleştirilmesinden
de zaman kısıtı nedeniyle ve pilot
uygulamayı gerçekleştirmeden yola
çıkmanın çocukları şu anki halinden
daha kötü duruma düşürmeyeceği
düşüncesiyle vazgeçildi.
fikrine dayanan “modüler program”dır. UNICEF
yetkilileri halihazırda var olan ilköğretim sisteminde
bireyselleştirilmiş bir program olmaması nedeniyle,
telafi eğitiminde bu uygulamanın, uzun süre
tartışılmış olmasına rağmen, kabul görmediğini ifade
etmiştir.
Öngörülüp gerçekleştirilmeyen diğer bir uygulama da
programın ülke çapında uygulamaya geçmeden önce
pilot uygulamasının yapılmasıdır. Pilot uygulamanın
hayata geçirilmemesinin nedenini İGM Genel
Müdürü aşağıdaki ifadesinde belirtmektedir:
“Yönergenin ortaya çıkışı Temmuz 2008, uygulama
tarihi Eylül 2008. Programlar o tarih itibarıyla 10 yaş
ve üstünü kapsıyordu. Beklemeye tahammülümüz
olmadığı için pilot uygulamadan vazgeçildi.
Beklememiz halinde bu programdan nasiplenmesi
gerekirken yararlanamayan çocuklar olacaktı. Bunu
ortadan kaldırmak için pilot uygulamayı kaldırdık.
Bekleseydik o çocuklar zorunlu öğretim çağının dışına
çıkacaklardı. Onlara da bu şansı vermek istedik.”
Bu sırada, çalışmaların sürmesi için gerekli finansal
desteği sağlayan ve AB tarafından desteklenen “Önce
Çocuklar I” projesi, Mayıs 2008’de sona erdi. Ancak
çalışmalar hızlanmıştı, YSÖP’ün ülke genelinde
2008-2009 öğretim yılında başlayabilmesi için yerel
teşkilatın da hazırlanması gerekiyordu. AB’ye yeni bir
proje yazılması kararlaştırılmış olsa da, ara dönemde
7 E-YSÖP, e-okul’daki kayıtsız çocuklar ekranına düşürülen ya da ilköğretim okullarının ikna ekiplerince YSÖP kapsamında olduğu belirlenerek kayıtları
yapılan çocuklara ait bilgileri içeren (örneğin hangi hedef gruptan olduğu, hangi programa devam edileceği gibi) bir bilgi yönetim sistemidir.
19
yapılacak çalışmalar çok önemliydi. Bu nedenle,
Kasım 2008’de yine AB desteğiyle başlayan “Önce
Çocuklar II” projesinden kaynaklar gelene kadar,
özellikle formatör eğitimlerini kapsayan çalışmalar,
UNICEF’in özkaynakları kullanılarak gerçekleştirildi.
Pilot uygulamadan vazgeçme kararı sonrasında
uygulama Eylül 2008’de yönerge doğrultusunda
başlatıldı. Ancak eğitim materyalleri, diğer bir deyişle
ders kitapları, bu tarihe yetiştirilemedi. 2008-2009
eğitim-öğretim yılında YSÖP için hazırlanan diğer
materyaller okullara gönderildi ve TTKB’nin
talimatıyla mevcut ilköğretim ders kitapları
üzerinden program uygulanmaya başlandı. Ders
kitapları ancak 2009-2010 öğretim yılına yetiştirildi.
Görüldüğü gibi, Aralık 2005’te başlayan program ve
materyal geliştirme çalışmaları bu bölümde aktarılan
birtakım güçlük ve aksaklıklar nedeniyle uzun
uğraşlar ve zor bir süreç sonucunda 2009’da ancak
tamamlanmış oldu.
20
İlköğretimde Telafi Eğitimi Türkiye Deneyimi: Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı (YSÖP)
Nasıl bir Yetiştirici Sınıf Öğretim
Programı Ortaya Çıktı?
YSÖP, akademik başarısızlık dışındaki çeşitli
nedenler yüzünden okula devam edemeyen
ilköğretim çağındaki çocukların okula uyumunu
sağlamak amacıyla uygulanmakta olan bir geçiş
programıdır ve örgün eğitime alternatif teşkil
etmemektedir. Bu nedenle program belli bir hedef
gruba yönelik olarak ve sınırlı bir süre için
uygulanmaktadır. Hedef grubun özellikleri göz
önüne alınarak program, öğrencilerin temel yaşam
becerilerini güçlendirecek şekilde geliştirilmiştir. Bu
bölümde YSÖP’ün hedef grubu, temel ilkeleri,
uygulama süreci ve eğitim-öğretim programı
hakkında kısaca bilgi verilmektedir.
YSÖP’ün Hedef Grubu
YSÖP’ün hedef grubu 1 Ekim 1994 ve 30 Eylül 1999
tarihleri arasında doğmuş olan;
• okula hiç kayıt olmamış,
• okulda kaydı bulunmakla beraber özürsüz devamsız
durumunda olan ve
• akademik başarısızlık dışındaki nedenlerle yaşıtlarından
en az üç sınıf geride olan çocuklardan oluşur.
Programın başlama tarihi itibarıyla (30 Eylül 2008) hedef
gruptaki öğrencilerin yaşı 10 ile 14 yaş arasında
değişmektedir.
Şekil 1: Hedef Grup
Programın Başlaması
YSÖP Kapsamındaki
Çocuklar
01.10.1994
30.09.1999
30.09.2008
YSÖP’ün Temel İlkeleri
Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumlarında
Yetiştirici Sınıf Açılmasına İlişkin Yönerge’nin
6. maddesinde YSÖP’ün temel ilkeleri aşağıdaki gibi
verilmiştir.
MEB İlköğretim Kurumlarında Yetiştirici Sınıf Açılmasına İlişkin Yönerge’nin 6. maddesi:
a. Her ilköğretim kurumu, öğrenci aldığı çevrede
yetiştirici sınıf kapsamında bulunan çocukların tespiti,
ailelerinin iknası ve çocukların öğretime devamlarını
sağlamaktan sorumludur. Bu durumdaki çocukların
eğitim ve öğretimleri yetiştirici sınıf açılan ilköğretim
kurumlarında yapılır.
b. Yetiştirici sınıfların ilköğretim kurumlarında açılması
esastır. Ancak, yeterli derslik bulunmaması halinde
mülki amirliklerce gerekli tedbir alınır.
c. Yetiştirici Sınıf uygulamalarının temel amacı öğrenciyi
intibak ettirileceği sınıfa hazırlamaktır.
d. Yetiştirici Sınıf öğretim programlarında aynılık yerine
denklik ilkeleri uygulanır, bu denklik sadece
e.
f.
g.
h.
öğrencinin ilköğretim kurumlarındaki düzeyine uygun
sınıfa intibakı için geçerlidir.
Yetiştirici sınıf uygulamalarından yararlanacak
çocuklar, öğretim durumları ve yaşlarına uygun olan
yetiştirici sınıf programlarına alınır.
Yetiştirici sınıfta öğrencilerin temel yaşam becerilerini
güçlendirmelerine öncelik verilir.
Yetiştirici sınıf öğretim programlarını tamamlayan
öğrencilerin, yaş ve öğretim durumlarına uygun
sınıflara devamları sağlanır.
Öğrenciler, yetiştirici sınıf programlarının her birine
yalnızca bir defa alınır.
21
YSÖP’ün Uygulama Süreci
YSÖP uygulama süreci 1) tespit ve kayıt, 2) planlama,
3) okula kazandırma, 4) eğitim programlarının
uygulanması ve 5) izleme ve değerlendirme olmak
üzere beş adımlı bir program uygulama süreci
döngüsünden oluşmaktadır (Şekil 2).8 Tespit ve kayıt
uygulama döngüsü sürecinin başında yer alır ve tüm
il/ilçe Yetiştirici Sınıflar Komisyonları’nın (YSK) ve
ilköğretim okullarının görevleri arasındadır. Ağustos
ve Şubat aylarında olmak üzere yılda iki kere Adrese
Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’ne göre güncellenmiş
e-okul verileri, MEB İGM tarafından il/ilçelere
gönderilmektedir. Tespit için gönderilen bu veriler,
ilçeler tarafından okulların e-okul’daki “Okula Kayıtsız
Çocuklar” ekranına aktarılır. İl/ilçe YSK’ler ekranda
gördükleri zorunlu eğitim çağında olup ilköğretime
kaydolmamış çocukların okula kaydından
sorumludur. Bunun yanısıra, ilköğretim okulları
e-okul verilerinden ulaşılamayan hedef gruptaki
çocuklar, alan taraması yoluyla tespit edilmektedir.
Döngünün ikinci ayağı olan planlama, il/ilçe YSK ve
YSÖP uygulayan ilköğretim okullarının görevleri
arasındadır. İl/ilçe YSK’ler, öğretmen
görevlendirmelerini ve öğretmen-yönetici ve diğer
YSÖP uygulamalarında görev alan personelin
eğitimlerini planlamak ve gerçekleştirmekle
yükümlüdür. Okullarda ise YSÖP uygulaması ile ilgili
planlamalar Planlama ve Değerlendirme Komisyonu
(PDK) tarafından yapılmaktadır. Döngünün üçüncü
ayağında ise çocukların okula kazandırılmaları için
her ilköğretim okulunda yetkili ekiplerin kurulması
beklenmektedir. Bu ekiplerde okul müdürleri ve
öğretmenlerin yanı sıra muhtar, din görevlisi, STK
temsilcileri, yerel yöneticiler, il sosyal hizmetler
müdürlüğünden sosyal çalışmacılar ve ilgili diğer
kamu kurum ve kuruluşlarından temsilcilere yer
verilmesi gerekmektedir. Uygulama sürecinin
dördüncü ayağı olan eğitim programlarının
uygulamasını YSÖP sınıfı açan ilköğretim okulları
gerçekleştirir. YSÖP uygulamaları kapsamında
gerçekleştirilecek çalışmaların başarısını ölçmek ve
uygulamanın etkililiğini artırmak için YSÖP
öğrencilerinin ve okul uygulamalarının yakından
takip edilmesi gerekmektedir. Bunun için döngünün
son ayağı olan izleme ve değerlendirme çalışmaları
yapılır. Bu çalışmalardan elde edilen bulgular dikkate
alınarak tespit, okula kazandırma, planlama ve
uygulama aşamalarını geliştirmek için alınacak
tedbirler belirlenerek süreç, tespit çalışmalarıyla
yeniden işletilmeye başlar.9
Şekil 2: YSÖP Uygulama Süreci
Tespit ve kayıt
İzleme ve
değerlendirme
Eğitim programlarının
uygulanması
Planlama
Okula kazandırma
8 MEB, 2010a, Yetiştirici Sınıf Öğretim Programları Yönerge ve Uygulama Kılavuzu (Gözden Geçirilmiş İkinci Baskı).
9 A.g.e.
22
İlköğretimde Telafi Eğitimi Türkiye Deneyimi: Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı (YSÖP)
YSÖP Eğitim-Öğretim Programları
derslerin öğretim programları, bu derslerin ilköğretim
programları içindeki kazanımlardan (8. sınıf
YSÖP’ün hedef grubunda yer alan 10-14 yaş grubundaki kazanımları hariç) uygun olanların seçilmesiyle
çocukların, ilerleyen yaşlarından ve gelişim düzeylerinden oluşturulmuştur ve programlar birleştirilmiş sınıf
dolayı, ilköğretime kaldıkları yerden devam etmeleri
işleyişine uygun olacak şekilde hazırlanmıştır.13
halinde sıkıntı yaşadıkları gözlemlenmiştir. Bu durum,
Programda yer alan zorunlu dersler ve düzeyleri şu
yaşları itibarıyla yasal ilköğretim çağı dışına çıkma riski
şekildedir:
Okuma-yazma, Türkçe 1-3, Türkçe 4-5,
göz önünde tutularak hem kapsamı daraltılmış, hem de
Türkçe 6-7, Matematik 1-3, Matematik 4-5, Matematik
süresi kısaltılmış bir geçiş öğretim programı
6-7, Sosyal Bilgiler 4-5, Sosyal Bilgiler 6-7, Fen ve
oluşturulmasını gerekli kılmıştır.10 Bu çerçevede, hedef
Teknoloji
4-5, Fen ve Teknoloji 6-7, Rehberlik 1-3,
gruptaki çocukların yaş ve eğitim durumları dikkate
Rehberlik
4-5, Rehberlik 6-7, Din Kültürü ve Ahlak
alınarak Tablo 1’de gösterilen dört alt program
Bilgisi 4-5, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 6-7, Trafik
hazırlanmıştır. Ayrıca, çocukların yaş ve eğitim
Güvenliği
4-5.14
durumlarını dikkate alarak ilköğretimi örgün eğitim
yoluyla bitirmelerini sağlayacak şekilde planlanmış,
Yukarıda belirtilen zorunlu derslerin dışında, ilköğretim
çocuğun hangi YSÖP programında okuyabileceğini ve
dersleri arasından belirlenen seçmeli dersler de
ilköğretim okuluna kaçıncı sınıftan devam edebileceğini programda yer alır. Seçmeli ders ve süreleri PDK
gösteren “Geçişler ve Nakiller” çizelgesi de belirlenmiş ve tarafından belirlenir.15 Ayrıca programda, öğrencilerin
Uygulama Kılavuzu’nda uygulayıcıların kullanımına
okula uyum sağlamalarını kolaylaştırmak ve temel
sunulmuştur.11 Böylelikle, çocuğa en uygun ve ilköğretimi yaşam becerilerini geliştirmek amacıyla sosyal
en az gecikmeyle bitirmesini sağlayacak yollar
etkinliklerin düzenlenmesi de yer almaktadır.
oluşturulmaya çalışılarak, modüler programdan
Çalışmalar yoluna girmiş olsa da program ve
vazgeçilmesi sonucu ortaya çıkan esneklik kaybı bir
materyaller, tek başlarına YSÖP’ün etkili bir şekilde
nebze de olsa telafi edilmeye çalışılmıştır.
uygulanması için yeterli değildi. Programın etkili bir
YSÖP’te 8. sınıf programı bulunmamaktadır. Bunun
şekilde hayata geçirilebilmesi için bunların dışında
nedeni, Öğretmen El Kitabı’nda belirtildiği gibi, “YSÖP’ün gerekli kapasitenin oluşturulması gerekiyordu. Kapasite
öğrencilere diploma vermeyi değil, onları örgün öğretime geliştirme çalışmaları, her düzeydeki uygulayıcının ve
kazandırmayı hedeflemesidir.”12 Programlar, zorunlu ve
ilgilinin bilgilendirilmesini ve eğitilmesini
seçmeli dersler ile sosyal etkinlikler ve rehberlik
gerektiriyordu. YSÖP çerçevesinde gerçekleştirilen bu
faaliyetlerinden oluşmaktadır. Programda yer alan temel çalışmalara izleyen bölümde yer verilmiştir.
Tablo 1: YSÖP Öğretim Programları
Program
Hedef Öğrenci Grubu
Yetiştirici Sınıf 1-3A Okuma- Okuma-yazma bilmeyen öğrenciler
yazma (YSÖP 1-3A)
Süre
8 hafta
Yetiştirici Sınıf 1-3B
(YSÖP 1-3B)
YSÖP 1-3A’yı tamamlamış ya da 1. sınıfı tamamladıktan sonra çeşitli
nedenlerle okula devam etmemiş, ama okuma-yazma bilen 10-14 yaş grubu
8 hafta
Yetiştirici Sınıf 4-5
(YSÖP 4-5)
YSÖP 1-3B’yi tamamlamış ya da ilköğretimin ilk üç sınıfını tamamladıktan
sonra çeşitli nedenlerle okula devam etmemiş 10-14 yaş grubu
10 hafta
Yetiştirici Sınıf 6-7
(YSÖP 6-7)
İlköğretimin ilk beş sınıfını tamamladıktan sonra çeşitli nedenlerle okula
devam etmemiş 14 yaşındaki çocuklar
10 hafta
10 Doğan ve ark., 2008.
11 MEB, 2008, Yetiştirici Sınıf Öğretim Programları Yönerge ve Uygulama Kılavuzu; MEB, 2010a, Yetiştirici Sınıf Öğretim Programları Yönerge ve Uygulama
Kılavuzu (Gözden Geçirilmiş İkinci Baskı).
12 Doğan ve ark., 2008: s. 57.
13 Doğan ve ark., 2008.
14 İlköğretimde okutulan zorunlu dersler arasında olduğu için, TTKB’nin önerisiyle YSÖP’e dahil edilen Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ve Trafik Güvenliği dersleri için öğretim
programı ve ders kitapları hazırlanmamış, bu alanda edinilmesi gereken kazanımlar ve bu kazanımları elde etmeyi sağlayacak etkinlikler öğretmene bırakılmıştır.
15 MEB, 2010a, Yetiştirici Sınıf Öğretim Programları Yönerge ve Uygulama Kılavuzu (Gözden Geçirilmiş İkinci Baskı).
23
4. YSÖP Sürecinde
Nasıl Örgütlenildi,
YSÖP Nasıl Yönetildi?
MEB İGM ve UNICEF işbirliğinde oluşturulan ve
eğitim haklarından mahrum bırakılmış 10-14 yaş
hedef grubundaki çocukların örgün eğitim sistemine
kazandırılarak haklarının iade edilmesini amaçlayan
YSÖP’ün etkili bir şekilde uygulanabilmesi, büyük
ölçüde doğru bir örgütsel yapı ile yönetilmesine
bağlıydı. MEB İGM ve UNICEF yetkilileri sık sık saha
ziyaretleri düzenliyor ve yerel örgütlerde çalışan
uygulayıcı ve mülki idari amirlerle toplantılar
gerçekleştiriyorlardı. Bu ziyaretler ve toplantılar, YSÖP
uygulanmaya başlamadan önce programın
tanıtılması ve sahiplenilmesine yardımcı oluyor,
YSÖP uygulaması başladıktan sonra da programın
planlandığı gibi uygulanabilmesi için uygulamanın
izlenmesini ve bu süreçte yaşanan sorunların yerinde
tespit edilerek çözülmesini kolaylaştırıyordu. Yerel
düzeyde katılımcı ve sorun odaklı bu çalışmalar
YSÖP’ün daha etkili ve hızlı bir şekilde uygulanmasına
katkı sağlıyordu. Ancak, her ne kadar merkezdeki
yetkililer yerel düzeyde aktif olarak çalışmalarda
bulunup uygulamaya önemli katkılar sağlamış olsalar
da ülke çapında uygulamaya konan programın
merkezden tek başına yönetilebilmesi mümkün
değildi. Bu nedenle, yerelde de programın
uygulanmasının planlanması, uygulanması, izleme ve
değerlendirmenin yapılabilmesi için gerekli birimlerin
oluşturulması gerekiyordu. Örgütsel yapı içinde tüm
bu birimlerin hem kendi aralarında hem de merkez
teşkilatla etkili bir işbirliği ve eşgüdümü de
sağlanmalıydı. Şekil 3’te, YSÖP Yönergesi kapsamında
oluşturulan ve tüm bu amaçlara hizmet edecek
örgütsel yapı sunulmuştur.16
YSÖP için üç seviyeli bir yapılanma belirlendi: Birinci
ve en üst seviyede MEB İGM Proje Uygulama Birimi
ve UNICEF, ikinci ve üçüncü seviyede ise yerel
düzeydeki kurumlar ile okullar ve kişiler yer alıyordu.
MEB İGM Proje Uygulama Birimi’nin görevi merkezi
eşgüdümü sağlamak ve temel kararları almak,
UNICEF Türkiye Temsilciliği’nin (Temsilcilik içinde
esas olarak Eğitim Bölümü’nün) görevi ise programa
teknik ve AB ile birlikte kısmi finansal destek
sağlamak olarak belirlendi. Ancak, UNICEF Türkiye
Temsilciliği’nin görevi zaman zaman programa teknik
destek sağlamanın ötesine geçti ve bu görev baskı
grubu olma işlevini de içermeye başladı. İGM AB
Projeler ve Strateji Geliştirme Şubesi Müdürü bu
süreci aşağıdaki gibi açıklamıştır:
“İkna sürecinde baskı grubu haline gelerek çeşitli
zorlamaları oldu. Yani bu işin Bakanlık bürokratlarıyla,
müsteşar... ile, kurul üyeleri ile görüşerek, teknik destek
ve ikna sürecinde önemli katkılar sağladılar. İlköğretim
Genel Müdürlüğü olarak bizim ikna edilmemiz gibi bir
gereklilik yoktu, biz çok nettik. Ama diğer birimler
sahadaki durumu bizim kadar iyi bilmiyorlardı.
Sorunu bilmiyorlardı. Onlara sahadaki sorunları
anlatmada UNICEF Türkiye Temsilciliği’nden destek
aldık.”
Yerel düzeydeki uygulama sürecini planlamak ve
işletmek üzere il ve ilçelerde YSK’ler oluşturuldu. Bu
komisyonlarda illerde milli eğitim müdür yardımcısı,
ilçelerde ise ilçe milli eğitim müdürünün
başkanlığında en az bir ilköğretim okulu müdürü,
sınıf öğretmeni veya rehber/danışman öğretmen ve
varsa yatılı ilköğretim bölge okulu müdürü yer
almaktaydı.17 Ancak, yönergede belirtilmesine
rağmen İGM AB Projeler ve Strateji Geliştirme Şubesi
Müdürü’nün aktardıklarına göre, il ve ilçelerde
YSK’ler çok geç kuruldu. İGM AB Projeler ve Strateji
Geliştirme Şubesi Proje Sorumlusu da YSK’lerin
16 MEB, 2008, Yetiştirici Sınıf Öğretim Programları Yönerge ve Uygulama Kılavuzu.
17 A.g.e.
24
İlköğretimde Telafi Eğitimi Türkiye Deneyimi: Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı (YSÖP)
Şekil 3: YSÖP Örgütsel Şema18
MEB
Merkezi Proje
Uygulama Birimi
UNICEF
İl Milli Eğitim
Müdürlüğü
İl Koordinatörü
Formatör
İlçe Yetiştirici Sınıf
Komisyonu
İl YSK
Saha Sorumluları
İlçe Milli Eğitim
Müdürlüğü
İlçe Koordinatörü
YSÖP Okul
İkna Ekibi
Okul
İkna Ekibi
Planlama ve
Değerlendirme
Komisyonu
YSÖP Öğretmeni
yeterince etkili işlemediklerini, “YSK’ler tam işlemiyor,
sadece kağıt üzerinde varlar. İllerde sadece bir kişi bu
görevi yükleniyor ve tüm ihtiyaçlar o bir kişinin
çalışması ile giderilmeye çalışılıyor. Diğer kişiler bu
süreçte çok fazla yer almak istemiyorlar. İlçe YSK’ler
de aynı şekilde çok iyi işlemiyor. İlçelerin illerle
eşgüdümleri yok,” sözleriyle dile getirmiştir.
Yerel düzeydeki uygulama sürecini
planlamak ve işletmek üzere il ve
ilçelerde “Yetiştirici Sınıflar
Komisyonları” oluşturulması
öngörüldü.
18 MEB, 2008, Yetiştirici Sınıf Öğretim Programları Yönerge ve Uygulama Kılavuzu.
25
Ancak, YSK’ler planlanana göre çok
geç kuruldu. Ayrıca, komisyon
çalışması etkili bir şekilde işlemedi,
çoğu il ve ilçede yalnızca bir kişi,
çoğunlukla il formatörleri, YSÖP’le
ilgili tüm iş ve işlemleri yüklenmek
durumunda kaldı.
YSÖP’ün etkili bir şekilde uygulanabilmesi için ayrıca
yetiştirici sınıf açılan okullar içinde, okul müdürü
tarafından belirlenen bir müdür yardımcısı veya
öğretmenin başkanlığında, bir rehber öğretmen ve bir
sınıf öğretmeninin yer aldığı PDK’ler oluşturuldu
(YSÖP, 2008b). PDK’ler, yetiştirici sınıfın açılacağı
ilköğretim okullarında hizmetlerin planlanması ve
değerlendirilmesi amacıyla kurulacaklardı ve bu
nedenle YSÖP uygulamalarındaki yerleri oldukça
önemliydi. Buna rağmen YSÖP Ara Dönem Gözden
Geçirme kapsamındaki saha araştırmalarında yapılan
görüşmelerde bazı okullarda PDK kurulmadığı veya
öğretmenlerin PDK’nin ne olduğunu bilmediği
19 Börkan ve ark., 2011.
gözlemlenmiştir. Bununla birlikte, birçok YSÖP
okulunda PDK’nin esas üyelerinden biri olan rehber
öğretmenin bulunmadığı, rehber öğretmen bulunan
okulların bazılarında da bu öğretmenlerin birden
fazla okulda çalıştığı saptanmıştır.19
Uygulamanın geliştirilebilmesi için YSÖP örgütsel
yapısı içerisinde yukarıda belirtilen birimlerin
oluşturulmasına ek olarak, daha önce Yönerge’de
görev tanımları yer almamış ama uygulama sürecinde
ihtiyaç olarak ortaya çıkan belirli pozisyonlardaki
kişilerde sürece dahil edilmişlerdir. Bu kişiler,
uygulama başlayınca ortaya çıkan izleme ve bilgi
paylaşımı gereksinimine kısa süreli de olsa katkı
sağlayan saha sorumlularıdır. Yapılanma iki yıllık
süreç içinde gereksinimler doğrultusunda bazı
değişikliklere uğramış ve saha sorumluları çıkarılarak,
onların görevleri koordinatör müfettişlere
devredilmiştir. Bundan sonraki bölümde YSÖP
uygulama, izleme ve değerlendirme kapasitesinin
geliştirilmesi sürecinde tüm bu ekiplerin nasıl
oluşturulduğu, nasıl değişikliklere uğradığı ve bu
süreçte yaşanan sorunlar yer almaktadır.
26
İlköğretimde Telafi Eğitimi Türkiye Deneyimi: Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı (YSÖP)
5. YSÖP Uygulama, İzleme ve
Değerlendirme Kapasitesi
Nasıl Geliştirildi, Neler Yaşandı,
Hangi Sorunlarla Karşılaşıldı?20
MEB İGM Proje Uygulama Birimi, UNICEF Türkiye
Temsilciliği’nin desteği ve işbirliğiyle YSÖP’ün etkili bir
şekilde uygulanması, izlenmesi ve takip edilebilmesi
için bir dizi kapasite geliştirme faaliyeti gerçekleştirdi.
Bu çerçevede, YSÖP’ün hayata geçirilmesinde
görevlendirilenler ve bu kişilerin yetiştirilmesi için
izlenmiş eğitim modeli aşağıda sunulmuştur:21
1. Merkez Eğitim Ekibi’nin (MEE) oluşturulması:
Programın oluşturulmasında danışman olarak
görev alan dört alan uzmanı, YSÖP kılavuzunu
hazırlayan ekip üyeleri ile program ve ders
kitaplarını hazırlayan öğretmenlerin yer aldığı bir
eğitim ekibi oluşturulacak.
2. YSÖP koordinatörlerinin eğitimi: Her ilin Milli
Eğitim Müdürlüğü’nce YSÖP’ten sorumlu olacak
bir koordinatör belirlenecek. Bu koordinatörler
illerde yapmaları gereken hazırlık çalışmaları
konusunda bilgilendirilerek eğitilecek.
3. İl Eğitim Ekipleri’nin (İEE) oluşturulması:
İllerden seçilen, formatör olarak adlandırılan
öğretmenlerden oluşturulacak ve bu ekipler MEE
tarafından eğitilecek. Bu ekipler eğitim aldıktan
sonra kendilerine sağlanan eğitim materyalleri ile
illerinde YSÖP uygulayacak öğretmenlere ve
il/ilçe koordinatörlerine eğitim verecek.
4. Öğretmen Eğitimleri: Her ilde YSÖP uygulayacak
öğretmenler İEE tarafından Eylül ayı seminer
döneminde, il hizmetiçi eğitim faaliyetleri
kapsamında eğitilecek.
YSÖP il koordinatörlerine, YSÖP’ün uygulanmasıyla ilgili olarak çeşitli alanlarda eğitimler verildi. YSÖP’e ilişkin
iletişimin nasıl gerçekleştirileceği bu alanlardan biriydi.
Yukarıda belirtildiği gibi planlanan eğitim modeli
kapsamında ilk faaliyet koordinatörlerin eğitimi ile
başlayacaktı. Karar verildiği gibi, daha önce HKO
kampanyasında koordinatörlük yapmış olanlar
arasından, her ilde YSÖP’ten sorumlu bir il
koordinatörü görevlendirildi. 81 ilden il koordinatörü
olarak görevlendirilen kişilere üç günlük bilgilendirme
toplantısı 7, 8 ve 9 Mayıs 2008 tarihlerinde AnkaraKızılcahamam’da yapıldı. Toplantıda, YSÖP’ün genel
yaklaşımı ve sürecinin YSÖP taslak Yönerge ve
Kılavuzu’nun ve izleme ve değerlendirme sisteminin
tanıtımı yapıldı, iletişim stratejisi ve STK’ler ile
ilişkilerin önemi vurgulandı ve illerin yapması gereken
hazırlık çalışmaları açıklandı.
20 MEB İGM, UNICEF teknik desteği ile program işleyiş döngüsü çerçevesinde burada sunulan kapasite geliştirme çalışmalarına ek olarak pek çok sayıda
bilgilendirme ve paylaşım toplantıları, eğitim faaliyetleri, izleme ve değerlendirme çalışmaları gerçekleştirmiştir. Bu kapsamda birçok saha ziyareti
gerçekleştirilmiştir. Bu faaliyetlerin tümü Ek 2‘de görülebilir.
21 İl Koordinatörleri Eğitimi Programı (7-9 Mayıs 2008), Gündem.
27
YSÖP kapsamında il eğitim ekiplerinde yer alacak formatörlerin eğitimi, 2008’in yaz aylarında gerçekleşti. Haziran ve Temmuz
aylarında düzenlenen üç eğitimde 322 katılımcıya formatör eğitimleri verildi.
İl ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinde
görevli ve YSÖP koordinatörlüğü
görevi verilmiş yöneticilerin,
formatörlerin deyişiyle, “YSÖP’ü
küçük bir ayrıntı gibi görmeleri” ve
görev yerlerinin sık sık değişmesi,
YSÖP’le ilgili iş ve işlemlerin
aksamasının en önemli sebeplerinden
biri olmuştur.
Ancak, YSÖP uygulamalarının en önemli
boyutlarından biri olan eşgüdüm işini üstlenen
koordinatörlerin bu görevlerini etkili bir şekilde
yerine getiremedikleri konusunda birtakım eleştiriler
dile getirilmiştir. Örneğin 29 Haziran-1 Temmuz 2009
tarihinde Antalya‘da yapılan YSÖP formatör
tazeleme eğitiminde formatörler, “Koordinatöre
YSÖP küçük bir ayrıntıymış gibi geliyor.” ve “Farklı
işler yapıyor olmaları ya da eğitim almamaları
nedeniyle koordinatörler YSÖP’e önem vermiyor,”22
gibi yakınmalarda bulunmuşturlar. İGM AB Projeler
ve Strateji Geliştirme Şubesi Proje Sorumlusu, YSÖP
çalışmalarının aksamasının en önemli nedenlerinden
birini sık sık il koordinatörünün değişmesine
bağlamaktadır ve durumu şu sözlerle ifade etmiştir:
“İdarenin kararı ile değişiklik oluyor. Yeni gelen il
koordinatörünün baştan başlaması gerekiyor. Bu da
zaman alıyor. Yeni kişi, bırakan kişinin bıraktığı yerden
götüremiyor. O zaman da bakıyorsunuz, orada
çalışma yapılmamış.”
MEE ve koordinatör eğitimlerinden sonra formatör
eğitimleri gerçekleştirildi. 16-20 Haziran, 23-27
Haziran ve 30 Haziran-4 Temmuz 2008 tarihleri
arasında toplam 322 katılımcıya formatör eğitimleri
verildi. Bu eğitimlerde, YSÖP’ün genel yaklaşımı ve
süreci anlatılarak YSÖP Yönerge ve Kılavuzu’nun
22 Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı Formatör Tazeleme Eğitimi (29 Haziran-1 Temmuz 2009), Gündem.
28
İlköğretimde Telafi Eğitimi Türkiye Deneyimi: Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı (YSÖP)
tanıtımı ve YSÖP Öğretmen El Kitabı’na ilişkin
bilgilendirme yapıldı. Bu eğitimler, program ve
materyal geliştirme bölümünde bahsedildiği gibi
finansal destek sağlayan ilk AB projesi süresinin
bitmesi nedeniyle, ikinci AB projesinden kaynak
bulununcaya kadar geçen üç aylık süre içinde
UNICEF özkaynakları kullanılarak gerçekleştirildi.
Ancak, araştırma ekibinin organize ettiği YSÖP Ara
Dönem Gözden Geçirme Saha Çalışması’nda yapılan
görüşmelerde formatörler ve YSK üyeleri formatörlük
görevi hakkında açık, net ve uygulamada geçerli
olabilecek bir görev tanımı olmadığı ve formatörlerin
bu göreve sağlıklı bir şekilde getirilmediği yönünde
şikayetlerini aşağıdaki şekilde dile getirmişlerdir:23
“Eğitimler sırasında sadece öğretmenlerle çalışacağımız
söylendi. Sonra il YSK üyeliği, okul denetimleri, ikna
ekipleri içinde yer almak gibi ek görevler verildi. Esas
yapmamız gerekeni (öğretmen eğitimi) en son yapar
olduk. Ankara’ya gidiş nedenimiz bile belli değildi,
‘Şöyle bir görev var’ dendi, ne olduğunu orada
öğrendik.” (Formatör, 462)
“Formatörlerin kim olduğuyla ilgili net bir bilgi yok.
Formatör kimdir? Nerede görev yapacaktır? Ne kadar
çalışacaktır? Net bir bilgi yok. Bunların hepsinin kendi
okullarında olması lazım... 5 tane formatörlük eğitimi
almış kişi varmış, ama biz onları görmedik. Niyet
olmadan formatörlük eğitimi almaya gitmişler.”
(İl YSK Koordinatör, 243)
İGM AB Projeler ve Strateji Geliştirme Şubesi Proje
Sorumlusu, eğitime gelen formatörlerin bilinçsiz
olarak bu eğitimlere katıldığını ve sonrasında büyük
bir kısmının işi gereğince yapmadığını şu sözlerle dile
getirmiştir:
“81 ilden öğrenci sayılarını da hesaba katarak öğretmen
istedik. Bu öğretmenleri yetiştireceğimizi söyledik. Fakat
genelde bu tür görevlendirmelere sık sık katılan,
‘Gideyim göreyim,’ diye yaklaşan öğretmenler de oldu.
322 formatör arasından hepsi böyle demek doğru değil,
çok güzel çalışanlar da var içlerinde. Ama birçoğu
illerine döndüğünde olayın zor kısmını gördüğü zaman
‘Ben bu işte görev almak istemiyorum,’ dedi. Örneğin
Sakarya’daki formatör ayrılmak istedi. İldeki
olumsuzluklardan dolayı olabilir ya da özel
sorunlarından da... Formatörler genelde ‘Bu bizim
23 Börkan ve ark. , 2011.
24 MEB, 2009b.
ikinci görevimiz, öbür işimizin yanında ek iş olarak
yapıyoruz,’ diyor. 322 formatör eğitildi ama...
talimatlarımıza rağmen... illerde görev verilmedi
çoğuna, birçoğu okullarında öğretmenliğe devam etti.
Bazılarının görevlendirilmesi iptal edildi.”
İGM AB Projeler ve Strateji Geliştirme Şubesi
Müdürü de aynı şekilde eğitilen formatörlerin büyük
bölümünün görevini yapmadığını, bu kişilerin görev
tanımına uygun olmayan öğretmenler arasından
görevlendirildiğini belirtmiştir. İGM AB Projeler ve
Strateji Geliştirme Şubesi Proje Sorumlusu
formatörlerin önemli bir kısmının üstlenmediği bu
görevin HKO kampanyasına katılmış kişiler
tarafından kısmen yerine getirildiğini şu sözlerle dile
getirmiştir:
“Biz 322 formatörü yetiştirdik, ama Haydi Kızlar
Okula’dan gelen kişiler hala devam ediyorlar. Onlar bu
eğitimi almadıkları halde bilfiil YSÖP’te çalışıyorlar.
İlde farklı bir görevlendirmede olup bu işi yapanlar var.
Haydi Kızlar Okula’da gönüllülük esası vardı. O kişiler
YSÖP’te de hala devam ediyorlar.”
Proje Sorumlusu, bununla beraber bazı formatörlerin
de kendilerine verilen görevlerden daha fazlasını
yerine getirdiğini ifade etmiştir:
“Biz formatöre il çalışmalarında görevlendirilsin yetkisi
vermedik. ‘Siz sadece öğretmenlerin eğitimlerinden
sorumlusunuz,’ dedik. Bu konuda o kadar öngörüye
sahip formatörler çıktı ki, mesela İzmir’de, Mersin’de,
Diyarbakır ve Şanlıurfa’da koordinatörlerin yapması
gereken işleri sahiplendiler.”
YSÖP, koordinatör ve formatör eğitimlerini takiben,
Eylül 2008’de yurt çapında uygulanmaya başladı. Bu
süreçte kapasite geliştirme kapsamında
desteklenmesi gereken öncelikli illerde YSÖP
uygulamalarının izleme ve değerlendirme
çalışmalarına yardımcı olmak amacıyla saha
asistanlarının görevlendirilmesine karar verildi. Ocak
ve Şubat 2008 tarihlerinde iş tanımları yapılarak sekiz
kişi saha asistanı olarak belirlendi.24 Saha asistanları 4
Mart - 17 Temmuz 2009 ve 15 Ağustos - 25 Kasım
2009 tarihleri arasındaki dönem için
görevlendirilmişlerdir. Saha asistanlarının
görevlendirilmesine ilişkin gerekçe şu şekilde
açıklanmaktadır:
29
YSÖP, Eylül 2008’de yurtçapında uygulanmaya başladı. Kahramanmaraş Baydemirli İlköğretim Okulu YSÖP sınıfında öğrenciler,
öğretmenlerini bekliyor.
“Programın uygulamaya girmesinden bu yana Merkezi
Proje Uygulama Ekibi program uygulamalarını, gerek
en sıkıntılı illere yapılan izleme gezileri, gerek YSK’lerin
sundukları raporlardan gerekse uygulayıcılar arasında
iletişimi ve bilgi paylaşımını sağlamak amacıyla
oluşturulan e-grup vasıtasıyla izlemektedir. Ancak
deneyimlerin de gösterdiği gibi bu kadar büyük
ölçekteki müdahaleler ivedi önlemler alınmasına
imkan veren yakın bir takibi gerektirmektedir. İGM bu
nedenle veri toplama sistemini güçlendirme çabasına
girmiş ve bu amaçla saha asistanlarını halihazırdaki
İzleme ve Değerlendirme Sistemi’ne entegre etmeye
karar vermiştir.”25
Görevlerine başlamadan önce saha asistanlarına, MEE
ve UNICEF tarafından, 4-8 Mart 2009 tarihleri
arasında Ankara’da bir oryantasyon eğitimi verildi. Bu
eğitimde MEB teşkilat yapısı, UNICEF programı,
İlköğretimde Kalite ve İlköğretime Erişim Programı,
İlköğretime Erişim ve Devamın İzlenmesi Programı,
YSÖP süreç ve yaklaşımı ve YSÖP Yönergesi
tanıtılarak deneyimler aktarılmış ve saha asistanı iş
tanımı ve iş akışı paylaşılmıştır.
Sahadaki süreci değerlendiren ve
gerektiğinde sahadaki uygulayıcılara
rehberlik eden yetkililerin örgütsel
şema içinde bulunmamasının önemli
bir eksiklik olduğu görüldü. Bu sorun
önce UNICEF tarafından
görevlendirilen saha asistanlarıyla
aşılmaya çalışıldı; ancak istenen
sonuçlar alınamayınca koordinatör
müfettişlerin görevlendirilmesi yoluna
gidildi.
25 UNICEF Türkiye: Saha Asistanı İş Tanımı ve Ek Bütçe Başvuru Formu, 13 Mart 2009.
30
İlköğretimde Telafi Eğitimi Türkiye Deneyimi: Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı (YSÖP)
2009’un yaz aylarında Düzce-Akçakoca ve Antalya’da YSÖP formatör tazeleme eğitimleri düzenlendi.
Yaklaşık altı aylık bir süreyle görevlendirilen saha
asistanları Merkez Proje Ekibi denetiminde en
sorunlu olarak belirlenen 23 ilde26 çalışmaya başladı.
Saha asistanlarının başlıca görevi bu illerde YSK’ler ve
koordinatörler ile birlikte çalışarak kapasite geliştirme
alanlarında destek sağlamaktır. Bunun için şu yolların
izlemesi öngörülmüştür:27
“1. Yetiştirici sınıf uygulamalarının izlenmesi ve
değerlendirilmesinde yerel düzeyde yardımcı olmak
ve merkezi düzeyde hazırlanan raporlamaya girdi
sağlamak,
2. Yetiştirici sınıf uygulamalarında toplumsal
seferberlik ve ağ oluşturma faaliyetlerine yardımcı
olmak,
3. YSK’ye YSÖP Uygulama Kılavuzu’nda belirtilmiş
görevlerini yerine getirmesinde öneri ve
danışmanlık sağlayarak desteklemek,
4. Düzenli saha gezilerine çıkmak ve saha eşgüdümü
sağlamak.”
Ancak yukarıdaki önemli görevleri yerine getirmek
için geçici olarak görevlendirilen saha sorumlularının
sürece dahil olması istenen düzeyde
gerçekleştirilememiş ve çeşitli zorluklar yaşanmıştır.
29 Haziran -1 Temmuz 2009 tarihinde Antalya‘da
yapılan YSÖP formatör tazeleme eğitiminde, YSÖP
saha sorumluları görevlendirilmesi konusunda
yapılan bilgilendirme oturumunun soru-cevap
kısmında formatörler saha sorumlularına ilişkin farklı
tutumlar sergiledi. Bir grup formatör saha
sorumlularının YSÖP uygulamalarının etkililiğine
katkıları olduğunu, illere hareket getirdiğini, uyumlu
çalıştıklarını söylerken, diğer bir grup formatör de
müfettişler dururken kısa dönemli proje fonlu bir
hizmet alımı ile görevlendirilen saha sorumlularından
yararlanmanın verimliliğini sorguladı. İldeki
bürokrasiye ve yapıya sürekli eklenmeler olduğu ve
yetki karmaşası yaratıldığı dile getirildi.28 28-30
Temmuz 2009 tarihinde Düzce-Akçakoca’da
düzenlenen YSÖP Formatör Tazeleme Eğitimi’ne
ilişkin bilgi notlarında da formatörlerin genelde saha
26 Adana, Ağrı, Ankara, Batman, Bingöl, Bitlis, Bursa, Diyarbakır, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hakkari, İstanbul, İzmir, İzmit, Kahramanmaraş, Konya,
Mardin, Mersin, Muş, Şanlıurfa, Van, Yozgat.
27 UNICEF Türkiye: Saha Asistanı İş Tanımı ve Ek Bütçe Başvuru Formu, 13 Mart 2009.
28 Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı Formatör Tazeleme Eğitimi (29 Haziran - 1 Temmuz 2009), Gündem.
31
sorumluları hakkında olumlu bakış açısına sahip
olduğundan ve yeni dönemdeki planlarında bu
kişilerle işbirliği içinde hareket etmenin
bulunduğundan sıkça söz edildiği belirtildi. Ancak
bilgi notunda “UNICEF denetçisi gibi birkaç ifade
oldu ve onları hemen düzelttik” ifadesi de yer
almıştır.29
okulları teftişte, okula kaydolmama ve devamsızlık
durumlarında eğitim müfettişlerinin bu konuya çok
değinmediklerini gördük. Müfettişlerin ‘Sizin bölgenizde
bu kadar okula kaydolmamış çocuk var, bu çocuklar
için ne yaptınız?’ demesini talep etmeye başladık.
Talebimizi UNICEF’le Genel Müdürümüz ve Müdür
Yardımcımıza ilettik.”
İGM AB Projeler ve Strateji Geliştirme Şubesi Proje
Sorumlusu da saha asistanlarının 2008’in sonundan
Kasım 2009’a kadar 23 ilde görev aldığını, ancak
herhangi bir yetkileri olmaması yüzünden istenen
verimin alınmadığını ve görevlerinin sonlandırıldığını
belirtmiştir.
Sonuçta ilköğretim müfettişlerinin sürece dahil
edilmesi karara bağlandı ve 8 Ocak 2010 tarihli ve
“İlköğretime Erişim ve Devamın İzlenmesi” konulu
MEB İGM resmi yazısı ile illerden YSÖP
uygulamalarını izleyecek ve koordine edecek
ilköğretim müfettişlerinin isim ve iletişim bilgileri
istendi. Bu resmi yazıda, ilköğretim müfettişlerine
olan ihtiyaç aşağıdaki şekilde açıklanmıştır:30
UNICEF Eğitim Sorumlusu saha asistanlarının dış
kaynaklı olarak hızlı bir şekilde ilk dönem
uygulamaları için geri bildirim almak amacıyla
görevlendirildiklerini vurgulayarak şu açıklamayı
yapmıştır: “Geçici bir mekanizmaydı. Görev karmaşası
yarattı. Bakanlık çalışanları olarak görevlendirildikleri
vurgulansa da, çalışanların uyumuna bağlı olarak, bir
kısmı sahada kabul gördü, bir kısmı görmedi.”
Dolayısıyla, daha önce verilen örgütsel şema içinde
yer alan saha sorumluları çıkartılarak yerine Şubat ve
Mart 2010 tarihlerinde eğitim alan koordinatör
müfettişler eklendi. İGM AB Projeler ve Strateji
Geliştirme Şubesi Müdürü müfettişlerin sürece
sonradan ve çok geç dahil edilmesini “kritik bir hata”
olarak tanımlamıştır. Şube Müdürü bu görüşünü
aşağıdaki şekilde ifade etmiştir:
“Sahadaki tüm süreci değerlendiren eğitim müfettişleri
örgütsel yapıya sonradan ve çok geç dahil edildi. Bu
ancak bizim şube müdürlüğüne başlamamız ile
gerçekleşti. Bildiğim kadarı ile bizden önceki şube
müdürü arkadaşımız da bunu dile getirmişti, ama
karar alıcı mekanizma şimdilik buna gerek olmadığını
söylemişti.”
İGM AB Projeler ve Strateji Geliştirme Şubesi Proje
Sorumlusu da müfettişlerin yapıya geç dahil
edilmelerini bir eksiklik olarak gördüğünü şöyle
açıklamıştır:
“Yönergenin eksik kalan noktalarından biriydi. Bu
zaman içerisinde değerlendirme toplantılarında
“İlköğretime erişim ve devama yönelik çalışmalarda
gün geçtikçe olumlu sonuçlara ulaşılsa da % 100
okullaşma oranına ulaşılamamış, dolayısıyla birtakım
stratejiler geliştirilmeye başlanmıştır. Merkezi olduğu
kadar yerel politikalar da sorunun çözümünde
kullanılmaktadır. Bu amaçla bakanlığımız mevcut veri
tabanlarını kullanarak okula kaydolmamış çocukların
ve okula kayıtlı olduğu halde devamsız öğrencilerin,
devamsızlık ve okula kaydolmama nedenlerini dikkate
alarak merkezi ve yerel düzeyde stratejilerin
geliştirilmesine çalışmaktadır. Geliştirilen stratejilerden
biri de ilköğretim müfettişlerinin görev yaptığı illerde
ilköğretime erişim ve devamın sağlanmasındaki rol ve
sorumluluklarını artırmasıdır.”
Aynı resmi yazının ekinde iş tanımları yapılarak
koordinatör ilköğretim müfettişlerine illerdeki diğer
ilköğretim müfettişlerinin eşgüdümünü sağlama ve
YSÖP çalışmaları ile ilgili olarak merkeze düzenli
rapor sunma görevi verilmiştir.
Bu resmi yazıyı takiben 1-3 Şubat 2010 tarihlerinde
25 ilin YSÖP koordinatör müfettişine Adıyaman’da,
3-5 Mart 2010 tarihlerinde de 56 ilin YSÖP
koordinatör müfettişine Antalya’da eğitim verildikten
sonra toplam 81 il koordinatör müfettişi sürece dahil
edildi. Bu eğitimde ilköğretime erişim ve devam
konusunda müfettişlerin görevleri ile ilgili
değerlendirme yapıldı, YSÖP süreç ve yaklaşımı,
YSÖP Yönergesi ve e-YSÖP tanıtılarak deneyimler
29 Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı Formatör Tazeleme Eğitimi (28-30 Temmuz 2009), Gündem.
30 “İlköğretime Erişim ve Devamın İzlenmesi” konulu İlköğretim Genel Müdürlük Resmi Yazısı, 8 Ocak 2010.
32
İlköğretimde Telafi Eğitimi Türkiye Deneyimi: Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı (YSÖP)
aktarıldı ve saha çalışmaları ve okullarda yapılan
uygulamalar paylaşıldı; iş tanımı, iş akışı ve raporlama
süreci gözden geçirildi. İGM AB Projeler ve Strateji
Geliştirme Şubesi Proje Sorumlusu müfettişlerin
sürece katılımının önemli katkıları olduğunu
belirterek sözlerine şu şekilde devam etmiştir:
“Koordinatör müfettişlerin bu sürece girmesi birçok
avantaj yarattı. Bu müfettişler okullara gittiğinde okula
kaydolmamış ve devamsızlık yapan öğrencileri
sormaya başladılar. Okul müdürleri bu işin farkına
vardı, kendi bölgelerinde kaydolmamış öğrenci varsa
ve YSÖP kapsamında ise almaya çalıştılar. YSÖP
kapsamında değilse de İlköğretim Okulları Yönetmeliği
21. maddesine göre, bu çocukları ilköğretim sistemine
dahil etmeye çalıştılar.”
Müfettişlerin YSÖP’ün örgütsel yapısına dahil
edilmeleri programın uygulanmasına katkı
sağlamakla birlikte, YSÖP’ün uygulama sürecinde
birtakım sorunlar devam etmekte ve bu sorunlar
şikayetlere neden olmaktaydı. Bu problemlerin
önemli bir kısmı YSÖP Yönerge ve Uygulama
Kılavuzu’nun iyi anlaşılmamasından ve e-YSÖP’teki
tasarım sorunlarından kaynaklanıyordu. Sahada
yaşanan sorunlar ve uygulayıcıların şikayetleri
doğrultusunda, MEB İGM ve UNICEF birlikte 5-9
Nisan 2010 tarihleri arasında Ankara’da “YSÖP
Uygulama Sorunlarının Gözden Geçirilmesi ve
Uygulama Kılavuzu’nun Revizyonu Toplantısı”
düzenlediler. Bu toplantıya, MEB İGM Proje Yönetim
Ekibi ve UNICEF yetkilileri yanında çeşitli illerden
gelen YSÖP uygulayıcıları (il, ilçe YSK üyeleri,
koordinatör müfettişler, müfettiş, formatör) ve YSÖP
ara dönem gözden geçirme çalışması yapacak
araştırma ekibinden akademisyenler olmak üzere
toplam 15 kişi katıldı. Toplantıda, YSÖP Yönergesi ve
Uygulama Kılavuzu gözden geçirildi ve kılavuzla ilgili
başlıca sorun alanları belirlenerek gerekli değişiklikler
ve düzenlemeler yapıldı. Özellikle Uygulama
Kılavuzu’nun izleme ve değerlendirme bölümünde
koordinatör müfettişlere yüklenen yeni görev
tanımları yapıldı, mevcut izleme ve değerlendirme
formları revize edildi. Ayrıca, Kılavuz’a e-YSÖP
ekranının kullanımı ile ilgili bilgiler de eklendi.
Katılımcılar kendileriyle program arasında “nikah” kıyarak adanmışlıklarını sergilediler.
5-9 Nisan 2010 tarihleri arasında Ankara’da düzenlenen
“YSÖP Uygulama Sorunlarının Gözden Geçirilmesi ve
Uygulama Kılavuzu’nun Revizyonu Toplantısı”nda renkli
bir merasim de düzenlendi. YSÖP’ün uygulanması
alanında farklı sorumluluklara sahip katılımcılar
kendileriyle program arasında bir “nikah” kıyarak
adanmışlıklarını sergilediler.
33
6. YSÖP Çerçevesinde
Hangi Kurum, Kuruluş ve
STK’lerle İşbirlikleri Yapıldı?31
YSÖP gibi son derece kapsamlı ve çok boyutlu bir
projenin sadece MEB İGM ve taşra birimleri ile
UNICEF işbirliğinde etkili bir şekilde uygulanması
mümkün değildi. Eğitime erişim ve devam
kapsamında eğitim haklarından mahrum kalmış
çocukların örgün eğitim sistemine kazandırılması ve
eğitimlerine devam etmelerinin sağlanması pek çok
kurum, kuruluş ve STK’nin sürece dahil edilmesini ve
desteklerinin alınmasını gerektiriyordu. İGM Genel
Müdürü’nün belirttiği gibi “Eğitim sorunu sadece
Milli Eğitim Bakanlığı’nın sorunu değildir” ve bu
bağlamda, süreç içinde birçok kurum, kuruluş ve STK
ile işbirliği oluşturmak amacıyla temasa geçildi.
Temas kurulan kurum ve kuruluşların başında
öncelikli olarak illerde mülki idarenin başı olan valiler
geliyordu. İGM AB Projeler ve Strateji Geliştirme
Şubesi Proje Sorumlusu-2’nin aktardığı gibi “... mülki
ve idari amirlerin bakış açıları ve projeyi
sahiplenmeleri işi kolaylaştırıyordu. Onlar
sahiplendiğinde alttaki kişilerde çalışmalarını
hızlandırıyordu.” İGM Genel Müdürü de benzer
görüşlere sahiptir:
“Valiyle temas kurunca ve onu ikna edince, valinin
altındaki sağlık teşkilatı, adli mekanizma, nüfus
müdürlükleri gibi birimler de harekete geçiyordu. Onlar
bizim adımıza mülki idarenin başında olan kişiler.
Valinin inanmışlığı, il müdürlerini harekete geçiriyor. “
Böylesine önemli etkileri olan valilerin sorumluklarını
daha etkin bir şekilde yerine getirmeleri için bir
değerlendirme mekanizması geliştirildi ve İGM Genel
Müdürü’nün aşağıda ilettiği gibi valilere “il durum
raporları” verildi:
“Merkez teşkilatı olarak bu konuda iyi iş çıkaran iller ile
daha olumsuz durumda olan illerin
değerlendirilmesine yönelik bir çalışmamız oldu. Her il
için bir ilköğretime erişim ve devam raporu çıkarıldı.
Bu durum ‘valilere karne’ olarak basına yansıdı. Bu
raporlarda tabii ki her ilin performansını
değerlendirdik. Bu il durum raporları valilere verildi.
Psikolojik bir etkisi oldu ve illerin yaptıkları çalışmalar
kıymetlendirildi. Sayısal verilerin ciddiye alındığını
hissettirdik.”
İGM Genel Müdür Yardımcısı işbirliğinin temelinde
ortak inancın önemli rol oynadığını vurgulayarak,
yaratılan bu inancın sürece katkılarını aşağıdaki
sözlerle açıklamaktadır:
“Arkadaşlarımız ön hazırlık yaptığında şunun farkına
vardık: Bir inanç eksikliği vardı... Kaymakam ve valilere
ulaşmaya çalıştık. Onların çok önemli katkıları
olacağını biliyorduk. Mülki amirler kendilerine bağlı
tüm birimleri harekete geçirebilir. Bu nedenle
çalışmalar olumlu sonuçlar vermeye başladı. Sivil
toplum kuruluşları ile iletişim kuruldu, sendikaların
desteği alındı. Bunlar bence Bakanlık adına önemli
adımlardı. Sendikaları da sürece kattık. Yönerge ve
program sürecinde destek verdiler.”
İlköğretime erişim ve devamı engelleyen etmenlerin
sadece MEB İGM tarafından geliştirilen strateji ve
iyileştirmelerle ortadan kaldırılması mümkün değildi.
Bu nedenle zorunlu eğitim çağında olan çocukların
tamamının okullulaşmasını sağlamak için ilgili kamu
kuruluşları ve STK’lerle kurumsal bir işbirliği
gerekliydi. Bu kapsamda ‘İlköğretime Erişim ve
Devamın İzlenmesi Çalışmalarında Kurumlar Arası
İşbirliği Protokolü’ taslağı hazırlandı.
31 YSÖP çerçevesinde kurum, kuruluş ve STK’lerle yapılan işbirliklerine ilişkin detaylı çalışmalar Ek 2’de verilmiştir.
34
İlköğretimde Telafi Eğitimi Türkiye Deneyimi: Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı (YSÖP)
Şubat 2009’da Antalya’da okula kaydolmamış çocuk sayısının en fazla olduğu 25 ilçenin kaymakamının ve milli eğitim müdürünün
katıldığı bir bilgilendirme toplantısı yapıldı.
“İlköğretime Erişim ve Devamın İzlenmesi Çalışmalarında Kurumlar Arası İşbirliği Protokolü”
kapsamındaki kurumlar:
Jandarma Genel Komutanlığı, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri
Genel Müdürlüğü, İller İdaresi Genel Müdürlüğü,
Emniyet Genel Müdürlüğü, Mahalli İdareler Genel
Müdürlüğü, Çalışma Genel Müdürlüğü, Sosyal
Hizmetler Çocuk Esirgeme Genel Müdürlüğü, Sosyal
Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü, Kadının
İGM Okul Gelişim ve Rehberlik Şubesi Müdürü
(2008’de İGM AB Projeler ve Strateji Geliştirme
Şubesi Müdürü olarak görevli) de protokol
kapsamındaki işbirlikleri ve bunların katkılarını
aşağıdaki örnekle açıklamıştır:
“Çocukların takibini yapamıyorduk. Örneğin mevsimlik
işçilerin çocukları devamlı yer değiştiriyorlardı.
Jandarmadan hangi tarihlerde nerede olduklarını
tespit etme konusunda yardım aldık. Bunları illere
bildirdik; iller de buna göre öğretmen desteği sağladı.”
YSÖP uygulama sürecinde diğer kurum ve
kuruluşların yanında STK’lerin de katkıları sağlandı.
İGM AB Projeler ve Strateji Geliştirme Şubesi Proje
Statüsü Genel Müdürlüğü, Konsolosluk İşleri Genel
Müdürlüğü, Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu Genel
Müdürlüğü, Özürlüler İdaresi Başkanlığı, Ceza ve Tevkif
Evleri Genel Müdürlüğü, Diyanet İşleri Başkanlığı, Temel
Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü, İş Teftiş Kurulu
Başkanlığı.
Sorumlusu da STK’lerle aşağıdaki çalışmaları
yaptıklarını aktarmıştır:
“Paydaşlar diye saydıklarımızın arasında Büyükşehir
Belediyesi’nden yerel derneklere kadar birçok kurum ve
kişi yer alıyor. Bulunduğu bölgeye göre değişmekle
birlikte, Roman çocukların yaşadıkları yerlerde, Roman
dernekleri ile iletişime geçiliyor, toplantı yapılıyor.
Belediyeye nasıl bir yardım yapabileceklerini soruyoruz.
Bu doğrultuda paydaş toplantıları yapıyoruz. Bu
toplantıları tüm Türkiye’de bizim bu sorunları
yaşadığımız iller ağırlıklı olmak üzere belediye ve yerel
dernekler ile yapıyoruz. YSÖP ile okula
kaydolmamanın ve devamsızlığın durumu
konuşulurken onların da katkılarını almaya çalışıyoruz.”
35
Farklı STK’lerin farklı şekillerdeki katkıları YSÖP’ün hedeflerini gerçekleştirmesine yardımcı oldu.
YSÖP’e ilişkin hazırlıklar sırasında
10-14 yaş grubu çocukların eğitime
erişimini sağlamada yerel düzeyde bir
“inanç eksikliği”nin olduğu saptandı.
Bu durumu aşabilmek için, kendilerine
bağlı tüm birimleri harekete geçirme
potansiyeline sahip mülki amirlerin
sürece katılmasına çalışıldı.
YSÖP Ara Dönem Gözden Geçirme çalışmalarındaki
saha görüşmeleri esnasında bir ilçede mülki amirlikçe
yürütülen örnek bir uygulamaya rastlanmıştır. Bu
uygulamada okula kazandırma çalışmalarına destek
olmak amacıyla kaymakamlık bünyesinde üst ve alt
komisyonlar oluşturulmuştur. Üst komisyon ilçede
bulunan tüm mülki idare kurum ve kuruluşların (İlçe
Milli Eğitim Müdürü, İlçe Müftüsü, Sosyal
Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Müdürü, Belediye
Başkanlığı, Nüfus Müdürü, Sağlık Grup Başkanı)
yöneticilerinden oluşmaktadır. Ayrıca okula
kaydolmamış çocukların okula gelmeme nedenlerine
bağlı olarak da alt komisyonlar oluşturulmuştur. Bu
nedenlere bağlı olarak oluşturulan alt komisyonlar
her ayın ilk haftasında toplanarak eylem planlarını
değerlendirmektedir.32
STK’lerle ve kamu kuruluşlarıyla YSÖP çerçevesinde
gerçekleştirilen işbirliklerinin daha planlı bir şekilde
ve eşgüdüm içinde yürütülmesi ve YSÖP’e yönelik
talebi artırabilecek tüm kurum ve birimlerle nasıl bir
işbirliği yapılabileceğinin çerçevesinin çizilmesi için
Şubat 2010’da Ankara’da “Paydaşlar Çalıştayı” başlıklı
bir toplantı yapılmıştır. Kamu kuruluşları, STK’ler ve
yerel yönetimlerden toplam 70 kişinin katıldığı
toplantıda kamu kuruluşlarına ve STK’lere YSÖP’le
ilgili ayrıntılı bilgi verilmiş ve tüm kurumların
görevleri ve hedefleri çerçevesinde YSÖP’e
sunabilecekleri katkılar bir araya getirilmiştir. Ancak
YSÖP’e yönelik talebin artmasını sağlayacak bir eylem
planını çağrıştıran bu çalışma, takibi gerektiği ölçüde
yapılamadığı için amacına tam anlamıyla
ulaşamamıştır.33
32 Börkan ve ark., 2011.
33 Paydaşlar Toplantısı (12 Şubat 2010, Ankara), Gündem, Katılımcı Listesi ve STK Raporu.
36
İlköğretimde Telafi Eğitimi Türkiye Deneyimi: Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı (YSÖP)
Şubat 2009’da Antalya’da okula kaydolmamış çocuk sayısının en fazla olduğu 25 ilçe kaymakamı ve milli eğitim müdürünün katıldığı
bir bilgilendirme toplantısı yapıldı.
Diğer yandan birçok STK, YSÖP çalışmalarına çeşitli
şekillerde desteğini sürdürmüştür. Türkiye Eğitim
Gönüllüleri Vakfı, Anne Çocuk Eğitim Vakfı, Sulukule
Platformu, 21. Yüzyıl Eğitim ve Kültür Vakfı, Eskişehir
Eğitim-Öğretim Derneği, Anadolu Üniversitesi, Gül
Dünya Kadın Derneği (Bitlis), Çağdaş Yaşamı
Destekleme Derneği Ankara Şubesi, Bahçelievler
Toplum Gönüllüsü Öğretmenler Birliği-Ankara,
Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim
Gönüllüsü Öğrenciler, Bozok Üniversitesi, Atatürk
Üniversitesi, Selçuk Üniversitesi, KAMER Vakfı (Muş,
Bitlis, Bingöl), Sivil Toplumu Güçlendirme Derneği
süreç içerisinde çeşitli işbirlikler için irtibat kurulan
kurum, kuruluş ve STK’ler arasındadır. Gerçekleşen
işbirliği alanları arasında, YSÖP okullarında sosyal ve
sanatsal etkinlik sağlanması, YSÖP hakkında
34 MEB, 2009a.
toplumsal duyarlılığın artırılması, YSÖP
kapsamındaki çocukların bulunması ve ailelerin
iknası, okullara devamlarının takip edilmesi,
programdaki çocuklara akademik destek sağlanması
ve maddi destek verilmesi olarak özetlenebilir.34
YSÖP çalışmaları sırasında sivil
toplum kuruluşları ve sendikaların da
desteğinin alınması ve sürece
katılmaları, Bakanlık’ın sivil toplumla
etkili işbirliği deneyimi edinmesi
bakımından da olumlu bir gelişme
olarak değerlendirilmektedir.
37
7. YSÖP ile Neler Gerçekleştirildi,
Neler Gerçekleştirilemedi?
Mendilci çocuklar okullarına kavuştu
Sabah Gazetesi
23 Şubat 2009
MEB tarafından başlatılan yeni projeyle, parçalanmış
aile, göç, yoksulluk gibi nedenlerle okuldan mahrum
kalmış çocuklar telafi eğitimine alınıyor.
Ali, Hicran, Mahzun, Deniz... Onlar ilgisizlik,
parçalanmış aile, göç, yoksulluk gibi nedenlerle okulu
bırakmış veya hiç gidememiş çocuklar. Yaşıtları okula
gidip sokakta oyun oynarken onlar aile ekonomisine
katkıda bulunmak için ya kağıt mendil satıyor ya da
kardeşleriyle çöp topluyordu.Geleceğe dair beklentileri
çok fazla olmayan bu çocukların şimdi farklı bir hayat
kurma hayali için yeni bir şansları var.
KAPI KAPI İKNA TURLARI
Milli Eğitim Bakanlığı’nca başlatılan Yetiştirici Sınıf
Eğitim Programları ile çeşitli nedenlerle okulu bırakmış
zorunlu eğitim çağındaki çocuklar telafi eğitimine
alınıyor. Kapı kapı dolaşılarak tek tek ikna edilen
ailelerin ardından çocuklar eğitim durumlarına göre
hazırlanmış özel sınıflarda 20-36 hafta ders görecek.
Ekim ayında ilk adımları atılan proje bütün Türkiye’de
uygulanmaya başlandı. Ankara Altındağ’daki üç sınıfta
bu kapsamda 10-14 yaş arasında okulu bırakmış veya
YSÖP ile hem yararlanıcı
durumundaki çocuklar için anlamlı
farklar yaratıldı hem de ilköğretime
erişim ve devam konusunda merkezi
ve yerel düzeyde bir bütün olarak
kamu kesiminin bilinci ve kapasitesi
geliştirildi.
hiç gitmemiş 34 öğrenci eğitim görüyor. İlkokul 1’den
terk 14 yaşındaki Turgay, Kızılay’da mendil satıp
kardeşleriyle çöp toplarken 10 gündür okullu. Dokuz
kardeşli Turgay öğretmen olmak istiyor. Babası
cezaevine girdikten sonra annesinin terk ettiği Mahsun
Güloğlu (13) ise okula geç başladı. Anneannesinin sakat
maaşı ile geçinmeye çalışan Mahsun’un hayalinde
öğretmenlik var. Telafi eğitimine katılan Deniz (14) ve
Hicran (12) ise yoksulluk nedeniyle okula hiç
gidemeyen iki kız kardeş. Babalarının balon satışından
getirdiği günlük 8 lirayla geçinmeye çalışan Deniz ve
Hicran doktor ve öğretmen olmak istiyor.
Zorunlu ilköğretim çağında olmasına rağmen çeşitli
nedenlerle eğitim haklarından mahrum kalmış ve
örgün eğitim sistemi içine kazandırılmamış
çocukların okullulaşmasına ve ilköğretimde
toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ortadan
kaldırılmasına katkı sağlamak amacıyla 2008-2009
eğitim-öğretim yılında başlatılan YSÖP iki eğitimöğretim yılını aşkın bir süredir uygulanmaktadır. Bu
raporda anlatılanların ortaya koyduğu gibi MEB İGM,
38
İlköğretimde Telafi Eğitimi Türkiye Deneyimi: Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı (YSÖP)
Çanakkale Biga Osmangazi İlköğretim Okulu’ndaki YSÖP sınıfından bir kare. YSÖP uygulaması ülke çapındaki birçok çocuk için
eğitim hayatına dönmenin bir yolu oldu.
son derece kapsamlı ve çok boyutlu bu programın
amacına ulaşması için, UNICEF’in de desteğiyle,
büyük gayret ve emek göstermiştir. Uygulamanın
başladığı Eylül 2008’den bugüne bu incelemede
sunulan tüm bu çalışma ve çabalar sonucunda
nelerin gerçekleştirildiği, nelerin gerçekleştirilmediği,
hangi hedeflere ne kadar ulaşıldığı, görüşme yapılan
yetkililer tarafından aşağıdaki şekilde anlatılmıştır:
“Birinci amaç çocukları eğitime katmak, ikincisi
okullaşma oranını artırmak, üçüncüsü okul
süreçlerinde herkesin demokratik vatandaşlık bilincini
görmelerini sağlamaktı. Diğer bir amaç ise özellikle
eğitim çalışanlarının eğitime devamı sağlama ve takip
yeteneklerini arttırmak. YSÖP, bu anlamda etkili oldu.
Saha sadece okula gelenle yetinmiyor, gelmeyenin de
peşine düşecek bir hale geliyor. Bizim düşüncemiz,
hedeflenen sayılara henüz ulaşamadığımız yönünde.
Ben eğitime kattığımız çocukların da akranları ile aynı
seviyeye geldiklerini düşünmüyorum. Bunu da
Bakanlık olarak belki de bizim hatamız olduğunu
düşünüyorum. Çünkü biz doğru öğretmenleri, doğru
biçimde görevlendiremedik.” (İGM AB Projeler ve
Strateji Geliştirme Şubesi Müdürü)
“... Bizim hedefimiz 140.000 çocuktu. Birçok çocuğa
ulaşılamadı. Bu çocukların okullarda ne kadar hizmet
aldığını ve bu hizmetin ne kadar nitelikli olduğunu
ölçmede sorunlarımız var. Çocukların YSÖP’e ne kadar
uyum sağladığı ve YSÖP’ten sonraki okula ne kadar
uyum sağladığı çok önemli. Çocuklar becerileri
kazanamadan mı mezun olacak? Manisa’daki bir
öğretmen emekli olduktan sonra tekrar görev almış.
Öğretmen, ‘şimdiye kadar öğretmenlik yapmamışım,
şimdi öğretmenlik yapıyorum,’ dedi.” (İGM AB Projeler
ve Strateji Geliştirme Şubesi Proje Sorumlusu)
“Benim yararlanacaklar için öngördüğüm sayı 70.000
idi. Sonuç çok daha az oldu, sanırım 20.000 civarında.
Hedef kitlenin büyük kısmına ulaşılamadı. Zamana
bağlı olarak hedef kitle programdan yararlanamaz
hale gelecek yaş gereği çünkü doğum tarihi sınırlaması
var. İlk yıllar hızlı bir şekilde bu kitleyi sisteme
alabilmek benim için önemliydi. Ne kadar çok çocuk
39
olursa o kadar iyiydi ama bunu elde edemedik.” (İGM
Genel Müdürü)
“Her çocuğun eğitim hakkından yararlanması için tüm
kurumlar üzerlerine düşen görevler olduğunu fark etti.
Eğitim sadece MEB’in görevi olarak algılanıyordu.
Fakat süreç içerisinde görüldü ki erişememe nedenleri
fazla ise [bu] sadece MEB’in yapabileceği bir şey değil
ve bakanlıklar düzeyinde bir işbirliği gerekli. Adalet
Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Çalışma Bakanlığı projenin
bir yerinden tuttu. Bu çapta ilk defa böyle bir işbirliği
gerçekleşti... Bu işbirliğinin [projenin] anlaşılmasına
ciddi katkısı oldu. Çünkü kız ve erkeklerin eğitime
erişimleri arasındaki makas ciddiydi ve şu an % 1’in
altına düştü. AB konusundaki görevlerimizi yerine
getirmede önemli bir katkısı oldu... Bu program bir
proje mantığı içerisinde yürütülmüş olsa da aslında
ikincil kazanımlar daha ön planda gibi geliyor bana.
Yerel düzeydeki kurumsal kapasitenin artırılması, hem
merkezi hem de yerel düzeyde geniş bir işbirliği ağının
kurulması, eğitime % 100 erişimin önündeki engeller
konusunda yerel ve bölgesel çözüm önerisi ihtiyacının
yerel düzeydeki yöneticiler tarafından fark edilmesi,
YSÖP’ün önemli getirileri oldu. Çocukların
hayatlarındaki değişiklik, olmaları gereken yerde yani
okulda olmaları da bizim için en büyük mutluluk oldu.
Süreç içerisinde aileler de çocuklarındaki değişiklikleri
fark etmeye başladı ve özellikle erken yaşta evlenmek
zorunda kalan kız çocuklarının koca yanına değil de
okula gönderilmesi yönünde az da olsa bir tutum
değişikliği oldu. Ancak daha çalışmamız gereken çok
şey var.” (İGM Okul Gelişim ve Rehberlik Şubesi
Müdürü, 2008’de İGM AB Projeler ve Strateji
Geliştirme Şubesi Müdürü olarak görevli)
“YSÖP’ün ilköğretime erişim önündeki engelleri ortadan
kaldırmak amacıyla oluşturulan politikalar bütününde
azami etkiyi gösterebilmesi için, YSÖP uygulaması
sırasında 6-9 yaş grubunda[kilere] hiç erişim sorunu
olmaması gerekiyordu. Bunun % 100 başarıldığını
söyleyemem. 6-9 yaş grubunda erişim sorunu
yaşandığı için, Ağustos 2010’da YSÖP’ün hedef grubu
gerçekleştirilen yönerge değişikliğiyle genişletildi.
Gerçekleştiremediklerimiz arasında, yeterince esnek bir
İmkansız çocuklar harikalar yaratıyor
Ataşehir Magazin, Haziran 2010
İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün düzenlediği Yetiştirici
Sınıf Öğretim Programları’nın (YSÖP) yıl sonu
gösterileri Ataşehir’de yapıldı. Çeşitli nedenlerle okula
gidemeyen çocukların eğitime kazandırıldığı
programda, imkan sağlandığında çocukların her şeyi
başarabilecekleri bir kez daha kanıtlandı. Milli Eğitim
Bakanlığı tarafından bir süredir yürütülen ve okul
çağında olmasına rağmen çeşitli nedenlerle aileleri
tarafından okula gönderilmeyen çocukları tekrar okulla
buluşturmayı amaçlayan Yetiştirici Sınıf Öğretim
Programları’nın (YSÖP) yıl sonu gösterileri Zübeyde
Hanım Öğretmenevi’nde yapıldı. 3 Haziran Perşembe
günü yapılan yıl sonu etkinliğine, İstanbul Vali
Yardımcısı Harun Kaya, İl Milli Eğitim Müdürü
Muammer Yıldız, Ataşehir Kaymakamı Turgut
Çelenkoğlu, ilçelerin milli eğitim müdürleri, öğrenciler
ve veliler katıldı.
Projeksiyon eşliğinde sunum yapılan toplantıda YSÖP
projesi hakkında bilgi verilerek, İstanbul’da maddi
imkansızlıklar nedeniyle aileleri tarafından okula
gönderilemeyen eğitim çağındaki çocuklardan
yüzlercesinin bu çalışmayla nasıl okula kazandırıldıkları
anlatıldı. İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Muammer Yıldız
toplantıda yaptığı konuşmada, “Çocukların okula
gitmemesinin nedeni olamaz,” dedi. İstanbul Vali
Yardımcısı Harun Kaya da bu projeyle çocukların ülke
kaynaklarını kullanabilmesini sağlamaya çalıştıklarını
ifade etti. Konuşmaların ardından sahneye çıkan
öğrenciler şiirler okuyarak, şarkılar söyleyerek
yeteneklerini sergilediler.
40
İlköğretimde Telafi Eğitimi Türkiye Deneyimi: Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı (YSÖP)
Adana Arif-Hasan Bilici İlköğretim Okulu’nda düzenlenen YSÖP Şenliği’nden bir kare. İlköğretim Genel Müdürlüğü yetkililerine
göre, yerel düzeyde geniş bir işbirliği ağının kurulması ve eğitime % 100 erişim önündeki engeller konusunda tüm kamu kesiminde
farkındalığın geliştirilmesi, YSÖP uygulamasının önemli kazanımları arasında.
öğretim programı geliştirememiş olmamız var. Her
çocuğun kendi durumuna ve hızına göre ilerleyebileceği
bir öğretim programı yaratabilmiş olmayı
amaçlamıştık. Öğretim programlarının etkili olup
olmadığını da değerlendirme fırsatımız olmadı. Bunu
yapabilseydik ve eğer bu değerlendirmede programlar
beklediğimiz ölçüde etkili çıkmasaydı, buna yanıt
geliştirme şansımız da olurdu. Benim asıl
önemsediklerimden biri YSÖP’ün oluşturulması,
başlatılması ve yönetilmesi sürecini daha sağlam belge
ve verilerle kayıt altına alabilirdik. ‘Gerçekleştirebildik’
dediklerim arasında ise, en başta, bu fikrin kabul
görmüş olmasını çok önemsiyorum. Dezavantajlı bir
gruba, örgün eğitime alternatif oluşturabilir mi
kaygısına rağmen, böylesine özel bir müdahale
tasarlayabilmiş ve ülke çapında uygulayabilmiş
olmamız çok önemli. Bununla birlikte, kamu kesiminin
ve Bakanlık’ın dezavantajlı çocuklarla çalışma
tecrübesi elde etmiş olması da çok değerli. Öğretmen El
35 Börkan ve ark., 2011.
36 A.g.e.
Kitabı’nı yazarken bu tecrübenin eksikliği net bir
şekilde ortaya çıkmıştı. Kitapta sınıf yönetimine dair
tavsiyeler sunmakta çok zorlandık, çünkü bu çocuklar
aslında pek de sınıfa girmemişlerdi.” (UNICEF Eğitim
Sorumlusu)
YSÖP Ara Dönem Gözden Geçirme çalışması
sırasında yapılan görüşmelerde de YSÖP’ün
öğrencilerin hayatında önemli farklar yarattığı
gözlenmiştir.35 Öğrencilere okula başlamalarının ya da
geri dönmelerinin nasıl bir duygu olduğu
sorulduğunda öğrencilerin büyük çoğunluğu okula
gitmenin mutluluk verici, heyecanlı, güzel bir duygu
olduğunu söylemişlerdir. Bu duyguları ifade eden bazı
öğrenci görüşleri aşağıdadır:36
“Köyde okul yoktu. Babam ‘Seni okula göndereceğim,’
diyordu. Babam öyle deyince mutlu oluyordum, ama
okul ne bilmiyordum. Herkesin okula gittiğini
biliyordum. Babam öyle deyince heyecanlandım.
41
Hala okul bekleyen 200 bin Şükran var
Radikal Gazetesi, 25 Ekim 2010
Milli Eğitim’in başlattığı proje 200 bin okulsuz çocuk
için umut oldu. Şükran, projeyle okula geri dönenlerden
biri ve çok mutlu.
Şükran, Mardin’de dördüncü sınıfta okuyordu.
İstanbul’a göç ettikten sonra bir daha okula gidemedi.
15 yaşındaki Şükran, İstanbul’un göbeğinde Beyoğlu
Tarlabaşı’nda eve hapsolmuş halde yaşıyordu. Bir gün
Buraya gelince de ablam okula getirdi.” (YSÖP
öğrencisi, 224)
“Çok çok sevindim. Okumayı çok seviyorum. Hep
Allah’ıma dua ediyordum, ‘Keşke ben de okusam,’ diye.
Okula tekrar çağırdıklarında sevinçten çok ağladım.”
(YSÖP öğrencisi, 406)
“Mutluluk gibi.” (YSÖP öğrencisi, 607)
Aynı saha çalışmasında, uygulayıcılar bu programın
kendilerine görev ve sorumluklarını hatırlattığını ve
mahalleye gelen görevlilerin okula gitmeyenleri tespit
ettiğini öğrenince hayatı değişti. Şimdi okullu ve
matematik öğretmeni olmak istiyor: “10 yaşıma kadar
Mardin’de okula gittim. Sonra buraya geldik. Bu arada
5. sınıfa başlayamadım. Maddi durumumuz çok
kötüydü. Beş kardeşiz. YSÖP’e (Yetiştirici Sınıf Öğretim
Planı) başladım 4. - 5. sınıf telafi eğitimini aldım. Bu sene
6. sınıftan okula başladım.”
böylece eğitim hakkı konusunda duyarlılıklarını
geliştirdiğini de ayrıca belirtmişlerdir.
Tüm bu aktarılanlarda görüldüğü gibi YSÖP
çerçevesinde sayısal hedeflere ulaşılamamış ve
istenen nitelikte eğitim imkanları sunulamamış olsa
bile program sayesinde önemli kazanımlar
gerçekleştirilmiş ve okullulaştırılan çocukların
hayatlarında anlamlı farklar yaratılmıştır.
42
İlköğretimde Telafi Eğitimi Türkiye Deneyimi: Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı (YSÖP)
8. YSÖP’ün Geleceği için
Neler Öngörülüyor?
Geçici bir program olarak
tasarlanmış olan YSÖP’e gelecekte
gereksinim duyulup duyulmayacağı
hakkında görüş birliğine varılabilmiş
değildir.
YSÖP sürekli vurgulandığı gibi ilköğretim sistemine
bir alternatif değildir; ortaya çıkan ihtiyaçlar
doğrultusunda ve 2008-2013 yılları arasında geçici bir
süre için uygulanmak üzere planlanmış bir
programdır. YSÖP sürecinde oluşturulan yapı ve
geliştirilen kapasite sayesinde, çocukların okula
kazandırılması ve okullulaştırılan çocukların
devamlarının e-okul üzerinden izlenmesi ve
değerlendirilmesi, çok daha etkili bir şekilde
gerçekleştirilebilmektedir. Dolayısıyla zorunlu
ilköğretim çağındaki çocukların örgün eğitim sistemi
dışında kalmasını engelleyecek sistemler büyük
ölçüde oluşturulmuş durumdadır. Ancak birçok
nedenle, hedef gruptaki çocukların önemli bir kısmı
henüz okullulaştırılamamış ve bir kısmı da yaşları
nedeniyle zorunlu ilköğretim çağının dışına çıkmıştır.
Görüşme yapılan yetkililer genelde programın
geleceği hakkında çok net bir öngörüde
bulunamamışlardır. Kimisi çabaların yetersiz
olduğunu düşünürken, kimisi az da olsa elde edilen
kazanımların çok önemli olduğunu söylemiş, hemen
hemen herkes yapılacak daha çok işin olduğunu
vurgulamıştır. Aşağıda YSÖP’ün geleceği hakkındaki
farklı öngörülere yer verilmiştir:
“Gelecekte böyle bir sorun olmayacak. Yeni kayıtların
tamamı sisteme otomatik olarak kaydoluyor. 19922000 yılları arasında doğan çocukların eğitimden
yoksun bırakılması toplumsal arızalara da sebebiyet
verebilirdi. Bunu bizim şimdiden eritmemiz aslında o
sorun yumağının doğurgusu olabilecek olumsuz etkileri
en aza indirecektir. Ulaşılması gereken kitle halen
varsa tek bir çocuk kalmayıncaya kadar devam
edebiliriz. 2013’ün sonunda değerlendirme yapacağız.
Aynı durumda olanların büyüklüğüne göre eğer sorun
devam ediyorsa, yeni baştan ihtiyaç var mı
değerlendireceğiz.” (İGM Genel Müdürü)
“Bu sorunu kısa vadede çözebileceğimizi
zannetmiyorum. YSÖP kapsamında 2008’de 140.000
çocuğumuz vardı. Şu anda bir o kadar da okula
devam problemi yaşayan çocuğumuz var. Bu da YSÖP
devam edecek anlamına geliyor.” (İGM AB Projeler ve
Strateji Geliştirme Şubesi Proje Sorumlusu)
43
“YSÖP, çocuğun eğitime akranlarıyla birlikte yeniden
dahil olmasını ve 8. sınıfın ardından mezun olmasını
amaçlıyor. YSÖP bir ara çözüm. Diğer yandan,
alternatif olmaması için geçici olacak şekilde
tasarlandı. Mevcut 10-14 yaş grubunun daha iyi
yetişmiş olması için hazırlandı. Şu anda yürüttüğümüz
eğitime erişim ve devam çalışmalarını değerlendirirsek
bu sorunu zamanında ve daha önceden tespit edip
önlemeye ilişkin tedbirlere dönüşecek sistem
hazırlanıyor. Şu anda o altyapı hazırlanıyor ve başka
bir ara çözüme ihtiyaç olmayacak diye temenni
ediyoruz.” (İGM Genel Müdür Yardımcısı)
“Merkezi düzeyde eğitime erişim ve izleme bürosu
kurulmazsa, bu birimce YSÖP gibi çalışmalar
izlenmezse, sahadan geri bildirim olmazsa, sahadaki
personel kapasitesi geliştirilmez ve doğru öğretmenlerle
doğru düzenleme kurulmazsa YSÖP’ün zaman
içerisinde kan kaybedeceğini ve havuz boşalmadan
havuzun farklı şekillerde dolabileceğini düşünüyorum.
2014-2015’te yeniden dolabilir havuz. Proje devam
edebilir gereken yapılmazsa. Müfettişlerin
görevlendirilmesi iyi bir atılım oldu. Ancak il düzeyinde
ve ilçe düzeyinde bağımsız bürolar şart.” (İGM AB
Projeler ve Strateji Geliştirme Şubesi Müdürü)
“YSÖP, şu andaki durumuyla sürdürülebilir bir program.
Çünkü artık bir yasal zemini var, programı var. Ayrıca
2010 yılında yönergeyi ve uygulama kılavuzunu revize
ederek programın gerekli değişikliklerle
desteklenebileceğini de göstermiş olduk. Bu demek
oluyor ki, eğer yeniden ihtiyaç duyulursa, bu süreçten
elde edilen deneyimin etkisiyle, programda çeşitli
değişiklikler yapılabilir ve yeniden uygulanabilir. Ancak
YSÖP’ün geleceğini bununla sınırlamamak, illa yeni bir
YSÖP öngörmemek lazım. Burada aslolan, bu bakış
açısının sürdürülmesidir: Kamu kesimi, dezavantajlı
gruplar için, onların gereksinimlerine uygun özel
müdahaleler tasarlayabilir ve uygulayabilir, bu hem
bu dezavantajlı grupların hem de kamu kesiminin
yararınadır. Önemli olan, bu bakış açısının geleceğe
taşınması ve sürdürülmesidir. “ (UNICEF Eğitim
Sorumlusu)
44
İlköğretimde Telafi Eğitimi Türkiye Deneyimi: Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı (YSÖP)
9. Sonuç
Bu çalışmada, HKO kampanyasının uygulanması
sürecinde ilköğretime erişim ve devama ilişkin
sorunların görünür bir hal alması ve ortaya çıkan
ihtiyaçlar doğrultusunda YSÖP’ün oluşturulması ve
yönetilmesi, betimsel ve öyküsel bir vaka çalışması
çerçevesinde sunulmuştur. YSÖP’ün oluşturulmasına
temel teşkil eden sorunların teşhis edildiği ve bir
program oluşturulması gereğinden söz edilmeye
başlandığı 2005 yılından bugüne (2010) gerçekleştirilen
çalışmalar, karşılaşılan güçlükler ve yapılan değişiklikler
bu süreçlerde yer alan yetkililerin penceresinden ve
belgelerden elde edilen veriler ışığında aktarılmıştır.
Raporda aktarılanlar, uzun bir geçmişe sahip, önemli
bir ülke problemi olan ilköğretime erişim ve devam
sorununu çözmeyi ve dolayısıyla eğitim hakkını daha
fazla çocuk için gerçekleştirmeyi hedeflemiş YSÖP’ün
nasıl zor ve engebeli bir yolculuk serüveninden
geçtiğini göstermektedir. Programın geliştirilme ve
uygulama süreçlerinde yaşananlar, bu süreçlerin pek
çok etmenden, olumlu veya olumsuz, kolaylıkla
etkilendiğini ortaya koymaktadır. Merkezi ve yerel
düzeyde tüm yetkili ve uygulayıcıların bilgi, beceri,
adanmışlık ve destekleri; süreçlerde yer alan aktör,
kurum ve kuruluşların eşgüdüm ve işbirliği içinde
çalışması; YSÖP’ün kurumsallaşması yönünde
oluşturulan stratejilerin, mekanizmaların ve tüm
süreçlerdeki çalışmaların planlı ve sistematik olarak
yapılandırılması ve organize edilmesi, izlenmesi ve
değerlendirilmesi, program/proje geliştirme ve
uygulama süreçlerinde etkili ve önemli olmaktadır.
Tüm bu etmenlerden olumlu ve/veya olumsuz bir
şekilde etkilenen YSÖP, nicel hedeflerine istenen
düzeyde ulaşamasa bile eğitime önemli katkılar
sağlamıştır. E-YSÖP verilerinden elde edilen bilgilere
göre 2008-2009 eğitim ve öğretim yılında
uygulanmaya başlayan YSÖP ile 2009-2010 eğitim ve
öğretim yılı sonunda 61 ilde 19. 990 (% 37,3 erkek,
% 62, 7 kız) çocuğa ulaşılmıştır.37 YSÖP sayesinde bu
çocukların ilköğretime erişmesi ve devamları
sağlanarak eğitim hakları geri verilmiş ve hayatlarında
önemli farklar yaratılmıştır.
YSÖP, eğitimin bir hak olduğu gerçeğinin ve devletin
bu konuda önemli yükümlülükleri olduğunun altının
çizilmesini sağlamıştır. Bu bağlamda İGM Genel
Müdür Yardımcısı’nın Eğitim Reformu Girişimi
7. Eğitimde İyi Örnekler Konferansı’nda söylediği
“Eğitime kazandırdığımız her çocuk bizim için çok
değerli, ulaşamadığımız her çocuk ise bizim için utanç
kaynağıdır,”38 sözleri anlamlıdır.
Yetiştirici Sınıf Öğretim Programları İyi Örnekler Konferansı Sabancı Üniversitesi’nde gerçekleşti
UNICEF Basın Merkezi, 19 Nisan 2010
Türkiye’nin pek çok ilinden gelen YSÖP uygulayıcıları
17-18 Nisan 2010 tarihlerinde Sabancı Üniversitesi’nde
düzenlenen ve ana teması içermeci eğitim olan 7.
Eğitimde İyi Örnekler Konferansı’nda bir araya gelip
deneyimlerini paylaştılar. Toplantı süresince faklı
illerden gelen uygulayıcılar, farklı YSÖP uygulamalarını,
aileleri ikna çalışmalarını ve öğrencileri eğitime
kazandırma konusundaki çalışmalarını anlattılar ve
standlarda YSÖP kapsamında ürettikleri materyalleri
(afiş, broşür vb. ) sergilediler. UNICEF Eğitim Bölümü
Sorumlusu Fatma Özdemir Uluç ise panelde yaptığı
konuşmasında YSÖP programı süresince deneyim
paylaşımının çok önemli olduğunu ve paylaşım
sayesinde farklı uygulamaların ve yaklaşımların
geliştirilebildiğini söyledi.
37 Börkan ve ark., 2011.
38 UNICEF Basın Merkezi, “YSÖP İyi Örnekler Konferansı Sabancı Üniversitesi’nde gerçekleşti,” 19 Nisan 2010.
45
Ancak aynı konferansta, YSÖP ile okullulaştırılan her
çocuğa “kurtarılan denizyıldızı” muamelesi gösterildiği
ve eğitim hakkının güvence altına alınmasının devletin
ve dolayısıyla kendilerinin asli görev ve temel
yükümlülükleri arasında olduğu gerçeğinin göz ardı
edilerek bu çocukların eğitim haklarına
kavuşturulmasına “yardımseverlik” anlayışıyla
yaklaşıldığı da gözlemlenmiştir. Bu anlayış karşısında
UNICEF Eğitim Sorumlusu açıklama yapma gereği
duymuş ve devletin yükümlülüklerini hatırlatarak
YSÖP’ün “bir hakkın iadesi” olduğunu vurgulamıştır.
UNICEF Eğitim Sorumlusu’nun vurguladığı gibi, YSÖP,
eğitim haklarından mahrum kalmış çocuklara bu
hakların iade edilmesini sağlamıştır. YSÖP, birçok kez
ifade edildiği gibi, “ikinci bir eğitim şansı” değildir.
Çünkü bu çocuklara birinci şans hiç sunulmamıştır.
İkinci şans olsa olsa bu çocukları başta eğitim
haklarından mahrum bırakanlar için geçerlidir. Daha
önce ihlal ettikleri eğitim hakkını bu çocuklara iade
edebilmeleri için ikinci bir şanstır.
46
İlköğretimde Telafi Eğitimi Türkiye Deneyimi: Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı (YSÖP)
Kaynakça
Börkan, B., A. Caner, Z.H. Sart, A. Şaşmaz, Ö.
Ünlühisarcıklı (2011). Yetiştirici Sınıf Öğretim
Programları Ara Dönem Gözden Geçirme
Raporu. YSÖP Ara Dönem Gözden Geçirme
Araştırması kapsamında yayımlanan rapor.
tegm/meb.gov.tr/dosya/YSOP_
MidtermReview_TR_26012012_FINAL.pdf
adresinden erişilebilir.
Doğan, N., H. Arıcan, M. Ay, K. Topçu, F. Öztürk
(2008). Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı:
Öğretmen El Kitabı. Ankara: MEB.
HKO (Haydi Kızlar Okula) (tarihsiz). Eğitime Erişim ve
Devamın İzlenmesi. Haydi Kızlar Okula
Kampanyası. Eylül 2010, http://
haydikizlarokula. meb. gov. tr/files/
haydikizlarokula_yapilan_calismalar. pdf.
UNICEF (United Nations Children’s Fund) (2005).
UNICEF Medium-term Strategic Plan, 2006-2009.
Ekim 2010, http://www. unicef. org/about/
execboard/files/mtsp_final_draft_may_2005.
pdf.
UNICEF (United Nations Children’s Fund) (tarihsiz).
Türkiye’de Çocuklar İçin İyi Yönetişim, Koruma
ve Adalete Doğru Projesi ve İlköğretimde Telafi
Eğitimi Bilgi Notu. Haziran 2010, http://www.
unicef. org/ turkey/jb/docs/_jb3b. doc.
MEB (Milli Eğitim Bakanlığı) (2008). Yetiştirici Sınıf
Öğretim Programları Yönerge ve Uygulama
Kılavuzu. Ankara: MEB.
MEB (Milli Eğitim Bakanlığı) (2009a). Yetiştirici Sınıf
Öğretim Programları 2009 Saha Çalışmaları
Final Raporu. Ankara: MEB ve UNICEF.
MEB (Milli Eğitim Bakanlığı) (2009b). Yetiştirici Sınıf
Öğretim Programları 2009 I. Konsolide Saha
Raporu. Ankara: MEB ve UNICEF.
MEB (Milli Eğitim Bakanlığı) (2009c). Milli Eğitim
Bakanlığı 2010-2014 Stratejik Planı. Ekim 2010,
http://projeler. meb. gov. tr/
pkm1/2010_14STRATPLAN. pdf.
MEB (Milli Eğitim Bakanlığı) (2010a). Yetiştirici Sınıf
Öğretim Programları Yönerge ve Uygulama
Kılavuzu (Gözden Geçirilmiş İkinci Baskı).
Ankara: MEB
MEB (Milli Eğitim Bakanlığı) (2010b). Haydi Kızlar
Okula. Haziran 2010, http://haydikizlarokula.
meb. gov. tr/files/ haydikizlar okula _yapilan_
calismalar. pdf.
47
Ekler
Ek 1: GÖRÜŞME YAPILAN
KİŞİLERİN GÖREVLERİ
Görüşme yapılan kişiler, metinde aslen görüşme
yapıldığı esnada (Mayıs-Temmuz 2010) bulundukları
görevle anılmaktadır. Bu kişiler, metinde anlatılan
olayların yaşandığı esnada farklı görevlerde bulunmuş
olabilirler.
İGM Genel Müdürü
İGM Genel Müdür Yardımcısı
İGM AB Projeler ve Strateji Geliştirme Şubesi
Müdürü
İGM Okul Gelişim ve Rehberlik Şubesi Müdürü
(2008’de İGM AB Projeler ve Strateji Geliştirme
Şubesi Müdürü olarak görevli)
Ek 2: KRONOLOJİ
YETİŞTİRİCİ SINIF ÖĞRETİM PROGRAMI
FİKRİNİN ORTAYA ÇIKIŞI, PROGRAM
TASARIMI VE UYGULAMASINDA
YAPILAN ÇALIŞMALAR: KRONOLOJİ
(2003-2010)
Bu kronoloji, YSÖP fikrinin ortaya çıkışı ve gelişim
evreleri UNICEF ve MEB İGM ilgilileri ile yapılan
görüşmelerden ve YSÖP ile ilgili basılı ve elektronik
kaynaklardan elde edilen bilgiler doğrultusunda
hazırlanmıştır.
2003: “Haydi Kızlar Okula” (HKO) kampanyası
başlatıldı.
•
MEB İGM emekli yetkilisi (2007-2009 arasında Temel
Eğitim AB Projeler Şubesi Müdürü olarak görevli)
UNICEF Eğitim Sorumlusu
UNICEF Eğitim Proje Asistanı
İGM AB Projeler ve Strateji Geliştirme Şubesi Proje
Sorumlusu-1
İGM AB Projeler ve Strateji Geliştirme Şubesi Proje
Sorumlusu-2
2003 yılında başlatılan ve 2007 yılından itibaren
kurumsallaşmaya ağırlık vererek devam eden
zorunlu ilköğretim çağında olan özellikle kız
çocuklarının okullulaştırılmasını sağlayarak
ilköğretimde toplumsal cinsiyet eşitsizliğini
ortadan kaldırmayı amaçlayan kampanyadır.
24 Kasım 2003-11 Kasım 2004: MEB İlköğretim
Genel Müdürü Hüseyin Çalık Dönemi
•
MEB İlköğretim Genel Müdür Yardımcısı İbrahim
Er‘in HKO kampanyasının il koordinatörleri ile
yapmış olduğu değerlendirme toplantılarında,
yerel yönetimlerin ve okulların özellikle 10-14 yaş
grubundaki çocukların okula devamını
sağlamakta güçlüklerle karşılaştığı ortaya çıktı.
Devamsızlığın temel nedenleri çocukların okula
uyum sağlayabilmeleri için gerekli temel bilgi ve
beceri açısından yetersiz olmaları, çocukların bu
eksikliğini giderebilecek gerekli hizmetlerin
sunulamaması ve çocukların yaşlarının ve gelişim
düzeylerinin mevzuata göre bulundukları sınıf
düzeyine uygun olmaması olarak gözlemlendi. Söz
konusu toplantılarda yetiştirici sınıflar ve telafi
eğitimi gündeme geldi, halihazırda var olan
mevzuat tartışıldı.
48
İlköğretimde Telafi Eğitimi Türkiye Deneyimi: Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı (YSÖP)
•
Avrupa Birliği destekli “Türkiye’de Çocuklar İçin İyi
Yönetişim, Koruma ve Adalete Doğru”projeye bir
alt bileşen olarak telafi eğitiminin eklenmesine
karar verildi.
11 Kasım 2004 -12 Mayıs 2006: MEB İlköğretim
Genel Müdürü Servet Özdemir Dönemi
• Telafi eğitimi çerçevesinde örnek olarak
alınabilecek diğer ülkelerin uygulamaları incelendi.
Bunun yanı sıra Türkiye’de daha önce telafi eğitimi
yapılıp yapılmadığı ve herhangi bir düzeyde
uygulama örneklerinin olup olmadığı araştırıldı.
Kadıköy HEM’in okula kayıt ve devam sorunu
yaşayan dezavantajlı çocuklara yönelik yürüttüğü
telafi eğitimi örneği Genel Müdürlük tarafından
incelendi.
• 29 Haziran 2005: İçişleri Bakanlığı ve Jandarma
Genel Komutanlığı koordinatörlüğünde yürütülen
“Türkiye’de Çocuklar İçin İyi Yönetişim, Koruma ve
Adalete Doğru” projesinin bir alt bileşeni olarak
telafi eğitimi uygulamasına ilişkin olarak yapılacak
çalışmaları yönlendirecek ekiplerin görev ve
yetkilerinin belirlenmesi amacıyla tüm ilgili kurum
ve kuruluş temsilcilerinin katıldığı bir toplantı
yapıldı.
• Akademisyenlerden oluşan danışman ekip (Prof.
Dr. Hasan Bacanlı ve Yrd. Doç. Dr. Cem
Babadoğan) belirlendi. Hasan Bacanlı proje
koordinatörlüğü, Cem Babadoğan ise koordinatör
yardımcılığı görevini üstlendi. Ayrıca Genel
Müdürlük’ün Temel Eğitim Projesi kapsamında
yürüttüğü ders kitapları yazımında yer alan
danışmanlar da programın hazırlanmasında görev
aldı.
• Programların hazırlanması için alan
uzmanlarından oluşan komisyonlar kuruldu ve bu
ekip, beş alanda (Türkçe, Sosyal Bilgiler, Fen ve
Teknoloji, Matematik ve Psikososyal Destek
alanları) çalışmaya başladı.
• 19-20 Ocak 2006: Ulusal ve uluslararası
deneyimleri bir araya getiren bir deneyim
paylaşım toplantısı yapıldı. Bu toplantıya program
geliştirme ekibi, Hollanda’dan Türkiye asıllı bir
danışman, Adalet Bakanlığı, Sosyal-Kültürel
Yaşamı Geliştirme Derneği, Çalışma Bakanlığı,
Eğitimi Araştırma ve Geliştirme Dairesi Başkanlığı,
örnek uygulama yapan okullar ve İl Milli Eğitim
Müdürleri (İstanbul, Elazığ, Edirne ve Van il
örnekleri) katıldı ve örnek uygulamalar sunuldu.
• Nisan 2006: Telafi eğitimine yönelik hedef grubun
nicel ve nitel durumunu betimlemeye çalışan ve
öğretmen ve aile tutumlarını araştıran bir ihtiyaç
analizi yapıldı.
• 10-11 ve 12 Mayıs 2006: Telafi Eğitimi Taslak
Programı’na İlişkin Uygulayıcı Görüşü Çalıştayı iki
ayrı toplantı ile Ankara’da gerçekleştirildi. Bu
çalıştayda, HKO kampanyası kapsamında illerde
benzer uygulamalar yapmış öğretmenlerin ve alan
uzmanlarının görüş ve önerileri alındı. Edirne,
İstanbul, Aydın ve Van illerinde bulunan 17
ilköğretim okulundan temsilciler ve İstanbul
Kadıköy HEM’den altı katılımcı toplantıya katıldı.
29 Mayıs 2006 - 08 Mayıs 2007: MEB İlköğretim
Genel Müdürü Yüksel Özden Dönemi
• Haziran-Temmuz 2006: Modüler olarak
hazırlanan programlar (Türkçe, Sosyal Bilgiler, Fen
ve Teknoloji, Matematik ve Psikososyal Destek
alanları) TTKB’ye sunuldu.
• Ocak-Temmuz 2007: Yetiştirici sınıf ders
kitaplarının yazımı için beş adet komisyon
kuruldu. Bu komisyonlar Türkçe, Matematik,
Sosyal Bilgiler, Fen ve Teknoloji ve Psikososyal
destek alanlarında kitapların yazılmasında görev
aldılar. Ders kitaplarının yanı sıra öğrenci çalışma
kitapları ve öğretmen kılavuz kitapları da
hazırlandı.
• Şubat 2007: Programların ne durumda olduğu
görüşüldü.
• Mart 2007: Telafi eğitimi ilköğretim sistemi
dışında kalan (okula hiç kaydolmamış ve özürsüz
devamsızlık yapmış) öğrencilerin uyumunu
sağlamak amacıyla gerçekleştirileceği için,
modüler modelden vazgeçilerek ilköğretimde
uygulanan programların önemli kazanımlarının
alınıp sadeleştirilmesi yoluyla programların tekrar
hazırlanmasına karar verildi.
• Mart 2007: Eğitim materyallerinin tasarımına
başlandı.
49
Mayıs-Eylül 2007: MEB İlköğretim Genel Müdürü
Vekili İbrahim Er Dönemi
• Temel Eğitim Programı AB Projeler Şube Müdürü
materyal geliştirme ekibinin çalışma düzenini
oluşturdu. Her hafta materyal geliştirme ekibi ile
izleme toplantıları yapıldı.
• Telafi eğitimi kavramı yerine Yetiştirici Sınıf
Öğretim Programları (YSÖP) kavramının
kullanılmasına karar verildi.
• Ağustos 2007: Görevlendirilen danışmanlık
firmasının kaba hatları ile hazırladığı uygulama
yönergesi, akademisyenler tarafından hazırlanan
Öğretmen El Kitabı ve psikososyal komisyon
tarafından psikososyal destek alanı için hazırlanan
Rehberlik Öğrenci ve Öğretmen Kitabı
Kapadokya’da uygulayıcıların görüşüne sunuldu.
• Çalıştay sonrası, hazırlanan Öğretmen El Kitabı
ağırlıklı olarak kuramsal nitelikte olduğu
gerekçesiyle ve uygulamaya yönelik olacak şekilde
yeniden yazılmaya başlandı.
Eylül 2007 – Kasım 2010: MEB İlköğretim Genel
Müdürü İbrahim Er Dönemi
• Ocak 2008: Eğitim materyallerinin dizgi tasarım
işlemleri tamamlandı. Ders kitapları; Okumayazma, Türkçe 1-3, Türkçe 4-5, Türkçe 6-7,
Matematik 1-3, Matematik 4-5, Matematik 6-7,
Fen ve Teknoloji 4-5, Fen ve Teknoloji 6-7, Sosyal
Bilgiler 4-5, Sosyal Bilgiler 6-7, öğrenci çalışma
kitapları: Okuma-yazma, Türkçe 1-3, Türkçe 4-5,
Türkçe 6-7, Matematik 1-3, Matematik 4-5,
Matematik 6-7, Fen ve Teknoloji 4-5, Fen ve
Teknoloji 6-7, Sosyal Bilgiler 4-5, Sosyal Bilgiler 6-7,
Rehberlik 1-3, Rehberlik 4-5, Rehberlik 6-7;
öğretmen kılavuz kitapları: Okuma-yazma, Türkçe
1-3, Türkçe 4-5, Türkçe 6-7, Matematik 1-3,
Matematik 4-5, Matematik 6-7, Fen ve Teknoloji
4-5, Fen ve Teknoloji 6-7, Sosyal Bilgiler 4-5, Sosyal
Bilgiler 6-7, Rehberlik 1-3, Rehberlik 4-5, Rehberlik
6-7, YSÖP Öğretmen El Kitabı, YSÖP Rehber Kitap,
Eğitici El Kitabı, YSÖP Yönerge ve Kılavuzu olmak
üzere toplam 43 kitap hazırlanmıştır.
• Mart 2008: İlköğretimde yetiştirici sınıf
açılmasına dair yönerge görüşülmek üzere
TTKB’ye sunuldu.
• 7-9 Mayıs 2008: Her ilde YSÖP’ten sorumlu bir il
koordinatörünün görevlendirilmesine ve bu
koordinatörlerin daha önce HKO kampanyasında
koordinatörlük yapmış olanlar arasından
seçilmesine karar verildi. İl koordinatörü olarak
görevlendirilen kişilere üç günlük bilgilendirme
toplantısı Ankara-Kızılcahamam’da yapıldı.
Toplantıda, YSÖP’ün genel yaklaşımı ve süreci,
YSÖP Yönerge ve Kılavuzu’nun ve izleme ve
değerlendirme sisteminin tanıtımı yapıldı, iletişim
stratejisi ve STK’ler ile ilişkilerin önemi vurgulandı
ve il akış şeması ve illerin yapması gereken hazırlık
çalışmaları konuları üzerinde duruldu. Bu
toplantıya il koordinatörlerinin yanı sıra MEB İGM,
UNICEF yetkilileri, ilgili genel müdürlük yetkilileri
ve program danışmanları da katıldı.
• 19-23 Mayıs 2008: Merkez Eğitim Ekibi Ankara’da
eğitici eğitimi aldı.
• 26 Mayıs - 13 Haziran 2008: Eğitici eğitim
programı hazırlanarak eğitici el kitabı yazıldı.
• 16 Haziran- 4 Temmuz 2008: 16-20 Haziran,
23-27 Haziran ve 30 Haziran - 4 Temmuz tarihleri
arasında toplam 322 katılımcıya formatör
eğitimleri verildi. Bu eğitimde, YSÖP’ün genel
yaklaşımı ve süreci anlatıldı, YSÖP Yönerge ve
Kılavuzu’nun tanıtımı ve YSÖP Öğretmen El
Kitabı’na ilişkin bilgilendirme yapıldı. Bu eğitimler,
Merkez Proje Ekibi, Öğretim Programı Komisyonu
üyeleri tarafından verildi.
• 10 Temmuz 2008: YSÖP Yönergesi 149 sayılı
TTKB kararı ile yürürlüğe girdi.
• 10 Temmuz 2008: Okula kaydolmamış
çocukların kayıt ve devamlarını izleme konusunda
e-okul sistemine e-YSÖP modülü eklendi.
YSÖP’ün sanal ortamda izleme değerlendirme
çalışmaları başlamış oldu.
• 17 Ağustos - 19 Eylül 2008: İzleme ve
değerlendirme çalışmaları çerçevesinde Genel
Müdürlük ve UNICEF yetkilileri tarafından 11 ilde
(Batman, Mardin, Adana, Mersin, Ağrı, Van,
Kahramanmaraş, Gaziantep, Ankara, Şanlıurfa ve
Diyarbakır) saha ziyaretleri gerçekleştirildi. Saha
ziyaretlerinde elde edilen bilgi ve değerlendirmeler,
belirlenen kriterler çerçevesinde değerlendirilerek
50
İlköğretimde Telafi Eğitimi Türkiye Deneyimi: Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı (YSÖP)
UNICEF ve Genel Müdürlük tarafından kaleme
alındı.
• Eylül 2008: 2008-2009 eğitim-öğretim yılı içinde
YSÖP 81 ilde uygulanmaya kondu ve kapasite
geliştirme çalışmaları hedef çocuk sayısı 1.000 ve
üzerinde olan 23 ilde öncelikli olarak başlatıldı.
• Eylül 2008: Eğitim materyallerinin tasarım ve
basımı yetişmediği için program kazanımları illere
gönderildi. Bir yazıyla da kazanımların mevcut
ders kitaplarından yararlanılarak kazandırılması
duyurusu bütün illere yapıldı.
• 20-21 Kasım 2008: İzmir il ziyareti yapıldı.
• 9 Ocak 2009: Kocaeli Kartepe’de, okula
kaydolmamının ve devamsızlığın yoğun olduğu 15
ilin (Adana, Ankara, Ağrı, Batman, Diyarbakır,
Gaziantep, Hakkari, İstanbul, Kahramanmaraş,
Kocaeli, Mardin, Mersin, Muş, Şanlıurfa ve Van)
valisi, il milli eğitim müdürü ve ilköğretim
müfettişleri başkanlarının katıldığı bir
bilgilendirme toplantısı yapıldı.
• 15-16 Şubat 2009: Antalya’da, okula
kaydolmamış çocuk sayısının en fazla olduğu 25
ilçe (Şanlıurfa Merkez, Siverek, Viranşehir;
Diyarbakır Merkez; Van Merkez, Erciş, Özalp; Ağrı
Patnos; Adana Seyhan, Yüreğir; İstanbul
Gaziosmanpaşa; Mersin Merkez; Gaziantep
Şehitkamil, Şahinbey; Kahramanmaraş Merkez;
Batman Merkez; Muş Merkez) kaymakamı ve milli
eğitim müdürlerinin katıldığı bir bilgilendirme
toplantısı yapıldı.
• Ocak-Şubat 2009: Saha asistanları iş tanımı
yapıldı ve saha asistanları seçildi (Ankara).
• 10 Mart - 3 Nisan 2009: İl ziyaretleri (Yozgat,
Konya, İzmir, Manisa, Van ve Hakkari)
gerçekleştirildi.
• 4-8 Mart 2009: Ankara’da, sekiz saha asistanının
katıldığı, MEB teşkilat yapısının, UNICEF
Programı’nın, İlköğretimde Kalite ve İlköğretime
Erişim Programı’nın, YSÖP süreç ve yaklaşımının,
YSÖP Yönergesi’nin tanıtıldığı ve deneyim
paylaşımlarının ve saha asistanı iş tanımı ve iş
akışının yapıldığı bir oryantasyon eğitimi, Merkez
Eğitim Ekibi ve UNICEF tarafından gerçekleştirildi.
9-12 Mart 2009: Ankara’da Merkez Proje Ekibi,
Genel Müdürlük ilgili şube çalışanları, il YSÖP
koordinatörleri, YSÖP formatörleri ve saha
asistanlarının katılımıyla bir izleme ve
değerlendirme eğitimi yapıldı. Ayrıca, YSÖP
izleme ve değerlendirme yöntemine karar
verilerek YSÖP izleme araçları geliştirildi.
• 16-18 Mart 2009: İzmir’de YSÖP il
koordinatörleri birinci paylaşım toplantısı yapıldı.
MEB İlköğretim Genel Müdürü İbrahim Er’in, 23
ilin milli eğitim müdür yardımcısının/şube
müdürünün ve Teftiş Kurulu başkan
yardımcılarının, UNICEF ve Bakanlık proje
sorumlularının katıldığı toplantıda bilgi ve
deneyim paylaşımı yapılarak İzmir ili örneği
sunuldu.
• 31 Mart - 2 Nisan 2009: Van’da YSÖP il
koordinatörleri ikinci paylaşım toplantısı yapıldı.
58 ilin milli eğitim müdür yardımcısının/şube
müdürünün ve Teftiş Kurulu başkan
yardımcılarının, UNICEF ve Bakanlık proje
sorumlularının katıldığı toplantıda bilgi ve
deneyim paylaşımı yapılarak Van ili örneği
sunuldu.
• Mayıs 2009: YSÖP ders kitaplarının basımı
tamamlanarak bütün illere gönderildi.
• 29 Haziran - 1 Temmuz 2009 ve 28-30 Temmuz
2009: YSÖP formatör tazeleme eğitimleri Antalya
ve Akçakoca’da iki ayrı grup halinde verildi.
• 17-21 Ağustos 2009: 104 uygulayıcı öğretmene
Rize Çayeli Hizmetiçi Eğitim Enstitüsü’nde
Yetiştirici Sınıf Uygulama Süreçleri Kursu Merkez
Proje Ekibi ve UNICEF yetkilileri tarafından verildi.
• Ekim 2009: Erişim ve devamın sağlanmasında
ilgili genel müdürlerin katılımıyla Ankara’da
“İlköğretime Erişim ve Devamın İzlenmesi İşbirliği
Toplantısı” yapıldı. Toplantıda işbirliği alanları
belirlenerek, erişim ve devamın sağlanmasında iyi
niyet mektubu imzalandı. Toplantı sonrası Merkez
Proje Ekibi tarafından “İlköğretime Erişim ve
Devamın İzlenmesi Kurumlar Arası İşbirliği
Protokolü” hazırlıkları Ankara’da yapıldı. Protokol
kapsamındaki kurumlar: Jandarma Genel
Komutanlığı, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel
Müdürlüğü, İller İdaresi Genel Müdürlüğü,
51
Emniyet Genel Müdürlüğü, Mahalli İdareler Genel
Müdürlüğü, Çalışma Genel Müdürlüğü, Sosyal
Hizmetler Çocuk Esirgeme Genel Müdürlüğü,
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel
Müdürlüğü, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü,
Konsolosluk İşleri Genel Müdürlüğü, Türkiye
Radyo ve Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğü,
Özürlüler İdaresi Başkanlığı, Ceza ve Tevkif Evleri
Genel Müdürlüğü, Diyanet İşleri Başkanlığı, Temel
Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü, İş Teftiş
Kurulu Başkanlığı.
• 1-9 Ekim 2009: Genel Müdürlük ve UNICEF proje
sorumlularının ve il düzeyindeki sorumluların
katıldığı, YSÖP hakkında genel durumun, illerin
yaptığı çalışmaların paylaşımı ve sorun alanlarını
belirleyerek çözüm üretmek amacıyla il ziyaretleri
ve değerlendirme toplantıları gerçekleştirildi
(İstanbul, Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Adana,
Mersin).
• 19-21 Ekim 2009: Bingöl’de YSÖP değerlendirme
toplantısı yapıldı. Toplantıya MEB İlköğretim
Genel Müdürü, Genel Müdür Yardımcısı, MEB
İlköğretim Projeler Şube Müdürü, Merkez Proje
Ekibi ve 23 il koordinatörü ve saha sorumluları
davet edildi.
• 26-28 Ekim 2009: İlköğretimde Devamsızlığın ve
Terkin İzlenmesi Tanımlama ve Modelleme
çalıştayı yapıldı. Toplantı MEB merkez teşkilatı,
uygulayıcılar ve akademisyenlerin katılımıyla
devamsızlığı önlemeye yönelik stratejilerin
geliştirilmesi amacıyla Ankara’da gerçekleştirildi.
• Kasım-Aralık 2009: Okula kaydolmamış
çocukların kayıt olmaları konusunda çalışan ikna
ekiplerinin giderleri ile erişim ve devam
kapsamında işlerin hızlandırılması için kırtasiye
gibi harcamalar için 33 İl Milli Eğitim Müdürlüğü
hesaplarına ödenek aktarıldı.
• 28 Aralık 2009: “İlköğretime Erişim ve Devamın
İzlenmesi Eğitimi” konusunda eğitim programı
hazırlama çalışması yapacak grubun tanışma
toplantısı yapıldı. 13 İlköğretim müfettişi, 4 okul
müdürü, 2 sınıf öğretmeni, 2 rehber öğretmen, 1
biyoloji öğretmeni olmak üzere 22 katılımcı
toplantıya katıldı.
• 1-3 Şubat 2010: 25 ilin YSÖP koordinatör
müfettişleri Adıyaman’da eğitim aldılar.
• Şubat-Haziran 2010: Müfettişlerin erişim ve
devamı izleme ve değerlendirme kapasitelerini
geliştirmek için rehber kitap, öğretim programı ve
eğitici eğitimi kitabı tasarlandı. Gebze-Kocaeli’nde
yapılan çalışmalara eğitim müfettişleri, okul
müdürleri, sınıf öğretmenleri, rehber
öğretmenlerden oluşan bir ekip katıldı.
• 12 Şubat 2010: YSÖP kapsamında ilgili çeşitli sivil
ve kamu kurum ve kuruluşlarının desteğini almak
amacı ile Ankara’da “YSÖP Paydaşlar Toplantısı”
yapıldı. MEB İlköğretim Genel Müdürü, Merkez
Proje Ekibi, altı ilin YSÖP il koordinatörleri, YSÖP
formatörleri, il sorumluları, okul müdürleri, YSÖP
öğretmenleri, öğrencileri ve velileri, İlçe Milli
Eğitim Müdürleri, kaymakamlar ve sivil toplum
kuruluşlarından katılımcılar bu toplantıda yer aldı.
• 3-5 Mart 2010: 56 ilin YSÖP koordinatör
müfettişleri, Antalya’da eğitim aldılar.
• 29 Mart - 1 Nisan 2010: Gaziantep’te, okula
kaydedilmemiş çocukların yoğun olduğu dördü
merkez olmak üzere toplam 26 ilçenin mülki ve
idari amirlerine yönelik seminer düzenlendi.
Katılımcı il ve ilçeler: Şanlıurfa Merkez, Siverek,
Viranşehir; Van Merkez, Erciş, Özalp, Başkale,
Çaldıran; Adana Seyhan, Yüreğir; Hakkari
Şemdinli, Yüksekova; Muş Merkez, Bulanık;
Diyarbakır Bağlar, Çınar; İstanbul Fatih, Bağcılar,
Sultangazi; Gaziantep Şehitkamil, Şahinbey;
Batman Merkez; Mardin Kızıltepe, Nusaybin,
Şırnak İdil; Adıyaman Kahta.
• 31 Mart 2010
- 1 Nisan 2010: Gaziantep ve
Kahramanmaraş’ta “İl Değerlendirme Toplantısı”
yapıldı.
• 5-9 Nisan 2010: YSÖP Yönerge ve Uygulama
Kılavuzu’nun gözden geçirilerek revize edilmesi
toplantısı Ankara’da gerçekleştirildi. Toplantıya
UNICEF yetkilileri, Merkez Proje Ekibi yetkilileri,
çeşitli il ve ilçe YSK üyeleri ve formatörler,
koordinatör müfettişler ve YSÖP ara dönem
gözden geçirme çalışması yapacak ekipten
akademisyenler olmak üzere 15 kişi katıldı.
52
İlköğretimde Telafi Eğitimi Türkiye Deneyimi: Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı (YSÖP)
• 17-18 Nisan 2010: İstanbul Sabancı
Üniversitesi’nde Eğitim Reformu Girişimi
tarafından düzenlenen “Eğitimde İyi Örnekler
Konferansı”nda YSÖP uygulamalarında iyi
örnekler oturumu düzenlendi ve seçilen iller
(Mardin, Mersin, İzmir, Hatay, Ankara, İstanbul,
Çanakkale, Gaziantep, Şanlıurfa, Adana, Kütahya,
Eskişehir, Diyarbakır, Bursa, Kayseri, Erzincan,
Samsun, Konya) uygulamalarını paylaştı.
• Nisan-Haziran 2010: YSÖP ara dönem gözden
geçirme çalışması amacıyla 10 ilde (Ankara,
Adana, Van, Diyarbakır, Şanlıurfa, Konya, İzmir,
Edirne, Zonguldak ve İstanbul) saha ziyaretleri
gerçekleştirildi.
• Mayıs-Ekim 2010: Eğitim müfettişlerinin erişim
ve devamı izleme kapasitelerini güçlendirmek
amacıyla tüm müfettişlerin eğitimi Genel
Müdürlük tarafından politika olarak belirlendi. İlk
etapta 360 eğitim müfettişi eğitime alındı.
• Eylül 2010: YSÖP’ün kurumsallaşmasını sağlamak
amacıyla YSÖP’ün takibi AB Projeler ve Strateji
Şubesi’nden ilköğretim çağındaki çocukların
erişim ve devamını izleyen İlköğretim ve İstatistik
Şubesi’ne devredildi.
YETİŞTİRİCİ SINIF ÖĞRETİM PROGRAMI (YSÖP)
ARA DÖNEM GÖZDEN GEÇİRME ARAŞTIRMASI
KAPSAMINDA HAZIRLANAN DİĞER YAYINLAR
Yetiştirici Sınıf
Öğretim Programı
YSÖP)
MASI
NLAR
Programı
Raporu
İlköğretimde Telafi Eğitimi
Türkiye Deneyimi:
Vaka İncelemesi
Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı
Yetiştirici Sınıf
Öğretim Programı
Dezavantajlı Çocukların Eğitime Erişimi İçin Hazırlanmış
Bir Müdahale Programından Edinilecek Dersler
Politika Notu
Ara Dönem Gözden Geçirme Raporu
Download

İlköğretimde Telafi Eğitimi Türkiye Deneyimi