TÜRKİYE – AVRUPA BİRLİĞİ İLİŞKİLERİNDE SINIR GÜVENLİĞİ KONUSU
Fatih Yurtsever*
Özet
Türkiye için sınırlarının önemi, bulunduğu stratejik konum ve sınır komşuları
değerlendirildiğinde daha iyi ortaya çıkmaktadır. Küreselleşme ile zorlanan ve bu anlamda
güvenliği konusunda daha hassas olunması gereken sınırların güvenliği öncelikli konular
arasında yer almaktadır. Yakın geçmişte özellikle doğu ve güneydoğu sınırlarında terör
sorunuyla çok ciddi şekilde mücadele etmek durumunda kalan Türkiye bunun yanında
uyuşturucu, insan ve diğer her türlü kaçakçılık faaliyetleri de ile mücadele etmek durumunda
kalmıştır. Üye olması halinde Avrupa Birliği’nin doğu sınırı olacak Türkiye’deki Sınır
Güvenliği Yönetimi’ndeki gelişmeler, Entegre Sınır Yönetimi’nin uygulanışı ve diğer
çalışmalar AB tarafından dikkatle izlenmektedir. Avrupa Birliği’ne üyelik sürecinin de bir
gereği olarak sınır güvenliğinin yönetimi konusunda gelişmeler yaşanmaktadır. Bu çerçevede
İçişleri Bakanlığı’na bağlı sivil yapıya sahip bir Sınır Güvenliği Teşkilatı ile ilgili çalışmalara
devam edilmektedir. Sınır güvenliği yönetimini tam olarak düzenleyecek bir kanun tasarısı ile
ilgili hazırlıklar bulunmaktadır. Türkiye’nin coğrafi konumunun getirdiği terörizm ve
kaçakçılık odaklı güvenlik kaygıları nedeniyle, Türkiye’nin kendine özgü koşulları
doğrultusunda bir yapılanmaya gitmesi faydalı olacaktır. Türkiye’nin söz konusu kanun
tasarısının yasalaşması sürecinde tüm iyi örnekleri göz önünde bulundurarak, kendisi
açısından önem ifade eden siyasi, jeopolitik, jeostratejik ve diğer bütün özelliklerini gözden
geçirmesi ve kendine en uygun yapıyı oluşturması ve sürecin bütün dinamikler
değerlendirilerek yönetilmesi gerekmektedir.
*
Kocaeli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı Doktora Öğrencisi, [email protected]
415
Giriş
Küreselleşme ile birlikte dünya üzerinde ekonomik, sosyal ve politik alanlar ile
güvenlik alanında önemli gelişmeler yaşanmıştır. Küreselleşme ile birlikte yaşanan
gelişmelerin, güvenlik alanında büyük sorunlar oluşturduğu görülmüştür. Bu durum
karşısında güvenlik yönetiminin gözden geçirilerek çağın gereklerine uygun hale gelmesi şart
olmuştur. Güvenlik yönetimini yerine getiren kurum ve kuruluşların kendilerini sürekli
yenilemelerini gerektiren bir sürece girilmiştir. Türkiye’de güvenlik yönetimi birimleri,
kendilerini küreselleşme ile daha fazla konuşulur hale gelen insan hakları, demokrasi,
şeffaflık, hesap verebilirlik vb. evrensel değerler doğrultusunda geliştirme çabası içinde
bulunmaya başlamıştır. Bunun yanında bilgi ve teknoloji çağına uygun olarak yenilenme
ihtiyacı duymuşlardır. Küreselleşme ve aktörleri doğası itibari ile sınırları yıkmak isterken;
güvenlik ihtiyacı sınırları kapatma veya kimin ve neyin içeri girdiğini kontrol etmek
ihtiyacındadır.1 Özellikle küreselleşmenin sınırları zorladığı günümüzde çağın tehdit
algılamaları göz önünde bulundurularak, sınırların daha etkin korunması gereği ortaya
çıkmıştır.
Türkiye, bulunduğu konumu itibariyle çok stratejik bir coğrafyada bulunmaktadır.
Bulunduğu coğrafya ve sınır komşuları değerlendirildiğinde Türkiye için sınırların önemi
ortaya çıkmaktadır. Küreselleşme ile zorlanan ve bu anlamda güvenliği konusunda daha
hassas olunması gereken sınırlar ve bu kapsamda sınır güvenliği yönetimi Türkiye için
öncelikli konular arasında yer almaktadır. Türkiye, geçtiğimiz on yıllarda özellikle doğu ve
1
Giray Saynur Bozkurt, “Küreselleşme ve Terörizm, Değişen Dünyada Uluslararası İlişkiler”, Türk Dış
Politikasının Ana Hatları, Değişen Dünyada Uluslararası İlişkiler, İdris Bal (ed.), Ankara, Lalezar Kitabevi,
2006, s. 551.
416
güneydoğu sınırlarında terör sorunuyla çok ciddi şekilde mücadele etmek durumunda
kalmıştır. Terör sorununun en ciddi görüldüğü yerler sınırlar olmuştur Sınırlardaki bu
tehlikeyle kalıcı bir mücadelenin sağlanması için uzman adımlar atılması gerekmektedir.
Terör sorununun yanında uyuşturucu, insan ve diğer her türlü kaçakçılık faaliyetleri de
Türkiye’nin sınırlarda başını ağrıtan konular arasında yer almaktadır. Terör örgütleri, diğer
kaçakçılık türlerini de lehine kullanmaya çalışmakta, bundan gelir elde etmektedirler.
Sınırlardaki güvenliğin sağlanmasında yaşanabilecek sıkıntılar, uyuşturucunun hedef, kaynak
ve güzergah ülkesi olan Türkiye açısından çözümü profesyonel adımlar isteyen problemler
çıkarmaktadır.
Üye olması halinde Avrupa Birliği’nin doğu sınırı olacak Türkiye’deki Sınır Güvenliği
Yönetimi’ndeki gelişmeler, Entegre Sınır Yönetimi’nin uygulanışı ve diğer çalışmalar AB
tarafından dikkatle izlenmektedir. Avrupa Birliği’ne üyelik sürecinin de bir gereği olarak
Türkiye’de sınır güvenliğinin yönetimi konusunda gelişmeler yaşanmaktadır. Bu çerçevede
İçişleri Bakanlığı’na bağlı sivil yapıya sahip bir Sınır Güvenliği Teşkilatı ile ilgili çalışmalara
devam edilmektedir. Sınır güvenliği yönetimini tam olarak düzenleyecek bir kanun tasarısı ile
ilgili hazırlıklar bulunmaktadır.
Avrupa Birliği’nde Sınır Güvenliği Yönetimi
Sınır Güvenliği konusunda Arif Köktaş ve Ömer Demir tarafından Entegre Sınır
Yönetimi, “Sınırlardaki yasal insan ve emtia hareketliliğine imkân verilmesi sonucu ortaya
çıkan birtakım sorunları çözerken, diğer taraftan da sınır güvenliğini ve ulusal yasaların
uygulanmasını sağlayan bir teşkilatlanma ve yönetim.”, Sınır Güvenliği Yönetimi ise
“Hükümranlık hakları gereği sınırlarını en etkin şekilde korumak, dış müdahalelerden
417
arındırmak ve halkının güvenliğini sağlamak durumunda bulunan devletlerin, sınır
güvenliğinin sağlanması için bu görevi yerine getirecek kurum ya da kurumların, görevlerini
hangi yetki ve görevlerle, ne şekilde yerine getirileceğini düzenleyen kurallar bütünü.” olarak
tanımlanmıştır.2
Bir araya gelme amacının başında ekonomik entegrasyon olan ve bu kapsamda sınır
geçiş zorluklarını ortadan kaldırmayı amaçlayan Avrupa Birliği için sınırlar konusunda
atılacak adımlar güvenliği sağlarken özgürlükleri olumsuz etkilemeyecek biçimde
geliştirilmek zorunda görülmüştür. Hem güvenlikten tavizin verilmediği, hem de serbest
piyasa ekonomisinin gerekliliklerine riayet edilmesinin sağlandığı bir ortamı ‘Entegre Sınır
Yönetimi’nin sağlayabileceği beklentisi içinde olunmuştur.3 Dış sınırların korunması üzerine
yapılan çalışmalar üzerine geliştirilen ‘Entegre Sınır Yönetimi’ kavramı AB üye ülkelerinin
sınır yönetimi konusunda koordinasyon, işbirliği ve ortak politikalarını ifade etmekte iken,
zamanla sınır yönetimi konusunda yeni bir yaklaşımı ifade etmeye başlamıştır.4
Avrupa Birliği kurulduğu tarihten bu yana temelde sorunsuz bir entegrasyonu öncelikli
hedef olarak belirlemiş bir bütünleşme hareketidir. Ekonomik entegrasyonu sağlarken sınırlar
arasındaki geçiş zorluklarının ortadan kaldırılması gerekliliğinin bilincinde olarak önemli
adımlar atmıştır. Özellikle birliğin iç sınırlarında sağlayacağı sınır geçiş kolaylıkları, birliğin
dış sınırları ile ilgili önemli güvenlik tedbirleri almasını zorunlu hale getirmiştir. Nihai hedefi
2
Arif Köktaş ve O. Ömer Demir, Erzurum Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi, Güvenlik Bilimleri Lisans
Tamamlama (POLİTAM) Ders Notları, 2012.
3
Arif Köktaş, Sınır Güvenlik Birimi Kurma Çalışmaları, 2011, http://www.sde.org.tr/userfiles/file/Sinir
Birlikleri Analiz.pdf, (11.04.2013).
4
Adem Akman ve İsmail Kılınç, AB’de Entegre Sınır Yönetiminin Gelişimi ve AB sürecinde Türkiye’nin Entegre
Sınır
Yönetimine Geçiş
Çalışmaları,
Türk
İdare Dergisi,
Sayı:
467,
2010, http://kisi.deu.edu.tr/
yunusemre.ozer/sinir yonetimi 2.pdf, (11.04.2013).
418
olan Ortak Pazar’a giden yolda, serbest dolaşımın tam anlamıyla sağlanabilmesi için üye
ülkeler arasında sınır kontrollerinin kaldırılması düşüncesi oluşmaya başlamış ve üye ülkeler
1980'lerin başından itibaren bu yönde bazı arayışlar içerisine girmişlerdir.5 AB, sınır denetimi
konusunun sadece üye ülkeler ile sınırlı tutulamayacağının, Birliğe komşu ülkeler ile yakın
işbirliğinde bulunulmasının büyük önem taşıdığının farkındadır. Hem 2005 yılından bu yana
katılım müzakerelerini yürüten hem de siyasi açıdan riskli görünen ülkelerle uzun ve zorlu
sınırları bulunan bir ülke olarak Türkiye’nin sınır yönetiminde AB standartlarını benimsemesi
birlik tarafından yakından izlenmektedir.6 Avrupa Birliği ekonomik işbirliği ve entegrasyon
temelinde kurulmuş ve önceliğini ekonomik çalışmalara vermiş bir organizasyondur. Ortak
Pazar’a ulaşma hedefiyle iç sınırlardaki kontrolleri zayıflatan ve geçişleri rahatlatan, aynı
zamanda dış sınırları kuvvetlendiren bir yapıya ihtiyaç duyulmuştur. AB vatandaşlarının sınır
kontrollerine tabi tutulmadan Avrupa Birliği’nin iç sınırlarından geçişini amaçlayan Schengen
İşbirliği Anlaşması 14 Haziran 1985 tarihinde Fransa, Almanya, Hollanda, Belçika ve
Lüksemburg tarafından imzalanmıştır. Anlaşmanın uygulanmasına ilişkin sözleşme olan
Schengen Uygulama Sözleşmesi 19 Haziran 1990 tarihinde onaylanmış ve 26 Mart 1995’ten
itibaren kurucu beş ülke ile birlikte İspanya ve Portekiz’i de kapsayacak şekilde yürürlüğe
girmiştir.
1999 tarihli Tampere Zirvesi’nde AB’nin yasa dışı göçü durdurmak ve bunu
gerçekleştiren uluslar arası suç örgütleriyle mücadelede dış sınırların uzman eğitimi almış
profesyonellerce etkili biçimde kontrolü amaçlanmış, 2001 Leaken Zirvesi’nde ise dış
sınırların tutarlı ve etkili biçimde ortak yönetimi ve AB vatandaşlarının ortak bir yapı ve
kadere ait olma duygularını arttırma ve terör, yasadışı göç ve insan ticareti ile mücadelede
taahhüt edilen eylemlerde sürekliliği planlanmıştır. 2005 Lahey Programı’nda ise ortak bir
5
Köktaş, Sınır Güvenlik Birimi Kurma Çalışmaları, a.g.e.
6
Köktaş, Sınır Güvenlik Birimi Kurma Çalışmaları, a.g.e.
419
sığınma sistemi oluşturulması, yasadışı göçle mücadele, AB’nin Dış Sınırlarının Korunması
amacıyla Avrupa Ajansı Kurulması hedeflenmiştir.
Avrupa Birliği Sınır Güvenliği açısından bilinmesi gereken önemli kurumlardan biri
Avrupa Birliği Üye Ülkelerinin Dış Sınırlarının Yönetimi için Operasyonel İşbirliği Ajansı,
"Frontex" ya da Avrupa Birliği Sınır Güvenliği Birimidir. Frontex, Avrupa Birliği üyesi
ülkelerin komşularıyla olan sınırlarının korunmasını ve güvenliğini sağlamak amacıyla
oluşturulmuş bir Avrupa Birliği kurumudur. Avrupa Birliği'nin birliğe üye olmayan komşu
ülkelerle olan sınırlarının güvenliğinin sağlanması, ulusal sınır muhafızları arasında işbirliği
yapılması ve sınırlarla ilgili risk analizleri oluşturulması amacıyla kurulmuş ve 3 Ekim 2005
tarihinde hizmete girmiştir. Türkiye ile Frontex arasında düzensiz göçün önlenmesi alanında
geliştirilecek işbirliğinin ana hatlarını düzenleyen mutabakat zaptı imzalanmıştır. Bu
mutakabat zaptı ile birlikte Frontex ile tecrübe ve bilgi paylaşımı gerçekleştirilmesi, karma
göç akımlarına ilişkin ortak değerlendirmeler yapılması öngörülmektedir.7
AB ülkelerinde her ne kadar işleyişte bazı farklılıklar olsa da temel de sivil bir
yönetimin bulunduğu sınır teşkilatları mevcuttur. AB ülkelerinde sınır yönetimi konusunda,
ayrı bir Sınır Yönetim Teşkilatı, Polis Teşkilatı içinde bir şube, Polis niteliği taşımayan
tamamen sivil bir yapı veya Askeri Polis/Jandarma şeklinde farklı teşkilatlanmalar söz
konusudur. İngiltere’de sınır yönetimi tamamen sivil yapıdaki ‘Sınır Ajansı’ tarafından
yürütülürken, Fransa’da Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bağlı “Sınır Polisi Genel
Direktörlüğü” tüm sınırlardan sorumludur. AB üyesi güçlü ülkelerin sınır yönetim modelleri
şu şekilde derlenmiştir8: Finlandiya’da sınırlardan sorumlu, kontrol ve gözetim görevi
7
http://www.bloomberght.com/haberler/haber/1150945-turkiye-ab-frontex-ile-mutabakat-zapti-imzaladi,
(15.05.2013).
8
Özler, a.g.e.
420
bulunan yarı askeri nitelikli Sınır Muhafaza Teşkilatı, İçişleri Bakanlığına bağlı silahlı bir
kolluk kuvvetidir.9 İtalya’da sınırlardan sorumlu ana kurum İçişleri Bakanlığı’na bağlı olan
‘Göç ve Sınır Polisi Genel Müdürlüğü’dür. Polis Teşkilatının bir parçası olan bu kurum Polis
Teşkilatı bünyesinde uzmanlaşmış sınır polislerinden oluşmaktadır.10 Almanya’da İçişleri
Bakanlığı’na bağlı Federal Polis Gücü Bundespolizei (BPOL) 30 bini aşkın eğitilmiş polis
memuru ve yaklaşık 10 bin silahsız destek gücü ile görev yapmaktadır. Sınırlar boyunca
pasaport kontrolü dahil sınır güvenliğinden sorumludur.11 Almanya’da iç güvenlik ile sınır
güvenliği birbirinden ayrı değerlendirilmektedir. Sınır güvenliğinden Federal İçişleri
Bakanlığına bağlı “Federal Polis” sorumludur. İstisnai durumlarda eyalet polis teşkilatları da
sınır güvenliğine ilişkin görevleri yerine getirmektedir.12 İspanya’da İçişleri Bakanlığı’na
bağlı olan Guardia Civil ve Polis Müsteşarlığı altında Guardia Civil Teşkilatı (GC) ve Ulusal
Polis Teşkilatı (CNP) bulunmaktadır.
Türkiye’nin Sınırlarındaki ve Sınır Yönetimindeki Mevcut Tablo
Türkiye, üç tarafı denizlerle çevrili olmasının yanı sıra, doğu, güneydoğu, güney ve
kuzeydoğusunda bulunan kara sınırlarına sahiptir. Türkiye’nin toplam kara sınır uzunluğu,
2.753 km olup, deniz sınırlarının uzunluğu ise toplamda 8.333 km’dir. Türkiye’nin dünya
ülkelerine açılan 131’i aktif toplam 142 hudut kapısı bulunmaktadır.13 Türkiye’nin
kuzeydoğuda Yunanistan ve Bulgaristan; Doğuda, Gürcistan, Ermenistan, Nahçıvan ve İran;
güneydoğuda Irak, güneyde ise Suriye ile kara sınırları bulunmaktadır.
9
http://syb.icisleri.gov.tr/ortak_icerik/syb/EU_MAP-07.HTML, (23.06.2013).
10
Özler, a.g.e.
11
Özler, a.g.e.
12
http://syb.icisleri.gov.tr/ortak_icerik/syb/eu-almanya.pdf, (23.06.2013).
13
http://isay.icisleri.gov.tr/ortak_icerik/syb/Sınır Kapıları Listesi/142 HUDUT KAPILARI NEVİLERİNE
GÖRE-AÇIKLAMALI VE SINIR ÜLKELERİ.pdf, (18.06.2013).
421
Gürcistan ve Türkiye arasında vize kaldırılmıştır. Bu durum birçok Türkiye
vatandaşının kumar ve fuhuş benzeri amaçlarla Gürcistan’a gitmesine kapı aralamıştır.
Türkiye, Ermenistan’ın bağımsızlık bildirgesinde Türkiye topraklarını kasteden bölgeye
yaptığı atıftan dolayı; Ermenistan ise 1921 tarihinde imzalanan anlaşmayı Ermenistan
Cumhuriyeti zamanında imzalanmadığı gerekçesiyle kabul ettiğini belirtmediğinden sınır
kabul etmemektedir. Bu kapsamda, Türkiye ile bu ülke arasında diplomatik ilişki
kurulamamaktadır.14 Türkiye-İran sınırının gerek arazi yapısı gerekse bölgenin terör
faaliyetlerinin yapıldığı bir alan olması nedeniyle önemli güvenlik sorunları yaşanmaktadır.
Bunların başında terör örgütü PKK’nın faaliyetleri, çok çeşitli kaçakçılık faaliyetleri, yasa dışı
giriş-çıkışlar gelmektedir.15 Türkiye-Irak sınırı çoğunlukla yüksek dağlardan oluşmakta olup,
karşı ülke ile ulaşım daha çok Esendere ile Silopi’de bulunan düzlük bölümde
gerçekleşebilmektedir. Bu sınır bölgesi, terör sorununun en şiddetli yaşandığı alandır.
PKK’nın Irak’ın kuzeyindeki kamplardan yönetiliyor olması, Irak ve Türk tarafında yerleşik
bazı örgüt kamplarının olması, bölgede kaçakçılık faaliyetlerinin yoğun şekilde alan bulması,
sınırların büyük ölçüde kontrole elverişsiz olması, arazinin derin ve dar vadilerle bölünmüş
olması sınırda yaşanan önemli sorunlardır.16 Türkiye-Suriye sınırı Türkiye’nin en uzun kara
sınırının olduğu ve halen en çok sorun yaşamakta olduğu bölgedir. Uzunluğu 877 km’dir.
Suriye sınırındaki tarihsel sorunların başında sınırın çizilmesi aşamasını sınırın her iki tarafına
bölünen aileler ve aşiretler oluşturmuştur. Bu ailelerin birbirleriyle olan alış-veriş, ticaret ve
sosyal iletişimleri sınır nedeniyle kesilmiş olduğundan bu ilişkiler yasa dışı geçişlerle
sağlanmıştır. Bugüne gelindiğinde ise, 1990’lı yılların sonundan itibaren PKK terör örgütüne
görünen desteğini çeken Suriye, 2011 yılı sonrası ülkesinde başlayan çatışmalara karşı
Türkiye’nin tavrına tepki olarak örgüte açıktan yeniden destek vermeye başlamıştır. Sınıra
14
Köktaş ve Demir, a.g.e.
15
Köktaş ve Demir, a.g.e.
16
Köktaş ve Demir, a.g.e.
422
yakın olan ve Kürt nüfusun bulunduğu bölgelerde Kürtler’in alan kazanmalarına fırsat
sağlamıştır. Bu durum, çok uzun ve düzlük bir arazi yapısı olan Türk-Suriye sınırında
güvenlik sorunlarına yol açmaktadır.17 Suriye halen en sorunlu sınır şeridini oluşturmaktadır.
Türkiye’de Sınır Güvenliği Yönetimi konusu açısından önemli gelişmelerin Irak sınırı ile
birlikte bu sınırda yaşanması beklenmektedir. 1990 yılındaki rejim değişikliği ile son bulan ve
yüzbinlerce Türk’ün, ülkeden zorla gönderilmesine yol açan süreç Türkiye-Bulgaristan sınırı
açısından önemli bir dönemdir. Bu yıldan sonra bu sınırda önemli bir sorun yaşanmamıştır.
Ancak Bulgaristan günümüzde AB’nin sınırını oluşturmaktadır. Bu nedenle AB, Bulgaristan
ve Yunanistan’ın Türkiye ile olan sınırlarına büyük önem vermektedir. Türkiye-Yunanistan
sınırının büyük kısmı Meriç nehri hattı üzerinde belirlenmiştir. Geçmiş yıllarda askeri açıdan
tehdit olarak görülen Türk-Yunan kara sınırında, sınırın her iki tarafında askeri konuşlanmalar
bulunmaktadır. Son yıllarda ise bu tehdit algısı değişmiştir. Günümüzde bu sınırda görülen en
önemli sorun, yasa dışı göçmenlerin geçişleri ile ilgili yaşanmaktadır. Deniz sınırlarına
kıyasla daha rahat geçiş imkânı bulunan sınırdan her yıl binlerce yasa dışı göçmen geçiş
yapabilmekte, binlercesi de yakalanmaktadır. Avrupa Birliği’nin dış sınırı olan Yunanistan,
Avrupa ülkelerine geçiş yapmak isteyen yasa dışı göçmenlerin tercih ettikleri ilk bölge olarak
öne çıkmaktadır.18 Bunun dışında Yunanistan, Türkiye açısından tehlike oluşturan DHKP/C
terör örgütünün terör kamplarına ev sahipliği yapmaktadır. Sınırlardan bu kamplarda eğitimini
tamamlayan terör örgütü üyesi şahıslar Türkiye’ye illegal yollardan girebilmektedir. Sınırdan
kaçak geçişlerin kolaylığından faydalanan terör örgütleri ve kaçakçılık faaliyeti yürüten
şahısların amaçlarının engellenmesi adına bu bölgede ciddi bir sınır güvenliğine ihtiyaç
duyulmaktadır.
17
Köktaş ve Demir, a.g.e.
18
Köktaş ve Demir, a.g.e.
423
Deniz sınırları ile ilgili en önemli sorunlar, Ege Denizi’nde ve Akdeniz’deki yasa dışı
göçmen geçişleridir. Önceki yıllarda yüzlerce yasa dışı göçmenin güvenli olmayan deniz
araçlarında seyahat etmeleri ya da olumsuz hava şartları nedeniyle araçların zarar görmesi
veya batması neticesinde boğularak öldüğü ve yaralandığı görülmektedir.19
Türkiye’de sınır güvenliği yönetimi parçalı bir yapıdadır. Türk sınırlarının korunması
ve denetlenmesi çeşitli kanunlara göre, görevleri, işlevleri, yapıları ve personel kaynakları
birbirinden çok farklı kurumlar tarafından yürütülmektedir. Bu kurumlar temel olarak, İçişleri
Bakanlığı (Emniyet Genel Müdürlüğü ve Sahil Güvenlik Komutanlığı), Kara Kuvvetleri
Komutanlığı, Dışişleri Bakanlığı ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’dır. Jandarma Genel
Komutanlığı 2013 yılı ortalarında sınırlardaki görevini Kara Kuvvetleri’ne devretmiştir.
İçişleri Bakanlığına bağlı Emniyet Genel Müdürlüğü, hudut kapılarında insan girişçıkışlarının kontrolü ile sınır dışı edilmesine karar verilen yabancıların ülkeden çıkışlarının
sağlanmasını sağlamaktadır. Emniyet Genel Müdürlüğü Türk Vatandaşları ve Yabancıların
ülkemiz içerisindeki Pasaport işlemleriyle görevlidir. Hudut kapılarında mal giriş-çıkışlarının
kontrolü görevi Gümrük ve Ticaret Bakanlığına verilmiştir. Hudut kapısı dışındaki kara
sınırlarında Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevli olup, İran sınırının 127 km’si ile 384 km’lik
Irak sınırının tamamının korunması görevi geçici olarak Jandarma Genel Komutanlığına
devredilmişti. Geçtiğimiz aylarda bu görev Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na devredilmiş,
Jandarma’nın sınır görevi neredeyse sona ermiştir. Deniz hudutlarının denetlenmesinde ise
Sahil Güvenlik Komutanlığı görevlidir. Sahil Güvenlik Kanunu’na göre tüm sahiller, kara
suları, liman ve körfezler ile iç sularımız olan Marmara Denizi ve Boğazların korunması ve
güvenliğinin sağlanmasından Sahil Güvenlik Komutanlığı sorumludur. Sahil Güvenlik
Komutanlığı bir kolluk kuvveti olarak kurulmuştur ve 1985 yılına kadar Jandarma Genel
19
Köktaş ve Demir, a.g.e.
424
Komutanlığına, 1985 yılından itibaren de İçişleri Bakanlığına bağlı olan askeri bir teşkilattır.
Sınır Güvenliği kanununun çıkması sonrası Sahil Güvenlik Teşkilatı’nın kaldırılabileceği
ifade edilmektedir. Deniz sınır kapılarında kendisine verilmiş herhangi bir görevi
bulunmamaktadır. Ülkeye girişleri sağlayan vize basımı ve dağıtımı işlemleri 5682 sayılı
Pasaport Kanunu’nun 24. maddesi uyarınca Dışişleri Bakanlığı ve Dış Temsilcilikler
tarafından yürütülmektedir. Dış temsilcilikler, vize başvurusunda bulunan kişilere vize
vermek, bu kişilerin inandırıcılığını anlamaya çalışmak ve gerektiğinde girişlerini sağlayacak
vizeyi vermemek gibi yetkilere sahiptir. Bu açıdan dış temsilcilikler, sınırlar ötesinde, sınır
güvenliği bakımından önemli bir işlev görmektedir.20
Avrupa Birliği’nin Sınır Güvenliği Konusunda Türkiye’den Beklentileri
Avrupa Komisyonu tarafından Avrupa Parlamentosu’na sunulan ‘Türkiye İlerleme
Raporları’, AB’nin Sınır Güvenliği konusunda Türkiye’den istediklerini de içermektedir.21
Türkiye’nin AB üyeliğine hazırlık sürecinde kaydettiği ilerleme hakkındaki raporların, büyük
ölçüde önceki raporlardaki yapıyı takip ettiği ve raporda; birlik ve Türkiye arasındaki
ilişkilere değinildiği, üyelik için karşılanması gereken siyasi ve ekonomik kriterler açısından
Türkiye’deki durumun incelendiği, ayrıca Türkiye’nin üyelik yükümlülüklerini, yani,
antlaşmalar, ikincil mevzuat ve birlik politikalarından oluşan AB müktesebatını üstlenme
kapasitesinin gözden geçirildiği vurgulanmaktadır. İlerleme raporları, bir önceki yılın Ekim
ayından içinde bulunulan yılın Eylül ayına kadar olan dönemi kapsamaktadır.
Türkiye’deki Sınır Güvenliği alanında AB müktesebatı çerçevesinde atılan adımların
20
Köktaş ve Demir, a.g.e.
21
http://www.abgs.gov.tr/files/AB_Iliskileri/AdaylikSureci/IlerlemeRaporlari/2011_ilerleme_raporu_tr.pdf,
(18.06.2013).
425
incelendiği bölüm 4. başlık altında bulunan ve 24. fasıl olan Adalet, Özgürlük ve Güvenlik alt
başlığında yer almıştır.
2012 yılı raporunda;
Türkiye’nin dış sınırlar ve Schengen konusunda sınırlı bir ilerleme kaydettiği, sınır
yönetimine ilişkin görevlerin ve koordinasyonun, uzman ve profesyonel bir sınır muhafaza
teşkilatına devredilmesine ilişkin mevzuatın, halen Meclisin onayına sunulmadığı,
Entegre Sınır Yönetimi taslak yol haritasının henüz onaylanmadığı, kanunun ve Entegre Sınır
Yönetimi yol haritasının kabul edilmesinde yaşanan gecikmelerin, kurumsal gelişme ve
Entegre Sınır Yönetimi’nin uygulanması önündeki en büyük kurumsal engeli oluşturduğu, bu
anlamda entegre sınır yönetiminin tesisinde ön şart yasal mevzuatın tamamlanması,
Kurum içi ve kurumlar arası işbirliği ve koordinasyonun, etkin bir sınır yönetimi sağlanması
açısından büyük ölçüde geliştirilmesi gerektiği
2012 yılının Mayıs ayında Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı ve Frontex arasında bir
Mutabakat Zaptı imzalandığı, bu Mutabakat Zaptı’nın, eğitim faaliyetlerine ve ortak
tatbikatlara katılım, Frontex uzmanlarının Türkiye’de görevlendirilmesi ve daha düzenli bir
bilgi alışverişi ve risk analizinin yapılabilmesi de dahil Türkiye ve Frontex arasında
güçlendirilmiş operasyonel işbirliği için çerçeve oluşturulmasını mümkün kıldığı,
Sınırlardan sorumlu tüm birimlere, dil eğitimi de dahil olmak üzere yapılandırılmış eğitim
verilmesine ihtiyaç olduğu. sınırda görevli personelin rotasyonu, uzmanlığın sürdürülebilmesi
açısından dikkatle gözden geçirilmesi, Modern ve insani sınır gözetleme araçlarının, kara
mayınlarının yerini alması,
Sınır yönetimi açısından komşu ülkeler, kaynak ülkeler ve hedef ülkeler ile olan işbirliğinin
geliştirilmesi gerektiği hususları belirtilirken;
426
2013 yılı raporunda;
Türkiye-AB Geri Kabul Anlaşması’nın halen imzalanmadığı, bu anlaşmanın hızlı bir şekilde
akdedilmesi ve etkili bir şekilde uygulanmasının büyük önem taşıdığı,
Mevcut ikili geri kabul anlaşmalarının etkili bir şekilde uygulanmasının sağlanması gerektiği,
Dış Sınırlar ve Schengen alanında, Türkiye’nin uzman ve profesyonel bir sınır güvenliği
birimi kuracak ve entegre sınır yönetimi araçlarını düzenleyecek Sınır Güvenliği Kanunu’nu
henüz kabul etmediği,
Türkiye’nin, komşu ülkelerle sınırda yaptığı işbirliğini arttırdığı, veri alışverişinin, Frontex ve
Türkiye arasında imzalanan 2012 mutabakat zaptı çerçevesinde Ağustos 2013’te başlamıştır.
2013 başı itibarıyla 65 yeni sınır kontrol noktasının oluşturulduğu, 150 gözetim kulesinin
yenilendiği ve sınır devriyesi için 1150 kilometrelik yol yapıldığı,
Adalet Bakanlığının Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) ile daha etkili sınır kontrolü
yapılmasına olanak sağlandığı, Gümrük Muhafaza Genel Müdürlüğü’ne 790 yeni personel
alındığı,
İçişleri Bakanlığı ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığının kaçakçılıkla mücadelede daha etkin bir
işbirliği yapmaları gerektiği, sınır yönetimi alanında somut ilerleme kaydedilebilmesi
bakımından Entegre Sınır Yönetimi Koordinasyon Kurulunun rolünün güçlendirilmesinin çok
önemli olduğu ifadeleri yer almıştır.
Türkiye’de Sınır Güvenliği Yönetiminde Yaşanan Sorunlar
Türkiye bulunduğu coğrafi konum itibariyle çok stratejik bir bölgede bulunmaktadır.
Bu nedenle, Türkiye için sınırlarını en üst seviyede koruması son derece önemlidir. Türkiye
özellikle doğu ve güneydoğu sınırlarında terör sorunuyla ciddi şekilde mücadele etmek
427
durumundadır. Terör sorununun yanında uyuşturucu ve insan kaçakçılığı da Türkiye’nin
sınırlarda başını ağrıtan konular arasındadır. Uyuşturucu kaçakçılığının geçiş güzergahı
olması sınırları daha da önemli hale getirmektedir. Terör örgütleri, diğer kaçakçılık türlerini
de lehine kullanmaya çalışmakta, bundan gelir elde etmektedirler. Türkiye’nin jeopolitik
konumu ve Orta Asya-Orta Doğu ülkeleriyle gelişmiş Avrupa ülkeleri arasında tek köprü
olması da Türkiye’nin insan kaçakçılığında önemli bir geçiş güzergahı olmasına yol
açmaktadır. Avrupa’ya kaçak göçmen olarak giden her yüz kişiden sekseninin Türkiye’den
geçtiği ifade edilmektedir. Kaçakçılık, uyuşturucu ve terör sorunu Türkiye’nin doğu ve
güneydoğu sınırları için birbirinden bağımsız olarak ele alınmaması gereken 3 önemli
sorundur.
Türkiye sınırlarının coğrafi yapısı ve hâlihazırdaki tedbirlerin arzu edilen noktaya
ulaşamaması sebebiyle sınırlar, her türlü kaçakçılığın yapılabilmesine müsait bir yapı
taşımaktadır. Bu durum ülke ekonomisinde de büyük zararlar meydana getirmektedir. Terör
örgütleri sınırdan yaptıkları kaçakçılık sayesinde büyük gelir elde etmektedir. Aynı şekilde
sınır güvenliği konusunda yaşanan aksaklıklar terör saldırıları neticesinde onlarca insanın
hayatını kaybetmesine sebep olmaktadır.
Üye olması halinde Avrupa’nın doğu sınırını
oluşturacak olan Türkiye için sınır güvenliği konusunda uzmanlaşma Türkiye kadar
Avrupa’yı da ilgilendirmektedir. Son yıllarda da görüldüğü üzere terör örgütü mensupları
özellikle Irak sınırından Türkiye’ye ağır silahlarla sızarak birçok eylem gerçekleştirmiştir.
Terör örgütü, akaryakıt, silah ve diğer kaçakçılık faaliyetlerinden ‘vergi’ adı altında önemli
miktarda haraç da almaktadır. Özellikle İran ve Irak sınırlarının sarp ve keskin bir araziye
sahip olması da mücadeleyi zorlaştıran etkenler arasındadır. Aynı zamanda bölgenin stratejik
konumu ve komşu ülkeler arasındaki ilişkilerin dünya siyasetine yansımalarına bakıldığında
politik bir etkiye sahip olduğu görülecektir. Dünya güç dengesini etkileyebilecek bir bölgenin
428
tam ortasında, Ortadoğu ve Orta Asya’daki enerji kaynaklarına yakın olması Türkiye için
önemli bir jeopolitik ve jeostratejik durumdur. Sınır ve yakın çevre ülkelerinde yıllardır
süregelen kargaşalar, savaşlar ve siyasi bunalımlar ve ayrıca bu gelişmelerin bir sonucu olan
terörist faaliyetler, Türkiye’nin sınır güvenliğini daha önemli hale getirmiştir. Terörist
oluşumlar ile illegal faaliyetlerde yer alan organize suç gruplarının bu coğrafyayı nihai
hedefleri olan gelişmiş ülkelere geçiş için uygun bir yol olarak tercih etmelerine yol
açtığından stratejik öneme sahip olan Türkiye’nin sınır güvenliğinin en üst seviyelerde
korunaklı hale getirilebilmesi devlet ve birey huzuru için önemlidir.
Doğu ve güneydoğu sınırlarının diğer sınırlara oranla daha yoğun tehdit alıyor
olmasının bu bölgeye ait coğrafi özelliklerden kaynaklandığı görülmektedir. Fiziki şartlar
sınır güvenliğini de büyük ölçüde olumsuz olarak etkilemektedir. Özellikle bölgede terörün ve
kaçakçılığın gelişmesi, devam etmesi ve güvenlik zafiyetlerinin oluşmasında bu coğrafi
durum, sosyo-ekonomik nedenlerden daha etkindir. Sınırın her iki yakın bölgesinin kayalık
olması, dolayısıyla onlarca mağara ve oyuğun varlığı, illegal yapıların rahatlıkla bu bölgede
yerleşmesine ve izini kaybettirmesine olanak sağlamaktadır. Derin ve sarp vadiler nedeniyle
ulaşımda yaşanan zorluklar bölgedeki güvenliğin sağlanmasını engelleyici niteliktedir. Bu
bakımdan bölgede modern anlamda, gelişmiş sistemlerle güvenliğin sağlanamaması yasa dışı
oluşumları avantajlı hale getirmektedir. Bölgenin iklimsel özellikleri de sınır güvenliğini
olumsuz şekilde etkilemektedir. Türkiye’nin kış aylarında en düşük ısıya sahip bölgesi Doğu
ve Güneydoğu Anadolu’dur. Dolayısıyla kış aylarında bölgenin iklimi yaşam koşullarını
olumsuz olarak etkilemektedir. Özellikle oluşan anormal fiziki şartlar, güvenlik ve ulaşım
açısından olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir. Özellikle bölgede yaşayan vatandaşların temel
ihtiyaçlarının karşılanmasında güçlüklerle karşılaşılabilmektedir. Aynı zamanda sınır
429
güvenliğini sadece beden gücüyle yani klasik imkânlarla sağlamak bu ağır kış aylarında
oldukça güçleşmektedir.22
Sınır güvenliği açısından en önemli sorunlardan birisi kaçakçılıktır. Kaçakçılık,
Türkiye’nin doğu ve güneydoğusunda en önemli geçim kaynaklarından biri haline gelmiş,
bunun yanında terör örgütü PKK kaçakçılık faaliyetleri ile adeta özdeşleşmiştir. Örgüt hem
kaçakçılık yapmakta hem de kişilerin yaptığı kaçakçılıktan da para almaktadır. Bir anlamda
hem örgüt hem de kaçakçılar birbirlerinden faydalanmaktadır. Terör ortamından kaçakçılar
istifade ederken kaçakçılık faaliyetlerinden doğrudan elde edilen gelirler veya sözde “vergi”
adı altında alınan paralar da örgütü finansal olarak desteklemektedir.23
Sınır Güvenliğinde Yaşanan Gelişmeler
Vizesiz geçiş uygulamasıyla sınırları kaldıran AB için, AB dışındaki ülkelerle sınırı
olan üye ülkelerin sınır güvenliği daha önemli hale gelmiştir. Üyelik sürecinde bulunan
Türkiye’nin, jeopolitik konumu da göz önünde bulundurulduğunda AB’nin doğu sınırı olacağı
ve buradan sağlanan geçişlerin daha çok önem arz edeceği ortadadır. Farklı yapılanmalara
sahip olsalar da AB ülkelerinde Entegre Sınır Yönetimi modellerinde, sivil otoriteye bağlı
olunması, kara, deniz ve hava sınır birimlerinin tek bir çatı altında toplanmış olması ve
atamaların sivil otorite tarafından yapılması hususları ortak özellikler olarak ortaya
çıkmaktadır.24 AB, Amsterdam Antlaşması’ndan itibaren bir özgürlük, güvenlik ve adalet
alanı oluşturma amacında olduğunu her fırsatta dile getirmiştir. Bununla beraber,
küreselleşme, uluslararası göç, terör ve organize suç olgularının damgasını vurduğu
22
Köktaş ve Demir, a.g.e.
23
Köktaş ve Demir, a.g.e.
24
Özler, a.g.e.
430
günümüzde, sınırların etkin bir şekilde korunması, AB için hayati öneme sahip siyasal bir
öncelik haline gelmiştir.25
AB uzmanlarının görüşleri doğrultusunda Türk yetkililer tarafından 2003 yılında hazırlanan
Strateji Belgesi’nde, yukarıda anılan çok aktörlü ve dolayısıyla çok parçalı yapının yerini
alacak İçişleri Bakanlığı’na bağlı özel eğitim almış profesyonel tek bir birimin oluşturulması
yer almaktadır. Söz konusu Strateji Belgesi’nde de değinildiği üzere, Türkiye’nin coğrafi
konumundan ötürü sınır geçişleri ve özellikle doğu ve güneydoğu dağlık sınırların bulunması
ile doğudaki komsularının siyasi rejimlerinin istikrarsızlığı nedeniyle sınır güvenliği konusu
daha da hayati önem taşımaktadır. Mevcut sınır sistemini değiştirerek yeni bir birim
oluşturmanın Türkiye’ye ciddi bir yük getireceği belirtilmektedir. Bu doğrultuda, geçiş
sürecinin aşamalı bir şekilde, AB mali yardımı ile desteklenmesi gerektiği belirtilmektedir.
Özellikle de Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından denetlenen Gürcistan, Ermenistan, İran,
Irak ve Suriye ile sınırları belirleyen 2.949 kilometrekarelik sınırda görevlendirilecek
personelin durumu büyük önem taşımaktadır.26 Türkiye’nin coğrafi ve tarihsel olarak göç
yolları üzerinde olması ve Türkiye üzerinden AB ülkelerine giriş yapan kaçak göçmen
sayısının her yıl bir milyona yaklaşması, sınır yönetimi konusunda düzenleme yapmasının AB
tarafından ivedilikle desteklenmesini gerektirmektedir. Bunun yanında Türkiye’nin özellikle
doğu ve güneydoğusunun dağlık olması, komşu ülkelerdeki istikrarsızlıklar ve iç çatışmalar,
Suriye örneğinde görüldüğü üzere çok kısa zamanda değişme gösteren ikili ilişkiler nedeniyle
sınır güvenliği konusu hayati önem taşımaktadır. Toplam 11.282 km’lik sınır ve 100’ün
üzerinde aktif sınır kapısına sahip Türkiye’de daha etkin bir sınır yönetimi politikası kuşkusuz
yararlı olacaktır.27
25
Köktaş, Sınır Güvenlik Birimi Kurma Çalışmaları, a.g.e.
26
Özler, a.g.e.
27
Yazıcı, a.g.e.
431
AB, sınır denetimi konusunun sadece üye ülkeler ile sınırlı tutulamayacağının, Birliğe komşu
ülkeler ile yakın işbirliğinde bulunulmasının büyük önem taşıdığının farkındadır. Hem 2005
yılından bu yana katılım müzakerelerini yürüten hem de siyasi açıdan riskli görünen ülkelerle
uzun ve zorlu sınırları bulunan bir ülke olarak Türkiye’nin sınır yönetiminde AB
standartlarını benimsemesi Birlik tarafından yakından izlenmektedir.28 AB müktesebatına
uygun hazırlanan ve 27 Mart 2006 tarihinde kabul edilen Türkiye’nin Entegre Sınır Yönetimi
Stratejisinin Uygulanmasına Yönelik Ulusal Eylem Planı çerçeve belge niteliğindedir. İçişleri
Bakanlığı bünyesinde gerçekleştirilecek bu değişiklik için hem yatırım hem de mevzuat
uyumu ve uygulama açısından büyük yatırımlar yapacağı belirtilmektedir.29 Güvenlikten taviz
vermeden serbest piyasa ekonomisinin gerekliliklerine riayet edilmesini sağlayabilecek
formül olarak entegre sınır yönetimi modeli ön plana çıkmaktadır.30 Sınır güvenliğe geçiş
çalışmaları profesyonel orduya geçişin ön aşaması gibi olabilecektir. AB, bir yandan
ekonomik entegrasyonun güçlenmesi için üye devletlerarasındaki sınır kontrollerini
kaldırmakta, buna karşılık yasal ve yasadışı göçle ortak politikalar çerçevesinde mücadele
etmek için dış sınır kontrollerinde ortak yöntemler geliştirmektedir.31
Yaşanan olaylar sonrasında gündemden düşmeyen ve oldukça farklı yorumlara neden olan bir
başka konu ise, Türkiye’nin terörle mücadelede daha etkin ve başarılı olabilmesini sağlayacak
“profesyonel ordu” oluşturulması fikridir. Son zamanlarda Türkiye’de ABD’nin Meksika ve
Kanada sınırlarını koruyan “Border Patrol” (Sınır Muhafızı) sistemine benzer bir yapının
28
Özler, a.g.e.
29
Özler, a.g.e.
30
Köktaş, Sınır Güvenlik Birimi Kurma Çalışmaları, a.g.e.
31
Köktaş, Sınır Güvenlik Birimi Kurma Çalışmaları, a.g.e.
432
oluşturulması planlanmaktadır. Buna göre Türkiye’nin sınır güvenliği görevi İçişleri
Bakanlığı’na bağlı özel eğitimli sivil personelden oluşacak yeni bir teşkilata devredilecektir.32
AB uyum kapsamında yapılacak yasa değişikliğinin ardından, Türk ordusu sınır
güvenliğindeki yerini bu kolluk gücüne bırakacaktır. Bunun yanında profesyonel orduyla
sınırda görev alacak askerlerin bu işi meslek edinmiş ve ciddi bir askeri eğitimden geçerek
sınıra gönderilmesi planlanmaktadır.33 “Profesyonel ordu” fikri AB tarafından da desteklenen
bir projedir.34 Sınır güvenlik birimlerinin oluşturulmasının profesyonel orduya geçişin bir
adımı olarak görülmesiyle beraber birliklerdeki personelin belli süre için görev yapacak
olması profesyonel ordu mantığı ile uyum göstermemektedir. Yapılacak olan sınır yönetimi
düzenlemeleri ile sınır birliklerinin oluşturulması TSK’da reformun ve profesyonel orduya
geçiş sürecinin başlangıcı olarak değerlendirilebilir.
Türkiye’nin yasadışı göç ve kaçakçılık yollarının geçiş noktasında olması bu konuyu
daha önemli hale getirmektedir. Her yıl 500,000 ila 1 milyon civarı düzensiz göçmen AB’ye
giriş yapmaktadır. Türkiye’nin dış sınırlarını güçlendirilmesi halinde, geçiş yolu olan Türkiye
üzerinden Birliğe giriş yapan bu kişiler, henüz Birliğe ulaşamadan tespit edilecek ve AB’nin
işini büyük ölçüde kolaylaştıracaktır. AB’de yasadışı bulunan Türk vatandaşları ile birliğe
Türkiye üzerinden giriş yapan ve yasadışı bulunan üçüncü ülke vatandaşlarının Türkiye
tarafından geri kabul edilmesini içeren Türkiye-AB Geri Kabul Anlaşmasının imzalaması da
bu konu ile bağlantılı görülmektedir.35 Sınır güvenliği halen sınır karakollarınca geleneksel
yöntemlerle sağlanmakta olup karakollar fiziki şartlar gereği yaklaşık 5-10 km aralıklarla sınır
32
Yazıcı, a.g.e.
33
Yazıcı, a.g.e.
34
Yazıcı, a.g.e.
35
Özler, a.g.e.
433
boyunca yerleştirilmiştir. Kara sınırlarının güvenliğinin, buralardaki personel tarafından
devriye atılarak ve belirli noktalarda nöbet tutularak geleneksel yöntemlerle ve termal kamera,
radar, gece görüşü, sensör, hava araçları, iletişim cihazları kullanılarak gerçekleştirildiği
belirtilmektedir. Türkiye-Irak sınırının belirli bir kesiminde sınır gözetleme ve kontrol sistemi
faaliyetlerine devam etmekte; tespit, tanıma, izleme ve operasyon aktarımı otomatik
gerçekleştirilmektedir. Ancak tüm sınırlarda kullanımı yaygın olmayan bu ve benzeri
sistemlerin, sınır bölgesinin tümünde boşluk bırakmayacak şekilde geliştirilmesi çalışmaları
sürmektedir.36 Türk Silahlı Kuvvetleri, 2013 yılı Haziran ayı itibariyle sınırdan kaçakçılık
geçişlerini ve yasa dışı geçişleri önlemek adına kritik yerlerde kanallar kazmaya başlamıştır.
Bu kanallar en az iki metre genişliğinde ve üç metre derinliğinde bulunmaktadır. Bunun
dışında sınır hattı 5 kişiden oluşan motorlu devriye timi ‘Kobra’ adı verilen taktim tekerlekli
zırhlı araçlarla sınır boyunca devriye görevini yerine getirmeye başlamıştır.37
Son olarak Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen BAĞIŞ Türkiye’de
düzenlenen 28. Reform İzleme Grubu (RİG) toplantısında 15.06.2013 tarihinde RİG adına
sunduğu basın bildirisinde Sınır Güvenliği Kanun Tasarısı Taslağı hakkındaki çalışmaların
İçişleri Bakanlığı tarafından sürdürüldüğünü açıklamıştır. 2012 yılı içerisinde tamamlanması
beklenen Sınır Güvenliği Yasa Tasarısı 2014 yılı itibariyle halen kanunlaşmamıştır. Yasa
tamamlanıp meclisten çıktığında Türkiye Sınır Yönetimi konusunda çok önemli bir adımı
atmış olacaktır. Bu kanun ile kolluk görevlerinin sahip olduğu bütün haklara sahip olması
beklenen Sınır Güvenliği Teşkilatının yaklaşık 60.000 personeli istihdam etmesi
beklenmektedir. Sınır Güvenliği Teşkilatı memurları 9 aylık eğitim ardından sınır güvenliği
memuru, amirleri ise halen Polis Akademisi’ne bağlı Sınır Güvenliği bölümünde 4 yıllık
eğitimlerini tamamlayan personelden oluşacaktır. Teşkilatın terfi sistemi Emniyet Genel
36
Köktaş ve Demir, a.g.e.
37
http://www.aksam.com.tr/guncel/sinirda-dev-kanallar/haber-218888, (24.06.2013).
434
Müdürlüğü benzeri olacaktır. Söz konusu tasarı çerçevesinde Ermenistan, Gürcistan,
Azerbaycan ve Suriye sınırı güvenliğinin 10 yıl, Yunanistan ve Bulgaristan sınırının 5 yıl
içinde, Irak ve İran sınırlarının ise Bakanlar Kurulu tarafından tarihi belirlenmek üzere en
yakın zamanda Sınır Güvenliği Teşkilat Başkanlığı’na bırakılması ön görülmektedir. Halen
sınırlardan sorumlu olan Emniyet Genel Müdürlüğü, Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Sahil
Güvenlik Komutanlığı ve Gümrük Muhafaza Teşkilatı tüm yetkilerini İçişleri Bakanlığı’na
bağlı bu teşkilata devredecektir. Bu teşkilatlar sınırlardaki tüm ekipmanlarını Sınır Güvenliği
Teşkilatına devredecektir. Kolluk kuvvetlerinden, Sınır Güvenliği Teşkilatı’na yatay geçiş ön
görülmektedir. Bu durumun diğer kolluk kuvvetlerinin personelinde azalma meydana
getireceğinden zafiyet oluşturmayacak bir istihdam sağlanması gerektiği konusunda görüşler
de bulunmaktadır.38
Sonuç ve Öneriler
Sınır güvenliği sorunu tek başına sınırları korumakla çözülebilecek bir sorun olmayıp,
bunun yanında güçlü bir ekonomiye, iyi inşa edilmiş bir dış ilişkiler ve diplomasi sistemine ve
komşularla iyi ilişkiler gibi bir çok ayağı bulunan bir sorundur. Saydığımız unsurlar
bulunduğu konum itibariyle çok önemli hususlardır. Özellikle Suriye’de yaşanan iç karışıklık
ve bunun dünya yansımaları yaşanırken Türkiye’nin sınır güvenliğinde yaşanan zorluklar bu
durumu daha açık ortaya koymaktadır. Bununla birlikte çalışmamızda savaş durumu gibi
olağan üstü hallerde sınır güvenliğinin yönetimi nasıl olması sorusundan önce, olağan
hallerde, sınırlardan gelebilecek terör, kaçakçılık ve benzer hareketlerin engellenmesine
yönelik neler yapılabileceği ile ilgilidir. Bu çerçevede çalışmamızda ‘Sınır sorununa karşı,
38
Bülent Kısa, Avrupa Birliği ve Avusturalya Örnekleriyle Entegre Sınır Yönetimi ve Türk Sınır Yönetimine
Uygulanabilirliği, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, Polis Akademisi, 2009, s. 95.
435
uluslararası değerler ve AB süreci göz önünde tutularak nasıl bir kurumsal yapı ve mekanizma
oluşturulmalı? sorusuna cevap aranmaktadır.
Avrupa Birliği üyelik sürecinin de bir gereği olarak Türkiye’de sınır güvenliği
yönetiminde bazı gelişmeler yaşanmaktadır. Türkiye’nin sınır yönetimi çok başlı bir yapıya
sahiptir. Yapılması planlanan değişikliklerle bu yapının uzman personele sahip İçişleri
Bakanlığına bağlı sivil bir yapıya dönüştürülmesi planlanmaktadır. Bu birimlerin amir sınıfı
personeli eğitimlerini tamamlamıştır, tamamlamaktadır. Memur sınıfının ise eğitimine devam
edilmektedir. Sınır Güvenliği Teşkilatının tam olarak hayata geçirilmesinin 2018 yılını
bulması beklenmektedir. Konu ile ilgili hazırlanan yasa ise tasarı halindedir ancak şu an
itibariyle yasaya ne zaman son şeklinin verileceği konusu belirsizdir. Jeopolitik ve stratejik
konuma sahip Türkiye, Avrupa Birliği’ne üye olması durumunda birliğin doğu sınırını
oluşturacaktır. Bu nedenle sınır güvenliği ile ilgili gelişmeler AB tarafından da yakından
izlenmektedir. AB özellikle Türkiye’nin üye olması halinde Türkiye vatandaşlarının serbest
dolaşım kaynaklı olarak AB’ye olası negatif etkisinden çok Türkiye’nin komşuları İran,
Suriye, Ermenistan gibi ülkelerle Orta Asya’dan gelerek Türkiye üzerinden AB’ye gitme
durumu olan insanlardan endişe duymaktadır. Bunun yanında 2012-2014 yılları arasında
Suriye’de yaşanan gelişmeler ve gerçekleşen patlamalar Türkiye’nin sınır güvenliğine
vermesi gereken önemi bir kere daha ortaya koymuştur. Çekilme sürecine giren PKK’nın
Türkiye sınırlarının hemen yanı başında varlığını sürdürmeye devam edeceği de göz önünde
bulundurulduğunda sınır güvenliğinin en sağlıklı şekilde yapılandırılması ihtiyacı
bulunmaktadır.
Bunun yanı sıra, Türkiye’nin coğrafi konumunun getirdiği terörizm ve kaçakçılık
odaklı güvenlik kaygıları nedeniyle, Türkiye’nin kendine özgü koşulları doğrultusunda bir
436
yapılanmaya gitmesi faydalı olacaktır. Bu yapılanmanın sağlam bir altyapı yapıya ve
finansmana ihtiyacı bulunmaktadır. Mevzuat konusunda tüm iyi örneklerin gözden geçirilerek
idari anlamda da ciddi bir yapılanma beklentisi doğmaktadır. Bu nedenle Türkiye’nin söz
konusu kanun tasarısının yasalaşması sürecinde tüm iyi örnekleri göz önünde bulundurarak,
kendisi açısından önem ifade eden siyasi, jeopolitik, jeostratejik ve diğer bütün özelliklerini
gözden geçirmesi ve kendine en uygun yapıyı oluşturması gerekmektedir. Avrupa Birliği
Entegre Sınır Yönetimi konusunda uzun yıllar süren çalışmaların neticesinde önemli
gelişmeler yaşamıştır. Dış sınırlarını da oluşturduğu bu sağlam yapı üzerinden korumaktadır.
Entegre Sınır Yönetimi konusunda AB standartları ile kendi iç dinamiklerini harmanlamak
suretiyle Türkiye sınır güvenliği konusunda geniş vadede çok sağlıklı bir adım atmış
olacaktır.
Sınır Güvenliği Teşkilatı’nın İçişlerine bağlı olarak tek bir merkezde birleşmesi sınır
güvenliğinde profesyonelleşmeyi sağlayacaktır. Bununla birlikte Emniyet Genel Müdürlüğü
benzeri bir yapılanmaya sahip olması ve işleyiş konusunda Emniyet Genel Müdürlüğü
tecrübeleri ile kurumsallaşması da teşkilatın daha hızlı bir şekilde profesyonel hale gelmesini
sağlayacaktır. Nitekim amir sınıfı personeli Polis Akademisi’ne bağlı Sınır Güvenliği
bölümünde eğitimini tamamlayan teşkilatın, iç güvenliğin sağlanmasında görevli polis ile iç
güvenliğin tesisi ile yakından ilgili olan sınır güvenliğinin sağlanmasında başarılı bir
koordinasyon içerisinde olması mümkün olacaktır. Bu anlamda Sınır Güvenliği Teşkilatının
eğitim altyapısı ile ilgili tüm gelişmelerin Polis Akademisi tarafından yürütülmesi
gerekmektedir.
Türkiye’de Sınır Güvenliğinin tek bir çatı altında toplanmasını amaçlayan çalışmaların
yanında, farklı bazı adımların atılması da Sınır Güvenliği açısından olumlu sonuçlar
437
doğurabilecektir. Özellikle güneydoğu ve doğu sınırında Sınır birimlerinin Valilik
koordinesinde diğer bütün resmi kurumlar ile iş birliği içinde çalışması, suçun önlenmesi
konusunda Polis ve Askeri birimler ile ortak çalışmalar yürütmesi yararlı olabilir. Bunun
yanında sınır bölgelerinde yaşayan insanların sınır güvenliğine en azından olumsuz etkilerini
önlemek adına psikolojik önlemler alınmalıdır. Sınır bölgelerinde yaşayan insanların yaşam
koşullarının iyi hale gelmesi, suça karışmasının engellenmesinin sağlanması, birimler ile halk
arasında iyi ilişkiler kurulması da toplumsal desteği sağlayacaktır. Kaçakçılığın geçim
kaynağı haline geldiği bazı yerleşim bölgelerinde bu konuda adımlar atmak zor olsa da
oluşturulacak uzun vadeli politikalarla sürecin olumlu seyretmesi sağlanabilecektir. Bunun
dışında halen yeterince caydırıcılığı bulunmayan cezaların yeniden düzenlenmesi, sınır
ihlallerinin ciddi biçimde cezalandırılması ve kaçakçılığa sıfır tolerans sunan bir mevzuatın
oluşturulması gerekmektedir. Oluşacak bu yapı en küçük bir kaçakçılık faaliyetini dahi mazur
görmeyecek bir sistemi tesis etmelidir. Bu kapsam da kaçakçılık ürününü satan gibi alana de
cezai düzenleme uygulanmalıdır. İlgili uzman birimin Türkiye’nin mevcut sınırlarının
birbirinden farklı yapıları göz önünde tutulmalı ve gerektiğinde farklı sınır yapılarına sahip
bölgelerde farklı tedbirleri hayata geçirmesi sağlanmalıdır. Düz arazilere sahip sınırlarda
kaçakçılığı önleyecek ve en azından yavaşlatacak uzun setlerin ve kamera sistemlerinin
kurulması, engebeli arazilerin şartlarına coğrafi düzenlemeler ve ileri teknoloji ürünü araçlar
gibi çözümlerin gözden geçirilmesi gerekmektedir. Mevcut sınır kapılarının fiziki yapıları en
iye şekilde yenilenerek, yasal sınır geçişleri kolaylaştırılmalı, kontroller ise daha seri ve iyi
şekilde yapılmalıdır.
438
EK:
AVRUPA BİRLİĞİ ÜLKELERİNİN SINIR GÜVENLİĞİ YÖNETİMİ BİRİMLERİ
Ülkeler
İlgili Bakanlıklar
İspanya
İçişleri Bakanlığı
Portekiz
İçişleri Bakanlığı
İlgili Birimleri
Guardia Sivil Teşkilat (GC) ve Ulusal Polis
Teşkilatı
Yabancılar ve Sınır İdaresi, Deniz Kuvvetleri
Komutanlığı
Danimarka Adalet Bakanlığı
Polis Teşkilatı
İrlanda
Adalet ve Kamu Reformu Bakanlığı
İrlanda Ulusal Polis Teşkilatı (GARDA)
İçişleri Bakanlığı ve Ulaştırma
İngiltere Sınır Ajansı, Denizcilik ve Sahil
Bakanlığı
Güvenlik Ajansı (MCA)
İngiltere
Sınır Muhafaza Teşkilatı, Sahil Güvenlik Teşkilatı,
Litvanya
İçişleri Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı
Letonya
İçişleri Bakanlığı
Sınır Polis Teşkilatı
Estonya
İçişleri Bakanlığı
Polis ve Sınır Muhafaza Teşkilatı
İsveç
İçişleri Bakanlığı ve Savunma
Bakanlığı
Gümrük Teşkilatı
Polis Teşkilatı ve Sahil Güvenlik Birimi.
Finlandiya İçişleri Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı Sınır Muhafaza Teşkilatı ve Gümrük
Güney
Kıbrıs
İçişleri Bakanlığı
Milli Savunma Bakanlığı, Vatandaş
Yunanistan Koruma Bakanlığı, Ekonomi ve Finans
Bakanlığı
Polis Teşkilatı
Gümrük Teşkilatı, Yunan Polisi ve Yunan Sahil
Güvenliği
Bulgaristan İçişleri Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı Sınır Polis Birimi ve Gümrük Birimi
Romanya
İçişleri Bakanlığı
Sınır Polis Teşkilatı
Macaristan İçişleri Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı Sınır Polis Birimi ve Gümrük Birimi
Slovenya
İtalya
İçişleri Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı Sınır Polis Birimi ve Gümrük Birimi
İçişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve
Silahlı Kuvvetler
Göç ve Sınır Polisi Genel Müdürlüğü(PDS),
Gümrük Teşkilatı, Mali Polis (Guardia di FinanzaGDF) ve Carabinieri (Jandarma)
439
Avusturya İçişleri Bakanlığı
Kamu Güvenliği Genel Müdürlüğü (Federal Polis)
Slovakya
İçişleri Bakanlığı
Sınır ve Yabancılar Polisi
Polonya
İçişleri Bakanlığı
Sınır Polis Teşkilatı
Almanya
İçişleri Bakanlığı
Federal Polis
Belçika
İçişleri Bakanlığı
Yabancılar Ofisi
Güvenlik ve Adalet Bakanlığı, İçişleri
Hollanda
Bakanlığı, Krallıkla İlişkiler, Maliye
Bakanlığı
Royal Netherlands Marechausse, Sahil Güvenlik
Birimi Gümrük Teşkilatı
Kaynakça;
Adem Akman ve İsmail Kılınç: AB’de Entegre Sınır Yönetiminin Gelişimi ve AB
sürecinde Türkiye’nin Entegre Sınır Yönetimine Geçiş Çalışmaları, Türk İdare Dergisi, Sayı:
467, 2010, http://kisi.deu.edu.tr/ yunusemre.ozer/sinir yonetimi 2.pdf, (11.04.2013).
Ali Aslan: Modern Dünyada Sınırlar, http://www.anlayis.net/makaleGoster.aspx?
dergiid=74&makaleid= 2079, (20.06.2013).
Amine Yazıcı: Türkiye’de Sınır Güvenliği ve Sınır Yönetimine AB Etkisi, 2010.
Arif
Köktaş:
Sınır
Güvenlik
Birimi
Kurma
Çalışmaları,
2011,
http://www.sde.org.tr/userfiles/file/Sinir Birlikleri Analiz.pdf, (11.04.2013).
Arif Köktaş ve O. Ömer Demir: Erzurum Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi,
Güvenlik Bilimleri Lisans Tamamlama (POLİTAM) Ders Notları, 2012.
Bülent Kısa: Avrupa Birliği ve Avusturalya Örnekleriyle Entegre Sınır Yönetimi ve
Türk Sınır Yönetimine Uygulanabilirliği, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, Polis Akademisi,
2009.
Giray Saynur Bozkurt: Küreselleşme ve Terörizm, Değişen Dünyada Uluslararası
İlişkiler, Türk Dış Politikasının Ana Hatları, Değişen Dünyada Uluslararası İlişkiler, İdris
Bal (ed.), Ankara, Lalezar Kitabevi, 2006.
440
Steve Peers: EU Justice and Home Affairs Law, Oxford, University Press, 2007.
Zeynep Özler: AB’de ve Türkiye’de Sınır Yönetimi, İktisadi Kalkınma Vakfı
Değerlendirme Notu, 2010, http://www.ikv.org.tr/images/upload/data/files/16-ab_ve_trde
_sinir_yonetimi-zeynep_ozler-nisan_2010.pdf, (18.05.2013).
TRT HABER Televizyonu, Sınır Güvenliği Dosyası, Büyük Takip Programı,
(10.04.2012)
http://www.tuicakademi.or
g/index.php/kategoriler/turk-dis-politikasi/256-turkiyede-
sinir-guvenligi-ve-sinir-yonetimine-ab-etkisi-, (11.05.2013).
http://tr.wikipedia.org/wiki/Frontex, (05.05.2013).
http://www.bloomberght.com/haberler/haber/1150945-turkiye-ab-frontex-ilemutabakat-zapti-imzaladi, (15.05.2013).
http://syb.icisleri.gov.tr/ortak_icerik/syb/EU_MAP-07.HTML, (23.06.2013).
http://www.abgs.gov.tr/files/AB_Iliskileri/AdaylikSureci/IlerlemeRaporlari/2011_ilerl
eme_raporu_tr.pdf, (18.06.2013).
http://isay.icisleri.gov.tr/ortak_icerik/syb/Sınır Kapıları Listesi/142 HUDUT
KAPILARI NEVİLERİNE GÖRE-AÇIKLAMALI VE SINIR ÜLKELERİ.pdf, (18.06.2013).
http://www.aksam.com.tr/guncel/sinirda-dev-kanallar/haber-218888, (24.06.2013).
441
Download

indirmek için tıklayınız