KÜLTÜR / Fatih ÇINAR
Osman Hulûsî-i Dârendevî’nin ‘Mektûbât’ında
Seçkin Vecizeler
“Hulûsi Efendi (k.s.), asrımızın Yunus’u edasıyla ve Türkçemizin en
saf/duru haliyle kaleme aldığı mektuplarında samimi ve kişileri/
toplumu hayra davet eden sevgi dolu ifadeleriyle son derece
etkileyici/dikkat çekici bir yöntem takip etmiştir.”
M
ektupla irşat fonksiyonu Kur’ân-ı Kerim’deki ‘Mektubumu al ve onlara ulaştır.’1 ayetinde ifade edildiği üzere Hz.
Süleyman’ın Sebe kraliçesine gönderdiği mektuba işaret eden ayetlerde açıkça gözlemlenmektedir. Hz. Peygamber’in (s.a.v.)’de Bizans
Hükümdarı, Habeşistan Kralı, İran Kisrası, İskenderiye Hükümdarı ve Arabistan’ın kuzeyinde
bulunan çeşitli kraliyetlere mektuplar göndererek İslâm’ı tebliğ ettiği bilinmektedir.2 Kur’ân-ı
Kerim’in memnuniyetle karşıladığı ve Sünnet-i
Seniyye’nin önemli bir uygulaması olan ‘mektupla irşat’ uygulaması sûfîler arasında da revaç
bulmuş bir yöntemdir. Sûfîler, yöneticileri uyarmak, ilim ehliyle görüş alış verişinde bulunmak,
sorulan sorulara cevap vermek ve müritlerinin
çeşitli manevî halleriyle ilgili birçok gerekçeyle mektuplar kaleme almışlardır.3 Bu anlamda
Hz. Mevlânâ (ö.1273), İmam Rabbanî (ö.1624),
Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî (ö.1827), İbnü’l-Arabî
(ö.1240) ve Hallâc-ı Mansûr (ö.922) gibi birçok
ismin toplumları derinden etkileyen mektupları
söz konusu olmuştur.4 Son dönemdeki etkinliğiyle dikkatleri üzerine çeken Darendeli Osman
Hulûsi Efendi (k.s.)’de yolunu takip ettiği üstatlar gibi zaman zaman bazı uyarılarda bulunmak
zaman zaman da hasret ve özlemini dile getirmek gibi düşüncelerle birçok mektup kaleme
almıştır. Onun mektupları, vefatının ardından
titiz bir çalışma sürecinden sonra ‘Mektûbât-ı
Hulûsî-i Dârendevî’ başlığıyla ilim dünyasındaki
müstesna yerini almıştır.5 Bu çalışmanın baskı
kalitesi, hitap ettiği geniş kitle ve içerdiği konular itibariyle önemli bir konumda olduğu kanaatindeyiz.
Hulûsi Efendi (k.s.), asrımızın Yunus’u edasıyla ve Türkçemizin en saf/duru haliyle kaleme
aldığı mektuplarında samimi ve kişileri/toplumu hayra davet eden sevgi dolu ifadeleriyle
son derece etkileyici/dikkat çekici bir yöntem
takip etmiştir. Onun mektupları günümüz insanı
açısından nezaket, zarafet, fedakârlık, özlem ve
diğer insanî duyguları ifade eden seçkin edebî
metinler olması hasebiyle önemlidir. Biz bu çalışmamızda Hulûsi Efendi’nin mektuplarında
64 KASIM 2014
iletişimini etkili hale getiren bir konu üzerinde
durmak istiyoruz. Çalışmada onun kelam-ı kibar
olarak kullandığı ifadelere yer vererek mektuplarının halen aramızda yaşayan metinler olmasının arkasında yatan önemli dayanaklardan bir
tanesini gözler önüne sermek istiyoruz.
Dile olan yatkınlığıyla bilinen Hulûsi Efendi,
özellikle Arapça ve Farsçadaki maharetiyle ön
plana çıkmıştır. O, kullandığı dillere hâkimiyetini
o dillerden yaptığı alıntılarla da gözler önüne
sermiştir. Konuya ‘Mektûbât’ adlı eseri çerçevesinde baktığımızda onun bu iktibasları şu amaçlar doğrultusunda kullandığını görürüz:
Hulûsi Efendi, aşağıda takdim edilecek ifadelerini oğlu Kemal Efendi ve bir sevenine
yaptığı çeşitli telkinlerin ardından mektubunun
bitiş cümleleri olarak kullanmıştır. O, bu mektuplarında iman konusunda gevşeklik göstermeden şefkat ve merhametle davranılmasını
hâl ve hareketlerde olgunluk gösterilmesini,
büyüklere karşı saygılı olunmasını, kin, haset
ve diğer çirkin hasletlerden uzak durulmasını,
iyilerle beraber olunmasını, söylenilen bir hususun önce kendi nefsinde tatbik edilmesini,
tevekkül ve teslimiyetin zirve haliyle yaşanılmasını tavsiye etmiş ve bu tavsiyelerin ancak
Allahu Teâlâ’nın yardımı ile olabileceğini bu
telkinlerden sonra kullandığı ifadelerle anımsatmaya çalışmıştır:
“Vallahu’l-muvaffık ve’l-mürşid / Allahu Teâlâ
başarıya ulaştıran/güç yetiren ve yol gösterendir.”6
“Ve mine’llahi’l-muvaffik ve’l-mürşid / Başarı
ve doğruluk Allahu Teâlâ’dandır.”7
İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak (ö. 1969)
(k.s.), Hulûsi Efendi’nin mürşidi/yol göstericisidir. Hulûsi Efendi, İsmail Efendi Hazretleri ile
bir arada olamadığı ve ona özlem duyduğu dönemlerde o günün iletişim vasıtası olan mektup ile bu özlemini dile getirmiştir. Birçok defalar Hulûsi Efendi, üstadına yazdığı mektuplarla
özlem ve hasret duygularını dile getirmenin
yanında mürşid-i kâmilin önemi ve onları cân-ı
somuncubaba 65
“Birçok defalar Hulûsi Efendi,
üstadına yazdığı mektuplarla
özlem ve hasret duygularını dile
getirmenin yanında mürşid-i
kâmilin önemi ve onları cân-ı
gönülden sevmenin kıymetini
de ifade fırsatı bulmuştur.”
gönülden sevmenin kıymetini de ifade fırsatı
bulmuştur. İşte bu mektuplarından bir tanesinde mektuplaşmanın bir diğer ifadeyle hâlhatır sormanın önemini aşağıda takdim edilen
Arapça bir iktibas ile dile getirmiştir. Teknoloji
ve iletişim çağının mensupları olan günümüz
insanının da bu mesajdan alacağı hayli yüklü
bir mesaj olduğu kanaatindeyiz.
“El-Murâsaletü nısfu’l-muvâsale / Mektuplaşmak kavuşmanın yarısıdır.”8
Döneminin Yunus Emre’si olma konumuyla
dikkat çeken Hulûsi Efendi, bir sûfî olarak fikirlerini mektuplarında muhataplarına iletme yolunu da kullanmıştır. Bir sevenine yazdığı mektubunda ezelî muhabbet, kurb, bu’d, akıl, nefs,
kâmil insan, vahdet, istiğrak ve ruhanî zevkler
gibi konuları işlemiş ve bu güzelliklere ulaşmanın yöntemlerini aşağıya aldığımız Arapça ifadelerle dile getirmiştir. Onun bu ifadeleri ustalıkla
kullanması tasavvufî fikirlerini ifade etmedeki
becerisini göstermesinin yanı sıra bu alandaki
birikimini de gözler önüne sermektedir:
“Et-ta’zîmu li-emrillâh ve’ş-şefakatü ale’llâh /
Allah’ın emirlerine saygı yarattıklarına şefkat.”9
“Tehallakû bi-ahlâkillâh ve’t-tasıfû bisıfâtillâh / Allah’ın ahlâkıyla ahlâklanın, sıfatlarıyla sıfatlanın.”10
66 KASIM 2014
Hulûsi Efendi, Balaban Çarşı Camii’nin çatısının tamiri vesilesiyle Balabanlı Davut, Hamza
Seher ve Araboğlu Hacı Hasan Efendilere ve
Ömer isimli bir seveniyle ilgili bazı dedikoduları
bertaraf etmek için kaleme aldığı iki mektubunda Farsça iktibaslarla, ‘yapılan işin ve kişilerin
değerlerinin ancak ehli tarafından bilenebileceği’ hususunu mektuplarının başında dile getirmiştir. Hulûsi Efendi, bu tavrıyla mektubunda
vermek istediği mesajını özetlemiş, vesile olunan işlerin güzelliklerini ve dedikodu vesilesiyle
incitilen gönüllerin tamir edilmesi gerektiğini
veciz ifadelerle dile getirmiştir. Ayrıca onun bu
ifadeleri mektupların devamında şiirin gücüyle
bir araya gelmiş ve muhataplarını bahsedilen konularda derinden etkilemiştir. Hulûsi Efendi, birikimini ve mesajını muhatabına tam zamanında
ve kıvamında sunma hasletini bu iktibaslarıyla
da gözler önüne sermiştir. Burada dikkat çeken
bir husus da Hulûsi Efendi’nin mesajını iktibas,
şiir ve mensur ifadelerle ustaca ve tesirli bir şekilde kullandığı hakikatidir. Hulûsi Efendi’nin, bu
mektuplarında Allah rızası, dedikodunun fenalığı, aşk, ölüm ve diğer bazı konularla iktibaslarını
bir araya getirerek mektubunu oluşturması bu
gerçeğin bir fotoğrafı niteliğindedir:
Kadr-i zer zerdâr şinâsed / Altının değerini
sarraf bilir.11
Kadr-i zer zerdâr şinâset kadr-i gevher gevherî
Kadr-i gül bülbül şinâsed kadr-i Kanber yâ Ali
(Altının değerini sarraf, mücevherin değerini
de cevherci bilir.
Gülün kadrini bülbül, Kanber’in değerini de
Ali…)12
Hulûsi Efendi (k.s.)’nin bu iktibasları her
şeyden önce Arapça ve Farsçaya verdiği önemi gösteren örneklerdir. Ayrıca, bu iktibaslar
Hulûsi Efendi’nin vermek istediği mesajlara
denk düşen ifadeleri mektuplarında uygun
yerlerde takdim etmesiyle ortaya koyduğu
iletişim ustalığını da göstermektedir. Onun
Arapça ve Farsça iktibasları edebî açıdan
metinlerini zenginleştiren ve kendisinin bu
konudaki olgunluğunu gösteren şahitlerdir.
Zamanımızda yok olmaya yüz tutan mektup
geleneğimizin bu güzel uygulamaları, iletişimde sınırları zorlayan günümüz insanı için
de güzel örnekler olarak değerini korumaktadır. Çünkü Hulûsi Efendi’nin bu iktibasları
‘Nasılsın?’ yerine ‘nsln’; ‘Ne haber?’ yerine
‘Nbr’, ‘Merhaba’ yerine ‘mrb’ gibi sönük, anlamsız ve samimiyetten uzak hatta Türkçemize ihanet edercesine hoyratça kullanılan
günlük dilimizin başka dillerden alıntılarla
desteklenerek ulaştığı zenginlikten düştüğü
konumu hissetmemizi sağlayacak verilerdir.
Bugün bizlere düşen görev, dilimizi mümkün
olduğu kadar saldırılardan korumak ve dilimizin saf ve samimi dünyasına bir an önce dönebilmek için çaba ve gayret göstermek olmalıdır. Bunun için de Hulûsi Efendi ve onun
gibi dili ustaca kullanan, sahip oldukları birikimleriyle başka dillerden iktibaslarla dilini
zenginleştiren söz üstatlarının yolunu takip
etmemiz gerekmektedir.
Dipnot
1. Neml 27/28.
2. Muhammed Hamidullah, Mecmûatü’l-Vesâiki’s-Siyasiyye li’l-Ahdi’n-Nebeviyye ve’l-Hilâfeti’r-Râşide, Beyrut 1987, s.86-207.
3. Reşat Öngören, ‘Mektup’, DİA, İstanbul 1995, c.XXIX, s.
21-23.
4. Zeki Tan, Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî’nin Talebelerinden
Seyyid Tâhâ el-Hakkârî, Iğdır Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı: III, Nisan 2013, s.102-103.
5. Osman Hulûsî-i Darendevî, Mektûbât, Hazırlayanlar:
Ali Yılmaz- Mehmet Akkuş, Nasihat Yay., İstanbul 2006,
s.1-298.
6. Darendevî, Mektûbât, s.2. (Mektup 1)
7. Darendevî, Mektûbât, s.93. (Mektup 27)
8. Darendevî, Mektûbât, s.186. (Mektup 52)
9. Darendevî, Mektûbât, s.209. (Mektup 61)
10.Darendevî, Mektûbât, s.210. (Mektup 61)
11.Darendevî, Mektûbât, s.83. (Mektup 25)
12.Darendevî, Mektûbât, s.173. (Mektup 49)
somuncubaba 67
Download

Seçkin Vecizeler