165
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
YENİ TÜRK CUMHURİYETLERİNİN KÜRESEL ORTAMDA REKABET
GÜÇLERİ
Ercan Ekmekçioğlu *
Murat Bay**
Hatice Yalçın ***
Giriş
Türk cumhuriyetlerinin kaderi Osmanlı devletinde olduğu gibi enerji kaynakları
ile yakından ilişkili bir biçimde şekillenme çabaları görülmektedir. Dün Osmanlının
başına gelen bugün Türk cumhuriyetlerinin başına örülmek istenmektedir. Enerji
kaynaklarının zenginliği doğrultusunda bu coğrafyaya hükmetme arzusu batıyı oldukça
heveslendirmektedir. Aynı zamanda rakip konumunda olan Rusya, Çin ve Türkiye
devletlerinin bu enerji potansiyelinden uzak tutma isteği de aynı amaca hizmet
etmektedir.
I. Dünya Savaşı esnasında ABD’nin İran petrollerini tekeline geçirme
mücadelesi karşısında İngiltere Türklerin elinde bulunan ırak ve Musul petrollerine
yönelir. İngiltere böylece hem Almanların Orta Asya ve Bakü petrollerinden
yararlanmasına engel, hem de petrol bölgelerine sahip olacaktır. Savaş sırasında
Türklerden petrol bölgeleri alınır, fakat savaş sonrasında Türkler barışa yanaşmaz.
Versails barış anlaşması gereğince ırak petrollerinden Almanya’nın %25 hakkı
Fransaya geçer. Ayrıca Osmanlı devleti ile imzalanan mütarekenin 24. maddesinde
Ermenilerin doğu Anadolu bölgesinde vilayet-i sitte’de çoğunlukta oldukları ve bu
bölgede bir kargaşa çıkarsa buraların itilaf devletlerince işgal edilebileceğine yer
verilir. Böylece petrol bölgesi ile Osmanlı devleti arasında bölgede tampon olarak
büyük bir ermeni devleti kurdurtularak Türkler Kafkas ve ırak petrollerinden
uzaklaştırılması planlanır, ama bu plan gerçekleşmeyince İngiltere, Kafkaslarda da
Bolşevik tehlikesine karşı: Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan devletlerini
kurdurtmuştur. Böylece 1917 yılında bakü petrolleri İngilizlerin eline geçer. 1919
yılında Rusya Toris’i ele geçirip kazvin’i alır. İngilizler buşir, Şiraz ve isfahan’ı alarak
ABD şirketlerini İran’dan çıkartmak isterler. 1920’lerde Kafkaslarda İngilizler büyük
oranda petrol imtiyazlarını ele geçirir ve “Angio Caucasian Oil Co” şirketini kurar.
Almanlar ise 1920’de Rusya ile Bakü petrolleri için rapollü andlaşmasını yapar. Alman
Rus ittifakı ile 1920’de Bakü’ye girer, İngilizleri İran’ın hazar denizi limanı enzeli’den
sürerler. Lozan barış antlaşmasında Musul ve Kerkük meselesi bir çözüme kavuşamaz.
Dokuz ay sonra İngiltere ile Türkiye arasında tekrar görüşülecektir ve bu zamana kadar
mevcut durum devam edecektir. 1924 yılında Hakkari bölgesinde çıkan nasturi ve 1925
yılında doğu Anadolu da çıkan şeyh said isyanıyla uğraşan Türkiye’nin 1926 yılında
İngiltere ile Musul-Kerkük anlaşması yapılarak bölge elinden çıkar. Bu isyanlarda
İngiltere’nin etkisi vardır. Daha sonraki süreçte Koçgiri, Dersim gibi kürt isyanları yine
İngilizlerin kışkırtmaları ile meydana gelir. Bu isyanların temel amacı Türkiye’nin
petrol bölgelerinden uzaklaşması ve arada tampon devletlerin oluşturulmasıdır (Kaştan,
2007:18-22).
*
Yrd. Doç. Dr., Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi İİBF
Öğr. Gör., Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü
***
Öğr. Gör., Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu
**
166
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
Türkiye kamu ve bankacılık sektöründe özelleştirmeler, sıcak para giriş ve
çıkışları, döviz kuru politikaları ile kontrol altında tutulmaktadır. Ekonomisi büyük
ölçüde batıya bağımlı olan Türkiye örneği göz ardı edilmeden Yeni Türk
Cumhuriyetlerinde (YTC) yapılandırma en baştan sağlam yani ülkesine ait olmalıdır.
Rekabetin hammadde üstünlüğünden geçtiği asla göz ardı edilmemesi gerekmektedir.
1. Yeni Türk Cumhuriyetlerinin Doğal Zenginlik Yapısı
Dünya enerji kaynaklarının (Kömür, Petrol, Doğalgaz, Su, Nükleer) oluşturduğu
potansiyel içinde petrol, stratejik önceliğiyle ilk sırada yer almaktadır. Halen
günümüzde tüketilmekte olan enerjinin yaklaşık olarak 8,8 milyar ton petrol
eşdeğerinde olduğu bilinmektedir. Bunun %40.2 petrol olup, %25 kömür, %27.7
doğalgaz, %7.6 nükleer ve %2.6 da hidroelektrik kaynaklıdır. Petrolün ifade ettiği
önem dikkate alındığında, uluslararası yaklaşımlar içinde ilk defa petrol ihraç eden
ülkeler tarafından 1960 Eylül’ünde Venezüela’nın öncülüğünde OPEC’in kurulmuş
olduğu görülmektedir. Diğer kurucu üyeler içinde de Kuveyt, İran, Irak ve Suudi
Arabistan yer almışlardır. OPEC’in kuruluş tarihi itibariyle dünyadaki petrol üretimine
bakıldığında, bu ülkelerin o tarihlerde dünya ihracatının %90’ı oluşturduğu da
bilinenler içindedir. Daha sonra örgüte Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Libya,
Endonezya, Cezayir, Nijerya, Ekvator ve Gabon da dahil olmuşlardır. Petrol
fiyatlarında OPEC’in oynadığı rol ise, dünya ekonomisinin yapısal karakteri
üzerinde önemli sonuçlara neden olduğu, 1973 petrol krizinde ortaya çıkmıştır. Bu
süreç, küresel politikalar içinde petrole bağımlı ülkelerin stratejik yaklaşımlarında
ayrıca önemli dönüşümlere neden olmaya başlamıştır.
Enerji kullanımının genel şemasına bakıldığında ekonomik dinamikler içinde bu
temel parametrenin dünden günümüze uzanan genel görüntüsü 1990 yılı itibariyle ABD
ve Çin’in başta geldikleri, bunları takiben de, Japonya, Almanya, İngiltere ve
Fransa’nın enerji tüketiminde önlerde yer aldıkları görülmektedir.
Değişik enerji kaynakları içinde petrolün durumu ele alındığında, pek çok
ülkenin bu temel enerji kaynağına olan ihtiyacının giderek artmakta olduğu da ortaya
çıkmaktadır.
Günümüzde ABD dünya enerji tüketiminde %26’ya ulaşan bir değerle en önde
yer almakta, buna karşılık AB de %20’lik bir tüketim düzeyinde bulunmaktadır. Bu
görüntüye göre 2020 yılında AB gerek petrol ve gerekse doğalgaza olan bağımlılığı
daha da artmış olacaktır. İleri sürülen çeşitli tahminler içinde, Orta Asya ve Hazar
havzasında bulunan petrol rezervlerinin 70 ila 150 milyar varile kadar ulaşabileceği de
ön görülmektedir. Bazı değerlendirmelere göre de bu miktarın 200 milyar varile
ulaşabileceği analizlerde yer almaktadır. Ortaya konulan tahminler açısından,
Ortadoğu, Batı Afrika petrol alanları gibi, Orta Asya petrol alanlarının da giderek
kazanacağı önem açıkça görülmektedir. ABD’nin, Afganistan da üslenmesini müteakip,
Azerbaycan’dan itibaren Orta Asya Türk Devletlerinde de üsler açmaya çalışmış
olması, ileriye yönelik politikaların birer görüntüsünü yansıtmaktadır. Irak’ın, ABD
tarafından işgali de bu oluşumun önemli bir ayağını şekillendirmiştir.
Ayrıca, Güney Çin Denizindeki petrol yatakları da dikkate alındığında,
Filipinler ve Singapur’da yeni üslerin kurulmalarına ilişkin görüşler, yaklaşımlar içinde
yer almaya başlamıştır. Güney Çin Denizindeki petrol alanlarını ifade ettiği önem
dikkate alındığında, bölgeye yakın bir yerde bulunan Doğu Timor adalarındaki
ayaklanmalar sonucu, bölgede ABD’nin destek ve himayesinde oluşturulan bağımsız(!)
167
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
devletçik bu coğrafyada, ABD’nin etkinliğine destek sağlayacak bir üs oluşturma
imkânı vermiştir (Özgen, 2007, httpwww.21yyte.org.tr/yazi.aspxID=1272&kat=5).
Yeni Türk Cumhuriyetleri (YTC) doğal kaynaklar bakımından çok zengin bir
potansiyele sahiptir. Bu ülkelerden özellikle Azerbaycan, Kazakistan ve
Türkmenistan’da zengin petrol ve doğal gaz rezervleri vardır. Bu kaynakların bir kısmı
işletilmekte, bir kısmı ise işletilmeyi beklemektedir. Bölgenin ekonomik kalkınmasının
lokomotifi olarak kabul edilen petrolün çıkartılması ve işlenmesi konusunda önemli
anlaşmalar imzalanmıştır. Bunlar içinde Azerbaycan’ın Hazar Denizi sektöründe yer
alan Çıralı ve Güneşli petrollerinin çıkartılması konusundaki anlaşma “yüzyılın
anlaşması” olarak kabul edilmektedir. Projede değişik ülke orijinli onbir firma yer
almakta ve otuz yıllık bir sürede toplam 8,3 milyar dolarlık yatırım yapılması
planlanmaktadır. Petrol ve doğal gazdan sonra diğer önemli enerji kaynağı kömürdür.
Sadece Kazakistan’daki kömür rezervinin eski Sovyetler Birliği’nin 120 yıllık
ihtiyacını karşılayacak düzeyde olduğu belirtilmiştir. Bölgenin önemli madenleri
arasında demir ve altın madenlerini saymak mümkündür. Dağılmadan önce Sovyetler
Birliği petrol üretiminin %32’si, bakır üretiminin %78’i, civa üretiminin %100’ü,
kurşun ve çinko üretiminin %86’sı, krom ve uranyum üretiminin %100’ü ve fosfor
üretiminin %90’ı Yeni Türk Cumhuriyetleri topraklarından elde edilmekteydi. Ayrıca,
pamuk üretiminin %65’i Özbekistan tarafından sağlanmaktaydı (Güngör,
www.academical.org/dergi/makale/s6yeniturkcum2.htm).
2. Yeni Türk Cumhuriyetleriyle Türkiye Arasındaki Ekonomik İlişkiler
IMF'e göre, 2007’de Türkiye'nin gayri safi yurtiçi hasılası (GSYH) 400.4 milyar
dolar (Yeni hesaplama tekniği ile bu rakam 658 milyar dolar hesaplanmıştır),
Kazakistan'ınki 84.6, Azerbaycan'ınki 33, Türkmenistan'ınki 23.7, Özbekistan'ınki 16.2,
Kırgızistan'ınki 2.9 milyar dolar olacak. IMF'nin 2007 tahminlerinin gerçekleşmesi
halinde 1995'e kıyasla Azerbaycan'ın GSYH'si 9.5, Türkmenistan'ınki 5.9,
Kazakistan'ınki 3.9, Türkiye'ninki 2.4 katına çıkacak. Buna karşılık Kırgızistan'ın
GSYH'sinde 1995'e göre yüzde 4.3, Özbekistan'ınkinde yüzde 25 düşüş olacak. 2007'de
kişi başı yurtiçi gelirde (KBYG) Kazakistan'ın Türkiye'yi geçeceğini tahmin eden
IMF'ye göre Türkiye'nin nüfusu 73.9 milyon kişi, KBYG'si 5 bin 417 dolar, GSYH'si
400.4 milyar dolar; Kazakistan'ın nüfusu 15.1 milyon kişi, KBYG'si 5 bin 592 dolar,
GSYH'si 84.6 milyar dolar olacak. IMF ve Dünya Bankası verilerine Türk
cumhuriyetleri içinde son 12 yılda en büyük gelişmeyi Azerbaycan gösterdi.
Azerbaycan, 3.5 milyar dolarlık GSYH'sını 33 milyar dolara, kişi başına yurtiçi gelirini
463 dolardan 3862 dolara çıkardı.
Azerbaycan, ihracatını 2005'te 6.1 milyar dolara, 1995'te 1.3 milyar dolar
dolaylarında olan ithalatını da 2005'te 4.7 milyar dolara yükselti. Bu dönemde Türkiye
ihracatını 38.1 milyar dolardan 72.5 milyar dolara, Kazakistan 5.3 milyar dolardan 30.1
milyar dolara, Özbekistan 3.7 milyar dolardan 5 milyar dolara çıkardı. 2005 itibarıyla
Türkmenistan'ın ihracatı 4.7 milyar doları bulurken, Kırgızistan'ın ihracatı 759 milyon
dolarda kalıyor. Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan ve Özbekistan dış ticaret
fazlası verirken, Türkiye ve Kırgızistan dış ticaret açığı veriyor. 2005 verileriyle en
büyük dış ticaret açığı da 28.7 milyar dolarla Türkiye'de oldu
(http://www.milliyet.com.tr/2007/01/09/ekonomi/eko02.html).
168
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
Tablo 1. Dış Ticaret Hacmine Göre Türk Cumhuriyetleri
En yüksek dış ticaret hacmi Türkiye'de (milyar dolar)
Ülkeler
İhracat
İthalat
1995
2005
1995
2005
Türkiye
38.1
72.5
44.9
101.2
Özbekistan
3.7
5.0
3.3
3.8
Kazakistan
5.3
30.1
5.9
17.5
Azerbaycan
-
6.1
1.3
4.7
Kırgızistan
0.34
0.76
0.49
0.94
Türkmenistan
-
4.7
-
4.2
Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/2007/01/09/ekonomi/eko02.html
Tablo 2. Nüfustaki Değişime Göre Kişi Başı Yurtiçi Gelir, GSYH ve İhracat
1995 - 2007 arasında en hızlı gelişim Azerbaycan'da (%)
Ülkeler
Nüfustaki değişim
KBYG'de değişim
GSYH'da değişim
İhracat artışı
Türkiye
21.0
100.8
143.0
90.4
Özbekistan
18.1
-36.5
-25.0
33.5
Kazakistan
-8.9
333.5
294.9
468.2
Azerbaycan
14.0
733.5
850.4
-
Kırgızistan
17.0
-18.2
-4.3
123.2
Türkmenistan
15.2
414.5
492.9
-
Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/2007/01/09/ekonomi/eko02.html
169
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
Tablo 3. Kazakistan Kişi Başı Yurtiçi Gelir ve Türkiye Karşılaştırması
Kazakistan'ın KBYG'si Türkiye'yi geçecek
Ülkeler
Yüzölçümü Nüfus (milyon kişi) KBYG (dolar) GSYH (milyar dolar)
(bin KM2)
1995
2007
1995
2007
1995
2007
Türkiye
779
61.1
73.9
2.697
5.417
164.8
400.4
Özbekistan
447
22.8
26.9
947
602
21.6
16.2
Kazakistan
2.717
16.6
15.1
1.290
5.592
21.4
84.6
Azerbaycan
87
7.5
8.6
463
3862
3.5
33.0
Kırgızistan
199
4.5
5.3
673
550
3.0
2.9
Türkmenistan
488
4.5
5.2
889
4.573
4.0
23.7
TOPLAM
4.717
117.0 135.0
218.3
560.8
Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/2007/01/09/ekonomi/eko02.html
Türk cumhuriyetleri ve Türkiye bir ekonomik entegrasyon temelinde birliktelik
sağlamalı tamamlayıcı ve karşılaştırmalı üstünlükler teorisine göre endüstrilerini
geliştirmeleri gerekmektedir. Bu bakımdan Avrupa birliği sürecinin uzaması ve belirsiz
hale gelmesi bizim yeni Türk cumhuriyetleriyle olan gümrük duvarlarının dış
ticaretimizin önünde en büyük engel olarak görünmektedir.
Tablo 4: Türkiye’nin Orta Asya Cumhuriyetleri İle Dış Ticaretinin Gelişimi ve
2010 Yılı Tahmini (Milyon ABD doları)
İHRACAT
TÜRK C. PAY (%)
2000 576,9
2,08
2001 572,9
1,83
2002 630,3
1,74
2003 928,6
1,96
2004 1.235,9
1,95
2005 1.456,0
1,98
2006 2.045,0
2,40
DÜNYA
7.775
31.334
36.059
47.253
63.167
73.476
85.309
TÜRK C.
644,5
296,2
508,5
680,3
1.008,4
1.314,6
2.027,0
İTHALAT
PAY (%)
1,18
0,71
0,98
0,98
1,03
1,12
1,48
DÜNYA
54.503
41.399
51.554
69.340
97.540
116.773
137.449
Kaynak:
www.dtm.gov.tr/dtmadmin/upload/EAD/DisTicaretGelistirmeDb/turk%20cumhuriyetleri/sayfa103.do
c
Tablo 4’de görüldüğü üzere Türkiye’nin Yeni Türk Cumhuriyetleriyle olan dış
ticareti oldukça geri kalmıştır.
170
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
3. Yeni Türk Cumhuriyetlerinin Küresel Ortamda Rekabet Güçleri
Bölge ülkeleri enerji kaynaklarının geliştirilmesi ve dünya pazarlarına
ulaştırılması yönünde ciddi ilerleme kaydetmiştir. Kazakistan, Azerbaycan,
Türkmenistan gibi petrol ve doğal gaz ihracatçısı ülkelerde % 10’lara varan ekonomik
büyüme kaydedilmiştir. Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol ve Bakü-Tiflis-Erzurum doğalgaz
hatlarının yanı sıra, Çin doğrultusundaki bazı projelerin de hayata geçirilmesiyle bu
büyüme süreci daha da güçlenecektir. Bu noktada, Türkiye ile Türk Cumhuriyetleri
arasında yeni işbirliği modellerinin hayata geçirilmesi ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. Zira
güçlü bir dalga şeklinde dünyayı saran küreselleşme hareketi, uluslararası rekabette
ayakta durmanın önkoşulu olarak bölgeselleşme çabalarını ön plana çıkarmış;
Afrika’da, Uzak Doğu'da, Avrupa’da ve Amerika’da bölgesel işbirliği modellerine
ağırlık verilmesi sonucunu doğurmuştur.
Bu çerçevede siyasi, kültürel ve ekonomik yakınlığın getirdiği avantaj da
dikkate alındığında Türk Devletleri arasında benzeri bir oluşuma gidilmesinin zaruri
olduğu ortaya çıkmaktadır. Türkiye ve diğer Türk Cumhuriyetleri arasında bir
ekonomik entegrasyonun altyapısını oluşturmak öncelikli hedefimiz olmalıdır.
Birbirlerini tamamlayan ekonomilere sahip olan bu ülke grubu halihazırda gösterdikleri
performansı, birlikte hareket ederek çok daha üst seviyelere taşıyacaklardır.
Diğer taraftan, üzerinde durulması gereken bir başka konu ise taşımacılıktır.
Hızlı, güvenli ve ucuz taşımacılık, üretimin dünya pazarlarına etkin bir biçimde
ulaştırılmasının temel koşuludur. Bu konuda özellikle demir yolu ve tren-konteynır
taşımacılığı önem arz etmektedir. Bu amaçla, İstanbul-Almatı tren-konteynır hattının
tanıtımı ve teşvik edilmesi için 2005 yılından itibaren “İpekyolu Fuar Treni Projesi” ile
birlikte, bu konuda somut adımlar atılmıştır. Kars-Tiflis Demir yolu projesinin de
hayata geçirilmesi ile birlikte, Türkiye -Kafkasya-Orta Asya güzergahında demir yolu
ile kesintisiz taşıma imkanına kavuşulacak, aynı zamanda Asya’nın Avrupa ile demir
yolu bağlantısı da sağlanacaktır. Bu çerçevede Türk Devletleri arasındaki işbirliğinin
temel çıkış noktasının hidrokarbon kaynaklarının üretimi, serbest ticaret bölgeleri
oluşturulması, ortak yatırım programları oluşturulması, ortak tahkim mekanizması
kurulması; KOBİ’ler arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi suretiyle orta vadede mal,
hizmet ve sermayenin serbest dolaşımını sağlayacak bir bütünleşme modelinin hayata
geçirilmesi olmalıdır (Turan, 2007:115-116).
Bütün bu faaliyetlerinin olabilmesi için Türkiye’nin Avrupa birliğinin siyasi
yapılanma sürecinden çıkması dolayısıyla Yeni Türk Cumhuriyetleriyle ekonomik ve
siyasi işbirliği temeline bağlı kalarak ekonomik ve siyasi hareketlerine yön vermesi
gerekmektedir.
YTC’ lerde danışmanlık sistemi KOBİ ler için akftif hale getirilmesi gereken
önemli bir konudur. Çünkü sermayenin tabana yayılması ve ülkenin kendi zenginlerini
çoğaltması gerekmektedir.
Finansman ve Kredi Danışmanlık Sistemi, Üretim Teknolojisi Danışmanlık
Sistemi, Yönetim Danışmanlık Sistemi, Personel Eğitimi Danışmanlık Sistemi,
Araştırma - Geliştirme Danışmanlık Sistemi, Uluslararasılaşma Danışmanlık Sistemi, İş
Güvenliği Danışmanlık Sistemi, Kirlilik Kontrolü Danışmanlık Sistemi, KOBİ'lerin
Yürürlükteki Mevzuata Uyumda Yardım Danışmanlık Sistemi, Karşılıklı İşbirliği
Sağlama ve Kendi Kendini Kalkındırmada Danışmanlık Politikası gibi konularda
yardımda
bulunmaktadırlar
(Erkan,
www.dtm.gov.tr/dtmadmin/upload/EAD/
TanitimKoordinasyonDb/bagimsiz.doc:8-11).
171
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
Tablo 5. Orta Asya’da Uluslararası Ticaretin Önündeki Temel Engeller
-Ticaret Politikası
- Tarife oranlarındaki farklılıklar
-DTÖ’ye üyelik sürecinde farklı aşamalar
-Uyumsuz ve kimi zaman çelişen bölgesel tercihli ticaret sistemleri
-Tarife dışı ticaret engelleri (ithalat lisansları, standartlar vs.)
-Gümrükler
-Harmonize gümrük prosedürlerinin eksikliğİ
-Farklı belgelendirme uygulamaları
-TIR sisteminin yaygın olmaması
-Uzun gümrükleme işlemleri
-Lojistik destek eksiklikleri (Ticaret terminalleri bulunmaması)
-Ulaştırma Sektörü -Vize sorunları
-Kamyon giriş ücretleri
-Kartelleşme
-Modern kamyon filolarının eksikliği
-Demir yolu taşımacılığının yavaşlığı
Kaynak: (Vurdu,
www.dtm.gov.tr/dtmadmin/upload/EAD/DisTicaretGelistirmeDb/turk%20cumhuriyetleri/sayfa87.
doc)
Sonuç ve Öneriler
Kazakistan ve Azerbaycan ülkeleri yükselen ekonomileri sayesinde kişi başına
milli gelirlerini artırmışlardır. Bu ülkeler aynı zamanda doğal zenginliklere sahip
ülkelerdir. Yeni Türk Cumhuriyetindeki girişimcilere kolaylıklar sağlanmalı gerekli
finansal ve teknoloji desteği ile beraber iş yapma yetenekleri geliştirilmelidir. Yeni
Türk Cumhuriyetleri bölgelerinde maden ve petrol yataklarından petrol çıkarma
faaliyetlerini bizzat kendileri yürütmeleri ve buradan kazanılan para ile kalkınmanın
başlatılması gerekmektedir. Ülkeye giren yabancı sermayeye özen gösterilmeli ve
ekonomi küresel güçlerin tekeline bırakılmamalıdır. Bu doğrultuda KOBİ politikalarına
çok büyük önem düşmekte ve sermayenin tabana yayılması sağlanmalıdır.
Küreselleşmenin en büyük kriteri hammadde zenginliğidir ve bu zenginliği en verimli
bir şekilde ürüne dönüştürme çabalarına hız verilmesi gerekmektedir. Teknoloji ve
sermaye gereksinimi ise ülkenin bölgeselleşme yada entegrasyon çalışmaları ile
zamanla kazanılacak hususlardır. Bu ülkeler bir birlik oluşturarak ortak iş yapmaları
gerekmektedir. Girişimcilerine bu entegrasyon sayesinde tamamlayıcı ekonomik
işbirliği ve uzmanlaşma ilkesine göre yol gösterilmelidir.
172
II. ULUSLARARASI SOSYAL BİLİMCİLER KONGRESİ
KAYNAKÇA
Erkan D., Bağımsız Türk Cumhuriyetlerinde Uygulanacak KOBİ Politikaları Açısından
Danışmanlık Sisteminin Önemi,
www.dtm.gov.tr /dtmadmin/ upload/
EAD/TanitimKoordinasyonDb/bagimsiz.doc, (15.8.2008)
Güngör B., (1999), Türkiye ile Yeni Türk Cumhuriyetleri Arasında Ekonomik
Entegrasyonun Olabilirlik Etüdü, Akademik Araştırmalar Dergisi, Sayı: 6,
http://www.academical.org/dergi/makale/s6yeniturkcum2.htm, (13.8.2008)
Kaştan Y., (2007), Enerji Kaynaklarının Türkiye’nin Siyasi Yapısına Etkisi, 5.
Uluslararası Türk Dünyası Sosyal Bilimler Kongresi, Calalabat/ Kırgızistan
Özgen E., (2007) Enerji Kaynaklarına Küresel Bir Bakış ve Avrasyanın Önemi,
www.21yyte.orgtryazi.aspxID=1272&kat=5
Turan F., (2007) Türkiye- Türk Cumhuriyetleri Ekonomik ve Ticari İlişkileri,
www.dtm.gov.tr/dtmadmin/upload/EAD/DisTicaretGelistirmeDb/turk%20cumhuriye
tleri/sayfa103.doc, (15.8.2008)
Vurdu A., Türk Cumhuriyetlerinde Ticaretin Kolaylaştırılması ve Gümrük Rejimi,
www.dtm.gov.tr/dtmadmin/upload/EAD/DisTicaretGelistirmeDb/turk%20cumhuriyet
leri/sayfa87.doc, (15.8.2008)
http://www.milliyet.com.tr/2007/01/09/ekonomi/eko02.html, 9 Ocak 2007, Milliyet,
(13.8.2008)
Download

indirmek için tıklayınız