Kurþun ve Çocuk Saðlýðý
Lead and Child Health
Dr. Cihat Þanlý*, Dr. Selda Hýzel**, Dr. Meryem Albayrak*
Özet
Kurþun, geliþmekte olan ülkelerde kentleþme ve
sanayileþmenin hýzla artmasý, bunun yaný sýra gerekli
önlemlerin ayný hýzda alýnmamasý sonucu, halk
saðlýðýný tehdit eden toksik bir maddedir. Çocuklar
kronik kurþun zehirlenmesine eriþkinlerden daha
duyarlýdýr ve çok daha düþük kan
konsantrasyonlarýnda mental ve bedensel yönden
olumsuz etkilenme göstermektedirler. Ülkemizde
çocuklarda, kan kurþun düzeylerini belirlemeye
yönelik yapýlan az sayýda çalýþma vardýr.
Anahtar Sözcükler: Kurþun, çocuk, zehirlenme.
Kurþun, doðada yaygýn olarak bulunan,
endüstrileþen toplumlarda kentleþme ve
sanayileþmenin artmasý, bunun yaný sýra
gerekli önlemlerin ayný hýzda alýnmamasý
sonucu, halk saðlýðýný tehdit eden esansiyel
olmayan toksik bir elementtir (1). Doðada en
çok bulunan kurþun bileþikleri; sülfür içeren
galena, karbonat içeren serüsit ve sülfat içeren
anglesittir (2, 3). Çevredeki kurþun çeþitli
yollarla organizmaya ulaþýr ki kurþun kirliliðinin
yoðunluðuna baðlý olarak günde 300 µg
kurþunun aðýzdan besin ve su ile, 30-40 µg
kurþunun ise havadan inhalasyon yoluyla
alýndýðý ve aðýzdan alýnan kurþunun 10-50
µgramýnýn emildiði gösterilmiþtir. Kandaki
kurþunun çoðu eritrositlere baðlý olarak
bulunur. Kurþun fosfat, düþük çözünürlükte
olmasý nedeniyle kalsifiye dokularda birikir.
Eriþkinde kurþunun %95'i iskelette depolanýr.
Bununla birlikte çocuklarda kemikteki kurþun
oldukça mobildir. Önemli miktarda kurþun
yumuþak dokularda bulunur, yarýlanma ömrü
iki aydýr. Beyinde ise farklý bir süreç vardýr.
Kurþun kan-beyin bariyerini yavaþ geçer ve
biyolojik yarý ömrü bir yýldan fazladýr. Plasenta
kurþun geçiþinde bir bariyer deðildir ve
annedeki kurþun doðrudan bebeðe geçer.
Kurþunun bir kýsmý gastrointestinal sistemden
atýlsa da asýl atýlým yolu genitoüriner sistemdir.
Ýnsan sütünde de çok düþük konsantrasyonda
kurþun bulunmuþtur (4).
Geçmiþte kan kurþun düzeyinde mevsimsel
dalgalanmalarýn olduðu ve özellikle yaz
aylarýnda pik yaptýðý belirtilmekteydi. Bunun
olasý nedenleri, kurþunlu benzin satýþlarý,
Abstract
Lead is a health threatening toxic substance
related to the increase of urbanization and
industrialization without adequate preventive
measures in developing countries. Children are
more sensitive than adults to chronic lead
poisoning. Even low blood concentrations may
cause negative effects on children's mental and
physical development. There is a limited number of
studies performed to detect blood lead levels in
children in our country.
Key Words: Lead, children, poisoning.
havadaki kurþun düzeyindeki deðiþiklikler ve
trafik yoðunluðu olarak belirlenmiþtir. Ancak
þimdi mevsimsel deðiþiklik, üzerinde daha az
durulan bir konudur (5, 6). Toplumlar için
önemli kurþun kaynaklarý ülkelere göre
deðiþmektedir. Amerika Birleþik Devletleri’nde
en önemli kurþun kaynaðý eski boyalý
evlerken, ülkemizde kurþunlu benzin
kullanýmýndan çýkan egzoz gazlarýdýr (7, 8).
Centers for Disease Control (CDC) çocuklarýn
izlenmeleri sonucunda toksik kan kurþun
düzeyi sýnýrýný 1975'de 40 µg/dL'den, 30
µg/dL'ye, 1985'de 25 µg/dL'ye ve 1991'de 10
µg/dL'ye indirmiþtir (5, 9). Ancak bu düzeyin
altýnda bile olumsuz etkiler yapabileceði
unutulmamalý o nedenle olanak olduðunca
kan kurþununu ölçülemeyecek düzeyde, hatta
sýfýra indirilmesine çalýþmalýdýr. Çünkü Dünya
Saðlýk Örgütü’nün son yýllarda önerdiði
normal kan kurþun düzeyi "0" dýr (10, 11).
Kurþunun toksik etkilerine toplumdaki her
kesim eþit derece duyarlý deðildir. En duyarlý
kesim; süt çocuklarý, hamile kadýnlar ve
kurþunla yoðun temasý olan meslek gruplarýdýr.
Kurþun, pikanýn sýk görülmesi, oyun nedeniyle
sokak ve ev tozlarý ile daha fazla temas
etmeleri, kurþunun fazla emilmesi ve vücuttan
daha az atýlmasý nedeniyle en fazla 0 - 6 yaþ
arasý çocuklarý etkiler (12, 13).
Çocuklarda en sýk görülen kurþundan
etkilenme biçimi asemptomatik kurþun
zehirlenmesidir. Bu ancak tarama
yöntemleriyle tanýnabilir ve düþük doz uzun
süreli kurþunla temasla geliþip, kalýcý mental
bozukluklara neden olabilir (14).
*Yrd. Doç.; Kýrýkkale Ü. Týp Fak. Çocuk Sað. ve Hast. AD, Kýrýkkale
**Doç.; Kýrýkkale Ü. Týp Fak. Çocuk Sað. ve Hast. AD, Kýrýkkale
• 2005 • cilt 14 • sayý 4 • 70
Çocuklarda Kurþunla Ýlgili Risk Etmenleri
Çocuðun yaþadýðý ortamda yoðun kurþun
bulunmasý risk etmenlerinden yalnýzca birini
oluþturur. Büyük kentlerde oturan çocuklar
kýrsal bölgede yaþayanlara göre daha sýk
kurþunla karþýlaþýr. Erkek çocuklarýn kýzlara
oranla daha yüksek kurþun düzeyleri vardýr, bu
da erkeklerin ev dýþýnda daha çok zaman
geçirmelerine ve tozla temasýn yüksek olduðu
oyun aktivitelerine katýlmalarýna baðlanabilir
(15). Aileleri kurþun temasý yüksek iþ
gruplarýnda çalýþan çocuklarda, kurþun
tozlarýyla temas riski daha fazladýr. Düþük
sosyoekonomik düzey, ailenin kalabalýk
olmasý, pika, yetersiz beslenme ise diðer risk
etmenleridir. Ailelerin eðitim düzeyi, ailede
sigara-alkol tüketimi ve dýþarýda oyun oynama
süresi de önemlidir (16, 17). Nedeni tam olarak
açýklanamamýþ olsa da, gebelik süresince
kullanýlan sigara ve alkolün anne ve kord kaný
kurþun düzeylerini artýrdýðý gösterilmiþtir (18).
Akut Kurþun Zehirlenmesi
Artýk bir meslek hastalýðý olmaktan çýkmýþ
olan kurþun zehirlenmesi, sýklýkla 1-5 yaþ arasý
çocuklarda özellikle yaz aylarýnda görülmekte
ve çocuklarý geliþimsel açýdan olumsuz
etkilemektedir. Çocuklarýn ev içi ve dýþý tozlarý
aðýz yolu ile almalarý, çocukluk çaðýnda
kurþunun baþlýca temas biçimini oluþturur (19,
20).
Kurþunun istenmeyen etkileri biyokimyasal,
subklinik (belirtisiz hastalýk) ve klinik olmak
üzere üç ayrý biçimde görülebilir. Kurþun,
hücrelerde iyonik formda olup önemli bir
enzim inhibitörüdür, proteinlerin sülfidril (SH),
amidler ve oksit moleküllerine baðlanarak etki
gösterir. Kurþun, hem biyosentezindeki
enzimlerin sülfidril gruplarýyla yarýþýr ve bu
enzimleri inhibe ederek biyokimyasal
deðiþikliklere yol açar (21, 22). Deltaaminolevulinik dehidratazý inhibe ederek
plazma ve idrarda delta-aminolevulinik asitin,
hem sentetazý inhibe ederek eritrositlerde
protoporfirinin, koproporfirinojen
dekarboksilazý inhibe ederek de idrarda
koproporfirinojen III'ün artýþýna neden olur
(21, 22).
Akut zehirlenme, gastrointestinal toksisite
biçimindedir, fakat çocuklarda ensefalopati ile
de sonuçlanabilir (4). Akut ensefalopati kan
kurþun konsantrasyonu 80-100 µg/dL
olduðunda geliþir. Daha önceleri bir çocukta
kurþun zehirlenmesi tanýsý yalnýzca akut
ensefalopati görüldüðünde konulurken,
günümüzde kurþun zehirlenmesinden
kuþkulanýlan hastalarda kan kurþun düzeyine
bakýlabilmektedir. Gastrointestinal sistemde
iþtahsýzlýk, disfaji, konstipasyon ve bazen ishal
görülebilir. Þiddetli zehirlenmelerde kolik aðrýsý
görülür ki bu durumda kan kurþun düzeyinin
150 µg/dL'nin üzerinde olduðu düþünülebilir.
Düzenli aralýklarla oluþan kolik þeklindeki aðrý
günlerce sürebilir. Hatta bazý hastalar apandisit
ya da ülser kuþkusu ile ameliyata
alýnabilmektedir. Yüksek konsantrasyonda
kurþun ayrýca nefropati, nöropati, kafa içi
basýnç artýþý, konvülziyon ve ölüme yol
açabilmektedir (4).
Kurþunun Santral Sinir Sistemi Üzerine
Etkileri
Çocuklarda düþük kan kurþun düzeyinde
bile birçok gizli nörolojik hasar
gözlenmektedir. Geri dönüþümsüz saðlýk
etkileri küçük çocuklarda, özellikle santral sinir
sisteminde (SSS) görülmektedir. En yüksek
duyarlýlýk iki yaþ dolayýndadýr (9). Kurþun çok
yüksek miktarda alýndýðýnda delta
aminolevulinik asid dehidrogenaz enziminde
tama yakýn inaktivasyon ile nörotoksik bir
madde olan "delta aminolevulinik asid"
birikimine yol açarak SSS'de ensefalopati ve
periferik nöropatiye neden olur (23). Düþük
düzeylerdeki (20-35 µg/dL) kurþun kan-beyin
bariyerini bozar ve kan-beyin bariyerinin
önemli elemanlarýndan olan astrosit ve
endotelial hücreleri zedeler. Bu zedelenme
kurþunun kalsiyumu mobilize etmesi ve
endotelial hücrelerde protein kinaz C 'yi aktive
etmesi ile olur. Prefrontal korteks etkilenmesi
sonucu hastalarda davranýþ bozukluðu ve
dalgýnlýk olur, oksipital korteks etkilenmesi ile
de görme ile ilgili bozukluklar ortaya çýkar.
Serebellum etkilenmesi sonucunda ise,
nöronal büyümeyi ve sinaps oluþumunu
kontrol eden nöral adezyon molekülü olan NCAM'nin geliþimi bozularak, hastalarda ince
motor hareketlerde beceriksizlik, postural
dengesizlik ortaya çýkar (23). Birçok çalýþma,
erken geliþim sýrasýnda düþük doz kurþunla
karþýlaþmanýn, geç çocukluk çaðýnda
nörodavranýþsal bozukluklara neden
olabileceðini göstermiþtir. Bunlar, IQ'da
azalma, zayýf akademik baþarý, entellektüel
yeteneklerde azalma, davranýþ bozukluklarý,
iþitme azlýðý vb. bozukluklar olup bu belirtiler
10 µg/dL kan kurþun düzeylerinden sonra
• 2005 • cilt 14 • sayý 4 • 71
görülmeye baþlar (10, 11). Kan kurþun
düzeyindeki her 10 µg/dL'lik artýþ ile IQ
seviyesinde 2-9 puanlýk düþüþ olduðu da
bildirilmiþtir. Ayrýca kurþun ile karþýlaþma ne
kadar erken yaþta olursa, ilerideki okul baþarýsý
ve zekada o kadar çok etkilenme olmaktadýr.
Örneðin 10-30 µg/dL arasý kan kurþun
düzeyleri yedi yaþýnda %4.5 civarýnda IQ
kaybýna yol açabilmektedir (24, 25). Bazý
araþtýrmacýlar kurþunun, IQ skorlarý üzerine
etkisi olduðu düþünülen tetrahidrobiyopteridin
metabolizmasýnda deðiþiklikler yaparak, çeþitli
belirtilere yol açtýðýný ileri sürmüþlerdir (26).
Yapýlan bir çalýþmada, kurþunun davranýþ
üzerine toksik etkisinde; öðrenme ve bellek
iþlevleri üzerine etkili olduðu bildirilen, Nmetil-D-aspartat (NMDA) reseptör
kompleksinin rolü üzerinde durulmuþtur (27).
Çocukluk çaðýnda akut kurþun zehirlenmesi
geçirmiþ yetiþkinlerde nöropsikiyatrik testlerde
düþük performans gösterilmiþ olmasý, kronik
subklinik ensefalopatiyi düþündürmektedir (28).
Kurþun nöropatisi çocuklarda çok ender
görülür. Eriþkinlerde üst ekstremite daha fazla
tutulur. Sensorial tutulum yoktur. Esas olarak
motor nöropati olur ve tipik olarak radial sinir
tutulmasýna baðlý olarak hastalarda düþük el
görülür. Alt ekstremite tutulumu çocuklarda
daha fazladýr. Alt ekstremite tutulduðu zaman
peroneal sinir ya da L5 kök tutulumunu
gösteren düþük ayak olur. Hastalarýn
muayenesinde derin tendon refleksleri azalmýþ
ya da kaybolmuþtur. Lomber ponksiyonda
hafif pleositoz bulunabilir. Ýdrarda deltaaminolevulinik asid artmýþtýr (4). Ýntrauterin
dönemde kurþun ile karþýlaþan bebekler
incelendiðinde; bu bebeklerde hipotonisite,
patolojik refleksler, jitternes, anormal aðlama,
görme iþlevlerinde gecikme sonucunda optik
sinirin geliþememesi ve körlük, hipokampusta
kolinerjik innervasyondaki azalma sonucunda
kognitif iþlevlerde bozulma ve yapýlan Bayley
Testinde her 10 µg/dL lik kurþun artýþý için
zeka biriminde 8 puanlýk azalma olduðu
saptanmýþtýr (29).
Hematolojik Sisteme Etkileri
Kurþunun en önemli etkileri hematolojik
sistem üzerinedir. Kurþun zehirlenmesi
hipokrom mikrositik anemi ayýrýcý tanýsýnda yer
almasýna karþýn, hafif hipokrom normositik
anemi en sýk rastlanan bulgusudur. Kurþun
eritrositlerde Na+/K+ ATP'az pompasý ve
eritrosit membran yapýsýný bozarak eritrosit
ömrünü kýsaltýr, ekstrasellüler sývý ile eritrosit
arasýndaki su elektrolit alýþveriþinin bozulmasý
sonucu hemolize neden olur. Ayrýca Hb
sentezinin bozulmasý ile eritrosit yapýmýnýn
azalmasý aneminin ortaya çýkmasýnýn diðer bir
nedenidir. Kurþunun hem biyosentez yolunda
birçok basamakta da etkisi olduðu
gösterilmiþtir. En önemli etkileri deltaaminolevülinik asit dehidrataz enzimi ve
ferroþelataz enzimi üzerine olan inhibitör
etkisidir. Ýkinci inhibitör etkiden dolayý,
eritrositlerde protoporfirin birikimi olur. Bunun
sonucunda demirin tutulduðu yerle çinko
birleþir ve çinko protoporfirinler birikir. Bu
özellikten dolayý, eritrositlerde protoporfirin
artýþýnýn çocuklarda kan kurþun düzeyinin
tahmininde kullanýlabileceði ileri sürülmüþtür.
Yapýlan araþtýrmalarda eritrosit protoporfirin
düzeyinin kan kurþun düzeyinden daha iyi bir
gösterge olduðu da gösterilmiþtir (4, 20, 21).
Böbrek Üzerine Etkileri
Kurþuna baðlý renal toksik etkiler; akut
kurþun nefropatisi, kronik yavaþ ilerleyen
tübülointerstisyel nefrit (TÝN) ve hipertansiyon
olmak üzere üç biçimde görülür. Akut kurþun
nefropatisi, kaza ile yoðun kurþun emilimi
sonucu 3 ay - 6 yaþ arasý çocuklarda görülen,
kan kurþun düzeyi 100 µg/dL'den yüksek olan
hastalarda akut kurþun entoksikasyonu
bulgularý ile birlikte Fanconi Sendromu'nun
görüldüðü klinik tablodur. Bu hastalarda
generalize aminoasidüri, glukozüri, fruktozüri,
fosfatüri, natriüri, hiperkalsiüri, sitratüri ve
raþitizm görülebilir. Kronik yavaþ ilerleyen TÝN,
kan kurþun düzeyi 70 µg/dL'den fazla olan
eriþkinlerde uzun süreli aþýrý kurþun alýmý
(meslekle iliþkili semptomatik kurþun
toksisitesi, kontamine alkollü içecek, meslekle
iliþkili olmayan kurþun etkilenmesi) ya da
çocuklukta semptomatik kurþun
toksisitesinden 20 yýl sonra oluþan
Queensland nefriti sonrasýnda görülür. Ayrýca
kan kurþun düzeyi eriþkinlerde 40 µg/dL,
çocuklarda 10 µg/dL düzeylerinde iken kan
basýncý etkilenebilmektedir (30, 31).
Endokrin Sistem Etkileri
Kurþunun büyümeye olan olumsuz etkileri
intrauterin dönemde baþlar. Birçok çalýþmada,
gebelerdeki kan kurþun düzeyi ile orantýlý
olarak bebeklerde düþük doðum aðýrlýðý ve
intrauterin geliþme geriliði bildirilmiþtir.
Büyümenin olumsuz etkilenmesi prenatal
8 µg/dL, postnatal 4 µg/dL gibi düþük kan
• 2005 • cilt 14 • sayý 4 • 72
kurþun düzeylerinde bile baþlamaktadýr. Kan
kurþun düzeyi 4-35 µg/dL arasýnda olan
çocuklarýn ulaþmasý gereken boylarýndan
%1,5 oranýnda kýsa kaldýklarý belirlenmiþtir.
Ancak bu kýsalýðýn kalýcý olmadýðý, kurþunla
olan temas engellendiðinde hýzla büyümeye
baþlayýp beklenen eriþkin boylarýný
yakalayabildikleri de bildirilmiþtir. Kurþun 1,25
(OH)2 D3 düzeyini azaltýp kalsiyum
metabolizmasýný bozar. Bunu renal
mitokondriyal P 450 1-alfa- hidroksilaz
inhibisyonuyla gerçekleþtirir ve vitamin D
aracýlýðýyla yapýlan birçok iþlevin aksamasýna
neden olur. Kurþuna baðlý geliþen boy
kýsalýðýnýn, azalmýþ büyüme hormonu, azalmýþ
1, 25 (OH)2 D3 ve anemiye baðlý geliþtiði
düþünülmektedir (20, 32).
Gastrointestinal Sisteme Etkileri
Kurþun temasýnýn ilk göstergeleri iþtahsýzlýk,
epigastrik aðrý, hazýmsýzlýk, bulantý, kusma,
kabýzlýk, ishal, aðýzda metalik tat gibi
bulgulardýr. Artan kurþun temasý ile iþtahsýzlýk
ve konstipasyon belirginleþir ve kurþun koliði
diye adlandýrýlan þiddetli karýn aðrýsý oluþur.
Kurþun koliðinde karýn kaslarý sert ve göbek
bölgesi hassaslaþmýþtýr. Kurþunun oluþturduðu
vasküler spazm ile birlikte artan asidite kurþun
zehirlenmesinde sýk görülen gastrik ve
duodenal ülserlerin de nedenidir (4, 33).
Kemikler Üzerine Etkileri
Kemik, kurþunun toksik etkisi için hedef
organdýr. Kemik kurþunu yýkýlarak kan kurþun
düzeyini artýrýr. Kemik hem hedef, hem de
kaynaktýr. Çocuklukta alýnan kurþun düzeyi
yaþla artar ve orta yaþta orta femurda ve
pelviste birikir. Çocuklarda kurþunun %73'ü,
eriþkinlerde ise %94'ü kemikte birikir. Kemik
döngüsü çocuklarda eriþkine göre daha fazla
olur ve kurþun erken yaþlarda birikir, büyüme
ve geliþme sýrasýnda hýzla kana geçer.
Beslenme bozukluklarýnda, protein, demir,
çinko, bakýr, kalsiyum ve fosfor eksikliðinde
kurþun daha hýzlý emilir ve kemiklerde
depolanýr. Çocuklarda yeterli kalsiyum alýmý ile
kurþun emilimi azaltýlabilmektedir. Kurþunla
uzun süre temasý olanlarda kemik kurþun
düzeyi ölçümü önemlidir. Kemik kurþun düzeyi
X-ray floresan teknikle özellikle tibia ve
patellada ölçülür. Kurþunla temasý olanlarda
aþýrý iskelet harabiyeti, kemik tümörleri
(osteosarkom), osteoporoz ve rikets
görülebilir. Maternal kemik kurþun düzeyi
bebeðin doðum aðýrlýðý, boyu, baþ çevresi ve
kilo alýmýný da etkiler. Gebeliðin son
dönemlerinde kemikten mobilizasyona baðlý
olarak kurþun %9'dan %65'e çýkar. Kurþun
transplasental olarak gebeliðin 12. haftasýndan
itibaren bebeðe geçer ve konjenital kurþun
zehirlenmesine neden olur. Bu da diþ ve iskelet
sisteminin geliþimini geciktirir. Anne kurþun
düzeyi ile bebeðin doðum aðýrlýðý ters
orantýlýdýr. Annenin 7,7µg/dL'den fazla olan
kurþun düzeyi ile bebeðin boyu arasýnda
negatif bir iliþki olabileceði gösterilmiþtir.
Gebelikte kalsiyum eklenmesi, kemik
demineralizasyonunu önleyerek kurþunun
mobilize olmasýný azaltýr. Anne kemik kurþunu
arttýkça, ileri yaþlarda konuþma bozukluðu,
entellektüel ve fiziksel performansta, okul
baþarýsý ve çalýþma kapasitesinde azalma
olduðu gösterilmiþtir. Anne kemik kurþununda
artma, mental durumu %8,6 - 11,1 oranýnda
etkiler. Laktasyonla kemikten kana kurþun
transferi artar. Ancak anne sütünde kurþun
bebeðe zararlý olmayacak kadar düþük
olduðundan, anne sütü kesilmez. Endüstriel
bölgelerde kurþun ile temas eden çocuklarda
boyun daha kýsa olduðu bulunmuþtur. Kurþun
osteoblast ve osteoklastlarýn geliþim ve
çoðalmasýný etkiler. Yüksek kurþun düzeyi
çocuklarýn iskelet geliþimini etkiler. Kurþunla
temasý olan hastalar kemik spesifik proteinleri
yapamaz. Kurþun non-kollajen bir kemik
proteini olan osteoblast sentezini azaltarak
osteoblastik aktiviteyi inhibe eder; kalsiyum
baðlayan protein olan osteonektin oluþumunu
azaltýr. Kemik oluþumunu regüle etmede 1, 25
(OH)2 D3 ve osteonektin önemlidir. Kurþun,
renal hidroksilaz enzim aktivitesini
baskýlayarak 1,25 (OH)2 D3 vitaminini azaltýr.
Ayrýca kalsiyum regülatör hormon olan
kalmudoline baðlanýr ve 1,25 (OH)2 D3
aktivasyonu inhibe olur (21, 22, 34, 35).
Türkiye’de Kurþun Çalýþmalarý
Ülkemizde, çocuklardaki asemptomatik
kurþun zehirlenmesini belirlemeye yönelik
yeterli sayýda çalýþma bulunmamaktadýr. Ayrýca
yapýlan araþtýrmalar da az sayýda olgu
içermektedir. Vural ve Güvendik'in 1987'de
Ankara'da yaþayan çocuklarda yaptýklarý
çalýþmada ortalama kan kurþun düzeyi 19,35
µg/dL, Bostancý ve arkadaþlarýnýn 1995 yýlýnda
Ankara içi ve köylerinde göbek kordonunda
kurþun düzeyi saptanmasýna yönelik çalýþmada
15,5 ve 9,4 µg/dL, Özmert ve arkadaþlarýnýn
1999 yýlýnda Ankara'da yaptýðý çalýþmada 3.8
• 2005 • cilt 14 • sayý 4 •73
µg/dL, Kýsmet ve arkadaþlarýnýn 2003 yýlýnda
Ankara'da yaptýklarý çalýþmada 3.68 µg/dL,
Yapýcý ve arkadaþlarýnýn 1999 yýlýnda Silivri'de
yaptýklarý çalýþmada ise 23.4 µg/dL olarak
bulunmuþtur (2, 8, 36, 37) (Tablo 1). Görüldüðü
gibi, yapýlan az sayýdaki çalýþma Türkiye'de
kurþun entoksikasyonunun önemli bir sorun
oluþturmadýðýný düþündürmektedir. Kýrýkkale
ili, askeri mühimmat fabrikasý, Makine ve
Kimya Endüstrisi kurumu ve TÜPRAÞ gibi
kurþunun hammadde olarak yoðun kullanýldýðý
sanayi alanlarýnýn yaygýn olmasý nedeniyle
kurþunla karþýlaþmanýn sýk olduðu düþünülen
bir bölgedir. Bu amaçla, kurþunun en fazla
kullanýldýðý silah ve pirinç fabrikasýna
uzaklýðýna göre iki ayrý bölgede toplam 4
ilköðretim okulunda okuyan, yaþlarý 7-16
arasýnda deðiþen 533 öðrencide kan kurþun
düzeyinin belirlenmesi ve sosyoekonomik
düzey, yaþam koþullarý ve beslenme þekli ile
kan kurþun düzeyi arasýndaki iliþkisinin
araþtýrýlmasý tarafýmýzdan yapýlmýþtýr. Tüm
çocuklarda ortalama kan kurþun düzeyleri
2.54 ± 1.44 µg/dL (min 0 - max 6,5 µg/dL)
olarak saptanmýþtýr. Araþtýrmamýzda ve
ülkemizde son yýllarda yapýlan çalýþmalarda
saptanan düþük kan kurþun düzeylerinin,
benzindeki kurþunun azaltýlmasý, binalarýn
boyanmasýnda kurþun içeren boyalarýn
kullanýlmamasý, sanayide kurþun kullanýmýnýn
azalmasý ve þehirlerin su þebekesinde
kullanýlan borularýn yeni olmasý gibi nedenlere
baðlý olduðunu düþünmekteyiz.
Sonuç olarak, kurþun insanlarýn özellikle de
çocuklarýn saðlýðýný tehdit eden önemli bir halk
saðlýðý sorunudur. Türkiye'de bu konu ile ilgili
yapýlmýþ çalýþmalar bölgesel ve sýnýrlý sayýda
olmasý nedeniyle, sorunun gerçek boyutlarý
kesin olarak bilinmemekte; ancak risk
etmenlerinin yüksek olmasý, bu sorunun
üzerinde durulmasý gerektiðine iþaret
etmektedir. Çocuklarýmýzý bu olumsuz
etkilerden korumak için toplumumuzun
kurþun kaynaklarýný belirlemeye yönelik daha
geniþ çaplý taramalar ile kan kurþun düzeyinin
yaný sýra; çevresel analizlerin de yapýlmasý,
toplumumuz için risk etmenlerinin belirlenmesi
ve acil önlemlerin alýnmasý gerekmektedir.
Tablo 1. Ülkemizde kurþunla ilgili yapýlmýþ çalýþmalar ve sonuçlarý
Araþtýrýcý
Yýl
Yaþ
Olgu sayýsý
Vural
Güray
(1982)
(1986)
Eriþkin
Eriþkin
Yer
Kurþun düzeyi
(µgg/dL)
430
Ankara
16.5
39
Gölbaþý
10.5
307
Ýstanbul içi
13
30
Kemerburgaz
1.3
Vural
(1987)
2-14 yaþ
56
Ankara
19.3
Güvendik
(1989)
Eriþkin
73
Mersin
7.2
25
Kocabýyýk
(1993)
Trafik polisi
59
Ýzmir
Taneli
(1993)
11-14 yaþ
25
Ýzmir iç
31.5
11-14 yaþ
25
Banliyö
15.2
15.5
Bostancý
(1994)
Göbek kordu
153
Ankara içi
Ankara köyleri
9.4
Göker
(1995)
6 ay-6 yaþ
201
Ýstanbul
5.5
Bilgen
(1996)
Göbek kordu
145
Ýstanbul
8.7
1-6 yaþ
158
Tekirdað
29.6
178
Silivri
23.4
118
Ankara merkez ilçe
Can
(1997)
Yapýcý
(1999)
6 ay-6 yaþ
Özmert
(1999)
Ýlkokul 1. ve 2.
sýnýf öðrencileri
3.8
Yapýcý
(2002)
6 ay-6 yaþ
236
Yataðan
36.2
Þanlý
(2002)
7-16 yaþ
533
Kýrýkkale
2.54
Kýsmet
(2003)
11-16 yaþ
587
Ankara
3.6
• 2005 • cilt 14 • sayý 4 •74
Ýletiþim: Dr. Cihat Þanlý
E-posta: [email protected]
Kaynaklar
1- Yüksel L. Kurþun ve çocuk, Ýst Çocuk Klin Derg,
1996; 31: 218 - 227.
2- Gülçin Y, Can G, Þahin Ü. Çocuklarda
asemptomatik kurþun zehirlenmesi. 2002; 33: 197204.
3- Piomelli S. Childhood lead poisoning. Pediatr
Clin North Am. 2002; 49: 1285 - 304.
4- Grandjean P. Health significance of metalslead. Maxcy Rosenau Last Public Health and
Preventive Medicine. Ed. Last JM, Wallace RB. 13.
baský. 1992; 389 - 391.
5- Hayes EB, McElvaine MD, Orbach HG,
Fernandez AM, Lyne S, Matte TD. Long œterm
trends in blood lead levels among children in
Chicago: Relationship to air lead levels. Pediatr 1994;
93: 195-200.
6- Kimbrough RD, LeVois M, Webb DR.
Management of children with slightly elevated blood
lead levels. Pediatr 1994; 93: 188-191.
7- Committee on Environmental Health. Lead
poisoning: from screening to primary prevention.
Pediatrics 1993; 92: 176-183.
8- Özmert E, Yurdakök K, Laleli Y. Ankara'da ilkokul
çocuklarýnda kan kurþun düzeyi. Çocuk Saðlýðý ve
Hastalýklarý Dergisi 2003; 46: 20-23.
9- Baron ME, Boyle RM. Are pediatricians ready
for the new guidelines on lead
10- Koller K, Brown T, Spurgeon A, Levv V.
Recent developments in low-level lead exposure and
intellectual impairment in children. Environ Health
Perspect. 2004; 112: 987-994.
11- Richard L, Charles R, Henderson JR, Deborah
H, Christopher C, Bruce P. Intellectual impairment in
children with blood lead concentrations below 10 µg
per deciliter. N Engl J Med 2003; 34: 1517-1525.
12- Bushnell PJ, Jaeger RJ. Hazards to health from
enviromental lead exposure. A review of recent
literature. Vet Hum Toxicol 1986; 28: 255-61.
13- Walter SD, Yankel AJ, Von Lindern IH. Age
specific risk factors for lead absorption in children.
Arch Environ Health 1980; 35: 53-58.
14- Chisolm JJ. Lead poisoning. In: Principles and
Practice of Pediatrics. Oski FA (3 th ed). Philadelphia:
Lippincott Williams Wilkins, 1999: 629-635.
15- Walter SD, Yankel AJ, Von Lindern IH. Age
specific risk factors for lead absorption in children.
Arch Environ Health 1980; 35: 53-58.
16- Schirmer J, Anderson H, Peterson DE. Public
health. Childhood lead exposure in Wisconsin in
1990. Wis Med J 1991; 90: 33-35.
17- Norman EH, Bordley CW, Hertz-Picciotto I.
Rural-urban blood lead differences in North Carolina
children. Pediatrics 1994; 94: 59-64.
18- Ernhart CB, Wolf AW, Sokol RJ et al. Fetal
lead exposure. Antenatal factors. Environ Res 1985;
38: 54 - 66.
19- Özmert E, Tuncer M, Yurdakök K. Habitat
II'nin ardýndan: Kentleþme ve çocuk saðlýðý. Çocuk
Saðlýðý ve Hastalýklarý Dergisi 1996; 39: 601-611.
20- World Health Organization. International
Programme on Chemical Safety (IPCS). Environmental
Health Criteria 165. Inorganic Lead. World Health
Organization, 1995.
21- Bellinger DC. Lead. Pediatrics, 2004; 113 (4):
1016-22.
22- Needleman H. Lead poisoning. Annu Rev
Med. 2004; 55: 209-22.
23- McKinney PE. Lead neurotoxicity in children:
basic mechanisms and clinical correlates. Brain.
2003;126 (1): 5-19.
24- Needleman HL, Schell A, Bellinger D, Leviton
A, Allred E. The long-term effects of xposure to low
doses of lead in childhood: an 11 year follow-up
report. N Engl J Med 1990; 322: 83 - 88.
25- Needlman HL, Gatsonis CA. Low level lead
exposure and the IQ of children. JAMA. 1990; 263:
673-678.
26- Blair JA, Hilburn ME, Leeming RJ, Mcintosh
MJ, Moore MR: Lead and tetrahydrobiopterin
metabolism: possible effects on IQ. Lancet. 1982, 24;
964.
27- Altman L, Winsberg F, Sveinson K, Lilienthal
H, Wiegand H, Wienneke G. Impairment of long term
potentiation and learning following chronic lead
exposure.Toxicol lett.1993; 66: 105-112.
28- Trachtenbarg DE. Tedavi ne zaman gereklidir?
Kurþunun atýlmasý. Sendrom 1996; 9: 70 - 76.
29- Bellinger, D., Leviton, A. Waternaux, C.:
Longitudinal Analysis of Prenatal and Postnatal Lead
Exposure and Early Cognitive Development. N Engl J
Med 1987; 316: 1037 - 1041.
30- Lopes AA, Port FK. Environmental lead
exposure and chronic renal disease. N Engl J Med
2003; 348: 1810 -1812.
31- Srianujata S. Lead - the toxic metal to stay
with human. J Toxicol Sci 1998; 23: 237 - 240.
32- Koo WW, Succop PA, Bornschein RL, KrugWispe SK, Steinchen JJ, Tsang RC, Berger OG. Serum
vitamin D metabolites and bone mineralization in
young children with chronic low to moderate lead
exposure. Pediatrics. 1991; 87 (5): 680 - 7.
33- WHO. Major poisoning episodes from
environmental chemicals. Geneva,1992; 3-15.
34- Campbell JR, Rosier RN, Novotny L, Puzas JE.
The association between environmental lead
exposure and bone density in children. Environ
Health Perspect 2004; 112: 1200 - 1203.
35- Hu H, Rabinowitz M, Smith D. Bone lead as a
biological marker in epidemiologic studies of chronic
toxicity: conceptual paradigms. Environ Health
Perspect 1998; 106: 1 - 8.
36- Kýsmet E, Karataþ M, Demirkaya E ve
arkadaþlarý. Ankara'da farklý bölgelerde yaþayan
deðiþik yaþ grubu çocuklarda kan kurþun düzeyleri.
Gülhane Týp Dergisi 2004; 46: 33 - 37.
37- Yapýcý G, Can G, Kýzýler AR, Demircan Ç,
Timur H. Yataðan merkezde yaþayan 6 ay-altý yaþ
arasý çocuklarda asemptomatik kurþun zehirlenmesi
prevalansý. MN-Klinik Bilimler&Doktor 2004; 10: 60 65.
• 2005 • cilt 14 • sayý 4 • 75
Download

Kurşun ve Çocuk Sağlığı