444 haftalık bir yolculuğun verdiği deneyim ve güçle MERHABA…
2006 yılından bu yana başkent Londra’da Kürt
ve Türk toplumunun gözü kulağı ve sesi olan Telgraf gazetesi 8. yılında yoluna yeni logosuyla
devam ediyor. Britanya’nın tek Kürtçe ve Türkçe
gazetesi 444 haftadır aralıksız bir şekilde tüm zorluk ve sıkıntılara rağmen bugüne kadar geldi.
ayakta kalması adeta imkansız hale gelmiş. Tüm
bu zorluklara rağmen Telgraf gazetesinin bugünlere gelmesinde yüzlerce kişinin emeği var. Peki
bu kadar zorluğa rağmen, ticari bir kar gütmeyen bir gazetenin çıkma amacı nedir? Bu inadın
altında yatan neden nedir?
Günümüz Kapitalist koşullarında her şeyin
para ile döndüğü, parasız adeta hiçbir çarkın
dönemediği dünyamızda bir Toplum gazetesinin
Birkaç kuruş daha fazla kar elde etmek için
‘Topluma hizmet ediyoruz’ sloganı ile çıkan
gazetelerin ‘Pezevenklik’ yaptığı bir ortamda
Telgraf’a ihtiyaç vardır. Kadın bedeni üzerinden
para kazanmaya çalışan ‘gazetelerin’ olduğu bir
ortamda Telgraf’a ihtiyaç vardır. Sadece gücü ve
parası olanların sesinin yükseldiği bir ortamda
sessizlerin sesi olmak için Telgraf’a ihtiyaç vardır.
Britanya’da yaşayan Türk, Kürt ve Kıbrıslı
toplum olarak büyük bir aileyiz. Sosyal, siyasal,
kültürel ve ekonomik anlamda büyük bir sistem
oluşmuş, ve bu sistemin daha da güçlenmesi,
daha aktif bir rol oynaması için güçlü bir iletişim
ağına ihtiyacı vardır. Biz Telgraf gazetesi olarak
bu rolü oynamak, toplumumuzun yaşadığı sorunlara dikkat çekmek ve onların yanında olmak için
yolumuza sizlerle birlikte daha güçlü bir şekilde
devam edeceğiz.
Bu yolda bizimle olduğunuz için, bize güç
verdiğiniz için teşekkürler.
Daha güzel ve yaşanılır bir dünya umuduyla.
Telgraf ailesi...
telgraf.co.uk
Carşamba,
Sayı
HAFTALIK HABER GAZETESİ
26/11/2014
444
İNGİLTERE, YPG’YE KATILAN
BRİTANYALILARI KONUŞUYOR
Rojava’da Halk Savunma Birlikleri
(YPG) saflarında Daiş çetelerine
karşı savaşa katılan Britanyalı Jamie
Read ve James Hughes İngiltere
gündeminde geniş yankı buldu.
Daiş çetelerinin Kobane kantonuna yönelik ağır
saldırıları iki ayı geride bırakırken, çetelere karşı
destansı direniş sergileyen YPG/YPJ güçlerine
yönelik uluslararası ilgi de artarak devam ediyor.
Birçok milletten destek için katılımlar yaşanırken
son olarak Birleşik Krallık’tan biri İngiliz, diğeri İskoç
iki eski askerin YPG güçlerine katılması İngiltere
gündeminde geniş yer tuttu. BBC’ye konuşan Jamie
Read, Kürt halkına cihatçılarla mücadelelerinde
yardım ettiklerini, YPG’ye destek olmak için
savaşa müdahil olduklarını söyledi. ‘Paralı Asker’
oldukları iddiasını da yanıtlayan Jamie Read,
bunun kesinlikle doğru olmadığını ifade etti.
‘Daiş’e katılan Britanyalı
sayısı 2 bin’in üzerinde!’
Hughes ve Read’in yakınları, “Onlar, Daiş
terörüne karşı kendi kaderlerine bırakılan
masum halka destek çıkan ve Batı’nın Kürt
halkına Daiş’e karşı direnişlerini anlaması için
deneyimlerini paylaşan gönüllülerdir” dedi.
Kendisi de müslüman olan İşçi Partili milletvekili
Khalid Mahmood, hükümetin şimdiye kadar
verdiği rakamların çok üzerine çıkarak, Daiş
çetelerine katılan radikal islamcı Britanyalıların
sayısının 2000’in üzerinde olduğunu belirtti.
JAMES HUGHES
JAMIE READ
İçişleri bakanlığını bu konuda yeterince tedbir
almamakla suçlayan milletvekili Mahmood;
Sınır kontrollerinde yetersizlikler olduğunu
ve çok sayıda cihatçının halen çok rahat bir
şekilde çıkıp girdiğini belirterek, Suriye’de
altı ay kalıp geri dönenler olduğunu ancak
bunların gözaltına bile alınmadığını ifade etti.
KERVAN CATERING
020 8807 1947 - 0751 142 700 - www.kervanbanqueting.com - info@ kervanbanqueting.com
TELGRAF ÇARŞAMBA 26 KASIM 2014
2
Ferhat Tunç 30. Sanat yılında
Londra’daki sevenleriyle buluştu
Sanatçı Ferhat Tunç,
30. yıl konserlerine
Pazar akşamı Londra
Selby Center salonunda
devam etti. 3 saat
boyunca seyircilerle
birlikte şarkılarını
seslendiren sanatçı,
Kobanê ile dayanışma
çağrısı yaptı.
HAFTALIK
HABER
GAZETESI
ROJNAMEYA
NÛÇEYAN A
HEFTANE
Editör
Alaettin Sinayiç
[email protected]
Muhabirler
Esra Türk
Erem Kansoy
[email protected]
Grafiker
Yüksel Adıgüzel
[email protected]
Yayın Sahibi
Tel News Ltd.
Adres
33 Dalston Lane
London
E8 3DF
Telefon
0207 9230 838
0742 9481 490
Londra Selby Center salonunda düzenlenen konser, Seyit Rıza ve arkadaşları,
Ahmet Kaya ve Kobanê’de yaşamını
yitirenlerin anısına saygı duruşuyla
başladı. Seslendirmesini Can Dündar’ın
yaptığı “Tarih bize iyi davranmadı” adlı
belgesel gösteriminin ardından sahneye
çıkan Tunç, Dersim ağıtlarından “ Bıko”
ile programına başladı. Eski ve yeni
şarkılarını da seslendiren Tunç’un konserinde Kobane’ye destek de gündemdeydi. Kobane direnişiyle dayanışma için çağrı
yapan Tunç, “Akşam çocuklarımızı sıcak
yatağında uyutmaya çalışırken evi olmadığı
için sokakta yatan Kobanêli çocukları
hatırlayalım. Kobanêli, Şengalli annelerin
acısını hatırlayalım” derken, desteklerin
artırılması gerektiğine işaret etti.
Dersimliler Derneği’ni de ziyaret
eden sanatçı, Türk Başbakan Ahmet
Davutoğlu’nun Dersim ziyaretinin aldatmaca anlamı taşıdığına değinerek, AKP
hükümetinin boş vaat ve söylemlerle ülkeyi
yönetmeye çalıştığını belirtti. Tunç, Dersimlilerin iktidara ve devleti temsil eden siyasi
partilere gereken dersi vereceğini ifade etti.
Web
www.telgraf.co.uk
Reklam
[email protected]
Soru ve görüşleriniz:
[email protected]
BÜYÜK
REKLAM
KAMPANYASI
Kürt ve Türk toplumuna
ulaşmanın en iyi yolu
Tüm reklamlarınızda
%30 indirim
Yeni yıl
kutlamalarınızda
%40 indirim
Tüm seri ilanlarınız
ÜCRETSİZ
www.telgraf.co.uk
[email protected]
07429481490 | 02079230838
ÜCRETSİZ DANIŞMANLIK
HİZMETLERİMİZDEN YARARLANIN
Legal Aid
Ceza
davalarında
Legal Aid
Tüm ceza
mahkemelerinde
(Magistrates Court/
Crown Court)
Deneyimli Ağır Ceza Avukatı Ali Has yönetiminde
Ceza Davaları (Crime)
Anlaşmazlık Davaları (Civil litigation)
Göçmenlik (Immigration)
Alım Satım (Property law)
Mevzuat Davaları (Regulatory law)
Aile ve Çocuk Davaları (Family)
Kişisel Yaralanma (Personal Injury)
24 SAAT AÇIK ACİL HAT 079 3237 4515
T: 0207 249 1337 | F: 0207 249 1338 | e: [email protected] | w: www.morganhassolicitors.co.uk
Address: 1st & 2nd Floor, 133 Stoke Newington High St, London N16 0PH (Stoke Newington TSB Bank’in ust katinda)
TELGRAF ÇARŞAMBA 26 KASIM 2014
3
TELGRAF ÇARŞAMBA 26 KASIM 2014
4
Soas’ta ‘Şengal’deki kadın kırımı Kürt mücadelesinde cins özgürlüğü’ paneli
22 Kasım Cumartesi günü başkent Londra’da bulunan
SOAS üniversitesinde ‘Şengal’deki kadın kırımı- Kürt mücadelesinde cins özgürlüğü’ konulu bir panel düzenlendi.
Roj Kadın meclisi ve Kürdistan’a barış kampanyası organizasyonuyla yapılan panele çok sayıda farklı halklardan dinleyiciler katıldı. KNK Britanya Kadın temsilcisi Michele Allison, İnsan hakları savunucusu Margaret Owen, sendikacı
Ruth Walter, İran ve Kürt kadınları hakları organizasyonu
direktörü Diana Nammi, insan hakları savunucusu Alexandra Lort Philips’ın konuşmacı olarak katıldığını paneli
İsabel Kaser yönetti.
Panelde yapılan konuşmalarda son
dönemlerde Daiş’in saldırıları sonucu
kadınların yaşadıkları zorluklar anlatılırken,
Şengal’de Daiş çeteleri tarafından kaçırılıp
köle pazarlarında satılan binlerce Ezidi
Kürt kadının durumuna dikkat çekildi.
Kobane başta olmak üzere Rojava’da
Kürt kadınlarının çetelere karşı destansı
bir mücadele verildiği vurgulanırken, tüm
dünyanın bu mücadeleye destek vermesi
gerektiği belirtildi. Panelde ön plana çıkan
diğer bir başlık ise; Kürt kadın hareketinin
Ortadoğu kadınlarına öncülük edebilecek
bir misyona sahip olduğu ve Rojava’daki
demokratik özerk yapının müthiş bir model
oluşturduğuydu.
Panelde ayrıca Daiş saldırılarından
dolayı yerlerinden edilen yüzbinlerce insan
için yardım çağrıları yapıldı.
TELGRAF ÇARŞAMBA 26 KASIM 2014
5
Londra’da Türkçe yayın yapan
bazı yerel gazeteler toplumsal
çürümeye hizmet ediyor
Haber: Esra Türk
Küresel bir utanç haline gelen dünya genelindeki kadın ticareti her gün daha korkunç boyutlara doğru gidiyor. 25 Kasım kadına yönelik
şiddete karşı uluslararası dayanışma ve mücadele günü kapsamında kadın ticareti konusu ile
ilgili bazı kurumlarla yaptığımız görüşmelerde
kadın ticaretinin toplumumuz açısından da büyük bir sorun haline geldiği belirtildi. Özellikle de Londra’da toplumumuza yönelik Türkçe
yayın yapan yerel gazetelerde Escort reklamlarının bu toplumsal çürümeye hizmet ettiği de
belirtildi.
Kadın Ticaretinin
Toplumsal Sorunları
Cinsel Yollarla Bulaşan Hastalıklar dergisinde yayımlanan ve University College London’ın gerçekleştirdiği bir araştırmaya göre
her on erkekten birisi seks için para ödedikleri
ortaya çıktı. 16-74 yaş arası erkeklerde yapılan
araştırma, en çok 25-34 yaş arası, profesyonel
erkeklerin seks için para ödedikleri ortaya çıktı.
Genç yaşta erkeklerin özellikle bu hizmetlere
başvurmaları ilginç bir nokta. İnternette pornonun yaygınlığı uzmanlara göre bu konuda etkeni var. İnternet aracılığıyla eskort hizmetleri
bilgilerine de kolay ulaşabildikleri görülüyor.
Büyük kaygı uyandıran başka bir veri de
artan üniversite harçlarını karşılamak için eskortluk yapan öğrencilerin sayısının da artması.
Bu konu, geçen hafta gerçekleşen öğrenci harcı
eyleminin önemini bir kez daha gösteriyor. Senelik dokuz bin sterlin harçlar ve yükselen geçim ücretleri, üniversitenin sonunda on binlerce
sterlin borca girmemek için, 18-19 yaşlarında
kızların eskortluk yaptığı ortaya çıktı.
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı
Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü
kapsamında, İngiltere’deki kadın ticaretine ilişkin kadın kurumlarından görüş aldık:
Roj Kadın Meclisi
‘‘Avrupa’da endişe verici boyutlara ulaşan
kadın ticaretine karşı, alınması gereken önlemler konusunda atılan adımlar oldukça yetersiz.
Örneğin, Birleşmiş Milletler (BM) verilerine
göre, dünyada dokuz milyon kadın seks ticaretinde çalışıyor. Bu sayıya her yıl 700 bin kadın
daha ekleniyor ve bu kadınların 120 bini Avrupa’da çalıştırılıyor. Ancak gerçek rakamların
bundan çok daha fazla olduğu, BM verilerinin
gerçek durumu tümüyle ifade etmediği, iddia
edilmektedir.
‘‘İngiltere’de ise bu sayı hayli yüksek. 2013
yılına ait İçişleri Bakanlığı raporuna göre,
İngiltere’de yabancı kadınların cinsel sömürü
amaçlı insan kaçakçılığı ticareti 130 milyon
sterlin değerinde. İngiltere’de seks için para
ödemek de, almak da teknik olarak yasal. Ancak
seks için aracılık yapmak, genelev çalıştırmak
ve seks işçilerinin sokaklarda müşteri araması
yasak.
‘‘Ne yazık ki, seks işçisi ve seks ticareti gibi
adlandırmalar, fuhuşun ve içerdiği şiddetin üzerini örtmekte ve durumu normalleştirmektedir.
‘‘Fuhuşun yada seks ticaretinin normalleştirilmeye çalışıldığı diğer bir durumda, sıkça karşılaştığımız ‘escort’ kadın ilanları. Londra’da
‘Türk’ veya ‘Türkiyeli’ toplum için yayınlanan
bir çok gazete de bu ilanları sıkça görmekteyiz.
Fuhuşun ‘açık pazarı’ olan bu ilanlar, toplumumuzu içten çürütmeyi hedeflerken, aynı zamanda kadının metalaştırılmasını, cinsel obje olarak görülmesini, seks kölesi olmasını gittikçe
normalleştirmektedir.
‘‘Seks ticareti başta kadına yönelik bir şiddet ve insanlık suçudur, ve bu şekilde de kabul
edilmesi gerekmektedir. Seks ticaretinin önlenmesi için yasalar çıkarılmalı ve düzenlemeler
yapılmalıdır. Ayrıca bu yasaların ihlalinin ağır
cezalarla cezalandırılması gerekiyor. Örneğin,
seks için sadece para almak değil, ödemekte
suç sayılmalıdır.
Tabi ki bu
tür suçlara
dönük
yapılması
gerekenler
sadece yasal
önlemler
ile sınırlı
kalmamalıdır. Kadına
yönelik şiddet
ve insanlık suçu
olan kadın ve
seks ticaretine
karşı herkes
duyarlı olmalı
ve buna aracılık
yapan gazeteleri
protesto
etmeli ve bu yayınları almamalıdır.’’
Hatice Güden- Sosyalist
Kadınlar Birliği
‘‘Eskort ve kadın ticaretine ilişkin, bir kaç
sene önce başlattığımız kampanya tekrardan
gündeme getirmemiz gerekiyor. Bunun çalışmasını yaptığımızda sorunun sadece kadın
ticaretiyle alakalı olmadığını, ve toplumda
kirlenmeye yol açtığını gördük. Erkeklerin bu
yollara başvurmalarının kendi eş ve kız çocukları üzerinde daha baskılı davranmalarına yol
açtığını gördük.
‘‘Kampanya çerçevesinde topluma zarar
veren bu ticaretin reklamını yapan gazetelere
haber ve reklam boykotumuz devam etmektedir- buna Gik-der’de dahildir. Bu kampanyanın
tekrardan gündeme gelmesi gerekiyor. Ama hedef sadece reklam yayınlayan gazeteler değil,
aynı zamanda bu işletmelerin ve devletin de
hedef alınması gerekiyor. Örneğin, hükümet,
mültecileri kısıtlamak istediğini söylüyor, fakat
ülkeye fuhuş için getirilen kadınların sayısı gün
geçtikçe artıyor ve bu konuda hiç bir şey yapılmıyor. Otoritelerin neden müdahale etmedikleri tartışılması gerekiyor.’’
Feride Kumbasar-
İmece direktörü
‘‘İmece eskort
reklamlarının
çıktığı gazetelerin boykotunun
içerisinde
yer
alıyor. Bununla
ilgili ilginç bir
şey anlatayım.
Geçen hafta,
bizim
grup
çalışmasında
bir kadının
‘masaj’ reklamlarına
ilişkin,
‘benim
başıma
ne geldi bilmiyorsunuz’,
dedi. Kadın doktora gitmiş, doktoru masaja gitmesi gerektiğini söylemiş. O da yerel
gazetelerden birisini açmış masaj reklamının
bir tanesini aramış. Telefonda kendisine, kadın
mı istiyorsunuz, erkek mi diye sormuşlar- o da,
sırtıma masaj yaptıracağım, fark etmez demiş.
Yine bir takım garip sorular sormuşlar ama randevuyu vermişler. Fakat karşı taraf aptallaşmış
kadın tıbbi sorular sorunca. Telefonu kapatmış,
o sırada görümcesi gelmiş, anlatmış ona randevu yaptığını ve masaja gideceğini. Görümcesi
durumu anlatmış kendisine- eğer anlatmasaydı,
masaj için gidecekti dedi. Bir yanıyla bu durum, bu kadar tehlikeli.
‘‘Bizim toplumun büyük bir kısmı, The
Guardian’ı okumuyor ve haberlerini o gazetelerden alıyorlar. Yerel gazetelerden İngiltere
gündemini yakalamaya çalışıyor. Tamirciye ihtiyaçları olduğunda da o gazeteleri kullanıyorlar, tamirci için de, ‘masaj’ için de.
‘‘Evet, biz bu boykotun içerisindeyiz ve bu
boykotu tekrardan canlandırmamız gerekiyor,
ama şu gerçekte var bunu kullanıyorlar ve biz
onu dönüştürmemiz gerekiyor.’’
TELGRAF ÇARŞAMBA 26 KASIM 2014
6
Binlerce
öğrenci eğitim
sistemine karşı
alanlardaydı
Haber: Tohum
Kültür Merkezi
Foto: Erem Kansoy
19 Kasım Çarşamba
günü Londra’nın şehir
merkezinde binlerce insan İngiltere’nin eğitim
sistemine karşı sokağa
çıktı. Yaklaşık beş saat boyunca süren eylemde polis 11 kişiyi gözaltına aldı. Başkent Londra’da binlerce
öğrenci, yüksek öğrenim
harçlarına tepki göstererek,
ücretsiz eğitim için protesto
yürüyüşü yaptı.
2006 yılında 3000 sterlin
olan harçlarının 9000 sterline yükseltilmesini ve gün
geçtikçe daha da kötüleşen
eğitim sistemini protesto
etmek amaçlı öğleden sonra
Malet Street’te toplan kitle
parlamentonun bulunduğu
alana
doğru
yürüdü.
Ellerinde “Eğitim haktır,
ayrıcalık değil”, “Ücretsiz eğitim istiyoruz” yazılı
çeşitli pankartlar taşıyan
öğrenciler, tel barikatlarla çevrili parlamento
meydanına girmeye çalıştı.
Üniversite ve okullardan
gelen kitle yürüyüş boyunca dövizler, pankartlar,
sloganlar ve canlı müzikle
eğitim sistemine karşı
haykırdı .Eylem boyunca
yapılan
konuşmalarda,
özellikle gelecek sene üniversite harçlarının dahada
yükseltileceğini belirtildi.
Parlamento
meydanındaki
barikatlar kaldırıldı
Birkaç haftadan beri polis
tarafından abluka altında
olan ve eylem yapılmasına
izin verilmeyen parlemento
meydanında bulunan
parkın barikatları polis
ile kısa bir süre çatışma
yaşandıktan sonra kitle
tarafından kaldırıldı.
Kitle ”Kimin Meydan?
Bizim Meydanımız”
sloganlarıyla parka
girip kaldı.
Polis ile çatışma
Kitlenin bir kısmı Westeminster Abbey’de eylemi bitirirken yaklaşık
500 kişilik bir grup
Londra’nın
merkezinde
eyleme
devam
etti.
Eylem devam ederken polis kitleyi coplayarak, tekmeleyerek ve döverek dudurmaya çalışıyordu. Kitle
taşlar, şişler ve havai fişekler
atarak polise karşılık verdi.
Polis tarafından toplam 11
kişi gözaltına alındı. Daha
sonra eylem sona erdirildi.
TELGRAF ÇARŞAMBA 26 KASIM 2014
7
Grev sırası sağlık çalışanlarında
Kamu çalışanlarının
ücret artışı talebiyle
yürüttüğü iş bırakma
grevlerinde sıra
Sağlık çalışanlarında.
Sağlık çalışanlarının
Pazartesi başlattığı
4 saatlik iş bırakma
eylemi 6 gün devam
edecek.
Dokuz tane sağlık sendikasına
mensup binlerce sağlık çalışanı
hükümetten
talep
ettikleri
ücret artışı gerçekleşmediği
için grev başlattı. Birleşik
Krallık’taki Ulusal
Sağlık
Hizmeti’nin (NHS) çalışanları,
hükümetten talep ettikleri zam
konusunda çıkan anlaşmazlıklar
çözülmezse grev 6 gün boyunca
devam edecek. Hemşire ve ambulans görevlilerinin aralarında
bulunduğu
binlerce
NHS
çalışanın katıldığı grevde, doktorlar ve dişçiler yer almıyor.
Acil servislerde iş bırakma
gerçekleşemeyecek.
Sağlık Bakanlığı’ndan greve
ilişkin
yapılan
sisaçıklamada, ödeme
teminin herkes için eşit
hale getirilmesinin istendiği
ancak bakanlığın tüm önerilerinin işçi sendikaları tarafından
reddedildiği hatırlatıldı.
açıklamasında,
Bakanlık
“NHS’in
bütçesinin
arttırılması için çetin karar-
lar alındı» denilerek, yaklaşık
10 bin çalışanın işten çıkarılma
riski göz önünde bulundurul-
madan zam yapmanın
mümkün olmayacağı
vurgulandı.
Sağlık çalışanları,
Muhafazakar-Liberal
Demokrat koalisyon
hükümetinden tüm
NHS çalışanları için
yüzde 1 zam talebinde
bulunurken, İngiliz
hükümeti, önerinin maliyetinin çok
fazla olacağını savunmaya
devam ediyor. NHS
çalışanları,
Ekim
ayında aynı konudaki anlaşmazlıklar
nedeniyle
greve
gitmişti. Grev, son
30 yılda ödemelere yönelik olarak
NHS
çalışanları
tarafından düzenlenen ilk grev
olmuştu.
OKTAY
ŞAHBAZ
Urswick Ortaokulu Bilgisayar Bölüm Başkanı
[email protected]
Üniversiteye
gitmek artık
hayal mi?
19 Kasım 2014’de Londra’nın merkezinde binlerce
üniversiteli veya yakında üniversiteye gidecek kolejli
genç £6000-£9000 arası artırılan üniversite harçlarını
protesto etmek için eylem yaptılar. En son 2010 yılında
yapılan öğrenci eylemlerinden sonra bu eylemin bu denli kitlesel ve coşkulu olması gençliğin nerdeyse ‘yeter
artık’ dediği bir surecide dikkat çekiyor. Hükümet üniversite öğrencilere yapılan harç dayatmasına çözüm olarak
öğrencilere borçlanmaktan başka bir çare sunmazken
üniversite eğitimini bitiren bir gencin yaklaşık £45 bin
sterlin borçla bitirip, hayata eksi bir yerden başlamasını
normal karşılıyor. Yani paran varsa ver oku paran yoksa
da borç al ölene kadar borç batağında boğul mantığı ile
bir çok gencin geleceği ile oynuyor.
Çok ilginçtir aslında bu uygula 1997 de iktidara gelen İşçi Partisinin (Labour Party) bir buluşu. 1997’de
iktidara gelir gelmez bursları kaldırıp harçları hayata geçiren işçi Partisi hem dün hem de bugün bir çok
gencin geleceğini karartmaktan sorumlu. Başta £1000£1500 liralık harçla başlayan, daha sonra yine işçi Partisi
hükümeti tarafından £3500’e çıkartılan uygulama bugün
Koalisyonu hükümeti tarafından 2010’de yapılan uygulamayla en az £6000 en fazla £9000 kadar çıkartıldı. Bu
uygulamanın ilerleyen günlerde yükseleceğine kesin
gözüyle bakılırken özellikle Russel Group üniversitesi
olarak bilinen Cambridge, LSE, King’s College gibi
prestijli üniversitelerin bu rakamı daha da yükseltmek
için Yüksek Eğitim Bakanlığından onay beklediği biliniyor.
Müslüman okulları
mercek altında
Radikal İslam’ın büyük tehlike
olarak görüldüğü bir dönemde
ve radikalizme karşı alınacak
yeni yasal tedbirler tartışılırken,
Ofsted’ten bazı islami okullarla ilgili eleştirel bir rapor
yayınlandı.
Eğitim Standartları Dairesi Ofsted Londra’nın
Tower Hamlets semtindeki 6 Müslüman okulun öğrencilerini radikalizme karşı korumadığını
ve onları Birleşik Krallık’taki sosyal hayata
hazırlamadığını tespit ettiklerini açıkladı.
Ofsted’in
konuyla
ilgili
raporunun
yayınlanmasının ardından Eğitim Bakanı Nicky
Morgan söz konusu okulların gerekli değişiklikleri
yapmadığı takdirde kapatılabileceğini açıkladı.
Morgan “Bütün okullar öğrencilerini modern
Britanya’daki hayata hazırlamalı. Biz şimdi tüm bu
bağımsız okullardan hızla iyileştirme çalışmalarına
başlamalarını bekliyor ve bir kaç hafta içinde bir
sonuçları görmek istiyoruz. Gerekli değişikliklerin
yapılmaması durumunda da bu okulları zorla kapatma hakkımızı saklı tutuyoruz” dedi.
Raporda ayrıca bahse konu olan okulların
Eğitim Köşesi
müfredatının çok dar görüşlü olduğunu ve bu
yüzden öğrencilerin eğitimi farklı bir düzeyde
gelişiyor.
Ofsted Başkanı Sir Michael Wilshaw,
okulların İslami eğitime odaklandığını, Kuran
ve Arapça ile sınırlı programlar izlediğini söyledi. Wilshaw bazı öğrencilerin “Şeriat hukukunu mu yoksa İngiliz yasalarını mı takip etmeleri gerektiğini bilmediğini ve kadınların
evde kalması gerektiğine inandığını da belirtti.
Wilshaw okulların öğrenclerin fiziksel güvenliğini
de tehlikeye attığını belirtti ve “Okulların
üçünün cami arazilerinde bulunuyor ve bir okul
da kafeteryasını halka açmış, bu uygulamalar
öğrencilerin güvenliğini riske atıyor” dedi.
Tabiki bu gelişmeler en başta dar gelirli, yoksul ve göçmen çocukları etkiliyor. Bir çok genç belki
de bu gelişmeler karşısında borçlanmaktan korkup,
gelişmeleri bir kader görüp, üniversite gitme hayalini
rafa kaldırıyor. En son 2010 da yapılan ve yaklaşık 50
bin öğrencinin katıldığı öğrenci eylemlerinden sonra
geçen hafta yapılan ve yine binlerce gencin katıldığı
yürüyüşte gençlerin verdiği ‘Hayatımızı borç içinde
geçirmek istemiyoruz’ mesajı önemli ve herkesin sahip
çıkması gereken bir mesaj. Buna da sahip çıkmanın en
doğru yöntemi yerli ve göçmen bir çok gencin örgütlü
bir şekilde hareket etmesi olacaktır. Geleceklerine sahip
çıkmak için bir çok üniversiteli yada kolejli genç bugün
ya Ulusal Öğrenci Birlik (NUS)’lerinde ya Harçlara ve
Kesintilere Karşı Ulusal Kampanya (NCAFC) grubunda
yer almalı. Yada bugün Day-mer Gençlik gibi, Türk ve
Kürt toplumu içinde başarılı işler yapan ve yerli göçmen gençler arasında ortak sorunlara karşı ortak mücadeleyi savunan gençlik gruplarında yerimizi almamız
hem kendimiz hem de gelecek nesiller için atacağımız
en doğru adam olur.
TELGRAF ÇARŞAMBA 26 KASIM 2014
8
Kadınlar yağan aşırı yağmura rağmen
Trafalgar’da miting düzenledi
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma
ve Mücadele Günü dolayısıyla Kürt Kadın kurumları, Trafalgar
Meydanında ortaklaşa eylem gerçekleştirdiler.
Şengal ve Kobane’deki kadınlarla
dayanışma bayrağı altında gerçekleşen eylemde bir çok kadın temsilcisi konuşma
yaptı. Yağan aşırı yağmurdan kaynaklı
katılımın çok az olduğu mitinge çok sayıda
kadın hakları savunucusu ve aktivistinin
yanında Yeşiller partisi milletvekili Jean
Lambert ta katıldı.
Roj Kadın Meclisi, Sosyalist Kadınlar
Birliği (SKB), İranlı ve Kürt Kadın Hakları
Derneği (IKWRO), Kadın Birliği, Kürt ve
Orta-Doğulu Kadınlar Örgütü (KMEWO),
İranlı Kadına Karşı Şiddete Son Kampanyası
eyleme destek verdiler.
Birçok kadının yaptığı konuşmada ortak
nokta Daiş barbarlığına karşı tüm dünya
kadınlarının Kürt kadınları ile dayanışma
içinde olmasıydı. Yapılan konuşmalarda,
Özellikle saldırıların hedefinde kadınların
olduğu ve bunlara karşın kadınların her alan-
da daha aktif bir şekilde mücadele etmesi etmesi gerektiği ifade edildi.
Konuşmalarda Kobane’deki direnişin
önemine ve kadınlar için önemine
değinilirken, Rojava’da yaratılan sistemde
kadınların aktif rol olmasının tüm Ortadoğu
açısından bir örnek teşkil etmesi gerektiği
ifade edildi.
Miting boyunca İngilizce olarak, YPJ
lehinde sloganlar başta olmak üzere,
‘Kadınlar birleşince, asla yenilmezler’ ve
‘Kadınlar birleşince, İşid yenilir’ gibi sloganlar sık sık atıldı.
Komedyenler Kobane ile
dayanışmaya devam ediyor
Kobane ile dayanışma
amacıyla 23 Kasım Pazar
günü Londra’da yaşayan 7
komedyen Kobane için sahneye çıktı.
Bir süredir başkent Londra’da devam
eden Kobane ve Şengal ile dayanışma etkinlikleri devam ediyor. Pazar akşamı
Bloomsbury tiyatrosunda yapılan komedi
gösterisinde tiyatronun her iki katı seyircilerle doldu. Yoğun bir ilginin olduğu komedi showunda Nabil Abdulrashid, Jeremy
Hardy, Nadia Kamil, Tim Key, Josie Long,
Mark Thomas ve Andy Zaltzman adlı komedyenler performanslarını sergilediler.
Performansların sergilenmesinden son-
ra ayakta alkışlanan komedyenlere, Britanya Kürt Halk meclisi eşbaşkanı Arzu
Pesmen katkılarından dolayı teşekkür
etti. Kürt halkının böylesi zor dönemlerinde sanatçıların böylesi dayanışmalarının
çok anlamlı olduğunu söyleyen Pesmen,
sanatçılara plaket ve çiçek verdi.
TELGRAF ÇARŞAMBA 26 KASIM 2014
9
İNGİLTERE DE BOŞANMA
DAVALARINDA MAL PAYLAŞIMI
Cemal Turk
[email protected]
İngiltere’de boşanmalarda her bir eşin
mal paylaşımı söz konusu olduğunda
neleri hak ettikleri bu davaların temel konusu olmaya devam etmektedir. Boşanma
davalarında eşler her zaman Birleşik
Krallık taki mahkemelerin boşanma
yasası gereğince mali konularda hangi temele dayanarak karar verdiklerini bilmek
istemişlerdir.
Gerçeği söylemek gerekirse, çoğu
boşanma davasında en önemli konu budur. Bir anlaşmazlık durumunda eşler için
düzenli nafaka ödemesi, evlilik evi üzerindeki hisselerin paylaşımı ve emeklilik
konuları gündeme gelmektedir. Aslında
mal paylaşımıyla ilgili prensipler Evlilik Davaları Yasası nın 25. Maddesinde
tanımlanmaktadır.
Bu maddenin 25(1) bölümünde dava ile
ilgili aşağıdaki şartları içeren konularda
yetkileri kullanmak mahkemelerin görevidir.
(a) Gelir, kazanç kapasitesi, evlilikte
eşlerden her birinin sahip olduğu veya çok
yakın bir gelecekte sahip olmaları beklenen diğer mali kaynaklar;
(b) Maddi ihtiyaçlar, evlilikte eşlerden
her birinin yerine getirmesi gereken veya
çok yakın bir zamanda oluşabilecek
yükümlülükleri ve sorumlukları;
(c) Evlilik bozulmadan önce ailenin sahip olduğu yaşam standardı;
(d) Evlilikte eşlerden her birinin yaşı ve
evlilik süresi;
(e) Evlikte eşlerden herhangi birinin
fiziksel veya zihinsel engellilik hali;
(f) Evlilikte eve veya aileye bakmanın
da katkı sayıldığı eşlerden her birinin
ailenin ortak refahı için yapmış olduğu
katkı;
(g) Evlilikte eşlerden birinin sahip
olduğu aileye yarar sağlayacak bir ekonomik menfaatden boşanma nedeniyle diğer
tarafın bu haktan yararlanma hakkını kaybetmesi;
Her bir mal mülk davasının farklı
olduğunu vurgulamak gerekir ve kurallar
körü körüne uygulanmaz. Mahkemenin
herhangi bir dava hakkındaki kararı ilgili
mahkemenin bilgi ve deneyimi ile doğru
orantılıdır. Bu nedenle hiçbir şey profesyonel tavsiyenin yerine geçemez. Boşanma
bağlamında mali konuların (mülk transferi, nafaka v.s.) çözülmesinde kullanılan
prensipler “Ancillary Relief” adıyla
anılmaktadır ve eğer önemli miktarda mülk
söz konusu ise bu konuda güvenilir yasal
tavsiye almak makuldur. Bu boşanmanın
en tartışmalı konusu olup hatırı sayılır
miktarlar söz konusu olabilir.
Yeniden ifade etmek gerekirse bu otomatik bir işlem olmayıp ilgili yasanın ifade
tarzında açıkca belirtilmeyen bir sürü gizli
tehlike mevcutdur.
Boşanma davalarından deneyimi olmayan ve meslekten olmayan bir kimsenin kendisine ait boşanma davasında
yukarıda belirtilen sözlerden sadece kendi
menfaatine uyanları alıp kendisine göre
sonuçlar çıkarması normal bir davranıştır.
Avukatların bile kendi boşanma davaları
söz konusu olduğunda bunu yapmaya
eğilimli olmaları anlaşılabilir bir olgudur
fakat mahkeme her davaya müstakil olarak
bakmalıdır. Belli bir davada doğru cevap
konusunda tahminde bulunmanın cevabı
bir kişinin neden profesyonel uzmanlığa
ihtiyacı olduğunda yatar.
Eğer bir kişinin evliliğinin örneğin 10
yıl sürdüğü ve 3 reşit olmayan çocuğu
olduğu göz önünde tutulursa, kadının
ve çocukların eski aile evinde kalmaları
muhtemel olup mülkün bayan eşin adına
transfer edilmesi olasıdır. Bunun nedeni
diğer bütün faktörlerden daha önde gelen çocukların başlarını sokabilecek bir
eve olan ihtiyaçlardır. Bu durumu sadece
yasayı okumakla bilmek mümkün değildir
fakat mahkemelere göre diğer nedenler
daha az önemli olduğu için genelde bu tür
kararlar alınmaktadır.
BÜYÜK
REKLAM
KAMPANYASI
Kürt ve Türk toplumuna
ulaşmanın en iyi yolu
%30
indirim
Tüm reklamlarınız
%40
indirim
Yeni yıl kutlamalarınız
ücretsiz
Tüm seri ilanlarınız
www.telgraf.co.uk
[email protected]
07429481490 | 02079230838
10
TELGRAF ÇARŞAMBA 26 KASIM 2014
TELGRAF ÇARŞAMBA 26 KASIM 2014
11
Terörle Mücadele
adı altında ağır
yasalar yolda!
Birleşik Krallık’a yönelik
terör saldırısı planları
ve Daiş’in son tehditleri
ile beraber güvenlik
önlemlerini en üst düzeye
çıkartan hükümet, ek
olarak çok kapsamlı
yeni bir yasayı devreye
sokuyor.
Konuyla ilgili açıklama yapan İçişleri
Bakanı Theresa May, Birleşik Krallık’ın
şimdiye kadarki en büyük terör tehdidiyle
karşı karşıya olduğunu belirterek, “Kendimizi koruyabileceğimiz yetkilere sahip
olmamız gerekiyor” dedi.
‘En büyük tehdit ile karşı karşıyayız’
Şimdiye kadar ki en büyük tehdit ile karşı
karşıya olduklarını belirten İç işleri bakanı
May, ülkesinin birçok alanda güvenlik konusunda çalışmalar yürüttüğünü dile getirerek,
“Karşı karşıya olduğumuz tehdit muhtemelen şimdiye kadar karşılaştıklarımızın
en büyüğüdür. Güvenlik ve istihbarat
kurumları karşı karşıya olduğumuz tehdidin, 11 Eylül’den bu yana karşılaştığımızın
en tehlikelisi olduğunu söylediğinde
bunu dikkate almalıyız. Kendimizi
koruyabileceğimiz yetkilere sahip olmamız
gerekli” dedi.
Tasarı Çarşamba günü
parlamentoda görüşülecek
Terörle mücadele kapsamında hazırlanan
yeni yasa tasarısının üzerinde detaylıca
ve dikkatlice çalışıldığını belirten May,
tasarının Çarşamba günü parlamentoda
görüşüleceği bilgisini verdi. “Bu mevzuat
önemli. Maddeleri doğru. Zamanı doğru.
Mevzuatın geliştirilme yolu doğru” diyen May, yasa tasarısıyla tehdit oluşturan
aşırıcılık aktivitelerinin üstesinden gelinmesinin hedeflendiğini söyledi. Ana muhalefet partisi olan İşçi parti bu konuda
hükümet ile uyumlu çalışacağı sinyallerini
daha önce vermişti. Bundan kaynaklı yasaya
karşı bir muhalefet beklenmiyor.
İncedal davasını da terör saldırısı
planları arasında saydı
İçişleri bakanı Theresa May son
dönemde 40’a yakın büyük terör saldırısı
planının önlendiğini belirterek, geçen yıl
yoğun bir tartışma konusu olmuştur.
Özellikle son dönemde Suriye ve İrak’ta
yaşanan İSİD tehditi bu tartışmaları daha
da yoğunlaştırmış ve İngiltere’nin bu konu
ile ilgili yeni yasal düzenlemeler üzerine çalışacağı konusunda detaylar yavaş
yavaş medya ile paylaşılmaya başlanmış
bulunmakta. Yasa kapsamın alınacak tedbirler ile ilgili bir çok yeni düzenleme
görebiliyoruz. Örneğin, okul yönetimlerinin ve internet sitelerinin şüpheli durumlar ile ilgili otoritelere bilgi verme
yükümlülüğü, terör örgütlerine fidye
ödeme durumlarında sigorta şirketlerinin
böylesi açıkları kapsamamaları ve tabi ki
çok konuşulan ülke dışına savaşçı olarak
giden insanların İngiltere’ye dönüşlerinin
kısıtlanması. Maalesef, her yeni terör yasası
çıkartıldığında aynı zamanda sivil hak ve
özgürlükler de neredeyse eşit derecede
engellenmekte. Yeni düzenlemeler de bu
konuda bizleri şaşırtmadı diyebilirim. Özellikle internet ve cep telefonları ile internet
taramalarının artık tamamen takip edilebiliyor olması sivil hak ve özgürlüklere yönelik
çok ciddi bir tehdit olduğu aşinadır.’’
Fidye ödemeleri adam
kaçırmayı teşvik ediyor
Ekim ayında tutuklanan ve geçen haftalarda mahkemesi görülen Erol İncedal’ın
suçlandığı saldırı planını da örnek verdi. Erol
İncedal Bombay tarzı terör saldırısı planlamak ile suçlanıyordu. May açıklamasında
şunları belirtti: “Uçakların düşürülmesi,
Londra borsasının havaya uçurulması,
Hindistan’ın Bomsokaklarımızda bay kentinde düzenlenen terör saldırısına
benzer saldırıların yapılması, bir büyükelçiye suikastta bulunmak ve hizmet veren
silahlı kuvvetler çalışanlarımızın öldürülmesi gibi teşebbüslerde bulunuldu” dedi.
Muhafazakar hükümet döneminde Terör
şüphesiyle 753 gözaltı
Muhafazakar hükümetin göreve geldiği
2010 yılının Mayıs ayından bu yana terör
bağlantılı suçlardan 753 kişinin gözaltına
alındığını ifade eden May, bu kategorideki
suçlardan dolayı 138 kişinin hapis cezası
verilerek mahkum edildiğini ve 13 kişinin
de aynı suçlardan ülkelerine iade edildiğini
kaydetti.
Yasanın kapsamı çok geniş
Hazırlanan yasa tasarısı kapsamında,
yurtdışında
şiddet
olaylarında
yer
aldığından
şüphelenilen
kişilerin
pasaportlarının iptaline müsaade edilmesi ve böylece İngiltere›ye sadece hükümetin şartları altında giriş yapılabilmesi, geçici seyahat ve ülkeye giriş yasağı
kapsamında şüpheli İngiliz vatandaşlarının
isimlerinin iki yıl boyunca ‹uçamaz listesi’ne
alınması, yolcu isimlerinin bulunduğu listeyi
yetkililere vermekte başarısız olan havayolu
şirketlerinin İngiltere›ye inişlerine izin verilmemesi, yetkililerin, şüphelilerin ülkenin
başka bir bölgesine taşınmasının sağlaması
için Terörizmi Önleme ve Soruşturma Tedbirlerine getirilecek değişiklikler, üniver-
Terörle mücadele kapsamında hazırlanan
yasa tasarısında ayrıca, merkezi Birleşik
Krallık’ta bulunan sigorta şirketlerinin terörle ilişkili fidye ödemelerini engelleyecek
düzenlemeler yapılacak. İngiliz yetkililer, fidye ödemenin adam kaçırma
olaylarını teşvik ettiğini savunurken, terör
örgütü IŞİD’in operasyonlarına kaynak
sağlayabilmek için elinde rehine tuttuğunu
vurguluyor.
Bir
Yılda
Daiş
28
Milyon
Sterlin
fidye
topladı
İçişleri Bakanlığı, Daiş’in son bir yıl içinde
topladığı fidyelerle 28 milyon Sterlin gelir
elde edildiğini ifade ederek, bölgeye gittiği
tespit edilen İngiliz vatandaşı militanların
vatandaşlıktan çıkartıldığını ve teröristlere
yapılmak istenen fidye ödemelerinin de ülke
tarafından önlendiğini belirtti.
site, belediye ve cezaevi gibi kamu kurum
ve kuruluşlarının terörizm ve aşırıcılığın
engellenmesi, kişilerin terörizme çekilmesinin önlenmesi için yapacağı zorunlu
çalışmalar, polisin şüphelilerin kimlik
tespiti için belirli zaman aralıklarında
kimlerin bilgisayar veya cep telefonu
kullandığına dair şirketlerden bilgi alması
ve cep telefonu ve bilgisayar sahibinin
kimliğinin tespitine yardımcı olması için
internet şirketlerinin bilgi paylaşmasını zorunlu kılacak uygulamalar gibi öneriler yer
alıyor.
Yeni yasa hak ve özgürlükler
konusunda riskler taşıyor
Üzerinde çalışma yürütülen yeni terörle
mücadele yasası için gazetemize bilgi veren
hukukçu Ali Has, ‘son dönemde artan terör
tartışmaları böylesi bir hazırlığın da habercisiydi, yasa kapsamına alınacak bazı tedbirler hak ve özgürlükler için bir tehdit riski
taşıyor’ dedi. Has yasa ilgili şunları belirtti:
‘‘Bilindiği üzere yaklaşık bir yıldır yeni
terör yasaları ve düzenlemeler ingiltere’de
Sadece IŞİD tehdidiyle mücadele
edilmediğini sözlerine ekleyen içişleri
bakanı, var olan tehdidi fırsat bilen diğer
terör örgütlerinin de bu faaliyetlerden
nemalandığını ifade etti. Sosyal medyanın
çok güçlü bir araç olduğuna değinen May,
son zamanlarda terörle mücadele ekiplerinin sosyal medyadan 40 bine yakın terörü
destekleyen içeriği kaldırıldığını söyledi. Toplumu hazırlama çalışması
Bu arada Theresa May, toplumun dikkatini terörle mücadeleye çekmek için
İngiliz polisinin düzenlediği “Terörle Mücadele Farkındalık Haftası” kampanyasının
başlangıcında yapmış oldu. Polisin
kampanyası kapsamında 30 binden fazla
memur, ülke genelinde terörle mücadeleye
nasıl katkıda bulunabilecekleri konusunda toplumu bilgilendirecek.
İngiliz vatandaşları Daiş
içerisinde çok aktif
Hükümet,
500’den
fazla İngiliz
vatandaşının Suriye’ye ve Irak’a savaşmak
için gitmiş olabileceğini tahmin ediyor.
Daiş çetelerinin propaganda amaçlı
yayınladığı kafa kesme olaylarında İngiliz
vatandaşları da yer almıştı. Ayrıca geçen
haftalarda Bağdat’ta saldırı gerçekleştiren
İntihar bombacısı da Derby kentinde gidip
Daiş’e katılan bir İngiliz vatandaşı..
TELGRAF ÇARŞAMBA 26 KASIM 2014
12
‘Kadına karşı şiddet erkek egemen sistemin bir aracı’
aile içi şiddetle karşılaştığını belirtti.
25 Kasım çerçevesinde Gik-der’de
Kobane, Savaş, Şiddet ve Kadın
semineri gerçekleşti.
Şiddet sorunun erkek egemen sistemden
kaynaklandığını ifade eden Kumbasar, ‘‘Kadının
kontrol altında tutulması gereken bir şey olarak
görülmesi şiddete yol açıyor. Şiddet bir araçtır.
Kadının ne giyeceği, toplum içerisinde nasıl
davranacağı, nasıl konuşacağını belirleyen kurallar zinciri içerisinde sağlamak için kullanılan bir
araçtır’’, dedi.
İmece direktörü, Feride Kumbasar ve Sosyalist
Kadınlar Birliği’nden Hatice Güden, 25 Kasım’ın
önemi çerçevesinde kadına karşı şiddet, Kobane
direnişinde YPJ savaşçılarının rolü ve kadınların
özgürlük mücadelelerini anlattılar.
İlk olarak söz alan Güden, 25 Kasım’ın, kadına
yönelik şiddete karşı direnişi simgelediğini
anlattı ve 1980 yılından itibaren her sene, engellenmelere rağmen, arttığını ifade etti. Güden, ‘‘8
Mart gibi, 25 Kasım’da sermaye egemenliğine
karşı mücadele günüdür. Bizim gibi düşünen
kadınların sokakları ve medyayı kendi dilimizde
konuşturarak, bu günün içinin boşaltılmasına
izin vermememiz gerekiyor. Bir mücadele günü
olarak kavgayı büyütmemiz gerekiyor,’’ dedi.
Güden, dünyada iki 25 Kasım’ın olduğunu
belirterek şunları söyledi: “Biri, 1981 yılında
Latin Amerikalı ve Karaipli ilerici kadınların
düzenlemiş oldukları kadın kurultayında, Trujilo
diktatörlüğü tarafından, 25 Kasım 1960 yılında,
tecavüz edilerek katledilen Mirabel kardeşler
anısına karar altına alınan 25 Kasım. Diğeri ise
1981 yılı ve sonrası yasaklara rağmen sokaklara
çıkan kadınların şiddete karşı ısrarlı direnişlerini
bastıramayan sermayenin birliği BM tarafından
tanınmak zorunda kalınan 25 Kasım. Biri, kadına
yönelik her tür şiddeti (sermayenin, devletin ve
erkeğin) eksen alan, diğeri ise sadece aile içi
şiddeti eksen alan bir 25 Kasım’ı temsil etmektedir.”
Kobane eksenli sürdürülen saldırının ana
hedefinin Rojava devrimi olduğunu belirten
Güden, Rojava kadın devrimi hakkında bilgilere de yer verdi. Rojava’da kadınların askeri,
siyasi, sanatsal, sağlık, basın-yayın, asayiş gibi,
tüm yönetim alanlarında olduğunu ve yeni bir
dünya arayışında olan Ortadoğulu halklar için bir
seçenek yarattığını belirterek saldırının ardındaki
gerçeğin altını çizdi. YPJ’li kadınların 25 Kasım
açıklamalarına da değinen Güden, “Onlar silaha,
savaşsız-silahsız bir dünya için sarılmak zorunda
kalıyorlar. Onlar, şiddetsiz bir dünya için silaha
sarılıyorlar”, diyerek YPJ’li kadınların direnişini
örgütlü sahiplenme çağrısı yaptı.
Daha sonra söz alan Kumbasar, kadına karşı
şiddet konusunda Avrupa’daki durumu anlattı.
Kumbasar, kadına karşı şiddetin sisteme bağlı
sorun olduğunu ve böyle ele alınması gerektiğini
ifade etti: ‘‘Kadına karşı şiddeti polisten, devletten, eğitim, sağlık, diğer bütün kurumlardan
ayırıp, sadece evin içine götürmek doğru olmaz.
Sadece evin içine sorunu götürmek örgütlenecek
platform bize bırakmaz.’’
Kumbasar, kadına karşı şiddetin dünyanın her
yerinde aynı olduğunu ve her kesimden kadının
Kumbasar, “Eğer Asyalı, Ortadoğulu veya
Afrikalılar eşlerini, yakınlarını öldürmüşse bu
“namusa bağlı öldürme” olarak tanımlanırken aynı
gerekçe ile öldüren Avrupalı olursa “kıskançlık
nedeniyle öldürme” olarak tanımlanmaktadır”,
dedi. Göçmen kadınların yaşadığı “zorla evliliklerinin de devam ettiğini hatırlatan Kumbasar,
kadın mücadelesinin zorunluluğuna işaret etti.
Kumbasar, şiddet gören ilişkilerde olan
kadınların o ilişkiden çıkmalarının ortalama
yedi sene sürdüğünü ve kadının o süre içerisinde ilişkinin düzeleceği ümidini taşıdığını
anlattı. Kumbasar, bu durum şiddet çemberi
olarak tanımladı: ‘‘Şiddet olur, erkek pişman
olur, ya da korkar ve özür dileyip bir daha asla
yapmayacağını söyler; aradan zaman geçer ve
şiddet tekrarlanır. Bu özür süreci kadınları her zaman bağlayan süreçtir.’’
Panel süresince kadınların savaş silahı olarak
kullanmaları gibi konulara da değinildi.
25 Kasım
akşamı
kadınlar
sokaktaydı
25 Kasım akşam saatlerinde
Highbury Fields bölgesinde bir
araya gelen kadınlar, katledilen
kadınlar için mum yakma eylemi gerçekleştirdiler.
Million Women Rise tarafından
gerçekleştirilen eyleme, Türkiyeli ve
Kürdistanlı göçmen kadın örgütlerinden
SKB ve ADKH yer aldı. SKB, Kobane
direnişinde şehit düşen Arin Mirkan,
Yasemin Çiftçi, Kutsiye Bozoklar ve
Şengül Boran’ın resimlerini alana koyarak bildiri dağıtımı yaptı.
TELGRAF ÇARŞAMBA 26 KASIM 2014
13
Bu da Çin
malı Range
Rover
Hemen hemen her şeyin
kopyasını üreten Çinliler şimdi
de ünlü araba üreticisi Jaguar
Land Rover şirketinin Range
Rover markasını kopyaladı.
Daily Mail’in haberine göre Çin ‹in
adını belki de ilk kez duyacağınız otomobil
üreticisi firması LandWind’in X7 modeli
olay yarattı. Çin’in Guangzhou eyaletinde
düzenlenen bir otomobil fuarında görücüye
çıkan LandWind X7, Jaguar Land Rover
şirketinin Range Rover Evoque modeline
olan inanılmaz benzerliği herkesi şaşırttı. 40 bin sterlin (62 bin dolar) fiyatla satışa
sunulan Range Rover Evoque’a benzerliği
ile büyük tepki çeken LandWind X7’nin
fiyatı ise sadece 14 bin sterlin (22 bin
Hukuk Köşesi
ALI
HAS
[email protected]
dolar). Ana gövdesi, radyatör çizgileri ve
farlarının tasarımındaki benzerlikler göze
çarparken, benzer modelin Jaguar Land
Rover’ın Çin’de ilk fabrikasını açtığı zamana denk gelmesi de dikkat çekti. Jaguar Land Rover yetkilileri ise
dava açmak için harekete geçti. Şirketin
CEO’su Ralf Speth yapılanın fikri mülkiyet hakkının ihlali olduğunu belirtirken uluslararası yasaların çiğnendiğini
vurguladı.
Biyometan gazı ile çalışan ilk
otobüs İngiltere’de üretildi
İnsan dışkısı ve yiyecek
atıklarının işlenmesiyle elde
edilen biyometan gazı ile
çalışan ilk otobüsler yola çıktı.
Bristol ve Bath kentleri arasında sefer
yapacak olan ilk otobüs Bristol’deki bir
atık işleme tesisinden elde edilen biyometan gazıyla çalışıyor. Bristol Havaalanı ve Bath arasında sefer
yapacak olan 40 kişilik otobüs bir depo biyometanla 300 kilometre yol yapabiliyor. Bu miktar da beş insanın bir yıllık
dışkısından elde edilen gaza denk geliyor. Otobüs bir kişinin bir yıllık dışkısından
elde edilen gazla 60 kilometre yol yapabiliyor ve biyometan dizel yakıta göre yüzde
30 daha az karbondioksit üretiyor.
İsrail ile silah ticareti
gözden geçirilecekmiş!
Birleşik Krallık hükümeti,
İsrail’e sattığı silahlarla insan hakları ihlalleri yapılıp
yapılmadığını tekrardan
gözden geçiriyor. Bir Filistinlinin İsrail askerleri
tarafından Gazze sınırında
öldürülmesi üzerine, parlamentodaki komite üyeleri bu konuda
yeniden harekete geçti.
Parlamento tarafından hazırlanan rapora göre, İsrail›e satılan silahlar arasında
insansız hava aracı parçaları, helikopterler
ve sniper tüfekleri yer alıyor. İlk olarak geçen Ağustos ayında
Birleşik
Krallık’ın
İsrail’e
sattığı
silahların
Filistin’deki
çatışmalarda
kullandığına dair iddialar üzerine inceleme
başlatılmış, İsrail sivilleri hedef almaya
devam ettiği takdirde İngiltere lisanslı 12
askeri malzemenin sevkiyatının askıya
alınacağı ifade edilmişti.
Gizli Mahkemeler
ile Gizli Adalet?
Bu haftaki yazımı Haziran 2013’te
yürürlüğe giren Adalet ve Güvenlik
Yasası’nın sonucu olan gizli mahkemelere ayırdım. Burada aslında
sorulması gereken temel soru adaletin
gizli olup olmayacağıdır. Gizli kapılar
ardında halk ve daha da önemlisi
davacıya açık olmayan duruşmalarda
adalete güven olabilir mi? Yeni
Yasa’nın çarpıcı yanlarından birisi ‘de
kapsamıdır. Nitekim, yasa sivillerin
devlete veya devlet yetkisi olan herhangi bir kişi veya kuruluşa karşı açtığı
davalarda ancak geçerlidir.
Yeni
yasada
aslında
“gizli
mahkeme” diye bir durum mevcut
değildir. Mahkeme aslında alışkın
olduğumuz mahkemelerdir. Gizli
olan duruşmadaki özel prosedürlerdir.
Buna göre yeni Yasa’nın 6’ıncı maddesine göre kapalı materyal prosedürü
anlamına gelen “Closed Material
Procedures” ile taraflardan biri, ki
bu pratikte yüzde yüz durumlarda
davacı olan sivil kişi olacağından hiç
bir şüphe yok. Bu prosedüre göre söz
konusu davacı davanın ya bir parçası
yada tümünde yer alamayacaktır. Bu
bağlamda devlet adına davalık olan
taraf ve savunma avukatları duruşmada
yer alabileceklerdir. Davacı kişi ve
avukatı ise;
Duruşmalarda yer alamayacaklardır;
Devlet’in savunma olarak kullandığı
ve ulusal tehdit içeriği olarak gördüğü
materyal ve delileri göremeyecektir;
Devlet’in savunmasını bilemez;
Söz konusu gizli delileri veya devletin savunmasını çürütecek delil sunamaz; ve
Hakimin gizlilik içinde vardığı kanaatlerin ve verdiği kararları bilemez.
Kapalı kapılar ardında mahkemeler kurulması ve bu mahkemelerde
‘gizli kanıt’ kullanılarak yargılama
yapılmasının İngiltere adalet sisteminin
kara deliklerinden birine dönüştüğünü
aşinadır. Bu tür uygulamalar aslında
yeni değil. Bu bağlamda, yoğun
eleştirilere rağmen 1997 yılından bu
yana sürdürüldüğünü hatırlatmak
doğru olacaktır. Yukarıda bahsettiğim
yeni 2013 yasası mevcut duruma sadece biraz daha düzen getirmiştir.
Böylesi delil veya prosedürlerin
kullanımının ve yaygınlaşmasının
mahkemelerin giderek itibar kaybetmesine de yol açabileceğini gibi
bu türden yargılamalar ve gizli delil
kullanımı adalet duygusuna tümüyle
ters düşmekte olduğunu rahatlıkla
söyleyebilirim. Bu tür delil veya
prosedürlerin ilk etapta daha çok “ulusal güvenliğe” tehdit sayılan “terör”
eylemi davalarında kullanılması söz
konusuydu. Yani daha çok ağır ceza
davalarında kullanılması öngörülüyordu. Fakat yeni yasada görüldüğü
gibi son dönemde kullanımı giderek
yaygınlaştırılmaktadır. Öyle ki artık
neredeyse hukukun her alanında böylesi delil veya prosedürlerin kullanımı
konusunda örnekler mevcut. Örneğin,
sivil hukuk alanı dediğimiz göçmenlik ya da işçi-işveren davalarında da
kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır.
Burada aslında sorun olan hükümetin sınırları nerede başlayıp nerede
bittiği belirsiz ‘ulusal güvenlik’ gibi
bir gerekçeye sığınarak bu tür yasalar
çıkarıyor olmasıdır. Pratikte, mahkemelerde gizli delil kullanmak insan hakları hukuku açısından ciddi
sakıncalar içeriyor. Bu tür davalarda
elde bulunup da önemli delil sayılan
gizli evrak veya materyaller savunmaya verilmeyebiliyor. Ayrıca gizli tanık
kullanımı ve sanık için “özel” avukat
tayin edilmesi de hukuk mantığına
aykırı. Bu tür davalarda özel yaşam
hakkını ihlal eden telefon dinlenmeleri
veya ortam dilenmesinden oluşturulan
delillerin kullanımı; duruşmaların
medya veya sanıktan gizli tutulması
gibi uygulamalar ise adaletin tecelli
etmesini engelleyen temel unsurların
başında geliyor. Öncelikle bu yolla
elde edilmiş delillerin hukuki anlamda
bir güvenirliği yok. Çünkü bu tür deliller karşısında savunma makamının
sorgulama olanağı ya da araştırma yapma olanağı mevcut değil. Bu durum
kamuyu temsil eden iddia makamına
(savcılığa) avantaj, sanığı temsil eden
savunma makamına ise dezavantaj
sağladığı için adil yargılama olanağını
ortadan kaldırıyor.
Oysa hukukun en temel ilkelerinden birisi ‘Silahların Eşitliği (equality of arms) ilkesidir. Yani taraflardan birisi yargılamada diğerinden
daha donanımlı ise adil yargılama
gerçekleşmemiş demektir.
Gizli delil veya prosedürlerin
kullanımının demokrasi kültürüne
de aykırı olduğu kesindir. Demokratik toplumlarda seçmenin yasa ve
hukuk yapma yetkisini Parlamentoya
verdiğini, dolayısıyla seçmenin hukukun açık ve şeffaf bir şekilde işlediğini
görme hakkı var. Bu anlamda gizli
yargılama demokrasinin temel ilkelerine de aykırıdır.
TELGRAF ÇARŞAMBA 26 KASIM 2014
14
Halkevi ve KCC’de Hay Way Zaman Londra`da gösterildi
Hay Way ZamanKayıp
Aşure günü yapıldı Dersim’in
Kızları filmi 18
Muharrem ayı dolayısıyla
düzenlenen Aşure
günleri
devam ediyor. Hafta sonu
Dalston’da bulunan Halkevi
ve Haringey’de bulunan Kürt
Toplum merkezinde Aşure
günü düzenlendi. Düzenlenen
Aşure gününe çok sayıda kişi
katılırken Kobane kampanyası
çerçevesinde bağış toplandı.
Kasım gecesi Dudale
Centre’de düzenlenen galasının
ardından, Kurdish
Centre’de de gösterime sunuldu. Uzun metrajlı film ayrıca bir
belgesel niteliği de taşırken Dersim
katliamı sürecinde ailesi katledilen
Emoş Gülver’in hikayesini konu
ediniyor. Filmin
yapımcısı
Kazım
Gündoğan ise Telgraf’a verdiği demeçte, “2009’da Dersim’in Kayıp
Kızları’nı yaptık ve Türkiye’de
Dersim tartışmalarını başlatan
bir çalışma oldu. devamında
ise Dersim’i ve burayı değişik
açılardan gündeme getirebilmek
için Hay way Zaman çalışmasına
başladık. Hay Way Zaman yaklaşık
2 yıllık bir süreçte tamamlandı,
bu 2 yıllık sürecin sonunda 2013
yılında, uluslararası Antalya Altın
Portakal Festivalinde Juri özel
ödülü aldı, sonra Istanbul ve Ankara galalarından sonra Dersim’de
gala yaptık, bugün İngiltere’de
yedincisi Kurdish Centre’da gösteririliyor. Alevi federasyonu etkinliklerimizi İngiltere’ye taşıdı fakat
Kurdish Centre’da filmi göstermek
istedi ve memnuniyetle karşıladık.
Tarihsel ve toplumsal yaralarımızın
resmi tarih tarafından kara örtüyle
kapanmasını engelleyeceğiz onları
gün yüzüne çıkaracağız, hep birlikte tarihe doğru bir yolculuk
yapacağız.” ‘Hay Way Zaman-Dersim’in
Kayıp Kızları’
Dersim
katliamında
ailesi
öldürülen ve yaralanan ağabeyiyle
birlikte yollara düşen Emoş Gülver, bu zorlu yolculuk sırasında
ağabeyini de kaybeder. Artık tek
başınadır ve sahip olduğu dil, inanç
ve kültürden çok uzakta başka bir
hayata başlamak zorunda bırakılır.
Aradan 74 sene geçtikten sonra
köklerini arama ve belleğindeki
anıları hatırlama zamanı gelir. Onu
hiç yalnız bırakmayan kızı Serpil
ile birlikte yola çıkan Emoş Gülver, kökleri ve çok uzun zaman
önce kaybettiği kimi aile fertleriyle yeniden buluşacaktır... Emoş
Gülver’in dokunaklı hikayesinin
yanısıra o tarihte Dersim’de bulunan bazı askerlerin de itiraf ve
yüzleşme hikayelerini de izleyiciyle buluşturan filmin yönetmen
koltuğunda Nezahat Gündoğan bulunuyor.
TELGRAF ÇARŞAMBA 26 KASIM 2014
Kürt Sinemasında bir ilk
15
Oscar 2015: En iyi
kısa film kategorisindeki kısa film
listesinde finale kalan 10 filmden birisi Kürt yönetmenin
‘Baghdad Messi’si.
Dünyanın en prestijli ve önemli
sinema ödülü olan Oscar’ın 2015
kısa film kategorisi için seçilen 10
kısa filmden birisi de Kürt yönetmen Sahim Omar Kalifa’ya ait.
İlk elemeden geçip kısa seçkiye
kalan 10 film içerisinden finale
kalacak 5 kısa film 15 Ocak’ta belirlenecek. 22 Şubat’ta ise ödüller
sahiplerine verilecek.
Şimdiye kadar dünya çapında
46 ödül alan Kalifa’nın ‘Baghdad Messi’ adlı kısa filmi Kürt
sinemasında bir ilke imza atacak
bir noktaya doğru gidiyor. Konuyla ilgili gazetemize konuşan genç
Kürt yönetmen Sahim Omer Kalifa, bunun Kürt sineması açısından
büyük gurur olduğunu ifade etti.
Gazetemize duygularını anlatan Kalifa şunları belirtti: ‘‘Filmimin kısa seçkiye kalmasından
filmim var. şimdiye kadar filmim
46 tane uluslararası ödül aldı,
tabiki hiçbirisi beni şu anki kadar
mutlu etmedi. Her yönetmenin
hayallerinden biridir filminin
Oscar’da yarışması.’’
Çok mutluyum. Kürt sineması ve
Irak sineması adına onur verici
bir durum ve bir ilk. Her yıl 10
bin kısa film çekiliyor ve şuan
dünyanın en seçkin ödülü olan
Oscar’ın kısa seçkisinde benim de
Kısa seçkiye kalan 10 kısa
filmden finale kalacak 10 kısa
film 15 Ocak’ta açıklanacak. 22
Şubat 2015’te ise Hollywood’ta
yapılacak törende ödüller sahiplerine verilecek.
Savaş’ın ortasında 10 yaşında
futbol tutkunu bir çocuk
2013 yılında çekilen filmde
10 yaşındaki futbol tutkunu
Hamoudi’nin arkadaşlarıyla birlikte Barcelona ve Manchester
United şampiyonlar ligindeki
maçını heyecanla izlemeyi beklemektedirler. Ama bu arada televizyon bozulur. Babası Bağdat’a
televizyonu tamire götürür. Televizyon döner ama baba dönmez.
TELGRAF ÇARŞAMBA 26 KASIM 2014
16
Kobaneliler için acil yardım çağrısı
Londra’dan Suruç´a giden Heyva Sor vakfı gönüllüsü
Zennure Duru, Daiş saldırıları sonucu göç etmek
zorunda kalan Kobanelilerin şuanda her şeye ihtiyaçları
olduğunu ifade ederek acil yardım çağrısı yaptı.
malzemesiyle dolu 3 TIR yardım
ulaştırdık. Bunlar göç etmek zorunda kalanların acil ihtiyaçlarından
oluşuyordu.
Göçler
Bakûr’a
yönelmeye başlayınca, bu çalışmayı
oraya da taşıdık.
* İlk ve acil yardımların hemen
ardından bütün yardım kurumları
bir araya gelerek ortak projeler
oluşturduk. Şengal vahşetinden
sonra Cizîrê Kantonu’na, Newroz
Kampı’na göç eden halkımıza 200
bin Euroluk çocuk maması ve 210
ton gıda ve elbise ulaştırdık.
* Şengal Dağı’ndaki trajik durumun ortaya çıkmasının hemen
ardından acilen bölgeye en temel
ihtiyaç malzemelerini içeren 6 TIR
yardım gönderdik.
Başkent Londra’da yaşayan
sağlık çalışanı, ve Heyva Sor a
Kurdistan vakfı gönüllüsü Zennure
Duru, Suruç ziyareti izlenimlerini
gazetemize anlattı. Duru, kışın da
gelmesiyle beraber koşulların daha
da zorlaştığını ve Kobaneli binlerce insanın acil olarak yardıma
ihtiyaçları olduğunu ifade etti.
Dünyanın her yerinden yardımların
geldiğini ancak bunların yetersiz
kaldığını belirten Duru, bağışlanan
her kuruşun çok büyük anlam
taşıdığını ifade etti.
Duru izlenimlerini şöyle ifade
etti: ‘‘Mehser ve Misteyner köylerinden sevdiklerinin, oğullarının,
kızlarının, kardeşlerinin, eşlerinin,
arkadaşlarının savaştığını çıplak
gözle seyredip her atılan bomba ve
yükselen dumanla acıdan kavrulan insanları görmek, görüpte hiç
bir şey yapamamak çaresizliğini
bir yana bırakarak, Suruç’ta
sayıları elli bini bulan Kobane’li
kardeşlerimizin her şeye, kelimenin tek anlamıyla her şeye
ihtiyaçları olduğunu iletmek istiyorum. Suruç’ta çadır kentlerindeki çadırların hiç biri gerçek
kışlık çadırlardan oluşmuyor. 15
bin insan, Suruç içinde, köyler ve
mezralarında da 35 bin insan var.’’
‘Her şeye ihtiyaç var’
‘‘Arkadaşlar
depolar
oluşturmuşlar ve tüm yardımlar depolarda toplanıyor, sınıflandırılıyor
ve ihtiyaca göre paketlenip kamyonlarla adreslere gönderiliyor. Bu
sebeple gönderilen yardım paketlerinin üstüne ayrıntılı bir şekilde ne
olduğunu yazmakta emek tasarrufu
açısından çok ihtiyaç var. İkinci el
malzemelerin sadece temiz olması
yeterli ve ikinci el malzemeye ihtiyaç olmadığı bilgisi doğru bir bilgi
değil, ihtiyaç var her şeye.’’
Avrupa’dan doğru nakit para
yardımının eşya yardımında daha
faydalı olacağını ifade eden Duru,
hem eşyanın transfer masrafı,
hem de eşyaların yerinde satın
alınmasının
daha
ekonomik
olmasından kaynaklı nakit para
yardımlarını daha fazla önemsediklerini belirtti. Duru son olarak
şunları belirtti: ‘‘En acil ihtiyaç ise
para. Özellikle Avrupa üzerinden
malzeme göndermek masraflı, bu
sebeple Heyva a Sor a Kurdistan’a
para yardımı yapmak daha anlamlı
zira bölgede satın alınan çadır, yiyecek, giyecek v.s daha ekonomik.
Bu sebeple biz İngiltere özelinde ve
tüm Avrupa’daki kurumlar büyük
ihtiyaç kalemleri dışında yardım
olarak para göndermeyi hedeflemeliyiz. Daha önce felaket bölgelerinde Kızılhaç ve Kızılaylar’la
çalışmış bir hemşire olarak önerim
Heyva Sor a Kurdistan için daha etkin ve yaygın etkinlikler yapmamız
gerektiği. Bunlar hem Rojava devrimini duyuran hem de mevcut insani
yardıma kısmen derman olmaya
yönelik etkinlikler olmalı. Online
bağış için İngiltere Heyva Sor a
Kurdistan adresinin kayıt işlemi
yakında tamamlanacak.’’
Üç ayda 1 milyon 825 bin
Euro bağış toplandı
Heyva Sor a Kurdistanê ve
bağlantılı yardım kurumlarının
Kobanê ve Şengal’e yönelik
yardım kampanyası devam ediyor. Yardım kurumunun yöneticilerinden
Dr.
Fahrettin
Gülşen, şimdiye kadar kampanya
kapsamında Şengal ve Kobanê’ye
1 milyon 825 bin Euro tutarında
insani yardım sağlandığını aktardı.
Almanya, İngiltere, Fransa, Hollanda, Belçika, İsviçre, Norveç
ve İsveç’teki Heyva Sor adıyla
örgütlenen yardım kurumları ile
Avusturya’daki Roja Sor a Kurdistanê ve Danimarka’daki Alikariya
Mezopotamya’nın Rojava ve Şengal
için başlattığı kampanya, büyüyerek devam ediyor. Kampanyanın
yürütücülerinden Almanya Heyva
Sor a Kurdistanê yöneticisi Dr.
Fahrettin
Gülşen,
gazetemize
çalışmalar hakkında bilgi verdi.
Şengal kampanyasının 3 Ağustos’ta,
Kobanê kampanyasının ise 5
Haziran’da başladığını hatırlatan
Gülşen, şu anda bu iki kampanyanın
birlikte yürütüldüğünü kaydetti. Dr.
Gülşen, kampanya kapsamında
yapılan somut yardımları ise şöyle
sıraladı:
Şimdiye kadar yapılanlar
* Kobanê kampanyasına başlar
başlamaz elimizdeki değerlerin
yaklaşık 1 milyon Eurosunu hemen
gıda, çocuk maması, elbise ve benzeri temel ihtiyaç malzemelerine
dönüştürerek Kobanê’ye ulaştırdık.
* Bunun ardından hemen Cizîrê
Kantonu’ndaki Newroz Kampı‘na
8 ambulans ve içi ilaç ve ihtiyaç
* Amed, Şırnak, Mardin ve
Urfa’daki kamplara aciliyetli bir
çalışmayla 700 çadır yaptırdık;
bu çadırlara 170 bin Euro ödedik.
Hemen ardından 125 bin Euro ödeyerek 500 çadır daha yaptırdık. Bu
çadırlarımız da şu anda Bakûr’da,
sınır hattına yerleşmiş halkımızın
hizmetine sunuldu.
* Kurban Bayramı dolayısıyla,
Kürdistan
İslam
Toplumu
Federasyonu’yla işbirliği içinde
160 bin Euroluk kurban kestik. Bu
kurban etlerinin önemli kısmı kamplardaki halkımıza dağıtıldı.
* Bakûr’a gelen halkımızın
kalabilecek yerlerinin tamiratı, hijyen şartlarının sağlanması için 30
bin Euro harcadık. Bazı boş evleri,
mekanları tamirattan geçirerek
halkımızın kalabileceği hale getirdik.
* Kobanê’ye şimdiye kadar 410
bin adet yiyecek konservesi gönderdik; bunlar için de 200 bin Euro
ödedik.
* Başûr’daki Duhok, Soran ve
Kobanê kamplarında kalan halkımız
için de şu anda 150 bin Euroluk bir
fon ayırdık. Şu anda arkadaşlarımız
kamplarda ihtiyaç tespiti çalışmasını
yürütüyor. Bu hafta sonuna kadar
da buradan arkadaşlarımız giderek
tespit çalışmasını temin çalışmasına
dönüştürecek. Temel ihtiyaçlar
karşılanacak.
* Malatya’nın Kürecik İlçesi’ne
yerleşmiş 400’e yakın ailemizin
ihtiyaçları, Kürecik Platformu’yla
ortak bir çalışmayla karşılandı.
Oraya da 20 bin Euro ayırdık.
Arkadaşlarımız bir iki gün içinde
bölgeye ulaşarak temel ihtiyaçların
karşılanmasını sağlayacaklar.
* Paris’te yaşayan Pazarcıklılar,
Heyva Sor a Kurdistanê aracılığıyla
özel bir çalışmaya öncülük ediyor.
Pazarcıklılar, 100 çadırlık bir mahalle oluşturup ihtiyaçlarını düzenli
olarak karşılayacaklar. Bunun için
şimdiye kadar kuruma 20 bin Euro
teslim edildi; 30 bin Euro daha teslim edilecek. Ardından ise düzenli
ihtiyaç tespiti ve temini çalışması
sürdürülecek.
* Şimdiye kadar yalnızca
Kobanê ve Şengal kampanyaları
kapsamında 1 milyon 825 bin Euroluk insani yardım harcaması
yapıldı. Bu harcamalar önümüzdeki
günlerde artarak devam edecek.
TELGRAF ÇARŞAMBA 26 KASIM 2014
17
İMECE: Kadınların
Londra’daki ikinci evi
1982 yılından itibaren Kürt ve Türk
kadınlarına hizmet veren İmece Kadın
Merkezi, direktörü Feride Kumbasar
ile çalışmaları ve kadın sorunlarına
ilişkin görüş ve bilgi aldık.
Kumbasar İmece’nin kuruluşundan bu
yana farklı isimler altında faaliyet gösterse
de amacının hep aynı kaldığını belirtti. İmece’nin aynı deneyimleri yaşayan
kadınların bir birlerine destek olmaları için
kurulduğunu belirten Kumbasar, ilk dönemlerde mülteci akımıyla birlikte en çok göçmenlik konusunda hizmet verdiğini anlattı.
ama hiçbir hakları olmadığı için işyerlerinde
hakları yoktur, kaçak çalıştıkları için düşük
ücret alırlar, işyerinde kazaya uğradıklarında
şikayet edemezler. Sürekli toplumdaki
değişikliği takip edip ona göre projeler
hazırlamamız gerekiyor. Bu dönemde en
çokta evlilikle gelen ve de şiddete uğrayan
kadınlarla çalışıyoruz’’, dedi.
Kumbasar, İmece’nin ayrıca başka organizasyonlara eğitim verdiklerini belirtti.:
‘‘Özellikle fon aldığımız bölgelerde doktorlara, sağlık danışmanlarına, öğretmenlere,
sosyal hizmet görevlilerine, polislere ve
hemşirelere Kürt ve Türk kadınlarına nasıl
hizmet vermeleri konusunda eğitim veririz. Örneğin, İslington’da zorla evlilik ve
namusa bağlı şiddete uğrayan kadınlara
nasıl destek verebilirler konusunda seminer
vereceğiz. Bu bakımda eğitim verdiğimiz
çalışanlar da bizim kullanıcılarımız. Bazı
bölgelerde polisler işe başladıklarında,
bizim eğitimizden geçip ondan sonra işe
başlarlar.’’
Kumbasar, İmece’yi şöyle anlattı:
‘‘İmece bir kadın örgütü, ve sadece kadına
karşı şiddet konusunda çalışıyormuş gibi
düşünülüyor. Aslında İmece’nin bir çok
farklı projesi de var. İmece, 1982 yılında
buraya ilk göç eden, daha çok Kıbrıslı
kadınlar ve 1980 darbesi sonrasında
buraya ilk göçen politik örgütler tarafından
kadınlar için kurulmuş. İlk olarak Türk
Eğitim Birliği’nin bir kadın kurumu olarak
kurulmuşken, 1982’de bağımsız hale
gelmiş.
‘‘Tüzükte amacımız kadınların güçlendirilmesi ve hayat kalitesinin yükselmesi
olarak belirtiliyor- eğitim konusu, konaklama konusu, burada kalma konusunda
hakları konusunda destek vermek amacıyla
kuruldu. Amacımız hala aynı.’’
Paralı olarak 11 çalışanı bulunan
İmece’nin bir de haftada altı ve sekiz
gönüllü olmak üzere, senede 40’a yakın
gönüllü kadın çalışıyor. Kumbasar, gönüllü
çalışanların İmece için çok önemli olduğunu
belirtiyor. Genelde üç ay bir dönem
İmece’de gönüllü olarak çalışan kadınların
ardından eğitim ve kadın örgütlerinde iş bulabildiklerini belirtti. Gönüllü kısmı bence
önemli çünkü kadınlar iş deneyimi alabiliyorlar.
Kumbasar,
telefon,
danışmanlık
hizmetleri ve yüz yüze verdikleri hizmetlerle senede altı bin kadına ulaştıklarını belirtti. İmece telefonda verdiği danışmanlık
hizmetiyle Londra dışında yaşayan
kadınların da karşılamaya çalıştıklarını
anlattı. Kumbasar: ‘‘Temel çalışmamız
aslında danışma hattımız. İngiltere ve
İskoçya’nın her yerinden bizi arayıp, ‘ben
bu durumdayım ne yapabilirim derler’.
Kadınların tüm ihtiyaçları
ile ilgileniyoruz
Danışmanlık hizmetleri çerçevesinde
senede 1500-1600 kadına telefonda hizmet
verirler, haftada 60’a yakın yüz yüze
görüşme için randevu verirler, haftada iki
gün de randevusuz gelip 25 dakika danışma
hizmeti sunuyorlar. Doktora kayıt olmaktan,
evlerinde kaloriferin bozulması, mektup tercümesi gibi konular için yardımcı olurlar.
İmece’nin kadına karşı şiddet ekibi bulunmakta. Bunun dışında İslington, Haringey, Hackney ve Enfield belediyelerinde birer gün kadınların kolaylıkla ulaşabilecekleri
yerlerde danışmanlar gidip bilgi veriyorlar.
İmece
grup
seansları
da
gerçekleştiriyorlar. Bu hizmetleri Kumbasar
şöyle anlattı: ‘‘Grup seanslarımızda kadınlar
şiddetin sadece kendilerine olmadığını,
herkesin paylaştığı bir şey olduğunu görürler, orada da kendilerini suçlamaktan
vazgeçerler, çünkü her zaman ilk etapta hep
kendilerini suçlarlar- yemeği doğru zamanda pişirmedim, tuzunu doğru ayarlamadım,
istediğini yapmadım gibi- o grup çalışması
içerisinde aslında bu hikayenin hiçte kendileriyle alakalı olmadığını öğrenirler. Bu
yüzden bence orası çok önemli bir yerdir.
Çarşamba günleri, İmece binasında, bizim
‘haftalık çay saati’ dediğimiz, haftada bir
gün, grup çalışmamız var. Her hafta başka
bir konuyu konuşurlar, sohbet ederler,
mesela agresif davranışlarla nasıl baş edilir,
nasıl iş başvurusunda bulunabilirler, sağlık
ihtiyaçları neler.’’
İmece, ailelere destek ekibiyle İslington
belediyesinde yaşayan ailelere özel bir
hizmet veriyorlar. Bu çalışma dahilinde
ailenin her bireyiyle ayrı çalışılır, analiz
edilir, ve gerekirse evde çalışılıp, onların
ihtiyaçları dahilinde bir plan belirlenip, altı
aylık bir süre içerisinde destek sunuyorlar.
İki terapistleri bulunan İmece, birebir terapi ve aynı zamanda grup terapisi hizmeti
sunuyorlar. Buna dahil olarak, altı haftalık
öz güven çalışması yapıyorlar.
Hizmet verdiğimiz kadınların
profili her sene değişiyor
İmece
aynı
zamanda
toplumun
ihtiyaçlarını belirlemek için toplumla ilgili
araştırmalar yaparlar. Kumbasar, ‘‘Her yıl
kullanıcı profilimiz değişir. İngiltere’ye gelen kadınların profilleri değişir. Bir dönem
mülteci kadınlar gelir, onların sorunları
farklıdır. Bu dönem mesela Ankara
antlaşmasıyla gelen kadınlar var. Onların
durumlarının iyi olduğunu düşünebiliriz,
Çocuklara yönelik
çalışmalarımız da var
Çocuklarla da proje yürüttüklerini
belirten Kumbasar, bu çalışmalarının
çocukların alanlarının ve ufuklarının
genişlemesi bakımından önemli olduğunu
belirtip 1990’lı yıllardan bir örnek vererek anlattı: ‘‘Yıllar önce, 90’lı yıllarda,
bir tiyatro ekibiyle çocuklarla bir araya
geldik ve ne olmak istedikleri konusunda
soru sormuştuk. Kızların hepsi tekstilde
çalışmak istediklerini söylediler, erkeklerin
hepsi de kebapçı olmak istediklerini söylediler. Rol modelleri olmadığı için başka
bir şey düşünemiyorlardı. Şimdi farklı alanlarda çalışan rol modeller var, ama yine de
çalışmalarımız önemli.’’
Kumbasar, kurum olarak her sene 8
Mart’ı kutladıklarını ve , tatile gidemeyen
kadın ve çocukları gezilere götürdüklerini
belirtti.
Ekonomik özgürlük
özgüveni getiriyor
Kumbasar, kadınların öz güven, ekonomik ve sosyal özgürlükleri üzerinde ilginç
bir izlenimde bulunarak, tekstil sektörünün
yoğun olduğu süreçte kadınların bir çok
anlamda daha iyi bir konumda olduğunu
ifade etti. O dönemde, kadınların yoğun
bir şekilde para kazandıkları ve aile içerisinde bir çok zaman daha fazla kazanan eş
olabileceğini belirten Kumbasar, bunun bir
nevi ekonomik özgürlük sağladığını belirtti.
Aile içi şiddetin o zaman olmadığını
söylemek yanlış olacağını, fakat kadınların
ekonomik özgürlüğünün daha fazla
olduğunu belirten Kumbasar, bunun
kadınlara öz güven verdiğini ifade etti: ‘‘Bir
kelime İngilizce bilmeseler de çalışıyorlardı.
Cuma günü de toplum merkezlerinde bir
araya gelip sosyalleşebiliyorlardı. Bu an-
lamda daha özgürlerdi. Dışarıdayken kadını
örgütlemek kolay, ama evinin içerisinde
olan bir kadını örgütlemek çok zor. Bu anlamda kadınlar iyi bir fırsatı kaçırdılar.’’
Daha sonra fabrika döneminde biriktirilen paralarla açılan bakkal ve kebapçılarla
kadınların evlerine çekildiğini anlatan Kumbasar, bunun kadınların güçlerini kaybetmelerinin anlamına geldiğini ve statülerinin
tekrardan ev hanımı olduğuna ve erkeklere
bağımlı olduklarına dikkat çekti.
Hükümetin kesintileri
çalışmalarımızı etkiledi
Hükümetlerin kesintilerinde danışmanlık
hizmetlerinin önde olduğunu ifade eden
Kumbasar, derneklerden bu hizmetlerini
çıkardıklarını belirtti. İmece’nin danışmanlık
hizmetlerinde de kesintilerin olduğunu belirtiyor, ama danışmanlık çalışanlarını hiç
bir zaman işten çıkartmadıklarını söylüyor.
Kumbasar, danışmanlığın ‘çekirdek hizmet’
olduğunu belirtiyor:
‘‘Aile içi şiddet
şikayetiyle gelen kadın sayısı,
bizim hizmet verdiğimiz aile
içi şiddet görmüş kadınların
yüzde 30’u. Yüzde 6070’ini danışmanlık hizmeti
için geldiklerinde yakalarız.
Örneğin bir kadın yardımlarla
ile ilgili gelir, yardımı ile ilgili soru sorarken birden
aslında onun alması gereken yardımın onun elinde
olmadığını anlarız. Nasıl
oluyor diye sorarız, kocasının
dövüp parayı elinden aldığını
öğreniriz. Ya da bir danışmanlık için gelir,
kendini güvende hisseder ve uğradığı şiddeti
anlatmaya başlar. Organizasyonun içerisine
girince sadece kadınların olduğunu görür,
şiddetin kadına karşı bir suç olduğunun
konuşulduğunu görür- duvarda bununla
ilgili yazılar var. Bizim için bu yüzden
danışmanlık servisi çok önemli. Ve bu
alanda çok para kesildi. Kadına karşı şiddet
konusunda çok kesinti yaşandı- sığınaklar
kapandı, benefit hakkı olmayan kadınların
sığınağa girmeleri engellendi, konaklama yasaları değiştiği için sığınağa giden
kadınların sadece sığınakta kalıp sosyal
konaklamaya geçmesi engellendi. Aileye
destek hizmetlerinde büyük kesintiler var.
Sosyal hizmet çalışanları işten çıkartıldı.’’
Kendi gelirlerinde çok fazla kesinti
olmadığını belirten Kumbasat, farklı yerlerden aldıkları fonlarla ortalama senelik 320
bin sterlin gelirleri olduğunu belirtti.
Feride Kumbasar kim?
Feride Kumbasar, 2009’dan İmece direktörü. Daha önce İmece’nin yönetim kurulu başkanlığını yapmış. Aynı dönemde
mülteci kurumlarla çalışmalarda yer almış.
Türkiye’de
Marmara
Üniversitesinde
ekonomi okuyup, daha sonra Londra’ya
gelmiş ve eğitim ücretlerini karşılamak için
tekstilde çalışmış. Goldsmiths Üniversitesinde Sosyoloji bölümünde tekrar lisans yapan Kumbasar, burada okurken çocuklarla
çalışmaya başlamış- part-time çalışıp fulltime eğitimine devam etmiş. Sonrasında
Refugee Women’s Association’da çalışmaya
başlamış.
Bir çok mülteci kadın örgütünde çalışıp
tüzüklerini hazırlayan Kumbasar, bu
kurumların bir çok fon başvurularını da
yapmış. Westminster Üniversitesinde kentsel dönüşüm konusunda mastırı da bulunmakta.
TELGRAF ÇARŞAMBA 26 KASIM 2014
18
Abdullah Gül: Daiş dini
değil, politik bir hareket
Başkent Londra’da konuşan Türkiye’nin Onbirinci
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Daiş’in politik bir hareket
olduğunu söyledi. Daiş’in sadece Türkiye ve Suriye ile ilgili
bir mesele olmadığını söyleyen Abdullah Gül, insanlıkla ilgili
bir mesele olduğunu ancak Türkiye komşu olduğu için daha
fazla işin içinde olduğunu ifade etti.
Düşünce kuruluşu Chatham House’da
düzenlenen konferansa katılan Abdullah Gül Ortadoğu ve Türkiye ile ilgili Chatham House Direktörü Robin Niblett
ile katılımcıların sorularını yanıtladı.
Pandoranın kutusu, açıldıkça açılıyor
Bölgede yaşanan sorunların hepsinin
birbirini tetiklediğini ve pandoranın kutusu
gibi açıldıkça açıldığını söyleyen Gül sözlerine şöyle devam etti: “Bölgedeki biriken
öfke ve hayal kırıklığı herhalde anlaşılıyor
biraz. Bu öfkeler ve Saddam’dan sonraki
kümülatif olarak çoğalan bütün problemler birbirini tetikledi, adeta bir pandoranın
kutusu açıldıkça açılıyor. IŞİD’den tutun
da diğer bütün gelişmelere kadar bunlar hep o kutudan çıkan problemler. Yarın
çıkacak şeyler sürpriz olabilir veya sürpriz
olmaması lazım. Bana sürpriz olmuyor
açıkçası. Bu iklim her şeyi üretmeye müsait bir iklim. Bölgedeki belirsizlikler
çoğaldı. Türkiye olarak böyle bir bölgeye
komşu olmak bizi şüphesiz ki çok rahatsız
ediyor. Türkiye, bölgesinde istikrarı, huzuru tercih eder. Yaptıkları tenkit edilebilir,
beğenilmeyebilir, daha çok şey beklenebilir,
bunlar ayrı ama Türkiye’nin bütün arzusu,
gayreti, bölgesinde huzurun, istikrarın,
barışın tesisidir. Karamsar bir tablo çizdim
maalesef ama gördüğüm bu gerçekten.”
Daiş Türkiyele ile ikili
bir mesele değil
Chatham
House
Direktörü
Niblett’in IŞİD’e yönelik bir sorusuna karşılık Abdullah Gül, “IŞİD meselesini sadece Türkiye ile ikili bir mesele
olarak görmem. Bunu aslında Suriye ileTürkiye arasında bir mesele olarak da
görmem. Daiş, bütün bölge ve insanlıkla
ilgili, sonra tabii Türkiye komşu olduğu
için Türkiye ister istemez çok daha işin
içinde” dedi. Daiş’ten bundan birkaç yıl önce
bahsedilmediğini belirten Gül, ancak
Daiş’in 2006 yılında Irak’ta açıklamalar
yaptığını, kuracakları ülkenin sınırlarının
nasıl olacağını söylediklerini, halkı o zamandan hazırladıklarını kaydetti. Buna o
zaman hiç kimsenin bir şey söylemediğini
dile getiren Abdullah Gül, sözlerini şöyle
sürdürdü:
“Irak’ta yeni bir hükümetin olması, daha
kapsayıcı olması ve eski hataları geç de
olsa anlamış olması iyi bir gelişmedir.
Biz uzun süre Irak’taki hükümetin yanlış
yaptığını söyledik ve Irak’ın ‘ana, temel
unsurlarından biri olan Arap Sünnilerini
dışlıyor’ diyorduk. IŞİD dediğimiz yeni
yapılanma, baktığınızda uluslararası çevrelerden gelen radikal unsurlar artı, Saddam
Hüseyin’in ordusundan kalan askerler ve
bu grubun halkı bir nevi esir almasıdır.
Ülkesinin bölündüğünü düşünen, ülkesinin tamamen İran’ın etkisine girdiğini
düşünen Sünni Arap halkının öfkesini
çok iyi yönlendirdiler. Bu konuda da serbest bırakıldılar ve neticede bu yapılanlar
çıktı ortaya. Birkaç Avrupalı, Amerikalı
gazeteciyi çok canice katletmeselerdi, Yezidileri sürmeselerdi belki yine dünya onların
üstüne bu kadar gitmeyecekti. Ben hiçbir
zaman Musul halkının böyle bir yönetim
tarzını arzu edeceğini düşünmem. Böyle bir
baskı altında bir yönetimin olmasını kimse
kabul etmez. Konuları çok iyi istismar ettiler. Güç olunca rasyonelliği kaybettiler.
Belki de iyi yaptılar ve sonunda dünyanın
dikkatini çekti ve onlara karşı askeri bir güç
ortaya çıktı ve durduruldular. Ancak tabii
çok acılar yaşandı, çok insanlar öldü.”
TELGRAF ÇARŞAMBA 26 KASIM 2014
19
Denis Windows’tan
Profesyonel hizmet
Eğlencenin
yeni adresi
Türkü Art Cafe
Uzun yıllardır sektörde, ürünlerinin
sağlamlığı ve uygun fiyatlarıyla profesyonel hizmet veren Denis Windows, sadece
toplumumuza değil kaliteli ürünleri ile
İngiltere pazarına da hizmet veriyor.
kullanıma sunuyor.
BSI, ANAB, UKAS,
CE, ISO 9001 yüksek kalite standartlarına sve sertifikalarına sahip Denis
Windows, her türlü ölçüde
PVC, Alimunyum, kapı,
pencere, porch, conservatory imalatı ve montajında
sektöründe uygun fiyatlarıyla fark yaratıyor. Birçok
müşteri referansına ulaşmanızıda sağlayan firma, B&Q
ve Selco gibi ululslar arası
firmalarla uygun fiyatları ile
rekabet ediyor.
Ücretsiz değer belirleme,
10 yıllık Fensa garantisi,
Lamine kaplama ve zengin renk çeşitleri, Duraflex
PVC sistemleri uygulaması
ve CE kalite belgeli ürünler
üreterek Denis Windows
müşterilerine, paslanmaz
çelikten aksesuar ve menteşeler, buharlaşma yapmayan penceler ile çeşitli
seçeneklerde ısıcamları da
Unit 8, Trafalgar estate,
Jefferys road, Brimsdown,
Enfield EN3 7TY adresinde
Denis Windows’u ziyaret
edebilir,
www.deniswindows.co.uk web sitesinden
ürünleri kontorl edebilir,
[email protected]
emailini kullanabilir veya
daha fazla bilgi almak için,
ücretsiz olarak hizmet veren
0800 023 13 43 numaralı telefondan Deniz Windows’a
ulaşabilirsiniz.
Aileniz ve
arkadaşlarınızla
sıcak atmosferde
eğlenebileceğiniz
yeni bir mekan, Türkü
Art Cafe hizmete açıldı.
Her hafta düzenli olarak canlı türkü
dinletisini müşterilerine sunmaya başlayan Türkü Art Cafe gün içerisinde de her
kesimden insanın zaman geçirebileceği
ve çalışmalarını yürütebileceği bir sanat
merkezi niteliği de taşıyor.
Taze ve birbirinden lezzetli meze çeşitleri ile yöresel mutfağı ile oldukça temiz
ve müşteri memnuniyeti odaklı hizmet ve-
ren Türkü Art Cafe özellikle hafta sonları
düzenlenen canlı müzik gecelerinde gençlerin ilgi odağı oluyor. Sektörde deneyimli yöneticilerin çalıştırdığı Cafe, hizmete
girdiği kısa sürede türkü severlerin büyük
ilgisini çekti.
Sevdikleriniz ile sıcak bir atmosferde
nezih bir gece geçirmek istiyorsanız, 19
Green Lanes Newigton Green N16 9BS
adresinde Türkü Art Cafe’yi ziyaret edebilir veya 02072261866 numaralı telefondan daha fazla bilgi edinerek rezervasyon yaptırabilirsiniz.
20
TELGRAF ÇARŞAMBA 26 KASIM 2014
TELGRAF ÇARŞAMBA 26 KASIM 2014
AİLE İÇİ ŞiDDETiN
ÇOCUKLAR
ÜZERİNDEKİ
ETKİLERİ
Fadime Tiskaya-Greenwood - Aile terapisti ve cocuk yetistirme uzmani
[email protected]
Aile içi şiddet yüzyıllardır devam eden ve günümüzde
halen yoğun şekilde yaşanan ciddi bir sorundur.
Aile içi şiddet genellikle erkek tarafından kadına
uygulanmaktadır ve sadece fiziksel şiddetle kalmaz duygusal, psikolojik, cinsel, ekonomik şiddeti de içerir. Eğer
aile içinde şiddetin herhangi bir türü yaşanıyorsa, bu
şiddetten direk yada değil çocuklar da etkilenmektedir.
Yapılan birçok araştırmaya göre eşine şiddet uygulayan
eşlerin en az yüzde ellisinin bu şiddeti çocuklarına da
uyguladıklarını göstermektedir. Şiddete direk maruz
kalmasalar bile, ev içinde yaşanan şiddet çocuk üzerinde olumsuz etkileri vardır.
21
Çocuklar şiddetten
nasıl etkilenirler?
Şiddete maruz kalan eşler
(çoğunlukla kadınlar) çocuklarını
yaşadıkları şiddetten ne kadar uzak
tutmaya çalışsalar da, çocuklar evde
yaşanılan şiddet olaylarından etkilenirler.
Fiziksel etkileri:
Çocuklar kavga sırasında etrafta
iseler yaralanabilirler. Bazen anneyi
cezalandırma uğruna, baba çocuklara
şiddet uygulayabilir. Bazen çocuklar
annelerini korumak amacıyla kavga
sırasında araya girmeye çalışırlar
yada bazen anneleri tarafından babayı
vazgeçirmek uğruna siper olarak
kullanılabilirler. Kendilerine direk bir
şey olmasa bile annelerinin babaları
tarafından şiddete maruz kalmasına
tanık oldukları için genellikle travma
yaşarlar ve bu travma sonucu uyuma
güçlükleri çekebilirler, kabuslar görebilirler, yada altlarını ıslatırlar.
Sosyal ve Duygusal Etkiler:
Araştırmalar şiddete maruz kalan
çocukların korku ve kaygı duygularının
yoğun olduğunu göstermiştir. Anne ve
babası arasındaki şiddetten kendilerini
sorumlu tutabilirler ve suçluluk duyabilirler. Kardeşlerini korumakla sorumlu olduklarını düşünürler.
Kendilerine olan
güvenlerini kaybederler.
Sürekli üzüntülü bir hal sergilerler, bu durum depresyona kadar
varabilir bazı durumlarda. Evde
olanlar zihinlerini çok meşgul ettiği
için eğitimlerine konsantre olmaları
güçleşir bu da okuldaki başarılarını
etkiler.
Dış dünya ile ilişkileri yavaş yavaş
azalır, kendilerini izole ederler bu da
dışardaki sosyal ilişkilerinin olumsuz
yönde etkiler. Arkadaş edinmekte ve
arkadaşlık kurmakta zorlanırlar.
Davranışsal Etkiler:
Yaşadıkları sosyal, fiziksel ve
duygusal zorlukları göz önünde
bulundurduğumuzda, ev içi şiddete
maruz kalan yada tanık olan çocukların
davranışsal ve gelişimsel zorluklar çekmeleri şaşırtıcı değildir. Bazı
çocuklar yaşadıkları olumsuz tecrübeleri dışarıya olumsuz davranışları
ile gösterirler. Örneğin saldırgan yada
ilgi çekecek olumsuz hareketler gösterirler. Bazı çocuklar ise içlerine kapanabilir ve dış dünyadan kendilerini
uzaklaştırırlar. Bazı araştırmalara göre
çoğunlukla erkek çocuklarının genellikle kendilerini agresif davranışlarla
dışa vurdukları kız çocuklarının ise
daha çok içlerine kapandıklarını
göstermiştir.
Araştırmalar aynı zamanda şiddete
direk maruz kalan çocuklarla şiddete
tanık olan çocuklar arasında davranış
güçlükleri açısından çok az bir fark
olduğunu göstermiştir. Buda su soucu
göstermekte, şiddete tanık olmak
çocukların gelişimini etkilemeye yeterlidir.
Diğer Etkiler:
Şiddete maruz kalan yada tanıklık
ederek büyüyen çocuklar ileriki
yaşamlarında kurdukları romantik ilişkilerde ciddi problemeler
yaşayabilirler. Kurdukları ilişkilerde
şiddet ve istismarın yaşanma olasılığı
geçmişte şiddet görmemiş kişilere
nazaran daha fazladır. Güven sorunu
yaşayabilirler; çocukluk dönemlerinde
anne ve/ya babalarına güvenli bir bağ
kuramamışlarsa, erişkin hayatlarında
ilişkide bulundukları kişilere güvenemeyebilirler. Bu romantik ilişkilerinde
etkisini daha fazla gösterir.
Koruyucu Faktörler:
Yukarıda yazılanlar ev içi şiddetin
çocuklar
üzerindeki
etkilerinin
yalnızca sıklıkla karşılaşılan etkileridir. Bunun dışında aile içi şiddetin
daha başka burada sayamayacağımız
fiziksel davranışsal, sosyal ve psikolojik etkileri de vardır. Bu etkiler
yaşanmış şiddetin şekline ne kadar süre
yaşandığına ve koruyucu faktörlere
bağlıdır ve her çocukta farklı şekilde
yaşanır. Bazı araştırmalar şiddet
ortamında büyümüş bazı çocukların
şiddet ortamında büyümemiş çocuklar gibi normal gelişimlerinin
tamamladıklarını da göstermiştir. Bu
durum, bu çocukların diğer çocuklara göre yaşadıkları zorluklarla başa
çıkma yeteneklerinin daha gelişmiş
olduklarını göstermektedir. Eğer çocuk
zorluklarla başa çıkma yeteneğini zamanla geliştirmişse, bu şiddetin çocuk
üzerindeki etkilerini aza indirger.
Çocukların zorluklarla başa çıkma yeteneklerinin gelişmesi pek çok etkene
bağlıdır. Örneğin; Çocuğun annesinin
rolü çok önemlidir. Eğer annenin
zorlukları yenme yeteneği gelişmişse,
anne çocuğuna olumlu şekilde destek
olabilir, çocuk kendini bir nebze anne
tarafında korunup sakındığını hissedebilir. Eğer çocuk çevresindeki başka
kişilerden destek görürse yada başka
erişkinliklerle güvenli ilişkiler kurma
olanağı varsa, bu da şiddetin etkilerini
aza indirgeyebilir.
Şiddetten uzak çocuklar yetiştirmek
dileğiyle...
21
TELGRAF ÇARŞAMBA 26 KASIM 2014
TELGRAF ÇARŞAMBA 26 KASIM 2014
Dedelere maaş verme,
hocaların maaşını kes!
Ozan EMEKÇİ / Y.Ö.Politika
Aşure dolayısıyla hükümet yeniden bir
‘Alevi açılımı’nı daha yüksek bir tonla dillendirmeye başladı. Bununla beraber bir
kısım Alevi dedelerinin de ağzı sulandı. Maaş
alacaklar! Alıp alamayacakları bir kenera
bırakalım ama AKP Hükümeti’ne soralım:
Laik devletlerde müslümanlar diğer inanç
mensuplarını baskı altında tutar mı? Laik
bir devlette camilerin ve diğer islami mekan
ve personelin giderlerini devlet karşılar mı?
Daha onlarca örnek verilebilir, ancak bilinmesi gereken Türk devletinin müslümanlara
inanmadığı ve güvenmediğidir.
‘’Herkes camisini kendisi yapmalıdır,
caminin elektrik, su ve imam, hoca, müftü
ve diğer giderlerini o camide ibaadet edenler
ödesin’’ derse, camilerin boş kalacağından
korkuyor. Onun için müslüman olmayan
diğer inanç mensuplarından topladığı vergilerle, sadece müslümanlığın sünni mezhebine dahil olanları finansa ediyor. Hükümet
yanılıyor. Örnek verirsek; Koçgiri, Dêrsim,
Maraş, Çorum ve Madımak’ta kelle kesip
insanların başlarına yıkanlar, gebe kadınların
karınlarını oyanlar, çocukları diri diri yakanlar, ‘Allahu Ekber‘ diyerek cinayet işleyenler.
Êzîdî kadınlarını ve kız çocuklarını pazarlarda satanlar, para bulmakta zorlanmazlar.
Bu zevatlar, sadece camileri değil,
cumhurbaşkanından başlayarak tüm devleti
de finanse ederler. Kuşkunuz olmasın. Bundan dolayı Alevi dedelerine maaş vermek
yerine imamlara, hocalarına maaş vermeyi
kesin. Kesin ki müslümanların kendi dini
giderlerini karşılayacak kadar Allah’a ve peygambere olan inançlarını ispat edebilsinler.
Kesin ki maaş almak arzusu ile yanıp tutuşan
bir kısım ‘Alevi dedesi‘ geçinen yalakalar
kirli karekterleri ile baş başa kalsın!
Devletten maaş alan ‘dede’, dede olmaktan çıkar. (Aynen imamların, hocaların devlet
memuru olması gibi.) Böylelerine Aleviler
itibar etmez. Maaşı alan dede, hoca olur. Diyanetin borazanı olur, imamlaşır, insanlıktan
çıkar. Sayın hükümet yetkilileri; yüzbinlerce
sünni din adamına karşılık 5-10 dedeye maaş
bağlamakla eşitlik olmaz. Eşitlik, dini mekana ve çalışanlarına maaş ödemekle değil, hiç
birine kuruş vermemekle sağlanır. Var mısın
bu eşitliğe?
23
24
TELGRAF ÇARŞAMBA 26 KASIM 2014
TELGRAF ÇARŞAMBA 26 KASIM 2014
25
Bozca-Der’den dayanışma gecesi
Sivas’ın Gürün ilçesine
bağlı Bozhüyük ve
Camiliyurt köyleri derneği
Bozca-Der, dayanışma
gecesini gerçekleşti.
Bozca-Der’in her yıl düzenlediği
dayanışma gecesi, Edmonton’da bulunan
Kervan Düğün Salonu’nda, 13 Kasım’da
gerçekleşti.
Gecenin açılış konuşmasını yapan
Bozca-Der Başkanı Turabi Keskin, bu yıl
altıncısını gerçekleştirdikleri dayanışma
gecesine destek veren herkese teşekkür
etti. Bozca-Der’in- yoğun bir çalışmanın
ardından- sosyal, kültürel ve eğitsel faaliyetlerin yapılacağı büyük ve modern bir
binaya kavuştuğunu ifade eden Keskin
şunları söyledi: “Bu binanın alımında bizlere katkı sunan üyelerimize, Bozca-Der
gönüllülerine, destek veren iş adamlarımıza
huzurlarınızda bir kez daha teşekkürlerimizi
bir borç biliriz. Bozca-Der kuruluşundan
bu yana yapmış olduğu faaliyetlerle toplum içerisinde öncü olduğunu bir kez daha
kanıtlamış bulunmaktadır.”
Dernek olarak bu yıl Türkçe, Matematik, İngilizce, Bağlama ve Tiyatro derslerine başladıklarını kaydeden Keskin,
“Bu derslerimizi başlatırken maddiyata
hiç önem vermedik. Bunun sebebi ise sahibi olduğumuz Bozca-Der binamızda tüm
üyelerimizin hizmet alabilmelerini
sağlamaktır”, diye konuştu.
Keskin, geceye destek ve
katkılarından dolayı, ana-sponsorlar
London Solicitors, Cer-Tax Muhasebeci ve Advance Planning, ve diğer
sponsorlara tek tek teşekkür etti.
Başkan Keskin, Bozca-Der Futbol
Takımına ligin başından beri destek
veren ve geceye de katkı sunan Meray Kuruyemiş ve GSI Sigorta sahibi
Deniz Güneş’e de ayrıca teşekkür etti.
Keskin, maddi ve manevi olarak destek
sunan bütün üyeler yanı sıra, Bozca-Der futbol takımına ve onlara menajerlik yaparak
maddi ve manevi desteklerini veren Serkan
Boyraz ve İrfan Şahin’e teşekkür etti.
Saat 18:00’de başlayıp, gece saat 23:00’e
kadar devam eden gecede sahne alan Volkan Yılmazer, Ozan Mehmet Tek ve ünlü
sanatçı Sevcan Orhan sevilen türküleri
seslendirdiler.
TELGRAF ÇARŞAMBA 26 KASIM 2014
26
Oxford Academy Öğrencileri
iyi bir gelecek için hazırlıyor
Oxford Academy, yılların birikimi
ve kurumsal gücü ile öğrencilerini
The Latymer School gibi seçkin devlet okullarına ve üniversiteye giriş
için gerekli koşullardan A-Levels
sınavlarına başarı ile hazırlıyor.
Oxford Academy’de yeni eğitim dönemi
kayıtları devam ediyor. Deneyimli eğitmen Mehmet
Ağca yönetiminde 9 yıldır faaliyet gösteren okul,
çocuklarının parlak bir geleceğe sahip olmasını
isteyen çok sayıda ailenin ilk adresi oluyor.
Dershane, 2013-2014 öğretim yılında başarılı
sonuçlara imza atarken, toplam 23 öğrencisi
İngiltere’nin en prestijli okulları arasında bulunan
The Latymer School ve benzeri Grammar Schools
giriş sınavlarını kazanma başarısı göstermişlerdi.
Kuzey Londra’nın ruhsatlı ilk ve tek dershanesi olan
Oxford Academy, tecrübeli kadrosu ile öğrencilere
yol gösteriyor.
Oxford Academy dershanelerinde geçen yıl
öğrenim gören GCSE öğrencilerinin 94%’lük
bir bölümü English Language, English Literature, Mathematics and Triple Science (Biology,
Chemistry, Physics) dersleri gibi 5 adet zorunlu
ve temel dallarda (Core Subjects) 2014 yılı GCSE
sınavlarında, söz konusu sınava ilk kez girmelerine
rağmen A* ile B arasında not almayı başardılar.
Üniversiteye doğru giden yolda ‘A’ Levels sınav
sonuçları tek belirleyici olduğu için, liseye (Sixth
Form veya College) devam eden öğrencilerin ilk
uğrak yeri olan Oxford Academy, AS ve A-2 türü
‘A’ Levels sınavlarına hazırlık alanında zengin
bir deneyime ve uzmanlığa sahip. Ortalama 5,
maximum 8 kişilik sınıflarda eğitim veren okulun öğretmenleri, her bir öğrencinin gelişimi
ile doğrudan ve daha ayrıntılı ilgilenme fırsatı
sunmaktadır.
ÜNİVERSİTE HEDEFİNDE Economics, Finance, Engineering, Architecture, Medical Sciences (Ekonomi, Finans, Mühendislik, Mimarlık,
Eczacılık, Tıp, Diş Hekimliği) gibi bilim dalları
olan öğrencilerin, Year-12’de mutlaka ve zorunlu
olarak Mathematics dersi alması gerekiyor.
ORTAOKUL SINIFLARINDAN
ÜNİVERSİTEYE YOLCULUK
GCSE sınavlarında Higher Tier sınavlarına giren
ve yüksek seviyede A* - A gibi notları elde eden
bir öğrenci dahi Lise-1’e başladığında bunun en iyi
ihtimalle Grade B-C düzeyine inebileceğini hesaba
katmalıdır. Özellikle, Year-12’de Core-1 ve Core-2
Mathematics dersinde yeni ve oldukça zor konularla tanışacak olan ortaokuldan yeni mezun olmuş
öğrencilerimizi mutlaka specialist sınıflarımıza
bekliyoruz. Benzer biçimde, AS sınavlarını bitirip
de Year-13’e geçen öğrencilerimiz için de Core-3 ve
Core-4 güçlendirme dersleri sunuyoruz.
Bu tür özel sınıflarda, GCSE’den AS ve A-2
düzeyine bilinçli ve disiplinli geçiş sağlıyoruz.
2015 yılı Mayıs ve Haziran aylarında yapılacak
olan sınavlara hazırlanan öğrencilere yoğun ders
bilgisi, soru çözüm yöntemleri ve sınav teknikleri
konusunda ustalık becerisi ve özgüven duygusu
kazandırıyoruz.
Lise birinci sınıf (Year-12) ve lise son sınıf
(Year-13) öğrencilerini, sınav kurumlarına (examination boards: EDEXCEL, AQA ve OCR) ve hedef
notlarına (Grade A ve B) göre ayrıştırarak, iddialı
biçimde AS ve A-2 sınavlarına hazırlayan Oxford
Academy dershaneleri, geçen sene onlarca A-Levels öğrencisine grade A*, A ve B notları kazandırdı.
Mevcut AS ve A-2 sınıflarında, çoğunluğu Core – 1,
Core – 2, Core – 3 & 4 Mathematics, Chemistry,
Biology, Physics, English Language, English Literature, Economics, Business Studies, Statistics,
Mechanics gibi derslerden A-Levels sınavlarından
yüksek notlar alan 120 civarında öğrencimiz
İngiltere’nin önde gelen üniversitelerinde öğrenim
görmektedir.
Oxford Academy dershanelerinde öğrenim
gören lise öğrencileri arasında, Kuzey Londra’nın
önde gelen devlet liselerinden olan The Latymer
Sixth Form, Enfield County, Highlands, Southgate, Chace, Edmonton County, Kingsmead, Lea
Valley High, Winchmore (ENFIELD) Fortismere,
Alexandra Park, Highgate Wood, Hornsey for Girls
(HARINGEY) Ashmole, Woodhouse (BARNET),
Highbury Fields, City & Islington College (ISLINGTON), Mossbourne Academy, Stoke Newington, The Skinner’s Academy (HACKNEY), Highams Park, Leyton Sixth Form, Sir George Monoux
College (WALTHAM FOREST) gibi okullardan
çok sayıda öğrenci bulunmaktadır.
İNGİLİZ ÖĞRETMENLERLE ÇALIŞAN
ve İNGİLİZCE EĞİTİM VEREN İLK
ve TEK ÖNCÜ DERSHANE
İngiliz ulusal eğitim müfredatına (National
Curriculum) bağlı olarak çalışan Oxford Academy dershanelerinde, temel ve zorunlu tüm
dersler konusunda uzman ve deneyimli İngiliz
öğretmenler tarafından verilmektedir. Haftanın 7
günü sabah 9:30’dan akşam 9’a kadar eğitim verebilme esnekliğine sahip kurumsal gücü ile Oxford
Academy, yüksek başarı hedefi tutturmak isteyen
öğrencilerin gözdesi olmaya devam ediyor.
Bazıları halen devlet okullarında görevli olan,
hatta Matematik, Fen ve Edebiyat dallarında bölüm
başkanı (Head of Department) düzeyinde müdürlük
yapan ve özenle seçilen öğretmenlerimizin tümü
üniversite sonrası PGCE (Post Graduate Certificate
of Education), QTS (Qualified Teacher Status), yani
Eğitim Fakültesi Uzman Öğretmenlik formasyonuna sahiptir. Ayrıca, pedagojik eğitimi tam olan
öğretmenlerimizin tümü polis-savcılık temiz sicilinden (CRB-check) geçmiştir.
EDMONTON GREEN ve STOKE
NEWİNGTON’DA İKİ ŞUBESİ VAR
Edmonton Green ve Stoke Newington semtlerinde iki şubesi olan okulun Genel Müdürü Mehmet Ağca, University of London ve London Metropolitan University Ekonomi bölümünde uzun
yıllar öğretim üyesi olarak görev yaptı. Üniversite
öğretmenliğinde geçirdiği 7 senelik tecrübesi ile
yönettiği Oxford Academy, geliştirdiği özgün ve
etkin bir eğitim modeli ile öğrencilerine girdikleri
tüm sınavlarda çok başarılı sonuçlar elde etmesine
katkı sunuyor.
Çocuklarının daha iyi bir eğitim alıp, İngiltere’de
en iyi üniversitelerde ve bilim dallarında okumasını
düşleyen aileler için Oxford Academy Dershaneleri
son derece ideal çözümler sunuyor. Ayrıntılı bilgi
almak isteyenler 0208-8074 316 (Edmonton) veya
0772- 340 2412 (Stoke Newington) numaralı telefondan Türkçe konuşan eğitim danışmanlarına
ulaşabilirler.
TELGRAF ÇARŞAMBA 26 KASIM 2014
DUYAN VAR MI?
Ahmet Güven / Londra
[email protected]
Tehcir nasıl anlatılır? ‘’Gidip
de gelmemek var, gelip de görmemek var’’ deyip vedalaşacağınız
kimseniz
kalmamıştır.
Kalanlar
anayurtlarından koparılıp bir daha
geri dönmemek üzere bugünkü Suriye ve Mezopotamya’daki toplama
kamplarına gönderilir. Anlatmak zor,
çeken bilir.
1915 baharında başlayan tehcir Yaz
boyu bütün şiddetiyle devam eder.
Toplanan insanlar büyük kafileler
şeklinde kimi yayan, kimi kağnılarla
yola çıkarılır.
parçalanmamış
İçlerinde
bir tek aile bulunmaz. Öksüz kalan
çocuklar, dul kalan genç kadınlar,
evlatlarını kaybeden anne ve babalar
perişan haldedirler.
Öyle ki, çocuklar anne ve
baba sevgisine muhtaçken öksüz
kalmışlardı. Kim sevecekti onları?
Kafileyi götüren jandarmalar mı? Kim
tutacaktı ihtiyarların elinden? Ya kim
saracaktı genç kadınların yarasını?
Çeteler mi?
Ne siz sorun, ne genç kadın
söylesin. Yamandı Ermenilerin hali.
...Yerimden yurdumdan edildim
Ekmeğimden suyumdan
Firari bir yolcuyum ben
Yüreğime gül düşmüş
Güvercin kanatlım
Hangi dağa vursam seni
Mendili ıslak
O yıl kafilelerden biri TokatTurhal’dan geçerken genç bir kadın
elinde iki çocukla beraber kağnıdan
atlayıp bir evin alt katına girip
saklanmıştı. Kimseler görmemişti.
Ev Yeşil ırmağın kenarında üç katlı
bir evdi. Alt katında kendir-kenevir
dizilmişti.
O zamanlar Turhal’da kendirkenevir ekilir. Onlar biçildiğinde
kuruması için cığ şeklinde yani
çadır şeklinde dizilir. Kadıncağız
çocuklarıyla beraber onların arasına
girmişti.
Ama oradan nasıl çıkacaklardı,
nereye gideceklerdi, yakalanırlarsa ne
olacaktı, bilinmez.
Bir taraftan korku, açlık ve yorgunluk diğer taraftan havanın
kararmasıyla birlikte içeri dolan
karanlıkla iyilik ve kötülük bir kere
daha karşı karşıya gelmişti.
Çok eski zamanlardan beri bu
coğrafyada iyilik ve kötülük sürekli
savaş halinde olmuştur. Rivayet odur
ki, iyilik kazandığında memlekette bolluk, bereket, mutluluk ve barış olurdu.
Kötülük kazandığında açlık, yoksulluk,
savaş, acı ve göz yaşı olurdu.
Kötülük öndeydi. Birinci Cihan
Harbine giren Osmanlı hükümeti toplumu Turancılıkla zehirleyip harbe
‘’Harbı Mukkades’’ deyip kutsiyet
atfeder.
Memleket açlık ve kıtlık içindedir.
İnsanların açlıktan atların ve eşeklerin
dışkıları içinden çıkan buğday ve arpa
tanelerini temizleyip yediği olur.
Savaş insanlık için yıkım demekti. Rusların karşısında tutunamayan
Osmanlı hükümeti, savaşı fırsat bilip
içerde Ermenilere, Asuri ve Süryanilere yönelmişti. Memlekette ne bereket kalmıştı ne de huzur.
Nerdesin iyilik?
Gece bazı sesler duyan ev sahibi
bir çıra yakıp alt kata iner, hışırtının
geldiği tarafa yöneldiğinde genç bir
kadını iki çocukla beraber görür.
Adam kadının kaçtığını anlar.
Bir kuş daraldığında bir çalıya
düşer. Bu toprağın insanı bunu bilirdi.
Adam onları oradan alır, yukarı
çıkarır, karınlarını doyurur, hikayelerini dinler.
Kadıncağız oraya can havliyle
düşmüştü. Ölüm ve zulüm kol geziyordu. Kendisi değil ama çocukları
kurtulsun istiyordu.
Adamcağız çocuklar kalsın demez ama hayır demeye de gönlü razı
gelmez.
Bundan dolayı genç kadın
’’yavrularımı size emanet ediyorum’’
der ve çocuklarını bırakıp karanlıkta
kafileye katılıp gider.
Güzün Turnalar uçardı bizim
köyün üzerinden
Hava biraz ağlamaklı olurdu
İnce mavi bir duman kaplardı,
Yeryüzüyle gökyüzünün arasını
Ve bütün gizemi orada saklı
olurdu
Benim sevgili anam
Beşiğime memleket toprağı elemiş
Ve ondandır benim cümle bedenim,
Büyük göçlerin ayak izlerini tasır
Mührünü topla da gel tarih
Gidenler aşkına
Güzün Turnalar uçardı bizim
köyün üzerinden
Ben anamı özledim
Sesi hala kulağımda
Ev sahibi yaşlı bir adamdı. Dört
oğlu ve Fadik adında bir kızı vardı.
Birinci Cihan harbinde dört oğlu da
askere alınmıştı.
Bir keresinde bir oğlu firar edip eve
gelmişti. Tifüs olmuş gencecik adam
tanınmaz haldedir. Baba bir taraftan,
Fadik bir taraftan tedavi etmek için
uğraşırlar. Yaraları temizlenir, elbiseleri yıkanır balkona asılır.
Komşuları olan kaymakamın eşi
ipte asker elbiselerini görünce ‘’Fadik
kardeşlerinden bir haber varmı?’’ diye
sorar.
Fadik ‘’ Vallah hiç bir haber yok’’ der.
27
Bunun üzerine kadın ‘’ kızım hiç
bir haber yok da, o elbiselerin ipte
ne işi var?’’ der ve gidip ihbar eder,
jandarmalar gelir genci alıp götürürler.
İhtiyar oğullarını bir daha görmeden ölmüştü. Fadik bir evin bir
kızı olarak evlenip çoluk-çocuğa
karışmıştı. Bazen çocuklarına Ermeni
kadından ve çocuklarından bahsettiği
olmuştu. Ama yıllar geçmişti hiç bir
haber yoktu.
Yıllar sonra devlet Turhal’da
şeker fabrikası kurmak istediğinde
Fadik babadan kalma bir tarlayı
bağışlamıştı. Ama fabrikayı kuran Alman şirket bağışı kabul etmemiş, ederini ödemişti. Bunun üzerine Fadik
Almanların dürüstlüğüne hayran
kalmıştı.
Oradaki Almanların meyve ve
sebze ihtiyaçlarını Fadik karşılar.
Fabrika kurulduktan sonra Fadik’in
kızı ve damadı işe başlar ve fabrika
lojmanlarında otururlar.
Fadik öldükten sonra, Ermeni
kadında unutulmuş olur.
Aradan onca yıl geçer.
Bir gün bir nine Fadik’in kızının
evine gelir. Tanıdıktır, yan taraflarında
oturan, fabrikada şeflik yapan ve çok
samimi oldukları ailenin nineleridir.
Der ki; ,‘Siz buranın yerlisisiniz. (
Ermeni kadını tarif ederek) böyle bir
hanım var. Sizleri soruyor, hem de
lakabınızla. Bu neyin nesi?’’
Fadik’in kızı ‘’bizim böyle bir
yakınımız yok, ama ben böyle bir hikaye annemden dinlemiştim. Acaba o
mu?’’ der.
Nine bir adres verir. Fadik’in kızı
biraz da merak eder. Bir süre sonra
eşiniyle beraber İstanbul’da bulunan o
adrese giderler.
Meğer o hanım, o iki çocuğunu
bırak hanım müslüman olmuş, Hediye
adını almış, namaz kılıyor ve abdestli.
Tabi ki evlat özlemiyle misafirlerine sarılır. ‘’N’olur benim evlatlarım
ordaysa bulun’’ diye çok yalvarır.
Bu arada Fadik’in kızı yan
taraflarında oturan komşularının Ermeni olduklarını şaşırarak öğrenmiş
olur.
Turhal’a döndüklerinde araştırırlar.
Anneleri bıraktıktan sonra iki
kardeşten kız çocuk bir köye, erker
çocuk ise bir başka köye evlatlık
olarak verilmişti. Kız çocuk büyümüş,
gelin olmuş ve doğum yaparken
ölmüştü.
Ama Hediye’nin oğlu sağdı ve
köydeydi. Araştırırlar, tanıdık çıkar.
Adam Türk’ten daha Türk, müslümandan daha müslüman olmuştu.
Varıp adama, annesinden bahsederler, sağ olduğunu ve kendisini çok
özlediğini söylerler.
Adam ’’ o konuyu hiç açmayın. Ben
zaten çok iyi hatırlamıyorum. Ben
müslüman ve Türküm. Çocuklarım
da bunu duymasın. Onun için ben gitmem’’ der.
Herkesin bir hikayesi vardır. Hediye hanımın hikayesi de böyle.
Ne demişti hikaye anlatıcısı;
‘’ Gökden üç elma düştü. Biri anlatana, biri dinleyene, biri de anlayana’’
Hediye hanımın canı bir kere daha
yanmıştı.
DUYAN VAR MI?
BÜYÜK
REKLAM
KAMPANYASI
Kürt ve Türk toplumuna
ulaşmanın en iyi yolu
%30
indirim
Tüm reklamlarınız
%40
indirim
Yeni yıl kutlamalarınız
ücretsiz
Tüm seri ilanlarınız
www.telgraf.co.uk
[email protected]
07429481490 | 02079230838
28
TELGRAF ÇARŞAMBA 26 KASIM 2014
TELGRAF ÇARŞAMBA 26 KASIM 2014
Zor
Basit
Sudoku
29
KARİKATÜRLER
TELGRAF ÇARŞAMBA 26 KASIM 2014
30
£10
SERi iLANLAR 0742 948 1490
Bu sayfada
1 kutu ilan
İlanlarınızı [email protected] adresine gönderebilirsiniz
İlanlarınızı Pazartesi günü saat 16.00’ya kadar gönderebilirsiniz.
YETER
CLEANİNG
GOOD LUCK
ŞOFÖR OKULU
İşyerleri ve Evler itina
ile temizlenir.
Kısa sürede fazla para harcamadan
ehliyet almak, güvenli sürücü
olmak için vitesli & otamatik
direksiyon dersleri verilir.
07803506942
07909539577
Erken test günü alınır
Ali 07723921216
Sağlıklı ve zinde bir vücuda sahip
olmak için henüz gec değil, özel ve grup
dersleri ile kendinizi yeniden
kesfetme zamanı.
Deniz Dogrusoz
Personal Trainer
07455947693
www.deniz-personal-tranining.com
Satılık Off License
Walthamstow pazarı
yakınlarında.
Buisness Rate: £2,140
Rent: £12,500
Fiyat telefonda verilecektir.
*Boş veya stock ile beraber
07429994404
07402722322
SE MOBILE
HAIRDRESSER
Hair Cutting
Colouring
Bridal Packages
Colour Correction
07760801783
Hurdar Hand
Crafts
MEM Painting
and Decoration
El sanatları kursu verilir Takı, Mosaic, geleneksel
el sanatları.
Her türlü boya ve dekorasyon
işi itina ile yapılır.
Hurdar Sinop Tel:07448 654 828
07984 513 968
TOPCU MOBILE CAR MECHANIC
Her türlü araba tamiri işleriniz yapılır
REPAIRS
SERVICING
DIAGNOSTICS
PRE-MOT/FAILURES
AHMET TOPCU
07415106521
07405756462
Özel Türkçe
Dersi
Türkçe diksiyon ve gramer
dersleri verilir.
Diren Yalçın
07504 662756
Mahmut Söylemez
BALINZA LAUNDRY &
CLEANING SERVICES
Her türlü çamaşır yıkama işi
yapılır. Evden alıp eve teslim
servisimiz mevcuttur.
One 2 One
English
for children and adults
07428336181
OREL
BOOKKEEPING
& ADMIN
07768282295
[email protected]
Yıldız Adıgüzel
Qualified English Language Teacher
SATS, GCSE, A LEVEL, ESOL,
IELTS & BUSINESS ENGLISH
For more information and Free consultation:
t 0753 4491 623
e [email protected]
TELGRAF ÇARŞAMBA 26 KASIM 2014
31
£30
SERi iLANLAR 0742 948 1490
Bu sayfada
1 kutu ilan
İlanlarınızı [email protected] adresine gönderebilirsiniz
İlanlarınızı Pazartesi günü saat 16.00’ya kadar gönderebilirsiniz.
Sevin
Bookkeping
Rezan Uygur
078013934448
sevinbookkeping.co.uk
ENTERPRISE INTERPRETING
CENTRE (EIC)
Tecrübeli Tercümandan(BSc &MSc)
•
•
•
•
•
Her turlu tercümanlık hizmetleri
Her turlu devlet yardımları için başvurularınız yapılır.
Bütün çalışma izinleri, (Insurance)
Form doldurma - Banka Hesabi
Çocuk yardım parası -Tax credit- Ev kira Yardımı
Çalışma saatleri: Pazartesi- Cuma, 09:00-17:00
Address: (Tottenham’da Can Perde Sarayı’nın Karşısı/Lordship
Lane’nin sağındaki ilk bina)
639 ENTERPRISE CENTRE (Room 41-42)
639 HIGH ROAD, TOTTENHAM, N178AA
TEL: 07474515118
Email:[email protected]
Grup WXQ
Her türlü düğün, nişan, kına gecesi, doğum günü
yada partilerinizde profesyonel müzik ekibimizle
hizmetinizdeyiz...
Di dawet, şîranî, şeva hinê, pîrozbahiya rojbûnên
we de bi Koma WXQ di xîmeta we de ne.
0793 9412 553
TELGRAF ÇARŞEM, 26 SERMAWEZ 2014
9
DI MÎTOLOJIYA KURDAN DE PÎROZIYA AVÊ
KAMURAN YÎTÎK /A.Welat
Pîrozbûna avê xwe
dispêre serdemên
Arkaîk. Baweriya
anîmîstîka giyanê bi
avê ye ku di nav gelê
proto-kurd de hatiye
jiyîn, bi persanek pir
hindik gihiştiye roja
me ya îro
Pîrozbûna avê xwe dispêre serdemên Arkaîk. Baweriya anîmîstîk a
giyanê bi avê ye ku di nav proto-kurdan
de hatiye jiyîn, bi persanek pir hindik
gihiştiye roja me ya îro. Dîsa di mîtolojiya kurd de kozmogonî(afirandina
gerdûnê), teogonî (afirandina yezdanan) û antropogonî (afirandina mirovan)
sîtavek xweyî girîng li ser hişmediya,
pîroziya avê kiriye. Di mîtolojî û olên
kurd ên wekî Mazdaî, Mîtraî, Zerdûştî,
Mazdekî, Haremdînî, Yaresanî û Êzdî,
tî hemû yan de vê baweriyê hebûna
xwe bi awayên cur bi cur domandiye.
Di Mazdaîzmê de ji çar hêmanên pîroz
(Av, agir, ax û ba) yek jê av e.
Ahura Mazda xwedawendên ku
wekî kesên wî tên nasîn û herî nêzî
wî ne jî avê afirandiye û berpirsyarê
avê ne. Anahîta û Agamnapat her du
xwedewendên Mazdaîzmê ên berpirsyarê avê ne. Parêzvanî, paqijiya
avê, bereket û adanî di bin serweriya
wan de ye. Di Mîtraîzmê de Mîhr /
Mîtra Yezdan Soma ji avê çêkiriye
û ev Yezdan di nav avê de dimîne.
Yezdan Soma yezdanê cewherê jiyan
û nemirinê ye. Jiyan û nemirîbûyîn di
bin serweriya wî yezdanî de ye. Loma
jî dema ku zarokên Mîtraîstan çêbûne
ew bi ava Soma waftîz kirine. Ev
baweriya Mîtraî li gelek deverên Mezopotamyayê de belav bûne. Waftîz
kirina ku di baweriya xirîstiyaniyê de
tê kirin jî ji vê baweriya Mîtraî girtiye.
Dîsa dema ku rêwiyek bi riyek xeterê
de diçe bi gelemperî av li pey wî tê rijandin. Ev jî ji heman baweriya Mîtraî
tê û bi armancê ku Yezda Soma bi
hêza xwe yê nemirinê wan bihêwişe
ev av tê rijandin. Av hêvî û daxwaza jî
Yezdanê jiyan û nemirinê ango hawara
ji Yezda Soma ye. Rijandina avê ya li
pey rêwiyan daxwaza hawara Soma
ye. Ev baweriya Mîtraî di ser kurdan
re derbasî fars, ermenî û tirkan jî dibe.
Di roja me ya îro de ev gel jî dema
ku rêwiyek wan bi riyek dûr ve diçe
av li dû tê rijandin. Di Zerduştiyê de
ev bawerî bi heman awayî hatine hebandin. Xwedawendên sereke yên
Mazdaîzmê, Anahîta û Agamnapat
di Zerduştiyê de wekî firîşte hatinê
binavkirin. lê ji xeynî parêzvanî û
berpirsariya wan ên avê, erka wan di
Zerduştiyê de hinek din hatiye berfirehkirin. Ji bo nîmune parêzvaniya malbatê, ducanîkirina jinan, delalî, paqijkirin di serweriya wan de ye. Ji ber vê
yekê baweriya di Zerduştiyê de dema
zewacê tasek av bi serê bûkê de tê rijandin. Ev tasa avê ji bo ku nezayok
nemînin û ducanî bibin bi serê wan
de tê rijandin. Ev bawerî di dema serweriya Persan de jî tê domandin. Di
hîn çavkaniyên P. Z. Sedsala 5’emîn
de jî tê xuyakirin ku ev kevneşopî
hatiye domandin. Sîtava van baweriyan li ser çand û kevneşopên kurdan
bandorek mezin kiriye û heya roja me
ya îro hatiye. Baweriya proto-kurd ên
xweda û xwedawendên avê di dema
Zerduştiyê de bûye firîşteyên avê; ev
firîşte jî di roja me ya îro de wekî cîn
û periyên avê peresan derbas kirine.
Ango li çand û baweriyên gelek deverên Kurdistanê cîn û periyên avê,
peresana vê baweriya kevnar in.
Baweriya ku cîn û periyên avê
hene û divê ku neyên nerihetkirin
ango neyên acizkirin li gelek deverên
Kurdistanê didome. Heta li hîn herêman dema ku tiştek hişk li avê bikeve wisa tê bawerkirin ku ev ê bibe
sedema aciziya wan cîn û periyan.
Baweriya cîn û periyên avê li gelek deveran wisa serwer e ku li çar
aliyên Kurdistanê navê çem, kanî
û sûlavan bi navê cîn, perî û elkan
hatine binavkirin. Têkîliya vê baweriyê bi îslamiyetê re nîne. Lewra li
gorî baweriya îslamiyetê cîn ne ji avê
û agir hatine afirandin. Di Qur’anê de
di sureya Rehman de dide diyarkirin
ku xwedê cîn ji agirê xas çêkirine. Di
baweriyên Mazdekî û Huremdînî de
ku her du jî berdewama Zerduştiyê
ne û bi gelemperî baweriyên Mazdaî,
Mîtraî û Zerduştiyê domandine. Ab,
Zereh û Kyansîh avên pîroz ên wan
baweriyan e. Di Yaresantiyê de kaniya
Golsan û kaniya Hanîta, di Êzdîtiyê
de jî kanîya Spî ava pîroz bi awayekî
nîv mîtolojîk hatine binavkirin. Ev
baweriyên mîtolojîk bandorek mezin
li ser lebat, tevger û jiyana rojane ya
kurdan kirine. Ji bo nimune bi kurdan
re vexwarina avê li piya guneh e. Ji bo
rêzdarî û hurmeta Soma û Anahîta li
piya nehatiye vexwarin. Dîsa mîz kirina nava avê an jî tif (tuk) kirina avê
wekî kiryarek gunehkarî tê hesibandin. Ji bo hurmeta wan Yezdan, cîn û
periyên avê divê ku av ji her çar qirêjî
û pîsîtiyê bê parastin.
TELGRAF ÇARŞEM, 26 SERMAWEZ 2014
8
Kürt Toplum Merkezi-KCC
& Halkevi bünyesinde
Gitar
Bağlama
Semah (35 yaş üstü)
Folklor
Tiyatro
İngilizce
Kürtçe (Kurmanci)
Matematik
Kurslarının kayıtları başlamıştır. Daha fazla bilgi için
aşağıdaki telefon numaralarını arayabilirsiniz.
Halkevi
KCC
31-33 Dalston Ln, London E8 3DF
11 Portland Gardens, London N4 1HU
020 7249 6980
020 8880 1804
TELGRAF ÇARŞEM, 26 SERMAWEZ 2014
Jin her sal bêhtir dimirin!
Tundiya li dijî jinê roj bi roj
zêde dibe. ‘Tundiya mêr’ ku
gihaştiye asta tirsnak, her sal
li cîhanê dibe sedema mirina
bi hezaran jinan. Li gorî
hejmarên ne fermî di sala
2013’an de li Tirkiyeyê 237
jin hatin kuştin. Ev hejmar
di 10 mehên sala 2014’an de
gihaşt 255 kesî. Li pêşberî
firotina jinan ji aliyê DAIŞ’ê
ve li bazarên koleyan, cîhan
bêdeng e.
Di 25’ê Mijdara 1960’î de li Komara Domînîk, Xwişkên Mîrabel ên
li dijî Dîktatoriya Trojîllo têdikoşiyan,
piştî ku li girtîgehê hevserên xwe ziyaret kirin rastî destavêtinê hatin û
hatin kuştin. Piştî vê bûyerê, li tevahiya cîhanê li dijî tundiya li hemberî
jinê kampanya hatin destpêkirin û
di sala 1981’ê de, li Kongreya Jinên
Karayîp û Latîn Amerîka ya Yekemîn
a li paytexta Kolombiya Bogota de,
roja Xwişkên Mîrabel hatin kuştin
yanî 25’ê Mijdarê weke “Roja têkoşîn
û piştevaniya navneteweyî ya li dijî
tundiya li hemberî jinê” hatibû îlankirin. Neteweyên Yekbûyî xwedî li vê
kevneşopiyê derket û û 25’ê Mijdarê li
qada navneteweyî weke roja têkoşîna
li hemberî tundiya li dijî jinê pejirand.
Di vê çarçoveyê de her sal di 25’ê Mijdarê de li tevahiya welatan çalakî tên
lidarxistin, mijara tundiya li hemberî
jinê tê nîqaşkirin û nirxandin.
Ji sedî 75 ê jinan rastî şîdeta hevserê
xwe tên.
ji sedî 8,7 jî bi hinceta ‘bihevrebûn red
kiriye’ hatine kuştin.
Jinên di encama cînayetê de tên
kuştin, ji sedî 40-70 ji aliyê hevserên
xwe ve tên kuştin.
Meclîsa Ewlekariya Kar û Tenduristiya Karker jî da xuyakirin, ku di
sala 2014’an de li gorî tespîtên wan di
cînayetên kar de 112 jinan jiyana xwe
ji dest dane.
Yên rastî destavêtinê tên ji sedî 50
di binê temenê 18 salî de, ji sedî 10
ji vê rêjeyê zarokên mêr, yên mayî jî
zarokên keç in.
Yek ji her çar zarokan, rastî şîdeta
zayendî tê.
Herî zêde zarokên di navbera 7-9
salî de rastî şîdeta zayendî tên.
Ji sedî 55 ê zarokên di navbera 5-10
salî de mexdûrên ensest in.
Lê belê tundiya li hemberî jinê roj
bi roj zêde dibin.
Ji sedî 40 ê zarokên di navbera 1016 salî de mexdûrên ensest in.
LI GELEMPERIYA CÎHANÊ
TUNDIYA MÊR A LI DIJÎ JINÊ
DERKET ASTA JI SEDÎ 75’AN
Li gorî lêkolînan, li cîhanê di her
deqeyekê de 380 jin ducanî dimînin.
Rêxistina Tenduristiyê ya Cîhanê di
sala 2002’an de dabû xuyakirin ku ducaniya nayê xwestin û nexweşiyên bi
rêyên zayendî xwe didin der, di nava
jinên rastî şîdeta hevser tê de, rê li ber
pirsgirêkên cidî yên tenduristiyê vedikin. Di rapora ala 2002’an a Konseya
Ewropayê de hatibû destnîşankirin, ku
sedema herî zêde rê li ber seqetmayîn
û mirina jinên di navbera 16-44 salî de
vedike, şîdet e. Li Dewletên Yekbûyî
yên Amerîkayê her sal nêzî çar mîlyon
jin rastî destdirêjiya hevserê xwe tên
û 4000 ji van bûyerên destdirêjiyê bi
mirinê bi encam dibe. Li gorî daneyên
Neteweyên Yekbûyî, li gelemperiya
cîhanê rêjeya tundiya li dijê tê kirin ji
sedî 17-75 e.
Ji sedî 75 ê êrîşkarên zayendî, nas in.
Di şer de, li gelek deveran jin rastî
destavêtin, destdirêjiyê tên, zikê jinê tê
qelaştin û rastî şîdeta zayendî ya mîna
texrîpkirina organê zayendî tê.
REWŞA LI TIRKIYEYÊ
Li Tirkiyeyê tundiya li dijî jinê di
salên dawî de zêde bûn û ev hejmar
xeteriya rewşê radixin pêş çavan.
Li gorî vê yekê; ji sedî 25 ê jinan
rastî şîdeta fîzîkî tên.
Di bûyerên ensest de ji sedî 50 ê kiryaran, bav ap, zava, kek, kal û xal in.
Ji jinên li xeta alîkariya lezgîn digerin ji sedî 57 rastî şîdeta fîzîkî, ji sedî
46,8 rastî şîdeta zayendî, ji sedî 14,6
rastî ensest û ji sedî 8,6 rastî destavêtinê hatine.
KUŞTINA JINÊ HER SAL ZÊDE DIBE
Li gorî hejmarên ne fermî di sala
2013’an de li Tirkiyeyê 237 jin hatin
kuştin. Ev hejmar di 10 mehên sala
2014’an de gihaşt 255 kesî. Bi tenê di
meha Cotmehê de mafê jiyanê ji destê
29 jinan hatin girtin, di meha Îlonê de
23 jin bûn qurbaniyên şîdeta mêr. Li
gorî par, qetilkirina jinan zêde bû. Li
tabloya îsal, jinên penaber ên Sûriyeyî
yên ji şer reviyan û xwe li Tirkiyeyê
girtin jî zêde bû. Di 18’ê Îlonê de li
Rihayê jineke derdora 30 salî li nava
kolanê mirî hat dîtin, di 20’ê Îlonê de
jineke din a Sûiryeyî, piştî demeke kurt
a nîqaşa bi hevserê xwe re, bi derba debanceya mirî hat dîtin. Mêrên kiryarên
kuştina jinê yên meha Îlonê, herî zêde
kêr yan jî debance û tiving bikar anîn.
EV ‘TEDBÎREKE’ BI ÇI RENGÎ YE?
Ji sedî 8,7 ê bûyerên kuştina jinê, li
gel biryarên tedbîrê jî rû dan. Ji sedî 13
ji jinan, ji ber ku xwestiye cihê bibe yan
jî nexwestiye li hevserê xwe yê jê cihê
bûye li hev were, bi hinceta ‘namûsê’,
QANÛNÊN NIMÛNEYÎ
BI KÊR NEHATIN
Li Tirkiyeyê, pêkanînên Qanûna li
ser pêşîgirtina tundiya li hemberî jinê
û parastina malbatê ku di sala 2012’an
de hat derxistin, pêşî li tundiya li hemberî jinê negirt. Tirkiye welatê destpêkê bû ku îmzeya xwe avêt binê Peymana Stenbolê ya Konseya Ewropayê.
Peymana ku di 1’ê Tebaxê de ket
meriyetê, van şert li ser dewletên îmzekar ferz dike:
Dewletên bûne aliyê peymanê,
wê mafê penaberiyê bidin jinên rastî
şîdetê hatine.
Dewlet, lezgîniya rewşê û rîska mirinê li ber çavan bigire û bi her awayî
tedbîran bigire. Mekanîzmaya îxbarê wê bêtir were
xurtkirin. Ji perwerdekirina dadgerî,
polîs û personelên tenduristiyê de
budçe û dem were veqetandin.
Ji bo mexdûra şîdetê nasnameya
xwe biguherîne alîkarî were dayîn.
Mexdûr wê were parastin, desteka
psîkolojîk were dayîn û ji aliyê dewletê ve desteka madî ya demî bê dayîn.
Yên alîkarî dane şîdeta li hemberî
jinê, wê werin cezakirin.
Di radyo û televîzyonên dewletê de,
mehê herî kêm 90 deqe weşanên li ser
wekheviya zayendî ya civakî were kirin.
Di mufredatê dibistanên destpêkê û
navîn de, wê dersên di mijara wekheviya jin û mêr û mafên mirovan ên jinê
de, werin dayîn.
Ji bo zewaca bi zorê weke sûc bê
dîtin, tedbîrên pêwîst ên hiqûqî, îdarî û
cezayî wê werin girtin.
Eger mexdûr ji kiryar tazmînatê
bixwaze, wê guhertinên pêwîst ên
qanûnî bên kirin.
7
Bi Îranê re lihevkirin nebû, dema
muzakereyê hat dirêjkirin
Ji hevdîtinên li ser mijara
nukleerê yên di navbera Îran
û welatên 5+1 DYA, Çîn,
Rûsya, Fransa, Îngilîstan û
Elmanya de, encamek nehat.
Aliyên muzakereyê biryar
dan, ku dema danûstandinan
7 mehên din bên dirêjkirin.
Di hevîtinên li ser mijara
nukleerê yên di navbera Îran
û welatên 5+1 DYA, Çîn,
Rûsya, Fransa, Îngilîstan
û Elmanya de, encamek
bi dest neket. Dema danûstandinan 7 mehên din hatin
dirêjkirin.
Serokdewletê
Îranê
Hasan Rohanî da xuyakirin,
ku ji bo pirsgirêkên aboriyê
yên welêt bên çareserkirin,
pêwîste ji muzakereyan en-
camek bê wergirtin. Rohanî
diyar kir, ku ew ji danûstandinên heta 1’ê Tîrmeha
2015’an encamekê hêvî
dike.
Rohanî da zanîn, ku di
hevdîtinên li Viyana de
di gelek nuqteyên ji hev
cihê de lihevkirin, çêbûye.
Wezîrê Karên Derve yê
DYA John Kerry jî diyar kir
ku wan “pêşketineke girîng”
bi dest xistine.
Berdevkê
Wezareta
Karên Derve ya DYA Philip Hammond diyar kir, ku
hevdîtin hefteyekê bênavber
dewam kir û got, ‘Xwegihandina encamekê ne pêkan
bû. Dema muzakereyê hat
dirêjkirin.”
Boko haram
li Nîjeryayê
48 masîfiroş
qetil kir
Masîfiroşan rayedarek ji
AFP’ê re axivî û got, “48
kesên li bakurê welêt bi firotina masiyan debara xwe
dikirin, hatin kuştin.”
Rayedarê
komeleyê
Ebûbekîr Gamandî got, “Bi
dehan endamên Boko Haram, rêya gundê Doron Baga
girtin. Li vê derê, bi dehan
masîfiroşên ku ji wergirtina
masiyan çûbû Çadê, qetil
kirin.”
Rayedarê komeleyê diyar
kir ku endamên Boko Haram, konvoya ji masîfiroşan
li qadeke 15 kîlometre dûrî
gund sekinandine.
Dûvikê El Qaîdeyê yê li
Nîjeryayê rêxistina Boko
Haram, 48 masîfiroş qetil
kir. Komkujiya li herêma
nêzî gola Çadê rû da, ji aliyê
Komeleya Masîfiroşan ve
hat ragihandin.
Rêxistina Boko Haram
a li Nîjeryayê, 48 masîfiroş
qetil kir. Ji Komeleya
Caferî: Hemû Misliman di
bin gefa DAIŞ de ne
Wezîrê Karên Derve yê
Iraqê Îbrahîm Caferî yê di
“Kongreya “Di aliyê Ulemayên Îslamê de Tevgerên
Radîkal û Tekfîrgir” de axivî
got ku DAIŞ ji bo civaka
Misliman li ser navê Îslamê
belawela bike derketiye
holê.
Wezîrê Iraqî Îbrahîm
Caferî, anî ziman ku çeteyên
DAIŞ’ê talûkeyeke golbal
in û ev tehdît tevayî Mislimanan digire nav xwe.
Îbrahîm Caferî got; “Hêmanên DAIŞ’ê di bin navê
Îslamê de her kuştinê dikin.
Divê em zanibin ku ulemayên îlahî û mezin divê
tevayî raya giştî ya cîhanê
ronî bikin, Îslama rastî vebêjin. Îro li bajarên Iraqê
gelek cinayet pêk hatine. Li
bajarên Suniyan komkujî
pêk anîn û ew ji mezheba
Sunî ne. Me di sala 2004’an
de got ku ol û mezhebên terorîstan tune ye.”
Wezîr bal kişand ser
sînorên têkoşîna li hember çeteyan bên meşandin
û wiha dewam kir, “DAIŞ
ji bo civaka Misliman belawela bike li ser navê Îslamê
hat. Divê em zanibin ku ti
cihê terorîzmê nîne û reaksiyona li hember bê nîşandan
bi mantiqî be.”
Li Nîjeryayê du êrîşên
xwekujî: 45 mirî
Li bajarê Maîdugurî yê
Nîjeryayê du êrîşên xwekujî
pêk hatin û di encamê de 45
kes mirin.
Li bajarê Maîdugurî
yê Nîjeryayê, li bazarê du
êrîşên xwekujî ji aliyê du
jinan ve hate pêkanîn û di
encamê de 45 kes mirin.
Şahidên bûyerê dan zanîn ku
jinan bombe di bin çarşefên
li xwe kiribûn de veşartibûn.
6
TELGRAF ÇARŞEM, 26 SERMAWEZ 2014
TELGRAF ÇARŞEM, 26 SERMAWEZ 2014
5
TELGRAF ÇARŞEM, 26 SERMAWEZ 2014
4
Muslim: Însiyatîfa Kobanê Asya Ebdullah:
Bi pêşengiya jinan
di destê YPG’ê de ye
ber bi azadiyê ve
dimeşin
Hevseroka PYD’ê Asya Ebdullah bi telefonê
tevlî çalakiya jinan a li ser sînor bû û diyar kir
ku tevî hemû êrîşan jî ew hê li eniya pêş şer
dike. Ebdullah ev tişt anî ziman: “Ti êrîş nikare jinan ji têkoşîna wan dûr bîxe. Îro li çar
parçeyên Kurdistanê bi pêşengiya jinan ber bi
azadiyê ve dimeşin. Em ê bi pêşengiya jinan
Kurdistana azad ava bikin.”
SERKAN DEMÎREL
Hevserokê PYD’ê Salih Muslim destnîşan kir,
ku di qonaxa heyî de Kobanê êdî azad bûye û
anî ziman, ku paqijkirina herêmê bi temamî ji
çeteyan, dibe ku demekê dewam bike. Muslim
diyar kir, ku heta Tirkiye li dijî DAIŞ’ê helwesteke zelal nîşan nede, wê îmaja wê ya li qada
navneteweyî sererast nebe.
Hevserokê PYD’ê Salih Muslim der
barê pevçûnên li Kobanê de agahî da û
ragihand, ku li gorî rojên bihurî YPG li
Kobanê di nav pêşveçûneke mezin de
ye. Muslim da zanîn, ku ji ber berxwedana Kobanê, desteka Tirkiyeyê ya
ji bo çeteyên DAIŞ’ê bi zelalî derketiye
holê, lewma Tirkiye li nava raya giştî
ya cîhanê êdî bi îmajeke din tê bîranîn
û got, “Eger Tirkiye qebûl bike ku li
cem hêzên li dijî DAIŞ’ê şer dikin cih
bigire, em jî weke PYD amade ne alîkariyê bidin Tirkiyeyê ku xwe ji vê îmajê
rizgar bike.”
PÊŞVEÇÛNA YPG’Ê DEWAM DIKE
Li Kobanê niha rewş çawa ye?
Pevçûn dewam dikin. Însiyatîf niha
di destê YPG›ê de ye. Li gel êrîşa hêzên
koalîsyonê ya ji hewayê, bi têkoşîna
YPG û hêzên pêşmerge ya ji bejahiyê ve, pêşveçûn dewam dike. Li gel
pêşveçûna YPG’ê ya li navenda bajêr,
di heman demê de li gundên Kobanê jî
bi pêş ve diçe. Di çalakiyên tên lidarxistin de jî, çete windahiyên giran didin.
BER BI XWEKUŞTINÊ
VE TÊN DEHFDAN
Wê demê em dikarin bêjin ku çete
têkçûneke mezin dijî?
DAIŞ, tevî ku windahiyên giran
dide jî, tevahiya hêzên xwe diherikîne
Kobanê. Di mejiyê van de têgihiştineke
têkçûnê nîne, ji ber ku vana mîna
xwekuştinê, ji bo mirinê diçin şer. Ji
ber ku xwedî mejiyekî ku bawer dikin,
dema bimirin wê biçin bihuştê, ji bo
wan ti girîngiyeke têkçûnê nîne.
KOBANÊ AZAD BÛYE
Mirov dikarin kengî bêjin ku Kobanê bi
temamî azad bûye?
Kobanê di qonaxa heyî de ji xwe
azad bûye. Lê belê paqijkirina Kobanê
bi temamî ji çeteyan, wê demekê dewam bike. Ji ber ku li vê herêmê gelek
gundên Ereban hene û ji van gundan
gelek kes bi DAIŞ’ê re tevgeriyan, mirin an jî hatin kuştin. Dema ev hemû û
hin faktorên din li ber çavan were girtin, bi dîtina min paqijkirina vê herêmê
bi temamî ji çeteyan wê demekê dewam bike.
EFRÎN DI BIN XETERIYÊ DE NÎNE
Li hemberî Efrînê gefeke êrîşê heye?
Efrîn di bin xeteriyeke tê gotin de,
nîne. Efrîn hem ji aliyê erdnîgarî hem
jî ji aliyê leşkerî ve di rewşeke gelekî
cuda de ye. Xeteriyek li ser Efrînê nîne.
Li wir hêzeke mezin a YPG’ê heye û
li hemberî gefeke gengaz jî amade ne.
CIH LI TIRKIYEYÊ TENG BÛYE
Hûn di rewşa heyî de siyaseta Tirkiyeyê
çawa dinirxînin?
Bi berxwedana Kobanê re, desteka
Tirkiyeyê ya ji bo çeteyan bi zelalî xuya
kir. Bi vê desteka zelal bû re, cih li Tirkiyeyê teng bû. Tevahiya cîhan hat wê
radeyê ku li dijî DAIŞ’ê şer bike, lê Tirkiyeyê hînê li dijî çeteyan helwesteke
zelal nîşan nedaye. Bi rêbazeke siyasetê ya cihê şermê; bi gotina ‘Em jî li
dijî DAIŞ’ê ne’ nabe. Ji aliyê tevahiya
cîhanê niha baştir tê zanîn, ku Tirkiye
destekê dide DAIŞ’ê. Heta ku dest ji
vê helwesta xwe bernede û helwesteke
zelal li hemberî çeteyan nîşan nede, siyaseta Tirkiyeyê ya li qada navneteweyî wê her tim zerarê bibîne.
EM AMADE NE BI TIRKIYEYÊ
RE HEVDÎTINÊ BIKIN
PYD bi Tirkiyeyê re hevdîtinan dike?
Li gel ewçend qewimîn û bûyeran jî,
me deriyên xwe li Tirkiyeyê negirtine.
Ji bo hevdîtinê destê me hînê li hewayê
ye. Ji bo Tirkiye xwe ji îmaja li cîhanê
deng vedaye rizgar bike, em amade ne
alîkariyê bidin Tirkiyeyê. Ji bo xwe ji
vê îmajê rizgar bike, divê li cem hêzên
li hemberî DAIŞ’ê şer dikin, cih bigire.
Ez di 4’ê Cotmehê de li wir bûm, eger
bi rastî jî sozên dabû me bicih bianiya,
rewş dikarîbû bi temamî bihata guhertin. Hêvîdarim wê di demeke nêz de li
hemberî DAIŞ’ê helwesteke zelal nîşan
bide û xwe ji vê îmajê rizgar bike.
KOÇBER JI REHMA TIRKIYEYÊ
RE NEHATINE HIŞTIN
Hûn helwesta Tirkiyeyê ya der barê gelê
Kobanê yê sînor derbas kiriye de, çawa
dinirxînin?
Bila her kes vê baş bizanibe,
koçberên çûne wê derê ti carî ji rehma
Tirkiyeyê re nehatine hiştin. Bila kes li
ser vê siyasetê neke. Gelek ji van mirovan, li cem xizmên xwe yên li wê
herêmê dijîn dimînin û dema xeterî bi
temamî ji holê hat rakirin, wê vegerin.
Berevajî gotinên dewleta Tirkiyeyê,
beşeke gelekî biçûk a mirovên çûne
wê derê ji Tirkiyeyê destekê dibîne. Li
gel vê rastiyê, helwesta Tirkiyeyê ya li
hemberî van mirovan, hem koçberên
li wir hem jî welatiyên xwe yên li wê
herêmê, gelekî êşandiye. Ji roja destpêkê ve gelê Kurd, saziyên gelê Kurd
û dostên wan bersivê didin pêwîstiyên
mirovên sînor derbas kirine.
Li qada navneteweyî pêşketin di kîjan
astê de ye?
Bi berxwedana Kobanê re di encama danûstandinên dîplomatîk de, li
qada navneteweyî pêşketinên girîng
tên jiyîn. Tevahiya cîhanê bala xwe
daye Rojava û Kobanê. Hem gel hem
jî dewletên cîhanê di nava lêgerîna
rê û rêbazên alîkariyê de ne. Ji bilî
êrîşên hewayî yên hêzên koalîsyonê,
pêşketinên li qada navneteweyî wê di
demeke nêz de bi çav werin dîtin û bikevin meriyetê.
Bi hezaran jin tevlî meşa jinan a
ji bo 25’ê Mijdarê Roja Têkoşîn û
Piştevaniya Navneteweyî ya li Dijî
Tundiya li Hemberî Jinan li ser sînor
daye destpêkirin bi mîtînga li gundê
Mehserê hat lidarxistin bi dawî bû.
Jinan di mîtîngê de di şexsê siyasetmedara Kurd Sakîne Cansiz a li Parîsê
bi 2 hevalên xwe re hat qetilkirin,
Arîn Mîrxan a çalakiya fedaî pêk anî
ji hemû jinên têkoşer deqeyek rêz
hat girtin. Jinan bênavber “Bijî berxwedana YPJ’ê berz kirin û bi stranên
ji bo YPJ/YPG’ê hatin gotin.
Hevseroka PYD’ê Asya Ebdullah bi telefonê tevlî mîtîngê bû û got
ku tevî hemû astegiyan jinên ji çar
hêlan ve ji bo destekirina berxwedana
şervanên YPJ’ê hatine ser sînor watedar e. Ebdullah anî ziman ku tevî
hemû êrîşan jî ew hê li eniya pêş şer
dike û wiha axivî: “Em hemû jinên
têkoşer bi bîr tînin û em ê xwedî li
têkoşîna wan derkevin. Jinên Kurd
ên ku ev mîrasa wan dewr girtine li
Rojava li ber xwe didin. Tu êrîş nikare jinan ji têkoşîna wan dûr bixe.
Hê jî şoreşa jinan didome. Îro li çar
parçeyên Kurdistanê bi pêşengiya
jinan ber bi azadiyê ve dimeşin. Em
ê bi pêşengiya jinan Kurdistana azad
ava bikin.”
Ebdullah got ku jin dîrokê dini-
vîsînin û wiha berdewam kir: “Jin
sînoran nas nakin, ji bo silavkirina
berxwedêrên YPJ’ê hatine ser sînor.
Berxwedana YPJ’ê bersiva li dijî
desthilatdariya zilaman, komkujiya li
ser jinan û îktîdarê ye. Ji ber vê yekê
ev şoreş hemû jinan digire nav xwe û
di vê çarçoveyê de bûye mînaka herî
di cih de.”
Parlamentera berê ya YNK’ê Nermîn Osman jî di mîtîngê de axivî û silavên xwe ji berxwedêrên Kobanê re
şand. Osman got ku îro jin pêşengiya
vê rojê dikin û wiha axivî: “Jin li
hemberî êrîşan di eniyê de şer dikin
û li zîndanan li ber xwe didin. Jinên
Kurd li hemberî DAIŞ’ê şer dike.”
Hevseroka KCD’ê Selma Irmak
jî di mîtîngê de axivî û ev tişt anî ziman: “Gorên ku li Kobanê ji bo jinên
Kurd hatibûn vekirin çeteyên DAIŞ’ê
ketinê. Îro xeyalên Kurdistanê li
Kobanê bi cih tê. Di şexsê Kobanê de
Kurdistan azad dibe. Em dibêjin êdî
destên xwe ji jinan bikşînin. Jiyana
ku jinan nasnake em jî wê nasnakin.
Têkoşîna jina heta Îmrali xuya bibe
em bidomînin. Birêz Abdullah Ocalan got ku Kobanê navende û xwedî
li vê berxwedanê derkevin. Peywira
giran dikeve ser milê jinan. Tiştên
ku hatine kirin têrê nake divê em
têkoşînê bilindtir bikin.”
TELGRAF ÇARŞEM, 26 SERMAWEZ 2014
3
Alxasiyan di kampanya Kobanê Ferhat Tunç di
30´emîn sala
de 102,300 Sterlîn kom kir
xwe ya hûnerê
de li Londonê
konserek da
Komeleya Alxasiyan jibo koçberên Kobanê di kampanyaya du mehan de
102,300 Sterlîn kom kirin û gihandin Pirsûsê. Bi pêşengiya komelaya Alxas
Kom’ê ji bo welatiyên Kobanê ku ji ber êrîşên çeteyên hov ên DAIŞ’ê koçber
bûn bi dirûşma “Ji bo Kobanê tu jî nanekî bipêje” di encama kampanyayê de
alîkariyên ku kom kirîn bi 2 TIR’an birin Pirsûsê û teslîmî Komelaya Piştevanî
û Alikariya Rojava kir. Hevserokê Alxas Kom Cevdet Karakoç diyar kir ku ji
bo Kobanê ji destê kê çi tê bila bike û banga alîkariya lêzgînî kir.
Ji bo welatiyên Kobanê ku ji ber
êrîşên çeteyên DAIŞ’ê koçber bûn
welatparezên Kurd ên li Îngilîstanê
alîkariya di çarçoveya kampanyayekê
de berhev kirin, anîn radestî Komeleya Piştevanî û Alikariya Rojava kirin. Alîkariya bi pêşengiya Komeleya
Alxas Kom’ê ve hat komkirin ji aliyê
Hevserokê Komeleya Alxas Kom
Cevdet Karakoç, Rêveber Îbrahîm
Bûgday û endamê komeleyê Mûstafa
Has ve li Pirsûsê teslîmî rayedaran hat
kirin. Hinek ji alikariyê jî ji bo welatiyên ku li Kobanê di nav şert û mercên giran de dijîn di Deriyê Sînor ye
Murşîtpinarê re derbasî aliye Kobanê
kirin. Der heqê alikariyê de Hevserokê Alxas Komê Cevdet Karakoç axivî û diyar kir ku wan beriya mehekê
bi armanca alikarîdayînê 250 kon û
40 hezar lîreyê Tirk kom kirine û ji bo
welatiyên Kobanê anîne. Karakoç da
zanîn ku bi dirûşmeya “Ji bo Kobanê
tu jî nanekî bipêje” kampanyaya xwe
meşandine û peşangiya kampanyayê jî
jinan kiriye. Karakaç bilêv kir ku di vê
çarçoveyê 2 TIR alîkarî berhev kirine
û kampanyaya wan rastî eleqeyeke
mezin hatiye.
‘DESTÊ XWE YÊ ALÎKARIYÊ
DIRÊJÎ KOBANÊ BIKIN’
Karakoç di axaftina xwe de rewşa
welatiyên Kobanê destnîşan kir û ji
bo welatiyên Kobanê banga alikariya
lezgîn kirç Karakoç got: “Bi rastî jî
rewşa welatiyên me ya li Kobanê ne
başe. Welatiyên me di nav şert û mercên giran de jiyana xwe didomînin.
Ji bo ve yêke jî divê hemû mirovên
alîkarxwas bibin seferber û destê xwe
yê alîkariyê dirêjî kobanê bikin. Ji
destê kê çi tê divê teqez bike. Di vê
revşê de qîmeta qurişekî heye. Berî
mehekê em hatin bi taybetî jî rewşa
zarokan ji berê hîn jî xerab bûye. Bi
taybetî bangawaziya min ji welatiyên
me yên li Ewropayê dijîn re heye. Li
ku dibin bila bibin. Bila destê xwe
yê alîkariyê dirêjî Kobanê bikin. Li
vir dewlet ti alikariyê ji welatiyên
Kobanê re nake. Tenê bi serê xwe bi
alîkariya gel û bi alîkariya şaredariyên
giredayî DBP’ê welatiyên Kobanê li
ser piya disekinine. Ev jî tenê bi sere
xwe terê nake. Ev welatî ji top û guleyan nemirin, lê bila ji ber şert û mercên zivistanê yên giran tenê nemînin.”
‘KAMPANYA BI PÊŞENGIYA
JINÊ HAT MEŞANDIN’
Endamê komeleyê Mûstafa Has jî
diyar kir ku ew bi çavekî alîkariyê li
kar û xebatê meşandine nanihêrin û
ew kar û xebatên xwe weke ji mala
xwe re kirine dibînin. Has da zanîn ku
bila hemû kes jî hêla xwe ve diyar bike
û li gor vê yekê kar û xebatên xwe ji
bo welatiyên Kobanê bimeşîne. Has
axaftina xwe bi van gotinan domand:
“Eger têkoşîn ji bo mirovahiyê tê
meşandin, bila hemû kes destê xwe
bixe bin kevir û bila tenê kar û xebatê
xwe ji bo rehetkirina wijdanê xwe
nemeşîne. Di van kar û xebatên me
de jî bi taybetî jinan peşengî kirin. Ji
jinên ciwan bigrin heya yên pîr hemû
kesan xebat meşandin. Nan pêjandin
û firotin ji bo welatiyên Kobanê. Ne
keda wan bûya ev alikarî dernediket
holê. Em ji bo keda wan û yên keda
xwe derbas bûn jî spasî xwe peşkeş
dikin.”
Endame Komelaya Piştevanî û
Alîkariya Rojava Abdî Gumuş jî ji bo
alîkariyên hatine spasiyên xwe pêşkêşî
Komeleya Alxas Komê kir û diyar kir
ku ji ber Komeleya Alxas Kom’ê berê
bi wan re di nava têkiliyê de bû, li gorî
pêwîstiyan tişt hatiye kirîn û belavkirin. Gumus ji bo alîkariyên bên kirin
hişyarî da û got: “Eger berî alîkarî bên
bi me re bikevin tekîliyê wê hîn baş
bibe. Ji ber ku hin carna alîkariyên tên
ne li gorî pedîviya ne. Ji bo wê eger
di serî de bi me re têkiliyê deynin em
ê li gorî pedîviyan alîkariyan çareser
bikin.”
Hunermend Ferhat Tûnç konserên
xwe yên sala 30. duh bi şev li salona
Londra Selby Center berdewam kir.
Tûnç ku 3 saetan bi temaşevanan re
stranên xwe got û banga piştgiriya ji
bo Kobanê kir.
Li Ewropayê di rojeva
aktîviteyên hunerê de jî rojev Kobanê ye. Di aktîvîteyan de ku berxwedana Kobanê tê silavkirin, bangên
pêşxistina
piştgirîdayinê
tên kirin.
Konsera li salona Londra
Selby Center ji bo Seyîd
Riza û hevalên wî Ahmet
Kaya û kesên li Kobanê
jiyana xwe ji dest dane
deqeyek rêz hat girtin.
Piştî belgesela bi navê,
“Dirok baş nêzî me nebû”
ku bi dengê Can Dûndar
e, hat temaşekirin şûnde
hunermend Ferhat Tûnç
derket ser dikê û bi kilama,
“Biko” dest bi bernameya
xwe kir. Di konsera ku Tûnç
stranên xwe yên berê û nû
gotin, piştgiriya ji bo Kob-
anê di rojevê de bû.
Tûnç ê banga piştgiriya
ji berxwedana Kobanê re
kir got, “Dema em êvaran
zarokên xwe di nav livînên
germ de radizînin em
zarokên Kobanê yên li kolanan radizin bînin bira xwe.
Em eşên dayikên Şengal
bînin bîra xwe.”
Hunermend Ferhat Tûnç
ku Komeleya Dersimiyan
jî ziyaret kir got ku serdana
Serokwezirê Tirk Ahmet
Davûtoglu ya Dersîmê
xapandineke û hikûmeta
AKP’ê hewl dide bi sozên
vala welat bi rê ve bibe.
Tûnç diyar kir ku wê gelên
Dêrsîmê dersa pêwîst bide
hikûmeta AKP’ê û partiyên
siyasî yên nûnertiya dewletê dikin.
TELGRAF ÇARŞEM, 26 SERMAWEZ 2014
2
Xaçepirs
Bersiva Hefteya Borî
Gotinên Pêşiyan
Gotinên Pêşiyan:
“Agir bi çiyan dikeve ter û hişk tevde dişewite.”
“Bila mirov bêtext be, lê ne bêbext be.”
“Gihayê hewşê tahl e.”
“Ger hûn nebin yek, hûnê herin yek bi yek”
Avirên Te
Awirên te
Tav in, birûsk in, volkan û bend in
Awirên te
Bahoz in, bager in, dax in, kemend in
Awirên te
Hespên Bedirxan in
Awirên te
Şevistana Kurdistan in
Awirên te
Xetîreyên vêketî ne
Awirên te
Dilê min in
Awirên te
kulîlkên ser gora min in..!
Ehmed Huseyni
MUHASEBECİNİZDEN MEMNUN MUSUNUZ?
MUHASEBE │ SİGORTA │ MORTGAGE │ EMEKLİLİK │ DÖVİZ ÖDEMELERİ
Certified Accountants &
International Tax Advisory
Tel: 020 3397 2575 - Fax: 084 5280 1901 - [email protected] - www.ulus-group.co.uk
Visit us at: 185 Angel Place, Edmonton, London N18 2UD
telgraf.co.uk
Çarşem,
26/11/2014
Hêjmar
ROJNAMEYA HEFTEYÎ
444
Her Bijî Xelkê Alxasê
Komeleya Alxasiyan jibo koçberên Kobanê di kampanyaya
du mehan de 102,300 Sterlîn kom kirin û gihandin Pirsûsê.
Bi pêşengiya komelaya Alxas Kom’ê ji bo welatiyên
Kobanê ku ji ber êrîşên çeteyên hov ên DAIŞ’ê koçber bûn
bi dirûşma “Ji bo Kobanê tu jî nanekî bipêje” di encama
kampanyayê de alîkariyên ku kom kirîn bi 2 TIR’an birin
Pirsûsê û teslîmî Komelaya Piştevanî û Alikariya Rojava
kir. Hevserokê Alxas Kom Cevdet Karakoç diyar kir ku ji bo
Kobanê ji destê kê çi tê bila bike û banga alîkariya lêzgînî kir.
Rupel 3
Avukat Handan Özbek yönetiminde tecrübeli ekibimizle aşağıdaki alanlarda hizmetinideyiz:
İltica / Ankara Antlaşması / Göçmenlik
Vize başvuruları - evlilik, ziyaretci, aile, oğrenci,
vs. yüksek mahkeme temyiz ve itiraz başvuruları
İş yeri, lease ve ev alım satımı
Kaza Davaları / Trafik kazaları
Noter işlemleri / Noter tastik hizmetleri
Yasal beyanameler
İsim değiştirme belgesi
Vasiyetname
TEL: 02088092253 - FAX: 02088802252 - EMAIL: [email protected] - ACİL: 07772990112 - 72A Grand Parade, Green lanes, London N4 1DU
5C Picketts Lock Lane, Edmonton London N9 0AS
T: +44 (0) 20 8807 0090 | F: +44 (0) 20 7681 2768 | www.nartek.co.uk
Fresh Fruit
& Vegetables
Wholesaler
Sebze ve meyvenin en kaliteli,
en uygun fiyatli Hal’i Edmonton’da
24 SAAT
HIZMETINDEYIZ
Download

İNGİLTERE, YPG`YE KATILAN