T: 020 7923 08 38 │ M: 0742 948 14 90 │ E: [email protected]
facebook.com/telgrafnewscom │ @telgrafnewscom
Haftalık Haber Gazetesi
Çarşamba, 30 Temmuz 2014
427
HAFTA SONU
SANDIK BAŞINA!
Oy verme gününüzü öğrendiniz mi?
Zenginin kapısından
Fakir geçemiyor! Sayfa 2
Cameron’dan kaçak
göçmenlere tehdit! Sayfa 5
Yurt dışında yaşayan Türkiye vatandaşları ilk defa yurt dışından
Türkiye’deki bir seçim için oy kullanacak. Türkiye Cumhurbaşkanlığı
seçimleri için İngiltere’de yaşayan vatandaşlar Cumartesi-Pazar (2-3
Ağustos) günlerinde oy kullanacak. Iki gün devam edecek seçimlerin en
büyük handikabı randevu sistemi. 25 Temmuz’da sonlanan randevu alma
sisteminden yararlanmayıp işlem yapmayan vatandaşlara otomatik olarak
randevu günü verildi. Randevu gününde gitmeyen seçmenler oy kullanma
hakkını kaybedecektir.
•Seçimlerin birinci turu 2-3 Ağustos
Cumartesi-Pazar günü yapılacak.
•Randevu almayanlara sistem
otomatik olarak randevu tarihi verdi.
•Her seçmen Yüksek Seçim
Kurulu’nun www.ysk.gov.tr
sitesinden “Yurtdışı seçmen –
nerede oy kullanacağım” seçeneği
üzerinden, randevu günü ve saatini
öğrenebilir.
•Tespit ettiği randevu saatinde
gidemeyen vatandaşlar aynı gün
içerisinde oy kullanması mümkün
olacaktır.
• Randevu gününde gidemeyen
veya belirlenmiş oy kullanma
gününü kaçıran vatandaşların
diğer gün oy kullanmaları mümkün
OLMAYACAKTIR. Ancak,
Türkiye’deki gümrük kapılarında oy
kullanma hakkı devam edecektir.
•Seçim günü oy kullanabilmek için
T.C. Kimlik numaranızın kayıtlı
olduğu fotoğraflı bir nüfus cüzdanı
veya pasaportu ibraz etmeniz
gerekmektedir.
•Yurtdışında adres beyanı yaptırmış
olan ancak Türkiye’de bulunan
vatandaşlar Gümrük kapılarında oy
kullanabileceklerdir: Gümrüklerde
birinci tur oy verme işlemi: 26
Temmuz 2014 - 10 Ağustos 2014
•Seçimler Olympia Sergi ve Konferans
Merkezi’nde (Kensington, Londra,
W14 8UX) gerçekleştirilecektir.
En yakın Railway ve Overground
station: Kensington (Olympia) station.
En yakın Underground station:
Shepherd’s Bush. En yakın Bus
station: Kensington (Olympia) station
Karayalçın boş salona İhsanoğlu’nun Londra’da yine on binlerce kişi
‘Cumhuriyetçiliğini’ anlattı Sayfa 9
Gazze katliamını protesto etti Sayfa 10
2
Çarşamba, 30 Temmuz 2014
Bu apartmanda
Zenginin
kapısından
Fakir geçemez!
Londra’nın varlıklı bölgelerinde yapılan yeni
apartman projelerinde ‘fakir kapıları’ uygulaması
gerçekleştiriliyor.
The Guardian gazetesinin
yaptığı araştırma, Londra’nın
bazı
bölgelerinde
inşa
edilen apartmanlarda evlerin
fiyatlarına göre iki ayrı giriş
olduğunu ortaya çıkardı.
Tower Hamlets, Commercial
Street’te bulunan One Commercial Street apartmanında
bulunan uygun fiyatlı evlerde
oturanlar için yan kapıyı kullanma mecburiyeti var.
Konunun gündeme gelmesi üzerine, Londra Büyükşehir
Belediye
Başkanı
Boris
Johnson’a
uygulamanın
yasaklanması
için
çağrı
yapıldı. Johnson uygulamayı
desteklemediğini
fakat,
yasaklamayacağını belirtti.
Multi milyon sterlinlik
konutların yer aldığı apartmanda sosyal evlerin girişinin
binanın yanında olması yanı
sıra, çöp atma yeri dahi, tüm
tesisler ayrı.
‘Zengin’ girişinin
lüks
bir otel lobi görünümünde
olduğu, binayı yapan şirket,
bu ayrımın sebebinin düşük
maliyetteki evlerin sakinlerinin
ödeyecekleri servis ücretlerinin
düşük kalması için olduğunu
belirtti.
Konut inşası için proje iznine başvurulduğunda, evlerin
belirli bir bölümü belediyeye
sosyal konut olarak, ya da
düşük gelirlilerin alım gücüne
göre fiyatta olması gerekiyor. Bu zorunluluk yüzünden
milyonluk ev yapan şirketler
bu tür bir ayrımcı çözüme
başvuruyorlar.
Londra’da yaşayan zenginlerin sayılarının son zamanlarda artığının verileri,
konut fiyatlarının yükselmesinin düşük gelirli insanları
Londra’nın belirli bölgelerinin
dışına atması yanı sıra, zengin
ve fakirin arasındaki uçurumun büyüdüğünün başka bir
göstergesi de ‘zengin’ ve ‘fakir’ kapıları oldu.
‘Fakir kapıları’ olarak yorumlanan, arka kapı girişleri,
zenginlerin ve zengin insanlardan kar yapacak kişi ve
şirketlerin insanları maddi
olarak
değerlendirmeleri
ve
çöplerin
atılan
çöp
kutularının
dahi
ayrılma
gereğinin, Londra’da sınıfsal
bir ‘apartheid’ın’ geliştiğinin
göstergesi.
ABD, New York’ta da görülen bu uygulamaya ilişkin, şehrin
belediye başkanı Bill De Blasio,
yeni yapılarda bu uygulamayı
yasaklamak için işlemleri
başlatacaklarını belirtti.
Aynı binanın iki girişi: Sol taraftaki lüks lobi maddi durumu iyi olanlar için.
Sağ taraftaki ise belediyenin binaya yerleştirdiği kiracılar için.
Yeşil Parti, Büyükşehir
Belediye Meclis üyesi, Darren Johnson, “Bu eğilim halka
karşı bir aşağılamayı gösteriyor
ve inşaat şirketleri lüks evleri,
yerel halkla bağlantı kurmak
istemeyen, zengin yatırımcılara
satmakla alakalıdır. Belediye
başkanı ve belediyeler bunu
çok uzun süredir görmemekten geliyorlar. Yapmaları gereken, ayrı tesislerin yer aldığı
projeleri ret etmek ve bunun
yüzünden uygun fiyatta evlere
yer vermeyi kabul etmeyen
projeleri geri çevirmek olur,’’
dedi.
Londra’nın kuzey batısında
bulunan, Queens Park Place
ev inşaatını gerçekleştiren
Londonnewcastle
şirketinin
başkanı Peter Allen, sosyal konutlara bakan ev şirketlerinin
bazı ücretleri ödeyemedikleri
için ayrı tesisler yapmak zorunda kaldıklarını belirtti.
One Commercial Street
evlerinin broşürü, lobinin
özelliğinden ve lüksünden bahsediyor. Fakat sosyal konut olan
evlerin girişinin yan kapıdan
olduğundan söz etmiyor.
Queen’s Park Place evlerinin broşüründe şöyle yazıyor:
‘‘Uygun fiyattaki ev sakinleri özel ana girişi, özel avlu
bahçesini ve bodrumdaki araba
ve bisiklet parkını kullanmaları
mümkün olmayacak. Posta ve
çöp birikimi gibi hizmetler de
ayrı olacaktır.’’
One Commercial Street
evlerini yapan şirket Redrow London adına konuşan
idare
müdürleri
James
Moody, yaptıkları evlerin
yüzde 34’ünün uygun fiyatta
olduğunu belirtti ve ayrı girişin
olmasının sebebinin bu evleri
idare eden Network Housing şirketinin sakinleri için
servis ücretlerine taban fiyat
uygulaması olduğunu- diğer
taraftan da, varlıklı sakinlerin
lüks bir servis beklentilerinin
olduğunu belirtti.
150 evden fazla olan konut projeleri belediye başkanı
tarafından onaylanması gerekiyor. BBC Radio London’a
konuşan Boris Johnson, ayrı
girişlere ilişkin şöyle konuştu:
‘‘Bu uygulamayı sevmiyorum
ve eğer yapabilirsem, konut
projelerinden çıkartılmalarını
teşvik ettiğim bir şeydir.’’
Fakat Johnson uygulamanın
bazı koşullarda yüksek servis
ücretlerinin önüne geçilmesi
için şart olduğunu belirtti.
Johnson’ın
planlama
yardımcısı, Sir Edward Lister, 2008 senesinden itibaren
76 bin den fazla uygun fiyatta evin inşa edildiğini
ve planlama başvurularını
değerlendirdiklerinde
ev
sayısının artması gibi bir
çok faktörü göz önünde
bulundurmaları
gerektiğini
ifade etti.
Tottenham
milletvekili
David Lammy, Johnson’ın
uygulamayı
yasaklamayı
göz önünde bulundurması
gerektiğini belirtti.
Lammy şöyle konuştu:
‘‘Londra’nın varlıklılar ve
yoksullar şehri olmasına izin
veremeyiz. Başkentin köklü
ekonomik başarısının tüm
Londralılara faydası olması
gerekiyor ve sadece lüks
bir hayata paraları yetenlere
değil.’’
Bu uygulamanın gündeme
gelmesi, evsizlerin bina önlerinde yatmalarını önlemek için
çivi çakılmasının ardından,
Londra’daki varlıklı kesimlerin dar gelirde ve yoksullukta
yaşayan insanlardan kendilerini ayrı ve uzak tutma isteklerinin başka bir örneği.
3
Çarşamba, 30 Temmuz 2014
Haringey
belediyesi
ev yapımına
hız veriyor
Evsizlik yardım hattına
Londra’daki ev sorunları gün geçtikçe artarken, Haringey Belediyesi
yeni ev inşa planlarına hız verdi.
Planların arasında kullanılmayan
büyük alanlarda ev inşa etmek ve eski
belediye evlerini yenileyip evlerin
sayısını arttırmak var.
‘‘Bu planlar bizim belediyemizde daha
fazla ev inşa etmeye ve daha fazla Haringey ailesini ev sahibi olmasına destek
vermeye bağlığımızın göstergesidir.
Haringey Belediyesi 2015 senesine kadar beş bin yeni ev yapmayı
planladığını ve iki bin evin Tottenham
Hale’de inşa edilen Hale Village’de
yapıldığını belirtti.
‘‘Çok sıkça ailelerin bütçelerine uygun fiyatta ev bulmaya zorlandıklarını
ya da ev satın almak için yeterli depozit biriktiremediklerini görüyoruz. Biz
kira, ortak mülkiyet ya da özel mülkiyet seçenekleri gibi, sakinlerimize
daha fazla seçenek verecek yeni evlerin
yapımında kararlıyız. Yenilenme projeleri sadece yeni tuğlalar ve harçtan
ibaret değildir. Ailelere Tottenham’da
bir hayat kurma fırsatı vermek ve
çocuklarının güvenli büyümelerini
görmek, planlarımızın temelinde’’,
dedi.
Belediye ayrıyeten, Seven Sisters,
Wards Corner da planlanan projenin
yapımına izin verilirse yeni evler ve
iş imkanlarının doğacağını belirtiyor,
fakat bölgedeki ufak esnaf bu projeye
karşı çıkıyor.
Gelişim ve Konut için kabine üyesi
Belediye encümeni, Alan Strickland,
TALEP ARTIYOR
Evsizler kurumu Shelter,
evsizlikle karşı karşıya kalan
insanların sayısının arttığını
açıkladı.
Sosyal yardım kesintileri ve ev
bütçesinin daralması sıkıntılardan
dolayı daha fazla insan evsiz kalma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyorlar.
Shelter,
sorunun
ciddiyetini
kendi yardım hatlarına artan talepten dolayı bildiklerini ve talebi
karşılayamadıklarını ifade etti.
2011’den bu yana yardım hattını
arayanların sayısının iki kattan fazla
artığını belirten Shelter, bir çok telefona
cevap veremediklerini açıkladı.
Shelter, zorluk çeken insanlara
yardım edebilmeleri için yardım hattına
destek talebinde bulundu.
Kurum, kendilerine telefon açan
insanların büyük bir kesimin mortgage
ödemelerinde zorlandıklarını, ve kısa
bir dönem işsiz kalmak ya da hastalanmak bir ailenin evini kaybetmesi
anlamına gelebildiğini belirtiyor.
Shelter’ın başkanı Campbell Robb,
‘‘Her 11 dakika’da, Britanya’da bir aile
evini kaybediyor. Ayın sonunu getirmek
için kırılma noktasına gelen ailelerin
sayısının artmasıyla, bunun neden
olduğunu görmek hiçte zor değil.
‘‘Fakat, bize yardım için gelen çaresiz insanların sayısının artmasıyla,
bizim yardım hattımız sınırları dışına
zorlanıyor’’, dedi.
Shelter, geçtiğimiz sene yardım hattı
danışmanlarının 124 bin’den yardıma
muhtaç insanın kendilerini ulaştıklarını,
fakat 54 bine yakın aramanın
cevaplandırılmadığını kayıt etti.
4
Çarşamba, 30 Temmuz 2014
Independent: Rojava ve
Kuzey Kürtleri IŞİD’e karşı
mücadelede birleşti
İngiltere’de yayımlanan The Independent gazetesi, Irak ve Suriye’nin kuzeyinde etkili
olan Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD) çetelerinin Rojava üzerindeki tehdidine karşı Rojava ve Kuzey Kürtlerinin mücadelede birleştiklerini yazdı.
Isabel Hunter imzalı haberde, Türkiye-Suriye sınırında
IŞİD’e karşı mücadelede cepheye dönmek için bekleyen, 23
yaşındaki Suriyeli Kürt Muhammed Ahmed’in izlenimleri
aktarılıyor.
Ahmed IŞİD’i ‘zorlu rakipler’ olarak nitelendiriyor ve
“Onlar uyuşturucu almış gibiler” diyor.
Ahmed, IŞİD çetelerinin
300 kişilik gruplar halinde
saldırdıklarını belirterek, “Biz
onları koyun gibi kurşunlasak
bile ertesi gün iki kat daha
büyük bir güçle karşımıza
çıkıyorlar” diyor
Haberde,
telefonunu
çıkarıp, öldürdükleri IŞİD
militanlarının bakması güç
resimlerini gösteren Ahmed,
ölülerin kimliklerini gizlemek için yüzlerini kan içinde
bırakıp, tanınmayacak hale getirdiklerini söylüyor.
Haberde,
Irak’taki
başarısının ardından, IŞİD’in
kuvvetlerini Kuzey Kürdistan sınırına yakın Kobane’ye
yöneldiği ve Kürtlerin de bu
kasabayı ellerinde tutmak için
mücadele verdiğine dikkat
çekildi.
Geceleri üç taraftan saldırı
altında kalan Kobane’deki
savaşın,
Kuzey’de
duyulabildiği
kaydediliyor. Roketler sesleri, düzenli
patlamalar ve tüfek ateşine
karışıyor.
PKK’nin geçen hafta bin
savaşçının IŞİD ile savaşan
kardeşlerine yardımcı olmak
için gittiği söylediği kaydedilen
haberde, yerel Kürt lider olarak
tanıtılan İsmail Kaplan’ın şu
sözlerine yer verildi:
“Biz savaşçı sayısını halkın
Kobane’de yaşananlara dikkatini çekmek için açıkladı. IŞİD
ABD silahları ile Musul’dan
geri geldiğinden beri daha
güçlüler. Biz onun Kürtlere
yardım eli uzatmalıyız. ISİD
daha da güçlenirse biz de
Suriye’deki Kürtlere yardımda
bulunmak için saldırırız.”
Hunter’a göre, Kobane’yi
kazanmak
Rojava-Kuzey
sınırının büyük bir bölümünü
kontrol etmek anlamına gelecek ve IŞİD adına büyük bir
stratejik zafer olacak.
Sınırda gözetleme amaçlı
bir kamp kurulduğu aktarılan
haberde, “Kürtler şarkılarla
morallerini yüksek tutmaya
çalışıyor” dendi.
Habere göre bu kampın
amacı, YPG güçlerini IŞİD
faaliyeti konusunda uyarmak
ve Kuzey Kürtlerini işgalden
korumak.
Haberin devamında, Kürtler
Rojava’da bir yıl önce ilan
edilen özerk bölgeleri savunmak için birlikte mücadeleyi
yükseltirken Rojava ve Kuzey
Kürdistan arasındaki sınırın
‘bulanıklaştığı’ vurgulandı. Haberde İki kardeşi Türk ordusu ile mücadelede yaşamını
yitiren, 27 yaşındaki bir kızı
PKK savaşçısı olan ve kendisi
de 12 Eylül faşist cunta döneminde 5 yıl cezaevinde kalan
49 yaşındaki Sadet Kooran’ın
‘5 yıldır ondan haber alamadı.
Ama o halkımızın kızıdır ve bizim haklarımız için mücadele
veriyor” sözlerine yer verildi.
Haberin devamında 10
gencin tren raylarında bir
kez daha silahlarını alıkp
Kobane’ye geçmek için bekledikleri kaydedilirken, babası
IŞİD tarafından esir alınmış,
amcası ise kafası kesilerek
katledilmiş olan Muhammed
Ahmed’in
arkadaşları
ile
öldürdükleri IŞİD çetelerinin
fotoğraflarını
gösterirken
birinde durarak şu sözleri
aktarılıyor:
“Benim amcamı öldüren
O idi. Biz videoyu internette
gördük.”
5
Çarşamba, 30 Temmuz 2014
Cameron’dan kaçak
göçmenlere tehdit!
Britanya’da kaçak olarak
yaşayan göçmenleri tehdit
eden Cameron: ‘sizi bulup
evinize geri göndereceğiz’
Mayıs 2015’te Britanya’da
yapılacak
genel
seçimler
yaklaştıkça Cameron hükümeti
sağa kayan oyları garantiye
almak amacıyla göçmenlere
açtığı savaşı daha da ileri
götürmeye devam ediyor.
Kaçak göçmenleri bulup
evlerine geri gönderecekleri
tehditlerini savuran başbakan
Cameron
aynı
zamanda
Britanya’da bulunan Avrupa
Birliği vatandaşlarının 3 aydan
fazla yardım alamayacağını
açıkladı. Şimdiye kadar 6 ay
yardım alma hakkı olan AB
vatandaşları bundan sonra sadece 3 ay yardım alabilecek.
BBC
televizyonunda
katıldığı
bir
programda
konuşan Başbakan Cameron:
‘‘Sizi yakaladığımız zaman,
ki yakalayacağız, kesinlikle
sizi geldiğiniz ülkeye geri
göndereceğiz.’’ dedi.
Cameron şöyle devam etti;
‘‘Aynı zamanda buraya öğrenci
taşıyan sahte kolejleri de kapatmak için daha fazla çalışma
yürüteceğiz. Şimdiye kadar
bu kolejlerin çoğunu kapattık.
Adil bir göçmen politikasına
sahip olduğumuzu bilmek her
Britanyalının hakkı. Eğer burada yasadışı yollarla kalıyorsanız
evinize dönün.’’
“Bizim
yapmaya
çalıştığımız Britanyalı vergi
mükelleflerinin önümüzdeki 5
yıl içerisinde yarım milyar sterlinini korumaya çalışmaktır.
Gerçekçi olmak gerekirse,
bazıları çalışmak için burada,
bazıları yardım almak için,
bazıları da öğrencilik bahanesiyle burada. Eğer burada kalma
hakkına sahip değilseniz, evinize geri gönderileceksiniz,
burada olmamalısınız. Yasal
ve adil bir göçmenlik sistemi
için sizi bulup evinize geri
göndereceğiz.’’
Cameron özellikle son
yıllarda Britanya’ya öğrenci
vizesi ile gelerek sözde dil
okullarında eğitim gördüklerini iddia eden kişilerin,
Britanya’nın göçmenlik sistemini kötüye kullandığını
ifade etti.
Başbakan Cameron, “Göçmenlik sisteminin kötüye
kullanımına ilişkin en kötü
örneklerinden birisi öğrenci
olarak geldiklerini iddia ederek
sahte dil okullarına kayıt olanlar. Denetleyenler bu okullardan birinde hiç öğrenci
bulamadılar. Radikal uygulamalara başlayarak bu şekilde
olan okulların 750’sini kapattık.
Bu okullar üzerinde daha
düzenli kontrollerin yapılması
için adımlar atıyoruz” ifadelerini kullandı.
Cameron, Britanya’ya
yasadışı göçü engellemek
için yeni adımları yürürlüğe
koyacakların
vurgulayarak,
“Kasım ayından itibaren,
yeni bir sistemi yürürlüğe
koyacağız. Ev sahiplerinin
kiracılarının göçmenlik durumunu kontrol etmeleri yasal
zorunluluk haline getirilecek.
Kasımdan itibaren, yasadışı
göçmenlerin banka hesabı
açmasını engelleyen kurallar
yürürlüğe girecek. Yasadışı
göçmenler belirlenince, onların
sınır dışı edilmesine de daha
fazla kolaylık getiriyoruz”
dedi.
David Cameron, İngiltere’de
bazı işverenlerin daha ucuz
işgücü için yurtdışında çalışan
getirmelerinin endişe kaynağı
olduğunu belirterek, “Bazı iş
bulma kuruluşları direk olarak
diğer Avrupa Birliği ülkelerinden elaman sağlarken iş arayan
İngilizlerin bu işlere başvurma
şansı bile olmuyor. Doğrudan
sadece
yurtdışından
işe
alımları yasaklıyoruz ve yasal
olarak bu kuruluşlara İngilizce
olarak İngiltere’de ilan verme
zorunluluğu getiriyoruz” diye
konuştu
6
Çarşamba, 30 Temmuz 2014
LONDRA’DAKİ KADIN
KURUMLARINDAN
DEMİRTAŞA DESTEK
Cumhurbaşkanlığı seçimlerine günler kala HDP Cumhurbaşkanı
adayı Selahattin Demirtaşa destek büyüyerek devam ediyor.
Londra’da faaliyet yürüten bir çok kadın kurumu Demirtaşa
destek verdiklerini açıkladılar. ‘Oylar Demirtaş’a’ başlıklı bir bildiri
yayınlayan kadınlar, ‘kadınların eşitliğine ve özgürlüğüne inanmış
bir politikacı aday olan Demirtaş’ı destekliyoruz’ açıkladılar.
Sosyalist kadınlar birliği,
Roj women kadın meclisi, Daymer kadın kolları, Dersimliler
derneği, Kırkısraklılar derneği
ve Tilkililer derneği gibi kurumlarda çalışma yürüten kadınlar
yayınladıkları ortak bildiride
şunlar belirttiler;
‘‘ Biz kadınlar; Fizyolojik
olarak erkek fakat ideolojik
olarak cins ayrımcı politikalar
karşısında “insan” olmayı
perspektif edinen Selahattin
Demirtaş’ı adayımız olarak
görüyor, destekliyoruz!’’
Yaşamın insanlaşması olarak
kabul edeceğimiz; kadınlara
her alanda (evde, sokakta, kamusal alanlarda, politik ve
örgütsel alanlarda, çalışma ve
yönetim
mekanizmalarında)
pozitif ayrımcılık yapılması
da dahil kadın yaşamının
özgürleşme alanlarını temel
görev edinmiş ilkelerle yol
alan HDP ve Demirtaş, ülke
topraklarında kadın lehine
politikaların hayat bulacağı bir
eşik sunmaktadır.
Yeni
yaşamın
ancak
kadınların
öncülüğünde
örgütlenebileceğine inanan ve
bunu yeni yaşam belgesinde
ilan eden Demirtaş; “Her toplum kadınların özgürlüğü kadar özgürdür” belgisini temel
şiar edinmiştir.
“Yeni yaşam belgesi” ile
“Kadın, gençlik, engelliler, inanç grupları, farklı kimlik ve
kültür grupları, çiftçi, işçi ve
emekçi meclisleri” ile yetkileri
arttırılmış bir makam değil,
halkın yetkilerinin arttırıldığı
bir cumhurbaşkanlığı döneminin başlatılacağını ilan eden
Demirtaş; kadınların seslerini,
sözlerini ve iradelerini kullanabilecekleri bir mevziinin
müjdesini vermektedir.
İşçi ve Emekçi Göçmen
Kadınlar;
Son 12 yıldır; Osmanlı
dönemlerine ait yönetim kültürü
ve Türk-İslam sentezci devlet
mekanizması ile yaşamları her
gün karartılan, kadın ölümlerinin günde 5’e çıktığı, toplumda ve
kadın bilincinde kadın cinsinin
ikinci sınıf insan statüsünde
olduğu fikrinin yerleştirilmeye
çalışıldığı bir ülke profili ile
karşı karşıyayız.
Yüreklerini
ülke
topraklarından
koparmayan, basını-TV’si medyası
aracılığıyla ülkedeki kültürel,
sosyal gelişmelerden doğrudan
etkilenen Avrupa’daki biz göçmen işçi ve emekçi kadınlar;
12 yıldır ülkede oluşturulmaya
çalışılan karanlığın etkilerini
Avrupa topraklarında da yaşar
hale geldik.
Kadın ölümleri Avrupa’da da
arttı. Yaşam alanlarımız buralarda da daraltılmak istenmekte.
Gericilik hızla yayılmakta ve biz
kadınlar için tehdit oluşturmaya
başlamaktadır.
Ülkede bulunan yakınlarımız,
dostlarımız ve tüm kadınlar
için;
Türk-İslam sentezci, tekçi,
cinsiyetçi, ırkçı ve şoven Recep
Tayip Erdoğan ve Ekmeleddin
İhsanoğlu ikilisini karanlığın
temsilcileri olarak oylarımızla
mahkum edelim!..
Kadınların
insanca
yaşayacakları adil, eşit, özgür ve
barış içerisindeki bir dünyanın
kapılarını aralayacak ilkelerle yol alan SELAHATTİN
DEMİRTAŞ’ı
kadınların
adayı olarak destekleyelim,
çalışmalarında
yerlerimizi
alalım.’’
Hangi gün oy kullanacağınızı öğrenmeyi unutmayın!
Londra’daki birçok kurumun ortak
çalışması olan Selahattin Demirtaş’a
Destek Komitesi, salı günü yaptığı
toplantıda son hazırlıkları değerlendirildi.
Haringey’de bulunan Kürt toplum merkezinde
yapılan toplantıya destek komitesinde yer alan
kurum bileşenleri katıldı. Sandık gözlemcileri
başta olmak üzere yapılması gereken çalışmalar
değerlendirildi. Toplantıdan sonra bir açıklama
yapan komite, randevu almamış seçmenlerin mutlaka Yüksek seçim kurulunun internet sayfasından
(www.ysk.gov.tr) oy verme gününü öğrenmeleri
çağrısı yapıldı.
Komite çalışmalarını destekleyen Kurdish, Londra Halkevi, GİK-DER, Day-Mer, Dersim-Der, ElCom, Pazar-Der, Kırkısraklılar Derneği, Tilkililer
Derneği gibi derneklerde seçim gününe kadar seçmenlere her türlü yardımlar sunulacak.
Komite, sosyal medya üzerinden de yardımcı
oluyor. Bilgilere şu adreslerden ulaşılabilinir:
http://demirtaslondon.wordpress.com, www.facebook.com/DemirtasLondon, www.twitter.com/
DemirtasLondon, [email protected]
Komite ayrıca verdiği 3 telefon numarası ile oy
gününü öğrenmek isteyen vatandaşlara yardımcı
olacak. Bu sistemde yararlanmak için başvurucular,
TC Vatandaşlık numarası, doğum tarihi, cilt sıra
no’larını yazarak mesaj gönderdiklerinde kendileri
için anında oy verme günü öğrenilip kendilerine
cevap verilecek. Mesaj yollanabilecek telefonlar:
07861800823, 07833897898, 07476486354
Çarşamba, 30 Temmuz 2014
7
8
Çarşamba, 30 Temmuz 2014
Avrupa’nın Çevreyi En
Çok Kirleten 30 Santrali
arasında İngiltere de
ilklerde geçiyor
Avrupa’nın En Kirli 30’u adlı rapor ile Avrupa Birliği enerji sektöründeki sera gazı salınımının en yüksek olduğu 30 enerji santralinin listesi açıklandı. Bunların içinde Polonya, Almanya ve İngiltere
başı çekiyor.
2013 verilerini temel alan raporun
oluşumunda İklim Hareketi Ağı, Doğal
Hayatı Koruma Vakfı, Avrupa Çevre Bürosu
gibi birçok organizasyon bulunuyor. Listenin başında Polonya’nın Belchatow kömür
yakıtlı enerji santrali bulunurken ikinci ve
üçüncü sırada Almanya’nın kuzeyinde bulunan iki santral yer alıyor.
Rapora göre, Avrupa Birliği uzun
zamandır iklim değişikliği ile mücadelede
lider olarak görülse de son yıllarda kömür
santrallerindeki emisyonlar artış gösteriyor.
1990’lı yıllar ile kıyaslandığında kömürden
enerji üretiminde anlamlı bir düşüş gözlense
de son yıllarda Avrupa enerji sektöründe
kömür tüketiminde artış görülüyor.
Ekonomik
faktörlerin,
artan
gaz
fiyatlarının, düşük kömür ve düşük karbon
fiyatlarının etkisi birliğin iklim politikalarında
esnemeye neden olurken 2009’dan beri
elektriğin kömürden elde edilmesinde artışı
beraberinde getiriyor. Petrol ya da gaza oranla görece düşük kömür fiyatları nedeni-
yle Avrupa’daki kömür
yakıtlı santraller tam
kapasite ya da tam kapasiteye yakın çalışıyor.
Avrupa’da ayrıca büyük
miktarlarda
kömür
ihracatı da yapılıyor, özellikle enerji üreticilerinin
kömür yerine kaya gazına
geçtiği ABD’den.
Almanya ve İngiltere
kirlilikte başı çekiyor
Almanya ve İngiltere her ne kadar kendilerini Avrupa’nın iklim şampiyonu olarak
ilan etse de listede her iki ülkenin yüzlerce
ton seragazı salımı yapan 9’ar santrali bulunuyor. Listedeki en büyük kirlilik yaratan ilk
5 santralden 4’ü ise Almanya’da.
Raporuna göre, kömür yakıtlı enerji santralleri tek başına en büyük sera gazı salınımı
kaynağıdır. Kömür en kirli yakıt ve dünyadaki kömür revervleri potansiyel olarak
en büyük C02 kaynağını oluşturmaktadır.
Kömür yakıtlı santraller dünya enerji
üretimini %40’ını oluştursa da enerji sektöründeki sera gazı salınımlarının %70’inden
fazlasından sorumlu.
Avrupanın iklim hedefleri tehlikede
Araştırma, eğer Avrupa 2030’a kadar
emisyonlarını 1990 seviyesinin %40 altına
indirme planını gerçekleştirmek istiyorsa
bu santrallerin kapatılmasının hayati önemde olduğunu belirtiyor. Ancak, kısa vadeli
ekonomik hedeflerin iklim değişikliğinin
kontrolünün uzun dönemli hedeflerinin
önüne geçtiği aşikardır.
*Kömürün yarattığı kirliliğin insan
sağlığına ve çevreye negatif etkisi vardır.
Kardiyovasküler ve solunum hastalıkları
başta akciğer kanseri Avrupa’da önde
gelen kronik rahatsızlıklar olmakla beraber bu hastalıkların tedavisi ise sağlık
harcamalarının önemli bir bölümünü
oluşturmaktadır. Tüm bu hastalık gruplarının
hava kirliliği ile ve özellikle havadaki partikül
parça miktarı ile açık bir bağlantısı vardır.
Kömürden elde edilen elektriğe ödenen fiyat
iklime, havaya ve insan sağlığına yönelik
yarattığı zararı karşılayamıyor.
9
Çarşamba, 30 Temmuz 2014
Karayalçın boş salona İhsanoğlu’nun
‘Cumhuriyetçiliğini’ anlattı
Cumhurbaşkanlığı seçimleri çerçevesinde Londra’ya gelen CHP Parti meclisi üyesi Murat
Karayalçın Kuzey Londra’nın Edmonton bölgesinde bulunan Kervan düğün salonunda yapılan
toplantıya katıldı. Toplantıya birkaç dernek temsilcisi dışında kimsenin ilgi göstermemesi
dikkat çekti.
Cumhurbaşkanlığı
seçimlerine
günler kala tüm partiler
çalışmalarını hızlandırdı.
HDP
Cumhurbaşkanı
adayı
Selahattin
Demirtaş’ın geçtiğimiz
hafta Lee Valley’de
yaptığı görkemli mitingden sonra, CHP
İngiltere temsilciliği de
çalışmalarına hız verdi. Seçim çalışmaları
kapsamında Londra’da
bulunan CHP parti
meclisi üyesi Murat
Karayalçın
Kervan
düğün salonunda düzenlenen toplantıya katıldı.
Salonun boş olduğu
toplantıya
Cemevi
başkanı Yaşar Demiralay,
Dersim-der
eşbaşkanı
Fero Fırat ve birkaç
CHP’li üye katıldı.
Boş salona seslenen
Karayalçın,
İhsanoğlu’nun
‘Cumhuriyetin
temel
değerlerine bağlı bir
kişi
olduğunu’
belirtti.
‘Cumhuriyetin temel değerlerine
bağlı’ propagandasının
altında,
muhafazakar
geleneğin
öncülerin-
den olan İhsanoğlu’yu
CHP’lilere kabul ettirme
çabasının bir parçası
olarak
yorumlanıyor.
Cumhuriyetin
temel
değerlerinden kast edilen
tekçi devletçi geleneğin
ve bu geleneğin temsilcilerinin Türkiye’de
yaşayan farklı haklara
yaşattığı katliamlardan
ve
asimilasyonlardan
bahsetmeyen Karayalçın,
Cumhuriyetin
temel
değerlerine
bağlılığın
CHP’nin olmazsa olmazı
olduğunu ifade etti.
İhsanoğlu’nun
cumhurbaşkanlığı
adaylığı açıklandığında
CHP’de
milletvekili,
bakan olarak görev
yapmış 42 siyasetçi, Ekmeleddin İhsanoğlu›nun
cumhurbaşkanı
adayı
gösterilmesine
karşı
olduklarını
belirterek
İhsanoğlunun,
‘Laik,
demokratik
Türkiye
Cumhuriyetinin temel
değerlerine,
Atatürk
ilke
ve
devrimlerine duyarlı bir aday
olmadığı’ yönünde bildiri yayınlamışlardı.
Haber: Aras Ararat
Foto: Londra Gazetesi
10
Çarşamba, 30 Temmuz 2014
Londra’da yine
on binlerce kişi
Gazze katliamını
protesto etti
Cumartesi günü dünyanın birçok yerinden olduğu gibi
İngiltere şehirleri de sokaklardaydı. Başta başkent Londra
olmak üzere Birmingham, Bradford, Cambridge, Cardiff,
Doncaster, Edinburgh, Hastings, Hebden Bridge, Lancaster,
Leicester, Newcastle, Oxford, Peterborough, Preston, Salisbury, Sheffield, Southampton, Stroud gibi şehirlerde kitlesel
gösteriler oldu.
En büyük gösteri başkent
Londra’daydı. Bir hafta önce olduğu gibi onbinlerce kişi Londra sokaklarını doldurdu.
Savaş Karşıtı Koalisyon ve
Filistinle Dayanışma Örgütleri
tarafından örgütlenen yürüyüş
bu hafta önce İsrail Büyükelçiliğinin önünde toplanarak başladı. Yürüyüş öncesi bir saatten
fazla kitle elçilik önünden ayrılmak istemedi.
Yürüyüş başladığında Londra’nın merkezdeki yolları göstericilere kalmıştı. Yürüyüş
boyunca İsrail’in saldırıları protesto edildi, Filistin’e özgürlük
istendi.
Yürüyüş
Parlamentonun
önündeki meydanda yapılan
mitingle son buldu. Mitingde,
konuşmacılar arasında Milletvekilleri Diane Abbott ve
Jeremy Corbyn, müzisyenler
Brian Eno ve Dave Randall,
şair Michael Rosen ve Nükleere
Hayır Kampanyası’ndan Bruce
Kent de vardı.
Türkiyeli göçmen örgütleri
de gösteride yerlerini aldılar.
Filistinliler bayrama korkunç
bir bilançoyla girdi
Filistinliler
Ramazan
bayramına ağır bir bilanço ile
girdi. Birleşmiş Milletler ve
ABD, üç haftada 1.030’dan fazla kişinin hayatını kaybettiği
Gazze’de derhal kalıcı ateşkese
çağırdı. Güvenlik Konseyi’nin
bir karar almak yerine, sadece
bir açıklama yapması tepki konusu oldu.
İsrail ordusu Pazar gecesi
saat 23.00’te beridir herhangi
bir bombardımanda bulunmadı.
Ramazan bayramı vesilesiyle
açıklanmamış bir ateşkes durumu yaşanıyor. Ancak bayramdan, ateşkes çağrıları yapıldı
ve daha önce yapılan ateşkesin
ihlaline tepkiler dile getirildi.
ÇOCUKLAR HEDEF ALINDI
Filistinliler ağır çok ağır bir
bedelle Ramazan bayramına
girdi. İsrail ordusunun saldırıları
nedeniyle
Gazze
Şeridi
harabeye döndü. Saldırılar,
Hamas’ın askeri kapasitesini
ortadan kaldırma gerekçesiyle
8 Temmuz günü başlatıldı. Üç
hafta içerisinde en az 1.032
Filistinli hayatını kaybetti.
Bunların büyük çoğunluğu sivillerden oluşuyor. UNICEF’e
göre en az 192 çocuk bunlar
arasında yer alıyor. 1948’de İsrail tarafından
işgal edilen Batı Şeria ve Gazze
Şeridi’nde çocuklar her zaman bu çatışmaların hedefi
oldu. 2000 yılından bu yana
Batı Şeria ve Kudüs Vadisi’nde
1400’ü aşkın çocuk ve genç
öldürüldü.
DEV BİR CEZAEVİ
İsrail cephesinde 43 ölü var.
Bunların büyük çoğunluğu
askerlerden oluşuyor. Harabeye dönen Gazze Şeridi’nde onbinlerce kişi evlerini terk ederek
BM kurumlarına sığınmak zorunda kaldı. Bölge zaten 2006
yılından beridir İsrail ablukası
altında bulunuyor ve tamamen insani yardımla ayakta
duruyor. 1.8 milyon nüfuslu
Gazze Şeridi, dev bir cezaevini
andırıyor.
BM’DEN AÇIKLAMA
VAR, KARAR YOK
New York’ta acil bir
araya gelen BM Güvenlik
Konseyi’nin 15 üye ülkesi ortak
bir açıklamada bulunarak “acilen ve koşulsuz olarak insani
ateşkese güçlü destek” verdiler.
Güvenlik Konseyi, acil ve gerekli bir yardımın sağlanmasını
istedi.
ABD
Başkanı
Barack
Obama da savaşın durmasını
istedi. BM’deki Filistin temsilcisi Ryad Mansur, BM’nin
bir karar değil de basit bir ortak açıklama ile yetinmesine
tepki göstererek, bu açıklamada
Gazze’ye dayatılan ablukanın
kaldırılmasının istenmediğini
belirtti. Mansur, “1.8 milyon kişi
bu dev cezaevinde kapalı olarak
tutulamaz” diyerek, Güvenlik
Konseyi’nin “ayak sürdüğü”
tepkisinde bulundu.
11
Çarşamba, 30 Temmuz 2014
‘Tavuklarda mikrop’ iddiasına soruşturma
İngiltere›de süpermarketler
mikrop taşıyan tavuk eti iddiaları
üzerine alarma geçti.
İngiltere’nin en büyük kümes
hayvancılığı şirketinin sağlık kurallarına
uymadığı ve hayvanlardan insanlara
ölümcül hastalıkların bulaşabileceği iddia edildi.
İngiliz Guardian gazetesi, İngiltere’de
kümes hayvanları endüstrisinde hijyen
ve temizlik sorunları olduğuna ilişkin
araştırmaların ardından ülkenin önde
gelen üç süpermarket zincirinin de acil
soruşturma açtığını yazdı.
Gizli
çekilen
görüntüler
ve
fotoğraflardan elde edilen kanıtlarda,
kümes hayvanlarına ölümcül mikroplar
bulaşabileceğine dair tespitler yapıldığı
belirtildi.
Hackney evlerinin
idaresi tekrar belediyeye geçecek
Hackney Belediyesi, 2016’ya kadar
belediye evlerinin idaresini Hackney
Homes’dan geri alıp direk olarak
kendisinin idare etmesi için belediye evi
sakinleri ve sahiplerinden görüş alacak.
Devralma planının gerçekleşmesi için
halka danışma süreci 8 Ağustos-31 Ekim
arasında gerçekleşecek.
Hackney Homes 2006 senesinde, beledi-
Kümes hayvanlarında görülen ölümcül bakterilerin pişme sürecinde öldüğü
anlaşılsa da İngiltere’de 280 bin kişinin
tüketilen tavuklar nedeniyle hasta
olduğu aktarılıyor.
Guardian’ın beş aylık araştırmaları
sonucunda, İngiltere’nin en büyük iki
kümes hayvanı üretici şirketi 2 Sisters
Food ve Faccenda’da hijyenik şartların
sağlanmadığı öne sürülüyor. Bu iki
şirketin de ürünlerini ülkenin önde gelen
süpermarket zincirlerine tedarik ettiği
belirtiliyor.
FİRMALAR TEDİRGİN
İngiltere›deki süpermarketler halk
sağlığını tehdit eden iddiaların derinlemesine araştırılmasını istiyor. Tavuk
etini tüketiciye ulaştıran Tesco, Sainsbury’s ve Marks & Spencer gibi zincir
firmalar sağlık bakanlığının konuyla ilgili inceleme başlatmasını talep etti.
yenin evlerinin gelişimi için kurulan, İyi Evler programına dışarıdan yatırım almak için
belediye tarafından kuruldu.
Hackney Homes, 16 bin binanın
camlarının yenilenmesine ve 6 bin mutfak
ve banyonun değişimini sağlamış. İyi Evler
programı Mart 2015’de sona erecek ve belediye ve Hackney Homes arasındaki çalışma
anlaşması 31 Mart 2016’da sona erecek.
Yasal olarak belediye evlerinin yönetimine
her hangi bir değişik yapılmadan ev sakinlerine danışılması gerekiyor. Ev sahipleribelediye evlerini satın alan Leaseholderlarile de aynı zamanda danışılacak.
Özel bir araştırma şirketi danışma sürecini gerçekleştirecek ve ev sakinleri ve ev
sahiplerine 11 Ağustos’da danışma paketleri
posta yoluyla gönderilecek.
11 yaşındaki bir
kıza sünnet yapma
suçlamasıyla iki
kişi tutuklandı.
Heathrow Havaalanında, Uganda’dan
küçük kızla gelen, 72 yaşındaki adamın
tutuklanması ardından, 40 yaşındaki bir
kadın Hackney’de tutuklandı.
Polis sosyal servise olayı bildirdikten
sonra, kız çocuk bakım altına alındı.
Kadın Sünneti 2003 Yasası, Britanya
içerisinde ya da dışında kadın sünnetini
gerçekleştirmek ya da yapılmasına destek
vermeyi yasaklıyor.
Geçtiğimiz hafta İngiliz hükümeti ve
Unicef vakfının ev sahipliği yaptığı ‘Girl
Summit 2014’ adlı zirvede kadın sünneti ve çocuk yaştaki evlilikler konusu
tartışılmıştı.
Mazotlu araçlara
ceza uygulaması
Londra’nın hava kirliliğiyle baş etmeye çalışan Boris Johnson mazotlu arabalara ücret uygulama önerisinde bulundu.
Johnson’ın önerisi kabul edilirse, mazotlu
araçlara Congestion Charge’a ek olarak,
10 sterlin civarında bir ücret uygulanacak.
Böylece Congestion Charge bölgesine giriş
yapan mazotlu araçlar 20 sterlin civarında
bir ücrete tabi olacaklar.
Güvenli yasal sınırları çok fazla aşan hava
kirliği derecesinden dolayı Avrupa Birliği
tarafından, Londra’ya yüksek miktarda ceza
verilmesi bekleniyor.
Mazotlu (diesel) arabalar kullanıcı için
daha karlı ve iklim için biraz daha az zararlı
olsa da, uzmanlar, yakın çevre için çok daha
zararlı olduğunu belirtiyorlar. Mazotun
dumanındaki parçacıklar ciğerlere ve solonum sistemine işliyor.
Mazotlu araçlar aynı mesafede, ben-
Başkent Londra’da küresel zirve
sırasında Cameron tarafından ilan edilen
yeni önlemler uyarınca, çocuklarının kadın
sünnetine maruz kalmasını durdurmada
başarısız olan ebeveynler kovuşturmayla
karşı karşıya gelecek
İngiltere’de kadın sünnetinin tarihe
karışması için 1.4 milyon sterlin bütçeli
yeni bir önleme programı başlattıklarını
açıklayan Cameron, “Bütün kızların şiddet
ve baskıdan uzak hayatlar yaşamaya, evlenmeye zorlanmamaya ve onları hem fiziksel
hem de duygusal olarak kalıcı olarak yaralayacak kadın sünnetinden uzak durmaya
hakları var” dedi.
Cameron sözlerine “Böyle kabul edilemez gelenekler, bazı toplumlarda ne
denli kök salmış olurlarsa olsunlar hem
İngiltere’de hem de dünyanın geri kalanında
kadın haklarını ihlal etmektedir” diyerek
devam etti.
İngiltere’de kadın sünneti 1985’ten beri
yasalara aykırı olsa da 2014’e kadar bu konuda hiçbir yargılama yapılmamıştı.
Yapılan araştırmalara göre İngiltere’de
ortalama 137 bin kadın sünnetine maruz
kalmış.
zinli araçlardan daha az yakıt harcıyor ve
bu sebepten, son yıllarda mazotlu araçların
kullanımı katlanarak arttı.
Johnson ve çevre grupları, hükümetin mazotun vergisini arttırmasını talep ediyorlar.
Johnson planların 2020’ya kadar
uygulanmasını istiyor, fakat bunun çok geç
olduğu savunuluyor. Hava kirliliği grupları
hava kirliliğinden kaynaklı her sene binlerce
kişinin öldüğünü belirtiyorlar.
Londra Büyükşehir Meclisi İşçi Parti
Grubu Çevre sözcüsü, Murad Qureshi,
‘‘Mazotu, düşük emisyon bölgesinden tamamen yasaklamaktansa, Belediye Başkanı,
bu ayrıcalık için, sadece 10 sterlin ceza
veriyor. Ve 2020’ya kadar uygulamamakla
sorunu derine götürüyor. O zamana kadar,
Boris Belediye Dairesinden dört sene öncesinden ayrılmış olacak ve kendisi göreve
başladığı 2008 senesinden o yana, 51 bin
civarında insan zamansız bir şekilde ölmüş
olacak. Londra’nın cesur kararlara şimdi
ihtiyacı var. Belediye Başkanı bu önergeleri
2020’den daha erken bir tarihe getirmeli’’,
dedi.
12
Çarşamba, 30 Temmuz 2014
13
Çarşamba, 30 Temmuz 2014
Burası Suriye değil,
AKP’nin yarattığı
İSTANBUL
IŞİD çeteleri İstanbul’da bayramda buluştu. Tevhid dersleri,
Tevhid dergisi gibi paravan
oluşumlarla çeteleri örgütleyen
kurumlar, İstanbul’da AKP’nin
desteği ile piknik yapıyor.
Bayramlaşma buluşmaları düzenliyor. Çetelerin Suriye, Rojava ve Irak’a
gönderilmesi için törenler yapılıyor.
Törenler yapıyor. Konuşmalarda
IŞİD’in sözde halifesi Bağdadi’ye
biat
ettiklerini
belirtiyor.
Başka yerlerden toplanan çete üyelerinin Suriye ve Rojava’ya gönder-
ilmesi için çalışmalar yapılıyor.
IŞİD çetelerine yapılan konuşmalarda,
IŞİD ve El Nusra arasındaki
ayrışmaya
dikkat
çekiliyor.
Konuşmalarda El Nusra cephesi taklitçi olarak tanımlanıyor.
Çetelerin buluşmasında, insanlara çağrı
yapıyor ve ölüm fetvaları veriliyor.
‘Müslümanlara ölün’ çağrısı yapılıyor.
Emire bağlılğın gereği olarak cihad
edileceğini belirten bir konuşmacı,
kendisini dinleyenleri cihada çağırıyor.
Çeteler
yaptıkları
bayramlaşma
töreninden sonra bazı çete üyelerinin
Suriye ve Rojava gönderildiği de belirtiliyor.
Özgürce
Sermayenin
karanlık
çocuğu IŞİD
Son zamanların en vahşi kanlı terör
örgütlerinden IŞİD’in seceresi yavaş
yavaş ortaya çıkmaya başladı.
ABD Ulusal Güvenlik Ajansı
(NSA)’nın sırlarını ifşa eden eski CIA
ve NSA çalışanı Edward Snowden;
Irak Şam İslam Devleti (IŞİD)’in
İngiliz ve Amerikan emperyalizminin beslediği, İsrail gizli servisi
Mossad’ın yetiştirdiği bir kuvvet
olduğunu açıkladı. IŞİD’in başındaki
“halife” Ebu Bekir Bağdadi ise Mossad tarafından bir yıl askeri eğitimden
geçirilmiş...
Sanırım bu bilgi, Müslüman Filistinliler İsrail tarafından katledilirken IŞİD’in “İsrail’le bir sorunlarının
olmadığını” ifade etmesinin nedenlerini de izah ediyor.
Sözde,
Irak’ta
Sünnilerin
adaletsizliğe
uğraması
nedeniyle “cihad” çağrısı yapan IŞİD’in
Filistin’de katliama uğrayan mezhep kardeşlerini savunmak dururken Suriye’yi, özelde de Rojava’nın
Kobani kantonunu hedeflemesi
açıktır ki Sünni hakları değil, kaynayan Ortadoğu’da alternatif bir
seçenek haline gelebilecek Rojava
Devriminin baltalanmasıdır.
Konunun siyasi analiz bölümünü
burada bırakarak, kadın bedenini
kullanımlık araca çeviren “cihad nikahı”
ile binlerce genç kadının El Nusra ve
IŞİD cellatlarına kullandırılmasını ele
almak istiyorum.
Geçtiğimiz haftalarda İngiltere’de
de 16 yaşlarındaki Somalili 2 kız
kardeşin (ikizler) “cihad nikahı”
için Suriye’ye gittikleri medyaya
yansımıştı. Bu, ilk de değildi. Hollanda başta olmak üzere yüzlerce çocuk
yaşlardaki genç kadın Suriye’ye
gitmişti.
Suudi Arabistan’ın ünlü müftülerinden Şeyh Muhammed el Arifi’nin
çağrısıyla, sadece Avrupa’dan değil,
dünyanın dört bir yanından binlerce
genç kadın, sözde “cihad savaşçısı”
erkeklerin
cinsel
ihtiyaçlarını
karşılamak üzere Ortadoğu’ya gidiyordu.
“Cihad nikahı” olarak tanımlanan
birkaç saatlik sözde “evlilik” ile
kadınlardan her gün onlarca erkeğe
seks hizmeti vermelerini isteyen
vahşi gericilik, kadın bedenini her
hangi bir mal gibi erkeğin sefahatine
HATICE GÜDEN
[email protected]
sunulmayı da meşrulaştırmaktadır.
Daha da ötesi, “namus” şablonunu
kadın cinsine yapıştırarak tüm özgürlüklerini elinden alan gericilik, işine
geldiğinde ise kadınlara “cennet”
yolunun kapısını “cihad nikahı” ile
açmaktadır.
Binlerce genç kadın, cennet
aldatmacası ile seks hizmeti için
kullandırılmakta. Gericiliğin seks
konusundaki arsızlığı bunlarla da
kalmıyor.
Şam’daki Selefi şeyh Nasır el
Ömer, Şia karşıtı yayınlar yapan “Visal” kanalında yaptığı açıklamada;
“Silahlı mücahitler, namahrem
mücahit kadınlar bulamıyorlarsa, o
zaman kendi mahremleri (anneleri,
kız kardeşleri, kızları, teyzeleri,
halaları…) ile evlilik akdi kıysınlar”
diyebilmekte.
Aynı kişi daha önce de “Şia ve
Alevi kızlarının esir alınarak cihatçı
gruplar arasında adil bir şekilde
paylaşılması fetvasını” vermişti.
Revan Kedah adlı 16 yaşındaki
Suriyeli genç kızın başından geçtiği
gibi babaları tarafından bile kendi evlerinde her gün onlarca erkeğe “cihad
nikahı” ile kullandırılabilmekte.
Hamile kalıncaya dek seks nesnesi
haline getirilen çocuk yaşlardaki
genç kadınlar, hamile kalınca
geldikleri ülkelere geri gönderilmekte ve akıbetleri hakkında bilgilere
ulaşılamamakta.
Geçtiğimiz günlerde Irak’ta ele
geçirdiği bölgelerde “hilafet” ilan
eden IŞİD’in son şeriat kanunu ise
kadınlara sünnet... Yaşları 11 ila
46 arasında olan bütün kadınların
(yaklaşık 4 milyon kadın) genital
bölgeleri sünnet operasyonuna maruz
kalacak...
Sonuç olarak; IŞİD karanlığı sadece Kobane ve bölge halkları için
bir tehdit değil, kendi içlerindeki
kadınlar da dahil tüm kadınlar için
bir tehdit oluşturmakta.
Emperyalistler, Türk devleti ve
gerici bölge devletleri tarafından
silahlandırılan, beslenen, tedavi ettirilen, lojistik alanlar açılan IŞİD
karanlığının karşısında direnen tek
mevzi Rojava’dır.
Rojava’nın Kobane kantonunda
günlerdir devam direnişe yönelik dayanışma eylemlerimizi ve
katkılarımızı bir kez daha gözden
geçirmekle karşı karşıyayız.
Birileri kör bir karanlık için binlerce kilometre uzaktaki topraklara
seks hizmeti için gidebilirken, onurlu
ve aydınlık bir gelecek için biz ne
yapıyoruz?.. Sorusunu aklımızda
olsun...
14
Çarşamba, 30 Temmuz 2014
Mortissa Şarkılar
külhan kadınıdır Ege’nin...
Sanatçı Çiğdem Aslan, yeni albümü Mortissa’yı 1920’lerde Ege’nin bir yakasından yola çıkıp diğer
yakasına göç eden müziğin 1930’ların sonuna kadar nasıl değiştiğinin ya da değişmediğinin, hikayesi
olarak tanımlıyor.
Rebetiko türünde şarkılar
seslendiren genç şarkıcı Çiğdem
Aslan’ın “Mortissa” isimli albümü Sony Music etiketiyle
müzikseverlerin
beğenisine
sunuldu. Albüme, internet üzerinden “deezer.com” sitesinden de ulaşılabiliyor. Albümün
adı olan “Mortissa”, Rumca’da
“külhan
kadın”
anlamına
geliyor. Albüm de şarkıların
külhanlığında bir Ege yolculuğu
vaat ediyor.
Aslan, büyük bir beğeniyle
karşılanan albümü hakkında
gazetemizin sorularını yanıtladı.
Albümün değişik tınıları ve
hikayeleri barındırdığını aktaran Aslan, albümünü şu sözlerle tanımlıyor: “1920’lerde
Ege’nin bir yakasından yola
çıkıp diğer yakasına göç eden
müziğin 1930’ların sonuna
kadar nasıl değiştiğinin ya
da değişmediğinin hikayesi.”
Öncelikle, albümünün hikayesi var mı? Neden ‘Mortissa’?
Mortissa, 15 yılı bulan Rebetiko/Smyneiko
serüvenim
boyunca
biriktirdiğim
hikayelerin beni getirdiği netice. Üniversitede performans
yapmaya başladıktan sonra
yaşamımda oluşan pozitif
gelişmeler yavaş yavaş yaptığım
seçimlere ve kariyerime yön
verdi. Birbirini bulup bir daha
bırakamayan bir ikiliyiz biz.
Ben onu bırakıp Londra’ya
geldim ama kendimi daha da
çok bu müzik tarzıyla buldum.
12 yıldır Londra’da yaşıyorum
ve bu süre içinde ticaretten
öğretmenliğe, tercümanlıktan
kariyer danışmanlığına birçok
iş yaptım. Bütün bu süreçlerde
müzik hep vardı ve daha da
çeşitlenerek büyüdü gelişti.
Farklı atölyelerle repertuvarımı
ve icra ettiğim tarzları biraz
daha çeşitlendirmeye çalıştım.
Bir gün ofiste çalışırken
yaşamımın odağını tamamen
değiştirmeye, müzik okumaya karar verdim ve istifa
ettim. Bu kararı verdiğimde
halihazırda üç müzik grubunun
aktif üyesiydim ve Avrupa’nın
diğer şehirleri dahil birçok yerde konserler vermiştim. İlk
stüdyo kayıt deneyimimse
İngiliz besteci Boo Scher’in
şarkılarına eşlik ederek oldu.
Sonra da She’koyokh grubunun
ikinci albümü geldi. Bu albümde 4 şarkı söyledim. Sonrasında
“İzmir
Şarkıları”
adıyla
başlattığım projemi kaydetmeye karar verdim ve “Mortissa” şekillenmeye başladı.
“Mortissa” kelimesini en güzel “külhan kadın” olarak tarif
edebilirim: Kimseye eyvallahı
olmayan, bağımsızlığına oldukça düşkün, non-konformist
bir kadın karakteri o. Albümdeki şarkılardan birçoğunun
kahramanı bu kadınlar olduğu
için albümün adı “Mortissa”.
Elbette bir odağı, bir bağlamı
ve çerçevesi olan bir proje Mortissa. Fikrimce müzik bir çeşit
hikaye anlatıcılığı ve benim gibi
sözlü geleneğe dayanan AleviKürt kültüründen gelen birisi
için bu hikayeleri paylaşma,
bilmeyenlere aktarma güdüsüne
karşı çıkmak söz konusu değildi.
Her ne kadar bu hikayeler kendi
kültürümün hikayeleri olmasa
da... Sanırım Mortissa’yı özel
yapan unsurlardan birisi de bu.
Kaç eser var albümde ve
bunların dili, makamı nedir?
Toplam 13 eser var. Daha önce
de söylediğim gibi, Mortissa
bir proje albümü. 1920’lerde
Ege’nin bir yakasından yola
çıkıp diğer yakasına göç eden
müziğin 1930’ların sonuna
kadar nasıl değiştiğinin ya
da değişmediğinin hikayesi.
Şarkılar Türkçe ve Rumca; Hicaz, Uşşak, Kürdi, Segah gibi
makamlardan oluşan şarkıların
yanı sıra batı müziğinin majör
ve minör tınıları da mevcut...
Eserlerin
hikayesinden bahsedebilir misiniz?
Kendisini aldatan sevgili-
sine kızıp, “O zaman defol
git yeni sevgiline; ben de her
akşam başka bir kasapla birlikte olacağım” diyen kızgın
kadından tutun da, vatanından
koparılmışlığın hüznünü cafe-amanlarda içki içip şarkı
söyleyerek dağıtmaya çalışan
göçmene;
eve
geldiğinde
karısını
derme
çatma
barakalarında yağmurdan kaçmak için bir köşeye sığınmış
halde bulunca onu kollarına
alıp neşelendirmek için “Annenden korkma da al beni
kollarına, gece duvardan atlar
yanına gelirim, sabah kimseler görmeden de çıkar giderim
ışığım” diyen Papazoğlu’ndan,
“Başımda ne ağa isterim ne
paşa” diyen İstanbullu kadına;
ezanın Türkçe okunduğu zamanlarda camiden gelen “Bir
Allah”ı duyarak geçmişte kalan
sevgiliyi hatırlayıp kalbi kanayan Stamoulis ve Tsantas’tan,
yemeğe
olan
düşkünlüğü
yüzünden şarkılarında bolca
leziz yemeklerden bahseden ancak savaş döneminde
açlıktan
ölen
Skarvelis’e,
birçok hikaye var albümde.
Bazıları tanıdık bazıları daha az
tanıdık tınılar ya da hikayeler...
Nasıl
karşılandı
albüm?
Çok başarılı bir çıkış yaptı.
Çıktığı haftadan itibaren Avrupa Dünya Müziği listelerine
ilk 10’dan giriş yaptı. Alman
Müzik Eleştirmenleri Ödülü’nü
kazandı ki bu her anlamda
çok önemli bir başarı. İngiliz
ve dünya basınının önde gelen gazetelerinde albümle ilgili
yazılar çıktı ve eleştirmenlerden
4 ya da 5 yıldız aldı. Bunun yanı
sıra Amerika’dan Avustralya’ya
dünyanın birçok yerinde yerel
ve ulusal radyolarda çalınıyor
albüm. Amerika’da mutlaka
dinlenmesi gereken ilk 5 albümden birisi olarak gösterildi. Şu
anda Avrupa’daki festivallerde
yoğun bir tempoyla albümün
tanıtım turnelerini yapıyoruz.
Bunlar elbette çok gurur
verici sonuçlar ve bu başarı
başta albümümün direktörü
Nikos Baimpas olmak üzere
tüm müzisyen arkadaşlarımın
emeklerinin
sonucudur. İleriki
döneme
ilişkin
projeleriniz
var
mı?
Evet bu yıl bitmeden Mortissa projemin ikinci albümünün kayıtlarına başlamayı
planlıyorum; ondan önce de
sürpriz bir video klip projemiz
var. Yine bu yıl bitmeden Alevi
müziği üstüne çalışmalar yapan partnerim Tahir Palalı’nın
kayıtlarını yaptığı albümünde
de konuk olarak yer alacağım.
Bunların dışında turneler ve
konserlerle geçecek yoğun bir
kış dönemi beni bekliyor.
SUNA ALAN
15
Çarşamba, 30 Temmuz 2014
Elbistan Halk
Festivali Fidan
Doğan anısına
gerçekleşiyor
yor. Buna karşı çıkmak hepimizin
boynunun borcu, bulunduğumuz
her yerde buna karşı sesimizi yükseltmeliyiz. Aleviler olarak, eşitlik
adalet için bu katliamlara karşı
susmamalıyız” diye konuştu. Kemal Bülbül ise Fidan
Doğan’ın
Muaviye
soylular
tarafından katledildiğini söyledi. Bülbül, “Avrupa’ya giden
Can’ımız, Avrupa’da eşitlik,
özgürlük adalet için, bir nefes
özgürlük için mücadele eden bir
kadın yoldaşımızdı. Ancak Muaviye soylular tarafından hunharca
katledildi” ifadelerini kullandı.
Sev-Der tarafından Elbistan’da her
yıl geleneksel olarak düzenlenen
Halk Festivali bu yıl Paris’te katledilen Kürt kadın devrimcilerden
Fidan Doğan’a adandı.
Maraş Elbistan’da Sev-Der
tarafından düzenlenen ve 9 Ocak
2013 tarihinde Paris’te katledilen
Kürt kadın devrimcilerden Fidan
Doğan anısına gerçekleştirilen 4.
Sev-Der Halk Festivali dün akşam
panellerle başladı.
Sohbetlerin arasında Alevi Dedeleri Kürtçe ve Türkçe deyişlerde
bulundu.
Ardından Cem’e
katılanlara Fidan Doğan için lokma dağıtıldı.
3 gün sürecek festivalde
bu akşam da Zeynel Doğan’ın
yönetmenliğini yaptığı “Babamın
Sesi-Denge Bavemin” filminin
gösterimi yapılacak.
Festivalin ikinci günü ise,
Yazıtopallı köyünde Muhabbet
Cemi ile devam etti. Kantarma
Dedelerinin
ev
sahipliğinde
gerçekleşen Muhabbet Cemi’ne,
HDP PM üyeleri, Elbistan İlçe
Örgütü yöneticileri, Kistik Vakfı,
Yönetmen Zeynel Doğan, HDP
PM üyesi Kemal Bülbül, BAF
Başkanı İsrafil Erbil ve çok sayıda
kişi katıldı. Muhabbet Cemi’nde sohbeti
başlatan Pir Mehmet Yüksel,
“Hak ve kimlik mücadelesinde,
var olma mücadelesinde yaşamını
yitiren tüm canlarımız ve Fidan
Doğan’ın bizim nazarımızda
Kerbela şehitlerinden farkı yoktur” dedi. Daha sonra Rojava ve
Kobané’de yaşanan saldırılara
dikkat çeken Yüksel, “Kerbela
halen bu topraklarda devam et-
mekte. Yanı başımızda Suriye’de
hem Aleviler hem Kürtler üzerinde aynı katliamlar devam edi-
28 Temmuz sabahı ise Fidan
Doğan, mezarı başında anılacak.
Ardından Sevdilli köyünde Ferhat Tunç ve MKM’ye bağlı Kürt
sanatçıların katılımıyla konser
düzenlenecek. Son olarak, Sakine Cansız, Fidan Doğan, Leyla
Şaylemez’in anısına Diyarbakır
Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı
Gültan Kışanak, Sev-Der Başkanı
Salman Gümüş ve Gazeteci Yazar
Şükrü Yıldız’ın katılımıyla panel
düzenlenecek. 16
Çarşamba, 30 Temmuz 2014
Alevilere
“korku verirler”
“Dirilirler dilirler gelirler
Huzur-ı mahşerde divan dururlar
Harami var diye korku verirler
Benim ipek yüklü kervanım mı var”
(Karacaoğlan)
Alevilere yönelik tahrik edici saldırılar son
günlerde artarak devam etmekte. Alevilerin
yaşadığı hemen her bölgeden küçük çaplı
gerginliğe vesile olan haberler gelmektedir. Kimi yerlerde Alevi çocuklarına zorla
“namaz” kıldırıldığı, kimi köylerde camilerin inşa edildiği, ezanların okunduğu ve sözlü sataşma haberleri... Bildik tanıdık bazı
“Alevi”ler tarafından başlatılan kampanyalarda buna eklenince korku siyasetinin besleyecek unsurların yeniden üretildiği görülmektedir.
Klasik Alevilere bakış açısının ötesindeki bu gelişme, saldırılar, seçim öncesinde
Alevilerin oy akışını dizayn etmek isteyen
kesimler tarafından planlı bir şekilde organize edildiği anlaşılmaktadır. Zaten sistematik
bir baskı altında olan Alevilere karşı son günlerde eklenen gözle görülür yönelimler korku
siyasetinin simsarlarını beslemektedir. Onlar
tarafından da örgütlenmektedir.
Özellikle
Ekmellettin
İhsanoğlu’nun
Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterilmesi
sonrasında Aleviler başta olmak üzere sosyal
demokrat kesimlerde oluşan tepkileri bastırmak
için bu saldırıların önümüzdeki günlerde artarak devam edeceği anlaşılmaktadır.
1990 yıllarında Kemalist aydınlara karşı
başlatılan cinayetler ve 2 Temmuz 1993’de
Madımak Katliamı Alevi aklını esir almanın
bir yolu olmuştur. Korkular üzerinden Alevilik teslim alınmak istenmiştir. “Cumhuriyet
elden gidiyor” diyen bu akıl tutulması devletin
Alevileri kendinde barajlaşmasını sağlamıştır.
Bunun sağlamanın yolu, devlet politikası
olarak bu katliamlar örgütlenmiştir. Uğur
Mumcu, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy,
Turan Dursun gibi Kemalist aydınlar art arda
katledilirken bu cinayetlerin sorumluları halen
yakalanmamış, bu cinayetler faili meçhuller
listesinde bulunmaktadır.
Devletin bizzat örgütlediğine inanılan
bu siyasi cinayetler ve 2 Temmuz katliamı
Alevileri ciddi bir biçimde korkutmuştur.
Sindirmiştir. Devlete, Alevi kurumlaşmasının
yönünü ve ittifaklarını kendisine göre dizayn
etme imkanı vermiştir. Siyaseten de bundan en
çok menfaatlenen parti CHP’dir. CHP devletin
Alevileri kendinde toplama merkezi olmuştur.
Alevilere yapılan her saldırı CHP’ye oy olarak
destek olarak dönmüştür. Alevileri kendisine mahkum eden bu durumun her aşıldığı
dönemde devlet çeşitli manevralarla Alevileri
yeniden CHP’de toplamanın yollarını
açmıştır. Deniz Baykal sürecinde yıpranan
ve Alevilerde kopuşun başladığı CHP’nin
başına Kılıçdaroğlu Genel Başkan olarak
getirilmiştir. Tayyip Erdoğan’ın katkıları ve
bilinçli yönlendirmesiyle de; Alevilerin CHP
dışında bir tercih yapmamaları için her yöntem
denenmiştir, denenmektedir.
Söz konusu Aleviler olunca devletin refleksi
devreye girmektedir. AK Parti, CHP, MHP ortak davranmaktadır. Meclis, komisyonlar aynı
akılla işlemekte, Aleviliğin asimile edilmesi
temel bir prensip olarak işlemektedir. Alevilerin hassasiyetleri söz konusu olduğunda kimseden ses çıkmamaktadır.
HDP şahsında somut bir duruma dönüşen
Alevilerin kendilerini kendisi olarak ifade
etme imkanı, şansı Alevilerde heyecan yaratmaya başlamıştır. Özellikle Cumhurbaşkanlığı
seçimleri bunu gün yüzüne çıkarmıştır. Alevilerden Selahattin Demirtaş’a hatırı sayılır bir
oy akışının olacağı görülmektedir. Başta Alevi
kurumları olmak üzere Aleviler Selahattin
Demirtaş şahsında Kürt siyasetiyle bağlarını
yeniden düzenlemeye başlamıştır. Bu sürecin
önümüzdeki yıllarda ötekilerin birlikte yürüme
mücadelesine yansıyacağı da ortadadır.
Alevileri korkularından yola çıkarak teslim almak isteyen siyasetin artık başarılı
olma şansı yoktur. Kirli ittifakların Aleviler
tarafından itibar görmesi de düşünülemez.
Alevilerin içindeki bu yaklaşımları dışına
attığı bir süreçte, HDP, Aleviler içinde
teşhir olmuş, mahkum edilmesi için yılların
harcandığı yaklaşımların kendilerini yeniden
örgütlemesine izin verilmemelidir. Alevilerin
korkularını aşmasına katkı sunarak, Kürt siyasetinin direnci ve koruyucu gücü etrafında
toparlamasını
bilmelidir.
Sorumluluk
almalıdır. Alevileri kendisinde barajlaşmaya
çalışan, siyaset malzemesi, sıçrama tahtası
yapmak isteyen yaklaşımları görebilmeli, bunun önünü şimdiden almalıdır. Kürt siyasetinin
Alevilere yaklaşımındaki samimi resmi temsil
edebilme becerisini göstermelidir.
Çünkü bilinmelidir ki; Alevilerin mücadelesinin yeni bir boyut kazanması ve sistemle
olan bağlarının koparılması Alevilere karşı
yeni saldırıların olacağı anlamına da gelmektedir. Bu saldırıların göğüsleneceği bir
birliğin sağlanması da hayati bir önemdedir.
Aleviler bu olası saldırılar karşısında yalnız
bırakılmamalıdır. Bırakılmayacağı da hissettirilerek korku siyasetinin sütüne yürünmelidir.
Hasan Ali KIZILTOPRAK
17
Çarşamba, 30 Temmuz 2014
Polonya’da ‘Kara Kartal’
tatbikatı yapılacak
İngiltere Savunma Bakanı Michael Fallon, Salı
günü Polonya’nın başkenti Varşova’daki temasları
sırasında yaptığı açıklamada, “Kara Kartal” adlı
tatbikatın NATO çerçevesinde Ekim ayında
başlayacağını belirterek, bu tatbikatın ülkesinin
Doğu Avrupa ve Baltıklar’daki müttefiklerine destek
sağlamak amaçlı olduğunu vurguladı.
Fallon, “Doğu Avrupa’daki müttefiklerimizin toplu güvenliğine olan bağlılımızı, NATO üyeleri ve
ortakları olarak göstermemiz doğru. Bu nedenle bu
tatbikatlarda yer alacağımızı açıklamaktan memnuniyet duyuyorum. Özellikle ‘Kara Kartal’ tatbikatına
muharebe grubu göndermemiz, NATO’nun doğu
sınırına yönelik devam eden ve sağlam desteğimizi
gösteriyor” ifadelerini kullandı.
İngiliz bakan, Eylül ayında Galler’de yapılacak
olan NATO zirvesinin, “Rusya’nın Kırım’ı yasa dışı
ilhakına nasıl bir karşılıkla” devam edeceklerini
ve “Ukrayna’nın doğusundaki istikrarsızlaştırmayı
görüşmek” için kendilerine fırsat oluşturacağını
kaydetti.
Konuya ilişkin Savunma Bakanlığı’ndan yapılan
açıklamada, Polonya’ya gönderilecek muharebe
grubunun bin 350 personelden oluşacağı ve gruba
350’den fazla zırhlı araç temin edileceği belirtildi.
İngiltere, Rusya’nın Kırım’ı ilhak ettiği dönemde
bölgeye Kraliyet Hava Kuvvetleri’ne ait (RAF)
jetler göndermişti.
6 ayda 61 gazeteci öldürüldü
Uluslararası Haber Güvenliği Enstitüsü’nün raporuna göre, son
altı ayda 61 gazeteci öldürüldü. Ukrayna, en çok gazetecinin
öldürüldüğü ülke olarak açıklandı
Londra merkezli Uluslararası
Haber Güvenliği Enstitüsü (INSI)
bu yılın ilk yarısında 61 gazetecinin
görevini yaparken öldürüldüğünü
açıkladı. 7 gazetecinin öldürüldüğü
Ukrayna, en çok gazetecinin
öldürüldüğü ülke oldu. Geçtiğimiz
yılın ilk 6 ayında ise 40 gazeteci
yaşamını yitirmişti.
I N S I ’ n ı n
yayınladığı raporda,
gazetecilerin en çok
yaşamını
yitirdiği
ülkenin
Ukrayna
olduğu ve 2014 yılı
içinde 7 gazetecinin
öldürüldüğü
belirtildi.
Rapora
göre, Irak’ta 6, Pakistan ve Suriye’de
5’er, Afganistan’da
4, Filipinler, Honduras ve Orta Afrika
Cumhuriyeti’nde
3’er gazeteci öldürüldü. 2’şer gazetecinin
yaşamını
yitirdiği
ülkeler ise ABD,
Brezilya, Bangladeş,
Libya, Paraguay, Somali ve Mısır
olarak sıralandı.
Raporda Kolombiya, Meksika,
Hindistan, Nijerya, Endonezya,
El Salvador, Kamboçya, Arjantin,
Kongo, Lübnan ve Uganda’da da
birer gazetecinin görev başındayken
öldürüldüğü vurgulandı. Savaş ve
çatışma bölgelerinde gazetecilere
yönelik tehdit, saldırı ve rehin
almaların arttığına dikkat çekilen
INSI raporunda, en fazla saldırıya
televizyon ekiplerinin uğradığı ifade
edildi. Buna göre, 23 televizyon, 16
radyo, 14 yazılı basın ve 6 haber
ajansı çalışanı yaşamını yitirdi.
Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) tarafından hazırlanan
rapora göre ise dünyada en çok
sayıda gazeteciyi hapse atan ülkeler
sıralamasında Türkiye iki yıldır üst
üste birinciliği çekmekte. Listede
Türkiye’yi İran ve Çin izliyor.
18
Çarşamba, 30 Temmuz 2014
Köşe Yazısı
AHMET GÜVEN
[email protected]
AKP’İN ALEVİ DÜŞMANLIĞI NEDİR? IIl
AKP Hükümeti ‘’ Alevi açılımı’’ na ‘’ Alevi Çalıştayı’’ ile devam
ediyordu ama Alevilerin temel talepleri görünmezlikten geliyordu.
Neydi bu talepler?
1. Diyanet İşleri Başkanlığının
kaldırılması
2. Zorunlu din derslerinin kaldırılması
3. Cemevlerinin yasal konuma kavuşturulması
4. Madımak Oteli’nin
müze yapılması
5. Alevi köylerine ve mahallelerine cami yapılmaması
6. Alevilere ait dergahların
Alevilere bırakılması
Haziran 2009’dan başlayarak toplam 7 Alevi çalıştayı yapılmıştır.
Ama iktidar hiç bir talebi kabul
etmemiştir. Onun yerine, Nevşehir
Üniversitesi’nin ismi Hacı Bektaş
Üniversitesi olarak değiştirildi.
Madımak Oteli, 2 katilin isimleri
de kurbanların isimleri üzerine
yazılarak Otel’e Bilim ve Kültür
Merkezi adı verildi.
Başbakan
Erdoğan 23.11. 2011 tarihli partisinin il başkanları toplantısında
yaptığı konuşmada 1938 Dersim
için “Eğer devlet adına özür dilemek gerekiyorsa ve böyle bir literatür varsa ben özür dilerim ve dili-
yorum” diyordu. Ama soykırımla
ilgili arşivleri açmıyor, Kalekollar yapılıyor, barajlar yapılarak
kutsal sayılan yerler sular altında
bırakılıyor, insanlar yerlerinden
yurtlarından edilerek Dersim’de
insansızlaştırma politikaları devam
ediyor.
AKP döneminde Alevilere karşı
her alanda saldırılar olmuştur. Bu
konuda bazı örnekler vermek gerekirse; Kocaeli, Gebze Süreyya
Yalçın İlk Öğretim Okulu’nda
öğretmenlik yapan Hüseyin Cebe,
Ramazan’da oruç tutmadığı ve
namaz kılmadığı için aynı okulda
öğretmenlik yapan Necati Kumaş
tarafından 2 Nisan 2007 tarihinde
silahla öldürülmüştü. 7 Haziran
2007 tarihinde yapılan il duruşmada
mahkeme başkanın ‘’Necati hocam’’
diyerk el üstünde tuttuğu katil Necati Kumaş’ı’’akli dengesi yerinde
olmadığı’’ gerekçesiyle Temmuz
2008 yılında tedavi görmesi, tedavinin tamamlanmasının ardından
serbest bırakılmasına karar verimişti.
(Alevi Haber Ajansi 17 Temmuz
2008)
2012
yılında Adıyaman’da
Alevilerin
yaşadığı
evler
işaretleniyordu. Dönemin İçişleri
Bakanı İdris Naim Şahin “Çocuklar
yapmış olabilir” diyerek soruşturma
gereği bile duymuyordu. Ardından
İzmir Buca’da, Aydın Didim’de ve
İstanbul Maltepe’de Alevilerin evlerine ‘’Alevilere ölüm, Alevileri
yakın’’ yazılıyordu.
Eskişehir’de
Havacılar
İlköğretim Okulu öğrencisi Nazlı
Şirin El ve ailesinin elinde Din kültürü ve Ahlak bilgisi dersinden muaf
tutulma konusuyla ilgili mahkeme
kararı olmasına rağmen, öğrencinin
mağduriyeti devam etmekte. Normal koşullarda 7. sınıfa geçen Nazlı
2011-2012 eğitim öğretim yılında
diğer tüm derslerinden pekiyi derecesinde başarılı olmasına rağmen,
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinden notu oluşmadığı gerekçesiyle 6. sınıf karnesi verilmiyordu.
(Burcu Cansu 18 Temmuz 2012,
BirGün)
İzmir’in Foça İlçesi’nde askeri bir araca düzenlenen saldırıda
yaşamını yitiren er Özkan Ateş için,
Alevi olan ailesi Cemevi’de bir
tören düzenlemek istemişti. Esenyurt Haramidere Cemevi’ndeki tören,
devletin engeline takıldı. Ailenin
yaptığı cenaze törenine katılmayan
AKP’liler ve askerler, devlet töreninin cemevinde yapılmasına izin
vermemiş, onun yerine tören alanı
için Ataköy Camisi’ni seçiyorlardı. (
Sedika.org 10 Agustos 2012)
Malatya’nın Hekimhan ilçesi
Devlet Hastanesinde mutfakta
çalışan Semanur Takmaz Alevi
olduğu için ayrımcılığa maruz
kalıyordu. Hastane müdürü Nazmi
KURT’un eski aşçıbaşına kendisi
için “Alevilerin ellerinin değdiği
yenmez, Bu kadının elini birşeye
vurdurma” diyerek mezhep ayrımı
yaptığı ve hakarette bulunduğu
iddiasıyla şikayetçi oldu. Eski
aşçıbaşı ile bir hastane personeli
Takmaz lehine ifade vererek müdür
Nazmi Kurt’u suçladı. Hastanenin
yeni aşçıbaşı İbrahim Gür’ün
müdürün talimatı üzerine aynı
ifadeleri kullandığını, yemekle
ilgilenmesini engelleyip hakaret
ettiğini savunan Takmaz, tartışma
sırasında Gür’ün satırlı saldırısına
uğrayarak sağ elinden 25 gün iş
göremez şekilde yaralanmıştı. Gür
hakkında kasten yaralamadan dava
açıldı. Hekimhan Kaymakam vekili
Sabri Uzun’un Semanur Takmaz’ın
suçlamasıyla ilgili iki tanığa
rağmen “tüm hastane personelinin
ifadeleri birlikte değerlendirilmeli”
gerekçesiyle müdür Nazmi Kurt
hakkında işlem yapmama kararı
alıyordu. Ayrıca müdür Nazmi Kurt,
Başhekim Fatih Birol ve özel temizlik şirketinin patronu Raif Karakuş
tarafından Semanur Takmaz’a
şikayetten vazgeçmesi için baskısı
yapılıyor, kabul etmeyince işten
çıkarılmıştı. (Alevi Haber Ajansı 27
Eylül 2009)
2012 yılında Ramazan ayında
Malatya’nın Doğanşehir ilçesine
bağlı Sürgü beldesinde Kürt -Alevi
bir aile, oruç tutmadıkları halde evlerinin önünde ısrarla davul çalan
ramazan davulcusu Mustafa Evşi’yi
uyardıktan sonra, evleri kalabalık
bir grup tarafından basılmıştı. Grup
‘’Allah-u Ekber, Alevilere ölüm,
Kürtlere ölüm, Kızılbaşlara Ölüm,
Madımak’taki
gibi
yakacağız
sizi’’ diye bağırarak aileye linç
girişiminde bulunulmuştu. Olaydan
sonra Savcı olayları ailenin tahrik ettiğini öne sürerek, saldırıya
uğrayanlara
saldırganlardan
daha ağır ceza istemişti. ( Sol Portal 20 Eylül 2012)
Eskişehir Anadolu Üniversitesi
Açıköğretim Fakültesi’nde Prof.
Dr. Hayati Develi’nin hazırladığı
‘‘Türk Dili Edebiyatı Osmanlı
Türkçesi Grameri 2’’ ders kitabında
namaz kılmadıkları için Kızılbaşlara
saldırıyor ve şöyle diyor;“Kötü
ayin yapan Kızılbaşlar. Allah onları
kıyamete kadar aşağılık ve adi etsin.’’
diyerek hakaret ediliyor. Kızılbaş
bir öğrenci kitabın düzeltilmesi için
üniversiteye bir yazı yazıyor. Gelen cevapta ‘’yeni dönemde yer almayacak’’ yanıtı veriliyor ama hiç
bir değişiklik yapılmıyor. ( Ali Açar,
Cumhuriyet 30 Haziran 2014)
DEVAM EDECEK...
19
Çarşamba, 30 Temmuz 2014
Gik-Der’liler Piknikte buluştu
AveG-Kon’a bağlı olarak Londra’da Türkiyeli ve Kürdistanlı göçmenler arasında çalışmalarını sürdüren Göçmen İşçiler Kültür Derneği (GİKDER), 27 Temmuz Pazar günü Cambridge bölgesinde bulunan Minton Park’ta geleneksel pikniğini gerçekleştirdi. Bu seneki piknik GİK-DER
ve Cambridge bölgesinde faaliyetlerini sürdüren Turkish Kurdish Speaking Education Group adlı dernek tarafından ortak olarak örgütlendi.
Piknik, Hüseyin Demircioğlu, Kutsiye Bozoklar ve Kürdistan zindanlarında
ölümsüzleşen Kemal Pir ve 14 Temmuz
şehitleri şahsında, devrim, sosyalizm
ve özgürlük için düşenler adına saygı
duruşuyla başladı. Açılış konuşması
yapılmasından ardından hazırlanan programa geçildi.
İlk
olarak
anma
programı
gerçekleştirildi. Piknik alanında Hüseyin
Demircioğlu ve Kutsiye Bozoklar’ın
resimleri ve parti bayraklarıyla bir köşe
oluşturuldu. 96’ Ölüm Orucu gazisi
Hatice Güden’in sunumuyla Hüseyin
Demircioğlu ile Kutsiye Bozoklar
anması gerçekleştirildi.
Siyasal
gündem
tartışmasında
yapıldığı piknikte Kobani’ye ve
Gazze’ye desteğin büyütülmesi vurgusu öne çıkarken, CB seçimleri ile
ilgili siyasal gündemde tartışmanın
bir başka noktasını oluşturdu. Turkish
Kurdish Speaking Education Group
adına yapılan konuşmada da, birlikte
mücadelenin önemine değinilerek, dost
kurumların birlikte faaliyetlerinin sevindirici bir gelişme olduğu belirtildi.
Piknik boyunca çocuklar ve
yetişkinler için çeşitli eğlenceli oyun
ve yarışmaların yanı sıra, sohbetler
gerçekleştirildi.
Ayrıca piknikte “20.Yılda İsyan
Devrim
Sosyalizm
Festivali”
çalışmasının duyurusu yapıldı. Piknik
alanının çeşitli yerlerine 20.yıl festival komitesinin çıkarmış olduğu afişler
asıldı. Yapılan duyurularda 20.yıl festivali anlatılarak 18 Ekim’de Avrupa’da
düzenlenecek merkezi etkinliğe çağrılar
yapıldı.
20
Çarşamba, 30 Temmuz 2014
21
Çarşamba, 30 Temmuz 2014
Tacize uğrayan kadınlar
için internet sitesi kuruldu
“Every-day Sexism Project” yani kadınların şimdiye kadar paylaştığı
İngiltere›de yaşayan Laura
Günlük Hayatta Cinsiyet Ayrımcılığı taciz öyküleri 70 bini geçti.
Bates, sözlü ve davranışsal
adlı bir internet sitesi kurdu. AMAÇ: TACİZİN ÇOK YAYGIN
tacize uğrayan tüm kadınları bir
SİTENİN ÜYESİ 70 BİNİ GEÇTİ OLDUĞUNU GÖSTERMEK
platformda bir araya getirdi.
Yıllarca otobüste, işyerinde, kafe
ve restoranlarda, hatta yol ortasında
çeşitli kez sözlü ve davranışsal tacize
uğrayan 27 yaşındaki Laura Bates,
Bates, bu siteyi kurarak aynı şeyi
yaşayan kadınların ortak bir platformda buluşabilmelerini sağladı. 20
ülkeden 10-65 yaş aralığında 10 binden fazla kişinin üye olduğu sitede,
Bates, projenin amacını ise
şöyle açıklıyor; cinsiyetçi söylem
ya da eylemlerin gündelik hayatta düşünüldüğünden çok daha
yaygın olduğunu göstermek.
Manor House’da
araba kazası
Manor House’da Salı, sabah saat 4.20 civarında
gerçekleşen kazada, görgü tanıklarına göre, ters dönen
araçtan sürücü kendisi çıkmayı başardı.
İki aracın çarpışması sonucunda ters dönen BMW
ve Vauxhall aracının nasıl kaza yaptıkları bilinmiyor.
Kazada iki kişi yaralandı; 51 yaşındaki bir erkek hastaneye kaldırıldı.
Green Lanes ve Seven Sisters Road kavşağında
gerçekleşen kaza sonucunda yolun bir kısmı altı saat
kapalı kalması sonucunda sabah trafiği katlandı ve
uzun kuyruklara yol açtı.
Polis, araçların yakıtlarının dağılmasını önlemek
için yere kum döktü.
Olaya ilişkin tutuklanan olmadı.
22
Çarşamba, 30 Temmuz 2014
23
Çarşamba, 30 Temmuz 2014
Av. Serpil Ersan ve kaza mağduru Semra Hanım
‘Haklıysanız asla pes etmeyin’
Serpil Ersan: Sigorta şirketleri, tehditlerle haklarını aramaya çalışan vatandaşları engelliyor
Kaza davaları uzmanı Av. Serpil Ersan, herhangi bir kazadan sonra sigorta firmalarının
özelikle yabancılara karşı ırkçı bir tutum içinde
olduklarını söyledi.
Sigorta firmalarının, kazaya adı karışan
kişilerin isimlerinden yola çıkarak, bu kişilerin
bilinçli bir şekilde kaza veya anlaşmalı olarak
kaza yaptıklarını iddia ettiklerini ifade eden
Ersan, “Sigorta firmaları, böyle bir yöntemle
insanları korkutmaya ve geri adım atmaya zorluyorlar” dedi.
Müvekkillerinden Semra Hanımın başından
da benzer bir olay geçtiğini ifade eden Ersan, kaza yapan kişilerin haklarını sonuna kadar savunmalarını ve davalarının arkasında
durmalarını istedi.
Sigorta şirketlerinin tazminat ödememek
için her türlü yola başvurduğuna dikkat çeken
Ersan, “Müvekkilimizin sigorta şirketi gerekli
araştırmaları yaptıktan sonra, sanki ayarlama
bir kazaymış gibi insanlarımızı töhmet altında
bırakarak, müvekkilimize hakları çerçevesinde
yapılması gereken ödemeyi vermek istemediler.
Hem arabasının değerini ödemeyi ret ettiler, hem
de tehditvari söylemlerle bu kişileri davalarından
vazgeçirmeye çalıştılar” açıklamasını yaptı.
İspatlanması güç kazalarda, mağdur olan
tarafın, çok büyük zorluklarla karşı karşıya
kaldığını kaydeden Av. Serpil Ersan, “Haklı
olduğunuza inanıyorsanız sonuna kadar pes etmeyin” dedi.
HAVVA İÇİN ACİL
İLİK ARANIYOR
24
Çarşamba, 30 Temmuz 2014
25
Çarşamba, 30 Temmuz 2014
AB’nin mülteci politikası
değişmeden ölümler durmayacak
Mayıs ayından itibaren havaların ısınması ve Akdeniz sularının durgun olması nedeniyle AB’ye yönelik ciddi bir mülteci akını yaşanıyor.
Bu yılın ilk ayında sadece İtalya
kıyılarına varan mültecilerin sayısı 100
bini geçmiş durumda. Binlerce kişi Avrupa yolunda yaşamını yitirirken, Avrupa
ülkelerinin savaşlardan kaçan mülteciler
karşısında takındığı sorumsuzca tutum
tepki çekiyor.
İtalya kıyılarına bu yılın ilk 6 ayında
varan mültecilerin sayısı geçen yılın
toplamından yüzde 60 daha fazla.
Yılsonuna kadar mültecilerin sayısının
en az iki katına çıkması bekleniyor. İtalya
üzerinden tüm Avrupa Birliği (AB) ülkelerine ulaşmak isteyen mültecilerin
sayısı arttıkça, Akdeniz’de boğulan ve ya
katledilenlerin sayısı da katlanıyor.
Son olarak geçtiğimiz hafta İtalya’nın
Lampedusa Adası açıklarında ele
geçirilen bir teknede tam bir katliam
yaşanmıştı. Çoğunluğu Suriyeli mül-
tecilerin doldurduğu teknede iki grup
arasında çıkan kavga sonucunda
140 mültecinin bıçaklanarak ve ya
havasızlıktan boğulduktan sonra denize
atıldıkları ortaya çıkmıştı. Son katliam,
geçtiğimiz yıldan bu yana Akdeniz’de
yaşanan facialardan sadece biri idi.
AB ise, savaş ve krizlerin hâkim
olduğu ülkelerden gelen mültecilere
yasal giriş yollarını açmamakta direniyor ve milyonlarca mülteci için sadece
on binler ile ifade edilen kontenjanlar ile
övünmeye devam ediyor.
Deutsche Welle (Almanya’nın Sesi)
radyosuna konuşan Avrupa Parlamentosu (AP)’nin Alman Yeşiller Partisi
üyesi Franziska Keller, AB ülkelerine
yönelik mülteci akınına dikkat çekti.
Suriye ve Irak’taki çatışmalar başta olmak üzere Avrupa’nın birçok kriz ve
savaş bölgesinden mültecinin kaçış hedefi olduğunu kaydeden Keller, AB’nin
sorunları çözmek yerine mültecilerin
girişini engellemeye dönük politikalarını
eleştirdi.
FACİALARI ÖNLEMEK İÇİN
AB’YE YASAL GİRİŞ HAKKI
AB sınır güvenliği ajansı Frontex’in
çalışmalarının
sorunlara
çözüm
olamayacağının altını çizen AP üyesi, mülteci dramlarını önlenmesi için
AB’ye yasal giriş yollarının açılmasını
istedi. Franziska Keller, Kuzey Afrika
ülkelerinden Akdeniz yoluyla Avrupa’ya
gelen mültecilerin ülkelerinde yaşanan
krizlerden çıkış yolu olmadığı hissine
kapıldıklarını ve bu nedenle de ölüm
riskini göze aldıklarını vurguladı. Keller, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) tarafından
yürütülen mültecileri güvenli ülkelere
transfer etme programı kapsamında,
mültecilerin AB’ye alınması gerektiğini
söyledi.
AP üyesi, çocuklar başta olmak üzere
savaşların olduğu ülkelerden gelen mültecilere vizesiz giriş hakkı verilerek, insan
kaçakçılarına muhtaç bırakılmalarının
ve toplu ölümlerin engellenebileceğini
de sözlerine ekledi. AKDENİZ’DE ON BİNLERCE
MÜLTECİ HAYATINI KAYBETTİ
Geçtiğimiz yaz aylarından bu yana
İtalya ve İspanya ile Akdeniz’in öteki
yakasındaki Kuzey Afrika ülkelerinin kıyılarında ciddi insanlık dramları
yaşanıyor. Neredeyse her ay birkaç tekne
içindeki mültecilerle birlikte batıyor.
Sadece, Ekim ayında Lampedusa Adası
açıklarında batan teknede 370’e yakın
mülteci yaşamını yitirmişti. Son 20 yılda
Akdeniz’de yaşamını yitiren mültecilerin sayısı 20 ila 25 bin arasında olduğu
ve kayıtlara geçmeyen binlerce ölümün
yaşandığı da tahmin ediliyor.
Mülteci dramlarının önemli bir kısmı
hem AB hem de Kuzey Afrika ülkelerinin güvenlik birimlerinin müdahaleleri
sonucu yaşanıyor. Bu yıl içinde İtalya ve
Fas’ta çekilen bazı görüntülerde güvenlik güçlerinin denizdeki mültecilere ateş
açtığı gözler önüne serilmişti.
26
Çarşamba, 30 Temmuz 2014
Nurtepe’de Halk Cephelilerden
çirkin saldırı
Nurtepe’de HDP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Selahattin Demirtaş için açılmak istenen standa Halk
Cepheliler saldırdı. Özgür Demokratik Aleviler Derneği (ÖDAD) Başkanı İmam Balsever, olayın
Halk Cepheliler tarafından bir Kürt-Alevi sorunu gibi yansıtılmak istendiğini belirterek, “Kürtler,
HDP’liler Alevilere saldırıyor diyorlar. Stant açan ÖDAD idi. Dolayısıyla orada bir Alevi kurumuna
Halk Cephesi’nin saldırısı vardı” dedi.
Halk cephesi üyesi bir grup, akşam saatlerinde
stant açmak isteyen HDP Kağıthane ilçe örgüt
üyelerine Nurtepe’de stant açamayacaklarını
söyleyerek alandan ayrılmaları istedi. Yaşanan
tartışma ardından HDP’lilerin kurduğu standı
dağıtan Halk Cepheliler, Demirtaş broşürlerini de
yaktı.
Özgür Demokratik Aleviler Derneği (ÖDAD)
Başkanı İmam Balsever, HDP’nin Cumhurbaşkanı
Adayı Selahattin Demirtaş’a destek için Gazi
Mahallesi ve Nurtepe’de dernek olarak stant
açtıklarını, ancak Halk Cephelilerin Nurtepe’de
“burası Çayan Mahallesi, bizim iznimiz olmadan
stant açamazsınız” diyerek stant açılmasını
engellediklerini anlattı.
Arkadaşlarının buna karşı çıkması üzerine
Halk Cephelilerin sopalar, bıçak ve silahlarla
dernek üyelerine saldırdıklarını aktaran Balsever,
çatışmaların devam ettiğini ve her iki taraftan da
yaralıların olduğunu söyledi.
Balsever, olayın Halk Cepheliler tarafından
çarpıtıldığını da ekledi; “olayı şöyle yapmaya
çalışıyorlar. Kürtler, HDP’liler Alevilere saldırıyor
diyorlar. Orada bir Kürt-Alevi sorunu yok. Orada bir
Alevi kurumuna halk cephesinin bir saldırısı vardır.
Biz bunu kınıyoruz. Bu, bir sistem saldırısıdır.
Böyle algılıyoruz” şeklinde konuştu.
AGİT seçim gözlem heyeti Gülen
HDP’yi ziyaret edecek
cemaatinin 11
HDP EşBaşkanı Figen Yüksekdağ, AGİT Sınırlı
Seçim Gözlem Heyeti’yle bir araya gelecek.
Halkların
Demokratik Partisi Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ, Avrupa
Güvenlik ve İşbirliği
Teşkilatı (AGİT) Sınırlı
Seçim Gözlem heyetini
HDP Genel Merkezi’nde
kabul edecek. Avrupa Güvenlik ve
İşbirliği
Teşkilatı’na
(AGİT) bağlı Demokratik
Kurumlar ve İnsan Hakları
Bürosu (ODİHR) Sınırlı
Seçim Gözlem Heyeti
polisi tutuklandı
Büyükelçi Geert-Hinrich
Ahrens başkanlığında 10
Temmuz’dan bu yana incelemeler ve ziyaretlerde
bulunuyor. Büyükelçi
GeertHinrich
Ahrens,
Vadim Zdhanovich, Ezgi
Elif
Topaloğlu’nun
katılacağı
ziyarette,
Cumhurbaşkanlığı
seçimleriyle ilgili süreç
değerlendirilecek.
Türkiye’de trafik
terörürünün ağır
bilançosu
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca
Gülen cemaatine bağlı polislere yönelik
soruşturma kapsamında gözaltına
alınan 49 polisten 11’i tutuklandı. 22
Temmuz
soruşturmasında
mahkeme, İstanbul Terörle Mücadele eski Şube Müdürü Yurt
Atayün’ün de aralarında bulunduğu
11 polisin ‘casusluk’ ve ‘resmi belgede
sahtecilik’ suçlarından tutuklanmasına
karar verdi. Polislerden 38’i ise serbest
bırakıldı. Ramazan Bayramı tatili nedeniyle cuma
günü büyük kentlerden sahillere başlayan göçte
henüz dönüş başlamadan, trafik kazalarında bilanço hayli yükseldi. Yurt genelinde meydana
gelen ölüm ve ağır yaralanmalarla sonuçlanan
77 kazada 82 kişi yaşamını yitirdi, 408 kişi de
yaralandı.
27
Çarşamba, 30 Temmuz 2014
HDP Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş seçim çalışmaları
kapsamında Avrupa’da yapılan
mitinglerin sonuncusu olan Londra
mitinginden hemen sonra, Mersin,
Muş, Siirt ve Bitlis mitinglerinin
ardından Türkiye’nin değişik illerini ziyaret etti. Tekirdağ’daki işçi
grevinden, Soma’da yaşamlarını
yitirenlerin ailelerine kadar ziyaretler gerçekleştiriyor. Gittiği her
yerde yoğun ilgi gören Demirtaş’a
değişik kesimlerden de destekler
gelmeye devam ediyor. Rize ve
Samsun’daki ırkçı saldırılara
rağmen Karadeniz bölgesindeki
seçim çalışmaları devam ediyor.
DEMIRTAŞ’IN BEŞ GÜNÜ
HDP Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş, Türkiye ve Kürdistan’ı adım adım geziyor.
TEKIRDAĞ’DA GREVDE
OLAN IŞÇILERE ZIYARET
HDP Cumhurbaşkanı adayı Selanattin Demirtaş, seçim çalışmaları
kapsamında
Perşembe
günü
direnişteki Petrol İş Sendikası üyesi
Deva işçileri ile buluştu. Demirtaş,
işçiler tarafından alkış ve sloganlarla karşılandı, “Cumhurbaşkanı
adayımız Demirtaş” diye anons
edildi.
İlk olarak söz alan Petrol-İş
Sendikası Genel Merkez yöneticisi Nimetullah Sözen, ilk kez bir
cumhurbaşkanı adayının direniş
yerini ziyaret ettiğini belirterek,
«30 yıllık sendikal yaşamımda
bu bir ilktir. Bu ziyaret tarihidir»
dedi. Sözen, «Demirtaş böylece
ne kadar emekten, özgürlükten
ve barıştan yana olduğunu bir
kez daha gösterdi» diye konuştu.
Ardından söz alan Demirtaş, “Bu
ziyaretten büyük bir onur duyuyorum. Elbette daha önce de defalarca
direniş, grev yerlerini ziyaret ettim. Cumhurbaşkanı adayı olarak
ilk kez geliyorum” dedi. İşçilerin
örgütlenmesinin önündeki engellere dikkat çeken Demirtaş, bu
engellerin kaldırılmasını istedi. ÇORLU’DAKI MITINGE
YOĞUN ILGI
Çorlu›daki seçim mitinginde
konuşan HDP Cumhurbaşkanı
Adayı Selahattin Demirtaş; yeni
yaşam çağrısının zenginliklerle, farklılıklarla birlikte yaşam
olduğunu söyledi, «Acılarımızı
yarıştırmak yerine acılarımızı
yakınlaştıracağız. Bir Türk›ün
gözyaşının,
bir
Kürt›ün
gözyaşından farklı olmadığını
göstereceğiz.
Anaların
acısı
arasına
fark
koymayacağız.
Yaralara merhem çalmanın acıları
ortaklaştırmanın
zamanıdır,
diyeceğiz» diye konuştu.
KADINLARLA BULUŞMA
KA.DER’in
düzenlediği
toplantıda kadın örgütleri ile
bir araya gelen Cumhurbaşkanı
Demirtaş, eş cumhurbaşkanlığı
sisteminin
fiili
olarak
uygulanabileceğini
söyleyerek, «Cumhurbaşkanlığı genel
sekreteri de kadın olmalı. Kadın
örgütlerinin eş cumhurbaşkanı
olarak seçeceği bir temsilci ile
çalışmaya hazırım» dedi.
Kadınların tüm sorularına
açık bir şekilde cevap veren
Demirtaş,
“Elbette
Kürt’üm,
ezilen bir kimliği içerisinden geliyorum. Bunu bir avantaj olarak
görüyorum. Ezilmişliği kitaptan
öğrenmedim, mücadeleyi de kitaptan öğrenmedim. Ezilmişliği,
kadınlar, Ermeniler, Müslümanlar,
Aleviler iyi bilir. Bütün bu kimliklerin yeni bir yaşam hukuku
ile bir arada olması gerektiğini
düşünüyoruz. Ezilenler adına yeni
bir yaşam teklifi sunduk. Ezilenden, halktan yana yeni bir yaşam
inşa etme teklifini sunduk. Öncelikleri halklar arasındaki gerilim
alanlarını doldurmalıyız” diye
konuştu. Rum hakaret, Yahudi aşağılayıcı
bir terimdir, Yezidi başbakanın
da sık sık kullandığı bir hakaret
sözcüğüdür. Yani şu anda devlet
gibi düşünmeyen başbakan gibi
düşünmeyen onun baktığı pencereden dünyaya bakmayan herkes bu
ülkede insan yerine konulmayacak, mümkünse bu ülkeyi terk
etmesi gereken ‘yaratıklardır’,
bunların bakışı budur” şeklinde
konuştu. Toplantının ardından
Demirtaş’ın Antalya’daki programı
Konyaaltı Açıkhava Tiyatrosunda
Cumhurbaşkanlığı kampanyasına
destek için yapılan Ahmet Aslan
konserine katıldı. Yurtdışındaki sandık güvenliği
konusunda bir endişeniz var mı?
sorusuna, “Oylar kullanıldığı yerde sayılmayacak. Ankara’ya getirilecek. O yolculukta müşahitler
bulunmayacak. Zaten çalma konusunda sabıkası olan bir yönetim.
Bu konuda kaygılıyız ki tabi ki. Bizim de temsilcilerimiz o taşıma
sırasında olmalı” diye konuştu. Aydın’da düzenlenen mitinge
katılan Cumhurbaşkanı Adayı
Selahattin Demirtaş, AKP’nin
devlet bütçesiyle seçim çalışması
yürüttüğüne
dikkat
çekerek,
“”Halkın hiçbir kuruşunu size
helal etmiyoruz” dedi. Demirtaş,
bir kez daha Erdoğan’a canlı
yayında tartışma ve şeffaflık çağrısı
yaptı. Çankaya’ya
çıkacak
olan
cumhurbaşkanının, halkın başkanı
olması
gerektiğini,
Türk’ün
de Kürt’ün de yanında olması
gerektiğini ifade eden Demirtaş,
“Öyle bir başkan seçelim ki işçinin,
memurun, çevrecinin, kadının
yanında olsun. Aydın’da zeytin ve
incirleri için kaygılanan insanların
yanında
olsun.
Çankaya’da
halkın başkanı olacaksa halk için
kaygılansın. Bizim için kardeşlik
ve barış dolu Türkiye, bin tane
Çankaya koltuğundan önemlidir” diye konuştu. Demirtaş,
Erdoğan’ın alanlarda tehditkar ve
nefret söylemiyle konuştuğunu,
ancak kendisinin buna karşılık
kardeşlikten yana olduğunu dile
getirdi. Erdoğan’ın ülkeye el
koymuş şekilde davrandığını vurgulayan Demirtaş, “Gözünü toprak doyursun, daha ne götüreceksin” diyerek, Erdoğan’ın seçim
çalışmalarında devletin parasını
harcadığını söyledi. Demirtaş,
daha sonra kentteki sivil toplum
kuruluşu temsilcileri ile kapalı
toplantı gerçekleştirdi. DEMIRTAŞ ANTALYA’DA
Halkların Demokratik Partisi
(HDP) Cumhurbaşkanı adayı ve Eş
Genel Başkanı Selahattin Demirtaş,
Cumhurbaşkanlığı
seçimlerine
ilişkin Antalya Şaranpol Durukan
Düğün salonunda halk toplantısı
düzenledi. Toplantıya çok sayıda
kişinin yanı sıra Antalya’ya bulunan STK temsilcileri de katıldı.
Yıllarca devletin medya aracılığıyla
halkları bir birine düşürdüğünü belirten Demirtaş, “Bunu kendi eliyle
başbakan, bakanların söylemiyle,
yargının desteğiyle Türkiye’ye
bu şekilde söylediler. Yıllarca
‘Aleviler sapkın bir inanca sahiptir’ diye Alevileri kötülediler,
yakın zamana kadar yine ‘Müslümanlar rejim için tehdittir’ diyerek
onlar üzerinden bir kamplaşmaya
kalktılar. Yıllarca kadın cinsiyet
kimliğini yok saymak için kadını
eşit birer yurttaş olarak kabul etmemek için onu kötülediler. Ermeni
zaten halen küfürdür bu ülkede,
AYDIN DEMIRTAŞ’I
SAHIPLENDI
DEMIRTAŞ NARLIDERE
CEMEVI’NDE
Demirtaş,
Cumhurbaşkanlığı
seçimleri kapsamında İzmir’deki
Narlıdere Cemevi’nde düzenlenen halk toplantısına katıldı.
Toplantının yapılacağı binanın
girişinde halkın yoğun ilgisinden
ötürü adeta izdiham yaşanırken,
alkış ve zılgıtlar eşliğinde salona
giren Demirtaş, Toplantıya katılan
binlerce kişinin yanı sıra İzmir’de
bulunan sivil toplum örgütü temsilcilerine konuştu.
Kazanması halinde önce Maraş,
Sivas, Çorum, Gazi ve Gezi’nin
hesabını soracağını kaydeden
Demirtaş, “Tüm kirli işlerin ortaya çıkması için uğraşacağım.
Alevi halkından devlet adına özür
dileyeceğim. Kim ki bu topraklarda
devlet yüzünden zulüm yaşamışsa
hepsinden özür dileyeceğim. Cemevi ibadethanedir. Bu böyle bilinmelidir. İnsanların dinini yaşaması
için Diyanet İşlerine ihtiyaç yoktur. Diyanet, devlete hizmet ediyor. Herkes istediği gibi inancını
yaşamalıdır. Vergileri hakaret ettiği
Süryani, Alevi halkları ödüyor.
Orada bir halk başkanı olsaydı,
Soma’da katledilen işçinin yanında
olurdu. Patronun yanında değil.
Roboski’de çocuklar katledilince
Genelkurmay’a teşekkür etmezdi.
Biz halklarımızın bize emanet
ettiği değerleri pazarlık noktasına
getirseydik, inanın şimdiye kadar
iktidar olurduk. Halklarımızın bize
emanet ettiği değerleri taşımaya
devam edeceğiz. Mücadelemiz
seçim olmasa da devam edecek.
Bana değil kendinize ve birbirinize
güvenin. Tek kişiye güvenmeyin.
Oylarımıza ve sandığımıza sahip
çıkmak için daha çok çalışmalıyız”
diye konuştu. DEMIRTAŞ BAYRAM
AREFESINDE SOMA’DA
HDP’nin Cumhurbaşkanı Adayı
Selahattin Demirtaş, Ramazan
Bayramı arifesinde Soma›da
maden katliamında yaşamını
yitiren işçilerin mezarlarını ziyaret
etti, aileleriyle görüştü. Soma,
facianın ardından bayramı buruk
karşılıyor. Soma’nın sokakları
değil, mezarlıklar kalabalık. Arife günü sabahın erken saatlerinde yakınlarını yitiren Somalılar,
mezarlıklara gelerek, dualar okudu,
yitirdikleri yakınlarıyla sohbet
etti. Demirtaş da, bu ilk bayramda
Somalıları yalnız bırakmadı. Halkların
ve
demokratik değişimin Cumhurbaşkanı
Adayı Selahattin Demirtaş, Soma
Şehitliği’ni ziyaret edip, ailelere
taziye
ziyaretinde
bulunduktan sonra Manisa’ya geçerek
Horozköy’de düzenlenen mitinge
katıldı. Manisa’da halka seslenen
Cumhurbaşkanı Adayı Selahattin Demirtaş, Soma işçi katliamını
hatırlattı, “Devlet, patronlar için
yasa çıkarmasaydı bu kadar işçi
yaşamını yitirmezdi. Çankaya’da
devlet adamı değil, halkın insanı
olsaydı işçiler ölmezdi, sömürülmezdi” dedi.
DEMIRTAŞ İZMİR’DE
Cumhurbaşkanlığı
seçim
çalışmaları kapsamında İzmir’e
gelen cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş, cumhurbaşkanı
adayı olan Başbakan Erdoğan ile
İhsanoğlu gibi gökten zembil gibi
inmediğini aksine Türkiye toplumunda yaşanan parçalanmışlığa
son vermek için halklar tarafından
görevlendirilen bir aday olduğunu
belirtti. HDP Eş Genel Başkanı ve
Cumhurbaşkanı Adayı Selahattin Demirtaş, seçim çalışmaları
kapsamında Manisa’da binlerce
kişinin katıldığı mitingin ardından
İzmir’in Bayraklı semtinde bulunan Tepekule Kongre ve Sanat
Merkezi’nde STK temsilcileri ve
yurttaşlar ile bir araya geldi.
DEMIRTAŞ SOMA’DAN
SONRA ROBOSKI’DE
Demirtaş, Ramazan Bayramı
dolayısıyla Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski köyünü ziyaret
ederek acılı ailelerle bayramlaştı.
Demirtaş, Somalı ailelerin selamını
Roboskili ailelere getirdiklerini
söyledi. Demirtaş Roboskinin
ardından Şırnak, Cizre ve İdil›i ziyaret etti. Şırnak›ta onbinlerce kişi
tarafından karşılanan Demirtaş,
“Eğer bize eşit şartlarda fırsat verirlerse rekor bir oyla cumhurbaşkanı
seçilebilirim” dedi.
DEMIRTAŞ SÜRYANILERI
ZIYARET ETTI
Midyat’ta bulunan Mor Gabriel
Manastırı Turabdin Metropoliti
Samuel Aktaş’ı ziyaret eden HDP
Eşbaşkanı ve Cumhurbaşkanı
adayı
Selahattin
Demirtaş,
bir coğrafyanın tek bir sahibi
olmadığını belirterek, “Bu vatanın
toprakları azlığı ve çokluğu ile
herkesin toprağıdır. Hiçbir zaman
tekbir kişiye ait değildir. Eğer o
topraklarda bir inanca sahip tek bir
kişi varsa bile o kişi kendi inancını
özgür bir şekilde yaşamalıdır. Bu
insanlık değerinin bir göstergesidir” dedi.
28
Çarşamba, 30 Temmuz 2014
29
Çarşamba, 30 Temmuz 2014
21 Mart 20 Nisan
Kendinizi pek çok açıdan canlı, hareketli ve hevesli hissedebileceğiniz günlerdesiniz. Aslan burcunda gerçekleşen yeniay hayatınıza keyif, pozitif bakış açısı
ve kararlılık getirmekte. Aşkta ve risk içeren konularda bile girişimcisiniz. Güzel
olan şeyler için harcama yapmak kolay. Bu dönemde ev ve aileniz, çocuklarla ilgili
konularda da olumlu gelişmeler bekleyebilirsiniz. Enerjinizi, birikimlerinizi gereksiz
yere harcamamaya bakın. Ayrıca bu hafta kısa yolculuklar, ziyaretler, konuşmalar
ve gelecek yönünde olumlu ümitler vurgulanmakta.
21 Nisan 21 Mayıs
Aslan burcunda gerçekleşen yeniay özellikle ev ve ailevi konulara, yerleşim ve
toprağı ilgilendiren uğraşlara büyük bir canlanma getirmekte. Bu dönemde evde
ve aile çevrenizde olumlu ve mutluluk gelişmeler beklenebilir. Aileden, babadan
destekler de söz konusu. Kuşkusuz bu konularda daha fazla harcama ve kimi
zaman da israf ortaya çıkabilir. Benzer şekilde evde ve yakın çevrenizle daha çok
zaman geçirebilirsiniz. Bugünlerde ilişkilerinizde ve ortaklaşa konularda, evlilik
hayatında biraz daha soğukkanlı olmaya bakmalısınız.
22 Mayıs 21 Haziran
Bu dönemde kendinizi ifade etmek ve yakın çevrenizle olumlu ilişkiler kurmak
yönünde şanslısınız. Güzel haberler, yakın çevrede ziyaretler, kardeşlerle ilgili
gelişmeler hayatınıza pozitif bir atmosfer getirmekte. Özellikle 1’inden itibaren
eğitsel alanda ve zihinsel konularda son derece başarılı olabilirsiniz. Yine bu
dönemde ticari görüşmeler, anlaşmalar oldukça dikkat çekici sonuçlar getirebilir.
Bu haftalarda kişisel yeteneklerinizi ortaya koyabileceğiniz girişimler içindesiniz.
Hayatınıza daha kararlı bir yön verebilirsiniz.
22 Haziran 22 Temmuz
Bu dönemde iş hayatınız ve parasal konularda yapabileceğiniz çok şey var. Yeteneklerinizi kazanca dönüştürebileceğiniz bir dönemdesiniz. Yeni kazanç yolları da
açılabilir. Ancak bu arada harcamalarınızda da artışlar olabilir. Elinizdekileri daha
verimli alanlarda kullanmaya bakın. Güçlü kişilerden, baba figüründeki kişilerden
destekler görebilirsiniz. Yabancılarla ilgili işler kazançlı olabilir. Yolculuklar iş
hayatına olumlu yansıyabilir. Venüs burcunuzda ilerlerken ailenizle ve evliliğinizle
ilgili konularda daha mutlu olabileceğiniz anlar var.
23 Temmuz 23 Ağustos
Bu hafta burcunuzda gerçekleşen yeniayın Jüpiter’le birlikteliği size güven
ve rahatlık getirmekte. Bu güçlü kombinasyon sayesinde kişisel konularda
şanslısınız. Girişimlerinizde daha başarılı olabilirsiniz. Ancak bir yandan da
elinizdekileri iyi kullanmaya ve girişimlerinizde dengeli olmaya gayret edin. Kişisel
açıdan kendinize güven duymanız ilişkilerinize de olumlu yansıyacak. 1’inden
itibaren düşünsel konularda, ticari konularda ve anlaşma gerektiren işlerde daha
başarılı olabilirsiniz. Beklentilerinizin olumluya döndüğü bir dönemdesiniz.
24 Ağustos 22 Eylül
Bugünlerde kararlarınızı tek başına vermeniz pek kolay olmayabilir. Bazı elde
olmayan nedenler yüzünden fazla etki altında kalıyor olabilirsiniz. Yengeç burcundaki Venüs kadın figürlerin ve arkadaşlıkların desteğine işaret etmekte. Aynı
zamanda ailevi konular gelecek beklentilerinizde olumlu bir yer tutabilir. Ancak
diğer yandan da gurur yapmış olabileceğiniz konularda incinme riski de var.
Bugünlerde enerjinizi hizmet etmek yönünde kullanabilirsiniz. Mesleki konularda
değişiklikler üzerinde durmak gereği de olabilir.
23 Eylül 23 Ekim
Aslan burcunda gerçekleşen yeniay gündeminizi renklendiriyor ve hareketlendiriyor. Son haftalarda ailevi işler, sorumluluklar ve sizi öne çıkaran uğraşlar içerisindeydiniz. Mesleki konularda ve statünüzde olumlu adımlar atmış olabilirsiniz.
Şimdi ise zamanınızı gelecek ümit ve beklentilerinize göre yeniden düzenleyebilirsiniz. Arkadaşlıklar, sosyal gruplar kişiliğinizi ve yeteneklerinizi ortaya
koymanız açısından güzel fırsatlar sunuyor. Bu arada parasal alanda, özellikle
ortaklaşa işlerde daha hırslı ve mücadeleci olmanız gerekebilir.
24 Ekim 22 Kasım
Bu dönemde sizi daha kararlı ve rotada kılan gelişmeler beklenebilir. Jüpiter’in Aslan
burcuna geçmesi yanında Mars da güçlü olduğu burcunuza ilerledi. Şimdi bu yeni
dönemde kişisel projelere ve girişimlere odaklanmanın tam zamanıdır. Gündeminizi
kendiniz belirleme şansına sahipsiniz. Bu dönemde mücadele de gerekli olacaktır
ancak bundan kaçınmamalısınız. Jüpiter ise özellikle mesleki konularda, dikkat
çekme ve öne çıkma arzusu yönünde sizi daha şanslı kılıyor. Belirli bir konuya
odaklanmanız size aradığınız yanıtları getirecek.
23 Kasım 21 Aralık
Bu dönemde Aslan burcundaki Jüpiter’li yeniay sizi son derece pozitif, gelişmeye
açık ve yenilikçi kılmakta. Uzaklarla ilgili uğraşlar, akademik işler, danışmanlık ya
da medyaya ait konularda son derece başarılı olabilirsiniz. Bu alanlar içerisinde bir
başlangıç yapmak doğru bir ilk adım olabilir. Aynı zamanda hayatı sorgulama ve
keşfetme konusunda faydalı deneyimler, güçlü kişilerden destekler söz konusu.
Ancak bir yandan da aşırı risklere girmek yüzünden elinizde olmayan sonuçlar
ortaya çıkabilir. Bazı gizli kalan gelişmeler de mümkün.
22 Aralık 20 Ocak
Bu yeni dönemde sizi ortaklaşa konularda ve başkaları ile olan ilişkilerinizde
meşgul eden durumlarla karşılaşabilirsiniz. Aslan burcunda gerçekleşen Jüpiter’li
dolunay özellikle miras, eşinizin ya da ortağınızın maddi durumu ile ilgili alanlarda
önemli gelişmelere ve fırsatlara işaret etmekte. Ancak bu fırsatların yanında
bazı korku ve endişe yaratan durumlar da ortaya çıkıyor olabilir. Bu yüzden
yargılarınızda aceleci davranmamalısınız. Bu yeni dönemde planlarınızı, özellikle
ortaklı konularda ve paylaşımlarda yenilemeniz gerekiyor olabilir.
21 Ocak 18 Şubat
HAFTALIK BURCUNUZ
Şimdi bu yeni dönemde sizi daha büyük bir kararlılık ve mücadele bekliyor.
Düşüncelerinizde istikrarlı ve dayanıklı olmaya bakmalısınız. Jüpiter’in yeni
konumu özellikle toplumsal konulara, iş hayatına ve ilişkilerinize yansıyabilecek bir
canlanmaya işaret etmekte. Bu dönemde eşiniz ya da ortağınız hayatınızı olumlu
gelişmeler ve destekler getirebilir, kendi işleri de gelişebilir. Mesleki konularda ise
daha dikkatli olmak ve rekabete karşı uyanık olmak gerekebilir. İş alanında kendi
payınızı elde olmak konusunda daha kararlı olmalısınız.
19 Şubat 20 Mart
KARİKATÜRLER
Şimdi Aslan burcunda gerçekleşen Jüpiter’li yeniay özellikle sizi çalışma hayatında
ve iş ortamına ait konularda daha hareketli ve meşgul kılabilecek durumlar getirmekte. İş hacminde artışlar mümkün. Mesleki konularda yabancılarla ilgili gelişmeler
ve kimi zaman eğitsel imkanlar söz konusu. Siz de kendinizi iş üzerinden ifade
etmek için daha fazla uğraşı içerisine girebilirsiniz. Bu yeni dönemde düşünce ve
inançlarınızı vurgulama konusunda, uzaklarla ilgili konularda daha kararlısınız.
Fikirlerinizi ortaya koymak için gücünüzü ortaya koyabilirsiniz.
30
Çarşamba, 30 Temmuz 2014
£10
SERi iLANLAR 0742 948 1490
Bu sayfada
1 kutu ilan
İlanlarınızı [email protected] adresine gönderebilirsiniz
İlanlarınızı Pazartesi günü saat 16.00’ya kadar gönderebilirsiniz.
Satılık Café &
Sandwich Bar
Kıbrıs’ta Satılık
Apartman
Covent Garden / Holborn bölgesinde
Rent: £24.500
Taking: £6.000 üstü
Haftada 5 gün açık
Saat 07:00-15:30 arası
Lease: 8 yıl ve önü açık
Fiyat: £195.000
GİRNE Bölgesinde - Türk Koçanlı - Güzel
Geniş Daire
All Taxes Paid/KDV ödenmiş
3 yatak odalı
Fiyat £80,000
Selin Hanım 07432065220
İrtibat: 07712 529 361
Sağlıklı ve zinde bir vücuda sahip
olmak için henüz gec değil, özel ve grup
dersleri ile kendinizi yeniden
kesfetme zamanı.
MEM Painting
and Decoration
Deniz Dogrusoz
Personal Trainer
Her türlü boya ve dekorasyon
işi itina ile yapılır.
Mahmut Söylemez
07455947693
07984 513 968
www.deniz-personal-tranining.com
Satılık Off License
Walthamstow pazarı
yakınlarında.
Buisness Rate: £2,140
Rent: £12,500
Fiyat telefonda verilecektir.
*Boş veya stock ile beraber
07429994404
07402722322
Satılık Kebap &
Pizza Shop
Margate-Kent bölgesinde
Rent: £16,000 yıllık / Rate: Yok
Taking: £4500-£5000 pw
(Üst katında 5 odası var)
0790 1558 434
(Ciddi alıcılar arasın lütfen)
YETER
CLEANİNG
İşyerleri ve Evler itina
ile temizlenir.
07803506942
07909539577
TOPCU MOBILE CAR MECHANIC
Her türlü araba tamiri işleriniz yapılır
REPAIRS
SERVICING
DIAGNOSTICS
PRE-MOT/FAILURES
AHMET TOPCU
07415106521
07405756462
BALINZA LAUNDRY &
CLEANING SERVICES
Her türlü çamaşır yıkama işi
yapılır. Evden alıp eve teslim
servisimiz mevcuttur.
One 2 One
English
for children and adults
07428336181
SANCAR TUTORING
SERVICES
Yıldız Adıgüzel
Her Seviyede Özel Matematik
Dersi Verilir
Not: Dersler Türkçe verilmektedir
SATS, GCSE, A LEVEL, ESOL,
IELTS & BUSINESS ENGLISH
Mehmet SANCAR
07446867986
Qualified English Language Teacher
For more information and Free consultation:
t 0753 4491 623
e [email protected]
31
Çarşamba, 30 Temmuz 2014
£30
SERi iLANLAR 0742 948 1490
Bu sayfada
1 kutu ilan
İlanlarınızı [email protected] adresine gönderebilirsiniz
İlanlarınızı Pazartesi günü saat 16.00’ya kadar gönderebilirsiniz.
15 yıllık öğretmenlik tecrübesiyle
ehliyet yazılı sınavı (theory test)
için özel ders verilir. Sadece
haftada 5 saat, 1.5 ay da yazılı
sınavınızı geçebilirsiniz, üstelik
İngilizcenizin çok iyi olmasına gerek
olmadan(başarı yüzdesi %90”larda).
Arayın detayları konuşalım.
Mehmet bey
07446867986
ÖZLEM CARE
Yaşlı ve Çocuk Bakımı
&
Ev ve İşyerlerinin Temizliği
Yapılır
Ozlem Almaz
Tel: 07404034146
Çarşem, 30 Tîrmeh 2014
9
8
Çarşem, 30 Tîrmeh 2014
TÊKILIYA
EDALETA CIVAKÎ
YA BI AZADIYÊ RE
Pêwîstiya her civak û welatekî bi azadiyê heye. Dema ku azadî, demokrasî,
edalet, wekhevî û exlaq bi hev re pêş kevin wê demê mirovê azad, civaka azad
û jiyana azad dê wateya xwe bibînin
Yek ji pirsgirêkên civakî yê herî
bingehîn, pirsgirêka têgîna azadiyê ye.
Li ser navê azadiyê gelek tişt tên gotin,
gelek tişt tên nivîsandin lê belê ew bi
xwe di roja me ya îro de hîn jî baş nehatiye famkirin. Ji ber ku pergala zextker
û mêtinger têgîna ku li ser wê herî zêde
gengeşe û berovajîkirin ava kiriye têgîna
azadiyê ye.
Bi giştî Şaristanî, bi taybet jî
şaristaniya kapîtalîst bi afirandina lîberalîzmê, bi feraseta azadiya ferdî mirovan
ji civakbûyînê qut dike û mirov bi azadiyeke sexte derdixe pêş û dike yekperest.
Di her demên dîrokê de xwestek, evîn,
hêvî û hestên azadiyê her tim di civakan
de hatiye ziman û kesên ku ji bo welatê
xwe û ji bo azadiya gelê xwe bi qehremanî şer kiribin derketine.
MIJARA AZADIYÊ
Heya di roja me ya îro di mijara azadiyê de watedayîneke teng hebûye û ne ku
civak tenê li ser kesan hatiye pênasekirin, lê Rêber APO di parêznameyên xwe
de azadiyê ji nû ve pênase dike. “Hema
hema ez dixwazim bibêjim ku azadî
armanca gerdunê ye.
Di mijara azadiyê de çikûs nebûn û li
gorî min her tim danexistina asta mirovan gelek girîng e. Bi pirpitîna azadiya
mezin a ajalê ku di qefesê de ye ma mirov dikare jê guman bike? Xwendina
bilbil ku senfoniyeke herî bandor paşve
dihêle, em ê vê rastiyê li dervayê azadiyê
bi kîjan têgînê pênase bikin?
Em hîn pêşdetir biçin; hemû dengên
gerdûnê û rengan gelo azadiyê nadin
fikirandin? Wekî koleyên herî kûr ên
yekem û dawî di civaka mirovan de jin
bi hemû pirpitîna xwe ji bilî lêgerîna
azadiyê, mirov dikare bi kîjan têgînê pênase bike? Fîlozofên ku herî zêde kûrbû
ne, weke mînak Spînoza azadiyê weke
ji cehaletê derketin û weke watedayînê
ku şîrove dike, ma ev jî heman wateyê
nade?”
GERDÛN Û XWEZA
Tevahî pêkhate, hebûn, herikîna enerjî û şênberbûyîna pirtikên herî piçûk
ên gerdûn-xwezayê azadî ye. Azadî
têgîneke gerdûnî dihewîne. Azadî tenê
bi kes an jî bi civakê pênasekirin teng
fikirindin û fena ku Rêbertî dibêje tê wateya ezezitiyê.
Dema ku azadiyê bikin têgîn, pêwîst
e hêza wate û asoya xwe fireh bikin
û azadiyê di navenda hemû gerdûnxweza û jiyanê de bi cih bikin. Bêguman
dîrokeke azadiyê jî heye. Pêkhateya gerdûnê, lêgerîna azadî û dîroka wê ye.
Madeya pêkhateya gerdûnê azadiya wê bixwe ye. Bi destgirtina wek
xwezayeke zindî di cîhana pirtikên jêr
atoman de her yek weke gewdeyeke enerjiyê û çavkaniya jiyana gerdunê ye.
Ev di nava xwe de taybetmendiyên
weke herikîneke enerjiyên azad tevbigere
dihewîne. Her tim di nava tevgerekê de
dixebite. Yek ji rêgezên bingehîn ê azadiyê jî hem xebitandin û hem jî parastina
herikandina xwe ye.
MUCÎZEYA ZAYÎNÊ
Ev jî heya asta hemû zindiyên ku di
xwezayê de ne were daxistin; jiyan di
avê de dest pê kiriye û ji wir jî derbasî
erdnîgariyê bûye, ji şaneyeke bi milyonan şaneyên zindî û bi tevahî curbicuriya
xwe pêkhateyeke mezin raber dike.
Dîsa pêkhateya zikê dayikê jî
mûcîzeyek e û dema ku neh heyvan
zarok di zikê xwe de dihewîne, ev neh
meh dibe xulaseya pêvajoya beridandina
gerdûnê ya 20 milyon salî. Di heman
demê de gelo ev wateya azadiyê jî barnake? Weke mînak stêrk, heyv, roj, feza,
gerwerk û pêkhateya gerdunê û gelek
pêkhateyên dîtir. Ev tevahî perçeyeke
lêgerîna azadiya gerdunê ye.
Her tim nûbûyîn, cudabûn û gihîştina
pir curbicurî di heman demê de gelo
nabe ku armanceke gihîştina azadiyê
be? Pêwîstî di derheqê gerdûnê de jî bi
zanebûnê heye, di heman demê de ev
gerduna ku bi razan dagirtiye em bixwazin nas bikin di serî de xulaseya gerdunê ango mirov famkirin û çareserkirin
ew ê fêrbûneke herî bi wate be. Ji ber vê
yekê azadî bi zanebûnê ve girêdayî ye.
Çi qas bê zanîn û bê famkirin ew qasî
rêya gihîştina mirovê kamil, heqîqet û
azadiyê wê vebe.
ŞARISTANIYA NAVENDÎ
Şaristaniya navendî di serî de bi
êrîşkirina avahiyên feraseta civakî, şûna
feraseta gerdun-xwezaya zindî feraseta
xwezaya bê can ava kiriye. Ev bingeha
tevahî çeloxwarîkirinan e. Bi cihêkirina
obje-sûbje tê xwestin ku ev feraset bibe
têgihîştina civakê û bibe nêrînên wî û di
xwezayê de her tişt bê parçekirin.
Weke mînak xweza obje, mirov sûbje,
civak obje, dewlet sûbje, jin obje, zilam
subje û hwd. bingehê mêtingerî û koletî
bi vî rengî tê avakirin. Bêguman di cîhana
kuantûmê de fena ku di cîhana mirovan
de(civakan) esaret û serwerî tine be. Pirtikên jêr atoman(notron, proton) qasî ku
nekeve tû venêrîna hebûnan, azad in.
Ji ber ku ew xwe bi rê ve dibin û hevdu
tine nakin her tim di nava parastina hebûna xwe de ne. Azadiya edaleta civakî,
her tim di nav hewldana şerê hebûnê de
ye û bi rêkûpêkirina têkoşîna azadiya civakê de ye.
MÎRATEYA CIVAKA DÎROKÎ
Azadî mîraseke civaka dîrokî ye.
Civata mirovên proto jiyanên xwe bi
berhevkarî û kêm be jî bi neçîrvaniyê bi
rê ve dibin û bi wateya kolektîf jiyaneke
hevbeş pêşdixin. Jina ku bi awayekî xurt
jiyanêve girêdayi ye, ew kes e ku jiyanê
bi rêkûpêk dike û hêzekî bingehîn e ku
civakê rê dike.
Ji zarok anîn û xwedîkirinê bigrin, bi
berhevkarî, mijûlbûna cotkarî û heya bi
tespîtkirina pêwîstiyên jiyana ekonomîk
ji tevahî jiyanê ya berpirsyar jin bixwe
ye. Civaka klan civakekî azad, wekhev
û komûnal e û di civakê de pêşengtiya
jinê bi bandor e. Jin di nava civakîbûyînê
de bi civaka xwe, pîroz tê dîtin û her tim
cihê rêzgirtinê ye.
DERBEYA YEKEM
Li ser azadiyê darbeya yekem li civakîbûyîna azad ku jinê pêşxistiye û
li hemberî jiyana komunal pêşdikeve.
Pergala serwer a zilam di serî de azadiya jinê desteser dike û koletiya civakê
yekem car bi jinê re dide destpêkirin û bi
modernîteya kapîtalîst jî hîn bêhtir dide
kûrkirin.
Ger ku pirsgirêka azadiya civakê û
rewşeke kaotîk ev roj tê jiyîn li vir di serî
de koletiya ku li ser jinê pêk tê, ev çavkaniya xwe ji polîtîkayên mêtingeriyê
digre. Ji vî alî ve Rêber APO dahûrandinên xwe yên wek sosyolojîk pêşxistine,
di serî de li ser pirsgirêka jinê disekine û
weke ‘Rizgariya jinê rizgariya civakê ye,
azadiya jinê azadiya civakê ye’ tespîta
xwe dike.
NAVENDÊN ÎQTÎDARÊ
Hemû navendên îqtîdarperest, bi desteserkirina hemû qadên jiyana hiqûqê û
pêwîstî hebû ku bi destwerdanan her tiştî
ji nû ve sererast bike. Di serî de qadên
azadiya jinê û civakê piçûk dibûn û dîsa
li pêşiya pergala exlaqî-polîtîk û li hemberî pêşketina rêgezên edaletê asteng
dibûn.
Bi taybet feraseta netewe-dewletê
ya kapîtalîzmê bi hewldana xwe ya
mezinkirina pekhateya dewletê, ji çareserkirina pirsgirêkên civakî zêdetir ev
pirsgirêk hîn bêhtir mezin kirine û pergaleke bi tevahî mafê mirovan, azadiyê
û demokrasiyê înkar bike pêşxistiye.
Weke mînak; bi armanca avakirina
civakekî homojen ku ev pir hatiye ziman ‘yek dewlet, yek welat, yek ziman,
yek netew, yek çand’ ku ev têgîn weke
dirûşme têne bikaranîn weke polîtîkayeke asimîlasyonîst û komkujer li
hemberî înkarkirina cudahiyan, edaletê,
demokrasiyê û li hemberî azadiya civakan tê pêşdikeve.
Li hemberî van polîtîkayan pêwîst e ku
edaleta civakî û tiştên ku ji bo civakê baş,
xweşik û rast in zû bi zû pêşbikevin.
AFRÎNERÎ DIVÊ
Têkiliya azadiyê bi edaleta civakî
re di bingehê xwe de ji bo sînorên li
pêşiya azadiya civakê rabin pêwîst e
têkoşîna bîrdozî, polîtîk û demokratîk
xurt bibe.
Bi qasî edaleta civakî, azadiya civakê jî pêwîst e û armanca me pêwîste
civakekî azadîxwaz be. Di civakeke
welê de mirov hîn bêhtir afirîner, adil,
polîtîk û xwedî şêwazeke jiyanekî exlaqî
wê derxe holê. Ji ber pergala zextker û
mêtinger pêwîstiya azadiyê pirsgirêkeke
giştî ye.
Her wiha jin, ciwan, rêxistinên sivîl,
femînîst, anarşîst û tevgerên ekolojîst û
gelek komik û hêzên dijî pergalê girîng e
ku têkoşîneke edaletê, azadiyê, wekhevî
û demokrasiyê ya hevbeş bimeşînin.
Pêwîstiya hemû civakan bi azadiyê
heye. Dema ku azadî, demokrasî, edalet
û exlaq bihev re pêşbikeve, wê demê mirovê azad, civaka azad û jiyana azad wê
wateya xwe bibîne.
DÎCLE TEKMAN
7
Çarşem, 30 Tîrmeh 2014
Mîhrîcana Gel a Elbîstan ji bo
bîranîna Fîdan Dogan pêk tê
MEREŞ 27.07.2014 17:53:50
Mîhrîcana Gel a her sal ji aliyê Sev-Der ve li Elbîstanê pêk tê, îsal diyarî yek ji şoreşgerên jin ên Kurd a
li Parîsê hat qetilkirin Fîdan Dogan hat kirin.
GELO STRANA HERÎ KEVN
A CÎHANÊ BI KURDÎ YE?
Straneke bi nivîsa berê
hatiye nivîsandin ku bi navê
‘Beyta Hûrrî’ tê binavkirin û tê
texmînkirin ku beriya 3 hezar û
400 salî hatiye nivîsandin, derket holê. Ev stran weke strana
herî kevn a cîhanê tê zanîn
Strana ku li ser tableteke kîl
a beriya 3 hezar û 400 salî hatiye
nivîsandin û li Sîteya Ûgarît a niha
li Sûriyeyê ye hat keşifkirin, pisporan destpêkê ew keşif kirin, dûre jî
veguherandin formata muzîkê. Vê
keşfê nîşan da ku muzîk beriya
yewnanan jî hebû. Her tişt di salên
1950’yî de destpê kir ku arkologên
fransî li Sîteya Ûgarîtê hin rêze
tabletên ji kîlê keşif kirin. Ev tabletên di sedsala 14’an a Beriya
Zayînê (B.Z) hatibûn nivîsandin,
bi zimanê hûrriyan bûn.
Arkeolog der heqê vî zimanî de
hînê negihaştine encameke cidî.
Hînê gelek ji wan zimanê hûrriyan
weke “zimanekî mirî” dibînin ku
ev ziman ne semîtîk e ne jî ji koma
zimanê Hînt Ewropayê ye. Der
barê gelê hûrriyan de lêkolîneke
berfireh û kûr nîne. Yên heyî jî, ji
belgeyên bi rêya şaristaniyên cuda
hatine peydakirin, pêk tên.
4. Mîhrîcana Gel a Sev-Der a
ji bo bîranîna Fîdan Dogan a yek
ji jinên şoreşger ên li Parîsê hatin
qetilkirin tê lidarxistin, bi panelan
destpê kir.
Duyemîn roja mîhrîcanê jî li
gundê Yazitopalli li bi Cema Muhabbet dewam kir. Di Muhabbeta
Cem a bi malovaniya pîrên Kantarma pêk hat, endamên Meclîsa
Partiyê ya HDP’ê, rêveberên
HDP’ê yên Elbîstan, Weqfa Kistik,
Derhêner Zeynel Dogan, endamê
Meclîsa HDP’ê Kemal Bulbul, Serokê BAF Îsrafîl Erbîl û gelek kes
amade bûn.
Muhabeta Cem bi sohbeta Pîr
Mehmet Yuksel destpê kir, Yuksel got; “Tevahî canên me û Fîdan
Dogan ku jiyana xwe di têkoşîna
heq û nasnameyê de û her wiha di
têkoşîna hebûnê de feda kirin, ji bo
me ferqa wan ji şehîdên Kerbela
nîne.”
Yuksel bal kişand ser êrîşên
Rojava-Kobanê û wiha dewam kir:
“Kerbela hê jî li van xakan dewam
dike. Li ber serê me li Sûriyeyê li
hember Elewî û Kurdan heman
PÎVANA MUZÎKA ARKAÎK
komkujî dewam dikin. Divê em
li her cihî dengê xwe bilind bikin
û li hember komkujiyan bêdeng
nemînin.”
Kemal Bulbul jî di axaftina xwe
de got ku Fîdan Dogan ji aliyê
kesên ji eslê Muaviye ve hatiye
qetilkirin.
Di nav sohbetan de ji bo Fîdan
Dogan loqme hatin belavkirin.
Di mîhrîcana wê sê rojan dewam bike de, wê îşev filmê,
“Dengê Bavê min” ê derhêneriya wê Zeynel Dogan kiriye bê
weşandin.
Sibeha 28’ê Tîrmehê jî wê
Fîdan Dogan li ser gora xwe bê
bibîranîn, paşê li gundê Sevdîllî
Ferhat Tunç û hunermendên Kurd
ên di bin banê NÇM’ê de wê konserekê li dar bixin. Herî dawî ji
bo bîranîna Sakîne Cansiz, Fîdan
Dogan û Leyla Şaylemez bi tevlîbûna Hevşaredara Bajarê Mezin
a Amedê Gultan Kişanak, Serokê
Sev-Der Selman Gumuş, rojnamevan û nivîskar Şukru Yildiz panelek bê lidarxistin.
Di nava tabletên hatin dîtin
de, nivîsteke muzîkî ya ji şopên
çandeke kevin a beriya 3 hezar û
400 salî, hat kifşkirin. Ji Zanîngeha Kalîforniyayê asûrolog Profesor Anne Drafkorn Kîlmer li ser vê
muzîka ji serdemeke din, demeke
dirêj xebitî. Muzîkolog ê belçîkî
Marcelle Duschesne Guîllemîn
jî beşdarî vê xebatê bû. Li gorî
nêrîna serdest a heta roja îro, dihat
fikirîn ku tu pîvaneke muzîkê ya
beriya yewnanan nîne.
DÎROKA NOTAYAN
Xebateke di sala 1963’yan de
hat weşandin nîşan dida ku gelên
berê yên Rojhilat xwedî notayan
bûn. Mîna pîvana di hîmê muzîka
Rojava de cih digire, muzîkeke
diyatonîk a ji heft notayên binge-
KURD DÊ LI DUSSELDORFÊ BICIVIN
22’yemîn Mîhrîcana Çanda Kurd a Navneteweyî îsal ew ê 13’ê îlonê Dusseldorfa Almanyayê were lidarxistin. Mîhrîcana ku ji aliyê NAVDEM’ê ve tê lidarxistin bi bernameya xwe jî balê dikişîne
Mîhrîcana Çanda Kurd a Navneteweyî ya 2014’an bi
pêşengiya NAV-DEM’ê di 13’ê îlonê de li Dusseldorfê tê
lidarxistin. Bernameya Mîhrîcana Çanda Kurd a Navneteweyî ku kurdistaniyên li Ewropayê dijîn her sal bi awayekî
kevneşop li dar dixin, diyar bû. 22’yemîn Mîhrîcana Çanda Kurd a Navneteweyî wê di 13’ê Îlonê de li Dusseldorfa
Almanyayê pêk were. Mîhrîcana îsal a ji aliyê NAV-DEM’ê
ve tê organîzekirin û gelek çalakiyên çandî wê tê de hebe, bi
navê ‘Şahiya Gelan Mîhrîcana 2014’an’ tê lidarxistin. Mîhrîcana wê li kêleka Çemê Rehnê li navnîşana Kaîser-WîlhelmRingê pêk were. Di mîhrîcana bi şiyara ‘Ji Ocalan re azadî
ji Kurdistanê re statu’ û ‘Şoreşa Rojava rûmeta kurdên azad
e’ de li gel panel, şano û govendê, her wiha wê li konên bên
vedan çand û gelên cuda bên nasandin.
MÊVANÊN MÎHRÎCANÊ
Hevserokê NAV-DEM’ê Yuksel Koç der barê amadekarî û
bernameya mîhrîcanê de agahî dan û diyar kir ku ji Ewropa,
Kurdistan û Tirkiyeyê wê kesayetên siyasî di bernameya
mîhrîcanê de amade bin û dixwazin mîhrîcan di rewşeke
şahiyê de derbas bibe. Koç wiha got: “Bi vê şahiyê re em ê
xwedî li Şoreşa Rojava û Berxwenda Kobanê derkevin. Em
ê careke din nîşanî tevahiya cîhanê bidin ku weke kurdên
li dîasporayê em xwedî li pêvajoya muzakereyê ya ji aliyê
Rêberê Gelê Kurd Abdullah Ocalan ve hatiye destpêkirin
derdikevin û destek dikin.” Koç ragihand ku Serokwezîrê
Kantona Kobanê Enwer Muslim jî wê weke axaftvan beşdarî
hîn hebû. Li ser tabletan her çend
nota gelekî baş hatine nivîsandin
jî tempo û rîtîm bi heman rengî
nîne. Ji ber vê yên dixwazin vê
melodiyê derxînin holê, xwedî
qadeke berfireh a şîrovekirinê ne.
Yên ku stran şîrove kirin, ji stranê
albumek jî derxistin.
Album bi pere ye lê beşek jê
di înternetê de hat weşandin, mirovan der barê strana herî kevin
de serwext dike. Her çend di roja
îro de di lîsteyên muzîkê de di 50
rêzên destpêkê de cih nagire jî
beriya niha bi 3 hezar û 400 salî
straneke gelekî populer bû. Malpera Open Culture melodiya antîk
di 8’ê tîrmehê de weşand. Stran
bi alavên muzîkê yên elektronîk
hatiye şîrovekirin.
MELÎKEYA Û GARÎTÊ
Strana mijara gotinê ji
Melîkeya Ûgarîtê, ji hevsera
Xwedayê Heyvê Yarîkh ji Nîkkal
re hatiye nivîsandin. Li vê stranê
metnek jî hatiye zêdekirin. Di metnê de gazinên jineke ku zarok jê re
çê nabe, cih digirin. “Xwedawend
destûrê dide ji jin û mêrên hev re
zarok çêbibe. Bavê wan destûrê
dide. Lê zarokê bi tenê wê biqîre
û bêje ‘ew nebû xwedî zarokek bi
tenê’. Çima weke hevjîneke rastîn
min nekarî zarokekî bidim te?”
Her çend dîroknasên rojavayî
behsa kurdan nekin jî gelek çavkaniyên girîng hûrriyan weke bav
û kalên kurdan qebûl bikin. hûrriyên li Mezopotamyaya Jorîn û Zagrosan bi cih bûn, li vê derê qraliyeteke biçûk ava kirin. Tê zanîn ku
hûrrî Beriya Zayînê di hezar saliya
sêyemîn de derketine holê.
mîhrîcanê bibe û wiha got: “Bi vê wesîleyê, êrîşên çeteyan ên
li hemberî Kantona Kobanê û berxwedana gel wê ji gelê me
yê li Ewropayê re bên vegotin.”
Koç di dawiya axaftina xwe de bang li kurdistaniyan
kir ku di 13’ê îlonê de bi hêzeke mezin beşdarî mîhrîcanê
bibin û ligel xwe dostên ji gelên cuda jî tevli şahiyê bikin.
Bernameya mîhrîcana ku dê di meha îlonê de pêk bê jî zelal
bû. Li gorî daxuyaniya ji aliyê NAV-DEM’ê ve hat dayîn, di
12’ê îlonê li qada mîhrîcanê wê bi sernavê ‘Şoreşa Rojava û
Pêşeroja Rojhilata Navîn’ panelek bê lidarxistin. Di panelê
de dê wekî axaftvan Hevseroka HDP’ê Fîgen Yuksekdag,
Serokwezîrê Kantona Kobanê Enwer Muslim, rojnamevan
Ferda Çetîn û Hunermend Pinar Aydinlar beşdar bibin. Bernameya sereke ya mîhrîcanê dê di 13’ê îlonê şemiyê dest pê
bike. Di bernameya çandê ya mîhrîcanê de jî Dengê Mezopotamya (Koroya Zarokan), Koma Berxwedan, Pinar Aydinlar, Necmeddîn Xulamî, Hanî, Dengê Xwezayê, sînevîzyon
û govend dê hebin
6
Çarşem, 30 Tîrmeh 2014
Li nav refên YPG’ê ciwanekî Tirk:
Bi rihê Gezî li Kobanê me
Buroya
hilbijartinê ya
Demîrtaş rastî
êrîşa çekdarî
hat
Li Kuçukçekmece buroya
hilbijartinê ya namzetê
Serokkomariyê Selahattîn
Demîrtaş hat gulebarankirin.
Di dema êrîşê de HDP’yî di
buroyê de bûn.
Bi nêzîkbûna hilbijartinên
Serokkomariyê re êrîşên li hember HDP’yiyan zêde bûn. Piştî
êrîşên li Rîze, Samsun û Îzmîrê
Dengîr Mîr M. Firat ji AKP’ê îstîfa kir
Li dijî çeteyên DAIŞ’ê yên
demeke dirêje êrîşî şoreşa
gel a Rojava dikin, bi sedan
ciwan ref bi ref diherikin
nava YPG/YPJ’ê. Tevî ciwanên Kurd, ciwanên
Tirk, Ereb, Ermenî û Elewî jî li ser
banga “seferberiyê” hatin Kobanê
û li dijî DAIŞ’ê şer dikin. Yek ji
van ciwanan jî ciwanekî Tirk ê bi
navê Ciwan Turko ye.
Li gorî nûçeya Îsmaîl Eskîn ê ji
Ajansa Nûçeyan a Dîcleyê, Tirko
ji 15 saliya xwe û vir ve xwedî
nêrînên polîtîk e, berê di nava
tevgerê şoreşgerî yên Tirkiyeyê de
cih girtiye û herî dawî jî tevlî berxwedana li Gezî bûye.
Turko rexne li tevgerên şoreşger
ên Tirkiyeyê kir ku li pêşberî rewşa
li Rojava tê jiyîn xemsar in û diyar
kir ku hesabê Roboskî, Dayikên
Şemiyê û gelek komkujiyên din
nehatiye pirsîn.
Turko axaftina xwe wiha dewam kir:
“Di berxwedana Geziyê de Alî
Îsamîl Korkmaz, Ethem Sarisuluk, Berkîn Elvan ji aliyê polîsan
ve hatin kuştin. Me ji bo vê yekê
tu tişt nekirin. Dema me hewl dan
tiştekî bikin, dewleta faşîst derket pêşiya me. Ez kesekî xwedî
wicdan im. Ez ji bo encamekê bigirim li vir im.” Demeke dirêj bû ku min rewşa
Li Lîbya şer û
pevçûn dijwar
bûn:
30 mirî
Li bajarê Bengazî yê Lîbya di
navbera hêzên hikûmetê û komên
Îslamî de şer û pevçûn dijwar bûn, herî
kêm 30 kesan jiyana xwe ji dest dan.
Di şer û pevçûnan de nayê zanîn ji aliyan çend kes mirine. Di şer pevçûnan de
balafirek leşkerî ya artêşa Lîbya ket,
artêşa Lîbya aşkera kir ku ji ber pirs-
vê carê jî li Kuçukçekmece
ya Stenbolê êrîşa çekdarî pêk
ha
Eniya Gel(Halk Cephesi)
xebatên hilbijartinê yên ji bo
Demîrtaş asteng kir
Li Taxa Nurtepe endamên
Eniya Gel êrîşî standa hilbijartinê ya Selahattîn Demîrtaş
kirin.
Rêxistina Kagithane ya
HDP’ê dema xwest li Taxa
Nurtepe ji bo namzetê Serokkomariyê Selahattîn Demîrtaş
standê veke rastî astengiya
komeke endamên Eniya Gel
hat. Endamên komê ji kesên
ku xwestin standê vekin re gotin ku hûn nikarin standê li vir
vekin û ji vir biçin. Standa ku
piştî nîqaşê ji aliyê HDP’yiyan
hat vekirin rastî êrîşa endamên
Eniyan Gel hat, stand hat belavkirin, broşurên Demîrtaş
hatin şewitandin.
Endamê damezrîner ê AKP’ê û Alîkarê Serokê Giştî yê AKP’ê
yê berê Dengîr Mîr Mehmet Firat, di adresa xwe ya Facebook
de ragihand ku ji partiya xwe îstîfa kiriye. Firat, di mulakata xwe
ya hefteya borî de gotibû ku wê di hilbijartinên Serokkomariyê de
piştgiriyê bide HDP’ê.
li Rojava dişopand. Min dît ku ji
her alî ve zext li Kurdan tê kirin.
Mêtîngerî û zilm qet naqedexe. Min
desteka Tirkiyeyê ya ji bo DAIŞ’ê
jî dît. Berê wan didin gelên Rojava,
gelên Kurdistanê û dixwazin tune
bikin. Bi rûmeta xwe ez hatim vê
derê. Bi vîna xwe weke Tirkekî
min ev yek ji bo xwe weke rûmetekê dît. Eger îro li cem rêhevalên
xwe nebûma, wê rojekê ev xeterî
bihata ber deriyê me jî. Li vê derê
gelek rêhevalên me hene. Gelên
Kurd, Ereb, Elewî, Sunnî û Ermenî
emê li dijî berhema emperyalîzm
û kapîtalîzmê DAIŞ’ê şer bikin. Jİ
bo azadiya me, aştiya me û biratiya
gelan emê şer bikin.”
Turko da xuyakirin ku demeke
kurt e ew hatiye Kobanê û got:
“Em li vir jiyaneke komun dijîn.
Em bi gelê xwe re bi hev re dijîn.
Em parvekirinê hîn dibin û perwerdehiyê dibînin. Em hezkirin û
hurmetê mezin dikin. Em li vê derê sosyalîzmê dijîn. Li cîhaneke ku min xeyala wê
dikir, dijîn. Gelekî kêfxweş im ku
li vir im. Bang li her kesên ku biratiya gelan diparêzin dikim ku bên
Rojava.”
BI RIHÊ GEZÎ LI KOBANÊ ME
Turko bibîr xist ku ew hatiye ji bo azadî û aştiyê şer bike û
destnîşan kir ku di vê oxirê de ewê
heta dilopa dawî ya xwîna xwe
têbikoşe. Turko bang li her kesên xwedî
hezkirina mirovahiyê kir, ku tevlî
refên wan bibe û got, “Ez vê yekê
weke wezîfeyeke bi berpirsyarî
dibînim. Her gava rast a em li vê
derê biavêjin wê ji bo bedewbûna jiyanê bibe pêlikek. Emê
pêşerojeke bi rûmet ji zarokên xwe
re bihêlin.” Turko da zanîn ku ew
bi dildariyajiyana azad li Kobanê
ye û got, “Em li vê derê bi awayekî
azad dijîn. Bi rihê Gezî li Kobanê
me. Şoreşa gel a Rojava ji bo me
hemûyan mînakeke.”
girêkeke teknîkî balafir ketiye. Komên Îslamî dixwazin bargeha
leşkerî ya li bajêr bixin bin kontrola xwe, bargeha leşkerî girêdayî
hikûmetê, lê belê di kontrola general
Halîf Haftar de ye ku bi serê xwe tevdigere. Piştî hikûmeta navendî yekîneyên
taybet şand Haftar û piştgiriya hewayî
zêde kir li bajêr, hefteyeke şer û pevçûn
dijwar bûne. Heta niha ji 100’î zêdetir
kesan jiyana xwe ji dest dane û bi sedan jî birîndar hene.
Li paytext Trablus jî di navbera
milîsên girêdayî hikûmetê û komên
Îslamî de şer û pevçûn didomin. Di
şer û pevçûnên ji bo bidestxistina balafirgeha navneteweyî ya li paytextê bi
dehan kesî jiyana xwe ji dest dan.
Li Lîbyaya ku li piraniya welat kontrol ketiye destê eşîret û komên Îslamî,
gelek welatan sefaretxaneyên xwe girtin û personelên xwe kişandin. Di vê navberê li paytext Trablus
roketek li rafîneyek petrolê ket û hê jî
lê şewat didome. Hat ragihandin ji bo
vemirandina şewatê şîrketa petrolê ya
Îtalya ENI ekîbek şandiye.
Dengîr Mîr Mehmet Firat, di
daxuyaniya xwe de diyar kir, helwesta xwe ya têkildarî hilbijartinên
Serokkomariyê bi sedemên wê re
aniye ziman û got, “Ez dibînim
ku vê daxuyaniyê di Ak partiyê
de hewayeke panîkê çêkiriye.
Lewma bi xemgînî ez dibêjim, hin
Kurdan didin pêş û hewl didin gel
bixapînin.”
Ji ber heta niha endamtiya min
a di Ak Partî de dewam dikir, li
gor etîka siyasî min nedixwest hin
rastiyan bînim ziman. Lê bele ji
ber şert û mercên îro, ez giham wê
qenaetê ku barekî giran ê vê berpirsiyartiya manewî heye. Ji ber vê
yekê paşê ku ez ê sedemên wê hê
bi detay û hûrgilî bînim ziman, ji
Ak Partî ya ez di nav damezrînerê
wê de bûm îstîfa dikim.”
Firat di 8’ê Mijdara 2008’an
de ji Alîkariya Serokê Giştî yê
AKP’ê, Desteya Rêveber a Navendê (MYK) û Desteya Biryar û
Rêveberiyê ya Navendê (MKYK)
jî îstîfa kiribû. Heyeta çavdêriya hilbijartinê ya
AGÎT’ê wê HDP’ê ziyaret bike
Hevseroka Giştî ya HDP’ê Fîgen Yuksekdag, wê bi Heyeta
Çavdêriya Hilbijartinê ya bi Sînor a AGÎT’ê re bê gel hev.
Hevseroka Giştî ya Partiya
Demokratîk a Gelan (HDP) Fîgen
Yuksekdag wê Heyeta Çavdêriya
Hilbijartinê ya bi Sînor a Rêxistina Ewlekariyê û Hevkariyê ya
Ewropa (AGÎT) li Navenda Giştî
ya HDP’ê qebûl bike.
Buroya Saziyên Demokratîk û
Mafê Mirovan (ODÎHR) a girêdayî AGÎT Heyeta Çavdêriya Hil-
Li Japonyayê ji ber
germê 15 kesan jiyana xwe ji dest dan
Li Japonyayê ji ber germa zêde
hat ragihandin ku herî kêm 15 kesan jiyana xwe ji dest dane.
Li gorî daxuyaniya ji aliyê
saziya karesatê ve hat dayîn, ji
ber germa zêde li welêt 15 kesan
jiyana xwe ji dest dane, 193 jê bi
rewşeke giran zêdeyî 8.500 kesî
bijartinê ya bi Sînor a bi serokatiya
Sefîr Geert-Hînrîch Ahrens ji 10’ê
Tîrmehê ve lêkolîn û serdanan
dike.
Di serdana Sefîr Geert-Hînrîch
Ahrens, Vadîm Zdhanovîch û Ezgî
Elîf Topaloglu jî beşdar bibe, wê
pêvajoya hilbijartinên Serokkomariyê bên nirxandin.
serî li nexweşxaneyê dane.
Extiyarên zêdeyî 65 salî ku yek
ji sê parê nifûsa Japonyayê ne, herî
zêde ji germahiyê bi bandor dibin.
Ji sedî 44 ê mirovên dikevin bin
bandora neyînî ya germahiyê, extiyar in.
Rayedar, ji ber 48 reaktorên
nukleerî yên li welêt hatine rawestandin ji gel dixwazin ku teserûfa
enerjiyê bike û hişyariyê didin ku
ji bo nexweş nekevin, klîmayê heta
radeyekê bikar bînin.
Çarşem, 30 Tîrmeh 2014
5
4
Çarşem, 30 Tîrmeh 2014
KLM û Aîr
France
seferên xwe
yên Iraqê
rawestandin
Şîrketa Aîr France ya Fransa
û şîrketa KLM a Hollanda bi
sedema ewlekariyê seferên xwe
yên li ser Iraqê rawestandin.
Şîrketên Fransî-Hollandayî di
daxuyaniya xwe de gotin; “Ewlekariya rêwî û personelên me ji bo
me mijareke sereke ye, me seferên
Iraqê ji 25’ê Tîrmehê roja Înê ve
rawestandine.”
Çav li rê ye gelek şîrketên din
ên hewayî jî seferên xwe yên ji
bo Iraqê rawestînin. Yekîtiya
Emîrtiyên Ereb di daxuyaniya
xwe ya roja Duşemê de diyar
kir, di nav hefteyek-deh rojan de
wê qada hewayî ya Iraqê bikar
neyînin. Qada hewayî ya Iraqê
ji bo seferên yekser di navbera
Dubaî û Ewropa de ye. Ev biryar piştî çeteyên DAIŞ
di 9’ê Hezîranê de li qadeke berfireh a Iraqê kontrol kirin destê
xwe de pêk hatin.
Li gor Rojnameya The Times
DYA lêkolînan dike ka di destên
komên çekdar ên Îslamî de
fûzeyên karin balafiran bixin
hene an na. Nehat zanîn biryara van
şîrketên hewayî wê seferên ji bo
Başûrê Kurdistanê bandor bike
yan jî wê di çi astê de bandor
bike.
Mişkan Parîs dagir kir
Heta polîtîkaya penaberan a YE neguhere
mirin nasekinin
Bi meha Gulanê re bi germahiya hewayê û ji ber ava deryayê
aram e gelek penaber ber bi dewletên YE ve diçin.
Di destpêka vê mehê de hejmara
penaberên xwe li peravên Îtalya
dane 100 hezar derbas kirine. Bi
hezaran kes ku di rêyên Ewropa
de jiyana xwe ji dest dan, helwesta
bêberpirsiyartî ya welatên Ewropa
li hember penaberan nîşan didin, rastî nerazîbûnan tê.
Di 6 mehên destpêkê yên
vê salê de hejmara penaberên
gihiştine peravên Îtalya li gor sala
din ji sedî 60 zêdetir e. Çav li rê
ye heta dawiya salê hejmara penaberan bibe du qat. Her ku hejmara
penaberan a dixwazin di ser Îtalya
re xwe bigihênin dewletên Ewropa
zêde dibin kesên di Derya Spî de
dixeniqin an jî tên qetilkirin zêdetir
dibin.
Herî dawî hefteya borî di
keştiyeke ku li nav ava Girava
Lampedusa de hat desteserkirin
mîna komkujiyekê rû dabû. Di
keştiya ku piraniya wan penaberên
ji Sûriyeyê bûn, di navbera ku
koman de pevçûn derket û di encam de 140 penaber hatin kêrkirin
an jî ji bêhewatiyê ku fetisîn paşê
avêtine deryayê. Yekîtiya Ewropa jî ji bo hatina
rêya qanûnî ji penaberan re veneke
israr dike û ji bo bi milyonan penaberan bi kontenjanên bi dehhezaran tên îfadekirin pesnê xwe
dide.
Parlamentera Ewropa ya Partiya Keskan a Elman Franzîska
Keller a ji radyoya Deutsche Welle
(Dengê Elmanya) re axivî, polîtî-
Wisa here dê
Piling biqelin!
Mişk van rojan li parken
Parîsê bi awayekî bêtirs
digerin. Tê texmînkirin ku li
Parîsê hejmara mişkan ji ya
mirovan du qat zêdetir e.
Ne mimkun e, kesên li qadên
şinkahiyê yên Muzeya Louvre
ya dîrokî rûniştine mişkan nebînin. Mişk li derdora muzeye
zêde dibin, lê belê wer tê xuyakirin ku tu aciziyê çênakin.
Êdî tenê niştecihê baxçeyên
Muzeya Louvre ne tenê bîrdariya Maîllol e. Nêzî 20 berhemên
di navbera Pîramîda Cam û
parka Tuîlerîes de vê qadê bi
mişkan re parve dikin. Tişta
mişkan dikişîne van baxçeyan jî
bermayên xwarinê ne.
Her çiqasî Şaredariya Parîsê
xwedî derfetên ku dikare
mişkan ji qadê paqij bike jî hê
çareserî peyda nekiriye. Ji her
niştecihekî paytextê re 2 mişk
dikevin.
Servîsên mîşkan ji bajêr paqij dikin, dibêjin ku xebatên
avahîsaziyan ên li Taxa Louvre
cihê xwezayî yê mişkan xera
kirine û lewma rê li ber vê dagirkirinê vebûye û dîsa bermayên ji ber xwarinê mane yên
tûrist dihêlin yek ji vê sedemê
ye.
Tûrîst jî ji mişan zêde ne aciz
in. Çavdêran diyar kirin tûrîst jî
wek Parîsiyan fêr bûne û zarok
jî bi mişkan re çavgirtinkê dilîzin.
Weqfa Parastina Xwezayê ya Cîhanê (WWF) bi wesîleya 29’ê
Tîrmehê roja pilingan a navneteweyî li alarmê da: Dibe ku piling
li hin welatan tine bibin. Li Asyayê bi giranî ji bo bazara tipê ya
kevneşop, her heftê 2 piling tên kuştin.
Di daxuyaniya WWF
de hat ragihandin ku di
navbera Çileya 2000 û
Nîsana 2014’an de herî
kêm 1590 piling hatine
desteserkirin. Di daxuyaniyê de hat gotin, “Tevna
têkoşîna li dijî bazirganiya
heywanê kovî ya derveyî qanûnan TRAFFIC
beriya demeke kurt bîlançoyek weşand û ev bîlanço
tirsnak e.”
Parçeyên ji laşê pilingan tên girtin li Asyayê
di tipa kevneşop de ji bo
“parastina mêraniyê” û li
kayên YE yên li şûna pirsgirêkan
çareser bike ku hatina penaberan
asteng dike rexne kir.
JI BO RÊ LI BER
KARESATAN BÊ GIRTIN VEKIRINA RÊYÊN QANÛNÎ
Endama PE, ji bo rê li ber drama penaberan bê girtin xwest YE
rêyên qanûnî yên hatina Ewropa
veke û got ku penaberên ji Afrîkaya Bakur tên ji ber dikevin nav
hîsa ku rêyeke derketinê tune ye
mirinê didin ber çavên xwe. Keller got ku pêwîst e di çarçoveya
bernameya transfera penaberan a
Komîsertiya Bilind a Penaberan a
Neteweyên Yekbûyî (UNCHR) de
penaber derbasî YE bibin. BI DEHHEZARAN PENABER
LI DERYA SPÎ MIRIN
Ji mehên borî yên havînê heta
niha drameke cidî ya mirovatiyê
rû dide. Hema hema her meh
çand keştî bi penaberên têde noqî
avê dibe. Tenê meha Cotmehê di
keştiya li ava Girava Lampedusa
noqî avê bû 370 penaberan jiyana
xwe ji dest da. Tê texmînkirin di
20 salên dawî de 20-25 hezar penaber di Derya Spî de jiyana xwe
ji dest dane.
dijî nexweşiyan weke derman tên
bikaranîn.
Li gorî WWF, pilingên li hin
welatan ji ber agahiya kêm a civakên neteweyî yên li wan hereman,
li ber tinebûnê ne.
Li Nepal, Hîndîstan û Rusyayê
der barê pilingan de daneyên berçav hene, lê belê li Malezya, Endonezya, Tayland, Bûrma, Laos,
Kamboçya û Çînê hejmara pilingan nehatin jimartin. WWF ji van
welatan xwest, ku pilingên li ser
xaka xwe bi awayekî zanyarî tavilê
hesab bikin.
Di sala 2010’an de dihat
texmînkirin ku li 13 welatên
Asyayê hejmara pilingên li jiyana
xwezayî 3.200 bû. Beriya niha bi
sed salî, hejmara pilingên li van
welatan zêdeyî 100 hezar bû. Di
rewşa heyî de pênc şeş celebên
wan dijîn, lê belê 4 ji van celeban
tine bûn yan jî bi dehan sal in
nayên dîtin.
WWF bi alîkariya hikûmetên
dewletên mijara gotinê re plan
dike ku hejmara pilingên li jiyana
xwezayî heta sala 2022’an derxîne 6
hezarî. Lê belê ji bo karibe xwe bigihêjîne vê armancê, divê jimartiyeke
zanistî ya rêk û pêk bê kirin.
3
Çarşem, 30 Tîrmeh 2014
Bi çalakiyeke girseyî
dewleta Îsraîl hat
şermezar kirin
Êrîşên dewleta Îsraîlê yên lî hember Gazzeyê di
serî de li paytext Londonê û gelek bajarên din yên
Brîtanya bi tevlîbûnên girseyî hat şermezar kirin.
Bi banga ´koalisyona ji şer
re na´ û saziyên piştevaniya
Filistînê roja Şemiyê li bajarên
wek Birmingham, Bradford,
Cambridge, Cardiff, Doncaster,
Edinburgh, Hastings, Hebden
Bridge, Lancaster, Leicester,
Newcastle, Oxford, Peterborough, Preston, Salisbury, Sheffield, Southampton û Stroud
çalakiyên girseyî hatin li darxistin. Çalakiya herî mezin li paytext Londonê hat lidarxistin.
Di çalakiya Londonê de girse
li pêşiya sefaretxaneya îsraîlê
kombû. Girse derdora saetekê
li pêşiya sefaretxaneyê çalakî
kir û paşê dest bi meşê kir. Jibo
çalakiyê hemû rêyên navendî
ji trafîqê re hatin girtin. Girse
meşa xwe li pêşiya parlemena
Îngilîstanê bi dawî kir û li wir
mîtîngek li darxist.
Di mîtîngê de li ser navê gelek saziyan axaftin hatin kirin
û hat xwestin ku Îsraîl dawî li
êrîşên xwe yên hovane bîne.
Îsraîlê axaftin hatin kirin û ji
dewleta Îsraîlê hat xwestin ku
dawî li êrîşên xwe bîne. Bang li
hikûmeta Brîtanî jî hat kirin ku
zextan li dewleta Îsraîl bike ku
êrîşên xwe bisekinîne.
Independent: Kurdên li Rojava û
Bakur li dijî DAIŞ’ê bûn yek
Rojnameya The Independent a Îngilîz, di nivîseke
xwe de destnîşan kir ku li dijî gefa çeteyên Dewleta Îslamî ya Iraq û Şamê ya li Rojava tê xwarin,
Kurdên li Rojava û Bakur bûn yek û bi hev re têdikoş in.
Di nûçeya bi îmzeya Isabel Hunter de, çavdêriyên Kurdê Rojava Mûhammed Ahmed ê
23 salî tê vegotin, ku ji bo li eniya têkoşînê vegere disekine.
Ahmed DAIŞ’ê weke ‘hevrikên bi li Iraqê DAIŞ’ê berê xwe daye Kobanê
zehmet’ pênase dike û dibêje ‘Mîna ku ya li ser sînorê Bakurê Kurdistanê û tê
destnîşankirin ku Kurd ji bo vî bajarokî ji
narkotîk bikar anî bin ji hişê xwe çûne.’
Ahmed diyar dike ku çeteyên DAIŞ’ê bi dest bernede, têdikoş e.
Tê diyarkirin ku şerê li Kobanê yê bi şev
komên ji 300 kesî êrîş dikin û dibêje, “Em
ji
sê
aliyan ve rastî êrîşê tê, ji Bakur jî tê
wan mîna mihan dikujin, lê rojek piştre bi
bihîstin
û tê gotin ku dengên rokêtan, teqîn
hejmareke du qat zêde derdikevin pêşiya
û
tivingan
tevlîhev dibin.
me.”
Di nûçeyê de hat gotin ku PKK’ê hefteya
Di nûçeyê de tê ragihandin ku Ahmed
bihurî hezar şervanên xwe, ji bo alîkariyê
telefona xwe derdixîne û wêneyên milîtanên
bide xwişk û birayên xwe yên li dijî DAIŞ’ê
DAIŞ’ê yên hatine kuştin nîşan dide û tîne
şer dikin şandiye.
ziman ku ji bo nasnameya miriyan neyê
Li gorî Hunter, qezençkirina Kobanê were
naskirin ew rûyê wan dinixumînin.
wateya kontrolkirina beşeke mezin a sînorê
Di nûçeyê de tê gotin ku piştî serketina
Rojava-Bakur û ev yek li ser navê DAIŞ’ê
wê serketineke mezin a stratejîk be.
Di nûçeyê de hat diyarkirin ku li ser sînor
bi armanca çavdêriyê kampek hatiye avakirin û hat gotin, “Kurd bi stranan hewl didin
moralên xwe bilind bikin.”
Li gorî nûçeyê armanca vê kampê
hişyarkirina hêzên YPG’ê der barê xebatên
DAIŞ’ê de û parastina Kurdên li Bakur ji
dagirkeriyê ye.
Di dewama nûçeyê de tê destnîşankirin
ku Kurd ji bo herêmên xweser ên beriya
salekê li Rojava ragihandiye têkoşîna xwe
bi hev re xurt dikin û hat gotin ku sînorê
navbera Rojava û Bakurê Kurdistanê ‘xumamî’ bûye.
Di dewama nûçeyê de hat gotin ku 10
ciwan li ser şiba trenê careke din rahiştine
çekên xwe û ji bo derbasî Kobanê bibin
radiwestin.
2
Çarşem, 30 Tîrmeh 2014
Fermo bi Kurdî!
The weather and seasons
Kurdish
English
Rewşa hewayê çawa ye?
Baran dibare.
Berf dibare.
Hewa germ e.
Hewa sar e.
Hewa pir xweş e. Hewa nexweş e.
Hewa tavik e.
Hewa ba ye.
Hewa ewr e.
Hewa mij e.
Hewa zuwa ye.
How is the weather ?
It is raining.
It is snowing.
It is hot.
It is cold.
it is very beautiful.
It is bad.
it is sunny.
It is windy.
it is cloudy.
it is foggy
It is dry.
Demsal / Seasons
Bihar
Havîn
Payîz
Zivistan
Biharê hewa hênik e.
Biharê xweza şîne. Havînê hewa pir germ e. Havînê hemû kes dixebite. Payîzê hewa dicemide.
Zivistana Kurdistanê pir dijwar e.
Vê Şevê
Vê şevê,
Ez ê çavên xwe bigirim,
Te bînim bîra xwe
Û bigirîm..!
Ez ê rondikên xwe
Bi destmala helbestê
Zuha bikim..!
Ez ê te di xew xînim
Û di nivîna bîranînên te de
Hetanî destê sibê
Şiyar bimînim..!
Ehmed Huseynî
Spring
Summer
Autumn
Winter
the weather is cool in spring
The nature is green in spring
it is very hot in summer.
Everyone works in summer.
It is getting cold in autumn.
The winter in Kurdistan is very hard.
ALEKSANDRA KOLLONTAY
Hûn qet ketine hesreta dîtina ‘miriyek’ ku bi dehan salan beriya hatina we ya dinyayê koçbar kiriye?
An jî hûn qet ketine hesreta dîtin,
guhdarkirin û xwendina ‘miriyekê?’
Dengê bersiva we nayê min lê ez
dikarim wan her du pirsan jî bibersivînim: Erê. Lewre min pirtûka
Aleksandra Kollontay a bi navê
“Min gelek jiyanan jiya” xwend.
Teva ku berê jî hin agahiyên min
ên der barê wê de hebûn û min
du pirtûkên wê yên din xwendibûn
jî vê carê ez li ber barana zanîn,
hestiyarî, dilêrî û bîreweriya wê şil
bûm. Teqez divê ez li dengê wê
yê ku dibêjin di plakan de heye
guhdar bikim û destên xwe bidim
rûpelên destnivîsên wê yên ku
digel nameyan bi hezaran e.
Ev jina azad a ku di sala 1872’yan
de wekî zarokek mala Mîrza Domonovîç li Petersburgê hatiye dinyayê û
heta ku jiyaye ango şêst û du sal têr û
tije şoreşgerî kiriye, kesayetek bi rastî
jî bêhempa ye. Ji bo ku perwerdeya
arîstokratîk a hingê dîtiye nêzîkê
heşt zimanan zanibûye, xetîbek
şareza, dilek ronak û azadîxwezek
sînornenas bûye. Ji ber vê yekê bûye
wergêra koma Lenînîst a ku di salên
xwe yên herî zor de bûye. Bûye zimanê wan û li tevî welat û bajarên
Ewropayê yeko yeko geriyaye. Çirûska azadiyê di dilê tevî hejar, karker,
koçber û bindestên bajar, navçe û
gundên Ewropayê de vêxistiye. Digel
wê ji bo rizgariya jinan jî xebatên teorîk û pratîk pêk aniye. Wekî jinek ji
ronahiya rojê dijwartir geriyaye, şiyar
kiriye, birêxistin kiriye. Rojê bi dehan civînan li dar xistiye. Ma we qet
serê sibehê bi rûsî, nîvroyê bi îngilîzî,
berêvarê bi almanî, bi şev bi fransizî,
nîvê şevê bi bretonî û fînî axiviye? Ew
axiviye. Rojê bi dehan rûpel, belavok
û deklerasyon jî nivîsandine. Dîsa ji
ber vê meşa wê ya ronîdar û rûmetdar
şoreşgerên Amerîkayê jî ji bo du heyvan wê xwestine welatê xwe. Li wir jî
eyalet bi eyalet, navçe bi navçe geriyaye di şêst û çar rojan de pêncî û heşt
civîn li dar xistine, gel şiyar kiriye û ji
bo sazkirina Enternasyonala Sêyemîn
karker û çepgiran birêxistin kiriye.
Dîsa li welatê Îskandînavyayê di çol û
deryaya berfê de jî binevşên serhildan
û pirsyariyê û rêxistina aştiya birûmet
li dar xistiye.
“Ez wekî lêkolînerek xwezayê lê
temaşe dikim. Ez zêdetir bi mentiqa
xwe nêzî wê dibim. Heta niha nekarî
bandor li ser dilê min bike. Ez êdî
bi hêsanî kesê/î bernadim wê derê.”
Van hevokên ku ji rojnûska wê ya li
Îskandînavyayê ne tenê jî zanîna wê
ya jiyanî nîşan dide. Helbet wekî
tevî şoreşger û serhildêrên ji rêzêder
rastî gelek êrîşên derveyî û navxweyî
tê. Jin bi xwe jî wê gelek diêşînin û
naxwazin fêm bikin. Belam ew qet
nasekine lewre tevî nîmetên jiyana
arîstokratîk hevjînê xwe û lawê xwe
yê ku gelek ji wan hez kiriye jî di nav
de hişt û berê xwe daye şoreşê, pişta
xwe daye felek, tarîtî, dexesî, sosyalîsta sexte û derewkeriyê. Mixabin
dîroka nankor bi layiqî behsa vê lehengê jî nake. Mînak her kes Lenîn
dinase lê kes nizane ku Kollontay
nebûya Lenîn û Bolşevîk nikaribûn
bi ser biketana. Bi rastî gotarek na,
bi dehan pirtûk jî têra behskirina vê
jina ku dinyayê kiriye mala xwe û
wekî bayê dîn ji tevî sînoran derbas
bûye nakin, loma jî min tenê xwest
ku bi çend hevokan wê bînim bîra
me û silavek dildar bidim dilê wê yê
ku bi otorîterî û dîktatoriya LenînîstBolşevîk jî şikestiye û di 9’ê adara
1952’an de sekiniye. Tuyê her hebî
Aleksandra! Tu bi tena ser û dilê xwe
rêxistin û artêş bû, niha li Kurdistanê
bi dehan artêş û rêxistinên te hene.
Mizgîn Ronak- A.Welat
MUHASEBECİNİZDEN MEMNUN MUSUNUZ?
MUHASEBE │ SİGORTA │ MORTGAGE │ EMEKLİLİK │ DÖVİZ ÖDEMELERİ
185 Angel Place, Edmonton, London N18 2UD - Tel: 020 3397 2575 - Fax: 084 5280 1901
[email protected] - www.ulus-group.co.uk
T: 020 7923 08 38 │ M: 0742 948 14 90 │ E: [email protected]
facebook.com/tegrafnewscom │ @telgrafnewscom
Rojnameya Nûçeyan a Hefteyî
Çarşem, 30 Tîrmeh 2014
427
DAWIYA HEFTÊ ROJA
DENGDANÊ YE
Independent: Kurdên li Rojava û
Bakur li dijî DAIŞ’ê bûn yek Rûpel 3
•Tûra yekemîn ya hilbijartina
serokkomariyê dê roja Şemî û
Yekşemê 2–3´yê Tebaxê were kirin.
Berî dawiya heftê roja dengdana xwe hîn bibin!
•Sîstem dê bi awayekî otomotîk
randewû bide kesên ku nesitandî.
Hilbijêr dikarin ji malpera www.ysk.
gov.tr dikarin hînbibin ku dê kengî
denge xwe bikarbînin.
Bi çalakiyeke girseyî dewleta Îsraîl
hat şermezar kirin Rûpel 3
•Kesên ku di saeta xwe de neçin
hilbijartinê dikarin di heman rojê de
dengê xwe bikarbînin.
•Kesên di roja randewûya xwe de
neçin, dê mafê xwe yê dengdanê
wenda bikin. Tenê dê bikarin di
deriyên gûmrikê bikar bînin.
Mîhrîcana Gel a Elbîstan ji bo
bîranîna Fîdan Dogan pêk tê Rûpel 7
•Jibo hûn bikarin dengê xwe bidin
divê li ser nasname an jî pasaporta
we hejmara hemwelatiyê hebe.
Cara yekemîn e hemwelatiyên Tirkiye yên li derveyî welêt jiyan
dikin mafê dengdanê bikartînin. Jibo hilbijartina serokkomariyê
hemwelatiyên Tirkiye yên li Brîtanya dijîn dê roja Şemî û Yekşemê
(2–3 Tebax) biçin ser sindoqan. Roja randevu girtinê 25´ê Tîrmehê
bi dawî bû, hilbijêrên ku randewû nesitandîn, dê sîstem bi awayekî
otomotîk roja dengdanê bide wan. Hilbijêrên ku di roja xwe de neçin
dê mafê xwe yê dengdanê wenda bikin.
•Hilbijêrên ku di dema dengdanê
de li derveyî Brîtanya bin dikarin
di navbera 26 Tîrmeh 2014 - 10
Tebax 2014´an de li deriyên gûmrikê
denge xwe bikarbînin.
Heta polîtîkaya penaberan a YE
neguhere mirin nasekinin Rûpel 4
•Hilbijartin dê li Navenda Olympia
(Kensington, Londra, W14 8UX)
were kirin.
Avukat Handan Özbek yönetiminde tecrübeli ekibimizle aşağıdaki alanlarda hizmetinideyiz:
İltica / Ankara Antlaşması / Göçmenlik
(Vize başvuruları - evlilik, ziyaretci, aile, oğrenci, vs.
yüksek mahkeme temyiz ve itiraz başvuruları)
İş yeri, lease ve ev alım satımı
Kaza Davaları / Trafik kazaları
Noter işlemleri / Noter tastik hizmetleri
Yasal beyanameler
İsim değiştirme belgesi
Vasiyetname
TEL: 02088092253 - FAX: 02088802252 - EMAIL: [email protected] - ACİL: 07772990112 - 72A Grand Parade, Green lanes, London N4 1DU
Download

HAFTA SONU - Telgraf Gazetesi