HALKEVLERİ EĞİTİM HAKKI MECLİSİ
EĞİTİM HAKKI RAPORU
1 OCAK - 1 ŞUBAT 2014
www.halkevleri.org.tr
HALKEVLERİ EĞİTİM HAKKI MECLİSLERİ
HALKEVLERİ EĞİTİM HAKKI MECLİSİ
EĞİTİM HAKKI RAPORU X
1 KASIM – 1 ARALIK 2013
Halkevleri Eğitim Hakkı Meclisleri olarak, 2012-2013 eğitim-öğretim yılının ilk ayından
başlayarak, bulunduğumuz tüm il ve ilçelerde, tek tek okulları gezerek veli, öğretmen ve
öğrencilerin katılımı ile doldurduğumuz Okul Durum Raporları’nın sonuçlarını ve eğitim
alanında gündem taramasını içeren Eğitim Hakkı Raporu’nun onuncusunu yayınlıyoruz. Bu
rapor 2013-2014 eğitim-öğretim yılı Ocak ayını içeren taramadan oluşuyor.
Amacımız eğitimde yaşanan sorunların, temel ekseni gericileştirme ve piyasa mekanizmalarına
bağlama olarak şekillenen eğitim alanına dönük saldırıların görünür kılınmasını sağlamak,
alanın bilgisini eğitim hakkı mücadelesinin bilgisine çevirmektir.
Sizler de eğitim alanında yaşadığınız, gördüğünüz sorunları, mücadeleleri, talepleri bizimle
paylaşabilir, rapor çalışmasına katkı sunabilirsiniz. Rapora dair her tür eleştiri ve öneriyi
duymak çalışmayı güçlendirecektir.
Önceki raporlara ulaşmak için:
http://www.halkevleri.org.tr/dosyalar/egitim-hakki-raporlari
İletişim:
www.halkevleri.org.tr
[email protected]
https://twitter.com/egitimhakkimcls
https://www.facebook.com/Halkevleri
0 212 245 82 65 - 0 312 419 27 17
1
HALKEVLERİ EĞİTİM HAKKI MECLİSLERİ
İçindekiler
Giriş ........................................................................................................................................3
A. Halkevleri Eğitim Hakkı Meclisleri Okul Durum Raporları Sonuçları .......................4
B. Eğitimde Yıkım 4+4+4 İle Sürüyor ..................................................................................5
C. Eğitimde Gerici Politika ve Uygulamalar Sürüyor ........................................................9
D. Piyasacı ve Gerici Politikaların Hedefinde Eğitim ve Bilim Emekçileri Var ..............17
E. Mücadele Sürüyor: Eğitim Sisteminin Mağduru Değil Eğitim Hakkı Mücadelesinin
Öznesiyiz ..............................................................................................................................21
2
HALKEVLERİ EĞİTİM HAKKI MECLİSLERİ
GİRİŞ
1 Ocak-25 Ocak tarihleri arasında okullarda yaptığımız denetimler, velilerle yaptığımız
görüşmeler ve genel olarak eğitim alanında yaşananların takibinden oluşan eğitim hakkı raporunu, dershanelerin dönüşümü için tasarının meclise gönderildiği günlerde yayınlıyoruz.
Dershane tartışmalarının en başından beri bu hamlenin bir yanıyla iktidar içi kavga olduğunu
ama diğer yanıyla da eğitime dönük kapsamlı bir piyasalaştırma adımı olduğunu söylemekteydik. Sunulan yasa teklifi bunu açıkça ortaya koymaktadır. Dershanelerin 1 Eylül 2015’e kadar
kapatılmasını öngören tasarı, özel okullara verilen teşviklerle beraber milli eğitim kadrolarında
toptan bir tasfiye ve AKP kadrolaşmasını içermektedir. Tasarıya eklenen geçici madde ile
Müsteşar Yardımcıları, Talim Terbiye Kurulu Başkan ve Üyeleri, tüm genel müdürler, grup
başkanları ile 81 il milli eğitim müdürlerinin görevlerinin, ‘kanun yürürlüğe girdiği tarihte
“hiçbir işleme gerek kalmaksızın” sona ereceği hükme bağlandı. Ayrıca 4 yıl üzeri görev yapan
okul müdür ve yardımcılarının görevi de aynı şekilde kanun yürürlüğe girince sona erecek.
Ayrıca tasarıya göre, en az bir yıl görev yapan aday öğretmenler yazılı, sözlü sınava girmek
zorunda. Sınavda başarılı olanlar öğretmen olarak atanırken başarılı olamayanlar başka bir
il/ilçede görevlendiriliyor ve bir yıl içinde tekrar sınava girmeye hak kazanıyor. Üstüste iki
sınavda da başarılı olamayan aday öğretmenlerin memuriyetle ilişkileri kesiliyor.
Yine tasarıda, dershanelerin özel okula dönüşmesi için verilen teşvikler içerisinde özel okula
dönüşeceği taahhüdünde bulunan dershanelere hazine arazilerinin 25 yıllığına bedelsiz
kullanma hakkı veriliyor. Ayrıca, Milli Eğitim Bakanlığı’na ait okullar, okulların ek binaları
gibi taşınmazların da on yıla kadar kiraya verilmesinin de önü açılıyor.
Görülüyorki AKP dershane tasarısıyla sermayeye çektiği kıyaklara yenilerini ekliyor,
kadrolaşma konusunda dizginsiz adımlar atmak istiyor.
Buna paralel olarak eğitimdeki yıkım ise sürüyor. 2013-2014 eğitim öğretim yılının birinci
yarısı her ay sürekli tekrar ettiğimiz kronik hale getirilmiş sorunlarla kapandı. Ve Okullar ne
yazık ki katlanan bu sorunlarla tekrar açılıyor.
Bu ayki Eğitim Hakkı Raporu’nda velilerin AKP’nin eğitim politikaları hakkında ne
düşündüğünü, taleplerinin ne olduğunu ortaya koymaya çalıştık. Attığı her adımda sermayenin
ve kendi iktidarının çıkarlarına göre hareket eden iktidarın eğitim alanındaki hiçbir politikası
veliler tarafından doğru bulunmamaktadır. Çeşitli siyasi görüşlere sahip yüzlerce velinin
ortaklaştığı temel talebin kamusal, parasız eğitim olduğunu bir kez daha görmüş olduk.
Dolayısıyla AKP iktidarının attığı bütün adımlara rağmen parasız, bilimsel anadilde eğitim
halkın hemen hepsinin ortaklaştığı bir taleptir. Ve eğitim hakkı mücadelesi sürmektedir.
HALKEVLERİ EĞİTİM HAKKI MECLİSLERİ
3
HALKEVLERİ EĞİTİM HAKKI MECLİSLERİ
A. HALKEVLERİ EĞİTİM HAKKI MECLİSLERİ OKUL DURUM RAPORLARI
SONUÇLARI
1 Ocak-25 Ocak tarihleri arasında Halkevleri Eğitim Hakkı Meclisi tarafından okullarda
yapılan denetimler ve velilerle yapılan görüşmeler sonucunda aşağıdaki verilere ulaşılmıştır.
• Velilerin % 99’u Milli Eğitim Bakanlığının genel olarak eğitim politikalarını doğru
bulmamaktadır.
• Velilerin % 98’i eğitim bütçesinin halkın ödediği vergilerden oluşturulduğunu, buna göre
ayrılan bütçenin kamusal hizmet olarak kendilerine dönmediğini düşündüklerini ifade
etmişlerdir.
• Velilerin % 83’ü özel okula dönüştürülmesi planlanan dershanelere öğrenci başına 3-4 bin
lira teşvik kredisi verilmesini yanlış bulmakta, devletin özel okullara değil devlet okullarına
kaynak ayırması gerektiğini söylemiştir.
• Eğitime dair aşağıdaki fikirlerden hangisini benimsiyorsuz sorusunda (a) Parasız olmalı,
devlet herkese eşit ve nitelikli eğitim hizmeti sağlamalı, b) Paralı olmalı herkes parası kadar
eğitim almalı, c) Yalnızca yoksullar için parasız okumalı d) Bir fikrim yok) şıkları yer almış
velilerin % 99’u eğitimin parasız olması gerektiğini söylemişlerdir.
• Velilerin %96’sı Milli Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı sınavları güvenli bulmadıklarını
belirtmişleridr.
• Velilerin %94’ü sınav sisteminde yapılan değişikliklerin çocuklarında sınav stresini
azaltmadığını söylemişlerdir.
• Veliler aynı oranda değişen sınav sisteminin dershane ya da özel ders ihtiyacını ortadan
kaldırmadığını söylemişlerdir.
• Yüzde 95’lik bir dilim eğitim sisteminin iyi bir gelecek sağlamadığını düşünmektedir.
• Öğrencilerinin başarısının neye bağlı olduğunu düşünüyorsunuz? sorusunda a) Çok
çalışmalarına b) Ekonomik durumuna, yaşam koşullarına şıkları yer almış velilerin % 78’i
başarının ekonomik duruma ve yaşam koşullarına bağlı olduğunu, % 22’si çok
çalışmalarına bağlı olduğunu belirtmiştir.
• Velilerin % 83 çocuklarının okullarında mutlu olmadığını belirtmişlerdir.
4
HALKEVLERİ EĞİTİM HAKKI MECLİSLERİ
B. EĞİTİMDE YIKIM 4+4+4 İLE SÜRÜYOR
16 yaşındaki çocuk işçinin parmakları koptu - 2 Ocak 2014
Bursa’nın İnegöl’de bir fabrikada çalışan 16 yaşındaki İ.B’nin parmakları koptu. İ.B. Bursa
merkeze sevk edilirken, kopan parmaklar hastanede unutuldu.Bursa’nın İnegöl ilçesinde bir
plastik fabrikasında çalıştırılan 16 yaşındaki İ.B., enjeksiyon makinesinde çalıştığı sırada makinenin kapağını açıp kapatırken elini makineye kaptırdı. Sol elini kaptıran gencin bir parmağı
koptu, üç parmağı ise ezildi. Diğer işçiler tarafından götürüldüğü İnegöl Devlet Hastanesi’nde
ilk müdahalenin yapıldığı İ.B. ardından Bursa’ya sevk edildi.
Açık Öğretim Lisesi sınavında “baskı hatası”: Sorular İngilizce, şıklar Fransızca - 4 Ocak
2014
Eğitimde merkezi sınavların ağırlığı giderek artarken, sınav sistemindeki özen ve güvenilirlik
ters orantılı bir seyir izliyor. 4 Ocak’ta gerçekleştirilen Açık Öğretim Lisesi / Mesleki Açık
Öğretim Lisesi sınavlarında yabancı dili “İngilizce” olan öğrenciler soru kitapçıklarında
“İngilizce” olan sorularını, cevap kağıtlarında “Fransızca” seçeneği altında cevapladılar. 1. ve
2. oturumlarda öğrencilerin ve öğretmenlerin cevap kağıdında “İngilizce” yerine “Fransızca ”
yazılı olduğunu görmeleri üzerine, durum öğretmenler tarafından bina sorumlularına iletildi.
Sorumluların “baskı hatası” olduğunun söylemesi üzerine tutanak tutularak öğrencilerin cevap
kağıtlarında yer alan “Fransızca” yazısı çizilip “İngilizce” olarak düzeltildi ve öğrencilerin bu
bölümde kodlama yapmaları istendi.
6-14 yaş arası 292 bin çocuk yasalara aykırı çalıştırılıyor - 5 Ocak 2014
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın raporuna göre 6-14 yaş arasındaki 292 bin çocuk
yasalara aykırı çalıştırılıyor, bunların yüzde 20’si okumuyor. Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanlığı’nın “Ulusal Çocuk Hakları Strateji Belgesi ve Eylem Planı”ndaki çocuk işçiliğine
ilişkin veriler, ilkokul çağındaki çocukların okumaktan vazgeçtiğini, lise çağındaki çocukların
da okulu bıraktığını bir kez daha gözler önüne serdi. Cumhuriyet’in haberine göre, 12 yıllık
eğitimin zorunlu olduğu Türkiye’de ilköğretim çağındaki 6-14 yaş arası çocukların 292 bini
yasalara aykırı olmasına karşın çalışıyor. Bunların yüzde 20’si yeni kanuna aykırı olarak “okumuyor”. Rapora göre okula gitmeden ekmeğinin derdine düşen çocukların, şiddete ve suça
eğilim riskleri de artıyor. Raporda çocuk işçilik üzerine dikkat çekici ayrıntılar var. Çalışan
çocukların yarısı tarım işkolunda kayıtlı ve ücretli, ancak kalan yarısı aile işçisi olarak gösteriliyor. Böylece hem ücret almıyorlar, hem de kayıtlara geçmiyorlar. Raporda kayıt dışı çalışan
çocuklar için “Bu istatistikler doğrultusunda çalışan çocukların büyük bir kısmının kayıt dışı ve
yasal yaş sınırının altında olması dolayısıyla bu çocukların çalışma koşullarının ve
gelişimlerinin izlenmesi oldukça zordur” itirafı da yer aldı. Bakanlık, raporunda alınan önlemlerin gözden geçirilmesi gerektiğini dillendirildi. Gözden geçirmeden anlaşılanın ise, Zamana
Bağlı Politika ve Program Çerçevesi’nin güncellenmesi olduğu görüldü. Bir izleme sisteminin
olmadığına dikkat çeken bakanlık, çözümü “Çocuk İşçiliği İzleme Sistemi” kurmakta aradı.
Çocuk işçiliğin çocukların sağlıklarının yanı sıra sosyal hayata katılımlarını da zorlaştırdığının
5
HALKEVLERİ EĞİTİM HAKKI MECLİSLERİ
belirtildiği raporda, “Çocukların yarısından fazlası eğitimini sonlandırmakta, büyük bir kısmı
ise boş zaman ve toplumsallaşma imkanları bulamayabilmektedir. Çocuklar, kötü beslenme,
çeşitli kazalar, şiddet eğilimi, sokak yaşamına veya suça karışmaya kadar uzanan çeşitli
risklerle karşılaşabilmektedir. Bu nedenle çalışan çocukların sosyal, kültürel ve sportif açıdan
kendilerini geliştirmelerine fırsat vererek bu eşitsizliği giderecek düzenlemelere ihtiyaç
duyulmaktadır” ifadeleri yer aldı.
Milli Eğitim cevap anahtarını karıştırdı, SBS iptal - 15 Ocak 2014
Milli Eğitim Bakanlığı’nın SBS’de Almanca ve İngilizce testlerinin cevap anahtarlarını
karıştırması üzerine Danıştay’a yapılan başvuru üzerine sınav iptal edildi. Vatan’dan Kıvanç
El’in haberine göre, Danıştay, 718 öğrencinin puanının yanlış hesaplandığının ortaya çıkması
üzerine bu kararı verdi. 1.2 milyon adayın puanı yeniden hesaplanacak.
SBS yeniden hesaplanacak -16 Ocak 2014
Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2013’te son kez düzenlediği Seviye Belirleme Sınavı’nda (SBS)
yapılan hesaplama hatası üzerine 1 milyon 112 bin 604 öğrencinin sınavı tekrar
değerlendirilecek. SBS yabancı dil testinde 718 öğrencinin sonuçlarının yanlış hesaplanması
üzerine yapılan başvuruyu değerlendiren 18. Ankara İdare Mahkemesi MEB’in yaptığı sınavın
yürütmesini durdurdu. İdare Mahkemesi aldığı kararda “Seviye Belirleme Sınavı’na katılan 1
milyon 112 bin 604 öğrenci için dava konusu işlemin uygulanması halinde telafisi güç ve
imkânsız zararların oluşabileceği tartışmasızdır” dedi. CHP İstanbul Milletvekili Aydın
Ayaydın, dava açarak sınava katılan 718 adayın sonucunun yeniden değerlendirilmesi halinde
tüm öğrencilerin sıralamasına yansıyacağını belirterek sınav sonuçlarının yeniden
değerlendirilmesini talep etmişti. Bu durumu dikkate alan idare mahkemesi sınavın yürütmesini durdurma kararı aldı. Mahkemenin kararıyla 1 milyon 112 bin 604 öğrencinin sınavı
yeniden okunacak.İdare mahkemesine savunma veren Milli Eğitim Bakanlığı söz konusu
değişimin sıralamalarda on binde 1 değişikliğe sebep olacağını belirterek göz ardı
edilebileceğini iddia etmişti. Mahkeme ise SBS sınavında en küçük bir hatanın dahi birçok
öğrencinin hakkını etkileyebilecek potansiyele sahip olduğunu belirterek yürütmeyi durdurma
kararı verdi. Mahkemenin kararı üzerine açıklama yapan Bakan Nabi Avcı karar hakkında
Bölge İdare Mahkemesi’ne itirazda bulunacaklarını belirtti. Kararın verilme zamanını eleştiren
Avcı, sınavın üzerinden aylar geçtiğini, öğrencilerin ve velilerin yarıyıl tatiline hazırlandığını
hatırlattı. Yürütmeyi durdurma kararının gecikmenin zararlı olduğu durumlarda verildiğini
ifade eden Avcı, “Gerçekten sakıncalı bir durum olsaydı kararın daha önce alınması gerekirdi”
dedi.10 yılda 5 bakan değiştiren, her yıl sınav sistemini değiştiren AKP hükümetinin Milli
Eğitim Bakanı Nabi Avcı son olarak, hiçbir öğrencinin yerinin değişmeyeceğini vurgulayıp,
“Bakanlık ne yaptığını ve ne yapacağını iyi biliyor” dedi.
Efe Boz duruşması ertelendi - 21 Ocak 2014
Maltepe Dumlupınar İlköğretim Okulu tuvaletinde 3,5 yıl önce lavabonun üzerine düşmesi
sonucu hayatını kaybeden 6 yaşındaki Efe Boz’un ölümüne ilişkin tutuksuz 8 sanığın
yargılandığı davanın bugünkü duruşması ertelendi. Anne Nurdan Boz: “Efe hayatını
kaybettiğinde anaokulundaydı, şu an arkadaşları ilkokulu bitirmek üzere” dedi.Maltepe
6
HALKEVLERİ EĞİTİM HAKKI MECLİSLERİ
Dumlupınar İlköğretim Okulu tuvaletinde 3,5 yıl önce lavabonun üzerine düşmesi sonucu
hayatını kaybeden 6 yaşındaki Efe Boz’un ölümüne ilişkin tutuksuz 8 sanığın yargılanmasına
devam edildi. Kartal’daki Anadolu Adalet Sarayı 28. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen 13.
Duruşmaya tutuksuz sanık taşeron firmanın müdürü Yalçın Kaya katıldı. Diğer sanıkları ise
avukatları temsil etti. Duruşmada ellerinde Küçük Efe’nin çerçeveli fotoğrafı bulunan anne
Nurdan Boz, baba Kemal Boz ve avukatları da hazır bulundu.Duruşmada söz alan Nurdan
Boz’un avukatı Hasan Girit, ortada ölümle sonuçlanan bir olay olduğunu ve Boz ailesinin
evlatlarını kaybettiğini belirterek, “Okul tamamen kaçak inşaat olarak yaptırılmış ve bu üzücü
olaya neden olunmuştur. Burada basit bir kusur yok” dedi.Tutuksuz sanık Aslan Yavuz
Haberdar’ın avukatı Halit Tahir Yurtsever de, bilirkişi raporunun kendi içinde tutarsız olduğunu
savunarak, “Müvekkilim bilirkişi raporunun değerlendirme bölümünde tali kusurlu gösterilirken, sonuç bölümünde asli kusurlu gösterilmiş ve çelişki yaratılmıştır. Raporu teknik üniversiteden bir heyetin hazırlaması daha sağlıklı olur. Ayrıca lavaboları takan Mustafa Ertürk adlı
şahıs gelerek hangi lavaboları ona kim taktırttı, parayı ona kim ödedi göstermesi lazım. Bu
suçluyu ortaya çıkaracak” diye konuştu.Anne Nurdan Boz ise, oğlu Efe’yi kaybedeli 3,5 yıl
olduğunu belirterek, yaşanan sürecin çok uzun olduğunu ve mahkemenin de bu süreçte
yaşananları göz önünde bulundurarak karar vermesini istediğini söyledi.Mahkeme hakimi
İbrahim Fikri Talman, duruşmaya katılan Cumhuriyet Savcısı Kamil Uzman’a görüşünü sordu.
Uzman da, duruşmaya ilk kez katıldığı için dosyayı inceleme fırsatının olmadığını belirtti.
Hakim Talman, 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un yürürlüğe girmemesi dolayısıyla Cumhuriyet
savcılarının yeniden Asliye Ceza Mahkemelerine katılmalarının söz konusu olduğu gerekçesiyle dosyanın incelenmesi maksadıyla duruşma savcısına gönderilmesine karar vererek
duruşmayı erteledi.Öğretmeninden izin alarak tuvalete gittiğini belirten anne Boz, “22 dakika
10 saniye Efe geri dönmemiş. Hiç kimse merak etmemiş öğretmeni de asli kusurlu. Onun
sorumluluğunda olan bu çocuk o kadar zamandır gelmiyor. Efe kan kaybından hayatını
kaybediyor. Efe uzunca bir süre mücadele etmiş sesini duyurabilmek, kendini kurtarabilmek
için yerlerde sürünmüş. Okul müdürü ve öğretmeni de ihmalinden dolayı ağır kusurludur.
Sabırla hepsinin ceza almasını istiyorum” diye konuştu.
Eğitim Sen’den ilk dönem raporu - 24 Ocak 2014
Eğitim Sen, 2013-2014 eğitim-öğretim yılının ilk dönem raporunu çıkardı. Raporda, “4+4+4
dayatması”nın sonuçları üzerinde durulurken, zorunlu din derslerinin ve anadilde eğitim
hakkına yönelik taleplerin görmezden gelinmesi eleştirildi. Raporda 4+4+4 dayatmasının
sonuçlarından biri verilerle ortaya kondu.Raporda 4+4+4 dayatması ile birlikte ikili eğitim
yapan okulların sayısının artması, taşımalı eğitim uygulamasının daha da yaygınlaşmış olması
dikkat çekicidir denildi. İlkokulda ikili eğitim oranının en yüksek olduğu il yüzde 82 ile
Şanlıurfa, birleştirilmiş sınıflarda öğrenim gören öğrenci sayısı ülke genelinde yüzde 2,3 iken,
bu oran Ardahan’da yüzde 27,8’e kadar yükselmektedir. Eğitim Sen’in raporunda, sınav odaklı
eğitim ve dershane-özel okul tartışmaları da yer alırken eğitimde köklü ve yapısal değişiklikler
için somut adımlar atılması gerektiği bildirildi.
7
HALKEVLERİ EĞİTİM HAKKI MECLİSLERİ
Okul enkazında çalışan çocuklar: Okul harçlığımızı çıkarıyoruz - 24 Ocak 2014
Hakkari’nin Yüksekova ilçesinin Yenimahalle mahallesinde bulunan ve daha önce Yüksekova
Yatılı Bölge Okulu Pansiyonu olarak kullanılan binanın yerine yeni bir ilköğretim okulu
yapılacak. Yüksekova Haber’e göre, ihaleyi alan müteahhit firma, binaların yıkımına
başladı.Sabah erken saatlerinde başlayan yıkımlar sırasında çok sayıda çocuk okul harçlıklarını
çıkarmak için demir toplamanın yarışına girişti. Çocuklar, kilosunu 35 kuruşa sattıkları demirleri toplamak için dondurucu soğukta betondan demirleri arkadaşlarının yardımıyla ayırmaya
çalıştı.İş makinaları yıkım işlemi yaparken demirleri toplamaya çalışan çocuklar hayatlarını
tehlikeye atıyor. Yüksekova Haber’e konuşan Emrullah adındaki çocuk, yanlarında getirdikleri
demir kesme makaslarıyla kestikleri demirleri satarak okul harçlıklarını çıkarmaya
çalıştıklarını, üşüdüklerinde yaktıkları ateşin etrafında toplanarak ısınmaya çalıştıklarını anlattı.
Emrullah konuşmasına şöyle devam etti: “Okul çıkışında buraya geliyoruz. İş makinaları yıkım
için çalışıyor. Taş düşebilir kafamıza, tehlikelidir ama ne yapalım demir topluyoruz. Sabahtan
beridir buradayız. Ekmeğimizi taştan çıkarıyoruz” dedi.
8
HALKEVLERİ EĞİTİM HAKKI MECLİSLERİ
C. EĞİTİMDE GERİCİ POLİTİKA VE UYGULAMALAR SÜRÜYOR
Din öğretmeni: “Sünni Alevi ile evlenirse cezalandırılır, çocuk yaparsa ölür” - 2 Ocak
2014
Amasya’nın Gümüşhacıköy ilçesi Mehmet Paşa Ortaokulu’nda din dersi öğretmeni olan
Abdussamet Arslan “Bir Sünni Alevi ile evlenirse yüz kırk kırbaç cezası ile cezalandırılır,
çocuk yaparsa ölür”, “Kurtuluş Savaşı’na yardım eden bayanların başı kapalı olduğu için biz bu
savaşı kazandık, bugün olsa kazanamayız”, “Bugün eteğini kısaltan yarın lisede en değerli
şeyini kaybeder” şeklindeki sözleri tepki çekti. Velilerin şikâyeti üzerine soruşturma
başlatılırken, okul müdürü Yakup Doluer olayın abartıldığını ileri sürerek “Ben ne soruşturma
açtım ne de inceleme başlattım. Öğretmen masum, bir suçu yok. Bu olayın üzerine gidersek
diğer öğretmenler de artık ders anlatırken ağzından bir şey kaçırmamak için rahatsız olacak.
Bütün toplumu kucaklayıp, kazanmamız lazım” diye konuştu.Din dersi öğretmeni Abdussamet
Arslan’ın söylemlerinin ardından okul yönetimi ve ilçe milli eğitim müdürlüğüne suç duyurusunda bulunan öğrenci velisi Ulaş Söylemez şunları söyledi: “O öğretmen, şortla gezmenin
günah olduğunu söylüyor. Bir kız öğrencinin eteğine dokunarak katlayıp katlamadığını kontrol
ederek ‘Siz şimdi eteğinizi böyle kısaltıyorsunuz, liseye gidince de en değerli şeyinizi kaybediyorsunuz’ diye konuşuyor. Erkek öğrencilere anne ve kız kardeşlerinin başlarını kapatmaları
için telkinlerde bulunuyor. Alevi ile Sünni evliliklerinin günah olduğunu savunuyor.
Öğretmenin bu tutumu çocuklarımızın psikolojini bozdu. Öğrenci velileri olarak öğretmen
hakkındaki şikâyetimizi gidebildiği yere kadar götüreceğiz.” “Bu ne biçim öğretmen, bu ne
biçim zihniyet?” ifadesini kullanan öğrenci velilerinden Sebiha Yürekli de şöyle konuştu: “Bir
Sünninin bir Alevi ile evlenmesi durumunda 140 kırbaçla cezalandırılması gerektiğini nasıl
söyler? Bu öğretmen Türkiye’nin getirildiği durumdan cesaret alıyor. Her şeyimize karışıyorlar.
Okul müdürü Yakup Doluer’e şikâyet ediyoruz o olayı kapatmaya çalışıyor ve ‘İşi tatlıya
bağlayalım, büyütmeyelim’ diyor. Biz veliler olarak bu işin peşini bırakmayacağız.
”Gümüşhacıköy’de geçen yıllarda da bu tür olayların yaşandığını, bu gibi insanların ceza almak
yerine ödüllendirildiğini belirten Eğitim-Sen Gümüşhacıköy Şube Temsilcisi Emrah Parlak ise
şu görüşleri kaydetti: “Gümüşhacıköy’de cinsiyet ve mezhep ayrımcılığını nedense son yıllarda
sık sık yaşamaya başladık. Şimdi de Mehmet Paşa Ortaokulu’nda din dersi öğretmeni kız
öğrencilere kapanması için baskı yapıyor, etek boylarını ölçüyor, etek boyu kısa olanın en
değerli şeyini kaybedeceğini, Sünni birinin Alevi ile evlendiğinde 140 kırbaç vurulacağını
söylüyor. Bu öğretmen bunları söylemek için cesareti yöneticilerden alıyor. Birçok veli ile
görüştük ve olayın doğru olduğunu tespit ettik. Bu olaydan okul müdürünün de ilçe milli eğitim
müdürünün de haberi olduğunu öğrendik ancak nedense üzerine gidilip de ilgililerden hesap
sorma yerine bu olayı kapatmaya çalıştıklarını tespit ettik. Demokratik, laik bir ülkede eğitim
camiasında bir öğretmen bunu konuşabiliyorsa burada yönetim boşluğu var demektir. Biz
Eğitim-Sen temsilciliği olarak bunun takipçisi olacağız.”
Öğrencilere ‘ahlak’ takibi - 6 Ocak 2014
12 Eylül 2010’da tarihindeki referandumla yapılan anayasa değişikliğiyle fişlemelerin son
bulduğu söylenmesine rağmen, önce Tunceli’de halkın fişlendiği, şimdi ise Gaziantep’te skan9
HALKEVLERİ EĞİTİM HAKKI MECLİSLERİ
dal fişleme belgeleri ortaya çıktı. Belgelere göre Gaziantep Üniversitesi’ne bağlı olarak
İslahiye’de okuyan öğrenciler sadece siyasi yönden değil, “ahlaki” olarak da fişlenmiş.
Fişlemelerde öğrencilerin fotoğraflarının yanında, tüm kişisel ve iletişim bilgilerinin yanı sıra
kimle ‘duygusal ilişki’ yaşadıkları, kimin kiminle arabada oturduğu gibi tamamen özel hayatı
ilgilendiren bilgiler de yazıldı.Tunceli Hozat’ta vatandaşların tümünün takibe alındığını
belgeleyen fişlemelerle ilgili soruşturma sürerken Gaziantep’te üniversite öğrencilerinin
fişlendiği açığa çıktı.Milliyet’in ele geçirdiği belgelere göre fişlemeler özellikle Gaziantep
Üniversitesi’nin İslahiye’deki fakülte ve yüksekokullarında okuyan öğrencileri hakkında.İl ve
ilçedeki güvenlik birimlerince yapıldığı belirtilen fişlemelerde, öğrencilerin sadece siyasal
düşünceleri değil özel hayatlarına dair bilgilerin de toplandığı görülüyor. Üstelik bu bilgiler,
fişlerin “değerlendirme” bölümünde “özet” olarak nitelenen bölüme açık biçimde yazılı.
Fişlerin, “özet” kısmı belgelerde açık biçimde görülürken, “detaylı” bölümler ortaya çıkmadı;
burada hangi bilgilerin işlendiği de bilinmiyor.Bu fişleme belgelerinin ‘bilgi amaçlı’ olarak,
üniversite dahil il ve ilçedeki birçok kamu kurum ve kuruluşuna da gönderildiği, fişlerin burada
açığa çıktığı öğrenildi. İslahiye’deki üniversite çevreleri, fişlemeden haberleri olmadığını,
emniyetin bu çalışmayı yaptığını belirtti. Çok sayıda öğrenci ise emniyet ve istihbarat
tarafından sürekli takip edildiklerinden yakındı.Öğrenciler, İslahiye’deki üniversite yönetiminin de fişlemelerden haberdar olduğunu savundu. Tesadüfen ele geçirilen fişlemelerde bilgileri yer alan öğrencilerin ise takip edildiklerini bilmedikleri belirtiliyor. İlçedeki bazı kaynaklar
da fişleme belgelerinin üniversite bilgisayarından çıktığını, emniyetin düzenli olarak bazı bilgileri üniversite ile paylaştığını öne sürdü.Belgelerde kişilerin fotoğrafı, kimlik numarası, anne
ve baba adı, doğum yeri ve tarihi, nüfusa kayıtlı olduğu yer, İslahiye’deki adresleri, telefon
numaraları, elektronik posta adresi, velilerinin telefon numaraları ve adresleri yazıyor. Belgelerdeki tarihler 2010’dan 2011 sonuna kadar fişleme yapıldığını gösteriyor. Ancak, fişlemelerin
bu tarihten sonra da devam ettiği ve halen sürdüğü belirtiliyor.İsimlerini gizli tuttuğumuz
öğrencilerle ilgili bazı belgelerin “özet” kısmında yer alan değerlendirmeler şöyle:
* (Erkek öğrenci) Psikolojik rahatsızlığı var. Olur olmaz şarkı-türkü söylüyor. Kurban
bayramı tatiline gitti ve hâlâ dönmedi (21.12.2010). Yapılan kontrollerde 11 Nisan 2011
tarihinde de okulda olmadığı, okul idaresinden rahatsızlığından dolayı okulunu
dondurduğu bilgisi alındı.
* (Kız öğrenci) 11 Mayıs 2010’da aynı okulda yaşayan F. ile problem yaşadığı, şahsın
abisinin kendisini okuldan almak istediği ancak okula devam ettiği, sol görüşlü öğrencilerle
görüldüğü.
* (Erkek öğrenci) Aynı okulda yaşayan A. ile duygusal arkadaşlığı olduğu, bu
arkadaşlığının A.’nın sözde Kürt olduğu için ayrıldığı, kızın abisinin gelerek sıkıştırdığı
ancak olumsuz bir durumun olmadığı.
* (Kız öğrenci) 2. sınıfta okuyan Ç. ile arkadaşlık yaptığı, samimi olarak kol kola
gezdikleri.
Ankara’da okul tuvaletinde kamera - 8 Ocak 2014
Ankara’da Yenimahalle’de bulunan Alparaslan Anadolu Lisesi’nde erkek öğrencilerin
10
HALKEVLERİ EĞİTİM HAKKI MECLİSLERİ
tuvaletlerine kamera yerleştirildiği öğrenildi. Erkekler tuvaletinde lavaboların tam üzerinde
bulunan kamera şaşkınlık yarattı.Alparaslan Anadolu Lisesi Müdürü Musa Başıbüyük, 2010
yılında rotasyonla atandığını ve geldiğinde okulda kameraların yerleşmiş olduğunu söylerken,
“Okulumuzun bir çok yerinde kameralar mevcut. Erkekler tuvaletinde de kamera takılı. Bu
kameranın amacı, sigara içilmesini engellemek ve öğrencilerin birbirini darp etmesinin önüne
geçmek” ifadelerini kullandı.Öğrenciler bu durumdan rahatsız olduklarını belirtirken, “Okulumuzda sadece sınıflarda kamera yok, koridorlarda, bahçede, okul önünde her yerde izleniyoruz.
Biz erkekler tuvaletinde kamera istemiyoruz. Resmen ‘Biri Bizi Gözetliyor’ yarışmasında
olduğu gibi, her yerde gözetleniyoruz. O kadar gözetleniyoruz ki tuvalette dahi yalnız
bırakılmıyoruz” dediler.
Alevi öğrenciye din dersi dayağı! - 10 Ocak 2014
Çorum’da 13 yaşındaki A.R.Ç., din kültürü ve ahlak bilgisi dersinde konuştuğu iddiasıyla okul
müdürü Şeref Bilal tarafından feci şekilde dövüldü.Kulağından kan gelen A.R.Ç. hastaneye
kaldırıldı. Baba Tanju Ç., Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulundu. Kadıkırı Köyü
İlköğretim Okulu’nda din kültür ve ahlak bilgisi dersi sırasında A.R.Ç. adlı öğrenci arkadaşı
T.K. ile konuştu. Bu sırada Ayşe İmli adlı öğretmen dersleri dinlemedikleri için öğrencileri okul
müdürü Şeref Bilal’a şikâyet etti.Baba Tanju Ç., “Biz Aleviyiz. Çocuğum din dersini
dinlemediği için dövüldü. Sorumluların cezalandırılmasını istiyorum” dedi. Olayın duyulması
üzerine Hacı Bektaşı Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, İnsan Hakları
Derneği (İHD) Başkanı Öztürk Türkdoğan ve Alevi Kültür Dernekleri Genel Sekreteri Ali
Doğan, Çorum’a giderek incelemelerde bulundu. Türkdoğan, “Son yıllarda Aleviler üzerindeki
baskılar artmıştır. Din dersini dinlemediği için bir Alevi çocuğu dövülmüştür. Bu bir insan
hakları ihlalidir. Bu olayın takipçisi olacağız” diye konuştu. Geçmez ise, “Bu saldırılar bir
devlet politikasıdır. Zorunlu din dersleri kaldırılmalı, Alevi çocuklarına yönelik bu asimilasyon
politikası son bulmalıdır” dedi.
MEB’in gündemi: Liselerde türban serbestliği - 10 Ocak 2014
Milli Eğitim Bakanlığı’nın gündeminde olan değişiklik ile liselerde kız öğrencilerin tüm
derslere başı açık girmesini zorunlu kılan hüküm yeniden düzenlenecek. Milli Eğitim Bakanlığı
liselerin sadece seçmeli Kur’an-ı Kerim derslerinde takılabilen türbanın tüm derslerde
takılabilmesi için hazırlanıyor. Seta Vakfı’nda düzenlenen “2013 Eğitim Değerlendirme
Çalıştayı”nda konuşan Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Yusuf Tekin, bakanlığın bu yönde bir
çalışması olduğuna işaret etti. Çalıştayda, ders bazlı türban kullanılmasının doğru olup
olmadığının sorulması üzerine Müsteşar Tekin, “Şu anda ders bazlı benim de tasvip etmediğim
bir uygulama söz konusu bu çalışma gündemimizde. Bu yıl biz kıyafetle ilgili düzenlemeyi
yapmak zorundaydık. O yönetmeliğin biraz daha üzerinde çalışıp 2014 ün bahar aylarında
çalışalım demiştik” dedi. Yapılması planlanan düzenleme ile lisede kız öğrencilerin tüm
derslere başı açık girmesini zorunlu kılan hüküm yeniden düzenlenecek.
Kadıköy’e 5inci imam hatip planı mecliste - 13 Ocak 2014
Acıbadem Dayanışması’nın, öğrenci ve velilerinin sahip çıktığı Kadıköy’deki Ahmet Sani
Gezici Lisesi’nin taşınarak binanın imam hatip için kullanma planı meclise taşındı.İstanbul’un
11
HALKEVLERİ EĞİTİM HAKKI MECLİSLERİ
Kadıköy İlçesi’nde bulunan ve Kadıköy, Acıbadem ve Yeldeğirmeni Mahalleleri halkına 5
kuşaktır hizmet veren Özdemiroğlu Ortaokulu’nun öğrencilerin ve velilerinin basın
açıklamalarına, eylemlerine ve topladıkları 10 bini aşkın imzaya karşın Mayıs 2013 te imam
hatip ortaokuluna dönüştürülmesinin ardından şimdi de, Acıbadem’de bulunan Ahmet Sani
Gezici Lisesi’nin Fikirtepe’ye taşınması ve binanın hemen yanındaki Kadıköy İmam Hatip Kız
Lisesi’ne dönüştürülen okulla birleştirilerek İmam Hatip Kampüsü yapılması planı Meclis’e
taşındı.CHP İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın
yanıtlaması istemiyle verdiği önergede lisenin taşınması durumunda okulda eğitim gören
yaklaşık 1200 öğrencinin ciddi bir mağduriyet yaşayacağını ve yakın çevrede erkek
öğrencilerin gidebileceği bir devlet lisesinin olmadığını ifade ederek, Kadıköy sınırları içinde
halihazırda eğitim veren 4 imam hatip okulu bulunmasına rağmen alınan kararın gerekçesini
sordu.Daha önce de tüm itirazlara rağmen Özdemiroğlu Ortaokulu’nun imam hatip okuluna
dönüştürüldüğünü, benzer bir dayatma ile Ahmet Sani Gezici Lisesi’nin dönüştürülmesinin
öğrenciler, öğretmenler ve veliler açısından adil bir uygulama olup olmadığını soran CHP’li
Öğüt, şu soruları yöneltti:
- Velilerin itirazına rağmen dönüşümde ısrar edilecek midir?
- Acıbadem Dayanışması üyeleri, semtteki tarihi Çamlıca Kız Anadolu Lisesi’nin satışının
gündemde olduğunu dile getirmektedir. Söz konusu iddia doğru mudur?
Öğrenci başına üç soruşturma! - 14 Ocak 2014
Öğrenci Kolektifleri Araştırma Birimi, İstanbul Üniversitesi 2013 – 2014 öğretim yılı
soruşturma raporunu yayımladı. Yayımlanan raporda İstanbul Üniversitesi Rektörü Yunus
Söylet’in göreve geldiğinden bu yana her fırsatta, öğrencilerine uyguladığı baskı politikaları ve
açtırdığı soruşturmalarla “AKP’nin rektörü” sıfatına yakışır şekilde davrandığı
belirtildi.Araştırma birimi ayrıca Rektör Söylet’in, okulda bedava çay dağıtmak, parasız yemek
yemek, duvara şiir yazmak, fakülteye giriş yapmak gibi birçok konuda soruşturma açmayı,
okuldaki muhalif sesleri kontrol altına almak için “çare” olarak gördüğünü söyledi. Raporda
“2013 – 2014 öğretim yılında İstanbul Üniversitesi’nde okuyan 82 öğrenciye 251 adet
soruşturma açılmıştır. Bu da demek oluyor ki 1 öğrenciye ortalama 3 soruşturma düşmektedir.
Bu soruşturmalardan 121 tanesi bizzat Öğrenci Kolektifleri üyelerine açılan soruşturmalardır.
Birçok soruşturma, üniversitenin içerisinde bulunan sivil polislerin rektörlüğe verdiği raporlar
sonucu açılmaktadır. Sivil polislerin verdiği raporlar soruşturma dosyalarında gizli olarak
tutulmaktadır. Rektör Söylet, okulda gayri resmi olarak bulunan polislerle birlikte kendi
öğrencisini cezalandırmaktadır. Rekor soruşturma sayısı: Üniversitenin Edebiyat-Fen
Fakültesi’nde okuyan ve sene başından beri hakkında 11 soruşturma açılan bir öğrenciye aittir.
Her zaman açtığı komik soruşturmalarla gündeme gelen İstanbul Üniversitesi bu sene’de bu
anlamsız tiyatroya bir an olsun ara vermedi.”deniliyor.
Kaymakamlıktan ailelere ‘çocuklarınızın müslüman olmadığını kanıtlayın’- 18 Ocak
2014
İzmir’in Narlıdere ilçesinde 11 Kasım tarihinden bu yana çocuklarını zorunlu din derslerine
göndermeyen çoğunluğu Alevi ailelere okul yönetimi gönderdiği yazı ile çocuklarının Müslü12
HALKEVLERİ EĞİTİM HAKKI MECLİSLERİ
man olmadığını kanıtlamalarını istedi. İlçe Kaymakamlığı’ndan gelen “Musevi ve Hıristiyan
olduğunu belgeleyebilen öğrencilerin din derslerine girmeleri zorunlu değildir” yazısını ailelere
gönderen Balçova Salih Dede Anadolu Lisesi Müdürlüğü çocukların Din Kültürü ve Ahlak
Bilgisi derslerine girmelerinin zorunluğu olduğunu vurguladı.Balçova Salih Dede Anadolu
Lisesi Müdürlüğü tarafından ailelere gönderilen kaymakamlık yazısında Talim ve Terbiye
Kurulu’nun kararına atıfla “T.C. uyruklu Hıristiyan ve Musevilik dinlerine mensup öğrencilerin
bu dinlerden birine mensup olduklarını belgelendirmeleri kaydı ile Din Kültürü ve Ahlak
Bilgisi dersine girmeleri zorunlu değildir” denildi.Dini inancı olmayanları, Alevileri ve diğer
dinsel grupları yok sayan karara tepki gösteren veliler okul yönetiminden gelen yazıya sert tepki
gösterdi. Zorunlu din dersi dayatmasının kabul edilemez olduğunu belirten aileler Narlıdere
Demokrasi Meydanı’nda toplanarak İlhan Onat İlkokulu’na yürüdü. Veliler adına İlhan Onat
İlkokulu önünde yapılan açıklamada konuşan Songül Maskara “Eğitim sistemi AKP hükümeti
ile sadece bir dinin mezhebine uygun hale getirilmiştir. Seçmeli din derslerini dahi zorunlu hale
getiren yeni sistemi kabul etmiyoruz. Bunun içindir ki 11 Kasım 2013 ten bu yana birçoğumuz
çocuklarımızı din derslerine göndermiyoruz. Okullardan bizlere ulaşan cevaplar oldukça
çarpıcıdır. Cevaplara göre hiçbir dine inanmayanlar da Müslüman sayılıyor” dedi. Maskara,
verdikleri hukuki mücadelenin yanında dersleri boykot etmeyi sürdüreceklerini söyledi. Veli
Ali Gökbulut ise “Oğlum bu yıl 5. sınıfa gidiyor. Ders notlarının düşürülmesinden endişe
ettiğimiz için mecburen din derslerine de gönderiyoruz. Ancak çocuğumu din derslerini almaya
başladıktan sonra uykusundan sık sık korkarak ve ağlayarak uyandığını fark ettik. Derslerde
gördüğü cinleri rüyasında gördüğünü düşünüyoruz. Zaman zaman gölgelerden korkuyor, farklı
tepkiler geliştiriyor. Bu davranışları bizleri endişelendiriyor” şeklinde konuştu. İlhan Onat
İlkokulu öğrencileri de açıklamaya bahçeden destek verdi.
Eğitim – Sen: ‘Skandal, zorunlu din derslerinin sonucudur’ - 21 Ocak 2014
Eğitim Sen, Ortaöğretime Geçiş Sistemi dahilinde yapılan SBS’de din dersinden muaf olan
gayrimüslim öğrencilerin sonuçlarının sıfır almışçasına hesaplanmasına dair açıklama yaptı.
Açıklamada, yaşanan skandalın Milli Eğitim Bakanlığı’nın 4+4+4 dayatmasında olduğu gibi
zorunlu din dersini merkezi yazılılar arasına almasının, gayrimüslimleri yok sayan politikalar
sonucu olduğu belirtildi.Açıklamada “Milli Eğitim Bakanlığı`nın SBS yerine getirdiği Yeni
Ortaöğretime Geçiş Sistemi skandallara rağmen yürütülmeye çalışılıyor. Geçen yıl yapılan
SBS`de sonuçların yanlış hesaplandığı skandalının geçtiğimiz günlerde anlaşılmasının
ardından, bu yılki sistemde de gayrimüslim öğrencilerin muaf oldukları din dersi sınavından
“sıfır” almışçasına sonuçların hesaplanması, yeni bir skandalı gündemimize taşımıştır.
Bilindiği üzere MEB, tıpkı 4+4+4 dayatmasında olduğu gibi, ortaöğretime geçiş sisteminde
zorunlu din dersini merkezi yazılılar arasına almıştır. Öğrencilerin dini inancı, mezhebi ya da
dünya görüşüne bakmaksızın böylesine dayatmacı bir yaklaşımın hayata geçirilmesi başlı
başına bir skandaldır. Dolayısıyla sınav sonuçlarında gayrimüslimlerin yok sayılması,
seçmeli/zorunlu din dersleriyle farklı inanç gruplarını yok sayan politikaların sonucu olarak
görülmelidir.Eğitim Sen olarak, öncelikle seçmeli/zorunlu din derslerinin kaldırılmasını ve
sınav odaklı eğitim sistemine son verilmesini istiyoruz. Hiç kimsenin çocuklarımızın emeği ve
geleceği ile oynamasına izin vermeyeceğiz!” denildi.
13
HALKEVLERİ EĞİTİM HAKKI MECLİSLERİ
Hozat Emniyet Müdürlüğü’nden üniversitelilere fişleme - 21 Ocak 2014
Hozat İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün 2011 yılında, Meslek Yüksek Okulu’nda okuyan
öğrencilerin isim listesini alıp, takip ettiği ve oluşan kanaati öğrencilerin isimlerinin karşısına
yazdığı ortaya çıktı. Tunceli’nin Hozat ilçesinde ortaya çıkan fişleme skandalıyla ilgili Malatya
Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturmada, jandarma ve emniyetin bilgisayarların
hard diskleri ilgili kurumlara inceletildi. Adli Tıp ve TÜBİTAK’a yaptırılan incelemede, hard
disklerdeki belgelerin kamuoyuna yansıyan belgelerle aynı olduğu belirlendi. Hozat’ta 2007 ile
2011 yılları arasında gerçekleşen ve 2013 yılında ilçe Emniyet Müdürlüğü bilgisayarlarında
ortaya çıkan fişleme, izleme ve takip skandalına bir yenisi daha eklendi. Hozat ilçe Emniyet
müdürlüğü bilgisayarlarında tespit edilen belgelere göre, Hozat İlçe Emniyet Müdürlüğü 2011
yılında, Tunceli Üniversitesi’ne bağlı ilçede eğitim veren Meslek Yüksek Okulu Büro
yöneticiliği birinci sınıfında okuyan öğrencilerin isim listesini üniversiteden istedi. 50
öğrencinin isim listesini okul numarası ile birlikte alan polis, öğrencinin hareketlerini takip
ettikten sonra oluşan kanaati öğrencilerin isimlerinin karşısına yazdı. Fişlerde öğrencilerin
isimlerinin karşısına görüşleri ile ilgili kanaat olarak, ‘normal’ ya da ‘aşırı’ yazıldığı görüldü.
Üniversite öğrencilerinin dünya görüşü ile ilgili hazırlanan bu fişlerin de daha önceki
fişlemelerle ilgili soruşturma yürüten Malatya Cumhuriyet Savcılığının soruşturma dosyasına
girdi. Yine ilçe Emniyet Müdürlüğü bilgisayarlarında yer alan başka bir belgeye göre ise, Hozat
Kaymakamlığı, 2012 yılında Toplum Yararına Çalışma Programı kapsamında iş için başvuran
143 kişinin başvurularını ilçe emniyet müdürlüğüne gönderdi. Emniyet Müdürlüğünün de, 143
kişilik listeden 53 kişiyi, ailevi durumlarını araştırarak ve bunu yazı ile belirterek işe
aldırmalarını sağladığı iddia edildi.
Tacizci Milli Eğitim Müdürü okula atandı - 24 Ocak 2014
İstanbul’da Fatih İlçe Milli Eğitim Müdürü Şeref Çalışır, birlikte çalıştığı 2 kadının taciz
şikayeti üzerine yaklaşık 2 ay önce ‘cinsel istismar’ suçundan 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına
çarptırılmıştı. Çalışır’ın davası başta KESK’li kadınlar olmak üzere kadınların gündemi haline
gelmiş soruşturma ve dava süresince eylemler yapılmıştı. Mahkemede tutuklanmasına karar
verilen Çalışır, 50 bin lira kefalet ödeyerek serbest kalmış, Fatih İlçe Müdürlüğü’ne geri gelmesi üzerine kadınlar İstanbul İl Milli Eğitim önünde eylem yapmıştı. Eylemler üzerine Çalışır
İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne başvurarak emekliliğini istemişti. Bakanlık
müfettişlerinin hakkında 2 kez soruşturma yaptığını ve suçsuz bularak ceza vermediğini iddia
eden Çalışır, göreve döndü ve Yargıtay’a itiraz etti. Tepkiler üzerine de İstanbul Milli Eğitim
Müdürlüğü’ne başvurarak emekliliğini istedi. Çalışır, İl Milli Eğitim’e başvurup emeklilik
dilekçesini geri aldı. Yöneticilik görevleri alınan Çalışır, 84 öğretmenin görev yaptığı ve 1823
öğrencinin öğrenim gördüğü Zeytinburnu Abay Ortaokulu’na sosyal bilgiler öğretmeni olarak
atandı. 10 gün önce yapılan atamadan sonra Çalışır’ın yıllık izne çıkıp derslere girmediği
öğrenildi. Çalışır’ın okula atandığıysa velilerden sır gibi saklanıyor.
Rektörlüğe mail atan öğrenciye soruşturma açıldı - 26 Ocak 2014
Ankara Üniversitesi’nde sene başından beri kampüskarta karşı protestolar ve üniversitelilerin
tepkisi sürüyor. Rektörlük iki üniversiteliye kampüskarta yönelik itirazlarını gerekçe göstererek
9 ay uzaklaştırma verdi. Uzaklaştırmaların hukuksuz ve haksız olduğunu belirtmek için Hukuk
14
HALKEVLERİ EĞİTİM HAKKI MECLİSLERİ
Fakültesi öğrencisi üniversiteli bir kadın ise Rektörlüğe bir mail attı. Rektörlüğün öğrencilerin
bilgisi olmadan kampüskart uygulaması ile üniversitelileri kampüskartı kullanmaya mecbur
bıraktığı belirtilen mailin ardından üniversiteli kadın hakkında Rektörlük tarafından soruşturma
açıldı. Daha önce de defalarca üniversitelilere açtığı soruşturmalarla bilinen Rektör Erkan İbiş,
kolektifler.net’in kampüskart ile ilgili yaptığı bir haber hakkında dava açmış ancak mahkeme
davayı reddederek kapatmıştı.
Mahkeme: ‘Öğrenciler değil, polisi üniversiteye çağıranlar hatalı’ - 26 Ocak 2014
Eskişehir 5. Asliye Ceza Mahkemesi, YÖK’e karşı yapılacak eylem için Anadolu
Üniversitesi’nde 4 Kasım 2010 tarihinde güvenlik güçlerinin sert şekilde müdahale etmesinin
ardından açılan davada gerekçeli kararı hazırladı. Tüm öğrencilerin beraat ettiği davanın
gerekçeli kararında üniversite yönetimi ve polis eleştirildi. Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde,
YÖK’e karşı yapacak eylem için stand açan ve afiş asan öğrencilere, Rektör Yardımcısı
Meryem Akoğlan Kozak’ın talebiyle hem polis hem de özel güvenlik müdahale etmişti. Bu
olayın ardından üniversite yönetimi maddi hasar yarattıkları gerekçesiyle öğrencilere 17 bin
TL’lik fatura göndererek ödeme yapmalarını istedi. Ayrıca öğrenciler hakkında “görevi
yaptırmamak için direnme”, “kamu malına zarar verme”, “cebir veya tehdit kullanarak eğitim
ve öğretime engel olma” suçlamalarıyla dava açıldı. Tüm sanıkların beraat ettiği davanın
gerekçeli kararı bir süre önce hazırlandı. Gerekçeli kararda, öğrencilerin eğitim ve öğretimi
engellemekle suçladığını hatırlatan mahkeme, akademisyenlerin aksi yönde beyanda
bulunduklarına ve yapılan fiziki incelemede olay yeri ile dersliklerin birbirlerinden oldukça
uzak olduğuna dikkat çekti. Sanık öğrencilerin YÖK’ün kuruluş yıldönümünde yaptığı protesto
gösterisinin de tamamen meşru amaçlar taşıdığını belirten mahkeme, üniversitelerin, ifade
özgürlüğünün uygulanması açısından görevli ve sorumlu olduklarını hatırlattı. Davacı Anadolu
Üniversitesi Rektörlüğü’nün sert bir dille eleştirildiği kararda “Olayların bu aşamaya geliş
sebebi müşteki idarenin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına aykırılık teşkil eden
haksız müdahalesidir. Müşteki idare, ifade ve toplantı özgürlüğüne çevreden gelebilecek
herhangi bir saldırıyı önleme görevini yerine getirmesi gerekirken bizzat kendisi müdahaleyi
yapan konumuna geçmiştir” denildi. Polisin müdahalesine kadar herhangi bir şiddet eylemi
yaşanmadığına dikkat çeken mahkeme şunları kaydetti: “Güvenlik kuvvetleri tarafından
yapılan müdahalenin meşru amaç gütmediği ve orantıldir. Kantindeki asıl zararın güvenlik
kuvvetlerinin içeri girmek isterken camları kırmasından kaynaklandığı kabul edilmiştir. (…)
Öğrenci sanıklar kendilerine yönelik orantısız müdahaleden kaçmak amacı ile tamamen
kendini koruma içgüdüsü ile hareket etmiştir. Buradaki amaçlarının mala zarar verme olduğu
düşünülmemiştir. Yine öğrenci sanıkların kantin içerisine müdahale edildiği esnada yüzlerini
gizleme, eşya fırlatma şeklindeki eylemlerinin ise, sanıklara yönelik haksız saldırıyı defetmeye
yönelik olduğu kabul edilmiş ve gerek mala zarar verme, gerekse görevi yaptırmamak için
direnme suçunun oluşmadığı kanaatine varılmıştır.”
MEB’in azınlık öğrencileriyle mücadelesi: Önce fişleme, şimdi okuldan uzaklaştırma - 29
Ocak 2014
Azınlıkları fişlediği ortaya çıkan Milli Eğitim Bakanlığı, Rum olmamalarına karşın Rum
okuluna kayıt oldukları için iki öğrenciyi okuldan uzaklaştırdı. Kıbrıs işgalinin yaşandığı
15
HALKEVLERİ EĞİTİM HAKKI MECLİSLERİ
1974’ten bu yana kendi etnik unsurları dışında öğrenci kabul etmeleri yasak olan azınlık
okulları, kapanma tehlikesi ile karşı karşıya kalınca farklı etnik aidiyetten öğrencileri de kabul
etmeye başladı. T24’ün haberine göre, bir Rum okulu da ilk kez geçen sene 5. ve 9. sınıftan iki
öğrenciyi kabul etti. Milli Eğitim Bakanlığı iki öğrencinin kaydını 7 ay sonra fark etti.
Azınlıkları 1’den 5’e kadar soy kodlarıyla fişlediği, geçtiğimiz hafta İstanbul İl Milli
Müdürlüğü’nden Şişli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne gönderilen bir yazıyla ortaya çıkan
devlet, 1 numaralı soy koduyla fişlediği Rumları uyardı, okula alınan iki öğrencinin 5 numaralı
“Diğer Hıristiyan Unsurlar” soy koduna kayıtlı olduklarını söyledi ve iki öğrencinin okuldan
atılmasını istedi. Okul yetkilileri biri Rumen, diğer, Bulgar iki öğrencisinin bir yıllık emeklerinin yanmaması için formül arayışına girişti. Bakanlıkla yapılan görüşmelerden sonra
öğrencilerin e-okul sistemi üzerinden farklı bir okula nakli sağlandı.
YÖK’ün Disiplin Yönetmeliği değişti, yapısı korundu - 30 Ocak 2014
YÖK’ün Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin
Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Resmi Gazete’de yayımlanarak
yürürlüğe girdi. Kurulduğu tarihten bu yana üniversiteleri üniversite olmaktan çıkaran YÖK,
yönetmelik değişikliğinde de kuruluş gerekçesini ve yapısını koruma gayreti güttü. Eğitim Sen
Merkez Yürütme Kurulu, disiplin yönetmeliğindeki değişiklikle ilgili “Üniversitelerin varlık
nedenini ortadan kaldıran disiplin yönetmeliklerini kabul etmiyoruz” başlıklı bir basın
açıklaması yayımladı. Değişiklikle “yönetim görevinden ayırma”, “görevinden çekilmiş
sayma”, “üniversite öğretim mesleğinden çıkarma” gibi cezaların kaldırıldığı söyleminin
gerçeği yansıtmadığını belirten Eğitim Sen, bu cezaların “kamu görevinden çıkarma” başlığı
kapsamına alındığını ifade etti. Eğitim Sen, yıllardır iş yavaşlatma, grev gibi eylemlere
katılmanın, ideolojik eylemlerde bulunulmasının, siyasi bildiri, afiş, pankart, bant ve benzerlerinin asılmasının, çoğaltılmasının ve dağıtılmasının, en temel hak ve özgürlüklerin, demokratik
hakların, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün suç sayılmaya devam ettiğinin altını çizdi.
Açıklamada “Bilimsel tartışma ve açıklamalar dışında, yetkili olmadığı halde basına, haber
ajanslarına veya radyo ve televizyon kurumlarına resmi konularda bilgi veya demeç verme” ile
“Ders, seminer, konferans, laboratuvar, grafik çalışma, sınav gibi öğretim çalışmalarının
yapılmasına engel olmak, görevlileri, öğrencileri eğitim-öğretim alanı dışına çıkartmak, görev
yapılmasına engel olmak, öğrencileri bu tür davranışlara teşvik etmek veya zorlamak ya da bu
maksatla yapılacak hareketlere her ne suretle olursa olsun iştirak etmek” maddelerinin de suç
kapsamına alınmasına da tepki gösterildi. Sendika, bu maddeler ile toplumun aydınlanmasının
hedef alındığını söyledi. Eğitim Sen, üniversiter yaşamı baskı ve denetim altına alan, akademik
özgürlükleri, sendikal hak ve özgürlükleri suç sayan, makbul görünmeyen her eylemi ve
düşünceyi cezalandırmayı amaçlayan disiplin yönetmeliklerini ve YÖK’ün varlığını kabul
etmediğini ve mücadeleyi sürdüreceklerini açıkladı.
16
HALKEVLERİ EĞİTİM HAKKI MECLİSLERİ
D. PİYASACI VE GERİCİ POLİTİKALARIN HEDEFİNDE EĞİTİM VE BİLİM
EMEKÇİLERİ VAR
‘Öğretmeniniz sizi eylemlere götürüyor muydu?’ - 5 Ocak 2014
Adana Abidin Dino Parkı’nda 4 Ocak’ta yapılan basın açıklamasında Gezi Direnişi’nin Adana
eylemlerinde yer alan öğretmenlere açılan soruşturmalara ve öğrencilere öğretmenlerini,
öğretmenlere meslektaşlarını ihbar etmeleri için sorulan sorulara yer verildi. Açıklamaya göre,
Eğitim Sen’li Güven Boğa’nın görev yaptığı Tepebağ Lisesi’nde 3 Ocak günü erken saatlerde,
müfettişler tarafından okulda görev yapan öğretmenlerin, kura çekilerek çağrılan öğrencilerin
ve sınıf başkanlarının öğretmenleri Boğa hakkındaki şu sorulara cevap vermesi istendi. “Sizi
eylemlere götürüyor muydu, katılmaya zorladı mı?”, “Sanal ortamda çağrı yaptı mı?” , “Kamu
düzenini bozan eylemlere katıldığını gördünüz mü?” , “Medya yoluyla sizi davet etti
mi?”Açıklamada KESK üyelerine dair baskı şu ifadelerle yer buldu:Daha önceden de bu
kapsamda yürütülen soruşturmalar sonucunda KESK’li bir yöneticimiz Adana’dan Kars’a
sürgün edilmiş ve dört arkadaşımız ise uyarı cezası almışlardır ve 140 arkadaşımızın
soruşturması ise halen devam etmektedir.
Milli Eğitim Bakanlığı Rehberlik ve Denetim Başkanlığı’na Efkan Ala’nın kardeşi atandı
- 10 Ocak 2014
17 Aralık tarihinde başlayan yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun ardından AKP’nin tasfiyeleri
Milli Eğitim Bakanlığı’na da varmış, bazı milli eğitim müdürleri görevden alınmıştı. AKP’nin
karşı operasyonu kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı Rehberlik ve Denetim Başkanı (eski ismiyle Teftiş Kurulu Başkanı) Hüseyin Acır da görevden alındı. Acır’ın yerine Milli Eğitim
Bakanlığı Rehberlik ve Denetim Başkanlığı’na İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın kardeşi Atıf
Ala’nın görevlendirileceği belirtiliyor. Atıf Ala’nın ismi, Milli Eğitim Bakanlığı’nın “fişleme”
yaptığı iddialarında da geçmişti. MEB’nda fişlenen isimlerin tasfiye edildiği ortaya çıkmıştı.
Atıf Ala, İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın kardeşi ve Milli Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel
Müdürlüğünde Öğrenci İşleri ve Sosyal Etkinlikler Grup Başkanı olarak görev yapıyor.
502 kişilik 4+4+4 davasının ilk duruşması görüldü - 13 Ocak 2014
28 – 29 Mart 2012 de KESK’in çağrısıyla 4+4+4 Yasası’na karşı yapılan yürüyüşe polis
saldırmış, yürüyüşe katılan 502 kişi hakkında dava açılmıştı. Ankara 17. Asliye Ceza
Mahkemesi’ndeki davanın ilk duruşması Ankara’da görüldü. KESK’in çağrıcılığı ile 28–29
Mart 2012 tarihlerinde Ankara Kızılay’da, 4+4+4 yasasına karşı kitlesel bir basın açıklaması
yapılmak istenmiş ancak polis ülkenin dört bir yanından gelen binlerce emekçiye tazyikli su ve
gaz bombalarıyla saldırmıştı. Saldırının ardından, aralarında KESK, TMMOB, DİSK ile çok
sayıda demokratik kitle örgütü ve siyasi parti yöneticisinin de aralarında bulunduğu 502 kişiye
“2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası’na aykırılık”, “Kamu görevlilerine cebir ve
şiddet kullanmak”, “Kamu ve özel mallara zarar vermek” suçlarından dava açılmıştı. Ayrıca
iddianamede eyleme destek verdikleri için 19 CHP ve 4 BDP milletvekili hakkında soruşturma
açılmıştı. Ankara 17. Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın duruşması, salon yetersizliği
17
HALKEVLERİ EĞİTİM HAKKI MECLİSLERİ
nedeniyle Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi Salonu’na alındı. Cumhuriyet’in haberine göre
aralarında KESK Genel Başkanı Lami Özgen, KESK yöneticileri İsmail Hakkı Tombul ve
Akman Şimşek ile Eğitim-Sen Genel Başkanı Ünsal Yıldız’ın da aralarında bulunduğu 17 kişi
“sanık” sıfatıyla mahkemeye katıldı. Eğitim-Sen Genel Başkanı Ünsal Yıldız, savunmasında
4+4+4 yasasının bilimsel eğitim getirmediğini aksine eğitimi gericileştirdiğini, binlerce emekçinin bu yüzden eylem yapmak istediğini ancak polisin demokratik eylem hakkına saldırdığını
söyledi. Yıldız ayrıca Siirt’te intihar eden 14 yaşındaki çocuk gelin Kader Erten’i örnek vererek
4+4+4 yasasının çocuk gelinlerin çoğaldığını ve binlerce kız öğrencinin okulu bıraktığını
belirtti. KESK MYK üyesi Akman Şimşek ise savunmasında eyleme katılan binlerce kişiye
şiddet uygulayan polisler hakkında dava açılmadığını belirterek, “Bu dava ile bize kumpas
kuruldu” dedi. Dava önümüzdeki günlerde devam edecek ve 502 kişi parça parça duruşmaya
gelip savunma yapacak.
Dekandan öğretim üyelerinin özgürlüğüne tehdit - 14 Ocak 2014
Marmara Üniversitesi’nde öğretim üyelerinin kurul kararıyla 1 senelik uzatılan görev sürelerini, dekan keyfi bir şekilde 6 aylık uzattı. Eğitim Sen Üniversiteler Şubesi olayı bilimsel
özgürlüğe açık tehdit olarak değerlendirdi.Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Fakültesi
Dekanı Yusuf Devran’ın 8 öğretim elemanının görev süresini keyfi biçimde 6 ay uzattı. Öncesinde de Rektör Zafer Gül önce Eğitim Sen 6 Nolu İstanbul Üniversiteler şubesi yöneticisinin
görev süresini aynı keyfilikle uzatmıştı.Eğitim Sen 6 Nolu İstanbul Üniversiteler Şubesi, görev
süreleri yıllar boyunca ilgili kurul kararları doğrultusunda birer sene uzatılan öğretim
elemanlarının görev sürelerinin, hem hukuki mevzuata ve içtihada hem de akademik teamüle
aykırı bir şekilde 6 ay uzatılmasını eleştirerek bilimsel özgürlüğe açık bir tehdit olduğunu
söyledi.Bir açıklama yayımlayan Üniversiteler Şubesi, “Her türlü mobbing, baskı, sürgün,
soruşturma ve hukuksuzluk karşısında yılmayacağız, direneceğiz, emekten ve demokrasiden
yana tavrımızı sürdüreceğiz” dedi.Eğitim Sen üyeleri baskıyla ve hukuksuzlukla karşı karşıya
kalan tüm öğrenciler, öğretim elemanları ve üniversite çalışanları ile dayanışma içinde
olduklarını ifade etti.
Okul müdürlüğü atamasında mülakat sistemi yargıdan döndü - 13 Ocak 2014
MEB’in mülakatla atama yöntemi yargıdan döndü. Okul müdürlüğü için 87 puan alarak mülakata giren Şemsettin Sungur, sözlü sınavda başarısız sayıldı. Bunun üzerine mülakat sistemini
yargıya taşıdı. Mahkeme, sınav komisyonu raporlarının objektiflikten uzak olduğunu belirterek
mülakatla yapılan atamanın yürütmesini durdurdu. Zaman’ın haberine göre, Milli Eğitim
Bakanlığı’nın mülakatla atama yöntemi yargıdan döndü. Şemsettin Sungur, Sivas’ta okul
müdürlüğü için yazılı sınavdan 87 puan alarak başarılı olduktan sonra girdiği sözlü sınavda 53
puanla başarısız sayıldı. Sungur, haksızlık yapıldığı gerekçesiyle mülakat sistemini yargıya
taşıdı. Sivas İdare Mahkemesi, mülakatla yapılan atamanın yürütmesini durdurdu. Mahkeme,
sınav komisyonunun düzenlediği rapor ve tutanakların objektif değerlendirme yapmaya imkân
sunacak nitelikte olmadığını belirtti. Mahkeme, 19 Aralık 2013’te aldığı kararda yürütmeyi
durdurmanın sebebi şöyle açıklandı: Mülakat komisyonu üyelerinin her biri tarafından
değerlendirilerek tutanağa bağlanmış soruların ve davacı tarafından verilen yanıtların neler
olduğunun, bu yanıtlara komisyon üyelerince takdir edilen notun gerekçeleriyle ortaya
18
HALKEVLERİ EĞİTİM HAKKI MECLİSLERİ
konulmamış olmasından dolayı davacıya mülakat sınavında 53,0156 puan verme işleminde
hukuka aykırılık bulunmaktadır.”Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) önceki gün ‘sözlü’ sınavla 129
uzman yardımcısı alacağını duyurmuştu.
Özelleştirmeleri ve IMF’yi eleştiren Eğitim Sen üyesine sürgün - 15 Ocak 2014
İstanbul Bağcılar Barbaros Anadolu Lisesi Coğrafya Öğretmeni Osman Topaklı, hakkında
başlatılan soruşturma sürerken sürgün edildi. Soruşturma neticesinde sınıfta siyaset yaptığı,
özelleştirmeleri ve IMF’yi eleştirdiği iddiaları sürgüne dayanak gösterildi. Eğitim Sen iş yeri
temsilcisi olan Osman Topaklı, ek ders ücretlerinin hesaplanmasında hata olduğunu belirtmesi,
sınıfta ders saatlerinde idarenin öğrencilerin üzerini aratmasına izin vermemesi, okula alınan
sıralarda üretim hatası olduğunu fark etmesi üzerine yaptığı itirazlar nedeniyle okul yönetimi
ile arası açıldı.Şikayet üzerine 2013 Haziran ayında Topaklı hakkında soruşturma başlatıldı.
Aradan aylar sonra soruşturma gereği Valilik kararnamesi ile Osman Topaklı, Başakşehir
Ticaret Meslek Lisesi’ne sürgün edildi. Topaklı, devam eden soruşturmayla ilgili Bağcılar İlçe
Milli Eğitim Müdürlüğü’ne savunma verdi. Topaklı, verdiği savunmada suçlamaların mesnetsiz
olduğunu ve her türlü faaliyetinin öğretmenlik görev sınırları çerçevesinde olduğunu belirtti.
Eğitim Sen’li Topaklı’nın savunmasına verilen yanıtta; ‘derslerde siyasi konuşmalar yapmak,
özellleştirmeleri ve IMF’yi eleştirmek’ nedeniyle Valiliğin oluru ile verilen 1 yıl kademe
ilerleme cezası sürgüne gerekçe gösterildi. Topaklı, sürgünün ardından 15 kilometre
uzaklıktaki yeni okulunda göreve başladı.
Sürgüne dayanak olan suçlamalar:
Derslerde siyasi konuşmalar yapmak, derste yakasına mensubu olduğu sendikanın amblemini
takıp sendikalar hakkında konuşmak, devletin birlik ve bütünlüğünü zedeleyen, devletin
gücünü zayıf göstermeye çalışan konuşmalar yapmak, hükümetin icraatları ile ilgili olarak
(özelleştirmeyi kastederek; memletin satıldığı, IMF borç meselesi ve MHRS sistemi ile ilgili)
konuşmalar yapmak, kılık kıyafet konusunda öğrenciler arasında ayrımcılık yapmak.
Gazi Üniversitesi’nde eleştiriye tahammül yok - 16 Ocak 2014
Gazi Üniversitesi’nde, rektörlüğün emriyle gerici dönüşümlere tabi tutulan projeleri eleştiren
Araştırma Görevlisi Tahir Çalgüner’e soruşturma açıldı. Daha önce de yöneticiler hakkında
mobbing davası açan Çalgüner, Rektör ve Dekan hakkında suç duyurusunda bulundu. Gazi
Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü araştırma görevlilerinden
Tahir Çalgüner hakkında soruşturma açıldı. Rektörlüğün 12 Aralık 2013 tarihli talebine
dayanılarak açılan soruşturmayla ilgili önceki gün savunmasını yapan Çalgüner, savcılığa da
suç duyurusunda bulundu. Çalgüner, dava dilekçesinde soruşturmanın somut bir nedene
dayanmadığını ve kendisine mobbing uygulandığını söyledi. Çalgüner Gazi Üniversitesi
tarafından hazırlıkları sürdürülen Ankara Ulaşım Ana Planı’na ilişkin bilimsel
değerlendirmeleri nedeniyle rektörlüğün hedefi haline gelmişti. Çalgüner, şehir ve bölge
planlamacısı akademisyen olarak, plana ilişkin eleştirilerde bulunuyordu. Soruşturmacı olarak
atanan Yrd. Doç. Dr. Yusuf Usta, 3 Ocak’ta Çalgüner’e bildirimde bulunarak, 13 Ocak’ta
savunma yapmasını istedi. Usta da Ankara Ulaşım Ana Planı’nı hazırlayan akademisyenler
arasında bulunuyor. Çalgüner’e yapılan bildirimde soruşturma nedeni olarak ise “mesaiye geç
19
HALKEVLERİ EĞİTİM HAKKI MECLİSLERİ
geldiğiniz ya da gelmediğiniz ve verilen işi zamanında gelmediğiniz için yapmadığınız
iddiasıyla hakkınızda disiplin soruşturması başlatılmıştır” ifadeleri yer aldı. Savunmasını yapan
Çalgüner, soruşturma nedeni olarak gösterilen gerekçelerin muğlâk olduğuna ve bir soruna ya
da olguya dayanmadığına dikkat çekti. Bu nedenle detaylı savunma yapamadığını söyleyen
Çalgüner, “Yeteri kadar inceleme ve değerlendirme yapılmadan kaleme alınan ve ‘psikolojik
taciz’ amaçlı olarak gördüğüm ‘soruşturma’ yazınıza ilişkin; başta mevcut belgelerin güvenliği
ve sonra da şahitlerin ifade güvenliği açısından, sözkonusu bu son idari tasarrufunuz da dahil,
diğer belge ve bilgiler de adli yargıya tarafımdan intikal ettirilmiş ve hukuki süreç
başlatılmıştır” dedi. Çalgüner ayrıca, hakkında açılan soruşturmayla ilgili savcılığa suç duyurusunda bulundu. Gazi Üniversitesi Rektörü Süleyman Büyükberber ile Mimarlık Fakültesi
Dekan Vekili Mahmut Özbay hakkında yapılan suç duyurusunda, soruşturma evrakının ve sicil
belgesinin rektörlük makamından delil güvenliği açısından istenmesini talep eden Çalgüner,
“mobbing-görevi kötüye kullanma, garezli davranış” nedeniyle de kamu davası açılmasını
istedi. Soruşturmanın, 2010 yılında Asliye Hukuk Mahkemesi’nde idareciler aleyhine açtığı
mobbing tazminat davasının kurumsallaşmış bir devamı olduğunu söyleyen Çalgüner, söz
konusu davanın devam ettiği bilgisini verdi. Dava nedeniyle yapılan bilirkişi incelemesinde,
Çalgüner’e mobbing uygulandığı belirtilmişti. Suç duyurusunda, buna rağmen üç yıldır sonuç
alınamadığını vurgulayan Çalgüner, üniversite yönetiminin mahkemeye belgeleri
göndermediğini, gönderse bile eksik gönderdiğini kaydetti. Çalgüner dava dilekçesinde, açılan
bu yeni soruşturmanın kasıtlı olduğuna ve hakkında “sorunlu kişi” imajı ve algısı yaratmaya
yönelik olduğuna dikkat çekti. Gazi Üniversitesi yönetimi, geçtiğimiz yılın Eylül ayında Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Ali Hakkan’ın sözleşmesini yenilemeyerek, eleştirilere
tahammülsüzlüğünü göstermişti. Gazi Üniversitesi’nde yarı zamanlı öğretim görevlisi olarak
derslere giren Hakkan’ın, özleşmesinin Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin Gazi
Üniversitesi’nin bilimsellikten uzak yaklaşımlarını eleştirmesi nedeniyle yenilenmediği iddia
edilmişti. Oda tarafından yapılan açıklamada, Gazi Üniversitesi’nin giderek bilimden
uzaklaştığına dikkat çekilerek, “Üniversite yönetimi siyasallaşmıştır. Gazi Üniversitesi,
yürüttüğümüz kent mücadelesinde, her yerde bir şekliyle karşımıza çıktı. AOÇ arazisinin hülle
yolu ile devrinde de karşımızdaydı, Selçuklu Cephesi diye Mimarlık Fakültesi’nde ilk
uygulamaları yapan da Gazi Üniversitesi’ydi. Kilise maketlerinin parçalandığı, Mimarlar
Odası’nın açıklama yaptığı, mimarlık öğrencileriyle beraber tepki koyduğu süreçte de Gazi
Üniversitesi karşımıza çıktı. Bugün Gazi Üniversitesi, hükümetin genel mimarlık ve kentsel
politikalarının aklayıcısı durumunda olan bir üniversite haline gelmiştir” denmişti.
Lisede müdür polis el ele - 17 Ocak 2014
Rüştü Uzel Lisesi’nde müdür, öğrencileri okuldan atmakla tehdit ederken, polis okula gelerek
öğrencilerin yazdığı yazıların fotoğraflarını çekiyor.16 Ocak’ta Rüştü Uzel Kız Teknik ve
Anadolu Meslek Lisesi’ne resmi ve sivil polisler geldi. Okula giren polisler okulun çeşitli yerlerine yapılan Liseli Genç Umut yazılamalarının fotoğraflarını çekti. “Gericiliğe, cinsiyetçiliğe,
piyasacılığa RED”, “Yaşasın demokratik lise mücadelemiz” gibi birçok yazılamanın fotoğrafını
çeken polisler daha sonra okuldan ayrıldılar. Polisle işbirliğine girişen okul yönetimi ise liseliler üzerindeki baskısını her geçen gün arttırıyor. Baskının dozunu her geçen gün arttıran okul
yönetimi liselileri okuldan atma tehdit ediyor.
20
HALKEVLERİ EĞİTİM HAKKI MECLİSLERİ
E. MÜCADELE SÜRÜYOR: EĞİTİM SİSTEMİNİN MAĞDURU DEĞİL EĞİTİM
HAKKI MÜCADELESİNİN ÖZNESİYİZ
DTCF Dekanlık işgaline 38 yıl hapis istemi - 2 Ocak 2014
26 Kasım’da YÖK’ün kuruluşunu protesto etmek amacıyla Ankara Üniversitesi Dil ve
Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde (DTCF) Dekanlık odasını işgal eden 9 üniversiteliye aralarında
“terör örgütü üyeliği” de olan 6 farklı suç iddiasıyla dava açıldı. İddianamede üniversiteliler
hakkında 38 yıla kadar hapis cezası istendi.
Marmara Üniversitesi’ndeki saldırılar kınandı - 10 Ocak 2014
Marmara Üniversitesi’nde özellikle sınav dönemlerinde öğrencilere yönelik artan faşist
saldırılar kınandı. Eğitim Dayanışması ve Üniversite Dayanışma Platformu basın açıklaması
yayımladı.Eğitim Dayanışması ve Üniversite Dayanışma Platformu Marmara Üniversitesi’nde
öğrencilere yönelik gerçekleşen saldırıları kınayan bir basın açıklaması yayımladı. Platform
açıklamada, 90’lı yıllardan bu yana Marmara Üniversitesi’nde öğrencilerin hak taleplerini
sindirmeye yönelik saldırıların yapıldığını hatırlattı. Kasım ayında ise sadece 1 haftada satırlı
ve bıçaklı üç farklı saldırının gerçekleştiğine değinen Platform, bu saldırıların tesadüf
olmadığını, üniversite yerleşkesinde farklı fikirlerin var olmasına izin vermeyen anlayışın
ürünü olduğunu vurguladı. Bu saldırıların son bulması için ellerinden gelen desteği vereceklerini açıklayan Platform üniversitenin alacağı tutumun takipçisi olacaklarını belirtti.
Roboski’yi protesto eden öğrencilere soruşturma - 10 Ocak 2014
İnönü Üniversitesi’nde Roboski katliamının yıl dönümüne ilişkin düzenlenen etkinliğe katılan
44 öğrenci hakkında soruşturma başlatılırken, ifade için emniyete giden öğrencilere ajanlık
dayatıldığı iddia edildi. Malatya İnönü Üniversitesi (İÜ) öğrencileri tarafından Roboski
katliamının yıl dönümüne ilişkin 27 Aralık 2013 tarihinde kampus içinde düzenlenen anma
etkinliğine ilişkin 44 öğrenci hakkında Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma
başlatıldı. Haklarında soruşturma başlatılan öğrencilerden Nuri Akman, 7 Ocak günü üniversiteye gelen siyasi şube polisleri tarafından kendilerine bir liste verildiğini ve verilen listede adı
geçenlerin emniyete gelerek ifade vermeleri gerektiğini bildirdiğini söyledi. Tebligatta Roboski
katliamına ilişkin düzenlenen etkinliğin “KCK talimatı” ile yapıldığının iddia edildiğinin
belirtildiğini aktaran Akman, “Kampüse gelen polis ayaküstü tebligatları bize verdi. Emniyete
gittiğimizde 7 saat bizi beklettiler. İfadeleri alınan bazı arkadaşlarımız ailelerine haber vermek
ile tehdit edilmiş. Bize ajanlık teklifinde bulundular” dedi. Soruşturma konusundan çok
Malatya İnönü Üniversitesi Özgür Öğrenci Derneği’ne gitmemeleri konusunda kendilerine
telkinde bulunulduğunu dile getiren Akman, “Bize ‘Derneğe giderseniz sizi dağa gönderirler.
Bizlerde sizi rahat bırakmayız’ dediler. İfade için emniyete giden öğrencilere bu şekilde
psikolojik baskı uyguladılar” dedi.
21
HALKEVLERİ EĞİTİM HAKKI MECLİSLERİ
‘Ahmet Sani Gezici Lisesi yıkılamaz’ - 10 Ocak 2014
Acıbadem’deki Ahmet Sani Gezici Lisesi’nin yıkılmaması talebiyle Acıbadem
Dayanışması’nın çağrısıyla İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne yürüyüş düzenlendi. Acıbadem
Dayanışması’nın düzenlediği, öğrenci, veli ve Acıbademlilerin katıldığı yürüyüşte, “Mahalleme, parkıma, okuluma dokunma” pankartı taşındı. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın
açıklaması liseliler tarafından yapıldı. Basın açıklamasında, Ahmet Sani Gezi Lisesi öğrencileri
olarak böyle bir talepleri olmadığını belirten liseliler 4+4+4 eğitim sistemi ile beraber başlayan
dönüşümlere dikkat çekti: “Ülkemizde iktidar eliyle daha önce uygulamaya konulan 4+4+4
eğitim sistemi ile birçok okul İmam Hatip yapılmış ve kampanyalar düzenlenmişti. Bütün
bunlara rağmen bu okullar boş kaldı, bu okulların öğrencilerine ve öğretmenlerine eziyet
çektirildi. Sağlıksız şartlarda ve kalabalık sınıflarda eğitim dayatıldı. Okulumuz da ise
öğretmenlerimizin bizlere bilgi vermeleri baskı yoluyla engellendi. Bu baskı okul yönetiminin
bu dönüşümleri kabul etmeyecek öğrencilerden korktuğunun göstergesidir. Bizler öğrencisi,
öğretmeni, velisi ve Acıbadem halkı olarak bu gerici dönüşümü kabul etmiyoruz! Okulumuza
ve yaşam alanımıza sahip çıkıyoruz. Mücadelemize sonuna kadar devam edeceğimizi ilan
ediyoruz! Bu gerici dönüşümü kabul etmediklerini belirten öğrenciler ve Acıbadem halkı,
açıklamalarını “Okulumuza ve yaşam alanımıza sahip çıkıyoruz. Mücadelemize sonuna kadar
devam edeceğimizi ilan ediyoruz” diyerek bitirdi. Açıklamanın ardından veli, öğrenci ve
Acıbadem Dayanışması’ndan temsilciler Kadıköy İlçe Milli Eğitim Müdürü Ferşat Ayar ile
görüştü. Okulun yıkılacağı bilgisini doğrulayan Ayar, yıkımdan sonra okul yerine ne yapılacağı
konusunda bilgileri olmadığını söyledi. Okulun yıkılmasıyla beraber 1200 öğrenci, semtleri
dışında okullara gitmek zorunda kalacak.
İzmir’de ’81 ile 81 kitap’ kampanyası protesto edildi – 12 Ocak 2014
Çiğli Kaymakamlığı’nın başlattığı ve ’81 ile 81 kitap’ sloganıyla yola çıkan proje kapsamında
gericilik ve cinsiyetçilik çocuk kitaplarına girdi. Eğitim-Sen 2 No’lu Şube’nin çağrısıyla bir
araya gelen Çiğli halkı, Çiğli Kaymakamlığı’nın dağıttığı ’81 ile 81 kitap’ projesi kapsamında
çocuk kitaplarında yer alan cinsiyetçi ve gerici ifadeleri Çiğli Kaymakamlığı önünde protesto
etti. Basın açıklamasına Halkevleri, ÖVDER İzmir Şube ve CHP Çiğli İlçe Örgütü destek
verdi.‘Okullarımızda bilimsel istiyoruz’, ‘Gerici-Cinsiyetçi eğitim istemiyoruz’ dövizlerinin
taşındığı basın açıklamasında ‘Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek’, ‘Kaymakam istifa’, ‘Bu daha başlangıç mücadeleye devam’ sloganları atıldı. Basın açıklamasını
Eğitim-Sen 2 No’lu Şube Başkanı Mustafa Beyazbal okudu. İlkokul ve ortaokul öğrencilerine
dağıtılan kitapların yasa ve yönetmeliklere aykırı olduğunu, ayrıca pedogojik açıdan uygun
ifadelerin yer almadığını belirten Beyazbal, hukuki sürecin başladığını aktardı. Kitapların
toplanması ve bu projeye son verilmesi talebini ileten Beyazbal, parasız, bilimsel ve eşit eğitim
için mücadelenin devam edeceğini ifade etti. Tek tek kitaplardaki cinsiyetçi ve gerici ifadeler
deşifre edildi. Üçüncü sınıf öğrencilerine gönderilen 'Mestik Hanım' isimli kitapta evlenmek
için kendini en az dövecek ‘koca’ arayan bir kadın üzerinden kadına yönelik şiddet olumlanmakta ve meşru hale getirilmeye çalışılmaktadır. Dördüncü sınıflara gönderilen 'İbretlik
Hikâyeler' serisinde 'Kolay Kazanç' adlı kitapta ise hikaye Risale-i Nur’dan birebir alınmıştır.
‘Allah nasıl yaratıyor’ isimli kitapta ise Said-i Nursi’nin sözleri birebir alıntılanarak
aktarılmıştır. Tüm bu örnekler göz önünde bulundurulduğunda projenin kitap okuma
22
HALKEVLERİ EĞİTİM HAKKI MECLİSLERİ
alışkanlığının arttırılması yönünde bir adım olmadığı ifade edilerek, AKP’nin tek tip bir nesil
yaratma çabasının bir ürünü olduğu ifade edilmiştir. Basın açıklamasına katılan CHP İzmir
Milletvekili Alaattin Yüksel ise AKP’nin cinsiyetçi ve gerici uygulamalarına önce İzmir’de
kızlı-erkekli yurtlardan başladığını belirterek ‘Şimdi de karşı devrim projesinin bir ayağını
İzmir’de başlatmışlar, buna hiç bir zaman izin vermeyeceğiz’ diyerek bir açıklama yaptı. Bu
kitapları dağıtan kaymakamın gerici ve yobaz iktidarın kaymakamı olduğunu belirten Yüksel,
‘Bu proje için Milli Eğitim Müdürlüğü’nü ve Valiliği derhal göreve çağırıyoruz. Bu
kaymakamın açığa alınıp soruşturmaya tabi tutulması gerekiyor’ dedi.
Eğitim Sen: ‘Türkiye çocuk gelinler utancından kurtulmalıdır’ - 14 Ocak 2014
Eğitim Sen, 12’sinde evlenen, 13`ünde doğuran, 14’ünde ise yaşamını kaybeden “çocuk gelin”
Kader Erten’le ilgili bir açıklama yayımladı. Eğitim Sen, 12’sinde evlenen, 13’ünde doğuran,
14’ünde ise yaşamını kaybeden, Siirt’in Pervari ilçesi Düğümcüler Köyü’ndeki evinde silahla
vurulmuş halde bulunan “çocuk gelin” Kader Erten ve Türkiye’deki çocuk gelin sorunuyla ilgili
bir açıklama yayımladı. Açıklamada, Türkiye’de AKP iktidarının teşvikiyle çocuk gelin
sayısının 181 binin üzerine çıktığı vurgulandı. Eğitim Sen, eğitimdeki 4+4+4 dayatmasıyla
çocuk gelinler sorununun daha da derinleştiğini ve kız çocukların evlenmesi için yönetmelik
değişikliği yapanların Kader’in ölümünden sorumlu olduğunu da belirtti.
Acıbadem Dayanışması: “Mesele sadece okul değil” - 16 Ocak 2014
Acıbadem Dayanışması Okulu için mücadeleye devam ediyor. Neredeyse her gün yürüyen
forum okullarının taşınmasını istemiyor. Ahmet Sani Gezici Lisesi’nin Fikirtepe’ye taşınmasını
istemeyen Acıbadem Dayanışması 16 Ocak günü öğrenci, veli, mahalleli sokaktaydı. Lisenin
önünde buluşan Acıbademliler, okulun önünde dilek feneri uçurduktan sonra yürüyüşe geçti.
Mahallenin ara sokaklarında dolaşarak lisenin taşınmasını protesto edenler, çevredekileri de
desteğe çağırdı. Yürüyüşe, yakın bir zamanda imam hatibe dönüştürülmüş Özdemiroğlu Ortaokulu önünde basın açıklaması okunarak son verildi. Basın açıklamasında okullarının kız
meslek lisesi olmaya uygun değil denilerek taşındığını ifade eden Dayanışma okulun çok kısa
birt süre önce tadilat geçirdiğini hatırlattı. Mesele sadece okul değil diyen Dayanışma, bunun
mahallelerin kimliğini ve yapısını dönüştürmeye yönelik birer hamle olduğunu belirtti. Eylemlerine devam edeceklerini ilan ederek basın açıklamasını sonlandırdılar.
Evlenen öğrenciye burs soru önergesine yanıt - 20 Ocak 2014
BDP’li vekil evlenen 3000 öğrenciye sağlanacağı duyurulan yurt ve burs desteği ile ilgili soru
önergesi verdi. Bakan yanıtladı: ‘Daha kanuni düzenleme yapmadık ki’ Gençlik ve Spor Bakanı
Akif Çağatay Kılıç soru önergesine verdiği yanıtta, “henüz” kanuni düzenleme yapılmadığını
dolayısıyla yurtlarda kalan evli öğrenciler arasında henüz borçları silinen kimse olmadığını
söyledi. Oysa BDP Batman Milletvekili Ayla Akat’ın soruları kanuni düzenleme yapıldığını
varsaymıyordu ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın
açıklamaları üzerine sorulmuştu. Soru önergesinde, açıklamaya dayanak teşkil eden karar
gerekçesi ve seçilecek 3000 kişinin hangi kriterlee göre değerlendirileceği ve çocuk gelinlerin
de yer aldığı 6 soru içeriyordu. Bakanlığın yanıtı ise 6 soruya sadece 3 cümle ile verildi.
23
HALKEVLERİ EĞİTİM HAKKI MECLİSLERİ
Liseliler “Tayyipsiz ülke özgür lise” için Kadıköy’de buluştu - 23 Ocak 2014
Liseliler AKP’nin gerici, piyasacı eğitimine, savaş çığırtkanlığına, zammına, zulmüne,
yolsuzluğuna “Reddet” demek için Kadıköy’de toplandı. Liseli Genç Umut’un Türkiye’nin
dört bir yanında dönem başından beri yürüttüğü ”Tayyipsiz ülke, özgür lise için ‘Reddet”
kampanyası kapsamında yapılan eylemde liseliler Kadıköy Boğa’dan İskele’ye kadar yürüdü.
Eyleme liselerinin yerine alışveriş merkezi yapılması planlanan Şişli Endüstri Meslek Lisesi
öğrencileri, yıkılıp İmam Hatip yurdu yapılmaya çalışılan Ahmet Sani Gezici Lisesi
öğrencileri, okullarının rant alanı olmaması için direnen Şişli E.M.L. Öğrenci Dayanışması ve
birçok farklı liseden liseliler katıldı. Boğa’da başlayan yürüyüş Haldun Taner Sahnesi önünde
bir süre durdu. Tiyatrodan “Diren Berkin Liseliler Seninle” ve “Berkin Elvan Onurumuzdur”
pankartları sallandırıldı. Liseliler burada bir süre oturma eylemi gerçekleştirdi. Eylemin sonuna
doğru liseliler, Tayyip Erdoğan’a karne verdi. Erdoğan liselilerin elinden sömürü, hırsızlık,
yolsuzluk, serserilik, sansürcülük ve diktatörlükte “Takdirname” aldı. Liseliler bozuk eğitim
sisteminin verdiği karneyi reddetti ve kendi gerçek karnelerini verdiler. Yaratıcılık, direniş,
cesaret, adalet gibi kategorilerde liseliler kendilerine “Takdirname” verdi. Her liseden öğrenci
konuşma yaptı. Konuşmaların ardından müzik dinletisi başladı. Eylem şarkılarla son buldu.
Bakana karne, başbakana tasdikname: “Tayyipsiz ülke, özgür bir lise” - 24 Ocak 2014
AKP’nin gerici, piyasacı, baskıcı, cinsiyetçi eğitimine, savaş çığırtkanlığına, yolsuzlukları ve
hırsızlıklarına “red” diyen Liseli Genç Umut üyeleri İstanbul Kadıköy’den sonra Ankara’da da
sokağa çıktı. Konur Sokak’ta bir araya gelen liseliler trampet, davul ve darbukalar eşliğinde
Milli Eğitim Bakanlığı’na yürüdü.“Ampul Tayyip” şarkıları, sloganlar ve konuşmalar ile
oldukça coşkulu geçen eylemde liseliler sokaktaki Ankaralının da alkışlarla sloganlarla
desteğini aldı. Genç Umut eyleminde özellikle Haziran İsyanı’nda direniş alanlarında barikatlarda boy gösteren liselilerin katılımı da dikkat çekti. Bakanlık bahçesine gelindikten sonra ilk
olarak Nabi Avcı’nın karnesi ve Tayyip Erdoğan’ın tasdiknamesi sunuldu. Liseliler Avcı’ya
gericilik, piyasacılık, cinsiyetçilik, niteliksiz eğitim, paralı eğitim, bilim dışı müfredat ve
öğrenci düşmanlığı derslerinden 5 tam not verdi. Tayyip Erdoğan’ın tasdiknamesinde ise
“Başbakan Tayyip Erdoğan’ın hırsızlık, yalan, zorbalık davranışlarının insanlık onuruna
yakışmadığı görülmüş ve ülkeden atılmasına karar verilmiştir” ifadeleri yer aldı. Liseliler,
yaptıkları basın açıklamasında ise 12 yıllık AKP iktidarının dindar, kindar, itaatkar nesil hayallerinin tam anlamıyla suya düştüğü belirtildi.“Biat ederken hayal ettiği bizler, hükümet istifa
talepleriyle birlikte kent meydanlarında, barikatların ardında yükselen halk muhalefetinin
özneleriyiz” diyen liseliler, rant kavgasına tutuşmuş AKP-Cemaat koalisyonuna meydan
okuduklarını ilan etti. Genç Umut üyeleri, eşit, parasız, bilimsel, anadilde eğitim hakkını ellerinden alan, eğitimi niteliksizleştiren ve piyasalaştıran, eli kanlı çetelerle işbirliği yaparak
halkları savaşır hale getiren, kadınların hayatlarına müdahale eden, Gezi direnişçileri için vur
emrini veren ve 14 yaşındaki Berkin Elvan’ın vurulmasının sorumlusu olan Tayyip Erdoğan’ı
reddettiklerini ilan etti. Basın açıklamasının ardından bakanlık önünde başlayan şarkılar ve
sloganlar, eylemin başladığı İnsan Hakları Anıtı’nda çok sayıda Ankaralının da desteğiyle
coşkulu bir biçimde son buldu.
24
HALKEVLERİ EĞİTİM HAKKI MECLİSLERİ
Berkin’in babası Sami Elvan: ‘Karneye değil sağlık raporlarına bakıyoruz’ - 24 Ocak
2014
Okulların karne gününde, Berkin Elvan’ın 223 gündür uyuduğu Okmeydanı Hastanesi önünde
bir basın açıklaması düzenlendi. Eğitim Dayanışması’nın çağrısı ile gerçekleşen basın
açıklamasına KESK, DİSK, TMMOB, TTB, Türk İş yöneticileri ve Eğitim Dayanışması
bileşenleri katıldı. Basın metni KESK MYK üyesi Ali Kılıç tarafından okundu.
“Diren Berkin seninleyiz” yazılı pankart açılırken “Uyan Berkin emekçiler seninle” sloganları
atıldı. Açıklamada, Gezi Direnişi’nde polis saldırısıyla yaralanan ve hayatını kaybeden kimsenin failinin yargılanmamış olduğuna dikkat çekilirken 223 gündür yaşam mücadelesi veren
Berkin’i vuranların da ortaya çıkarılmadığı vurgulandı. Açıklamadan sonra bir konuşma yapan
baba Sami Elvan ise oğlunun olaydan bir gün önce Fuat Soylu İlköğretim Okulu’ndan mezun
olduğunu söyledi. Yoğun bakımda 223 gündür tedavi gören oğlunun, vurulmasa 9 uncu sınıf
öğrencisi olacağını ve bugün eve karne getireceğini söyleyen Sami Elvan devam etti: Biz karne
değil, sağlık raporlarına bakıyoruz. Çocuğun ateşi var mı ona bakıyoruz. Acaba bugün durumu
nasıl diye yoğun bakımdan çıkan doktor, hemşireyi gözlüyoruz. Ağızlarından çıkacak kelimeye
bakıyoruz. Neden bize bunu yaşatıyorlar. Sadece isyanımız ona. Bu çocuğun suçu, günahı
neydi. Sokağa çıkmak mıydı? Sokağa çıkanın kafasına biber gazı mı sıkıyorsun. Silah mı
sıkıyorsun. Acaba Alevi olduğu için mi, yoksa Okmeydanı’nda yaşadığı için mi? Neden bu
çocuk yoğun bakımda yatıyor. Birileri bize bunun hesabını vermek zorunda. Çocuğumun hala
katili yok. Nerede bu insan. Kim vurdu? Yoksa gaz fişeğini birileri uzaydan mı attı? Niçin bizim
çocuğumuzu vurdular. Suçluların bulunup, yargılanmasını istiyoruz.”Alınteri okurlarından
Zarife Çamalan da Ethem Sarısülük’ün arkadaşları ve çevresi tarafından anlatılarak hazırlanan
“Halkın yoldaşı Ethem Sarısülük” isimli kitabını Berkin Elvan adına hediye etti. Eyleme
katılanlar daha sonra KESK davasını takip etmek için İstanbul Adliyesi’ne geçti.
Eskişehir’de liseliler: ‘Geçer notun yok Tayyip sınıfta kaldın’ - 24 Ocak 2014
Eskişehir Liseli Genç Umut, bir öğretim döneminin ardından AKP’ye karnesini verdi. Kanatlı
AVM önünde buluşan öğrenciler “Tayyip’siz ülke, özgür lise” taleplerini dile getirdi. AKP’nin
liselerde kurduğu tahakküme red demek için sokağa çıkan liseliler, 15 yaşında kafasından vurulan Berkin Elvan’ı unutmadı. Eylemde ayrıca 3 Şubat’ta Kayseri’de yapılacak olan Ali İsmail
Korkmaz davası için çağrı yapıldı. Adalar Migros önüne yürüyen liseliler basın açıklaması
yaptı. Basın açıklamasında, “Eşit, parasız, bilimsel eğitim hakkımızı elimizden alan gerici,
bilim dışı müfredatlarla eğitimi niteliksizleştiren, eli kanlı çetelerle işbirliği yaparak, cep
harçlıklarımızla mühimmat alan, kayıt, aidat diyerek eğitimi piyasacılaştıran AKP’ye ‘red’
diyoruz. Gezi direnişinde polislere ‘vur’ emrini veren Tayyip Erdoğan’ı ülkemizde istemiyoruz.
AKP’den hesabı gençlik soracak” denildi. Basın açıklaması sonrasında AKP’ye karnesini
veren liseliler, “Tayyip’i sınıfta bıraktık” dediler.
Eğitim Hakkı Meclisi: ‘Halkın parasını özel okullara peşkeş çektirmeyeceğiz’ - 24 Ocak
2014
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Başbakan Tayyip Erdoğan’a dershaneler ile ilgili bir yasa
taslağı sundu. Sunduğu taslakta özel okula dönüşecek dershanelere öğrenci başına 3-4 bin lira
25
HALKEVLERİ EĞİTİM HAKKI MECLİSLERİ
para verileceğinin yer aldığını söyledi. Bunun üzerine “Halkın parasını özel okullara peşkeş
çektirmeyeceğiz” diyen Halkevleri Eğitim Hakkı Meclisi İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü
önünde eylem yaptı. Halkevleri Eğitim Hakkı Meclisi üyeleri, Sultanahmet Meydanı’nda bir
araya geldi. Meclis, “Özel okullara öğrenci başına 3-4 bin lira vereceklermiş! Halkın parasını
özel okullara peşkeş çektirmeyeceğiz” pankartı ile İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne yürüdü. İl
Milli Eğitim Müdürlüğü önü gelindiğinde Eğitim Hakkı Meclisi adına Halkevleri 1. Bölge
Temsilcisi Hasan Pulat basın açıklaması yaptı. Dershanelere özel okul diyerek bütün imkan ve
olanaklar sunulduğunu, halkın ödediği vergilerin özel okul sahiplerine peşkeş çekilmek
istendiğini belirten Pulat, açıklamasında “En son Nabi Avcı, Başbakan’a sunduğu taslakta özel
okula dönüşecek dershanelere öğrenci başına 3-4 bin lira para verileceğinin yer aldığını söyledi.
Soruyoruz: Siz kimin parasını kime veriyorsunuz? Cebimizden alınterimizden aldıklarınızı özel
okul sahiplerine hangi hakla verirsiniz? Eğitime ayrılan bütçenin çok büyük bir bölümü halkın
alınteridir. Artık yeter! Talanınızdan, yalanınızdan, gericiliğinizden, zorbalığınızdan bıktık.
Sizin politikalarınız yüzünden atanamadığı için intihar eden onlarca öğretmeni, okulun
temizliğini yaparken çatıdan düşen velileri, okullarda can veren öğrencileri unutmadık” dedi.
Pulat açıklamasının sonunda ise “Bizler parasız, bilimsel, anadilde eğitim istiyoruz, bunun için
mücadele ediyoruz. Eğitimde özel okullara değil, kamusal eğitime bütçe istiyoruz. Öğrenci
başına özel okullara paraları akıtacağınıza okullarımıza kaynak ayırın” diyerek hırsızlığa,
talana karşı herkesi haklarına sahip çıkmaya mücadeleye çağırdı.
Acıbademliler karne günü okullarına sahip çıktı - 24 Ocak 2014
Acıbadem Caddesi üzerindeki Ahmet Sani Gezici Lisesi’nin geri dönmemek üzere ismi de
değiştirilerek Fikirtepe’ye taşınma kararı, mahalleli, öğrenci ve veliler tarafından protesto
edildi. Okullarına sahip çıkan öğrenci, veli ve Dayanışma’nın eylemleri haftalardır devam
ediyor. Acıbademlilerin 24 Ocak akşamında düzenlediği yürüyüşte de ASG Lisesi öğrencileri
dilek balonları uçurdu, meşaleler yaktı.Yürüyüş sırasında “Ahmet Sani Gezici yıkılamaz”, “Yık
yık nereye kadar bitti buraya kadar”, “Her yer Gezici her yer direniş” sloganları atıldı.Daha
önce TBMM’de soru önergesi verilerek gündeme gelen okul için Kadıköy İlçe Milli Eğitim
Müdürlüğü’ne dilekçelerle de başvuruldu.Konuyla ilgili, henüz velilere yazılı bir açıklama
yapılmamasına rağmen sözlü olarak, okulun ikinci dönemden itibaren Fikirtepe’deki Hasan
Paşa İlköğretim Okulu binasına taşınacağı bilgisi verildi.
Eğitim Sen: ‘Halkın vergileriyle özel okullar desteklenemez’ - 31 Ocak 2014
Eğitim Sen, Nabi Avcı’nın önümüzdeki eğitim-öğretim yılından itibaren ücretsiz ders kitabı
uygulamasının özel okulları da kapsayacağını söylemesine karşı bir açıklama yayımladı.
Açıklamada, AKP’nin okullara ödenek ayrılmasında cimri tutumu sürerken, kamu kaynaklarını
özel öğretimi teşvik için kullanmasının büyük bir çelişki olduğu vurgulandı.
‘Yetim Kardeş’ için toplanan parayla mühimmat almak caiz midir? - 31 Ocak 2014
“İyilikte yarışan sınıflar”, “Sınıfça birlik olduk bir yetime kardeş olduk” gibi sloganlarla okullarda bağış toplayan İHH’nın yardım TIR’larının Suriye’ye askeri mühimmat taşıdığının açığa
çıkması üzerine lise öğrencileri tepkilerini dile getirdi. Liseli Genç Umut yaptığı açıklamada
‘Yetim Kardeş’ acitesiyle alınan mühimmat caiz midir?diye sordu. Basın metninde “Yıllardır
26
HALKEVLERİ EĞİTİM HAKKI MECLİSLERİ
Ortadoğu’da ve ülkemizde savaş çığırtkanlığı yapan-halkları savaşın eşiğine getiren AKP,
bizlere savaştan ve ölümden başka bir şey vaat etmezken, Ortadoğu’da ve ülkemizde (Reyhanlı,
Cilvegözü gibi) dökülen kanın sorumlusu katliamların besleyicisi durumuna çoktan gelmiştir.
Okullarımızda Diyanet İşleri, Milli Eğitim Bakanlığı ve İHH (İnsan Hakları ve Hürriyetleri
İnsani Yardım Vakfı’nın) çağrısıyla para toplanmaya başlandı.‘Yetim Kardeş’ adıyla başlatılan
proje okul girişlerine asılan afişlerle, okullara konulan kumbaralarla, İHH yöneticilerinin okullara gelip panel düzenlemesiyle ve çoğu idarecinin liselerde ve ilkokullarda yaptığı duyurularla
yaygınlaştırılmak isteniyor. Valilikten MEB’e kadar her mekanizmanın onayladığı bu proje
İHH’yı bizlere yardım kurumu gibi tanıtıyor ve tamamen öğrencilerin vicdani duygularıyla
oynuyor. İHH, Kuzey Afrika ve Avrupa’da örgütlü olan ‘Mavi Marmara’ olayıyla gündeme
gelmekle birlikte El Kaide gibi eli kanlı cihatçı çetelerin uzantısı olan Suriye’de çıkan iç savaş
sonrası Türkiye’den gördüğü büyük destek ile de ’mühimmat ve silah’ yardımlarını cihatçı
çetelere taşıyan (ki bu mühimmatlar öğrencilerden toplanan paralarla alınıyor) MEB’in okullarda ‘Hayır kurumu’ diye tanıttığı ama özünde Ortadoğu’yu kana bulayan bir gerçekliğin
yattığı bir ‘kuruluş’ tur. Bizler, din ve vicdan sömürüleriyle toplanan bu paraların halklara ölüm
olarak geri döndüğünü biliyoruz. AKP’nin savaşı körükleyen, savaşın çığırtkanı ve şakşakçısı
politikalarını reddediyoruz.”denildi.
27
www.halkevleri.org.tr
Download

1 Ocak-1 Şubat 2014