Çevresel Açıdan Korunan Alanlar
Gözde Akbaş
SRK Danışmanlık
GIS Uzmanı
[email protected]
Maden Sahanızın Neresinde?
Ülkemizde 5.647.568 hektar(1) alanın resmi olarak “korunan alan” olduğunu biliyor muydunuz? Bu da ülke yüz ölçümünün yaklaşık % 7,2’sine
denk gelmektedir. 1.715 adet(1) alan Milli Park, Tabiatı Koruma Alanı,
Tabiat Parkı, Tabiat Anıtı, Yaban Hayatı Geliştirme Sahası, Doğal Sit Alanı
statülerinde; 12.287 adet(2) alan ise arkeolojik, kentsel ve/veya tarihi sit
alanı olarak koruma altındadır. 135 adet sulak alan(3) sadece ülkemizin
değeri olarak değil bir dünya değeri olarak uluslararası öneme sahiptir.
Korunan Alanlar
Dünyamızda kaynakların sonsuz olmadığı göz önüne alındığında, sürdürülebilirliğin sağlanması için “koruma”nın
gerekli olduğu bilincinin ortaya çıkmasıyla birlikte ülkeler
gerek kendi mevzuat sistemleri ile gerekse uluslararası
sözleşmeler bağlamında korunan alanlar belirlemeye başladılar. İlk kez 1972 yılında İsveç’in Stockholm kentinde
düzenlenen “Birleşmiş Milletler İnsan ve Çevre Konferansı”
ile çevre koruma bilinci
küresel
ölçeğe
taşınSanılanın aksine
mış oldu. 1987 yılında
madencilik,
Birleşmiş Milletler Çevre
ve Kalkınma Komisyonu
çevreye etkisi
“Ortak Geleceğimiz” başlığı
önlenebilen ve
ile Brundtland Raporunu
kontrol edilebilen
yayınlayarak
“sürdürülebilir kalkınma” kavramını
bir sektördür
tanımladı. Bu gelişmeleri
Türkiye’de ilk defa 1958 yılında iki adet alan milli park olarak
koruma altına alındı. 1980’lerden itibaren tabiatı koruma
alanları, tabiat parkları ve tabiat anıtları da ulusal düzeyde
korunan alanlar olarak yerini aldı. Günümüze gelene kadar
giderek artan bir ivmeyle çeşitli statülerde korunan alanlar
ilan edilmeye başlandı. 2014 itibari ile Türkiye’de 10 farklı
türde toplam 5.647.568 hektar alanı kaplayan korunan alan
bulunmaktadır. Bu alanlara ek olarak çeşitli şekillerde yasa
ile korunan; orman alanları içinde muhafaza ormanları, gen
koruma ormanları, tohum meşçereleri, tohum bahçeleri,
endemik ve korunması gereken nadir ekosistem alanları;
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından belirlenen Turizm
Koruma ve Geliştirme Bölgeleri ve DSİ tarafından belirlenen
içme suyu koruma bölgeleri
ve termal kaynak koruma
bölgeleri gibi farklı statülerde korunan alanlar da
bulunmaktadır.
Ayrıca Doğa Derneği’nin
önderliğinde, Doğa Koruma
ve Milli Parklar Genel
Müdürlüğü ve bilim insanlarının katkısıyla belirlenmiş
olan 305 adet “Önemli
Doğa Alanı” çevresel hassas
alanlar olarak yerini almıştır. Bulunduğu konum, yer
şekilleri, sahip olduğu farklı
iklim koşulları nedeniyle
küresel ölçekte önem taşıyan
bir biyolojik çeşitliliğe sahip
olan ülkemizde bu kadar çok
korunan ve hassas alan belirlenmiş olması aslında şaşırtıcı
Tunca Vadisi Tabiat Parkı, Rize
58
takiben imzalanan uluslararası sözleşmelerden BERN-1984,
RAMSAR-1994, CITES-1996, Avrupa Peyzaj Sözleşmesi-2004
yılında Türkiye’de de yürürlüğe girmiş olan sözleşmelerden
başlıcalarıdır (Bkz. Tablo-1).
15 Ocak 2014
değildir. İlgili kurum ve kuruluşlar, Türkiye’nin imzalamış olduğu
uluslararası sözleşmeler gereği yeni korunan alanlar belirleme
ve bu alanları resmi olarak korunan alan ilan etme çalışmalarına
devam etmektedirler. Bu sebeple, önümüzdeki yıllarda ülkemizde korunan alanların giderek artacağı şüphesizdir.
Maden sahaları açısından farklı kurum ve kuruluşlarca yönetilen ve korunan alanlar kadar önemli bir diğer konu da yine yasa
ve yönetmelikler gereği korunan ve maden arama, geliştirme,
işletme çalışmalarının izne tabi olduğu belli arazi kullanımlarıdır. Orman alanları, tarım alanları, meralar, zeytinlikler, askeri
alanlar gibi arazi kullanımları her biri farklı kısıtlamalara sahip,
belli izinler gerektiren, belli taahhütlerin yerine getirilmesinin
gerektiği alanlardır. Bunlara ek olarak yaylalar, yerleşimler,
elektrik iletim hatları ve boru hatları gibi arazi kullanımları da
maden sahasının özelliklerine de bağlı olarak belli mesafelere
uyulması gereken alanlardır.
Sözleşme
Korunan Alanlarda Madencilik Faaliyetleri
Çevresel olarak bu denli hassasiyetin olduğu bir coğrafyada
madencilik açısından riskler nedir? Maden sahanız bu alanlardan
biri ile komşu mu ya da içinde kalıyor mu? Böyle bir durumda ne
yapmalısınız? Elbette farklı türlerdeki ve ulusal/uluslararası farklı
kurum ve kuruluşlar tarafından belirlenmiş olan bu korunan ve
hassas alanlar madencilik açısından farklı yasal kısıtlamalar içermektedir. Bazıları ise yasal bir kısıtlama olmasa da çevresel hassasiyetinden dolayı sivil toplum kuruluşları ve çevre halkı tarafından
dikkatle izlenen alanlardır. Maden sahanızın bu alanlardan birinin
içinde veya çevresel/sosyal etki alanında olup olmadığını erken
bir dönemde belirlemek önem taşımaktadır. Çünkü sanılanın
aksine “madencilik çevreye etkisi önlenebilen ve kontrol edilebilen bir sektördür.”(4) Madenin türüne, işletme şekline, bünyesinde barındıracağı işlemlere bağlı olarak her bir maden sahasının
kendine özel yapılacak çalışma ile çevresel hassasiyet açısından
maden sahibine bir uyarı sistemi oluşturmak mümkündür.
Sorumlu Kuruluş
Yer
Yürürlük Tarihi
Türkiye’de Yürürlük Tarihi
Avrupa Konseyi
Florence/İtalya
1 Mart 2004
1 Mart 2004
Avrupa Konseyi
Bern/İsviçre
1 Haziran 1982
1 Eylül 1984
UNEP
D.C. /ABD
1 Temmuz 1975
22 Aralık 1996
Bağımsız
Ramsar/İran
1 Aralık 1975
13 Kasım 1994
UNEP
Rio de Janerio/
Brezilya
29 Aralık 1992
12 Mayıs 1997
Avrupa Peyzaj Sözleşmesi
Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi
(BERN Sözleşmesi)
Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Hayvan Ve Bitki Türlerinin
Uluslararası Ticaretine Dair Sözleşme (CITES Sözleşmesi)
Özellikle Su Kuşları Yaşama Ortamı Olarak Uluslararası Öneme Sahip
Sulak Alanlar Hakkında Sözleşme (Ramsar Sözleşmesi)
Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi
Tablo-1. Türkiye’nin de imzaladığı başlıca uluslararası sözleşmeler
Korunan alanlar
Maden sahanızın
Neresinde?
Farkında olun
Tasarruf edin
Kazanın
Uluslararası SRK Consulting grubu üyesidir.
Maden sahaları için Çevresel Açıdan Kısıtlı ve Hassas Alanların Belirlenmesi Çalışması
Henüz arama aşamasında maden sahanızın çevresel hassasiyetlerini öğrenin.
Zamanınızı ve paranızı boşa harcamadan bilinçli planlama, yer seçimi ve tasarım yapın.
T: (312) 442 04 79
F: (312) 442 04 80
www.srkturkiye.com
[email protected]
Madencilik büyük riskler
alınan, büyük sermayeler
harcanan bir sektördür.
Bunun karşılığında da en
ufak bir aksilik büyük kayıplara yol açabilmektedir. 2011
Madencilik Sektörü ve Altın
Madenciliği
raporunda(5)
belirtildiği gibi, madenciliğin ekonomik anlamda
zarar etme konusunda en
riskli aşaması maden arama
aşamasıdır. Bu konuda en
fazla risk üstlenen de altın
madencileridir. Henüz arama
aşamasında maden sahasının
Sultan Sazlığı, Milli Park, Ramsar Alanı, I. Derece Doğal Sit ve Önemli Doğa Alanı, Kayseri
çevresel hassasiyetlerinin ve
korunan alanların bilincinde
olan bir maden sahibi büyük avantaj elde edecektir. Öncelikle
önerilerinin sunulduğu bir bütündür. Bunlara ek olarak Coğrafi
yasal kısıtlamaların bilincinde olacak, bu farkındalıkla planlama
Bilgi Sistemleri (CBS) özelliklerinden faydalanarak, elde edilen
ve proje geliştirme aşamalarına geçebilecektir.
tüm görsel ve niteliksel verinin birbirine bağlantılı olarak saklanabilmesi, gerekli olan analizlerin yapılabilmesi ve sonuçların
Fizibilite aşamasında maden işletmeleri açısından kısıtlı ve hasgörsel olarak sunulabilmesi bu çalışma için kesin bir gerekliliksas alanları öngörerek, yer seçimi ve planlama aşamalarında
tir. Çalışmanın bir CBS veri tabanı ile birlikte maden sahibine
akılcı tasarımlar yapabilecek; fizibilite ve yasal izin süreçlerine
sunulması sonucu, mühendisler ve karar vericiler yer seçimi,
ters etki edebilecek etkenleri ortadan kaldırabilecek veya en
maden geliştirme, planlama aşamalarında kendileri için hazıraza indirgeyebilecek sonuçlara ulaşabilecektir.
lanmış bilgiler bütününü kullanarak tasarımlarını daha bilinçli
ve kesin bir şekilde hazırlayabilecek, karar verme süreçlerinde
Madencilikte en az maddi masraflar kadar önemli bir konu da
çevresel hassasiyetleri göz önüne alabileceklerdir. Bu çalışma
zamandır. Maden arama ruhsatları, maden işletme ruhsatları
aynı zamanda “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED)” sürecine
ve çevresel izinler belli zaman kısıtlarına sahip olduğu için
önemli bir girdi oluşturabilecek niteliktedir. Çalışma ile elde
sonradan çıkacak aksiliklerle zaman kaybetmek büyük maddi
edilen bilgiler, yer seçimleri, yerleşim planlama aşamalarında
kayıplara ve hatta ruhsatın kaybına neden olabilmektedir.
kullanılacak, ÇED izin sürecine olumlu etkileri olacak, bu süreç
Zaman kısıtlamaları ve yüksek yatırım maliyetleri ile maden
içinde yaşanabilecek sürprizlere de engel olacaktır.
arayan ya da işleten bir firmanın karşılaşabileceği en sıkıntılı
durumlardan biri de, çalışmalarını farkında olmadan yasaklı
Madencinin çevre konusunda göstereceği hassasiyet hem
alan içinde veya bunların etki alanı içinde yapıyor olmasıdır.
kendi çalışmalarının sorunsuz, maddi ve zamansal tasarruflarla
Yasaklı bir alanda yapılan maden arama çalışmaları için yapıtamamlanabilmesi açısından, hem de kaynaklarını kullandığı
lacak tüm harcamalar ve zaman boşa gidebilir. Bu alandan
doğaya ve dünyamıza bir saygı olarak sürdürülebilir kalkınönceden haberdar olmak firmaya hem zamandan hem de
maya destek vermek açısından önemlidir. Çevre hassasiyetmasraftan tasarruf etmeyi sağlayacaktır. “Çevresel açıdan kısıtlı
lerini önceden tespit eden, farkında ve bilinçli olarak arama,
ve hassas alanların belirlenmesi” çalışması sayesinde, önceden
geliştirme ve işletme çalışmalarını sürdüren madencilerimiz
alabileceğiniz ufak bir önlemle büyük risklerin önüne geçebilsayesinde hem doğa kazanacak hem de yeraltı zenginliklerinmek aslında çok büyük bir avantajdır.
den faydalanarak gelişen ülkemiz kazanacaktır.
Çevresel Açıdan Kısıtlı ve Hassas Alanların Belirlenmesi
Bu noktada çevresel açıdan kısıtlı ve hassas alanların belirlenmesi çalışmasının önemi ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmanın
maden sahibine bir uyarı sistemi oluşturabilecek başarıya
ulaşması ancak disiplinler arası bir işbirliği ve konusunda
uzman kişilerce titizlikle hazırlanması ile mümkün olur. Bu
çalışma sadece korunan alanların bir literatür taraması ile
listelenmesinden öte, maden sahibinin karşı karşıya olduğu
risklerin ortaya konduğu, çevresel yasal kısıtlamaların belirlendiği, ilgili kurumlarla iletişime geçilerek ayrıntılı bilgilerin
edinildiği, tüm bunlar sonucunda da risk azaltma ve çözüm
60
15 Ocak 2014
Kaynaklar:
1. Türkiye’nin Korunan Alanları Bilgi Sistemi Projesi, Doğa Koruma ve Milli Parklar
Genel Müdürlüğü, 2012
2. Türkiye Geneli Sit Alanı İstatistikleri, www.kuturvarliklari.gov.tr, 2012
3. Türkiye’nin uluslararası öneme sahip sulak alanları, www.milliparklar.gov.tr, 1994-2011
4. Madencilik Sektörü Sorunlar ve Çözüm Önerileri Raporu, TMMOB Maden
Mühendisleri Odası, 2010
5. 2011 Madencilik Sektörü ve Altın Madenciliği Raporu, Altın Madencileri Derneği, 2011
6. Mining and Protected Areas, Professor Adrian Phillips,Vice-Chair for World Heritage
of the WorldCommission on Protected Areas, IUCN, 2001
7. Exploration and Mining in Finland’s Protected Areas, the Sami Homeland and the
Reindeer Herding Area, Ministry of Trade and Industry, 2007
8. Doğa Korumanın Tarihçesi Ve Türkiye’deki Gelişmeler, Muzaffer YÜCEL, Deniz
BABUŞ, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü, 2005
Download

Maden Sahanızın Neresinde?