NKU Biyomedikal Mühendisliği Bülteni
Ocak 2014
1
NKU Biyomedikal Mühendisliği Bülteni
Ocak 2014
Bir yıl aradan sonra yeni ekibimiz ve 6. sayımızla birlikte karşınızda olmaktan mutluluk duyuyoruz. Biyomed-Tek Arge topluluğumuzun bünyesinde çıkarmış olduğumuz bu sayımızda da tıp ve teknoloji alanındaki yeni gelişmeleri sizlere aktarmaya çalıştık.
Namık Kemal Üniversitesi olarak 2012-2013 döneminde ilk biyomedikal
mühendisliği mezunlarımızı vermiş olduk. Ülkemizde yeni gelişmekte olan bu
sektörde mezunlarımız çalışma hayatına atılabildiler mi? Yoksa eğitim hayatlarına devam ederek kendilerini geliştirmeyi mi seçtiler? Bu soruların cevabı
için mezunlarımızla iletişime geçerek bulundukları yerler ve görevler hakkında bilgiler edindik ve sizlerle buluşturduk.
Bunun yanında, ağaçtan kemik üretimini, fiber optik kabloların tibbi cihazlarda kullanımını ve manyetik rezonans görüntülemenin çalışma prensibini anlatan yazılarımızı da bu sayımızda bulabilirsiniz.
Ayrıca bülten ekibi olarak, tüm desteklerinden dolayı Ortez Sağlık Malzemeleri ve Hizmetleri Başkanı Bülent MUTLU’ya, her zaman bizi destekleyen ve
çalışmalarımızı yakından takip eden İsmail DEVECİOĞLU’na ve bölümümüzün değerli hocalarına sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Yeni sayılarımızda tekrar görüşmek umuduyla…
Sabiha YARLUĞKAL
Hilal Aybüke MERCAN
2
NKU Biyomedikal Mühendisliği Bülteni
Ocak 2014
İçindekiler
İlk Mezunlarımızı Verdik
4
Odundan Kemik Olur mu Demeyin Oluyor Nasıl mı ?
7
Fiber Obtik Teknolojisi ve Tıp Alanındaki Uygulamaları
10
Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG) ve Manyetik Alan Etki
13
Güneşinoğlu
15
Tekno-Haber Köşesi
16
2014 Yılında Yapılacak Olan Biyomedikal Kongre ve Konferansları
20
KÜLTÜR VE SANAT
23
KÜNYE
25
3
NKU Biyomedikal Mühendisliği Bülteni
Ocak 2014
İlk Mezunlarımızı Verdik
İLK MEZUNLARIMIZI VERDİK
Namık Kemal Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği olarak 2012-2013 döneminde
bölümümüzün ilk mezunlarını verdik. Mezun olan arkadaşlarımız çalıştıkları kurum
hakkında bizlere bilgi verip geleceğimizi daha iyi planlayabilmemiz için tavsiyelerde
bulundular.
GÜVEN ZEYREK
Merhaba arkadaşlar. Ben şuan Ankara Yüksek İhtisas Hastanesi’nde çalışmaktayım. KPSS
temmuz atamalarında atandım. Hastanemizde teknik bakım ve kalibrasyon olmak üzere iki
birim bulunmakta, ben kalibrasyon biriminde görev almaktayım. Kalibrasyon biriminde,
kendi hastanemiz ve bazı çevre hastanelere kalibrasyon hizmeti vermekteyiz. Ben de tekniker ve teknisyen arkadaşlarımızla birlikte saha çalışmasında keyifle yer alıyorum. Son dönemlerde biyomedikal mühendisliği alanında düzenli olarak kadro açılmaktadır. Kamuda
çalışmayı düşünen arkadaşlar KPSS sınavlarına girmeli, açılan kadroları takip etmelidir.
ÖZGE BAYRAK
Doğum günümde kayıt oldum Namık Kemal Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği'ne, o
gün yaşamım gibi üniversite hayatımın da bir başlangıcıdır. Mezuniyetimin hemen ardından Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu’na atandım. Şu anda 4 aylık bir mühendisim. Çalıştığım yerden çok memnunum. Yapılması gereken çok iş, düzeltilmesi gereken birçok yanlış
var sahada. Gerçekten sizlere çok ihtiyaç var. Büyüyelim kocaman bir aile olalım.
4
NKU Biyomedikal Mühendisliği Bülteni
Ocak 2014
İlk Mezunlarımızı Verdik
GÜLTEKİN ŞENTÜRK
Her ne kadar mezun olmadan önce ne yapmak istediğim ile ilgili bir planım olsa da
mezun olduktan sonra büyük bir boşluğa düştüm. Ama ileriki zamanlarda yaptığım girişimler sayesinde kendime bir yol çizmeye başladım. İlk olarak İTÜ’de kendi alanımda yüksek
lisansa başladım. Fakat ingilizce sınavını geçemediğim için ilk sene ders alamadım. Bu süreci boş geçirmek istemediğim ve hem yüksek lisansı hem işi bir arada yürütebileceğimi
düşündüğüm için iş başvurularında bulundum. Birkaç şirketle görüştüm ve şuan çalıştığım
Siemed tıbbi sistemler şirketinde teknik servis mühendisi olarak işe başladım. Genel olarak
Siemens marka MRI, tomografi ve Anjiyo cihazlarının bakımlarını arıza tespitini ve genel
mühendislik işlemlerini gerçekleştiriyorum. Seyahat etmeyi seven, elektroniğe ve yazılıma
ilgi duyan mühendis arkadaşlarıma servis mühendisliğini öneririm. Bunun yanında düzenli
bir hayat isteyen, masa başı çalışmayı düşleyen arkadaşlar için de pekiyi bir seçim olmayacaktır.
KÜBRA TOKALAK
Mezun olduktan sonra eylül ayında Boğaziçi Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği
Enstitüsü’nde master eğitimine başladım. Boğaziçiyle ilgili sanırım çok fazla yorum yapmama gerek yoktur. Okulum devam ederken, kasım ayındaki atamalarda tercih yapmaya
karar verdim ve Kamu Hastaneleri Genel Sekreterliği’ne atandım. Kısa süre içinde göreve
başlayacağım, okulumu bırakmayı düşünmüyorum bu süre zarfında master eğitimim bir
süre sekteye uğrasa da dönüş sağlayabileceğimi planlıyorum.
5
NKU Biyomedikal Mühendisliği Bülteni
Ocak 2014
İlk Mezunlarımızı Verdik
DİLAN ACAR
Mezun olduktan sonra İstanbul’da diş implantı üreten DTI implantı sistemleri firmasında kalite kontrol sorumlusu olarak çalışmaya başladım. Üretimde olduğum yani bana
göre işin mutfağında olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. Bir taraftan da işime
yönelik kendimi geliştirmeye devam ediyorum ve şu anki iş durumumun mesleki anlamda
beni tatmin ettiğine inanıyorum.
İMAD KILIÇ
Merhaba arkadaşlar. Şu an KPSS sınavına hazırlanıyorum. Biyomedikal mühendisliği
mezunlarının önünde, özel sektör çalışanı olmak ve devlet memurluğu gibi iki çalışma şekli
bulunuyor. Özel sektörün zor çalışma koşulları ve düşük maaş teklifleri yüzünden ben tercihimi devlet memurluğundan yana yaptım. Bir yandan KPSS'ye hazırlanırken bir yandan da
ihtiyaçlarımı karşılamak amacıyla ücretli öğretmen olarak ders veriyorum. Kendi alanımda
çalışmıyor olsam da şimdilik halimden memnunum. Bütün meslektaşlarımın ve meslektaş
adaylarımın mesleğimizin değerinin anlaşılması ve hak ettiği değere ulaşması için çalıştığını umarak çalışmalarınızda başarılar dilerim
MUSTAFA YASİR ÖZTÜRK
Mezun olduktan sonra İstanbul Üniversitesi’nde yüksek lisans için hak kazandım ve
oradaki eğitimime hazırlıkla başladım. İngilizce seviyemin yeterli olmadığını düşündüğümden hazırlıkla başlamak benim için iyi oldu yani bu durumdan memnundum. Şu an ÖYP
kadrosuyla okulumuza atandım. Bir taraftan araştırma görevlisi olarak ve bir taraftan da
yüksek lisans çalışmalarımla birlikte akademik kariyerimi devam ettireceğim.
Hazırlayan: Öznur GÜL
6
NKU Biyomedikal Mühendisliği Bülteni
Ocak 2014
Ağaçtan Kemik Üretimi
ODUNDAN KEMİK OLUR MU DEMEYİN
OLUYOR
NASIL MI?
Odundan kemik üretme fikri yeni bir fikir değildir. Eski zamanlarda korsan filmlerinde de
olduğu gibi eksik uzuvların ve dişlerin yerine tahta protezler kullanılmıştır. 2009 yılında,
Seramik Bilim ve Teknoloji Enstitüsü araştırmacılarından bir grup (ISTEC, Faenza, İtalya, www.istec.cnr.it ), 600 bitki türü arasından rattan denilen, bahçe mobilyalarında da kullanılan bir ağaç türünün, kemik üretimi için insan kemik dokusuna uygun işlenebilir bir
malzeme olduğunu keşfettiler.(Şekil 1.1) Ekip Başkanı Dr. Anna Tampieri, “Laboratuvarda
ürettiğimiz kemikleri koyunlara naklettik ve başarılı sonuçlar aldık. Üretilen kemik bugüne
kadar üretilmiş suni kemikler içerisinde insan kemiğine en yakını” dedi.(Şekil 1.2) Rattanın
iletim sistemi, kemik iletim sistemiyle benzerlik gösteriyor. Hem iletim hem destek sağlıyor. Bu özelliği de kemik grefti üretiminde rattanın seçimi için daha etkili olmuştur.
Şekil-1.1(rattanın görünümü)
(a)
(b)
Şekil-1.2(a: insan kemiğinin yapısı/b: rattanın yapı-
sı)
PEKİ NEDİR BU KEMİK GREFTİ?
Kemik grefti ; büyümede ve yeni kemik için bir iskele sağlayarak ağır kemik kırıklarının
tamirinin hızlandırılmasında kullanılır. Osteositler denilen canlı hücrelerden oluşan kemik,
sürekli bozulma ve yeniden inşa olma durumundadır. Osteoklastlar denilen hücreler kemikten kana kalsiyum minerallerini taşıyarak kemik yıkımında, osteoblastlar ise tersini yaparak
kemik yenilenmesinde rol alırlar. Kemik böyle dinamik, kendi kendini tamir etme sistemine
sahip olduğundan, insan vücudu kolayca küçük kemik yaralanmalarını tamir edebilir. Daha
ciddi kemik yaralanmaları ise kemik kaybına neden olur. Ancak bu kendini onarma döngüsünü hızlandırmak için genellikle kemik iskele gereklidir. Kemik grefti, gerçek kemik iskeleleri için birincil madde olarak kullanılmıştır. Kemik greflerinden otogreft kemik; hastanın
kendi vücudundan alınan, allogreft kemik; başka bir (genellikle kadavra) kişinin bağışladığı
ya da xenogreft kemik; başka bir canlı türünden elde edilen kemik greftidir.
7
NKU Biyomedikal Mühendisliği Bülteni
Ocak 2014
Ağaçtan Kemik Üretimi
OTOGREFT VE ALLOGREFT NEDEN DAHA AZ TERCİH EDİLİYOR?
Otogreft ve allogreft kemik prosedürleri hem aşılama açısından hem de cerrahi açıdan riskler teşkil eder. Bir otogreft kişinin kendisinden alındığı için hastalık riski taşımaz fakat
hastanın ikinci kez ameliyat olmasını gerektirir. Bu yöntem; enfeksiyon, kanama, sinir hasarı ve kemik kırığına neden olabilir. Ameliyat sonuçlarının dörtte birinde otogreft bulunan
bölgede kronik ağrılar oluşmuştur ayrıca yeterli hacimde otogreft bulunmadığından kemik
defektlerinde başka greft kullanımı gerekir. Allogreftler ikinci bir ameliyat gerektirmez ,
ancak 1.200.000 içinde bir ihtimalle hastaya vericiden, insan bağışıklık eksikliği virüsü
(HIV) ve hepatit gibi hastalıkları aktarır. Ayrıca, kaliteli allogreft malzeme çok kolay bulunan bir malzeme türü olmadığı gibi maddi açıdan da külfetlidir.
NEDEN XENOGREFT?
Xenogreftler ise otogreftlerde olduğu gibi hacim yetersizliği göstermez , ikinci bir ameliyat
gereksinimi duyulmaz. Allogreftlerdeki gibi hastalık riski de taşımaz ve aksine maddi açıdan sorun yaratmaz.
Xenogreftlerde bugüne kadar hayvanlar (genellikle sığır ) kullanılırken , İtalyan araştırmacılar bitkilerin de greft olarak kullanılabileceğini gösterdiler. Rattan denilen ağaç türünü,
laboratuvarda 5 aşamalı kimyasal işlemle dişlerin ve kemiğin ana maddesi hidroksiapatite
dönüştürdüler.
BU DÖNÜŞÜM AŞAMALARI
1-Rattan öncelikler 5- 10mm enine kesitler halinde kesilir ve 1000 ° C ta bir oksijensiz ortamda ısıl işleme tabi tutulur.
2- Yüksek derecedeki ısı, ağacı kurşun kalemlerde bulunan karbona dönüştürür.
3- Kalsiyum buharı ve oksijenle reaksiyona giren karbon daha sonra kalsiyum oksite dönüşür.
4- Kalsiyum oksit, otoklav adı verilen yüksek reaktörde 3 gün boyunca yüksek basınca tabi
tutulur.
5- Sonuçta orijinal ham ağacı içeren yapıya sahip olan beyaz bileşik (hidroksiapatit) ortaya
çıkar.(Şekil-1.3)
Şekil-1.3(kimyasal işlemle hidroksiapatite dönüşmüş rattan)
8
NKU Biyomedikal Mühendisliği Bülteni
Ocak 2014
Ağaçtan Kemik Üretimi
Tampieri, rattanın mikro yapısını koruyarak bu işlemlerin dikkatlice yapılması sonucunda
hidroksiapatite dönüştüğünü söylemiştir. Bu işlemler geleneksel fırınları, otoklav ve temel
kimyasal laboratuvar ekipmanını gerektirir ve bu ekipmanların kullanılması daha uygun
görülmüştür. Rattanı hidroksiapatite dönüştürmek için tüm prosedür yaklaşık 2-3 hafta sürerken, İtalyan ekibi optimize etmek ve işlem süresini azaltmak için neler yapılabileceğini
araştırıyorlar.
Ayrıca Tampieri "Bu ahşapın seçiminde , güçlü yönlendirilmiş mikro barındırma hücreleri için yeterince geniş kanalların bulunması ve son kemik iskele özellikleri gibi mekanik
özelliklerin etkisi vardır." diyor. Rattanın kompakt yapısının, süngerimsi, gözenekli ve biyolojik olarak aktif rol oynayan kemiğin, yoğun kortikal bölümünü çoğaltmak için uygun
olabileceği düşünülüyor. Araştırma ekibi ayrıca sipo kırmızı meşe ağacınıda biyomorfik
hidroksiapatite dönüştürmeye çalışıyor. Buna ek olarak, tropikal ormanda diğer türler üzerinde çalışılmaktadır.
2015 ‘te piyasaya sürüleceği bilinen rattandan elde edilen ve bütün prosedürlere tam olarak uygun görülen kemik grefti gelecekte bu tür hastalıkların tedavisi için umut vadediyor.
PEKİ, YA TÜRKİYE’DE?
İtalya'da yapılan bu araştırmanın ardından Türkiye'de de kayın ağacından kıkırdak dokusu
üretildi. Kayının lifleri, ince ve sağlam olduğundan bu tercih edildi. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi uzmanları, bu yöntemi koyunlar üzerinde denedi ve eklem
kıkırdağı dokusunu yüzde 60 oranında oluşturmayı başardı. Ortopedi Uzmanı Dr. Adem
Yıldız, “Odun, kemiğimiz kadar doğal, organiktir. Vücut odunu zaman içinde değiştiriyor,
eritiyor ve yerine kemik yapıyor” dedi.
KAYNAKÇA
http://www.radikal.com.tr/radikal.aspx?atype=haberyazdir&articleid=1011445 (en son erişim tarihi:12 /12/2013)
http://engelliler.gen.tr/f28/agactan-kemik-olur-mu-demeyin-2438/ (en son erişim tarihi:14 /12 /2013)
http://www.qmed.com/mpmn/article/rattan-based-bone-implant-mimics-nature (en son erişim tarihi: 14/
12/2013)
http://www.journys.org/articles/turning-wood-bone-wooden-bridge-new-era-orthopedic-surgery (en son
erişim tarihi :12 / 12 /2013)
Seda GÜNGÖRDÜ
9
NKU Biyomedikal Mühendisliği Bülteni
Ocak 2014
Fiber Optik Teknolojisi ve Tıp Alanındaki Uygulamaları
FİBER OPTİK TEKNOLOJİSİ VE TIP ALANINDAKİ UYGULAMALARI
1920 yılında ortaya çıkan fiber optik teknolojisinin kullanımı son 20 yıl içerisinde
yaygınlaşmıştır. Fiber optiğin ilk uygulaması tıp alanında gerçekleşmiştir. Cerrahi müdahale ile ulaşılamayan bölgelerdeki görüntülere ulaşmak için fiber optik teknolojisi kullanılmaktadır. Son dönemlerde ise lazer tedavilerinde kullanılmaya başlanılmıştır.
Fiber Optik Kabloların Özellikleri
Fiber optik, temel olarak optik kurallarına göre çalışır. Saç teli kalınlığında, çok hassas
üretilmiş saf bir cam ip üzerinden ışığın iletilmesi prensibiyle çalışan bir sistemdir ve
kendisini çevreleyen kablolar tarafından korunur. Genel olarak plastik ya da cam fiberler
kullanılır. Tablo-2.1’deki tabloda gösterildiği gibi farklı özellik gösterirler.
Tablo-2.1
Fiber optik kablolar, elektrik değil ışık ilettiğinden elektromanyetik alandan etkilenmezler. Elektriği iletmeme özelliklerinden dolayı, yıldırım ve elektrik motorları gibi elektrik
kaynaklarının neden olduğu statik karışımdan etkilenmezler. Fiber optik kablolar, bulundukları yerin çevresel koşullarından (nem, rutubet, elektrik alan parazitleri…) etkilenmezler; bu sayede her zaman sabit bir bağlantı sağlarlar. Ayrıca, çevre koşullarına daha
dayanıklı olmalarından dolayı metalik malzemelere göre daha uzun ömürlü olacakları düşünülmektedir. Fiber optik kablolar merkez çaplarına, yapıldıkları malzemeye ve ışığın
kırılma şekline göre tekil modlu ve çoğul modlu olarak ikiye ayrılırlar. Tekil modlu fiber
optik kablonun dalga boyu, çoğul modlu fiber optik kabloya göre daha yüksektir; kızıl
ötesi lazer ışığı iletirler ve veri kaybının az olması istenen yerlerde kullanılırlar. Çoğul
modlu fiber optik kablonun üretim maliyeti daha uygun olduğundan en çok kullanılan
kablo türüdür.
Şekil-2.1 ve Şekil-2.2’de gösterildiği gibi fiber optik bir kablonun kesitine bakıldığında 3 kısımdan oluştuğu görülür.
10
NKU Biyomedikal Mühendisliği Bülteni
Ocak 2014
Fiber Optik Teknolojisi ve Tıp Alanındaki Uygulamaları
1) Nüve
2) Kılıf
3) Kaplama
ŞEKİL-2.1
ŞEKİL-2.2
Nüve, ışığın kablonun merkezinde ilerlediği kısımdır. Saf camdan yapılmıştır ve esnektir. Kılıf, ışının nüveden çıkmasını engelleyen kısımdır. Kılıf da camdan yapılmıştır ancak
nüveye göre indis farkı olduğundan ışık ışını kılıfa geçemez ve tam iç yansıma olur. Bu
sayede kayıp en aza indirilir. Kaplamanın optik bir özelliği yoktur, sadece fiberi darbelerden korur. Fiber optik kablolara kullanıldıkları yerlere göre koruyucu ve esneklik kazandırıcı tabakalar ilave edilmektedir. Örneğin, kemirgenlerin kabloları ısırıp koparmalarına
engel olmak için kabloların üzerine yerleştirilen koruyucu tabakaya özel kimyasal maddeler ilave ederek kemirgenlerin tiksinmesi sağlanılır.
Fiber Optiğin Kullanıldığı Tıbbi Cihazlar
Günümüzde Endoskopi yöntemi vücudun içerisine ufak bir delikten geçirilen fiber optik
lens yardımıyla yapılmaktadır. Esnek bir boru ucunda bulunan 1 mm çapındaki fiber optik lensle elde edilen görüntüler fiber optik kablolarla tıbbi cihazın ekranına iletilir.(Şekil2.3)
ŞEKİL-2.3
Lazer ışınları fiber optik kablodan geçirilerek ameliyatlarda kesme ve koterizasyon işini
görebilmektedir. Bu tekniklerin en büyük avantajı, ameliyatların vücutta bir yara açmadan yapılabilmesi ve hastanın iyileşme süresinin de azalmasıdır.
11
NKU Biyomedikal Mühendisliği Bülteni
Ocak 2014
Fiber Optik Teknolojisi ve Tıp Alanındaki Uygulamaları
Son yıllarda uygulanılan lazer neşterli beyin ameliyatları sayesinde, ameliyat edilemez raporu verilen, kemoterapi ve radyoterapi gibi tedavilerle sonuç alınamayan 10 beyin tümörü
hastası ameliyat edildi. Bu ameliyatlarda tümörün yeri belirlendikten sonra kafatasına açılan küçük bir delikten fiber optik kablo gönderilerek lazer çalıştırılıyor. 1-2 dakika çalıştırıldıktan sonra metastaz hücreleri ısıtılıyor ve tümörlü dokular ölüyor. Uygulama sırasında
MRG ile alınan görüntüler ile tümör üç boyutlu olarak taranıyor. Ameliyattan 14 saat sonra
hasta taburcu ediliyor.
ŞEKİL-2.5( NeruoBlate sistem)
Fiber optik teknolojisi tıp uygulamalarının dışında otomotivde, savunma sanayisinde, reklam panolarında, veri iletiminde, trafik kontrol sistemlerinde, internette(fiber internet), uyduyla teşhis uygulamalarında, nükleer enerji santrallerinde uzay araştırmaları alanında
sensör ve algılayıcılar gibi birçok alanda kullanılmaktadır.
KAYNAKÇA
http://www.fibere.com (erişim tarihi:06.12.2013)
http://uretim.meb.gov.tr/egitekhaber/s75/f%C4%B1beroptik.htm(erişim tarihi:06.12.2013)
http://www.bilgiustam.com/fiber-optik-nedir-fiber-optik-kablolar-isigi-nasil-iletir/ (erişim tarihi:06.12.2013)
http://www.frmartuklu.net/diger-mesleki-bilgiler/211601-fiber-optik-nedir-fiber-optikin-kullanim-alanlarinelerdir.html (erişim tarihi:06.12.2013)
http://www.kuark.org (erişim tarihi:07.12.2013)
http://www.bilgiustam.com/fiber-optik-nedir (erişim tarihi:07.12.2013)
http://www.dr-huso.com/makale/makale115.htm (erişim tarihi:07.12.2013)
http://www.bidb.itu.edu.tr/?d=373 (erişim tarihi:12.12.2013)
http://lensdunyasi.net/fiber-optik-lens-teknolojileri/ (erişim tarihi:21.12.2013)
NeuroBlate Sistem insanlarda Faz tekrarlayan glioblastoma için klinik deneme sonuçları: Andrew E. Sloan ve ark,
Nöroşirürji Dergisi, prepublication
Sabiha YARLUĞKAL
12
NKU Biyomedikal Mühendisliği Bülteni
Ocak 2014
MRG ve Manyetik Alan Etkisi
Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG) ve Manyetik Alan Etki
Manyetik Rezonans Görüntüleme güçlü mıknatıslar ve radyo dalgaları kullanılarak canlıların içyapısının görüntülenmesini sağlayan bir yöntemdir. MRG ile insan vücudunun görüntülenebileceği ilk olarak 1971 yılında, Kayseri’den ABD’ye göçmen olarak giden Ermeni asıllı Raymond Damadian tarafından keşfedilmiştir. Türkiye’de ilk olarak 1989 yılında
İzmir 9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde kullanılmaya başlanmıştı.
Atomik parçacıklar incelendiğinde, proton ve nötronların kendi çevrelerinde bir dönüş hareketi yaptıkları gözlemlenmiştir. Bu harekete spin hareketi denilmektedir. Elektriksel yük taşıyan parçacıkların spin hareketleri, çevrelerinde manyetik bir alan oluşturmakta
ve her biri küçük birer mıknatıs gibi davranmaya başlamaktadır. Bu davranışı dış ortama
atom numarası ya da kütle numarası tek olan atomlar yansıtabilmektedir. İnsan vücudunun
büyük bir kısmı yağ ve sudan oluşmuştur. Bu moleküllerin yapısında ağırlıklı olarak hidrojen atomu bulunmaktadır. MRG cihazı; vücutta bulunan hidrojen atomlarının protonunu,
güçlü bir manyetik alan içerisinde, kendilerini rezonansa uğratacak bir radyo frekans (RF)
dalgası ile uyarıp titreştirilmesi sonucunda elde edilen sinyallerin görüntüye dönüşmesini
sağlamaktadır.
Şekil-3.1
Şekil-3.2
13
NKU Biyomedikal Mühendisliği Bülteni
Ocak 2014
MRG ve Manyetik Alan Etkisi
MRG’nin hidrojen atomu üzerine uygulamış olduğu manyetik alan Dünyanın manyetik alanının 10.000 katından fazladır. Bu güçteki manyetik alan, hidrojen atomlarının
protonlarını, düşük enerjili hale geçirip paralel konumda veya yüksek enerjili hale geçirip
anti paralel konumda dizilim göstermelerini sağlar.(Şekil-3.1) Ayrıca, spin hareketine ek
olarak manyetik alan çevresinde salınım hareketi yapmaya başlarlar.(Şekil-3.2) Bu etkiler
manyetik alanın gücüne göre farklılık gösterir. MRG cihazlarının birçoğu 1.5 Tesla ve 3
Tesla cihazlardır. Bir MR cihazının kaç Tesla olduğu oluşturduğu manyetik alanın gücünü yansıtır. Tesla gücünün artması manyetik alanı artırıp cihazın daha fazla protona etki
etmesine ve protonların salınım frekansının artmasına neden olur. Bu durum dokulardan
daha fazla sinyal alınmasını sağlayıp daha sağlıklı veriler sunarak, ayrıntılı anatomik görüntülemeye olanak tanır. Tesla gücünün artması çekim hızı ve görüntü çözünürlüğünü
olumlu yönde etkiler. 1.5 Tesla ile 3 Teslayı karşılaştıracak olursak 3 Tesla cihazı 1.5
Tesla cihazlara oranla pratikte ortalama 2 kat daha fazla sinyal alabildiği ve 2 kat hız sağlayabildiği gibi aynı sürede 2 kat uzaysal çözünürlüğe sahip görüntü alınabilmesine de
olanak tanır. Bu fazla sinyal, radyoloğa farklı uygulamalar için esneklik de kazandırmaktadır. Tesla artışının dokular üzerinde belirgin bir olumsuzluğa neden olmadığı düşünülmektedir. Ancak bazı yan etkilerinin olabileceği de düşünülüyor. ‘Faraday’ın elektromanyetik indüksiyon yasalarına göre, manyetik alan içinde hareket eden iletkenlerde elektrik
akımı oluşur. Kan, elektrik akımı oluşturabilecek iletkenliktedir. Bu nedenle statik manyetik alan içerisindeki kan akışı elektriksel bir potansiyel oluşturur. Bu elektrik akımı 2.5
Tesladan daha küçük manyetik alanlarda kalbi uyarabilecek seviyelerde olmamakla birlikte, EKG’de T dalgası değişiklikleri oluşturabilmektedir. Meydana gelen bu elektrik potansiyeli 2.5 Tesladan daha kuvvetli manyetik alanlarda kalp kasını uyarabilecek ve aritmiye neden olabilecek güçtedir. EKG’de oluşan bu değişiklikler manyetik alan etkisinden
çıkınca geri dönmektedir. Yapılan bir diğer çalışma 2 Tesla altındaki sistemlerde, nöronlarda önemli bir biyoelektriksel değişiklik olmadığını göstermektedir. Ancak 3-4 Tesla
sistemlerde baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı, ağızda metalik tat ve gözde ışık çakmaları
şeklinde yan etkileri oluşabildiği bildirilmiştir.’ [1] Bununla birlikte Amerikan Food and Drug Administration (FDA) Derneği'ne
göre 2 - 4 Tesla gücündeki manyetik sahanın insan hücreleri üzerine zararlı etkisinin olmadığını gözlemlemiş risk açısından MRG
cihazlarını sınıf II olarak tanımlamıştır.
Bilim insanları Tesla gücünü arttırmak amaçlı çalışmalar yapıyorlar. Olumlu sonuçlar elde ediliyor. En son 9.4 Teslaya kadar manyetik alan oluşturabilen MRG cihazı geliştirildi. Bu cihaz
Maastricht Üniversitesi, Illinois Üniversitesi gibi birkaç kurum
tarafından da kullanılmaya başlanmıştır. Özellikle detaylı beyin
incelemelerine olanak sağlayan görüntüler oluşturabilen cihaz, daha çok nörolojik amaçlı
kullanılıyor. 2015’in Eylül ayında çıkması planlanan 11.75 Tesla gücünde manyetik alana
sahip MRG cihazının daha net ve detaylı bilgiler vereceği umuluyor.
Ahmet Hıfzı BACAKSIZ
Kaynaklar:
http://www.hasanbalik.com/dersler/anten/03-04Odev/manyetik%20rezonans/yavuz.doc (10.12.2013)
http://www.drkoray.com/goruntuleme-yontemleri/manyetik-rezonans (07.12.2013)
http://www.turkrad.org.tr/files/kurslar/Kurs%201/temel_mr_fizigi.pdf (11.12.2013)
http://spectrum.ieee.org/biomedical/imaging/the-worlds-most-powerful-mri-takes-shape (08.12.2013)
14
NKU Biyomedikal Mühendisliği Bülteni
Ocak 2014
Güneşinoğlu
GÜNEŞİNOĞLU
GÜNEŞİNOĞLU Ekibi 25 kişilik bir gruptan oluşmaktadır. Namık Kemal Üniversitesi Çorlu Mühendislik Fakültesi’nden Makine Mühendisleri ve Biyosistem
Mühendisleri ortak çalışması olan bu proje, ana kampüsteki Ziraat Fakültesinin
hangarında gerçekleştirilmiştir. Bülten ekibi olarak GÜNEŞİNOĞLU hakkında
Uğur UYGUR ile konuştuk ve o da bu güzel deneyimini bizlere aktardı.
“Projemiz, takım kaptanımız Ali Gül (makine mühendisliği 3. sınıf ) önderliğinde hayata
geçirilmiştir. Bir yıllık araştırma sonucu araç yapımına 2012 Şubat ayında ana kampüste,
hangarımızda başladık. Elimizdeki imkansızlıklar yüzünden aracımızı en ucuz malzeme
ile yapmaya mecbur kaldık. Ancak bu imkansızlıklar bizi hiçbir zaman yıldırmadı. Gerek
hocalarımız gerekse takım arkadaşlarımızla birlikte, sürekli özveriyle çalışarak Ağustos
ayında aracımızı bitirdik. Ağustos ayında, biten aracımızla Tubitak 2013 Formula G yarışlarına katıldık. Toplam 60 aracın katıldığı yarışta 25. olan GÜNEŞİNOĞLU ilk defa
bir yarışa katılmamıza rağmen bizim için büyük bir başarı sağladı.
Güneş enerjisiyle çalışan araçların çalışma prensibi; Güneş panellerinin güneşten aldığı
fotoelektronları elektrik enerjisine çevirerek bataryada depolamasıdır. Bu depolanan enerji elektrikli motora iletilerek mekanik harekete çevrilir. Bu sayede aracın hareketi sağlanır. Bizler de aracımızı bu prensip üzerine tasarladık.
Aracımızı genel olarak tanıtacak olursak ;
Şaşisini atölyede bulduğumuz demir profillerden yaptık. Su kontrplağından bir dış kabuk tasarladık. Güneş panellerimizi en ucuz maliyetle Çin’den sipariş ettik. 354 adet paneli araç üzerine kendi imkanlarımızla lehimleyip laminasyonunu kendimiz yaptık. Elektrikli bir motor çeşidi olan 48V HUB Motor kullandık. Araçta ek olarak panellerden gelen
akımları düzenlemek için kullanılan MPPT bulundurduk. Bunların sonucunda aracımızın
toplam ağırlığı 434 kg’a denk geldi.
Bize bu projeyi yaparken, başaramayacağımıza dair söylemlerde bulunan kişiler de oldu. Biz yine de inandık ve imkansızlıklarla çok güzel bir proje açığa çıkardık . Sonuçta
çok güzel bir başarı elde ettik. Yeni yapacağımız araç ile daha da başarılı sonuçlar elde
edeceğimize inanıyoruz. Bu yeni aracımızda tüm arkadaşlarımız ve bize yardımcı olabilecek herkese kapımız açıktır.
Bu ekipte emeği geçen herkese teşekkür ederiz.”
15
NKU Biyomedikal Mühendisliği Bülteni
Ocak 2014
Tekno-Haber Köşesi
TEKNO-HABER KÖŞESİ
Takma kolunu düşünce ile yönetebiliyor!
Teknoloji sağlık alanında da önemli gelişmeler kaydediyor. Günümüzde meydana gelen savaşlarda ve kazalarda uzuvlarını kaybeden insanlara sıkça rastlanılıyor.
Doğal olarak bu insanlar içinde takma biyonik organlar oldukça büyük önem taşıyor.
Takma biyonik organlar ne kadar orjinalinin yerini tutmasa da yeni geliştirilen ve düşünce gücüyle kontrol edilebilen cihazlar olması insanları biraz da olsa sevindirebilir.
İngiliz askeri Onbaşı Andrew Garthwaite bunun en iyi örneği. Andrew
Garthwaite görevi esnasında roket atar bombası ile yaralanarak kolunu kaybetti. Kolunu kaybeden onbaşı hemen ameliyata alındı. Garthwaite'in kopan kolunun yerine,
Avusturya'daki Viyana Tıp Üniversitesi'nde 2012'de yapılan bir ameliyatla biyonik kol
takıldı. 6 saatlik sinirle donatma operasyonunda, askerin omzundaki sinir uçları göğsüne bağlandı. 18 ay geçtikten sonra, beyninden elektrotlarla gönderdiği sinyaller, göğsü
üzerinden protez kola iletilmesi sağlandı.
Kaybettiği elini göğsünde hissetmeye başlayan Garthwaite : "Son 3 yıldır başparmağım ve diğer parmaklarım olmadığı için, şimdi birden bire bunları yeniden hissetmek tam anlamıyla tuhaf bir his. Bunun için beyninizi eğitmeniz gerekiyor." diyerek
yaşadığı hissi anlattı.
Biyonik kol, Viyana'da Otto Bock firması tarafından geliştirildi. Organik sinirler aracılığıyla kontrol edilebilen biyonik kol, doğala yakın hareketler olanak sağlıyor.
Garthwaite’in sezgisel olarak düşündüğü hareketler anında kol tarafından yerine getiriliyor. Yani biyonik kol düşünceyle harekete geçiyor.
16
NKU Biyomedikal Mühendisliği Bülteni
Ocak 2014
Tekno-Haber Köşesi
Ancak Garthwaite'in düşünceyle harekete geçirdiği biyonik kolu kullanırken
dikkat etmesi gereken bazı noktalar var. Parmaklarını hızlı bir şekilde hareket
ettirmeyi düşünürse takma eli tümden dönebilir ve baştaki durumunu alabilir.
İnsanların kolunun takma olduğunu ilk başta anlamadığını belirten
Garthwaite, hareket ettikçe biyonik kolunda çıkan robot sesinin insanları şaşırttığını anlatıyor. 26 yaşındaki asker, "Artık geriye bakmanın anlamı yok, çünkü
zamanı geriye döndüremezsiniz. Burada olduğum için çok şanslıyım. Bu yeni
hayatımda umarım çok başarılı olurum." diyerek memnuniyetini belirtiyor.
KAYNAKÇA
http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2013/12/131212_biyonik_kol.shtml [12/12/2013-17:57]
http://www.hurriyet.com.tr/teknoloji/25345310.asp [13/12/2013]
http://www.teknolojioku.com/haber/takma-kolunu-dusunce-ile-yonetilebiliyor-15546.html
[13/12/2013-14:01]
Göze mücevher nakli tartışılmaya başlandı!
Cerrahi teknolojisi günümüz koşullarında oldukça ileri bir seviyeye taşındı. Bununla birlikte ilginç olaylarla da karşılaşılması mümkün oluyor.İnsanlarda
takı çılgınlığı sınır tanımıyor; Amerika’da gerçekleşen göze mücevher nakli birçok insanı şaşırttığı gibi bu fikrin nasıl doğduğu ve kabul edildiği hala tartışma
konusu.
New York’lu göz doktoru Emil William Chynn, 6 Kasım tarihinde Lucy
Luckayanko adlı hastasının gözüne kalp şeklinde kestirdiği bir platini yerleştirdi. Emil William Chynn, binlerce göz ameliyatında bulunmasına rağmen böyle
bir ameliyatı ilk defa gerçekleştirdirdi. Chynn, insanlardan aldığı eleştiriler üzerine mücevher naklini para için yapmadığını söyledi. Gerçekleştirdiği göz ameliyatlarının 6 bin dolara mal olduğunu ve zengin hastaların diğer hastalar için bağışta bulunarak sağlığa katkı yaptıklarını belirtti. Gözüne mücevher yerleştiren
Lucy Luckayanko ise ; ‘Nakilden gayet memnun kaldım . Ameliyat sonrası gözümde ilk başta oluşan kırmızılıkta sonradan geçti.’ dedi. Göze mücevher nakli gerçekleştirmesinin ardından Hekimler Birliği’nden uyarı geldi. ABD Oftalmolojist Derneği, göze
nakledilen mücevherlerin kalıcı körlüğe neden olabileceğini belirtti.
17
NKU Biyomedikal Mühendisliği Bülteni
Ocak 2014
Tekno-Haber Köşesi
Fox News haberine göre, kameraya kaydedilen nakil operasyonunda, Chynn küçük makaslar kullanarak gözün akında küçük bir delik açıyor ve platinyum parçayı yüzey tabakasıyla
beyaz tabaka arasına yerleştiriyor.Göze mücevher yerleştirme ameliyatını Hollanda’da öğrendiğini belirten Chynn, hastasını kararına saygı duyarak, güzel görünmek adına farklı uygulamalar
gerçekleştirmenin kötü olmadığını savundu. ABD’nin göze mücevher naklini desteklememesine
rağmen bu konuda nasıl hareket edecekleri şu an belirsiz.
KAYNAKÇA
http://www.ntvmsnbc.com/id/25482793/ [29/11/2013-13:06]
http://www.posta.com.tr/saglik/HaberDetay/Goze-de-mucevher-nakli-olur-mu-.htm?
ArticleID=206634 [29/11/2013-16:08]
http://www.dailymail.co.uk/femail/article-2510576/Woman-gets-platinum-eye-jewelry-implantedoptic-membrane.html [20/11/2013-17:51]
http://www.etkingazete.com/saglik/goze-mucevher-nakli-korluge-neden-olabilir-h9480.html
[02/12/2013-16:13]
Türk mühendislerden müthiş canlı bomba tespit cihazı!
Türk mühendisleri son yıllarda başarılı icatlara imza atmaya başladı. Şimdi de TÜBİTAK öncülüğünde çalışma yapan mühendisler, canlı bombayı 10 metre uzaktan tespit edilmesini sağlayacak bir proje hayata geçiriliyor. Ayrıca Bakan
Ergün’ün açıklamasına göre uzaktan algılama sistemine sahip bu icadın, insan
sağlığına da zararlı olmadığı tespit edildi.
Büyük tehlike arz eden "canlı bombalar" artık anında tespit edilebilecek.
Uzaktan algılama olarak bilinen bu sistem ile bomba, silah, bıçak, uyuşturucu
taşıyan insanlar uzaktan anlaşılabilecek. Yeni sistem, Milli Savunma Bakanlığı,
TÜBİTAK, Uluslararası Yüksek Teknoloji Laboratuvarı ve Bilkent
NANOTAM'ın ortaklığı ile geliştirildi. "Terahertz Görüntüleme Sistemi" olarak
hayatımıza girecek olan sistem sayesinde sivil ve askeri tesislerin girişinde insan
üzerinde gizlenen bütün tehlikeli maddeler uzaktan tespit edilebilecek.
18
NKU Biyomedikal Mühendisliği Bülteni
Ocak 2014
Tekno-Haber Köşesi
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün konuyla ilgili yaptığı açıklamasına göre ; sistem ile 10 metre uzaklıkta 3 santimetre çözünürlükte görüntü alınacak. Bu görüntü ile üzerinde silah, bıçak ve bomba gibi tehlikeli obje taşıyan insanlar
güvenli bir uzaklıktan tespit edilecek. Ayrıca bu cihazla savunma sanayisi, ulusal
güvenlik, havacılık ve uzay sanayisinde kullanılan fiber kompozit malzemelerin üretim öncesi kalite kontrolü, biyoloji ve sağlık bilimleri, tahribatsız ölçümlendirme,
gıda ve tarımsal ürünlerin kalite kontrolü de yapılabilecek. Uyuşturucu ve yasa dışı
kimyasal malzemelerin tespiti de 10 metreye kadar gerçekleşebilecek. Ayrıca bu sistem, güvenli bir mesafeden görüntü alabilmesi nedeniyle hamile bayanlar ve çocuklara yönelik bir zarar vermiyor.
Sistemin, sisli ortamda bile çalışacağını söyleyen Proje Yürütücüsü Doç. Dr.
Bahattin Türetken; "Farklı biyolojik, kimyasal ve patlayıcı maddelerin izleri 0.1-3
terahertz frekans bandında elde edilecek ve üzerinde tehlikeli obje taşıyan insanlar
güvenli bir uzaklıktan tespit edilecek" dedi.
KAYNAKÇA
http://www.ensonhaber.com/tubitaktan-muthis-bulus-2013-08-23.html[23/08/2013-07:52]
http://www.prsite.info/turk-muhendislerden-muthis-canli-bomba-icadi/[23/08/2013]
http://haber.stargazete.com/ekonomi/canli-bombayi-10-metreden-tespit-eden-cihaz-gelistirildi/haber783198[23/08/2013-07:17]
Kübra GEMİCİ
19
NKU Biyomedikal Mühendisliği Bülteni
Ocak 2014
2014 Yılında Yapılacak Olan Biyomedikal Kongre ve Konferansları
2014 Yılında Yapılacak Olan Biyomedikal Kongre ve Konferansları
2014 36th International Conference of the IEEE Engineering in Medicine and
Biology Society(EMBC)
(27 Aug - 31 Aug 2014 Sheraton Chicago Hotel and Towers
Chicago, IL, USA)
Konferans 26-30 Ağustos 2014 tarihleri arasında ABD Sheraton Hotel & Towers,
Chicago’ da yapılacaktır . Biyomedikal eğitimi için üstün biyomedikal ve sağlık teknoloji
araştırma ve geliştirme, tıbbi ve klinik uygulamalar gibi çeşitli konuları kapsamaktadır.
Konferans programını genel kurul konferansları, sempozyumlar, çalıştaylar, davetli oturumlar, sözlü ve poster oturumları ve sergiler oluşturacaktır.
BHI 2014- International conference on Biomedical and health Informatics (1-4 Haziran 2014, Valencia, İspanya)
1-4 Haziran 2014 tarihleri arasında Valencia, İspanya'da düzenlenecek olan konferansın
genel teması, biyomedikal bilişim ve gelişmeler ile önemli sağlık sorunlarının çözülmesi
olacak. Biyomedikal eğitim, biyomedikal ve sağlık teknoloji araştırma ve geliştirme, klinik uygulamalar çeşitli konuları kapsayacaktır. Konferans programını, genel kurul konferansları, minisymposia, atölye çalışmaları, özel oturumlar, sözlü ve poster oturumları ve
sergiler oluşturacaktır.
20
NKU Biyomedikal Mühendisliği Bülteni
Ocak 2014
2014 Yılında Yapılacak Olan Biyomedikal Kongre ve Konferansları
ESB 2014 - 26th European Conference on Biomaterials
(31 Ağustos 3 Eylül 2014, Liverpool, İngiltere)
İngiltere’nin Liverpool şehrinde yapılacak olan konferansın teması kökler için
biyomalzeme döngüsü olacaktır. Mevcut teknolojilerin klinik uygulamalardaki ihtiyacı
karşılaması için geliştirebilecek yeni uygulamalar, klinik hedefleri ve uygulamaları sürekli değişen biyomalzemeler ve nanoteknoloji hakkında profesörler ve alanında uzman kişiler görüşlerini ortaya koyacaktır.
ISBI 2014-IEEE International Symposium on Biomedical Imaging
Biyomedikal Görüntüleme IEEE Uluslararası Sempozyumu
(29 Nisan-2 Mayıs Pekin, Çin)
Biyomedikal Görüntüleme üzerinde 2014 IEEE Uluslararası Sempozyumu Pekin'de 28
Nisan-2 Mayıs 2014 tarihleri arasında dyapılacaktır. İSBİ Tıp IEEE Mühendislik ve Biyoloji Derneği (EMBS) ve IEEE Sinyal İşleme Derneği (SPS) ortak girişimidir.
Toplantıyı bir genel kurul görüşmelerinin, özel oturumlar ve güçlü bilimsel programlar
oluşturacaktır
IEEE Healthcare Innovation-Point Of-Care Technologies Conference
(08-10 Ekim 2014, Seattle, ABD)
Bu özel konulu konferansts sağlık yenilikleri ve nokta bakım teknolojileri ve onların klinik çevirilerindeki genel sağlık bakım kalitesi içindeki adres zorlukları üzerinde durulacak.Önerilen konferans, Farklı ortamlarda ve altyapılar genelinde klinik uygulamaların
ticarileştirilmesi ve çevirisine yönelik klinik ihtiyaçları ve teknoloji çözümleri tanımlamak için klinisyenler, sağlık hizmeti, endüstri uzmanları, yenilikçiler, araştırmacılar ve
öğrenciler ile uluslararası bir forum sağlayacaktır. Sağlık uygulamaları ile ilgili bilimsel
ve klinik araştırma yapan tüm araştırmacılar , klinisyenler ve öğrenciler davetlidir .
21
NKU Biyomedikal Mühendisliği Bülteni
Ocak 2014
2014 Yılında Yapılacak Olan Biyomedikal Kongre ve Konferansları
MNMC 2014-EMBS Micro and Nanotechnology in Medicine Conference
(8-12 Aralık 2014-Turtle Bay Resort, Oahu, Hawai)
8-12 Aralık 2014 tarihinde ABD nin Hawai eyaletinde yapılacak olan konferans
Mikro ve Nanoteknoloji alanındaki gelişmeleri kullanarak daha hızlı, daha nicel ve daha
az pahalı biyomedikal çözümler için ileri teknolojileri geliştirme yönünde güçlü ve açık
diyalogu teşvik edecektir. Harvard, Kuzey Carolina, Northwestern,Washington Üniversitelerinden konuşmacılar katılacaktır.
SİU 2014
SİU 2014, 23-25 Nisan 2014 tarihleri arasında Karadeniz Teknik Üniversitesi, Prof. Dr. Osman Turan Kültür ve Kongre Merkezi'nde yapılacaktır. Akademik ve endüstriyel alanlardaki araştırmacıları, Sinyal İşleme, Görüntü İşleme, İletişim ve Biyomedikal konularındaki özgün çalışmalarını bilim dünyası ile SIU 2014’de paylaşmak üzere
Trabzon’a bekliyoruz.
MEDİCA
(12-15 Kasım 2014 Düseldorf,Almanya)
Medica, hastane içi teçhizatlardan hastane dışı cihazlara kadar bir çok ürünü kapsayan sağlık ürünleri ticaret fuarıdır. Ticari bir fuar olmanın yanı sıra düzenlenen kongre
ve forum ortamları ile sağlık sektöründe yaşanan yenilikleri katılımcılara aktaran bilimsel bir yöne sahiptir. Fuar süresince sektör çalışanları ve bilim insanları arasında bilgi
alış verişleri ve eğitimsel faaliyetler gerçekleşmektedir. Fuara 70’in üzerindeki ülkeden
firmalar ve 115’in üzerinde ülkeden de ziyaretçiler bulunmaktadır.
Hazırlayan: Emre AYKAÇ
22
NKU Biyomedikal Mühendisliği Bülteni
Ocak 2014
Kültür ve Sanat
KÜLTÜR VE SANAT
2013’ÜN EN ÇOK İZLENEN FİLMLERİ
CM101MMXI
Fundamentals
VizyonTarihi:
03.01.2013
Yönetmen:
Cem Yılmaz
Seyirci Sayısı
3.454.131
Açlık Oyunları
Vizyon Tarihi:
22.11.2013
Yönetmen:
FrancisLawrence
Seyirci Sayısı:
41.089.241
Kelebeğin Rüyası
Vizyon Tarihi:
11.09.2013
Hobbit
VizyonTarihi:
3.12.2013
Yönetmen:
Peter Jackson
Yönetmen:
Yılmaz Erdoğan
Seyirci Sayısı:
48.657.454
Seyircisayısı:
1.949.520
Hükümet Kadın
Vizyon Tarihi:
08.11.2013
Yönetmen:
Sermiyan Midyat
Çanakkale
Vizyon Tarihi:
15.03.2013
Yönetmen:
Kemal Uzun
Seyirci sayısı:
1.949.520
Seyirci sayısı:
1.373.234
Hazırlayan: Lamia KARDİYEN
23
NKU Biyomedikal Mühendisliği Bülteni
Ocak 2014
2013 Yılının Öne Çıkan Kitapları
2013 YILININ ÖNE ÇIKAN KİTAPLARI
BEYOĞLU’NUN EN GÜZEL ABİSİ
Yılbaşı gecesi işlenen bir cinayet... Tarlabaşı'nın arka sokaklarında bulunan bir erkek cesedi. Öldürülmüş erkeklerin en yakışıklısı, belki de en kötüsü. Karanlık sırların
ortaya çıkardığı utanç verici bir gerçek. Gururlarının kurbanı olmuş erkekler, onların hayatlarını yaşamak zorunda
olan kadınlar. Bu cinayetler yatağında, bu kötülükler bahçesinde, bu insan eti satılan can pazarında masumiyetini
korumaya çalışan bir adam. Bir zamanlar İstanbul'un en
gözde yeri olan Beyoğlu'nun hazin hikâyesi.
DÜĞÜMLERE ÜFLEYEN KADINLAR
Bir kadının kalbini fena kırmış
bir adam... O adamı öldürmek
için çölü geçmeyi göze almış
dört kadın... Düğümlere Üfleyen Kadınlar bu yolculuğun
romanı.
CEHENNEM
"Cehennem"de
karşısına çıkan
gizemi çözebilmesi için Profesör Langdon’ın
eski cebir derslerini yeniden hatırlaması gerek.
VE DAĞLAR YANKILANDI
Hayat farklı aileleri sevgi ve fedakârlık, ihanet ve sadakat gibi ortak
duygularla sınarken, karakterlerin başlarına gelenler ve yaptıkları
seçimler, kitabın her biri ayrı bir renk ve lezzet taşıyan katmanlarını
oluşturuyor. Afganistan'ın küçük bir köyünde doğan ve okuru Kâbil'den Paris'e, San Francisco'dan Tinos adasına taşıyan bu öykü, her
sayfada renklenip güçleniyor.
Hazırlayan: Bahar DEMİRHAN
24
NKU Biyomedikal Mühendisliği Bülteni
Ocak 2014
Künye
KÜNYE
EDİTÖR
Hilal Aybüke MERCAN
Sabiha YARLUĞKAL
TASARIM SORUMLUSU
Erdi DEDE
YAZARLAR
Ahmet Hıfzı BACAKSIZ
Bahar DEMİRHAN
Emre AYKAÇ
Gamze ÖZER
Hilal Aybüke MERCAN
Hülya AŞÇIOĞLU
Lamia KARDİYEN
Oğuzhan GÖKMEN
Öznur GÜL
Kübra GEMİCİ
Sabiha YARLUĞKAL
Seda GÜNGÖRDÜ
Şerife ÇELİKBAŞ
İLETİŞİM
[email protected]
[email protected]
25
NKU Biyomedikal Mühendisliği Bülteni
Ocak 2014
26
Download

Ocak 2014 - E-Universite - Namık Kemal Üniversitesi