Dağlık Karabağ Sorunu’nun Çatışma Çözümü
DAĞLIK KARABAĞ SORUNU’NUN ÇATIŞMA ÇÖZÜMÜ PERSPEKTİFİNDEN ANALİZİ
Yazar: Uğur Yasin ASAL*
Giriş
Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte dünya üzerinde meydana
gelen çatışmaların birçoğunun etnik temele dayanan mikro milliyetçi akımların etkisiyle gerçekleştiği görülmektedir. Bu çatışmaların,
çoğunluk itibariyle Asya bölgesinin (90’lı yılların sonundan itibaren
şekillenmeye başlayan) jeopolitik yapısının temelinden kaynaklandığı görülmektedir. Bölgede bu bağlamda devam eden sorunlardan
birisi ise Dağlık Karabağ çatışmasıdır. Dağlık Karabağ Çatışması
içerdiği birçok yapısal unsur itibariyle, sadece Kafkasya bölgesini
ilgilendiren bir sorun olmaktan öteye geçmekte ve Asya bölgesinin
temel bir meselesi haline gelmektedir. Soruna taraf olan aktörlerin
sayısındaki çokluk, sorunun uluslararası güvenliği ilgilendiren yapısını ortaya koymaktadır.
Dağlık Karabağ sorunu, çatışmaya taraf olan her iki ana aktörün
ulusal kimlik oluşumunda meydana getirdiği etki yüzünden çözümün önündeki en büyük engellerden birini içerisinde barındırmaktadır. Sorunun tarafları olan Ermenistan Cumhuriyeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti, SSCB’nin dağılmasına müteakip bağımsızlıklarını ilan ederek geç kalan uluslaşma süreçleri içerisinde devlet ve
kimlik inşası oluşturma girişimlerini başlatmışlardır. Söz konusu
sürecin en önemli retoriklerinden birisini düşman imgeler üzerinden
meydana getirilmiş ulusal kimlik oluşumu teşkil etmektedir. Yabancı dildeki literatüre “Xenophobia” olarak giren olgu, Türkçe’de yabancı düşmanlığı kavramını karşılamaktadır. Özellikle, Ermenistan
*
Stratejik Araştırmalar Enstitüsü, Araştırmacı, [email protected]
57
Asya’da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları
Cumhuriyeti’nin geç kalan uluslaşma sürecinde Ermeni kimliğini,
öncesinde “Ermeni Soykırımı” söylemi üzerine oluşturması, sonrasında ise Dağlık Karabağ bölgesinin Azerbaycan Türkleri tarafından
işgal altında tutulduğunu iddia etmesi, Ermeni kimliğinin modern
dönemde vücuda gelmesinde rol oynayan en önemli faktörler olarak değerlendirilmektedir. Öte yandan Azerbaycan Cumhuriyeti de
ülkenin yaşamakta olduğu çatışmayı ve yine bu çerçevede kaybedilen topraklar için sarf edilen çabayı, ulusal kimlik mücadelesinin
itici gücü olarak değerlendirmektedir. Sorunun bu olgusal yapısına
ek olarak Dağlık Karabağ çatışmasının devam etmesinde, bölgenin
tarihsel süreci içerisinde; farklı zaman dilimlerinde yaşamış olduğu
demografik değişiminin de önemli bir rolünün olduğu değerlendirilmektedir.
Bölgesel güvenliğin temel sorunlarından birisi haline gelen Dağlık Karabağ çatışması üzerine yapılan çalışmalar, genelde tasviri bir
yaklaşım sergilemektedir. Analitik değerlendirmelerin yer aldığı
çalışmalarda ise, günümüz karar verme süreçlerinde etkin rol oynayan “çatışma çözümü bakış açısı”nın genellikle dikkate alınmadığı
gözlemlenmektedir. Buradan hareketle makalenin çıkış noktasını,
Dağlık Karabağ çatışmasının tarafların tezlere, yaklaşımı açısından
yeterince ele alınmaması, bu çerçevede sosyal bilimlerde gittikçe
önemi artan bir şekilde kullanılan çatışma çözümü modellemesi ile
simülasyonunun eksikliği oluşturmaktadır. Çalışmanın problem alanını ise, Dağlık Karabağ çatışması üzerine yapılan analizlerin sorunun sadece ana aktörleri üzerinden yapılıyor olması ve bu çerçevede
Kafkasya bölgesi ile sınırlandırılışı meydana getirmektedir. Buna
ek olarak makalede izlenen yöntemi, çatışma çözümü bakış açısında stratejik değerlendirmeler ve bu kapsamdaki analitik çıkarımlar
oluşturmaktadır.
Makalede ilk olarak sorunun tarihsel süreçteki yerine değini58
Dağlık Karabağ Sorunu’nun Çatışma Çözümü
lecek, akabinde sorunun kuramsal yaklaşımı ele alınacaktır. Söz
konusu yaklaşımları, çatışma çözümü perspektifi üzerine yapılmış
olan kuramsal açıklamalar takip edecektir. Çalışmanın ilerleyen bölümlerinde ise çatışmaya taraf olan ana aktörlerin ve uluslararası
oyuncuların tutumları ele alınacaktır. Çatışmanın çözümüne yönelik modellemenin sunuluşunun ardından aktörlerin geleceğe yönelik
stratejik kararları, oyun teorisi bağlamında tartışılmaya çalışılacaktır.1
Tarihsel Süreçte Dağlık Karabağ Sorunu
Karabağ bölgesiyle ilgili tarihi kaynaklara bakıldığında, bölgenin farklı dönemlerde farklı milletler tarafından yönetildiği göze
çarpmaktadır. Söz konusu unsurlar, sorunun hâlihazırdaki etnik
durumunu daha iyi analiz etme adına önem taşımaktadır. Tarihsel
açıdan ele alındığında, Dağlık Karabağ bölgesi Osmanlı, İran ve
Çarlık Rusya yönetimi altında kaldığı görülmektedir. Bölge, 1555
Amasya Antlaşması ile Osmanlı Devleti’ne, 1735 Gence Antlaşması ile İran’a ve 1828 Türkmençayı Antlaşması ile Çarlık Rusya’ya
bırakılmıştır. Birinci Dünya Savaşı sonrasında ise, bölgeye Osmanlı Devleti ve İngilizler hâkim olmuştur. Her ne kadar Azerbaycan
1918’de bağımsızlığını ilan ettiyse de 1920’lerden itibaren bölge,
Azerbaycan Cumhuriyeti adı altında Sovyetler Birliği yönetimi altına girmiştir.2
Dağlık Karabağ’ın Ermenistan ile bütünleşme isteği, 1987 yılında 75.000 Ermeni’nin imzalarıyla birlikte dönemin SSCB Ge1
Stratejik karar verme konusunu inceleyen sosyal bilim koluna “Oyun Teorisi”
denir. Dixit, A. K. ve Nalebuff, B. J. (2010, s. 6). Stratejik Düşünme İş, Politika ve
Günlük Yaşamın Rekabetçi Yanı. İstanbul, Sabancı Üniversitesi Yayınevi
2 Özdal, H. (23 Haziran 2009). Tarihsel Kördüğüm ‘Dağlık Karabağ’ ve Rusya
Faktörü. 02 Haziran 2011 tarihinde http://www.usak.org.tr/makale.asp?id=985
adresinden alınmıştır.
59
Asya’da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları
nel Sekreteri Mikhail Gorbachev’e sunulmuştur. Bu olaydan sonra Dağlık Karabağ parlamentosunun Ermeni parlamenterleri, 20
Şubat 1988 yılında bölgeyi Ermenistan’la bütünleştirmek yönünde oy kullanmıştır. Söz konusu karar sonrasında, Ermenistan ve
Azerbaycan’da yaşayan her iki ülkenin tarihsel temelde tabiiyetine
ait azınlıklara karşı saldırılar başlamış, söz konusu ülkelerden sayıları büyük oranlara ulaşacak olan göçler başlamıştır. 1991 yılındaki
bağımsızlık için yapılan halk oylamasının ardından ise iki taraf arasında savaş meydana gelmiştir.3 Üç yıl içerisinde Ermeniler, Dağlık
Karabağ’ı işgal etmiştir.4
Ermenistan ulusal kimliğinin inşası sürecinde önemli bir yere
sahip olan Dağlık Karabağ sorunu, temelde Ermenilerin ulusal sınırlarını genişletme arzuları çerçevesinde değerlendirilmektedir.
Ermenilerin bu arzusu milli ideolojileri olan “Haydat (Denizden
denize Ermenistan)” anlayışına dayanmaktadır. Söz konusu ideoloji
kapsamında üç temel amaç bulunmaktadır. Bunlar:
• Tarihsel süreçte Ermeniler tarafından vatan olarak kabul
edilen toprakların birleşik Ermenistan’ın kurulması amacıyla geri
alınması;
• Dünyanın farklı bölgelerinde yaşamlarını sürdüren Ermenilerin kurulacak devlete geri döndürülmeleri;
•
Kurulacak olan devletin sosyal bir olgu taşımasıdır.5
3
Ermenistan’ın Sovyetler Birliği’nden ayrılarak bağımsız bir devlet olması için
21 Eylül 1991 tarihinde yapılan halk oylamasına katılım % 95 gibi çok yüksek bir
orana ulaşmıştır. Katılanların % 94’i bağımsızlık lehinde oy kullanmıştır. Lütem,
Ö. E. Türkiye ve Azerbaycan’ın Ermenistan ile Sorunları, Karabağ Sorunu. 05
Ağustos 2011 tarihinde http://www.avim.org.tr/bilgibankasi/tr/index5_1_2.htm#_
ftn16 adresinden alınmıştır.
4
Özkan, B. (2008, s. 577). Who Gains from the “No War No Peace” Situation? A
Critical Analysis of the Nagorno-Karabakh Conflict. Geopolitics (13), ss. 572-599.
5
Gül, N. (Haziran 2000, s.25). Yirmibirinci Yüzyılın Başlangıcında ‘Haydat’
60
Dağlık Karabağ Sorunu’nun Çatışma Çözümü
Sorunun Ermenistan ayağının felsefi temelleri yukarıdaki gibi
şekillenmekte olup Azerbaycan ayağında ise sorun, ülkenin toprak
bütünlüğünü muhafaza etme temeline oturmaktadır. Azerbaycan ve
Ermenistan için çekişmeli bir özerk bölge olan Dağlık Karabağ’daki çatışma, 1988 yılının Şubat ayında bölgede yaşayan Ermeniler
tarafından bir dizi saldırıların ve gösterilerin gerçekleştirilmesiyle
başlamıştır. Bu çatışmanın başlangıcı, uzun ve kademeli bir sürecin
ifadesi olarak 20. yüzyılın ilk çeyreğine kadar gitmektedir. Söz konusu çatışma devam eden süreçte taşma etkisi göstermiş; kuzeydeki
komşu Rusya ve güneydeki komşular Türkiye ile İran da soruna
dâhil olmuştur.6
Hem bölgede yaşayan etnik kimliklerin söz konusu ülkelerin
vatandaşlarıyla kültürel temelde bağlantılı olmaları hem de tarihi
miraslar göz önünde bulundurulduğunda, tarafların soruna dâhil
olmasının altında yatan neden daha iyi anlaşılmaktadır. Öte yandan Dağlık Karabağ sorunundaki üçüncü tarafı oluşturan unsurların yaklaşımları, meselenin, bu devletlerin Asya-Pasifik bölgesi
üzerinde girişecekleri bir mücadelenin de ön ayağını oluşturması
bağlamında değerlendirilmesini gerektirmektedir. Hâlihazırda, yaklaşık yirmi yıldır Dağlık Karabağ bölgesinde yaşanan sorun, Güney
Kafkasya’da 150.000 Ermeni’nin yaşadığı 4388 km²’lik kuşatılmış
bir alandan oluşmaktadır. Bu yapısı itibariyle Dağlık Karabağ Çatışması, Sovyetler Birliği’nin çöküşünün ardından çözülemeyen en
eski sorunlardan birisi olarak nitelendirilebilinir. Bir tarafta Ermenilerin kendi kendilerini yönetme hakkı bulunurken diğer tarafta
(Ermenilerin Davası), Stratejik Analiz (2)
6
Vaserman A. ve Ginat R. (1994, s.345). National, Territorial or Religious
Conflict? The Case of Nagorno-Karabakh. Studies in Conflict and Terrorism (17),
ss. 345-362.
61
Asya’da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları
Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü söz konusudur.7 Sorunun uluslararası meşruiyetini tespit etmede karşılaşılan en temel unsurlardan
birisi de Tchilingirian’ın ifade ettiği bu husustur. Uluslararası meşruiyetin tespiti, sorunun uzun vadede çözümünü kolaylaştıracağı
gibi soruna taraf olan aktörlerin yaklaşımlarına destek veya engel
olunması bağlamında da önem arz etmektedir. Sorun için tarihsel
eksende, uluslararası çözüm arayışlarının da söz konusu olduğu
görülmüştür. Bu çerçevede Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Teşkilatı
(AGİT), Dağlık Karabağ Sorunu’nun çözümüne yönelik bir takım
girişimlerde bulunmuştur.
AGİT’in 1992’deki ateşkesten hemen önce oluşturduğu inisiyatif, Minsk Grubu olarak adlandırılmaktadır. Söz konusu grup;
Türkiye, Rusya, Fransa, ABD, İtalya, Almanya, Beyaz Rusya, İsveç, Finlandiya, Portekiz, Hollanda, Ermenistan ve Azerbaycan’dan
temsilcileri içermektedir. Grup, bu temsilciler vasıtasıyla sorunun
çözümü için müzakereleri yürütmektedir. Ermenistan, Azerbaycan
ve Karabağ’dan temsilcilerle buluşan Minsk Grubu, ilk on yılda
sorunun çözümüne yönelik herhangi bir değişiklik olmadan süreci
devam ettirmiştir. Çatışmalarda ölenlerin sayısı 1994 yılından itibaren hızlı bir şekilde azalmış olmasına rağmen, Karabağ’da süregelen çatışma henüz tam manasıyla çözülememiştir. Öte yandan
çatışmanın ekonomik etkisi, özellikle Ermenistan üzerinde devam
etmektedir. Aynı zamanda çatışmanın her iki taraftaki mülteci sayısı
bakımından ve tarafların birliklerinde oluşan kayıplar açısından insani etkisinin de sürdüğü görülmektedir.8
Tarihsel süreçte AGİT’in girişimleri, çözüme yönelik diyalog
7
Tchilingiran, H. (1999, s. 436). Nagorno Karabagh: Transition and the Elite.
Central Asian Survey 18(4), ss. 435-461.
8
O’Lear, S. ve Whiting, R. (Haziran 2008, s.188). Which comes first, the nation or
the state? A multiple scale model applied to the Nagorno-Karabakh conflict in the
Caucasus. National Identities (10). ss. 185-206.
62
Dağlık Karabağ Sorunu’nun Çatışma Çözümü
zeminini inşa etmiştir. AGİT bu çerçevede üç çözüm önerisi ortaya
koymuştur. Bunlar sırasıyla; “Paket Çözüm”, “Aşamalı Çözüm” ve
“Ortak Devlet” şeklinde adlandırılmaktadır. Paket Çözüm önerisinde, sorunun çözümüne ilişkin bütün önemli noktaları kapsayan bir
anlaşma süreci öngörülmektedir. Aşamalı çözüm, barışın tam olarak
yerleşmesini öncelikli olarak istemekte; mülteciler için geri dönüş
şartlarının hazırlanması gerekliliğini vurgulamaktadır. Ortak Devlet
taslağı ise Dağlık Karabağ Cumhuriyeti’nin kurulmasını, söz konusu cumhuriyetin Azerbaycan Cumhuriyeti sınırlarının içinde, bu
devlet ile ortak devlet oluşturması gerekliliğini ifade etmektedir.9
Her üç çözüm planında da ekonomik unsurlar ön plana çıkartılarak
bölgeye yatırım yapılması ve bu doğrultuda liberal barışın inşası
amaçlanmaktadır. Fakat çözümün reel politik bir çerçevede oluşabilmesi için zamana ihtiyaç olduğu değerlendirilmektedir. Reel politik söz konusu olduğunda ise sorunun tarafları genişlemekte ve bu
doğrultuda çözüm süreci uzamaktadır.
Azerbaycan ve Ermenistan arasında gerçekleşen çatışmalar tarihsel olarak değerlendirildikten sonra, söz konusu çatışmaların ardından gerek Azerbaycan ve Ermenistan’ın gerekse de soruna taraf
olan bölgesel ve küresel güçlerin yaklaşımlarına değinmek gerekmektedir. Bahse konu olan yaklaşımların, sorunun bütünsel değerlendirilmesi amacıyla oluşturulacak çatışma çözümü modelinin ve
aktörlerinin, bu çerçevedeki karar havzalarının daha iyi anlaşılabilmesi açısından önem arz ettiği düşünülmektedir.
Dağlık Karabağ Sorununda Tarafların Yaklaşımları
Dağlık Karabağ sorunu realist yaklaşım açısından değerlendirildiğinde, soruna taraf olan aktörlerin girişimleri daha iyi anlaşılacaktır. Realist düşünceye göre, eğer iki kutuplu güç dengesi sona
9
Aliyev, T. (2006). Dağlık Karabağ Sorunu ve Uluslararası Örgütler. Ankara
Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi.
63
Asya’da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları
erdiyse ve bir küresel güç dünya siyaset sahnesinden uzaklaştıysa
(güç boşluğundan oluşan yapının mantıksal sonucu), bu güç boşluğu küresel ve bölgesel aktörler tarafından doldurulacaktır.10 Dolayısıyla, soruna taraf olan Azerbaycan ile Ermenistan dışındaki devletler ile yine soruna doğrudan ve/veya dolaylı olarak müdahil olan
aktörlerin yaklaşımlarını bu çerçevede değerlendirmek mümkündür. Buradan hareketle Dağlık Karabağ sorununda yedi temel aktör
bulunmaktadır. Bunlar; ABD, Rusya, Avrupa Birliği, İran, Türkiye,
İslam Dünyası ve Çin’dir. Her aktörün çıkarları ve bu doğrultudaki
manevraları, Dağlık Karabağ sorunu karşısında farklı çözüm yolları
aradıklarının bir göstergesidir.11 Dağlık Karabağ Sorunu’na bölgede yaşayan unsurlar açısından
bakıldığında Karabağ Özerk Bölgesi’nin askeri liderlerine göre çözüm ilk başta gelmekte ve bu çözüm doğrultusunda Ermenistan’a
doğru bir kara bağlantısı kurmak gerekmektedir. Ayrıca gelecekte karşılaşılacak her türlü Azeri saldırısına karşı tampon bir bölge
oluşturulmak da istenmektedir. Sağlanacak tampon bölgenin nihai
amacı, Karabağ’ı Ermenistan Cumhuriyeti’ne bağlayabilmektir.
Bu tampon bölgenin oluşturulması maksadıyla Karabağ kuvvetleri savaşın devamında Azerbaycan’ın gelişen şehirlerinden birisi
olan Agdam’a doğru yönelmiş; ancak yüz bin kişilik şehrin yaşayanları Karabağ kuvvetlerini burada durdurmuştur.12 Çatışmalar esnasında Azerbaycan’a ait Karabağ topraklarının çoğu, Ermenistan
Cumhuriyeti’nin kontrolüne geçmiştir. Gürel, yukarıdaki tezlere ek
olarak Ermenistan’ın amacını şu şekilde ifade etmektedir: “Bugün
10
Özkan, B. (2008, s. 573). Who Gains from the “No War No Peace” Situation? A
Critical Analysis of the Nagorno-Karabakh Conflict. Geopolitics (13), ss. 572-599.
11
Ismailzade, F. (Yaz 2005, s.104). The Geopolitics of the Nagorno-Karabakh
Conflict. Global Dialogue (7), ss.104-111.
12
Uhlig, M. A. (1993, s.49). The Karabakh War. World Policy Journal (4), ss.
47-52.
64
Dağlık Karabağ Sorunu’nun Çatışma Çözümü
Ermenistan’ın niyeti, Karabağ’da bağımsız bir Ermeni Devleti’nin
kuruluşunu sağlayacak koşulları yaratarak buradaki Ermeni çoğunluğun isteği doğrultusunda bölgeyi kendisine bağlayabilmenin yollarını açmaktır. Herhalde Ermeniler, Dağlık Karabağ’da bu yüzden
bağımsızlık ilan etmiştir.”13 Gürel’in de ifade ettiği gibi bölgede yaşayan Ermenilerin söz konusu çatışmalar sonrasında söylemlerini
oturttukları temel düzlem, bölgesel çoğunluklarından ötürü self–determination (kendi kaderini tayin) hakkının olduğudur. Ermenilerin
bu temel söylemi karşısında Azerbaycan, Dağlık Karabağ Savaşı’nı
Ermenistan’ın, sınırlarını genişletme isteği sonucu ortaya çıkardığını söylemiştir. Ermenistan ise savaşın, Dağlık Karabağ ile Azerbaycan arasında patlak verdiğini; Ermenistan’ın, Dağlık Karabağ’daki
Ermeni nüfusunu ve Dağlık Karabağ Ermenilerinin kendi kaderini
tayin hakkını korumak amacıyla savaşa dâhil olduğunu savunmuştur.14 Ermenistan Cumhuriyeti bu şekilde bir söylem oluşturarak
sorun karşısında uluslararası meşruiyeti kazanma çabası içerisine
girmiştir. Aynı çaba içerisindeki Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün ihlali konusundaki itirazları da uluslararası kamuoyu tarafından değer görmektedir. Buna ek olarak Azerbaycan, son yıllardaki
diplomatik çabalarının Dağlık Karabağ sorununda bir çözüm olabileceği fikrinden öteye geçerek askeri seçenekleri de değerlendirmeyi düşünmektedir. Askeri müdahale eğilimi, hem Azerbaycanlı üst
düzey bürokratlar hem de Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından
dile getirilmektedir. Aliyev’in Şubat 2010’da verdiği bir demeç;
ulusal çıkarların görmezden gelindiği düşünüldüğünde, bir takım
gerilimlerin kaçınılmaz olacağını vurgulamaktadır. Azerbaycan as13
Gürel, Ş. S., (s.104) Dağlık Karabağ Sorunu Üzerine Bir Not. Ankara
Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi Cilt 47 (1)
14
Özdal, H. (23 Haziran 2009). Tarihsel Kördüğüm ‘Dağlık Karabağ’ ve Rusya
Faktörü. 02 Haziran 2011 tarihinde http://www.usak.org.tr/makale.asp?id=985
adresinden alınmıştır.
65
Asya’da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları
keri doktrinine de yansıyan bu görüşe göre; Azerbaycan, sorunun
çözümü için gerekirse savaşılacağını belirtmektedir.15 Öte yandan
1994 yılından beri süren ateşkese rağmen, Erivan ve Bakü arasında karşılıklı diplomatik temsilcilikler bulunmamakta ve Bağımsız
Devletler Topluluğu’nun üyesi bu iki ülke arasında doğrudan ekonomik ilişkiler kurulamamaktadır. Buna karşın Azerbaycan, Güney
Kafkasya’nın üçüncü ülkesi Gürcistan’la olan yakın ilişkilerini sürdürmektedir.16 Bu çerçevede Türkiye’nin de dâhil olduğu Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı başta olmak üzere, gerçekleşen
diğer bölgesel projelerle Azerbaycan, Ermenistan’ı tecrit etme yoluna gitmektedir. Bu durum özellikle ekonomik açıdan Ermenistan’ı
zor durumda bırakmaktadır.
Dağlık Karabağ sorunu ekonomik açıdan bir değerlendirildiğinde, bölgede faaliyet gösteren petrol şirketlerinin istikrarsız bir ateşkese bağımlı oldukları ortaya çıkmaktadır. Bu durum ise iki nedene
dayanmaktadır; petrol ve insan hakları. Azerbaycan, kendi bağımsızlığını sürdürürken Hazar Denizi’ndeki petrol rezervlerini de kullanmak istemektedir. British Petrol ve Rus Lukoil’in de aralarında
bulunduğu şirketler ise, Azerbaycan hükümetinden imtiyaz almanın
yollarını aramaktadırlar.17 Söz konusu durum, hâkimiyet mücadelesi arasında yer alan petrol bölgelerinin, istikrarsız bir yapı sergileme
durumunu da destekleyen bir örnektir.
Çatışmaya doğrudan taraf olmayan Rusya ve ABD’nin (aralarındaki tarihsel farklılıklararağmen) Ermenistan’a destek verdiği
15
Şiriyev, Z. (2010, s.134). Azerbaycan’ın Askeri Doktrini ve Dış Politika
Yansımaları. Orta Asya ve Kafkasya Araştırmaları (9), ss. 132-147.
16
Gachechiladze, R. (Yaz 2002, s.120). Geopolitics in the South Caucasus: Local
and External Players. Geopolitics (7), ss. 113-138.
17
Coleman, J. (1995, s.13). The Armenian Situation. European Business Review
(1), ss. 12-14.
66
Dağlık Karabağ Sorunu’nun Çatışma Çözümü
görülmektedir. Rusya, Ermenilere silah desteğinde bulunurken;
ABD, kişi başına düşen en yüksek mali desteği Ermenistan’a vermektedir. Buradan hareketle ABD’nin Dağlık Karabağ konusundaki
tutumu aşağıdaki gibi özetlenebilir:18
i.
Aşamalı çözüm stratejisine ağırlık vermek,
ii.
Çok taraflılık çerçevesinde çözümü desteklemek,
iii.
İran’ı mümkün olduğunca meseleden uzak tutmak ve çev-
relemek,
iv.
Bölgede demokrasiyi güçlendirmek,
Rusya ise Ermenistan ile 28 Ağustos 1997 tarihinde, “Dostluk
İş Birliği ve Karşılıklı Destek Antlaşması” imzalamıştır. Rusya’nın
sorunun çözümüne yönelik Ermenistan’a açıkça desteği söz konusudur. Ermenistan sınırı hâlihazırda Rus askeri birlikleri tarafından
muhafaza edilmektedir. Azerbaycan tarafının çatışmayı nihai sonucuna ulaştırabilmesinin önündeki en önemli engellerden birini,
Rusya Federasyonu’nun Ermenistan yanlısı tutumu oluşturmaktadır. Öte yandan Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Dağlık Karabağ sorununun çözümüne ilişkin kurduğu uluslararası temasların hemen
akabinde Rusya Federasyonu’nun, bölgedeki soruna farklı aktörleri
dâhil etmek istemediğini gösterir nitelikte politik manevralar yaptığı da görülmektedir.
Soruna dolaylı taraf olan ABD ve Rusya gibi küresel oyucuların yanında AGİT’in “Helsinki Kararları”nın ardından, Avrupa
Birliği’nin öncülüğündeki uluslararası toplum ve örgütler, Dağlık
Karabağ’daki askeri çatışmayı daha iyi analiz etmeye başlamış18
İşyar, Ö. G. (2002, s.390), Amerika Birleşik Devletleri ve Dağlık Karabağ
Uyuşmazlığı. Avrasya Dosyası (8), ss. 385-426.
67
Asya’da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları
lardır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Dağlık Karabağ
üzerine olan çözüm önerileri, çatışmanın Azerbaycan Cumhuriyeti
Dağlık Karabağ Bölgesi ve çevresinde gerçekleştiğini kabul eden
bir yaklaşımdır.19
Diğer aktörlerin ötesinde Minsk Grubu, belki de Dağlık Karabağ
sorununa neoliberal paradigmadan yaklaşım sergileyen tek aktördür. Minsk Grubu bu yaklaşımıyla tüm tarafları müzakere masasına
getirmeyi başarmıştır. Bu şekilde hareket edilerek sorunun öznel ve
nesnel boyutlarının birlikte değerlendirilebileceği düşünülmüştür.
1992 yılının başlarında Avrupa devletleri, Dağlık Karabağ sorununun bölgede yer alan Abhazya, Güney Osetya ve Çeçenya’daki
çatışmalardan farklı olduğunu ve sorunun bölgesel sınırlar dışında
Rusya, Türkiye, İran ve hatta ABD’nin müdahalesine açık hale geldiğini gözlemlemişlerdir.20 Çatışmaya dolaylı olarak bir diğer taraf
olan İran’ın Kafkaslara dönük çıkarları, İslami politikalarına karşın dinsel olguların dışında şekillenmektedir. Tahran’ın bölgedeki
birincil amaçları arasında kuzeybatı bölgesindeki istikrarsızlığı engellemek, İran’da yaşayan Azerilerin faaliyetlerini önlemek ve aynı
zamanda bölgenin enerji ihracı ve ulaşım alt yapısını sağlamak yer
almaktadır. İran, sorunun çözümüne yönelik oluşturulan süreçte Ermenistan tarafının yanında yer alarak Azeri kökenli vatandaşların
üzerindeki Azerbaycan etkisini zayıflatmak düşüncesindedir. Öte
yandan İran, bölgedeki etnik ve bölgesel grupları el altından desteklemeye de devam etmektedir. Bu şekilde, istediği zaman bölgedeki
19
Zourabian, L. (2006, s.256). The Nagorno-Karabakh Settlement Revisited: Is
Peace Achievable?. Demokratizatsiya, ss. 252-265.
20
Poghossian, L. (2006, s.63). Will There Ever Be Peace? An Analysis of the
International Involvement in the Nagorno-Karabakh Conflict Through the Teories
of Neorealism and Neoliberalism. MA Thesis. Faculty of Political Science
Villianova University.
68
Dağlık Karabağ Sorunu’nun Çatışma Çözümü
devletler üzerinde etki yapabileceğini düşünmektedir.21 Öte yandan
hem İran hem de Ermenistan kendilerini uluslararası kamuoyu tarafından dışlanmış hissetmektedirler. İran – Azerbaycan, Ermenistan
– Azerbaycan ve Ermenistan – Türkiye ilişkileri bu iki ülkeyi birbirine mecbur bırakmaktadır.
Soruna Türkiye özelinden değerlendirilme yapıldığında ise ülkenin Dağlık Karabağ Çatışması’nda Azerbaycan Cumhuriyeti’nin
tezlerini açıkça desteklediği görülmektedir. Tarihi ve kültürel ortak
mirasa sahip olan Türkiye–Azerbaycan ilişkileri, 20. yüzyılın son
döneminden itibaren “Tek Millet, İki Devlet” söylemi ekseninde şekillenmektedir. Türkiye, 1915 olaylarına yönelik Ermenistan iddiaları ve Ermenistan–Türkiye sınırının Ermeniler tarafından tanınmayışı nedeniyle Ermenistan ile diplomatik ilişkilerini durdurmuştur.
Öte yandan Türkiye, Azerbaycan toprağının Ermenistan tarafından
işgal edilmiş olmasından ötürü, Ermenistan kara sınırını kapalı tutmaktadır. Türkiye, bölgesinde barış ve istikrarın gerektirdiği çerçevede hareket etmekte ve sorunların barışçıl yollarla çözümünden
yana tavır sergilemektedir. Türkiye, Azerbaycan’ın talepleri çerçevesinde Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı ve Bakü-TiflisKars Demiryolu Projeleri’nde Ermenistan’a Dağlık Karabağ sorunundaki tutumundan ötürü yer vermemiştir.
Dağlık Karabağ sorununun tarihsel süreçteki seyri ve söz konusu soruna taraf olan devletlerin yaklaşımları ifade edildikten sonra
Dağlık Karabağ sorunu, çatışma çözümü yaklaşımı açısından ele
alınacak ve sorun çerçevesinde oyun teorisi kurgulanmaya çalışılacaktır.
21
Shaffer, B. (Yaz 2009, s.138). The Geopolitics of the Caucasus. Brown Journal
of World Affairs (15), ss. 131-142.
69
Asya’da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları
Çatışma Çözümü Yaklaşımı ve Dağlık Karabağ Sorunu
Çatışma çözümü yaklaşımı üzerine inşa edilen uluslararası
sorunların birçoğunda çatışma ve çözüm aşamaları iki ayrı unsur
olarak ele alınmaktadır. Doğru formüle edilmiş denklemlerin daha
kısa sürede sonuca ulaşacağı düşüncesinden hareket eden bu yaklaşıma göre ilk olarak çatışmaların nedenleri yalın bir şekilde ortaya
konmalı, akabinde bu nedenler üzerine sosyo-psikolojik araştırmalar yapılmalıdır. Sorun üzerine yapılacak söz konusu araştırmalar,
sorunsalın bütünsel olarak değerlendirilmesini olanaklı kılmakta;
nihayetinde sürdürülebilir bir çözüm üretme adına etkili olmaktadırlar. Buradan hareketle çatışma üzerine literatürde yer alan açıklamalara değinmekte fayda bulunmaktadır.
“John W. Burton’a (Conflict Resolution…) göre; çatışmalar,
taraflar arasında yüzeysel ya da geçici çıkar faklılıklarından ibaret
olan, uyuşmazlıklardan farklı olarak taraflar arasında kolaylıkla müzakere edilemeyen ve çözümlenemeyen sorunlardır. Uyuşmazlıklar,
sosyal hayatın normal ve yapıcı unsurları iken çatışmalar bireylerin,
grupların, toplumların uluslararası fiziksel ve psikolojik güvenliğini
ve gelecekteki gelişimlerini tehdit eden davranışlara sebep olmaktadır. Bir çatışma durumunda, her aktörün probleme kendi açısından
yaklaştığı, onu tanımlarken tek yanlı bir perspektif sergilediği görülmektedir. Çatışmalar genellikle taraflar ya da en azından bunlardan
biri açısından üst derecede duygusallık içeren durumlardır. Çoğunlukla her iki taraf da birbirini adeta ‘şeytan’ olarak addetmekte ve
bu şeytandan bir an önce kurtulmak için harekete geçilmesini istemektedirler. Başka bir deyişle, tarafların her biri açısından statükonun devamı katlanılamaz olarak değerlendirilmekte; ancak taraflar
bu durumdan kurtulmanın yegâne yolunu sonuna kadar mücadele
70
Dağlık Karabağ Sorunu’nun Çatışma Çözümü
etmekte görmektedir.”22 Mücadele aşamasının bu denli yüksek ilgileşim yüklü olması, çatışmaların vuku bulması esnasında yaşanan
kayıpların ve bu çerçevede oluşan askeri zayiatların sayısını yükseltmektedir. Şüphesiz, Dağlık Karabağ çatışmaları da geç dönem
20. yüzyılda en fazla zayiatın verildiği çatışmalar arasındadır. Öte
yandan, çatışmalar sonrası yurtlarından göç etmek zorunda kalan
Ermeni ve Azeri vatandaşlarının sayısı ise, çatışmanın dönemsel
benzerlerine oranla oldukça fazladır. Çatışmaların bu açıdan ele
alınmasıyla oluşan sosyolojik çıktılar, salt nedenleri itibariyle değil
sonuçları itibariyle de toplumsal inceleme konusu olabilmektedirler. Çatışmanın çözüm aşamasında sürecin değerlendirilme işlemi
ve nihai karara yönelik takınılacak tavırlarda, benzer sosyo-psikolojik tutumlara rastlanılmaktadır. Öte yandan, çatışmanın çözümü ve
yönetimi süreci sabit bir eksende değerlendirilmemeli, sürece ilave
olabilecek nitelikteki sosyal ve ekonomik unsurlar gözden kaçırılmamalıdır.
Çatışma Çözümü Yaklaşımı, kuramsal açıdan farklı yaklaşımlara sahip olmakla birlikte kendi içerisinde bir takım alt kısımlara sahiptir. Söz konusu yaklaşımlar; çatışma çözümü ve yönetimi
sürecini, salt politik bir süreç olmaktan öteye geçirerek sosyal ve
psikolojik boyutlarıyla da değerlendirmektedirler. Boulding’in ifadesine göre; güç etkileşimi ekseninde şekillenen çatışma çözümü,
negatif ve pozitif durumlarıyla beraber, genel bir sosyal süreç olarak
açıklanmaktadır. Deutshch’ın sosyal iletişim temelinde kurguladığı
modeli ise, uluslararası arenadaki aktörlere yönelik iletişim akışını
analiz etmektedir. Öte yandan sistem analitik metoduna baktığımızda, çatışmaların her ne kadar açıklayıcı güç olarak sınırlandırılsalar
da karışık verilerden oluşan çatışma çözüm hipotezini kurgulama
22
Mütercimler, E. (2006, s.671). Yüksek Stratejiden Etki Odaklı Harekâta Geleceği
Yönetmek. İstanbul: Alfa Yayınevi.
71
Asya’da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları
aşamasında kullanışlı oldukları belirtilmektedir.23 Çatışmaların
nedensel boyutlarına değindikten sonra çatışma çözümü sürecinin
sağlıklı bir işleyişe sahip olması için, iyi kurgulanmış bir yönetim
süreci gerektiğini belirtmekte de yarar vardır.
Black, çatışma yönetimini şikâyetlerin ele alınması ve buna karşın eyleme geçilmesi olarak tanımlar. Beş farklı çatışma yönetimi
olduğunu ve bunların sosyal şartlara göre oluştuğunu belirtir. Bunlar; kendinden yardım, fesih, müzakere, kararlaştırma ve müsaade
olarak ele alınabilir. Bu stratejilerden bazıları yukarıdan aşağıya
tümdengelimci sosyal kontrolü ifade ederken; diğerleri de aşağıdan
yukarıya tümevarımcı sosyal kontrolü açıklamaktadır.24
Değişik yapıdaki çatışma çözümü teknikleri, çatışma içerisindeki ülkelerin modern dünya sisteminde nerede yer aldıklarına göre
değişiklik arz etmektedir. Bu yaklaşım, tümdengelimci bir süreci
ifade etmekle birlikte, çatışmaların stratejik açıdan değerlendirmesini de olanaklı kılmaktadır. Çatışmanın bütünsel değerlendirmesi
üzerine yapılan analizlere katkı sağlayabilecek söz konusu süreç,
nihai çözümün sürdürülebilir olması adına önem arz etmektedir.
20.yüzyılın uzun bir döneminde egemen olan Soğuk Savaş esnasında erken uyarı veya risk değerlendirmesi modelleri, uluslararası
çatışmalar için en önemli sistemler arasında yer almışlardır. Risk
ve tehdit unsurlarının doğru zamanda analiz edilmesi, soruna karşı alınacak önlemlere ön alınması bağlamında yararlı olmaktadır.
Tümdengelimci ve tümevarımcı yaklaşıma ek olarak Mesquita,
faydalı bir model geliştirerek devletlerarası savaşta önemli şartları
23
House, J. (1984, s.4). War, peace and conflict resolution: Towards an Indian
Ocean Model. Transactions of the Institute of British Geographers New Series (9),
ss. 3-21.
24
Borg, M. J. (Haziran 1992, s.265). Conflict Management in the Modern WorldSystem. Sociological Forum (7), ss. 261-282.
72
Dağlık Karabağ Sorunu’nun Çatışma Çözümü
tanımlamış ve söz konusu modeli, politik iç gelişmeleri tahmin ve
değerlendirme için de kullanmıştır.25
Çatışma çözümü üzerine yapılan kuramsal açıklamaları belirttikten sonra Dağlık Karabağ sorunu özelinde yer alan yapısal
özellikleri değerlendirmekte fayda bulunmaktadır. Söz konusu değerlendirmeler, çatışma çözümü yaklaşımı üzerine inşa edilecek sorunun analizi noktasında önem arz etmektedir. Dağlık Karabağ sorunu, en net etnik ve ulusal çatışmalardan birisidir. Sorun içerisinde,
bağımsız iki ulus tarafından sergilenen düşmanlık söz konusudur.
Buna ilaveten Karabağ’daki çatışma devam etmektedir. Şu ana kadar gerçekleştirilen çatışmalarda her iki tarafın zayiatı da yüksektir;
yerinden edilmiş kişilerin sayısı diğer uluslararası çatışmalara göre
daha fazladır. Tüm iç faktörler ve artan çatışma kuşkusu ile birlikte
toplumların yaşamakta olduğu sancılı süreç, çatışmada uzlaşma ve
çözümün oldukça zor olduğunu göstermektedir.26 Öte yandan, sorunun değerlendirilmesi ve bu çerçevede geleceğe dönük senaryoların
oluşturulabilmesi için bazı içsel unsurların belirtilmesi gerekmektedir. Özkan’a göre, Dağlık Karabağ sorununu anlama ve analiz etmede üç temel faktörün etkisi söz konusudur. Bunlar; toplumların
mücadelesi, tarihsel olaylar ve kültürel temelde güvensizlikler olarak sıralanabilir.27 Şüphesiz, tarihsel olaylar ve bu doğrultuda sorunun günümüz yansımaları, söz konusu faktörler arasında çözümün
önündeki en güçlü engellerden birisini oluşturmaktadır.
25
Poe, S. C., Rost, N. ve Carey, S. C. (Ağustos 2006, s.487). Asessing Risk and
Opportunity in Conflict Studies: A Human Rights Analysis. The Journal of Conflict
Resolution (50), ss. 487-507.
26
Hill, W. H. (Mart 2009, s.221). Reflections on Negotiation and Mediation: The
Frozen Conflicts and European Security. Slovic Research Center at Hakkaido
University. ss. 219-225.
27
Özkan, B. (2008, s.574). Who Gains from the “No War No Peace” Situation? A
Critical Analysis of the Nagorno-Karabakh Conflict. Geopolitics (13), ss. 572-599.
73
Asya’da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları
Çatışma Çözümü Modellemesi
Bu bölümde, David Lalman’ın 1988 yılında American Journal of
Science dergisinde yayımlanan “Çatışma Çözümü ve Barış” isimli
makalesinde de referans gösterdiği, çatışma çözümü literatüründe
önemli bir isim olan Bueno de Mesquita’nın da kurguladığı model
üzerinden soruna yönelik bir takım analitik çıkarımlar yapılacaktır. Söz konusu model ulusal politikanın devletin refahı noktasında
kurgulandığında, ulusal karar vericilerin çatışma üzerine davranışlarının ne yönde şekilleneceğini tanımlamaktadır. Bu örnekte, her
oyuncu hareketinin rakibininkine karşı en iyi yanıttan oluşmuş strateji kombinasyonları yer almaktadır.
Durumlar ve Krizler
Herhangi iki ulus arasındaki bir durumun tanımı, iki ulusun kazanç-fayda beklentilerine
göre değişkenlik arz etmektedir. İki ulus arasındaki politika farklılığını Dağlık Karabağ
Çatışması’nın temel aktörleri
olan Azerbaycan ve Ermenistan
üzerinden göstermek mümkündür. Her iki ulus arasındaki çatışma durumu aşağıdaki gibi matematiksel olarak ifade edilebilir.
Grafik – 9. Beklenen Davranışlar
Kaynak: Lalman, 1988, s.592.
a: Azerbaycan, e: Ermenistan ve U: Fayda ise,
s= (
(
(
)).
Koordinat sistemi, her iki ulus arasında ortaya çıkabilecek
74
Dağlık Karabağ Sorunu’nun Çatışma Çözümü
olası durumları formüle etmektedir. Yatay eksen, Azerbaycan’ın
Ermenistan’a karşı politik faydaları çerçevesinde; a’nın, e’nin politikalarını zorlamayı seçmesi
(
denklemi ile ifade
etmektedir. Dikey eksen ise; bunun tam tersi ifadeyi,
(
) gösterimi ile belirtmektedir. Durumu ifade eden ‘s’(situation)
ise polar (kutupsal) koordinat formunda yer almaktadır. Polar koordinatlar ise, θ ve bu açının uzaklığını ifade eden ‘r’ de bir araya
gelmekte, ‘x’ durumu ise, θ ve r’nin orjine olan konumunu göstermektedir.
Söz konusu semboller ve açılar, soruna taraf olan ulusların davranışlarını matematiksel bir temele oturtmaktadır. Bu açıdan değerlendirildiğinde, polar koordinat düzlemi içerisinde II. bölgede gerçekleşecek olan olası durumlar, matematiksel olarak ulusların davranışlarını sinüs θ açısı ile göstermektedir. Sinüs θ, Ermenistan’ın
(e) davranışları ile Azerbaycan’ın (a) davranışlarının orantılanmasını ifade etmektedir. İlerleyen bölümde bu orantılama işlemi, aktörlerin olası davranışlarını eyleme geçirdikleri oyun matrislerinde
ortaya konacaktır. Lalman, söz konusu durumda tarafların strateji
seçeneklerini şöyle ifade etmektedir:
• Hiçbir şey yapmama; karşılıklı düşmanlık çerçevesinde
herhangi bir eylemde bulunma serbesttir;
• Ayrıcalık kazanmak için diğer aktör üzerinde talepte bulunulabilir;
• Çatışmada inisiyatifi elinde tutan taraf devletin çıkarı için
şiddeti arttırabilir.28
Söz konusu koordinat sistemi yardımıyla belirtilen rasyonel
sonuçlar, çatışmanın analizi noktasında gerçekleşecek karar verme
sürecinin matematik akıl ekseninde ortaya çıkmasına yardımcı ola28 Lalman, D. (Ağustos 1988, s.593). Conflict Resolution and Peace. American
Journal of Political Science (32), ss. 590-615.
75
Asya’da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları
caktır. Koordinat düzlemi, makalede öne sürülen savların sayısal
verilerle desteklenerek daha güçlü çıkarımlar yapılmasını amaçlamaktadır.
Aşağıda yer alan matris tablo ise, oyun teorisi bağlamında ulusların karar alma süreçlerini oraya koymaktadır. Söz konusu matris
çerçevesinde Azerbaycan (a), Ermenistan’ın (e) müzakere tutumuna müzakereyle karşılık verirse (1) numaralı durumda barışın kurulması mümkün gözükmektedir. Diğer taraftan, eğer Azerbaycan
(a)’nın müzakere yaklaşımına Ermenistan (e) savaş ile karşılık verirse, (3) numaralı durumda Ermenistan(e)’nın askeri müdahaleye
başvurabileceği gözükmektedir. Buna karşılık Azerbaycan (a), Ermenistan (e)’nın müzakere teklifine savaşla karşılık verirse, (2) numaralı durumda Azerbaycan’ın askeri müdahaleye başvurabileceği
gözükmektedir. Son olarak, her iki taraf yani Azerbaycan (a) ve Ermenistan (e) savaşmayı tercih ederse ortaya çıkacak mutlak sonuç,
savaşın gerçekleşeceğidir.
Tablo – 5. Strateji Seçeneklerine ve Çıktılara Göre Şidde
Tanımları29
Dağlık Karabağ çatışmasına oyun teorisi bağlamında yaklaşıldığında, ortaya çıkabilecek sonuçların daha rasyonel olarak gözlemlendiğini ifade etmek mümkündür. Oyun teorisi, her iki aktörün
29
Lalman, a.g.m., s. 593.
76
Dağlık Karabağ Sorunu’nun Çatışma Çözümü
karar verme sürecinde matematik aklın egemen kılınmasını ifade
etmektedir.30 Bu bağlamda oyun teorisi, sosyal bilimlerin egemen
olduğu süreçler ile matematiğin kaidelerini birleştirerek maksimum
politik faydaya ulaşmayı amaçlamaktadır.
Tablo – 6. Olası Strateji Seçenekleri31
Yukarıdaki şekilde, krizin çözümü esnasında ortaya çıkabilecek tüm olası durumları görmek mümkündür. Söz konusu durumlar, matematiksel olarak altı farklı şekilde ifade edilebilmektedir [P: Olasılık]:
Durum (1): Her iki aktöründe sorunu tırmandırmaması,
P(Barışçıl Tutum) = (1- P(
)) . (1- P(
))
Durum (2): a’nın sorunu tırmandırması karşısında e’nin müzakere teklifi,
P(
) =P(
30
Bazı oyunlarda oyuncuların iş birliği yapması, her iki oyuncuya da yarar
sağlayacaktır. Bu durumlarda ne zaman rekabet edilmeli ne zaman iş birliği
yapılmalı, bunu çok iyi hesap etmelidir. Bu davranışı göstermeye de genelde
“Matematik Akıl Kullanma” denir. Mütercimler, E. (2006, s.88). Yüksek Stratejiden
Etki Odaklı Harekâta Geleceği Yönetmek. İstanbul: Alfa Yayınevi.
31
Lalman, a.g.m., s. 595.
77
Asya’da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları
)
Durum (3): a’nın müzakare teklifi karşısında e’nin sorunu tırmandırması,
P
) = (1- P(
)) . P(
)
Durum (4): Her iki aktörün savaş kararı,
P(Savaş) = P(
P(
)
Durum (5): Şiddetin yükselmesinin farklı konumları,
P(Şiddet) = 1 – [1- P(
)) . (1- P(
) ].
Durum (6): Çatışmanın yükselmesinin askeri müdahaleye sağladığı olasılık,
P(Müdahale) = [(1- P(
(1- P(
)) . P(
))] + [ P(
))].
Söz konusu olasılık formülasyonları Dağlık Karabağ sorununda
tarafların olası strateji seçeneklerini matematiksel bir temele oturmakta ve bu doğrultuda aktörlerin rasyonel karar süreçlerine çıktılar
sağlamaktadır. Çatışma üzerindeki olasılıkların rasyonel ve matematiksel olarak ortaya konuluşunun ardından aktörlerin karar verme
sürecine değinmek gerekmektedir.
Karar ağaçları, bir strateji oyunundaki seçenekleri rasyonel olarak görebilmek için kullanılmaktadır. Ancak burada bir takım sorunların olduğu da gözden kaçırılmamalıdır. Strateji oyunlarında iki
ya da daha fazla oyuncu yer alabilmektedir. Ağaç boyunca dalların
ayrıldığı noktalarda karar verme sırası oyuncular arasında farklı ola78
Dağlık Karabağ Sorunu’nun Çatışma Çözümü
bilmektedir. Daha önceki bir noktada karar veren kişi, sadece gelecekteki kendi seçeneklerine değil, diğer oyuncuların seçeneklerine
de bakmalıdır. Stratejik düşüncenin kavramsal açıklaması burada
ortaya çıkmaktadır.32
Şekil – 1. Diğer Uluslarla Mücadeleyi Gösteren Karar Ağacı33
Öte yandan stratejik durumların çoğu, uzun bir kararlar dizisi ve
buna bağlı olarak birden fazla seçenek içermektedir. Bu seçeneklerin sadece sözel akıl yürütme ile izlenilebilmesi mümkün değildir.
32
Dixit, A. K. ve Nalebuff, B. J. (2010, s.38). Stratejik Düşünme İş, Politika ve
Günlük Yaşamın Rekabetçi Yanı. İstanbul, Sabancı Üniversitesi Yayınevi
33
Lalman, a.g.m., s. 604.
79
Asya’da Güvenlik Sorunları ve Yansımaları
Stratejik düşüncede yer alan “İleriye bak, geriye doğru akıl yürüt”
kuralını başarılı bir şekilde uygulayabilmek için karar ağacı olarak
adlandırılan görsel yardım gerekmektedir. Bu bağlamda, yukarıdaki karar ağacında Dağlık Karabağ çatışmasının ana aktörlerinden
birisi olan Azerbaycan(a)’nın hamleleri, karar verme süreci çerçevesinde değerlendirilmektedir. Bu çerçevede eğer Azerbaycan(a),
Ermenistan(e)’nın politikalarına karşı mücadele etmemeye karar
verirse; Ermenistan(e)’nin bu politikalarında bir takım değişiklikler
yapması beklenir. Kararın mutlak sonucuysa, Ermenistan(e)’nın politikalarının iyileşeceği veya iyileşmeyeceği durumudur.
Azerbaycan(a)’nın Ermenistan(e)’nın davranışında bir değişiklik beklememesi durumu, mevcut durumun devamı anlamına gelmektedir. Öte yandan, Azerbaycan(a)’nın Ermenistan(e) ile mücadele etmeye kararlı olması; buna karşılık Ermenistan(e)’nın savunmaya geçmemesi halinde Azerbaycan(a) mutlak galip iken; bunun
aksi durumda Azerbaycan(a)’nın çatışmanın kazanan tarafı olup
olmayacağı çatışma taraflarının güç parametrelerine göre şekillenecektir. Taraflar için olası mutlak sonuç, zafer ya da mağlubiyettir.
Sonuç
Dağlık Karabağ sorunu kuramsal açıdan çatışma çözümü yaklaşımı ile değerlendirilerek bir takım sonuçlar ortaya konmuştur. Söz
konusu sonuçların ortaya çıkarılmasında “oyun teorisi” yaklaşımından faydalanılmıştır. Bu çerçevede değerlendirildiğinde Dağlık Karabağ sorununda mutlak çözüme ulaşmada; uluslararası ilişkilerin
bir takım yapısal özellikleri, sorun özelindeki aktörlerin davranışları, sorunun tarihsel arka planı güncel durumu ile ortaya konarak
matematiksel olarak sembolize edilmiştir.
Tüm sosyal ve sayısal çıktılar ışığında değerlendirildiğinde
Azerbaycan’ın sorunun bir an önce çözülmesi için uluslararası ça80
Dağlık Karabağ Sorunu’nun Çatışma Çözümü
bayı desteklediği; buna karşılık Ermenistan’ın ise, sorunun kendi
tezleri çerçevesinde çözümünü sağlamak için politik ortamın olgunlaşmasını beklediği ifade edilebilir. Bu yapısıyla Dağlık Karabağ
sorunu, sadece Kafkasya bölgesinin değil aynı zamanda Asya bölgesinin de en karmaşık sorunlarından birisidir.
Dağlık Karabağ sorununa taraf olan uluslararası aktörlerin tutumları karar ağacına eklendiğinde, stratejik hareketin kapsamı genişlemektedir. Ancak genişleyen kapsam, uygulanacak çözüm stratejisinin hedef ve zaman ekseninde derinleşmesini engellemekte;
dolayısıyla sorunun çözüm aşaması gecikmektedir. Mevcut şartlarda çatışma çözümünün tüm tarafları tatmin edecek şekilde mümkün
olmadığı görülmektedir. Rusya Federasyonu ve ABD arasında olan,
Asya bölgesinde cereyan eden “Büyük Oyun”, Dağlık Karabağ bölgesi üzerinde ekonominin politik yansımalarıyla etkili olmaya devam edecektir.
81
Download

indirmek için tıklayınız