İSTANBUL YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI
23 OCAK 2014 AYLIK TOPLANTISI
SUNUCU
Sayın İstanbul Yeminli Mali Müşavirler Odası Başkanı, Sayın İstanbul Yeminli Mali
Müşavirler Odası mensupları ve değerli misafirler, hepinize davetimize icap ettiğinizden
dolayı teşekkür ediyor, hoş geldiniz diyoruz.
Vergi mevzuatında ve Başkanlığımız uygulamalarındaki yenilikler ve değişiklikler hakkında
istişare etmek, görüşleriniz, önerileriniz ve sorularınızı almak ve 2013 yılının bir
değerlendirmesini yapıp, 2014 yılındaki karşılıklı beklentilerimizi paylaşmak amacıyla
toplanmış bulunuyoruz.
Şimdi toplantımızın konuşmacılarını arz ediyorum;
İstanbul Yeminli Mali Müşavirler Odası Başkanı Sayın Sezai ONARAL,
İstanbul Yeminli Mali Müşavirler Odası Başkan Yardımcısı Sayın Sabri TÜMER,
İstanbul Yeminli Mali Müşavirler Odası Üyelerinden sayın Dr. Veysi SEVİĞ,
İstanbul Vergi Dairesi Başkanımız Sayın Mustafa DAKIN,
İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı KDV Grup Müdürümüz Sayın Özcan AVCI.
SEZAİ ONARAL
İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı ile Odamız arasındaki bu toplantıya hepiniz hoş geldiniz.
Sayın Başkan’a bu güzel ortamda bizlere konuşma fırsatı verdikleri için hepiniz adına
şükranlarımı sunuyorum. Gelinen yerde, böyle bir toplantı salonunda, böyle bir Vergi
Dairesi ortamında itiraf edeyim ki, ben hiç yaşamamıştım. Bu güzellikleri dünya gözüyle
bizlere gösteren yöneticilere şükranlarımı sunuyorum. Çünkü bu binanın geçmişini hepiniz
benden daha iyi biliyorsunuz. İnanın bir Yeminli Mali Müşavir olarak, bir gün böyle güzel
bir ortamda Sayın Başkanın misafiri olarak konuşacağımı hayal bile edemezdim. O yüzden,
gerçekten kendisine şükranlarımı sunuyorum ve bu ortam içerisinde verginin alınabileceğine
gerçekten inandım. Çünkü bu şekildeki vergi ortamını hiç yaşamadık. Bu güzellik bundan
sonraki yöneticilere de örnek olsun ve de bundan hem mükelleflerimiz yararlansın, hem de
Yeminli Mali Müşavirler böyle yüz akı yerlere, gönülle gelerek seveceğimiz yerlerde
beraberce yaşayalım.
Ben bu duygular içerisinde Sayın Başkan’a tekrar teşekkür ediyorum ve bu toplantının da
amacı zaten ifade edildi, hem idaremize, hem meslektaşlarımıza yararlı olması dileğiyle
hepinize saygılar sunuyorum ve teşekkür ediyorum.
1
Şimdi sözü açılış konuşmasını yapmak üzere İstanbul Vergi Dairesi Başkanımız Sayın
Mustafa DAKIN’a bırakıyorum.
MUSTAFA DAKIN
Değerli üstadım, kıymetli üstatlarım, değerli meslektaşlarım, hepinize hoş geldiniz diyorum.
Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Bugün aramızda sürpriz diyebileceğimiz bir
üstadımız daha var. Ankara YMM Odası Başkanı Nurettin üstadımız da İstanbul’a
gelmişken sağ olsunlar buraya kadar gelmişler, kendilerine ayrıca teşekkürlerimizi
sunuyoruz.
Bu toplantıları yapmaktaki maksadımız, bizler Vergi Dairesi çalışanları olarak İstanbul’da
vergiyle ilgili elimizden geldiğince, dilimiz döndüğünce, bir şeyler yapmaya çalışıyoruz ve
yaptıklarımızı da, yapacaklarımızı da daha iyi yapabilmek adına sizlerle paylaşıyor, sizlerin
değerli fikirlerinden istifade ediyoruz.
Ve göreve geldiğimiz, yaklaşık 2,5 sene dolmak üzere. 2,5 seneden bu yana neler yaptık?
Neler yapmadık? Neleri yapacağız? Nelerimiz eksik kaldı?
Sizlerin sabrına sığınarak bunları sunmaya çalışacağım. Ardından Özcan beyin acil bir şeyi
vardı. Ama kısmet olursa 2,5 en geç 3’e doğru gelecek ve sizler e buraya gelmişken elbette
ki aklınızda sormayı düşündüğünüz, sormayı planladığınız hususlar vardır KDV ile ilgili
diğer konularla ilgili arkadaşlarım da buradalar. Arzu olduğu takdirde, ihtiyaç olduğu
takdirde her türlü sorularınızı cevaplamak üzere bizler buradayız.
Sunumumuz takriben 1 saat 15 dakika sürüyor. O yüzden sabrınıza tekrar baştan sığınarak
ben sunumuma başlamak istiyorum. Sabri Bey ve Veysi üstatlarımız da buradalar. Onların
da bir sunumları olacak.
İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı olarak bizim en fazla tahsil edilmesi gereken vergi
hedefimizden başlayacağız. Tahsil edilmesi gereken en fazla vergiyi, en az rahatlıkla nasıl
toplayabiliriz? Bu birinci hedefimiz.
Diğer taraftan da kanundan kaynaklanan, mükellefin alması gereken bir takım iadeler var.
Bunları da hiçbir zaman lütuf gibi görmeksizin hakkı olan mükelleflere, hak ettikleri
miktarda ne bir eksik, ne bir fazla, ama en kısa sürede iade edebilmek hedefimiz. Belki de en
iyi şekilde kamu hizmetini sunmak. Aslında vergiyi toplarken de, vergi iadesini yaparken de,
temel işimiz bir kamu hizmeti sunmak. İlk defa vergi dairesine gelenlere, sürekli yada ayda
bir kere, iki kere, üç kere, beş kere gelen mükelleflerimize ve mali müşavirlerimize
varıncaya kadar herkese bu hizmeti en iyi şekilde sunmak istiyoruz.
Vergi dairelerini sevimsiz olmaktan dışarı çıkartmak istiyoruz. Zorunlu kalınmadıkça
gidilmemesi gereken yerler listesinden en azından vergi dairelerimizi çıkartmak istiyoruz.
2
Bugün bu toplantının burada olmasının aslında bir sebebi de bu. Belki öyle zannediyorum,
çoğunuz vergiyle ilgili bir sorumluluğu yerine getirme amacının dışında, ilk defa vergi
dairesine gelmiş bulunmaktasınız. Umarız buradan ayrılırken de, çıkarken de, güzel duygu
ve düşüncelerle sizleri göndeririz, uğurlarız.
Diğer bir hedefimiz de, mümkün mertebe kayıtlı mükelleflerin yanında olmak, kayıt dışı
mükelleflerin, kayıt dışı eylem ve işlemlerin de karşısında olmaktır İstanbul Vergi Dairesi
Başkanlığı olarak hedefimiz…
Peki, nasıl bir kamu hizmeti sunmayı hedefliyoruz? İyi bir kamu hizmeti, ama nasıl?
Mükellefler arasında hiçbir ayırım yapmadan giyimine, kuşamına, zenginliğine, fakirliğine
bakmadan… Ben en son Yeminli Mali Müşavirler Odamızdaki bir toplantıya katıldığımda
bir meslektaşım, “Veraset Dairelerine de el atalım” demişti. O zaman ben cevap vermeyi
unuttum, atladım. Çıktıktan sonra en son aklıma geldi. Ama o soruyu soran bayan
meslektaşımız da bugün buradadır. Olmasa da kendisine iletirseniz de sevinirim. Asıl
amacımız “süreksiz vergi dairelerimiz” dediğimiz “Veraset Vergi Daireleri” ve “Nakil
Vasıtalarını” mükellefin çok daha rahat hizmet alabileceği dairelere çevirebilmek. O yüzden
sadece ihtisas dairelerinde en çok vergi ödeyen veya en sık vergi iadesi alan mükelleflere
değil, vergi dairesine icabında bir telefon harcını, taşıt pulunu yatırmaya ayda yılda bir gelen
vatandaşlarımıza da en iyi hizmeti sunmayı hedefliyoruz. Ve bu konuyla ilgili sloganımız
şu; Bir Veraset Vergi Dairesinde mutlu mesut ayrılan bir mükellefin memnuniyeti, hiçbir
zaman bir ihtisas dairesinde ayrılan başka bir mükellefin memnuniyetinden daha az önemsiz
değil.
Sürekli Vergi Dairelerimize çok daha fazla kişiler geliyor, çok daha fazla mükelleflerimiz
geliyor. Dolayısıyla orada bu standardı tutturabilmek çok daha önemli diye düşünüyoruz.
Dairelerimize gelen mükelleflerimizi mümkün mertebe cevapsız bırakmadan, yani bizler
memuriyete Allahtan özel sektörde bir takım işler yaparak geldik. Başlangıçta devlete
girerken bazı şeyleri zaman kaybı gibi görüyorduk. Arzu ettiğimiz yere gelemediğimiz her
gün, her ay veya hafta için, ama şu an onun çok faydasını görüyorum. Önceden ben de vergi
dairesine giden, bir takım vergileri yatırmaya çalışan bir kişi idim. Gittiğimizde bir
bankonun ön tarafına gelip, arka tarafında böyle yalvarır gözlerle bakıp “Acaba kime
sorsam?”, soru sorulacak birini aramış olmanın şu anki hizmetimizi sunmaya ciddi katkıları
olduğunu düşünüyor ve sürekli bu empatiyle hareket etmeye çalışıyoruz. Bürokratik engeller
çıkartmamak, “bugün git, yarın vazgeçmezsem, pes etmezsem belki gelirsin” anlayışını bir
tarafa koyarak, işimizi en iyi şekilde ve en kısa sürede yapmaya çalışıyoruz.
Bunları yaparken bir takım vergi dairelerimizdeki iş akış şemalarını da, akışlarını da
değiştirmeye çalışıyoruz. Bu konuda mükellef odaklı olmaya çalışıyoruz, “git bunun önce
bir tahakkukunu ver, ondan sonra buradan çık, öteki tarafa git, merdivenlerden iki kat yukarı
çık, sola dön, sağ tarafta ikinci odada, git orada imzalattır, paraf yaptır, ondan sonrada gel
buraya ben bir şey yapacağım, ondan sonra git aşağıda paranı öde, ondan sonra ne halin
varsa gör” gibi uygulamaları mümkün mertebe sona erdirmeye çalışıyoruz.
3
Mevzuat ve iş akışıyla ilgili bir takım hizmet içi eğitimlerle personelimiz de yapmış
olduğumuz değişikliklere hem bilgi donanımı açısından, hem de psikolojik açıdan mümkün
mertebe hazırlamaya çalışıyoruz.
Hedefimizi, amacımızı şöyle özetleyebiliriz. Belki özel sektör mantığıyla kamu menfaatini
en iyi şekilde koruyarak iş akışlarını düzenlemek ve bu sayede mükellefiyet memnuniyetini
en üst düzeye çıkarmak.
Bizim hedeflerimizden bir tanesi de şeffaflıktır. Yapılan işlerin ne olduğunu, sadece
memurla mükellef arasında bir sır olmaktan çıkmasını ve aleni olmasını, elbette ki
mükellefiyet mahremiyeti, vergi mahremiyeti kapsamında, buna çalıştık. Mükellefin
haklarını, mali müşavirlerimizin ve ilk defa Yeminli Mali Müşavir siz meslektaşlarımızın da
rahatça ulaşabileceği, erişebileceği bir uygulamamızı başlattık. O da, tamimlerimizi
birleştirdik. Usulle ilgili, iş yeri açılışından tutun, kapanışına kadar KDV’yle ilgili, tahsilâtla
ilgili, tecil-taksitlendirmeyle ilgili, bütün tamimlerimizi tek metin haline getirdik ve bunları
web sayfamızda bütün mükelleflerimizin ve siz değerli meslektaşlarımızın istifadesine
sunduk.
Engelli indirimiyle ilgili, engelli vatandaşlarımızın vergi indiriminden yararlanabilmeleri
için takip etmeleri gereken bir takım süreçler var. Onları internet ortamında, vergi dairesine
tekrar ve tekrar gelmelerine gerek duymaksızın, “sizin dosyasınız şu aşamada, şu safhada”
diye sorgulama yaparak bilgi edinmelerini sağlayan çok basit, ama çok faydalı bir sistem
kurduk. Randevuyla burada, merkezde yapmış olduğumuz uzlaşmalara, mükellefe arzu
ettikleri günde ve saatte uzlaşmalarının imkânını tanıyoruz, “şu gün şu saatte illaki gel,
geldin geldin, gelmedin geçmiş olsun” gibi uygulamalara, anlayışlara son verdik.
Tamimlerin birleştirilmesinden bahsettik. Engelli indirimi sorgulama servisinden, randevulu
uzlaşma gününden ve KDV iadesi takip sisteminden. KDV iadesi takip sisteminin o
yanındaki işaret, biraz sonra daha ayrıntılı değineceğiz anlamına geliyor.
Tahsilat takip sistemimiz var. Ondan kısaca bahsedebiliriz. Resen terk edilen mükelleflerin
ilanına ilişkin bir izahatımız olacak biraz daha ayrıntılı. İlanen tebligatların ilanı,
sorgulanabilir olması ve bunları şeffaflık adına sağlamış olduğumuz şeyler.
“Daha iyi bir kamu hizmeti” demişken atladığımız bir diğer husus ta şu; Biz mümkün
mertebe personelimiz içerisinde şöyle bir anlayışı hakim kılmaya çalışıyoruz. İlk etapta hep
memur zihniyetinde şu vardır, “ben” odaklı. Şayet bir işin yapılması açısından, tamam
birkaç şeyler yapılması, benim bir adım atmam gerekiyor. Ama ben bir adım atmaktansa,
mükellef gitsin dokuz adım atsın, on adım atsın. Veyahut da mesela yüklenim listeleri
verilmiş, orada gözüküyor. Benim oradan bakıp yoklamayı çıkartmam gerekiyor, kontrol
etmem gerekiyor, sıralamam gerekiyor, bir takım şeyler yapmam gerekiyor. Hayır, ne gereği
var? Hemen bir eksiklik yazısı, “mükellef getirsin”, yapsın gibisinden, “ben” odaklı
olmaktan sadece memurun en az çaba ve gayretiyle değil, kümülatif olarak memur olsun,
4
mükellef olsun, en az çaba ve gayretiyle ne şekilde olabiliyorsa, o şekilde hizmetin
sunulmaya çalışmasını hedefliyoruz.
Diğer taraftan geldiğimiz ikinci bir ayrım var, “mükellef odaklı” ve “devlet odaklı”. Bir
tarafta devleti düşünme, diğer tarafta mükellefi düşünme, ikisi arasında gitgel ler
yaşıyorduk. Ama normal mevzuatla ilgili tartışmalı bir husus varsa, empati yapılması
gerekiyorsa, elbette ki mükellef de düşünecek, mükellefin şeyi de olacak. Ama biz buradan
da daha bir öteye, her zaman mükellef haklı, her zaman devlet haklı diye bir şey yok. Belli
bir hak vardır. Bu hukuk kuralları çerçevesinde çizilmiş bir hukukun içerisinde tecelli etmiş
veya etmesi gereken bir hak vardır. Bunu tespit edip, icabında her iade talep eden mükellef
iadesini sorgusuz, sualsiz en kısa zamanda alacak diye bir şey yok. Ben arkadaşlarıma KDV
iadesiyle ilgili şunu söylüyorum, “biran evvel dosyayı inceleyin ve bitirin, ya iade edilebilir
tutarı en kısa sürede tespit edin, onu iade yapın veyahut da dosya ilk başlangıçtan yanlışsa,
ilk düğmesi zaten yanlış iliklenmişse gömleğin, hemen reddedin. Ya kabul edin veya
reddedin, ama bunu çabuk yapın, biran evvel”.
Hizmet akışlarını gözden geçirmekten bahsettik. Teknolojiyi işte elimizden geldiğince
bilgisayarımızın müsaade ettiğince sunmaya çalışıyor, kullanmaya çalışıyoruz.
“Daha iyi bir kamu hizmetini nasıl yapıyoruz?” derken, teşkilatımıza daha iyi kamu binaları
kazandırmaya çalışıyoruz. Yine bir web sayfamız var. Web sayfamızı görüyorsunuzdur,
kullanıyorsunuzdur.
Ortak veznelerimiz var, onlardan ayrıntılı olarak bahsedeceğiz.
Yeni hizmete sunduğumuz veraset servislerimiz var, bunlardan bahsedeceğiz. Vergilendirme
servislerinden bir önceki toplantımızda kısmen bahsetmişimdir, burada çok ayrıntılı girmeyi
düşünmüyorum. Ama temel mantık olarak her vergi dairesinde mükellefleri, “mükellefiyet
türleri”, “mükellefiyete başlangıç tarihleri” ve “diğer özellikleri aktif büyüklükleri, satış ciro
hacmi” gibi bir takım kriterleri de baz alarak mükellefiyet ayrımına, tasnifine ve ona bağlı
olarak da hizmet sunmayı düşünüyoruz. Bu konudaki amacımızı, yaklaşımımızı şöyle basit
bir şekilde özetleyebiliriz;
Bizim yüz yılı aşkın mükelleflerimiz de var. Bunu görmüş bulunmaktayız. Cumhuriyet
öncesinden beri faaliyette bulunan mükelleflerimiz de var. Yirmi yıllık, otuz yıllık
mükelleflerimiz de var. Yirmi günlük, otuz günlük mükelleflerimiz de var. Her mükellefin
mutlak itibariyle layık olduğu, alması gereken bir hizmet var. İki günlük mükellefle, otuz
günlük mükellefe eşit muamele yapmanın biz adaletli olduğunu, hakkaniyete uygun
olduğunu düşünmüyoruz. O yüzden vergilendirme servisleri yaptık ve şu an itibariyle ilk
etapta 69 vergi dairemiz vardı. Şu an vergi dairelerimizin sayısını 57’ye indirdik. İnşallah
bir, iki seneye kalmaz toplam yedi vergi dairesine dönüşeceğiz.
5
Mükelleflerimize teşekkür mektubu yolladık. Son beş yıl içerisinde bir tek kuruş bile
gecikme zammı ödemeyen mükelleflerimize, en çok vergi ödeyenlerden başlayarak aşağıya
doğru Gelir ve Kurumlar Vergisi toplam bin mükellefimize teşekkür mektubu gönderdik.
“e devlet”in bir parçası olarak bir takım şeyleri daha iyi görebilmek, e devlet üzerinden
öğrenebilmek varken, vatandaştan sorgulamamak gibi. Demin ki, “ben” odaklı hizmet
anlayışına şöyle bir örnek de verebiliriz; İcabında benim memur arkadaşımın şuradan kalkıp
veyahut da ekrandan çok basit bir şekilde e sorgulama üzerinden adrese dayalı ikametgâhını
sistemden öğrenebilmesi imkânı varken, “git kardeşim bir ikametgâh getir” anlayışını bir
tarafa koyuyoruz. Bunun da aracı, e devletin bir parçası olabilmek.
Bu sürprizdi, belki sonlara koymamız gerekebilirdi. Mali müşavirlerimize, yeminli siz üstat
ve arkadaşlarımıza sadece şu an itibariyle bir otopark sağlamayı düşünüyoruz buraya
geldiğinizde. Bugüne yetiştirmeye çalışıyorduk biz, yani bugün buraya gelmeden önce
araçlarıyla gelen mükelleflerimiz, araçlarını web sayfamız üzerinden yine bir müracaat edip,
web sayfamıza da girerek orada bir takım bilgileri doldurmak suretiyle buraya, Başkanlığa
ne amaçla gelirlerse gelsinler, şu Emniyet tarafındaki otopark girişimizi, 60 civarındaki bir
araç yeri tahsis ettik. İlk etapta Yeminli Mali Müşavirlerimizin kullanımına, daha sonra mali
müşavirlerimizin kullanımına, daha sonra da gerekiyorsa, icap ediyorsa, bu işi yüzümüze
gözümüze bulaştırmadan bu hizmeti sunmaya devam edebilirliğimizi anladığımız takdirde,
mükelleflerimize de peyderpey artırmayı düşünüyoruz. Çünkü biz şuna inanıyoruz; Şayet
buraya bir meslek mensubumuz, bir vatandaş, bir mükellef ne amaçla gelirse, gelsin, aracını
düzgünce park edebileceği bir yer bulamadığı zaman veya aracını buraya park etmişken,
dışarı çıktığında polisin aracını çektiğini görürse o zaman her şey bitiyor. Yani insanı vergi
dairesine geldiğine de, geleceğine de pişman ediyoruz. Bu otoparkı hizmete sunduktan
sonra, benim de trafik polisi nöbetlerim inşallah sona erecek. Şu ana kadar hep trafik
polisinin bu siren seslerini filan duydular, ben kendimi kedi gibi cama atıyorum, çekiyorlar
mı diye. Bu konuda Vali beye kadar şikâyetimizi ilettik. Sağ olsun vali bey ilgilendi. Uzun
zamandır çekmiyorlar. Ama polis arada bir geliyor, bir iştahı kabarıyor, “Emniyet Müdürü
değişti, temizleyeceğim caddenin önünü” diyebiliyor. Ama asıl kalıcı sorunu biz mümkün
mertebe otoparkımızı buraya gelen meslek mensuplarımıza ve mümkün olduğu ölçüde mali
müşavirlerimize açarak halletmeyi düşünüyoruz.
Birimlerimiz arasında vergi dairelerimiz, vergi dairesi şubelerimiz, uygulama grup
müdürlüklerimiz, uygulama grup müdürlüklerimizle merkezimiz arasındaki evrak
sirkülâsyonunu da elektronik ortama taşımayı hedefliyoruz. Bu yıl bitmeden, bunu aktif hale
geçiririz diye düşünüyoruz. Bu konuda eskisine nazaran çok daha mesafe kat ettiğimizi,
bunu en kısa zamanda harekete geçireceğimizi düşünüyoruz. Şu an çok iptidai yöntemlerle,
kendi kurye günlerimiz var. Bir nevi posta teşkilatımız var. Araçlarımız binalarımız arasında
sürekli gel-git’ler yapıyor. Bunu yaptıktan sonra öyle zannediyorum İstanbul trafiğine de bir
nevi katkımız olacak.
Takdir komisyonu kararları… Takdir komisyonu kararlarından muzdarip olmayan veyahut
da böyle bir sürprizle karşılaşmamış olan bir meslek mensubu bence olamamıştır yani.
6
Mutlaka vergi dairesinin bu çilesini tatmış olmanız gerekiyor. Yoksa yarım meslek
mensubusunuzdur. Bununla ilgili geriden geleceklere biraz haksızlık olacak ama biz bunu
sona erdirmeyi planladık. Artık bir işyeri sona erdiğinde, mükellefiyet sona erdiğinde vergi
dairesine gitmeyen mükelleflerimizle ilgili mesela, hasbelkader bir şekilde duyumu
olduğunda, onunla ilgili gidip tespit yapıldığında, tespit yapıldığı tarih itibariyle
mükellefiyet resen kapattırılıyor. Ama adam söz gelimi beş yıl önce veyahut altı yıl önce
beyanname vermiş. O altı yıl, zamanaşımı öncesine çok bir şey yapamıyoruz da, o beş
yıldan bu zamana kadar bütün KDV dönemlerini, Muhtasar dönemlerini, Gelir ve Kurumlar
dönemlerini takdir komisyonuna, sihirli kutumuz orası. Oraya sevk ediyor. Oradan hiçbir
matrah takdir edemesek bile, son zamanlarda sadece elektronik ortamda beyanname
vermemenin cezalarına muhatap ederek, usulsüzlük cezaları keserek, elimizden geldiğince
mükellefi bir hizaya getiriyorduk. Bununla ilgili şöyle bir tedbir aldık; Mükelleflerimizle
ilgili herhangi bir done raporu olmadığı müddetçe kesinlikle takdir komisyonuna sevk etmek
yok ve bu tür arkadaşlarımızla yapmış olduğumuz toplantılarda sorduğumuz, sual ettiğimiz
hususlardan bir tanesi, “ne kadar takdir komisyonu karar çıkarttın, ne kadar çok çıkarttığın
değil, ne kadar az sevk ettiğin ve ne kadar çıkarttığın”, yani bunları şey yapıyoruz.
Bir de biz göreve geldiğimizde, öncesinden de biliyorduk. Şunu nazar-ı dikkate aldık; Vergi
dairesi bir matrah düzenliyor, vergi salıyor. Mükellef bulunamıyor? İlanen tebligat yapılıyor.
Çünkü iyi adres yok. Mükellef oradan taşınmış, gitmiş. Ondan sonra ilanen tebligat
yaptığımız zaman, bütün hukuki şartlar bir araya gelmiş oluyor. Artık o mükellefe haciz
varakası da düzenledikten sonra, rahatlıkla her türlü çileyi çektirebiliriz, “e haciz”
uygulamasına geçiliyordu. Bunları büyük ölçüde olayı aynen bu şekilde arkadaşlarımıza
dramatize ederek, trajikomik bir şekilde anlatarak son verdiğimizi zannediyorum. Yüzde yüz
bitmiş midir? Bitmemiştir. En azından bu konuyla ilgili bir şikâyet geldiğinde, arkadaşlarım
kendilerine ne şekilde benim döneceğimi, bu yapmış oldukları işleme ne şekilde benim
tarafımdan kabul göreceğini biliyorlar.
Resen terk edilmesi gereken tarihi, bizim tespit ettiğimiz tarih itibariyle değil, en son
beyanname vermiş olduğu dönem itibariyle resen terkin yapılmasını gerektirir bir tamim
yayınladık ve bu doğrultuda işlemler yapılıyor.
Ben bunu niçin sizlere anlatıyorum? Belki çok başınıza geliyor veya gelmiyor olabilir, ama
bu toplantıyı yapmamızdaki diğer bir sebep de şudur, Ben burada sadece 100 – 150 meslek
mensubu üstat ve arkadaşımızı görmüyor, sizlerin ötesinde İstanbul’un en azından belli bir
seviyenin üzerindeki bütün mükelleflere hizmet veren meslek mensubu dostlarımıza ve
arkadaşlarımıza hitap ettiğimizi, dolayısıyla sizin ötenizde o kadar mükellefimize hitap
ettiğimizi düşünüyorum. O yüzden size bu bilgileri vermeye çalışıyoruz.
Binalarımız bir Vatan Caddesi’nde burada, ikincisi Şişli, şu an “Kağıthane Uygulama Grup
Müdürlüğü” dediğimiz ve adı “Kağıthane”, ama kendisi Şişli’de olan Uygulama Grup
Müdürlüğümüz olacak. Mecidiyeköy, Beşiktaş ve Şişli Vergi Dairelerimizi yıkıp, yeniden
yapmayı düşünüyoruz. Görevimiz veya ömrümüz vefa eder mi? Bilemiyoruz, orada bir
binamız olacak.
7
Esenler’de Giyim Kenti’nin orada bir bina aldık, orada hizmeti sunmayı düşünüyoruz.
Ataköy’de buranın aşağı, yukarı iki katı büyüklükte bir projemiz var. Yaklaşık 145 bin m2lik
bir proje. Orayı hayata geçirmeyi ve Batı yakasındaki bütün vergi dairesi ve
komplekslerimizi orada toparlamayı düşünüyoruz.
Karşıda Kadıköy’de bir tane, Ümraniye’de bir yer aldık, orada bir tane ve şu an mevcut
hâlihazırda hizmet sunan Pendik Kompleksimizde, yedi tepeli şehrimize, yedi merkezinde
hizmet sunmayı, bütün binalarımızda da üç aşağı, beş yukarı, burada yakalamış olduğumuz,
yakaladığımızı zannettiğimiz ve yine yetmez, daha ilerisini hedeflediğimiz hizmet
standartlarını sunmayı düşünüyoruz.
Bir de sunduğumuz hizmetlerden bir tanesi web sayfamızı yenileyerek, web sayfamızı daha
kullanıcı dostu, mükelleflerimize daha rahat erişebilecekleri bir web sayfası yaptık. Web
sayfamızdaki ilk sıralamaya bakacak olursanız orada bir “ana sayfa” yazıyor en solda. Onu
da kaldırdık. Sadece ilk sırada “mükellef”, peşinde “personel”, ondan sonra “duyuru” ve
“başkanlık”. Bu aslında bizim yönetim anlayışımızın da bir nevi, bir ölçüde, bir nebze de
olsa web sayfamıza yansıması olarak düşünüyoruz. Mükellef var olduğu için, vergi denilen
bir şey olduğu için, bizler varız. Mükellef vergi verdiği için bu kadar teşkilat var. Bu kadar
personel çalışıyor. Vergi dinlenmişliği olmayacak. Olsa, bizlerin de varlık sebebi olmaz.
Mükellef olmadığı takdirde, bizler hiçbir şey değiliz. Ama bunu geçen bir toplantıda
bahsederken soru-cevap kısmına geçildiğinde, bir misafirimiz şöyle dedi, “yani çok teşekkür
ederiz bizi böyle bir toplantıya çağırdığınız için, veren elle, alan elin bir araya gelmesi çok
güzel”. “Kusura bakmayın biz burada sadaka toplayan bir kurum değiliz yani, veren el, vergi
kanunları gereği, vatandaşlık gereği vermesi zorunlu olan bir görevi yerine getirmeye
çalışıyor, biz de buna aracılık etmeye çalışıyoruz, yardımcı olmaya çalışıyoruz” dedim. Bir
tabir vardır “vesile olan aynı yapan gibidir” düşüncesi gereği mükelleflerimiz şayet vergi
verebiliyorlarsa, bol bol vergi verebiliyorlarsa biz onları bezdirmeden, usandırmadan vergi
dairesine çekip gönül rızasıyla kazançlarının üzerinde hak ettikleri, ödemeleri gereken
vergiyi güzel güzel onlardan alabiliyorsak, biz bunu temin edebiliyorsak, biz de aynen o
vergiyi vermiş kişiler gibi hüküm görmemiz gerekiyor.
Bu yüzden mükellef birinci sıramızda, mükellefe de hak ettiği hizmeti verecek olan
personelimiz olduğu için, personelimiz de ikinci sırada, başkanlık da oralarda bir yerde.
Web sayfamızda sunmuş olduğumuz bir takım haberler var. Bunları biz web sayfamızın
özellikle siz meslek mensuplarımız tarafından hararetle takip edilmesini istiyoruz. Tamimler
birleştirildi. Nakil Vasıtaları erişim noktası artık telefonla MTV’ye ilişkin veyahut da trafik
paraları cezalarına ilişkin pek çok sorunu halledebiliyoruz. Bununla ilgili haberimiz var.
Trafik ve idari para cezası olmadığından haberiniz var mı? Çünkü şöyle bir şey oldu;
Elimizde eskiden kalma, artık yeni trafik para cezaları şu an itibariyle elektronik olarak
geliyor ve hiç manuel bir işlem yapmadan sisteme bir hafta, iki hafta sonra düşüyor. Ama
önceden, 2011 Kasım’ından önce kesilen trafik para cezalarının böyle otomatik devri söz
konusu. Diğeri de, değişik illerden, ilçelerden kesilen trafik para cezaları buraya çuvallarla
geliyor ve biz burada onun için arkadaş görevlendiriyor ve onları giriyorduk. Elimizde
8
birikmiş, girmeyi bekleyen çok fazla trafik para cezası vardı. En son bu 6495 Sayılı
Kanundan da istifade edebilsinler diye, bütün elimizdeki trafik para cezalarını biz sisteme
girdik. Dolayısıyla pek çok kişinin, “benim trafik para cezam yoktu, bu nereden çıktı”
gibisinden daha sonra bir sorgulamaya, o olmasın diye, sorgulama yapmasın diye “biz bunu
girdik, siz de buyurun girin, bakın” diyoruz.
Mesai saatlerimizle ilgili, kış saatine geçtik. Kış saatine geçildiğinde bir duyurumuz oldu.
KDV raporunu yayınlamaya başladık. Ama ben tıklanma sayılarına da bakıyorum ve
sizlerden özellikle ben çok şey bekliyordum. Çok az şey görünce, daha sonraki aylarda
bizim ilan etme, devam etme şevkimizde kırıldı, yayınlamıyoruz o yüzden. Elimizde hâlbuki
her ay itibariyle yayınlanmayı bekleyen pek çok şeyimiz var.
Dikkat, ilanen tebligatımız olabilir. Bu da yani Başkanlık olarak iddialı olduğumuz
hususlardan bir tanesi. Yapmaktan hakikaten gurur duyduğumuz, vatandaşın çok işine
yarayacağını düşündüğümüz bir şey. Burada ne yaptık biz? İlanen tebliğle, aynı biraz önce
bahsettiğimiz takdir komisyonu kararları gibi, ilanen tebliğler de mükellef açısından ayrı bir
baş belası husustu. Bir vergi dairesi düşünün. 250 bin tane Kasım 15’i itibariyle ilanen
tebligat yaptığını düşünün. 250 bin tane ilanen tebligatı Nakil Vasıtaları Vergi Dairemiz
yapıyor tek başına. Diğer vergi dairelerimiz de aynı şekilde değil ama Veraset Vergi
Dairelerimizde 50 – 100 bin arasında değişiyor. Toplam 600 bin civarında kişi hakkında
ilanen tebligat yaptık. Bu övünülecek bir şey değil, yani ben bundan utanıyorum. Bunu
söylemekten de hicap ediyorum. Gerçek bu. Ve bu önceki yıllarda da sürekli yapılıyordu. İlk
defa bu sıkıntıyı biz bir nevi gün yüzüne çıkarttık. Sorgulama imkânı getirdik. Web
sayfamızda bunun için özel bir yer açtık. Herkes, her vatandaş, sizler dâhil, herkes girip o
web sayfasına, sadece “T.C. kimlik numarasını” veyahut da “vergi kimlik numarasını”
yazdığı takdirde, hangi vergi dairesince kendi hakkında ilanen tebligat yapıldığını rahatlıkla
görebilir. Bu konuda çok mahiriz. İstanbul’da demeyelim de, başka bir ilde, o ilin valisi
hakkında ilanen tebligat yapma durumlarımız vaki bulmuştur. Hatta şu an mevcut görevde
bulunan Başkan Yardımcılarımızdan bir tanesi hakkında ilanen tebligat yapma maharetini
gösterebiliyoruz. Bunlar hakikaten traji-komik şeyler. Biran evvel ortadan kalkması gereken
şeyler. Ama bunlar hiç olmuyordu, gün yüzüne çıkmıyordu. Ne zaman, bir yerde, tapuda bir
işleme giderken veyahutta bir araç satışını yapmaya giderken noterde, karşımıza zınk diye
çıkar ve bizi orada öyle tutan, kilitleyen, “lanet olsun bu devlete de, alacakları vergiye de ve
yapacakları ilana da, tebligata da” deyip, o heyecanla, o şeyle koştura koştura geliyorlar,
benim memurumu da sıkıştırıyorlar. Yani haklı olarak çok da bir şey denmiyor ve bu sürekli
fasit daire şeklinde kovalanıp gidiyordu.
Biz şunu gördük ama 600 bin kişi hakkında ilanen tebligat yaptık. Sorgulamalar açtık. Biz
bunu kamuoyunda, basında da gündeme getirmeye çalıştık. Tam beceremedik. Ama buna
rağmen 100 bin kişi kendi hakkında ilanen tebligat yapıldığını gördü. Bu da önceki yıllara
nazaran çok anormal bir rakam, çünkü Nakil Vasıtaları düşünün 250 bin kişiye nasıl ilanen
tebliğini yapıyor? Bunların pek çoğu rakamı düşük olduğu için gazetede çıkmıyor. Gazetede
çıksa ne olacak ki? İlan panosuna bir üst yazı, arkasında elli, altmış, yetmiş, seksen sayfa
zımbalanmış, ilan panosuna asılmış, ilan panosunun ön camları kapalı, “ilanen tebligat
9
yaptık, hayırlı olsun”, “geçmiş olsun” daha doğru ifade. Bunlar artık çok rahat sorgulanabilir
hale geldi. Sadece bir web sayfasını ziyaret etmeniz. Dolayısıyla bu sayfamızı özellikle
ziyaret ediniz ve sevdiklerinize de ziyaret ettiriniz.
“İSTESOB” buluşması, İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odası’yla bir buluşmamız oldu, bu
şekilde bir katılımla. Ticaret Odası’yla bir buluşmamız oldu ve daha sonrasında burada
sorulan soru ve cevapları biz bülten şeklinde web sayfamızda yayınladık. İSTESOB
toplantımıza Sabri bey gelmişti. Ticaret Odası toplantımıza Veysi üstadımız da gelmişti.
Onunla ilgili bültenlerimiz web sayfamızda yayınlandı, ama haberlerinin olduğunu da çok
zannetmiyorum, çünkü takip edilmiyoruz, sorunumuz bu. Reytingimiz düşük. Hatta
aramızda bazı üstatlarımız da olabilir. Kendi vergi dairesi borcunu öğrenmesi gerektiği
halde, öğrenmesi gerektiği şekilde öğrenmediği için, daha sonra vergi dairesine gelip,
toslayıp, ondan sonra, “Başkan bey böyle olmuş” diyen kişiler de aramızda bulunabilir.
Vergi dairesince resen kapatılan mükelleflere “dikkat” şeklinde bir haberimiz oldu. Bunların
ilan edildiğini ileride şey yapacağız. Bunlarla ilgili nerelere gidilip, nerelerden sorgulama
yapıldığını görebiliriz. Hatta bilgisayarımızdan bakalım. Haberimiz burada. Uzun uzun
anlatıyoruz. Anlattıktan sonra Gelir İdaresi Başkanlığı’nın web sayfasına bir yönlendirme
oluyor. İnternet Vergi Dairesi’ne gitmesi lazımdı, ama buraya gitti. Sorun değil. İnternet
Vergi Dairesi web sayfasına gittiğimizde, bu benim kullandığım web sayfası değil,
değiştirmiş birileri. Eski İnternet Vergi Dairesi’nden farklı olarak parola ve şifre en altta
girilecek. Orada “sorgulamalar” kısmı vardı. Sorgulamalar kısmına gidildiği zaman, onun alt
sekmesinde “2004’e 13”, yani biz anlaşılmasın diye böyle şifreli şekilde yazıyoruz. “2004’e
13 kapsamında resen terk ettirilen mükelleflerin sorgulaması” diye. Bunu Ankara yaptığı
için rahatlıkla söyleyebiliyorum. Orada sorgulamalar yapılabilir. Mesela, yüklenim
listesinde yer vereceğiniz, riskli olduğunu düşündüğünüz veya riskli olabileceğine ihtimal
verdiğiniz mükelleflerin oradan sorgulamasını yapabilirsiniz.
Bunlar aslında bir nevi sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyen
mükelleflerin de burada resen terk işlemleri yapıldıktan sonra, bu havuzda, bu kümede
olması gerekiyor. “Vergi borcunu öğrenmeye ve ödemeye davet” diye bir şeyimiz de oldu.
Yaptığımız işlerden bir tanesi “ortak vezneler”, bu binanın alt katında, giriş katında. Şöyle
bir ortam var. Sağlı sollu “kümetik” demeyeceğim bu sefer, “sıramatik” diyeceğim,
sıramatiklerin başında arkadaşlarımız var. Onlar ilk bilgilendirme veyahut da sıralarını
vererek kendilerini iç kısma yönlendiriyorlar. İç kısma giden arkadaşlar hızlı, konforlu,
kesintisiz, kapsamlı, birinci sınıf bir hizmeti böylesi bir ortamda alıyorlar. Bu reklam amaçlı
değil, şu an aşağıda indiğinizde aynı ortamı görebilirsiniz. Belki bunu ilk zamanlarda
çektiğimiz için biraz daha boş olabilir. Ardından çalışan personelimiz aşağıda Yönetim
Kurulu üyesi üstatlarımızla da kısa bir tur attık. “42” tane bankomuz var. Bu 42 tane
bankomuzda tüm İstanbul’da değil sadece, tüm Türkiye’de faaliyette bulunan vergi
dairelerinin vergi tahsilâtı yapılabiliyor. Önceden özellikle vergi ödemeye giden meslek
mensupları açısından şöyle bir sıkıntı oluyordu; İşte Kâğıthane Kompleksine gittiğimizde,
Kâğıthane Vergi Dairesi’nin veznesinde ayrı bir sıraya giriyorsun. Öteki tarafta ayrı bir
10
sıraya giriyorsun gibi, böyle bir sınırlama yok ve burada sağladığımız en büyük
özelliklerden bir tanesi de şu. Bu fotoğrafın sol alt tarafında 2013.11.29, Kasım’ın 29’u
diyor. O dönem itibariyle, yoğun bir dönemdi. 6111 taksitlerinin alındığı bir dönemdi ve
normal vergi dairesinin hemen sağ tarafında da tarihin yanında 16.40 yazıyor. Artık vergi
dairelerimiz 16.30’da kapanıyor. Mesaimiz 16.30’da bitiyor. Öncesinde veznelerimiz
mesainin bitmesine 2 saat, 2,5 saat önce, yani o anki oradaki uygulama nasıl oluyor veya
oradaki personel arkadaşımızın keyfi gönlü nasıl şey yapıyorsa, bir bakıyorsun kapanmış.
Yani adam vergi ödemeye gitmiş, oradan gerisin geri geliyor. Şu an yapmış olduğumuz
uygulamayla “16.30” itibariyle bizim o turnikeden geçen, sırasını alan en son vatandaşın da
vergisi ödeninceye kadar dairemiz açık, “bugün git, yarın gelirsen, paranı çaldırmazsan,
başka bir yere ödemezsen, vergini kaldığın yerden ödersin hiçbir şey yokmuş gibi”, böyle
bir şey demiyoruz artık. Yani nasıl ki, normal bir işletme sahibi alacaklı olduğu bir müşterisi
geldiğinde “arkadaş dükkânı kapattık, bugün git, yarın ödersin, sorun değil” demiyor, alıyor.
Aynı mantıkla biz de hizmet sunmaya çalışıyoruz. Ayakta bekleme diye bir şey yok artık.
Herkes hizmeti hangi bankodan alacağını, nereden alacağını çok rahat biliyor. Önceden sıra
beklemede bile, bir sürü polisiye adli vakalar oluyordu, bunlar yok. Kesintisiz, öğle
saatlerinde de, öğle tatili geldi diye bir şey yok. Öğle tatiline girmeden önce şayet
vatandaşımız, mükellefimiz sırasını almışsa onlar bitinceye kadar, yine hizmet devam
ediyor. Öncesinde operatör ve tahsildar ayrı kişilerdi. Biri pişiriyordu, biri düşürüyordu,
ötekisi yiyordu, diğeri “hani bana, hani bana” diyor, böyle bir hikâye var ya. Şu an aynı kişi
makbuzu kesiyor ve tahsilâtı yapıyor.
Güvenli, bütün bu veznelerimizin çözünülürlüğü yüksek kameralarla takip ediliyor. Kimler
gelmiş, kimler gitmiş. Para sayma makinelerinden geçirilen paranın sayma miktarlarını, o
makinenin üzerindeki rakamı görecek kadar ayrıntılı görebilen, kaydeden güvenlik
sistemimiz var. Kamera takip sistemimiz var. Orası özel yer olduğu için güvenliği daha ayrı
bir şekilde özen ve ihtimam gösteriyoruz. Eski türü, her taraf ayrı bir nevi saatli bomba
gibiydi.
Bekleme sürelerimiz, çok daha kısaldı. En yoğun dönemlerde, yani bir vatandaşımız da
mesela son günlerde saat 14.00’ten sonra geliyor. Yoğunluğun olduğu saatler. Yani onlar
elbette ki yarım saat, 45 dakika falan bekliyorlar. Ama belli yani, kimse “önüme şu geçti, bu
geçecek, aman sıradan ayrılmayalım” bu tür şeyler yok. Normal zamanlarda sıranı aldıktan
sonra, özel havuza geçinceye kadar sıranız geliyor. 42 tane bankomuz şu an burada, aşağıda
tahsilât yapıyor. Tüm vergi dairelerin tahsilâtı yapıldığından bahsettik. Bu ortak veznenin en
güzel tarafı da şu oldu; Artık dairelerimizde lüzumsuz kalabalık yok. Yani bütün dairelerin
sıkıntısını, stresini bir paratoner gibi bir yer yaptık. Bir elektrik olduğu zaman doğrudan
oradan toprağa veriliyor. O paratoner sağlam olduğu zaman, binaya yıldırım düşmüyor.
Ortak vezne burada var. Birazdan sayacağım, diğer yerlerde de var. Oradaki sıkıntıyı, stresi
kontrol etmek çok daha kolay oluyor ve diğer yerlere yansımıyor. Şu an buradan çıktıktan
sonra, şayet sizi 16.30’dan önce gönderebilirsem, yukarıdan aşağı doğru inecek olursanız
baktığınızda, bir vergi dairesinde ortalama beş kişi yok ve ben arkadaşlarıma şunu
söylüyorum. Artık vergi dairelerine eski yoğunlukta, şu ortak veznelerin kullanıldığı,
hizmete geçtiği yerde eski yoğunlukta gelen vatandaş yok. Beş kişi geliyor ve benim her bir
11
vergi dairemde asgari yüz tane arkadaşım var. Yüz tane arkadaş o beş kişiyi de memnun
edemiyorsa, o zaman biz burada hiç vergicilik yapıyoruz diye dolaşmayalım. Batalım,
gidelim diyoruz ve şu an itibariyle ben bu ortak veznelerin hizmete girdiği binalar itibariyle,
mükellef sıkıntı ve şikâyetlerinin son derece azaldığını, mükellef memnuniyetinin arttığını
bizatihi önüme gelen evraklardan biliyorum. En önemli faydası buydu.
İlk Bahçelievler’de kuruldu ortak vezne. İkincisi Vatan Caddesi’ne taşınmamızla burada,
Bayrampaşa binamızda, Kağıthane, Okmeydanı’ndaki Şişli’deki binamızda, Kadıköy ve
Göztepe Vergi Dairelerinin bulunduğu binada, Bostancı’daki binamızda ve İkitelli’deki
binamızda oldu. Ümraniye’de bir ortak vezneden ziyade, orada yeni geçeceğimiz binayı
biraz bekliyoruz, ama yine bu sistematiği uygulamaya sokmayı düşünüyoruz.
Veraset Daireleriyle ilgili yaptığımıza gelecek olursak, böylesi bir sıramatik
mükelleflerimizi karşılıyor. Mükellefimizin hangi işlemleri yapacağını bir arkadaşımız
dinliyor, yardımcı oluyor. Daha sonra verasetle ilgili bir işlemi varsa, ön bir takım olması
gereken evraklarınız var mı? Yok mu? gibisinden, başka bir arkadaşa yönlendiriliyor. Buna
ilk defa Bostancı’da geçtik, Rıhtım Vergi Dairemiz itibariyle, ortak veznede hemen yanında.
Böylesi bir ortamda, böylesi güler yüzlü bir şekilde bekliyor vatandaşlarımız ve böylesi
güler yüzlü bir hizmet alıyorlar. Birebir mükellefle memur arkadaşımız aynı eşit
konumlarda, aynı seviyede birbirleriyle,- Özcan bey de aramıza katıldı “hoşgeldin” diyoruz-.
Aynı seviyede göz temasında bulunarak, eşitler arası diyalogla en iyi hizmeti sunmaya
çalışıyoruz ve bu arkadaşlarımızın bu şekilde hizmet sunuyor olması onları ayrı bir onere
eder oldu. Vatandaşlar vergi dairesine geldiğinde böylesi bir hizmeti ilk defa görüyorlar.
Onların apayrı bir memnuniyeti var.
Bostancı Vergi Dairesi’nde Rıhtım Vergi Dairesi. Önceden o adını rıhtım’da olmasından
alıyordu. Ama o, oradan oraya, oradan oraya o kadar çok taşındı ki, şu anda Sanayi Sitesi
içerisinde Rıhtım diye bir vergi dairemiz var.
Süreksiz mükellefiyetlere, yani veraset, harçlar, bu tip mükellefiyetlere bakan şeyimiz ve bu
arkadaşlarımız burada şu an itibariyle 14 tane, bir nevi mükellef temsilci masası kurduk.
Burada bu şekilde hizmeti aldıktan sonra, hemen yanı başımda veznedar olan
arkadaşlarımızı görüyorsunuz ve veznelerin bekleme yerini görüyorsunuz. Kimse kimsenin
üstüne çıkmadan, herkes sırasını bekleyerek hizmetini alıyor.
Bu, bugün elimize ulaşan bizim Yeditepe Vergi Dairemizden bir manzara. Burada da aynı
atmosferi sağlamaya çalıştık. Ama bugün henüz bu sıramatiğimiz tam devreye girmedi. Ama
burada da yüzler gülüyor buna rağmen. Umarım Veraset Vergi Dairesi’nden hizmet alan
mükelleflerimize hak ettikleri hizmet kalitesini bir nebzede olsa sağlamayı başarabiliyoruz.
Denetimle ilgili bahsettim bir önceki toplantımda, “tabletli denetime geçeceğiz” demiştim.
Ankara “biz yapalım” dediler. Biz de “buyurun” dedik. Onlar yapıyorlar ve şu an Topkapı
ve Fatih Uygulama Grup Müdürlüklerimizde “pilot” dediğimiz bir uygulama 50 arkadaşla
başladı. Onlar sahada denetimlerini yapıyorlar. Bundan sonra işyeri açılış yoklamalarında
12
çok daha hızlı olacak. Vergi dairesi bir açılış yoklaması talep ettiğinde sistem üzerinden o
bölgedeki, o mıntıkadaki arkadaşın ekranına iş emri olarak düşecek ve en yakın arkadaş
ilgili yere gidecek. İlgili yere giderken harita programımız da var. İcabında bulunduğu
konumdan oraya haritasını yön olarak da yapabiliyor. Sahada çok daha verimli bir şekilde
denetim yapabilir hale geliyoruz.
Sektörel denetimler yaptığımızdan bahsettik. En çok kayıt dışılığın olduğuna inandığımız,
düşündüğümüz sektörlerle ilgili ve bunlarda bir nevi, ilerde de geçecek, “Denetim Reçetesi”
çıkartıyoruz. Bu sektöre gittiğimizde şu, şu, şu hususlara bakacaksınız, geleceksiniz, başka
bir şey yok. Bir nevi, “kontrol listesi” neyse, onlara bakılıp, çıkılacak. Sahte ve muhteviyatı
itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenlerin tespitine yönelik çalışmalarımız bu tabletli
denetime tam olarak geçmemize son sürat gidecek. Resen terk edilen mükellefleri daha rahat
tespit edebildiğimizi ve bunları ilan ettiğimizi söylüyoruz. İlan ettikten sonra biz şunu da
yapıyoruz. Şu an elimizde öyle bir veri vardı Ankara’dan aldığımız. Resen terk edilen
mükelleflere ve sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyen mükelleflere Ba
formlarında yer veren mükelleflerin tespiti yapıldı. Bunlara matbu bir yazı hazırlıyoruz. Bu
yazı gittiğinde, bunu işte listenizde 2013 yılı itibariyle mesela şunlar var. Bunları
çıkartırsanız iyi olur. Yani bunu son derece yanlış anlaşılmaya müsait bir şey, bunları
çıkartın, daha sonra ihtirazi kayıtla beyanname verme, işte daha sonra dava açma, dava
açtıktan sonrada, bu tip olaylar da oluyor. Biz en azından bunları biliyoruz, görüyoruz ve
sizi de haberdar etme adına, siz normalde bakmanız gerekiyor dedik ya, bakabilirsiniz, orada
görebilirsiniz dedik ya, bakıp, görmediyseniz mükellefiniz böyle bir mektup alabilir.
Alırsanız şaşırmayın. Hani, “tepeyi dönünce denizi göreceksin şaşırma” diyor ya Gemlik’te.
Dolayısıyla artık sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanmanın, eski
dayanılmaz ağırlığı olmayacak. Cazibesi olmayacak. Gönüllü uyum kapsamında biz bunları
yapıyoruz.
İşyeri kiralarıyla ilgili, mesela işyeri kiralarının yüksek olduğu sektörel denetimleri bunu bir
örnek olarak da sayabiliriz. İstiklal Caddesinde, Rumeli Caddesinde, Halaskargazi
Caddesinde ve Bağdat Caddesinde işyeri kiralarına yönelik bir takım tespitler yaptık.
Allah’tan bu tip işyerleri üzerinde bazı bankalar ve kurumsal firmalar da olduğu için, onların
ödemiş oldukları kiralar daha gerçekçi oluyor. Onları emsal alarak bir ortalama alıyoruz,
diyoruz ki, “sizler de gelin artık şey yapın”. Hemen ceza kesme, matrah farkı bulup, rapor
yazma gibi şey değil, gönüllü uyum kapsamında davet ediyoruz. Bu yapacağımız şeylerle
sahada etkinliğimizin artacağı, denetim reçetelerinin verimliliği, etkinliği artıracağından
bahsetmişimdir. Asıl denetimlerdeki amacımız bu zaten, hâsılat tespiti yapmak ve mükellefe
“biz sizi takip ediyoruz, biz sizi görüyoruz, burada Maliye Teşkilatı da var”. Öteki türlü
Maliye Teşkilatı’nın varlığını hepten unutan mükellef yapısına çok çabuk büründüğümüz
zaman şu olacak; Biraz Maliyenin varlığını hissettirmesi, mükellefin de bunu hissetmesi
gerekiyor. İlk mesleğe girdiğimizde bizim Pınar üstat vardı, pek çoğunuz tanır. Bize şu
örneği vermişti; “Mükellefle öyle bir temas kuracaksınız ki, biz devlet olarak, devletin
denetim elemanı, denetim gücüne sahip bir elemanı olarak çok güçlüyüz. Elimiz, bileğimiz
adeta çelikten bir bilek. Bunu çıplak bir şekilde tutup, mükellefi tokalaşacak olsak bile bu
13
mükellefi incitir. O yüzden elinizde kadife bir eldiven olsun. Bu şekilde mükellefinizle
tokalaşacak olursanız, bu tokalaşmadan mükellef rahatsız olmaz. Ama mükellef bu
tokalaşmadan aynı zamanda o yumuşak kadife eldivenin altında yatmakta olan sert çelikten
bir bileğin gücünü de hafiften hisseder”. Maliye olarak, bütün olarak bunu bütün
mükelleflere yapmamız lazım.
Akıllı denetim yöntemleriyle ilgili şöyle bir örnek verebiliriz. Bunu anlatmadım
zannediyorum size, anlattıysam, anlattığım kişilerden özür dileyerek anlatayım. Bir
lokantaya gidildiğinde “Siz fiş kestiniz mi? Kesmediniz mi? Kimlere kestiniz? İşte, şu çıkan
vatandaşa fiş vermediniz” şeklinde cezai müeyyideye gitmeyi değil, lokantanın toplam
kapasitesi nedir? 100. Doluluk oranı nedir? İşte % 70. Ortalama menü fiyatı ne? 10 lira. (70
x 10 =)700 lira bu bir anlık bir şey. Bu ne kadar olsun? İki sefer, üç sefer olsun. Günlük
sadece bunu tespit edip, çıkıyoruz ve vatandaşa diyoruz ki, mükellefe diyoruz ki, “Bize iki
hafta boyunca, üç hafta boyunca günlük hâsılat meblağların nedir? Bunları şu formatta
doldurarak gönderttiriyoruz. Bu tespiti yaptıktan sonra o işletmenin artık, daha eski gibi yani
bizim menü fiyatının 10 lira değil de, 200 lira olduğunu görmüşler. Ondan sonra içeride
masaların şu kadar dolulukta olduğunu görmüşler. Kabataslak şu kadar kişi alınacak.
Adamlar zaten biliyor, diyerekten hepsi yüzde yüz, birebir kazandığını göstermese bile, daha
makul çizgilere mükellefi bir şekilde çekmiş oluyoruz. Maliye’nin bu şekilde varlığını
hissettirmek suretiyle yapıyoruz. Öteki türlü sadece bir ceza kestiğimiz zaman vatandaş
“bugün tersimizden mi kalktık, piyango bize vurdu, cezayı tamam öderim, ama bundan
sonra kaldığım yerden ben yine devam ederim” diyor. Yapmış olduğumuz işin, vatandaş
üzerinde olumlu tesirinin olmadığı müddetçe biz sürekli jandarma devlet gibi, kovalamaya
çalışacağız, vatandaş kaçmaya çalışacak. Benzer şeyi otoparklarla da yapmıştık.
İhbar ve şikâyetlerle ilgili önceden bayağı bir birikmiş şeyimiz vardı. Denetim, VDK
kurulduktan sonra bayağı bir sorun oldu. Tam kurumsal yapıyı biz de tam oturtamamıştık. O
yüzden ihbarlarımız biraz birikmişti. Şu an artık güncele dönmüş, herhangi ihbar veya
şikâyet geldiğinde çok kısa sürede takip edebiliyoruz.
Tahsilâtla ilgili, bir tahsilât takip programımız var. Belli bir meblağın üzerindeki bütün
borçlu mükellefleri kayıt ettiğimiz bir kütüğümüz var. Onunla ilgili ödeme emri tanzim
edildi mi, edilmedi mi? Tanzim edildikten sonra, tebliğ edildi mi, edilmedi mi? Haciz
varakası düzenlendi mi? Düzenlenmedi mi? Tam haciz edilmeye hazır mı, değil mi?
Bunların tespitinin yapıldığı, mal varlığı araştırmasını artık eskisinden çok daha rahat
yapabiliyoruz elektronik ortamda. Yani bir kişinin nerede, ne kadar gayrimenkulü var,
görebilir ve doğrudan hedef atışı yapabiliyoruz. Araçları sistemden görebiliyor, banka
bilgilerine ulaşabiliyoruz. Çok şey biliyoruz.
“e haciz” uygulamayla ilgili bir takım kriterlerimiz oluyor artık. Şunu diyoruz, e haciz
kotalarımız var bizim günlük vergi daireleri bazında uygulayabileceğimiz. Bunu rantabl
kullanabilme adına belli bir tutarın üzerinde, süreksiz olan veya faal olmayan mükelleflerden
bir başlayın diyoruz. ”5000’in altındakilere haciz yapmayın” diyoruz mesela. İlk önce
yukarısını bir yapalım. Bir yukarısındaki kişileri tespit edelim. Attığımız taş ürküttüğümüz
14
kuşa, hele ki bir değsin diyoruz. Süreksizlerle, süreklilerle ilgili, faal olanlarla, gayri
faallerle ilgili bunları yapıyoruz. Faal olanlarla ilgili gelince de mutlaka çağırma, görüşme,
resmi veya gayri resmi taksite bağlama, taksit ödenmediği takdirde, ihlal edildiği takdirde
ondan sonra Allah ne verdiyse, “buyurun arkadaşlar, top sizin, cepken sizin, istediğiniz e
haczi uygulayabilirsiniz” diyoruz. Ama hiçbir mükellefimize şunu çok net söyleyebilirim.
Hiçbir mükellefimize, hiçbir arkadaşımız, dolayısıyla hiçbir vergi dairemiz faal olan bir
mükellefe e haciz uygulanmıyor. Aramızda uygulanan üstadımız, örnek vermiştim ya, o faal
bir mükellef gözükmediği için, Gelir Vergisi mükellefi gözüktüğü için.
Bunun istisnaları olabilir. Bakın ben koyduğumuz kriterden bahsediyorum. Koymuş
olduğumuz kriterden bahsediyoruz. Bu kritere aykırı uygulamalar varsa, haberimiz olsun.
Haberimiz olduğu takdirde biz gerekeni yapıyoruz.
Tebligat ekiplerimiz oluşturduk. Bir nevi kendi posta teşkilatımızı oluşturduk. Posta
teşkilatımızı oluşturarak PTT’ye de yakın rakip olmayı düşünüyoruz. Bu sayede İstanbul
genelinde yaklaşık 5 milyon civarında bir tasarruf sağladık posta masraflarımızdan. Ama
bize madalya veren olmadı.
Vergi dağılımımıza geleceğiz. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı olarak toplamış olduğumuz
vergi olarak, bütçe gelirlerinin toplam meblağ “63 milyar küsur”. Bir önceki yıla
baktığımızda “% 14’lik” bir artış sağlamışız. Vergi gelirleri itibariyle “60 milyar”a” baliğ
olmuşuz. Bir önceki yıla nazaran %18’lik” bir artış. Gelir Vergisinde “20,5 milyar”
toplamışız. Bu “% 17’lik” bir artışa tekabül ediyor. Kurumlar Vergisi “7,5 milyar”, “%
9’luk” bir arış. Harçlarda “3,5 milyar”, bir önceki yıla nazaran “% 33” bir artış. Bunun
içerisinde tapu harçlarının yeri çok daha fazla. Diğer vergilerde yaklaşık “5 milyar”, “%
12’lik” bir artış. KDV’de “% 14’lük” bir artışla “14.3 milyar” toplamışız. ÖTV de yaklaşık
“5 milyar”, “% 38’lik” bir artışa tekabül ediyor. ÖTV ile ilgili artışın fazla olmasının sebebi
akaryakıtla ilgili ve taşıt alımlarında ödenen ÖTV’lerle ilgili gerek Gelir İdaresi
Başkanlığımızın, gerekse İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı olarak bizim burada almış
olduğumuz tedbirlerin ciddi bir artışı var. Yoksa çok fazla ÖTV alınarak tahsil edilmiş değil.
Topladığımız vergilerin dağılımına bakacak olursak;
Gelir Vergisi % 13,
Diğer Vergiler % 8,
Harçlar % 7,
BSMV % 1,
KDV % 26,
ÖTV % 11
isabet ediyor.
Beyanname veren mükellefler Gelir Vergisi ve Kurumlar Vergisi’nin içerisinde yer alıyor.
Kurumlar Vergisi oranı da % 9’luk artışla 7,5. Tamamına yakını ve tevkif suretiyle
Kurumlar Vergisi tevkifatı da var, ama çok az o. Gelir Vergisi’nin içerisinde çoğu maalesef
istihdam vergisi. İşyeri stopajı ve işçi stopajı, ama gelir vergisinden de şu an yanımda
15
ayrıntılı dokümanım yok ama, 4 – 5 milyar beyana dayanan Gelir Vergisi olduğunu
zannediyorum.
2012, 2013 mukayesesine gelmek istiyorum. 2012 yılında aylar itibariyle toplamış
olduğumuz vergiler bu mavi barlarla gösteriliyor. 2013’de toplamış olduklarımız ise, yeşil
barlarla gözüküyor. Çoğu dönem itibariyle bir önceki yıla nazaran bayağı bir şeyimiz var.
Ama burada Ocak ayı biraz rehavet ayı, Eylül ayı bizim bu sene, benim görev yaptığım 2,5
yıllık süre içerisinde geçirmiş olduğumuz en kötü bir dönemdi. Onun sebebine birazdan
değineceğim. Buna rağmen vergi gelirlerinde % 18’lik bir artış iyi düşünüyoruz. 2012’de
vergi gelirlerimizde tahsilatta % 15’lik bir artış varken, 2013’de % 18. Enflasyonun % 7.4
TÜFE’nin. Büyüme oranı da 4 değil ama, 4’e yaklaşması bekleniyor. İkisinin toplamının
üzerindeki fark, aslında Gelir İdaresi’nin başarısını gösterir diye kendi kendimize hüsnü zan
da bulunuyoruz.
Efektif KDV oranının % 14’lerde olduğu, hissedilebiliri % 18 gözükmesine rağmen, “% 18
değil, % 14 olduğunu” söyleyebiliriz.
Kayıt dışı istihdamın % 58’den 38’e düştüğünü, kayıt dışı ekonominin de % 37’den 27’ye
düştüğünü, Avrupa Birliği’nde bu kayıt dışılık oranının % 19 olduğunu hesap edecek
olursak, 27’den 19’a bizim almamız gereken ciddi bir mesafe daha var. Ama burada şunu
ben sizlerle özellikle paylaşmak istiyorum. Kayıt dışı ekonomideki her bir puanlık azalışın
Türkiye’de asgari 5 milyar liralık bir vergi gelirine tekabül ettiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.
Kayıt dışılık bir puan daha eksilecek olursa, Türkiye’de bir yıl içerisinde toplanan vergi 5
milyar daha artar. Bunun yarısı bize tekabül ediyor denebilir. Dolayısıyla İstanbul’da biz bir
puan daha kayıt dışılığa engel olacak olursak hep birlikte, “İstanbul önümüzdeki yıl daha
fazla vergi topluyor” olacağız diyebiliriz. “Toplanan bütçenin % 83’ü kamu harcamalarına
ayrılıyor” demişiz.
“İnsan kıymetleri” kelimesini ilk sizde kullanmıştım en son Odamızda, oradan devam
ediyoruz. Mevcut kadromuz İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı yaklaşık “9300” civarında.
En son geçen sene yeni göreve başlattığımız “250 Gelir Uzmanı Yardımcısı” arkadaşla
birlikte. Bunların yaklaşık “600” civarında arkadaş İstanbul’da diğer kurumlarda geçici
görevli olan arkadaşlar. Dolayısıyla personel sayımız “8500”e düşüyor. Bunlar içerisinde
aktif çalışan, masa başında çalışan arkadaşlarımızı hesaba katacak olursak, yani hizmetli,
teknisyen ve şoför gibi diğer arkadaşlarımız da doğrudan üretilen, işgücüne doğrudan katkısı
olmamakla birlikte, dolaylı olarak elbette ki var. Onları da çıkaracak olduğumuzda yaklaşık
çalışır personel sayımız “6500” civarında oluyor.
Vergi Denetim Kurulu’nun yaklaşık “5000” civarında personel alıyor olması, bizim “6500”
aktif çalışabilir durumdaki arkadaşımın “3000”i aşağı yukarı bu sınavlara girme
potansiyeline sahip kişilerdi. “3000”i de girmedi sınava, ama “2000, 2500” civarında
arkadaşımız bu sınavlara hazırlandı. Bunların bu sınavlara hazırlanması işgücü anlamında
ciddi bir eksilme oluyor. Hiç rapor kullanmayanlar rapor kullanıyor, izin kullanıyor ve
gidenlerin boşaltmış oldukları yerlere de kalanlar, herkes aynı şeyde “biz varız” demiyor,
16
“bu adam gitti bunun işini ben mi yapacağım” mantığı maalesef her yerde geçerli olduğu
gibi bizde de geçerli. Dolayısıyla ciddi bir sıkıntılı dönem yaşadık. Bu Ağustos’ta başladı,
Eylül’de en dip noktada idi. Ekim’de tam ki toparlanacağız derken bayram tatilleri girdi.
“1100” civarında arkadaş da kazandı. Şimdi o kazanan arkadaşlar vergi müfettişi oldular.
Bunların içerideki durumlarını düşünün, “ben vergi müfettişiyim dosyaya mı bakacağım”
falan, yani biraz zor bunları idare edebilmek ve en son 2013 yılında, 2012 yılında alınan
fazla mesai ücretleri, 2013 yılında kalktı. 2013’ü bu şartlar altında tamamladık.
KDV bloke esası öyle zannediyorum uygulanıyordur. KDVİRA rapor sonuçları, yani
uygulanmıyorsa, ben bir nevi konuları paylaşmış olayım, size açmış olayım. Bir aksaklık
varsa, bize soru cevap bölümünde iletirsiniz. KDVİRA rapor sonuçları çıkar çıkmaz, bunlar
gönderiliyor olması lazım. Yani eksiklik, diğer eksiklik yazıları beklenilmeksizin KDVİRA
sisteminin çıkartmış olduğu eksiklikleri, bunları paylaşıyoruz. Paylaştığımızda siz onlarla
ilgili eksiklikleri tamamlıyorken, diğer taraftan arkadaşlarımız dosyayı incelemeye devam
ediyorlar. Tek eksiklik yazısından, mümkün mertebe “tek eksiklik” diyoruz biz.
Şimdi bu konuda da anlaşalım. Ben vergi dairesi olarak 10 tane eksiklik hususu buldum. 10
tane yazdım gönderdim. Siz bunun 10’una da cevap verdiniz veya veriyor gözüktünüz. Ama
2’sine hiç alakasız cevaplar verdiniz. Topu taca attınız. O zaman kusura bakmayın ben ikinci
defa tekrar yazarım. O zaman bana demeyin ki, “siz tek eksiklik yazısı prensibini
çiğnediniz”. Sizler, en kısa sürede size gelen eksiklik yazımızı tam bir şekilde eksikliği
eksiklikle değil, eksikliğe tam bir şekilde cevap verdiğiniz müddetçe, bizim de sürecimiz
devam ediyor. Sayacımız işlemeye devam ediyor.
Yüklenim, indirim ve satış fatura listelerinin artık kâğıt ortamında dairelerimiz
istemeyecekler dedik, “istemeyeceksiniz” dedik. İsteyenler varsa, lütfen şikâyetlerinizi bize,
memnuniyetlerinizi dostlarınıza anlatınız. İstenmeyecek, bakın çok net söylüyorum.
Meslek Odalarıyla ve en önemlisi Yeminli Odamızla görüşmelerimiz devam ediyor. Ama şu
an sözleşme dönemi. İcabet ederseniz Özcan beyle, “Ne zaman üstat görüşmelerimiz devam
edebilir?” Bu arada şunu söyleyebilirim. Rapor teslimleriyle ilgili en son KİLCİ üstatla da
yapmış olduğumuz bir konu var. Sizin sıkıntılarınızı inşallah sona erdireceğiz. İlla ki birebir
elden rapor teslimi, bunu da inşallah müjde olur diyelim de, yani gerçekleşmediği müddetçe
lafta kalan bir şey olursa çok da bir anlamı yok, ama KİLCİ üstatla bu görüşme aramızda
geçmişti. Bunu inşallah olması gerektiği şekilde bağlarız.
Hizmet içi eğitimler, KDV ile ilgili biz mesela şunu yaptık; Yeni aldığımız arkadaşlara
peyderpey eğitim veriyoruz. Yani sözüm ona böyle halk gibi her konuyu anlatıp, “hadi
yürüyün aslanlarım sahaya” değil de, tahsilât mevzuunu “6183” ü anlatıyoruz. Onları sahaya
bir sürüyoruz. 6183’le ilgili pratiklerini yapıyorlar. Acemiliklerini falan böyle atıyorlar. Bir,
iki vuruyorlar, kırıyorlar, döküyorlar, daha sonra bunu yaptıktan sonra, altı ay sonra alıyoruz
biz bu arkadaşları KDV eğitimi veriyoruz. KDV ekibi, bu iş böyle, bir usta çırak ilişkisi
oluyor. Merkezde, burada eğitim veriyoruz. Yeni gelenlere bu eğitimi veriyoruz, ama kendi
içimizde mevcut personelimiz ne yapıyor? Onları da bir kontrol etmemiz gerekiyordu. Bu
17
arkadaşlarımızı da yeni tebliğ çalışmasıyla ilgili olarak birer ikişer günlük her bir
arkadaşımıza burada eğitim verildi. Eğitim bizatihi işin içerisinde olan aktif, bu işleri yazan,
çizen, cevap veren ve uygulamamıza yön veren Özcan beyin birimindeki KDV
Müdürlüğü’ndeki Müdür Yardımcısı arkadaşlarımız verdiler ve şu an itibariyle saatimiz
15.36, şu an sınav oluyorlar. Arkadaşlarımızdan hasta, sınavdan kaytaran, rapor alanlar belki
vardır, ama toplam “823” arkadaşımız firelerle birlikte şu an sınav oluyorlar. Bu sınavda
belli bir limitin üzerinde olan arkadaşlarımıza KDV servisinde çalışabileceğine dair sertifika
vereceğiz. Yani “bu arkadaş KDV işini yapabiliyor”. Bize gelen sıkıntılardan birisi de
şuydu; “Tamam, falanca dairenizde arkadaşlar iyi biliyor, anlıyorlar da şurada adam hiç
KDV’yi bilmiyor”. KDV’yi bilmeyen arkadaşımızın, KDV servisinde çok bir yeri yok.
Onları, sınavda başarısız olanları sormuş olduğumuz sınavdaki sorular da teorik, nazariyeye
dayalı, ayakları yerden kesik sorular değil, birebir uygulamada karşılaşılan sorunlardan
çıkarılmış soruları arkadaşlara sorduk. Şu anda arkadaşlarımız ter döküyor. İnşallah pek
çoğu başarılı olurlar. Firelerimiz olunca, onların yerine elbette ki, yeni arkadaşlarımızı KDV
servislerimize süreceğiz.
KDV iadesi takip sistemimiz son sürat devam ediyor. Bununla ilgili elde ettiğimiz raporlara
birazdan değineceğim. Yüzde yüz teminatlı iadelerde, en kısa sürede yapılması gerektiğine
dair tamimimiz geçerlidir.
Şimdi size KDV iadesi takip sistemindeki elde ettiğimiz verilerden bahsetmek istiyorum.
Ocak başı itibariyle “36 bin” civarında bir bekleyen dosyamız vardı. Ben size geldiğimde
yaklaşık “25700” filan vardı demiştim. O civarda bir şey hatırlıyorum. Mart ayında
gelmiştim. Buraya çok belli olmasın diye Mart ayını koymadım o yüzden. Ocak’tan
Temmuz’a geçtik “30000”. Yaz aylarında biraz artış oluyor izin dönemleriyle birlikte.
Aralık ve Kasım ayları en son elimizden gelen tüm gayreti gösterdiğimiz ve “23000”e
indirmiş olduğumuz bir rakamdır bu. Bu rakamlarımızda şöyle bir sapma oluyor; Yani bunu
söylemekte ben hiçbir beis görmüyorum. Kimseyi, kendi kendimizi kandırmanın bir anlamı
da yok. Aralık ayı itibariyle biz sistemden aldığımızda “23016” tane bekleyen dosya dönem
itibariyle görüyoruz. Ama söz gelimi 30 Aralık’ta dosyanız gelmiş. 31 Aralık’ta dosyanız
gelmiş. Arkadaş bunu sisteme yeni yılda girdiği zaman, bu rakamın içerisinde olmuyor.
Dolayısıyla bu rakam, biz onu öğrendik, aslında “23000” değil de, her dairenin eksik girdiği
dosyalarla birlikte yaklaşık 24000”, en fazla “24500” civarında bir rakam.
Burada şuna dikkat edebiliriz; Bekleyen dosyaların ortalama bekleme süresi çok önemli. Biz
buna çok ehemmiyet veriyoruz ve artık sistemimizde bunun üzerinde bir takip ediyoruz. 100
günün üzerinde, 150 günün üzerinde bekleyen dosyalar nelerdir? Biz merkezden çekiyoruz.
Vergi dairelerimize gönderiyoruz, diyoruz ki, “bunları ya biran evvel bitirin veyahut
reddedin”. Veyahut da başka bir izah tarzı varsa, mesela vergi incelemesine sevk edildi.
Vergi inceleme raporunun gelmesi bekleniyor, ona yapılacak hiçbir şey yok. Veyahut
mükelleften cevap bekleniyor. Mükellefe cevap için 30 günlük süre verin. 30 gün içerisinde
mükellef cevap verdi, verdi, vermedi hele ki bir de mahsup talebinde bulunduysa, mükellef
düşünsün, bu şekilde. Çünkü şu an tabelaya oynuyoruz. Tabelamız ne kadar iyi olursa,
beyan sürelerimiz ne kadar iyi olursa, o kadar iyi.
18
Bekleyen dosyalarda Ocak başı itibariyle, bekleme süresi “172” gündü. Bu Aralık sonu
itibariyle “77” güne düştü ortalamamız. Tamamlanan dosyalarda, onlar daha çok sürekli
sirküle olan, sorunsuz mükelleflerimizde tamamlanma süresi “63” Ocak başı itibariyle, bu
“47”ye düştü. Bu da bir nevi biraz limite dayandığımızı hissediyoruz gibi. Ama biz buna
rağmen yetmez ama “evet” diyoruz. Yani “47” fena değil, ama bizim hedefimiz, iş günü
değil bu takvim günü. Bunun içerisinde bayramlar, seyranlar hepsi dahil. Burada dikkat
edecek olursanız, biz Ekim ayında “86”dan, “77”ye düşmesinin sebebini şöyle izah
edebiliriz; “100” günün üzerindeki mükelleflerimizi özel olarak takip ediyoruz. Burada
mükelleflerdeki yılbaşına nazaran bekleyenlerdeki sert düşüşü kırmızı çizgide, yeşilde de
devam eden dosalardaki bekleme süresini bir nevi yatay seyir almışız. İnşallah bu
verdiğimiz eğitimlerden sonra, önümüzdeki yıl itibariyle onu çok daha hızlandırırız.
“100” günün üzerinde bekleyen dosya sayılarını azalttık dedim. Ocak başı itibariyle, bu
rakamın “12000” olduğunu, ama çok şükür Aralık sonu itibariyle, burada dediğimiz gibi
Kasım ayında almış olduğumuz tedbirden sonra ciddi bir düşüş yaşandı. “5166”ya düşürdük.
İnşallah “100” günün üzerinde bekleyen dosyalarımız çok daha azalacak.
Yeminli raporlarına istinaden bekleyen dosya, devam eden dosya sayıları “6500”. Bunun
“236 milyon”u nakden, “125 milyon”u mahsuben talep ediliyor, “mahsuplu” dediğimiz
yeminli raporu olmaksızın talep edilen, asıl iş yükünü oluşturan, ama nakit iade tutarı
itibariyle baktığımızda burada da gördüğümüz gibi, “9.3 milyon”luk bir talep, burada
mahsup biraz daha fazla oluyor tabii ki “229 milyon”. Teminatlı iadelerde “465” dosyamız
var. “80 milyon”u nakit, “26 milyon”u mahsup. Vergi inceleme raporu bekleyen “222”
dosyamız var. Burada “500 bin” nakit, “1 milyon” mahsup. Ve teminat çözümü raporlarımız
var. Teminat çözümü raporlarında mükelleflerimizin birebir kredi limitlerini etkilediğini
bildiğimiz ve düşündüğümüz için, buna da ayrı ehemmiyet verilmesi gerektiğini söylüyoruz.
Toplam olarak baktığımızda deminki tabloda da söylediğimiz gibi “23000” dosyamız var.
Bu 23000 dosyanın “327 milyon”u nakit talepli, ama bunun yaklaşık “50 milyon”unu da biz
yapmışız, şu anda, Aralık sonu itibariyle. Yani bizim bütün mükelleflerin nakit talepleri
“327 milyon” eksi “50 milyon”. “50 milyon”u da yapmışız, toplam “277 milyon” nakit
bizde paranız var, hepsi bu.
Şimdi göreve geldiğimde, onu anlatayım ben. Sizlerle muhatap oluyoruz. Sizler diyorsunuz
ki, “bu kadar alacağımız var”. “bizim şu kadar alacağımız var”. Yani zaten ağzını açan
milyardan açıyor. Dedik ki “bu nedir, bir görelim”, yani bu KDV iade takip sisteminin çıkış
mantığı da aslında odur. Bizim toplam mahsuplar da dâhil, işte bütün piyasaya borcumuz
“710 milyon” talepli. Bunun dediğim gibi “50 milyon”u nakit yatırılmış. Mahsup yapılanda
yaklaşık bir “100 milyon” var. “550 milyon” civarında nakit ve mahsup borcumuz var.
Geçen sefer bunu size sunmuştuk. Umut ediyoruz, takip ediyorsunuzdur. Bu konuda orada
bir şikâyetleriniz ve dilekleriniz için posta kutusu da bırakmıştık. Posta kutusuna ilk
başlangıçta birkaç tane şey geldi. Ama onun haricinde çok bir şey gelmedi, “herkes
memnun” diyoruz biz, bir şikâyet yok.
19
DİNLEYİCİ …………..
MUSTAFA DAKIN Siz vardınız o toplantıda, ben sizi hatırlıyorum ve bunu duyurmuştuk.
Bir öncekinde biz onu sunduk. Ondan sonra olmadı zaten. Başka yapmadık.
SEZAİ ONARAL Siz kalkıp geldikten sonra sorun yok hanımefendi.
MUSTAFA DAKIN Bu adresi vermiştik ve yazmıştınız yani. Gelememenin de bir bedeli
olacak tabii ki yani.
Sözlerimize son vermeye doğru yaklaşırken, web sayfalarımızı takip etmenizi hassaten rica
ediyoruz. Ki, görebilelim, sıkıntılarınızı bizle paylaşın, bilelim. Kayıtlı ekonomiye daha
fazla destek sizler sayesinde olacağına inanıyoruz. Mükelleflerimiz alırken veya satarken
sahte fatura kullanmalarının artık hiçbir cazibesinin kalmadığını, lütfen sizler
mükelleflerinize izah edin. Sizden bunu talep ediyoruz.
Dolaylı vergilerle kayıt dışılık arasındaki bir husustan kısaca bahsetmek istiyorum. Dolaylı
vergilerin yüksekliğinden bahsediyoruz. Şikâyet ediyoruz. Çok haksız da değil. Ama dolaylı
vergilerin bu kadar yüksek olmasının sebebi, kayıt dışılığın da bu kadar yüksek olmasından
kaynaklandığını düşünüyor muyuz? Bu şekilde hiçbir yorum yapıyor muyuz?
Kayıt dışılık azalacak olduğu takdirde ben dolaylı vergilerin de azalacağına inanıyorum.
Burada biz Gelir İdaresi olarak görevimizi tam yerine getiremediğimiz için de dolaylı
vergilerin arttığını da düşünüyor, kendimize de bir yük biçiyoruz. Mükelleflerimizin
bildikleri yerden alışveriş yapması dedik. Resen terk edilen mükelleflerin takip edilmesi…
Borç sorgulamalarının yapılması, biz en son çıkan haberimizde mükelleflerimizi borçlarını
öğrenmeye ve ödemeye davet etmiştik. Ama baktığımızda yaklaşık olarak, İstanbul Vergi
Dairesi’ne borçlu sayısı “3 milyon”, bununla ilgili haber de çıktı. Yani kaç milyon
nüfusumuz var? Ne kadarı zaten borçlu olabilir? O kadar kişinin içerisinde “3 milyon” da
borçlu varsa, bu işte bir terslik var. Yani bizim, bize de düşen bir terslik var. O yüzden
mümkün mertebe mükelleflerimizin borçlarından haberdar olmadığını görüyoruz. Bu “3
milyon” mükellefin % 85’inin borcu “5.000”in altında, yani çok yüksek, böyle ahım şahım
bir borçlar, ödenemez borçlar falan da değil. Gerçi kişinin hiçbir geliri olmazsa, ona “100”
lira da fazladır ama, % 60’ının da “1.000” liranın altında olduğunu görüyoruz. Burada biz
daha çok sorunu ödememekten veya vergi dairesinden kaçmaktan ziyade, vergi borcunun
varlığından haber olmadığını görüyoruz. Ve sizlerden beklentimiz, empati yapılması 3568
Sayılı Kanun’un 11’inci maddesinde, bu yapmış olduğumuz işin aynı zamanda bir kamu
hizmeti olduğunu hatırdan çıkarmıyorsunuzdur. Hiç çıkarılmaması gerektiğini ben
hatırlatmak istiyorum. Mükellefin hakkını elbette ki savunacağız. Savunuruz. Ama devletin
de vergi kanunlarından gelen hakları var. Onları da ihmal etmeyelim. Burada yuvarlak süslü
laflarımız var. Çok uzadı. Bu kısmı geçiyorum.
20
Ve sözlerime son veriyor, hepinize 1 saat 25 dakika boyunca bizi dinlediğiniz için teşekkür
ederim.
SEZAİ ONARAL Efendim Sayın Başkana çok teşekkür ederiz. Odamıza daha önce şeref
verdikleri zaman birçok projelerden bahsetmişti. Bu projelerin büyük bölümünü realize
etmiş durumda. Bunu fiilen bugün görmüş olduk. Kendisi “1 saat 25” dakika dedi ama bana
göre iki saate yaklaştı.
Şimdi bu toplantının Yeminli Mali Müşavirler tarafından fazla rağbet bulmamasının iki tane
sebebi var. Birincisi, ifade edildiği gibi sözleşme dönemi. İkincisi de, bizim Yeminli Mali
Müşavir arkadaşlarımız kendi Odalarına çok alıştılar. Öyle deplasmanda koşturmaya çok
alışık değiller. Ama Sayın Başkanın ifade ettiği, özellikle park yeriyle ilgili olanaklar
arkadaşlarımıza intikal edildiği takdirde, eminim ki bundan sonraki toplantıda burası 2’ye,
3’e katlanacaktır, bir kere park yeri son derece önemli. İki şeyi söyleyeceğim.
MUSTAFA DAKIN
Üstat ücretsiz bu arada park yeri.
SEZAİ ONARAL Onu iyi ki söyledin Sayın Başkan. Şimdi gençliğimizde İstanbul
Defterdarlığı’na girmek mümkün değildi. Hatta zamanın Maliye Bakanı rahmetli Adnan
KAHVECİ, Bakanlığa atandıktan bir on gün sonra bana telefon etti, “Sayın Defterdar,
burada bir saattir dolaşıyorum, nasıl gireceğim?”dedi. Ben de, “Efendim kapının önünde siz
arabanızı bırakın biz onu şoförle aldırırız” dedim. Size çok basit gibi geliyor ama son derece
önemli bir şey.
İkincisi, uzlaşma konusu. Bizden önceki dönemde uzlaşma şöyleydi; Sabah Defterdar
gelirdi. Makamına otururdu. On tane Defter Muavini var. “Bugün sen gireceksin” diye, o
gün kimin gireceğini belirlerdi. Bakınız, kim o gün uzlaşmaya gidecek belli değil. Biz bunu
bir çark içerisinde yapalım. Önce kim itiraz etti biliyor musunuz? Defterdar Muavini itiraz
etti. Efendim yani bakınız baylar oradan geldiğimiz yere bakın. Artık biz mükellefe uzlaşma
için randevu verebiliyorsak bu çok müthiş bir gelişim.
O yüzden ben iki örnekle lafı uzatmamak için Başkana ve Yöneticilerine tekrar şükranlarımı
tekrar sunmak istiyorum. Buradaki Yeminli Mali Müşavir arkadaşlarımız merak etmesinler,
buradaki bütün toplantı kayda girdi. Ayrıca Türkiye’deki bütün vergi daireleri, yeni statü
içerisinde bütün Türkiye’deki meslektaşlarımıza ulaşacak, merak etmeyin. Tabii bir tek
şartla, merak etmeyin sizin orada yayınlanmasını istemediğiniz şeyleri de biz de orada
yayınlamayacağız.
MUSTAFA DAKIN Bu da sadece buraya gelenlere mahsus olmuş olsun. Buraya gelenlerin
ayrı bir yeri olsun.
SEZAİ ONARAL Evet, öyle olsun. Bundan sonraki toplantıda mutlaka 2’ye, 3’e
katlanacak. Şimdi müsaade ederseniz, çünkü fazla zamanımız yok, ara vermeden devam
edelim.
21
MUSTAFA DAKIN Zaman bakımından siz ne kadar isterseniz ona göre, bizde mesai yok.
Sizler sorularınızı soracaksınız.
SEZAİ ONARAL Soru bölümü var. Ayrıca Sabri beyin, Odamızın İdare’yle ilgili
sunumları var. 5’er, 10’ar dakika. Veysi beyin sunumları var. Müsaade ederseniz onları
kısaca yapalım Sonra soru ve cevap bölümüne geçelim.
MUSTAFA DAKIN Sayın Başkan, mesela şöyle bir şey yapabiliriz; Biz burada önceki
dönemde yapmış olduğumuz toplantılarda da oldu. Sorular çok yoğun gelecek olursa, zaten
her şey kayıt altında. Onları biz alıp bülten şeklinde yayınlamamız da oluyor. Burada bir
kısmına elimizden geldiğince, daha doğrusu beğendiğimiz sorulara cevap vereceğiz biz
burada. Beğenmediklerimizi de “bültende yayınlarız” deyip, öyle bir şey de yapabiliriz, nasıl
arzu ederseniz.
SEZAİ ONARAL O zaman lütfen sorularınızı Sayın Başkanın seveceği tarzda sorun. O
zaman müsaade edin Sabri Bey bir 5 – 10 dakika anlatsın. Sonrada Veysi beyden yine 5 – 10
dakika çok özetle rica edelim, sonra devam edelim. Buyurun.
SABRİ TÜMER Sayın Başkan, saygıdeğer arkadaşlarım hepinize sevgi ve saygılar
sunuyorum. Şimdi efendim Sayın Başkanımız çok güzel bir cümle kullandı. Dedi ki, “sizler
belirli bir mükellef sayısına ulaşmışsınız, tam tasdik, KDV, buradaki yaşananları, buradaki
olayları onlara anlatırsınız”, çok isabetli bir söz söyledi. Sevgili Başkanım bugün İstanbul’da
“18 bin” tam tasdik var. Yaklaşık “24 bin” KDV dosyası var ki, bunun yarısı tam tasdik
kapsamı dışında. Demek ki, İstanbul’da Yeminli Mali Müşavirler orta ölçekli “25 bin”
firmaya hitap etmekte. Tabii ki bu “25 bin” mükellefe İstanbul’da çalışan “1250” Yeminli
Mali Müşavir arkadaşımıza vergi dairemizin, Başkanlığınızın bu kadar güzel çalışmasını
anlatmamız onları özendirecektir. Buraya çekecektir. Eski duygularından uzaklaşacaklardır.
Bunu biz bir görev olarak kabul ediyoruz. Çünkü biz de Yeminli Mali Müşavirler olarak,
ağırlıklı olarak % 70 Maliye Bakanlığı’nın içinden gelen bürokratlar ve % 30’u da Serbest
Muhasebeci Mali Müşavirlikten sınavlara girmek suretiyle giren arkadaşlarımızdır.
Şimdi sevgili Başkanım bunu söyledikten sonra, bu güzel vurgulamaları yaptığınızı ben
ikinci defa şahit oluyorum. Bunun yanında bizim size anlatacağımız Yeminli Mali
Müşavirlerin sorunu çok ufak, çok küçük kalır. Oraya birazcık destek verseniz, emin olun bu
kendiliğinden düzlüğe çıkar. Bunun iki nedeni var.
Bir tanesi şu; Bugün saygıdeğer arkadaşlarım, meslektaşlarım Türkiye bir darboğazdan
geçiyor. Bir Dolar’ın bile Türkiye’ye çok önemi var şu an. Çünkü cari açığı karşılamakta
çok zorlanıyor. Dış ülkelerden gelen yatırım veya para yetmiyor. Dolayısıyla Türkiye’nin en
önemli kaynağı ihracat ve bunun da en önemli sermayesi katma değer. Çünkü % 8’lik, %
18’lik karma bir maliyet unsurunun oluşması, ihracatçıların üzerinde çok büyük bir yük
oluşturmakta. Şimdi bu yükü aşacak olan kişiler de ağırlıklı olan bizleriz. Ne yapıyoruz?
Raporlarını yazıyoruz. Biran önce alınması için mücadele ediyoruz ve onu alıp, işçisini,
22
kumaşçısını, vs. ücretini ödemesi, çünkü bu raporlarla sonuçta alacağı parayı buralara
yatırmakta. Uzun bir süre hem bizi yıpratmakta meslek olarak, hem de ihracatçıları zor
duruma sokmak da.
Şimdi Sayın Başkanım, geçmiş yıllardan bu tarafa İstanbul Yeminli Mali Müşavirler Odası
şu olayı prensip haline getirmiştir. Bir defa daha önce İstanbul Defterdarlığı, şu an Vergi
Dairesi Başkanlığı’yla sürekli görüşmeler yaparak, sürekli, oluşturulan komisyonlar
kararlarıyla katma değerdeki tıkanıklıkları gündeme getirerek ve buranın yapacağı, yapması
gereken olayları İstanbul’un, buranın yapamayacağı olayları da Ankara’ya süratle iletildiğini
ve birçok tebliğlerin bu doğrultuda çıktığını görmekteyiz. Biz yine aynı sistemi, aynı
mantığı, aynı düşünceyi, aynı hiyerarşik anlayışı, İstanbul Yeminli Mali Müşavirleri olarak
benimsiyoruz, İstanbul’dan doğru yukarı çıkmasını istiyoruz. Arzu ediyoruz.
Bundan dolayı bizim “Platform” diye bir yaklaşımımız, yaklaşık 60 – 70 arkadaşımızın
çalıştığı çok güzel bir laboratuvarımız var İstanbul’da. Her konuda çalışıyor. Sayın Vehbi
KARABIYIK Bey Başkanlığı’nı yapıyor. Burada bu konuların, yani katma değerin şu anki
yaşanan sorunlarını da çok iyi bilen arkadaşlarımız var. Bana bu görevi sayın Başkan
verdiğinde, bu arkadaşlarıma rica ettim dedim ki, “böyle bir durum var, bana bu konularla
ilgili rapor verebilir misiniz”. Arkadaşlarım hemen bir gün içerisinde gerçekten çok
hazırlıklı bir şekilde bana raporlarını gönderdiler. Ben de burada raporları iki bölüme
ayırdım, hatta üç bölüme ayırdım.
Biri, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’mız tarafından yapılacak konular.
İkincisi, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yapılacak konular, Sayın Başkan rica etti biraz
önce.
Üçüncüsü de, yasa, yani kanunla yapılacak olaylar.
Bunu üç bölüme ayırmak suretiyle, bir rapor haline dönüştürdük. Bu raporu sayın Özcan bey
üstadımıza takdim edeceğiz. Bunun takipçisi olacağız. Ama ben kısa kısa bunu size
sunacağım. Soru- cevap bölümünde en azından birçok gereksiz sorular da sorulmamış olur,
bunun içinde olduğu için. Nasıl olsa oraya veriliyor. İkinci olarak zamandan kazanmak için
soru sorulmamış olur diye düşünüyorum ve sunuyorum Sayın Başkanım bunu.
Şimdi İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığımızın yapabileceği olaylar. Vergi dairesine verilen
KDV iadesi tasdik raporları için memur, şef, müdür yardımcısı ve müdür tarafından ayrı ayrı
derlenen eksiklikler nedeniyle uzayan süre raporların kısa sürede sonuçlanmasına olumsuz
etki yapmaktadır. Eksiklerin bir defada, bir yetkili tarafından tespit edilerek eksiklik
yazısının gönderilmesi hem dairenin, hem de YMM’nin iş yükünü azaltır. Defalarca yazı
yazmaktan kurtulurlar.
İki, vergi dairesi tarafından alınan kontrol raporları her aşamada alındığı için yeni sorunlar
çıkmaktadır. Kontrol raporu verildiği tarihte bir defada alınmalı ve eksiklik yazıları buna
23
bağlı olarak YMM’ye mutlaka gönderilmelidir. Sayın Özcan Bey not almanıza gerek yok.
Aynen bu raporu size takdim edeceğim.
Üç, vergi dairelerinde rapora bakan memur izinli veya raporlu olduğu zaman, dosyaya
bakacak memur bulunmamakta. Dosya kalıyor. Bir ay veya iki ay, hamile, doğum yapacak
gelecek ve bekliyor haklı olarak. Dosyalar bekletilmektedir. Bu da çok büyük zaman
kaybına neden olmakta, bu gibi hallerde mutlaka memurun yerine başka bir memur ikame
edilmelidir.
Rapor sonrası gelen eksiklik yazılarının büyük bir kısmı, kontrol raporlarının taranmasından
sonra alt firmalarla ilgili olmaktadır. Bu nedenle Yeminli Mali Müşavirlere kontrol
raporlarının açılması, en azından rapor öncesi gerekli çalışmaların yapılarak sorunsuz bir
raporun verilmesinin sağlanması gerekmektedir.
SEZAİ ONARAL “gerekmektedir” lafını çiz, “uygun olur” diye söyle.
SABRİ TÜMER
“uygun olur”.
SEZAİ ONARAL Vergi inceleme raporu gibi yaptın Sabri bey.
SABRİ TÜMER “uygun olur”. Mükelleflerin bulunduğu şehir dışında yapmış olduğu mal
alımlarının, bakın çok önemli Sayın Başkanım. Mükelleflerin bulunduğu şehir dışında
yapmış olduğu mal alımlarının, irsaliye nakliye işlemlerinin dışında, 1 Numaralı Tebliğ de
bunu istiyor zaten. Otoban, köprü, feribot ödeme biletlerinin istenmesi gibi, mal nakliyesiyle
ilgisi olmayan ve mevzuatınızda bulunmayan taleplerde bulunulmaktadır.
SEZAİ ONARAL Ne istiyorlar yani, bilet mi istiyorlar?
SABİR TÜMER Bilet evet. Yani nasıl geldin otobandan mı?
Beş, mükellef kurumun alt firma alımlarıyla ilgili, alt firmalar hakkında üretim analizinin
yapılmasının YMM’lerden istenmesinin mevzuatımızda hiçbir yeri yoktur. Zaten
tutanaklarda kaç kişi çalıştırdığı, kapasite raporları, katma değer beyanları, vs. ilişikte
sunulmaktadır.
Altı, YMM’lerin yaptığı incelemede tutanak tarihi itibariyle, KDV iade talep eden firmanın,
alt firmanın cari hesap çalışmasının doğurduğu sonuçlar çoğalmakta, 84 No.lu Tebliğe
uygun bir yorum getirmelidir. Örnek; Şimdi adam 50 bin liralık mal satmış. Düğme satmış,
iplik satmış, vs. Hafta sonu gidecek, alacak. Çek alacak veya 10 bin, 5 bin ödenecek. Şimdi
ben aldım, diyorum, bu kadar. Vergi dairesi diyor ki, “bunu 84 No.lu Tebliğe göre niçin
çeki, senedi verilmemiş? Cari hesabı ben kabul etmem.”diyor, iyi niyetli de olsa yani.
24
Yedi, KDV iade talep eden mükellef kurumun ortakların nüfus cüzdanı ile ikametgâh
senetlerinin yerine, TC kimlik numaralarının bildirilmesi yeterli olacağından, diğer evrakları
gerçekten bir tasfiye edelim, artık kaldırılması gerektiğine inanmaktayız.
SEZAİ ONARAL Yani nüfus kağıdı mı istiyorlar?
SABRİ TÜMER Nüfus kâğıdı istiyorlar. İkametgâh senedi istiyorlar.
Sekiz, vergi daireleri tarafından YMM’lere yazılan eksiklik yazılarının anlaşılır, net ifadeler
taşıması gerekir. Uygulamada anlaşılmayan cümleler kullanılmakta. Biraz önce Sayın
Başkanım söylediğiniz gibi, Yeminli Mali Müşavir de net cevap verememekte, o net cevap
veremeyince, çünkü net talep olmadığına göre, net cevap veremeyince, bu da zamanın yok
olması demek oluyor.
Dokuz, YMM, KDV iade raporları vergi idaresine teslim tarihinden itibaren, belli bir süre
içinde mutlaka işlemlerin, talep edilen iadenin ödenmesi gerekir. Biraz önce söyledim.
Çünkü finans, “30 gün içerisinde ödenmesi gerekir”, ama Sayın Başkanımız 30 küsur güne
kadar düştüğünü söyledi. Memnuniyet verici bir olay olarak görüyoruz.
On, KDV rapor eksiklerine ilişkin YMM’lere düzenlenen cevap yazılarında, 84 Seri No.lu
KDV Genel Tebliği hükümlerince cevaplandırılmış olmasına rağmen, aynı tür eksiklikleri
için vergi dairelerinin arasında standart bulunmayıp, farklı farklı uygulanmakta. Bir tamim
ile bunun mutlaka tüm vergi dairelerinde tek bir standardın uygulanması gerekir olduğunu
düşünmekteyiz.
Onbir, Yeminli Mali Müşavir rapor yazmış. Vergi dairesi raporda aksaklık veyahut da
faturalarda veya ödemelerde belli bir aksaklık bulmuş incelemeye göndermiş. Bir sene
geçmiş incelemeden daha henüz çıkmıyor. Hem şirket sürekli bir komisyon ödüyor. Hem de
Yeminli Mali Müşavirin belli bir yeri, bir prestiji var. Bu konuda, firmasına karşı bir çatışma
noktasına dönüşüyor.
Sayın Başkanım bunlar çok zor olmayan şeyler, bir rapor halinde ben size takdim ediyorum.
Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ediyorum.
MUSTAFA DAKIN Müsaadenizle üstat, Sabri bey okuyunca ben özellikle merak ettim.
KDV’nin haricinde bir soru, bir konu olacak mı diye. Beni şaşırtmadığınız için çok teşekkür
ediyorum.
Şimdi sorulara bakacak olduğumuzda, Özcan bey de cevap verir bir kısmına.
Beğendiklerime ben kendim cevap vereceğim. Beğenmediklerimi Özcan beye bırakırız.
Yani tek eksiklik yazısı olsun, kontrol raporlarının alındıktan sonra bir seferde gönderilmesi
olsun, dönüp dönüp bir daha o KDVİRA kontrol raporlarının alınmaması gerektiği
şeklindeki, biz arkadaşlarımızla bu konuda hem fikiriz. Yani sizden farklı bir şey düşünüyor
değiliz idare olarak. Ama işin uygulamasına geçince, bu çok çabuk maalesef olmuyor. Yani
bununla ilgili biraz daha belki çaba göstermemiz, eğitimlerimize, yani psikolojik anlamda
25
eğitim de önemli. Bakın bugün sınav oluyorlar arkadaşlar. Bitmiştir artık. Soruların bir
tanesi de şu; ”KDV iadesinin amacı nedir?” En önemli soru bence bu. Yani KDV iadesinin
mantığı nedir? Felsefesi nedir? Orada bazı tuzak sorularımız da var. İşte, “KDV iadesi
ihracatçıya teşvik amacıyla verilen bir vergi teşvik sistemidir” falan, filan. “KDV iadesi
lütuftur”. Değil.
KDV iadesi, mükellefin zamanında yüklenmiş olduğu, ödemiş olduğu KDV’yi mal satımı
veya hizmet sunumu sebebiyle tahsil etmesi gerektiği kişiden, kanunlar gereği tahsil
edemeyen, ama istisna kapsamında, tam bir istisna kapsamında bir satış veya hizmet
sunumu olabilir. Ama indirimli oran sebebiyle yine devletin koymuş olduğu bir takım
kurallar veya teşvikler gereği indirimli oran kapsamında bir teslimat yapmıştır, konut
olayında olduğu gibi. Alması gereken, tahsil etmesi gereken KDV’yi tahsil edemeyen ve
dolayısıyla üzerinde yük olarak kalan mükellefin hakkı olan, önceden ödemiş olduğu
vergiyi, belli bir zaman geçtikten sonra, belli bir periyot geçtikten sonra, finansman yüküne
katlandıktan sonra, biz bunun özellikle ilk örneğini, inşaat işlerinde görüyoruz. Adamı kırk
dereden geçiriyoruz. Ondan sonra “tamam sen alabilirsin veya alamazsın” veya ondan sonra
adama diyoruz ki, “sen bu inşaatın sıvasında kaç santimetre kalınlığında sıva kullandın”,
böylesi abuk, sabuk soruları biz kesinlikle tasvip etmiyoruz. Yani mükellefin ortaklarının
nüfus kâğıdı isteniyormuş. Bunu nereler istiyor? Ben hakikaten merak ediyorum. Ben böyle
enteresan soruları biriktiriyorum. İkamet belgesi mi istiyorlar?
DİNLEYİCİ …………….
SEZAİ ONARAL Efendim, bakınız, Sayın Başkan İdare, nüfus kâğıdı örneği ve ikametgâh
örneği istedi diye YMM olmaktan vazgeçti Sayın Başkan.
MUSTAFA DAKIN Ben üstada söyledim, şikâyette bulundum. “Benden belge istiyorlar.
Senin YMM olmaya yetkin var mı? Yok mu? İkametgâhımı istiyor benden, nüfus kâğıdımı
istiyor.
SEZAİ ONARAL Onun için bu çok uygun soru, lütfen cevaplar mısınız?
MUSTAFA DAKIN Üniversite mezunu muyum diye soruyorlar bana, yani bunu YMM
Odası soruyor.
SEZAİ ONARAL Biz sormuyoruz, TÜRMOB soruyor ama biz aracıyız.
MUSTAFA DAKIN
Ben o yüzden YMM belgesi almaktan, üstat beni ikna etmeye
çalışıyordu, vazgeçtim. Şakalar bir tarafa, diğer taraftan Sabri beyin de bahsettiği gibi, böyle
izine giden, bir de yeni doğum izinleri falan, iki seneyi falan buluyor. O zaman da mükellef
“iade alacağım” diye bekliyor. Bu tür şeyler, doğru şeyler değil.
Biz vergi dairelerimizde şunu hedeflemeyi düşünüyoruz. Hiçbir memurun mükellefi veya
hiçbir mükellefin memuru olmayacak. Yani yapmış olduğumuz sistemi de bunun üzerine
26
bina etmeye çalışıyoruz. İş bir vergi dairesine veyahut da bir servise geldiğinde memura
sadece bir iş teslim edilecek. Hiçbir zaman memurla mükellefin nikâhlanmasını istemiyoruz.
Tabir ne kadar caizdir bilemiyorum. İş odaklı, memur işini bilecek, mükellef dairede işini
bilecek. Mükellefin memuru olmayacağı gibi, memurun da mükellefi olmayacak. Bütün
sistemimizi buna göre yapmaya çalışıyoruz. Çoğu fikirlerde, çoğu beyanlarınızda, bizler de
sizlerle hemfikiriz. Bir takım şeyleri bizler de görüyoruz. Biliyoruz. Biz “biraz daha zaman”
diyoruz. “Biraz daha zamana ihtiyacımız var” diyoruz. İnşallah her şey çok güzel olacak.
SEZAİ ONARAL Veysi bey siz de beş, on dakikada anlatırsanız.
DR. VEYSİ SEVİĞ Şimdi öncelikle şunu söylemek istiyorum. Vergi Dairesi Başkanımız
göreve başladığından bugüne bir mukayese yaparsak -ki ben Ticaret Odası’nın Müşaviri
olarak konuşuyorum- bizi hem bilgilendirme açısından, hem de mükellefe bakış açısından
önemli değişiklikler oldu. Bir kere teşekkür etmek istiyorum kendisine. Ancak, vergi
dairelerinde yeni bir uygulama başladı, Sayın Başkanıma da bu konuyu iletmek istiyorum.
Vergi dairelerinde avukat çalıştırılıyor şimdi. Her vergi dairesinin bir avukatı var. Önümde
örneği, şimdi sizlere takdim ediyorum.
SEZAİ ONARAL
Nasıl avukat Veysi bey?
DR. VEYSİ SEVİĞ Her vergi dairesinin kadrolu avukatı var.
MUSTAFA DAKIN Şöyle müsaadenizle düzelteyim ben. Her vergi dairesinin avukatı
yok. Her Vergi Dairesi Başkanlığının kendine münhasır bir avukat kadrosu var. Şu an
itibariyle tam bu duvarın öteki tarafında faaliyette bulunan 50 tane avukat arkadaşımız var.
Yakında alımlarla birlikte 120’yi bulacak. Bu 120 arkadaşımız tüm vergi dairelerimizin
hukuki davalarını buradan takip ediyorlar ve onlara muin olacak yeterli sayıda gelir uzmanı
arkadaşımızla birlikte savunmaları yapacaklar. Önceden hazine avukatları vardı. Hazine
avukatları gitti. Onların yerine Gelir İdaresi Başkanlığı’nın kendi kadrosunda, İstanbul Vergi
Dairesi Başkanlığı’na da tahsis ettiği kadrolu avukatlarımız vardır. Buyurun efendim.
DR. VEYSİ SEVİĞ Bendeniz vekâletin üzerindeki imzaya bakıyorum. Hangi vergi
dairesinin avukatı var veya merkezde mi bu diye. Vergi dairesi diyelim ki, Kadıköy.
Kadıköy Vergi Dairesi’nde avukat şöyle imza atıyor; “x vergi dairesi avukat filanca”, benim
elimde bu var.
MUSTAFA DAKIN Doğrudur.
DR. VEYSİ SEVİĞ Şimdi ben size konuyu arz ediyorum. Bir serbest meslek erbabı
beyanname vermediği için tespit ediliyor. Tespit eden, denetim. Mükellefiyet tesisi, menkul
kıymet yatırım ortaklığı. Avukatın açılan davaya vermiş olduğu cevap da şu; “x” şirket,
görevini yerine getirmemiş, defter tutmamış.
27
Şimdi ben şunu söylemek istiyorum; Bu avukatlar eğer çalışacaksa, önce bunlara bir hukuk
dersi verilmesi lazım. Niçin bunu söylüyorum. Sayın Başkanın bütün yaptıklarının doğru ve
güzel olduğunu ben kabul eden bir kişiyim. Ama davayı kaybettirecek bir olay. Ama nasıl
bir olay? Nasıl bir şablon? Önümde dava dilekçeleri, hepsi burada…
Şimdi ikinci bir olaya geliyorum. KOD meselesi çözülemedi, gitti. Biz Ticaret Odası olarak
bundan çok büyük sıkıntı çekiyoruz. Türkiye’de doğrudur, sahte belge kullanılıyor, Fakat bir
olayla karşı karşıyayım şimdi. Adam diyor ki, ben bu vitrine koyduğum malları şu şirketten
aldım. İşte şirketin faturası, işte irsaliyesi, hatta paketleri burada duruyor, diyor. Şimdi sen
bunu naylon faturayla aldın, sen sahte belgeyle aldın diye benim hakkımda rapor
düzenlemişler, ben buna itiraz etmişim, diyor. Benim stokum var, adamın paketin üzerinde,
stokların üzerinde nereden aldığım belli. Kaç plakalı arabayla bana getirdiği belli. Hepsi
belli. Sen sahte belge kullandın, diyor.
Şimdi bu KOD meselesinde galiba biraz ciddiyetsizlik var. Bundan dolayı bazı iyi niyetli
insanlar da yok yere bu işin içerisine girip, çıkamıyorlar, bitiyorlar. Gayet basit, bir de
tavsiye var. “madem KOD’a girdin, kapat dükkânı, başka iş yapalım”, yani bu çözüm değil.
Ben bu iki konuyu size arz ediyorum. Eğer arzu ederseniz belge olarak sizlere takdim
edebilirim. Bu konuda ben vergi idarelerinin ciddi birer kurum olduğunu kabul ediyorum ve
ciddiyeti de her geçen gün artıyor. Ama mücadelede haksız yere bir takım sorunlar çıkıyor.
Bu iki konuyu size arz etmek istedim, teşekkür ederim.
MUSTAFA DAKIN Ben de üstadıma teşekkür ediyorum. Önce iltifatla başladı, daha sonra
“ancak” dedi, “eyvah, geliyor” dedim, “ancak” dedikten sonra ben biraz gerilmeye başladım.
Birinci husus, avukat arkadaşlara gelecek olursak, avukat arkadaşlar geçen sene geldiler,
göreve başladılar. Bunlar hepsi Hukuk mezunu, avukatlık stajlarını yapmışlar. Ama
maalesef önceden bizim ihtilaflı işlere bakan bizim kıdemli memur arkadaşlarımız kadar
hukuk bilgisine, nosyonuna sahip olmayan arkadaşlarımız da var. Yani demin dediğim gibi,
biraz hani eğitiyoruz, tahsilât eğitimi veriyoruz. Tahsilâtla ilgili işlere gönderiyoruz. KDV
eğitimi veriyoruz. KDV ile ilgili servislere görevlendiriyoruz. Biraz ilk başlangıçlarda
eğitim şart da, yani eğitimden sonra biraz da bilgilerin pekiştirilmesi de şart. Böylesi
dönemlerde bir nevi bunlar sıfırdan işe başlıyor. Eskiden var olan bir avukat kadrosuyla
devam ediyor değiliz. Biz sıfır, üniversite mezunu, stajını yapmış, sıfır kilometre şeylerle,
evet biraz onun ceremesini çekiyoruz. İnşallah zamanla bu da düzelir. Düzelecek, bu
temenni babında, yoksa biz bunu kabullendiğimiz, seneye de böyle olacak, ondan sonra “bu
normal artık benimseyin” diyebileceğim bir durum değil.
Bununla ilgili elbette ki biz gerekli tedbirleri almak durumundayız. Ama konuşmamın
sonuna doğru bir şey söylemiştim, “konuşun ki görebileyim”, “konuşun ki, bahsedin ki
haberdar olalım”, “haberdar olalım ki, müdahale edebilme şansımız en azından olsun”. O
yüzden bizim sizlerin konuşmasından en ufak bir rahatsızlığımız yok. Haberdar olduğumuz
müddetçe biz çözüm üretmek için elbirliğiyle ne gerekiyorsa, onu yapacağımızdan emin
olabilirsiniz.
28
İkinci hususa, KOD uygulamasına gelince, bu tip şeylerde biz hiçbir zaman yapmış
olduğumuz işte “yüzde yüz biz her şeyi dosdoğru yapıyoruz, yanlış bir şey yapmıyoruz”
iddiasında olamayız. Keşke olabilsek, ama o zaman da önümüze hiç ummadık yerden şeyler
gelirdi. Dediğiniz şeye ben çok katılıyorum. Birçok mükellef elbette bu işi yapıyor. Sürekli
mal almakta olduğu yerden malı alıyor. Adamın etiketleri, faturası filan her şeyi belli, ama
ben size çok basit bir örneği söyleyeyim.
Mesela o mükellef Kozyatağı Vergi Dairesi’nin mükellefinden alımda bulunuyorken, karşı
bir sokağa geçtim, Erenköy Vergi Dairesi’nin yetki alanı içerisine girdim ve vergi dairesine
haber vermediğimi düşünün. Kozyatağı Vergi Dairesi tutuyor, bunu işyerinde olmadığını
görüyor. Yoklamayı yapıyor, olumsuz tutanak tespiti yapıyor. Ulaşamıyor, resen terk
yapıyor. Sahte belge vs. İşte burada yüzde yüz suç vergi dairesinin midir? Değil. Veyahut da
mükellefimiz sürekli bir yerden mal alıyor. Sürekli alıyor, alıyor, sorun yok. Daha sonra bir
yerden yine mal alacak, acil lazım, sipariş veriyor, diyor ki, “abi bende yok, bir yerden
bulacağım, getireceğim”, “tamam, işimiz görülsün yeter ki, hemen getir de” diyor. Mal
geliyor. Mal gelen yerden, “abi sana oradan fatura ayarladık, geldik” diyor. Bir bakıyorsun
nayloncu adamın faturasını tutuyor veriyor. Şimdi bu mükellefimiz yüzde yüz bu işi
yapıyor. Gerçek mal veya hizmet alımında bulunuyor. Ama hasbelkader birisinin yüzünden
veyahut da birilerinin yüzünden kötü işyeri denk geliyor ve ödemiş olduğu KDV’yi bir daha
ödemek, hatta cezalı ödemek, hatta gecikme faizi, hatta gecikme zammıyla bir daha ödemek
durumunda kalıyor. Burada suç yüzde yüz vergi dairesinin midir? O yüzden ben diyorum ki,
resen terk edilen mükellefler listesini lütfen kontrol edin. Bir mükellefiniz şayet ciddi
meblağda yüklü bir alım faturası ilk defa getirdiyse, onu kontrol edin, diyorum. Orada
mutlaka kontrol edin diyoruz.
Elbette her şeyi kontrol edebilecek değiliz, ama bazı şeyleri en azından bir nebze de olsa,
böyle geçebileceğimizi düşünüyorum.
Özcan beyin, Sabri beyin sorduğu sorulara vereceği cevaplar vardı. Ama arzu ederseniz biz
size bırakalım, Özcan bey daha sonra cevapları öyle verir. Buyurun üstat.
SEZAİ ONARAL Şimdi efendim birkaç soru alalım, çünkü vakit ilerledi. Önce Sayın
Nedim AKKURT, buyurun. Başka soruları alalım. Sayın İbrahim Erten PAKER, başka var
mı? Evet, ben isimleri tespit edeyim. Çünkü iltimasa yol açar, biliyorsunuz. Buyurun.
NEDİM AKKURT Benim arz edeceğim konu şununla ilgili; Memur tayin oldu diye, kimse
bakmadı diye, o bölüme memur tayin olunana kadar 1,5 ay bekledim. Tayin olduktan sonra
dosyam çıktı.
İkinci bir husus, 84 Sayılı Tebliğde olmadı diye, şöyle olaylar başımıza geliyor. Adam malı
satmış. Ondan sonra gitmiş, haciz görüyor, idare haciz etmiş, almış, bunu belge saymıyor.
Ödeme belgesi saymıyor.
İki, adam mal satmış, oradan mal almış. Onu saymıyorlar.
Teşekkür ederim.
29
SEZAİ ONARAL
Evet, sayın İbrahim Erten PAKER buyurun.
İBRAHİM ERTEN PAKER Başkanım, Vergi İdaresi Başkanımızı da kutluyorum, çok
güzel şeyler duyduk bugün. Biraz rüyada gibi olduk, inşallah bu rüyalar daha ileriye gider.
Efendim ben bir katkı olarak söylemek istiyorum.
Bizler biliyorsunuz stopaja tabi gelir mensuplarıyız ve peşinen vergi ödüyoruz. Dolayısıyla
da sene sonu beyanlarımızda mahsup çıkıyor veya çıkmıyor. Şimdi çıkanlar önceden biliyor,
bunlardan birisi de benim. Kasım, Aralık, Ocak vergilerimi ödemiyorum. Mahsup
dolayısıyla ödemeyeceğim diye. Burada sizin ödemeyenler listesi olarak listeniz var. Her ay
geliyor ve burada mahsup var mı, yok mu, bakılmadan ödeme emirleri geliyor ve bundan
çok rahatsız oluyoruz. Bugün bilgisayarlar artık ilerledi. Yani bir program yapılarak, stopajlı
olan kişiler bildirilip, onlar ayriyeten ayıklanıp, mahsubu var mı, yok mu tespit edilip, yok
olanlara gönderilmesinin daha uygun olacağını düşünüyorum ve her halde benim bankama
da bu sebepten bir haciz kondu. Müdüre çıktık. Müdür baktı, böyle bir şey yoktur diye
hemen kaldırıldı. Ama tabii bu bizi incitti. Hatalı oluyor. Sizlerin böyle hatalı durumlara
düşülmemesi nedeniyle, bu türlü bir açıklama getiriyorum.
İkinci açıklamam, senelerdir söylüyoruz. Biz bu KDV konusunu böyle çözemeyeceğiz.
KDV konusunu ben şu türlü çözüleceğine inanıyorum. Bir kere arada perakendeciye kadar
inen imalatçılar bu KDV yüzünden yıkılıyorlar. Yani üzerlerinde KDV’leri tahsil
edemiyorlar. Altı aylık bir vade var. Bu vadeyi bekliyor. Krediyle efendim KDV ödüyor.
Böyle bir sıkıntıya düşüyorlar. Ama perakende de, perakendeci en azından KDV’yi tahsil
ediyor. KDV nakit olarak yatıyor. Orada ödeme, aradakiler oraya gelene kadar, üreticilerde
sıkıntı yok diye görüyoruz. Dolayısıyla yüzde yüz tevkifat sistemiyle perakendecilere
indirmekte, yani bu işin yasayla yapılmasında fayda olacağını düşünüyorum.
Teşekkür ederim.
SEZAİ ONARAL Evet, İbrahim beye teşekkür ederiz. Yeşim ERTUĞRUL Hanım
buyurun.
YEŞİM ERTUĞRUL Özellikle bu toplantılar için Vergi Dairesi Başkanımıza ve personele
teşekkür ediyoruz. Çok yararlı olduğunu düşünüyorum ben. Bu toplantılar sayesinde
piyasanın sıkıntılarını, meslektaşlarımızın sıkıntılarını çok iyi algıladığınızı düşünüyorum.
Çünkü bizi sizin gibi anlayan bir başkan görmemiştik. Çözüme yönelik, hiç olmazsa
aldığınız notlarla bir çözüm arayışınızın olduğunu ben çok net gördüm. Çünkü önceki
toplantınızda Veraset Vergi Daireleri ile ilgili soruyu soran bendim. Resimleri görünce
inanamadım. Çok teşekkür ediyorum.
KDV sorgulama sistemine girdiğimizde orada da en azından dosyamızın aşamasıyla ilgili bir
bilgi görebiliyoruz. Ama biraz daha açık ve net görmemiz mümkün mü? Mesela, iade
raporunu o ekranda Yeminli Mali Müşavir, hatta şirketin kendisiyle ilgili düzenlenmiş
kontrol raporunu görme şansı olursa, çünkü bu kontrol raporu gün be gün değişime uğruyor.
30
Yeni KOD’lar ilaveler oluyor. Otomatik ekranda önümüze gelir. Eksiklik yazısından sonra
yeni bir firma daha listeye girmişse, onun da belgesini cevap bölümüne ekleriz, süreç
hızlanabilir. Kusura bakmayın birkaç şey not aldım.
KDV iade servislerinde, özellikle Yeminli Mali Müşavirlerin şikâyetçi olduğunu tahmin
ettiğim husus, ben sohbet anında sorduğumda, özellikle SGK mahsuplular ve teminat
mektuplular. Bu KOD uygulaması gerçekten haksız bir uygulama olabilir. Son bir husus
söyleyeceğim.
SEZAİ ONARAL Peki Yeşim Hanım tebliğiniz için teşekkür ederiz. Başka soru var mı?
Buyurun Yılmaz Bey.
YILMAZ BÜKE Öncelikle Başkanımızın sunuşundan dolayı çok teşekkür ediyorum,
saygılar sunuyorum. Ayrıca İstanbul Yeminli Mali Müşavirler Odası Yönetim Kurulu’na da
saygılarımı sunuyorum. Benim iki konuda önerim var. Özellikle birincisi, vergi daireleriyle
meslek mensupları arasındaki ilişkilerin kurulması açısından, şöyle ki, bizim gördüğümüz
kadarıyla veyahut da kendim şahit olduğum kadarıyla, vergi dairesi ve meslek mensupları
arasındaki iletişim sizin şu anda bize sunum yaptığınız kadar sıcak değil. Bu bizden de
kaynaklanabilir, çok önemli değil. Ama burada önemli olan şudur; Eğer herhangi bir konuda
vergi dairesi her türlü yola başvurup da meslek mensuplarını haberdar etmiyorsa, bunun
suçunu meslek mensuplarında değil, idarede bakmak gerekir. Yani “suçlu” derken, biraz sert
bir kelime oldu ama özür dilerim. Yani buradaki meydana gelen olayda, eğer vergi
idaresinin herhangi bir sorunda meslek mensubuyla iletişime girerse, bunun daha kolay
olabileceğini düşünüyorum.
İki, ilişkileri çok üst düzeyde kullanmaya çalışıyoruz. Ancak vergi dairesi…Şimdi sayın
Başkanımız dedi ki,
SEZAİ ONARAL Hangi Başkan?
YILMAZ BÜKE Sayın Vergi Dairesi Başkanımız… Haberdar olmuyoruz, çok güzel.
Ama bir sözünde de bizlerin kamu görevi yaptığını söylediler. Bunun için de teşekkürler.
Diğer söylediğiniz de şuydu; Biz istersek mal varlığını, arabasını, takasını, tukkasını biliriz,
öğreniriz. Bu da çok güzel bir şey… Takkası, tukkası öğreniliyor da, niye bir Yeminli Mali
Müşavir meslek mensubuna özellikle yani her beyannamenin altında, o beyannameyi veren
meslek mensubunun imzası var. Eğer mükellefin Yeminli Mali Müşaviri varsa, Yeminli
Mali Müşavirin sözleşmesi var. Raporları var. Adresleri var. Hiçbir konuda bu kadar geniş
bir şekilde, Başkanımız anlattığı şekilde meslek mensuplarıyla iletişime geçildiğini
sanmıyorum. Ama dediğim gibi, bunu yalnız iletişimde vergi dairelerine “hatalıdır”
demiyorum. Bizde de hata vardır. Ama bunun bir yerden başlanmasını arz ediyorum.
Teşekkür ediyorum.
SEZAİ ONARAL Yılmaz bey teşekkür ediyorum. Zaten bunun için yapılıyor bu toplantılar.
KURDOĞLU değil mi, buyurun.
31
KURDOĞLU Şimdi efendim konu aslında çok basit. Ben 23 yıldır Yeminli Mali
Müşavirim. Benim raporumu herhangi bir memur, düz memur, ondan sonra şef, ondan sonra
müdür muavini ve müdür. Düz memur veya ondan sonra şef bakıyor. Şimdi buradan biz
devam edelim. Yani geçen hafta müdür muavinleri yedi gün izinli, ondan evvelki hafta şef
doğuma gitti. Bunlar belli alt yapısı olan, yani bizimle oturup tartışabilecek bilgisi
düzeyinde insanlar. TÜBİTAK da aynı şey, dikkat edin. Elektronik olarak geliyor sizin
raporunuz. Karşınızda sizin uzman geliyor. Belli sualler soruyor. Şurayı düzeltir misiniz.
Yani ne şefi var. Ne müdürü muavini var. Ne müdürü var. Yani sistemin böyle çalışması
lazım… Ben bir örnek olarak söyleyeyim. Adıyaman’a bir rapor götürdüm.
MUSTAFA DAKIN Adıyaman’da mı?
KURDOĞLU
Evet Adıyaman’da.
SEZAİ ONARAL Ama sayın Başkan Adıyaman’a bakmıyor.
SEZAİ ONARAL Tamam Sayın KURDOĞLU. Sen diyorsun ki, “ben maldan anlarım”,
Peki KURDOĞLU teşekkür ederiz. Efendin çok fazla sual oldu. Bir de ayrıca yazılı sorular
var. Müsaade ederseniz burada keselim. Çünkü saat 16.30 oldu. Eğer sizin hani posta kutusu
falan, filan… Başka soruları arkadaşlarımız İdare’ye başka şekilde intikal ettirebilirler.
MUSTAFA DAKIN Yani teknik sorulara dediğim gibi bülten üzerinde de rahatlıkla cevap
verebiliriz de, onun haricinde burada şahsi olarak sorulan, cevaplanması gereken unsurlar
var. Onlara da müsaadenizle cevap vermek istiyorum. Yeşim hanımın sorduğu sorudan
başlayacak olursak, öncesinde mali müşavirlik yaptın mı diye sordular. Ben öncesinde
üniversiteyi bitirdikten sonra Yeşim Hanım, bir Yeminli Mali Müşavirlik firmasında
çalışmak için müracaat etmiştim. Mülakata alındım. Mülakatta bana “Bolümün ne?” dediler.
“Kamu Yönetimi Siyasal mezunuyum”. “Muhasebe biliyor musun” dediler. “Biliyorum”
dedim. “Ama CV’ de muhasebe yazmıyor” dediler. “Ben biliyorum” dedim. İnandıramadım
bir türlü, dolayısıyla beni işe almadılar. “Sen bir işe yaramazsın, zaten Kamu Yönetimi
mezunusun, İşletme veya Maliye mezunu olsaydın daha işimize yarardı” dediler. Ben de
şahsınızda o beni işe almayan meslek mensubumuza şükranlarımı iletiyorum. Çok teşekkür
ediyorum.
Kontrol raporu alınmasıyla ilgili bahsediyordu. SGK mahsuplarının önceliği, SGK
mahsuplarıyla ilgili maalesef bizim de çok tercih etmediğimiz bir öncelikleri var. Yani SGK
öyle bir şey ki, yakar top gibi. Elimizde durduğu zaman, biz bir nevi bundan şikâyetçiyiz.
SGK mahsubu yapıyor olmaktan biz şikâyetçiyiz. Biz SGK’nın tahsilât birimi haline
dönmüş durumdayız. Ama maalesef 13’üydü, 13’ünden, 20’sine alındı galiba yanlış
hatırlamıyorsam. Bir de iki gün öncesinde Muhasebat ayrı bir düzenleme yaptı. Vergi
dairesinden iki gün önce çıkacak, mal müdürlüğü, orada saymanlıktan ödemesi yapılacak.
Hepten bizi sıkıştıran, boğan şeyler, o yüzden SGK mahsuplarının maalesef şeyi var.
32
Vergi incelemelerinin uzunluğu ile ilgili yine Yeşim Hanım, sizin ilk sorunuza da cevap
vermiştim. Daha önce bir mali müşavirlik firmasına müracaat ettim, ama beğenilmediğim
için alınmadım. Vergi incelemeleriyle ilgili, vergi incelemelerini yapan, incelemeye sevk
edilmesi durumunda incelemeyi yapan birimler maalesef şu an itibariyle bizde olmadığı için
o konuda hiçbir müdahalemiz olmuyor. Biz sadece şunu yapıyoruz. Yani mükellefin
incelemeye sevk edilmesine ilişkin vergi dairesinden herhangi bir talep gelecek olduğunda
ilgili grup müdürlüklerimiz, KDV ile ilgili bir şey varsa Özcan beylerin müdürlüğü, biraz
daha inceleyerek, sık dokuyarak, oraya intikal etmeden biran evvel, icabında Yılmaz beyin
de bahsettiği gibi, müşaviri çağırıp, haberdar edip, bununla ilgili belki bir, iki makul izahat
yapacak. O izahat yaptıktan sonra mesele hallolacak. Böyle çok basit bir şekilde halletmek
varken, ben anlamadım, gitsinler bunu bir vergi müfettişine bir anlatsınlar bakalım, oradan
gelsin mantığıyla incelemelere sevke karşıyız.
İbrahim beyin mahsuplarla ilgili sıkıntıları, serbest meslek erbabının mahsup şeyi, bu yine
bizim kesinlikle tasvip etmediğimiz şey. Bir mükellefin mahsup talebi varken, diğer taraftan
buna ödeme emri gönderilmesi izah edilebilir hiçbir tarafı yok yani. Burada biz bir takım
kurallar da koyduk. Kişiye haciz uygulamadan önce mahsup talebi var mı? KDV iade talebi
var mı? Emanette duran parası var mı? Bununla ilgili bizim tamimimiz var, buna riayet
edilmeliydi. İşlemiyor veyahut işleyemiyor, çünkü düşünün ben biraz önce bahsettim ya, bir
rakam verdim 3 milyon mükellef var. Vergi daireleri bunlarla ilgi herhangi bir ödeme emri
düzenlerken, haciz işlemi yaparken, müdürün veya müdür muavinin önüne böyle yağmur
gibi geliyorlar. Kontrol etmeleri, edebilmeleri, sirkülasyon o kadar çok fazla ki, o akıntıya
şey yapabilmek çok zor. Ama bununla ilgili, bilgisayar teknolojisinin gelişmesiyle ilgili laf
sokuşturulması olmuştu. Orada sistem bunu çözecek. Bununla ilgili şöyle bir durum var.
Cari sisteme geçecek bir mükellefin bir tarafta borcu, bir tarafta alacağı var ise, bunlar
sistem üzerinden görülebilecek. Net bir borcu var ise, onun üzerinden ödeme emri
gönderilecek. Ama bu cari hesapla ilgili sistem bir türlü devreye giremedi. Bu tip sorularla
biz muhatap olduğumuzda hep, “cari hesap var, merak etmeyin bu sorun hallolacak”
diyoruz, cari hesap bir türlü devreye giremediği için, artık diyecek çok bir şeyimiz de yok.
Cari hesap girdikten sonra, bu sorun ortadan kesinlikle kalkacak. Ama cari hesap devreye
girmediği sürece sizler şikâyet edeceksiniz. Bizler bu şekilde izahat yapmaya çalışacağız.
Demin de sunumumda bahsettiğim gibi, bir tebligat ekibimiz var. Pastaya, PTT’ye rakibiz.
Onlarla tebligatları yapıyoruz. Ödeme emrini her vergi dairesi kendi sisteminden çıkartıyor.
Onları bizim kendi tebligat ekibimiz mahalle ve sokaklar itibariyle ayrıştırdıktan sonra,
alıyorlar ellerine bir caddenin, bir sokağın, mahallenin bir tarafından başlıyorlar, öteki
tarafından çıkıyorlar. Vergi dairesi tebligatı yapmıyor, o kısmı doğru. Ama Ankara da gelip,
buradaki tebligata karışmıyor, o kısmı yanlış.
Kontrol raporlarıyla ilgili Yeşim hanımın sormuş olduğu şey, biz şu anda KDV iadesi takip
sisteminde vergi dairesi raporları sunabilsin demiştik. Biz şu anki KDV iadesi takip
sistemiyle ilgili açıkçası çok daha fazla iyileştirici bir şey yapmayı düşünmüyoruz.
33
Bakın, bizim KDV iadesi takip sistemini yapan arkadaş bu’dur. Her sistemimizi yapan
bu’dur. Bu arkadaşla artık biz çok benzedik. Kaçıp gidecek diye korkuyoruz. Ona çok fazla
bir şey yaptırmak istemiyoruz. Ama bizim yapmış olduğumuz bu sistemin şöyle bir faydası
oldu; Bunu Ankara gördü. Bunu Gelir İdaresi Başkanımız gördü. Müsteşar beyimiz gördü.
Bakan beyimiz gördü ve kesinlikle zaten bunun beğenilmeyecek bir tarafı yok. Kendi
kızımız diye söylemiyoruz, ne doktorlar, ne mühendisler istedi, çok güzel. Ankara bunu
yapmaya karar verdi. Bununla ilgili bizimle sürekli görüşmeleri oluyor. Dolayısıyla bizim
sistemimizin daha iyisini, elbette ki daha iyisini, en mükemmelini Gelir İdaresi
Başkanlığımız öyle zannediyorum kısa zamanda yapacaktır. Onu bekleyelim. O zaman çok
daha güzel, faydalı olur. O bizim düşündüğümüz bir şey. Bizim sistemin şöyle bir sorunu
var. KDV iadesi takip sistemi. O yüzden bir takım şeyleri Ankara’nın yapması gerekiyor.
Biz kapalı devre çalışıyoruz. Onun üzerinde bir program yazamıyoruz biz. Verileri otomatik
olarak oradan alamıyoruz. Bizim arkadaşlar tamamen kendileri giriyor ve o veriler üzerinden
biz işlem yapıyoruz. O veriler üzerinden takibat yapılıyor. Ama bunu Ankara yapacak
olduğunda, biliyorsunuz Kasım ayında çıkan tebliğle, mesela bütün iade talepleri elektronik
ortamda yapılır hale, oradan tutun, raporun muhasebe işlenmesinin düzenlenmesine
varıncaya kadar, her şeyi sistemle konuşarak yapacak. Eksiklik raporu çıktığında orada
otomatikman mükellefimiz veya mali müşavirimiz tıkladığında dosyasının hangi safhada
olduğunu gördüğü gibi, eksikliklerini görecek. Liste analiz raporunu da görecek. Dolayısıyla
bunun için biraz daha sabır.
İbrahim beyin KDV tevkifatlarıyla ilgili sormuş olduğu bir soru vardı. Perakendecilik parayı
tahsil ediyor ama ara şeyciler onlar zaten malı satayım derdiyle uğraşırken, vadeli satıyor.
KDV onun üzerinde tahsilâtını yapamadan, KDV’sini ödemek zorunda kalıyor. Bu hissiyatı
gayet iyi biliyorum. Ben mali müşavirlik yapmadım, ama ticaret yaptım, oradan bilirim.
Tevkifatla ilgili ben kesinlikle mümkün mertebe tevkifat uygulamasının yaygınlaştırılması
ve bazı alanlarda yapılan tevkifatın nihai vergi olarak kalması şeklinde şahsi görüşlerim var.
Bununla ilgili 2010 veya 2011 yılında yazmış olduğum bir yazı da vardı. Benim yazmış
olduğum yazıyı üstadın bir danışmanı yayınlamadı. Başka bir yerde çıktı Mükellefin
Dergisi’nde olması lazım. Vergi Dünyası’nda yayınlanmadı, o yüzden Mükellefin
Dergisi’nde yayınlandı, pardon Lebib Yalkım da yayınlandı.
Vergi dairesiyle ilgili ilişkilerden bahsetmişti Yılmaz Bey. Bizim burada sunmuş olduğumuz
anlayışı, şimdi burada böyle rahatcana konuşabilmek çok kolay oluyor yani. Biz bunu bir
nevi bekârız rahatcana alıyoruz, veriyoruz sorun olmuyor. Vergi dairesi benim aslında orada
çok üzerinde durmadım ama, sunumumda görmüşsünüzdür, empati diye verdik. Biraz
karşılıklı empati yapılmasını ben, bizler yapmamız gerekiyor. Sadece bizim yapmamız değil,
sizlerden de bekliyoruz. Bu ilişkileri şöyle geliştirebiliriz. Mesela bir sonraki toplantımıza,
şayet siz daha geniş katılacağınıza dair söz verecek olursanız, ben de müdür arkadaşlarımı
çağırırım. Bu ortamda herkes bekâr olunca dediğim gibi, daha rahat oluyor. Bu ortamda
arkadaşların, sizlerin samimi duygu ve düşüncelerini birebir aldıkları zaman, inanıyorum ki
her şey çok daha farklı olur. Öteki türlü müdürün yaklaşım tarzı muhtemelen şudur;”Adama
bak, gelmiş raporunda doğru düzgün belirtmemiş, şu şu şu hususlara şey yapmamış, biz
bunları söylediğimizde geliyor buna cevap vermiyor, bir de şöyle oluyor, böyle oluyor”, bir
34
yaklaşım tarzı olabilir mi? Oluyordur. Birbirimizi daha iyi anlayabilmek açısından böylesi
birebir ilişkilerin veyahut da menfaatlerin veyahut da konuların subjektif olmadığı
durumlarda konuşulacak olursa, arkadaşlar üzerinde daha fazla tesirli olacak. Sizlerin burada
haklı feveranlarınızı, duygu ve düşüncelerinizi, o arkadaşların da hak vereceğini, empati
kanallarının daha da açılacağını ve ben onların da bir takım şeyler konuşmasını isteyeceğim.
Yani sadece siz şikâyet edip, ver yansın edip, gitmeyeceksiniz. Ben o arkadaşların da
konuşmasını isteyeceğim, şayet üstat “olur” derse. O zaman biraz da onların penceresinden
genel olarak kişiler üzerinde veya mükellefler üzerinde belirli bir hedef olmaksızın
konuşmayacak olursa, karşılıklı empati daha iyi açılacağını düşünüyorum. Yılmaz beyin
ismini ve soyadını aldım. Ben bunu arkadaşlara ileteceğim.
SEZAİ ONARAL
Sayın Başkan soyadı da “BÜKE”.
MUSTAFA DAKIN Yok, yok latife yapıyoruz. Yanlış anlaşılmış hiçbir şey yok. Ben bu
karşılıklı, yani sadece sizin açınızdan değil, bizim açımızdan da arkadaşlar bu empati
ortamının gelişmesi gerektiğine tüm samimiyetimle söylüyorum. Hatta bugün burada da
olabilirdi, ama ben dediğim gibi, bizim arkadaşları da çağıracak olursak, size yer kalmaz
endişesi olmuştu. O yüzden arkadaşları çağırmadım. En azından burada 13 tane vergi dairem
var. 13 vergi dairesi müdürüm bu toplantıya rahatlıkla katılabilirdi.
Sayın KURDOĞLU’nun düz memur eleştirisi oldu. Biz memurlarımızı düz veya diğer
şeklinde değil de, yeterlikli veyahut da yetersiz şeklinde algılamayı daha münasip görüyoruz
ve sanırım kaçırdınız. Bugün şu an itibariyle bir sınav oluyor demiştim, bitti. O sınavda
bulunan arkadaşlarımızın hepsi gelir uzmanı. Hepsine bir eğitim verildi ve bu eğitim
karşılığında onlar ne yapıyorlar ve ona göre bu eğitimlerimiz biz çok başarısızdık da. Belli
bir uygulamanın içerisinden, Özcan beyle özellikle konuştuk, anlaştık. Sorular, pratiğe
yönelik sorular soruldu. Bu arkadaşlara bakarız. Şayet kifayetsizlik varsa, ilave eğitim olur.
Bu arkadaşlara maddi anlamda hiçbir şey veremiyoruz, ama en azından bir sertifika
veriyoruz. Bu sertifikanın da bir anlamı var. Biz kanuni olarak, nizami olarak
arkadaşlarımızın burada almış oldukları bilgiler, yeterliliklerle ve donanımlarla burada
kalmaya, burada çalışmaya mahkûm olmaksızın, icabında dışarıda iş yapabilir hale
gelmelerini istiyoruz. O yüzden bir takım eğitimler, bir takım, bilgiler veriyoruz. Daha yeni
başladık, inşallah bunun sonuçlarını da görürüz diyorum ve başka sorular var yazılı olarak
gelen, bunları okuyamadığım için şu an cevap veremiyorum. Özcan beye sözü bırakayım.
ÖZCAN AVCI Teşekkür ediyorum sayın Başkan. Çok soru var bize yöneltilen. Ben burada
vaktimin müsaade ettiği kadar anlatmaya çalışacağım. Özellikle sorumluluk konusunda bir
takım sorular var. Bu sıkıntının farkındayız. Yani cari hesap yoluyla mahsuplaşma, müşteri
çekiyle ödeme. Bütün ödemelerin müteselsil sorumluluğu kaldırmadığı 84 No.lu Tebliğ ve
onun devamında İdare’nin kararlarıyla oluşmuş bir durumdu, ama şu bilgiyi verebiliriz. Yeni
tebliğ taslağında hem müşteri çekleri, hem cari hesap yoluyla mahsuplaşma, müteselsil
sorumluluğu ortadan kaldırıcı, dolayısıyla özel esas uygulamasını ortadan kaldırıcı bir hal
alacak. Sadece bunlar da değil. Bunun dışında serbest delil ilkesi yöntemiyle, yaklaşımıyla
mükellef ispat edebilecek. Yani yapılan mal veya hizmet alımının gerçek olduğunu, yaptığı
35
alımın gerçek bir olaya dayandığını, hayali bir işlem olmadığını ispat edebilecek. Nakliye
faturasıyla ispat edebilecek. Sigorta poliçesiyle ispat edebilecek. İşte PTT yoluyla ödemeyle,
daha değişik ödeme yöntemleriyle, cari hesap yoluyla mahsuplaşmayla ispat edebilecek.
Dolayısıyla çok büyük yakınmalar olan bu konu sorun olmaktan çıkacak. Bunu
söyleyebiliriz.
Bunun dışında Kamber beyin bir sorusu var. Tam tasdik kapsamına girip, sözleşme
imzalamayan mükelleflerin incelenmesi gibi bir durum yok açıkçası. Bu tabii Vergi Denetim
Kurulu’nun etki alanı inceleme olayı ama böyle bir yaklaşım yok. En azından şunu
biliyoruz. Gelir İdaresi Başkanlığı olarak, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı olarak tam
tasdiki olmayan mükellefleri bizden istemiyorlar. Yani böyle bir ayrım yok. Tam tasdik
kapsamına girdiği halde, tam tasdik sözleşmesi imzalamadığı için incelemeye tabi olmada
bir engellik sıralaması söz konusu değil. Onu söyleyebiliriz.
DİNLEYİCİ …………..
ÖZCAN AVCI Bu avantajı elbette var. Bu konu biraz daha teorik bir konu, yani İdare’nin
konuya yaklaşımı ama bunların siz incelenmesini mi talep ediyorsunuz? Öyle bir talebiniz
mi var? İnceleme yapmak gibi öyle bir düzenleme yok. Sadece tam tasdik sözleşmesi
düzenlenen mükelleflere tanınan ayrıcalıklar var tabii ki, nedir bunlar? İşte bir takım
istisnalarla ilgili rapor yazılması. Bunların matrahtan düşülebilmesi, KDV iadelerinde
herhangi bir üst sınır uygulanmaksızın şey yapılabilmesi, bu tür mükelleflere süresinde tam
tasdik sözleşmesi düzenlemişse verdiği teyit yazılarına itibar edilmesi, bu tür ayrıcalıklar.
Yoksa engelleme konusunda herhangi bir ayrıcalığı yok tam tasdikin, onu rahatlıkla
söyleyebiliriz.
Evet, bunun dışında KDV iade raporlarında çok küçük tutarlar için mükellefe eksiklik yazısı
yazıldığı söyleniyor. 100 liraya kadar olan tutarlar İdare’ce resen eksikliğe konu edilmeden
işlem görüyor. Yani bizim bloke esasımız bu. Bunu uyguluyoruz. Yani burada herhangi bir
şüpheli konu olup, açıklığa kavuşması gereken bir konu var ise, bu bekleme sürecinde biz
bunu blokeli bırakıp, geri kalan kısmı itibariyle iadeyi yapıyoruz. Ama sorunun
çözülebilmesi için de elbette bunu mükelleflere yazıyoruz. Dolayısıyla bu tutarın bizim
resen mükellefin işte yüz, yüz, yüz, bu şekilde iadesini, iade hakkının ortadan kaldırma
hakkımız yok. Ama dediğim gibi bloke yöntemini uygulayabiliyoruz.
Bunun dışında teminat mektubu çözümünde YMM raporlarında üst sınır getirilebilir mi
deniyor ve en geç bir yıl gibi deniyor ki biz bu bir yılı aslında zaten, yani bir yıl genel
itibariyle söyleyeyim. Bizim rakamlarımız bunu gösteriyor. Bir yılı bulan çok az, yani çok
yok. 100 günün üzerindeki şeyleri çıkarıyoruz istatistiklerimizi ve bunları da periyodik
olarak kontrol ediyoruz. Dolayısıyla bir yıl değil ama daha makul bir süre 60 gün, 90 gün
gibi süreler getirilebilir.
DİNLEYİCİ .incelemeye gelince …
36
ÖZCAN AVCI Burada incelemeden bahsedilmemiş, sadece denmiş ki, teminat mektubu
çözümü YMM raporlarında olayın neticelendirilmesi.
Başka bir mevzuu, tevkifatlı iadelerde alım konusu mal ve hizmetin tevkifatta olması
durumunda müteselsil sorumluluktan kurtulma.Bu olay biliyorsunuz, 51 No.lu Tebliğde
daha önce mükellef 100 lira mal almış. 7 lirasıyla ilgili tevkifat yapmış. Dolayısıyla tamamı
için müteselsil sorumluluktan kurtuluyor ama 117 No.lu Tebliğle, sadece tevkifat yapılan
kısım itibariyle sorumluluktan kurtuluyor. Dolayısıyla tamamının kurtarılması söz konusu
değil. Diğer kısmı da ödeme yoluyla mükellef ispat edebilirse kurtulabilir.
116 No.lu Tebliğde ciro primleriyle ilgili bir soru var. Saffet bey sormuş bunu.
SAFFET BEY Müsaade ederseniz biraz açabilir miyim? Teşekkür ediyorum efendim.
Sayın Başkanlar, değerli üstatlar, benim KDV raporu yazdığım et ithalatçısı Türkiye’nin
büyük süper marketlerine et teslimi yaptı 2012’de. Şimdi 116 No.lu Tebliğ çıktıktan sonra
bu ciro primleri konusunda netleşmeyen konular var. Şöyle ki, süper market malı teslim
ettiğiniz zaman koşulsuz prim adı altında mal devirlerinde % 2,5 size bir fatura kesiyor ve %
1 KDV uyguluyor. Yani malın tabi olduğu KDV’yi uyguluyor. Daha sonraki işlemlerinde %
18 KDV’li hizmet verdiğini düşünüyor. Ben size hizmet veriyorum, işte kira ödüyoruz
diyor. Firma yetkilisiyle yeminlisiyle görüştüğümüzde, biz Türkiye çapında 3000 adetten
fazla firmada aynı işlevi yapıyoruz. Bu uygulamayı yapıyoruz diyor. Dolayısıyla bir KDV
iadesini talep ettiğimiz an vergi dairesi 116 No.lu Tebliğ kapsamında bunun ciro primi
olduğunu ve % 18’lerin, % 1 olarak uygulanması gerektiğini söylüyor ve iademizi bloke
ediyor. Şimdi firma % 18 alımlı KDV’yi Hazineye intikal ettirmiş süper market kanalıyla.
Ama iadeye geldiğimiz zaman, bu aksi bir KDV olduğu ileri sürülüyor ve bloke ediliyor.
Benim sorum bu doğrultuda. Nasıl bir yol izleyelim üstat?
ÖZCAN AVCI Evet, şimdi hemen özetleyeyim ben olayı. 116 No.lu Tebliğ, ciro primleri
biliyorsunuz bir hizmetin karşılığı olarak, bir hizmet faturası olarak kabul ediyor. % 18
oranında KDV’ye tabi tutuyor. 116’yla beraber bunu esas malın matrahında bir değişiklik,
daha önce teslim edilen malın matrahında yapılan bir değişik oran olduğu düşünüldü ve
malın tabi olduğu oranda fatura düzenlenmesi esası benimsendi.
Bunun dışında ciro primleriyle ilgili olarak yüklenim konusu yapılması konusundaki
anlayışımız şudur Gelir İdaresi olarak; İndirimli orana tabi teslimin gerçekleştiği dönem ile
ilgiliyse gene pay verilebilir. Amma velâkin yıllık veya altı aylık gibi ciro primi faturaları
düzenlenir ise, onlardan ancak ilgili aydaki yüklenime pay verilebilir. Önceki aylara pay
verilemez. Çünkü kanunun metninden çıkarılıyor bunun yorumu da indirimli orana tabi
teslimin gerçekleştiği dönemden sonraki faturalara ilişkin KDV yüklenime konu edilemez.
Ciro primleriyle bizim karşılaştığımız sorun daha çok yüklenimden pay vermeyle ilgili sizin
bahsettiğiniz mevzuu. Şimdi aktivite primi sizin anlattığınız kadarıyla ciro primi niteliğinden
farklı bir olay. Dolayısıyla % 18 oranında KDV’ye tabi olması normal ve de indirimli orana
tabi teslimle ilgili olduğu dönemle ilgiliyse bu durumda yüklenime de pay verilebilir, böyle
37
bir sorun bize intikal etmedi şu ana kadar. Bize şimdiye kadar gelen sorunlar hep, işte
dönemsellikten kaynaklı sorunlar idi. Eğer onun üzerinde gelirse değerlendirelim.
Evet başka bir mevzu; YMM, KDV iade raporlarında işleme alınma süresi ortalama 47 gün
olarak görülüyor deniyor bizim istatistik raporumuzda. Aslında bu işleme alınma süresi
değil, tamamlanma süresi. Oysa tebliğlerde yedi gün içinde işleme alma ve sonuçlandırma
yazılıdır deniyor. Yani yedi gün içinde sonuçlandırma imkânımız yok yani, bu konuda
maalesef umut verici konuşamayacağız.
Bir de şu konu var; Olumsuz faturaların dönem beyannamesinden çıkarılması konusunda,
düzeltme beyannamelerinin sadece mal alışının ilgili olduğu dönem ve son dönem mi
verileceği, yoksa bütün dönemlere mi verileceği konusu? Burada 60 No.lu Sirkülerdeki
yaklaşım şudur; Eğer mükellef iade alan bir mükellef ise, her döneme verilmeli düzeltme
beyannamesi. Ama iade almayan bir mükellef ise, sadece mal alışı ile ilgili olduğu dönem ve
son döneme verilmesi yeterli olarak kabul ediliyor. Aslında yaklaşım bu olmasına rağmen,
benim kendi kanaatim eğer ki, iade konusunda herhangi bir sıkıntı çıkmamışsa aradaki
dönemlerde ilk döneme ve son döneme verilmesinin yeterli olacağı yönünde, ama bunun
için aradaki bütün dönemi tabii irdelemek gerekiyor. Bunun zorluğundan dolayı 60 No.lu
Tebliğde böyle kategorik bir yaklaşım benimsenmiş. İade talep ediyorsa mükellef bütün
dönemleri verecek. Talep etmiyorsa, ilk dönem ve son dönem, eğer arada ödenecek vergi
çıkmıyorsa.
Başka bir mevzuu; Yalçın bey 30 adet AVM mağazamız var diyor. Bunları ben iade talep
etmek istiyorum, satış hissesini yüklenme yapabilir miyim?
Bunlar İnternet Vergi Dairesi’nden yüklenecek hisseler, ayrıca kâğıt ortamında
istenilmeyeceği konusunda da bizim tamimimiz var ve bunu takip ediyoruz.
Evet, benim söyleyeceklerim bu kadar. Teşekkür ediyorum sorularınız için. Diğer
sorularınızla ilgili zaten Sayın Başkanımızın da ilettiği gibi, veri internet sitesinden bir
açıklama yapacağız.
MUSTAFA DAKIN Şimdi bana yöneltilen sorularla ilgili müsaadenizle ben birkaç şey
daha söylemek istiyorum. Sürekli iade alan mükelleflere ilişkin daha bir öncelik verilmesi
diye, Hasan YÜCEER bey ve Cemal TÜFEKÇİ bey üstatlar sormuşlar.
KDV iadelerinin tek birim tarafından yapılması şeklinde. Şöyle bir düşüncemiz var; Bizim
sunumumuzda da geçti. Vergilendirme servislerini mükellef yapısına göre
farklılaştırdığımızdan bahsetmiştik. Orada meydana gelecek mükellef tiplerinden bir tanesi
de zamanla billurlaşacak, biraz daha zamanla kendiliğinden temerküz edecek bir konu
olacağından, şu an itibariyle gidişin o yönde olduğunu söylemek için ben bahsediyorum.
KDV iadesi talep eden mükelleflerimize daha nitelikli diyebileceğimiz, daha bu türden
yapmış olduğumuz sınavlarda başarılı olan arkadaşlarımız bakacak. Uygulama birliğinin
sağlanması, bu genel şikâyet. Uygulama birliğinin sağlanması adına, işte yine sunumumuzda
38
bahsettiğimiz, 69 vergi dairesinden, şu an itibariyle 57 vergi dairesine, önümüzdeki
dönemde de sadece 7 vergi dairesine gitme şeklinde bir düşüncemiz var. Düşünün burada şu
an itibariyle 13 tane vergi dairesi var. 13 tane vergi dairesinin her birisinde KDV iadesi
yapılıyor ve burada sadece iade alan mükellefleri biz belli şeyde bırakacak olursak ve onları
tek servisten, tek müdür muavini veya müdürden çıktığını düşünecek olursanız, o zaman
uygulama birliğinin daha rahat sağlanacağına inanıyoruz.
Sürekli iade alan mükelleflerimizle ilgili ve Uygulama Grup Müdürlüğü’nde de çalışırken
arkadaşlarımıza bu düşüncemizi bahsediyorduk. Mükellef sürekli aynı yerden alıyor, aynı
yere satıyor veya ihracat yapıyor, bir nevi düzenli olarak ihracat yapan bir firma olduğunu
düşünelim. Bunu da riske edecek hiçbir şey yok. Elbette ki çok daha çabuk olmamız, çok
daha hızlı olmamız gerekir, bu konuda gayet makul bir talep.
Uzlaşma komisyonlarıyla ilgili bir soru var. Çok haksız yapılan raporlara isabet eden vergi
ve cezalarda basmakalıp indirimler yapılmaktaydı. Oysaki uzlaşma komisyonun tüm vergi
ve cezaların kaldırılması mümkün. Uzlaşma komisyonun yetkileri gayet geniş, bu yetkileri
her zaman için kullanabilmek, her durumda kullanabilmek, bu yetkiyi kullananlar açısından
ileride, daha sonra ciddi sıkıntılara dönüşebiliyor. Yani yarın öbür gün birisi işte çerez
parası, şu, bu falan dediği zaman, ciddi sıkıntılar olabiliyor.
Bizim buradaki şeyimiz şudur; Şunu anlayamıyoruz. Şu konuda anlaşamıyoruz. İnceleme
elemanı, ben de inceleme elemanlığından geldiğim için, daha rahat konuşabiliyorum.
İnceleme elemanı diyor ki, “ben yazarım, git uzlaşmada indirsinler veyahut da mahkemede
şey yapın, ben yazacağım” diyor. Kafaya koymuş, yazacak. Ben inceleme elemanlığı
yaptığım müddet boyunca da, şu an itibariyle de yani çok rapor yazmış, rapor sayısına sahip
kişiyimdir. “5000”in üzerinde rapor yazdım. Bunun “3000”i basmakalıp raporlardı. O
raporların hazırlanması apayrı bir tez konusudur. Ama onun haricinde diğer geride kalan
“2000” raporumla ilgili ben, “gidin bunu uzlaşmada halledersiniz” dediğim bir rapor,
uzlaşılmamış bir raporum yok. Dolayısıyla o mantığı çok benimsemediğimi şey yapıyorum.
Biz İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı olarak uzlaşmaya giren arkadaşlarımıza söylemiş
olduğumuz husus şudur; Mükellef yüzde yüz haklı olsa bile, çok ufak meblağlardakilerde
gariban vatandaş gelmiştir, onlara bir şey demiyorum. Ama belli bir limitin altına kesinlikle
inmiyoruz. Buna inerken bir geçen raporun üzerinden dönemiyle, uzlaşma tarihi arasındaki
süreyi de bir dikkate alıyoruz. Ama ne olursa olsun, yüzde yüz haklı da olacak olsa, ben
niçin arkadaşlarımın riske girmesini isteyeyim? Orada yetki sonsuz, ama daha sonra o
yetkiyi kullanan kişiyle alakalı sorumsuz bir şey yok yani. Yarın bir gün her an, Sayıştay şu
an itibariyle düşünün, Sayıştay denetimler yapıyor. Sayıştay, uzlaşma rakamlarını da istiyor.
Dolayısıyla bu sorumluluğun altına girebilmek çok kolay değil. Böylesi bir şey de çok fazla
bir şey yapamayız.
Hacizlerle ilgili bir mevzuu var.
Mükellefin 100 liralık borcu var. 500 liralık
gayrimenkulüne veya 5 milyon liralık gayrimenkulüne haciz konuyor, diye. Burada
uygulama şöyle oluyor maalesef, yani biz bunu da düzeltmek istiyoruz. Mükellef borcu
varken, kendiliğinden gelip teminat göstermediği takdirde, “ben şu gayrimenkulümü
39
veyahut aracımı teminat olarak gösteriyorum, siz bunu taksitlendirin” gibi bir beyanı
olmadığı takdirde, vergi dairemiz sistemden alıyor. Nerelerde görüyor, hepsine yapıştırıyor.
Şimdi bu tamamen sıfır sorunsuz yerler için bunu yapıyorsa haksız. Ama genelde şu oluyor;
Mükellefin o söz konusu gayrimenkulünün içerisinde A bankasına da, B bankasına da, C
bankasına da, SGK’ya da, normal vatandaşa da, alıcısına da, satıcısına da oluyor. Böylesi bir
durumda da söz konusu gayrimenkul satışı olması durumunda kime ne kalacak belli değil.
Böylesi bir durumda vergi dairesinin yapmış olduğu uygulamayı çok da fazla yersiz
bulamıyoruz. Ama şayet sorunsuz gayrimenkuller mevzu bahis ise ve cin tutmaya bir muska
da yetiyor ise, diğer 4’üncü, 5’inci muskalara gerek yok diyorum. Buyurun Nedim Bey.
NEDİM AKKURT
Başkanım o soru benimdi. Yatırım indirimi konusunda Anayasa
Mahkemesi’nin iptaline rağmen, vergi dairesi müşterinin bütün hesaplarına haciz koydu.
Bugün ödenecek çekler var. Allah’tan adamın hesabı var. Anayasa Mahkemesi iptal etti.
Rapor hükümden kaldırıldı. Yatırım indirimini yaptım. Ondan sonra gittik mahkemeye
başvurduk. Mahkemede mükellef kazanmış, ondan sonra paramızı da faiziyle birlikte geri
aldık.
MUSTAFA DAKIN Şimdi şöyle, dar mükelleflerle ilgili kendileriyle bizatihi görüşme
yapılmadan e haciz uygulanmaması gerekir. Bu şeyim bakidir yani.
Son olarak da Pendik Vergi Dairesi’yle ilgili orada bir takım fiziki sıkıntıdan bahsediliyor.
Bununla ilgili üzücü bir kaza da gelmiş bir çalışanımızın başına. Orasının biraz yan yol
olması, şu an itibariyle de bildiğim kadarıyla E 5 üzerinde bir çalışma oluyor. Bütün trafiği
oradan veriyorlar galiba. İnşallah biran evvel bu sorun hallolur. Orada otoparkla ilgili
Belediyenin bir yeri var. Biraz tartışmalı. Biraz orayı istedik ama Belediye orayı bize
vermek yerine, kiralamayı tercih ettiği için orada para öyle bir şey söz konusu oldu. Biz ona
da çok yardımcı olamadık. Ama inşallah yardımcı olabiliriz.
Ben hepinize tekrar geldiğiniz için teşekkür ediyorum, sorularınızı yönelttiğiniz için,
konuştuğunuz için, sizi görmemize fırsat verdiğiniz için, umarım hepinize buradan iyi ev
sahipliği yapabilmişizdir, memnun ayrılırsınız. Bir dahaki görüşmemizde buluşuncaya değin
sağlıcakla kalmanızı diliyorum, iyi akşamlar diliyorum.
SEZAİ ONARAL Efendim Sayın Başkana çok teşekkür ederiz. Gerçekten iyi bir ev
sahipliği gördük. İkramları da harikaydı. İnşallah bundan sonraki toplantılarda hep beraber
olacağız. Sayın Başkana ve bizim konuşmacılarımıza ve Yeminli Mali Müşavirlerime
şükranlarımızı sunuyoruz ve yeni ortamlarda beraber olmayı diliyor ve hepinize saygılar
sunuyoruz.
40
Download

İstanbul Yeminli Mali Müşavirler Odası 23 Ocak