Temiz Enerji ve İnsan Sağlığı
Melda Yardımoğlu, Halime Ataş, Abdurrahim Fidan, Umut Karadağ
Özet
Ülkemizde artan enerji ihtiyacı sebebiyle özellikle yenilenemeyen enerji kaynaklarına
yönelim artmaktadır. Bu çalışmanın amacı yenilenemeyen kaynakların çevre ve insan
sağlığına ciddi ve tehlikeli etkilerini konuyla iligili olarak yapılmış bilimsel çalışmaları
inceleyerek ortaya koymaktır. Ayrıca alternatif enerji kaynaklarına yönelimin gerek liliği
üzerinde durulmuştur. Çalışmamız ilgili araştırmaların literatür taranması ve derlenmesi
şeklinde yapılmıştır.
Termik santrallerin oluşturduğu hava kirliliği nedeniyle özellikle solunum ve dolaşım
sistemi hastalıklarına yol açtığı bilinmektedir. Ayrıca ortaya çıkardığı toksik metaller kanser
riskini arttırmaktadır. Yapılan araştırmalar termik santral çalışanlarında sitogenetik hasarın
anlamlı derecede yüksek oluğunu ortaya çıkarmıştır.
Nükleer enerjinin kullanımında herhangi bir güvenlik sorununda çevreye yayılan
radyasyonun insan sağlığına etkisi çok daha fazla olmaktadır. Nükleer santrallerde ortaya
çıkan radyoaktif atıkların da doğa olayları ile kolayca birçok insana ulaşabildiği
görülmüştür. Radyasyonun sebep olduğu mutasyonlar gelecek kuşakları etkilemektedir.
Rezervleri sınırlı ve bir gün tükenecek olan yenilenemeyen enerji kaynakları yerine
çevreyi ve insan sağlığını esas alan alternatif enerji kaynaklarına yönelim artmalıdır. Yeni
kaynakların kullanımında uzun yıllar sonra insan sağlığına etkileri de düşünülmelidir.
Sanayi uğruna insan sağlığından vazgeçilemeyeceği bilinciyle “sürdürülebilir bir kalkınma”
sağlanmalıdır.
Anahtar Kelimeler: Yenilenebilir enerji kaynakları, insan sağlığı, çevre, fosil yakıtlar,
nükleer enerji, sürdürülebilir kalkınma
Clean Energy and Human Health
Melda Yardımoğlu, Halime Ataş, Abdurrahim Fidan, Umut Karadağ
Abstract
Due to the growing energy needs in our country, there is an increasing orientation to
nonrenewable energy sources, especially. The aim of this study is to show the serious and
dangerous effects of nonrenewable resources by investigated the scientific papers related to
this issue. Also, necessity of orientation to alternative energy sources is emphasized. Our
study is performed by searching and compiling the related literature studies.
It is known that, air pollution generated by thermal power plants causes respiratory
and circulatory systems diseases. Studies on this issue show that, cytogenetic damage in
thermal power plant workers is significantly high.
In the usage of nuclear energy, if there is a security problem the radiation emitted to
environment is much more harmful for human health. Also it is shown that, radioactive waste
generated at nuclear power plants can easily reach many people by natural events.
Mutations, which are caused by radiation, effect next generations directly.
The interest in alternating energy sources, which is environmentally friendly and
harmless for human health, should be increased instead of nonrenewable energy sources
which are limited reserves and will be exhausted. In the usage of new sources, their effects on
human health after many years should be also considered. Sustainable development should
be provided with the consciousness of human health can not be abandoned for industry.
Key Words: Renewable sources of energy, human health, environment, fossil fuels, nuclear
energy, sustainable development
Giriş
Ülkemizde artan enerji gereksinimi ile özellikle yenilenemeyen enerji kaynaklarının
tüketimi de artmaktadır. Bu çalışmanın amacı yenilenemeyen kaynakların çevre ve insan
sağlığına ciddi ve tehlikeli etkilerini konuyla ilgili olarak yapılmış bilimsel çalışmaları
inceleyerek ortaya koymaktır. Ayrıca alternatif enerji kaynaklarına yönelimin gerekliliği
üzerinde durulmuştur.
Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde enerji tüketimi
Günümüzde kişi başına tüketilen enerji miktarındaki artış, nüfus artışı ile birlikte, enerji
konusunda iki temel sorunu gündeme getirmektedir:
1. Enerji temini
2. Enerji üretim ve tüketiminin çevresel etkileri (1,2).
Enerji kaynaklarını yenilenebilir ve yenilenemez olmak üzere iki grupta toplamak
mümkündür. Enerji kaynaklarından bazıları milyonlarca yıldan beri depolanmış olup, şimdi
kullanılmaktadır. Yerine yenisinin konulması çok uzun zaman aldığından tükenme tehlikesi
ile karşı karşıya bulunmaktadır (1,2).
Yenilenemeyen kaynaklar:
1. Petrol
2. Kömür
3. Tabi gazlar
4. Nükleer yakıtlar
5. Jeotermal enerji
Enerji temini
Yenilenebilen kaynaklar kullanıldıktan bir süre sonra doğaya iade edilen ya da doğa
tarafından sürekli olarak yenilenen kaynaklardır (1-3):
1. Hidrolik enerji
2. Rüzgar enerjisi
3. Güneş enerjisi
4. Dalga, gel- git ve akıntı enerjisi
5. Odun enerjisi
6. Biyomas enerjisi
Ülkemizde mevcut durum
Türkiye’nin hidrolik potansiyeli şimdiki kullanım potansiyeline yakındır. Dolayısıyla
çevrecilerin elektrik üretiminin hidrolik barajlar vasıtasıyla üretilmesi gerektiği önerileri
ancak 10 yıllık bir projeksiyona cevap vereceği bildirilmiştir. Ayrıca hidrolik potansiyelin
kullanılması, yada ülkenin elektrik ihtiyacının tek bir kanalla karşılanması bazı sakıncalar
doğuracağı ifade edilmiştir. Kuraklık durumunda hidrolik santralin kapasitesinin çok
düşeceği, zamanla belki de daha ekonomik bir elektrik üretim şekli olabileceği de
bildirilmiştir. Toplam elektrik üretiminin birbirinden yakıt ve teknolojik yapı olarak fark lılık
gösteren değişik santrallerce üretilmesi önerilmiştir. Hidrolik potansiyelin yanında kömür
veya linyit yakan termik santrallere ihtiyaç olduğu, ancak kömürün gelecek nesillere de
bırakılmasının yanında, yanma gazlarının sera etkisi uzun süre bizi e tkileyeceği ifade
edilmektedir (4).
Enerji üretim ve tüketiminin çevresel etkileri
Petrol ve kömür gibi ana enerji kaynaklarının, gün geçtikçe azalması, fiyatlarının sürekli artışı
ve önemli çevre sorunları yaratmaları alternatif enerji kaynaklarını gündeme getirmektedir.
Fosil yakıtlar olarak bilinen bu iki tür yakıtın yanma ürünlerinde bulunan kükürt oksitleri,
azot oksitleri ve CO’in insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri bilinmektedir (1-6). Petrol;
üretimi, taşınması, rafinerisi ve kullanımı sırasında su kirliliği yaratmaktadır. Yapılan
çalışmalar, Akdeniz'de önemli oranda petrol kirlenmesi olduğunu ortaya çıkarmıştır. Kömür
de üretimi ve kullanılması sırasında; hava, su ve toprak kirlenmesi sorunlarını beraberinde
getirmektedir. Fosil kökenli enerji kaynaklarının 3/4'ünü kömür oluşturmaktadır. Temel
olarak kömür, bitki artıklarının birleşmesinden ve şekil değiştirmesinden oluşmuş karbonlu
bir bileşiktir. Kömür hazırlamada; kömür, içerisindeki yabancı maddelerin ayrılması ve
kalitesinin yükseltilmesi amacıyla lavvar adı verilen ünitelerde yıkanırken, siyah renkli atık
sular oluşturmaktadır. Akarsulara boşaltılan bu atık sular, akarsuyun diğer amaçlarla
kullanımını olanaksız hale getirmektedir (1-3).
Termik santrallardan çıkan çok miktarda kül de gerekli önlemler alınmadan yığıldığında,
özellikle kuru ve rüzgarlı havalarda çok yoğun bir tozluluk yaratmaktadır. İnsan sağlığı
açısıdan en büyük risk, kömür ve petrol ile çalışan termik santrallardan kaynaklanmaktadır (56). Termik santraller, daha çok hava kirliliği nedeniyle özellikle solunum ve dolaşım
sistemlerinde hastalıklara sebep olmaktadır. Termik santral çevresinde erken doğumlar ve
mental retardasyonlara rastlanmıştır. Termik santral yakınlarında yaşayanlarda ve çalışanlarda
Civa ve arsenic maruziyetine bağlı olarak cilt kanserlerinde artış gözlenmiştir (7-10).
TÜİK’in resmi rakamlarına göre, termik santrallerde oluşan atığın ancak %65 kadarı kül
barajlarında depolanmıştır. Geriye kalan %35’in büyük bir kısmının rüzgar ile uçuşarak,
toprağa, suya ve gıda zinciri ile insan vücuduna karıştığı rapor edilmiştir (1,2,11). Kömürün
yanmasıyla çıkan kirleticiler solunum sisteminde bir dizi hastalığa sebep olmaktadır. Azot
oksitler ve ince parçacıklar (örn. PM 2,5) çocuklarda akciğer gelişimini olumsuz etkilediği ve
solunum hacmini azalttığı bilinmektedir. Bu durum, çocuğun sonraki solunum hastalıklarının
öncülü olarak kabul edilmektedir (12).
ABD Çevre Koruma Ajansı'nın (Environment Protection Agency: EPA) yaptığı araştırmaya
göre, hava kirliliği, şimdilerde ABD’li çocukların %9’undan çoğunu etkileyen astım ataklarını
tetiklemektedir (2,3, 5, 6,8). EPA’nın yaptığı araştırmaya göre, kömür kirleticileri, solunum
yollarını daraltan kalıcı bir hastalık olan Kronik Engelleyici Solunum Hastalığı’na (Chronic
obstructive pulmonary disease,COPD / KOAH) neden olmaktadır. Partikül maddeye
maruziyetin hücresel düzeyde yangılara neden olması KOAH’ın temel sebebidir. ABD’de
kömürlü termik santral çevresindeki hava kirliliğine bağlı ölümlerin bir önemli nedeni de
KOAH olarak belirtilmektedir (6, 8, 9). Partikül maddeye maruz kalmakla akciğer kanseri
gelişmesi ve ölümleri arasında ilişki olduğu açıklanmaktadır. Amerikan Akciğer Birliği’ne
göre, parçacık kirlenmesi gibi etkiler, kalp krizlerine de neden olmaktadır (11). Üstelik
parçacık kirlenmelerindeki geçici doruklar birkaç saatte ya da günde geçse de, karbon
kirlenmesine kısa süreli maruziyetler bile ölüme sebeb iyet verebilmektedir. Parçacık
düzeylerinin yüksek olduğu günlerde ya da birkaç ay içinde ölümler görülebilmektedir (6, 8).
Kömürü kirleticilerin, kalp krizlerine neden olan arteryal tıkanmalar ve 0 2 yetersizliğinden
ötürü kas ölümü ve kalp hasarları gibi kardiyo-vasküler hastalıkları doğurduğu bilinmektedir.
Azot oksitleri ve P M 2,5’nin, öldürücü kalp ritim bozukluklarından dolayı hastaneye
yatmalarla ilişkisini ortaya koymaktadır. Kömürlü termik santrallerden çıkan N0 2 ’in havada
yüksek düzeyde bulunduğu kentlerdeki ölüm oranlarının, düzeyde N0 2 bulunduran kentlere
göre 4 kez daha yüksek oluşu da muhtemel bir ilişkiyi ortaya koymaktadır. Örneğin, Temiz
Hava Yasası’ndan ötürü ABD’nin 51 büyük kentinde PM 2.5 derişimleri düşürülünce yaşam
süresi beklentilerinde önemli artışlar sağlamıştır. Sosyal Sorumluluk için Fizikçiler tarafından
hazırlanan rapora göre; kömür kirleticileri, sinir sistemini ve beyni besleyen damarları da
olumsuz etkilemektedir. Bu olumsuz etki, yangılar ve oksitleyici gerilimleri kışkırtıp felçlere
neden olmaktadır (6, 8, 9, 11). Tedavi altındaki hastalarda havadaki PM 2.5 düzeyi ile serebro
vasküler hastalıklar arasında bir ilişki ve PM10 ile inmelerin %87’sini oluşturan iskemik
inmeler arasında bir ilişki saptanmıştır. Kömür yakıldığında önemli düzeyde Hg’yı çevreye
salmakta ve sinir sistemi üzerinde entellektüel kapasitenin kaybına neden olabilmektedir (6,
8). Termik santrallerin çevresinde yaşayanlarda sağlıkları en çok bozulmaya aday olan risk
grupları çocuklar, yaşlılar, astım ve KOAH’lı hasatalar, sosyo-ekonomik düzeyi düşük
insanlar olarak saptanmaktadır (6, 8).
İsrail’de, termik santralden kaynaklanan hava kirliliğinin çocukların akciğer fonksiyonu
gelişimini olumsuz yönde etkilediği bulunmuş, termik santrale yakın (19 km alan içinde)
yaşayan çocuklarda solunumla ilgili rahatsızlıklarda artış gösterilmiştir (13). Tayland’da,
termik santralden kaynaklanan hava kirliliğinin astımlı çocuklarda akciğer fonksiyonlarında
azalmaya yol açtığı, solunum ve kalple ilgili sorunlar nedeniyle hastaneye yatışları ve
ölümleri arttırdığı gösterilmiştir (13). Tayvan’da termik santrallerden kaynaklanan hava
kirliliğinin, santral çevresinde yaşayan gebe kadınlarda erken doğumların görülme sıklığını da
arttırdığı bulunmuştur (13). Slovakya’da yapılan bir çalışmada, idrarda As yoğunluğunun
termik santralden uzaklaştıkça azaldığı saptanmıştır. Melanom dışı deri kanserlerinin görülme
sıklığı da termik santral çevresinde %21 daha yüksek olarak bulunmuştur (13). Türkiye’de
Seyitömer termik santralden kaynaklanan hava kirliliğinin özellikle sigara içmeyenlerde
solunum fonksiyonlarını olumsuz yönde etkilendiği net olarak gözlenmiştir (13). AfşinElbistan Termik Santrali çalışanlarında, kontrol grubuna göre sitogenetik hasar anlamlı
derecede yüksek bulunmuştur. Bu sitogenetik hasarın kömür, toz ve gaz emisyonlarına bağlı
çeşitli kimyasallara uzun süre maruz kalmanın birikimine bağlı olabileceği düşünülmektedir
(13). Yatağan’da termik santralin çevresinde yaşayanlarda solunum fonksiyonlarının kontrol
grubuna göre anlamlı derecede azalmış olduğu ve bu durumun santralin yarattığı hava kirliliği
nedeniyle KOAH’nın bir sonucu olarak ortaya çıktığı düşünülmektedir (13). Bursa’da
Orhaneli Termik Santral çevresinde yaşayanların, kontrol grubuna göre solunum
fonksiyonlarında azalma olduğu saptanmıştır (13).
Burada bahsettiğimiz sağlık etkileri, çok sayıda yeni termik santrallerin kurulumuna karar
verilmesi aşamasında olan ülkemiz için büyük önem taşımaktadır. Termik santrallerin sağlığı
olumsuz etkilediği kesindir ve bir takım önlemlerle (desülfürizasyon üniteleri, elektrostatik
filtreler vb.) bu etkilerin tamamıyla ortadan kaldırılabileceğine ilişkin iddialar dünyanın en
gelişmiş ülkelerinde bile kanıtlanamamıştır.
Sonuçlar ve Öneriler
Önlemler
1. Hukuksal önlemler (yasal düzenlemeler)
2. Teknolojik önlemler.
a.Arıtma Tesisleri
b.Biyolojik savaşım
c.Emisyon azaltma (filtre, sülfirikasit ünitesi)
3. Ekolojik önlemler
a.Alternatif ernerji kaynakları
b.Ekolojik Planlama
c.Eğitim ve bilinçlendirme.
4. Enerji kullanımının İzlenmesi
5. Enerji tasarrufu uygulamaları (13).
Alternatif Enerji Kaynakları
Güneş enerjisi, gerek miktar yönünden, gerekse çevresel sorun yaratmayışı nedeniyle,
gelecekte enerji gereksiniminin karşılanmasında en çekici kaynaklardan biri görünümündedir.
Ancak güneş enerjisinin büyük çapta kullanılmasında, enerjinin derlenmesi ve başka tür bir
enerjiye dönüştürülmesi ile biriktirilmesi gibi iki önemli teknik ve ekonomik sınırlamayla
karşılaşılmaktadır. Depolama sorununa çözüm bulunduğunda ve teknolojisi geliştirilip, birim
enerji maliyetleri uygun bir düzeye indiğinde, güneş enerjisinin enerji kaynağı olarak yaygın
biçimde kullanılması sağlanabilecektir (1, 15). Öz kaynaklarımızdan en önemlilerinden biri
olan ve ancak % 30'undan yararlanılabilen su kuvveti, diğer enerji türlerine oranla çok daha
temiz bir nitelik taşıması ve enerji üretiminin yanı sıra akarsu akımlarını düzenleyerek yan
yararlar sağlaması nedenleri ile üzerinde en çok durulması gereken birincil enerji kaynağıdır.
Doğal koşullarda, bazen zararlara bile yol açabilen akarsu akımlarını nitelik ve nicelik
yönünden düzenleyerek yararlarını artırma amacıyla kurulan barajlar, ana amaç olarak enerji
üretimine yönelik olsalar bile, genelde taşkın kontrolü, sulama suyu temini gibi amaçları da
sağlamaktadır (1, 15).
Biodizel atıkları, bitkisel kaynaklı olduğu için doğaya zarar vermeksizin, bitkiler tarafından
enzimlenerek tekrar kullanılır. Ülkemizin içerisinde bulunduğu durum dikkate alındığında, bu
tür alternatif yakıtların kullanımının ciddi ekonomik katkı sağlayacağı bilinmelidir. Biodizel
yakıtının yurdumuzda kullanılmasıyla, çevre kirliliğinin çözümünde katkı sağlanacak,
Türkiye’nin petrole olan ihtiyacı bakımından dışa bağımlılıktan kurtulmasına yardımcı
olacaktır. Atık bitkisel yağların ülkemizde alternatif yakıt olarak kullanımının mümkün
olabileceği, ülke ekonomisine ve çevreye büyük katkı sağlayacağı söylenebilir (4).
Gelecekte enerji açığının kapatılabilmesi için nükleer enerji gündeme gelmektedir ki bu
durum, ihmaller ve kazaların çok sık olduğu ülkelerde bu tür bir santralın işletilmesinin
güvenliği büyük bir soru işareti olarak karşımızda durmaktadır.
Ne yapmalı?
Çevresel risk faktörlerinin hastalık yükünü azaltma çalışmaları, Milenyum Kalkınma
Hedeflerine önemli ölçüde katkı sağlayacaktır. Binyıl kalkınma hedeflerinin “çevre sağlığı”
unsuru önemlidir (16):
1. Aşırı yoksulluk ve açlığı ortadan kaldırmak
2.Evrensel temel eğitimin sağlanması
3. Cinsiyet eşitliğini teşvik etmek ve kadının güçlendirilmesini sağlamak
4. Çocuk ölümlerini azaltmak
5. Anne’nin sağlığını iyileştirmek
6 HIV/AIDS, Malaria ve diğer hastalıklarla savaşmak
7. Çevresel sürdürülebilirliğin sağlanması
Çevresel sürdürülebilirliğin sağlanması
Dünya nüfusunun yarısından fazlasının biyomass yakıtlar ve kömürün evlerde kullanımı,
hava kirliliği ile ilgili solunum hastalıklarından yılda 1,5 milyon kişinin ölümüyle
sonuçlandığı rapor edilmiştir. İçme suyu, kanalizasyon ve temiz enerji kaynaklarının
geliştirilmesi ve erişimi nedeni ile su ve hava kaynaklı kirleticilerin ekosistemler
üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak üzere çevresel müdahalelerle sağlığın korunması
öncelenmelidir (16).
Kalkınma için küresel bir ortaklık geliştirilmesi
Sağlık sektörü ve sağlık dışı sektör aktörleri çevresel kaynaklı hastalık nedenlerini ele
almak için küresel ortaklıklar kurmalıdır. Zaten çocuk çevre sağlığı; iş sağlığı; ortak sağlık
sektörü ve çevre sektörü bağlantılarda; su, kimyasal ve hava kirliliği sektörlerdeki
etkinliklerde böyle birçok ittifaklar mevcuttur. Sağlık, çevresel sürdürülebilirlik ve
gelişmenin birbirleriyle ilişkili hedeflerine ulaşmak için global ortaklıklara ihtiyaç vardır
(16). Rezervleri sınırlı ve bir gün tükenecek olan yenilenemeyen enerji kaynakları yerine
çevreyi ve insan sağlığını esas alan alternatif enerji kaynaklarına yönelim arttırılmalıdır.
Yeni kaynakların kullanımında uzun yıllar sonra insan sağlığına etkileri de
düşünülmelidir. Sanayi uğruna insan sağlığından vazgeçilemeyeceği bilinciyle
“sürdürülebilir bir kalkınma” sağlanmalıdır. “Sağlıklı yaşamak” en temel insan hakkı ise,
bu hakkı kazanmak için toplumun bütün kesimlerinin dayanışma içinde enerjinin verimli
kullanılması için girişimde bulunması, Yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji
üretimindeki payının artırılması gerekmektedir.
Kaynaklar
1. web.deu.edu.tr/cevre/old/pala/Enerjidensonrakibolum.doc. 5.11
2. http://www.bbc.co.uk/turkish/fuelling_the_future/documents/enerji.pdf. X. Enerji
X.1.Türkiye’de Enerji ve Çevre T.C.Çevre ve Orman Bakanlığı
3. Botsalı F.M. “Cevre_Sorunları”Sunu pdf www.makina.selcuk.edu.tr/img/files/6.
4. Ünalan S. Alternatif Enerji Kaynakları (Ders Notları)
http://birimler.dpu.edu.tr/app/views/panel/ckfinder/userfiles/48/files/alt_ener_kay_der
s_notlari.pdf
5. Kılıç T. Çevre Sorunları”pptx.www.bilecik.edu.tr/...ftp/.../Çevre%20Sor/
6. Varınca K, Guneş G, Ertürk F. Hava kirleticilerin insan sağlığı ve iklim değişiklikleri
üzerine etkileri, Yıldız Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü. UAKS,
Bildiriler Kitabı, 2008.s.161-168.
7. http://www.bursa.bel.tr/bursa-kent-konseyi-nde-4-saat-suren-gergintoplanti/haber/17828/. 13 Eylül 2014
8. Kampa M, Castanas K. Human health effects of air pollution,Environmental Pollution,
Vol.151, 2008, p. 362-367.
9. Buyan A.Z, Turan S. Çernobil Olayı ve Sosyolojik Etkileri. T.C Ankara Üniversitesi
Dilve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Sosyoloji Bölümü Lisans Tezi.Ankara, 2007.
http://www.nukte.org/node/154.
10. Kılıç H. “Çernobil’e yeniden bakış ve Japonya nükleer felaketi”.
http://www.kureseleylem.org/nukleer-enerji/46- nuekleer-enerjiye-hayr/277-cernobileyeniden-bak-ve-japonya-nuekleer- felaketi.html: The Green Think Tank of Turunch
Foundation. N.J. USA.
11. 11. http://www.tema.org.tr/folders/14966/categorial1docs/97/Termik santral etkileri
uzman raporu.pdf. Kasım 2013.
12. 12. Cavkaytar Ö, Soyer Ö.U., Şekerel B.E. The Effects of Air Pollution on Health in
Turkey. Review Article, Hava Kirliliği Araştırmaları Dergisi 2 (2013) 105 – 111.
13. 13. http://www.bursaport.com/makaleler/kayihan-pala/termik-santraller-sagligiolumsuz-etkiliyor-668.html
14. 14 Sipahi İ.H. http://adanapost.com/gundem/36-ust-haberler-8/26745-kuresel- isinmaetkileri- ve-tedbirleri.html.Küresel Isınma etkileri ve tedbirleri. 4 Mart 2013.
15. 15. Çukurçayır, M.A., Sağır H. http://www.solar-academy.com/menuis/Enerji-SorunuCevre- ve-Alternatif-Enerji-Kaynaklari020316.pdf
16. http://www.ttb.org.tr/kutuphane/cernobil_06.pdfÇernobil Nükleer Kazası Sonrası
Türkiye’de Kanser Birinci Baskı, Nisan 2006 Türk Tabipleri Birliği Yayınları ISBN
975-6984-80-5.
17. 16. Prüss-Üstün A. and Corvalán C.
http://cdrwww.who.int/quantifying_ehimpacts/publications/preventingdiseasebegin.pd
f . WHO Library Cataloguing- in-Publication Data, Preventing disease through healthy
environments. Towards an estimate of the environmental burden of disease. / II.
World Health Organization. ISBN 92 4 159382 2 (NLM classification: WA 30.5)
Download

Temiz Enerji ve İnsan Sağlığı Melda Yardımoğlu, Halime Ataş